
118
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Güneydoğu anadolu bölgesinde çiftçilerin damla sulama ve akıllı sulama sistemleri hakkında farkındalık düzeyinin araştırılması
Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sulu tarım yapan çiftçilerin modern sulama sistemlerine bakışı, damla ve akıllı sulama sistemleri gibi yeni sulama teknolojileri hakkında bilgi düzeyleri ve farkındalıkları tespit edilerek modern tarımsal sulama sistemlerin yaygınlaşması önündeki engellerin anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla, bölgeden sulu tarım yapmakta olan Şanlıurfa ilinden 50, Şırnak'tan 51, Batman'dan 50, Diyarbakır'dan 51 ve Mardin ilinden 50 çiftçi olmak toplamda 252 çiftçi ile anket yapılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 2021 istatistik analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Akıllı tarım uygulamaları, modern tarım teknolojileri kapsamında değerlendirilmekte, bu teknolojierin verimlilik üzerindeki etkisi tartışılmaktadır. Akıllı sulama sistemleri ve robotik uygulamalar gibi yenilikçi teknolojilerin tarımsal üretimdeki yeri incelenerek, bu uygulamaların maliyet düşürme, verim artırma ve kaynak kullanımını optimize etme gibi avantajları ele alınmaktadır. Çalışmanın literatür taraması, akıllı tarım uygulamaları ve modern sulama teknolojileri üzerine yapılmış önceki çalışmalar bölümünde özetlenmekte ve bu alanda yapılan bilimsel araştırmaların bulguları paylaşılmaktadır. Araştırma da, Türkiye'de tarım sektörünün genel yapısı, tarımın ülke ekonomisi ve toplum üzerindeki önemi ele alınmaktadır. İlk bölümde, tarım sektörünün kapsamı ve verimliliği etkileyen faktörler üzerinde durulmakta, ardından Türkiye tarımının tarihsel gelişimi ve mevcut durumu incelenmektedir. Tarımın Türkiye açısından önemine vurgu yapılarak, toprak ve su kaynakları ile bitkisel üretim faaliyetlerine ilişkin bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki tarım arazilerinin kullanım şekilleri ve tarım arazilerinin verimli bir şekilde değerlendirilmesi konusu ele alınmaktadır. Çalışma sonucunda; Katılımcıların damla sulama/akıllı sulama sistemine geçişten ve sistemin sunduğu olanaklardan yüksek düzeyde memnun oldukları gözlemlenmiştir. Aynı zamanda; Damla veya akıllı sulama faaliyetlerinin küçük alanlarda daha az tercih edildiğini, çoğunlukla daha geniş alanlarda tercih edilip özellikle büyük ölçekli tarımsal faaliyetlerde kullanıldığını ortaya koymaktadır. Katılımcıların büyük çoğunlukta ilkokul mezunu olduğu ve yaklaşık %'98'i damla sulama sistemi hakkında eğitim almadıklarını ancak yaklaşık %85'nin bu sistemleri enaz 5 yıllık bir deneyimle kullandıklarını göstermektedir. Dolayısyla katılımcıların eğitim düzeyi ile bu teknolojiler hakkındaki farkındalıkları ve teknoloji kullanma oranı arasında ciddi bir ters orantı olduğu saptanmıştır.
Tam otomasyon bir seranın yapay sinir ağları ile hibrit olarak enerji ihtiyacının belirlenmesi
Amaç: Sera ortamından toplanan verileri yapay sinir ağı makine öğrenmesi teknikleriyle analiz edilerek enerji ihtiyacının belirlenmesi. Bu şekilde enerji tüketimini azaltmak, enerji verimliliğini artırmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak sera verimliliğini artırmak ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını desteklemektir. Materyal ve Yöntem: Çalışma ülkemizin batısında yer alan Ege Bölgesi'nin Aydın ili Buharken ilçesinde bulunan 37°56'44.6"N 28°50'39.7"E koordinatlarındaki A&S Tarım bünyesindeki serada yapılmıştır. Sera gotik çatılı, yan duvarları sert plastik diğer yerleri ise yumuşak plastik (polietilen) örtülü, çelik konstrüksiyonlu 50000 m2 kapalı alana sahip topraksız tarım yapan tam otomasyon bölmesiz blok seradır. Bu çalışmada domates gelişimi, 2021-2023 yılları arasındaki hava sıcaklığı, rüzgâr hızı, rüzgâr yönü, güneşlenme süresi, radyasyon değeri, yayılı radyasyon değeri, bağıl nem, bulutluluk değeri, hava basıncı ve elektrik tüketim değerleriyle ilgili veriler kullanılmıştır. Bu süre zarfında her veri setinden yaklaşık 5808 adet veri elde edilmiştir. Bu veriler Yeni Zelanda'da bulunan Waikato Üniversitesi tarafından geliştirilmiş, Java tabanlı ve açık veri kaynaklı olan Genel kamu lisansı (GPL) bulunan bir yazılım olan Weka programında analiz edilmiştir. Toplamda Weka ile yaklaşık 63888 adet veri analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Weka programı kullanılarak sınıflandırma algoritması altında bulunan "Random Tree" (Rastgele karar ağacı) algoritması kullanılarak seranın elektrik tüketimi üzerine etkili olan faktörler belirlenmiştir. Bu analiz sonucunda enerji tüketimini etkileyen faktörler sırasıyla domatesin olgunlaşma-hasat dönemi, dış ortam sıcaklığı, köklenme ve çiçeklenme süreci, yayılı radyasyon değeri ve rüzgâr hızı olarak tesbit edilmiştir. Multilayer Perceptron (çok katmanlı algılayıcı) algoritması ile farklı gizli katmanlar ve farklı makine öğrenmesi tekrar sayıları kullanılarak optimum hassasiyetli yapay sinir ağı (YSA) elde edilerek gelecek 5 sezon için ihtiyaç duyulan enerji tahmini yapılmıştır. Bu tahmin sonuçlarına göre saatlik 20 kW enerji üreten ve depolama sistemi bulunan güneş enerji sistemi ile seranın ihtiyacı olan enerjinin karşılanacağı bulunmuştur. Sonuç: Daha önce yapılmış çalışmalar incelendiğinde seranın enerji tüketiminin büyük bir kısmının ısıtma sistemlerinde gerçekleştiği sonucu vurgulanmıştır. Bu çalışmada önceki bulgulara ek olarak seranın enerji tüketimi üzerinde besin solüsyon sisteminin ısıtma sistemine göre daha etkili olduğu sonucu bulunmuştur. Enerji ihtiyacının tahmin sonuçlarına göre hesaplanan güneş enerji sisteminin maliyeti 132870$ olarak bulunmuştur. Bu tesis yılda 836046 kW/yıl elektrik üretmekte, güncel elektrik fiyatına göre hesaplama yapıldığında 700 gün sonra tesisin kurulum giderlerini amorti ettiği hesaplanmıştır. Bu modele göre mevcut seranın yüzey alanının %4.6'sı kadar bir güneş paneli yüzey alanı ile elektrik ihtiyacının karşılanabileceği görülmektedir. Bu bölgenin sera bölgesi olması sebebiyle tespit edilmiş olan %4,6'lık oran bölgede aynı ürünü yetiştiren diğer seraların da enerji ihtiyacını karşılaması için panel yüzey alanı hesabında referans değer olarak alınabilir. Ayrıca bu çalışmayla tam otomasyon seralarda enerji verimliliği çalışması yapılırken ısıtma ve besleme solüsyon sisteminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Kültür mantarının LED ışık ile kurutulması ve yapay zekâ algoritmasıyla karşılaştırılması
Bu çalışmada, kültür mantarının LED teknolojisi kullanılarak farklı ışık sıcaklıklarında kurutulması incelenmiştir. Burada ısının ışınım yolu ile taşınması prensibinden faydalanılmıştır. Kurutma kabini içerisine yerleştirilmiş olan üç farklı sıcaklık değerine sahip LED ışıklardan faydalanılmak suretiyle ısının ışınım yöntemiyle taşınması prensibinden faydalanılarak kurutulan mantar örneklerinin kurutma karakteristikleri belirlenmiştir. Kurutma işleminde gerçekleştirilen uygulamalar yapay zekâ uygulaması ile oluşturulan algoritma ile değerlendirilmiştir. Bunlara ek olarak kurutma koşullarının, örneklerin rengi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmada sıcaklık ölçer, renk ölçüm cihazı, kumpas, hassas terazi ve hacim ölçüm kabı kullanılmıştır. Denemelerden elde edilen verilerin önemini belirlemek için SPSS ile Tek Yönlü Varyans Analizi ve Tukey Testi uygulanmıştır. Her grup için ayrı olarak yapılan analizlerde, grup içi ve gruplar arası ilişkiler incelenmiştir. Uygulamalar arasındaki farklılık 0,05 anlamlılık düzeyinde saptanmıştır. Farklı kurutma yöntemlerinin kültür mantarı üzerindeki etkileri incelenmiş ve ağırlık değerleri istatistiksel analizlerle belirlenmiştir. En yüksek ağırlık değeri güneşte kurutma yönteminde gözlemlenirken, en fazla fark ise geleneksel kurutma ve 4000K LED ışıkla kurutma kabininde uygulanan yöntemler arasında tespit edilmiştir.
Güneş enerjisi ile çalışan bir sulama pompaj tesisinin enerji ve ekserji analizi
Bu çalışma, su pompalama uygulamasında bağımsız bir FV sistemi kullanarak paneller üzerinde üretilen elektrik enerjisi ile çalıştırılan bir sulama pompaj tesisinin enerji ve ekserji verimliliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi üretim çiftliği sınırları içinde kurulan bir sulama pompaj tesisinde gerçekleştirilmiştir. Nisan 2023 ile Mart 2024 tarihleri arasında toplam 12 ay boyunca günlük 12 saat ölçüm yapılarak araştırma verileri toplanmıştır. Gün bazında toplanan 12 saatlik veriler üç eşit zaman aralığına bölünerek (saat 08:00-11:00, 12:00-15:00, 16:00-19:00) 12 aylık enerji ve ekserji analizleri yapılmış ve karşılaştırılmıştır. FV sistemin güneş ekserjisini, enerji ve ekserji verimlilik analizlerini yapabilmek için termodinamiğin birinci ve ikinci yasası kullanılmıştır. Çalışma, FV sistemlerden yararlanarak enerji elde edilmesinde en büyük etkenin Güneş radyasyonu olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yapılan analiz sonuçları FV sistemin bulunduğu bölgenin ortam sıcaklığı ve rüzgâr hızı faktörlerinin en az Güneş radyasyonunun oluşturduğu kadar bir etki yaptığını göstermektedir. Çalışma, bu kapsamda FV sistem destekli bir enerji kaynağından yararlanılacak ise, FV sistemin kurulacağı bölgenin Güneş radyasyon değeri ortalaması, ortam sıcaklığı ve ortalama rüzgâr hızı değerlerinin önceden incelenmesini önermektedir. Bu araştırma, günümüz koşullarında tarımsal sulama faaliyetlerinde FV sistem destekli sulama pompaj çalışmaları küçümsenmeyecek kadar yaygın bir hal almışken, bu uygulamalara yatırım yapacak kamu veya özel girişimcilere tesis kurulum ve işletme maliyeti ile sürdürülebilirlik konusunda katkı sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Elektriksel ekserji, Termal ekserji, FV ekserji, Güneş ekserji modelleri, Enerji verimliliği
Farklı basınç kademelerinde ekstrüder genişleme kontrol sistemi (ECS) ile üretilen bazı balık yemlerinin fiziksel özelikleri ile su içerisindeki davranışların belirlenmesi
Değerli bir besin kaynağı olan balık, insanoğlunun varoluşundan itibaren tüketilmiştir. Balığa olan bu rağbet beraberinde kültür balıkçılığının artması ve balığın doğru ve dengeli bir biçimde beslenmesi gerçeğini ortaya koymaktadır. Balıkların sudaki yaşam ve avlanma davranışları göz önünde bulundurularak yeme daha kolay ve hızlı bir şekilde ulaşması için istenen kriterlerde yem üretiminin yapılması, hem balığın yemden daha fazla yararlanmasına hem de deniz suyunun daha az kirlenmesini sağlayacaktır. Balıkların yem alım kriterlerine göre yüzen, yavaş batan ve batan yem kriterlerinde yemler üretilmektedir. Bu çalışmada bir ekstrüder balık yemi üretimi tesisinde çipura ve levrek beslemesinde besi dönemi için üretilen yavaş batan ve batan büyütme yemlerinin üretimi esnasında ekstrüder üretim sistemine entegre Genişleme Kontrol Sistemi (ECS) ile belli basınç aralığında (0 - 1,0 - 1,2 - 1,4 - 1,6 bar) üretilmiştir. Bu yemlerin kütle yoğunluklarının tespiti, çap-boy ölçümleri, dayanıklılık testi, yüzme testi tespiti, batma hızı testi, su absorbsiyon indeksi (WAI) tayini, suda çözünürlük indeksi (WSI) tayini, su stabilizesi (WS) tayini gibi kriterler ölçülmüştür. Elde edilen verilere göre çipura ve levrek balıklarının beslenme koşullarına uygun, yavaş batan ve batan yem üretimi için uygun parametrelerin ve yem formlarının tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak 5 farklı basınç kademesinde üretilen çipura ve levrek balık yemlerinin, fiziksel özellikleri ve su içerisindeki davranış verileri ortaya koyulmuştur.
Fotovoltaik sistemlerde farklı tozlanma sürelerinin enerji üretim verimliliği üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Amaç: Çalışmamızda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesin Uygulama Çiftliğinde bulunan güneş enerjili bir tarımsal sulama pompaj tesisi üzerinde bulunan fotovoltaik güneş panelleri kullanılarak, paneller üzerinde farklı kirlilik sürelerinde oluşacak olan tozlanmanın panel ve enerji üretim verimliliği kaybına ve sonuç olarak toplam sistem üzerindeki etkisine bakılması amaçlanmaktadır. Materyal ve Yöntem: Çalışmamız da materyal olarak, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesinde bulunan güneş enerjili tarımsal sulama pompaj tesisi üzerinde kurulu olan 10 adet birbirine seri bağlanmış powolt marka polikristal paneller kullanılmıştır. Çalışma 12 ay boyunca her ay düzenli olarak, 2 gün (48 saat), 5 gün (120 saat) ve 10 gün (240 saat) beklenilerek saat 13:00'da panel yüzeyinde biriken tozların, toz miktarı tespiti yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda, 12 ay boyunca her ay düzenli olarak, 2 gün (48 saat), 5 gün (120 saat) ve 10 gün (240 saat) beklenilerek temizlenen panel ve temizlenmeden önce yapılan ölçümlerle elde edilen verilerin hesaplanarak karşılaştırılması yapılmıştır. Sonuç: Daha sık yapılan temizlik, özellikle yaz aylarında önemli ölçüde verim artışı sağlamaktadır. İki (2) günlük temizlik maksimum verimi sağlarken, 5 günlük temizlik verimlilikten çok fazla ödün vermeden uygulanabilirliği daha yüksek bir seçenektir. 10 günlük temizlik ise bazı durumlarda yetersiz kalabilmekte, hatta kirli panel ile benzer sonuçlar verebilmektedir.
İzmir- Küçük Menderes Ovası çiftçilerinin tarım traktörü satınalma parametrelerinin belirlenmesi ve traktör satınalma vizyonu üzerine bir araştırma
Amaç: Bu araştırma, İzmir İli Küçük Menderes Ovası çiftçilerinin tarım traktörü satın alma parametrelerinin belirlenmesi ve satın alma vizyonu oluşturma amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Yöntem: İzmir İli Küçük Menderes Ovası çiftçilerinden oluşan 123 kişilik bir örneklem, çalışmanın materyalini oluşturmaktadır. Örneklem üzerine traktör satın alma sebeplerini ve etkileyen veya etkileyebilme ihtimali olan ihtimalleri içeren sorulardan oluşan anket uygulanmıştır. Anket verileri istatistiki verilere dönüştürülmüş ve yorumlanmıştır. Bulgular: Çalışmanın başlıca bulguları; yeni ve/veya kullanılmış traktör alma eğilimleri, ideal traktör değiştirme yaşları, beğenilen traktör markaları, traktör ile kullanılan ekipmanlar, yeni ve eski traktörü tercih edilme sebepleri, traktör satın alma kaynakları, bölge çiftçileri için ideal beygir gücü, bölge çiftçilerinin uydu destekli traktör bilgisi ve satın alma eğilimleri, elektrikli traktör hakkında düşünceleri, traktör satın alırken tercih edilen ödeme ve finans kaynakları ve tercih edilen finansal vadeleri, olarak özetlenebilir. Sonuç: Çalışma neticesinde traktör tercihlerini etkileyen ekipman uyumu için en çok kullanılan ekipmanlar tespit edilmiştir. İdeal traktör değiştirme yaşı ve sahip olunan traktörlerin yaş grupları arasındaki paralellik sunulmuştur. Yeni ve kullanılmış traktör tercihleri ve sebepleri yorumlanarak iki satış kanalı arasındaki dengenin önemi yorumlanmıştır. İnternetteki traktör fiyatlarının gerçeklerle bağdaşmaması, uydu destekli traktörlere bölge çiftçisinin eğilimi ve traktör satın almada tercih edilen ödeme ve finansal enstrümanlar irdelenerek gelişime açık yönler vurgulanmıştır.
Makine öğrenmesi tekniği kullanılarak domates meyvesinin briks değerinin belirlenmesi
Amaç: Makine öğrenmesi tekniği kullanılarak domatesin briks değerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Denemelerde joker f1 300 adet domates çeşidi kullanılmıştır. Domateslerin rengi sap, orta, taban bölgelerinden L,a,b renk uzayında renk ölçüm cihazı ile ölçülmüştür. Briks değeri ise refraktometre ile ölçülmüştür. Sap, orta ve taban bölgelerinden elde edilen dokuz adet L,a,b değerleri briks tahminlemesi için kullanılmıştır. Veri seti dokuz adet L,a,b değerleri ve briks değerlerinden oluşturulmuştur. Performans artırımı için eta özellik seçme algoritması kullanılmıştır. Makine öğrenmesi algoritması olarak destek vektör regresyonu ve karar ağaçları kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada domates renginin briks değerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmada en iyi briks değeri tahmin modeli tüm renkler için karar ağaçları algoritmaları ve %50 eğitim-%50 test veri seti kullanılarak elde edilmiştir. Modelin belirleme katsayısı (R) 0.437'dir. Sonuç: Renk değerlerinden briks tahminleme için çalışılan tüm modellerde model performansı zayıf olarak belirlenmiştir.
Görüntü işleme tekniği ile marul bitkisinin kütlesinin belirlenmesi
Amaç: Bu tez çalışmasında, görüntü işleme tekniği kullanılarak marul bitkisinin kütlesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Denemeler için marul bitkilerinden altı dönemde elde edilen 120 adet fotoğraf kullanılmıştır. MATLAB yazılımı kullanılarak bitkinin RGB renk uzayındaki farklarından yola çıkarak marulun taç yaprak izdüşüm alanı piksel cinsinden bulunup, ölçüsü bilinen referans değer yardımı ile oranlanarak bitkinin gerçek alanı hesaplanmıştır. Fotoğrafların çekildiği dönemlere paralel olarak marulların ağrılıkları da hassas terazi ölçülmüştür. Hesaplanan gerçek alan ile ölçülen marul ağrılıkları arasında regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Analiz sonucunda dönemlere ait belirleme katsayıları; 1. dönem 0.68, 2. dönem 0.74, 3. dönem 0.78, 4. dönem 0.69, 5. dönem 0.89, 6. dönem 0.73 ve tüm dönem de ise 0.91 olarak belirlenmiştir. Sonuç: Bu değerlerin neticesinde marulun ağrılığının yüksek hassasiyet ve doğrulukla tahmin edilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Görüntü işleme, MATLAB, marul, kütle belirleme
Aydın ili bazı tarım makinaları imalatçılarının iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının araştırılması
Amaç: Bu araştırma 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili tebliğ ve yönetmelikler ışığındaki uygulamalar ile Aydın ilindeki bazı tarım makinaları imalatçılarının gerçekleştirmiş olduğu iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları karşılaştırılarak eksikliklerin tespiti ve mevcut durumun belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Yöntem: Çalışmanın materyalini Aydın ili ve ilçelerinde bulunan Sanayi Odası ve Söke Ticaret Odası'nda kayıtlı tarım makinaları imalatı yapan 19 işletme oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 68 sorudan oluşan yüz yüze gerçekleştirilen anket yöntemi kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen verilerin bilgisayar ortamında EXCEL programı kullanılarak değerlendirmeleri yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada; katılımcıların demografik özellikleri, işletme yapıları, üretim bölümleri, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına ilişkin bilgileri ve iş kazaları ve meslek hastalıklarına yönelik işletmeler çerçevesinde elde edilen verilerden oluşmaktadır. Sonuç: İncelenen tarım makinaları imalatçılarının genel olarak iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını yerine getirdikleri görülmüş fakat birtakım eksiklikler tespit edilmiştir. Ankete katılan firma sorumlularının iş sağlığı ve güvenliği kanunu hakkında bilgi eksikliği yaşadıkları, firmalarda önlemlerin uygulanma düzeyinin yeterli seviyede olmadığı, işveren ve çalışan yükümlülüklerini tam anlamıyla bilmediği, kontrol ve denetimlerin etkin bir şekilde yapılmadığı şeklinde eksiklikler görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tarım makinaları, Tarım makinaları imalathaneleri, 6331 sayılı kanun, İş sağlığı ve güvenliği
Aydın ili koşullarında yerfıstığı hasat ve harman makinalarının tarla performansının belirlenmesi
Amaç: Bu araştırmada Aydın'ın Çine ilçesinde üretimi yapılan yerfıstığının hasat ve harman makinalarının tarla performansının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Araştırma, 2021 yılı Ekim ayında Aydın ili Çine ilçesinde üretimi yapılan yerfıstığının, belirlenen tarım alanlarından alınan numuneler ve makinaların çalışma sürecinde yapılan ölçümler ile gerçekleştirilmiştir. Yerfıstığı bitkisinin nem değerlerini, geometrik, gravimetrik ve mekanik özellikleri laboratuvar koşullarında belirlenmiştir. Yerfıstığı hasat ve harmanlama işlemleri sırasında makinanın ilerleme hızı, iş başarısı ve oluşan kayıplar hesaplanmıştır. Bulgular: Farklı tarım alanlarında ve farklı makina çeşitleri ile yapılan çalışmada makinaların hasat ve harman parametreleri belirlenmiştir. Tarla verimi Tarla 1 için 486,72 kg/da, Tarla 2 için 579,93 kg/da; hasat makinalarında oluşan toplam kayıp Tarla 1 için %21,92, Tarla 2 için %21,00 olarak belirlenmiştir. Harman makinası kayıpları Tarla 1'de %5,85 Tarla 2'de %5,80'dir. Makinaların efektif iş başarısı hasatta Tarla 1 için 3,31 da/h, Tarla 2 için 4,35 da/h; harman işleminde ise Tarla 1 için 2,43 da/h, Tarla 2 için 2,21 da/h'dir. Sonuç olarak, yerfıstığı hasat ve harman makinalarının ayarlarının yapılması ve aşınmış parçaların değiştirilmesi, makinaların eğitimli kişiler tarafınca kullanılmasının kayıpların azalmasında etkisi olacaktır. İstenilen verim ve kaliteye ulaşılmış olacaktır.
Bazı meyve türlerinde mekanik zedelenme parametrelerinin matematiksel modellenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı ayva, elma, nektarin ve şeftali meyvelerinin farklı yüksekliklerden (20, 35, 50, 65 ve 80), farklı yüzeylere (ahşap, çelik ve kauçuk) çarpmaları sonucu oluşan zedelenmenin tahmin edilmesine yönelik matematiksel modellerin belirlenmesidir. Materyal ve Yöntem: Çalışma ayva, elma, nektarin ve şeftali olmak üzere dört farklı meyve çeşidiyle gerçekleştirilmiştir. Meyveler sarkaç düzeneği kullanılarak her yükseklik için 20 tekerrürlü olarak 5 farklı yükseklikten, 3 farklı yüzeye çarptırılmışlardır. Meyvelerin sertlik değerleri dijital penetrometre ile, nem içeriği değerleri etüv cihazı ile, kütle ölçümleri hassas terazi ile, projeksiyon alanı, zedelenme alanı ve zedelenme derinliği değerlerinin hesaplanması ImageJ programı ile gerçekleştirilmiştir. Meyvelerin genel boyut ölçümleri dijital kumpas ile yapılmıştır. Sarkaç çarpma test düzeneği kullanılarak meyvelerin esneklik katsayısı belirlenmiştir. Zedelenme alanı ve zedelenme hacmi tahminine yönelik matematiksel modeller doğrusal ve doğrusal olmayan (üssel) matematiksel model olarak iki farklı formda tasarlanmıştır. Her bir matematiksel model için elde edilen veriler Minitab paket programında Stepwise regresyon analizine tabi tutulmuştur. Matematiksel model formlarının tahminleme oranını ifade edebilmek için korelasyon katsayısı (r) değerleri hesaplanmıştır. Ayva ve elma meyveleri için doğrusal ve doğrusal olmayan (üssel) formda zedelenme parametrelerine ait matematiksel modeller geliştirilirken, şeftali ve nektarin meyvelerinin çarpma denemeleri sonucunda zedelenme parametrelerinin belirlenmemesi nedeniyle model geliştirilememiştir. Bulgular: Ayva meyvesinde zedelenme alanı tahminlemesine yönelik oluşturulan doğrusal ve doğrusal olmayan (üssel) matematiksel modellerin regresyon katsayısı (R2) değerleri sırasıyla %91,96 ve %96,56, zedelenme hacmi için %88,57 ve %97,87, elma meyvesi zedelenme alanı için doğrusal ve doğrusal olmayan (üssel) matematiksel modellerin R2 değerleri sırasıyla %94,97 ve %98,15, zedelenme hacmi için %96,91 ve %97,45 olarak elde edilmiştir. Sonuç: Çarpma yüksekliği ile zedelenme alanı ve zedelenme hacmi arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Çarpma yüksekliği arttıkça zedelenme alanı ve zedelenme hacmi değerleri artış göstermiştir. Zedelenme alanı ve zedelenme hacmi için elde edilen doğrusal ve doğrusal olmayan (üssel) matematiksel modellerden doğrusal olmayan (üssel) matematiksel modellerin tahminleme katsayısı (R2) daha yüksek bulunmuştur. Tasarlanan modeller içerisinde çarpma yüksekliği (h) ve çarpma yüzeylerinin elastisite modülü (E) modellere en yüksek katkıyı sağlayan parametreler olmuştur. Bu araştırmadan elde edilen verilerin ayva, elma, nektarin ve şeftali meyveleri için hasat sırasında ya da sonrasında kullanılacak ekipman ve makinelerde uygun tasarımlar ya da modifikasyonlar yapılmasına faydalı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel modelleme, Meyve, Zedelenme.
İklim değişikliği ve tarım etkileşimi çerçevesinde, koruyucu toprak işleme yöntemlerinin, toprak işleme sonrası ve uzun dönem CO2 emisyonuna etkilerinin belirlenmesi
Amaç: Araştırmada temel olarak, uygulanan farklı toprak işleme yöntemlerinin CO2 emisyonuna olan etkilerini belirlemek, yetiştirilen bitkilerin tüm vejetasyon süresi boyunca yapılan uygulamaların (gübreleme, sulama, ilaçlama, çapalama) CO2 emisyonuna olan etkilerini izlemek ve araştırmak, toprak işlemeye ve mevsimsel değişikliklere bağlı CO2 emisyonunun dönemsel değişimlerini belirlemek ve CO2 emisyonunun gün içerisinde en düşük ve en yüksek olduğu zaman dilimini belirlemek amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Araştırma Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezinde, uzun yıllardır koruyucu toprak işleme çalışmalarının yürütüldüğü özel bir alanda 1. yıl buğday+s.mısır 2. yıl pamuk münavebe sistemine uygun olarak geleneksel toprak işleme ve ekim, azaltılmış toprak işleme ve ekim ile toprak işlemesiz ekim uygulamalarını içeren 4 konu, tesadüf bloklarında şeritvari ekim deneme deseninde, 3 tekerrürlü ve çakılı olarak 2 yıl yürütülmüştür. Bulgular: 2020 – 2022 yılları arasında yürütülen bu çalışmada ölçülen CO2 emsiyonu değerleri bize göstermiştir ki; uygulanan farklı toprak işleme yöntemleri, toprak işlemede kullanılan alet ve ekipmanların seçimi ve kullanılan ekipmanların işlem tekrar sayısı topraktan salınan CO2 miktarına doğrudan etkilidir. Ölçümler yetiştiricilik sırasında yapılan tarımsal uygulamalardan hemen sonra tekrarlanarak CO2 emisyonuna etkileri araştırılmıştır. Buna göre ara toprak işlemesi yapılan günlerde emisyon miktarının arttığı tespit edilmiştir. Ancak sulamada daha farklı bir durum ortaya çıkmıştır. Bazı sulama uygulamaları sonrasında CO2 emisyonu miktarlarında ani bir artış gözlemlenirken bazı sulamalardan hemen sonra yapılan ölçümde ise tam aksine ani bir düşüş görülmüştür. Denemenin başından beri ölçülen tüm CO2 emisyonu değerlerine yapılan LSD testi sonuçlarına göre azaltılmış toprak işleme konuları A B grubunda yer alırken, geleneksel toprak işleme konusu A grubunda, doğrudan ekim konusu B grubunda yer almıştır. Elde edilen sonuçlara göre konular bazında en yüksek ortalama CO2 emisyonu 5,5266 µmol.m-2.s-1 ile geleneksel toprak işleme yönteminde elde edilirken, en düşük CO2 emisyonu ortalaması doğrudan ekim konusunda 4,2000 µmol.m-2.s-1 ile elde edilmiştir. Günün farklı saatlerinde yapılan ölçümler değerlendirildiğinde en düşük emisyon değerleri gün batımından sonraki saatlerde gerçekleştirilmiştir. Bu durumun topraktaki mikroorganizma faaliyetlerinin yavaşlamasıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yürütülen tez çalışmasından elde edilen veriler sonucunda toprak işlemenin hemen arkasında yükselen CO2 emisyonu değerlerinin aylara göre de değişiklik gösterdiği sonucuna varılmıştır. Bu değişiklik kış aylarında 24 saatten daha az sürede stabil hale gelirken, nispeten daha sıcak olan yaz aylarında ise üçüncü günden sonra stabil hale gelmiştir. Tüm yıl boyunca yapılan CO2 ölçümlerinden elde edilen veriler ışığında İzmir Menemen bölgesi koşullarında en yüksek CO2 emisyonunun haziran, temmuz ve ağustos aylarında meydana geldiğini söyleyebiliriz. Toprak işlemenin hemen ardından GTİ konusunda daha yüksek ölçülen CO2 emisyonu miktarlarının, bahar aylarında yapılan ölçümlerde oransal olarak daha az arttığı fakat diğer konulardaki emisyon artışının daha fazla olduğu, toplamda ise en yüksek emisyon hacmine GTİ konusunun sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Emisyon miktarının düşürülmesi amacıyla geleneksel toprak işleme yerine doğrudan ekim tercih edilmesi durumunda %15-25 oranında bir azalma sağlanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Benzer sonuçların elde edildiği tüm çalışmalardan elde edilen veriler ışığında koruyucu toprak işleme yöntemlerinin tercih edilmesi yoluyla, tarım kaynaklı CO2 emisyonu miktarlarının düşürülmesi mümkün gözükmektedir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda toprak işleme faaliyetlerinin gün batımı ya da sabah erken saatlerde yapılması daha düşü CO2 emisyonuna sebep olabilir. Sera gazı emisyonları açısından daha avantajlı olacağı için toprak işlemede bu saatlerin tercih edilebilir ya da çiftçilere bu saatler tavsiye edilebilir.
Laboratuar koşullarında haşhaş kapsül toplama sisteminin geliştirilmesi
Bu çalışmada, laboratuar koşullarında çalışan bir haşhaş kapsül toplama sisteminin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, sistemin tasarımı ve sonlu elemanlar yöntemine göre gerilme analizleri bilgisayar destekli tasarım programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tasarım sonucunda imalatı gerçekleştirilen prototip sistemle, üç farklı ilerleme hızında (1, 1.5 ve 2 km/h), üç farklı tutucu tekerlek devir sayısında (70, 90 ve 110 min-1) ve sabit yedirici helezonun devir sayısında (510 min-1) laboratuar denemeleri yapılmıştır. Denemeler sonucunda sağlam haşhaş kapsül oranları, sap uzunlukları ve depoya ulaşan haşhaş kapsül oranları gibi kriterlere göre prototip sistemin performansı belirlenmiştir. Elde edilen bulgulardan çalışma sınırları içerisinde 3 farklı çalışma kombinasyonu ortaya çıkmıştır. Bu kombinasyonlar içerisinde en iyi sonuçlar; 1 km/h ilerleme hızı ve 70 min-1 tutucu tekerlek devrindeki depoya ulaşan haşhaş kapsül oranı (%98,08), 2 km/h ilerleme hızı ve 70 min-1 tutucu tekerlek devrindeki sap uzunlukları (5.30 cm) ve 2 km/h ilerleme hızı ile 90 min-1 tutucu tekerlek devrindeki sağlam haşhaş kapsül oranları (%99.35) optimum değerlerde elde edilmiş; kombinasyonlar uygulama maliyetleri ve iş başarısı yönünden karşılaştırılmıştır. Fire ve işçilik maliyetlerinin belirlenmesine yönelik olarak yapılan analiz sonuçlarına göre; 2 km/h ilerleme hızı ile 90 min-1 tutucu tekerlek devri koşullarında ve depoya ulaşmayan sağlam kapsüllerin toplanmasını içeren uygulama 25.09 TL/da ile en düşük değere sahip olmuştur. Laboratuar deneme sonuçları, prototipi geliştirilen bu haşhaş kapsül toplama sisteminin tasarım, imalat ve performans açısından başarılı olduğunu göstermiştir. Tarla koşullarında çalışacak kapsül toplama makinası geliştirilmesine öncülük edecek olan prototip haşhaş toplama sisteminin haşhaş tarımına olumlu katkıları beklenmektedir. Anahtar sözcükler: Haşhaş, Haşhaş Hasadı, Kapsül Toplama Sistemi
Çanakkale ili domates üretiminde farklı toprak işleme yöntemlerinin karşılaştırılması üzerine bir araştırma
ÖZAraştırma Çanakkale iline bağlı Biga ilçesindeki DEMKO A.Ş.'nin üretimarazisinde 2002-2003 üretim sezonunda yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, yöredemonokültür tarım şeklinde yetiştirilen domatesin üretiminde uygulanan gelenekseltoprak işleme yöntemi (GTİ) ve buna alternatif olarak derin toprak işleme yönteminin(DTİ), toprak özellikleri ile, domatesin bitkisel özellikleri, verim ve toprağın bazıfiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine olan etkisini araştırmaktır. Geleneksel toprakişleme yöntemi, kulaklı pulluk(2) + diskaro(1) + karık makinesi(1) + rototiller(1)+dikim(1) makine ve işlemlerini içerirken, derin toprak işlemede ise; dipkazan(1) +diskaro(1) + karık makinesi(1) + rototiller(1)+ dikim(1) gibi makina ve işlemlerikapsamaktadır. Araştırma sonucunda, en yüksek verim derin toprak işleme yönteminde136.2 ton/ha iken, geleneksel toprak işleme yönteminde ise 130.6 ton/ha verim eldeedilmiştir. Diğer taraftan birim alan başına tarla işlem sayısı az olan derin toprak işlemeyöntemi en düşük maliyetli ve buna bağlı olarak en karlı sistem olarak belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Domates verimi, toprak özellikleri, derin toprak işleme, dipkazan.I
Kuru tarım koşullarında buğday üretiminde farklı toprak işleme yöntemlerinin yabancı ot popülasyonu ve toprak özelliklerine etkileri
ÖZETBu çalışmada, Çanakkale ilinde buğday üretiminde kulaklı pulluk ile toprakişlemenin yapıldığı klasik toprak işleme yöntemi ve buna alternatif olarak ele alınmışkombikürümün kullanıldığı yüzeysel toprak işleme yönteminin toprağın bazı özellikleri,yabancı ot popülasyonu ve tane verimi üzerine olan etkileri karşılaştırılmıştır. Ayrıca elealınmış olan bu yöntemlerin girdi ve çıktı analizi yapılarak ekonomik karşılaştırılmasıyapılmış ve buna bağlı olarak en karlı üretim yöntemi belirlenmeye çalışılmıştır.Buğday tane verimi üzerine yöntemler arasında istatistiksel anlamda farklılıkolmadığı belirlenmiştir. Buğday veriminin domates anızındaki klasik toprak işlemeyönteminde 5509 kg/ha, yüzeysel toprak işleme yönteminde ise 4376 kg/ha olduğusaptanmıştır.Yöntemlere göre işlem sayıları ve makina kullanımı dikkate alınarak belirlenentoplam maliyet ve çıktı/girdi oranlarına bakıldığında; birim alan başına toplam maliyetklasik toprak işleme yönteminde 650.79 $/ha olarak belirlenirken, bu değer yüzeyseltoprak işleme yönteminde 614.03 $/ha olarak saptanmıştır. Toplam buğday verimidikkate alınıp çıktı/girdi oranları hesaplandığında; klasik toprak işleme yönteminin2.36'lik oranla yüzeysel toprak işleme yöntemine göre (1.99) daha karlı olduğugörülmüştür. Ancak toprak özelliklerinin korunması ve yabancı ot popülasyonununiyileştirilmesi bakımından yüzeysel toprak işleme yönteminin, klasik toprak işlemeyöntemine göre daha etkili olduğu görülmüştür.Ayçiçek anızındaki buğday veriminin klasik toprak işleme yönteminde 5371kg/ha, yüzeysel toprak işleme yönteminde ise 4390 kg/ha olduğu saptanmıştır.Ayçiçek anızındaki toplam maliyet ve çıktı/girdi oranlarına bakıldığında ise;birim alan başına toplam maliyet klasik toprak işleme yönteminde 650.79 $/ha olarakbelirlenirken bu değer yüzeysel toprak işleme yönteminde 614.03 $/ha olaraksaptanmıştır. Toplam buğday verimi dikkate alınıp çıktı/girdi oranları hesaplandığındaklasik toprak işleme yönteminin 2.31'lik oranla yüzeysel toprak işleme yöntemine göre(2.00) daha karlı olduğu görülmüştür. Ekonomik analiz yapıldığında anızlar arasındaistatistiksel olarak bir fark olmadığı görülmüştür. Bununla beraber her iki anızauygulanan işlemler sonucunda toplam maliyet değerlerinin eşit olmasına rağmendomates anızından daha fazla çıktı elde edilmesinden dolayı ekonomik anlamda ayçiçekanızına oranla daha faydalı olduğu söylenebilmektedir.
Bulanık mantık yardımıyla doğal havalandırma yapılan bir serada sıcaklık ve bağıl nem kontrolünün modellenmesi
BULANIK MANTIK YARDIMIYLA DOĞAL HAVALANDIRMA YAPILANBİR SERADA SICAKLIK VE BAĞIL NEM KONTROLÜNÜNMODELLENMESİÖZETBu tez çalışması ?Bulanık Mantık Yardımıyla Doğal Havalandırma Yapılan BirSerada Sıcaklık ve Bağıl Nem Kontrolünün Modellenmesi? üzerine yapılmıştır.Bu amaçla tez; ?Giriş?, ?Literatür Özeti ve Önceki Çalışmalar?, ?Materyal veYöntem?, ?Sonuçlar ve Tartışma?, ?Sonuç ve Öneriler? ve ?Kaynaklar? konu başlığıaltında incelenmiştir. ?Giriş? kısmında sisteme neden ihtiyaç duyulduğundanbahsedilmiştir. ?Literatür Özeti ve Önceki Çalışmalar? kısmında ?Literatür Özeti?bölümünde; sera ve Bulanık Mantık konusu, ?Önceki Çalışmalar?da ise ülkemizde vedünyada bu konuyla direkt ilgili çalışmalardan bahsedilmiştir. ?Materyal ve Yöntem?kısmında ise ölçümlerin nerede ve nasıl alındığı, bulanık sistemin sera otomasyonunauygun yazılım programının nasıl geliştirildiğinden bahsedilmiştir. ?Sonuçlar veTartışma? kısmında ise yapılan modellemenin sonuçları üzerinde durulmuştur. ?Sonuçve Öneriler? kısmında ise yapılan çalışma genel olarak özetlenmiş ve bu sistemigeliştirmek için nelerin yapılması gerektiğinden bahsedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sera, Otomatik kontrol, Bulanık Mantık, Doğal Havalandırmaiv
Kırmızı biber, elma ve pırasanın kurutulmasında infrared kurutma tekniğinin kullanılması
Bu çalısmada kırmızı biber, elma ve pırasanın kuruma eğrileri ve kuruma hızı üzerine infrared lamba gücünün ve hava hızının etkileri değerlendirilmis ve kuruma zamanı, özgül enerji tüketimi, renk (L, a, b, ?E, kroma, hue açısı), büzülme, rehidrasyon oranı ve askorbik asit (C vitamini) gibi bazı parametreler üzerine infrared lamba gücü ve hava hızının etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıstır. Bu çalısma için infrared lambalarla çalısan bir kurutma düzeneği gelistirilerek tarım ürünlerinden kırmızı biber, elma ve pırasa dilimleri 3 farklı hava hızında ve 3 farklı infrared lamba gücünde (1,0; 1,5; 2,0 m/s hava hızı ve 300, 400 ve 500 W infrared lamba gücü) kurutularak denemeler gerçeklestirilmistir. Ürün kurutma süresi değerleri 1,0 - 2,0 m/s kurutma hava hızı aralığında ve 300, 400 ve 500 W infrared lamba güçlerinde sırasıyla kırmızı biber için 315-455 dak, 213-297 dak, 196-230 dak, elma için 198-274 dak, 171-261 dak, 137-170 dak ve pırasa için ise 305-341 dak, 195-244 dak, 183-241 dak değerleri arasında değismistir. Ürün kuruma süresi hava hızının artmasıyla artmıs, infrared lamba gücünün artmasıyla azalmıstır. Kırmızı biber, elma ve pırasa dilimlerin kurutulmasında infrared lamba gücünün artırılmasıyla her üç ürün kuruma hızı artıs göstermistir. Özgül enerji tüketim değerleri kırmızı biber, elma ve pırasa dilimleri için 1,0 - 2,0 m/s kurutma hava hızı aralığında ve 300, 400 ve 500 W infrared lamba güçlerinde sırasıyla kırmızı biber için 16,62-27,31 MJ/kg, 17,02-21,27 MJ/kg, 17,65- 19,51 MJ/kg, elma için 13,67-19,00 MJ/kg, 16,42-24,21 MJ/kg, 15,81-19,50 MJ/Kg ve pırasa için 19,18-19,15 MJ/kg, 15,01-22,56 MJ/kg, 18,02-25,84 MJ/kg değerleri arasında değismistir. Ürünün kurutulması için gerekli özgül enerji tüketimlerinin genel olarak hava hızının artmasıyla arttığı ve özgül enerjinin kuruma zamanı ve infrared lamba gücünün optimizasyonuna bağlı olduğu söylenebilir. Ürün büzüsme katsayıları kırmızı biberde sabit infrared lamba gücünde hava hızının artmasıyla azalmıs, pırasada ise düzgün bir değisim değeri elde edilememistir. Aynı ürünlerin rehidrasyon değerlerinin kırmızı biberde hava hızının artırılmasıyla düstüğü, infrared lamba gücünün artırılmasıyla yükseldiği görülmüs, elma dilimlerinde ise hız ve gücünün değismesiyle rehidrasyon değisimlerinde tekdüze değiskenlikler görülmemistir. Ürünlerin kurutma öncesi ve sonrasında yapılan renk ölçümlerinde, renk değerleri arasında küçük farklılıklar olduğu saptanmıstır. Anahtar Kelimeler: ?nfrared kurutma, kuruma eğrisi, kuruma hızı, özgül enerji, rehidrasyon, kırmızı biber, pırasa, elma
Kayısıda bazı içsel kalite kriterlerinin Fourier dönüşümlü-yakın kızıl ötesi (FT-NIR) spektroskopi kullanarak belirlenmesi
Bu çalışmada hedeflenen Tokaloğlu kayısı çeşidinin (Prunus armeniaca L) FT-NIR spektrometre kullanarak kalite içeriklerinin (sertlik, suda çözülebilir kuru madde içeriği, renk değerleri) hasarsız bir şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ağaçtan belli aralıklarla yaklaşık 20 gün boyunca toplanan ve bir kez toplandıktan sonra soğuk hava deposunda (0-0,5 0C, % 90-95 nem) yaklaşık 20 gün bekletilen kayısılar üzerinde hedeflenen ölçümler gerçekleştirilmiştir. Kayısıların yansıma ölçümleri FT-NIR spektrometrenin fiber optik algılayıcısı ile 780-2500 nm aralıklarında gerçekleştirilmiştir. Sertlik ve suda çözülebilir kuru madde içeriği spektral ölçümlerden sonra meyvelere hasar vererek standart yöntemlerle yapılmıştır. Standart yöntemlerle ölçülen fiziksel özellikler ile spektral değerler arasındaki korelasyon ilişkileri, Kısmi En Küçük Kareler Regrasyonu' na (PLS) göre yapılmıştır. Kayısıların Magness-Taylor (MT) maksimum kuvvet değerleri ağaç uygulamaları için kalibrasyon aşaması için R2=0,82 (RMSEE=4,45) ve test aşaması için R2=0,80 (RMSECV=4,68) gibi iyi korelasyon değerleri ile tahmin edilmiştir. Depo uygulamalarında ise, MT maksimum kuvvet, kalibrasyon için R2=0,47 (RMSEE=4,65) ve test aşaması için R2=0,41 (RMSEE=5,51) gibi düşük korelasyon değerleri ile tahmin edilmiştir. MT eğim değerleri ağaç uygulamasında kalibrasyon için R2=0,79 (RMSEE=0,83) ve test aşaması için R2=0,77 (RMSECV=0,88) gibi yüksek tahmin sonuçlarına ulaşılırken depo için kalibrasyonda elde edilen korelasyon katsayısı (R2) 0,56 (RMSEE=0,69) ve test aşamasında ise R2=0,47 (RMSECV=0,80) gibi düşük sonuçlara ulaşılmıştır. MT alan için R2=0,75 (RMSEE=20,1) ve test aşaması için R2=0,71 (RMSECV=21) olmaktadır.FT-NIR spektroskopi kullanarak suda çözülebilir kuru madde içeriği tahmininde, her iki uygulama (ağaç, depo) için de yüksek ve birbirine yakın korelasyon değerleri elde edilmiştir. Ağaç uygulamasında kalibrasyon ve test aşamalarında elde edilen R2 değerleri 0,77 ile 0,75 (RMSEE=1,45; RMSECV=1,51) arasında yer alırken, depo uygulamasında R2 değerleri sırasıyla, 0,76 ile 0,74 (RMSEE=1,31; RMSECV=1,36) arasında olmuştur. Bununla birlikte, renk değerlerinin (kroma, hue) tahmin edilmesinde, düşük korelasyon değerleri elde edilmiştir. Ağaç uygulaması için test aşamasında kromanın tahmin edilmesinde elde edilen R2 değeri 0,55 (RMSECV=3,38) olurken, hue'nun tahmininde bu değer 0,16 (RMSECV=0,49) olmuştur. Renk değerlerinin tahmininde depo için daha düşük değerler gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, NIR spektroskopinin ürünlerin içsel ve kısmende olsa yüzeysel kalite özelliklerinin hasarsız tespiti açısından iyi bir potansiyel olduğunu söylenebilir.
Farklı bakım-koruma uygulamaları yapılan Bozcaada bağ alanlarındaki toprağın bazı fiziksel özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Araştırma Çanakkale iline bağlı Bozcaada ilçesinde 2006-2007 üretim sezonunda belirlenen üç farklı bağ alanında yürütülmüştür. Çalışmanın amacı Bozcaada bağ alanlarında uygulanan farklı bakım koruma işlemlerinin toprak sıkışıklığı üzerine etkisini araştırmaktır. Bozcaada Tarım İlçe Müdürlüğü Bağı (B1) ve üretici (Gocaylar) (B3) bağlar yüksek telli sistem, ikinci üretici bağı (B2) ise goble tipi özelliğindedir. B1 ve B3 bağları toprak işleme bakımında mekanizasyon araç ve gereçlerine uygun özellikte ve geniş sıralı (3,4 m X 1,70 m) özelliğine sahiptir. B2 bağında ise yabancı ot kontrolü için el frezesi kullanılmaktadır. Ele alınmış olan bu bağlarda uygulanmış olan farklı toprak işleme uygulamalarının toprağın hacim ağırlığı, porozitesi, toprak nem içeriği ve penetrasyon direnci, pH ve elektriksel kondaktivite (EC) üzerine olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla bitki köklerinin en yoğun olduğu 0-60 cm toprak profilinde 10'ar cm aralıklarla bozulmuş ve bozulmamış toprak örneklemesi alınmıştır. Penetrasyon direnci ölçümleri ise 0-80 cm toprak profilinde her 1 cm aralılarla arazi koşullarında yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; her üç bağda da hacim ağırlığı ile porozite ele alınmış tüm toprak derinliklerindeki değişimleri ters orantılı olarak saptanmıştır. Ancak, hacim ağırlığı ile belirlenmiş toprak nem içerikleri arasında genelde doğrusal bir değişim belirlenmiş olup, toprak nem içeriği artınca hacim ağırlığı azalmıştır. B1 ve B2 bağlarında penetrasyon direncinin üst toprak katmanlarında bitkinin kök gelişimini etkilemeyecek değerler saptanırken, bu bağlarda özellikle 45 cm ve daha verimde önemli düşüşlere neden olan ve literatürde bildirilen 2 MPa'nın üzerine çıktığı görülmüştür. Buna karşın B3 bağında özellikle alt toprak katmanlarında elde edilen penetrasyon değerlerinin sınır değerler üzerine çıkmamasının nedeni, bağ tesis edilmeden önce dipkazan ile yapılan toprak patlatmanın yararlı bir etkisi olduğu sonucunu vermektedir. Diğer taraftan bağ alanlarından alınmış topraklardan incelenmiş olan pH ve EC değerleri alkali özellikte oldukları ancak, literatür bilgileri ile karşılaştırıldığında bitkinin gelişimi üzerine etki edebilecek seviyede tuz yoğunluğunun olmadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Toprak İşleme, Toprağın Fiziksel Özellikleri, Bağcılık Tarımı.
Traktörlerde kuyruk mili (540 ve 750 d/dak) çalışma özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, traktörlerde 540 d/dak ve 750 d/dak kuyruk mili hızları arasındaki farklılıkların atölye koşullarında belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için, benzer teknik özelliklerde üç farklı marka traktöre (Massey Ferguson 3085, New Holland TD85 ve John Deere 5625), atölye koşullarında bir kuyruk mili dinamometresi (eddy current) ile yükler uygulanmıştır. Her iki kuyruk mili uygulaması için ayrı ayrı yürütülen denemelerde traktör kuyruk mili torku, traktör motoruna ait yakıt tüketimi, özgül yakıt tüketimi ve soğutma suyu sıcaklığı parametreleri belirlenmiştir. Traktörlerin kuyruk millerine, 540 d/dak ve 750 d/dak çalışma hızlarında, uygulanan yük adımlarında ölçülen tork değerleri sırasıyla 88 Nm?888 Nm ve 63 Nm?638 Nm arasında değişmiştir. Veri analizleri, maksimum dinamometre yüklerine kadar (0?50 kW) 540 yerine 750 uygulamasının yakıt tüketimi değerlerinde Massey Ferguson 3085, New Holland TD85 ve John Deere 5625 traktörleri için sırasıyla %7.56?12.63, %7.59?14.64 ve %1.00?2.80, oranlarında artışlara neden olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları, 750 uygulamasının 540 uygulamasına kıyasla daha düşük kuyruk mili torku, daha yüksek yakıt tüketimi ve özgül yakıt tüketimi değerlerine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, 750 d/dak kuyruk mili uygulamasının maksimum yüklenmelere kadar, birçok kuyruk milinden hareketli tarım makinası için 540 uygulamasına önemli bir alternatif olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Traktör, 540 d/dak, 750 d/dak, kuyruk mili.
Tarım traktörlerinde yüklemelerin bazı motor parametreleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, traktörlerde yüklenmelere bağlı motor egzoz gazı sıcaklığı, soğutma suyu sıcaklığı, yakıt tüketimi ve özgül yakıt tüketimi parametrelerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için ülkemizde yaygın kullanıma sahip üç farklı marka traktöre (Massey Ferguson 3085, New Holland TD85 ve John Deere 5625) atölye koşullarında bir Eddy Akım dinamometresi ile farklı kuyruk mili uygulamalarında (540, 540E, 750) kısmi yükler uygulanmıştır. Denemeler her bir traktör için ayrı ayrı yürütülmüş ve motor parametreleri uygulanan yüklerle eşzamanlı olarak ölçülmüştür. Tüm denemelerde egzoz gazı sıcaklığı değerleri 181.10-603.40 °C arasında, motor soğutma suyu sıcaklığı değerleri 63.20-83.40 °C arasında, yakıt tüketimi değerleri 3.15-15.68 L/h arasında ve özgül yakıt tüketimi değerleri ise 230.37-1112.79 g/kWh arasında değişmiştir. Araştırma bulguları, traktör kuyruk mili yük artışına bağlı olarak egzoz gazı sıcaklığı ve yakıt tüketimi parametrelerinde de belirgin artışların, özgül yakıt tüketiminde ise benzer oranlarda azalmaların olduğunu ortaya koymaktadır. Soğutma suyu sıcaklığı değerleri ise güç değişimine bağlı olarak çok küçük değişimler eğilimindedir. Varyans analizi sonuçlarına göre Traktör, kuyruk mili uygulaması ve kuyruk mili gücü faktörleri ve etkileşimlerinin tüm ölçüm parametreleri üzerindeki etkilerinin istatistiksel olarak önemli (P<0.01) olduğu saptanmıştır. Çalışmada üç kuyruk mili uygulamasının farklı motor çalışma parametrelerine sahip olmalarına karşın maksimum yüklenmelere kadar, birçok kuyruk milinden hareketli tarım makinası için birbirlerine alternatif olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
İç Doğu Karadeniz bölgesinde tarımsal yapı ve tarımsal mekanizasyon özelliklerinin ve düzeyinin belirlenmesi üzerine bir araştırma (Örnek:Bayburt)
Bu çalışmada Bayburt ilinde; işletmelerin mevcut tarımsal yapısını, tarımsal mekanizasyon özelliklerini, ürün cinsi ve üretim desenini, hayvan sayılarını belirlemeye yönelik veriler anket çalışması yapılarak incelenmiştir. Ayrıca Bayburt İli Aydıntepe ilçesinde 15304 ha. alanı kapsayan sulama projesi ile sulu tarıma açılacak alanlarda bulunan işletmeler için ürün deseni, sulama öncesi ve sonrasında işletmenin yıllık gelir ve giderlerinin, net kazançlarının belirlenmesiyle ilgili incelemeler yapılmıştır. Araştırma Bayburt ili merkez ilçe de dahil olmak üzere 3 ilçeye bağlı 177 köyde, tarımsal faaliyette bulunan 10665 işletmede yapılmıştır. Sonuçta bölgenin, tarım potansiyeli belirlenmiş ve uygun tarım alet ve makinalarına sahip olması ve etkin kullanımının sağlanması için uygun bir tarımsal mekanizasyon planlaması için veri tabanı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: 1) tarım potansiyeli, 2) tarımsal mekanizasyon düzeyi 3) ürün deseni 4) sulama projesi
Değişik lastik ve tekerlek düzenlemelerinin traktör çeki verimine etkileri üzerinde bir araştırma
DEĞİŞİK LASTİK VE TEKERLEK DÜZENLEMELERİNİN TRAKTÖRÇEKİ VERİMİNE ETKİLERİ ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMAÖZBu çalışmada, iki farklı yapıda (diagonal ve radyal) lastik tekerlek ve farklıdüzenlemelerinin (ek ağırlıklı-ek lastik tekerlekli), traktör verimi üzerindeki etkileri,deneysel yöntemlerle elde edilen veriler yardımıyla incelenmiş vedeğerlendirilmiştir. Denemeler, Buğday anızı ile örtülü farklı tekstürlerde (killi,Kumlu-tınlı) iki tarla ve beton zemin üzerinde yürütülmüştür. Tarla denemeleri,traktörün özgül yakıt tüketimi, genel verimi ve patinaj değerleri üzerinde etkiliolacağı düşünülen 3 faktör (vites kademesi, lastik yapısı, lastik tekerlekdüzenlemeleri) dikkate alınarak yürütülmüştür. Beton zemin denemelerinde ise, buüç faktörün, sabit patinaj değerinde (%15), traktör özgül yakıt tüketimi, maksimumçeki kuvveti, maksimum çeki gücü ve traktör genel verimi üzerindeki etkileriincelenmiştir. Denemelerde çift çeker New Holland 80-66 traktörü kullanılmıştır.Traktör, tarla denemelerinde üç gövdeli döner kulaklı pulluk ile yüklenmiştir. Betonzemin üzerindeki denemelerde ise, traktörün yüklenmesinde, traktör çeki test aracıkullanılmıştır. Denemelerde ele alınan faktörlerin gerek ayrı gerekse oluşturduklarıetkileşimlerle; traktör performansı üzerindeki etkilerinin istatistiksel olarak öneminiortaya koyan varyans analizi ve Duncan çoklu karşılaştırma testi, çalışmalarınyürütüldüğü deneme alanları için ayrı ayrı yapılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Ayrıca, deneysel çalışmalarda en iyi sonucu veren radyal ve ek lastik tekerlekuygulamalarının sağladıkları avantajların oluşturdukları ek maliyetleridengelemesinin bir ifadesi olan geri kazanım periyotları (başa baş noktası), farklıtraktör yıllık kullanım süreleri için belirlenmiştir.Elde edilen sonuçlara göre; en yüksek çalışma verimi, beton ve anızlızeminler için, radyal lastik-ek lastik tekerlek-çalışmada seçilen en yüksek viteskademesi (yaklaşık 6 km/h) kombinasyonu için elde edilmiştir. Çalışmada incelenenfaktörlerin etkileri birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, yakıt vezaman tasarrufları açısından en iyi sonuçlar ek lastik tekerlek uygulamalarında eldeedilmiştir. Bu nedenle, ek lastik uygulamasının oluşturduğu ek maliyetlerin diagonallastik yerine radyal lastik kullanımı ile oluşan ek maliyetlere kıyasla daha fazlaolmasına rağmen, geri kazanımlarının daha kısa sürelerde gerçekleştiği saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Lastik tekerlek düzenlemeleri, radyal ve diagonal lastik,Traktör verimi.
Lamas çayı üzerinde içme ve sulama amaçlı su kullanım sistemlerinin değerlendirilmesi
ÖZDOKTORA TEZILAMAS ÇAYI ÜZERINDE IÇME VE SULAMA AMAÇLI SUKULLANIM SISTEMLERININ DEGERLENDIRILMESIAhmet UYANÇUKUROVA ÜNIVERSITESIFEN BILIMLERI ENSTITÜSÜTARIM MAKINALARI ANABILIM DALIDanisman: Prof.Dr.M.Tunç ÖZCANYil: 2005, Sayfa: 157Jüri: Prof.Dr. M.Tunç ÖZCANProf.Dr. Ali BASÇETINÇELIKProf.Dr. Bülent ÖZEKICIProf.Dr. Emin GÜZELDoç.Dr. Sedat ÇALISIRMersin ili Erdemli ve Silifke ilçeleri içerisinde bulunan Lamas çayinin, sifiryükseltiden yaklasik 2400 m yükseltiye kadar ulasan konumu, bölgede yasayanköylüleri türbin-pompa ve cazibe tesis tiplerini kurmaya yöneltmistir. Ancak tesistipinin seçimi ve kurulmasi asamasindaki teknik bilgi eksikligi ve özellikle türbingibi, makine ve aksaminin uzman üreticilerden temin edilmemesi sonucunda tesislerverimsiz çalismakta ve bazi türbin tesisleri de çalismamaktadir. Ayrica Lamasçayindan bilinçsizce su alimi da bölgede su sikintisi meydana getirmistir. Buçalismada, Lamas çayindan su alan köy ve kasabalarin içme, kullanma ve sulamasuyu gereksinimleri hesaplanmistir. Daha sonra degisik debi, manometrik yükseklikve kullanilan boru uzunluklarinda gereksinim duyulan suyun, ayni su alimnoktalarina türbin-pompa, elektro motopomp ve cazibe tesis tipleri ile getirilmesidurumunda, bu tesislerin maliyet unsurlari belirlenmis ve özgül maliyet degerlerihesaplanarak en uygun ve ekonomik tesis tipini belirlemede yardimci olacakçizelgeler ve grafikler elde edilmistir.Anahtar Kelimeler: Türbin-pompa, Elektro motopomp, Cazibe su temini, sutüketimii
Turbofan ve yardımcı hava akımlı döner diskli memelerin (Micromax III, Tarp-2383) farklı işletme koşullarında sağladıkları kalıntı ve sürüklenme boyutlarının saptanması
ÖZ'2.725$7(=ø785%2)$19(<$5',0&,+$9$$.,0/,'g1(5'ø6./ø0(0(/(5ø1(Micromax III, TARP-)$5./,øù/(70(.2ù8//$5,1'$6$ö/$',./$5,KALINTI VE SÜRÜKLENME BOYUTLARININ SAPTANMASINigar<$538=%2='2ö$1d8.8529$h1ø9(56ø7(6ø)(1%ø/ø0/(5ø(167ø7h6h7$5,00$.ø1$/$5,$1$%ø/ø0'$/,: Prof. Dr. Ali BAYAT'DQÃúPDQ<ÃO: 2005, Sayfa: 134Jüri : Prof. Dr. Ali BAYATProf. Dr. Yusuf ZERENProf. Dr. Faruk ÖZGÜVENProf. Dr. Emin GÜZELProf. Dr. 05ÃIDW8/862
Türkiye`de kullanılan selektörlerin işlevsel özellikleri ve aerodinamik esaslı ayırmanın temel parametreleri üzerine bir çalışma
ÖZDOKTORA TEZTÜRK YE'DE KULLANILAN SELEKTÖRLER N ŞLEVSELÖZELL KLER VE AEROD NAM K ESASLI AYIRMANIN TEMELPARAMETRELER ÜZER NE B R ÇALIŞMASongül GÜRSOYÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARIM MAK NALARI ANAB L M DALIDanışman : Prof. Dr. Emin GÜZELYıl: 2005, Sayfa: 187Jüri : Prof. Dr. Emin GÜZELProf. Dr. Tunç ÖZCANProf. Dr. Yusuf KIRTOKYrd. Doç. Dr. Ahmet NCEYrd. Doç. Dr. Abdullah SESS ZBu çalışmada, Türkiye'de tohum temizleme ve sınıflandırma makinelerinin kullanıldığı veüretildiği işletmelerde karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik temel verilerinoluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, anket çalışmaları ve imalatçılar ile birebir karşılıklıgörüşmeler yapılmıştır. Anket çalışmalarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucundakarşılaşılan temel sorunların başında tohum temizleme makinelerinin temizleme etkinlikleri vekapasitelerinin düşüklüğünün geldiği görülmüştür. Ayrıca, tohum temizleme makinelerinin imalatı,seçimi ve kullanımı sırasında o bölgedeki yetiştirilen ürünlerin fiziksel özelliklerinin göz önündebulundurulmasının çok önemli olduğu sonucuna varılmıştır.Buradan hareketle Güneydoğu Anadolu Bölgesi için geliştirilip tescil edilmiş olan altıbuğday, iki arpa, iki mercimek ve iki nohut olmak üzere toplam 12 ürün çeşidinin bazı fiziksel veaerodinamik özellikleri saptanmıştır.Yürütülen anket çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda seçilen iki farklı tip tohumtemizleme makinesi (hem eleklerden önce ve hemde eleklerden sonra hava kanalının yerleştirildiğiithal tohum temizleme makinesi ve hava kanalının vibro-motorlu eleklerden sonra yerleştirildiği yerliyapım tohum temizleme ve sınıflandırma makinesi)'indeki ön temizleme ünitelerinin farklı hava akımhızlarındaki ayırma etkinlikleri, tohum kayıp oranları, iş verimleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Bu amaçla, fiziksel ve aerodinamik özellikleri belirlenmiş olan ürün çeşitlerinden Fırat-93 (buğday),Şahin-91 (arpa), Fırat-87 (mercimek), ILC-482 (nohut) deneme materyali olarak kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre, her iki tohum temizleme makinesinde de hava hızındaki artışlabirlikte yabancı maddelerin ayrılma oranlarında artışın meydana geldiği görülmüştür. Fakat, aynızamanda aspirasyon ortamındaki tohum kayıp oranı da artmıştır. Bu kayıp oranının yerli yapımtohum temizleme makinesinde daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ancak, ithal tohum temizlememakinesinde hava hızındaki artış, üst elekteki tohum kayıp oranında azalma meydana getirmiştir. Alteleğin ayırma etkinliğinin yerli yapım tohum temizleme ünitesinde, aspirasyon ortamının ayırmaetkinliğinin ise ithal ön temizleme ünitesinde daha yüksek olduğu saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Tohum, Fiziksel özellikler, Aerodinamik, Temizleme etkinliği, tohum kaybıI
Adana ili ve çevresindeki yumurta tavukçuluğu işletmelerinde amonyak ve hidrojensülfür gazlarının oluşum düzeylerinin belirlenmesi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA İLİ VE ÇEVRESİNDEKİ YUMURTA TAVUKÇULUĞU İŞLETMELERİNDE AMONYAK VE HİDROJENSÜLFÜR GAZLARININ OLUŞUM DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ İLKER ÖNER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Danışman : Prof Dr. Yılmaz YILDIZ Yıl : 2001 Sayfa : 76 Jüri : Prof. Dr. Yılmaz YILDIZ Prof. Dr. Serdar ÖZTEKİN Prof. Dr. Nazım ULUOC AK Bu çalışma, Adana ili ve çevresindeki iki farklı tip yumurta tavuğu kümesinde zararlı gazlardan olan amonyak ve hidrojensülfür gazlarının zamana bağlı olarak değişen düzeylerinin belirlenmesi amacına yöneliktir. Araştırma kapsamında seçilen üçü kafes, diğer üçü de yerde yetiştiricilik yapılan altı adet yumurtacı tavuk kümesinde kış ve yaz üretim dönemlerinde kümes içi amonyak ve hidrojensülfür gazları ölçülmüştür. Ayrıca ölçüm sürecinde, kümes içi sıcaklık ve bağıl nem değerleri de ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre kümeslerde hidrojensülfür gazına rastlanmamıştır. A, B ve C işletmelerinde kafes tipi yetiştiricilik yapılmakta olup bu işletmelerde ölçülen amonyak gazı değerleri, A işletmesinde kış üretim döneminde, üst ve yer seviyelerinde 1-3 ppm, yaz üretim döneminde ise sırasıyla 1-4 ppm aralığında değişmektedir. B işletmesinde kış üretim döneminde, üst seviyede 2 - 10 ppm, yer seviyesinde 1-5 ppm, yaz üretim döneminde, üst seviyede 4-12 ppm, yer seviyesinde ise 0 - 5 ppm aralığında değişim göstermiştir. C işletmesinde kış üretim döneminde, üst seviyede 3 - 4 ppm, yer seviyesinde 2-3 ppm, yaz üretim döneminde üst seviyede 1-5 ppm, yer seviyesinde ise 1-3 ppm aralığında olup, bu değerler hayvanlar için zararlı eşiğin altındadır. D, E ve F işletmelerinde yerde yetiştiricinle yapılmakta olup bu işletmelerde ölçülen amonyak gazı değerlerleri; D işletmesine ait kümeste kış üretim döneminde 10 - 17 ppm arasında ve kritik değerlere yakındır. Yaz döneminde D işletmesine ait kümeste üretim yapılmadığından ölçüm yapılamamıştır. E işletmesine ait kümeste, yaz üretim döneminde amonyak gazı konsantrasyonu 4 - 12 ppm aralığında ve önerilen kritik değerlere yakın, Mat altoda bulunmuştur. Kış döneminde ise yaz döneminde ölçülen değerin üzerinde (8-18 ppm) ve kritik değere yakındır. F işletmesine ait kümeste kış üretim döneminde amonyak gazı konsantrasyonu 6-16 ppm aralığında değişmekte ve önerilen kritik değerlere yakın bulunmuştur. Yaz döneminde F işletmesinde üretim yapılmadığı için ölçüm yapılamamıştır. İki kümes tipi birlikte değerlendirildiğinde kafeste yetiştiricilik yapılan kümeslerde amonyak gazı konsantrasyonu daha düşüktür. Bu durumun kümeslerin havalandırma sistemleri ile yetiştirme sistemlerinin (altlıklı ve altlıksız) farklılığından kaynaklandığı söylenebilir. Sonuç olarak, kümeslerde havalandırma sistemlerinin doğru olarak projelenmesi ve çalıştırılmaları için, hayvanlar için kısıt aktör olan zararlı gazların da dikkate alınması gerekmektedir. Anahtar kelimeler : kümes, zararlı gazlar, amonyak, hidrojensülfür
Sera ortamında bitki gelişiminde görüntü işleme yöntemlerinin kullanılması üzerine bir araştırma
Bilgisayarlı görme ve görüntü işleme teknikleri, çeşitli endüstrilerde gözlem ve ölçme amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Tarımda bu tekniklerin kullanımı oldukça yenidir. Bilgisayar teknolojisinde; ucuz, fakat güçlü görüntü toplama ve analiz sistemleri, tarımsal uygulamalarda ve araştırmalarda yeni kullanım alanları açmıştır. Bitki gelişiminin izlenmesinde, yaprak alan indeksi önemli bir göstergedir. Yaprak alan indeksini belirlemede kullanılan birçok yöntem, yaprağa zarar vermektedir. Uygulanan bu yöntemlerle, bitki ve yaprak zarar görmemektedir. Yapılan çalışmada, sera ortamında yetiştirilen turunç fidelerinden yararlanılmıştır. Kamera yardımı ile bitki yapraklarındaki gelişmelerin görüntüleri haftalık olarak kaydedilmiş ve bunlar üzerinde çeşitli görüntü işleme yöntemleri uygulanarak yaprak alanları hesaplanmıştır. Bitkiye zarar vermeden yapılan ölçümler sonucu, sürekli olarak yaprak alanı belirlenebilmiş ve bitkideki gelişmelerin bu yöntemlerle izlenebileceği, görüntü işleme yöntemlerinin bu amaçla kullanılabileceği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Görüntü işleme, bitki izleme, yaprak alanı.
Çukurova bölgesinde ikinci ürün mısırın doğrudan ekim olanaklarının araştırılması
öz DOKTORA TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE İKİNCİ URUN MISIRIN DOĞRUDAN EKİM OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI TAYFUN KORUCU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Vahit KİRİŞÇİ Yıl: 2002, Sayfa: 112 Jüri : Prof. Dr. Vahit KİRİŞÇİ Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVEN Prof. Dr. Alim IŞIK Prof. Dr. Ahmet Can ÜLGER Prof. Dr. M. Tunç ÖZCAN Bu çalışmada, anızı yakmaksızın belirli ürünlerin doğrudan ekimine yönelik toprak ve makina parametreleri belirlenerek mevcut ekim makinasına uyarlanmış ve geleneksel sistemle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği'ne ait yaklaşık 1 ha'lık (131.5 x69 m) sulanabilir bir alanda tesadüf bloklarında altı faktörlü bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Tohumluk olarak, TTM-815 ikinci ürün mısır çeşidi kullanılmıştır. Deneme alanının yarısı ekim işleminden önce sulanmış, böylece tavlı (T) ve kuru (K) olmak üzere (ana parseller) iki farklı toprak koşulu oluşturulmuştur. Doğrudan ekim alanlarında anız yüksekliği; yüksek (AY) ve alçak (AA) olmak üzere iki seviyeli bir muamele olarak dikkate alınmıştır. Geleneksel ekim işlemi; birinci ve ikinci sınıf toprak işleme makinalarıyla yapılan tohum yatağı hazırlığının ardından gerçekleştirilmiştir. Doğrudan ekim işlemi, pnömatik ekim makinasına "ikiz düz disk+8 dalgalı disk" (8), "ikiz düz disk+12 dalgalı disk" (12), "ikiz düz disk+tekli düz disk" (D) ve "ikiz düz disk" (B) eklenerek gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda toprak işleme sistemlerinin mısır tane verimi ve tarla filiz çıkışı üzerinde % 1 önem seviyesinde etkili olduğu görülmüştür. En yüksek verim değeri, kuruya geleneksel ekim yöntemi (GK) ve kuruya ikiz düz disk+8 dalgalı diskle yüksek anıza (8AYK) doğrudan ekimin yapıldığı yöntemle elde edilmiştir. Tava ikiz düz disk+tekli düz diskle yüksek anıza (DAYT) doğrudan ekimin yapıldığı yöntemde de verim en düşük düzeyde gerçekleşmiştir. Uygulamalar arasında toplam yakıt tüketimi ve çalışma süresi değerinin % 1 önem seviyesinde önemli olduğu görülmüştür. Geleneksel sisteme göre doğrudan ekim yöntemlerinde yakıt tüketimi ve çalışma süresi bakımından yaklaşık % 35-60 arasında tasarruf sağlanmıştır. Gelir/gider oranı yönünden mevcut koşullar dikkate alındığında en kârlı ekim sisteminin kuruya ikiz düz disk+8 dalgalı diskle alçak anıza (8AAK) doğrudan ekim olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Korumalı toprak işleme, Doğrudan ekim, Erozyon, Mısır
Pamukta uçakla defolyant uygulamaları üzerine araştırmalar
138 Türkiye'de yaklaşık 700 bin ha alanda tarımı yapılan pamuğun, % 29.5'i Çukurova'da yetiştirilmektedir. Bölgede geniş alanlarda tarımı yapılan pamuğun, hasadında karşılaşılan problemleri azaltmak ve haşatı kolaylaştırmak amacı ile yaprak döktürücünün (defolyantın) havadan uçakla uygulanması araştırılmıştır. Araştırma, Adana Hacıali Pamuk üretme istasyonu pamuk tarlalarında yürütülmüştür. Makineli pamuk haşatında zorunlu olarak uygulanan defolyant elle hasatta da kolay, temiz ve erken bir hasat sağlamaktadır. Defolyant yaprakları dökmekte ve kozalar eş zamanlı açmaktadır. Yaprakların dökülmesi ile, toplanan pamuk içindeki yeşil aksam ve diğer yabancı maddeler azalmakta, kalite yükselmekte ve hasat daha erken dönemde yapılabilmektedir. Ayrıca, hasatta iş verimi arttırılmakta ve pamuğun büyük kısmı ilk elde hasat edilmektedir. Hasat döneminde, defolyantın pamuk tarlasında yer araçları ile uygulanması, açmış ve açmamış pamuk kozalarının dökülmesine neden olmaktadır. Uygulamanın, uçakla havadan yapılması bu problemi de ortadan kaldırmaktadır. Çukurova'da hasatta işçi bulma güçlüğü de vardır. Geç olgunlaşma ve yağmur nedeni ile bazen pamuk zamanında hasat edilememekte ve yağmur nedeni ile kalite de düşmektedir. Hasat döneminde, pamuk zararlılarının populasyonunda artış görülmektedir. Zararlılar, kalite düşmesine ve kayıplara neden olmaktadır. Haşata yakın dönemde özellikle, beyaz sinek zararı artmaktadır. Defolyant uygulaması ile bunların pamuğa olan zararı da bir derecede önlenmektedir. Yapraklar kuruyup, dökülmekte ve zararlıların beslenip, sığınacağı ortam kaybolmaktadır, ilaçlamadan tasarruf sağlanmakta ve kalite düşmesi de azaltılmaktadır. Araştırmacılara göre, pamukta kozaların % 50-70 oranlarında açtığı dönemlerde yapılan defolyant uygulamasında en iyi sonucun alındığı belirtilmektedir. Bu oranlar arasındaki değerlerde üç deneme parselinde uçakla üç defolyant uygulaması yapılmıştır. Bir parsel de kontrol olarak ayrılmış ve uygulama yapılmamıştır. I. denemede % 54, 1 1. denemede % 59 ve III. deneme döneminde de % 65 pamuk kozası açma oranları yapılan sayımlarla saptanmıştır. Defolyant uygulamalarında uçağın enine dağılım genişliğinde bitki ve sehpalar üzerinde, damla sayısı ve kalıntı miktarının dağılımının saptanması için örneklemeler yapılmıştır. Parsellerin ortasında, bitki sıra aralarına139 yerleştirilen örnekleme sehpalarında suya duyarlı kartlarla ve bitkide üç yaprak seviyesinde yaprağın alt ve üst yüzeylerindeki filtre kağıtları ile örneklemeler yapılmıştır. Cessna Ag Truck tarım uçağında I. denemede 12 adetD8-45 ve 48 adet D10-45 hidrolik Tee-jet meme takımı ile 4,6 L/da'lık hacim ve Piper PÂ 18- A/150 Super Cub tarım uçağıyla da 30 adet D12-45 hidrolik Tee-jet meme takımı kullanılarak, 4,7 L/da'lık hacim ile II. ve III. denemeler yapılmıştır. Denemelerde meme verdisi, uçak yer hızı ve diğer kalibrasyon değerleri de ölçülmüştür. Tarım uçaklarıyla yapılan uygulamada 10 m yükseklikte düşey termik hava akımları oluşmaktadır. Termik hava akımlarının şiddeti ve uygulamaya olan etkisi hava stabilite katsayısı (SR) ve dağılım katsayısı ( Pfc) ile belirlenmiştir. Hava stabilite katsayısı (SR) denemelerde -3,9 ile + 16,36 arasında ve dağılım katsayısı (r\)'da 2,46 ile 7,38 arasında kabul edilir sınırlar içinde saptanmıştır. Fiziksel damla analiz yöntemi ile damla dağılımı, özel örnek alma sehpaları üzerinde 4 yüzeyden suya duyarlı kartlarla örneklenmiştir. Hareketli yatay (HY), hareketli düşey (HD), sabit yatay (SY) ve sabit düşey (SD) yüzeylerinden üç pamuk kozası açma dönemlerinde denemeler yapılmıştır. Her denemede, dağılım genişliği boyunca alınan örneklerdeki damla sayıları ve leke çapları mikrometreli mikroskop ile ölçülmüştür. Geliştirilen bir eşitlik ile leke çapları, gerçek damla çaplarına dönüştürülmüştür. Bilgisayar programları ile damla spektrumu ve karakteristik çap değerleri NMD, MMD, VMD ve HC hesaplanmıştır. Her üç defolyant denemesinde de en küçük damla çap değerleri, düşey örnek yüzeylerde saptanmıştır. Damlaları en iyi karakterize eden hacimsel orta çap (VMD), yatay örnek yüzeylerde 205,0-^6,8 yun.; düşey örnek yüzeylerde 37,7-ZS2 yan. arasında değişmektedir. Yatay yüzeylerde düşey yüzeylere göre damla çapı daha büyük olarak saptanmıştır. Birim yüzeyde toplanan damla sayıları da örnekleme yüzeylerine göre değişmektedir. Yatay yüzeylerde 19,1-37,1 ve düşey yüzeylerde ise 10.6-22.8 adet damla/cmr olarak daha az damla sayısı dağılım yoğunluğu saptanmıştır. Defolyant denemelerinde damla çapı, damla sayısı ve homojenlik katsayıları arasında da bir ilişki saptanmıştır, örnekleme yüzeyi konumu, damla çapı ve damla sayısı dağılım yoğunluğunun damla çapı homojenliğini etkilediği görülmüştür. Damla sayısı dağılım düzgünlüğü % CV varyasyon katsayısı ile incelenmiştir. Dağılım genişliğinde varyasyon katsayısı değerleri % 31,5; 28,6 ve 22,3 ve örtme yapılarak iş genişliğinde ise % 29,6; 43,7 ve 27,2 olarak hesaplanmıştır. Varyasyon katsayısı ± % 50 değişim sınırları içinde olduğu140 için yeterli düzgünlükte kabul edilmiştir. Düşey yüzeylerden alınan örneklerde varyasyon katsayısı, yatay yüzeylere göre daha yüksek bulunmuştur. Düşey yüzeylerde dağılımın tekdüzeliği çevre şartlarından da olumsuz yönde önemli oranda etkilenmektedir. Yatay örnekleme yüzeylerinde toplanan damla sayılarının oranı üç deneme için sırasıyla; % £9,5; 66,5 ve 65,0 olarak bulunmuştur. Burada da görüldüğü gibi damlaların % 60-65'i yatay, % 35-40'ı da düşey yüzeylerde toplanmıştır. Düşey yüzeylere daha çok küçük çaplı damlalar düşmüştür. Fluorometrik yöntemle kalıntı dağılım paternlerinin belirlenmesinde Turner yapımı filtreli 111-000 model fiuorometre kullanılmıştır. Defoiyant denemelerinde püskürtme sıvısı içine flüoroşıl özellik gösteren disodyum fluorescein katılmıştır, örneklemeler bitki üzerine yerleştirilen üç yaprak seviyesindeki filtre kağıtları ile üst ve alt yaprak yüzeylerinden yapılmıştır. Fiuorometre, tarla çalışmalarından önce laboratoarda denenmiş ve kalibrasyon çalışması yapılmıştır. Bu amaç için değişik optik filtre ve çözelti derişikliklerinde okumalar yapılmıştır. Doğru ve duyarlı çalışma koşulları saptanmıştır, örnekleme yüzeylerinden elde edilen fluorescein belirteç madde çözeltisi, deney tüplerine alınarak bağıl fluorometre okuması Fu (% ) yapılmıştır. Fu okumalarına karşı gelen Cg (ug/ml) değerleri, derişiklik denklemleri ile dört duyarlılık basamağı için hesaplanmıştır. Bu değerler daha sonra birim örnekleme yüzeylerinde saptanan kalıntı miktarı G" (uL/cm^'ye dönüştürülmüştür. Dağılım genişliğinde kalıntı dağılım paternleri her yaprak seviyesi için elde edilmiştir. Denemelerde yaprak üst yüzeylerindeki kalıntı miktarlarının bağıl tutunma oranı I. denemede % 62.1; II. denemede % 64.4 ve III. denemede % 57.6; yaprak alt yüzeylerinde ise sırasıyla % 37.9; 35.6 ve 42.4 olarak saptanmıştır. Yaprak alt yüzeylerinde bağıl tutunma oram % 35-42 arasında ve yaprak üst yüzeylerinde de % 58-65 oranları arasında saptanmıştır. Birim yaprak yüzeyine düşen ve üç defoiyant uygulamasının ortalaması dikkate alınarak hesaplanan 18.12 jjg/cm2.10~2 'lik kalınü miktarının; % 43.24'ü üst % 35.43'ü orta ve % 21.33'ü de alt yaprak seviyelerinde saptanmıştır, üç yaprak seviyesinde yaprak üst yüzeylerinde saptanan ortalama bağıl tutunma oram ise % 61.37'dir. Kalıntı miktarının enine dağılım düzgünlüğü de varyasyon katsayısı ile incelenmiştir, üç denemede varyasyon katsayılarının değişimi sırası ile, dağılım genişliğinde % 41.9, % 32.1 ve % 38.0 ve iş genişliğinde ise% 47.3, % 38.3 ve % 24.6 olarak saptanmıştır. Kullanılan uygulama hacmine göre, üç uygulamada teorik olması gereken kalıntı miktarları, örnekleme yüzeylerine ulaşan damla sayısı ve kalıntı miktarları ile karşılaştırılmıştır. Hedefe ulaşma oranları141 hesaplanmıştır; uygulanan defolyantın damla olarak kabul edilen iş genişliğinde I. denemede % 45.06'sıi, II. denemede % 22.34'ü ve III. denemede % 15.30'u hedef yüzeylerde ölçülmüştür. Filtre kağıtlarındaki kalıntı miktarlarının ise I. denemede % 37.08'i, II. denemede % 32.76'sı ve III. denemede de % 46.62'si hedef yüzeyler üzerinde ölçülmüştür. Uygulanan defolyantın kalıntı olarak % 53.40 - 67.24'ü; damla olarak ise % 66.94 - 83.85'inin hedef dışı bölgelere düştüğü saptanmıştır. Parsellerden elde edilen pamuk verim değerleri arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Verimler arasındaki varyasyon katsayısı % 10'dan daha küçük hesaplanmıştır. Araştırmada kullanılan tarım uçaklarında, sorti zamanı ve iş verimi hesaplamaları da yapılmıştır. Deneme parsellerinde çalışılması nedeni ile sorti süreleri büyük ve iş verimi değerleri de küçük elde edilmiştir. Piper Super Cub tarım uçağında sorti süresi 462.2 s ve iş verimi 2.87 da/min Cessna Ag Truck tarım uçağında ise sorti süresi 374.55 s ve iş verimi de 3.52 da/min olarak gerçekleşmiştir.
Çukurova bölgesinde tarımsal mekanizasyon iş güvenliği sorunları üzerinde bir araştırma
42 SUMMARY Mechanization contributies a great deal to the quality and quantity of agricultural production and is growing rapidly as techonology develops. The techonolojical development, whose main objective has been to increase all sorth of production along with decreasing by phsical load share of the working human being, has also created health and safety problems, caused by unavoidable man-machine interactions. Organizantional health and safety was been the most important problem of our labour live as well as the problem of all developed and developing countries. In this study agricultural mechanization safety problems of the Çukurova Region have been investigated by questionaire considering equal distribution of establishment and also farms which have tractor or famı machinery. The primary objective of this study was to determine accident frequency rates use of tractor, combines, tillages, wagons, and other farm machinery. The second purpose of this study was to accumulate a body of quantitative data from which effective countermeasures can be formulated that will result in a reduction in farm accident losses and developing the some recommendation in order to reduce farm accidents. During the 20 months period in 1990-1992 years, investigated 655 farm accident in the Çukurova Region. This study findings summarized, included the following, 1. During the 20 months period between, 1990-1992 years 655 farm accidents involving 874 person investigated. In these accidents, 133 person died and 34 person had disabling injuries. 366 person of the remanining 707 person had severe injuries (broken, bones, cuts requiring treatments, sprained back etc.). On the other hand, 341 person had no injuries. 2. Accidents varied according to type of farms. 3. Accident rates tented to increase with the intensity of farming operation. 4. During the 20 mounths period, each farms had one or more accident. 5. Fifty-five percent of victims required hospitalization. 6. The highest accident frequency, by age group, was found to be amoung family members 15-24 age group and male employeses 25-44 age group. 7. Seventy percent of all accident occured during October, November, and December. 8. Thirty-seven percent of the accident to farm occured in the home, thirty-seven percent on the farm outside the home, and twenty-six percent while away from farm.43 9. Of all accident reported, 487 (74.3 percent) involved the tractors. Farm machinery was involved in about 26 percent of the farm accident. 10. Tractor operators had a very high accident frequency rate on public roads. 1 1. A higher tractor accident rate is experienced by young operator under 21 years of age and older operators over 64 years old. 12. Forty-two percent of the victim were killed when the tractor overturned. One-four these deaths occured when the tractor overturned sideways. About 61 percent of these killed were members of families of time farmers and 20 percent had full-time employement other farming. 13. 470 of all tractor accidents reported, involved tractor with no safety cabs. 14. Weather was a factor in twenty percent of the tractor accidents, mechanical failfure was a countributing factor is less than five percent of the cases. 15. Wagons had a very high accident frequency rate (sixty-three) amoung the farm machines. 16. Over sixty percent of wagon accident was done by family labour and farm employers.
Tunceli ilinin tarımsal mekanizasyon özellikleri ve bu özelliklerin bölgenin tarım potansiyeli açısından irdelenmesi üzerinde bir araştırma
V ÖZ Bu çalışmada Tunceli ilinin tarımsal mekanizasyon özellikleri ve ilde mevcut üretim şekli tesadüf örnekleme yöntemiyle seçilen işletmelerde yapılan bir anket verileriyle incelenmiştir. Araştırmada; ortalama işletme alanı 5.53 ha, traktör gücü 42.4 kW, yakıt tüketimi 2910 L/yıl, bakım onarım masrafı 3.757.600 TL/yıl (546.4 US $/yıl), traktör kullanımı 61 gün/yıl (yaklaşık 488 saat/yıl), mekanizasyon düzeyi 0.62 kW/ha, traktör başına düşen tarım iş makinası sayısı 3.21 adet traktör başına düşen tarım iş makinası kütlesi 2 ton olarak saptanmıştır.
Bazı tarım ürünlerinin kurutulmasında dolgulu yataklı güneş toplaçlı bir ürün kurutucusunun kullanılma olanakları
62 6. ÖZET Ülkemiz sıcak ve ılıman iklim kuşağında doğal olarak yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler önemli bir dışsatım potansiyeline sahiptir. Bu ürün grubunda standart çeşitlerin üretimine yönelik tarımsal mekanizasyon uygulamaları ülke tarımına yeni bir ivme kazandırabilir. Geleneksel yöntemle doğadan toplanarak güneş altında, toprak yada beton zemin üzerinde kurutulan tıbbi ve aromatik bitkilerde ürün kayıpları %40'lara kadar ulaşmaktadır. Bu koşullarda elde edilen üründe renk, eterik yağ ve etkili madde gibi özellikler olumsuz etkilenmekte ve ürüne kansan toz, kıl, böcek, mantar v.b. etmenler ürün niteliğini bozmaktadır. Bu şekilde elde edilen ürünlerin uluslararası pazar şansının olmaması nedeniyle, bu ürün grubunda öncelikle hasat sonrası işlemlerin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkiler ürün gurubunda toplam üretim maliyetinin %58'i kurutmada yoğunlaşmış olup bunun %45'im yakıt giderleri oluşturmaktadır. Yakıt maliyetini azaltmak ve fosil yakıtların neden olduğu çevre kirliliğini önlemek amacıyla kurutmada gereksinim duyulan ısı enerjisinin güneş enerjisinden sağlanması mümkündür. Bu yönden ülkemizin güneş enerjisi potansiyeli oldukça uygundur. Tıbbi ve aromatik ürün grubunda hasat genellikle ışınımın yüksek olduğu yaz aylarına rastladığından kurutma için gerekli olan ısı güneş enerjisinden sağlanabilir. Bu çalışmada dolgulu yataklı bir güneş toplacı hava ısıtıcısı olarak kullanılmıştır. Buradan elde edilen sıcak hava kurutma odasında tepsi içerisine yerleştirilen ürünün kurutulmasında kullanılmıştır. Yapılan kurutma denemeleri sonunda kurutucu içerisinde dış ortama göre 9...17°C'Uk bir sıcaklık artışı elde edilmiştir. Ortalama kurutucu içi sıcaklığı 41...49°C arasında değişmektedir. Araştırmada, güneşte kurutmanın, kurutucuda kurutmaya göre Origanum onites (izmir Kekiği)' de 2 ile 4 kat, Mentha piperita (Bahçe Nanesi)'da 2,6 kat, Petrosetimmt63 cripsum (Maydanoz)'da 18 kat daha uzun sürdüğü belirienmiştir. Ayrıca güneş altında kurutulan ürünlerde ürün renk tonunun açılıp, parlaklığının artışıyla birlikte yeşil rengini büyük ölçüde kaybederek san-açık kahverengi bir renk kazandığı saptanmıştır. Oysa kurutucudaki ürünlerde böyle bir sorun görülmemiştir Ayrıca, Origanum ow'fes'de eterik yağ kaybının birim alandaki ürün miktarına bağlı olarak gölgede kurutmada %1...%14, güneşte kurutmada %20..%30 ve kurutucuda kurutulan üründe %10..%23 arasında değiştiği belirlenmiştir. Güneşte kurutulan üründeki eterik yağ kaybı kurutucuda kurutulan ürüne göre 1,3...5,14 kat daha fâzladır. Mentha piperita' â& eterik yağ kaybının güneşte ve kurutucuda kurutulan ürünlerde sırasıyla %12,63 ve %1,2 olduğu saptanmıştır. Güneşte kurutulan üründe eterik yağ kaybının kurutucudaki ürüne göre 15 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, tıbbi ve aromatik bitkilerin büyük çapta kültürel üretimi yapılacaksa, gerek kurutma sürelerin uzun oluşu gerekse ürünün renk ve eterik yağ gibi kaliteyi belirleyici niteliklerini yitirmesi nedeniyle geleneksel kurutma yöntemlerinin uygun olmadığı kamtlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan dolgulu yatakh hava ısıtıcısı ile tıbbi ve aromatik bitkilerin kurutulması amacıyla önerilen sıcaklıklara ulaşmak mümkün olmuştur.
Traktör oturaklarında optimum titreşim yalıtım özelliklerinin sağlanabilmesi için yay ve hidrolik eleman özelliklerinin optimizasyonu
ÖZ YÜKSEK LİSANS TRAKTÖR OTURAKLARINDA OPTİMUM TİTREŞİM YALITIM ÖZELLİKLERİNİN SAĞLANABİLMESİ İÇİN YAY VE HİDROLİK ELEMAN ÖZELLİKLERİNİN OPTİMİZASYONU TAYFUN KORUCU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Alaettin SABANCI Yıl: 1997, Sayfa: 123 Jüri: Prof. Dr. Alaettin SABANCI Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVEN Prof. Dr. Alim IŞIK Bu araştırmada; anılan bu olumsuzlukları giderebilmek için, traktör çatısıyla koltuk arasında kısmen titreşim sönümleyici olarak kullanılan yayların optimizasyonu ve en uygun yayın seçimi amaçlanmıştır. Bu amaçla, helis çaplan ve helis et kalınlıkları birbirinden farklı 32 adet yay kullanılmış ve denemeler bu yaylar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Denemelerde ilk önce yaylar, bir düzenek üzerine tek tek sonra seri ve paralel olarak bağlanmış ve üzerlerine 10'ar kg'lık kütleler konarak her bir yayın bu üç konumdaki yer değişim miktarları ölçülmüştür. Yer değişimine ve kütleye bağlı olarak yayların, yay katsayıları ve sönümsüz doğal frekansları hesaplanmıştır. Daha sonra yaylar koltuk üzerine takılmış ve belirli aralıklarla vida sıkılarak 40 - 50 - 60 kg için yayların uygun vida ayarlan bulunmuştur. Bulunan vida ayarlarında ve ağırlıkta yaylar düşürme testine alınmış ve buradan sönümlü doğal frekanslar hesaplanmıştır. Bu denemelerin sonucunda; yayın helis çapının ve helis et kalınlığının, yer değişimi, yay katsayısı ve doğal frekansın değişiminde çok önemli olduğu bulunmuştur. Aynı ağırlık ve aynı helis çapma sahip bir yayda, helis kalınlığı arttıkça yer değişim miktarı azalmakta, doğal frekans ve yay katsayısı artmaktadır. Aynı ağırlık ve aynı helis kalınlığına sahip bir yayda, helis çapı arttıkça yer değişim miktarı artmakta, doğal frekans ve yay katsayısı azalmaktadır. Yay üzerine konan ağırlık miktarı arttıkça yer değişim miktarı artmakta ve yay katsayısı azalmaktadır. Bütün bu sonuçlara ve elde edilen verilere dayanarak doğal frekansa etkili, kütle, yer değişim miktarı, helis çapı ve helis et kalınlığına bağlı olarak matematiksel bir eşitlik geliştirilmiştir. Doğal frekanslar kütle artışıyla ters, yay sertliği ile doğru orantılı bir ilişki içerisindedir. Doğal frekans azaldıkça, yer değişim miktarı artmakta ve yay katsayısı azalmaktadır. Normal bağlantıya göre; seri bağlantıda yer değişim miktarı yaklaşık olarak iki kat artmakta, paralel bağlantıda ise yarıya inmektedir. Normal bağlantıya göre; seri bağlantıda yay katsayısı yarıya inerken, paralel bağlantıda iki katma çıkmaktadır. Normal bağlantıya göre; doğal frekans seri bağlantıda azalırken, paralel bağlantıda artmaktadır. Anahtar Kelimeler : Taran traktörleri, Titreşim, Yay
Hassas ekim makinalarında ilerleme hızının farklı küresellik katsayısındaki tohumların dağılımı üzerine etkisi
ÖZYÜKSEK L SANS TEZHASSAS EK M MAK NALARINDA LERLEME HIZININ FARKLIKÜRESELL K KATSAYISINDAK TOHUMLARIN DAĞILIMI ÜZER NEETK SErdal YURDUSEVERÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARIM MAK NALARI ANAB L M DALIDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ali Musa BOZDOĞANYıl: 2006, Sayfa: 39Jüri : Yrd. Doç. Dr. Ali Musa BOZDOĞANDoç.Dr.Zeliha Bereket BARUTProf. Dr. Ramazan SAĞLAMBu çalışmada, hava emişli hassas ekim makinalarında ilerleme hızının farklı küreselllikkatsayısındaki tohumların dağılımı üzerine etkisi araştırılmıştır. Denemeler Ç.Ü.Ziraat FakültesiAraştırma ve Uygulama Çiftliği Tarım Makinaları Bölümü arazisinde yürütülmüştür.Denemelerde Ç.Ü.Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümü atelyesinde mevcut bulunanSönmezler Tarım Makinaları San. ve Ltd.Şti. (Adana) yapımı PM-01 model hava emişli 4 sıralıhassas ekim makinası kullanılmıştır. Denemeler 0.64, 1.06 ve 1.78 m/s ilerleme hızlarındayürütülmüştür. Bu ilerleme hızlarında 0.79 ve 0.64 küresellik katsayısına sahip mısır tohumlarıkullanılmıştır. Denemeler sonrasında sıra üzerine düşen ardışık tohumlar arası mesafe 2.50 mşerit boyunca 3 tekrarlı olarak ölçülmüştür. Bu ölçümler ve yapılan hesaplamalar sonucunda;kizleme Oranı ( O), Kabuledilebilir Tohum Aralığı Oranı (KTAO), Boşluk Oranı (BO),Hassasiyet (HAS) ve Varyasyon Katsayısı (CV) değerleri belirlenmiştir.Analizler sonucunda; her iki küresellik katsayısındaki tohumların ekiminde en yüksekKTAO değeri 1.06 m/s ilerleme hızında elde edilmiştir. 0.79 küresellik katsayısındakitohumların her üç ilerleme hızında, 0.64 küresellik katsayısındaki tohumların yalnız 1.06 m/silerleme hızında ekilebildiği sonucuna varılmıştır. Sonuçta, her iki küresellik katsayısında 1.06m/s ilerleme hızının diğer hızlara göre istatistiksel olarak farklı olduğu belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Hassas ekim makinası, Küresellik Katsayısı, kizleme Oranı,Kabuledilebilir Tohum Aralığı Oranı, Boşluk Oranı
Mısır hasadında tane kayıpları ile biçerdöver marka ve model ilişkisinin saptanması
ÖZYÜKSEK L SANS TEZMISIR HASADINDA TANE KAYIPLARI LE B ÇERDÖVER MARKAVE MODEL L ŞK S N N SAPTANMASIMelih KAYGISIZELÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARIM MAK NALARI ANAB L M DALIDanışman: Prof. Dr. M.Tunç ÖZCANYıl: 2006, Sayfa: 58Jüri: Prof. Dr. M.Tunç ÖZCANProf.Dr. Ahmet Can ÜLGERYrd. Doç. Dr. Ahmet NCEBu çalışmada ülkemiz tarımında yaygın olarak kullanılan biçerdöverlerinhasat sırasında tane kayıplarına etkisi incelenmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada JohnDeere firmasının üretmiş olduğu JD 955 ve New Holland firmalarının üretmiş olduğuTC-56 ve Clayson modelleri kullanılmıştır. Bu biçerdöverler aralarında 4 ya da 5 yaşfark olan her bir markadan iki model olarak seçilmiştir. Çalışılan arazilerde ağırlıklıolarak Pioneer ticari ismi ile anılan mısır ekimi yapıldığı görülmüştür. Buna bağlıolarak kullanılan modeller arasında hasada etkileri açısından fark olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Biçerdöver, Tane kayıpları, Mısır
Adana ili örtü altı ve açıkta karpuz yetiştiriciliğinde mekanizasyon girdileri ve maliyet
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİADANA İLİ ÖRTÜ ALTI VE AÇIKTAKARPUZ YETİŞTİRİCİLİĞİNDEMEKANİZASYON GİRDİLERİ VE MALİYETCelal KARAÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTARIM MAKİNALARI ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVENYıl: 2006, Sayfa: 65Jüri: Prof. Dr. Faruk ÖZGÜVENProf.Dr. Faruk EMEKSİZYrd.Doç. Dr. Sait M. SAYSon yıllarda yaşanan tarımsal ürünlerin kar değerlerindeki göreceli düşüş,üreticilerin yeni üretim teknikleriyle birim alandan etkin yararlanma zorunluluğunuberaberinde getirmiştir. Yeni üretim tekniklerinin uygulanmasından başka, üretimyapılan alanda oluşan gider yükünün detaylı analizi ve birim alan veya birim ürünbaşına bu giderlerin düşürülmesi de üreticilerin rekabet gücünü arttırma olasılığıbulunan diğer bir uygulamadır.Bu çalışmada Türkiye gerekse Adana yöresi için önemli bir üretim kolu olankarpuz üretiminin örtü altı ve açık alanda birim maliyet değerleri ve bu maliyetiçerisinde tarımsal mekanizasyona ait giderlerin payı değerlendirilmeye çalışılmış,farklı işletmelerden elde edilen veriler üzerinden karşılaştırmalar yapılmıştır.Çalışma sonuçlarına göre; toplam makine çalışma süreleri için benzerdeğerlendirme yapıldığında açık alanda karpuz üretimi için sezon boyunca 127 h/haörtü altı karpuz üretiminde ise 99 h/ha lık değerler elde edilmiştir Toplam giderlerüzerinden bir değerlendirme yapıldığında ise örtü altı üretimde ve açık alan üretimdebirim alan maliyet değerleri sırasıyla 5513.8 YTL/ha ve 3926.5 YTL/ha olarakhesaplanmıştır.Mekanizasyon giderleri örtü altı ve açık alan için sırasıyla 1203YTL/ha ve 1528,8 YTL/ha olup toplam giderler içerisindeki payı yüzde olarak örtüaltı ve açık alan için sırasıyla % 21,8 ve % 38,9 olarak hesaplanmıştır.Anahtar Kelimeler :Karpuz üretimi, Tarımsal mekanizasyon giderleri
Yerli yapım bir tarla pülverizatörüne elektronik kontrol sisteminin uygulanması ve etkinliğinin saptanması
ÖZYÜKSEK L SANS TEZYERL YAPIM B R TARLA PÜLVER ZATÖRÜNE ELEKTRON K KONTROLS STEM N N UYGULANMASI VE ETK NL Ğ N N SAPTANMASITamer ATCIOĞLUÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSTARIM MAK NALARI ANAB L M DALIDanışman : Prof. Dr. Ali BAYATYıl: 2006 Sayfa: 49Jüri : Prof. Dr. Ali BAYATYrd. Doç. Dr. A. Musa BOZDOĞANYrd. Doç. Dr. Murat AKSOYBu çalışmada Bravo 180 otomatik kontrol sistemi yerli yapım bir tarlapülverizatörüne adapte edilmiştir. Kontrol sisteminin etkinliğini belirlemek için 100,150, 200, 250, 300 l/ha uygulama hacimlerinde sistem işletilmiş ve elde edilensonuçlara göre hedeflenen uygulama hacimlerinden sapma oranı hesaplanmıştır.Ayrıca sistemin püskürtme boyunca uygulama hacmindeki ve hızındaki değişmelerher 20 m ara ile ölçülerek ilaçlama boyunca uygulama hacmindeki ve hızındakideğişimler hesaplanmıştır.Elde edilen verilere göre araştırmada kullanılan otomatik kontrol ünitesiuyarıları dikkate alındığında, sistemin uygulama hacminde ± % 10'dan daha düşükdüzeylerde sapma yarattığı ve dolayısıyla kabul edilebilir sınırlar içinde çalıştığıgörülmüştür. Ancak sistem uyarıları dikkate alınmadığında otomatik kontrol ünitesikendi başına yeterli hassasiyeti sağlayamamaktadır. Bu verilere göre sistemin yerliyapım tarla pülverizatörlerine adapte edilmesi önemli oranda ilaç tasarrufusağlayacağı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Kontrol Sistemi, Uygulama Hacmi, Sistem PerformansıI
Yerfıstığı işleme teknolojisi ve bu amaçla kullanılan makinelerin iş başarılarının değerlendirilmesi üzerine bir araştırma
ÖZYÜKSEK L SANS TEZYERFISTIĞI ŞLEME TEKNOLOJ S VE BU AMAÇLA KULLANILANMAK NALARIN Ş BAŞARILARININ DEĞERLEND R LMES ÜZER NEB R ARAŞTIRMAAyşegül KAÇMAZÇUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜTARIM MAK NALARI ANAB L M DALIDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ahmet NCEYıl:2006, Sayfa: 51Jüri: Yrd. Doç. Dr. Ahmet NCEProf. Dr. Emin GÜZELYrd. Doç. Dr. K. Kubilay VURSAVUŞBu çalışmada, bölgemizde bulunan yerfıstığı işleme tesislerindeki mevcutdurumu belirlemek amacıyla bir anket çalışması yapılmış ve belirlenen bir yerfıstığıişleme tesisinde kullanılan makinaların çalışma ilkeleri irdelenerek iş başarılarıbelirlenmeye çalışılmıştır.Anketin hazırlanmasındaki ana hedef tesislerin kapasitelerinin, kullanılanmakinalar ve bu makinaların çalışma ilkelerinin belirlenmesi olmuştur. Anket verileriışığında, genel durumu temsil eden bir tesis seçilmiştir. Bu tesiste yerfıstığınınişlenmesinde kullanılan makinalar: temizleme, sınıflandırma, kabuk kırma ve içfıstık ayırma makinaları, işleme amacına bağlı olarak ele alınmıştır.şlem zinciri içerisinde kullanılan temizleme, sınıflandırma, kabuk kırma ve içfıstık ayırma makinalarının iş başarıları ve kapasiteleri işlevsel organlarınözelliklerine göre belirlenmiştir. Yerfıstığı temizleme makinasının ortalama etkinlikdeğeri % 96, kabuk kırma makinasının ortalama etkinlik değeri % 67, seperatörünortalama etkinlik değeri ise % 70 olarak belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerfıstığı, şleme tesisi, Yerfıstığı temizleme makinası,Yerfıstığı kabuk kırma makinası, ş başarısı
Traktörlerde güç ve yakıt tüketimi için ölçüm sisteminin geliştirilmesi
Ozonlu suyla yıkanan kırmızı biberin mikrodalga enerjisi ile kurutulması
Bu arastırmada, ev tipi bir mikrodalga fırında Aflatoksinli kırmızı pul biberin, ozonlu suyla yıkamayı temsilen 5 ve 10 dakika sürelerde yıkandıktan sonra mikrodalga ile ürünün kurutulmasında kullanılan mikrodalga uygulama süresinin (mikrodalga jeneratörlerinin açık kalma süresi/mikrodalga jeneratörlerinin kapalı kalma süresi) enerji tüketimi, kuruma süresi, ulasılan son nem ve ürün renk kalitesi üzerine etkileri arastırılmıstır. Kullanılan mikrodalga uygulama süreleri (açık, sn/kapalı, sn) sırasıyla sürekli, 30/30, 30/45, 30/60, 45/30, 45/45, 45/60 olacak sekilde ayarlanmıstır. Denemeler sonucunda mikrodalga uygulama süresi artıkça kurutma etkinligi artmıs, fakat mikrodalga ünitenin çalısmadıgı sürelerin az ya da çok oldugu 30/30, 45/30, 45/60 olan denemelerde enerji tüketimi ve kuruma sürelerinin artıgı gözlemlenmistir. Denemeler sonucunda 45/45 mikrodalga uygulamasında enerji tüketimi ve kuruma süreleri diger kombinasyonlara göre daha iyi sonuçlar elde edilmistir.
Çukurova koşullarında pedli evaporatif serinletme sistemlerinin farklı hava hızlarında serinletme etkinliği ve buharlaştırılan su miktarı değerlerinin değişimi
Çukurova Bölgesi sıcak iklim kuşağında yer alır. Bölgede yaz aylarında kümes ve sera gibi tarımsal üretim yapılarında ortam sıcaklığı 30 oC'nin üzerine çıkabilmektedir. Yüksek ortam sıcaklığı, üretimi yapılan canlılarda ısı stresine neden olmaktadır. Bu durumun önlenmesi için son yıllarda pedli evaporatif serinletme sistemlerinden geniş oranda yararlanılmaktadır. Bu sistemlerde, birisi selüloz esaslı diğeri çimento katkılı olmak üzere iki farklı tip ped kullanılmaktadır. Bu pedlerin bölgemiz koşullarındaki işlevsel özellikleri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu çalışmada Çukurova koşullarında selüloz esaslı bir pedin farklı hava hızlarında serinletme etkinliği, yaratılan sıcaklık düşmesi ve buharlaştırılan su miktarları değerleri belirlenmiştir. Denemelerde havanın pedden geçiş hızı olarak 0,5 m/s; 1,0 m/s ve 2,0 m/s olmak üzere üç farklı değer seçilmiştir. Ped ıslatma suyu akış debisi ise, yapımcı kuruluşun önerisi doğrultusunda 4 L/dak-m olarak sabit tutulmuştur. Haziran-Eylül döneminde tamamlanan deneme sonuçlarına göre, havanın pedden geçiş hızındaki artışa bağlı olarak serinletme etkinliği, sağlanan sıcaklık düşmesi ve buharlaştırılan su miktarı değerleri artmıştır. Seçilen hava hızlarında ortalama değerler olarak serinletme etkinliği % 77,00...83,71; sağlanan sıcaklık düşmesi 6,71..
Çukurova koşullarında selüloz esaslı evaporatif serinletme pedinin farklı su akış debilerinde bazı performans değerlerinin (serinletme etkinliği, sıcaklık düşmesi ve buharlaştırılan su miktarı) değişimi
Çukurova Bölgesi sıcak iklim kuşağında yer alır. Bölgede yaz aylarında kümes ve sera gibi tarımsal üretim yapılarında ortam sıcaklığı 30 oC'nin üzerine çıkabilmektedir. Yüksek ortam sıcaklığı, üretimi yapılan canlılarda ısı stresine neden olur. Bu durumun önlenmesi için son yıllarda pedli evaporatif serinletme sistemlerinden geniş oranda yararlanılmaktadır. Bu sistemlerde birisi selüloz esaslı, diğeri çimento katkılı olmak üzere iki farklı tip ped kullanılmaktadır. Bu pedlerin bölgemiz koşullarındaki işlevsel özellikleri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu çalışmada Çukurova koşullarında selüloz esaslı bir pedin farklı su akış debilerinde serinletme etkinliği, yaratılan sıcaklık düşmesi ve buharlaştırılan su miktarları değerleri belirlenmiştir. Denemelerde su akış debisi olarak 2 L/dak-m; 4 L/dak-m ve 6 L/dak-m değerleri seçilmiştir. Havanın pedden geçiş hızı ise 1 m/s olarak sabit tutulmuştur. Haziran-Eylül döneminde tamamlanan deneme sonuçlarına göre, seçilen su akış debilerinde ortalama değerler olarak serinletme etkinliği sırasıyla % 85,46; % 81,55 ve %80,77, sağlanan sıcaklık düşmesi 5,94oC; 6,15 oC ve 5,56 oC ve buharlaştırılan su miktarı 0,113 L/h-m2; 0,119 L/h-m2 ve 0,113 L/h-m2 olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler : Evaporatif serinletme, ped, ısı stresi, serinletme etkinliği.
Anamur yöresindeki muz seralarının özellikleri ve doğal havalandırma etkinliğinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Anamur yöresinde muz yetiştiriciliği yapılan seralarda doğal havalandırma etkinliği ve iklimsel özelliklerin muz tarımına uygunluğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada farklı tipteki muz seralarının yapısal ve işlevsel özellikleri, anket çalışması ile belirlenmiştir. Anamur ilçesindeki muz seralarını temsil eden alçak ve yüksek tip iki serada, farklı yerleşim ve yüksekliklerde hava sıcaklığı ve bağıl nem değerleri ölçülmüştür. Alçak ve yüksek tip muz seralarında; sıcaklık farkı ve rüzgar etkisiyle gerçekleşen doğal havalandırma oranı, özgül havalandırma oranı, hava değişim sayısı ve gerekli doğal havalandırma açıklığı oranları hesaplanmıştır. Anamur iklimi koşullarında muz seraları için uygun havalandırma açıklığı ve özgül havalandırma oranı değerleri belirlenmiştir. Kış dönemindeki gündüz sürelerinde iç ve dış ortam arasındaki ortalama sıcaklık farkı; alçak ve yüksek tip seralarda, sırasıyla 7.8 C ve 5.5 C olarak belirlenmiştir. Belirtilen bu değerler yaz döneminde alçak tip serada 5.6 C, yüksek tip serada ise 1.7 C olarak gerçekleşmiştir. Kış dönemindeki gündüz sürelerinde ortalama bağıl nem, alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, % 73.8 ve % 83.7 olarak hesaplanmıştır. Bu değerler yaz döneminde alçak tip serada % 65.1, yüksek tip serada ise ve % 76 olarak hesaplanmıştır. Yaz döneminde gündüz sürelerinde sıcaklık farkı etkisiyle gerçekleşen doğal havalandırma oranı alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, ortalama 68.9 m3/s ve 48.1 m3/s olarak hesaplanmıştır. Aynı dönemde rüzgar etkisiyle gerçekleşen doğal havalandırma oranı; alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, ortalama 62.71 m3/s ve 55.68 m3/s olarak hesaplanmıştır. toplam doğal havalandırma debisi alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, ortalama 93.24 m3/s ve 73.73 m3/s olarak hesaplanmıştır. Özgül havalandırma oranı, alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, ortalama 1.82 m3/m2dak ve 1.33 m3/m2dak olarak belirlenmiştir. Hava değişimi sayısı, alçak ve yüksek tip seralarda sırasıyla, ortalama 21.40 ve 12.32 olarak hesaplanmıştır. Anamur koşullarında sera içi ve dış ortam arasında 5 C sıcaklık farkının sürdürülebilmesi için, sera taban alanına göre gerekli toplam havalandırma açıklığı oranı % 20.5 ve özgül havalandırma oranı 2.48 m3/m2dak olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğal Havalandırma, Sera, Anamur, Muz
Çukurova bölgesinde bir etlik piliç kümesinde bulunan pedli evaporatif serinletme sisteminin serinletme etkinliği ve sağlanan sıcaklık düşmesi değerlerinin belirlenmesi
Çukurova Bölgesi sıcak iklim kuşağında yer alır. Bölgede yaz aylarında kümes ve sera gibi tarımsal üretim yapılarında ortam sıcaklığı 30 °C'nin üzerine çıkabilmektedir. Yüksek ortam sıcaklığı, üretimi yapılan canlılarda ısı stresine neden olmaktadır. Bu durumun önlenmesi için son yıllarda pedli evaporatif serinletme sistemlerinden geniş oranda yararlanılmaktadır. Bu sistemlerde, birisi selüloz esaslı diğeri çimento katkılı olmak üzere iki çeşit ped kullanılmaktadır. Bu pedlerin bölgemiz koşullarındaki işlevsel özellikleri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu çalışmada Çukurova koşullarında broiler kümeslerinde kullanılan bir pedli evaporatif serinletme sisteminin bazı işlevsel özellikleri belirlenmiştir. Denemelerde havanın pedden geçiş hızı 1,41 m/s olarak tespit edilmiştir. Kümesteki serinletme sistemi, civcivlerin sıcaklık istekleri dikkate alınarak yaklaşık 2 hafta sonra devreye sokulmuştur. Bu çalışma konumlarında her bir ped üzerinde ve köşegenler doğrultusunda hava hızı ölçümleri yapılmıştır. Havanın pedlere giriş ve pedlerden çıkıştaki sıcaklık ve bağıl nem değerleri seçilen çalışma konumlarında yapılmıştır. Temmuz / Ağustos döneminde tamamlanan deneme sonuçlarına göre, havanın pedden geçiş hızına bağlı olarak serinletme etkinliği, sağlanan sıcaklık düşmesi ve pedi geçen havanın doyma düzeyleri belirlenmiştir. Tespit edilen hava hızında ortalama değer olarak serinletme etkinliği % 71,25, sağlanan sıcaklık düşmesi 4,99 °C, ulaşılan doyma düzeyi % 85,95 olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Evaporatif serinletme, ped, ısı stresi, serinletme etkinliği
İkinci el traktör satınalma bedellerinin değerlendirilmesi ve veri tabanı oluşturulması için internet tabanlı bir yazılımın geliştirilmesi
Tarımsal üretimin bütün kollarında mekanizasyon yatırımları, karlı bir üretim için işletme özelliklerine ve ekonomik hesaplamalara dayalı olarak ele alınmalıdır. Özellikle tarla tarımı uygulamalarında güç kaynağı olarak kullanılan traktörlerin teknik özelliklerinin yanısıra edinme şeklinde işletmenin ekonomik yapısına göre seçilmesi, karlılığı doğrudan etkilemektedir. İkinci el traktör pazarı özelliklerinin incelenmesi ve bu pazardaki traktörlere ait genel özelliklerin belirlenmesi bu açıdan önemlidir.Bu tez kapsamında, Çukurova bölgesinde ikinci el traktör satışı yapan galerilerden toplanan veriler üzerinden genel değerlendirmeler yapılmıştır. Öncelikle anketle veri toplama yönteminden yararlanılarak ikinci el traktör pazarının genel yapısı belirlenmiş, pazardaki traktörlerin marka ve güç büyüklüklerine göre birim satınalma bedelleri derlenmiştir. Derlenen satınalma bedelleri, ikinci el traktör alış satışı yapacakların yararlanabilmeleri ve geniş bir veri tabanı oluşturulmasına yönelik etkileşimli bir internet sitesine farklı özelliklere göre sorgulanabilecek şekilde yerleştirilmiştir. Geliştirilen internet yazılımında ayrıca, bireysel ve kurumsal üyelik özelliğinden yararlanılarak, ikinci el bir traktöre ait satış bilgileri eklenebilmektedir.
Sebze ve endüstri bitkilerinin mikrodalgayla kurutulması üzerine çalışmalar
Bu çalışmada, ıspanak yaprakları, kırmızıbiber ve çay yapraklarının kurutulması mikrodalga fan destekli konveksiyonel fırın kombinasyonunda incelenmiştir. Kırmızıbiber, ıspanak ve çay yaprakları mikrodalga, mikrodalga-sıcak hava kombinasyonu ve sıcak havayla kurutulmuşlardır. Ispanak, kırmızıbiber ve çayın kuruma zamanı, kuruma oranı, renk değişimi ve enerji tüketim değerleri üzerindeki mikrodalga ile kurutma (180, 360, 540, 720 ve 900W), mikrodalga güç (sabit 180W ve 540W) ile sıcak havayla kurutma (100, 180, 230ºC) ve sadece sıcak havayla kurutma (100, 180 ve 230º C) nın etkileri araştırılmıştır.Bir laboratuar kurutucusunda ürünlerin kuruma süresinin belirli bir anındaki nem içeriğini belirlemek amacıyla Newton, Page, Geliştirilmiş Page, Henderson ve Pabis, Logaritmik, Wang ve Singh, Difüzyon yaklaşımı, Verma, iki Terimli Eksponansiyel, basitleştirilmiş Fick Difüzyonu, Midilli ve Küçük Modelleri birbiri ile karşılaştırılmıştır. Bu modellerin performansları gözlemlenen ve tahmini nem oranları arasında belirtme katsayısı değeri (R2), tahmini standart hatası (SEE) ve kalanların kareleri toplamına (RSS) göre karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüm ürünlerde Midilli ve Küçük Modelinin ürünlerin kuruma davranışını diğerlerinden daha iyi açıkladığı belirlenmiştir.
Çukurova Bölgesi'nde bazı sebzelerin hasadında teknik başarıların belirlenmesi ve prototip pırasa hasat makinası geliştirilmesi
Bu çalışmada, seçilmiş bazı sebze türlerinin (domates, hıyar, kabak, patlıcan, kıvırcık marul (salata) ve pırasa), Çukurova Bölgesinde hasatlarının mevcut durumu özlü bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada, her sebze için, farklı ekip oluşumları ile karşılaşılmıştır. Bu hasat ekiplerinin değişen ihtiyaçlara ve durumlara göre tekrar tekrar oluşturulabilmesi için matematiksel olarak modellenmeleri amaçlanmıştır. Hasatta mekanizasyon kullanılma olanakları da araştırılmıştır.Araştırmada sonuç olarak, hasat ekiplerini oluşturabilen uygun bir matematiksel model geliştirilmiştir. Tüm ekip yapılarını, değişen koşullara göre, bilgisayar ortamında hızlı bir şekilde oluşturabilecek paket programlar hazırlanmıştır. İncelenen sebzelerden mekanizasyona en uygun olanları, tek geçişte hasat edilebilmeleri nedeniyle, pırasa ve marul bitkileridir. Pırasa bitkisinin sökümünü yapabilen bir makine tasarlanmış ve San-Tez projesi kapasamında imal edilmiştir.
Bazı yağlı tohumların ısısal özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, ülkemizde yoğun olarak yetiştirilen bazı yağlı bitkilerden mısır, soya ve ayçiçeğinin özgül ısıları, ısı iletim ve ısı yayınım katsayıları belirlenmiştir. Ürünlerin özgül ısılarının belirlenmesinde karışım yöntemi kullanılmış ve özgül ısı değerlerinin mısırda 1.4868-2.4224 kJ/kg ? C, soyada 1.3934-3.1976 kJ/kg ? C ve ayçiçeğinde 0.8649-1.9302 kJ/kg ? C arasında değiştiği belirlenmiştir. Isı yayınım katsayısı çizgi ısı kaynağı yöntemi kullanılarak ölçülmüştür. Isı yayınım katsayısı değerlerinin mısır, soya ve ayçiçeği için sırasıyla 0.1194-0.2474 W/m ? C, 0.0980-0.2276 W/m ? C, 0.0929-0.2099 W/m ? C aralıklarında değiştiği saptanmıştır. Çalışmada elde edilen, özgül ısı, ısı iletim katsayısı ve özgül ağırlılara göre hesaplanan ısı yayınım katsayısı değerleri ise mısırda 1.111 ? 10-7-1.371 ? 10-7 m2/s, soyada 8.268 ? 10-8-1.496 ? 10-7 m2/s ve ayçiçeğinde 2.325 ? 10-7-3.695 ? 10-7 m2/s arasında hesaplanmıştır. Ayrıca çalışmada ele alınan ısısal özelliklerin neme ve sıcaklığa bağlı tahmini için regrasyon eşitlikleri geliştirilmiştir.