Urbanization
261 theses under this subject heading
Kentleşme ve asimetrik askeri mücadele: PKK terör örgütünün Silopi'de "Şehir savaşı" denemesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi
Bu çalışmada, kentleşmenin savaş olgusu üzerindeki etkisi neticesinde asimetrik askeri mücadelelerin yükselen önemi ve bu bağlamda kentleşmenin PKK terör örgütünün strateji, yöntem ve taktiklerine etkisi incelenmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl başında tüm dünyada %16 olan kentsel nüfus oranı 2018 yılı itibariyle %55'e ulaşmış, diğer bir ifadeyle kırsal alan nüfusu azalmış ve insanlar kentlere yönelmiştir. Bu sebeple günümüzün asimetrik örgütlerinin, 20'nci yüzyılda başarılı olan gerilla hareketlerinin temel stratejisi olan kırsal alana dayalı mücadelesi ile hedefe ulaşması mümkün gözükmemektedir. Kentleşmenin bu denli hızlı gelişmesi ve yarattığı etkilerin PKK terör örgütü için iki farklı sonucu olmuştur. Birincisi, PKK terör örgütü, "Uzun Süreli Halk Savaşı" stratejisinin gereği olarak kırsal bölgeye dayalı bir "gerilla savaşı" ortamını kaybetmiştir. İkincisi, mücadelesini siyasal alana paralel olarak kentlere kaydırmıştır. Önümüzdeki süreçte PKK'nın kırsal alandaki eylemlerinde oransal olarak azalma, kentsel eylemlerinde ise doğrusal artış olması beklenmektedir. Çalışmada nicel ve nitel verilere dayanarak açıklayıcı bir metot izlenmiş, akademik yazın ve terör örgütü kaynaklarından istifade edilmiş ve Silopi İlçesi özelinde vaka analizi yapılmıştır.
The long-run causal effects of the emigration of Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey: An empirical analysis
The purpose of this thesis is to investigate the long-term causal effects of the emigration of the Crimean and Nogay Turks on the urbanization and agricultural outcomes of Turkey. To estimate the long-term causal effects of emigrants, a novel dataset at province level consisting of six years between 1928 and 1965 is constructed by digitalizing the Agricultural Yearbooks and Population Censuses of Turkey. In addition to baseline the Ordinary Least Square (OLS) methods, Instrumental variable methods are employed to address potential endogeneity problem. The results reveal that the emigration of Crimean and Nogay Turks had a positive and significant long-term effects on urbanization rate, per capita cultivated land, per capita total agricultural production, per capita cultivated area of grain, per capita grain production and per capita industrial crops production.
Kentleşme döneminde planlaşma dışı nüfus hareketinin (göç) plansız olarak kentlerde yer alması ve bu durumunda kaçak yapılaşma (plan dışı gelişme alanlarının) kentsel dönüşüme etkisi, kentsel tasarım ilişkisi ve kente olumsuz etkisinin araştırılması; Diyarbakır ili Sur içi kentsel alanı
Kentsel dönüşüm kentlerin zamanla değişen ihtiyaçlar büyüme ve diğer değişkenler göz önünde bulundurularak kentte eskiyen ve işlevsel kullanışlılığını kaybeden ve yıpranan yapıların yerine işlevsel ve tasarımsal olarak kullanışlı yapıların inşa edilmesidir. Sur içi bölgesi Diyarbakır'ın ilk yerleşim yeri ve değerli olan bir yerleşim alanıdır. Uzun yıllar önemli ticaret ve ulaşım ekseninde medeniyetin beşiği olmuştur. Bir zamanlar ticari merkez olarak kullanılan bu yapılaşma kentsel gelişim için çok etkili bir durumdur. Suriçi kentsel yapılaşması Anadolu ve Mezopotamya bölgesinin kültürünü ve Diyarbakır'ın gelişimini etkilemiş olup bölgedeki konumu nedeniyle karma bir kentsel forma sahiptir. Kent kale duvarları ile kaplı olup yerleşim şeklini günümüze kadar koruyarak getirmiştir. Dünyada 2. Dünya Savaşı ve Sanayi devriminden sonra Türkiye de ise 1950'li yıllardan sonra hızlı kentleşme süreci başlamasına rağmen, Diyarbakır da 1980'li yıllardan sonra hızlı kentleşme süreci başlamıştır. Hızlı kentleşme sürecinde ekonomik nedenlerden dolayı kentin göç almasıyla birlikte kırsal kesimden gelip Sur içine yerleşen dar gelirli kesimin kentte yaptıkları gecekondu yapılar kentteki tarihi değerleri yüksek olan diğer yapılarla farkının ortadan kalktığı yapılar olmuş olup aynı işlev için aynı kesimin kullandığı yapılar haline gelmiştir. Aynı zamanda bu süreçte Suriçinde kısa sürede plansız ve düzensiz bir şekilde yapılaşma görülmüştür. Böylece Diyarbakır Suriçi doku kaybetme sürecine girmiştir. Bundan dolayı sur içinde bulunan tarihi değerleri yüksek yapılar için kentsel tasarım uygulamaları önerilerek aslına uygun şekilde onarılıp işlevine uygun kullanılmasını ya da kent açısından değerli olabilecek şekilde anıtsal bir boyut kazandırıp kente kazandırılması hedeflenmiştir. Son yıllarda kentte meydana gelen güvenlik olayları neticesinde Sur içi kentsel yerleşim alanında birçok yapı yıkılıp yerine tarihi dokuya uygun yapılar önerilmiş olup yeni bir yerleşim düzeni öngörülmüştür. Bu araştırma Diyarbakır tarihine dayanmaktadır. Bu çalışmada da Diyarbakır Sur İlçesi kentsel dönüşüm uygulamalarına bir yaklaşım sergilenmek istenmiş ve Sur ilçesi kentsel dönüşüm uygulamalarında gelinen son durum anlatılarak değerlendirilmiştir.
Kentsel dönüşüm yöntemleri odağında kentsel tasarımın rolü: Akhisar örneği
Kentler zamanla, insan aşımıyla, doğal faktörlerle değişim ve dönüşüme muhtaçtır. Değişir ve dönüşürken hangi yöntemlerin kullanılacağı tespit edilmeli ve canlılık süreci boyunca doğru gelişim göstermesi amacıyla miadınca sürdürülebilir olmalıdır. Kentin dönüşeceği yerlerindeki eski dinamizmi korumak ve hatta daha ileriye taşımak önemli konulardandır. Bir başka önemli konu ise imar planıyla uyum sağlaması ve kentin ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olmasıdır. Bunların hepsi tespit, plan, rapor kısmının vazgeçilmezleri olup işin ekonomi ve uygulama kısmına kontrollü geçişi sağlamaktadır. Kentsel dönüşümün yıkıp yeniden yapmak olarak görüldüğü günümüz Türkiye'sinde, aslında koruma, iyileştirme, yeniden dönüş, canlandırma, yenileme ve yeniden oluşum işlemlerini kapsamaktadır. İmar planı, gösterilen kentsel dönüşüm alan sınırlarıyla beraber tümden revize gerektirmektedir. Bazı toplanma, yaya yollarının aktif olduğu alanlarda ise kentsel tasarım projeleri yapılıp mikrodan makro plan ölçeğine mekânsal plan uyumu sağlanmalıdır. Çalışmanın amacı kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenen yerlerde gerekli kısımlarda yeniden yapım, gerekli kısımlarda canlandırma, gerekse koruma çalışmaları yapımıyla rant sağlayan bir sistem olarak görülmemesini sağlamak, imar planıyla bütünlük sağlayan, ihtiyaçlara cevap veren, sosyal donatıları olup bir başka bölgeye bağımlı olmayan merkezlerin oluşumuna rehberlik eden bir yayım oluşturmaktır.
Kentleşme sürecinde ulaşım sorunlarının kentsel tasarım yöntemi ile çözümlenmesine yönelik araştırma Siirt ili Güres caddesinin yaya yolu olarak kullanılmasındaki sorunlar ve çözüm önerileri
Kentleşme geçmişten günümüze hızla devam etmektedir. Kentlerdeki kent içi ulaşım sorunu halkın kentte yaya olarak rahat bir şekilde dolaşımını kısıtlamıştır. Kentteki insanların refahı birbiriyle ilişkili ulaşım sistemi ve bu ulaşım sisteminin ulaştırdığı mekanlardan oluşan karmaşık bir ağa dayanmaktadır. Son yıllarda yapılan planlarda taşıt ulaşımının ön planda olduğu ve yaya ulaşımının ise arka planda bırakıldığı tasarımlarla karşılaşmaktayız. Bu planlarla birlikte nüfusun fazla olduğu kentlerde yaya sirkülasyonun sağlanabilmesi ve kent içi taşıt ulaşımının yoğunluğunu azaltmak adına nüfus yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda yayalaştırma projeleri yapılarak soruna yönelik çözüm sağlanması amaçlanmıştır. Kentleşme sürecinde olan Siirt, artan nüfusu ve büyüyüp gelişmesiyle mevcut olan ulaşım sistem ve altyapılarının bu gelişme, büyümeye karşılık yeterli değildir. Kentin merkezindeki yollar, ulaşım sistemi, otoparklar nüfusa yeterli gelememektedir. Siirt'in genel ulaşım planlamasına bakıldığında ulaşım aksında Güres Caddesi kentin ilk ve tek yaya yoludur. Güres Caddesi yaya yolu olarak kullanılmasıyla taşıt ulaşım akışını engelleyen bir yoldur. Kentin ulaşım planlamasında Güres Caddesi kuzey güney doğrultusunda bütün yollarla doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılıdır. Geçmiş yıllarda taşıt yoğunluğu en fazla olan, ulaşımın bel kemiği diyebileceğimiz yol Güres Caddesiydi. Siirt ilinde yaya yolu olması gerekli bir planlama kararı iken, ulaşım mastır planı yapılmadan uygulama yapılması doğru bir karar değildir. Siirt ilinin mevcut ulaşım sistemine bakılarak gözlemler, yerinde fotoğraf çekimleri ve bunlara bağlı olarak anket çalışması yapılarak gözlemlenen hatalar, eksiklikler ve sorunlar doğrultusunda çözümler bulunup yeni planlama kararları alınmaya çalışılmıştır. Ulaşım sisteminden ilin tek yaya yolu olan Güres Caddesine inilerek caddenin mevcut durumunun analizi yapılmıştır. Yaşayan halkın yararı, talepleri için; belirli analiz ve tespitler doğrultusunda mevcutta yaya yolu olarak kullanılmasının doğruluğunun sorgulanıp, mevcut sorunlara çözüm önerileri, varılan sonuca göre yaya yolu yer seçimi ve plan kararları önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Güres Caddesi, Kentleşme, Kentsel Tasarım, Kentsel Ulaşım Planlaması, Ulaşım, Yaya bölgeleri, Yayalaştırma
Kentsel dönüşüm mü? - kentsel yenileme mi? İstanbul-Gaziosmanpaşa örneği
İnsanlık tarihinin yerleşik hayata geçmesi beraberinde toplu yaşamı ve devamında kent olgusunu getirmiştir. Oluşmaya başlayan kentler nüfus artışına bağlı olarak kentleşmenin doğmasını sağlamıştır. Oluşan kentler zaman içerisinde değişen ve gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda ve yaşanan doğal afet, savaş vb. durumların etkisi ile değişme, gelişme ve yenilenmeye ihtiyaç duymuştur. Kentler yaşanan yenileme hareketleri başlarda sadece yıpranan ve yaşamın devam etmesine izin vermeyen bölgelerde gerçekleştirilirken zamanla aktif yaşamın devam ettiği bölgelerde de görülmeye başlanmıştır. Tarihi literatürde ilk yenileme ve dönüşüm çalışmalarına 2. Dünya savaşı sonrası dönemde rastlanmaktadır. Dünya üzerinde yakın tarihe kadar yenileme olarak devam eden çalışmalar yakın tarihte ihtiyaçlar doğrultusunda rekreasyonel faaliyetleri desteklemek amacı ile eski yapılarda fonksiyonel değişiklikler yapılmış ve dönüşüm çalışmalarının ilk örnekleri görülmüştür. Zamanla asıl kavram olan yenileme dönüşümün bir alt başlığı haline gelmiş ve sanki dönüşüm faaliyetinin bir çeşidiymiş gibi isimlendirilmiştir. Türkiye özeline inildiği zaman ülkemizin kentsel dönüşüm kavramı ile tanışması 1999 Marmara depremi sonrasında olmuştur. Ancak asıl kentsel dönüşüm süreci 2011 yılında Van'da yaşanan deprem sonrasında yürürlüğe giren 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" ile başlamıştır. Yürürlüğe giren kanun sonrasında hayata geçirilen projeler incelendiği zaman büyük çoğunluğunun yenileme projesi olduğu gözlenebilmektedir. Bununla birlikte kanun incelendiği zaman aslında mekânsal dönüşüm değil mekânsal yenileme hakkında kararları barındırdığı görülmektedir. Gaziosmanpaşa ölçeğine inildiği zaman ilçe içerisinde kentsel dönüşüm süreci 6306 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce Belediye Meclisi kararı ile GÖB ilan edilen bölgelerde yapılan yenileme çalışmaları ile başlamıştır. 2011 yılı sonrasında 6306 Sayılı Kanun'a dayanarak Riskli alan ilanları yapılmıştır. GÖB süreci ve Riskli alan süreci içerisinde hayata geçirilen ve yapımı devam eden projeler gözlemlendiği zaman bütün projelerin yenileme projesi olduğu fakat dönüşüm adı altında tanıtıldığı görülmektedir. Gaziosmanpaşa ilçesinde devam eden süreç yaşanan olumsuzluklar sebebi ile oldukça uzun sürmüş ve ilçe içerisinde yaşayan vatandaşın güveni sarsılmıştır. Uzun yıllardır evlerinden tahliye olmuş ve kira yardımı alan hak sahiplerinin mağduriyetlerini gidermek amacı ile 2019 yılından bu yana farklı çözüm arayışları içerisine girilmiştir ancak süreç hakkında ve yapılan çalışma hakkında geçmişte verilen yanlış bilgiler dolayısıyla devam eden uzlaşma süreçlerinde de aksaklıklar yaşanmaktadır. Sonuç olarak mikro ya da makro ölçekte doğru ve hızlı sonuç alabilmek için literatürdeki kavram kargaşası giderilmeli ve süreç doğru bir şekilde lanse edilmelidir. Vaat edilen projenin can ve mal kaybını önlemeye yönelik olduğu önemle belirtilerek sonuca ilerlenmelidir
2000'ler Türkiye sinemasında parçalanan İstanbul imgesi: Mekânın ürettiği ilişkiler ve kimlikler
Bu tez çalışmasında, mekân, toplum ve üretim biçimleri arasındaki etkileşimli ilişki nedeniyle mekânların ideolojik değer yüklü toplumsal ürünler ve iktidar aygıtları olduğunu savunan kuramlardan hareket edilmektedir. Bu bağlamda tezde, İstanbul'daki mekânlara içkin toplumsal çelişkilerin filmlerde nasıl temsil edildiği incelenmektedir. Bahse konu kuramsal çerçeveye binaen, İstanbul'un neoliberal politikalarla yeniden yapılandırılan sanayi-sonrası kapitalist üretim biçimleri kapsamında küresel bir kente dönüştürülmek üzere rantiyeci gettolaşma mantığıyla parçalandığı iddia edilmektedir. Bu süreçte toplumsal kesimlerin mekânsal olarak ayrıştırıldıkları; toplumsal kaynakların ve fırsatların yüksek gelir grupları lehine asimetrik şekilde dağıtımı ile toplumsal eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin daha da derinleştiği savunulmaktadır. İstanbul'da kentsel rantın yüksek olduğu bölgelerin piyasaların taleplerine ve yüksek gelirli 'normatif' grupların zevkleri ve tercihlerine göre dönüştürülmesi uğruna, ötekileştirilen toplumsal grupların mağdur edildiği ve/veya insana yakışır iş, eğitim, sağlık gibi pek çok kentsel olanaklardan yoksun yaşamak zorunda bırakıldığı bu sürecin yarattığı insani maliyet ve toplumsal hâletiruhiye sinemasal temsillerde de karşılık bulmaktadır. Bu kapsamda incelenen sinemasal temsillerin 2010 yılı sonrasında üretilen filmler arasından seçilmesinin nedeni ise söz konusu dönemde sosyo-mekânsal ayrışmaların ve mekânsal çelişkilerin daha aşikâr hale gelmesidir. Tezde toplumsal cinsiyet, biyo-politika, bellek, yoksulluk, yeni ırkçılık, ayrımcılık gibi alanlardaki çalışmalar ile mekân çalışmaları arasında ilişki kurularak filmler disiplinlerarası bir yaklaşımla analiz edilmektedir. Ayrıca, ele alınan tarihsel ve toplumsal bağlamla ilişkili başka yerli veya yabancı kurmaca filmlerin yanı sıra çeşitli kurgusal edebi metinlere ve kurgu-dışı metinlere de atıfta bulunularak seçilen filmler metinlerarası bir modelle çözümlenmektedir. Böylece mekânsallığa sinema merceğinden farklı bir sosyolojik bir bakış açısı sunularak alanyazına katkı sağlanmaktadır.
Hemşehrilik ve hemşehri derneklerinin kültürel boyutu
Türk kültürünün tarihi gelişimi içerisinde göç olgusu, yönelimleri değişse de kültürel bellekteki kodlarıyla bir süreklilik içerisinde bugünü şekillendirmeye devam etmektedir. Yüzyıllık serüvenini geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti, bünyesinde meydana gelen değişimlerle her manada büyük bir gelişim göstererek bugünkü toplumsal ve kültürel yapısını biçimlendirmiştir. Bu yüzyıllık arka plana bakıldığında iç göç sürecine bağlı olarak belirli olguların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu olgulardan biri olan kentleşme deneyimi yalnızca insan hareketliliğiyle açıklanabilecek bir konu değildir. Kompleks bir yapı oluşturan kentleşmeye bağlı göçle birlikte insanlar, kente uyum sağlama ve kültürel kimliklerini koruma, geliştirme ve ifade etme aracı olarak "hemşehrilik" biçiminde nitelendirdikleri bir aidiyet zemininde kendilerine özgü tampon bir mekanizma geliştirmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de kentleşmenin başlangıcını oluşturan iç göç sürecinin önemli mekanizmalarından biri olan hemşehrilik ve hemşehri dernekleri konusu, İstanbul'da faaliyette bulunan Karadeniz kökenli (Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize) dernekler üzerinden ele alınmaktadır. Hemşehriliğin ve hemşehri derneklerinin tarihi gelişimi, yapısal ve mekânsal özellikleri, kültürel boyutunda yer alan etkinlikleri, geçiş dönemleri, geleneksel müzik ve dans özellikleriyle mesleki tekelleşmeleri, medya ilişkileri, kültürel değişim ve dönüşümünde etkili olan faktörleri işlevsel bir çözümleme eşliğinde saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamını etkileyen hemşehrilik olgusunun temelinde ve devamlılığında kültür kavramının önemi ve belirleyiciliği vurgulanmıştır.
İktidar ve başkent: Değişim ve süreklilik çerçevesinde Ankara'da şehircilik (1946-1960)
"İktidar ve Başkent: Değişim ve Süreklilik Çerçevesinde Ankara'da Şehircilik (1946- 1960)" başlıklı yüksek lisans tez çalışması kapsamında çok partili hayata geçiş ve sonrasında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle Ankara'nın şehircilik bakımından geçirdiği değişim ve sürekliliklerin çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıyla mukayeseli bir inceleme yürütülmüştür. Çalışma boyunca iktidarların siyasi karakterlerinin başkentlere yansıdığı ve dolaylı olarak da başkentler üzerinden okunabileceği kabul edilmiştir. Ankara başkent ilan edildiği andan itibaren Cumhuriyet rejiminin başarısının simgesel gösterim alanı olarak kurgulanmıştır. Bu kurgu ülkenin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından oluşturulmuş ve yıllarca yine aynı iktidar tarafından şekillendirilmiştir. 1950 yılı itibariyle iktidara gelen Demokrat Parti'nin başkent Ankara'ya yaklaşımı çeşitli açılardan CHP yönetimiyle değişiklik göstermiş ya da süreklilik arz etmiştir. Bu kriterler sorgulanırken kentin ana aksı Atatürk Bulvarı temel alınarak özellikle Ulus ve Kızılay merkezlerine yoğunlaşırmıştır. Ayrıca genel literatür içerisinde 1950 öncesi Ankara'sına dair kapsamlı çalışmalar yer almakla birlikte 1950 sonrasına dair çalışmaların görece yetersizliği giderilmeye çalışılmıştır. Değişim ve süreklilikler incelenirken bir taraftan da Demokrat Parti iktidarının Ankara özelinde şehircilik faaliyetlerinin neler olduğunu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ankara, Başkent, Ulus, Kızılay, Atatürk Bulvarı, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Değişim, Süreklilik.
A study of leadership in urbanization process: A case study at the Esenyurt Municipality
The purpose of this survey research is to identify if a mayor could be a leader too and if there is a relationship between local development and leadership. We make a survey among the colloquies and co-workers to examine if they see their mayor as a leader. We distribute 500 questionnaire and took back 300 of them. Only 213 of them are answered totally true. The questionnaire that we used is Blake and Mouton?s Leadership selfevaluating assessment which is redesigned according to followers. Analysis are done through SPSS 20.Furthermore, an interview done with the Mayor to understand his leadership style. According to analysis, results are showing us that 171 people among 211 believe that Mayor is a leader. Beside this, there is no difference among women and men on acceptance of mayor as a leader. There is a positive relation between leadership and modernity. Furthermore, mayor seen as the biggest factor of local development and his leadership ability also has positive relation according to correlation analysis. We could explain leadership ability with variables as ?giving value to other?s limits, coaching, encourage decision making, while correcting errors, jeopardize relationships, timely completion of the project, importance of finishing the task, find out whetherevery detail is thought, like to analyze problems.Keywords: Leadership, Governance, Local Development, Quantum Leadership, MunicipalLeadership
Yerel yönetimler ve kent güvenliği yönetimi sistemi
İnsanlık tarihi açısından önemli dönüm noktalarından birisi olan Sanayi devrimi sonrasında önemi giderek artan kentleşme süreci değişimi ifade etmektedir. Sanayileşmenin ilk dönemlerinde gerekli olan işgücü ihtiyacını karşılamak amacıyla teşvik edilen nüfus hareketleri köylerden kentlere doğru göçün yaşanmasına ve kentlerde nüfus yoğunluğunun artmasına neden olmuştur.Yaşanan hızlı ve sağlıksız kentleşme sonucunda, insanlar kente uyum sağlama konusunda sorunlar yaşamışlardır. Ayrıca kentleşme ile ortaya çıkan, fiziki ve maddi köklü değişim ve değişiklikler mevcut ilişkiler düzenini sarsmakta ve bu durum bireyleri kent hayatı içerisinde yer alan hukuki kural ve normlara aykırı davranışlarda bulunmasına neden olmaktadır. Bireyi hukuk dışı olaylara iten bu süreç kent hayatı açısından huzursuzlukların kaynağı olan suç ve suçluluk durumlarının çıkmasına zemin hazırlamaktadır.Büyük kentlerde yaşanan hızlı ve çarpık kentleşme süreci suçun giderek artmasına sebep olmuştur. Günümüzde suç olaylarının azaltılması ve kent güvenliğinin sağlanmasında bilgi teknolojilerinden faydalanılmaktadır. Hazırladığımız bu tez çalışmamızda kent güvenliğinin sağlanmasında bilgi teknolojilerinin kullanımının bir örneği olarak Bursa ilinde uygulamaya geçen Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) Projesinin incelenmiştir.Bu çalışmada, kentleşme konusunun yanı sıra kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan suç ve suçluluk kavramları incelenmiş. Suç olaylarının azaltılması çerçevesinde Emniyet Teşkilatı'nın teknolojideki hızlı gelişme ve değişime uyum sağlayarak ortaya koyduğu Kent Güvenlik Yönetim Sistemleri (KGYS) veya bilinen adıyla MOBESE Projesi'nin ekonomik kaynakları, etkinliği, maliyeti, bileşenleri ve sağladığı getirileri incelenmiştir. Konularıyla ilgili olarak yayımlanmış önemli kitap, makale, rapor, sempozyum, konferans bildirileri taranmış ve elde edilen verilerle konu aktarılmaya çalışılmıştır.Anahtar KelimelerYerel Yönetimler, Göç, Kentleşme, Suç ve Suçluluk, MOBESE Projesi
Kentlerde markalaşma Beykoz örneği
Bu araştırma, Beykoz ilçesinde yaşayan kişilerin marka algısının belirlenmesi bu çerçevede, marka kent yaratma süreci içerisinde, güçlü ve etkili bir kent imajının nasıl oluşturulabileceği konusunu tartışmayı ve değerlendirmeyi amaçlamıştır. Çalışma evreni 2013 yılında İstanbul ili Beykoz ilçesinde yaşayan kişilerdir. Örneklem ise bu kişilerden basit tesadüfi yolla belirlenmiş 202 kişidir.Araştırma, genel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırma ile ilgili veriler ?Beykoz İlçesi Marka Algısı Ölçeği? ve ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. İki bölümden oluşan ölçeğin birinci bölümünde kişisel bilgilere, ikinci bölümde, 24 algı ifadesine yer verilmiştir.Ölçeklerden elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında Açıklayıcı Faktör Analizi ve Varimex Dönüştürülmüş Faktör Analizi kullanılarak incelenmiştir. İlk olarak 24 maddenin faktörlenebilirliği incelenmiştir. Kaiser-Meyer-Olkin örneklem yeterlilik ölçüm değeri 0,803 olduğu, Bartlett's sphericity testinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Marka Algısı ölçeği için yapılan güvenilirlik analizi sonucu Cronbach alfa katsayısı 0,910 olarak belirlenmiştir.Ölçeğin birinci bölümüyle ilgili verilere ilişkin frekans ve yüzde dağılımı alınmış, araştırmaya katılanların algılamalarının belirlenmesine yönelik olarak aritmetik ortalama ve standart sapma, tutumlar arasında farklılığı ortaya koyabilmek için ikili karşılaştırmalarda ?t? testi, ikiden fazla değişken gruplarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ?=0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır; Örneklem grubunu oluşturan kişilerin Beykoz İlçesi Marka Algısı Ölçeği puanlarının ortalamalar seviyesinde olduğu görülmüştür.Örneklem grubunu oluşturan kişilerin cinsiyetlerine, medeni durumlarına, eğitim durumlarına ve yaşlarına göre marka algısı düzeylerinin gruplar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Gelir durumu, çalışılan sektör, meslek, ikamet ve ikamet süresi ise marka algısını etkilediği görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Markalaşma, Kent markalaşması, Marka Kent Beykoz, Ürün Markalaşması, Şehirleşme.
Havaalanları ve kentleşme ilişkisi, İstanbul örneği
havaalanlarının kentleşmeye etkisi, istanbul örneği adlı çalışmanın amacı ,havaalanlarının kentleşmeye etkilerini, istanbuldaki iki havaalanı ve yapılması planlanan üçüncü havaalanı üzerinden incelemektedir.birinci bölümde temel kavramlar olan kent,kentleşme,ulaşım ve ulaştırma kavramları açıklanmıştır.kentleşme modelleri ve türkiyedeki kentleşmenin temel bileşenleri belirtilmiştir.ikinci bölümde kentleşme ve havayolu ukaşımı arasındaki ilşkiler incelenmiştir.üçüncü bölümde istanbulda kentleşme ve ulaşım ilişkisi üzerinde durulmuştur.dördüncü bölümde istanbulda mevcut iki havaalanı,atatürk havalimanı ve sabiha gökçen havaalanının istanbulun kentleşmesine etkileri incelenmiştir.istanbulda yapılması planlanan ve ihalesi yapılan 3. havaalanının çevresel etkileri proje üzerinden değerlendirilmiştir.
Kırıkkale örneğinde kent güvenliğine yerel yönetimlerin katkısı
Avrupa Birliği çevre politikaları ekseninde İstanbul
1982 Anayasası ile küçük yerleşim yerleri birleştirilerek Büyükşehirler kuruldu. 1984'te Büyükşehir Belediye Kanunu kabul edildi. Aynı yılın Mart ayın da Büyükşehir Belediyesi Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayımlandı. Türkiye büyük şehirleri olan İstanbul, Ankara, İzmir'de Büyükşehir Belediye Yönetimleri kuruldu. Bu tarihten itibaren planlı kentleşme sürecinin başlayacağını düşünen İstanbullular, çok geçmeden hızlı kentleşmenin çarpıklığıyla karşı, karşıya kaldılar. Aslında İstanbul'un keşmekeş nüfusu yıllar öncesine, 1948 yılında Marshall planıyla ülkemize giren 24 bin kadar traktörün tarım sektöründe başlayan iç ve dış göçlerin başlamasına dayanmaktadır. Bu göçler kırsal alanda topraksız ve maraba konumunda bulunan milyonlarca tarım işçisinin kentlere akışlarına yol açmıştır. Bu göç dalgaları sonucu oluşan kent-kırsal alan karşılaşması, aynı zamanda üniversitelerde ve sivil sektörlerde siyasal ideolojilerin kutuplaşması sürecini de başlatmış oldu. Hızla artan İstanbul nüfusu, barınma ihtiyacını karşılamak, daha sonra artan trafik sorununu düzeltmek için sorunun kaynağına inmek yerinen kısa süreli bir rahatlama sağlamak adına doğaya, doğasına hunharca zarar vermiştir. Yapılan üçüncü köprüye bu görüşün teminatı durumundadır. Lakin bununda geçici bir çözüm olduğu ileride olması muhtemel dördüncü-beşinci köprü çalışmalarıyla anlaşılacaktır. Yapılan her köprü nüfusu azaltmamış aksine, artırdığını yapılan nüfus sayımları ile de görmekteyiz. O halde hala nedir bu doğayı tahrip etme histerisi? Hâlbuki tarihe baktığımızda, Paleolitik Çağ'da anaerkil bir toplum, bu toplumun kutsalının da kadın olduğunu görüyoruz. Kadınların kutsal olmasının nedeni ise Tabiat ana gibi üretiyor olması (doğuruyor), görüldüğü üzere tabiatın üretkenliği kadına aktarılmış ve kadın yaşadığı toplumun Ana Tanrıçasını durumuna yükseltilmiş. Eskiden kutsal sayılan tabiat günümüzde nasıl oluyor da bu kadar kolay tahrip ediliyor. Yoksa anaerkil toplumun ataerkil topluma dönüşümü gibi; doğanın yaşamı var etme durumu da el değiştirip insanoğluna mı geçiyor; yoksa paranın yeşili ağacın yeşiline baskın mı geliyor? Bu sorunun cevabını sanırım yine bize zaman gösterecek doğal felaketler karşısında çaresiz kalan insanoğlu tahrip ettiği doğayı düzeltmek için çok geç kalmış olacak. Kendi otobiyografimizi oluştururken çağdaş, aydın, bilim insanı gibi sıfatlar kullanırken, bizden yıllar önce yaşadığımız, bu topraklara ayak izlerini bırakmış insanlara çağdışı, ilkel unvanlarını kullanıyoruz; hâlbuki onların ilkelliği bilinçlerinde değil şartlarında, bizim ilkelliğimiz ise bilinçlerimizde. Bundan tam 160 yıl önce doğanın diyalektiğini yapmış olan büyük şef Seattle, günümüzde ne kadar yanılmış olabilir ki? Doğa'nın kudretini, şifasını bilebilmek için onunla iç içe geçmek mi gerekir; yoksa ona muhtaç mı kalmalıyız?160 yıl önce böylesi önemli bir mektup kaleme alan "vahşi" adam acaba toprağı anlamak için ona muhtaç mı kaldı yoksa o, toprağın anlamını tek başına mı buldu? (1854 yılında yazılan Şef Seattle'ın mektubu) Anahtar Kelimeler : Büyükşehir, Hızlı Kentleşme, Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre
Şehirleşme süreci ve odak şehirler : Lüleburgaz örneği
Şehirlerin ortaya çıkışından günümüze kadar uzanan sürece baktığımızda her dönemin kendine özgü bir yapısının olduğu görülmektedir. Ancak son yıllardaki kadar birbirine benzeyen değerlerin döngüsünde deveran eden, birbirinin kopyası olan şehir havasına şahit olmadık. Dolayısı ile kentlerin kaderi gün geçtikçe birbirine yakınlaşmakta ve yeknesak bir hal almaktadır. Böyle bir dünya sahnesinde farklılaştıran, nitelikli insan gücünü, sermayeyi ve teknolojiyi kentin bünyesine çeken, sürdürülebilir planlamalar yaparak yaşam kalitesini yükselten kentsel politikalar önem kazanmaktadır. Artık Donald Haider'in "mekânların savaşı" olarak nitelendirdiği kentler arası rekabet sona ermiş, rekabetin yapılamayacağı alanlar yaratan kentlerin dönemi başlamıştır. Bugün global ekonomi, şehirlerin kendini ifade edebilme ve yerel değerler ile evrensel eğilimler arasında köprü kurabilme kabiliyetini ödüllendirmektedir. Bu nedenle şehirler, kültürel zenginlikler başta olmak üzere her türlü değerlerini tespit etmek, onları sunmak ve modern dünyaya entegrasyonunu sağlamak durumundadır. Bunun yanında yatırımlar için cazibe merkezi haline gelmek, yerel ekonomik kalkınmanın ana hedeflerinden biridir. Bugün şehirler ve ülkeler sayılan nedenlere bağlı olarak fiziksel, ekonomik, sosyal ve kültürel planlar yoluyla farklı tipte kullanıcıların (şehirliler, yatırımcılar ve ziyaretçiler) beklentilerini karşılama çabası içindedirler. Bu çalışma kapsamında öncelikle kavramlar analiz edilerek şehirlerin ortaya çıkışından günümüz dünyasındaki rolü ve küresel gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan yeni kentsel politikalar ve kent modelleri incelenmiştir. Bu doğrultuda yeni bir anlayış olan "Odak Şehir" modeli irdelenerek, çalışmanın teorik esasları perspektifinde model olarak Lüleburgaz ele alınmış, küresel ölçekte yaşanan bu hızlı değişim ve dönüşüm karşısında kentin durumu, geleceğe bakışı ve kentsel politikaları incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Şehir, Odak Şehir, Çağdaş Kent Politikaları, Lüleburgaz
Şehirleşmede yerel yönetimlerin etkisi ve kentsel dönüşüm uygulamaları
Şehir kavramı, tarih boyunca farklı şekillerde yorumlanmış olmasına rağmen; genel olarak kentsel yerleşim alanlarının genel adı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanayi devriminden sonra şehir kavramının tanımında hızla gelişen kentlerin yapılarına bağlı değişime rastlamaktayız. Şehri; kendi sınırları içinde yaşayan insanların, geçim kaynaklarını tarım ve hayvancılık dışı uğraşıların oluşturduğu, yönetim yapısı, toplumsal ilişkiler, kültürel alanlar, nüfus yoğunluğu gibi birçok yönden kırsal alanlardan farklı olan yerler şeklinde tanımlamak da mümkündür. Kentleşme ise bir değişme sürecidir. Gelişmekte olan ülkeler kentleşmeyi, ileriye dönük kalkınma hedeflerine ulaşmada hızlandırıcı ve yön verici bir araç olarak kullanmakta ve bunun yanında kentleşme sonucu meydana gelen sorunları, olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için büyük çaba harcamaktadırlar. Bilindiği üzere kentlerin asıl gelişmesi sanayi devriminden sonra olmuştur.Sanayi devrimiyle birlikte kentlerin gelişmesi, büyümesi, büyük endüstri merkezleri halini alması köylerden kentlere doğru olan göçlerin artmasına ve hızlı bir kentleşmenin ortaya çıkmasına neden olmuş ve 21. Yüzyılın en önemli özelliklerinden birini teşkil eden bu hızlı kentleşme süreci ile birlikte gerek bireylerin, gerekse bir bütün olarak toplum hayatını etkileyen, hızlı ve sağlıksız kentleşmenin sebeplerinden olan göç faktörünün etkisiyle başta sağlıksız konut ve plansız şehir olmak üzere işsizlik, yalnızlık, yabancılaşma gibi bir çok sosyal problem ortaya çıkmıştır. Yerel yönetimler; kavram olarak, merkezi yönetim dışında, yerel bir topluluğun ortak bir gereksinmesini karşılamak amacıyla oluşturulan, karar organları doğrudan halk tarafından seçilen, demokratik ve özerk bir yönetim birimi, bir kamusal örgütlenme modeli olarak tanımlanabilir. Bir başka tanımlamaya göre; Yerel Yönetimler, ülke sınırları içinde belli bir bölgede yerleşmiş insan topluluklarının ortak ve yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş görev ve yetkileri kanunla belirlenmiş, özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleridir. Benzer bir tanımlama yeni Belediye kanununun 3. maddesinde de yapılmıştır. Bu çalışmamızda, Şehirleşmeye Yerel Yönetimlerin etkileri araştırılmıştır. Şehirleşmeye Yerel Yönetimlerin birçok olumlu olumsuz etkisi olmaktadır. Biz bu çalışmamızda Şehir Planlaması ve İmar Planlarını mercek altına alınmaya çalışılmıştır. Şehir planlarının ve imar bölge planlarının, bir bölgenin yaşanılabilir ve her konuda ulaşılabilir olması için çok önemli olduğunu görmekteyiz. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şehir ve şehirleşme kavramlarının tanımı ve tarihçelerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Yerel Yönetimler özelliklede İl ve ilçe belediyeleri üzerinde durulmuştur. Yerel Yönetim kavramının tanımı yapıldıktan sonra, Belediyenin görev, sorumluluk, yetki alanı, ilgili kanun ve yönetmelikler üzerinde durulmuştur. Bu görev ve sorumluluklarının içerisindeki en önemlilerinden bir tanesi olan Şehir Planlama ve İmar planları konusuna ise 4. Bölümde izah edilmiştir. Bu bölümde ise planlamanın genel tanımı, imar planları yapılırken dikkat edilmesi gereken kanun ve yönetmelikler ile beraberinde şehircilik ilkeleri gibi konular irdelenmiştir. 5. ve son bölümde ise, Kentsel dönüşüm kavramı ve örnekleri ele alınmıştır. Kentsel dönüşüm kavramının tanımı, yöntemi, çeşitleri, Türkiye'de ve Dünyadaki uygulama türleri analiz edilmiştir. Bunun yanı sıra Kentsel Dönüşümüm hızlanması açısından önemli kanunlardan olan 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi ile ilgili kanun maddesi ve uygulama yönetmelikleri incelemiş ve bu işin teoride göründüğü gibi kolay olmadığı insan ve mülkiyet faktörünün de çok önemli olduğunu görüyoruz. Üsküdar ilçesinde Boğaz geri görünüm ve Etkilenme bölgelerinde yeni yapılan 1/1000 ve 1/5000'lik imar bölge planları yapılmıştır. Yeni yapılmış bu plana istinaden, önce mevcut durumun envanteri olan yapı adeti, daire sayısı, mülkiyet durumu, nüfus gibi veriler ortaya çıkarılarak analiz edilmiştir. Bu analizin neticesinde, yeni plana göre yapılabilecek kentsel dönüşüm projeleri hazırlanmıştır. Projelerde de görüldüğü gibi, yaşanması birçok açıdan kolay olmayan bir bölgeyi teknik olarak ayrıntılı bir imar planı yaparak ülkemizdeki deprem riski yönünden belirli standartların üzerine getirmiş oluyoruz ve insanlara yeşil alanı, okulu, ibadethanesi vb. yani sosyal donatıları olan bölgenin fiziki planına ve şehircilik ilkelerine göre planlanmış olması gerekmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada görüyoruz ki; aslında yıllar öncesinde yapılmış düzgün bir şehrin bölge imar planları olsa idi, hem şehirleşme planlı bir şekilde ilerleyecekti hem de günümüzde yeniden bölge planı yapılıp bu alanları dönüştürmek zorunda kalınmayacaktı. Bu nedenle bir bölge yerleşim alanı olarak açılacaksa ilk önce en az 100 yıllık bir şehir bölge planları yapılması gereklidir. Bu durum da yerel yönetimlerin en asli görevlerinden birisidir. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, Şehirleşmede Yerel Yönetimlerin etkisi çok büyüktür ve en büyük etki de doğru İmar ve Şehir planlamasının yapılmasıdır. Anahtar Kelimeler; Şehir, Şehirleşme, Yerel Yönetimler, İmar Planı ve Kentsel Dönüşüm
Kentleşmenin yerel yönetim ve çevre ile uyumu
Kentleşme, Teknoloji ve Sanayinin gelişmesi ile birlikte kontrolsüz bir yapılaşmanın meydana geldiği, sanayileşme sürecindeki krizler dolayısıyla hızla artan betonarme, çarpık kentleşme, doğa katliamı, çevre kirliliği ve doğal kaynakların hızla azalması neticesinde hayatımıza dahil olan kavramdır.Bütün bu olumsuz gelişmeleri engellemek, ya da onları planlı programlı bir şekilde insanların hayatlarına sunmak da yerel yönetimlerin asli görevleridir.Yerel yönetimler kentlilerinin hayatlarını kolaylaştırmak için doğru kararlar verme yetkisine sahip olan ve kentliler tarafından seçilen karar organlarıdır. Ancak bu seçilenler kararları alıyor iken çevreye zarar vermemek, doğal kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket etmek zorundadırlar aksi taktirde gelecek nesiller bu günün bilinçsiz ve hoyratça kullanılan doğanın bedelini çok ağır ödemeye mahküm edilirler. Bu nedenle yerel yöneticiler son derece güvenilir ve şeffaf olmak durumundadır. Kullanılan alanlar, kullanılan doğal kaynaklar, bütçeler o kentin halkının ortak mirasıdar. Dolayısıyla Avrupa'nın bu konudaki tedbir ve uygulamalarının incelenmesi, dünya ülkelerinin bu konuda yaptıkları, hedefleri ve önerileri ile birlikte Türkiye'nin kendi sınırları içerisinde yapılan kentleşmenin yerel yönetim boyutu ile birlikte doğanın korunması için gerekli önlemler ve önerilerin tartışılması, Avrupa ve Dünya'daki bazı konferansların incelenerek tavsiyelerinin dikkate alınması, daha yeşil bir dünya, daha güvenilir ve seffaf bir yönetim şeklinin özelliklerine vurgu yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Yerel Yönetim, Çevre
Elazığ'da Cumhuriyet Dönemi imar hareketlerinin değerlendirilmesi
Türkiye'nin kentsel gelişme süreci, Cumhuriyetin ilanı ile Ankara başta olmak üzere diğer Anadolu kentlerinde ekonomik, sosyal ve kültürel değişimlerin yaşanması ile başlamıştır. Türkiye'de 1950'li yıllarda sanayileşme sürecinin başlaması sonucu hızlı kentleşme etkisini göstermiştir. Türkiye'de demiryolu ve karayolu ulaşım ağının sistemli bir hale gelmesi sonucu kentler gelişme ve büyüme göstermiştir. Elazığ'ın kentleşme süreci ise, kentin ilk yerleşim yeri olan Harput'tan valilik ve diğer idari birimlerin mezraya (ova) taşınması ile başlamıştır. 1834'te Harput'un tabiat şartlarının elverişsiz olmasından dolayı mezraya taşınan kentte gelişim yavaş ilerlemiştir. 1934'te demiryolunun yapılması, daha sonra karayolunun gelişmesi ve Keban Barajı ile elektrik enerjisi sorununun çözülmesi sonucu sanayi yatırımlarının artması Elazığ'da kentsel gelişmeyi hızlandırmıştır. Bu çalışmada Anadolu'nun genç kentlerinden biri olan Elazığ'ın günümüze kadar gelişimi, değişimi ve dönüşümü incelenererek bu süreçlerdeki etmenler ele alınmıştır. Daha sonra Elazığ kentleşme süreci, imar planlar ve yatırım kararlarıyla birlikte incelenmiştir. Bu planlar incelenirken, alınan kararların olumlu ve olumsuz özelliklerinin Elazığ'ın kentselleşme sürecine yansıması üzerinde durulmuştur.
1600-1699 yılları İstanbul kadı sicillerinde yer alan satış işlemlerine göre konutların morfolojik özellikleri & konut fiyatlarının bağımlı olduğu değişkenler
Gayrimenkul fiyatlarının geçmişe yönelik olarak uzun dönemli incelenmesi araştırmaları bir şehrin fiziksel, ekonomik ve sosyolojik tarihine dair önemli bilgileri ortaya koymasının yanında, bizi bugüne getiren dinamikleri daha iyi anlamamıza ve geleceğe dair daha sağlıklı öngörülerde bulunmamıza yardımcı olacaktır. Dünyada geçmiş yüzyıllara yönelik uzun dönemli fiyat analizlerine dair akademik çalışmalar artmaktadır. Ancak köklü tarihine rağmen Türkiye'deki şehirler için böyle araştırmalar şimdiye kadar yapılmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde gayrimenkullerin el değiştirme işlemleri aynı zamanda noter vazifesi de gören kadılar tarafından tescil edilmekteydi. Bu bağlamda kadılar tarafından tutulan kadı sicilleri (mahkeme kayıtları), 600 yılllık sürece yayılan geniş kapsamı göz önüne alındığında araştırmacılara çok yönlü çalışma alanları sunmaktadır. On yedinci yüzyıl İstanbul'unda 100 yıllık dönemde, satış verilerinde belirtilen konutların nitelikleri (oda sayısı, kat sayısı v.b.), bulundukları konumları, satışın gerçekleştiği tarih gibi parametrelerin satış değerleri ile olan ilişkileri ve fiyatlara olan etkilerinin incelenmesi bu tezin ana çalışma konusunu oluşturmaktadır. Belirtilen konu, amaç ve kapsamda hazırlanan araştırma sekiz bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın konusunun, sınırlıklarının, amacının, beş araştırma probleminin ve benzer çalışmaların bulgularının açıklanıp anlatıldığı giriş bölümünden sonra, ikinci bölümde, verilerin bulunması, tarihlerin düzenlenmesi, konumların belirlenmesi, satış fiyatlarının anlamlı tek bir birime dönüştürülmesi ve analizlerin yapılması ve değerlendirilmesi olarak beş aşamadan oluşan çalışmanın metodu detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Üçüncü bölümde satış işlemlerinin gerçekleştiği dönemin yapısını ve söz konusu taşınmazların konumlanmış olduğu mekanı daha iyi anlayabilmek adına, İstanbul örneği üzerinden klasik Türk şehirlerinin yapısı ve dinamikleri incelenmiştir. Klasik Türk Şehirlerinin özellikleri (demografik, idari ve fiziksel yapısı), ulaşım sistemi, şehir merkezleri, ekonomik ve mesleki örgütlenmeler ve mahalleler olarak örgütlenmiş konut alanları incelenmiştir. Dördüncü bölümde mahkeme kayıtlarını daha iyi anlayabilmek için gayrimenkullerin özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Taşınmazların mülkiyet durumuna göre nasıl farklılıklar gösterebileceği, satış verilerinde ne tür el değiştirme yöntemlerine rastlandığı ve tez hazırlanırken bunlardan hangilerinin kullanılıp, hangilerinin neden kullanılmadığı ve söz konusu dönemde İstanbul'da yer alan konut tiplerinin neler olduğu açıklanmıştır. Beşinci bölümde ise satış verilerinde rastlanan değişik para birimlerini anlayabilmek, tek bir dile çevirebilmek ve yorumlayabilmek için, Osmanlı ekonomisinin temel para politikalarından kısaca bahsedilmiştir. Son olarak araştırma sorularının herbirine sırasıyla cevaplar aranmış, bu bağlamda sicillerden elde edilen 268 satış tescilinden oluşan veri setinin nitel ve nicel incelemeleri yapılmıştır. Öncelikle on yedinci yüzyıl konutlarının morfolojik özelliklerinden dönemin yaşam alışkanlıklarına dair çıkarımlar yapılmıştır. Bir sonraki adımda en yüksek satış değerine sahip konutlar nitel olarak incelenmiş, daha sonra ise konut fiyatlarının bağımlı olduğu değişkenler araştırılmıştır. Buna göre satış değerlerinin gayrimenkullerin oda sayısı, kat sayısı, suya erişiminin, mutfağının, banyosunun olup olmaması gibi mimari özelliklere ve taşınmazların konumlarına göre değişiklik gösterdiği ortaya çıkmıştır. On yedinci yüzyılda İstanbul Tarihi Yarımada'da yer alan on üç semtten on ikisinde konut nitelikli gayrimenkullerin rayiç değerlerine dair bilgiler bulunmuştur. Taşınmaz fiyatlarının yüzyıllık süreç içerisinde gösterdiği değişim yirmibeş yıllık periodlar halinde incelenmiş olup, bazı çıkarımlar yapılmış ancak kesin bir kanıya varmak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın bir sonraki aşamasında veri setine daha fazla tescil ekleyerek konut fiyat endeksi oluşturulabilineceği öngörülmektedir. Ayrıca tezin benzer konularda yapılabilecek yeni çalışmalarda kaynak olarak kullanılabilineceği değerlendirilmesi yapılmaktadır.
Toplu konutun tarihsel gelişimi ve İstanbul kent dokusunda toplu konutun yeri
TOPLU KONUTUN TARİHSEL GELİŞİMİ VE İSTANBUL KENT DOKUSUNDA TOPLU KONUTUN YERİ Barınma insanoğlunun en temel ihtiyaç ve haklarının başında gelmektedir. Barınma, toplumun tüm katmanları tarafından kolayca ulaşılabilir olmalıdır. Batı ülkelerinde görülen sanayi çalışmalar ve Endüstri Devrimi sonrası çağdaşlaşan şehirlerde konut edinimi ve düşük gelir grubunun barınma sorunu; ekonomik, siyasi ve toplumsal pek çok faktörün de etkisiyle "sosyal konut sorunu" olarak değerlendirilmektedir. Endüstri Devrimi beraberinde çağdaş standartları edinen İngiltere, Almanya, Fransa gibi pek çok ülkede konut sorunu 1800'lü yılların başlarında görülmeye başlanmıştır. Bu ülkelerde barınma sorununa dair çalışmalar yaklaşık 200 yıldır yürütülmektedir. Üretilen çözümlerin hepsi detaylı planlamalar halinde, yalnızca konut üretimini değil bununla birlikte farklı pek çok unsuru da hesaba katarak hazırlanmıştır. Türkiye'de barınma sorunu 1950'li yıllarda büyük kentlerin aldığı yoğun göçler ve bununla birlikte nüfus artışının hız kazanmasıyla başlamıştır. Bu sorunu çözmek adına batıda bu sorun karşısında alınan önlemler, yapılan çalışmalar incelenerek Türkiye'de de konut politikaları oluşturulmaya başlanmıştır. Konut sorununu geçmişten günümüze en çok yaşayan sınıf, düşük gelirli işçi sınıfıdır. Avrupa ülkelerinde bu sorunun çözümü için devletler çalışmalar yapmış gerek sosyal konut kredileri gerekse düşük kiralı konutlar gibi çalışmalarla vatandaşın barınacak yer ihtiyacını insani ölçülerde karşılamışlardır. Günümüze gelindiğinde, kiralık sosyal konut kavramının işlerliğinin olmadığı görülmektedir. Yapılan çalışmada geçmişten günümüze konut kavramı irdelenecek ve günümüzde yaşanan değişimlerle birlikte yeni konut tipleri incelenerek toplu konutların olumlu yönleri ortaya konulacaktır.
Türkiye'de kentleşme politikalarının mülk sahipliğine etkileri: Van'da Cumhuriyet Caddesi örneği (1957-2010)
İnsanlık tarihinde, kentler önemli bir yer tutmaktadır. Kent salt durağan bir olgu değil dinamik bir yapı olarak toplumu ekonomik, siyasal ve kültürel yönleriyle değişime zorlar. Bu değişim süreci, kentleşme olarak tanımlayabileceğimiz; fiziksel olarak kentsel mekân, toplumsal olarak insan ilişkileri şeklinde dışa yansır. Kent, aynı zamanda birey ve devlet arasındaki tarihsel gerilimde sergilenen bir sahne durumundadır. Özgür birey ya da hukuki dayanaklarıyla özgürleşmiş bireylerden oluşan toplumsal yapı, ancak ve sadece kentleşme sürecinde verdiği mücadelelerle oluşmuştur. Kentleşme, aynı zamda toplumsal ve politik mücadeleler içermektedir. Kentleşme, kentsel planlama, kentsel mekân, kentsel sermaye ve rant ilişkilerini barındırır. Van kenti, 1. Dünya savaşı öncesinden başlayarak demografik düzenlemelerle "Modern Ulus Devlet"in yeni ulus inşası için uygun hale getirilmiştir. Bu dönemde dışarıdan tahkim edilen Türk nüfus yeni Van kentinin oluşumunu ve toplumsal belleğini inşa etmiştir. Bu tez çalışması, devlet politikaları ve uygulamaları çerçevesinde kentsel ve toplumsal planlamanın nasıl gerçekleştirildiğini görmek için 1957-2010 tarihleri arasındaki Van Cumhuriyet Caddesindeki mülkiyetin yeniden sahiplendirilmesi başta olmak üzere kamu ve özel mülkiyetin el değiştirmesinin tarihsel ve sosyolojik sonuçlarını saptamayı amaçlamaktadır. Bir durum (örnek olay) çalışması olan araştırma, doküman (tarihsel rapor, belge ve planlamalar) ve arşiv kayıtlarını (Van Tapu Kadastro İl Müdürlüğü Verileri) inceleyerek iddia edilen durumlar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmıştır. Böylelikle, bu araştırmanın amacı; arşiv ve tarihsel kaynakları tarayarak elde edilen veriler ile Van kentinin geçirdiği tarihsel ve kentsel değişime, devletin örgütlü ve bilinçli planlama ve müdahalelerine, kentsel nüfus değişimine ve sermaye bağlamında mülkiyet sahiplendirmeye dikkat çekerek tartışmaktadır.
Turgut Uyar'ın şiirinde kent algısı
Kentleşme süreciyle başlayan yeniliklere ve sorunlara diğer birçok sanat dalının mensupları gibi şairler de duyarsız kalamamıştır. Bu konuda özellikle her biri kentli olan İkinci Yeni şairleri çok kalem oynatmışlardır. Hayatın sürdürüldüğü bir mekân olarak kent-insan-medeniyet geçişliliğine dair çıkarımlar, İkinci Yeni şiirinin kendisini ortaya koymaya çalıştığı devirdeki bireyin kuşatılmışlık halini biraz daha net bir şekilde sunabilmektedir. İkinci Yeni'nin önemli isimlerinden Turgut Uyar şiirlerinde, aynı akım içindeki arkadaşlarında olduğu gibi kent, önemli mekân unsurlardan biridir. Uyar, şiirlerinde daha çok, kendisinden yola çıkarak, kentli bireyin, kent yaşamındaki uyumsuzluklarını, kuşatılmışlarını ve bunalımlarını anlatmıştır. Başlıca teması kent yaşamı ve bu yaşamın bireylerdeki kuşatıcı etkisini ele alan Turgut Uyar'ın şiirinde kent ve kent yaşamındaki bireyin hali, kuşatılmışlık, iletişimsizlik, yabancılaşma ve kaçış gibi kavramlarla birlikte ele alınmaktadır. İçine düştüğü yabancılaşmayla birey, kenti her yerindeki maddî ve manevî nesne yığını içinde, devamlı iletişim içinde, kendisi dışında olanla meşgul, şaşkın bir uyurgezerdir adeta. Uyar sözünü ettiği bunaltıcı düzeni aşmanın tek çaresinin kentleri yıkmak ya da yeniden inşa etmekle mümkün olacağı kanısındadır.
Bodrum'da turizm faaliyetlerinin şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar
Turizmin gelişmeye başladığı ülke, bölge veya yörelerde mekânsal değişimler gerçekleşmektedir. Mekânsal değişimlerin yanında turizmin, toplumsal ve ekonomik yapı üzerinde de olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur. Bodrum Yarımadasında şehirleşme turizmin gelişmesiyle şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmada, turizm faaliyetlerinin Bodrum' da şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar coğrafi bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde turizm ve şehir kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise Bodrum Yarımadasının fiziki ve beşerî coğrafya özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Bodrum Yarımadasının turizm kaynaklarına yer verilmiş olup incelenmiştir. Beşinci bölümde,1960'lı yıllara kadar ekonomik yapı balıkçılık, süngercilik, tekne yapımı gibi denize dayalı faaliyetlerden oluşan bölgede, turizmin gelişmesiyle birlikte ne gibi değişimlerin yaşandığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanında turizmin toplumsal yapıya etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar ele alınmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar sonucunda, turizmin kalkınmakta olan ülkelerin ekonomileri açısından çok önemli bir kaynak olduğu görülmüştür. Bodrum gibi büyük turizm potansiyeli olan şehirlerin bu potansiyellerini mutlaka çok iyi bir şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Sahip oldukları turizm gücüyle rekabet avantajlarını iyi kullanmaları şehrin gelişimi açısından fayda sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Turizm, Şehir, Şehirleşme, Bodrum