Music works
377 theses under this subject heading
Ludwig van Beethoven'ın Op. 60 Si Bemol Majör Dördüncü Senfonisi'nin birinci ve ikinci bölümlerinin yapısal analizi ve orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada; Ludwig van Beethoven'ın Op. 60 Si bemol Majör 4. Senfoni'sinin birinci ve ikinci bölümleri armonik, formal ve müzikal analiz ışığında orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmekte ve içerdiği analiz ile eserin teknik ve estetik olarak kavranmasını amaçlamaktadır. Betimsel araştırma ve tarama yöntemleri kullanılarak yapılan bu çalışmanın birinci bölümünde; Beethoven'ın Op. 60 Si bemol Majör Dördüncü Senfoni'si ile ilgili bilgiler sunulmuş, ikinci bölümünde; eserin ilgili bölümlerinin yapısal analizlerine değinilmiş, üçüncü bölümünde; ilgili bölümler, orkestra şefliği teknikleri açısından analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; eserin yönetilmesine yardımcı teknik ve estetik veriler elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: Ludwig van Beethoven, Op. 60 si bemol majör dördüncü senfoni, Formal ve armonik analiz, Müzikal analiz, Orkestra şefliği teknikleri.
Çağdaş Türk müziğinde Hasan Uçarsu'nun özgün dili ve viyola ve piyano için ikili konçerto eserinin şeflik teknikleri açısından incelenmesi
Bu çalışma genç kuşak çağdaş Türk müziğinin günümüzdeki önemli temsilcilerinden biri olan besteci Hasan Uçarsu'nun müzikal dilinin gelişim sürecinin araştırılmasını ve Viyola ve Piyano İçin İkili Konçerto "Bir Aşk Destanı" eserinin orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmesini içeren iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölümde Hasan Uçarsu'nun özgün dilinin oluşumu esnasındaki müzikal gelişimine, aldığı eğitime ve bestecilik hayatının başından itibaren günümüze kadar olan süreçte yaratımlarına doğrudan etkisi olan etkenlere değinilmiştir. Kompozisyon dilinin gelişimi ile Çağdaş Türk Müziği repertuvarına pek çok eser kazandıran bestecinin gelişme sürecinin araştırılmasıyla, bu yolda ilerlemek isteyen genç müzisyenlere yol gösterici bir kaynak oluşturulması hedeflenmiştir. İkinci bölümde bestecinin Viyola ve Piyano İçin İkili Konçerto eserinin orkestra şefliği teknikleri açısından detaylı olarak incelenmesiyle, partisyon üzerindeki işaretlemeler ile desteklenen bir anlatımla birlikte eseri yönetmek ve araştırmak isteyen genç şef ve şef adaylarına kılavuz oluşturmayı hedeflemektedir.
Cemal Reşit Rey' in "Enstantaneler" adlı eserinin müzikal analizi ve orkestra şefliği bakımından incelenmesi
Bu çalışmada Cumhuriyet döneminin bestecilerinden biri olan Cemal Reşit Rey'in kısaca hayatı ve "Enstantaneler" isimli eseri incelenmiştir. Cemal Reşit Rey, Türk müziği ve batı klasik müziğini harmanlayarak önemli eserler bestelemiştir. Bestelemiş olduğu eserleri ile halka ulaşabilmeyi başarmıştır. Türk müziğini farklı şekillerde sunarak yeni ve çağdaş bir kimlik kazandırmıştır. İzlemiş olduğu özgün stil Cemal Reşit Rey'i diğer bestecilerden ayırmaktadır. İzlenimci olarak yazmış olduğu "Enstantaneler" eseri Çağdaş Türk Müziğinde önemli bir yere sahiptir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde Cumhuriyet dönemi müziğinin gelişimi, üçüncü bölümde Cemal Reşit Rey'in hayatı ve müzikal anlayışı, dördüncü bölümde "Enstantaneler" eseri şeflik ve müzikal açıdan ayrıntılı olarak incelenmiştir. Anahtar sözcükler: Cemal Reşit Rey, izlenimcilik, orkestra şefliği
Sergey Prokofyev'in op.67 Peter ve Kurt adlı eserinin besteleme teknikleri yönünden incelenmesi
Yirminci yüzyılın önemli bestecilerinden biri olan Sergey Prokofyev'in Peter ve Kurt adlı eserinin, orkestrasyon, form ve fonksiyonel armoni merkeze alınarak irdelendiği bu sanat çalışması raporunda bestecinin eserdeki leitmotif ile orkestrasyon ilişkisi, armoni ve form kullanımını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde bestecinin hayatı ve erken dönemlerinden itibaren müziğini etkileyen unsurlardan bahsedilmiş, bestecinin müzik dili çerçevesinde kullandığı özgün bir takım besteleme tekniklerine değinilmiştir. İkinci bölümde ise Peter ve Kurt'taki leitmotif anlayışı incelenmiş ve orkestrasyon kullanımı bağlamında değerlendirilmiş, William E. Caplin'in müzik formları kapsamında cümle ögeleri ve yapısal fonksiyonlar bakımından form analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bestecinin; leitmotif kavramını tematik olduğu kadar tınısal bir bakış açısı ile ele aldığı, armoni ve form kullanımında geleneksel teknikleri kendine göre yorumlayarak özgün bir müzik dili oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bir düalite ekseninde beş analiz: Saygun, Opus 76
Op. 76, Saygun'un tamamladığı son eser olmasının yanı sıra onun ilk ve tek Piyano Sonatı'dır. Sahip olduğu özelliklerle eser, bestecinin kümülatif müzik dağarını yansıtma potansiyeli taşır; Saygun'un kendine özgü müzik dilini oluşturmada kullandığı bileşenlerin tespiti için önemli bir çalışma alanı sunar. Eserin üçüncü ve dördüncü bölümlerinin farklı noktalarında, beş kez tekrarlanan bir tema göze çarpar. Temanın tasarımını, ekseriyetle bir pedal ses üzerinde sergilenen yalın ezgiler ve eşzamanlı olarak duyurulan, dokusu yoğun ses öbekleri oluşturmaktadır. Ancak burada dikkat çekici bir husus vardır: Yalın ezgilerin yörüngesini belirleyen perde ile çoğunlukla pedal ses olarak tercih edilen perde aynı değildir. Bu iki kutup (reb-do), ardışık olmaları sebebiyle birbirleri üzerinde müthiş bir çekim gücü uygular ve dolayısıyla "eksen sesin ne olduğu" konusunda bir belirsizliğe yol açar. Çalışmada bu sorunun yanıtı aranmış, bu amaçla, temanın sergilendiği beş varyantta "ses organizasyonu" ve "pedal fikirleri" temelinde çok boyutlu bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda şu iki kritik bulguya ulaşılmıştır: Besteci, -bir "düalite" anlayışıyla- tonal, modal ve makamsal atmosferleri eşzamanlı yaratmakta ve çifteksenlilik konseptini, temanın en karakteristik unsuru olarak kullanmaktadır.
Giovanni Zamboni Romano Op.1 eserinin analizi yöntemi ile tarihsel bilgilendirilmiş bir Diminution yöntemi geliştirilmesi
Özünde, bu tez, 18. yüzyılda yaşamış bir İtalyan besteci olan Giovanni Zamboni Romano'nun besteleri için tarihsel olarak bilgilendirilmiş bir dimunition uygulaması yöntemi geliştirmek amacıyla archlute sonatlarındaki melodik yapıları incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda, "Tarihsel Arka Plan" bölümünde uzun saplı bir lavta türü olan archlute çalgısının Avrupa müziğine girmesine ilişkin tarihsel bilgiler verilmektedir. Sırasıyla lavtanın menşei, Avrupa ve İtalyan müziğindeki yeri ve uzun saplı lavtalar olan archlute, chitarrone ve theorbonun gelişimi sırasıyla anlatılmaktadır. Daha sonra İtalyan lavta repertuarı 16., 17. ve 18. yüzyıllar bağlamında incelenmiştir. "Tarihsel Arka Plan" bölümünde, dönemin icra pratikleri incelenmekte ve bu çalışmanın odaklandığı temel problem ortaya konmaktadır. "Yöntem" bölümünde melodik yapıların inceleneceği yönteme ilişkin bilgi verilmektedir. "Verilerin Analizi" bölümü, bestecinin archlute eserlerinin incelenmesi sürecini içermektedir. Verilerin analizi sonucunda Giovanni Zamboni Romano'nun archlute sonatlarında kullandığı süslemeler ve dimunition karakterli ezgi yapıları belirlenmiş ve ayrı başlıklar altında açıklanmıştır. Dimunition yöntemi bölümünde melodik yapıların pratikte kullanımına yönelik çalışmalar türetilmiş ve altı numaralı sonat ele alınarak uygulamanın bağlam içinde kullanımına yönelik öneriler sunulmuştur. Sonuç ve öneriler bölümünde çalışma ulaştığı sonuçlar ışığında değerlendirilmiş ve bazı önerilere yer verilmiştir.
Ege Gür'ün solo viyolonsel için Sultanite adlı eserinin incelenmesi
Cumhuriyetin ilanından sonra sanat alanında başlayan atılımlar ve akademik kurumların açılmaya başlanması ile, Türk Müziği çalışmaları ve Batı Müziği adaptasyonu üzerine eğitimler başlamıştır. Atılımların en başında, ülkedeki üstün yetenekli çocukların yurtdışına eğitime gönderilmesi ve edindikleri bilgiler ışığında Türkiye Cumhuriyeti'nin sanat kurumlarının ve sanatsal faaliyetlerinin gelişimini sağlamaları beklenmiştir. Türk Beşleri olarak da bilinen bestecilerden Necil Kazım AKSES, eğitimini hem viyolonsel, hem de kompozisyon alanında alarak Türk viyolonsel repertuarının gelişimine öncü olmuştur. Türk Müziği'ndeki monofonik yapı, Batı Müziği ile birbirine uyuşmadığından ve Batı Müziği'ndeki çok sesli yapı yüzünden armoni mekaniklerine ihtiyaç duyulması bu iki müzik stilini birbirinden ayırmaktadır. Viyolonsel de Türk Müziği eserlerinde diğer çalgılarla birlikte aynı ezgisel temaları çaldığından dolayı, eserlerin ritimsel yapılarına bir katkı sağlamamakta ve kültürel ritim çalgılarının eşliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada genel amaç, Türk Müziği'nin stil açısından Batı Müziği ile birlikte değerlendirip, viyolonselin Türk Batı Müziği repertuarındaki etkinliğinden yararlanarak genç bestecilerden Ege GÜR'ün bestelediği "Sultanite" isimli eser üzerinde inceleme yapılması ve bu incelemeler sonucunda eserin genel karakterinin ortaya çıkarılıp, seslendirecek kişilere rehber olması sağlanmasıdır. Anahtar Sözcükler: Viyolonsel, Ege Gür, "Sultanite", Çağdaş Türk Bestecileri, Türk Viyolonsel Eserleri
Arda İşkol'un Keman Konçertosu adlı sanat çalışmasının yapısal analizi
Müzik tarihi boyunca birçok besteci kendi müziklerini inceleyerek bu müziklerin anlaşılmasını kolaylaştırmaya çalışmışlardır. Arda İşkol da bu çalışmada kendi bestelediği, 'İKSEV 12. DR. NEJAT F. ECZACIBAŞI ULUSAL BESTE YARIŞMASI' kapsamında yazmış olduğu ve birincilik ödülü alan Keman Konçertosu'nu incelemektedir. Çalışmanın ilk bölümünde bu çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. İkinci bölümde konçerto kavramından, keman konçertolarının günümüze gelene kadar geçirdiği değişimlerden ve Türk bestecilerinin keman konçertosu alanındaki yapıtları anlatılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise bu çalışmada incelenen Arda İşkol'un Keman Konçertosu adlı sanat çalışmasıyla ilgili bilgiler sunulmuş ve müziğin analizi yapılmıştır. Üç bölümden oluşmakta olan bu müziğin birinci ve üçüncü bölümü sonat - allegro, ikinci bölümü ise pasakalya formundadır. Form, altın oran ve simetri gibi kavramların araştırılmasında literatür taraması yapılmış, uygun kaynaklardan yararlanılmıştır. Bu inceleme, Arda İşkol'un Keman Konçertosu'nu çalacak olan icracıların ve şeflerin müziği daha rahat ve detaylı bir şekilde kavrayabilmelerini sağlamak amacıyla yazılmıştır.
Neşet Ertaş türkülerinde söz ve ezgi uyumu
Neşet Ertaş; genelde Türk Halk Müziği'nin, özelde ise Abdal müzik geleneğinin en bilinen temsilcilerindendir. Bu çalışmada, Neşet Ertaş'ın türküleri, söz ve ezgi uyumu açısından incelenmiştir. Araştırma içerisinde Ertaş'ın hayatına, yaşadığı dönem ve toplumdaki müzik kültürü ve Türk Halk Müziği geleneği içerisindeki yerine de değinilmiştir. Araştırma, Neşet Ertaş'ın TRT Türk Halk Müziği repertuvarında kaynak kişi olarak atfedildiği ve onun tarafından da seslendirilen türküler çerçevesinde oluşmuştur. Bunların arasından söz ve müziğinin Neşet Ertaş'a ait olduğu bazı basılmış kaynaklarla tespit edilen ve ses kayıtlarından da öne çıktığı teyit edilen 25 türkü araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler Neşet Ertaş, türkü, söz, şiir, ezgi, uyum. Durum tespitine yönelik bu nitel betimsel araştırma, tekil tarama modeline dayalıdır. Neşet Ertaş'ın bu araştırmada örneklem olarak seçilen türküleri söz ve müzik formu ilişkilerinin uyumu açısından karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İlgili notalar üzerinde yapılan analizler sonucunda, 25 türkünün söz ve ezgi formları arasında uyumlu bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Edward Macdowell 2. piyano konçertosu üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Edward MacDowell'ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun incelenmesinin yanı sıra, kısaca Amerikan müzik tarihi de araştırılmıştır. 1. bölümde araştırma yöntemi açıklanmış, 2. bölümde Edward MacDowell' ın yaşamı ve eserleri incelenmiş, 3. bölümde Edward MacDowell' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal analizine yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Edward MacDOWELL' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal açıdan incelenmesi yoluyla, piyano edebiyatının önemli eserlerinden olan bu konçertoyu çalışmak ya da tanımak isteyenlere bir kaynak sunmaktadır. Araştırmanın, Amerikan müziğine ve bu bağlamda yazılmış piyano konçertolarına yönelik araştırmalarda, konu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Göstergebilimsel açıdan sesin görselleştirilmesi ve Robert Schumann Carnaval op.9 eseri
İnsan yaşamında anlam ve anlamın oluşturulması önemlidir. Anlam yaratma, anlamı bulma aşamalarında göstergelerin önemi göz ardı edilemez. Belirli sistematik yöntemler ile göstergelerin incelenmesi ve bilimsel açıdan ele alınması, anlamın saptanmasında kullanılan bir yöntem olarak göstergebilimi ortaya çıkarır. Bu bilim, insanlara işaretler yoluyla belirtilen dünyayı yorumlama ve anlama olanağı tanımaktadır. İletişimin temel yapı taşlarından biri olan anlamlandırma sistemleri, insanın duyuları ile alımladığı dünyaya, yeniden farklı bir bilinçle bakmasını sağlar. Günümüz dünyasının disiplinlerarası etkileşim ve iletişim ortamında ilerlemekte olduğunu kabul ederek oluşturulan bu çalışma, aynı zamanda metinlerarası birlikteliği ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu çalışma, işitsel yöntemlere bağlı oluşturulan anlamların, görsel yöntemler kullanılarak, grafik dilinde yeniden oluşturulmasını içermektedir. İşitsel göstergelerin analizlerinin, görsel iletişim alanında illüstrasyon yöntemi ile yeniden kurgulanmasına çalışılmıştır. Uygulama çalışması, somut olmayan kültürel miras olan bir Klasik batı müziği eserinin, dijital illüstrasyon yardımı ile görsel iletişim ürünü olabilecek yapılara dönüştürülmesinden oluşmaktadır. Bu uygulamaların amacı ise, görsel iletişim tasarımı alanında ürün örnekleri çeşitliliği yaratarak, bu konuda daha geniş bir perspektif sunmak ve farklı disiplin alanlarının bir arada, 21. yüzyıl medya platformlarında etkili bir biçimde kullanılabilirliğini anlatmaktır.
Şerif Muhiddin Targan'ın "Kapris I" ve "Koşan Çocuk" adlı eserlerinin incelenmesi
Şerif Muhiddin TARGAN, 1892-1967 yılları arasında yaşamış Türk Müziğinin önemli ud virtüozu ve bestecisidir. Müziğe küçük yaşlarda önce ud daha sonra viyolonsel eğitimi alarak başlamıştır. Birden fazla ülkede bulunmuş olması nedeniyle sanatında geleneksel ve modern müziğin harmanlanmış olduğu görülmektedir. Ud sazı için beste yazması, ud enstrümanı üzerinde yapmış olduğu teknik çalışmalar ve çalgıya eser yazma fikrini gerçekleştirmiş olması Targan'ı özel kılmaktadır. 'Kapris I ve Koşan Çocuk' eserlerinin Türk Müziğinden farklılıkları; ud için yazılmış olmalarına rağmen, her iki eserde de Batı müziği özellikleri baskındır. Saz eserlerimizden olan "Tasvîrî Eser" türünün özelliklerini taşımaktadırlar. Enstrümana özel eser olmaları sayesinde ud sazına kimlik kazandırmışlardır. Ritim olarak bu eserlerin hiçbirinde Türk Müziğine özel olan (aksak veya büyük usuller gibi) usuller bulunmamaktadır. Batı Müziği usulleriyle yazılmışlardır. Eserlerde icra özellikleri açısından ileri teknik (ileri pozisyonlar, hız) görülmektedir. Şerif Muhiddin Targan'ın ud için yazmış olduğu "Kapris I" ve "Koşan Çocuk" eserleri "Form, Melodi, Ritim, İcra" başlığı altında önce genel, sonra detaylı olarak her cümle ayrı ayrı incelenmiştir. Form özellikleri bakımından incelenmesi; biçim, yapı ve üslup bakımından incelemeleri içermektedir. Cümlelerin incelenmesinde "yapı- melodi" bir arada verilmiş olup devamında sırasıyla 'ritim ve icra' açısından detaylı olarak değerlendirilmiştir. Amaç, bu eserlerin kompozisyon ve ud icrası açısından taşıdığı önemin, detayların da incelenmesi yoluyla araştırılmasıdır. Bu çalışma ile günümüz bestecilerinin ve ud icralarında da bu icra özelliklerinin kullanılabileceği düşünülmüştür.
İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen cemevlerindeki cem törenlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince icra edilen müzikal eserlerin tespiti ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, İstanbul'da iki farklı cemevinde tespit edilmiş Tokat Hubyar / Sıraç köylülerinin müzikal eserleri, usul ve dizi özellikleri bakımından incelenmiş, müzikal eserlerin benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde, araştırmanın amacı, literatür özeti, araştırmanın yöntemi ve öne sürülen hipotezler açıklanmıştır. İkinci bölüm, Alevilik ve Cem kavramı ile ilgili genel bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen Cemevlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince yapılan Cem Töreni genel olarak anlatılmış, icra edilen eserlerin notaları sunulmuş ve ilgili müzik eserleri incelenip değerlendirilmiştir.
Türk halk müziğinde bir uzun hava türü olan "Maya"nın müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırmada, Türk Halk Müziği'nde bir seslendirme geleneği olarak görülen "maya" uzun hava türünün, tüm yönleriyle incelenmesi sonucunda verileri sınıflandırarak, maya türünün daha anlaşılır biçimde incelenmesine odaklanılmıştır. İlk bölümde; Türk Halk Müziği ve türleri, yurdumuzda görülen uzun hava türleri ve maya uzun hava açıklanmıştır. İkinci bölümde; "maya"nın kelime anlamı ve kelime kökeni, halk edebiyatındaki yeri, konuları bakımından, hece ölçüsü bakımından ve söyleme geleneği olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde "maya"nın Türk Halk Müziği'ndeki yeri, dizi özellikleri, ezgisel ve ritmik yapısı, icra edildiği bölgeler, icrasında kullanılan çalgılar ve bilinen icracıları araştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise, yapılan araştırma sonunda elde edilen maya türünün özellikleri ile birlikte, daha önceki yapılan araştırmalar göz önünde bulundurularak, icracılara türün yapısal ve müzikal özellikleri bakımından rehberlik etmesi amaçlanmıştır. Bunun için seçilmiş eserlerden analiz örnekleri sunulmaktadır. "Maya" türünü öğrenme ve öğretmeye olanak sağlaması amaçlanan bu çalışmanın, Türk Halk Müziği'nin daha anlaşılır olması hedefine de hizmet edeceği düşünülmüştür.
Rahmi Bey'in hayatı ve yirmi iki eserinin müzikal açıdan incelenmesi
Bu çalışmada, Rahmi Bey'in musiki harici ve sanat hayatı ile birlikte her bir makamdan birer adet olmak suretiyle seçilmiş yirmi iki eserinin makam ve form analizleri yer almaktadır. Rahmi Bey'in musiki harici hayatında devletin çeşitli kurum ve kademelerinde önemli görevlerde bulunduğu; bu görevleri de musikide göstermiş olduğu üstün başarı, incelik ve hassasiyetle tamamladığı taranan kaynaklar vasıtasıyla ortaya konulmuştur. Rahmi Bey'in sanat hayatı boyunca otuz sekiz adet eser bestelediği tespit edilmiştir. Bu otuz sekiz adet eser, makam, usûl, form ve güftekâr adına göre tablo ve sayı grafiği halinde gösterilmiştir. Rahmi Bey'in otuz sekiz eserinde yirmi iki ayrı makam kullandığı tespit edilmiş her bir makamdan birer adet eser seçilerek seçilen bu eserlerin makam ve form analizleri yapılmıştır. Seçilen yirmi iki adet eserin makam ve form analizleri yapılırken Prof. Mutlu Torun'un ders notlarındaki "Türk Müziği Makamlarına Analitik Yaklaşım" ve "Eser Analizi" yöntemleri kullanılmıştır. İncelenmek üzere seçilen yirmi iki eserin öncelikle makam analizi yapılarak, kullanılan çeşniler ve çeşnileri oluşturan melodik çekirdekler tespit edilmiş ve şekiller yöntemi ile gösterilmiştir. Bu eserlerin form analizleri de incelenmek suretiyle eserlerin form biçimi ve yapısı ayrıntılı olmak üzere şekiller yöntemi ile gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rahmi Bey, Form Analizi, Makam Analizi.
Yücel Paşmakçı'nın derlediği TRT repertuvarındaki türkülerin incelenmesi
"Yücel Paşmakçı'nın Derlediği TRT Repertuvarındaki Türkülerin İncelenmesi" başlıklı bu çalışma, Haliç Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü Türk Musikisi Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans Programı tez çalışması olarak yapılmıştır. Çalışma, Türk halk müziğinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönünde önemli olabileceği düşünülerek hazırlanmıştır. Türk halk müziğine ilgi duyan ve icra eden kişiler ile müzik eğitimi alan öğrencilerin icra ettikleri türküler hakkında bilgi sahibi olmaları açısından fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca hayatını halk müziğine adamış Yücel Paşmakçı'nın çalışmaları hakkında bilgiler verilerek, derleme ile ilgili çalışma yapmak isteyen kişilere, yapacakları çalışmada örnek teşkil etmesi hedeflenmiştir. Kültürümüzü yansıtan Türk halk müziği, geçmişte kulaktan kulağa yayılarak kuşaklar boyu yaşamıştır. Folklor biliminin bir çalışma alanı olan Türk halk müziği, derleme çalışmaları sayesinde eserlerin kaybolmadan kayıt altına alınması sağlanmıştır. Yapılan çalışmalarda birçok uzman görev almış ve günümüz halk müziği repertuvarının oluşmasına katkı sağlamıştır. Çalışmanın girişi olan birinci bölümde, insan, sanat ve müzik ilişkisi kısaca açıklanmıştır. Ayrıca çalışmanın konusu ile ilgili kısa bilgi sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü "Literatür Araştırması" kısmında; tez konusuna kaynaklık eden çalışmaların isimleri sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümü "Gereç ve Yöntem" kısmında çalışmanın yapısı ve oluşumu hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde "Türk Halk Müziği" başlığı ile halk müziği hakkında bilgiler verilerek halk müziğinin kültürel aktarımındaki rolü ve tarihsel süreçte folklor (Halkbilimi) ile ilişkisi sunulmuş, ayrıca derleme ile ilgili kavramlar, bilgiler ve ülkemizdeki derleme çalışmaları hakkında bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde, Yücel Paşmakçı'nın hayatı hakkında bilgiler verilmiş, altıncı bölümde, Yücel Paşmakçı tarafından derlenip notaya alınan 122 türkünün hem müzikal hem edebi incelenmesi yapılarak veriler, tablolar ve grafikler sunulmuştur. Çalışmanın yedinci bölümünde, incelemelerin değerlendirilmesi yapılmış, son bölümü olan sekizinci bölümde ise öneriler sunulmuştur.
TRT repertuvarında bulunan Kadıoğlu çeşitlemelerinin bağlama icrası yönünden incelenmesi
Zeybekler, Türk halk müziğinde önemli bir yere sahiptir. Genellikle yörede zurna, klarnet gibi çalgılarla icra edilmiştir. Bağlamayla icrası ise zurna ve klarnetten uyarlama biçiminde olmuştur. Üflemeli enstrümanlarla icra edilen müziğin telli ve mızraplı bir saza uyarlanmasında sazın yapısından kaynaklı farklı icra biçimleri ortaya çıkmıştır. Zurnanın üflediği uzun sesler bağlamada tril ve çırpma tezene ile karşılık bulmuştur. Bu sebeple bağlamada da "zeybek tezene tavrı" olarak bir icra biçimi ortaya çıkmıştır. Çalışmada öncelikle TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan Kadıoğlu çeşitlemeleri tespit edilerek incelenmiştir. TRT'de kullanılan notalar genel bir zümreye hitap ettiği için tezene biçimleri, icra özellikleri genellikle sade biçimde yazılmıştır. Tavır özelliği olan eserler ise icra esnasında meşk yöntemi ile uygulanmıştır. Ancak zamanla usta-çırak yönteminin kaybolmaya başlamasıyla yöresel icra ve tezene tavırları da kaybolmaya ya da yanlış icra edilmeye başlanmıştır. Bu sebeple halk müziğinde meşk usulü icra önemli bir yerdedir. Çalışmada; tespit edilen zeybeklerin notalarının yeniden yazılması ihtiyacı, yöreye hakim olmayan icracıların da eserleri yöresel tavıra uygun olarak icra edebilmesi açısından gerekli olduğu düşünülerek yazılmıştır. Bu çalışmada tarama modeli kullanılmış olup, gerekli literatür taramaları yapıldıktan sonra repertuvardaki 8 Kadıoğlu çeşitlemesi belirlenmiş ve incelenmiştir. Repertuvardaki nota ile icradaki farklılıklar kıyaslanmış, tablolar oluşturularak incelenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde, Türk halk müziği ve zeybekler ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, literatür araştırması olarak kullanılan kaynaklar gösterilmiştir. Üçüncü bölümde, gereç ve yöntemlerden bahsedilmiş, çalışmanın amacı, yeri, zamanı, evreni, örneklemi ve değerlendirme süreci hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Türk halk müziği hakkında genel bilgiler verilmiş, halk müziğinde bağlamanın ve yöresel tezene tavırlarının önemi vurgulanmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde zeybek ve efelik kavramları hakkında genel bilgiler verilmiş, Kadıoğlu çeşitlemelerinin derlendiği Aydın ve Muğla yörelerinin müziği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın altıncı bölümünde ise Kadıoğlu çeşitlemeleri hakkında bilgiler verilmiş ve icra yönünden incelenmiştir. Repertuvardaki Kadıoğlu çeşitlemelerinin icrası notaya alınmış ve repertuvar notası ile icradaki nota farklılıkları karşılaştırılmıştır.
Neyzen Ulvi Erguner'in musiki çalışmaları ve ney taksimlerinin değerlendirilmesi
Neyzen Ulvi Erguner (1924-1974), İstanbul Fatih, Sultanselim semtinde doğmuştur. 20. yüzyılın üstad neyzenlerinden aynı zamanda hafız ve bestekâr Süleyman Erguner (1902-1953)'in en büyük çocuğudur. Küçük yaşlardan itibaren ney üflemeyi ve ilk musiki bilgilerini babasından almıştır. Ortaokul ve liseyi askeri okulda okumuştur. Kara Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra levazım subayı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çalışmaya başlamıştır. Askerlik mesleğini yurt içinde ve 1958 yılından itibaren bir yıl süreyle Kore'de yerine getirirken ney ve musiki ile de meşgul olmuştur. 1964 yılında yarbay rütbesinde iken kendi isteğiyle emekliye ayrılmış; 1964 yılından 1967 yılına kadar TRT İstanbul Radyosu'nda akitli ney sanatçısı olarak çalışmıştır. TRT'nin teklifi üzerine emekliliğini sonlandırarak 1967 yılından itibaren İstanbul Radyosu'na 'Modal Tek Sesli Müzikler Müdürü' olarak atanmıştır. Bu görevi sırasında yaptığı sanatsal ve idari çalışmalar 'TRT ve Türk Müziği Tarihi' açısından büyük önem arzetmektedir. Ulvi Erguner'in TRT İstanbul ve Ankara Radyosu arşivlerinde ve diğer arşivlerde, dijital sosyal paylaşım platformlarında yaptığı birçok taksim ve ney ile eşlik ettiği icraları bulunmaktadır. Bununla beraber İstanbul Radyosu'nda hazırlayıp yönettiği 'Tarihi Türk Musikisi' koro programlarının kayıtları musiki tarihimize geçen önemli ve örnek koro kayıtları olması bakımından bu çalışmamızda yer verilmiştir. Ulvi Erguner'in ney taksimleri ve musiki çalışmaları üzerinde akademik ve sanatsal olarak günümüze kadar bir çalışma yapılmamış olması bu çalışmanın gerçekleşmesine sebep olmuştur. Bu nedenle önce Ulvi Erguner'in ilk ney ve musiki meşklerini aldığı dönemlerden itibaren babası ve dönemin üstadlarıyla gerçekleştirdiği musiki faaliyetleri ele alınmıştır. Ardından özellikle ney taksimlerinin tespiti, notaya alınması, incelenmesi yapılmıştır. Elde edilen verilerden hareketle 'Erguner Tavrı'ndaki neyzenliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunlardan başka Ulvi Erguner'in Türk musikisi tarihi, kültürü ve sanatı açısından yaptığı çalışmalarına da ayrıca yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulvi Erguner, Ney, Neyzen, Taksim
Neyzen Yusuf Paşa'nın hayatı ve 10 saz eserinin makam ve form bakımından incelenmesi
Neyzen Yusuf Paşa (1821-1884) İstanbul'da Beşiktaş Mevlevîhânesi'nde doğdu. Neyzen Yusuf Paşa 19.yüzyılın en büyük neyzenlerinden ve bestekârlarındandır. Günümüze ulaşmış birçok saz eseri ve söz eseri mevcuttur. Fakat Neyzen Yusuf Paşa daha çok saz eserleriyle öne çıkmış bir bestekârdır. Bu çalışmada Neyzen Yusuf Paşa'nın on adet saz eserinin makam ve form bakımından incelenmesi yapılmıştır. Neyzen Yusuf Paşa makamlarımızın karakteristik özelliklerini en iyi şekilde kavramış, eserlerinde duygu ve düşünceyi en iyi bir şekilde yansıtmıştır. Neyzen Yusuf Paşa'nın eserleri form olarak incelendiğinde; peşrevlerinde genellikle devrî kebir usulünü, saz semailerinde ise aksak semai usulünü kullanmıştır. Peşrevler 1 hane 1 teslim, saz semaileri ise 4 hane 1 teslim incelenmiştir. Neyzen Yusuf Paşa'nın Dügâh peşrevi 4 hane 1 teslim olarak incelenmiştir ve güvenilir kaynak olarak Dârülelhan Külliyatı'nın notalarının güvenilir kaynak olduğu kanaatine varılmıştır. Diğer eserlerinde ise TRT Nota Arşivi'nin güvenilir kaynak olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada Neyzen Yusuf Paşa'nın eserlerinin analiziyle beraber Neyzen Yusuf Paşa'nın hayatı ve neyzenliğinden bahsedilmiştir.
Karagöz Musikisi'ndeki 20 eserin müzikal açıdan incelenmesi
Karagöz Gölge Oyunu, Osmanlı'dan günümüze kadar, Türk dilini ortak kullanan, tek bir ulus kimliğini benimsemiş, farklı milliyet, kültür ve inanıştaki halkların, Osmanlı kimliğinde kaynaşmış olduğunu ve hoşgörüyle bir arada yaşadıklarını gösteren kadim bir sanatımızdır. Anadolu halkı, yüzyıllar boyunca, farklı kültürel kimlikleri, gelenekleri, inanışları, dilleri ve müzikleri ile bir arada yaşayarak hem-dem olup kaynaşmış ve bugünün Türkiye'sinde, Türk ulusunu meydana getirmişlerdir. Bunun en güzel göstergesi ve aynası, Karagöz Gölge Oyunu ve Karagöz Musikisi'dir. Kadim sanatımız Karagöz, yüzyıllar boyunca, bünyesinde, bu ulusal kimliğin musikisini oluşturmuş ve beslemiştir. Tez çalışmamızda, Karagöz Musikisi'nin bilimsel bir bakış açısıyla hakkıyla incelenerek, geleceğe bir kültür hazinesi niteliğinde aktarılmasına, katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Tezimiz, 9 ana başlıktan oluşmaktadır. Karagöz Musikisi ile birlikte, ana başlıklar altında gölge-ışık kavramını, gölge oyununun dünyadaki tarihini, Karagöz'ün tarihsel sürecini, edebiyatını, tasavvuf yönünü, halk kültürü ve kültürel müzikoloji yönünü, görsel sanatlar ve teknik yönlerini, hayâli ustalarını, Türk ulusunun etik değerlerini, insan karakterleri ile birlikte sosyolojik yönünü de incelemiş olmaktayız. Karagöz Musikisi'ne ait özelliklerin bir bütün olarak değerlendirilmesi ile çalışmamızın kültür sahamıza ilişkin katkı sağlayacağı, ayrıca kültürel miras olarak UNESCO tarafından koruma altına alınması nedeniyle de konuya destek bir çalışma olacağı düşünülmüştür. Antropoloji bilimi XIX. yüzyıldan bu yana, bir milleti tanımlamak için, o milletin sahip olduğu kültürün içerisinde incelenmesi gerektiği ön koşulunu zorunlu kılmaktadır. Bu teoriye göre, bir toplumun "o topluluk" olarak tanımlanmasının, kültür-müzik ilişkisiyle açıklanabileceği kabul edilmektedir. Her müzik, içinde oluştuğu toplumdan izler taşır ve bu yüzden insanların yaşayış tarzı yani kültürleri hakkında bilgiler verir. Toplumun, gelenekleri, görenekleri, inançları, sosyal ve ekonomik durumu müziklerine de yansımaktadır. Karagöz oyunlarında müzik önemli bir unsurdur. Kültürel değerimiz olan kadim gölge sanatımız Karagöz'ün, bu çalışma kapsamında tanıtılanlardan çok daha zengin olduğu düşünülmekle birlikte, öncelikle Karagöz Musikisi'nin, müzikal tür ve form çeşitliliği ile repertuar çeşitliliğinin tespit edilerek, kayıt altına alınmasını, bu dayanakla müzikal içeriğine yönelik ulusal bir bakış açısı getirilmesini hedefledik. Bu düşünceden hareketle, Karagöz Gölge Oyunu ve Karagöz Musikisi ile ilgili olan kitap, makale, tez, bibliyografya, kişisel arşiv, görsel ve işitsel tüm kaynaklar ulaşılabildiği ölçüde taranarak, musiki eserlerinin tespiti sağlanmıştır. Karagöz'de icra edildiği tespit edilen eserlerin türü, form yapısı, makamı, usulü yönünden farklı olanlar, belirli bir sayı ile sınırlı tutularak tezimizde incelenmek üzere seçilmiştir. Genele örnek teşkil ederek ulusal musikimizi bütünüyle yansıtan, farklı kültürel dokuları ortaya koyan eserler incelenmiş, müzikal analizinin yapılmasına ve genel hatlarıyla tanıtılmasına gayret edilmiştir. Karagöz, Türk ulusunun kültür hafızasıdır bu nedenle Karagöz Gölge Oyunu, önemli bir kültürel mirastır. Karagöz Musikisi'nin, Türk Musikisi'ni bütünüyle kapsadığı ve Anadolu'daki farklı kültürlerin musikilerini de kaynaştırarak, ulusal bir bütünlük içerisinde, oyundaki tiplemeler eşliğinde, repertuarına dâhil ettiği görülmektedir. Karagöz Musikisi, kültürel müzikoloji alanında bilimsel araştırmalara kaynak olabilecek, ait olduğu dönemdeki halkın musiki zevkini, tüm gerçekliğiyle yansıtan, folklorik değerde bir sanattır. Anahtar Kelimeler: Karagöz, Hacivat, Musiki, Gölge Oyunu, Hayâli
Hasan Uçarsu'nun geleneksel enstrümanları kullanma teknikleri ve bu tekniklerden yol çıkılarak yazılan eser; Geride Kalan
Bu tezin çalışma konusu, Hasan Uçarsu'nun "Eski İstanbul'un Arka Sokaklarında" isimli eserinin analizi üzerinden, geleneksel bir enstrümanın, çağdaş bir müzik içinde hangi yöntemlerle kullanabileceğini araştırmak ve geleneksel enstrümanların yer aldığı yeni bir eser bestelemektir. Bu tez, giriş, literatür araştırması, gereç ve yöntem, Hasan Uçarsu'nun hayatı ve bestecilik anlayışı, Eski İstanbul'un Arka Sokaklarında isimli eserin analizi, Geride Kalan ve sonuç başlıklarından oluşmaktadır. Hasan Uçarsu'nun eseri, form ve melodi, ritmik yapı, çokseslilik ve tını başlıkları altında incelenmiştir. Bu incelemeden yola çıkılarak bestelenen "Geride Kalan" isimli müzik, kanun, kemençe, viyolonsel ve piyano için yazılmıştır. Kanunun çok sesli bir müzik içinde kullanılabilmesi açısından, incelenen eser örnek alınmıştır. Fakat ilk eserden farklı olarak, ikinci eserin içinde geleneksel müzikten yapılan bir alıntı yoktur. İki eserin müzik dili birbirinden farklı yapıdadır. Sonuç bölümünde, bir klasik Türk müziği enstrümanının, tamamıyla makamsal yapıda olmayan ve çoksesli bir müzik içinde, son derece aktif bir şekilde yer alabileceği ve müziğe nasıl bir yenilik kazandırdığı açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kanun, Çokseslilik, Hasan Uçarsu
TRT Türk Halk Müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin bağlama ile icrasının incelenmesi
Haliç Üniversitesi Türk Müziği Bölümü, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde hazırlanmış olan bu Yüksek Lisans Tezinde "TRT Türk Halk Müziği Repertuvarında Bulunan Sözsüz 10 Azerbaycan Eserinin Bağlama ile İcrası" incelenmiştir. Yapılan çalışmada, Türkiye'de ve Azerbaycan'da halk müziği kültürü, Türk halk müziğinde bağlama ve Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası ve TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin icra analizi başlıklarıyla konular ele alınmıştır. Halk müziğinde bir çok yöresel tavırda olduğu gibi Azerbaycan müziğinin icrasında da farklı enstrümanlarla icra edilmiş olan melodilerin bağlamaya uyarlanması sonucunda bir icra biçimi oluşmuştur. Genellikle bu uyarlamalar Azerbaycan halk çalgıları olan tar, kemança, balaban, aşık sazı gibi çalgılardan alınmıştır. Azerbaycan eserlerinin zengin müzikal yapısı ve icra biçimi bağlamaya uyarlandığında; ortaya çıkan tezene kalıpları, ritmik ve melodik varyasyonlar, nüanslar bağlama icrasına büyük katkı sağlamaktadır. TRT repertuvarından seçilen sözsüz 10 eserin bağlamaya uyarlanması ve icra analizleri yapılmıştır. Eserler bağlama alanında uzman icracıların video ve ses kayıtlarından faydalanılarak nüanslar ve icra özelliklerine göre yeniden notaya alınmıştır. En çok kullanılan tezene kalıpları ve nüanslar tespit edilerek icra analizi yapılmıştır. Çalışmaya Azerbaycan halk müziğinin özellikleri ve icra şekli ile ilgili akademik çalışmalar, tezler ve makaleler incelenerek başlanmıştır. Daha sonrasında Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası araştırılıp, uzman kişiler ile kişisel görüşmeler yapılmıştır.
Sözlü klasik Türk musikisinde eser analizinden hareketle solistik icra için öneriler
Sözlü Türk musikisi eserlerinin icralarında, üslup ve tavrın yerinde olduğu icraya ulaşmak için, kabul görmüş usta ses icracılarını örnek almanın yanında, eserlerin kimliğine yaklaşmanın, eseri tanımanın, eseri oluşturan tüm beste unsurlarını irdelemenin de iyi bir icra için fikir vereceği tartışılmaz bir gerçektir. Bunun yanında bugün, usta icracıların ses kayıtlarına ulaşılamayan birçok eser de arşivlerde mevcuttur. İcracı, bu eserlerin dinleyiciye ulaşmasında bir köprü rolündedir. Bu çalışmada eserleri tanımak için, bestecilerinin eseri bestelerken neyi düşünmüş olabilecekleri, çalışılmıştır. Kabul görmüş ses sanatçılarının da eseri yorumlarken, bestecisinin düşüncelerini analiz ederek icralarını gerçekleştirdikleri düşünülmüştür. Eserler seçilirken, iki ayrı dönemin ünlü şarkı bestekârları ve onların şarkı besteleri tercih edilmiştir. 19. yüzyıl için Hacı Ârif Bey'den ve 20. yüzyıl için de Selahattin Pınar'dan örnekler seçilmiştir. Dönemlerinin en ünlü isimlerinden olan bu bestekârların eserlerinden seçilen birer örnek, nim klasik dönem ile modern dönemde bestenin şiire göre gelişmelerinin gözlemlenmesiyle kıyaslanmıştır. Çalışmada Hacı Ârif Bey'in örnek eseri güfte, form, melodi ve ritim başlıklarında ayrı ayrı incelenip, bu konulardaki mukayeseyle en çok tercih edilebilecek icra şekline ulaşılmaya çalışılmıştır. Selahattin Pınar'ın örnek eserinde ise form, melodi ve ritmin güfteye yansıması incelenmiş, bunların sonucunda üslup ve tavrın gerektirdiği en uygun icraya ulaşılmaya çalışılmıştır. Eser analizi yapabilecek donanıma sahip icracıların, örnek alınan usta icracıların kayıtlarının dışında, bu çalışmadaki gibi bir analizle yeni yorumlara ulaşmaları amaçlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte balkanlarda Türk halk müziğinin varlığı
Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki varlığı ve Balkanlardaki Türk Halk Müziği incelenmiştir. Bu bağlamda Türklerin Balkanlara girişi ve günümüze kadar geçirdikleri süreçler ele alınmıştır. Türk Halk Müziğinin Balkan coğrafyasındaki varlığı incelenmiş ve Balkan coğrafyasının Rumeli türkülerine etkisi araştırılmıştır. Rumeli türkülerinin oluşum ve etkileşim süreçleri detaylandırılarak hem coğrafi hem bölgesel hem de sosyal olarak araştırılması yapılmıştır. Araştırma yapılırken örnek verilen on bir Rumeli türküsünün edebi yapısı, melodik ve ritmik varyantları, ses sahası, seyri ve donanımları incelenmiştir. Bu kapsamda yapılan literatür taraması neticesinde Türklerin Balkanlara gelişi, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarına hakim olduğu dönem ve Rumeli Türkülerine ait bilgilerin bir arada olmayışı çalışmanın daha kapsamlı araştırılmasına sebep olmuştur. Elde edilen bulguların araştırmacılara, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarındaki varlığı ve Rumeli Türküleriyle ilgili yapacakları çalışmalara ışık tutacağı değerlendirilmektedir.