Copper

135 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Fitoremediasyon yöntemi ile bakır birikiminin giderimi: Soğan (Allium cepa L.) örneği

ÖZET FİTOREMEDİASYON YÖNTEMİ İLE BAKIR BİRİKİMİNİN GİDERİMİ: SOĞAN (ALLİUM CEPA L.) ÖRNEĞİ Hülya GEDİK Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Doç. Dr. Sevinç YEŞİLYURT Toprak metal kontaminasyonu, dünya çapında giderek artan sayıda etkilenen alan ve metallerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Biyobozunur olmamaları ve toksisiteleri nedeniyle, daha fazla metal kontaminasyonunu önlemek ve gezegendeki binlerce kontamine alanı iyileştirmek çok önemlidir. Bu sorunlarla mücadele etmek için çevre dostu, kolay uygulanabilir ve maliyeti düşük bir yöntem olarak bilinen fitoremediasyon yöntemi yaygın olarak tercih edilmekte ve bu konuyla ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada, önemli bir besin kaynağı olan soğan (Allium cepa L.) bitkisinin, yetiştiriciliği, ülkemizdeki durumu değerlendirilmiş ve bakır (Cu) ağır metalinin fitoremadiasyonunda kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneme Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü laboratuvarında soğan (Allium cepa L.) bitkisi kullanılarak, 1 bitki x 3 tekerrür x 4 farklı doz (0-30-60-120 mg kg-1 CuSO4.5H2O) bakır uygulaması ile "Tesadüf Blokları Deneme Deseni"ne göre yürütülmüştür. Deneme sonucunda, uygulanan en yüksek bakır içeriği 120 mg kg-1 uygulanan saksılarda yetiştirilen soğan bitkilerinin kök bölgesinde (26,25 mg kg-1) birikim yaptığı tespit edilmiştir. Bitkinin üst aksamındaki ise en yüksek birikim, 30 mg kg-1 doz uygulanan saksılarda 19,16 mg kg-1 bakır olarak bulunmuştur. Bu çalışma sonunda, soğan (Allium cepa L.) bitkisinin topraklardan Cu ağır metalinin temizlenmesinde fitoremediasyon yöntemlerinden biri olan ve bitkinin kök bölgesinde birikim yaptığı fitoekstraksiyonda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakır, Soğan (Allium cepa L.), Fitoremediasyon, Toprak kirliliği, Ağır metal, Fitoekstraksiyon

Allium cepaAğır metallerBakır+4
Hülya Gedik
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoatık destekli biyokömür üretimi, mikrodalga ısıtmayla heteroatom katkılama ve ağır metal giderimi

Bu tez çalışmasında, hammadde olarak nar kabukları kullanılarak çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla biyokömür üretimi gerçekleştirilmiştir. Nar kabukları, klasik fırın yöntemiyle piroliz edilerek biyokömür elde edilmiştir. Elde edilen biyokömürün yüzey özelliklerini ve adsorpsiyon kapasitesini artırmak amacıyla heteroatom katkılama işlemlerine tabi tutulmuştur. Bu kapsamda; NH3 ve HNO3 kullanılarak azot (N), H2SO4 ile kükürt (S), H3PO4 ile fosfor (P) ve H2O2 ile oksijen (O) katkılamaları gerçekleştirilmiştir. Her bir doping işlemi, farklı molar oranlarda (1:1, 1:2, 1:3, 1:4) uygulanarak en uygun katkılama oranı belirlenmiştir. Mikrodalga fırınında katkılanan heteroatomların stabilitesini sağlamak adına farklı güç seviyelerinde (250 W, 500 W, 750 W ve 1000 W) ve farklı süreler (5, 10, 20 ve 40 dakika) uygulanarak optimum üretim koşulları araştırılmıştır. Elde edilen N,O,S ve P katkılı biyokömür örneklerinin ağır metal iyonları olan Cu2+ ve Cd2+ üzerine adsorpsiyon kapasitesi incelenmiştir. Adsorpsiyon çalışmaları kapsamında; başlangıç konsantrasyonu, adsorbent miktarı, sıcaklık ve kinetik parametreler detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Karakterizasyon çalışmaları kapsamında ise üretilen malzemelerin morfolojik, yapısal ve yüzey özelliklerini belirlemek amacıyla SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), EDS (Enerji Dağılımlı Spektroskopi), XRD (X-ışını Difraksiyonu), BET (Yüzey Alanı Analizi) ve FTIR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi) analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, nar kabuklarından elde edilen heteroatom katkılı biyokömür, ağır metal giderimi açısından yüksek performansa sahip çevreci bir adsorbent materyal olduğunu ortaya koymuştur.

AdsorpsiyonAğır metal giderimiBakır+4
Derya Murat
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Taş kırıcı ve atıkların toprak çökmesini engellemek yer seçimi ve çalışma kararını vermek için: VHP-TOPSIS metodolojisinin uygulanması

In this paper offers an approach for dealing with prediction of the new stone crusher in Sarcheshmeh copper mine. The most important property of In- pit crusher is reducing the extraction costs. So it must be situated in a place that operating costs of conveyor, trucks and the number of trucks be at least. It is possible the various positions be better than others and the factors of site selection choice are not in a direction, because the organized and comprehensive study of possible places of In-pit crusher is necessary. In this Project, multi-criteria decision method is used for ranking of waste in-pit crusher site selection in Sarcheshmeh copper mine. The importance and sensitivity of waste rock is less than ores but size distribution and the ability of load and transport are the most important variables The main criteria in four main groups of technical factors, costing factors, operating factors and environmental factors. Affecting parameters on In-pit crushing site selection choice include. . In ranking of crusher site selection, the west case by 0.702 score in first rank, the south case by 0.613 as second rank, east case as third by 0.508 score and the east as fourth rank by 0.383 score was suggested.

Analytical hierarchy processCopperFuzzy TOPSIS+6
Alı Bakhshian
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal uygulamaların Isparta ili elma bahçesi topraklarındaki bakır ve çinko fraksiyonlarına etkisinin kademeli ekstraksiyonla belirlenmesi

Elma bahçesi topraklarında bakır (Cu) ve çinko (Zn) bazlı fungusit ve fosforlu gübre kullanımından kaynaklı Cu ve Zn kirliliğini belirlemek ve bu elementlerin toprak özellikleri ve yaprak bitki besin elementi içeriği ile olan ilişkilerini incelemek amacıyla Isparta ilinin elma üretiminde önde gelen ilçeleri olan Eğirdir ve Gelendost'daki elma bahçelerinden 0-20 ve 20-40 cm olmak üzere iki farklı derinlikten toprak örnekleri ve ayrıca yaprak örneği alınmıştır. Örnekleme için farklı yaştaki (0-5, 5-10, 10-15, 15-20 ve >20 yaş) elma bahçeleri seçilmiştir. Ayrıca elma bahçelerinin yakınındaki yerlerden de kontrol amaçlı (mera ve fungusit uygulanmayan tarla) toprak örneği alınmıştır. Bakır ve Zn elementlerinin topraktaki davranışı, mobilitesi, biyoyarayışlılığı ve fitotoksisitesini değerlendirmek amacıyla topraklarda toplam ve yarayışlı Cu ve Zn ve 7 farklı Cu ve Zn fraksiyonu (suda çözünebilir ve değişebilir, karbonatlara bağlı, Mn oksitlere bağlı, amorf Fe/Al oksitlere bağlı, kristalin Fe oksitlere bağlı, organik ve sülfitlere bağlı, bakiye fraksiyon) belirlenmiştir. Bahçe yaşı arttıkça, toplam Cu, yarayışlı Cu ve Zn içeriğinde, Cu ve Zn elementine ait yarayışlı fraksiyonların (WS, Car ve MnO) oransal dağılımında artış olduğu görülmüştür. Özellikle büyük yaş grubundaki elma bahçelerinde kontrol örneğine kıyasla toplam ve yarayışlı Cu miktarı açısından yüksek değerler bulunmuştur. Yarayışlı P ile yarayışlı Cu ve Zn arasındaki pozitif korelasyon, toprakta gübreleme (özellikle fosforlu gübre) ve fungusit kaynaklı Cu ve Zn kirlenmesi olduğunu göstermiş ve toprakların sürdürülebilirliği açısından önlem alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

BakırÇinko
Enise Sukuşu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuş figürlü Osmanlı mangırlarının seramik form ve yüzeylerde yorumları

Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında basılıp kullanılan mangır olarak adlandırılan bakır paralar, üzerlerindeki sultan adları, sultan mühürleri, hayvan figürleri, nakış desenlerinin bulunduğu pullar çok çeşitli çalışma alanları sunmaktadır. Osmanlı Devleti'nde kuş figürü, gücü, kuvveti ve kudreti temsil ettiği için çok önemli ve özeldir. Kuş betimlemeleri, mimaride, minyatürde, tezhipte, el sanatlarında, süslemede, seramik sanatında ve hatta günlük hayatta kullandıkları paraların üzerinde kullanılmıştır. Kuş Figürlü Osmanlı Mangırları, arkeoloji ve nümismatik alanında yaşanan gelişmelerle günümüze dek ulaşabilmiş ve az sayıdaki parça koleksiyonerler aracılığıyla belli başlı müzelerde sergilenmektedir. Osmanlı bakır paralarından olan mangırlar, hem kültürel bakımdan önemli bir değere sahip olup hem de doku bakımından oldukça zengin parçalardır. Bu çalışmada, Osmanlı mangırları üzerinde yer alan kuş figürleri ve desenler yeniden yorumlanarak seramik form ve yüzeylerde kullanılmıştır. Uygulamalarda, seramik sanatında kullanılan çeşitli şekillendirme ve dekorlama teknikleri kullanılmış özgün sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakır, Kuş, Mangır, Para, Seramik

BakırFigürKuş figürü+7
Serçin Serteser
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik kuş figürlerinde bakır matı uygulamaları

"Seramik Kuş Figürlerinde Bakır Matı Uygulamaları" başlıklı bu çalışma raporu üç ana bölümden oluşmaktadır. "Seramik Sanatında Kuş Figürü" başlıklı birinci bölümde; erken tarihte kuş figürlerinin seramik sanatına yansımalarını Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndeki eserler üzerinde incelemesi yapılmış ve tarihsel süreçte Çağdaş Türk Seramik Sanatının Türkiye'deki gelişimi incelenmiştir. Seramik Tarihinde ve Çağdaş Türk Seramik Tarihinde kuş figürü kullanan başlıca seramik sanatçılarından örnekler verilmiştir. "İndirgen (Redüksiyon) Ortamlı Alternatif Pişirim Teknikleri" başlıklı ikinci bölümde; Raku, Lüster, Macun Lüsteri, Sır içi Lüster, Sagar, Obvara ve Bakır Matı gibi indirgen ortamlarda yapılan Seramik Pişirim teknikleri hakkında bilgi verilip, bu pişirim tekniklerini kullanan sanatçılardan örneklerle desteklenmiştir. Özellikle Bakır Matı Pişirim Tekniği üzerinde durulmuş, çalışmalarında bu tekniği kullanan çeşitli sanatçılar araştırılmıştır. "Kuş Figürü Üzerine Kişisel Uygulamalar" başlıklı üçüncü bölümde; kuş figürünün özünden uzaklaşmadan nasıl stilize edilip, yorumlanabileceği, seramik malzeme ile üç boyutlu bir şekilde nasıl modellenebileceği üzerine çalışılmış ve bu konularda çözümlemeler üzerinde durulmuştur. Kişisel seramik uygulamalarla devam eden raporda; seramik sanatında kuş figürü ve formlarında bakır matı pişirim tekniğinin özgün kullanımı ve uygulamalarına yer verilmiştir.

BakırBakır matıKuşlar+3
Atılay Çınar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Preconcentration of trace heavy metal ions in textiles and determination by flame atomic absorption spectrometer

In this thesis, a simple, low-cost, and green effervescence-assisted dispersive liquid-liquid microextraction based on deep eutectic solvent (EA-DES-LPME) method was developed for separation, preconcentration, and determination of lead, copper, nickel, and cobalt in cotton textile products in different colors that collected from various fabric shops in Ankara, Turkey, prior to analysis with flame atomic absorption spectrometry (FAAS). The complexation of metal ions was carried out by using 0.1 % (w/v) 8-hydroxyquinoline (8-HQ) as a complexing agent. The deep eutectic solvent was prepared by mixing choline chloride (ChCl) and phenol (Ph), where used as an extraction solvent. In this method, the dispersion of the extraction solvent is achieved by effervescence reaction, which is performed by carbon dioxide bubbles production. The effervescent agent is environmentally friendly and only produces an increase in the ionic strength and a negligible variation in the pH value of the aqueous sample, which does not interfere with the extraction of the analytes. For this purpose, a special tablet containing ascorbic acid (AA) as a proton donor and sodium carbonate (SC) as a carbon dioxide source in a certain molar ratio was used. THF was utilized as an aprotic solvent and allows the extraction solvent to separate from the aqueous phase by self-aggregation. All parameters related to the effervescence agent and deep eutectic solvent that affects the extraction efficiency were investigated and optimized in detail, as well as the effect of pH, and the amount of 8-HQ and THF. As a result of the optimization studies, the highest extraction efficiency was achieved when pH is 6.0, effervescence tablet composition is (AA: SC) with (2:1) molar ratio, effervescence amount is 0.457g powder or 2 tablets, effervescence time is 2.5 min, DES volume is 1000 µL and synthesized from ChCl: Ph at 1:3 mole ratio, 8-HQ volume is 750 µL, and THF volume is 1000 µL. Under these optimal conditions, the analytical performance of the proposed method was evaluated based on the enhancement factor (EF), limit of detection (LOD), limit of quantification (LOQ), percent recovery, and accuracy criteria. When applying the EA-DES-DLLME method under optimum conditions for Pb (II), Cu (II), Ni (II), and Co (II) the results are as follows: the EFs are 62.5, 52, 57.5, and 52.5 respectively; the LODs in µg L-1 are 2.44, 1.29, 0.58, and 1.55 respectively; the LOQs in µg L-1 are 8.13, 4.30, 1.93, and 5.16 respectively; the percent RSDs (n=10) are 1.07, 1.61, 1.35, and 1.97 respectively. In addition, the method was applied to the real samples (different cotton textiles with different colors), and the recovery results were found as follows: 97.20 – 101.70 % for Pb (II), 97.60 – 101.92 % for Cu (II), 95.65 – 104.35 % for Ni (II), and 96,76 – 101.52 % for Co (II). The concentrations of these trace metal ions in cotton textile samples were found to be in the range of 0.26 – 7.52 µg g-1 Pb (II), 1.27 – 77.35 µg g-1 Cu (II), 0.66 – 5.00 µg g-1 Ni (II), and 0.64 – 5.58 µg g-1 Co (II). On the other hand, it was revealed that the matrix effect is not important in the method and the method can be applied to real samples with high accuracy and sensitivity. Keywords: Preconcentration, Enhancement, Lead, Copper, Nickel, Cobalt, Microextraction, Deep eutectic solvents, Effervescence-assisted, EA-DES-DLLME, cotton textile samples, Flame Atomic Absorption Spectroscopy.

Atomic absorption spectroscopyCopperDeep eutectic solvents+6
Sare Kesekler
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Wilson hastalarında serum değişken ve göreceli değişken bakır düzeylerinin klinik parametreler ve multiparametrik karaciğer MRI bulgularıyla karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada Wilson Hastalarının izleminde serum değişken bakır (EC) ve göreceli değişken bakır (REC) düzeylerinin; 24 saatlik idrarda bakır düzeyi ile korelasyonunun incelenmesi ve karaciğerdeki fibroz ve steatozun derecesini gösteren güncel teknoloji olan Multiparametrik Karaciğer MRI ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Gastroenteroloji ve Nöroloji polikliniğine başvuran ve Wilson Hastalığı tanısı ile izlenen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol grubu, Gastroenteroloji polikliniğinde dispepsi tanısı ile izlenen hastalardan oluşturulmuştur. Tüm katılımcılar ile yüz yüze görüşülerek karaciğer hastalığının, ek hastalıklarının ve ilaç kullanım öyküsü öğrenildi. Elektronik sistemdeki laboratuvar, radyolojik görüntüleme ve karaciğer biyopsi sonuçları incelendi. Tüm katılımcılardan EC ve serum total bakır düzeyi için tek seferlik 10 cc kan örneği alındı. Wilson hastalarına rutinde istenen multiparametrik karaciğer MR görüntülemesi yapıldı ve hastalardan 24 saatlik idrarda bakır atılımının tespiti için idrar toplandı. Hastaların daha önce karaciğer biyopsisi mevcutsa biyopsileri yeniden incelendi. EC ve serum total bakır düzeyi indüktif olarak eşleştirilmiş plazma kütle spektrometrisi (ICP-MS) yöntemi, 24 saatlik idrar bakır düzeyi ise atomik absorpsiyon spektrometri yöntemi kullanılarak ölçüldü. Bulgular: Çalışmaya 43 kontrol ve 38 Wilson hastası dahil edildi. Wilson hastalarının %97'sinde hepatik tutulum mevcuttu. Çalışmaya dahil edilen 35 Wilson hastasına karaciğer multiparametrik MRI uygulanmıştır. Hastaların ortanca karaciğer parankim sertliği 2,45 (1,71-6,2) kPa olup normal sınırlardaydı. MR-PDFF tekniğine göre hastaların %62'sinin karaciğerde yağlanma yoktu. Karaciğer parankim sertliği; yaş (r=0,514; p=0,002), AST (r=0,445; p=0,007), GGT (r=0,549; p=0,001), ALP (r=0,365; p=0,031), INR (r=0,404; p=0,016), kreatinin (r=0,344; p=0,043), FIB-4 skoru (r=0,694; p<0,0001) ile pozitif korelasyon gösterirken; beyaz küre sayısı (r=-0,49; p=0,003), trombosit sayısı (r=-0,607; p<0,0001) ile negatif korelasyon göstermiştir. MR-PDFF yağ oranı ile serum trigliserid düzeyi arasında pozitif korelasyon mevcuttu (r=0,532; p=0,013). Serum bakır testleri ile 24 saatlik idrarda bakır atılımı arasında korelasyon bulunamamıştır. EC ile seruloplazmin (p=0,348; r=0,032) dışındaki hiçbir klinik veya laboratuvar parametre arasında korelasyon saptanmadı. REC ise ALP (r=0,338; p=0,003) ve GGT (r=0,36; p=0,001) ile pozitif korelasyon, trombosit sayısı (r=-0,507; p<0,0001) ile negatif korelasyon göstermiştir. Serum EC düzeyi MR-PDFF yağ oranı (r=0,534; p=0,005) ve T1 süresi (r=0,371; p=0,028) ile pozitif korelasyon göstermiştir. REC oranı ile T2* değeri arasında negatif korelasyon mevcuttu (r=-0,422; ve p=0,012). Sonuç: Wilson hastalığının rutin klinik izleminde halen kullanılmakta olan ve vücut bakır dengesinin en önemli göstergesi olduğu kabul edilen 24 saatlik idrar bakır atılımı ile yerine kullanılma potansiyeli olan EC ve REC ölçümleri arasında korelasyon olmadığı saptanmıştır. Karaciğerdeki fibrozis, yağ ve demir birikimini gösterebilen mulitparametrik MR sonuçlarıyla korelasyon gösteren klinik parametreler, EC ve REC'in Wilson hastalığının izlemlerindeki yeri gelecekte yapılacak çalışmalarda araştırmalıdır. Anahtar Kelimeler: Wilson hastalığı, Serum değişken bakır, Serum göreceli değişken bakır, Multiparametrik karaciğer MRI.

BakırHepatolentiküler dejenerasyonKaraciğer+4
Bekir Mert Durukan
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon hastalarında beslenme ile ilintili kan çinko ve bakır düzeylerinin değerlendirilmesi

Yurtseven K. Depresyon Hastalarında Beslenme İle İlintili Kan Çinko ve Bakır Düzeylerinin Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme Bilimleri Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Depresyon sağlığı olumsuz yönde etkileyen ve geniş yaygınlığı olan halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma, depresyonu olan ve olmayan yetişkin bireylerin beslenme durumlarını, antropometrik ölçümlerini ve serum çinko ile bakır düzeylerini karşılaştırarak, depresyon oluşumunda rol alan olası diyetsel faktörler ile depresyon oluşumu arasındaki muhtemel ilişki incelenmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, tanımlayıcı ve durum saptama çalışması olarak planlanmış olup, Eylül 2012-Mart 2013 tarihleri arasında Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Psikiyatri Polikliniğine başvuran erkek bireyler arasında depresyon tanısı alan (n=15) ve almayan (n=15) toplam 30 birey üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin depresyon durumu hekim tarafından Beck Depresyon Ölçeği/BDÖ ve klinik muayene ile belirlenmiştir. Bireylerin besin tüketim sıklığı, 24 saatlik besin tüketimi,ve bazı antropometrik ölçümleri ile beslenme durumları değerlendirilmiştir. Beden kütle indeksi (BKİ) ve vücut ağırlığı ile depresyon görülme durumu arasında istatistiksel olarak önemli doğrusal yönlü zayıf bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Depresyonlu bireylerin serum çinko düzeyi önemli oranda düşük bulunurken (p<0,05), bakır düzeyleri arasındaki fark önemli bulunmamıştır (p>0,05). Her iki grupta yer alan bireylerin diyetle çinko ve yağ yüzdesi alımı dışında (p<0,05), enerji, makro besin ögeleri ve vitamin-mineral alımları arasında istatiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Diyetle çinko ve bakır alımı ile serum çinko bakır düzeyleri arasında istatistiksel olarak önemli olmayan doğrusal yönlü bir ilişki bulunmuştur (p>0,05). Bu çalışmanın sonucunda depresyon ile beslenme arasında önemli bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Depresyonun önlenmesi ve tedavisinde, obezite, yeme davranış bozukluğu ve beslenme durumu arasındaki ilişkinin multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, depresyon, çinko, bakır

BakırBeslenmeDepresif bozukluk+3
Kübra Yurtseven
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Piridin türevi benzoiltiyoüre ligantları içeren karışık ligandlı komplekslerin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada ilk olarak benzoil klorürün amonyum tiyosiyanat ile reaksiyonu sonucu benzoil izotiyosiyanat elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan benzoil izotiyosiyanatın 2-amino-5-metilpiridin, 2-amino-5-kloropiridin ve 2-amino-5-bromopiridin ile reaksiyonundan sırasıyla N-(2-amino-5-metilpiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL1), N-(2-amino-5-kloropiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL2) ve N-(2-amino-5-bromopiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL3) ligandları elde edilmiştir. Bu benzoiltiyoüre ligandlarının yapı analizleri elementel analiz ve IR, 1H, 13C-NMR spektroskopik analiz yöntemleri yardımı ile yapılmıştır. Sonuçta benzoiltiyoüre ligandları, L-fenilalanin ve L-alanin amino asitlerinin yanı sıra bakır(II) asetat dihidrat ve çinko(II) asetat dihidrat tuzları ile reaksiyona sokularak, istenen karışık ligandlı kompleksler oluşturulmuştur. Sentezlenen komplekslerin yapıları termal analiz, IR, ICP-MS, iletkenlik ve manyetik duyarlılık ölçümleri ile aydınlatılmıştır. Ayrıca termal analiz (TG/DTA) yöntemi ile komplekslerin termal bozunmaları incelenmiştir.

AlaninBakırBenzoiltiyoüre kompleksleri+3
Tagına Jalılı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Taşkısığı ve Çaltıçak köyleri (Adapazarı) yeraltısularının kirlenme potansiyelinin değerlendirilmesi

İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü'ne yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmanın temel amacı, Taşkısığı ve Çaltıçak köyleri (Adapazarı) ve civarında yer alan ve gelişmekte olan sanayiye bağlı olarak yeraltısuyu akiferlerinin bu sanayileşmeden etkilenip etkilenmediğini yerinde (in situ) ve laboratuarda suların fizikokimyasal parametrelerini inceleyerek, ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu tez çalışması, İnceleme alanı ve çevresinde akademik düzeyde yapılan ilk çalışmadır. Çalışma alanında, köylü tarafından sulama amaçlı olarak kullanılan, olta balıkçılığı yapılan ve kıyısında piknik alanları bulunan yüzey alanı yaklaşık 65 hektar (ha) olan Taşkısığı gölü bulunmaktadır. Gölün etrafında kurulu bir enerji santrali bulunmaktadır. Çalışma kapsamında göl çevresinde yapılan incelemede, herhangibir sanayi atığına rastlanmamıştır. Göle en yakın yerleşim Taşkısığı köyüdür ve yaklaşık 600 metre uzaklıktadır. Yörede içme suyu şehir şebeke suyu hattından karşılanmakta fakat kullanma (temizlik, tarımda sulama suyu vb.) amaçlı su ihtiyacı çoğunlukla yer altı ve Taşkısığı gölünden karşılanmaktadır. Çalışma alanı Sakarya ili sınırları içinde 30°21'- 30°24'E; 40°50'-40°52'N koordinatlarıyla tanımlı alan içinde yeralır. Sakarya İli, ülkemizin sosyo-ekonomik açıdan en gelişmiş bir yöresi olan Marmara Bölgesinin kuzeydoğusunda, Anadolu'yu diğer bölgelere bağlayan ana ulaşım bağlantısı üzerinde bulunmaktadır. Sakarya kent merkezine 11 km uzaklıkta yer alan çalışma alanına ulaşım Sakarya şehir merkezinden kuzeye doğru Sakarya-Karasu yolu ile sağlanmaktadır. Marmara bölgesi Ülkemizin en gelişmiş sanayi bölgelerini bünyesinde barındırmaktadır. Sanayi o kadar gelişmiştirki, artık tarım alanlarından sanayiye dönüşümler yapılmaktadır. Nüfusun hızla artması, köyden şehirlere göç ve teknolojinin her geçen gün dahada üst seviyede kullanılması, beraberinde enerji ihtiyacınıda arttırmaktadır. Bu nedenle artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için alternatif enerji kaynakları ve elektrik üretim amaçlı güç santralleri yapılmaktadır. Bunlardan biride çalışma alanımız içerinde yer alan ENKA enerji santralidir. Yerel halk için önemli bir iş sahası olan Santral günlük yaklaşık olarak 2000 ton ( 20 lt/saniye) yeraltısuyu kullanmaktadır. Aynı şekilde inceleme alanı içerisinde PAKSAN paketlenmiş kireç sanayi ve beton santral tesisleri de yer almaktadır; bu tesislerdede yüksek oranda yeraltısuyu kullanılmaktadır. Bu tesislerde kullanılan yeraltısuyunun önemli bir kısmı kulanım sonrasında tekrar doğaya verilmektedir. Havzada yeraltısuları aynı zamanda bölge halkı tarafından sulama -temizlik suyu olarak evlerde hem de tarımda kullanılmaktadır. Bu nedenle yer altı ve yüzey suları çalışma konusu olarak seçilmiştir. Çalışmada yeraltı sularının fizikokimyasal özelliklerini inceleyerek bahsi geçen bölgedeki suların içme, temizlik ve tarımdan sulama suyu olarak kullanılmasının uygunluğunu belirlemek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, yapılan arazi çalışması ile çalışma alanının hidrolojik ve hidrojeolojik özlliklerinin ortaya konması ve su örnekleri alınıp analiz edilerek sonuçların ilgili diyagramlar vasıtasıyla yorumlanıp bölgenin hidrojeokimyasal özelliklerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. İnceleme alanının jeolojik yapısını tanımak ve haritasını hazırlamak amacıyla bölgede öncelikle arazi çalışması yapılmıştır. Bölge stratigrafisinde alttan üste doğru Devoniyen yaşlı Taşkısığı Formasyonu, Kretase yaşlı Ekizce Formasyonu ve Kuvaterner- güncel alüvyon çökelleri bulunmaktadır. İnceleme alanında yer alan birimlerden; Devoniyen yaşlı Taşkısığı formasyonu ve onun üzerine gelen Kretase yaşlı Ekizce formasyonu geçirgen birimlerden oluşmaktadır. Taşkısığı formasyonunun Paleozoyik karmaşık olarak adlandırılan taban birimi kumtaşı, şeyl, kireçli şeyl, silttaşı ve marn ardalanmasından oluşmakta olup, yer yer çatlaklı kırıklı bir yapıya sahiptir. Çatlak sitemlerinin killerle dolu olması sebebiyle birimin bu kesimleri yeraltısuyu akışına çok uygun ortamlar olmayıp orta – zayıf akifer olarak değerlendirilmiştir. Taşkısığı Formasyonunun Koru kireçtaşı ve Ekizce Formasyonu'nun kireçtaşları mostralarda orta-kalın tabakalı sert ve orta çatlaklı olarak görülmektedir. Karstik erime boşlukları içermektedir. Bu birimler, kireçtaşlarının iletkenliğinin oldukça yüksek ve sahada geniş bir yayılımı olması sebebiyle yaygın ve zengin akifer olarak tanımlanmıştır. Sakarya Meteoroloji Müdürlüğü gözlemevi'nden edinilen bülten verilerine göre; bölgenin yıllık ortalama sıcaklığı 14,59°C'dir ve ortalama yıllık yağış 850.9 mm'dir. Yıllık ortalama potansiyel buharlaşma-terleme 717.66 mm, gerçek buharlaşma-terleme ise 542.3 mm/yıl olarak hesaplanmıştır. Çalışmanın ana konusu çalışma alanında yer alan karstik akiferin gelişen sanayileşmeye bağlı olarak kirlenme potansiyelinin araştırılmasıdır. Bu amaçla sahaya ilk olarak 2016 yılının Ekim ayında gidilmiş ve suların yerinde sıcaklık, pH, Eh, iletkenlik (EC), tuzluluk (NaCl) değerleri ölçülmüş ve kaydedilmiştir, daha sonra Kasım 2016 da sahaya tekrar gidilmiş ve bu ölçümler tekrarlanarak temsili su numuneleri alınmıştır. Bu kapsamda toplam 11 örnek alınmıştır. Örnekler Taşkısığı gölünden, şahıslara ait olan yeraltısuyu kuyularından ve doğal göletlerden alınmıştır. Örneklerin ana katyon ve iz element içerikleri ACME Laboratuarında ICP-MS yöntemiyle ve anyon analizleri İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde iyon kromatografi cihazı (IC) ile analiz ettirilmiştir. Suların içilebilirliği üzerinde önemli etkiye sahip olan pH değeri, örneklenen sularda SU-4 nolu örnek hariç (pH:11,48), TS266 'da verilen 6,5 – 9,5 aralığında yeralmıştır. Sulardaki toplam iyona karşılık gelen iletkenlik (EC) değeri ise SU-6 nolu örnek hariç (EC:2760 µS/cm), TS266 'da izin verilen maksimum 2000 μS/cm limit değerin altında kalmıştır. Örneklenen suların sıcaklık değerleri 19,2-29,9oC aralığında ölçülmüş olup, 6 örnekte ölçülen değerler TS266 belirtilen 25 ºC limit değerinin üzerinde çıkmıştır. Sıcaklık değerleri Taşkısığı gölünde Ekim-Kasım aylarında limit değer olan 25oC'ın üstünde (28,1oC ve 29,9oC) ölçülmüş olup, yüzey sularında ölçülen yüksek sıcaklık değerleri, elektrik santıralinde soğutma suyunun Taşkısığı gölüne ve kireç sanayinde kullanılan suyun doğaya boşaltılmasının bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Suların ana anyon değerleri (Cl-, SO4=, HCO3-) ve ana katyon değerleri (Ca++, Mg++, Na+, K+) incelenmiş olup; kuyu sularında ölçülen değerlerin içme suları için verilen limit değerlerini (TS266 ve WHO) karşıladığı, gölet sularında ise bu parametrelerin suların ancak kullanma amaçlı (temizlik ve tarımda sulama) kullanılabileceği ortaya çıkmıştır. Ayrıca elde edilen sonuçlar, çalışma alanında 2 kuyuda 1999-2000 yılarında yapılan ana anyon ve katyon analiz sonuçlarıyla karşılaştırıldığında, sonuçların benzer olduğu ve elektrik santralinin çalışma alanında suların ana bileşenlerini etkilemediği ortaya konmuştur. Sular tarımda kullanılabilirlik açısından SAR diyagramına uyarlanmış olup örneklerin ağırlıklı olarak az tuzlu sular sınıfında yer aldığı, sulama amaçlı kullanılan suların sınıflandırılmasında kullanılan Wilcox diyagramında ise suların benzer şekilde çok iyi - iyi sular ve iyi kullanılabilir sular alanında yer aldıkları ortaya konmuştur. Suların kimyasal bileşimlerinin litolojiyle ilişkisini ortaya koymak amacıyla su örneklerinin ana katyon (Ca+2, Mg+2, Na+, K+) ve ana anyon (HCO3-, SO4= ve Cl-) değerleri yarı - logaritmik Schoeller diyagramına aktarılmıştır. İnceleme alanında en yaygın akiferler Taşkısığı formasyonu, çatlakları yer yer killi birimlerle dolu olan karbonatlı kayalar olup, suların rCa+2 > rNa++rK+>rMg+2 ve rMg+ > rCa+2 > 2rNa++rK+ şeklindeki katyon dizilimi bu litolojik bileşimle uyumludur. Ancak anyonların ise kendi içinde baskın olarak rHCO3> rCl> rSO4> şeklinde dizildiği, SU-1 ve SU-6 nolu örneklerde ise rCl > rHCO3 > rSO4 olduğu ortaya çıkmıştır. Bölgede suların Cl- ve SO4 açısından aşırı zenginleştiğini; bunun da yeraltı ve yüzey, doğal olmaktan çok yapay kirletici kaynakların yeraltı suyunu etkilediği şeklinde yorumlanmıştır. Ancak suların Cl- ve SO4 değerlerinin yüksek olması, bölgede yeraltı sularının antropojenik bir kirletici kaynağın etkisi altında olabileceğini düşündürmektedir Örneklenen sular ICP-MS yöntemi ile metal açısından analize tabi tutulmuş, bu elementler arasında ilgili literatürde insan sağlığı açısından tehlikeli kabul edilen Ag, Al, As, B, Ba, Be, Br, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Hg, Mn, Ni, Pb, U, V ve Zn değerleri açısından incelenmiş, As (örnek no:SU-2, SU-3 ve SU-6 nolu örnekler), Br (tüm örneklerde), Mn (SU-10) ve Se (SU-6) değerlerinin anomali verdiği ortaya çıkmıştır. TS266 ve WHO tarafından U için limit değer belirtilmemiş olmakla birlikte, SU-4 nolu örnek hariç (<0.5ppb) diğer örneklerin U içeriği 0.53ppb (SU-1) 14,42 ppb (SU-6) arasında değişmiştir. Ayrıca bazı örneklerde de Ba, Cr, Si, Sr ve V değerlerinin anomali verdiği ortaya konmuştur. Laboratuar testlerinden edinilen tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde, SU-6 nolu örnekler hariç diğer suların sulama suyu olarak kullanılabileceği ortaya konmuştur. Ancak inceleme alanı olan Taşkısığı, Çaltıçak Köyü ve yakın civarında yöre halkı tarafından temizlik ve sulama amaçlı kullanılan kuyu sularının başta yüksek Br içeriği (>10 ppb) olmak üzere As, Mn ve U açısından mutlaka sistematik örneklemeyle incelenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

AyrışmaBakırDeprem bölgeleri+7
Can Akın
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun-çinko-bakır cevher zenginleştirme tesis işletmesinde iş kazalarının değerlendirilmesi

Madencilik sektörü emeğe dayalı bir iş kolu olduğundan tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazalarının ve insan kaybının fazla olduğu riskli sektörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Kurşun-Çinko-Bakır-Cevher Zenginleştirme Tesis İşletmesinde meydana gelen kazaların, çalışanların demografik özellikleriyle ilişki durumları incelenmiş ayrıca kazanın hangi aylarda, hangi vardiyada ve vardiyanın kaçıncı saatinde yoğunlaştığı, yaralanma derecesi gibi kaza verilerinin analizi yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında, tesis işletmesinin farklı birimlerinden 241 çalışana ait dijital ve yazılı dokümanlar üzerinden gerçek veriler toplanmış ve değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler Excel Pivot Tablo ile oluşturulan özet tablo ve grafikler yardımıyla yorumlanmıştır. Yapılan çalışmada demografik özelliklere göre en dikkat çekici sonuçlar yaş, tecrübe, eğitim durumu ve çocuk sayısında gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş kazası, demografi, kaza oranı

BakırKazalarKurşun+7
Bağdan Gül Turan Yücel
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akarşen (Artvin-Murgul) yeraltı bakır madeni işletmeciliğinde risk değerlendirmesi

Tez çalışmasında ilk olarak bakır madeni ve bakır madeni işletmeciliğinde oluşan riskler hakkında bilgi verilmiştir. Risk tanımı yapılmış olup, risk değerlendirmesi ve süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada risk değerlendirme metotlarından Fine Kinney metodunun tanımı yapılmıştır. Bu alanda yapılmış benzer çalışmalar belirtilmiştir. Çalışmanın temel amacı bir yeraltı bakır madenciliği olan Akarşen (Artvin – Murgul) maden ocağında karşılaşılabilecek riskler ve bu risklerin değerlendirilmesidir. Öncelikle risk değerlendirmesine konu olan maden ocağı hakkında; coğrafi konumu, üretim yöntemi, çalışan sayısı, maden ocağı üretim bölgeleri gibi bilgiler verilmiştir. Riskler değerlendirilirken risk değerlendirme metotlarından biri olan Fine Kinney metodu kullanılmıştır. Maden ocağında saptanan mevcut riskler ve bu risklere karşılık alınması gereken önlemler bu metotla tablolar halinde sunulmuştur. Mevcut risklerin dereceleri ve alınan önlemler sonucundaki risk dereceleri verilmiştir. Bulunan sonuçlar literatürle karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak çalışmada; belirlenen risklerin neler olduğu, nasıl ortadan kaldırılacağı ya da ortadan kaldırma şansımız yoksa nasıl minimum risk seviyesine indirileceği konusunda bilgi ve öneriler verilmiştir.

Artvin-MurgulBakırMaden işletmeleri+4
Emre Taş
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır metal maruziyetinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi: Seramik sektörü örneği

Ağır Metal Maruziyetinin Sağlık Etkilerinin Değerlendirilmesi: Seramik Sektörü Örneği Seramikler ve seramik malzemeler endüstride sofra ve süs eşyası üretiminde, inşaat sektöründe, elektrik, elektronik, optik ve manyetik uygulamalarda, biyoseramik olarak kalça ve diz implantları ile gözlük üretiminde ve dental kaplama malzemesi üretiminde sıklıkla kullanılır. Seramik sektöründe ağır metal maruziyeti daha çok hammadde ve sırlama işlemi kaynaklıdır. Tez kapsamında 560 seramik çalışanının hasta kayıt verilerinin retrospektif incelemesine dayanan bu araştırmada, kurşun, mangan, kadmiyum, kobalt, çinko ve bakırın tam kan parametrelerinden HGB, HCT, PDW ile Parathormon, T3, T4 ve TSH parametrelerine olan etkisi incelenmiştir. Buna göre ortalama bakır serum 96,743±15,8704 µg/dL; medyan kadmiyum idrar 0,02 (0,0-2,80) µg/dL; mangan idrar 0,60 (0,001-15,80) µg/dL; kobalt idrar 0,60 (0,01-6,70) µg/dL; mangan serum 8,70 (0,40-42,0) µg/dL; kadmiyum serum 0,60 (0,01-5,20) µg/dL; kurşun serum 1,60 (0,08-19,10) µg/dL; çinko serum 94,50 (0,75-149,0) µg/dL'dir. Çalışanların hematokrit değeri ile serum bakır (r=-0,180), kadmiyum (r=-0,184) ve çinko (r=-0,133) düzeyleri arasında istatistiksel anlamlılıkta negatif yönlü zayıf bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Ağır Metal Maruziyeti, Bakır, Çinko, Kadmiyum, Kobalt, Kurşun, Mangan, Seramik Sektörü.

Ağır metallerBakırKadmiyum+7
Deniz Boz Eravcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bakırın korozyonuna kendi kendine biriken 4-(2-aminofeniltiyo)-5-(5-merkaptopentiltiyo) ftalonitril filminin inhibisyon etkisinin belirlenmesi

4-(2-aminofeniltiyo)-5-(5-merkaptopentiltiyo)ftalonitril (AMPN) tek tabakası klorürlü çözeltide bakırın korozyonuna karşı koruyucu filmi oluşturuldu. Kendi kendine biriken (SAM) filmi ortam sıcaklığında nitrik asit ile aşındırıldıktan sonra elde edildi. SAM'ın oluşumu için optimum koşullar dönüşümlü voltametri tekniği kullanılarak saptanmıştır. Optimum koşullar; THF çözücü olarak, organik molekülün 15 mM'lık derişimi ve 8 saatlik daldırma süresi olarak tespit edilmiştir. Bakır yüzeyinde oluşan AMPN SAM filmi XPS, SEM, AFM ve ATR-FTIR spektroskopisi teknikleri ile karakterize edilmiştir. Bakırın korozyonunda AMPN SAM filminin etkisi % 3,5'luk NaCl çözeltisinde elektrokimyasal impedans, lineer polarizasyon direnci ve potansiyodinamik polarizasyon teknikleri kullanılarak belirlenmiştir. Çıplak bakırın polarizasyon direnci (Rp) NaCl içeren ortamda 1.536 k.cm2 iken 15 mM SAM filmi kaplı bakır elektrotun Rp değeri 121,3 k.cm2 olmuştur. AMPN SAM kaplı bakır elektrotun NaCl çözeltisinde çalışılan konsantrasyon aralığında etkinliği % 66,4-% 98,7 olmuştur. SAM filmi karma tip inhibitör olarak davranmıştır. AMPN SAM filmi bakır korozyonu için iyi bir korozyon inhibitörüdür.

BakırKorozyonX ışını fotoelektron spektroskopisi
Ece Arslan
Osmaniye Korkut Ata University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

2,2',3,4-tetrahidroksi-3'-nitro-5'-sülfoazobenzen reaktifinin sularda bakırın spektrofotometrik tayinindeki etkinliğinin saptanması

ÖZET Yüksek Lisans Tezi TETRAHİDROKSİ-S'-NİTRO-S'-SÜLFOAZOBENZEN RFAKTTFİNTN STTT,A1*T»A BAKTRTN SPFKTOOFOTOMFTRİK TAYİNİNDEKİ ETKİNLİĞİNİN SAPTANMASI Ayça Atılır Anadolu Üniversitesi Fen Dilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. D. Lale Zor 2002, 72 sayfa Bu çalışmada 2,2S3,4-tetrahidroksi-3,nitro-5'-sülfoazobenzen (tetrahidroksiazon NS) ligandı kullanılarak, bakırın içilebilir su örneğinde spektrofotometrik tayini yapılmış ve bu metodun etkinliği araştırılmıştır. Çalışmanın birinci aşamasında tetrahidroksiazon NS ligandı ile bakır(II) iyonunun sulu ortamda renkli kompleksi oluşturularak, kompleksin maksimum absorbans veren dalga boyu ve ligandın farklı metal iyonlarına seçiciliği saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, bakır(IT) iyonunun kadmiyum(H)- çinko(II) ve mangan(II)-çinko(II) katyonları varlığında ayrı ayrı kalibrasyon eğrileri çizilmiş ve suda bakır(II) iyonunun spektrofotometrik olarak tayini gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise, sonuçlar literatürde daha önce bakır(II) tayini için bildirilen sonuçlarla karşılaştırılmış ve metodun etkinliği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Tetrahidroksiazon NS, bakır(II), spektrofotometrik tayin, koordinasyon kimya»

BakırSpektrofotometrik tayinTetrahidroksiazon
Ayça Atılır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli kayısı örneklerinde bakır spesiasyonu (türlendirme)

Bu çalışmada, ülkemiz ekonomisi ve insan sağlığı açısından yüksek beslenme değerine sahip olan Malatya yöresi kayısılarının; pestisid uygulanmış ve uygulanmamış kayısı örneklerinin, olgun, gün kurusu ve kükürtlenmiş örneklerinde bakır fraksiyonlaması yapılmıştır.Toplam element analizi için; mikrodalga ile çözünürleştirme koşulları ve FAAS için çalışma koşulları sertifikalı referans materyaller olan Standart Şeftali Yaprağı (NIST 1547) ve Standart Kabak (IAEA 359) ile belirlendikten sonra, bu koşullarda kayısı örnekleri çözünürleştirilerek toplam Cu içerikleri FAAS ile tayin edilmiştir.Kayısı matriksi içinde bulunan fenolik bileşenlerin ve polifenollerin analizi için ekstraksiyonlar hızlandırılmış ekstraksiyon cihazı ile yapılmıştır. En uygun ekstraksiyon koşullarının belirlenmesi için; farklı çözgen karışımları, sıcaklık, süre ve basınç gibi koşullar spektrofotometrik olarak Folin- Ciocaltue yöntemi kullanılarak toplam fenolik madde tayini üzerinden belirlenmiştir. Ekstraksiyonda optimum çözgen karışımı metanol:su ve su, sıcaklık; 60 C0, süre; 60 dk ve basınç; 1500 psi olarak belirlenmiştir. Ayrıca her bir polifenol bileşeni HPLC ile analizlenmiştir.Kayısı örneklerinden ekstraksiyonlar, metanol:su ve sadece su ile optimize edilmiştir. Ekstraksiyonla elde edilen ekstraktlarda; polifenol bağlı Cu Amberlite XAD-7, katyonik Cu Dowex-50X8 ve anyonik Cu Amberlite IRA 458 reçinesinde fraksiyonlandıktan sonra FAAS tayin edilmiştir. Ekstraktlardaki serbest veya labil bakır ise Cu-ISE ile analizlenmiştir. Ayrıca mide özsuyu tarafından emilen bakırın tayini için pepsin çözeltisi ile ekstraksiyonlar yapıldıktan sonra toplam ve serbest bakır içerikleri FAAS ile tayin edilmiştir. Ayrıca; metanol:su, sadece su ve pepsin çözeltilerinin her bir ekstraktının polifenol içerikleri ise HPLC ile kantitatif olarak tayin edilmiştir. Buna göre ilaçlı kabaaşı kayısı için metanol:su ekstraktlarının polifenol bağlı bakır içeriği; bu örneklerin asitle çözünürleştirmedeki toplam bakır(mg/kg) miktarı ölçü alınarak, V. Hasat için %53,06, V. Hasatın gün kurusu için %50,83 ve V. Hasatın kükürtlüsü için %31,76'sını oluştururken; ilaçsız kabaaşı kayısıda ise V. Hasat için %55,82, V. Hasatın gün kurusu % 54,55 ve V. Hasatın kükürtlüsü ise 41,78'ini oluşturmaktadır. İlaçlı kabaaşı kayısının katyonik bağlı bakır içeriği; V. Hasat için % 15,50'sini, V.hasatın gün kurusu % 15,63 ve V. Hasatın kükürtlüsü ise %13,65'ini oluşturmaktadır. İlaçlı kabaaşı kayısıda sadece saf su ekstraktlarının polifenol bağlı bakır içeriği; bu örneklerin asitle çözünürleştirmedeki toplam bakır derişimi ölçü alınarak, V. Hasatın %37,77'sini, V. Hasatın gün kurusu için %37,50 ve V. Hasatın kükürtlüsü için %16,71'ini oluştururken; ilaçsız kabaaşı kayısıda ise V. Hasat için %50,34, V. Hasatın gün kurusu % 50,51 ve V. Hasatın kükürtlüsü için ise 43,11'ini oluşturmaktadır. Kayısı örneklerinden ilaçlı kabaaşı kayısının mide çözeltisindeki bakır içeriği ise; V. Hasatın %69'unu, V. Hasatın gün kurusu için %50,83 ve V. Hasatın kükürtlüsü için ise %61,65'ini oluştururken; ilaçsız kabaaşı kayısının V. Hasatı için %65,75, V. Hasatın gün kurusu % 65,99 ve V. Hasatın kükürtlüsü için ise 56,89'unu oluşturmaktadır. Kayısı örneklerinde en fazla bulunan polifenol; gallokateşindir. Bu polifenolün dışında en fazla bulunan diğer fenolik maddeler sırasıyla; epikateşin, rutin, klorogenik asit, kateşin ve kafeik asit olarak bulunmuştur. Belirlenen bu sonuçlara göre, örnekler ile metal içerikleri ve polifenoller arasında anlamlı korelâsyonlar bulunmuştur.

Atomik soğurma spektrofotometriBakırKayısı+3
Selim Erdoğan
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İki çekirdekli bakır-hidrazon kompleksinin sitotoksik etkilerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında iki çekirdekli Bakır - Hidrazon Kompleksinin 0,01; 0,1; 1; 10 ve 20 µM dozlarının sitotoksik etkileri insan akciğer kanseri (A549 ve H460) hücreleri, sağlıklı insan hücresi üzerindeki sitotoksik etkileri ise insan akciğer bronşiyal epitelyal hücresi (BEAS-2B) üzerinde konsantrasyona ve zamana bağlı olarak (MTT) testi kullanılarak araştırıldı. Ayrıca iki çekirdekli Bakır - Hidrazon Kompleksinin Vero hücresi kültüründe çoğaltılan Poliovirüs Tip 1 üzerindeki antiviral etki sitopatik etki önleme testi; Bacillus subtilis, Enterococcus hirae, Staphylococcus aureus, Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa bakterileri üzerindeki antibakteriyel etkisi Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MİK) Testi ve Minimum Bakterisidal Konsantrasyon (MBK) testleri kullanılarak araştırıldı. Bakır - Hidrazon Kompleksinin A549 hücresinde 24 ve 48 saatlik IC50 değerleri sırasıyla 4 ve 2 µM; H460 hücresi için ise sırasıyla 8 ve 5 µM olarak hesaplandı. BEAS-2B hücrelerinde ise IC50 değerleri 24 ve 48 saat için 11 ve 7 µM olarak hesaplandı. Çalışmada pozitif kontrol olarak kullanılanan 0,01; 0,1; 1; 10 ve 20 µM karboplatin dozlarının ise hem 24 hem de 48 saatlik uygulamalarda her iki hücre dizisi üzerinde de çok düşük bir toksisiteye sahip olduğu belirlendi ve IC50 değeri hesaplanamadı. Sonuç olarak insan akciğer kanseri hücre dizilerinde ilk kez denenen Bakır - Hidrazon Kompleksinin özellikle 1 µM dozundan itibaren doz artışına bağlı olarak hem A549 hem de H460 hücrelerinde hücre çoğalmasını baskıladığı belirlendi. Bu etkinin doza bağlı olarak arttığı fakat zamana bağlı olarak değişmediği gözlendi. Ayrıca denenen konsantrasyonlardaki iki çekirdekli Bakır - Hidrazon Kompleksinin Poliovirüs Tip 1 üzerinde herhangi bir antiviral etkinliği belirlenemedi. Antibakteriyel etkinlik deneyleri sonucunda ise bileşiğin Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa üzerinde antibakteriyel etkinliği olmadığı belirlendi. MİK ve MBK değerleri ise sırasıyla Bacillus subtilis için 31,25- 62,5; Enterococcus hirae için 62,5- 250 ve Staphylococcus aureus için 62,5- 500 µM olarak hesaplanmıştır.

Akciğer neoplazmlarıAntibakteriyel etkilerAntiviral etki+3
Merve Özcan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadmiyum, kurşun, bakır ve kombinasyonlarının Xenopus laevis iribaşlarında bazı biyobelirteçler üzerine etkileri

Bu çalı?mada, kadmiyum (Cd), kur?un (Pb), bakır (Cu) ve bu metallerin karı?ımlarının Xenopus laevis iriba?ları üzerine etkilerinin saptanması amaçlandı. Bu amaçla, seçilen metallerin uygulama konsantrasyonları Avrupa Birliği (AB) içme suları yönetmeliğinde belirtilen kabul edilebilir sınır değerler ve 96 saatlik test sonucu elde edilen ortalama öldürücü konsantrasyon (LC50) değerlerine göre belirlendi. Buna göre, 46. evredeki Xenopus laevis iriba?ları 0.005 (AB değeri), 0.52 (LC50/10), 2.59 (LC50/2) ve 5.18 mg/L (LC50) Cd; 0.01 (AB değeri), 12.3 (LC50/10), 61.53 (LC50/2) ve 123.05 mg/L (LC50 değeri ) Pb; 0.01, 0.085 (LC50/10), 0.425 (LC50/2) ve 0.85 mg/L (LC50) Cu ve bu metallerin belirlenen konsantrasyonlarının ikili karı?ımlarına (1:1) ve üçlü karı?ımına (1:1:1) 96 saatlik statik yenilemeli test sisteminde maruz bırakıldı. Bunun dı?ında, metallerin 96 saatlik LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarına 24 saat süresince maruz bırakıldılar. Amfibi iriba?larında metallerin, glutatyon S-transferaz (GST), glutatyon redüktaz (GR), asetilkolinesteraz (AChE), karboksilesteraz (CaE), glutatyon peroksidaz (GPx), katalaz (CAT) enzimleri ve metallotiyonein (MT) miktarı üzerine etkileri saptandı. Metallerin ve karı?ımlarının 96 saatlik uygulamaları sonucunda, Pb ve Cd?un LC50 değerleri karı?ımının ve Pb+Cu, Cd+Cu ve Pb+Cd+Cu karı?ımlarında ise metallerin LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarının bütün iriba?ları öldürdüğü belirlendi. Metallerin tek ba?larına LC50/2 ve LC50 değerleri ile dü?ük metal konsantrasyonları karı?ımlarının seçilen biyobelirteç enzimleri önemli düzeyde etkilediği ve MT miktarının konsantrasyonla ili?kili olarak arttığı saptandı. Metallerin 96 saatlik LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarına 24 saat süresince maruz bırakılan iriba?larda GST, GR ve CAT enzimlerinin önemli düzeyde etkilendiği ve MT miktarının önemli düzeyde arttığı saptandı. Ara?tırma sonuçları, metallerin 46. evredeki X. laevis iriba?larında toksik potansiyele sahip olduğunu göstermi?tir. Ayrıca, metallerin karı?ım olarak uygulandıklarında, LC50/2 ve LC50 değerlerinden çok daha dü?ük konsantrasyonlarda toksik etki gösterdiği belirlenmi?tir. Ayrıca sonuçlarımız, X. laevis iriba?larının sucul ekosistemlerde, metal kirliliğinin belirlenmesini amaçlayan çalı?malar için uygun bir test organizması olduğunu ve seçilen biyokimyasal belirteçlerin de metal toksisitesini iyi bir ?ekilde yansıttığını göstermektedir. ANAHTAR KEL?MELER: Kadmiyum, Kur?un, Bakır, Metal Toksisitesi, Xenopus laevis, Enzim.

BakırEnzimlerKadmiyum+2
Ertan Yoloğlu
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Polimerlerle modifiye edilmiş cıva film elektrotlarının biyolojik ve çevre örneklerindeki iz metallerin sıyırma analizi için kullanımı

Bu çalışmada amaç; iz düzeydeki Cu, Pb ve Cd iyonlarının yan yana ve/veya bu iyonlardan birine veya birkaçına karşı seçicilik gösterebilen polimer kaplı ince cıva film elektrotlar geliştirmek ve bu elde edilen elektrotların biyolojik ve çevre örneklerindeki metal tayini için, DPSV tekniği kullanılarak, seyreltme ve pH ayarlaması dışında hiç bir ön işleme gerek duyulmadan uygulamasını gerçekleştirmektir. Bu amaçla öncelikle ince cıva film elektrodu (TMFE) -0.7 V sabit Ag/AgCl'ye karşı camsı karbon elektrot (GCE) yüzeyinde kitle elektrolizi (BE) ile zaman kontrollü olarak 5xl0"5 M Hg(N03)2 içeren, pH=l olan KNO3 destek elektroliti içinde hazırlanmıştır. Poliindolin film elektrodu (İCGCE) ise 0.5 V'luk sabit potansiyelde süre esaslı elektrolizle (TB) yük kontrollü olarak yine Ag/AgCl'ye karşı GCE yüzeyinde 20 mM indolin monomeri içeren doğal pH'daki (5.58) KNO3 destek elektroliti içinde hazırlanmıştır. Diğer taraftan İCGCE üzerine 1x1 0"4 M Hg(NÛ3)2 içeren ortamda yukarıda anlatıldığı şekilde cıva film kaplanarak üçüncü bir elektrot hazırlanmıştır (İCMFE). Poliindolin film elektrodunun Cu, Pb ve Cd iyonlarının çok yüksek derişimdeki miktarlarına dahi yanıt vermediği anlaşılmıştır. TMFE ve İCMFE üzerinde adı geçen metalleri içeren sentetik çözeltilerde; destek elektrolit türü ve pH'sı, cıva film kalınlığı, polimer film kalınlığı ve toplama süresi gibi parametrelerin DPSV analizine etkileri incelenmiş ve uygun deney koşullan saptanmıştır. Sonuç olarak; saptanan optimum deney koşullarında HNO3 ile parçalanmış ve seyreltme ve pH ayarlaması dışında hiç bir ön işleme tabi tutulmamış idrar örneklerinde Cu, Pb ve Cd analizi uygulaması gerçekleştirilmiştir. İşlem görmemiş idrardaki İCMFE DPSV yanıtlan TMFE yanıtlan ile karşılaştmlmış ve İCMFE'nin Cd iyonlanna karşı seçici olmadığı (100-150 ppb gibi yüksek derişimlerde dahi) ancak, parçalanmış örnekte elde edilen yanıtlarda ise bu durumun ortadan kalktığı gözlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cıva film elektrot, kimyasal modifıye elektrot, bakır. kurşun, kadmiyum, diferansiyel puis anodik sıyırma voltametrisi iv

BakırCıva film elektrotElektrotlar+2
Serap Titretir
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
10
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli bakliyat ürünlerinde bazı metallerin (Cu, Mn, Zn, Fe) spektroskopik tekniklerle analizi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ÇEŞİTLİ BAKLİYAT ÜRÜNLERİNDE BAZI METALLERİN ( Cu, Mn, Zn, Fe) SPEKTROSKOPİK TEKNİKLERLE ANALİZLERİ Selim Erdoğan İnönü üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı XV +114 sayfa 2002 Danışman : Prof. Dr. Satılmış Kaya Bu çalışmada Malatya iline bağlı çeşitli ilçelerden alınan kuru baklagillerden fasulye, nohut ve mercimek örneklerinde Fe, Mn, Zn ve Cu düzeylerinin tayini amaçlanmıştır. Günlük beslenmede önemli bir yer tutan ve organik matriks açısından oldukça zengin ve karmaşık olan kuru baklagillerde element kaybı olmaksızın çözünürleştirme yöntemlerinin uygulanması önemlidir. Çalışmada geleneksel yaş yakma ve mikrodalga çözünürleştirme yöntemi kullanılarak örnekler çözünürleştirilmiş ve Fe, Mn, Zn ve Cu düzeyleri alevli AAS ile tayin edilmiştir. Her iki yöntem için elementlerin % geri kazanımları araştırılmış ve asit hacmi, sıcaklık, örnek miktarı, güç, zaman gibi parametreler optimize edilmeye çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Demir, mangan, çinko, bakır, element analizi, kuru baklagiller, yaş yakma, mikrodalga-çözünürleştirme, alevli AAS, fasulye, mercimek, nohut

BaklagillerBakırDemir+5
Selim Erdoğan
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
10
Master'sOpen AccessTR

Mikroorganizmaların lakkaz üretimine çeşitli faktörlerin etkisi

Trametes versicolor dahil birçok beyaz çürükçül fungus, lakkaz adı verilen ekstraselüler bakır içeren fenoloksidaz üretir. Bu enzim çevresel kirleticiler olarak bilinen çeşitli ksenobiyotiklerin yıkımında ve boya, kağıt veya tekstil endüstrilerinde potansiyel uygulamalara sahiptir. İndükleyiciler varlığında birçok beyaz çürükçül fungus ortama yüksek miktarda lakkaz salgılar. Bu çalışmada, Funalia trogii ve Trametes versicolor' un sıvı kültürlerinde lakkaz üretim yeteneklerini artırmak için Cu, lignoselülozik materyal ve peyniraltı suyu denenmiştir. Metal içermeyen stok temel ortam veya distile su üreme ortamına özellikle 0.5-1.0 mM Cu ilavesi lakkaz aktivitesini artırmıştır. Lignoselülozik materyaller de bu iki fungusun lakkaz aktivitesini pozitif etkilemiştir. Lakkaz üretimi için fungal peletlerin potansiyel kullanımı da araştırılmıştır. Peletler 5 gün boyunca tekrarlı kesikli olarak kullanılmıştır. Peletlerin lakkaz üretim yeteneği 5 gün boyunca yüksek ve kararlı kalmıştır. Bakır ilavesi büyük oranda lakkaz aktivitesini artırmıştır. Buna ek olarak hem peletler birçok kez kullanılmış hem de yüksek lakkaz aktivitesi elde edilmiştir. Peyniraltı suyu da tekrarlı kesikli üretim işleminde lakkaz üretim ortamı olarak kullanılmıştır. Sonuçlar lakkaz üretiminde bu iki beyaz çürükçül fungusun potansiyelini göstermektedir. Bakır gibi ek materyallerin dikkatli seçimiyle bu iki fungusun lakkaz aktivitesini artırmak mümkündür. Bu sonuçlardan, fungal peletlerin tekrarlı kesikli işlemde yüksek miktarda lakkaz enzimi üretebileceği söylenebilir. ANAHTAR KELİMELER: Lakkaz, beyaz çürükçül fungus, Funalia trogii, Trametes versicolor, bakır, lignoselülozik materyaller

BakırBeyaz çürükçül mantarlarLakkaz+1
Emre Birhanlı
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
10
Master'sOpen AccessTR

Peganum harmala l. ve kitosan biyokompoziti kullanılarak sulu çözeltilerden Cu (II) ve metilen mavisi boyar maddesinin giderimi

Günümüzde çevreyi tehdit eden en büyük sorunlardan biri atıksuların ağır metaller ve boyar maddeler ile kirlenmesidir. Bu çalışmada, Peganum harmala L. ve kitosan (PHLC) biyokompozitinin biyosorpsiyon verimliliği ve kabiliyeti, kesikli bir sistemde sulu ortamdan bakır(II) metali ve metilen mavisi (MB) boyar maddesini gidermek için incelenmiştir. pH, sıcaklık, biyosorbent miktarı, başlangıç Cu(II) ve MB konsantrasyonu ve temas süresinin biyosorpsiyon prosesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Optimum pH, Cu(II) biyosorpsiyonu için 5 olarak bulunurken, MB için pH 10 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen optimum pH değerlerinde, biyokütle miktarının biyosorpsiyon üzerindeki etkisi incelenmiş ve Cu(II) için 10 g/L ve MB için 4 g/L, en yüksek giderimin sağlandığı miktarlar olarak tespit edilmiştir. Cu(II) için 60 dakika, MB için 30 dakika temas sürelerinde dengeye ulaşılmıştır. Biyosorpsiyon mekanizmasını açıklamak için Langmuir, Freundlich ve Dubinin-Radushkevich (D-R) izoterm modelleri kullanılmış, biyokompozitin hem Cu(II) hem de MB biyosorpsiyonunun en iyi Langmuir modeline uyduğu bulunmuştur. Cu(II) ve MB için maksimum biyosorpsiyon kapasitesi 45 °C de sırasıyla 16,428 mg/g ve 58,139 mg/g olarak tespit edilmiştir. Yalancı birinci dereceden kinetik, yalancı ikinci dereceden kinetik ve tanecik içi difüzyon modelleri incelenmiş; deneysel verilerin yalancı ikinci dereceden kinetik modele daha iyi uyum sağladığı gözlenmiştir. Diğer birçok iyonun varlığında PHLC'nin biyosorpsiyon yeteneğini görmek için, bir atıksu örneği hazırlanmış ve sonuçlar sentetik çözeltilerden elde edilen sonuçlarla kıyaslanarak biyokompozitin gerçek ortamlardaki kullanılabilirliği tartışılmıştır.

BakırBiyokompozitBiyosorpsiyon+6
Abdalla Aljawhar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale şehir şebeke suyunda ağır metal analizi ve bakteriyolojik inceleme

Bu çalışmada, 20 Nisan-5 Mayıs 2007 tarihleri arasında, Çanakkale şehir şebeke suyunun farklı 40 noktasından örnekler alınıp gerekli ön işlemler uygulandıktan sonra arsenik (As), kurşun (Pb), bakır (Cu), çinko (Zn) ve kadmiyum (Cd) ağır metallerinin miktar ve mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. Bu analizlerde Pb, Cu Zn ve Cd için ICP-AES (Inductively Couple Plazma Atomic Emission Spectroscopy) cihazı, As tayini için Diferansiyel Puls Anodik Sıyırma Voltametri cihazı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Cd belirleyebilme limitinin altında, As 0,95-11,9 µg/l, Cu 0,004-0.58 mg/l, Pb <0,08 mg/l, Zn 0-5,30 mg/l değerleri arasındadır. Türkiye Su Standartları (TSE 266), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Avrupa Topluluğu (EC) su standartları ile karşılaştırıldığında As, Pb, Cu, Zn ve Cd değerlerinin müsaade edilen sınırlar içinde olduğu görülmüştür.Aynı noktalardan alınan su örneklerinin mikrobiyolojik analizleri membran filtre yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre toplanan 40 adet su numunesinin 28'i (%70) toplam bakteri yönünden, 18'i (%45) koliform bakteri yönünden ve 1 tanesi de (%2,5) Escherichia coli yönünden TSE 266, WHO, EPA ve EC su standartlarına göre kirli konumda olduğu saptanmıştır.

ArsenikAğır metallerBakteriyolojik analiz+7
Aslı Kovancı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00

Related subjects