Kentleşme
200 theses under this subject heading
1950-1960 dönemi iktisat politikalarının toplumsal hayata etkileri
Türkiye 1945 yılından itibaren önemli bir dönüşüm içerisine girer. Çok partili hayata geçilir, Amerika ile yakınlaşılır ve dış yardımlar alınarak daha liberal ekonomi politikaları takip edilmeye başlanır. 1950 yılında yapılan genel seçimlerle iktidara gelen Demokrat Parti (DP) döneminde bu liberalleşme eğilimleri artarak devam eder. Modernleşmenin temel dayanakları olan ekonomik ve siyasi liberalleşme ile birlikte toplumsal alanda da önemli dönüşümler yaşanır. İthalatın serbestleşmesiyle birlikte Batı'dan gelen yeni ürünler piyasaları doldururken, kanaatkâr ve tasarrufçu tüketim anlayışı yerini gösterişçi ve lüks tüketime bırakmaya başlar. Tezin temel sorunsalı, DP döneminde yaşanan bu ekonomik dönüşümü, kurumlarda ve devlet istatistiklerinde yaptığı rakamsal ve bürokratik değişimler açısından değil, sıradan insanların gündelik yaşamlarında yarattığı etkileri açısından ortaya koymaktır. Toplumsal dönüşümü anlamlandırmada onların neler tükettikleri, tüketim nesnelerine ulaşma koşulları ve alım güçleri önemli bilgiler sunar. Bu bağlamda tezin odaklandığı noktalardan biri üretim ve üretim ilişkilerinden ziyade tüketim ve tüketim kültürüdür. Konu, Adnan Menderes'in değişimine bizzat elleriyle katkıda bulunduğu, yaşanan değişimden en çok etkilenen kentlerden olduğu için İstanbul özelinde çalışılmıştır. Tez, İstanbul'da ekonomik ve siyasi liberalleşme ile birlikte kent ve kır yapısının, nüfus hareketlerinin, konut, ulaşım, eğlence ve yeme kültürünün, boş zaman etkinliklerinin değişimini ortaya koymaktadır.
Aşiret sisteminde dönüşüm-aşiretin kentte aldığı yeni şekiller-Batman örneği
"Aşiret Sisteminde Dönüşüm -Aşiretin Kentte Aldığı Yeni Şekiller- Batman Örneği" başlıklı bu çalışma, Batman il merkezinde ikamet eden aşiret mensuplarının modernleşme ve kentleşme süreciyle nasıl bir değişim geçirdiklerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Aşiretlerin günümüz kent hayatında nasıl bir görünüme sahip olduklarını anlamak için öncelikle aşiretin geçmişte neye benzediği anlaşılmaya çalışılmış ve bu yöredeki aşiret terminolojisi çerçevesinde, aşiret sisteminin "ideal bir tip"i oluşturulmaya çalışılmıştır. Böylece aşiretin tarihsel süreç içerisinde toplumsal olayları yönlendirmedeki etkisi, değişen şartlara karşıkendini konumlandırması ve sosyolojik açıdan bu kavramanın önemi üzerinde durulmuştur. Aynı çerçevede, bu yapının merkezileşme/modernleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği de, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki toprak ile ilgili düzenlemeler, iskân politikası ve Tanzimat ile başlayan idarî/siyasî merkezileşme politikaları üzerinden kısaca değerlendirilmiştir. Araştırmanın teorik kısmında ayrıca kentin, kentleşme sürecinin ve kentliliğin sanayileşmeyle birlikte kazandıklarımodern biçimlerinin, tüm kentlilik ve diğer hayat biçimleri aleyhine evrenselleştiği ve diğerlerini sonlandırma sürecinde olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir literatür içerisinde, diğer hayat biçimlerinin de varlığını "bir biçimde" sürdürdüğü ve kentliliğe tek bir "biçimin" model teşkil edemeyeceği düşüncesinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Araştırma alanından edinilen verilerin değerlendirilerek, aşiretin dönüşümünün toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel görünümleri, özellikle gündelik hayata yansıyan boyutları üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Klasik/modernleşmeci sosyal bilim anlayışı, aşiretin, geleneksel zamanlara ait bir toplumsal biçim olduğu ve modern zamanlarda herhangi bir yerinin olmadığıyönündedir. Oysa araştırmamız, aşiretin yaşanan toplumsal ve küresel değişimlerden bağımsız olarak klasik örgütsel yapılanmasını sürdüremediğini; ancak geleneksel dünyayla iç içe geçmiş bulunan değer ve ilişkilerinin de yerini, modern değer ve ilişkilere bırakmadığını göstermiştir. Her iki dünyanın değer ve ilişkileri yan yana VIII yaşanmakta, bazen çatışma halinde ama bazen de uyumlulaşarak sürdürülmektedir. İnsanlar, bir yandan modern bir aidiyet biçimi olan modern ideolojilere kendini nispet etmekte, ama aynı zamanda geleneksel bir aidiyet biçimi olan "aşiret" aidiyetini de sürdürebilmektedirler. Kuşkusuz eğitim, yaş, cinsiyet, kentte kalış süresi gibi değişkenlerin yanı sıra, benimsenen modern ideoloji de aşirete aidiyeti belirleyebilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşiret, kentleşme, modernleşme, gelenek, töre, gündelik hayat
Sosyo-politik açıdan hemşehri dayanışması: İstanbul'daki Reşadiyeliler örneği
Türkiye'de sanayileşmenin artmasıyla birlikte kırsal alanlardan kentlere yoğun göçler yaşanmıştır. Bu da plansız ve yetersiz kentleşmeyi doğurmuştur. Yoğun göçler sonucunda kentler, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmışlardır. Kentleşmenin yetersizliği, göçmenler açısından iş bulma, barınma, sağlık, eğitim vb. durumlar açısından çeşitli sorunlar oluşturmuştur. Göçmenler karşılaştıkları bu sorunları çözmek ve kent kimliğine uyum sağlamak amacıyla çeşitli çözüm yolları aramaya başlamışlardır. Bu çözüm yolları formel ya da enformel ilişki ağları olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın konusunu oluşturan hemşerilik de tam da bu dönemlerde önem kazanmış formel olmayan ilişki biçimlerinden biridir. Göç sonrası bir araya gelen gruplar hemşehrilik vasıtasıyla birbirleri arasında sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı canlı tutmaktadırlar. Bu ilişki kente uyum sağlamada oldukça yardımcı olduğu için güncelliğini korumaktadır. Hemşehrilik ilişkilerinin kurulmasıyla sağlanan yardımlaşma ve dayanışma örüntüleri, göçmenlerin kentlerde karşılaştıkları kente uyum sorunlarının giderilmesi hususunda etkili bir faktör olmuştur. Bu faktör ilk başlarda memleketlerinden göç eden bireylerin kente uyumlarını sağladıktan sonra etkisini yitirecek bir tampon mekanizma olarak görülmüştür. Fakat günümüze bakıldığında hemşehrilik olgusunun etkisini yitirmek bir yana, daha da gelişip güçlenerek kent siyasetinde dahi etkili bir güç haline geldiği görülmektedir. Bu tez; bir taraftan hemşehrilik ile ilgili ulusal ve yabancı çalışmaları ele almakta böylece hemşehrilik ile ilgili teorik tartışmalara girmekte ve kavramsal çerçeveyi ortaya çıkarmakta, diğer taraftan da derinlemesine görüşme tekniği ile bir alan araştırması yaparak teori ve alanın örtüşüp örtüşmediğini anlamaya çalışmaktadır. Yabancı literatürde "hemşehri" benzeri kavramların da irdelendiği teorik çerçevede kullanılan yöntemin kapsayıcılığı ile ilk defa Reşadiyeliler bağlamı ile konunun değerlendirilmesinden dolayı da alan araştırmasının özgünlüğü söz konusudur. Her iki açıdan da literatüre bir katkı sunulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: göç, kentleşme, kentlileşme, hemşehri, hemşehri dernekleri
Göçün kentleşme üzerindeki etkisi: Kütahya il örneği
Kentleşme sorunlarının temelinde göç ve insan ilişkisi yer almaktadır. Göç bir yer değişim hareketi olmasına rağmen insanları her yönden etkileyen harekettir. Geçmişten günümüze bakıldığında göç hareketlerinin kentleşme üzerinde etkili olduğu gözlemlenmektedir. Kişilerin veya toplulukların ekonomik, eğitim, siyasi ve zorunlu nedenlerden dolayı yaşadıkları mekânları terk ederek kısa veya uzun mesafeli olarak başka mekânlara taşınma faaliyeti şeklinde ifade edilen göçe yönelik hareketlilik Türkiye'de 1950'li yıllardan itibaren sosyoekonomik nedenlerden dolayı başlamıştır. Türkiye'de, 1950'li yıllarda başlayan göçün neden olduğu kentleşme sorunları, 1980'li yıllardan sonra ayrı bir ivme kazanmışken günümüzde ise Türkiye'deki ön önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Göçler kentleşme hızını doğrudan etkilemekte ve kentleşme üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır. Kırsal alandan kentlere doğru göç hareketleri, kentlerde yeteri kadar konut ve iş imkânlarının olmaması durumunda kentleri olumsuz yönde etkilemektedir. Yoğun göç hareketleri kentlerde; çarpık kentleşme, suç oranlarının artması, altyapı ve ulaşım sorunu ile işsizlik gibi sorunlara neden olmaktadır. Göçün kentleşme üzerindeki etkisinin araştırıldığı bu çalışmada genel olarak göç ve kent ele alındıktan sonra özelde ise göçün Kütahya'da kentleşme üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent, Kentleşme, Göç, Göç Hareketleri
Üniversite öğrencilerinin kentleşme süreçleri üzerine etkileri: Bülent Ecevit Üniversitesi örneği
Kentler göçebe yaşamdan yerleşik hayata geçiş sonucu ortaya çıkmış süreçlerdir. Bu eski kent yapıları zamanla, bir değişimin ifadesi olan kentleşme sürecine girmiş ve büyük dönüşümler geçirmiştir. Kentler üzerinde yapısal değişimlere neden olan önemli faktörlerden biri ise sanayileşmedir. Sanayileşme, kentleşme üzerine etki eden tek unsur değildir. Üniversiteler de kentleşme sürecini etkileyen önemli diğer etkenlerden biri olarak görülmektedir. Üniversiteler ve üniversitelerde eğitim gören öğrenciler bulundukları şehri demografik, ekonomik, sosyal, kültürel olmak üzere birçok açıdan değiştirmektedir. Zonguldak'ta da Bülent Ecevit Üniversitesi'nin kurulmasıyla şehir birçok farklı açıdan etkilenmiştir. Saha çalışması olarak seçilen Zonguldak ilinde, Bülent Ecevit Üniversitesi'nin kurulmasıyla üniversite kentleşme ilişkisi farklı bir boyut kazanmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada, Bülent Ecevit Üniversitesi öğrencilerinin Zonguldak'ın kentleşme süreçleri üzerindeki olumlu olumsuz etkileri araştırılmıştır. Çalışma 2016-2017 akademik yılı güz döneminde Bülent Ecevit Üniversitesinde kayıtlı bulunan ve merkez kampüste okumakta olan öğrenciler arasından belirlenen örneklem grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen analizler sonucunda ise, üniversitenin kente getirdiği öğrencilerin Zonguldak'ın demografisini, mekânsal yerleşimini, ekonomisini ve kültürünü etkilediği görülmüştür. Sonuçta öğrencilerin cinsiyetinin, kayıtlı oldukları fakülte/yüksekokulun, eğitim ve öğretim döneminde bulundukları sınıfın, kentte barındıkları yerin ve ailelerinden aldıkları harçlık miktarının, kentsel süreçlerde belirleyici olduğu görülürken, anne ve babanın eğitim durumunun ve mesleğinin kentsel fonksiyonları yeterince etkilemediği açıkça tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: Kentleşme, Üniversite, Üniversite-Kent İlişkisi, Öğrenci, Zonguldak, Bülent Ecevit Üniversitesi.
Türkiye'de göç ve kentleşme: İzmir Egekent-2 toplu konut uygulaması örneği
Türkiye'de 1950'li yıllardan sonra kendisini hissettirmeye başlayan göç ve kentleşme sosyal bilimler açısından önemli bir araştırma konusudur. Sanayileşme ve gelişen teknolojiye bağlı olarak artan göç akımlarının yönü genellikle büyük kentler olmaktadır. Göçe bağlı olarak kentlerdeki nüfusun her geçen yıl artması, konut sorunu, gecekondulaşma ve plansız kentleşme gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların çözümüne ilişkin atılan en somut adımlardan başında toplu konut yöntemiyle konut üretilmesi gelmektedir. Ülkemizde, 1980'li yıllardan itibaren yerel yönetimler ve kooperatifler öncülüğünde yaygınlaşmaya başlayan toplu konut uygulamaları ile konut maliyetleri düşürülerek dar gelirlinin ev sahibi olması amaçlanmıştır. Böylece kentsel gelişimi olumsuz etkileyen gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma önlenerek planlı ve bütüncül bir kentleşmenin sağlanacağı ön görülmüştür. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşanan göç ve kentleşme toplu konut uygulamaları bağlamında ele alınarak konuya akademik katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Akademik yazında gecekondulaşma, suçluluk, uyum vb. sorunlar çerçevesinde sıkça ele alınan göç ve kentleşme konusu İzmir Egekent-2 Toplu Konut Uygulaması örneğinde ele alınarak toplu konut uygulamalarının bu süreçteki rolü tartışılmıştır.
Kent planlamasının bir aracı kentsel dönüşüm, kent olgusu ve sosyo-ekonomik değerlendirme: Diyarbakır örneği
Plansız yapılaşma ve çarpık kentleşme günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesidir. Gerekli düzenleme ve planlamaların yapılmaması halinde, gelecek nesiller için de büyük bir problem halini alacaktır. Plansız yapılaşma sonucu ortaya çıkan gecekondu alanları ve kenar mahalleler, sağlıksız kent ortamlarının oluşmasına ve yaşam standartlarının düşmesine neden olmaktadır. Şehirlerin yaşanılabilir hale getirilmesi için düzenli kent planları hazırlanmalı, gerekli alt ve üst yapı çalışmaları yapılmalı, parklar, yeşil alanlar ve oyun bahçeleri oluşturulmalıdır. Diyarbakır gibi hızla büyüyen ve göç alan bir şehirde, nüfus artışı ile orantılı olarak, çarpık kentleşmenin ve çöküntü alanların oluşması kaçınılmaz bir durumdur. Çöküntü alanların yeniden kazanımı ile sosyal yaşam kalitesinin arttırılması, kentsel dönüşüm ve kent bilincinin yerleşmesiyle mümkündür. Dönüşüm sadece fiziki yapının yenilenmesi olarak algılanmamalı bölgenin daha yaşanılır hale getirilmesi amaçlanmalıdır. Kentsel dönüşüm uygulamaları planlanırken, uygulamaya ihtiyaç duyulan bölgelerin seçiminde rant kaygısından ziyade bölgenin ihtiyacı gözetilmelidir. Bu bilgilerden hareketle, çalışmamızda araştırma bölgesindeki mevcut durumun belirlenmesi ve kent bilincinin ölçülmesi amaçlanmakta, bilincin arttırılması ve daha iyi bir çevre oluşturulması için yapılması gerekenler, öneri olarak sunulmaktadır.
Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım
Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.
1950'den günümüze Türk resminde kent imgesi
Kentler, ilk kuruldukları zamandan itibaren sosyolojik, ekonomik ve kültürel anlamda değişimlerin yaşandığı yerleşim yerleri olmuştur. Yaşamımızın bir parçası olan mimari yapıtlar estetik kaygılarla oluşturulmuş ve resimde de tema olarak kullanılmaya başlanmıştır.Araştırmada 1950'den günümüze Türk resim tarihinde ?kent? konulu resimlerin tarihsel süreç içinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu genel amaç çerçevesinde: Çalışmanın ilk bölümünde, tarih içinde kentlerin ortaya çıkışı, neolitik dönemden endüstrileşme sürecine kadar kısaca yer veriliştir. Kentlerin oluşumu ile birlikte sanatsal yaklaşımlar değerlendirilerek kent temasının özellikle resimlerde nasıl ele alındığı incelenmeye çalışılmıştır. Avrupa resminde olduğu gibi Türk resminde de sanatçı yaşadığı mekanı betimlemiştir. Türk resminde minyatürlerden başlayarak modernleşme sürecine ve 1950 lere kadarki süreçte, sanatçıların kent imgesine hangi açılardan yaklaştıkları incelenmiştir.İkinci bölümde 1950'den günümüze kentleşmenin sanatçılar üzerindeki etkileri ve bunun resme yansımaları incelenmiştir. Çağdaş anlamdaki sanat akımlarının resim sanatını malzeme, konu, teknik açıdan etkilemiştir. Yeni sanat yaklaşımların varlığı, resim sanatçılarının da kent imgesini konu alırken etkilemiştir. Sanatçılar toplumun bir bireyi olarak küreselleşmenin olumlu ve olumsuz etkilerini yaşarken, giderek kentleşen ülkemizin göç, şehirleşme, iletişim ile ilgili sorunlarına resimlerinde eleştirel açıdan yaklaşmışlardır. Resim sanatçıları kent ve kentsel yaşamın etkilerine yer vermişlerdir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma 1950 sonrasında Türk resim sanatında kent imgesine yönelen sanatçı eserleri ile sınırlandırılmıştır. Konuyla ilgili alan yazın incelendiğinde sanatta kent imgesini irdeleyen az sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Bu araştırma, alan yazına katkıda bulunmak açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kent; Türk Resim Sanatı; Kentleşme; Sanat Akımları.
Sürdürülebilir kent kavramına farklı bir bakış olarak yavaş şehirler (Cittaslow): Seferihisar örneği
Sürdürülebilirlik, ekosistemdeki yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin sistemin taşıma kapasitesinin üzerine çıkmayacak düzeyde tutulması olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kent ise, değişim ve gelişimin devamlılığını sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği yerlerdir. Bu tanımlardan hareketle kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir.Bu çalışmada sürdürülebilir kentleşme kavramına farklı bir bakış olarak ?Cittaslow (Yavaş Şehir)? yaklaşımı incelenmiştir. Bu çerçevede ilgili literatürün taranması yoluyla Yavaş Şehirleri ortaya çıkaran nedenler tespit edilmiş ve Yavaş Şehir olmak isteyen şehirlerin yerine getirmek zorunda olduğu kriterler ortaya konulmuştur. Ayrıca Cittaslow hareketinin tarihsel süreci ve dünya çapında yayılma durumu örneklerle incelenmiştir.Elde edilen veriler ve bilgiler ışığında, Cittaslow kriterlerinin sürdürülebilir kent bağlamında şehirleri fiziksel ve sosyo-kültürel olarak nasıl etkilediğini belirleyebilmek için Seferihisar incelenmiştir. Bu bağlamda Cittaslow'un sürdürülebilir bir kent modeli olarak ortaya konulup-konulamayacağı tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cittaslow, Seferihisar, Sürdürülebilir Kent, Sürdürülebilirlik, Yavaş Şehir
Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz
Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.
Çocuk ve suç: Marmara Bölgesi örneği
Günümüzde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan birisi, göç ve kentleşme paralelinde suç oranlarındaki artışın, çocuk suçlular üzerindeki yansımasıdır. Çocuk suçluluğu her geçen gün artarken, hem sosyal yapının bozulmasına, hem de kültür çatışmasına neden olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, plansız kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri, ekonomik, siyasal ve sosyolojik boyutlarıyla birlikte Marmara Bölgesi örneğinde ele alarak ortaya koymaya çalışmaktır. Bu amaçla, çocuk suçluluğuna yönelik bilimsel çalışmalar sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alınarak teorik çerçeve oluşturulmuştur. Marmara Bölgesi'nin coğrafi konumu, sosyal ve ekonomik özellikleri, çocuk suçluluğuyla ilgili kurumlar yani sahanın genel özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır.Suç şüphesi ile Marmara Bölgesi Çocuk Şube Müdürlüklerine getirilen 348 çocukla yapılan ankette; ailenin, göç ve kentleşmenin, işsizliğin ve eğitimin çocukların suça sürüklenmesinde önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kırdan kente göç edenlere yeterli sosyal ve ekonomik desteklerin sunulmamasından kaynaklanan sorunlar çocukları suça yöneltebilmektedir. Hızlı kentleşmeyle birlikte, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar sonucunda artan ve çeşitlenen suçlara karşı suç oluştuktan sonra değil suç oluşmadan önce müdahale edilmelidir. Bu anlamda, uzun vadeli programlar ve politikalar geliştirilmeli özellikle kente yeni göç eden insanlar için destek ağları oluşturulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, İşsizlik, Eğitim, Kentleşme, Aile.
Altkentleşme ve site hayatı: Gaziantep Karataş örneği
Mevcut çalışma, kentsel merkezden kentin çeperlerine doğru yönelişin ve burada yeniden örgütlenmenin kavramsallaştırması olan ve kentleşmenin açmazlarına karşı bir çözüm mekanizması haline dönüşen altkentleşmenin, sanayileşmenin etkisiyle önemli bir kentleşme deneyimi yaşayan Gaziantep'te nasıl tezahür ettiğini anlamak üzerine temellendirilmiştir. Çalışmanın teorik birikiminde altkentleşmenin ve üretilen altkent mekânlarının neye karşılık geldiğini, tarihsel süreçteki dönüşümünü ve kentsel mekândaki çeşitliliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu minvalde ortaya konulan tercihe dayalı altkentleşme süreci ve bu süreç sonucunda kentsel mekâna eklemlenen altkent mekânları odak noktası olarak seçilmiş ve özellikle orta sınıfın altkentleşme sürecini önemli bir kentsel yaşam pratiğine neden ve nasıl dönüştürdüğünün izi sürülmüştür. Çalışma, Gaziantep'teki kentleşme sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve tarihsel süreçte Gaziantep'in kentsel coğrafyasında önemli bir konuma erişen Karataş'ın, altkentleşme sürecini ve bu süreci deneyimleyen eyleyicilerin kentsel yaşam pratiklerinin görünür kılınması açısından yürütülmüş olan sosyolojik araştırmadan elde edilen bulguların değerlendirilmesiyle tamamlanmıştır.
Kentleşme süreçleri ve konut politikaları: Gaziantep Karataş alt-kentinde inşaat sektörü
Araştırmamızın odak noktası, tarihsel süreçten beri süregelen devlet-sermaye ilişkiselliğinin günümüzde kentler üzerinde nasıl şekil aldığıdır. Sermaye; dolaşımını sağlamak ve sınırsız sermaye biriktirmek, devlet ise; iktidarını güçlendirmek ve pekiştirmek adına bir takım ekonomi-politikalarını kentlerde sürdürmektedirler. Bu politikaları kentlerde yapılı çevre üretimi ile sağlamaktadırlar, dolayısıyla inşaat sektörü ve konut üretim süreçleri sermaye grupları ve devlet arasındaki ilişkiselliğin en görünür olduğu alandır. Bu nedenle sermayenin yapılı çevre üzerinden yeniden üretimi detaylı bir şekilde açıklanmaya muhtaçtır. Temelde bu argümanlardan yola çıkarak, Türkiye'de son dönemde inşaat sektörünün ve konut üretim sürecinin artması sermaye ve devlet ilişkisini anlamanın yanı sıra ülkenin genel ekonomik-politik durumu içinde ayrıca önemlidir. Bu bağlamdan yola çıkarak son dönemde yapılı çevre üretiminde ciddi bir gelişim göstermiş ve hala gelişim göstermeye devam eden Gaziantep kentinde bir araştırma yürütülmüş ve mevcut durumun sosyolojik, ekonomik ve çevresel olarak bir değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde yapılı çevre üretiminin hem devlet adına hem de sermaye grupları adına önemi ampirik veriler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır.
Kahramanmaraş kentinde toplu konut gelişme alanlarının irdelenmesi
Bu çalışmada, Kahramanmaraş kentinde uygulanan toplu konut alanlarının, kent yerleşirnindeki yerinin, niteliklerinin, konut-çevre uyumunun, sosyal donatı ve yeşil alanlar bakımından yeterhliMerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda toplu konut sistemlerinin geliştirilmesine yönelik önerilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, kentin mevcut konut dokusu ve toplu konut alanları yerinde incelemeler ve anket çalışması yapılarak incelenmiştir. Toplu konut darılarının uygulama plan kararlan, kentsel donatı ve yeşil alan uygulama kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, toplu konut alanlarının kaliteli yaşam mekanları sunabilmeleri amacıyla, uygulamaların devamında yapılması gerekli görülen öneriler ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Böylece çalışmanın, uygulamaların devamında ve yeni yapılacak toplu konut alanları için faydalı olabileceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Toplu Konut Alam, Kahramanmaraş, Konut Sorunu m
İkinci yeni şiirinde kent imgesi
Sıradan bir bireyi, düşünürü, yazarı, şairi, şiir hareketini, yazılanı-çizileni, kültürü, toplumu ya da dönemi daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için insanların habitatlarından olan kentler ve onların anlaşılması büyük önem arzetmektedir. Bu münasebetle böyle bir konu tercih edilmiş ve bu çalışmayla da bütün bu sıraladıklarımızın anlamlı kılınması amaçlanmıştır. Var olan bir bireyin ya da toplumun yaşamıyla, diliyle, kültürüyle, ilmiyle, ilgi ve alakalarıyla en iyi yansıtıldığı aynalardan birisi olan kent kavramının ele alınan şiirlere imge yoluyla girmesi bizlerin konuyu birçok yönleriyle dikkatli bir şekilde ele almamızı zorunlu kılmıştır. 'İkinci Yeni Şiirinde Kent İmgesi' adlı bu çalışmada, çok yönlü bir araştırma gerektirdiği münasebetiyle gerek yerli gerekse de yabancı araştırmacıların çalışmalarına başvurulmuştur. Elde edilen bilgiler dâhilinde şiirler anlamlandırılmaya çalışılmıştır.
Kırdan kente göçte etkili olan sosyoekonomik faktörlerin etkisi 'Siirt ili örneği'
Bu çalışma; Siirt ilinde 1990-2007 yılları arasında kırdan kente yapılan göçlerde sosyoekonomik faktörlerin etkisinin araştırılması ve yapılan göçlerin temel sebeplerinin neler olduğunun saptanması amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında söz konusu tarihlerde yoğun göç aldığı tespit edilen Siirt ilinde bulunan 9 adet mahallede, 35 yaş ve üzeri bireyler ile 199 adet anket ve 30 adet mülakat görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket ve mülakat çalışması kapsamında Siirt iline 1990-2007 yılları arasında kırdan yapılan göçlerin temel sebebinin terör eylemlerinden kaynaklı güvenlik problemi olduğu, güvenlik gerekçesi ile zorunlu olarak insanların göç etme durumunda kaldığı tespit edilmiş olup, göç sürecinde yaşanılan zorluklar ve geride bırakılanlar ile ilgili önemli veriler elde edilmiştir. Dolayısı ile söz konusu bu göç hareketinin diğer coğrafi bölgelerde yapılan göçlerin nedenleri bakımından farklılıklar gösterdiği, bu farklılıklar ifade edilmiş olup, yapılan göç hareketinin olumsuz etkileri ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.
Ticaret mekanlarının oluşum ve gelişim ilkelerinin incelenerek tipolojik açıdan sınıflandırılması
Çalışma, ticaretin kentlere ve mekanlara yaptığı etkinin incelenmesiyle başlar. Giriş ve sonuç bölümleri dışında dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın hazırlanması sırasında özellikle farklı dönemlere ve kültürlere ait örneklerden yararlanılmıştır. Bunun en önemli nedeni ticaretin evrensel bir olgu olduğu düşüncesidir. Çalışmanın ilk aşamasını ticaretin kente ve sosyal çevreye yaptığı etkinin incelenmesi oluşturur. Bu bölümde kuramsal kaynaklardan yararlanılarak yapılan çalışma sonucunda, ticaretin kentlerin kurulmalarında en önemli etken olduğu belirlenir. Bu da kaçınılmaz bir şekilde sosyal yaşamı etkiler. Ticaretin değiştokuştan kurtularak gelişmesi, bir takım kentsel kurumların oluşumuna ve tüccarların kent yönetiminde söz sahibi olmalarına neden olur. ikinci aşama olarak belirlenen üçüncü bölümde, ticaret yollarının kentlerin oluşumuna yaptığı etkiden söz edilmektedir. Ticaretin gelişmesi ile ulaşımın gelişmesi arasındaki paralellik, kentlerin de gelişimini etkiler. Bir ticaret yolu üzerinde bulunan kent, yol kullanıldığı sürece varlığını sürdürür. Ya da tam tersi gerçekleşir ve ticaret yolunun artık kullanılmaması kentin yok oluşunu hazırlar. Ticaret yollarının etkisi altoda kentlerin fiziksel dokusunun incelenmesinden hemen sonra yapılan, aynı zamanda konunun devamı niteliğinde gördüğümüz İşlem; kent içindeki ticaret bölgelerinin belirlenmesidir. Üçüncü aşamayı oluşturan dördüncü bölümde, ticaretin yer aldığı kentsel mekanlar ve kente özgü diğer yapılara ticaretin etkisi araştırılmaktadır. Kentsel mekanları oluşturan meydan ve sokaklar, bu çalışma içinde sadece ticaret eyleminin yaşandığı yerler olarak değerlendirilmektedir. Konu bağlanımda, ticaret eylemi ile neredeyse bütünleşmiş mekanlar olan agora ve forumdan özellikle söz edilmektedir. Ve kentteki diğer yapılar. Bunlar ticaretle doğrudan ilişkili olmasa da, bir şekilde ticaretten etkilenen yapılardır. Bu yüzden bölümün ikinci kısmında yukarıda sözü geçen yapılar ticaret ilişkisi açısından incelenmektedir. Ticaretin kentle ilişkisi, kenti biçimlendirmesi, kent içinde bulunduğu bölge önceki bölümlerin konulan oldu. Son aşama olarak gördüğümüz beşinci bölümde ise inceleme konusunu ticaret yapılan oluşturmaktadır. İlk zamanlardan günümüze kadar geçen süre içinde çeşitli örnekler biçimsel açıdan incelendi ve bu anlamda sınıflandırıldılar. Sınıflandırma ilk aşamada iki ana grup altoda yapıldı: 1. Tekrarlanan birimlerden oluşan ticaret yapılan, 2.Tek büyük mekanlı ticaret yapılan. Sonuç bölümünü oluşturan altıncı bölümde, genel değerlendirme adı altoda yukarıda özetlenen bölümlerden elde edilen bulgular değerlendirilerek, iki ana başlıkta ortaya konuldu. Bu başlıklar şunlardır: 1. Bölümlerin değerlendirilmesi, 2. Ticaret yapılarının değerlendirilmesi. IV
Ülkemizde 1950'li yıllar sonrası yaşanan iç göçlerin kent kimliğine mekansal etkileri üzerine bir araştırma
Tarihin başlangıcından günümüze kadar geçen süreçte, göçler, insan yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Mağaradan, tarımsal arazilere doğru yaşanan ilk toplu göçler, zaman içinde değişim göstererek büyük yerleşim birimlerine doğru bir gelişme göstermektedir. Endüstrileşme hareketlerinin öncesinde, can güvenliği ve geçim sıkıntısı gibi nedenlerle, insanlar yaşadıkları yerlerden başka yerlere göç etmişlerdir. Kentleşme hareketleri sürecinde, göçler farklı boyutlar kazanmıştır. Kentleşmeyi sağlayan; ekonomik, sosyo kültürel ve siyasal tabanlı yerdeğiştirme hareketleri olarak göçler, kırsal kesimde yaşayan insanların, endüstrileşmekte olan büyükkentlere akın etmesine neden olan bir süreci anlatmaktadır. Türkiye'de, kentleşmenin başladığı 1950'li yıllar sonrasında yoğunlaşan ve doğudan batıya doğru gelişme gösteren göç hareketleri, günümüzde nüfus yoğunluğunun kentlere kaymasına neden olmuştur. Türkiye'nin hızlı ve çarpık kentleşmesine neden olan göçler sonrasında, bazı sorunlar görülmektedir. İç göçlerin yarattığı bu sorunları belirlemek, tartışmak ve çözüm üretmek büyük önem kazanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak yapılan bu çalışmanın giriş bölümünde; çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmaktadır. İkinci bölümde; göçlerle ilgili tanımlamalar yapılmakta, göç türleri ve göçlerin nedenleri belirlenmeye çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde; kentin tanımı ve evrimi ile, kent kimliği kavramı ve oluşumunu etkileyen faktörler ile kentleşmenin tanımı yapılmaktadır. Türkiye'de kentleşmenin nedenleri ve kentleşme sürecinde yaşanan iç göçler de, üçüncü bölüm kapsamında ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde; kentleşme sürecinde yaşanan iç göçlerin neden olduğu sorunlar, maddeler halinde irdelenmekte, iç göçlerin, özellikle kentsel kimlik değişimine etkileri, tarihsel fiziksel ve kültürel çevre bağlamında ele alınmaktadır. Beşinci bölümde; İstanbul örneğinde iç göçlerin kent kimliğine etkileri tartışılmaktadır. Süleymaniye örneğinde; eski kent bölgesindeki değişimler ile Kartal Maltepe Gülsuyu örneğinde çarpık kentleşmenin ürünü gecekondulaşma bölgesinin sorunlarına değinilmektedir. Son bölümde genel sonuçlar derlenerek, çözüm önerileri sunulmaktadır.
Geleneksel konut mimarisinin günümüz kentleri içindeki analizi ve değerlendirilmesi: Çorum geleneksel konutları
Bir toplumun yerel kültürünü, sosyo-ekonomik yapısını, yapım tekniği ve malzemesini yansıtan geleneksel konut mimarileri bulundukları yörelere özgü karakter ve kimlik oluştururlar. Tamamen yerel verilerle ortaya çıkan bu konut yapıları son yıllarda teknolojinin gelişmesine bağlı olarak insanların istek ve beklentilerini karşılayamadıklarından yok olma sürecini girmişlerdir. Ayrıca hızla büyüyen kentlerde kentleşme sorunlarıyla yüz yüze kalan geleneksel konutların sayıları her geçen gün azalmakta, yoğun yapılar içinde görünürlüklerini kaybetmektedir. Bu nedenle kentlerin geçmişi ile geleceği arasında önemli bağlar kuran ve kentlere kimlik, toplumlara aidiyet veren kültürel mirasın korunmaları insanlığın sorumluluğunda olan bir eylemdir. Tekrar yenilenemeyecek ve kentlere kimlik veren kültürel mirasların geleceğe aktarılması için envanterinin çıkarılması ve günümüz kullanımlarının tespit edilmesi koruma çalışmalarında öncelikle yapılması gereken bir aşamadır. Bu kültürel mirasların envanterlerinin çıkarılması ile başlayan koruma çalışmaları yapının bulunduğu konum, kültür ve ihtiyaçlar doğrultusunda yapılacak analizlerle yeniden kullanımının sağlanması ile devam ettirilmelidir. Böylece bulunduğu kentle bütünleşen, toplumların günlük yaşamlarına dahil edilen yapılar sürdürülebilir bir şekilde geleceğe taşınacaktır. Bu tezin amacı Çorum Geleneksel Konutları örneğinde envanterleri çıkarılmış geleneksel konutların günümüzdeki durum ve kullanımları analizleri yapılarak bu konutları kent yaşamına dahil edilmesi için yeni işlev önerilerinin verilmesidir. Literatür ve alan çalışması yürütülen bu tezde Çorum kent merkezinde yer alan geleneksel konut dokuları yerinde gözlem, inceleme ve görüşmelerle ortaya konulmuş ve analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Çorum kent merkezinde yer alan geleneksel konutların bakımsız ve çoğunun kullanımlarının uygun olmadığı görülmüş olup geleneksel kent dokusunun bozulduğu tespit edilmiştir. Kentlerin kimlikli bir şekilde büyümeleri ve geleceğe taşınmalarında referans niteliğinde olan geleneksel konutların korunmalarına yönelik yapılan bu tez çalışması ile Çorum geleneksel konutlarına kentin ihtiyaç, beklenti ve kültürüne uygun yeniden kullanım önerileri yapılmıştır.
Suç ve kentleşme ilişkisi bağlamında suçlulukla mücadele Tokat ve Erbaa örneği
Toplumlarda huzur ve güvenin sağlanması adına devlet mekanizmasının en önemli görevi suç ve suçlulukla mücadeledir. Günümüzde mevcut yasal düzenlemeler kapsamında suçla mücadele konusunda yetkili ve görevli birimler kolluk görevlileri ile adli mercilerdir. Geçmişten bu yana suçla mücadele kapsamında bir çok teori ve çalışma ortaya koyulsa da suçun çok yönlü ve dinamik yapısı bu çalışmaların güncellenmesini gerektirmektedir. Bu noktada bir yerel yönetim birimi olan belediyelerin de kanuni düzenlemelerle suçla etkin mücadelede aktif bir özne konumuna getirilmesi gerekmektedir. Sanayi Devriminden sonra ortaya çıkan kentleşme hareketleri ile bireylerin şehir merkezlerinde toplanma eğilimi, toplu yaşamanın doğası gereği suç oluşmasına elverişli ortamların doğmasına neden olmuştur. Şehir merkezlerinde artan bu yoğunlaşma ile kamu düzenin etkin sağlanması için güvenli kentler kurulmaya çalışılmıştır. Günümüzde artan teknolojik gelişmeler ve toplumsal problemlerle birlikte suç icrasının geçmişe nazaran çok daha yoğun ve kolay gerçekleştirilmesi belediyelere bu anlamda kolluk birimlerine destek olma zorunluluğunu doğurmuştur. Belediyeler tarafından kent sakinlerine sunulan sosyal hizmetlerin yanı sıra hem bu sosyal hizmetlerin devamının muhafazası hem de kentsel huzurun kalıcı tesis edilmesi açısından kolluk kuvvetlerine suçla mücadele eksenin de destek olunmalıdır. Bu çalışmada Tokat ve Erbaa belediyelerine, bölge bölge artan suç oranlarına dikkat çekilerek gerçekleştirilmesi gereken kentleşme adımları kapsamında açıklamalar yapılmıştır. Suçla etkin mücadelede atılması gereken üç adım irdelenerek, öncelikle suça ve suçluluğa neden olan unsurların tespiti için yapılacak çalışmalar, tespit edilecek olgulara karşı gerçekleştirmesi gereken faaliyetler ve son olarak suçun tekrarlanmaması adına alınabilecek kalıcı önlemlere değinilmeye çalışılmıştır.
Avrupa Birliği'ne giriş sürecinin Türkiye'nin kentleşme ve çevre politikalarına etkileri
Doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi ve sanayileşme sürecinde çevresel tahribat, canlıların yaşamsal sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemiştir. Bu sürecin farkındalığı oluşana kadar çevre kirliliği, çarpık kentleşme, kaynakların yok olma tehdidi gibi birçok sorunla karşı karşıya kalınmıştır. Küresel boyuta ulaşan bu sorunların ancak küresel boyutta mücadeleler ile çözüm sağlanabileceği fark edilmiş, bu kapsamda AB çevre ve kentleşme alanındaki çalışmalarına ağırlık vermiştir. AB ekonomik çıkarlarını bir kenara koyup, sürdürülebilir çevre ve kentleşme politikalarına yönelmiştir. AB sadece ticari bir birlik olarak değerlendirilmemelidir. AB kültürel, ekonomik ve siyasi formda olup, üye devletlerin de bu yapıya uyum sağlamaları gerekli görülmüştür. Birliğin benimsemiş olduğu politikaların üye devletler ve aday devletler tarafından da benimsenmesi gerekmektedir. Türkiye AB'ye aday devlet statüsünde olup, müktesebata uyum sağlayabilmek için çalışmalarına devam etmektedir. Beş yıllık kalkınma planları ve her yıl düzenlenen ilerleme raporları bu çabaların göstergesi niteliğindedir. Kentsel politikalar ve çevre politikaları müktesebata uygun biçimde gerçekleştirilme çalışmaları devam etmektedir. Bu tez çalışmasında, çevre ve kentleşme sorunlarının gelişimi üzerinde durulmuştur. Bu süreç dâhilinde Türkiye'nin, AB'ye üye devlet statüsüne erişebilmek için müktesebata uyum çalışmalarından bahsedilmiştir. AB'ye uyum sürecinde Türkiye'nin nerede olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.
Gaziantep ilinin sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi
İnsanlar fıtratı gereği sürekli çevresiyle iletişim halindedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğaya müdahale artmıştır. Doğal dengenin bozulması, toprak ve su kaybının artması, doğal bitki örtüsünün tahribi, biyolojik zenginliklerin azalması, küresel iklim değişikliği, enerji tüketimi, çevre kirliliği gibi problemlerin artması doğayı olumsuz etkilemiştir. Çoğunluğu kentlerde yaşayan insanlar kentteki bir takım problemleri de beraberinde getirmiştir. Kentlerdeki hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, bilinçsiz üretim ve tüketim, şehri olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir yaşam alanı oluşturmak için; ekolojik çevre, modern ulaşım imkanı, yerel mimari önemli hal almıştır. Gaziantep hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmenin fazla olduğu kentlerdendir. Bu çalışmada, Gaziantep' de sürdürülebilir yaşam alanı meydana getirmek için sosyal, çevresel ve ekonomik açıdan ilin özellikleri ele alınarak incelenmiş ve sürdürülebilir bir kent yaşamı sağlayabilmek için yapılmakta olan ve yapılması gereken faaliyetler bir nitel çalışma ile derinlemesine incelenmiştir.
Yenilikçi şehirler konsepti ve Manisa vizyonu
Bu çalışmanın amacı Manisa kentinin yenilikçilik potansiyelini ortaya çıkartmak ve gerçekleştirmek için potansiyel proje ve faaliyetlerin araştırılmasıdır. Bu amaçla birinci bölümde akıllı şehir, kentlileşme ve yenilikçi şehir konseptlerine dair olgular ele alınmış ve temel kavramlara değinilmiştir. Bu bölümde ayrıca yenilikçilik kavramı kapsamında yeniden düzenlenmiş şehirlerin dönüşüm süreçleri ve rekabet avantajları, üçüncü bölümde Manisa örneğinde uyarlanmak üzere ele alınmıştır. İkinci bölümde ise bu ve ilgili konularda yakın dönemde yapılan çalışmalar kapsamlı bir şekilde taranmış ve günümüzde yenilikçi olarak nitelendirilen şehirlerin sosyokültürel yapılarıyla birlikte, teknik alt yapıları ele alınmıştır. Bu örneklerden hareketle birinci bölümde ele alınan yenilikçi şehirlerin alt yapılarının Manisa ilinde uygulama bulabilecek olanları seçilmiştir. Yazın taramasında son aşamada altyapı tekniklerine dair transfer yöntemleri de değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında son aşamada, toplam 80 akademisyen, uzman, girişimci ve belediye personelinin görüşleri derlenerek Manisa ilinin yenilikçilik vizyonuna dair GZFT analizi gerçekleştirilmiştir. Bu analizden elde edilen bulgulardan hareketle, şehrin yenilikçilik vizyonu ve potansiyel yol haritası çıkartılmıştır. Bu çalışmanın yerel yöneticilere Manisa'nın şehir planlama süreçlerinde fikir verici bir kaynak olması ve yapılacak olan yenilikçi şehir çalışmalarına ve ileride geliştirilecek olan ölçeğe katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Yenilikçilik, Yenilikçi Şehir, Yenilikçilik Ekosistemi