Program geliştirme
Bu konu başlığı altında 142 tez
Türk eğitim sisteminde Cumhuriyet'in ilk yüzyılında (1923-2023) uygulanan okul öncesi eğitim programlarının analizi
Bu çalışmada Cumhuriyet tarihi süresince uygulanan altı okul öncesi eğitim programı Posner'ın (2004) program analizi boyutlarına uygun olarak analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "doküman analizi" deseninden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın birincil veri kaynağı Türkiye'de 1923-2023 tarih aralığında uygulanan okul öncesi eğitim programlarıdır. İkincil veri kaynakları ise okul öncesi eğitim programlarına yönelik hazırlanan raporlar, tezler ve araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı, 1952 yılında hazırlanan ilk anaokulu yönetmeliği programından 2013 yılından itibaren uygulanan son okul öncesi eğitim programına kadar geçen sürede, programların vizyon ve misyonlarını, içerik dönüşümünü bütüncül bir bakış açısı ile ortaya koymaktır. Araştırmadan elde edilen bulgularda; programların güncellenmesinde belirli bir periyodun takip edilmediği görülmüştür. 2002 yılından itibaren program öğelerinin değişme sıklığının azaldığı görülmüştür. 2002 yılından itibaren okul öncesi eğitim programlarında vizyon ile ilgili maddeler değiştirilmemiştir. Okul öncesi eğitim programlarında amaç/hedef ve çocuklar için öğrenme merkezlerine yönelik ifadelerde süreklilik sağlanamamıştır. 2006 yılından itibaren programlarda sarmal program yaklaşımı benimsenmiştir. Okul öncesi eğitim programlarında değerlendirmeye yönelik bilgiler 1994 programından itibaren sunulmaktadır. Elde edilen veriler yoluyla, okul öncesi program geliştirme çalışmalarının geçmişi ayrıntılı bir akış içerisinde gösterilmiştir ve gelecekte hazırlanacak program geliştirme çalışmalarına verimliliği arttırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Türkiye'de fen bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesi, gelişimi ve eğilimler (1923-2023)
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki 1923-2023 yılları arasında uygulamaya koyulan ilkokul Fen Bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesini, gelişimini, değişimini ve eğilimlerini; programın bileşenleri açısından incelemektir. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemi, deseni doküman analizi desenidir. Çalışmanın verilerini Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçte uygulanan ve uygulanmakta olan ilkokul fen bilimleri dersi öğretim programlarının yazılı metinleri oluşturmuştur. İlgili dokümanlardan elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile incelenmiştir. Alan yazında öğretim programlarının bileşenleri temele alınarak programda ilgili bileşenlerle bağlantılı olan kategoriler oluşturulmuştur. Program bileşenleri açısından; (1) dersin adı, (2) program geliştirme sıklığı, (3) program geliştirme ilkeleri, (4) program geliştirmeyi gerekli kılan nedenler, (5) program geliştirme ekibi, (6) temel eğitim felsefeleri, (7) program tasarımı yaklaşımları, (8) program geliştirme modelleri, (9) hedef yazma yaklaşımları, (10) içerik düzenleme yaklaşımları, (11) öğrenme-öğretme yaklaşımları, (12) ölçme-değerlendirme yaklaşımları olmak üzere 12 kategori belirlenmiş ve belirlenen kategorilere göre analiz yapılmıştır. Programlarda ders isimlerinin yıllara göre değişiklik gösterdiği, programların geliştirilmesi ve güncellenmesinde belirli bir sistem izlenmediği, program geliştirme ilkelerinin çoğunlukla gözetilmediği ancak en fazla 1926 Programında program geliştirme ilkelerine yer verildiği, programlarda program geliştirme ekibinde görev alan kişilere 2004 Programı dışında yer verilmediği, program geliştirme modellerinin bu programlarda uygulanmadığı ancak Millî Eğitim Bakanlığı'nın geliştirdiği program geliştirme modelinin uygulandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: program geliştirme, eğitim programları, program tarihçesi, fen bilimleri dersi öğretim programı
1923–2018 yılları arasında uygulanan Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının analizi
Bu çalışmada, 1923-2018 yılları arasında uygulanan Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programları analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın birincil veri kaynağı 1923-2023 yılları arasında uygulamaya konulan ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarıdır. İkincil veri kaynakları ise Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarına yönelik hazırlanan tezler, raporlar, araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularda, Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının 1960 yılına kadar sık sık değiştirildiği sonrasında uzun bir dönem değiştirilmediği ve 2005 sonrasında da sıklıkla değişeme uğradığı görülmüştür. 2005 yılına kadar hazırlanan programların eğitim programlarında yer alması gereken tüm öğelere sahip olmadığı görülmüştür. 2005 yılından itibaren programlar, olması gereken tüm program öğelerini barındırmıştır. Bununla birlikte, 1929, 1957 ve 2005 programları incelenen programlar içerisinde, öğeleri ve perspektifleri açısından olumlu anlamda öne çıkmıştır. 1976 programı ise özellikle hedef ve içerik boyutunda olumsuz özellikleriyle öne çıkmıştır. Son yıllarda hazırlanan programlar, tüm öğeleri içerse de detaylıca incelendiğinde, bu öğelerin olması gerektiği gibi yapılandırılmadığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmanın, ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programlarının gelişimine ışık tutacağı ve bundan sonra yapılacak program geliştirme çalışmalarına fayda sağlayacağı düşünülmektedir
İşitme kayıplı yetişkin bireyler için bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı; işitme kayıplı yetişkin bireylerin işitsel algı ve performansını artıracak bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi ve yetişkin normal işiten bireylere ve uzmanlara uygulanarak programın kullanılabilirliğinin değerlendirilmesidir. Geliştirilen işitsel eğitim programı fark etme, ayırt etme, tanıma, işitsel tamamlama, anlama, işitsel sıralama, fonolojik farkındalık, işitsel hafıza ve dikkat olmak üzere 9 modülden oluşmaktadır. Çalışmaya, normal işiten 40 yetişkin birey (25-35, 35-45, 45-55, 55-65 yaş aralığında) ve 9 uzman odyolog,1 yazılım mühendisi dahil edilmiştir. Tüm bireylere Bilgisayar Tabanlı İşitsel Eğitim Programı uygulanmış, programın kullanılabilirliğini ve memnuniyeti ölçmek için değerlendirme formu doldurtulmuş ve bireylerin her modül için ortalama performansları hesaplanmıştır. Değerlendirme formu analizi sonuçlarına göre tüm katılımcılar programın genel kullanılabilirlik düzeyini 5 üzerinden 4,40 olarak değerlendirmiştir. Memnuniyet faktörü katılımcılar tarafından ortalama 4,37 olarak değerlendirilirken; tasarım faktörü ortalama 4,62; kullanım kolaylığı faktörü ortalama 4,56; motivasyon faktörü ortalama 4,45 ve anlaşılabilirlik faktörü 4,67 olarak değerlendirilmiştir. Uzmanlar, genel olarak kullanılabilirliği ortalama 4,44 olarak değerlendirmiştir. Anlaşılabilirlik faktörü uzmanlar tarafından ortalama 4,63 olarak değerlendirilirken; tasarım ortalama 4,67; memnuniyet ortalama 4,00; kullanım kolaylığı ortalama 4,48, motivasyon faktörü ise ortalama 4,60 olarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasında modüllerin ortalama performans değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Bireylerin eğitim durumuna göre işitsel sıralama modülü performans ortalamalarında anlamlı fark bulunmuştur(p<0,05). Bireylerin bilgisayar kullanma durumuna göre modül performans ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmamıştır(p>0,05). Bu sonuçlar programda kullanılan yönerge ve bilgilerin açık ve anlaşılır olduğunu, programda kullanılan renkler ve metinlerin rahat okunabildiğini, programın kullanımının kolay olduğunu, bireylerin programda kullanılan seslerden rahatsız olmadığını göstermektedir.
Dijital pazarlama programını geliştirme mimarisinde growth hacking uygulamalarının araştırılması
Pazarlamanın değişen algısı pazarlamayı farklı platformlara yönlendirmiştir. Bu şekilde pazarlama, bilindik yöntemlerinin dışında, kendisine yeni bir yol bulmuş ve tüketicilere daha etkin bir şekilde ulaşmaya başlamıştır. Bu noktada, küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin pazarlama üzerinde son derece büyük bir etkisi bulunmaktadır. Buna göre pazarlama, modern dönemin tüm getirilerinden faydalanmaktadır. Pazarlama konusunda en dikkat çekici nokta ise pazarlamanın dijitalleşmesidir. Artık işletmeler ve girişimciler pazarlamanın dijital yönü ile daha çok ilgilenmekte ve pazarlama faaliyetlerini dijital alana taşımaktadırlar. Bu alan içerisinde, yeni olarak görülen ve growth hacking süreci ile birlikte oluşturulan metotlar, belki de en öncemlisi ve en etkin olanıdır. Growth hacking ile birlikte işletmeler ve girişimciler ürünlerini, hizmetlerini ve markalarını tanıtmak adına kendilerine alternatif yollar bulabilmekte ve aynı zamanda da tüketicilere daha etkin bir şekilde ulaşabilmektedirler. Bu tez çalışmasında growth hacking uygulamalarının işletmeler için olan fonksiyonu, growth hacking kavramı temelinde incelenmiştir. Growth hacking unsurları ve growth hacking ile ilgili önemli kavramlar çalışmada ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise dijital pazarlamanın tekno-girişim alanında çalışan 439 kişi ile gerçekleştirilen bir anket yer almaktadır. Bu çalışmanın öncelikli amacı startup'ların (başlangıç aşamasındaki tekno girişim) başarı yada başarısızlıklarında growth hacking uygulamalarının etkisinin saptanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Dijital, Growth Hacking, İşletme, Pazarlama
Sinirbilimsel araştırmaların eğitimdeki uygulamaları
21.Yüzyılın pedagojik ve epistemik meydan okumaları ile karakterize edilen bir küresel konjonktürün doğurduğu diyalektiksel ilişkiler ağı içerisinde sinirbilimsel araştırmalar, uygulamalar ve modaliteler düzleminde daha iyi bir beyin inşasının gerçekleştirilmesine, daha sağlıklı bir zihinsel, entelektüel gelişimin sağlanmasına ve daha sürdürülebilir bir bilişsel rezervin ortaya konulmasına yönelik giderek artan bir ihtiyaç ve bu ihtiyacın disiplinlerarası bir kontekst içinde karşılanmasına dönük giderek artan bir eğilim belirginleşmiştir. Eğitimsel sinirbilim söz konusu ihtiyacı karşılamaya dönük olarak ortaya çıkmış disiplinlerarası bir alandır. Bu doktora tezimizde eğitimsel sinirbilimin dayandığı prensip ve paradigmalarına ilişkin hem disiplinlerarası hem de meta disipliner bir bakış açısı benimsenmiş ve bu bakış açısı doğrultusunda sinir bilimlerinin çeşitli modaliteler düzleminde eğitim - öğretim ortamlarına uyarlanması ile alakalı olarak İslami öz referansiyel değerlerimizin yansıtıldığı bir söylem analizi tezimizin dokusunun içerisine serpiştirilmiştir. Bu amaçla sinirbilimsel araştırmaların eğitim-öğretim ortamlarına daha doğru, sağlıklı ve etkin bir biçimde uyarlanması ve daha etkin bir öğrenme eyleminin geliştirilip teşvik edilebilmesi için İslami öz referansiyel değerler ve postulatlar bağlamında geniş bir interdisipliner ve metadisipliner bir araştırma repertuarının baz alındığı yeni ve heyecan verici bir takım çalışmalar tezimizde ortaya koyduğumuz problemin durumuna ışık tutmak için betimsel bir metodoloji bağlamında ve tezimizin kuramsal çerçevesinin içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çoklu okuryazarlıkların ve çoklu zeka biçimlerinin geliştirilmesine büyük bir vurgu yapılmış ve zihinsel ve entelektüel gelişime aracılık edebilecek bir takım davranışsal, bilişsel öz düzenleme becerileri, yüksek düzey düşünme biçimlerinin pedagojik ortamlara uyarlanmasının önemine işaret edilerek bu alanda çeşitli araştırma kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiş çalışmaların ortaya koyduğu bilgi, bulgu ve verilere dayalı olarak nöropedagojik etkinliği kanıtlanmış çeşitli modaliteler geliştirilerek daha iyi bir eğitimsel iyi oluş durumunun tesis edilmesi ve daha sağlıklı bir nöro pedagojik, nöro epistemolojik ve nöro fenomenolojik profil ve rezervin geliştirilebilmesi için her türden eğitim – öğretim kurumları düzeyinde program geliştirme alınında benimsenip hayata uyarlanması gereken bir takım öneriler ve postulatlar ortaya konulmuş, uygulama ve modaliteler geliştirilerek tanıtılmıştır. Anahtar sözcükler: sinirbilim, pedagoji, eğitim, program geliştirme, çoklu okuryazarlık, çoklu zeka, interdisipliner çalışmalar
Öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci-öğretim elemanı görüşleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerini belirlemektir. Karma yöntem uygulanan araştırmada eş zamanlı karma desen uygulanmıştır. Bu yöntemin ve desenin seçilme sebebi, nitel ve nicel veri türünün birleştirilmesi, sonuçların karşılaştırılması, doğrulanması ve tamamlanmasına izin vermesidir. Araştırmada Seval Fer ve Faramarz Yaşar Abedi tarafından geliştirilen "İnsan Hakları Eğitimine İlişkin İhtiyacın Belirlenmesi" ve "İnsan Hakları Program Tasarımı" anketleri, ayrıca "Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanları ve Öğretmen Adayı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara'da bulunan iki devlet üniversitesi ve iki özel üniversitede görev yapan 34 öğretim elemanı ile 632 öğretmen adayından oluşmuştur. Nicel verilerin analizi için frekans, yüzde ve Ki-kare testi; nitel veri analizi için Miles vd. (2019) nitel veri analizi kullanılmıştır. Eğitim fakültesi öğretim elemanları ve öğretmen adayları görüşleri sonucunda, öğretmen eğitiminde İHE'nin mevcut derslerle bütünleştirilip zorunlu olarak uygulanma ihtiyacı bulgusuna varılmıştır. Bu çerçevede insan hakları farkındalığını sağlayabilme, temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra yaşama haklarını savunabilme, insan hakları eğitimini önemseyebilme; demokrasi ve çok kültürlülüğü savunabilme gibi hedeflerin belirlenmesi bulgusuna ulaşılmıştır. Hak ve özgürlükler, insan hakları ve İHE'nin temelleri, çoğulculuk ve çok kültürlülük, adalet, eşitlik, ayrımcılık ve demokratik yaşam içeriğinin yer alması gerektiği de bulgular arasındadır. Yanı sıra insan haklarını savunabilmede bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara uygun öğretimin düzenlenmesi ile birey odaklı ve etkileşim odaklı öğretim yöntemlerinin kullanılması, ve etkili değerlendirme yöntemlerin kullanılması sonucuna varılmıştır.
Serbest zaman doyumu, ilgilenimi ve algılanan özgürlük: Fiziksel aktivite yoluyla kadınların güçlenmesi
Bu araştırmanın amacı 12 haftalık fiziksel aktivite programı ile kadınların serbest zaman ilgilenimi, serbest zaman doyumu ve özgürlük algıları arasındaki ilişkinin incelenerek bunların kadınların güçlenmesine etkisinin araştırılmasıdır. Bu bağlamda araştırmanın kuramsal çerçevesini güçlenmenin kavramsal ilişkileri, feminist pedagoji ve öz belirlenim kuramı oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına uyğunluğu bakımından pragmatist ve dönüşümsel araştırma paradigmaları temel alınarak karma yöntem araştırması kullanılmış ve araştırma deseni olarak açımlayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde ön test son test yarı deneysel yöntem kullanılmış ve araştırmacı tarafından 12 haftalık pilates egzersiz programı geliştirilmiştir. Nitel bölümde ise fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel bölümde Serbest Zaman İlgilenimi (SZİÖ), Serbest Zaman Doyumu (SZDÖ) ve Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük (SZAÖÖ) ölçekleri kullanılmış, nitel bölümde ise gözlem, alan notları ve bireysel görüşme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada katılımcı grubu 3 ayrı gruptan oluşmaktadır. Ölçek yapı geçerliğinin test edilmesi amacıyla fitnes/pilates egzersizine katılan kadınlardan (n=209), Yapısal Eşitlik Modeli oluşturulması amacıyla fitnes/pilates egzersizine katılan kadınlardan (n=399) veriler toplanmıştır. Son olarak araştırmanın deney grubunu oluşturan ve 12 haftalık pilates egzersizine katılan 21 kadından veri toplanmıştır. Nicel veriler online ortama aktarılmış ve SPSS 20.00 ve AMOS 16.00 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeği"nin (SZAÖÖ) kadın katılımcılar için yapı geçerliğini test etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan üç ölçeğin güvenirlik düzeyini test etmek için Cronbach's Alfa katsayıları hesaplanmıştır. 12 hafta boyunca uygulanan pilates programının kadın katılımcıların ilgilenim, doyum ve algılanan özgürlük düzeylerine etkisini belirlemek için bağımlı örneklemler için t-testi test tekniği kullanılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında modelin yapısal geçerliğini test etmek için Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ve korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük Ölçeğinin yetişkin kadınlar için 10 madde ve tek boyutlu yapısı doğrulanmıştır. 12 haftalık pilates egzersiz programına katılan kadınların ilgilenim, doyum ve algılanan özgürlük ölçeklerinin tüm alt boyutlarındaki son test puanları-ön test puanlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Serbest zaman ilgileniminin hem algılanan özgürlük üzerinde doğrudan etkisinin olduğu hem de serbest zaman doyumu üzerinden dolaylı etkisi olduğu, bunun yanı sıra serbest zaman doyumu üzerine de doğrudan etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadınların güçlenme deneyimleri incelendiğinde güçlenmenin kavramsal ilişkileri bağlamında yapılan egzersiz programının psikolojik, fiziksel, sosyal, kültürel güçlenme ve aktif yaşam becerisi üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kadınların serbest zaman aktivitelerine ilgilerinin arttırılmasının özgürlük algılarını yükselterek güçlenmelerine katkı sağlayabileceği veya ilgilenimlerinin arttırılıp ihtiyaçlarının karşılanmasıyla doyuma ulaşan kadınların kendilerini özgür ve güçlenmiş hissedebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi ve ilköğretim programları içerisindeki sağlık eğitimi konularının değerlendirilmesi
Okullarda sağlık eğitimi programı, çocukların ve gençlerin yetişkinliğe geldiklerinde sağlıklı ve başarılı olmaları için ihtiyaç duydukları bilgi ve becerileri sağlayan okul öncesinden 12. Sınıfa kadar devam edecek eğitimin önemli bir parçasıdır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın amacı, Türkiye'de mevcut okul öncesi ve ilköğretim programlarında sağlık eğitimi konularını incelemektir. Bunun için T.C. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın en son yayınladığı 2017 ilköğretim müfredatındaki sağlık eğitimi konuları; programın öğeleri olan hedef ve içerik bileşenlerinde var olan durumu incelenmiştir. Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC)'nin tasarladığı Sağlık Eğitimi Müfredat Analiz Aracı (HECAT) ile karşılaştırılmıştır. Türkiye'de örgün eğitimde ilköğretim düzeyinde halen ayrı bir sağlık eğitimi müfredatı mevcut değildir. MEB programları içerisindeki derslerde yer alan sağlık eğitimi konuları HECAT kriterlerine göre incelendiğinde; "sağlıklı beslenme" konusu okul öncesi-5. sınıfların ders kazanımlarında (hedefler), bilişsel düzeyde yer almaktadır (Bilgi beklenti yüzdesi sırasıyla %78 ve %81). "Ruhsal ve duygusal sağlık" ile "kişisel sağlık ve iyilik hali" konularındaki MEB beceri kazanımları ise "çoğunlukla yüksek düzeyde" bulunmaktadır. İlköğretim 3-5. sınıfların ders kazanımlarında "güvenlik" konusu "yüksek düzeyde" bulunmuş (Bilgi beklenti yüzdesi=%71), "cinsel sağlık", "fiziksel aktivite" ve "tütün" konularında ise MEB kazanımlarının yok denecek kadar "az düzeyde" yer aldığı belirlenmiştir. MEB programları bilişsel düzeydeki bazı konular açısından var olan kapsamı önemli olsa da davranış geliştirmede etkili değildir ve sağlık eğitimi ile ilgili kavramlar üzerinde de yeterli değildir. MEB programlarındaki sağlık eğitimi konularının yeterli olmadığı ve mevcut konuların ise sürekli ve kapsamlı bir şekilde ele alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak sağlık eğitimi ile ilgili geleceğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Serebral palsili çocukların ebeveynlerine uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 7-18 yaş arasında Serebral Palsi'li çocuğu olan ebeveynler için geliştirilen aile eğitim programının ebeveynlerin; aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemektir. Araştırma, Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı İller Bankası Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu'nda Mayıs 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 28 ebeveynden oluşmuştur. Deney grubunda yer alan ebeveynlere haftada bir gün olmak üzere sekiz ardışık hafta boyunca araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Serebral Palsi Aile Eğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubunda yer alan ebeveynlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan ebeveynlerin aile işlevleri 'Aile Değerlendirme Ölçeği'nden, yılmazlık düzeyleri 'Aile Yılmazlık Ölçeği'nden, umutsuzluk düzeyleri ise 'Beck Umutsuzluk Ölçeği'nden elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da adı geçen ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından dört hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Tüm analizler %95 güven aralığında yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Serabral Palsi Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Genç yetişkinler için yönetici işlevlere odaklanan bilişsel davranışçı bir program geliştirme ön çalışması
Bu tez çalışmasının ilk amacı, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlere yönelik Bilişsel Davranışçı bir grup terapisi programı geliştirmek ve bunu bir ön çalışmayla deneyerek programa son şeklini vermektir. İkinci amacı ise geliştirilen bu program yardımıyla, yönetici işlevlerde sorun yaşayan genç yetişkinlerin yaşam kalitelerini arttırmak ve umutsuzluk düzeylerini azaltmaktır. DEHB tanısı almış, 18-30 yaş aralığında, duygu düzenleme, zaman yönetimi, planlama, düzenleme, problem çözme gibi konulardan en az birinde sorun yaşayan, 5'i kadın 5'i erkek toplam 10 genç yetişkin, katılımcı olarak tercih edilmiştir. Ancak Mental Retardasyon/Anlıksal Yetersizlik, Öğrenme Bozukluğu, Majör Depresyon, Bipolar Bozukluk ya da Madde ile İlişkili Bozukluklara dair ek tanısı olan genç yetişkinler bu çalışmanın dışında tutulmuştur. Tek grup ön test-son test desenine sahip bu çalışmada veri toplama araçları olarak, Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği-Yetişkin Formu (Brown DEBÖ-Y Formu), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'nda Algılanan Yaşam Kalitesi Ölçeği-Yetişkin Formu (DEHB-AYKÖ-Y Formu), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde, eşleştirilmiş örneklemler t testi (paired sample t test) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, katılımcıların DEHB-AYKÖ-Y Formu'nun Psikososyal Uyum Alt Ölçeği puanları ile Brown DEBÖ-Y Formu'nun Düzenleme ve Harekete Geçme Alt Ölçeği puanları hariç diğer bütün ölçek ve alt ölçeklerden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında araştırmanın lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.
Güzel sanatlar liseleri "Çalgı Eğitimi Kanun Öğretim Programının" değerlendirilmesi ve taslak öğretim programı önerisi
Bu araştırmada, Güzel Sanatlar Liseleri'nde yürürlükte olan "Çalgı Eğitimi Kanun Öğretim Programının" incelenmesi ve tespit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda "taslak öğretim programı önerisi" hazırlanması amaçlanmaktadır. Mevcut kanun öğretim programına yönelik incelemeler, alan uzmanları ve Güzel Sanatlar Liseleri'nde görev yapan kanun eğitimcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmelerle mevcut öğretim programı içerik, hedef davranışlar, öğrenme-öğretme durumları ve materyaller açısından incelemeye alınmıştır. Değerlendirmeler sonucunda mevcut öğretim programında tespit edilen problemler arasında; başlangıç aşamasının sadece bilişsel düzeyde kazanımlardan oluşması ve bu bilişsel konulara oldukça uzun bir zaman ayrılmış olması, temel becerilerle ilgili kazanımların açık ve anlaşılır olmaması, temel becerilere yeterince zaman ayrılmadan doğrudan eser icrasına, usul eğitimine ve makam eğitimine geçilmiş olması, uygulama gerektiren mandal konusunun öğretimi için uygulamaya yönelik hiçbir kazanıma yer verilmeksizin sadece bilişsel düzeyde kazanımlarla ele alınmış olması, süsleme teknikleri ile ilgili yeterli uygulamaya yer verilmemiş olması, kazanım ifadelerinin açık ve anlaşılır olmaması ayrıca öğretim programının ünite, konu ve kazanımlarının birbirinin devamı ve tamamlayıcı niteliklere sahip olmaması yer almaktadır. Yapılan incelemelerde mevcut öğretim programının, kanun eğitimi için yeterli niteliklere sahip olmadığı görülmüştür. Bu aşamadan sonra, ortaya çıkan ihtiyaçlar ve uzman görüşleri doğrultusunda Güzel Sanatlar Lisesi kanun eğitimi 9. sınıf düzeyine yönelik bir "taslak öğretim programı önerisi" hazırlanmıştır. Araştırmada keşfedici karma desen yöntemi kullanılarak nicel ve nitel boyutta veriler toplanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırması yöntemi, nicel boyutunda ise tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel verilerin yorumlanmasında içerik analizi ve betimsel analiz; nitel verilerin yorumlanmasında ise istatistiksel analiz, Mann Whitney U testi ve Kolmogorov Smirnov testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında hazırlanan "taslak öğretim programı önerisi", öntest-sontest kontrol gruplu deneme modeli kullanılarak deneysel çalışmaya tabi tutulmuştur. Deney ve kontrol grupları, Güzel Sanatlar Lisesi 9. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Deneysel süreçte elde edilen veriler analiz edilmiş ve araştırmanın hipotezleri doğrulanmıştır. Bu araştırmanın ürünü olarak ortaya çıkan "taslak öğretim programı önerisinin" uygulanmasıyla, öğrencilerin çalgı eğitiminde daha etkin ve başarılı olmaları beklenmektedir. Araştırma kapsamında, alan uzmanları ve GSL kanun eğitimcilerinin katılımıyla geliştirilen taslak öğretim programı önerisi ve söz konusu problemlerin çözümüne yönelik olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bu süreçte mızrap kombinasyonlarının uygulanmasında deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha iyi bir gelişim gösterdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca, deney grubu öğrencilerinin süsleme tekniklerinin uygulanmasında, mandal kullanımında, parmak kullanımında, makam ve usul eğitiminde kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Bu bağlamda, araştırmanın deneysel aşamasından elde edilen veriler doğrultusunda etkili ve işlevsel bir kanun eğitiminin gerçekleştirilmesinde taslak öğretim programı önerisinin başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesleki müzik eğitimi, çalgı eğitimi, program geliştirme.
The education system in Afghanistan and recent curriculum attempts
This paper is a Ph.D. study which focuses on the Education System in Afghanistan. The research discusses the education system and curriculum development activities in dif-ferent periods of education from the past to present. It focuses on the emergence of modern education, the latest condition of education in the country, and the improvement of educa-tion for the future in Afghanistan. The study specially focuses on the education system and curriculum activities in the last twenty years from 2001 to 2021. It's a qualitative study con-ducted through document analysis technique. Reports, laws and regulations, national strate-gic plans, annual education reports of the ministry of education and some special books re-lated to education is used for data and analyzed to find out solution to the problem of the research. This paper provides recommendations for the education specialist in Afghanistan to be able to develop a stable and national education system and curriculum for primary and secondary levels. Keywords: Education, Curriculum, Syllabus, Curriculum Development, Afghanistan Education System, Teaching Material, Textbook and Education Structure
Üstün potansiyelli yetişkinlerin sosyal duygusal açıdan yaşadığı sorunlara yönelik yetişkin eğitim programı önerisi
Bu çalışma ile üstün potansiyeli olan yetişkinlerin sosyal duygusal yönden karşılaştığı sorunlara ilişkin olarak görüşlerinin alınması ile buna istinaden karşılaştıkları sorunlar ile baş etmelerini destekleyici bir eğitim programının taslağının öneri olarak sunulması amaçlanmıştır. Alan yazın tarandığında üstün potansiyelli yetişkin bireyler ile ilgili çok fazla çalışmaya rastlanmadığı için alana katkıda bulunmak amacıyla bu çalışmanın yapılması planlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen çalışma çocukken üstün zekalı tanısı almış 24 katılımcı (12 kadın ve 12 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerde kullanılmak üzere yarı yapılandırılmış bir görüşme formu geliştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda veri toplama aşamasında, amacına uygun sorular hazırlanmış, uzmanlardan sorular hakkında görüşleri alınmış ona göre düzenlenmiş ve görüşme sırasında katılımcıya aynı zamanda ek sorular sorarak konuyla ilgili derinlemesine bilgiler edinmek amaçlanmıştır. Görüşme öncesi katılımcılara aydınlatılmış onam formu gönderilerek izin alınmış olup onay ile ses kaydı alınmıştır. Önceden hazırlanan görüşme soruları ile akış sağlanmıştır. Görüşmeler MAXQDA 2022 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi ile ortaya çıkan kodlar, alt tema ve temalar açıklanmıştır. Araştırma süresince üstün potansiyelli bireylerin çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıkları sosyal duygusal sorunlar ile ilgili deneyimleri incelenmiştir. Üstün potansiyelli birey olma durumlarının kimler tarafından ne zaman, hangi alanlarda olduğu, potansiyellerinin onlara kattığı olumlu ve olumsuz deneyimlerinin neler olduğu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 4 tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; üstün potansiyelli olarak yaşamak, sosyal duygusal gelişim süreçleri, çevre desteği/etkisi, üstün potansiyelli bireylerin destek süreçleri temalarıdır. Yapılan görüşmeler ve elde edilen bulgular sonucunda 4 modülden ve 13 oturumdan oluşan taslak bir program önerisi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Sosyal Duygusal Sorunlar, Yetişkin Eğitimi, Üstün Potansiyelli Yetişkinler, Program Geliştirme
Üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilere yönelik geliştirilen Türkçe dersi yazma becerileri öğretim programının etkililiğinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, üstün zekâlı ve yetenekli öğrencilere yönelik geliştirilen 4. sınıf Türkçe dersi yazma becerileri öğretim programının etkililiğinin değerlendirilmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden biri olan gömülü desen kullanılmıştır. Örnekleme yöntemi olarak seçkisiz olmayan örnekleme yöntemleri arasında yer alan uygun örnekleme ve ölçüt örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinin bir bilim ve sanat merkezinde öğrenim görmekte olan 4. sınıf düzeyindeki üstün zekâlı ve yetenekli öğrenciler oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden deney grubu (n=17) ve kontrol grubu (n=17) olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Deney grubundaki öğrencilere geliştirilen yazma becerileri öğretim programı 15 hafta boyunca uygulanırken, kontrol grubundaki öğrenciler mevcut bilim ve sanat merkezi programını almaya devam etmişlerdir. Veri toplama aracı olarak yazma ürünlerini değerlendirme ölçeği, yazma kaygısı ölçeği, yazmaya yönelik tutum ölçeği, Torrance yaratıcı düşünme testi, Cornell eleştirel düşünme testi, görüşme formu ve yansıtıcı günlük kullanılmıştır. Deneysel işlemler kapsamında veriler 2022 yılının Eylül ayı ile 2023 yılının Ocak ayları arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, Bağımsız Örneklemler t Testi, Tekrarlı Ölçümler İçin İki Faktörlü ANOVA ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel veriler kapsamında yazma becerileri öğretim programı uygulanan deney grubundaki öğrencilerin yazılı anlatım performanslarının geliştiği, yazma kaygılarının azaldığı, yazmaya yönelik tutumlarının arttığı, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştiği belirlenmiştir. Nitel veriler kapsamında öğrencilerin yazma becerileri açısından bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanlarda geliştiği, metin türlerini öğrendiği, konuların öğrenci düzeyine ve ilgisine yönelik olduğu, konuların güncel olduğu, öğrenme ortamının öğrenciyi geliştirici nitelikte olduğu, etkinliklerin konularla ilişkili olduğu, etkinliklerin bir bütünlük içinde ilerlediği, etkinliklere ayrılan sürenin ve materyallerin yeterli olduğu, farklı yöntem ve tekniklerin kullanıldığı, düşünme becerilerinin etkinliklere entegre edildiği, değerlendirmede öz değerlendirme, akran değerlendirme, yansıtıcı günlük ve ön test-son test uygulamaları gibi farklı değerlendirme araçlarının kullanıldığı belirlenmiştir. Nicel ve nitel verilerden elde edilen sonuçların birbiriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir.
İlahiyat eğitimi üzerine akademisyen görüşleri çerçevesinde nitel bir araştırma
İlahiyat fakültelerinde gerçekleştirilen eğitimin hangi amaç, muhteva, materyal ve yöntemle kılavuzlandığına dair bir bakış açısı getirme adına öğretimin yöneticisi olan akademisyenlerin deneyimleri üzerine tasarlanan ve eğitimde program geliştirme ilkeleri merkeze alınarak incelenen bu araştırmada; araştırmanın öznesi olan akademisyenlerin lisans düzeyinde kendi bilim alanlarında sundukları öğretim hakkındaki bakış açılarını doğrudan öğrenebilmeye, taranan literatür ve elde edilen mülakat verilerinden yola çıkarak ortaya çıkan anlamı program geliştirme ilkeleri bağlamında yorumlamaya olanak tanıdığı için nitel araştırma modeli tercih edilmiştir. Nitel araştırma desenlerinden de durum çalışması desenine göre yürütülmüştür. Nitel yöntemin görüşme formu tekniğiyle veri toplanan çalışmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik modeli kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların İlahiyat lisans programı üzerine olan görüşler ele alınmış, lisansüstü ile ilgili olan görüşleri araştırmaya dâhil edilmemiştir. Toplanan veriler analiz edilirken betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Katılımcıların yanıtlarına ilişkin temaların belirlendiği çalışmadan elde edilen bulgular ilgili literatür, TYYÇ ve Bologna ders bilgi paketleri çerçevesinde karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, İlahiyat Lisans Programı, Eğitimde Program Geliştirme, Bologna Ders Bilgi Paketi, İlahiyat Programı Öğrenme Çıktıları.
Birleşmiş Milletler eşitsizliklerin azaltılması hedefine yönelik öğretmen eğitimi programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, ilköğretim öğretmenlerinin Birleşmiş Milletler Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik eğitim gereksinimlerini belirlemek, bu gereksinimlere yönelik öğretmen eğitimi programını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmektir. Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi; 2015 yılında 193 ülkenin Birleşmiş Milletler çatısı altında küresel sorunların çözümü adına belirlediği 17 hedeften birisidir. Hedef ülkeler arasında ve içinde eşitsizliğin azaltılması için belirlenen 7 alt hedef ve 3 destek hedeften oluşmaktadır. Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının merkezinde yer almaktadır. Karma yöntem ile tasarlanan çalışmada çok aşamalı araştırma deseni tercih edilmiştir. İlk olarak Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik öğretmenlerin eğitim ihtiyacı belirlenmiştir. Farklar yaklaşımı kullanılarak olması gereken ile var olan durum arasındaki fark belirlenmiş ve öğretmenlerin eğitim ihtiyacı olarak yorumlanmıştır. İkinci aşamada belirlenen ihtiyaca yönelik olarak BM Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine Yönelik Öğretmen Eğitimi Programı hazırlanmış ve uzman değerlendirmesi yapılarak boyutlarının uygunluğu ve birbiri ile tutarlılığı incelenmiştir. Son aşamada ise eğitim programı çevrimiçi uygulanarak öğretmenlerin Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefine yönelik bilgi ve farkındalıklarını geliştirmek açısından etkililiği araştırılmıştır. İhtiyaç analizi sonuçları; Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefinin bağlamının yedi ana temadan oluştuğunu, bu temaların ilköğretim eğitiminde ele alınmasının beklendiğini, öğretmenlerin sürdürülebilir kalkınma için eğitimde (ve dolayısıyla eşitsizliklerin azaltılması hedefi için eğitimde) temel öğretmen yeterliklerinin üzerinde konumlanan sürdürülebilir kalkınma eğitimi yeterliklerine sahip olması gerektiğini ortaya koymuştur. Ancak Türkiye'de hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimde sürdürülebilir kalkınma için eğitime yer verilmediği ve program katılımcılarının da benzer eğitim ihtiyaçlarına sahip olduğu görülmüştür. İhtiyaç analizi sonuçlarına göre hazırlanan eğitim programı uzman değerlendirmesine sunulmuştur. İki aşamalı uzman değerlendirmesi sonucunda programın boyutlarının uygun ve tutarlı olduğu anlaşılmıştır. Program 16 ilköğretim öğretmeninin katılımıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar programı; güncel, ilgi çekici, açık, anlaşılır, eşitsizliklerle ilgili günlük yaşam problemlerine çözüm üretebilmek için destekleyici, duygu ve düşüncelere hitap eden bir program olarak değerlendirmiştir. Ayrıca programın katılımcıların; eşitsizliklerin azaltılmasının "imkansız", "teorik", "sadece ekonomiyle ilgili" olduğuna ilişkin görüşlerinin değişmesinde, eşitsizliklerin azaltılması hedefi ile ilgili temel kavramların ve alt hedeflerin öğrenilmesinde, öğretmenin sorumlulukları ve eğitimin etkisi hakkında farkındalık oluşmasında ve sınıf içi söylemlerin eşitsizlikler çerçevesinden analiz edilmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Eşitsizliklerin Azaltılması Hedefi, Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim, Öğretmen Eğitimi, Program Geliştirme, Program Değerlendirme
Ebeveynlere yönelik bir yeni medya okuryazarlığı programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Yeni medya okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişmesi ile insanlara dijital anlamda beceriler sağlaması ve çevrimiçi fırsatlar sunması yanında taşıdığı risklerle de önemli bir tartışma konusu olmaktadır. Bireylerin mobil cihazlar ve akıllı telefonlar ile zaman ve mekândan bağımsız olarak İnternete bağlanma durumları ve kolay bir şekilde her şeye erişebilmeleri, yeni medya araçlarını hayatımızın vazgeçilmez bir parçası yapmaktadır. Burada yeni nesil çocuk ve gençlerin hızlı bir şekilde değişen ve gelişen teknolojilerin içinde büyümesi onlar için sosyalleştikleri, zamanlarının büyük bir çoğunluğunu geçirdikleri yaşam alanlarına dönüşmektedirler. Bu durum onlar için fırsatlar sunduğu gibi riskler de taşımaktadır. Ebeveynler ise çocuklarının içinde olduğu bu sanal âlem konusunda çekimser ve tedirgindirler. Onları korumak adına birtakım kısıtlamalar ve korumacı yaklaşımlar sergileseler de başarıları oldukları söylenemez. Bu çalışma ile ebeveynlerin yeni medya okuryazarlığı bağlamında aktif katılımcı olarak içerikler üreterek çocukları ile işbirlikçi ve demokratik katılımcı roller alabilen birer yeni medya okuryazarı olmalarını sağlamak hedeflenmektedir. Bu araştırma, ortaokul ve lise düzeyinde çocukları bulunan ebeveynlerin yeni medya okuryazarlığı bağlamında bilgi ve beceri edinmelerine yönelik bir eğitim programı geliştirmek ve geliştirilen eğitim programını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Deneme modelinde yürütülen araştırma Ankara ili örneğinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler dört farklı aşamada değerlendirilmiştir. Birinci aşamada, eğitim programını geliştirmeye başlamadan önce ortaokul ve lise düzeylerinde çocukları olan ebeveynler ile ihtiyaç saptaması anket aracı kullanılmıştır. Buradaki verilerin analizinde her soruya verilen yanıtlara ait frekans ve yüzde değerleri tablolaştırılmış ve ortaya çıkan sonuç program içeriklerine karar verme aşamasında kullanılmıştır. Bu bölümü desteklemek amacı ile ikinci bölümde, yetişkin eğitimi program geliştirme, iletişim bilimleri ve eğitim teknolojisi alanlarından uzmanlar ile görüşmeler için yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Burada elde edilen verilerin çözümlemesi ile eğitim programının geliştirilmesi sağlanmıştır. Daha sonra üçüncü aşamada, geliştirilen eğitim programı uygulamadan önce ve uyguladıktan sonra medya okuryazarlığı becerileri ölçeği kullanılarak yeni veriler elde edilmiştir. Bu verilerin analizinde ise Yeni Medya Okuryazarlığı Eğitimi programına katılan ebeveynlerin demografik özellikler ile okunması, eğitime katılmadan önce medya okuryazarlığı beceriler ölçeği maddelerine verilen cevapların incelenmesi, eğitim programına katıldıktan sonra medya okuryazarlığı beceriler ölçeği maddelerine verilen cevapların incelenmesi ve medya okuryazarlığı beceriler ölçeği eğitim öncesi ve eğitim sonrası karşılaştırmaların yapılması (cinsiyete göre değişim, okul türüne göre değişim, eğitim durumlarına göre değişim, devam durumlarına göre değişim ve sahip olunan cihaz sayısına göre değişim) olmak üzere dört farklı yöntem kullanılmıştır. Son aşamada, programa katılan bazı ebeveynler ile program hakkında görüşmeler yapılmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin çocukları ile yeni medya ortamlarındaki fırsat ve riskleri birlikte değerlendirebilmeleri, bu ortamlarda ortaya çıkan durumlara karşı eleştirel bakış açısı kazanmaları için yeni medya okuryazarlığı eğitiminin gerekliliği bu araştırma ile ortaya konmaktadır.
Erken çocuklukta müzik eğitimi alanında uzmanlık eğitimi için alan yeterliklerinin belirlenmesi ve bir program önerisi
Erken çocukluk müzik eğitimi (EÇME); çocukların bilişsel, duyuşsal, dilsel, duygusal, sosyal, müzikal, iletişimsel ve zekâ gelişimi gibi tüm gelişim alanlarıyla birlikte insanı psikolojik ve patolojik olarak etkilemektedir. Bireyin tüm gelişim alanlarına temel oluşturan erken çocukluk döneminde almış olduğu müzik eğitimi de yaşamı boyunca etkili olmaktadır. Bu tezle amaçlanan, erken çocuklukta müzik eğitimi alanında uzmanlık eğitimi için alan yeterliklerinin belirlenmesi ve bir program önerisi hazırlamaktır. Ayrıca erken çocukluk müzik eğitimi alanında yaşanan sorunların belirlenmesi ve çözüme kavuşmasıdır. Bu amacı gerçekleştirmek için öncelikle yurt içi ve yurt dışı kaynaklarla (dergi, kitap, makale ve tezler) alanyazın taraması yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde "Erken Çocukluk Döneminde Müzikal Gelişim ve Eğitim, Farklı Ülkelerde Müzik Öğretmeni Eğitimi Modelleri, Türkiye'de Müzik Öğretmenliği Eğitimi, Türkiye'de Öğretmenlik Programlarında Okul Öncesi ve İlkokul İçin Okutulan Müzik Derslerinin Durumu, Müzik Eğitiminde Yaklaşımlar (Dalcroze, Orff, Kodály, Suzuki, Gordon Theory, Music Together®, Conversational Solfege, Drama, Jeux Dramatique)'a yönelik kuramsal bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü; araştırmanın modeli, çalışma grubu, verilerin toplanması ve verilerin çözümlenmesini içeren yöntemin açıklandığı kısımdır. Çalışmanın üçüncü bölümünde bulgular ve yorum başlığı altında alanyazın taramaları; Yükseköğretim Kurumu'na bağlı devlet ve vakıf üniversitelerinde erken çocukluk müzik eğitimi derslerini yürütmüş ve yürütmekte olan, Türkiye ve dünyada konuyla ilgili lisansüstü çalışmalar yapan öğretim elemanları ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî okullar ve özel öğretim kurumlarında erken çocukluk müzik eğitimi görevini üstlenen eğitimcilerin görüşleri alınmıştır. Çalışma grubunun görüşleri doğrultusunda erken çocukluk müzik eğitimi alanında açılabilecek yüksek lisans programı için oluşturulacak genel yeterlikler ve alan yeterlikleri; erken çocukluk müzik eğitimi uzmanının sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinliklere ilişkin yeterlikler; erken çocukluk müzik eğitimi uzmanının etkileşim kurabileceği disiplinler, programda yer alacak dersler ve içerikleri, önerilen yüksek lisans programı ile ilgili öğretim elemanları ve müzik öğretmenlerinin düşünce ve önerileri açıklanmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlar doğrultusunda; bir sanat eğitimi alanı olarak "Erken Çocukluk Müzik Eğitimi Uzmanlığı (EÇMEU)" alanı; Türkiye Yükseköğretim Yeterlikler Çerçevesi "Yüksek Lisans Eğitimi Yeterlikleri", " Öğretmen Yetiştirme ve Eğitim Bilimleri Temel Alanı Yeterlilikleri", "Sanat Temel Alanı Yeterlikleri" ile "Güzel Sanatlar Müzik Eğitimi Alanı Yeterlilikleri" esas alınarak "Erken Çocukluk Müzik Eğitimi Uzmanlığı Yüksek Lisans Programı" na ait; bilgi, beceri ve yetkinlik boyutunda yeterlikler oluşturulmuştur. Buna göre; bilgi boyutunda 13, beceri boyutunda 8 ve yetkinlik boyutunda 22 adet olmak üzere toplam 43 adet genel yeterlik; bilgi boyutunda 17, beceri boyutunda 16 ve yetkinlik boyutunda 10 adet olmak üzere toplam 43 adet de alan yeterliği oluşturularak genel ve alan yeterliği olmak üzere toplam 86 adet yeterlik oluşturulmuştur. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise elde edilen tüm veriler doğrultusunda araştırmadan elde edilen sonuçlar ve öneriler maddeler halinde sıralanmıştır. Erken çocukluk müzik eğitiminde gözlemlenen sorunlar sadece ülkemizde değil tüm dünyada çözüme kavuşmayı beklemektedir. Dünyanın farklı ülkelerinde duruma ilişkin yapılan lisansüstü çalışmalarda erken çocukluk müzik eğitimcisinin yeterliğinin arttırılmasına yönelik birçok çözüm önerisi sunulmuştur. Bu çalışmanın; erken çocukluk müzik eğitimi için uzman yetiştirmeyi öneren ayrı bir uzmanlık alanı oluşturması, mevcut sorunlara uygulanabilir bir çözüm yolu olacağı ve yapılacak yeni çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Öğretmen adaylarına yönelik sosyal-duygusal öğrenme programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adayları için Sosyal-Duygusal Öğrenme Programı geliştirmek ve değerlendirmektir. Doğum ile başlayan yaşam ve boyu devam eden sosyal-duygusal öğrenme süreci insan gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Sosyal-duygusal öğrenme yoluyla bireylerin öz farkındalıklarının gelişimine, sorumlu kararlar almalarına, başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmalarına katkı sağlanır. Bu çalışma öğretmen adaylarının sosyal-duygusal öğrenmeye yönelik ihtiyaçlarından hareketle sosyal-duygusal yetkinliklerinin gelişimini destekleyen bir öğretim programı geliştirilmesinin amaçlandığı eylem araştırmasıdır. Araştırma "Uygulama Öncesi", Uygulama" ve "Uygulama Sonrası" olmak üzere üç ana başlık altında tasarlanmıştır. Çalışmaya sosyal-duygusal öğrenme kapsamında ele alınacak yetkinliklerin belirlenmesi ile çalışmaya başlanmıştır. Öğretim elemanlarının sosyal-duygusal öğrenme ve sosyal-yetkinliklere ilişkin görüşleri ve öğretmen adaylarının sosyal-duygusal yetkinliklere yönelik ihtiyaçları öğretim programına temel teşkil etmiştir. Öğretim programı kapsamında hafta hafta eylem planları hazırlanmış ve uygulanmıştır. Eylem planları üzerine geçerlik güvenirlik komite üyeleri ile toplantılar yapılmıştır. Görüşler doğrultusunda bir sonraki eylem planları hazırlanmıştır ve uygulanmıştır. Uygulama sonrasında programın öğretmen adaylarının sosyal-duygusal yetkinliklerini geliştirmeye katkısı test edilmiştir. Sonuçlar, sosyal-duygusal öğrenme programına katılan öğretmen adaylarının ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının aldıkları puanlar son test lehine artış göstermiştir. Ayrıca uygulama sonrası gerçekleştirilen odak grup görüşmesinde, öğretmen adaylarının tamamı program sonunda sosyal-duygusal yetkinliklerinin gelişimine katkı sağlandığını, süreçte kendilerini keşfettiklerini, öz güvenle duygu ve düşüncelerini ifade edebildiklerini belirtmiş, sosyal-duygusal yetkinliklerin öğretmenlik mesleğinde önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulamışlardır. Araştırma bulguları sonucunda öğretmen yetiştirme programlarında yer alan zorunlu-seçmeli derslerin kapsamları sosyal-duygusal yetkinlikler bağlamında gözden geçirilmeli ve yetkinlik gelişimine odaklanılmalı, öğrenci kulüpleri, sosyal sorumluluk projeleri gibi ders dışı etkinlikler yoluyla sosyal-duygusal yetkinliklerin gelişiminin desteklenmesi gerekmektedir.
Eleştirel medya okuryazarlığı öğretim programının geliştirilmesi
Bu çalışmada, öğretmen eğitiminde kullanılmak üzere eleştirel medya okuryazarlığı öğretim programının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma çok aşamalı karma modele göre tasarlanmıştır. Çok aşamalı karma modelin nitel boyutunda programa yönelik ihtiyaçların belirlenebilmesi için bu alanda eğitim veren akademisyenlere ve bu eğitimden yararlanacak öğretmen adaylarına ulaşılarak yarı-yapılandırılmış görüşme ve anket formları aracılığıyla görüşleri alınmıştır. Alanyazın taraması, uzman ve öğretmen adaylarının görüşlerinden elde edilen veriler doğrultusunda taslak öğretim programı (kazanım, kapsam-içerik, yöntem-teknik, beceri, ölçme ve değerlendirme boyutları) hazırlanmış ve uzmanların bu programa ilişkin görüşleri alınmıştır. Alınan görüşler doğrultusunda eleştirel medya okuryazarlığı öğretim programı oluşturulmuştur. Öğretim programının öğrenme-öğretme süreçlerinin tasarımında "Öğretmenler İçin Felsefe" yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ise sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünde okuyan 4. sınıf öğrencilerine (28 öğretmen adayı) geliştirilen öğretim programı 14 hafta boyunca uygulanmıştır. Program değerlendirme aşamasında çalışma grubunun ön-son test (başarı testi) puanları bağımlı gruplar için t testi ile analiz edilmiştir. Uygulama sürecine ilişkin olarak öğretmen adayları ile yarı yapılandırılmış görüşme formalarıyla odak grup görüşmeleri yapılmış, elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların ön ve son test puanları arasında anlamlı bir fark (t (27) =-17.24, p<.05) olduğu belirlenmiş, odak grup görüşmelerinde katılımcılar bu program aracılığıyla öğrendikleri bilgi ve becerilerin mesleki ve günlük yaşamlarına katkı getireceğini ifade etmiştir. Medya iletilerine eleştirel olarak bakmanın günümüzde kaçınılmaz olduğu düşüncesinden hareketle geliştirilen öğretim programın daha fazla bireye ulaştırılması önerilmektedir.
Development and evaluation of an online mentor training program in pre-service teacher education
The present study aims to design, implement and evaluate an online mentor training program in a pre-service language teacher education program. To this end, it consists of three phases. In the first phase, the expectations of university supervisors, mentors and student teachers from mentoring were investigated through questionnaires and interviews, which informed the content and design of the online mentor training program. In the second phase, the training program was implemented for a total of eight mentor teachers in the experimental group, whereas seven other mentors in the control group were engaged in usual practicum practices. The impact of program was investigated through the comparison of pre- and post-training interviews and surveys with two groups of mentors and their student teachers. In the third phase, the experimental group of mentors was asked to evaluate the designed training program for further improvement. The analysis and comparison of the responses given by the mentors and their student teachers showed that the online mentor training program made positive changes in mentors' understanding of their roles and especially in their observation and feedback practices. In addition, the mentors who participated in the training program were contented with the presented content and tasks and made suggestions related to the timing of implementation as well as the delivery mode of the training.
University alumni mentoring program: A case study in Turkey
This qualitative case study explored the university alumni mentoring program implemented by the alumni association of one of the state universities in Turkey. The purpose of the study was to analyze the program descriptively. The following questions guided the study: (1) What are the resources of the university alumni mentoring program? (2) Who participates in the program? (3) What are the activities of the program? (4) What are the outcomes of the program? The study utilized the logic model as a theoretical framework to address research questions. The study sample included one program director, ten student mentees, and ten alumni mentors. Semi-structured interviews and documents were used as data collection methods, and thematic analysis was applied to analyze data. The research findings revealed that mentoring relationships have various positive outcomes on participants' personal and professional lives, such as learning, self-awareness, improved skills, and gaining new perspectives. The study contributed to the literature by providing insights into the university alumni mentoring program development and implementation process. The findings highlight that the university alumni mentoring program has the potential to support lifelong learning experiences for student mentees and alumni mentors and can serve as an adult education tool.
Fen öğretiminde ipuçları ve dönüt-düzeltme işlemlerinin erişi düzeyine etkisi
ÖZET Bu araştırma, fen öğretiminde ipuçları ve dönüt-düzeltme işlemlerinin öğrencilerin erişi düzeylerine etkisi olup olmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 1992-1993 öğretim yılı ikinci yarıyılında, Kütahya Lisesi ortaokul ikinci sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Deneysel nitelikteki bu araştırmanın denekleri, anket soruları ve öntest puanları göz önünde bulundurularak denkleştirilmiştir. Denkleştirilmiş grupları oluşturmak için her sınıftan 23 öğrenci seçilerek üç grup (n= 69) oluşturulmuştur. Öğrenciler, deney ve kontrol gruplarına yansız atamayla atanmıştır. Birinci deney grubunda, öğrencilere dönüt-düzeltme işlemleri uygulanmış; ikinci deney grubunda, birinci deney grubundaki işlemlere ek olarak öğrencilere "uygun" ipuçları verilmiş; kontrol grubunda ise, bu işlemlerin hiçbiri uygulanmamıştır. Verilerin toplanmasında, anket ve Ünite Erişi Testi'nden yararlanılmıştır. Araştırma ünitesi ile ilgili davranışları yoklayan Ünite Erişi Testi, her üç gruba da ünitenin öğretiminden önce öntest, ünitenin öğretiminden sonra da sontest olarak uygulanmıştır. Bu test, ayrıca, birinci ve ikinci deney gruplarında, öğrencilerin öğrenme eksiklerini saptamak amacıyla, dönüt-düzeltme işlemlerinden önce de uygulanmıştır. Araştırmanın denencelerinde; deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin erişi düzeyleri arasında deney grupları lehine; deney grupları arasında da, ikinci deney grubu lehine anlamlı farklar olduğu öne sürülmüştür. Denencelerin sınanmasında tek yönlü varyans analizi ile t testi kullanılmış ve anlamlılık düzeyi olarak da 0.05 alınmıştır. Yapılan analizlerden sonra şu sonuçlara varılmıştır: 1. Birinci ve ikinci deney gruplarındaki öğrencilerin erişi düzeyleri ile kontrol grubundaki öğrencilerin erişi düzeyleri arasında deney grupları lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 2. Birinci ve ikinci deney gruplarındaki öğrencilerin erişi düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.