Ege University
Discipline

Management and Organization

Ege University

129

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlamda sapkın davranışlar ve çatışma çözme yöntemleri arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmaya yönelik bir araştırma

Bu tez, işyerinde sapkın davranışlar ve çatışma kavramlarına atfedilen anlamları derinlemesine inceleyerek, örgütsel bağlamda sapkın davranışlar ve çatışma kavramlarının arasındaki ilişkinin doğasını ve yöneticilerin bu ilişkideki rolünü açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Tezin amacı doğrultusunda tezin birinci bölümünde işyerinde sapkın davranışlar kavramı ve kapsamı, işyerinde sapkın davranışlara ilişkin geliştirilen tipolojiler ve ulusal ve uluslararası yazında yapılan araştırmalar ele alınırken, ikinci bölümünde çatışma kavramı ve kapsamı, çatışma yönetimi ve ulusal ve uluslararası yazında çatışmaya ilişkin yapılan araştırmalar ele alınmıştır. Tezin son bölümünde ise yapılan alan araştırmasından elde edilen bulgulara detaylı bir şekilde yer verilmiştir. Bu çalışma kapsamında, İzmir'de özel ve kamu kuruluşlarında orta ve üst düzey yöneticilik yapan 19 kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler sonucu elde edilen veriler, nitel içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda ise sapkınlık ve çatışma kavramlarının altında yatan dinamikler açığa çıkarılarak, kavramların doğası arasında bir ilişkinin olduğu ve yöneticilerin kritik bir rolü olduğu açığa çıkarılmıştır. Son olarak yöneticilere önerilerde bulunulmuştur.

Sapkın arkadaşlarSapkınlıkSapmış davranış+3
Serap Oluğ Gür
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel stres kaynaklarının çalışanların iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesi: Guine-Bissau'daki kamu işletme çalışanları için yapılan bir araştırma

Araştırmanın genel amacı, Kamu işletmesinde çalışanların organizasyonel stres kaynaklarının iş tatminine etkisi. Bunun yanında çalışanların, demografik özelliklerinin, organizasyonel stres kaynakları ve iş tatmin düzeylerini nasıl etkilediğinin incelenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Bu araştırma, organizasyonel stres kaynakları iş tatmini ya da iş tatminin organizasyonel stres kaynaklarına olan etkisini belirlemek açısından, mevcut durumu ortaya koymak ve ulaşılan sonuçları genelleme bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada "Gine-Bissau Yönetim ve Limanları" şirket çalışanları üzerinde 30 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılıp 300 personel idaresinde katılmaktadır. MSQ, ÖSK standart ölçekler ve analiz yapmak için SPSS 23.0 programı kullanmaktadır. Çalışanların organizasyonel stres kaynaklarının, iş tatminin düzeyi ve demografik özellikleri değişkeni bakımından anlamlı bir farklılık gösterip test etmek için One-Way Anova ve Bağımsız Örneklem T-Testi uygulanmaktadır. Pearson korelasyon katsayı organizasyonel stres kaynakları ile iş tatmini arasındaki negatif ve zayıf bir ilişki göstermektedir. Son olarak, şirketleri ya da örgütleri organizasyonel stres kaynakları azaltmak ve iş tatmini artırmak için önerileri gösterilmektedir.

Kamu kuruluşlarıStresStres faktörleri+3
Constantıno Pedro Batısta
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Y kuşağı çalışanlarda kurum içi uygulamaların kurumsal imaj algısına etkisi

Y Kuşağı, kurumsal imaj algıları ve kurum içi uygulamalar yazında ayrı başlıklar halinde incelenmiş araştırma konularıdır. Bu konulardan Y kuşağı konusu, çoğunlukla Y kuşağı beklentileri, hangi çalışma değerlerine sahip olduğu, farklı kuşaklardaki çalışanların aynı iş ortamında çalışmasından doğabilecek çatışmaların nasıl önlenebileceği çerçevesinde ele alınmaktadır. Bunun yanında, kurumsal imaj algısı ile ilgili birçok araştırma mevcut olmasına karşın, Y kuşağı ve kurumsal imaj algıları ile ilgili yazında bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada öncelikle kurumsal imaj algısına ilişkin boyutlar incelenmiş ve yazında farklılık yaratmak adına Y kuşağı çalışanlarda kurum içi uygulamaların kurumsal imaj algılarına etkisi ile ilgili araştırma sunulmuştur.

Kurum imajıKurum imajıKuşaklar+4
Sevgi Atam
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite müzelerinin üniversitelerin kurumsal imajındaki rolü ve önemi

Kurumsal imaj, küreselleşme ile ulusal ve uluslararası alanda rekabete açılan üniversiteler için önemli bir kavram haline gelmiştir. Literatürde, toplumun değişimine yön veren kurumlar olan üniversiteler ile ilgili kurumsal imaj çalışmalarına çok fazla rastlanmaktadır. Bu çalışmada, üniversitelerin kurumsal imajı ile üniversite müzeleri ilişkilendirilmiştir. Özellikle üniversite müzeleri ile ilgili yok denecek kadar az sayıda çalışma yapılması araştırmanın konusunun seçiminde etkili olmuştur. Üniversite müzeleri gerçekleştirdiği birçok işlev ile üniversitelere katma değer sağlamaktadır. Bu bağlamda, çalışmada üniversite müzelerinin, üniversitelerin kurumsal imajı üzerindeki rolü ve önemi nitel yöntem ile araştırılmıştır. İki aşamada gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre; üniversite müzelerinin üniversitelerin kurumsal imajı üzerinde olumlu rolü olduğu görüşü hâkimdir. Üniversite müzelerinin kurumsal imaj oluşturmadaki etkin rolü, ne yazık ki ülkemizde hak ettiği yeri bulamamıştır. Türkiye'de en çok üniversite müzesine sahip köklü üniversitelerden biri olan İstanbul Üniversitesi ve Türkiye'nin prestijli üniversitelerinden biri olan Marmara Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırma sonucunda, üniversite müzelerinin kurum imajı oluşturmadaki olumlu etkilerini, bu üniversitelerde yeterince hissettiremediği sonucuna varılmıştır. Katılımcılar tarafından genel olarak tanıtım eksikliğine bağlanan bu durumun giderilmesi için hem bilirkişiler hem de öğrenciler çeşitli önerilerde bulunmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen önerilerin gerçekleştirilmesi halinde, üniversite müzelerinin İstanbul Üniversitesi'ne ve Marmara Üniversitesi'ne katma değer sağlayarak, olumlu imajlarını destekleyeceği düşünülmektedir.

Kurum imajıMarmara ÜniversitesiMüzeler+2
Ayşe Merve Urfa
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluating the dynamics of export performance: Moderating effects of proximate environment on firm strategies and export performance

Generic strategies are composed of three main firm strategies: ?cost leadership?, ?differentiation? and ?focus? strategies. Any firm who desires a prominent performance in the national or international business environment should follow one of these strategies and adapt itself to the demands of the relevant strategy. Competitive Advantage of Nations Framework (Diamond Framework), on the other hand, asks the question ?why some nations prosper in some industries whereas others cannot? and is used to measure the competitiveness level of countries in certain industries. According to this framework, nations with favorable ?factor? and ?demand conditions?, a proper ?context for firm strategy and rivalry?, together with complementary ?related and supporting industries? are said to prosper better than the ones who lack these determinants. In this thesis, Competitive Advantage of Nations Framework is treated as a proximate environment for firms that are competing internationally and a moderating effect of this framework on the relationship between generic firm strategies and firms` export performances is proposed and tested. The empirical component of the thesis includes a survey of 154 exporting firms. Overall, results provide some, though limited support for the proposed relationships.

Melih Astarlıoğlu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Firmalar arası işbirliklerinin inovasyona etkisinin analizi: Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi medikal sektörü

Despite the general idea of collaboration within clusters leads more innovative activities, there is not enough empirical work for justifying. This thesis examines the relation between inter-firm collaboration and innovation within Medical Sector Cluster firms of Ivedik Organized Industrial Zone in Ankara, Turkey. A questionnaire is applied to 44 firms of the cluster to collect data and measure the firms' collaboration existed for innovation, to find the innovation dynamics that characterize the cluster and to see how collaboration is carried out between firms. Results implied that firms tend not to collaborate within the cluster, therefore there is not a significant relation between collaboration and innovation within the cluster although innovative activities exists. Reluctance of the firms to collaborate was explained by trust problems and by the fact that most firms procure technologies from outside of Turkey. This thesis also provides some useful recommendations for further studies on the collaboration and innovation topics within clusters of Turkey.

AnkaraSmall and Medium Sized FirmsClusters+6
Semih Ceyhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the traces of akhi values in the Turkish jewelry industry: A qualitative study

Although some studies claim that Akhi values still guide craft industries today in the Turkish business context, there is a lack of explorative studies that illuminates the issue. This study examines the values, traditions and practices in the Turkish jewelry industry. Specifically, the study aims to understand if Akhi values which dates back to nearly a millennium ago are still intact today among Turkish jewelers. In-depth interviews were conducted with 11 jewelers in İstanbul and Ankara. In addition, 2 focus group studies were conducted in Ankara. The data from the interviews and focus groups were analyzed by NVivo 10 qualitative data analysis software. The results imply that many Akhi values continue to guide business decisions and relationships in the jewelry industry. On the other hand, certain values of Akhism are not observable anymore in today's jewelry industry. The study contributes to the literature by elaborating on the persistence and disappearance of Akhi values.

AkhismJewelleryWork values+1
Ömer Faruk Aladağ
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between stress level and personality and stress management techniques

This study aims to specify the relationship between personality, perceived stress level and stress management success on the independent accountants in Kırıkkale. In addition, whether there is a relationship between perceived stress levels of the independent accountants and some demographic variable such as income, vocational experience, age, gender, marital status and education level were tried to be specified. In order to collect data, questionnaire was applied and face to face meeting was made with 87 independent accountants in Kırıkkale. Eysenck Personality Inventory was used to identify the personality characteristics of the independent accountants and the Stress Level Scale to determine the sources of stress and stress management success scale to specify behavior types in stressful events. Correlation, regression, variance analyses, Tukey Post Hoc and t-test were used in the data analysis. As a result of the datas and analysises, it was become real that there is a significant difference between personality type and perceived stress level. According to this model, personality type of the independent accountants explains twelve percent of the perceived stress level variance and in terms of demographic changes there is a relationship between income, vocational experience, age and perceived stress level but there is not a relationship between gender, marital status and perceived stress level. In addition, there is a positive relationship between extraverted personality attribute and stress management success and there is a negative relationship between intraverted personality attribute and stress management success. On the other hand, there is a negative relationship between extraverted personality attribute and perceived stress level and there is a positive relationship between intraverted personality attribute and perceived stress level. Keywords: Personality, Personality Theories, Personality Types, Stress, Stress Sources, Stress Management Techniques, Independent Accountants

PersonalityPersonality traitsFiscal consultancy+4
Nurhan Türe
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Interdependence among units; case study of Ghana health insurance system

The study of interdependence help owners of businesses understand how the various sectors, departments or units within their organizations depend on the productivity or performance of others. Some researchers have posited that interdependence and subsequent interaction among individuals and groups are the basis for organization, (Grant,1996). Understanding interdependence also influences the design structure of the organization. It encourages interaction across enterprises, minimizes hierarchical differentiation, and engages organizational tensions. Thus, organizations require the flow of information and coordination of effort to be effective because inappropriate interdependence can disrupt these basic processes, interfere with productivity, and impact the bottom line, (Alder, 1995). Effective organizational interdependence is also a salient component of an organization's long-term success, as it is a central component of effective work relationships Van de Ven (1980). This study examines the extent to which one organization's interdependence on another organization mediates the relationship between them and drives effective coordination and governance of inter-organizational relationships.

DependencyEconomic dependenceInteraction+7
Emma Kamassah
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Askeri liderlikle astların tutum ve davranışları arasındaki ilişkide astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolü

Liderlerin, maiyetlerine yaklaşımı ve onlara karşı gösterdikleri liderlik tarzı, örgütsel hedeflerin elde edilmesinde önem arz etmektedir. Liderliğin önemli olduğu alanlardan birisi de askeri ortamlardır. Askeri ortamlarda lider-ast ilişkisinin olumlu ve sağlıklı olması ve liderin astına yönelik sergileyeceği liderlik davranışı, astların tutum ve davranışlarını etkileyerek, görevin ifasına ve örgütsel hedeflere ulaşılmasına katkı yapmaktadır. Son dönemde askeri örneklemde geliştirilen liderlik ölçeklerinden birisi de askeri liderlik ölçeğidir. Askeri liderlik, "görevin başarılmasına yönelik hedef ve yön göstererek astlarını yönetme, geliştirme ve etkileme süreci" olarak tanımlanabilir. Bu çalışma ile askeri liderlik ölçeğinin geçerliliğini test ederek, askeri liderliğin astların tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ve bu ilişkide astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü incelemek hedeflenmiştir. Araştırma Hobfoll'un (1989) Kaynakların Korunması Teorisi'ne dayandırılmaktadır. Teoriye göre, çalışanların kişisel özellikleri, çalışan çıktılarında askeri liderliğin olumlu ya da olumsuz etkilerini kuvvetlendirmede veya tersi olarak azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Araştırmada öncelikle yeni geliştirilen askeri liderlik ölçeğinin faktöryel yapısını doğrulayarak, geçerliliğini test etmeye yönelik olarak; intranet ağından araştırmaya katılan 276 personel verisi üzerinden doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçeğin üç faktörlü yapısının doğrulandığı görülmüştür. Müteakiben değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek maksadıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört farklı birliğinde görev yapan 390 subay, astsubay ve uzman erbaşdan oluşan örneklem üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada liderlerin davranışları askeri liderlik ölçeği; astların tutumları amirden tatmin ölçeği ve öznel iyi olma ölçeği; astların davranışları görev performansı ölçeği ve örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği; astların kişilikleri ise beş faktör kişilik özellikleri ölçeği ile ölçülmüştür. Araştırmada ortak yöntem varyansını azaltmaya yönelik bağımsız değişken ve düzenleyici değişken verileri ilk safhada toplanmış, bağımlı değişken verileri ise yaklaşık olarak bir ay sonra ikinci safhada toplanmıştır. Tek kaynak varyansı ve sosyal beğenirliği azaltmaya yönelik olarak, amirlerin askeri liderlikleri ile astların tutumları astlardan, astların davranışları ise amirlerden elde edilmiştir. Yapılan güvenilirlik analizi sonucunda ölçeklerin güvenilirlik değerlerinin (Cronbach Alpha) .70'in üzerinde ve güvenilir olduğu görülmüştür. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, askeri liderliğin her üç boyutunun da astların görev performansları, amirden tatminleri ve örgütsel vatandaşlık davranışları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Yapılan regresyon analizi sonucunda, amirlerin asta yönelik ilgilerinin astların görev performansı ve amirden tatminini; farkındalıklarının astların amirden tatminini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, astların özdisiplinlerinin görev performanslarını, amirden tatminlerini ve öznel iyi olmalarını; dışa dönüklüklerinin öznel iyi olmalarını; gelişime açıklıklarının amirden tatminlerini; nevrotikliklerinin öznel iyi olmalarını etkilediği tespit edilmiştir. Astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü belirlemeye yönelik yapılan analizlerde de astların gelişime açıklıklarının asta yönelik ilgi ve farkındalık ile amirden tatmin arasındaki ilişkide düzenleyici rolü bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Askeri liderlik, görev performansı, amirden tatmin, örgütsel vatandaşlık davranışı, öznel iyi olma, beş faktör kişilik özellikleri.

AskeriAst-üst ilişkileriKişilik özellikleri+3
Mehmet Kahya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyoekonomik statü (SES), temel değerler ve kişilik özelliklerinin liderlik davranışına etkisi

Bu çalışmada askeri liderliğe etki eden faktörler araştırılmıştır. Askeri liderliğe etki eden Temel Değerler, Temel Benlik Değerlendirmesi (TBD) , Öz Liderlik, Sosyoekonomik Statü (SES) farklılıkları, demografik farklılıkların (özellikle liderin kaynak ve statü farklılıkları) etkili liderlik davranışına nasıl ve ne derecede etki ettiği belirlenerek, elde edilen sonuçların kurumun ihtiyacı olan askeri liderlerin temin ve yetiştirilmesi süreçlerinde girdi olarak kullanılması amaçlanmaktadır. Örneklem grubu olarak K.K.K.lığında görev yapan subay, astsubay ve uzman erbaşlar belirlenmiştir. Toplamda 2898 veri toplanmış, lider-takipçi eşleştirmesi yapılmış ve 410 lider-takipçi veri çifti oluşturulmuş, analize uygun olan 290 veri ile analizler yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri CHAID analizi ve YEM ile test edilmiştir. Araştırma temelde 2 çalışma şeklinde kurgulanmıştır. Birincisi demografik değişkenlerin ve sürekli değişkenlerin istatistiksel olarak farklılıklarının belirlendiği, ikincisi ise değişkenler arası ilişkilerin ortaya konduğu çalışmadır. Birinci çalışmanın sonucunda etkili Askeri Liderlik için çalışma süresinin uzunluğu ve sözleşmeli veya yedek subay kaynağından ziyade muvazzaf subay olmanın önemli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca SES farklılıklarının değerler üzerinde de farklılık yarattığı, üst SES grubunda olanlarda değişime açıklık ve kendini aşma yüksekken muhafazakârlığının düşük olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin test edildiği ikinci çalışmanın sonucunda temel değerlerden değişime açıklık ve muhafazakârlığın askeri liderliğin asta yönelik ilgi boyutuna; kişisel gelişim temel değerinin de askeri liderliğin işe yönelik ilgi boyutuna zayıf bir şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. TBD'nin askeri liderliğe anlamlı bir şekilde etki etmediği görülmüştür. İkinci çalışmanın devamı olarak aynı analizler verilerin tek kaynaktan toplanmasıyla tekrar yapılmış ve değişime açıklık değer boyutunun her üç askeri liderlik boyutuna orta düzeyde etki ettiği, kendini aşma değer boyutunun ise düşük düzeyde etki ettiği; TBD'nin ise farkındalık boyutuna düşük olsa da bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca TBD ve Değişime açıklık değer boyutunun askeri liderlik boyutlarına etkisinde öz liderliğin düşük de olsa aracılık ettiği görülmüştür. İkinci çalışmada çok kaynaktan toplanan veriler ile tek kaynaktan toplanan verilerin sonuçları karşılaştırılmış ve sosyal beğenirlik etkisinin olumsuz etkileri ortaya konulmuştur. Çalışma; SES farklılıklarının değer farklılıklarına neden olacağını belirlemesi, farklı disiplinlerde ele alınan konuları bir çalışma altında karşılaştırmalı olarak ele alması, yöntemsel açıdan sosyal beğenirlik etkisinin varlığını ortaya koyması ve askeri liderlik alanında yapılan çalışmalara katkı sağlaması bakımından önemlidir. Çalışmanın uygulamacılara, özellikle personel temini, yetiştirilmesi ve hizmet süresinin belirlenmesi gibi birçok konuda katkısı olacağı öngörülmektedir. Verilerin çok kaynaktan toplanmış olması, bağımlı değişken verilerinin Türk kültürüne özgü geliştirilen bir ölçek vasıtasıyla toplanmış olması, veri toplama sürecindeki zaman farkından dolayı ortak yöntem varyansının olumsuz etkilerini en aza indirmesi çalışmanın güçlü yanlarıyken; SES gruplandırmasının sadece eğitim değişkenine bağlı kaması ve verilerin intranet ortamında toplanmış olması da çalışmanın kısıtlarıdır.

AskeriKişilik özellikleriKültürel değerler+6
Çağdaş Akif Kahraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of abusive supervision on teacher turnover intention: the moderating role of psychological empowerment and creativity

Teacher turnover has emerged as a critical challenge faced by educational systems in developing countries, including Somalia. This study examines the influence of abusive supervision on teachers' turnover intention, with a particular focus on the moderating roles of psychological empowerment and creativity using a cross-sectional, correlational survey research design. A sample of 356 Somali teachers, working in private and government school recruited through convenience and snowball sampling, participated in the study. A quantitative analytical approach was employed, including correlation analysis, and moderation analysis to test the hypothesized model. The findings indicate a significant positive association between abusive supervision and turnover intention. Importantly, psychological empowerment did not buffer the impact of abusive supervision on turnover intention whereas creativity was identified as a significant moderator, suggesting that fostering teacher creativity and encouraging innovative instructional practices can buffer the detrimental effects of abusive leadership. These results have both theoretical and practical implications, highlighting the need to promote supportive leadership and to cultivate environments that enhance teacher creativity. Such interventions are vital for improving teacher retention and ensuring educational stability in fragile and resource-constrained contexts.

Hanan Mohamed Hassan Isse
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The mediating role of job crafting in the relationship between creativity self and career satisfaction: An empirical study

The Mediating Role of Job Crafting in the Relationship Between Creativity Self and Career Satisfaction: An Empirical Study In today's rapidly evolving organizations, employees are expected to demonstrate creativity and innovation in shaping their job roles. However, mere creativity may not lead to career satisfaction unless individuals actively work to modify their responsibilities, relationships, or outlook on their employment. This research examined whether job crafting could serve as a means for creative individuals to find greater meaning and fulfillment in their jobs. The study utilized a quantitative approach and adopted a cross-sectional design. Data were collected from professionals across various industries in Lagos, Nigeria. A structured questionnaire was used to assess three key areas: Self-creativity, job crafting, and career satisfaction. To provide data from a diverse range of employment kinds and industries, the sample was drawn using stratified random sampling. The study had a sample size of 300 participants. In the measurement of mediation effects, the analysis employed Hayes's PROCESS Macro Model 4, which yields an unbiased estimation of indirect relationships in the case of mediation. The results demonstrated that individuals with high creativity-self were considerably more likely to engage in job crafting behaviors. The findings also revealed that job crafting was a strong positive predictor of career satisfaction, highlighting its potential to facilitate meaningful and engaging professional lives. Importantly, the analysis confirmed that job crafting is one way creative self is converted into enhanced career satisfaction. This suggests that employees who view themselves as creative are likely to redefine their jobs so that it has meaning and satisfaction, aligning with their abilities and values. Several practice implications arise from these findings that organizations can take action on. By fostering adaptable role design, autonomy-supportive leadership, and formal training programs that cultivate creative confidence, employers can create an organizational culture where job crafting is encouraged. Investing in job crafting can therefore yield substantial benefits to individuals and their organizations. Keywords: Creativity-Self, Job Crafting, Career Satisfaction, Lagos, Nigeria.

Shukurat Adeola Abdulazeez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin rolü

Örgütlerin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde etmesinde insan kaynaklarının niteliği ve örgütün stratejik hedeflerine katkıda bulunacak şekilde yönetilmesi önemli bir yere sahiptir. Tükenmişliğin öğretmenler üzerindeki olumsuz sonuçlarına ilave olarak öğrencilerin akademik başarısını da düşürmesi eğitim kurumlarının buna karşı önlem almasını zorunlu kılmaktadır. Örgütsel destek kuramı, örgütün çalışanın katkısına verdiği değer ve iyi-oluşuna verdiği önemin derecesine göre çalışanın karşılık verdiğini savunmaktadır. Buna göre algılanan örgütsel desteğin örgütsel, davranışsal ve bireysel bağlamda olumlu sonuçlarının olması beklenmektedir. Algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisi pek çok araştırmaya konu olmakla birlikte Türkiye'de psikolojik sermayenin bu ilişkideki rolünün incelenmesi konusunda literatürde bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin rolünü incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı da öğretmenlerin demografik özelliklerine göre algılanan örgütsel destek, psikolojik sermaye ve tükenmişlik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konulmasıdır. Araştırma kapsamında Ankara ilinde öğrenim kurumlarında görev yapan 553 öğretmene anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Ankette tükenmişlik ölçeği, psikolojik sermaye ölçeği ve algılanan örgütsel destek ölçeği ile demografik değişkenler yer almıştır. Veriler üzerinde geçerlilik analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon analizi ve Hayes Process Macro yöntemi kullanılarak aracılık analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre gruplar arası farklar için t-testi ve ANOVA yapılmıştır. Çalışmada algılanan örgütsel destek ve psikolojik sermaye ile tükenmişlik arasında negatif, algılanan örgütsel destek ile psikolojik sermaye arasında ise pozitif ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Genel olarak öğretmenlerin algılanan örgütsel destek düzeylerinin orta, psikolojik sermaye düzeylerinin yüksek, tükenmişliklerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada algılanan örgütsel desteğin öğretmenlerin psikolojik sermayelerini pozitif yönde etkilediği, tükenmişliklerini ise negatif yönde etkilediği bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bir başka sonuç ise öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin tükenmişliklerini negatif yönde etkilediğinin bulunmasıdır. Araştırmada psikolojik sermayenin algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik arasındaki ilişkide aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerine göre araştırma değişkenlerinde gözlenen farklılıklara ilişkin literatüre katkı sağlayan bulgulara ulaşılmıştır.

Recep Karaca
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of overqualification on employee work outcomes

Overqualification is a dimension of underemployment that is defined as possessing more education, experience, and skills than the demands of present employment situation. Perceptions of possessing excessive qualification with respect to job requirements are associated with negative job attitudes in the overqualification literature due to feelings of relative deprivation experienced by employees. Relative deprivation theory (Crosby, 1976, 1984) suggests that when a person fails to meet the subjective standards that he/she feels entitled to, being deprived of these subjective standards result in frustration, which leads to poor job attitudes in the context of employment. Contemporary research on overqualification focus on identifying the conditions that inhibit the negative outcomes of overqualification (e.g., Erdogan & Bauer, 2009). In this study, we explore whether social exchange mechanisms in the work environment, namely leader-member exchange and organizational support, can moderate the negative relationship between overqualification and employee work attitudes, which are job satisfaction, affective organizational commitment, and turnover intentions. A series of regression analyses were performed on a sample that consists mostly of highly educated service sector employees in Turkey. Results confirm the negative effect of perceived overqualification on work attitudes while providing no support for the hypothesized moderation effects of leader-member exchange and perceived organizational support. The theoretical implications of results were discussed and their implications for practice and future research were presented.

UnderemploymentLeader-member exchangeWorkers+4
Onur Alten
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Strategic agility-enabled business model innovation: A multi-method study

Strategic agility (SA) enables adaptation in turbulent environments by accelerating business model renewal. However, despite its critical role as a dynamic capability, relatively little is known about the relationship between the set of capabilities underlying SA and business model innovation (BMI) for different BMI initiatives and contextual characteristics. Against this backdrop, this dissertation investigates 1-the capability combinations that enable business model innovation for different BMI initiatives, and 2-the implications of firm size, environmental turbulence, and structural embeddedness as contextual conditions for the SA-BMI relationship and BMI performance. The study adopts multiple methods to address these issues. In Study 1, a multiple-case study featuring four companies has been conducted to analyze the role of SA-related capabilities in the BMI process. By reflecting the temporal deployment of the SA-related capabilities along the phases of BMI at the case firms, the study sheds light on how organizations design and implement new business models by leveraging strategic agility. In Study 2, a fuzzy-set qualitative comparative analysis (fsQCA) has been conducted to explore the role of firm size, environmental turbulence, and structural embeddedness as contextual characteristics in the SA-BMI relationship and BMI performance in a sample of service firms. The contribution of this study is that it provides a comprehensive analysis of the organizational and contextual enablers of the effective pursuit of BMI through a multi-method study that takes the process dynamics and the alternative paths into consideration.

Strategic cyclingInnovationBusiness models
Alptegin Albayraktaroğlu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşe devamsızlık sorunu, nedenleri, sonuçları, çözüm önerileri ve bir uygulama

Personelin işe devamsızlığı çok ciddi bir disiplin sorunudur.Devamsızlık tanım olarak, personelin işteki başarısızlığını anlatan ve çalışma programlarında izlenen, personelin özürsüz işe gelmeme durumudur. Devamsızlık tek bir endüstri dalında veya belli bir alanda görülmez. Bu, hemen hemen her örgütü ilgilendiren bir sorundur. Bu sorunun kökeninde pek çok neden yatmaktadır ve bu nedenlerin çoğu düzeltilebilir. Bu çözümlerden en dikkate değer olanı davranışsal değişim programlarıyla personele pozitif destek yermektir. Cinsiyet, yaş, medeni durum, 0-6 yaştaki çocuk sayısı, iş tatmini, motivasyon, konut ve yerleşim, işteki çalışma süresi, gelir durumu ve çalışma koşulları gibi değişkenler devamsızlık üzerine etki eden etkenlerden bazılarıdır. Araştırmalar, iş tatmin düzeyi ile bazı iş davranışları arasında ilişki olduğunu saptamıştır. İş tatmini ile verimlilik arasında kesin bir ilişkiden söz edilememektedir. Öte yandan, iş tatmini ile işletme açısından yüksek maliyete yol açtığı için genelde istenmeyen işe devamsızlık ve personel devri arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Diğer bir anlatımla, işinden hoşnut olmayan bir personel daha çok işe devamsızlık ve işten ayrılma davranışları göstermektedir.

İş hayatıİşe devamsızlık
Birsen Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü

Örgüt içerisinde yaratılacak manevi algıyla; iş kaynaklı yaşanan depresyon, stres, iş yaşamını anlamsız bulma, karşılanamamış beklentiler ve tüm bu sorunlar sonucu olarak oluşacak tükenmişliğin çözülebileceği düşünülmektedir. Çalışmanın çıkış noktasını oluşturan bu düşünce ile çalışmanın ana amacı belirlenmiş olup, ilk üç bölümde teorik olarak; örgütsel maneviyat, tükenmişlik ve ruhsal liderlik konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışmanın da ana amacını oluşturan; örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolünü belirlemeye ilişkin araştırma gerçekleştirilmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda anket tekniğinden yararlanılarak, Batman il merkezinde yer alan Kamu Hastanelerinde çalışan sağlık çalışanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda elde edilen 505 geçerli veriyi analiz etmek üzere SPSS 22.0' dan ve AMOS 23.0'dan faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen veriler istatistikî analizler uygulanmadan önce, ön koşul olarak geçerlilik ve güvenirlilik analizine tabi tutulmuş, ardından verilere ilişkin tanımlayıcı istatistikler belirlenmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olduklarının belirlenmesinin ardından ise hipotezlerin test edilme sürecine geçilmiştir. Yapılan Pearson Korelasyon Analizi neticesinde; örgütsel maneviyat ile tükenmişlik arasında negatif yönlü ve güçlü düzeyde, örgütsel maneviyat ile ruhsal liderlik arasında pozitif yönlü güçlü düzeyde, tükenmişlik ile ruhsal liderlik arasında ise negatif yönlü ve orta şiddette istatiksel açıdan anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmada değişkenler arasındaki etki boyutunu belirlemek üzere ise yol analizi gerçekleştirilmiş olup, örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerinde yüksek düzeyde, negatif yönlü ve istatiksel açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerindeki etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü de ulaşılan analiz verileri ışığında desteklenmiştir. Son olarak ise örgütsel maneviyatın anlamlı iş boyutunun tükenmişliğin tüm alt boyutları üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisinin bulunduğu ve bu etkinin tükenmişliğin bir sonraki basamağına geçildikçe (tükenmişlik ilerledikçe) azaldığı da belirlenmiştir. Ulaşılan bu sonuçlara bağlı olarak araştırmamız amacına ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Maneviyat, Örgütsel Maneviyat, Tükenmişlik, Liderlik, Ruhsal Liderlik

Rabia Güdelci
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Performans değerleme sistemleri ve 360 derece performans değerleme sisteminin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma

Performans, bir işi yapan bireyin, bir grubun ya da bir teşebbüsün o işle amaçlanan hedefe yönelik olarak nereye varabildiğinin nicel (miktar) ve nitel (kalite) olarak anlatımıdır. Performans değerlendirme, önceden saptanmış standartlarla karşılaştırma ve ölçme yoluyla işgörenlerin görevdeki başarılarını, etkinlik ve verimliliğini, yeniliklere uyum yeteneğini, tutum ve davranışlarını değerleyen, işletmeye katkılarını belirleyen bir süreçtir.360 derece performans değerleme yöntemi; bir çalışanın davranışları ve bu davranışların etkileri hakkında o çalışanın üstlerinden, arkadaşlarından, parçası olduğu proje takımlarının diğer üyelerinden, müşterilerden veya tedarikçilerden bilgi toplandığı bir sistemdir.Bu çalışma, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı gıda ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerde çalışan yönetici ve çalışanların, performans değerleme yöntemlerinin önemi, uygulanma şekli, ideal bir performans değerleme yönteminin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği ile varsa uygulanan 360 derece performans değerleme yöntemlerinin uygulanışları hakkındaki görüş ve tecrübelerinden yararlanarak söz konusu sektörler için optimum bir performans değerleme yönteminin ana hatlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.Bu çalışma dört bölümden oluşmuştur:İlk bölümde performans kavramının tanımı, amacı ve faydaları ile performans değerleme süreci ayrıntılı olarak incelenmiştir.İkinci bölümde günümüzde halen kullanılmakta olan performans değerleme yöntemleri örnek uygulama ve değerleme formlarıyla anlatılmış, her yöntemin diğer yöntemlere göre avantaj ve dezavantajları üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde 360 Derece Performans Değerleme yöntemi tanımı ve süreci ayrıntılı olarak anlatılmış, bu çağdaş yöntemin uygulanmasındaki önemli noktalar ile yöntemin olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir.Dördüncü bölümde 360 derece performans değerlemenin uygulanabilirliği üzerine bir alan araştırması yapılmıştır.

PerformansPerformans değerlendirmePerformans ölçümleri
Kenan Yıldırım
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu sektöründe çalışanların iş tatmin düzeyi: Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve Nato Pol Tesisleri`nde bir uygulama

ivABSTRACTToday's companies give high importance to human resources in order tobe competitive. Customer satisfaction can be achieved by having the personnelwho have high job satisfaction level and who accepted organizational goals. Asin private sector, in public sector as well, job satisfaction level of personnel isan important factor in determining the guality of service.The aim of this study is to measure job satisfaction level and todetermine the reasons of dissatisfaction of those working in public sector. At thefirst part, the concept of job satisfaction, its importance, its developmentprocess considered. At the second part, the factors affecting the job satisfactionlevel are explained. At the third part, the relationships between job satisfactionand feelings, values and attitudes are explained.At the final part, an application has been done for measuring jobsatisfaction level of public workers. In this application study, survey andparticipant observation techniques were used. SPSS Analysis Programme wasused in order to measure survey reliability and to test hypothesis. In thisapplication study, job satisfaction levels and dissatisfaction reasons of thepersonel who are employed according to different employment status areinvestigated and compared.In conclusion, the statistical analysis showed that there are strikedifferences between different employment statuses in terms of job satisfactionlevel. In the public organization which is under consideration, the factors leadingto dissatisfaction are as follows in order: wage, leadership style andmanegement policies. Moreover, there is a strong relationship between jobsatisfaction and the factors including wage, promotion opportunity, jobcharacteristics, colleagues, working conditions, management policies, type andfrequency of control, communication opportunities, role structure, leadershipstyle, family structure and geographic area.

Arif Budak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ağ özellikleri bakış açısıyla sosyal sermaye ve bilgi yaratma ilişkisi: Akademisyenler üzerinde bir uygulama

Sosyal sermaye, örgütlerin rekabet etmeleri ve yeni üretim sistemlerine uyum sağlamaları için en temel ihtiyaç olan bilgi yaratma ve yenilik üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Yapısal, ilişkisel ve bilişsel sosyal sermaye boyutları, içerdiği kaynaklar sayesinde bilgiye ulaşmak, ulaşılan bilgiyi paylaşmak ve mevcut bilgilerle birleştirerek, yeni bilgiler yaratmak gibi temel bilgi yaratma faaliyetlerine güçlü bir zemin hazırlamaktadır. bu çalışmanın amacı sosyal sermaye ve bilgi yaratma arasındaki ilişkiyi sosyal ağ kuramlarıyla analiz etmektir. sosyal sermayenin yapısal boyutunda yer alan sosyal ağ özellikleriyle ve sosyal sermayenin ilişkisel boyutunda yer alan bireyler arası güven boyutlarının makale sayısı üzerindeki etkisi ölçülmüştür. Fen bilimlerinde farklı üniversitelerden kişilerle kurulan ilişkilerin, bir başka ifadeyle üniversite heterojenliğinin ve bağın gücünün bilgi yaratmayı olumlu etkilediği; fakat aynı etkinin sosyal bilimlerde sadece üniversite heterojenliğinde ortaya çıktığı görülmüştür. Fen bilimlerinde yetkinlik temelli güven; sosyal bilimlerde ise yardımseverlik güven bilgi yaratmayı olumsuz olarak etkilemektedir. Bu sonuçlara göre sosyal sermaye ve bilgi yaratma arasındaki ilişkinin çalışma alanının özelliklerine göre değiştiği gözlenmiştir. Ortak çalışma kültürünün yaygınlaşması ve sosyal etkileşimin bilgi yaratma faaliyetleriyle birleştirilmesi, sosyal sermayenin bilgi yaratma üzerindeki olumlu etkilerini daha da güçlendirebilecektir.

Aytül Ayşe Özdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilgi teknolojisi tabanlı kararlar ve grup karar destek sistemleri uygulaması

Bu tez çalışmasının amacı, grup karar destek sistemlerinin Türkiye'de ki işletmelerde ne derece uygulandığını ve grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenlerini teknoloji kabul modelinden yararlanılarak ortaya konulmaya çalışılmasıdır.Çalışmada teknoloji kabul modelinde yer alan, algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, kullanıma yönelik tutum, davranışa yönelik niyet ve gerçekleşen davranış faktörlerine örgüt kültürü faktörü ilave edilerek, Türkiye'de bulunan işletmelerin grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenlerini bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca, teknoloji kabul modelinden yararlanılarak, grup karar destek sistemlerini kullanmayan işletmelerin, grup karar destek sistemleri kullanma niyetlerini ölçmek ve grup karar destek sistemlerini kullanan ve kullanmayan işletmelerin grup karar destek sistemleri kullanımını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla iki model oluşturulmuştur. Teknoloji kabul modelindeki ilişkiler hipotezlendirilmiş ve bunları test etmek için Türkiye'de ki farklı sektörlerde grup karar destek sistemleri kullanan işletmelerden veriler elde edilerek regresyon yöntemiyle çeşitli analizler yapılmıştır. Oluşturulan iki modeldeki, ilişkilerde lojistik regresyon analiziyle ölçülmüştür.Çalışma üç bölümden ve bir sonuç ve öneriler bölümünden oluşmaktadır. Birinci bölümde, karar verme, değişik boyutlarıyla tanımlandıktan sonra, karar verme sürecinin aşamaları vurgulanmıştır. Ayrıca karar çeşitleri ve özellikleri, karar probleminin yapısına göre karar verme teknikleri ve karar veren organlar açısından karar türleri sınıflandırılmıştır. İkinci bölümde, Grup Karar Destek Sistemleri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, grup kararları ve grup sistemleri açıklanmış ve özellikleri belirlenmiştir. İkinci olarak, Grup Karar Destek Sistemlerinin amacı, tasarımı, türleri, üstünlükleri, sakıncaları, özellikleri ve araçları sıralanmıştır. Üçüncü bölümde, grup karar destek sistemlerinin Türkiye'de ki işletmelerde ne derece uygulandığı ve teknoloji kabul modelinden yararlanılarak grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmasıdır.

Bilgisayar destekliKarar destek sistemleriKarar verme+4
Didem Paşaoğlu Hamşıoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri nezaketsizliğinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmada işyeri nezaketsizliği ile işten ayrılma niyeti kavramları üzerinde durularak işyeri nezaketsizliğinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi hem yöneticiler hem de iş arkadaşları olmak üzere iki açıdan belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada işyeri nezaketsizliği ve alt boyutlarının (düşmanca davranış, özel yaşama müdahale, dışlayıcı davranış ve dedikodu) işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya ili merkez ve ilçelerinde bulunan seramik ve porselen imalatı sektöründe çalışan 293 kişiyi kapsamaktadır. Araştırmada verileri toplamak üzere anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Açımlayıcı Faktör analizi, Güvenilirlik Testi, Regresyon ve Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda işyeri nezaketsizliğinin hem yöneticiler hem de iş arkadaşları olmak üzere her iki açıdan da işten ayrılma niyetini artırdığı ortaya çıkmıştır. Yöneticilerin çalışanlara karşı düşmanca davranışlar sergilemesi ve çalışanlar hakkında dedikodu yapmaları bu çalışanların işten ayrılma niyetini artırdığı, aynı zamanda çalışanların iş arkadaşlarının bu çalışanlar hakkında dedikodu yapması da bu kişilerin işten ayrılma niyetini artırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Arkadaşları Nezaketsizliği, İşten Ayrılma Niyeti, İşyeri Nezaketsizliği, Nezaketsizlik, Yönetici Nezaketsizliği

NezaketYöneticilerİş arkadaşları+2
Akram Rasulzada
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The influence of leader power and conflict handling styles on employee outcomes: A study on information technology professionals in turkey

The purpose of this study is to investigate the impact of leaders' power bases and styles of handling conflict with subordinates on employee outcomes. For this purpose, a research on information technology (IT) professionals in Turkey is conducted. As to employee outcomes, behavioral and attitudinal compliance, organization citizenship behavior, and intention to quit are covered. Maximizing leaders' influence and how to handle conflict are crucial issues for organizations. In addition, IT employees work in a highly demanding work environment. In such an environment, the listed employee outcomes are critically important. A convenience sampling was used, and 353 Turkish IT professionals participated in the survey. The outcomes show that leaders' cooperative and dominating conflict management styles (CMS), 'expert and referent power', and legitimate power positively influence subordinates? behavioral compliance. In addition, 'expert and referent power' and legitimate power positively influence attitudinal compliance while avoiding and dominating CMS negatively affect attitudinal compliance. The findings also indicate that cooperative CMS and legitimate power positively influence helping organizational citizenship behavior (OCB). Cooperative and dominating CMS and legitimate power positively affect civic virtue OCB. Dominating CMS and legitimate power negatively influence sportsmanship OCB. The outcomes also show that 'expert and referent power', and reward power negatively affect intention to quit. The findings can be beneficial for organizational leaders and human resource practitioners in understanding the influence of leaders' bases of power, and styles of handling conflict on IT professionals' listed employee outcomes. The results may also be useful for organizations in increasing leadership effectiveness.

Perceived powerInformation technologyLeaders+6
Tuna Cenkci
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

The impact of organizational learning on corporate environmentalism with the moderating effect of industry type

While numerous previous research studies focused on topics on organizational learning and corporate sustainability as separate areas of interest, there is a lack of literature investigating the intersection of those two subjects so far especially in Turkish context. This research study is concerned with the question of how organizations can benefit from organizational learning in their efforts toward sustainable development. More precisely, how organizational learning can help increase environmental awareness of managers and other organizational members in organizations, and what kind of organizational learning mechanisms can facilitate organizations' efforts to shift into more proactive environmental strategies? This study investigates the relationships between organizational learning (OL) and corporate environmentalism (CE) from the perspective of organizational members in business companies in Turkish context. The concept of organizational member covers members of the management at all levels as well as employees and professionals working for the company. OL dimensions are identified as learning stocks and learning flows as proposed by Crossan & Hulland (1997), and CE dimensions are environmental orientation and environmental strategy focus as theorized by Banerjee (1995). This study also investigates the moderation effect of industry type on the relationship between OL and CE in Turkish business context. The research data was gathered by an online survey system. Since the research was conducted in Turkey, the original instruments in English were translated into Turkish. Data were collected from professional organizational members who are actively working in private companies, and who can evaluate their companies' organizational learning and corporate environmentalism practices based on their perceptions. A confirmatory analysis technique was used to evaluate the validity and reliability of the instruments translated into Turkish. Structural equation modeling (SEM) was utilized to analyze the degree of correlation between learning stocks and flows and the dimensions of corporate environmentalism in organizations. SPSS 18.0 and Amos 21.0 were used as statistical tools. This study found that learning stocks and learning flows both had a positive impact on environmental orientation in Turkish corporate setting. However, neither of the organizational learning dimensions, i.e. learning stocks and learning flows, was found to have a significant relationship with environmental strategy focus. But, this study found a significant positive relationship between environmental orientation and environmental strategy focus. Findings of the study also indicated that a positive relationship between learning flows and learning stocks in Turkish context. Another finding of the study was that length of work experience has a significant positive relationship with learning flows. Finally, this study also aimed at testing whether the relationships that were hypothesized in the SEM model are moderated by the industry type -high or moderate environmental impact sector (Banerjee et al., 2003). However, the final results, obtained with the use of structural equation modeling, indicated that no relationship was moderated by industry type in the Turkish context. Based on these results, the study concludes that organizational learning is crucial in raising the environmental awareness of organizational participants and degree of consciousness of companies toward environmental stakeholders in organizations. Furthermore, organizational learning is necessary to motivate companies to follow proactive environmental strategies in Turkish context. The shift into proactive environmental strategy focus requires companies to revise or renew their design processes, products, information and communication systems, and strategies. Since this endeavor requires creative ideas and solutions rather than existing and ready-made ones, management should focus on learning activities that improve their organizational participants' mental models towards sustainability issues, and emphasize shared learning to allow organization members to see the link between environmental issues and their company operations.

Strategic managementEnvironmentalismEnvironmental impact+2
Cahit Köse
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessEN

Corporate governance: The effects of board characteristics, information technology maturity and transparency on company performance

Corporate boards worldwide have attracted a great deal of attention in the past decade because of corporate failures and concerns about the performance of corporations and the way they are governed. Therefore, there have been significant changes in the regulations, and relationships between management, boards, and shareholders.The corporate governance literature in emerging countries is limited. Turkey, as an emerging market, has attracted increasing numbers of foreign investors in the last ten years. The level and quality of corporate governance and company performance are among the most important criteria for investors on the Istanbul Stock Exchange (ISE). Board structure and transparency are among the main building blocks of the corporate governance mechanism.This study is an attempt to develop a conceptual model of relationships based on the dimensions of board characteristics, transparency, information technology, and company performance. It is also an empirical analysis of the corporate governance dimensions of high and low-performing companies. The empirical phase of the research is based on the data gathered from the ISE companies.The study also empirically examines the moderating effects of transparency and information technology on board structure and company performance. It aims to analyse corporate governance, information technology and company performance relationships in ISE companies in Turkey. This study also investigates the role of information technology and transparency to explain the relationship between board structure and company performance. As part of the study, the correlation between information technology and transparency is also investigated.Finally, the study investigates the relationship between board structure (CEO/Chairman duality, board size and outsider director ratio) and transparency.

Governance
Sinan Düztaş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

The impact of high performance human resources management on perceived organizational performance: Human resources flexibility as a moderator

Human resources is one of the most critical components of strategic success in companies. Competitive success of organizations through people needs changing the way of organizing and leading people. An increasing number of firms changed their organization of work towards innovative, flexible, and high performance organizations. Scholars define high performance work practices as a set of distinct but interrelated HR practices that, taken together, select, develop, retain, and motivate a workforce.This dissertation focuses on the implications of selected high performance HR practices on perceived organizational performance in the Turkish industry. Limited research attention has been placed on the workforce attributes that moderate the relationship between high performance work systems and organizational performance. This study analyzes human resources flexibility as a moderator between high performance HR practices and perceived organizational performance.HR flexibility is defined as a multidimensional concept. This empirical research classifies human resources flexibility in three dimensions: HR skill flexibility, HR behavior flexibility, and HR relational flexibility. It will give a new perspective to flexibility, and will provide an overview of flexibility of employees in the Turkish industry.We propose a new research model in this study in order to emphasize the relationships between high performance HR management practices and organizational outcomes, and the impact of HR flexibility as a moderator on this relationship. High performance work practices are grouped in high performance HR configurations as skill development configuration, incentive configuration, and collaborative configuration.The proposed model is developed by using the AMO (ability-motivation-opportunity) model, concentrating on employees? knowledge, skills, and abilities (KSA) of employees, developing the moderator role according to the resource based view (RBV). The AMO theory underlines employees? skills, motivations and opportunities to participate. For the measurement of the research questions and hypothesized relationships a carefully designed questionnaire is used.The questionnaire named as ?Impact of High Performance Management on Organizational Performance? is applied to Employers of Manufacturing and Service Sector, which are members of TİSK (Turkish Confederation of Employers? Associations), including members of MESS (Turkish Employers? Association of Metal Industries).This empirical study extends the emerging empirical studies on firm level impact of high performance HR practices on organizational performance in the Turkish industry, and view HR flexibility as a moderator. The statistical results of the research, which is applied to white-collar employees in the Turkish industry, should be treated as preliminary. This study provides a foundation for including HR flexibility as a moderator.Keywords: High Performance HR Practices, HR Configurations, HR Flexibility, Organizational Performance

FlexibilityPerformance managementOrganizational performance+2
Dilek Kurt
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Perceived power of matrix managers and its effects on project success in IT departments of Turkish banks utilizing matrix structure

Matrix organization represents one of several alternatives for dealing with the requirements for information processing (Galbraith, 1973). It is any organization that employs a multiple command system (Davis, Lawrence, 1977). Power, on the other hand, is the potential for influence that is based on one person?s ability and willingness to sanction another person by manipulating rewards and punishments important to that person (Emerson, 1962; Hersey, Blanchard, Johnson, 1996). The objective of this research is to examine the relation between project success and power of matrix managers (functional and project managers) as perceived by project members in information technology departments of Turkish banks operating under matrix structure. All projects completed in year 2007 and 2008 within those banks have been defined as the sampling frame. In order to measure the perceived power of functional and project manager, Rahim?s (1988) Rahim Leader Power Inventory (RLPI) has been used as the instrument. RLPI survey contained a total of 29 questions measuring the five power bases (coercive, reward, legitimate, expert, and referent) as defined by French and Raven (1959). In order to measure the project success as perceived by project members, the project success questionnaire of Dvir and Shenhar (2002) has been used as the instrument. Project success questionnaire contained 9 questions for the following three dimensions: project efficiency, the impact on customer, and business success. The research showed that among five power bases, there is a relationship between legitimate power of functional managers and project success. The research also found that there is a relation between referent power of project managers and project success. Significance of certain project member demographics like percentage of work time allocated to project, total work experience, work experience in the firm, age, and gender have also been investigated.Keywords: Matrix Organizations, Project Success, Social Power, Power Perception, Project Management.

BanksInformation technologyPower+7
Ozan Acar
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

Determinants of organizational commitment: The case of information technology department employees in banks operating in Turkey

The focus of this study is organizational commitment and it inquires mainly about the determinants of organizational commitment. Intrinsic and extrinsic motivational factors are surveyed for this purpose. The scope of the work covers IT employees in Turkish banking sector.A set of hypotheses are constructed to examine the relationship between motivation types and organizational commitment as well as to determine the levels of organizational commitment dimensions in different bank groups.The study found that IT employees in Turkish banking sector are more motivated by intrinsic factors than extrinsic factors. A significant positive relationship between both motivation types and organizational commitment was also found. In addition, affective commitment was found to be highest in participation banks while public banks had the highest level of continuance commitment in their employees. The study did not find significant difference between bank groups in terms of normative commitment. Of the demographic characteristics, organizational tenure and marital status were found significant to affect organizational commitment.On the other hand, the level of organizational commitment was observed as mediocre. This means that IT workers in Turkish banking sector are neutral to their organizations. The level of intrinsic motivation was relatively higher. However, extrinsic motivation turned out to be below average.

BanksCommitmentInformation processing center+4
Orkun Deniz
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

A foresight study on university youth images of future & technology acceptance: The case of nanotechnology in food industry

The study examines the existing literature for the technology acceptance process in all areas, analyzes the shortcomings of the previous research, determines some of the success factors and integrates them with the existing literature for technology acceptance in the food domain. Moreover, this study enlightens the concepts of social trust, affect, benefit, risk and their effects on the willingness to buy decisions of the nanotechnological applications in the food sector.The findings suggested that gender and degree of expertise on nanotechnology do not have significant effect on social trust, affect, benefit, risk and their effects on the willingness to buy. The results of the repeated measurement analysis of variance illustrated that the respondents have same level of affect and benefit as far as the four nanotechnological applications which are nanotechnology used bread, tomatoes, juice and food packaging, are concerned. However, the application for tomatoes has been viewed as the most risky application. The group differences according to main sector of activity has suggested us that, affect evoked in food packaging has been viewed significantly different. The respondents grouped according to the self reported nanotechnology expertise also differed in their views for trust in food industry firms. The path analysis of the research model has explained the willingness to buy decisions of the Turkish youth and young adults of nanotechnological applications in food domain with a fair level of explained variance (R2 = 0.50). The comparisons of the research models results with the Swiss study also help us to distinguish the cultural and the institutional differences, that has to be taken into consideration in presentation of products with emerging technologies to the market.The present study also explored the expected development of nanotechnology through the scenarios that have illuminated the future expectations and thoughts. In this respect, the context of 2009 and 2029 have been explained with some parameters determined by the previous studies in the literature. The possible development paths of nanotechnology has been identified using this information. The results showed that; all of the different contexts determined by the cluster analysis, converged to a final setting. This era can be characterized as;high development potential, neutral public awareness, almost evenly distributed consumer?s demand with the lead of environmentally friendly products, more laws and regulations, high profit potential and public investments and a medium risk assessment by the public as far as the nanotechnology and its various applications are concerned.

FutureFuture expectationsFuture fictions+9
Fatih Karaca
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kent stratejileri ve bir uygulama: Yenice kenti

ÖZET Ülkemizde ve dünyada yaşanan hızlı kentleşme, sürekli toplumsal ve teknolojik değişim ve gelişim, merkeziyetçi yapıdan uzaklaşma ve yerel yönetimlerin önem kazanması, demokratikleşme ve insan baklan konusundaki gelişmeler, küreselleşme, çevre bilinci, hizmetlerin halka yönelik olması, yaşam kalitesini arttırma çabaları, kent ve kentleşme konusunda yeni anlayış ve arayışlara yol açmıştır. Kenti ekonomik bir birim kabul edip, kentte stratejik yönetim yaklaşımını geliştirmek bunlardan biridir. Strateji, işletmenin amaç ve hedeflerinin belirlenmesi, işletmeyle çevresi arasındaki ilişkilerin analiz edilerek, bu amaçların gerçekleşmesi için gerekli etkinliklerin yeniden düzenlenmesi ve gereksinim duyulan kaynakların uzun dönemde etkin olacak biçimde dağıtılmasıdır. Stratejik yönetim, stratejilerin planlanması için gerekli araştırma, inceleme, değerlendirme ve seçim çabalarım; planlanan bu stratejilerin uygulanabilmesi için işletme içi her türlü önlemin alınarak yürürlüğe konulmasını; daha sonra yapılan çalışmaların kontrol edilerek değerlendirilmesi ile ilgili etkinlikler kapsar. Kentlerde stratejik yönetim sürecinin uygulanması; gelecekte belirli bir süre için hizmet önceliklerini belirlemek, bu gereksinmeleri karşılayacak olan kaynaklan tahmin etmek, bu kaynakların nasıl etkin kullanılabileceğini saptamak, gündelik hizmetlerin en az maliyetle ve en fazla etkinlikle yerine getirilmesine yönelik stratejilerin uzun dönemli stratejilerle tutarlılığını sağlamayı içerir.

KentleşmePlanlamaStrateji+3
Ekrem Demirarslan
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Toyota üretim sisteminin gerçeklerihttp://172.16.2.176:8102/UlusalTezMerkezi/YonetimPaneli/tezDetay.jsp?sira=38

ÖZET Günümüzün koşullarına en uygun üretim şekli Toyota üretim sistemidir. Talebin tutarsızlığına, esnek üretim hattı ile en ekonomik şekilde cevap verebilir. Geniş yelpazedeki müşteri isteklerini karşılayabilir. Dolayısıyla üretilebilen mamul çeşidi fazladır. Durgun ekonomik koşullarda firmanın kârlılığında azalma görülmemektedir. Bununla beraber her alanda israfın önlenmesi hedeflendiği için, kayıplar azalmakta ve maliyetler aşağı düşmektedir. Böylece daha düşük bir maliyetle üretip, uygun fiyat belirleyerek, kaliteli ürünleri pazara sunmak mümkündür. Toyota üretim sisteminin bir diğer özelliği ise; siparişlere dayanarak gereken zamanda, gereken miktarda ve istenen kalitede üreten bir sistem olmasıdır. Gereksiz olan ve katma değer üretmeyen bütün işler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca yalın üretimde sıfır stokla çalışmak hedeflenmiştir. Ürünün oluşturulmasmdaki her aşamada ve bitmiş ürünlerde stoklaşmaya izin verilmemektedir. Kalite çemberleri ve kaizen ile sürekli geüşme sağlanmaktadır. Bu amaçla bütün çalışanların fikirlerinden yararlamlmaktadır. Organizasyonun düzleştirilmesiyle bütün çalışanların etkinliği ve motivasyonu arttırılmaktadır. Ayrıca çalışanlara bir takım sosyal hizmetler sağlanmaktadır, insana gereken değer verilmektedir. Toyota üretim sistemi iş verenin, emekçinin, yan sanayiinin ve tüketicinin kazanmasını sağlamaktadır. Sosyal çevreye duyarlılığının yanında biyolojik çevrenin de korunmasında etkilidir. Toyota üretim sistemine verdiğimiz öneme dayanarak; Çanakkale'de konumlanmış bazı işletmelerin bu konudaki duyarlılığı araştırılmış ve ne yazık ki yeterli bilgi birikimine sahip olmadıkları gözlenmiştir.

Otomotiv sektörüToyotaÜretim
Müşerref Küçükçakıroğlu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okul öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik duygusu ve iş tatminleri arasındaki ilişki: Ankara ili örneği

Özel eğitim öğretmenliği özel bilgi ve beceri gerektiren bir alandır. Yapılan işin merkezinde engelli bireyler ve ailelerinin beklentileri olduğundan öğretmenlerin sorumluluğu daha fazla artmakta ve bu durum da öğretmenlerde aşırı stres yaratmaktadır. Bu nedenle farklı eğitim ortamlarında, değişik özür gruplarıyla çalışan öğretmenlerin tükenmişlik duyguları ile iş tatminleri arasındaki ilişkinin incelenmesinin önemli olduğu düşünülmüştür. Gelişim ve özellikleri bakımından akranlarından belirgin bir şekilde ayrılan çocukların eğitim ve öğretimini kapsayan tüm çalışmalar özel eğitim olarak tanımlanabilir. Tükenmişlik kısaca bireyin mesleğinde yaşadığı streslere verdiği içsel bir tepkidir. İş tatmini ise bireyin mevcut iş yaşantısından aldığı haz olarak nitelendirilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde Türk eğitim sistemi içinde özel eğitimin yeri ele alınmış, tarihçesi, ilkeleri ve amaçları anlatılmış, özel eğitim öğretmenliği ve okulları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde önce tükenmişlik kavramı üzerinde durulmuş, tükenmişlik modelleri, nedenleri, belirti ve sonuçları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Aynı bölümde iş tatmini kavramı da ele alınmış, iş tatmini kuramları üzerinde durulmuş ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Ankara ilindeki 92 özel eğitim okulunda görev yapmakta olan 582 öğretmen üzerinde bir uygulamaya yer verilmiştir. Araştırma bulgularında özel eğitim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinde yaş, okul türü, istihdam vb. durumlarına göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. İş tatmini düzeyinin ise yaş, istihdam durumu, çalışma yılı ve okul türü faktörlerine bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda tükenmişlik düzeyi ile iş tatmini düzeyi arasında bulunan ilişki saptanmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, İş Tatmini, İş Doyumu, Özel Eğitim

TükenmişlikTükenmişlik duygusuÖzel eğitim+4
Sinan Tunçbilek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The antecedents of career decidedness among students majoring in aviation: The role of career stresss and career futures

The present study intends exploring both the mediator effect of career futures and the moderator effect of career stress on the relationship with career decision making self-efficacy and career decidedness. 233 (54.3%) women and 196 (45.7%) men across six different aviation-majoring departments of universities throughout Türkiye constitutes the total sample of this study. The data was gathered via administering the Demographic Variables Form, the Career Decision Making Self-Efficacy Scale-Short Form, the Career Futures Inventory, and the Career Decidedness Scale. The respondents declared that they were registered to the following departments: 85 (Aviation Management), 17 (Pilot Training), 88 (Civil Aviation Transportation Management), 117 (Civil Aviation Cabin Services), 90 (Aircraft Maintenance and Repair), 29 (Aircraft Technology), 3 (Flight Dispatch Management). The path analysis method provided the best statistics for the goodness fit of the model. The study findings revealed that while career optimism highly mediated the relationship between goal selection, problem solving, self-appraisal, job information, planning, and career decidedness, employment pressure highly and negatively moderated this relationship. In other words, individuals' optimistic expectations about their future career have a positive impact on their self-efficacy and determinacy about career development. However, the degree of employment pressure under which individuals go through has a negative impact on their degree of decidedness regarding future career plans.

AviationAviation trainingCareer+4
Perihan Aykut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The complementary effect of network capability and learning orientation on firm performance: Evidence from SMEs in Ankara

It is widely accepted that strong network capability (hereinafter NC) and learning orientation (hereinafter LO) directly enhance small and medium-sized enterprises' (SMEs) performance. Yet, relatively less attention has been paid to the study of the complementary effects of internal and external capabilities on innovation and firm performance, especially in small business management literature. Drawing on the dynamic capabilities theory, this study investigates the complementary effect of NC and LO on firm performance of small and medium-sized enterprises (SMEs). In this respect, this study examines how product and process innovation capability mediates the relationship between the complementary effect of NC and LO on SME performance. The hypotheses based on the proposed research model was tested on 309 high-technology manufacturing SMEs located in Ankara, Türkiye. The collected data were analyzed by using SPSS and Hayes' PROCESS macro. The empirical results revealed that NC and LO jointly influence product innovation capability. The results further suggested that process innovation capability performs a mediating role in the complementary effect of NC and LO on firm performance, but no support was found for the mediating role of product innovation capability. This study contributes to the literature by providing a comprehensive analysis of the relationships between NC, LO, innovation capabilities, and SME performance in an emergent economy. The managerial implications of our findings are discussed and directions for future research are offered.

Pelin Karaca Kalkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of personality and organizational climate on group dynamics: A research in the service sector

Considering that the human is a social being, exists, and lives in a group is an indispensable fact in real life, and rapid changes and increasing competition in the internal and external environment, we see that organizations prioritize group success rather than individual success. Ensuring the effectiveness of groups and analyzing group dynamics correctly has become a necessity for organizations to be successful and to ensure business continuity. This study aims to reveal how the therapeutic effects of group dynamics are affected by organizational climate and personality types. These therapeutic effects were used to assess the limitations and strengths of groups by experts (Yalom I. D., 1995). These factors had been studied commonly in the context of group therapy studies in the field of clinical psychology (Yalom I. D., 2018). By adopting this study to the field of organizational behavior, we will be able to see the interaction of personality types and the psychological climate of the organization with these factors. It is expected that this study will serve as a guide for organizations in providing effectiveness, continuity, and efficiency. As part of the research the therapeutic factors scale (group dynamics inventory) (Phan, 2004), was introduced into the Turkish context and the necessary validity analyses were carried out. The study was conducted with a sample of service sector employees working as a group (team) in Ankara. The research results indicate that group dynamics had a positive and significant link with personality types and organizational climate. As a result, a positive relation was discovered between extraversion, agreeableness, and stability, which are personality traits of the Big Five Model (Costa, 1992), and altruism, which is a group dynamics inventory sub-dimension. When the link between organizational environment and group dynamics was explored, a positive and substantial association was discovered. As a result of the analysis, a positive relationship was found between reward, standards, and structure, which are sub-dimensions of organizational climate, and altruism and cohesiveness, which are sub-dimension of group dynamics.

Naringul Mammadova
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Katılımcı liderlik anlayışının stres yönetimine etkisi

Günümüzün yaşam koşullarında stresin kaçınılmaz oluşu, stresle etkin olarak mücadele etmeyi bir zorunluluk haline getirmiş ve insanları stresle başa çıkma yolları arayışı içerisine yöneltmiştir.Tıpkı günlük yaşamda olduğu gibi işletmelerdeki çalışma ortamları da stres faktörlerini yoğun olarak bünyesinde barındıran ortamlar olarak karşımıza çıkmakta ve bu nedenle, işletmenin liderleri ya da yöneticileri; çalışanların sağlığını, verimliliğini ve dolayısıyla işletmenin yaşamını olumsuz yönde etkileyen bu durumdan kurtulabilmek amacıyla stres yönetimi etkinliği altında, çalışanlar üzerindeki olumsuz stresi azaltma ya da önleme yöntemleri geliştirme ve uygulama çabası içerisine girmektedirler. Söz konusu çabaların başarıya ulaşması işletmenin yönetim yapısının karakteristik özelliği vb. gibi çok sayıda etkene bağlıdır.Bu çalışmada stres yönetiminin başarısını etkileyen faktörlerden katılımcı liderliğin etkileri ortaya konmuş, yapılan araştırmadan elde edilen bulgular yorumlanarak sunulmuştur. Bu çerçevede ilk olarak katılımcı liderlik ve stres yönetimiyle ilintili kavramlar incelenerek aralarındaki ilişkiler tespit edilmiştir. Daha sonra bu iki kavram arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır.Araştırma bulgularında, katılımcı liderlik anlayışının örgütsel stresi azaltan bir etken olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yapılan araştırmada işletmede katılımcı liderlik uygulamalarına ilişkin aksaklıklar belirtilmiş ve etkin bir stres yönetimi için, liderlerin çalışanları için neleri yapmaları gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak stres çözümünde, katılımcı liderlik anlayışının yaşamsal bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.

KatılımLiderlikStres+1
Ali Özbek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş ab ülkelerinin polis teşkilatlarının yapı ve işleyişleri bağlamında Türk polis teşkilatının yeniden yapılanması

Dünyada ve ülkemizde hemen her alanda değişim yaşanmaktadır. Toplumların ekonomik ve eğitim seviyelerinin yükselmesiyle birlikte değişim beklentileri de artmaktadır. Günümüzün yükselen değerleri; sivilleşme, demokratikleşme ve yerelleşme kavramlarıdır. Bu kavramlar çerçevesinde yeniden yapılanmanın gerçekleştirilmesi çağın yakalanmasının gereğidir. Yönetime halkın daha fazla katılımının sağlanması sivilleşmeyi sağlamaktadır. Birey haklarının korunması demokratik toplumlar içerisinde gerçekleşmektedir. Merkezi yönetim yerelde yaşanan sorunlara yerinde çözümler bulamamaktadır. Yerelleşme yönetilenlerin yönetime daha etkin katılımı anlamına gelmektedir.Ülkemiz AB aday ülke sürecini yaşamaktadır. Bu süreçte AB standartlarının yakalanması için tüm kurumlarda yeniden yapılanma kaçınılmaz görünmektedir. Kurumların personel, yapı ve işleyişleri gibi pek çok konuda değişikliğe gitmek gerekmektedir.Dünyada yaşanan değişim ve AB süreci çerçevesinde, yeniden yapılanmanın gerekliliğinden hareketle çalışmamızın amacı; Türk Emniyet Teşkilatı'nın yapı ve işleyişinin yeniden yapılandırılmasında Belçika, Danimarka ve İngiltere Polis teşkilatları örnek alınarak önerilerde bulunulmaktır. Sunulan önerilerle, bu alanda gerçekleştirilecek olan uygulamalara ışık tutulması hedeflenmektedir.Bu kapsamda; birinci bölümde yeniden yapılanma, değişim mühendisliği ve reformun teorik temelleri irdelenerek örgüt açısından önemi bu olgular çerçevesinde açıklanmıştır. İkinci bölümde incelenen seçilmiş AB ülkelerinin polis teşkilat yapı ve işleyişlerinden yararlanılarak üçüncü bölümde, Türk Emniyet Teşkilatının yeniden yapılanma ihtiyacı ve yeniden yapılanmaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Yasin Göktepe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde saldırgan davranışlar: Nitel bir araştırma

Örgütsel psikoloji bağlamında saldırgan davranışlar, günümüz iş dünyasının önemli sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler, değişimler ve küreselleşmenin etkisiyle artan rekabet ve düşük maliyetli üretim anlayışı çalışanlar arasında adaletsizlik hissini ve şiddet eğilimini artırmıştır. Bu durum saldırgan davranışlar veya antisosyal davranışlar yelpazesi arasında yer alan mobbing, cinsel taciz, sabotaj, dedikodu ve çalışan hırsızlığı gibi davranışların sıklığının ve algılanma düzeyinin dünya genelinde artmasına neden olmuştur. Örgütler, bu hızlı gelişim ve değişim içerisinde işletme sinerjisini, enerjisini ve performansını azaltan saldırgan davranış tehlikesiyle karşı karşıyadır.İşyerlerinde saldırganlık, henüz yeni bir çalışma alanı olup, Türkiye'de fazla kullanılan ve üzerinde durulan bir kavram değildir. Saldırgan davranışların çalışanlara, örgütlere ve dolayısıyla da topluma değişik açılardan zararlı etkileri bulunmaktadır. Çalışmamın amacı; saldırgan davranış türlerini anlatmak ve bu saldırgan davranışların nedenlerini ortaya koyarak, bu konuda ileride yapılacak çalışmalar için literatüre katkı sağlamaktır.Çalışmada ele alınan saldırgan davranış türleri; cinsel taciz, mobbing, sabotaj, dedikodu ve çalışan hırsızlığı, işyerlerinde en sık karşılaşılan saldırgan davranış türleridir. Literatür araştırması sonucunda bu saldırgan davranış türlerinin en yaygın nedenleri olarak; örgütsel çatışma, örgütsel stres, engellenme, duygusal zeka eksikliği ve örgütsel adaletsizlik karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada da saldırgan davranışların nedeni olarak bu kavramlar ele alınmıştır.Saldırgan davranışların türlerini bilmek ve nedenlerini öğrenmek, bu tür saldırgan davranışlar nedeni ile zarara uğrayan örgütlere, yöneticilere ve de çalışanlara önemli katkılar sağlayacaktır. Bu amaçla çalışma içerisinde saldırgan davranışların yönetilmesi ile ilgili konular üzerinde de durulmuştur.

DedikoduHırsızlıkSaldırganlık+2
Emine Başak Yücel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Faktör puan yöntemi iş değerlemesinin mavi yakalılarca algılanması, tutum ve davranışları üzerine etkileri: Bozüyük Eti Gıda Sanayi ve Ticaret a.Ş'de bir uygulama.

İşletmeler, faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilmeleri için çalışanları üzerinde değişik yönetim teknikleri uygularlar. Bir çok işletme, en önemli girdi kaynağı olan işgücünü, yaptıkları iş bakımından değerleyip, ?insana göre iş? değil, ?işe göre insan? istihdam ederek verimli ve kârlı bir üretim yapmak veya hizmet sunmak amacıyla işletmede yapılacak işlerin bilimsel anlamda değerlemesini yaparlar.Faktör Puan Yöntemi İş Değerlemesi, işler üzerine kurulmuş bir sistem olup, işi yapanı değil, işin kendisini değerlendirir. Sistemde işler gruplandırılarak puanlandırılır ve listelenir. Değerleme sonucunda bir ? toplam puan? değeri oluşur. Bir işin toplam puan değeri ne derece yüksek ise, o işi yapacak olan çalışanın o derecede nitelik veya sorumluğa sahip olması gerektiği anlaşılır.Bu çalışmanın birinci bölümünde, İş Değerleme Sistemi hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümünde, İş Değerleme Yöntemleri, İşlerin Değerlenmesi ve İş Değerlemesinin Öneminden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde ise, Bozüyük Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de, Faktör Puan Yöntemi İş Değerlemesi ile mavi yakalı çalışanların yaptığı işlerin, 4 ana kritere bağlı 14 faktör yardımı ile iş değerleme uygulaması incelenmiş, bu uygulamanın mavi yakalı çalışanların tutum ve davranışları üzerine etkilerini araştırmaya yönelik, işletmede çalışan 100 mavi yakalı işgören üzerinde 30 sorudan oluşan anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilerin SPSS uygulamasına tabi tutulması sonucunda, iş değerleme uygulamasının, Bozüyük Eti Gıda işletmesinde çalışan 100 mavi yakalı işgörenin; İş Tatmini algılamaları olumlu yönde etkilediği, Eşit Davranma ve Eşit İşe Eşit Ücret, Güdüleme ve Kariyer algılamalarını ise olumlu yönde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eşit Davranma ve Eşit İşe Eşit Ücret, Faktör Puan Yöntemi, Güdüleme, İş Değerleme, İş Tatmini, Kariyer.

Cevdet Candan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Support, job characteristics, and work engagement: The mediating role of employee resilience

Support, Job Characteristics, and Work Engagement: The Mediating Role of Employee Resilience The purpose of this study is to examine the relationship between support (i.e., supervisor support and co-worker support), job characteristics (job autonomy, job complexity, and skill variety), and work engagement. In addition, the mediating role of employee resilience among the stated variables was investigated. Data was collected from 400 employees working in various organizations in the private sector in Uganda. However, after sorting through the collected questionnaires, 324 were used for the data analysis. Structural equation modelling and bootstrapping procedures were used to test the hypothesized relationships. The findings revealed that social support, i.e., supervisor support and coworker support are significantly and positively related to work engagement. Also, a positive and significant connection between job characteristics, i.e., "job autonomy, job complexity, skill variety", and work engagement, was established. Further, the results also showed that supervisor support, job autonomy, job complexity, and skill variety have a positive and significant connection with employee resilience. However, the findings show that coworker support has a positive but non-significant impact on employee resilience. Moreover, the findings also indicate that employee resilience has a significant and positive direct impact on work engagement. The study also revealed that supervisor support, job autonomy, job complexity, and skill variety were found to foster work engagement through employee resilience. Yet, co-worker support was found not to have an indirect impact on work engagement through employee resilience. Since this study was conducted using a cross-sectional research design makes it hard to draw causal inferences. The findings in this study have significant implications for human resource practitioners, business owners, and employees in organizations. The study results are indicative that support from superiors and colleagues is a crucial resource in work settings that cannot be overlooked as it is likely to influence engagement levels in one's work. Additionally, the results also show that how jobs are designed, i.e., job characteristics impose an immense effect on work engagement levels. The results of this study contribute to the existing body of literature on work engagement and job characteristics and also add to the growing body of research on employee resilience. Keywords: Supervisor support, co-worker support, job characteristics, work engagement, employee resilience, Uganda.

Friend supportEnduranceUganda+7
Hamıdah Nabawanuka
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel kariyer planlama ve iş tatmini etkileşimi ve altın çini işletmesinde bir araştırma

Çalışma yaşamı boyunca sıkça kullanılan kavramların başında gelen kariyer kavramı, çoğu kez meslekte yükselme, belirli bir statü elde etme, ilerleme ve tercih edilen bir meslek sahibi olma şeklinde ifade edilmektedir. Kariyer kavramı bireysel ve örgütsel hedeflerle doğrudan bağlantılı, bireyin yaşamı boyunca kısmen kontrol altına alacağı iş tecrübesi ve aktivitesiyle ilgili bir süreçtir.Kariyerin örgütsel boyutunu ilgilendiren kariyer yönetimi ise, bireylerin kariyerleriyle ilgili taleplerine cevap vermede, örgütte bireyin iş tatmininin ve buna bağlı olarak bireyin örgütte kalmasını sağlama tekniğidir. İnsan kaynakları yönetimi bakımından kariyer yönetiminin ayırıcı özelliği, bireylerin işletme içindeki hareketliliklerinin sağlanması, böylelikle kişilerin işlerinde motive olmalarıdır. Bireylerin iş yaşamlarında daha sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi kariyer yönetimi sayesinde olabilmektedir.Kariyer yönetiminin bir işlevi olan kariyer planlaması çalışanın sahip olduğu bilgi, yetenek, beceri ve güdülerinin geliştirilmesi ile çalışmakta olduğu örgüt içindeki ilerleyişinin ya da yükselmesinin planlanması olarak tanımlanabilir. Kariyer planlaması birey ve örgüt arasındaki ortak ilgilerin bir noktada bir araya getirilmesinde bir araç özelliği taşımaktadır. Kariyer planlaması faaliyetlerinin gerektiği gibi uygulanması ile çalışanlar ve örgüt bu durumdan olumlu etkilenecektir. Kariyer planlaması ile bireyler iş hayatında karşılaşacakları sorunları kolayca atlatacak ve ileride olmak istedikleri statüye gelmelerini sağlayacak böylelikle işlerinden gerekli tatmini alacaklardır. Kariyer planlaması ile iş tatmini arasına bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle örgütlerin iş tatminini arttırmak için kariyer planlama faaliyetlerine gereken önemi vermeleri gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı, örgütsel kariyer planlamanın iş tatminin etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Bu amaçla birinci bölümde örgütsel kariyer planlamanın genel çerçevesi; ikinci bölümde iş tatmini kavramı ve üçüncü bölümde örgütsel kariyer planlamanın iş tatmini ile etkileşimi incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise örgütsel kariyer planlamanın iş tatmini üzerindeki etkisini belirlemek için seramik sektöründe faaliyet gösteren bir çini ve seramik işletmesinde çalışan işçilere yönelik bir anket uygulaması yer almaktadır. Anket soruları üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde demografik özellikler, ikinci bölümde iş tatmini ve üçüncü bölümde çalışanların kariyer planlama uygulamasına ilişkin davranışlarına yönelik sorular bulunmaktadır. Anket sorularının ikinci ve üçüncü bölümünde 5'li Likert tipi ölçek kullanılmıştır.Anket verilerinin analizinde SPSS 11.5 For Windows paket programından yararlanılmıştır ve frekans dağılımı, korelasyon, t testi ve faktör analizleri yapılmıştır. Sonuçlar literatür taraması ile elde edilen bilgilerle yorumlanmış ve Örgütsel Kariyer Planlamanın İş Tatminini etkilediği belirlenmiştir.

KariyerKariyer planlamaPlanlama+2
Dilek Gültekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektörünün ana bileşenlerinden tasarımın faktörlerinin tüketici davranışlarına etkisi:Kütahya ilinde bir araştırma

Küreselleşme sonucu pazarlar arası sınırlar ortadan kalkmış, yerel veya küresel bazda tüm pazarlar rekabetçi hale dönüşmüştür. Küreselleşmeyi sağlayan iletişim ağları sayesinde artık herhangi bir pazarda üretim yapan bir firma ve dolayısıyla analistler veya uzmanlar için sorun, ürün yığınları içerisinden seçim yapılması esnasında tercih edilebilme çabasıdır. Bu noktada yeni bir ürünün soyut ve somut olarak sahip olduğu değerler yardımıyla farklılaşabilmesi ve tercih edilmesi ağırlıklı olarak tasarım-pazarlama tabanlı bir yeni ürün geliştirme çalışmasına ihtiyaç duymaktadırTüketiciler de bu gelişmenin etkisinde; kendilerine sunulan çok sayıda ürün ile karşı karşıya gelerek maruz kalmaktadırlar. Tüketici çok sayıda değişkenlerin etkisinde ve satın alma davranışı da bir çok faktörün etkisi altında kalmıştır.Bununla birlikte tüketim olgusu da farklı anlamlar ve deneyimlere evrilmiş ihtiyaç karşılamaktan sembolik tüketime kadar geniş bir yelpazede anlam bulmuştur.Tüm bu değişimler karşısında mobilya işletmeleri de ürünlerini farklılaştırmak için tüketimin değişen yapısına uyum sağlamış ve ürün oluşturulurken tasarım faktörlerinden etkilenmek zorunda kalmıştır.Bu çalışmada tüketici davranışlarını etkileyen faktörler, tüketim olgusunun yapısı ve dönüşümü ve mobilya tasarım faktörlerinin tüketici davranışlarına etkisini ölçen bir araştırmaya yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Tüketici Davranışı, Tüketim, Mobilya, Tasarım, Mobilya Tasarım Faktörleri

MobilyaMobilya sektörüMobilya tasarımı+3
Abdullatif Türker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Liderlik ve güven ile ilgili literatür taraması yapıldığında, liderlik ve güven konusunun gerek işletme yönetimi gerekse yönetim bilimciler açısından ilgi çeken bir konu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bugün işletmelerde alınan kararların uygulanma başarısı liderlik özellikleri ve lidere güven ile ilgili olup, ?güvenilir lider? e verilen önemi biraz daha arttırmaktadır.İşletmelerde lider-yöneticiler etkinliği sağlayarak, kendilerine ve örgütlerine olan güven duygu düzeylerinde yeni yaklaşımlar geliştirebilirler. Etkin liderliğin şartlarından en önemlisi güven kazanmaktır. Lider-yöneticiler örgüt içerisinde güven duyulan bir ortam yaratarak çalışanlardan üst düzey verim alır.Amaç doğrultusunda çalışma üç ana bölüm halinde ele alınmıştır. Birinci bölüm "Liderlik" başlığında olup bu bölümde liderliğin tanımı yapılmış, farklı liderlik tipleri araştırılmış ve liderlik anlayışının tarih içerisindeki değişimi açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde ayrıntılı olarak liderlik özelliklerine yer verilmiş ve liderin güç kaynaklan açıklanmıştır.İkinci bölüm ?Güven ve Örgütsel Güven? başlığında ele alınmıştır. Bu bölümde güven, sosyal ve örgütsel yaşamda güvenin yeri ve önemi, örgütsel güven ve örgütsel güven modelleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Üçüncü bölüm "Liderlik ve Örgütsel Güven Arasındaki İlişkiye Yönelik Bir Araştırma" başlığındadır. Bu bölümde, öncelikle yapılan araştırmanın modeli, örneklemi, verilerin toplanması ve analizinin nasıl yapıldığı açıklanmış, ardından araştırmanın bulgularına tablo ve grafikler halinde yer verilmiştir.

GüvenLiderlikYönetim+3
Harun Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the relationships among perceived organizational support, organizational culture, and job performance: A study in aviation firms

The goal of this research is to investigate the moderating role of perceived organizational support (POS) on the relationships between organizational culture (OC) and job performance (JP). These relations are discussed within the framework of Social Exchange Theory (SET). The sample of the research consists of 347 participants working in aviation firms. Data were collected from the participants via an online questionnaire. Snowball sampling method was used. Organizational culture levels of the employees were measured by Cameron and Quinn Organizational Culture Scale (OCS), their assessment of job performance was measured by Job Performance Scale (JBS) abbreviated by Spreitzer, and their perceptions of organizational support were measured using Perceived Organizational Support Scale (SPOS) by Eisenberger et al. SPSS v22 program were used in data analysis. With the help of the data, explanatory factor analysis, multiple regression analysis and a moderated hierarchical regression analysis were used to test models and hypotheses. According to the findings, it was determined that perceived organizational support had a moderating effect on the positive relationship between organizational culture and job performance. The results are interpreted in the discussion section. The limitations of the research were mentioned. Recommendations have been made that are thought to be useful to future researchers have been made.

Perceived organizational supportAviation sectorPerformance+5
Hatice Yılmazer
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Good governance in the public sector: Evidence from Palestine

There has been an increasing concern and interest in good governance and its relationship with service quality, especially in the public sector in the developing countries. This study aims at evaluating and assessing three of the main dimensions of good governance in the Palestinian public sector, and their effect on the services provided by this sector. The dimensions are transparency, participation, and accountability. A mixed-methods design was used in this study; a correlation was established between the independent variables, transparency, participation, and accountability, and the target variable, service quality, so as to find the relation between them. In addition, qualitative data was collected using qualitative methods, which helped interpret and gain comprehensive understanding of the current practices, procedures, and difficulties regarding these concepts in Palestine. A convenient sample of 386 citizens was chosen from different cities and demographics in Palestine to fill a questionnaire made of 93 Likert-scale questions, measuring their perception of the variables. In addition, interviews were held with the general managers of 5 of the largest municipalities in Palestine. The results showed a moderate to strong correlation between transparency, participation, and accountability from one side, and service quality from the other side. Moreover, while the results showed that accountability and transparency had a significant effect on service quality, participation did not have any significant effect. In addition, limitations on financial and human resources posed significant obstacles to effective governance. There were also significant differences among different demographic factors. The results highlighted the need for ongoing efforts to improve transparency, citizen participation, and accountability in Palestinian municipalities. Recommendations include promoting strategic planning, capacity development, and technology use, as well as addressing financial and human resource issues. These actions can enhance governance practices and service quality. Keywords: Governance, good Governance, transparency, public participation, accountability, municipality.

MunicipalitiesPalestineParticipation+7
Ahmad A. M. Jarrar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Exploratory analysis of animal rights field in Turkey: Identities and discourses

In this study, the historical change in the field of animal rights in Turkey is analyzed in the context of actions and discourses. In this framework, the conditions of animals and animal rights have been examined from the Ottoman period to the present day, and the legitimization of the defense of animal rights has been analyzed in detail. In this context, the discourses and the ways in which the field of animal rights has been legitimized over time have been examined. For this purpose, the actions and discourses of animal rights defenders, who are important actors in the field, have been examined with the support of legitimation strategies in the literature and organizational theory. In addition, the demands for legal regulation raised by animal rights defenders through actions and protests as well as awareness raising activities such as trainings, conferences and panels were also analyzed on a periodical basis. In the study, Cumhuriyet Newspaper's news on "animal rights" were taken as a data set; the discourses of animal rights NGOs, local administrations, Religious Affairs and the Chamber of Veterinary Surgeons, which are important actors in this field, were analyzed during the period. In addition, for each period, legal regulations, demands for legal regulations and criticisms of deficiencies have also been discussed. Significant events in the field of animal rights were also included in the study, and the effects and transformations of these events were analyzed. As a result of the examinations and analyses, it has been determined that both NGOs fighting for animal rights and the state have experienced a great change. Animal rights protectors, who in the past tried to organize in a narrow circle, have increased in number over time and have continued their struggle in a collectivist manner throughout the country. With the widespread use of the Internet, these organizations gained the opportunity for international solidarity and organized joint protests with activists abroad.In addition, "animal protection associations", which helped street animals to be killed in a "humane" way in the first years of the Republic, have experienced a great change in time, started to oppose all kinds of killing, and some animal rights protection NGOs even organized protests against the Feast of Sacrifice. In the analyses conducted, it has been determined that the state has also undergone a significant change over time. In the past, the state, which publicly culled stray animals and even involved the people in this culling through rewards, has changed its attitude with the pressure of animal rights NGOs. The state, which has largely abandoned its culling policy, at least in front of the public, has become open to co-operation with NGOs and has put legal regulations on its agenda to protect animals. Keywords: Animal Rights Field, Animal Rights Organizations, Legitimization, Legal Regulations

Deniz Hoşbay Bayraktar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Intergroup leadership and competitive advantage in organizations: How developing intergroup effectiveness, collective intelligence, and intellectual capital matters

The purpose of this study was to empirically investigate the relationship between intergroup leadership and competitive advantage in the context of organizations. By drawing on theories of intergroup leadership, the resource-based view, and intergroup relations, this study developed and tested a conceptual model that links intergroup leadership with competitive advantage through several mediating variables. Specifically, the study examined how intergroup leadership contributes to achieving and sustaining competitive advantage in organizations through the mediating effects of intergroup effectiveness, collective intelligence, and intellectual capital. Data for this study was collected from 287 professional bankers working in three commercial banks in Somalia. A correlational research design and a questionnaire were used to gather the necessary information. Structural equation modeling was then applied to analyze the data and assess the degree of correlation between the variables in the model. The results of the structural equation model reveal that (1) intergroup leaders have a significant impact on enhancing intergroup effectiveness, collective intelligence, and intellectual capital, and (2) intergroup effectiveness, collective intelligence, and intellectual capital fully mediate the relationship between intergroup leadership and competitive advantage. Furthermore, the study examined the direct relationship between intergroup leadership and competitive advantage but found no support for such a relationship. Instead, the findings suggest that intergroup leadership is associated with competitive advantage through the full mediation of collective intelligence, intergroup effectiveness, and intellectual capital. Finally, the implications for theories, research methods, and practices are discussed, along with recommendations for future research and key conclusions. Keywords: Leadership, intergroup effectiveness, collective intelligence, intellectual capital, and competitive advantage.

Abdiashid Ali Adle
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik değişim yoğunluğunun yönetici tipolojisine etkileri

ÖZET Değişim, günümüz işletmelerinin ayrılmaz bir olgusu haline gelmiştir. Bu açıdan, yöneticilerin değişimci özelliklere sahip olması ve değişimin yarattığı gündemi izleyebilmeleri ve hatta etkin işgören politikalarıyla da gündemi tespit etmeleri gereklidir. Değişimin yoğunluğundan, bireyden topluma kadar tüm örgütler etkilendiği gibi, yöneticiler de bundan etkilenmekte ve bir takım değişimleri kendi kişiliklerinde gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir. Teknolojik değişimin kronolojisi gözönünde bulundurulduğunda, sanayi devriminde önceki dönemlere göre büyük değişimler yaşanırken, günümüze yaklaştığımızda daha yoğun bir şekilde arttığı ve bilinçli olarak çeşitli yöntemlerle gerçekleştirildiği; örgüt tasarımında da öncelikli olarak ayrı birimlerde ele alındığı görülmektedir. Genel düzeyde ise akademisyen, yönetici ve yazarların bu konu üzerinde eğilimlerinin olduğu ve örgüt birimlerinde işgörenlerle uyumun gerçekleşebilmesi için, beraberinde yönetim anlayışında da bazı değişikliklerin gerektiği saptanmış, gelişmiş ülkelerde bunun işgörenlere demokratik ve katılmalı yönetim şeklinde yaklaşılması konusunu ortaya çıkarmıştır. Ancak kendi teknolojisini henüz üretemeyen ülkelerdeki yöneticilerin kuralcı davrandıkları, yani otoriter yönetim anlayışını benimsedikleri varılan sonuçlar arasındadır.

DeğişimDeğişim yönetimiTeknolojik değişme+3
Mustafa Kemal Demirci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

İnsangücü planlaması ve sayısal bir yaklaşım

İnsan gücü planlaması işgücünün hangi niteliklerden oluştuğunu gösteren bir kavram olup, emek potansiyelinin gerek sayısal ve gerekse niteliksel olarak ortaya konulmasını içermektedir. Makro düzeyde ekonomik ve sosyal kalkınma planlarının başarıya ulaşması, işletme düzeyinde ise istenilen amaçlara ulaşmak için insan gücü kaynaklarını en etkin bir biçimde kullanmanın yollarını ortaya koyacak şekilde düzenlemeyi gerektirecektir. Bu çalışma da insan gücü planlamasının tarihsel gelişimi ve konuya yönelik temel kavramlar ortaya konulmaya çalışmış ve konuya açıklık getirmesi açısından insan gücü planlamasına yönelik temel hususlar üzerinde durulmuştur. Konuya yönelik sistematik olarak çeşitli hususlar ortaya konulmuş, çeşitli evrensel insan gücü yöntemleri farklı yöntemleri farklı yönleriyle araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde Regresyon ve Korelasyon analizinin, teorik yönlerinin işletme içinde uygulaması yapılmaya çalışılmış ve yöntemin, insan gücü planlamasına sayısal olarak uygulamada olumlu katkılarının olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Yapılan araştırma teori ve uygulamanın karşılaştırılması ve işletme içinde yapılan uygulamanın sonuç olarak olumlu ve olumsuz yönlerinin ortaya konulmasıyla tamamlanmıştır.

PlanlamaRegresyon analiziİş gücü planlaması
Ömer Erol
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00