Davranışsal niyet

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Money attitude and saving intentions of young adults in Turkey

This study investigated money attitudes and saving intentions (motivation to save) of young adults in Turkey by sampling 640 young adults in Eskisehir using questionnaires. This study delved into the money attitudes and motivations to save among young adults to establish any relationship between them as well as to compare males and females on these subjects. Structural Equation Modelling (SEM) was employed in the data analysis. A statistically significant and positive relationship was found between retention attitude toward money and saving intention, although no statistically significant relationships were found between the power, obsession and anxiety attitudes toward money and saving intention. In all, it can be stated that young adults in Turkey are not very much concerned about money (i.e. do not have obsessive attitude toward money, are not very anxious about money, have no difficulty in spending money, and do not perceive money as a source of power). However, they seem to be motivated to save. On the basis of motivation dimensions, what really motivates young adults in Turkey to save is introjection. That is, young adults feel a sense of pride if they have more money than usual left at the end of the month. According to the findings, power is the most exhibited money attitude by young adults in Turkey toward money. The study has also found interesting distinctions between young adult males and females regarding their attitudes toward money and saving intentions. That is, males are more obsessive and anxious about money and tend to perceive money as a source of power. Females on the other hand are neither obsessive, anxious nor perceive money as a source of power, but they tend to have a retentive attitude toward money and are more motivated to save compared to males. Key Words: Money Attitude, Saving Intentions, Structural Equation Modelling (SEM),Young Adults.

Behavioral intentionEskişehirYoungs+3
Yaw Frimpong Oforı Atta
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının davranışsal tatma niyetine etkisi

Kitle iletişim eski zamanlardan beri sosyal bir varlık olan insanın ayrılmaz bir parçasıdır. İlk zamanlarda toplu yaşamanın bir gereği olan ve asgari düzeyde ihtiyaçları gidermek üzere kurulan kitle iletişim, Sanayi Devrimi'nden Bilgi Çağı'na geçiş sürecinde bilgi verme, eğitme, sosyalleştirme, motive etme ve kültürel tanıtma gibi farklı işlevler kazanmıştır. 21.yüzyılda kitle iletişim dünyadan haber, bilgi ve enformasyon sağlamasının yanında siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin bir öncüsü haline gelmiştir. Günümüzde son derece yaygın ve etkili olan bir kitle iletişim aracı olan televizyonun ürünlerinden olan programlar bu gelişmeleri sağlayacak işlev ve niteliktedir. Çalışmada televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının bireylerin davranışsal tatma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Eskişehir'de Kolayda Örnekleme Yöntemi ile belirlenmiş 496 kişiden veri elde edilmiş ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Sonuç olarak gastronomi konulu gezi programlarının merak uyandırma ve sosyal etki işlevlerinin bireylerin davranışsal tatma niyetine etkisi saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle İletişim, Televizyon, Gastronomi Turizmi, Gastronomi Konulu Gezi Programları, Davranışsal Niyet.

Davranışsal niyetGastronomiMutfak turizmi+1
Pınar Şenel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi

İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli

Davranışsal niyetGüvenilirlikKurumsal itibar+6
Özüm Eğilmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Adoption of mobile banking applications: A study on young people

The main objective of this study is to explore factors which influence Intention of young people to adopt Mobile Banking Applications. Primary data were collected from Turkey (217 participants) through questionnaires grounded on Technology Acceptance Model (TAM) together with Trust (T). Through factor analysis and structural equation modeling (SEM), the findings revealed that the Perceived Usefulness has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Additionally, Trust also has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Furthermore, Perceived Ease of Use not only has positive influence on the Perceived Usefulness, but also on Trust. Therefore, Perceived Ease of Use affects Intention to adopt mobile banking applications through these factors. Moreover, no statistically significant differences were found by ANOVA between males and females with respect to the factors investigated and Intention to adopt mobile banking applications. Keywords: Intention, Trust, Mobile Banking Apps, Technology Acceptance Model

BankingBanking sectorBanking system+6
Monzur Morshed Patwary
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel lezzetlere yönelik tutumların demografik özellikler açısından incelenmesi ve davranışsal niyetler üzerindeki etkisi: Gaziantep üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Gaziantep'i ziyaret eden turistlerin Gaziantep'e özgü yerel lezzetlere yönelik tutumlarının demografik özellikleri açısından incelenmesi ve yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin hangilerinin ne ölçüde Gaziantep'e yönelik davranışsal niyetleri üzerinde etkili olduğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Gaziantep'in yerel lezzetlerini deneyimleyen 831 yerli turiste kolayda örnekleme yöntemiyle anket çalışması ile uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ve oluşturulan hipotezlerin analizinde SPSS programı yardımıyla Çoklu Regresyon analizi, T testi ve ANOVA testi kullanılarak yapılmıştır. Turistlerin yerel lezzetlere yönelik tutumlarının boyutlarını belirlemek amacıyla yapılan faktör analizi neticesinde; hijyen, maliyet, fiziki hizmet kalitesi, özgün hizmet kalitesi, gıda kalitesi, davranışsal niyet olmak üzere 6 faktör belirlenmiştir. Orijinal ölçekte hizmet kalitesini ölçen ifadeler tek faktör altında toplanırken, bu çalışmada iki faktör altında toplandığı görülmüştür. İfadelerin ölçtüğü kavramlar dikkate alınarak oluşan bu iki faktör "fiziki hizmet kalitesi" ve "özgün hizmet kalitesi" olarak isimlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda yerel yiyeceklere yönelik tutum değişkenlerinden maliyet, özgün hizmet kalitesi ve gıda kalitesi değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olduğu sonucuna varılmıştır. Hijyen ve fiziki hizmet kalitesi değişkenlerinin davranışsal tutum üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamsız olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinden Hijyen faktörünün katılımcıların cinsiyetleri açısından farklılık gösterdiği; kadınların erkeklere göre hijyen tutumlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Gıda Kalitesi faktörünün katılımcıların yaşları açısından farklılık gösterdiği görülürken, Davranışsal Niyet faktörünün de katılımcıların Gaziantep'e geliş amaçları açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin katılımcıların aylık gelirleri ve medeni durumları açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Yerel lezzetler, Gastronomi, Davranışsal Niyet

Davranışsal niyetDemografik özelliklerGaziantep+6
Meryem Nisa Kerkez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of airport atmospheric features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport in Zanzibar

This research investigates the atmospheric Airport's features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport (AAKIA). The study is a quantitative methodology that involves the actual data from the questionnaires that have been distributed to the aviation industry of Zanzibar international airport. The study was spanning from 2020 to 2021. The research uses the two main variables identified: airport atmospheric features on passengers' which is the independent variable, and behavioral intentions are dependent variables. The study develops the proxies' variables for airport atmospheric air passengers such as layout accessibility, facility aesthetics, and perception of airport safety, airport cleanness, and sitting comfort. In the context of behavioral intention, the study develops the proxies of willingness to spend, intention to revisit, electronic equipment, and display, and customers 'satisfaction. The study applied statistical techniques to reveal the estimated results. These include a statistical linear regression equation to obtain the results. The research revealed the following results. The layout accessibility and airport cleanliness have a significant and negative effect on behavioral intention. Adhere, perception of airport safety, facility aesthetics, and sitting airport comfort affect behavioral intention. The policymakers related to the aviation industry in Zanzibar, especially Abeid Amani Karume International Airport, should develop an effective policy to enhance the efficiency of layout accessibility and airport cleanness. Also, more effort should be implemented to the facility aesthetics, perception of airport safety, and Airport sitting comfort.

AtmosphereBehavioral intentionAirports+6
Maryam Mussa Mohamed
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın tüketicilerin hedonik ve faydacı tüketim eğilimlerinin belirlenmesi ve bu eğilimlerin davranışsal niyet üzerine etkisi: Çankırı ili örneği

Tüketici kavramı pazarlama sürecinin ilk basamağını oluşturur ve pazarlama biliminin odak noktasıdır. Pazarlama biliminin gelişmesi ve müşteri odaklılık kavramının öneminin artmasıyla birlikte, tüketiciye ve tüketici davranışlarına verilen önem artış göstermiştir. Son yıllarda sıkça gördüğümüz kampanyalar, indirimler, özel günler tüketicilerde satın alma isteği uyandırmaktadır. Tüketiciler satın alma davranışı gösterirken sadece rasyonel karar almamakta aynı zamanda alışverişten haz almak, fikir edinmek, modayı takip etmek ve sosyalleşmek gibi amaçlarla da satın alma davranışı göstermektedirler. Bu tez çalışmasının teorik bölümünde tüketici davranış nedenleri, tüketici satın alma davranışları, davranışsal niyetleri, kadın tüketicilerin tüketim davranışları, hedonik tüketim ve faydacı tüketim bilgilerine yer verilmiştir. Bu teorik çerçeveden yola çıkılarak, Çankırı ilinde bulunan kadın tüketicilerin satın alma davranışlarına yönelik araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre, kadın tüketicilerin ihtiyaç olmadığı halde satın almaya sıcak bakmadıkları, faydayı ön planda tuttukları ortaya konmuştur. Öte yandan kadın tüketicilerin alışverişe çok büyük anlam yüklemedikleri, ancak zaman zaman "sadece mutlu olmak için" alışveriş yaptıkları da tespit edilen bulgular arasında yer almıştır. Hedonik alışveriş davranışının en fazla "başkalarını mutlu etmek için" gerçekleştiği belirlenmiştir. Davranışsal niyetin medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş, eğitim durumu ve gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.

Davranışsal niyetFaydacılıkHedonizm+6
Esin Akcakaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlanmış Davranış Teorisi bağlamında evliliği sürdürme ve sonuçları

Evliliklerin sürdürülmesi zor fakat önemli bir süreçtir. Bu süreç kişinin gerek var olan ilişkiyi devam ettirmek gerekse onarmak için belli davranışlarda bulunmasını gerektirir. Bilimsel çalışmalar doyum sağlanan, ödülü yüksek, bedeli düşük evliliklerin sürdürüldüğünü ve evliliklerin sürdürülmesinde sosyal çevrenin ve benlik kurgularının etkili olduğunugöstermektedir. Doyum sağlanan, mutlu bir evliliğin hem kadın hem de erkeğin sağlığını olumlu etkilediği görülmektedir. Evliliğin sürmesi, kişinin ilişkiyi sürdürme isteği de dahil pek çok değişkenden etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen sürdürme davranışları "Planlanmış Davranış Teorisi (PDT)" bağlamında ele alınmıştır. Bu amaçla evliliği sürdürme niyetine yönelik PDT temelli bir ölçek hazırlanmış ve ölçek maddelerinin hazırlanması, geçerliği ve güvenirliğin test edilmesi amacıyla pilot bir çalışma yapılmıştır. Ana çalışmada evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen davranışlar üzerinde evlilik doyumu, algılanan ödül-bedel, benlik kurguları, PDT değişkenleri olan inançlar, evliliğe yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolün nasıl etki ettiği incelenmiştir. Ayrıca çiftlerin evliliği sürdürme niyeti, evlilik doyumu ve ruhsal sağlık arasındaki etkileşimde ilişkiyi sürdürme davranışlarının rolünün hem bireysel hem de ikili ilişki düzeyinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya çiftlerin ikili analizleri için 168 evli çift ve PDT kapsamında yol analizleri için de 183 kadın 178 erkek olmak üzere 361 evli kişi katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından pilot uygulaması gerçekleştirilmiş olan PDT'nin boyutlarını içeren Evliliği Sürdürme Niyeti Ölçeği'nin yanı sıra İlişki Sürdürme Mekanizmaları Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Algılanan Ödül-Bedel Ölçeği, Genel Sağlık Anketi-12, İlişkisel-Özerk Benlik Kurgusu Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Gerçekleştirilen yol analizleri sonucunda, PDT'nde yer alan davranışsal inançlar, normatif inançlar ve kontrol inançları boyutlarının, ana değişkenler olan davranışa yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolle olumlu yönde ilişkili olduğu; ancak inançlar üzerinden çizilen modelin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra PDT'nin ana değişkenlerinin yer aldığı model anlamlı bulunmuştur ve modelin sonucuna göre evliliği sürdürmeye yönelik davranışsal tutumların, öznel normların ve algılanan kontrolün yüksek olması evliliği sürdürme niyetini olumlu yönde etkilemekte; bunun sonucunda da sürdürme niyeti ilişki sürdürme mekanizmalarına yol açmaktadır. Bu süreçte ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olduğu kişilerin evliliği sürdürmeye yönelik daha olumlu tutumlar ve daha yüksek öznel normlara sahip olduğu görülürken; ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olmasının algılanan davranışsal kontrol ile ilişkisi anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca PDT değişkenlerine ek olarak, evlilik doyumunun sürdürme mekanizmaları ile ilişkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; ancak algılanan ödül-bedelin sürdürme mekanizmaları üzerinde anlamlı ve orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlı Aracılık Modeli analizleri sonucunda erkeklerin evliliklerini sürdürme niyetleri ile ruh sağlıkları arasında kendilerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması ve partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık ederken; evlilik doyumu ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide ise, yalnızca erkekler için partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık etmektedir. Evliliği sürdürme niyeti ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide sürdürme mekanizmalarını kullanmanın etkisinin incelendiği modelde, hem kadın hem de erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile evlilik doyumu arasında kendisinin sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği görülürken; erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile kadının evlilik doyumu arasında kadının sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği bulunmuştur. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmaya dair sınırlılıklar ele alınmış ve gelecek çalışmalar ile uygulamaya dair önerilerde bulunulmuştur.

Benlik kurgularıDavranışsal niyetDavranışsal tutum+5
Gamze Karadayı Kaynak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil sağlık uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyetin aracılık rolü: E-Nabız örneği

Mobil teknolojilerin gelişmesiyle sağlık tüketicilerin ihtiyaç listesi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu ihtiyaçlar karşısında geliştirilen mobil sağlık uygulamalarının da kullanım kolaylığı ve memnuniyet düzeyleri her daim ölçülmelidir. Çünkü iyi tasarlanmamış veya tüketici memnuniyeti düşünülmeden geliştirilen bir sağlık uygulaması tüketicilerde olumsuz düşünceler oluşturarak, tavsiye etme ve tekrar tercih etme niyetini değiştirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı ise mobil sağlık uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyet kavramının aracılık rolünün belirlenmesidir. Çalışma örneklemini, Türkiye genelinde E-Nabız uygulamasını kullanan 18 yaş ve üzeri sağlık tüketicileri oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak anket yoluyla elde edilen 889 kişilik veride ana hipotezler için AMOS programı ile yapısal eşlik modeli, alt hipotezler için ise SPSS programı ile farklılık analizleri uygulanmıştır. Araştırmada ilk olarak geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra veriler faktör analizlerine ve normal dağılım analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçların normal dağılım göstermesiyle de araştırma amaçları doğrultusunda ölçülen farklılık analizleri için parametrik testler olan t testleri ve tek yönlü ANOVA testleri uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla da korelasyon analizi yapılmıştır. Yapısal eşlik modeli değerlendirme sonucunda ise mobil uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi bulunmazken, e-memnuniyet kavramının tam aracılık rolü ile dolaylı etki gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca mobil uygulama kullanılabilirliğinin alt boyutları olan pozitif ve negatif kullanımların davranışsal niyet üzerinde e-memnuniyetin aracılık rolüne bakılmış, bu durumda pozitif kullanımın da davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyetin tam aracılığı olduğu ancak negatif kullanımın davranışsal niyet üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etkisinin olmadığı görülmüştür. Son olarak alt hipotezlerin değerlendirilmesinde mobil uygulama kullanılabilirliği, e-memnuniyet, davranışsal niyet ve alt boyutlarının sosyo-demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.

Davranışsal niyetE-nabız sistemiElektronik memnuniyet+3
Burhan Kılıç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Destinasyonlarda mültecilere yönelik algıların destinasyona yönelik kişilik, imaj, tutum memnuniyet ve davranışsal niyete etkisi

Bir destinasyonunhizmet kalitesi destinasyonun yönetiminin ve pazarlamasının başarısında hayati bir rol oynamaktadır. Uluslararası pazarlama ve turizm alan yazınında destinasyon hizmetleri üzerinde birçok değerli araştırma yapılmış ancak bu araştırmaların hiçbirinde mültecilerin, destinasyon üzerindeki etkisi araştırılmamıştır. Bu kapsamda gerçekleştirilen bu araştırmada destinasyonlarda mültecilere yönelik algıların destinasyona yönelik kişilik imaj, tutum, memnuniyet ve davranışsal niyete etkisi ortaya konmuştur. Gaziantep ilini 01.02.2019-20.04.2019 tarihlerinde ziyaret eden ve en az bir gece konaklayan 503 turistten kolayda örnekleme yöntemi ile nicel ve nitel veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nitel bulgularda katılımcıların büyük bir çoğunluğunun,mültecilerin ahlaksız davranışlar sergilemesi ve dilencilik yapmalarından dolayı rahatsız olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgularda ise mültecilere yönelik algının, destinasyona yönelik memnuniyeti ve kişiliği negatif yönde etkilediği görülmüştür. Bununla beraber mültecilere yönelik algıların; yaş, cinsiyet, aylık gelir ve konaklama süresi değişkenlerine göre farklılık göstermediği görülmüştür.

Davranışsal niyetDestinasyonGöçmenler+6
Metin Sürme
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 ile açıklanması

Bu araştırma ile öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise rasgele seçilmiş farklı okullarda görev yapan farklı branşlara sahip 376 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma nicel yaklaşım çerçevesinde bir betimsel tarama çalışmasıdır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucu öğretmenlerin eğitim durumları, platform kullanma süresi ve hizmetiçi eğitim alıp almama durumlarının TKKBM-2'nin alt boyutları ve sosyal öğrenme platform kullanımı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin cinsiyet, branş, yaş, çalıştıkları kurum, hizmet süresi ve teknoloji kullanım yeterlilik durumlarında TKKBM-2'nin bazı alt boyutları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca alışkanlık, hedonik motivasyon, sosyal etki ve kolaylaştırıcı koşullar değişkenlerinin davranışsal niyetin anlamlı yordacıları olduğu ve davranışsal niyetin bu değişkenlerle anlamlı ilişkisini belirleyen dört modele ulaşılmıştır. Alışkanlığın tek başına davranışsal niyetin %36'sını açıkladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim Bilişim Ağı , Okulistik, Morpa Kampüs, Teknoloji Kabul ve Kullanım, Davranışsal Niyet

Davranışsal niyetEğitim Bilişim AğıEğitim ortamı+5
Ayşe Nur Kandemir
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronomik etkinliklerde turistlerin coğrafi işaretli ürün deneyimi, memnuniyet ve davranışsal niyete etkisi: Adana örneği

Coğrafi işaretli ürünler, özellikleri ve ünü ile belirli bir bölgeye özgü olan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde bireylerin coğrafi işaretli ürünlere yönelik talebinin artmasıyla birlikte birçok bölge kendine has ürünlerini tescil ettirerek maddi ve manevi değerlerini korumanın yanı sıra bölge ekonomisine de katkılar sağlamaktadır. Ziyaretçiler yaşadıkları coğrafi işaretli ürün deneyimlerinden memnun olmaları sonucunda bu durum davranışsal niyetlerini de etkilemektedir. Bu araştırmada coğrafi işaretli ürün deneyiminin memnuniyet ve davranışsal niyet üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda literatür incelenmiş ve literatürde yer alan çalışmalardan hareketle bir model geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen modeli test edebilmek için 4-6 Ekim 2019 tarihleri arasında 3. Adana Lezzet Festivali'ne katılan ziyaretçiler arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 403 kişiye yüzyüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler neticesinde coğrafi işaretli ürün deneyiminin memnuniyet ve davranışsal niyet üzerinde etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi işaretli ürün deneyimi, memnuniyet, davranışsal niyet, Adana lezzet festivali

AdanaCoğrafi işaretlerDavranışsal niyet+6
Özge Çaylak Dönmez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Restoran atmosferi ve hizmet kalitesinin davranışsal niyet üzerine etkileri

Atmosfer, tüketicide satın alma niyetini artıran belirli duygusal durumlar oluşturmayı amaçlayan satın alma ortamının tasarımını ifade etmektedir. Herhangi bir yerin atmosferi, tercih noktasında önemli hale gelebilmektedir. Bir işletmenin alternatifler arasında kendini ön plana çıkarabilmesi için 'atmosfer' faktörünü kullanarak müşteri memnuniyetini artırabilir ve rekabet ortamında rakiplerine göre üstünlük sağlayabilir. Tüketicilerin satın alma sürecinin çıktısı olan davranışsal niyet oluşumu birçok faktörden etkilenmektedir. Restoran atmosferi ve hizmet kalitesinin satın alma sonrasında davranışsal niyet üzerindeki etkisini incelemek, işletmeler açısından stratejik önem arz eden faktörlerdendir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, restoran atmosferi ve hizmet kalitesinin hizmeti satın alma sonrasında davranışsal niyet üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, alanyazın taraması sonucunda oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Araştırma evrenini ise Ankara ilinde faaliyet gösteren Turizm İşletme Belgeli Restoranların müşterileri oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Temmuz-Aralık 2021 tarihleri arasında Ankara ilinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. 600 anket uygulanmış, eksik ve hatalı doldurulan anket formları çıkarıldıktan sonra 564 kullanılabilir anket formu analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan veriler istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin ve hipotezlerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, t testi, ANOVA, DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) ve YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) analizleri kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik analizi Cronbach's Alpha katsayısıyla, yapısal geçerliliği de DFA ile incelenmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre restoran atmosferi ve hizmet kalitesi algısında cinsiyet, yaş ve medeni durum değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Restoran atmosferi ve hizmet kalitesi algısında eğitim durumu, aylık gelir düzeyi ve dışarıda yeme sıklığı değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Restoran atmosferi ve hizmet kalitesinin davranışsal niyet üzerinde anlamlı ve pozitif olarak etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AtmosferDavranışsal niyetHizmet kalitesi+5
Esra Özata Şahin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde planlı davranış teorisi kapsamında yiyecek-içecek işletmelerine gitme niyetinde kaygı bozukluğunun moderatör rolü

Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde 31 Aralık 2019 tarihinde nedeni tam olarak bilinmeyen zatürre vakaları ortaya çıkmıştır. 5 Ocak 2020 tarihinde ise daha önce hayvanlarda tespit edilmiş fakat insanlarda görülmemiş yeni bir coronavirüs olduğu Dünya Sağlık Örgütü'nün Çin Ofisi tarafından bildirilmiştir. Dış ülkeler aracılığıyla tanışılan Covid-19 ile günlük yaşamda birçok değişiklik meydana gelmiştir. Virüsün insanlığa verdiği zarar fiziksel olarak bilinse de psikolojik açıdan da tahribat mevcuttur. Yiyecek-içecek işletmeleri de kalabalık toplumlar barındırmaya müsait olması nedeniyle Covid-19'un bulaşma riskinin yüksek olduğu mekanlar arasındadır. Buradan hareketle bireyler yeme-içme faaliyetlerine katılma konusunda birtakım tereddütler yaşamışlardır. Bu süreçte bireylerin davranışsal niyetlerinin etkilenebileceği öngörülmektedir. Bunun nedeni risk faktörlerine bağlı olarak gelişen kaygı bozukluğudur. Bu tezin amacı, planlı davranış teorisi ışığında kaygı bozukluğunun yiyecek-içecek işletmelerine gitme niyetinde nasıl bir rolü olduğunu araştırmaktır. Araştırmaya ilişkin veriler nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile toplanmıştır. Toplamda 594 ankete ulaşılmış ve tamamı analizlere dahil edilmiştir. Araştırmada doğrulayıcı faktör, regresyon, Ki-kare analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırmada kaygı bozukluğu düzeylerinin erkeklere oranla kadınlarda daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılırken, kaygı bozukluğunun davranışsal niyet üzerinde anlamlı ve ters yönlü bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Buna göre kaygı bozukluğu duygularında artış görülmesiyle beraber davranışsal niyetin azalacağını söylemek mümkün olmuştur.

Anksiyete bozukluklarıCOVID 19Davranışsal niyet+4
Burcu Şevkli
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerdeki örgüt yapısının akademisyen davranışları üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı; üniversitelerdeki örgütsel yapının akademisyenler tarafından nasıl algıladığını belirlemek ve algılanan örgütsel yapıyla akademisyen davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın evrenini, yükseköğretim kurulu verilerine göre (2015-Aralık itibariyle) Türkiye'de 185 üniversite, örneklemini ise kuruluş yılı, statü (Devlet veya Vakıf) gibi kriterler dikkate alınarak kota örnekleme yöntemi ile seçilen toplamda 37 üniversitede oluşturmaktadır. Bu üniversitelerde görev yapan toplam 1242 akademisyenden elde edilen veriler üzerinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, 12 farklı değişkeni ölçmek için farklı ölçekler kullanılmıştır. Çalışma verilerini analiz etmek ve alternatif modelleri sınayabilmek için ise, AMOS ve SPSS programları birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda elde edilen verilere, güvenilirlik, doğrulayıcı faktör analizleri ve gerekli istatistiksel testler (t-testi, Anova, Korelasyon, Regresyon ve Yapısal Eşitlik Modeli) uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerde normal dağılımın gözlenmesi durumunda değişkenler açısından ikili gruplar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için, Bağımsız Gruplar t‐ Testi tekniği kullanılmıştır. Normal dağılımın olmadığı hallerde ise parametrik olmayan testlerden Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. İkiden fazla gruplar için anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için ise ANOVA testi, yani tek yönlü varyans analizi, belirlenen farklılıkların hangi gruplardan kaynaklı olduğunu belirlemek için Scheffe Testi kullanılmıştır. Yine bu noktada da dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal‐Wallis Testi, farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için ise gruplar arasında ayrı ayrı Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca yapılan testler sonucunda anlamlı farklılığın olması halinde etki büyüklüğünü belirlemek için eta-kare (η2) ve Cohen d değerleri hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde ise korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç değişkeni olarak belirlenen bireysel performans ve işten ayrılma niyetinin üzerinde diğer değişkenlerin yordayıcılıklarını belirlemek amacıyla regresyon analizi ve yol analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, medeni hal, görev yapılan birim gibi bazı kişisel değişkenler açısından, araştırma kapsamında ele alınan değişkenlerde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonuçlarına göre; genel olarak akademik personelin kolaylaştırıcı yapıya ilişkin algısı arttıkça, kolektif yeterlik, birey-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık ve işe duyulan ilgi gibi olumlu duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Buna karşın, engelleyici yapı arttıkça stres, sinizm, sessizlik ve tükenmişlik gibi olumsuz duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Ancak, engelleyici örgüt yapısının olumsuz değişkenler (stres ve tükenmişlik gibi) ile pozitif yönlü ilişkisinin, kolaylaştırıcı örgüt yapısının negatif yönlü ilişkisinden daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayalı olarak, akademisyenlerin olumlu duygu, tutum ve davranışlarının artırılabilmesi için örgüt yapısının kolaylaştırıcı olmasının gerekli olduğu ama yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerDavranışsal niyetEğitim yönetimi+6
Muhammed Zincirli
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon reklamlarında ünlü kullanımı ve y kuşağı tüketicilerinin satın alma niyetlerine etkisi: Mavi jeans örneği

Geleneksel medya araçlarından biri olan televizyon, şirketlerin çoğunluğunun kullandığı iyi bir reklam aracıdır. Televizyon reklamlarında öne çıkan uygulamalardan biri de ünlü kullanımıdır. Firmalar, tüketicilerin satın alma davranışlarını kendi lehlerinde arttırmak için sürekli çaba sarf etmektedirler. Televizyon reklamlarında kullanılan ünlünün güvenilirliği, çekiciliği ve uzmanlığı da tüketicilerin satın alma eğilimlerinde rol oynayabilmektedir. Bu çalışmada televizyon reklamlarında yer alan ünlülerin güvenilirliğinin, uzmanlığının ve çekiciliğinin bireylerin davranışsal niyetleri üzerindeki etkisini (marka bağlılığı ve ağızdan ağıza pazarlama) belirlemek amaçlanmıştır. Mavi Jeans (2015) televizyon reklamlarında yer alan bir kadın bir erkek olmak üzere iki ünlü için lise ve üniversite öğrencilerinin görüşleri değerlendirilmiştir. Veriler, Mersin ilinde bulunan bir vakıf üniversitesinde ve bir özel lisede okuyan öğrencilerden elde edilmiştir. 332 geçerli anket formundan elde edilen verileri tanımlayıcı istatistiki analizler, güvenilirlik analizi, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapısal eşitlik modeli aracılığıyla analiz edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde katılımcıların % 59'u kadın, % 58'i lise öğrencisi ve % 60'ı için televizyon en etkili mecra olarak belirtilmiştir. Öğrencilerin % 56'sı televizyon reklamlarında kullanılan film aktris/aktörlerinin kişisel ürün satın alımlarında etkili olduğunu ifade etmiştir. İki ünlü içinde kaynağın güvenilirliği ölçeği yapısal eşitlik modeli aracılığıyla test edilmiş ve belirlenen boyutlar kabul edilmiştir. Her bir boyutun tüketicilerin davranışsal niyetine etkisi incelenmiş ve reklamlarda kullanılan ünlülerin güvenilirliğinin marka bağlılığına ve ağızdan ağza pazarlamaya etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır.

Ağızdan ağıza iletişimDavranışsal niyetMarka bağımlılığı+7
Zeynep Beril Yolaçan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish adult learners' approach to learning English with regard to motivation, attitudes, reasons and willingness to communicate

Learning English has increasingly gained importance. Today, people need English not only for communication but also for getting a job, being promoted, traveling, achieving school subjects and other career-related ambitions. As suggested, people learn English for various reasons. Accordingly, they have attitudes towards learning English, its culture, instructors of it, and speakers of that language. Learners can have high or low motivation for learning English and communicating in English. When a learner desires to learn English, to use it for communication, it is called willingness to communicate (WTC). Three objectives guided this study: 1) to learn why Turkish, English as a foreign language (EFL) adult learners who attended English courses want to learn English as a foreign language; 2) to explore their motivation and attitudes toward the English language; 3) to find out how willing they are to communicate in English. Moreover, the correlation among these factors was analyzed. In order to accomplish these aims, a questionnaire consisting of three parts was applied. First, a descriptive analyses was conducted, using Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) program. Second, Pearson correlation coefficient was used to test for the relationship between reasons to learn English, motivation/attitudes toward English, and WTC in English. Two hundred thirty-four (234) Turkish adult learners attending English courses at eight private language institutions participated in this study. A quantitative research method design was adopted. VIII The results of the study showed that, the participants in this sample chose mostly job-related statements for the reason why they wanted to learn English. Learning English for travel took the second place in the sequence followed by knowledge/friendship statements. Finally, the participants stated that they learn English for being successful in English. When learners' motivation and attitudes are considered, the participants regard themselves as motivated and had favorable attitudes toward English language. As for the participants' willingness to communicate in English, the results indicated that they preferred to talk more with their friends and acquaintances rather than with strangers. These results showed consistency with some other results related to WTC. According to correlation results, all these factors including learners' reasons for learning English, motivation and attitudes toward that language and WTC were significantly correlated with each other at .05 level. Based on the correlation results, it was implied that job-related reasons were highly (r=.56) correlated with the reasons about knowledge and friendship. Additionally, motivation had a positive effect on integrativeness (attitudes toward foreign language and its community). On the other hand, WTC and anxiety were negatively correlated. The importance of this research lies in its theoretical contributions to the research on EFL context. Moreover, its linguistics and pedagogical implications for EFL contexts contribute to conceptualization of motivation, attitudes and WTC. The implication of the study is Turkish adult EFL learners needed to be supported by language institutions and instructors to increase their willingness to communicate in English. To better understand the study participants' reasons to learn English as a foreign language, motivation and attitudes toward English and its community, as well as, their WTC in English, more studies examining more variables that possibly affect this issue may be carried out. Key Words: Turkish adult learners, reasons for learning English, motivation, attitude, WTC.

Behavioral intentionStudy of languagesValid cause+7
Hatice Bulut
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Analysis of factors affecting students' behavioural intention to use e-learning in Lebanon

The main objective of this study is to determine the reasons for using e-learning nowadays. In modern society, information technology (e-learning) is becoming essential in the educational institutions as a mean for teaching and communicating between the instructors and their students. As online learning continues to gain widespread attention as an alternative for classroom teaching, educational institutions and instructors face the challenge of building and sustaining student trust in an e-learning environment. This study aimed to evaluate the relationships between the factors affecting technology acceptance and students' intention in online courses depending on the UTAUT2 model. The researcher has reviewed the current literature, employed measurement items from existing scales, collected data by questionnaire from students at universities and educational institutes in Lebanon, and used the statistical techniques based on SPSS to examine the proposed model.

Behavioral intentionElectronic learningLebanon+2
Ahmad Saleh
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Binicilik kulübü tesis çevresi faktörlerinin katılımcıların memnuniyeti, sadakati ve davranışsal niyetlerine etkisinin incelenmesi

Araştırma amacımız ülkemiz genelinde Türkiye Binicilik Federasyonu bünyesinde federe olan ve tesis standartları müsabaka düzenlemeye elverişli olan büyük ölçekli atlı spor ve binicilik kulüplerine devam eden kişilerin tesis çevresi faktörlerine karşı duydukları memnuniyet, davranışsal niyet, sadakat etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan analizler sonucunda, spor tesis çevresini etkileyen yedi faktör ortaya çıkmıştır. Bu faktörler; tesis ulaşılabilirliği, tesis otoparkı, tesis estetiği, skorboard kalitesi, koltuk konforu, mekân içi erişilebilirlik, işaretler ve tabelalar olarak tanımlanmıştır. Örneklemimiz ise bu tesislerden aktif olarak hizmet alan 402 katılım cıdan oluşmaktadır. Verilerin analizi için, IBM SPSS 26 ve AMOS 24 paket program ları kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlilik düzeyleri cronbach-alpha katsayısı ile test edilmiştir. Araştırma da öncelikle, verilerin güvenirlik katsayıları hesaplanmış ve normallik değerlerine bakılarak, parametrik testlerden, ikili gruplar için "t-testi", çoklu gruplar için ise "anova" testi uygulanmıştır. Bulgular incelendiğinde faktörlerin çarpık lık ve basıklık değerlerine göre verilerin normal bir dağılma sahip olduğu, güvenirlik analizi sonuçlarına göre cronbach alpha katsayılarının tesis ulaşılabilirliğinin kabul edile bilir seviyede, diğer bütün ölçekler ile alt boyutlarının yüksek düzey seviyede güvenirli liğe sahip olduğu ortaya çıkmıştır. 17 yaş ve altı ile 18-39 yaş aralığına sahip kişilerin arasında binicilik tesisi çevresi faktörlerine ilişkin ortalamalarında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Faktör analizi ve regresyon analizlerinin birleşimin den oluşan, genellikle gözlenen ve örtük değişkenleri içeren modellerin test edilmesinde kullanılan "yapısal eşitlik modeli" sonucunda binicilik tesisi çevresi faktörlerinin katılımcı memnuniyeti üzerinde pozitif anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Katılımcı memnuniyetinin, davranışsal niyetler ve katılımcı sadakati üzerinde de pozitif anlamlı bir etkisi vardır, aynı zamanda davranışsal niyetlerin katılımcı memnuniyeti ile katılımcı sadakati üzerinde aracı olarak pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

BinicilikDavranışsal niyetKatılım+7
Fevzi Yıldırım
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam tarzının mobil fitness aplikasyonlarına yönelik davranışsal niyet üzerindeki etkisi: Y kuşağı kapsamında bir inceleme

Bu araştırma Y kuşağı tüketicilerinin yaşam tarzı tiplerinin mobil uygulamaya yönelik davranış niyeti üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemek için yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin ışığında yaşam tarzlarının mobil uygulamaların kullanımı üzerindeki etkisi belirlenerek, yaşam tarzlarının ve kuşaklar arasındaki farklılıkların pazarlama konusunda daha çok dikkate alınmasını sağlayacak bazı strateji ve öneriler ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Türkiye'de yaşayan Y kuşağı tüketicilerinden oluşmaktadır. Örneklem seçimi yapılırken kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya ait veriler yaşam tarzlarının belirlenmesi amacı ile VALS 2 ölçeği, davranışsal niyetin ölçümlenmesi amacı ile de Uğur ve Turan (2016) tarafından geliştirilen Mobil Uygulama Kabul Modeli ve son olarak kişisel bilgilerin bulunduğu demografik bilgi formu aracılığı ile online ortamda ve yüz yüze yapılan anketler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında SPSS 22.0 paket programı ile AMOS veri analiz programlarından yararlanılmıştır. Kullanılan ölçekler analize dahil edilmeden önce keşfedici faktör analizi ile güvenilirlik analizleri uygulanmıştır. Y kuşağı tüketicilerine ait kişisel bilgilerin değerlendirilmesi için frekans, yüzde ve aritmetik ortalama gibi tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular yaşam tarzlarına göre analiz edildiği zaman en yüksek oranda katılımın deneyimciler ve başarılılar alt boyutlarındayken en düşük katılımın hayatta kalanlar alt boyutunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre gayret edenler, yapıcılar ve hayatta kalanlar alt boyutlarının davranışsal niyet üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve bu alt boyutlara ilişkin her artışın mobil fitness uygulamalarına yönelik davranışsal niyeti de arttırdığı görülmüştür. Kullanıcıların mobil fitness uygulamalarına yönelik davranışsal niyetlerinin demografik değişkenlerle olan ilişkisine dair analizler incelendiği zaman ise kullanıcıların davranışsal niyetlerinde mobil fitness uygulamaları kullanım sıklığı değişkenine göre anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak elde edilmiş olan veriler, yaşam tarzı alt boyutlarından gayret edenler, yapıcılar ve hayatta kalanlar alt boyutları ile mobil fitness uygulamaları kullanım sıklığının mobil fitness uygulamalarına yönelik davranışsal niyetler üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. ANAHTAR KELİMELER: Yaşam Tarzı, VALS 2, Davranışsal Niyet, Mobil Fitness Uygulamaları, Y Kuşağı

Akıllı telefonlarDavranışsal niyetFitness+3
Esra Şafak Çokpartal
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Deneyimsel pazarlama uygulamalarının tüketicilerin davranışsal niyetlerine etkisinin incelenmesi: Bir Örnek uygulama

Tüketim bilincinin artmasıyla birlikte birçok sektörde olduğu gibi alışveriş merkezi sektöründe de yoğun bir rekabet ortamı oluşmuştur. İşletmeler bu rekabette ayakta kalabilmek için farklılaşmaya yönelmektedirler. Tüketiciler bu noktada işletmenin kalitesi, fiyatları, işletmenin ortamı vb. gibi memnuniyeti etkileyen faktörleri göz önüne alarak bir değerlendirme yapacaklardır. Bunun sonucunda memnun kalan tüketici, işletmeyi tekrar ziyaret edecektir. Bu bağlamda işletmeler müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla çağdaş pazarlama yaklaşımlarına yönelerek bu konuda kendilerini geliştirmeye başlamışlardır. Burada karşımıza çıkan deneyimsel pazarlama tüketicilere mal ve hizmet yoluyla eşsiz, unutulmaz bir deneyim yaratmayı hedeflemektedir ve müşteri bağlılığı, memnuniyeti sağlamada önemli bir aracı görevi görmektedir. Deneyimsel pazarlamada odağa müşteri alınarak müşterilere özel ve farklı tüketim deneyimleri yaşatmak amaçlanmaktadır. Her tüketicinin yaşayacağı deneyim kendine özel olacağından kişiye özel hatırlanabilir değerler yaratılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı; deneyimsel pazarlama uygulamalarının tüketicilerin davranışsal niyetleri üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırma 2022 yılı Şubat ve Mart ayı boyunca alışveriş merkezleri ve bu işletmeleri tercih eden müşterilere anket tekniğinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elektronik ortamda çevrimiçi olarak 410 adet anket toplanmış olup elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, deneyimsel pazarlama boyutlarının tüketicilerin davranışsal niyetleri üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Davranışsal niyetDeneyimsel pazarlama
Burak Duman
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paraların yatırım aracı olarak kullanılması niyetini etkileyen değişkenlerin incelenmesi: Türkiye örneği

Kripto para teknolojisinin kullanım oranlarıyla ilgili istatistikler toplumların yeni bir olguyu kabullenme süresiyle orantılı olarak ülkeler arasında değişkenlik göstermektedir. Birbirinden farklı yatırım alternatiflerini benimsemiş olan bireysel yatırımcıların kripto para teknolojisini benimsemesi ve kripto para türevlerini bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi çeşitli faktörlere bağlıdır. İşte bu çalışma da ise Türkiye'deki bireysel yatırımcıların kripto para teknolojisine yönelik sahip olduğu bakış açısının incelenmesi ve kripto para çeşitlerini bir yatırım aracı olarak kullanılması niyetini etkileyen faktörlerin tespit edilmesine yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanan ankete 618 katılımcı yanıt vermiş ve elde edilen veriler Teknoloji Kabul Modeli, Planlı Davranış Teorisi ve Yeniliklerin Yayılması Teorisi ışığında SPSS programı kullanılarak incelenmiştir. Güven, faydacılık, öznel normlar, kullanım kolaylığı, kolaylaştırıcı durumlar, farkındalık ve uyum faktörlerinin yatırım niyet faktörünü hangi ölçüde etkilediğinin tespit edilmesi için faktör analizleri, güvenilirlik testleri ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Türkiye'deki bireysel yatırımcılar için kripto paraların bir yatırım aracı olarak görülmesi niyetini etkileyen faktörlerin güven, faydacılık, kullanım kolaylığı ve öznel normlardan oluştuğu ulaşılan sonuçlar arasındadır. Türkiye özelinde yapılan bu çalışmanın kripto para yatırımı ile ilgilenen araştırmacılara, yatırımcılara ve politika yapıcılara rehberlik etmesi beklenmektedir.

Bireysel yatırımcılarBitcoinDavranışsal finans+4
Ali Adıgözel
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin çevreye duyarlı otomobil satın alma niyetleri ve yeşil bilginin düzenleyicilik etkisi

Türkiye'de tüketicilerin, çevreye duyarlı otomobil kategorisindeki otomobillere ilgisi son yıllarda giderek artmaktadır. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği'nin 2024 yılı verilerine göre, Türkiye'de tam elektrikli araç satışlarında %51,7 oranında artış yaşanmıştır. Türkiye'de tüketicilerin, çevreye duyarlı otomobil satın almaya yönelik giderek artan ilgisini şekillendiren etkenlerin başında ise, tüketicilerin sahip oldukları çevresel değer, çevresel tutum ve çevre duyarlılığı konusunda sahip olunan bilgi düzeyi bakımından yeterince irdelenmediği belirlenmiştir. Bu sebeple bu çalışmanın amacı, tüketicilerin çevreye duyarlı otomobil satın alma niyetlerinin, sahip oldukları çevresel değerleri ve çevre yanlısı tutumları tarafından etkilenip etkilenmediğini ve tüketicilerin sahip olduğu yeşil bilgi düzeyinin düzenleyicilik etkisine sahip olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu değişkenlere ilişkin neden-sonuç ilişkilerinin test edilebilmesi amacıyla, Bilecik'te yaşayan 18 yaş ve üzeri tüketicilerin oluşturduğu ana kütleden kolayda örneklem yoluyla seçilmiş 408 katılımcının verileri kullanılarak basit doğrusal regresyon istatistiksel analizleri yapılmıştır. Elde edilen veriler, çevresel değerler, çevre yanlısı tutumlar ve yeşil bilgi düzeyinin çevreye duyarlı otomobil satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur; dolayısıyla çevreci otomobil tercihinin, bireylerin çevreyle ilgili değer ve tutumlarıyla yakından ilişkili olduğu görülmüştür.

Davranışsal niyetYeşil bilgi odaklılıkÇevresel değerleme
Tolga Andaç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

An intervention to increase electricity savings in the context of energy consumption: Implementation intention and transtheoretical model

The damage caused by climate change and global warming has been a long-studied and known issue. Electricity is defined to be the most used and needed type of energy and it is known that electricity consumption contributes significantly to emissions in Turkey therefore the occurred damages of the global warming. Implementation intention and readiness for change are models that are found to be effective in behavior change, and they have various applications in the literature on pro-environmental behaviors. Thus, the effect of implementation intention and readiness to change on participants' attitudes, motivations and behaviors toward electricity-saving were examined through 2 (experiment vs. control) x 2 (baseline x follow-up) x 2 (action x contemplation) mixed model repeated measures ANOVA. The sample of this research consists of 92 individuals who are above 18 years of age and there was a two-week time interval between pre and post measures. The results indicated that contrary to expected, implementation intention only influenced external motivation and readiness to change only influenced behavior, eco-management behavior, motivation, self-determined motivation, introjected motivation. The dominant effect of readiness to change was not unexpected. More profoundly, it was found that implementation intention and readiness to change had a significant interaction on persuasion behavior. This result showed the effectiveness of implementation intention paired with readiness to change and the effect of implementation intention increases when implemented to individuals in action stage of change together with the importance of individuals' stage of change in terms of effectiveness of implementation intention. For future studies and practical implications, before providing implementation intention intervention, individuals' transition to action stage from contemplation stage can be procured. Keywords: implementation intention, transtheoretical model, readiness to change, electricity saving, pro-environmental behavior

Behavioral changesBehavioral intentionReadiness for change+6
Deniz Belovacıklı
Başkent University
2023
00

Related subjects