Deniz yolu taşımacılığı

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kanal İstanbul Projesi'nin bölgesel deniz taşımacılığına etkisinin SWOT Analizi ile incelenmesi

Türk Boğazları, Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayan bir özelliğe sahip olduğundan, geçmişten günümüze kadar stratejik bir konuma sahiptir. Gerek Karadeniz'e kıyısı olan ülkeler, gerek kıyısı olmayan ülkeler tarafından, İstanbul Boğazı dünya ticaretinde önemli bir rol oynamaktadır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden sonra Türk Boğazlarından yılda geçen gemi sayısı 3000 civarlarındayken günümüzde artan rekabet ve ticaret koşulları, gemi sayısı, gemilerin yüksekliklerinin ve genişliklerinin büyümesi ile Boğazlardaki gemi trafiği de zaman zaman artmıştır. İstanbul Boğazı'nın girişinde oluşan gemi yoğunluğunun artışı ile beraber; bekleyen gemilerin bekleme sürelerinin de uzaması sorunu, dünya ticaretinin aksamasına neden olacaktır. Artan ticaret koşulları beraberinde İstanbul Boğazı için başlıca sorunları da gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu tehlikeler İstanbul Boğazı'ndan geçen tehlikeli yük taşıyan gemilerin geçişlerinin çoğalmasından kaynaklanmaktadır. Olası bir kazada İstanbul Boğazı'nın güvenliğinin etkilenmesi ve kazanın çevreye vereceği olumsuzluklar olarak düşünülmektedir. İşte bu tehditleri en aza indirgemek ve zaman zaman oluşan gemi trafiğini hafifletmek amacıyla İstanbul için alternatif bir suyolu güzergâhının planlanması gerektiği görüşü ortaya çıkmış ve Kanal İstanbul Projesi gündeme gelmiştir. Bu çalışmada günümüzde çokça tartışılan bu projenin bölgesel deniz taşımacılığı açısından fırsatları, tehditleri, projenin güçlü ve zayıf yönleri SWOT analizi ile incelenmiş ve bölgesel deniz taşımacılığına etkisi araştırılmıştır. Belirlenen bulgular sonucunda değerlendirmeler yapılmış, önermelerde bulunulmuştur.

Deniz yolu taşımacılığıKanal İstanbulSWOT analizi
Tuğba Kiriş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde Türk kabotajının yeniden yapılandırılması

Bir ülkenin denizlerinde, karayollarında, hava sahasında o ülke vatandaşları için uygulanan öncelikleri ve yabancılara uygulanan yasakları belirleyen kabotaj hakkı ülkenin denizcilik sektörünü geliştirmesinin yanı sıra içinde ekonomik, siyasal, stratejik unsurlar da barındırır.Kabotaj Kanunu ülkemizde zor koşullar altında 29 Nisan 1926 tarihinde kabul edilmiş ve üzerinde hiçbir değişikliğe gidilmeksizin günümüze gelmiştir. Günümüz Türkiye' sinin koşulları 1926 yılı Türkiye' sinin koşullarından oldukça farklıdır. Kabotaj Kanunu' muzun günümüz ihtiyaçlarına layıkıyla cevap verebilmesi ve taşımacılığımızın değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmesi için kabotaj altyapısının yeniden yapılandırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Bu tezin amacı Avrupa Birliği' ne giriş sürecinde olan ülkemizin 1926' dan bu yana değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek için kabotaj taşımacılığımızda nasıl bir yapılandırmaya ihtiyaç duyulduğu sorusunu irdelemektedir.Bu bağlamda tezin ilk bölümünde kabotaj hakkı öncelikle bir tanım olarak irdelenmiş, Türkiye' de ve Dünya'daki kabotaj uygulamaları incelenmiştir.İkinci bölümde Avrupa Birliği'nin kabotaj rejimi üzerinde durulmuş, Roma Antlaşması ışığında Birlik içinde daha önceden kabotaj uygulamış olan ülkelere yer verilmiştir. Üyelik sürecinde bulunduğumuz Avrupa Birliği'nin temel Denizcilik Politikası ve Ortak Denizcilik Politikasının oluşum süreci bağlamında alınan kararlar incelenmiştir.Üçüncü bölümde kabotaj rejimi incelenmiş, Avrupa'nın kendi iç ulaşımını oluşturan temel öğeler irdelenmiş ve bu doğrultuda, 92/106 Sayılı Konsey Direktifi' ne, Kısa Mesafeli Deniz Yolu Taşımacılığı kavramına yer verilmiştir. Ayrıca Bu bölümde Avrupa Birliği' nin diğer kıtalar ve ekonomik bloklarla ulaşım bağlantıları ve Pan- Avrupa Ulaşım Koridorları, Trans Avrupa Ulaşım Koridorları, TRACECA ve Deniz Otoyolları incelenmiştir.Cumhuriyetle birlikte ülkemizde ilk kez kabotaj tekeli hakkı tesis edilmiş, Türk sermayesi ile Türk vatandaşının denizlerle iç içe olması sağlanmıştır. Bu bağlamda tezin dördüncü bölümünde, kabotaj hakkının kazanılması ile ilgili tarihsel süreç incelenmiştir.Beşinci bölümde, Ülkemizdeki kabotaj taşımacılığı karayolu, demiryolu, denizyolu ve limanlar altyapıları çerçevesinde araştırılmış ve Beş Yıllık Kalkınma Planları öncesi ve sonrasındaki durumlar karşılaştırılmıştır.Tezin son bölümünde ise Türk ulusal taşımacılığının dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmesi ve günümüz ihtiyaçlarına gerektiği gibi cevap verebilmesi adına yapılması gereken yenilikler ortaya konmuştur. Bu bağlamda İntermodel taşımaya dönük yükçün destekli tümleşik hizmet anlayışıyla dünyada hızla yaygınlaşan ve günümüz modern taşımacılık anlayışının temelini oluşturan kapıdan kapıya taşımacılık hizmetini ana taşımacılık felsefesi olarak benimsemenin önemi vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: İntermodal Taşımacılık, Kapıdan Kapıya Taşımacılık, Multimodal Taşımacılık, Tümleşik Taşımacılık, Kombine Taşımacılık,

Avrupa BirliğiDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+9
Gizem Kodak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Limits of extraterritorial jurisdiction at sea: An analysis on interception of vessels embarked with illegal migrants or asylum seekers

Although it has gradually been deprived of its initial dominance, the principle of freedom of the high seas has long been and still is a basic principle of the current maritime law. The freedom of high seas does not only belong to coastal State but also to landlocked States. The principle provides all States including non-recognized free navigation. Moreover, the right to overflight as well as laying cables, pipelines, and enjoyment of the sea resources are not subject to the exclusive jurisdiction of certain State or States. The usage of high seas is considered as in the character of res communis. Even if migration and crimes committed upon seas are long-standing incidents, recent development in navigation and struggles in many regions have escalated smuggling and trafficking activities. Migration has become one of the most common incidents to be faced in these seas. Recent incidents in the Mediterranean Sea demonstrate the weakness of international rules and their enforcement. It is also evident that international provisions are also failing to protect the migrants' fundamental rights including the right to life. Rescue operations for persons in imminent danger and interdictions against vessels carrying illegal migrants have unveiled absence of necessary regulations, or inadequate interpretation of some of them. In order to protect migrants' life and fundamental rights, it is required that international bodies must act proactively. Push back strategy from the maritime frontier and seaworthy boat practice for migrants upon the seas are the contemporary technics which clashed with the non-refoulement principle and the fundamental rights of the migrants. Extraterritorial application of right to life and non-refoulement are essential tools and responsibilities in migrant smuggling and interception measures in this regard.

Maritime areasLaw of the seaSea transportation+7
Selahattin Doğan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gemlik limanlarının lojistik performansının Türkiye'nin uluslararası ticaretteki yerine katkısı

Küreselleşme, 21. asrın başından itibaren ülkeleri ve toplumları derinden etkileyen bir olgudur. Küreselleşme ile birlikte dünyamız klasik deyimle küçülmüş adeta evrensel köy haline gelmiştir. Bunula birlikte, uluslararası sınırların ortadan kalktığı, yeni Dünya evrensel köy tabiri ile ifade edilmektedir. Küreselleşme neticesindeki bilgi teknolojileri ile kurumlar ve bireyler çok etkin ve hızlı iletişim sayesinde mal, hizmet ve bilgi paylaşımı imkanına sahiptir. Küreselleşmenin getirdiği pazar bütünleşmesi ile de ülkelerin yakınlaşmasına zemin hazırlamıştır. Bu yakınlaşma taşımacılık hizmetlerinin hareketlenmesine ve lojistik faaliyetlerin etkinliğinin önemini ortaya çıkarmıştır. Küresel ekonomik değerlerin devamını sağlayan günümüzün en önemli kavramı lojistik olarak görülmektedir. Evrensel köy haline gelen dünyada yeni yüzyılın öne çıkan üç faaliyet alanından birisi de lojistik olarak gösterilmektedir. Dünyadaki ticari etkinliklerin hammadde temini ile ürün elde edilmesi aşaması ve bu ürünlerin dünya pazarlarında yer edinmesindeki en önemli faaliyet alanı lojistiktir. Küresel ekonomik faaliyetlerin yegâne sonucu olan ürün ya da hizmetlerin müşteriye ulaşması ve müşteri memnuniyeti ile üretimin ya da hizmetin devamını sağlayan nedenlerdir. Lojistik, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, servis hizmetinin ve bilgi akışının, başlangıç noktasından tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki hareketinin etkili ve verimli bir şekilde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması olarak tanımlanabilir. Lojistik sektörü, insanların günlük yaşantılarını devam ettirirken farkında olmadıkları, ancak yaşantılarını devam ettirmek için ihtiyaç duydukları hemen hemen her şeyin ihtiyaç sahibine ulaşmasında çok önemli olmakla beraber, her alanda hayatı kolaylaştırmaktadır. Bu kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan lojistik sektörünün, özellikle dış ticaret açısından önemi büyüktür. Türkiye küresel ekonominin lojistik ayağını kullanabilmesi, jeopolitik ve jeostratejik konumundan tam olarak faydalanabilmesi durumunda çok büyük ekonomik kazanım elde edilebilecektir. Bu çalışma ile lojistik sektöründe sunulan hizmetlerde ortaya çıkan gelişmelerin, Türkiye'nin ihracatı üzerinde iyileştirici bir etkisinin olup olmadığı ve ihracata dayalı ekonomik büyüme ile lojistik sektöründe ortaya çıkan gelişmeler arasında bir bağlantının olup olmadığı ortaya konulmak istenilmektedir. Türkiye coğrafi konum, genç ve dinamik nüfusuyla lojistik sektörünün dünyadaki merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip ender ülkelerden birisindir. Bu artılarını kullanabilmesi ise lojistik üs olma potansiyeli ile sektörel önderliğe erişmesini mümkün hale getirebilir. Günümüzde dünya ekonomik değerlerinin en önemli ayağı ise lojistik alanındaki denizcilik faaliyetlerini oluşturmaktadır. Dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olması, ticaretin denizaşırı ülkelere kayması, yüksek hacimli yük taşıma kapasitesi ve maliyetinin diğer taşıma türlerine göre düşüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak küresel ticaretin yükünü denizler tarafından taşınmaktadır. Denizcilik faaliyetlerinin en yoğun kilit noktasını ise, limanlar meydana getirmektedir. Türkiye üç tarafı denizlerle ile çevrili bir ülke ve 8333 km. uzunluğundaki kıyı şeridi ile Avrasya kavşağında bulunan Anadolu toprakları sayesinde coğrafi ve jeostratejik avantajları yüksek bir konumdadır. Bursa, bir ticaret merkezi durumundaki konumu ve Marmara iç denizinin Gemlik limanlarını kapı olarak kullanması dolayısıyla bu yetkinliğe sahip bulunmaktadır. Bu çalışmada uluslararası lojistik sistemi kapsamında çerçevesinde de Gemlik limanlarının nitelikleri bunları hangi aşamada karşılamak kapasitesine sahip olduğunu tespit etmek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'nin uluslararası ticarette Gemlik limanlarının ihracat ve ithalat anlamında lojistik performansını ortaya çıkarmaktır. Gemlik limanlarının Türkiye ekonomisindeki yerini değerlendirmektir. Marmara Denizi'nin lojistik üssü olarak görülen Gemlik limanlarının jeopolitik ve jeostratejik olarak denizyolu lojistiğinin mevcut durumunu ortaya çıkarmaktadır. Küresel rekabet; şirketlerin ürünlerini ve hizmetlerini müşteri tatminini üzerine hareket ederek hız ve zaman esaslı bir hale getirmiştir. Günümüz piyasa şartlarında üretim maliyetleri ile istenilen kalite yaklaşık aynı seviyeler de bulunmaktadır. Buradaki farkı ortaya çıkaran kavram lojistik hizmetlerinin yönetimiyle belirlenmektedir. Dış ticarette lojistik sektörü, olmazsa olmaz unsurdur. İthal edilen veya ihraç edilen tüm ürünler lojistik hizmetlere mutlaka konu olmaktadır. Dolayısıyla dış ticaret ve lojistik, özellikle de taşımacılık arasında bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin de dolaylı olarak ekonomik büyümeyi etkilediği bu çalışmanın temel varsayımıdır. Kullanılan verilerin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi neticesinde Gemlik limanlarının potansiyel varlığının istenilen değerlerin altında bulunduğu gerçek potansiyelinin ortaya çıkarılması için ihtiyaç duyulan yatırım desteklerinin kamusal ve özel kuruluşlar tarafından koordineli bir şekilde çözümlemelerinin yapılıp hazırlıkların kazan-kazan esaslı bir zihinsel birliktelik içinde hareket edilemesi ile mümkün olacağı öngörülmektedir.

Bursa-GemlikDeniz yolu taşımacılığıDenizcilik+5
Süleyman Altınok
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin ortak ulaştırma politikaları kapsamında Türkiye'de denizyolu taşımacılığı

Bilindiği üzere Avrupa Birliği (AB), güvenlik, adalet ve özgürlük alanı çerçevesinde malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımını sağlamayı hedeflemektedir. Bir hizmet kolu olan ulaştırma sektörü, ekonomi, kalkınma ve uluslararası ticaretle doğrudan bağlantılıdır. Bu hususta ulaştırmanın serbestleştirilmesi ve AB içinde ortak ulaştırma politikasının oluşturulması önem arz etmektedir. Ortak ulaştırma politikasına ilişkin düzenlemeler, ilk defa 1957 Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşma'da belirtilmiştir. Bununla birlikte ortak ulaştırma politikalarında ilerleme oldukça yavaş bir gelişim göstermiştir. Kurumsal reformların istenilen seviyede gerçekleşmemesi ve AB üyesi devletlerin ulusal ulaştırma politikalarını ortak ulaştırma politikalarıyla yakınlaştırma konusundaki güçlükler, 1980'lere kadar bu alanda yeterli girişimin yapılması önündeki engeller arasında yer almaktadır. 1980'li yıllarda ortak ulaştırma politikalarının eylem planları ortaya konulmuş ve 1990'larda Kurucu Antlaşmalar seviyesinde ortak ulaştırma politikasının altyapısını oluşturan düzenlemeler yapılmıştır. 2000'lere gelindiğinde ise çerçevesi ve amaçları çizilen ulaştırma politikalarına gereken finansal desteği ve ulaştırmada sürdürülebilirliği sağlamak odak noktası olmuştur. Bu dönemde sürdürülebilirlikle birlikte ulaştırma modları arasında dengenin sağlanması bir diğer gündem maddesini oluşturmuştur. 2016 yılından itibaren ulaştırmanın çevreye verdiği zararların azaltılması, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gündem maddeleri ön planda yer almıştır. AB'nin ortak ulaştırma politikalarının alt sektöründen biri olan denizyolu taşımacılığı, Birlik dış ticaretinin %90'ının denizyolu ile gerçekleşmesi sebebiyle ayrı bir önem taşımaktadır. Denizcilikte AB standartlarını yansıtan AB denizyolu taşımacılığı politikaları, standart dışı taşımacılığı önleyen, sürdürülebilir, deniz emniyeti ve güvenliğini koruyan, yeşil dönüşümü destekleyen ve denizde dijitalleşmenin sağlanması yönünde adımlar atan bir politikalar bütünüdür. Güvenlik ve emniyetin sağlanmasının yanında denizciliğin sosyal boyutu üzerinde de çalışmalarını sürdüren AB, sektör çalışanlarının uluslararası rekabete karşı korunması, denizde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve nitelikli gemi personeli yetiştirilmesi gibi konulara da ağırlık vermektedir. Bu bağlamda AB, denizcilik politikalarının her bir zincirini ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirmektedir. Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları, 1950'lerde karayolu taşımacılığının gölgesinde kalmıştır. 1962'de hazırlanan Kalkınma Planları ile birlikte denizciliğe önem atfedilerek deniz ticareti filosunun geliştirilmesi ve limanlara yatırım yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte denizcilik sektörüne yönelik hizmetlerin ihtiyaca göre yapılandırılabilmesi için altyapı ve yönetim konularında personel eğitimine öncelik verilmesi benimsenmiştir. 1999 yılında Türkiye, AB'ye aday ülke statüsü elde etmiştir. Bu bağlamda ulusal politikalarını AB standartlarına taşımak için adımlar atan Türkiye, ulaştırma konusunda da AB'ye uyum sağlamayı hedeflemiştir. Uyum konusunda Ulusal Eylem Planları hazırlayan Türkiye, denizcilik alanında teknik ilerleme ve denizciliğin çevresel etkilerini azaltma yönündeki hassasiyetleri dikkate almış ve yeni stratejiler üretmiştir. Nitekim AB ülke raporlarında 2020 yılından itibaren Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı ile ilgili olarak AB müktesebatına uyum konusunda iyi düzeyde hazırlık yaptığı vurgulanmıştır. Bu çalışmada AB'nin ortak ulaştırma politikaları bağlamında Türkiye'nin denizyolu taşımacılığı politikaları ve AB denizcilik politikalarına uyum süreci ele alınmıştır. Bu yapılırken belirtilen politikalara ilişkin yazılmış yerli/yabancı bilimsel eserler ile AB ve Türkiye'nin ilgili organları tarafından yayımlanmış çalışmalar ve kararlardan yararlanılmıştır. Türkiye'nin AB denizcilik politikalarına uyumu konusunda kayda değer ilerlemeler kaydettiği, özellikle liman devleti kontrolleri konusunda kara listeden beyaz listeye yükseldiği, ulusal müktesebatın AB müktesebatına uyumu konusunda yasal düzenlemelerin yapıldığı, Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda eylem planı oluşturulması konularında spesifik olarak iyileştirmelerin yapıldığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte uluslararası antlaşmaların imzalanması, denizde ve özellikle limanlarda akıllı sistemlerin kullanılması konusunda eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. AB ile ilişkilerde 14 Nolu Taşımacılık Faslının kapalı olmasına ve açılması hususunda AB ile Türkiye'nin karşıt argümanları olmasına rağmen, Türkiye denizcilikte AB standartlarına erişmek ve müktesebatını AB ile uyumlu hâle getirmek için çalışmalarına devam etmektedir. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, Ortak Ulaştırma Politikaları, Denizyolu Taşımacılığı, Türkiye, Ulaştırma.

Avrupa BirliğiDeniz yolu taşımacılığıTürkiye+3
Nisa Parıldar Yılmaz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir, Piraeus (Pire), Constanţa (Köstence) ve Novorossiysk (Soğucak) limanlarının ulusal ve uluslararası ticarî ilişkilerdeki önemlerinin karşılaştırmalı analizi

Bu araştırma, çalışmada adı geçen limanların bulundukları bölgelere ve ülkelerine ticarî anlamda hangi oran ve yönde etki ettiğinin tespit edilmesine, mevcut ve muhtemel liman ve iskele işletmelerinin durumlarının incelenmesine, ilgili limanların kuvvetli ve zayıf özelliklerinin farklarının anlaşılmasına ve bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili önerilere katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Birinci bölümde, temel bilgi verilmesi amacıyla liman ve ilgili tanımlamalara, sınıflandırıcı açıklamalara ve kullanılan terminolojiye değinilmiştir. Elleçlenen farklı yük türlerine göre limanlar ve terminaller sınıflandırılmış, İzmir, Pire, Köstence ve Soğucak Limanlarının bulundukları bölgeler içindeki tarihi ve sosyo-kültürel önemlerine ve genel anlamda ithalat ve ihracat faaliyetlerine değinilmiştir. 2011 – 2015 yıllarını kapsayan süreçler incelendiğinde çalışmaya konu olan limanların, ülkelerinin ithalat ve ihracat içindeki payları artmasına karşın 2015 yılında düşüş eğilimine girdiği gözlemlenmiştir. İkinci bölümde, dünya deniz taşımacılığına dair genel bir değerlendirme yapılmış, çalışmaya konu olan limanların bulundukları ülkeler olan Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Rusya deniz taşımacılığına dair bilgiler verilmiş ve bu ülkelerin dünya deniz ticareti içindeki paylarına dair değerlendirmeler yapılmıştır. Diğer taşımacılık yöntemlerinin aksine deniz taşımacılığının bahse konu olan tüm ülkelerde gelişim kaydettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç bölümünde, bahse konu olan limanların teknik özellikleri ile elleçledikleri yük türleri üzerinden karşılaştırmalı analizi yapılarak birbirlerine karşı üstün ve dezavantajlı oldukları özellikler vurgulanmış, bu limanların hangi nispette kendi ülkelerine katkı sağladıklarına ilişkin derin bir değerlendirme yapılmıştır. Veriler incelendiğinde, Pire ve Köstence Limanlarının ülkelerinin ekonomik gelişimleri içerisindeki öneminin, İzmir ve Soğucak Limanlarının kendi ülkelerinin ekonomileri içerisindeki öneminden daha büyük olduğu sonucuna varılabilir.

Deniz yolu taşımacılığıKonteyner terminaliLimanlar+6
Orçun Pıtır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Deniz yolu taşımacılığında kullanılan ambar kapak açma vinç kancasının tasarımı ve analizi

ÜGünümüzde, denize kıyısı olan ülkeler; yük, kargo, vb. taşımacılıklarını gemiler aracılığıyla yapmaktadır. Yük taşıyan bu gemilerin ambar bölgeleri çeşitli tiplerde ambar kapaklarına da sahiptir. Bu ambar kapakları çok ağır olduklarından dolayı, ambar kapak açma vinçler ve bu vinçlerinde yükleri senkronize şekilde ambar kapaklarını açıp-kapatmak için çeşitli kanca tipleri bulunmaktadır. Bu çalışmada ambar kapak açma vinç kancaları için kaynak bağlantısı olmayan ve sökülebilir birleştirme makine elemanları kullanılacak biçimde kanca tasarımı yapılmıştır. Statik ve dinamik yükleme koşulları altında meydana gelecek olumsuzlukları önceden tespit etmek için modellenen özel vinç kancasının, analitik ve nümerik analizleri yapılarak oluşabilecek olumsuz durumlarında önüne geçilerek tasarımda optimum iyileştirmeler sağlanmıştır. St37 ve yüksek dayanımlı Weldox700 çeliği ile üretimi yapılan kancaların nümerik ve analitik analizleri yapılarak optimum düzeyde imalatı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Weldox700 çeliği numunelerine geleneksel ısıl işlem, geleneksel ısıl işlemi tamamlayıcı olan farklı bekletme sürelerinde -180 ⁰C'de derin kriyojenik işlem yapılmıştır. Derin kriyojenik işlem sonrası temperleme işlemi (200 ⁰C'de 120 dakika) uygulanmıştır. Bu işlemler sonrasında deney numunelerinin ayrıntılı mekanik ve morfolojik özelliklerinin analizleri yapılmış, sonuçlar birbirleri ile ayrıntılı bir şekilde kıyaslanmıştır. Bu deneysel veriler, sonlu elemanlar metodu ile ANSYS 2019 R2 analiz programı kullanılarak kancanın yükleme koşulları altında optimum düzeyde emniyetlilik özelliği gösterdiği görülmüştür.

Deniz yolu taşımacılığıGerilmeKanca+2
Ömer Şengül
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Incoterms 2010 kuralları çerçevesinde CIF (SIF) satışta tarafların yükümlülükleri

Milletlerarası ticarette malların farklı ülkelere taşınması ve tarafların birbirlerini tanımamaları sebebiyle pek çok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların önüne geçebilmek için ICC Incoterms kurallarını oluşturmuş ve tacirlerin kullanımına sunmuştur. Incoterms kuralları ticari hayatın gereksinimlerine ve teknolojideki gelişmelere göre yenilenmektedir. Incoterms son olarak Kasım 2010'da güncellenmiştir ve 1 Ocak 2011'den itibaren tacirler tarafından kullanılabilmektedir.Incoterms kurallarının kullanılabilmesi için tarafların bu yöndeki iradelerini aralarındaki sözleşmede açıkça belirtmeleri gerekmektedir. Bunun yanı sıra Incoterms kurallarının hangi versiyonunu uygulayacaklarını da göstermelidirler.Incoterms kurallarının kullanılması tarafların hak ve yükümlülüklerini etkileyeceği için ticari terimlerin içeriklerinin anlaşılması ve taşımacılık şekline uygun olan ticari terimin kullanılması önem arz etmektedir. Bu amaçla Incoterms 2010'taki teslim şekilleri her türlü taşıma yöntemine uygun olanlar ve sadece deniz ve iç su taşımacılığına uygun olanlar şeklinde iki gruba ayrılmıştır.CIF teslim şekli de Incoterms'te düzenlenen teslim şekillerinden birisidir ve denizaşırı ticarette çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Incoterms 2010 kurallarının CIF teslim şekline uygulanabilmesi için tarafların aralarındaki sözleşmeye açıkça CIF (Belirlenen Varma Limanı) Incoterms 2010 kaydını koymaları gerekmektedir.CIF teslim şekli yüklemede satış türüdür ve satıcının malları sözleşmede belirlenen yükleme limanında tayin ettiği gemide taşıyıcıya teslimiyle satıcı teslim borcunu ifa etmektedir. Hasarın satıcıdan alıcıya geçmesi de bu anda gerçekleşmektedir.CIF teslim şeklinde taşıma ve sigorta sözleşmeleri yapmak da satıcının asli yükümlülükleri arasındadır.Bu tez çalışmasında CIF teslim Incoterms 2010 kurallarına göre incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde genel olarak Incoterms ve CIF teslim şekli incelenmiş, ikinci bölümünde ise satıcının ve alıcının hak ve yükümlülükleri ele alınmıştır.Anahtar Sözcükler1.CIF2.Incoterms 20103.ICC Kuralları4.Milletlerarası Ticaret5.Deniz Ticaret Hukuku

CIF teslimDeniz ticaretiDeniz yolu taşımacılığı+5
Işınsu Hamşıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Konteyner taşımacılığında deniz ticaret ağları ve dış ticaret performansı ilişkisi: Avrupa Birliği ülkeleri kapsamında bir inceleme

Dış ticaret, ülkelerin birbirleriyle olan mal ve hizmet ticareti olarak tanımlanabilir. Küreselleşen dünyada dış ticaret, ülke ekonomilerinin gelişmesi için önemli unsurlardan biridir. Ülkeler, dış ticaret faaliyetleri ile dış ticaret hacminin genişlemesine üretim ve lojistik gibi süreçler ile de istihdamın artmasına katkı sağlamaktadırlar. Uluslararası ticaret ağları, farklı ülkeler arasındaki ticari faaliyetler sonucunda ortaya çıkmıştır. Denizyolu ulaşım ağlarına, hammadde ve enerji kaynaklarına olan yakınlık ticaret ağlarının belirlenmesinde etkili faktörlerdir. Uluslararası ticaret ağları, dış ticaret performansı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu çalışma, Avrupa Birliği'nde deniz ticaret ağları ile dış ticaret performansı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kurulan modellerde dış ticaret performans göstergelerinden ihracat, ithalat ve dış ticaret hacmi bağımlı değişken olarak; deniz ticaret ağları, gayri safi yurtiçi hâsıla ve reel efektif döviz kuru bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Deniz ticaret ağları olarak, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı tarafından 2004 yılından itibaren oluşturulan ülkelerin deniz taşımacılık sektörlerinin durumuna göre küresel deniz ağlarına bağlılığının etkinliğini gösteren deniz ticaret ağları endeksi (liner shipping connectivity index) kullanılmıştır. 19 Avrupa Birliği üyesi ülkenin yer aldığı çalışmada, 2012-2021 yıllarına ait veriler kullanılmıştır. Stata 17 paket programı aracılığıyla yapılan analizlerde, panel veri teknikleri uygulanmıştır. Varsayım testlerinin sonuçları doğrultusunda Driscoll-Kraay (1998) standart hatalar tahmincisi kullanılarak sabit etkili model tahminleri yapılmıştır. Analiz sonucunda deniz ticaret ağlarının, gayri safi yurtiçi hâsılanın ve reel efektif döviz kurunun ülkelerin dış ticaret performansı üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiDeniz ticaretiDeniz yolu taşımacılığı+5
Özgür Sert
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler ve Türkiye ekseninde deniz haydutluğu

Bu çalışmada deniz haydutluğu olaylarının arkasında yatan nedenleri ortaya koymak, uluslararası mücadele kapsamında başta ABD olmak üzere, diğer devletlerin ve Türkiye'nin soruna bakış açılarını incelemek, mücadeledeki boşlukları tespit ederek askeri tedbirlerin tek başına yeterli olup olmadığını analiz etmek ve mücadelede etkinliğin artırılması için öneriler getirmek amaçlanmıştır.Bu çalışma kapsamında, deniz haydutluğu kavramsal olarak tanımlanmış, söz konusu suçun nedenleri, yoğun olarak yaşandığı bölgeler ve etki alanları incelenmiş, deniz haydutluğuna karşı verilen mücadele uluslararası hukuk çerçevesinde analiz edilmiş, uluslararası ölçekte alınan güvenlik ve emniyet tedbirleri ortaya konularak mücadeledeki boşluklar saptanmış ve mücadelede Türkiye'nin rolü tartışılmıştır.Bu çalışmada kullanılan yöntem kitap, makale, rapor, haber, dergi ve elektronik kaynak incelemesidir.Çalışma neticesinde, deniz haydutluğu ile mücadelede yabancı devletlerin kendi menfaatleri doğrultusunda deniz alanlarında askeri unsurları ile varlık göstermesinin tek başına yeterli olmadığı, etkin mücadele için deniz haydutluğunun yoğun olarak yaşandığı ülkelerde siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın sağlanmasının yanı sıra hukuki alt yapı eksikliklerinin de tamamlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Birleşmiş MilletlerDeniz güvenliğiDeniz ticareti+7
Berrin Koşaner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin deniz ulaştırması politikalarının güvenlik boyutu

Bu çalışmada; günümüzde meydan gelen korsan eylemlerinden ve deniz ticaretinin ve taşımacılığının artan öneminden hareketle AB'nin deniz güvenliği alanında yaptığı çalışmaları incelenmiştir. Taşımacılık mâliyetlerin artmasının doğal sonucu olarak meydana gelen güvenlik ihtiyacı ve bunun sonucu yapılan çalışmalar konunun nüvesini oluşturmaktadır.Konunun öncelikle güvenlik boyutu ele alınmış uluslararası hukuk boyutu, bu konuda faaliyet gösteren diğer uluslararası örgütler, deniz ulaştırması alanındaki genel rejim ve nihayet AB'nin yaptığı çalışmaları da incelenerek ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler:1.Deniz Güvenliği2.Avrupa Birliği3.Taşımacılık4.Deniz Haydutluğu

Avrupa BirliğiDeniz yolu taşımacılığıDeniz yolu taşımacılığı+2
Mustafa Çağatay Cansız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Taşıma işleri komisyoncusunun sorumluluğunun deniz yoluyla taşımalar bakımından değerlendirilmesi

"Taşıma İşleri Komisyoncusunun Sorumluluğunun Deniz Yoluyla Taşımalar Bakımından Değerlendirilmesi" adını taşıyan bu çalışmada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Taşıma İşleri" adlı dördüncü kitabının altıncı kısmında TTK m. 917 ile TTK m. 930 arasında düzenlenen taşıma işleri komisyoncusu incelenmiştir. Taşıma işleri komisyoncularını kısaca; yük taşımacılığında uzmanlaşan ve yükün başlangıç noktasından varış noktasına taşıtma edimini taahhüt eden kişi olarak tanımlamak mümkündür. İşbu taahhüdünü yerine getirirken de ekonomik ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmek için taşıyıcıların hizmetlerini denizyolu, karayolu veya havayolu olmak üzere ayrı ayrı veya kombinasyon halinde kullanır. Taşıma işleri komisyoncularının, gönderen yük sahiplerine, geniş bir hizmet portföyü sunması ve bahse konu hizmet rollerinin esnekliğinin bir sonucu olarak, taşıma işleri komisyoncuları tarafından işgal edilebilecek yasal roller çeşitlidir. Yasal rolü ile ilgili olarak ortaya çıkan asıl mesele, taşıma işleri komisyoncusunun göndericiye hangi ek eylemleri taahhüt ettiği veya yükümlülüklerini bir taşıyıcının yükümlülüklere yükseltecek başka hangi yükümlülüklerini üstlendiğidir. Rol aldıkları taşıma işlerindeki hareket etme durumlarına göre temsilci ya da asil sıfatıyla yer almaktadır. Ve bu yer alış şekillerince de sorumlulukları biçimlenmektedir. Taşıma işleri komisyoncusunun taşıma işinde asil veyahut temsilci olarak hareket ettiğinin tespiti ise TTK'nın 921., 926. ve 927.maddelerinin tetkiki ile mümkündür. Taşıma işleri komisyoncusunun asil olarak hareket etmesi durumunda taşıyanın hak ve yükümlülüklerin haiz olduğu ilgili hükümlerce düzenlenmiştir. Bu çerçeve deniz ticareti endüstrisinin değişen ihtiyaçları karşısında sıklıkla asil sıfatı ile hareket eden taşıma işleri komisyoncusunun hakkında TTK'nın Beşinci Kitabında düzenlenen Deniz Ticareti Başlığı altında bulunan, dördüncü kısım üçüncü bölüme tekabül eden navlun sözleşmesinin üçüncü ayrımında taşıyanın sorumluluğu ve haklarını düzenleyen 1178 ile 1207 madde hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçeve, çalışmamızda, taşıma işleri komisyoncusunun Türk hukukundaki yerine, taşıma sisteminde teknolojik gelişmeler ve deniz ticareti endüstrisinin değişen ihtiyaçları karşısında taşıma işleri komisyoncusunun yasal rolü ve bu rollere istinaden atfedilen hak ve yükümlülükleri ile denizyolu taşımacılığında üstlendiği hukuki rollere göre taşıma işleri komisyoncusunun hangi andan itibaren ve hangi şartlarla taşıyanın hak ve yükümlülüklere haiz olduğuna ve denizyolu taşımacılığında taşıyan sorumluluğuna değinilecektir.

Deniz yolu taşımacılığıHukuki sorumlulukNavlun sözleşmeleri+3
Gizem Özlütürk Ünlü
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Proje yönetiminde indirgeme oranlarının tahmini ve Gemlik-Hopa denizyolu yük taşımacılığı hattının modernizasyonu projesinin ekonomik değerlendirmesi

Projelerin uygulanabilir olup olmadığının değerlendirmesinde, ekonomik inceleme büyük önem taşımaktadır. Ekonomik koşulların anlık değişimlere uğradığı, sermayenin hareket kabiliyetinin oldukça arttığı bir ortamda, projelerin sabit getiri beklentileriyle diğer alternatif yatırım araçlarıyla kıyaslanması büyük sorunlar yaratabilmektedir.Bir projenin yaratacağı nakit akışlarının projenin ömrü boyunca sabit getiri beklentisiyle değerlendirilmesi, proje ömrü süresince meydana gelebilecek faiz oranları değişimleri ve etkilerini yansıtmayacak, dolayısıyla ekonomik karlılık göstergesinin yatırımcıları yanlış yönlendirme ihtimalini ortadan kaldırmayacaktır.Tezde, faiz oranlarındaki dalgalanmayı yakalamayı sağlayacak beklenen değişim modeli kullanılmıştır. Bu model, denizcilik sektöründe, sektöre yeni bir ivme kazandırmayı ve sektöre yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara, alternatif yollar göstermeyi amaçlayan Kabotaj Saha Çalışması çerçevesinde yer alan Gemlik-Hopa Denizyolu Yük Taşımacılığı Hattının ekonomik değerlendirmesinde kullanılmıştır.Sonuç bölümünde, yatırımın yaratacağı nakit akımlarının, sabit faiz oranıyla ve beklenen değişim modeli ile elde edilen değişken faiz oranlarıyla indirgenerek bugünkü değerleri bulunup farklılıkları yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.İndirgeme Oranı2.Beklenen değişim modeli3.Kabotaj Saha Çalışması4.Ekonomik Değerlendirme5.Proje Yönetimi

Deniz yolu taşımacılığıFaiz oranları
Tolga Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz yolu ile eşya taşımalarında taşıyanın sorumluluğu

Küreselleşme ile beraber artan dünya ticareti, hızlı, güvenilir ve çok daha ucuz olmasından dolayı deniz taşımacılığına ilgiyi arttırmıştır. Deniz taşımacılığı büyük yatırımlar ve risklerde içeren taşımacılık yoludur. Deniz yolu ile eşya taşımalarının en önemli konularından biri taşıyanın, yükle ilgililere karşı olan sorumluluğu olmaktadır. Taşıyan ile taşıtan arasında sorumluluk açısından menfaat dengesini sağlamak için uluslararası düzenlemelere gidilmiştir. Uluslararası hukuk alanında ilk başarılı düzenleme 1924 tarihli "La Haye" (Brüksel) konvansiyonudur. 1968 tarihli "La Haye/Visby" kuralları ise "La Haye" kurallarını tadil etmiştir. Gelişen modern ihtiyaçlara cevap verebilmesi için 1978 tarihli "Hamburg Kuralları" düzenlenmiştir. Ancak ABD dâhil olmak üzere gelişmiş devletlerden hiçbiri bu konvansiyona taraf olmamıştır. Bunun üzerine daha önceki konvansiyonların yerine geçmek amacıyla 2009 tarihinde "Rotterdam Kuralları" imzalanmıştır. Tez çalışmamızda öncelikle, deniz yolu ile eşya taşımalarında taşıyanın sorumluluğun kaynağını oluşturan navlun sözleşmelerinin niteliği incelenecektir. Daha sonra Türk Ticaret Kanununda düzenlenen taşıyanın sorumluluğu, sorumluluğun sınırlandırılması ve sorumsuzluk hallerine ilişkin hükümler; doktrindeki görüşler, mahkeme kararları ve uluslararası konvansiyonlardaki gelişmeler ışığında detaylıca analiz edilecektir. Son olarak da uluslararası konvansiyonlarda düzenlene hükümler karşılaştırmalı analiz yapmak suretiyle taşıyanın sorumlulukları ortaya koymaya çalışacağız. Anahtar Sözcükler: Deniz Taşımacılığı, Navlun Sözleşmesi, Taşıyanın Sorumluluğu, Sorumluluğun Sınırlandırılması, Uluslararası Konvansiyonlar

Deniz yolu taşımacılığıEşya taşımaNavlun sözleşmeleri+4
Hakan Şeker
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Deniz ulaştırma lojistiği hizmet yetenekleri ile firma performansı arasındaki nedensel ilişkilerin belirlenmesi

Ekonominin küreselleşmesi nedeniyle, deniz ulaştırma lojistiği lojistik alanında çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu çerçevede, çalışmanın amacı deniz ulaştırma lojistiği hizmet yetenekleri ile bu yetenekler ve firma performansı arasındaki nedensel ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Bu amaçlara yönelik olarak ve işletme yönetimi, lojistik ve denizcilik işletmeleri yönetimi literatürüne dayandırılarak araştırma modeli ve buna bağlı hipotezler geliştirilmiştir. Araştırma modeli ve hipotezler, Türkiye'de faaliyet gösteren ve ticaret gemileriyle yük taşımacılığı yapan, deniz ulaştırma işletmelerinin 377 yöneticisinden anket yoluyla elde edilen veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, deniz ulaştırma lojistik hizmet yetenekleri ile finansal ve müşteri hizmetleri performansı arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deniz ulaştırma lojistik hizmet yeteneklerinden bilgi entegrasyon yeteneğinin finansal ve müşteri hizmetleri performansı üzerinde en fazla etkiye sahip yetenek olduğu, bunun yanı sıra deniz ulaştırma lojistik hizmet yeteneklerinden hız ve güvenilirlik yeteneğinin, finansal ve müşteri hizmetleri performansı üzerinde bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : Deniz Ulaştırma Lojistiği, Deniz İşletmeciliği,Deniz Ulaştırma Lojistik Hizmet Yetenekleri

Deniz işletmeciliğiDeniz yoluDeniz yolu taşımacılığı+7
Murat Yorulmaz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiya zabitlerinin yorgunluk ve uykusuzluk hallerinin EEG ve köprü üstü simülatör yardımı ile belirlenmesi

Günümüzde dünya deniz ticaretinin artmasına paralel olarak gemilerin hızlarının artmasıyla birlikte gemiadamlarının çalışma süreleri de artmıştır. Gemiadamlarının yoğun ve stresli ortamlarda çalışmasından dolayı insana bağlı hatalar ve kazalarda artış olduğu bilinmektedir.Bu çalışmada, yakınyol taşımacılığı yapan gemilerdeki vardiya zabitlerinin çalışma ve dinlenme saatleri kapsamındaki uyku ve yorgunluk halleri incelenmiştir. Tam donanımlı köprüüstü simülatör sisteminde yapılan senaryolar dahilinde vardiya zabitlerinde EEG (elektroensefalografi) ölçümleri yapılarak değerlendirilmiştir. Denemelerde elektroensefalografi, polisomnografi teknikleri ve AASM (Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi) uyku skorlama kriterleri ile senaryo kontrol listeleri kullanılmıştır.Yapılan çalışma ile vardiya zabitlerinde seyir vardiyası esnasında uykuya dalma eğilimleri ve yaptıkları hatalar arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Çalışma saatlerinin fazlalığı ve yoğun çalışma temposunun uykusuzluk ve yorgunluğa bağlı olarak vardiya zabitlerinin hata oranlarını artırdığı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda seyir vardiyasının son saatlerinde hata oranının arttığı gözlemlenmiştir.

Deniz yolu taşımacılığıDeniz yolu taşımacılığıElektroensefalografi+4
Hatice Yılmaz Yüksekyıldız
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon'a yapılması planlanan demiryolunun liman kapasitesine etkisinin araştırılması

Taşıma türleri arasında oluşturulan kombinasyon sayesinde lojistik sektöründe sağlanan katma değer, yeni taşımacılık sistemlerinin gelişimini desteklemektedir. Tüm yük türlerinin taşınması için, değişen dağıtım gereksinimlerine cevap veren intermodal yük taşımacılığı bu gelişimin en önemli sonucudur. Bu çalışma intermodal taşımacılığın en ekonomik iki ayağı olan demiryolu ve denizyolu taşımacılığının kombinasyonu sonucunda Trabzon limanında oluşacak olan yük hacmi incelenmesi amacıyla ele alınmıştır. Samsun Liman'ı örnek kabul edilerek yapılan çalışmada, demiryolunun liman kapasitesine etkisini araştırmak için ilin karayolu ve demiryolu yük taşımacılık miktarları ile birlikte Gayri Safi Yurtiçi Hasılası kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda demiryolu taşımacılığının Samsun liman kapasitesine etkisi yüzde olarak hesaplanmıştır. Trabzon limanı için ise ilin karayolu taşımacılığı miktarları ve Gayri Safi Yurtiçi Hasılası kullanılarak başka bir regresyon modeli oluşturulmuştur. Bu model sonucunda 2025 yılına kadar Trabzon limanı yük tahminlemesi yapılmıştır. Bulunan sonuçlara Samsun limanında hesaplanan demiryolu taşımacılığı etki yüzdesi eklenerek demiryolu olması durumunda Trabzon limanında elleçlenecek olan tahmini yük hesaplanmaya çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda demiryolu taşımacılığının Trabzon liman kapasitesine büyük derecede etki edeceği hatta 2019 yılı itibariyle limanda elleçlenecek yük miktarının liman tarafından karşılanamayacağı hesaplanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çok Modlu Taşımacılık, Demiryolu Taşımacılığı, Trabzon Limanı, Karadeniz, Deniz Taşımacılığı

Demir yolu taşımacılığıDeniz yolu taşımacılığıLiman planlaması+2
Süleyman Köse
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Denizyolu taşımacılığında çalışanların performansını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Günümüzün artan rekabet koşullarında hem işletmeler hem de çalışanlar ayakta kalabilmek için performanslarını sürekli olarak arttırmak zorundadır. Ulusal ve uluslararası rekabet şartlarının yoğunlaştırdığı günümüzde işletmelerin üstünlüklerini sürdürebilmesi için insan unsuruna önem vermesi gerekmektedir. İşletmelerin etkinliği ve verimliliği çalışanların performansıyla doğrudan ilişkilidir. Çalışanların motive edilmesi performanslarının arttırılmasında önemli bir role sahiptir. Bu çalışmanın amacı, demografik özelliklere göre çalışanların performansına etki eden faktörleri tespit etmektir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, denizyolu taşımacılığı ve limanlar ve liman işletmeciliği, ikinci bölümde, performans kavramı ve tanımı, performans değerlendirme ve performansı etkileyen faktörler, üçüncü bölümde ise denizyolu taşımacılık işletmesinde çalışanlara uygulanan anket araştırmasının analizi ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, yaş değişkeni ile fiziksel çalışma koşulları faktörü arasında ve çalışma süresi değişkeni ile ücret ve yan haklar faktörü arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Unvan değişkeni ile çalışan katılımı, sosyal ve kültürel faaliyetler, örgütsel iletişim, örgütsel kültür, yönetim ve kararlara katılım, fiziksel çalışma koşulları faktörleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aylık gelir değişkeninin ise ücret ve yan haklar, çalışan katılımı örgütsel kültür, yönetim ve kararlara katılım ve fiziksel çalışma koşulları faktörleri arasında anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür.

Deniz yoluDeniz yolu taşımacılığıEtkinlik+6
Gökhan Yıldırım
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyetten I. Dünya Savaşına Osmanlı Devleti'nde deniz ticareti (1908-1914)

II. Meşrutiyet'ten I. Dünya Savaşı'na kadar olan süreçte en önemli siyasal aktör İttihat ve Terakki Cemiyeti idi. Cemiyet bu süreçte milli bir ticaret filosu oluşturmak için çaba gösterdi. Ancak bu süreçte meydana getirilen deniz ticaret filosu, ihtiyacı karşılamaktan uzaktı. Bu nedenle yabancılar, Osmanlı sahillerinde ticarî alandaki etkinliklerini devam ettirdiler. Osmanlı deniz ticaretinde Almanya'nın payı giderek arttı.Bu çalışmada, II. Meşrutiyet'ten I. Dünya Savaşı'na kadar olan süreçte Osmanlı Deniz Ticareti ele alındı. Limanların yapımı, deniz ticareti ve bu deniz ticaretinin liman kentlerine etkisi üzerinde duruldu. Bu süreçte izlenen milli iktisat politikası bağlamında Osmanlı ticaret filosunu arttığı, liman işçilerinin yaptığı boykotların döneme damgasını vurduğu, deniz ticaretinde Almanların payının giderek arttığı, ikinci derecede önemli liman kentlerine limanlar yapıldığı, dönemin sonlarında kapitülasyonların kaldırıldığı görüldü. Ancak tüm bu çabalar sonucu milli bir ticaret filosu oluşturulamadığı ve kabotaja geçilemediği görüldü.

Deniz ticaretiDeniz yolu taşımacılığıDenizcilik+3
Özlem Yıldız
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasal tankerlerin operasyon etkinliğini belirleyen faktörlerin bir analizi

Kimyasal tanker işletmeciliği, operasyonlar sürecinde yaşanan problemler, kimyasal tankerlerin ve kimyasal yüklerin diğer gemilerden ve yük gruplarından farklı yönde oluşan operasyon ve taşıma gereklilikleri ve operasyonların her bir aşamasında emniyete yönelik gereksinimler de dikkate alındığında denizcilik sektöründe oldukça farklı bir konumda yer almaktadır. Bu farklı sektör dinamikleri düşünüldüğünde, kimyasal tanker operasyonlarındaki ana başarı faktörlerini belirlemenin ve değerlendirmenin büyük bir ihtiyaç olduğu görülmektedir. Limanlarda kimyasal tankerlerin geçirdikleri süre ve tank temizleme operasyonları için harcanan süre açısından ağırlıklı olarak değerlendirilen operasyonel etkinlik kavramı kimyasal tanker operasyonlarının ana başarı faktörlerinden birisi olarak değerlendirilmektedir. Operasyonel etkinliğin yanı sıra, diğer başarı faktörleri filo büyüklüğü ve filodaki gemilerin özellikleri, yapılan sözleşmeler ve çoklu taşımacılık olanakları olarak belirtilebilir. Bu faktörlerin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilebilecek her türlü aşama tanker taşımacılığının performansını olumlu yönde etkileyecektir. Bu sebepten dolayı, tanker operasyonlarının ana değişkenlerini de göz önüne alarak, tankerlerin operasyonel etkinliğini belirleyen ana bileşenlerin incelenmesi kimyasal tanker işletmeciliği alanında önemli bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu çalışma ana olarak kimyasal tanker işletmeciliği çerçevesinde kimyasal tankerlerin operasyonel etkinliğini belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Çalışma aynı zamanda, tank yıkama, yükleme/tahliye ve taşıma olarak belirtilen üç ana aşamadaki operasyonel etkinliği belirleyici faktörleri ortaya çıkarmayı da hedeflemektedir. Çalışmada nitel bir yaklaşım çerçevesinde İstanbul ve İzmir?de bulunan kimyasal tanker işletmeciliği yapan işletmelerdeki operasyon ve filo müdürleriyle yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklemin belirlenmesindeki ana ölçüt operasyon ve filo müdürlerinin kimyasal tankerlerde belirli bir süre çalışmış olmalarıdır. Yapılandırılmış görüşme formu belirlenen alandaki literatürdeki değişkenler ve aynı zamanda araştırmacının operasyonel etkinliğe yönelik kendi değerlendirmesi sonucu elde edilen faktörlere bağlı olarak oluşturulmuştur. Görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular içerik analizi ve betimsel analiz aracılığı ile tartışılmış, değerlendirilmiş ve gelecekteki çalışmalarda kullanılmak üzere ana değişkenler ortaya çıkartılmıştır. Deniz taşımacılığı alanında ana olarak limanların etkinlik ve verimliliklerine bağlı olarak gerçekleştirilen oldukça fazla bilimsel çalışma olmasına rağmen, tankerlerin ve özellikle de kimyasal tankerlerin operasyonel etkinliğine yönelik literatür oldukça kısıtlıdır. Bu alandaki çoğu çalışmanın mühendislik disiplini ağırlıklı operasyonel etkinliği hesaplamaya yönelik çalışmalardan oluştuğu göz önüne alındığında, kimyasal tankerler özelinde operasyonel etkinlik faktörlerinin incelenmesi ve gelecekteki çalışmalar için değişkenlerin ortaya çıkarılması çalışmanın literatüre ana katkısı olarak belirtilebilir. Bu çalışma kimyasal tankerlerin operasyonel etkinliğini belirleyen ana faktörlerin ortaya çıkarılmasını bu alanda önemli tecrübe sahibi uzmanlarla nitel görüşmeler aracılığıyla gerçekleştiren öncü bir çalışma niteliğindedir. Anahtar Kelimeler: Operasyonel Etkinlik, Emniyet, Deniz Taşımacılığı, Kimyasal Tanker

Deniz işletmeciliğiDeniz yolu taşımacılığıDenizcilik+4
Cenk Sakar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasal yük terminallerinde operasyon verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi üzerine nitel bir araştırma

Sıvı dökme yük endüstrisindeki üreticiler ile müşterilerinin global ekonomik pazarda rekabet edebilmeleri için ürünlerini depolama ve sevkiyat ihtiyaçları bulunmaktadır.Sıvı dökme yükler ton/mil ölçütünde düşük maliyet ile miktar etkinliği açısından genellikle deniz yolu ile taşınmaktadır. Boru hattı taşımacılık modu da, özellikle aynı bölge içerisinde konuşlu olan rafineriler ile terminaller arasında yada deniz yolu taşımacılık modunun maliyet etkin olmadığı yerlerde, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı örneğinde olduğu gibi yüklerin taşınmasında ayrıca önemli bir rol oynamaktadır. Kara tankeri ve tren vagonu taşıma modları da genellikle terminallerden üreticilere ürün sevkiyatında bölgesel olarak kullanılmaktadır. Tüm bu faaliyetlerin icrasına yönelik olarak gemiler, barçlar için rıhtım veya iskeleleri, vagonlar için demiryolu ve lokomotifleri, tankerler için yolları ve istasyonları, terminaller ve/veya rafineler arasında boru hattı, yükler için tank çiftlikleri olan bir terminale ihtiyaç duyulmaktadır. Bugün, kendine ait rafinerisi olan, sadece depolama tanklarını kiralayan ve her ikisine de sahip olan 3 çeşit terminal mevcuttur. Terminallerin lojistik tarafı operasyon faaliyetlerinin önemli bir rol oynadığı ve ürünlerin yüklenmesi, tahliyesi ile kara tankeri, vagon, boru hattı ve gemiler ile taşınması kısımlarıyla ilgilenmektedir. Günümüz terminalleri, global ve bölgesel pazarda söz sahibi olabilmek için terminallerinin operasyonel verimliliklerini uluslararası ve ulusal kurallar ile talimatlara uygun olarak geliştirmek durumundadırlar. Kimyasal yük terminal işletmeciliği emniyet ve kalite unsurlarının çok yüksek düzeyde ve uluslararası boyutta uygulandığı özel bir terminalcilik biçimidir. Klasik dökme yük ve konteyner operasyonlarından farklı olarak kimyasal yük operasyonlarında kendine has öncelikler, uygulamalar ve değerlendirme kriterleri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı kimyasal yük elleçleyen limanlarda gemi, rıhtım ve depolama operasyonlarının verimliliğini etkileyen faktörlerin nitel araştırma yöntemleri kullanılarak belirlenmesidir.

Deniz işletmeciliğiDeniz yolu taşımacılığıDepolama+6
Tolga A. Gülcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Önde gelen petrol şirketlerinin tanker işleten gemi yönetim firmalarının personel seçim ölçütlerine etkilerinin analizi

Özel bir taşımacılık modu olan denizyolu taşımacılığı alt sektörü olan tanker taşımacılığı dünya ticareti için büyük önem taşımaktadır. Tankerler aracılığı ile taşınan petrol ve türevlerinin gelişen endüstrilerde önemli bir enerji kaynağı olduğu düşünüldüğünde taşınması da vazgeçilmez hale gelir. Petrol ve kimyasal taşımacılığı endüstriler için önemli olmakla birlikte, bu taşınan yükler yapıları ve özellikleri gereği çevre açısından büyük riskler taşımaktadır. Bu riskleri en aza indirmede tanker taşımacılığı yapan firmalar üzerinde bazı yaptırım ve dayatmalar mevcuttur. Bu noktada, dünya petrol endüstrisine yön veren aktörler içinde en önemlisi olan önde gelen petrol şirketleri (MOC - Major Oil Companies) tanker işletmesi yapan firmalar üzerinde bu dayatmaları yüksek oranda hissettirmektedir. Bir işletmenin en önemli unsuru olan insan faktörü üzerinde yapılacak olan yaptırım ve dayatmalar bu risklerin meydana gelme olasılığını en aza indiremede hayati önem taşımaktadır. Buradan hareketle, bu çalışma tanker işleten gemi yönetim firmalarının personel seçim ölçütlerinin belirlenmesinde MOC?ların etkilerinin neler olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Türkiye?de tanker işletmesi yapan ve en geniş filoya sahip 12 firma yöneticileri ile görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler nitel araştırma yöntemleri ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Personel, Tanker İşletmeciliği, Gemi, Yönetim, İnsan Kaynakları, MOC

Deniz yolu taşımacılığıDenizcilikGemi işletmeciliği+4
Remzi Fışkın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası enerji ve ulaştırma koridorlarındaki stratejik gelişmelerin Türk deniz ticaretine etkisi üzerine ampirik bir çalışma

Güçlü bir ekonomi için daha fazla enerji üretmeye ve daha fazla enerji üretebilmek için ise daha çok enerji kaynağına ihtiyaç duyulması; enerji ve ulaştırma koridorlarının, enerji politikalarındaki önemini arttırmaktadır. Söz konusu süreçte, denizyolu taşımacılığı; transit geçişler ve boru hatlarının liman/terminal bağlantıları açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bu bilgiler ışığında, uluslararası enerji ve ulaştırma koridorları üzerinde odaklanan stratejik gelişmelerin Türk deniz ticaretine etkilerinin saptanmasına katkıda bulunmak amacıyla keşifsel ve kısmen de tanımlayıcı nitelikli ampirik bir araştırma yapılması amaçlanmıştır. Uluslararası enerji ve ulaştırma koridorları ile uluslararası enerji sektörü kapsamında yapılan literatür taraması sonucunda, söz konusu alanlarda meydana gelen stratejik gelişmelerin, Türkiye'ye yansımasına ilişkin içerik analizleri yapılmış; daha sonra, bu gelişmelerin, Türk deniz ticaretine etkisi üzerine iki ayrı delfi araştırması gerçekleştirilmiştir. Nihayetinde, yapılan içerik analizleri ve delfi araştırmaları sayesinde oluşturulan ifadeler kapsamında hipotezler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu hipotezler doğrultusunda, saha araştırması ile toplanan verilerin test edilmesi amacıyla, faktör analizleri ve buna bağlı olarak kurgulanan çok değişkenli varyans analizleri yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar sonucunda; enerji nakli sırasında limanların rolünün artırılması, Ceyhan'ın önemli bir enerji merkezi/terminali haline getirilmesi, enerji ithalatında kaynak çeşitliliğinin sağlanması, enerji etkinliğinin/verimliliğinin artırılması, Türk deniz ticaret filosunun güçlendirilmesi, daha ucuz ve düşük riskli deniz taşımacılığının hedeflenmesi, denizcilikte ar-ge sorunlarının giderilmesi, LNG ithalatının artması, Türk Boğazları'ndaki çevre/emniyet risklerinin azaltılması ve altyapı eksikliğinin giderilmesi noktalarında uluslararası enerji ve ulaştırma koridorlarındaki stratejik gelişmelerin Türk deniz ticaretine etkisi olduğu saptanmıştır. Bu bulgulardan yola çıkılarak, Türkiye'nin uluslararası enerji ve ulaştırma koridorlarındaki etkinliğini ancak güçlü bir deniz ticareti yapısıyla gerçekleştirebileceği ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Enerji ve Ulaştırma Koridoru, Deniz Ticareti, Jeostrateji, Enerji Stratejisi, Türkiye.

Bakü-Ceyhan Petrol Boru HattıDeniz yolu taşımacılığıDeniz yolu taşımacılığı+7
Barış Kuleyin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Denizyolu taşımacılığında elektronik konşimento kullanılmasınındeğerlendirilmesi ve bir uygulama

Dünya ticaretinin ana yüklenicisi konumunda bulunan denizyolu taşımacılığında konşimento en önemli belgelerden biridir. Ancak, konşimentoların tahliye limanına zamanında ulaşamaması, çalınması, yıpranması ya da kaybolması gibi durumlar söz konusu olduğunda deniz ticaretin istikrarı açısından önemli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Aynı zamanda yükleyici ve alıcı arasındaki konşimento iletimindeki gecikmeler demuraj masraflarına da neden olabilmektedir. Bu çalışmada e- konşimentonun deniz ticaretinde uygulanabilirliği üzerine bir araştırma yapılmıştır. Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, konşimentoların kağıt üzerinden elektronik ortama taşınmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede e-konşimento ile dokümantasyon maliyetlerinin düşürülmesi, belgenin hızı ve kalitesinin yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanında deniz ticaretindeki dokümantasyon farklılıklarının önüne geçilerek, taşımacılık paydaşlarının aynı ortamda buluşturulması ve ticaret hacminin genişletilmesi sağlanacaktır. Buna karşılık, elektronik sisteme karşı oluşabilecek siber saldırılar ve casus yazılımlar ile e-şifrelerin ele geçirilebilmesi tarafların sisteme olan güveni azaltmaktadır. Yapılan uygulama ile konşimentonun elektronik ortamda kullanılmasında hem zamandan tasarruf sağlanarak belgenin hızı ve kalitesinin artırılabileceği hem de maliyetlerde önemli ölçüde tasarruf sağlanabileceği ortaya çıkmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar yük ilgilisi, taşıyıcı, broker ve acenteler gibi pek çok tarafı yakından ilgilendirmektedir.

Deniz yolu taşımacılığıElektronik konşimentoKonşimento+1
Muhammet Mustafa Arıman
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Related subjects