Ortaöğretim öğrencileri
159 theses under this subject heading
Mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme ve eleştirel düşünme becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme ve eleştirel düşünme becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, İstanbul'daki mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler ile bu okullarda görev yapan öğretmenlerden oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemine bakıldığında, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 1. Dönem, İstanbul Anadolu Yakasında bulunan Kadıköy TML ve Anadolu TML Lisesi, Ataşehir Dr. Nureddin Erk Perihan Erk Teknik Lisesi ve Kadıköy Anadolu Meslek Lisesinde okuyan öğrenciler ile burada görev yapan öğretmenler oluşmaktadır. Örneklem içerisinde 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda okuyan toplamda 186 öğrenci ve 86 öğretmen yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı ise, Yaman (2006) tarafından hazırlanan "Problem Çözme Becerisi Envanteri" ve Özdemir (2005) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Becerisi Envanteri" kullanılmıştır. Ölçme araçları hem öğrenci hem de öğretmenlere uygulanmıştır. Toplanan verilerin analiz aşamasında aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi ile korelasyon tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular, kendi görüşlerine göre; öğrencilerin problem çözme becerisine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Ayrıca kendi görüşlerine göre; öğrencilerin eleştirel düşünme becerisine sahip oldukları konusunda emin olamadıkları sonucu çıkmıştır. Öğretmenlerin görüşlerine göre, öğrencilerin problem çözme becerilerinde yeterli olmadıkları söylenebilir. Buna ek olarak öğretmenlerin, öğrencilerin eleştirel düşünme becerisi sahip olmaları konusunda kararsız kaldıkları sonucuna varılmıştır. Problem çözme beceri düzeylerine ilişkin olarak öğretmen ve öğrenci görüşleri karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerine ilişkin olarak öğretmen ve öğrenci görüşleri karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna varılmıştı. Ayrıca problem çözme eleştirel düşünme becerilerinin, akademik başarıyı olan etkisi kuvvetli olduğu yönündedir.
Yaratıcı zıt düşünme tekniğinin 7. sınıf öğrencilerinin yaratıcılığı üzerinedeki etkisine ilişkin bir çalışma
Bu araştırmada Yaratıcı Zıt Düşünme (YAZID) tekniğinin 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde yaratıcılıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. YAZID tekniği Janusyan Düşünme Kuramı temel alınarak geliştirilmiş bir düşünme tekniğidir. Teknik beş aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar yapılandırma, ayrıştırma, zıtlaştırma, birleştirme ve detaylandırmadır. YAZID tekniğinin etkisi, ön test son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Eskişehir merkezde bir ortaokuldan 7. sınıf düzeyinde 70 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın uygulama sürecinde deney gruplarında bulunan öğrencilere 10 hafta boyunca haftada bir saat Türkçe derslerinde YAZID tekniği ile öğretim yapılmıştır. Araştırma, 10 hafta uygulama süreci ve 2 hafta ön test ve son testlerin uygulanması olmak üzere 12 hafta boyunca sürmüştür. Veri toplama aracı olarak Paradoksal Metafor Testi ve Kavram Testi kullanılmıştır. Analizler, Paradoksal Metafor Testi ve Kavram Testi verileri kullanılarak ANCOVA ile yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular YAZID tekniğinin öğrencilerin yaratıcı düşünmeleri üzerinde yüksek düzeyde etkisinin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratıcı düşünme eğitimi, Janusyan düşüme kuramı, YAZID
Orta öğretim düzeyindeki tek ebeveynli sporcu öğrencilerin 12 haftalık sportif etkinliklerinin saldırganlık ve şiddet eğilimi düzeylerine etkilerinin incelenmesi
Varhan, Tek Ebeveynli Orta Öğretim Öğrencilerinin 12 Haftalık Sportif Etkinliklere Katılımının Saldırganlık ve Şiddet Eğilimleri Üzerine Etkisinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2016. Bu çalışmanın amacı, tek ebeveynli orta öğretim öğrencilerinin 12 haftalık sportif etkinlikleri öncesindeki saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin, uygulanan sportif etkinlikler sonrası değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Afyonkarahisar'da orta öğretimde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden seçilen 109 tek ebeveynli öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak yukarıda belirtilen tek ebeveynli öğrencilerden oluşan örneklem gurubuna eş zamanlı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen "Saldırganlık Envanteri" (Kiper 1984), Göka, Bayat ve Türkçapar (1995) tarafından geliştirilen "Şiddet Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. İstatiksel analizlerde; Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda, p>0.05 bulunduğu için verilerin çözümlenmesinde, parametrik istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, çok değişkenli frekans ve yüzde dağılımlarına ilişkin çapraz tablodan (Crostab) yararlanılmıştır. Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tek ebeveynli öğrencilerin saldırganlık ve şiddet eğilimi durumların karşılaştırılmasında Eşleştirilmiş Örneklem t Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, tek ebeveynli öğrencilere yaptırılan 12 haftalık sportif etkinlikler sonucunda genel saldırganlık ve şiddet eğilim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tek ebeveyn, Öğrenci, Spor, Saldırganlık, Şiddet
Farklı eğitim kurumlarında öğrenim gören ortaöğretim öğrencilerinin sportif rekreasyon etkinliklerine yönelmede meraklılık düzeylerinin etkisinin araştırılması (Kütahya ili örneği)
Bu çalışmada Kütahya İlindeki Merkez Ortaöğretim Kurumlarında 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında öğrenim gören öğrencilerin meraklılık düzeylerinin araştırılması amaçlandı. Veri toplama aracı olarak, Demirel ve Coşkun (2009) tarafından Türkçe?ye uyarlama çalışması yapılan ?Meraklılık Ölçeği? kullanıldı. Araştırmada ayrıca öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için 11 maddeden oluşan bilgi formu hazırlandı. Araştırmada kullanılan anket, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Kütahya ilindeki merkez ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 440 erkek ve 440 bayan toplam 880 öğrenciye uygulandı. Verilerin düzenlenmesinde MS Excel tablolama paket programı ve istatistik analizler için SPSS 20 istatistik paket programıkullanıldı. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik dağılımlarını belirlemek için yüzde (%) ve frekans (f) analizleri yapılmış olup, öğrencilerin meraklılık düzeyleri ile cinsiyet, etkinliklere katılım şekilleri arasında önemli bir fark olup olmadığınıaraştırmak için; ?=0.05 anlamlılık düzeyinde Bağımsız Örneklem T-Testi uygulandı. Sınıf, aylık gelir düzeyi, anne-babalarının öğrenim düzeyi, boş zamanlarında katıldıkları etkinlikler ve etkinliklere katılımlarını olumsuz etkileyen sebepler ile meraklılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için OneWay ANOVA testi uygulandı. Elde edilen bulgulara göre; katılımcıların meraklılık düzeyleri cinsiyet (t.05; 5.592; p>0.05), sınıf (F3,876; 1.066; p>0.05), ortalama aylık gelir düzeyi (F5,874; 1.141; p>0.05), baba öğrenim düzeyi (F4,875; .589; p>0.05) ve anne öğrenim düzeyi (F4,875; 1.255; p>0.05 ] açısından farklılık göstermediği tespit edildi. Etkinliklere katılım şekli değişkenine göre, genişlik alt boyutunda (t.05; 7.818; p<0.05) ve derinlik alt boyutunda (t.05; 4.262; p<0.05) anlamlı farklılık gösterdiği belirlendi. Boşzamanlarında katıldıkları etkinlik türü açısından genişlik alt boyutunda (F6,873; 3.502; p<0.05) ve derinlik alt boyutunda (F6,873; 3.849; p<0.05) farklılık gösterdiği belirlendi. Boş zamanlarında etkinliklere katılımlarını olumsuz etkileyen sebepler açısından ise genişlik alt boyutuna göre katılımcıların meraklılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı (F5,874; .496; p>0.05) tespit edildi ancak derinlik alt boyutuna göre de katılımcıların meraklılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (F5,874; 2.305; p<0.05). Anahtar Kelimeler: Meraklılık, Spor, Rekreasyon, Eğitim Bilimleri
Ortaöğretim kurumlarında spor yapan ve yapmayan öğrencilerin saldırganlık tutumlarının araştırılması (Samsun ili örneği).
Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kurumlarında spor yapan ve yapmayan öğrencilerin yaş, cinsiyet ve spor yapma türüne göre saldırganlık tutumlarını araştırmaktır. Araştırmaya Samsun'un merkez ilçelerinden toplam 28 okul ve 1868 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanıldı. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi (Kolmogorow-Smirnov D test) yapıldı. Çalışmaya katılan sporcuların dağılımları ve yüzdeleri tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) ile belirlendi. Spor türüne göre sporcuların saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) uygulandı. Spor yapma durumu (Spor yapan-Spor yapmayan) ve Yaşa göre (5 grup), Spor yapma durumu (Spor yapan-Spor yapmayan) ve Cinsiyete göre sporcuların saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Çift Yönlü Varyans Analizi (Two Way Anova) uygulandı. Anlamlı bulunan gruplar arası farklılıklar için ise ikinci seviye testi olan Tukey HSD kullanıldı. Verilerin bilgisayar ortamına girilmesi ve grafiklerin çizilmesinde Windows için Microsoft Excel 2010, verilerin analizinde Windows için SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda spor yapma durumu, yaş ve cinsiyete göre öğrencilerin saldırganlık puanları arasında anlamlı farklar bulunmuş, spor yapma durumu ve yaş, spor yapma durumu ve cinsiyet, spor yapma türüne göre saldırganlık puanları arasında anlamlı farklar bulunamamıştır. Sonuç olarak; spor yapanların yapmayanlardan daha saldırgan ve atılgan oldukları, erkeklerin kızlardan daha saldırgan oldukları, kızların erkeklerden daha atılgan oldukları, spor yapma durumu ve yaşa göre, spor yapma durumu ve cinsiyete göre, spor yapma türüne göre saldırganlık puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Ortaöğretim öğrencileri, Spor.
Ortaöğretim öğrencilerinin oyun kavramına ve fiziksel aktivite içeren oyunları oynamaya yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Son yıllarda gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerine baktığımızda oyun kavramının çocukların gelişimi açısından önemli bir faaliyet olduğu görülmektedir. Bilim adamlarının birçoğuna göre çocuğu tanımak ve gözlemlemenin en iyi yolu oyundur. Çocuklar oyun oynadığı esnada birçok beceri kazanırlar. Genellikle oyun esnasında öğrenme, etkili karar verme, birlikte iş yapma, dürüstlük, paylaşmak, karşısındakilerin haklarına saygı göstermek, arkadaşlarını sevme, yardımlaşma gibi durumları öğrenir. Çocuk oyun vasıtasıyla yetişkinliğe geçiş dönemindeki becerilerini izleyerek pratik hale getirir ve mükemmelleştirir. Oyun her yaş evresinde insanların gelişiminde faydalı ve etkili bir kavramdır. Bu araştırma, Ortaöğretim öğrencilerinin oyun kavramına ve fiziksel aktivite içeren oyunları oynamaya yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Bu araştırmada nicel ve nitel verilerin bir arada analiz edildiği karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma evrenini Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullarda öğrenim görmekte olan ortaöğretim öğrencileri, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 613 (227 Kadın, 386 Erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Hazar (2015) tarafından geliştirilen "Oyunsallık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak, Independent Sample t testi, OneWay Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma grubuna yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak, elde edilen nitel veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, erkeklerin kadınlardan daha yüksek oyunsallık eğilimleri olduğu, yaş ve sınıf değişkenleri açısından küçük yaş ve sınıf gruplarının oyunsallık puanlarının daha yüksek olduğu, spor geçmişi olan öğrencilerin fiziksel aktivite içeren oyunlara yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu, Anadolu ve Fen lisesi öğrencilerinin sosyal uyum alt boyutu puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kilonun arttığı durumlarda oyun tutkusu, oyun isteği ve keyif alma düzeylerinin azaldığı belirlenirken, boy ile ilgili herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin oyun kavramına ilişkin görüşlerinde kendini tanımak, öğrenmenin ilk adımı, keyif ve mutluluk, eğlenmek temalarının ön plana çıktığı, oyunun faydalarına ilişkin görüşleri incelendiğinde çoğunluğu oyunun faydalı olduğunu, ancak okul ortamında oyun alanlarının yeterli olmadığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır.
Ortaöğretim çağındaki öğrencilerin spor yapma durumunun akran ilişkisi ve sosyalleşme üzerine etkisi
Spor, birçok yaş grubunda akran ilişkilerini geliştiren ve sosyalleşmeye önemli katkısı olan bir ana belirleyicidir. Sporun bu güçlü etkisi her yaştaki bireye önemli kazanımlar sağlamaktadır. Psikolojik, fizyolojik ve zihinsel etkisinin yası sıra sosyalleşmeye ciddi seviyede etkisi vardır. Bu araştırmada, ortaöğretim çağındaki öğrencilerin spor yapma durumunun akran ilişkisi ve sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Covid-19 salgını nedeni ile veriler online olarak toplanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki ortaöğretim çağındaki öğrenciler, örneklemini ise kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile değişik illerden katılan 2210 kadın 1324 erkek olmak üzere toplam 3534 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Kaner (2002) tarafından 14–18 yaş arasındaki ergenlerin akranlarıyla kurdukları ilişkileri incelemek amacıyla geliştirilen 18 maddeden oluşan "Akran İlişkileri Ölçeği" ve Şahan (2007) tarafından geliştirilen 35 maddeden oluşan "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin normalliğinin değerlendirilmesi için basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiş, verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin analizinde Independent t testi, tek yönlü Anova testi, korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik katsayıları ,89 ve ,84 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, yaş, cinsiyet, aile gelir düzeyi, düzenli spor yapma, düzenli yapılan sporun süresi, ilgilenilen spor türü, kardeş sayısı, sporcu lisansına sahip olma, okuduğu sınıf, spor yapma durumu, spora yönlendirme, anne baba durumu ve babanın sağ olması değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Annenin yaşıyor olma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Akran ilişkileri ile spor ve sosyalleşme arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Genel olarak, spora katılım göstermek ortaöğretim çağındaki öğrencilerde akran ilişkilerine olumlu etki etmekte ve sosyalleşmeye katkıda bulunmaktadır. Ortaöğretim çağındaki öğrenciler için spor etkinliklerinin arttırılması önerilmektedir.
Ortaöğretim düzeyinde eğitim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının incelenmesi: Doğubayazıt örneği
Araştırmanın amacı ortaöğretim düzeyinde eğitim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını incelemektir. Bu kapsamda bir anket formu hazırlamıştır. Anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğrencilerin demografik bilgilerini öğrenmeye yönelik 10 soru sorulmuştur. Anket formunun ikinci bölümünde ise öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını belirlemeye yönelik 20 soru sorulmuştur. Anket 15-19 Mart 2021 tarihinde Ağrı ili Doğubayazıt ilçesinde bulunan; Şehit Polis Fethi Sekin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Muhammed Celali Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Fatımatü Zehra Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Dr. Reşat Erden Anadolu Lisesi'nde eğitim öğren 108 kız, 92 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenciye uygulanmıştır. Öğrencilerin %25,5'i (51) 9. sınıfta, %24,5'i (49) 10. sınıfta, %25,5'i (51) 11. sınıfta, %24,5'i (49) 12. sınıfta öğrenim görmektedir. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik (iç tutarlılık) analizi için "IBM SPSS STATİCS" programında yer alan Cronbach Alpha testi kullanılmış ve 0.84 sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin öğün atlama dağılımları incelendiğinde kız öğrencilerin %50,9'unun erkek öğrencilerin ise %45,7'sinin öğün atladığı görülmüştür. Bir günlük öğün sayısına bakıldığında kız öğrencilerin %46,3'ü; erkek öğrencilerin ise %63'ü üç öğün tükettiği tespit edilmiştir. Kahvaltının yapıldığı yer incelendiğinde kız öğrencilerin %25'inin, erkek öğrencilerin ise %7,6'sının okul kantininde kahvaltı yaptığı görülmüştür. Ara öğünlerde yiyecek içecek tüketim dağılımında ise kız öğrencilerin %89,8'i; erkek öğrencilerin ise %81,5'i ara öğün tüketmektedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin çoğunun yetersiz veya yanlış beslenme alışkanlıklarını sürdürdüğü tespit edilmiştir. Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme konusunda başta öğrenciler olmak üzere tüm okul çalışanlarına eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar sözcükler; Beslenme, Beslenme Alışkanlığı, Adölesan döneminde beslenme
Ortaöğretim öğrencilerinin kariyer kaygısının yordayıcısı olarak akademik erteleme davranışı
Bu çalışmanın amacı; Çankırı'da ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin kariyer kaygılarının yordayıcısı olarak akademik erteleme davranışını ele almaktır. Bu kapsamda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 400 öğrenci katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Akademik Erteleme Ölçeği", "Kariyer Kaygısı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik düzeyleri kabul edilebilir seviyededir. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 20.0 programında analiz edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğrencilerin akademik erteleme ve kariyer kaygılarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin akademik erteleme düzeylerinin; sınıf seviyesi, not ortalamaları, mesleki karar verme durumu, günlük ders çalışma süresi ve günlük medya kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; kariyer kaygısı düzeylerinin ise cinsiyet, not ortalaması ve mesleki karar durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğrencilerin akademik erteleme davranışları ile kariyer kaygısı düzeyleri arasında anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Pansiyonda kalan ortaöğretim öğrencilerinin sosyal uyum sürecinde sportif etkinliklerin rolü (Fenomenolojik bir çözümleme)
Bu araştırmada, katılımcıların kendi yaşantı ve deneyimlerine dayalı olarak, ortaöğretimde pansiyonda kalan öğrencilerin sosyal uyum sürecinde sportif etkinliklerin rolü incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi ve fenomenolojik desende oluşturulmuş bu çalışma, Yozgat ilinde pansiyonda kalan ortaöğretim öğrencileri üzerinde sporun sosyal uyumda etkisini anlamak açısından önemli görülebilir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama amacıyla açık uçlu sorulardan oluşan yarı-yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmış olup, içerik analizinde, verilerin kodlanması, temaların bulunması, kodların ve temaların düzenlenmesi, bulguların tanımlanması ve bulguların yorumlanması olarak isimlendirilen dört farklı süreç izlenmiştir. Araştırma sonuçları sosyal uyum sürecinde sporun rolü fenomeninin bireysel farklılıklar, olumsuz durum, psikolojik faktörler, fizisel faktörler, sosyal faktörler olarak adlandırılan beş kategoriden oluşan bir yapıyı göstermektedir. Araştırmanın sonunda, pansiyonda kalan öğrencilerin katıldıkları sportif etkinlikler sayesinde sosyal ve bireysel özelliklerin geliştiği, sosyalleşmelerinin gerçekleştiği, literatürde yer alan bilgiler ve bu araştırma bulguları dikkate alındığında, pansiyonda kalan ortaöğretim öğrencilerinin sosyal uyum sürecinde sportif etkinliklerin olumlu bir rolü olduğu ortaya çıkmaktadır.
Ortaöğretim öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada Tokat il genelindeki ortaöğretim öğrencilerinin girişimcilik becerilerinin bazı demografik özellikler, duygusal zekâ, okul iklimi ve anne-baba tutumları bağlamında analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yönteminden korelasyonel araştırma deseni kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri dijital hale dönüştürülen anketlerin okul yöneticileri tarafından çevrimiçi olarak öğrencilere ulaştırılması şeklinde elde edilmiştir. Araştırmada 1962 ortaöğretim öğrencisinden veri toplanmıştır. Araştırmadaki veriler araştırmacının hazırladığı "Kişisel Bilgi Formu", Orhan (2017) tarafından ülkemize uyarlanan "Girişimcilik Potansiyelini Belirleme Envanteri", Arslan ve Kayıhan (2016) tarafından ülkemize uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği" Çalık ve Kurt'un (2010) geliştirdiği "Okul İklimi Ölçeği" ve Yılmaz'ın (2000) uyarlama çalışmasını yaptığı "Anne-Baba Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına aktarılarak analiz çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre girişimcilik becerilerinin erkek öğrenciler lehine anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu, yaş ile girişimcilik arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu; girişimcilik becerisinin yaşanılan yerleşim birimi, okulun bulunduğu yerleşim birimi ve lise türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, akademik başarı ile girişimcilik arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, girişimcilik ile okul iklimi duygusal zekâ arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve girişimcilik becerisinin demokratik ve izin verici-hoşgörülü aile tutumları ile yetiştirilen katılımcılarda anlamlı bir şekilde daha yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Ortaöğretim kademesinde girişimcilik eğitimlerinin yaygınlaştırılması, kız öğrencilerin girişimcilik motivasyonunu artırıcı etkinliklerin planlanıp uygulanması, ortaöğretim girişimcilik dersi öğretim programının kazanımlarının uygulamaya yönelik kısımlarının artırılması, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi, ortaöğretim öğrencilerinin duygusal zekâlarını geliştirici öğrenme alanlarının oluşturulması, okul ikliminin geliştirilmesi ve anne babalara demokratik tutum kazandırmaya yönelik eğitimlerin düzenlenmesi önerilmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin spora yönelmelerinde okul, aile, sosyokültürel çevrenin etkisinin incelenmesi ve akademik başarılarının değerlendirilmesi
Cinsiyet, yaş ve sosyoekonomik durum gibi demografik faktörler, bir öğrencinin ortaöğretim okullarında spora yönelimini belirlemede önemli bir rol oynayabilir. Araştırmalar, genel olarak erkeklerin spora kızlardan daha fazla katıldığını ve öğrencilerin yaşlandıkça spora katılımlarının azalma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Ek olarak, daha düşük sosyoekonomik koşullara sahip öğrencilerin spora katılma olasılığı, normal koşullara sahip olanlara göre daha düşüktür. Bir öğrencinin spora yönelimini etkileyen temel faktörlerden biri cinsiyettir. Erkeklerin genellikle spora katılma olasılığı kızlardan daha fazladır ve bu eğilim ortaokullarda belirgindir. Erkeklerin spor takımlarına katılma ve fiziksel etkinliklere katılma olasılığı daha yüksekken, kızların müzik ve resim gibi diğer etkinliklere katılma olasılığı daha yüksektir. Katılımdaki bu boşluk genellikle, kızları spora katılmaktan caydıran toplumsal beklentilere ve klişelere atfedilmektedir. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar, kız çocuklarını spora teşvik eden, onlara rol model ve destek sağlayan programlarla bu açığın kapatılabileceğini göstermiştir. Bir öğrencinin spora yönelimini etkileyen bir diğer önemli demografik faktör de yaşıdır. Araştırmalar, öğrencilerin yaşlandıkça spora katılımlarının azalma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bu düşüş genellikle lisenin artan akademik talepleri ve ergenliğin artan sosyal baskılarıyla bağlantılıdır. Sosyoekonomik durum da öğrencinin spora yönelimini etkileyen önemli bir faktördür. Araştırmalar, düşük sosyoekonomik koşullara sahip öğrencilerin spora katılma olasılığının, yüksek sosyoekonomik koşullara sahip olanlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bunun nedeni, spor tesislerine veya ekipmanlarına erişimin olmaması ve ayrıca ebeveynlerden ve bakıcılardan destek ve teşvik eksikliği ile ilişkilendirilebilir. Ayrıca, düşük gelirli ailelerden gelen öğrencilerin spora katılma ve gerekli ekipmanı karşılayamayabilir, bu da katılım oranının daha düşük olmasına neden olabilir. Genel olarak, cinsiyet, yaş ve sosyoekonomik durum gibi demografik faktörler, bir öğrencinin ortaöğretim okullarında spora yönelimini belirlemede önemli bir rol oynayabilir. Ancak olası olumsuzluklara karşı doğru destek ve teşvikle bu engeller aşılabilir ve daha fazla öğrenci spora katılma ve sporun getirdiği pek çok faydadan yararlanma fırsatına sahip olabilir.
Orta öğretim öğrencilerinin serbest zamanlarını değerlendirmelerinin öğrenmeye ilişkin tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Adıyaman ilinde öğrenim gören ortaöğretim öğrencilerinin serbest zaman alışkanlıkları ile öğrenmeye ilişkin tutumlarının ele alındığı betimsel bir araştırmadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Öğrencilerinin Serbest Zaman Alışkanlıkları ile Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılarak nicel veriler toplanmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinden toplanan veriler, öğrencilerin kişisel özelliklerine ve araştırmada ele alınan diğer değişkenlere göre analiz edilerek raporlaştırılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, Adıyaman ilindeki çeşitli ortaöğretim okullarında öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise bu evren içerisinde basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 478 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Beklenti alt boyutu ile katılımcıların boş zamanlarında kitap okuyup okumamalar ve günlük internete ayırdıkları süre arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından olan öğrenmenin doğası alt boyutu ile katılımcıların boş zamanlarında sinema veya tiyatroya gidip gitmemeleri ve öğrenim gördükleri sınıf arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Kaygılanma alt boyutu ile katılımcıların evde ailesine yardımda bulunup bulunmaması ve cinsiyeti arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrenmeye ilişkin tutum ölçeğinin alt boyutlarından Açıklık boyutu ile katılımcıların boş zamanlarda gazete ve dergi okuyup okumamaları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ancak katılımcıların boş zamanlarında spor yapıp yapmamaları ve boş zamanlarında kazanç sağlayıcı bir etkinlikte bulunup bulunmamaları arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, öğrenci, eğitim, öğrenme.
Arapça öğretiminde ters yüz öğrenme modelinin 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı Ters Yüz Öğrenme Modelinin (TYÖM) Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL) 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına olan etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ön test, son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desenle ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan başarı testi ve Arapça tutum ölçeği daha önce Tetik (2022) tarafından güvenirlik ve geçerlik analizleri yapılmış ölçme araçlarıdır. Başarı testinin "Okulum ve Arkadaşlarım" ünitesindeki kazanımlara uygun olup olmadığı ise Arap dili alanında uzman üç akademisyen ve bir ölçme değerlendirme uzmanıyla değerlendirilerek karar verilmiştir. Uzman görüşleri başarı testinin uygulanabilir olduğu yönündedir. Tutum ölçeğinin ve akademik başarı testinin sahibiyle e-posta yoluyla iletişime geçilmiş gerekli izinler alındıktan sonra araştırmada kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu (n=29) toplam yirmi dokuz öğrencidir. İmam Hatip Liseleri (İHL) çoğu il ve ilçelerde erkek ve kız imam hatip olarak ayrıldığı için araştırmadaki öğrencilerin tamamını erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma haftada dört saat olmak üzere toplam beş hafta uygulanmıştır. Araştırmacı TYMÖ aracı olarak "Eddpuzzle" uygulamasını deney grubuna ayrıntılı şekilde anlatmış ve üniteyle ilgili hazır videoları bu araçla öğrencilerine ulaştırmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, bağımsız T-testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları açısından değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubu öğrencilerinin son-test puanları karşılaştırılmış aralarında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Deney ve kontrol gruplarının Arapça tutum ölçeği son- testleri arasında da benzer bir durum söz konusudur. Her iki grup karşılaştırıldığında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı çıkan sonuçlar arasındadır.
Ortaöğretim öğrencilerinin görsel sanatlar dersine yönelik tutumları ile şiddete yönelik tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışma ortaöğretim öğrencilerinin görsel sanatlar dersine yönelik tutumları ile şiddete yönelik tutumları arasında bir ilişki olup olmadığını; varsa düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulguların eğitimle ilgili planlama süreçlerine katkı sunacağı düşünülmektedir. Bu çalışma nicel araştırmaya dayanan betimsel bir çalışmadır. Ölçekler aracılığıyla var olan bir durum betimlenmeye çalışılmış, buna bağlı olarak değişkenlerin birbirleriyle ilişki düzeyi incelenmiştir. Araştırma evrenini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adana il Merkezinde yer alan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim kurumlarının öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma Seyhan, Çukurova, Sarıçam ve Yüreğir ilçelerinde bulunan 12 ortaöğretim kurumundan 978 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada Tan (2006) tarafından geliştirilen Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği ve Haskan (2009) tarafından geliştirilen Şiddet Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca bağımsız değişkenleri ölçmek için araştırmacı tarafından hazırlanmış 17 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler için SPSS Statistics 17.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin türüne göre, korelasyon (r), t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), yüzde (%) dökümleri yapılarak, F değerinin önemli olduğu durumlarda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak için Bonferroni, Post-Hoct Dunnett C Testi ve Post-Hoc Tamhane's T2 testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlar ile şiddet eğilimleri arasında negatif yönde ilişkiye ulaşılmıştır. Çalışmada öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyet, kardeş sayısı, ebeveynlerinin aylık gelirleri ve çalıştıkları yerlerin öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlarını veya şiddet eğilimlerini etkilediği belirlenmiştir. Okul dışı sanat aktivitelerinin de Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bunların yanında öğrenim görülen sınıf, ders malzemelerinin temini, okulda atölyelerinin olup olmaması ve Görsel Sanatlar öğretmeninin cinsiyetine göre de Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlar ve şiddet eğilimlerine ilişkin anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumları: Bir olgubilim çalışması
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarını derinlemesine aydınlatmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, araştırmaya gönüllü olarak katılan 6 erkek ve 6 kadın olmak üzere toplamda 12 ortaöğretim öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. İçerik analizi sürecinde, öğrencilerle gerçekleştirilen görüşme kayıtları yazılı metne dönüştürülmüş, metin birçok defa okunduktan sonra anlamlı birimler kavramlarla kodlanmış, elde edilen kodlar benzerliklerine göre temalar altında toplanmıştır. Analiz sonuçları, öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişime katkı sağladığına, öz-düzenleme becerisi kazandırdığına, kültür oluşturduğuna, sağlığı geliştirdiğine ve farkındalık oluşturduğuna yönelik olumlu düşüncelere sahip olduklarını; genel olarak olumlu hisler beslediklerini ve bu doğrultuda beden eğitimi ve spor ders saati, tesis ve malzeme imkanlarının artırılmasına yönelik önerilerinin bulunduğunu göstermiştir. Buna karşın, nadir de olsa sakatlanma riski gibi faktörler sebebiyle öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik olumsuz düşünceleri de bulunmaktadır. Sonuç olarak, öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumları olumludur ve tutumlarının temelinde beden eğitimi ve spor dersiyle ilgili deneyimleri yatmaktadır.
Ortaöğretim öğrencilerinin matematik umutsuzluğunu yordayan değişkenler: Matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlar, matematik başarısı (Köşk ilçesi örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluklarını yordayan değişkenlerin belirlenmesidir. Bunun yanı sıra matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı ile matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, matematik başarısı, annenin ve babanın eğitim düzeyleri, meslekleri ve gelir düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği; ayrıca matematik umutsuzluğu, matematik kaygısı, matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın ili Köşk ilçesindeki üç farklı lise türünde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmak mümkün olduğu için örneklemeye gereksinim duyulmamıştır. Araştırma, 274 (%49,4)'ü kız, 281 (%50,6)'i erkek olmak üzere toplam 555 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Matematik Umutsuzluk Ölçeği, Matematik Kaygı Ölçeği, Akademik Öz-düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizi Lisrell 8.80 programı ile yapılmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler sırasında normal dağılım için çarpıklık ve basıklık incelenmiştir. Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Welch-F Testi, Kruskall-Wallis Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik umutsuzluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleği değişkenlerinin öğrencilerin matematik dersine yönelik umutsuzluğunda etkisi olmadığı görülmüştür. Erkek öğrencilerin olumlu beklentilerinin daha yüksek olmasının yanı sıra sınıf düzeyleri incelendiğinde 10. sınıfların umutsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğunu kanıtlayacak düzeyde farklılıklar görülmüştür. Ayrıca matematik başarısı düşük ya da gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin daha umutsuz olduğu ve babası üniversite mezunu olan öğrencilerin matematik dersine yönelik umutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin matematik dersine yönelik kaygı düzeylerinin ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet, okul türü, anne öğrenim durumu, annenin çalışıp çalışmama durumu ve babanın mesleğinin matematik kaygısına anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sınıf düzeyine göre incelendiğinde 11. sınıfta okuyan, not ortalamasına göre incelendiğinde yüksek not ortalamasına sahip olan, babanın öğrenim düzeyine göre incelendiğinde babası üniversite mezunu olan ve gelir düzeyine göre incelendiğinde orta gelir düzeyindeki öğrencilerin matematik dersine yönelik kaygılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik motivasyonel inançlarının her bir alt boyutunun puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu söylenebilirken annenin çalışıp çalışmama durumunun ve gelir düzeyinin hiçbir alt boyutu etkilemediği görülmüştür. Okul türünün özdeşleştirilmiş düzenlemeye; not ortalamalarının dışsal düzenleme, özdeşleştirilmiş düzenleme ve içsel motivasyona; anne öğrenim durumunun dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye; baba öğrenim durumunun içe yansıtılmış düzenlemeye; babanın mesleğinin ise dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenlemeye etkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluk düzeyinin matematik kaygısı, içsel motivasyon ve özdeşleştirilmiş düzenleme ile negatif yönlü ve orta; dışsal düzenleme ve içe yansıtılmış düzenleme ile negatif yönlü ve düşük ilişkisi olduğu görülmüştür. Matematik umutsuzluğunu; matematik kaygısı, içsel motivasyon ve matematik başarısı negatif yönde, dışsal düzenleme ise pozitif yönde ve %42 oranında yordamaktadır.
Fiziksel aktivitenin teknoloji çağı hastalıkları netlessfobi ve nomofobi ile ilişkisi
Teknolojinin gelişmesi, dijital araçların yaygınlaşması ve sosyal medyanın bilinçsizce kullanılması nedeniyle bireylerde netlessfobi ve nomofobi adı verilen çeşitli teknoloji çağı hastalıkları ortaya çıkmıştır. Netlessfobi ve nomofobi gibi psikolojik rahatsızlıklar gençlerin zihinsel ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle gençlerde netlessfobi ve nomofobinin ortaya çıkışını engellemeye yönelik koruyucu önlemler alınmalıdır. Gençlerin netlessfobi ve nomofobiden korunmasında fiziksel aktivitenin etkili bir araç olabileceği ön görülmektedir. Bu nedenle araştırmada orta öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerde fiziksel aktivitenin netlessfobi ve nomofobi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesindeki orta öğretim kurumlarında öğrenim gören 986 (n=480 kadın ve n=506 erkek) gönüllü öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Nomofobi Ölçeği kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 25,0 paket programında %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Yapılan istatistiki analizlerde fiziksel aktivite ile internet bağımlığı ve nomofobi arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşıldı (p<0,05). Araştırmada istatistiki analizlerden elde edilen bulgular doğrultusunda öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin artmasına bağlı olarak netlessfobi ve nomofobi görülme riskinin düşük düzeyde de olsa azalabileceği sonucuna ulaşıldı. Bu nedenle öğrenciler ilgi alanlarına uygun fiziksel etkinliklere yönlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Netlessfobi, Nomofobi
Ortaöğretim öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı ve şiddet eğilimi ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin; sınıf, cinsiyet, okul türü, aile bütünlüğü, kullandıkları ekran sayısı, çevrimiçi ve çevrimdışı oyun oynamaları, oynadıkları oyunların içerikleri ve oyun türlerinin dijital oyun bağımlılığı ve şiddet eğilimi üzerindeki etkisini incelemektir. Bunlara ilaveten, bu çalışmada dijital oyun bağımlılığı ve şiddet eğilimi arasındaki ilişki incelenmiş; şiddet eğilimi ve dijital oyun bağımlılığının şiddet içerikli olan ve olmayan oyunları ayırt etmede yeterli açıklayıcılığa sahip olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yoluyla seçilen 336 (175 kız, 161 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemin yaş ortalaması 16.4'tür. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ve Şiddet Eğilim Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Analizler sonucunda, erkek öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı ve şiddet eğilim düzeylerinin, kız öğrencilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ve şiddet eğilimi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çevrimiçi oyun oynayan öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin çevrimdışı oyun oynayanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyun Bağımlılığı, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu, Şiddet, Ergenlik.
Biçimlendirici değerlendirmenin ortaöğretim öğrencilerinin matematik ders başarısına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, matematik öğretiminde fonksiyonlar konusundaki biçimlendirici değerlendirme uygulamalarının, 10. sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları, akademik başarıları ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerini ve öğrencilerin biçimlendirici değerlendirme uygulamalarına yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden gömülü yarı deneysel desen (iç-içe karma yöntem deseni) kullanılmıştır. Araştırmanın yarı deneysel işlem süreci, Kahramanmaraş ili şehir merkezinde bulunan bir lisede 2019-2020 eğitim öğretim yılında, 12 haftalık bir sürede gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarına ortaöğretime devam eden 10. sınıflardan, sınıf yapıları değiştirilmeden yansız atama yoluyla atama yapılmıştır. Deney grubunda 26, kontrol grubunda 25 olmak üzere çalışma grubunda toplam 51 öğrenci bulunmaktadır. Yarı deneysel işlem sürecinde deney grubunda dersin işlenişi, ortaöğretim matematik dersi programı kazanımlarına uygun olarak geliştirilen biçimlendirici değerlendirme uygulamaları esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda dersin işlenişi, mevcut öğretim programı doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama araçları olarak, "Fonksiyon Akademik Başarı Testi" ve "Matematik Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama araçları olarak ise "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Düşünme Günlükleri" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ön test, son test kontrol gruplu iki faktörlü yarı deneysel desen kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi bağımsız gruplar t-testi ve karışık ölçümler için iki yönlü varyans analizi ANOVA ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise elde edilen verilerin analizi içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre, 10. Sınıf matematik dersinde biçimlendirici değerlendirme uygulamalarının, öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumları ve akademik başarıları üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu, ancak öğrenmenin kalıcılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre, biçimlendirici değerlendirme uygulamalarının öğrenme süreçlerine katkı sağlaması bakımından yararlı olduğu, öğrencilerin kendilerini sınıf ortamında ifade etmeleri ve görüşlerini dile getirmeleri konusunda teşvik edici olduğu, öğrencilerin biçimlendirici değerlendirme uygulamalarına yönelik görüşlerinin çoğunlukla olumlu olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Biçimlendirici değerlendirme, matematik öğretimi, akademik başarı, kalıcılık, tutum
Özel yetenekli ortaöğretim öğrencilerinin topluluk hisleri ile çevrimiçi öğrenme ortamında yaşadıkları zorlukların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin çevrimiçi öğrenme zorlukları ile çevrimiçi topluluk hisleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Betimsel araştırma modelinde tasarlanmış araştırmanın örneklemi, 2020-2021 eğitim öğretim yılında çevrimiçi eğitim alan ve ortaöğretim düzeyinde eğitim görmekte olan 842 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında çevrimiçi öğrenme ortamında eğitim alan öğrencilerin yaşadıkları zorluklar ölçeği, çevrimiçi öğrenme topluluk hissi ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde çevrimiçi öğrenme zorluk ölçeği ile çevrimiçi topluluk hissi ölçeği arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, normal dağılım varsayımlarının durumuna göre Kruskall Wallis, Mann Whitney U, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar, özel yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin okul türü, özel yetenekli bireylerin tanı aldıkları yetenek alanı ve çevrimiçi eğitimde kullandıkları donanım açısından çevrimiçi öğrenme öğrencilerinin yaşadıkları zorluklar ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Özel yetenekli öğrencilerin çevrimiçi öğrenme topluluk hissi ölçeğinden aldıkları puanlar normal gelişim gösteren akranlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerde topluluk hissi ölçeğinden aldıkları puanlar sınıf düzeyi, çevrimiçi öğrenmede kullanılan donanım ve Covid-19 öncesi çevrimiçi öğrenme deneyimine göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Özel yetenekli öğrencilerde ise topluluk hisi ölçeğinden aldıkları puanların yalnızca çevrimiçi ders aldıkları kişi sayısına göre anlamlı düzeyde faklılaştığı tespit edilmiştir.
The effects of emergency remote teaching on learner autonomy and self-efficacy perceptions of high school EFL students
COVID-19 pandemic has changed people's lives dramatically, the way people socialize and go shopping, the way teachers teach, and students learn. Because of the necessity to reduce the physical contact among people and thus stop the spread of the virus, many people were obliged to stay at home. Accordingly, this resulted in giving a pause to schooling made up of bricks and moving to emergency remote teaching (ERT) made up of internet connections and online social networks. However, that movement was not like a planned transition from face-to-face education to hybrid or online, but it was a sudden, temporary and, most importantly, unplanned change. This unplanned nature of ERT created a substantial academic, social, and mental space that needed to be fulfilled mainly by students themselves. Therefore, the characteristics like autonomy and self-efficacy gained much importance for students to take their responsibilities for learning English. They also enabled students to know their strengths and weaknesses in learning English. For that reason, this study aims to discuss the effects of ERT on learner autonomy and self-efficacy perceptions of high school students and the relationship between autonomy and self-efficacy perceptions of students in the ERT context in addition to the ERT with the advantages and disadvantages of the students' point of view. This study focuses on students' autonomy and self-efficacy perceptions for fifteen weeks before and after the ERT process. It compares the results acquired through the questionnaires before and after the ERT to determine whether there is a significant change in high school students learner autonomy and self-efficacy perceptions. The current study also focuses on describing participants' views and feelings concerning ERT. In this study, the research is framed with the sequential explanatory design of the mixed-method design concepts. In order to investigate students' autonomy and self-efficacy perceptions, two questionnaires were distributed to 109 Turkish high school students (purposive sampling): the Autonomy Learner Questionnaire (ALQ), composed of 33 five point Likert-scale items in eight autonomy dimensions to investigate autonomy levels of students, and the English Self-Efficacy Scale (E-SES) to analyze self-efficacy perceptions of students in learning English. In addition, 20 students (extreme case sampling) were chosen on the bases of the participants' responses given to the ALQ, and E-SES were interviewed at the end of the process to gain a deeper understanding. In order to analyze the quantitative data in the study, SPSS 25.0 was taken into practice. For the qualitative data, on the other hand, content analysis was employed. The detailed data analysis indicated that the ERT process had positive impacts on particular items on students' learner autonomy and self-efficacy perceptions, considering the pre-and post-test results. Furthermore, learner autonomy and self-efficacy were strongly correlated with each other. Alongside of limited positive opinions, Participants mostly expressed their opposing views regarding ERT. This study provides a deeper understanding of the effect of the pandemic on the learner autonomy and self-efficacy perceptions of EFL high school students. Thus, it may provide several implications for teachers/instructors, material developers, and The Ministery of Education in Turkey. Keywords: Emergency remote teaching, learner autonomy, self-efficacy perceptions, EFL classes, high school students.
Ortaöğretim öğrencilerinin benlik kurguları ve toplumsal cinsiyete dayalı meslek seçimi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin toplumsal cinsiyete dayalı meslek seçimi tutumları ve benlik kurgusu boyutları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2021- 2022 eğitim öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçesinde bulunan ortaöğretim kurumlarında eğitime devam eden, 14-18 yaş arası bireyler olarak belirlenmiştir. 426 (%68) kız, 204 (%32) erkek olmak üzere toplam 630 kişinin verileri kullanılmıştır. Araştırmada benlik kurgularını ölçmek için Kağıtçıbaşı (2007) tarafından geliştirilen "Ailede Özerk-İlişkisel Benlik Ölçekleri" kullanılmıştır. Üniversite öğrencileri için geliştirilen ölçeğin orijinali 22 maddeden ve ailede özerk benlik, ailede ilişkisel benlik ve ailede özerk- ilişkisel benlik olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Öğrencilerin toplumsal cinsiyete dayalı meslek seçimlerini ölçmek amacıyla Toplumsal Cinsiyete Dayalı Meslek Seçimi Tutum Ölçeği Kadın Formu (Haskan Avcı vd., 2019) ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Meslek Seçimi Tutum Ölçeği Erkek Formu (Haskan Avcı vd., 2019) kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS 25.0 (Statistical Package for the Social Sciences version 25) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizlerde parametrik tekniklerden Pearson Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Standart Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kadın ve erkek lise öğrencilerinin özerk benlik kurgusu alt boyutu puanları ile toplumsal cinsiyete dayalı meslek seçimi tutum puanları arasında negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Yine kadın ve erkek lise öğrencilerinin özerk benlik kurgusu alt boyutu puanlarının toplumsal cinsiyete dayalı meslek seçimi tutum puanlarını anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Toplumsal cinsiyet, ilişkisel, özerk, benlik
Manisa'daki ilk ve orta öğretim okulu öğrencilerinin, düzenlenmiş senaryolar ile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme veya davranışlarını yönlendirme yeteneği sınırlarının araştırılması
Ülkemizde; cezai sorumluluk yaşının alt sınırı, 2005 yılında yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde onbir yaş olarak tanımlanmışken; 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen ?fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğunun olmadığı; bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamayacağı; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği? hükmü ile oniki yaşına çıkartılmıştır.Çalışmamızda, Manisa'daki ilk ve orta öğretim kurumlarında eğitim gören, 10 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve ergenlerde; düzenlenmiş senaryolar ile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme veya davranışlarını yönlendirme yeteneği sınırlarındaki farklılıkların saptanması, bunların çevresel faktörler ile etkileşimlerinin araştırılması amaçlanmıştır.Bu amaç çerçevesinde, Manisa'daki ilk ve orta öğretim kurumlarında eğitim gören 969 öğrenciden elde edilmiş anket sonuçları değerlendirilmiş; ankete katılan öğrencilerin asgari %1.8'i ile %36.9'unda bazı davranışlar karşısında ?eğriyi doğrudan ayırt etme ve/veya fiilin hukuki anlamını algılayabilme? yeteneği olmadığı, asgari %2.9'u ile, %67.1'inin bazı davranışlar karşısında ?fiilin hukuki sonuçlarını algılayabilme? yeteneğine haiz olmadığı tespit edilmiş; bu veriler içersine ?davranışlarını yönlendirme yeteneği? de eklendiğinde, bu oranların daha da yükseleceği öngörülmüştür. Yine çalışmamızda, 10 ile 18 yaş arasında yer alan çocukların ?fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme? kıstasları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamış, çalışmamız kapsamına alınan sosyo-kültürel ve sosyo ekonomik faktörlerin birçoğunun, çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme yeteneği üzerinde etkisi saptanamamıştır.Elde edilen sonuçlar çerçevesinde, 18 yaş altındaki her çocuğun kendisine isnad olunan fiilin, hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin, içersinde çocuk psikiyatrisi uzmanı, sosyolog, adli tıp uzmanı, pedagog, psikolog ve sosyal hizmetler uzmanının yer alacağı özel birimlerde, çocuklar için pedagoji eğitimi almış özel çocuk mahkemeleri hakimleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği önerilmiştir.