İç mekan
111 theses under this subject heading
İç mekanın iç mekan değişkenleri bağlamında tinsel irdelenmesi
İnsan, tanık olduğu tüm tarihi süreçler boyunca 'barınma' gereksinimiyle yüzleşerek kendi yaşam alanını yaratma kaygısını duymuştur. İlk dönemlerde temel haliyle doğayı bir yaşam alanı olarak benimserken, iç dünyası ve kültüründe gelişme kaydettikçe kendine ait olanı oluşturma çabası içine girmiştir. Özellikle Neolitik Çağ'da tarımın gelişmesiyle birlikte göçebe yaşamı bırakarak, köyler kurup yerleşik bir düzene geçmiştir. Böylece, bir yapılanma süreci başlamış, mekan kavramı; 'barınma' ve 'korunma' gereksinimini karşılamaktan çok öte hem özdeksel hem de tinsel anlamlar kazanmıştır. Bu çalışma en genel anlamıyla, bu tarihi süreçte mekana kazandırılan anlamların, kavramların, olguların tinsel bağlamda irdelenmesi amacıyla yazılmıştır. Bu amaç mekana dair olan 'insan' ı tanımaya, tanımlamaya yönelik önemli bir adım sayılırken, tasarım sürecini aydınlatacak kavramsal alt yapının da anahtarı olarak görülebilir. Tasarımın her disiplininde temel olan 'insan'dır. Bu nedenle tasarım sürecinin en başından itibaren gelişen düzen ve biçim, beraberinde kullanıcının kültürü, psikolojisi ve ergonomisi gibi standartların bilgisini gerektirir. Bu bilgi tasarım disiplinlerinin yanı sıra, felsefe, psikoloji gibi tinsel bilimlerin de ağırlıklı çalışma alanını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, yapılan bu çalışma, iç mekan değişkenlerine bağlı olarak mekan verilerini 'tinsellik' başlığı altında inceleyerek, mekan kavramı üzerine yoğunlaşmaktadır. Tasarlanan amaç, tasarım disiplinlerinden biri olan içmimarlık için farklı bir bakış açısı sunmak, tüm tasarımcılar için farkındalık yaratmaktır. Anahtar Kavramlar: İç Mekan, Mekan, İçmimarlık, İç Mekan Değişkenleri, Tinsellik.
İç mekanda kavram verilerini kullanma yöntemleri üzerine analitik bir inceleme
Bu tez çalışmasında iç mekan tasarımında kullanılan kavramlar ile bu kavramların gelişim sürecinde hangi aşamalardan geçtiği incelenmiştir. Kavramların, içmimarlar için önemini belirtmeden önce; iç mekan tasarımında sıklıkla karşımıza çıkan terimlerin anlamsal ve işlevsel farkının üzerinde durulmuştur. Ortaya çıkan karmaşanın çözümüne katkı sağladıktan sonra; tasarımda kavramların, yaratıcılıkla olan ilişkisi açıklanmıştır. Tasarımcının soruna yaklaşımı, kavramların düşünülme biçimine göre değişmektedir. İç mekan tasarım sürecinde varolan kavram verilerinin kaynağının incelendiği bölümde sadece içmimara ve kullanıcıya bağlı verilerin kaynağı incelenmiştir. Ortaya çıkan kavrama ait verilerin, içmimarın belleğinde geçirdiği süreci ile nasıl dışsallaştığı, literatür taramasına bağlı kalınarak gözlemlenmiştir. Birbirinden bağımsız olmayan bu zihinsel ve fiziksel süreç, farklı yaklaşımlarla iç mekanda biçimlenmektedir. Tasarımcıdan tasarımcıya değişen bu yaklaşımlar, iç mekan tasarımında sürecin ve sonucun göstergeleri olmakla birlikte, kullanıcı bu sürece daha çok dahil edilmektedir. İç mekanın kavramlaştırılması, fiziksel oluşumdan bağımsız; daha çok sözel ve görsel anlatımlarla gerçekleşir. Kavramlaştırma işlemini gerçekleştiren tasarımcı, bu süreçte kullanıcı ile sözel iletişime geçer. Arada geçen iletişimin boyutu sadece sözel olmamakla beraber, görsel anlatımlar de tasarım sorununa yaklaşımda belirleyicidir. Eskizler, maketler kavramlaştırmada görsel iletişimin gerçekleştiği evrelerdir. Sonsuz sayıda verilerin arasından, içmimar ve kullanıcıya bağlı belirgin kavramların seçimi, iç mekanın daha anlaşılır olmasını sağlayabilir. Mekanın kimliği, aynı zamanda kullanıcının profili olmakla beraber içmimarın dünya görüşü de olabilmektedir. Kavramlaştırma sürecinde; tasarımcı, farklı düşünme biçimlerine yer verir. Bu durum, tasarımcının kendi üslup yaklaşımın oluşmasına ve diğer tasarımlar arasından kolayca farkına varılmasına fırsat verebilir. Anahtar Kelimeler : İçmimarlık, İç mekan, Kavramlaştırma, Yaratıcılık , Soyutlama
Servet-i Fünûn romanında mekân
Türk romanı, Servet-i Fünûn döneminde, mekân unsuru açısından önemli bir mesafe kat etmiştir. Başta Halit Ziya Uşaklıgil olmak üzere, Servet-i Fünûn romancıları, mekânı ön planda olan bir öğe olarak kullanmışlardır. Servet-i Fünûn romanlarındaki mekân algısı, mekânın temel düzeydeki anlamının dışında sosyal çözümleyiciliği olan değerleri barındırması ve ruhsal durumu yansıtması bakımından özgündür. Bu çalışmada Servet-i Fünûn dönemi romanlarında mekân ele alınmış ve Servet-i Fünûn romanlarında mekânın poetiği üzerine geniş bir uygulamayı da içerisinde barındıran mekânsal çözümlemeye gidilmiştir.
Bursa ili iç ve dış ortam havasında organoklorlu pestisit (OCP) seviyelerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, iç ve dış ortam hava örnekleri Aralık 2019 ve Şubat 2020 ayları arasında, Bursa ili'nin 15 farklı noktasındaki mekanlardan pasif hava örnekleyici (PHÖ) kullanılarak Organoklorlu Pestisitlerin (OCP'lerin) seviyeleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. 15 farklı noktadan iç ortam hava örnekleri alınırken bu noktalardan 6 tanesinden de aynı örnekleme zamanında dış ortam hava örnekleri alınmıştır. Örneklemenin yapıldığı bölgeler Bursa'nın Yıldırım, Kestel, Mudanya, Nilüfer ve Osmangazi ilçelerindedir. İç ortam havasında ölçülen toplam 10 OCP (∑10OCP) konsantrasyonları için minimum değer 93,39 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Bursa Modern evinde (8.), maksimum değer 887,10 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Vişne caddesindeki tekstil atölyesinde (5.) tespit edilmiştir. Değerinin yüksek olmasının sebebi bölgenin sanayi olması olduğu belirlenmiştir. Dış ortam havasında ölçülen Σ10OCP konsantrasyonları için minimum değer 130,6 pg/m3 ile Nilüfer ilçesinde Yüzüncüyıl Mahallesinde yer alan referans noktalardan biri olan ev (13.) iken; maksimum değer 888,8 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Esenevler Mahallesindeki eve (6.) aittir. Bu durum, bölgelerde daha önce pestisitlerin kullanıldığı ve hava ortamında hala etkilerinin gözlenebileceğini ortaya koymaktadır. Yüksek konsantrasyonun alanda kirleticinin varlığına ek nedenlerinden biri de örnekleme döneminde binanın dış bölümünde yapılan boyama çalışmasıdır. İç ve dış ortam OCP konsantrasyonlarının oranları (İ/D) hesaplanmış ve kirleticilerin çoğunlukla iç ortamdan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Tanı oranları kullanılarak da Bursa'da lindan kullanımının hala devam ettiği belirlenmiştir. PHÖ kullanarak elde edilen OCP'lerin konsantrasyon değerleri kullanarak yetişkin insanlarda ve çocuklarda oluşabilecek kanser riski değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre hem iç hem de dış ortam için yetişkin insanlarda ve çocuklarda solunum yoluyla oluşan OCP'ye ait kanser riskinin yüksek seviyelerde olduğu tespit edilmiştir.
Mekan içi grafik tasarıma yönelik müşteri görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, mekan içi grafik tasarıma yönelik müşteri görüşlerini değerlendirmektir.Toplumların gelişmesi, onları oluşturan bireylerin ve doğal olarak özel sektörün de gelişmesine ve kendilerini yenilemelerini sağlamıştır. Özel sektörün pazarlama anlayışında müşteri merkezli yaklaşım ön plana çıkmıştır. Buna bağlı olarak özel sektör görsel açıdan gereksinimlerini, müşteri görüş ve beklentilerine dayalı olarak tasarımcılara yaptırmaya başlamışlardır.Kendilerini yenileme ihtiyacı duyan ve gelişimlere ayak uydurmaya çalışan özel sektörlerden biri de otellerdir. Oteller müşteriler tarafından seçilme olanağı yoğun olan bir sektördür. Bu yüzden oteller kendi aralarında rekabet içerisindedirler. Bu bakımdan oteller tercih edilmek için farklı hizmetler yanında, görsel sunum açısından kendilerini ayrıcalıklı kılmak için çaba göstermektedirler. Mekan içi grafik tasarım bu anlamda onlara en iyi sunulan alanlardan biridir.Bu çalışmanın evrenini Kütahya' da ki oteller, örneklemini ise QTAHYA Otel'i oluşturmuştur. Araştırmada QTAHYA Otel'i müşterilerinin anket yöntemi ile görüşleri alınmıştır. Ve yüzdelik dağılımına göre değerlendirilmiştir.Elde edilen bulgulara göre müşterilerin %60'ı resepsiyonda sıcak ve özellikle sarı rengin kullanılmasını; oda içerisindeki eşyalar ile duvardaki şekillerin birbirini tamamlamasını; oda içerisinde ise %70 kırmızı renklerin kullanılmasını tercih etmişlerdir. Elde edilen bu sonuçlara göre, iç mekanlarda müşterilerin görsel açıdan dikkatlerini çekecek renkler-şekiller-biçimler tasarlanması, müşteri ve tasarımcı merkezli değişikliklere yer verilmesi ve mekan içi grafik tasarımların iç mekanlarda uygulanabilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: İç Mekan, Mekan Tasarımı, Görsel İletişim, Grafik Tasarım, Temel Tasarım Öğeleri.
Dijital hareketli sunum tekniklerinin mimari animasyonda sunum ve anlatım amaçlı kullanımı: "mimari proje yarışmaları" üzerinden bir alan çalışması
Günümüze kadar mimari tasarımın/bütünün sunum ve anlatımı için birçok araç kullanılmıştır. 1960'lı yıllardan sonra bilgisayar teknolojilerindeki ilerlemeler ile bilgisayar destekli sunum ve anlatım teknikleri ön plana çıkmış ve mimari tasarımın/bütünün temsilinde de önemli gelişmeler olmuştur. Bu tez, mimari temsildeki bu gelişmelere destek olabilmek ve onları bir adım öteye taşıyabilmek için hazırlanmıştır. Tezde özellikle algısal ve kavramsal mekânın sunumunda etkili olduğu düşünülen, mimarın eserini istediği doğrultuda (fiziksel, algısal ve kavramsal) anlatma imkanı bulduğu ve bunun birçok kişi tarafından kolay anlaşılabildiği bir ortam sunan bilgisayar destekli sunum tekniklerinden "mimari animasyon" ele alınmaktadır. Bu çalışmada amaç mimari tasarım fikrinin hedef kitleye en verimli ve etkili şekilde aktarılmasını sağlayacak yöntemler araştırırken fikri aktarmada elzem bir nokta olan animatörler/iletişim tasarımcısı ile mimarlar arasındaki iletişim kopukluğunu en aza indirmenin yollarını incelemektir. Bu incelemeyi yaparken ise pazarlama ya da sanatsal bir eser niteliğinin dışında sadece mimari tasarımın/bütünün sunum anlatımına yönelik hazırlanan mimari proje yarışmalarındaki mimari animasyonlar seçilmiştir. Belirtilen amaçlar doğrultusunda bu çalışma için günümüzde görsel anlatımı güçlendiren etmenlerden dijital hareketli sunum teknikleri ve bu tekniklerin en önemlilerinden biri olan ve mimarinin deneyimlenmesiyle örtüşen "sinematografik ögeler" seçilmiştir. Ayrıca mimari tasarıma yaklaşımının sinematografik ögelerle uyum içinde olduğu düşünülen ve mimari tasarımı parçalara ayırarak analiz imkanı sunan Ching'in yaklaşımı (fiziksel, algısal ve kavramsal mekân) ele alınarak mimari animasyonlarda mimarinin sunum ve anlatımı değerlendirilmiştir. Çalışmanın merkezinde yer alan mimari temsil araçlarından mimari animasyonun yerini, önemini anlayabilmek ve değerlendirebilmek için öncelikle; "mimari tasarım sürecinin" belirgin hatları ortaya konulmakta ve bu doğrultuda mimariyi oluşturan faktörler tanımlanmaya çalışılmakta, bunu yaparken de Ching'in fiziksel, algısal ve kavramsal olarak ayrıştırdığı mimari tasarım yaklaşımı anlatılmaktadır. Mimari ve iletişim ilişkisine etkin sunum teknikleri, algı, görsel algı ve göstergebilim bağlamında bakılmakta ve son olarak da mimari temsil türleri geçmişten günümüze kadar incelenmektedir. Sunum - anlatım amaçlı mimari animasyonlarda sinematografik ögelerin kullanımını inceleyebilmek için öncelikle sinematografiye ve mimarlıkla olan ilişkisine bakılmakta ve bu ilişkinin yoğun olduğu mimari animasyonlar kullanım amaçlarına göre sınıflandırılarak anlatılmaktadır. Sinema ve sinematografi ile ilgili temel birçok kaynaktan elde edilen bilgiler çerçevesinde ve mimari animasyonlarda kullanım yoğunluklarına göre sinematografik ögeler bu çalışmada şu başlıklarda ele alınmakta ve sunum-anlatım amaçlı hazırlanan mimari animasyonlar buna göre incelenmektedir: Senaryo, Tekil Görüntülerde Sinematografik Ögeler, Görüntülerin Ardışık Sıralanışında Sinematografik Ögeler, Montaj, Işık – Aydınlatma, Ses – Müzik. Tezin alan çalışması bölümü ise iki aşamadan oluşmaktadır: Birincisi mimari proje yarışmaları için hazırlanmış olan "seçilmiş üç mimari animasyonda" kullanılan sinematografik tekniklerin analizi ve değerlendirmesi, ikincisi ise bu mimari animasyonların mimarlardan oluşan bir gruba izletilerek anket çalışmasının yapılması ve bunun sonuncunda da birinci aşamadaki analizler ve değerlendirmelerle anket sonuçları karşılaştırılarak sonuç ve önerilerin sunulmasıdır. Araştırmalar doğrultusunda seçilen mimari animasyonlar üzerinden yapılan analiz ve değerlendirmelerle birlikte görsel iletişim tasarımında önemli yere sahip "sinematografik ögelerin" sunum ve anlatım amaçlı mimari animasyonlarda bilinçli ve etkin kullanımının mimari tasarımı oluşturan fiziksel, algısal ve kavramsal özelliklerinin izleyen tarafından kavranmasına destek verdiği görülmüştür. Anket çalışmasından da bu fikri onaylayan sonuçlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca animatörler ile mimarlar arasındaki iletişim kopukluğunu en aza indirmek için sinematografik ögeler (senaryo, tekil görüntüler, görüntülerin ardışık sıralanışı, montaj, ışık-aydınlatma, ses-müzik) ve mimari tasarım (fiziksel, algısal ve kavramsal) ayrıştırılarak ortak bir dil oluşturulabileceği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Mimari tasarım/bütün, mimari temsil, iletişim, mimari animasyon, sinematografik ögeler
Cam malzemenin iç mekanda bölücü eleman olarak kullanım şekillerinin araştırılması
Çağdaş iç mekan anlayışının bir gereği olarak mekanın fonksiyonel ve esnek tasarımı, cam malzemenin bölücü eleman olarak kullanımına olanak vermiştir. Çok sayıda cam malzeme türünün ve cam bölücü sistemin geliştirildiği günümüz iç mimarisinde cam bölücü elemanların kullanım şekilleri üzerine, tasarımcıyı yönlendirerek bilinçli seçimler yapılmasını sağlayacak çalışmalara tarafımdan rastlanmaması, bu çalışmanın gerçekleştirilmesine sebep olmuştur. Cam bölücü elemanın, tanımlanmış bir mekanın oluşumunda tasarımı yönlendiren ana hatların ortaya konduğu farklı mekan kurgularına göre, malzeme türleri ve bölücü sistemleri incelenerek, cam malzemenin iç mekanda bölücü eleman olarak kullanım şekillerini oluşturan bir sınıflandırma yapılmıştır.
Tarsus evlerinin iç mekan organizasyonunda 1800-1998 yılları arasında meydana gelen değişimlerin analizi
Sosyal ve ekonomik faktörler zamanla değişmektedir. Günlük yaşamı değiştiren ve aile yapısının da değişmesine neden olan bütün bu değişiklikler evlerin mekan organizasyonunu etkilemektedir. Kullanıcının ekonomik düzeyi, değişen aile yapısı ve kişisel ihtiyaçlar mekan organizasyonunu değiştirmektedir. Bu çalışmada, Tarsus'un genel tanıtımı yapılmış, şehirsel gelişimi incelenmiş, bu gelişim içinde analiz edilen evler yapım tarihlerine göre sınıflandırılmıştır. Evlerin mekan organizasyonları ve yapılan değişiklikler tespit edilerek kullanıcılım kültürel ve ekonomik yapısına göre incelenmiştir. Sınıflandırmada binalar inşa edildikleri dönem, plan tipi, strüktür sistemi ve kullanıcının donatı anlayışı açısından irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Tarsus Evleri, İç Mekan Organizasyonu, Tarsus
Konutlarda yıkanma hacimlerinin yeri ve biçimlenişi, Gaziantep örneği
Bu çalışmada, konutlarda yıkanma hacimlerinin yeri, biçimlenişi ve biçimlenişi etkileyen faktörler incelenmiştir. Gaziantep ve çevresinde, dünyada bilinen en erken tarihli yıkanma mekanlarının olması ve bugüne kadar konuyla İlgili bilimsel çalışma yapılmaması sebebi ile çalışma kapsamı bu bölgeden belirlenmiştir. Gaziantep'te tarihsel süreç içinde yaşamış uygarlıklarda yıkanma hacimleri, konut yıkanma mekanları ve donatılan ele alınmıştır. Geleneksel Gaziantep Evleri'ndeki yıkanma mekanları incelenmiş, yapılan tespit ve analiz çalışmaları bulguları ile günümüz ihtiyaçları doğrultusunda görülen değişimler belirlenmiştir. Ayrıca, günümüz Gaziantep konutlarında kullanıcı yıkanma alışkanlıkları, kullanılan donatı elemanları tür ve boyutları, yıkanma hacimleri ile ilgili kullanıcı memnuniyeti, beklentileri ve istekleri anket çalışmaları ile belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda yıkanma hacimlerinin biçimlendirilmesini etkileyen tasarım kriterleri saptanmış ve mekan tasarımına veri oluşturacak öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yıkanma, Yıkanma Hacimleri, Banyo, Gaziantep Evleri, Gaziantep
Fuzuli, Baki, Nef`i ve Nedim Divanlarında iç mekan
Adından da anlaşıldığı gibi tezimizin konusunu dört büyük Dîvan şairinin divanlarındaki iç mekân unsurları teşkil etmektedir. İç mekân denilince, "genel olarak insanların ferdî,ailevi ve sosyal yaşantılarının önemli bir kısmını sürdürdükleri, içerisinde barındıkları ve birtakım ihtiyaçlarını giderdikleri, her tarafı kapalı, ancak dış mekânla ilişkisi kapı, pencere ve baca gibi kısımlarla sağlanan, çoğunlukla insan eliyle yapılmış bina " anlaşılmaktadır. Bu anlamda iç mekân kavramı içerisine ev (beyt,hane,külbe ) dergâh (tekke), mâbed (kabe, cami, deyr, bütgede, ateşhane), meyhane hârâbat, humhane ), saray, kasr (kâşane, sahilhane, yalı), konak, medrese (mektep), hammam, darüşşifa, imaret, kütüphane, dükkân, kârhâne, değirmen, otağ (çetr) gibi yapılar girmektedir. Bunların hemen hepsi de söz konusu divanlarda değişik şekillerde geçmektedir. Bunlardan bir kısmı, iç mekân anlamının dışında,Dîvan şiiri geleneğinde kazandığı soyut anlamda kullanılmıştır. Bundan da teşbih, istiare, teşhis, telmih, mecaz ve mübalağa gibi söz sanatlarının rolü büyük olmuştur. Fuzûli, iç mekân olarak ev, dergâh, meyhane ve mâbed ile ilgili unsurlara sıkça yer vermiş; saray, kasr, konak gibi unsurlara gerçek anlamda hemen hiç temas etmemiştir. Bunda Fuzûlî'nin Dünya görüşünün, aşk anlayışının, yaşadığı sosyal ve doğal çevrenin etkisi büyüktür. Baki ise ev, saray, kasr, mâbed ve meyhane gibi yapılara fazla yer vermiştir. Bu da onun yaşadığı sosyal hayatla doğru orantılıdır. Nefî de iç mekân unsurlarını kullanım sayısı itibariyle Bâki'den pek farklı değildir. Ancak Nef Tde mübalağa, teşbih, teşhis ve mecaz sanattan, bu unsurların mahiyetini değiştirmektedir. Nedîm ise kasr, saray, ev, dergâh ve meclis gibi unsurları daha sık ve diğer şairlere göre daha somut anlamda kullanılmıştır. Bunda da özellikle Nedim'in yaşadığı sosyal ve doğal çevre ile birlikte mizacının fonksiyonu büyük olmuştur. Fuzûlî Dîvanı'nda toplam 218, Bakîde 203, Nef Tde 231, Nedim'de 379 adet iç mekân unsuru kullanılmıştır. Her ne kadar çoğu klişe ise de bu kullanımlar, şairlerin yaşadıkları devirlerle ilgili çok yönlü bilgiler edinmemizi sağlamaktadır. Bu kullanımlara bakıldığında, iç mekân unsurlarında Fuzûli'den Nedim'e doğru bir artma ve bununla birlikte bir somutlaşma, bir maddileşme görülmektedir.
Eğitim kurumlarında akustik konfor parametrelerinin eğitim üzerindeki etkisinin araştırılması
İnsanoğlunun hedeflediği kaliteli bir yaşam standardının yakalanması, hayatın tüm alanlarında insanlar arasında etkili bir iletişimin olması ile sağlanabilir. Konuşmanın kalitesi ve anlaşılabilirliği tüm alanlar için oldukça önemli bir konudur. Mekanların eğitim yapıları veya sınıflar gibi yerler olması bu önemi daha da arttırmaktadır. Duyma ve anlama üzerinde önemi rolü olan sınıf içi ve sınıf dışı fiziksel parametrelerin optimum düzeylere sahip olması gerekmektedir. Sınıf-konuşma-anlaşılabilirliğin bir fonksiyonu olan sınıf içi gürültü düzeyi bu fiziksel parametrelerin en önemlilerindendir. Sınıfların kullanım amacı herhangi bir çaba sarf etmeden konuşulanın rahatlıkla duyulup anlaşılmasıdır. Bu açıdan gürültünün rahatsızlık unsuru göz önünde tutulacak olursa eğitim yapılan diğer yapı türlerine göre daha fazla bir hassasiyete sahip olduğu görülür. Bu tez çalışmasında öncelikle İstanbul Fatih ilçesinde tüm liselerin dış ortam gürültüleri tespit edilerek ne kadarlık bir gürültüye maruz kaldıkları ve bu gürültünün kaynağının ne olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma tüm bu liselerin standartları aşan bir dış ortam gürültü düzeyine sahip olduklarını göstermiş ve bu gürültülerin de temel kaynağının trafik olduğu saptanmıştır. Pertevniyal ve Şehremini liseleri en yüksek dış ortam gürültüsüne maruz kalan okullar olarak belirlenmiş ve gürültünün dersi öğrenme ve anlama üzerinde etkisin belirlemek için pilot okullar olarak seçilmiştir. Pertevniyal ve Şehremini liselerindeki sınıflarda dış ortam ve iç ortam gürültü düzeyleri pencerelerin kapalı ve açık olması gibi farklı durumlarda hem hesapla hemde ölçme yoluyla belirlenmiştir. Ayrıca bazı iç ortam akustik kriterlerinden olan reverberasyon süresi, netlik, dolaylı ses düzeyi, yansışmış ses düzeyi gibi parametreler sınıfın fiziksel özellikleri dikkate alınarak hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda her iki okulda da sınıf içi gürültü düzeylerinin ders esnasında daha yüksek olduğu ve sınıfların fiziki ortam şartlarının uygun olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca gürültünün öğrenme ve anlamada nasıl bir etki yaptığını ortaya çıkarmak amacıyla her iki okulda toplam 10 adet sınıfta bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu anketle aynı zamanda iç ortam gürültü düzeyi ile öğrencilerin dersi anlayabilirliği arasında bir ilişki ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anket çalışması sonucunda öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun mevcut iç ortam gürültü düzeyinden rahatsız oldukları ortaya çıkmıştır. Ölçülen iç ortam konfor parametreleri ile anket sonuçlan arasındaki ilişkilerin ortaya konulması için öncelikle sınıfların uygunsuzluğunu ortaya çıkaracak sorular değerlendirilmiş ve bu soruların cevaplarına 0 ile 10 arasında uygunsuzluk dereceleri verilmiştir, korelasyon analizi sonucunda iç ortam gürültü düzeyi ile anket çalışması sonuçlan arasında yüksek bir korelasyon katsayısının (r=0,829) varlığı belirlenmiştir. Eğitim yapılarının sahip olduğu yüksek düzeyde dış ortam gürültü düzeyleri nedeni ile iç ortam gürültü düzeylerinin de arttığı ve bunun da öğrenme üzerine olumsuz etki yapan en önemli parametre olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, okullar için kabul edilebilir dış ortam sınır gürültü düzeyi için çözümler de araştırılmıştır. Bunun için yol ile okul araşma konulabilecek farklı türden gürültü azaltıcı bariyerler araştırılarak, bariyer türü ve taşıt hızlarına göre okul-yol arası mesafeler için bir standart geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Dış ortam gürültüsü, İç ortam gürültüsü, Trafik, Eğitim yapılan, Hacim akustiği,
Konut mobilyasının gelişimi üzerine bir inceleme, Gaziantep örneği
Bu çalışmada, konutlarda yatma, dinlenme, yemek yeme mekanı ve bu mekan donatılarının biçimlenişi ve biçimlenişini etkileyen faktörler incelenmiştir. Geleneksel Gaziantep Evleri iç mekanları, konut tipleri, plan özellikleri ve oda kullanımına bağlı olarak belirginleşen özellikleri ile incelenmiştir. İç mekanlar içerisinde yatma, dinlenme, yemek yeme mekanı ve bu mekan donatıları incelenmiş, yapılan tespit ve analiz çalışmaları değerlendirilmiştir. Farklı gelir gruplarının mekan ve donatı elemanlarını nasıl kullandıkları ele alınmıştır. Ayrıca günümüz Gaziantep konutlarında yatma, dinlenme, yemek yeme mekan donatıları ile ilgili farklı gelir gruplarının donatı seçimi ve kullanımını etkileyen faktörler ele alınmıştır. Kullanıcıların memnuniyet, beklenti ve istekleri anket çalışmaları ile belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda yatma, dinlenme, yemek yeme mekan donatılarının biçimlenmesini etkileyen tasarım kriterleri saptanmış ve mekan tasarımına veri olacak öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Gaziantep Evleri, Konut Mobilyası, Yatma, Dinlenme, Yemek Yeme Mekan Donatıları
İstanbul metropolünde yapılan toplu konut uygulamalarının mekansal alansal ve boyutsal analizleri
Bu tezin ana konusu İstanbul Metropolünde kooperatifler, Toplu Ko nut İdaresi ve Emlak Bankası tarafından yaptırılan, uydu kent niteliğin deki toplu konut uygulamalarının, mekansal, boyutsal ve alansal analiz leridir. - Birinci bölümde; ülkemizdeki konut sorunu konut üretim politi kaları anlatılarak, toplu konut alanları planlaması ve şehirleşme üzerin de durulmuştur. -İkinci bölümde; İstanbul metropolünde sürekli artan nüfus karşı sında, konut sorunu, konut alanları ihtiyacı ve büyük çaptaki konut uy gulamaları ayrı ayrı ele alınmış ve incelenmiştir. -Üçüncü bölümde; İstanbul Metropol Alanı içinde kalan uydu kent niteliğindeki toplu konut uygulamalarının ayrı ayrı özet proje karakte ristikleri ve mekansal, alansal, boyutsal analizleri yapılmıştır. - Dördüncü bölümde; toplu konut uygulamalarındaki yapım teknikle ri ve uygulanan teknolojiler incelenmiştir. - Beşinci bölümde; çok sayıda konutun nasıl biraraya getirilmesi gerektiği araştırılarak Mimarlık mesleğinin gerektirdiği tasarım ilkele ri örneklerle açıklanmıştır. - Altıncı bölümde; konutun önemi, sosyal yararları ülke kalkınma sındaki yeri açıklanarak yerleşimlerin ekonomiye katkısı üzerinde durul muştur. -Sonuçta konu toparlanarak öneriler sunulmuştur.
Klasik Dönem Osmanlı mimarisinde iç mekan ve cephelerde oran
Dört bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, mimarlıkta kullanılan oranlar ve kökenleri araştırılmıştır. Oranın kısa bir tanımından sonra, Antik Çağ felsefesinde, zamanın düşünürlerinin konuya yönelik görüş ve teorilerine yer verilmiş, doğada ve sanatta proporsiyonun varlığı yer yer sayısal değerler, yer yer de geometrik çizimlerle irdelenmiştir. Mimarlıkta oran alt başlığında ise, kullanılan orantı türleri ve bunların geometrik çizim yoluyla ve sayısal değerlerle ortaya konuşu incelenmiştir. Mimarlık Tarihi Sürecinde Oran Kullanımı başlıklı ikinci bölümde, İlk Çağ, Orta Çağ ve Rönesans dönemleri mimarlıklarında oran kavramı ve kullanımı kaynaklardan yararlanılarak araştırılmış, konuya yönelik kuramsal araştırmalar ile mevcut yapıların rölöveleri üzerinde yapılmış oran araştırmaları örneklerle tanımlanmıştır. İki alt başlık altında toplanan tezin dördüncü bölümünde, Osmanlı mimarlığında oran kullanımıyla ilgili yapılmış olan çalışmalar araştırılmış, mevcut rölöveler üzerinde yapılan oran çalışmaları örneklenmiştir. Katalog bölümünde, üzerinde çalışma yapılmak amacıyla seçilen yapılar tanımlanmış ve seçiliş nedenleri irdelenerek bu yapılar üzerinde oran analizleri uygulanmıştır. Dördüncü bölümü diğer bölümlerden elde edilen verilerin genel değerlendirmesi ve sonuçların tesbiti oluşturur.
İç mekan boyalarının insan sağlığına etkisi
Hemen tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye'de de yapı ürünlerinde standartların oluşmamış olmasından ya da var olan standartlara uyulup uyulmadığı yeterince denetlenemediğinden sayılan her gün artan, yapıdan kaynaklanan hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bu tezin amacı, yapı ürünlerinden boyanın, bileşimindeki bazı zararlı maddeler den dolayı önemli sağlık sorunlarına neden olduğunu bilimsel kaynaklarla açıklayarak bu konuda mimarların daha doğru ürün seçebilmelerine katkı sunabilmektir. Tezin birinci bölümünde mimarların uygulamalarında çok kereler kullandıkları boyalan seçerken insan sağlığım dikkate almadıklan, bunun nedeninin de ürünü tanımamaktan kaynaklandığı varsayımıyla yapılan anket uygulamasının da yardımıyla yukandaki amaç doğrultusunda çalışmanın konu alam ve kapsamı tanımlanmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise boyalar genel olarak tanımlanmış ve sınıflandınlmıştır. Üçüncü bölümünde ise iç mekan boyalanm ve zararlı bileşenlerini açıklanmaktadır. Bu zararlı bileşenlerin insanda oluşturduğu sağlık problemleri biyolojik ve psikolojik etkiler olarak iki ana başlık altında açıklanmıştır. Daha sonra biyolojik etkiler vücuttaki sistemleri etkileme yerlerine göre sınıflandınlarak açıklanmıştır. Önemli biyolojik etkilerinin yanında doğru ürün seçilmediğinde boya renklerinin aydınlılık ve ışıklılık etkisinin de görme bozukluklanna ve psikolojik rahatsızlıklara da neden olabildiği ifade edilmiştir. Son bölüm olan dördüncü bölümünde, sonuçlar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: insan sağlığı, boya, zehirli boya bileşenleri, psikolojik etkiler, biyolojik etkiler.
Hastane yatan hasta katlarının iç mekan analizi: Adana örneği
Artan hastalıklar, nüfus artışları ve gelişen teknolojiye bağlı olarak son yıllarda hastane yapılarının sayısında artış görülmektedir. Araştırmalarım sonucunda, tarihsel süreçler incelendiğinde insanlar ilkel ortamlarda ve ilkel şartlarda tedavi görürken, süreç ilerledikçe insanlar koğuş tipi (çok yataklı) mekanlarda tedavi görmeye başlamışlardır.Hastanelerin hasta katlarının mekan analizi, Adana örneği konulu araştırmamda Dünya Sağlık Standartları (AIA/HHS) ve Türkiye Sağlık Bakanlığı 2010 yılı sağlık standartları incelenerek, hasta katlarında bulunması gereken birimler ve bu birimlerde olması gereken standartlar tespit edilmiştir.Adana da bulunan hastanelerden Acıbadem Hastanesi, Metropark Hastanesi, Güney Toros Hastanesi, Başkent Hastanesi, Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesi olmak üzere 6 hastanenin hasta katları üzerinde araştırma yapılmıştır. Hastanelerin hasta kat planları incelenmiş, kat içinde bulunan birimler saptanmış, hasta katları, aydınlatma, iklimlendirme, akustik yalıtım, malzeme?renk ve doku analizi yapılmıştır. Hastanelerin hasta katlarında bulunan mekanlar saptanarak bu mekanların tespit edilen sağlık standartlarına uygunluğu, renk, malzeme, aydınlatma, iklimlendirme, işlevsellik, mekan çözümleri, mekan boyutları, mobilya donatıları analiz edilmiştir. 6 hastanede yapılan incelemeler sonucunda 39 yıl önce hizmete alınan Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesi incelenen hastaneler arasında kuruluş yılı, yapısı, kat planı çözümü ve tasarımı bakımından günümüzün şartlarına uyum sağlayamadığı tespit edilmiştir. Aşkım Tüfekçi Çukurova Devlet Hastanesini günümüzün şartlarına uygun hale getirebilmek için Çukurova Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümünde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucu hastahanenin acil kısmı ve hasta yatak katlarının günümüz yüksek teknolojisine ve sağlık örgütü standartlarına uygun, modern çizgilere sahip, renk ve mekan tasarımı bakımından hastaları rahatlatacak, fonksiyonel 18 değişik iç mekan tasarımı geliştirilmiştir.Türkiye'nin önemli sağlık turizm merkezlerinden biri olmaya aday Adana'da ihtisas hastane sayısının giderek artmakta olduğu ve işletmeye açılan yeni hastanelerin iç mekanlarında işlevsel mekan çözümleri, modern mekanlar, özel aydınlatma sistemleri, hijyen gerektiren malzemeler, akustik yalıtım gerektiren çözümler, akıllı iklimlendirme ve hasta kontrol sistemleri, hastayı psikolojik olarak rahatlatacak renkler ve iç mekan tasarımlarının yapıldığı saptanmıştır.1990 öncesi yapılan hastanelerin de modernize edilerek yeni teknolojiler ile donatılıp günümüzün gereksinimlerine cevap verebilecek düzeye ekonomik olarak nasıl getirilebileceği örneklerle anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler : Hastane, hasta katları, hasta odaları, Hasta katlarının İç mekan Tasarımları, Hastane hasta katlarının tasarım standartları.
Hazır ofislerin iç mekan tasarım yaklaşımları
Hazır ofisler, farklılaştırılmış ofis mekanlarının, sanal ofis sistemleri ve personel hizmetleri ile birlikte belirli süreler için paketler halinde farklı kullanıcılara kiralandığı çalışma mekanlarıdır.Türkiye'de son yıllarda yaygın bir sektör haline gelen hazır ofisler, belirli süreler için kullanıcılarına prestijli iş adresleri sağlamakta; kişilere ve kurumlara farklı yerleşim bölgelerinde faklı iş merkezleri açma olanağını ön maliyet bedelleri almadan gerçekleştirmektedir. Bu sebeple hazır ofislerin gelecekte de talep görmesi beklenmektedir.Günümüz iş kültürü ve sürekli değişim içinde olan çalışma hayatı,
Adana ili okul öncesi çocuklarda eğitimi destekleyen güvenli mekân (Kapalı, yarı açık, açık)tasarım ve malzeme kullanımı
Okul öncesi eğitim, çok erken dönemlerde çocukta başlayan kişilik yapısının daha sonraki dönemlerde olumlu bir şekilde devam etmesi için gereklidir. Çağdaş bireyler ekonomik hayatta yerini mecburi olarak alırken, çocuklarının eğitim ihtiyaçları farklılar göstermeye başlamıştır. Bu araştırma da Adana ilinde bulunan on (10) farklı eğitim kurum yapısı incelenerek bu yapıların güvenli mekân ve malzeme kullanımları ile kapalı, yarı açık, açık alanları incelenerek çocukların eğitim süreçlerini geçirdikleri yapılar, çevre koşullarıyla birlikte incelenmiştir. Ayrıca bu eğitim kurum yapılarının kentsel ve çevresel ilişkileri ile fiziksel ve işlevsel özellikleri araştırılmıştır. Araştırmanın temelinde okul öncesi eğitim kurum yapılarının mevzuatı ile mevcut hali karşılaştırılmış ve Adana ilindeki durumu ele alınmıştır. Adana ilinde okul öncesi eğitim veren ekonomik ve sosyo-kültürel gelişmişliğe göre belirlenmiş on (10) adet yapının mevcut durumları, açık alan kullanımları, mekânsal alan kullanımları, malzemeleri ve diğer mekânlarla uyumları incelenerek bu yapılarındaki çocuk gereksinimleri, anaokulu yapılarındaki uygun güvenli mekân durumları ve genel durumları incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Adana ili okul öncesi eğitim yapıları, Okul öncesi eğitimde güvenli mekân, Okul Öncesi eğitimde kapalı, yarı açık, açık alanlar, Adana okul öncesi eğitim incelemesi.
Alışveriş merkezlerinde tavan/asma tavan, zemin ve duvar oluşumlarında kullanılan malzemelerin tasarım açısından irdelenmesi: Gaziantep örneği
Değişen sosyal yapı, nüfus artışı ve gelişen teknolojiye bağlı olarak son yıllarda alışveriş yapılarının sayısında artış gözlenmektedir. Araştırmalarım sonucunda, tarihsel süreçler incelendiğinde alışveriş kavramı günden güne değişim göstermiş, alışverişe olan ilgi ve talep artmaya başlamış böylelikle alışveriş merkezi kavramı ortaya çıkmıştır. Alışveriş merkezi katlarının mekan analizi, Türk standartları enstitüsü alışveriş merkezleri için kurallar 13589 nolu standartlar ve 26 şubat 2016 tarihli resmi gazete yönetmeliğinden faydalanılarak yapılmıştır. Gaziantep'te bulunan alışveriş merkezlerinden M1 Real, Sankopark, Forum ve Primemall alışveriş merkezi olmak üzere toplam 4 alışveriş merkezinin üzerinde araştırma yapılmıştır. Kat planları incelenmiş, mağaza katları, sirkülasyon alanları, etkinlik alanları, ibadethaneler, ortak kullanım alanları, çocuk oyun alanları, tuvaletler, otoparklar üzerinde analiz yapılmıştır. Mağaza katlarında bulunan mekanlar saptanarak bu mekanların tespit edilen standartlara uygunluğu ölçülmüştür. İncelemeler sonucunda M1 Real alışveriş merkezinin yapısı ve tasarımı bakımından çoğu standartları sağlamadığı tespit edilmiştir. Forum ve Primemall alışveriş merkezlerinin yapım yılı ve değişen tasarım anlayışları etkisiyle standartlara en yakın alışveriş merkezleri olduğu tespit edimiştir. Türkiye'nin önemli turizm kentlerinden olan Gaziantep'de yapılan alışveriş merkezlerinin sayısının giderek artmakta olduğu ve yeni inşaa edilen merkezlerin iç mekanlarında işlevsel mekan çözümleri ve standartlara uygunluğu tespit edilmiştir.
Jack Lenor Larsen örneği üzerinden iç mekan tekstil ürünlerinin önemi ve tekstil ürünleri için deneysel tasarım araştırmaları
Geçmişten günümüze kadar insan kendisi için barınma, kendini güvende hissetme gibi yaşamın en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına sınırları olan "boşluk"lar belirlemiştir. Temeli "barınma" olan bu sınırlı alanlar, zaman içerisinde evrilen ve değişim gösteren ekonomik, sosyal, kültürel çevrenin etkisiyle insanın kendi kişisel mekanlarını yaratma amacıyla farklılaşmıştır. Artık mekan, bir sığınaktan çok insanın sosyal statüsünü belirleyen, kimlik arayışlarını yansıtan ve çağın moda eğilimlerine ayak uydurmaya çalışan ya da kendi kimliğini ortaya koyan kişinin "Özel Alan"ı haline dönüşmüştür. İnsanların kendilerini yaşadıkları mekanlarla özdeşleştirmeleri ve bu mekanları fiziksel ve duyusal olarak kavramaları önem kazanmıştır. Özellikle iç mekan bazında özel kullanım alanlarımıza baktığımızda her kültürün oluşturduğu dil farklı olmakla birlikte aynı kültürdeki insanların ihtiyaçları ve istekleri de farklı olabilmektedir. Bireysel tercihler ve kişisel mekan algıları insanları mekanda doğru örgütlenmeyi bulma kaygısıyla yönlendirmektedir. Tekstiller, işlevsel özellikleri ve estetik unsur olarak iç mekanların tamamlayıcı öğelerinden olmakla birlikte, iç mekana duyusal bir nitelik katmak ya da karşıtlık yaratmak için tekstil yüzeylerinden büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Doku, renk ve desen bazında oldukça geniş bir yelpazeye sahip olması tekstilleri iç mekan tasarımında hatırısayılır bir konuma getirmiştir. Bu durum ise tekstilleri kişiye özel tasarım açısından öne çıkarırken, tasarımcının iyi bir gözlem yeteneğine, çevresine ve dünyadaki gelişmelere duyarlı olma gibi niteliklere sahip olması beklenmektedir. Bu beklentiler doğrultusunda, tasarım alanında önemli adımların atıldığı tasarım okulu Bauhaus'un etkilediği tasarımcılardan olan Jack Lenor Larsen'in iç mekan tekstilleri ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar dikkat çekmektedir. Larsen, 1950'lerdeiç mekan tekstilleriyle ilgili yaptığı çalışmalarıyla çağının iç mimarisi ile tekstilin mükemmel uyumunu yakalamıştır. Yaptığı çalışmalarla avant-garde bir tasarımcı konumundadır. Gelenekselden kopmayarak teknolojik imkanlar ile geliştirdiği yöntemler bugün birçok tasarımcıya ilham kaynağı olmaktadır. İnsan psikolojisini etkileyen faktörleri de ön planda tutan tasarımları, kendisini birçok tasarımcıdan ayırır niteliktedir. Larsen, dokumanın sınırlarını zorlayan tasarımlar yaparak, karşılaştığı sorunlara ürettiği çözümlerle de tekstil alanına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışmada, mekanda bütünselliğe vurgu yapan tekstil tasarımcısı Larsen'in tasarımları ışığında iç mekan tekstillerinin önemi irdelenerek, iç mekan tekstilleri için uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca çalışmada bu alanda çalışmak isteyen tasarımcılar için farkındalık yaratmak amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Jack Lenor Larsen, iç mekan, tekstil, tasarım.
Hastane hasta odası katlarının sağlık yapıları standartları kapsamında mekân analizi: Malatya örneği
Yüzyıllar boyunca süregelen sağlıklı olma çabası günümüzün de en temel ihtiyacıdır. Sağlık yapılarındaki hızlı artışın en önemli nedeni de bu ihtiyaçlara karşılık verebilmektir. Sağlık yapılarının hızla gelişen teknolojiye, toplumsal değişimlere entegre olması ve gelecek odaklı tasarlanabilmesi için belirli standartlara uygun üretilmesi gerekmektedir. Malatya ilinde bulunan hastane yapılarının mevcut durumlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi için Türkiye Sağlık Yapıları Asgari Tasarım Standartları ve FGI Guidelines For Design and Construction of Hospital kaynakları referans alınarak bir çalışma yapılmıştır. Gerekli literatür taraması ve sağlık yapıları standartları araştırması sonucunda elde edilen veriler ile Malatya ilinde bulunan Gözde Akademi, Divan Hastanesi, Park Hospital ve Müjde Hastanesi üzerinde araştırma yapılması planlanmıştır. Hasta odası katları ile sınırlandırılan araştırmada, katlarda bulunan birimler listelenmiş, standartlar toplanmış ve hasta odası katlarının planları, ölçüleri ve fotoğrafları hastanelere gidilerek yapılan alan çalışmasında temin edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda hasta odası katlarındaki mekânlar ayrılmış, standartlar kapsamında değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmada başta Malatya ili olmak üzere ülkemizin diğer şehirlerinde mevcut veya yapılması planlanan sağlık yapılarının, hasta odası katlarında bulunan mekânların gelecek odaklı ve ihtiyaçlara tam anlamıyla karşılık verebilmesi için tasarımcılara kaynak olabilecek sonuçlar elde edilmiştir.
Ahşap malzeme kullanımının kafe iç mekan tasarımında mekan algısına etkileri
Ahşap, lifli ve boşluklu dokusu nedeniyle hafif ve mukavemet değeri yüksek bir yapı malzemesidir. Ahşabın gerilme, deformasyon eğrisi, liflerin ayrışmasının bir süreyi gerektirmesi sebebiyle diğer yapı malzemelerinden çok farklıdır. Bu nedenle bir ahşap malzemenin, metal veya beton gibi aniden çökme ya da kırılmaya uğraması söz konusu değildir. Bu çalışmada Kafe iç mekânlarında kullanılan doğal ve yapay ahşap malzemelerin, iç mekân algısına katkıları incelenmiş, anketler aracılığı ile bu malzemelerin kullanıcılar üzerinde oluşturduğu farklı etkiler saptanmış ve yorumlanmıştır. Ahşap malzemenin kullanıcılar üzerinde psikolojik, dokunsal, estetik olarak mekân algısına etkileri anket aracılığıyla incelenmiş, malzemenin iç mekân algısına yarattığı etkiler ele alınarak gerekli bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda kafelerde doğal ve yapay ahşap malzeme kullanımı zemin, duvar, taşıyıcı sistem, tavan ve mobilya başlıkları altında incelenmiş, mekân algısına etkileri saptanmıştır. Araştırma bu alanda genel hatları ile değerlendirildiğinde ahşap malzeme detaylı bir şekilde incelenmiş, kafe iç mekânlarındaki etkileri saptanmış, tasarımcılar ve kullanıcılar üzerinde bir farkındalık yaratarak literatüre katkıda sağlamıştır.
Konutlarda yapısal sınır bileşenlerinin esnek mekân oluşumu üzerine etkisi: Gaziantep örneği
Mekân; belirli bir alanın iki boyutlu veya üç boyutlu farklı parametrelerle sınırlandırılıp boşluk kavramından sıyrılarak, anlam yüklendiği ve oluşturulduğu alanlardır. İç mekân organizasyonu ise, mekânın yapısal bileşenlerinin ve öğelerinin başta işlevsellik olmak üzere, esneklik, kullanışlılık, uyum ve estetik gibi parametreler de göz önünde bulundurularak ve kullanıcının talepleri, yaşam tarzı ve yaşam standardı da göz önüne alınarak, gerekli konfor düzeyi içerisinde, bir bütün olarak düşünülüp tasarlanmasıdır. Bu organizasyon biçimi çeşitli faktörlere bağlı olmakla birlikte, mekân bileşenleri ve öğeleri aracılılığıyla meydana gelmektedir. Mekânlar sınırlar aracılığıyla oluşmaktadır ve sınırlar aracılığıyla kullanıcılar için farklı amaçlara ve ihtiyaçlara hizmet eden alanlara ayrılmakta ve bu şekilde bir veya birden fazla işlev kazanmaktadır. Mekân kavramını oluşturan temel unsurlardan biri olan sınır kavramı, iç mekân yapı oluşumunda yapısal sınır bileşenleri olan; zemin (döşeme), duvar, kolon, örtü (tavan) gibi elemanlarla sağlanmaktadır. İç mekânda sınır kavramı, mekânın oluşum aşamasında başlamakta, tasarım aşamasında yapısal sınır bileşenlerinin etkisiyle ve iç mekân organizasyonunda da donatı ve objeler aracılığıyla mekânı farklı yöntemlerle alanlara ayırmakta ve bu alanların oluşumunda da bu çalışmada üzerinde duracağımız nokta olan esneklik başta olmak üzere birçok parametrenin ele alınmasıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada iç mekân tasarımında birçok faktörle birlikte ele alınarak ve yine kullanıcının talepleri ve oluşturulacak mekânın boyutsal yapısı da göz önünde bulundurularak ele alınacak temel konu, tasarımda esneklik kavramıdır. Tasarımda esneklik kavramı da; tasarım esnekliği ve kullanım esnekliği adı altında iki ana başlıktan ve bu başlıkları sağlayan farklı yöntemlerden oluşmaktadır. Mekânda esneklik kavramı özellikle dar mekânlar başta olmak üzere birçok alanda, mekânlar arası iletişimi daha etkin bir şekilde sağlamakla birlikte, bu alanların her birine işlevsellik açısından da katkı sağlamaktadır. Esnek mekânlar, tasarım sürecinde işlevsel mekânları da doğurmaktadır. Her bir mekânın daha işlevsel ve geçirgen olmasını sağlayan bu kavram, gerek yapısal sınır bileşenlerinin üzerinde yapılan müdahalelerle, gerek iç mekânı oluşturan donatılar, objeler gibi sınırlayıcı etkiye de sahip olan farklı elemanlarla sağlanan ve kurgulanan bir tasarım kriteri olup, esneklik kavramı mekân tasarımı sürecinde günümüzde temel kavramlardan birini oluşturmaktadır.
Covid-19'lu alzheimer hastalarının kapalı mekânlarda ıomt tabanlı takip ve analizi
11 Mart 2020 Tarihin de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından olağan üstü bir halk sağlığı sorunu olarak görülmekte olan Koronavirüs (Covid-19) salgını pandemi olarak ilan edilmiştir. Koronavirüs salgını ciddi bir akut solunum sendromu salgını başlatmıştır. Bu salgının yayılmasını önlemek ve durdurmak için Dünya sağlık Örgütü (DSÖ) ve dünya çapındaki sağlık yetkilileri tarafından karantina, izolasyon ve sosyal mesafe önerilmiştir. Bilinçli ve sağlık durumu yerinde olan kişiler bu önerileri yerine getirebiliyorken maalesef bilişsel fonksiyonları azalmış olan Alzheimer hastaları yakın geçmişi hatırlayamadıklarından dolayı önerilere uyamıyor ve salgının yayılmasında ciddi bir sorun teşkil etmektedirler. Bu çalışmada, karantinaya alınan Covid-19'lu Alzheimer hastalarının izolasyon odasından çıkıp çıkmadığı iç mekan konum bulma sistemi ile takip edilmektedir. Alzehimerlı hastalar maskeyi neden taktıklarını unutabilirler ve çıkarabilirler bu durumu önlemek için tasarlanan maske takip sistemi ile hastanın maskeyi takıp takmadığı tespit edilmektedir. Maskeyi takmadığı tespit edildiğinde hastaya sesli mesaj ile maskeyi takması içi uyarı verilmektedir. Aynı zamanda IoMT (Internet of Medical Things) teknolojisi algılayıcılar sayesinde Nabız, Oksijen Miktarı(SPO2), Solunum hızı, Vücut ısısı bulgularını tespit edip oluşturulan bulut tabanlı bir sistem mimarisi ile hasta yakınının veya doktorunun hastanın sağlık durumunu, hastanın iç mekân konumunu ve maske takıp takmama durumu gözlemleyebilmesi ve uzaktan takip edebilmesi için sağlık izleme sistemi geliştirilecektir.