Technological dependence
144 theses under this subject heading
Öğretmen adaylarının akıllı telefon bağımlılığına ilişkin algıları
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının akıllı telefon bağımlılığına ilişkin algılarını belirlemektir. Araştırmada paralel karma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 300 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler nitel ve nicel olarak toplanmıştır. Nicel boyutta veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Noyan ve arkadaşları (2015) tarafından geliştirilen Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu tercih edilmiştir. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde ilk olarak normallik testine bakılmıştır. Normallik testi sonucunda, cinsiyet için bağımsız örneklem t-testi ve diğer değişkenler için ANOVA tekniği kullanılmıştır. Nicel boyutta yapılan araştırma sonucunda; cinsiyet, bölüm, sınıf ve akıllı telefon kullanım deneyimi değişkenlerine göre akıllı telefon bağımlılığı puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken; aylık tüketilen internet miktarı, günlük kullanım süresi (saat) ve kullanım amacı değişkenine göre akıllı telefon bağımlılığı puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Nitel veriler ise, içerik analizine tabi tutulmuştur. Nitel boyutta ise katılımcıların akıllı telefon bağımlılığı sonucunda; iletişim kanallarını etkili kullanamadıkları, zaman faktörünü göz ardı ettikleri, bilişsel ve duyuşsal süreçleri yönetemedikleri ve teknolojiyi kullanmakta sorunlar yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Akıllı Telefon, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Öğretmen Adayları.
Ekran bağımlılığı olan okul öncesi çocuklarda okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa etkilerinin incelenmesi
Tekeci, Y., Ekran Bağımlısı Okul Öncesi Çocuklarda Okupasyon Temelli Öz Düzenleme Programının Okupasyonel Performansa Etkilerinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2024. Bu çalışmanın amacı, ekran bağımlısı okul öncesi çocuklara yönelik uygulanacak olan okupasyon temelli öz düzenleme programının okupasyonel performansa olan etkilerini araştırmaktı. Ekran bağımlılığı çocuklarda öz düzenleme, yürütücü işlevler ve duyusal işlemleme gibi birçok alanda problem oluşturarak okupasyonel performansı etkilemektedir. Çalışmamıza ekran bağımlılığı olan 10' ar kişilik iki grup edilmiştir. Çalışmamızda medya cihazlarının kendi içlerinde bulunan uygulamalar ile ekran süresi ölçümü, Problemli Medya Kullanım Ölçeği, Baş-Ayak-Diz-Omuz Yönergeleri (BADO), Dunn Duyu Profili, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili (SCOPE) ve Kanada Aktivite Performans Ölçeği kullanılmıştır. 8 hafta, haftada iki seans şeklinde okupasyon temelli öz düzenleme programı uygulanmıştır. Müdahale öncesi ve sonrası iki grubun gelişimi karşılaştırıldığında ekran süresi, problemli medya kullanım ölçeği, işitsel işlem, görsel işlem, vestibüler işlem, çoklu duyusal işlem, endurans/tonula ilgili işlem, hareket ve vücut pozisyonu ile ilgili düzenlemeler, aktivite seviyesini ilgilendiren hareket düzenlemeleri, duygusal cevapları etkileyen duyusal girdilerin düzenlenmesi, duygusal cevapları ve aktivite seviyesini etkileyen görsel girdilerin düzenlenmesi, duyusal ve sosyal cevaplar, tepki verme eşiğini tanımlayan maddeler, kayıt, duyusal girdi arama, , dikkatsizlik/dikkat dağınıklığı, duyu hassasiyeti, hareketsiz, algısal ince motor becerileri, BADO yönergeleri, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili -irade ve alışkanlıklar alanları (p0,01), duyusal işlemin davranışsal sonuçları, araştırma, hassasiyet, kaçınma, duyusal tepki, oral duyusal hassasiyet, Kısa Çocuk Roller Aktiviteler ve Görevler Profili-iletişim ve etkileşim becerileri alanlarında (p0,05) olarak bulunmuştur. Okul öncesi çocuklarda ekran bağımlılığını önlemek için okupasyon temelli öz düzenleme programının etkin bir yaklaşım olduğu bulunmuştur.
İlkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı ile ilgili ebeveyn tutum ve görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı konusunda ebeveynlerin deneyimlerinin ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma ile çocukların teknoloji kullanımlarından kaynaklı karşılaşabilecekleri olumsuz durumlara dönük ebeveynlerin kaygıları, çocukların teknoloji kullanım durumlarının niteliği ile ebeveynlerle birlikte geçirdikleri süreleri arasındaki ilişki, ebeveynlerin teknoloji kullanımı ile ilgili eğitimcilerden beklentilerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışmıştır. Ebeveynlerin görüşlerini ve tutumlarını belirlemek amacıyla yürütülen bu çalışma karma yöntem yaklaşımı, açımlayıcı sıralı yöntemine göre desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilen 326 ilkokul öğrencilerinin ebeveynlerinden oluşmaktadır. Nicel verilerin toplanılmasının ardından katılımcı grubundan gönüllülük esasına dayalı seçilen 24 ebeveynle görüşme yapılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak "Çocukların Teknoloji Kullanımıyla İlgili Ebeveyn Görüşleri" ölçeği, nitel veri toplama aracı olarak da yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi, nicel veriler ise betimsel ve çıkarsamalı istatistik yöntemleriyle çözümlenmiştir. Araştırmada ebeveynlerin, çocuklarının internet kullanımlarında kaygılı olduğu, internetin ahlaki açıdan riskler barındırdığı, güvenli internet ya da teknoloji kullanımında çocuklarını yönlendirme konusunda yeterli olmadıklarını düşündükleri, çocuklarının internet ya da teknoloji kullanımını denetlemede en çok başvurdukları yöntemin sınır koyma olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Buna ilave olarak ebeveynlerin okullarda çocuklara internet ya da teknolojik araç kullanımına ilişkin eğitimler verilmesini bekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bu sonuçlar doğrultusunda okullara ve ebeveynlere yönelik öneriler sunulmuştur.
Teknoloji bağımlısı olan çocukların sosyal hizmet gereksinimleri (Ankara - 22 Behmen İran Okulu örneği)
Bu çalışmanın amacı teknolojiye (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlı çocukların sosyal hizmet gereksinimlerinin belirlenmesi, sosyal destek ve çocukların teknoloji bağımlılığını önleme, baş etme ve kurtulma sürecinde karşılanmamış ihtiyaçlarının giderilmesi için bir model geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerden 3 çocuk bağımlı, 6 çocuk risk grubu içerisinde ve eşik grubunda da 5 çocuk olmak üzere toplam 14 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerin sosyal hizmet gereksinimlerinin tespiti için ve o gereksinimleri karşılamak için model geliştirmeye çalışılmıştır ve onların ihtiyaç duydukları (veya kendileri farkında bile olmadıkları gereksinimler) konuları ayrıntılı bir şekilde sosyal hizmet perspektifinden ve disiplinine uygun irdeleyebilme açısından araştırma nitel bir yapıda tasarlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler; Teknoloji Bağımlısı Çocukların Bireysel Danışmanlık ve Bilgilendirme Gereksinimleri, Aileleri, Arkadaşları, Okul, STK'lar ve Devlet Tarafından Karşılaşabilecek Gereksinimleri, Teknoloji Bağımlısı Çocuklara Yönelik Sosyal Politikalar ve Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Yabancılık ve Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Covid-19 Pandemisi olmak üzere dokuz ana tema üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, teknoloji bağımlılığı olan çocukların ihtiyaçlarının giderilmesinde aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet tarafından sunulan hizmetlerin yetersiz kalması ile birlikte kamu tarafından sunulan sosyal hizmet uygulamaları konusunda eksiklikler bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca teknoloji bağımlısı çocuklar yurtdışında bulunma ve eğitime devam etme durumunda (yabancılık) ve covid-19 gibi kriz döneminde farklı zor durumlar ile karşı karşıya kalabilir ve bu gereksinimleri kendisi, sosyal hizmet uzmlanları ve diğerleri (aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet) tarafından karşılanması gerekmektedir. Teknoloji bağımlılığı olan çocuklar, ihtiyaçları (sosyal hizmet gereksinimleri) olduğunu ve ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin planlanması yönündeki taleplerini dile getirmiştir. Araştırma, bu talep ve öneriler doğrultusunda sosyal hizmetin teknoloji bağımlılığı olan çocuklarda bağımlılık öncesi, bağımlılık süreci ve bağımlılık sonrası süreçlerinde önerileri ile sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Çocuklarda Bağımlılık, Çocuklarla Sosyal Hizmet, Yabancı Öğrenci Çocuklar, Covid-19 Pandemisi.
Endüstri 4.0 ile teknoloji bağımlılığı ilişkisinde iş özerkliğinin rolü
Günümüz rekabetçi ortamı, işletmelerde orta kademe yöneticilerinim Endüstri 4.0, bağımlılık ve iş özerkliği bakımından algıları anket yoluyla ölçülmüştür. Tez araştırmasında bu değişkenler araştırılmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde, problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırmanın metodolojisi ve tez ünitelerinin planı verilmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, Endüstri 4.0 ile ilgili bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, iş özerkliği ve bağımlılık incelenmiştir. Özellikle Endüstri 4.0 ile ilişkili varsayılan teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığına yer verilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde, literatür çalışması yapılan değişkenlerin ölçekleriyle tasarlanan anketin kolayda örnekleme yoluyla uygulanması ve bu uygulama ile elde edilen verilerin istatistiki analizlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, hipotezler test edilmiş, seçilmiş değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, İş Özerkliği, teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı
İnternet bağımlılığı ile dikkat süreçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada internet kullanan kişilerin, kullanım sürelerinin ve bağımlılık düzeylerinin dikkat süreçleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmaya İstanbul'da çeşitli üniversitelerde öğrenim gören 59'u kadın, 47'si erkek olmak üzere toplam 106 öğrenci katılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların internet kullanım tutumlarını ve internet bağımlılık düzeylerini belirlemek amacıyla İnternet Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Dikkat süreçleri, Stroop Testi ve Sayı Menzili Testi ile değerlendirilmiştir. Veriler IBM SPSS Statistics 21 paket programında analiz edilmiş ve bağımsız örneklem t-testi ve Pearson korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından sonuçlarda, erkek katılımcıların kadın katılımcılara oranla sosyal izolasyon düzeylerinin daha yüksek olduğu; erkek katılımcılarda sosyal izolasyon düzeyi yükseldikçe sürdürülen dikkat becerisinde düşüş olduğu gözlenmiştir. Eğitim değişkenine göre çıkan sonuçlarda, ortaöğretim (0-12yıl) mezunlarında işlevsellikte bozulma düzeyi yükseldikçe, stroop testinde daha fazla hata yaptıkları ve sürdürülen dikkat beceresinde düşüş yaşadıkları görülmüştür. Tüm katılımcılar ele alınarak sonuçlara bakıldığında ise katılımcılardan işlevsellikte bozulma düzeyi yüksek olanların, ileri sayı menzili testinde yaptıkları hataların arttığı görülmüştür ve işitsel dikkat, konsantrasyon ve kısa süreli bellek becerilerinde düşüş yaşadıkları gözlenmiştir. Bununla birlikte internet bağımlılığı düzeyi yüksek olan katılımcıların dikkatlerini sürdürebilme becerilerinde ve dikkat süreçlerinde bozulma yaşadıkları tespit edilmiştir. Bir diğer önemli sonuç ise, katılımcıların internet kullanım süreleri arttıkça internet bağımlılık oranlarının da artış gösterdiğidir. Anahtar Kelimeler: İnternet, İnternet Kullanımı, İnternet Bağımlılığı, Dikkat, Dikkat Süreçleri.
Endüstri 4.0 ile kişilik tipleri ilişkisinde teknoloji bağımlılığının rolü
Yaşamın her aşamasında, sadece çalışanlar değil tüm insanların teknolojiyi kullandıkları ve giderek daha teknolojik bir yaşam biçimine evirildiği gözlemlenmektedir. Ev hanımından, çalışan kadına, öğrenciden yöneticiye kadar tüm kesimlerde teknoloji kullanımından kaynaklı bir tür bağımlılık baş göstermeye başlamıştır. Bu yeni tip teknoloji bağımlılığının kişilik özellikleri ile değişim gösterdiği varsayılmaktadır. Bu nedenle, kişilik özellikleri ve teknoloji bağımlılığı araştırmaya dahil edilmiştir. Teknolojik dönüşüm giderek endüstriyel yapıyı Endüstri 4.0 kavramıyla yüz yüze getirmiştir. Bu perspektiften hareketle, tez çalışmasına Endüstri 4.0 kavramı ilave edilmiştir. Tezin son bölümünde, literatür çalışması yapılan değişkenlerin ölçekleriyle anketin kolayda örnekleme yoluyla uygulanması ve bu uygulama ile elde edilen verilerin istatistiki analizlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, araştırma hipotezleri yapısal eşitlik modeli (YEM) ile test edilmiş ve değişkenler arası bağıntılar ortaya konmuştur.
15-18 yaş ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
Bu tez çalışmasında, 15-18 yaş aralığındaki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinin ve duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmasında nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 15-18 yaş aralığın da 175'i kız 205'i erkek olmak üzere toplam 380 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik veri formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu ve Anne Babaya Bağlanma Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, orta ergenlik dönemindeki ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığı üzerinde etkisi ve duygu düzenlemenin bu etkide aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Belirlenen sonuçların cinsiyet, yaş, akademik başarı, aile ekonomik durumu, doğum sırası ve internet kullanım amacı gibi sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Literatür incelendiğinde ilgili değişkenlerle ve ergenlik döneminde yürütülmüş çalışma sayısının sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu araştırmanın ergenlerde anne babaya bağlanmanın akıllı telefon bağımlığı üzerindeki etkisini ve bu etkide duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi noktasında önemli olacağı ve literatüre güncel bilgiler sunacağı düşünülmektedir.
Sosyal medya kullanımı eğı̇tı̇mı̇nı̇n kı̇şı̇ler üzerı̇ne etkı̇sı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇
Bu araştırmanın genel amacı klinik gözlemlerden ve araştırmalardan yola çıkarak, sosyal medya ve internet kullanımının psikolojik bakış açısı ile değerlendirmek ve nitelikli kullanımına dair kişilerin, ailelerin bilinçlenmesine yol açmaktır. Özellikle internet ve sosyal medya kullanımının aile ilişkilerine ve kişinin kendi iyi olma haline olumsuz etkilerinin azaltılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, İbn Haldun Üniversitesi Psikoterapi Merkezi'nin desteği ile ulaşılan İstanbul İli'nde ikamet eden yetişkinler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evreni temsil edecek nitelikte eğitimimize kayıt yaptıran ve katılmış olan 32 yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara tek oturumdan oluşan üç saatlik bir eğitim verilmiştir. Çalışmada yetişkinlerin internet bağımlılığı düzeyini ölçmek için "Bapint Ölçeği" ve dijital oyun bağımlılığını tespit etmek için "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği", ayrıca "Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi aşamasında, SPSS 22 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken Two-Related-Samples-Test, Spearman Korelasyon gibi istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcılara eğitime katılmadan önce uygulanan ön test ve katıldıktan sonra uygulanan son testlerde internet, sosyal medya ve dijital oyun bağımlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerde görülen internet bağımlılığının benlik saygısı ile ilişkisi
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocuk ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir. DEHB olan bireyler yaşadıkları klinik sorunlar sebebiyle düşük benlik saygısına sahip olabilmektedir. Ayrıca bu bireylerde DEHB' ye sıklıkla internet bağımlılığı eşlik edebilmektedir. Bu çalışma ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı ergenlerde görülen internet bağımlılığının bu gençlerdeki benlik saygısı ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın araştırma grubunu DEHB tanılı 12-18 yaş arasında olan 32 ergen ve kontrol grubunu ise daha önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu dahil herhangi bir psikiyatrik tanı almamış 22 gönüllü ergen oluşturmuştur. Araştırmada veriler Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T) , İnternet Bağımlılık Ölçeği (BAPİNT), Conners Ana Baba Dereceleme Ölçeği-Yenilenmiş Uzun Formu ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ergenlerde, kontrol grubuna kıyasla daha düşük benlik saygısı olduğu görülmüştür. İnternet bağımlılığı göz önünde bulundurularak araştırma grubu, bağımlı olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayrılmış ve benlik saygısı yönünden aralarında fark olup olmadığına bakılmıştır. DEHB grubunda internet bağımlılığı tanısı almış ergenler, aynı gruptaki internet bağımlılığı tanısı almayan ergenler ile karşılaştırıldığında, benlik saygısı açısından aralarındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Araştırma grubu, kontrol grubu ile internet bağımlılığı şiddeti açısından kıyaslandığında da aralarında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Fakat araştırma grubu içerisinde internet bağımlılığı tanısı alan grup ile kontrol grubu bağımlılık şiddeti açısından kıyaslandığında aralarında anlamlı bir farka ulaşılamamıştır. Bunun kontrol grubunda da internet kullanım miktarının beklenenin üzerinde bulunmuş olmasından kaynaklandığı düşünülmüştür. Ayrıca internet bağımlılığı tanısı alan grup içinde bir analiz yapıldığında internet bağımlılığı ve benlik saygısı arasında bir korelasyona ulaşılamamıştır. Buna karşın, internet bağımlılığı tanısı almayan DEHB grubu ve kontrol grubunun analizinde, her iki grupta da internet kullanım şiddeti arttıkça benlik saygısının düştüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, benlik saygısı, internet bağımlılığı
Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeyleri incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın evreni Türkiye'de ve Azerbaycan'da okuyan üniversite öğrencileri olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunun ise İstanbul Haliç Üniversitesi ve Bakü Devlet Üniversitesi öğrencilerinden uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiştir. Araştırmada "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği ile araştırmacı tarafından oluşturulan 38 farklı demografik sorunun ilişkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Yaşanan ülkenin (Türkiye, Azerbaycan) ve akıllı telefon bağımlılık düzeyinin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumuna bağımsız gruplar t testi ve ANOVA kullanılarak bakılmıştır. Araştırma neticesinde demografik form ile Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği arasında çok sayıda ilişkiye rastlanmıştır. Elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak önerilerde bulunulmuştur.
İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi
İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı gelişen teknoloji ile birlikte psikoloji alan dizininde sıklıkla incelenen konuların başında gelmiştir. Sürekli internet ve akıllı telefon başındaki bireyler toplumdan uzaklaşmakta ve yalnızlaşmaktadır. Bu durum bireylerin kendilerine olan saygılarında da azalmaya neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı akıllı telefon ve internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlerce incelenmesidir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 137'si kadın ve 93'ü erkek olmak üzere 230 kişi katılmıştır. Katılımcılara içeriğinde; demografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve UCLA (University of California, Los Angeles) Yalnızlık Ölçeği'nin bulunduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aynı şekilde internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer yandan katılımcıların ölçek puan ortalamalarının yaş, medeni durum, eğitim durumu gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. İnternetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı ve yalıtılmışlık hissi akıllı telefon bağımlılığı için yordayıcı faktörler olarak bulunmuştur. İnternet bağımlılığı için internetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı, yaş ve yalıtılmışlık hissi yordayıcı özellik göstermektedir.
Ergenlerde teknoloji bağımlılığının anne-baba tutumları ve duygusal zekâ ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı ergenlerde teknoloji bağımlılığının anne-baba tutumları ve duygusal zekâ ile ilişkiselliğini saptamaktır. Çalışmaya dahil edilen her bir katılımcı kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği (TBÖ), Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği (Çocuk ve Ergen Formu) ve Anne-Baba Tutum Ölçeğini doldurmuştur. Verilerin analizinde SPSS 22.00 programından yararlanılmıştır. Sonuçlar; % 95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın örneklemini gönüllü 1183 kadın ve 817 erkek olmak üzere toplam 2000 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada teknoloji bağımlılığı ve sosyal ağ kullanma, anlık mesajlaşma, web siteleri kullanma, çevrimiçi oyun oynama ile anne-baba tutumu içerisinde yer alan kabul/ilgi boyutu ve denetim alt boyutlarından alınan puanlar arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Teknoloji bağımlılığı ile duygusal zekâ alt boyutlarından bireyiçi, bireylerarası, uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali arasında anlamlı düzeyde ve negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Anne-baba tutum ölçeğindeki denetim alt boyutu ile duygusal zekâ pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak cinsiyet ile duygusal zekâ düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne baba tutumu, duygusal zekâ, ergenlik dönemi, teknoloji bağımlılığı
Çalışan kadınların internet ve sosyal medya bağımlığının sosyal kaygı ile ilişkisi
Bu araştırmada, çalışan kadınların sosyal medya ve internet bağımlılıklarının, sosyal kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 248 katılımcıdan oluşan katılımcı grubuna kişisel bilgi formu, BAPİNT, sosyal medya bağımlılığı ölçeği ve Liebowitz sosyal kaygı ölçeğini içeren anket formu uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sosyal medya bağımlılığı faktörlerinden duygu durum düzenleme, tekrarlama ve çatışma ile birlikte internet bağımlılığı faktörlerinden tanı ve yaşam üstüne etkilerinin, kaygı düzeyi üzerinde anlamlı etkisi vardır. Bununla birlikte, sosyal medya bağımlılığı faktörlerinden duygu durum düzenleme, tekrarlama ve çatışma ile birlikte internet bağımlılığı faktörlerinden yaşam üstüne etkileri ve şiddetli isteğin kaçınma düzeyi üzerinde anlamlı etkisi vardır. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, çatışma, tanı, yaşam üstüne etkileri, motivasyon ve internet bağımlılık şiddeti düzeyleri yaşa göre değişmektedir. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, çatışma, tanı, yaşam üstüne etkileri, motivasyon, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri medeni duruma göre değişmektedir. Meşguliyet, tanı, yaşam üstüne etkileri, şiddetli istek, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri eğitim durumuna göre değişmektedir. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, tanı, motivasyon, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri aylık gelire göre değişmektedir. Şiddetli istek, kaygı ve kaçınma düzeyleri haftalık çalışma süresine göre değişmektedir.
Üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi
Genç yetişkinlik dönemine denk gelen üniversite yaşamında öğrenciler; sosyal desteğe ve sağlıklı iletişime ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hayatlarında yeni ve yabancı bir ortam olan üniversite hayatında bu gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadırlar. İletişim becerileri düşük ve kendisini yalnız hisseden gençlerin sosyal destek elde etmek, iletişim becerilerini artırmak ve yalnızlıklarını gidermek amacıyla daha fazla mobil telefon kullandıkları ve akıllı telefon bağımlılıklarının arttığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi ve akıllı telefon bağımlılığı değişkeninin araştırma kapsamında elde edilen sosyo-demografik verilerden ne derece etkilendiğini belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 221'i erkek 84'ü kadın, toplam 305 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği-KF, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve İletişim Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sosyo-demografik veriler ile yalnızlık algısı ve iletişim becerilerinin, akıllı telefon bağımlılığını ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyo-demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, okudukları sınıf ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Akıllı telefon kullanım özellikleri açısından değerlendirildiğinde, günlük yapılan arama sayısının akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmez iken; cep telefonu günlük kullanım süresi ve cep telefonu günlük kontrol sayısı arttıkça, akıllı telefon bağımlılığın arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve pozitif anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğrencilerin iletişim becerilerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon Bağımlılığı, İletişim Becerileri, Yalnızlık
Mobil telefon kullanım süresi ve ekran bağımlılığının kardiyovasküler risk faktörleri üzerine etkisi
Bu çalışmada mobil telefon kullanımı ve ekran bağımlılığının olumsuz faktörlerinin, kardiyovasküler sistem üzerine etkilerini araştırmak amaçlandı. Çalışmaya 18-35 yaş arası, İstanbul ilinde ikamet eden 61 katılımcı (kadın=32 erkek=29) dahil edildi. Çalışmamıza katılan bireylerin yaş ortalamaları 25'ti. Katılımcıların demografik bilgileri, hazırlanan sosyodemografik değerlendirme formu ile toplandı. Katılımcılar Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Form, Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği-Kısa Form, Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi ölçeklerini doldurdular. Bireylerin son 3 ay içinde yaptırdıkları kan değerleri kaydedildi. Yapılan analizlerde, anketler arasındaki ilişki incelendiğinde Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği ile Günlük Ortalama Telefon Kullanım Süresi (p=0,009) ve Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (p=0,000) arasında anlamlı ilişki bulundu. Framingham Risk Skoru Değerlendirilmesi Ölçeğinin, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçekleri ile arasında anlamlı ilişki yoktu (p>0,05). Çalışmamıza katılan bireylerin kan değerleri incelendiğinde, kolestrol düzeyleri ile Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi arasında (p=0,000) ve LDL (Düşük yoğunluklu lipoprotein) ile Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi arasında (p=0,004) anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Kan Değerleri ile Telefon ve Ekran Bağımlılığı arasındaki ilişkide anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>0,05). Kadın ve erkek katılımcıların anket değerlerinin karşılaştırılması incelendiğinde Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi (p= 0,023) skorunda anlamlı fark bulundu. Çalışmamız sonucunda, mobil telefon kullanım süresi ve ekran bağımlılığının, kardiyovasküler risk faktörleri ve 10 yıllık kardiyovasküler risk üzerine etkisi bulunmamıştır.
Lise öğrencilerinin dijital okuryazarlığı ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine bir araştırma
Teknolojik ilerleme giderek daha önemli ve insan varlığının ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir. Bu nedenle dijital araçlar günlük hayattan eğitime, işten sağlığa ve eğlenceye kadar çok çeşitli bağlamlarda kullanılmaktadır. Dijitalleşen dünyada insanların hayatlarını kolaylaştırmak ve uyarlamak için teknolojinin kullanılması hayati önem taşımaktadır. Doğru bilgiye ulaşmak ve onu etkili bir şekilde kullanmak için yeterli dijital okuryazarlığa sahip olmak bu nedenle çok büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, internete karşı önemli bir zihinsel ilgi, kullanımını düzenleyememe, sınır belirleyememe, fazla zaman harcama gibi sosyal medya kullanımıyla ilgili önemli problemler de söz konusu olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin Dijital okuryazarlık ve sosyal medya bağımlılıklarının anket tekniği yöntemiyle incelenerek karşılaştırmasının yapılmasını içermektedir. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Uşak ili Merkez ilçesindeki resmi meslek lisesi kurumundan farklı sınıf seviyelerinde öğrenim gören 381 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla; araştırmacı tarafından geliştirilen 'Dijital Okuryazarlık Ölçeği' ve 'Sosyal Medya Bağımlılığı' ölçeği kullanılmıştır. Uygulama araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve öğrencilerin öğrenim gördükleri okulun dersliklerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, araştırmanın detaylarını uygulama öncesinde açıklamış olup, yaklaşık 30 dakika süren bir süre ile uygulamaya sunmuştur. Toplamda dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde; dijital okuryazarlık kavramı açıklanmış, ikinci bölümde ise sosyal medya bağımlılığı kavramı incelenmiş olup örnek başlıklar ile birlikte çalışmaya sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde; araştırmanın amaç, yöntem, sınırlılık, örneklem ve görüşme formlarının hazırlanmasına ilişkin süreçler gibi teknik özelliklerinden bahsedilirken, son bölümde anket formlarının değerlendirilip analiz edildiği ve yorumlandığı bulgulara yer verilmiştir.
"I need to be updated": Fear of missing out and its antecedents as predictors of adolescents' and emerging adults' aspects of social media addiction
Fear of Missing Out (FoMO), is a phenomenon where people aiming not to miss any information what is going on in others' lives, as well as social interactions and meetings. The few studies that have investigated FoMO have shown that it relates to internet and social media use, life satisfaction and also some psychological symptoms such as anxiety. However, less is known about FoMO in non-Western cultural settings, and even less about the factors that might predict FoMO. The aim of the current study was to investigate to what extent FoMO is predicted by personality characteristics (such as conscientiousness and emotional stability) and social anxiety, personal goals (namely, aspiration for being attractive) and the social context (specifically, parental psychological control). Also, it was tested whether FoMO in turn predicts aspects of social media addiction. Two different samples from Turkey were recruited who were 315 high school student adolescents (Mage = 15.94; 49.8% females) and 344 emerging adults (Mage = 19.09; 52.6% females). The results of multiple hierarchical regression analyses showed that emotional stability negatively and pursuit for attractiveness goal positively predicted FoMO in both groups. Also, FoMO was positively predicted by social anxiety among adolescents and perceived psychological parental among emerging adults. In addition, FoMO was in turn associated with both indices of social media addiction. Moreover, a series of tests of indirect effects showed that the antecedents of FoMO were indirectly related to social media addiction by means of FoMO. These findings underscore the need to study better the nature of FoMO. Limitations and future directions are also discussed. Keywords: Fear of Missing Out (FoMO), personality characteristics, parental psychological control, personal goals
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ile narsistik eğilimler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyal medya kullanımı ile narsisizm arasındaki ilişki, ilk sosyal medya sitelerinin çıkmasının ardından araştırmalara konu olmuştur. Yapılan araştırmalarda sosyal medya kullanımının bir taraftan narsisizme diğer taraftan da narsisizme sebep olabileceği ve iki durum arasında potansiyel karşılıklı etkileşimle sosyaL medya kullanımının artabileceği gösterilmiştir. Günümüzde sosyal medyada narsisizm teşvik edilmektedir. Sosyal medyanın narsistik ihtiyaçları karşılamak için ideal bir ortam olduğu ve narsistik davranışların ödüllendirildiği gözlemlenmiştir. Kişinin gerçek yaşamındaki narsistik tutum ve davranışlar sosyal medyadaki davranışlara da yansımakta ve narsistik düzeyleri daha da artmaktadır. Sonuç olarak aktif sosyal medya kullanıcı sayısı arttıkça sosyal medya sitelerine ve narsisizme olan ilgi de artmaktadır. Pek çok insan sosyal medyayı diğer kullanıcılarla iletişim için kullansa da yapılan bu araştırmada da sosyal medya kullanımıyla narsisizm arasında pozitif yönlü bir korelasyon olduğu saptanmıştır.
Akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisi
Giriş: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet ve buna bağlı olarak akıllı telefonların kullanımı her geçen gün artmaktadır. Akıllı telefonlar birçok yönden insanların hayatını kolaylaştırsa da aşırı ve kontrolsüz kullanımı bireysel sosyal, duygusal ve hatta davranışsal açıdan olumsuzluklara yol açmakta bağımlılık yaratabilmektedir. Bu bağımlılığın ve olumsuzluğun bireylerin hem yaşam kalitelerinde hem de evliliklerinde bazı sonuçlar doğurduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın ilgili literatüre katkı sağlaması ve yapılacak çalışmalara ışık tutması beklenmektedir. Amaç: Bu araştırmanın amacı akıllı telefon bağımlılığının evli çiftlerde yaşam kalitesi ve evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması ve elde edilen bulguların yorumlanarak literatüre katkı sağlanmasıdır. Metod: Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile tasarlanan çalışma, Elazığ ilinde evli, ve ölçme araçları ile sınırlı olarak 125 erkek 125 kadın olmak üzere toplam 250 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört adet form kullanılmıştır. Bunlardan ilki araştırmacı tarafından oluşturulmuş demografik bilgi formudur. Araştırmada kullanılan ölçekler ise sırası ile; Kwon ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Noyan ve arkadaşları (2015) tarafından yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Kısa Formu, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde de geçerlik ve güvenilirlik çalışması Eser, Fidaner H., Fidaner C., Yalçın-Eser, Elbi ve Göker (1999) tarafından yapılmış Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu, Tezer (1996) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Ölçeği'dir. Veriler katılımcılara online platformlar üzerinden ulaştırılmış ve araştırmaya katılanların demografik verileri, evlilik durumları ve telefon kullanma sürelerine yönelik sorulara frekans analiz uygulanmış, verilerin dağılımı "n" ve "%" olarak tablolarda sunulmuştur. Sonrasında, araştırmada kullanılan Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerine ait ifadelerin ortalama ve standart sapmaları değerlendirilmiştir. Kullanılan ölçeklerin güvenirliği; Cronbach's Alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. Akıllı Telefon Bağımlılığı, Evlilik Yaşamı ve Yaşam Kalitesi ölçeklerinin demografik verilere göre farklılık gösterip göstermediği anlamlılık testleri ile analiz edilmiştir. Hangi analizin kullanılacağına karar vermeden önce, verilerin normal dağılıma uyup uymadığı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk sınamaları ile değerlendirilmiştir. Normal dağılıma uymayan verilerin; analizi için ikili karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi, iki veya daha fazla değişkenin karşılaştırılmasında ise; Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Anlamlı çıkan analizlerde hangi gruplar arasında fark olduğunun belirlenmesi için Mann Whitney U testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki Spearman korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığının, evlilik yaşamı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi ise Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: İlişkiler ve telefon bağımlılığının, evlilik ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde akıllı telefon bağımlılığı arttıkça, evlilik yaşamı doyumunda bir azalmanın gerçekleşeceği tespit edilmiştir. Ayrıca telefon bağımlılığı arttıkça, yaşam kalitesi ve tüm alt boyutlarında azalma görülecektir. Evlilik yaşamı, doyumu arttıkça, bireylerin yaşam kalitesi ve alt boyutlarında iyileşme olacağı tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Giriş: Günümüzde internet kullanımı aşırı fazladır. İnternet kullanımı en fazla sosyal medya tarafında tercihen kullanılmaktadır. Sosyal medya eğitim, haber, sosyallik, bilgi edinme, arkadaşlık kurma gibi bir çok farklı alanda kullanılmaktadır. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinde sosyal medyanın kullanımı üzerinde durarak, sosyal medya bağımlılık düzeylerinin benlik saygısı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak üzerine tasarlanmıştır. Sosyal medya bağımlılığı profili olarak üniversite öğrencilerinin benlik saygısı grupları araştırılmış ve bu bağlamda üniversite öğrencileri üzerine yapılan alan çalışmasının akıbeti tartışılmıştır. Amaç: Çalışmada amaç, sosyal medya bağımlılığının benlik saygısını negatif etkilediği varsayımdan yola çıkarak, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılık oranlarını saptamayı ve sosyal medya kullanımının benlik saygısı üzerine olan etkilerini incelemektedir. Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ile benlik saygısı içerisindeki bağlantıyı inceleyen sınırlı sayıda çalışma vardır. Bu kapsamda araştırmanın literatürde bu eksiği kapatacağı ve diğer araştırmalara kaynak oluşturacağı düşünülmüştür. Çalışmanın sonuçları uygun müdahale yöntemleri geliştirme konusunda katkı sağlayabilir. Yöntem: Araştırmamız tanımlayıcı, kesitsel tipte bir araştırmadır. Rastgele seçkisiz atama ile belirlenmiş üniversite öğrencileri çalışma evrenimizi oluşturmaktadır. Pandemi süreci nedeniyle anketlerin internet aracılığı ile katılımcılara ulaştırılması ve uygulanması planlanmıştır. Anket formu ise konu ile alakalı literatür taraması neticesinde geçmişte yapılan benzer araştırmalar örnek alınarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Anketin uygulanacağı katılımcılara araştırmanın kapsamı ve gayesi ile ilgili sözlü ve yazılı olarak açıklama yapılmış ve gönüllü olan katılımcılar araştırmaya alınmıştır. Bulgular: Araştırma sonucunda ulaşılan neticeye göre çalışmaya katılan üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı puanları ile benlik saygısı toplam puanları arasında istatistiksel olarak mantıklı, olumlu, az düzeyde bir korelasyon vardır. Katılımcıların demografik değişkenlerine bakıldığında kadın katılımcılar erkeklere oranla daha fazla katılım sağlamıştır. Sosyal medya bağımlılığı yaş değişkenleri, toplam puanları arttığı müddetçe yaşları azalmaktadır. Bu da daha genç üniversite öğrencilerinin daha fazla sosyal medya bağımlılığı olduğunu göstermektedir. Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça sosyal medya bağımlılığının artmış olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada geçirdikleri süre arttıkça benlik saygılarının anlamlı şekilde az olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda ulaşılan bulgulara göre üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanımı arttıkça benlik saygısı azalmaktadır. Cinsiyet değişkenlerine bakıldığında kadınlarda erkeklere oranla sosyal medya kullanımı arttıkça benlik saygsının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde çevrimiçi oyun bağımlılığı ve akademik erteleme davranışı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin oyun bağımlılıkları ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 413 (194 kadın, 219 erkek) üniversite öğrencisi ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri çevrimiçi oyun bağımlılığı ölçeği ve akademik erteleme ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın normallik dağılımını sağlayıp sağlamadığı ise Skewness ve Kurtosis değerlerine bakılarak verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Akademik erteleme davranışı ve çevrimiçi oyun bağımlılığı değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının anlaşılması amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Akademik erteleme davranışı ve çevrimiçi oyun bağımlılığı değişkenleri ile demografik bilgi formu ile elden katılımcılara ait demografik bilgiler cinsiyet, sınıf düzeyi ve gelir olmak üzere incelenmiştir. Araştırmanın iki değişkeni arasındaki ilişki incelendiğinde ise akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır. Çevrimiçi oyun bağımlılığının, akademik erteleme davranışını yordama gücünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılan basit regresyon analizi sonucunda çevrimiçi oyun bağımlılığının akademik erteleme davranışını yordama gücü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmada kullanılan istatistiksel analizler ise Hiyerarşik Regresyon Analizi (Pearson, Parçalı veya Spearman), Parametrik testler (T testi, OneWayAnova) veya Nonparametrik Testler (Wilcoxon İşaretli Sıra Testi ve Mann Whitney U) olarak sıralanabilir. Sonuç olarak, akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlığı arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Çevrimiçi oyun bağımlılığının, akademik erteleme davranışını yordama gücü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çevrimiçi oyun bağımlılığı, akademik erteleme davranışının toplam varyansının %5'ini açıklamaktadır.
Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı, davranışsal ve duygusal sorunlar ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtilerinin sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının ve ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtileri ile davranışsal ve duygusal sorunlar ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin amaçlandığı ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Çalışmanın araştırma grubunu İstanbul ilinde bir eğitim kurumunda 7, 8, 11 ve 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören ve yaşları 12-18 arasında değişen (96 kız, 72 erkek; yaş ort: 15.40±1.98) 168 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veri toplamak için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Güçler ve Güçlükler Anketi ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, 16-18 yaş aralığındaki ergenlerin 12-15 yaş aralığındaki ergenlere göre daha fazla akıllı telefon bağımlılığı belirtisi gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla akıllı telefon bağımlılığı belirtisi gösterdikleri saptanmıştır. Bunlara ek olarak, ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı belirtilerinin anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi ve ebeveyn birliktelik durumuna göre anlamlı fark göstermediği belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarından psikolojik özerklik (r=-.28) ve denetim (r=-.34) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Davranış sorunları (r=.28) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sorunları (r=.24) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde, toplam güçlük puanı (r=.17) ile akıllı telefon bağımlılığı belirtileri arasında da pozitif yönlü ilişki olduğu saptanmıştır.
Ortaokul öğrencilerinde sosyal beceri, duygu düzenleme ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin sosyal beceri ve duygu düzenlemeleri ile internet bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Kullanılmış analiz yöntemi ilişki testleridir. Ortaokul öğrencilerinin internetle uzun zaman geçirmesi sonucunda internet bağımlılıklarının oluşabileceği sosyal becerilerinin etkilenebileceği ve duygu düzenlemeleri ile anlamlı bir farklılık olabileceği düşünülmüştür. Araştırmaya, 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bağcılar ilçesinde eğitim görmekte olan, çalışmaya gönüllü olarak katılan ve ebeveynlerinin de bu katılımı onayladıkları 448 ortaokul öğrencisi dahil edilmiştir. Bu çalışmada, öğrencilerin internet bağımlılık düzeyini belirlemek için, 'İnternet Bağımlılık Ölçeği'; sosyal becerilerini ölçmek için, 'Matson Sosyal Beceri Ölçeği'; duygu düzenlemelerini ölçmek için, 'Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği' kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek için ise araştırmacı tarafından geliştirilen 'Sosyo-Demografik Bilgi Formu' kullanılmıştır. COVID-19 pandemi koşullarının neden olduğu aksaklıklar ve sağlık önlemleri nedeniyle daha çok katılımcıya ulaşabilmek adına hazırlanan ölçekler katılımcılara online olarak uygulanmıştır. Kullanılan ölçeklerden elde edilen veriler IBM SPSS Statistics (25) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre duygu düzenleme becerileri (en çok dışsal işlevsel olmayan) ve olumsuz sosyal davranış internet bağımlılığını yordamaktadır. Olumsuz sosyal davranışlar dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin internet bağımlılığını yordamasında kısmı aracılık rolündedir. Aynı şekilde içsel işlevsel olmayan duygu düzenlemenin internet bağımlılığını yordamasında olumsuz sosyal davranışlar aracı rol üstlenmektedir. Araştırma sonucunda internet bağımlılığı ile içsel işlevsel duygu düzenleme ve olumlu sosyal davranışlar arasında negatif yönde; dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme, içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme, dışsal işlevsel duygu düzenleme, olumsuz sosyal davranışlar ile pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Olumlu sosyal davranışlar ile içsel işlevsel duygu düzenleme ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif yönde; dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ve içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme ile negatif yönlü bir ilişki vardır. Olumsuz sosyal davranışlar ile içsel işlevsel duygu düzenleme ve dışsal işlevsel duygu düzenleme negatif yönlü; dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ile içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır.