Sociology

134 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Seyyid Ahmet Arvasi'nin din ve toplum görüşleri

Bu araştırmada, din ve toplum ilişkileri konusunda, Seyyid Ahmet Arvasi'nin görüşleri incelenmiştir. Seyyid Ahmet Arvasi için Hıristiyanlığın merkezi konumunda bulunan Batı'da, Orta Çağdaki kilise babalarının, halk üzerinde kurduğu tahakküm düzeninin etkisiyle Batı'nın öncülüğünde birtakım sosyal ve bilimsel dönüşümlerin rüzgarıyla, günümüze kadar etkisini artırarak süregelen ve bugün tüm dünyayı etkisi altına alan sekülerizm ve hedonizm temelli yaşam tarzının, insanlığı giderek din kavramından uzaklaştırması olumsuz bir durumdur. Seyyid Ahmet Arvasi, yerel ve küresel bazda, pek çok dinin ve inanç sisteminin kaynağı olan ve öteden beri Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu coğrafyalarda, zamanla gelişen kültür ve medeniyet algısının, şehirleşmenin, yaşam biçiminin, aile yapısının, toplumsal düzenin ve değerler sisteminin, temelde din ve inanç etkisiyle oluştuğunu savunmaktadır. Tarihte birçok medeniyetin geçişine sahne olmuş bu bölgelerdeki Müslüman nüfusun ve tüm dünyadaki Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olmaları ve din ile olan etkileşimlerini güçlendirerek devam ettirmeleri gerektiği görüşündedir. Seyyid Ahmet Arvasi'ye göre İslam toplumunun yeniden yükselip güçlenmesi, bu değerler ışığında gerçekleştirilecek çağdaş atılımlara bağlıdır. Seyyid Ahmet Arvasi'ye göre her toplum gibi Türk toplumu da farklı tarihsel süreçlerden geçmiş ve buna bağlı olarak farklı kültür ve medeniyet birikimleri edinmiştir. Dolayısıyla farklı toplumlara ait, bilhassa Batı kaynaklı sosyolojik analiz ve çözümlemelerin, Türk toplumuna birebir aktarılmaya çalışılması yanlıştır. Seyyid Ahmet Arvasi, Türklük ve İslamiyet'in birbirine zıt kavramlar olmadığını savunur. Arvasi'ye göre, Türk toplumu, tarihte olduğu gibi İslam'ın ortaya koyduğu prensipler ile birlikte millî değerlerine sarılırsa ve bu hassasiyete sahip genç ve aydın nesilleri yetiştirebilirse yeniden güçlenecek ve başta Türk-İslam coğrafyası olmak üzere tüm insanlığa umut olacak bir medeniyet örneğini ortaya koyabilecektir. Seyyid Ahmet Arvasi, bu doğrultudaki fikirlerini "Türk-İslam Ülküsü" olarak kavramlaştırmış ve idealize etmiştir.

Din sosyolojisiSosyolojiSosyolojik analiz+4
Furkan Ersoy
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içinde kadına yönelik şiddet: Isparta'da yaşayan Suriyeli kadınlar üzerine bir alan araştırması

Toplumsallaşma süreci ile erkek otoritesi arasında aile içinde kadına yönelik şiddet konusunu ele alan araştırmamızda bu olgusunun tarihsel, kültürel ve toplumsal boyutlu bir olgu olduğunu görüyoruz. Bu olgu zaman ve mekânla sınırlı değil, insanın varlığıyla ve aile içindeki kadın ve erkek arasındaki karşılıklı ilişkilerle bağlantılıdır. Bu araştırma, dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde tarihsel süreçte kadına yönelik şiddeti, şiddetin aşamalarını, yaşadıkları çevreden maruz kaldıkları en önemli şiddet biçimlerini ele alarak kadına yönelik şiddetin en önemli nedenlerini, kadına yönelik şiddetin bireysel düzeyde ve toplum üzerinde yarattığı en önemli etkilerin neler olduğunu araştırarak belirttim. İkinci bölümde aile ve erkek otoritesi kavramı; bu kavram aracılığıyla otoritenin tarih boyunca geçirdiği aşamalar, bireyler arasındaki şiddetin oluşumuna dair en yaygın teorileri belirttim. Özne ile nesne arasında şiddet rolünün nasıl oluştuğu, şiddet uygulayan kişinin karakteristik nitelikleri ile şiddete maruz kalan kişiyi karakterize eden özellikler de bu bölümün konusudur. Üçüncü bölümde saha araştırmasıyla ilgili olarak araştırmanın amacından, araştırmada kullanılan yöntem ve araçlardan, araştırma hipotezlerinden de bahsettim. Dördüncü bölüm saha araştırmasını ve ankete katılanlara ilişkin olgusal ve yargısal verileri içermektedir. Bu araştırmayı Türkiye'nin Isparta ilinde istismara uğrayan yirmi göçmen kadın örneğine uyguladım ve nitel araştırmayı kullanarak vaka çalışması yaklaşımını kullandım. Görüşme ve gözlem araçlarını yöntem olarak kullandım. Daha sonra bu vakaları analiz ettim ve araştırmanın amacına uygun sonuçlar elde ettim.

Sosyoloji
Emine Hufni
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel tasarımın disiplinler arası ilişkileri

Gelişmekte olan dünyada kentsel tasarım disiplinine katkıda bulunan mimarlık, kentsel planlama, peyzaj mimarlığı, sosyoloji, çevre mühendisliği disiplinlerini ve bu disiplinlerin kentsel tasarım projesine sunacağı katkıları ele alan tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin problem alanı ve tez çalışmasının amacı ortaya konulmuştur. Konuya giriş yapılarak tezden ana hatları ile söz edilmiştir. İkinci bölümde kentsel tasarım hakkında bilgi verilmiş, kentsel tasarım süreçleri, materyalleri, yeni yaklaşımlar anlatılmış ve tanımlanmış kentsel tasarım projesi yapılırken dikkat edilmesi gereken alanlar yazılmıştır. Üçüncü bölümde disiplinler arası çalışmanın ne demek olduğu, kentsel tasarımda disiplinler arası çalışmanın neden gerekli olduğu, kentsel tasarımın hangi disiplinler ile nasıl çalışılacağı, kentsel tasarım aşamasında farklı disiplinler ile çalışılırken karşılaşılan sorunlara değinilmiş ve bu konular ile ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Dördüncü bölümü kentsel materyal ve metot oluşturmuştur. Beşinci bölümde kale mahallesi örneği üzerinden bir bölgenin kentsel mekân tasarım ilkelerine göre disiplinler arası çalışma açısından incelenmiştir. Altıncı bölümü ise tez kapsamında yapılan tüm araştırmalar üzerinden elde edilen bulgular ve tartışma kısmı oluşturmuştur. Yedinci bölümde yapılan analizler ve tespitlerden çıkarılan sonuçlar yazılmış ve çıkarılan sonuçlara karşılık bazı öneriler sunulmuştur.

Kent planlamaMimarlıkPeyzaj mimarlığı+1
Osman Nasanlı
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sembolik iktidarın entelektüel görünümü: Sosyal bilim yayıncılığı üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, Türkiye'deki sosyal bilim yayıncılığı alanında; üniversitelerin, okur ve entelektüel ilgilerinin, yayın-dağıtım süreçlerinin katkısıyla şekillenen bilgi üretimi ve bu bilginin alımlanması sonucunda ortaya çıkan hiyerarşik yapılar ve güç ilişkileri incelenmiştir. Sosyal bilim yayıncılığına özgü hiyerarşik yapıları ve güç ilişkilerini, yayınevlerinin farklılaşan pratikleri ve diğer yapısal örüntüler üzerinden daha somut biçimde analiz edebilmek için Bourdieu'nün "alan teorisi" kullanılmıştır. Yayınevlerinin bilimsel üretimleri ve diğer pratikleri bağlamında, sosyal bilim yayıncılık alanında sembolik iktidarın ve bu iktidar gücüyle hiyerarşik yapının nasıl somutlaştığı resmedilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda Ankara, İstanbul ve Konya'daki dokuz üniversitede sosyoloji alanında öğrenim gören 53 doktora öğrencisi, 22 akademisyen, ayrıca 10 sahaf/kitabevi ve 10 yayınevi sahibi ya da editörle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca, dokuz üniversitede tamamlanan sosyoloji doktora tezleri incelenmiş; bu tezlerin kaynakçalarında en çok hangi yayınevlerine atıf yapıldığı, hangi yayınevlerinde kitap hâline getirildiği ve Batılı sosyologların çeviri eserlerinin en çok hangi yayınevlerinde yayımlandığı belirlenmiştir. Tüm mülakat verileri MAXQDA programı yardımıyla analiz edilmiştir. Sosyal bilim yayıncılık alanındaki sembolik iktidarın üretimi, alana özgü kurallara ve mücadele şekline bağlıdır. Bu alandaki sembolik iktidar, alana bağlı kurallara ve mücadele şekliyle anlam kazanır. Editoryal sürece bağlılık, çeviri faaliyeti ve niteliği, nitelikli yazarlara sahip olmak ve netameli konuları bünyesinde toplamak gibi faktörler sembolik iktidarın üretimini ve öznesini doğrudan belirler. Çalışmada genel olarak, sol ideolojiye yakın görülen yayınevlerinin bu faktörlerle alandaki sembolik iktidara sahip olduğu görüşü hakimdir. Belli pratikler açısından yayıncılık alanının akademik ve politik alanlarla kurduğu ilişkiler, bu alanın özerklik düzeyini önemli ölçüde sorunlu hale getirmiştir. Akademik alandaki birtakım değişim ve çıkar ilişkileri, yayıncılık alanını doğrudan etkilemiş; bu da nitelikli bilimsel üretimin azalmasına neden olmuştur. Bununla birlikte, akademik, yayıncılık ve politik alanlardaki konumlanmaların "eş mantığı" ilkesine göre, bu üç alanda da 'sol' ve 'sağ' ideolojik konumlanmaların yerleşik hâle geldiği; yayıncılık alanındaki bilimsel üretimlerin, ilişki biçimlerinin ve değerlendirme ölçütlerinin oluşumunda politik alana ait yansımalar tespit edilmiştir. Bu alanın kendisine ait birtakım kurallar ve ilkelerle özerkliğini koruma ve sembolik gücünü yukarı çekme gayretinin olduğu da belirtilmelidir. Yayıncılık alanını bu iki gerçeklik üzerinden düşünmek gerekir.

SosyolojiYayıncılık
İlhami Aydın
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk sosyolojisinde sosyolojik bilgi üretim sürecinin Sosyoloji Yıllıkları üzerinden incelenmesi

Türk sosyolojisinde bilgi üretim sürecinin Sosyoloji Yıllıkları üzerinden incelenmesini amaçlayan bu çalışmada, 1992'den günümüze yayın hayatına devam eden Yıllıkların 28 kitabı üzerine odaklanılmıştır. Kemal Tahir-Baykan Sezer çizgisinde sosyoloji literatürüne katkı sağlamaya devam eden Yıllıklardaki kitaplar ve kitap bölümleri incelemeye tabi tutulmuştur. Yıllıklarda Doğu-Batı Çatışması Teorisi doğrultusunda bilgi üretim süreci gerçekleştiği için Doğu-Batı çatışması tarihinin belirli kırılma noktalarına odaklanılmıştır. Çalışmada nitel yöntem esas alınmıştır. Nitel içerik analizi tekniğine bağlı olarak Yıllıklardaki bilgi üretim süreci; kavramlar, bilim anlayışları, Türkiye'de sosyolojik bilgi üretiminin önündeki engeller ve bu konulardaki eleştirileri ile Yıllıklarda önerilen sosyoloji anlayışına dair oluşturulan kategoriler ve alt kategoriler çerçevesinde tartışılmıştır. Yıllıklar içerisinde Baykan Sezer, Ertan Eğribel, Ufuk Özcan imzalı kitap ve kitap bölümleri, Sosyoloji Yıllıkları kapsamında hazırlanan ortak çalışmalar ve Sosyoloji Yıllıkları, Sosyoloji Araştırma Merkezi, Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı imzasını taşıyan kitap bölümleri de içerik analiz birimi olarak belirlenmiştir. Türk sosyolojisinin özellikle tarih disiplini ile bağlantısı üzerinden geniş bir imkâna sahip olduğu, bilgi üretim süreci içerisinde formel ve enformel düzeyde karşılaşılan sorunların (akademik atama ve yükseltme kriterleri, Batılı ve yerli teori ve yaklaşımların birebir aktarmanın bilim icrası olarak algılanması, belirli bilim anlayışının mutlaklaştırılıp diğerlerinin görmezden gelinmesi, bazı sosyologların öğretim üyeliğini salt bir memuriyet olarak algılamaları vb.) bilgi üretim sürecinin önünde engel teşkil ettiği ve ortak çalışma geleneği, disiplinler arası ve eleştirel çalışmalarla birlikte sosyolojinin nitelikli icrasının mümkün olabileceği, araştırmada varılan belli başlı sonuçlar arasındadır.

AlmanakBilgi üretimiKemal Tahir+5
Berkay Çetin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Niyazi Berkes ve Şerif Mardin'in modernleşme anlayışlarının karşılaştırılması

Modernleşme, klasik sosyoloji kuramlarından çağdaş sosyoloji kuramlarına kadar sosyologların üzerinde mesai harcadığı tartışmalı bir konu olagelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyet'ine kadar süregelen süreç içinde derin ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel değişimleri barındıran bir konu olarak karşımıza çıkar. Niyazi Berkes ve Şerif Mardin Türk toplumsal hayatındaki dönüşüm ve değişimleri ele alan iki düşünür olarak karşımıza çıkan iki önemli düşünürdür. Bu çalışmada Niyazi Berkes ve Şerif Mardin'in Türk modernleşmesi/çağdaşlaşması süreci düşünürlerin kendi bağlamsal perspektifleri çerçevesinde ele alınmak istenmiştir. Çalışmada ise ilgili düşünürlerin hayatı, döneminin sosyolojik akımları ve Türk modernleşmesine dair tarihsel dönüşümlerine yer verilmiş olup, sonuç bölümünde düşünürlerin benzeşen ve farklılaşan yönleri üzerinde durulmaktadır. Charles Taylor'ın İki Tip Modernleşme(Two Types of Modernity) adlı kuramı üzerinden ele alan çalışma Niyazi Berkes'i kültüralist, Şerif Mardin'i ise akültüralist bağlamda incelemiştir. Böylelikle düşünürlerin modernleşme/çağdaşlaşma hususundaki bilgilerinin detaylı ve kapsamlı bir okumasını yapmak amaç edinilmiştir. Niyazi Berkes, çalışmalarında Türkiye'nin son iki yüzyıl boyunca geçirdiği değişimleri tarihsel sosyolojik bir zemin üzerinden incelemektedir. Çağdaşlaşma sürecini pozitivist bir bağlamda ele alır. Toplumsal ve ekonomik göstergeler üzerinden toplumların sürekli ileriye doğru ilerlediğini ve dönüştüğünü metinlerinde ele almaktadır. Çağdaşlaşmanın merkezini Avrupa olarak almıştır, böylelikle de Batı-dışı ülkeler Batıyla bir benzeşim kurarak ilerleyeceğini düşünmüştür. Bu görüşü sebebiyle Niyazi Berkes'in kültüralist bir yaklaşımı olduğunu söylemek mümkündür. Şerif Mardin ise çalışmalarında tıpkı Berkes gibi iki yüzyıl boyunca süre gelen değişimleri inceleyen başka bir Türk sosyoloğudur. Şerif Mardin modernleşme sürecini ele alırken teknik, yapısal bir değişimi referans alır. Modernleşme sürecini ele alırken yorumsal yaklaşımı kullanır. Eline aldığı çalışmalarda farklı metodolojik unsurlardan faydalandığı görülmektedir çünkü Mardin'e göre makro bir perspektifle olaylara yaklaşmak düşünürü genelleme hatasına sürükleyebilir. Mardin modernleşme kavramını ele alırken merkez-çevre kuramından faydalanarak bir okuma yapmaktadır. Böylelikle merkezi ayrı çevreyi ayrı bir şekilde mikro örneklerle okuyucusuna sunar. Mardin modernleşmenin ülkeden ülkeye farklılaştığını düşünür, bundan dolayı da Mardin kültüralist bir düşünür olarak ele alınabilir.

AkültüralizmBerkes, NiyaziKültüralizm+5
Onur Baltu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve dindarlık ilişkisi- Ağrı örneği

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin meseleler hem psikolojik hem de dini söylemlerde temel tartışma konuları olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalar dil, etnik köken, coğrafya, ebeveyn eğitimi ve din gibi diğer sosyo- kültürel değişkenlerden ayrı tutulamaz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Türkiye'de toplumsal cinsiyet konusunu incelerken bu faktörleri hesaba katmak elzemdir. Ağrı'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu konuda karşılaştırılabilir bir tez çalışmasının olmaması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet algılarının şekillenmesinde aile dinamiklerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, teorik çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğine hem muhalefeti hem de desteği vurgularken, İslami feminizmin kadın sorunlarına bakış açısını ve bu sorunlara önerdiği çözümleri araştırmaktadır. Çalışmanın ampirik bileşeni, Ağrı'da ikamet eden bireylerin dindarlık ve toplumsal cinsiyet algılarına odaklanmaktadır. Toplam 352 katılımcıya (160 erkek ve 192 kadın) Dini Tutum Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, dindarlık düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek dindarlık düzeyleri sergiledikleri tespit edilmiştir. Hipotezler daha sonra bu sonuçlar ışığında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.

CinsiyetDin psikolojisiSosyoloji+1
Muhammed Kadir Atila
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

The rise of the socio-philosophical ground of Islamic knowledge tradition through its technical terms (650-900)

This study examines the emergence of the socio-philosophical foundation of knowledge tradition in Islamic civilization through technical terms which are utilized in later development in all sciences in the period that extends just about from 650 AD until almost 900 AD. The transformation of a civilization into a world civilization in a short period of time is a remarkable event in the history of thought. The determination of the factors that prepared it also requires an investigation of the reasons why Islamic scholars made the universe a subject of research from the early period. Therefore, the aim of this thesis is to examine the process of the emergence of technical terms in general, especially in the disciplines that contributed to the emergence of a sophisticated knowledge tradition that provided a social and philosophical foundation for scientific progress in Islamic civilization. In our study, we will take into account the perspectives of the Muslim scientific community expressed in technical terms such as the 'ulamā' and the fuqahā. This is because the Islamic knowledge tradition grew out of a religious context. For this reason, religious terminology played a significant role in the development of scientific nomenclature, including physical sciences. As a study in the sociology of knowledge, this thesis will pay attention to the scientific progress only in the first three centuries, following the footsteps of mainly technical terms as they gradually unfolded in Islamic scientific tradition.

KnowledgeInformation sociologyScience+4
İbrahim Halil Elkoca
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Din sosyolojisi açısından türbe ziyaretlerinin anlamı üzerine bir araştırma (Veysel Karani Türbesi örneği)

Türbeler, manevi gücü ve meziyeti olduğu düşünülen kişilerin defnedildikleri, halk tarafından kutsal olarak bilinen mekânlardır. Ziyaret yerleri, kutsallığın mekânsal anlamda şekillenmiş biçimidir. Bu mekânlarda hacet, dilek, istek, murat gibi kavramlarla ifade edilen talepler dile getirilmektedir. Bu talepler bazen bir takım ritüellerle tamamlanmaktadır. Söz konusu ritüeller çoğu zaman ya İslam dışı ya da İslami uygulamalarla sentezlenmemiş geleneksel bir formda sergilenmektedir. Bu ritüeller "halk dindarlığı" kavramıyla dinin özüne uymayan uygulamalar olarak da ifade edilebilir. Halk dindarlığı ya da geleneksel din anlayışı, kutsal kabul ettiği mekânları ziyaret etmeyi vazgeçilmez unsurları olarak görmektedir. Kitabi din anlayışı ile hareket eden bir kesim, bu uygulamaları dinin özüne aykırı olarak görüp sert bir şekilde eleştirirken; bir başka kesim ise bu uygulamaları tamamen içselleştirmiş ve dinin gerekliliği olarak görmüştür. Türbe ziyaretlerinin esas amacı, "ulaşılamaz olarak bilinene" yani "Yüce" olana kutsal olan bir aracı vesilesiyle ulaşabilmektir. Kutsal kabul edilen bu aracılar ise kuşkusuz ziyaret mekânları ve türbelerdir. Yüce olana yakın olma düşüncesi, kutsal olarak görülen bu mekânları manevi bir sığınak haline getirmektedir. Özellikle İslam dininin mübarek gün ve gecelerinde insanlar bu yerleri değişik amaçlarla ziyaret etmektedir. Bu özelliklerinden dolayı türbe ziyaretleri, din sosyolojisi açısından ele alınması gereken bir olgudur ve araştırmaya değer bir konudur. Bu çalışmada, Siirt İli Veysel Karani Hazretleri Türbesi örnekleminden yola çıkılarak, türbelerin insanların manevi dünyalarında ve sosyal hayatlarında nasıl bir yer edindiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Veysel Karani Hazretleri türbesinden hareketle, türbe ziyaretlerinin nedenleri, ziyaretçilerin beklentileri, ziyaret sırasında uygulanan pratikler ele alınmış ve alan verilerine dayalı olarak sosyolojik analizler yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Dini İnanç, Kutsal, Veysel Karani Türbe, Geleneksel Din Anlayışı, Halk Dindarlığı.

Din sosyolojisiDini duygularDini iman+7
Zeynep Kimya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik gelişmelerin modern aileye etkilerine İslami bakışın sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Uygarlık tarihi boyunca teknoloji, insanın doğa karşısındaki varoluş mücadelesinin temel araçlarından biri olmuş; tarım devrimi, sanayi devrimi ve dijitalleşme süreçleriyle toplumsal yapıları köklü biçimde dönüştürmüştür. Toplumların teknoloji ile ilişkisi hem felsefi hem de sosyolojik anlamda tarihsel süreç içerisinde değişmiş ve pek çok kez tartışılmıştır. Toplumlardaki bu dönüşüm yalnızca maddi anlamda değil toplumların ahlaki, etik, kültürel pek çok yönünü yeniden inşa etmiş ve farklı anlamlar kazandırmıştır. Aile kurumu da bu dönüşümlerden doğrudan etkilenmiştir. Üretim biçimleri, toplumsal roller ve üreme pratikleri yeniden biçimlenmiştir. Aile kurumu teknolojik gelişmelerle birlikte dönemsel olarak farklı değerler ve biçimler kazanarak günümüze değin varlığını sürdürmüştür. Toplumsal yapının işlevsel kurumlarından olan aile biyoteknolojik gelişmelerle yeni bir dönüm noktasıyla karşı karşıya gelmektedir. Günümüzde yardımcı üreme teknikleri, biyoteknolojik gelişmelerin aile yapısı üzerindeki en belirgin etkilerden birisini oluşturmaktadır. Bu durum hem toplumsal normların hem de dini ve etik düzenlemelerin sınırlarını yeniden tartışmaya açmıştır. Araştırma, iki farklı fıkıh ekolünün seçilen 14 temsilcisinin yardımcı üremeye ilişkin görüşleri incelenerek ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde yapılan analizlerde, fıkhi yaklaşımların büyük ölçüde geleneksel aile yapısına dayandığı, ancak teknolojik gelişmelerin bu yapıyı esneterek yeni tartışma alanları yarattığı tespit edilmiştir. Bulgular klasik fıkhi yorumların teknolojinin hızla değişen doğasına yanıt vermede yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle fıkıh alanında yeni bir arayışın ortaya konulmasının gerekliliği ifade edilmektedir. İki ekol arasındaki en belirgin farkın; tarihselci ekol özelinde teknolojik gelişmeler ışığında dini bilgilerin yeniden yoruma daha açık olmasıdır. Sonuç olarak bu çalışma, teknolojinin aile kurumu üzerindeki dönüştürücü etkilerini, fıkhi söylemlerin sınırlarını ve bu sınırların gelecekti muhtemel esneme biçimlerini tartışmaya açmaktadır. Bu bakımdan modern biyoteknolojik gelişmelerin dini normlarla ilişkisini yeniden düşünmenin ve hem fıkıh disiplini hem de toplumsal yapı açısından zorunlu hale geldiği vurgulanmaktadır.

AileBiyoteknolojiSosyoloji+1
Ferdi Karabıyık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal bilimlere postmodernizmin girişi ve oluşan literatür -Edebiyat, felsefe, sosyoloji, tarih-

Postmodernizm; modernizmin -vaatlerinin gerçekleşmemesi, ortaya koyduğu hayat deneyiminin başarısızlıklarla sonuçlanması neticesinde- etkisini yitirmeye başlamasıyla ortaya çıkmış olan bir düşünce akımıdır. Bu kavram ilk olarak sanat alanında ortaya çıkmış olsa da zamanla toplumun her alanına yayılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de de postmodernizm akademik literatürde kendine yer bulmuştur. Bu çalışmamızda postmodernizmin ülkemize girişi ve edebiyat, sosyoloji, felsefe ve tarih literatüründeki konumu incelenmiştir. Postmodernizm kavramı düşünce dünyalarında etkisini oldukça hissettirmiş bir kavramdır. Fakat bu kavram hakkında ülkemizdeki çalışmaların sayıca ve nitelik bakımından yeterli olmadığı görülmektedir. Bu çalışma ile adı geçen sosyal bilimlerde postmodernizm literatürünün ortaya çıkışı araştırılmış ve oluşan bu literatürün nitelik ve nicelik açısından yeterliliğinin sorgulanması amaçlanmıştır.

EdebiyatFelsefeLiteratür taraması+4
Kaan Ayar
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyolojik kuramda yapı - eylem tartışmaları çerçevesinde Türk aile yapısı ve akrabalık ilişkileri: Malatya örneği

Bu çalışma, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimleriyle aile ve akrabalık ilişkilerinin nasıl bağlantılı olduğunu sosyolojik kuramda yapı – eylem tartışmaları bağlamında anlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmanın nihai hedefi, aile ve akrabalık ilişkilerinin bireysel eylem üzerindeki etkisini katılımcıların kendi anlam dünyaları ve bakış açılarından hareketle incelemektir. Bu amaç doğrultusunda bireysel eylem alanları olarak (i) siyasi ve ideolojik düşünce (ii) dini inanç ve ibadetler ve (iii) gündelik yaşam pratikleri olmak üzere üç alan belirlenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında bir saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın saha çalışması kısmı Malatya'da yapılmıştır. Çalışmamız kapsamında Malatya'yı önemli kılan unsur, şehrin hızlı bir sanayileşme ve kentleşme sürecine girmiş olması; bununla birlikte hem geleneksel değerleri hem de modern kent hayatının "kentli" yaşam biçimini bir arada barındırmasıdır. Bu sebeple çalışmanın konusu ve amacı gözetilerek nitel araştırma yöntem ve teknikleri kapsamında Malatya'nın Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde ikamet eden 24 katılımcı ile yüz yüze ve derinlemesine görüşme yapılmıştır. Sahadan elde edilen veriler üzerinde tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularından hareketle, bireylerin gündelik hayat içerisindeki düşünme, hissetme ve eylemde bulunma biçimlerinin, aile ve akrabalık ilişkisi içerisindeki insanlarla olan etkileşimlerine bağlı olduğu; bireylerin eylemlerini, hayatlarındaki en önemli değerlerin başında gelen aileleri ile girmiş oldukları etkileşimler çerçevesinde karşılıklı bir şekilde inşa ettikleri; dolayısıyla bireylerin eylemlerini gerçekleştirirken hem ailelerinin beklentilerini hem de kendi istek ve arzularını dikkate aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Aile yapısıAkrabalıkMalatya+3
Abdulkadir İnce
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Romantik geleneğin sosyoloji ve sosyal teoriye etkileri

Bu tezde, romantik akımın sosyoloji ve sosyal teoriye etkilerini inceliyorum. Tahayyül gücü, organik bütün ve tecrübe, Romantizmin temel kavramları olarak beliriyor. Yaratıcı tahayyül gücünün "aşkınsal-ampirik" ya da "mundus imaginalis" olarak adlandırılabilecek asli bir ontolojik tabaka oluşturduğunu ileri sürüyorum. Georg Simmel, Walter Benjamin, Michel Foucault ve Pierre Bourdieu gibi figürlerde bu romantik yaratıcı tahayyül öğesinin sosyolojik ve sosyal teorik bilgiyi şekillendirmek üzere iş başında olduğunu göstermeyi deniyorum.

AşkBenjamin, WalterRomantik motivasyon+6
Ömer Küçük
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

'Gönül Dağı' dizisinde taşra temsilinin ve tutunma biçimlerinin göstergebilimsel analizi

Bu tez, Gönül Dağı dizisindeki taşra temsillerini sosyolojik ve kültürel açılardan incelemektedir. Araştırmanın amacı, dizide yer alan taşra yaşamının gerçek taşra koşullarıyla ne ölçüde örtüştüğünü veya ondan ne kadar uzaklaştığını anlamaktır. Göstergebilimsel analiz yöntemiyle, dizideki karakterlerin taşra yaşamına uyum süreçleri ele alınarak, bu süreçlerin toplumsal, ekonomik ve kültürel faktörlerle olan ilişkileri incelenmiştir. Çalışmada, dizinin taşrayı sadece bir kaçış alanı değil, toplumsal bağların güçlü olduğu bir yer olarak yeniden tanımladığı bulunmuştur. Bu araştırma, televizyon dizilerinin toplumsal gerçeklikleri nasıl yansıttığını ve izleyicilere hangi temsiller aracılığıyla mesajlar sunduğunu anlamaya yönelik önemli bir katkı sunmaktadır.

Sosyoloji
Neslihan Yılmaz
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa romanlarında toplumsal hatırlama ve unutma unsurları

Toplumsal hafıza son dönemlerde sosyal bilimlerde adından sıklıkla söz ettiren çalışma alanlarından biridir. Modernleşmeyle beraber toplumda yaşanan gelişmeler, ulus devletlerin toplumlar üzerinden geliştirdiği unutturma politikaları bu konunun sosyal bilimlerde merkezi bir hal almasına sebebiyet vermiştir. Toplumsal hafıza psikolojik, tarihsel, antropolojik birçok bağlamda okunabilir. Toplumsal hafızanın kendini en çok gösterdiği alanlardan biri de edebiyattır. Edebiyatın içinde ise en uygun alan roman türüdür. Çünkü romanlar, geniş bir perspektif sunarak farklı konuları ve düşünce biçimlerini ele alırlar. Roman yazarları, işledikleri konulardan ya da benimsedikleri üsluptan ötürü eleştirilse dahi, eserlerinin hayal ürünü olduğunu ve gerçekliği değiştirerek sunduğunu ifade edebilirler. Bu durum yazarları her zaman masum gösterir ve onların bakış açılarını savunmalarını sağlar. Elbette edebi eser yazarın içinden geldiği toplumdan ve yazarın şahsi yaşantısından bağımsız meydana gelmemiştir. Edebi eser bu bağlamda toplumsal hafızanın bir nesnesi halini alır. Çünkü yazarın hafızası toplumun hafızasıdır. Cumhuriyet döneminin toplumsal yapısını izah etmesi itibariyle Peyami Safa'nın romanlarında modern toplumun geldiği nokta insan psikolojisi ve toplumsal çözülme anlamında okunabilir. Toplumların nasıl hatırladığı, modernitenin nasıl unutturduğu mekân, beden ve Doğu Batı sentezi üzerinden Peyami Safa'nın romanlarında kendini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal hafıza, toplumsal unutma, roman, edebiyat, Peyami Safa

Sosyoloji
Reyhan Atabey
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

1970'li yıllar gençliğinde siyasal ideolojinin düşünsel ve eylemsel oluşumu

Geçirdiği tarihsel süreç içerisinde birbirinden farklı anlamlar içeren ideoloji kavramı daha çok sahip olduğu siyasal içerikli anlamı ile siyaset sosyolojisinde merkez kavramlardan olmuştur. Bireylerin hayatlarında yol haritası sunan ideoloji toplumların kendi dönemsel özelliklerine göre şekillenmiş ve toplumsal siyasal alanda varlığını sürdürmüştür. Türkiye'de 1970'li yıllarda gençlik hareketlerinin siyasallaşması ile birlikte, siyasal ve toplumsal alanın merkezinde olan ideoloji ve siyasal gruplar, gençler üzerinde etkili olmuştur. Araştırmanın amacı, 1970'lerde Türkiye'de etkili olan Milliyetçilik, Sosyalizm-Komünizm ve İslamcılık ideolojileri ile bu ideolojilere aracılık eden Ülkü Ocakları, Devrimci Yol ve Milli Görüş siyasal gruplarının bu gruplar içerisinde aktif olarak hareket eden üniversite öğrencileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmanın temel sorusu birey ideoloji ve siyasal grup ilişkisinin birey üzerindeki etkilerinin neler olduğudur. Bu bağlamda, bireylerin siyasal grup içindeki konumları, kendilerini grup içinde nasıl gördükleri ve bu ilişkinin sonuçları ele alınacaktır. Araştırma, fenomenoloji yönteminin kullanıldığı nitel bir çalışma özelliğini taşımaktadır. Bu yöntem ve tekniklere bağlı kalınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış sorular ile 28 görüşme ile elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilerek, araştırma sonuçları sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Gençlik, Siyasal Grup, Siyasallaşma, Toplumsallaşma

Gençlik hareketleriSağ ideolojilerSiyaset+4
Göze Çakır Yüce
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

1980 sonrası Büyükada'da sermaye birikimi ve emek: Van-Ercişli göçmenler örneği

Focusing on the narratives of a migrant community from Van-Erciş in Büyükada who migrated to the island in the 1980s and since then suc-cessfully transitioned to self-employment, this thesis emphasizes the role of self-employment as a strategy to overcome labor market dis-crimination within migrant communities. It also assesses the influence of family dynamics on entrepreneurial activities. Drawing upon migrant self-employment literature, notably the concepts of 'necessity entre-preneurship' and 'embedded market approach', the thesis seeks to comprehend the entrepreneurial processes of Van-Erciş migrants. Four main areas of literature are utilized in this study: research on the Princes' Islands, studies on rural to urban migration since 1980, re-search on Kurdish labor, and studies on migrant self-employment. The fieldwork for this thesis included 21 in-depth, face-to-face interviews and participant observation conducted in Büyükada between April 2022 and January 2023. The objective is to enrich the literature by in-vestigating the ethnic context of working-class entrepreneurship in Turkey, particularly focusing on the transition from informal labor to entrepreneurship.

AnthropologySociologyHistory
Helin Su Kotan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

A. Giddens sosyolojisinde gündelik hayatın inşası

Sosyoloji geleneğinin yenilikçi ve özgün teorisyenlerinden A.Giddens, sosyoloji bilimine önemli katkılar sunmuştur. Klasik ve çağdaş teorisyenlerin eksik bıraktığı ve görmezden geldiği noktalara sentezci, analitik ve uzlaşımcı bir bakış açısıyla yaklaşan Giddens, başta toplum analizi ve toplumsal dönüşümlere katkısı bağlamında teorisinin ana hatlarını oluşturmuştur. Bu oluşumun devamında, pozitivist-hermeneutik açılımları, yapı-fail ikilemi ve yapılaşma teorisi önemli katkılar sağlamıştır. Sosyoloji disiplinin bir alt dalı olan gündelik hayat sosyolojisi, Giddens'da gündelik hayat sosyolojisinin gerçekliği ve bu gerçekliğin modernlik algısıyla ilişkiselliği, çalışmanın ana çerçevesini oluşturmaktadır. Son olarak gündelik hayat sosyolojisinde yapı-eylemin yerleşkesi ve kazanımları çalışmanın anlam ve bütünlüğüne uygun olarak tartışılmıştır. Bu çalışmada, Giddens teorisinin ana hatları ve gündelik hayat sosyolojisinin inşası, gündelik hayat sosyolojisinin kavramsal temelleri kapsamında anlamlandırılarak sosyolojik bir okumaya tabii tutulmuştur.

EylemGiddens, AnthonyGünlük yaşam+5
Merve Yanardağ
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fotoğraf sosyolojisinin kuramsal temelleri üzerine bir tartışma: Instagram örneği

Bu tez kapsamında fotoğrafın geçmişten günümüze kadar olan değişimi ve gelişimi sosyolojik bir bakış açısıyla incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı Walter Benjamin, Pierre Bourdieu ve Roland Barthes'ın fotoğraf hakkında yapmış oldukları açıklamalar üzerinden, günümüzde popüler bir sosyal ağ uygulaması olan Instagram'da fotoğrafın kullanımını değerlendirmektir. İlk bölümde mağara resimlerinden yola çıkılarak, insanlığın görüntüyü kayıt altına alma fikri üzerinden başlayarak fotoğrafın tarih boyunca süregelen değişimi, kullanım amaçları ve sanatla olan ilişkisi açıklanmaktadır. İkinci bölümde ise fotoğrafın Walter Benjamin'in aura kavramı, Roland Barthes'ın studium ve punctum kavramları ile Pierre Bourdieu'nun alan ve habitus kavramları üzerinden bir değerlendirilmesi yapılmaktadır. Üçüncü bölümde ise günümüzde fotoğrafın popüler kullanım alanı olan Instagram uygulamasının tarihi, kullanım amaçlarıyla birlikte, ikinci bölümde açıklanan kavramlarla kuramsal bir analizi yapılmaktadır.

Barthes, RolandBenjamin, WalterBourdieu, Pierre+6
Diren Kırdar
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam çalışma ahlakı ve iktisadına din sosyolojik bir bakış

XIX. yy'da Avrupa toplumlarında sanayileşmenin ve modernleşmenin etkisiyle kapitalistleşme sürecinin başladığı öne sürülmektedir. Günümüz dünyasında ise kapitalizm hemen hemen bütün toplumlara sirayet etmektedir. İslam öğretileri kapitalist bir düzene izin vermediği iddiaları karşısında dini hassasiyeti yüksek işadamlarının seküler tutuma dönük eğilimleri dikkat çekmektedir. Bu minvalde çalışmamıza, Marx ve Weber'in kapitalizm ve din hakkında ortaya atmış olduğu teorilerle yön verilmekte ve İslam çalışma ahlakı referans kaynaklarını oluşturan yaklaşım, uygulama ve tarihsel tecrübelerden istifade ederek günümüz modern toplumunda, geçmişten günümüze çalışma ahlakının tasviri yapılmaktadır. Çalışmamızda nitel analiz tekniği olan, tarihsel dokümantasyonlar ve belgeler veri olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın nihayetinde ise, Osmanlı toplumunun kuruluş ve gelişme dönemlerinde Tımar sistemi, ahilik, lonca kurumu ve uygulanan iktisadi politikaların kapitalist sisteme kapı aralamadığı ancak Avrupa'da yaşanan endüstriyel devrimin etkisiyle kapitalizmin bu toplumda gelişme sergilemeye başladığı görülmektedir. Türkiye nezdinde ise, siyasi partilerin farklı çalışma ahlakı ve iktisadı benimsemiş olduğu, bunun da siyaset alanında etkilerinin görüldüğü ve çoğunlukla bu ahlak ve iktisat zihniyeti belirlenirken dinden bağımsız hareket edildiği anlaşılmaktadır. Bu siyasal söylemlerde, zaman zaman İslam'ın siyasal söylemi ile İslam dinine ait olan uygulamalara ekonomi ve iktisatta yer verilmeye çalışılsa da, bu uygulamalara askerî ve sivil bürokrasi müdahalelerinin kendi şartları içerisinde, böyle bir zeminin oluşmasına engel olduğu Türkiye pratiğinde görülmektedir. Buna karşın son dönem AK Parti iktidarlığında, dini hassasiyeti yüksek olduğu düşünülen işadamları sayısının ve kamusal görünürlüğünün artış gösterdiği ve bu iş adamlarının gündelik yaşamlarında İslam çalışma ahlakı ve kapitalist çalışma ahlakı arasında bir ikilem yaşadıkları ve çoğunlukla seküler davranarak, kapitalistleşme eğiliminde oldukları yapılan alan çalışmalarından ve bizim çalışmamızdan çıkarılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, İslam çalışma ahlakı ve iktisadı, Türkiye'de çalışma ahlakı

AhlakDin sosyolojisiEkonomi+6
Fatma Nur Şengül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyolojide ortak duyusal bilgi sorunsalı: R. Bhaskar'ın eleştirel realizmi ile H. Garfinkel'ın etnometodolojisinin karşılaştırılması

Ortakduyusal bilginin sosyolojik bilgi üretme sürecindeki konumuna dair sosyolojide birbirine karşıt iki yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan ilki Durkheim tarafından benimsenen ortakduyusal bilginin sosyolojik bilgi üretme sürecinin dışında tutulması gerektiğini ileri süren görüştür. Bu görüşe göre ortakduyusal bilginin çelişkili, tutarsız, belirsiz, yanılsamalı bir yapısı bulunur. Bundan ötürü bilimsel inceleme sürecinin bu bilgiden arındırılması gerekir. Diğer tarafta Husserl'den etkilenen ve sosyolojide fenomenolojik yaklaşımın en önemli temsilcilerinden Schutz bulunmaktadır. Schutz'a göre sosyolojik bilgi ile ortakduyusal bilgi arasına net bir sınır çizilmesi mümkün değildir; sosyoloji açısından istenen bir şey de değildir. Çünkü sosyolojinin inceleme-nesnesi sıradan insanların ortakduyusal bilgiye dayanarak inşa ettiği bir gerçekliğe dayanır. Bu sebeple iki bilgi türü arasında süreklilik vardır. Bu iki yaklaşımla açığa çıkan uzlaşmazlık epistemolojik görünümleri olmakla birlikte arka-planda ontolojik bir ayrışmaya dayanmaktadır. Bu tezde bu ayrışmayı görünür kılmak ve ortakduyusal bilgi sorunsalının güçlü bir şekilde çözümlenmesini sağlamak amacıyla farklı sosyal ontolojilere sahip Garfinkel ve Bhaskar'ın yaklaşımları ele alınmaktadır. Bu iki düşünürün yaklaşımlarının ortakduyusal bilgi sorunsalının çeşitli boyutlarını zengin bir şekilde sunacağı ve çözümleme yapma konusunda sosyoloji için refleksiyon imkânı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu sebeple çalışmada iki düşünürün bahsi geçen sorunsal hakkındaki düşünceleri karşılaştırılacaktır.

Bhaskar, RoyEleştirel gerçekçilikEtnometodoloji+3
Uğur Binici
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ders kitaplarında hayvanın epistemolojik yaratımı

Hayvanlar tüketim, giyim ve bilimsel araştırma alanlarında öldürülerek dönüştürülür; hayvanat bahçesi, "doğal yaşam" ve su parklarında kürate edilir; eğlence, spor ve gelenek adı altında muhtelif edimlere zorlanır. Hayvanın dönüştürülmesi temelde araçsallaştırılması antroposantrik rejimle ilişkiseldir. Bu rejimin yapısal ve kemikleşmiş faktörleri, toplumsal kurumların kökeninde aranmalıdır. Eğitim kurumunun bir materyali olan ders kitaplarının hayvanları tanımlama biçimleri, toplumsal hayatta insan hayvan etkileşiminin nasıl olması gerektiğini kuşaklara aktarır. Bu tezin konusunu ders kitaplarının üretip dolaşıma soktuğu hayvan tasavvuru oluşturur. Araştırma Türk eğitim sisteminin ilkokul seviyesindeki Türkçe, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri ders kitaplarıyla sınırlandırılmıştır. Ders kitapları hayvanı endüstriyel bir kaynak, proleter, öldürülebilir, sergilenebilir ve ticarileştirilebilir meta bedenler olarak formülleştirir. Bu formülasyon, kendi hayatının bir eyleyeni olan hayvanın öznelliğine son verir. Sosyoloji biliminde yürütülen çalışmalar, pek tabii çeşitli konuları ele almakla birlikte toplumda sınıfı, etnisitesi, cinsiyeti ve cinsel yönelimi gibi sebeplerden dolayı azınlık konumuna düşürülmüş ve ötekileştirilmiş bireylerin özne olma mücadelesini inceler. Türkiye'de sosyoloji bilimi altında yürütülen araştırmalar, yaşamın kıyısında dünyaya gelip hayatları boyunca sistematik şiddete maruz bırakılan hayvanları göz ardı etmiştir. Hayvanların öldürülmesi ve tahakküm altına alınması temelde onların nesne olarak görülmeleriyle ilişkiseldir. Bu çalışmada hayvanları nesneleştirici söylemlerin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda; ders kitaplarının insanı yeryüzüne yönetici kılan arkaik öğretilerin ve bununla ilişkisel olarak doğa-kültür düalizminin etkisi altında olduğu saptanmıştır. Bunun yanında ders kitapları, devletin resmi hayvan politikasıyla paraleldir. Ders kitaplarının ürettiği söylemler hayvanları radikal bir biçimde imlemekte ve hatalı hayvan epistemolojileri üretip dolaşıma sokmaktadır.

Ders kitaplarıEpistemolojiHayvanlar+3
Nurseda Çetintürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Zygmunt Bauman'ın düşüncesinde göç olgusu: Felsefi-sosyolojik bir yaklaşım

Göç olgusu; sosyoloji, ekonomi, politika, hukuk, felsefe, uluslararası ilişkiler gibi birçok disiplinin çalışma alanına giren, farklı disiplinlerin onun farklı veçhelerini açıklamaya çalıştığı çok boyutlu bir kavramdır. Biz de çalışmamızın kapsam ve sınırlılıkları doğrultusunda, göç olgusuna ilişkin çeşitli meseleleri çalışmamızı üzerine bina ettiğimiz Zygmunt Bauman üzerinden aktarmaya çalışacağız. Bu çalışma, Baumancı düşünde göç olgusuna yönelik önemli imkânlar yattığı temel iddasına dayanarak, günümüzde göç/göçmenlik durumlarının karşı karşıya bulunduğu temel meselelerin neler olabileceği temel araştırma sorusu üzerine bina edilmiştir. Çalışma, felsefi-sosyolojik bir yaklaşımla bu soruşturmayı yürütmeyi gayret ederken, teorik arka plan olarak odağına, Baumancı sosyolojiyi ve onun düşünce sahasına giren temel meseleleri, düşünürleri almaktadır. Çalışma bu teorik rota ve düşünsel arka plan doğrultusunda, kapasitesinin sınırlarına ulaşmış; göçmen, mülteci, sığınmacı gibi 'yabancı'larla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu bir dünyada 'yabancı'lığa alerji duymadan bir arada yaşamanın hayati bir önemi bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. Bize göre, bu yalnızca ahlaki bir sorumluluk ya da dayanışma meselesi değil pratik bir ihtiyaç ve gerekliliktir.

Bauman, ZygmuntFelsefeGöçler+3
İbrahim Oğulcan Erayman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının insan bedenine yaklaşımının din sosyolojisi açısından incelenmesi

Bu araştırma, sağlık çalışanlarının bedene yaklaşımlarında dini kavramların oynadığı rolü din sosyolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, sağlık uzmanları ile din arasındaki ilişki, bu ilişkinin hasta ve bedenine yaklaşımına yansımaları, Özellikle insan bedeninin etik, ahlak, mahremiyet, emanet, empati, sorumluluk gibi kavramlar bağlamında doğum, ölüm ve hukuki sorumluluk gibi sınır deneyimleriyle yoğun biçimde karşı karşıya geldiği Kadın Hastalıkları ve Doğum, Yoğun Bakım ve Adli Tıp branşları özelinde incelenmektedir. Bu branşlar, bedenin yalnızca biyomedikal bir nesne değil, aynı zamanda dini, ahlaki ve kültürel anlamlarla yüklü bir toplumsal olgu olarak ele alındığı alanlar olarak araştırmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Veriler, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan, her üç branştan dörder uzman olmak üzere toplam 12 sağlık profesyoneli ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlar aracılığıyla toplanmıştır. Mülakatlardan elde edilen veriler; betimleme, analiz etme ve yorumlama teknikleri kullanılarak içerik analizine tâbi tutulmuştur. Araştırmanın bulguları, sağlık çalışanlarının insan bedenine yaklaşımlarının mesleki bilgi kadar bireysel inanç dünyaları, ahlaki referanslar ve kültürel kodlar tarafından da şekillendirildiğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların beden algısında; mahremiyet, hak, emanet, rıza, sevap, günah ve vebal gibi dini kavramların etik karar alma süreçlerine farklı düzeylerde dâhil edildiği gözlemlenmiştir. Bulgulara göre, dindarlık algısı yüksek olan uzmanlar için din kapsayıcı bir "çatı kavram" niteliği taşırken; bazı uzmanlar için dinin modern mesleki yaşam içerisinde bireyselleşerek daha çok etik, vicdan ve sorumluluk gibi kavramlar üzerinden dolaylı bir referans çerçevesine dönüştüğü tespit edilmiştir. Çalışma ayrıca, teknolojik gelişmeler ve sosyal medya kullanımının hasta mahremiyeti üzerinde yarattığı yeni etik gerilimleri ve sağlık çalışanlarının bu süreçteki otokontrol mekanizmalarını da irdelemektedir. Sonuç olarak araştırma, tıp pratiğinde bedenin biyolojik bir varlık olmanın ötesinde çok katmanlı bir gerçeklik olduğunu ve sağlık hizmetlerinde insan onurunu merkeze alan, dini ve kültürel hassasiyetlere duyarlı kurumsal standartlara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.

AhlakBedenDin+4
Yunus Polat
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
00

Related subjects