Special schools
144 theses under this subject heading
Okul öncesi öğretmenlerinin genel öz yeterlilik algıları ile iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çalışmasının amacı, okul öncesi öğretmenlerinin genel öz yeterlilik algılarının iş doyumları düzeyleri ile ilişkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmada aynı zamanda öğretmenlerin genel öz yeterlilik algılarının ve iş doyumu düzeylerinin mezun olunan program türü, çalıştığı kurum, mezun olunan lise türü, mesleki kıdem ve aylık gelir değişkenlerine göre incelenmesi de amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline göre yapılan çalışmanın araştırma grubunu Tekirdağ ili Süleymanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı devlet okullarında ve özel okullarda görev yapan 169 kadın okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Minnesota İş Doyum Ölçeği, Fatma Yıldırım ve İnci Özgür İlhan tarafından geliştirilen Genel Öz Yeterlilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini tespit etmek için One-sample Kolmogorov Smirnov testi yapılmıştır. Ayrıca verilerin yüzde frekans değerlerini gösteren betimsel istatistik, bağımsız grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson moment korelasyon analizi uygulanmıştır. İş doyum ölçeği ile araştırma grubunun mezun olunan program türü, çalıştığı kurum, mezun olunan lise türü ve aylık gelir düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılık olduğu fakat mesleki kıdem değişkeninde ise anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Genel öz yeterlilik ölçeği ile araştırma grubunun çalıştığı kurum ve mezun olunan lise türü değişkenleri ile anlamlı farklılıklar olduğu fakat mezun olunan program türü, mesleki kıdem ve aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre ise anlamlı farklılıklar olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, okul öncesi öğretmenlerinin genel öz yeterlilik algıları ile iş doyumu düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Özel eğitim-öğretim kurumlarında ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisi
Bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması eğitim ve öğretim süreçleriyle de bütünleştirilmesini kaçınılmaz bir hale getirmektedir. Bu bilişim teknolojilerinden olan bloglar da etkileşimli içerikleri ve eğitime sağladıkları faydalar açısından potansiyel öğrenme ortamları olarak görülmektedir.Etkili bir öğrenme ve öğretme aracı olabilen blogların teknik bilgi gerekmeksizin oluşturulabilmeleri ve yapılan yorumlara anında cevap özelliğiyle sağladığı sosyal etkileşim imkanı eğitimde ders aracı olarak kullanımını gün geçtikçe arttırıcı bir etki yaratmaktadır.Bu çalışma, ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisinin belirlenmesi amacıyla ortaya konulmuştur. Bu amaç doğrultusunda da özel bir eğitim-öğretim kurumundaki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine blog kullanımının motivasyonlarına etkisini ölçücü bir anket uygulanmıştır.Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk eğitim sisteminin yapısı ve bu yapı içinde özel eğitim?öğretim kurumlarının yeri üzerinde durulurken ikinci bölümde, sosyal medya kavramı ile araçlarına değinilmiş yanı sıra sosyal medya araçlarının eğitimde kullanımı ile ilgili bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, blog kavramı, eğitimde blog kullanımı ile eğitimde blog kullanımının sağladığı avantajlardan söz edilmiş ve bu konuda yapılmış olan araştırmalardan da blog kullanımının faydalarını açıklamak üzere yararlanılmıştır. Dördüncü bölümde ise, motivasyon kavramı, önemi ve motivasyon kuramları ile eğitimde motivasyonun öneminden bahsedilmiş ek olarak blog kullanımı ile motivasyonun ilişkisini açıklayan araştırmalara yer verilmiştir. Son bölümde de, özel bir eğitim-öğretim kurumundaki öğrencilere uygulanan anket sonucu elde edilen verilerin yorumlanması amaçlanmıştır.
7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları
Özel okul öğretmenlerinin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinin farklı ilçelerindeki çeşitli özel okullarda görev yapan 159 kadın, 71 erkek toplam 230 öğretmen oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Demografik Bilgi Formu'nun yanı sıra, Eğitim Örgütlerinde Allen ve Meyer Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Meslekî Bağlılık Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgüte duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık toplam puanlarının orta düzeyde olduğu, örgütsel bağlılığın alt bileşenlerine göre yapılan değerlendirmede en yüksek puana sahip alt bileşenin duygusal bağlılık olduğu görülmüştür. Bu sonuç literatürdeki bulguları destekler niteliktedir. Yaş, cinsiyet, kıdem, okuldaki görev süresi, medenî durum, aylık gelir, branş, sözleşme şekli, okulun imajı ve bulunduğu çevre, öğretmenlikten başka işte çalışmış olma gibi değişkenlerle örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki kurulamamıştır. Meslekî bağlılık düzeyinde en yüksek puana sahip alt boyut yine duygusal bağlılık olmuş, mesleğe normatif bağlılık ve devamlılık bağlılığı alt bileşenlerinin puanları orta düzeyde bulunmuştur. Öğretmenlerin işten ayrılma niyeti puanları orta düzeyde bulunmuş; örgütsel ve meslekî bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında yüksek düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar kavramlar: Özel Okul Öğretmeni, Örgütsel Bağlılık, Meslekî Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devamlılık Bağlılığı, Normatif Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti.
Okul öncesi özel eğitim kurumlarında pazarlama yönetimi
Hizmet pazarlaması, pazarlamanın en çok üzerinde durulan faaliyet alanlarından biridir. Küreselleşme ve beraberinde rekabet, bir hizmet çeşidi olan eğitim sektörünü de etkilemiş ve pazarlama plânlaması kavramı, eğitim kurumları için de her geçen gün daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Eğitim kurumu olarak okul öncesi okullarda da hızlı değişim sürecine ve rekabet ortamının getirdiği koşullara hazırlıklı olmak gereği, pazarlama plânlaması yapmanın önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde hızla sayıları artan özel okul öncesi kurumları için pazarlama plânlaması sürecinin ne olduğunu ve bu süreçte kurumların izlemesi gereken aşamaları ayrıntılı bir şekilde tanımlamaktır. Araştırma kapsamında, özel eğitim kurumlarının pazarlama plânlama sürecinde gerçekleştirmesi beklenen aşamalar, uygulama sırasıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise, seçilen özel eğitim kurumları ile ilgili yapılan değerlendirme sonuçları ve bulgulara ilişkin öneriler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Hizmet Pazarlaması, Eğitim, Özel Okullar
Özel okulda okuyan liseli öğrencilerin öz yeterlilik algısı ve anksiyete seviyeleri: Duygu düzenlemenin aracı rolü
Araştırma da amaç, lisede okuyan öğrencilerin öz yeterliliklerinin ve kaygı seviyelerinin, duygu düzenleme ile ilişkisini ortaya çıkarmaktır. Yaşamımız boyunca geçirdiğimiz gelişimsel dönemlerden biri olan ergenliği kısaca yetişkinliğe doğru giden yol olarak tanımlayabiliriz. Bireyin bu dönemde yaşadığı bocalamada yüksek öz yeterlilik duygusu zorlu durumlarla baş etmesini kolaylaştıracak ve yaşam görevlerini daha sağlıklı atlatmasını sağlayacaktır. Eğer birey duygu, davranış ve bedenini yeteri kadar kontrol edemiyorsa tehlike hissi artacak ve bu da bireyi kaygıya yönlendirecektir. Özel okulda öğretim gören lise kademesindeki 250 öğrencinin öz yeterlilik algısına ve anksiyete seviyesine ayrı ayrı bakılarak daha sonra bu iki değişken karşılaştırılıp birbirleri ile ilişkisi ortaya konulacaktır. Daha sonra bu iki değişkenin ayrı ayrı duygu düzenleme ile ilişkisi ortaya konulacaktır. Duygu düzenlemenin, öz yeterlilik ve anksiyetede yerinin ne olduğunu anlamak, aralarında anlamlı bir fark olup olmadığına bakmak amaçlanmaktadır. Bu sonuçlardan yola çıkarak lise kademesinde rehberlik servisi anlamında ne çalışmalar yapılabileceği öneri kısmında yer alacaktır.
Gayrimenkul yatırım aracı olarak özel okul yatırımları-Çerkezköy örneği
Gayrimenkul, diğer yatırım araçları ile karşılaştırıldığında gündelik hayat içinde en çok tercih edilen yatırım aracıdır. Özel sektör tarafından konut geliştirme işine ek olarak ticari projeler olan alışveriş merkezi, ofis ve otel yatırımları yapılmaktadır. Diğer taraftan bu yatırımların doygunluğa ulaşması ile birlikte alternatif yatırım alanları da ortaya çıkmaktadır. Gayrimenkul geliştirme kapsamında gelişen yatırım alanlarından biri de özel okul yatırımlarıdır. Son yıllarda devlet tarafından verilen yatırım teşvikleri ve öğrenci ücreti yardımları ile birlikte özel okul yatırımları artmıştır. Özel okul yatırımları gayrimenkul geliştirme aracı olarak günümüzde ön plana çıkmaktadır ve karlı bir yatırım aracı haline gelmektedir. Ülkemizde, özel okul yatırımlarının alternatif yatırım aracı olarak uygulanmaya başlanması oldukça yenidir. Bu nedenle, özel okul inşaatı için belirli standartlar belirlenmiş olsa da, okullar arasında diğer yatırım araçlarına benzer olacak şekilde (otellerde 5 yıldız, 4 yıldız gibi ve ofislerde A sınıfı, B sınıfı gibi) bir sınıflandırılmanın bulunmadığı yapılan araştırmalar çerçevesinde tespit edilmiştir. Ayrıca özel okul yatırımlarının artması birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan bazıları; arsa temin sorunu, yarı kapasitede çalışma sorunu ve finansal zorluklar olarak sıralanabilir. Ancak, ülkemizde özel okul yatırım sürecinde oluşan sorunlar ve eksikliklere rağmen özel okul gelişimi eğitimde başarı ve yapı kalitesini arttırması açısından önem taşımaktadır. Öğrenciler tarafından sosyal imkânlarının fazla olması, yurtdışı bağlantılarının olması ve kurumsallaşmış olmaları ile özel okullar oldukça talep görmektedir. Bu çalışmada özel okul tanımı, özel okul sektörünün dünyada ve Türkiye'de gelişimi incelenmiş, gayrimenkul yatırım kavramı çerçevesinde özel okul yatırımları finansal bir bakış açısı ile değerlendirilmiştir. Okul geliştirme şirketlerinin izlediği yöntemler, faydalandığı hizmetler ve karlılık beklentilerini etkileyen faktörler ortaya konmuştur. Özel okul geliştirme sürecinin aktörleri açıklanmıştır. Bir gayrimenkul yatırım aracı olarak özel okul yatırımlarının başarılı olmasını sağlayan faktörler belirlenmiş, özel okul yatırımcılarının hedefleri ortaya konmuş ve yapılan yatırımın karlılığı tespit edilmiştir. Çalışmanın uygulaması kapsamında Çerkezköy bölgesinde özel okul pazar analizleri ışığında finansal fizibilite analizine girdi oluşturacak veriler sağlanmış ve fizibilite çalışması yapılmıştır.
Franchising sisteminde franchisee performansını etkileyen faktörler: İletişim, güven ve tatmin ilişkisi; İstanbulda bulunan franchising sisteminde çalışan eğitim kurumları örneği
Bu çalışmanın amacı franchising sisteminde çalışan eğitim kurumlarında performansı etkileyen faktörleri incelemektir. Çalışmada performansa etki edebileceği düşünülen; iletişim, güven ve tatmin kavramları incelenmiştir. Özel eğitim kurumlarının asli görevi olan eğitim ve öğretim hizmeti sağlamayabilmek amacıyla bir işletme olmanın gereksinimlerini yerine getirmeleri gerekliliği gerçeğinden yola çıkılarak bu boyutlarıyla araştırmaya dahil edilmişlerdir. Çalışmanın uygulama kısmı Türkiye'de İstanbul ilinde faaliyet gösteren ve franchising sisteminde çalışan özel okullarda gerçekleştirilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nicel ve nitel araştırma yöntemleri sentezlenmiş ve anket tekniğinden faydalanılmıştır. Bu çerçevede söz konusu eğitim kurumlarının işletme sahiplerinin düşünce ve algıları esas alınmıştır. Araştırmada 110 kurumun cevapları araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma bulgularına göre bireysel anlamlılık testlerine bakıldığında; iletişimin franchisee performansını istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönde etkilediği (ß=,618;t=3,702; p<001), güvenin franchisee performansını istatistiksel açıdan anlamlı etkilemediği (ß=-,364; t=-1,917; p>0,05) ve son olarak tatminin franchisee performansını istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönde etkilediği (ß=,347;t=2,371; p<05) saptanmıştır.
Özel liselerdeki amatör müzik topluluklarının öğrencilere sosyal kazanımları
Bu çalışmada müziğin farklı tanımları eski gelenekten günümüze sıralanmış, müziğin insanlar üzerinde ne tür etkilerinin olduğu anne karnından itibaren araştırılmıştır. Farklı üniversitelerde yapılan araştırma örnekleri ile anlatılmıştır. Çalıştığım okulda amatör müzik topluluğu olarak sahnelenen müzikal tiyatro örneğinin tanımı yapılıp, öğrencilerin zamanlarını kaliteli geçirmeleri, özgüvenlerinin gelişmesi, kendilerini daha rahat ifade edip girişken birer birey olmaları anket çalışmasıyla incelenmiştir. Lise ve daha sonraki eğitim kurumlarında yapılacak kolektif çalışmaların birlikte uyum, dostluk ve paylaşım niteliklerini geliştirmesi üzerine yapılan uygulama tez çalışmasında ayrıntılarıyla belirtilmiştir.
Özel okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin yetenek yönetimine ilişkin görüşleri
Bu çalışma özel okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin yetenek yönetimine yönelik görüşlerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma geleneklerinden durum çalışması deseninin kullanıldığı bu araştırmada, özel okullarda görev yapan 10 okul yöneticisi ve 10 öğretmen ile yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler nitel araştırma yöntemleri doğrultusunda kodlanarak; yetenek yönetimi kavramı, yetenek yönetimine duyulan ihtiyaç, öğretmenlerin işe alımı, öğretmenlerin yerleştirilmesi, öğretmenlerin geliştirilmesi, öğretmenlerin kurumda devamlarının sağlanması ve örgütsel yedekleme olmak üzere 7 temada toplanmış, betimsel ve içerik analize tabi tutulmuştur. Yapılan görüşmeler sonucunda yetenek yönetimi kavramı temasında okul yöneticileri kurumun hedeflerini öne çıkaran görüşlere daha fazla katılım gösterirken, öğretmenler kişisel gelişimi öne çıkaran ifadeleri daha fazla belirtmişlerdir. Yetenek yönetimine duyulan ihtiyaç temasında okul yöneticileri; başarılı ve verimli çalışma ortamı, rekabet, çağa ayak uydurma, kuruma bağlılık ve planlı yönetim süreci elde etme gibi unsurların yetenek yönetimine duyulan ihtiyacı artırdığını belirtirken; öğretmenler bu nedenleri iş anlayışının değişmesi, bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, rekabet, Toplam Kalite Yönetimi anlayışı ve bireysel farklılıkları yönetme olarak belirtmişlerdir. Öğretmenlerin işe alımındaki kriterler konusunda okul yöneticileri; öğretmen özellikleri, kurum amaçlarına uygunluk, boş pozisyonu doldurma ve örgütsel mutluluk gibi kriterler belirlerken öğretmenler; olumlu iş ortamı, öğretmene verilen değer, ekonomik güdüleyiciler, yaratıcı fırsatların sunulması ve öğrenen okul olma kriterlerini ifade etmişlerdir. Okul yöneticileri ve öğretmenler işe alım uygulamalarında; mülakat, mikro öğretim uygulamaları, referans, deneyim ve psikometrik testler gibi araçların kullanıldığını belirtmişlerdir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin doğru rol ya da pozisyona doğru öğretmenlerin yerleştirilmesine yönelik görüşleri incelendiğinde başarı ve performans, kuruma yarar sağlama, doğru işin tanımlanması, öğretmenlik becerileri, tecrübe, akademik yeterlik, kuruma bağlılık gibi unsurların önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Okul yöneticileri ve öğretmenler; öğretmenlerin özel ilgi ve becerilerinin değerlendirilmesine ilişkin ise genellikle sorumluluk verildiğini vurgulamışlardır. Öğretmenlerin geliştirilmesini içeren uygulamalara ilişkin görüşler incelendiğinde okul yöneticileri ve öğretmenler en fazla eğitim öğretimi geliştirmeye yönelik uygulamalar yapıldığını ifade etmiştir. Kurumda devamın sağlanması konusunda okul yöneticileri ve öğretmenler, adaletli ödeme sistemlerinin ve ekonomik güven sağlamanın önemli olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler kurumda devamın sağlanmasına yönelik uygulamaların genellikle takdir etmeden ibaret olduğunu vurgulamıştır. Örgütsel yedekleme temasında okul yöneticileri ve öğretmenler genellikle kurum içi kaynaklardan yararlanıldığını, uzun süreli sistematik bir uygulamanın olmadığını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; özel okullarda yetenek yönetimi kültürünün oluşturulabilmesi için gerekli eğitim ve seminerlerin verilmesi, bu eğitim ve seminerlerin devlet okulları ile iş birliği yapılarak projeleştirilmesi önerilebilir. Anahtar sözcükler: Özel okul, yetenek, yetenek yönetimi, okul yöneticisi, öğretmen
The impact of the application of total quality management on the satisfaction of workers: Case of private schools in Bursa
The implementation of total quality management is an important factor in most organizations, especially educational institutions. Because it plays an important role in gaining employee satisfaction. The purpose of this study was to clarify the role of applying total quality management in increasing customer and employee satisfaction. In addition to defining the concept of total quality management that can be used to gain employee satisfaction and loyalty, and the relevant dimensions, and explaining methods of improvement for these dimensions. This study focuses on the extent of application of total quality management in educational institutions, so that educational institutions implement total quality management and then measure employee satisfaction. Where job satisfaction is one of the factors, and the mission is to influence the quality of service in the organization. The study stresses the importance of continuous research and review in all aspects and problems faced by educational institutions. The practical and practical importance of the study is focused on contributing to the elimination or limiting the high turnover rates that many educational institutions suffer from, and the unity of competition in the direction of attracting and attracting people with distinguished skills and abilities. Through visiting private schools and distributing questionnaires to employees in those schools, 377 questionnaires were filled out and these questionnaires were analyzed. By establishing the (SPSS) hypothesis, these statistical analyzes were performed and examined the correlation and regression between TQM and employee satisfaction. The necessary proposals were submitted to improve the extent of implementation of Total Quality Management in order to gain more confidence in the private education sector. As a result of the research, it was determined that the application of TQM increases employee satisfaction.
Bina ergonomisi açısından kamu-özel lise karşılaştırması: Uşak ili örneği
Bu çalışma okullardaki gürültü düzeyi, aydınlatma düzeyi, termal konfor (sıcaklık, nem, hava akımı) değerlerini ve okul binası içinde bulunan birimlerin (sınıf, kat koridoru, ıslak hacim, merdiven) ergonomik özelliklerini belirlemek için yapılmıştır. Seçilen özel okul ve devlet okullarının kıyaslanması, yönetmelik ve standartlara uygunluklarına bakılarak yapılmıştır. Ergonomik yönden okul birimlerinin alan x hacim ölçümleri metre kullanılarak yapılmıştır. Islak hacimlerin, dersliklerin ve bina merdivenlerinin öğrenci sayısına göre kapasitelerinin ve kişi başına düşen alanın yeterli olup olmadığı Milli Eğitim Bakanlığı standartlarına ve yönetmeliğine uygunluğu yönünden incelenmiştir. Çalışma tanımlayıcı tipte olup, Uşak ili merkez sınırları içerisinde kalan iki özel lise ve iki devlet lise binası belirlenerek toplamda dört okuldan oluşan örneklem grubu oluşturulmuştur. Ölçüm için gürültü ölçüm cihazı Cesva SC310, aydınlık şiddeti ölçüm cihazı Extech SDL400, mikro klima analiz cihazı Delta ohm HD 32.3 kullanılmıştır. Ölçümlerden elde edilen bulgular neticesinde gürültü düzeyi ölçüm sonuçları, ders saatinde sınıf içi ve okul dış alan gürültü düzeyi dört okul içinde sınır değer aralığında kalmıştır. Sınıf içi teneffüs saati gürültü düzeyi ise üç lisede sınır değerlerin üzerinde kalmıştır. Özel ve devlet liselerinin aydınlatma ölçüm sonuçlarının da uygun değerlerde olmadığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, okul binalarının yapılacağı konum başta olmak üzere bütün ergonomik özelliklerin tasarım aşamasında düşünülerek eksiksiz yapılması gerektiği görülmektedir. Okul türleri, toplam öğrenci mevcudu, okul bina konforları farklı olsa da eğitimde kalite ve konforun artmasını sağlayan önemli etkenin ergonomik koşulların bir arada sağlanabilmesi olduğu görülmektedir.
Özel okullarda görev yapan yöneticilerin liderlik tarzı davranışı ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Giriş: İnsanların örgütsel, toplumsal ve siyasal yaşamında önemli bir yer tutan liderlik olgusunun tanımı konusunda, henüz belirli bir görüş birliği sağlanamamıştır. Bütün organizasyona can veren ve onu başarıya götüren unsur ruhtur. Mekanik bir organizasyona can veren ve onu başarıya götüren bu ruhu aşılayan kişi ise liderdir. Lider, gücünü kullanarak grubu bir hedefe yönlendirir. İnsanlarla yüz yüze iletişimin yoğun olduğu alanlarda çalışanlarda duygusal tükenmişliğe kadar varan düzeylerde duygusal tepkiler gözlenmektedir. Liderlerde gözlenen tükenmişlik; duygu ve düşünce boyutlarında, ayrıca fizyolojik boyutta da hissedilen tükenmişlikle karakterizedir. Yüksek iş stresi insanlarda iş doyumsuzluğu, devamsızlığı ve işten ayrılma gibi sonuçlara neden olmaktadır. Öğretmenlik mesleğinin stresi ile psikolojik (anksiyete ve depresyon), fizyolojik (yüksek tansiyon, taşikardi, baş ağrıları) ve/veya davranışsal (alkol ve sigara kullanımı, uyku problemleri) problemler olarak kendini gösterebilir. Amaç: Bu araştırmada özel okullarda görev yapan yöneticilerin liderlik tarzı davranışı ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Liderlik Tarzları Davranış Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden yararlanılmıştır. Veri analizi yapılmaya başlanmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına yüklenmiş ve SPSS 25 programı ile istatistiksel analiz çalışması yapılmıştır. Analizin ilk aşamasında normallik testi uygulanarak basıklık-çarpıklık değerleri kontrol edilmiştir. Basıklık-Çarpıklık değerleri -2, +2 arasında bulunduğu için normal dağılım olduğuna karar verilmiştir. Bulgular: Araştırma Esenyurt İlçesindeki özel okullarda çalışmakta olan 184 erkek, 216 kadın toplamda 400 öğretmen ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre Maslach Tükenmişlik ölçeği duygusal tükenme alt boyutu ile cinsiyet, gelir memnuniyeti, medeni durum ve yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Duyarsızlaşma alt boyutu ile gelir memnuniyeti ve yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Kişisel başarı duygusunda azalma alt boyutu ile ilgili demografik değişkenler incelendiğinde ise cinsiyet ve gelir memnuniyeti ile ilişkisi olduğu sonucu elde edilmiştir. Liderlik Tarzı Davranış Ölçeği alt boyutları ile ilgili demografik değişkenler incelendiğinde ise; Otokratik liderlik alt boyutu ile cinsiyet değişkeni, dönüşümcü liderlik alt boyutu ile ise yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yönetici, Liderlik Tarzı Davranış, Tükenmişlik Düzeyleri
Yetenek yönetiminin çalışanların ayrılma niyetine etkisi: İstanbul'daki özel üniversitelerin akademik kadrolarına ilişkin bir örnek olay
Purpose: The purpose of this research is to evaluate the influence of some elements of talent management such as: - (Financial Rewards, Recognition for the work done, Career Development Opportunities) on employee intention to leave (i.e. on academic staffs) among the private universities in Istanbul. Methods: Through an electronic questionnaire data was collected. As the data was collected from Likert scale, however was in ordinal format. To begin the analysis, the ordinal data format was transformed to interval data using MSI in Excel. Successive Interval Method is a method by which the ordinal data can be transformed to Interval Data. In our case, as the data was ordinal it was needed to be changed to interval data to perform Pearson correlation and linear regression. After transforming the data, we used Multiple Linear Regression and Pearson correlation. Linear regression is a powerful tool for testing theories about relationships among observables, and it is also helpful for researchers interested in the predictive power of a set of variables (Salkind, 2007). This test was appropriate because it measures the relationship between the independent and dependent variables. Results: The analysis has been conducted based on some Likert scale questions driven from factors of talent management such were; financial rewards, recognition from work done, career development on employee intent to leave. Data as a result were collected by conducting a survey with a random sample (n = 55) of employees. At the end of the analysis the result reflected that employee's intention to leave was significantly lower when the score of having proper financial rewards and career opportunities were higher. Conclusion: Based on the findings, it was observed that the Financial Rewards and Career Development Opportunities are significant at affecting the employee intention to leave. Whereas, Recognition For the work done was not significant at affecting the employee intention to leave. Based on the results, it can be emphasized that the HR department should significantly focus on these two components of talent management in order to retain the talent of organization.
COVID-19 pandemi sürecinde pazarlama iletişim unsurlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi: Özel okullar örneği
Bu çalışmada Covıd-19 pandemi sürecinde pazarlama iletişim unsurlarının müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi özel okullar örneği üzerinden incelenmiştir. Çalışmada sosyo-demografik form, araştırmacı tarafından geliştirilen Bütünleşik Pazarlama İletişimi Ölçeği ve İriç (2014) tarafından geliştirilen Okullarda Memnuniyet Ölçeği'nden oluşan anket formu kullanılmıştır. Çalışmaya Bursa ilinde bulunan 389 özel okul velisi katılımcı olmuştur. Veriler elektronik ortamda toplanmış ve SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmış, Araştırma değişkenlerinin güvenilirlikleri incelenmiştir. Ayrıca Bütünleşik Pazarlama İletişimi Ölçeği ve alt boyutları ile Okuldan Memnuniyet Ölçeği ve alt boyutları da göz önüne alınarak, ölçeklerin yapısal geçerliliğini incelemek amacıyla iki aşamalı Doğrulayıcı Faktör Analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmanın değişkenlerinin katılımcıların demografik değişkenleri bakımından incelenmesi amacıyla t testi ve Anova testi ile analiz yapılmıştır. Değişkenler arasında farklılığın olduğu durumlarda farklılığın kaynağı olan gruplar TUKEY testiyle incelenmiştir. Ölçeklerin ve alt boyutlarının kendi aralarındaki ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda reklam çalışmaları, tanıtım faaliyetleri, halkla ilişkileri, uzaktan eğitim süreci ve yüz yüze eğitim süreci ile yaş grubu, cinsiyet, eğitim durumu ve çocuk sayısı arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca okuldan memnuniyet ile yaş, eğitim durumu ve okul sayısı arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Okuldan memnuniyet boyutlarından müşteri- ders dışı etkinlikler memnuniyeti, yemek hizmetleri, derslik dışı kurum mekanları ve kitap kırtasiye hizmetleri ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Müşteri-kurum personeli iletişim memnuniyeti, müşteri-kurum kültürü kurum iklimi memnuniyeti ile cinsiyet arasında ise anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Çalışmada pazarlama iletişimi ve okuldan memnuniyet araştırma değişkenleri arasında pozitif yönde ilişki olduğu görülmüştür. Çalışmanın bir diğer sonucu ise pazarlama iletişimi boyutları olan reklam çalışmaları, tanıtım faaliyetleri, halkla ilişkiler, uzaktan eğitim süreci ve yüz yüze eğitim süreci değişkenlerinin okuldan memnuniyet üzerinde pozitif yönlü yüzde 62,2'lik bir etkiye sahip olduğudur.
Salgın döneminde ergenlerde internet bağımlılığı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi
Ergenlik dönemi, kişilik gelişimi açısından önemli bir dönemdir. Bu dönemde, ergenlerin öz kimliklerini oluşturmaya çalıştıkları bir süreç yaşanır. Ergenler bağımsızlıklarını ve özerkliklerini kazanmak isterler. Kendilerine özgü düşünce ve değerler geliştirirler ve kendi kimliklerini bulmaya çalışırlar. Depresyon, kaygı, öfke, mutluluk ve heyecan gibi birçok duyguyu deneyimleyebilirler. Sosyal açıdan, ergenler arkadaş çevresi, akran baskısı, cinsiyet rolleri, aile yapısı ve toplumun değerleri gibi birçok faktörle karşı karşıya kalırlar. Covid 19 salgını bireylerde olduğu gibi ergenleri de etkileyen unsurlar arasındadır. Tıbbi sağlık sorunları yanında bireylerde psikolojik sorunlara neden olmuştur. Salgın önlemlerine bağlı sosyal mesafe ve kapalı alanlarda geçirilen zamanın artması ergenlerin de internette daha fazla zaman geçirmesine neden olmuştur. Bu araştırmada pandemi sürecinde ergenlerde internet bağımlılığının depresyonla ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Büyükçekmece ilçesinde kurulu bir özel lisede 2022-2023 yılı eğitim öğretim döneminde okuyan ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 249 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve İnternet Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı ve depresyon dağılımının cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, sınıf değişkenleri arası çeşitli sonuçlar elde edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı dağılımının sosyal medyada geçirilen zamana göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği, depresyon dağılımının sosyal medyada geçirilen zamana göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca sosyal medya bağımlılığı ile internet bağımlılığı arasında pozitif, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Ergenler, Salgın, İnternet Bağımlığı
Devlet okulundan koleje geçen öğrencilerin habitus kavramı bağlamında sosyolojik açıdan değerlendirilmesi
Bireyin ve toplumun yaşamını inşa etme gücüne sahip olan eğitimin hayatımızdaki rolü yadsınamaz. Öyle ki, eğitimin bu rolü bireyin kişiliğini geliştirmesi, yeteneklerini geliştirmesi, mesleki bir kariyer sağlaması ve diploma kazandırması bakımından ebeveynlerin de çocukların hayatında müdahale ettikleri ciddi bir süreçtir. Okul seçiminde etkili olan lokasyon, ücret, donanım ve sosyal imkanlar haricinde dikkat çekmesi gereken bir dizi önemli husus vardır. Bu hususlar devlet okulundan özel okula geçiş sağlayan öğrencinin hayatında bireyin kendisini onaylanmış hissetmesi konusunda önemli bir rol oynar. Mevcut bir alt kültür deneyimiyle devlet okulundan özel okula geçmiş öğrenci için kimlik karmaşası baş gösterdiğinde alt kültürün mevcut kimliğini ve özgünlüğünü koruması ya da baskın kültüre uyum sağlaması gerekmektedir. Aynı gerçeklik içinde her zaman bir arada var olan ilişkiler olarak tanımlanan habitusun sınıf kültürlerini etkileyip tercihleri şekillendirme durumu söz konusu olmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada kültürler arası bir farkındalık yaratılmasıyla birlikte hem mevcut sahip olunan kültürel kimliğe zarar gelmemesi, ve sosyal dönüşümün gerçekleştirilebilmesi için içerisinde kültürel çeşitliliği de barındıran eğitim programları, psikolojik ve sosyolojik destek verici envanterleri, habitusları değişime uğrayan öğrencilerin bu sosyalizasyon sürecini nasıl yönettikleri veya yönetemedikleri ile ilgili yaklaşımları, eğitim kurumunda yaşadıkları çatışma, kimlik değişimi, adaptasyon ve problem çözme durumları ele alınıp değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Habitus, alt kültür, uyum, zorbalık, kimlik, eşitsizlik
Özel okullarda görev yapmakta olan yöneticilerin yetenek yönetimine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Ankara ili sınırları içerisindeki özel okullarda görev yapmakta olan yöneticilerin yetenek yönetimine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda özel okul yöneticilerinin yetenekli öğretmen özelliklerine, yetenek yönetiminin gerekliliğine, yetenek yönetimi uygulamalarına, bu süreçteki zorluklara ve yetenek yönetimi anlayışının geliştirilmesine ilişkin düşünceleri incelenmiştir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ankara ili 9 merkez ilçesindeki maksimum çeşitlilik ve kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile seçilen 23 özel lise yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel yöntem benimsenerek durum çalışması şeklinde desenlenen araştırmada, veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmış, analiz sonuçları doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, okul yöneticileri öğrenci başarısı, veli beklentileri, diğer okullarla rekabet edebilmenin önemi, yetenekli öğretmenleri çekmek için bilişim teknolojilerinden yararlanma, öğretmenleri kurumlarında tutmak için maddi ve fiziki imkânlar, okul iklimi, kurum kültürünün önemi, öğretmenlerin bağlılığını sağlamaya yönelik ücret politikası ve kariyer olanakları konusunda görüş bildirmişlerdir. Bununla birlikte araştırma sonuçları, yeteneğin doğru tespitinde sorunlar yaşandığını, öğretmenlerin gelişimi için mentörlük, elektronik öğrenme, oryantasyon gibi faaliyetlerin uygulanmadığını, objektif kriterlere dayalı performans değerlendirme sisteminin olmadığını ve geleceğe yönelik yetenek belirleme ve liderlik geliştirme faaliyetlerinden bahsedilmediğini ortaya koymuştur.
Özel okullarda çift dilli eğitim uygulamasında eş öğretmenler arasındaki çatışma nedenleri ve çözüm yolları
Bu araştırmada, çift dilli eğitim modelindeki eş öğretim uygulamasında çalışan öğretmenlerin çatışma nedenleri ve çatışmaların çözümünde başvurulabilecek olası çözüm yolları incelenmiştir. Bu araştırma 'olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya konmasına yönelik bir sürecin izlendiği araştırma türü olan' nitel araştırma yönteminin durum çalışmasıyla desenleniyle yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, 2018-2019 akademik yılı bahar döneminde Ankara'daki üç özel okulda görevli 37 öğretmen ve dört yöneticiden toplanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüz yüze yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, tematik kodlama yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular; eş öğretmenlerin çatışma nedenleri, çatışmaları çözmek için kullanılan yöntemler ve yöneticiden beklentiler ana başlıkları altında sunulmuştur. İlk başlık olan, çatışma nedenleri içerisinde "sınıf öğretmenlerinin otoriteyi paylaşamamaları, İngilizce öğretmenlerinin asistan gibi görülmesi, uygulamanın bilinmemesi, İngilizce öğretmenlerinin müfredatı bilmemesi, deneyimsizlik ve rekabet" gibi sorunlar yer almaktadır. İkinci ana başlık olan çatışmaların çözüm yollarında ise; yaşanan bu çatışmaları önlemek için "eş öğretmenleriyle işbirliği, yöneticilere danışmak, daha kapsamlı amaçlar belirlemek, çatışmanın kaynağını ortadan kaldırmak, uzlaşma ve yumuşatma" gibi çözüm yolları önerilmiştir. Bununla birlikte eş öğretmenler arasında ilişkileri düzenlemek ve çatışmaları daha etkili yönetmek açısından öğretmenlerin yöneticilerden beklentileri belirlenmiştir. Bunlar "yöneticilerin adil olması, hizmet içi eğitim, akademik destek, materyal sağlaması, görev dağılımı ve denetimdir. Bu bulgulara dayalı olarak, eğitim fakültelerinin bu eğitim modeline yönelik öğretmen yetiştirme programları hazırlaması, hizmet içi eğitimlerinin oluşturulması, müfredat için yurt dışında bulunan örneklerin incelenmesi, etkililiğin artması için yöneticiler tarafından denetim yapılması önerilmiştir.
Özel okullarda halkla ilişkiler uygulamaları: İzmir Özel Ege Lisesi örneği
Değişen ve sürekli gelişen eğitim sektöründe, özel okullar da önem kazanmıştır. Son yıllarda sayısı oldukça artan bu kurumlar, rekabeti de arttırmış ve buna bağlı olarak eğitim sektöründe kalite de artmaya başlamıştır. Rekabet ile birlikte bu kurumlardaki halkla ilişkiler birimlerine ihtiyaç doğmuş ve kurumlar için çok fazla önem kazanmıştır. Kurumların kendilerini tanıtma ve tutundurma sürecinde farklılaşmaları gerekmektedir ve buna bağlı olarak kullanılan yöntemler ve uygulamalar yoğunlaşarak artmıştır. Çalışma, teori ve araştırma kısımlarından oluşup özel okullarda halkla ilişkiler uygulamalarında kullanılan araç ve ortamların önemini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Çalışma sonucuna göre; Özel Ege Lisesi'nin, halkla ilişkiler uygulamalarını iç ve dış hedef kitleye yönelik uyguladığı gözlemlenmiştir. Dolayısıyla bu uygulamaların kurumun hedef kitleler tarafından tercih edilmesine ve rekabet açısından farklılaşmasına olumlu bir etki sağladığı görülmüştür.
İlkokula okuma-yazma bilerek ve bilmeyerek başlayan ikinci sınıf öğrencilerinin okuma hatası, okuma hızı ve okuduğunu anlama becerilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokula okuma yazma bilerek ve bilmeyerek başlayan ikinci sınıf öğrencilerinin okuma hatası, okuma hızı ve okuduğunu anlama becerileri arasında bir fark olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden nedensel-karşılaştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Nevşehir ili sınırları içerisindeki özel bir okulda eğitim gören ikinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcılarının belirlenmesinde seçkisiz olmayan amaçlı örneklem yöntemlerinden, ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Benzer sosyoekonomik ve sosyokültürel çevreden gelen 34 erkek ve 29 kız öğrenci olmak üzere toplamda 63 öğrenci bu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Katılımcılar, ilkokula okuma yazma bilerek başlayan 33 ve bilmeyerek başlayan 30 öğrenci olarak iki gruba ayrılmıştır. Verilerin toplanmasında 152 kelimeden oluşan bir bilgilendirici metin seçilmiştir. Öğrencilerin bu metni okumaları istenmiş ve araştırmacı tarafından hazırlanan okuduğunu anlama sorularını cevaplamaları istenmiştir. Sürecin tamamı kayıt altına alınmış ve öğrencilerin okuma hatalarının belirlenmesinde sesli okudukları kayıtlar tekrar dinlenmiş ve okuma hatası olarak yanlış okuma, tekrar, ekleme, atlama ve ters çevirme hataları dikkate alınmıştır. Öğrencilerin okuma hızlarının ölçülmesinde kayıtlar tekrar dinlenmiş ve öğrencilerin ilk bir dakikadaki okuduğu sözcük sayısından atlama, ekleme, tekrar, ters çevirme, yanlış okuma hataları çıkarılmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama düzeylerini ölçmek için onların okuduğunu anlama sorularına verdikleri cevaplar değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-test uygulanmış ve öğrencilerin okuma hatası, okuma hızı ve okuduğunu anlama becerileri arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer bir ifade ile bu çalışmanın bulguları ilkokula okuma yazma bilerek ve bilmeyerek başlayan ikinci sınıf öğrencilerinin okuma hatası, okuma hızı ve okuduğunu anlama becerileri arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bulgular, alan yazındaki ilgili çalışmalar da dikkate alınarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesi
Araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesidir. Araştırmada olgu bilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında yabancı dil eğitimi alan 195 okul öncesi dönem çocuğundan oluşmaktadır. Araştırma verileri yabancı dil eğitimi alan okul öncesi dönem çocuklarına "Yabancı dil … gibidir, çünkü …" metafor anketi uygulanarak toplanmıştır. Okul öncesi dönem çocukları tarafından üretilen metaforlardan 32 tanesi geçersiz bulunmuş, araştırma verilerine geçerli olan 163 metafor dahil edilmiştir. Üretilen geçerli metaforlardan 64 tanesi 4 yaş grubuna, 99 tanesi 5 yaş grubuna aittir. Bu metaforlardan 83'ü erkekler, 80'i kızlar tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada toplam 101 farklı metafor üretildiği belirlenmiştir. Katılımcılar tarafından üretilen metaforlar önce olumlu ve olumsuz olmak üzere 2 ana kategori altında daha sonra 11 farklı kavramsal alt kategori altında incelenmiştir. Bu kavramsal kategoriler; "Dil", "İnsanlar ve Karakterler", "Eylemler", "Ülke", "Bitki ve Hayvan", "Nesne", "Yabancı", "Etkinlik", "Sayılar", "Öğretmen" ve "Şehir" olarak belirlenmiştir. En fazla metafor üretilen kavramsal kategorinin "Dil" kavramı kategorisi olduğu belirlenmiştir. Tüm metaforlar arasında en çok "İngilizce" (f:21) kavramının tercih edildiği tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kategori tercihleri incelendiğinde, "dil", "yabancı", "nesne", "sayılar", "bitki ve hayvan" ve "öğretmen" kavramı kategorilerinde kız çocuklarının erkek çocuklardan daha fazla metafor ürettikleri; "insanlar ve karakterler", "ülke", "eylemler", ve "etkinlik" kavramı kategorilerinde erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha fazla metafor ürettikleri belirlenmiştir. "Şehir" kavramı kategorisinde kız ve erkek çocuklarının aynı sayıda metafor ürettikleri tespit edilmiştir. Üretilen metaforlardan toplam 16 tanesi olumsuz gerekçelerle açıklanmıştır. Bunlardan 8 tanesi erkek çocuklar tarafından, 8 tanesi kız çocuklar tarafından üretilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, 5 yaş grubu çocuklar metafor geliştirme ve gerekçesini açıklama konusunda 4 yaş grubu çocuklara göre daha başarılı bulunmuştur. Genel olarak bakıldığında, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik 147 olumlu, 16 olumsuz metafor ürettikleri belirlenmiştir. Bu durum okul öncesi dönem çocuklarının büyük bir kısmının "yabancı dil" algılarının olumlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Özel bir okulda çalışan seçim ve yerleştirme sürecinin incelenmesi: Bir vaka analizi
Çalışan planlaması işletmelerde detaylı iş analizleri ve işe uygun çalışan analizi yapılarak gerçekleşmektedir. İşe uygun vasıflarda çalışan seçimi için işletmelerde çeşitli ve kimi zaman aynı işletme çalışan alım dönemlerinde farklı yöntemler kullanabilmektedirler. Günümüzde işletmeler işe alım süreçlerine farklı içerikleri olan testler uygulayarak adayların psikolojik durumlarını da dikkate almaktadırlar. Bu çalışmada ilk olarak çalışan işe alım süreci ile ilgili genel bilgiler verilmiş olup daha sonrasında eğitim sektöründe İstanbul ilinde faaliyet gösteren özel bir okulda işe alım süreci incelenerek doğru işe doğru eleman istihdam edilmesinin önemine değinilmiştir. Özel bir okulda insan kaynakları yönetiminin temel işlevlerinden biri olan çalışan seçim ve yerleştirme sürecinin incelenerek gelecek dönemler için kurumlara ve çalışanlara iş başvuru ve işe alım süreçlerinin yönetilmesinde destek olmaya çalışmak ve buna ek olarak da özel bir okulun, pandemi öncesi ve sonrasında işe alımlarda adaylarda ne gibi kriterler arandığını, pandemi sürecinde özel okul içerisinde yaşanan sorunlar karşısında nasıl çözüme ulaştıkları, pandemi döneminde eğitim sektörüne ilişkin olarak görüşlerini ortaya koyarak bu konuyla ilgili yapılacak bilimsel ve akademik incelemelere katkı sağlanması amacıyla bu tez çalışması hazırlanmıştır.
Okullarda teknolojik liderlik ile teknostres ilişkisi: İstanbul ilinde bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı okul yöneticilerinin teknoloji liderliği rolleri ile öğretmenlerin teknostres seviyeleri arasındaki ilişkinin demografik değişkenler ile açıklanmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisinde İstanbul ili Ümraniye ilçesinde yer alan özel bir eğitim kurumunda çalışan 129 öğretmenden oluşmaktadır. Bu araştırmada ölçme aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Rolleri Ölçeği ve Öğretmenlerin Teknostres Seviyelerini Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin teknoloji liderliği rolleri ve alt boyutları ile öğretmenlerin teknostres seviyeleri ve alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Her iki ölçeğin de kendi alt boyutları arasındaki ilişki yüksektir. Okul yöneticilerinin teknoloji liderliği rolleri, demografik değişkenler bakımından incelendiğinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Öğretmenlerin teknostres seviyeleri demografik değişkenler bakımından incelendiğinde ise yaş, eğitim düzeyi ve idari görev değişkenleri ile anlamlı bir farklılık bulunmazken, cinsiyet, tecrübe ve bilgi ve iletişim teknolojileri ile ilgili hizmet için eğitim alıp almama durumuna göre anlamlı bir farklılık görülmektedir.