Fine arts
189 theses under this subject heading
Resim sanatında disiplinlerarası etkileşim: Müzik, dans ve tiyatro
İletişim aracı olarak görülen sanat, zaman içerisinde çeşitliliği artarak zenginleşmiştir. Yaşanan toplumsal, dini, ekonomik vb. olaylardan sanatlar da etkilenmekte ve ifade gücü oluşturmaktadır. Farklı sanat disiplinlerinin resim sanatıyla eşgüdümlü ilerlemesi sayesinde yeni ifade dilleri meydana gelmektedir. Resim sanatında müzik, dans ve tiyatro etkileşimi, birbirleriyle olan ilişkileri bağlamından süregelmektedir. Müzik, dans ve tiyatroda, resim sanatına yansıyan ifade dillerinin, görsel sanatlar alanında belirlenen dönem ve belirlenen sanatçılar dahilinde eser incelemeleri ve görüşlerle irdelenmektedir. Sanat tarihçilerinin, sanat eleştirmenlerinin ve sanatçıların bu bağlamdaki düşüncelerine yer verilmektedir.
Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik
"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.
Deprem sonrası yetişkinlerde sanat etkinliklerinin iyileştirici rolü
Deprem gibi travmatik olaylara yol açabilecek doğal felaketler sonrasında afetzedeler sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmede birtakım çözümlere gereksinim duyabilmektedirler. Sanat, yaşanılan bu travmatize edici olaylara çözüm araçlarından biri olarak düşünülebilir. Bu bağlamda sanatsal faaliyetler, travmatik olguların dışa vurulmasında etkili ve tıbbi tedavilere ek bir destek olarak görülebilir. Dolayısıyla sanatın travmayla başa çıkmadaki etkisini araştırmak oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada, deprem sonrasında yetişkinler özelinde sanatsal faaliyetlerin iyileştirici rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın çalışma grubunu depremi/artçıları yaşamış 40 yetişkin oluşturmaktadır. Çalışmada, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analizde katılımcılara yarı yapılandırılmış bireysel sorular sorulmuştur. Araştırma sürecinde katılımcıların verdiği cevapların derlenmesi ve analiz edilmesi sonucu, "Duygusal Deneyim", "Zihinsel Deneyim", "Sosyal Etkiler" olmak üzere 3 ana tema ve "Rahatlama Huzur", "Duygusal Değişim", "Kişisel Tatmin ve Mutluluk", "Kişisel Tatmin ve Gelişim", "Zihinsel Rahatlama ve Odaklanma", "Toplumsal Uyum ve Bağlılık" ve "Sosyal Destek ve İlişkiler" olmak üzere 7 farklı alt tema ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, deprem sonrasında sanatsal faaliyetlerle uğraşmanın yetişkinlerde stres seviyelerinin azalmasına, rahatlamalarına, huzur bulmalarına ve sosyal bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, sanatsal faaliyetlerin kaotik ve kriz dönemlerinde yetişkinlerin psiko-sosyal olarak rahatlaması için eğitim programlarına dahil edilmesi gerektiği çıkarımı yapılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat, yetişkin, deprem, travma, iyileşme.
Güzel sanatlar fakültelerinde korrepetisyon: Öğrenci, öğretim elemanı ve yönetici görüşleri
Müzik eğitimi, içinde çalgı eğitimi, şan eğitimi, solfej eğitimi, armoni eğitimi v.b. dallara ayrılan çok yönlü bir süreçtir. Müzik eğitiminin hangi dalı olursa olsun piyanonun hem solo hem de eşlik çalgısı olarak işlevsel bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bu araştırma; güzel sanatlar fakülteleri müzik bölümü öğrencileri, öğretim elemanları ve yöneticilerinin korrepetisyon (eşlik) ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi amacını taşımaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda; öğretmen, öğrenci ve yönetici görüşleri alınarak güzel sanatlar fakültelerinde Korrepetisyon dersine ilişkin durum tespiti yapılmıştır. Örneklem seçilirken ders programlarında korrepetisyon dersi bulunmayan güzel sanatlar fakülteleri tercih edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Araştırma, taşıdığı amaç, bu amaca uygun olarak izlenen yöntem ve toplanan verilerin niteliği açısından betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini ise; seçkili örneklem tekniği ile seçilen ve ders programında korrepetisyon dersi bulunmayan güzel sanatlar fakültelerinde piyano derslerini yürüten öğretim elemanları, çalgı ve şan derslerini yürüten öğretim elemanları, kurum yöneticileri ile üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 5 yönetici, 6 öğretim elemanı ve 11 Çalgı ve şan öğretim elemanı ve 36 öğrenci katılmıştır.
Feminist eleştiri bağlamında 1980 sonrası Türk plastik sanatlarında sanatçı kadınlar
Çağdaş Türk sanatı içerisinde 1980 yılı sonrasında seçili sanatçı kadınların ürettikleri çalışmaların feminist eleştiri yöntemiyle değerlendirme ve yorumlanmaları üzerine temellenen bu çalışma Giriş, Kavramsal Çerçeve, Türkiye'de Sanat Ortamı ve Sanat Tarihi Kanonunda Sanatçı Kadınlar, Feminist Eleştiri Bağlamında 1980 Sonrası Türk Plastik Sanatlarında Sanatçı Kadınlar ve Sonuç ana bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın Giriş bölümünde konumun sanat ve sanat tarihi yazını açısından önemi, çalışmanın niteliği ve sınırlılıkları; sanatçı kadınlar başta olmak üzere çalışma bağlamında öne çıkan önceki yayınlar ve araştırmalar ile çalışmanın araştırma ve yazın süreçlerinde kullanılan yöntemler açıklanmıştır. Kavramsal Çerçeve bölümünde ana konuya temel ve alt yapı oluşturan Batı ve Türkiye'de modern ve çağdaş sanat, tezin başlangıç sınırı olan 1980 yılına kadar Türk sanatı içerisinde sanatçı kadınlar, feminist sanatın ortaya çıkışı, sanatçıların çalışmalarıyla doğrudan bağlantılı olan Osmanlı ve Türkiye'deki kadın hareketleri ve feminist eleştiri yöntemi hakkında kapsamlı bilgiler verilmiştir. Türkiye'de Sanat Ortamı ve Sanat Tarihi Kanonunda Sanatçı Kadınlar isimli kısımda 1980 yılından günümüze kadar olan süreçte sanatçı kadınların sanat ortamı ile sanat ve sanat tarihi yazımındaki durumları tartışılmıştır. Bu bağlamda sanatçı kadınlara dair yapılan çalışmalar, toplu ve karma sergilerde sanatçıların oranları, sanatçı kadın girişimleri gibi unsurlar nicel verilerle desteklenerek değerlendirilmiştir. Feminist Eleştiri Bağlamında 1980 Sonrası Türk Plastik Sanatlarında Sanatçı Kadınlar başlıklı kısım 1980'li yıllardan itibaren sanatçı kadınların ellerinden ve zihinlerinden çıkmış olan çalışmaların yorumlandığı bölümü oluşturmaktadır. Bu bölümde sanatçıların çalışmaları kadının sanat eserlerinde nesne konumundan özne durumuna geçişi, kadın-kadınlık kimliğinin tartışılması, toplumsal cinsiyet kalıplarına dair tavırları, toplumsal sorunlara karşı tutumları üzerine odaklanan alt başlıklar altında değerlendirilmiştir. Sonuncu bölüm olan Sonuç bölümünde ise ana bölümde yer alan eserlerin çözümleme ve yorumlamaları üzerinden tümevarım yöntemiyle sanatçı kadınların çağdaş sanata, kadın hareketine, sanat ortamına dair söylemleri, katkıları ve etkin pozisyonlarının bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bedenin inşası; figür
"Beden" imgesi ve onun temsili üzerinde kurgulanan anlatılar, insanlık tarihinin en bilindik ve en eski konularındandır. İnsan bedeni, tüm tarihsel süreçte, kişinin hem kendi bedeninin hem de başka eril ve dişil bedenlerin gerçekliklerini yansıtmada anlatım ve aktarım aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca sanata dair her alanda, somut veya soyut anlatım biçimlerinden gerçekçi veya gerçeküstücü anlatım biçimlerine kadar, çok çeşitli malzeme ve üslupta bedenin temsilleri olarak kabul edilen figürler üretilmiştir. Zaman içinde sanatta kendine geniş bir yer bulan, bedenin sahip olduğu değerleri açığa çıkaran, vurgulayan figüratif anlayış sanatın başat söylemlerinden biri haline gelmiştir. "Bedenin İnşası; Figür" isimli Sanatta Yeterlik Tezi; özelinde bireysel, genelinde toplumsal, kimlik temelinde figürün üç boyutlu sanatsal anlatılarına odaklanır. Bu bağlamda yapılan çalışmada birey bedende kavramsallaştırılırken yapılan uygulamalarda bedenin temsili figüratif anlatımlarla ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Sanat, Seramik Sanatı, Figür, Figüratif Sanat, Beden
Hayvan imgeleriyle görsel anlatılar
Hayvan İmgeleriyle Görsel Anlatılar başlıklı bu tez çalışmasında, öncelikle tarihsel süreçte insan ve hayvan arasındaki etkileşime dair dönemsel araştırma yapılmıştır. İnsanın, hayvan üzerindeki tahakkümü ile başlayan sürecin, düşünce tarihine yön veren düşünürlerin fikirleriyle ne şekilde değişime uğradığı detaylı bir literatür taraması yapılarak incelenmiştir. İnsan ve hayvan kavramı, sanat tarihsel sürecin yazınsal ve görsel yapıtlarıyla birlikte incelenerek ifade edilmiştir. Medeniyetler döneminde hayvan imgesinin kullanımına dair görseller sonrasında Rönesans ile ön plana çıkan insan faktörünün, hayvana bakış açısını ne şekilde değiştirdiği araştırılmıştır. Sanatçılar açısından çok yönlü açılımların yaşandığı 19. yüzyılda öne çıkan eserlerdeki hayvan imgesinin kullanımına dair örnekler, 20.yüzyıl eserleriyle karşılaştırmalı olarak, dönemin koşulları ve sanatçıların manifestolarıyla beraber değerlendirilmiştir. Sanatta hayvan imgesinin kullanımı mağara resimlerinden günümüze devam eden bir olgudur. Sanatçıların eserlerinde insan hakları, feminizm, mitolojik unsurlar, doğal yaşamın korunması, siyaset, felsefe, hayvan hakları, ekoloji gibi çok yönlü anlatımlarda hayvan imgesi kullanılmaktadır. Bu bağlamda günümüz sanat eserlerinde hayvan ve imgesinin farklı bağlamlarda kullanımı detaylı olarak araştırılmış, konu ile alakalı görsel ve literatür taraması yapılarak metne dahil edilmiştir. Tez metninin son bölümünde yazı imgesi ile biçimlendirilmiş eserler, konuya ilişkin bakış açısıyla örneklendirilerek, ifade edilmiştir.
Yer, nesne, zaman bağlamında hafıza imgeleri
Hafıza, bireylerin geçmiş deneyimlerini saklama, hatırlama ve unutma süreçlerini kapsayan karmaşık bir yapıdır. Kişisel ve kolektif kimliklerin oluşumunda merkezi bir rol oynar. Sanat, bu hafıza süreçlerini somutlaştırmada ve geçmişi ifade etmede etkili bir araç olarak işlev görür. Sanatçılar, hafıza imgelerini duyular aracılığıyla yeniden canlandırır ve bu imgeler geçmişin duygusal rezonansını günümüze taşır. Unutma ve hatırlama dinamikleri, hafızanın belirli olayları seçme ve saklama işlevini şekillendirir. Sanat, hafızadaki imgeleri sabitleyerek anıların kalıcılığını sağlar, geçmişi yaşatır. Çalışma, kişisel hafızanın geçmiş deneyimlerle nasıl şekillendiğine ve sanat aracılığıyla nasıl ifade edildiğine odaklanmaktadır. Bu kapsamda otobiyografik hafıza ve sanatın, anıları kaydetme ve ifade etme süreçleri üzerindeki etkisini incelemektedir. Çağdaş sanatta hafıza ve zaman kavramlarının işlenişi, sanatçıların kişisel ve kolektif hafızayı araştırma yöntemleri değerlendirilmektedir. Ayrıca hafıza ve mekan arasındaki ilişkinin sanat eserlerinde nasıl temsil edildiği ve mekanın hafıza süreçlerini nasıl etkilediği açıklanır. Sanatçıların görsel imgeler aracılığıyla anıları nasıl temsil ettikleri ve çağrıştırdıkları, farklı dönem ve üsluplara yayılan eserlerle analiz edilir. Çalışma, bu yöntemleri referans alarak, hafızanın sanat dili aracılığıyla nasıl inşa edildiğini, korunduğunu ve iletildiğini aydınlatmayı amaçlar aynı zamanda kültürel, sosyal bağlamların hafıza imgelerinin yorumlanmasındaki rolünü değerlendirir.
Seramik hayvan figürlerinin yerindelik kavramı ile anlamlandırılmasıyla gerçeği ve hakikati düşündürme çabası
Sanat, insanın hayatı anlamlandırmasını sağlayabilen alanlardan bir tanesidir. Bunun nedeni; insanın gerçek üzerine düşünebildiği, zihinsel çıkarım yaparak hakikate yaklaşabildiği maddesel biçimlerin izlenebilir nitelikte olmasıdır. Bu sanat çalışması raporunda öncelikle gerçek ve hakikat kavramları felsefi düşünce sisteminde yer edinmiş bazı filozofların ve yazarların genel yazımlarından yararlanılarak açıklanmıştır. Kavramları anlamlandırabilmek adına "yerindelik" kavramı kullanılmıştır. Buradaki neden ise bir şeyin yeri ile algılanmasının o şeyin niteliği ve anlamlandırılmasında değişikliğe sebep olabilecek denli önemli olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, "anlamlandırma"nın kendisi de açıklanmış, sanatta yerindelik ve anlamlandırmaya birer başlık açılmıştır. Konu kapsamında felsefi çerçevenin küçültüldüğü bir bölüm olarak; Gerçek ve Hakikat Bağlamında Doğa adlı başlık belirtilmektedir. Bu bölümde, konu ile ilgili bulunmasından dolayı Batı Felsefesi'nin doğa filozoflarına ağırlık verilmiştir. Buradaki düşünürlerden Anaksimenes'in söylemlerinin çıkarımı uygulamalar bölümünde de hissedilebilir düzeyde bağlantıya sahiptir. Sanat çalışması raporunun uygulamalar bölümünde öncelikle doğadaki canlıları, hayvanları temsil eden bir figür seçilerek seramik sanatında çizgiler, soyutlamalar ve dış gerçekliğin öznel yorumları ile uygulamalar yapılmıştır. Doğadaki canlıları temsil edecek olan figürde, yer kavramını ve yerindelik hissini aktarabilmek için öncelikle maddesel birimlerden faydalanılmış ve sonraki serilerde çeşitlendirmeler yapılmıştır. Bazı figürlerin kompozisyonlarına figürlerin yerindeliğini gösteren veya anımsatan kesitler eklenmiştir. Bir canlı, model olarak çalışılırken, kendi yeri / bizzat yerindeliği ile ele alındığında gerçekliğine ya da zihinlerdeki hakikatine daha yakın bulunabilme ihtimali üzerinde bir sanatsal çaba ortaya konmuştur. Bir diğer seride, figürler gerçek hayvanların olası yerlerine yerleştirilmişlerdir. Yerindeliği anlamlandırma yöntemlerinin sergilenme yeri ile sorgulanması da ele alınmıştır. Sonuç olarak, gerçeğe ve hakikate yaklaşma düşüncesi sanat aracılığıyla sergi salonu ve doğal ortam içerisinde oluşturulmaya çalışılmıştır.
Distopya kavramına dayalı kıyamet sonrası senaryolarının seramik formlarla yorumlanması
Bu sanat çalışması raporu, distopya kavramının seramik formlar aracılığıyla kıyamet sonrası senaryolar bağlamında değerlendirilmesini amaçlayan bir araştırmanın bulgularını sunmaktadır. Distopya, baskıcı, adaletsiz ve karamsar bir toplumsal düzenin geleceğe yönelik tasviri olup, genellikle ütopyanın karşıtı olarak değerlendirilmektedir. Raporda, distopya kavramının tarihsel gelişimi ve bu kavramın edebiyat ile sanattaki yansımaları, özellikle George Orwell, Aldous Huxley ve Ray Bradbury gibi yazarların eserleri üzerinden ele alınmıştır. Seramik sanatı, sanatçılara kil gibi doğal malzemelerle özgün formlar yaratma ve estetik anlatılar oluşturma imkânı sunmaktadır. Araştırmada, seramik formlarının distopik temalarla nasıl bütünleştiği ve bu temaların seramik sanatındaki yansımaları incelenmiştir. Seramik sanatçıları, farklı malzeme ve tekniklerle distopya kavramını estetik ve kavramsal düzeyde yeniden yorumlamışlardır. Kıyamet sonrası senaryolar, genellikle medeniyetin büyük bir felaket sonucu çöküşünü veya gerilemesini anlatır ve bu temalar, nükleer savaş, salgın hastalık veya doğal afetler gibi çeşitli felaketlerle açıklanır. Bu senaryolar, edebiyat, sinema ve dijital sanatta geniş bir yer bulmuş, toplumsal korkuların sanatsal yansımalarına zemin oluşturmuştur. Araştırmada, kıyamet sonrası temaların sanatçılar tarafından nasıl ele alındığı ve bu eserlerin sanat dünyasındaki yeri değerlendirilmiştir. Çalışma ayrıca kişisel sanatsal uygulamalar içermekte ve distopya ile kıyamet sonrası temalarının seramik formlar üzerinden nasıl ifade edilebileceğine dair kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma hem teorik hem de pratik bir yaklaşım benimseyerek sanat ve toplumsal eleştirinin kesişim noktasına dair yeni bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir.
Sanatta tedirgin edici imgenin iktidarı
Tedirgin edici imge; izleyicide yarattığı korku, kaygı, tiksinti gibi duygularla ilişkili olarak etkili bir imge durumundadır. Normal veya sıradan kabul ettiğimiz durumların içinden sıyrılarak varlığını rahatsız edici bir biçimde gösterir. Kurgu içerisindeki tehdit, korku, tekinsizlik veya dehşet izleyicide heyecan uyandırır. Heyecanı ortaya çıkaran durumlarla bağlantılı olan tedirgin edici imge izleyiciyi hızlı bir şekilde etkisi altına alır. Zihnin tuhaf, normal olmayan, sıra dışı olarak kabul ettiği imgeler kişiye aktif bir görme deneyimi yaşatır. Tedirgin edici imge bu açıdan bakışı kendine çeker ve izleyici üzerinde bir iktidar kurar. Bu tez çalışması kapsamında tedirgin edici imgenin, yarattığı etkiler vasıtasıyla izleyici üzerinde kurduğu iktidar durumuna değinerek bu imgenin sanat açısından anlamını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda imge - iktidar ilişkisi, yücelik, tekinsizlik ve korku kavramlarına değinilmiş ardından tedirgin edici imgenin etkisini oluşturan unsurlar; korku-dehşet, tiksinti, rüya-uydurma-hayal-gerçeküstü, mit-mitoloji, gerçeğin kendisi-gerçeğin çarpıtılması ve yıkım başlıkları çerçevesinde sanat tarihinden örneklerle incelenmiştir.
Antroposen çağda plastik atıklarla imge arayışları
Antroposen dünya üzerindeki insan faaliyetlerinin tümünü içinde barındıran, Türkçeye "İnsan Çağı" olarak çevrilen bir kavramdır. Antroposen Çağ insan eliyle yaratılmış sorunları, etki ve tepkileri kapsayan şemsiye bir kavramdır. Bunlardan bazıları; kontrolsüz nüfus artışı, hızlı ve çarpık kentleşme sonucu doğanın yeniden şekillendirilmesi, ormansızlaşma, tatlı su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı, bazı bitki ve hayvan türlerinin yok olma noktasına gelmesi, madencilikle beraber yer kabuğunun ya da okyanus tabanının muhtemel depremlere sebep olacak ölçüde oyulmasıdır. Dünyanın maruz kaldığı bu problemler insan eliyle yaratılmıştır ve bu nedenle bu çağa İnsan Çağı denmiştir. Bu tez, bozulan ekolojik dengenin toplum için önemine, sanatçıların çevreci yaklaşımlarına, Antroposen Çağı başlığı altında diğer disiplinlerle iş birliği içinde paralel ilerleyişine dikkat çeker. Çevre sorunlarına karşı duyarlı olan sanatçılar, yaptıkları eserler ile ekolojik bilinç oluşturma çabası içine girmişlerdir. Sanatçıların diğer disiplinlerle iş birliği içinde oluşu; toplum, doğa ve sanat arasındaki bağı güçlendireceği inancını doğurmuştur.
Sanatta nesne manipülasyonu ve dilsel etkileşimler
Bu çalışma modern ve çağdaş sanatta dil ve nesnenin sanat eseri üretimindeki etkileşimine odaklanmıştır. Sanat raporunun yazımında, sanatçı/yazarla ortak problematikleri olan Joseph Kosuth'ın Bağlam/Metin ve Metin/Bağlam işlerinden esinlenerek, rapor iki bölüme ayrılmıştır; bağlam başlıklı birinci bölümde 20.yy'dan sonraki süreçte dil ve nesnenin (ve sonrasında gündelik olanın) plastik sanatlarda modifiye edilmeden kullanılmasının amacı, tarihsel süreci ve uğradığı değişimler sanatsal örnekler verilerek özetlenmiştir. İkinci bölümde sanatçı/yazarın eserleri ve ilham kaynaklarına yer verilmiştir. Birinci bölümün objektif ve teorik yaklaşımına karşın, ikinci bölüm daha kişisel ve öznel bir bakışla inşa edilip örneklendirilmiştir ve ikisinin bir araya gelmesiyle bu rapor sanatçı/yazarın üretimindeki zihinsel yolculuğunun bir haritası olarak sunulmaktadır. Modern sanattın 20. yüzyıl boyunca yolculuğunu hazır nesnenin sanatta kullanımı odağından incelerken, Dada, sürrealizm, Bauhaus, Pop Art ve Kavramsal sanat akımlarındaki örnekler ve bu örneklerin üretim süreçlerindeki sorunsallar ve niyetler üzerine durduktan sonra, sanatçının günümüzün sosyo-politik ve felsefi meselelerinden etkilenerek yarattığı hazır nesneye dayanan işler, geçmişteki benzer örnekleriyle beraber sunulmuştur ve benzer işler arasında (büyük oranda) tarihsel bağlamın değişimiyle ortaya çıkan anlam farklılığı tarihi bir yaklaşımla, politik ve teorik sorunsalların değişim süreçlerinin anlatımı üzerinden açıklanmıştır. Sanatçının genel meselesi sanat üretiminde hazır nesne kullanımı ve nesne ve dil ilişkisi olmasıyla beraber, eserlerde çağdaş insanın varoluşsal ızdırabı, yersizlik, aidiyet ve göç, bireyin varolma sürecinde devletle olan ilişkisi ve sosyal bağlamda inşa edilmiş anlamın sorgulanması, muzip bir tavırla vurgulanmıştır.
Sanal ortamda mekan ve figür çözümlemeleri
Sanat, bilim ve teknoloji arasındaki ilişki modernizm ve endüstrileşme dalgasıyla yakınlaşmıştır. Modernizm, tüm dünyayı saran bir bireyselleşme iklimi ortaya çıkarmış, teknolojik yeni buluşlar ortaya koyma ve patentini alma gibi olanakların önünü açmıştır. Bu gelişmelerden sanatçılarda etkilenmiştir. Sanatçılar 1960'lı yıllardan sonra, güzel sanatlar disiplini dışındaki disiplinler ile interdisipliner çalışmalar yapmaya başlamıştır. Son 20 yılda hızla gelişen teknoloji, sanal gerçeklik alanında büyük ilerlemeler kaydedilmesine olanak tanımıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalar Sanal Gerçeklik (Virtual Reality) başlığı altında toplanmıştır. Sanal gerçeklik, sanatçılar için oldukça heyecan verici yeni olanaklar sunmaktadır. Oyun motorları, 3D modelleme ve animasyon programları sayesinde bu olanaklar her geçen gün daha da heyecan verici bir hale gelmektedir. Olanaklarının anlaşılması ve sanal gerçeklik teriminin tanımının iyi bir şekilde yapılması, ortaya konan yeniliğin tarihsel geçmişi ile değerlendirilmesi ile mümkün olacağı düşünülmektedir. Bu bilgiler çerçevesinde, tez raporu kapsamında yapılan çalışmalar bir zemine oturtularak, Vr mekanda yapılan sanat eseri çalışmalarının teknik ve düşünsel gerekçeleri ifade edilmeye çalışılacaktır.
Türkiye'de okutulan görsel sanatlar ders kazanımlarının zihin engelli öğrencilere uygunluğuna yönelik öğretmen görüşleri
Araştırmada, Türkiye'de okutulan görsel sanatlar dersinin ders kazanımlarının görsel sanatlar ve özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine göre zihin engelli öğrencilere uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini zihin engelli öğrencilerin okuduğu okullardan 11 ilden 16 okul ve bu okullarda eğitim veren 15 görsel sanatlar ve 27 özel eğitim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; öğretmenlerin algı puanlarının görsel sanatlar ya da özel eğitim alanında olma durumuna ve bay ya da bayan olma durumlarına göre, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla t-testi kullanılmıştır. Araştırmada; 1. Görsel sanatlar dersinin temelini oluşturan ve tüm görsel sanatlar eğitimin üzerinden şekillendiği, mevcut görsel sanatlar ders kazanımlarını,öğretmen görüşlerine göre, eğitim açısında kabul edilebilir öğrenci sayısı ya da oranı tarafından kazanılamadığı; bu nedenle de zihin engelli öğrencilere uygun olmadığı sonucu çıkmaktadır, 2. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri görsel sanatlar ya da özel eğitim sınıf öğretmeni branşında olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, 3. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri kadın ya da erkek olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; araştırma sonunda, ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar, Zihinsel Engel, Sanat Eğitimi,
Sanat yapıtının farklı mekanlarda anlam problematiği
Tarih boyunca, sanat ve mekan arasındaki ilişki sürekli değişim gösterir. Nadire kabineleri, değerli nesnelerin biriktirilip gösterildiği mekansal düzenlemelerin ilk örnekleridir. Tarihsel aşamalar boyunca gelişen ve büyüyen kabineler, müzelere dönüşmeye başlar. Kabinelerdeki akıldışı ve hayal gücüyle oluşturulan düzen, müzelerde yerini akılcı, bilimsel ve tarihsel disiplinlere bırakır.Nesnelerin teşhir edildikleri mekanlarla olan bağları, tarihsel süreci kapsayan gelişmelere paralel olarak,değişim göstermiştir. Sosyo-ekonomik ve kültürel politikaların kuşattığı sistemin etkisi sonucu dönüşen sanat,daima özgürlük arayışı içinde olmuştur. Sanatçıysa, yeni anlatım biçimleri ve deneyimlerle, sistemin yönlendiriciliği ve tahakkümleri karşısında yer almaktadır.
Güzel sanatlar alanında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin yaratıcılıklarının psikopatolojileri ve kişilik özellikleri üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, Güzel Sanatlar alanında öğrenim gören bir grup gönüllü üniversite öğrencisinin; yaratıcılıklarının psikopatoloji ve kişilik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular SPSS Windows 22.0 programıyla analiz edilmiştir. T test, Anova testi ve Ki Kare testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında değişkenler arasındaki ilişki farklılıklarını belirlemek için tamamlayıcı olarak Post Hoc Tukey testi, sürekli değişkenler ile arasındaki ilişki Pearson Korelasyon ve Regresyon analizi uygulanarak incelenmiştir. Araştırmaya 2015-2016 ve 2016-2017 eğitim öğretim yıllarından Işık Üniversitesi'nin ve Pamukkale Üniversitesi'nin Güzel Sanatlar fakültelerinin 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 200 gönüllü öğrenci katılmıştır. Uygulama, araştırmacı tarafından geliştirilen, ''Sosyodemografik Bilgi Formu'', psikopatolojik değerlendirme için, "Kısa Semptom Envanteri"; yaratıcılık düzeylerini belirlemek için ''Raudsepp Ne Kadar Yaratıcısınız Ölçeği'', kişilik özelliklerini belirlemek için ise ''On Maddelik Kişilik Ölçeği'' yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizinde yaratıcılık ile anksiyete, depresyon, olumsuz benlik, somatizasyon ve hostilite arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuşken, yapılan regresyon analizinde ise yaratıcılık ile depresyon, anksiyete ve somatizasyon arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Yapılan analizde yaratıcılık ile deneyime açıklık arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuşken, yaratıcılık ile duygusal dengelilik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan Anova ve ki kare analizlerinin sonucunda yaratıcılık ile sosyo demografik değişkenlerin alt boyutlarından, yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği şehir, anne-baba eğitim düzeyi, ekonomik düzey, ailenin sanatsal eğilimi, eğitim alanları, alan dışı ilgilenilen başka sanatsal alanlar, görsel ve yazılı yayın takibi arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Yaratıcılık ve sosyo demografik değişkenlerin regresyon analizinde, baba-anne eğitiminin, ailenin sanatsal eğiliminin ve eğitim alanının yaratıcılığı yordadığı, yaratıcılık ile psikopatolojik boyutlar, kişilik özellikleri ve sosyo demografik değişkenler üzerine yapılan regresyon analizinde ise baba-anne eğitiminin, eğitim alanının ve görsel ve yazılı yayın takibinin yaratıcılığı yordadığı saptanmıştır.
21. Yüzyılda elektronik sanat ve yeni yönelimler
İnsan düşüncesi ve yaşam biçimleri sürekli olarak değişmektedir . İnsanlık tarihi boyunca akıl yoluyla gelişen bilim teknolojiyi doğurmuştur. 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren elektronik teknolojisi ve dijital teknolojik yapılarla karşılaşan insan, yeni teknolojiyi sanat pratiklerinde deneyimleyerek kendine yeni bir yol aramıştır. Teknolojinin toplumu etkileme gücüne karşın sanatın özgün niteliği ve sanatçıların hayal edebilme, sezgisellik, dönüştürme ve kurgulama güçleri bu etkileri kendine has bir şekilde değerlendirmiş ve ait olduğu çağın olanaklarını kullanarak biçimlendirmiştir. 21.yüzyılla birlikte her alana nüfuz eden elektronik, bilgisayar ve dijital teknolojiler sebebi ile sanat ve sanatçılar teknolojiyle daha yakın ilişki kurmaya yönelmişlerdir. Sanatın üretim biçimi, sanat pratikleri ve sanatçı kimliği dijital teknolojilerdeki gelişmelerden ve kurgulanmakta olan yeni yapılanmadan etkilenmektedir. İnsanın özgür aklı ve hayal gücü ile geliştirilen sanatın elektronik teknolojisi ile birlikte geçirdiği dönüşüm incelenerek, giderek teknolojiye bağımlı olmaya başladığı düşünülen sanatın ve sanatçının aslında teknolojiyi sadece bir araç olarak kullandığı gerçeği ile karşılaşılmaktadır. Sanatçı ve sanatçının ortaya koyacağı sanat pratikleri aklın ve hayal gücünün özgür kurgularıdır. 21.yüzyılda elektronik teknolojisi temelli elektronik sanatın her alanda öncü rol oynayacağı öngörülmektedir. Teknoloji giderek daha baskın bir ortam yaratsa bile sanatın ve sanatçının özündeki yaratıcılık, duyarlılık ve hayal gücü her türlü yenilenmeyi sanatta kullanarak farklı sanat biçimlerine dönüştürmeye devam edecektir.
Küreselleşme sürecinde sanatta ötekilik
Bu çalışma, Güncel Sanat pratiğindeki yeni yönelimlere dikkat çekmek ve küreselleşme sürecinde gündeme gelen bir dizi sorunu, kültürel, kimliksel ve politik etkenler ekseninde irdeleyerek, Batı dışındaki dünyanın sanat alanında temsil bulma/görünür olma biçimlerine odaklanacaktır. Bu süreçte beliren alternatif varoluş biçimleri/tarzları ve temsiliyet modelleri üzerinde durulacaktır. Batılı ölçeklerde çalışan ve benzer formatlarda işleyen yapılara karşı ne tür alternatif yollar mevcut ya da nasıl bir karşı koyuş alanı oluşturulmaya çalışılıyor sorusu ise Doğulu, Orta Doğulu vb. sanatçıların küresel sisteme nasıl entegre olduğu ya da kendi kendini nasıl oryantalize ettiği meselesi üzerinden tartışılacaktır. Bu şekilde, küresel ekonomi ve kültür alanının çalışma tarzı da inceleneceğinden dolayı bir çözümleme sunmak da mümkün olabilecektir. Bu önermenin sunulabilmesi için belirli kavramların irdelenmesi ve bazı dönemlerin mercek altına alınması bir gerekliliktir. Bu doğrultuda belirli bir çerçeveyi oluşturup günümüze kadar gelen süreci ve bundan sonrasını yansıtabilmeyi başarabilmek için Post-kolonyalizm, Batıcılık ve Self-Orientalism, Post-fordizm gibi kavramlar üzerine odaklanılacaktır. Bu kapsamda, Küreselleşme-Küyerelleşme (Globalisation–Glocalisation) sürecindeki temsiliyet sorununa yönelerek, Batı dışındaki coğrafyalarda üreten ya da batıda eğitim alarak kendilerini uluslararası sanat pazarında görünür kılma çabası güden sanatçıların yaklaşımlarının hangi açılardan irdelenebileceği üzerinde durulacaktır. Bu sayede küreselleşmenin doğurduğu günümüz sanat politikalarına ilişkin sonuçlara; eleştirel, uzlaşımsal, müzakereci stratejiler üzerinden odaklanabilmek mümkün olacaktır.
Türk çağdaş sanatında sürdürülebilirlik temelinde atığın nesnel dönüşümü
Tüketimin zenginliğinin artan kirlilikle birlikte ilerlediği dünyamızda, dönüşüm ve yeniden kazanım bilinciyle üretim yapmak sanatın geniş bir alanını oluşturmaktadır. Atığın yaşamımızdaki yeri ve önemi tepkisel yaklaşımların aksine sanat alanında anlatımcı tavırla yerini almıştır. Hızlı ve zengin tüketim sonrası ortada kalanları sanat malzemesi olarak kullanmak, çağdaş toplumları çözümlemede farklı parametrelerin olanağını da vermektedir. Tüketim bilincinin hızlı, konforlu, değerli nitelikleriyle örtüşmeyen çöpün, aslında yaşamı kolaylaştıran nesnenin, toplum bilincinde yeniden inşasının olanağı olarak atık malzeme aracılığıyla estetik nitelikte görünürlülüğü, sanatın her yerde ulaşılabilirliliğine olanak sağlamıştır. Kamusal alanda sanatın ulaşılabilirliği, faydacı niteliğiyle sanatın sorunlara duyarlılık noktasında çözüm getirebildiğine dikkat çekmiştir. Sanat, her dönemde, her mekânda insan etkinliğinin en temel temsilcisi olarak evrenselliğini sorunların tespiti ve çözümleri noktasında gerçekleştirir. Birçok çevre sorunu küresel ölçekli sistemi temel alarak sürdürülebilir atık ve malzeme yönetiminde geri dönüştürülebilirliği teşvik için çalışmaktadır. İnsan kaynaklı atık sorunu bütün canlıları ve gezegeni ilgilendiren bir durumdadır. Atık ve çöpün estetik bir bakış açısıyla sunulması, büyük ölçekli sorunu toplum düzeyinde bilinçlenme ve farkındalık noktasında destekler konumdadır. Bu tez çalışmasında, tüketilen nesnenin atık nesne olarak yaşamımızda yer edinmesi, farklı alanlarda değerlendirilme olasılığının sanatla sağlanabilmesi sorunsalı konu edilmiştir. Atık nesnenin sanat eseri üretimiyle estetik bir nitelik kazanması ve ileri dönüşüm teknikleriyle atığın kirlilik oranlarının en aza indirilebilmesi, sürdürülebilirliğin atık nesne aracılığıyla sanat eserinde yaşatılması ele alınmıştır. Çalışmada, sanatçıların atık malzeme kullanımı tarihsel süreçleriyle birlikte irdelenmiştir; günümüz sanatçılarıyla yapılan röportajlarla atık malzemenin yaratım, duyarlılık, ekonomik ve fiziki kullanım sebepleri sorgulanmıştır. Atık nesnenin dönüşümü ile tüketim nesnesinin metamorfozu hem çalışmanın ilk bölümünde hem de sanatçı röportajlarında incelenmiştir. Tüketim nesnesinin, atık, çöp nesnesi olarak sanat çalışmalarında iletişime geçebildiğimiz yakından kavranılacak, değerlendirilecek bir şey olduğu seçilmiş sanatçı görselleriyle de sunulmuştur.
Art Nouveau bağlamında exlibris sanatı
Bu tezde öncelikle exlibris ve Art Nouveau'nun tarihsel sürecinin anlatılmasının yanı sıra özellikle Art Nouveau döneminde ortaya çıkan exlibrisler incelenmiş ve örneklerine yer verilmiştir. Art Nouveau, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın sonları arasında tüm Avrupa ve Birleşik Devletlerde büyük ün kazanan dekoratif bir üsluptur. En belirgin özellikleri zarif, dalgalı çizgiler, bitki motifleri, hayvan ve kadın figürlerinin kullanılmış olmasıdır. Bu dönemde eserlerde anlatılan konudan çok göze hoş görünmesi esas alınmıştır. Exlibris, kitabın sahibini tanıtan, kitabın iç kısmına damgalanan ve kişiye özel tasarlanan özgün tasarımlardır. Tarihte en eski exlibrisin M.Ö. 1400 yıllarından Mısır Kralı III. Amenhotep'e (Firavun III. Amenhophis) ait olduğu bilinmektedir. Exlibris Art Nouveau döneminde yani 19. yüzyılda altın çağını yaşamıştır. Bu dönemde resimli exlibrisler ortaya çıkmış ve yine aynı dönemde kitaba yapıştırılma işlevinin dışında, biriktirme objesi olarak da algılanmaya başlanmıştır. Exlibris koleksiyonculuğuna olan ilgi artmıştır. Exlibrisle ilgilenenler topluluklar kurulmuş ve dergiler yayınlanmaya başlamıştır.
Güzel Sanatlar liselerinde Türk Sanat Müziği koro dersinin yeri ve önemi
Güzel Sanatlar Liselerinde okuyan öğrencilerin, Türk Sanat Müziği Teori Uygulama ile Türk Sanat Müziği Koro dersinin paralel olarak dört yıl boyunca devam ettirilmesi sonucunda ortaöğrenimden sonra eğitimine devam edeceği yükseköğrenim kurumunda da eğitimini, repertuvar ve teori derslerini daha üst seviyeye çıkarması düşünülerek bu çalışma hazırlanmıştır. Buna göre Türk Sanat Müziği repertuvar ve teori geliştirmenin sürekliliğinin olması adına Güzel Sanatlar Liselerindeki Türk Sanat Müziği Koro dersinin hem makamsal hem de makamların uygulamasında büyük rolü olan eserlerin seslendirilmesi, Güzel Sanatlar Liselerinde dört yıl boyunca Türk Sanat Müziği Teori Uygulama dersi ile Türk Sanat Müziği Koro dersinin paralel olarak işlenmesi gerektiği bir gerçektir. Koro ve koroda ses eğitiminin yeri, önemi ve işlevi böylesine geniş iken, ülkemizde özellikle Türk Müziği, Türk Sanat Müziği eğitimi veren Güzel Sanatlar Liselerinde farklı uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Bunun için ders müfredat programları incelenmiş, öğretmen- öğrenci fikirleri alınmıştır. Görüşme apılarak dersin işlenişinin sürekliliğinin devam ettirilmesine ait bilgilere ulaşılmıştır. Günümüzde Türk Müziğinin iki ana kolundan biri olan Türk Sanat Müziği eğitiminin verildiği en önemli kurumlardan biri olan Güzel Sanatlar Liselerinde koro eğitiminin günümüz teknikleri kullanılarak en doğru şekilde verilmesi kültür-millet ilişkisi göz önüne alındığında hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bu çalışma bir yüksek lisans tez konusu olması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.
Kuzey Irak Güzel Sanatlar Enstitüsü öğrencilerinin profil özellikleri: Duhok örneği
Profil; bir kitlenin özelliklerini ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireylerin olumlu ve olumsuz özelliklerinin tespit edilmesi, özelliklerin geliştirilmesi, mevcut özelliklere göre bir takım güncellemelerin yapılabilir olması için bireylerin profil özelliklerinin ortaya çıkartılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan öğrencilerin profil özellikleri ortaya çıkartılmıştır. Araştırma betimsel bir çalışma olup, Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan bütün öğrencilere anket uygulanmış, ankette öğrencilerin demografik, ekonomik ve kültürel özellikleriyle ilgili sorular sorulmuştur. Tespit edilen bulgular neticesinde, araştırma sonucunda önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; Duhok Güzel Sanatlar Enstitüsünde okuyan öğrencilerin kültürel faaliyetlere katılımlarının yetersiz olduğu, ekonomik açıdan ortalama düzeyle oldukları, Duhok bölgesinde okulun tanıtımının yetersiz olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Profil, Duhok, Güzel Sanatlar Enstitüsü
Çağdaş seramik sanatında Möbius şeridi ve özgün uygulamalar
Matematik ve sanat her ne kadar birbirinden farklı olarak bilinse de yüzyıllar boyunca matematik, sanatı ve sanatçıları etkilemiştir. İlerleyen zamanla matematiğin bütün dalları daha genel ve soyut bir bilim dalı haline gelmiş olup "Zaman" kavramı uzayın 4. boyutu olarak ele alınmaya başlamıştır. Möbius Şeridi'nden bahsetmeden önce, yeni bir bilim dalı olarak karşımıza çıkan, Uzay'ın 4. boyutu olan uzaklık ve ölçü kavramından da bahsetmemiz gerekmektedir. Topoloji bir bakıma köşeleri olmayan şekillerin geometrisidir. Möbius Şeridi; tek yüzlü, süreklilik gösteren, devingen bir formdur. Möbius şeridi sadece matematikçilerin değil aynı zamanda bilim, fen, edebiyat ve sanat alanlarının da ilgisini çekmiştir. Bu doğrultuda iki ayrı disiplin olan Möbius Şeridi ve Seramik Sanatı arasındaki ilişkinin aktarılması amaçlanmıştır. Möbius şeridi ilk olarak Seramik Sanatına M.Ö 600-640 yıllarında Oryantalizan Döneminde yapılmış olunan Orta Yaban Keçisi Uslub'unda oinokhoe, stomnosu formaların da solgun ve kremsi astarlar üzerine geometrik bezemeler ile yapılmıştır.* Vazo ressamları boşluk bırakmama korkusu nedeni ile hayvan figürleri arasında kalan kısımlara bitkisel motifler ve soyut geometrik motifler ile doldurmuştur. Kullanılan bazı soyut geometrik şekillerin isimleri bilinmemesiyle beraber tam olarak Möbius şerididir. Bu tez çalışmasında, Möbius Şeridi tanımı, tarihçesi ve uygulama alanları incelenmiş olup sadece matematiksel olarak değil aynı zamanda plastik sanatlar dalları arasındaki yeri ve önemi de araştırılmıştır. Seramik sanatı içerisinde Möbius Şeridi'nin değerlendirilmesi yapılmıştır. Möbius şeridinin formdan önce bir bezeme örneği olduğuna yer verilmiştir. Möbius Şeridi'nin Seramik Sanatı üzerindeki etkisi ve konumu incelenir iken seramik sanatçılarından da örnekler verilmiştir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda kişisel uygulamalar yapılmıştır.