Fırat University
Discipline

Nursing

Fırat University

1,644

Archived Theses

22

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde yatarak tedavi gören yaşlı hastaların sağlık okuryazarlık düzeylerinin hasta bakım ve rehabilitasyon algılarına etkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde yatarak tedavi gören yaşlı hastaların sağlık okuryazarlık düzeylerinin hasta bakım ve rehabilitasyon algılarına etkisini değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde yatarak tedavi gören 242 yaşlı hasta oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Tanıtıcı Bilgi Formu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (Tsoy-32) ve Hasta Bakım ve Rehabilitasyon Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Normallik, güvenilirlik, geçerlilik testleri ile faktör analizi yapılmış ve veriler analizlere uygun hale getirilmiştir. Sağlık okuryazarlığı ile Hasta Bakım ve Rehabilitasyon verilerinin açıklayıcılarını bulmak için çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin, %46.7'si (n=113) 65-74 yaş aralığında, %51.7'si (n=125) kadın, %32.2'si (n=78) okuma-yazma bilmemekte, %51.2'sinin (n=124) geliri giderine eşit, %21.1'i (n=51) eşi ve çocukları ile yaşamakta, %30.6'sı (n=74) dul ve %46.3'ü (n=112) kent merkezinde yaşamaktadır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalaması 31.17±4.12 olup, yaşlı bireylerin sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı düzeyinde olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin Hasta Bakım ve Rehabilitasyon Algısı Ölçeği toplam puan ortalaması 53.34±9.01 olarak saptanmıştır. Regresyon analizi sonuçlarında "yaş, birlikte yaşadığı kişi, eğitim durumu, okuma yazmada yardım alma ve ilk başvurulan sağlık kuruluşu" sağlık okuryazarlığının, "sağlık okuryazarlık düzeyi, birlikte yaşadığı kişi ve okuma yazmada yardım alma" hasta bakım ve rehabilitasyonun anlamlı belirleyicileri olarak tespit edilmiştir (p<0.05). Sağlık okuryazarlık düzeyi ile hasta bakım ve rehabilitasyon algısı arasında anlamlı, pozitif ve direkt yönlü yüksek düzeyde ilişki bulunmaktadır (p: 0.000; r: 0.744). Anahtar Kelimeler: Sağlık Okuryazarlığı, Yaşlılık, Hasta Bakım, Rehabilitasyon, Halk Sağlığı

Halk sağlığı hemşireliği
Ahmet Pulat
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanlarda sosyal medya bağımlılığının uyku kalitelerinin üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, adölesanlarda sosyal medya bağımlılığının gündüz uyku kaliteleri üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yürütüldü. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında, Zonguldak il merkezindeki bir lisede öğrenim gören 598 adölesan; araştırmanın örneklemini ise, araştırmaya katılma kriterlerini karşılayan 519 adölesan oluşturdu. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu Ergenler İçin (SMBÖ-KF) ve Cleveland Adölesan Uykululuk Anketi kullanılarak toplandı. Elde edilen veriler, SPSS 25paket programı ile değerlendirildi. Araştırmaya dahil edilen adölesanların,%30.1'i (n=156) 9.sınıf öğrencisi, %61.8'i (n=3321) kadın, %99.2' sinin (515) kendine ait bilgisayarı ya da telefonu bulunmakta, %90.3'ü (n=469) günde iki saatten fazla internet kullanmakta, %80.0'ı (n=405) interneti yoğun olarak hafta sonu kullanmakta, %88.7'si (n=460) interneti yoğun olarak 16:01-00:00 saatleri arasında kullanmakta, %94.8' inin (n=492) sosyal medya hesabı bulunmakta, %61.1 (n=317) iki saatten fazla sosyal medya kullanmaktadır. Adölesanların, gündüz uykululuk durumunun cinsiyet, alkol-sigara-enerji verici içecek kullanımı, internet ve sosyal medya kullanım süresi ve sosyal medya bağımlılık durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edildi. Adölesanlarda sosyal medya kullanım süresinin azaltılmasına yönelik okul tabanlı eğitimlerin yaygınlaştırılması, uyku kalitesinin artırılmasında etkili bir strateji olarak önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Sosyal Medya Bağımlılığı, Uyku Kalitesi, Gündüz Uykululuğu, Okul Sağlığı Hemşiresi.

AdolesanlarOkul hemşireliğiSosyal medya bağımlılığı+1
Muhammet Talha Kermen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma, bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yürütüldü. Araştırmanın evrenini, Zonguldak ili bir kamu hastanesinde çalışan 487 hemşire, örneklemini ise araştırma katılma kriterlerini karşılayan 316 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri, Kişisel Bilgi Formu, Hemşirelerde İş Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Genel Sağlık Anketi kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirlik analizleri için Cronbach Alpha testi analizi uygulanmıştır. Elde edilen boyutların normallik testleri Kolmogrov-simirnov testi ile yapılmış; eğiklik, çarpıklık, sapan değerlerin olmaması, doğrusallığın bulunması nedeni ile dağılımın normal dağılıma yaklaştığı görülmüştür (p>0,05). İş yaşam kalitesi düzeylerinin genel sağlık algısı ve demografik özelliklerin çoklu etkilerinin incelenmesi için regresyon modeli oluşturulmuştur. Kritik karar değeri 0,05 olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçları %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin %21.5'inin (n=68) 30 yaş altı, %51.6'sının (n=163) 30-45 yaş, %26.9'unun(n=85) 45 yaş üstü olduğu, % 71.5'inin (n=226) evli ve %90.2'sinin (n=285) kadın olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılanların %37.3'nün (n=118) riskli birimlerde, %17.1'nin (n=54) cerrahi birimlerde, %17.7'sinin (n=56) dahili birimlerde çalıştığı ve mesleki deneyimlerinin 16.12±10.1, hastanedeki çalışma yılının11.09±9.49, birimdeki çalışma yılının 3.17±2.43, haftalık toplam çalışma süresinin (saat) 45.66±12.74 olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin İş Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 77.4±14.0'dır. Araştırmaya katılan hemşirelerin %3.8'i (n=12) çok iyi, %32.0'ı (n=101) iyi, %47.8'i (n=151) orta, %13.9'u (n=44) kötü ve %2.5'i (n=8) çok kötü olarak iş yaşam kalitelerini değerlendirmişlerdir. Hemşirelerin Genel Sağlık Anketi toplam puan ortalamasının ise 1.3±0.5 olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; hemşirelerin iş yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğu ve iş yaşam kalitelerini etkileyen en önemli değişkenin hemşirelerin mesleki deneyim süreleri olduğu, bu durumu sırasıyla cinsiyet ve haftalık çalışma süresinin takip ettiği belirlenmiştir. Hemşirelerin genel sağlık durumunun orta düzeyde olduğu ve hemşirelerin genel sağlık durumlarını etkileyen en önemli değişkenin hemşirelerin iş yaşam kalitesi olduğu, bunu hemşirelerin yaşının, eğitim durumunun, mesleki deneyim süresinin, kurumda çalışma süresinin ve haftalık çalışma saatinin takip ettiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler, İş yaşam kalitesi, Genel sağlık durumu, Hemşire Daha sonra doldurulacaktır

Güler Merdivan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çalışan hemşirelerin iş güvenliği uygulamaları ve çalışma ortamındaki risklere karşı tutumları ile iş kazaları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin iş güvenliği uygulamaları ve çalışma ortamındaki risklere karşı tutumları ile iş kazaları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile kesitsel ilişki arayıcı tipte yürütüldü. Bir kamu hastanesinde çalışan ve kriterleri karşılayan 312 (N=450) hemşire çalışmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma verileri, Kişisel Bilgi Formu, Hastanede Çalışan Sağlık Personeli İçin İş Güvenliği Ölçeği (HÇSPİİGÖ), Hemşirelerin Çalışma Ortamındaki Risklere Karşı Tutumu Ölçeği (HÇORKTÖ) kullanılarak toplandı. Elde edilen veriler %95 güven aralığında değerlendirildi ve p<0.05 değeri altında elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Hemşirelerin %60.1'inin (n=187) 40 yaş ve altında, %88.1'inin (n=274) kadın, %75.2'sinin (n=234) lisans, %65.0'nin (n=202) evli olduğu ve %34.7'sinin (n=108) son 1 yıl içinde, %59.2'sinin (n=184) ise kurumda çalışma süresi içinde iş kazası veya yaralanma geçirdiği saptandı. HÇSPİİGÖ toplam puan ortalaması 3.56±0.89 ve HÇORKTÖ toplam puan ortalaması ise 3.82±0.68 olarak tespit edildi. Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanmasına İlişkin Tebliği okuma HÇSPİİGÖ (β=-3.75 p=0.01) ile HÇORKTÖ (β=-2.18 p=0.01) düzeylerine etki eden en önemli değişkendir. Hemşirelerin "Kurumsal Yaklaşım" puanı 3.57±0.80, "Bireysel Yaklaşım" puanı ise 4.07±0.67 olarak saptandı. İş kazası geçirme durumunu etkileyen faktörler arasında iş güvenliği düzeyi (β=-0.18), çalışma ortamındaki risklere karşı tutum (β=-0.25), kurumda çalışma süresi (β=-0.10) ve çalışılan birimde iş kazası görülme olasılığı (β=0.24) yer almaktadır (p<0.05). Hemşirelerin risklere karşı tutumlarında bireysel yaklaşımın kurumsal yaklaşıma göre daha güçlü bir etkiye sahip olduğu belirlendi. Hemşirelerin iş güvenliği düzeyi ve risklere karşı tutumu ortalamanın üzerindedir.

Dilara Oğuzhan Karadavut
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Maden işçilerinin iş kazaları kader inancının belirleyicileri olarak iş sağlığı okuryazarlığı ve güvenlik iklimi algısı

Bu araştırma, yer altında çalışan maden işçilerinin iş kazaları kader inancının belirleyicileri olarak iş sağlığı okuryazarlığı ve güvenlik iklimi algısını değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Yordayıcı korelasyonel tasarımdaki bu çalışma, Zonguldak İli Türkiye Taşkömürü Kurumuna bağlı Karadon Taş Kömürü İşletme Müessesi'nde çalışan 326 madencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, İş Kazaları ve Kader Ölçeği, İş Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği ve Güvenlik İklimi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 25.0 programı ile değerlendirilmiş olup, analizlerde tanımlayıcı istatistikler ve çoklu regresyon analizi kullanıldı, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Maden işçilerinin yaş ortalaması 41.05±5.94 olup, %85'i (n=277) evli, %56.7'si (n=185) lise mezunudur. Maden işçilerinin ortalama 14.28±5.74 yıldır çalıştığı, %70.2'sinin (n=229) çalışma süresi boyunca en az bir kez iş kazası geçirdiği ve %72.4'ünün (n=236) vardiyalı çalıştığı belirlenmiştir. Maden işçilerinin İş Kazaları ve Kader Ölçeği puan ortalamaları "teslimiyetçi" alt boyut için 43.48±16.92, "tevekkülcü" alt boyut için 29.45±29.00 ve öz yeterlikçi alt boyut için 27.70±8.20 olarak tespit edilmiştir. Maden işçilerinin, İş Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği toplam puan ortalaması 87.72±12.96 ve Güvenlik İklimi Ölçeği toplam puan ortalaması 78.04±13.46 olarak saptanmıştır. Maden işçilerinin iş sağlığı okuryazarlığı ve güvenlik iklimi algı düzeylerinin "tevekkülcü" ve "öz yeterlikçi" kader anlayışlarının önemli belirleyicileri olduğu (p<0.05), iş sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin "teslimiyetçi" kader anlayışlarını etkilemediği (p>0.05), ancak güvenlik iklimi algı düzeylerinin "teslimiyetçi" kaderci anlayışlarının önemli bir belirleyicisi (p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bulgular, iş sağlığı okuryazarlığı düzeyi ve güvenlik iklimi algısını arttırmaya yönelik girişimlerin maden işçilerinin iş kazalarına yönelik kaderci anlayışlarını olumlu yönde etkileyebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı, Kader, Kaza, Madencilik, Sağlık okuryazarlığı

Nil Eroğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik ruhsal hastalığı olan ve olmayan kadınların meme kanserine ilişkin bilgi, tutum ve farkındalıklarının karşılaştırılması: Kesitsel bir çalışma

Müyesser AŞGIN CİRİT, Kronik Ruhsal Hastalığı Olan ve Olmayan Kadınların Meme Kanserine İlişkin Bilgi, Tutum ve Farkındalıklarının Karşılaştırılması: Kesitsel Bir Çalışma, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Enstitü Anabilim Dalı, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2025. Bu araştırmada, kronik ruhsal hastalığı olan ve olmayan kadınların meme kanserine yönelik bilgi, tutum ve farkındalıklarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma karşılaştırmalı, tanımlayıcı ve kesitsel bir tiptedir. Araştırma Mart 2024 ve Aralık 2024 tarihleri arasında Zonguldak Kdz. Ereğli'deki Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde kayıtlı kronik ruhsal hastalığı olan 109 kadın ile, Aile Sağlığı Merkezi'nde kayıtlı kronik ruhsal hastalığı olmayan 109 kadının katılımı ile yürütülmüştür. Bu araştırmanın verileri toplanırken Kişisel Bilgi Formu ve Meme Kanseri Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için parametrik testlerden faydalanılmıştır. Meme Kanseri Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması kronik ruhsal hastalığı olan kadınlarda 0.61±0.67 iken kronik ruhsal hastalığı olmayan kadınlarda 1.05±0.61 olarak belirlenmiştir. Kronik ruhsal hastalığı olmayan kadınların meme kanseri farkındalık düzeylerinin kronik ruhsal hastalığı olan kadınlardan daha yüksek olduğu ve aralarındaki bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p <0.001). Kronik ruhsal hastalığı olan bireylerde meme kanseri bilgi, tutum ve farkındalıklarının düşük olmasına etki eden faktörlerin belirlenebilmesi için araştırmalar yapılmalıdır. Ayrıca kronik ruhsal hastalığı olan kadınların meme kanserine yönelik bilgi, tutum ve farkındalıklarını arttıracak girişimlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Kronik ruhsal hastalık, kanser farkındalığı, meme kanseri

Müyesser Aşgın Cirit
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin mesleki stresörleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı hemşirelerin maruz kaldıkları mesleki stresörler ile tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışma tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tiptedir. Araştırma Mayıs 2024-Temmuz 2024 tarihleri arasında Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi kliniklerinde çalışan hemşireler ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 217 hemşire oluşturmuştur. Bu çalışmada veriler, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği' ve 'Hemşirelerin Mesleki Stresör Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda hemşirelerin mesleki stresör ölçeği toplam puan ortalaması 62.57±9.85'tir. Hemşirelerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme alt boyut puanı 18.55±6.14, kişisel başarı alt boyut puanı 20.92±3.71 ve duyarsızlaşma alt boyut puanı 6.13±3.39 olarak saptanmıştır. Hemşirelerin mesleki stresörleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı düzeyde pozitif ilişki varlığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak hemşirelerin mesleki stres düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu, orta düzey duygusal tükenme yaşadıkları, duyarsızlaşmanın düşük düzeyde olduğu ve kişisel başarı algısının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin mesleki stresörleri arttıkça duygusal tükenmişlik düzeylerinin arttığı saptanmıştır. Hemşirelerin mesleki stresörlerinin belirlenerek, ruh sağlığını koruyacak ve güçlendirecek girişimlerin yapılması önerilir.

Burcu Culha
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hastalarda anksiyete düzeyi ile kişilik tipi özelliği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Cerrahi girişimler, bireylerde hem fizyolojik hem de psikolojik olarak yüksek düzeyde stres yaratan yaşam olayları arasında yer almakta ve bu süreçte sıklıkla anksiyete geliştiği görülmektedir. Cerrahi süreçte yaşanan anksiyete düzeyini etkileyen birçok bireysel değişken bulunmakta olup, son yıllarda kişilik yapısı da bu değişkenler arasında önemli bir yer edinmiştir. Bu bağlamda, A tipi kişilik özelliğine sahip bireylerin stresli yaşam olaylarına daha hassas tepkiler verdikleri ve cerrahi süreçte daha yoğun anksiyete yaşadıkları ileri sürülmektedir. Bu araştırmanın amacı, elektif cerrahi geçirmesi planlanan bireylerde A tipi kişilik özellikleri ile durumluk ve sürekli anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte tasarlanan bu araştırma, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi genel cerrahi kliniğinde yürütülmüş ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 150 bireyle gerçekleştirilmiştir. Veriler; Sosyodemografik Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve A Tipi Kişilik Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre A tipi kişilik özellikleri ile durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca bazı sosyodemografik değişkenlerin de anksiyete düzeylerini etkilediği görülmüştür. Elde edilen bulgular, hemşirelik uygulamalarında bireyselleştirilmiş bakım planlarının oluşturulmasında ve cerrahi hastalarda psikolojik destek gereksinimlerinin belirlenmesinde yol gösterici olabilir.

AnksiyeteCerrahiCerrahi hemşirelik+1
Çağla Gül Sürücü
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına (KOAH) Özgü Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına (KOAH) Özgü Sağlık Okuryazarlığı Ölçeğini geliştirmek, geçerliği ve güvenirliğini test etmektir. Metodolojik tipte planlanan bu çalışma Temmuz 2024-Mayıs 2025 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı yataklı servisleri ve polikliniklerine başvuran KOAH tanılı 160 hasta ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında ''Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''KOAH'a Özgü Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği'', ''KOAH Değerlendirme Testi'', ''Medikal Araştırma Kurulu Dispne Skalası'', ''Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (HLS-14)'' kullanılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde sırasıyla literatür tarama, madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşüne sunulması ve kapsam geçerliği çalışması, ölçek taslağının uygulanması ve geçerlik-güvenirlik analizleri aşamaları izlendi. 35 maddeden oluşan "KOAH'a Özgü Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği Taslak Formu" kapsam geçerliliğini değerlendirmek amacıyla 6 uzman görüşüne sunuldu. Uzman görüşü sonrasında taslak ölçeğin Kapsam Geçerlik Oranı 0,67 olarak belirlendi. 32 maddelik form ile 150 kişilik pilot çalışma uygulandı ve Açıklayıcı faktör analizi sonucunda bazı maddeler yapı dışına çıkartıldı. Son hali ile 16 madde ve 3 alt boyuttan oluşan bir ölçek ile 160 kişilik bir örnekleme asıl çalışma uygulandı. Asıl çalışma sonucunda Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeğin uyum iyiliği değerleri χ²/df: 1.228; GFI: 0.921; AGFI: 0.890; CFI: 0,985; RMSEA: 0.060; SRMR: 0.046; NFI: 0.924; TLI: 0.981; IFI: 0.985; RFI: 0.907 olarak belirlendi. Ölçeğin zamana karşı güvenirliği test-tekrar test yöntemiyle sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) değerlendirilerek yanıtlar arası uyumun çok iyi olduğu saptandı (ICC: 0,813; p<0,001). Ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısının 0,91 olduğu ve ölçek alt boyutlarının Cronbach Alfa güvenirlik katsayısının 0,73 ile 0,93 arasında değiştiği belirlendi. Bu çalışmada Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına (KOAH) Özgü Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi.

Ceren Çınar
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri stigma ölçeği'nin türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

ÖZET Nurten ŞİŞMAN, Meme Kanseri Stigma Ölçeği'nin Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, İç Hastalıkları Hemşireliği, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2025. Metodolojik ve tanımlayıcı olarak planlanan bu araştırmanın amacı, Meme Kanseri Stigma Ölçeği'nin (Breast Cancer Stigma Scale) Türk toplumunda geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Araştırmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin onkoloji ve kemoterapi kliniklerine başvuran, Meme CA tanısı alan ve dâhil edilme kriterlerine uyan 150 hasta oluşturmuştur. Araştırma verileri hastaların sosyodemografik ve hastalıkla ilgili özelliklerini sorgulayan 24 soruluk kişisel bilgi formu, Meme Kanseri Stigma Ölçeği (MKSÖ), Hasta Sağlığı Anketi (PHQ-9) ve Meme Kanserine Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (EORTC QLQ- BR23) ile yüz-yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin sırasıyla dil ve kapsam geçerliği, ölçüt ve ayırt edici geçerlik ve yapı geçerliği ile güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde ortalama, standart sapma), korelasyon analizi, T testi, One Way ANOVA testleri, Cronbach Alfa analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Kapsam geçerlilik ölçütü The Content Validity Ratio değerinin 1.00 olarak bulunmuştur. Ölçeğin madde-toplam test korelasyon değerlerinin ise 0.663 ile 0.892 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ölçeğin alt boyutlarına ait Cronbach alfa değerleri; Beden imajında bozulma (BİB) alt boyutu cronbach alfa katsayısı 0.92, Sosyal izolasyon (Sİ) alt boyutu için 0.70, Ayrımcılık (A) alt boyutu için 0.78, İçselleştirilmiş stigma (İS) alt boyutu için 0.89 ve toplam ölçek cronbach alfa katsayısı ise 0.90 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin Türkçe versiyonunun orijinal modelle iyi uyum gösterdiği dolayısıyla ölçeğin 4 faktörlü yapısının doğrulandığı gözlenmiştir. Meme Kanseri Stigma Ölçeği Türk toplumunda meme kanseri hastalarında stigma düzeyini ölçen geçerli ve güvenilir bir araçtır. Anahtar Kelimeler: Meme kanseri, Stigma, Güvenirlik, Geçerlik, Hemşirelik

Nurten Şişman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin tanatofobi düzeyi ve yaşam sonu bakıma yönelik tutum ve davranışlarıyla ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, yoğun bakım hemşirelerinin tanatofobi düzeyleri ile yaşam sonu bakıma yönelik tutum ve davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini 1 Mayıs – 15 Eylül 2024 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi erişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 180 yoğun bakım hemşiresi; örneklemini ise, araştırmaya katılmaya gönüllü, dahil edilme kriterlerini karşılayan 160 yoğun bakım hemşiresi oluşturmaktadır. Veriler kişisel bilgi formu, Tanatofobi ölçeği, Yoğun bakım hemşirelerinin yaşam sonu bakıma yönelik tutum ve davranışları ölçeği (YSBYTDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, Pearson korelasyon t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizleri uygulanmıştır. Hemşirelerin tanatofobi düzeylerinin orta düzeyin biraz üstünde 29.30±8.38 olduğu, YSBYTDÖ ölçeğinden aldıkları ortalama puanların yüksek olarak nitelendirilebilecek sırasıyla tutum alt boyutu 34.84±4.22, davranış alt boyutu 18.38±4.12 ve toplam ölçek puan ortalaması 53.22±6.68 belirlenmiştir. ''kadın'' (30.77±7.72), ''Bir gün kendisinin de yaşam sonu bakım sürecine girecek olmasından korkan'' (31.09±7.62) hemşirelerin tanatofobi düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). ''Atatürk Devlet Hastanesi'nde görev yapan'' (35.62±3.51), ''yaşam sonu bakıma yönelik eğitim alan'' (35.49±3.74) ve haftalık ''40-50'' saat çalışan (36,30±3,10) hemşirelerin, YSBYTDÖ tutum alt boyutu puanları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Hemşirelerin yaşam sonu bakım sürecinde hasta ile karşılaşma sıklığı ''Her zaman'' olan hemşirelerin YSBYTDÖ toplam puanı (54.49±6.79) ve davranış alt boyutu puanları (19.51±4.21) istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Hemşirelerin Tanatofobi Ölçeği ve YSBYTDÖ'den aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı korelasyon ilişkisi bulunmamıştır (p>0.05). Yoğun bakım hemşirelerine periyodik olarak bu psikometrik testlerin yapılması ve ölüm korkusu düzeyi yüksek olan hemşirelere gerektiğinde psikoterapi imkanları sunulmalıdır. Ayrıca yoğun bakım hemşirelerine yönelik yaşam sonu bakım süreci ve ölüm korkusu hakkında eğitim programları düzenlenmelidir.

Hakan Şentürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile ilişkili damgalanma ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Metodolojik ve tanımlayıcı olarak yapılan bu çalışmanın amacı Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ile İlişkili Damgalanma Ölçeği (COPD Related Stigma Scale) (KOAHDÖ)'nin Türk toplumunda geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktadır. Araştırmanın örneklemini bir göğüs hastalıkları hastanesinin göğüs hastalıkları servisinde yatan ve polikliğine başvuran ve dahil edilme kriterlerine uyan 240 KOAH tanılı birey oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, KOAH ile İlişkili Damgalama Ölçeği, Dispne-12 Ölçeği, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, KOAH Değerlendirme Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ölçek geçerlik güvenirlik çalışmasında kullanılan kapsam geçerliliği, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizleri, Cronbach Alpha anlalizi, korelasyon analizi ve tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksinin 1,00 olduğu, doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarının χ2/sd=1,858; GFI=0,912; AGFI=0,878; NFI=0,953; IFI=0,917; CFI=0,963; RMSEA=0,068 olduğu ve modelin hem mutlak hem de göreceli uyum indeksleri açısından iyi bir uyum sağladığı belirlenmiştir. Ölçeğin orijinal ölçekte olduğu gibi 4 faktörlü yapısını koruduğu ve iyi uyum sağladığı belirlenmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının Cronbach Alpha iç tutarlık katsayıları KOAHDÖ için 0,95; KOAHDÖ-Toplumsal Damgalanma alt boyutu için 0,92; KOAHDÖ-Hissedilen Damgalanma alt boyutu için 0,83; KOAHDÖ-Tedavi ile İlişkili Damgalanma alt boyutu için 0,72 ve KOAHDÖ-Sigara ile İlişkili alt boyutu için 0,74'tür. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ile İlişkili Damgalanma Ölçeği Türk toplumunda KOAH hastalarında damgalamayı ölçen geçerli ve güvenilir bir araçtır.

Gamze Güler
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi alan 65 yaş ve üzeri bireylerde spiritüel iyi oluş ile ölüm kaygısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma 65 yaş üzeri kemoterapi alan onkoloji hastalarında spiritüel iyi oluş ile ölüm kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversite Hastanesi Onkoloji Bölümü Ayaktan Kemoterapi Ünitesi'nde, 65 yaş üstü 105 birey oluşturmaktadır. Veriler Şubat 2025- Mayıs 2025 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplamada ilk olarak Standardize Mini Mental Test (SMMT) ve Eğitimsizler için Mini Mental Test (MMSE-E) uygulanarak 23-24 ve üzeri puan alanlar için sorular devam etmiştir. Bireylere yöneltilen diğer formlar ise; Bilgi Formu, Templer Ölüm Kaygısı Ölçeği ve Spiritüel İyi Oluş Ölçeği'dir. Katılımcıların yaş ortalaması 69.81±4.68 (min=65, maks=83) olmakla beraber %64.8'ü erkek, %35.2 'si kadındır. Araştırma sonucuna göre; kemoterapi alan 65 yaş ve üzeri bireylerin SİOÖ toplam puan ortalamaları 126.60±6.81 (min=109, maks=141), TÖKÖ toplam puan ortalamaları 4.44±2.48 (min=0, maks=11) olarak saptandı. Model, ölüm kaygısı düzeyindeki varyansın %22.6'sını açıklamaktadır (R²=0.226, Adj. R²=0.195).Sosyo-demografik ve hastalığa ilişkin özelliklere göre TÖKÖ puanları karşılaştırıldığında ise yalnızca cinsiyet ve çalışma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Kadın katılımcıların puan ortalaması erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu (p=0.003), çalışma durumu göre TÖKÖ toplam puan ortalaması emekli ve aktif olarak bir işte çalışmayan katılımcılarda 4.01±2.37, ev hanımlarında 5.67±2.42 olarak belirlendi. Spiritüel iyi oluş düzeyinin ölüm kaygısı düzeyi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı negatif etkisi saptandı (B=-0,092, β=-0,253, p=0,007). Spiritüel iyi oluş düzeyindeki bir birimlik artış, ölüm kaygısı düzeyinde 0.092 birimlik azalışa neden olmaktadır. Bulgularımız, kemoterapi alan 65 yaş ve üzeri bireylerde yaş ilerledikçe ve spiritüel iyi oluş düzeyi arttıkça ölüm kaygısının azaldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Kanser, Spiritüel İyi Oluş, Ölüm Kaygısı

Merve Hazer
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan bireylerde bilinçli farkındalık ve relaps öngörme arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırma madde kullanım bozukluğu olan bireylerde bilinçli farkındalık ve relaps öngörme arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma20/11/2019-25/05/2020 tarihleri arasında Malatya ilinde bulunan Turgut Özal Tıp Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde ayaktan tedavi gören madde kullanım bozukluğu tanısı almış birey ile gerçekleştirildi. Araştırma yapılmadan önce örneklem büyüklüğü 197 olarak belirlendi. Araştırma belirtilen tarihler arasında 193 madde kullanım bozukluğu olan birey ile tamamlandı. Araştırma türü tanımlayıcı ve ilişkisel desende olup verilerinin toplanmasında "Kişisel Tanıtım Formu", "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" ve "Relaps Öngörme Ölçeği" kullanıldı. Elde edilen veriler arasındaki ilişkilerin analizinde Pearson korelasyon analizi, değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Independent Sample T Test ve One Way Anova testleri kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamaları 32.27±10,53, %86.5'inin erkek, %59.6'sının bekar, %54.4'ünün lise mezunu ve %53.9'unun herhangi bir işte çalışmadığı bulunmuştur. Maddeyi deneme yaş ortalaması 18.22±3.56, bağımlılık süresi ortalaması 5.15±5.55 yıl, madde kullanım süresi ortalaması 9.32±8.94 yıl, maddeyi en uzun bırakma süresi ortalaması ise 8.62±8.23 ay olarak bulunmuştur. Katılımcıların %47.2'si çoklu madde kullanımı mevcut, %61,7'sinin ailede madde kullanımı olduğu, ailede madde kullanan kişinin ise %34.7 ile baba olduğu görülmüştür. Tedaviye %92.2'si kendi isteğiyle başvurduğu, % 97.4'ü madde kullanım bozukluğu ile ilgili eğitim almadığı ve %47.7'sinin de AMATEM kliniğinde 2 kez yatarak tedavi gördüğü saptanmıştır. Araştırmadaki bireylerin Relaps Öngörme isteğin derecesi ve kullanma olasılığı toplam puan ortalamaları sırayla 110.44±13.24 ve 97.94±15.83 olup Bilinçli Farkındalık toplam puan ortalaması 39.98±7.37 bulunmuştur. Relaps Öngörme isteğin derecesi ile kullanma olasılığı arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki vardır. Relaps Öngörme isteğin derecesi ve kullanma olasılığı toplam puan ortalaması ile Bilinçli Farkındalık toplam puan ortalaması arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki vardır. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda Relaps Öngörme isteğin derecesi arttıkça kullanma olasılığı artmakta olup Relaps Öngörme isteği derecesi ve kullanma olasılığı arttıkça Bilinçli Farkındalık düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Madde Kullanım Bozukluğu, Bilinçli Farkındalık, Relaps Öngörme

Bilinçli farkındalıkFarkındalıkMadde kullanım bozuklukları+1
Sinem Aytop
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyathanede yabancı cisim unutulması risk tanılama ölçeği kullanımının değerlendirilmesi

Bu araştırma, ameliyathanede yabancı cisim unutulmasının önlenmesine yönelik geliştirilen Yabancı Cisim Unutulması Risk Tanılama Ölçeğinin kullanımına ilişkin ameliyathane hemşirelerinin deneyimlerini ve görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma deseninde yürütülen çalışmada, bir üniversite hastanesinin ameliyathanesinde görev yapan 15 hemşire ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve beş ana tema belirlenmiştir: (1) Yabancı cisim unutulmasına ilişkin risk algısı ve deneyimler, (2) Ölçeğin hasta güvenliğine ve klinik uygulamaya katkısı, (3) Ölçeğin içeriği ve maddelerine ilişkin görüşler, (4) Uygulamada yaşanan güçlükler ve örgütsel etmenler, (5) Ölçeğin geliştirilmesine ve entegrasyonuna yönelik öneriler. Bulgular, hemşirelerin yabancı cisim unutulmasını önlenebilir ancak yüksek dikkat gerektiren bir güvenlik sorunu olarak gördüğünü, ölçeğin farkındalık ve standardizasyon sağladığını, ancak bazı maddelerin branşlara göre uyarlanması ve dilinin sadeleştirilmesi gerektiğini göstermiştir. Sonuç olarak, ölçeğin klinik uygulamalarda kullanılabilir olduğu; etkili ve sürdürülebilir kullanımı için eğitim, dijital entegrasyon ve kurumsal destek süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Cerrahi hemşirelik
Fadime Cin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evrelerini tanılama düzeylerinin incelenmesi

Araştırma, hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evrelerini tanılama düzeylerini incelemek amacıyla analitik-tanımlayıcı tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir üniversite hastanesinin basınç yarası görülme riski fazla olan klinik ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler ile yürütüldü. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmaya gönüllü olan 170 (%71.1) hemşire oluşturdu. Veriler,"Hemşire Bilgi Formu", "Modifiye Pieper Basınç Yarası Bilgi Testi", "Basınç Yarası Evrelendirme Kayıt Formu" kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Basınç yarası evrelendirilmesi için uzman görüşleri doğrultusunda 50 yara fotoğrafı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra dağılım ölçülerinden standart sapma, korelasyon analizi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanıldı. Araştırmada, hemşirelerin basınç yarası bilgi ve evlendirme düzeylerinin yetersiz olduğu saptandı. Hemşirelerin basınç yarası bilgi düzeyinin çalıştığı klinik ve basınç yarasına ilişkin eğitim alma durumları ile istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). Evrelendirme düzeyinin çalışılan klinik, eğitim durumu ve basınç yarası ile karşılaşma durumu ile istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). Hemşirelerin çalışma yılı, yaş ve cinsiyetinin ise basınç yarası bilgisi ve evrelendirme düzeyi ile ilişkili olmadığı belirlendi (p>0.05). Sonuç olarak, basınç yarası eğitimi almanın ve basınç yarası ile karşılaşma durumunun, hemşirelerin basınç yarası bilgi düzeylerini arttırdığı ve doğru evrelemeyisağladığı saptandı. Bu araştırma ile hemşirelerin basınç yarası bilgisi ve basınç yarası yönetimi konusunda eğitimlerle bilgilerinin güçlendirilmesi gerektiği düşünüldü.

Basınç ülserleriHemşirelerHemşirelik+1
Nursen Ören
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yardımcı hizmet personelinin hijyenik el yıkama uyumuna yönelik eğitimin etkisi

Araştırma, yardımcı hizmet personelinin hijyenik el yıkama uyumuna yönelik eğitimin etkisini değerlendirmek amacıyla tek gruplu ön test-son test yarı deneysel tipte gerçekleştirildi. Araştırma, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi; cerrahi klinikler, ameliyathane, yoğun bakım üniteleri ve invaziv işlem yapılan kliniklerde 2 Ocak 2019-1 Haziran 2019 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın örneklemini kurumda çalışan 159 yardımcı hizmet personeli oluşturdu. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgiler Soru Formu, El Hijyenine Yönelik Veri Formu, Yardımcı Hizmet Personeli El Hijyeni Uyum Ölçeği ve Eğitim Değerlendirme Formu kullanıldı. Araştırmanın birinci aşamasında 8 uzmandan görüş alınarak Hijyenik El Yıkama Kitapçığı oluşturuldu. İkinci aşamasında, yardımcı hizmet personelinin önce anketleri ve ölçeği doldurması sağlanarak uygulamalı hijyenik el yıkama eğitimi verildi. Üçüncü aşamada, eğitimden üç ay sonra aynı anket ve ölçeğin tekrar doldurulması sağlandı. Verilerin analizinde, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı testler kullanıldı. Araştırmaya katılan yardımcı hizmet personelinin %52.8'i 31-40 yaş aralığında, %73'ü erkek, %85.6'si evli, %56'sı ilköğretim mezunu, %58.5'inin 11 yılın üzerinde çalışma deneyimi olduğu belirlendi. Yardımcı hizmet personelinin %44'ü cerrahi serviste, %22'si yoğun bakım ünitesinde, %14.5'i ameliyathane, %19.5'inin ise diğer servislerde görev yaptığı saptandı. Yardımcı hizmet personelinin %99.4'ünün önceden el hijyeni eğitimi aldığı, %73.6'sı bu eğitimi hizmet içi eğitim ile aldığı saptandı. Eğitim sonrasında cerrahi servis ve yoğun bakım ünitesinde görev yapan yardımcı hizmet personelinin "Hastaya Temas Sonrası" puan ortalamalarının düştüğü, ameliyathanede görev yapan katılımcıların "hastaya temas sonrası" puan ortalamalarının arttığı, eğitimi 1 ay önce aldığını belirten yardımcı hizmet personellerinin "Hasta Çevresine Temas Sonrası" alt boyutunun eğitim sonrası puan ortalamasının, eğitim öncesi puan ortalamasından anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edildi. Anahtar Kelimeler: El hijyeni, El yıkama, Hastane enfeksiyonu, El hijyeni inancı

ElEl yıkamaHijyen+4
Şükran Doğan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evcil hayvan sahiplerinin affedicilik düzeyi ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma evcil hayvan sahiplerinin affedicilik düzeyi ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmanın evrenini Zonguldak İl ve ilçelerinde faaliyet gösteren veteriner kliniklerine başvuran evcil hayvan sahipleri; örneklemini ise 17.08.2019-17.09.2019 tarihleri arasında bu kliniklere başvuran, çalışmaya katılmayı kabul eden 122 evcil hayvan sahibi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Affedicilik Ölçeği, Genel Sağlık Anketi-12 ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Number Cruncher Statistical System 2007 (NCSS) (Kaysville, Utah, USA) programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk testi ve grafiksel incelemelerle sınanmıştır. İki grup karşılaştırmasında normal dağılıma uyan değişkenlerde Student-t testi, uymayanlarda Mann-Whitney U testi; ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise normal dağılıma uyanlarda Oneway ANOVA, uymayanlarda Kruskal-Wallis test ve Dunn-Bonferroni testi, değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın sonucunda evli evcil hayvan sahiplerinin ruhsal yönden daha az risk taşıdığı; evcil hayvan sahibi olmanın diğer insanlarla iletişimini artırdığını düşünen katılımcıların ruhsal yönden daha az risk taşıdığı ve affedicilik düzeylerinin yüksek olduğu; affedicilik ölçeği puanları ile genel sağlık anketi-12 puanları arasında negatif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Affedicilik, Evcil hayvan, Pozitif psikoloji, Ruh sağlığı ve hastalıkları hemşireliği

BağışlamaEvcil hayvanlarPozitif psikoloji+3
Pınar Öztürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeyi ile öz yeterlilik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kazalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunları ve can kayıp nedenlerinin başında yer almaktadır. İlk yardım eğitimi almış kişilerce zamanında ve doğru bilgilerle yapılan uygulamalar hayat kurtarmaya ve sağ kalıma önemli destek sağlarken, eksik ya da yanlış bilgilerle yapılan müdahaleler sakat kalımlara ve can kayıplarına neden olmaktadır. İlk yardım uygulamalarında başarılı olabilmek için güncel bilgiye sahip olmanın yanında kişinin bilgisini beceriye dönüştürüp doğru müdahaleyi başlatabilen ve olay anını yönetebilen yeterlikte olması da hayati önem arz etmektedir. Hemşireler hasta ve yaralılarla ilk ve en sık karşılaşan meslek grubunda yer alırken gerek sosyal gerekse iş hayatlarında uygun müdahaleleri tereddüt etmeden başlatabilme yetisine sahip olmalılardır. Bu bağlamda geleceğin hemşireleri hemşirelik öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeylerinin ve ilk yardım öz yeterliliklerinin bilinmesi oldukça önemlidir. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeyleri ile öz yeterlilik inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı-niteliksel tipte yapılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulundan etik izin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinden yazılı izin ve hemşirelik öğrencilerinden sözlü onam alınmıştır. Çalışma 15.12.2019-15.03.2020 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünde öğrenimine devam eden 551 öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma verileri; öğrencilerin bireysel özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Anketi", ilk yardım bilgi düzeyinin değerlendirildiği "İlk Yardım Bilgi Düzeyi Anketi" ve ilk yardım öz yeterliliklerinin değerlendirildiği "İlk Yardım Öz Yeterlilik Ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodlar kullanılmış ve istatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler doğrultusunda hemşirelik öğrencilerinin ilk yardım bilgi anketini doğru cevaplama oranı %61.79 olduğu belirlenirken, 1-9 arasında yetkinlik değerleri bulunan ifadelerden oluşan ilk yardım öz yeterlilik ölçeğinin genel ortalama puanı 6.15 olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelik öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeylerinin orta seviyede olduğu saptanmıştır. İlk yardım konusundaki en temel müdahalelerin doğru bilinmediği ya da unutulduğu belirlenirken, ilk yardım öz yeterliliğinin bilgi düzeyi en yüksek olan grupta en düşük olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; öğrencilerin ilk yardım bilgi düzeyini arttırmak, ilk yardım öz yeterliliklerini geliştirmek ve öğrenilen bilginin kalıcılığını sağlamak için farklı öğrenim yöntemlerinin kullanılması, ilk yardım öz yeterlilik algısını arttıran faktörler daha geniş örneklemlerde nitel ve nicel çalışmalarla ayrıntılı olarak incelenmesini önermekteyiz.

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+4
Figen Karaçetin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covıd-19 pandemi sürecinde ameliyathane hemşirelerinin deneyimleri

Bu çalışma, COVID-19 pandemi sürecinde ameliyathane hemşirelerinin deneyimlerini incelemek amacıyla niteliksel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik tipte tasarlandı ve Zonguldak' ta bir kamu hastanesinde Şubat-Mart 2021 tarihlerinde 10 ameliyathane hemşiresi ile derinlemesine görüşme tekniği uygulanarak kişisel bilgi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerçekleştirildi. Tematik analiz yöntemi ile temalar ve kodlar oluşturuldu. Analiz sonucu 4 tema, 29 kod elde edildi. Ameliyathanede Değişen Sistem ve Uygulamalar temasında; kişisel koruyucu ekipman ve sterillik, iş yükü/süresi, hasta- hemşire iletişiminde eksiklik, vaka sayısında azalış, acil-elektif vaka uygulamalarında değişim, esnek mesai uygulaması, Pandeminin Yarattığı Etkiler temasında; endişe/korku, psikolojik sıkıntılar, kişisel koruyucu ekipman güçlüğü, hemşire eksikliği, aileye özlem/uzaklık, uyku bozuklukları, ailesel sorunlar, farklı birimde çalışma zorluğu, Pandemi ile Baş Etme Stratejileri temasında; aile ile iletişim, nefes/spor egzersizleri, maneviyat, düzenli/sağlıklı beslenme, online alışveriş, dizi/film izleme, süreci kabullenme, Pandemiden Öğrenilenler temasında hayatın/sağlığın önemi, ailenin önemi, hemşirelik mesleğinin değersizliği, maddi adaletsizlik, mesleki tecrübe kazanımı, kişisel korunmanın önemi, sendika desteğinin alınmaması ve mesleki doyum kodları oluşturuldu. COVID-19 pandemisi ile birlikte ameliyathanede hemşirelik ve cerrahi süreç üzerinde değişimler yaşandığı, hemşirelerin olumlu/olumsuz etkiler deneyimlediği, baş etme yöntemleri kullanarak pandemiden birçok kazanım elde ettiği belirlendi.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathanelerCOVID 19+5
Büşra Ergen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoğun bakım hastalarında farklı baş yüksekliğinde uygulanan endotrakeal aspirasyonun beynin oksijenlenmesine etkisinin invaziv olmayan yöntemle değerlendirilmesi

Yoğun bakım ünitelerinde uygulanan endotrakeal aspirasyon ve başın yükseltilmesi gibi hemşirelik bakım uygulamaları serebral oksijenasyonda önemli değişikliklere neden olmaktadır. Ancak literatürde bu iki uygulama arasındaki ilişkiyi açıklayan bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, mekanik ventilatör desteği alan nöroşirurji yoğun bakım hastalarında, serebral oksijenasyonun bozulmasını önlemek üzere endotrakeal aspirasyon sırası ve sonrasında ideal baş yüksekliğinin invaziv olmayan bir yöntem ile belirlenmesi amacıyla araştırma yapıldı. Araştırma Zonguldak İl merkezi'nde bulunan üniversite ve devlet hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, yoğun bakım ünitelerine bir yıllık sürede yatışı yapılan toplam 520 nöroşirurji hastası oluştururken, örneklemini, literatürden elde edilen araştırma sonuçlarına göre, α=0,05, 0,25 etki büyüklüğü, %90 power ile belirlenerek 46 hasta oluşturdu. Bu prospektif yarı deneysel çalışmada, hastalara sırasıyla 15, 30 ve 45 derecelik baş yüksekliği verilerek, her baş yüksekliğinde, gereksinim oluştuğu anda endotrakeal aspirasyon uygulandı. Hastaların serebral oksijenasyon değerleri invaziv olmayan bir cihaz yardımıyla uygulama öncesi, uygulama sonrası 1., 5. ve 30. dakikalarda ölçüldü. Veriler, 14.03.2020 ile 14.05.2021 tarihleri arasında toplandı. Elde edilen veriler; tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Friedman testi, Durbin Conover testi ve Spearman's Rho korelasyon katsayısı ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler Jamovi project, Jamovi ve JASP programları ile yapıldı ve analizde anlamlılık düzeyi 0.05 kabul edildi. Analizler sonucunda; her bir baş yüksekliğinde sağ ve sol frontal lobda ölçülen oksijenasyon değerleri ile ölçüm zamanları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0,001). Baş yüksekliği derecelerine göre ikili karşılaştırmaların yapıldığı ileri analiz sonuçlarına göre; her iki serebral bölgede de, her bir ölçüm zamanında 45 derece baş yüksekliğinin hem 30 hem de 15 dereceye göre daha yüksek oksijenasyon sağladığı ve bu durumun istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p<0,001). Hastaların cinsiyetlerine göre, farklı baş yüksekliklerinde ölçülen serebral oksijenasyon değerlerine bakıldığında anlamlı farklılık tespit edilirken, farklılığı yaratan grubun erkek hastalar olduğu ve erkeklerde serebral oksijenasyon değerlerinin daha yüksek seyrettiği tespit edildi (p<0,05). Hastaların yaşam bulguları ile ölçüm zamanlarına göre farklı baş yüksekliklerindeki serebral oksijenasyon değerleri karşılaştırıldığında; her iki serebral bölgede de hastaların yalnızca solunum sayılarındaki değişimlerde anlamlı farklılık tespit edildi (p<0,05). Bu değişimin pozitif yönde ve zayıf-orta derecede bir ilişkiye sahip olduğu bulundu. Ancak, hastalara ait diğer demografik ve sağlık durumu ile ilişkili veriler ile sağ ve sol serebral bölgede farklı baş yüksekliklerinde uygulan endotrakeal aspirasyon öncesi ve sonrasında ölçülen oksijenasyon değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Araştırma, nöroşirurji yoğun bakım hastalarında endotrakeal aspirasyon uygulanması sırasında serebral oksijenasyon açısından en uygun baş yüksekliğinin 45 derece olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: Baş yüksekliği, endotrakeal aspirasyon, hemşirelik girişimleri, nöroşirurji, serebral oksijenasyon, yoğun bakım

AspirasyonBeyinHemşirelik+6
Sibel Köstekli
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel yetersizliği olan çocuklara verilen cinsel sağlık ve gelişim eğitiminin etkinliğinin belirlenmesi

Randomize kontrollü bir araştırma olarak gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı hafif ve orta düzey zihinsel yetersizliği olan çocuklarda "Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuklara Yönelik Cinsel Sağlık ve Gelişim Eğitimi Programı"nın etkinliğinin belirlenmesidir. Araştırma, Zonguldak'ta üç tane özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini 12- 18 yaş arasında zihinsel yetersizliği olan 48 çocuk (girişim grubu= 24, kontrol grubu= 24) oluşturdu. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenlik Dönemindeki Zihin Yetersizliği Olan Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri Ölçeği" ve "Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuklarda Cinsel Gelişim Bilgi Değerlendirme Ölçeği" ile ön test, son test ve kalıcılık testi şeklinde üç aşamada Eylül 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında toplandı. Girişim grubuna "Tam Öğrenme Modeli" ne dayalı sekiz haftalık Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuklara Yönelik Cinsel Sağlık ve Gelişim Eğitimi Programı uygulandı. Zihinsel yetersizliği olan çocuklara verilen eğitim programı sonrasında girişim grubunda kontrol grubuna göre "Ergenlik Dönemindeki Zihin Yetersizliği Olan Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri Ölçeği" puan ortalaması daha düşüktü (p<0.05). Zihinsel yetersizliği olan çocuklara verilen eğitim programı sonrasında girişim grubunda kontrol grubuna göre "Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuklarda Cinsel Gelişim Bilgi Değerlendirme Ölçeği" puan ortalaması daha yüksekti (p<0.05). Sonuç olarak, eğitim programı zihinsel yetersizliği olan çocukların cinsel sağlık ve gelişimlerine ilişkin bilgi düzeyinin ve annelerinin bu konudaki farkındalıklarının artmasında etkiliydi. Zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitim müfredatlarına hemşire işbirliğinde verilecek cinsel gelişim ve sağlık konularının da eklenmesi önerilmektedir. Randomize kontrollü çalışma numarası: NCT04635969

Cinsel eğitimCinsel gelişimCinsel sağlık+4
Aylin Kurt
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Munro perioperatif basınç yarası risk değerlendirme ölçeğinin geçerlilik ve güvenirliği

Amaç: Munro Perioperatif Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğinin geçerlilik ve güvenirliği 'nin Türkçe'ye uyarlanması ve 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği 'ne göre duyarlılık, özgüllük, tahmin etme değerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Metodolojik araştırmadır. Araştırma bir Üniversite Hastanesi'nin ortopedi vakalarının yapıldığı ameliyathane ve sonrasında hastaların takip edildiği ortopedi servisi ve anestezi sonrası bakım ünitesinde yürütüldü. Örnekleme 121 hasta alınmıştır. Veriler Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Munro Perioperatif Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğinin ve 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, Kapsam Geçerlik İndeksi, Duyarlılık, Özgüllük, Tahmin Etme Değeri ve ROC Eğrisi ve Eğri Altında Kalan Alan değerleri ile analiz edilmiştir. Etik kurul, kurum ve hasta yakınlarından izin alınmıştır. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 52.22±19.65, kapsam geçerlilik indeksi 0.92'dir. Araştırmada Munro Perioperatif Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğinin amaliyat öncesi, ameliyat sırası ve ameliyat sonrası kesme noktasının sırasıyla ≥9.50; ≥13.50; ≥3.50olarak belirlendi. Munro ölçeğinde ROC Eğrisi'nin AUC değerleri sırası ile 0.735, 0.748, 0.729 olarak bulundu. Munro ölçeğinin ameliyat öncesi, ameliyat sırası ve ameliyat sonrası duyarlılık oranları sırasıyla %76.2, %71.4 ve %80.9 iken Özgüllüğü %76.0; %76.0 ve %58.0 olarak belirlendi. 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği 0.731'dir. Sonuç: Munro Perioperatif Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğinin basınç yarası riskini belirlemede "kabul edilebilir" ayırım gücüne sahipken, duyarlılık, özgüllük ve negatif tahmin etme değeri yüksektir.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathanelerBasınç ülserleri+5
Banu Ece Çetinkaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin COVID-19 korkusu ile depresyon, anksiyete ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki

Yapılan bu çalışmada cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin COVID-19 korkusu ile depresyon, anksiyete ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya bir üniversite hastanesinin cerrahi kliniklerinde çalışan 58 kadın ve 13 erkek olmak üzere toplam 71 hemşire katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu, "COVID-19 Korkusu Ölçeği", "Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği Kısa Formu" ve "Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz aşamasında ise Statistical Package for the Social Sciences 25.0 programında Mann Whitney U analizi, Wallis H analizi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda cerrahi hemşirelerinin COVID-19 korkusu ve tükenmişlik düzeylerinin orta seviyede olduğu, depresyon ve anksiyete düzeylerinin ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre hemşirelerin psikolojik sağlık sorunlarının genel olarak yaş grubu, cinsiyet, eğitim düzeyi, aile yapısı, aile içinde 65 yaş ve üstü veya kronik hastalığı olan birey bulunma durumu, kronik hastalığa sahip olma durumuna ve sigara ve alkol kullanma durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur (p>0.05). Araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkiler incelendiği zaman ise cerrahi hemşirelerinde COVID-19 korkusu, depresyon, anksiyete ve tükenmişlik düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, pandemi sürecinde cerrahi kliniklerinde görev yapan hemşirelerde karşılaşılan psikolojik problemler üzerinde demografik değişkenlerin önemli birer belirleyici olmadığı, bunun yanında COVID-19 korkusunun depresyon, anksiyete ve tükenmişliği arttırdığı söylenebilir.

AnksiyeteCOVID 19Cerrahi+6
Büşra Tarı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Maden ve termik santral işçilerinin iş yükü ve ruhsal sağlık durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma yeraltı maden ocakları ve termik santral işçilerinin iş stresi, iş yükü, iş kontrolü, sosyal destek düzeyleri ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılan çalışma 162 maden işçisi ve 158 termik santral işçisi ile tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu ve İsveç İş Yükü-Kontrol-Destek Anketi(İİYKD), Genel Sağlık Anketi (GSA-12) ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.00 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U test ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Maden ve termik santral işçilerinin GSA-12 ve İİYKD Anketi ölçek puanları karşılaştırıldığında maden işçilerinin genel sağlık, iş yükü, beceri kullanımı, iş kontrolü, iş stresi puanlarının yüksek ve gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p<0,05); karar serbestliği ve sosyal destek puanlarında gruplar arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Katılımcıların ölçek puanları arasındaki ilişki incelendiğinde genel sağlık anketi puanları ile beceri kullanımı (r=-0,131 p=0,019); karar serbestliği (r=-0,218 p<0,001); iş kontrolü (r=-0,214 p<0,001) ve sosyal destek (r=-0,403 p=0,001) puanları arasında negatif yönde; iş stresi (r=0,243 p=0,001) arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda her iki işçi grubunun da iş stresinin yüksek ve ruhsal yönden riskli olduğu ancak maden işçilerinin riskinin daha yüksek olduğu; beceri kullanımı, karar serbestliği, iş kontrolü, sosyal destek azaldıkça ve iş stresi arttıkça ruh sağlığına yönelik riskin arttığı belirlenmiş, ağır ve tehlikeli bu iş yerlerinde özellikle maden işçilerinin iş stresini azaltacak önlemlerin alınması ve ruh sağlığını korumaya yönelik çalışmalar yapılması önerilmiştir.

Kömür madenciliğiMadenciMadencilik+7
Ayşe Şentürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sırasında görev yapan sağlık çalışanlarında travma sonrası büyüme ve etkileyen faktörler

Bu çalışma, COVID-19 salgını döneminde görev yapan sağlık çalışanlarının farklı zaman dilimlerinde travma sonrası büyüme düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evren ve örneklemi Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Devrek Devlet Hastanesi'nde görev yapan yapan 109 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu ve Travma Sonrası Büyüme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçme araçları 6 ay ara ile (Eylül 2020-Mart 2021) iki kez uygulanmıştır. Çalışmanın istatistiksel değerlendirmesinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kolmogrov-Smirnov testi, bağımız gruplar t testi, ikiden fazla grup ortalamalarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA), gruplar arası karşılaştırmalarda alt gruplardaki birey sayısı düşük olan karşılaştırmalarda parametrik istatistiklerin nonparametrik karşılığı olan Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda sağlık çalışanlarından çocuk sahibi olmayanların, 1-5 yıl ve 6-10 yıl çalışma yılına sahip olanların, COVID-19 biriminde görev yapmayan sağlık çalışanlarının ve COVID-19 nedeniyle yakınını kaybetmeyenlerin travma sonrası büyüme puanının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Sağlık çalışanları, Travma sonrası büyüme

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+3
Yasemin Şeyma İncirci
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID 19 tedavisi alan ve almayan bireylerde travma sonrası stres bozukluğu ve etkileyen faktörler

COVID-19 hastalığı tanımlandığı 2019 yılından itibaren tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bir enfeksiyon hastalığı olarak ortaya çıkan hastalık, yaygın etkileri sebebiyle, önemli bir halk sağlığı problemi olmuştur. COVID-19 hastalığının ölümcüllüğünün ve bulaşıcılığının yüksek olması, tedavi sürecinde ve sonrasındaki belirsizlikler, hastalıktan korunmak için alınan tedbirler, karantina önlemleri, yaşam rutinlerinin tamamen değişmesi gibi hastalığa özgü pek çok özellik nedeniyle bireylerin ruh sağlığıolumsuz etkilenmiştir. Bu çalışma, COVID-19 tanısı ile hastanede yatarak tedavi alan ve COVID-19 tanısı almayan bireylerde post travmatik stres bozukluğu belirtilerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan bir vaka kontrol çalışmasıdır. Çalışmanın vaka grubunu COVID-19 tedavisi alan hastalar (109), kontrol grubunu ise aynı dönemde hastaneye başvurarak test yaptıran ve veri toplanan tarihe kadar da COVID-19 tanısı almayan (109) bireyler oluşturmuştur. Çalışmanın verileri kişisel bilgi formu ve Travmatik Stres Belirtileri Ölçeği kullanılarak telefon görüşmeleri aracılığı ile toplanmıştır. Veriler Statistical Package for the Social Scienes 22.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada vaka grubunun Travmatik Stres Belirtileri Ölçeği puanlarının kontrol grubundan yüksekolduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Tanıdan sonra geçen zaman, yaş, gelir durumu, yakın çevrede covid nedenli ölüm yaşanması, hasta bireyle temas, iletişim sorunları yaşama, ekonomik sorun yaşama ve kronik hastalığa sahip olma durumuna göre vaka ve kontrol gruplarının Travmatik Stres Belirtileri Ölçeği puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Yapılan bu çalışma ile COVID-19 tedavisi alan bireylerin travma sonrası stres belirtilerinin, tedavi almayanlara göre daha yüksek olduğu ve Travmatik Stres Belirtileri Ölçeği puanlarının sosyodemografik özelliklere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir Anahtar Kelimeler: Travma sonrası stres bozukluğu, COVID-19, Sosyo-demografik değişkenler.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+2
Burcu Karaköse
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

0-18 yaş çocuğu olan ebeveynlerin tamamlayıcı ve alternatiftedavi kullanımı ile bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşıtutumlarının belirlenmesi

Amaç:Ebeveynlerin bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerini kullanmaları ve tutumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bir kamu ve üniversite hastanesinin çocuk acil, çocuk poliklinikleri ile toplumda araştırmayı kabul eden ebeveynler ile 01.03.2021-31.06.2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen tanımlayıcı tipte bir kesitsel çalışmadır. Araştırmaya 401 ebeveyn katılmış olup, veriler "Sosyodemografik Veri Formu", "Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi Bilgi Formu" ve "Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği" ile online olarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin %47.6'sı kendisi araştırarak tamamlayıcı alternatif tıbbı öğrendiğini ifade etmiş ve çocuklarında, %86.3 masaj, %84 bitkisel tedavi, %71.6 enerji şifası, %49.1 refleksoloji ve %42.1 taichiyi; %28.4 rahatlama, %27.2 koruma, %36.9 destek, %7.5 tedavi amaçlı kullandıkları belirlenmiştir. Daha geniş kapsamda ebeveynlerin;%55.4 ağrı, %40.9 bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, %38.7 öksürük, %28.9 kabızlık ve %26.4 ile kansızlık nedenleri ile kullanıldığı saptanmıştır. Ebeveynlerin bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıpa karşı tutumlarının orta düzeyin üzerinde olduğu görülmektedir. Kadınlarda ve yaş ile birlikte tutumun anlamlı düzeyde yükseldiği belirlenmiştir. Sonuç: Tamamlayıcı alternatif tıbbı ile ilgili bilgilerini farklı kaynaklardan elde eden ebeveynlerin bu yöntemleri çocuklarında kullandıkları ve tamamlayıcı alternatif tıbba karşı tutumlarının orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn, Çocuk, Bütünleyici, Tamamlayıcı alternatif tedavi, Tutum

Selda Aktağ
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi sırasında çalışma koşullarının hemşirelerin duygu, iş stresi ve mesleki benlik saygısı üzerine etkisi

Bu çalışma, COVID-19 pandemisi döneminde görev yapan hemşirelerin çalışma koşullarının hemşirelerin duyguları, iş stresi ve mesleki benlik saygısı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi'nde görev yapan 389 hemşire oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Pozitif Negatif Duygu Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın istatistiksel değerlendirmesinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov testi, bağımsız gruplar t testi, ikiden fazla grup ortalamalarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi, varyans analizinde çıkan anlamlı farklılaşmanın kaynağının belirlenmesi için post hoc testlerinden Scheffe testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda hemşirelerin pozitif duygu düzeyleri artarken mesleki benlik saygısında azalma olduğu, negatif duygu düzeyleri arttıkça stres algılarında artma olduğu, negatif duygu düzeyleri azaldıkça mesleki benlik saygısında artma olduğu belirlenmiştir.

Benlik saygısıCOVID 19Duygu+7
Tuğçe Kuzu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat öncesinde müzik dinletmenin ürolojik cerrahi planlanan bireylerin anksiyete düzeyine etkisi

Ameliyat öncesinde müzik dinletmenin ürolojik cerrahi planlanan bireylerin anksiyete düzeyine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test randomize kontrollü deneysel olarak yapılan araştırmanın evrenini Eylül 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Üroloji Servisine ameliyat planıyla yatışı yapılan 359 birey oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 80 (40 müdahale, 40 kontrol) birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Bilgi Formu", "Durumluk/Sürekli Kaygı Envanteri", "Ameliyata Özgü Kaygı Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 23.0 paket programı kullanılmıştır. Müdahale grubunun ön test ve son test durumluk kaygı envanteri puan ortalamasının 37.15±8.04 ve 34.67±9.09; kontrol grubunun 36.23±9.44 ve 37.23±9.78 olduğu; müdahale grubundaki fark istatistiksel olarak anlamlı iken (p=0.006), kontrol grubunda anlamlı bir fark olmadığı (p=0.256); müdahale grubunun ön test ve son test sürekli kaygı envanteri puan ortalamasının 39.73±7.71 ve 39.88±8.22; kontrol grubunun 40.68±4.91 ve 41.25±5.87 olduğu; müdahale (p=0.840) ve kontrol (p=0.346) grubundaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; müdahale grubunun ön test ve son test ameliyata özgü kaygı ölçeği puan ortalamasının 18.08±4.52 ve 16.55±4.79; kontrol grubunun 20.50±7.31 ve 20.95±7.69 olduğu; müdahale grubundaki fark istatistiksel olarak anlamlı iken (p=0.011) kontrol grubunda anlamlı bir fark olmadığı (p=0.498) tespit edilmiştir. Sonuç olarak ürolojik cerrahi planlan bireylere ameliyat öncesi 30 dakika dinletilen Türk Sanat Müziğinin, müzik bitiminden 15 dakika sonra ölçülen sürekli anksiyetesinde bir fark oluşturmazken durumluk ve ameliyata özgü anksiyeteleri üzerine olumlu etki oluşturduğu; bu nedenle kolay uygulanabilen müziğin, bütüncül hemşirelik uygulamaları kapsamında ürolojik cerrahi planlanan bireylerin bakımında kullanımının teşvik edilmesi ve uygulama konusunda gerekli eğitimlerin düzenlenmesi önerilebilir.

AnksiyeteCerrahiCerrahi-ürolojik+4
Neslihan Aker
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bebek liderliğinde beslenme ve geleneksel tamamlayıcı beslenme eğitiminin bebek gelişimine etkisi

Nurten Arslan, Bebek Liderliğinde Beslenme ve Geleneksel Tamamlayici Beslenme Eğitiminin Bebek Gelişimine Etkisi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Bilim Dalı, Doktora Tezi, Zonguldak, 2022. Araştırma deneysel randomize kontrollü analitik ve metodolojik türde bir araştırmadır. Birinci aşamada tamamlayıcı beslenmeye geçiş yapan bebeklerde tamamlayıcı beslenmeye geçiş davranışları ölçeği geliştirildi.İkinci aşamada tamamlayıcı beslenmeye geçen bebeklerin annelerine verilen tamamlayıcı beslenme eğitimlerinin bebek gelişimine etkisi incelendi.Araştırmanın birinci aşamasının örneklemini 6-24 aylık bebeğe sahip 370 anne oluşturdu. İkinci aşamasının örneklemini tamamlayıcı beslenmeye geçen 52 bebek ve annesi oluşturdu. Verilen eğitimin bebek gelişimine etkisinin incelendiği araştırmanın ikinci aşamasında bebek liderliğinde beslenme ile beslenen bebeklerde kendi kendine beslenme ve katı gıdaya geçiş geleneksel tamamlayıcı beslenme ile beslenen bebeklere göre daha erken iken; geleneksel tamamlayıcı beslenme ile beslenen bebeklerde ev yemeklerine geçişin daha erken olduğu görüldü. Bebeklerin fiziksel, bilişsel, dil, motor, psikososyal ve oyun gelişimi zamanla her iki grupta da anlamlı bir artış göstermektedir. Gruplar arası karşılaştırmada ise, BLW yöntemi ile beslenen bebeklerde fiziksel gelişim hariç diğer tüm gelişim basamaklarında sekizinci aydan sonra anlamlı bir farklılık bulundu. Tamamlayıcı beslenmeye geçen bebekler için her iki gruba da verilen eğitimin bebek beslenmesinde besin ve mikrobesin alımına etki ettiğini göstermektedir. Verilen eğitimler sonucunda her iki grupta da boğulma riskinin yaşanmadığını ve olumsuz yeme zamanı bulgularının bebek liderliğinde beslenme yöntemi ile beslenen bebeklerde daha az yaşandığını göstermektedir.

Bebek beslenmesiBebek sağlığıBesin destekleri+3
Nurten Arslan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin empati beceri düzeyleri ile ağrıya yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, Cerrahi kliniklerinde çalışan hemşirelerin empati beceri düzeyleri ile ağrıya yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı-analitik olarak yürütüldü. Bir araştırma merkezi ve devlet hastanesinde cerrahi kliniklerde çalışan, araştırmaya katılmaya gönüllü olan ve anket formunu eksiksiz dolduran 103 hemşire ile gerçekleştirildi. Veriler, Sosyo-demografik özellikler soru formu, Jefferson Empati Ölçeği (Jefferson Scale of Empathy) ve Hemşirenin Ağrı ile ilgili Bilgi ve Tutum Anketi (NKASRP) kullanılarak toplandı. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında demografik özelliklerine göre dağılımlarının değerlendirilmesinde betimleyici analizlerden frekans ve yüzde analizi, kullanılan ölçeklere ait betimleyici analizlerin değerlendirilmesinde ise ortalama ve standart sapma ile verilmiştir. Yapılan istatiksel değerlendirmede hemşirelerin eğitim düzeyinin artmasıyla empati beceri düzeylerinin ve ağrıya yönelik bilgi ve tutumlarının, mesleği sevme, ağrı ile yayın okuma değişkenine göre de empati beceri düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği belirlendi (p<0.05). Bu çalışma sonucunda hemşirelerin empati düzeyleri ile ağrı ile ilgili bilgi ve tutum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Empati beceri, Hemşire, Bilgi, Tutum.

AğrıBilgi düzeyiEmpati+5
Yasemin Durmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde tıbbi araçla ilişkili basınç yarası prevalansı ve risk faktörleri

Aslıhan AYDIM KUDU, Yoğun Bakım Ünitesinde Tıbbi Araçla İlişkili Basınç Yarası Prevalansı Ve Risk Faktörleri. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı Cerrahi Hemşireliği Programı, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2022. Araştırma yoğun bakım ünitesinde Tıbbi Araçla İlişkili Basınç Yarası (TAİBY) Prevalansını ve Risk Faktörlerini belirlemek amacıyla longitudinal tipte tanımlayıcı/analitik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir üniversite hastanesinin tıbbi araçla ilişkili basınç yarası görülme riski fazla olan yoğun bakım ünitesinde yürütüldü. Araştırmanın evrenini yoğun bakımda tedavi gören tüm hastalar, örneklemini ise belirtilen tarihler arasında yetişkin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören ve dâhil edilme kriterlerini karşılayan 213 hasta oluşturdu. Veriler, Hasta Bilgi Formu, Yara İzlem Formu ve Jackson/Cubbin Basınç Alanı Risk Hesaplama Aracı-Türkçe Formu, Glaskow Koma Skalası kullanılarak toplandı. Tıbbi araç ile ilişkili basınç yarası prevalansı %28.6 (61/213)'dir. Tıbbi araç ile ilişkili basınç yarasının %48.4'ünün (46/95) solunum sistemine ait tıbbi araçlar, %14.7'sinin (14/95) foley kateter, %12.6'sının (12/95) intravenöz girişim için kullanılan araçlar, %11.6'sının (11/95) gastrointestinal sistemine ait araçlar nedeni ile geliştiği saptandı. Çalışmada tıbbi araçla ilişkili basınç yarasının %70.5'inin deride, %29.5'inin ise mukozal membranda geliştiği, deride meydana gelen tıbbi araçla ilişkili basınç yaralarının %82.1'inin I. evre olduğu belirlendi. Çalışmada tıbbi araçla ilişkili basınç yarası prevalansı nispeten yüksek olarak belirlendi. Tıbbi araçla ilişkili basınç yarası ile daha sık karşılaşan yoğun bakım hemşirelerinin, hastalarının bakımını yaparken ilişkili faktörleri dikkate almaları ve tıbbi araçla ilişkili basınç yarası prevalansını azaltmak için uygun önleyici tedbirler almaları kritik öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi Araç İlişkili Basınç Yarası, Yoğun Bakım Ünitesi, Hemşirelik.

Basınç ülserleriCerrahi hemşirelikHemşirelik+3
Aslıhan Aydım Kudu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri kliniğinde çalışan hemşirelerin psikiyatri hastalarının fiziksel sağlık bakımlarına ilişkin tutumları ve uygulamalarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin ruhsal hastalığa sahip olan bireylerin fiziksel sağlık bakımlarına yönelik tutumları, uygulamaları ve eğitim ihtiyaçlarının incelenmesidir. Bu çalışma tanımlayıcı, kesitsel tasarımda yürütülmüştür. Araştırma Ocak 2022-Mayıs 2022 tarihleri arasında Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde'ki bir bölge hastanesinde yer alan psikiyatri kliniklerinde görev yapan 139 hemşire ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Fiziksel Sağlık Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik ve parametrik olmayan testlerden faydalanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda hemşirelerin ruhsal hastalığa sahip olan bireylerin rutin bakımda yer alan fiziksel sağlık bakımını düzenli olarak verdikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin hastaları düzenli egzersize teşvik etme, ağız ve diş sağlığını değerlendirme, sigarayı bırakmaları için girişimleri ise nadir uyguladıkları, hastaları doğum kontrol yöntemleri konusunda hiç bilgilendirmedikleri saptanmıştır. Hemşirelerin fiziksel sağlık bakımı sunmada eğitim gereksinimleri olduğu belirlenmiştir. Fiziksel Sağlık Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 80.33±10.14'dir. Bu çalışmanın sonucunda hemşirelerin fiziksel sağlığa yönelik genel olarak olumlu tutumda oldukları belirlenmiştir. Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin, ruhsal hastalığa sahip olan bireylerin fiziksel sağlığını değerlendirme ve bakımdaki rolü bütüncül hemşirelik bakımı için oldukça önemlidir. Bu nedenle hemşirelerin fiziksel sağlık bakımı sunmada eksik olan yerlerinin fark ettirilmesi, bu doğrultuda hemşirelerin desteklenmesi gerekmektedir. Düzenli aralıklarla hizmet içi eğitimlerle hemşirelerin fiziksel sağlık bakımı konusunda bilgi ve becerilerini arttıracak girişimler yapılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel sağlık, Tutum, Hemşire, Kronik ruhsal hastalık

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Hande Yardımcı Kurtoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin temel yaşam desteği eğitiminde çevrimiçi ve geleneksel yöntemin değerlendirilmesi: Randomize kontrollü çalışma

Hemşirelik Öğrencilerinin Temel Yaşam Desteği Eğitiminde ve Geleneksel Yöntemin Değerlendirilmesi: Randomize Kontrollü Çalışma. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Programı, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2023. Bu çalışmada çevrimiçi ve geleneksel yöntemler kullanılarak yetişkin temel yaşam desteği eğitimi verilen hemşirelik öğrencilerinin bilgi, tutum ve uygulama yeterliliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ikinci sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında öğrenciler bilgisayar destekli randomizasyon yöntemiyle 30 kişilik iki gruba ayrılmıştır. Birinci gruba araştırmacı tarafından temel yaşam desteği eğitimi maket üzerinde yüz yüze anlatılarak uygulamalı eğitim verilmiştir. İkinci gruba ise çevrimiçi olarak temel yaşam desteği eğitimi verilmiş ve katılımcıların verilen eğitimi uygulaması istenmiştir. Eğitimden önce ve eğitimden bir ay sonra her iki eğitim grubuna 'Bilgi Değerlendirme Formu' ve 'Uygulama Değerlendirme Formu' uygulanarak kullanılan eğitim teknikleri değerlendirilmiştir. Her iki grupta eğitim öncesi ön test bilgi ve uygulama puanları bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Yüzyüze eğitim verilen grupta son test bilgi ve uygulama puanları Çevrimiçi eğitim grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çevrimiçi ve yüzyüze eğitim gruplarında son test bilgi ve uygulama puanları ön test puanlarına göre daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Yüzyüze eğitim grubunda yaş ile ön test bilgi puanı arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı derecede bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Hemşirelik öğrencilerine iki farklı yöntem verilen Uygulama Değerlendirme Formu eğitiminde; her iki grupta da eğitim sonrası test puanların yükseldiği görülmüştür.

Geleneksel eğitimHemşirelerHemşirelik+6
Banu Gülsoy
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabet tükenmişlik ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Metodolojik ve tanımlayıcı olarak planlanan bu araştırmanın amacı, Diabetes Burnout Scale 'nin Türk toplumunda geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Methods: Araştırmanın örneklemini, bir devlet hastanesinin İç hastalıkları klinikleri ve polikliniklerine başvuran, Tip 2 diyabet tanısı alan ve dâhil edilme kriterlerine uyan 160 hasta oluşturmuştur. Araştırma verileri hastaların sosyodemografik ve hastalıkla ilgili özelliklerini sorgulayan 22 soruluk kişisel bilgi formu, Diyabet Distres Skalası, Hasta Sağlık Anketi-9 ve Diyabet Tükenmişlik Ölçeği ile yüz-yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Sırasıyla ölçeğin dil ve kapsam geçerliği, ölçüt ve ayırt edici geçerlik ve yapı geçerliği ile güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde ortalama, standart sapma), korelasyon analizi, T testi, One Way ANOVA testleri, Cronbach Alfa analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Kapsam geçerlilik ölçütü The Content Validity Ratio değerinin 1.00 olarak bulunmuştur. Ölçeğin madde-toplam test korelasyon değerlerinin ise 0.493 ile 0.744 arasında değiştiği belirlenmiştir. Ölçeğin alt boyutlarına ait Cronbach alfa değerleri; Tükenme (Exhaustion) alt boyutu cronbach alfa katsayısı 0.95, kayıtsızlık(detachment) 0.89, Kontrol kaybı (lost of control) 0.86 ve toplam ölçek cronbach alfa katsayısı ise 0.90 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin Türkçe versiyonunun orijinal modelle iyi uyum gösterdiği dolayısıyla ölçeğin 3 faktörlü yapısının doğrulandığı gözlenmiştir. Sonuç; Diyabet Tükenmişlik Ölçeği Türk toplumunda diyabet hastalarında tükenmişlik durumunu ölçen ve metabolik değişkenleri ayırt edebilen geçerli ve güvenilir bir araçtır. Anahtar Kelimeler: Diabetes Mellitus, Güvenirlik, Geçerlik, Tükenmişlik

Diabetes mellitusGüvenilirlik ve geçerlilikTükenmişlik+3
Merve Kanca
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitelerinde vardiyalı çalışan hemşirelerde müzik dinletme uygulamasının uyku kalitesi ve anksiyete üzerine etkisi

Bu çalışma Yoğun Bakım Ünitelerinde (YBÜ) vardiyalı çalışan hemşirelerde müzik dinletme uygulamasının uyku kalitesi ve anksiyete üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Ankara ilinde bulunan bir Tıp Fakültesi Hastanesi yetişkin ve çocuk YBÜ'de vardiyalı çalışan hemşireler oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 66 hemşire (müdahale grubu=33, kontrol grubu=33) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Bilgi Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)", "Beck Anksiyete Envanteri (BAE)", ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Müdahale grubunun ön test, son test ve kontrol test PUKİ puan ortalaması sırasıyla 9.27±2.69, 8.48±3.18 ve 6.67±2.63; kontrol grubunun 7.21±2.36, 7.70±2.95 ve 9.09±2.78 olduğu; müdahale ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (F=10.03 p=0.01). Müdahale grubunun ön test, son test ve kontrol test BAE puan ortalaması sırasıyla 16.76±10.61, 11.09±11.68 ve 11.33±9.48 olup puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (F=7.05; p=0.001). Kontrol grubunun BAE puan ortalamasının sırasıyla 13.42±11.178, 9.03±7.23 ve 10.15±10.36 olduğu ve puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (F=0.27; p=0.75). Sonuç olarak YBÜ'de çalışan hemşirelerde 3 hafta boyunca haftada 3 gün yatmadan 1 saat önce 15 dakika TÜMATA sağlık grubu müziği dinletmenin uyku kalitesini olumlu etkilediği ve anksiyete düzeyini anlamlı düzeyde azalttığı bulunmuştur. Müziğin YBÜ'de çalışan hemşirelerin anksiyete ile baş etme yöntemi olarak kullanımı önerilebilir.

AnksiyeteHemşirelerHemşirelik+7
Meral Yaylacı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Roy uyum modeline temellendirilmiş sağlık eğitiminin risk grubu ergenlerde sağıklı yaşam biçimi davranışları ve benlik saygısı üzerine etkisi

Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve benlik saygısının temeli ergenlikte atılmakta ve bireyin yaşamını etkileyen kalıcı faktörler olmaktadırlar. Bu nedenle ergenlikteki sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve benlik saygısının değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma insan yaşamında kritik bir dönem olan ergenliği çalışma ortamında sürdüren gençlere uygulanan Sağlık Eğitim Programının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve benlik saygısı düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma randomize kontrollü deneysel araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Zonguldak İl Merkezinde İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Mesleki Çıraklık ve Eğitim Merkezinde öğrenim gören 14-18 yaş grubu 109 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada kişisel verilerin sorgulandığı Tanıtıcı Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların %88.5'i (92) erkek, %11.5'i (12) kızdır. Sağlık Eğitim Programı sonrası 2. ölçümlerde girişim ve kontrol grupları arasında Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II puanı açısından girişim grubu lehine anlamlı fark bulunurken, 3. ölçümlerde Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği puanı açısından girişim ve kontrol grubu arasında fark bulunmuştur. Sağlık Eğitim Programı, çalışan ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ve benlik saygısını arttırmada etkilidir. Çalışmamız ve benzer formlarının dezavantajlı gençler başta olmak üzere tüm gelişim gruplarının sağlığını yükseltmek amacıyla yaygınlaştırılması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Sağlıklı yaşam biçimi, Benlik saygısı, Hemşirelik

Benlik saygısıErgenlerRoy Adaptasyon Modeli+3
Nilüfer Tatoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabet hastalarında diyabette damgalama, anksiyete, depresyon ve diyabet öz bakımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada tip 2 diyabeti olan bireylerin deneyimledikleri damgalama, anksiyete, depresyon ve diyabet öz bakım arasındaki ilişkinin saptanması amaçlanmıştır. Bu araştırma tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tiptedir. Araştırma Zonguldak Çaycuma Devlet Hastanesi'ne Kasım 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında başvuran tip 2 diyabetli 200 birey ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanılama Formu", "Tip 2 Diyabet Damgalama Değerlendirme Ölçeği", "Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği", "Diyabet Öz Bakım Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden faydalanılmıştır. Tip 2 diyabet damgalama değerlendirme ölçeği toplam puan ortalaması 33.58±10.38, hastane anksiyete ve depresyon ölçeği anksiyete alt boyutu puan ortalaması 4.24±4.58, hastane anksiyete ve depresyon ölçeği depresyon alt boyutu puan ortalaması 3.59±3.99 ve diyabet öz bakım ölçeği toplam puan ortalaması 82.20±11.47'dir. Tip 2 diyabetli bireylerde diyabet damgalama puanı arttıkça anksiyete, depresyon ve diyabet öz bakım puanlarında artış olmaktadır. Diyabet öz bakım ölçeği toplam puanı arttıkça depresyon alt boyutu puanında artış olmaktadır. Diyabet öz bakım ölçeği puanı ile anksiyete alt boyutu puanı arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Tip 2 diyabetli bireylerin diyabet damgalamasını, depresyon durumunu diyabet süresinin artması ve genel sağlık algısının kötü olması etkilemektedir. Kadınlar erkeklerden daha fazla anksiyete yaşarken erkekler kadınlardan daha fazla depresyon yaşamaktadır. Diyabet süresinin artması depresyon riskini arttırmaktadır. Gençler, çalışmayanlar, genel sağlık algısı kötü olanlar daha fazla anksiyete yaşamaktadır. Eğitim düzeyinin artması, diyabet süresinin artması, ailede diyabetli birey olması, diyabet için kontrol sıklığının artması diyabet öz bakımını arttırmaktadır. Tip 2 diyabetli bireylerin diyabet damgalama, anksiyete ve depresyon, diyabet öz bakımına etki eden faktör/faktörlerin belirlenmesine yönelik nicel ve nitel tasarımda araştırmalar yapılması ve deneysel tasarımda çalışmalarla bu faktörleri azaltacak kanıta dayalı araştırmalar yapılması önerilmektedir.

AnksiyeteDamgalamaDepresyon+3
Meryem Gamze Şimşek
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

65 yaş ve üzeri bireylerde otomatik düşünceler ile kırılganlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

65 yaş ve üzeri bireylerde otomatik düşünceler ile kırılganlık arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmanın evrenini Şubat 2023 ve Mayıs 2023 tarihleri arasında poliklinik hizmeti Gazi Hastanesi Geriatri Bilim Dalına bağlı Geriatri Polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri bireyler oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan 119 birey oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; "Bilgi Formu", "Standardize Mini Mental Test", "Eğitimsizler için Mini Mental Test", "Otomatik Düşünceler Ölçeği" ve "Edmonton Kırılganlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışma sonucuna göre; Otomatik Düşünceler Ölçeği ile Edmonton Kırılganlık Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=0.466; p<0.001). Sonuç olarak; 65 yaş üzeri bireylerde otomatik düşünceler ve kırılganlığın ele alındığı çalışmalara rastlanamamakla birlikte literatüre katkı sağlanması ve birey odaklı biyopsikososyal hemşirelik bakımının geliştirilmesi için daha kapsamlı çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır. Anahtar Kelimeler: 65 yaş ve üzeri, hemşirelik, kırılganlık, otomatik düşünceler, psikiyatri.

DüşünceKırılganlıkOtomatik düşünce+2
Beyza Sakarya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Maden işçilerinde örgütsel adalet algısının ruh sağlığına etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma, maden işçilerinde örgütsel adalet algısının ruh sağlığına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapılan bu çalışmanın evrenini 1104 maden işçisi; örneklemini ise 651 maden işçisi oluşturmuştur. Çalışmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, SCL-90-R Somatizasyon Alt Ölçeği, Örgütsel Adalet Ölçeği (ÖAÖ), Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; bağımsız örneklem t testi, Anova, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada maden işçilerinin ÖAÖ toplam puanları ile GSA-12 (r=-0.454, p<0.01) ve SAÖ (r=-0,293, p<0.01) puanları arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu; örgütsel adaletin madencilerin ruh sağlığının %21.3'ünü açıkladığı; somatik belirtilerinin ise %9.7'sini açıkladığı belirlenmiştir. Örgütsel adaletin alt boyutu olan; etkileşim adaletinin madencilerin hem ruh sağlığını (t=-5,724, p=0.006) hem de somatizasyon düzeyini (t=-5,128, p<0.001) etkilediğini göstermektedir. Çalışma sonucunda, çalışma yaşamında kişilerarası duygu ve davranışları ve iletişim özelliklerini temel alan etkileşim adaletinin ruh sağlığı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçtan yola çıkarak kurum içinde amirler ve çalışanlar arasında etkili iletişimin sağlanması ve bu alanda yaşanan sorunların giderilmesine yönelik çalışmaların yapılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

AdaletAdalet algısıHemşirelik+6
Özkan Yıldız
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon tedavisine uyumu etkileyen faktörler ölçeği'nin (Factors Affecting Hypertension Treatment Adherence (FEHTA) scale) Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Metodolojik ve tanımlayıcı olarak planlanan bu araştırmanın amacı, Factors Affecting Hypertension Treatment Adherence Scale 'nin Türk toplumunda geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, bir aile sağlığı merkezine başvuran, hipertansiyon tanısı alan ve dâhil edilme kriterlerine uyan 191 hasta oluşturmuştur. Araştırma verileri hastaların sosyodemografik ve hastalıkla ilgili özelliklerini sorgulayan 24 soruluk anket formu, Hill Bone Yüksek Tansiyon Tedavisine Uyum ölçeği ve Hipertansiyon Tedavisine Uyumu Etkileyen Faktörler Ölçeği ile yüz-yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Sırasıyla ölçeğin dil ve kapsam geçerliği, yapı geçerliği, yakınsak geçerliği ve ölçüt geçerliği ile güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde ortalama, standart sapma), Cronbach Alfa analizi, bileşik güvenirlik (CR), çıkarılan ortalama varyans (AVE), faktör yükleri, doğrulayıcı faktör analizi ve açıklayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Bulgular: Kapsam geçerlilik ölçütü The Content Validity Ratio değeri 1.00 olarak bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarına ait Cronbach alfa değerleri; İnanç ve ilişkiler alt boyutu için 0.727, Sağlık Çalışanına Güven ve Ailenin Rolü alt boyutu için 0.754, Meşgul Olma ve Yalnızlık alt boyutu için 0.730, Tıbbi Yan Etkiler ve Umursamazlık alt boyutu için 0.753 ve toplam ölçek için 0.748 olarak bulunmuştur. Kültürel farklılıklardan dolayı ölçeğin orijinal formu korunamamış, yapılan analizler sonucunda ölçek maddelerinde değişikliğe gidilmiştir. Ölçeğin Türkçe versiyonu 4 alt boyut ve 25 maddeden oluşmaktadır. Sonuç: Hipertansiyon Tedavisine Uyumu Etkileyen Faktörler Ölçeği Türk toplumunda hipertansiyon hastalarında kullanılabilir, güvenilir bir ölçüm aracıdır.

Güvenilirlik ve geçerlilikHipertansiyonTedavi+2
Emre Can Karakaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postpartum dönemde emzirmenin postpartum depresyon ve algılanan sosyal destek düzeyi ile ilişkisi

Bu araştırma postpartum dönemde emzirmenin, postpartum depresyon ve algılanan sosyal destek düzeyi ile ilişkisini incelemek amacıyla kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Ekim 2022 - Mayıs 2023 tarihleri arasında Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine başvuran anneler oluşmaktadır. Örneklemi ise araştırmaya katılmayı kabul eden ve araştırmaya alınma ölçütlerini sağlayan 180 anne oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; "Bilgi Formu" , "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" , "Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği" ve "Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Annelerin Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişki saptanmıştır (r=-0.561, p<0.01). Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği ile Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişki saptanmıştır (r=-0.563, p<0.01). Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği puanları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir (r=0.538, p<0.01). Annelerin Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanlarının postpartum dönemdeki annelerin Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği puanını anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur (sırasıyla t=-5.734, p<0.001; t=-5.598, p<0.001). Sonuç olarak postpartum dönemdeki annelerde algılanan sosyal destek ve emzirme öz yeterlilik düzeyinde artış postpartum depresyonu azaltmaktadır. Postpartum süreçte annelere emzirme danışmanlığı verilmesi ve sosyal destek sağlanması önerilebilir.

Algılanan sosyal destekDepresyonDepresyon-postpartum+4
Nergis Öztekin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin iş yaşam dengesi ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Zonguldak ilindeki tüm kamu hastanelerinde çalışan hemşirelerin iş yaşam dengeleri ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın evrenini Haziran 2022 ve Aralık 2022 tarihleri arasında hastanelerde çalışmakta olan tüm hemşireleroluşturdu. Örneklemini ise 1066 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Genel Sağlık Anketi-12, İş Yaşam Dengesi Ölçeği ile toplandı. Genel Sağlık Anketi-12 ile İş yaşam uyumu alt boyutu arasında negatif yönde, orta güçte anlamlı bir ilişki (r=-0.455, p<0.001) saptanırken, yaşamı ihmal etme, kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması alt boyutları arasında pozitif yönde, orta güçte (sırasıyla r=0.570, r=0.541, r=0.405) anlamlı bir ilişki tespit edildi (p<0.001). Yaş, gelir durumu, çalışılan birim, çalışma vardiyası, aylık çalışma saatleri, izin alma, mola kullanma durumu, aylık çalışma saatini değerlendirme şekli, istifa etme düşüncesi değişkenlerinin Genel Sağlık Anketi-12 ve İş Yaşam Dengesi Ölçeği alt boyutları puan ortalamaları üzerinde anlamlı fark oluşturduğu görüldü (p<0.05). Sonuç olarak, iyi bir iş yaşam dengesi sağlamak, hemşirelerin ruh sağlığını korumaları için önemlidir. Bu nedenle, sağlık kuruluşları ve çalışma ortamları, hemşirelerin iş yaşam dengesini destekleyecek politikalar ve kaynaklar sunarak, hemşirelerin ruh sağlığını korumaya yönelik önlemler almalıdır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+2
Aleyna Açıcı Çarkçı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde algılanan örgütsel adaletin ruh sağlığı üzerine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma hemşirelerde algılanan örgütsel adaletin ruh sağlığı üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Zonguldak İl merkezinde bulunan Atatürk Devlet Hastanesi'nde görev yapan 405 hemşire oluşturmuş, örneklem belirlenmemiş evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiştir. Çalışma 374 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "Kısa Semptom Envanteri" kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın istatistiksel değerlendirmesinde Student-t, tek yönlü varyans analizi, Tukey testi, pearson korelasyon katsayısı ve çok yönlü regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin kısa semptom envanteri puan ortalamaları anksiyete alt boyutunda 22.8411.42; depresyon alt boyutunda 21.629.39; olumsuzluk benlik alt boyutunda 13.027.41; somatizasyon alt boyutunda 6.255.24; hostilite alt boyutunda 7.795.57 ve toplam puanda 71.5426.37'dir. Örgütsel adalet ölçeği puan ortalamları ise dağıtım adaleti alt boyutunda 11.142.90, prosedürel adalet alt boyutunda 15.294.43 ve etkileşim adaleti alt boyutunda23.646.49 ve toplam puanda 50.0912.12'dir. Hemşirelerin kısa semptom envanteri puanları ile örgütsel adalet ölçeği puanları arasında negatif yönlü düşük ve orta düzeyde ilişki olduğu, hemşirelerin örgütsel adalet algıları azaldıkça, ruh sağlığının da olumsuz etkilendiği; örgütsel adalet ölçeği prosedürel adalet alt boyutunun kısa semptom envanteri toplam puanının %23'ünü açıkladığı belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar hemşirelerin örgütsel adalet algısının ruh sağlığı üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

HemşirelerRuh sağlığıÖrgütsel adalet
Ömer Tümen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Transsseksüel bireylerin yaşadığı psikososyal güçlükler ve beklentileri üzerine nitel bir çalışma

Bu çalışma transseksüel bireylerin yaşadığı psikososyal güçlükler ve beklentilerinin belirlenmesi amacıyla yapılan nitel bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemi kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 10 trans kadın, 10 trans erkek, toplam 20 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmanın verileri 01.01.2023-03.03.2023 tarihleri arasında yarı yapılandırılmış görüşme formu ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bilgisayar destekli NVivo-11 nitel analiz programı kullanılmıştır. Yapılan içerik analizi sonucunda transseksüel birey olmak, süreç boyunca yaşanan deneyimler, açılma ve uyum sürecinde aile, açılma ve uyum sürecinde çevre ve toplum, süreçte yaşanan duygular, günlük yaşamda yaşanan sorunlar, toplumdan beklentiler, değiştirmek istenen sözler, sihirli değnek olsa, gelecekten beklentiler, süreçte kullanılan başetme mekanizmaları olmak üzere 11 ana tema belirlenmiştir. Çalışma sonucunda transseksüel bireylerin toplumsal damgalanma ve ayrımcılığa uğradığı, toplumsal yaşamda ortak kullanım alanlarında, iş bulmakta ve tedavi masrafları ile ilgili sorunlar yaşadığı; beklentilerinin de bu sorunların çözümüne yönelik olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Transseksüellik, psikososyal zorluklar, beklentiler, trans erkek, trans kadın, transseksüel birey, transseksüel birey

Cinsel azınlıklarCinsel farklılaşmaCinsiyet değişimi-gonadal+2
Evren Gökra İnam
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Katarakt ameliyatı öncesi ses kayıt yöntemi ile yapılan hasta eğitiminin anksiyete düzeyine etkisi

Bu araştırma katarakt ameliyatı öncesi ses kayıt yöntemiyle yapılan hasta eğitiminin anksiyete düzeyine etkisini belirlemek amacıyla ön test-son test randomize kontrollü deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Mart- Haziran 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin Göz Servisine ameliyat planıyla yatışı yapılan hastaları içermiştir. Örneklemini ise araştırmayı kabul eden ve araştırmaya dâhil edilme ölçütlerini karşılayan 60'ı deney ve 60'ı kontrol grubu olmak üzere 120 hasta dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında Hasta Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences Statistics for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kontrol grubu katılımcılarının işlem öncesi durumluk kaygı puanları ile işlem sonrası durumluk kaygı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p=0.000). Kontrol grubu katılımcıların işlem sonrası durumluk kaygı puanlarının, işlem öncesinden daha fazla olduğu görülmektedir. Deney grubu katılımcılarının işlem öncesi durumluk kaygı puanları ile işlem sonrası durumluk kaygı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p=0.000). Deney grubu katılımcıların işlem öncesi durumluk kaygı puanlarının, işlem sonrasından daha fazla olduğu görülmektedir. Kontrol grubunun durumluk kaygı puanlarının, deney grubu katılımcılarına göre daha fazla olduğu belirlendi. Sonuç olarak katarakt ameliyatı öncesi ses kayıt yöntemiyle yapılan eğitimin hastaların anksiyete düzeylerinin azaltılmasında etkili olduğu belirlenmiştir. Bütüncül hemşirelik bakımında hasta eğitiminde kullanılan standart eğitim yöntemlerinin geliştirilerek multimedya destekli işitsel eğitim materyallerinin kullanılmasına yer verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Ameliyat öncesi anksiyete, Durumluk anksiyete, Ses kayıt, Eğitim

AnksiyeteGöz hastalıklarıHasta eğitimi+3
Halime Ekim Yıldız
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat Akdağmadeni ilçesinde yaşayan yaşlıların sosyal dışlanma ve depresyon düzeylerinin değerlendirilmesi

Yasemin ÇAL GENÇ, Yozgat Akdağmadeni İlçesinde Yaşayan Yaşlıların Sosyal Dışlanma ve Depresyon Düzeylerinin Değerlendirilmesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Halk Sağlığı Hemşireliği Yüksek Lisans Programı, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak, 2024. Bu araştırma, Yozgat Akdağmadeni ilçesinde yaşayan, 65 yaş ve üzeri yaşlı bireylerin sosyal dışlanma durumlarını ve depresyon düzeylerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Yozgat Akdağmadeni Dr. Vasif Bülent Oğuz Aile Sağlığı Merkezine kayıtlı 65 yaş ve üzeri 320 yaşlı birey oluşturmuştur. Araştırmada sosyo-demografik özelliklerini ve saptamaya yönelik Tanıtıcı Bilgi Formu, sosyal dışlanma durumlarını saptamaya yönelik Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği ve depresyon düzeylerini saptamaya yönelik Geriatrik Depresyon Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların değerlendirilmesi için Statistical Package for the Social Sciences 25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin yaş ortalaması 71.8±6.17'dir (Minimum 65,Maksimum 95). Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği puan ortalaması 3.45±0.71'dir (Minumum 1.56, Maksimum 5). Araştırma katılan yaşlı bireylerin Geriatrik Depresyon Ölçeği Kısa Form toplam puan ortalaması 7.1±3.86'dır (Minimum 0, Maksimum 15). Gelir durumu, sağlık algısı ve geriatrik depresyon; sosyal dışlanmanın anlamlı açıklayıcısıdır. Gelir durumu, sağlık algısı ve sosyal dışlanma; geriatrik depresyonun anlamlı açıklayıcısıdır.

DepresyonSosyal dışlanmaYaşlanma+1
Yasemin Çal Genç
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Geriatrik cerrahi sonrası ağrı değerlendirmesinde yüz ifadesi tanılama sisteminin etkinliği

Giderek artan yaşlanan bir nüfusla birlikte, vücudumuzdaki sistemlerin yaş ile birlikte nasıl değiştiğini ve bunun ağrı değerlendirmesini nasıl etkilediğini anlamak kritik bir öneme sahiptir. Metodolojik tipte olan bu araştırmanın amacı geriatrik cerrahi sonrası ağrı değerlendirmesinde yüz ifadesi tanılama sisteminin etkinliğinin değerlendirilmesidir. Araştırma, Ekim 2022-Haziran 2024 tarihleri arasında Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi genel cerrahi servisinde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini 65 yaş ve üstü ameliyat sonrası dönemdeki 68 hasta oluşturdu. Veriler "Sosyodemografik Veri Toplama Formu", "Sayısal Değerlendirme Skalası-NRS" ve "Wong Baker Yüzler Ağrı Ölçeği-WBS" ile toplandı. Hasta ameliyathaneden çıkıp yataklı servise geldikten hemen sonra 0.dk'da ve 1.saatte video kamera ile 30 saniye kayıt altına alınarak iki izlem yapıldı. Aynı zamanda hasta ve hemşire formları doldurdu. Video kaydı, hasta ve hemşirenin verdiği ağrı şiddeti puanları bilgisayara kaydedildi. Hastaların yüz ifadeleri Yüz Eylemi Kodlama Sistemi ile kodlandı. MatLab'ta hastanın verdiği ağrı şiddeti puanları yüz eylem birimleri ile birleştirildi. Her iki ölçümünde hasta ile yapay sinir ağının verdiği puanlara göre hasta ile yapay sinir ağı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve kategorik sınıflandırmada çok yüksek düzeyde uyum gösterdikleri saptandı (κ>0.81, p<0.001). Geriatrik cerrahi sonrası ağrı değerlendirmesini yüz ifadesi tanılama sistemi başarılı şekilde gerçekleştirmiştir. Ağrı değerlendirmesinde güncel teknolojilerin kullanılması, yapay zekâdan faydalanılması ve hemşirelerin daha aktif rol alması önerilmektedir.

Tülin Kurt Alkan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Soğuk uygulama yönteminin ameliyat sonrası erken dönemde bulantı kusmaya etkisi- randomize kontrollü çalışma

Bu araştırma soğuk uygulama yönteminin am eliyat sonrası erken dönem bulantı kusma ve antiemetik ilaç gereksinimi üzerine etkisini değerlendirmek amacı ile randomize kontrollü deneysel olarak laparoskopik kolesistektomi uygulanan 60 hasta ile 10.01.2023 22.02.2024 tarihleri arasında yürütüldü. Has talar müdahale ve kontrol grubu olarak 30 kişilik iki gruba ayrıldı. Müdahale grubuna ameliyat sonrası bakım ünitesinde ense bölgesine soğuk jel paketi ile 5 dk soğuk uygulama yapıldı. Kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmadı. Veriler ameliyat önces i ve ameliyat sonrası 0. dk , dk , 2.ve 6. saatte toplandı. Laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalara soğuk uygulama yapıldığında kontrol grubuna göre 5. dk ve 6.saatte bulantı şiddetinde anlamlı farklılık olmadığı (p>0.05) ancak 2.saatte bulantı şi ddetinin azalmasında etkili olduğu belirlendi (p<0.05). Gruplar arasında 0. dk , dk , 2.ve 6. saatte kusma ve antiemetik ilaç kullanımı üzerinde anlamlı farklılık olmadı (p>0.05). 6.saatte hasta memnuniyeti müdahale grubunda anlamlı daha yüksekti (p<0.05) Laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalarda ameliyat sonrası erken dönemde 5 dk soğuk uygulama yapıldığında bulantı şiddetinin azalmasında etkili olabilir ancak bulantı kusma ve antiemetik ilaç gereksinimini azaltmadaki etkinliği üzerine daha fazla deneysel randomize kontrollü araştırma yapılması gerektiği sonucuna varıldı. Farmakolojik olmayan bir yöntem olan soğuk uygulamanın ameliyat sonrası bulantı kusma yönetimindeki yeri akademik çalışmalarda ve sağlık müdahalelerinde önemli rol oynaması ve lit eratüre katkı sağlaması açısından ilgi çekici olduğu belirlendi.

Nigar Ak Türkiş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2024
00