Composers
186 theses under this subject heading
Diğer ülke bestecilerinin Ahmet Kanneci'ye ithaf bestelediği gitar eserleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada ithaf eser yazılma süreci ve besteciyle icracı arasındaki ilişkilerin detaylarına yer verilmiştir. Örnek olarak ülkemiz gitaristlerinden Ahmet Kanneci'nin diğer ülkelerin bestecileri ile olan ilişkisi ele alınmıştır. İthaf edilmiş eserlerin yaratım aşaması, besteciler ile Kanneci arasındaki bağ, edisyon ve kayıt durumu yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde ortaya konmuştur. Araştırmanın giriş bölümünde gitar ve repertuvarının tarihten günümüze nasıl geldiğiyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Tanınmış bestecilerin ilgisini çeken çağımız gitaristlerinin kurdukları ilişkiler neticesinde gitar repertuvarına katkıları ve kendilerine ithaf edilen eserlerle ilgili bazı bilgiler sunulmuştur. Birinci bölümde Ahmet Kanneci'nin sanat hayatı ve ülkemiz gitar müziğine olan katkıları, yurt içi ve yurt dışı alanda gerçekleştirdiği çalışmaları ve icrasını diğer sanat dallarıyla nasıl desteklediği konusunda bilgiler verilerek çalışmanın problem durumuna değinilmiştir. İkinci bölüm olan yöntem bölümünde 1986- 2001 yılları arasında Ahmet Kanneci'ye ithaf edilen eserlerle ilgili belgelere ve verilere nasıl ulaşıldığına dair bilgiler verilmiştir. Bulgular ve yorumlar bölümünde Kanneci ile yapılan görüşmelerle birlikte kendisinin kaynaklarından edinilen belgeler ve veriler doğrultusunda ithaf edilen eserlerin detaylarına ulaşılmış, alt problem başlıkları altında incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular ve yorumlar neticesinde gelecek nesil gitaristlere, gitar eğitimi yapan kişi ve kurumlara yol gösterici olacağı düşünülen öneriler getirilmiştir.
Bestecilik eğitiminin gitar repertuvarı üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışma, bestecilik eğitiminin gitar repertuarına etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Müzik okullarının gelişimi ve bestecilik eğitiminin rolü ele alınmış, ardından gitar repertuarına katkıda bulunmuş bestecilerin eserleri üzerinden bu etki değerlendirilmiştir. Eğitime yönelik teknik beceriler, eser türleri ve gitarist-besteci ilişkisi incelenerek, bestecilik eğitiminin gitar repertuvarına katkısı araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Müzik, klasik gitar, bestecilik eğitimi, gitar repertuvarı, eğitim müziği, gitarist-Besteci iş birliği.
Türkiye'de toplumsal cinsiyet rollerinin klasik batı müziği bestecilerinin mesleki yaşamlarına etkileri
Bu tezde kadın bestecilerin tarih boyunca yaşadıkları ayrımcılıklara değinilmiş ve günümüzde toplumsal cinsiyet rollerinin kadın ve erkek bestecilerin yaşamlarını nasıl etkilediği konusu tartışılmıştır. Batı'da ve Osmanlı tarihinde yaşanan ayrımcılıklarla bugünkü durum arasındaki ortak noktalar araştırılmıştır. 11 kadın ve 11 erkek besteci ile görüşülerek, toplumsal cinsiyet rollerinin hayatları üzerindeki etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Kadınların ve erkeklerin, eğitim hayatında nasıl yönlendirildiklerinin mesleğe olan etkileri incelenmiştir. Toplanan veriler, tarihsel arka plana yerleştirilerek Türkiye'de kadınların durumu ve kadın kimliği, besteci kadınlarla ilgili yorumlarla beraber incelenmiştir. Toplumun gerek bestecilik mesleğinin kendisine, gerekse bu meslekle uğraşan kadın ve erkeklere olan bakış açısı bu bağlamda ele alınmıştır. Bunun yanında, cinsiyet rollerinin bestecilerin eğitim hayatlarındaki ve bestecilik kimliğini tanımlayış biçimleri üzerindeki etkileri, kadın ve erkek bestecilerin mesleklerinde kadınların mı yoksa erkeklerin mi daha çok desteklendiğine, tercih edildiğine veya kazanç farklarına ilişkin görüşlerine de yer verilmiştir. Bütün bu verilerin ışığında Cumhuriyet'in toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine bestecilik özelinde ne ölçüde ulaştığı incelenmiştir.
Bir Tutti'ye motif-yapı temelli analitik bakış: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, I
Müzikte "bir eserin tematik kimliğe sahip en küçük yapı birimi" olarak tanımlanabilecek olan ve ilişkin olduğu eserin pek çok noktasında, aynen ya da farklılaştırılmış biçimleriyle defalarca yinelenen motif, bu yönüyle bütünlüğü sağlayıcı hayati bir unsurdur. Şu halde, motif-yapı analizi, bir eserde form inşasına yönelik bir değerlendirme yapabilmek için bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Literatürde çok sayıda motif analizi bulunmasına rağmen, bünyesinde caz öğelerini yoğun oranda barındıran Klasik Batı Müziği eserleri söz konusu olduğunda, motif temelli bir analitik çalışmaya neredeyse rastlanmamaktadır. "Caz ile ciddi senfonik müziği bütünleştiren" en önemli isimler arasında yer alan George Gershwin'in bir başyapıtı olarak kabul gören Fa Majör Piyano Konçertosu'nun sadece 50 ölçü uzunluğundaki birinci bölüm Tutti'si, motifsel örgü yoğunluğuyla dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, anılan Tutti üzerinde, motiflerin yinelenme ve Tutti geneline dağılma karakteristiğini ortaya koymayı amaçlayan bir motif-yapı analizi gerçekleştirilmektedir. Altı ayrı işlem basamağını kapsayan analiz; Tutti'nin, 6 ana motif grubu altında toplanan 552 motife ev sahipliği yaptığını, Tutti'de motif kullanımına sahne olmayan tek bir ölçü dahi bulunmadığını ve motiflerden dördünün, swing hissiyatı ve Charleston ritmi özelinde cazdan kaynaklandığını gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, Allegro, Tutti, motif-yapı analizi
Edward Macdowell 2. piyano konçertosu üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Edward MacDowell'ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun incelenmesinin yanı sıra, kısaca Amerikan müzik tarihi de araştırılmıştır. 1. bölümde araştırma yöntemi açıklanmış, 2. bölümde Edward MacDowell' ın yaşamı ve eserleri incelenmiş, 3. bölümde Edward MacDowell' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal analizine yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Edward MacDOWELL' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal açıdan incelenmesi yoluyla, piyano edebiyatının önemli eserlerinden olan bu konçertoyu çalışmak ya da tanımak isteyenlere bir kaynak sunmaktadır. Araştırmanın, Amerikan müziğine ve bu bağlamda yazılmış piyano konçertolarına yönelik araştırmalarda, konu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Şerif Muhiddin Targan'ın "Kapris I" ve "Koşan Çocuk" adlı eserlerinin incelenmesi
Şerif Muhiddin TARGAN, 1892-1967 yılları arasında yaşamış Türk Müziğinin önemli ud virtüozu ve bestecisidir. Müziğe küçük yaşlarda önce ud daha sonra viyolonsel eğitimi alarak başlamıştır. Birden fazla ülkede bulunmuş olması nedeniyle sanatında geleneksel ve modern müziğin harmanlanmış olduğu görülmektedir. Ud sazı için beste yazması, ud enstrümanı üzerinde yapmış olduğu teknik çalışmalar ve çalgıya eser yazma fikrini gerçekleştirmiş olması Targan'ı özel kılmaktadır. 'Kapris I ve Koşan Çocuk' eserlerinin Türk Müziğinden farklılıkları; ud için yazılmış olmalarına rağmen, her iki eserde de Batı müziği özellikleri baskındır. Saz eserlerimizden olan "Tasvîrî Eser" türünün özelliklerini taşımaktadırlar. Enstrümana özel eser olmaları sayesinde ud sazına kimlik kazandırmışlardır. Ritim olarak bu eserlerin hiçbirinde Türk Müziğine özel olan (aksak veya büyük usuller gibi) usuller bulunmamaktadır. Batı Müziği usulleriyle yazılmışlardır. Eserlerde icra özellikleri açısından ileri teknik (ileri pozisyonlar, hız) görülmektedir. Şerif Muhiddin Targan'ın ud için yazmış olduğu "Kapris I" ve "Koşan Çocuk" eserleri "Form, Melodi, Ritim, İcra" başlığı altında önce genel, sonra detaylı olarak her cümle ayrı ayrı incelenmiştir. Form özellikleri bakımından incelenmesi; biçim, yapı ve üslup bakımından incelemeleri içermektedir. Cümlelerin incelenmesinde "yapı- melodi" bir arada verilmiş olup devamında sırasıyla 'ritim ve icra' açısından detaylı olarak değerlendirilmiştir. Amaç, bu eserlerin kompozisyon ve ud icrası açısından taşıdığı önemin, detayların da incelenmesi yoluyla araştırılmasıdır. Bu çalışma ile günümüz bestecilerinin ve ud icralarında da bu icra özelliklerinin kullanılabileceği düşünülmüştür.
Şevki Bey'in 25 Uşşak eserinin form ve makamsal incelenmesi
Şevkî Bey'in 25 Uşşak Eserinin Form ve Makamsal İncelenmesi'nin gerçekleştirildiği bu çalışma, Şevkî Bey'in bestekârlığına ışık tutması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada öncelikle Şevkî Bey'in hayatıyla ilgili erişilebilen kaynaklar taranmıştır. Araştırmalar sonucunda hayatı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserlerin form ve makam analizlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için uşşak makamının tarifi yapılmış ve makamı meydana getiren dizi ve çeşniler şemalarla gösterilmiştir. Şevkî Bey'in 25 uşşak eserinin analizinin yapıldığı bu çalışmada; uşşak makamı, farklı nazariyatçıların anlatımlarıyla sunulmuştur. Böylece uşşak makamı hakkında genel bilgiler verilerek, makamın detaylı bir şekilde açıklamasının yapılması amaçlanmıştır. Üzerinde çalışılan eserlerin öncelikle makam analizleri yapılmıştır. Bu analizler çerçevesinde; eserlerin makam analizi şekil yardımıyla gösterilerek, çeşnilerin ve geçkilerin neler olduğu belirtilmiştir. Eserlerin form analizleri ise öncelikle nota üzerinde şemalar ile gösterilmiş, ardından ayrıntılı form analizleri yapılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları kapsamında, eserlerde çoğunlukla uşşak makamının karakterine uygun olarak; Dügâh'ta Uşşak, Nevâ'da Bûselik, Segâh'da Segâh ile birlikte Ferahnâk ve Hüseyni'de Uşşak gibi çeşnilerin kullanıldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra özellikle eserlerin meyan kısımlarında Nevâ'da Hicazlı ve Çargâh'da Nikrizli kalışların yapıldığı ortaya çıkmıştır. Yapılan form analizleri ile birlikte de eserlerin; form, biçim, melodi, ritim ve yapıları irdelenerek elde edilen bulgular paylaşılmıştır. Bu çalışma neticesinde, Şevkî Bey'in Uşşak makamını nasıl kullandığına dair veriler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Kaptanzade Ali Rıza Bey'in hayatı, eserleri, müziğimizde ve eserlerinde batı müziği etkileri
Kaptanzade Ali Rıza Bey, 1881 yılında İstanbul'da doğmuş babasının mesleğinden ötürü Kaptanzade ismini almıştır. Hakkında az şey bilinmesine rağmen, yaptığı eserlerle musiki tarihimizde izler bırakan bir besteci olarak kabul görmektedir. Devlet memurluğunun yanı sıra piyano, kanun, keman ve ney icra etmesi, bu farklı yapıdaki enstrümanların eğitimciliğini yapması, tiyatrocu ve oyunculuk özellikleri dikkat çekici bir durum oluşmasına neden olmuştur. Bilhassa 19. Yüzyılda gerçekleşen toplumsal değişim, yeni bir düzen ve anlayışın hakim olduğu bir dönem olarak kabul edilmiştir. Sanat alanında da bu değişim, daha gelenekçi İslami bir yapıdan, batı etkilerinin görüldüğü daha farklı motiflerin ve renklerin ortaya çıktığı bir ortamın, bir ruhun oluşmasına neden olmuştur. Başta Osmanlı sarayında görülen bu değişim toplumdan da rağbet görünce yavaş yavaş müzik kültürümüzde farklı anlayışlar farklı üretkenlikler doğurmuştur. Müziğimizde bu geçiş döneminin temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Ali Rıza Bey küçük yaşta aldığı batı eğitimine bina ettiği müzik kültürü ve anlayışı ile operetler, marşlar, tangolar, kantolar, foksrotlar, fanteziler bestelemiştir. Şimdiki adı ile "İzmir marşı", " İstanbul Beyefendisi", " Çapkın Kız", Denizde Akşam" bazı besteleridir. Bu besteler o dönemde oldukça takdir görmüş, sahnelenmiş, plaklara okunmuş, bazılarında rol almış, hatta bizzat turnelere çıkarak o dönemde bunu farklı kesimlere sunabilmiştir. Türk Musikisinde de yapmış olduğu Fanteziler ve Şarkı formundaki eserler çok beğeni almıştır. Yapmış olduğu sözlü eserlerde güfte olarak Ömer Bedrettin Uşaklı'nın şiirlerini kullanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaptanzade, İzmir Marşı, Yıldızların Altında
Suzidilara makamı tarifinde kuramcı görüşleri ve makamda bestelenen eserlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk mûsikî kuramcılarının nazariyat kitaplarında Suzidilara makamının tarif ediş biçimleri ve bu makamda bestelenen eserlerin makam tarifine uygunluğu, işlenişi ve kullanımını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, Suzidilara makam tanımını yapan farklı on kuramcının görüşlerinden yararlanılmış ve 52 adet çeşitli formlarda eser incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserler, bestelendiği tarih göz önüne alınarak Suzidilara makamının terkibi hakkında fikir sahibi olunmuştur. Ulaşılabilen 52 adet eserin her birinin dizisi ve makam özellikleri tespit edilmiş, on kuramcının görüşleriyle ne derece örtüştüğünün neticesi ortaya konulmuştur. Kuramcı görüşlerinin ve incelenen eserlerin doğru orantılı olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sürecinde, önce 'makam' ve 'makam özellikleri' kavramları ele alınmıştır. Sonra araştırma için saz eserleri ve sözlü eserler olmak üzere çeşitli formlarda 52 adet eserin makamsal analizi açısından uygunluğu tespit edilmiştir. Araştırmanın, incelenen eserlerin sonuçlarına göre Suzidilara makamı tarifinin standartlaşmasına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
İsak Varon'a ait TRT repertuarında yer alan eserlerin makamsal analizi
Bu çalışmada, gayr-ı Müslim Bestekârlarımızdan İsak (İzak) Varon'a ait TRT repertuarında yer alan farklı makamlarda bestelenmiş eserlerin makam özelliklerinin ve usûllerinin ayrı ayrı açıklanmasının ardından makamsal analizleri yapılmıştır. Bu vesileyle, Türk mûsikîsinin bütünü içerisinde makamsal özellikler, üçlü, dörtlü, beşli, geçki ve çeşniler ortaya konularak farklı 16 makamdaki eserlerin ölçü bazında işlenmesi ve bu anlamda Türk mûsikîsi bestekârları arasında yerinin olduğunun belirlenmesi yönünden ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, TRT repertuarında yer alan İsak Varon'un bestelemiş olduğu eserlerinin makamın özümsenmesi, daha önce böyle bir çalışmanın yapılmamış olması nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca, çalışma Türk toplumuna mal olmuş sanatçı ve eserlerinin tanıtılması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması, daha sonra yapılacak bilimsel çalışmalara araştırmacı ve eğitimcilere katkı sağlaması yönünden önem taşımaktadır
Hatıra Ahmedli Cafer'in Sonat-613 adlı eserinin incelenmesi
Bu çalışma, Hatıra Ahmedli Cafer'in Sonat – 613 adlı eserinin müzikal analizi ve piyano tekniği bakımından yorumlanması üzerine analitik bir incelemedir. Çalışmanın Giriş bölümünde besteciye ait bilgiler ve bestecinin Sonat – 613 adlı eserine konu olmuş olan Hocalı Katliamı ele alınmış, ikinci bölümde çalışma yöntemi işlenmiştir. Analiz başlıklı üçüncü bölümde ise eser üzerinde kapsamlı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analize ait teorik bilgiler besteci ile yapılan ve kayıt altına alınan ikili görüşme sonrasında değerlendirilmiş, çağdaş bir bestecinin besteleme sürecinde kullandığı besteleme tekniklerinin piyano aracılığı ile dışavurumunu gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında bestecinin konu edindiği Hocalı Katliamı'nın bir piyano eseri içerisinde gerek vuruş sayısı gerek kromatizm, gerekse tema kullanımı gibi çeşitli teknik bileşenlerde kendini nasıl açığa çıkardığına dair sonuçlara ulaşılmıştır.
F. Mendelssohn Op.64 Mi Minör Keman Konçertosunun O. Sevcik'in Op.21 egzersizleri üzerinden incelenmesi
Alman besteci Felix Mendelssohn-Bartholdy 19. yüzyılın en değerli bestecilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Mendelssohn'un bestelediği ve keman repertuvarında oldukça önemli bir yeri olan op.64 mi minör keman konçertosu, naif ve şeffaf olmasının yanı sıra, tutkulu ve gösterişli bir yapıya sahiptir. Bu yüzden tekniksel ve müzikal açıdan zaman zaman icracıları zorlayacak bir konçerto haline gelebilmektedir. Yıllar boyunca ünlü keman eğitimcileri tarafından keman repertuvarına çeşitli teknik egzersiz metotları kazandırılmıştır. Bu ünlü eğitimcilerden birisi de 20. yüzyılda yaşamış olan Otakar Sevcik'tir. Sevcik, yaşadığı dönem boyunca kendini keman eğitimine adamış ve keman repertuvarına eğitim açısından çok sayıda kitap kazandırmıştır. Bunlardan birisi de Mendelssohn mi minör keman konçertosu için yazılmış op. 21 analitik egzersizler metotudur. Bu çalışmada Sevcik'in egzersizleri ve konçertonun pasajlarının analiz edilerek, Sevcik'in egzersizleri ışığında "Mendelssohn op.64 mi minör keman konçertosu" için icracıya getirebileceği katkılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu süreçte Sevcik'in keman çalışmaya mantıksal ve pedagojik yaklaşımı üzerinde durulmaya çalışılmıştır. İnceleme sonucunda edinilen bulgular ışığında; keman repertuvarında önemli bir yere sahip bu konçerto için bir çalışma kılavuzu olup, icracıya Sevcik'in egzersizleri yardımıyla yeni bir bakış açısı kazandırılması hedeflenmiştir.
Max Reger op.131d sol minör birinci viyola suitinin form, stil ve teknik açılardan incelenmesi
Max Reger, Geç-Romantik dönem bestecileri arasında yer alan ve Romantik Dönemin stiline farklı bir anlayış getirerek yeni renkler kazanmasını sağlayan bir besteci olarak görülmektedir. Bu stillerden biri olan Geç-Wagner kromatizminde büyük bir olgunluğa erişmiştir. Bununla beraber Johann Sebastian Bach'tan etkilenmesiyle eserlerinde Barok dönemin kontrpuantal dokularını görkemli bir biçimde kullanmış ve klasik dönemin formlarına da büyük bağlılık göstermiştir. Bu stilleri eserlerinde başarılı bir şekilde birleştirmeyi başaran Reger, aynı hibrit düşünce ile 19. yüzyıl geç-romantizmin ardılı ve 20. yüzyıl erken-modernizmin öncüsü olarak konumlandırılmıştır. Max Reger'in kendine özgü stili, onun solo enstrüman için ve oda müziği yapıtlarında daha da belirginleşmiştir. Son dönemlerinde yazdığı Op. 131'de topladığı, keman için "Prelüd ve Füg (op131a)", iki keman için eski stilde yazılmış kanonlar ve fügler (op131b), viyolonsel için yazdığı üç Süit (op131c) ve son olarak viyola için yazdığı üç Süit (op131d) bu anlamda örnektir. Viyola için yazdığı Solo Viyola Süitleri (op131d), viyola repertuvarının önemli eserlerinden biridir. Bu üç süit çoğu uluslararası viyola yarışmalarının repertuvarlarında zorunlu olarak istenmesiyle beraber, çoğu konservatuvarların viyola müfredatlarında da büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada Op. 131d Sol Minör Birinci Viyola süiti detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Max Reger, Solo Süit, Viyola Süit, Viyola, Form Analiz
Maurice Vieux "Vingt Etüdes Pour Alto" etüt kitabının müzikal ve teknik açıdan incelenmesi
20. yüzyıl viyola solisti, bestecisi ve pedagog olan Maurice Edgard Vieux Fransız Devrimi'nden sonra Fransa'da müzik alanındaki yenileşme ve gelişmeler ile kurulan Paris Konservatuvarı'nda bu kurumun ilk viyola eğitmeni olan Théophile Laforge'dan viyola eğitimini almış, yine burada eğitim vermiş, birçok orkestrada aktif olarak çalışmış ve solistlik yapmıştır. 1930 yılında onur lejyonu almış, 1931 yılında Belçika Kralı tarafından Leopold düzeninin şövalyesi olarak adlandırılmıştır. Vieux, viyola için etüt kitapları, solo eserler ve piyanolu eserler bestelemiştir. Bunların dışında başka enstrüman eserleri için yaptığı düzenlemeler de mevcuttur. O zamana kadar sınırlı olan viyola müzik literatürü Vieux sayesinde genişlemiş ve dönemin diğer bestecilerine bu enstrüman için çalışma yapmalarına öncü olmuştur. Max Bruch, Henri Brüsser, Gabriel Grovlez gibi birçok besteci, Vieux'a viyola için besteledikleri eserleri adamışlardır. Bu çalışma Maurice Vieux "Vingt Etudes Pour Alto" (Viyola İçin 20 Etüt) etüt kitabının viyola tekniğine katkısı ve etütlerin teknik ve müzikal açısından incelenmesine yönelik bir araştırmadır. Konuya ilişkin veriler, yazılı kaynaklar, akademik ortamda yapılmış olan dergi ve ilgili makaleler incelenerek viyola tekniğine etkisi ve etütlerin yorumlanması üzerine bir araştırma yöntemi izlenmiştir. Günümüze kadar analizi yapılmamış bu etütlerin müzikal ve teknik açılardan nasıl bir yapıya sahip olduğu çalınıp incelenerek kaynak olarak sunulmuş, araştırılıp ortaya koyulan veriler toplanıp raporlanmıştır. Bu çalışmanın, Vieux'un Viyola İçin 20 Etüt kitabını icra edecek kişilere yardımcı olabilmesi için bir rehber olması hedeflenmektedir.
Türk ve Macar uluslaşma süreçleri bağlamında Béla Bartók ve Ahmet Adnan Saygun etkileşimi
Bu çalışmada uluslaşma süreçlerini 20. yüzyılda gerçekleştiren iki ülke olan Macaristan ve Türkiye'nin ulusal müzik kültürlerini yaratma çabaları ile bu süreç içerisinde Bartók ve Saygun'un karşılıklı etkileşim ve katkıları ortaya konmaya çalışılacaktır. Birinci bölümde Macar uluslaşma sürecinde müzik kültürü ve Bartók, ikinci bölümde Türkiye uluslaşma sürecinde müzik kültürü ve Saygun başlığında inceleme yapılacaktır. Üçüncü bölümde Bartók ve Saygun'un kendi ülkelerindeki uluslaşma süreci içerisinde müzik alanındaki rolleri ile Türkiye'de çıktıkları derleme gezilerinin, her iki ülkenin uluslaşma yolundaki müzik evrenine katkıları incelenecektir. Dördüncü bölümde Bartók'un Orkestra Konçertosu ve Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu eserleri arasında saklı veya açık bir etkileşimin var olup olmadığı hakkında bir bilgiye ulaşılmaya çalışılacaktır.
İki Saygun prelüdünde ses organizasyonu
Bu çalışmada, Ahmed Adnan Saygun'un Aksak Tartılar Üzerine On İki Prelüd, Op. 45 başlıklı albümünden seçilen, 3. ve 8. prelüdlere ilişkin olarak ses organizasyonu temelli bir analiz gerçekleştirilmektedir. Analizde izlenen yöntem; Sırasıyla bölgeler, ses kümeleri, formülasyon, teorik kabul ve tanım olmak üzere beş ana boyuttan oluşmaktadır. Analiz sonucunda elde edilen sonuçlar; her iki prelüdde de *Aralık ilişkilerine dayalı sıkı bir ses organizasyonunun varlığından söz edilebileceğini, *Makam soyutlamalarının en az düzeyde gerçekleştiğini, *Saptanan ses kümelerinin tümünün; 0, 1, 2 ve 3 basamak üzerine kurulu olduğunu, *Aralıkların çeşit bakımından bu denli az oluşunun ve eserlerin farklı yerlerinde tekrar tekrar duyurulmasının, Saygun müziğine damgasını vuran doğurgan düşünce'nin bir yansıması olduğunu gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Ahmed Adnan Saygun, Op. 45, Prelüd: 3, Prelüd: 8, ses organizasyonu
21. yüzyılda ezgi merkezli makam anlayışı: Karşılaştırmalı bir analiz
Erken Cumhuriyet Dönemi'nde yeni bir anlayışla gelişmeye başlayan makam teorisi, ilerleyen yıllarda dönüşüme uğramıştır. Bu dönem teorisyenleri dönemin, araştırmacıları bilimsel temelli bir teori arayışına yönlendiren politikaları gereği Sistemci Ekol'ün (13.-15. yy. teorisyenleri) 17 aralıklı ses sistemine benzer 24 aralıklı ses sistemi oluşturmuşlardır. Cumhuriyet döneminde görülen teori yaklaşımları çoğunlukla dizi odaklı olmakla birlikte bu yaklaşımlar Batılılaşma hareketi, ulusallaşma politikaları, ulusal ve evrensel müzik yaratma çabaları ile paraleldir. Söz konusu müzik politikalarının katkısı ile oluşturulan makam teorileri, ses sistemleri ve makam anlatıları, zaman içinde bu politikaların değişime uğramasının da etkisiyle ilerleyen dönemlerde dönüşüm geçirmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında 24 aralıklı sistem çoğunlukla eleştirilmiş ve eksik yönleri bilimsel çalışmalar kapsamında ortaya konmuştur. Bu çalışmalar doğrultusunda söz konusu sistemi geliştiren veya değiştiren, ses sistemleri ve müzik fiziği kapsamında çalışmalar üreten teorisyenler bulunmaktadır. Ses sitemleri çalışmalarının yanı sıra eser analizine yoğunlaşan ve makamın ezgisel hareketleri kapsamında yeni analiz yöntemleri geliştiren araştırmacılar da vardır. Güncel çalışmalar kapsamında, artan bilgi kapasitesi ve geçmiş dönem çalışmalarının yeniden zihnin süzgecinden geçirilmesi sonucunda günümüz teorisyenlerinin, pek çoğu ezgiye odaklanan "yeni ve özgün" yaklaşımlar oluşturduğunu söylemek mümkündür. Erken Cumhuriyet Dönemi müzikolog ve müzik teorisyenlerinin bakış açılarının dönemin ideolojileri çerçevesinde şekillenerek Sistemci Ekol'ün anlayışına benzer bir yaklaşımı geliştirmiş oldukları söylenebilir. Aynı bu durum gibi günümüz teorisyenleri de kendilerinden önceki çalışmaları inceleyerek onları yeniden yorumlamışlardır. Dolayısıyla, Cumhuriyet tarihinin genelinde müzik teorileri çalışmalarının kapsamının değişik dönemlere dair makam çalışmalarının yeniden yorumlanmasına dayandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmanın kapsamını, Cumhuriyet tarihi içerisinde görülen makam teorisi çalışmaları oluşturmaktadır ve temel amaç, süreç içerisinde görülen değişim ve dönüşümü tespit etmek, özellikle ezgi odaklı güncel yaklaşımları açıklamalı ve karşılaştırmalı bir biçimde incelemektir. Söz konusu çalışmada literatür taraması yapılacak ve "içerik analizi" aracılığıyla teori eserleri ve teorisyenlerin "metodolojik" yaklaşımları incelenecektir.
Anadolu müzik hafızasını Orta Anadolu abdalları üzerinden anlamak: Muharrem Ertaş icralarının çok katmanlı makamsal analizi
Sözlü kültürümüzün günümüze taşınabilmesini sağlayan aşıklık geleneğinin, yazılı ve sözlü kaynaklara göre kökleri 11. Yüzyıl'a dayanan en eski unsurlarından biri olan Abdal Âşık geleneği, Anadolu tarihinde müzik yoluyla kültür aktarımının önemli bir unsuru olarak değerlendirilebilir. Abdal Âşıkların, ileri beste, icra ve epik şiir becerileriyle bütünleşen karmaşık şiir ve müzik yapılarının çok özel bir bileşimine dayanan çok ayrıntılı bir sözlü aktarım biçimini temsil ettiğini belirtmek gerekir. Bu anlamda Muharrem Ertaş, hem geleneğin en çok kayıt altına alınan icracısı ve geleneğin "arşivlenmiş" en eski bestekâr-hikâye anlatıcısı olarak tanınan bir şair olması hem de "Horasan" ve "Anadolu" âşık geleneklerinin icra tarzlarını birleştiren bir müzik ustası olarak öne çıkması nedeniyle bu gelenek içinde çok değerli bir "somut" kaynak olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada Muharrem Ertaş'ın melismatik, aritmik ve doğaçlama temelli bozlak "formu"ndaki sekiz kaydındaki "motif" temelli makam özellikleri "ezgi çekirdeği" yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu analizler yoluyla Abdal Âşıkların "sözel aktarım" sürecinin arkasındaki ana "ezgisel motifler" incelenecek ve bu "motiflerin" Anadolu müziğindeki ana makam yapılarının inşasındaki işlevi tartışılacaktır. Anahtar sözcükler: Abdal Aşıklar, Muharrem Ertaş, Bozlak, Ezgi Çekirdeği, Müzik Folkloru
Gomidas Vartabed'in halk ezgileri repertuvarından 14. cilt 6.kitaptaki ezgilerin çekirdek analizi yöntemiyle makamsal özellikleri açısından incelenmesi
Halk şarkılarının derleme çalışmaları, on dokuzuncu yüzyılda Osmanlıda ve Avrupa'da yükselen Ulusalcılık ve Batılılaşma hareketiyle yakından ilgilidir. Besteci, şarkıcı, derlemeci, öğretmen, koro şefi ve din adamı Gomidas Vartabed, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Anadolu'da halk ezgilerini derleyen ilk müzik araştırmacısıdır. Gomidas'ın müzik araştırmaları on dokuzuncu yüzyılda başlayan folklor hareketini ve müzik anlayışını yansıtması açısından önemlidir. Ermeni ulusal müziğinin kurucusu kabul edilen Gomidas'ın Ermeni müziğinin yanında Anadolu'da yaşayan farklı halkların kültürel mirasını ortaya çıkarmak için yaptığı çalışmaların büyük bir gayret sonucu ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Anadolu müzik tarihinde yapılmış bu en eski yazılı derleme çalışmasıyla Gomidas'ı etnomüzikoloji disiplini açısından bir öncü olarak görmek mümkündür. Bu çalışmada, Gomidas Vartabed'in Türkçe, Kürtçe, Ermenice Derlemelerin yer aldığı derleme kitabından seçilmiş parçalar, makamsal özellikleri açısından incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Anadolu Ermenilerine dair tarihsel süreç, Hıristiyanlıkla tanışmaları, Ermeni dini müziği ve Kilise müziğinde Batılılaşma etkileri, müzik gelenekleri, Âşıklık geleneği ile ilişkisi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Gomidas'ın hayatı, besteci ve derlemeci yönlerine bakış, müzik eğitimi, derleme çalışmaları, Ermeni geleneksel müziği ve milliyetçilikle ilişkisi, folklor hareketindeki yeri üzerinde durulmuştur. Son bölümde Gomidas'ın 14. Cilt 6. Kitap olarak numaralandırılmış derleme çalışmasındaki eserler, "ezgi çekirdeği" temelli makam analizi ile incelenmiştir. Analiz edilecek eserler, ezgi hareketlerine uygun olarak tespit edilen makam ailesine uyumlu bir tercihle yeniden yazılmış, ezgi çekirdekleri ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Gomidas, Ezgi çekirdeği, analiz, makam, ritim
Ludwig van Beethoven'in op.72 no:3 Leonore Uvertürü'nün form ve orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada Beethoven'ın Fidelio Operası uvertürlerinden biri olan Op.72 No:3 Leonore Uvertürü form ve orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmiş, konser repertuvarlarında sıklıkla yer alan bu eserin icrasında ortaya çıkabilecek güçlükler ve problemler tespit edilerek, elde edilen bulgulardan hareketle öneriler sunulmuştur. Bu amaçtan hareketle ilk olarak bestecinin yaşamına dair bilgilere yer verilmiş, eserin bestelendiği Beethoven'ın ikinci yaratı dönemi olarak kabul edilen süreç (1803-1812) detaylı olarak ele alınmıştır. Eserin içinde yer aldığı Klasik dönemin genel özellikleri çerçevesinde dönemde gelişen form yapıları incelenmiş, araştırma konusu özelinde uvertür formu ele alınmıştır. Ayrıca eserin tarihsel analizi kapsamında Klasik dönem operalarının genel yapısı ve çalışmanın ana konusunu oluşturan Op.72 No:3 Leonore Uvertürü'nün parçası olduğu Fidelio Operasına dair genel bilgiler aktarılmıştır. Çalışmanın son bölümünde eserin armonik, formal ve şeflik teknikleri analizlerine yer verilmiştir. Eserin tarihsel altyapısı ve yapılan analizler sonucu elde edilen veriler ışığında öznel değerlendirme, tespit ve önerilerde bulunulmuştur.
Olivier Messiaen'ın "Kuş Kataloğu" adlı eserinin incelenmesi
Fransız besteci, orgcu, öğretmen ve kuş bilimci olan Olivier Messiaen, 20. yüzyıl müziğinin en önemli figürlerinden biri olmasının yanı sıra, hayatının büyük bir kısmını kuşlara adamıştır. Bestecinin ornitoloji çalışmalarının en büyük yansıması olan Kuş Kataloğu (Catalogue d'Oiseaux) adlı eseri ise modern müzik çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır. Kuş Kataloğu'nun müziğinin yazımı Ekim 1956'da başlamış ve 1 Eylül 1958'de tamamlanmıştır. Bestecinin kuşları incelemek, seslerini daha ayrıntılı olarak betimleyebilmek adına Fransa'dan Kuzey Afrika'ya uzanan yolcuğu iki yıl sürmüştür. Bu incelemede, eserin yedi kitap ve on üç bölümü üzerinde gerçekleştirilen ayrıntılı bir araştırmanın Türkçe kaynak olarak literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. İcracıların ve dinleyicilerin bölümler ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmeleri açılarından da önem taşımaktadır. Çalışmada, eser içerisinde tespit edilen yetmiş yedi kuş araştırılmış ve tanımlarına yer verilmiştir. Her bölüm için karakter analizleri yapılmış, bahsedilen kuşlar, kuşlar haricinde betimlenen canlılar, manzaralar, doğa tasvirleri, bölgeler ve kullanılan renklerin yerleri tespit edilmiştir. Bölümler içerisindeki önemli teknik ayrıntılar ve bölümlerin karakter analizleri tablolarla pekiştirilmiştir. Messiaen'ın sinestezi yetisi müziği renkler ile duymasını sağlamıştır. Besteci katalogda neredeyse her bölümde renklere yer vermiştir. Bölümdeki renklerin saptanması da dinleyici ve icracı için eserin daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Bunların yanı sıra Kuş Kataloğu'ndaki bölümlere isimlerini veren kuşların sesleri iki ayrı teknikle incelenmiştir. Birincisinden notaların belirlenmesi, ikincisinden ise ses şiddetinin saptanması için yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda kuşların gerçek sesleri ile eser içerisinde bulunan kuşların müziği arasında büyük oranda benzerlik bulunduğu tespit edilmiştir.
"Giuseppe Verdi'nin "Nabucco", "Macbeth", "Rıgoletto" operalarında bariton partilerinin incelenmesi"
Bu araştırma, opera sanatının en önemli bestecilerinden biri olan, on sekizinci yüzyıl opera geleneğiyle on dokuz hatta yirminci yüzyıl opera geleneği arasında büyük bir köprü inşa etmeyi başaran, her bir eseriyle yeni arayışlara girmiş, uzun ve verimli sanat hayatıyla opera dağarcığına benzersiz katkılarda bulunan Giuseppe Verdi'nin farklı yaratıcılık dönemlerinden seçilen Nabucco, Macbeth ve Rigoletto operalarının "bariton" partileri esas alınarak incelenmesini hedeflemiştir. Araştırmada besteci ve seçilen operalarıyla ilgili bilgi toplanmış, eserlerin bariton partileri teknik, libretto ve müzikal yorum açılarından incelenmiştir. Verdi'nin bu raporda incelenen Nabucco, Macbeth ve Rigoletto eserlerine bakış açısı ve opera sanatına getirmek istediği yenilikler, yayıncısı ve arkadaşı Ricordi'ye, çalıştığı opera şarkıcılarına ya da libretistlere yazdığı mektuplardan örnekler sunularak anlatılmıştır. Araştırmanın sonucunda Nabucco, Macbeth ve Rigoletto eserlerinde en isabetli, inandırıcı karakterin ve müzikal yorumun oluşturulabilmesi için ihtiyaç duyulan felsefi, edebi, sosyolojik ve psikolojik malzemelere ve ipuçlarına eserlerin partisyonlarından, librettolarından, Verdi'nin mektuplarından ve hayat hikayesinden faydalanılarak ulaşılmıştır. Yorumcuların ve/veya eğitmenlerin Nabucco, Macbeth ve Rigoletto karakterlerini ele alıp, çalışırlarken bu unsurları göz önünde bulundurmalarının önemi belirtilmiştir
Katalan viyolonselci Gaspar Cassadó'nun icracı, besteci ve uyarlayıcı yönleriyle incelenmesi
Barselona doğumlu, Pau Casals'dan sonra Katalan kökenli viyolonselcilerin arasında önemli bir yeri olan Gaspar Cassadó (1897-1966) günümüzde çok fazla tanınmamaktadır. Bunun başlıca nedeni de kendisinin müziğe ilişkin inanış ya da yaklaşımları hakkında herhangi bir yazılı belge bırakmamış olması ve kapsamlı röportaj ve çalışmalarda yer almamış olmasıdır. Eserlerinin önemli bir bölümü eşi Cheiko Hara'nın mirasçıları tarafından Tokyo'da Tamagawa Üniversitesi Eğitim Müzesi arşivine bağışlanmıştır. Ayrıca, Siena'da Academia Chigiana kütüphanesinde birkaç mektup ve nota, Biblioteca de Catalunya'da G. Cassadó'nun babasına ithaf edilmiş bir arşivde kuramları yer almaktadır. Bu çalışmada Gaspar Cassadó'nun icracı, besteci ve uyarlayıcı kariyeri araştırılmış ve kayıtları, orijinal kompozisyonları ve uyarlamaları araştırılarak listelenmiştir. Araştırmanın devamında G. Cassadó'nun, Çaykovski op.72 Piyano Parçalarından uyarladığı Mi Majör Viyolonsel Konçertosunun analizine yer verilmiştir. Çalışmada özellikle uyarlama biçiminin seçilmesinin nedeni, G. Cassadó'nun çalışmaları içinde uyarlamaların ağırlıklı olmasıdır. Bu bağlamda seçilmiş olan Mi Majör Viyolonsel Konçertosunun oluşumunda, Çaykovski op.72 Piyano Parçalarının içinden seçilmiş dokuz parçanın uyarlanması, tematik analiz yöntemiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Çalışmanın amacı, G. Cassadó'nun yaşamı, öğretme metotları, eserleri ve transkripsiyon yöntemleri ile ilgili bilgileri derleyerek, öğrencilerin eserleri teknik ve müzikal açıdan sergilemelerini kolaylaştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Cassadó, Çaykovski, viyolonsel, uyarlama, viyolonsel konçertosu
Mehmet Korhan İlgar'ın Viyolonsel Konçertosu adlı sanat çalışmasının bestecilik tekniği açısından incelenmesi
Bu çalışmada, sanatta yeterlik programı kapsamında sanat çalışması olarak bestelenen Viyolonsel Konçertosu adlı eserin, çoksesli Batı müziğinin en önemli senfonik-enstrümantal türlerinden biri olan konçertonun tarihsel gelişim süreci ve yapısal evrimi çerçevesinde elde edilen verilerle birlikte, bestecilik tekniği çerçevesinde eserin bestecisi tarafından kaleme alınan bir incelemesi sunulmuştur. Bestecilerin özgün yapıtlarını teknik yönden bizzat inceledikleri çalışmaların son derece az olması sebebiyle, teknik ve teorik referans alanındaki bu boşluğun doldurulabilmesi için, benzer nitelikli çalışmalara ciddi bir gereksinim olduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak, bu çalışmanın aynı amaç ve doğrultuda yapılacak benzer çalışmalar sırasında karşılaşılabilecek sıkıntıların aşılmasında yardımcı bir kaynak ve yol gösterici bir örnek oluşturabileceği düşünülmüştür. Çalışmada konçerto türünün Barok dönemden yaşadığımız döneme kadar devam eden gelişimi ve evrimi tarihsel bir sunum çerçevesi içerisinde anlatılmış; konçerto türünün biçim, yapı ve stil özellikleri, ritornello biçiminden sonat-allegro biçimine geçiş sürecindeki örneklerden ve konçertant konseptin muhtelif uygulamalarından elde edilen veriler yorumlanarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın yazarı tarafından bestelenen Viyolonsel Konçertosu adlı yapıtın bu veriler ışığındaki incelemesinde; konçertant konsept kullanımıyla birlikte, eserde kullanılan temalar, motifler, cümleler ve periyotlar, eserin daraltılmış partisyonundan alıntılanan nota örnekleri üzerinde, kullanım amaçlarına göre sınıflandırılarak detaylı olarak açıklanmıştır.