Tekirdağ Namık Kemal University
Discipline

Department of Painting

Tekirdağ Namık Kemal University

616

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar

Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.

BiçimKadın imajıKadınlar+4
Ömer Yüksek
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Paleolitik Dönem resim sanatının günümüz resim sanatına yansımaları

Paleolitik Dönem Resim Sanatının Günümüz Resim Sanatına Yansımaları adlı tezde, mağara duvarlarındaki resimlerin günümüz resim sanatına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için üç ayrı mağara seçilmiş ve mağara resimleri incelenmiştir. Seçilen mağaralar; İspanya'daki Altamira mağarası, Fransa'daki Lascaux ve Chauvet mağaralarıdır. Tarih sıralaması olarak mağara resimlerinin birbirlerinden hangi konularda farklı oldukları, resimleri yapan Paleolitik dönem insanlarının nasıl bir içgüdüyle ve inançla bu resimleri yapmış olabilecekleri uzman görüşleriyle desteklenerek bir araya getirilmiştir. Doğal afetlerden ve uzun zaman diliminden sonra birçoğu yok olmuş olan mağara resimlerinin günümüze kadar gelebilmiş olanları incelendiğinde şaşılacak derecede güzel çizilmiş olduklarını, perspektif kullanıldığını, hatta üç boyutlu etkisi verebilmek için mağaranın kolonlarının kıvrımlarının kullanıldığını görmekteyiz. O dönemin şartlarında yapılan resimlerle, günümüzde yapılan resimler arasında fark olmaması şaşırtıcıdır. Binlerce yıl önce yapılan bu resimlerin günümüz resim sanatına nasıl yansıdığı konusunda araştırma yapılmış, mağara resimlerinden etkilenerek çalışmalarını sürdüren sanatçılarla görüşülmüştür. Görüşülen sanatçılar; Alison Dearborn, Hasan Çağlayan, Neslihan Kıyar, Teyjah McAren, Thomas Allen'dır. Görüşme sırasında sanatçılara 11 tane soru yöneltilmiştir. Sanatçıların resimlerinden örnekler gösterilerek, röportaj sorularına verdikleri cevaplar yorumlanmıştır. Günümüz sanatçılarının resimlerinde Paleolitik dönem resimlerinin etkisi aranmış, geçmiş dönemde yapılan bu resimlerin günümüz ressamlarının yaratıcılığına etkisinin önemi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Paleolitik Dönem, Mağara Resimleri, İlkel Sanat, Çağdaş Mağara Resimleri.

Mağara resimleriModern resim sanatıPaleolitik Dönem+2
Esen Süle
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta bir ifade aracı olarak kolaj

''Güncel Sanatta Bir İfade Aracı Olarak Kolaj'' isimli bu çalışmada, 20. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren kolaj, farklı birikimlere ait sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, kolajı sanat hayatının önemli bir olgusu haline getiren sanatçıların özgün çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kolajın sanat tarihindeki ilk kullanımı ve tarihsel gelişimi, farklı sanatçı örnekleri üzerinden ele alınmıştır. İlk kullanımları 15. yüzyıla kadar uzansa da sanat tarihine en belirgin şekilde Kübizm akımıyla girdiği görülmüştür. Daha sonrasında Fovizm akımının öncülerinden Henri Matisse'le ivme kazandığı, Sürrealizm, Dadaizm ve Pop Art akımlarıyla altın çağını yaşadığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde, soyut sanatın tüm dünyayı etkisi altına almaya başlamasıyla kolajın soyut sanat içinde kendine özgü bir dil oluşturduğuna ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğuna yer verilmiştir. 1940 sonrasında üretilen kolajların genellikle dışavurumcu bir etkiye sahip olduğu ve savaş sonrasında tamamen değişen dünyanın travmatik izlerini taşıdığı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde, kolajın Türk resim sanatıyla ilişkisi, Burhan Doğançay, Özdemir Altan ve Bahar Kocaman gibi birbirinden farklı üsluptaki sanatçıların 2000 sonrası üretimlerine dayanarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, kolajın günümüz sanatında kendi başına bir ifade biçimine dönüştüğü ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğu, Sergei Sviatchenko, Jazoo Yang, İrfan Önürmen, Daniel Otero Torres ve Karin Olah gibi farklı kökenlere sahip güncel sanatçılar üzerinden açıklanmıştır. Kolajın, günümüze dair problemleri konu aldığı ve sanatçının hayatına, kimliğine, cinsiyetine, deneyimlerine ve savunduğu düşünce biçimlerine göre şekillendiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kolaj, Güncel Sanat, Soyut, Kâğıt

Güncel sanatKağıtKolaj+5
Furkan Öztekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ifade aracı olarak desen

Çizgiyi oluşturan en küçük birim olan nokta, deseni oluşturmaktadır. Çizgi, insanlığın varoluşundan beri diyalog kurmak için iletişim aracı olarak her çağda önemini korumuştur. Bu çalışmadaki amaç, mağara duvarlarına yapılan desenlerden ve işaretlerden yola çıkarak, desenin günümüz sanatındaki ifadesinin gelişmesini ve değişmesini ve nasıl bir sanatsal anlatım haline dönüştüğünü açıklamaktır. Biçimsel ifadesi değişen desen, yapılan en ilkel çizimlerden; kâğıtlara, iç mekânlara, sokaklara, bina duvarlarına hatta insan bedenini de içine katarak dönüşümü örnekler verilerek incelenmiştir. Desenin sanat tarihindeki rolüne baktığımızda ön hazırlık sürecinin bir parçası halinde olduğunu bilmekteyiz. Zaman içinde toplumsal olayların, özgürlüklerin ve kişisel biçimsel yaklaşımların desendeki ifade özgürlüğü kazanmasının yansımalarını görmekteyiz. Değişen ifade biçimi ile günümüz sanatında da malzemelerin ve teknolojik araçların da kullanılmasıyla üretilen desenler sınırsız ifade özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu özgürlük ile desen artık kendi başına yapıt olma durumunu kazanmıştır. Çağdaş sanatta farklı ifade biçimleriyle oluşturulan çizginin gücü hala ilk atılan çizgi kadar güncel ve ifadesinin güçlü olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat müzelerinde sergilenen eserlerin büyük bir kısmını bugünün deseni olarak nitelendirebiliriz. Bu da bize desenin artık kendi başına bile sanat yapıtı olduğunun bilgisini vermektedir. Günümüzde üretilen desenlerin hangi malzemeyle üretildiğinin çok öneminin olmadığı ve artık sanatın düşünsel ve yaşayan bir kavram olduğunu görebiliyoruz. Desenin mağara duvarlarındaki yalın anlatıma geri döndüğünü üretilen yapıtlardan da anlayabiliyoruz. Bu çalışmada desenin çağdaş sanatta kazandığı kavramsal anlamı örneklendirilerek incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Desen, Resim

DesenModern resimModern resim sanatı+3
Levent Yıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şamanist imgelerin resim sanatına yansımaları

Bu araştırmada, Şamanist imgelerin resim sanatına olan yansımalarını sanatçı yapıtları üzerinden ortaya koymak amaçlanmıştır. Şamanizm dünyada evrensel ve yerel ritüelleri bulunan, sahip olduğu güçlü ve geleneksel unsurları ile toplumların kültürlerinde etkili olmakla beraber sanat üzerinde de güçlü tesirlerinin olduğu görülmektedir. Şamanizm konusu derinlemesine ele alınarak kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Şamanizm, Animistik ve İnisiyasyon kavramlarını içinde barındıran bir düşünce sistemidir. Şamanizmin doğuşu milattan öncesi dönemlerden itibaren günümüze kadar geldiği kabul görmektedir. Şamanizm Güney ve Kuzey Amerika'da, Endonezya'da, Avustralya yerlilerinde, Güneydoğu'da Asya, Tibet, Çin ve Japonya'da görülmüştür. Şamanizm, Kuzey Asya ve Orta Asya kökenli olarak kabul edilmektedir. Şamanizm, Tanrı ve ruhlarla iletişimi sağlayan bir düşünce sistemidir. Şaman adayı trans haline girerek birtakım şaman tekniklerinin gizli bilgilerini öğrendikten sonra esrime (inisiyatik ölüm) denilen aşamada sırra ermekte ve şamanlık eğitimini tamamlamaktadır. Şaman bulunduğu toplumun geleneklerine göre bir rehber gibi ruhlarla gökyüzü katmanlarına çıkabilen, yer altına inen, öte alemleri görebilen, aynı zamanda Tanrı ya da ruhlarla konuşabilen, nitelikli yetkinliğe sahip kişidir. Şamanın görevi insanların karşılaştığı baş edemeyeceği güçlüklere karşı yardımcı olmaktır. Öğrendiği şamanlık teknikleri, Şaman'ı güçlü kılmaktadır. Bu durum sayesinde Şaman, insanların başvurduğu bir kimlik kazanmaktadır. Çalışmada görsel sanat yapıtlarında Şamanizm'e doğrudan veya dolaylı olarak gönderme yapan, etkileşimde bulunan sanatçılar eser analizi yöntemi üzerinden araştırılmıştır. Şamanizm'i bir imgelem olarak kullanan görsel sanatçılar belirlenerek yapıtları incelenmiş, ardından estetik yorumlamalarla sanatçıların resimleri sanatçının kişisel yaklaşımı ile betimlenip ortaya koyma biçimleri Şamanist imgelerin resim sanatındaki yaratıcı etkisiyle açıklanmağa çalışılmıştır. Sonuç olarak Şamanizm, Batı merkezli sanat anlayışında Neo Şamanizm tanımlamasıyla yenilikçi Ezoterik bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Bu kapsamda Jasko Soos, Pablo Amaringo, Joseph Beuys, Nam June Paikay, Jasko Soos, Norval Marrisseau, Pat Stacy, Susan Seddon Baulet, Nil Yalter, Timofei Stepanov, Gilah Yelin Hirsch sanatçılar ve eserleri ele alınarak incelenmiştir. Çağdaş Türk sanatında sanatçıların eserlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak Şamanist etkilerin olduğu görülmektedir. Bu sanatçılar Bedri Rahmi Eyüboğlu, Neşet Günal, Gencay Kasapçı, Süleyman Saim Tekcan, Can Göknil, Hüsamettin Koçan, Rauf Tuncer, Hasan Kıran, Ramazan Can olarak belirlenmiştir ve sanatçıların yapıtlarında, Şamanizm kültürünün geleneksel bir yansımasının yorumlandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Şaman, İmge, Kültür, Sembol, Ritüel

KültürResim sanatıResimler+4
Çiğdem Kardan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayar teknolojisi etkisinde plastik sanatlar

19.yüzyıl ve sonrasında ortaya çıkan bilgisayar sistemleri öncülüğündeki teknolojik sistemler, sanat alanı içerisinde yenilikler oluşturmuşlardır. Fotoğrafın icadıyla meydana gelen sistemler, sanatçıların dikkatlerini üzerine çekerek sanat alanı içerisinde güncellemeler meydana getirmiştir. Bilgisayar sistemlerinin çok kısa süreçler içerisindeki yayılımı ve kişiselleşmesi, sanatçılar bağlantısıyla plastik sanatları dönüşümüne neden olmuştur. Günümüzde sanatçılar hangi ifade biçimini kullanırsa kullansın, üretimlerinin herhangi bir basamağında teknolojik sistemlerden faydalanmaktadır. Bu durum teknolojik sistemlerin önceki dönemlerde olmadığı kadar ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Günümüzde teknolojik sistemlerin beraberinde getirdiği hız, tüm hayat ile beraber sanat yapısının da sahip olduğu niteliklerini akıl almaz bir devinimle güncelleyip dönüştürmektedir. Bununla beraber sanatçıları kendi yapısı içerisine yönlendirmekte ve güncel prosedürlerin, düşüncelerin, beğenilerin, ifade biçimlerinin meydana getirilmesine neden olmaktadır. Tüm bunların sonucunda güncel sanat ortamı, Siber Sanat dönemini deneyimlemektedir. Tez çalışmasının birinci bölümünde, bilgisayar sistemlerinin ortaya çıkışı incelenmiştir. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlerin hayatın her katmanıyla beraber sanatçıların bağlantılarını kullanarak sanat alanı içerisinde görülen etkilerine ulaşılmıştır. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, teknolojik sistemlerin gelişimi, sanat alanına sağladığı güncel prosedürler ile sanatçıların ifade biçimlerinde gerçekleşen değişimlere değinilmiştir. Bunun sonucunda teknolojinin sanat yapısını dönüşüme zorladığı ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde, meydana gelen teknolojik sistemler sonucunda ortaya çıkan Sanal Sanat yaklaşımları incelenmiştir. İncelenen bu yaklaşımlar arasında Yeni Medya Sanatı, Net Art, Yazılım Sanatı, Glitch, Dijital Baskıresim, Hacktivizm, Biyo Sanat bulunmaktadır. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlere ait olan niteliklerin sanatçılar tarafından farklı biçimlerde yorumlanarak yeni ve farklı yaklaşımların, prosedürlerin ortaya çıkmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dördüncü bölümde, Sanal Sanat adı altında üretim gerçekleştiren öncü sanatçıların yaşamları, eserleri incelenmiştir. Bu bölümde bahsedilen sanatçılar arasında Shawn Brixey, Miha Strukelj, Hiroshi Kawano, Dan Hays, Adrian Cain, Kenneth Snelson, Nick Gentry, Jean Pierre Yvaral, Maurizio Bolognini, Konstantin Khudyakov bulunmaktadır. İnceleme sonucunda teknolojik sistemlerin sanat yapısını ve sanatçıları etkisi altına alarak tanımlamaları, ifadeleri ve prosedürleri geri dönüşü olmayan bir biçimde dönüştürdüğü ortaya konulmuştur. "Bilgisayar Teknolojisi Etkisinde Plastik Sanatlar" adlı tez çalışması neticesinde, bilgisayar teknoloji sistemlerinin meydana getirildiği ilk dönemden günümüze değin toplumsal yapıların her katmanına adapte olduğu, sanat yapısını etkileyerek güncel yönelimleri meydana getirdiği, sanatçıları dönüştürerek yeni ifade ile estetik olgusunu ortaya çıkardığı ve günümüze kadar bilinen sergileme şekli ile ortamını geri döndürülemez biçimde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, İnternet, Sanat, Sistem, Teknoloji

Bilgisayar teknolojisiBilgisayarlarPlastik sanatlar+3
Ahmet Emre Sözen
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında gelenek

Bu araştırmanın amacı; Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramının yansımalarını, sanatçıların ve konuyla ilgili uzmanların görüşleri ile saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada gelenek ve resim sanatı ilişkisine yer verilmiştir. Araştırmada geleneğin Çağdaş Türk Resim Sanatı'ndaki, yansımaları değerlendirilmiştir. Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramı ile ilgili uzmanların belirttikleri görüşler, analiz edilmiştir. Sanatçıların eserleri gelenek bağlamında ele alınıp, betimsel olarak değerlendirilmiştir. Gelenek, insanları tarihle bütünleyen, insan kültürüyle ilerleyen bir olgudur. Geleneğin insanları bütüncül bir bakış açısıyla aynı çatı altında topladığı söylenebilir. Küreselleşme ile geleneğin toplumdaki baskın rolü, değişmiştir. Küreselleşme kültürlerarası etkileşimi artırmıştır. Gelenek kimi zaman küreselleşmenin karşıtı olarak görülmüştür. Küreselleşme güncel sanatın çerçevesini olabildiğince genişletmekte ve yeni kavramlar, malzeme ve düşünceler sanatçının yaratıcı itkisine müdahil olmaktadır. Bu bağlam da Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinde, sanatçının gelenek ile ilişkisini araştırmak araştırmanın ereklerinden biridir. Sanat eleştirmenlerinin ve sanatçıların görüşlerinden, Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda geleneğin farklı boyutlarını ve çağdaş sanata yansımalarını çözümlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Gelenek, Türk Resmi, Sanatçı

GeleneklerResim sanatıResimler+2
Duygu Abatay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Distopik anlatımın 1950 sonrası Türk resim sanatına yansıması

Bu çalışmada 'ütopya' ve 'distopya' kavramları incelenerek, tarihte litarütüre ilk girdikleri dönemden günümüze kadar sanatçıları nasıl etkiledikleri, distopyanın 1950 yılı sonrası Türk resim sanatına olan yansımaları ve Türk resim sanatında distopik anlatım ögelerine rastlanıp rastlanmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak ütopya kavramı ele alınmış ve tanımı yapılmıştır. Tarih sahnesinde birçok filozof, siyasetçi, sanatçı ve bilim insanının ana sorunsalını oluşturan ideal toplum düzeni oluşturma çabası günümüze kadar ulaşmış olan eserler aracılığıyla incelenmiş, Sanayi Devrimi ve modernleşme ile birlikte ütopyanın distopyaya nasıl evrildiği tespit edilmiştir. Distopyanın tanımı yapıldıktan sonra distopya ve ütopyanın birbiriyle olan ilişkisi incelenerek ütopyanın distopyaya neden olduğu ve aynı zamanda distopyanın da içinde ütopyayı barındırdığı soncuna varılmıştır. Distopyanın tarisel sürecine değinildikten sonra edebiyat alanında yazılmış distopik eserler den alıntılar yapılarak distopik anlatım ögeleri belirlenmiş ve bu anlatılarla resim sanatı eserleri ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Belirlenen distopik anlatım ögelerinin 1950 yılı sonrası Türk resmine yansımaları yapılan seçkiyle incelenmiş eserlerinde distopik anlatım ögeleri tespit edilen santçıların sanat yaklaşımları, yapıtları üzerinden incelenerek konu bağlamında bir litarütür oluşturulmuştur. Çalışmanın son bölümünde günümüz toplum yaşantısında oldukça fazla hissetmeye başladığımız distopyanın kişisel çalışmalarıma yansımaları incelenmiştir.

DistopyaResim sanatıTürk resim sanatı+1
Öner Kâmil Gökkaya
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıldan günümüze resim sanatında limon imgesi

Natürmort türünde hemen hemen her resimde yer alan limon imgesi, kendisine yeni anlamlar yüklenen bir anlatım aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen süreçte ressamların resimlerinde limonu nasıl ve hangi amaçla resmettikleri çeşitlilik göstermiştir. Ressamlar kendilerine ait üsluplarıyla, limonu eserlerinde kullanmışlardır. 17. yüzyıldan önce limon objesine pek fazla rastlanılmasa da, 17. Yüzyıldan sonra natürmort türünde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Günümüzde de limon objesi sanatçılara esin ve ışık kaynağı olmaktadır. Limonun dokusu, içerisindeki asimetrik dilimler, kabuğu ve rengi ile ressamların her zaman ilgisini çekmektedir ve çekmeye de devam etmektedir. 17. yüzyıldan günümüze imge olarak limonun yerini ve önemini ortaya konulmuş ve bu çerçevede yapılan kişisel limon imgelerinin yorumları paylaşılmıştır. Tez çalışmasında giriş bölümünün ardından alt bölümler olan, problem, varsayım cümlesi, tezin amacı, evren ve örneklem, yöntem ve teknik, verilerin toplanması oluşturmaktadır. Birinci bölümde natürmortun tanımı üzerinde durularak, natürmortun tarihini açıklanmıştır. Dönemin önemli sanatçıları hakkında bilgiler verilip, eserlerinden örnekler bulunmaktadır. Sanatçıları natürmort yapmaya teşvik eden nedenler üzerinde durulmuştur. Resim sanatı tarihinde natürmortlar seyirciye, dönemin ekonomik, sosyolojik, dini konularıyla o dönem hakkında bilgi verirler. İkinci bölümde 17. ve 18. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 17. 18. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserleri bulunmaktadır. Üçüncü bölümde 19. ve 20. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 19. 20. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Türk resminde natürmort ve limon imgesi de dördüncü bölümde yer almaktadır. Bu bölümde hem Türk ressamların eserleri incelenmiş hem de sanatçılara ait kısa bilgiler bulunmaktadır. Dördüncü bölümde günümüz sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde çalışmaya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Natürmort, Limon, İmge, Işık-gölge

17. yüzyılGölgeIşık+6
Gülay Ergindir
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş resim sanatı içerisinde Graffiti ve Sokak Sanatı'nın konumu

Graffiti ve Sokak Sanatı günümüz çağdaş sanat uygulamalarından biri olarak nitelendirilmektedir. İnsanın kendini var etme kaygısı ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Graffiti ve Sokak Sanatının; Sanatın başlangıcı olarak kabul gören mağara resimleri ile olan biçimsel ve anlamsal olarak benzerlikleri görünmektedir. Sanatın bugünkü tanımlaması ise Modernizm sonrası üretilen yapıtlar olarak tanımlanmaktadır. Modernizm öncesi, sanatın 'tarihsel' bir süreci olarak kabul görmüştür. Tez incelemesinde bugünü daha iyi anlamak adına duvar resminin semantik süreçleri de konu dahilinde incelenmiştir. Graffiti ve Sokak Sanatı, insanın duvar aracılığıyla, doğa ve içinde bulunduğu toplumsal yapı arasında kurmuş olduğu varoluşsal bir etkileşimi temsil etmektedir. Graffiti ve Sokak Sanatı bireyin kendisini doğa karşısında özgür bir şekilde ifade etme, anlama ve yaratma sürecinin ilk eylemleridir. Özellikle modernizm ve postmodernizm tanımları içerisinde bireyin tekilliğini daha çok öne çıkarmıştır. Graffiti ve Sokak Sanatının da davranış olarak kişinin bireyselliği, sanatın geleneksel tarafını reddetmesi gibi ortak yanları olduğunu görmekteyiz. Çağdaş sanat üretimleri arasında görülen Graffiti ve Sokak Sanatı artık günümüzde müze, sergi ve kamusal alanlarda yer bulmaktadırlar. Bu ifade zaman içinde bazı sanat akımlarından da etkilenerek kendisini geliştirmiştir. Bu çalışmada Graffiti ve Sokak Sanatını, çağdaş sanat içerisinde tanımlamak ve sanata kazandırdığı özgürlükçü ifadenin önemini göstermek için araştırmalar yapılmıştır.

GraffitiModern resimModern resim sanatı+3
Engin Adeka
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Modern resimde espri kopyası ve Manolo Valdes'in plastiği

Fotoğraf makinesinin icat edilmesiyle birlikte sanatçılar yeni konular ve modern teknikler araştırarak üretmeye başlamışlardır. Doğanın, figürlerin veya nesnelerin birebir resmedilişinden ayrılarak boya dokularını ve fırça darbelerini ön plana çıkararak, yeni bir bakış açısıyla tasarlamışlardır. Bu dönem ile birlikte sanat özünü konu haline getirmeye başlamıştır. Sanatçılar, doğanın tuval üzerinde yeniden üretiminden ayrılarak sanatın bizatihi kendisinden beslenmişlerdir. Usta ressamların eserlerinden beslenen modern sanatçılar, bu yapıtları yeniden yorumlayarak "espri kopyası" türünde eserler ortaya çıkarmışlardır. Bu tezde, günümüzde yaşayan önemli sanatçılarından biri olan ressam ve heykeltıraş Manolo Valdes'in etkilendiği sanatçılardan aldığı kompozisyonlar ile kendi biçimini nasıl yarattığı araştırılmıştır. Valdes; Peter Paul Rubens, Diego Velázquez, Rembrandt Harmenszoon van Rijn, Henri Matisse, Pablo Picasso gibi birçok sanatçının eserlerinden etkilenerek; espri kopyası, matter painting (madde boyama), impasto ve kolaj tekniğinden yararlanarak kendi üslubunu yaratmıştır. Çalışmalarının temel unsurlarını şekil, renk, ışık ve özellikle plastik dokular oluşturmaktadır. Eserlerini; yalın, detayların en aza indirgendiği figürler, yoğun boya katmanları, kumaş, kâğıt, bant, ayna, çuval bezi ve toz pigment gibi malzemeler oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze birçok sanatçının eserleri, Manolo Valdes'in eserlerinde yeniden yorumlanmıştır. Ana konudan ayrılmadan sanat tarihini gözden geçirerek; malzemeler ve teknik ile kendi üslubunu yaratmıştır. Bu tez, sekiz bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Manolo Valdes'in çalışma yöntemi, ikinci bölümde modern sanat, üçüncü bölümde postmodern sanat, dördüncü bölümde bir sanat eserini yeniden üretme yolları, beşinci bölümde Manolo Valdes'in hayatı ve eserleri, altıncı bölümde Manolo Valdes'in heykel çalışmaları, yedinci bölümde Valdes'in etkilendiği sanatçılar ile kendi çalışmalarının karşılaştırmaları, sekizinci bölümde araştırmacının kendi çalışmaları yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Modern Sanat, Espri Kopyası, Manolo Valdes, Kompozisyon, Teknik

HeykelHeykel sanatıKompozisyon+6
Burcu Tayhan Yılmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında sürrealizm akımının etkisinde peyzaj

20. yüzyılın başlarında yaşanmış olan I. Dünya Savaşının insanlar üzerinde bıraktığı derin travmaların izlerine rağmen hayatın her alanda yaşanılan yenilik, değişim ve gelişimler topluma yansımıştır. Şehirleşme ve sanayileşmenin hızla ilerlemesi toplumda iz bırakan bir başka etkendir. Toplumun bir parçası olan sanatçılar ise bu yeni ortamda çalışma hayatlarını sürdürdükçe hassas bir duyarlılıkla eserlerinde hissettiklerini yansıtmışlardır. Böylece XX. yüzyılın ilk yarısında birçok sanat akımı ile birlikte etkenliğini yıllarca sürdüren sürrealizm akımı ortaya çıkmıştır. Paris gibi Batı Avrupa'nın sanat merkezlerinde sanatçılar yaratıcılıklarını sınırsızca kullanarak eserler vermişlerdir. Ancak şehirde yaşamalarına rağmen doğadan kopmadıklarını gösterip oluşturdukları eserlerde peyzaj tasvir etmişlerdir. "Resim Sanatında Sürrealizm Akımının Etkisinde Peyzaj" isimli bu çalışmada, sürrealizm akımının oluşum sürecine ve doğa konulu çalışmalar yapmış sanatçıları araştırıp onları etkileyen faktörlere değinilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sürrealizm akımının çıkış nedenleri, kaynakları ve öncülük etmiş sanatçıları, ilke ve nitelikleri sunulduktan sonra ilerleyen bölümlerde, Sigmund Freud'un rüya ve bilinçaltı kuramından etkilenen sanatçılar ve çalışmalarına bu olguları nasıl yansıttıkları örneklerle açıklanmıştır. Böylece bilinçaltının derinliklerini keşfeden sanatçılardan bazıları, doğadaki nesnelere yönelerek, bunları zihin süzgecinden geçirerek resimlerine nasıl yansıttıkları gösterilmiştir. Ayrıca sürrealist sanatçıların eserlerini araştırılarak inceleyip analiz ettikten sonra sonuç olarak sürrealizm akımı ve manzara arasındaki etkileşimi açıklamıştır. Anahtar Sözcükler: Resim, Sanat, Sürrealizm, Metafizik, Peyzaj

PeyzajResim sanatıSanat akımları+1
Bedriye Erbaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel problemlerin, arazi sanatı ve atık malzemeler ile yapılan sanat bağlamında plastik sanatlara yansıması

İnsanların var olmaya başladığı dönemlerden günümüze kadar geçen zamanda insanın doğa ile olan ilişkisi, belli başlı tahribatların oluşmasına sebep olmuştur. Savaşlar, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme ve tüketim gibi problemler, üzerinde yaşadığımız gezegenimiz olan Dünya'nın kalıcı hasarlar almasını sağlamıştır. 20. yy'dan sonra bu tahribatın artık göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmiş olması, sanatçıların bakış açısının değişmesine ve bu döneme kadar sanatta yer edinmiş doğa tasvirinin değişmesine yol açmıştır. 1960'lı yıllarda doğa ile iç içe yapılan sanat çalışmalarının artması ve fikir temelli üretimin yoğunlukta olması, malzeme ve mekan kullanımında değişikliğe gidilmesini doğurmuştur. Sanat mekanları olarak doğayı benimseyen ve doğal malzemeler ile çalışmalar yapan Arazi Sanatı sanatçılarının, tabiata verilen zarara eleştiri niteliğinde işler ortaya koydukları görülmektedir. Bunun yanı sıra oluşan tahribata, doğaya ait olmadığı halde doğaya atılan atık malzemeler ile çalışmalar yaparak tepki gösteren sanatçılar da mevcuttur. Atık malzemeler ile yapılan sanat çalışmaları, toplumun fazla üretim ve tüketim problemini, çevre kirliliği sebebiyle oluşan ekolojik bozulmaları ve diğer canlıların habitatının kısıtlanması durumunu eleştirmektedir. 1960'lardan beri çevresel hassasiyet barındıran çalışmaların günümüze kadar çoğalarak devam ettiği görülmektedir. Yeni kavramların meydana gelmesi ve mevcut kavramların tanımlamalarının derinleşmesiyle birlikte, önceden üretilmiş olan ve süreci devam eden çalışmalar güncel kavramlar ile yeniden değerlendirilmektedir. Yapılan bu çalışmada, gelişmekte ve biçim değiştirmekte olduğu görülen kavramların, bu süreç içinde yapılan çalışmalara nasıl entegre olduğu incelenmiştir. 1960 sonrası sanatçıları ve akımları konusunda gelişim süreci devam eden sınıflandırmalar yapılmış olup, değişen Dünya düzenine yapılan doğrudan ya da dolaylı eleştirilerin, sanat çerçevesinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Sanat değeri olmayan neslerin bir imgeleyen pozisyonunda izleyiciye sunulması, eser, sanatçı ve izleyici üçgenini daha çok vurgular hale getirerek, izleyicinin asıl özne olduğunun altını çizmiştir.

Arazi sanatıAtık nesneAtıklar+5
Fatma Tuğçe Uslu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biçimsel ve kavramsal bağlamda 1950 sonrası soyut resimde espas

Biçimsel ve Kavramsal Bağlamda 1950 Sonrası Soyut Resimde Espas isimli çalışma, soyut resim sanatında diğer resimlerden farklılaşan espas kavramını inceler ve çözümleme arayışına girer. Çalışmanın amacı, soyut resimdeki espası analiz etmektir. Soyut resimde espas çözümlenirken, seçilen sanatçıların 1950 sonrasındaki yapıtları analiz edilerek yüzey espası, çağdaş espas ve kavramsal espas olarak incelenmiştir. Espas; boşluk, mekan veya uzay anlamlarına gelmektedir ve görsel sanatlarda kullanılan biçimlendirme ögelerinden biridir. Bu çalışmada biçimlendirme öğesi olarak espas kullanımının yapıtlar için önemi, kavramsal bir amaç ile ilişkilendirilmiştir. Araştırmada resimde espas çeşitleri açıklanarak soyut resimde seçilen sanatçıların üretimleri; uzam, boşluk, mekan öğeleri değerlendirilerek incelenmiştir. Espas çeşitleri sıralanırken, klasik espastan kavramsal boyuta geçiş araştırılmıştır. Çalışmada espasın geçirdiği değişim, farklı yüzey denemeleri incelenerek çözümlenmiştir. Eserlerin değerlendirilmesi ve çözümlenmesi yalnızca resim yüzeyindeki plastik öğeler üzerinden değil, sanatçıların yaratım amaçları, genel yapısı, sergileme, boyutlar ve eserlerin oluşturulma çeşitleri değerlendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

BiçimEspasFigürasyon+4
Aslıhan Mumcu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1980 sonrası esinlenme

Bu araştırmada, Türk Resim Sanatı'ında, 1980 sonrası yapıt üreten sanatçıların esin kaynakları incelenmiştir. Esinlenme, sanatçılar için olarak olumlu yönleri de olan çok önemli bir kavramdır. Her sanatçının esin kaynakları vardır. Bunlar kültür, yerel kaynaklar ve sanatçıyı etkileyen somut ya da soyut varlıklardır. Sanatçıların esin kaynaklarını analiz etmemiz sayesinde sanatçı eserlerini daha iyi anlayabiliriz. Sanatçıların, esin kaynaklarından nasıl yaralandıklarını ve onların kendi çalışmalarını hangi yöntem ve teknikle sentezlediklerini öğrenmemiz, bizlere sanatçının eserlerindeki estetiği daha iyi anlayarak, yorumlamamızı sağlayabilir. Yapılan tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Akademik yayınlar, dergiler, makaleler, kitaplar, süreli yayınlar ve sanal kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sanatçı eserleri analiz edilerek esinlenme yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, bölümlerden oluşmaktadır. Tez bütününde esinlenme ve beraberinde gelen kavramlar açıklanarak, resim sanatında üretim yapmış, yapmakta olan, sanatçı eserlerinden, esinlenme kaynakları sanatçıların kendileri veya eleştirmenlerce, ifade edilen eserler seçilmiştir. Çalışma, Türk sanatı içinde 1980 sonrası eser üreten on yedi sanatçıyla sınırlandırılmıştır. Seçilen sanatçıların eserlerinde, esinlenmenin varlığı görülmüştür. Esinlenme ilişkileri literatür bağlamında da açıklanmaya çalışılmıştır. Esinlenmelerinin genel analizi yapılmak istendiğinde genel bir yargıda bulunmanın mümkün olmadığı ancak, gelenekten yararlanmanın bir esinlenme kaynağı olarak etkili olduğu, sanatçıların esinlemelerine ragmen kendi sanat biçimlerini son derece özgünleştirdikleri söylenebilir.

1980 sonrasıEsinlenmeResim sanatı+3
Merve Yazıcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Hayvan imgeleriyle görsel anlatılar

Hayvan İmgeleriyle Görsel Anlatılar başlıklı bu tez çalışmasında, öncelikle tarihsel süreçte insan ve hayvan arasındaki etkileşime dair dönemsel araştırma yapılmıştır. İnsanın, hayvan üzerindeki tahakkümü ile başlayan sürecin, düşünce tarihine yön veren düşünürlerin fikirleriyle ne şekilde değişime uğradığı detaylı bir literatür taraması yapılarak incelenmiştir. İnsan ve hayvan kavramı, sanat tarihsel sürecin yazınsal ve görsel yapıtlarıyla birlikte incelenerek ifade edilmiştir. Medeniyetler döneminde hayvan imgesinin kullanımına dair görseller sonrasında Rönesans ile ön plana çıkan insan faktörünün, hayvana bakış açısını ne şekilde değiştirdiği araştırılmıştır. Sanatçılar açısından çok yönlü açılımların yaşandığı 19. yüzyılda öne çıkan eserlerdeki hayvan imgesinin kullanımına dair örnekler, 20.yüzyıl eserleriyle karşılaştırmalı olarak, dönemin koşulları ve sanatçıların manifestolarıyla beraber değerlendirilmiştir. Sanatta hayvan imgesinin kullanımı mağara resimlerinden günümüze devam eden bir olgudur. Sanatçıların eserlerinde insan hakları, feminizm, mitolojik unsurlar, doğal yaşamın korunması, siyaset, felsefe, hayvan hakları, ekoloji gibi çok yönlü anlatımlarda hayvan imgesi kullanılmaktadır. Bu bağlamda günümüz sanat eserlerinde hayvan ve imgesinin farklı bağlamlarda kullanımı detaylı olarak araştırılmış, konu ile alakalı görsel ve literatür taraması yapılarak metne dahil edilmiştir. Tez metninin son bölümünde yazı imgesi ile biçimlendirilmiş eserler, konuya ilişkin bakış açısıyla örneklendirilerek, ifade edilmiştir.

Görsel sanatlarGüzel sanatlarHayvan metaforları
Arzu Eş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hibrit yaratık temsilleri ve çağdaş uygulamalar

Bu tez, farklı kültür ve dönemlerde gözlemlenen hibrit yaratık temsillerinin evrimini derinlemesine incelemektedir. Gerçek ve fantastik unsurların birleşimi olan ve çeşitli hayvan özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşan hibrit yaratıklar, kültürel ve simgesel anlamda hem gerçekliği hem de sanat yaratım süreçlerini kapsayan zengin bir metafor alanı oluşturmaktadırlar. Çalışma, tarih sürecinde bu hibrit yaratıkların mitoloji, ritüel ve inançların gizemli kahramanları olarak nasıl ortaya çıktığını ve şekillendiğini araştırmaktadır. Tez kapsamında, bu yaratıkların sanatsal ifadelerde iç ve dış dünya arasında nasıl bir köprü kurduğuna ve insanın temel içsel duygularına nasıl hitap ettiğine odaklanılmaktadır. Yaratık temsilleri, mağara duvar resimlerinden heykelciklere, ritüel maskelerinden mitolojik anlatılara kadar geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. Bu temsiller üzerinde gerçekleşen değişimlerin, insanın 'öteki' ve doğayla olan ilişkisiyle bağlantılı olduğu görülmektedir. Hibrit yaratıkların anlatı ve görsel temsillerindeki rolleri ve işlevlerinin, bireyin doğa hiyerarşisinde kendini nasıl konumlandırdığıyla da doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar, hibrit yaratıkların insan düşüncesindeki yerini anlamaya yardımcı olacaktır. Hibrit yaratık temsillerin farklı bağlamlarda nasıl yeniden yorumlandığı, bu imgelerin çağdaş sanatın iç dinamiklerinde nasıl yeniden şekillenebileceği ve toplumsal algılara nasıl yeni anlamlar katılabileceği sunulmaktadır. Anahtar sözcükler: hibrit, hayvan, yaratık, canavar, İlk Çağ, Orta Çağ, Antik Çağ, mağara resimleri, sembolizm, otoportre.

Maria Roza Acar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hissizleşme-etleşme üzerine görsel çözümlemeler

Bireysel ve toplumsal, duygusal ve psikolojik değişimler, insan kişiliğinin oluşumunda etkileşim içindedir. Bu değişimler, kişinin kendini ve çevresini algılayış biçimini, tepkilerini ve davranışlarını şekillendirir. Toplumsal etkileşimler ve bireysel deneyimler, kişinin duygusal dünyasında izler bırakır ve bu izler, zamanla psikolojik yapının temel taşlarını oluşturur. Dolayısıyla, kişilik gelişimi hem içsel hem de dışsal dinamiklerin bir araya gelmesiyle şekillenen karmaşık bir süreçtir. Duygunun bireysel, toplumsal ve sanatsal yaşantıda yer almadığı bir alan bulmak neredeyse olanaksızdır. Günlük yaşamdan sanat eserlerine kadar her alanda duyguların izlerini görmek mümkündür. Duygular, bireysel kimliğin oluşumunda temel bir rol oynarken, toplumsal ilişkilerin de merkezindedir. Sanat, bu duygusal süreçlerin yoğun ve etkileyici bir şekilde ifade bulduğu bir alandır. Sanat eserleri hem sanatçının hem de izleyicinin duygusal dünyasında etkiler yaratır ve bu etkiler, toplumsal bellekte kalıcı izler bırakır. Ancak modern toplumda yaşanan hızlı değişimler ve yoğun stres, bireylerin duygusal dünyasında hissizleşmeye yol açabilir. Hissizleşme, bireylerin duygularını bastırma veya ifade etmekte zorlanma durumu olarak tanımlanabilir. Hissizleşme, travmatik deneyimlerle başa çıkma mekanizması olarak ortaya çıkabilir ve bu süreçte duygusal ifadeler zayıflar. Toplumda artan izolasyon, çocukluktan gelen travmalar ve yüzeysel ilişkiler, duygusal derinlikten yoksun bir yaşam tarzını beraberinde getirebilir. Bu durum, yalnızlık, güvensizlik, duyarsızlık ve belirsizlik gibi duyguların doldurduğu büyük bir boşluk yaratır. Bu duyguların bir araya gelmesi, bireyin kendi kimliğini ve bütünlüğünü kaybetmesine neden olur.

Ümmihan Bulut
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Haricilerin kutsallığı

Bu tezin amacı "kutsal" ve "harici" kavramlarına sosyolojik ve psikolojik temeller üzerinden yaklaşarak yeni bir kutsal kavramının mümkün olup olmadığı sorusuna cevap aramak ve bu iki kavramı sanat üzerinden yeni bir zeminde incelemektir. Bu tezde kutsal ve harici kavramları arasındaki gerilime odaklanılmıştır. Araştırma süresince kutsal ve harici arasında kurulan yeni bağlantılar ile birlikte dogmatik kutsallığa alternatif bir alan arama hedeflenmiştir. Kutsal, dinlerin temelinde yer alır ve üzerine titrenilen, korunması gereken ahlaki toplumsal ve dinsel değerleri ifade eden nesne, mekan ve davranış biçimleri gibi fenomenler üzerinden ifade edilir. Harici ise, Becker'in toplumun dışında gördüğü bir grup insana tekabül eder. Hariciler, toplumsal ve kültürel normların dışında kalmaları bakımından kutsal ile zıt görülebilecek bir konumdadır. Yapılan araştırmalarda haricinin oluşumunun ben ve öteki kavramı ile doğrudan ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden tez süresince önce ben, benlik, birey olmak gibi meseleler incelenmiş ve sonrasında öznenin dışında kalan öteki kavramı irdelenerek araştırmalara devam edilmiştir. Ardından ötekinin içinde bulunan haricilere odaklanılarak, araştırmaların yönü harici ve kutsalın benzerliklerine ve zıtlıklarına doğru çevrilmiştir. Tüm bu bilgiler sonucunda, tez kapsamında kutsallık yeni bir çerçeve içerisinde değerlendirilmiş ve "bireysel kutsal" fikri ortaya atılmıştır. Ortaya çıkan bireysel kutsal ile birlikte, öteki benlik ve harici olma durumlarının sanattaki yansımalarına odaklanılarak resimler üretilmiştir. Anahtar sözcükler: Sanat, resim, öteki, harici, kutsal, kimlik, kadın

Medine İrem Dokumacı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kusurlu bedenin sanatsal dönüşümü

İnsanlar yaşamları boyunca, farklı zaman dilimlerinde bedensel görünümleri üzerinden şiddet ve zorbalıklara maruz kalabilir. Benzer bir şekilde deneyimlediğim bu zorbalık ve şiddet unsurları, bireysel sanat pratiğim şekillenmesinde önemli bir etken olmuştur. Yaşadığım bu durum; bedenimin bir öteki beden olarak tanımlanabilir olduğunu öne sürmektedir. Bedenimin toplum içinde öteki olarak konumlanması ve otoritelerce şekillendirilmesi gereken bir nesne olma problemi, tezin genel çerçevesini oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada ve üretilen işlerde öteki olma hali üzerinden ele alınan beden, abject ve kusurlu olma durumları ile ilişkilendirilmiştir. Bu tez bağlamında, otoriter yapıların norm dışı olarak kabul ettiği, üzerinde tahakküm kurduğu kadın ve hayvan bedeninin sanatta ve gündelik hayatta nasıl konumlandığı incelenmiş, diğer sanatçıların bu konuya olan yaklaşımları irdelenmiş ve bu bağlamda sanatsal üretimler yapılmıştır.

Ayça Güneş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İşlevsiz nesne

Sanat üretiminin nesne, bellek ve kurmaca arasındaki ilişkiyle iç içe olduğu düşüncesi bu tezin temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda sanatçıların bu üç kavram etrafında şekillenen üretim süreçleri, tezin kapsamını oluşturur. Sanatçılar yüzyıllar boyunca yapıtları ile bireysel ve kolektif bellek üretmektedirler. Bu açıdan sanat nesnesi, zaman ve mekân gibi bulunduğu bağlam içinde şekillenen bir tür bellektir. Bu belleğin oluşmasında nesnenin rolü büyüktür. Nesne, bir temsil olarak sanatın alanına dahil olduğunda işlevinden arınır. Sanatçılar işlevinden arınan nesneyi farklı bağlamlarda kullanarak kendi gerçeklik mekânlarını yaratırlar. Bu mekân, sanatçının çok çeşitli yaşam katmanlarını içeren bir alandır. Bu açıdan bakıldığında sanat eserini deneyimleyen kişi, öznel bir hayale ortak olur. Bu öznel hayalin deneyimlenmesindeki en büyük etken sanat eserindeki metafor ve şiirsel dilin varlığıdır. Dolayısıyla bir mekân olarak sanat nesnesinde gerçek ve kurmaca iç içedir.

Emine Altun
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sıradanlığın sınırlarında ilişkisel sanat

Yaşam, ölümle var olabilir. Sanat ise, ölüm gibi yaşamda anlamını bulur. İlişkisel sanat gündelik ve sıradan olanın ölümüne karşın, yaşamda zamanın ve anın ruhunu fotoğraflayan, farklı deneyimler yaşamamızı sağlayan sanat yapıtlarıdır. Bu yapıtlar, sadece biçimlerde değil, keşfedilen ve deneyimlenen duygularda yaşamaktadır. Bu ilişkisellikte, duygular bizleri bir karşılaşmaya ve diyaloğa davet eder. Sanatın sezgiselliği, fikirle vücut bularak sıradanlıkları aşarken, hayatta çözümleyemediğimiz bazı şeyleri şeffaflaştırarak gerçek kılar, ya da yalanlar. Birbirimizi tanımak, başka hayatlar ve duygular keşfetmek, yeni hikâyelere dâhil olmak ve sanatın gerçekliğinde buluşmak ilişkisel sanatla mümkün olabilir. İnsan; ortamın, kültürün, iktidarın, ailenin, dönemin ruhunun değiştirdiği, aynı zamanda mahremiyet sınırları yaratan, ölçülü ve pratik ilişki modelleri geliştirmeye itilen toplumsal bütünün bir üyesidir. Bu araştırmanın amacı, yaşamın sınırlarında ki sıradanlıkta, sanat yapma pratikleriyle yeni duygular ve yeni durumlar yaratmayı konu edinirken, ilişkiselliği ve mekânları eşzamanlı olarak günümüz sanatında irdelemek ve sorgulamaktır. Öncelikle; ilişkisel sanat "buluşmalar" ve "karşılaşmalar" olarak iki ayrı grupta incelenmiş olup, ikinci bölümde sanatçı ve katılımcıların mekânla kurduğu diyalog, gündelik ve sıradan olanın içinde incelenmeye çalışılmıştır. Pierre Bourdieu ilişkiselliği ve Nicolas Bourriaud'nun öne sürdüğü ilişkisel estetik kavramını, korona virüs sürecindeki günlük yaşam pratiklerimizi ve mekanlarını irdeleyerek, kuramsal bir düşünce oluşturmanın yanı sıra, sanatın, sıradanlıkları dönüştürmek için yarattığı izin belgelerini kullanan sanatçıların yapıtları, tez araştırma sürecinde ürettiğim çalışmalarla birlikte ele alınmıştır.

BağlamBaşkalaşımMekan+4
Özge Yalacak
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve yeniden inşa: Şimdi ve burada

Günümüz sanatında bellek kavramı, bireysel kimlik arayışlarını biçimlendiren unsurların başında gelmektedir. Sanat aracılığıyla bellekte değişip dönüşen geçmiş deneyimlerimiz, bugünde yeni bir okuma sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, var olduğumuz sürece canlı kalan bellek kavramının süreçlerini irdelerken, aynı zamanda zihnimizin gizil odalarını keşfettikçe ortaya çıkan farklı anlatım biçimlerini sorgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmiş zaman kavramı bir arayış biçimi olarak incelenmiş, zihnimizin mahremiyet alanı olan belleğin depolama ve yeniden inşa etme rolü bağlamında kavranmaya çalışılmıştır. Bellek aracılığıyla üretilen sanat eserinin; deneyimler, dramatik bağlantılar, tarihsel ve toplumsal belirleyicilerle ilişkileri kurularak yeni verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Nostalji olanaklarının algılanan geçmiş imgesi üzerindeki diyaloğu sorgulanıp, biçime dönüşen üslubu tartışmaya açılmış; anımsamanın bireysel ve kolektif deneyim süreçleri, felsefi yansımaları ve psikolojik etmenleri sorgulanmıştır. İkinci bölümde ise şimdi ve burada duyumsanan ve ifadeye ihtiyaç duyan imgenin mekandan ayrı düşünülemeyen yapısı ve anımsamanın kaçınılmaz biçimi olan unutma eylemi farklı bakış açıları ve yapıt örnekleri bağlamında kavramsal bir çerçevede incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda üretilen çalışmalar imge-mekan-zaman bağlamında sorgulanmaya açılmıştır.

BellekGüncel sanatMahremiyet+7
Rabia Uluşanver
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel ve toplumsal anılar bağlamında resimde metafizik mekân

Bu çalışmada, resimde metafizik mekân konusu incelenmiştir. Olaylar, hikâyeler, mitolojiler, efsaneler ve anılar insanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar resim sanatında işlenen konulardır. Sanat tarihsel süreç boyunca mekânı ifade etme çabaları sürmüş, bu süreçte perspektif bulunmuş ve bu sayede olayın gerçekliğinin insan zihninde canlanabilmesi üzerinde durulmuştur. Çoğu zaman sanatçının olayları, felsefi görüşleri ve anıları gösterirken mekânı gerçeklik açısından yazınsal bir dile yakın betimlendiği gözlemlenmiştir. Bu çerçevede resimde metafizik mekân, kavram ve görsel imge olarak bireysel veya toplumsal olayları, konu itibariyle tercih edilen kurgu çerçevesinde izleyiciye aktaran başat eleman olarak ele alınmıştır. Metinde, kavram olarak metafizik ve De Chirico resminde metafizik mekânı ele veren geometri, mimari, perspektif, ışık vb. gibi unsurlar incelenmiştir. Son bölümde tez sürecinde üretilen uygulamalara yer verilmiştir. Yakın geçmişten uzak geçmişe doğru olay ve anılar seçilmiş ve seçilen bu olay ve anılar, özgün bir dil yaratma kaygısıyla, ışık ve gölge etkileri de dikkate alınarak metafizik mekân bağlamında resmedilmiştir.

AnılarMekanMetafizik+3
Beşir Bayar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Semiha Berksoy'un figürlerinde kimlik arayışı

Semiha Berksoy neredeyse bir asır dolu dolu geçen sanat yaşamıyla modern ve çağdaş Türk sanatının en önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'nin ilk kadın opera sanatçısı olmasının yanı sıra tiyatro, edebiyat, sinema ve görsel sanat gibi farklı disiplinlerde de pek çok işe imza atmıştır. Tüm disiplinleri birbirine bağlayan gesamkunstwerk (tümel sanat) felsefesiyle sanat yapmıştır. Görsel sanatlarda hiçbir sanat topluluğuna ve akıma ait olmadan kendi yörüngesinde, üslup sorunu çekmeden, sanatın merkezine kendini alarak özgün bir üretim dili geliştirmiştir. Buradan hareketle tematik ve kategorik bir incelemenin yolunu açacak ortak imgeler kullanmıştır. Semiha Berksoy'un resimlerindeki imgelerin kaynağını anlamak ve bunların kullanımını değerlendirmek için eserlerin dışına çıkmak, anlam dünyasına girmek gerekmektedir. Zira kendi kişisel hayatından taşan imgelerin kaynağı anlaşıldığında portre ve otoportelerindeki anlamlar bulunmuş olur. Bu çalışmada resimlerin incelemesi yapılırken yanlış veya öznel saptamalara gidilmemesi ve imgelerin doğru kaynağına ulaşmak adına sanatçının biyografisi referans alınarak "sanatçıya dönük eleştiri" metodundan yararlanılmıştır. Sanatçının ailesine, yaşadığı yerlere, yakın çevresine ve onu besleyen tüm yaşam detaylarına dair detaylı bir okuma yapılarak bu kaynaklar çeşitlendirilmiştir. Ressam kimliğini bilimsel bir biçimde ortaya koymak adına sanatçının hayatı ve diğer sanat dallarındaki kariyeri de farklı başlıklar altında incelenmiştir.

Berksoy, SemihaFigürFigüratif resim+4
Hamra Aydın Koyuncu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1960 sonrası sanatta resim-seramik birlikteliğinde melezleşme

"Melezlik" kavramı Latince'de "hibrida" kökünden gelmesi ile bilinmektedir. Karşılığı ise iki farklı türün birleşmesiyle oluşan yeni bir tür için kullanılmaktadır. Daha çok Biyoloji biliminde kullanılan "Melezlik" kavramı zamanla farklı alanlarda da yer bulmuştur. Nitekim bunun en önemli örneği özellikle 1960 ve daha sonraki yıllarda melez kelimesinin plastik sanatlarda yer bulması olmuştur. Melezliğin modern sanat döneminde Kübizm sanat akımında kullanımı "bilinçsiz melez sanat" olarak görünse de 1960 yıllarından günümüze yoğun bir şekilde sanat örneklerinde karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu melez oluşum plastik sanatlardan özellikle seramik ve resim birlikteliğinin olduğu örneklerde görülmektedir. Bu araştırmada da "melezlik" kavramın bu boyutu incelenmiştir. 1960 sonrası sanat eğilimleri incelenerek melez kapsamındaki örnekleri incelenmiştir. Resim-seramik veya seramik-resim disiplinlerinin kendine özgü olan sanat formlarının, anlatım ve tema, malzeme ve teknik gibi unsurlarının nasıl bir melez anlatım biçimi oluşturduğu örnek çalışmalar üzerinde irdelenmiştir. Ulusal ve uluslararası güncel sanatçılar tespit edilerek bu sanatçılardan birkaçının melez sanat anlayışını yansıtan eserleri analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra literatür taraması yoluyla yazılı ve görsel kaynaklardan yararlanılarak ele alınan yabancı ve Türk sanatçıların eserleri, melezlik kapsamında değerlendirilerek güncel sanattaki yansımaları incelenmiştir. Bunlara ek olarak tez çalışması kapsamında kişisel uygulamalardan birkaç tane örnek çalışma oluşturulmuştur. Oluşturulan bu çalışmaların resim ve seramik dallarının malzeme ve tekniklerinin harmanlanması sonucu meydana gelen melez olgu irdelenmiştir.

Arzu Duman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizmden postmodernizme görsel sanatlarda kent formu ve kentleşme sorunsalı

Bu araştırma, moderniteden postmoderniteye geçişi görsel olarak ele alarak formda meydana gelen değişimlere ve kentleşme sorunsalına dikkat çekmektedir. Postmodernizm, globalleşme sürecinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle yeniden düzenlenen kentsel yapılara kendi kimliğinin damgasını vurmuştur. Bu bağlamda modernizm ve postmodernizm ile gelişen kentleşmenin kentsel mekâna yansımaları, konunun ana temasını oluşturmaktadır. Kentlerde yaşayan insanlar, hızlı kentleşmenin yol açtığı sorunlar dolayısıyla zihinsel ve fiziksel yıpranma yaşamakta ve bu tür sorunların ele alınması sorgulanmaktadır. Kentlerin insan yaşamını sosyolojik, psikolojik, sağlık ve ekonomik olarak etkilediğini ve bu sorunların farklı mecralarda tartışıldığı görülmektedir. Son zamanlarda görsel sanatlarda da tartışılan bu konular farklı sanat dallarında da yorumlanmaya başlamıştır. Bundan dolayı konunun güncel hayata yakın olması nedeniyle kent konusu verilen çerçeve içinde incelenmiş ve sanat öğeleriyle tartışılmış, yorumlanmış ve sanatsal öğelerle modernizmden postmodernizme birçok sanatçı kent yaşamını ve kenti birçok farklı açılardan ele alarak tuvallerine yansıtmışlar. Kent yaşamını resmeden sanatçılar, eserlerinde genellikle çarpıcı renkler, soyut formlar ve dinamik kompozisyonlar kullanarak kentlerin enerji dolu, ancak bir o kadar da kaotik atmosferini yansıtmaktadır. Bu eserler, modern ve post-modern kentlerin hem estetik hem de toplumsal açıdan eleştirisini sunarken, izleyicilere de kent yaşamı üzerine düşünme fırsatı vermektedir. Bu sayede hızlı kentleşmenin yarattığı sorunlar, melankoli, karmaşıklık, yabancılaşma, kirlilik resimsel olarak ifade edilmeye ve farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır.

Murat Özaraz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Modern resim sanatında renk kullanımının işlevselleştirilmesi

Bu çalışma, modern resim sanatında rengin kullanımının nasıl işlevselleştirildiğini, kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışma; rengin tarihsel yolculuğundan başlayarak, Gotik dönemden Sembolizm' e kadar olan sanat akımlarında rengin nasıl kullanıldığını özetlemektedir. Bu dönemlerde renk, çoğunlukla estetik ve sembolik anlamlar taşımış, sanatsal kompozisyonların bir unsuru olarak kullanılmıştır; ancak, modern sanatın asıl dönüm noktası olarak değerlendirilen Empresyonizm ile birlikte renk, yalnızca görsel bir unsur olmanın ötesine geçerek, sanatçının içsel dünyalarını ve anlık izlenimlerini aktaran merkezi bir ifade aracına dönüşmüştür. Empresyonizm, bu bağlamda modern sanatın çıkış noktası olarak değerlendirilmiş olup, tezde en önemli akım olarak öne çıkarılmıştır. Empresyonizm ile başlayan bu dönüşüm; Neo Empresyonizm, Post Empresyonizm, Fovizm, Ekspresyonizm, Kübizm, Suprematizm, Pop Art, Op Art ve diğer önemli akımlarla devam etmiş ve bu akımlar, renk kullanımına yeni teknikler ve farklı yorumlar katarak sanata yeni bir boyut kazandırmışlardır. Neo Empresyonizm, renkleri küçük dokunuşlar halinde uygulayarak optik karışımlar yaratırken; Post Empresyonizm sanatçıları, renkleri duygusal ve kişisel ifadeleri için yoğun bir şekilde kullanmışlardır. Fovizm, renkleri abartılı ve özgür bir biçimde kullanarak duygusal etki yaratırken; Ekspresyonizm, renkleri psikolojik durumları ifade etmek için çarpıcı tonlarda uygulamıştır. Kübizm' de renkler, form ve yapının analiziyle kullanılarak mekân algısını değiştirken; Suprematizm' de ise renkler, minimal ve soyut biçimlerle saf bir şekilde kullanılmıştır. Pop Art, parlak renklerle popüler kültür ve tüketim imgelerini vurgularken; Op Art, renkleri optik illüzyonlar yaratmak için kullanmıştır. Bu akımlar; farklı teknikler, özgür ve içsel ifadeler açısından modern sanatın evriminde renk kullanımının vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur. Bu çalışma; belirtilen sanat akımları ve renk ile ilgili yayımlanmış makaleler, kitaplar, tezler ve internet kaynakları araştırılarak ilgili kısımlardan yararlanılmış olup, ayrıntılı bir analiz süreci sonucunda elde edilen veriler derlenerek oluşturulmuştur.

Hüseyin Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1960 tarihinden günümüze sanat hareketlerinde atık nesnenin kullanımı

İçinde bulunduğumuz tüketim toplumunda her türlü malzeme, hızla tüketilerek işlevini yitirmekte ve atık niteliği kazanmaktadır. "1960 Tarihinden Günümüze Sanat Hareketlerinde Atık Nesnenin Kullanımı" başlıklı bu araştırmada, işlevsel değerini yitirmiş materyallerin çağdaş sanat üretiminde nasıl değerlendirildiğini irdeleyerek, sanat ile malzeme arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında, 20. yüzyılın başlarında Kübizm Akımı'yla birlikte sanat alanında atık malzeme kullanımının ortaya çıktığı görülmektedir. Ayrıca, 1960 sonrası sanat akımları incelenmiş günümüz çağdaş sanat anlayışına kadar olan süreçler kronolojik olarak ele alınmıştır. Atık malzemelerin sanatsal üretimde kullanımı, yalnızca sanatın malzeme, nesne ve medyum anlayışını dönüştürmekle kalmamış; aynı zamanda sanatın tanımsal ve işlevsel sınırlarını da genişletmiştir. Sanat eseri olarak tasarlanmamış birçok nesne, sanatçının yaratıcı müdahalesiyle estetik bir değer kazanarak sanat eseri niteliği taşımaya başlamıştır. Bu dönüşümün izleri, çağdaş sanat pratikleri çerçevesinde incelendiğinde; atık materyallerin yaratım sürecindeki işlevi sanatın tarihsel gelişim süreciyle birlikte şekillenmiştir. Bu doğrultuda, atık malzeme kullanımı, sanat ile günlük yaşam arasındaki geleneksel sınırları ortadan kaldırdığı görülmektedir. Çalışmada ulusal ve uluslararası düzeyde güncel sanatla uğraşı gösteren sanatçılar belirlenmiş; bu sanatçıların atık malzeme kullanımı ile ilgili eserleri yazılı ve görsel kaynaklara dayalı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, atık nesne yalnızca fiziksel bir malzeme olmaktan çıkarılarak, sanatçıların kendilerini ifade ettiği bir araca dönüştürüldüğü anlaşılmıştır. Tezde son olarak konuyla ilgili uygulamaların ele alınış süreçlerini oluşturan kişisel çalışmalara yer verilmiş ve böylelikle tezinin amacı gerçekleştirilmiştir.

Özgür Gündüz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır surları

Bu çalışma, Diyarbakır'ın zengin tarihi, fiziki yapısı, surları ve bu surların yıkılıp onarılma süreçleri üzerine detaylı bir inceleme sunmaktadır. Diyarbakır surları, iç kale ve dış kale olarak bilinen iki ana bölüme ayrılmıştır ve bu surların tarih boyunca geçirdiği evrimle birlikte şehre olan katkıları ele alınmıştır. Ayrıca, Diyarbakır adının kökeni ve İslamiyet dönemindeki önemi de bu bağlamda ele alınarak okuyucuya sunulmuştur. Seyyahların gözüyle Diyarbakır, şehrin tarih içindeki önemli anlarını ve kültürel zenginliklerini yansıtan bir perspektifle incelenmiş, özellikle sur imgesinin sanat alanındaki yeri detaylı bir şekilde analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Orta Çağ döneminden günümüze kadar olan süreçte, sur imgesinin sanatsal çalışmalara konu olması ve bu çalışmaların günümüz sanatına olan etkileri üzerinde durulmuştur. Selçuklu, Osmanlı ve İran dönemlerinde yapılan Sur resimleri ve minyatürleri de bu bağlamda incelenmiş ve ifade edilmiştir. Ayrıca, bu tarihi ve kültürel zenginliklerin yansıtılması adına yapılan eserin, kendi içindeki uygulaması ve sanatçının analizi üzerinde durulmuştur. Tuval üzerine yağlı boya ve akrilik boya teknikleri kullanılarak oluşturulan eserler, farklı perspektiflerden ve tekniklerden yararlanılarak Diyarbakır surlarını ve çevresini detaylı bir şekilde yansıtmaktadır. Her bir eser, mimari detaylar, ışık-gölge kullanımı ve renk paletiyle şehrin tarihini, kültürünü ve günlük yaşamını başarıyla aktarmaktadır. Bu çalışma, sanatın gücünü kullanarak Diyarbakır'ın zengin mirasını anlamak ve paylaşmak adına önemli bir katkı sunmaktadır.

Ömer Uğuş
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İç mekânda kültürel ögeler

Sanat tarihi bağlamında iç mekânda kültürel ögelerle ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, mekân üzerine çeşitli tanımlar yapılmıştır. Bu bağlamda kültürle ilişkilendirilmiş mekânın insan yaşamı üzerindeki etkileri incelenmiş, bireysel ve toplumsal olgular doğrultusunda bıraktığı izlere odaklanılmıştır. Yapılan literatür taraması, mekânın sanatla ilişkilendirilmesi ve dönemsel farklılıklar konusuna odaklanmıştır. Geçmiş ve günümüz arasında bir bağ kurularak, kültürel ögeleri ifade eden nesneler ve yapılar sanat ve mekân bağlamında incelenmiştir. Çalışma, iç mekan kültürü, nesne ve aidiyet kavramlarıyla ilişkilendirilmiş ve bu bağlamda görsel yorumlanmıştır. Biçim, renk, doku ve çigisel formlar kullanılarak yapılan görsel yorumlamalar, sanatsal bir imgelemin ürünüdür. Sanat tarihiyle coğrafya arasında bağlar kurularak, aidiyet kavramının meydana getirdiği ilişki ve gezgin gözlemleri, nesne araştırmalarıyla birleştirilip plastik analizlerle incelenmiştir. Örnek tabloların detaylarına odaklandığımızda, iç mekânın atmosferini yansıtmak amacıyla kullanılan yağlı boya tekniğiyle yapıldığı görülmektedir. Geçmişle bağını koparmadan duygu, ışık, renk, gölge ve biçim kullanılarak iç mekânın yansımaları oluşturulmuştur. Her bir tablo, içinde yaşanmışlıkların izlerini taşıyan nesnelerin, yapıların ve atmosferin sanatsal bir ifadesini sunmaktadır. Örneğin, bir tabloda boğa figürü gücü temsil ederken, diğerinde ise iç mekânın ahşap yapısı ve yaşamın izleri detaylı bir şekilde resmedilmiştir. Renk tonları, dokular ve çizgilerle mekânın duygusal atmosferi başarılı bir şekilde ifade edilmiştir. Her tablo, mekânın geçmişle olan ilişkisini ve kültürel bağını görsel bir hikâyeyle anlatmaktadır. Bu çalışmalar, iç mekânın yaşanmışlıklarını izleyicilere aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda sanat tarihinden esinlenerek kültürel ögeleri ve geçmişin etkilerini resim aracılığıyla anlamlı bir şekilde sunmaktadır.

Şirin Nergiz
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında iç mekânda natürmort

Bu tez, resim sanatında iç mekânda natürmort temalı eserleri inceleyen bir araştırmaya odaklanmaktadır. Natürmortlar, resim sanatının köklü ve etkileyici bir türü olarak öne çıkar ve özellikle 17. yüzyılda Flaman Kuzey Avrupa Rönesansı döneminde iç mekânda natürmortlar büyük bir popülerlik kazanmıştır. Dilimize Fransızca (natüre morte) kelimesinden geçen natürmort, "ölü doğa" anlamına gelmektedir. Çalışma, iç mekânda natürmortların tarihsel ve sanatsal bağlamlarını detaylı bir şekilde araştırarak, bu türün resim sanatındaki derin ve çeşitli rolünü anlamayı amaçlamaktadır. İç mekânda natürmortlar, sanatçıların farklı bakış açıları ve stilistik yaklaşımlarıyla zaman içinde evrilen resim sanatındaki gelişmeleri yansıtarak önemli bir rol oynamıştır. Tezin odak noktası, iç mekânda natürmortların resim sanatındaki rolünün yanı sıra toplumsal, kültürel ve dönemsel bağlamlarını da ele alarak sanatın evrimini geniş bir perspektiften değerlendirmektir. Bu bağlamda, filozof William of Ockham'ın nominalist felsefesi, toplumdaki eğitimli sınıfı doğayı incelemeye yönlendirerek yeni bir düşünce sunmuştur. Toskana'dan ressam Giotto de Bondone, ışık-gölge ve perspektif kullanarak gerçekçilik arayışına girmiş ve sanatta önemli bir dönüşüm başlatmıştır. Romalı Pliny the Elder, "Natural Historia" ansiklopedisinin yazarı olarak, Helenistik dönemde yaşamış ünlü ressam Peiraikos'un çalışmalarını tanımlamıştır. Taddeo Gaddi, dini nesnelerle dolu bir natürmort mekânını iki sütün arasında resmetmiştir, bu da natürmortun farklı temsil biçimlerini gösteren bir örnektir. Roelandt Savery, çiçek resmi türünü oluşturmuş ve Ambrosios Bosschaert gibi diğer sanatçılar da bu tarzı taklit etmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma iç mekânda natürmortların resim sanatındaki önemini ve evrimini kavramayı amaçlamaktadır, natürmortların estetik, sembolik ve kültürel değerlerini vurgulayarak resim sanatındaki güçlü varlığını ortaya koymaktadır. Bu çalışmam yapmış olduğum eserlerimin sanat tarihi bağlamında, geçmişin yaşanmışlıklarının izlerini görmek ve bu izleri geleceğe taşımak adına önem arz etmektedir. Natürmort sanatında kullanılan objeler tinsel hallerimizi sanat yapıtına yansıtır. Dolayısıyla objeler bilgi olmaktan çıkıp estetik birer objeye dönüşür. Bu nedenle sıradan bir nesneye obje gözüyle bakmayıp onunla birlikte yaşanmışlıkları da görmek, natürmort sanatının aslında yan yana getirilmiş objelerin düzenlemeleri olarak değil, öz'ün yansımaları olarak değerlendirmesini mümkün kılar.

Serpil Akbaş
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında insanın doğaya yabancılaşması

Bu tez, görsel sanatlar alanında insanların doğadan yabancılaşmasına odaklanmaktadır; hızlı teknolojik ilerlemeler, endüstrileşme ve çevresel değişimler nedeniyle modern toplumlar ile doğa arasındaki zayıflayan organik bağa dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, görsel sanatların bu yabancılaşma sürecine nasıl yanıt verdiğini anlamak ve ressamların bakış açısından bu tema üzerine bir analiz yapmaktır. Yabancılaşma süreci, ressamların eserlerinde derin bir şekilde yansımış, doğa ile bağlantının kaybını ifade etmek için metaforlar, semboller ve karşıtlıkları kullanarak imgeler oluşturmuştur. Modern kentleşme, endüstriyel manzaralar, teknolojik bağımlılık ve doğal kaynakların tükenmesi gibi temalar, ressamların paletlerinde sıkça karşılaşılan unsurlardır. Ayrıca, bu çalışma görsel sanatlardaki yabancılaşma temsillerinin izlenimleri nasıl uyandırdığını, duyguları nasıl etkilediğini ve izleyici için düşünceleri nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Yabancılaşma sürecini anlamak, insanlar ile doğa arasındaki ilişkiyi sorgulamak ve bu süreçte üretilen imgeler aracılığıyla empatiyi geliştirmek, tezin temel odak noktalarını oluşturmaktadır. Sonuç olarak, görsel sanatlarda insanın doğadan yabancılaşma teması, sanatçıların estetik ifadeleri ve eleştirel yaklaşımları aracılığıyla somutlaşmış, izleyicilere insanlar ile doğa arasındaki ilişkinin derinliği konusunda düşündürücü bir perspektif sunmuştur. Bu çalışma, sanat yapıtları gerçekleştirilerek yeni bir bakış acısı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yabancılaşma, Görsel sanatlar, Doğa, İnsanlık.

Selman Barkın
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Figüratif heykelde ifade

İnsanoğlunun varoluşu, mağara duvar resimlerinden bugüne sanatsal eylemlilik içerisinde şekillenmiştir. Bu süreç yerleşik hayata geçilmesi ile başlayıp günümüze kadar devam etmiştir. Yaşanılan her dönem kendi kültürel ve sosyal koşullar içerisinde ortaya çıkan yaratım süreçlerinde meydana gelmiştir. Bu sanatsal eylemler her dönemin kendi öznel koşulları içerisinde oluşmuşlardır. Yerleşik hayata geçildiğinde, avlanma, barınma ve daha Sonraları tapınma ve büyü amaçlı yaptıkları insan figürleri ile ilk dönemler için primitif bir tarzda doğayı ve insanı taklit eden figürler yapmışlardır. Zamanla birçok aşamalardan geçilerek modern Çağa kadar çok büyük gelişmeler gösterilmiştir. Orta Çağ'dan modern Çağın başlangıcına kadar insan figürü ideal anatomik taklitçiliğin doruğuna ulaşmıştır ve din konusu bu zamana kadar etkinolarakhâkimiyetini sürdürmüştür. Sanat bu zamana kadar Dinler ve iktidarlar tarafından finanse edilmiştir. Bu yüzden üretim yapan sanatçılar fazla ön plana çıkmamışlardır. Rönesans döneminde yani 14 ve 17 yüzyıllarda sanatçı inisiyatif kullanıp taklit ve din kaygısı dışında bireysel tavır sergileyip klasik sanatın hegemonyasına son vermiştir heykel sanatında bu devrimci tavrın öncüsü AgusteRoden'dir. Sanayi devrimi sonrasında, burjuvazinin sınıf hâkimiyeti ile birlikte sanat koleksiyonculuğunun oluşması sanat ve sanatçıya kapitalist bir yaklaşımla sanat ürününü; bir nevi ticari bir meta haline getirmiştir. Modern çağda sanatçı özgür bir birey olarak kişisel tavrını sanata yansıtarak kendi duygusal dünyasını ve hayata karşı konumlandığı siyasi ve sanatsal bakış açısını yarattığı çalışmasında yansıtma olanağına sahip olmuştur. İnsanlık tarihi boyunca, sanat ürünü kendi dönemin her anlamdaki belleğini oluşturmuş ve sonraki kuşaklara aktarılması için çok ciddi bir belge niteliği taşımıştır. Antik çağdan günümüze kadar ki sanatsal üretim sürecine baktığımızda; Sanatçı bireyin öncelikli kaygısının kendini ifade edebilme gayreti içerisinde olduğunu net bir şekilde görmekteyiz. Anahtar kelimeler: Heykel, İfade, Sanat

Güven Ateş
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batı resim sanatında ağaç imgesi

Estetik bir tatminin ötesine geçen sanat, imgeler aracılığıyla izleyiciyi düşünmeye, sorgulamaya ve yorum yapmaya teşvik etmektedir. İmgeler, sanatçının duygu, düşünce ve hayallerini görsel bir şölende izleyiciye sunarak, sanatın sadece bir seyir nesnesi olmaktan çıkıp aktif bir iletişim aracına dönüşmesini sağlamaktadır. Bu durum, sanatçının iç dünyasını ve bakış açısını kelimelerin ötesinde bir dil kullanarak ifade etme imkânı bulduğu bir süreci yansıtmaktadır. Bu çalışmada, ağaç imgesinin değişim, sanatın genel kültürel ve estetik değişimiyle paralel olarak gelişmesi incelenmiştir. Ağaç imgesi resim sanatında çok yönlü bir motif olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanatçılar, bu imgeyi kullanarak doğanın güzelliklerini, insanın doğayla olan ilişkisini, zamanın etkilerini veya çevresel endişeleri ifade etmişlerdir. Ağaç, resim sanatında sadece bir nesne değil, aynı zamanda derin anlamlar ve sembollerle yüklü bir temsil aracı olarak kullanılmıştır. Modernizm öncesi batı resim sanatında ağaç imgesi Orta Çağ resim sanatı ile başlayarak ele aldığımızda genellikle dinsel öğretileri temsil etmek için kullanılmış olduğunu görülmektedir. Modernizm öncesi dönemlerde ağaç imgesi dönemin sanatçıları tarafından dönemin özelliklerini yansıtacak şekilde ele alınmıştır. Dönemler arasında farklıklar olsa da konular genellikle birbirine yakındır. Modernist ressamlar, ağaç imgesini genellikle soyutlama, geometrikleştirme veya stilizasyon gibi tekniklerle ele alarak geleneksel doğa tasvirlerinden uzaklaşmışlardır. Ressamlar, ağacı sadece bir doğa objesi olarak değil, aynı zamanda renk, form ve doku gibi resimsel unsurların vurgulanması için bir araç olarak kullanırlar. Bazı modernist ressamlar, ağaçları yalnızca biçimsel öğeler olarak değil, aynı zamanda duygusal veya sembolik anlamlarla da ilişkilendirmişlerdir. Bu bağlamda ağaç, hem dini hem de doğal semboller aracılığıyla sanatçıların eserlerine derin anlamlar katmış ve izleyiciyle etkileşim kurmalarına olanak tanımıştır. Anahtar Kelimeler: Batı, resim, ağaç, imgesi, modernizm

Yavuz Gümüşgöz
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel sanattan çağdaş sanata kadın imgesinin yansımaları

Sanat tarihinde kadın imgesi denildiğinde tarih öncesi ilk insana kadar gidilmektedir. İnsanlık tarihinin sıfır noktasından itibaren başlayan bu süreç belirli kodlar üzerinden insanoğlunun kültür ve geleneğini şekillendirmektedir. Kültür kavramı; bütün olarak insan davranışlarını tanımlarken, gelenek ise kuşaklar boyu aktarılan söylence, bilgi ve davranış kalıplarını ifade etmektedir. Kültür ve gelenek insanların belirli norm ve davranışlarını tanımlayan bir nevi kimlik işlevi görmektedir. Toplumsal alanda yaşanan her değişimin yarattığı etkiler, kadın imgesini yeniden anlamlandırma ve konumlandırma yoluna güçlü sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Çağdaş Sanat; Çağdaş ve Modern Sanat kavramlarının birbirinden ayrılması sonrasında oluşan sanat anlayışında, Modernizmin sınırlarını aşan bir güçle geçmiş sanat akımlarından güncel sanat akımlarına kadar içine alan çok sesli bir düzeneğe işaret etmektedir. Çağdaş sanat, 18. yüzyılda sanatta yaşanan büyük bölünme sonrası, sanat-zanaat ayrımının dışında yeni bir pencereden geleneksel sanatsal kodlarını günümüz çağdaş sanat anlayışında harmanlayıp gündeme getirmiştir. Çağdaş sanat; beklide hiç olmadığı kadar günümüz sanatçısına zengin bir ifade dili, her türlü sınırlamanın ötesinde, olabildiğince özgür bir sanatsal malzeme dağarcığı sunmaktadır. Sanat alanında yaşanan değişimler hiç şüphesiz toplumsal düzeyde yaşanan dönüşümlerin bir yansımasıdır. Sanatta imgelem ise sanatçının bulunduğu çağın içsel yansımasıyla şekillenmektedir. Günümüzde sanata konu olan, değişmeyen imgelerden biri insanoğlunun değişen yaşam koşullarıyla hayatta kendini konumlandırabilme, yeniden anlamlandırabilme arayışlarıyla şekillenen kimlik kavramıdır. Şüphesiz kimlik kavramı da kültürel kodlardan ayrı düşmemektedir. Modernist sanat anlayışıyla birlikte gündeme gelen Primitif sanat, dünya sanatında kültürel temalara dayalı sanat üretimini daha bir ön plana çıkarmıştır. Geleneksel, kültürel temalı, kadın kimliğine dayalı üretim tekniklerinin sanata yansımaları ise Feminist sanatla belirginleşmiştir. Sanat tarihi boyunca kadın imgesi, ortaya çıkan hemen her sanat akımında değinilen başlıca konular arasında gelmiştir. Günümüz Çağdaş sanatında kadın imgesi, çağdaş sanat anlayışında yapıt üreten sanatçılar için güncelliğini koruyan, eleştirel pencereden değinilen öncül konulardan biri olmaktadır. Tez konusu olarak belirlenen "Geleneksel Sanattan Çağdaş Sanata Kadın İmgesinin Yansımaları" başlığıyla yukarıda ifade etmeye çalışılan çok katmanlı süreçler tezde bütünlüklü olarak yapılandırılarak sunulmaya çalışılmıştır.

Dilber Binici
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatın bileşenleri çerçevesinde fotoğraf ve resim ilişkisine bakmak

Bu tez, fotoğraf ve resim sanatının bileşenlerini ele alarak iki disiplin arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Fotoğrafın zamanla kendini ifade eden bir araçtan, geniş kitlelere ulaşabilen bir sanat formuna dönüşmesi tartışılmıştır. Fotoğraf ve resmin sanatsal dillerinin, estetik ve teknik öğeler açısından nasıl kesiştiği ve birbirlerinden nasıl beslendikleri analiz edilmiştir. Özne bölümünde, fotoğraf ve resmin öznel bakış açıları ve kültürel anlamları değerlendirilmiştir. Fotoğrafa neden "resim" denildiği, resmin gerçeklik algısı ve fotoğraf-resim ilişkileri analiz edilmiştir. Fotoğrafın, resimsel bir dile ulaşma çabası, bu bağlamda ele alınmıştır. Biçim bölümünde, görsel algılama, mekân, ışık, kompozisyon, renk, dinamizm ve teknik unsurlar gibi fotoğraf ve resmin estetik bileşenleri ele alınmıştır. Özellikle Camera Obscura gibi tekniklerin gelişimi ve fotoğrafın estetik öğeleri, resim sanatından nasıl etkilenerek farklılaştığı açıklanmıştır. Son bölümde, sanatsal yaratıcılığın ifade süreci, ruhsal durumların sanatsal dile nasıl dönüştüğü ve sanatçının içsel dünyasının eserlerine etkisi irdelenmiştir. Fotoğrafın, sadece görüntüleri kaydetmenin ötesinde bir anlatı aracı olarak sanatsal ifadenin parçası haline gelmesi anlatılmıştır. Ayrıca fotoğraf ve resmin kültürel, toplumsal ve estetik değerler açısından karşılaştırılması yapılmıştır.

Ferhat Albayrak
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatında kuş imgesi ve göç teması

Kuşlar, insanlık tarihinin başlangıcından beri farklı kültürlerde ve medeniyetlerde önemli bir sembol ve motif olarak varlık göstermiştir. Doğanın güzelliklerini, özgürlüğü, hafifliği ve ruhaniyeti temsil eden kuşlar, mitolojik hikayelerden edebiyata, dini inançlardan sanat eserlerine kadar geniş bir yelpazede yer almıştır. Özellikle sanatçılar tarih boyunca kuş imgesini yoğun bir şekilde kullanması, kuşların kültürel ve sembolik önemini göstermiştir. Türk resim sanatında kuş imgesinin çeşitliliği ve zenginliği göz önüne alındığında, kuş temasının sanatın evrensel bir parçası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kuşlar, çeşitli Türk sanat eserlerinde sıklıkla betimlenmiş ve farklı anlamlarla yorumlanmıştır. Örneğin, Türk mitolojisinde Anka kuşu, ölümsüzlük ve yeniden doğuşun sembolü olarak kabul edilirken, güvercin barış ve umudu ifade etmiştir. Kuşlar, Türk sanatında mimari, seramik, kilim motifleri gibi farklı disiplinlerde de önemli bir rol oynamıştır. Kuş sembolü, toplumların yaşam tarzlarına, kültürel yapılarına, inançlarına ve siyasi durumlarına göre farklı anlamlar kazanarak çeşitli biçimlerde yorumlanmıştır. Kuş imgesinin yanı sıra, Türk sanatında özellikle kartal ve şahin gibi kuşlar, güç ve hükümdarlığın sembolü olarak sıkça kullanılmıştır. Bu kuşlar, Türk hükümdarlarının mühründe, bayraklarında ve sanat eserlerinde sıkça göze çarpmıştır. Ayrıca, kuş imgesi, halkın yaşam tarzı ve doğaya olan yakınlığıyla da ilişkilendirilmiştir. Özellikle Türk halk kültüründe, kuşlar mitolojik ve folklorik hikayelerde önemli bir rol oynamış ve insanların günlük yaşamında önemli bir yer tutmuştur. Türk resim sanatında kuş imgesinin çeşitliliği ve zenginliği göz önüne alındığında, kuş temasının sanatın evrensel bir parçası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Geleneksel ve çağdaş Türk sanatçıları, kuş imgesine olan ilgilerini eserlerinde sıklıkla yansıtmışlardır. Kuşların, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren önemli bir sembol olduğu ve sanatın farklı alanlarında zengin bir ifade kaynağı olduğu söylenmektedir. Bu tez çalışması Türk resim sanatında kuş imgesi ve göç temasının evrimini ve çeşitli sanat eserlerindeki kullanımını geniş bir perspektiften ele almıştır. Kuşların sembolizmi, göç temasının derin anlamları ve Türk sanatındaki çeşitliliği, sanatseverler ve araştırmacılar için ilgi çekici bir inceleme konusu olmaya devam etmiştir. Bu çalışma, Türk resim sanatının önemli bir yönünü keşfetmek ve kuş imgesinin ve göç temasının kültürel ve sembolik önemini anlamak için bir rehber olarak hizmet etmeyi amaçlamıştır.

Abdulaziz Özdemir
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İklim krizinin kavramsal sanatın imgeleri üzerinden değerlendirilmesi

Bu tez, iklim krizini kavramsal sanatın imgeleri üzerinden ele alarak, insan ve doğa arasındaki ilişkiyi estetik, eleştirel ve disiplinlerarası bir yaklaşımla yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, pozitif ve negatif imgelerin bir arada kullanımıyla, doğanın estetik düzeni ile insanın yıkıcı faaliyetleri arasındaki çelişkiyi görselleştirerek çevresel farkındalık yaratmayı hedefler. Pozitif imgeler doğanın kendi dengesi, döngüsel yapısı ve estetik güzelliğini temsil ederken, negatif imgeler insanın doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini, özellikle tüketim alışkanlıklarının ve endüstriyel atıkların yarattığı ekolojik tahribatı görünür kılar. Arazi sanatı, enstalasyon, performans ve video sanatı gibi çağdaş sanat disiplinlerinin bir arada kullanıldığı çalışmada, estetik unsurlar, çevresel sorunları eleştirel bir dille yorumlamanın bir aracı olarak konumlandırılmıştır. Örnek proje olarak geliştirilen "Plastik İzler: Tüketim ve Doğanın Çatışması", plastik kirliliğini hem maddi hem de kavramsal bir araç olarak ele alarak, modern tüketim toplumunun çevre üzerindeki etkilerine dair eleştirel bir perspektif sunmuştur. Projede kullanılan plastik atıklar, bir yandan insanın doğaya olan müdahalesini somut bir şekilde ortaya koyarken, diğer yandan estetik bir kompozisyon içinde sunularak bu müdahalenin görsel etkisini izleyicilere güçlü bir biçimde aktarmaktadır. Doğal ve yapay malzemelerin bir arada kullanımı, dijital teknolojilerin ve interaktif unsurların katılımıyla desteklenmiş, böylece hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çevre sorunlarına yönelik farkındalık ve eylem çağrısı oluşturulmuştur. Sanatın eleştirel gücünü çevresel krize dikkat çekmek için kullanan bu tez, kavramsal sanatın yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda çevresel sorunların çözümüne yönelik güçlü bir eylem aracı olabileceğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda çalışma, sanatın çevresel krizler üzerindeki dönüştürücü potansiyelini ortaya koyarak, bireylerin ve toplumun çevreyle olan ilişkisini yeniden yapılandırmaya yönelik bir platform sunmaktadır.

Fatih Balican
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Memento Mori yorumları

Memento mori, insanın ölümlü doğasının felsefi bir hatırlatıcısıdır. Sanat alanında da insanlara fani olduklarını hatırlatmak için kurgulanan bir sanat eseri üretme geleneğine karşılık gelir memento mori. İnsanlara iletilmek istenen mesaj görüntülerin, metinlerin ve performansların dahil olduğu, izleyiciyi kişinin nihai ölümünün bilincine doğru yönlendiren, düşündüren eserler içinde veya eserler olarak verilir. Sanat ve kültür tarihinde memento mori, özellikle orta çağ halk kültüründe ve on altıncı, on yedinci yüzyılların iyi bilinen Hollanda vanitas resimlerinde yaygın olarak görülür. Ancak, memento mori gerek sanatsal gerek kültürel bağlamda bu noktaların ötesine uzanır. Çağdaş kültür ve sanatta da, memento mori varlığını belirgin bir şekilde sürdürmektedir. Sanatçılar memento mori geleneğinin memetik gücünden faydalanarak hem kendi ölümlülükleriyle yüzleşmekte ve izleyici yüzleştirmekte, hem de bu güçlü tema üzerinden hafızaya dayalı eleştrirel tavır sergilemekte ve toplumsal sorgulamalar yapmaktadırlar.

FaniMemento MoriModern sanat+4
Ahu Akkan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sahneyi kurmak: Fragman

Bu çalışma, fragman olarak adlandırılan nihai işlerin ortaya çıkışını ve bu sürecin filtrelerini ortaya koymak için hazırlanmıştır; çalışma, iç içe geçen kavramlar barındırdığından fraktal konseptine kısa bir bakış yapılarak başlamaktadır. Bunun amacı, düzensiz görünen ancak kendisine ait bir üretim mekaniği barındıran yaklaşımı daha algılanabilir kılmaktır. Fragmanı anlamak adına ilk olarak, bu konsept içinde tarif edilen karşılaşmanın ne olduğunu, hangi aşamasıyla ilgilenildiğini tespit etmek gerekmektedir. Çünkü üretim süreci, karşılaşmayla başlar. Ardından bu karşılaşmanın tetiklediği zihinsel reaksiyonu ve ilk yaklaşımı, yani karşılaşma üzerine yapılan ilk tespiti, haritalama olarak adlandırılan adımı, bunun insan algısını şekillendirişini kavramaya ihtiyaç vardır. Karşılaşmadan alınan veriler ile bir sahne kurulacaktır. Fragman, bir bütünün varlığına işaret eden bir parça yapıyı temsil eder. Bu nedenle karşılaşma ve sahneyi kurma adımlarında var olan bütünden eksiltme yöntemi kullanılarak parçalara (fragmanlara) ulaşılması amaçlanmıştır. Bu süreç boyunca, fragmanı ortaya koyan sanat tarihindeki örnekler araştırılacaktır. Ayrıca bu sistemin oluşturulma mekaniği ile fragmanların bir alt fragmanı olabileceği fikri açıklanmaya çalışılacaktır. Bu tez, bir bütünü kavramamıza yarayan fragmanları sahneleştiren sanatsal bir yaklaşımın yanında, yaşamı algılamak üzerine bir mekanizmanın yani karşılaşmanın, işleyiş tespitinin çalışmasıdır.

FragmanResim sanatıSahne+1
Halil Ege Balkıs
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmanın sanatsal temsilleri

Geçmişten bugüne insanlığın ayrılmaz bir parçası olan çalışma faaliyeti, insan bedeni ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Çeşitli ihtiyaçların karşılanması için girişilmek zorunda kalınan bu durum bize çok normal gelmeye başlasa da bedenin ve derinin hissizleşip yabancılaşması bir sorunsala dönüşmektedir. Toplumsal çelişkiler ve bireyin yabancılaşması ile ilgili konularda oldukça duyarlı olan Sanatçı için bu durum üzerinde çalışılacak önemli bir kavramsal içerik haline gelmiştir. Çalışma eylemi ile insan bedeni arasındaki ilişkiyi sanatsal açıdan ele almak için, konu ile bağlantılı olabilecek eserler incelenmiş ve literatür taramalarından destek alınmıştır. Farklı dönemlerde farklı etkilere maruz kalan çalışan bedenin bütün şartlarda nesneleştiriyor olması yapılan araştırmalar ve incelenen eserler tarafından desteklenmiştir. Araştırmalar kapsamında yapılan sanatsal üretimler, çalışan bedenin nesneleşmesi bağlamında beden ve nesne arasındaki ilişkiyi sorgulatacak nitelikte olmuştur. Tez sürecindeki sanatsal üretimlerde çalışan birey nesne olarak imgeleştiriliştir. Sanatçıya göre çalışma eylemi, şartlara bağlı etkisi azalıp artsa da insanı duyulardan uzaklaştırması insani özelliklerini azalttığı anlamına gelmektedir. Bu yüzden daha çok iş malzemeleri üzerinde yapılan üretimler hem çalışanla hem de nesne kavramına bir bağ niteliği oluşturacak şekilde ele alınmıştır. Üretimlerde resim, video ve yerleştirme gibi farklı alanlar üzerinden anlam arayışına girilmiştir.

Fiziksel nesneNesneResim sanatı+4
Dilan Akan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Videoya sızan resim

Video sanatı günümüz sanatının en önemli ifade biçimlerinden biridir. Yaşadığımız yüzyılın sürekli gelişen canlı yapısı ve sosyal, kültürel, ekonomik, teknolojik, bilimsel ilerlemeler sanat arayışlarına çeşitlilik kazandırmıştır. Bu canlı yapı, sanatçıların farklı teknik ve üsluplar kullanarak yeni görsel anlatımlar yaratmasına olanak sağlamıştır. Bu noktada çağdaş sanat nesneleri ve yapıtları, bir düşünce nesnesine dönüşürken, bu dönüşümü takip eden gelişmeler sanatçılara yeni yaklaşım olanakları sunmuştur. Video sanatının kendine özgü ifade biçimi, onu sinemadan ayırırken; bu özelliği, aynı zamanda sanatçının da sınırlarını genişletmektedir. Teknolojinin ve geleneksel sanat unsurlarının bir arada kullanılması, daha yenilikçi yaklaşımlara imkân sağlamaktadır. Burada "yenilik" ile vurgulanmak istenen geçmiş, bugün ve gelecek arasında imge köprüleri kurmaktır. Sanatçıların geleneksel sanat dilini çağdaş teknolojilerle birleştirmeleri, yeni imge yorumları ortaya koymalarını sağlamıştır. Bu tezin ana motifi de gelenek ve yenilik arasında köprüler kurmaya, yeni imge kolajları oluşturmaya odaklıdır. Resim, yağlı boya, kolaj gibi kadim ifade teknikleri ile teknolojinin sanata sunduğu yeni ifade olanaklarını birleştirmek ve bunlar arasında ilişkilenmeler kurmak bu tezin problem edindiği bir diğer noktadır.

Resim sanatıTeknolojiTeknoloji kullanımı+3
Gilas Coşkun
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kadın miti üzerinden ironik eleştiriler

"Kadın Miti Üzerinden İronik Eeleştiriler" isimli bu çalışma, kadın arketiplerin mitler üzerinden okumasını kapsar. Çalışmada, kökleri bu arketiplerin deneyimlerine dayanan rollerin oluşumu, kadın olgusuna dair dönüşümleri irdelenmektedir. Bugün kendi güncel mitolojik dünyamızda, kendimizi konumlandırdığımız nokta ile geçmiş kültürlerdeki inanışların arketipleri arasındaki bağlantı oldukça kuvvetlidir. Ancak değişen yeni dünya düzeninde, arketipler aracılığı ile kişilere atfedilen roller de dönüşüme uğramıştır. Günümüz kadınları bu yeni olgunun, kendisinden önceki deneyimler ile hem benzer hem de daha önce bir örneğinin olmadığı yanlarının olmasından dolayı, kendi yaşam deneyimlerinde rol model olacak bir arketip olmayışının getirdiği zorluk ile mücadele etmek durumunda kalmışlardır. Bu bağlamda arketipler üzerinden oluşturulan toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlamış, sanatlarında zaman zaman alaycı bir üslup ile eleştiri getirerek başkaldırmışlardır. Mitlerin sözle aktarılan doğası, tarih öncesinden bu yana sanatla olan bağını desteklemiştir. Dolayısıyla sanat, mitolojinin anlatım dili olmuştur. Zaten bu çalışmanın kapsamı olan kadın arketipler en iyi mitler üzerinden okunacağından, araştırmamızın dilinin sanat olması, çalışmamızı kökleri prehistorik dönemlere dayanan mitoloji ve sanat bağı ile desteklemektedir. Bu çalışmada amacımız, sanat bağlamında ilişkisini kuracağımız mitolojik arketipler üzerinden günümüz kadın olgusuna dair ironik eleştiriler yapmaktır. Nihayetinde sanat ve mit kadar sanat ve ironi de birbiri ile oldukça ilişki içerisindedir. Bu tez kapsamında, kadın miti ve anlam dönüşümleri üzerinden kurulan arketip sembolleri incelenmiş, geçmişten günümüze bu bağlama uyan sanat örnekleri doğrultusunda kişisel görüş ve yaklaşım oluşturulmuştur. Kişisel çalışmalarda, kadına atfedilen rollerin irdelenen düşünsel arka planları, alegorik anlatımlar, sembolik biçimler ve alaycı bir tavırla eleştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Kadın, mit, sanat, ironi, eleştiri, arketip, toplumsal cinsiyet.

ArketipEleştiriKadınlar+4
Merve Altın Akkaya
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kadına dair resimsel öykülemeler

Toplumsal cinsiyet rolleri, kişi doğduğu andan itibaren başlayarak tıpkı bir kodlama gibi kişiye yüklenmeye başlar. Her yerde bireyden cinsiyeti doğrultusunda uygun davranışlar sergilemesi beklenir. Bu bağlamda cinsiyet rolleri kişinin benliğini ve zihnini etkileyen bir duruma dönüşür. Geçmişten günümüze kadınlık ve erkeklik kavramına, her iki cinse ait imajlara, onlara tanımlanan özelliklere, statülere, cinsler arası iş bölümüne tarih boyunca hep rastlanmıştır. Cinsiyet kimlikleri ile bu kimliklerin oluşumu, cinsler arası ilişkilerin düzenlenme şekilleri, aile türleri, akrabalık ilişkileri, cinslerin birbirine karşı davranış ve tutumları, cinsel ahlak, ikinci plana atılan, ötekileştirilen kadınları çalışmalarında işleyen ve kendini sanatıyla var eden bireyin sosyal psikolojisine birçok yazar ve sanatçı eserinde değinmiştir. Örneğin Leyla Erbil'in romanlarında, Hale Tenger, Nur Koçak, Şükran Moral, Gözde İlkin, Gina Pane, Gülsün Karamustafa, Shirin Neshat, Orlan ve daha birçoğu gibi sanatçı ve yazarların eserlerinde kadının cinsiyetinin, cinselliğinin ve cinsel hiyerarşinin işlendiği görülmüştür. Sanatçının kendini ifade etmesinde önemli bir yere sahip olan öykü anlatıcılığı bilgi aktarımın en eski yollarından biridir ve sanatçının kendini ifade etmesinde önemli bir yere sahiptir. Tarih ve mitoloji öykü anlatıcılarının eseridir ve kuşkusuz sözcüklere dayalıdır. Ancak bu öyküleri görselleştiren heykeltıraşlar, ressamlar ve sahne sanatçıları, ortaya koydukları eserlerle onları sanatsal bir olguya dönüştürerek canlandırırlar. Böylece, bir yandan da insanın yaratılışından günümüze kadar olan biteni belgeleyerek, varoluşa değeri biçilemez katkıda bulunurlar. Yaşamın içinde olan öyküyü; günlük, değersiz sıradan onlarca olay, nesne ve kavramın içinden alıp çıkarmak ve başka bir şeye dönüştürmek sanatçının işidir. "Kadına Dair Resimsel Öykülemeler" adlı bu tez çalışmasında kadına dayatılan rollerden, kadının sanatta ve sanatında nasıl ifade ettiğine; kimlik, sosyal rol, toplumsal etkileşim, toplumsal cinsiyet, toplumsallaşması kapsamında yer verilmiştir. Ayrıca bu konuda eserler üreten sanatçılara yer verilerek kadının ve kadın sanatçıların toplumda konumlandırılışı eleştirel bir şekilde ele alınmıştır. Beraberinde gerçekleştirilen kişisel ve özgün çalışmalarda teknik, içerik, konu olarak kadının sanatta var olma çabası ve sosyo-psikolojik durumu öyküleme yapılarak ortaya konulmuş ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kadın, sanat, sanatta kadın, toplumsal cinsiyet, öyküleme

KadınlarResim sanatıToplumsal cinsiyet
Çiğdem Tölük Aferin
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gizemli, büyülü, tuhaf imgeler

"Gizem", "büyü", "tuhaf" kavramları, eserlere duyduğumuz yakın ilginin kaynakları hakkında ipuçları barındırmakta ve yeni eserlerin ortaya çıkışında bu kaynaklardan yararlanılması, ilham verici olanaklar sağlayabilir görünmektedir. Bu tez çalışması, eserlere duyduğumuz ilginin köklerini, kavramlar çerçevesinden keşfederek insan doğası ile bağ kurmayı amaçlamaktadır. İnsanın dünyayı ve çevresini anlamlandırma mücadelesi içerisinde derinleştirdiği bu kavramların, sanat tarihi boyunca üretilen eserleri beslediği görülmektedir. Bilinmeyene karşı ilgimiz, merak ve keşfetme güdülerimizi harekete geçirmekte, sanat eseri de bu yolla var olabilmektedir. İnsan, büyü ile dünyayı şekillendirme arzusunu ancak yanılsama ve hayal gücünün sınırsızlığının da getirisiyle, başka bir gerçeklik formu olarak sanat eserlerinde mümkün kılabilmiştir. Sanat eserinin sunduğu bu yeni gerçeklik, doğa yasalarına aykırılıklar gösterebilmektedir. Tuhaf bulduğumuz bu görüntüler belleğimizde dikkat çekici etkiler bırakabilmektedir. Eserlerde yer alan bilinmezlik duygusu ve gizem, büyüsel etkiler ve tuhaflıklar eser ile izleyicisi arasında çekim gücü oluşturmakta, çalışma kapsamında vazgeçilmez unsurlar olarak değerlendirilmektedir.

BüyüGüzel sanatlarMistik motifler+3
Caner Numan Seven
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Hafıza ve hakikat bağlamında çağdaş sanatta arşiv

Arşiv kavramını sanat pratikleri arasında bir janr olarak ele almak mümkün müdür? Bu tezde arşiv kavramı, saklama, biriktirme, koruma ve sergileme yönleriyle düşünüldüğünde, tarihsel süreç içerisinde ilk olarak nadire kabineleri ile ilişkilendirilmiştir. Akabinde benzer dürtülerle modern sanat müzeleri ve büyük çaplı bienaller gibi etkinliklerle arşiv ilişkisi incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde tarihsel ve kronolojik; ikinci bölümünde ise sanat eserleri ve tez sürecinde yapılan çalışmalar üzerinden konunun kavramsal yönden araştırması yöntemi benimsenmiştir. Arşiv doğası gereği geçmiş ile ilişkili olduğu için kaçınılmaz olarak hafıza kavramı ile ilişkilendirilmektedir. Tez kapsamında yapılan çalışmalarla olan bağlantısı ve sınırlılıkları açısından arşiv meselesinin toplumsal hafıza ve hakikat kavramları bağlamında açıklanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda arşivin, arşiv olmayan-olamayan (an-arşiv) gibi bir tersten okuma yoluyla anlaşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Yapılan sanat çalışmalarında görünür olan-olmayan ikiliği içerisinde konumlanan tarihsel verinin doğrudan kullanımıyla arşiv kavramına sanat alanından bir bakış açısı getirilmiştir.

ArşivlerBellekHakikat+5
Muhammet Fatih Gök
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Grotesk beden

Kendisine sunulan kimlik ve beden içerisinde sıkışıp kalan insan için, sınırların kaldırılması ile dönüşüm hikâyesi başlamaktadır. Deformasyon sonucunda çoğalarak, figürün birden çok role girmesini sağlayan değişim, tedirginlik hissi uyandıran bir dönüşümün habercisidir. Yeni bir kimlik yaratırken kullanmış olduğum beden üzerindeki sorgulamalar çoğu zaman hayvan uzuvlarıyla birleşerek grotesk bir bedeni oluşturur. Bu tez çalışmasında groteskin kökenine inerek, Grotesk nedir? Hangi amaçla, nerede kullanılmıştır? Korku ile bağlantısı nedir? Çağdaş sanata etkileri neler olmuştur? Gibi sorular sorduktan sonra bu konu üzerine çalışmış sanatçıların eserleri ve üslupları bu bağlamda incelenecektir.

BedenGroteskResim sanatı+1
Betül Dura Yaşkın
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İştah imgeleri

Fizyolojik bir ihtiyacı giderme dürtüsünden doğan yemek kavramı, haz güdüsünü tatmin etme arzusu ve iştah olgusuyla doğrudan bir ilişki içerisindedir. İştah, yiyeceğe ya da yemeklere duyulan yoğun istek olarak tanımlanır ve yemekten alınan zevkle birebir bağlantılıdır. Sözü edilen bu arzu, coğrafi ve kültürel bağlamda çeşitlilik göstermektedir. İnsanlığın varoluşundan bu yana toplumun kültür ögesi haline gelen yemeğin ve buna bağlı olarak iştahın oluşumunda, toplumsal yapı ve farklılıklar etkin bir rol oynar. Bu oluşum ise sosyal gelişim süreçlerinin dinamikleri ile şekillenmiştir. Yemek ve iştah olgusunun, yaşanan sosyal ve siyasi gelişmeler eksenindeki bu şekillenişi, şüphesiz sanatta da yansımalarını bulmuştur. Tarihte önemli değişimlerin yaşandığı Orta Çağ'dan Yakın Çağ'a kadar olan süreçte iştahın uygarlaşması, yemeğin statü göstergesi olarak kullanılması, yiyeceklerin kitlesel olarak üretilmesi ve tüketilmesi gibi birçok önemli gelişme öne çıkar. Bütün bu değişim-dönüşümün yansımasını, gıda evriminin dönemleri içerisinde, yemek ve iştah temasının öne çıktığı sanat eserlerinde de görebilmek mümkündür. Özellikle iştah imgelerinin yer aldığı natürmortlar, dönemlerin yeme-içme alışkanlıklarına ve iştah duygusuna bir ayna tutarken; izleyicinin bakma hazzını tetikleyerek tüm duyularını harekete geçiren bir deneyim yaşatır.

NatürmortResim sanatıSanat eserleri+3
Karya Gezgin
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlar bağlamında çirkinlik

Bu tez çalışmasında ''çirkinlik'' kavramı sadece akla ilk gelen biçimsel anlamıyla değil, kuramsal anlamıyla da ele alınmıştır. Dönemlerin estetik algısını etkileyen faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin sanatçıyı ve eserlerini nasıl etkilediği, ''Plastik Sanatlar'' bağlamında ''çirkinlik'' kavramının sanat tarihi boyunca kendine nasıl bir yer edindiği gibi sorular temel alınarak, görsel çözümlemeler ve düşünce yapılarından verilen örneklerle incelenmiş ve konu bağlamında yapılan çalışmalarla desteklenmeye çalışılmıştır. Kültür, sanat ve felsefe tarih boyunca birbirine paralel konular üzerinde durmuşlardır. Üçü de birbirinden olumlu ya da olumsuz yönde etkilenmişlerdir. Bu nedenle, tez araştırması boyunca bu üç kategori eş zamanlı ele alınmış ve incelenmiştir. Her dönemde "güzellik" ve "çirkinlik" üzerine farklı görüşler olmuş, farklı tanımlar yapılmıştır. Bu tanımlar özetlenirse; güzellik kavramı her zaman pozitif bir anlam taşır ve ilgiyi üzerinde tutar. Diğer yandan çirkinlik kavramı, olumsuz her tanımı içinde barındırır ve negatif bir etki bırakır. Estetik algı ne kadar göreceli de olsa beğenilmeyen şey, her zaman ''çirkin''dir. Bu kavram, günlük hayatta beğenilmeyen bir nesneyi, bir insanı, hatta fikirleri tanımlamak için kullanılabilir. Bazen soyut durumları tanımlamak için dahi kullandığımız bu kavramın, somut ya da biçimsel olarak sanatın içinde kendini kabul ettirebilmesi çok istisnai durumlarda görülmüştür. Bunun sebebi ise genel bir görüş olarak "sanatın güzel olması gerektiği"dir. Sanat huzur vermelidir. Renkler uyumlu, perspektif doğru olmalıdır. Tez çalışması boyunca bu anlayışla örtüşen ve farklılık gösteren sanat akımları, sanatçılar ve eserleri incelenmiştir. ''Plastik Sanatlar"ın '' çirkinlik'' kavramını, içinde nasıl ve ne kadar barındırdığı ve günümüzde neyi ifade ettiği sorgulanmış ve yorumlanmıştır.

EstetikPlastik sanatlarRenkler+3
Güneş Zeynep Ersal
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00