Women image
72 theses under this subject heading
Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar
Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.
Çağdaş seramik sanatında seyir nesnesi olarak kadın
Geçmişten günümüze kadının toplum içerisindeki yeri ve konumuna değinen bu çalışma, kadını hem tüketen hem de tüketilen bir nesne olarak ele almaktadır. Tüketim nesnesine dönüştürülen beden, nesneleştirilerek arzu nesnesi haline getirilmiştir. Kadın ve bedeni erk tarafından denetim ve gözetim altında tutulmakta ve seyirlik bir nesneye dönüştürülmektedir. İçinde yaşadığımız kültürde kadın, erkek bakışının nesnesi konumundadır. Beden, arzunun ve hazzın kaynağı olarak cinselleştirilmektedir. Günümüz post truth döneminde, sosyal medyada paylaşılan imgeler, bedeni cinselleştirerek, bakışın nesnesi konumunda olan kadını pornografikleştirmektedir. Kadın bedeninin cinsel olarak algılanması ve sanat eserinde cinselleştirilerek vurgulanması, bedenin nesneleştirilmesine yol açmıştır. Kadın ve bedeni, arzu ve haz nesnesi olarak sanatın ana malzemesi olmuştur. Nü ve çıplaklığın ele alınış biçimleri ve sanatın bedeni teşhir eden görüntüsü, röntgenci bakışın esiri olarak pornografik ve erotik imgelemler yaratmaktadır. Erk egemen toplum, kadının, sanatın nesnesi olduğunu göstererek, güzelliğini, şehvetini, etkileyiciliğini ve baştan çıkarıcılığını göstermektedir. Bu araştırma, bir durum tespiti çalışmasıdır, eril kültür toplumunda, geçmişten günümüze kadar kadın bedeninin seyirlik bir nesne olduğu ve bakışın nesnesi olarak görüldüğü anlatılmaktadır. Bedenin sanatta temsil edilişi, kadının seyredilmesine yönelik yaratılan imgelemlerin ve sanatçıların konuyu ele alış biçimleri incelenmiş, sanatçıların eserlerinde yer alan örnekler anlatılmıştır. Nesneleştirilen kadın ve bedenini, arzu ve haz kaynağı olarak sanatsal biçimde ele alan sanatçı eserlerinde, kadının nasıl ele alındığı anlatmak amaçlanmıştır. Seramiğin geçmişten günümüze ifade aracı olarak kullanılması ve sanatçının anlatısına değer katan plastik tavrı ile anlatım olanaklarını güçlendiren yapısı, her zaman sanatçıları etkisi altına almıştır. Sadece sanatçıları değil izleyen seyircileri de etkilemiştir. Seramiğin anlatı olanaklarından yararlanılarak kadın ve bedenini ele alan bu rapor kapsamında, seramik uygulama çalışmaları yapılmıştır. Arzu, haz ve bakış kavramları etrafında ele alınan çalışmalar, beden uzuvlarından yola çıkılarak yapılmış ve kadının seyirlik bir nesne olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Plastik bir dille ele alınan çalışmalarda, bedenin erojen bölgelerine odaklanılmış ve seyir nesnesi olarak görülen kadının, erojen uzuvları bir arada gösterilerek çalışmaların güçlü yönlerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, seyir nesnesi, arzu, haz, kadın, bakış.
Hareketli görüntüler üzerinden Türkiye'de toplumsal değişimler: Kadın imgesi (1895-1938)
Bu çalışma, tarih araştırmaları açısından yeni bir materyal olan hareketli görüntülerin mevcut literatüre olan katkısını ve Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kayıtlarda neyi göstermek istediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Sinema Genel Müdürlüğü tarafından dijital ortama aktarılan 1895-1938 yıllarına ait hareketli görüntüler kullanılmış, 198 adet hareketli görüntü üzerinden niceliksel ve niteliksel analizler yapılmıştır. Türk modernleşmesinin, eğitim, ekonomi, siyaset, hukuk gibi alanlarda atılan adımlarla başladığı ve zamanla diğer alanlara da yayıldığı bilinmektedir. Bu çalışma, görüntülerin askeri ve siyasi boyutunun yanı sıra sosyolojik boyutunu da ele alarak, kayıtlar üzerinden birey-toplum incelemesi yapmıştır. Bu dönemde değişimin kadın hayatına olan etkisini belirlemek amacıyla daha çok kadın imgesi üzerinde durulmuştur. Özellikle kız çocuklarının uluslararası ilişkilerde ön plana çıkarıldıkları fark edilmiştir. Seçim, karşılama töreni, kutlama gibi görüntülerde yer alan kadınların konumları, giyiniş tarzları ve görevleri itibariyle dikkat çektiği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, kaynak olarak hareketli görüntülerin tarih alanında kullanılması için yapılmış bir başlangıç çalışmasıdır.
Çizgi romanlarda kadın karakterlerin nesneleştirilmesi üzerinekarşılaştırmalı bir inceleme ve bir çizgi roman uygulaması
Çizgi roman, kitap ve film senaryolarında kadın karakterler, geleneksel feminist kuram ile incelendiğinde, erkek izleyicinin zevkine uygun olarak ve inandırıcı olmayan bir biçimde yazılmakla eleştirilmişlerdir. Çizgi romanlarda kadın karakterler hep seksapelleri ile ön planda olmuştur. Kadınları cinsel obje olarak görmenin desteklenmesine engel olunmalı, cinsiyet gözetmeksizin karakterlere eşit davranılmalı ve bu bağlamda kadın karakterler de daha gerçekçi bir anlayış ve teknikle resmedilmelidir. Bu bağlamda "Çizgi Romanlarda Kadın Karakterlerin Nesneleştirilmesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme ve Bir Çizgi Roman Uygulaması" başlıklı araştırmanın ilk bölümünde, eski çağlardan günümüze Kadın'ın tanımı yapılmış ve kadın imgesi üzerinde durulmuştur. Feminizmin tanımı yapılıp türlerine değinilmiştir. Cinsiyetçilik kavramı ele alınmış, toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerinde durulmuştur. Kadın'ın Amerikan ve Uzakdoğu toplumlarındaki yeri ve rolü incelenmiştir. Feminizmin sanat ve tasarımdaki yerinden kısaca bahsedilerek sırasıyla önemli feminist sanatçı ve tasarımcı; ardından da feminist çizgi roman yazar ve sanatçılar tanıtılmıştır. İkinci bölümde çizgi roman sanatının tanımı yapılmış ve dünya'daki gelişimi ele alınmıştır. Batı ve Uzakdoğu olarak ikiye ayrılan incelemede, Batı çizgi romanının ele alındığı kısımda: Amerika, Avrupa ve Türkiye incelenmiştir. Uzakdoğu çizgi romanı incelenirken sırasıyla Çin, Kore ve Japonya'daki tarihsel gelişim ele alınmıştır. Amerika ve Japonya, çizgi roman kültürü ve endüstrisinin büyük yer kapladığı bu alandaki önemli ülkelerdir, bundan dolayı bu iki ülke daha detaylı incelenmiştir. Uluslararası bilinen, Japon çizgi romanı (Manga) incelemesi tarihçe ile sınırlı kalmamış; türlerinden de bahsedilerek bir sonraki bölümdeki karşılaştırmalı inceleme için önem arz eden türler alt başlıklarla ayrıca tanıtılmıştır. Üçüncü bölüm, ilk iki bölüm ile edinilen bilgilerin ardından araştırmanın esas konusunu içermektedir. Bölüm "Çizgi Romanlarda Kadının Nesneleştirilmesi ve Cinsiyetçilik" alt başlığı ile bir giriş yapmıştır. Belirli manga türlerine göre kadın karakterlerin ne tür rollere sahip olduğu ve nasıl betimlendiği örneklerle incelenmiştir. Ardından Amerikan çizgi romanındaki süper kahraman kadın karakterlerin güçleri ve tasvirleri üzerinde durulmuş; belirli karakterler tanıtılıp örneklendirilerek incelenmiştir. İnceleme, bu karakterlerin erkek karakterlere kıyasla: nasıl nesneleştirildiği, ne tür kostümlerle resmedildiği ve ne tür güçlere sahip olduğu üzerinden yapılmıştır. Kadın karakterlerin çizgi roman kapaklarında nasıl pozlarla çizildiği incelenmiştir. Konu olarak büyülü genç kadınları ve kadın gücünü içeren çizgi romanlardan bahsedilmiş; güçlü kadın karakter tasvirleri ile bilinen Japon yönetmen Hayao Miyazaki ve kadın karakterleri incelenmiştir. Araştırmanın dördüncü ve son bölümünü oluşturan uygulama çalışması, tezde yapılan karşılaştırma ve incelemeler sonucuda çizgi roman uygulaması olarak hazırlanmıştır. Uygulama, elle yapılan eskizlerden yola çıkılmış, Adobe Photoshop ve Clip Studio Paint yazılımlarından yararlanılarak, dijital ortamda çizilmiştir. Teknik olarak Japon çizgi romanı (manga) tercih edilmiş 16 sayfalık tek formadan oluşan fanzin formatında tasarlanmıştır. Karakter tasarımları çeşitlendirilerek, farklı fiziksel özelliklere sahip, gerçeğe daha yakın kadınların tasarlanması amaçlanmıştır. Hikâye: Evde, işte ve okulda zorluklarla karşılaşan üç kadının hayatlarının kesişimini konu edinirken; kadın kardeşliğin önemini ve tacizin her türü karşısında ses çıkarıp dik durmayı anlatmaktadır. Kadınların toplumda yaşadığı ve karşılaştığı zorlukları konu edinen çizgi romanda, taciz ve cinsiyetçilik gibi konulara dikkat çekilerek bu konularda bilinçlendirme amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Kadın, Feminizm, Nesneleştirme, Toplumsal Cinsiyetçilik, Çizgi Roman, Süper Kahramanlar, Manga
İran sinemasında kadın temsili : Samira Makhmalbaf örneği
Samira Makhmalbaf'ın filmlerindeki kadın imgesinin simgesel ve İran sinemasının minimalist özelliklerinin irdelendiği çalışmada devrim öncesi, birkaç film hariç, yalnızca kamera önünde, aslolarak niteliksiz bir temsilin nesnesi olan kadınların 1979 devrimi sonrasında kameranın hem önü hem de arkasında nitelikli bir temsil ve duruş sergilemelerinin ve sinemanın yaratıcı özneleri haline gelmelerinin süreci anlatılmış ve rejime rağmen var olmaya çalışan kadınların hayatlarından bahsedilmiştir.
Türkiye'de 1980'lerden günümüze değin afiş tasarımlarında kadın imajının kullanımı
Afişler, bir fikri hızlı ve dolaysız yoldan anlatan, görsel özelliğe sahip bir iletişim aracı olarak hayatımızda yer almaktadır. Afiş tasarımları bulundukları ülkenin ticari, kültürel ve politik özelliklerini yansıtarak insanlar üzerinde psikolojik ve sosyo-kültürel etkiler yaratmaktadır. Reklam afişleri, kültürel veya sosyal afişler reklamı yapılan ürün ya da markanın diğerlerinden farklı olduğunu göstererek onu satın almaya teşvik etmektedir. Kadın figürlerinin kullanılmaya başlandığı ilk çağlarda kadınlar doğurganlık sembolü olarak resmedilirken, modern zamana gelindiğinde kadın görüntüsü yeniden yorumlanmaya çalışılmış ve ideal kadın imgesi oluşturulmaya başlanmıştır. Modern çağ ile birlikte cinsellik, doğrudan ya da dolaylı olarak öne çıkmaya başlamıştır. Kadın artık dini ya da akademik nitelikleri ile değil cinsel bir nesne, arzu nesnesi olarak kullanılmaya başlanmış ve kadın görselinde nesneleştirme hiç olmadığı kadar çok abartı göstererek kadın imgesinde mükemmel görünme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Reklamcılığın gelişmesi ile kadın imgesi ticaretin bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde, bedene indirgenmiş olarak yansıtılan kadın imgeleri ile bir yandan tüketim körüklenirken, diğer yandan da kadın üzerinde değersizleşme etkileri ile arzu mekanizmasına dönüştürülerek üzerinde yatırım yapılan ticari bir nesneye dönüştürülmüştür. Kadınlar bir yandan tüketime yönlendirilirken diğer taraftan da tüketilmeye başlanmıştır. Reklamlar, dış görünüşünü değiştirerek özendirilecek duruma gelen insanları bizlere göstererek bu değişikliğe inanmamızı amaçlamıştır. Bununla birlikte reklamlarda kadın bedeni genellikle cinsel bir nesne olarak sunularak başkalarını etkilemek ve ikna etmek amaçlanmıştır. Genellikle erkekleri bir ürüne çekmek için ürünün reklamında kadın imajı kullanılmaktadır. Kadının tanıtımlarda kullanımı ile en sıradan ürün ya da haber bile etkili bir hale gelmektedir. Bu sebeple kitle iletişim araçlarında kadının kullanımı giderek artmaktadır. Günümüzde artık reklam, gazete, dergi ve televizyonda güzel bir kadınla karşılaşmak son derece doğal bir hal almıştır. Bunun yanında reklamlarda ev kadını ve çalışan kadın imajlarının yansıtılmasında düşüş olduğu gözlenmiştir. Kadın zaman içerisinde değişen dünya değerleri ile birlikte cinsel bir obje olarak tüketilmeye başlanmıştır. Yapılan pek çok araştırmaya göre cinselliğin marka olmaya katkısı bulunduğu ve kadın objelerin kullanıldığı reklamların tüketiciler üzerinde daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Afiş, tasarım, kadın, figür, imaj, imge, cinsellik, obje, nesne, reklam
Feminist kuram çerçevesinde moda dergilerinde kadının sunumu
Türkiye'de, tüketici kültüründeki kadın dergileri dünyadaki kadınlara sunulduğu gibi ve bu kültürün doğası olarak ürettikleri yoğun bilinci yansıtmaktadır. Bu tezde Türkiye'de yayımlanan moda dergilerinde kadının bir tüketim nesnesi olarak konumlandırıldığı iddia edilmiştir. Bu iddiayı doğrulamak amacıyla birimleştirmeler yapılmış ve dergilerdeki hususlar söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Dergilerde feminist unsurlar bulunduğu ve böylece kadınlar kullanılarak insanların etkilenmesinin amaçlandığı değerlendirilmiştir. Sonuçta bu dergilerde kadının tüketim kültüründe hem tüketen hem de tüketilen bir nesne halini alması dikkat çekmektedir. Bu amaçla örneklem olarak Elle, Vogue, Cosmopolitan dergileri seçilmiştir. Dergiler incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Kadın bir tüketim materyali olarak ele alınmış ve dergi içerikleri bu anlayış dikkate alınarak hazırlanmıştır. Kadınların giysileri, makyajları, çeşitli elektronik yöntemlerle düzeltilmiş yüz ve vücutları kadınların idealize edilmesinde ve bu şekilde "hiçbir zaman mümkün olmayacak şekilde" bir imaj oluşturulmuştur. Böylece insanların etkilenmesi amaçlanmakta ve böylece dergiler tümüyle reklam ve tüketim unsurları ile dolup taşmaktadır.
Grafik tasarım ve sanatta kadın imgesi: Dirim esin tutku
Tarihsel süreç içerisinde insan, iç ve dış doğasıyla bağlantıları, zihinsel deneyimi ve dirimsel enerjisiyle işlevsel bir etkinlik içerisindedir. Duyusal izlenimler ve duyu organlarıyla doğayı keşfederken, coşku, haz gibi duyumlar aracılığıyla da çevresiyle etkileşir. Dışsal koşullar, olaylar ve farklı etkilenmelerle bilgisini geliştirirken, bilincini yüceltir. İnsanın dirimsel enerjisi, içerden ve dışardan gelen tepkilerle, yaşamını devinim içinde gerçek doğrulara yöneltmiştir. Güzellik ve haz alma duyguları, yaşanılan toplumsal değerlere meydan okuma ve yaratıcılık, sanatsal ve kültürel değişimlere yol açar. İnsan, sanatsal ürünleri tutkusuyla gerçekleştirerek, sanatın yaşamı daha güzel estetik değer ortamlarına taşımasını sağlamıştır. Hayatın içinde kadın duyarlılığıyla yaşama dokunma güdüsü, kadının içinde var olduğu yaşam ve bu yaşamın kadın üzerindeki baskısı, denetim ve yönlendirme gibi olgular karşısında sanat, sanatsal üretim, sanat ürünlerinin üretiminde kullanılan kadın imgesi değerlendirilmiştir. Sanat, moda, kozmetik, reklam ve basının, kadının tüm yaşam değerlerini yönetme arzusu, kadın üzerindeki ideolojik saldırı, kimliği üzerindeki tartışmalar, toplumsal kültürlere göre kadını biçimlendirme çabaları konularında sorunlara yanıtlar aranmıştır. Yüzyıllar boyunca kadının sıkıştırıldığı kalıplar ve günümüzdeki baskılara karşı duruş, insanın insanlaşma sürecini duyumsayan, destekleyen başkaldırı konularına yönelik sanatsal çalışmalarla ortaya konulmuştur. Kadına karşı sürdürülen yerleşik, ideolojik baskı ve yönlendirmeler irdelenmiş, anlatım dili olarak resimsel grafik çalışmalardaki imgeler incelenmiş, sanatsal kimlik olgusu sorunsalı araştırılmıştır. Yaşam ve yaşamdaki kadın olgusu, toplumsal değer yargıları, eğitim sorunu, kimlik arayışı, özgürlük, eşitlik, empati, sevgi gibi konular işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik tasarım, sanat, kadın imgesi, dirim, esin, tutku.
1950'den günümüze basın reklamlarında kadın imgesinin göstergebilim açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de 1950'li yıllardan günümüze, kadınların yer aldığı basın reklamlarına derinlemesine bir bakış açısı getirebilmek ve bunu göstergebilim inceleme yöntemlerinin ışığı altında yapmaya çalışmaktır. İncelemeye başlarken kadının toplumsal açıdan rol ve konumlarının kısa tarihine ve değişim sürecine göz atılarak, göstergebilimin inceleme yöntemlerine değinilecektir. Daha sonra, bilimsel bir inceleme yöntemi olan göstergebilim daha detaylı olarak ele alınarak çözümleme yöntemleri üzerinde durulmuştur. Göstergebilimsel çözümleme yönteminde, incelenecek şey (reklam, afiş, fotoğraf vb. görsel ürünler) ve onu etkileyen unsurlar (dönemsel değişkenler) hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olunursa, yorumlama ve anlamlandırma o kadar doğru ve gerçekçi bir sonuç verir. Bu nedenle, kadın reklamları, tarihsel süreç içinde dönemin toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi dinamikleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. 1950'den Günümüze Basın Reklamlarında Kadın İmgelerinin göstergebilim üzerinden ele alınarak örnekler üzerinden ayrıntılı olarak incelendiği bu çalışma, araştırmacılara, akademisyenlere ve bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenlere kaynak olma amacı taşımaktadır.
Son dönem osmanlı resim sanatında entelektüel kadın imgesinin yaratımı
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi, kadınlar tarafından ataerkinin iktidarına karşı verilmiş mücadeleler bütünü olan Osmanlı Kadın Hareketi'nin gerçekleştirildiği yıllardır. Bu hareketle ortaya çıkan kadınlar, ataerkinin iktidarından gelen her türlü haksızlık ve eşitsizliğe karşı ezilen Osmanlı kadınlarının yanında eyleme geçerek entelektüel birer karakter ortaya koymuşlardır. Söz konusu karaktere yalnızca tarihte değil tuvallerde de rastlanır. Ancak bu zamana kadar Osmanlı Kadın Tarihi ile Osmanlı Resim Sanatı arasında bir bağlantı kurulamamış ve gerek Osmanlı kadınlarının gerekse Osmanlı kadın imgesi temsillerinin sergilemiş olduğu entelektüel karakterin ayırdına varılamamıştır. "Son Dönem Osmanlı Resim Sanatında Entelektüel Kadın İmgesinin Yaratımı" isimli bu yüksek lisans tezinde ise Osmanlı Kadın Tarihi ile Osmanlı Resim Sanatı arasında bir bağlantı kurmak ve hem Osmanlı kadınlarının hem de Osmanlı kadın imgesi temsillerinin entelektüel kimliğini açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Söz konusu kimlik, aynı zamanda tarih ve tuvaller arasındaki bağlantının en önemli yeri olması nedeniyle araştırmanın odak noktasıdır. Bu doğrultuda entelektüel Osmanlı kadınlarının ve entelektüel Osmanlı kadın imgesi temsillerinin yaratım süreçleri incelenmiş ve söz konusu incelemede bir yandan Osmanlı kadınları ile Osmanlı kadın imgesi temsillerinin aralarındaki bağlantı sorgulanırken bir yandan da hem Osmanlı kadınlarının hem de Osmanlı kadın imgesi temsillerinin entelektüel kimlikleri tartışılmıştır.
Kadın ve Aile ile Nokta dergilerinde kadın imajı (1985-1998)
Türkiye için 1980'ler büyük bir değişim dönemini ifade etmektedir. Siyasi, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olarak derin dönüşümler geçirmiştir. Bu değişimden etkilenen en önemli konu başlıklarından biri kadın ve kadının rolüdür. Siyasi ayrışmanın arttığı bu dönem içerisinde kadın konulu ya da bu konuyu sıkça işleyen yayınlar görülmektedir. Seküler ve çağdaş bir görünüm sergileyip daha renkli portreler sunmaya çalışan dergiler kadar yükselen muhafazakârlığı temsil eden dergiler de bu anlamda literatürde önemli bir alanı temsil etmektedir. Bu bağlamda Nokta dergisi, seküler bir görünüm sergileyip gündeme dair siyasi, ekonomik, sosyal haberler ve yazılar içermekte aynı zamanda dönemin kadın imajını yansıtmaktadır. Dergi, her ne kadar bir kadın dergisi olarak çıkmasa da kadına ve kadın imajına dair önemli katkılar sunmaktadır. Gerek kullandığı kapak fotoğraflarında gerek gerçekleştirdiği kadın röportajlarında gerekse de satır aralarında belirttiği düşünceleriyle dönemin kadın imajı tablosunu çizmektedir. Kadın ve Aile dergisi ise muhafazakar düşünce yapısını temsil etmektedir. Dergi, İslami yaşam biçimini temel alıp, kadına ve aileye dair yer verdiği içeriğiyle zengin bilgiler sunarak muhafazakar kadın imajını yansıtmaktadır. Bu bağlamda Giriş bölümünde çalışmanın amacı, araştırma yöntemi ve literatürün özeti ele alınmıştır. Birinci bölümde kadın hareketinin çıkış noktalarından başlayarak feminizm kavramının anlamına farklı bakış açıları ile değinilmiş, genel olarak tarihsel alt yapısı verilen bu konu başlığından sonra ülke sınırlamasına gidilerek çalışmanın temsil ettiği Türkiye'de Tanzimat sürecinden başlayarak Cumhuriyet öncesi süreçte kadın anlatılmış daha sonra Cumhuriyet sürecine geçilmiştir. Cumhuriyet sürecinden başlayarak dergilerin ele alınmaya başladığı 1985 senesine kadar anlatılmıştır. Birinci bölümün son aşamasında ise iki tema ön plana çıkarılmış ve Türkiye'de kadının durumu siyasi ve kültürel yaşamdaki farklı tezahürleri, etkinliği ve daha birçok açıdan var olma ya da olamama halleri tarihsel sürece bağlı kalarak ele alınmıştır. İkinci bölüm çalışmanın ana konusundan oluşmuş, bu evrede Kadın ve Aile ile Nokta dergisi konu başlığını oluşturmuştur. Bölümün alt başlıklarını oluştururken her iki dergide de konuya sıkça yer verilmesine dikkat edilmiştir. Örneğin cinsellik konu başlığı yer verilen dergilerden sadece bir tanesinde sıkça geçmesi sebebiyle ele alınmamış ancak bahsi geçen derginin bakış açısını yansıtırken dikkate alınmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışmada yer verilen iki derginin farklı görüşlere sahip olması nedeniyle bu görüş ayrılıklarının tarihsel alt yapısı anlatılmıştır. Bu bölümün birinci ve ikinci alt başlığında bu süreç verildikten sonra üçüncü alt başlığında Nokta dergisi özelinde bir konu başlığına yer verilmiştir. Nokta dergisinde ünlü kadın röportajlarına sıkça rastlanması nedeniyle ve kadın imajının yansıtılması noktasında derginin yaklaşımını daha iyi yansıtabilmek adına 90'lar Türkiyesi'ne bu kısımda yer verilmiştir.
Plastik sanatlarda kadın imgesi
Fiziksel olmanın yanı sıra duygusal ve psikolojik baskıları da içeren şiddet kavramı, tarih boyunca insanoğlunun hayatında yerini korumuştur. Ayrıca, geçmişten günümüze kadar toplumsal yaşama bakıldığında şiddet olgusunun en çok kadınlar üzerinden işlediği görülmektedir. Her dönemin toplumsal kurallarına, ahlak anlayışına, dini inanışına göre farklı şekillerde değerlendirilen kadın, sanat tarihinde de farklı şekillerde yerini almış ve kadın imgesi sürekli bir dönüşüm içerisinde olmuştur. Kimi zaman melek, kimi zaman şeytan, kimi zaman tanrıça, kimi zaman tüketim nesnesi olarak görülen kadın sanata da türlü şekillerde yansımıştır. "Plastik Sanatlarda Kadın İmgesi" başlığı altında yürütülen bu tez çalışmasında, kadınların tarih boyunca toplumdaki ve sanattaki yeri sorgulanmıştır. Bu bağlamda geçmişten günümüze kadar toplumda ve sanatta kadınların yeri görsel ve yazınsal olarak ele alınıp incelenmiştir. Ayrıca konuyu desteklemek amacıyla, konunun düşünürler ve özelikle sanatçılar tarafından ne şekillerde ele alındığı üzerine durularak eserlerinden çeşitli örnekler verilmiştir. Bu tez çalışmasının ana temasını oluşturan kadına yönelik şiddet kavramına ilişkin bir dizi uygulama çalışması yapılmış ve konu çalışmalar üzerinden farklı şekillerde deneyimlenerek biçimsel ve düşünsel olarak ele alınıp incelenmiştir.
Cumhuriyet dönemi kadın imajı inşası (1928-1938)
Kadın, aile ve toplum arasındaki en önemli bağdır. Toplumsal sistemin işleyişine katkısı büyüktür. Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunu muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak gücün, toplumsal değişme doğrultusunda yetiştirilmiş gençlerden oluşacağını düşünmüştür. Cumhuriyet kadınını, hem aile içerisinde hem de toplumun her alanında erkeklerle eşit haklara sahip kadın olarak belirlemiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülkenin geri kalmışlığı ile kadınların erkeklerden çok farklı ikincil konumda tanımlanmış olması arasında bir bağlantı kurmuş ve kadının hem toplumsal hem de siyasal alandaki konumunu yeniden biçimlendirmeye ve toplumdaki görevlerini yeniden tanımlamaya yönelik çalışmalar başlatmıştır. Bu bilgiler ışığında yazılmış olan yüksek lisans tezi üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, "1927-1935 Nüfus Sayımlarına Göre Toplumsal Doku" başlığı altında kadın nüfusu ve kadının eğitim durumu hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, "Milli Mücadele Döneminde Kadın" başlığı altında, savaş yıllarında kadının cephede ve cephe gerisinde üstlendiği görevler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise "Cumhuriyet'in İnşa Etmeye Çalıştığı Kadın İmajı" başlığı altında, yasalar önünde kadın erkek eşitliğini sağlayan Türk Medeni Kanunu, siyasal alanda kadının önünü açan belediye, muhtarlık ve milletvekili seçme - seçilme hakları üzerinde durulmuştur. Bunların yanı sıra, kadının sosyal yaşamında önemli bir payı olan moda ve güzellik konularına ilişkin bilgiler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: kadın, imaj, modernleşme, nüfus, siyasal haklar
Images of the "new woman" in the works of Late Victorian male writers
The aim of this thesis is to present an analysis of three novels by Late Victorian male novelists – Thomas Hardy's Tess of the D'Urbervilles (1891), George Meredith's Diana of the Crossways (1885), and George Gissing's The Odd Women (1893) – in order to reveal the New Woman images within the framework of feminist literary theory. These three novels represent the New Woman images the development of which was particularly viewed in the 1880s and early 1890s in Late Victorian fiction. Since the Victorian Period produces the Woman Question and typifies woman as the "angel in the house," the New Woman images in Late Victorian fiction represent challenges against classifications, descriptions and stereotypes in fiction. Described as Novissima, anomalous, wild, socially ill and odd, the New Woman transgresses the boundaries drawn around her by patriarchy which prevail Victorian life and literature. In these three novels, the main female characters challenge the status quo and its patriarchal qualities and subvert the norms of clichés in order to realise their selves. Even though written by male authors in the Late Victorian Period, Tess of the D'Urbervilles, Diana of the Crossways and The Odd Women impersonate diverse images of the New Woman who is able to change and even to eradicate the Victorian realities constructed by paternalistic structures. This study is motivated by three fundamental questions in order to examine the New Woman images in Tess of the D'Urbervilles, Diana of the Crossways, and The Odd Women: (1) "What/Who is the New Woman in the Late Victorian Period?" (2) "How do the New Woman images challenge norms and authorities of patriarchy that impose "angel in the house" onto women" in fiction? (3) "How do these novels of male writers associate the images of the New Woman to the contexts of sexuality, morality, death, marriage, work, independence, writing and politics in order to subvert the realities of women which depend on paternalistic traditions?" In order to answer these questions, this thesis relates the concepts of sexuality, morality and death to Tess; marriage, writing and politics to Diana, and marriage, work and independence to Rhoda, Mary and Madden Sisters, and bridges the images of the New Woman in diverse contexts all of which contribute to the feminist agenda that desires to emancipate women. The theoretical premise behind the argument is feminism in that the novels and novelists handle with the Woman Question and feminist thoughts for the representations of the New Woman images. In this thesis, the results of the discussion will provide enough evidence to prove writers' feminist perspectives and to enlarge the studies and visions in the New Woman literatures as three male writers contribute to the New Woman fiction in the Late Victorian Era.
Demokrat Parti döneminde Türk kadını (1950-1960)
Türkiye, II. Dünya Savaşı sonunda demokrasi yanlı tarafı seçmesiyle çok partili hayata geçiş sağlanmıştır. Sonrasında yirmi yedi yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının sona ermesiyle Demokrat Parti iktidara gelmiştir. Siyasi, sosyal, kültürel ve pek çok sahada değişimleri beraberinde getirmiştir. Sosyal unsurlarda bu değişimden etkilenmiştir. Bu unsurlardan etkilenlerden biri de şüphesiz kadınlar olmuştur. Bu çalışmada 1950- 1960 yılları arasında yaşanan köklü değişimde kadının üzerindeki etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Hazırlanan tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk kadının Demokrat Parti iktidara gelmeden önceki kazanımlardan bahsedilmiştir. Kazandığı haklar ve içinde bulunduğu toplumdan kısaca söz edilmiştir. İkinci bölümde kadının Demokrat Parti'yle birlikte siyasi alanda etkisine bakılmış, faaliyetlerine değinilmiştir. Siyasi alan dışında düşüncede etkili olan isimler incelenmiştir. Üçüncü bölüm kadının eğitim hayatındaki etkinliği incelenerek, bilinçli bir kadının çalışma hayatı ve aktif olarak bulunduğu derneklerin faaliyetlerine bakılmıştır. Dördüncü bölüm de ise değişen hayat şartlarında kadının spor, moda, edebiyat, reklamlardaki etkisi ve kendi tipolojisinin değişikliği süreli yayınlardan araştırılarak çıkarım yapılmaya çalışmıştır.
Modern sanatın doğuşunda kadın imgesi: Türk ve Avrupa resim sanatı karşılaştırması
Nesne olarak sanat yapıtı ve izleyicisi arasındaki ilişki, sanat tarihinin en önemli kırılmalarından birinin yaşandığı 19. yüzyıl ortalarından itibaren yeni bir boyut kazanır. Bu kırılma, sanat yapıtının yalnızca seyredilmek üzere yaratılmış edilgen bir nesne olma özelliğini yok eder. Özne olarak sanatçı ya da izleyiciyle, sanat yapıtının kendisi arasındaki bağımsız ilişki bozulur. Yerine sanat yapıtının da izleyicisi gibi etken olarak özneleştiği bir yer değiştirme ilişkisi kurulur. Modern sanatın düşünsel temelini oluşturan bu ilişki, sanat yapıtını yaşayan bir nesne olarak kurar. Sanatçı, kendisini bir başkası olarak sanat yapıtında yeniden var eder ve bu düşünce 20. yüzyıl sanatını olanaklı kılan bir anlayışa zemin hazırlar. Kadın imgesi ise özne ile nesnenin birbirleri arasında eridiği bu ilişkide tarihsel ve toplumsal bağlamda önemli referans veren bir araştırma alanı sunar. Avrupa'da Sanayi Devrimi; Osmanlı Devleti'nde ise Tanzimat Dönemi'nde başlayan toplumsal anlamda modernleşme hareketleri içerisinde kadınlar sosyal modernleşme dinamikleriyle özdeşleştirilmiş yeni bir kimlikle karşımıza çıkarlar. Batı sanatında Êduard Manet (1832-1883), Türk sanatında ise Osman Hamdi Bey (1842-1910) ile birlikte görmeye başladığımız etken kadın imgeleri, modern resmi açıklamak için önemli birer araştırma alanı olmakla birlikte kültür tarihini anlayabilmek için sosyolojik bir referanstırlar. Bu çalışmada 19. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar hem Avrupa hem de Türk resmindeki kadın imgesi, özne ile nesne arasındaki ilişki çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bu ilişkinin her iki toplumda yaşanan modernleşme hareketleriyle olan etkileşimi ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
صورة المرأة لدى الروائيات السوريات المهاجرات 2011 ـ 2021
The study tackled the image of the Syrian woman which was reflected in the works of Syrian immigrant women novelists in the past ten years. It also considered the changes in the behaviour and perspective of Syrian women because of the major transformations that occurred in the Syrian society due to the Syrian revolution. The factors that prompted Syrian women novelists to search for the image of the Syrian woman in their own works differ from one another. The studies conducted in the early years of the revolution are different from those conducted in the years that followed. Syrian immigrant women novelists studied the case of women using new techniques. All of these issues framed the Syrian war narratives written by Syrian women who have matured under the influence of war and gained a new awareness and perspective.
Geleneksel kadın imgesinden kamusal alan tecrübelerine başörtülü kadın
Bu tez Türk modernleşme hareketinin tartışmalı görünümlerinden biri olan "başörtülü kadın"ın kamusal alana katılma sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk modernleşme hareketlerinin başladığı Osmanlı son döneminden 2000'li yıllara kadar geçen sürede yaşanılanlar dönemlere ayrılarak incelenmiştir. İncelemeler sonucunda görülmüştür ki başörtülü kadınların kamusal alanda var olma talepleri yalnızca laik bloğa karşı olmamış dindar hatta İslamcı erkeklere karşı da olmuştur. Bu konuda pek çok tartışma ve çatışma yaşanmıştır. Laik blokmodern toplum yapısını tehdit ettiği gerekçesiyle başörtülü kadını kamusal alanın dışında tutmak istemiştir. Dindar erkekler ise Müslüman bir kadının fıtratına en uygun olanın geleneksel roller (anne ve eş olarak kadın) olduğunu gerekçe göstermişler, yani dinsel gerekçelerle, başörtülü kadının kamusal alanda bulunmasına karşı bazı çekinceler öne sürmüşlerdir. 1980'li yıllarda başörtüsü yasaklarına karşı düzenlenen eylemlerle laik bloğun karşısına çıkmış olan "ikinci nesil örtünen kadınlar", 1990'lı yıllarda İslamcı siyasetin erkekleri ile karşı karşıya gelmişlerdir. 1980'lerde İslamcı hareketin tepkisel tavrının içinde ilerleyen ikinci nesil örtünen kadınlar, 1990'lı yıllarda İslamcı erkeklerin "denetiminden" kurtularak daha sivil bir söylem ortaya çıkarmışlardır. İslamcı erkeklerin kendilerine sundukları geleneksel roller eleştirel bir sorgulama ile ele alınmış; bu rollerin İslam'dan değil ataerkil geleneklerden kaynaklandığı vurgulanmıştır. İslamcı erkekleri eleştirmekten çekinmeyerek bu rolleri reddeden kadınlar, "tebliğ" ve "dava" gibi toplumsal kaygılardan uzaklaşarak daha çok kendileri üzerine düşünmeye başlamışlardır. Nitekim özel ve kamusal alanda karşılaşılan sorunları konuşmak adına pek çok platformun kurulup, konferans ve seminerin düzenlenmesi bu dönüşümün önemli bir göstergesidir
Seramik sanatında kadın figürlerinin yeri ve ifade biçimleri ile kadın figürü çalışan seramik sanatçıları
Seramik sanatı, insanoğlunun tarihi kadar eskidir. İnsanlar kendi bilincinin farkına vardığı andan itibaren üretmeye ve yaşadığı dönemden günümüze kadar uzanan zengin bir kültürel birikime sahiptir. Seramik gerek mutfak eşyası gerek ise dini inançlarda kullanılan kybele, idoller olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gelmiş kazılar sonucu elde edilen seramikler bulunduğu dönemin izlerini taşımaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle elde edilen bilgiler doğrultusunda kazı alanlarında çıkarılan pişmiş topraktan yapılmış seramikler günümüze kadar gelmiş ve geliştirilerek farklı alanlarda kullanılmaya devam edilmektedir. Figüratif seramikler o dönedeki iklim, hava koşulları, ekonomi, dini inanış gibi bizlere pek çok alanda aydınlatmakta o dönemin kültürel zenginliğine bizleri buluşturmaktadır. Cumhuriyet Dönemi Türk seramik sanatının gelişmesine ve yeni nesil seramik sanatçılarının yetişmesine katkı sağlamıştır. Günümüzde seramik sanatı zanaatı işlevselliğini sürdürse de estetik bir unsur olarak daha çok tercih edildiği görülmektedir. Bu doğrultuda Cumhuriyet Dönemi Seramik Sanatında katkıda bulunan seramik sanatçılarının, eserleri incelenmiş ve sanatçıların eserlerinden esinlenerek tasarımlar oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Figüratif seramikler genel olarak incelendiğinde çevreye kattığı estetik ve değerler belge niteliği taşımaktadır. Buna örnek olarak Dolni Vestonice Venüs'ü gösterilebilir. Bu araştırmada nitel yöntemlerden, yüz yüze görüşme, gözlem, ve genel tarama modelleri ile literatür taramasından yararlanmıştır. Bu araştırma genel olarak iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Seramik Sanatında Figür Kullanımı ve Tarihçesi, "yer verilmiştir. İkinci bölümde "Seramik Sanatında Figürün Kullanımı ve Kadın Formu Dışında Yapılmış Farklı Figüraif Seramik Çalışmalara Örnekler" yer verilmiştir. Bu araştırma sonucunda yapılan Seramik sanatında kadın figürlerinin uygulama örneğinin rol model olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Figüratif Kadın, Form, Cumhuriyet dönemi Sanatçıları, Seramik
Sezai Karakoç'un şiir ve hikâyelerinde kadın imgeleri
Sezai Karakoç, 1950 Sonrası İkinci Yeni akımının içinde değerlendirilse de İslamcı-muhafazakâr kimliğiyle bu akımın diğer şairlerinden ayrılır. Karakoç, kendi şiiriyle ilgili "Benim İkinci Yeniyle ilgim aynı dönemde şiir yazmam ve belki biçim bakımından bazı ortak yanlarının bulunmasından ibaretti" (aktaran Karataş, 2019: 228) diyerek şiirinin İkinci Yeni'den farklı olduğunu dile getirir. Bu farklardan biri de şiirlerinde kullandığı kadın imgelerinde görülür. Onun şiirlerinde kadın İkinci Yeni'nin aksine "cinsel bir obje" olarak karşımıza çıkmaz. Karakoç'un şiirlerinde kadın genellikle "anne, ideal kadın, mecazi aşktan ilahi aşka yönelmeyi sağlayan sevgili (Leyla), zorluklarla baş eden, ailede kocasına destek olan vefakâr, güçlü Anadolu kadını" olarak görülür. Diriliş düşüncesinde kadın ailede ve özellikle çocuğun yetiştirilmesinde en önemli etkendir. Bunun dışında anne kimliğini kaybetmiş, erkeğe özenen modern kadın ise olumsuz olarak görülür. Bu çalışmada Sezai Karakoç'un şiirleri ve hikâyelerinde yer alan "kadın imgeleri" nin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışma üç bölüme ayrılır. Birinci bölümde yazarı daha iyi anlayabilmek için hayatı ve sanatı hakkında kısaca bilgi verilecektir. İkinci bölümde şairin bütün şiirlerinin toplandığı "Gün Doğmadan" adlı eserinden hareketle şiirlerindeki "kadın imgeleri" tespit edilecektir. Üçüncü bölümde ise "Meydan Ortaya Çıktığında-Hikâyeler I" ve "Portreler- Hikâyeler II" adlı iki hikâye kitabında yer alan "kadın imgeleri" tespit edilecektir. Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, İmge, Kadın, Anne, Şiir
Exlibris sanatında kadın imgesinin kullanımına ilişkin exlibris sanatçılarının görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırma ?exlibris sanatında kadın imgesinin kullanımına ilişkin exlibris sanatçılarının görüşlerinin değerlendirilmesi? konusunu içermektedir. Exlibris birçok alanda, birçok kişi için tasarlanması yanında, bu tasarlanan exlibrislerin içerisinde kadın imgesi olarak birçok kez yer almıştır. Bu araştırmada genel tarama modellerinden ilgili literatürün incelenmesi ve görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmadan elde edilen veriler ışığında exlibris sanatında kadın imgesinin kullanımına ilişkin olarak exlibris sanatçılarının görüşlerine değinilmiştir. Yapılan görüşmelerde exlibris sanatında kadın imgesinin kullanımına ilişkin sanatçıların görüşleriyle ilgili olarak sorular sorulmuş ve bu sorulara cevaplar aranmıştır. Bu tez kapsamında exlibris sanatında kadın imgesinin kullanımına yönelik olarak dijital (CGD) ortamda 20 tane exlibris çalışması yapılmış ve Prof. Hasip Pektaş, Prof. Martin R. Baeyens, Yrd. Doç. Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Öğr. Gör. Tezcan Bahar, Emekli Öğr. Necip Erol Olcay, Lembit Löhmus, Yrd. Doç. Sezin Türk Kaya, Peter Lazarov, Öğt. Elm. Erkin Keskin, Lütfiye Aydoğdu Bahar ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tarihten günümüze kadar sanatta kadının estetik bir imge olarak kullanıldığı görülmüştür. Sanatçılarla yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar da sanatta ve exlibris sanatında kadının estetik bir imge olarak kullanıldığını destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Exlibris, Exlibris Sanatı, Kadın İmgesi, İmge
Fecr-i Âti yazarlarından Cemil Süleyman Alyanakoğlu'nun hayatı, şahsiyeti, eserleri ve eserlerinin feminist eleştirel incelenmesi
4* 'fa */*¦* OZET Fecr-i Âti dönemi romancı ve hikayecisi Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında şimdiye kadar bir bibliyografya oluşturulmamıştı. Bu çalışmanın birinci hedefi buydu. Bu bağlamda tezleri, ansiklopedileri, sözlükleri ve edebiyat tarihlerini içine alan bir yelpazede Fecr-i Âti ve Cemil Süleyman üzerine yazılanları inceledik. Bu kapsamda yazarın yazılarını yazdığı ve yazmış olabileceğini düşündüğümüz dergi ve gazeteleri taradık ve yazarın eserlerinin bibliyografik künyelerini belirledik. Eserlerin genel bir değerlendirmesini kimi karşılaştırmalarla yaptık. Çalışmanın ikinci amacı, eserlerin feminist eleştirel incelemesiydi. Bu bağlamda, "kadın imgesi "nin metinlerdeki yerine baktık. Bu imgenin, erkek yazarlartarafından üretilmiş edebiyat metinlerindeki nitelikleri taşımasına karşın, kadın bakış açısı öne çıkartılarak yaratıldığını gördük. Bu kuramın, eserlerin değerini ve özgünlüğünü belirlemekte etkili olduğunu saptadık. Sonuç olarak, Fecr-i Âti dönemine ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu'na yeni bir yaklaşım getirdiğimizi söyleyebiliriz.
1980'lerden günümüze sanatta kadın imajı
Günümüz Sanatı Kadın İmaj olgusu, hem ulusal hem de uluslararası sanatçıların çalışmaları ile, bir konsept yaratmak istemiştir. Günümüz sanatı ile klasik sanatın üzerinde birbirlerini analiz yaparak karşılaştırma yapılmaktadır. Sanat çalışmalarının analizlerinin yapılarak kadın sanatçıların yapılan işlerinin resim, performans, enstalasyon, video, fotoğraf, olan çalışmaların açıklayıcı bir üsluba değinildi. Fadime Türk'ün kendi çalışmalarında oluşturduğu imaj algısı tezin temelini boyutlandırmıştır. Kadın sanatçıların bir arada olduğu güncel işlerle; bir beden boyutunu farklı imajların, farklı bakış açılarının bir arada görmek mümkündür. Amacı, sanatının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu kanıtlamaktır. Çünkü bir bedenin kilo ile olan sanatsal aurasının farklı bir etkisi olduğunu bizlere anlatmaktadır. Toplumsal bakışa değinerek farklı etkiler görmektedir. Kadının var olma savaşına dair güçlü oluşundan ve mücadelesinden bahsedilmektedir. Tezi hazırlama sürecinde, kadın sanatçılarla yapılan röportaj lar konuya dahil edilerek anlatmak istediği temayı bizimle paylaşmıştır.
Türk resminde kadınlar, kadın sanatçıların gözünden kadın temsili ve semboller
Tarih boyunca, insan, yaşadıklarını dışarıya aktarmak, etrafında olanları göstermek ve betimlemek için birçok farklı yöntem kullanmıştır, resim de bu ifade yöntemlerinden biridir. Bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'nda, 18. yüzyılda başlayan Modernleşme süreci ve bu süreçte kendine yer bulmaya çalışan sanat üretimi incelenmiştir. Bu durum incelenirken, sanat ile benzer yollar kat eden, toplumdaki kadın figürüne dair araştırmalar yapılmış, kadının toplumda kendine yer edinmek için nasıl yollar bulduğu ve sonrasında bunun sanat alanında kendini nasıl gösterdiğine ilişkin incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler dahilinde, bu sürecin öncesinde ve bu süreçte kadın temsiliyetine dair yaratılan, ortaya çıkan eserler incelenmiştir. Sanatın toplumumuzda, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş süreci ve sonrasında kat ettiği evreler araştırılmış, bu değişim sürecinde yapılmış, üretilmiş çalışmalara bakılmıştır. Kadının, modernleşme ve çağdaşlaşmanın bir sembolü durumunda olduğu bu dönemde kadınların toplumda, eğitimde yer bulma ve yer edinme konularına değinilmiş, bu bağlamda 1914 yılında kadınlar için de açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nde yetişen ilk kadın sanatçılarımızdan Güzin Duran'ın hayatı ve ürettiği işler incelenmiştir.