Öğrenci davranışı
119 theses under this subject heading
Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları: Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri üzerine bir uygulama
Lokasyon bazlı pazarlama GPS teknolojisine dayanan mobil uygulamalar aracılığı ile hareket halinde olan nihai kullanıcılara o ana yönelik teklifler sunan küresel bir pazarlama yöntemidir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine lokasyon bazlı pazarlama nihai tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını sosyal, kültürel ve kişisel bazda belirttikleri lokasyon üzerinde incelemektedir. Lokasyon bazlı servisler sayesinde firmalar hareket halinde olan kullanıcıların gerçek zaman ve siber ağlar arasında gerçekleşen tüketim alışkanlıklarını inceleyerek doğru kişiye doğru zamanda teklif sunma ile marka sadakatini arttırma fırsatını yakalamaktadır. Araştırmada Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servis ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları bilgi iletişim teknolojileri, B2C e-ticaret, mobil ticaret, web teknolojilerinin gelişimi ve lokasyon bazlı pazarlama kapsamında incelenmiştir. Araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi bölümlerinde okuyan öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirim uygulamalarına yönelik tutum ve davranışlarını anlamaktır. Anahtar Kelimeler: Lokasyon bazlı pazarlama, Lokasyon bazlı servisler, Tutum ve davranış, Konum bildirimi
Lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarınınincelenmesi
Bu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise kadın ve erkek lise öğrencilerinde ayrı ayrı sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için Akademik Erteleme Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Akılcı Olmayan İnanç-Ergen Formu, Ergen Öz Düzenleme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 1607 lise öğrencisinden toplanan verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi, iki yönlü varyans analizi ve çoklu hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin çoğunlukla akademik erteleme düzeylerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Erkek lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin kadın lise öğrencilerine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra sınıf düzeyi açısından lise öğrencilerinin akademik ertelemelerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı ve 12. sınıf öğrencileriyle 9. ve 10. sınıf öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri arasındaki farklılığın anlamlı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi arasında anlamlı bir etkileşim olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular sınıf düzeyi yüksek olan erkek lise öğrencilerinin sınıf düzeyi düşük olan kadın ve erkek lise öğrencilerine kıyasla daha fazla akademik erteleme yaptığına işaret etmektedir. Okul türü değişkeninin ve bununla birlikte cinsiyet ile okul türü arasındaki etkileşimin lise öğrencilerinin akademik erteleme puanları üzerinde anlamlı bir temel etkiye sahip olmadığı da bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin genelinde akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu, bu değişkeni sırasıyla genel akademik not ortalaması, yaş ve akılcı olmayan inancın izlediği, sürekli kaygının ise yordayıcı bir değişken olmadığı ortaya konmuştur. Kadın ve erkek açısından bu örüntünün farklılık gösterip göstermediği incelendiğinde ise kadın lise öğrencilerinde de lise öğrencilerinin genelinde olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda öz düzenleme değişkeni sonrasında akademik ertelemenin en güçlü yordayıcıları arasında sırasıyla genel akademik not ortalaması ve yaş değişkenlerinin yer aldığı ve sürekli kaygı ile akılcı olmayan inancın ise yordayıcı değişkenler olmadığı ortaya konmuştur. Erkek lise öğrencilerinde ise diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuş ve akademik ertelemeyi yordayıcılıkları bağlamında öz düzenleme değişkenini sırasıyla yaş, genel akademik not ortalaması ve akılcı olmayan inancın takip ettiği ortaya konmuştur. Benzer şekilde diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi erkek çalışma grubunda da sürekli kaygının akademik ertelemenin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akademik erteleme, Sürekli kaygı, Akılcı olmayan inanç, Öz düzenleme, Lise öğrencileri.
Kitlesel açık çevrimiçi derslerde öğrencilerin davranış ve tercihleri ile bireysel özellikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, Türkiye'de Türkçe açılan kitlesel açık çevrimiçi ders katılımcılarının bireysel özellikleriyle derslerdeki materyal tercihleri ve aktiflik düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma kapsamında başarılı bir çevrimiçi öğrenenin sahip olması gereken bireysel özellikler; demografik özellikler, dijital okuryazarlık becerileri, öğrenme stratejileri ve çevrimiçi öğrenme deneyimleri bağlamında değerlendirilmiştir. Öncelikle öğrencilerin bireysel özellikleri ile AKADEMA kitlesel açık çevrimiçi ders platformunda sunulan materyallere ilişkin tercihleri ve bu platformdaki aktiflik düzeyleri ortaya konmuştur. Ardından öğrencilerin materyal tercihlerinin ve aktiflik düzeylerinin araştırma kapsamında değerlendirilen bireysel özellikleri ile ilişkisi araştırılmıştır. AKADEMA platformundan yararlanan öğrencilerin profili incelendiğinde geleneksel öğrenme sürecini tamamlamış, biçimlendirilmemiş (non-formal) ve yarı biçimlendirilmiş (informal) öğrenme deneyimleri yaşamaya istekli, eğitim düzeyleri yüksek, yetişkin bireyler oldukları görülmüştür. Katılımcı grubunun ayrıca dijital okuryazarlık becerilerinin oldukça yüksek olduğu, ders çalışırken farklı öğrenme stratejilerini kullandıkları, kitlesel açık çevrimiçi dersler konusunda az deneyimli oldukları belirlenmiştir. AKADEMA platformunda en fazla tercih edilen materyalin e-kitaplar olduğu ve öğrencilerin platforma pasif düzeyde katılım gösterdikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin AKADEMA platformundaki aktiflik düzeylerinde yaşları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmakla birlikte yaş ilerledikçe öğrencilerin derslerden daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Öte yandan öğrencilerin aktiflik düzeyleri dijital okuryazarlık becerilerine göre farklılık göstermektedir. Aktif öğrencilerin anlamlı olarak pasif öğrencilerden farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu durum, Aktif öğrencilerin dijital okuryazarlık becerilerinin pasif öğrencilerden daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Son bölümde, bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulara dayanarak araştırmacılara, uygulayıcılara ve öğretim tasarımcılarına çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Eğitimde Açıklık,Açık ve Uzaktan Öğrenme,Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler,Bireysel Faklılıklar,Dijital Okuryazarlık Becerileri,Öğrenme Stratejileri,Çevrimiçi Öğrenme Deneyimleri.
İlköğretim birinci kademe öğrencilerinin çevreye yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma, ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin çevreye yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri beraber kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Bingöl il sınırları içerisinde yer alan 15 ilköğretim okulundan toplam 1200 4. ve 5. sınıf öğrencisi, nitel boyutun örneklemini ise üç ilköğretim okulundan seçilen, toplam 36 1., 2. ve 3. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel boyutta örneklem büyüklükleri belirlenirken tabakalı örnekleme, nitel boyutta ise maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan birinci kademe birinci devre öğrencilerine araştırmacı tarafından geliştirilen 12 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu; ikinci devre öğrencilerine ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen, iki ölçekten oluşan veri toplama araçları uygulanarak veriler toplanmıştır. Birinci ölçek 32 madde, tek faktörlü yapıya sahip ÇYTÖ; ikinci ölçek ise toplam 21 madde, üç faktörlü yapıya sahip ÇYSDÖ'dür. Birinci kademe ikinci devre öğrencilerine uygulanan ölçeklerin güvenirlik katsayılarını belirlemek amacıyla Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı kullanılmış; birinci ölçek için .84 ve ikinci ölçeğin çevre ilgisi alt boyutu için .84, temizlik ve tasarruf alt boyutu için .69, hayvan sevgisi alt boyutu için ise .55 olarak hesaplanmıştır. İkinci ölçeğin tamamı için Cronbach alpha değeri .86 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutundaki verilerin dağılım özelliklerini belirlemek için Kolmogorov-Simirnov testi, grafiksel yöntem, çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. Bütün bu incelemeler sonucunda dağılımın anormal olduğu belirlenmiştir. SPSS 17.0 istatistik paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi ile Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ölçeklerin model doğrulanması LISREL 8.51 istatistik programı kullanılarak açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmış ve modellerin uygun olduğu tespit edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin sınıf değişkenine göre çevreye yönelik tutumları ve çevreye yönelik sorumlu davranışlarında herhangi bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Fakat öğrencilerin cinsiyetlerine, anne-babanın eğitim durumuna, anne-babanın mesleğine ve yerleşim yerine göre çevreye yönelik tutumları ve sorumlu davranışlarında anlamlı farklılık bulunmuştur.Nitel verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada toplanan nitel verilerin analizinde öğrencilerin kişisel bilgilerinin, çevreye yönelik görüşlerinin tanımlanmasında frekans ve yüzde teknikleri kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Yapılan bu çalışmanın çevre eğitiminde yapılacak olan program geliştirme çalışmalarında program geliştirme uzmanlarına, öğretmenlere ve ailelere katkı sağlaması umulmaktadır.
Ortaokullarda öğrencilerin disiplinsiz davranışları ve bu davranışların sebepleri(Batman ili merkez ilçesi örneği)
Bu araştırmanın genel amacı, ortaokullarda öğrencilerin sınıf içindeki disiplinsiz davranışlarını ve bu disiplinsiz davranışların sebeplerinin neler olduğuna ilişkin öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Bunun için tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2012?2013 eğitim?öğretim yılı, Batman ili Merkez ilçesinde devlete bağlı ortaokullardaki branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Verileri toplamak için Doç. Dr. Naciye AKSOY?un Geliştirdiği ?Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplin sorunları? ölçeği kullanılmıştır. Veriler, anketin örnekleme alınan 358 öğretmene uygulanmasıyla elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde hesaplamaları, frekans, ortalama değerler; bağımsız örneklemler için ?t? testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Farklılaşmanın bulunması durumunda farklılaşmanın yönünü belirlemek amacıyla da Fisher?in En Küçük Manidar Farklar (LSD) testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ortaokullarda sınıf içinde en sık karşılaşılan disiplinsiz davranışlar, izin istemeden konuşmak, verilen ödevleri yapmamak ve kavga etmek olarak tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin sınıf içinde karşılaştıkları disiplinsiz davranışların ilk üç nedeni, ailelerin çocuklarının eğitimine olan ilgisizliği, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarında sergilenen şiddet olaylarının etkisi, ailelerin çocuklarına karşı olumsuz tutum ve davranışlar olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre; sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışların sebepleri ise; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar ile bu davranışların sebepleri mezun olunan okula göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaokul, disiplinsiz davranışlar, disiplinsiz davranışların sebepleri
Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar döneminde iki farklı devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan gönüllü 312 kadın (%86.2), 50 erkek (%13.8) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Böylelikle öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki düzeyi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 28 maddeden oluşan "Geri Dönüşüm Davranışları Farkındalık Ölçeği" ile Coşkun (2013) tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 46 maddeden oluşan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ayrıca ölçeklerden elde edilen toplam puanların sürekli olması ve normal dağılması sebebiyle, gruplar arası ilişkilerin belirlenmesi için basit doğrusal korelasyon analizi yapılarak Pearson korelasyon katsayılarından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara cinsiyet açısından bakıldığında; kadın fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin erkek fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise, fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinde dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının diğer sınıflarda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; fakat ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin sınıf düzeyi değişkeni bakımından farklılık göstermediği bulunmuştur. Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeyleri ile yaşanılan yer, yerleşim birimi, anne eğitim düzeyi, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma, aile gelir düzeyi değişkenleri arasında; ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile ise genel not ortalama, çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşu veya kulübe üye olma, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma değişkenleri arasında farklılık görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda çevre eğitimi ve geri dönüşüm ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ekolojik ayak izi, fen bilimleri öğretmen adayları, geri dönüşüm, geri dönüşüm davranışları, öğrenci davranışları, öğretmen yetiştirme.
İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin okula ait olma duyguları ve bazı sosyo-demografik özelliklerinin gösterdikleri istenmeyen davranışlarla ilişkisi
ÖZET İLKÖĞRETİM 4. VE 5. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN OKULA AİT OLMA DUYGULARI VE BAZI SOSYO-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİNİN GÖSTERDİKLERİ İSTENMEYEN DAVRANIŞLARLA İLİŞKİSİ Betül OCAK Yüksek Lisans Tezi, İlköğretim Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Songül TÜMKAYA Haziran-2004, 96 sayfa Arastana, ilköğretim okulu 4. ve 5. sınıflarındaki öğrencilerin okula ait olma duyguları ve bazı sosyo- demografik özellikerinin (sosyo- ekonomik düzey, cinsiyet, anaokuluna gitmiş olup- olmama durumu, anne ve babanın öğrenim durumu, kardeş sayısı, doğum sırası)gösterdikleri istenmeyen davranışlarla ilişkisini saptamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, 2003-2004 öğretim yılının bahar döneminde Osmaniye il merkezinde bulunan ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıf öğrencileri oluşturmuştur, örneklemini ise Osmaniye ilinin farklı sosyo- ekonomik düzeylerindeki 8 ilköğretim okulu oluşturmaktadır. Toplanan verilerin SPSS paket programıyla istatiksel analizleri yapılmıştır. Bunun için varyans analizi, t testi ve Scheffe- F testinden yararlanılmıştır. Araştırmada okuldaki aidiyet ihtiyaçları karşılanmayan öğrencilerin yüksek oranda istenmeyen davranış gösterdikleri saptanmıştır. Bunun yanı sıra çok kötü sosyo ekonomik düzeyden gelen öğrencilerin, erkek öğrencilerin, anaokuluna gitmemiş öğrencilerin, anne ve babasının öğrenim düzeyi düşük olan Öğrencilerin de yüksek düzeyde istenmeyen davranış gösterdikleri belirlenmiştir. Ancak, öğrencilerin doğum sıralarının ve sahip oldukları kardeş sayılarının istenmeyen davranış göstermelerinde etkili olmadığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler:İstenmeyen davranış, okula ait olma ihtiyacı, Sosyo Ekonomik Düzey, anne- baba öğrenim düzeyi, anaokul yaşantısı, doğum sırası, kardeş sayısı, cinsiyet
İlköğretim 2. kademe öğrencilerinin saldırgan davranışlar gösterme düzeylerine göre boş zaman değerlendirme etkinliklerinin incelenmesi
11 ÖZET İLKÖĞRETİM 2. KADEME ÖĞRENCİLERİNİN SALDIRGAN DAVRANIŞLAR GÖSTERME DÜZEYLERİNE GÖRE BOŞ ZAMAN DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİNİN İNCELENMESİ Ersim ÇIPLAK Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yard. Doç. Dr. Sabahattin Çam Nisan, 2004, 96 Sayfa Bu çalışmada, ilköğretim 2. kademe öğrencilerinin saldırgan davranışlar gösterme düzeylerine ve cinsiyetlerine göre boş zaman değerlendirme etkinliklerinin farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Örneklem, Adana'nın Seyhan ilçesinde bulunan ilköğretim okullarının 6., 7. ve 8. sınıflarına devam eden 346 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, "Boş Zaman Değerlendirme Anketi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde ve ki-kare tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, saldırganlık düzeyi yüksek olan Öğrencilerin daha çok sportif etkinliklerle boş zamanlarım değerlendirdikleri bulunmuştur. Saldırganlık düzeyi düşük olanların ise, sanatsal/yaratıcı etkinlikler yaptıkları tespit edilmiştir. Pasif boş zaman değerlendirme etkinliklerine bakıldığında, saldırganlık düzeyi yüksek ve saldırganlık düzeyi düşük öğrencilerin en çok eğlendirici ve dinlendirici etkinlikleri yaptıkları saptanmıştır.Cinsiyete göre, kızların daha çok sanatsal yaratıcı etkinlikleri yaptıkları bulunmuştur. Erkeklerin ise, sportif etkinlikleri daha çok yaptıkları saptanmıştır. Pasif boş zaman değerlendirme etkinliklerine bakıldığında, kızların ve erkeklerin en çok eğlendirici ve dinlendirici etkinlikleri yaptıkları tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Boş zaman, Boş zaman değerlendirme, Aktif boş zaman değerlendirme, Pasif boş zaman değerlendirme, Saldırganlık
İlköğretim I. kademe öğretmenlerinin sınıf içi problem davranışlara yönelik müdahalelerinin incelenmesi
ÖZET İLKÖĞRETİM I. KADEME ÖĞRETMENLERİNİN SINIF IÇI PROBLEM DAVRANIŞLARA YÖNELİK MÜDAHALELERİNİN İNCELENMESİ Ahmet ATÇI Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı DanışmanYrd. Doç. Dr. Meral ATICI Nisan,2004, 90 sayfa Bu araştırmada; ilköğretim I. kademe 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin sınıflarında karşılaştıkları problem davranışlar ve bu davranışlara karşı müdahalelerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca problem davranışların, okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıf düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Ayrıca problem davranışlara müdahalelerin öğretmenin cinsiyetine ve deneyimine göre değişip değişmediği, problem davranışı yapan öğrencinin cinsiyetinin ve basan durumunun öğretmenin müdahalesini etkileyip etkilemediği ve öğretmenlerin problem davranışlarla başetmede okul psikolojik danışmanıyla ne tür işbirliği yaptığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2003-2004 eğitim öğretim yılında Adana İli Yüreğir ve Seyhan ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada olasılık temelli olmayan örneklem tekniklerinden amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla alt, orta ve üst sosyo-ekonomik düzey 9 okuldan 16 sınıf öğretmeni araştırmaya katılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme yoluyla toplanmıştır. Gözlem ve görüşmeler araştırmacı tarafından geliştirilen yan yapılandırılmış gözlem ve görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 16 öğretmenin sınıfında toplam 48 gözlem yapılmış ve öğretmenlerle de birer kez görüşülmüştür.Verilerin içerik analiziyle çözümlenmesi sonucunda, söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma sınıflarda en çok gözlenen problem davranışlar olarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında gürültü yapma, derse ilgisizlik, yerinden kalkıp dolaşma ve sesli parmak kaldırma da sınıflarda sıkça gözlenmiştir. Arkadaşıyla kavga etme, başkasının eşyasına zarar verme ve araç gereç getirmeme davranışları en az gözlenen problem davranışlardır. Okulun sosyo-ekonomik düzeyine, sınıfın düzeyine, öğretmenin deneyimine ve sınıftaki öğrenci sayısına göre problem davranışlarda büyük farklılıklar görülmemekle birlikte bütün sınıflarda söz almadan konuşma ve arkadaşıyla konuşma en çok gözlenen problem davranışlar arasında yer almaktadır. Emir verme, işaret kullanma ve görmezden gelme öğretmenlerin problem davranışlarla baş etmede en çok kullandıkları yöntemlerdir. Bununla birlikte öğretmenler tarafından sıkça kullanılan yöntemler; göz iletişimi kurma, ismini söyleme, azarlama, soru sorma, tehdit etme, fiziksel yakınlık, mizah kullanma ve eleştirmedir. Problem davranışlara müdahaleler, öğretmenin cinsiyetine ve deneyim yılına göre benzerlik göstermekle birlikte bazı faklılıklarda vardır. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen Davranış, Müdahale Stratejisi, Sınıf Yönetimi
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin zorbaca davranışlarını yordamada sosyal beceri ve yaşam doyumunun rolü
Bu araştırmada, öğrencilerin zorba ve kurban olma davranışlarını sosyal beceri ve yaşam doyumlarının ne oranda açıkladığını belirlemek, bunun yanında cinsiyete göre öğrencilerin zorbalık statülerini ve zorbalığa karışıp karışmamaya göre sosyal beceri ve yaşam doyumlarını incelemek amaçlanmıştırAraştırma, Adana ili merkez ilçelerinde yer alan altı ilköğretim okulunun 6. 7. ve 8. sınıfına devam eden 440'ı kız, 495'i erkek toplam 935 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Örnekleme alınan öğrenciler 13 ile 15 yaşları arasında olup, öğrencilerin yaş ortalamaları 13.63, standart sapmaları ise .68'dir. Araştırmada öğrencilerin zorbalık düzeylerini belirlemek amacıyla ?Zorbalık Ölçeği?, öğrencilerin sosyal becerilerine ilişkin bilgileri öğrenmek için ?Matson Çocuklarda Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği? ve öğrencilerin yaşam doyumu düzeylerini belirlemek amacıyla da ?Çokboyutlu Öğrenci Yaşam Doyum Ölçeği? kullanılmıştır.Araştırma sonucunda öğrencilerin, kurban, zorba, zorba-kurban ve zorbalığa karışmayan zorbalık grubunda olmada cinsiyete göre, kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Kız öğrenciler, erkek öğrencilere göre aktif zorbalık gruplarında (zorba, kurban, zorba-kurban) erkeklere göre daha düşük oranda zorbalığa dahil olmuşlardır; kız öğrenciler, daha çok zorbalığa karışmayan grupta yer almaktadırlar.Araştırmada, zorbalığa karışan ve zorbalığa karışmayan öğrencilerin sosyal beceri düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşma olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan Mann Whitney U testi analizi sonucunda; zorbalığa karışan öğrencilerin ve zorbalığa karışmayan öğrencilerin olumsuz sosyal davranışlar, olumlu sosyal davranışlar ve sosyal beceri toplam puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Zorbalığa karışan öğrencilerin olumsuz sosyal davranışlarının, zorbalığa karışmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu; zorbalığa karışmayan öğrencilerin olumlu sosyal davranışlarının ve sosyal beceri toplam puanlarının zorbalığa karışan öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür.Araştırmada zorbalığa karışan öğrenciler ile zorbalığa karışmayan öğrencilerin yaşam doyumu puanları arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Zorbalığa karışmayan öğrencilerin Çokboyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği'nin boyutları olan ?arkadaş, okul, aile, çevre, benlik ve yaşam doyumu toplam? puanlarının, zorbalığa karışan öğrencilerin ?arkadaş, okul, aile, çevre, benlik ve yaşam doyumu toplam? puanlarına göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.İlköğretim öğrencilerinde zorba olmayı yordayan değişkenleri saptamak için yapılan aşamalı regresyon analizi sonucunda cinsiyet kontrol edildikten sonra, açıklanan toplam varyansa katkılarına göre sırasıyla olumsuz sosyal davranış, çevre ve okuldan algılanan doyumun zorba olmanın anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Değişkenlerin tamamının toplam varyansın % 44.5'ini açıkladığı belirlenmiştir.Öğrencilerde kurban olmayı yordayan değişkenleri saptamak için yapılan aşamalı regresyon analizi sonucunda da, cinsiyet kontrol edildiğinde, açıklanan toplam varyansa katkılarına göre sırasıyla arkadaşlıktan algılanan doyum, olumsuz sosyal davranışlar, yaşam doyumundaki çevre ve okuldan algılanan doyum kurban olmanın anlamlı yordayıcılarındandır. Bu değişkenlerin tamamı toplam varyansın % 23.3'nü açıkladığı belirlenmiştir. Yukarıda özetlenen bulgular ilgili alan yazında yer alan araştırma bulguları ışığında tartışılmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinde görülen kuraldışı davranışların yordayıcılarının incelenmesi
Bu araştırmada ergenlerin anne baba tutumlarının ve yaşam doyumlarının kuraldışı davranışları düşük ya da yüksek düzeyde göstermeyi ne derece yordadığını belirlemek; bununla beraber ergenlerde görülen kuraldışı davranışların cinsiyet, yaşam doyumları (düşük, orta, yüksek) ve aile tutumları (demokratik, otoriter, izin verici, ihmalkâr) açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 12 ortaöğretim kurumunun 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden 471'i kız, 410'u erkek olmak üzere toplam 881 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örnekleme alınan öğrenciler 14 ile 19 yaşları arasında olup yaş ortalamaları 16.3, standart sapmaları ise .49'dur. Ergenlerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner,2001), anne baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anne Baba Tutum Ölçeği? (Dornbush, 1991), yaşam doyumuna ilişkin veriler ?Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği? (Huebner, 1994), kişisel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Lojistik Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda ergenlerin en sık gösterdiği kuraldışı davranışların ?sözlü ya da yazılı sınavlarda fısıldamak?, ?sınavlarda kopya çekmek?, ?yasaların kullanmanıza izin vermediği otomobil, motosiklet gibi taşıt araçlarını kullanmak? ve ?tartışma sırasında karşısındakine öfkelenerek dövmek? davranışları olduğu bulunmuştur. Araştırmada cinsiyete göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı araştırılmış; yapılan analiz sonuçlarına göre erkeklerin Kuraldışı Davranış Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamalarının, kızların toplam puan ortalamalarından anlamlı şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur.Araştırmada ergenlerin aile tutumlarına göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan Mann Whitney U testi sonucunda elde edilen bulgulara göre; anne baba tutumları ihmalkâr, izin verici ve otoriter olan ergenlerin, aileleri demokratik tutum sergileyen ergenlere kıyasla daha fazla kuraldışı davranış gösterdikleri bulunmuştur.Araştırmada ergenlerin yaşam doyumlarına göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan analizler sonucunda arkadaşlardan, okuldan, çevreden, aileden, benlikten ve genel olarak algılanan yaşam doyumu düşük ve orta düzeyde olan ergenlerin, algılanan yaşam doyumu yüksek olanlara göre daha fazla kuraldışı davranış gösterdikleri bulunmuştur. Ayrıca yapılan Lojistik Regresyon Analizi sonuçlarına göre; aileden algılanan ?kontrol/denetim? ile ?okul?, ?aile? ve ?benlik?'ten algılanan yaşam doyumu değişkenlerinin kuraldışı davranışlarda yüksek düzeyde bulunmayı açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Cinsiyet, Kuraldışı Davranış, Anne-Baba Tutumları, Yaşam Doyumu
Sağlıklı beslenme kavramı ve üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışları: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışma, sağlıklı beslenme kavramı ile Çukurova üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Öğrencilerin besin seçimini etkileyen faktörler sağlıklı beslenme kavramlarının değerlendirilmesi, beslenme düzeyleri ile ilgili kişisel fikirleri, sağlıksız beslenme nedenleri, sağlıklı beslenmeye yönelme nedenleri, beslenme hakkındaki bilgi kaynakları doğrultusunda elde edilen bilgilerin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturur.Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan toplam 31 soruluk anket uygulanmıştır. 17 sorudan oluşan ilk bölümde; öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, boy, kilo, beden kitle indeksi, okuduğu bölüm, barınma durumu, gelir durumu, ailenin ekonomik durumu, beslenme ile ilgili haberleri takip etme durumu, hastalık durumu, sigara ve alkol kullanma durumu ve spor yapıp yapmadığı gibi sorular yer almaktadır. 9 sorudan oluşan ikinci bölümde ise, öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıkları ile ilgili sorular bulunmaktadır. Bu sorular; öğrencilerin beslenme bilgileri, sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanma durumu, günlük öğün sayıları, gerçekleştirilen öğün sayıları, öğün atlama nedenleri, öğünlerin tüketildiği mekanlar ve bazı yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklıkları ile ilgilidir. Son kısım olan üçüncü bölümde ise öğrencilerin sağlıklı beslenme kavramından ne algıladıkları, beslenmeye yönelik tutumları ve Türkiye' de sağlıklı beslenme önerilerinin yeterli olup olmadığı ile ilgili 5 soruya yer verilmiştir. Çalışmanın elde edilen bulgularının analiz edilip yorumlanmasında; Ki-Kare Analizi, Çapraz tablolar, Bağımsız iki örnek t- testi ve ANOVA kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Beslenme Kavramı, Sağlıklı Beslenmeyi Etkileyen Faktörler, Bağımsız İki Örnek T Testi, Ki-Kare, Çoklu Karşılaştırma, ANOVA
Ergenlerde olumlu sosyal davranışları yordamada koruyucu faktörler ve bazı kişisel değişkenlerin rolü
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde olumlu sosyal davranışların, koruyucu faktörler (kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller ve sosyal destek) ve birtakım kişisel değişkenler (cinsiyet, yaş, anne baba eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi) açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11. sınıfa devam eden 571 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin olumlu sosyal davranışlarına ilişkin veriler Carlo ve Randall (2002) tarafından geliştirilen ve Kumru (2004) tarafından uyarlanan ?Olumlu Sosyal Davranışlar Eğilimi Ölçeği?, koruyucu faktörlere ilişkin veriler (kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller ve sosyal destek) Jessor, Turbin ve Costa (2004) tarafından geliştirilen ve Siyez (2006) tarafından uyarlanan ?Ergen Sağlığı ve Gelişimi Envanteri? nin ilgili alt ölçekleri, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi, parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algıları, çevreden algıladıkları kontrol düzeyi, uygun davranışlar ve sosyal destek algıları arttıkça genel olumlu sosyal davranış eğilimlerinde artış olduğu görülmektedir.Ergenlerde; kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı arttıkça kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin de arttığı; çevrelerinden algıladıkları kontrol düzeyi arttıkça ise kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin azaldığı görülmüştür. Kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı, algılanan kontrol düzeyi, uygun davranışlar ve sosyal destek arttıkça ergenlerin duygusal olumlu sosyal davranış eğilimleri ve acil durumlarda olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı bulunmuştur. Özgeci olumlu sosyal davranışlara ilişkin bulgularda; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı ve çevrelerinde yer alan uygun modeller arttıkça özgeci olumlu sosyal davranış eğilimlerinin azaldığı görülmüştür. İtaatkâr olumlu sosyal davranışlar ve gizli olumlu sosyal davranışlara ilişkin bulgularda; kişisel inanç yapısına ilişkin benlik algısı, çevreden algılanan kontrol düzeyi ve sosyal destek algısı arttıkça itaatkâr olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülürken; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin benlik algısı, çevreden algıladıkları kontrol düzeyi ve uygun davranışları arttıkça gizli olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülmüştür.Bunun yanında kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin 13-15 yaş grubundaki ergenlerde 16-18 yaş grubundaki ergenlere göre daha fazla olduğu görülürken; özgeci olumlu sosyal davranışların 16-18 yaş grubundaki ergenlerde 13-15 yaş grubundaki ergenlere göre daha fazla sergilendiği bulunmuştur.Ayrıca; kamusal olumlu sosyal davranışların erkek ergenlerde kız ergenlere göre daha fazla görüldüğü bulunurken; kız öğrencilerin özgeci olumlu sosyal davranış eğilimleri ve itaatkâr olumlu sosyal davranış eğilimlerini erkek ergenlere göre daha fazla sergiledikleri bulunmuştur. Olumlu sosyal davranışlar toplam puanları dikkate alındığında kız ergenlerin erkek ergenlere göre olumlu sosyal davranış eğilimlerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir.Anne-baba eğitim düzeyine ilişkin bulgularda; acil durumlarda olumlu sosyal davranışlarda yalnızca baba eğitimi açısından anlamlı bir farklılaşma olduğu; baba eğitim düzeyi yükseldikçe acil durumlarda olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülmüştür. Ailenin sosyo-ekonomik düzeyine ilişkin bulgularda ise; kamusal olumlu sosyal davranışlar ve özgeci olumlu sosyal davranışlarda orta sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerde yetişen ergenlerin bu davranışları diğer ergenlere göre daha fazla sergiledikleri bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, olumlu sosyal davranışlar, koruyucu faktörler, kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller, sosyal destek
Sınıf yönetiminde anne baba tutumlarından kaynaklanan istendik ve istenmedik öğrenci davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmada sınıf yönetiminde anne baba tutumlarından kaynaklanan istendik ve istenmedik öğrenci davranışlarını incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim–öğretim yılında Yozgat il merkezinde 10 devlet ilkokulunda görev yapan 25 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırmada, çalışma grubu amaçlı örnekleme yönteminden ölçüt örneklemeyle tespit edilmiştir. Ölçüt örneklemede öğretmenlerin mesleki kıdeminin en az beş yıl ve ilkokul 1, 2, 3 veya 4. sınıfı okutuyor olması gözetilmiştir. Araştırma verileri, araştırmacının geliştirdiği yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bu araştırmada anne baba tutumundan kaynaklanan en sık tekrar eden istenmedik öğrenci davranışları şiddet, küfretme ve ödev yapmama; en sık tekrar eden istendik öğrenci davranışları ise saygılı davranma, sorumluluklarını yerine getirme ve tertipli düzenli olmadır. İstenmedik öğrenci davranışlarının ortaya çıkmasında aşırı hoşgörülü, ihmalkâr, otoriter, tutarsız, aşırı koruyucu anne baba tutumunun; istendik öğrenci davranışlarının ortaya çıkmasında ise demokratik anne baba tutumunun etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En sık tekrar eden istenmedik davranış sorumluluklarını yerine getirmeme olup, bu davranışın ortaya çıkmasında tüm anne baba tutumlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca en fazla sorunlu davranışa yol açan anne baba tutumunun aşırı hoşgörülü anne baba tutumu olduğu, sonra sırayla ihmalkâr, otoriter, tutarsız ve koruyucu anne baba tutumu olduğu ortaya çıkmıştır. İstenmedik öğrenci davranışlarının sınıf yönetiminde eğitim öğretimi aksattığı, arkadaşlık ilişkilerini bozduğu, sınıf başarısını düşürdüğü ve istenmedik davranışları yaygınlaştırdığı; istendik öğrenci davranışlarının ise öğretmen motivasyonunu, eğitim öğretime ayrılan zamanı ve akademik başarıyı artırdığı, istenmedik davranışları azalttığı, paylaşım ve arkadaşlık ilişkilerini olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sınıf yönetiminde karşılaşılan istendik ve istenmedik öğrenci davranışıyla anne baba tutumları arasında ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
The relationship between learners' communication styles and their academic language achievement
Factors affecting language learning have been discussed for many years to enhance the academic achievement of learners. As a crucial element, learners' individual differences can be taken into account as a factor affecting language achievement. The effect of communication styles of learners as a part of their individual differences on language learning cannot be underestimated since it constitutes a significant part of individual differences. However, there cannot be found much research in this area, so in order to meet this deficit, this study has been conducted to reveal the relationship between learners' academic achievement and their communication styles (assertive behavior, passive behavior, openly aggressive behavior and concealed aggressive behavior) so as to increase success in language learning. The main purpose of this study is to determine whether or not or to what extent students' communication styles affect their academic language achievement. For this aim, this research was carried out in the Higher School of Foreign Languages at the University of Gaziantep in 2015-2016 academic year. A pilot test was applied to 63 students to find out the reliability of the questionnaire and the result was defined as; r= .71. Total population was 466 students who were administered a questionnaire of Interpersonal Influence Inventory involving 40 questions which were put forth to improve the performance of individuals, teams and organizations by HRDQ (2004), the developer of soft-skills learning solutions. Data were analyzed via SPSS 15.0 and the reliability of the data was calculated as .71. Then, the results were discussed in the light of findings and the result between the communication styles of learners and their academic language achievement was found as; r= .038 (r=.038, p>.01). Key Words: Communication styles, assertive behavior, passive behavior, openly aggressive behavior, concealed aggressive behavior, academic language achievement.
T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve mamulleri ile mücadele kampanyası" kapsamında görsel-işitsel medyadaki "sigarayı bırak hayatı bırakma" kamu spotlarının üniversite öğrencilerinin sigara kullanmaya ilişkin tutum ve davranışları üzerindeki etkisi
Kamu spotları, devletin vatandaşlarını bir konu hakkında bilgilendirmesi veya yönlendirmesi için kullandığı kamusal reklamların bütünüdür. Kamu spotlarının genel konuları; alkol, sigara, trafik kazalarını önleme vb. kamu sağlığını korumaya ve refahını arttırmaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarından oluşmaktadır. Bu çalışmada; "sigarayı bırak, hayatı bırakma" konulu kamu spotlarının, üniversite öğrencilerinin sigara kullanmaya ilişkin olarak sahip oldukları tutum ve davranışlarda etkisinin olup olmadığı sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, ilgili kamu spotlarının içerisinde yer aldığı "sağlık iletişimi" konusu tarihsel bağlamda incelenmiştir. Üçüncü bölümde, T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve Mamulleri ile Mücadele Kampanyası" kapsamında, görsel-işitsel medyada yer alan "sigarayı bırak, hayatı bırakma" konulu kamu spotlarının, izleyiciler üzerinde hedeflediği tutum ve davranış değişikliğini açıklayabilmek için, "tutum ve davranış" kavramları incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü, söz konusu kamu spotlarının, üniversite öğrencileri arasında sigara kullanmaya ilişkin olarak sahip oldukları tutum ve davranışlarda etkisinin olup olmadığı hakkında yapılan saha çalışmasıdır. Saha araştırmasında, evreni Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinden oluşan 556 kişilik bir örneklem grubu ile anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin frekans analizleri yapılmış, aritmetik ortalamaları hesaplanmış, verilere t testi ve varyans analizi (anova) testleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, T.C. Sağlık Bakanlığı "Tütün ve Mamulleri ile Mücadele Kampanyası" kapsamında görsel-işitsel medyada yer alan "Sigarayı Bırak Hayatı Bırakma" kamu spotlarının, üniversite öğrencileri üzerinde sigara kullanma konusunda caydırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sigara, Kamu Spotu, Kampanya
Öğretmenlerin okullarındaki yaşam kalitesine ve öğrenci direnç davranışlarına ilişkin algılarının incelenmesi
Okullar, geleceğimize yön veren kurumlardır. Mutlu ve huzurlu bir atmosfer, bir insanı nasıl pozitif yönde etkiliyorsa, mutlu bir okul ortamı da öğrencileri ve öğretmenleri aynı doğrultuda etkileyecektir. Direnç davranışı olarak adlandırılan, öğrencilerin sergilediği olumsuz türdeki haraketler bu pozitif ortamı bozabilir. Bu noktadan hareketle bu araştırmada, Adana ili merkez ilçelerindeki ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin okullarındaki yaşamın kalitesine ve öğrencilerin direnç davranışlarına ilişkin algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde, nicel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Adana'nın merkez ilçelerinde görev yapan ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemde, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde bulunan, farklı sosyo-ekonomik düzeylere (alt-orta-üst) sahip 18 devlet ortaokulunda görev yapan 510 öğretmen yer almaktadır. Araştırmada, Sarı (2007) tarafından geliştirilen "Okul yaşam Kalitesi Ölçeği" (OYKÖ) ve Sarı (2018) tarafından geliştirilen "Öğrenci Direnç Davranışları Ölçeği" (ÖDDÖ) kullanılmıştır. Veriler "SPSS 25" paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda veriler normal dağılım göstermediği için non - parametrik testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikle Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis-H testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Adana'da bulunan ortaokul öğretmenlerinin okul yaşam kalitesini orta düzeyde olumlu algıladığı; okullarında az sıklıkta öğrenci direnç davranışları ile karşılaştıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algıları arasında cinsiyete, branşa ve mezun olunan okul türüne göre anlamlı fark bulunmamıştır. Mesleki kıdeme göre yapılan incelemede 10 yıl üstü kıdeme sahip öğretmenlerin okul yaşam kalitesini daha olumlu algıladığı; sosyo-ekonomik düzeye göre yapılan incelemede ise okulun sosyo-ekonomik düzeyi yükseldikçe öğretmenlerin okul yaşam kalitesini daha olumlu algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin algılarına göre öğrenci direnç davranışları ile karşılaşma sıklığı, branşa ve mezun olunan okul türüne göre farklılaşmamaktadır. Direnç davranışlarıyla karşılaşma sıklığı öğretmenin cinsiyetine göre anlamlı fark göstermemesine karşın, erkek öğretmenlerin tüm boyutlarda daha yüksek ortalamalara sahip olduğu, dolayısıyla direnç davranışları ile daha sık karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca mesleki kıdeme göre 10 yıl altı kıdeme sahip öğretmenlerin direnç davranışları ile daha sık karşılaştıkları; sosyo-ekonomik düzeye göre ise alt sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda görev yapan öğretmenlerin algılarına göre öğrenci direnç davranışlarının sık görüldüğü belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algıları ile öğrenci direnç davranış algıları arasında yapılan kolerasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonucunda ÖDDÖ "Öğretmen Otoritesine Direnç" ve "Sürekli Öfkeli Olma" boyutlarının öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algılarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, ÖDDÖ "Öğretmen Otoritesine Direnç" ve "Sürekli Öfkeli Olma" boyutlarının, OYKÖ puanlarındaki varyansın yüzde 31.8'ini anlamlı bir şekilde açıkladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Okul yaşam kalitesi, direnç davranışı, istenmeyen davranış, ortaokul öğretmenleri
Ortaokul öğrencilerinin yenilenebilir enerji kullanımına yönelik niyetlerinin planlı davranış teorisi bağlamında incelenmesi: Bir yapısal eşitlik modellemesi araştırması
Bu çalışmada ortaokul düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yenilenebilir enerji kullanımına yönelik niyetlerinin planlı davranış teorisi (PDT) bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmada PDT'nin bileşenleri olan tutum, öznel normlar, algılan davranış kontrolü ve niyet değişkenlerini içeren bir model önerilmiştir. Önerilen modeldeki ilişkiler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir.Çalışmaya 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bursa ilinde bulunan üç farklı devlet okulunda öğrenim görmekte olan 813 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Veriler geliştirilen ölçek yardımı ile toplanmıştır. Geliştirilen ölçek yenilenebilir enerji kullanımına yönelik tutum, öznel norm, algılanan davranış kontrolü ve niyet alt boyutlarını içermektedir. Ölçeğin geliştirilme sürecinde geçerlik ve güvenirlik analizinde SPSS paket istatistik programı kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tutum (olumluolumsuz), öznel norm, algılanan davranış kontrolü ve niyet boyutlarını (PDT ile uyumlu bir şekilde) içeren geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. İki farklı tutum boyutu birinci-sıra doğrulayıcı faktör analizi yardımı ile birleştirilmiş ve dört alt boyutlu (tutum, öznel norm, algılanan davranış kontrolü ve niyet) yapıya ulaşılmıştır. Bu dört alt boyutu kapsayan önerilen modeldeki değişkenler arası ilişkiyi test etmek için ise AMOS 21 programı kullanılmış ve Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) analizi yapılmıştır. YEM analizi sonuçlarına göre öğrencilerin yenilenebilir enerji kullanımına yönelik tutum ve algılanan davranış kontrolü boyutları yenilenebilir enerji kullanımına yönelik niyeti pozitif şekilde yordamaktadır. PDT'in bir diğer boyutu olan öznel normların ise niyet üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin fiziksel ve kimyasal değişim kavramları ile ilgili sınıflama davranışlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; yedinci sınıf öğrencilerinin fiziksel ve kimyasal değişim kavramları ile ilgili sınıflama davranışlarını ve bu sınıflama davranışlarının fen bilimleri dersi akademik başarı düzeyi ve cinsiyet açısından farklılık gösterip göstermediği incelemektir. 2017–2018 eğitim-öğretim yılı güz dönemi sonunda yapılan bu çalışmaya, Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan 5 ortaokuldan 213 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 24 maddelik çoktan seçmeli sorudan oluşan Fiziksel ve Kimyasal Değişim Kavramları Sınıflama Testi (FKDST) kullanılmıştır. İki aşamadan oluşan testin ilk aşamasında, katılımcılardan verilen örnekleri fiziksel ve kimyasal değişim olarak sınıflamaları istenmiştir. İkinci aşamada ise verilen örneklerin neden kavrama ait örnek olduğunu işaret eden açıklamaları seçenekler arasında seçmeleri istenmiştir. Verilerin analizinde öğrencilerin fiziksel ve kimyasal değişim kavramlarının örneklerini kavram adına göre sınıflamada elde ettikleri toplam puanlar ve sınıflamada başvurdukları açıklamalardan elde ettikleri toplam puanları için frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma kullanılarak betimsel olarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin FKDST'den elde ettikleri toplam puanların, kavram adına göre örnekleri sınıflamadan elde ettikleri toplam puanlar ve sınıflamada başvurdukları açıklamalardan elde ettikleri toplam puanların cinsiyet ve fen bilimleri dersi akademik başarı düzeyi açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla toplam puanların normal dağılım gösterdiği durumda bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Toplam puanların normal dağılım göstermediği durumda ise Kruskal Wallis H-testi ve Mann Whitney U-testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin %52'si fiziksel değişime ait örnekleri, %44'ü de kimyasal değişime ait örnekleri kavram adına göre sınıflamada, ortalamanın altında puan almıştır. Yine araştırmaya katılan öğrencilerin %60'ının fiziksel değişim örneklerini, %54'ünün de kimyasal değişim örneklerini sınıflamada başvurdukları gerekçeleri doğru olarak belirlemede, ortalamanın altında puan aldığı saptanmıştır. Fiziksel ve kimyasal değişim kavramlarının örneklerini kavram adı verildiğinde sınıflama puanları ile sınıflamada başvurdukları açıklama puanlarının ortalama değerlerine göre yedinci sınıf öğrencilerinin, kimyasal değişim kavramının örneklerini fiziksel değişim kavramının örneklerine göre daha doğru olarak sınıflayabildikleri ve açıklayabildikleri tespit edilmiştir. Aynı şekilde öğrencilerin kimyasal değişim kavramının örneklerinden daha çok fiziksel değişimin örneklerini yanlış sınıfladıkları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bir diğer bulgu ise öğrencilerin fiziksel değişim kavramı ile ilgili önceden karşılaştıkları örnekleri, yeni örneklere göre daha fazla yanlış sınıflamalarına karşılık, kimyasal değişim kavramı ile ilgili yeni örnekleri önceden bilinen örneklere göre daha yanlış sınıflamalarıdır. Araştırma sonucunda FKDST'den elde edilen toplam puanların, kavram adına göre sınıflamadan elde edilen toplam puanların ve sınıflamada başvurdukları açıklamadan elde edilen toplam puanların kız öğrenciler lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Yine araştırmaya katılan öğrencilerin testten aldıkları toplam puanların, kavram adına göre sınıflamadan elde edilen toplam puanların ve sınıflamada başvurdukları açıklamadan elde edilen toplam puanların fen bilimleri dersi akademik başarı düzeyleri açısından akademik başarısı yüksek olan öğrenciler lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, fen bilgisi dersinin temel kavramlarından olan fiziksel ve kimyasal değişim kavramlarının örneklerini sınıflamada, başarının ortalamanın altında olduğunu ve öğrencilerin sınıflama yaparken başvurdukları açıklamalardan elde edilen puanların daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, kavramların örnekleri sunulurken, sadece örnekler verilmemeli, aynı zamanda kavramın temel özelliklerinin açıklanması da göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı zamanda, örnek olanlar sunulurken, örnekler olmayanlarla karşılaştırılmalı ve bu nedenleriyle açıklanmalıdır. Anahtar kelimeler: Fiziksel değişim, kimyasal değişim, sınıflama davranışı, aşırı genelleme, dar genelleme.
STEM etkinliklerinin ilkokul öğrencilerindeki STEM'e ilişkin tutumlar, akademik başarı, problem çözme ve sosyal becerileri geliştirme süreci açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecini derinlemesine incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma modeli, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Hatay'ın Antakya ilçesinde bulunan bir ilkokulun dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmada, nitel araştırma çalışmalarında yaygın olarak kullanılan olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden benzeşik (homojen) örneklem türü kullanılmıştır. Araştırmada fen bilimleri dersi, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanarak, öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecine katkı sağlamaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; demografik bilgi formu, görüşme, STEM planına uygun olarak Öğrenci Bilgi Edinme Kitapçıkları; Fikir ve Ürün Geliştirme Defterleri, araştırmacı günlüğü, akademik başarı testi, STEM tutum ölçeği, problem çözme envanteri, sosyal beceri ölçeği kullanılmıştır. Uygulama süreci; 12.02.2019 tarihinde başlamış, 14.06.2019 tarihinde ise sona ermiştir. Uygulama için belirlenen ünite kazanımlarına uygun STEM ders planları hazırlanmıştır. Her hafta üçer saat olmak üzere toplamda 14 hafta 42 saatlik uygulama yapılmıştır. Uygulama 3 üniteden oluşmuştur. Veri toplama araçları uygulandıktan sonra elde edilen veriler istatistiksel işlemlerle analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ile bağımlı örneklem t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için inandırıcılık, aktarılabilirlik, güvenirlik ve doğrulanabilirlik yöntemleri esas alınmıştır. Yapılan betimsel analiz sonucunda öğrencilerin fen bilimlerine ilişkin "okulda görülen bir ders, bilim, doğa ve dünya" çağrışımında bulundukları saptanmıştır. Öğrencilerin teknolojiye ilişkin farkındalıklarında çoğunluğun "telefon" görüşünde birleştiği görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin mühendisliğin ilk olarak bir meslek dalı olarak görüldüğü saptanmıştır. Öğrencilerin çoğunluğunun matematiği dört işlem ile ilişkilendirdiği görülmüştür. Uygulama sırasında oluşturulan grupların tamamı doğaçyapma süreçlerinde oluşturulan ürünlerin BTHP'ne uyumlu olduğunu belirtmişlerdir. STEM etkinlikleriyle gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin akademik başarılarında olumlu değişiklikler yarattığı sonucuna ulaşmıştır. STEM temelli etkinliklere dayalı olarak uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM bileşenlerine ilişkin tutumları, problem çözme becerileri ile sosyal becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmacı günlüklerine bakıldığında elde edilen bulgular arasında en fazla öğrenci kaynaklı olarak grup içi anlaşmazlıklar ile okuma yazma bilmeyen öğrenciler ile ilgili sorunlarla karşılaşıldığı; ayrıca zaman yetersizliği ile ilgili olarak yönergelerin zor anlaşılması görülmüştür. Öğrenciler STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersi ile ilgili olarak daha çok eğlendiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler çok şey öğrendiklerini, meraklanıp heyecanlandıklarını, grup çalışmalarını güzel bulduklarını, yeni malzemeler gördüklerini, en sevdiği dersin fen bilimleri olduğunu, derse katıldığını, ifade etmişlerdir. Öğrencilerin STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersindeki eksikliklerle ilgili olarak en çok, gürültülü ortamı ifade ettikleri görülmüştür. Ayrıca öğrenciler grup içi anlaşmazlıkları, grupların kalabalık olmasını ve etkinliklerde kullanılan malzemelerin az olmasını, eksiklik olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Öğrenciler STEM temelli etkinliklerin uygulanabileceği derslere ilişkin en fazla matematik dersi ile fikrim yok görüşlerini sunmuşlardır. Ayrıca öğrenciler ingilizce, trafik ve görsel sanatlar derslerinde de STEM uygulamalarına yer verilebileceğini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: STEM, ilkokul, fen öğretimi, problem çözme becerisi, sosyal beceri
İlkokul öğrencilerinin sınıfta sergiledikleri istenmeyen davranışları gösterme sıklıkları ve bu davranışların ebeveyn tutumuyla ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin ebeveyn tutumu ve istenmeyen davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemi, Manisa İli' nde kamu ilkokulunda okuyan 403 çocuktan oluşmaktadır. Verilerin analizi SPSS (20,0) istatistik programı ile yapılmıştır. Karşılaştırma yapmak için "t-testi" ve "tek yönlü varyans analizi", farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için "Post-Hoc Tukey" testi kullanılmış; davranış puanları ve ebeveyn tutumu arasındaki ilişkiyi görmek için "Pearson korelasyon katsayısı" hesaplanmıştır. Araştırma sonucuna göre; sınıflarda problem davranışlar az görülmektedir. İlkokulda görülen davranış problemleri şunlardır: gereksiz konuşma, şikayet, parmak kaldırmadan konuşma, dolaşma, başka şeylerle ilgilenme, arkadaşının eşyasını izinsiz alma, yerlere çöp atma, uygunsuz söylemlerde bulunma, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, uygunsuz oturma, tükürme, duygunun uygunsuz dışa vurumu, ders araç gereçlerini getirmeme, derse gecikme, tepkisiz kalma, sıranın altında yemek yeme, sınavda kopya çekme, altına kaçırma, öğretmenine küsme, grup faaliyetlerinden kaçmaya çalışma, sınıftan aniden çıkıp sınıfa gelmeme, hırsızlık. "Çocuğun anne ve babadan aldığı iki şey vardır: sevgi ve eğitim" (Kılıçarslan, 2008, s. 65). Sevgi ve eğitim ihtiyacı giderilen çocuk okul kurallarına uyarken, bu ihtiyaçları karşılanmayanlar ise sınıfta istenmeyen davranışlar sergilemektedir. Çocuklar anne babalarını örnek alırlar, daha çok onlarla etkileşimde bulunurlar ve çocuğun ilk sosyalleştiği yer ailesidir. Dolayısıyla problem davranışların temel nedenini ailede aramak lazımdır. Çocuğun sınıftaki problemlerinin çözülmesi çocuğun ailesindeki problemlerin çözülmesine bağlıdır. Anahtar Kelimeler: İstenmeyen davranış, ana baba tutumu, ilkokul öğrencileri
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin STEM eğitimine yönelik tutumlarının fene yönelik kaygı ve tutum düzeylerine göre incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin STEM eğitimine yönelik tutumları, fene yönelik kaygı ve tutum düzeylerine göre incelenmiştir. Araştırmada betimsel tarama modelinde karşılaştırma türü ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 2021-2022 yılı eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde öğrenim gören 8. Sınıf öğrencilerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen, 1677 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; Kağıtçı ve Kurbanoğlu (2013) tarafından geliştirilen ''Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Kaygı Ölçeği'', Özcan ve Koca (2019) tarafından geliştirilen ''STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği'' ve Nuhoğlu (2008) tarafından geliştirilen ''İlköğretim Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Bir Tutum Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Uygulama sonunda toplanan verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığı Kolmogorov- Smirnov ve Shapiro Wilk Testi ile analiz edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde ise basit doğrusal regresyon analizi ile çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin alt ve orta kademede bulunana ortalama %80'lik kısmın STEM tutum ve fen tutum alanlarında yeterli olmadığı, bu konularda eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. 8.sınıf öğrencilerinin kaygı düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler tek başına incelendiğinde, STEM eğitimine yönelik tutumun %8'inin fene yönelik kaygı değişkeni tarafından; %21'inin fene yönelik tutum değişkeni tarafından yordandığı gözlenmiştir. Fene yönelik kaygı ve fene yönelik tutum birlikte STEM eğitimine yönelik tutumun yaklaşık % 24'ünü açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: STEM Eğitimi, STEM Tutum, Fen Kaygı, Fen Tutum
COVID-19 salgını sürecinde öğrencilerin okula karşı tutum ve davranışları
Bu araştırmanın amacı Covid-19 salgını sürecinde öğrencilerin okula karşı tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Covid-19 salgınıyla okullarından ve akranlarından uzak kalan öğrencilerin, uzaktan eğitim sürecinde okula karşı tutum ve davranışlarının neler olduğuna ilişkin öğrenci görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemleri içerisinde bulunan maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda okuyan sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Öğrenciler akademik başarılarına göre gruplandırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak katılımcı öğrencilere dokuz adet açık uçlu soru sorulmuştur. Araştırmada elde edilen bulguların analizi ile uzaktan eğitim sürecinde katılımcı öğrencilerin tamamının okulu özlediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okula karşı özlemlerinin en önemli sebebini ise arkadaşlarına, daha sonra ise öğretmenlerine özlemleri oluşturmuştur. Katılımcı öğrencilerin çoğunluğu teknolojik sorunlardan ve yetersizliklerden dolayı uzaktan eğitimi faydasız bulmuş, öğrencilerin tamamı eğitim hayatlarına yüz yüze devam etmeyi istediklerini belirtmiştir. Araştırmada öğrencilerin tutum ve davranışlarının nedenleri detaylı olarak incelenmiştir.
Üniversite öğrencilerinde iman ve davranış ilişkisi (İstanbul Şehir Üniversitesi örneği)
Çalışmada imanın gençlerin davranışlarını oluşturmada etkili olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın literatür kısmında iman ve davranış ilişkisi ile dayanakları ve davranışlara yansıması yönüyle ahirete iman ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırması kısmında nitel araştırma yöntemlerinden görüşme metodu kullanılmıştır. Bu bağlamda İstanbul Şehir Üniversitesinden 25 öğrenci ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeciler rastgele yöntemi ile seçilmiştir. Analiz yöntemi olarak da betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerde üniversite öğrencilerinin davranışları üzerinde iman esaslarının çok belirleyici bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin davranışlarına yön veren temel etkenin genelde seküler ve hümanist değer anlayışı olduğunu düşünülmektedir. Ayrıca gençlerin zihinsel olarak da kavram karmaşası yaşadıkları tespit edilmiştir.