İlköğretim öğretmenleri
354 theses under this subject heading
Bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşleri
Bu araştırmada, Eskişehir ili Tepebaşı ilçesindeki bir ilkokuldaki öğretmenlerin kaynaştırma uygulamaları hakkındaki görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun görüşme soruları hazırlanarak, gönüllü 17 öğretmen ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmelerde; görüşme kılavuzu, sözleşme, kişisel bilgi formu, ses kayıt cihazı ve görüşme soruları kullanılmıştır. Görüşmeler 5 ile 21 dakika arasında değişen sürelerde gerçekleşmiştir. Yapılan görüşmelerden sonra araştırma verileri betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Görüşme dökümleri sonucunda veriler frekansa dönüştürülerek sayısallaştırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, öğretmenlerin özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitimi ile ilgili bilgi sahibi oldukları fakat bilgilerin güncellenmesi amacıyla uygulamalı hizmet içi eğitim kurslarına gereksinim duyduklarını dile getirdikleri görülmektedir. Yasal düzenlemeler genel olarak olumlu ve yeterli bulunmakta fakat uygulamada sıkıntılar olduğu anlaşılmaktadır. Uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla denetim ve rehberlik faaliyetlerinin ilgili kurumlarca yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Özel eğitim gereksinimli öğrencilerin eğitiminde yaşanan sıkıntılar daha çok sınıf mevcutlarının özel eğitim gereksinimli öğrencilere göre düzenlenmemesi, eğitsel değerlendirme, tanılama ve yerleştirmede problemlerin olması, süreç içerisindeki kişilerin yeterince bilgilendirilmemesi, velilerin çocuklarının özel durumlarını kabul etmemeleri, normal öğrencilerin özel eğitim gereksinimli öğrencilere karşı olumsuz tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. BEP ile ilgili genel olarak bilgi sahibi olunduğu, BEP geliştirme sürecinde yapılması gereken çalışmaların yapıldığı, rehberlik servisi ve okul idaresinden gerekli desteğin sağlandığı ortaya çıkmıştır. Genel olarak özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu atmosferin oluştuğu, çalışmaların olanaklar dâhilinde gerçekleştiği görülmüştür. Destek eğitim odasının aktif ve işlevsel olması, idarenin ve rehberlik servisinin konu üzerinde hassas olması konuya önem verildiği izlenimi vermektedir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular bazı önerileri ortaya çıkartmıştır; sınıf mevcutlarında azaltma, fiziksel, öğretimsel ve davranışsal düzenlemeler; eğitsel değerlendirme, yerleştirme ve tanılama işlemlerinin titizlikle yapılması, süreç içerisindeki herkesin bilgilendirilmesi, destek eğitim odalarının yaygınlaştırılması durumunda daha başarılı çalışmaların yapılacağı düşünülmektedir. Ayrıca normal gelişim gösteren öğrenciler ve velilerinin özel eğitim gereksinimli öğrenciler ile ilgili olumlu tutum ve davranışlar sergilemeleri üzerinde çalışmalar yapılması, kaynaştırma eğitimi uygulaması yapılan farklı eğitim kurumlarında araştırmalar yapılarak başarılı çalışmaların tespit edilmesi ve yapılan araştırmanın örneklemini geniş tutarak nicel değerlendirmelerle gerçekleştirilmesi önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Özel eğitimde yasalar, bireyselleştirilmiş eğitim programı, kaynaştırma eğitimi, öğretmen görüşleri, nitel araştırmalar.
İlköğretimde okullarında görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerine ilişkin algıları: Malatya ili örneği
Bu araştırma, resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerinin güçsüzlük, anlamsızlık ve yalıtılmışlık boyutlarında cinsiyete, kıdeme, okul büyüklüğüne (büyük, küçük ve orta büyüklükteki okul), öğretmenlerin branşına, medeni durumlarına ve öğrenim durumlarına göre değişip değişmediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırmanın evrenini, Malatya ili merkez ilçedeki 76 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 3326 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 31 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 719 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmanın verileri, Elma (2003) tarafından geliştirilen İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Öğretmenlerin işe yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet, medeni durum ve branş değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde t-testi, okul büyüklüğü, öğrenim durumu ve kıdem değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ise tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) uygulanmıştır.İlköğretim okulu öğretmenlerinin işe yabancılaşma düzeyleri; genel ortalamaya göre ¯X:1,74 ile ?Hiçbir Zaman ? düzeyi olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin işe yabancılaşmalarının en yüksek olduğu boyut ?Güçsüzlük? boyutudur. Güçsüzlük boyutunu ?Yalıtılmışlık? ve ?Anlamsızlık? boyutları takip etmektedir.Araştırma sonucunda, Güçsüzlük alt boyutu ile Anlamsızlık ve Yalıtılmışlık alt boyutları arasında pozitif yönlü orta güçte anlamlı bir ilişki; bununla beraber işe yabancılaşma ölçeği arasında ise pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmanın ikinci alt boyutu olan Anlamsızlık alt boyutu ile Yalıtılmışlık alt boyutu arasında pozitif yönlü orta güçte anlamlı bir ilişki; işe yabancılaşma ölçeği ile arasında da pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın üçüncü alt boyutu olan Yalıtılmışlık alt boyutu ile işe yabancılaşma ölçeği arasında da pozitif yönlü güçlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir.Ayrıca, branş öğretmenlerinin, büyük okullarda görev yapan öğretmenlerin, mesleki kıdemi az olan öğretmenlerin ve lisansüstü öğrenime sahip öğretmenlerin daha yüksek düzeyde işe yabancılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda, branş, okul büyüklüğü, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerinin işe yabancılaşma düzeyinde anlamlı farklılık yaratmış olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Sözcükler: Yabancılaşma, İşe Yabancılaşma, İlköğretim Okulu Öğretmenleri.
İlköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji (genetik mühendisliği) farkındalık düzeyleri
Biyoteknoloji, pek çok endüstriyel sektörü değiştirme potansiyeline sahip uygulamaları ile 21. yüzyılın en önemli bilimsel devrimlerinden birisidir. ?Biyoteknoloji? terimi, sorunları çözmek için canlı organizmaların ve/veya biyolojik süreçlerin yardımıyla hammaddelerden ürün elde edilmesini sağlayan metod ve teknikleri tanımlamaktadır. Biyoteknolojinin hızlı gelişimi ve uygulamaları ekonomik, politik, etik ve eğitim gibi farklı alanlarda pek çok tartışmayı da başlatmıştır. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle ilgili güçlü bir eğitim altyapısına sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorumluluk şüphesiz ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar farklı eğitim seviyelerinde fen eğitimcilerine düşmektedir.Bu çalışmanın amacı ilköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı farkındalıklarını belirlemektir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji farkındalık düzeylerini belirlemek için tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli 5'li likert tipi bir tutum ölçeği kullanıldı. Biyoteknoloji tutum ölçeğinin geliştirilme süreci üç basamakta yürütüldü. Bu basamaklar; madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşlerinin alınması ve geçerlilik-güvenirlik testi aşamalarıdır. 16 madde içeren son ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır ve Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0.75 bulunmuştur. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu çalışmanın ikinci aşamasında, tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli tutum ölçeği, biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı tutumu belirlemek için, 2010-2011 yılında Malatya il merkezinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi ile seçilen 209 ilköğretim fen bilgisi öğretmenine uygulandı. Çalışma, biyoteknoloji hakkında fen bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre değişip değişmediğini açığa çıkaracak biçimde yürütülmüştür. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi ile SPSS kullanılarak analiz edilmiştir.Biyoteknoloji tutum ölçeğinin uygulanması sonucunda elde edilen verilerde, fen bilgisi öğretmenlerinin cinsiyete göre tutumlarında anlamlı bir farklılık belirlenirken, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre tutumda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
İlköğretim okullarının bürokratik yapıları ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişki: Malatya ili örneği
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin, görev yaptıkları okulların bürokratik yapısına ilişkin algıları ile kendilerinin örgütsel sosyalleşmelerine ilişkin algılarını saptayıp, onların bu algıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını; ayrıca, algılarının cinsiyet, branş, kıdem ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir.Araştırma hem ilişkisel hem de tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Malatya ili merkezinde bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan 3286 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini tabakalı-rastgele örnekleme yöntemine göre seçilen 398 öğretmen oluşturmuştur. Okullar büyüklüklerine göre (öğrenim gören öğrenci sayısı 1-500, 501-1000, 1001-1500, 1501 ve üstü olan okullar şeklinde) tabakalara ayrılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen ?Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği? ve Hoy ve Sweetland (2000) tarafından geliştirilen ?Okul Yapısının Etkililiği Ölçeği? ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler analiz edilirken, öncelikle betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır, öğretmenlerin algılarının cinsiyet ve branş değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi, kıdem ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farkın belirlendiği durumlarda, farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Scheffe ve Dunnet C testi uygulanmıştır. Ayrıca anlamlı farklılık bulunan gruplar için etki büyüklüğü eta-kare korelasyon katsayısı (?²) değerleri hesaplanmıştır.Yapılan betimsel istatistikler sonucunda, araştırmaya katılan öğretmenlerin, kendilerinin örgütsel sosyalleşme düzeylerini ?çok? olarak algıladıkları ve görev yaptıkları okulların bürokratik yapısını ?çoğunlukla? kolaylaştırıcı, ?nadiren? engelleyici olarak algıladıkları belirlenmiştir.Bağımsız değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin branş değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği, sınıf öğretmenlerinin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu ve branş değişkeninin örgütsel sosyalleşme üzerinde ?küçük? düzeyde bir etki büyüklüğüne (?²=.03) sahip olduğu bulunmuştur. Kıdem değişkenine göre öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği, kıdemi fazla olan öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu ve kıdem değişkenin örgütsel sosyalleşme üzerinde ?orta? düzeyde etki büyüklüğüne (?²=.10) sahip olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmelerine ilişkin algılarında anlamlı farklılık görülmemiştir.Öğretmenlerin okullarının bürokratik yapısına ilişkin algılarının, kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği 21 yıl ve üstü kıdeme sahip öğretmenlerin okullarındaki bürokratik yapıyı 11-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerden daha kolaylaştırıcı algıladıkları görülmüştür. Kıdem değişkenin kolaylaştırıcı bürokrasi boyutu üzerinde küçük etki büyüklüğüne (?²=.04) sahip olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, branş ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre öğretmenlerin algılarında hem kolaylaştırıcı hem de engelleyici bürokrasi boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Örgütsel sosyalleşme ile bürokratik yapı arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, örgütsel sosyalleşme ile kolaylaştırıcı bürokrasi arasında pozitif yönde orta düzeyde, engelleyici bürokrasi ile arasında negatif yönde küçük düzeyde bir ilişki bulunmuştur.
İlköğretim okullarının örgüt tipi ile öğretmenlerin örgütsel bağlılığı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın üç temel amacı bulunmaktadır. Araştırmanın birinci amacı, araştırmaya katılan öğretmenlerin görev yaptıkları okulun baskın olan örgüt tipini belirlemek ve okul örgütlerinin tipini bağımsız değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın ikinci amacı, öğretmenlerin örgütsel bağlılığının ne düzeyde olduğunu belirlemek ve öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarını bağımsız değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın üçüncü amacı, okul örgüt tipi ile öğretmenlerin örgütsel bağlılığı arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Araştırma hem ilişkisel hem de tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ili şehir merkezinde bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan 3286 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 624 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Örgüt Tipi Ölçeği" ve Üstüner(2009) tarafından geliştirilen "Öğretmenler İçin Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ile toplanmıştır. Örgüt Tipi Ölçeği bürokratik, destekleyici ve yenilikçi boyutlardan oluşmaktadır.Araştırmada elde edilen veriler analiz edilirken, öncelikle betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır. Öğretmenlerin okullarının örgüt tipine ve örgütsel bağlılıklarına ilişkin algılarının cinsiyet ve branş değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi; kıdem, okuldaki öğrenci sayısı ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek içinANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farkın belirlendiği durumlarda, farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Scheffe ve Dunnet C testi uygulanmıştır. Ayrıca anlamlı farklılık bulunan gruplar için etki büyüklüğü eta-kare korelasyon katsayısı (?²) değerleri hesaplanmıştır. Bürokratik, destekleyici ve yenilikçi örgüt tipinin örgütsel bağlılığı anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını belirlemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır.Yapılan betimsel istatistikler sonucunda, araştırmanın yapıldığı 24 okuldan 22'sinin baskın örgüt tipinin bürokratik, 1 okulun baskın örgüt tipinin hem bürokratik hem yenilikçi olduğu, 1 okulun baskın örgüt tipinin yenilikçi örgüt tipi olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin örgütsel bağlılığı "orta düzeyde" dir.Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin görev yaptıkları okullarının örgüt tipine ilişkin algıları bürokratik, destekleyici ve yenilikçi boyutlarda farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılığı da cinsiyet değişkenine göre farklılık göstermemektedir.Branş değişkenine ilişkin yapılan analizler sonucunda; araştırmaya katılan öğretmenlerin görev yaptıkları okullarının örgüt tipine ilişkin algılarının bürokratik boyutta istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Destekleyici ve yenilikçi boyutta öğretmenlerin görev yaptıkları okullarının örgüt tipine ilişkin algılarının farklılaştığı belirlenmiştir. Branş değişkeni ile öğretmenlerin örgütsel bağlılığı arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir.Kıdem değişkenine ilişkin yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin okullarının örgüt tipine ilişkin algılarının bürokratik, destekleyici ve yenilikçi boyutlarda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anlamlı farklılığın çıktığı bürokratik, destekleyici ve yenilikçi boyutlar için yapılan etki büyüklüğü istatistikleri sonucunda ortaya çıkan anlamlı farklılığın küçük etki büyüklüğüne sahip olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılığının kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Örgütsel bağlılık için hesaplanan etki büyüklüğü değerinin küçük etki düzeyinde olduğu belirlenmiştir.Okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin okullarının örgüt tipine ilişkin algılarının bürokratik, destekleyici veyenilikçi boyutlarda farklılık göstermediği belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılığının ise okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.Okuldaki öğrenci sayısı değişkenine göre yapılan analizler sonucunda; öğretmenlerin okullarının örgüt tipine ilişkin algılarının bürokratik, destekleyici ve yenilikçi boyutlarda farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılığının okuldaki öğrenci sayısı değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.Bürokratik, destekleyici ve yenilikçi örgüt tipi ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda; yenikçi ve destekleyici örgüt tipinin örgütsel bağlılığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Bürokratik örgüt tipinin örgütsel bağlılık üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Standardize edilmiş regresyon katsayılarına göre yordayıcı değişkenlerin örgütsel bağlılık üzerindeki göreli önem sırası; yenilikçi örgüt tipi, destekleyici örgüt tipi ve bürokratik örgüt tipidir.Anahtar Kelimler: Örgüt tipi, bürokratik okul, destekleyici okul, yenilikçi okul, örgütsel bağlılık.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin mesleki motivasyon kaynakları
İnsanın hem gündelik hem de çalışma hayatında motivasyon çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle iş hayatında çalışanlardan en yüksek düzeyde verim alabilmek için işverenler tarafından önemsenmesi gereken ciddi bir konudur. Çünkü düşük motivasyona sahip çalışanlardan elde edilecek verim de düşük olacaktır. Bu durum her iş alanında geçerli olduğu gibi öğretmenlik mesleği için de geçerlidir. Motivasyonu düşük öğretmenlerin uyguladığı eğitim uygulamalarının kalitesi istenen düzeyde olmayacaktır. Bu durumda yapılacak iyileştirmeler ve alınacak tedbirlerle öğretmenlerin motivasyonu yükseltilerek eğitimde kalitenin artması sağlanabilir. Bu araştırmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığına ait ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin motivasyon kaynaklarının neler olduğunu tespit etmektir. Bununla birlikte araştırma içerisinde öğretmenlerin demografik değişkenler açısından aralarında anlamlı farklılıklar olup olmadığı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinin merkez ilçelerinde bulunan kamu okullarının ilk ve ortaokul kademelerinde görev yapan 1291 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Bu evren içerisinde ulaşılması gereken örneklem sayısı ise 296 olarak belirlenmiştir. Belirlenen örnekleme, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Öğretmenlerin İş Motivasyonu Ölçeği" uygulanmıştır. İlgili form ve ölçek Google Forms üzerine aktarılmış daha sonra online platformlar aracılığıyla katılımcılara ulaştırılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS veri seti programından yararlanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizinde parametrik analiz teknikleri olan T-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizi teknikleri uygulanmıştır. Yapılan analizler neticesinde öğretmenlerin motivasyon kaynaklarının güç faktörü açısından görev yaptıkları okullara göre; inanç faktörü açısından medeni durumlarına göre, güç faktörü açısından okullarındaki eğitim şekline göre, teşvik faktörü açısından öğrenim durumlarına göre aralarında anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucuna bakıldığında ise tüm değişkenler arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin motivasyon kaynağı olarak belirttikleri en yüksek puan ortalamasına sahip faktörün inanç faktörü en düşük ortalamaya sahip faktörün ise güç faktörü olduğu görülmüştür.
Bir ilköğretim matematik öğretmeninin hizmet öncesi ve hizmet içi doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi
Geçmişten günümüze matematik öğretimi ile ilgili yöntemler değişip gelişmiştir. Bu süreç içerisinde öğretmenlerimiz de birçok farklı kaynak kullanımı gerçekleştirmişlerdir. Öğretmenlerin kaynak sistemlerinin lisans eğitimi sırasında ve meslek hayatında nasıl değişiklikler gösterdiğini incelemek için bu tez çalışmasının amacı, bir ilköğretim matematik öğretmeninin lisans eğitimindeki ve öğretmenlikteki doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi olarak belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme, nitel araştırmalarda, veri toplama açısından daha zengin bir ortam sağlayacağına inanılan durumları seçerek, bu durumlarda derinlemesine incelemeler yapılmasına imkân verdiğinden araştırmanın katılımcısı amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma içerisinde gözlem ve doküman analizi gibi yöntemlerle veri toplanarak gerçeğe yakın biçimde, bütünsel incelemelere olanak sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Yürütülen durum çalışmasına uygun olarak veriler, yansıtıcı inceleme metodu ile toplanmıştır. Araştırma içerisinde veriler; Kişisel Tanıma Formu, Kaynak Sisteminin Şematik Gösterimi, Ders Planları, Ders Senaryoları, Ders Gözlemleri, Video Kayıt, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları, Günlükler gibi çok çeşitli araçlar kullanılarak toplanmıştır. Toplanan bu veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek kategorilere ayrılmıştır. Toplanan verilerin analiziyle oluşturulan kodlar altı (6) ana kategori altında toplanmıştır. Bulgular sonucunda ilköğretim matematik öğretmenlerinin dokümantasyon süreçlerinde lisans eğitiminin ve bu dönemdeki öğretmenlerinin fikirlerinin çok büyük katkıları olduğu fakat mesleki dönem içerisinde yeni oluşan kaynaklar bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu durum bizlere öğretmenlerin lisans eğitimlerinde eksiklikler bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin öğretim planlamalarındaki en büyük kaynaklardan birinin kendileri yani tecrübeleri olduğu görülmüştür. Bu tecrübeler mesleki tecrübeler kadar kendi öğrencilik deneyimlerini de içermektedir. Matematik öğretmenlerinin ders hazırlığında kendilerine kaynak edindiği bir diğer etmenin ise öğrenciler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin başarı ve sosyoekonomik durumları da öğretmenlerin dokümantasyon süreçlerini etkilediği görülmüştür. Öğretmenlerimizin dokümantasyon süreçlerindeki etmenlerden olmazsa olmaz bir tanesi de zümre etkileşimleri olarak görülmüştür. Ayrıca çalışılan kurumun imkanları, yönetici tutumları ve ülkedeki eğitim sisteminin (sınav sistemi) de öğretmenlerin dokümantasyonlarında büyük yönlendiriciler olarak rol oynadığı gözlemlenmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve karşılaştıkları kullanım güçlükleri
Günümüz eğitim sisteminin en önemli bileşenlerinden olan öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimi sağlayan öğeler olarak nitelendirebileceğimiz öğretim yöntem ve teknikleri, eğitim sürecinin önemli konularından birisidir. Son senelerde bu alanda yapılan çalışmaların sayısında büyük artış olmuştur. Bunun temel nedenlerinden birisi, öğretmenin etkili bir şekilde bilgiyi aktarmasında, kullanacağı yöntem ve tekniğin büyük önem arz etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yöntem ve tekniklerin iyi bir şekilde kullanılması ise şüphesiz öğretmen-öğrenci arası iletişimi pekiştirecek ve eğitimin kalitesini de arttıracaktır.Ülkemiz eğitim sistemi özellikle son yirmi yılda etraflı bir reform çalışmaları içerisine girmiştir. İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği de bu değişimin bir parçası olarak sürekli gelişmekte, yeni ve etkili tekniklerin araştırılması üzerine pek çok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kullandıkları yöntem/teknikler ve bunları kullanmada karşılaştıkları güçlüklerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede Kütahya İli ve ilçelerinde görev yapan 117 Sosyal Bilgiler Öğretmeni üzerinde anket yapılarak, öğretmenlerin kullandıkları yöntem ve teknikler sınıflandırılmış ve yöntem/teknikleri kullanmada karşılaştıkları güçlükler incelenmiştir.Sonuç olarak Sosyal Bilgiler Öğretmenleri daha çok öğretmen merkezli yöntem/teknikleri kullandıklarını, bu konuda yeterli hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim almadıklarını beyan etmişlerdir. Yöntem/teknik kullanımında karşılaştıkları başlıca sorunlar ise ders saatlerinin yetersiz olması, öğrencilerdeki sınav kaygısının fazla olması, sınıfların kalabalık olması ve maddi imkânsızlıklar gelmektedir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler; Yöntem; Teknik; Güçlükler
Tüketim kültürüne karşı gönüllü sadelik yaşam tarzı ve ilköğretim öğretmenleri üzerinde bir araştırma
Çevre sorunları her geçen gün artmaktadır. Küresel ısınma, nüfus artışı, doğal kaynakların azalması ve iklim değişikliği gibi dünya yaşamını tehdit eden çevre sorunları doğal dengenin korunmasının önemini ortaya koymuştur. Sürdürülebilir yaşam engellerinden tüketim, bir yandan kişileri kendilerinden uzaklaştırıp mutsuzluğa sürüklerken, bir yandan da doğal dengeyi tehlikeye sokan, çevre sorunlarına sebep olan bir davranış haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı; insanın doğa üzerinde hakimiyet kurma çabasına ve her geçen gün yeni ihtiyaçların yaratıldığı tüketim kültürüne karşı, yaşamın fazlalıklardan arındırıldığı, tüketimin ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiği ve doğayla iç içe, doğaya saygılı ?gönüllü sadelik hareketini? sürdürülebilir yaşam adına ortaya koymaktır. Uygulama, ?öğreten kişi? olması sebebiyle geleceğimiz olan çocuklara, davranışlarıyla örnek olması gereken öğretmenler üzerinde yapılmıştır. Tekirdağ İl Merkezinde görev yapan İlköğretim öğretmenlerine ? Tüketim Çılgınlığı ya da Gönüllü Sadelik Yaşam Tarzı? konulu anket uygulanmıştır ve yapılan anket ile cevaplayıcıların tüketime ve gerek içsel gerekse çevresel sebeplerle tüketmemeye yönelik davranışları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ekojik Düşünce, Çevre Sorunları, Tüketim Kültürü, Tüketim Çılgınlığı, Sade Yaşam, Gönüllü Sadelik.
İlköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumlarını etkileyen faktörler: Kırşehir ili örneği
ÖZET Bu araştırmada ilköğretim okulu öğretmenlerinin görüşleri iş doyumu açısından belirlenmeye ve belirlenen bu görüşlerin yaş, kıdem, çalışma şartlan, eğitim durumu, hizmet içi eğitim, denetim, terfi, ücret, vb. açılardan farklılık gösterip göstermediği çalışılmıştır. Kırşehir ilindeki köy/kasaba, ilçe merkezi ve il merkezindeki ilköğretim okulu öğretmenlerinden oluşan 379 kişilik örnekleme, çeşitli faktörlerdeki iş doyumu düzeylerini ölçecek, daha önceden geliştirilen ve katılanların kararlara katılma, yönetim ve denetim, ücret, terfi imkanları, eğitim düzeyi, hizmet içi eğitim, çalışma şartlan ve insan ilişkileri faktörlerinde iş doyumu düzeylerini ölçen bir anket uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilere iki aritmetik ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey testi uygulanmıştır. İlköğretim okulu öğretmenleri en düşük iş doyumu düzeyini ücret, ödül, denetim, yükselme imkanları faktörlerinde sağlamaktadırlar. İlköğretim okulu öğretmenleri en yüksek iş doyumu düzeyini ise mesleklerinin saygınlığı, insan ilişkileri ve kararlara katılma faktörlerinde sağlamaktadırlar. Erkek öğretmenler; insan ilişkileri, yönetim ve denetim, çalışma şartlan ve ödül faktörlerinde kadın öğretmenlere göre daha fazla doyum sağlamaktadırlar. Üst yaş grubundaki öğretmenler; terfi olanakları, denetim ve insan ilişkileri faktörlerinde daha fazla iş doyumu sağlamaktadırlar. Bu bulguların sonucunda, öğretmenlere verilen ücretin, ödüllendirme sisteminin, denetim ve denetleyici tutumların, terfi olanaklarının ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmış ve bu yetersizliklerin giderilmesi için öğretmenlerin özlük haklan ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması önerilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Kütahya ili örneği
ÖZET Motivasyon, genel olarak canlıyı belirli bir amaca iten ve belirli bir noktaya doğru harekete geçiren, amaç gerçekleşinceye kadar gerilimi sürdüren ve hareketi devam ettiren, amaç gerçekleştikten sonra bir başka amaç için yeni hareketlenmeye yol açmak için gerilimi sona erdiren hareketlendirici güç olarak tanımlanabilir. Hakkında sayısız araştırmanın yapıldığı motivasyon olgusu, bireyin bir davranışı başlatmasını, sürdürmesini ve hedefine varmasını sağlayan; farklı davranışlar arasında seçim yapmasım etkileyen zihinsel ve çevresel süreçler bütünü olarak da tanımlanabilir. Motivasyon olgusunun ayrıntılı olarak incelendiği bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu amaçla çalışmada, önce motivasyon konusu kuramsal boyutlarıyla ortaya konulmuştur. Ardından da, sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla uygulamalı bir çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda, Kütahya il merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerine yönelik anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlan, sımf öğretmenlerine göre en öncelikli motivasyon faktör grubunun "Öğrencilerle ilgili faktörler" olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları, sınıf öğretmenlerine göre motivasyon faktör gruplarının öncelik sıralaması ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olmadığım da ortaya koymaktadır.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin teknolojik pedagoik alan bilgileri ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkiler
Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik öğretmenlerinin öz-yeterlikleri ile Teknolojik Pedagojik alan bilgilerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, Hatay ili merkez ilçelerindeki ortaokullarda görev yapan 115 kadın 100 erkek olmak üzere toplam 215 ilköğretim matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada yer alacak katılımcıların belirlenmesinde basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, veri toplamak için Teknolojik pedagoji alan bilgisi ölçeği (TPAB), Öz-Yeterlik Ölçeği ve kişisel bilgi formundan oluşan anket formu kullanılmıştır. Pandemi koşulları nedeniyle veri toplama süreci çevrimiçi platformlar aracılığı ile yürütülmüştür. Çalışmada ilköğretim matematik öğretmenlerinin özyeterlikleri ve TPA bilgileri bağımlı değişken; öğretmenin meslekteki kıdemi, okulda öğretim teknolojilerine erişim imkânı, cinsiyet, teknolojiyi kullanma düzeyi, öğretim sürecinde öğretim teknolojilerini kullanım sıklığı değişkenleri ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Öğretmenlerin teknolojik pedagoji alan bilgileri ve öz-yeterliklerinin bağımsız değişken kategorilerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amcıyla t-test ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. TPAB alt boyutları ve özyeterlilik arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Verilerin analizinde Spss 22 paket programı kullanılmış istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara gore ilköğretim matematik öğretmenlerinin TPAB düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. TPAB ile özyeterlik arasında pozitif ve anlamlı korelasyonlar bulunduğu; özyeterlik ile en yüksek ilişkili altboyutun pedagoji bilgisi olduğu, en düşük ilişkili altboyutun ise teknoloji bilgisi olduğu görülmüştür. Ayrıca TPAB'nin tüm altboyutlarının özyeterlik için anlamlı yordayıcılar olduğu belirlenmiştir.
Okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre incelemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden "yakınsayan paralel desen" tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 603 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen ve ilköğretim okullarında görev yapan 16 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verilerini toplamak için "Kişisel Bilgiler Formu", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılan görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde istatistik programı kullanılmış ve t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin sosyal adalet liderliğine ilişkin genel algıları yüksek düzeyde iken örgütsel bağlılığa ilişkin algıları orta düzeydedir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışlarına ilişkin öğretmen algıları eğitim durumu, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Öte yandan öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları ise eğitim durumu, görevli oldukları okuldaki çalışma süresi, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Okul müdürlerinin sergilemiş oldukları sosyal adalet liderliği davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık algılarına ilişkin toplam varyansın %35'i okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ile açıklanmaktadır. Sosyal adalet liderliğinin alt boyutlarından katılım ve eleştirel bilincin öğretmenlerin örgütsel bağlılık algısı üzerinde önemli (anlamlı) bir yordayıcı olduğu görülmüştür.
İlköğretim I. kademesinde görev yapan öğretmenlerin öğretim, davranış ve insan yönetiminde müdahaleci olup olmamalarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
ÖZET İLKÖĞRETİMİN I. KADEMESİNDE GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETİM, DAVRANIŞ VE İNSAN YÖNETİMİNDE MÜDAHALECİ OLUP OLMAMALARININ BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Mahmut ÖĞ Yüksek Lisans Tezi, İlköğretim Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Filiz YURTAL Eylül,2003; 106 sayfa Bu araştırma öğretmenlerin sınıfta öğretim, davranış ve insan yönetiminde müdahaleci olup olmamasının cinsiyet, meslekteki kıdem ve görev yapılan yer değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma Adana merkez ilçelerinde çalışan 178 öğretmen üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni sınıfta öğretim, insan ve davranış yönetim biçimlerini ölçmek için Martin(1997) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması araştırmacı tarafından yapılan Sınıf Yönetiminde Tutum ve İnançlar (Attitudes & Beliefs on Classroom Control) Envanteri kullanılmıştır. Envanter öğretmenlere uygulanmış ve elde edilen öğretim, insan ve davranış yönetimi puanlan cinsiyet, görev yapılan yer ve meslekteki kıdeme göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiştir. Bunun için değişkenin boyutları iki olduğunda t testi; ikiden fazla olduğu durumlarda ise tek yönlü varyans analizi yapılmış ve gözlenen farklılıklar Scheffe -F testi ile kontrol edilmiştir. Anlamlılık düzeyi,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonuçlan öğretmenlerin sınıfta öğretim, insan ve davranış yönetimi ile cinsiyet ve görev yapılan yer değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığım, meslekteki kıdem ile öğretim yönetimi arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Buna göre kıdemi fazla olan öğretmenlerin öğretim yönetimi alanında daha müdahaleci olduğu görülmüştür. 12-15 yıl kıdemine sahip öğretmenlerin öğretim yönetiminde 8-11 ve 4-7 yıl kıdemine sahip öğretmenlere göre daha müdahaleci oldukları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Öğretim Yönetimi, İnsan Yönetimi, Davranış Yönetimi,
İlköğretim I. kademe öğretmenlerinin sınıf içi problem davranışlara yönelik müdahalelerinin incelenmesi
ÖZET İLKÖĞRETİM I. KADEME ÖĞRETMENLERİNİN SINIF IÇI PROBLEM DAVRANIŞLARA YÖNELİK MÜDAHALELERİNİN İNCELENMESİ Ahmet ATÇI Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı DanışmanYrd. Doç. Dr. Meral ATICI Nisan,2004, 90 sayfa Bu araştırmada; ilköğretim I. kademe 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin sınıflarında karşılaştıkları problem davranışlar ve bu davranışlara karşı müdahalelerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca problem davranışların, okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıf düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Ayrıca problem davranışlara müdahalelerin öğretmenin cinsiyetine ve deneyimine göre değişip değişmediği, problem davranışı yapan öğrencinin cinsiyetinin ve basan durumunun öğretmenin müdahalesini etkileyip etkilemediği ve öğretmenlerin problem davranışlarla başetmede okul psikolojik danışmanıyla ne tür işbirliği yaptığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2003-2004 eğitim öğretim yılında Adana İli Yüreğir ve Seyhan ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada olasılık temelli olmayan örneklem tekniklerinden amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla alt, orta ve üst sosyo-ekonomik düzey 9 okuldan 16 sınıf öğretmeni araştırmaya katılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme yoluyla toplanmıştır. Gözlem ve görüşmeler araştırmacı tarafından geliştirilen yan yapılandırılmış gözlem ve görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 16 öğretmenin sınıfında toplam 48 gözlem yapılmış ve öğretmenlerle de birer kez görüşülmüştür.Verilerin içerik analiziyle çözümlenmesi sonucunda, söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma sınıflarda en çok gözlenen problem davranışlar olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında gürültü yapma, derse ilgisizlik, yerinden kalkıp dolaşma ve sesli parmak kaldırma da sınıflarda sıkça gözlenmiştir. Arkadaşıyla kavga etme, başkasının eşyasına zarar verme ve araç gereç getirmeme davranışları en az gözlenen problem davranışlardır. Okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıfın düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre problem davranışlarda büyük farklılıklar görülmemekle birlikte bütün sınıflarda söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma en çok gözlenen problem davranışlar arasında yer almaktadır. Emir verme, işaret kullanma ve görmezden gelme öğretmenlerin problem davranışlarla baş etmede en çok kullandıkları yöntemlerdir. Bununla birlikte öğretmenler tarafından sıkça kullanılan yöntemler; göz iletişimi kurma, ismini söyleme, azarlama, soru sorma, tehdit etme, fiziksel yakınlık, mizah kullanma ve eleştirmedir. Problem davranışlara müdahaleler, öğretmenin cinsiyetine ve deneyim yılına göre benzerlik göstermekle birlikte bazı faklılıklarda vardır. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen Davranış, Müdahale Stratejisi, Sınıf Yönetimi
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar seçmeli ders programlarının öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
ÖZET İLKÖĞRETİM 6, 7 VE 8. SINIFLAR SEÇMELİ DERS PROGRAMLARININ ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ DOĞRULTUSUNDA DEĞERLENDİRİLMESİ Büğe Sonay TAŞ Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Adil TÜRKOĞLU Ekim- 2004, 132 sayfa Bu araştırma ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar seçmeli ders programlarını öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirmek amacıya yapılmıştır. Tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın amaçlarına uygun olarak öğretmen ve öğrencilerin, seçmeli derslerin amaçlan, içeriği, öğrenme öğretme süreçleri ve değerlendirme süreçlerine ilişkin görüşleri ile seçmeli dersler programı uygulamalarına ilişkin genel görüşleri alınmıştır. Çalışma, Adana ili merkez ilçeleri Seyhan ve Yüreğir' deki ilköğretim okullarında yapılmıştır. Küme örnekleme yöntemi ile 17 ilköğretim okulu örnekleme alınmıştır. Örneklem okulların SED' leri de göz önüne alınarak belirlenmiş böylece evreni temsil etme düzeyi artırılmaya çalışılmıştır. Çalışma, bu okullardaki seçmeli derslere giren öğretmenler ile 8. sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Okutulan her bir seçmeli ders için farklı bir şubeye anket uygulanmıştır. Bu araştırmada kullanılan anket formu araştırmacı tarafından, uzman görüşlerine başvurularak hazırlanmıştır, Anket formu iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde kişisel bilgilere ilişkin sorular, ikinci bölümde seçmeli derslere ilişkin sorular yer almıştır. Öğretmen ve öğrenci anketleri genel olarak aynı olmakla birlikte farklı sorulara da yer verilmiştir.n Araştırma sonucunda okutulan seçmeli derslerin okul idaresi ve öğretmenler kurulu tarafından belirlendiği görülmüştür. Öğretmen ve öğrenciler yeterli olanaklar sağlanır ise bu derslerin öğrenciler tarafından seçilmesi gerektiğini düşünmektedir. Genel olarak seçmeli derslerin öğrenciler için gerekli ve yararlı olduğu ifade edilmiştir. Buna karşılık hem öğretmen hem de öğrencilerin seçmeli derslerin daha da verimli yürütülmesini istedikleri belirlenmiştir. Ders anlatımında genellikle düz anlatım ve soru cevap yöntemleri kullanılmaktadır. Değerlendirme yöntemi olarak da en çok yazılı yoklamalar ve yazılı anlatımın kullanıldığı görülmüştür. Seçmeli dersler programında yenileşme ve gelişme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seçmeli dersler, ilköğretim okulu, öğretim programı, program değerlendirme
İlköğretim I. aşama sınıf öğretmenlerinin sınıfta gözlemledikleri problem davranışlar
ÖZET İLKÖĞRETİM L AŞAMA SINIF ÖĞRETMENLERİNİN SINIFTA GÖZLEMLEDİKLERİ PROBLEM DAVRANIŞLAR Fatma SADIK Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Adil TÜRKOĞLU Temmuz-2000, 238 sayfa Bu araştırma, İlköğretim I. Aşama (1-5. sınıf) sınıf öğretmenlerinin sınıfta gözlemledikleri problem davranışları belirlemek amacıyla yapılmış, genel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Bu bağlamda; ilkokul sınıflarında problem davranış olarak tanımlanan öğrenci davranışları, bu davranışların sınıflarda hangi sıklıkta gözlendiği (yoğunluk), problem davranışların önem dereceleri (ciddilik), sürekli problem davranış gösteren öğrenci sayısı ve cinsiyeti, öğretmenlerin yönetimini zor olarak nitelendirdiği problem davranışlar, problem davranışların yönetimine ayrılan süre, öğretmenlerin bu konuda kendi yeterliliklerini nasıl algıladıkları ve problem davranışların nedenleri konusunda öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, 1999-2000 eğitim-öğretim yılında Adana ili Yüreğir ve Seyhan merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleridir. Tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilen 19 ilköğretim okulunda görev yapan 321 sımf öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu araştırma için gerekli veriler araştırmacı tarafindan ilgili literatürden yararlanılarak ve uzman görüşüne başvurularak geliştirilen anket formunun uygulanması ile elde edilmiştir. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Ikişisel bilgiler, ikinci bölüm ise problem davranışlarla ilgili sorulardan oluşmaktadır. Ankette toplam 21 soru bulunmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir. Öğretmenlerin problem davranış olarak tanımladıkları öğrenci davranışları genellikle kişiye ve eşyalara karşı saldırganlık içeren bireysel davranışlardır. Çocuğun ders çalışma beceri ve alışkanlıklarından, gelişim özelliklerinden kaynaklanan davranışlar (sağa-sola bakınmak, ders dışında başka bir işle uğraşmak, yanındaki arkadaşı ile konuşmak vb.) genellikle "kısmen" problem davranış olarak tanımlanmıştır. Öğretmenlerin sınıf içinde "en sık" gözlediği problem davranışlar; verilen görevleri yapmamak, sınıfta bir şeyler yemek, ders dışında bir işle uğraşmak, herhangi bir nesne ile meşgul olmak davranışlarıdır. Hırsızlık, arkadaşlarıyla kaba ve küfürlü konuşmak, yalan söylemek, arkadaşlarından izin almadan çantalarını karıştırmak davranışları ise öğretmenlerin "en ciddi" algıladıkları problem davranışlardır. Yönetimi "en zor" olarak nitelendirilen öğrenci davranışları ise; hırsızlık, öğretmenin ve arkadaşlarını sözünü keserek konuşmak, saldırganlık, yalan söylemek, birbirlerini şikayet etmek ve diğer öğrencileri konuşarak rahatsız etmek davranışlarıdır. Genel olarak her sınıfta ortalama 5 öğrenci öğretmenler tarafından sorunlu öğrenci olarak tanımlamış ve bu öğrencilerin erkek öğrenciler olduğu belirtilmiştir. Öğretmenler, problem davranışların yönetimine gereğinden fazla zaman harcamalarına rağmen bu konuda "ara sıra" sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Aile, çocuğun okul dışındaki arkadaş çevresi, kalabalık sınıflar ve toplum problem davranışların temel nedenleri olarak gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Öğretim Yönetimi, Davranış Yönetimi, Problem Davranışlar, İlköğretim n
Knowledge and attitudes of primary school teachers regarding autism of school age children
Aim: Autism is a neurodevelopmental disorder characterized by difficulty or weakness in social communication and restrictive behavior patterns. Autism Spectrum Disorders (ASD) were first described in 1943. In addition to early diagnosis and intervention, teachers play a substantial and essential role in the early social environment of a child with ASD. This study aims to find out what classroom teachers know and how they feel about students with autism, as well as how they see those students. Methods: A cross-sectional descriptive study was conducted from April to November 2022 in 20 Samawah, southern Iraq primary schools. The study included a suitable sample of 218 teachers using the G.Power program, with the ages of the majority of the participants between 25 and 35 years old, males and females. A specially designed questionnaire was used to collect data, which included teachers' sociodemographic characteristics and other questions related to knowledge and teachers' attitudes toward children with autism in elementary school. Face-to-face questioning was used to collect data, and SPSS (25) software was used for data entry and analysis. Results: The results showed that the study included 153 males and 65 females, and among 218 teachers, 41.7 percent had a medium knowledge degree, and 40.8 percent had high levels of awareness of autism. However, there was no statistically significant correlation between degrees of awareness and demographic information, p-value = greater than 0.05, except for the type of exposure to exceptional children, which found a significant p-value = 0.001. This study showed that only 45.4 percent of the teachers have average attitudes, while 43.6 percent have good attitudes toward dealing with children with autism. Conclusion: Teachers have a moderate to excellent understanding and attitude toward children with autism in their classrooms. There is no statistically significant relationship between trainers' expertise and demographic data. Training programs for teachers before and during their service can help them learn more about autism and change how they feel about it.
Assessment of knowledge about first aid among primary school teachers in Karbala city / Iraq
First aid (FA) refers to providing first care for an illness or injury by a non-specialized but trained person until access to medical treatment is available. In this study, it was aimed to evaluate the institutions in primary schools in Karbala about first aid, as well as to evaluate the first aid knowledge levels, first aid practices, and first aid attitudes of school teachers. A quantitative cross-sectional descriptive study design was used in this study. Various questionnaires were used to assess participants' information, including assessment of institutions regarding first aid. Of the 220 schools in the research population, 20 schools were included in the sample. The data collection process began in January 2023 and ended in Karbala until June 2023. A total of 200 teachers, aged between 27-66, participated in the study, 110 male and 90 female. It was determined that 85% of the participants were married, 74% were graduates of teachers' houses, and 35% had more than 20 years of experience. 45% of the teachers stated that they did not know about first aid and about first aid. When the answers to the questions about the institution directed to the participants were examined, it was found that 98% of the institutions had materials for first aid, 90% did not have scientific books on first aid, and 55% did not have safety standards. 46% of the participants answered "I don't know" to questions about basic first aid knowledge. Regarding the questions about the basic first aid practices of the participants, 54% gave the answer that they never applied, and 67.1% of the questions about the first aid attitude answered: "I disagree." It has been determined that there is a strong correlation between teachers' attitudes and their knowledge and practices. Conclusion: This research has determined that the schools in Karbala have low physical conditions and access to correct information about first aid. It was determined that the knowledge, practices, and attitudes of the teachers participating in this study about first aid needed to be more sufficient. The lack of first aid knowledge may be the main reason for the inadequacy of practice and attitude. The availability of first aid materials in almost all institutions due to legal standards made us think that creating institutions safe and equipped with other legal regulations is possible. In order to minimize the morbidity and illness associated with school injuries, programs to improve teachers' first-aid knowledge, attitudes, and practices are necessary. Keywords: First aid, Knowledge, School teachers
Okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrencilerin ilkokuma yazmaya geçiş sürecinin, öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi(nitel bir araştırma)
Bu araştırma, okul öncesi eğitim alan ve almayan ilköğretim birinci sınıföğrencilerinin, ilkokuma yazmaya geçiş sürecini, öğretmen ve öğrenci görüşleridoğrultusunda değerlendirmek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırmada,öğrencilerin okul öncesi eğitim alma durumlarının, ilkokuma yazmaya geçiş sürecineolan etkisi, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmeye çalışılmıştır.Araştırma, 2005-2006 eğitim-öğretim yılında, Adana il sınırları içinde yer alanfarklı sosyo-ekonomik düzeydeki 6 ilköğretim okulunda yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubu, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki 6 ilköğretimokulundaki 60 tane birinci sınıf öğrencisi ile 15 öğretmenden oluşmaktadır. İlköğretimbirinci sınıftaki 60 öğrenci ile birinci sınıfı okutan 15 öğretmenin görüşleri alınmıştır.Okul öncesi eğitim almış olmanın, ilkokuma yazmaya geçiş sürecini nasıletkilediğini betimleyecek şekilde sorular içeren görüşme formları hazırlanmıştır. Buformlar, uzman görüşlerine başvurularak, araştırmacı tarafından yarı yapılandırılmışolarak düzenlenmiştir.Verilerin çözümlenmesinde, kişisel bilgi formlarından elde edilen nicel verilerinçözümlenmesinde, sayı ve yüzde hesapları kullanılmıştır. Nitel veriler için de betimselanaliz yapılmıştır.Ulaşılan bulgular aşağıda özetlenmiştir.1. Anne babaların eğitim düzeyi arttıkça, öğrencinin okul öncesi eğitim kurumunagitme oranı artmaktadır.2. Araştırmaya dahil olan öğrencilerin ailelerinin aylık geliri arttıkça, okul öncesieğitim kurumuna giden öğrenci sayısı da artmaktadır.3. Okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrencilerin büyük çoğunluğu bitişik eğikyazıyı güçlük çekmeden yazabilmektedir.4. Okul öncesi eğitim alan öğrenciler, okul öncesi eğitim almayan öğrencilere göreokula daha donanımlı gelmektedir.5. Okul öncesi eğitim kurumları, çocukları, okula ve okul kurallarınahazırlamaktadır.Anahtar Kelimeler : İlkokuma Yazma Öğretimi, Okul Öncesi Eğitim
İlköğretim 7. sınıf fen bilgisi dersi ünitelerinden ?ya basınç olmasaydı? ünitesi öğretiminde öğretmenlerce kullanılan içerik öğelerinin düzenlenme biçimlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, ilköğretim yedinci sınıf fen bilgisi dersi "Ya Basınç Olmasaydı?" ünitesinin öğretiminde, öğretmenlerce kullanılan içerik öğelerinin düzenlenme biçimlerinin değerlendirilmesinin amaçlandığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmaya özel dershane ve devlet okulunda görev yapan 111 fen bilgisi öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında 111 öğretmene anket uygulanmış, anket uygulanan öğretmenlerden ikisinin dersleri gözlenmiş ve aynı öğretmenler ile görüşme yapılmıştır. Anket, gözlem ve görüşme verilerinin kendi içerisinde tek tek analizi yapılmış ve daha sonra üç farklı yöntemle elde edilen verilerin birbirleriyle ilişkisi incelenmiştir. Bunun için gözlem, görüşme ve anket verilerinin tutarlılığına bakılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Öğretmenlerin büyük çoğunluğu, konu zorluk düzeyi için zor, kendi sunu yeterliği ve öğrenci öğrenme düzeyi için ise, iyi cevabı yönünde görüş bildirmiştir. Öğretmenlerin ünite süresince, en fazla öğrettikleri kavram basınç, işlem birim çevirme, ilke ise pascaldır. Kavram öğretiminde en fazla kullanılan içerik öğeleri tanım, örnek, özellik, önkoşul davranış, dikkat odaklama araçları, özetleyici ve geribildirimdir. İşlem öğretiminde, en çok kullanıldığı ifade edilen içerik öğeleri sürecin amacı, işlem basamaklarını gösterme, deney yapma, sıraya uyarak yapma, özetleyici ve geribildirimdir. İlke öğretiminde, en çok kullanıldığı ifade edilen içerik öğeleri önerme, nedensel ilişkiler, ilişkisel bilgi, örnek, olay, durum, problem ve geri bildirimdir. Anahtar Kelimeler: İçerik Düzenleme, Fen Bilgisi Öğretimi
İstanbul ili Beyoğlu ilçesi'nde çalışan ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri
Bu araştırma, resmi ilköğretim okulu öğretmenlerinin iş doyumu alt boyutlarındaki iş doyum düzeyleri, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem derecesi ve iş doyum düzeyleri ile önem derecesinin öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada iş doyumu alt boyutlarından yönetim biçemi, çalışma olanakları, gelişme ve yükselme olanakları, iş arkadaşları, fiziksel ortam, ücret ve personel; bireysel özelliklerden cinsiyet, yaş, medeni durum, mezun olunan okul, kıdem ele alınmıştır. Araştırma, genel tarama modeli esas alınarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İli, Beyoğlu ilçesi'ndeki 26 resmi ilköğretim okulunda çalışan 736 sınıf ve branş öğretmeni oluşturmuştur. Bu öğretmenlerden, her okuldan yansızlık kuralına göre, evrenin % 30' unu temsil edecek şekilde ve oransız eleman örnekleme yoluyla 220 öğretmen örnekleme alınmıştır. Veri toplamak için, Çetinkanat tarafından geliştirilen "İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Dörtlü derecelemeye göre oluşturulan ölçek, algılanan durum için 32, verilen önem derecesi için 32 olmak üzere toplam 64 sorudan ve altı alt boyuttan oluşmuştur. Verilerin çözümlenmesi için yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, tek yönlü varyans analizi, t testi, LSD testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır: 1. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarında düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler "iş arkadaşları", "yönetim biçemi", "gelişme ve yükselme olanakları" alt boyutlarında "katılıyorum" şeklinde görüş belirterek doyumlu olduklarını algılarken; "fiziksel ortam", "ücret ve personel", "çalışma olanakları" alt boyutlarında "katılmıyorum" şeklinde görüş belirterek düşük düzeyde doyumsuzluk algılamışlardır. Öğretmenler, en yüksek doyumu "iş arkadaşları"; en düşük duyumsuzluğu "çalışma olanakları" alt boyutunda algılamışlardır. 2. Öğretmenler, iş doyumu alt boyutlarına yüksek derecede önem vermişler ve alt boyutların her birinin kendileri için "çok önemli" olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler alt boyutlar içerisinde en yüksek önemi "fiziksel ortam", en düşük önemi ise "iş arkadaşları" alt boyutuna vermişlerdir. 1113. Öğretmenlerin, cinsiyet ve medeni durum değişkenleri hariç diğer bireysel değişkenlerde iş doyumu alt boyutlarına ilişkin algılan arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. 4. Öğretmenlerin, kıdem değişkeni hariç diğer değişkenlerde, iş doyumu alt boyutlarına verdikleri önem dereceleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik değişik öneriler sunulmuştur. IV
Effectiveness of an educational program on elementary school teachers' knowledge about school phobia among pupils in Baghdad city
School phobia is a chronic emotional problem that, if left untreated, can have both short and long-term negative consequences such as poor academic performance, disagreements with parents, and an increased risk of developing adult psychological problems. The main objectives of this study are to assess the need for knowledge of elementary school teachers about school phobia and to build an educational program for elementary school teachers' knowledge about school phobia. In addition to identify the relationship between the elementary school teacher's knowledge and some demographic variables. The study used a descriptive cross-sectional design and was carried out among 100 elementary school teachers in five elementary schools in Baghdad city from 25 November 2021 to 1 June 2022. The findings of this study, regarding the subjects studied (Socio-demographic Data), show that the studied groups recorded no significant differences at P>0.05. The results of the data analysis show that the study group's teachers' knowledge improves as a result of the education program's implementation. The current study concluded that, regarding the subjects studied (Socio-demographic Data), results show that studied groups recorded no significant differences at P>0.05.
Sınıf ve branş öğretmenlerinin ilköğretim 5. sınıflarda karşılaştıkları istenmeyen davranışlar ve bu davranışlarla baş etme stratejileri
Bu araştırmanın amacı, sınıf ve branş öğretmenlerine göre ilköğretim 5. sınıflarda karşılaşılan istenmeyen davranışlar ve baş etmede kullanılan stratejilerin neler olduğunun incelenmesidir.Araştırma evrenini 2008?2009 eğitim öğretim yılında Şırnak ili Cizre ilçesinde bulunan ilköğretim okullarındaki 5. sınıflarda derslere giren sınıf ve İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Nicel ve nitel araştırma modellerinin ikisi kullanılarak desenlenen araştırmada örnekleme yöntemi olarak amaçlı (olasılıklı olmayan) örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda Cizre merkez ve merkeze bağlı köyler de dahil olmak üzere toplam 18 ilköğretim okulundaki 84 sınıf öğretmeni ve 31 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplamda 115 öğretmene ulaşılarak anket uygulanmıştır. Anket uygulanan öğretmenlerden gönüllülük esasına dayalı olarak 6 sınıf öğretmeni ve 6 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 12 öğretmenle de görüşme yapılmıştır.Bu araştırma için gerekli veriler araştırmacı tarafından ilgili literatürden yararlanılarak ve uzman görüşüne başvurularak geliştirilen anket formunun uygulanması ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Anket kullanılarak elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı 13.0 kullanılmış, sonuçları ise frekans ve yüzde olarak sunulmuştur. Görüşme video kamera ile kaydedilmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir Araştırmadan elden edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir:Sınıf öğretmenleri en çok karşılaştıkları istenmeyen davranışları; birbirleriyle konuşmak, söz hakkı almadan konuşmak, dersin akışını isteyerek bozmak, arkadaşlarına karşı saldırgan davranışlar sergilemek, ödev yapmamak, verilen görevleri yerine getirmemek, küfür etmek, yalan söylemek, hırsızlık yapmak ve öğretmeni dinlememek olarak belirtirken; İngilizce öğretmenleri ise en çok karşılaştıkları istenmeyen davranışları; birbirleriyle konuşmak, dersin akışını isteyerek bozmak, birbirlerini şikâyet etmek, arkadaşlarına karşı saldırgan davranışlar sergilemek, küfür etmek, yalan söylemek, derste ders dışı şeylerle uğraşmak olarak belirtmişlerdir.Sınıf öğretmenleri karşılaştıkları istenmeyen davranışlar karşısında en çok sözlü uyarı (söz ile uyarı), davranışın nedenini araştırma (soru sorma), beden dili (göz teması kurma), görmezden gelme ve davranış düzenleme (açıklama yapma) stratejilerini kullanırken; İngilizce öğretmenlerinin sözlü uyarı (söz ile uyarı), davranışın nedenini araştırma (dersten sonra konuşma), ceza verme (eksi not), görmezden gelme ve davranış düzenleme (açıklama yapma) stratejilerini kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, İstenmeyen Davranış, İlköğretim