Yapısal eşitlik modeli

Bu konu başlığı altında 159 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi: Bağımsız denetçiler üzerine bir araştırma

Günümüzde finansal tablolara ilişkin güvenilir bilgiye olan gereksinim giderek artmaktadır. Bu bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği ise bağımsız denetim aracılığı ile sağlandığından, bağımsız denetimin kalitesi giderek önem kazanmaktadır. Bağımsız denetim faaliyetlerinin kaliteli olarak gerçekleştirilmesi bağımsız denetçinin sorumluluğundadır. Dolayısıyla bağımsız denetim kalitesini belirleyen en önemli etkenlerden biri, bağımsız denetçi görüş ve tutumlarıdır. Bu araştırmanın amacı, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesine etkisini belirlemektir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, bağımsız denetçilerin mesleki aidiyete yönelik tutumlarını tespit etmek için mesleki aidiyet ölçeği, bağımsız denetim kalitesine ilişkin bağımsız denetçi görüşlerini saptamak için bağımsız denetim kalitesi anketi ve kişisel bilgiler anketi kullanılmıştır. 103 bağımsız denetçiden elde edilen veriler, keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesini doğrudan etkilediği görülmüştür.

Ait oluş sorunuBağımsız denetimDenetçiler+1
Gül Yeşilçelebi
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel sosyal sermayenin performans yönetimi algısı üzerindeki etkileri: Bir alan araştırması

Performans yönetimi, çalışanların örgüt içinde kendi potansiyellerinin farkına varması ve örgütlerden daha etkin sonuçlar alınabilmesi için gerekli uygulamaları içeren sistematik bir süreçtir. Bununla birlikte performans yönetimi çalışanlara şimdiki performanslarının belirlenmesi ve hedeflere ulaşmak için performanslarını geliştirmek adına yöneticilerle nitelikli iletişim kurulmasını sağlama yönünde önemli katkılar sağlar. Sosyal sermaye ise sosyal ilişkilerin yapısını ve kalitesini vurgulayan çok boyutlu bir kavramdır. Sosyal ilişkilerin yapısı ve kalitesi açısından, insanlara çalıştıkları örgütte de önemli getiriler elde etmesine olanak sağlar. Örgütsel sosyal sermaye örgütte çalışanların performans değerlendirmeden başlayarak, performans değerlendirme sonuçlarının kullanıldığı ücret ve terfi ile işten ayrılmaya kadar performans yönetimi uygulamalarını da etkileyebilmektedir. Eskişehir'de faaliyet gösteren kamu ve özel bankaları kapsayan bu araştırma temel olarak, sosyal sermayenin performans yönetimi algısı üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler araştırmacı tarafından anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucu, örgütsel sosyal sermaye ve performans yönetimi algısı arasında doğrudan ve olumlu bir ilişkinin olduğunu ve motivasyonun bu ilişkide kısmi aracılık etkisinin bulunduğunu göstermektedir. Örgütsel sosyal sermaye performans değerlendirme, ücret, işten ayrılma ve motivasyon üzerinde yüksek düzeyde bir etkiye sahipken, terfi de ise orta düzeyde bir etki büyüklüğüne sahip olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın sonuçları, cinsiyete ve banka türüne göre farklılık göstermemektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Performans Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli

Kurumsal sermayePerformansPerformans değerlendirme+5
Seda Topgül
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Money attitude and saving intentions of young adults in Turkey

This study investigated money attitudes and saving intentions (motivation to save) of young adults in Turkey by sampling 640 young adults in Eskisehir using questionnaires. This study delved into the money attitudes and motivations to save among young adults to establish any relationship between them as well as to compare males and females on these subjects. Structural Equation Modelling (SEM) was employed in the data analysis. A statistically significant and positive relationship was found between retention attitude toward money and saving intention, although no statistically significant relationships were found between the power, obsession and anxiety attitudes toward money and saving intention. In all, it can be stated that young adults in Turkey are not very much concerned about money (i.e. do not have obsessive attitude toward money, are not very anxious about money, have no difficulty in spending money, and do not perceive money as a source of power). However, they seem to be motivated to save. On the basis of motivation dimensions, what really motivates young adults in Turkey to save is introjection. That is, young adults feel a sense of pride if they have more money than usual left at the end of the month. According to the findings, power is the most exhibited money attitude by young adults in Turkey toward money. The study has also found interesting distinctions between young adult males and females regarding their attitudes toward money and saving intentions. That is, males are more obsessive and anxious about money and tend to perceive money as a source of power. Females on the other hand are neither obsessive, anxious nor perceive money as a source of power, but they tend to have a retentive attitude toward money and are more motivated to save compared to males. Key Words: Money Attitude, Saving Intentions, Structural Equation Modelling (SEM),Young Adults.

Behavioral intentionEskişehirYoungs+3
Yaw Frimpong Oforı Atta
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir şehir turizmi başarı faktörleri ve küçük turizm işletmelerinin ekonomik performansı

Bu çalışmada sürdürülebilir şehir turizmi başarı faktörlerinin küçük turizm işletmelerinin ekonomik performansıyla ilişkisinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Sürdürülebilir şehir turizmi başarı faktörlerinin ve KTİ'lerin ekonomik performansı yapılarının belirlenmesinde kırsal turizm başarı faktörleri, destinasyon pazarlaması başarı faktörleri, işletme başarı faktörleri, turistik bölgelerde sürdürülebilirlik göstergeleri ve küçük turizm işletmelerinin sürdürülebilirlik göstergelerinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda Eskişehir'de bulunan 330 küçük turizm işletmelerinin sahipleriyle/yöneticileriyle yüz yüze anket tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde çok boyutlu nicel veri analizi yöntemlerinden Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne başvurulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, sürdürülebilir şehir turizmi başarı faktörlerinden ve KTİ'lerin ekonomik performansından oluşan boyutlar belirlenmiştir. YEM analizi sonucunda sürdürülebilir şehir turizmi başarı faktörleriyle KTİ'lerin ekonomik performansı yapıları arasında anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, şehirlerde turizmin sürdürülebilirliğinde öne çıkan başarı faktörleri belirlenmiş ve KTİ'lerin ekonomik performansıyla ilişkisi ortaya koyulmuştur. Bu doğrultuda yerel yönetimlere, bölgesel pazarlama örgütlerine ve işletme yöneticilerine şehirlerde turizm gelişiminin ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi hususunda öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, şehir turizmi, başarı faktörleri, küçük turizm işletmeleri, ekonomik performans, Eskişehir

BaşarıEskişehirPerformans+5
Birgül Aydın
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eşzamanlı çevrimiçi öğrenme ortamlarında açık ve uzaktan öğrenenlerin transaksiyonel uzaklık algısının belirlenmesi

İlk olarak Dewey tarafından ortaya atılan transaksiyon kavramı Moore tarafından uzaktan öğrenme ortamlarına uyarlanmıştır. Moore'a göre transaksiyonel uzaklık öğrenen ve öğreten arasında olası yanlış anlaşılmalara neden olabilecek psikolojik ya da iletişimsel bir boşluktur. Transaksiyonel uzaklık öğrenenlerin motivasyonlarını, katılımlarını ve öğrenmeye karşı tutumlarını etkileyebilmektedir. Uzaktan eğitim veren yüzlerce kurs ve programın sistematik analizini yapan Moore, öğrenen özerkliği, diyalog ve yapının transaksiyonel uzaklığın boyutlarını belirleyen ve öğrenme sürecini etkileyen üç önemli değişken olduklarını ortaya koymuştur. Bu üç değişken arasındaki etkileşim transaksiyonel uzaklığın boyutlarını belirlemektedir. Alanyazında transaksiyonel uzaklıkla ilgili farklı noktalara odaklanan pek çok çalışma yapılmış olmasına rağmen bu kavrama yönelik net bir tanım bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı transaksiyonel uzaklık kuramının diyalog, yapı ve öğrenen özerkliği bileşenleri ile transaksiyonel uzaklık arasındaki ilişkinin düzeyini araştırmak ve Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim sistemi, e-Seminer Projesi kapsamında eşzamanlı çevrimiçi öğrenme programlarına devam eden açık ve uzaktan öğrenenlerin memnuniyet düzeyi ve algılanan öğrenme çıktıları ile bu bileşenler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmanın evrenini 2014-2015 bahar döneminde açılmış olan 180 e-seminer dersine çevrimiçi eşzamanlı olarak devam etmekte olan 434 açık ve uzaktan öğrenen oluşturmaktadır. Araştırmada 37 maddeden oluşan ankete doğrulayıcı faktör analizi uygulanarak gizil ve gözlenen değişken ilişkileri test edilerek bileşenlerinin yapısal eşitlik modeli oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda diyalog ve transaksiyonel uzaklık değişkenleri arasında negatif anlamlı, yapı bileşeninin alt faktörlerinden birisi olan ders uygulaması ile transaksiyonel uzaklık arasında pozitif anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Yapı bileşeninin alt faktörlerinden birisi olan ders tasarımı ile transaksiyonel uzaklık arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca öğrenen özerkliği ile transaksiyonel uzaklık arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar ile transaksiyonel uzaklığın operasyonel tanımına katkı sağlanması ve açık ve uzaktan öğrenenlerin transaksiyonel uzaklık algısına yönelik Türkçe bir ölçek ortaya konularak uzaktan eğitim alana katkı sağlanması hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışmada elde edilen sonuçlar ile Anadolu Üniversitesi gibi açık ve uzaktan öğrenim imkanı sunan diğer kurumların da karar süreçlerine ve eğitim politikalarına destek sağlanacağına inanılmaktadır.

AçıköğretimTransaksiyonel uzaklıkUzaktan eğitim+3
Ayfer Beylik
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi

İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli

Davranışsal niyetGüvenilirlikKurumsal itibar+6
Özüm Eğilmez
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiler (Lise ve üniversite örneklemi üzerinde karşılaştırmalı bir alan araştırması)

Bu çalışmada lise ve üniversite öğrencilerinin Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki ve etkileşim incelenmiştir. Bu üç değişkenin bazı sosyo-demografik değişkenlerle olan ilişkisi belirlenmiştir. Çalışma kuramsal çerçeve, alan çalışması ve bulguların yorumlanması olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmektedir. Kuramsal bölümde dokümantasyon, alan çalışmasında ise anket tekniği uygulanmıştır. Örneklem, 658 lise ve 997 üniversite öğrencisi olmak üzere 1655 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulamada "Tanrı Algısı Ölçeği" (TA), "Yeniden Yapılandırılmış Müslüman Dini Yönelim Ölçeği" (MROS-R) ve "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri" (PİOÖ/42) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi, etkileşim yapısal eşitlik modeli (YEM) temelinde gerçekleştirilen istatistiki analizle belirlenmiştir. Çalışmada Tanrı algısı, dini yönelim biçimleri ve psikolojik iyi oluş ile bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Olumlu Tanrı algısı ile içsel, dışsal ve katı kuralcı dini yönelim arasında pozitif; sorgulayıcı dini yönelim arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. Tanrı algısı ile psikolojik iyi oluş arasında ve dini yönelim biçimleri ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. YEM analizinde önerilen sekiz hipotetik modelden sadece üniversite örneklemine ait Tanrı algısı, dışsal dini yönelim, psikolojik iyi oluş modeli bütünüyle geçerli ve anlamlı bulunmuştur. Önerilen diğer yedi modelde Tanrı algısından dini yönelim biçimlerine giden ve anlamlı olan yollar olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu yedi modelin bir bütün olarak geçerli ve anlamlı olmadığı görülmüştür. Lise ve üniversite örneklemlerinden elde edilen bulgular karşılaştırılmış ve bazı anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

AlgıDini yönelimPsikolojik iyi oluş+2
Emine Zehra Bilge
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İş özellikleri ve örgüt kültürünün iş erteleme davranışı üzerindeki etkisinde dış kontrol odaklılığın düzenleyici rolü

Araştırmanın amacı; iş özellikleri ve örgüt kültürünün iş erteleme üzerindeki etkisini incelemek, varsa bu etkide dış kontrol odaklılığın düzenleyicilik rolünü belirlemektir. Araştırmanın evrenini; Strateji ve Bütçe Başkanlığı kaynaklarına göre Türkiye genelinde 2022 yılı itibariyle görev yapan 5.052.409 adet kamu kurumu çalışanları oluşturmaktadır. Anket uygulaması sonucunda 714 katılımcıdan elde edilen veriler istatistiki olarak incelemeye alınmıştır. Anket uygulaması sonrasında elde edilen veriler, öncelikle analizlere uygunluk açısından test edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın temel hipotezlerini analiz edebilmek için öngörülen varsayımlar test edilmiştir. Ardından ölçeklerin yapısal geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Betimleyici analizler SPSS programı aracılığıyla yapılmıştır. Çalışmanın temel hipotezlerini test etmek için kurulan yapısal eşitlik modelleri ise LISREL programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizler sonucunda katılımcıların iş özellikleri, klan kültürü ve adhokrasi kültürü algılarının iş erteleme davranışı üzerinde negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilirken, hiyerarşi ve piyasa kültürü algılarının ise iş erteleme davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dış kontrol odaklılığın bu etkilerin tümünde düzenleyicilik rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak yapılan T-Testi ve ANOVA analizleri sonucunda ise katılımcıların iş özellikleri, örgüt kültürü ve iş erteleme davranışına ilişkin algıları ile çeşitli demografik değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kavramlar: Erteleme, İş Erteleme, Örgüt Kültürü, İş Özellikleri, Dış Kontrol Odağı.

Yapısal eşitlik modeliÖrgüt kültürüÖrgütsel davranış+3
Ahmet Karkı
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal, beşeri ve psikolojik sermayenin kariyer başarısına olan etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Bu çalışmada, bireyin sahip olduğu sosyal, beşeri ve psikolojik sermayenin, onun kariyer başarısında bir etkisi var mıdır ve eğer var ise söz konusu sermaye türlerinden hangisi bireyin kariyer başarısı üzerinde daha etkilidir, sorularının yanıtları araştırılmıştır. İlaveten, sosyal sermayenin, bireylerin beşeri sermayeleri ile kariyer başarıları arasındaki ilişkiye aracılık etkisinin olup olmadığı da araştırılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de faaliyet gösteren bankalarda görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerden elde edilen toplam 400 anket üzerinden analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler araştırma modeli kapsamında SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiş, araştırmanın belirlenen hipotezlerinin testi için "Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM)" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, çalışanların sosyal ve psikolojik sermayelerinin onların kariyer başarıları üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etkisinin olduğunu, öte yandan çalışanların beşeri sermayelerinin onların kariyer başarıları üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olmadığını göstermektedir. İlaveten bulgular, sosyal sermayenin, bireylerin beşeri sermayeleri ile kariyer başarıları arasındaki ilişkide tam aracılık etkisinin olduğunu da göstermektedir. Çalışmanın, bireylerin sübjektif kariyer başarılarını üç sermaye türünü baz alarak değerlendirmesi, çalışma analizi için seçilen sektörün farklı olması ve araştırma hipotezlerinin YEM ile test edilmiş olması sebebiyle konuyla ilgili yapılan diğer çalışmalardan farklılaştığı ve bu noktada ilgili yazına hem kuramsal hem de metodolojik katkılar sunacağı düşünülmektedir.

BankacılıkBankacılık sektörüBaşarı+5
Yasemin Karatekin Alkoç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İçsel markalaşma: marka tutumları, vatandaşlığı ve performansı ilişkisi üzerine yapısal eşitlik modellemesi analizi

Günümüzde ülkelerin ekonomik gücü sahip oldukları marka ve marka değeriyle ölçülür olmuştur. Aynı zamanda markalar ülkelerin zenginlik seviyelerini göstermektedir. Dolayısıyla, büyük bir ekonomiye sahip büyük bir ülke olmanın yolu büyük markalara sahip olmaktan geçmektedir. İşletmeler açısından bakıldığında marka, karlılığın artmasını, işletmelerin büyümesini, rekabet üstünlüğü kazanmasını ve itibar kazandırması sağlayan önemli bir unsurdur. Birçok işletme ve araştırmacı markalaşma sürecine müşteri odaklı yaklaşmasına karşın, özellikle hizmet işletmelerinde markalaşmayı sağlayan en önemli unsurun çalışanlar olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki, başarılı bir markalaşma için müşteri odaklı yaklaşım tek başına yeterli değildir. Çalışanların markayı tanıması, bağlılık hissi duyması ve marka değerlerine uyun tutum ve davranışlar sergilemesini sağlayan içsel markalaşma yaklaşımına da gerek duyulmaktadır. İçsel markalaşma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde pazarlama, yönetim ve insan kaynakları departmanları arasında işbirliğini tesis etmeleri gerekmektedir. İçsel markalaşmayla amaçlanan, içsel pazarlama ve markalaşma teknikleri kullanılmak suretiyle markayı organizasyon içerisinde bilinir hale getirmektir. Bu araştırmayla lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin içsel markalaşma çalışmaları incelenmesi, ayrıca içsel markalaşmanın marka tutumlarına, marka vatandaşlığına ve marka performansına olan etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen veriler SPSS 18.0 ve AMOS 16.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Kurulan yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre, içsel markalaşma uygulamalarının çalışanların marka tutumları, marka vatandaşlığı ve marka performansını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Hizmet sektörüMarka bağımlılığıMarka değeri+7
Yavuz Selim Düger
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nükleer enerji sosyal kabul sorunu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine ampirik bir çalışma

Yapısal eşitlik modellemesi (YEM), gizil değişkenlerin birbirleriyle ve gözlenen değişkenlerle arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çok değişkenli istatistiksel bir yöntemdir. Faktör analizi ile çoklu regresyon analizinin birleşmesiyle meydana gelen YEM, bugün birçok disiplin tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, genç nesillerin nükleer enerji konusundaki farkındalıklarının ve kabul düzeylerini etkileyen faktörler arasındaki nedensel ilişkilerin yapısal bir model ile incelenmesini amaçlamaktadır. 2015-2016 eğitim öğretim yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Kampüsünde yer alan fakültelerde öğrenim görmekte olan 521 öğrenciye uygulanan anketle elde edilen veriler YEM ile analiz edilmiştir. Ankette öğrencilere; nükleer enerjiye yönelik algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda, risk algısı, güven ve kabul gizil değişkenlerini, gözlenen değişkenler tarafından temsil ettiği düşünülen sorular yöneltilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde nükleer enerjinin tanımı, tarihçesi, avantajları, dezavantajları ile Türkiye'de nükleer enerji politikasının gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde YEM ile ilgili genel bilgiler, varsayımlar ve kavramsal açıklamalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, araştırma modelinin ortaya konulması ile nükleer enerji kabulüne yönelik faktörler arasındaki ilişkiler YEM ile incelenmiştir. Modelde yer alan algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda ve güven gizil değişkenleri kabul düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilerken, risk algısı kabul düzeyini negatif yönde etkilemiştir. Elde edilen veriler LISREL 8.21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Arz talep yönetimiDumlupınar ÜniversitesiEnerji+5
Ayşegül Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dış ticaret ve gümrük anlaşmazlıkları: Cezalar ve çözüm yollarının yapısal eşitlik modeli ile analizi

Ülke ekonomilerinin gelişmesinde zaman içerisinde daha büyük bir role sahip olan dış ticaretin, kurumsallaşması ve sağlıklı bir şekilde işleyişi önem arz etmektedir. Bu nedenle giderek artan ve çeşitlenen hacim ile birlikte daha karmaşık bir hâle gelen dış ticaret sürecinin birtakım kurallar ve standartlar çerçevesinde işlemesi gerekmektedir. Bu çerçevede geçmişten günümüze uluslararası düzeyde birtakım anlaşmalar düzenlenmiş, kuruluş ve organizasyonlar oluşturulmuştur. Ancak tüm düzenlemelere ve çabalara rağmen bu alanda taraflar arasında sıklıkla anlaşmazlıklar gündeme gelmektedir. Anlaşmazlıklar, ulusal ve uluslararası düzeyde çözüm mekanizmaları ile çözümlenmektedir. Bu çalışmada dış ticaret ve gümrük anlaşmazlıklarına ilişkin teorik bilgilerin yanı sıra söz Türkiye'de gümrük idaresi ile doğrudan muhatap olan gümrük müşavirleri ve dış ticaret sorumlularının gümrük işlem ve uygulamaları sürecinde karşı karşıya kaldıkları anlaşmazlıkların kaynağını ve bunların çözümüne ilişkin algı ölçümünü konu alan anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Yapısal Eşitlik Modeli ile dış ticaret sorumluları ve gümrük müşavirlerinin "gümrük sorunlarına", "gümrük cezalarına", "uyuşmazlık çözüm yollarına" bakışlarına ilişkin algılarını tespit etmek amacıyla üç ölçek geliştirilmiştir. Anket 925 katılımcıya uygulanmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Analiz sonuçları genel olarak ölçekler bazında değerlendirildiğinde, gümrük müşavirlerinin dış ticaret sorumlularına göre algı düzeyinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Gümrük müşavirlerine ilişkin alt ölçekler bazında yapılan değerlendirmelerde; idarenin gerek gümrük işlem ve uygulamaları gerekse idari çözüm yolları süreçlerindeki performansının iyi olduğu, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü hususunda mevcut idari yolların tatmin edici olduğu, mevcut cezaların yeterince caydırıcı ve makul bir düzeyde olduğu gibi sonuçlar öne çıkmaktadır. Buna karşılık mevzuatın karışıklığı, idareler arası uygulama farklılıkları ile idarenin teknik sistemlerinde birtakım iyileştirmelerin gerekli olduğu düşünülmektedir.

CezaGümrük vergisiMali hukuk+6
Neslihan Kızıler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bankacılık krizlerinin önlenmesinde bankalar birliğinin rolü ve lonca teşkilatı

Bankacılık krizleri, 1980'li yıllardan itibaren yükselen piyasa ekonomilerinde sürekli tekrarlanmıştır. 2008 Küresel Krizi ise özellikle güçlü ekonomik ve finansal alt yapıya sahip gelişmiş ülkelerde önemli tahribata yol açmıştır. 2008 Küresel Krizi'nin özellikle gelişmiş piyasa mekanizmalarına sahip ülkelerde gerçekleşmesi, bankacılık krizlerini önleyici geleneksel tedbirlerin yetersizliğini kanıtlamıştır. Bu çalışma, bankacılık krizleri ile daha etkin mücadele için geleneksel tedbirler olan makro (kamusal) ve mikro (banka içi) tedbirlere ilaveten mezo (meslek birlikleri) düzeyde tedbirlere de ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Mezo düzeyde faaliyette bulunan ve banka birlikleri gibi bir meslek örgütü olan Osmanlı loncaları, geçmişte devlet ile esnaf arasında, özellikle devletin aldığı tedbirlerin etkinliğini arttıran tamamlayıcı çok sayıda fonksiyon icra etmişlerdir. Çalışma, bankacılık krizlerinin önlenmesinde loncaların banka birlikleri için bir rol model olabileceğini ortaya koyarak mevcut literatürde önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Çalışmanın temel amacı, bankacılık krizlerinin önlenmesinde banka birliklerinin tamamlayıcı rolünün makro tedbirler üzerindeki etkisini incelemektir. Bu kapsamda çalışmada "Bankacılık Krizlerini Önlemede Banka Birliklerinin Tamamlayıcı Rolünün Etkinliği Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek emekli bankacı ve akademisyenlerden oluşan bir örnekleme uygulanmıştır. Elde edilen veriler, yapısal eşitlik modellemesi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda banka birliklerinin bankacılık krizlerinin önlenmesinde üstlenmesi gereken tamamlayıcı roller tespit edilmiştir. Bu roller aracılığa, demokratik katılıma, otokontrole ve toplumsal faydaya ilişkindir. Anahtar Kelimeler: Küresel Finansal Kriz, Bankacılık Krizi, Osmanlı Loncaları, Mezo Tedbirler, Banka Birlikleri, Yapısal Eşitlik Modellemesi

Banka birlikleriBankacılık sektörüBankalar+5
İsmail Balkan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bayesyen Kantil yapısal eşitlik modellemesi

Kantil regresyon istatistik ve ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ortalama regresyon modeline göre kapsamlı sonuçlar veren kantil regresyonun gizil değişken modellerinde kullanımı oldukça sınırlıdır. Yapılan bu tez çalışmasında gizil değişken modellerinden olan Yapısal Eşitlik Modellemesinin (YEM) kantil metodu ve Bayesyen tahmininin teorik olarak anlaşılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda simülasyon çalışması ve öznel iyi oluş üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada da Bayesyen tahmin yapılırken sonsal dağılımı elde etmek için Markov Zinciri Monte Carlo metodu ve sonsal dağılımdan örneklem çekmek için Gibbs örneklemesi kullanılmıştır. Klasik YEM'de analizin yapılabilmesi için sağlanması gereken bazı varsayımlar mevcuttur, bunlardan biri de hata terimlerinin normal dağılıma uymasıdır. Ayrıca, klasik YEM'de egzojen değişkenlerin endojen değişken üzerindeki etkilerini incelerken sadece ortalama değerler üzerinden yorumlanır. Kantil YEM'de (KYEM) hata terimlerinin dağılımının normallik varsayımı bulunmamakta ve endojen değişkenin farklı kantil değerleri için sonuçlar yorumlanmaktadır. Bu çalışmada yapılan simülasyon uygulamasında hata terimlerinin farklı dağılımlar gösterdiği durumlar ve farklı örneklem büyüklükleri için Bayesyen KYEM'in (BKYEM) performansı değerlendirilmiştir. Hata terimlerinin normallikten saptığı durumlarda BKYEM'in Bayesyen YEM'e (BYEM) göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Gerçek verilerle yapılacak olan uygulama için ise Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen 2020 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması veri seti kullanılmıştır. Buna göre öznel iyi oluşu etkilediği düşünülen değişkenler modele eklenerek BKYEM ve BYEM ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan uygulamalarda R ve WinBUGS programları kullanılmıştır. Ulusal literatürde BKYEM üzerine herhangi bir çalışma olmaması tezin özgün değerini oluşturmaktadır.

Bayes yaklaşımıEkonometriEkonometrik analiz+2
Zübeyde Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yalın üretimin strese etkisinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi

Yalın üretim, Japonya'da II. Dünya savaşının neden olduğu sermaye sıkıntısını aşabilmek amacıyla geliştirilmiştir. Oluşan sermaye sıkıntısı şirketlerin çalışma saatlerini uzatarak, işleri yoğunlaştırarak ve ücretleri düşürerek maliyetleri azaltmasını gerektirmiştir.Amerikan otomotiv endüstrisindeki üretim biçimi savaş sonrasında Japonlara referans olmuştur. 1937'de kurulan Toyota şirketi'nin ortaklarından mühendis Eiji Toyoda, 1950'de Ford'un Detroit'deki Rouge fabrikasını ziyaret etmiş ve Toyota'daki üretim sisteminin geliştirilmesinin mümkün olduğu, ancak Fordist/kitlesel üretimin Japonya'da asla başarılı olamayacağı sonucuna varmıştır. Amerikan endüstri sistemi, sınırlı sayıda modelden büyük miktarlarda üretilerek, üretim maliyetlerini kısmıştır. Bu tipik Amerikan modeliydi, Japon değildi. Yeni sistem ile hedef üretim maliyetini çok çeşitli modelden sınırlı sayıda üretim yaparak düşürmekti (Ohno, 1996;40).Deneme amaçlı bazı çalışmalardan sonra kimi zaman tam zamanında üretim (just-in time production), kimi zaman Toyota üretim (Toyota production), kimi zaman da stoksuz üretim (non-stock production) olarak da adlandırılabilen yalın üretim (lean production) sistemleri Japonya'da 1940'lı yılların sonunda gelişmiştir. Sonrasında da Amerika Birlesik Devletleri'nde yaygınlaşmaya başlayan bir üretim ve yönetim sistemi haline gelmiştir.Bu tezin amacı, Yalın üretimin gelişmesiyle hızlı sanayileşme, ağırlaşan çalışma koşulları ve teknolojinin çalışanlar üzerinde stres oluşturup oluşturmadığını incelemektir. Birinci bölümde, yalın üretim felsefesi, gereklilikleri, temel özellikleri, Yalın üretim sistemindeki endüstri ilişkilerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Yalın üretimin temel özellikleri ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Stres, iş stresi, stresin yol açtığı faktörler açıklanarak, Yalın üretimin stres üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Dördüncü Bölümde ise, Yapısal eşitlik modellemesi genel hatları ile anlatılarak yalın üretimin stres üzerindeki etkileri bu modelleme ile analiz edilmiş ve sonuçları açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Yalın Üretim, Yalın Üretim Felsefesi, Yapısal Eşitlik Modeli, Stres.

StresYalın üretimYapısal eşitlik modeli+2
Güneş Çetintürk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevre belirsizliği altında, rekabet stratejileri ile tedarik zinciri stratejilerinin firma performansına etkisi: İMKB imalat sektörü uygulaması

Firmaların daha fazla karlılık ve daha fazla büyüme gibi hedeflere ulaşma gayeleri vardır. Günümüzde firmaların bu amaçlarına ulaşmaları için bir yandan yerli ve küresel rakiplerle rekabet etmeleri gerekmektedir. Diğer yandan da mevcut yapılarını değişen ve gelişen koşullara göre revize etmeleri gerekmektedir. Rekabette ayakta kalabilmek için uzun dönemli rekabetçi yapılarını devam ettirmeleri aynı zamanda tüm kaynaklarını etkin kullanmaları gerekmektedir. Bu durum firmaların rekabetçi bir konum belirlemeleri ve rekabet stratejilerinden kendilerine uygun olan bir stratejiyi belirleyip kullanmalarını gerektirmektedir. Aynı zamanda kaynaklarının etkili kullanımı için de tedarik zinciri sistemi ve buna bağlı olarak da uygun bir tedarik zinciri stratejisi benimsemeleri gerekmektedir.Bu çalışmada Tedarik zinciri stratejileri ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Tedarik ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki için firmaların finansal performansına olan etki kullanılmıştır. Ayrıca tedarik zinciri stratejilerini, rekabet stratejilerini ve firma performansını çevre belirsizliğinin etkileyip etkilemediği ölçülmüştür. Ölçme aracı olarak geçerliği ve güvenirliği başka bir ülkede hazırlanıp uygulanmış olan anket soruları kullanılmıştır. Gaziantep'te faaliyette bulunan 12 halıcılık sektörü firmasına pilot anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 20,0 paket programında analize tabi tutulmuştur. Yeterli güvenirlik değeri sağlandığından İMKB imalat sanayindeki 16 firmaya ikinci pilot uygulama yapılarak ölçek güvenirliği hesaplanmış ve 0,856 bulunmuştur.Ana uygulama İMKB imalat sanayindeki 174 firmaya yapılmış ve 90 tanesinden geçerli anket alınarak analizlere tabi tutulmuştur. Ana uygulama faktör analizine tabi tutularak önce faktörler belirlenmiş ve daha sonra her faktörün güvenirliği hesaplanmıştır. Faktör yükü düşük olan maddeler analizden çıkarılmıştır. Daha sonra araştırma için belirlenen hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Bunun için AMOS 20,0 paket programı kullanılmıştır. Kurulan model yapısal eşitlik modeliyle test edilerek modelin doğruluğu belirlenmiştir. Analiz sonucunda; rekabet stratejilerinin tedarik zinciri stratejileri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Çevre belirsizliği yüksek olduğunda maliyet liderliği stratejisinin ile yalın tedarik zinciri stratejisi kullanımının diğerlerine göre daha yüksek bir etki oluşturduğu, çevre belirsizliğinin düşük olduğu koşullarda ise farklılaştırma stratejisi ile yalın tedarik ve çevik tedarik stratejileri arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ayrıca yüksek belirsizlikte yalın tedarik zincirinin, düşük belirsizlikte ise çevik tedarik zinciri stratejilerinin firma performansını daha yüksek oranda açıkladıkları görülmüştür.Bu sonuçlar doğrultusunda firmalara belirsizliğin yüksek olduğu koşullarda maliyet liderliği stratejisi ile yalın tedarik zinciri stratejisini kullanmaları ve belirsizliğin düşük olduğu koşullarda ise farklılaşma stratejisi ile çevik tedarik zinciri stratejisini kullanmaları önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Finansal Performans, Yapısal Eşitlik Modeli, AMOS, Rekabet Stratejileri, Tedarik Stratejileri, Firma Performansı, İMKB.

Firma performansıPerformansRekabet+6
Yavuz Akçi
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi

Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL

Bulanık DEMATELHizmet kalitesiHuzurevleri+7
Neslihan Çilesiz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geri dönüşümlü ürünlere yönelik risk algısının satın alma davranışına etkisi

Bu çalışmada geri dönüşümlü ürünlere yönelik risk algısının satın alma davranışına etkisi incelenmiştir. Bu çerçevede Gaziantep Üniversitesi'nde öğrenim gören farklı bölümlerdeki öğrencilerle yüz yüze ve online anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; risk algısı ile geri dönüşümlü ürünler arasında ilişki tespit edilmiştir. Bu bağlamda sosyal risk algısının geri dönüşümlü ürünleri satın alma üzerinde ters yönlü bir etkisinin olduğu görülmüştür. Fakat risk alt değişkenlerinden finansal, fiziksel, psikolojik ve fonksiyonel risk algısının ise bu araştırma kapsamında satın alma davranışına etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

GüvenilirlikRisk algılamasıSatın alma davranışı+3
Orhan Ekici
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışan memnuniyetini açıklayan faktörlerin incelenmesi ve kargo sektöründe bir uygulama

Dijital dönüşümün hızla devam ettiği bu dönemde, bireylerinde beklenti ve ihtiyaçları da çok hızlı bir şekilde değişmektedir. İşletmeler için hızla değişen müşteri beklentileri, çalışanlar için de geçerlidir. Çalışanlar, işletmelerin stratejik amaç ve hedeflere ulaşabilmesinde önemli bir faktördür. Bu çalışmanın temel amacı, kargo şirketinde çalışan memnuniyetini açıklayan faktörlerin, yapısal eşitlik modeli ile test edilmesidir. Çalışmada kullanılan model, çalışan memnuniyetine yönelik literatür taraması ve şirkete has dinamikler göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Modeli test etmek için Yapısal Eşitlik Modeli uygulanmıştır. Çalışma Türkiye genelinde hizmet veren bir kargo şirketinin Bursa ilinde görev yapan saha çalışanları ile yüz yüze anket yöntemiyle yapılmıştır. Hazırlanan model AMOS paket programıyla anket verileri analiz edilmiş ve model için oluşturulan hipotez tez edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yönetici, liderlik, motivasyon, kaynak, çalışma ortamı ve şirket misyonu faktörlerinin çalışan memnuniyetini %5 anlamlılık düzeyinde açıkladığı tespit edilmiştir.

Kargo sektörüLiderlerLiderlik+4
Adem Aksan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok gruplu yapısal eşitlik modeli ile indirim marketi ve süpermarket için müşteri sadakatini etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu tezde iki farklı market grubu olan indirim marketleri ve süpermarketler için müşteri sadakatini etkileyen faktörler belirlenip, aralarında karşılaştırma yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda SOBAG 110K098 numaralı "Süpermarketlerde Müşteri Sadakatini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi" başlıklı projeden elde edilen verilerin sadece indirim marketine ve süpermarkete ait kısımları kullanılarak, 855 örneklem verisi ile çalışılmıştır. Müşteri sadakatine etki eden unsurlar belirlenmeye çalışılıp, müşteri sadakati, müşteri memnuniyeti, güven, karşılaştırmalı fiyat algısı, indirim algısı, değer algısı, hizmet ve ürün kalitesi algısı latent değişkenleri için ölçme modeli kurulmuştur. İki grup arasında karşılaştırma yapabilmek için ölçme değişmezliği incelenmiş, kısmi metrik değişmezlik sağlanmıştır. Müşteri sadakati için yapılan araştırmalar dikkate alınarak oluşturulan yapısal modelin geçerli olup olmadığı yapısal eşitlik modelleri ile araştırılmıştır. Modelin geçerliliği sağlandıktan sonra da iki grup market için, müşteri sadakatini etkileyen faktörler ve bu faktörlerin arasındaki ilişkiler çok gruplu yapısal eşitlik modelleri ile incelenmiştir. Tüm bu analizlerin yapılmasında Mplus 6.1 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, indirim marketi ve süpermarket için, müşteri sadakatinin üzerinde en çok etkisi olan faktörün müşteri memnuniyeti olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak süpermarket için müşteri memnuniyetinin müşteri sadakati üzerindeki istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisinin, indirim marketine göre daha fazla olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, indirim marketinde müşteri sadakatinde güvenin ve değer algısının doğrudan pozitif etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş ancak, süpermarket için bu faktörlerin müşteri sadakati üzerinde doğrudan pozitif etkisine rastlanmamıştır.

Doğrulayıcı faktör analiziMüşteri sadakatiSüpermarketler+1
Duygu Baş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite durumları ve fiziksel aktivite engelleri üzerinde psikolojik sağlığın aracılık etkisinin yapısal eşitlik modeli ile test edilmesi

Araştırma üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite durumları ve fiziksel aktivite engelleri üzerinde psikolojik sağlığın aracılık etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde lisans eğitimine devam eden 934 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeği ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada tanımlayıcı ve ilişki arayıcı desen kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi (Student T Testi), tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi için Pearson korelasyon katsayısı ile psikolojik sağlığın aracılık etkisi için AMOS programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Fiziksel Aktivite Engelleri alt ölçeklerinden olan "kişisel" ve "fiziksel" engellerin psikolojik sağlık üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu, buna karşın psikolojik sağlığın fiziksel aktivite üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmada psikolojik sağlığın oturarak harcanan zaman üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu ve kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak üniversite öğrencilerinin fiziksel ve kişisel aktivite engellerinin psikolojik sağlığı etkilediği, fiziksel ve kişisel engeller arttıkça öğrencilerin fiziksel aktivitelerinin azaldığı ve psikolojik sağlık durumlarının olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Bu bulgular üniversite öğrencilerinde psikolojik ve fiziksel sağlığın birbirinden ayrılmaz önemli bir bütün olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle üniversite kampüslerinde spor, yürüyüş, egzersiz ve fiziksel aktivite türlerinin artırılarak, öğrencilerin bu aktiviteleri günlük rutinlerine yerleştirmeleri konusunda planlamalar yapılması, teşvik edilmesi ve bu aktiviteleri yapan öğrencilerin tiyatro, konser gibi kampüs içi eğlenceler ile ödüllendirilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Öğrenci, Ruh Sağlığı, Üniversite.

Fiziksel aktivitePsikolojik sağlıkYapısal eşitlik modeli+1
Rabia Cemre İnce
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş rotasyonu sonucunda ortaya çıkan stresin hemşirelerin iş doyumları üzerindeki etkisi

Çalışanların bağlı oldukları örgüt içerisinde aynı veya benzer seviyedeki görevler arasında geçici süre ile çalıştırılmasına iş rotasyonu denilmektedir. İş doyumu ise bir çalışanın yapmakta olduğu işten duyduğu mutluluk anlamına gelmektedir. Çalışanların iş doyum düzeyleri hem kendilerini, hem kurumlarını hem de çevrelerini etkilemektedir. Yaptığı işten doyum alan bir çalışan fizyolojik ve psikolojik açıdan kendini iyi hissetmekte ve işinde büyük bir hevesle çalışmaya devam etmektedir. Bu anlamda çalışan doyumunu artırmak amacıyla iş kurumları hem bireysel hem de kurumsal açıdan bazı planlamalar yapmaktadır. Bu planlamalardan biri de iş rotasyonudur. İş rotasyonunun çalışanların iş doyumları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada; iş rotasyonunun tanımı, amaçları, çeşitleri, yarar ve sakıncaları, uygulama aşamaları, iş doyumunun tanımı, önemi ve kuramları ele alınmış ve hemşirelerde iş rotasyonu sonucunda ortaya çıkan stresin iş doyumları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Hemşire İş Rotasyon Stres Ölçeği kullanılarak 270 kişiden anket yoluyla veriler toplanmıştır. Benzer çalışmalar incelendiğinde iş rotasyonunun çalışanlarda olumlu etki yarattığı monotonluktan kurtardığı saptanmış, buna bağlı olarak da yapılan işin verimliliğinde ve iş doyumlarında artış olduğu gözlenmiştir. Yapılan bu çalışmada ise iş rotasyonu sonucu ortaya çıkan stresin iş doyumunu negatif etkilediği saptanmıştır.

HemşirelerHemşirelikRotasyon+6
Necibe Demirci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki ilişkiler: Şiddete yönelik tutumların aracı rolü

Bu araştırma, sosyal bilişsel kuramlar çerçevesinde, ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki doğrudan ilişkileri ve şiddete yönelik tutumların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini Adana'da 1 özel 11 devlet ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören 964'ü kız 1156'sı erkek olmak üzere toplam 2120 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ranjı 12 ile 17 arasında olup, yaş ortalaması 13.67'dir. Araştırmada öğrencilere, ?Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği? ?Saldırganlık Ölçeği?, ?Algılanan Çok Boyutlu Şiddet Kaynakları Ölçeği? ve ?Çocukların Algıladıkları Ebeveynler Arası Çatışma Ölçeği? uygulanmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, ebeveynler arası çatışma dışındaki değişkenlerin modele anlamlı katkısının olduğunu göstermektedir. Medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkilerde şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü, medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasındaki ilişkilerde ise, şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada, kız ve erkeklerde görülen şiddet türlerinin farklılık göstermesi nedeniyle, model cinsiyete göre de ayrı ayrı sınanmıştır. Her iki grup için yapısal eşitlik modelinde ebeveynler arası çatışmanın modele katkısının olmadığı görülüp modelden çıkartılmıştır. Her iki grupta da medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu görülmektedir. Modellerdeki temel farklılık ise, erkek grubu için medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü olmasına karşın, kız grubunda şiddete yönelik tutumların aracılık rolüne rastlanamamıştır. Araştırma bulguları, sosyal bilişsel şiddet modeli kapsamında tartışılmıştır.

AkranAkran ilişkileriEbeveynler+8
Raşit Avcı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dönüşümcü liderlik ile örgütsel bağlılık, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde örgütsel adaletin rolü: İSO işletmelerinde bir araştırma

Ortak bir vizyon sunan, astlarına yön veren ve harekete geçiren dönüşümcü liderlerin işgörenlerin tutum ve davranışları üzerindeki etkilerinin hangi mekanizmalar aracılığıyla ortaya çıktığı yazında sıkça tartışılan konulardandır. Bu çalışmada dönüşümcü liderliğin, astların iş tatmini, örgütsel bağlılığı ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel adaletin aracı değişken olduğu varsayılmaktadır.Bunun için Türkiye'de İstanbul Sanayi Odası tarafından belirlenen en büyük 200 işletmedeki ikinci düzey yöneticiler örneklem hedefi olarak belirlenmiş ve 286 yöneticiden anket yoluyla elde edilmiş verilerden yararlanılmıştır. Öncelikle araştırma modelinde yer alan değişkenlerin faktör yapısını tanımlayabilmek amacıyla keşfedici faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla yapısal eşitlik modellemesi ile çoklu paralel aracılık etkisi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi ile dağıtım, işlem, etkileşim ve bilgi adaleti olmak üzere örgütsel adaletin dört boyutunun dönüşümcü liderlik ile iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve örgütsel bağlılık arasındaki aracılık etkisi incelenmiştir. İş tatmini üzerinde dağıtım, etkileşim ve bilgi adaletinin, örgütsel bağlılık üzerinde etkileşim ve bilgi adaletinin, işten ayrılma niyeti üzerinde ise işlem adaletinin önemli değişkenler olduğu görülmüştür. Dönüşümcü liderlik örgütsel adaletin bütün boyutları ile güçlü bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Aynı zamanda dönüşümcü liderliğin iş tatmini, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti üzerinde dağıtım, işlem, etkileşim ve bilgi adaletinin kısmi aracılık etkisi olduğu görülmüştür.

Dönüşümcü liderlikLiderlikYapısal eşitlik modeli+4
Bilge Akca
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular