Young adult
93 theses under this subject heading
Beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumu ve algılanan stres arasındaki ilişki: Öz-düzenlemenin aracılık rolü
Bu çalışmada, beliren yetişkinlerde psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerindeki etkisinde öz-düzenleme değişkeninin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Yabancı Dil, Türkçe-Matematik, Fen, Matematik, Sosyal ve Güzel Sanatlar alanlarında farklı üniversite ve sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 396 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), İhtiyaç Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Öz-Düzenleme Ölçeği (ÖDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS ve AMOS istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, betimsel istatisikler ve değişkenler arasındaki ilişkileri hesaplayabilmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Psikolojik ihtiyaçların doyumunun algılanan stres üzerinde, öz-düzenleme aracılığıyla etkilerini belirleyebilmek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki dolaylı etkilerin anlamlılığı bootstrap yöntemiyle test edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda, algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve algılan stres ile öz-düzenleme arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca, öz-düzenleme ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracılık analizleri sonucunda algılanan stres ile psikolojik ihtiyaçların doyumu arasındaki ilişkide öz-düzenlemenin kısmi aracılık rolü üstlendiği görülmüştür. Bu bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: algılanan stres, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, öz-düzenleme, psikolojik ihtiyaç doyumu
Ergenler ve genç yetişkinler için cinsel ve üreme güçlendirme ölçeğinin Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Metodolojik tipte tasarlanan bu çalışmada Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türkçeye uyarlanıp geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılarak Türk toplumuna kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde eğitim gören 18-24 yaş aralığındaki lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise madde sayısına göre 250 olarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu ve 23 maddeden oluşan 5'li likert tipte Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler 02.01.2023-23.01.2023 tarihleri arasında yüz yüze görüşme metodu ile toplanmıştır. Ölçeğin geçerlik aşamasında sırası ile dil geçerliliği, Davis tekniği kullanılarak uzman görüşlerinin alındığı içerik (kapsam) geçerliliği ve Doğrulayı Faktör Analizi ile Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılarak yapı geçerliliği incelenmiştir. Ölçeğin güvenirlik aşamasında cronbach's alfa katsayısı ve madde toplam korelasyonu ile iç tutarlılık, test-tekrar test uygulaması ile zamana karşı değişmezlik incelenmiştir. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ve LISREL 8.80 paket programı ile analiz edilmiştir. Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,99 bulunmuştur. Kaiser-Meyer-Olkin testi 0,874 ve Barlett'in Küresellilik Anlamlılık Düzeyi Testi x2=3511.034, p=0.000 şeklinde tespit edilmiştir. Açıklayıcı Faktör Analizinde bütün maddelerin faktör yüklerinin 0,40'ın üzerinde olup açıklanan varyans %74,668 olarak tespit edilmiş ve ölçekten hiçbir madde çıkarılmamıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizinde değerlendirilen uyum indeksi değerleri sırası ile x 2/SD:3,71 GFI:0,98 AGFI:0,97 CFI: 0,99 RMSEA: 0,074 SRMR: 0,053 ve PATH Diyagramı faktör yükleri 0.41 ile 0.91 arasında bulunarak tamamı kabul edilebilir aralıkta çıkmıştır. Ölçeğin cronbach alfa değeri 0,913 ve Spearman Rho kat sayısı 0,893 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Ergenler ve Genç Yetişkinler için Cinsel ve Üreme Güçlendirme Ölçeğinin Türk toplumuna uygun, geçerli ve güvenirlik düzeyi yüksek bir araç olduğu saptanmıştır.
Genç yetişkinlerde öz-şefkatin yordayıcıları: Algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantıları
Bu araştırmada genç yetişkinlerin öz-şefkat düzeyi üzerinde algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantılarının yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Google Formlar aracılığıyla ulaşılan 474 yetişkin birey oluşturmuştur. Araştırmada genç yetişkinlerin verilerinin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek" ve "Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Hiyerarşik Regresyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda ilk adımda modele eklenen çocukluk örselenme yaşantıları alt boyutlarından fiziksel istismar, duygusal istismar ve duygusal ihmalin öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk örselenme yaşantıları değişkeni kontrol edildiğinde ve modele algılanan sosyal destek değişkeni eklendiğinde duygusal istismar ve aile desteği alt boyutlarının öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucu elde edilmiştir. Yapılan analizle aileden algılanan sosyal destek ve duygusal istismar yaşantılarının genç yetişkinlerin öz-şefkatinin %12'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda öz-şefkat ile algılanan sosyal destek arasında olumsuz yönde anlamlı ilişki, öz-şefkat ile çocukluk örselenme yaşantıları ve algılanan sosyal destek ile çocukluk örselenme yaşantıları arasında olumsuz yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından bakıldığında öz-şefkat yaş ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, kardeş sayısı, eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek düzeyi algılanan gelir düzeyine ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukluk örselenme yaşantılarının ise kardeş sayısı ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
40 yaş altı meme kanserli olgularda görüntüleme bulgularının patolojik parametreler ve klinik seyirle ilişkisinin değerlendirilmesi
Amaç: Genç kadın hastalarda meme kanserinin radyolojik ve histopatolojik özelliklerinin değerlendirilmesi, radyolojik ve histopatolojik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu özelliklerin klinik seyir üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız 40 yaş altı 149 meme kanserli hasta ile tek merkezli ve retrospektif olarak tasarlanmıştır. Hastalara ait MRG görüntüleri, patoloji raporları ve takip bilgileri hastanemizin sisteminden elde olunmuş, takipleri hastanemizde yapılmayan hastalara telefon yoluyla ulaşılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda, ödem ile kanserin moleküler alt tipi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p:0,038). Ödem, aksiller lenf nodu tutulumu açısından bağımsız risk faktörü olarak tespit edilmiştir (p: 0,011). Genel sağkalımı belirleyen faktörler incelendiğinde; yaş, ödem varlığı, kitlenin boyutu ve aksiller lenf nodu pozitifliği bağımsız risk faktörleri olarak bulunmuştur (sırasıyla p: 0,046, p:0,045, p:0,007, p:0,043). Hastalıksız sağkalımı belirleyen faktörler incelendiğinde ise; ödem varlığı ve aksiller lenf nodu pozitifliği bağımsız risk faktörleri olarak tespit edilmiştir (sırasıyla p:0,003 ve p<0,001). Sonuç: Meme MRG' de ödem, Luminal A kanserlerde diğer moleküler alt tiplere göre daha nadir görülmektedir. Genel ve hastalıksız sağkalımı belirleyen faktörler incelendiğinde, meme MRG' de ödem tespit edilen olgularda sağkalım oranları daha kötü bulunmuştur. Ayrıca yaş, tümör boyutu ve aksiller lenf nodu tutulumu genel sağkalımı etkileyen bağımsız risk faktörleri olarak tespit edilmiştir. Ödem; tümör boyutu ve aksiller lenf nodu tutulumu gibi geleneksel prognostik faktörlerle birlikte hastalık seyrini öngörmede kullanılabilir. Meme MRG' de ödem tespit edilen olgularda hastalığın daha kötü seyredebileceğinin akılda bulundurulması ve gerekirse tedavi protokolünün buna uygun olarak modifiye edilmesi sağkalım oranlarında iyileşme sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Meme, MRG, genç yaş, sağkalım, nüks, ödem, aksiller lenf nodu.
Sağlıklı genç yetişkinlerde postural kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörler
Giriş ve Amaç: Postüral kontrol, uzayda vücut pozisyonunun kontrol edilebilmesi için birçok sistem ve yapının içerisinde yer aldığı karmaşık etkileşimlerin bir çıktısıdır. Hareketin sağlanması ve sürdürülmesinde uygun bir postüral kontrolün olması gereklidir. Bu nedenle üst ekstremite hareketlerinin yerine getirilmesinde postüral kontrol gereklidir. Her ne kadar postüral kontrolün sağlanmasının hareket için önemi bilinse de üst ekstremite becerisi ile ilişkisi bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı, sağlıklı genç erişkinlerde postüral kontrolün belirlenmesinde üst ekstremite ile ilişkili faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu'nda öğrenim gören 68 öğrenci dâhil edildi. Katılımcıların statik ve dinamik postüral stabilite ölçümleri elektronik bir denge cihazı (Biodex denge sistemi) yardımı ile yapıldı. Katılımcıların üst ekstremite performans parametreleri Dokuz Delikli Peg Testi (9DPT), Altı Dakika Pegboard Ring Testi (6PBRT), Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilizasyon Testi (KKZÜ), Kassal Endurans Testi, Sağlık Topu Fırlatma Testi (STFT) ve Üst Ekstremite Esneklik Testleri ile değerlendirildi. Bağımsız değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirildi. Postüral kontrolün bağımsız belirleyicilerinin tespit edilmesinde Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 30 erkek ve 38 kadın olmak üzere toplam 68 kişi katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 21,19 (1,56) yıldı. Analiz sonucunda statik genel stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %11 varyansla 6PBRT bulundu (p<0.05). Statik anterior-posterior stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %5,3 varyansla 9DPT bulundu (p<0.05). Statik medial-lateral stabilite indeksinin bağımsız belirleyicisi olarak %16,5 varyansla 6PBRT (skor) ve STFT (m) bulundu (p<0.05). Dinamik stabilite indeksleri (toplam, ön-arka ve medial- lateral salınımlar) ile üst ekstremite fonksiyonel parametreleri arasinda anlamlı ilişki yoktu (p>0.05). Sonuç: Çalışma sonucunda sağlıklı genç erişkinlerde üst ekstremite fonksiyonlarının statik postüral kontrolün bir belirleyicisi olduğu bulundu. Çalışmamızın üst ekstremite fonksiyonları ve postüral stabilizasyon üzerine yapılacak ileriki çalışmalara temel olacağını düşünmekteyiz.
Genç yetişkinlerde duygusal yemenin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı duygusal yemenin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Alanyazında henüz yeni bir kavram olan duygusal yeme Türkiye'de yeni bir çalışma alanıdır. Literatürde yeme bozukluğuyla alakalı fazlaca araştırma olup, duygusal yeme ile alakalı sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Uluslararası alanyazında yeme bozukluğu ve duygusal yeme ile alakalı çeşitli araştırmalar olsa da Türkiye'de de duygusal yeme durumuna dikkat çekilmelidir. Türkiye'de duygusal yeme ile sosyal kaygı, stres, anksiyete, depresyon ve kaygı değişkenlerinin birlikte incelendiği çalışmalara rastlanamamıştır bu nedenle, bu değişkenlerin duygusal yeme ile incelenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre hazırlanan betimsel bir araştırmadır. Bu araştırmada duygusal yeme bağımlı değişken olup, ölçülen diğer değişkenler cinsiyet, diyetisyene başvurma durumu, ilişki durumu, BKİ, kendini kabul, kilo memnuniyeti, eğitim düzeyi, akademik başarı, depresyon, anksiyete, sosyal kaygı bağımsız değişkenlerdir. Gönüllü katılımcılar demografik bilgilerini (yaş, cinsiyet, boy, kilo, eğitim durumu, akademik başarı, romantik ilişki durumu, diyetisyene başvurma durumu, kilo memnuniyeti, kendini kabul) doldurmuşlardır. Veriler yüz yüze ve Google docs aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 18-29 yaş aralığında olan 416 genç yetişkin oluşturmuştur. Burada çalışılacak örneklem grubu rastgele iv değil bir amaç bağlamındaki kişilerin seçilmesiyle oluşmuştur. Bu araştırma ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ölçütün araştırmacı tarafından belirlendiği yöntem ölçüt araştırma yöntemi olarak adlandırılır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklem T testi ve One Way Anova, kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, depresyon toplam puanları ile duygusal yeme puanları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Anksiyete toplam puanları ile duygusal yeme puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Stres toplam puanları ile duygusal yeme puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. DASS 21 ölçeği toplam puanı ve duygusal yeme toplam puanları arasındaki pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Sosyal kaygı toplam puanları ile duygusal yeme puanları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. BKİ ve duygusal yeme değişkenleri arasında pozitif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Duygusal yeme davranışı puanındaki değişimin %37'sinin modeldeki bağımsız değişkenler olan DASS 21, BKİ ve sosyal kaygı tarafından açıklandığını göstermektedir. Duygusal yeme puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterdiği bulunmuştur. Kadınların duygusal yeme puan ortalamalarının, erkeklere göre anlamlı düzeyde farklı olduğu görülmüştür. Duygusal yeme puanları ile eğitim durumu değişkeni arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı görülmüştür. Duygusal yeme puanları ile akademik başarı, ilişki durumu değişkeni arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığını ortaya koymuştur. Diyetisyene başvurma değişkenine göre duygusal yeme puanları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Daha önce diyetisyene başvurmayanların duygusal yeme puan ortalamaları daha düşük, başvuranların ise duygusal yeme puanlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Duygusal yeme ile kilo memnuniyeti değişkeni arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Kilo durumundan memnun olma ve olmama durumları kendi arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Duygusal yeme puanları ile kendini kabul değişkeni arasında anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. Kilolu olma ve zayıf olma düzeylerinde çoklu anlamlı farklılıklar vardır. Duygusal yeme puanları ile beden kitle indeksi arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. BKİ düzeylerinde çoklu anlamlı farklar vardır. Duygusal yeme puanları ile depresyon arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Depresyon düzeyleri kendi aralarında çoklu anlamlı farklılık oluşturmaktadır. Duygusal yeme puanları ile anksiyete arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Anksiyete düzeyleri kendi aralarında çoklu anlamlı farklılık oluşturmaktadır. Duygusal yeme puanları ile stres arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Stres düzeyleri kendi aralarında çoklu anlamlı farklılık oluşturmaktadır.
Genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin kişilik özelliklerinin anne baba tutumları ve kardeş ilişkileri açısından incelenmesi
Genç yetişkinlik döneminde kişilik özelliklerinin (nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık, sorumluluk) incelendiği bu çalışmada cinsiyet, doğum sırası, kardeşle aynı cinsiyette olma, anne baba tutumu (anne sevgisi, anne kontrolü, baba sevgisi, baba kontrolü) ve kardeş ilişkileri (yetişkin duyguları, yetişkin davranışları, yetişkin bilişselliği, çocukluk duyguları, çocukluk davranışları, çocukluk bilişselliği) değişkenlerinin kişilik özelliklerini yordama güçlerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin Mühendislik-Mimarlık, Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören toplam 486 (279 kadın, 207 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara ait kişisel bilgileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", kişilik özelliklerini belirlemek amacıyla Bacanlı ve arkadaşları (2009) tarafından geliştirilen "Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi", anne baba tutumunu belirlemek amacıyla Sümer ve Güngör (1999) tarafından geliştirilen "Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği" ve kardeş ilişkilerini belirlemek amacıyla Öz-Soysal ve arkadaşları (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan "Yaşam Boyu Kardeş İlişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri olan cinsiyet, doğum sırası, kardeşle aynı cinsiyette olma, anne baba tutumu ve kardeş ilişkileri değişkenlerinin genç yetişkinlerde kişilik özelliklerini (nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk) yordayıp yordamadığını ortaya koymak için "aşamalı regresyon analizi" yapılmıştır. Cinsiyet ve kardeşle aynı cinsiyette olma değişkenleri kukla (dummy) değişkenler olarak tanımlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sırasıyla baba sevgisi, kardeşle aynı cinsiyette olma ve cinsiyet değişkenlerinin nevrotizmi; çocukluk bilişselliği ve anne sevgisi değişkenlerinin dışadönüklüğü; çocukluk duyguları ve anne sevgisi değişkenlerinin deneyime açıklığı; çocukluk bilişselliği, anne sevgisi, anne kontrolü ve baba kontrolü değişkenlerinin yumuşak başlılığı; çocukluk bilişselliği, baba sevgisi ve çocukluk duyguları değişkenlerinin sorumluluğu anlamlı olarak yordadığı görülmüştür.
Ebeveyn kabul ve reddi algısı ile genel aidiyet duygusu arasındaki ilişkide sevgi ve ait olma ihtiyacının aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeylerinin genel aidiyet duygusu üzerindeki etkisinde sevgi ve ait olma ihtiyacının aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 18-40 yaş aralığında yer alan 286 (199 kadın, 87 erkek) genç yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Kısa Formu (Anne ve Baba), Seçim Teorisine Dayalı Temel İhtiyaçlar Ölçeği – Sevgi ve Ait Olma Alt Boyutu, Genel Aidiyet Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; anlamlı fark görülen durumlarda Bonferroni düzeltmeli post-hoc testleri tercih edilmiştir. Etki büyüklüğü için Cohen'in d ve eta kare (η²) katsayıları hesaplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile analiz edilmiş; nedensel ilişkileri test etmek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, algılanan ebeveyn kabul-red düzeyleri ile genel aidiyet arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Mplus ile gerçekleştirilen aracılık (mediation) analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, hem anne hem de baba kabul–red algısının sevme–ait olma ihtiyacı üzerinden aidiyet algısının iki boyutuna anlamlı ve dolaylı etkilerde bulunduğu görülmüştür. Model, kabul edilme–içerilme değişkeninin varyansının %47'sini, reddedilme–dışlanma değişkeninin varyansının %41'ini ve sevme–ait olma ihtiyacının %36'sını açıklamaktadır. Bu bulgular, özellikle annenin kabul–red tutumunun bireyin temel psikolojik ihtiyaçları ve aidiyet deneyimleri üzerinde daha güçlü ve bütünsel bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca sevgi ve ait olma ihtiyacının, algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile genel aidiyet arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular, bireylerin aidiyet duygusunun gelişiminde erken dönem ebeveyn tutumlarının ve sevgi-ait olma ihtiyacının belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve alana yönelik öneriler sunulmuştur.
Genç yetişkinlerin hayata verdikleri anlamın belirsizliğe tahammülsüzlük ve sıkıntıya dayanma üzerindeki etkileri
Bu araştırmada, genç yetişkinlerin hayata verdikleri anlam ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve sıkıntıya dayanma arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Malatya, Adıyaman, Gaziantep, Kayseri ve Elazığ illerinden uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 18-30 yaş aralığındaki 522 kadın, 239 erkek olmak üzere toplam 761 genç yetişkinlik dönemindeki bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Sosyodemografik Bilgi Formu, Hayatta Anlam Anketi, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve Sıkıntıya Dayanma Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (anova), pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda hayata verilen anlam ile belirsizliğe tahammül ve sıkıntıya dayanma arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatürdeki diğer araştırmalar doğrultusunda tartışılmıştır.
Genç yetişkinlikteki bireylerde olumsuz çocukluk deneyimleri ve kumara ilişkin bilişsel yapıların kumar oynama davranışı ve nedenleri üzerindeki etkisi
Bu çalışmada genç yetişkinlikteki bireylerin kumara ilişkin bilişsel yapıları ve olumsuz çocukluk deneyimlerinin kumar oynama davranışı ve nedenleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu, Gaziantep, Elâzığ, Malatya, Antalya ve İstanbul illerinde kumar oynama davranışı gösteren 18-30 yaş arası 232 genç yetişkinden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu ve South Oaks Kumar Tarama Testi, Kumara İlişkin Bilişler Ölçeği, Kumar Oynama Nedenleri Ölçeği ve Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, kumara ilişkin bilişsel yapılar kumar oynama davranışlarını (β= 0,714; p<0,01) olumlu yönde etkilemektedir. Bilişsel yapılar kumar oynama nedenlerindeki değişimin (varyansın, R2) %13'ünü açıklamaktadır. Çocukluk çağı olumsuz deneyimleri ve bilişsel yapılar kumar oynama nedenlerindeki değişimin (varyansın, R2) %52'sini açıklamaktadır. Aynı zamanda sosyodemografik değişkenlerin kumar oynama davranışı ve nedenleri üzerinde bir etkiye sahip oldukları belirlenmiştir. Kumara ilişkin bilişsel yapılar ve çocukluk çağı olumsuz yaşantıları kumar oynama davranışı üzerinde doğrudan olmasa da kumar oynama nedenleri üzerinde bir risk faktörü olmaktadır. Anahtar Kelimeler: genç yetişkinlik, kumar, olumsuz çocukluk deneyimleri, bilişsel yapılar
Beliren yetişkinlik dönemindeki suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı beliren yetişkinlik dönemindeki Suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarını derinlemesine incelemektir. Göçmenlerin kariyer ihtiyaçları, kuramsal açıdan sosyal bilişsel kariyer kuramı çerçevesinden incelenmiştir. Kuramsal bağlamda göçmenlerin görüşlerinden elde edilen kariyer destekleri ve kariyer engellerinin, kariyer ihtiyaçlarını oluşturma gücü üzerinde detaylı incelemeler yapılmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma biçimlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Örneklem seçimi için amaçsal örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem kullanılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'ye göç etmiş ve beliren yetişkinlik gelişim döneminde bulunan 18-25 yaş arasındaki 6 kadın, 6 erkek ile görüşmeler yapılmıştır. Veriler ise içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen "Beliren Yetişkinlik Dönemindeki Suriyeli Göçmenlerin Kariyer İhtiyaçları Görüşme Formu" kullanılmıştır. Katılımcılar tarafından belirtilen kariyer ihtiyaçları; yasal, kişisel, mesleki, eğitim, rehberlik ve kültürel ihtiyaçlardan oluşmuştur. Yoğun olarak Suriyeli göçmenler için kariyer ihtiyaçlarını oluşturan temalar ise yasal ve kişisel ihtiyaçlardır. 18-25 yaş aralığındaki Suriyeli göçmenlerin kariyer hedeflerine ulaşmaları noktasında belirlenen ihtiyaçlar: vatandaşlık ihtiyacı, çalışma izni ihtiyacı, düşük ücret alma, sigorta ihtiyacı, yasal hak/kanun ihtiyacı, belge/transkript/denklik ihtiyacı, üniversitelerde kontenjan ihtiyacı, maddi engeller ve destekler, dil yeterliliği, aile desteği, iş fırsatlarına erişme ihtiyacı, iş arama ve cv hazırlama becerisi, eğitim sistemine uyum ihtiyacı ve yönlendirilme/bilgilendirilme yönünden uzman desteğinden oluşmaktadır. Ayrıca üniversite eğitimine devam eden ve eğitim hayatına devam etmeyerek serbest mesleklerde çalışan Suriyeli göçmenlerin kariyer ihtiyaçlarının farklılaştığı belirlenmiştir.
Genç yetişkin bireylerin doğum korkusunun incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, genç yetişkin bireylerin gebelik öncesi doğum korkusunu incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın tipi kesitsel ve tanımlayıcıdır.. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören ve araştırmaya katılmayı kabul eden 1008 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan Bireysel Tanıtım Formu ile Uçar ve Taşhan (2018) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirliği yapılmış Gebelik Öncesi Doğum Korkusu ölçeği kullanılmıştır. Veriler, öğrenci Whatsapp gruplarında Google forms online anketlerin paylaşımıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15 istatistik programı kullanılarak sayı, yüzde ve t test değerleri incelenmiştir. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,6±1,7 olup %90,9'u kadındır. Öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkusu ölçek puan ortalaması 39,47±10,62 bulunmuştur. Öğrencilerin yaşı, cinsiyeti, öğrenim gördüğü Fakülte/Yüksek Okul, sınıf, doğum hakkında bilgiye sahip olma, normal doğum ya da sezaryen doğuma tanık olma, doğum hakkındaki düşünce, gelecekteki doğum şekli tercihi ve istenen çocuk sayısı, yakın çevresindeki kadınların doğum şekli, görsel medya, okulda alınan sağlık eğitimi, aile veya arkadaşlarının doğum hikayeleri ve deneyimlerinin gebelik öncesi doğum korkusu ölçek puan ortalamasını etkilediği ve istatistiksel olarak anlamlılık olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar: Genç yetişkin bireylerin doğum korku düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Sağlık alanı dışında öğrenim gören öğrencilerin ve ileride doğum şekli olarak sezaryeni tercih edeceğini belirtenlerin doğum korku puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Doğum korkusu, doğum tercihi, genç bireylerde doğum korkusu.
Gönüllülük faaliyetlerine katılım sağlayan genç yetişkinlerde kişilik özellikleri, özgecilik düzeyi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada gönüllülük faaliyetlerine katılım sağlayan genç yetişkinlerin kişilik özellikleri, özgecilik ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmaya gönüllülük faaliyetlerine katılım sağlayan 18-35 yaş aralığındaki 340'ı kadın ve 80'i erkek olmak üzere toplam 420 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmaya katılım sağlayan genç yetişkinlere Kişisel Bilgi Formu, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, Özgecilik (Altruism) Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmış ve analizleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda gönüllü genç yetişkinlerin kişilik özelliklerinin gönüllü faaliyetlere katılım, maddi yardım, travmatik durumlarda yardım, yaşlı/hastalara yardım, fiziksel güce dayalı yardım, eğitim sürecinde yardım, yakınlık duygusundan kaynaklanan yardım alt boyutları ile toplam özgecilik düzeyini ve yaşam doyumunu anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Gönüllü genç yetişkinlerin toplam özgecilik düzeyleri yaşam doyumunu anlamlı düzeyde yordarken gönüllü faaliyetlere katılım, maddi yardım, travmatik durumlarda yardım, yaşlı/hastalara yardım, fiziksel güce dayalı yardım, eğitim sürecinde yardım, yakınlık duygusundan kaynaklanan yardım alt boyutlarının yaşam doyumunu anlamlı düzeyde yordamadığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: gönüllülük, kişilik, özgecilik, yaşam doyumu.
Genç yetişkin bireylerde madde kullanma eğilimi ile üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada; genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimi, üst biliş düşünme becerileri, algılanan ebeveyn tutumları ve duygusal zeka arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 258' i kadın, 135' i erkek olmak üzere 20-45 yaş aralığındaki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği, Üst biliş Düşünme Becerileri Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları- Çocuk Formu ve Rotterdam Duygusal Zeka Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans analizi (ANOVA), Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda; üst biliş düşünme becerileri alt boyutlarının genç yetişkin bireylerin madde kullanma eğilimini yordamadığı, duygusal zekanın ise yalnızca kendi duygularını değerlendirme ve başkalarının duygularını kontrol etme boyutlarının madde kullanma eğilimini yordadığı bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumlarının madde kullanma eğilimini yordayıp yormadığına bakıldığında hem anne hem de babanın aşırı koruyucu ve reddedici tutumunun madde kullanma eğilimini yordadığı, duygusal sıcaklık boyutunun ise yordamadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatürde yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır.
Beliren yetişkinlerde bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının belirsizliğe tahammülsüzlük ve bilişsel esnekliğe etkisi
Bu araştırmada beliren yetişkinlere yönelik hazırlanan Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının bilişsel esnekliğe ve belirsizliğe tahammülsüzlüğe etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan "21-28" yaş arası üniversite 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya toplamda 4 erkek 14 kadın olmak üzere 18 kişi katılmıştır. Örneklem seçiminde seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak 9 kişi deney, 9 kişi ise kontrol grubuna atanmıştır. Araştırmada psikoeğitim programından önce kontrol ve deney gruplarına araştırmada kullanılan değişkenlerin ölçümünün yapılması amacıyla ön test yapılmıştır. Programın etkiliğinin değerlendirilmesi amacıyla psikoeğitim programı uygulandıktan sonra katılımcılara son test uygulanarak değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada ön test-son test ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılara "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubuna ön test yapıldıktan sonra yalnızca deney grubuna 8 hafta boyunca, haftanın 1 günü, 1 saat psikoeğitim programı uygulanmıştır. Programın etkililiğini değerlendirmek amacıyla oluşturulan kontrol gurubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Ardından hem deney hem de kontrol grubundan son test verileri toplanmıştır. Son olarak kontrol grubundan izleme puanları alınarak programın etkililiği değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri ilişkisiz ölçümler için T-testi, ilişkili ölçümler için T- testi ve ilişkili ANOVA ile SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir Bulgulara göre psikoeğitime katılan beliren yetişkinlerin bilişsel esnekliklerinde artış yaşanırken kontrol gurubundaki katılımcıların bilişsel esneklik düzeylerinde herhangi bir fark görülmediği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda deney grubundaki katılımcıların belirsizliğe tahammülsüzlüklerinde de azalma olduğu gözlemlenirken kontrol grubunda anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Deney gurubundaki bilişsel esneklik ön test, son test ve izleme toplam puanları incelendiğinde her üç ölçümünde de artış olduğu gözlemlenirken belirsizliğe tahammülsüzlük ön test, son test ve izleme toplam puanları arasında bir azalma olduğu görülmüştür. Bu bulgulara göre psikoeğitim programının beliren yetişkinlerde bilişsel esneklik ve belirsizliğe tahammülsüzlük üzerinde etkili olduğu söylenebilir.
Genç yetişkinlerde aleksitiminin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerde aleksitiminin incelenmesidir. Bu kapsamda aleksitiminin internet kullanımı düzeyiyle, algılanan yalnızlık, benlik saygısı ve empati düzeyleriyle, COVID-19 pandemisine yönelik kaygıyla ve demografik değişkenlerle ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi korelasyonel tarama modeli olup, örneklemi ise uygun örnekleme yöntemiyle Türkiye'de bulunan, 18-35 yaş aralığı 289 genç yetişkinden oluşmaktadır. Veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Pandemik Kaygı Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t-testi, Pearson korelasyonu ve tek faktörlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda aleksitimi ile yaş, algılanan empati ve benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aleksitimi ile algılanan utangaçlık ve yalnızlık arasında ve pandemiye yönelik kaygı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aleksitimi ile medeni durum ve internet kullanım düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aleksitimi ile cinsiyet, yaşamın ilk 10 yılının geçtiği yerin gelişmişlik düzeyi, eğitim düzeyi, çalışma durumu ve sosyo-ekonomik düzey arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Beliren yetişkinlerin Endüstri 4.0 bağlamında kariyer kaynaklarının keşfedilmesi
Bu araştırmada, Endüstri 4.0 sürecinde beliren yetişkinlerin kariyer gelişimi için ihtiyacı olan kariyer kaynaklarını belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırma Hirschi'nin kariyer kaynakları modeli çerçevesinde yapılmıştır. Bu amaçla nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak oluşturulmuştur. Beliren yetişkinler, akademisyenler, işverenlerden oluşan 16 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda bulgular 4 ana başlık 13 alt başlıkta sınıflandırılmıştır. Beliren yetişkinlerin endüstri 4.0 sürecinde başarılı bir kariyer gelişimi için 16 katılımcının hepsi tarafından ifade edilen mesleki uzmanlık, yardımcı beceriler ve öğrenme kariyer kaynakları öne çıkmaktadır. Bunların ardından katılımcıların çoğu tarafından ifade edilen kariyer güveni, sosyal kariyer desteği ve kariyer keşfi gelmektedir.
Bariatrik cerrahi geçiren bireylerin preoperatif ve postoperatif diyet uyumunun, antropometrik ölçümlerinin ve biyokimyasal parametrelerdeki değişimlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Bariatrik Cerrahi geçirmiş bireylerin operasyon öncesi beslenme alışkanlıklarının operasyon sonrası beslenme tedavisine olan uyumun sağlanması, antropometrik ölçümler ve biyokimyasal parametrelerdeki değişimin incelenmesidir. Bariatrik Cerrahi ameliyatına uygun görülmüş olan 18-40 yaş arası 31 birey (23 kadın, %74,2) preoperatif dönemde görüşmeye alınmış ve postoperatif 6. aya kadar takibi sürdürülmüştür. Bireylerin sosyo-demografik özellikleri, sağlık durumu ve beslenme alışkanlıkları, besin takviyesi kullanımı, besin tüketim sıklığı, 24 saatlik besin tüketim kaydı, 24 saatlik fiziksel aktivite kaydı sorgulanmış antropometrik ölçümleri yapılmış, biyokimyasal bulgularına bakılmıştır. Bireylerin çoğunun (%80,6) vücut ağırlık kaybı için cerrahi tedaviden önce diyet tedavisine başvurdukları ve başarısız olduğu görülmüştür. Ameliyat öncesi ve sonrası öğün tüketim alışkanlıklarında değişiklikler olmuştur. Sabah öğünü tüketimler %58,1'den ameliyat sonrasında %96,8'e yükselmiş ve gece öğünü tüketimlerinin azaldığı (sırasıyla %87,1, %77,4) görülmüştür. Ameliyat öncesi bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu ve sedanter bir yaşam sürdürdükleri saptanmıştır (PAL:1,5±0,2). Operasyon öncesi bir veya daha fazla hastalığı olan bireylerin (%70,9) ameliyat sonrası 6 ay içerisinde sahip oldukları hastalıklarda %81,8 (18 birey) iyileşme olduğu görülmüştür. Bireylerin ameliyat öncesi ve sonrası BKİ değerlerine bakıldığında sırasıyla; erkeklerde preop BKİ değeri 46,9±5,76 kg/m2, postop 6. ay 30,9±7,23 kg/m2, kadınlarda preop BKİ değeri 53,8±11,01 kg/m2, postop 6. ay 30,2±11,23 kg/m2 olduğu saptanmıştır. Erkek ve kadın bireylerin ameliyat öncesi yüksek seyreden açlık glukoz seviyelerinde iyileşme olduğu (sırasıyla 102,8±15,12 mg/dL, 113,1±39,76 mg/dL, p<0,05) ve operasyon sonrası sağlık problemleri açısından daha iyi hissetikleri (92,2±9,82 mg/dL, 89,9±13,44 mg/dL, p<0,05) saptanmıştır. Obezite tedavisinde kullanılan bariatrik cerrahiye bütüncül bakıldığında sağlık üzerinde birçok olumlu etki sağladığı görülmektedir. Bariatrik cerrahi geçiren bireylerin ameliyat öncesi ve sonrasında çok yönlü multidisipliner bir yaklaşım ile takibinin sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Bireylerin şişmanlamasını önlemeye yönelik müdahalelerin anne karnında başlayarak tüm yaşam sürecinde sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi düzenlemeleri ile önlenmesi temel hedef olmalıdır.
Kişiler arası ilişkilerde duygu düzenleme psikoeğitim programının genç yetişkinlerin kişiler arası ilişki boyutlarına ve duygu düzenleme beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Kişiler Arası İlişkilerde Duygu Düzenleme (KİDD) Psikoeğitim Programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı desen kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, genç yetişkin bireylerin kişiler arası ilişkilerinde sıklıkla yaşadıkları duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin/düzenleyememenin etki ve sonuçları, duygu düzenleme konusundaki ihtiyaçları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak incelenmiştir. Doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle genç yetişkin bireylere yönelik psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Psikoeğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemek için nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Üçüncü aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkin bireyler üzerindeki uzun dönemli etkileri nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yoluyla belirlenmiştir. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 58 kadın (%81,69) ve 13 erkek (%18,31) olmak üzere toplam 71 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında yapılan nitel araştırmada, çevrimiçi kişiler arası ilişkilerde duygu düzenlemeye ilişkin ihtiyaçları belirleme formu kullanılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 8 ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 20 genç yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Kişiler arası İlişki Boyutları Ölçeği (KİBÖ) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ile toplanmıştır. Üçüncü aşamadaki odak grup görüşmesi, psikoeğitim programı uygulamasını tamamlayan deney grubundaki 7 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın birinci ve üçüncü aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki doküman analizinden elde edilen bulgular; kişiler arası ilişkilerde yaşanan duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin etki ve sonuçları ve ihtiyaçlar olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; psikoeğitim programının katılımcıların bilişsel yeniden değerlendirme stratejisini kullanma, kişiler arası ilişkilerdeki empati ve duygu farkındalığı, duygu düzenleme becerileri düzeyini artırmada, bastırma stratejisi kullanma düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, psikoeğitim programının katılımcıların kişiler arası ilişkilerdeki onaybağımlılık düzeyini azaltmada ve başkalarına güven düzeyini artırmada etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında gerçekleştirilen odak grup görüşmesi sonucunda, psikoeğitim programının duygu düzenleme, kişiler arası ilişkiler ve benlik üzerinde uzun dönemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişiler arası ilişkiler, duygu düzenleme, genç yetişkin, psikoeğitim programı, karma yöntemi araştırması.
Genç yetişkin bireylerin ayrılma bireyleşme düzeyi ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı genç yetişkin bireylerin ayrılma bireyleşme düzeyleri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını incelemek ve cinsiyet, eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi ile baba eğitim düzeyi sosyodemografik değişkenlerine göre ayrılma bireyleşme düzeyleri ile toplumsal cinsiyet rol tutumlarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşamakta olan 506 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Ayrılma Bireyleşme Envanteri", "Toplumsal Cinsiyet Rol Tutum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış ve analiz sürecinde Basit Regresyon, t-Testi ve Tek Yönlü Varyans (ANOVA) analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgularda toplumsal cinsiyet rol tutum toplam puanı, eşitlikçi, kadın, evlilikte ve geleneksel cinsiyet rolü puanı ile ayrılma bireyleşme envanteri toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir ve ayrılma bireyleşme düzeyini anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkek cinsiyet rolü puanı ile ayrılma bireyleşme envanteri toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrılma bireyleşme düzeyinin eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığına fakat cinsiyet ve anne eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların; cinsiyet ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, eğitim düzeyi ve anne eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılmıştır.
Beliren yetişkinlikte yalnızlık kaygısının incelenmesi
Bu çalışmada beliren yetişkinlik döneminde olan bireylerin yalnızlık kaygılarını ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek ve beliren yetişkinlik döneminde olan bireylerin yalnızlık kaygısının çeşitli değişkenler açısından anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşaması olan ölçek geliştirmenin çalışma grubunu Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde yer alan 724 üniversitesi öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ise yalnızlık kaygısı ölçeği kişisel bilgi formu ile birlikte uygulanmış ve araştırmanın bu kısmında çalışma grubunu Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İstiklal Yerleşkesi'nde 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenim gören basit seçkisiz yöntemle seçilmiş 553 öğrenci oluşturmuştur. Birinci aşama olan ölçek geliştirmede verilerin analizi yapılırken ölçeğin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Kapsam geçerliği için alanyazın incelenerek maddeler yazılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Yapı geçerliliği için ise açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliği için ise Cronbach Alpha ve Spearman-Brown katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında beliren yetişkinlerdeki yalnızlık kaygısı değişkenler açısından incelenmiştir. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA testinde gruplar arası anlamlı farklılıklar görüldüğünde hangi gruplar arasında anlamlı farklılık olduğunu tespit etmek amacıyla LSD post hoc testi uygulanmıştır. Veriler SPSS 21.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulguların yorumlanmasında anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır.Araştırma sonucunda 40 maddelik bir ölçek elde edilmiş ve ölçeğin toplam madde korelasyonlarının .40 ile .66 arasında değiştiği gözlenmiştir. Ölçek üç alt boyuttan oluşmakta ve üç alt boyutun toplam açıkladığı varyans ise %55.6 dır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ise path katsayıları .51 ile .81 arasında değişim göstermektedir. Güvenirlik analizi için ise Cronbach Alpha ve Spearman-Brown güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Ölçeğin tamamının cronbach alpha katsayısı .95 olarak bulunmuştur. Bununla beraber aile ilişkilerinde yalnızlık kaygısı alt boyutunun .91; romantik ilişkilerde yalnızlık kaygısı alt boyutunun .92; sosyal ilişkilerde yalnızlık kaygısı alt boyutunun ise .94 olduğu görünmektedir. Ölçeğin Speraman-Brown katsayısı ise .84 tür. Ayrıca öğrencilerin yalnızlık kaygısı puanlarında cinsiyet, yaş, bölüm, anne-baba birlikte olma durumu açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Öğrencilerin sosyal medya kullanım sıklığı, romantik ilişki yaşama durumları, anne yaşama durumu, baba yaşama durumu, en uzun süreyle yaşadıkları yerleşim merkezleri, kolay arkadaş edinme durumu, arkadaş sayısı, psikolojik travma yaşama durumu, fiziksel travma yaşama durumu ve psikolojik yardım alma durumu açısından anlamlı farklılık bulunmamaktadır.
Genç yetişkinlerin romantik ilişki inançlarında otomatik düşüncelerin, beden algısının, duyguları ifade etme eğilimlerinin rolü
Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin romantik ilişki inançlarında otomatik düşüncelerin, beden algısının ve duygularını ifade etme eğilimlerinin rolünü belirlemektir. Araştırmada regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nin farklı fakültelerinde öğrenim gören 433 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Küçükarslan ve Gizir (2012), tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Romantik İnançlar Ölçeği (RİÖ)", Kuzucu (2006) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Duyguları İfade Ölçeği (DİÖ)", Aydın ve Aydın (1990) tarafından geliştirilen "Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ)", Hovardaoğlu (1992) tarafından ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Beden Algısı Ölçeği (BAÖ)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Ölçeklerin bu çalışmadaki geçerliliklerini ölçmek üzere faktör analizi yapılmış ve faktör yapıları beklenilen dağılımı göstermiştir. RİÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .85, DİÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .74, ODÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .95 ve BAÖ'nün cronbach's alpha güvenirlik katsayısı .94 olarak hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, standart sapma, bağımsız örneklemler için t testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "aşk bir yolunu bulur" alt boyutunun cinsiyet (kadın olma) ile negatif, ilişkinin varlığı ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen bir diğer bulguya göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "ilk ve tek" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "şaşkınlık ve kaçma fantezileri" ile pozitif yönde, "kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri" ve "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bir bulgusuna göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "idealleştirme" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "yakınlık ve izolasyon" ile pozitif yönde, "kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri" ve "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmektedir. Araştırmadan elde edilen son bulguya göre genç yetişkinlerin romantik ilişki inançları ölçeğinin "ilk görüşte aşk" alt boyutunun otomatik düşünceler alt boyutu olan "yakınlık ve izolasyon" ve "beden algısı" ile pozitif yönde, "cinsiyet (kadın olma)" ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beliren yetişkinler için aleksitimi ölçeğinin geliştirilmesi ve aleksitiminin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Yapılan bu araştırmada beliren yetişkinlerin aleksitimi düzeylerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek ve çeşitli değişkenlerle aleksitimi düzeylerini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla ölçek geliştirme çalışmasının ilk aşaması için oluşturulan taslak ölçek Türkiye'de 18-25 yaş arasındaki 391 gönüllü katılımcıya uygulanmıştır. İkinci aşama içinse 28 maddelik nihai form, TAS-20 ölçeği ve kişisel bilgi formu basit seçkisiz örneklem yöntemiyle Türkiye'deki 18-25 yaş arasındaki 201 gönüllü katılımcıya uygulanmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışmasında kapsam geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt bağımlı geçerliğe bakılmıştır. Kapsam geçerliği kısmında alanyazını incelenmiş ve uzman görüşü alınmıştır. Yapı geçerliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçüt bağımlı geçerlik içinse TAS-20 ölçeğinden alınan puanlar ile geliştirilen ölçekten alınan puanlar arasındaki korelasyon katsayısına bakılmıştır. Ölçeğin güvenirlik çalışması için Cronbach alpha katsayısı ve testi yarılama yöntemiyle elde edilen korelasyon katsayısı dikkate alınmıştır. Verilerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi kısmında bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 24.0 paket programı ve LİSREL 8.7 paket programı ile yapılmıştır. Bulgular yorumlanırken anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Analizler sonucunda 28 maddelik 3 alt boyuttan oluşan ölçek elde edilmiştir. Geliştirilen ölçeğin toplam madde korelasyonları .46 ile .73 arasında değişmektedir ve oluşan 3 alt boyutun toplam açıkladığı varyans ise %61'dir. İkinci aşamada yapılan doğrulayıcı faktör analizinde faktör yüklerinin .60 ile .94 arasında değişim gösterdiğine ulaşılmıştır. Ölçüt bağımlı geçerliği test etmek için TAS-20 ölçeği ile geliştirilen ölçek arasındaki korelasyon hesaplanmıştır ve 0.68 olarak yeterli seviyede olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin güvenirlik analizi için bulunan Cronbach alpha değeri .91'dir. Ayrıca alt boyutlara göre güvenirlik katsayıları ise; hayal gücü ve imgelemede güçlük boyutunda .93, duyguları söze dökmede güçlük boyutunda .92, duyguları fark etme ve ayırt etmede güçlük boyutunda ise .90 olarak bulunmuştur. Testi yarılama yöntemiyle tek ve çift maddeler arasındaki korelasyon katsayısı ise .88'dir. Beliren yetişkinlerin toplam aleksitimi puanlarıyla kardeş sayısı ve algılanan ekonomik durum arasında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca baba eğitim durumu ile duyguları söze dökmede güçlük alt boyutunda, anne-baba birliktelik durumları ile duyguları fark etme, ayırt etmede güçlük boyutunda anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, yaş, doğum sırası, anne eğitim durumu ve yaşamın çoğunun geçtiği yer değişkenleri ile beliren yetişkinlerin aleksitimi düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunmamaktadır.
Genç yetişkinlerin çocukluk çağı travmalarının spiritüel iyi oluşları üzerindeki etkisi
Çalışmanın amacı, genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin çocukluk çağı travmalarının spiritüel iyi oluşları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda araştırmada nicel desenin genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kesitsel olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki genç yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Kolayda örneklem yöntemi kullanılan araştırma, gönüllü katılım sağlayan 200 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Online olarak hazırlanan anket formu; demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği'nden oluşmaktadır. Yapılan nicel analizler sonucunda ölçeklerin ölçüm testlerinin yüksek güvenirliliğe sahip olduğu; yapı testlerinin ve ölçüm testlerinin ise kabul edilebilir bir uyuma sahip olduğu görülmektedir. Araştırma sonucunda çocukluk çağı travma değişkeninin spiritüel iyi oluş faktörünü anlamlı ve negatif bir biçimde yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte fiziksel taciz ve duygusal ihmal alt faktörlerinin eş zamanlı olarak doğayla uyum alt faktörünü; duygusal ihmal alt faktörünün anomi alt faktörünü; aşırı koruma kontrol ve duygusal ihmal alt faktörlerinin eş zamanlı olarak aşkınlık alt faktörünü anlamlı ve negatif bir biçimde yordadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spiritüellik, Spiritüel İyi Oluş, Travma