Gençler

Bu konu başlığı altında 334 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkileri, 2000 sonrası Türkiye örneği

Dünya genelinde bir sorun olan genç işsizlik olgusu ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından bir tanesidir. Genç bir nüfusa sahip ve gelişmekte olan Türkiye'de de genç işsizlik giderek artan bir sorun haline gelmektedir. Gereken istihdam politikalarının etkin bir şekilde uygulama alanı bulamadığı ve yeterince istihdam olanağı yaratılamadığı sürece, ülkelerin kalkınmasının önündeki engel olan genç işsizliği artmaya devam edecektir. Bu tezde, işsizlik, genç işsizliği, istihdam kavramları ele alınmış ve 2000 yılı sonrasında Türkiye'nin İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkilerine yer verilmiştir.

GençlerTürkiyeİstihdam+3
Işık Yalman
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençlik liderlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; gençlik liderlerinin iş doyumu ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştımanın çalışma grubunu Gençlik ve Spor Bakanlığı merkez teşkilatı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünde işgören gençlik liderleri ile 81 ilde ve bunlara bağlı ilçelerdeki Bakanlık taşra teşkilatlarında bulunan gençlik merkezlerinde işgören gençlik liderlerinden 301 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Baycan (1985) tarafından geliştirilen Minnesota İş Doyum Ölçeği, Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen Yaşam Boyu Öğrenme Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma uygulanmıştır. 301 veri ele alınmıştır ancak, uç değerler alındıktan sonra 295 katılımcı ile veriler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre iş doyumu alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, medeni durum, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip yaş, öğrenim durumu ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenme alt boyut ortalamaları ve toplam puanı cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim durumu, görev yeri ve mezuniyet durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermeyip hizmet yılı değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. İş doyumu toplam puanı ile yaşam boyu öğrenme toplam puanı arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, içsel doyum arttıkça gelişime açıklık ve öğrenmeye istekliliğin artacağı söylenebilir.

GençlerGençlikLiderler+3
Murat Balıkçı
Siirt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yaşayan Suriyeli gençlerin sosyal işlevsellik, yaşam kalitesi, özyeterlik algısı ve psikolojik iyi oluş halinin incelenmesi

Mevcut araştırmada Suriye İç Savaşı nedeniyle Türkiye'ye göç eden 15-24 yaş aralığındaki Suriyeli gençlerin sosyokültürel yapılarının betimlenmesi ve çeşitli sosyokültürel değişkenler ekseninde sosyal işlevsellik, yaşam kalitesi, algılanan özyeterlik ve psikolojik iyi oluş halinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma metodolojiye uygun olarak tasarlanan araştırma sürecinin nicel bölümünde Suriyeli gençlerin sosyokültürel değişkenlere göre ilgili bağımlı değişkenlerin ne derece farklılaştığı incelenmiştir. Nitel bölümde ise Suriyeli gençlerin Türkiye'ye göç sonrası sosyokültürel yapılarında meydana gelen değişimleri nasıl algıladıkları ayrıntılandırılmış, ayrıca nicel bölümden elde edilen bulguların detaylandırılması sağlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanın nicel bölümü için 368 Suriyeli gençle görüşülmüş, sosyodemografik ve sosyokültürel değişkenleri içeren anket formu, sosyal işlevsellik anketi, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü İyilik Hali İndeksi ve Genel Özyeterlik Ölçeği aracılığıyla veriler toplanmıştır. Nitel bölümde ise 28 Suriyeli gençle yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Suriyeli gençlerin genel olarak düşük yaşam kalitesine sahip olduğu, kadınların ise erkeklerden daha düşük sosyal işlevselliğe, yaşam kalitesine, psikolojik iyi oluş düzeyine ve özyeterlik algısına sahip olduğu keşfedilmiştir. Suriyeli gençlerin büyük oranda kayıtdışı olarak çalışmaları, hane gelirinin düşmesine ve yaşam kalitelerinin olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Öte yandan geçici koruma statüsü ile herhangi bir statüsü olmayan gençlerin, Türk vatandaşı olan Suriyeli gençlere oranla Türkiye'deki hizmetlere daha az erişebildikleri, Türklerle daha az etkileşim kurabildikleri, daha fazla ayrımcı uygulamalara maruz kaldıkları ve daha olumsuz koşullarda yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Savaşta yakınlarını kaybeden Suriyeli gençlerin de hâlihazırda psikososyal desteğe ihtiyaç duydukları araştırma sürecinde elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır. Suriyeli gençlerin Türk okullarındaki dil eğitiminden fazlaca yakındığı görülmüştür. Bu çerçevede okullarda verilen dil eğitimlerine verilen önemin artırılması, Suriyeli çocuk ve gençler için de ilk ve ortaöğretimin zorunlu olması, okullarda öğretmenlere yönelik bilinç artırıcı uygulamaların gerçekleştirilmesi önerilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan gençlerin önemli bir kısmının Suriye'ye dönmek istediğini ifade etmesi nedeniyle Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi önerilmiştir.

GençlerPsikolojik iyi oluşSuriyeliler+6
Süleyman Soyhanoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşsizliğin üniversite mezunu genç bireyler üzerindeki psikososyal etkileri, geleceğe yansımaları ve koruyucu bir faktör olarak algılanan sosyal destek

Genç işsizliği, dünyanın her bölgesinde en temel sosyal politika alanlarından birini teşkil etmektedir. Literatürdeki pek çok çalışma, genç işsizliğinin yalnızca bir soyal sorun olmadığını, pek çok psikososyal sorunu da beraberinde getirdiğini göstermektedir. Yapılan bu çalışmada da Türkiye'deki genç işsizliğine yönelik bir projeksiyon oluşturulmaya çalışılmış, genç işsizliğinin gençler üzerindeki psikososyal sonuçlarının neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte konunun daha iyi kavranabilmesi için genç işsizliğinin nedenleri ortaya konulmuştur. Karma metot olarak tasarlanan araştırma sürecinde Ankara ili, araştırmanın evreni olarak belirlenmiş, DAS-21 Ölçeği Kısa Formu, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin kullanıldığı nicel bölümde 391 kişilik bir örneklemle çalışılmış, nitel bölümde ise 46 genç işsizle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde Ankara'daki genç işsizlerin üniversite tercih sürecinde yeterli rehberlik alamaması, istihdam olanaklarını düşünmeden üniversite bölüm tercihi yapmaları, lisans eğitimi sürecinde kendilerini geliştirememeleri, lisans eğitimlerinin kalabalık sınıf ortamlarında ve teorik ağırlıklı olarak gerçekleştirilmesi ile küçük şehirde yaşamalarının işsiz olmalarına yol açan en temel nedenler olduğu bulgulanmıştır. Diğer taraftan genç işsizlerin işsiz olmalarına paralel olarak depresyon, anksiyete, stres ve umutsuzluk düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu, algılanan sosyal destekle işsizliğin verdiği olumsuz duygudurumun azaldığı, işsizlik süresinin uzamasıyla psikososyal sorunların anlamlı pozitif bir korelasyona sahip olduğu, düşük sosyoekonomik koşulların ise işsizlik deneyiminin olumsuz etkilerinin gücünü artırdığı keşfedilmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma, genç işsizliğini sosyal hizmet perspektifiyle ele alarak literatürdeki diğer çalışmalardan ayrışmakta, sistemik bir bakış açısıyla yukarıdaki bulguların sosyal politik açıdan bir değerlendirmesini içermektedir. Buna göre; lisans eğitimi sürecinde müfredatın pratik hayata uyumunun artırılması, yabancı dil ve bilgisayar öğreniminin etkin bir şekilde eğitim sürecine içerilmesi, staj olanaklarının artırılması, sosyal olanakların lisans eğitimi sonrasında da bir süre daha devam etmesi ve istihdam planlamasının mezuniyet sayı ve ağırlığına uygun olarak gerçekleştirilmesi başlıca sosyal politika önerileri arasında yer almaktadır.

GençlerPsikososyal destekPsikososyal etkiler+6
Melih Onur Erdoğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

19. yüzyıl Türk romanında gençlik

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan değişimlerin yeniliğe en açık yaş grubu olan gençler üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Belirtilen değişimler, kaleme alınan romanlarda canlı bir şekilde yansıtılmıştır. Türk romanının başlangıç evresinde gençliğe yüklenen ahlaki boyut, Klasik edebiyattaki anlayışla benzerlik gösterse de Tanzimat ile birlikte dönüşüm gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada gençlik algısında yaşanan bu dönüşüm 19. yüzyılda kaleme alınan Türk romanlarından hareketle ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Devrin romancılarından Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Namık Kemal, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Samipaşazade Sezai, Ömer Ali Bey, Ahmet Rasim, Fatma Aliye Hanım, Mizancı Murat, Ahmet İhsan Tokgöz, Mehmet Celal, Mehmet Vecihi, Behice Ziya Kollar, Nabizade Nazım, Fatma Fahrünnisa gibi eserlerinde genç roman kahramanlarına yer veren yazarlardan seçme yapılarak otuz sekiz roman incelenmiştir. Kendinden sonraki dönemler için de temel hazırlayan bu başlangıç evresinde edebi metinler üzerinden gençlik tarihine paralel olarak modern bir gençlik algısının şekillendiği görülmüştür. Toplumun kurtarıcısı olarak gençlere yüklenen işlevler edebi metinler üzerinden belirlenerek geleneksel anlayıştan ayrılan ve dönüşüme uğrayan gençlik algısı ortaya koyulmuştur.

19. yüzyılGençlerGençlik+4
Mehmet Emir Kaleli
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç ve yaşlı yetişkinlerde hedef ve çevresel ipuçları arasındaki ilişkinin ileriye dönük bellek üzerindeki etkisi: Bir göz izleme çalışması

Bu tez çalışmasının amacı, genç ve yaşlı yetişkinlerde hedef ve çevresel ipucu ilişkisinin (çevresel ipucunun hedef ipucu ile ilişkili/ilişkisiz olması) odaksal olmayan iki farklı türde İDB görevindeki (OT-İDB ve ZT-İDB) İDB, stratejik izleme ve ipucu kullanımı üzerindeki etkisini davranışsal ölçümler (İDB görevlerindeki doğru tepki yüzdesi, süregiden görevdeki doğru tepki sayısı) ve göz izleme ölçümleri (İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı ve çevresel ipucundan sonra İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı) yoluyla incelemektir. Tez çalışması birbirini tamamlayıcı nitelikte 3 deneyden meydana gelmektedir. Deney 1'de (Deney 1A ve Deney 1B), 18- 25 yaş arasındaki toplam 57 sağlıklı gönüllü genç katılımcı (48 kadın, 9 erkek); Deney 2'de, OT-İDB görevinde, 18- 25 yaş arasında 24 genç (16 kadın, 8 erkek) ve 65 yaş üzerinde 22 yaşlı (5 kadın, 19 erkek); Deney 3'de, ZT-İDB' de, 18- 25 yaş arasında 22 genç yetişkin (14 kadın, 6 erkek) ve 65 yaş üzerinde 20 yaşlı yetişkin (6 kadın, 14 erkek) yer almıştır. Deney 1'den elde edilen verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi uygulanırken; Deney 2 ve 3'ün analizinde araştırmanın dört bağımlı değişkeni için dört ayrı 2 (Yaş: Genç ve Yaşlı) x 2 (Çevresel İpucunun Hedefle İlişkisi: İlişkili ve İlişkisiz) son faktörde tekrar ölçümlü karma ANOVA uygulanmıştır. Deney 1'in bulgularına göre, bu tez kapsamında tasarlanan odaksal olmayan OT-İDB ve ZT-İDB görevinin hem davranışsal ölçümler hem de göz izleme ölçümleri yoluyla İDB'yi ve stratejik izlemeyi başarıyla ölçtüğü deneysel olarak gösterilmiştir. Deney 2'de, yaşın OT-İDB ve stratejik izleme üzerindeki temel etkisi anlamlı bulunurken, çevresel ipuçlarının kullanımını yansıtan ipucu-güdümlü izleme açısından gençler ve yaşlılar arasında fark bulunmamıştır. Ayrıca İDB hedefi ile ilişkili ipuçlarının varlığının stratejik izlemeyi ve ipucu-güdümlü izleme sayısını arttırdığı görülmüştür. Ancak hedef ilişkili ipucunun varlığı OT-İDB doğru yüzdesi üzerinde beklenen artışa neden olmamıştır. Deney 3'de, Deney 2'de olduğu gibi gençlerin yaşlılardan İDB ve stratejik izleme açısından daha başarılı olduğu görülmüştür. Ayrıca beklenen şekilde İDB hedefi ile ilişkili ipuçlarının İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı ve ipucu-güdümlü izleme sayısı üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.

BellekDavranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciGençler+5
Aslı Yörük
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu kesimi eğitim harcamalarının genç işsizliği üzerine etkisi: Türkiye ve İngiltere açısından bir değerlendirme

İşsizlik, Dünya genelinde, ülkelerin çözüm arayışına girdiği küresel bir sorun halini almıştır. Yapılan pek çok çalışmada, işsizlik ile eğitim arasında negatif yönlü bir etkileşim olduğu ortaya konulmakta ve işsizlikle mücadele için öncelikle eğitim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu çalışmada; işsizliğin, genç işsizlik boyutu ele alınarak, kamu kesimi eğitim harcamalarındaki artış ya da azalışın, genç işsizliğini nasıl etkilediği ortaya konulmaktadır. Bu amaçla, Türkiye ve İngiltere'de eğitim hizmetine dönük yapılan kamu harcamaları gerek rakamsal büyüklük açısından, gerekse harcama dağılımı açısından karşılaştırılmakta ve ortaya çıkan sonuçlar, ülkelerin genç istihdam verileri ile bir araya getirilmektedir. Genç nüfus açısından İngiltere'nin oldukça önünde olan Türkiye'de, kamu kesimi eğitim harcamaları İngiltere'nin gerisinde kalmıştır. Genç istihdamı açısından bakıldığında ise, İngiltere'de düşme eğiliminde olan genç işsizliğin, Türkiye'de her geçen sene arttığı görülmüştür. Türkiye sahip olduğu genç nüfus nedeniyle, İngiltere'ye kıyasla eğitim talebinin daha yüksek olduğu bir ülkedir. Ancak eğitim talebinin karşılanamadığı durumda nitelikli işgücü de yaratılamayacak ve genç istihdam rakamları düşecektir. Bu ise berberinde genç işsizliğin artışını getirecektir. Sonuçta, eğitim seviyesi arttıkça, genç işsizliğinin azaldığı, eğitim seviyesinin yükselebilmesi için de, eğitime daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Eğitim harcamalarıEğitim yatırımlarıGençler+5
Fahriye Yaprak Doğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiyeli orta sınıf seküler gençlerde kültürel, politik, duygusal dönüşüm ve yurt dışına göç fikri

Bu çalışma temelde Türkiye'nin yakın geçmişinde deneyimlediği dönüşümün Türkiyeli orta sınıf seküler gençlerin yaşamlarında ne tür karşılıklar ürettiğini ve son yıllarda göç arzusunun neden yükseldiğini incelemektedir. Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında tarihinin en büyük siyasal ve toplumsal dönüşümlerinden birini yaşarken yoğun bir muhafazakârlaşma, kutuplaşma ve otoriterleşme politikası güdülmekte, toplumsal, kültürel ve politik alan sil baştan düzenlenmektedir. Söz konusu toplumsal dönüşümler ve düzenlemeler ise orta sınıf, seküler, muhalif genç kitlede kültürel, politik ve duygusal karşılıklar üretmektedir. Bu karşılıklar çalışmada birkaç farklı temaya odaklanarak ele alınmaktadır. Bunlardan ilki, ülkedeki dönüşümler ve deneyimler neticesinde açığa çıkan duygulanımlar ve seküler cenahın toplumsal aidiyet duyumsamasındaki yitimdir. İkincisi, gençlerin Gezi direnişi, 15 Temmuz darbe girişimi, bombalı saldırılar veya seçimler gibi yüksek yoğunluklu momentlerdeki ya da gündelik ve toplumsal yaşamlarındaki deneyimlerine, fikirlerine, hislerine kulak verilmesi ve ne tür bir faillik biçimi geliştirdiklerinin paylaşılmasıdır. Bir diğer tema ise, AKP döneminde uygulamaya konan söylem ve politikalara seküler toplum tarafından karşılık olarak üretilen geleneksel, geleneksel olmayan ve pasif mücadele formlarının incelenmesidir. Ele alınan tüm bu temalar ve inceleme konuları, hem Türkiye'de iktidara muhalif seküler bir genç olarak yaşamanın muhteviyatını hem de gençler arasında göç arzusunun hangi dinamiklere ve saiklere bağlı olarak yükseldiğini açığa çıkarmaktadır. Çalışmanın, nihai olarak, son yıllarda ağır zihinsel, duygusal, psikolojik yükle yaşayan seküler kesime mensup gençlerin sesini duyurması ve hikâyelerini anlatması beklenmektedir.

Duygusal gelişmeDönüşümDönüşümsel değişim+7
Adil Özhan Yüksel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

22-30 yaş arası genç yetişkinlerde çocukluk çağı istismarının madde kullanımına etkisi

Çocuk istismarı geniş perspektifte değerlendirilmesi gereken çok disiplinli bir konudur. Çeşitli toplumlarda ve kültürlerde farklı şekillerde algılanmaktadır. Bu kavram toplumda insana verilen değer ile yakından ilişkilidir. Çocuk istismarı, belli zaman kesitinde, bir yetişkin tarafından çocuğun uygunsuz davranışa maruz bırakılmasıdır. Bunlar, çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğüne zarar veren davranışlardır. Çocuk istismarı; fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismarın yanı sıra çocuğun ihmalini de kapsar. Alkol ve madde bağımlılığı da çocuk istismarı ve kötü muamelenin önemli bir etmenidir. Yapılan birçok araştırmada, çocuk istismarının madde kullanımı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstismar, çocuk istismarı, madde bağımlılığı, madde kullanımı

GençlerMadde bağımlılığıNarkotik bağımlılığı+1
Gülden İrevül
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

AB gençlik politikaları ve Türkiye'deki genç nüfus için bu konuda yapılan çalışmalar

Bu tez çalışmasında Avrupa Birliği'nin gençlik politikaları ile Türkiye'deki genç nüfus için bu konuda yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde gençlik kavramı tanımlanacak ve ulusal gençlik politikaları, Türkiye'deki genç nüfusun karakteristik özellikleri, Türkiye'de uygulanan gençlik politikası ile çalışmaları, gençlere dair faaliyette bulunan organlar ve kurumlardan bahsedilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde AB gençlik politikaları araştırılacak olup Avrupa'da yaşayan genç nüfus için yapılan uluslararası çapta organizasyonların çalışmaları ve gençlik faaliyetlerinin çeşitli alanlarda ve kavramlarda ne boyutta olduğu incelenecektir. Çalışmanın son bölümünde AB gençlik politikalarının Türk genç nüfusu üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Bu çalışmaların Türkiye'de nasıl uygulandığı, uyum analizi karşılaştırmalar ve örnekler halinde gözden geçirilecektir. AB'nin aldığı ve gençleri ilgilendiren kararlar; eğitim, sağlık, spor, kültür başlıkları altında incelenmektedir ve Avrupa organizasyonları tarafından gelen desteklerle işbirliği ve uyumun sağlanmasına önem verilmektedir. Türkiye de bir AB üye devleti olma yolunda istikrarla çalışmalarına devam etmekte, AB gençlik politikalarına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de gençlik faaliyetlerinin AB ile paralel işleyip işlemediğini farklı başlıklarda detaylı bir şekilde analiz edeceğiz.

Avrupa BirliğiGençlerGençlik+2
Begüm Satıcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heteroseksüel gençlerin flört şiddetine yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan gençlerin flört şiddetine dair söylemlerine kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" ve konuşmalar esnasında ortaya çıkan "ideolojik ikilemlerin" incelenmesidir. Çalışmanın katılımcılarını 18-30 yaş aralığında 8 kadın ve 7 erkek oluşturmaktadır. Her bir katılımcıyla bireysel olmak üzere toplamda 15 ayrı görüşme yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiş, bilgisayar ortamında yazılı hale dönüştürülmüş ve metinler söylem analizi ile incelenmiştir. Konuşma metinlerinde Toplumsal Cinsiyet, Biyoloji, Sevgi, İlişki olmak üzere olmak üzere dört açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, "Şiddet Kabul Edilemez/Kabul Edilebilir Şiddet" şeklinde adlandırabileceğimiz bir ideolojik ikilemin söz konusu olduğu görülmüştür. Bulgulara genel olarak bakıldığında, ataerkil ve iki-kutuplu cinsiyet ideolojisine dayalı toplumsal cinsiyet normlarının, ilişkilerde partnerlerin rol, sorumluluk ve beklentilerinin oluşmasında belirleyici olduğu; ilişkilerde bu beklentilerin karşılanmamasının flört şiddetine zemin hazırladığı, meşruiyet kazandırdığı ve partnerlerin 'sevgiyi' sorgulamasına neden olduğu söylenebilir. Söz konusu toplumsal cinsiyet normlarıyla bağlantılı olarak, katılımcılar romantik ilişki pratikleri ve gereklilikleri, insanın ve/veya erkeğin biyolojik/doğal yapısı veyahut "sevgi" üzerinden flört ilişkilerinde görülen şiddeti olağanlaştırmakta, meşrulaştırmakta ve/veya şiddetin varlığını kabul etmemektedirler. Anahtar Kelimeler: Flört Şiddeti, Toplumsal Cinsiyet, Söylem Analizi, Açıklayıcı Repertuarlar, İdeolojik İkilemler

Cinsel kimlikFlörtGençler+3
Olga Çimen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği gençlik programlarının Avrupa vatandaşlık bilincine ve Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğine katkısı

Türkiye Cumhuriyeti 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ilk başvurusundan (Avrupa Birliği Bakanlığı, 2016) bu yana 57 yıl geçmiş, hala Türkiye'nin şimdiki adı ile Avrupa Birliği'ne tam üyeliği bir sonuca bağlanmamıştır. Avrupa Birliği'nin (eski adı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu) Türkiye'yi ve diğer üye ve aday ülkeleri dâhil etmek için uyguladığı Uyum Süreci kapsamında birçok Eğitim ve Gençlik Programları tasarlamış ve uygulamıştır (Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, 2016). Bu programlar genel olarak üye ve aday ülkeler arasındaki gençlerin ortak bir eğitim politikasına sahip olması, ortak kültürler arası öğrenme sürecine dâhil olması, yaygın ve sargın eğitim yöntemleri ile örgün eğitimin dışında kalan öğretim ihtiyaçlarını karşılamak, gençlerin ve gençlik çalışanlarının başta olmak üzere tüm katılımcıların yeni bilgi, beceri ve tutumlar gibi yeterlilikler kazanmasını sağlamak; bu sayede katılımcıların Avrupa vatandaşlık bilincini geliştirmek, Avrupa aidiyetlerini artırmak gibi amaçlar ile günümüze kadar sürdürülmekte ve gelecekte de sürmeye devam edecektir. Kısa vadede gençlere bu Avrupalılık bilinci kazandırmayı, uzun vadede de Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğini sağlamak amacı ile bu programları yürütmektedir (Avrupa Komisyonu, 2016). Bu tez çalışması geçmişten günümüze uygulanan ve uygulanmaya da devam edilen Gençlik alanındaki programların Türkiye'de Avrupa Vatandaşlık Bilincine yaptığı katkının ne derece etkili olduğunu ve bu programların uygulama sonrasında katılımcılar üzerindeki etkilerini gözlemlemek üzere yapılmıştır. Çalışma kapsamında Avrupa Birliği'nin 2007 yılından 2015 yılına kadar uyguladığı Gençlik Programı (Youth in Action) (Avrupa Komisyonu, 2016) ve Erasmus+ Gençlik Programları (Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, 2016) esas alınmış ve bu program dâhilinde düzenlenen projelerde yer alan kurum, kuruluş temsilcileri ve programın eski katılımcıları ile derinlemesine mülakat tekniği ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sırasında katılımcılara Avrupa Vatandaşlığı hakkında sorular sorulmuş ve verilen cevaplara göre uygulanan projelerin etkisi ölçülmüştür. Yapılan görüşmeler ve incelenen istatistiksel raporlar sonucunda bu programların gençler ve gençlik çalışanları üzerinde Avrupalılık bilincine ve Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma 2014-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında gerçekleştirilmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa vatandaşlığıEğitim programları+3
Mehmet Çetinkaya
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altkültürel gençlik analizi: Diyarbakır'daki "keko gençlik grupları"

Gençliğin alt kültürel oluşumu: Diyarbakır'daki "Keko Gençlik Grupları" örneği üzerine yapılan alan araştırması üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Keko Gençler'in kim oldukları, toplum tarafından algılanma ve kabul edilme durumları ve davranışları incelenmiştir. İkinci bölümde Keko Gençler'in aile ve çevreleriyle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde de derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlarda, Keko Gençler'in kendilerini nasıl gördükleri, toplumsal çevrelerinde bulunanlar (Rehber öğretmen, Muhtar, çevre esnafı vb. gibi) tarafından nasıl görüldükleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde bir sorun olarak kabul edilen, Keko Gençler ile ilgili çözüm önerileri geliştirilmektedir. Bu çalışma, Diyarbakır ilinin merkez ilçeleri olan Bağlar, Şehitlik ve Sur olmak üzere üç bölgede yapılmıştır. Uzaktan gözlem, derinlemesine mülakat, odak grup çalışması, katılımlı gözlem ve doküman inceleme tekniklerinin yardımıyla kırk üç (43) kişiyle derinlemesine mülakat, yirmi dört (24) kişiyle odak grup çalışması yürütülerek çalışma tamamlanmıştır.

AltkültürDamgalamaDiyarbakır+3
Mehmet Ekinci
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu

ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik

GençlerGençlikKültür+7
Seda Yavuz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgi toplumu sürecinde liseli gençlerin kişilik özellikleri ile depresyon eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Depresyon toplumda en sık görülen duygu durum bozukluklarından birisi olup, özellikle lise çağındaki gençlerde daha fazla görülmektedir. Bunun yanında depresyonun kişilik özellikleri ile ilişkisi de literatürde incelenen bir konudur. Öte yandan değişen toplum yapısı ve giderek daha sanal bir yapıya dönüşen sosyalleşme durumunda, gençlerin depresyon düzeylerinin kişilik özellikleri ile ilişkisini ortaya koyan yeterli çalışma yoktur. Bu nedenle bu çalışmada, lise çağındaki gençlerin depresyon düzeyleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul ilinin Sarıyer, Bayrampaşa, Maltepe, Beylikdüzü, Kadıköy, Fatih ve Beşiktaş ilçelerinde eğitim gören 195 gönüllü öğrenci bu araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara Beş Faktör Kişilik Envanteri, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği ve kişisel bilgi formu içeren anket uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre özdenetim (p<0,05) ve gelişime açıklık (p<0,01) kişilik boyutları ile depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon saptanmıştır. Duygusal tutarsızlık boyutu ile depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır (p<0,001). Anahtar Kelimeler: Depresyon; Beş Faktör Kişilik Envanteri; Bilgi Toplumu.

DepresyonGençlerKişilik+4
Sinem Büşra Bekçi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin beş faktörlü kişilik özellikleri ile beden algısı ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

İnsanların neden birbirinden farklı oldukları, aynı olaylar karşısında neden farklı tepkiler verdikleri psikoloji tarihi içinde her zaman önemli sorular olarak görülmüş ve kişilik konu başlığı altında sürekli araştırılmıştır. Kişilik insanlık tarihi boyunca üzerine hipotezler üretilmiş, düşünürler ve bilim insanları tarafından farklı tanımlanmış ve ele alınmıştır. Günümüzde de üzerine fikir birliği yapılmış bir tanım yoktur ve kişiliği tanımlayan birbirinden farklı kişilik kuramları bulunmaktadır. Fakat bu tanımlamaların ortak öğeleri göz önüne alındığında kişiliği "bireyi diğer insanlardan ayıran, kişiye özgü, tutarlı ve kalıplaşmış özellikler bütünü" olarak ifade etmek mümkündür. Son yıllarda psikologlar beş faktörlü kişilik yapısı üzerine yoğunlaşmışlardır. Beş faktör kişilik modeli, kişiliğin beş genel boyutunu ve bu boyutların içerdiği özgül kişilik özelliklerini konu almaktadır. Uzmanlar tarafından kabul gören beş faktör modeli kişilikteki bireye has farklılıkları göz önüne almakta ve kişilik özelliklerinin önemli bir sınıflamasını yapmaktadır. Modelin beş temel faktörü: dışadönüklük, nevrotiklik(duygusal dengesizlik), gelişime-deneyime açıklık, öz disiplin(sorumluluk) ve yumuşak başlılık(uyumluluk)tır. Araştırmanın temelini oluşturan bir diğer konu olan beden algısı da, insanın kişiliğiyle yakından ilişkilidir. Depresif bir kişiliğe sahip olmanın, kendine güvensizliğin ve mükemmeliyetçi kişilik örüntüsünün beden algısına yönelik olumsuz tutumlarla ilgili olduğu üzerinde durulmaktadır. Bir bütün olarak beden algısı bireyin dış görünüşü, bedensel işlevleri ve diğer özellikleriyle ilişkili algısından meydana gelmektedir. Bu algı oluşurken kişinin içsel duyumlarından, hayal dünyasından, tecrübelerinden ve diğer kişilerden aldığı geri dönütlerden etkilenerek şekillenmektedir. Bireylerin ergenlik çağı bitiminde; cinsiyetine uygun toplumsal rolü gerçekleştirme, iki cinsiyetle de yakın ilişkiler kurabilme, duygusal bağımsızlığa erişme, ahlaki sistem elde etme, mesleğe ve aile kurmaya hazır olma, bedenlerini kabul etme hedeflerini başarmaları beklendiği düşünüldüğünde, bedensel doyumla ilişkili olan beden algısı kişinin ruh sağlığında önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle son dönemlerde medyanın da etkisiyle uzmanlar bireylerde olumsuz beden algısı temelli bir çok problemle karşı karşıya gelmektedir. Bu problemlere yaklaşımda farklı bir bakış açısı kazandırmak adına beden algısının, kişilik özellikleri ve yaşam doyumuyla araştırılması kuşkusuz literatüre olumlu katkı sağlamaktadır. Bireyin yaşamında önemli yere sahip konulardan biri de yaşamdan aldığı keyif, doyumdur. Doyum kişinin hayattan beklentileri, istekleri ve gereksinimlerini kapsar. Yaşam doyumu ise kişinin sahip olmak istediğiyle sahip olduğu arasında yaptığı karşılaştırma sonucunda hissettiğidir. Yaşam doyumu kavramı, yetişkin bireylerde olduğu gibi gençlerde de psikolojik iyi oluşun temel göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda bireylerin, beş faktörlü kişilik özelliklerinin beden algıları ve yaşam doyumları üzerinde ne tür bir etkiye sahip olduğu tez çalışmasının ana amacını oluşturmaktadır. Literatürde bu değişkenler üzerine birbirinden bağımsız çalışmalar bulunurken birlikte incelenen çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu bilgiler ışığında tez çalışmasının birinci bölümü; giriş, problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırmanın yöntemi ve ünite planından oluşmaktadır. Tezin ikinci bölümünde öncelikle kişilik kavramı ve çeşitli kuramlara göre kişiliğin tanımları verilmekte daha sonra beş faktörlü yapının tanımı yapılmaktadır. Beş faktörlü yapıyı oluşturan değişkenler teker teker açıklanıp zıt kutuplarıyla ortaya konulmaktadır. Tezin üçüncü bölümünde tezin diğer ana gövde konularından beden algısı ve yaşam doyumuna değinilmektedir. Bu çerçevede önce beden algısı olgusuna ilişkin kavramsal bir bakış açısı getirilmiş, daha sonra beden algısının boyutları ve etkileyen faktörleri incelenmiştir. Ardından yaşam doyumu kavramı üzerinde durulmuş ve bu kavramı etkileyen faktörler açıklanmaya çalışılmış ilgili kuramlar belirtilmiştir. Tezin dördüncü bölümü ise araştırmadaki bu ikinci ve üçüncü bölümde bahsedilen teorik varsayımların bireyler üzerindeki yansımasını ölçmek amacıyla yapılan bir çalışmaya dayandırılmıştır. Bu araştırma İstanbul Arel Üniversitesi'ndeki 370 öğrenciye uygulanmıştır. Bu çerçevede araştırmanın bulgularına geniş bir şekilde yer verilmektedir. Son olarak araştırmanın son bölümünde ise elde edilen sonuçlara ilişkin bulgular yer almaktadır. Bu bulgulara göre beş faktör kişilik özellikleri, beden algısı ve yaşam doyumu çeşitli demografik özelliklerle (cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim düzeyi, algılanan aile ekonomik durumu) anlamlı ilişki içermektedir. Nihayetinde araştırma sonucu elde edilen bu bulgular ortaya konularak, literatürdeki araştırmalar da dikkate alınarak yorumlanmaktadır.

Beden imajıBeş faktör kişilik modeliGenç yetişkinler+4
Aslıhan Kaya Şen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk televizyon dizilerinde tüketim kültürü pratiklerinin liseli gençlere yansıması

Gündelik hayatımızda en önemli yere sahip kitle iletişim aracı televizyondur. İnsanların tutum ve davranışlarında önemli etkisi olan televizyon kültürün yeniden şekillenmesi ve geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynar. Bu değişimde en önemli katkı hiç şüphesiz dizilerdir. Dizilerin yaygınlaşması, kültürel pek çok değişimi de beraberinde getirmiştir. Bu değişimden en çok etkilenenler de gençler olmuştur. Gençler izledikleri dizilerde gördükleri yeni hayat tarzını benimsemektedir. Dizilerde gösterilen mekânlar, pahalı restoranlar, beğendikleri karakterler, o karakterlerin giydiği kıyafetler, taktığı aksesuarlar, dizilerde gösterilen lüks ve abartılı yaşamlar bu dizileri izleyen liseli gençleri etkilemekte ve onların kişilik ve kimlik oluşumunu da şekillendirmede etkin rol oynamaktadır. Tüketim özellikle gençler arasında görülen ya da beğenilen bir eşyayı satın almaktan ziyade toplumda statü elde etme, farklılaşma ve yeni bir hayat tarzı olarak da görülmektedir. Araştırma kapsamında gençlerin televizyon dizilerinden nasıl etkilendiği, tüketim kültürü bağlamında gençlerin yaşam tarzlarının nasıl şekillendiğini araştırmak için derinlemesine görüşme tekniği uygulanmış elde edilen bulgular sonucunda da liseli gençlerin, özellikle tüketim faaliyetleri üzerinde çok etkili olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Tüketim Kültürü, Gençlik, Televizyon, Dizileri

GençlerLise öğrencileriTelevizyon+3
Elifcan Karadeniz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençlerin akıllı telefon bağımlılığı ve sağlıklı yaşambiçimi davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma gençlerin akıllı telefon bağımlılıkları ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma tanımlayıcı tipte olup Şanlıurfa Eyyübiye 01 No'lu Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde Eylül 2023 – Ağustos 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Eyyübiye 01 No'lu Aile Sağlığı Merkezi Bölgesi'nde yaşayan 18-24 yaş arası 3727 birey örneklemini ise 348 birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, Mann Whitney U testi, Varyans Analizi, Kruskal Wallis Analizi yapılmıştır. Çalışmada gençlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği toplam puan ortalaması 32.31±9.45, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II toplam puan ortalaması ise 114.37±21.19 olarak bulunmuştur. Ayrıca gençlerin Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II toplam puan ortalamaları arasında düşük düzeyde, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r = -0,118; p = 0,028). Sonuç olarak gençlerin akıllı telefon bağımlılık düzeyleri azaldıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının arttığı görülmektedir. Bu nedenle gençlerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini düşürecek, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını arttıracak sağlık eğitimlerinin planlanması, girişimsel hemşirelik çalışmalarının yapılması önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Hemşirelik, Gençler, Akıllı telefon bağımlılığı, Sağlıklı yaşam biçimi davranışları

GençlerHemşirelik
Bedirhan Çaldıran
Harran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde öfke biçimleri ile toplumsal cinsiyetçi roller arasındaki ilişkide psikolojik belirtiler, yansıtıcı işleyiş, bilişsel çarpıtmalar

Bu araştırmanın deseni, Genç Yetişkin Bireylerde Öfke Biçimleri ile Toplumsal Cinsiyetçi Roller arasındaki İlişkide Psikolojik Belirtiler, Yansıtıcı işleyiş, Bilişsel Çarpıtmalar ve Negatif Pozitif Duygular arasındaki ilişkiyi incelemek ve yordayanları belirlemek amacıyla oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul Haliç Üniversitesi Yüksek Lisansı olmak üzere, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji Lisansı, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Pedagojik Formasyonda eğitim gören 137 kadın ve 52 erkek toplam 189 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sürekli Öfke Öfke Tarz Ölçeği, Tolumsal Cinsiyetçi Roller Tutum Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Pozitif Negatif Duygular Tutum Ölçeği, Düşünce Özellikleri Ölçeği, Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara ilişkin kişisel ve sosyodemografik bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Gerçekleştirilen araştırmada verilerin analizleri SPSS 23 paket programıyla yapılmıştır. Çalışmanın tüm değişkenleri arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla uygulanan korelasyon analizinin ardından, öfke ve öfke ifade tarzlarının diğer değişkenleri yordama gücünün incelenmesi amacıyla regresyon analizleri yürütülmüştür. Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Öfke İfade Biçimlerine yönelik regresyon analizinde Eşitlikçi Cinsiyet Rolünün Öfke Kontrolü en iyi yordayan cinsiyet rolü değişkeni olduğu, Erkek Cinsiyet Rolünün Öfke Dıştayı en iyi yordayan cinsiyet rolü değişkeni olduğu bulunmuştur. Psikolojik semptomlardan hangisinin öfke ifade biçimlerine etkisinin olup olmadığını öğrenmek adına yapılan regresyon analizinde Hostilite Toplam Puanı Öfke İfade Biçimlerinden Sürekli Öfke, Öfke İçte, Öfke Dışta ve Öfke Kontrolünü anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Hostilite arttıkça Sürekli Öfke, Öfke İçte, Öfke Dışta artarken, Öfke Kontrol azalmaktadır. Bunun yanında diğer regresyon analizi sonuçlarında sosyal içerikli düşünce hatalarının sürekli Öfke'yi anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Sosyal içerikli Düşünce Hataları arttıkça Sürekli Öfke artmaktadır. Öfke kontrol ile yansıtıcı işleyiş kesinlik alt ölçeği arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Yansıtıcı işleyiş kesinlik arttıkça öfke kontrol de artmaktadır. Olumsuz benlik öfke kontrolünü anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Son olarak kişinin eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi ve cinsiyetçi ifadelere maruz kalma durumu ile öfke kontrol arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öfke ve Öfke İfade Biçimleri, Toplumsal cinsiyet roller, Psikolojik belirtiler, Yansıtcı işleyiş, Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmaCinsiyet rolleriGençler+6
Özge Hıdıroğlu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerde sosyal medya kullanımı ile beden algısı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma genç yetişkinlerde sosyal medya kullanımı ile beden algısı ve depresyon ile ilişkisini bazı değişkenlere göre incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla yaşları 20-29 yaş arası değişen 375 genç yetişkine Kişisel Bilgi Formu, Beden Algısı Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların beden algısı ölçeğinden aldıkları ortalama puan 83,45±25,29 olarak bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların bedenlerinden %27,2 oranında memnuniyetsiz oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların Beck Depresyon Ölçeği'nden aldıkları ortalama puana (9,26±8,69) göre katılımcılarda depresyon bulunmamaktadır. Bulgularda sosyal medya sitelerine üye olup bunları sık sık kullanmanın genel olarak olumsuz beden algısını arttırdığı ve sosyal medya sitelerine üye olmayanlara göre olumsuz beden algısında anlamlı bir farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuçlarda katılımcıların sosyal medyayı kullanmaya başladıktan sonra az süre kalarak az sayıda paylaşım yapmaları ve az sayıda takipçiye ve beğeniye sahip olmaları olumsuz beden algısı üzerinde arttırıcı bir etki oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca, az sayıda takipçi ve beğeniye sahip olan ve az paylaşım yapan gençlerin depresyonları diğer tüm gruplara göre anlamlı olarak daha yüksektir. Çalışmanın bundan sonraki sosyal medya kullanımı, beden algısı ve depresyon üzerine yapılan araştırmalara kaynak niteliğinde olması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, Beden algısı, Depresyon

Beden imajıDepresyonGençler+2
Ayça Kuzu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ve psikolojik iyi oluş düzeylerini tespit etmek ve değişkenlerin, belirlenen sosyo-demografik özelliklere göre anlamlı fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni ve örneklemini İstanbul ili Beykoz ilçesindeki 18-25 yaşında 377 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Veri toplamada; bireylerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitimi durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumu gibi değişkenlerin etkisini incelemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyo-demografik Bilgi Formu", genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarını belirlemek amacıyla, Akın ve ark. (2013) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe' ye uyarlanan "Çocukluk Dönemi Mutluluk/ Huzur Anıları Ölçeği" ve psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek amacıyla, Telef (2011) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, araştırmanın alt problemlerine uygun olarak, betimsel istatistiklerde; yüzde, ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemede; Skewness, Kurtosis değerleri, ortalama, standart sapma, histogram grafikleri, Kolmogorov-Smirnov normallik testi kullanılmıştır. Değişkenler arası anlamlı fark için; hipotez testlerinden T-Testi ve Varyans Anlizi (ANOVA); veriler parametrik teknikleri kullanmakta elverişli olmadığında testlerin non-parametrik karşılıkları Mann Whitney U- Testi ve Kruskal Wallis H- Testi; değişkenler arası ilişkinin test edilmesinde Spearman Korelasyon tekniği kullanılarak IBM SPSS Statistics 23 paket programıyla analiz edilmiştir. Çalışmada, genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarının, babanın eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anılarının; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumuna göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Genç yetişkinlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri, yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, ebeveynin evlilik durumu, ebeveynin tutumuna göre farklılık göstermemektedir. Genç yetişkinlerin çocukluk dönemi mutluluk anıları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

AnılarGençlerMutluluk+4
İrem Pehlevan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necip Fazıl Kısakürek'te İslam inkılabı ve gençlik kadrosu

Türkiye'de siyasi düşüncenin oluşumunda edebiyatçı fikir ve dava insanlarının önemi büyüktür. Kaleme aldığı eserleri, yazdığı yazılarıyla, çıkardığı dergi ve gazeteleriyle, ülkenin birçok şehrinde hatta yabancı ülkelerde verdiği konferansları ve kurmuş olduğu "Büyük Doğu Cemiyeti" ile geniş bir etki alanı oluşturan Necip Fazıl Kısakürek tiyatro, şiir, sanat, kültür, politika gibi farklı alanlarda eserler vermiş nadir sanatçı ve düşünürlerden biridir. Necip Fazıl Kısakürek Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşmacı laik hükümetinin seçilmiş bursiyeri olarak Fransa'da eğitim gördü. Fakat Türkiye'ye döndükten sonra Batı medeniyetini de Türkiye Cumhuriyeti'nin Batı'yı destekleyen fikri yapısını da sert bir şekilde eleştirerek, batılılaşmaya karşı İslamcı alternatifi destekleyenlere öncü oldu. Necip Fazıl Kısakürek eserlerinde, hitaplarında ve konferanslarında sıklıkla ülkenin içinde bulunduğu durumu ve buna neden olan etkenleri ele almış ve kendi inandığı değerler çerçevesinde çözüm önerilerinde bulunmuştur. Necip Fazıl gerek hitaplarında, gerek konferanslarında gerekse kitaplarında etkileyici bir üslup kullanır ve bu nedenle kitleleri peşinden sürüklemeyi başarmış bir karakterdir. Gençliğin yetişmesi için büyük çaba sarf eden Necip Fazıl geçmişinden kopmayan fakat onlarla aynı hatalara düşmeyecek, hesap soracak ve hesap verecek, maneviyat sahibi, gözükara, aşk ve vecd sahibi, aksiyoner bir nesil yetiştirmek gayesini gütmüştür. Necip Fazıl sistematikleştirdiği İslam'ı esas olan İnkılabın yönleri, bu inkılapla tesis etmek istediği devlet yapısı ve temel prensipleri üzerindeki bir inceleme yapılarak aynı zamanda yetiştirmek istediği ideal nesil/gençlik hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir.

DevrimlerGençlerGençlik+4
Şafak Geyik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Gençlerin siyasallaşması ve siyasal katılımında kimlik ve din etkisi: Bingöl örneği

Bu araştırmanın amacı, siyasal katılımda kimlik ve din etkisini analiz etmektir. Siyasal katılım, genel olarak sosyolojik ve psikolojik etkilere bağlı olarak gerçekleşmektedir. Fakat bu çalışma sadece kimlik ve din değişkenleriyle sınırlı tutulmamıştır. Siyasal katılımı etkileyen birçok değişken bulunmaktadır. Aile, kitle iletişim araçları, akran grupları, eğitim, meslek bilgisi, yaş, toplumsal statü vb. değişkenlerin etkisi de araştırma sürecinde incelenmiştir. Çalışmada gençlerin; din, dini yaşantı, siyasi tercih ve kimlik aidiyeti hakkındaki görüşleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, gençlerin siyasi yatkınlıkları, siyaseti algılama biçimleri ve siyasal katılım pratiklerine yönelik bir tespit yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, çalışmanın amacına uygun 18-30 yaş aralığında 35 genç katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma, Bingöl ili sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örnekleme tekniği olarak amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türü tercih edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesi olan birinci bölümde; kimlik, din, gençlik, siyaset ve siyasal katılım kavramlarına ilişkin teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, çalışmanın konusu, amacı ve önemi belirtilmiş, alan araştırması ile ilgili gerekli bilgiler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, saha çalışmasından elde edilen verilerin analizleri ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç ve değerlendirme bölümüyle çalışma tamamlanmıştır.

BingölDinGençler+5
Vefa Adıgüzel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Genç yaş iskemik inme hastalarında telomer uzunluğunun incelenmesi

Telomer uzunluğu sıklıkla biyolojik bir yaşlanma belirteci olarak kabul edilmektedir. Telomer uzunluğunun kardiyovasküler sistemde biyolojik bir yaşlanma belirteci olduğu yapılan birçok çalışma ile desteklenmiştir ve kısa telomer boyu ateroskleroz ile ilişkilendirilmiştir. İnmenin biyolojik yaşlanma belirteci olarak kabul edilen telomer uzunluğuyla ilişkisini inceleyen birkaç çalışma mevcuttur ve bu ilişki bugüne kadar net olarak gösterilememiştir. Çalışmamızda genç yaş iskemik inme hastalarında telomer uzunluğu çalışıldı. Çalışmaya son 3 yılda genç yaş iskemik inme öyküsü olan 60 hasta ve yaş, cinsiyet, inme için risk faktörü olarak tanımlanan benzer hastalık öyküsü olan 40 sağlıklı gönüllüden oluşan kontrol grubu dahil edildi. Her iki grupta PCR yöntemiyle telomer uzunluğu çalışıldı. Çalışmamızda hasta grubunun ortalama telomer uzunluğu (7,52 ± 3,29 kilobaz) anlamlı olarak kontrol grubundaki kişilerin ortalama telomer uzunluğundan literatürden farklı olarak yüksek bulunmuştur. Bununla beraber hasta ve kontrol grubundaki kişilerin telomer uzunluğu sosyo-demografik özellikler ve iskemik inmenin risk faktörleri (sistolik KB, diastolik KB, DM, BMI, homosistein, LDL, nabız, HGB, HCT,sigara ve alkol kullanımı,) arasında anlamlı bir farklılık gösteremedik. Bu sonuç örneklem sayısının diğer çalışmalara göre az olması ve çalışma dizaynıyla açıklanabilir. Çalışmamız uzun telomer ile genç yaş iskemik inme arasında böyle bir ilişkiyi gösteren ilk çalışma olması açısından çok önemlidir. Bu sonuç kısmen çalışmanın dizaynı, etnisite, örneklem büyüklüğü, çalışma popülasyonunun yaşı ve telomer uzunluğunun çalışıldığı yöntemler ve doku ile ilgili farklılıklarla açıklanabilir. Sonuç olarak; telomer uzunluğu ve inme arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için gelecekte daha genç yaştaki hastaların olduğu daha geniş sayıdaki örneklemlerde daha çok çalışmaya ihtiyaç olduğu görülmektedir.

GençlerNörolojik hastalıklarPolimeraz zincirleme reaksiyonu+4
Erhan Argış
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00

İlgili konular