Organizational behavior
104 theses under this subject heading
İş özellikleri ve örgüt kültürünün iş erteleme davranışı üzerindeki etkisinde dış kontrol odaklılığın düzenleyici rolü
Araştırmanın amacı; iş özellikleri ve örgüt kültürünün iş erteleme üzerindeki etkisini incelemek, varsa bu etkide dış kontrol odaklılığın düzenleyicilik rolünü belirlemektir. Araştırmanın evrenini; Strateji ve Bütçe Başkanlığı kaynaklarına göre Türkiye genelinde 2022 yılı itibariyle görev yapan 5.052.409 adet kamu kurumu çalışanları oluşturmaktadır. Anket uygulaması sonucunda 714 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiki olarak incelemeye alınmıştır. Anket uygulaması sonrasında elde edilen veriler, öncelikle analizlere uygunluk açısından test edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın temel hipotezlerini analiz edebilmek için öngörülen varsayımlar test edilmiştir. Ardından ölçeklerin yapısal geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Betimleyici analizler SPSS programı aracılığıyla yapılmıştır. Çalışmanın temel hipotezlerini test etmek için kurulan yapısal eşitlik modelleri ise LISREL programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizler sonucunda katılımcıların iş özellikleri, klan kültürü ve adhokrasi kültürü algılarının iş erteleme davranışı üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilirken, hiyerarşi ve piyasa kültürü algılarının ise iş erteleme davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dış kontrol odaklılığın bu etkilerin tümünde düzenleyicilik rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak yapılan T-Testi ve ANOVA analizleri sonucunda ise katılımcıların iş özellikleri, örgüt kültürü ve iş erteleme davranışına ilişkin algıları ile çeşitli demografik değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kavramlar: Erteleme, İş Erteleme, Örgüt Kültürü, İş Özellikleri, Dış Kontrol Odağı.
Bilinçli farkındalığın çalışmaya tutkunluğa ve psikolojik dayanıklılığa etkisinde işin anlamlılığının aracılık rolü
Bu çalışmanın amacı, bilinçli farkındalığın hem çalışmaya tutkunluğa hem de psikolojik dayanıklılığa bir etkisinin olup olmadığını araştırmak, ayrıca bu etkileşimde işin anlamlılığının aracı bir rol üstlenip üstlenmediğini tespit etmeye çalışmaktır. Ayrıca bazı demografik özelliklere göre değişkenler açısından bir farklılık olup olmadığını belirlemek de çalışmanın alt amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmanın verileri Türkiye genelinde çalışan 415 kargo çalışanından anket yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada dört ölçek kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik analizi için Cronbach alfa kat sayısına bakılmış, geçerliliği için ise açıklayıcı faktör analiz (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Farklılıkların tespiti için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkileri belirleyebilmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Değişkenler arası etkileşimleri belirlemek için ise regresyon analizi yapılmıştır. Model testleri için yapısal eşitlik modellemesinden faydalanılmıştır. Verileri analiz edebilmek için SPSS ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak bilinçli farkındalığın çalışmaya tutkunluğu, psikolojik dayanıklılığı ve işin anlamlılığını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Diğer taraftan işin anlamlılığının da çalışmaya tutkunluğu ve psikolojik dayanıklılığı pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediği saptanmıştır. Bilinçli farkındalığın çalışmaya tutkunluğa ve psikolojik dayanıklılığa etkisinde işin anlamlılığının aracılık rol üstlendiği de belirlenmiştir. Çalışmanın bu bulguları sonucunda bilinçli farkındalığın ve işin anlamlılığının çalışmaya tutkunluğa ve psikolojik dayanıklılığa etkisindeki önemi anlaşılmış, gelecek zamanda yapılacak araştırmacılara ve uygulamacılara önerilerde bulunulmuştur.
Örgütlerde yabancılaşma ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma
Örgüt içerisindeki çatışmalar ve artan negatif davranışlar büyük sorunları beraberinde getirmektedir. Yabancılaşma psikolojik bir sorun olarak kabul edilmesin rağmen örgütleri de ilgilendiren bir kavramdır. Ortaya çıkışı çok eski yıllara dayanan yabancılaşma, örgütlerde yakın zamanlarda önem kazanmıştır. Yabancılaşmanın sebep olduğu olumsuz sonuçlar, örgütlerde yabancılaşmanın fark edilmesini sağlamıştır. Genel olarak örgütlerde yabancılaşmayla mücadele edebilmek için çok fazla çalışma yapılmamıştır.Araştırmalarda yabancılaşmanın olumsuz sonuçlarını vurgulamak amacıyla çok sayıda çalışma yapılmıştır. Literatürde yabancılaşmanın etkilediği örgüt sorunlarından bir tanesi tükenmişlik sendromudur. Tükenmişlik sendromu, örgüt bireyinde iş yapma isteğinin kalmaması, bireyin olaylara tepkisiz kalması, kendini yalnız, yeteneksiz ve başarısız hissetmesi gibi duyguları kapsayan bir durumdur.Yabancılaşma sonucu sergilenen ve istenmeyen olumsuz davranışlar örgüt içerisindeki diğer bireylerin tükenmişlik sendromu yaşamalarını da etkileyebilmektedir. Yabancılaşan bireydeki belirtiler, onun tükenmişlik sendromu yaşadığının göstergelerini taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Örgütlerde Yabancılaşma, Tükenmişlik Sendromu.
Cyberloafing behavior in the workplaces and management practices
Within the widespread use of information technologies in the workplaces, cyberloafing has become one of the greatest problems of the organizations and negative aspects of this behavior have led business managers to develop control mechanisms. However, in recent years, there has been a controversial perspective regarding the effectiveness of these control mechanisms such as computer monitoring and organizational policies. Therefore, within this research, it is aimed to broadening our understanding of cyberloafing behavior in the workplaces and how management practices affect cyberloafing intention of employees. The data were collected through a web-based survey from 380 employees of bank branches in Ankara province and collected data were analyzed with IBM SPSS 22 program. The findings support the general deterrence theory and reveal that intentions for cyberloafing behavior may be reduced by enforcing the organizational sanctions and computer monitoring systems. The findings are expected to contribute to the development of human resources practices and management strategies to be more effective in dealing with cyberloafing behavior.
Institutional and organizational underpinnings of corporate social responsibility and corporate governance practices: BIST listed companies, 2010-2017
New institutionalism attaches importance to institutional effects in explaining the adoption or diffusion of organizational practices. Although isomorphism and decoupling are commonly studied concepts, studies examining both of these are rare. In addition, organizational practices are often examined individually in the literature, and the consequences of their differences are not considered. In this thesis, in order to conceptualize the deficiencies in the literature and to contribute to these issues with empirical analysis, this thesis examines the adoption and decoupling of two different organizational practices. These practices are corporate social responsibility and corporate governance. Since these are different practices, their adoption is thought to be shaped by different institutional and organizational antecedents. In addition, it is assumed that decoupling in different applications is determined by different predictors. In this exploratory research, empirical data were collected for companies listed in Borsa Istanbul (BIST) for the years 2010-2017. Data on the institutional and organizational antecedents of these practices regarding the extent to which these companies have adopted and implemented corporate governance and corporate social responsibility were collected and analyzed longitudinally. Empirical findings show that the antecedents of adoption and practice differ, and that the antecedents of each differ also between the practices that we examine.
Hizmet sektöründe yeşil örgütsel davranışın belirlenmesine yönelik bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, Antalya ilinde faaliyet gösteren yeşil yıldızlı otellerde çalışan işgörenlerin, yeşil örgütsel davranış bağlamında, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel duyarlılık boyutlarının demografik değişkenlere göre farklılığı ve boyutlar arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Araştırmanın örneklem sayısı 302 adettir. Araştırma kapsamında, yirmi adet konaklama tesisine başvuruda bulunulmuş ve altı tane yeşil yıldızlı otel işletmesinden geri dönüş alınmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Ölçek, demografik sorular ve 11 adet önerme olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Anket formunda 5'li likert aralıklı ölçüm ifadesinden faydalanılmıştır. Dağıtılan 400 anketten 74 tanesinin eksik veya hatalı olduğu tespit edilmiş ve araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırmaya 326 anket verisiyle devam edilmiştir. Araştırmada, yeşil örgütsel davranış, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel davranış ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmış olup katılımcıların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmanın davranış boyutları arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizine göre katılımcıların davranış boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların yeşil örgütsel davranış konusunda alanyazına katkı sunması beklenmektedir.
Çocuklu kadınların iş yaşamına ilişkin davranışlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi: Niğde örneği
Tarihsel süreç içinde aile kurumu ve kadınlar günümüz toplumuna kadar birçok değişime uğramış ve kadın, çalışma hayatının önemli bir bileşeni olmuştur. Bu anlamda çalışan annelerin hane dışındaki üretime katılması mikro boyutta aile kurumunu, makro boyutta ise toplumsal yapıyı ilgilendiren modern dönemlerin yeni bir sorun alanı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Çalışan annenin diğer mesai arkadaşlarından farklı sorunlarla karşı karşıya gelmesi çoğunlukla doğurganlık ve çocuk sahibi olması ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren aile ve çocuk arasındaki ilişki; annenin işi ve kendisi için oldukça önemlidir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım deseni ile tasarlanmıştır. Fakat çalışma içinde ele alınan her kuramın çalışmaya ışık tuttuğu, çalışmanın kuramsal teklik içermediği niteliksel olarak fenomenolojik kuram çerçevesinde modelleştirildiği belirtilmelidir. Araştırmanın örneklemini Niğde ilinde en az 2 yıl çalışma yaşamında yer alan 15 anne oluşturmuştur. Çocuk sahibi çalışan kadınlara uygulanan 18 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcıların aile ve çalışma hayatına yönelik görüş ve düşünceleri kendi ifadeleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları çerçevesinde ana temalar oluşturulmuş ve bu temaların üzerine yoğunlaşan betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi, kod açma yöntemi kullanılarak yapılmış ve ortak örüntülerin belirlenmesiyle birlikte çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimlerini açık bir şekilde vurgulamaktadır. Çalışmanın önemli bulguları arasında, çalışan annelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirememeleri, iş yerinde izin taleplerinde zorluk yaşamaları ve devlet politikalarının geliştirilmesi gerekliliği yer almaktadır. Bu bulgular, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve çocuk sahibi çalışan kadınlara yönelik yapılacak uygulamaların belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Değişim dönemlerinde çalışanların tutum ve davranışlarının geliştirilmesi ve bunun örgüt kültürüne yansımasına yönelik bir araştırma
ÖZET Günümüzün yoğun rekabet ortamında değişim işletmeler için bir zorunluluktur. Öte yandan değişim çabalarının başarılı olabilmesi ise çoğunlukla çalışanların tutum ve davranışlarının etkin bir biçimde yönetüebilmesine bağlıdır. Bu bağlamda örgüt kültürü çalışanların tutum ve davranışlarında tutarlılığı sağlamada işletmeler için önemli bir araçtır. Bu amaçla bu tezde organizasyonel değişim ve örgüt kültürü kavramları teorik olarak ele alınmış; yalan zamanda değişim süreci yaşamış bir işletmenin çalışanları üzerinde gerçekleştirilen araştırma ile çalışanların değişim sürecine ve örgüt kültürüne ilişkin algılan arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlan her iki değişken arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin var olduğunu ortaya koymuştur. ABSTRACT Change is a must for organizations in today's intensive competitive environment. On the other hand, success of the change efforts mostly due to the effectively management of employees' attitudes and behaviors. In this context, organizational culture is an important tool for having consistency in employees' attitudes and behaviors. To this end, in this thesis the concepts of organizational change and organizational culture are examined theoretically, and the relationship between these two concepts is investigated through a research conducted on the employees of a firm which has been recently realized a change process. The research results revealed that there is a significant relationship between the two variables. in
Hizmet işletmelerinin olumsuz durum karşısındaki tepkisinin tüketicilerin marka çağrışımına etkisi
Marka çağrışımı, bellekte marka ile ilintili her şeyi kapsamaktadır. İlişkisel pazarlamanın günümüzde ulaştığı boyut, markaya ve markaya ilişkin çağrışımlara, satın alma kararının en önemli belirleyici unsurları niteliğini kazandırmıştır. Çünkü satın almayı tekrarlayan bir süreç yörüngesine oturtmak, markaya ilişkin çağrışımların olumlu yönde sürekli pekiştirilmesini gerektirmektedir. Ancak devingen pazar koşulları, kimi zaman işletmeleri tüketici marka çağrışımlarını istenmeyen yönde etkileyebilen birtakım olumsuz durumlarla karşı karşıya getirebilmektedir. Bu nedenle, karşılaşılan olumsuz durumla baş ederken nelere dikkat edilmesi gerektiğinin ve bu gibi anlarda geliştirilecek tepkinin tüketici marka çağrışımlarını nasıl ve ne yönde etkileyebileceğinin kestirilmesi, işletmeler açısından önem taşıyan bir konudur. Soyut olmaları ve işletme adının genellikle marka adı olarak anılıyor olması gibi özelliklerinden dolayı, olumsuz durumlar karşısında daha duyarlı olan hizmetler için ise bu konu daha fazla önem arz etmektedir.Kuramsal temeli, marka çağrışımlarının satın alma sürecindeki önemine ve hizmetlerin olumsuz durum karşısındaki duyarlılığına dayanan çalışma, işletmelerin olumsuz durum karşısında sergileyebilecekleri farklı tepkilerin, tüketici marka çağrışımlarını nasıl ve ne yönde etkilediğini araştırmak üzere tasarlanmıştır. Ekim (2007) ayında Adana Havaalanı'nda düzenlenen saha araştırmasında, kolayda örnekleme yöntemine göre belirlenen 400 Türk Hava Yolları yolcusuyla yüz yüze görüşülerek anket uygulaması yapılmıştır.Araştırma bulguları, marka çağrışımlarını negatif yönde en fazla etkileyen durumun, yaşanan olumsuzluk karşısında işletmenin tepkisiz kalması halinde ortaya çıktığını göstermektedir. Olumuz duruma düzeltici etkinlikte bulunarak karşılık verilmesi halindeyse, marka çağrışımları çok daha az etkilenmekte, ancak çağrışımların seviyesi olumsuz durum öncesindeki düzeyine erişememektedir. Hizmet işletmesiyle önceden herhangi bir olumsuzluk yaşamış olan tüketicilerin, yeniden olumsuz bir durumla karşılaşmaları halinde marka çağrışımlarında negatif yönde çok daha fazla oranda bir etkilenme tespit edilmesine rağmen, aynı hizmet markasını (THY'yi) tercih etmeyi sürdürdükleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler:Olumsuz Durum, Örgütsel Davranış, Örgütsel İletişim, Marka Çağrışımı, Tüketici Davranışı
Kişilik, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki ilişkilerin incelenmesi: İstanbul'da faaliyet gösteren iki ticarî bankada bir araştırma
İnsanı anlamak ve onu organizasyon süreçlerine etkin olarak dâhil etmek günümüz işletmelerinin temel problemlerindendir. Bu problemi çözen organizasyonların verimliliklerinin de artacağı ortadadır. Kişilik çalışmaları bu problemi çözme ve insanı anlama bağlamında atılmış önemli bir adımdır. Son yıllarda kişiliği belirleme ve ölçme anlamında yapılan çalışmalar artmış ve oldukça mesafe katetmiştir. Geliştirilen kişilik özellikleri modelleri içerisinde Beş Faktör Modeli, geçerli ve güvenilir olduğunun bilimsel olarak kanıtlanmış olması nedeniyle büyük oranda kabul görmüştür (Hough & Öneş, 2001). Kuramın kişilik özelliklerini en iyi tanımlama ve belirleme yöntemi olduğu konusunda genel bir fikir birliği bulunmaktadır (Digman, 1990; Hogan, Hogan & Roberts, 1996). Diğer taraftan örgütsel davranışlar içerisinde önemli bir yer tutan iki kavram olan iş tatmini ve örgütsel bağlılık da yine organizasyonda insan davranışlarının sonuçlarını ortaya koyan önemli iş çıktılarıdır. Bir tarafta işletmeler için verimlilik ve kalite artış ya da azalışı sağlaması nedeniyle, hem çalışanlar hem de işletmeler açısından özel bir öneme sahip olan iş tatmini, diğer tarafta çalışanın çalıştığı örgütün hedeflerini benimsemesi ve o örgüt içinde varlığını sürdürmeyi istemesi anlamına gelen ve örgütteki bütün çıktıları az ya da çok düzeyde etkileyen örgütsel bağlılık kavramı olmak üzere, her iki davranış da organizasyonlar için özel önemi olan kavramlardır. Bu çalışmada, örneklemi oluşturan banka çalışanları arasında, kişilik bileşenlerinin (iç uyum, hırs, sosyallik, uzlaşılabilirlik, tedbirlilik, yeniliğe açıklık ve öğrenmeye açıklık), iş tatmini ve örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık) üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca cinsiyet, yaş ve öğrenim düzeyi gibi çalışanların demografik özelliklerinin etkilerinin ölçülmesi de çalışma amacı kapsamındadır. Geliştirilen araştırma hipotezleri, anket yöntemiyle sağlanan veriler ve istatistik programı kullanılarak analiz edilmekte, elde edilen bulgular ve değerlendirmeler ışığında çalışmanın örgüt kuramına yaptığı katkı tartışılmakta, bundan sonraki çalışmalara ışık tutabilecek bir takım öneriler geliştirilerek iş dünyasının çalışmanın sonuçlarından nasıl yararlanabileceği üzerinde durulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kişilik, kişilik ölçeği, iş tatmini, örgütsel bağlılık.
Örgütsel sağlık ve erdemli raporlama (Whistleblowing) arasındaki ilişkinin araştırılması: Eğitim ve sağlık kuruluşları örneği
Eğitim ve sağlık kuruluşlarında meydana gelen etik dışı veya yasadışı davranışların açığa çıkarılmasında erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Örgütlerde bir kontrol sistemi çerçevesinde etkin rol üstlenen erdemli raporlama davranışı (whistleblowing) özellikle örgütlerin kendilerini denetlemesinde hareket noktasıdır. Örgütsel sağlık, çalışan verimliliği ve etkinliği, iş tatmini, kurumsal bağlılık ve sadakat duygusu oluşturmaya katkı sağlayan her türlü fiziksel, psikolojik ve zihinsel koşulların oluşturduğu bir bütün ve iyilik halidir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma, tanımlayıcı nitelikte bir çalışma olup, nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve basit tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen hastane ve okullarda görev yapan 212 eğitim çalışanı, 158 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 370 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmada güvenilirlik analizi, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis varyans analizi testi, Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasında pozitif yönlü, zayıf (r=0,143) ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin mevcut olduğu görülmüştür. Ayrıca örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının alt boyutları incelendiğinde kayıtsızlık boyutu haricinde bütün boyutlarda anlamlı ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının artması ile örgütsel sağlık algısının artacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Örgütü, Erdemli Raporlama, Örgütsel Sağlık, Sağlık Örgütü
Eğitim kurumlarında öğretmenlerin örgütsel iklim algıları üzerinde etkili olan örgütsel davranış faktörleri: Bir meta analiz çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin algılarını temel alan araştırmalar kapsamında, örgütsel iklim ile örgütsel davranış faktörleri arasındaki ilişkilerin etki büyüklüklerini meta-analiz yöntemiyle belirlemektir. Araştırmanın kapsamını, Türkiye'de Ocak 1988 ile Ağustos 2022 tarihleri arasında eğitim kurumlarında örgütsel iklim konusunda nicel yöntemlerle yapılmış yüksek lisans ve doktora tezleri ile hakemli dergilerde yayınlanmış araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Örgütsel iklim konusunda yapılan tezlere YÖK Ulusal Tez Merkezi ve Proquest veri tabanları üzerinden, araştırma makalelerine ulaşmak için ise Education Resources Information Center (ERIC), Web of Science, EBSCOhost, Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM), DergiPark ve Google Akademik veri tabanları üzerinden ulaşılmıştır. Bu amaçla, veri tabanları üzerinde "okul iklimi", "örgüt iklimi", "örgütsel iklim", "school climate", "organizational climate" kelimeleri kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama sonucunda 448'i tez 350'si makale toplam 798 araştırmaya ulaşılmıştır. Araştırmanın dahil edilme kriterlerine uygun olarak 73 çalışmadan 79 etki büyüklüğü elde edilmiştir. Bu kapsamda, örgütsel iklim ile liderlik tarzı arasındaki ilişkiye yönelik 36 araştırma, örgütsel iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkiye yönelik 11 araştırma, örgütsel iklim ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiye yönelik 10 araştırma, örgütsel iklim ile tükenmişlik arasındaki ilişkiye yönelik 8 araştırma, örgütsel iklim ile örgütsel güven arasındaki ilişkiye yönelik 5 araştırma, örgütsel iklim ile motivasyon arasındaki ilişkiye yönelik 5 araştırma ve örgütsel iklim ile performans arasındaki ilişkiye yönelik 4 araştırma analize dahil edilmiştir. Araştırmaların örneklem büyüklükleri, örgütsel iklimle liderlik tarzı arasındaki ilişki için 13693, örgütsel iklimle iş doyumu arasındaki ilişki için 16705, örgütsel iklimle örgütsel bağlılık arasındaki ilişki için 4030, örgütsel iklimle tükenmişlik arasındaki ilişki için 3221, örgütsel iklimle örgütsel güven arasındaki ilişki için 2178, örgütsel iklimle motivasyon arasındaki ilişki için 2031, örgütsel iklimle performans arasındaki ilişki için ise 1277 öğretmenden oluşmuştur. Verilerinin analizinde Comprehensive Meta-Analysis V3 (CMA) programı kullanılmıştır. Araştırmadaki tüm analizlerde rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Araştırmada yayın yanlılığını bulmak için Huni saçılım grafiği, Rosenthal's Fail Safe N ve Orwin's Fail Safe N istatistiği, Begg ve Mazumdar Sıra Korelasyonu, Egger Regresyon ve Duval ve Tweedie's Kırpma ve Doldurma analizleri yapılmıştır. Araştırmada moderatör olarak araştırmacının cinsiyeti, yayın türü, eğitim kademesi, araştırmanın yapıldığı bölge, liderlik sınıflandırması ve araştırmanın yılı gibi değişkenler esas alınmıştır. Örgütsel iklim ile liderlik tarzı arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,445), örgütsel iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,467), örgütsel iklim ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,430), örgütsel iklim ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve negatif yönlü (r= -0,325), örgütsel iklim ile örgütsel güven arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,408), örgütsel iklim ile motivasyon arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü güçlü düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,525) ve örgütsel iklim ile performans arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,358) olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İklim, Okul İklimi, Örgütsel Davranış Faktörleri, Meta-Analiz, Öğretmen, Eğitim Kurumları
Otantik liderliğin çalışan performansına etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, otantik liderliğin çalışan performansına etkisinde psikolojik sermayenin aracılık rolünü belirlemektir. Araştırma Kayseri ve Nevşehir İŞKUR bünyesinde çalışan 265 çalışanla yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların sosyo-demografik bilgilerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde katılımcıların liderlerine ilişkin "Otantik Liderlik Ölçeği", üçüncü bölümünde "Çalışan Performansı Ölçeği" ve dördüncü bölümde ise "Psikolojik Sermaye Ölçeği" kullanılmıştır. Anketin geçerliliği için Keşfedici ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmış; güvenirliği için ise Cronbachs Alfa iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik dağılımlar, T Testi, Tek Yönlü Anova Testi, Tukey Testi, Korelasyon Testi, Hiyerarşik Regresyon Testi ve Sobel Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, otantik liderliğin çalışan performansına etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolünün olduğu bulunmuştur. Psikolojik sermayenin hem otantik davranışlarla ilişkili olduğu ve bu davranışları artırdığı hem de çalışanların performansına etki ederek performanslarını artırdığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: otantik liderlik, çalışan performansı, psikolojik sermaye.
Örgüt kültürü ile personel motivasyonu arasındaki ilişkiye yönelik karşılaştırmalı bir araştırma: Türkiye ve Afganistan örneği
Örgüt kültürü, çalışanlara örgüt içinde neleri yapıp neleri yapamayacakları, örgüt açısından hangi değerlerin önemli olduğu, liderlik politikaları, müşteri ilişkileri, iletişim tarzları gibi alanlarda bir yol haritası sunmaktadır. Bu bağlamda örgüt kültürü, çalışanlara doğru tutum ve davranışlarda bulunmaya yönelik rehberlik etmektedir. Örgüt kültürü, çalışanlar açısından dayanışma, aidiyet ve bütünleşmeye yol açmaktadır. Biz duygusunu geliştirir. Bu boyutuyla güçlü bir örgüt kültürünün yaratılması örgütsel bağlılığı, iş memnuniyetini ve personel motivasyonunu arttırabilir. Personel motivasyonu ise gerek örgütün gerekse çalışanların beklentilerine cevap veren bir çalışma oluşturarak, bireyin istenilen davranışa geçmesi ve isteklendirilmesi sürecidir. Örgütlerin etkinliği ve verimliliği açısından çalışanların motivasyonlarının sürekli canlı tutulması gerekmektedir. Bu bağlamda yöneticilerin güçlü bir örgüt kültürü oluşturmalarının personel motivasyonunu olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye ve Afganistan'daki kamu kurumlarında örgüt kültürü ile personel motivasyonu arasındaki ilişkiyi karşılaştırmalı olarak incelemek ve çalışanların örgütlerine ait örgüt kültürü algılarının, motivasyonlarını etkileyip etkilemediğini analiz etmektir. Sonuç olarak örgüt kültürünün motivasyon düzeyi üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan örgüt kültürü ve motivasyon düzeyi açısından ülkeler arasında önemli bir far bulunmadığı tespit edilmiştir. Anhtar Kalemeler: Örgüt Kültürü, Motivasyon, Örgütsel Davranış, Örgüt Kültrü Modelleri, Motivasyon Modelleri
Örgütsel demokrasi: Kamu ve özel sektör çalışanlarına yönelik bir araştırma
Demokrasi kavramına ilişkin literatür oldukça zengindir. Bir yönetim biçimi olarak demokrasi; ağırlıklı olarak kamu yönetimi ve siyaset biliminin konusu olmakla birlikte günümüzde ekonomi, sosyoloji, eğitim, işletme yönetimi gibi bilim alanlarının da önemli bir konusu haline gelmiştir. İşletme bilimi açısından demokrasi, işyeri demokrasisi, endüstriyel demokrasi ve örgütsel demokrasi gibi kavramlarla ele alınmaktadır.Örgütsel demokrasi; örgüt üyelerinin örgütleme sürecine, örgütteki düzenlemelere ve karar verme süreçlerine katılmalarıdır. Örgütlerin demokratik yönetimi ile çalışanlar karar alma süreçlerine katılarak daha yüksek düzeyde örgütsel bağlılık sağlanmakta, iş tatminleri artmakta, işgücü devir oranı düşmekte, çalışanların işe ve işletmeye karşı yabancılaşması azalmaktadır.Çalışmanın temel amacı; örgütsel demokrasiyi kavramsal ve kuramsal olarak ele alıp, örgütsel yaşam için önemini ortaya koymaktır. Ayrıca yapılan alan araştırmasıyla kamu ve özel sektör çalışanlarının örgütsel demokrasi algılarını etkileyeceği düşünülen demografik özellikler ve örgütsel demokrasi algısı ile iş tatmini, işten ayrılma niyeti, örgütsel adalet algısı arasındaki ilişki incelenmiştir.
İşin anlamının prososyal örgütsel davranışa ve hayatın anlamına etkisi
Anlam arayışı insanın varlık sahasına girdiği andan itibaren başlayan bir süreç, bir etkileşim, bir dayanak noktası oluşturma gayreti olarak ele alınabilir. Bu süreç içerisinde karşımıza çıkan en önemli faktörlerden biri de muhakkak bireyin yaşamsal faaliyetlerinin devamlılığı için sahip olması gereken işidir. İnsan ömrünün üçte birinin uykuda geçtiği varsayıldığında, geriye kalan zamanının yarısı yada daha fazlası iş ortamında geçmektedir. Bu bağlamda işin kendisi ve iş ile ilgili ortaya konulan performans ister istemez insanın anlam arayışında da önemli bir yere sahiptir. Bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmanın temel amacı; çalışan bireylerin işin anlamlılığına yönelik algısının hayatın anlamı üzerindeki etkisini incelemektedir. Bununla birlikte günümüz işletme yöneticileri her geçen gün çalışanlarına yönelik beklentilerini artırmakta, kendilerinden ekstra birşeyler vererek şirketlerinin ve işlerinin performanslarını artırmalarını arzu etmektedir. Böyle bir arzunun yerine gelebilmesi için öncelikle çalışanların işlerinde anlam bulmaları ve işlerini sahiplenmeleri gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla araştırmanın diğer bir amacı çalışan bireylerin işin anlamlılığına yönelik algısının prososyal örgütsel davranış üzerindeki etisini incelemektir. Bu doğrultuda araştırma nicel yöntem çerçevesinde yürütülmüş ve veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Araştırma evreni Düzce şehir merkezinde çalışanlar olarak belirlenmiş ve evrenin tamamına ulaşmanın zorluğu nedeniyle örnekleme yöntemine gidilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise evrende yer alan 600 çalışan oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında ölçeklere yönelik açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiş, hipotezlerin test edilmesi noktasında çok değişkenli regresyon analizlerinde faylanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öncelikle prososyal örgütsel davranış ölçeğinin Türkçe diline uyarlanması sağlanmış ve ölçeğin rol tanımlı prososyal örgütsel davranış, prososyal örgütsel davranış ve bireysel prososyal davranış olmak üzere orjinaline uygun 3 boyut altında temsil edildiği tespit ve teyit edilmiştir. Hipotezleri test etmeye yönelik analiz sonuçlarına göre hayatta anlam varlığına pozitif yönde etki eden değişkenler anlamlı iş, tevazu ve iş ilişkileri şeklinde sıralanırken, hayatta anlam arayışına etki eden değişkenin işte anlam arayışı olduğu tespit edilmiştir. İşin anlamlılığı ile prososyal örgütsel davranışlar arasındaki ilişkiler ele alındığında anlamlı iş, tevazu ve iş ilişkilerinin rol tanımlı prososyal örgütsel davranışlara pozitif yönde etki eden önemli değişkenler olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde aynı değişkenlerin prososyal örgütsel davranışlara da pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca işin anlamlılığını niteleyen tüm değişkenlerin (anlamlı iş, tevazu, iş ilişkileri, işte anlam arayışı) prososyal bireysel davranışı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla işin anlamlılığının hayatın anlamı ve prososyal örgütsel davranışa etki ettiğine yönelik hipotezler teyit edilmiştir. Hakeza bireylerin hayatlarındaki anlam arayışlarında ve anlamı güçlendirme gayretlerinde yaptıkları işe yönelimlerinin önemli tahmin ediciler olduğu, bununla birlikte bahsi geçen değişkenlerin çalışanların prososyal örgütsel ve bireysel davranış gösterme eğilimlerine de yön verdikleri iddiası teyit edilmiştir.
Öğretmenlerin politik becerileri ile çatışma yönetimi stratejileri kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma öğretmenlerin çatışma yönetimi stratejileri ve politik beceri gösterme düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde, kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 4685 öğretmendir. Araştırmanın örnekleminde yer alan okullar, kümelerin yansız olarak seçildiği örnekleme türü olan basit seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi 397 öğretmenden oluşmaktadır. Nicel veriler, Kişisel Bilgi Formu, Politik Beceri Ölçeği ve Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Nicel veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Maddelerin birbirleriyle tutarlı olduğunu ölçmek amacıyla, Cronbach's Alfa katsayılarına bakılmıştır. Politik beceri ölçeğinin Cronbach's Alfa katsayısı .93 ve Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeğinin Cronbach's Alfa katsayısı .83 olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin politik beceri davranışları ile Çatışma yönetimi stratejilerine yönelik algılarına ait verileri aritmetik ortalama va standart sapma yönünden analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin kuvveti ve yönünü belirlemek amacıyla regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin politik becerilerden en fazla samimi görünme en az ise ilişki ağı kurma; çatışma yönetim stratejilerinden ise en çok bütünleştirme stratejisini en az ise hükmetmeyi kullandıkları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; samimi görünme; bütünleştirme ve uzlaşma stratejilerinin anlamlı bir yordayıcısıdır. Araştırma sonucunda ilişki ağı kurma; kaçınma, hükmetme ve uyma stratejilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğuna ulaşılmıştır. Araştırmada sosyal zekânın hükmetme stratejisinde; samimi görünmenin de uyma stratejilerinde anlamlı bir yordayıcısı olduğuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bütünleştirme çatışma yönetim stratejisinin ve politik becerinin alt boyutlarından samimi görünmenin tercih edilmesi dikkate alınarak bu öğretmenlere samimi olmayı ve bütünleştirme yönetimiyle çatışmaya yaklaşım düzeylerini geliştirmeye dönük çalışmalar ve araştırmalar yapılmalıdır.
Rekabetçi davranışların oluşmasında örgütsel yeteneklerin etkileri: Türkiye'deki otel işletmelerine yönelik bir araştırma
Rekabet konusunda gündemde olan sorulardan birisi de işletmelerin bulundukları pazarda nasıl bir rekabet davranışı gösterdiğidir. Öte yandan, işletmelerin sahip oldukları belirli örgütsel yeteneklerin işletmelerin rekabetçi davranışlarında etkisinin olup olmadığı, varsa bu etkinin yönünün ne olduğu ve hangi örgütsel yeteneklerin ne tür rekabetçi davranışlara yol açtığı konusu gündeme gelmektedir. Bu tez çalışmasının temel amacı, ?Türkiye?deki otel işletmelerinin rekabetçi davranışlarının oluşmasında sahip oldukları belirli örgütsel yeteneklerinin rolünü ve etkilerini ortaya koymak? şeklinde belirlenmiştir. Konunun Türkiye?deki otel işletmeleri özelinde değerlendirilmesi araştırmanın özgünlüğü açısından önem arz etmektedir. Çalışmanın ana konsepti örgütsel yeteneklerin otel işletmelerinin rekabetçi davranışlarını açıklama durumunu tanımlamaktır. Bunun yanı sıra otel işletmelerinin rekabetteki davranışları ve örgütsel yeteneklerinin otel ve yönetici özelliklerine bağlı olarak farklılaşma durumları da analiz edilmiştir. Çalışmada niceliksel araştırma yöntemi kullanılmış; çalışma, ilişkisel ve tarama modeli ile yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Türkiye?deki 3, 4 ve 5 yıldızlı otel işletmeleri oluşturmaktadır. Kotalı ve kümeleme örnekleme yöntemleri kullanılarak 324 otel işletmesi örneklem olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmış, örneklem grubuna telefon ve yüz yüze görüşme ile anketler uygulanmıştır. Anket formları otel işletmelerinin orta ve üst kademe yöneticileri tarafından doldurulmuştur. Elde edilen anketler SPSS 20.00 istatistik programı aracılığı ile tanımlayıcı ve keşfe yönelik analizlere tabi tutulmuştur. Verilerin dağılım özellikleri, dikkate alınarak faktör modelinin kurulabileceği görülmüştür. Kurulan faktör modeli temelinde örgütsel yeteneklerin, rekabetçi davranışları açıklama durumu, çoklu regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Daha sonra t testi ve ANOVA testi kullanılarak otel ve yönetici özelliklerine göre rekabetçi davranışların ve örgütsel yeteneklerin farklılaşma durumları ortaya konulmuştur. Bu çalışma sonucunda ?Türkiye?deki otel işletmelerinin rekabet davranışlarının oluşmasında belirli örgütsel yeteneklerin etkisi vardır? savı bütünüyle doğrulanamamıştır. Çünkü bazı örgütsel yeteneklerin rekabetçi davranışları açıklamadığı anlaşılmıştır. Faktör modeli ve regresyon analizi sonuçları, yenilik yapabilme yeteneğinin otel işletmelerinin ?işbirlikçi? ve ?savunmacı? rekabetçi davranışlarını anlamlı şekilde açıkladığını; lojistik yeteneklerin ise ?tepkisel? rekabetçi davranışlarını açıkladığını göstermiştir. Öte yandan model kapsamındaki tüm yeteneklerin saldırgan rekabetçi davranışları açıklamadığı; öğrenme ve değişim yeteneklerinin de herhangi bir rekabetçi davranış özelliğini anlamlı bir şekilde açıklamadığı anlaşılmıştır. Son olarak otel işletmelerinin ve otel yöneticilerinin belirli özelliklerine bağlı olarak otel işletmelerinin rekabetçi davranışları ve örgütsel yeteneklerinin farklılaştığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rekabetçi Davranış, Örgütsel Yetenek, Türkiye, Otel İşletmeleri.
Örgüt iklimi ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki: Bir kamu kurumunda araştırma
İşletmelerin, günümüz yoğun rekabet şartları altında ayakta kalabilmeleri ancak etkinlik ve verimliliğin sağlanmasıyla mümkün bulunmaktadır. İşletmelerde, etkinlik ve verimliliği sağlamanın araç ve yöntemlerine ilişkin değişkenler ise örgütten örgüte değişiklik gösterebilmektedir. Yapılan akademik araştırmalar, bu değişkenlerin neler olduğu ve olabileceği üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu kapsamda, örgütsel yapı ve çalışan davranışına ilişkin yapılan araştırmalara dayanılarak, örgüt iklimi ve örgütsel vatandaşlık davranışı gibi unsurların örgütlerin etkinlik ve verimliliğine pozitif yönde katkılar sağladığı gösterilmiştir. Ülkemizde kamu sektörünün göreceli büyüklüğü dikkate alındığında, bu sektördeki örgütlerin sorunlarına ilişkin araştırmaların yapılmasını gerekli hale getirmektedir. Kaynakların etkin kullanılmaması ve çalışanlardaki performans düşüklüğü gibi sorunlar, bu sektörde mevcut bulunan insan kaynağı kapasitesinin ve örgüt yapısının tahlilini zorunlu kılmaktadır. Bu noktada, her örgütte var olan örgüt ikliminin, çalışanlar tarafından sergilenen örgütsel vatandaşlık davranışlarıyla olan ilişkinin tespiti, yöneticiler ve karar alıcılar için insan kaynağı politikası oluşturma süreci açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma örgüt ikliminin çalışanlar tarafından sergilenen örgütsel vatandaşlık davranışları ile olan ilişkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ankara ilinde bulunan bir Kamu Kurumunda basit tesadüfi örneklem yöntemiyle belirlenen cevaplayıcılara anket uygulaması ile bu ilişkinin varlığı araştırılmıştır. İlk bölümde örgüt iklimin kavramının literatürdeki tanımına ve boyutlarına yer verilmiştir. Takip eden bölümde örgütsel vatandaşlık davranışı kavramı boyutları ve literatürdeki gelişimi ile ele alınırken üçüncü bölüm bu iki kavram arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise hipotez olarak ortaya atılan bu ilişkinin sınanmasına gidilmiştir. %5 anlamlılık düzeyinde katılımcıların örgüt iklimi algıları ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasında 0,475 düzeyinde pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Sözcükler 1.Örgüt İklimi 2. Örgütsel Vatandaşlık Davranışı 3. İnsan Kaynakları 4. Verimlilik 5. Kamu Kurumu
Örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranış için işgören eğitim programlarının incelenmesi
İşgören eğitim programları herhangi bir örgütün başarısı için çok önemlidir. Bu araştırma Libya petrol sektöründe, özellikle de Arap Körfezi Petrol Şirketi (Arabian Gulf Oil Company-AGOCO)'nde, işgören eğitim programlarının örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranışlar üzerindeki rolünü anlamaya çalışmaktadır. Libya'da halen mevcut olan güvenlik problemi ve ekonomik krize rağmen AGOCO, işgörenlerine hem ulusal hem de uluslararası (Libya'nın içinde ve dışında) eğitim olanakları sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle, çalışmanın asıl amacına dayalı olarak AGOCO işgörenleri ile ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın verileri bu işgörenlerden anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada işgören eğitim programları eğitim motivasyonu, eğitimin faydaları ve eğitim desteği açısından değerlendirilmiştir. Literatür ile uyumlu olacak şekilde, duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık, örgütsel bağlılığın boyutları olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış prososyal örgütsel davranışın boyutları olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, eğitim motivasyonunun, eğitimin faydalarının ve eğitim desteğinin, örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık) ve prososyal örgütsel davranışlar (prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış) üzerinde anlamlı ve pozitif etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Böylelikle, çalışmanın tüm hipotezleri desteklenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, Libya petrol sektörü ve diğer sektörlerdeki şirketler, işgörenlerinin örgüte bağlı kalmasını ve prososyal örgütsel davranışlar sergilemelerini sağlamak üzere işgören eğitim programlarının iyileştirilmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Kadın çalışanların örgütsel davranış profillerinin belirlenmesi: Turizm sektöründe karşılaştırmalı bir analiz
Bu çalışmanın amacı, çalışma yaşamının ayrılmaz bir parçası olan kadın çalışanların davranış profillerinin belirlenmesidir. Bu çerçevede örgütsel davranışı temel alan olumlu kavramlar olan iş motivasyonu, mutluluk ve örgütsel vatandaşlık kavramlarına ilişkin algı ortalamaları ile yine örgütsel davranışı oluşturan olumsuz kavramlar olan psikolojik şiddet (mobbing), iş stresi ve iş-aile çatışması algı ortalamaları karşılaştırılacaktır. Araştırmanın evreni tüm Türkiye'deki turizm sektörü çalışanları olup, bu amaçla 7 coğrafi bölgeden turizm çalışanlarına ulaşılmıştır. Ayrıca veri seti için hem kadın hem de erkek çalışanlardan bilgi toplanmıştır. Veri toplamak amacıyla oluşturulan anket formu 7 bölümden oluşmuştur: Birinci bölümde demografik ifadelere, ikinci bölümde 7 ifadeden oluşan iş motivasyonu ölçeğine, üçüncü bölümde 29 ifadeden oluşan mutluluk ölçeğine, dördüncü bölümde 15 ifadeden oluşan örgütsel vatandaşlık ölçeğine, beşinci bölümde 5 ifadeden oluşan psikolojik şiddet algı ölçeğine, altıncı bölümde 10 ifadeden oluşan iş stresi düzeyi belirleme ölçeğine ve yedinci bölümde ise 10 ifadeden oluşan iş-aile çatışması ölçeğine yer verilmiştir. Verilerin analizi için SPSS (The Statistical Packagefor Social Science) programı kullanılmış ve analiz sırasında Pearson Korelasyonu, t-testi ve oneway ANOVA testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda çeşitli demografik değişkenler açısından kadın çalışanların örgütsel davranış değişkenlerinde farklılaşmalar tespit edilmiştir.
Üniversitelerdeki örgüt yapısının akademisyen davranışları üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı; üniversitelerdeki örgütsel yapının akademisyenler tarafından nasıl algıladığını belirlemek ve algılanan örgütsel yapıyla akademisyen davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın evrenini, yükseköğretim kurulu verilerine göre (2015-Aralık itibariyle) Türkiye'de 185 üniversite, örneklemini ise kuruluş yılı, statü (Devlet veya Vakıf) gibi kriterler dikkate alınarak kota örnekleme yöntemi ile seçilen toplamda 37 üniversitede oluşturmaktadır. Bu üniversitelerde görev yapan toplam 1242 akademisyenden elde edilen veriler üzerinde çalışılmıştır. Bu çalışmada, 12 farklı değişkeni ölçmek için farklı ölçekler kullanılmıştır. Çalışma verilerini analiz etmek ve alternatif modelleri sınayabilmek için ise, AMOS ve SPSS programları birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda elde edilen verilere, güvenilirlik, doğrulayıcı faktör analizleri ve gerekli istatistiksel testler (t-testi, Anova, Korelasyon, Regresyon ve Yapısal Eşitlik Modeli) uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerde normal dağılımın gözlenmesi durumunda değişkenler açısından ikili gruplar arasında anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için, Bağımsız Gruplar t‐ Testi tekniği kullanılmıştır. Normal dağılımın olmadığı hallerde ise parametrik olmayan testlerden Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. İkiden fazla gruplar için anlamlı farklılık olup olmadığını tespit etmek için ise ANOVA testi, yani tek yönlü varyans analizi, belirlenen farklılıkların hangi gruplardan kaynaklı olduğunu belirlemek için Scheffe Testi kullanılmıştır. Yine bu noktada da dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal‐Wallis Testi, farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için ise gruplar arasında ayrı ayrı Mann‐Whitney U testi kullanılmıştır. Ayrıca yapılan testler sonucunda anlamlı farklılığın olması halinde etki büyüklüğünü belirlemek için eta-kare (η2) ve Cohen d değerleri hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde ise korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuç değişkeni olarak belirlenen bireysel performans ve işten ayrılma niyetinin üzerinde diğer değişkenlerin yordayıcılıklarını belirlemek amacıyla regresyon analizi ve yol analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, medeni hal, görev yapılan birim gibi bazı kişisel değişkenler açısından, araştırma kapsamında ele alınan değişkenlerde anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonuçlarına göre; genel olarak akademik personelin kolaylaştırıcı yapıya ilişkin algısı arttıkça, kolektif yeterlik, birey-örgüt uyumu, örgütsel bağlılık ve işe duyulan ilgi gibi olumlu duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Buna karşın, engelleyici yapı arttıkça stres, sinizm, sessizlik ve tükenmişlik gibi olumsuz duygu, tutum ve davranışlara ilişkin algıları da artmaktadır. Ancak, engelleyici örgüt yapısının olumsuz değişkenler (stres ve tükenmişlik gibi) ile pozitif yönlü ilişkisinin, kolaylaştırıcı örgüt yapısının negatif yönlü ilişkisinden daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayalı olarak, akademisyenlerin olumlu duygu, tutum ve davranışlarının artırılabilmesi için örgüt yapısının kolaylaştırıcı olmasının gerekli olduğu ama yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okul yöneticilerinin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisi: Yapay sinir ağları uygulaması
Araştırmanın amacı yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisine ilişkin tahminde bulunmaktır. Araştırmanın örneklem grubu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Elazığ İli' nde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisini ortaya çıkarma çerçevesinde yapılandırılan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ilk aşamada araştırmacı tarafından "Holistik Liderlik Ölçeği" geliştirilmiş; ölçeğin kapsam ve yapı geçerliliği incelenmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinin de yapılmasıyla birlikte ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiştir. İkinci aşamada Walumbwa, Avolio, Gardner, Wensing ve Peterson (2008) tarafından geliştirilen Tabak, Polat, Coşar ve Türköz (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Otantik Liderlik Ölçeği, üçüncü aşamada ise Luthans ve diğerleri (2007) tarafından geliştirilen Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik Sermaye Ölçeği ile olmak üzere üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerinde etkisi olduğu öngörüsü esas alınmıştır. Bu nedenle yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzlarının pozitif örgütsel davranış üzerindeki etkisini ön görmeye yönelik yapay sinir ağları ve lojistik regresyon analizleri yapılmıştır. Ayrıca bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans ve korelasyon, analizleri yapılmıştır. Araştırmada cinsiyet ve kıdem olmak üzere belirlenmiş olan iki demografik veriye göre yapılan analizler sonucunda cinsiyet değişkenine göre otantik liderlik ve alt boyutları ayrı ayrı değerlendirildiğinde öğretmenlerin görüşlerinde farklılık olmadığı sonucu elde edilirken; kıdem değişkenine göre ise otantik liderlik boyutu, ilişkisel şeffaflık ve öz farkındalık alt boyutlarında öğretmenlerin görüşlerinin farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Pozitif örgütsel davranış ve alt boyutlarına yönelik öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve kıdem değişkenine göre farklılaşmadığı sonucu elde edilmiştir. Holistik liderliğe ilişkin öğretmenlerin algı düzeyine bakıldığında holistik liderlik boyutunda, yönetme ve öğretme alt boyutlarında cinsiyet değişkenine göre görüşlerin farklı olduğu sonucuna ulaşılırken; destekleme alt boyutunda cinsiyet değişkenine görüşlerin farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kıdem değişkenine göre ise holistik liderlik boyutunda ve alt boyutlarında görüşlerin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda yöneticilerin otantik ve holistik liderlik tarzları ile öğretmenlerin pozitif örgütsel davranışları arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Lojistik regresyon analizi sonucunda tüm bağımsız değişkenlerin model için (otantik liderlik ve ilişkisel şeffaflık, içselleştirilmiş ahlak anlayışı, ön yargısız değerlendirme öz farkındalık alt boyutları ile holistik liderlik ve alt boyutları) anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm değişkenler için elde edilen tahmin performansları değerlendirildiğinde yapay sinir ağları uygulaması ile daha başarılı sınıflandırma sonuçları elde edildiği dolayısıyla da yapay sinir ağları uygulamasının lojistik regresyon modeline göre tahmin performansının daha yüksek seviyede olduğu sonucu ortaya çıkarılmıştır.
Etik ihlallerin bildirilmesinde örgütsel adalet algısının rolü: Akademik personel üzerinde bir araştırma
Günümüzde etik, gerek sosyoloji gerekse yönetim alanında üzerinde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Etik konusunun sıkça gündeme gelmesi, etik dışı davranışların artmasından kaynaklanmaktadır. Toplumu yetiştirici ve yönlendirici etkisi düşünüldüğünde etiğin asıl sınav alanının üniversiteler olduğu görülmektedir. Üniversitelerde gerçekleşmesi muhtemel etik dışı davranış ve uygulamaların nasıl ortaya çıkarıldığıyla birlikte hangi örgütsel faktörlerin etik ihlallerin ortaya çıkarılmasında etkili olduğu merak edilen konulardandır. Bu bağlamda, örgütsel adaletin etik ihlallerin bildirilmesi üzerinde nasıl bir rol oynadığını ortaya koymak bu çalışmanın temel amacıdır. Örgütsel davranış literatürüne bakıldığında, etik konusunu örgütsel adalet bağlamında ele alan çalışmaların oldukça az olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmanın örgütsel davranış literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, bir devlet üniversitesinde çalışan 330 akademik personel üzerinde uygulanmıştır. Araştırmaya farklı birimlerden katılacak akademik personel sayısını belirlemek amacıyla zümrelere göre örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda örgütsel adaletin, içsel, resmi ve informal raporlama üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etkisi bulunmuştur. Bununla birlikte, örgütsel adaletin anonim raporlama üzerinde ise anlamlı ve negatif etkisi tespit edilmiştir. Örgütsel adaletin dışsal raporlama üzerindeki anlamlı etkisine bu çalışmada rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Etik İhlallerin Bildirilmesi, Etik, Örgütsel Adalet.