Health management

109 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Covid – 19 pandemisinin sağlık hizmetleri erişimi üzerine etkisinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışma, COVID-19 pandemisinin sağlık hizmetlerine erişim üzerindeki etkisini analiz etmeyi hedeflemektedir. Pandeminin, genel sağlık hizmetlerine olan talebi ve sistem üzerindeki baskıyı artırdığı, bu durumun özellikle farklı coğrafyalarda ve sosyoekonomik gruplarda erişim sorunlarını ortaya çıkardığı görülmektedir. Bu durum, pandemi sürecinde yaşanan zorlukların ve müdahale stratejilerinin değerlendirilmesini gerektirmekte ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerin belirlenmesine odaklanmaktadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, 2019 ve 2020 yıllarına ait sağlık hizmetlerine erişim ve kullanım verilerini analiz etmiş ve bu süreçteki değişiklikleri değerlendirmiştir. Veriler altı farklı gruba ayrılarak, her bir grup sağlık hizmetlerine erişim ve kullanım düzeyini temsil etmiştir. Parametrik ve non-parametrik istatistiksel testler kullanılarak elde edilen sonuçlar, pandemi sürecinde sağlık hizmetlerine erişim ve kullanım düzeylerindeki değişikliklerin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını ortaya koymuştur. Çalışmanın örneklemini OECD ülkeleri oluşturmaktadır. Bulgular: Çalışmada COVID-19 pandemisinin OECD ülkelerinde sağlık hizmetlerine erişimi önemli ölçüde etkilediğini bulunmuştur. Hekim ve diş hekimlerine başvurular, aşılama oranları ve ayakta tedavi sayıları gibi sağlık hizmeti kullanım göstergelerinde düşüşler görülmüştür. Ayrıca, ülkeler arasında cerrahi prosedür sayılarında farklı trendler gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmanın bulguları, pandeminin sağlık hizmetlerine erişim üzerindeki uzun vadeli etkisini anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini göstermektedir. Pandemi sürecinde sağlık hizmetlerine erişimi etkileyen faktörlerin belirlenmesinde ve bu konuda daha hassas politikaların ve uygulamaların geliştirilmesi önemlidir.

Sağlık ekonomisiSağlık yönetimi
Şahsenem Ünalan
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Covid 19 pandemisi sürecinde ölüm oranlarının karşılaştırmalı analizi

Giriş ve Amaç: COVID-19 pandemisi, yalnızca salgın etkeni kaynaklı ölümleri değil, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve sosyal, ekonomik etkiler nedeniyle dolaylı ölümleri de artırmıştır. Bu çalışma, Türkiye, Almanya, İspanya, Güney Kore, Japonya ve Finlandiya'da 2015–2021 yılları arasında ölüm nedenlerine göre aylık bazda gerçekleşen ölümleri analiz ederek, özellikle 2020–2021 döneminde COVID-19 dışı nedenlere bağlı aşırı ölüm sayılarını ve bu gerçekleşen ölümlerde pandemi politikalarının rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada, altı ülkeye ait 2015–2021 yıllarına ilişkin yedi temel ölüm nedeni kategorisinde (ICD-10 sınıflandırmasına göre) aylık ölüm sayıları, yıllık nüfus verileri ve Oxford COVID-19 Government Response Tracker (OxCGRT) veritabanından elde edilen iki politika endeksi (Sıkılık Endeksi, Ekonomik Destek Endeksi) ve bu tezde hesaplanan yeni bir endeks (Sağlık Endeksi) kullanılmıştır. Öncelikle 2015–2019 dönemine ait verilerle her bir ülke ve ölüm nedeni için lineer regresyon modeli kurularak 2020–2021 yılları için beklenen ölüm sayıları tahmin edilmiştir. Ardından, gözlenen değerlerle beklenen değerler arasındaki fark kullanılarak aşırı ölüm sayıları hesaplanmış; bağımlı değişken olarak COVID-19 dışı aşırı ölümler, bağımsız değişken olarak üç politika endeksinin yer aldığı sabit etkiler panel veri regresyon modeli ile analiz edilmiştir. Ayrıca nüfusa normalize edilmiş aşırı ölümler üzerinden ülke kıyaslaması yapılmıştır. Bulgular: Ölüm nedenlerine göre aşırı ölümler(toplam, COVID-19 dahil, dışı ve kümülatif) ülkeler arası farklılıklar göstermektedir. Model sonuçlarına göre, ülkeler ve ölüm nedenleri düzeyinde politika endekslerinin etkileri farklılık göstermektedir. Sağlık Endeksi, bazı ülkelerde solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı aşırı ölümleri anlamlı biçimde azaltırken; bazı ülkelerde artırmıştır. Sıkılık Endeksi, bazı durumlarda azaltıcı etki göstersede genel itibariyle pozitif yönde aşırı ölüm etkileri göstermiştir. Ekonomik Destek Endeksi'nin etkisi genel olarak sınırlı olmakla birlikte, bazı ülkelerde etkisi daha belirgin gözlenmiştir. Bulgular, politika bileşenlerinin ülke bağlamında ve nedenlere göre farklı etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Sonuç: COVID-19 pandemisine karşı uygulanan politika önlemleri, yalnızca enfeksiyon yayılımını değil, aynı zamanda dolaylı ölümleri de etkilemiştir. Çalışma, pandemi yönetiminde sağlık sisteminin kapasitesinin ve politika tasarımının ölüm oranları üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Politika endekslerinin nedenlere göre ayrıştırılarak analiz edilmesi, gelecekteki kriz durumlarında daha hedefe yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu yönüyle çalışma, hem yöntemsel hem de ampirik açıdan literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar kelimeler: COVID-19, aşırı ölüm, dolaylı ölüm sayıları, politika endeksleri,

PandemilerSağlık yönetimi
Halil Bozoğlu
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin yapay zekâ genel tutumları ve kaygı durumlarının belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Yapay zekâ teknolojileri sağlık alanında giderek yaygınlaşmakta olup, bu teknolojilere yönelik sağlık profesyoneli adaylarının tutum ve kaygılarının anlaşılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin yapay zekaya yönelik genel tutumları ile kaygı düzeyleri değerlendirilmiş, bu değişkenler üzerindeki demografik ve bireysel etkiler analiz edilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu araştırmada, tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'ndeki 722 öğrenci çalışmaya dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği" ve "Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %80,6'sı kadın, %19,3'ü erkektir. Kadın öğrencilerin yapay zekaya yönelik kaygı düzeyleri, erkek öğrencilere kıyasla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p = 0.006). Yapay zekâ hakkında bilgi düzeyi arttıkça öğrencilerin olumlu tutum puanları anlamlı şekilde artmakta (p = 0.000), kaygı düzeyleri ise azalmaktadır (p = 0.005). Yapay zekâ kaygısı ile tutum puanı arasında negatif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r =-0.481; p <0.05). Teknoloji kullanım becerisi, iş tecrübesi ve değişime uyum gibi değişkenler de tutum ve kaygı düzeylerini istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilemiştir (p <0.05). Ölçeklerin güvenirliği yüksek bulunmuştur: Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği için Cronbach's α = 0.92; Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği için α = 0.72. Sonuç: Çalışma bulguları, sağlık bilimleri öğrencilerinin yapay zekaya yönelik tutum ve kaygılarının; cinsiyet, bilgi düzeyi, teknoloji kullanımı ve değişime açıklık gibi bireysel değişkenlerden anlamlı şekilde etkilendiğini göstermektedir. Özellikle olumlu tutumların yapay zekâ kaygısını azalttığı saptanmış olup, bu durum sağlık eğitiminde yapay zekâ farkındalığını artırmaya yönelik programlara ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

KaygıSağlık yönetimiYapay zeka
Gamze Akar
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının hukuki sorumluluğu bağlamında, 2015-2021 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Danıştay Başkanlığı'nda karara bağlanan tıbbi malpraktis (Tıbbi uygulama hatası) davalarının değerlendirilmesi

Tıbbi malpraktis, tüm dünyada birçok sağlık çalışanı için en büyük kaygı nedenlerinden biridir. Yapılan çalışmalar, tıpta uzmanlık alanı ve çalışma sahası seçiminde tıbbi malpraktis kaygısının önemli bir etken olduğunu ve tıbbi malpraktis riski yüksek bölümlerde çalışan sağlık çalışanlarında defansif tıp uygulamalarını daha sık gerçekleştirdiğini göstermektedir. Çalışmamızda Danıştay'ın resmi karar arama sitesi üzerinden arama yaparak, 2015-2021 yılları arasında T.C. Danıştay Başkanlığı'nda karara bağlanan 601 tıbbi malpraktis dava dosyasına ulaşılmıştır. Verileri incelediğimizde; en fazla dava dosyasının 2021 yılında olduğu görülmüştür. Olay tarihi ile davanın Danıştay'a yansıma süresi arasında geçen zaman ortalamasının 9,2 yıl olduğu ve bunun yargıda davanın tamamlanması için öngörülen hedef sürenin çok üstünde olduğu görülmüştür. Şikayet konusu branşları incelediğimizde sırasıyla; kadın hastalıkları ve doğum (%24,3), acil tıp (%15,4) ve genel cerrahi (%11,2) branşlarının ilk üç sırayı aldığı görülmüştür. Bu branşların, hekimler tarafından tercih edilirliğinin azaldığının en önemli göstergesi Tıpta Uzmanlık Sınavlarında azalan puanları ve boş kalan kontenjanları olmaktadır. En fazla tıbbi malpraktis şikayeti gerçekleşen sağlık hizmet sunucusu, Devlet Hastaneleri (%44,3) olarak saptanmıştır. Devlet Hastanelerini, %21,4 ile Eğitim Araştırma Hastaneleri ve %19 ile üniversite hastanelerinin takip ettiği görülmüştür. Danıştay tarafından bozma kararı verilen olgular incelendiğinde en sık bozma kararının, bilirkişi raporundaki eksiklikler / yetersizlikler olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporları talep edilen kurumları değerlendirdiğimizde, tüm raporların %80,6'sının Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlendiği tespit edilmiştir. Adli tıp uzmanlarının birçoğunun üniversitelerde istihdam edilmesine ve bu üniversitelerimizin birçoğu diğer branşlarda da son derece başarılı akademisyeni bünyesinde barındırmasına rağmen mahkemelerin, bilirkişi raporlarını ATK'dan talep etme eğiliminde olduğunu gördük. Akademik anlamda yetişmiş insan gücünün verimli kullanılması adına, mahkemelerin üniversitelerden talep ettiği bilirkişi rapor sayıları artırılmalıdır.

Adli tıpDanıştayDoktor hatası+7
Gökhan Temel
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği

Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları

COVID 19HastanelerMobbing+6
Abdulla Zeynallı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Viral salgınlar perspektifinde salgın yönetimi değerlendirmesi: SARS-COV-2 örneği

Sağlık, kişinin hem ruhen ve hem de bedenen kendini iyi hissetme halidir. Sağlıklı hissetme hali içgüdüsel olarak gelişmektedir. Canlılar bedenlerindeki herhangi bir aksaklık durumunda içgüdüsel dürtü ile oluşan sorunları giderme eğilimine girmektedirler. Hastalıklar, insanlık tarihi ile birlikte varlıklarını sürdürmektedirler. Kişinin yaşam kalitesinin büyük bir kısmını sağlık ölçütü belirlemektedir. Bulaşıcı hastalıkları ele aldığımızda, milyonlarca insanı etkisi altına aldığı görülmektedir. Bulaşıcı hastalıklar her dönem bulundukları toplumda tehdit unsuru olarak varlığını sürdürmektedir. Gelişen bilim ve teknoloji ile birlikte günümüz çağında virüslerle savaşmak daha avantajlı hale gelmiştir fakat bilim ve teknolojinin dezavantajlı yönü de bulunmaktadır, virüsler artık biyolojik silah olarak da kullanılmaktadır. Çalışmada geçmiş, dönemlerde yaşanılan salgın hastalıklar, salgın hastalıkların varlığını sürdürdüğü dönemlerde alınan önlemler ve tedavi yöntemleri, hastalığın sona erdirilmesi ya da etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Bu çalışmalar işlenirken koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine değinilmiştir. Hastalıklar oluşmadan ya da oluştuğu dönemlerde alınması gereken tedbirler ve bu tedbirlerde koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi ele alınmıştır.

COVID 19PandemilerSARS virüsü+3
Merve Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği

Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.

FacebookHastanelerKurumsal iletişim+7
Nazlı Kocaçınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetiminin sağlık çalışanlarının hakları üzerine bir inceleme

Bu çalışmada "Toplam Kalite Yönetiminin Sağlık Çalışanları Hakları Üzerine Etkileri" incelenmiştir. Bu araştırmanın evrenini Tekirdağ İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı olan bir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ve Devlet Hastanesinde çalışan yaklaşık 1000 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Örneklem ise evrende yer alan kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 197 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Toplam Kalite Yönetiminin Sağlık Sektöründe uygulanması ile daha kaliteli, daha güvenilir, hataya yer vermeyen hizmet anlayışı ile hasta ve sağlık çalışan hakları açısından olumlu gelişmeler yaşanacağına inanılarak bu çalışma hazırlanmış ve elde edilen veriler ışığında analiz yapılmıştır. Çalışmada Toplam Kalite Yönetimine ilişkin ifadelere verilen cevaplar ile çalışanların demografik özellikleri arasında ve Çalışan Haklarına ilişkin verilen cevaplar ile çalışanların demografik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için ki-kare analizi yapılmıştır. Demografik özellikleri cinsiyet, yaş, kurumda çalışma yılı, eğitim düzeyi, görevi ve meslekteki yılı açısından ayrı ayrı değerlendirilmiş ve sonuçlar kısmında belirtilmiştir. Sağlık çalışanlarının memnuniyet ve hakları ile ilgili katılımcılara yöneltilen sorulara verilen cevapların, çalışanların demografik özelliklerine göre bazı alanlarda farklılık gösterdiği, Beyaz Kod ve Kurum İçi İletişim ile ilgili çalışmaların memnuniyet yarattığı ancak Toplam Kalite Yönetiminin bu alandaki çalışmalarının yeterli görülmediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çalışan Hakları, Toplam Kalite Yöntemi, Sağlık Sektörü, Anket

Kalite yönetimiSağlık personeliSağlık sektörü+4
Dilay Kılınç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık sektöründe blok zinciri teknolojisinin gerekliliği ve kullanılabilirliğine ilişkin bir ölçek geliştirme çalışması

Dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler sağlık hizmetlerinin daha etkili, verimli ve güvenli bir şekilde sunulmasını sağlamaktadır. Bu yenilikçi çözümler arasında, dağıtılmış bir defter yapısına dayanan blok zinciri teknolojisi dikkat çekmektedir. Blok zinciri, sağlık hizmetlerinde verilerin güvenliğinin korunması, bilgilerin doğruluğunun sağlanması ve şeffaflığın artırılması gibi alanlarda yenilikçi çözümler sunma potansiyeli taşımaktadır. Bu bağlamda bu araştırma, sağlık bilgi sistemleri alanında çalışanların blok zinciri teknolojisine yönelik algılarını, bilgi seviyelerini ve teknolojinin sağlık hizmetlerinde uygulanabilirliğine ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla bir ölçek geliştirme süreci yürüterek gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 305 kişilik bir örneklem grubu ile yürütülmüştür. Veri toplama amacıyla bir ölçek geliştirilmiş, ölçeğin kapsam geçerliği ve yapı geçerliği analizleri yapılmış, güvenilirlik ise Cronbach Alpha katsayısı ile test edilmiştir. Bu süreç sonucunda ölçeğin beş boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistikler ve t-testi ile ANOVA gibi farklılık analizleri ile değerlendirilmiş, ölçek alt boyutları arasındaki ilişkiler ise korelasyon analizleri ile incelenmiştir. Araştırma bulguları, blok zinciri teknolojisinin veri güvenliği ve süreçlerin iyileştirilmesi açısından olumlu değerlendirildiğini, ancak mevcut sağlık sistemleriyle entegrasyon, yasal düzenlemeler ve altyapı eksikliklerinin uygulamada zorluk oluşturduğunu göstermektedir. Katılımcılar, blok zincirinin sağlık verilerinin güvenli saklanması ve paylaşımında yenilikçi bir çözüm sunabileceğini vurgularken, blok zincirinin çevresel ve organizasyonel boyutlarının diğer boyutlara göre daha düşük olduğu da tespit edilmiştir. Araştırma, blok zinciri teknolojisinin sağlık hizmetlerinde kullanım potansiyelini vurgulamakla birlikte, teknolojinin uygulanabilirliğini artırmak için altyapı modernizasyonu, düzenleyici belirsizliklerin giderilmesi ve yenilikçi eğitim programlarının geliştirilmesine işaret etmektedir. Ayrıca, geliştirilen ölçeğin geçerli, güvenilir ve sağlık bilgi sistemi alanında çalışanların blok zinciri teknolojisine yönelik algılarını değerlendirme amacı doğrultusunda kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Blok zinciri, Sağlık hizmetleri, Dijital dönüşüm, Ölçek geliştirme

Sağlık yönetimi
Çağdaş Türkoğlu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmeti sunum verimliliğinin değerlendirilmesi

Özellikle savaş, afet, salgın hastalıklar, politik gelişmeler gibi küresel veya ülke düzeyinde meydana gelen olaylardan sonra talebin öngörülemezliği sağlık hizmetlerine özgü özelliklerdendir. Bu belirsizlik, sağlık sistemlerindeki önemli kırılganlıkların temelini oluşturmaktadır. Türkiye de sağlık sektörü açısından 2012-2020 döneminde hem küresel hem de ülke düzeyinde önemli gelişmelere tanıklık etmiştir. Bu çalışmada 2012-2020 dönemleri arasında mülkiyetlerine göre ve Türkiye genelinde hizmet veren hastanelerin verimliliklerinin illere göre nasıl değişim gösterdiğinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini kamu için 81, özel için 62, üniversite için 37, Türkiye geneli için 81 il oluşturmaktadır. Çalışma kapsamına alınan illerin 2012-2020 dönemine ait temel hizmet verileri (yatak, muayene, ameliyat, hasta, personel vb.) Temel Sağlık İstatistikleri Modülünden (TSİM) Sağlık Bakanlığının izniyle alınmıştır ve Malmquist Endeksi (ME) ile analiz edilmiştir. İncelenen dönemlerde verimlilik düzeylerinde anlamlı bir fark olup olmadığını değerlendirmek amacıyla tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ile verimsizlik kaynaklarını belirlemek amacıyla 2020 dönemi Veri Zarflama Analizi (VZA) yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre kamu için değerlendirilen illerin teknik verimlilik (TV) ve ölçek verimliliği (ÖV) düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı, ancak toplam faktör verimliliğindeki (TFV) değişimin anlamlı olduğu (F=89,77; p<0,001); özel sektör için TV (F=3,14; p=0,008), ÖV (F=3,69; p=0,002) ve TFV'deki değişimin istatistiksel olarak anlamlı (F=6,18; p <0,001) olduğu; üniversite sektörü için TV (F=3,1; p=0,015) ve TFV değişimlerindeki (F=5,22; p=0,006) farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu ancak ÖV ortalama değişimlerindeki farklılıkların anlamlı olmadığı; Türkiye geneli için illerin TV ve ÖV düzeylerindeki ortalama değişimlerindeki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı ancak TFV'deki ortalama değişimlerde gerçekleşen farklılıkların anlamlı (F=103,8; p<0,001) olduğu anlaşılmaktadır. TFV ve TV değişimindeki ters yönlü değişimler, teknolojik değişimin TFV'yi yönlendirdiğine işaret etmektedir. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye geneli sağlık hizmetleri verimliliği düşüş trendi göstermektedir. Bu araştırmada her sektör için verimsizliğe neden olabilecek faktörler hakkında ipuçları sunulmuştur. Son olarak bütün paydaşların kaynakları birlikte değerlendirilerek bölge-il-hastane bazlı her bir hastaneye özgü hizmet sunum planlarının yapılması önerilmektedir.

Malmquist toplam faktör verimliliği analiziSağlık hizmetleriSağlık yönetimi+1
Tuna Aybike Bilkay Göktaş
Hacettepe University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık sonuçları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık sonuçları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada, Sağlık Bakanlığı'nın hazırlamış olduğu "Sağlık İstatistikleri Yıllığı" ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden faydalanılmıştır. Çalışma, 2012-2019 yılları arasını kapsamaktadır. Araştırmada, sağlık hizmeti kullanım göstergeleri olarak sağlık kurumuna toplam başvuru sayısı, kişi başına hekime başvuru sayısı, yatak doluluk oranı ve toplam ameliyat sayısı; sağlık sonuçları göstergeleri olarak bebek ölüm oranı ve beş yaş altı ölüm oranı kullanılmıştır. Sağlık insangücünün ölçümü için ise; pratisyen hekim sayısı, uzman hekim sayısı, asistan hekim sayısı, hemşire-ebe sayısı, diş hekimi sayısı, eczacı sayısı ve diğer sağlık personeli sayısı alınmıştır. Sağlık insangücünün hizmet kullanımı ve sağlık sonuçlarına etkisinin ölçülmesi için panel veri analizinden yararlanılmıştır. Panel veri analizi hem yıllara göre hem de illere göre değişimin incelenmesine imkan sunması sebebiyle tercih edilmiştir. Analiz sonuçları sağlık insangücünün sağlık hizmet kullanımı ve sağlık sonuçlarını etkilediğini göstermektedir. Sağlık insangücünün sağlık hizmeti kullanım değişkenlerinden yalnızca yatak doluluk oranı üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Uzman ve pratisyen hekim sayısının sağlık kurumuna toplam başvuru sayısı üzerinde pozitif, diş hekimi sayısının ise negatif etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Kişi başına düşen hekime başvuru sayısı üzerinde diş hekimi ve eczacı sayısının pozitif etkisinin olduğu görülmüştür. Ameliyat sayısı üzerinde ise uzman hekim sayısının pozitif, pratisyen hekim ve diş hekimi sayısının ise negatif etkisi olduğu saptanmıştır. Son olarak sağlık sonuçlarının göstergesi olan bebek ve beş yaş altı ölüm oranları üzerinde uzman hekimlerin pozitif, pratisyen hekimlerin ise negatif etkisinin bulunduğu saptanmıştır. Çalışma sonuçlarının, mevcut veri seti üzerinden sağlık insangücünün niceliksel durumunu ortaya koyması açısından yazında önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Politika yapıcılar, araştırma sonuçlarını etkili bir sağlık insangücü planlaması için kullanabilir. Sağlık insangücü planlaması konusunda sağlık profesyoneli grupları arasındaki beceri karması ve coğrafi dengesizliklerin giderilmesi önerilmektedir. Sağlık profesyonellerini taşra bölgelerine çekmek için gerekli teşvik ve koordinasyon mekanizmalarının uygulanmasına odaklanılması gerektiği düşünülmektedir.

Panel veri modelleriSağlıkSağlık hizmetleri+3
Nazan Kartal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinde pazopanib ve sunitinib tedavilerinin maliyet etkililik analizi

Renal hücre karsinomu (RCC) dünya genelinde böbrek kanserinin en yaygın türü olup hastalığın etkin olarak yönetiminde tedavi yaklaşımlarının önemi üzerinde durulmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalar pazopanib (PB) ve sunitinib (SB) tedavilerinin RCC hastaları için standart niteliğinde tedaviler olduğunu ortaya koymaktadır. Yabancı literatürde RCC hastaları için söz konusu tedavilerin ekonomik değerlendirmesini ele alan çalışmaların varlığına karşılık Türkiye'de ileri evre böbrek kanseri tedavisinde PB ve SB yöntemlerinin ekonomik değerlendirme araştırmasının yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinin birinci basamak tedavisinde PB ve SB etken maddelerinin ekonomik değerlendirme çalışmasını ödeyici kurum bakış açısı ile yapmaktır. Çalışmaya RCC teşhisi konup PB veya SB tedavilerinden birini almış 53 yetişkin hasta dâhil edilmiştir. Araştırmada progresyonsuz sağkalım, progresyonlu sağkalım ve ölüm durumundan oluşan hastalık/karar modeli kullanılmıştır. Sağlık durumları arasında geçişlerin modellenmesi için literatürden sağlanan farklı geçiş olasılıkları esas alınarak simülasyonlar iki aşamada tamamlanmıştır. Simülasyonlarda Markov model ve Monte Carlo yöntemleri kullanılmış olup Monte Carlo simülasyon yöntemi farklı kuramsal dağılımlar çerçevesinde ele alınmıştır. Ödeyici kurum üzerindeki maliyet yükünün belirlenmesi için RCC hastalığına ilişkin kaynak kullanım verisi ilgili hastanenin bilgi sistemi kullanılarak sağlanmıştır. Hastaların kemoterapi tedavisini ne uzunlukta aldıklarına ilişkin bilgiler ise hasta dosyaları ile elde edilmiştir. Etkililik ölçümü için EQ-5D yaşam kalitesi aracı kullanılarak hastalara ulaşılmış, Almanya ve İngiltere'nin katsayıları esas alınarak hasta başına ortalama kaliteye ayarlı yaşam yılı (QALY) belirlenmiştir. Maliyet ve sağlık sonuçlarının zaman değerini göz önünde bulundurmak amacıyla ekonomik değerlendirme sürecinde %3 indirgeme oranı uygulanmıştır. PB tedavisinde progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.088,89 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için 11.351,35 TL olarak elde edilmiştir. SB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.240,73 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için ise 11.272,20 olarak belirlenmiştir. PB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalara ilişkin ortalama QALY değeri 0,86 iken progresyonlu durumda bulunan hastalar için ise 0,42 olmuştur. SB tedavisi için ortalama QALY değeri progresyonsuz hastalar için 0,70 iken progresyonlu hastalar için ise 0,45 olarak belirlenmiştir. Temel maliyet-etkililik analizi bulguları, PB tedavisinin maliyet-etkili olmadığını; farklı geçiş olasılıkları kullanılarak üretilen maliyet-etkililik analizi bulguları ise ki-kare ve poisson dağılımları için PB tedavisinin maliyet-etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, ileri evre böbrek kanseri (İEBK) hastalığının birinci basamak tedavisinde PB tedavi yönteminin SB tedavi yöntemine göre maliyet-etkili olup olmadığı simülasyon yöntemi, geçiş olasılıkları ve olasılık dağılımlarına göre değişim göstermektedir. RCC tedavisinde hangi yöntemin maliyet-etkili olduğunun değerlendirilebilmesi için daha fazla ekonomik değerlendirme çalışmasına ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.

Böbrek neoplazmlarıEtkililikKanser hastaları+7
Hüseyin Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında kurumsal itibar algısı ve yönetimi

Kurumsal itibarın önemi kurumlar açısından bulunduğumuz çağda daha da fazla önem taşımaya başlamıştır. Çağdaş pazarlama teknikleri, stratejilerinin doğru kullanılması ve kâr sağlanması kurumlar için yeterli olmamaktadır. Kurumlar daha ileriye dönük planlar yaparak devamlılık ve süreklilik adına farklı arayışlar ve çalışmalara başlamıştır. Kurumsal itibar oluşturup sürdürmek, bunlardan birisidir. Kurumlar için ; sundukları hizmet ve markalar dışında, tüketicilerin zihninde oluşturdukları algı ve izlenim de çok önemlidir. Ancak bu sayede olumlu bir izlenim ve tutarlı , adil bir kurum politikası oluşabilmektedir. Günümüzde tüketicilerin oldukça bilinçli olduğu, kurumlardan sadece belirli ürün ve hizmetler beklentisinde kalmayıp, tüketiciler buna ek olarak kurumların kamusal sorunlara yaklaşımı ve desteği, paydaşları ve çalışanlarına verdiği önem, algıda ve tüm sosyal çevrede oluşturdukları itibar etkisinide dikkate almaktadırlar. Haris ve Fombrun'un geliştirdiği itibar katsayısı ölçeği sayesinde kurumların itibarları farklı bileşenleri ölçümlenerek değerlendirilmektedir. Kurumların ürün kalitesini, vizyonunu, kurum kimliği ve imajını, çalışanların kuruma etkisi ve verimini ele alarak kurumun dış kitlelere nasıl yansıdığını ve kitleler tarafından nasıl algılandığını araştırmaktadır. Bu sayede kurumun her bölümü ve değeri irdelenmekte ve karşımıza sadece kurumsal itibar seviyesi değil bütünüyle kurum performansı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı; hayatımızda en önemli alanlardan biri olan sağlık kurumlarında, kurumsal itibar seviyesini belirlemek ve nasıl algılandığını ölçümlemektir. Bu sebeple çalışmamızın daha net ortaya çıkması adına nicel ve nitel araştırma yöntemiyle Florence Nightingale-Çağlayan Hastanesi örnek olarak belirlenmiş ve değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Kurumsal İletişim, İtibar Katsayısı, Sağlık Alanında İtibar.

Kurumsal itibarSağlık kuruluşlarıSağlık yönetimi+2
Mehmet Cerrah Kıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında stok yönetiminin önemi: Ağız ve diş sağlığı merkezinde örnek bir uygulama

Sağlık kurumlarının etkin ve verimli bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için stok yönetimi büyük önem arz etmektedir. Stok yönetiminde hedeflenen işletmenin karını artıracak tüm stok maliyetlerini en aza indirecek faaliyetleri belirlemek, uygulamak ve malzeme verimliliğini sağlamaktır. Sağlık kurumları tıbbi tetkik ve tedaviyi kesintiye uğratmadan hizmet vermek zorundadırlar. Bu da stok yönetiminin doğru ve verimli bir şekilde yapılmasıyla gerçekleştirilebilir. Tıbbi veya dental herhangi bir sağlık hizmeti kurumunda, mali bütçenin büyük bir kısmı, malzeme ve teçhizatın alımı, depolanması ve dağıtımı için harcanmaktadır. Stok yönetimi, malzeme ve teçhizatın etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlamayı amaçlar; böylece doğru malzemelerin doğru zamanda, doğru yerde, en az maliyetle kullanılabilirliği sağlanır. Sağlık kurumları ürünlerinin artan talebini karşılayabilmek için, sağlık uzmanlarının envanteri iyileştirecek ve optimize edecek etkili ve verimli yollar bulması gerekmektedir. Bu bağlamda etkin ve verimli şekilde malzeme yönetimi için stok kontrol yöntemleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemler, gerekli temel malzemelerin yeterli stokunun bulunmasını ve kesintiye uğramadan tedariklerini sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezindeki malzeme stoklarının stok kontrol yöntemlerinden ABC, VED ve ABC-VED matris analizlerine göre değerlendirip, sürecin iyileştirilmesine katkı sağlamaktır. Araştırma, retrospektif olarak uygulamanın yapıldığı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde 2018 yılında kullanılan malzemeler ve bu malzemelerin stok ve finansal yönetimine dair verilerin ABC, VED ve ABC-VED matris analizine göre incelenip değerlendirileceği betimsel bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Stok Yönetimi, ABC–VED Analizi

Ağız ve Diş Sağlığı MerkezleriHastanelerSağlık kuruluşları+3
Fatma Serhatoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel diş kliniğine başvuran hastalarda beklenen ve algılanan hizmet kalitesinin servqual ölçeği ile değerlendirilmesine yönelik bir çalışma

Günümüz rekabetinde ayakta kalmayı ve başarıyı hedefleyen kurumlar hizmet kavramı üzerine yoğunlaşmaktadırlar. Hizmetin yapısal özellikleri, önemi günden güne artan hizmet kavramı üzerine yoğunlaşan ve sunduğu hizmette müşteri memnuniyeti sağlayacak hizmet kalitesine ulaşmayı amaç edinen kurumların işlerini daha da zorlaştırmaktadır.Son yıllarda gündemde olan ve uygulanan hasta memnuniyeti, hizmet kalitesi göstergelerinden biridir. Bu bağlamda, rekabetin çoğalması, insanların gelirlerinin yükselmesi, hastaların bilinçlenmesi, teknolojik gelişmelerdeki hızlı artış, sağlık sigortacılığının gelişmesi gibi etkenler, işletme piyasasını rekabete devam edebilmesi için müşteri memnuniyetine önem vermek durumunda bırakmıştır. Yoğun rekabet ortamında, ayakta kalmak isteyen kurumlar, doğru işi, doğru zamanda, doğru yolla, doğru araçlar kullanarak yapmaya ve hasta memnuniyetine gereken önemi vermeye başlamışlardır. Hasta memnuniyeti, genel anlamda, verilen hizmetin hastanın beklentilerini karşılaması veya hastanın verilen hizmeti algılamalarına dayanmaktadır Bu çalışmanın amacı sağlıkta giderek daha fazla önem kazanan hasta memnuniyeti uygulamalarının "özel diş kliniğinde" verilen hizmetlerle ilgili olan hastaların beklentilerini ve ihtiyaçlarının ne boyutta gerçekleştiğini tespit ederek, hizmet kalitesi ve hasta memnuniyetini belirleyen faktörleri ortaya koymaktır. Dolayısıyla hizmet alanların bu hizmete ilişkin algılarının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Özel bir diş kliniğinde uygulanan bu çalışmada sağlam ve anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmada özel bir diş kliniğinde hastaların memnuniyetinin tespit etmek için beklenen ve algılanan hizmet düzeylerini belirlemeye fırsat veren "servqual" ölçeğinden faydalanmıştır. Hizmet sektörlerinde beklenen – algılanan hizmet kalitelerini tespit etmek için "servqual" ölçeği Parasuramann tarafından ortaya atılmış ve geniş uygulama alanı bulmuştur. (Parasuramann, 1990). İstatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama,standart sapma) yanı sıra çoklu gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi,alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi, ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerini belirlemede Pearson Korelasyon testi, Beklenen ve Algılanan SERVQUAL puanlarının değerlendirilmesinde eşlendirilmiş t testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir.

Ağız ve Diş Sağlığı MerkezleriDiş hastalıklarıHasta memnuniyeti+6
Ladise Has
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ağız ve diş sağlığı hizmetleri yönetiminde sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisinin belirlenmesi konusunda bir araştırma

Sağlık sektörü son yıllarda dünyada giderek artan önemi ve sağlığın vazgeçilmezliği dolayısıyla tüm dikkatleri ve yatırımları üzerine çekmiştir. Türkiye'de de yapılan özel girişimlerde sağlık sektöründe önemli bir paya sahiptir. Yapılan bu girişimler dolayısıyla hem işletmeler hem de akademik çevre için önemli bir inceleme konusu olmuştur. Hizmet işletmelerinin en saf örneklerinden birisi olan sağlık işletmelerinde hizmet kalitesinin artırılarak ülkenin her tarafında ulaşılabilir olması, eşit vatandaşlık hakkı ile koruyucu diş hekimliğinden faydalanması sağlanırken ağız diş sağlığı yönetiminin de gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığı seviyesinin geliştirilmesinde, ağız diş sağlığı değerlerinin tam olarak tespit edilmesi önemlidir. Ağız sağlığı halkın çok ciddi sağlık sorunları arasında yer aldığı bilinmektedir. Kötü ağız hijyeni kişinin yemesi, uyuması, öğrenmesi ve öz güveni ile yakından ilgilidir. Ağız hijyeni kötülüğü, özellikle risk altındaki çocuklarda koruyucu tedavilerle erken tanıştırılarak kontrol altına alınmalıdır. Bu araştırmada, bireylerin yaşadığı sosyal hayat ile ağız hijyenleri arasındaki ilişkiyi belirleyerek, koruyucu tedavi ile onları tanıştırmak, ve ağız diş sağlığı yönetimine alınacak bazı tavsiyelerde bulanarak yönetimin da etkin ve verimli çalışması sağlanacak, bu şekilde bireylerin koruyucu ağız diş sağlığı hizmetlerine ulaşımı kolay, rahat, ucuz olması amaç olarak görülmektedir. Bu araştırma yapılırken özel kliniğe gelen hastalara sorular sorularak demografik veriler alınmış, hastanın ağız muayenesi yapılarak da ağız bulguları elde edilmiştir. Diş hekimi tarafından yapılan muayenede ise bakteri plağı indeksi hesaplanmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuç; Türkiye'deki sağlık otoriteleri tarafından toplum ve okul tabanlı ağız-diş sağlığına yönelik koruyucu ve geliştirici programların uygulanmasının teşvik edilmesi gerektiği ve koruyucu tedavilerle erken tanışan çocukların devlete ağız sağlığı açısından maliyetinin önemli ölçüde azalacağı şeklindedir. Bu şekilde vatandaşların daha mutlu ve daha sağlıklı olacağı öngörülmektedir.

Ağız hastalıklarıDiş fırçalamaDiş hastalıkları+5
Ethem Has
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe üst yönetimin mobbing algısı üzerine nitel bir araştırma

Mobbing ; işyerinde psikolojik taciz , yıldırma , zorbalık veya işyerinde duygusal taciz olarak çeşitli kavramların ifade ettiği ; bir çalışanın ya da bir araya gelmiş birkaç kişinin hedef seçtikleri başka bir çalışana görevinin yapamaz hale getirerek işten kaçırtmak amacıyla uygulanan ve süreklilik arz eden etik dışı davranışlardır. Bu davranışların en fazla zarar verdiği kişi şüphesiz hedeftir. Hedefle birlikte , örgütün ekonomik ve sosyolojik gelişimine ve çalışanın sosyal çevresine yadsınamaz derecede olumsuz etkileri olduğu yapılan araştırmalarca da anlaşılmaktadır (Davenport,2014:115,132 ve Leymann,1996:173-174). Bugün bu sorunun iş hayatında çok sık rastlanan bir durum haline geldiği ve günümüz şartları düşünüldüğünde etik dışı bir olgunun 21.y.y. 'da iş hayatını olumsuz etkilemesinin kabul edilemez olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda mücadele etmek aslında bu olgunun ortaya çıkmasına imkan sağlayan etkenlerin kontrol altında tutulması yani olgunun önlenmesi konusunda çalışmalar yapmaktır. Dolayısıyla kamu veya özel kuruluşların insan kaynakları politikaları bu konuyu gözeterek düzenlenmeli ve örgüt kültürleri bu ilkeyi kapsar doğrultuda oluşturulmalıdır. Bu çalışmada mobbing olgusunun tanımı, süreç içersinde nasıl geliştiği , nedenleri ve sonuçları araştırılmış , mobbing olgusunu oluşturan hususlar açıklanmıştır. Avrupa ve Amerika kıtası ile birlikte Türkiye'deki durumu ele alınmış ve birkaç örnek olay derlenerek durumun önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Sağlık kuruluşlarının yapısal durumu ile çalışanların sorunlarına değinilmiş ve bu sorunların mobbing olgusuna nasıl yol açabileceklerine değinilmiştir. Son olarak derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak sağlık kuruluşlarında yöneticilik görevini üstlenen kişilerle , kendilerinin mobbing olgusunu nasıl algıladığı , konuyla ilgili bilgilerinin ne düzeyde olduğu ve hangi çalışmalar yapıldığı noktasında görüşmeler yapılmıştır. Araştırmayla ilgili bulgular ve sonuçlar açıklanmıştır. Bu doğrultuda amacımız mobbing olgusu konusunda farkındalık yaratmak ve görüşmeler ışığında var olan eksiklik ve yanlışlıklarımızın neler olduğunu görerek bu noktalara açıklık getirmektir. Anahtar Kelimeler : Mobbing, İşyerinde Psikolojik Taciz, Yıldırma, İşyerinde Zorbalık, İşyerinde Manevi Taciz, Sağlık Kuruluşlarında Mobbing

MobbingSağlık kuruluşlarıSağlık sektörü+3
Burcu Sönmeztekin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında erken dönem uyumsuz şemalar, algılanan sosyal destek ve stresle başa çıkma stratejilerinin tükenmişlik düzeyini yordayıcı etkisi

Bu araştırmada sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri üzerinde erken dönem uyumsuz şemalar, algılanan sosyal destek ve stresle başa çıkma stratejilerinin yordayıcı etkisi araştırılmıştır. Araştırma İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan ve 19-64 yaşları arasında yer alan 226 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 63 erkek, 163 kadın sağlık çalışanı gönüllü olarak katılım göstermiştir. Araştırma bulguları elde edilirken kişisel bilgi formu, Tükenmişlik Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 'den yararlanılmıştır. Veri analizinde SPSS 24 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen korelasyon analizleri sonucunda; duygusal tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ve zedelenmiş otonomi şema alanı arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Zihinsel tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması, kopukluk ve zedelenmiş otonomi şema alanları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Fiziksel tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması arasında pozitif yönde orta ölçüde bir korelasyon vardır. Tükenmişlik ile kopukluk şema alanı, sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ve zedelenmiş otonomi şema alanları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Sosyal destek aile alt boyutundan alınan destek ile duygusal yoksunluk şeması ve kopukluk şema alanı arasında negatif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Sosyal destek arkadaş alt boyutundan alınan destek ile duygusal yoksunluk, sosyal izolasyon/güvensizlik, terkedilme şemaları ve kopukluk şema alanı arasında negatif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Araştırmadaki değişkenlerin tükenmişlik üzerindeki yordayıcı etkisini ölçmek için hiyerarşik regresyon modeli uygulanmıştır. Analiz sonucunda tükenmişlik yordama oranının en yüksek olduğu değişken erken dönem uyumsuz şemalar olarak bulunmuştur. Erken dönem uyumsuz şemalardan ise en büyük yordayıcı negatif etkiye sahip olan yüksek standartlar ve bastırılmışlık şema alanı bulunmuştur. Yani yüksek standartlar ve bastırılmışlık şema alanı arttıkça tükenmişlik oranının azaldığı ifade edilebilmektedir.

Algılanan sosyal destekErken dönem uyum bozucu şemalarSağlık personeli+4
Sebanur Sarısoy Çukay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının örgütsel körlük düzeyleri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Ordu Devlet Hastanesi ve Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan sağlık personelleri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise her iki kurumda çalışan doktor, diğer sağlık personeli, idari ve destek personeli olarak çalışan 352 çalışan oluşturmaktadır. Bunun yanında katılımcılara Örgütsel Körlük Ölçeği ile Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği online olarak uygulanmıştır. Sağlık çalışanlarından elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve karşılaştırmalarda parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Yaş değişkeninde gruplar arasındaki birim farklılıklarının fazla olması nedeniyle analizinde nonparametrik testlerden Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Örgütsel Körlük, Kişilik ilişkisine dair bulgular yapılan analizlere göre bu araştırmada; bekar sağlık çalışanlarının örgüt yapısı düzeyinde örgütsel körlüklerinin,evli sağlık çalışanlarından yüksek olduğu, yaş ve kıdem arttıkça sorumluluk düzeyinin arttığı, eğitim ve gelir düzeyi azaldıkça bireylerin sorumluluk düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Sonuç: Sağlık çalışanları ile yapılan bu çalışmada örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının dışadönüklük özellikleri arttığında işin rutinlik düzeyine ilişkin örgütsel körlüklerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma, dışadönük bireylerin işlerinin rutinleşmesiyle birlikte, iş ortamındaki değişiklikleri veya gelişmeleri daha az fark etme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Sektör yapısı, bireysel etmenler ve örgüt yapısı boyutunun kişilik özelliklerinden etkilenmediği bulgulanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikSağlık yönetimi+1
Duygu Temel Akbulut
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Program geliştirme aracı olarak akıllı müfredat model önerisi ve sağlık yönetimi eğitimi uygulama örneği

Sağlık yönetimi eğitiminin kalitesi ülkenin sağlık ekonomisini sağlık hizmetlerinin kalitesini belirleyen önemli bir unsurdur. Bu çalışmanın amacı, sağlık yönetimi eğitiminin içeriği ve eğitim çıktılarının sahadaki yansımalarının karşılaştırılması ile müfredat geliştirme modeli sunulmasıdır. Çalışmada yöntem olarak içerik analizi ve odak grup görüşmesi çalışmalarına yer verilmiştir. 2022 yılında öğrenci kabul eden tüm sağlık yönetimi bölümlerinin müfredatları, izlenceleri, kaynak kitapları, üniversitelerin web sayfaları üzerinden derlenerek incelenmiştir. Sağlık yönetimi eğitiminin tüm tarafları ile iki farklı oturumda odak grup görüşmesi yapılmış ve sağlık yönetimi eğitimi tüm yönleri ile ele alınmıştır. Hastanelerdeki görev alanları belirlenerek semantik yönetim modeli oluşturulmuş ve hangi derslerin hangi görev basamakları için gerekli olduğu ortaya konmuştur. Çalışmada fakülteler arası ders müfredatlarının çeşitliliği dikkat çekici düzeyde bulunmuş, izlencelerde farklılıklar eğitimin standart zeminde olmadığını gözler önüne sermiştir. Odak grup görüşmelerinde tarafların ortak noktası eğitim müfredatlarının güncellenmesi ve uygulamaya ağırlık verilmesi olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğü, sağlık yönetimi eğitimi ile ilgili böyle kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Eğitim çıktıları ile hastanedeki görev alanlarının eşleşmesi yapılarak güncelleme yapılması gereken alanlara dikkat çekilmek istenmiştir. Araştırma Türkiye'deki 2022 yılında öğrenci kabul eden sağlık yönetimi bölümleri ile sınırlandırılmıştır ve sağlık yönetimi görev alanlarından hastanelerdeki roller dikkate alınmıştır. Her yönü ile ele alınan sağlık yönetimi eğitiminde yapılacak iyileştirme önerileri ile sağlık yönetimi bölümlerine sağlık kuruluşlarına katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir. Sağlık yönetimi eğitiminde yapılacak olan güncellemenin; toplum sağlığına, sağlık kurumlarının verimliliğine, sağlık ekonomisine hastane yönetimine olumlu katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Sağlık kuruluşlarıSağlık yönetimiSağlık yönetimi eğitimi
Seyhan Bulan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık okuryazarlığının X, Y ve Z Kuşakları açısından değerlendirilmesi

Toplumsal anlamda sağlıkla ilgili konularda bireylerin bilinçlenmesi, temel sağlık bilgilerine ulaşabilmesi, edindiği bilgileri doğru bir şekilde değerlendirebilmesi bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin yükseltilmesi ile mümkündür. Sağlık okuryazarlığının, sağlığı etkileyen pek çok faktör ile ilişkisi bulunmaktadır. Sağlık okuryazarlığı; sağlık profesyonelleri, sağlık yöneticileri, sağlık kuruluşları ve daha pek çok sağlık paydaşı ile birlikte bireyler açısından da önem taşıyan bir konudur. Toplumsal anlamda sağlık bilincinin oluşması, sağlığa ayrılan kaynakların verimli kullanılması, sağlık hizmeti alan kesimlerin memnuniyeti ve daha pek çok açıdan sağlık okuryazarlığı önem taşımaktadır. Bu tezin amacı, sağlık okuryazarlığının X, Y ve Z kuşaklarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini test etmek, sağlık okuryazarlığının bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda kolayda örnekleme tekniğinden faydalanılarak elde edilen veriler ile yapılan analizler sonucu ortaya çıkan bulgular açıklanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığı ile analiz edilmiş; bu kapsamda frekans analizi, Faktör Analizi, t-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. Sağlık okuryazarlığına ilişkin yapılan faktör analizi sonucunda 5 boyut belirlenmiştir. Bu boyutlardan sağlıkla ilgili sosyal medya haberlerini anlayabilme ile sağlıklı yaşamaya önem verme boyutlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sağlık okuryazarlığı boyutlarının kuşaklara göre farklılığını test etmeye yönelik yapılan ANOVA analizleri sonucunda sağlıkla ilgili sosyal medya haberlerini anlayabilme ile kendi sağlık durumunu değerlendirebilme boyutlarında kuşaklara göre anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Ayrıca eğitim, gelir, meslek ve sağlık güvencesi durumlarının da kuşaklara göre bazı anlamlı farklılıklar gösterdiği yapılan araştırma sonucu ortaya çıkmıştır.

KuşaklarSağlık okuryazarlığıSağlık yönetimi+3
Hüsna İbiş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde sağlık kuruluşlarındaki etik yönetim yaklaşımlarının sağlık çalışanlarının motivasyonuna etkisi

Giriş: Çalışmanın amacı, Covid 19 pandemi sürecinde, etik ilkeler doğrultusunda, Azerbaycan`daki sağlık kurumlarının yönetimi ve çalışanların motivasyonuna nasıl etki ettiğinin incelenmesidir. Bu yönde ilk olarak dünyada pandeminin boyutunun ve sağlık kurumlarındaki yönetiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Daha sonra bu sürecin Türkiye`deki sağlık kurumlarının, yönetimde kullandığı yöntemlerin açıklanmasını amaçlamaktadır. Çalışmanın genel amacı, sağlık yönetiminin rolleri, sorumluluğunu sağlık yönetiminde yer alan etik ilkeler bağlamında analiz etmektir. Bu çalışma, günümüzde dünyadaki sağlık sorunları göz önüne alındığında sürekli genişleyen ve büyüyen sektördeki mevcut bilgilere değer katmaktadır. Bununla birlikte çalışma konusunu etkili bir şekilde tartışmak için aşağıdaki özel hedefler çalışma için çok önemlidir: • Etik ilkeler yönünde sağlık yönetimi ve sağlık yöneticisinin rolünü analiz etmek • Sağlık çalışanlarının işlevleri, sorumlulukları ve rolleri arasındaki farkı göstermek • Sağlık yöneticilerinin temel yetkinlikleri ve yetenekleri arasındaki kontrast ve karşılaştırmaları göstermek Yöntem: Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden deneysel olmayan tarama deseni ile hazırlanmıştır. Tarama deseni, bir evren içerisinde seçilen bir örneklem üzerinde yapılan çalışmalar ile evren genelindeki eğilim, tutum ve görüşlerin nicel olarak betimlenebilmesini sağlar. Tarama deseni, bir grubun belirli bir konu ya da sorun hakkındaki görüşlerinin bir dizi soru aracılığıyla belirlenmesidir. Seçilen grup içindeki bireylerden grubun mevcut durumunu belirlemeyi, görüş, inanç ve tutumları hakkında bilgi elde etmeyi sağlar. Örnekleme metodu olarak seçkili örnekleme şekillerinden kolay tesadüfi (rastsal) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Tesadüfen seçilen ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan kişilerle çalışma gerçekleştirilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada, sağlık sektörü çalışanları için etik yönetimin motivasyon üzerinde pozitif yönlü etkisi belirlenmiştir. Sağlık alanında oldukça değişiklik ve inkişaf vardır. Sağlık kurumları başarı göstermiş olabilmek için bu gelişimleri yakından takip etmeli ve çalışanlar bu mevzularla alakalı bilgilendirilmelidir. Sağlık mensuplarının motivasyonuna tesir eden örgütsel ve yönetsel faktörlerin başında; iletişim, amaç birliği, yetki ve sorumluluklar, fizyolojik çalışma koşulları gelmektedir. Sağlık mensupları değişik meslek gruplarından oluşmaktadırlar ancak beraber, ahenkle çalışırlarsa başarı elde edebilirler. Bunun için tıp kuruluşlarının yöneticilerine büyük yükümlülükler düşmektedir. Kurum çalışanlarına kurumun amaçları aydın bir şekilde belirtilmeli ve benimsetilmelidir. Çalışanların tek bir maksat için toplanmaları sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler:Etik, Yönetim, Sağlık Kurumları, Çalışan Motivasyonu

COVID 19EtikMotivasyon+6
Maleyka Hajıyeva
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da bir aile sağlığı merkezinde obezite vergisine yönelik görüşlerin değerlendirilmesi

Günümüzde hızla yayılan ve zamanla daha ciddi bir sorun haline gelen obezite için çözüm yolları aranmaktadır. Bireysel çözüm arayışlarının yanında devlet müdahaleleri de obezite oranlarını düşürme yönündedir. Obezite vergisi, başvurulan bu çözüm yollarından biridir ve kalorisi yüksek ancak besleyici değeri düşük gıdaların fiyatını yükselterek tüketiminin azalmasını sağlamak ana amaçtır. Obezite vergisi birçok ülkede farklı şekillerde kullanılmaktadır ve Türkiye'de uygulanması, son dönemlerde tartışılan bir konudur. Bu tez çalışmasında öncelikle obezitenin tanımına, nedenlerine ve prevalansına yer verilmiş ardından sağlıksız gıdaları vergilendiren ülkelerin verilerine ve politikalarına yer verilmiş ve daha önce yapılmış araştırmalarla obezite vergisi değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, obezite vergisinin Türkiye'de uygulanmasına yönelik görüşleri değerlendirmektir. Araştırma Ankara'da seçilen bir aile sağlığı merkezine başvuran 18 yaş ve üzeri hastaları kapsamaktadır. Ölçüm aracı olarak Ayyıldız ve Demirli(2015) tarafından hazırlanan anket kullanılmıştır ve elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçüm aracının yapı geçerliliği, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile değerlendirilmiştir. Hipotezleri değerlendirmek için T- testi ve ANOVA testinin yanı sıra lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların obeziteye ve obezite vergisine yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Katılımcıların obezite vergisini desteklemeleri üzerinde cinsiyetin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır ve obezite vergisini destekleme durumunun kadınlarda daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların büyük çoğunluğu obezite vergisini desteklememektedir ancak vergi dışında araçlar ve politikalarla obezite ile mücadeleyi gerekli gördükleri ve destekledikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: Obezite, Obezite vergisi, Obezite ile mücadele politikaları

Aile sağlığı merkeziObeziteSağlık yönetimi+1
Zeliha Asilkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında hizmet hatası telafi stratejilerinin müşteri memnuniyeti ve yeniden satın alma niyeti üzerine etkisi

Sağlık hizmetlerinin kendine has özelliklerinden dolayı hizmet sunum sürecinde hizmet hatalarının oluşması kaçınılmaz olmaktadır. Hizmet hataları, sağlık kurumlarından hizmet alan müşterilerin memnuniyetsizliğine ve şikâyette bulunmalarına yol açmakta, sonrasında da kurumdan tekrar hizmet alma konusundaki davranışsal niyetlerini etkilemektedir. Bu noktada hizmet telafisi, karşılaşılan hizmet hatalarının yarattığı memnuniyetsizliği gidermede ve yeniden hizmet almanın devamlılığı için önemli bir stratejik yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti sağlamak için şikâyetlere yönelik kurumsal bir cevap olarak hizmet telafi stratejileri uygulanmaktadır. Bu stratejiler; Davidow (2000) tarafından dakiklik, kolaylaştırma, nezaket, özür, düzeltme, güvenilirlik olarak altı boyutta değerlendirilmektedir. Buradan hareketle, altı boyuttan oluşan hizmet telafi stratejilerinin uygulanmasının sağlık kurumlarında şikâyette bulunan müşterilerin memnuniyeti ve telafi sonrası davranışları üzerindeki etkisini belirlemek bu çalışmanın temel amacı olmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, İzmir ili sınırları içerisinde özel bir sağlık kuruluşundaki 244 şikâyetçi katılımcıya, Davidow (2000) tarafından geliştirilen altı hizmet telafi boyutuna yönelik on sekiz madde, memnuniyet ve yeniden satın alma niyetine yönelik altı madde içeren anket yüz yüze uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli ile analiz edilerek araştırma hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları ile hizmet telafi stratejilerinden güvenilirlik, nezaket ve düzeltme/onarım boyutlarının, hizmet telafisi sonrası memnuniyet ve yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Özür boyutunun da telafi sonrası memnuniyete etkisinin anlamlı olduğu, yeniden satın alma niyeti ile anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ispatlanmıştır. Dakiklik ve kolaylaştırma boyutlarının ise hem telafi sonrası memnuniyeti hem de yeniden satın alma niyetini etkilemediği görülmüştür. Ayrıca telafi stratejileriyle sağlanan memnuniyetin, yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak sağlık kurumlarının farklı kombinasyonlarla hizmet telafilerini bir arada sunmasının, müşteri memnuniyetini ve yeniden satın alma niyetini olumlu etkilemede daha etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Hizmet Hatası, Telafi Stratejileri, Memnuniyet, Yeniden Satın Alma

Hasta memnuniyetiHizmet hatasıHizmet telafisi+7
Buse Mete
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects