Service sector

181 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

DIN 6701-2 Standardına göre firma belgelendirme programı tasarımı: Bütünleşik AHP-KFG yaklaşımı

Dayanıklı, daha hızlı ve daha hafif... Nüfus artışı ve gelişen teknolojinin getirdiği hızlı ve güvenli ulaşım talebi, günümüzün üretim süreçlerinde yapıştırma teknolojisini öne çıkartmaktadır. Bu çerçevede, yapıştırma süreçlerine ilişkin tek uygulama standardı ise demiryolu araçlarının yapıştırmalı bağlantılarına ilişkin "DIN 6701-2: Demiryolu Araçları ve Parçaları Üretiminde Adhesiv Bağlantı Kullanımı- Bölüm 2: Yapıştırılmış Malzemelerin Üreticisinin Niteliği" standardıdır. Belgelendirme programları, 3. taraf gözetim ve denetim firmalarının kendi bünyelerinde denetim standartlarına ek olarak ayrıca hazırlanan üretici belgelendirme süreçlerin açıklayarak kurallarını tanımlayan temel rehber dokümandır. Bu makalenin amacı DIN 6701-2 belgelendirme programına, gelecekteki müşterilerin özelliklerini ve beklentilerini bütünleşik bir Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) - Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) modeli ile entegre edecek analitik bir yaklaşım getirmektir. Bu yaklaşım, KFG modelinde müşteri beklentilerinin ağırlıklandırılması için AHP metodu kullanılarak analizin daha rasyonel bir kapsamda yapılmasını sağlamaktadır. Çalışma sonucunda, yapıştırma uygulamalarının hızla arttığı Türk demiryolu sektöründe DIN 6701-2 belgelendirme ve denetimleri için önemli bir başvuru dokümanı elde edilecektir. Ek olarak, AHP-KFG yöntemlerinin bütünleşik kullanımıyla çok kriterli karmaşık kararlar, öncelikleri gözeten çiftli karşılaştırmalara indirgenerek, hizmetler sektöründeki karar alıcılara mümkün olan en akılcı ve analitik yolu seçmeleri için önemli bir araç sağlayacaktır.

Analitik hiyerarşi süreciBelgelendirmeDIN 6701-2+5
Yerstem Yağan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Süpermarket (Hizmet) sektöründe satış personelinin tavsiye verme davranışının ortak yaratıma (Co-creation) etkisi

Teknolojik gelişim, dijitalleşme, markaların küreselleşmesi gibi gelişen dünyadaki yeni parametreler tüketici profillerinde farklılaşmaya neden olan kavramların başında gelmektedirler. Bu durum günümüz işletmelerinin yönetim, pazarlama strateji ve uygulamalarında birçok değişiklik yapmalarını gerektirmektedir. Öznelliğin ve bireyselliğin ön plana çıktığı tüketici profillerinde, tüketiciler kendilerine sunulan ürün ve hizmetleri sadece almak yerine, kendilerini daha ön plana çıkartarak sürecin içine dahil olmayı istemektedirler. Özellikle iletişim ve sosyal medya gibi mecraların yaygın kullanımının getirdiği avantajı kullanan tüketiciler, işin içine dahil olma, ortak yaratma sürecine doğrudan katılmaktadırlar. Böyle bir ortamda tüketiciye değer yaratan firmalar, tüketicinin o değeri almasını beklemeyi bırakıp, tüketiciyi o değeri yaratma sürecine dahil ederek pazarlama faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu çalışma kapsamında, 21. yüzyıl iş dünyasında kazandığı popülarite ve önemini gittikçe arttıran bir kavram olarak ortaya çıkan ortak yaratma (co-creation) kavramı ile hizmet sektöründe hizmet sağlayıcının tavsiye verip vermeme durumuna göre ortak yaratmaya olan etkisi incelenmektedir. Araştırma kapsamında satış personeli ve müşterinin özelliklerinin ortak yaratmaya (co-creation) etkisini incelemek amacıyla teorik örneklem uygulaması yapılmıştır. Anket yaş ortalaması 41 olan, 24'ü kadın ve 18'i erkek toplam 42 kişiye yapılmıştır. Yapılan teorik örneklemde açık uçlu sorular sorularak müşteri ve satış personelinin özelliklerinin ortak yaratmaya olan etkisi ve hangi tür ürünlerde ortak yaratmaya olan etkinin daha düşük ve yüksek olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Yapılan teorik örneklem sonucunda, açık uçlu sorulara verilen cevapta kasap ve/veya şarküteri ürün gruplarında tavsiye almaya daha çok ihtiyaç duyulduğu, bakliyat gurubunda ise tavsiye alıp vermeye görece daha az ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır. Yapılan teorik örneklem sonucundaki analizlere dayandırılarak oluşturulan anket soruları, yaş ortalaması 25 olan ve yüzde 55'i kadın olan 278 kişiye uygulanmıştır. Anket sonuçları analiz edildiğinde, satış personelinin tavsiye verme davranışının, olumlu hizmet çıktıları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu görülmektedir. Ayrıca ortak yaratma davranışı, bu iki değişken arasına girerek aracı değişken olarak doğrudan olumlu hizmet çıktılarını etkilemektedir. Etkileşim faktörleri olarak ele alınan satış görevlisinin özelliklerine önem verme ve markette sosyalleşme değişkenlerinin bu ana ilişkiyi değiştirme (modere etme) etkisinin olduğu görülmüştür.

Birlikte değer yaratmaHizmet sektörüSatış elemanları+2
Yakup Çağlar
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin hizmet ihracatının belirleyicileri

Ulusal ve uluslararası ticaretteki payı her geçen gün artan hizmet sektörü, dünya ekonomisinde temel gelir kaynağı sağlayan sektörlerden biri olarak gösterilmektedir. Türkiye ekonomisi içinde dinamik bir role sahip olan hizmet dış ticareti, cari işlemler hesabının dengelenmesinde önemli rol üstlenmektedir. Hizmet dış ticaretinin öneminden hareketle oluşturulan bu çalışmada, Türkiye'nin hizmet ihracatı ile reel döviz kur endeksi, sanayi üretim endeksi, hizmet sektörü güven endeksi ve Avrupa Birliği'nin sanayi üretim endeksi arasındaki ilişki 2011:01-2023:06 dönemine ait aylık verilerle analiz edilmiştir. Çalışmada öncelikle geleneksel birim kök testi ile yapısal kırılmalı birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlıkları incelenmiştir. Daha sonra ARDL sınır testi ile seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin varlığı araştırılmıştır. Son olarak uzun ve kısa dönem katsayı tahmin sonuçları elde edilmiştir. Sonuçlara göre; uzun dönemde AB'nin sanayi üretim endeksinde yaşanan bir birimlik artış, Türkiye'nin hizmet ihracatını pozitif etkilemektedir. Ancak reel döviz kur endeksi, Türkiye'nin sanayi üretim endeksi ve Türkiye'nin hizmet sektörü güven endeksi uzun dönemde hizmet ihracatını etkilememektedir. Ayrıca kısa dönem tahmin sonucuna göre; kısa dönemde meydana gelecek sapmalar 3,28 dönem sonrasında uzun dönem dengesine ulaşmaktadır. Bu sonuçlara göre; Türkiye'nin hizmet ihracatında etkili olan en önemli faktörün, Avrupa Birliği'nin ekonomik performansı olduğu anlaşılmaktadır.

ARDLHizmet sektörüUluslararası ticaret+1
Havva Dilara Atiş
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Takım çalışması ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiye yönelik uygulamalı bir araştırma

Takım çalışması; organizasyon yapılarının hızla değişen koşullara uyum sağlaması nedeniyle, sosyal bilimler alanında önemli konulardan biri halini almıştır. Değişimi yönetme konusunda, örgütsel anlamda önemli bir diğer konuda kuşkusuz, çalışanlar ve algıladıkları örgütsel bağlılık düzeyleridir. Bu iki önemli konu arasındaki ilişkiyi araştırmak üzere, bu çalışmada hizmet sektörü hedef alınmıştır. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren dört işletmede toplam 257 adet anket uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmada yapılan anketler sonucunda, takım çalışmasına ilişkin "Takımın Önemi ve Takımda İletişim" ve " Takım Sinerjisi ve Takımda Yeni Fikirler" olmak üzere iki faktör elde edilmiştir. Örgütsel bağlılık algı düzeyleri konusunda ise; "Duygusal Bağlılık", "Normatif Bağlılık", "Devamlılık Bağlılığı" ve "Çok Boyutlu Bağlılık (Karma Bağlılık)" olmak üzere dört boyut elde edilmiştir.Takım çalışmasının örgütsel bağlılık ile olan ilişkisini belirlemek üzere yapılan analizler sonucunda ise, "Takım Çalışması" ile "Örgütsel Bağlılık" arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Diğer taraftan; demografik veriler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu; "Normatif Bağlılık" boyutuna ilişkin olarak bayan ve erkek katılımcıların verdikleri cevaplar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Çalışmada yer alan dört farklı yaş grubunun "Çok Boyutlu Bağlılık (Karma Bağlılık" konusunda verdiği cevaplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Katılımcıların "Takım Sinerjisi ve Takımda Yeni Fikirler" algıları mevcut işletmedeki çalışma sürelerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ayrıca, katılımcıların "Normatif Bağlılık" düzeyleri mevcut işletmedeki çalışma sürelerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir.Anahtar Kalimeler: Takım, Takım Çalışması, Örgütsel Bağlılık

BağlılıkHizmet sektörüTakım çalışması+2
Binnur Gürül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe Y kuşağının motivasyon ve örgütsel bağlılık sorunları

Dünya ekonomisine yön veren ve hatta pazar payının en büyük dilimlerinden birine sahip olan hizmet sektörünün yolu Y Kuşağı ile kesişmiştir. Diğer birçok sektörlere göre çok büyük ölçüde insan gücüne dayalı olan bu sektör de Y Kuşağı varlığını ciddi anlamda söz ettirmeye başlamıştır. Rahatına düşkün, ailesine ve sevdiklerine aşırı bağlı, sosyal, hızlı terfi bekleyen, sorumluluk almayı seven, özgüveni yüksek bu kuşak; her sektörde olduğu gibi hizmet sektöründe de kuralları yeniden yazıyor. Eski çalışma sistemlerinin ofis ortamından oturma düzenine, ast ve üst hitabet şekillerine kadar iş ortamında kendi tarzına ortaya koymaktadır. Aksi takdir de yaptıkları işe bağlılık ve motivasyonlarını kolayca yitirebiliyorlar ve çok kolay bir şekilde yeni bir iş arayışına girebiliyorlar. Bu çalışma Y Kuşağının hizmet sektöründe motivasyon ve bağlılık sorunları üzerine yapılmıştır. Türkiye'nin birçok şehrinde ve gurbetçi vatandaşlarımız olmak üzere toplam 513 kişi üzerinde anket yapılmıştır. Sonucunda genç kuşağın bağlılık ve motivasyon sorunlarının nasıl ortadan kaldırabileceğine dair çözüm yolları ortaya konmuştur. Anahtar Kelimler: Hizmet Sektörü, Y Kuşağı, X Kuşağı, Z Kuşağı. Bağlılık, Motivasyon, İnsan Kaynakları, Meritokrasi, Holokrasi

BağlılıkHizmet sektörüMotivasyon+3
Büşra Bıyıklı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların duygusal emek davranışlarının tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Hizmet sektöründe bir araştırma

Bu çalışmada, günümüzde hizmet sektörü çalışan satış görevlilerinin duygusal emek davranışlarının tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Hizmet sektöründe müşteri memnuniyeti sağlamak için çalışanlardan yoğun şekilde duygusal emek sarf etmeleri beklenmektedir. Çalışanlarından duygusal emek sergilemelerini bekleyen hizmet sektörü için personel maliyeti önemli bir unsurdur. Yüksek personel maliyetini sadece personelin işe alınması sürecindeki katlanılan harcamalar oluşturmamaktadır. Çalışanların elde tutulması ve yeniden bu maliyetlerin oluşmasını engellemek de işletmeler için gereklidir. Bu nedenle işletmelerin çalışanların işten ayrılma niyetlerini de etkileyecek unsurları kontrol altında tutması gerekmektedir. Çalışanların işten ayrılma niyetleri ve tükenmişlik tutumları üzerinde etkili olan duygusal emek davranışları ile oluşturulan araştırma modelinde, çalışmanın ana kütlesi İstanbul ili Avrupa yakasında farklı dört ilçede hizmet sektöründe çalışanlar olarak belirlenmiştir. Hizmet sektörünün tamamına ulaşılmanın zorluğu dikkate alınarak farklı markaların mağazaların da çalışan 296 kişi örneklem olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında Duygusal Emek Ölçeği, Tükenmişlik Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları göstermiştir ki duygusal emek davranışlarından yüzeysel davranış ve samimi davranışı tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif etkilere sahiptir. Diğer yandan derinlemesine davranışın çalışanların tükenmişlik tutumu ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan anlamlı bulunamamıştır. Araştırma sonucunda araştırmanın kısıtları ve gelecek araştırmacılar için çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Tükenmişlik, İşten Ayrılma Niyet

Duygusal emekHizmet sektörüTükenmişlik+2
Derya Keleş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe algılanan adalet, telafi sonrası tüketici tatmini ve ağızdan ağıza pazarlama ilişkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Rekabetin giderek arttığı günümüzde, işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlamaları bakımından tüketici tatmini sağlamaları ve bu yönde kaliteli hizmetler sunması çok önemlidir. Ancak hizmet sektöründe her türlü tedbirler alınsa da, hizmet hatalarının sıfıra indirilmesinin mümkün olmadığı bilinmektedir. Hizmetlerde yaşanan sorunlar her zaman işletmenin çalışanlarınca fark edilmemekte, zaman zaman müşteriler yaşadıkları sorunları şikâyet yöntemi ile işletmelere bildirmektedir. Yoğun rekabette uzun vadede hayatta kalabilmek amacıyla ilişkisel pazarlamanın öneminin farkında olan işletmeler tarafından yaşanılan başarısızlıkların telafi edilmesi sağlanmaktadır. Telafi sürecinde tüketicilerin algıladıkları adalet müşteri tatminin sağlanmasında hayati öneme sahiptir. Çünkü tüketici tatmini sağlanmadığı takdirde gerek mevcut müşterilerin kaybedilmesi ve gerekse olumsuz ağızdan ağıza pazarlama dolayısıyla muhtemel müşterilerin de kaybedilmesi söz konu olabilmektedir.Bu çalışmanın amacı; tüketiciler tarafından hizmet sektöründe algılanan adalet ve telafi sonrası tüketici tatmini ile ağızdan ağıza pazarlama arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya İstanbul ilinde bulunan bankacılık hizmeti almış 358 birey iştirak etmiştir. Araştırma verileri anket aracılığı ile toplanmış ve SPSS 24.0 paket programından istifade ile analize tabi tutulmuştur.Çalışma sonucunda algılanan adaletin telafi sonrası tüketici tatminini olumlu etkilediği belirlenmiştir. Telafi sonrası tüketici tatmini üzerinde en fazla etkiye sahip boyutun etkileşimsel adalet boyutu olduğu, dağıtımsal ve prosedürel adaletin ise daha sınırlı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Tüketicilerin telafi sonrası tatminlerinin ağızdan ağıza pazarlama üzerine olumlu etki ettiği saptanmıştır.

AdaletAdalet algısıAğızdan ağıza iletişim+5
Nehir Sağlam Bayındır
İstanbul Arel University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe müşteri memnuniyetinin hizmet kalitesi bağlamında ölçülmesi ve bir sağlık kuruluşunda anket araştırması

Hizmet sektörü dünya üzerinde en hızlı büyüyen sektörlerden biridir. Aynı zamanda hizmet sektörü üzerindeki yatırımlar da artmaktadır. Bu durum, güçlü bir rekabeti ortaya çıkarmaktadır. Rekabetin temel nedeni, rakiplerin piyasada en iyi ve en güçlü taraf olmaları adınadır. Her ne kadar hizmetler fiziksel ürünleri içermese de müşteriler, hizmetin kalitesine ve onun faydalarına odaklanmaktadır. Bu nedenle de işletmeler mutlak olarak en iyi hizmeti sunmaya çalışmaktadırlar. En iyi hizmet, sektörde işletmelerin konumunu da belirlemektedir. Bu noktada belirleyici unsur müşteriler olmaktadır. Onların beğenileri ya da eleştirileri, işletmelerin faaliyetlerini de şekillendirmektedir. Bu nedenle de işletmeler, mutlak olarak, müşterilerinin memnuniyeti üzerinde odaklanmak durumundadırlar. Müşteri memnuniyeti, bu bağlamda, işletmelerin faaliyetlerine yön veren bir kavramdır. Müşteri memnuniyeti ile birlikte işletmelerin başarıları ya da başarısızlıkları da daha net bir şekilde görülebilmektedir. Bu çalışmada, hizmet sektörü ve müşteri memnuniyeti kavramları temelinde, müşterilerin hizmetlere dair tutumları incelenmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise İstanbul'da bir özel hastaneden hizmet alan, farklı demografik özelliklere sahip 88 katılımcı üzerinde uygulanan bir anket bulunmaktadır ve bu anket aracılığıyla müşteri memnuniyetinin ölçümlenmesi konusunda hizmet kalitesinin etkisinin durumu ele alınmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hizmet, Müşteri, Memnuniyet, Rekabet, Sektör.

Hizmet kalitesiHizmet sektörüKalite+2
Kurtuluş Memiş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbingin işten ayrılma niyetine etkisinde örgütsel sessizliğin aracı rolü

Bu araştırma hizmet sektörünün önemli temsilcilerinden olan otel çalışanlarına yönelik olarak yapılmıştır Aksaray'da otel çalışanlarının mobbing, örgütsel sessizlik ve işten ayrılma niyetlerini belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada katılımcılara anket uygulanmıştır. Her konuyla ilgili anketler ayrı ayrı değerlendirilip SPSS programı yardımıyla çeşitli yönlerden yorumlanmıştır. Araştırmanın amacı otel çalışanlarının maruz kaldığı mobbing oranını belirleyip, örgütsel sessizliğe etkisini incelemektir. Daha sonra çıkan sonucu işten ayrılma niyetiyle ilgili olan oranlarla birlikte ele alıp değerlendirmektir. Ayrıca işten ayrılma niyetleri de çalışma da incelenmiştir. Araştırma ile Aksaray ilindeki otel çalışanlarının 138'inden elde edilen verilerle Mobbing, Örgütsel sessizlik ve işten ayrılma düşünceleri arasındaki ilişkiler tespit edilerek, sektör açısından gerekli tedbirler için yol gösterilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre mobbing ve işten ayrılma niyeti arasında pozitif yönde bir ilişki bulunduğu, mobbing ile örgütsel sessizlik arasında pozitif yönlü orta şiddetli ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca örgütsel sessizlik arttığında işten ayrılma niyetinin de arttığı verisine ulaşılmıştır. Sonuç olarak mobbing ve örgütsel sessizlik kavramlarının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Mobbing, İşten Ayrılma Niyeti, Örgütsel Sessizlik, Otel Çalışanları, Aksaray. Sayfa Sayısı : 173 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Abdurrahman ÇALIK

Hizmet sektörüMobbingOteller+2
Yasemin Uca
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özelliklerinin iş performansına etkisi: Hizmet sektörü çalışanlarına yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı beş faktör kişilik özelliklerinin görev performansı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Araştırma Hastanesi çalışanlarına anket uygulaması yapılmıştır. Hastane yönetiminden gerekli izin alınarak, toplam 1574 işgöreni bulunan hastane çalışanlarına 296 adet anket uygulanmış ve 9 adet anket uygun görülmediği için değerlendirmeye alınmamıştır. Anketler yüz yüze uygulanmıştır ve bu bağlamda 287 anket analizi yapılmıştır. Uygulanan anket içeriğinde 44 sorudan oluşan beş faktör kişilik analizi ve 9 sorudan oluşan bir görev performansı testi yapılmıştır. Hastane çalışanlarına uygulanan anket yöntemiyle elde edilen veriler analizler edilmiştir. Araştırmada, istatistiki verilerin elde edilebilmesi maksadı ile SPSS Statistics 22.0 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. SPSS programı ile Açıklayıcı Faktör Analizi, Frekans Analizi, Cronbach Alpa Analizi, Korelasyon ve Çoklu Regrasyon Analizi yapılırken, Amos programı ile Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, sorumluluk ve deneyime açıklık seviyeleri anlamlı bir şekilde işgören performansını arttırırken, nevrotiklik seviyesi anlamlı bir şekilde işgören performansını azaltmaktadır. Dışa dönüklük özelliğinin ise işgören performansı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliHizmet sektörüKişilik+3
Funda Meral
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat sanayii ve hizmetler sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Kaldor Yaklaşımı çerçevesinde seçili geçiş ekonomileri

Ekonomik gelişmişliğin sağlanmasında sanayileşmenin rolü özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde literatürde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. Bu doğrultuda, sermayenin göreceli olarak kıt olduğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için sanayileşme, ekonomik gelişmişliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir. Bununla birlikte sanayileşmenin yeterince gelişmemesi ve hizmetler sektöründe küresel ölçekte yaşanan hızlı rekabet, son zamanlarda hizmetler sektörünün ekonomilerin içindeki payının artmasına neden olmuştur. Bu tez çalışması, sanayileşmenin ekonomik büyümenin lokomotifi olduğu görüşünü sistematik olarak ortaya koyan Kaldor'un (1966) perspektiften yola çıkarak, sanayileşme ile verimliliğin üretim üzerindeki etkisini hizmetler sektörünü de göz önünde bulundurarak on üç seçili geçiş ekonomisi için uygulamalı olarak incelemeyi amaçlamıştır. 1980-2018 dönemi için yıllık panel veri seti kullanılarak panel eş bütünleşme testleri yardımıyla uzun dönemli ilişkinin varlığı incelenmiş ve eş bütünleşme tahmincileriyle de uzun dönemli modellerin tahmini gerçekleştirilmiştir. Kaldor'un (1966) ortaya koymuş olduğu farklı modeller çerçevesinde panel eş bütünleşme testleri, eş bütünleşmenin varlığına işaret etmiştir. Uzun dönemli model tahmini sonuçlarına göre, sanayi sektöründeki katma değerin hizmetler sektörüne kıyasla üretimi daha fazla arttırıcı etkiye sahip olduğu kanaatine varılmıştır. İlave olarak, sanayi sektöründeki verimliliğin, hizmetler ve diğer sektörlerdeki verimliliğe kıyasla üretimi daha fazla arttırdığı da bir diğer önemli bulgu olarak dikkat çekmektedir.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiGeçiş ekonomisi+3
Elchın Ismayılzada
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otantik liderlik ile psikolojik sermaye arasındaki ilişki

Bu çalışmada otantik liderlik ile psikolojik sermaye arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla çalışma kapsamında otantik liderlik ile psikolojik sermaye arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı ve deneyim, statü, yaş, cinsiyet ile eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık olup olmadığı sorularına yanıt aranmıştır. Araştırmanın önemi; daha önce benzer çalışmalar yapılmış olsa da İstanbul'da hizmet sektöründe faaliyette bulunan işletmelerde çalışanlarının otantik liderlik özellik algılamaları ile psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışmada işletme çalışanlarının psikolojik sermaye seviyeleriyle yöneticilerin otantik liderlik özellikleri arasındaki ilişki yapılan anket çalışması ile incelenmiştir. Ele alınan anket çalışmasıyla demografik değişkenlerin psikolojik sermaye ve otantik liderlik algısı üzerinde bir farklılık meydana getirip getirmediği de incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde işletme çalışanlarının psikolojik sermaye seviyeleriyle yöneticilerin otantik liderlik özellikleri arasında yüksek derecede ilişki bulunduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca ele alınan işletme çalışanlarının demografik özelliklerin genelinin otantik liderlik algıları üzerinde anlamlı bir farklılık meydana getirdiği görülmektedir. Erkek katılımcıların otantik liderlik düzeylerinin, ilişkilerde şeffaflık düzeylerinin, bilgiyi dengeli değerlendirme düzeylerinin; kadın katılımcılardan yüksek olduğu belirlenmiştir. 25-28 yaş grubunda olan katılımcıların otantik liderlik düzeyinin, ilişkilerde şeffaflık düzeyinin, içselleştirilmiş ahlak anlayışı düzeyinin, öz farkındalık düzeyinin diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir Alt-orta statüye sahip olan katılımcıların otantik liderlik düzeyinin, ilişkilerde şeffaflık düzeyinin, içselleştirilmiş ahlak anlayışı düzeyinin, bilgiyi dengeli değerlendirme düzeyinin, öz farkındalık düzeyinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca otantik liderliğin psikolojik sermaye değişkeni üzerindeki etkisini incelemek için doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Otantik liderlik düzeyinin psikolojik sermayeyi düzeyini tek başına %40.2'sini açıkladığı belirlenmiştir. Otantik Liderlik bir birim artırıldığında psikolojik sermaye düzeyini 0,497 kat kadar olumlu yönde etkilediği görülmektedir.

Hizmet sektörüLiderlikOtantik liderlik+3
Esra Özyurt
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe profesyonel yöneticiler üzerinde örgütsel iletişim boyutlarının iş tatmin düzeyi üzerindeki etkisi

İşletmelerin performanslarını yükseltebilmek ve korumak için çalışanların iş tatminini sağlamaları gerektiği günümüzde genel kabul görmüş bir husustur. Bu noktada iş tatmini üzerinde hangi faktörlerin etkili olduğunun tespiti önem taşımaktadır. Bu kapsamda iletişimin organizasyonlar için taşıdığı önemde dikkate alınarak örgütsel iletişimin iş tatmini üzerinde taşıdığı etkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla beraber çalışma kapsamında demografik etkenlerin iş tatmini ve örgütsel iletişim etkinliği üzerindeki etkisi de incelenmiştir. Çalışmada iletişimin yönü üzerinde durulmuş ve örgütsel iletişim etkinliği yatay ve dikey yönü ile incelenmiştir. İş tatmini de içsel ve dışsal boyutları ile araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Çalışma sonucunda örgütsel iletişim etkinliği ve boyutları ile iş tatmini ve alt boyutları üzerinde olumlu ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel iletişim etkinliğinin artışı iş tatminini arttırmaktadır. Demografik özelliklerde ağırlıklı olarak hem iş tatmini hem de örgütsel iletişim etkinliği üzerinde etki sahibidir. Çalışma sonucunda demografik özelliklere göre iş tatmini ve örgütsel iletişim etkinliğinin farklılaştığı tespit edilmiştir.

Hizmet sektörüProfesyonel yönetimProfesyonellik+3
Özlen Sayiner
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konaklama işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin müşteri tatminine etkisi; şehir otellerine yönelik bir uygulama

Her sektör için rekabet artık sadakat yaratma yeteneği ile doğru orantılı bir yarış haline gelmiştir. Hizmet sektörü için zaten önemli olan müşteri sadakati artık sadık müşteri niceliği ile ölçülmektedir. Konaklama sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi sadakat, memnuniyetle, memnuniyet tatminle, tatminde algılanan hizmet kalitesi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Bu çalışma kapsamında da konaklama işletmelerinden İstanbul, Ankara ve İzmir'de bulunan şehir otellerinin müşteri sadakatinin temeli sayılan algılanan hizmet kalitesi ve müşteri tatmini incelenmiştir. Algılanan hizmet kalitesinin tatmine etkisini bu etkinin şiddeti ve yönünü tespit etmek bu araştırmanın ilk amacıdır. Demografik özelliklere konaklama sıklıklarına ve nedenlerine göre algılanan hizmet kalitesi ve tatmin üzerinde oluşan farklılıkları tespit etmek de bu araştırmanın bir diğer amacıdır. Verilerin toplanması sırasında Cronin ve Taylor tarafından algılanan hizmet kalitesi ölçeği Servperf ile tatmini ölçmek için Voss ve arkadaşlarının ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formunda bu ölçeklerin yanı sıra demografik özelliklere ilişkin ifadeler ile konaklama sıklıklarına ve nedenlerine ait ifadelerde yer almıştır. Araştırma evrenini İstanbul, Ankara ve İzmir şehir otellerinde konaklayanlar oluşturmaktadır. Örneklem için oteller seçilirken yargısal örnekleme yönteminden, katılımcılar seçilirken uygun örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Son olarak çevrimiçi yapılan anketler için kartopu örneklem yöntemi kullanılarak araştırmada çeşitlilik sağlanmıştır. Toplamda 428 anket geri dönmüş, 411 tanesi değerlendirilmeye alınmıştır. Testler SPSS 23 programında yüzde, frekans gibi betimleyici analizlerle yapılmıştır. Ayrıca değişkenler arası ilişkileri tespit etmek amacıyla uygulanan korelasyon ve regresyon analizleri ile gruplar arası farklılıkları tespit etmek amacıyla bağımsız örneklemler için T testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Algılanan hizmet kalitesinin ve alt boyutlarının müşteri tatmininin dörtte üçünü açıkladığı sonuç olarak çıkmıştır.

Hizmet kalitesiHizmet sektörüKalite+3
Oya Altınsoy Gür
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapısal değişim, hizmetler sektörü ve ekonomik büyüme

Bu çalışmada, ekonomiler zenginleştikçe hizmetler payı artar şeklindeki Clark İlişkisi 1970-2014 döneminde ampirik olarak analiz edilmiştir. İlk bölümde, böyle bir yapısal değişimin literatür taraması yer almaktadır. İkinci bölüm ise, ampirik analizdeki veri setinin nitel analizinden oluşmaktadır. Son bölümde, dünya geneli ve Türkiye için panel regresyon, VAR (Vector Autoregressive) ve etki-tepki analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerin sonucunda, Clark İlişkisinin sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerde de geçerli olduğu ve dolayısıyla hizmetler pay artışının her zaman gelişmişlik göstergesi olmadığı saptanmıştır. Ayrıca, dünya genelinde hizmetler payının sanayi payına oranındaki artışın kişi başı gsyh'yı negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan, Türkiye'de 1998 yılının ikinci çeyreğinden, 2015 yılının ikinci çeyreğini kapsayan dönemdeki analizde, hizmet alt sektörlerinin kendi içindeki yapısal değişiminin ekonomik büyüme üzerinde birikimli olarak pozitif etkisi olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Değişim, Clark İlişkisi, Hizmetler Sektörü, Ekonomik Büyüme.

Ekonomik büyümeHizmet sektörüYapısal değişme
Ümit Gaberli
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim temelli eğitim programlarının kurum çalışanlarının duygusal emek davranışları üzerindeki etkileri

"İletişim Temelli Eğitim Programının Kurum Çalışanlarının Duygusal Emek Davranışları Üzerindeki Etkileri" başlıklı Yüksek Lisans tezi kapsamında iletişim temelli eğitim programı, duygusal emek ve duygusal davranış kuralları konu edilmektedir. Duygularımız hayatımızdaki pusulalarımızdır. Bu pusulayı doğru ve etkili kullanabilmek duyguların eğitimi ve iletişim becerilerini geliştirmek ile mümkündür. İletişim becerilerini geliştirmek, öğrenme isteği yaratmak, duygusal eğitim sürecinde kişinin kendisini tanıyabilmesi, karşı tarafın duygularının farkına varabilmesi ve sorumluluk alabilmesi önemlidir. Duyguları yönetebilmek ve denetleyebilmek duyguların eğitimi ile mümkündür. Modern yönetim anlayışında çalışanların duygularına önem verildiği belirtilmektedir. Hizmet sektöründe müşteri ile etkileşim içinde bulunan çalışanların empati kurabilmeleri, duygularını kontrol edebilmeleri, kurumun beklediği davranışı sergileyebilmeleri, duygusal emek kavramı ve duygusal davranış kurallarına dikkat çekmektedir. İletişim Temelli Eğitim programı ile çalışanların duygu yönetim becerisini geliştirmeleri sonucu sergilemekte oldukları duygusal emek davranışlarının çalışan-çalışan ve çalışan-müşteri kalitesini arttırmaları, duygu kontrolünü sağlayarak, kurumun beklediği davranışları sergileyerek yaptıkları işten doyum almaları hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: eğitim, iletişim becerileri, duygusal emek, duygusal davranış kuralları

Duygusal davranış kurallarıDuygusal emekEğitim programları+2
Sultan Başaran
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe müşteri tatminini arttırmak için servis hata türleri ve etkileri analizi: Tıbbı cihaz teknik servis uygulaması

Bu çalışmada kalite iyileştirme süreçlerinde firmaların sıklıkla başvurduğu Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA) tekniği incelenmiştir. HTEA tekniği; sistem, tasarım, süreç ve hizmet konularında hataları gidermeyi ya da hataları ortaya çıkmadan tanımlamayı ve gidermeyi veya en azından kullanıcıdaki etkisini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir tekniktir. Başka bir değiş ile HTEA bir sistemde var olan veya olası uygunsuzlukların belirlenip ortadan kaldırmak adına yapılan yaygın bir iyileştirme ve gelişme tekniğidir. HTEA bir ürünün hayat döngüsünün başlangıcından yani tasarım aşamasından itibaren, ürünün bütün hayat evrelerinde kullanılmaya devam eden bir süreçtir. Bu teknik, ürün ve süreç sorunlarını ortaya çıkmadan engellemeye yönelik bir metotdur. HTEA, firmada meydana gelen bütün hata türleri üzerine çalışma yapılması yerine, düzeltilmesi durumunda sistemin bütünü üzerinde olumlu en büyük etkiyi sağlayacak hata türlerine öncelik veren bir yöntemdir. Çünkü meydana gelen bütün hata türleri için, veri toplama ve hataların analizi yapmak büyük zaman ve işgücü gerekmektedir. HTEA'nın başlangıç aşamasındayken ön eleme yapmak ve sadece önemli olarak belirlenen parçalar üzerine verileri derlemek, tekniğin etkinliğini arttıracaktır. Bu çalışmanın amacı, HTEA uygulamasında yer alan hataların firma ve müşteri bakış açısından ayrı ayrı değerlendirildiğinde hataların önemlilik derecelerinde farklılığın gözlenip gözlenmeyeceğidir. İlgili firmada yapılan HTEA uygulamasının sonucunda hatalar müşteri gözünden ve firma açısından ele alındığında ilgili değerlerde önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir.

Hata türleri ve etkileri analiziHizmet sektörüKalite+5
Selena Lidya Re
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Innovation attributes and service brand equity in the context of information technology innovations

Information technology innovations have become a major strategic priority for service companies in building their brands and enhancing their customer-based brand equity. Despite this fact, no theoretical model or empirical studies exist that fully define and analyze the direct relationship between attributes of information technology innovations and customer-based brand equity of service brands. This dissertation fills the gap by building and testing a complete theoretical model relating innovation attributes and dimensions of customer-based brand equity through a series of exploratory qualitative studies, followed by four survey-based quantitative studies focusing on different service industries. We find that there exists a direct relationship between attributes of an information technology innovation and dimensions of customer-based service brand equity, however the nature and strength of this relationship varies based on a variety of factors. In addition to service industry characteristics, three moderators were identified to affect the innovation attributes–brand equity relationship: Perceived brand innovativeness, perceived risk, and perceived voluntariness of use. We define and introduce perceived brand innovativeness as a new construct that needs to be further developed in future empirical studies and used in research focusing on marketing implications of innovations. Our findings not only contribute to theory through the development and testing of a thorough and concrete model relating innovation attributes and service brand equity, but they also have strong implications for practitioners who would like to maximize the impact of information technology innovations on their brands.

Information technologyValue perceptionService marketing+6
Gözem Güçeri Uçar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ve kurumsal kültür ilişkisi: Hizmet sektöründe çalışanlar üzerine bir araştırma

Örgütsel bağlılık, çalışanların çalıştıkları örgütün amaçları ile değerlerini kabul ederek bu amaçlar ve değerler uğruna çaba sarf etmesi ve örgütte kalmayı istemesi olarak tanımlanmaktadır. Kurumsal kültür ise işletmedeki çalışanların zamanla geliştirdikleri birtakım grup normlarıdır. Bu grup normları, çalışanların alışılagelmiş davranış biçimleri olup herkes tarafından farkına varılmadan gerçekleştirilen eylemlerdir. Aynı zamanda kurumsal kültür, kurum çalışanlarına farklı bir kimlik kazandırıp çalışanların kuruma olan aidiyetlerinin artmasına yardım ederek çalışanlar tarafından paylaşılan değer, tutum, inanç ve varsayımlar ile çalışanların beklentilerini, duygularını ve etkileşimlerini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı, Konya ili merkez ilçelerdeki belediyeler ile otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin örgütsel bağlılıkları ile kurumsal kültürleri arasında anlamlı bir ilişkiye sahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Örgütsel bağlılık ile kurumsal kültür arasındaki ilişkinin araştırılmasına yönelik olarak yapılan bu çalışmada kurumsal bir özellik arz eden belediyeler yine kurumsal yapıdaki dört ve beş yıldızlı olan otel işletmeleri tercih edilmiştir. Konya ili merkez ilçelerde bulunan belediyeler ile otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticiler olmak üzere toplam 402 adet anket uygulanmıştır. Araştırmada kurum kültürü ile örgütsel bağlılığın personelin cinsiyetine göre değişmediği saptanmıştır. Ancak kurum kültürünün alt boyutları ile örgütsel bağlılığın alt boyutları arasında değişik etki ilişkileri olduğu araştırma neticesinde tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmadaki katılımcıların çalışma sektörüne göre kurumsal kültürleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Belediyelerde çalışan orta ve üst düzey yöneticiler ve otel işletmelerinde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin kurumsal kültür düşünceleri arasında önemli farklılık bulunmazken, bu işletmelerin çalışanlarının örgütsel bağlılıkları arasında önemli farklılık bulunmuştur. Aynı zamanda belediyelerde çalışan orta ve üst düzey yöneticilerin örgütsel bağlılıklarının otel işletmesi çalışanlarına oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmaya katılan çalışanların örgütsel bağlılık ve kurumsal kültürleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.

BağlılıkBelediyelerHizmet sektörü+6
Merve Küçükkeskin
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe halkla ilişkiler faaliyetlerinin hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetine etkileri

Yapılan bu araştırmada hizmet sektöründe halkla ilişkiler faaliyetlerinin müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi üzerindeki etkilerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren Ergün İnşaat Malzemeleri işletmesinden alışveriş yapan 434 müşteri katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Halkla İlişkiler Ölçeği, Hizmet Kalitesi Beklentisi Ölçeği, Hizmet Kalitesi Ölçeği ve Müşteri Memnuniyeti Ölçeği yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 programında frekans analizi, korelasyon analizi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda müşterilerin halkla ilişkiler algılarının medeni durum, meslek türü ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre, hizmet kalitesi beklenti algılarının yaş grubu, meslek türü ve eğitim düzeyine göre, hizmet kalitesi algılarının yaş grubu, medeni durum, meslek türü ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre, memnuniyet düzeylerinin ise cinsiyet ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). değişenler arası ilişki düzeyleri ele alındığı zaman, halkla ilişkiler algısı ile müşteri memnuniyeti arasında, halkla ilişkiler algısı ile hizmet kalitesi beklentisi ve hizmet kalitesi algısı arasında,, hizmet kalitesi beklentisi ve algısı ile müşteri memnuniyeti arasında, bunun yanında algılanan hizmet kalitesi beklentisi ile hizmet kalitesi algısı arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Çalışmanın sonunda inşaat malzemesi işletmelerinden alışveriş yapan müşterilerin halkla ilişkiler, hizmet kalitesi beklentisi, hizmet kalitesi algısı ve memnuniyet düzeyleri üzerinde demografik değişkenlerin önemli bir etkiye sahip olduğu, bunun yanında halkla ilişkiler algısı, hizmet kalitesi algısı ve müşteri memnuniyeti arasında anlamlı ilişkiler bulunduğu sonucuna ulaşıldığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Halkla ilişkiler, hizmet kalitesi, hizmet sektörü, müşteri memnuniyet

Halkla ilişkilerHizmet kalitesiHizmet sektörü+1
İrfan Ergün
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hizmet ticareti ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye üzerine bir uygulama

Küreselleşme süreci ile birlikte dış ticaretin önündeki engellerin giderek azalması ve ülkelerin uluslararası ticari ilişkilerinin artış göstermesi, sektörlerin dış ticarette aktif bir rol kazanmasına neden olmaktadır. Mal ticareti açısından, tarım ve sanayi sektörü tarihsel olarak dünyanın önde gelen sektörleri olmuştur. Hizmet sektörü ise özellikle bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesi, yaşam standartlarının artması, insanların tercih ve alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte dış ticarette önemli bir sektör haline gelmiştir. Hizmet sektörü dış ticarete katkısının yanı sıra GSMH'ye ve istihdama olan katkısı bakımından da önemli bir sektördür. Tüm bunlarla beraber, diğer sektörlere belirli alanlarda alt yapı hizmeti sunması da hizmet sektörünün önemini ortaya koymaktadır. Birçok ülkenin ekonomisine katkısı itibariyle gelir kaynağı haline gelen hizmet sektörü, Türkiye ekonomisi üzerinde de pozitif bir etkiye sahip olmaktadır. Nitekim özellikle cari açıkların giderilmesinde hizmet sektöründen sağlanan gelir ekonomide önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle Türkiye, uluslararası alanda yüksek potansiyele sahip hizmet sektörlerine yönelik teşvik politikaları uygulamalı ve hizmet ticaretini artırmaya yönelik çalışmaları hızlandırmalıdır. Yapılan çalışmada Türkiye'de hizmet sektörünün ekonomik büyümeye olan katkısı incelemiştir. Bu bağlamda, 1990-2021 yılları arasındaki veriler kullanılarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Seriler eş bütünleşme ve nedensellik analizleri ile test edilmiş olup, hizmet dış ticaretinin hem GSMH'ye hem de istihdama katkıda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik büyümeHizmet sektörüHizmet ticareti+2
Nigerhan Kartal
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların tükenmişlik düzeyi üzerine bir araştırma

Dünya Sağlık Örgütü (1998) raporunda "fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı bir duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu" olarak tanımlanan tükenmişlik kavramı, günümüz iş hayatında bireylerin ve örgütlerin yaşamış olduğu en önemli sorunlardan birisidir. Bu araştırmanın amacı, hemşirelerin mesleki tükenmişlik düzeylerini incelemektir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre erkek katılımcıların tükenmişlik düzeylerinin kadınlardan daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların yaş grubu ile tükenmişlik düzeyleri arasında ters orantı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Medeni durumun genel tükenmişlik düzeyi üzerinde anlamlı etki oluşturmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan evli hemşirelerin duygusal tükenme düzeylerinin bekâr hemşirelerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Duyarsızlaşma ve başarısızlık hissi boyutlarında ise bekâr hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim seviyesi ile genel tükenmişlik ve duygusal tükenme arasında doğru orantı; duyarsızlaşma ve başarısızlık hissi boyutları arasında ters orantı söz konusudur. Benzer şekilde mesleki kıdem ile duygusal tükenme boyutu arasında doğru orantı; mesleki kıdem ile genel tükenmişlik, duyarsızlaşma ve başarısızlık hissi boyutları arasında ters orantı tespit edilmiştir. Katılımcıların görev yaptıkları hastane ile mesleki tükenmişlik düzeyi arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ölçme aracındaki üç alt boyutun toplam ölçek puanıyla güçlü düzeyde pozitif ilişkisi saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Hizmet sektörü, Hemşire, Sağlık

HemşirelikHizmet sektörüSağlık+1
Ayşe Gül Kılınç
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaynak tüketim muhasebesinin geleneksel ve faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemleriyle karşılaştırılması ve bir hizmet işletmesinde uygulanması

Rekabetin uluslararasılaşmasıyla işletmelerin sert rekabet ortamında hayatta kalma mücadelesi verdiği günümüz dünyasında, sürdürülebilir rekabet avantajını sağlamanın ve devam ettirmenin yolu maliyet bilgilerinin güvenilir şekilde elde edilmesinden geçmektedir. Maliyet bilgisinin doğru şekilde hesaplanması işletmelerin alacakları stratejik kararları desteklemektedir. Bu amaçla, çeşitli maliyetleme yöntemleri geliştirilmiştir. Geleneksel maliyetleme yöntemlerinin doğru maliyet bilgisi sağlamada yetersiz kalması, faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin gelişmesine yol açmıştır. Daha sonra, faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin de bazı açılardan eleştiriyle karşı karşıya kalması yeni yöntem arayışına neden olmuştur. Bu arayışlar sonucunda, zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme ve kaynak tüketim muhasebesi yöntemleri geliştirilmiştir. Bu çalışma ile faaliyet tabanlı maliyetleme ve Alman maliyet muhasebesinin bir birleşimi olan kaynak tüketim muhasebesi, bir hizmet işletmesi olan özel bir eğitim kurumunda uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar geleneksel maliyetleme yöntemi, faaliyet tabanlı maliyetleme ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemleriyle karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmada, işletmedeki atıl kapasite maliyetlerinin neler olduğu saptanmış ve bu atıl kapasite maliyetleri maliyet nesnelerine yüklenmeyerek daha doğru, güvenilir ve gerçeğe uygun bir maliyet bilgisi hesaplanmaya çalışılmıştır.

Aktiviteye dayalı muhasebeHizmet sektörüKaynak tüketim muhasebesi+3
Mehmet Murat Gutnu
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kulüplerde stratejik pazarlama yönetimi ve Kemer Golf ve Country kulübünde uygulama

Ağırlama sektörünün ana etkinlik merkezlerinden birisi olan kulüpler üyeleri için vardır. Üyelerinin istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek ve hızla gelişen rekabetin üstesinden gelebilmek için, stratejik pazarlama yönetimine oldukça fazla önem verilmektedir. Stratejik pazarlama yönetim süreci stratejik analiz, stratejik planlama, uygulama ve stratejik kontrolden oluşmaktadır. Kulüplerin bazı yönleri ile diğer ağırlama işletmelerinden farklılık göstermesinden dolayı stratejik pazarlama yönetimi uygulanırken bu farklılıklar göz önünde bulundurularak, her bir fonksiyonun üzerinde mümkün olduğu kadar detaylı bir şekilde çalışmak gerekir. ıı

Hizmet sektörüKulüplerPazarlama+2
Zeliha Eser
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00

Related subjects