Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Public Administration

Tokat Gaziosmanpaşa University

1,646

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının hizmetkâr liderlik ve liderliğin etkililiği bakımından incelenmesi(2019-2024 dönemi)

Yönetici ile liderlik birbirinin yerine sehven kullanılan; ancak, birbirinden farklı olan kavramlardır. Türkiye'de yurttaşlar nezdinde en bilinen yerel yönetim birimi olan belediyelerde başkanlık, yani yöneticilik makamı ile liderlik mündemiçtir. Seçmenler, baskın bir şekilde, kendilerine en iyi hizmet ettiğini düşündükleri kişileri belediye başkanı olarak görme eğilimindedirler. İyi bir yöneticide bulunması gereken bazı özelliklerle birlikte davranışlara göre farklı liderlik türleri de bulunmaktadır. Bunlardan biri de hizmetkâr liderliktir. Vizyonerlik, fedakâr olma, güven tesis edebilme gibi pek çok özelliği olan hizmetkâr liderlik niteliği belediye başkanlarında bulunmalıdır. Yurttaşların hizmet beklediği klasik bir yönetici olan belediye başkanının da hizmetkâr olması beklentisi doğaldır. Bu çalışmada Türkiye'nin nüfus ve bütçe bakımından en büyük iki belediyesi olan İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin mevcut başkanlarının seçmen nezdindeki hizmetkâr ve etkili liderlik yansımaları incelenmiştir. Araştırmanın sorusu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarının seçmen üzerinde bir hizmetkâr liderlik vasfı algısı olup olmadığıdır. Çalışmanın amacı, seçmenin belediye başkanı hakkındaki hizmetkâr liderlik algısını ve bunun belirleyicilerini İstanbul ve Ankara örneğinde tespit edebilmektir. Bu doğrultuda toplamda 847 seçmene ulaşılmış, verilen yanıtlar betimleyici istatistikle incelenip, parametrik olmayan testlerle analiz edilmiştir. Hem İstanbul hem de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarının seçmenler tarafından hem hizmetkâr hem de etkili birer lider oldukları sonucuna varılmıştır.

Ecenur Ceylan
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıklarının hukuki sonuçları

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazaları ile meslek hastalıkları çalışma hayatının en önemli problemlerinden birini oluşturmanın yanında aynı zamanda üzerine en çok çalışma yapılan konuların da başında gelmektedir. Ülkemizin özellikle iş kazası oranlarında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olması Türkiye'de iş kazalarının her zaman gündemde kalmasını da sağlamaktadır. Bunun sonucu olarak da iş kazalarının önlenmesi ile olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla sık sık düzenleme yapılmaktadır. Ülkemiz mevzuatında iş kazası ve meslek hastalığı önlemleriyle ilgili temel metin "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" iken, iş kazaları ile meslek hastalıklarının sonucunda yapılacak yardımların ana mevzuatı ise "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu" olarak belirlenmiştir. Bunların yanında; yönetmelik gibi diğer mevzuatlarla da iş kazaları ile meslek hastalıklarına ilişkin alınacak önlemler ve bunların sonuçları ile ilgili düzenlemelere gidilmiştir. Tez çalışmamızda da mevzuatın, öğretinin, uygulamaların ve diğer kaynakların ışığında; iş kazaları ile meslek hastalıklarından kaynaklanan sorumluluklar incelenmiştir. Buna yönelik olarak; birinci bölümde iş kazası ile meslek hastalığı kavramlarının tanımı yapılmış, hangi durumların iş kazası ve meslek hastalığı sayılacağı açıklanmış, iş kazaları ve meslek hastalıklarının bildirimi ile soruşturmasının nasıl yapılacağı açıklanmıştır. İkinci bölümde; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sigortalı ile hak sahiplerine yapılacak yardımlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde; iş kazaları ile meslek hastalıklarından dolayı sigortalının, işverenin ve devletin sorumlulukları anlatılmış, konuya ilişkin yargı kararlarına yer verilmiştir.

Mertcan Yalçın
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Düzensiz göç yönetimi ve Türkiye için bir model önerisi

İnsanlığın ihtiyaçları her dönemde var olmakta, toplum hayatında zaman içinde değişim ve gelişmeler olmakla birlikte söz konusu ihtiyaçları da artmaktadır. Bu ihtiyaçlarını gidermek ve daha iyi koşullarda yaşamlarını sürdürebilmek amacıyla insanlık var olduğundan beri ve doğası gereği bulunduğu yerden başka yönlere doğru yer değiştirme temayülünde olmuştur. Bu değişimin nedenleri çok çeşitli olmuş ve olmaktadır. Bu nedenler genellikle de keyfilikten uzak bir şekilde, ihtiyaçların getirdiği zorunluluklardan doğan etkilerden tetiklenerek ortaya çıkmaktadır. Bu etkilerin başat olanları arasında ekonomik, sosyal, siyasi ve toplumsal nedenler olabilmektedir. Söz konusu yer değiştirmeler aile içindeki bireyden başlayarak aile, grup ve kitlelere kadar ulaşmaktadır. Çoğu zaman da büyük sayılar halinde olan kitlesel yer değişiklikleri zorunlu, plansız ve hatta ani olarak ortaya çıkmaktadır. İnsanlar tarafından gerçekleştirilen bu yer değişikliklerinin her türlüsü genel anlamda göç tanımının içinde yer almaktadır. Bu çalışmamızda; kayıtlı, kontrollü, ülkeler arasındaki ve içindeki normlara uygun yapılan göçler muaf tutulacaktır. Ancak gönderen- transit- kabul eden ülkelerin düzenleyici normlarının dışında oluşan, kayıtsız, belgesiz, kontrolsüz bazen de zorunlu ve yasadışı olarak gerçekleşen ve düzensiz göç olarak adlandırılan bu olguya ve yönetilme çabasına katkı sağlayacak, anlaşılmasını kolaylaştıracağı oranda göç olgusuna ve yönetimine gerektiği kadar yer verilmek durumunda kalınmıştır. Çalışmadan günümüz dünyasını en az uluslararası terör kadar olumsuz etkileyen ve dünya gündeminde artarak yer işgal etmekte olan düzensiz göç ve yönetimi alanında literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu nedenle göç tanımı ve kuramları ile düzensiz göç arasındaki ilişki irdelenmiş, ABD ile Avrupa'dan düzensiz göçle en çok yüzleşen ülkelerin düzensiz göç yönetimleri mercek altına alınmış ve ülkemizdeki mevcut düzensiz göç yönetiminin ne şekilde yürütüldüğü analiz edilmeye çalışılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ülkemiz düzensiz göç yönetimine ilişkin yorum ve öneriler sunulmuştur. Elde edilen bulgulara göre düzensiz göç yönetimini kapsayan bir yapılanmanın Türkiye'ye özgü olarak teşkil edilmesi sonucuna varılmıştır. Çalışmada, Türkiye için "göç sorunu" dendiğinde aslında büyük oranda "düzensiz göç sorunu" kastedildiği ifade edilmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanlığı Göç Politikalar Kurulu oluşturulması, göçle ilgili çalışma yapan bakanlıkların bünyesinde bu kurula bağlı olarak çalışacak yapıların teşkil edilmesi ve bütün bu teşkilatı her seviyede kontrol edebilecek ve geri bildirim yapacak bir denetleme/kontrol heyetinin oluşturulması düşünceleri tartışılarak ortaya konmuştur. Bununla birlikte bu modeli destekleyen ve düzensiz göç yönetimine destek verecek şekilde olduğu değerlendirilen bazı düşünceler ve öneriler de sunulmuştur. Düzensiz göç yönetimi ile ilgili kanun ve mevzuatın güncellenmesi somut örnekle izah edilmiş, bütüncül bir sınır yönetim yapısının gerekliliği ortaya konmuştur. Bütün bu çabaların yanında düzensiz göçün asıl ve en büyük nedeninin emperyalist batı devletlerinin Afrika ve Asya Kıtasındaki gelişmemiş/geliştirilmemiş devletlerin kaynaklarını sömürmeleri olduğu gerçeği Türkiye tarafından açık bir şekilde izah edilerek dünya kamuoyuna duyurulmasının önem arz etmekte olduğu düşüncesi hasıl olmuştur. Anahtar Kelimeler: Göç, Düzensiz Göç, Düzensiz Göç Yönetimi, Sınır Yönetimi

Salim Afgün
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel güç ilişkileri bağlamında Doğu Türkistan problemi

Bu tez, küresel güç ilişkilerinin Doğu Türkistan sorununu nasıl araçsallaştırdığına dair bir inceleme sunmaktadır. Çin, Rusya, ABD ve Hindistan gibi büyük güçlerin, bölgedeki insan hakları ihlallerine yönelik tutumları, yalnızca kendi stratejik çıkarları doğrultusunda şekillenmekte olup, uluslararası siyasetin bu soruna olan etkisini derinleştirmektedir. Çalışmada, bu devletlerin bölgesel hakimiyet mücadelelerinin, Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerini nasıl gölgede bıraktığını ve bu durumun küresel siyaset üzerindeki yansımaları ele alınmıştır. Bu çalışma, uluslararası politik dinamiklerin bir bölge sorununu nasıl daha karmaşık hale getirdiğini anlamaya yönelik bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti ekseninde günümüzde Doğu Türkistan bölge sorununun küresel devletlerce araçsallaştırılıp araçsallaştırılmadığı incelenerek Rusya, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri açısından ele alınmıştır. Bu devletlerin soruna yönelik hassasiyetlerinin olup olmadığı araştırılarak bu çalışmada sunulmuş, sorunun nasıl ele alındığı ve uygulanan yaptırımlar açıklanmaya çalışılmıştır.

Özlem Akkaya
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Neo-liberal dönemde demokrasinin tarihsel materyalist kritiği

Demokrasi, etimolojik olarak halkın yönetimi olarak tanımlanmaktadır. Ancak halk tanımı tarihsel süreç içerisinde birden fazla anlama sahip olmuştur. Demokrasinin toplumsallaşma tarihi, bir bakıma halk tanımının genişleme tarihidir. Demokrasinin ilk görüldüğü Atina toplumunda, halk çok küçük bir zümreye karşılık geliyordu. Verili tarihsel uğraklardaki dezavantajlı katmanların politik katılım bayrağını, başka bir ifade ile seçme ve seçilme hakkını, yatay düzlemde dağıtma amacıyla verdiği toplumsal mücadeleler sonucunda, bu tanım, öncelikle varsıl kentli erkeklere daha sonra yoksul erkeklere ve son olarak da kadınlara doğru yayıldı. Bu yayılma sonucunda genel oy ilkesine dayalı, anayasal güvence altındaki, çoğulcu liberal temsili demokrasiler doğdu. 1980 sonrasında dünyanın birçok ülkesinde, liberal temsili demokrasiler en ussal yönetim sistemi olarak kabul edilmişti. Bunun yanında korumacı refah devleti modeli, yeni bir sermaye birikim biçimine yerini bırakıyordu. Aynı dönem modernizmin düşünce tarzının sorgulandığı ve dönüşüm geçirdiği yıllardı. Bu bağlamda devlet-toplum-birey ilişkileri, kitle hareketleri, politik ve sosyal istençler de değişiyordu. Tüm dünyada, ekonomik temelli politik hareketler, kimlikleri merkeze alan düşünme biçimleri ile ikame ediliyordu. Yöneten-yönetilen ilişkileri bu bağlamda yeniden ele alındı. Bu çalışma, kitleleri harekete geçiren ve politik istençlerin yelkenini dolduran rüzgârın kaynağını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna ek olarak, 1980'den sonra rüzgârın içeriğini oluşturan nüvelerin yöneten-yönetilen ilişkilerini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Son olarak 1980'den sonra bu ikili arasındaki ilişkiye ışık tutmayı hedeflemektedir.

Cavit Emir Güngören
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi idarenin taşra teşkilatında il planlama ve koordinasyon müdürlükleri ve işlevi

Bu çalışmanın konusunu 'Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatında İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlükleri ve İşlevi' oluşturmaktadır. Planlama ve koordinasyon kavramları günümüz yönetim anlayışında gitgide önemini artıran kavramlardır. Bir ülkenin tüm kaynaklarının eş güdüm içinde etkin, etkili ve verimli kullanılması o ülkenin ekonomik gelişimi ve refah artışının sağlanmasında vazgeçilmez bir unsurdur. Kamu sektörünün de bu gelişim ve refah artışının sağlanmasında gerek kamu kurum ve kuruluşlarının birbiri arasında planlama ve koordinasyon faaliyetlerini sağlaması, gerekse kamu-özel sektör arasında iş birliği ve yol göstericilik yapması büyük önem arz etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre iller ve diğer kademeli bölümlere ayrılan idari teşkilatlanmamızda da temelde bu görev, İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlükleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğine göre il bazında, valilikler bünyesinde oluşturulan il planlama ve koordinasyon müdürlüklerine verilmiştir. Bu kapsamda bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin idari yapısı hakkında genel bir bilgilendirme yapılmış, ardından planlama ve koordinasyon kavramları açıklanmış sonrasında ise il planlama ve koordinasyon müdürlüklerinin mevcut konumu incelenerek mevzuat olarak dayanakları analiz edilmiştir. Son olarak ise mevcut uygulamalar ve işleyiş incelenerek somut durum hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Giray Varlı
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

E-oylama ve Türkiye'de uygulanabilirliği

Geleneksel oylama sisteminde de e-oylama sisteminde de seçim sürecinin şeffaf ve güvenilir yürütülmesi kadar seçmenlerin bu süreci güvenilir olarak algılaması da önemlidir. Türkiye'de seçmenlerin e-oylama sistemine güvenip güvenmedikleri hakkında çok az şey bilinmekte ve alanyazın incelendiğinde ulusal düzeyde geçerlilik ve güvenilirliği sağlanmış bir ölçek de bulunmamaktadır. Bu bağlamda, mevcut araştırmada amaç, Türkiye'deki seçmenler için e-oylamaya yönelik algılanan güveni ölçmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmek, seçmenlerin seçim çevresi, öğrenim durumu, cinsiyet, iş durumu, gelir durumu ve yaş grubu değişkenlerine göre algıladıkları güveni değerlendirmek ve bu doğrultuda e-oylamanın Türkiye'de uygulanabilirliğine ilişkin öngörü sunmaktadır. Özetle bu araştırmada, Türkiye'de olası bir e-oylama uygulamasına yönelik seçmen güvenine odaklanılmıştır. Mevcut araştırmada, e-oylamaya yönelik algılanan güven ölçeğini geliştirmek için likert tipi ölçek geliştirme aşamalarının tamamı gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada alanyazından hareketle 46 maddelik bir madde havuzu oluşturulmuştur. Likert tipi ölçek maddeleri ve demografik verilerden oluşan iki bölümü bir veri toplama aracı hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri pilot uygulama, asıl uygulama ve test-tekrar test analizi uygulaması olmak üzere üç aşamada toplanmıştır. Araştırmada 118 katılımcıdan oluşan pilot uygulama grubu, 400 katılımcıdan oluşan asıl uygulama grubu, 18 katılımcıdan oluşan test tekrar test analizi grubu olmak üzere üç ayrı çalışma grubu ile çalışılmıştır. Asıl uygulama grubu belirlenirken evrendeki alt grupların örneklemde temsil edilmemelerini garanti altına alan tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Böylece Türkiye'deki seçmen kitlesinin genel görünümü araştırmaya yansıtılmıştır. Türkiye'deki bütün seçim çevreleri (81 il), seçmenlerin cinsiyeti ve seçmenlerin yaş dağılımı evrenin alt tabakaları olarak belirlenmiş ve örneklemde temsil edilmiştir. Bunun yanı sıra öğrenim durumu, iş durumu ve gelir durumu değişkenleri katılımcılardan veri olarak alınmıştır. Pilot uygulama sonrası uzman görüşleri doğrultusunda veri toplama formunda revizyonlar yapılmıştır. Asıl uygulamadan gelen veriler ile ölçeğin güvenirliği için Cronbach Alfa değeri ve yapı geçerliği için madde analizi (madde silindiğinde ortalama ve standart sapma, Cronbach alfa), madde ayırt edicilik indeksi (alt-üst %27 fark testi) ve açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Analizler sonrasında 6 madde ölçekten çıkarılarak 40 maddelik asıl ölçek oluşturulmuştur. Ayırt edici geçerlik için demografik özelliklere göre ölçek boyut ve alt boyutlarının değişimi, parametrik (Bağımsız örneklem t testi) ve parametrik olmayan (Kruskal Wallis H testi) testler ile test edilmiştir. Yapı geçerliğinin onaylanmasından sonra elde edilen modeli doğrulamak için en çok olabilirlik kestirim yöntemli doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için standartlaştırılmış ve standartlaştırılmamış regresyon kat sayıları, kritik değer ve p değeri elde edilmiştir. Test-tekrar test için sınıf içi korelasyon değeri (ICC) elde edilmiştir. Sonuç olarak; teknolojik boyutta 15 madde, toplumsal boyutta 13 madde, politik boyutta 5 madde, ekonomik boyutta 6 madde ve hukuki boyutta 1 madde olmak üzere beş boyutlu ve 40 maddeli algılanan güven ölçeği ,958 Cronbach alfa ve ,970 ICC değeri ile güvenilir ve geçerli ölçme aracı olarak geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğe "E-Oylamaya Yönelik Algılanan Güven Ölçeği" ismi verilmiştir. Mevcut araştırma, seçim çevresi, öğrenim durumu, iş durumu, gelir durumu ve yaş grubu değişkenlerinin Türk seçmenlerin e-oylamaya yönelik algıladıkları güvende bir fark oluşturmadığını göstermiştir. Buna karşın cinsiyet değişkeni, algılanan güven ölçeği ölçümlerinde fark göstermiş, kadınlar her boyutta erkeklerden daha düşük puanlar almıştır. Geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış E-oylamaya Yönelik Algılan Güven Ölçeğine verilen yanıtlar doğrultusunda Türk seçmeni, e-oylamanın ekonomik boyutuna (x̄=3,93), politik boyutuna (x̄=3,47), toplumsal boyutuna (x̄=3,21) ve hukuki boyutuna (x̄=3,17) yüksek düzeyde güven algılamış; teknolojik boyutuna (x̄=2,97) ise orta düzeyde güven algılamıştır. Araştırma sonuçları alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Elektronik oy
Ali Erhan Konuk
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde postmodernizm düşüncesi (Türkiye'de iki binli yıllar sonrası kalkınma planlarına yansıması)

Modern felsefeyle on yedinci yüzyıldan itibaren şekillenen dünyanın kurumları ve pratikleri modernist çizgide tasarlamıştır. Aydınlanma ve ilerleme anlayışı katı, sabit ve merkez odaklı gelişim göstermiş; doğa bilimlerine, endüstriye, kültür-sanata, mimariye veya yönetim bilimlerine değin evrensel kural ve istikamet belirlemiştir. Zamanla bu anlayış 'herkes için, herkese göre' üstenciliğini takınarak totaliterleşmiştir. Buna binaen düşünsel ve pratik dünyada yaşanan değişimlerde eklenince modernizm yetersizlik göstermiştir. Modernist yasaların işlemezliği bağlamında ortaya çıkan postmodern sorunsallaştırma, karşı çıkma, geleneksel huzursuzlukları ele alma ve yeni söylemler üretme noktasında yeni perspektifi oluşturmuştur. Teknolojinin gelişimi, küreselleşme, doğa bilimlerindeki paradigma değişimi, savaşlar ve ekonomik krizler nedeniyle istikrarsızlık, belirsizlik ve düzensizlik durumlarının şekillendirdiği postmodern durum, toplumları, devletleri ve dolayısıyla kamu yöneticilerini derinden etkilemiştir. Bu bağlamda kamu yönetiminin kural koyuculuğunun toplumsal ihtiyaçlarla şekillendiğinin bilincinde olarak etkilendiği olay, kişi, kurum ve yapılar gözlemlenmiştir. Varlığına farkındalığı modern dönemde kazanan kamu yönetiminin tarihsel gelişim çizgisinde evrenselci prensiplerden vazgeçerek küçük anlatılara dönüşünü postmodern dönemle ilişkilendirmektedir. Bu bakımdan tez, disiplinde henüz postmodernizm ele alınmadan önce de kamu yöneticilerinin genelleştirilemeyen ilkeler ve açıklanamayan vakalar hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Akım, kuram ve paradigma değişimi iddialarında hareketlerin ortaya çıkışını inceleme amacı da klasik yasaların iş görmezliğini belirtmeye çalışmaktadır. Kimi kamu yöneticilerinin paradigma değişimi bağlamında postmodernizmi disiplin içerisinde değerlendirdikleri çalışmalarına yer verilmiştir. Devletin kendiliğinden merkeziyetçi ve hiyerarşik doğasının rutinleşmiş kaos, belirsizlik ve dağınıklık durumunun farkındalığı ve anlayış şeklini gözlemlemek ve karşılaştırmak amacıyla bir örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Onuncu, On Birinci ve On İkinci Kalkınma Planı'nın postmodernleşmeye yönelik içerik analizi yapılmıştır.

Kader Akyol Yiğit
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde makul sürede yargılanma hakkı

Çalışmamızda makul sürede yargılanma hakkı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde ele alınmıştır. Konuyu açıklarken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızda yer alan düzenlemeler ile uluslararası metinlerin düzenlemelerine de yer verilmiştir. Makul sürede yargılanma hakkını incelemeye başlamadan evvel, hakka bu güvenceleri veren ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6'da düzenlenen adil yargılanma hakkı incelenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına başvurularak bu mahkemelerde verilen kararlar neticesinde oluşan kriterler ele alınmıştır. Çalışmamızda adil yargılanma hakkı kavramının önemi ve hukuki niteliği, tarihsel gelişimi ile hakkın Osmanlı Devletinde ve Cumhuriyet dönemindeki gelişimi, adil yargılanma hakkının kapsamı ve norm alanındaki medeni haklar ve yükümlülükler ile bir suç isnadına yönelik uyuşmazlıklara uygulanabilir oluşu, adil yargılanma hakkının unsurları, makul sürede yargılanma hakkının amacı ve hukuki niteliği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk hukuku bakımından makul sürede yargılanma hakkına yönelik düzenlemeler, makul sürenin belirlenmesindeki kriterler ile bu hakka yönelik başvurular açısından iç hukuk yollarının tüketilmesinin gerekmemesi ve makul sürenin ihlal nedenleri ile 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu ve yargıda hedef süre konuları incelenmiştir.

Ezgi Yıldırım Türken
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde tüketici hakem heyetleri belli başlı sorunlar ve çözüm önerileri

Tüketicilerin taraf olduğu işlemlerin hızlı bir şekilde artışı yaşanan sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu nedenle 4077 sayılı TKHK ile belli bir parasal sınıra kadar tüketici ile tacirler arasındaki uyuşmazlıklarının çözümü için 1995 yılında o zamanki adı ile Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kurulmuştur. AB uyum sürecinde biraz da aceleye getirilmiş heyetleri düzenleyin ilk kanun heyetlere yapılan yoğun başvuru sonucunda yetersiz kalmıştır. Bunun sonucunda heyetlerle ilgili yeni düzenlemeler getiren 6502 sayılı TKHK 2014 yılında yürürlüğe girmiş ve heyetlerin adı Tüketici Hakem Heyetleri olmuştur. Hakem heyetlerine belli bir parasal sınıra kadar başvurunun zorunlu olması, kararlarının İcra ve İflas Kanununun ilamlarının yerine getirilmesi hakkındaki hükümlere göre yerine getirilmesi kısaca mahkeme kararları gibi tarafları bağlaması, yapılan bir başvurunun altı ay içinde sonuca bağlanması, masrafsız ve müracaatın kolay olması gibi sebeplerle hakem heyetleri yaklaşık yıllık ortalama bir milyon başvuru yapılan önemli bir kurum haline gelmiştir. Tüketici hakem heyetleri her ne kadar kendine has özellikleri olsa da sonuçta bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tüketici hakem heyetlerinin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak bazı ülkelerdeki benzer kuruluşlarla mukayeseli bir karşılaştırması yapıldığında güçlü yönleri ve eksiklikleri bulunmaktadır. Tüketici hakem heyetleri Ticaret Bakanlığına bağlı idari teşkilatın bir parçası olarak görev yapmalarına rağmen, işlevsel olarak yargısal faaliyete bulunmaktadırlar. Genel olarak yargısal faaliyet yapan arabuluculuk, uzlaştırma kurumu gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri yargı teşkilatı içinde yer almaktadırlar. Hakem heyetleri idari teşkilat içinde yapılanmasına rağmen idari hiyerarşiye veya vesayet denetimine tabi olmamaları nedeniyle idare teşkilatı içinde yargısal faaliyet sürdürmenin olumsuzluğunu yaşamamaktadırlar. Tüketici hakem heyetlerini düzenleyen 6502 sayılı kanun ve tüketici hakem heyetleri yönetmeliği heyetlerin görev alanlarını belirlerken parasal sınır ile tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlık olarak soyut bir şekilde belirlemiştir. Bu yönde hakem heyetinin görevli olup olmadığı net olmayan uygulamada sorunlara yol açan taleplerin çözümü yargısal içtihatlara bırakılmıştır. Tüketici hakem heyetlerinin yapısı ve işleyişi bu çalışmanın önemli bir alanını oluşturmaktadır. Üyelerin uzmanlık eksikliği, üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunmaması, sürecin tamamen dosya üzerinden ilerlemesi, heyet kararlarına itiraz için bir üst merciin bulunmaması heyetlerin etkinliğini etkileyen faktörler olarak öne çıkmaktadır. Tüketici hakem heyetlerinin tahkikat aşamasında tarafları ve tanıkları dinleme, yemin delili, keşifte bulunma, senet ve belge incelemesi yapma yetkisinin bulunup bulunmadığı mevzuat açısından araştırılmış, bu husustaki görüşler ortaya konulmuş yasa ve yönetmeliklerle bu yetkilerin heyetlere verilmediği tespit edilmiştir. Tezde bu yapısal ve işlevsel sorunların nedenleri incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Özet olarak bu çalışma, kamu yönetiminde tüketici hakem heyetlerinin mevcut durumunu, karşılaşılan sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik önerileri bazı ülkelerdeki benzeri kuruluşlarla karşılaştırmalı olarak kapsamlı bir şekilde ele alarak heyetlerin iyileştrilmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Tüketici hakem heyetlerinin hukuki ve idari yapısına yönelik analizler, uygulamadaki aksaklıkları gidermeye yönelik önerilerle desteklenmiştir. Tezin sonuç kısmında, tüketici hakem heyetlerinin daha etkin bir şekilde çalışabilmesi için gerekli olan reformlar ortaya konulmuş ve bu reformların uygulanabilirliği tartışılmıştır. Bu bağlamda, çalışma hem akademik alanda hem de uygulama alanında yol gösterici olmayı hedeflemektedir.

Aytaç Şemsi
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yerel siyasette kadın: Kadın belediye başkanlarının kadın hareketleri içerisindeki yeri

Kadınların siyasal katılımında görülen eksiklik ve siyasetin kadınları ve kadın sorunlarını dışlayan yapısı, dünyada ve Türkiye'de kadınların hak ve eşitlik mücadelesinde öne çıkan gündem maddelerinden biri olagelmiştir. Türkiye'de kadınlar yerel ve genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkına, sırasıyla 1930 ve 1934 yıllarındaki yasal düzenlemelerle sahip olmuşsa da günümüzde politika yapıcıların büyük bir kısmını hâlâ erkekler oluşturmakta ve kadınların güçlenmesinde siyasetin ve kadın siyasetçilerin rolü ve işlevi üzerinde yeterince durulmamaktadır. Tezin konusu, Türkiye'de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden günümüze kadar geçen sürede anayasal şartlara uygun olarak seçilip görev yapmış ve/veya yapmakta olan kadın belediye başkanlarının toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi yönündeki söylem ve uygulamalarıdır. Niteliksel yöntem benimsenerek kadın belediye başkanları evreninden toplamda on iki kadın belediye başkanıyla görüşülmüştür. Görüşmelerin sekizi Covid-19 pandemisi döneminde çeşitli uzaktan ve çevrim içi yöntemlerle, dördü de yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Kadın belediye başkanlarının yarı yapılandırılmış görüşme sorularına verdikleri cevaplar toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik söylem ve uygulamaları çerçevesinde eleştirel söylem analizi ile değerlendirilmiştir. Böylece kadın belediye başkanlarının görevde bulundukları sürelerdeki etkinliğinin gözlemlenebilir birer veri olarak ortaya çıkarılması ve bu konuda gelecekte yapılabilecek çalışmalara bir zemin hazırlanması hedeflenmiştir. Araştırmanın bulguları, kadın belediye başkanlarının aynı zamanda birer siyasetçi olmaları nedeniyle seçim bölgelerindeki tüm seçmene hitap etmeleri gerektiğinden kadın hareketleriyle sınırlı bir ilişki içerisinde bulunduklarını ortaya koymuştur.

Melek Busem Öztekin
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiltere bölge yönetimlerinde değişimler ve Türkiye'ye yansımaları: Bir model önerisi

"İngiltere Bölge Yönetimlerinde Değişimler ve Türkiye'ye Yansımaları: Bir Model Önerisi" başlıklı bu doktora tezi, İngiltere'nin bölgesel yönetim sistemindeki köklü dönüşümleri kapsamlı bir şekilde incelemekte ve bu deneyimler ışığında Türkiye için yenilikçi bir yönetim modeli önermektedir. Çalışma, özellikle 1997 sonrası dönemde gerçekleştirilen yerel yönetim reformları, 2016 Brexit referandumu ve sonrasında yaşanan kurumsal değişimler üzerinde odaklanmaktadır. Çalışma, özellikle Brexit sonrası dönemde yaşanan kurumsal değişimleri mercek altına almakta ve bunların Türkiye'nin bölgesel yönetim reformları için taşıdığı dersleri ortaya koymaktadır. Kuzey Güçlendirme Ajansı, Midlands Büyüme Motoru gibi somut uygulamalar detaylı şekilde incelenmiş, yerel girişim ortaklıkları ve yeni finansman modelleri analiz edilmiştir. Türkiye için geliştirilen model, beş temel eksen üzerine kurulmuştur: bölgesel eşitsizliklerin azaltılması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, katılımcı demokrasi mekanizmaları, sürdürülebilir kalkınma ve esnek yönetişim yapıları. Bu öneriler, İngiltere'nin hem başarılı hem de başarısız deneyimlerinden yola çıkarak hazırlanmıştır. Tez çalışmasının nihayetinde İngiltere'nin bölgesel yönetim deneyimlerinden hareketle Türkiye için uygulanabilir bir model önerisi sunulmuştur. Bu kapsamda, bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi, yerellik ilkesinin güçlendirilmesi, demokratik yenilenme ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Tez, İngiltere'nin bölgesel yönetim alanındaki başarı ve başarısızlıklarının Türkiye için yol gösterici olabileceğini ortaya koyarak, iki ülke arasında karşılaştırmalı bir perspektif sunmaktadır. Özellikle AB uyum sürecindeki Türkiye için, İngiltere'nin hem AB dönemindeki hem de Brexit sonrası tecrübeleri yol gösterici nitelik taşımaktadır.

Emel Poyraz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetiminde eşgüdüm unsurunun dönüşümü ve Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları

Eşgüdüm, bir işi yapmak için iki kişinin bir araya gelmesiyle birlikte doğmaktadır. Kişi tek başına yaptığı çalışmaları doğrudan kendisi planlayabiliyorken; ikinci bir kişinin dahil olmasıyla birlikte, yapılan işin birleştirilmesi, ortak amaca uygun şekilde yürüyebilmesi için en basit şekliyle birbirleriyle konuşmaları gerekmektedir. Yönetimde eşgüdüm, işin bölümlenmesinin az olduğu ya da örgütün mekânsal hacminin küçük olduğu durumlarda karşılıklı iletişim ile çözülebiliyorken; Sanayi Devrimiyle birlikte büyüyen örgütler eşgüdümü etkin bir yönetimin olmaz olmaz şartı haline getirmiştir. Literatürde ilk olarak hiyerarşik eşgüdüm mekanizmaları tanımlanırken, zamanla piyasa tipi ve ağ tipi örgütlenmeler ve eşgüdüm arayışları doğmuştur. Son yıllarda özellikle Yeni Kamu İşletmeciliği ile artan eşgüdüm ihtiyacı çeşitli teoriler ve kurumsal yaklaşımlarla karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma eşgüdüm unsurunun kamu yönetimindeki yerini tarihsel süreci içerisinde araştırmak suretiyle, günümüzde gelinen noktada önemine ve değişen eşgüdümleme mekanizmalarına vurgu yapmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kavramsal olarak eşgüdüm, eşgüdüm mekanizmaları, eşgüdüm türleri, eşgüdümün işlevleri ve eşgüdüm düzeyleri üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, tarihsel süreçte eşgüdüm unsurunun değişimi, yönetim ve kamu yönetimi teorileri üzerinden irdelenmektedir. Özellikle Yeni Kamu İşletmeciliği yaklaşımından yola çıkılarak kamu yönetiminde uzmanlaşma ile birlikte eşgüdümün çok daha önemli bir unsur haline geldiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda uzmanlaşma sürecinin doğurduğu sorunlara çözüm arayışı bağlamında; meta yönetişim ve işbirlikçi yönetişim yaklaşımlarından kuramsal çıkarımlara yer verilmektedir. Son bölümde ise bu kuramsal çerçeve doğrultusunda, son yıllarda tüm dünyada rolleri ve kapsamları genişleyen Hükümet Merkezleri incelenmekte; Türkiye'de 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının, bir hükümet merkezi aktörü olarak rolleri, eşgüdüm anlayışı çerçevesinde, kurumsal ve işlevsel açıdan değerlendirilmektedir.

Mehmet Durgut
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bölge idare mahkemeleri arasındaki karar aykırılıklarının giderilmesine ilişkin başvuru yolunun hukuki belirlilik ilkesinin yaşama geçirilmesindeki rolü

İdari yargılama usulünde üç dereceli yargılama usulüne geçilmesiyle birlikte istinaf kanun yolu hukuk sistemimize dahil edilmiştir. Ancak istinaf kanun yolunun uygulanmaya başlanmasıyla birlikte, bölge idare mahkemeleri kararları arasında içtihat farklılıklarını ortaya çıkmıştır. Aynı konu ile ilgili birbiri ile çelişen kararlar verilmesi hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu husus göz önünde bulundurularak 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun m.3/C/4-(c) hükmünde aykırılığın giderilmesi yolu düzenlenmiştir. Ancak bölge idare mahkemeleri arasında aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolunun etkinliği tartışma konusudur. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi de konu ile ilgili vermiş olduğu kararlarda içtihat aykırılığına müdahale edilmesi için içtihat aykırılıklarının giderilmesine yönelik mekanizmanın var olup olmadığını ve mevcut mekanizmanın etkin olup olmadığını sorguladığı göz önüne alındığında içtihat aykırılıklarının giderilmesinin iç hukukta giderilmesi gereken bir husus olduğu görülmektedir. Bu durumda mevcut başvuru yolunun etkin olmamasının hak ihlallerini ve hukuki belirsizliği beraberinde getirdiği düşünülmektedir. Çalışmada bölge idare mahkemeleri kararları arasındaki içtihat aykırılığının giderilmesine yönelik başvuru yolu hukuki belirlilik ilkesi kapsamında incelenecektir. Bu kapsamda çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde hukuki belirlilik ilkesi ve içtihat aykırılığı kavramlarına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi'nin bakış açısı incelenecektir. İkinci bölümde ise içtihat aykırılığı kavramının tanımı yapılarak, bölge idare mahkemeleri arasında içtihat aykırılığının giderilmesine yönelik başvuru yolu Danıştay ilgili dava daireleri kurulu kapsamında incelenerek, başvuru yolunun eksikliklerine değinilecek ve çözüm önerisi sunulacaktır.

Gül Mine Yılmaz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarının afetlere dirençli kent algısı: Edirne ili örneği

Dünyada ve Türkiye'de artan risk faktörleri kentlerin dirençli olmasını öne çıkarmaktadır. Bu tez çalışmasında Edirne İli bağlamında kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarında çalışanların afetlere dirençli kent algısını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırma amacı doğrultusunda nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile maksimum çeşitlilik örnekleme doğrultusunda seçilen 36 kuruluşta çalışan 42 katılımcıyla görüşme gerçekleştirilmiş; toplanan veriler MAXQDA24 programı ile nitel veri analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada ortaya çıkan temel bulgular arasında; afetlere dirençli kent algısı genel kriterler kapsamında olası afetler, afetlerin etkileri, öncelikli etkilenecek alanlar, yardım sağlayacak kuruluşlar ve afette yapılması gerekenler açısından tespitlerde bulunulmuştur. Bunun yanında araştırmada afetlere dirençli kent algısı; idari çerçevede yapılması gereken çalışmalar, bütçe, çok boyutlu tehlike analizi, altyapıyı koruma, kritik hizmetleri korumak, arazi kullanımında dikkat edilmesi gerekenler, eğitim planları, çevre koruma ile ekosistemlerin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler, acil durum yönetim merkeziyle iletişim süreci, afetten etkilenen nüfusun ihtiyaçlarında yeniden inşa faaliyetleri konusunda katılımcıların algıları ortaya konmuştur. Kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarının yaşadıkları kente ilişkin olarak afetlere dirençli kent algıları kapsamında farkındalık düzeyi bilinç olarak bulunmasına rağmen uygulamaya aktarma noktasında koordinasyon eksikliğinin giderilmesinin afetlere dirençli kentlere ulaşma noktasında önemli bir adım olacağı görülmüştür.

Doğal afetlerDoğal çevreKamu-sivil toplum kuruluşu iş birliği+1
Funda Selvi Avat
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni kamu işletmeciliği ve yönetişim ekseninde KOSGEB uygulamaları: Batı Akdeniz ve Denizli örnekleri

1980'li yıllarda merkeziyetçi ve bürokratik yapıdaki geleneksel kamu yönetimi (GKY) anlayışı düşüşe geçmiş, özel sektör yönetim anlayışını önemseyen yeni kamu işletmeciliği (YKİ) anlayışı ise yükselişe geçmiştir. 2000'li yıllar ve sonrasında ise yönetişim olgusu yaygınlaşmaya başlamıştır. Dünyada her üç yönetim yaklaşımı da varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Bazı ülkelerde GKY öne çıkarken, bazı ülkelerde ise YKİ ve yönetişim anlayışları daha baskın durumdadır. Tez çalışmasında, Türkiye'deki önemli kamu kurumlarından biri olan KOSGEB İdaresi Başkanlığı araştırma konusu yapılarak incelenmiştir. YKİ yaklaşımının yükseldiği yıllarda kurulan ve hizmet yerinden yönetim kuruluşu olan KOSGEB, ekonomik alanda KOBİ'lerin desteklenmesi misyonunu üstlenmiş bir kamu kurumu olarak incelenmeye değer bulunmuştur. Kurumun YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygunluğunun tespit edilmesi ve misyonuna katkı yapacak önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında literatür taraması yapılarak teorik ve uygulamalı gelişmeler irdelenmiştir. KOSGEB'in geleneksel kamu kurumlarından farklı kurumsal yapısı, faaliyetlerinin çeşitliliği ve yönetişim anlayışı ile kurduğu ilişkilerinin zenginliği dikkat çekicidir. Araştırmanın tezi; KOSGEB'in YKİ anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu, kurumsal yapısının ve uygulamalarının katılımcılıkla kurgulandığıdır. Araştırma alanı olarak Batı Akdeniz Bölgesinden Antalya, Isparta ve Burdur illeri ile Ege Bölgesinden Denizli ili seçilmiştir. Bu illerdeki iç ve dış paydaşlara yönelik iki farklı anket uygulaması yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Kurum içi araştırmaya Ankara ilindeki kurum personellerinden de katılım sağlanmıştır. Araştırmaya 154 adet kurum personeli ve 374 adet dış paydaş katılım sağlamıştır. Veriler analiz edilmiş, bulgularda araştırmanın tezini doğrulayan sonuçlara ulaşılmıştır. KOSGEB'in genel olarak yeni kamu işletmeciliği anlayışına ve yönetişim olgusuna uygun bir kamu kurumu olduğu yargısına varılmış, iyileştirmeye açık yönleri olduğu değerlendirilmiştir.

Türk kamu yönetimiYeni kamu yönetimiYeni kamu yönetişimi
Yurdun Yıldırım
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında kapasite geliştirme süreci olarak uluslararasılaşma ve bir model önerisi

Uluslararasılaşma, üniversitelerin küresel akademik ağlarda etkin yer almasını, akademik ve idari yapılarını güçlendirmesini ve küresel rekabet gücünü artırmasını sağlar. Üniversitelerin uluslararasılaşma stratejilerini etkin uygulamaları, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önem taşır. Dünya genelinde üniversiteler, bu süreçleri hızlandırarak kurumsal kapasitelerini geliştirir. Uluslararası öğrenci ve öğretim elemanı hareketliliği, araştırma işbirlikleri ve uluslararası projeler, üniversitelerin küresel rekabet gücünü artırır. Türkiye'deki üniversiteler de bu süreçlere büyük önem vermektedir. Erasmus+ ve diğer değişim programlarıyla uluslararası işbirlikleri geliştirilmekte ve akademik kalite artırılmaktadır. Ancak, stratejik planlama ve kurumsal yapıların bu süreçlere uygun hale getirilmesi konusunda daha fazla çaba sarf edilmelidir. Bu çalışma, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma süreçlerinin kurumsal kapasite geliştirme üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Uluslararasılaşma, üniversitelerin akademik ve idari yapılarına katkı sağlar, kurumsal performansı artırır ve küresel rekabet gücünü geliştirir. Tezde, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma stratejileri ve bu stratejilerin uygulanabilirliği incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, uluslararasılaşma sürecinin Türkiye'deki üniversitelerin kurumsal kapasite geliştirme üzerindeki etkilerini analiz etmek ve bu sürecin etkin yönetimi için öneriler sunmaktır. Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma stratejileri, kurumsal kapasiteye katkıları ve uluslararası rekabet gücünü artırma potansiyelleri ele alınmıştır. Araştırmada, strateji belgeleri incelenerek veri elde edilmiştir. Erasmus+ ve diğer uluslararası değişim programlarından elde edilen veriler, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma performansını ölçmek ve kurumsal kapasite üzerindeki etkilerini değerlendirmek için kullanılmıştır. Tezin bulguları, uluslararasılaşmanın sadece öğrenci ve öğretim elemanı hareketliliği ile sınırlı kalmaması gerektiğini, kurumsal yapıların ve süreçlerin de bu yönde geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu tez, üniversitelerin uluslararasılaşma çabalarını desteklemek ve kurumsal kapasite geliştirme üzerindeki etkilerini en üst düzeye çıkarmak için önemli bir rehber niteliğindedir.

Zeynep Tuğçe Çiftçibaşı Güç
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Z kuşağı gençliğinin kamu yönetiminde etik değer algısı üzerine bir alan araştırması

Etik kavramı bireylerin, doğru ile yanlışı ayırt etme amacıyla kullandıkları kriterler olarak tanımlanmaktadır. Kamu yönetimi etiği ise kamu görevlilerinin kamu hizmeti sunarken uymaları gerekli olan ilke ve kuralları incelemektedir. Son yıllarda dünyada ve Türkiye'de yolsuzluk ve etik dışı davranışların artması sonucu vatandaşların devlete ve kurumlarına duyduğu güven düzeyinde ciddi azalmalar yaşanmıştır. Devlete duyulan güvensizliğin, modern demokratik devletler için sürdürülebilirliği mümkün değildir. Bu nedenle devlete güven inşa edilmesi, bir başka ifadeyle devlete duyulan güven düzeyinin artırılması mevcut yönetimlerin meşruiyetleri açısından oldukça önemlidir. Devlete ve kamu yönetimlerine duyulan güvenin tekrar inşa edilebilmesi ve sağlanabilmesi için etik ve kamu yönetimi etiği ön plana çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Z kuşağı, etik, etik dışı davranışlar, yönetişim, yolsuzluk Kamu yönetiminde etik anlayışının farklı kuşaklar tarafından nasıl algılandığı konusunda çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Özellikle günümüz ve yakın gelecekte çalışma yaşamında egemen nesil olacak Z kuşağının kamu yönetiminde etiğe nasıl baktığı çalışılması gereken önemli bir konudur. Bilimsel literatürde 1995-2010 yılları arası doğan bireyler Z kuşağı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada amaç, Z kuşağının etik ilke ve değerlere bakış açısını ele alıp incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Z kuşağının etik değer ve ilkelere bakış açısını analiz edebilmek için nicel bir yöntem benimsenmiştir. Çalışmaya konu olan veriler anket çalışması ile elde edilmiştir. Anket çalışmasının sonuçlarına göre Z kuşağı bireylerin etik değerler ve ilkeler konusunda oldukça duyarlı oldukları ve farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Burak Gümüş
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Şükrü Saraçoğlu Hükümeti döneminde siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasındaki ilişkiler: CHP – DP örneği (07.01.1946 –07.08.1946)

Çalışmanın temel amacı Şükrü Saraçoğlu Hükümeti döneminde CHP ile DP arasındaki ilişkileri, cumhuriyetin kurulmasından o güne kadar Türkiye'de söz konusu olan siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasındaki ilişki yapısını da göz önüne alarak incelemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde; Batı'da Eski Yunan'dan sanayi toplumuna kadar olan dönemde siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasındaki ilişkiler, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışına kadar olan dönemde siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasındaki ilişkiler ve Türkiye'de 1919'dan 1945'e kadar olan dönemde siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, DP'nin kuruluşu ve programı incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, Şükrü Saraçoğlu Hükümeti döneminde CHP ile DP arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmanın bulguları; Şükrü Saraçoğlu Hükümeti döneminde CHP ile DP arasında var olan ilişkiler geçmiş dönemde ülkede siyasal iktidar ile siyasal muhalefet arasında mevcut bulunan ilişkilerinden izler taşımıştır. CHP, ülkede demokrasiyi tesis etme şeklindeki kuruluş amaçlarından birisini teşkil ettiğini iddia ettiği gaye yolunda ilerlediğini ifade ederken; DP, CHP'nin geçmiş dönemde olduğu gibi ilgili dönemde de ülkede tek parti olarak varlığını devam ettirmek ve siyasal muhalefeti yok etmek amacı olduğunu öne sürmüş ve iki parti arasındaki ilişkiler bu kısır çerçeve de cereyan etmiştir.

Ali Cem Göz
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken cumhuriyet döneminde modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji

Bu çalışma, modernleşme ve muhafazakârlık kavramları üzerinden Erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji etkileşiminin dönemsel olarak incelenmesini ve karşılaştırılmasını konu edinmektedir. Çalışmanın amacı, dönemin modernleşme hareketleri ile bu modernleşme hareketleri içinde ortaya çıkan muhafazakâr ideolojinin etkileşimini analiz ederek bu ilişkiyi dönemsel olarak ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışmada, modernleşme ve muhafazakârlık konularında kavramsal bir çerçeve oluşturulmakta ve modernleşme ile muhafazakârlık arasındaki ilişkiye yer verilmektedir. Türk modernleşmesi ile muhafazakâr ideoloji arasındaki ilişki, dönemde öne çıkan muhafazakâr simalar üzerinden ortaya konulmaktadır. Erken Cumhuriyet dönemindeki modernleşme hareketleri ve muhafazakâr ideoloji etkileşimi dönemsel olarak incelenmektedir. Çalışmada Erken Cumhuriyet döneminin ilk dönemindeki modernleşme hareketlerinin muhafazakâr ideolojinin ortaya çıkmasını sağladığı ve etkilediği, sonraki dönemlerde ise bu etkileşimin karşılıklı olmakla birlikte muhafazakâr ideoloji lehine arttığı tespit edilmektedir.

ModernleşmeMuhafazakarlık
Yasin Kösece
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun'un büyükşehir olma sürecindeki siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin analizi (1990-2000)

Bu tez çalışmasında Samsun ilinin büyükşehir belediyesi statüsü kazanmasının şehirde oluşturduğu dönüşümler, gelişmeler ve bu süreçte Samsun yerel basınına yansıyan haberler ele alınmıştır. Çalışmalar yapılırken Samsun Büyükşehir Belediyesi arşivinde bulunan meclis raporları, TÜİK verileri, Milli Kütüphanede bulunan Samsun yerel basınından elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Ayrıca konumuzla ilgili telif ve tetkik eserlerden de yararlanılmıştır. Çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Tezimizin giriş bölümünde genel bir değerlendirme yapılmış olup I. bölümde Samsun tarihi ve geçmişten günümüze Samsun idari durumuyla alakalı bilgiler verilmiştir. II. bölümde Samsun ilinin büyükşehir statüsü olduğu dönem olarak 1990-2000 yılları ele alınmış ve büyükşehir belediyesi olmadan önce ve olduktan sonra şehirde yaşanan siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşümler ve gelişmeler incelenmiştir. III. bölümde Samsun'un büyükşehir belediyesi statüsü kazandığı dönemde yerel basına yansıyan haberler incelenmiş ve bu haberlerden örnekler sunulmuştur.

BüyükşehirlerSamsunSiyasal ekonomi+1
Berk Mete
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Katharine Burdekin'in Swastika Geceleri ile Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ve Ahitler adlı eserlerinde birey, toplum ve devlet olgularının karşılaştırılması

Bu çalışma, feminist distopya türündeki Swastika Geceleri, Damızlık Kızın Öyküsü ve Ahitler adlı romanların analizini ve karşılaştırılmasını konu edinmektedir. Bu analiz ve karşılaştırma birey, toplum ve devlet olgularının kadının ve erkeğin indirgenmesine etkileri bakımından gerçekleştirilmektedir. Çalışmanın amacı, bu etkilerin karşılaştırılması yoluyla kadının ve erkeğin bireysel, toplumsal ve siyasal alandaki indirgenmesini somutlaştırmaktır. Çalışmanın yöntemi olarak söylem analizi ve karşılaştırma benimsenmiştir. Bu çerçevede çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde feminist bağlamda birey, toplum ve devlet olgularında kadının ve erkeğin konumlandırışına değinilmiştir. İkinci bölümde romanlar özelinde aynı olgular üzerinden söylem analizi ve karşılaştırma yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise romanlarda kadınların ve erkeklerin indirgenmesine ilişkin bu olguların benzer etkileri karşılaştırılmıştır. Çalışmada akıl, beden, düşünce, dilin kullanımı, kamusal ve özel alan örnekleri, din, eğitim, mülkiyet ve isimlendirme/isimsizleştirme üzerinden indirgenmeye etkiler tespit edilmiştir.

Atwood, MargaretBireyBurdekin, Katharine+6
Zehra Erata
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslami köktencilik ve Taliban'ın teopolitik analizi

Bu çalışma, 2021'in ağustos ayında Afganistan'da ikinci kez iktidara gelmeyi başaran Taliban hareketinin İslami köktencilik geleneğindeki özgün yerini konu edinmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde tarihsel açıdan İslam ve siyaset ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde köktenciliğin İslam tarihindeki seyri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Taliban hareketi; Müslüman Kardeşler, El Kaide ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi örgütlerle karşılaştırılarak farklılaşan yönleri ortaya konulmuştur. Çalışmada köktenciliğin tarihsel kökenleri, teo-politik temellerinin oluşumu, fikirsel kırılma noktaları ve köktenci hareketlerin birbirinden ayrışan yönleri incelenmiştir.

IŞİDMüslüman KardeşlerRadikalleşme+3
Furkan Karen
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin gençlik politikaları: Samsun Büyükşehir Belediyesi örneği

Bir ülkenin en önemli kaynaklarından bir tanesi şüphesiz insan kaynağıdır. İnsan kaynağının da en güçlü unsuru gençlerdir. Gençlik kaynağının kalitesinin artırılması ve bu kaynağın verimli bir şekilde değerlendirilebilmesi için de doğru politikaların takip edilmesi gerekmektedir. Çalışmanın etkililiğini artırmak maksadı ile bu çalışmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada, ülkemizdeki gençlik politikalarının durumu ele alınmıştır. Gençlik politikalarının belirginleşmesinde hangi kurumların katkısının olduğu ve hangi kurumlar tarafından bu politikaların uygulandığı incelenmiştir. Merkezden yönetim ve yerel yönetimlerin gençlik politikaları üretme noktasındaki rolleri incelenip değerlendirilmiştir. Ülkemiz ile Avrupa Birliğinin gençlik politikaları karşılaştırılmıştır. Almanya ve İtalya'da gençlik alanında yapılan stajlardan elde edilen tecrübeler bu çalışmaya aktarılmıştır. Samsun Büyükşehir Belediyesinin gençlik politikaları incelenmiştir. Samsun Büyükşehir Belediyesinin gençlik politikalarının gelişimine katkı sağlamak adına elde edilen tecrübelerden çıkarılan öneriler de bu çalışmaya işlenmiştir. Türkiye'nin ve Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin gençlik politikaları bakımından çağdaş şartları henüz yakalayamadığı sonucuna varılmıştır.

Hakan Duman
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk parlamento tarihinde kadın temsili: Samsun örneği

Demokrasi, günümüzde en çok kullanılan yönetim biçimlerinden biridir. Birçok ülkede demokrasi parlamentolar aracılığıyla sağlanmakta ve temsilciler tarafından halk temsil edilmektedir. Ancak, tarih boyunca parlamentoda temsil açısından cinsler arasında eşitsiz bir durum söz konusudur. Bu açıdan parlamentoda kadın temsili konusunda bir sorun olduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı Türk parlamento tarihinde kadın temsilini incelemek, Samsun kadın milletvekillerini ve bu milletvekillerinin yasama faaliyetlerini ele almaktır. Bu çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran kısım kadın temsili konusunu Samsun Örneği üzerinden ele almasından kaynaklanmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde demokrasi, temsil ve siyasal katılma kavramları ayrı başlıklar altında açıklanmıştır. İkinci bölümde dünya parlamento tarihinde kadın temsili, Türk parlamento tarihinde kadın temsili ve sorunlar ve çözüm önerilerine yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Samsun örneğinde kadın milletvekilleri ve yasama faaliyetleri incelenmiştir. Çalışmada incelenen veriler kapsamında Türkiye'de kadınların yetersiz temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın önemi Türkiye'de kadın temsili konusunda var olan durumun belirlenmesini sağlayarak kadınların daha fazla temsil edilmesinin yolunu açmaktır.

Siyasi temsilTürk parlamento tarihi
Melike Çakır
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

II. contributions of Genç Kalemler magazine in nation building during the Constitutional period

The reforms that took place as a result of the disintegrations that intensified in the last cen-tury of the Ottoman Empire and the II. The constitutional regime came into force. As a result of this political revolution, the issue of making a social revolution occupied the Tur-kish mind as the next step. The direction of social reform and the method of orientation towards society seem to have become the central topic of discussion in this new environ-ment in cultural and political fields. With the changes experienced, the ideas of Turkism, Unionism and Populism, which had been discussed for many years, began to come to the fore and be examined in political and cultural fields. In this process, it can be seen that many schools of thought have developed on how to organize the construction of a new nation and new identity. Genç Kalemler staff also appears as one of these schools. The New Life idea of the Genç Kalemler School foresaw approaching the public with a simple language that they would understand, and continued its work with this ideal. Following the studies on this issue, Genç Kalemler Magazine seems to pursue a patriotic, nationalist and unionist publishing and education mission in order to raise awareness of nation and identity to the public. The main goal of this thesis is to examine the methods and political content of this mission and its relations with the actors and dynamics of the period.

Ufuk Uçar
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalist dünya-ekonomi jeokültüründe modern Türk Devleti'nin oluşumu

Kapitalist dünya-ekonomi/modern dünya-sistemi analizi, tarihsel sosyoloji uğraşısı içerisinde 1970'lerde bir tarihsel-toplumsal sistemin nasıl inceleneceği hususunda yeni bir perspektif sunma iddiasıyla geliştirilmiştir. Bu doğrultuda araştırma nesnesi devletlerarası sistemde geniş bir devletler çemberidir: merkez, yarı-çevre ve çevre. Bu üç tür devletten oyunun kurallarını belirleyip (üretim, ticaret, finans alanlarında); siyasi, ekonomik ve askeri düzeyde iktidar sahibi ve kültürel dile sahip olan devlet, hegemoniktir. Bu noktada devletlerarası sistemin aktörlerinin oluşum süreçlerinin meşruiyet sağlayıcı yaklaşımı olan jeokültürel tahakkümün modern Türk Devleti'nin (Türkiye Cumhuriyeti) oluşumuna olan etkisi analiz edilmeye çalışılacaktır. Modern Türk Devleti'nin oluşum temelleri Osmanlı İmparatorluğu'nun uzun 18. yüzyılında yatmaktadır. Bu doğrultuda Osmanlı'nın modern dünya-sistemine katılımı ve çevreleşme süreci analiz edilmeye değerdir. Böylelikle modern Türk Devleti'nin oluşumu, modern dünya-sisteminden ayrı değerlendirilemezdir. Anahtar Sözcükler: Kapitalist dünya-ekonomi, Merkez, Çevre, Yarı-çevre, Jeokültür ve Devlet oluşumu

Mücahit Dağ
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel seçimlerde seçmen davranışını etkileyen faktörler: Tokat örneği

Seçmen davranışına etki eden faktörlerin incelenmesi, siyasal bilimciler açısından önemli bir inceleme konusudur. Bu çalışma seçmenlerin ideal başkanda olmasını bekledikleri özelliklerin neler olduğunu ve seçmenlerin oy verme davranışını etkileyen faktörlerin neler olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma dört ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölümde seçmen davranışlarıyla ilgili temel kavramlar ve seçmen davranışına etki eden faktörler üzerinde durulurken ikinci bölümde konu ile ilgili ülkemizde yapılan çalışmalara yer verilerek literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Üçüncü bölümde yerel seçimlerde seçmen davranışını etkileyen faktörlerin Tokat ili örneği hakkında örneklem özellikleri, araştırma amacı, sınırlılıkları, yöntemi, veri analizi ile istatiksel bulguları açıklanmış olup, ankete katılanların sosyodemografik özellikleri ile ilgili istatistikler açıklanmıştır. Son bölümde ise araştırmanın bulgularına yer verilmiştir. Bu bağlamda Tokat ili özelinde seçmenlerin en çok adayın proje ve vaatlerine önem verdikleri olurken diğer önem verdikleri unsurlardan adayın partisi ve parti lideri olmuştur. Bunların yanı sıra da seçmenler için adayın dindar, hemşerileri olması gibi özellikleri daha geri planda kalmıştır. Bu durumda seçmenlerin adayın kişisel özelliklerinden ziyade vaat ve projelerine önem verdikleri sonucuna varılmaktadır.

Mehmet Tayyib Gül
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel siyasette kadın katılımı: Erbaa örneği

Günümüz Türkiye'sinde ve dünya genelinde kadınların siyasal yaşama aktif katılımını engelleyen toplumsal zihniyet yapıları ve cinsiyet temelli eşitsizlikler, demokratik bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'nin çok partili siyasal hayata geçişi demokratikleşme açısından önemli bir aşama olsa da kadınların siyasal temsili tek partili döneme kıyasla yetersiz kalmıştır. Bu durum, demokratikleşme ile kadın temsili arasında bir çelişki yaratmakta ve siyasal eşitliğin sağlanamamasının demokrasinin niteliğini zayıflattığını göstermektedir. Kadınların hem ulusal hem yerel siyasette yeterince temsil edilmemesi, çeşitli politika ve çalışmalarla giderilmeye çalışılsa da özellikle yerel düzeyde temsil oranları oldukça düşüktür. Oysa yerel siyaset, demokrasinin başladığı yer olarak görülmekte ve kadınların siyasete katılımı açısından önemli bir alan oluşturmaktadır. Bu çalışma, Tokat'ın Erbaa ilçesi özelinde kadınların yerel siyasetteki temsilini incelemektedir. Araştırma, kadınların yerel siyasete katılım düzeylerini, karşılaştıkları engelleri ve bu süreçteki deneyimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde siyasal katılım ve kadın temsili kavramsal olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokrasi teorileri çerçevesinde yerel siyasette kadınların durumu analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Erbaa'da aktif yerel siyaset yapan 12 kadınla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerin bulguları sunulmuştur. Bu araştırma, kadınların temsiline ilişkin literatüre katkı sunmayı ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.

Katılımcı demokrasiTürk kadınıTürk kamu yönetimi+2
Özlem Kale
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

57'nci Hükümet döneminde siyaset ve kriz yönetimi (1999-2002)

18 Nisan 1999 tarihinde gerçekleştirilen genel seçim sonucuna göre tek bir siyasi partinin, hükûmeti kurmak için yeterli oy çoğunluğunu sağlayamadığı görülmüştür. Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi (ANAP) bir araya gelmiş ve oy çokluğu sağlanmıştır. Bu yeni dönemde siyasi, ekonomik ve toplumsal dinamikler olmak üzere hemen hemen her katmana ulaşabilme amacı güdülmüştür. Söz konusu dönem, Türk siyasi hayatında önemli bir dönemi oluşturduğundan, incelemeye değer bir konu niteliği taşıdığını göstermektedir. Bu çalışmada, öncelikle araştırmanın kuramsal temeli üzerine tanımlamalar yapılmış ve kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Koalisyonun oluşumunda yer alan partilerin ideolojileri, politik hedefleri ve kamuoyu nezdindeki karşılıkları analiz edilmiştir. Dönemin iç ve dış politikasını etkileyen konuların ele alınması, siyaset gündeminin belirlenmesinde rol oynamaktaydı. 28 Şubat süreci, Abdullah Öcalan'ın yakalanması, ekonomik krizlerin yaşanması, Türkiye ve AB ilişkileri ve Kıbrıs Meselesi gibi konular incelenerek kapsamlı değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca hükûmetin karar alma mekanizmasının işleyişi ve ortakların üstlendikleri sorumlulukları ve yönetim şekilleri değerlendirmeye eklenmiştir. Bu çalışmada 57'nci Hükûmet, yalnızca tarihsel bağlamda değil, aynı zamanda Türkiye'nin siyasi dinamikleri ve çok partili demokratik sistemin işleyişi sorunlarını anlayabilme bağlamında incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan incelemelerle mevcut literatüre katkı sunmayı ve Türkiye'de koalisyon deneyiminin siyasal istikrarı üzerine yeni bir akademik perspektif geliştirilmesi amaç edinilmiştir.

Koalisyon hükümetleri
Gürkan Yılmaz
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Suriye yerel yönetimlerinin karşılaştırılması

Çalışma, yerel yönetimin Türkiye ve Suriye'de tarihsel gelişimi sırasında geçirdiği yasaları ortaya koymayı inceleyip günümüzde Türkiye ve Suriye'de yerel yönetimleri düzenleyen yerel yönetim yasalarını karşılaştırmayı amaclamaktadır. Bu amaçla çalışmada, Türkiye ve Suriye'deki yerel yönetim birimleri geçmişte ne şekildeydi? Günümüzde nasıl oluşuyor? Yetkileri nelerdir ve görevlerini nasıl yerine getirir? Gelir kaynakları nelerdir? Gibi sorulara yanıtlar aranmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda, yerel yönetimin gerçekliğine ışık tutarken, çalışma, analiz ve eleştiride hukuki metinleri ele alırken betimleyici ve analitik yaklaşımı temel aldık. Araştırma, Suriye'de totaliter bir rejimin varlığının ve devletin yerel yönetimler üzerindeki tekelinin Suriye'de yerel yönetimlerin gelişiminin gecikmesine neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı
Muti Reşid
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa'daki Türk göçmenlerin toplumsal uyum stratejileri ve sosyal ilişki ağları: isveç örneği

Neoliberal dünyada, ekonomik, ekolojik, politik ve toplumsal krizler, iç çatışmalar, savaşlar ve tüm bunların sonucu olarak küresel yoksulluğun ve eşitsizliğin dramatik artışı, uluslararası göçün biçimlerini, düzeylerini ve yönelimlerini önemli ölçüde değiştiren ve çoğaltan etkiler üretmektedir. Küresel göç hareketleri, klasik göç biçimlerine, yöntemlerine, yönelimlerine ve politikalarına yeni boyutlar eklemektedir. Göçmenlik ve mültecilik gibi yaygın göç davranışları, sığınmacı, düzensiz sınır geçişleri yeni göç tipleriyle çeşitlenmekte, asimilasyon, kültürleşme gibi yerleşik göç politikaları, entegrasyon, toplumsal uyum gibi yeni politika tasarımlarıyla, itme-çekme kuramı, sistem teorisi gibi klasik göç kuramları ise, devletaşırı alan ve ulusötesi yurttaşlık, göçmen ağları yaklaşımları gibi yeni kuramsal önermelerle gelişmektedir. Diğer yandan, küresel güneyden küresel kuzeye yönelen kitlesel ve düzensiz göç dalgasının ürettiği sosyo-ekonomik ve politik sonuçlara karşı gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan refleksler olarak yeni-sağcılığın ve bu kapsamda yabancı karşıtlığının, başta 11 Eylül saldırıları olmak üzere cihatçı örgütlerin Avrupa'da ve Amerika'da düzenledikleri terör eylemleri sonrası Batı dünyasında İslamofobinin yükselişi gibi etkenler, Türkiye kökenli göçmenlerin yaşadıkları ülkenin devleti ve toplumu ile ilişkilerini belirleyen önemli etkiler üretmektedir. Bu da, göçmenlerin bulundukları ülkelerdeki kalıcılığı açısından, entegrasyon politikalarını ve uyum stratejilerini yaşamsal bir öncelik haline getirmektedir. Bu Tez, çeşitli nedenlerle Türkiye'den İsveç'e göç ettikten sonra bu ülkede yerleşen ve halen İsveç'te yaşamakta olan göçmenlerin, ev sahibi topluma ve devlete uyum sağlamada başvurdukları araçlar ve yöntemler ile bu kapsamda kendi aralarında göçmen ilişki ağları kurma ve kullanma biçimlerinin, toplumsal uyum üretme becerileri ve performansı üstündeki etkilerini ve sonuçlarını, anket ve görüşme yöntemleriyle elde edilerek ekonomik, kişisel, toplumsal, sınıfsal, etnik, kültürel ve siyasal ölçeklere dayalı sınıflandırılmış veri seti örnekleminde ve göçmen ilişki ağları teorisinin kuramsal ışığında incelemeyi amaçlamaktadır.

Ahmet Vedat Koçal
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşmenin tarım arazilerine etkisi: Harran Ovası örneği

Dünya nüfusunun her geçen gün arttığı ancak toprak miktarının azaldığı göz önüne alındığında, doğayı tahrip etmemek, kirletmemek daha yaşanabilir bir yer bırakmak için toprak malzemelerinin planlı ve akıcı bir şekilde kullanılması önemlidir. Ekonomik büyümeyi, sanayileşmeyi ve kentleşmeyi desteklerken gelecek nesiller için çevre oluşturmaktır. Bu araştırmanın temel amacı, ülkemizde sınırlı olan tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımını incelemek ve bunların doğru yönetimini sağlamak için uygulanan politikaları belirlemektir. Araştırma, dünya çapında ve Türkiye'de arazi kullanımının tarihçesini, tarım arazileriyle ilgili zorlukları ve bu arazilerin tarım dışı kullanımının aşamalarını irdeliyor. Çalışma ayrıca, tarımsal arazi yönetimini geliştirmek için bilgi ve iletişim teknolojisi altyapısı geliştirmenin önemini vurgulayarak, bu noktayı açıklamak için çeşitli ülke örnekleri sunuyor. Araştırma, tarımsal üretim ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi de dahil olmak üzere, tarım arazilerinin kötüye kullanılmasının olumsuz sonuçlarını tartışmaktadır. Tarım arazilerinin yanlış kullanımına yol açan faktörler arasında hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme ve sanayileşme sayılabilir. Tipik olarak, kırsal alanlar yoğun tarımsal üretim merkezler iken, kentsel alanlar ise sanayi ve hizmet sektörlerine yoğunlaşmaktadır. Raporlara göre, metropoliten bölgelerde kentleşmenin dağılması, özellikle şehirlere yakın bölgelerde tarım arazilerinin aşırı yoğunlaşmasına neden oluyor. Ek olarak, kentsel yayılmanın genişlemesi ile mevcut tarım arazilerinin azalması arasında dikkate değer bir ilişki vardır. Tarım arazilerinin korunması birincil odak noktası olmak üzere, arazinin tarım dışı kullanımına karşı koymak için bir politika oluşturulması önerilmiştir. Şanlıurfa'da kentleşmenin yol açtığı sorunlara ve kentleşmenin devam eden Harran Ovası'ndaki olası etkilerine ve Harran Ovası'ndaki kaçak yapılaşmanın tarım arazilerine verebileceği zararlara değinilmiş ve bu zararlar için alınabilecek önlemlerden bahsedilmiştir.

Asuman Alagöz
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel girişimciliğin gelişiminde kent kültürünün etkisi: Şanlıurfa-Gaziantep örneğinde karşılaştırmalı bir analiz

Girişimcilik, kentsel ekonominin gelişiminde belirleyici bir etkendir. Kentin kültürel yapısı ve girişimcilik arasında doğrudan bir ilişki vardır. Girişimcilik, kent kültürünü etkileyebildiği gibi kent kültürü de girişimciliği etkileyebilmektedir. Şanlıurfa ve Gaziantep komşu kentler olmalarına karşın, çevre ve enerji, eğitim ve kültür, fiyat ve enflasyon, inşaat ve konut, istihdam ve işsizlik, nüfus ve demografi, sağlık ve sosyal koruma, tarım ve hayvancılık, ulaştırma ve haberleşme gibi alanlarda belirgin farklılıklar gösterirler. Örneğin, işgücüne katılım oranı Şanlıurfa'da %40,6 iken Gaziantep'te %50, istihdam oranı Şanlıurfa'da %34,5 iken Gaziantep'te %45, işsizlik oranı Şanlıurfa'da %15 iken Gaziantep'te %10,1 kişi başına gayri safi yurt içi hâsıla Şanlıurfa'da 3.012 dolar iken Gaziantep'te 7.819 dolardır. Bu çalışmada, Şanlıurfa'nın, Gaziantep'e görece ekonomik olarak geri kalmışlığı, kent kültürünün, kentsel girişimciliğe olan etkisi çerçevesinde araştırılmıştır. Kentsel kültürle kentsel girişimcilik arasındaki ilişki, coğrafi konum, tarih, dil, din, ekonomik yapı, kamu politikaları, aile yapısı, toplumsal cinsiyet, eğitim ve kentin bilinirliliği gibi girişimciliği etkileyen kültürel unsurlar üzerinden incelenmiştir. Tezin alan araştırması kapsamında, basit tesadüfi örneklem tekniğiyle belirlenmiş katılımcılarla yürütülen anket uygulması ile nicel, yarı yapılandırılmış sorularla gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler yoluyla da nitel araştırma tekniklerinin bir arada kullanımıyla, karma desenli araştırma yöntemine başvurulmuştur. Kent kültürünün işletme sahiplerinin girişimci olmaya karar vermeleri ile girişimcilik faaliyetlerini üstündeki etki düzeylerine yönelik algılarının ölçülmesini amaçlayan alan araştırmasına, Şanlıurfa ve Gaziantep'te 600'er olmak üzere toplam 1.200 işletme sahibi katılmıştır. Çalışmada kültürün, girişimciliği olumlu ya da olumsuz etkileyebileceği saptanmıştır. Şanlıurfa kent kültürünün, kentsel girişimciliği olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Gaziantep kent kültürünün ise kentsel girişimciliği olumlu etkilediği görülmüştür. Çalışmada Şanlıurfa kent kültüründe aşiretlerin, cemaatlerin ve muhafazakâr partilerin belirleyici olduğu saptanmıştır. Gaziantep kent kültüründe iş dünyasındaki aktörlerin, iktidar partilerinin ve sanayicinin belirleyici iken Şanlıurfa'nın kolektivist toplum, Gaziantep'in ise bireyci toplum yapısına sahip olduğu saptanmıştır

Uğur Karaman
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

E-belediyecilik uygulamaları kapsamında belediyecilik hizmetleri ve halkın tutumu: Mardin ve Şanlıurfa büyükşehir belediyeleri örneği

Bilgi iletişim teknolojilerinde (BİT) yaşanan gelişmeler ile birlikte yerel hizmet sunumunun dijital ortama taşındığı çağda, belediyelerin hizmet sunumunda verimlilik, etkinlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kesintisiz hizmet sunumu gibi amaçlar için dijital araçlardan yararlanma isteği e-belediyecilik kavramını ortaya çıkarmıştır. Vatandaş odaklı hizmet ve katılımcı bir yönetim anlayışı için hayati öneme sahip e-belediyecilik uygulamaları Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren yaşanan dijital dönüşüm ile ortaya çıkmıştır. Başlangıçta merkezi projeler ile hizmetlerini dijital ortama taşıyan belediyeler zamanla kendi web sitelerini oluşturarak e-belediyecilik hizmetlerini kendi web sayfaları ve çeşitli e-belediyecilik uygulamaları üzerinden halkın erişimine sunmuştur. Bu çalışmada Mardin ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyelerinin BİT destekli olarak sundukları yerel hizmetleri e-belediyecilik bağlamında çeşitli değişkenler üzerinden analiz etmek ve bu illerdeki halkın söz konusu bu hizmetlere ilişkin tutumlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada Mardin ve Şanlıurfa illerinin merkez ilçelerinde yaşayan 452 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz programı SPSS'de belirlenen hipotezler bağlamında analiz edilmiştir. Ayrıca araştırmaya konu olan büyükşehir belediyelerinin web siteleri, "içerik", "kullanılabilirlik", "hizmet/servis", "gizlilik/güvenlik", "yurttaş ve sosyal etkileşim" ile "operasyonel", "formel", "enformasyonel" ve "stratejik yeterlilik" değişkenleri açısından analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda her iki büyükşehir belediyesinin de e-belediyecilik bağlamında çeşitli değişkenler açısından bazı temel eksikliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, vatandaşların e-belediyecilik uygulamalarına ilişkin tutumlarının çeşitli değişkenler bağlamında farlılıklar arz ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilgi İletişim Teknolojileri, E-Belediye, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi.

İsmail Mardinli
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6360 sayılı Kanun kapsamında mahalleye dönüşen belde belediyelerinde halkın memnuniyeti: Şanlıurfa örneği

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana şehirlerin yasal statüsü, yetki alanı, kurum olarak önemi hakkında çeşitli yasalar oluşturmuş ve uygulamaya koymuştur. Özellikle 1950'li yıllar ve sonrasında artan nüfus ve kentleşme oranı şehirler üzerinde daha dikkatli ve planlı düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır. İlk Büyükşehir yasası 1984 yılında kabul edilmiş ve şehirlerin sınırları ve yetki alanları belirlenmiştir. Günümüze kadar Büyükşehir yasalarında bütçe, yetki alanı, sınırları gibi konular üzerinde durulmuş son olarak araştırmanın konusu olan 6360 Sayılı Kanun 2014 yılında kabul edilmiştir. Kanun kapsamında daha önce kendi tüzel kişiliği bulunan köyler, il özel idareleri ve belde belediyeleri, büyükşehir belediyeleri bünyesine dahil edilmiştir. Araştırmanın asıl konusu tüzel kişiliğine son verilen ve büyükşehir bünyesine katılan belde belediyelerinde hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilip getirilmediği ve halkın memnuniyetinin ölçülmesidir. Araştırmada yapılacak anket çalışması ile hizmet kalitesi, etkinliği ve verimliliği kanun öncesi ve sonrası şeklinde karşılaştırılacak ve kanunun gerekliliği ve işlevselliği hakkında bir sonuç çıkarılmaya çalışılacaktır.

Emine Ezme
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Belediye hizmetleri ve seçmen davranışı ilişkisi Şanlıurfa ili örneği

Yerel yönetimlerin sunduğu hizmetler, seçmenlerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen ve siyasi tercihlerini şekillendiren önemli bir faktördür. Bu bağlamda, seçmen davranışı yalnızca partilerin politikaları veya oy oranları ile tam olarak açıklanamayabilir; hizmet kalitesi, erişilebilirlik ve vatandaş algısı da oy tercihlerini belirleyen temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa ilinin merkez ilçeleri olan Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü'de ikamet eden seçmenlerin oy verme davranışlarını, yerel yönetimlerin sunduğu belediye hizmetleri bağlamında analiz etmeyi amaçlamaktadır. Şanlıurfa örneği, genç nüfusun yoğunluğu ve geleneksel yapılarla kentleşmenin iç içe geçmesi nedeniyle hem teorik hem de uygulamalı açıdan çalışmayı özgün kılmakta, seçmen davranışının farklı boyutlarını inceleme imkânı sunmaktadır. Seçmenlerin oy verme davranışları, yerel hizmetlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmiş; Türkiye'de çoğunlukla partilerin oy oranları ve seçim başarıları üzerinden ele alınan seçmen davranışına yönelik ampirik çalışmaların sınırlı olduğu göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma, kuramsal olarak seçmen davranışını açıklayan üç temel yaklaşımı temel almakta; sosyolojik yaklaşım bireyin sosyal çevresi ve kimlik yapılarına, sosyo-psikolojik yaklaşım parti kimliği ve duygusal bağlılıklara, rasyonel tercih modeli ise bireyin kendi çıkarlarını maksimize etmeye yönelik karar süreçlerine odaklanmaktadır. Belediye hizmetleri, özellikle rasyonel tercih modeli bağlamında, seçmenin algıladığı faydaya göre oy tercihlerini şekillendiren temel bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Yüz yüze anket yöntemiyle 838 kişiden veri toplanmış; kontrol soruları ve uç değer analizleri sonrasında 787 geçerli anket değerlendirmeye alınmıştır. Veriler SPSS 27 programıyla analiz edilmiş, hipotez testleri ve değişkenler arası anlamlılık analizleri uygulanmıştır. Araştırma, hangi belediye hizmetlerinin seçmen davranışını daha fazla etkilediğini ve hizmet kalitesi ile oy tercihi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koyarak, hizmet temelli siyaset anlayışının seçmen nezdindeki yansımasını değerlendirmektedir. Ayrıca, teorik yaklaşımların yerel düzeydeki geçerliliğini test ederek literatüre bütünleyici katkı sunmakta; elde edilen bulguların hem kuramsal hem de uygulamalı düzeyde yerel yönetimlerin seçmenle daha etkili iletişim kurmalarına ve hizmet önceliklerini seçmen beklentilerine göre şekillendirmelerine rehberlik etmesi beklenmektedir. Çalışma, yerel yönetimlerin daha katılımcı, şeffaf ve etkin bir yönetişim anlayışı geliştirmesine imkân tanıyacak veriler sunmakta; Şanlıurfa örneği üzerinden seçmen ile yerel yönetimler arasındaki etkileşimi güçlendirecek, demokratik katılım temelli uygulamalara zemin hazırlayacak nitelikte katkılar sağlamaktadır.

Gülben Çelik Bozkaya
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de atık yönetimi politikaları çerçevesinde evsel atıkların geri dönüşüme kazandırılması konusunda duyarlılık üzerine bir araştırma: Şanlıurfa ili örneği

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler, hızlı ekonomik büyüme ve kentleşme süreci, dünya genelinde atık üretimini ciddi şekilde artırmıştır. Kentsel nüfus oranı artarken, atık miktarı da buna paralel olarak yükselmiş ve çevresel sorunları beraberinde getirmiştir. Tüketim odaklı yaşam biçimleri, atıkların niteliğini ve çevreye etkisini daha da karmaşık hale getirmiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde atık yönetimi önemli bir sorun haline gelirken, bu durum sürdürülebilir politikalar geliştirme ihtiyacını doğurmuştur. Bu perspektifte ele alınan bu çalışma, Türkiye'de atık yönetimi politikaları çerçevesinde Şanlıurfa'da evsel atıkların ayrıştırılarak geri dönüşüme kazandırılması sürecinde toplumsal duyarlılığın rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında çoktan seçmeli sorularla toplanarak veriler sosyal bilimlerde sıklıkla kullanılan SPSS programıyla analiz edilmiştir. Çoktan seçmeli anket yöntemi kullanılarak elde edilen veriler doğrultusunda, bireylerin atık yönetimi konusundaki bilgi düzeyleri, tutumları ve davranışları, yerel yönetimlerin rolleri araştırılmıştır. Elde edilen bulgular göre, Şanlıurfa halkının genel olarak geri dönüşüm uygulamalarına karşı olumlu bir tutum sergilediğini, fakat uygulama konusunda yeterli bilgiye ve yönlendirmeye sahip olmadığını belirtilmiştir. Bu bağlamda etkin bir geri dönüşüm sisteminin oluşturulabilmesi için (ayrıştırılarak geri dönüşüm) belediyelerin halkı bilinçlendirme kampanyalarını artırması, altyapı hizmetlerini geliştirmesi ve geri dönüşüm uygulamalarının daha bütüncül hale getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Esra Karaca
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının iş hayatından beklentileri ve kariyer algıları: Şanlıurfa örneği

Kuşak kelimesi, aynı dönemlerde doğan, büyüyen ve bu dönemlerde meydana gelmiş iyi kötü her şeyden ortak bir pay alan insanları ifade etmek amacı ile oluşturulmuş bir kavramdır. Sessiz kuşak, Bebek Patlaması kuşağı, X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı bilinen kuşaklardır. Kaynaklarda 1996-2010 veya 2000-2010 arası doğanların oluşturduğu, dijital kuşak olarak bilinen Z kuşağı, bu çalışmanın ana unsurudur. Bu çalışmanın amacı Şanlıurfa ili bünyesinde ikamet eden Z kuşağının demografik özelliklerinin iş hayatından beklentilerinde ve kariyer algılarında farklılığa yol açıp açmadığı tespit etmek, iş hayatında önem verdikleri değerleri görmektir. Bu çalışmanın özgün değeri, Z kuşağının iş hayatından beklentilerini ve kariyer algıları ile ilgili veya kuşaklarla ilgili yapılmış ve yapılması muhtemel çalışmalara katkı sağlayacak olması ve Şanlıurfa'da daha önce bu konuda bir araştırma yapılmamış olması olarak gösterilebilir. Araştırma yöntemi olarak likert tipli anket ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlara göre Z kuşağı için iş yeri itibarı, ekonomik güvence, sosyal değerler ve örgüt kültürünün önem arz ettiği görülmüştür. Elde edilen diğer bulgulara göre katılımcıların büyük bir kısmı, kamu sektöründe çalışma tercihinde bulunmuştur ve daha önce bir iş deneyimi yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Yapılan anket maddeleri faktörlere ayrıldığında bu faktör düzeylerinin medeni durum, yaş farkı, iş tercihi, gibi değişkinler açısından farklılık göstermediği, yaşam yeri, gelir durumu, eğitim durumu gibi değişkenler açısından ise farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninin ise sadece ekonomik gelir faktörü düzeyinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir

Kübra İncik
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişen güvenlik anlayışında suç korkusu: Karşılaştırmalı bir analiz

Suç korkusunu etkileyen faktörleri ele alan bu çalışma, Türkiye'nin iki farklı kentinde, Konya ve Şanlıurfa il merkezinde yaşayan bireyler üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada genel güvensizlik algısı, suç mağduriyet risk algısı, sosyal bütünleşme, yakın çevre düzensizlik algısı, korunmacı/kaçınmacı davranışlar ve iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven faktörlerinin suç korkusu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, suç korkusunu belirleyen değişkenleri analiz ederek; söz konusu iki il merkezinde yaşayan bireyler arasında suç korkusuna etki eden faktörler açısından farklılıkları açıklamaktır. Ayrıca çalışmada iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerindeki etkisinin incelenmesi de hedeflenmiştir. Nicel araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada, iki ildeki örneklemlerden anket yoluyla elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerindeki etkisinin iki il arasında belirgin farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Konya'da iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Şanlıurfa'da ise iç güvenlik kuvvetlerine duyulan güven algısının suç korkusunu artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca, çalışmada korunmacı davranışların her iki ilde de suç korkusunu azalttığı, ancak kaçınmacı davranışların Şanlıurfa'da suç korkusunu artırdığı tespit edilmiştir. Çalışma, suç korkusunun sadece bireysel değil, toplumsal ve çevresel faktörlerden etkilenen çok boyutlu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, farklı toplumsal koşullara duyarlı güvenlik politikalarının geliştirilmesi ve suç korkusunu azaltmaya yönelik bireysel ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir.

Ali Burak Aksungur
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük kentler ve küresel ısınma ilişkisi: Kocaeli-Şanlıurfa karşılaştırması

Küresel ısınma ve iklim değişikliği günümüzde uluslararası boyutta karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Atmosferdeki karbondioksit miktarında ve sera gazının miktarında meydana gelen artışlar ve bu artışların yeryüzüne etkisi olarak adlandırılan küresel iklim değişikliği hem şimdiki hem de gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak açısından çözümlenmesi gereken önemli bir konudur. Birçok ekonomik faaliyet iklim değişikliğinden etkilenmektedir. Özellikle kalkınma ve ekonomiyi olumsuz yönde etkilemekte olan bu küresel problem ülkelerin iş birliği ile önlenmesi mecburi bir sorun olarak görülmektedir. Ülkeler gerek ulusal politikalarla gerekse uluslararası iş birlikleri ile yaşanan bu sorunun çözümü için ortak bir paydada buluşmaktadır. Uluslararası çalışmalarda önemli bir yere sahip olan iklim değişikliğini önleme konusunda IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) ile başlayan süreçle birlikte birçok anlaşma imzalanmıştır. İmzalanan anlaşmaların içeriği genel olarak devletlerin bu küresel krizle mücadele için uygulaması gereken mali politikalardan oluşmaktadır. Küresel ısınmanın önlenmesi için uluslararası kuruluşların da oluşturulması ve bu konuda çalışmalar yapmasıyla devletlerin mali politikaları içinde iklim değişikliği sorununu önlemeye yarayan yeşil politikalar uygulanmaya başlanmıştır. Küresel ısınmayla mücadelede öne çıkan çevresel ve temiz politikalar, uygulanan politikalar arasında en önemli konumdadır. Sanayinin ve sanayi faaliyetlerinin atmosferdeki kirli gaz oranlarını yükseltmesi sonucunda, özellikle sanayi faaliyetlerinden ortaya çıkan kirlenmelerin önlenmesi için yeşil ve çevresel politikalara başvurulmaktadır. Çevre vergilerinin uygulanmaya başlanması ve piyasa ekonomisi çözümlerinin küresel ısınmayla mücadelede kullanılmasıyla birlikte yeşil politikaların yaygınlaşması kolaylaşmıştır. Özellikle günümüzde kullanımı hızla yayılan yeşil şehir ve yeşil altyapı politikaları sayesinde yaşanan küresel iklim krizine çözümler bulunmaya başlanmıştır. Bu çalışmada küresel ısınmanın büyük şehirlere olan etkisi, Şanlıurfa ve Kocaeli şehirleri karşılaştırılarak analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, iklim değişimi, yeşil şehirler, Şanlıurfa, Kocaeli, kent, büyük kentler.

BiyoiklimBüyükşehirlerEndüstri kentleri+7
Necati Çimen
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetim çalışanlarının dönüştürücü liderlik ve misyon değeri algısının kamu hizmeti motivasyonu üzerindeki etkisi: Ampirik bir çalışma

Bu çalışma, modern liderlik yaklaşımlarından olan dönüştürücü liderliğin ve çalışılan kurumun misyonuna yönelik duyulan ilginin derecesini ifade eden misyon değerinin kamu hizmeti motivasyonu (KHM) üzerindeki etkisini araştırma amacını taşımaktadır. Bu açıdan Türkiye'de anayasal düzeyde kabul edilen yerel yönetim birimlerinden olan belediyeler çalışma kapsamına alınmış olup, ulaşılabilir çalışma evreni olarak Pamukkale Belediyesi ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi çalışanları seçilmiştir. Nicel araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada, iki ayrı örneklemden anket yoluyla toplanan verilere ilişkin analizler SPSS ve AMOS programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada literatürde yeterince tanınırlığı ve bilgi birikimi bulunan bir ölçeğin kullanılması amacı güdülerek daha önce uyarlama çalışması yapılmış olan "Dönüştürücü Liderlik Ölçeği" ve "Kamu Hizmeti Motivasyonu Ölçeği" ile bu çalışma kapsamında Türkçe uyarlama çalışması yapılan "Misyon Değeri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan "Dönüştürücü Liderlik Ölçeği" ve "Kamu Hizmeti Motivasyonu Ölçeği" için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılarak ilgili değerlendirmeler neticesinde ölçüm araçlarının güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. "Misyon Değeri Ölçeği" için ise "psikolinguistik incelenmesi (dil uyarlaması)" ve "psikometrik özelliklerin incelenmesi (güvenirlik ve geçerlik)" aşamaları gerçekleştirilmiştir. Uyarlama aşamaları çerçevesinde ölçeğe ilişkin Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılarak ilgili değerlendirmeler neticesinde 4 maddeden oluşan tek boyutlu "Misyon Değeri Ölçeği"nin Türk kültüründe kamu görevlilerinin kurumsal misyona yönelik atfettikleri değer algılarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu kanıtlanmıştır. Araştırma sonucunda kamu hizmeti motivasyonunun hem dönüştürücü liderlik hem de misyon değeri ile anlamlı şekilde pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu her iki örneklemde ortaya koyulmuştur. Ayrıca misyon değerinin dönüştürücü liderlik ile anlamlı şekilde pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu her iki örneklemde tespit edilmiştir. Araştırmanın ana amacı çerçevesinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi örnekleminde dönüştürücü liderlik alt boyutlarından "bireysel ilgi gösterme" boyutunun kamu hizmeti motivasyonunun "empati ve fedakârlık" alt boyutu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak Pamukkale Belediyesi örnekleminde dönüştürücü liderliğin kamu hizmeti motivasyonu üzerinde etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Misyon değerinin ise çalışanların kamu hizmeti motivasyonu ("kamu yararı" ve "empati ve fedakârlık") düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkisinin olduğu her iki örneklemde tespit edilmiştir.

Dönüştürücü liderlikDönüşümcü liderlikMotivasyon
Hakan Akca
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ulus inşa sürecinde güvenliğin araçsallaştırılması

Bu tez, ulusçuluk teorileri çerçevesinde bir siyasal örgütlenme formu olarak ulus-devletin güvenlikle olan karşılıklı ilişkisini ele almaktadır. Kategorik olarak devletli olma halinin ve özelde ulus devletin güvenliği ve toplumsal istikrarı sağlama söylemi, bir yandan yönetilenlerin ihtiyaç duyduğu güveni ve huzuru tesis ederken diğer yandan devletin kendi otoritesini meşrulaştıran bir araç işlevi görmektedir. Bu bağlamda güvenlik nosyonu,16. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa'da ilk nüveleri ortaya çıkan ve 19.Yüzyılda kurumsallaşan ulus devletin, tahakküm etme ve zor kullanma yetkisini 'ulusal çıkarlar ve ulusal istikrar' vaadi çerçevesinde meşru bir zemine dayandırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ulus devlet formunun tarihsel süreç içerisinde güvenlik olgusu çerçevesinde nasıl şekillendiğini ve güvenliğin hem bir iktidar aracı hem de yönetilenlerin korunma ve huzur beklentilerine verilen bir karşılık olarak nasıl işlevselleştirildiğini incelemektir

Zehra Dikmen
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetiminde dijital dönüşümün bürokratik yönetim kültürüne etkisi: Karşılaştırmalı bir analiz

Dijitalleşme, tüm alanlarda köklü etkiler yaratan çok katmanlı bir dönüşüm sürecidir. Bu süreçten kamu yönetimi de kaçınılmaz biçimde etkilenmiş; kamu hizmetlerinde hız, verimlilik ve şeffaflık gibi hedefler ön plana çıkmıştır. Ancak literatürde dijitalleşmenin etkileri çoğunlukla teknik altyapı ve hizmet sunumu odaklı ele alınmış; bürokratik yönetim kültürü üzerindeki etkileri ve bu etkilerin merkezî ve yerel yönetim düzeylerinde nasıl farklılaştığı yeterince incelenmemiştir. Bu çalışma, söz konusu boşluktan hareketle dijitalleşmenin kamu yönetiminde bürokratik kültür üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin yönetsel düzeylere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemektedir. Araştırma, Kayseri ili örneğinde merkezî yönetimi temsilen valilik ve yerel yönetimi temsilen büyükşehir belediyesinde görev yapan 446 kamu çalışanıyla gerçekleştirilen anket çalışmasına dayanmaktadır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiş; çalışanların dijital süreçlere adaptasyon düzeyleri, iş yapış biçimlerinde meydana gelen değişimler, yönetsel değerler ve bürokratik normlara yansıyan etkiler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, dijitalleşmenin hem katılımcılık, şeffaflık ve güven gibi çağdaş yönetim değerlerini hem de formellik ve hiyerarşi gibi klasik bürokratik ilkeleri eş zamanlı olarak güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, merkezî yönetimde dijitalleşmenin daha çok kurallı ve merkeziyetçi yapıyı pekiştirdiği; yerel yönetimlerde ise esneklik, katılımcılık ve açıklık gibi çağdaş değerleri desteklediği tespit edilmiştir. Bu durum, dijitalleşmenin kamu yönetiminde standart ve tek yönlü bir dönüşüm değil; kurumsal yapıya duyarlı ve çok boyutlu bir değişim süreci yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, dijitalleşmenin kamu yönetiminde yalnızca bir hizmet sunum aracı ya da teknik bir modernizasyon süreci olmadığını; aynı zamanda bürokratik yönetim kültürünü, kurumsal değerleri ve yönetsel normları dönüştüren çok katmanlı bir süreci tetiklediğini saha verileriyle ortaya koymakta ve literatürde ihmal edilen kültürel etkiler ile kurumsal farklılıklara özgün bir katkı sunmaktadır.

Fatmanur Aksöz
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşehri derneği üyelerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin algıları: Sakarya örneği

Bu çalışmada hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak tarih boyunca farklı coğrafyalardan göç alan ve halen de göç almaya devam eden Sakarya seçilmiştir. Sakarya, aldığı göçler nedeniyle etnik, kültürel ve bölgesel farklılıkları içeren bir yapıya sahiptir. Bu çok kültürlü yapısı hemşehri derneklerinin çeşitliliğine de yansımaktadır. Bu araştırmanın evrenini hemşehri derneklerine üye olan 6353 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hemşehri derneği üyelerine araştımacı tarafından geliştirilen 406 adet ölçek uygulanmıştır. Ölçeklere verilen cevaplar SPSS27 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumuna etkisine ilişkin katılımcı görüşlerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulgulanmış ve hemşehri derneklerinin kent kimliğinin oluşumunda etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlara dayanılarak kent kimliği bilincini geliştirici çalışmalar yapılması, kente ait estetik unsurların korunması ile özgün bir kimliğin oluşmasının sağlanması ve kent kimliği bileşenlerinin tanıtılması konusunda hemşehri derneklerinden destek alınması önerilmektedir.

Hemşehrilik dernekleriKentsel fiziksel çevreKentsel çevre+4
Hülya Kahraman Usta
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı gruplar ve yerel siyaset ilişkisi: Van, Diyarbakır ve Mardin büyükşehir belediyeleri örneği üzerine bir çalışma

Dezavantajlı gruplar, sosyal risk grupları, handikaplı gruplar, marjinal gruplar kavramı; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi işleyişe, her biri kendine özgü nedenlerden dolayı katılamayan, entegre olamayan ve sosyal imkânlardan yeterli düzeyde yararlanamayan, dolayısıyla politika ve karar yapım süreçlerine de yetersiz düzeyde katılan ya da hiç katılamayan bireyleri tanımlamaktadır. Bu çalışma dezavantajlı gruplar içerisinden kadın, engelli ve LGBTİ bireyler üzerine yoğunlaşmıştır. Kadın, engelli ve LGBTİ bireylerin toplumun dezavantajlı kesiminde sayılmasının, katılım, temsil ve eşitlik gibi demokratik imkânlardan yoksun kalmalarıyla, yakın ilişkisi vardır. Yerel yönetimlerin; kadın, engelli ve LGBTİ başta olmak üzere dezavantajlı kesimler için yeterli ve yerinde politikalar üretememesi dezavantajlı grupların kent hayatında kesişen olumsuzluklar yaşamalarına neden olmaktadır. Bu olumsuzluklar yerel yönetimlerin dezavantajlı gruplara yaklaşımından kaynaklandığı gibi; dezavantajlı grupların yerel siyasetin yönetim, karar ve politika süreçlerine yeterli düzeyde katılmamaları ile de yakından ilgilidir. Bu bağlamda dezavantajlı grupların yerel yönetim sınırları içerisindeki durumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve bunların dezavantajlı gruplara ilişkin paydaş faaliyetlerinin ne düzeyde olduğu ile ilgili veriler, araştırmanın amacı kapsamındır. Çalışma kapsamında, Van, Diyarbakır ve Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin kadın, engelli ve LGBTİ bireylere yönelik politikalarının yanı sıra bu illerde faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve yerel yönetimlerden beklentileri araştırılmış olup, dezavantajlılık durumları incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Engelli, LGBTİ, Yerel Siyaset, Dezavantajlı Grup

Belediye hizmetleriBelediyelerDezavantajlı gruplar+5
Dicle Özkaplan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Good governance as a new concept of public administration: A study in KRG's departments in Erbil

The purpose of this study is to examine the relational effect of the good governance, and it is components as a new concept of public administration on the public services performance of the departments of the KRG's ministry of planning in Erbil city. While good governance needs an integrated, long-term strategy built upon cooperation between government and citizens, it comprises both participation and institutions, accountability, and transparency are procedural and legal issues at some levels, nevertheless interactive to produce government that is legitimate, effective, and widely reinforced by citizens, as well as a civil society that is stable, open, and capable of playing a decisive role in politics and government. Thus, this study considers goals for good governance, key challenges confronting efforts at reform, examples of successful good-governance efforts, and action steps for improving both participation and institutions. Public administration topic is realized and participate in planning for a vital role in overall development issues. It is critical to the legitimacy of the State that lies in its ability to fulfill its promises and political performance of specific functions. Good governance in public administration is a crucial facilitator of this responsibility. The mechanisms that are applied at the local officials who composed of these systems is the channel through which the policy becomes action; the State allocates any functions and services. Participation is vital to facilitate the political relationship between the State and citizens. Nevertheless, if we talk about participation, the critical element is to highlight who must be the promoter. Besides of course the most substantive part is the public administration, the best representative. So, conceptualizing public administration as an organizational structure, a system, a function, an institutional construct, procedures, and processes or just a set of practices in the exercise of public authority. This study tested the correlation between good governance and the public administration through gaining perspectives from a survey sample of the leaders and public employees. Consequently, the researcher applied the effect of good governance in this correlation to aid in achieving the effective public services performance of the public administration. Based on the results the good governance practice is an essential factor that effects are achieving the effective public administration performance particularly in service delivery to society in KRI. While, for public service to successfully meet the demands and expectations of society it needs concentrated efforts and cooperation of all participants like leaders, employees, and citizens. Conversely, the responses on good governance explained that all components of the independent variable would effect on service performance of the public administration in the ministry of planning in Erbil. Nevertheless, transparency and accountability, respectively the critical components that are inspiring to the effect on public administration service performance, then, the participation has the lowest effect compared to the other two components. So, it means that the results of descriptive statistics confirm that there are many information sources which include social networks and social media in the departments of the ministry of planning in Erbil city. While the media not used as an instrument of propaganda, the media is free and not managed by the government; people spontaneously obtain information. While the leadership in the departments of the ministry of planning in Erbil city takes on the account, besides the officials and politicians usually, account for the government to serve the people. The most significantly harmony and consensus is essential and requires to talk directly about mistakes. In this regard, the results of good governance practice in public administration that the implement of good governance ethical in departments. As well as a high level of awareness on good governance practices in the departments, besides good governance in this public department practiced by the rule of law, however, the good governance participants' awareness of rights and duties in their efficient service in the departments of the ministry of planning in Erbil city. However, awareness of departments members about who is their supreme or powerful organ. While the governance board members' awareness of their duties and responsibilities in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Besides, the good governance board members are transparent to members and the public in the departments of the ministry of planning in Erbil city. Consequently, the results showed good participation of members in the daily public administration activities. Although, leaders and departmental members attend general assembly meetings. The variances analysis (ANOVA) test indicated that there aren't significant differences between the survey sample replies toward good governance and the public administration, according to the survey sample's characteristics. The study also found the positive and significant correlation among good governance and the public administration, however, the results clarify that transparency and participation have high positive and significant correlations with the variable public administration, whereas accountability has the lower correlation with public administration, compared to the other two components.

Iraq-ErbilPublic servicesPublic institutions+3
Dılshad Mala Saeed Saeed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde iş sağlığı ve güvenliğinin tespit ve uygulaması(Van MEM örneği)

Günümüz dünyasında özellikle Avrupa Birliğinin gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere, alınan tüm tedbirlere rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarını minimize etmek yıllar boyunca mümkün olamamıştır. Bu durum İş kazası ve hastalıklarıyla mücadele etmenin kolay olmadığını gözler önüne sermiştir. Son onbeş yıldır, İş Sağlığı ve Güvenliğine (İSG) verilen önem neticesinde, AB ülkelerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarında gözle görünür derecede azalmaların olduğu; alınan önlemlerin, uygulanan sistem ve yöntemlerin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Çünkü önemli olan işyeri düzeninde önlem almak, destek olmak, teşvik etmek ve gerekli sistematiği oluşturmaktır. Bu anlamda İSG Kurulları ve İşçi Temsilciliği gibi mevcut kanundaki yeni yapılanmaların etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak ve özellikle toplumsal bilinçlenmeye gidilip, eğitim uygulamalarını ve kapasitelerini elzem bir şekilde arttırmak çok önemlidir. Bu açıdan bakıldığında çalışanlar ve işverenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimine bu disiplinin bilimsel açıdan benimsetilmesi önem arz etmektedir. II Çocukluktan itibaren okullarda İSG eğitiminin sürdürülmesi, İSG bilinci oluşmuş çalışanların yetişmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu konuda sorumluluk başta hükümet olmak üzere, eğitim kurumları, dernekler ve meslek odalarına düşmektedir. İSG'nin öneminin çalışanlarla beraber tüm topluma anlatılması gerekmektedir.

Kamu kuruluşlarıKamu yönetimiMilli Eğitim Müdürlüğü+4
Necmettin Koç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Türkiye'de milliyetçiliğin gelişimi ve ulus kimlik inşası

Bu çalışmanın amacı, milliyetçiliği kuramsal ve kavramsal olarak analitik bir düzlemde açıklamaya çalışmak, Avrupa'da ortaya çıkışını ve gelişiminin Türkiye üzerinde nasıl zuhur bulduğunu ortaya koymak olacaktır. Bu bağlamda millet ve milliyetçiliğin modern dönemin birer unsurları olup olmadığı ifade edilirken hangi kavramın diğerini yarattığı incelenecek ve bu inceleme esnasında öne sürülmüş yaklaşımlar analiz edilerek indirgemeci bir bakış açısından uzak durulacaktır. Avrupa'dan ortaya çıkıp tüm Dünya'ya hızlı bir şekilde yayılmakta olan milliyetçilik düşünceleri analiz edilirken, örnek olarak gösterilen ülkelerin konjonktür yapıları göz önünde bulundurulacak, milliyetçiliğin bu ülkelerde hangi görevi tamamlamak için ortaya çıktığı analiz edilecektir. Nihayetinde Türkiye'de ortaya çıkan ve gelişen Türk milliyetçiliği açıklanmaya çalışılırken dönemin siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıları dikkate alınarak eleştirel bir tutum sergilenecektir.

Cumhuriyet DönemiKimlikKimlik oluşumu+3
Mustafa Volkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç sorunu ve yönetimi: Van ili örneği

Göç, zaman ve mekan bakımından insanlığın kadim olgularından biridir. Türkiye de kurulduğu günden bu yana göçe maruz kalmıştır. Sınırları belirlendikten sonra ilk olarak soydaş göçüyle karşılaşan ülkemiz, günümüzde bunun ötesine geçerek ekonomik göçün de hedefi olmuştur. Çalışmada göç tarihsel süreçte, kavramsal, türleri ve nedenleri-sonuçları açısından incelenmekle beraber, mekânsal olarak Türkiye'de yaşanan iç göç ve dış göçlere odaklanmaktadır. Tezin birinci bölümünde göçün tanımı yapılmış, çeşitleri belirlenmiş, nedenleri-sonuçları incelenmiş, sonrasında geçmişten günümüze kıtalar baz alınarak dünya göç tarihi incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'nin cumhuriyetten bu yana göç tarihi ve uygulanan politikalar iç göç ve dış göç üzerinde anlatılmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde Avrupa Birliği ayrı olarak göç ve göçmen politikalarıyla birlikte tez çalışmasında yerini almıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde göç olgusunun Türkiye'de nasıl yönetildiği ele alınmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'de göç yönetiminin yapısal gelişimi üzerine durulmuş ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü teşkilat yapılanmasına yer verilerek göçün yapısal ve hukuki süreçlerine değinilmiştir. Ayrıca genel müdürlüğün görev ve yetkileri ile Van İl Göç İdaresi de ele alınarak göçün taşra örgütlenmesi aydınlatılmak istenmiştir. Van İl Göç İdaresi'nin kentteki düzensiz göç olgusu karşısında karşılaştığı ve üstesinden geldiği temel durum ve olaylar ele alınmıştır.Tezin asıl amacı olan Van'ın göç açısından incelenmesi de üçüncü ve son bölümde gerçekleştirilmektedir.Bu kapsamda Van'ın cumhuriyetten bu yana olan göç süreci incelenmiş ve Van'ın aldığı dış göç, yapılan anket çalışmasıyla anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan güvenirlik analiziyle de çalışma güvenilirliğikanıtlanmıştır.Yapılan anket çalışmasıyla yabancıların Türkiye ve Türkiye ve Van'ı tercih etme sebeplerini ve tercih edenler arasında ortak bir noktanın olup olmadığını anlama amaçlanmıştır.

GöçlerSosyoekonomik sorunlarVan+1
Buse Melis Türközü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00