Hizmet sektörü

158 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İşyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü: Hizmet sektörü örneği

Hizmet sektörü işletmelerinin başarısında çalışan-çalışan ilişkilerinin niteliği ile çalışan-yönetici ilişkilerinin niteliği önemlidir. İlişkilerin kalitesi, öncelikle çalışan performansı ve sonrasında da işletme performansı üzerinde doğrudan etkilidir. İşletmelerde çalışan ilişkilerinin niteliğini etkileyen faktörlerden birisi de işyeri nezaketsizliğidir. İşyeri nezaketsizliği, işyerlerindeki sosyal etkileşimlerde zarar verme niyeti olan ve saldırı içeren düşük yoğunluklu davranışlardır. İşyeri nezaketsizliğinin, iş tatmini, örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti gibi sonuçları söz konusudur. Bunun yanında, işyeri nezaketsizliğinin olumsuz etkilerini azaltan bazı değişkenler de söz konusudur. Bu öneminden dolayı bu tez çalışmasında, işyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü incelenmiştir. Tez çalışması, insan ilişkilerinin daha yoğun yaşandığı hizmet sektörü işletmeleri olan otel işletmelerinden veri toplanarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Muğla ilindeki 36 otelin 323 çalışanından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Tez çalışmasında, "işyeri nezaketsizliği", "örgütsel bağlılık" ve "algılanan yönetici desteği" ölçmek için geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır. Tez çalışmasında, değişkenleri arası etkileşimi test etmek için öncelikle basit ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Sonrasında ise, aracılık etkisi PROCESS analizi ile doğrulanmıştır. Çalışmanın sonunda, işyeri nezaketsizliğinin örgütsel bağlılık ve algılanan yönetici desteği üzerinde negatif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Algılanan yönetici desteğinin ise, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlıdır. Bununla birlikte, algılanan yönetici desteğinin değişkenler arası ilişkide tam aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda akademisyenlere ve otel yöneticilerine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İşyeri Nezaketsizliği, Örgütsel Bağlılık, Algılanan Yönetici Desteği, Otel Çalışanları

Algılanan destekHizmet sektörüKonaklama işletmeleri+6
Pınar Atav
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde duygusal davranış kurallarının rolü: Otomotiv satış ve servis elemanları üzerine bir araştırma

Günümüzde özellikle hizmet sektörlerinin en önemli parçası olan çalışanların sergiledikleri davranışların, örgüt çıktılarına olumlu ve olumsuz etkiler yarattığı bilinen bir gerçektir. Örgütler, çalışanlarından uymalarını bekledikleri bazı davranış kuralları belirlemekte; çalışanlar bu kurallar doğrultusunda birtakım duygusal emek davranışları sergilemekte ve çeşitli iletişim tarzları benimsemektedirler. Bu kapsamda çalışmada, bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde, duygusal davranış kurallarının rolü incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ili Anadolu yakası otomotiv satış ve servis elemanları üzerinde yapılmış olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yöntemi kullanılarak toplam 150 çalışana ulaşılmış, hatalı veya eksik doldurulan anket saptanmadığından 150 anket formu da geçerli kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analizi programı ile incelemeye alınmıştır. Çalışmada yapılan analizlerde, 150 katılımcının demografik özelliklerinin incelendiği frekans dağılımları, bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişkilerin incelendiği korelasyon analizi ve bu ilişkide duygusal davranış kurallarının düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesinde ise Hayes tarafından geliştirilmiş Process sürüm 3.5. adlı SPSS Macro eklentisi kullanılmıştır. Duygusal davranış (yüzeysel/derin davranış) ile iletişim tarzları (aktif/pasif tarz) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup her iki boyut da modele dahil edilmiştir. Modele göre, iletişim tarzlarının duygusal emek davranışı üzerindeki etkisinde duygusal davranış kurallarının düzenleyicilik rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Duygusal davranış kurallarıDuygusal emekHizmet sektörü+7
Aylin Sönmez
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel sinizm ile örgütsel tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hizmet sektörü çalışanları üzerine ampirik bir araştırma

Araştırmanın amacı, örgütsel sinizm boyutları (bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut) ile örgütsel tükenmişlik boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı hissi) arasındaki ilişkileri ampirik çalışmayla ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni; turizm sektöründe faaliyet gösteren ve hizmet işletmelerinden birisi olan otelcilik sektöründe, yurt dışında çeşitli şubeleri olan, Türkiye'nin önde gelen beş yıldızlı büyük otellerinden biri olan ve İstanbul-Şişli'de faaliyet gösteren uluslararası otel zincirlerinin Türkiye'deki özel sermayeli X otelinin çalışanlarıdır. Bu sektör çalışanlarının seçilmesinin nedeni; hizmet sektörü çalışanlarının tükenmişlik ve sinizm yaşama olasılığının daha yüksek olmasıdır. 155 otel çalışanına anket uygulanmıştır. Genel Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Örgütsel Tükenmişlik Envanteri (MBI) olarak üç bölüm, 42 sorulu anket uygulanmıştır. Araştırmanın modeli, hipotezleri, varsayımları, sınırlılıkları, aritmetik ortalamalar, standart sapmalar, frekans, yüzde dağılımları, faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik analizi, Principal Component Analysis, Pearson Korelasyon analizi ve demografik bulgular SPSS kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda; bilişsel boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; duygusal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; davranışsal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut ile kişisel başarı hissi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. 9 hipotezden 6'sı kabul, 3'ü reddedilmiştir. Reddedilen üç hipotez kişisel başarı hissi ile ilgilidir. Sonuçlar ve öneriler vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Sinizm, Örgütsel Tükenmişlik, Hizmet - Otelcilik Sektörü

Hizmet sektörüOtel hizmetleriOtel personeli+7
Özden İbrahimağaoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye hizmet sektöründe yapısal değişim, üretkenlik ve rekabet edebilirlik

Ekonomik kalkınma ile birlikte gelişen ve değişen ekonomilerde ortaya çıkan önemli yapısal değişimlerden biri de, hizmet sektörünün genel ekonomi içerisindeki payının hem üretim hem de istihdam açısından hızla artmasıdır. Türkiye ekonomisinde de benzer bir süreç gözlenmiş ve 1960'larda %32 seviyelerinde olan hizmet sektörünün toplam ekonomi içerisindeki payı son yıllarda %64'lerin üzerine çıkmıştır. Hizmet sektöründeki bu gelişime ve değişime rağmen, özellikle hizmet sektörünün yapısı gereği ortaya çıkan ölçme sorunları Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün yeterince araştırılamamasına neden olmuştur. İşte bu nedenle, bu çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi içerisinde hizmet sektörünün evrimini ve dinamiklerini incelemektir. Bu amaçla, öncelikle 1960-2014 yılları arası Türkiye hizmet sektörü; üretim, istihdam, üretkenlik ve dış ticaret açısından betimlenmiştir. İkinci olarak, hizmet sektörü içerisinde yapısal değişim araştırılmış ve hizmet sektöründeki yapısal değişimin, hizmet sektörü üretkenliğine etkisi ortaya konulmuştur. Son olarak Türkiye ve seçilmiş ülkelerde, hizmet sektörünün rekabet edebilirliği sabit pazar payı analizi ile incelenmiştir. Bu çalışmada Dünya Bankası'nın (WB), Dünya Kalkınma Göstergelerinden (WDI), UN Service Trade Data ve TÜİK'in hizmet sektörü ile ilgili verileri kullanılmıştır.

DeğişimHizmetHizmet sektörü+6
Zühal Yurtsızoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hizmet hatası telafisi performansının psikolojik öncülleri: Otel işletmeleri örneği

Hizmet sektöründe gerçekleşen hatalar ve bunların maliyetlerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Hizmet sunumu sırasında sıklıkla karşılaşılabilen hizmet hatalarının telafisi ancak işletme çalışanları aracılığı ile yerine getirilebilmektedir. Hizmet hataları ani gelişebilen, öngörülemeyen hataları da içerdiğinden kurallar ve talimatlarla belirlenmiş olan hizmet hatası telafisinin çoğu zaman kurallar ve talimatlar dışında da aksiyonlar alarak gerçekleştirilmesi gerekebilmektedir. Kural ve talimatlarla belirlenmemiş olan hatalarda daha fazla olmak üzere her türlü hata telafisi eylemlerinde çalışanların bizzat buna istekliliği, hatayı gidermenin anlamlı olup olmaması, hatayı telafisinin getirileri veya götürüleri hakkındaki çalışanın algıları performans üzerinde etkili olmaktadır. Psikolojik öncüllerin netleştirilmesi ve etkilerinin ortaya çıkması sayesinde işletmeler hizmet hatası telafisi performanslarını yükseltebilirler. Bu araştırmada hizmet hatası telafisi performansının öncülleri olarak psikolojik koşullar, rol stresi kaynakları ve işe tutkunluk kavramları alınmış ve hizmet hatası telafisi performansına etkileri incelenmiştir. Kuşadası bölgesinde bulunan 4 ve 5 yıldızlı otellerde çalışan 392 kişi üzerinde uygulanan anketlerden toplanan verilerden hizmet hatası telafisi performansının psikolojik koşullar ve rol stresi kaynaklarından etkilendiği ve bu etkiye işe tutkunluğun aracılık yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Hizmet Hatası Telafisi Performansı, İşe Tutkunluk,Rol Stresi Kaynakları, Psikolojik Koşullar

Hata düzeltmeHizmet sektörüHizmet sunma+7
Kansu Gençer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İçsel markalaşma: marka tutumları, vatandaşlığı ve performansı ilişkisi üzerine yapısal eşitlik modellemesi analizi

Günümüzde ülkelerin ekonomik gücü sahip oldukları marka ve marka değeriyle ölçülür olmuştur. Aynı zamanda markalar ülkelerin zenginlik seviyelerini göstermektedir. Dolayısıyla, büyük bir ekonomiye sahip büyük bir ülke olmanın yolu büyük markalara sahip olmaktan geçmektedir. İşletmeler açısından bakıldığında marka, karlılığın artmasını, işletmelerin büyümesini, rekabet üstünlüğü kazanmasını ve itibar kazandırması sağlayan önemli bir unsurdur. Birçok işletme ve araştırmacı markalaşma sürecine müşteri odaklı yaklaşmasına karşın, özellikle hizmet işletmelerinde markalaşmayı sağlayan en önemli unsurun çalışanlar olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki, başarılı bir markalaşma için müşteri odaklı yaklaşım tek başına yeterli değildir. Çalışanların markayı tanıması, bağlılık hissi duyması ve marka değerlerine uyun tutum ve davranışlar sergilemesini sağlayan içsel markalaşma yaklaşımına da gerek duyulmaktadır. İçsel markalaşma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde pazarlama, yönetim ve insan kaynakları departmanları arasında işbirliğini tesis etmeleri gerekmektedir. İçsel markalaşmayla amaçlanan, içsel pazarlama ve markalaşma teknikleri kullanılmak suretiyle markayı organizasyon içerisinde bilinir hale getirmektir. Bu araştırmayla lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin içsel markalaşma çalışmaları incelenmesi, ayrıca içsel markalaşmanın marka tutumlarına, marka vatandaşlığına ve marka performansına olan etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen veriler SPSS 18.0 ve AMOS 16.0 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Kurulan yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre, içsel markalaşma uygulamalarının çalışanların marka tutumları, marka vatandaşlığı ve marka performansını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Hizmet sektörüMarka bağımlılığıMarka değeri+7
Yavuz Selim Düger
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Paylaşım ekonomisinin konaklama hizmeti sektörü üzerine etkisi: Airbnb örneği

Web 2.0, insanların topluluklarla bağlantı şekillerini değiştirdi ve insanların bilgi alma yöntemlerini de etkileyerek, insanların çevrimiçi bilgi almalarını ve aynı zamanda paylaşabilmelerini sağlamıştır. Paylaşım ekonomisi platformları; mal veya hizmet sağlayıcısı tedarikçiler, tüketiciler ve aracı olarak paylaşım ekonomisi platformu şeklinde üç farklı tarafın bulunduğu sistemlerdir. Platformlar sayesinde işlem maliyetleri düşmekte ve ikame derecesi artmaktadır. Böylelikle tüketiciler; düşük fiyat, daha fazla seçenek, daha iyi kalite ve kolaylıktan faydalanır ve tedarikçiler ise ek gelir elde eder. Platformların sıfır ya da çok düşük marjinal maliyetlere sahip olması ve aynı zamanda ruhsat ve vergilendirme gibi yasal düzenleme ve gerekliliklerin ihlal edilmesi, kayıt dışılığı ve haksız rekabete neden olmaktadır; ayrıca kısa süreli konaklamaya konu olan kiralamalar da birçok şehirde yasadışı şekilde faaliyet göstermektedir. Çalışmada nitel veri analizi yöntemiyle birlikte Airbnb özelinde vaka incelemesi ile bu fenomenin etkileri incelenmiştir. Airbnb platformunun tedarik kısmında yer alan katılımcıların olduğu piyasanın, monopolcü rekabet piyasasına benzer bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, ağ içi konuk ağırlama için uygulanan üç düzenleyici stratejiden bahsedilebileceği görülmüştür. Vergilendirme, listelemeler için kayıt zorunluluğu ve kısa süreli kiralamaların yasaklanmasıdır. Tamamen yasaklama ise çok az örneğe sahiptir. Çalışmada incelenmiş olan New York ve San Francisco şehirlerinde Airbnb'nin ağ içi konuk ağırlama hizmetleri piyasasında VRBO'ya kıyasla daha baskın olduğu ve Airbnb'nin otellerle rekabetinde ise "Özel Oda" seçeneğiyle daha ucuz alternatifler sunduğu görülmüştür.

AirbnbHizmet sektörüKonaklama işletmeleri+3
Kemal Yiğit Ekici
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında faaliyet haritaları temelinde faaliyete dayalı maliyet yönetimi ve bir uygulama

Geleneksel yönetim ve maliyet muhasebesinin ürettiği bilgilerin yetersizliği yüzünden 1980'lerde sonuç yerine süreç odaklı bir bakış açısıyla Faaliyete Dayalı Maliyetleme yöntemi geliştirilmiştir. Bunun sadece basit bir maliyetleme aracı olmadığının fark edilmesiyle, faaliyete dayalı diğer yöntemler tanımlanarak yönetsel amaçlarla önce üretim sonra da hizmet sektöründe kullanılmaya başlanmışlardır.Emek yoğun özelliği sürmekle birlikte, sağlık sektörü gittikçe daha fazla teknoloji yoğun bir yapıya bürünmektedir. Bu da sağlık hizmet maliyetleri ve sağlık yatırımlarıyla harcamalarını artırmakta, maliyetleri daha da karmaşıklaştırmaktadır. Gelişmeler paralelinde, kamu kesimi sağlık yatırım ve harcama tutarları yükselirken özel sağlık işletmelerinin sayısıysa artmakta; sektördeki rekabet şiddetlenmektedir. Bu bağlamda, sağlık hizmetlerine ait daha gerçekçi maliyet bilgilerine sahip olmanın hayati önem taşıdığı ve bunların faaliyete dayalı yöntemlerle sağlanabileceği iddia edilebilir. Faaliyete dayalı yöntemlerin başarısının ise faaliyet haritaları ve faaliyet analizlerinin başarılı bir biçimde gerçekleştirilmesine bağlı olduğu düşünülmektedir.Bu çalışmada faaliyet haritaları temelinde tasarlanmış Faaliyete Dayalı Maliyet Yönetiminin sağlık işletmelerinde uygulanabilirliği kapsamlı bir vaka analiziyle incelenmiştir. İlk iki bölümde literatürde tanımlı faaliyete dayalı yöntemlerin kavramsal çerçevesi, sağlık kurumlarında görünümleri ve tasarım ve uygulama süreçleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sağlık işletmelerinde faaliyete dayalı yöntemlerin tasarım ve uygulama süreçleri faaliyet haritalarının çıkarılması temelinde ele alınmış ve son bölümde Bilecik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Faaliyet Haritası, Faaliyet Analizi, Faaliyet Maliyeti Analizi, Faaliyete Dayalı Maliyetleme, Faaliyete Dayalı Maliyet Yönetimi, Faaliyete Dayalı Yönetim, Faaliyete Dayalı Bütçeleme, Maliyet Sürücüsü, Faaliyet Sürücüsü

Aktiviteye dayalı muhasebeBütçelemeFaaliyet çizelgelemesi+4
Hakan Seldüz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağlanması açısından Sağlık Dönüşüm Programı'nın analizi ve OECD ülkleriyle kıyaslanması

Toplumun sağlık düzeyi ile ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bireylerin sağlıklı olması, ekonominin beşeri sermayesinin gücünü arttırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmaktadır. Toplumun sağlık düzeyini yükseltmek için eşit, adil, etkin ve yaşam kalitesini arttıracak şekilde sağlık hizmetleri sunulmalıdır. Bu sebeple yapılacak olan sağlık reformlarda bu kriterler göz önünde bulundurulması gerekir. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Dönüşüm Programının sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik açısından sağlık göstergelerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiği ve OECD ülkelerine ait göstergelerle kıyaslandırılarak Türkiye'nin mevcut durumu analiz edilmiştir.Birinci bölümde, sağlık hizmetlerinin tanımı, sınıflandırılması, finansmanı ve etkinliği anlatılmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'nin kurulduğu tarihten itibaren uygulamaya konulan reformlar açıklanmıştır ve OECD ülkelerinde uygulanan sağlık sistemleri ve reformlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde OECD ülkeleri ile Türkiye Performans göstergeleri karşılaştırılmıştır ve reformların performans göstergeleri üzerinde iyileşmeler sağladığı ortaya konulmuştur. Ancak iyileşmeler diğer ülkelerin baya altında kalmaktadır ve dolayısıyla sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik düşüktür. Meydana gelen iyileşmelerin attırılması ve uzun dönemde sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinliğin sağlanması için politika önerilerinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, Etkinlik, Performans Göstergeleri, Sağlık Hizmetlerinde Reform.

DönüşümHizmet işletmeleriHizmet sektörü+6
Safiye Çetin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe innovasyon yaklaşımı: İzmir' de hizmet veren kamu-özel hastanelerin değerlendirilmesi üzerine bir uygulama

Günümüzde hızla gelişen, yenilenen teknoloji ve küreselleşen dünya, beraberinde tüketici istek ve ihtiyaçlarının da değişimini getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak artan rekabet ortamında işletmeler, rakiplerine üstünlük sağlamak ve karlılığını artırmak için innovasyona gitmek zorundadır.Bu çalışmada innovasyonun tanımı yapılarak, hizmet sektörün de innovasyon çalışmalarına örnekler verilmiştir. Ardından Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde uygulayabileceği yenilikçi ürün ve hizmetler ortaya konmuştur. Son olarak sağlık sektörünün belkemiğini oluşturan hastanelerde, hastane yönetimi ve doktorların innovasyon hakkındaki tutum ve düşünceleri değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Hizmet Sektörü, Sağlık Hizmetleri, Hastaneler.

Devlet hastaneleriHastanelerHizmet sektörü+3
Hayrunnisa Yazar Önal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özellikleri ile duygusal emek arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Günümüzde hizmet sektörünün öneminin artması, organizasyonlarda duyguları önemli bir faktör haline getirmiştir. İşletmeler rekabet avantajını sağlamanın yolu olarak hizmetin kalitesinden önce müşterinin memnuniyetinin önemli bir etken olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Bu sebepten dolayı artık işverenler çalışanlarından sadece bedensel ve zihinsel emek sarf etmelerini değil bunların yanında duygusal emek göstermelerini de istemektedir. Bu ise birbirinden farklı kişilik özelliklerine sahip olan bireylerin belirlenmiş duygu gösteriminde bulunması anlamına gelmektedir. Bu çalışmada da bireylerin kişilik özelliklerinin daha çok hizmet sektörü çalışanlarında aranan duygusal emek gösterimleri ile aralarında ilişki olup olmadığını belirlemektir. Çalışma Kütahya' da görev yapan 119 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi çalışanının katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalışmada değişkenler arası ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleriyle belirlenmiştir. Yapılan analizlerin sonucunla değişkenler arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Derinlemesine davranışın dışadönüklük ve öz disiplin ile aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında samimi davranışın da dışadönüklük, uyumluluk, öz disiplin ve gelişime açıklıkla aralarında pozitif ve anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Duygusal Emek, Kişilik, Davranış

Beş faktör kişilik modeliDavranışDuygusal emek+3
Zehra Yeni
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri nezaketsizliği ile müşteri yönlü davranış arasındaki ilişki: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Bankalar hizmetler sektörünün finansal hizmetler kolunda faaliyet göstermektedir. Araştırmalar, hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin başarısında müşteri yönlü davranışın oldukça önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bir hizmet işletmesinde çalışan-çalışan, çalışan-yönetici ve müşteri-çalışan ilişkisi öncelikle çalışan performansına sonrasında işletme performansına etki etmektedir. Bu çalışmanın amacı algılanan müşteri nezaketsizliğini ile çalışanların müşteri yönlü davranışlarına etkisi analiz etmektir. Çalışma kapsamında "müşteri nezaketsizliği" ve "müşteri yönlü davranış" ölçmek için geçerliliği ve güvenirliliği kanıtlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır ve Antalya ilinde faaliyet gösteren banka çalışanlarından kolayda örnekleme ile 382 kişiden anket çalışması ile veri toplanmıştır. Katılımcılardan toplanan verilere faktör analizi uygulanarak boyutlar elde edilmiştir. Bu veriler daha sonra yüzde Frekans Analizi, Bağımsız örneklem T Testi, tek yönlü ANOVA ve Korelasyon Analizi gibi parametrik testlere tabi tutularak bulgular elde edilmiştir. Analiz sonucunda banka çalışanlarının maruz kaldıkları müşteri nezaketsizliği ile müşteri yönlü davranışları arasında istatistiki açından anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür.

Bankacılık sektörüHizmet sektörüMüşteri davranışı+6
İshak Böge
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe yeşil örgütsel davranışın belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı, Antalya ilinde faaliyet gösteren yeşil yıldızlı otellerde çalışan işgörenlerin, yeşil örgütsel davranış bağlamında, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel duyarlılık boyutlarının demografik değişkenlere göre farklılığı ve boyutlar arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Araştırmanın örneklem sayısı 302 adettir. Araştırma kapsamında, yirmi adet konaklama tesisine başvuruda bulunulmuş ve altı tane yeşil yıldızlı otel işletmesinden geri dönüş alınmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Ölçek, demografik sorular ve 11 adet önerme olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Anket formunda 5'li likert aralıklı ölçüm ifadesinden faydalanılmıştır. Dağıtılan 400 anketten 74 tanesinin eksik veya hatalı olduğu tespit edilmiş ve araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırmaya 326 anket verisiyle devam edilmiştir. Araştırmada, yeşil örgütsel davranış, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel davranış ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmış olup katılımcıların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmanın davranış boyutları arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizine göre katılımcıların davranış boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların yeşil örgütsel davranış konusunda alanyazına katkı sunması beklenmektedir.

AntalyaDemografik değişkenlerHizmet sektörü+6
Gülnur Süslü
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe kalite, değer ve müşteri memnuniyetinin tüketici davranışları üzerindeki etkisi

Bu çalısmada hizmet sektörü dalı olarak bankacılık alanında müsteri davranısları üzerinde etkisi bulunan hizmetin kalitesi, kayıp, hizmetin değeri ve müsteri tatmininin birbirleriyle olan iliskileri J. Joseph Cronin Jr. , Michael K. Brady ve G. Thomas Hult'un ortaya koyduğu model yardımıyla açıklanmaya çalısılmaktadır. Çalısmanın uygulama asamasında ?stanbul ve Ankara illerinde ikamet eden ve minimum bir bankayla aktif olarak hizmet satın alma iliskisi içerisinde bulunan kisiler üzerinde anket uygulaması gerçeklestirilmistir. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS 13.0 programıyla uygulanmıs ve değerlendirilmistir. Ayrıca arastırmada müsterilerin demografik özellikleri de göz önüne alınmıstır. Analizler sonrasında elde edilen bulgularla ekonomik gelisme düzeyi üzerindeki önemli etkilerinden dolayı da hizmet endüstrisinin en önemli kollarından biri olan bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kurumlar için sundukları hizmetlerin kalite, değer ve müsteri tatmini değiskenlerine göre davranıssal amaçlar üzerindeki etkileri ve aynı zamanda bu değiskenler arasındaki iç iliskileri incelenilmistir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sektörü, kayıp, hizmet kalitesi, hizmet değeri, müsteri tatmini, davranıssal amaç

Bankacılık sektörüDavranışHizmet sektörü+1
Tayfun Toprak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin yönetim sistemlerinde yeniden yapılanma modelindeki temel yaklaşımlar ve Türkiye'deki uygulanma koşullarına yönelik bir model tasarımı

Gelişen teknoloji, uluslararası pazarlardaki şuurların kalkmasına ve eskisine göre çok daha fazla seçeneğe sahip olan müşteri beklentilerinde değişikliğe neden olmuştur. Böylece, klasik işletmelerdeki amaç, yöntem ve temel organizasyon ilkelerinin güncelliği kaybolmuştur. İşletmeler, rekabet gücünü arttırarak hayatta kalabilmek, daha fazla kar etmek, sürekli gelişme temposunu sağlayabilmek ve hızla değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek için işletmenin kendisini tüm yönleriyle yemlemesi gerekmektedir.İşletmeler rekabet yeteneklerini geliştirmeleri, elemanlarının daha fazla çalışmalarım sağlamakla değil, daha farklı bir şekilde çalışmayı öğrenmeleriyle mümkün olacaktır. Bu da, işletmelerin ve elemanlarının, bu zamana kadar başarılı olmalarını sağlayan geleneksel yaklaşımları terk edip, alışılagelmiş operasyonel ve organizasyonel prensiplerini tamamen yenilemeleri ile mümkün olacaktır. İşletmelerin bunları yapabilmesi için, değişen dünya koşullarında işleri kısa, orta ve uzun vadede izleyebilmesi, geleceğe yönelik tahminlerde bulunabilmesi, yani bir vizyon belirlemesi, belirlenen bu vizyona göre yeni geliştirme stratejilerini tayin ederek fonksiyonel organizasyonu ve işletmeyi yeniden düzenleyebilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın giriş bölümünde, yönetim ve yönetim sistemleri hakkında genel bilgiler verilmiştir ve yönetim sisteminin tarihsel gelişimi verilmiştir. İkinci bölümde, yönetim sisteminde yeniden yapılanma kavramı ayrıntılı olarak açıklanmış ve yeniden yapılanmanın uygulanma afimlan belirtilmiştir Üçüncü bölümde, yönetim sistemlerinde değişim yönetimi konusu ele alınmıştır, yönetim ve organizasyonda değiştirme ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, organizasyonlarda değişim ve yönetimi konusu incelenmiş ve değişimin oprganizasyon üzerine olan etkileri incelenmiştir. Beşinci bölümde ise, uygulamaya yönelik bir model tasarımı yapılmış ve bu model tasarımı ile hizmet sektöründe yer alan bir işletmenin yönetim sistemi yeniden tasarlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeniden yapılanma, organizasyonel değişim, süreç, müşteri odaklılık

Hizmet sektörüOrganizasyonYeniden yapılanma+2
Utku Sağlam
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet pazarlaması ve sağlık sektöründe bir uygulama

Günümüzde her alanda hızlı bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu değişimin bir sonucu olarak üretim sektöründen hizmet sektörüne doğru kayma olmakta, hizmet sektöründeki gelişim çok geniş ve çeşitli alanlarda gerçekleşmektedir. Hizmet sektörünün zaman içinde büyümesi ve pazarlama alanında uzmanlaşmanın artması, hizmet pazarlamasını farklı bir uzmanlık dalı haline getirerek, sağlık hizmetleri pazarlaması gibi daha alt dalların oluşmasına sebep olmuştur. Günümüzde hizmet pazarlaması alanındaki konu ve sorunların, klasik pazarlama disiplinine dayanarak çözümünde ortaya çıkan problemler, "hizmet pazarlaması" olarak nitelendirilen bir pazarlama alt disiplininin kurulup gelişmesini sağlamıştır. Çalışmamızda amaçlanan, ülkemizde sağlık sektöründe faaliyet gösteren özel hastanelerin pazarlama faaliyetleri açısından durumlarını ortaya koymak, hizmet sektörünün önemli bir bölümü olan sağlık sektöründe de pazarlamanın önemini belirlemektir. Çalışmanın uygulama kısmında ise; çalışmanın teorik yapısını destekleyen bir alan araştırması yapılmıştır. Sağlık sektöründe faaliyet gösteren özel hastanelerin pazarlama çabalan açısından durumları, hastaların özel hastaneleri tercih etme nedenleri incelenmiş ve hasta tatminine ne ölçüde yer verildiği yapılan mülakatlar ve araştırmalar sonucu elde edilen bilgiler "niteliksel veri analizi" yöntemi kullanılarak özetlenmiştir. Sonuç olarak her hizmet sektöründe olduğu gibi sağlık hizmetlerinde de pazarlama kavramının önemi her geçen gün artmakta, pazarlama bilincini geliştirmeye yönelik faaliyetlerle pazarlamanın kilit noktası olan tüketicilere uygun hizmetleri en uygun koşullarda sağlamak amaçlanmaktadır. vuı

Hasta memnuniyetiHizmet pazarlamasıHizmet sektörü+3
Ebru Enginkaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Sürece dayalı faaliyet tabanlı müşteri karlılık analizi: Bir eğitim kurumunda uygulama

Sürece Dayalı FTM, geleneksel FTM sisteminin eksikliklerini gidermek, faaliyetler için harcanan zaman faktörünü de hesaba katarak daha doğru sonuçlar almak amacıyla oluşturulan, daha basit bir sistemdir. Sistem, sadece faaliyetler için gerekli olan kaynak miktarı ve bu faaliyetlerin yerine getirilmesi için gerek duyulan zaman miktarı gibi iki veriye gereksinim duymaktadır. Bu yöntem ile faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan zaman ve kaynak miktarı belirlenebildiğinden, atıl kapasite miktarları ve kullanılan gerçek zaman ile gereken zaman arasındaki farklılıklar ortaya çıkarılabilmektedir. Bu şekilde, faaliyetlere ait maliyetler daha doğru olarak hesaplanabilmekte, daha kolay güncellenebilmekte ve sürdürülebilmektedir. Böylece, alınacak stratejik kararlarda daha doğru ve güncel verilerin kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı Müşteri Karlılık Analizinin özel bir eğitim kurumunda uygulanması, Geleneksel ve Sürece Dayalı FTM sisteminin doğuracağı farklılıkların ortaya konmasıdır. Bu çerçevede, olay çalışması ve derinliğine mülakat yöntemleri kullanılmıştır. Derinliğine mülakat yöntemi ile kurum ve faaliyetlerine ait bilgilere ulaşılmış, olay çalışması yöntemi ile Geleneksel ve Sürece Dayalı FTM Sistemlerinin analiz sonuçlarını nasıl etkilediği ölçülmüştür.

Aktiviteye dayalı muhasebeEğitim kurumlarıEğitim sektörü+4
İnci Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil hizmet innovasyonlarının kabulü: Türkiye örneği

Yoğun rekabet, bölünmüş ve talepkar pazarlar ve çok hızlı değişen teknolojiler dolayısıyla innovasyon günümüz global ve dinamik rekabetçi pazarlarında gün geçtikçe daha da önemli bir yer edinmektedir. Bir Pazarda uzun vadede ayakta kalabilmek için işletmelerin innovasyonu anlayıp bünyelerine adapte etmeleri gerekmektedir. Ancak innovasyon oldukça fazla zaman, yatırım ve kalifiye çalışan gerektiren bir süreçtir. Bununla beraber pazara sürülen her 10 innovasyondan 8'i başarısızlıkla karşılaşmaktadır. Bu nedenle, işletmelerin innovasyonların kabulü üzerinde etkili faktörleri anlayarak innovasyonlar geliştirmeleri gereklidir.Bu çalışmada tüketicilerin innovasyonlarını kabulüne ilişkin kavramsal bir model geliştirilmiş ve Türkiye'de 1100 tüketici ile gerçekleştirilen saha çalışmasından mobil hizmetlerin kabulüne ilişkin olarak elde edilen kilit sonuçlara yer verilmektedir. Sonuçlar tüketicilerin mobil hizmetleri kullanıp kullanmamalarını bazı spesifik faktörlerin nasıl ve neden etkilediğine ilişkin bulgular sunmaktadır.

Hizmet işletmeleriHizmet sektörüLojistik regresyon analizi+7
Deniz Zeren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Halkla ilişkiler uygulayıcıları rol modellerinde örgüt kültürünün etkisi ve hastane işletmelerinde bir uygulama

Günümüzde, halkla ilişkiler, işletmelerde iç ve dış çevreler arasında karşılıklı iletişimi sağlayan bir yönetim fonksiyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, halkla ilişkiler faaliyetlerinin bilinçli ve sistemli bir şekilde sunulması örgütler açısından büyük önem taşımaktadır. Hizmet sektöründe ve özellikle de hastane işletmelerinde halkın memnuniyetinin en üst düzeye çıkartılabilmesi ve hizmette kalitenin sağlanabilmesi için halkla ilişkilerin doğru biçimde uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, halkla ilişkiler faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için işletmelerin sahip oldukları örgüt kültürünün farkında olması büyük önem arz etmektedir. Her örgüt kültürü içinde bulunduğu kurumun değerlerini, inançlarını, tutumlarını vb. yansıtmaktadır. Örgüt kültürü, işletmede çalışan kişilerin davranış ve tutumlarını büyük oranda etkilemekte ve şekillendirmektedir. Bu bağlamda, örgüt kültürü işletme içinde yönetsel davranışların şekillenmesinde etkili olmaktadır.Bu çalışmada, hastane işletmelerindeki halkla ilişkiler uygulayıcılarının rol modelleri üzerindeki örgüt kültürü etkileri incelenerek halkla ilişkiler uygulayıcılarının üstlendikleri rollerin hangi örgüt kültürlerinde daha çok görüldüğü ya da uygulanma şansı bulunduğu ortaya koyulmuştur. Ayrıca, hastanelerin sahiplik yapısının (Kamu-Özel) gerek halkla ilişkiler uygulayıcılarının üstlendikleri rolleri gerekse de bu hastanelerin örgüt kültürleri üzerinde bir etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Söz konusu ilişkileri araştırmak amacıyla çeşitli hipotezler geliştirilmiş ve daha sonra da bu hipotezler İstanbul ilinde faaliyet gösteren kamu, özel ve üniversite hastane işletmelerinde çalışan 159 doktor, 75 halkla ilişkiler uygulayıcısı, 157 hemşire, 398 idari ve teknik personel olmak üzere toplam 789 kişi üzerinde test edilmiştir.Geliştirilen hipotezlerde, hastanelerin kültürel özelliklerinin halkla ilişkiler uygulayıcılarının rollerini değişik şekillerde etkileyeceği tahmin edilmektedir. Elde edilen sonuçlar tahminlerimizi büyük ölçüde destekler niteliktedir. Araştırma sonuçlarına göre, halkla ilişkiler uygulayıcıları bürokratik kültürlerde daha çok yönetici rolünü temsil etmektedir. Ayrıca halkla ilişkiler uygulayıcıları destekleyici örgüt kültürlerinde hem yönetici hem de teknisyen rolünü temsil etmektedir. Buna ek olarak, özel hastane işletmelerinde halkla ilişkiler uygulayıcıları daha çok yönetici rolünü, devlet hastanelerinde daha çok teknisyen rolünü temsil etmektedir. Ayrıca, özel hastanelerdeki bürokratik, destekleyici ve yenilikçi kültür düzeyi devlet hastanelerindeki bürokratik, destekleyici ve yenilikçi kültür düzeyine kıyasla daha yüksek çıkmaktadır.Özetle, elde edilen sonuçların halkla ilişkiler uygulayıcı rol modelleri ile örgüt kültürü arasında bir bağlantı kurmak suretiyle mevcut teoriyi daha kapsamlı hale getireceğine inanılmaktadır. Pratik açıdan ise bu çalışmanın sonuçları, hangi örgüt kültürlerinin hangi halkla ilişkiler uygulayıcıları rol modellerinin şekillenmesinde payı olduğunu göstermesi bakımından uygulamacılara, halkla ilişkiler uygulamaları ve örgüt kültürü oluşturma stratejileri bakımından yol gösterici olacaktır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Örgüt Kültürü, Wallach'ın Örgüt Kültürü İndeksi, Broom &Smith'in Halkla İlişkiler Rol Modeli, Hastane İşletmeleri.

Halkla ilişkilerHastane işletmeleriHastaneler+4
Diğdem Eskiyörük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörüne etkisi: 2000-2014

Türkiye'de ve dünyada uygulanan ekonomi politikaları incelendiğinde GSYH'yı etkilediği gözlemlenmiştir. Hizmet sektörünün alt sektörü de uygulanan ekonomi politikalarından doğrudan etkilenir. Özelde Türkiye ekonomisi genelde ise dünya ekonomisi incelendiğinde hizmet sektörünün GSYH'deki payı sürekli olarak artış göstermiştir. Gelişen ekonomi ile uygulanan ekonomi politikaları yıllar içerisinde değişiklik göstermiştir. Bu değişiklikler sonucunda tarım sektörünün GSYH içerisinden aldığı pay azalırken, sanayi sektörünün GSYH'deki payında önemli değişiklik olmamıştır. Ancak hizmet sektörünün aldığı pay artmıştır. Bu artış hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörlerinde de yaşanmıştır. Ülke gelişmişlik düzeyinin artması için ise ekonomik istikrar ile birlikte alt sektörlere yapılan harcamalar daha titiz yapılmalıdır. Bu çalışmada hizmet sektörünün ve alt sektörlerinin gelişimi, ekonomiye etkileri, sorunların çözümüne ait öneriler ortaya konulmuştur. Yapılan zaman serisi analizinde 2000-2014 dönemi Türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarının hizmet sektörü ve hizmet sektörünün alt sektörlerinden olan eğitim, sağlık ve turizm sektörü üzerindeki etkisi zaman serisi yöntemi ile analiz edilmiş olup özellikle Turizm yatırımlarındaki artış GSYH üzerinde doğrudan ve pozitif etkisi olduğu gözlenmiştir.

EkonomiEkonomi politikalarıGayri safi yurtiçi hasıla+6
Sibel Torun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Satış geliştirme faaliyetlerinin satın alma kararına etkisi: Hizmet sektöründe bir uygulama

Satış geliştirme; reklam, halkla ilişkiler, kişisel satış ve doğrudan pazarlama çabaları dışında kalan, genellikle sürekli olmayan, aracıların etkinliğini artırmaya yönelik, kısa dönemde satın almayı teşvik edici, kendine özgü tutundurma ve satış çabalarıdır. Bu çalışmada; Yozgat'ta bankalarda uygulanan tutundurma çabalarının tüketicileri ne yönde ve nasıl etkilediğinin tüketicilerin demografik özelliklerini de dikkate alarak tespit etmek ve bankalar için uygulanması gereken tutundurma çabaları hakkında önerilerde bulunmak amaçlanmıştır.Çalışmanın önemi, kapsam ve sınırlılıkları belirlendikten sonra kuramsal ve kavramsal çerçevede; pazarlama kavramı ele alındıktan sonra satış geliştirme kavramı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Araştırmanın verileri anket yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen verilerin yüzde ve frekansları alınarak bankanın uygulamış olduğu satış geliştirme faaliyetlerinin tüketicinin demografik özelliklerini dikkate alarak satın alma kararını etkileyip etkilemediğine bakılmıştır.

Hizmet pazarlamasıHizmet sektörüPazarlama+4
Duran Kuru
Yozgat Bozok University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Hizmetler sektörü ticaretinin serbestleştirilmesi ve ekonomik büyüme üzerine etkileri: Havayolu taşımacılığı sektörü ve Türkiye

Hizmetler, başlı başına bir sektör olarak ülke hasılasına ve ekonomik büyümeye sağladığı katkının yansıra, ekonomik büyümeye ilişkin unsurlar üzerindeki etkileri açısından da önem arz etmektedir. Hizmetler sektörünün küresel ekonomi içerisinde giderek artan payı dikkat çekicidir. Sanayi, tarım ve hizmetler ayrımıyla ifade edilen üç sektörlü yapı içerisinde hizmetler sektörü payının küresel anlamda arttığı, yüksek gelirli ülkelerde hizmetler sektörü payının GSİYH'nın %70'i düzeyine ulaştığı görülmektedir. Hizmetler sektörü Dünya hasılası payının sanayi sektöründen çok daha yüksek olmasına karşın, mal ticareti hacmi tüm dönemlerde hizmetler ticareti hacminden daha yüksek olmuştur. Hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi açısından var olan ticaret engellerinin yanı sıra; kültür ve dil farklılıkları gibi doğal engeller, hizmet sunumu için fiziki ya da kurumsal varlık gerekliliği, ülkeden ülkeye değişen standardizasyon farklılıkları gibi engeller de sözkonusudur. Bu nedenle, hizmetler ticaretinin serbestleştirilmesi mal ticaretinin serbestleştirilmesinden daha karmaşık bir yapıdadır. Kendi istihdamı ve çıktı düzeyinin yanı sıra, ekonomilerin gelişmiş havayolu bağlantılarıyla küresel pazarlara, tedarik zincirlerine katılmasını sağlayarak uluslararası ticareti kolaylaştıran, yatırım kararları için belirleyici bir unsur olan ve özellikle turizm açısından çok önemli bir rol oynayan havayolu taşımacılığı, serbestleşmenin (deregülasyon) karakteristik bir özellik haline geldiği önemli bir hizmetler sektörü bileşenidir. Hava ulaştırma anlaşmaları ve ilgili düzenlemeler ile tesis edilen destinasyon, kapasite, sıklık ve tarife ayarlamaları kısıtlamalarının aşamalı olarak kaldırılmasını ifade eden havayolu taşımacılığında liberalizasyon (deregülasyon) süreci uluslararası hava ulaştırma anlaşmalarının yapısındaki değişim yoluyla yaygınlaşmış, Chicago Konvansiyonu sonrası uygulanan korumacı Bermuda I tipi anlaşmalar yerini açık pazar ve açık semalar anlaşmalarına bırakmış, ikili anlaşmaların yanı sıra çok taraflı anlaşmalar uygulanmaya başlamıştır. 1978'de ABD'de iç hatlar serbestleşmesiyle başlayan ve hızla dünya geneline yayılan serbestleşme süreci doğrultusunda, dünya genelinde havayolu yolcu sayısı ve kargo hacminde önemli artışlar gerçekleşmiştir. Havayolu yolcu ve kargo hacmindeki artışın farklı gelir grubundaki ülkelerde GSYİH üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla, 1980-2015 dönemi havayolu yolcu sayısı, havayolu taşınan yük miktarı ve kişi başına GSYİH verileri kullanılmıştır. Yüksek gelir, üst orta gelir ve alt orta gelir grubu olmak üzere üç farklı gelir grubundaki 42 ülkede havayolu taşımacılığının ekonomik büyüme açısından etkileri Ortak Korelasyonlu Etkiler (CCE) yöntemi ile analiz edilmiştir. Panel veri analizi sonuçları; yüksek gelir grubu (YG), üst orta gelir grubu (ÜOG) ve alt orta gelir grubu (AOG) olmak üzere analize konu tüm ülke gruplarında havayolu yolcu ve kargo taşımacılığı hacmi ile GSYİH arasında anlamlı bir ilişkiye işaret etmektedir. Ülke grupları açısından havayolu yolcu hacminin ÜOG grubu ülkelerde GSYİH üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu, hava kargo hacminin ise YG grubundaki ülkelerede en yüksek etkiye sahip olduğu görülmektedir. AOG gurubunda ise havayolu kargo ve yolcu hacminin GSYİH üzerindeki etkilerinin birbirine yakın ve diğer gelir gruplarına nazaran daha düşük düzeyde olduğu gözlenmiştir. Çalışmada Türkiye'de havayolu taşımacılığı sektörüne ilişkin genel bir inceleme yapılmış ve havayolu taşımacılığında serbestleşmenin Türkiye'de ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Bu analiz için, bir ilk olarak Türkiye'nin 1980-2015 dönemi yıllık bazda Havacılık Liberalizasyon İndeksi (HLİ) hesaplanmış ve hesaplanan indeks ile ilgili dönem kişi başına GSYİH verileri arasındaki ilişki ARDL sınır testi yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Analiz bulguları, hava taşımacılığında liberalizasyonun ekonomik büyüme üzerinde kısa dönemde etkisi bulunmadığına, uzun dönemde ise ekonomik büyüme üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir.

DeregulasyonEkonomik büyümeFinansal serbestleşme+7
Pınar Gümüş Akar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

BİST'te hizmet endeksi ile holding ve yatırım endekslerinde bulunan firmaların entelektüel sermayelerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması

Entelektüel sermaye, fikir olarak 1960'lı yıllarda ortaya atılmadan önce de işletmelerin sahip olduğu bir değerdi ancak geleneksel muhasebe anlayışına göre şerefiye olarak değerlendiriliyordu. 1960'lı yıllarda ortaya atılmasından sonra 1990'lı yıllara gelininceye kadar da entelektüel sermaye kavramına gereken önem verilmemiş ve bu konu göz ardı edilmiştir. Ancak değişen çağ ve beraberinde getirdiği işletme yapılarında yaşanan değişimler entelektüel sermaye kavramını işletmeler için daha önemli ve üzerinde çalışmalar yapılması gereken bir konu haline getirdi. Çünkü artık işletmenin maddi olarak sahibi olduğu varlıklarının yanında maddi olmayan varlıkları da değer kazandı. İşletme yöneticilerinin tecrübeleri, patentler, telif hakları, müşteri ilişkileri gibi pek çok maddi olmayan varlığın ön plana çıkmasıyla entelektüel sermaye kavramına gereken önemin verilmesi sağlandı ve beraberinde entelektüel sermaye değerinin hesaplanması sorununu ortaya çıktı. Entelektüel sermayenin hesaplanması, işletmelerin finansal tablolarında görünmeyen maddi olmayan varlıkları için; bir değer ortaya koyması ve kredi değerlendirme, üçüncü kişilerin yatırım incelemeleri ve işletme yönetim planlarının daha doğru oluşturulması gibi önemli konularda işletmeye fayda sağlamıştır. Entelektüel sermaye yürütülen çalışmalar bakımından yeni bir konu olması sebebi ile hala genel kabul görmüş bir tanıma ve kesinleşmiş hesaplama yöntemlerine sahip değildir. Fakat yazarlar yapmış oldukları çalışmalar ile entelektüel sermaye kavramından genel kapsamda, işletmelerin sahibi olduğu maddi olmayan varlıkların tümü olarak bahsetmektedir. Bu çalışmada, özellikle bilginin şirketler için öneminin artması ile gittikçe önem kazanan entelektüel sermayenin analizi yapılmıştır. Analiz kapsamında entelektüel sermaye hesaplama yöntemlerinden PD / DD, Tobin Q Oranı, HMOD ve EVA yöntemleri kullanılmış ve BİST, Hizmet Endeksi ile Holding ve Yatırım Endekslerine kayıtlı şirketler için 2018-2020 yıllarını kapsayan bir analiz yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde entelektüel sermaye konusuna ve tarihsel gelişimine genel hatları ile değinilmiştir. İkinci bölümde entelektüel sermayenin ölçülmesi, üçüncü bölümde ise entelektüel sermaye ölçüm yöntemlerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise BİST, Hizmet Endeksi ile Holding ve Yatırım Endekslerine kayıtlı şirketler analiz edilmiş entelektüel sermaye değerleri hesaplanmış ve şirketlerin yıllar içerisindeki durumları ve aynı endekste bulunan diğer şirketler ile karşılaştırmaları yapılmıştır.

Borsa endeksiBorsa İstanbulDefter değeri oranı+7
Zehra Şeyma Avcı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbingin hemşirelerde mesleki bağlılığa etkisi

Dünyada ve ülkemizde sürekli gelişen hizmet sektörü kişilerin sosyal durumlarını ve iş hayatlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle sağlık sektöründe çalışan hemşireler yoğun iş temposuyla mücadele ederken ayrıca hem kurumun yöneticileri hem de hizmet verdikleri hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete maruz kalabilmektedirler. Mobbing davranışı, kurumların iş yükünü arttırdığı gibi çalışanlar arasında da uyumlu iş ortamını yok etmektedir. Ayrıca kurum için hukuki sonuçlar doğuracak maliyetler yüklemektedir. Bulgular, mobbingin çalışanlar için mesleki bağlılıkları açısından anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak hemşirelerin çalıştığı kurumlarda mobbing davranışını ile ilgili bir farkındalık oluşturma adına eksiklikler olduğunu bu durumun verilecek eğitimlerle geliştirilebileceği, ayrıca kurumların mesleki bağlılık adına çalışanlarının etkin ve verimli olacak şekilde düzenlenmesinin gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.

BağlılıkHemşirelerHemşirelik+6
İlker Açıl
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects