Fine arts

Bu konu başlığı altında 145 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gerçekçilik döneminin özelliklerine göre çocuk resminin biliçlendirme öncesi ve bilinçlendirme sonrası değerlendirilmesi

İnsanın yaratıcı güçlerinin ortaya çıkarılmasında sanat eğitiminin önemi büyüktür. Resim-İş Eğitimi, genel eğitimin bütünü içerisinde düşünülmekle beraber kendine özgü eğitim yasaları ve yöntemleri olan bir alandır. Çocuklar bu derste algılama, düşünme ve bedensel eylemlerinde katıldığı süreç içerisinde kendilerini ifade ederler. Bu nedenle Resim-İş eğitimi sadece boş zamanların iyi değerlendirilmesi gibi süsleyici bir işlevi olan etkinlik değildir. Gerçekleştirdiği endüstrileşme ile teknolojinin yarattığı yeni hayat biçiminin tutsağı olmak tehlikesi ile karşı karşıya olan çağımız insanı, gittikçe duyarlılığını yitirme endişesi içindedir. Bu nedenle çağımızı sadece araç-gereç dünyası olmaktan kurtarmalı ve sanatla zenginleştirerek eğitimin temel amaçlarından biri olması için çaba gösterilmelidir. Resim-İş dersleri sadece sanat eğitimi vermekle kalmaz, öğrencilerin tüm gelişimlerine (kişilik, ruhsal, bedensel vb.) yardımcı olur. Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüğe kavuşurlar ve dolayısıyla toplumsal bütünlük sağlanmış olur. Bu neden ile sanat eğitiminde yapılan yöntem hataları kişilerin, dolayısıyla toplumun geleceğinden geri dönülmez sonuçlar doğurur. – Her çocuğun farklı algı, bilgi, sezgi, duygu dünyası ve geçmiş hayat tecrübesine sahip olduğu ve uygulamalarda bireysel farklılıkların gözönünde bulundurulduğu, – Öğrencinin kendini ifade edebilmede estetik değerlerden yararlanma yeteneğini kazandırarak çalışma yapılmıştır. Çizgi, biçim, doku, leke, yapı, mekan, renk gibi görsel sanat öğeleri ile denge, vurgu, ahenk, değişiklik, hareket, ritimi dereceleme, oran-orantı gibi sanatsal düzenleme ilkelerinin, seçilen etkinlik, önerilen yöntem ve teknikler eşliğinde, duyuşsal ve devinimsel kazanımlara yönelik uygulamalar içinde sezdirildiği, hissettirildiği, geliştirildiği ve pekiştirildiği bir öğrenme alanı alanı olduğu bilinciyle çocukların çalışmaları uygulanmış ve tamamlanmıştır. Çalışmalarda iyi-kötü kıstası aranmamıştır.

BilinçBilinçlendirmeGüzel sanatlar+5
Aynur İşler
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

2005 yılı ve sonrasında kurulan resim bölümlerinde eğitim-öğretim sürecine ilişkin öğretim elemanı ve öğrenci görüşleri

Güzel Sanatlar Fakülteleri ülkemiz sanatının gelişimini sağlayan yükseköğretim kurumlarıdır. Bu kurumlarda yaşanacak her türlü gelişme ülkemiz sanatının gelişimine yansıyacaktır. Güzel Sanatlar Fakülteleri Resim Bölümlerinin olumlu yönde gelişim göstermesi ise bölümlerde yapılacak araştırmalarla gerçekleşir. Bu araştırmanın amacı, 2005 yılı ve sonrasında kurulan Resim Bölümlerindeki eğitim-öğretim sürecine ilişkin bölüm başkanları, öğretim elemanları ve öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntemden yararlanılmıştır. Bu bağlamda; geliştirilen veri toplama aracı örneklemde yer alan 22 öğretim elemanı ve 192 öğrenci ile uygulanmış, 5 bölüm başkanı ile de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile frekans (f) ve yüzdelik dağılımları (%) göz önüne alınarak, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulguların değerlendirilmesi sonucu, Resim Bölümlerinin eğitim-öğretim sürecinde ve fiziki koşullarında çeşitli eksikliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat Eğitimi, Resim Bölümü, Eğitim-Öğretim Süreci, Fiziki Koşullar

Güzel sanatlarGüzel sanatlar fakülteleriResim eğitimi+3
Evrim Çağlayan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar eğitiminde kinetik tipografi öğretimine yönelik eylem araştırması

Görsel iletişim konusu olan tipografinin, güncel tasarım ortamlarından video üzerinde, zaman içerisinde görüntüsü değişecek biçimde tasarlanmasıyla kinetik tipografi oluşmaktadır. Belirli bir süre öncesine kadar hareketli her yazıya kinetik tipografi tanımı yapılmıştır. Ancak yıllar içinde kinetik tipografi, bu tanımın ötesinde çeşitli nitelikleri gelişen teknolojiler aracılığıyla kapsamına almıştır. Bu kapsamın öğretiminin, öğrencilerin yeni medyayı tanıması adına önemli olduğu saptanmıştır. Bu araştırmada, öğrencilerinin kinetik tipografi uygulaması gerçekleştirmeleri, alana ilişkin bilgi ve deneyim kazanmaları ve bu sürecin ifade biçimlerine olan etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırma uygulaması, 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Programı'nda eğitim gören 3. Sınıf Grafik Tasarım anasanat öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 23 Şubat-22 Mart 2016 tarihleri arasındaki 4 haftalık süreçte uygulanmıştır. Çalışma 16 öğrenci ile yapılmış ve 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Belirlenen 6 odak öğrenciyle uygulama sonunda yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma modeli olan eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, öğrenci bilgi formu, ders video kayıtları, doküman incelemesi, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve sosyal medya yazışmaları aracılığıyla elde edilmiş ve tematik analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasında gösterdikleri yaklaşımlardaki değişimler, kazandıkları bilgi ve deneyim, uygulama süreci ile birlikte yaşanan sıkıntılar ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tipografi, Kinetik tipografi, Sanat eğitimi, Eylem araştırması

Eylem araştırmasıEğitimEğitim+5
Nafiz Dinçer
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Olay yerinin belgelendirilmesinde adli sanat uygulamaları (Dostoyevskı'nin Suç Ve Ceza romanı örneği)

Adli olayların çözümünde en önemli unsur, olayın meydana geldiği mekândan yola çıkarak elde edilecek ve olayı temsil edecek maddi delillerdir. Dolayısıyla olay yerini inceleme, suç soruşturmalarındaki en önemli aşamadır ve soruşturmanın bütününe yön verecek niteliktedir. Olay yeri inceleme görevlilerinin, alanlarında uzmanlaşmış olmaları ve geliştirilmiş standartlar çerçevesinde görevlerini yerine getirmeleri gerekir. Multidisipliner olan adli bilimler içerisinde bir alt disiplin olarak görülen adli sanat, işlenmiş bir suç ile dolaylı ya da dolaysız yönden bağlantı kuran kişilerin hafızalarından faydalanılabilmesi için çeşitli teknikler ve malzemeler kullanarak, benzerliği tasvir etmeyi hedefleyen, yol gösterici iki veya üç boyutlu medyaların üretilmesi çalışmalarının tümüdür. Adli sanat çalışmaları yapan kişiler ise adli sanatçı olarak ifade edilir. Adli sanatçılar; kimliği belirsiz kişilerin ve suç şüphelilerinin resimlenmesi, şüpheli ve kayıp kişilerin farklı yaşlardaki tahmini görüntülerinin oluşturulması, kafataslarının yeniden yüzlendirilmesi, mahkemeler için grafik ve diyagramlar hazırlama, olay yerinin fotoğraflanması, kroki ve planların çizilmesi gibi adli olayların çözümüne katkı sunan işleri yaparlar. Resimlendirme ve çizimler elle yahut bilgisayar ortamında iki boyutlu ve üç boyutlu olarak yapılabilir. Bu çalışmada, olay yeri tespit ve belgeleme metotları kapsamında bir adli sanatçı tarafından yapılabilecek işlemler ayrıntılı bir biçimde anlatılarak, adli sanat eğitiminde olması gerekenler açıklanmıştır. Romandaki betimlemelerin oldukça açık, detaylı ve görsel olarak doyurucu olması sebebiyle adli sanat uygulamalarının örnekleri için de Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza" romanı seçilmiştir. Adli sanatın iki boyutlu uygulama örneklerine yer verilerek, güzel sanatlar alanındaki uzmanların adli sanat alanına sağlayacağı katkılar örneklerle ifade edilmiştir. Yurt dışındaki üniversitelerin adli sanat alanındaki müfredatları incelenerek, Türkiye'de yapılabilecek araştırma ve çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: "Olay Yeri İnceleme Metotları", "Adli Sanat", "Yeniden Canlandırma", "Adli Sanat Eğitimi", "Adli Bilimler" Bilim Kodu: 20101

Bileşik sanatlarFiziksel kanıtlarGrafik sanatlar+3
Ozan Karabaş
Hitit University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükseköğretim kurumuna özel yetenek sınavı ile giren öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının incelenmesi

Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumuna özel yetenek sınavı ile giren öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 ve 2019-2020 eğitim öğretim yılları için Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Türk Musikisi ve Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar fakültesine özel yetenek sınavı ile yerleşen öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu rastgele yöntemle seçilen 408 (240 erkek, 168 Kadın) öğrenci oluşturmaktadır (Spor Bilimleri 180, Konservatuar 100, Güzel Sanatlar 128). Çalışmada veri toplamak amacıyla, Gardner (1993) tarafından geliştirilen ve Saban (2001) tarafından Türkçeye çevrilen "Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde toplanan verilerin, istatistiki çözümlemeleri için SPSS 20.0 (Statistical Packet for the Social Science) paket programı kullanılmıştır. Öğrenciler hakkındaki genel bilgilerin değerlendirmesinde frekans (f) ve yüzde (%), ortalama (X) ve standart sapma (Ss) değerleri hesaplanmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda independent sample t testi ve One Way Anova testleri, yaş grupları ile zekâ türleri arasındaki ilişkiler için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır ve anlamlılık düzeyi p= 0.05 kabul edilmiştir. Araştırmamızın sonucuna göre Yükseköğretimi özel yetenek sınavı ile kazanan öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, gelir durumu değişkenlerine göre farklı zekâ alanlarına sahip olduğu ve bu zekâ alanlarının farklı düzeyde geliştiği görülmüştür. Bu zekâ alanlarının sosyal, çevresel, ekonomik vb. durumlardan etkilendiği düşünülmektedir. Çoklu zekâ teorisini sadece bir zekâ teorisi olarak değil, eğitim ve öğretim felsefesi olarak değerlendirmek gereklidir. Bireylerin öğrenme ortamındaki rolü açısından kendi zekâ alanlarının farkında olmaları da önemlidir. Özel yetenek sınavı yapan bölümler örneğin; spor bilimleri fakültesi sadece bedensel zekâ alanına göre değil içerisinde bireylerin diğer zekâ alanlarını da kapsayan özel yetenek sınavları uygulamaları getirilebilir. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Güzel Sanatlar, Konservatuar, Spor Bilimleri, Çoklu Zekâ

Güzel sanatlarKonservatuvarSpor+5
Mehmet Ali Can Uyduran
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 küresel salgın sürecinde Türkiye'de yapılan müzik özel yetenek sınavlarının incelenmesi

Tüm dünyada yayılarak pandemi haline gelen Covid-19 küresel salgınından dolayı birçok sektörde olduğu gibi eğitim sektörü de etkilenmiş ve eğitim kurumlarının büyük çoğunluğu eğitim-öğretimdeki uygulama ve içeriklerinde bir takım değişikliğe gitmişlerdir. Bu araştırma, alınan tedbirler kapsamında Türkiye'deki mesleki müzik eğitimi veren üniversitelerdeki özel yetenek sınavlarının (ÖYS) uygulanış biçimleri ve içeriklerinde herhangi değişiklik olup olmadığını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Bu bağlamda 2019-2020 ile 2020-2021 öğretim yıllarında özel yetenek sınavı ile öğrenci alan fakülte ve konservatuvarların sınavları uygulama biçimleri, sınav içerikleri ve bu içeriklere verdikleri puan dağılımları tablolar üzerinden yorumlanmıştır. Özel yetenek sınavlarının yönerge ve kılavuzlarına birimlerin internet sayfaları üzerinden ulaşılmış, içeriklere ulaşılamadığı durumlarda ise birim yöneticileriyle telefon, çevrim içi ve mail yolu ile görüşülerek iletişime geçilmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırmadır. Veriler doküman analizi ve görüşme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Türkiye'de 2019 yılında mesleki müzik eğitimi veren üniversitelere bağlı 64 fakülte, 45 konservatuvarlar ve bunlara bağlı 163 bölüm ile 2020 yılında mesleki müzik eğitimi veren üniversitelere bağlı 67 fakülte, 45 konservatuvarlar ile bunlara bağlı 168 bölümün gerçekleştirdiği özel yetenek sınavları karşılaştırıldığında, 2019 yılında ÖYS'de yapılmayan sınavların 2020 yılında %9'luk bir oranla online yapıldığı, ancak buna rağmen yüz yüze yapılan sınavların %41 gibi yüksek bir oranda olduğu görülmüştür. Ayrıca kurumlar bünyesinde 2020 yılındaki ÖYS'de yapılan iki aşamalı sınavların %16'lık oranına karşılık, tek aşamalı sınavların %25'lik oranda olduğu ve müziksel ölçme kriterlerinden müziksel işitme, ezgi tekrarı, ritim tekrarı ve performans becerilerine ait soruların diğer başlıklardaki becerilere ait sorulardan daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid 19, Müzik, Konservatuvar, Güzel Sanatlar, Özel Yetenek Sınav

COVID 19Güzel sanatlarMüzik+5
Hamdi Hikmet Geçin
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel sanatlarda distopya ve hayvan

Bu çalışmada geçmişten günümüze hayvan yaşamı üzerine distopya incelemesi yapılmıştır. Ütopyaya karşıt bir düşünce olarak ortaya çıkan distopyanın tarihsel serüvenine dikkat çekilerek bu bağlamda edebi metinler incelenmiştir. Dünyayı paylaştığımız hayvanların yaşam koşullarının hangi durumlara göre ilerlediği üzerinde durulmuştur. İlk bölümde distopyanın ortaya çıkışını belirleyen ütopyanın doğuşu ve sanata olan etkileri incelenirken hayvanın ütopik konumuna dikkat çekilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise distopyanın doğuşu ve dünya üzerindeki konumunu incelerken çağdaş sanatta distopik hayvan konumu irdelenir. Araştırmanın üçüncü bölümü 1960 öncesi ve 1960 sonrası sanatçılar ve sanat eserlerindeki distopik hayvan üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise araştırmacının konuya ilişkin sanat çalışmaları eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Görsel sanatlar, ütopya, distopya, hayvan.

Anti ütopyaDistopyaGörsel sanatlar+7
Sibel Yavuz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Islamic heritage in the shadow theatre

The shadow theatre plays a major role in public life and for several centuries it occupies an aspect of the people's thought, as the public takes it as a way of entertainment and leisure. However, what was presented is a representation of real-life matters in a framework of criticism and irony; in addition, the performances were emptying of people's concerns, which bear various forms of hatred for their foreign rulers. Shadow plays paved the way for the Islamic audience to adopt the art of theatre, which came to the Arab and Islamic world through France, in its European form. Shadow play in the Islamic world included music and song as well as acting. These works were shared with a lyrical type, as music and songs play the main role, as in the plays of "The Spectrum of Fantasy", "Weird and Strange", and "The Lost Lover". These are the three initials of shadow theatre left by Muhammad Bin Daniel Al-Mawsili who was the author of the oldest shadow plays in Arabic. These pioneers are formed their final shape by him and continued until the beginning of the twentieth century. This research relies on the descriptive-analytical method to trace the emergence and development of the form of the shadow play with all its components through different ages. So that, because of its importance, it has been included in the UNESCO Heritage Organization. In this research, it is aimed to research the past and present heritage of this type of theatre for current and future generations and to contribute to its continuation.

Expression artTraditional Turkish artShadow play+7
Nooruldeen Al-marsoomı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

11-14 yaş arası çocuk resimlerine boya türlerinin etkisi

Bu araştırmada, ortaokul dönemini kapsayan 11-14 yaş arası çocukların görsel sanatlar dersinde kullandıkları boya türlerinin resimlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerine kuru boya, pastel boya, sulu boya ve guvaş boya ile resimler yaptırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme tekniği ile nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Adana'daki bir ortaokulun 11-14 yaş dönemini kapsayan 5., 6., 7. ve 8. sınıfa devam eden 100 çocuktan oluşmaktadır. Katılımcılardan söz konusu boya türlerinden her hafta biriyle iki balkabağından oluşan bir kompozisyonu resmetmeleri istenmiştir. Araştırma sonunda, görsel sanatlar dersi boyama çalışmalarına yönelik görüşme formu, gözlem formu ve değerlendirme ölçeğinden elde edilen verilerden, 12, 13 ve 14 yaş grubundaki çocukların büyük çoğunluğunun kuru boyayı tercih ettiği, 11 yaş grubu çocukların çoğunun guvaş boyayı tercih ettiği görülmüştür. Resimlerin değerlendirilmesi sonucunda en nitelikli bulunan çalışmalar 11 ve 12 yaş gruplarında sulu boya, 13 ve 14 yaş gruplarında guvaş boya ile yapılan resimler olmuştur. Çocuklara her türlü boya, erken yaşlarda gösterilip, söz konusu boyaların tümüyle çalışma olanağı sağlanmalıdır. Böylelikle uygulama sürecinde daha çok uğraşı gerektiren boya türleri hakkında da deneyim sahibi olacaklarından, resim yapma sürecinde bu boyaları tercih ederken daha bilinçli olacaklardır. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar dersi, çocuk resmi, boya türleri

BoyalarGörsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimi+6
Sinem Alpaslan Asiltürk
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatın zihinsel bir etkinlik olarak tanımlanabilmesinin koşullarını zihin felsefesi bağlamında anlamaya yönelik bir araştırma

Bu tez çalışması "sanat zihinsel bir etkinliktir; fakat bütün zihinsel etkinlikler sanat değildir; o halde hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" biçimindeki akıl yürütmeden türemektedir. "Hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" sorusu bizi doğrudan "zihinsel etkinlik" deyiminin nasıl tanımlanması gerektiği biçimindeki zihin felsefesi problemine götürmektedir; "zihinsel etkinlik" deyiminin nasıl tanımlandığına bağlı olarak, sanatın zihinsel bir etkinlik olarak tanımlanabilmesinin koşulları da değişmektedir. Şimdi "sanat zihinsel bir etkinliktir." önermesi, zihinsel durum ve süreçlerin deney ve gözlem olanaklarının ötesinde bir şeymiş gibi görünmesi dolayısıyla fizikselliğin ardında bir tür hakikate gönderme yapar. Öyle ki bu hakikatte "fiziksel olan" ile "fiziksel olmayan" arasındaki ayrım belirleyici olur; bu belirleyici koşul sanat etkinliğinin varlığına ilişkin sorgulamaları ortak biyolojik eğilimlerin söz konusu olduğu veya olabileceği bir düzlemden koparır. Fakat halk psikolojisi bu ontolojik kopuşun karşısında konumlanır ve sanatın gayri-maddi olduğu varsayılan muhtevasının kamusal düzeyde paylaşılabilmesinin bir imkanını yaratır. Halk psikolojisi kavramlarının nörofizyolojik göstergelere indirgendiği senaryoda ise sanat etkinliği yaşanması muhtemel bir ontolojik belirsizlikten kurtulmaktadır. Bu kurtuluşta baskın kodifikasyon, sanat etkinliğinin nörofizyolojik göstergeler üzerinden tanzim edilebileceği yönünde nörobilim tarafından gerçekleştirilir. Fakat bu devinimde nörofizyolojik göstergelerin sanat etkinliği olduğu varsayılan fenomenal durumlar ile ne ölçüde eşlenebileceğinin saptanamaması, epistemik düzeyde bir belirsizlik yaratmaktadır. Fenomenal durumların doğrudan değil, ancak dolaylı olarak okunabileceği kısıtlığı bu epistemik belirsizliğin temel nedenidir ve nihayetinde bu neden, sanat etkinliğinin fenomenal karakterinin erişimsizliği ile neticelenmektedir. Davranışçılık bu epistemik boşluğun doldurulmasına "bir düzey" yardımcı olur; "davranış pekiştirme öyküsü" ve "kültürel öğrenme süreçleri" gibi ölçekler sağduyunun aşıldığı durumlarda evrimsel biyoloji ile hizalı bir paradigma yaratılmasına imkân verir. Fakat davranışçı metodolojiye ait "kişi" referansı, güvenilir bir nihai bilgi şematize edilmesine öyle ki engeldir. Sonuç olarak karmaşık beyin aktivasyonlarının birlikteliğinden türeyen çok boyutlu fenomenal durumların içeriği ile bu durumların nörofizyolojik göstergesi arasındaki epistemik boşluk, "hangi zihinsel etkinlikler sanat olarak tanımlanabilir?" sorusuna bir yanıt üretmeyi güçleştirmektedir. Bu nedenle halk psikolojisi, mevcut bir nörobilimsel açıklamanın imkansızlığı dolayısıyla, "sanat zihinsel bir etkinliktir." önermesinin anlam inşasında ve bu anlamın kamusal düzeyde paylaşılmasında vazgeçilmez bir pragmatik kuram olma rolü üstlenmektedir.

Güzel sanatlarSanat felsefesiZihin felsefesi
Tayfun Akdemir
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Feminist sanat bağlamında famaj

18. yüzyıl sonrasında kadınlar, politikada, ekonomide, siyasette ve sanatta kısacası yaşamın tüm dinamiklerinde, kendilerini ve düşüncelerini görünür kılmak için, geçmiş yüzyıllara oranla daha fazla mücadeleye başlamışlardır. Bu mücadelede edinilen haklar 20. yüzyılda feministler tarafından yeterli görülmemiş ve haklarının yeterli olmadığına inanan feministler eşitliği sağlamak için, 1960'lardan itibaren önceki feminist hareketten daha radikal bir sürece girmişlerdir. Feminist sanat hareketi, kadınların sanatsal mecralarda eşitsiz şekilde temsil edilmesine ve kadınlara ilişkin üretilen erkek-egemen temsillere karşı ortaya çıkmıştır.1970'li yıllarda çeşitli sanat tarihçileri, sanatçılar ve sanat eleştirmenlerinin çabalarıyla kadın sanatçılar ve eserleri sanat kurumlarında yer almaya, sanat tarihinden dışlanan kadın sanatçılar görünür olmaya başlamıştır. 20. yüzyılda sanat üretimi klasik anlayışın ötesine geçmiş ve sanatın sınırları ortadan kalkmıştır. Klasik anlatım biçimlerinin yanında, sanatın dışında üretilen nesnelerin, sanat alanına taşınması, sanatta üretim sürecini çeşitlendirmiştir. Geleneksel anlatım yöntemlerinin yanı sıra biçimsel özelliklerinden ziyade kavram sorgulamalarının ağırlıklı olduğu üretim süreçleri kendisini görünür kılmıştır. Bu süreç kadınların sanatsal yaratımını da etkilemiştir. Üretim sürecindeki çeşitlilik ve sanat/hayat arasındaki sınırların muğlâklaşması ile kadınlar, geleneksel yapıda kadın işi olarak görülen famaj çalışmalarını, güncel bir dille yeniden ifade etme sürecine doğru yönelmişlerdir. Bu tez, sanat üretiminde kadın ürünleri ve emeğin performansını ele almayı ve incelemeyi amaçlayan "Feminist Sanat Bağlamında Famaj" başlığını taşımaktadır. Bununla birlikte tarih boyunca yaratıcı bağlamda kadın kimliğini, ev içi özel alanlardaki süsleme teknikleri vb. üretimlerini bir strateji olarak ele almayı da hedeflemektedir. Özellikle çağdaş sanattaki kolaj tekniği ile yapılan kadınlara ait bu üretimleri feminist bir yaklaşımla ele alarak kumaş kolajı "famaj" olarak sınıflandırmakta ve bu bağlamda üretilmiş eser ve sanatçıları örneklerle somutlaştırmaya çalışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Güncel Sanat, Feminist Sanat, Famaj, Kolaj.

Güzel sanatlar
Semra Bayram
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta çirkinlik bağlamında kadın bedeni

Çirkinlik, hem dişil hem de eril canlılar ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Çirkinlik genel olarak her kültürün kendi değer anlayışına göre belirlediği bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve felsefi, tıbbi, sosyolojik ve edebi literatürlerde daha çok kadına yöneltildiği görülmektedir. Önceki dönemlerde kadının aşağı türden bir varlık olarak benimsenmesi 20. yüzyıl da saygısızlık ve kabul edilemez bir durum olarak görülmüştür. Ancak çelişkili bir biçimde kadın, artık güzelliğiyle kıymetlendirilmese de kadın fiziği değer kazanmıştır. Fotoğrafın icadı, sinemanın doğuşu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi gibi birçok etmen kadın bedeninin sembolik bir unsur olmasını sağlamaktadır. Buna bağlı olarak, çirkinliğin doğası gereği biyolojik kökende kişilerde var olan özellik olmasının yanı sıra biyolojik olarak ötekilere benzemediği kişilerde toplumun belirlediği güzellik durumuna uymadığı için dışlanması ve dışlanmayla birlikte o kişi de travmatik durumlar ortaya çıkmaktadır. Medyanın afişe etme kültürü insanın ötekileştirilmesine, yaftalanmasına yönelik bir tutum içerisindedir. Bu bağlamda; hayvan, taş, bitki gibi doğaya ait olan neden yaftalanmıyor ? Ya da insan için hangi ön bellek dahilinde bu tarz bir dışlama yapılıyor ? Çağdaş sanatta çirkin kadın bedeninin işleniş biçimlerine bakıldığında, sanatçıların kadın bedeninin metalaşmasına yönelik eleştirel türde üretim yaptıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sanatçıların çalışmalarında kadın bedenini "ideal olma" gerekliliğinin dışına çıkarıp, kadın bedenini biçimsizleştirici unsurların yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kusursuzluk, mükemmellik, ideal güzellik gibi toplumun kadın bedeni üzerinden dikte ettiği normlara karşı çağdaş sanatın kadın bedenini bozarak ve biçimsizleştirerek sanatsal olarak eleştirme biçimlerini irdeleme ve bu bağlamda sanatçı çalışmaları incelemektir. Araştırmanın yöntem çerçevesi, çağdaş sanatta yapılan çalışmaların incelenmesi, literatür taraması, kadın bedeni üzerinden oluşturulan ideal güzellik algısını yapıbozuma uğratarak sanatçı gözünden sunulmasıdır. ' Çağdaş Sanatta Çirkinlik Bağlamında Kadın Bedeni' isimli tez çalışması üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle "çirkin kavramı" incelenmiş olup, bu bölüm altında; "çirkinlik bağlamında beden", "çağdaş sanat öncesi çirkin beden kavramının sanata yansımaları", "öteki bağlamında çirkin beden" ve bu bölümün alt başlıkları olarak da "çirkin bedenin ucube olarak sanatta ele alınması" ve "kadın bedeninin arzu nesnesine dönüştürülmesi" konularına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ifade ediliş biçimleri" ana başlığı altında; " kadın bedeninin çirkinlikle ilişkilendirilmesi", "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ele alınışı", "arzu nesnesine dönüşen kadın bedeninin çağdaş sanatta inceleniş biçimleri" incelenecek olup; çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; "çirkinliğin uygulama çalışmalarında ifade edilişi"ne yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Çirkinlik, Kadın, Beden, Biçimsizlik, Çağdaş Sanat

Feminist sanatGüzel sanatlarKadın bedeni+5
Çisel Atar
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaratıcı unsur olarak çağdaş sanatta kurmaca kavramı

Kurmaca kavramı, uzun yıllar edebiyat alanına ait bir kavram olarak anılmıştır. 1960 sonrası çağdaş sanat pratiklerinde görüldüğü üzere, kurmaca zamanla çağdaş sanatın da bir parçası haline gelmiştir. İki farklı sanat dalı arasında disiplinler arası bir etkileşim olduğu gibi, kurmaca kavramının edebiyattan plastik sanatlara doğrudan geçtiği düşünülmemektedir. Bu nedenle kurmacanın çağdaş sanatta nasıl oluşmuş ve gelişim göstermiş olduğunun araştırılması gerekli görülmüştür. Böylelikle kurmaca kavramının edebiyat alanında ve çağdaş sanattaki yansımaları tarihsel olarak araştırılmış ve kurmacanın plastik sanatlarda iki şekilde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kavram, edebiyat alanında incelenirken çağdaş sanata hizmet edecek yönlerine öncelik verilmiş ve edebiyata dair bir araştırma halini alması engellenmiştir. Kurmaca kavramının plastik sanatlardaki varlığının yegâne göstergesi olarak dört adet sanatçının hayali evrenler oluşturduğu çalışmaları incelenmiştir. Kişisel uygulamalar bölümünde ise kurmaca karakterlerin mekânla buluşması ve bu buluşmanın hikâye ile desteklenmesi sayesinde kurmaca kavramının plastik sanatlarda nasıl tezahür ettiği aktarılmıştır.

EdebiyatEnstalasyonGüncel sanat+6
Sena Sarıca
Kastamonu University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncel sanat üretiminde oyun olgusu

Dünyaya gözlerini açmasından itibaren oyun dürtüsü ile dolan insanoğlu, doğada bu dürtü ile var olmasının yanı sıra yaşamını, kendisini ve çevresini anlamlandırabilmesini de oyun güdüsü ile sağlamıştır. Oyun olgusu akıllara, genellikle kısıtlanmış haliyle çocukluk dönemini ve çocuk oyunlarını getirmektedir. Halbuki oyunun insan yaşamı içerisindeki yeri bu kadarla sınırlı değildir. İnsanın bütün faaliyetlerinin temelinde oyun bulunmaktadır. "Güncel Sanat Üretiminde Oyun Olgusu" isimli tez çalışmasında oyun olgusunun netliğe kavuşması amacıyla, ilk olarak oyun kavramı ele alınmıştır. Tarihsel, toplumsal, kültürel, mitolojik, felsefi yönden oyunun araştırılması ardından belirli düşünürlerin ve kuramcıların oyun yorumları değerlendirilmiştir. Ardından oyunun, sanatta bir iletişim yöntemi dahilinde nasıl kullanıldığı üzerinde durulmuştur. Oyunun unsurlarının sanat ile olan benzerliği incelenmiştir. Bununla birlikte oyun etkisi barındıran akımlar, sanatçılar ve yapıtları örneklendirilmiştir. Sanatsal bağlamda oyun olgusunun irdelenmesi üzerine oyun-sanat ve oynayan-sanatçı ilişkisi kurulmuştur. Oyun ile Güncel Sanat'ın buluşmuş olduğu ortak paydalar ve oyunun güncel sanat üretimlerindeki etkisi açıklanmakla birlikte, oyun olgusundan esinlenerek yapıtlarında oyunsu unsur barındıran, özellikle 1990 sonrası güncel sanatçılar çalışmaya dahil edilmiştir. Tez yazarının konu ile ilişkili üretmiş olduğu çalışmalarından örnekler aktarılarak tez tamamlanmıştır. Güncel sanat kapsamında teorik açıdan kavranan oyun olgusuna, uygulanabilirlik yönünden de tespitlerde bulunulmuştur. Dünya bir oyun alanı, insanlar ise birer irade sahibi kuklalar/oyuncak bebekler şeklinde benimsenen görüşün geliştirilerek, oyuncu insanın bu oyun alanını sanatla oluşturması kişisel uygulamalar yoluyla sağlanmıştır. Böylelikle günümüz sanatına aktarımı ardından katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması aracılığı ile yapıt üretme ereğinin, barındırdığı oyun güdüsü olduğu, üretim sürecinin kendisinin dahi oyun haline büründüğü ve üretim sürecinde sanatçıya, sergilenişinden itibaren ise izleyiciye bir oyun alanı sağladığı tespit edilmiştir. Oyun güdüsünün benliğimizin özünü oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

EnstalasyonGüncel sanatGüzel sanatlar+4
Emine Bostancı
Kastamonu University
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Sanatta yaratıcı unsur olarak nyctophobia

Sanat, insan duygularının/hayal gücünün en girift ve uç noktalarını yetenek ve yaratıcılıkla harmanlayarak somutlaştırdığı 'şey'lerin tümüdür. Her sanatsal üretide bu duygusal ve hayali olgulardan etkilenerek ortaya konulan bir anlam yüklüdür. İşte bu anlamların oluş ve amaçları göz önüne serildiğinde, özünde yatan tetikleyici unsur/lar ile karşılaşılmaktadır. İnsani duyguların/düşüncelerin incelendiği ve bunları yaparken insan zihninden ve davranışlarından faydalanan psikoloji bilimi de sanatın varoluş etmenlerinden biridir. Sanat salt üretme şekli değil aynı zamanda içerisinde pek çok alanı barındıran bir disiplindir. O halde sanatın içerisindeki duygu/durumlar diğer ögeler gibi olmazsa olmaz unsurlardır. Ayrıca sanat, içerisinde bulunduğu toplum ve kültürün de aynası ve özetidir. Sanatçı merkezli düşünüldüğünde, tasarlanan her bir eser onu tasarlayan sanatçının duygularının, hayallerinin ve sosyo-kültürel yaşamının birer göstergesidir denilebilir. Sanatçı duygularından biri olabilecek korku ögesi de yine sanatçının üretme/tasarlama vesilesi olabilmektedir. Korku duygusunun alt konularından biri olan nyctophobia da diğer duygu ya da korku türleri gibi sanatsal eserler üretmede yaratıcı unsur olabilmektedir. Sanatçının Bauillard'ın simülakr ve simülasyon teoremleri ışığında tasarladığı her eser kendinin kurgusal dünyasının birer yansımasıdır. Yaratılırken heykelden, dijital sanattan, resim sanatından, sinemadan, kinetik sanattan, interaktif sanattan, enstalasyon sanatından ve psikoloji biliminden faydalanılan eserler bu tezin konusu olmuştur. Konunun açıklanabilirliği açısından teorik anlamda psikoloji ve sanat ilişkisinin irdelenmesinin yanı sıra uygulamalı sanatların tanımlanması, yorumlanması ve örnek eserler üzerinden incelenmesi gerekli görülmüştür. Tez, tarama modelinin yanı sıra deneme modelinden oluşmaktadır. Bu bağlamda tasarlanan sanatçı uygulama çalışmaları ve yorumlamaları ile 'nyctophobia'nın sanatta yaratıcı bir unsur olduğu gözlemlenmiştir.

Güzel sanatlarSanatsal yaratıcılık
Kader Aydın Özel
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zihinsel duyusal farklılıkların eser sanatçı ve düşünürler bağlamında değerlendirilmesi ile kişisel seramik uygulamalar

Zihinsel hastalıkların ve duyusal farklılıkların sanatçıların sanatsal üretimlerine ve yaratıcılıklarına olumlu katkı sunduğu yönünde güçlü bir kanı mevcuttur. Ancak yapılan çalışmalarda, zihinsel hastalıkların ve farklılıkların her zaman böyle olumlu etkilere neden olmadığı klinik araştırmalara dayanarak ortaya konulmaktadır. Sanatsal üretkenlik söz konusu olduğunda, sanatçıların sahip oldukları zihinsel durumların türüne ve şiddetine bağlı olarak, bu türden rahatsızlıkların onların üretkenlikleri üzerinde farklı etkilere neden olabildiğini söylemek daha doğrudur. Yine de bazı ünlü sanatçıların eserleriyle duyusal farklılıkları veya akıl hastalıkları arasındaki ilişki, yaşam öyküleriyle birlikte eserlerine bakıldığında fark edilebilmektedir. Bu tezin amacı, zihinsel hastalıkların ve duyusal farklılıkların sanatçılar üzerinde yaratıcı bir etkiye neden olabileceği hipotezinden hareketle, bu çalışmada ele alınan sanatçıların zihinsel farklılıklarının yapıtları üzerindeki etkisini incelemek ve tasarlanan seramik eserler üzerinde söz konusu etkiyi yansıtabilmektir. Bu çalışmada herhangi bir akıl hastalığına veya duyusal farklılığa sahip olduğu bilinen sanatçılardan en bilinenlerine, onların kısaca yaşam öykülerine, zihinsel sorunlarına ve zihinsel/duyusal farklılıklarının eserleri üzerindeki etkilerine yer verilmiştir. Sanatçıların akıl hastalıklarının veya duyusal farklılıklarının gözle görülemese bile beyinlerinde bir farklılıkla ilişkili olabileceği düşüncesinden hareketle, ilgili araştırmada adı geçen sanatçıların eserlerini temsilen seramik beyin formları tasarlanmıştır. Ayrıca akıl hastalıklarının ve duyusal farklılıkların beyinle ilişkisini anlamak için bazı filozofların görüşlerinden de yararlanılmış ve görüşleri tasarlanan seramik beyinlerde yansıtılmıştır.

Artistik seramikGüzel sanatlar
Sibel Kibar Kavuş
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Göçmen sanatçılar ve eserleri üzerinden Türkiye'de göç olgusunun resim sanatına yansıması

Bireylerin veya toplulukların savaş, ticaret, ekonomik, dini veya kültürel sebeplerden dolayı yaşadıkları yerlerden ayrılıp başka bir bölgeye ya da coğrafyaya taşınması eylemine kısacası göç denilmektedir. Hem göçen hem de bu göçmenleri kabul eden toplum için, içinde kabullenme veya reddetmeyi de barındıran sorunlar, farklılıklar veya kaynaşmaları doğuran bu süreç pek çok bilinmezlik ve kargaşayı da içinde barındırabilmektedir. İçinden çıktığı toplumun, kültürün bir parçası olan sanatçı bireyler için bu göç olgusu daha farklı bir durum yaratmaktadır. Bir tarafta kendi kültürel-sanatsal kimliği, diğer tarafta yeni adapte olduğu-olacağı toplumun kültürel kimliği arasında kalan sanatçının yaratım dünyası dilemmalar yaşayabilmekte, hatta çoğu durumda değişim ve farklılıklar oluşabilmektedir. Bu tez çalışmasında öncelikle göç kavramı ve göçün oluşmasına neden olan sebepler ile doğurduğu sonuçlar araştırılmıştır. Ayrıca Türkiye'de yaşayan göçmen sanatçılar ile yurt dışında yaşayan Türk sanatçıların bulundukları konum itibari ile topluma entegre olma süreçlerinin göç-kültür bağlamında kültürel kimliklerine ve sanat eserlerini yaratımlarında nasıl etki ettiği ele alınmıştır. Göçmen sanatçıların; göç öncesi, göç sırası ve göç sonraki yaşantılarının olaylar örgüsünde kaynak/ köken ülke, doğrudan geçilen ülke ve hedef ülkelere geçişlerindeki yaşantıları ve bu yaşantılarından yola çıkılarak elde ettikleri sanatsal yaratım deneyimlemelerinin şekil, renk, biçim ve kompozisyon düzeninde tuvallerine nasıl aktardıkları incelenmiştir. Göçmen sanatçıların göçün kültür-sanat boyutunda sanatsal yaratım süreçlerini mekân algısı ile birleştirerek eserlerini nasıl boyutlandırdıkları, bu boyutlandırmayı yaparken esinlendikleri hayat felsefesi ve tekniklerin neler olduğu ve kendi kültürel kodlarını bu sürece nasıl dâhil edip sentezledikleri irdelenmiştir.

Görsel sanatlarGüzel sanatlarKültürel kimlik+1
Dilek Ünğan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yükseköğrenim gören öğrencilerin estetik tercihleri

Bu araştırma yükseköğrenim gören öğrencilerin estetik tercihlerini belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Konya ili Selçuk Üniversitesi örneklemini ise Selçuk Üniversitesinden seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilen 8 fakülte ve 2 meslek yüksekokulundan, 1000 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Uygulanan anketlerden geçerli olan 836'sı değerlendirilmiştir.Bu araştırmada, nicel desenle betimsel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Örneklem grubuna farklı veri toplama araçları tatbik edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Görsel Sanatlar ve Görsel Sanatlar dersiyle ilgili görüşlerini belirlemek için anket, estetik tercihlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla beşli Likert tipi tutum ölçeği uygulanmıştır.Buna göre, nicel veriler ayrı ayrı toplanmış ve puanlanmıştır. SPSS 15 (Statiscal Package for Social Sciences) ve paket yazılımlarından faydalanılarak frekans (0. aritmetik ortalama (X), t-testi, Chi-Square Test uygulanmış; madde analizi yapılmış "Estetik Kuramlara Ait Görsellerin Tercihlerinin Anlaşılması" için de varyans analizi (Anova) yapılmıştır Yapı geçerliliğini kontrol etmek için de faktör analizi uygulanmıştır. Anket formunun güvenirliği için iç tutarlılık katsayısı olan "Cronbach Alpha'' hesaplanmış ve elde edilen veriler sonuçta bir araya getirilmiştir.Bulgulara göre, araştırma kapsamına alınan öğrencilerin kitsclı'e ait görselleri tercih düzeyleri sanat yapıtlarına ait görselleri tercih düzeylerinden daha yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların, estetik kuramlarına ait görsellerden, yansıtmacı estetik kurama ait görselleri birinci derecede yüksek işlevsel estetik kurama ait görselleri ikinci derecede yüksek anlatımcı estetik kurama ait görselleri üçüncü derecede orta biçimci estetik kurama ait görselleri ise en düşük düzeyde tercih etmiş oldukları saptanmıştır.İstatistik, üniversiteli öğrencilerin daha önce aldıkları Görsel Sanatlar öğretimine, yaşlarına, cinsiyetlerine göre kitsch ve sanat yapıtlarına ait görsellere ilişkin tercih düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunduğunu göstermektedir. Ancak ailelerin gelir düzeyleri ile sanat yapıtına ilişkin tercih düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.Bütün bu verilerden katılımcıların tercihlerine bakılarak, daha önce alınan sanat eğitiminin, öğrencilerin estetik tercihlerinde etkili olduğu görülmüştür. Parsons'un estetik gelişim basamaklarına göre öğrencilerin çoğunlukla 2'inci ve 3'üncü aşamalarda değerlendirildiği, 4'üncü aşamaya çıkabilen öğrenci sayısının azınlıkta kaldığı anlaşılmıştır. Bu bulgular ışığında estetik öğretimine yönelik öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcük ve Kavramları: Estetik Tercih, Estetik Kuramlar, Sanat Eğitimi, Kitsch.

EstetikGörsel sanatlarGörsel sanatlar eğitimi+6
Mustafa Cevat Atalay
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de vücut dövme (tattoo) sanatı ve uygulamalarının mevcut durumunun belirlenmesi

İnsanoğlunun güzelleşme isteği ya da güzelliğini koruma isteği yeni değildir. İnsanoğlu tarih boyunca kendini güzelleştirmek ve farklı kılmak için sürekli arayış içinde olmuştur. Dövme uygulaması da bu arayış çabalarından birisidir. Günümüzde geleneksel anlamını hemen hemen yitirmekte olan dövme, profesyonel bir ruhla giderek yaygınlaşmaktadır. Geleneksel ve tinsel kaygılarla yapılan, yaptırılan dövme eski kalıbından sıyılarak, sanat olarak algılanmaya başlamıştır. Dövme, deri tarafından tamamıyla yok edilemeyen, boya maddelerinin, alt deri yüzeyine kadar işlenmesidir. Alt deriye ulaşmak için kullanılan makine, sivri ucuyla ciltte küçük delikler ve yarıklar oluşturur. Açılan bu delikler ve yarıklara, makine yardımıyla boya maddesi enjekte edilir. Dünya da çok yaygın bir uygulama alanı bulan dövme, ülkemizde de her geçen gün popülerite kazanarak büyümektedir. Bu düşünceden yola çıkarak Türkiye?de ki uygulamalarının mevcut durumu araştırılarak, değerlendirilmiştir. Araştırma, Türkiye?nin üç büyük şehri ve bir tatil köyünde yapılmıştır. Söz konusu yerleşim yerlerinde, 553 dövme uygulaması yaptıran ve 69 dövme uygulaması yapan kişiye anket uygulanarak yapılmıştır. Aynı zamanda, 69 uygulama salonunda gözlem yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek değerlendirilmiş, tablo ve grafikler halinde sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrutusunda yorumlar yapılmıştır. Araştırma sonucunda; çoğunlukla gençlerin estetik ve kendini ifade etme amacıyla dövme yaptırdıkları ortaya çıkmıştır. En fazla tercih edilen dövme motifi; yazı ve simge, dövme renginin de siyah renk olduğu görülmektedir. Dövme uygulayıcılarının, dövme uygulamaları ile ilgili özel eğitim almadıkları ve hijyen anlayışlarının farklı olduğu görülmektedir. Dövme ile ilgili herhangi bir yönetmenlik, düzenleme ve denetimin olmadığı da bu araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları değerlendirilerek ve dövmenin Türkiye?deki mevcut durumu göz önüne alınarak, dövme sanatı ve uygulamaları için gereken standartlar, yönetmelik, kanunlar ve eğitim hakkında bir takım öneriler sunulmuştur.

Giysi tasarımıGüzel sanatlar
Şeyda Akarsu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar ve spor lisesi öğrencilerinin boş zaman tutumlarının incelenmesi

Araştırma Diyarbakır ve Elazığ illerinde Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinde öğrenim gören öğrencilerin boş zaman tutumlarını belirlemek için yapılmıştır. Araştırmamız; 2019-2020 eğitim öğretim döneminde Diyarbakır ve Elazığ Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinde öğrenim gören toplam 4 okuldan 405 öğrenciden oluşmuştur. Çalışmada Akgül ve Gürbüz tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "Boş zaman tutum ölçeği'' uygulanmış ve öğrencilere yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anketler uygulanmıştır. Öğrencilerin Cinsiyet, yaş, il, okul türü, gelir düzeyi, aile birlikteliği gibi değişkenlerin boş zamana etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde Diyarbakır ve Elazığ'daki 4 okuldan 856 kadın ve erkek öğrenciden oluşmakta olup örneklemi ise bu okullardaki 405 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada SPSS 24 programı kullanılmış, veriler nonparametrik dağılım göstermesi sebebiyle Kruskal Wallis ve Man Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin Boş Zaman Tutumu Ölçeğinden elde ettikleri ortalama değeri 3.96 ±0.67'dir. Boyutlar incelendiğinde ise davranışsal tutum ortalama değeri 3.96 ±0.75, duyuşsal tutum ortalama değeri 3.89 ±0.66, bilişsel tutum tutum ortalama değeri 3.90±0.67 olarak bulunmuş, çıkan analizlerin anlamlılık düzeyleri 'p<0.05' olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda il değişkenine ve okul türüne göre BZTÖ bir farklılık görülmezken, Kadın öğrencilerin, 17, 18 yaş, 1000 TL ve 3001 TL-4000 TL gelir düzeyi olan, anne babaları birlikte yaşayan, ailesiyle birlikte kalan, il merkezinde eğitim gören, öğrencilerin boş zaman tutumlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Boş zaman, Güzel Sanatlar Lisesi, Spor Lisesi, Boş zaman tutumu.

Boş zamanları değerlendirmeGüzel sanatlarLise öğrencileri+3
Taha Bürhan
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bileşik dokumalarda tansiyon farklılıkları ile elde edilen rölyef etkiler ve tasarım boyutu

Dokuma kumaşlar çözgü ve atkı ipliklerinin kesişmeleriyle elde edilmektedir. Bu kesişmeler iplik sistemleri arttırılan ve basit yapılı dokuma örgüleri üzerine geliştirilen bileşik yapılarda kuvvetlendirme, sağlamlaştırma, ağırlaştırma, farklı doku ve yüzey etkileri meydana getirdiği gibi bazı özel uygulamalarla hacim/rölyef etkiler de sağlamaktadır. Bu araştırmanın genel amacı; bileşik yapılı dokuma teknikleri arasında tansiyon farklılıkları ile elde edilen pile ve pike dokumaları teknik çizimleri ile açıklamak, motif, renk, doku ve estetik açıdan yeni deneme çalışmaları ile farklı yüzey görünümleri elde etmek ve uygulamalı çalışmalar sonucunda rölyef yapıları etkileyen faktörlere yönelik teknik bilgileri belgelemektir. Belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirilen deneysel çalışmalarda rölyef etkiyi arttırmak amacıyla fantezi iplikler de kullanılmıştır. Pile ve pike teknikleri ile deneysel dokuma uygulamaları için güncel konular araştırılarak esin kaynakları seçilmiş, eskiz ve numune kumaş denemeleri sonucunda iki ayrı tema belirlenmiş ve bu temalar doğrultusunda 4'er adet (toplam 8) dokuma yüzeyi oluşturulmuştur. Pile dokuma tasarımı için "Nature Made" teması, pike dokuma tasarımları için "Human Made/Contaminant" teması belirlenmiştir. Pile ve pike dokuma tasarımlarının dokuma örgüsü, tahar ve armür planları Excel programında çalışılmıştır. Pile dokuma tasarımları oluşturulurken pile genişliklerinde farklı ölçüler kullanılmış ve kumaş yüzeyinde fantezi ipliklerle temaya uygun etkiler oluşturulmuştur. Pike dokuma tasarımları oluşturulurken motif ve iplik araştırmaları yapılarak hacimli pike yapıları incelenmiş ve 9 adet numune kumaş ön denemeleri yapılmış ve pike dokuma kumaşın özelliği olan dokulu, kabarık efekte en uygun motif ve iplikler belirlenerek pike dokuma kumaş tasarımları yapılmıştır. Araştırma sonucunda pile dokuma tasarımında dokuma örgü yapıları, iplik çeşitliliği ve pile genişliklerinin farklı olması durumunda kumaş yüzeyinde rölyef etkinin de değiştiği belirlenmiştir. Pike dokuma tasarımlarında ise dikey düz çizgilere sahip motiflerde aynı çözgü üzerinde bağlantı gerçekleştiğinden zemin iplikleri ile aynı renkte olmasına rağmen dolgu ipliğinin kumaş yüzeyinde göründüğü; diyagonal yönde kaymalar oluşturulduğunda ise tam bağlantıların elde edildiği, hacimli, dokulu ve daha tok bir yapı kazandırdığı belirlenmiştir. Pile ve pike dokuma kumaşların yüzeyindeki hacimli ve renkli yüzey görünümleri ceket ve kaban gibi dış giyim kıyafetlerine Adobe Photoshop ve Adobe Illustrator programında giydirilmiştir.

Dokuma kumaşlarGiyim endüstrisiGüzel sanatlar+5
Merve Gündoğdu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Selçuklu Dönemi taş eserlerindeki tasvirlerin geleneksel Türk resim sanatı açısından incelenmesi

Geleneksel Türk resim sanatı, İslamiyet öncesine dayanan ve günümüze kadar süregelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kendine has bir biçim ve üslubu olan bu resim türünün önemli örnekleri Anadolu Selçuklu dönemi ve dönem beylerinin hükümdarlığı süresince verilmiştir. Çeşitli malzemelere farklı teknikler ile işlenen eserlerin içerisinde en yoğun kullanım alanı bulan malzemelerden bir tanesi taştır. Taş yüzeylerinde yer alan figürler biçimsel özellikleri ve sembolik anlatımları ile İslam öncesine dayanan ve İslamiyet ile birlikte sentezlenen bir argümanı oluşturmaktadır. Sivil ve dini mimari yapılarda, mezar taşlarında ve birçok müzede yer alan taş eserdeki tasvirlerin içerisinde insan ve hayvan figürleri astrolojik ve mitolojik konulu tasvirler işlenmiştir. Aynı dönem içerisinde üretilmiş olan el yazma eserlerinde de üslup, biçim ve kompozisyon özellikleri bakımından birbirleri ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Bu bakımdan Anadolu coğrafyasında hazırlanan el yazma eserler ve taş yüzeylerinde bulunan resimlerin incelenmesi farklı yüzeylerdeki Geleneksel Türk resmi örneklerinin biçimsel özellerinin karşılaştırılması ve mevcut tanımın yeniden ve doğru şekilde içeriklendirilebilmesi açısından önem kazanmaktadır.

Anıt mezarlarAnıtsal taşlarGüzel sanatlar+7
Şerife Soylu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mitolojisindeki sembollerin grafik sanatı eğitimindeki yeri ve önemi

Bu araştırmada Güzel Sanatlar Fakülteleri, Sanat ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım alanında ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü Uygulamalı Sanatlar Grafik Eğitimi bölümlerinde, Grafik Sanatı/Grafik Sanatı Tarihi dersinde Türk mitolojisindeki sembollerin grafik sanatı eğitimindeki yeri ve önemine ilişkin öğretim elemanları ve öğrenci görüşleri değerlendirilmiştir.Araştırmanın çalışma grubunu, Güzel Sanatlar Fakülteleri, Sanat ve Tasarım Fakültesi ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü Uygulamalı Sanatlar Eğitimi'nde toplam 400 öğrenci ve 37 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmaya ait nitel veriler, fakültelerin 2010-2011 Öğretim Yılı Bahar Dönemine ait web sayfalarındaki ders programlarından elde edilmiştir. Nicel veriler ise, anket yoluyla elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Frekans, Yüzde, T-testi, Varyans analizi ve Tukey testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi (.05), (.01) ve (.001) olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre;1. Türk mitolojisinin, Güzel Sanatlar Fakülteleri, Sanat ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım alanında ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü Uygulamalı Sanatlar Grafik Eğitimi bölümlerinde, Grafik Sanatı/Grafik Sanatı Tarihi dersinde ders konusu olarak işlenmediği görülmüştür.2. Öğrencilerin, Türk mitolojisi ve sembolleri hakkında yetersiz bilgiye sahip oldukları ve çalışmalarında kullanmadıkları saptanmıştır.3. Öğretim elemanlarının ise bir dereceye kadar Türk mitolojisini bildikleri, gerekli durumlarda çalışmalarında kullandıkları sonucu elde edilmiştir.

Ders programlarıEğitimGrafik sanatlar+7
Ayşe Taydaş
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980 sonrası sanat ortamının yeni yönelimleri: Kent ve mekan üzerine plastik çözümlemeler

Kent, tarihsel süreçte Gotik, Rönesans, Barok dönemler, Romantizm ve sonrasında modern sanatta İzlenimcilik, Dışavurumculuk gibi akımlarla resimde imgeye dönüşmüştür. Oysaki günümüzde insan elinden çıkma bir nesne haline gelmiştir. Özellikle Rönesans'tan sonra sanatçılardaki konu özgürlüğü kenti bir imge olarak öne çıkarmıştır. Çünkü Rönesans ve öncesinde en önemli imge din olduğu için yapılan eserler kutsal sayılmıştır.Kentleri yeniden inşa etme, yenileme modern bir tutumdur. Modernizme göre kent, uygarlığın beşiği, insan aklının en yetkin ürünüdür. Bu bağlamda modernistlerin kente bakış açıları değişmiş ve işlevsel olmuştur. Sergi salonları, galeriler, müzeler modernleşme ile birlikte kamusal alanlarda hizmet vermiştir. Sanayi Devrimi sürecinde kente farklı bir gözle bakan sanatçılar, kent imgesini benimsemişlerdir. Sanatçılar konuları arasına insanların gündelik yaşamları, işçi sınıfı, toplumsal yapı gibi konuları ele almışlardır.Kentin kültürel, ekonomik, sosyal dinamikleri imgenin dönüşümünü belirler. Dolayısıyla kültür dönüşümleri, kentin siyasal, ekonomik bağlamdaki değişmeleri ve teknolojik gelişmeler karşısında kent kimlikleri farklılaşarak netlik kazanmıştır. Kent bazen bir zeminde hayat bulmakta, bazen de göstergeler yardımıyla anlaşılabilmekte ya da siyasal bir söylemin parçası haline gelmektedir. Postmodernizmde kent, çoğulcu, çok sesli, anarşik, oyun oynanan ve denetlenemez kaotik bir oluşum olarak tanımlandıktan sonra sanat, galeri ve müzelerden çıkarak bir seçenek olarak kent içerisinde yaşamını sürdürmüştür. Bu bağlamda kent günümüzde üretim nesnesi konumuna gelmiştir.Bir sorun olarak ele alınan kent, gözlem ve deneyimler sonucunda uygulama çalışmalarına yansıtılmıştır. Kentin pek çok kültürü bir arada yaşatmasından dolayı çeşitlilik ve zıtlıklar, yeni yaşam modellerinin bireyler üzerinde yarattığı sarsıntı, başkalaşım, yabancılaşma ve yalnızlaşma gibi konular uygulama çalışmalarına kuramsal olarak yansımaktadır. Binalar da insanlar gibi birbiriyle uyumsuz ve bir yapı içindedir. Bu yapıya rağmen oluşturulan yanlış kültür politikaları sebebiyle hızla tek tipleşen insan ve kent karşılıklı etkileşimden dolayı hastalıklı bir hale gelmiştir. Toplumsal dönüşüm uygulama çalışmalarının düşünsel boyutunu meydana getirmiştir. Biçimsel olarak, kente ait formlar, gerçekçi bir dilden uzak, göstergelerle aktarılmıştır. Teknik olarak boya ve farklı malzemeler kullanılmıştır. Çalışmalarda kenti olduğu gibi yansıtmak yerine, insanlar üzerindeki etkisi ve bunun ruhsal yansımaları doğrultusunda ifade edilmiştir.

1980 sonrasıGüzel sanatlarKentler+6
Mustafa Duymaz
Gazi University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2012
00

İlgili konular