Flexible working
75 theses under this subject heading
Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme
Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.
İstihdamın dönüşümü ve yeni emek gücü: Proje bazlı ve freelance çalışanlar
Bu tez çalışmasında, hak temelli sivil toplum kuruluşlarındaki ve kamu kuruluşlarındaki proje bazlı çalışanların ve sivil toplum alanındaki freelance çalışanların, esnek çalışma türlerinden biri olan proje bazlı çalışmayı nasıl anlamlandırdıkları ve deneyimledikleri üzerinden, bu çalışma biçiminin bireylerin çalışma ve özel hayatlarına olan etkisi değerlendirilmektedir. Günümüz emek literatüründe sıklıkla kullanılan kavramlardan ve teorik temellerden hareketle oluşturulan bu tez çalışması, birden fazla örneklem grubunun deneyimlerine karşılaştırmalı bir şekilde yer vererek literatüre katkıda bulunmakta, faillerin anlam dünyalarını odağına almaktadır. Nitel bir araştırma tasarımına sahip olan bu araştırmada faillerin deneyimleri, bulunmuş oldukları toplumsal koşullarla birlikte, Yapısal İnşacılık yaklaşımıyla değerlendirilmektedir. Amaçlı-kartopu örneklemi kullanılan bu araştırmada sivil alanda çalışan 8 freelancer, 9 proje bazlı sivil toplum çalışanı ve 7 proje bazlı kamu çalışanı olmak üzere toplamda 24 kişiyle yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak çevrimiçi derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, veriler MAXQDA 2022 ile içerik analizine tabi tutulmuştur. Sivil alandaki freelance çalışanlar ile proje bazlı sivil toplum ve kamu kuruluşu çalışanlarının çalışma deneyimleri hem birbirleriyle hem de kendi içlerinde benzerlikler ve farklılıklar göstermektedir. Bu esnek çalışma biçimleri farklı açılardan güvencesiz görünmekte, freelance ve proje bazlı çalışanlar parçalı bir görünüm sergilemektedir. Sivil toplumun ve kamu hizmetlerinin sermaye odaklı yapısı nedeniyle bu üretken emekçilerin hakları korunmamaktadır. Mesleki kimlik kaybı yaşayan, kariyer anlatısına ve uzun vadeli gelecek planlarına sahip olmayan bu çalışanlar, "yarını belli olmayan bireyler" olarak gittikçe prekaryalaşmaktadır. Güvencesiz olmalarına rağmen bu çalışma biçimleri çalışanlar tarafından normalleştirilmekte, pandemi ve dijitalleşmenin etkisi ile artan evden çalışma esnek çalışmayı talep edilen hale getirmektedir. Maddi olmayan emek üreticileri olarak ele alınan bu çalışanların yaşamları etrafında örgütlenen iş, esnek çalışmanın bu kişilerin hayatları üzerindeki tahakkümünü göstermektedir.
Esnek çalışmanın bir türü olarak uzaktan çalışma ve İstanbul Aydın Üniversitesi'nde konuyla ilgili bir araştırma
Bu çalışmada esnek çalışma da dikkate alınarak, iş tatmini konusu ele alınmıştır. Katılımcıların cinsiyetleri, eğitim durumları ile medeni halleri gibi demografik unsurlarına göre iş tatminleri ve iş tatmini faktörlerinin farklılık gösterip göstermedikleri irdelenmiştir. Esnek çalışma kapsamında uzaktan eğitim dikkate alınarak, bir vakıf üniversitesinde yer alan ve hem sınıf ortamında hem de uzaktan eğitim yoluyla ders veren öğretim elemanlarından bu kişilerin demografik özellikle ve iş tatminleriyle ilgili veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin güvenilirlik analizlerini takiben, gerek sınıf ortamında ve gerekse uzaktan eğitim yoluyla ders vermekten duyulan iş tatminlerinin istatistiksel yapılarını ortaya çıkarmak için keşfedici faktör analizleri yapılmıştır. Daha sonra her bir demografik unsura göre ortaya çıkan iş tatmini faktörlerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. O halde araştırmanın amacıiş tatmini faktörlerinin demografik unsurlarla olan ilişkilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre sınıf ortamında ders vermekten duyulan iş tatmini üç; uzaktan eğitim yoluyla ders verme görevinden duyulan iş tatmini ise dört adet faktöre dayanmaktadır. Katılımcıların iş tatmini faktörleri neredeyse hiçbir demografik özelliklerine göre farklılık arz etmemektedir. Ulaşılan bir başka sonuca göre katılımcılar orta düzeyde iştatmini duyarlarken, bazı faktörler açısından ise iyi düzeyde tatmin olmaları söz konusudur. Anahtar kelimeler: Esnek çalışma, iş tatmini, iş tatminini etkileyen faktörler, yükseköğretim
İnsan kaynakları yönetiminde esnek istihdam politikalarının Y Kuşağı bağlamında incelenmesi ve bir araştırma
Her geçen gün artan küreselleşme karşısında örgütlerin rekabet avantajlarını sürdürebilmeleri için en önemli kaynaklardan birinin insan kaynağı olduğu tartışılmaktadır. Bir organizasyonun amacını gerçekleştirebilmesi için iyi maddi kaynaklara ve fiziki yapıya sahip olması yeterli olmayıp, maddi kaynaklarını ve fiziki yapısını etkin bir şekilde kullanabilen insan kaynağına ihtiyacı vardır. Bu nedenle kuruluşlar insan kaynağına değer vermeli ve bu kaynağı bir maliyet unsuru olarak görmemelidir. Y Kuşağının karakteristik özellikleri iş yaşamının da değişmesinin yolunu açmaktadır. Bu bağlamda insan kaynakları yönetiminde esnek istihdam politikalarının Y Kuşağı bağlamında incelenmesi amacıyla anket uygulaması yapılmıştır.
Çalışanların dijital teknolojiye ilişkin tutumlarının, uzaktan çalışma ve diğer esnek çalışma biçimlerine yönelik algılarına etkisinde yetenek yönetiminin düzenleyici rolü
Küreselleşmenin etkisiyle birlikte iş dünyasında sürekliliğini devam ettirmek isteyen işletmeler dış şartlarda meydana gelen değişikliklere uyum sağlayabilmeli ve bu konuda değişime ve gelişime açık olmalıdır. Son yıllarda gerçekleşen değişimler işletme içerisinde insan kaynakları biriminin öneminin artmasını sağlamıştır. İnsan kaynakları departmanları, entegre yetenek yönetimi süreçleri ile işletmelerin gelişimine, sağlıklı büyümesine, stratejilerine ulaşmasına, sürdürülebilir politikalarla, temel yetenekleri olan çalışanlarına mutlu bir çalışma ortamı sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmektedirler. Yeteneklerin doğru yönetilmesi, işetme içerisinde sürekliliği sağlayan, kar oranlarını arttıran bakış açılarından birisi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle son yıllarda çok hızlanan dijital dönüşüm, çalışanlar boyutunda değerlendirildiğinde, çalışanların dijital teknolojiye ilişkin olumlu veya olumsuz tutumlarının etkilerini anlayabilmek ve ihtiyaç duyulan durumlarda düzenleyebilmek maksadı, insan kaynakları departmanlarının yeni yaklaşımlar ve yeni yöntemler geliştirmelerine teşvik edici olmuştur. Bu çalışmada, çalışanların dijital teknolojiye olan tutumlarının, uzaktan çalışma ve diğer esnek çalışma modellerine yönelik algılarına etkisinde, entegre yetenek yönetiminin düzenleyici rolü incelenmiştir.
Zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma
Kısa çalışma uygulaması, işçinin ve dolayısıyla istihdamın korunması amacıyla düzenlenmiş bir esnek çalışma yöntemidir. Kısa çalışma işyerinin bir genel, sektörel veya bölgesel kriz ya da zorlayıcı sebep nedeniyle, biriken iş gücünün işverene getirdiği ekonomik yükün aşılması amacıyla, İŞKUR onayı ile uygulanabilir. Çalışmamızda öncelikle, kısa çalışmaya imkân veren hallerden biri olan 'zorlayıcı sebep' incelenmiştir. Ardından kısa çalışma kavramı tanıtılmış olup son olarak zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma uygulamasının hüküm ve sonuçları açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Esnek Çalışma, Kısa Çalışma, Kısa Çalışma Ödeneği, Mücbir Sebep, Zorlayıcı Sebep
Türk hukukunda çağrı üzerine çalışma
Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan, işçinin tek bir işverene bağlı olmak suretiyle tam zamanlı olarak iş görmesini öngören tipik iş sözleşmeleri, zaman içerisinde iş sözleşmesinin taraflarının ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayamaz hale gelmiş ve "atipik" istihdam biçimleri geliştirilmiştir. Küreselleşme, ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmeler ile rekabet koşullarının katılaşması gibi çeşitli nedenlerle işyerlerinde esneklik ihtiyacı artmış ve bu ihtiyacı karşılamak üzere çalışma sürelerinde ve istihdam biçimlerinde çeşitli esneklik uygulamaları gündeme gelmeye başlamıştır. Bu kapsamda çağrı üzerine çalışmaya dayalı iş ilişkisi, çalışma sürelerinde esneklik sağlayan bir atipik istihdam türü olarak uygulanmaya başlamıştır. 1475 sayılı Kanun döneminde uygulamasına rastlanıyor olmakla birlikte herhangi bir düzenlemede yer almayan çağrı üzerine çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu ile yasal düzenlemeye kavuşturulmuştur. Kanunun 14. maddesi ile kısmi süreli çalışmanın özel bir türü olarak düzenlenen çağrı üzerine çalışmaya ilişkin getirilen düzenlemelerin niteliği öğretide tartışmalıdır. Ayrıca, esnek çalışma biçimlerine yer veriyor olmakla beraber, tam süreli çalışma temel alınarak düzenlenmiş olan İş Kanunu kapsamında çağrı üzerine çalışan işçilerin haklarına ilişkin belirsizlikler bulunmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, öncelikle çağrı üzerine çalışma kavramı esneklik ve kısmi süreli çalışma kavramlarıyla birlikte ele alınarak gelişimi, türleri, uygulanış amacı, diğer çalışma türleriyle farklılıkları açıklanmış, sonrasında işçinin bireysel iş hukuku, toplu iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku bakımından sahip olduğu haklar incelenmiş ve İş Kanunu m. 14'te yer alan hükümlerin niteliğine ilişkin tartışmalar başta olmak üzere çağrı üzerine çalışmaya ilişkin öğreti görüşleri ve yargı kararlarına yer verilerek uygulama sorunlarına dikkat çekilmesi amaçlanmıştır.
Basın İş Hukukunda uzaktan çalışma ve dijitalleşme
Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler, her alanda olduğu gibi basın alanında çalışanların koşullarında da önemli değişikliklere ve dönüşümlere neden olmuştur. Dijitalleşmenin basın alanındaki haberin hazırlanması ve sunumu aşamasında getirdiği yenilikler, sektörel rekabet, teknolojik araçlar sayesinde zaman ve yer kavramının genişlemesi; çalışma hayatında esnekleşme kavramına duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Esneklik, işçinin korunması ve sosyal adaletin sağlanması gereğince, güvenceli esneklik olarak ilk kez uluslararası hukuk kaynaklarında; akabinde Türk hukukunda kendine yer bulmuştur. Güncel ihtiyaçlar, teknolojik gelişmeler ve çalışma hayatındaki esnekleşme, uzaktan çalışma modeline rağbeti arttırmıştır. Özellikle Covid-19 pandemisi, işyeri ve kalabalık çalışma grupları dışında çalışma ortamlarına gereksinimi doğurmuştur. Yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu olanaklar da basın alanında uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasına hizmet etmiştir. Ancak, 13.06.1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun; emek sürecindeki dijitalleşmeyi, gazetecilik kavramının dönüşümünü ve çalışma kapsamının değişimini yakalayamamıştır. Uzaktan çalışma ve dijitalleşme, gazeteciliğin dinamik yapısına katkı sunmaktadır. Bu çalışmada; esnek çalışma modellerinden uzaktan çalışma ve gazeteciliğin dijitalleşme süreci üzerinde durularak; dijitalleşme ve uzaktan çalışmanın basın iş hukukuna etkisi değerlendirilecektir.
Esnekleşen çalışma ilişkilerinin kuşaklararası dayanışma sürecine etkisi
Bu araştırmada, post-fordist dönem ile bütünleşen esneklik olgusu çalışma ve kuşaklararası dayanışma ilişkileri bağlamında ele alınmaktadır. Bu doğrultuda esnekleşen çalışma ilişkilerinin kuşaklararası dayanışma ilişkilerine olan etkisi değerlendirilmektedir. Bu bağlamda tezin amacı, esnekleşmenin çalışma ilişkilerini nasıl etkilediğinin anlaşılması ve bireylerin kuşaklararası dayanışma ilişkilerindeki yansımalarının analiz edilmesidir. Bu amaçla ilk olarak araştırmada post-fordizm bağlamında esnekleşmenin çalışma ilişkilerine yansımalarının neler olduğu temellendirilmiştir. Devamında çalışma ilişkilerindeki esnekleşmenin kuşaklararası dayanışma sürecine nasıl yansıdığı Vern L. Bengston'un kuşaklararası dayanışma yaklaşımıyla eklektik bir yapı içerisinde ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışma ilişkilerindeki esnekleşme süreci, Bengston'ın kuşaklararası dayanışma yaklaşımının alt boyutlarıyla ilişkisel bir yapıda inşa edilmiştir. Bu yapı çerçevesinde araştırmanın soruları oluşturulmuştur. Katılımcılar kartopu tekniği ile tespit edilmiştir. Yarı yapılandırılmış soru formlarının kullanıldığı derinlemesine görüşmeler ile veri toplanmıştır. Bu araştırma sonucunda, çalışma ilişkilerindeki esnekleşmenin bireylerin mevcut kuşaklararası dayanışma ilişkilerine dâhil olmasını engellediği ve kuşaklararası dayanışma ilişkilerinin yapısal sürdürülebilirliğine zarar verdiği görülmüştür.
Esnek çalışma ve erkek kimliğinin yeniden inşası: Türkiye'de home-ofis çalışan erkekler
Bu tez, esnek çalışmanın erkeklik kimliklerinin inşasında yaratabileceği farklılıkları, home-ofis çalışan erkekler üzerinden keşfetmeyi amaçlamıştır. Tezin diğer bir amacı ise ülkemiz sosyal bilimlerinde gelişmekte olan eleştirel erkeklik incelemeleri literatürüne katkı sağlamaktır. Teorik çerçeve, feminist bir lensle, esnek çalışmanın beraberinde getirdiği güvencesizleşme ve a-tipik çalışma biçimlerinin erkekliğin kurucu öğelerinden biri olan ücretli emeği ve ana tedarikçi rolünü farklılaştırması üzerinden kurulmuştur. Tezin amacı doğrultusunda nitel veri toplama ve analiz teknikleri kullanılmıştır. Dört şehirde 23 erkek home-ofis çalışan ile derinlemesine görüşmeler yapılarak katılımcıların geleneksel erkeklik rolleri, güvencesizlik ve kadın-erkek eşitliği hakkındaki düşünce ve deneyimleri ortaya çıkarılmıştır. Yapılan analizler ücretli emeğin bu erkeklerin erkeklik kimliklerini inşa edişlerinde hala kurucu bir öğe olduğunu, bu bağlamda güvencesizliğin gelecek kaygısına yol açtığını, ev ve ofis mekânı bir olan bu erkeklerin ev işlerinde daha paylaşımcı olduklarını ancak kadın-erkek eşitliği konusunda geleneksel erkeklik düşünce kalıplarını aşmadıklarını ve bu bağlamda arada kalmış bir erkeklik inşa ettiklerini göstermiştir.
Çalışma hayatında dönüşümler ve evden çalışma sisteminin Türkiye'deki yansımaları: Bir ağ pazarlama örneği
Bu tez projesi, insanlığın var oluşundan günümüze değin varlığını devam ettiren ve insan yaşamının en önemli alanlarından biri olan "çalışma" kavramının tarihsel süreç içinde değişen anlamına odaklanmaktadır. Sanayi öncesi toplumdan sanayi toplumuna, sanayi sonrası toplumun başlangıcından günümüze değin çalışma yaşamında meydana gelen değişim ve dönüşümler ile bunlar üzerinde etkili olan ekonomik, teknolojik, siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik tüm değişkenler sosyolojik bir bakış açısıyla incelenmektedir. Sanayi sonrası toplumun şekillendirdiği esneklik ilkesinin çalışma yaşamının her alanına nüfuz etmesiyle birlikte ortaya çıkan esnek çalışma uygulamaları da ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu esnek çalışma uygulamalarından biri olan ağ pazarlama çalışma sistemi ise, günümüzde çalışma kavramına atfedilen anlamların ve çalışma hayatında yaşanan değişimlerin anlaşılabilmesi için detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu amaçla, tezin uygulama kısmında, ağ pazarlama çalışma sistemi bünyesine dâhil olan 201 bağımsız satış temsilcisi yapılandırılmış görüşme formlarını doldurmuş ve elde edilen nicel veriler bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur. Bu veriler yoluyla, günümüzün en esnek çalışma uygulaması hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Böylece bağımsız satış temsilcilerinin sosyo-demografik özellikleri, bu esnek çalışma sisteminin kendi içinde barındırdığı avantajlar ve dezavantajlar ile çalışanların bu sisteme ilişkin değerlendirmeleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, insanların yeryüzünde gerçekleştirdikleri ilk üretici faaliyetlerden günümüz esnek çalışma uygulamalarına değin geçen bu uzun zaman diliminde insanın çalışma serüveni; dönemin ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel, siyasi ve psikolojik yapısından hem etkilenmiş hem de etkilemiştir.
Work and work accidents in the flexible working regime: The Zonguldak Hard Coal Basin case
This thesis examines the work accidents in subcontracted companies in the Zonguldak Hard Coal Basin in the period of the flexible working regime post 1980. For this purpose, first, the political economy of work accidents is examined and the impacts of the new working forms on work accidents under the flexible working regime are discussed. Second, an overview of the history of the Zonguldak Hardcoal Basin is given. In addition to this, the changing global political economy of the coal production is analyzed by developing a comparative perspective between the cases of England, the People's Republic of China, and Turkey. Third, the redevance system as a subcontracting practice is studied. Fourth, the main causes of the work accidents in subcontracted companies and informal pits are discussed. As a result, we conclude that the flexible working regime as one of the main pillars of neoliberalism has increased rate of the work accidents in the Zonguldak Hard Coal Basin.
Covid-19 pandemisi sürecinde kamu kurumlarında esnek çalışma uygulamasına yönelik bir inceleme
Türkiye'nin ve dünyanın COVID-19 Pandemisi ile mücadele ettiği dönemde, Cumhurbaşkanlığının 2020/4 sayılı Genelgesine istinaden kamu görevlileri esnek çalışmışlardır. Esnek çalışma, pandemi sürecinde genellikle dönüşümlü ve uzaktan çalışma modelleriyle uygulamaya konulmuştur. Hem özel sektörde hem de kamuda kendisine yer bulan esnek çalışma, pandeminin yayılmasını önlemek ve işlerin devamını sağlamak için önemli bir çözüm olmuştur. Tam da bu noktada çalışanların verimliliği ve esnek çalışmanın çalışanlar üzerindeki olumlu-olumsuz etkisine yönelik algı, çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle literatürde yer alan esnek çalışma uygulamaları ele alınıp farklılıkları ortaya konulmaktadır. Konya ilinde yer alan kamu sermayeli banka çalışanları ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında çalışan öğretmenlerle gerçekleştirilen mülakatların sonucunda esnek çalışmanın olumlu ve olumsuz yönlerine dair algılar tespit edilmeye çalışılmaktadır. Alan araştırmasından elde edilen bilgi ve bulgular ışığında, genel değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Öğretmenler ve banka çalışanlarının esnek çalışma sistemine dair performans ve sürdürülebilirlik algıları incelenecektir. Alınan cevaplar neticesinde, ortaya konulan sorun alanlarına yönelik çözüm önerileri paylaşılmaya çalışılmıştır.
Hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmada, özel sektör ve kamu sektöründen toplam 400 katılımcıdan elde edilen çevrimiçi anket sonuçları analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; kişi-örgüt uyumu ve örgütsel özdeşleşme arasında (β=0,598; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve duygusal bağlılık arasında (β=0,543; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,596; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve işgören performansı arasında (β=0,188; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve duygusal bağlılık arasında (β=0,691; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve işgören performansı arasında (β=0,264; p<0,001), duygusal bağlılık ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,715, p<0,001), duygusal bağlılık ve işgören performansı arasında (β=0,158, p<0,001), örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasında (β=0,262, p<0,001) anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gerçekleştirilen yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol katsayıları değerlendirildiğinde, kişi-örgüt uyumunun örgütsel özdeşleşme (β₁=0,700) ve duygusal bağlılık (β₁=0,259) üzerinde, örgütsel özdeşleşmenin duygusal bağlılık üzerinde (β₁= 0,466), örgütsel özdeşleşmenin işgören performansı üzerinde (β₁=0,200), duygusal bağlılığın örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=1,031), kişi-örgüt uyumunun örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=0,119) ve örgütsel adanmışlığın işgören performansı üzerinde (β₁=0,090) anlamlı etkileri olduğu tespit edilirken; kişi-örgüt uyumunun işgören performansı (β₁=-0,069, p>0,05) ve duygusal bağlılığın işgören performansı (β₁=-0,263, p>0,05) üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığından modelden çıkarılmıştır. Yürütülen analizlerden elde edilen bulgular ile elde edilen nihai modelin istatistiksel açıdan güçlü bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.
Milli Eğitim Sisteminde esnek personel istihdamı politikaları bağlamında ücretli öğretmenlik uygulaması
Türkiye'de genel olarak kamu personel sisteminde olduğu gibi Milli Eğitim Sisteminde de esnek kamu personel sistemine geçme doğrultusundaki politikalar yaygınlık kazanmaktadır. Personel sisteminde esnekleşme politikalarının temel referanslarını yeni kamu yönetimi yaklaşımı sağlarken bu yaklaşımın Milli Eğitim alanına yansıması farklı öğretmenlik istihdam biçimleri ve asıl olarak ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamaları üzerinden somut bir biçim kazanmaktadır. Eğitim sisteminde, gerek öğretmen açığından gerekse öğretmenlerin ülke çapındaki dağılımında yaşanan sorunlardan dolayı çok sayıda ücretli öğretmen istihdam edilmektedir. Ücretli öğretmenler herhangi bir iş güvencesine sahip olmaksızın görev yapmakta ve girdikleri ders saati oranında ücret almaktadırlar. İş ve çalışma koşulları bir yana, ücretli öğretmenlerin okul sistemi içinde diğer öğretmenlerden, yöneticilerden, velilerden ve öğrencilerden kaynaklanan çeşitli sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, Milli Eğitim Sisteminde esnek personel istihdamı politikaları bağlamındaki ücretli öğretmenlik uygulamasını, farklı boyutları ile yöneticilerin, kadrolu öğretmenlerin ve ücretli öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak, çözümlemektir. Bu çalışma olgubilim deseninde nitel bir araştırmadır. Araştırmada nitel araştırma tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020 – 2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde; ilkokul, ortaokul ve lise basamaklarındaki devlet okullarında görev yapan okul yöneticileri, ücretli öğretmenler ve kadrolu öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışma grubu belirlenirken, cinsiyet, yaş, kıdem, mezun olunan branş ve öğrenim durumu değişkenleri baz alınarak amaçlı örnekleme tekniklerinden maksimum çeşitlilik sağlamaya yönelik örnekleme tekniği kullanılmıştır. Çalışma grubunda 10 okul yöneticisi, 20 ücretli öğretmen ve 20 kadrolu öğretmen olmak üzere toplam 50 katılımcı bulunmaktadır. Araştırmada ücretli öğretmenlerin, ücretlerinin azlığı, özlük haklarının yetersizliği, işgüvencelerinin olmaması, okul sistemi için çeşitli ayrımcılıklara maruz kalmaları gibi bir dizi sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Ücretli öğretmenlik uygulamasının okul sisteminin bileşenleri tarafından, eğitimin niteliği açısından, yanlış bir istihdam biçimi olarak değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ücretli öğretmenliğin kaldırılması, kaldırılmadığı takdirde ücretli öğretmenlerin iş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi önerilmiştir.
Bir esnek çalışma modeli olarak uzaktan çalışmanın kritik olaylar tekniği ile analizi
Bu çalışma, uzaktan çalışma deneyimi elde etmiş kişilerin deneyimlerine odaklanarak, uzaktan çalışma modellerinin tarihsel gelişimi, günümüzdeki yeri ve gelecekteki potansiyel etkilerini ele alarak çalışma hayatındaki dönüşümü analiz etmektedir. Geleneksel çalışma biçimlerinin yerini giderek daha esnek ve dijital temelli çalışma modellerine bırakması, bireyler, kurumlar ve toplum üzerinde çeşitli etkiler yaratmaktadır. Özellikle son yıllarda teknolojik ilerlemeler ve küresel krizler (örneğin COVID-19 pandemisi), uzaktan çalışmayı kaçınılmaz bir uygulama haline getirmiştir. Bu bağlamda, araştırmada uzaktan çalışmanın olumlu ve olumsuz yönleri detaylı bir şekilde incelenmiş; bu çalışma modelinin sürdürülebilirliği üzerine öneriler sunulmuştur. Araştırmada, nitel araştırmalarda kullanılan amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme tekniği kullanılmıştır. Kritik olaylar tekniği ile katılımcıların konu ile ilgili deneyimleri derinlemesine irdelemek amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu teknik ile yenilik getirmek istenmektedir. Araştırma kapsamında toplam 30 katılımcı ile Denizli ilinde yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen verilerden toplam 26 adet kod oluşturulmuştur. Belirlenen kodlardan, kategori ve temalar oluşturularak tekniğe uygun olarak çalışma verileri açıklanmıştır. Araştırma sonucunda uzaktan çalışmanın sürdürülebilir bir şekilde uygulanabilmesi, bireylerin ve kurumların bu dönüşüme adapte olmalarını sağlayacak yapısal düzenlemeler ve çözümler geliştirilmesiyle mümkün olduğunu ortaya çıkarmıştır. Uzaktan çalışmanın en önemli avantajları arasında zaman ve mekân esnekliği, çalışanların verimliliğinde artış, iş-yaşam dengesinin sağlanması ve işletmeler açısından maliyet tasarrufu yer almaktadır. Bununla birlikte, uzaktan çalışma modelinde ortaya çıkan iletişim eksiklikleri, sosyal izolasyon, teknolojik altyapı yetersizlikleri ve çalışanların iş yükü ile özel yaşam sınırlarının bulanıklaşması önemli sorunlar olarak tespit edilmiştir.
Dijitalleşen emek sürecinde çalışma pratiğinin dönüşümü ve freelance çalışma
Dijitalleşme süreci, "ultra esnek" istihdam biçimi olarak tanımlanan freelance çalışma biçiminin önemini gitgide artırmaktadır. Emek sürecinin dijitalleşmesiyle birlikte büyük bir dönüşüm içinde olan çalışma biçimlerine bağlı olarak, örgüt algısının ön planda olduğu kariyer algısından, kişinin kariyer sürecininin yönetimini tamamen eline aldığı bireyi temel alan kariyer algısına doğru yönelim söz konusudur. Bu çalışma, son yıllarda esnek bir çalışma biçimi olarak ivme kazanan freelance çalışmayı, emeğin dijitalleşmesiyle birlikte farklılaşan çalışma ilişkilerini ve kariyer tutumlarını freelance çalışanların kişisel deneyimleri aracılığıyla ortaya koyarak; emek sürecinin dönüşümünü ve freelance çalışmanın doğasını anlamayı amaçlamaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda Türkiye'de freelance çalışarak kariyerini sürdüren 28 kişi ile nitel desenli bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması kapsamında freelance çalışan bireylerin freelance çalışmayı tercih nedenlerini, geçmiş çalışma deneyimlerini, mevcut çalışma koşullarını ve kariyer tutumlarını açığa çıkarabilmek için, yarı yapılandırılmış sorular yöneltilerek derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması sonuçlarına göre, katılımcıların freelance çalışma biçimine ilişkin, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki farklı görüşe sahip oldukları tespit edilmiştir. Bunlardan ilki, freelance çalışmanın diğer çalışma biçimlerine göre bireylere daha özgür bir çalışma ortamı sunması ve bireylerin ortaya koydukları iş üzerindeki kontrollerinin daha belirgin olması dolayısıyla iş göreni tatmin edici bir çalışma biçimi olduğudur. İkincisi ise freelance çalışma biçiminin, freelance çalışan bireyler açısından aynı zamanda güvencesiz bir çalışma biçimini temsil etmesidir. Bununla birlikte alan çalışmasında, başarılı bir freelance kariyer sürecine sahip olabilmek için, ortaya koyulan işin niteliği kadar freelance çalışan bireylerin müşterileriyle kurdukları diyaloğun niteliğinin ve istikrarının da önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Emek, Freelance Çalışma, Esneklik, Güvencesizlik
Türkiye'de bilgi toplumu görünümü ve çalışmanın dönüşümü
Bu çalışmada bilgi toplumu ve değişen emek süreci konusu ele alınarak, çalışmanın dönüşümü ve Türkiye'nin bilgi toplumu görünümü incelenmiştir. 21. yüzyılda bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde, tarihte sanayi toplumuna geçişte olduğu gibi; toplumsal ve ekonomik hayatın her alanında kendini gösteren bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bilgi iletişim teknolojilerinin sosyal ve ekonomik hayata entegre edilmesi gelişmişlik için önem arz etmekte, toplumsal refahı arttırmaktadır. Üretim süreçlerine bilgi iletişim teknolojilerinin dâhil edilmesi tarih boyunca sürekli bir değişim içerisinde olan emek ve çalışmayı da etkilemiştir. Ekonominin asli üretim unsurunun değişmesi sosyal hayatı da etkilemiştir.
Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi
1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği
Eğitimde yeni istihdam politikaları ve esnek çalışma ilişkileri: Eskişehir'de ücretli öğretmenler üzerine bir saha araştırması
Bu araştırmanın temel amacı, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını, yaşam standartlarını, çalışma ilişkilerini ve emek süreçlerini nasıl deneyimlediklerini anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojik bir analiz yapmaktır. Araştırma genel çerçevede neoliberal süreçle değişen çalışma hayatını, yeni istihdam biçimleri ve eğitimdeki esnekleştirme sürecini, eğitimin ticarileştirilmesini, bilginin ve eğitim kurumlarının piyasalaşmasını ve öğretmenlik mesleğinde yaşanan yapısal dönüşümler hakkında ücretli öğretmenlerin tutum ve görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra araştırma kapsamında okul idarecilerinin ve eğitim sendikalarının yönetici görüşleri de ele alınarak konuya dair farklı bakış açıları sunulmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışmanın grubunu, Eskişehir'de, MEB'e bağlı okullarda esnek ve güvencesiz istihdam edilen 33 ücretli öğretmen ve 19 okul idarecisinin yanı sıra 4 eğitim sendika yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tüm bu eğitim bileşenlerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine yönelik görüşleri nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği ile alınmıştır. Saha çalışmasından elde veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmenlik mesleğindeki istihdam çeşitliliği ve yapısal dönüşümler ücretli öğretmenlerin hayatında ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki yönlerden birçok farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Ücretli öğretmenler düşük ücretle, iş güvencesizliğiyle, gelecek belirsizliğiyle, iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatleri ile baş etmektedirler. Okul idarecilerine ücretli öğretmenlik istihdamı ek iş yükü getirmektedir. Ayrıca, ücretli öğretmenlik istihdamı, farklı çalışma koşulları ve sunulan kurumsal fırsatların zayıflığı nedeniyle hem öğretmenlik mesleğinin prestijinin ve çekiciliğinin azalmasına hem de aynı kurumda aynı işi yapan insanların daha kötü olanaklara sahip olmasının çalışma barışının ve kurum kültürünün oluşmasında çok büyük bir engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Ücretli öğretmenlik, Güvencesizlik, Metalaşma, Proleterleşme, Eskişehir
Esnek çalışmanın iş-yaşam dengesi üzerindeki etkisinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde örgütlerin ayakta kalabilmeleri ve gelecekte daha iyi konumda olabilmeleri için değişen koşullara cevap vermeleri gerekmektedir. Sürekli değişen düzen ve gelişen teknoloji sürecinde insan faktörü yine en önemli etkenlerden birisidir. Örgütler işgörenlere sağladığı imkân ve verdiği değerle orantılı olarak başarılı olmaktadır. Bu başarının temelinde işgörenlerin iş-yaşam dengelerini sağlayabilmeleri gelmektedir. Bunu başarmak için bireyin kendi çabası yeterli değildir. Teknoloji ile beraber değişen istihdam yapısı, esnekliği gündeme getirmiştir. Artık ihtiyaçlar geçmişin aksine sınırlı olmadığı gibi giderek artmaktadır ve buna karşılık bireyler uzun çalışma sürelerine maruz kalmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanması dışında birey, ailesine karşı olan sorumluluklarını yerine getirdiğinde ve nihayet kendine zaman ayırdığında kişisel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. İş-yaşam dengesinin sağlanmasında son zamanlarda sıkça gündeme gelen esnek çalışma modellerinin etkili olacağı düşünülmektedir. Bazı ülkelerde esnek çalışma modellerine geçildiği ve hem örgüte hem işgörenlere büyük fayda sağladığı, işgörenlerin iş-yaşam dengelerini daha kolay sağlayabildikleri görülmüştür. Ülkemizde esnek çalışma düzeni, son zamanlarda sık sık gündeme gelmekte ve esnek çalışma modellerinin yaşama geçirilmesi üzerinde çalışılmaktadır. Bu çalışmada esnek çalışmanın iş-yaşam dengesini sağlama üzerindeki etkisini belirlemeye çalışılmıştır. Anket sonuçlarında iş-yaşam dengesinin sağlanmasında esnek çalışma modellerinin etkili olacağı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Esnek Çalışma, İş ve Yaşam, Denge
Esnek çalışma ve iş tasarımının iş becerikliliği üzerinden çalışan katılımına etkisi: İstanbul hizmet sektörü örneği
Technological advances, especially with the new industrial revolution, are transforming how jobs are being defined and designed, including "where" and "when" work tasks can be completed. At the same time, engaging employees has become an even stronger priority for companies within this dynamic and ever-changing environment. Yet, driving employee engagement remains to be challenging for practitioners, even after decades of research and experimentation. Flexible work arrangements and job (re)design processes could potentially strengthen employee engagement, but there isn't enough empirical evidence on how these practices could be leveraged effectively. This research aims to extend the knowledge base on which practices elevate employee engagement and why. It analyzes the effects of perceived work location flexibility, perceived schedule flexibility, job design and job crafting on employee engagement, including the analysis of the interlinkages between these concepts. Flexible work arrangements are explored as potential catalyst of job crafting as well, where employees proactively reformulate their jobs in accordance with their own needs and aspirations. The research focuses on the white-collar employees in the service sector of Istanbul. The data was collected through an online employee survey with 122 responses included in the final analysis. The results were analyzed through a variety of methods, including reliability and factor analysis, validity tests as well as structural equation modeling based on maximum likelihood estimation. The findings indicate that traditional job characteristics alone are not enough to enhance the engagement of employees. Job crafting and schedule flexibility are instrumental for advancing individual engagement levels.
Digital transformation, flexible working methods; a study on human resources productivity
Nowadays, developments in communication and internet technologies have changed working types. When employees are freed and flexible, they are better adapted to their jobs as they are not divided during the day into different activities and as they do not spend their energy in city traffic. It is observed that flexible working arrangements positively affect work and private life balances. Consequently employees have fulfilled their job responsibilities in a more motivated way. In this thesis, the effect of flexible working conditions and increasing internet technologies on individual performance of employees is surveyed in the literature. Individual performance is directly related to the overall performance of the enterprise. Since the motivation of the employees is high in the companies with flexible structure, it is seen that they contribute to share both their productivity and business motivation. Both in the world and in some companies in Turkey, the importance of flexible-employment has begun to be realized. This thesis examines some company examples of such arrangements in the world and in Turkey. The opportunity to work outside the office has also changed the new structure and ways of working in businesses. Like employers, expectations of employees change over time. This leads companies to take different approaches. Today, an important point that employees emphasize when starting a new job is determined as "Flexible working opportunity!''At this point, there is a lot of work for employers to make productivity sustainable. That is why companies need to adapt to next-generation business models using technology. In this study, the views on various aspects of flexible working arrangements of employees in different sectors is measured by using questionnaires. The relationship between individual performances and business performance is investigated by using questionnaires. The validity of the questionnaires was evaluated by factor analysis and its reliability was evaluated by the Cronbach Alpha Coefficient Analysis. According to the results; It is determined that when flexible working hours and work-life balance dimension are increased, individual performance will increase. In addition, with the increase in individual performance, it is considered that the operating performance will increase. Flexible working hours affect individual performance, but not perceived company performance.
A daily examination of work and non-work time experiences in pandemic working arrangements
COVID-19 has highlighted the importance of flexible work arrangements. It is believed that this unexpected and compulsory change in the working pattern also affects the psychological processes of the employees. Basic psychological needs, post-work recovery, work engagement, self-compassion, and positive affect are all extensively covered in the literature. Still, they have not been discussed together in terms of the effect of work patterns. In this context, the present study aimed to examine the relationships between these concepts and to investigate the possible moderator effects of the working patterns. 87 participants were included in the diary study. A regression technique called hierarchical linear modeling was used for the study's data analysis. According to the study's findings, the satisfaction of needs was mediating variable between work engagement and positive affect. Additionally, relaxation showed a mediating effect between need satisfaction and positive affect, but psychological detachment did not show the mediator effect. The moderation analyses did not show the moderating effects of self-compassion on the relationship between need satisfaction and positive affect and general work engagement on the relationship between psychological detachment from work and positive affect. The psychological detachment was a moderator of the relationship between work engagement and positive affect. In addition, the day-specific working place moderated the relationship between psychological detachment and positive affect. The day-specific working place also moderates the relationship between need satisfaction and positive affect. Furthermore, the limitations and strengths of the study and suggestions for future studies are discussed.