114
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ebu'l A'lâ El-Mevdûdî'nin kelâmî görüşleri
Ebu'l A'lâ Mevdûdî, XX. Yüzyılda Hint-Alt Kıtasında yaşayan ve dini ihyacı kimliği ile öne çıkan büyük bir mütefekkirdir. Bütün hayatını ilme veren Mevdûdî birçok eser yazmıştır. Eserleri birçok dile çevrilmiş olup, Müslüman ülkelerde büyük bir iz bırakmıştır. Mevdudi, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu maddi ve manevi çöküşün sebeplerini araştırarak itikadı ve ameli konularında birçok farklı yaklaşımlarda bulunarak çözümler üretmeye çalışmıştır. Nitekim onun itikâdî alandaki düşünceleri önem arz etmektedir. Araştırmada Ebu'l A'lâ Mevdûdî'nin kelamî görüşleri incelenmiştir. Mevdûdî, düşüncelerin merkezine tevhid inancını koyarak, itikâdî alanda dini kavramları farklı ve yeni bir bakış açısıyla yorumlamıştır. "Allah'a iman" kavramını genişleterek pratikteki her şeyin bu iman üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Peygamberlerin sıfatlarını ele alarak Peygamberlik makamının önemini vurgulamıştır. Gaybi konularda vahiy bilgisini yakînî bilgi olarak kabul edip, onun dışında yapılan yorumların tümünün ise zanni bilgiye dayandığını ifade etmiştir. İtikâdî konularda fikirlerini beyan etmesinden dolayı aşırı eleştirilere maruz kalmıştır. Fakat doğru bildiğini açıklamaktan çekinmemiştir. Kendisine yapılan eleştirilerin birçoğunu hak etmediğini kanısındayız. Nitekim eserleri bir bütünlük içerisinde incelendiğinde bu gerçek ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler : Mevdûdî, İtikat, İlah, İman, İrade, Nübüvvet, Ahiret Sayfa Sayısı : 157 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Burhaneddin KIYICI
Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmeleri
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmelerinin incelenmesidir. Bu amaç kapsamında öncelikle, ebeveynlerin sahip oldukları tutumların ebeveyn tutum ölçeğiyle belirlenmesi ve ardından ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarını nasıl değerlendirdiklerinin görüşme yoluyla ortaya koyulması hedeflenmiştir. Ayrıca ebeveynlerin ebeveynlik tutumları demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Açıklayıcı karma araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu Kars İli Sarıkamış İlçesinde yaşayan ve okul öncesi dönem çocuğu olan 429 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Ebeveyn Görüşme Formu" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Toplanan nicel veriler SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Ebeveyn Tutum Ölçeğinden elde edilen verilere göre, çalışmaya katılan ebeveynlerin hiçbiri demokratik ebeveynlik tutumunu benimsemezken büyük çoğunluğu, otoriter tutuma sahiptir. Bunu sırasıyla, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları izlemiştir. Ebeveynlerin kendi değerlendirmelerine göre ise, çoğu ebeveyn demokratik bir tutuma sahipken, bunu sırasıyla izin verici, aşırı koruyucu ve otoriter ebeveynlik tutumlarının takip ettiği belirlenmiştir. Bu durumda ebeveynlerin, Ebeveyn Tutum Ölçeğine göre belirlenen ebeveynlik tutumlarıyla kendi değerlendirmelerine göre ortaya çıkan tutumları arasında farklılıklar olduğu görüşmüştür. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumları, çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun cinsiyetine ve yaşına, annenin ve babanın yaşına, çocuk sayısına, anne ve baba eğitim durumuna göre Ebeveyn Tutum Ölçeğinin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık göstermiştir
Çözüm odaklı anlayış bağlamında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) problemlere yaklaşımı
Günümüzde modern bir yaklaşım olarak daha çok ruh sağlığı alanında bir psikoterapi modeli olarak tanınan "Çözüm Odaklı Yaklaşım" modelinden eğitim, sağlık, iş yönetimi gibi birçok alanda son zamanlarda oldukça yararlanılmaktadır. Farklı yöntemiyle kısa sürede problemleri çözmede ve kriz zamanlarında sorunlarla başa çıkmada başarısıyla adından söz ettiren bu yaklaşımda dikkat çeken, problem yerine çözüme odaklanma, güçlü yönleri ortaya çıkarma, geçmişe değil geleceğe odaklanma, faydalı ve esnek olma, küçük adımlarla ilerleme ve değişime vurgu gibi temel ilkelerin benimsenmiş olmasıdır. İşin ilginç olan yanı ise Hz. Peygamber'in (sallallahü aleyhi vessellem) bundan 14 asır önce problemlere yaklaşım tarzıyla yakın zamanda ortaya çıkan bu yöntemin son derece uyumlu bir görünüm arz etmesidir. Nitekim Hz. Peygamber'in bir beşer olarak hayatı, maruz kaldığı sıkıntılara rağmen, insanlarla ilişkilerinde; etkili iletişimi, ikna gücü, ara buluculuğu, krizlere müdahelesi, problem çözme başarısıyla ve insanlığa rehber olan kişilik özellikleriyle, zamanımızın öne çıkan bireysel ve toplumsal problemlerine ışık tutacak, eğitimden ruh sağlığına kadar birçok alanda yararlanılması gereken örnek yaşam modelleriyle doludur. Hadisler ışığında Hz. Peygamber'in çözüm odaklı anlayışını ele aldığımız bu çalışmada Hz. Peygamber'in insanlarla ilişkileri ve kendisine arz edilen problemlere müdahalesi, çözüm odaklı yaklaşımın temel ilkeleriyle karşılaştırılarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Hz. Peygamber'in problemlere olumlu bakış açısı ve çözüm odaklı yaklaşımına dâir ilgili konu altında zikredilen rivayetler; günümüze ışık tutan, hayata dokunan ve zor zamanlarda insana yön verecek mesajlar içeren hadislerden oluşmaktadır. Hadislerin hayata dâir güncel değerini vurgulayan bu çalışma, sınırlılıkları nedeniyle bütün verileri ortaya koyamasa da hadis literatürüne ve çözüm odaklı yaklaşım modeline İslâm kaynaklarının bakış açısını belirleme yönünden katkı sağlayacaktır. İnsanlığı, ahlakı, numune-i imtisal hayatıyla bulunduğu asırdan bütün zamanlara hitap eden Hz. Peygamber'in çözüm odaklı yaklaşımının tesbit edilmesi önem arz etmektedir. Dolayısıyla Onun çözüm odaklı uygulamalarından yaşamı ilgilendiren bütün alanlarda istifade edilmesi ve bu konuda yapılacak çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hadis, Problem, Çözüm, Yaklaşım, Değişim. Sayfa Sayısı: xii+150 Danışman: Doç. Dr. Rıdvan KALAÇ
İmam hatip lisesi ile Kur'ân kurslarındaki 14-18 yaş öğrencilerinin Kur'an-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterliliklerinin değerlendirilmesi (Şırnak ili örneği)
Bu çalışmada Şırnak ili ve ilçelerinde İmam Hatip Liseleri ve Kur'ân kurslarında öğrenim gören öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterliliklerine yönelik mevcut durumları incelenmiştir. Kur'ân-ı Kerim'in doğru anlaşılması, daha derin kavranması, dini yaşama etkisinin artması, meal okumaya ilginin teşvik edilmesi, derslerden keyif alınması gibi hedefler gözetilmiştir. Ayrıca öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine yönelik tutum ve yeterlilikleri ile beraber başarı duyguları ve manevi yaşam ilişkileri de değerlendirilmiştir. Bu Çalışmada İmam Hatip Lisesi ile Kur'ân kurslarında öğrenim gören 14-18 yaş arasındaki öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterlilikleri cinsiyet, yaş, eğitim alınan okul ve hafızlık durumuna göre analiz yapılmıştır. Yapılan bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır: Birinci kısımda Kur'ân-ı Kerim'in tanımı, amacı, önemi ve tarihçesi ele alınmış; ikinci kısımda ise anket çalışmalarıyla elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Netice olarak; öğrencilerin geneli Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin dini bir motivasyonla yaklaştığını ve bu dersi Allah rızası için öğrendiklerini, Kur'ân-ı Kerim dersinin onlara manevi bir haz verdiğini ortaya koymuştur. Erkekler ve kızlar arasında Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutumda herhangi bir fark görülmemiş, bu da eğitim müfredatında kız ve erkek arasında eğitim eşitliğin arttığını ve her iki cinsin dini eğitime eşit düzeyde önem verdiği tespit edilmiştir. Yaşa bağlı olarak, 14 yaş ile 18 yaş aralığındaki öğrencilerin tutumlarında gelişimsel farklılıklar bulunmakla birlikte, bu durumun ergenlik dönemiyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin daha kapsamlı dini bir eğitim alması, onların derslere daha profesyonel bir bakış açısıyla yaklaşmalarına sebep olmuştur. Son olarak, hafız olan ve olmayan öğrenciler arasında tutum farkları gözlemlenmiş, hafız olan öğrencilerin daha disiplinli ve derinlemesine bir tutum sergilediği tespit edilmiştir. Bu bulgular, öğrencilerin dini eğitimdeki değişik motivasyonlarını, eğitim ortamlarını ve kişisel gelişimlerini yansıtan önemli bilgiler sunmaktadır.
Trading strategy based classification on cryptocurrency price prediction
These days, the price prediction of cryptocurrencies, which is one of the main topics discussed in the media, is considered as a difficult problem when the volatility and high risk is taken into account. In this study, classification and regression algorithms have been developed and compared with the time series model on the question of whether it will increase more than different threshold values in the next 24 hours by using different indicators as support and resistance levels, highest low opening and closing prices or not. One of the most important results obtained is that the use of limited data to cover a certain period, rather than the use of all data, gives better metric results.
İlkokul hayat bilgisi, sosyal bilgiler ve fen bilimleri öğretim programı ve ders kitaplarında doğa kaynaklı afet kavramının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler öğretim programı ve ders kitaplarında doğa kaynaklı afet türlerinin içerik, görsel öğeler, hazırlık, pekiştirme ve değerlendirme soruları açısından nasıl ele alındığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında kamu ve özel okullara ücretsiz dağıtılan Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda ilgili derslerin öğretim programları ve ders kitapları incelenerek veriler nitel araştırma yöntemlerinden belgesel tarama (doküman analizi) yöntemi ile toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre ikinci sınıf Hayat Bilgisi ve dördüncü sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programında doğa kaynaklı afetlere ilişkin doğrudan kazanımların olduğu, Hayat Bilgisi birinci ve üçüncü sınıf düzeyinde kazanımların afet ve acil durum ile ilgili olduğu ancak Fen Bilimleri öğretim programında doğa kaynaklı afetlere ilişkin kazanımlara yer verilmediği belirlenmiştir. Fen Bilimleri dördüncü sınıf kitabı dışında araştırmaya konu olan ilkokul ders kitaplarında yer alan metinlerde doğa kaynaklı afetlere yer verilirken afetlerle ilişkili içerik ve görsel öğelerde hatalar tespit edilmiştir. Afet eğitimi açısından elde edilen bulgulara göre afet öncesi ve afet sırasında yapılması gerekenlere değinilmiş, ancak tatbikat gibi uygulamaya yönelik çalışmalara yer verilmediği belirlenmiştir. Doğa kaynaklı afetlere yönelik hazırlık, pekiştirme ve değerlendirme sorularının sınırlı olduğu ve alternatif ölçme ve değerlendirme sorularına yer verilmediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin farkındalık ve bilgi seviyelerini arttırmak, kitaplarda yer verilen afet eğitimini daha etkili hale getirmek için doğa kaynaklı afetlere öğretim programları ve ders kitaplarında birinci sınıftan itibaren kademeli olarak ve bütüncül yapıya dikkat edilerek daha fazla yer verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Paranchymal neuroinflammation in familial hemiplegic migrane TYPE 1 transgenic mouse model after cortical spreading depression
Cortical spreading depression (CSD) is the likely cause of the migraine aura. CSD causes a signaling pathway between stressed neurons and trigeminal afferents via transient opening of neuronal Pannexin-1 (Panx1) mega-channels followed by high mobility group box 1 (HMGB1) release from neurons and nuclear factor kappa B (NF-κB) relocation in astrocytes. Familial hemiplegic migraine type 1 (FHM1) is a rare monogenic subtype of migraine with aura caused by mutations in the CACNA1A gene. Transgenic knock-in mice that carry human FHM1 missense mutations R192Q or S218L exhibit an increased susceptibility to CSD and other features relevant to migraine. Here, we investigated the basal and experimentally CSD-induced parenchymal neuroinflammation in female mutant mice and wild-type (WT), and studied whether CSD-induced inflammation shows a particular regional pattern, which may highlight areas that are particularly relevant to disease pathology. Our data revealed a basal parenchymal neuroinflammatory state in R192Q mutant mice as revealed by higher neuronal HMGB1 release and NF-κB activation in astrocytes. There was a different regional distribution pattern in the inflammatory signaling upon CSD in the frontal/parietal cortices and striatum/thalamus of both R192Q and WT mice. In addition, in mutant mice this inflammatory pattern was bilateral. There was a rise in HMGB1 release in subcortical areas of mutant mice compared to that in WT mice which was particularly pronounced in thalamus compared to striatum. Immunohistochemical data was supported by Western blotting in which cerebrospinal fluid (CSF) HMGB1 amount and brain nuclear translocation of NF-κB was studied. S218L mutant mice showed more HMGB1 in CSF compared to WT and brain NF-κB translocation was increased in mutant and WT CSD and mutant sham-operated groups compared to WT sham. Electrophysiological analysis showed that CSD speed is higher in mutant groups, however CSD half maximum amplitude duration and CSD frequency did not change significantly between groups. Derivative of CSD depolarisation phase demonstrated that both derivative of the first CSD and subsequent CSDs were increased in FHM1 mutant groups compared to WT mice reflecting the hyperexcitability of mutant ones. Here for the first time in the literature, we presented that there is basal parenchymal neuroinflammation in R192Q mutant mice brain both in cortical and subcortical levels. Our findings indicate that CSD triggers parenchymal inflammatory processes in both WT and mutant mouse brains, which is mostly ipsilateral to the side of CSD induction in WT mice, and bilateral in the mutant mice. Future studies may indicate if basal neuroinflammation contributes to cortical hyperexcitability seen in FHM1 mutants in addition to the increased neuronal calcium influx or increased calcium and glutamate cause basal neuroinflammation. These findings indicate that CSD-induced parenchymal neuroinflammation spreads through cortex, striatum, and thalamus of both hemispheres in genetically susceptible brains, which may explain the prolonged hemiplegia, coma, and seizure phenotype in this variant of migraine with aura.
Mûsa Süreyya Bey'in Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı ve incelemesi
Müzik çalışmalarında en önemli kaynaklar, günümüze kadar ulaşabilmiş kuram kitaplarıdır. Kuram kitaplarının incelenmesi, günümüze bu bilgilerin doğru aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Ancak bu konuda karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de eski yazı problemidir. Bu bağlamda, 1927 yılında yazılmış olan Mûsıkî Kitabı'nın günümüz Türkçesine çevirisi büyük önem taşımaktadır. Mûsa Süreyya Bey'in "Mûsıkî Kitabı'nın Çeviriyazım ve İncelemesi" adlı çalışmada incelenen mûsıkî kitabı, Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Mûsıkî Kitabı, çeviriyazım metodu kullanılarak incelenmiştir. Çalışma ile 1927 yılında Mûsa Süreyya Bey tarafından yazılan eserin yayınlandığı dönemde müzik dersinin okutulduğu ortaokullar ve ilk öğretmen okullarında müzik dersi müfredatı ve uygulanışı konularında bilgi edinilerek, eserin barındırdığı bilgileri ortaya çıkarmak ve alana bir kaynak daha kazandırmak amaçlanmıştır. "Mûsa Süreyya Bey'in Mûsikî Kitabı'nın Çeviriyazımı ve İncelemesi" adlı çalışma; "Giriş", "Üç Bölüm", "Sonuç" ve "Ekler" bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikle kitabın genel tanıtımı yapılmış, daha sonra başlıklar altında ilgili konulara değinilmiştir. Ayrıca çeviriyazımda kullanılan yöntemden söz edilmiştir. Birinci bölümde, Mûsa Süreyya Bey'in yaşamı hakkında bilgilere yer verilmiş, bunun yanısıra Darülelhân'daki görevinden ve yazdığı makalelerin içeriğinden söz edilerek, Mûsa Süreyya Bey'in tespit edilebilen eserleri sunulmuştur. İkinci bölümde, Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı yapılmıştır. Sayfa düzeni, sayfa numaraları, fotoğraflar ve şekiller kitabın orjinaline sadık kalınarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde, çeviriyazımı yapılan kitabın ana ve alt başlıkları dâhilinde yazarın konuyu anlatımı ve örneklendirmeleri sergilenmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın ekler bölümünde ise Mûsıkî Kitabı'nın orjinali, Osmanlı Türkçesi-Batı Dilleri-Türkçe Müzik Terimleri Sözlüğü ve Osmanlı Türkçesi- Günümüz Türkçe Sözlük yer almaktadır. Anahtar Kelime: Mûsa Süreyya Bey, Mûsıkî Kitabı 1927, Çeviriyazım.
Popüler müzikte ney'in kullanımı ve postmodern yaklaşımlar
Ney çalgısının Mevlevi ekolü içinde mistik bir anlamı vardır. Günümüz popüler müzik üretimlerinde Ney, Mevlevi müzik geleneğindeki kimliği dışında farklı müzikal ve anlamsal kurgular içerisinde de kullanılmaktadır. Popüler kültür ürünü halinde ve metalaşmış bir biçimde karşımıza çıkan Ney, Mevlana'nın mesnevisindeki edebi dilin taklidi yoluyla oluşan mistisizm benzeri bir dil içinde ifade aracı olmuştur. "Popüler Müzikte Ney'in Kullanımı ve Postmodern Yaklaşımlar" isimli bu çalışmada ney çalgısı, günümüzdeki bazı popüler müzik kullanımlarında bu geleneğin deforme edildiği fikri çerçevesinde ele alınmış ve bu fikir kitsch kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Türk Mûsikisinde Rehâvî makâmı Ve tarihsel gelişimi
Bu araştırma; Türk müziğinde her dönem kullanılmış olan Rehâvî makâmının tarihsel akış içerindeki gelişimini, kurallarını ve Rehâvî makâmında bestelenmiş eserlerin tekrar notaya alınarak incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmaya veri oluşturmak amacıyla Devlet Korosu, Dârü'l Elhân Külliyatı, Kevserî Mecmuası, Kantemiroğlu Edvârı ve özel arşivlerde bulunan Rehâvî makâmındaki eserler yeniden notaya alınarak incelenmiştir. Rehâvî makâmının tarihsel süreçte nasıl geliştiği ve günümüzdeki kullanım şekli açıklanmış elde edilen bulgular ışığında Rehâvî makâmının daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir.
Geçmişten günümüze muhayyer sünbüle makâmı
Bu çalışma, Türk müziği makâmlarından muhayyer sünbüle makâmının tarihsel süreç içerisindeki gelişimini, kuramcı ve müzikologların vermiş oldukları muhayyer sünbüle makâmı tarifleri ile bu makâmda bestelenmiş olan eserler arasındaki tutarlılığın tespit edilmesini ve bu makâmda bestelenmiş olan eserlerin tekrar notaya alınarak, incelenip yorumlanmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya veri sağlamak amacıyla TRT klasik Türk mûsikîsi repertuvarı kullanılmıştır. Bu çalışmayla, muhayyer sünbüle makâmı repertuvarındaki eserler tekrar notaya alınmış, bu eserlerin müzikal analiz ve yorumları yapılarak, makâmın tarihsel süreç içinde geçirdiği gelişmin tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Piyanist Feyzi Aslangil'in müzik kimliği ve piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesi
Tezin konusu, Türk sanat müziği piyanisti olarak tanınan Feyzi Aslangil'in müzik kimliğini kavramak, icra davranışlarını analiz etmek ve bu bağlamda Aslangil aracılığıyla piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesini sorgulamak üzerinedir. Tez çalışmasının giriş kısmında, Türk sanat müziğinin piyano ile icrası üzerine tartışılmış, piyanonun Osmanlı Devleti'ne girişi üzerinde durulmuş ve Aslangil gibi söz konusu stili kullanarak icra gösteren piyanistlerden bahsedilmiştir. Giriş bölümünün son kısmında ise tezin kapsam ve yöntemi anlatılmıştır. Tezin birinci bölümü tarihçi bir yaklaşım üstüne kuruludur. Aslangil'in yaşadığı dönemde yayınlanan gazete küpürleri ile piyanistin içinde bulunduğu müzik ortamı tespit edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda piyano ve müzik eğitimi üzerinde durularak, Aslangil'in almış olabileceği, kendisinin müzik kimliğini şekillendiren eğitim ve icra ortamları saptanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Aslangil'in icra ettiği repertuvar ve özellikleri yorumlanmıştır. Piyanistin repertuvar tercihleri, estetik beğenisini, teknik uygunluğunu ve müziksel olarak piyano ile icra edilebilir olan eserlerin makam, tür ve bestecileri kapsamında üç alt konuda işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, icra merkezli yapısalcı bir analiz yöntemi ile Aslangil'in icra hareketleri yorumlanmıştır. Kullandığı sağ el süslemeleri ve sol el teknikleri belirlenmiştir. Genel anlamda yeniden yaratma sürecinin Aslangil tarafından nasıl şekillendiğine dair somut verilere ulaşılmıştır. Aslangil'in gelenek tarafından kabulünün sebeplerinden biri olarak, Türk sanat müziği ortamında yetişmesi, üslubu bozmadan icrasına aktarmış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka açıdan bakıldığında ise, 19. yüzyılın ikinci yarısında, sanat müziği açısından dönemin kültür merkezi olan İstanbul'da tecrübe edilen Avrupai hayat tarzının bir parçası da piyanodur. Dolayısıyla Aslangil'in bu dönemde bestelenmiş, popüler sanat müziklerini piyanoda icra etmiş olması yadırganmamış aksine makul görülerek hatırı sayılır beğeni toplamıştır.
Cevdet Çağla (Hayatı, keman icracılığı, besteciliği)
Tezin giriş kısmında; müzik analizinden ve niçin bu analize ihtiyaç duyulduğundan bahsedilmiştir. "Kapsam ve Yöntem" başlığı altında çalışmanın içeriği, izlenilen yöntemler ve yapılan incelemeler ele alınmıştır. Birinci bölümde; kemani bestekâr Cevdet Çağla'nın hayatı, musiki eğitimi, çalıştığı kurumlar, icra ortamları, çalışma arkadaşları kaynaklar doğrultusunda ele alınmıştır. Bestekârın üslûbu ve sanatsal tavrı üzerinde etkisi olduğu düşünülen bu konular, eserler incelenmeden önce araştırılmıştır. Cevdet Çağla'nın nasıl bir musiki ortamında sanatını icra ettiği, musiki alanında kimlerden ve nelerden etkilendiği sorgulanmıştır. İkinci bölümde; "Eser Analizleri" başlığı altında Cevdet Çağla'nın TRT Türk Sanat Musikisi Repertuvarı'nda kayıtlı olan elli sekiz adet eseri, yeniden notaya alınarak incelenmiştir. Bu başlık altında, Cevdet Çağla'nın kullandığı makamsal ögeler üzerinde durulmuş, eserlerine yansıttığı nazariyat bilgisinin önemi vurgulanmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen veriler ışığında yorumlar yapılmıştır.
Gaziantep ili halk çalgılarından Zambır üzerine bir inceleme
Zambır, Gaziantep'te Barak aşiretinin yaşadığı yörelerde icra edilen nefesli bir çalgıdır. Yörede "çatal kamış" ve "kartal kanadı" olarak da adlandırılan çalgı, "abdal" ya da "aşiret" olarak tanınan ve tek geçim kaynakları müzisyenlik olan mahalli müzisyenler tarafından usta-çırak ilişkisi çerçevesinde icra edilmektedir. Birbirine yan yana birleştirilen iki adet borudan oluşan zambırın bir borusunda perdeler bulunmakta, diğer borusu ise sadece dem sesi vermektedir. Türk halk müziğinde değişik tınılar elde etmek açısından, zambır polifonik bir çalgı olarak değerlendirilebilir. Zambıra benzer çift borulu üflemeli çalgılar birçok uygarlıkta bulunmaktadır. Çok eski çağlara dayanan bu çalgılar, Antik Yunan'da "Aulos"; Türkiye'de "Çifte Kaval"; "Çifte" veya "Zambır"; İtalya'da "Launeddas"; Orta Asya Türklerinde "Koş–ney"; İran'da "Duzare"; Arap Dünyasında "Zummara" ve "Argul"; Rusya'da "Double Pishik" vb. isimlerle anılmaktadır. Formlarında, icra biçimlerinde ve repertuvarlarında farklılıklar olabilen bu çalgıların ortak noktaları çift borulu olmalarıdır.
Halk Opereti Topluluğu ve Türk müziği tarihindeki yeri
Halk Opereti Topluluğu'nun ve Türk müziği tarihindeki yerinin incelendiği bu çalışmada, tarihsel yaklaşımla opera ve operet türlerinin gelişimleri incelenmiş, bu türlerin Osmanlı Devleti'ne girdiği dönemden başlanarak, operet toplulukları, batılılaşma hareketlerinin tiyatral ve müziksel yönü saptanmıştır. Buna ek olarak, operet topluluklarının kronolojik sıralamasının verildiği çalışmada, HOT'un temsilleri de kronolojik olarak sıralanmış ve oynanan her operet, topluluğun Türk müziği tarihi açısından yerinin saptanabilmesi için ulaşılan bilgiler ışığında tartışılmıştır. Ele alınan tüm veriler doğrultusunda bir sonuca ulaşılmış ve sonuç bölümünde HOT'un Türk müziğindeki yeri diğer operet toplulukları ile karşılaştırılarak, çalışmanın tamamından faydalanılarak yapılan örneklendirmeler ile değerlendirilmiştir.
İzmir ili Bergama ilçesi müzik uygulamalarında asma davul icrası
Ritim, birçok disiplinde farklı şekillerde tanımlanan ve en genel ifadeyle "düzen, hareketlerin düzenli işleyişi" anlamlarına gelen bir kavramdır. Müziğin, ezgi (melodi) ve armoniyle birlikte üç temel unsurundan biri olan ritim, ezgilerin düzenli bir halde sıralanması, icra edilmesini sağlar ve ritim katmanını icra etmek için vurma çalgılar kullanılır. GTM'nin iki ana kolu olan GTHM ve GTSM'nde ritmik hareketler "usul" kavramıyla açıklanır. GTSM'nde özel düzüm kalıplarına ve özel adlara sahip olan usuller, GTHM'de ise ölçüleri oluşturan vuruşları ifade eder. Asma davul, bendir, darbuka, kaşık gibi vurma çalgılarla yörelerde icra edilen yöresel ritim kalıplarının usuller olarak ele alınması ve bu şekilde GTHM nazariyatında yer alması, araştırmacılar tarafından tartışılan bir konudur. Asma davul, uzun yıllardır Türk kültür tarihinde yer almış olan ve günümüzde Türkiye'nin hemen her yerinde kullanılan bir vurma çalgıdır. GTHM'nin en temel vurma çalgılarından biri olan asma davul, ebatları, yapımında kullanılan malzemeleri ve özellikle icra şekilleri bakımından yöreden yöreye farklılıklar gösterir. Bu icra şekilleri arasında, Bergamalı müzisyenler tarafından, ilk kez Şekerci Mustafa adlı bir müzisyen tarafından uygulandığı belirtilen ve "tremolo, tırr" gibi isimlerle ifade edilen icra şekli, günümüzde birçok asma davul icracısı tarafından "Bergama tavrı" olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu icra şeklinin "Bergama tavrı" olarak adlandırılması yöre müzisyenlerinin kendilerine atfettikleri "Bergamalılık" müziksel kimliğinin bir örneğidir.
Zurna pratikleri ve kültürel kimlik: Turgutlulu Abdal Zurnacılar örneği
Bu tez, Turgutlulu Subaşı mahallesinde yetişen zurnacıların Abdal kültürel kimliğinin zurna pratiklerindeki dışavurumunu ve bu zurna pratiklerinin benimsenen kültürel kimliğin sürekliliğini sağlamadaki rolünü inceler. Turgutlulu Abdal zurnacılar örneklemi hem müzisyen kastına üye olmaları hem heterodoks İslam inancına sahip olmaları hem de profesyonel müzisyenler olarak Abdalların görünmez Romanların görünür olduğu Kıyı Ege'de yaşamaları nedeniyle çokboyutlu bir toplumsal marjinallik sergilerler. Kök kültür saydıkları Orta Anadolu Abdallarından uzakta, fakat reddettikleri kimliğe sahip Romanlarla akrabalık kurarak yaşamalarına karşın Abdal kimliğinin sürekliliğini sağlamayı başarırlar. Tezin temel araştırma soruları Noam Chomsky'nin ilk kez dilbilimde kullandığı Blacking'in ise etnomüzikolojik incelemeleri için önerdiği derin yapı-yüzey yapı kavramlarına dayanılarak sorulur. Tezde bu iki yapı arasındaki etkileşimin belirlenmesi amaçlanır. Derin yapının en önemli parçası olan Abdal kültürel kimliğinin yapılanışı ise Nuri Bilgin'in önerdiği, incelenen topluma ait bir "resim" çizilmesi ve "adres" in belirlenmesi şeklinde basitçe formüle ettiği yöntem benimsenerek çözümlenir. Bu formüle uyularak incelenen topluluğun bir "resmini" çizebilmek için, örneklemin yaşam, inanç ve müzik pratikleri antropolojik yöntem ve teknikler ve etnografiler kullanılarak ortaya konur. Bu resim derin yapının yüzey yapıdaki dışavurumlarını gösterir. "Adres" ise örneklemin kimlik düzleminde ilişkilendiği diğer toplumlara göre konumunun belirlenmesiyle saptanır. Bu saptamalardan sosyokültürel yapılanışın, yeniye uyum ve kültürde süreklilik stratejilerinin ortaya çıkarılmasında yararlanılır. Söz konusu zurna pratiklerindeki yüzey yapı, yani ideal tınının zurnada müziksel ifadesi hem geleneksel müzik çözümleme yöntemlerinden hem de müzik bilgi erişim yöntemlerinden yararlanılarak çözümlenir. Tezin çeşitli başlıkları altında ve özellikle sonuç bölümünde yüzey yapı ile derin yapı arasındaki etkileşim tartışılır.
Kıbrıs Doğu Mesarya Bölgesi (Mesarga Ovası)kına gecesi geleneğinde müzik
Bu tez, Doğu Mesarya Bölgesi içerisindeki kına gecelerinde yer alan pratiklerin edimsel ve söylemsel olarak kültürel zeminde irdelenmesine odaklanır. Kıbrıs adasında 1974 yılında, Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünde kurulan "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin" bir devlet olarak uluslararası tanınırlığının olmaması, adanın Kuzey kısmındaki Türkler için kimlik ekseninde özellikle siyasal zeminde ciddi sıkıntıları beraberinde getirir. Bu siyasal sıkıntılar adanın bu kısmına yönelik akademik ve kültürel çalışmalara da yansır. Bu çalışma, Kıbrıs'taki güncel durumun yani iki devletli ve iki uluslu yapının tanımlanması üzerine inşa edilmiş ve mümkün olduğunca siyasal ve kültürel bir polemik üretmekten uzak durulmaya çalışılmış, yalnızca müzikbilimi açısından veriler toplanıp, kuramsal bir çerçevede değerlendirilmiştir. Günümüzde kültürün homojen olmadığına hatta aynı soydan gelen toplulukların bile kimi davranışlarıyla birbirlerinden ayrıştığına ilişkin genel kabule destek veren bir etnografik çalışma olarak bu tez, Kıbrıs adasındaki Türklerin bahsedilen siyasal konjonktür çerçevesinde müzik özelinde nasıl bir kimliksel alan yarattıklarına yönelir. Kıbrıs'taki Türkler, zaman içindeki kendi içlerinde farklılaşmalarına ve Türkiyeli Türklerin de Kıbrıs'a göç etmeleri sonucunda kültürel temas yoluyla yeni bir melez kültür ürettiğine de şahitlik eder. Dolayısıyla bu tezde kına gecesi ve müzik özelinde Kıbrıs'taki kültürel pratik sahipleri, Türklük ekseninde iki farklı kültürel grup olarak kategorize edilmiş ve Kıbrıslı yerleşik olarak yaşayan (yerliler) "Kıbrıslı Türkler"; Türkiye'den özellikle 1974 sonrası göç edenler ise (göçmenler) "Türkiyeli Türkler" olarak tanımlanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında yaşamlarını sürdüren bu heterojen toplumun kına geceleri içerisinde uygulamış oldukları edimler irdelenerek, edimler arasında farklılığı üreten dinamikler çerçevesinde, özellikle müziksel eksende kültürel kimliklerini nasıl biçimlendirdikleri ortaya konmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Mesarya Ovası, Müzik, Kına, Kültürel Kimlik
Bağlama yapımında yenilikçi yaklaşımlar
'Bağlamada Yenilikçi Yaklaşımlar' adlı çalışmamızda, yüzyıllardır geleneksel yöntemle ampirik bir şekilde yapılan bağlamanın altın orana uyarlanmış hali anlatılmaktadır. Çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bağlama yapımında kullanılan ağaçlar, makine ve el aletleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, altın oran anlatılarak, bağlamanın altın orana göre dizayn edilmiş hali çizimlerle desteklenerek anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, bağlamanın altın orana göre yapım aşamaları fotoğraflarla desteklenerek anlatılmıştır Dördüncü bölümde, geleneksel yöntem ve altın oranla yapılan bağlamaların, kuvvet ve basınç hesapları ile ses analizleri yapılmış, iki yöntemle yapılan bağlamaların aralarındaki farklar ortaya konmuştur. Bu çalışmanın amacı geleneksel çalgılarımızdan biri olan bağlamının, belli yöntemler izlenerek, gelişimini tamamlamış çalgılar arasında yer alan gitar ve keman gibi bir yapım standardına kavuşmasını sağlamaktır. Anahtar kelimeler: Bağlama, altın oran, saz, çalgı yapım, müzik.
Hatay ili Defne ilçesi Arap alevilerinde (Nusayri) düğün (Ferah) müzik kültürü
"Hatay İli Defne İlçesi Arap Alevilerinde (Nusayri) Düğün (Ferah) Müzik Kültürü" çalışmamızda Hatay ilinin çok kültürlülük yapısının bir parçası olan Arap Aleviliği (Nusayrilik) evlenme geleneğinin düğün müzikleri incelenmiştir. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşur. Birinci bölümde, Hatay ilinin ve Defne ilçesinin; coğrafik konumu, tarihsel geçmişi ve demografik yapısı gibi başlıklar ele alınmıştır. İkinci bölümde Arap Aleviliği (Nusayrilik) ile ilgili etimolojik inceleme, Arap Aleviliği tarihsel süreçleri, ayrıca Arap Alevilerinin kültürel kimlikleri; Arap Aleviliğine kabul edilme, ana dil olan Arapçanın günlük hayattaki ve düğün ritüelindeki yeri, ayrıca evlenme geleneğinde yer alan "kız isteme, nişan, çeyiz çıkarma, kına, gelin çıkarma" gibi olaylar da incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Arap Alevilerinin müzik kültürü (mavval, 'ataaba, mijana) ve düğün ritüellerinde yer verilen müzikler incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, yaptığımız çalışmanın daha iyi anlaşılması için takip etmiş olduğumuz bir düğün ritüelinin betimlemesine de yer verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ekler bölümünde Arap Alevi düğünlerinde gelenekselleşmiş/karakteristik eserlerin notalarına yer verilmiştir.
Şâfiî mezhebinde "vecih" ve Nevevî'nin el-Minhâc'ında yer alan vecihler (Kitâbu'l-buyû örneği)
İslam hukuk tarihinde, mezheplerin teşekkülü devrinden itibaren mutlak bağımsız içtihat sona ermiş ve müctehidler mezhep imamlarının ictihadlarına ve kurallarına bağlı olarak fıkhi faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Bu kapsamda olmak üzere, Şafii fakihlerin İmam Şafii'nin ictihad etmediği konularda mezhep esasları çerçevesinde ortaya koydukları ictihadları, mezhepte 'vecih' (çoğulu vücûh) olarak ifade edilmiştir. Bu fakihlerin çoğu hicri IV. yüzyılda yaşamış ve ve Şafii tabakatında "ashâbü'l-vücûh" olarak adlandırılan üçüncü tabakayı oluşturmuşlar. Bir sonraki tabakada yer alan ve "Şeyhayn" olarak bilinen Râfi'î ve Nevevî ise mezhepteki bu farklı içtihatlar arasında tercih yapma sürecinde büyük önem taşımış iki fakihtir. Râfi'î ve Nevevî, mezhepteki bu içtihat farklılıklarını değerlendirerek, hukuki meselelerde hangi görüşün tercih edilmesi gerektiği konusunda kapsamlı çalışmalar yapmışlardır. Sonraki Şâfi'î fakihleri, bu iki alimin görüşlerini mezhepte ölçü olarak kabul etmiştir. Bu tez çalışması, Şâfiî mezhebinde "vecih" ve "ashâbü'l-vücûh" kavramlarını ve İmam Nevevî'nin bu mezhepteki rolünü incelemekte ve Nevevî'nin el-Minhâc adlı eserinde yer verdiği vecihleri ve bunlara dair değerlendirmelerini ele almaktadır. Çalışmanın amacı, Nevevî'nin Şâfiî mezhebindeki yeri ve el-Minhâc'ındaki vecihleri açıklığa kavuşturmaktır. Birinci bölümde Nevevî'nin hayatı ve el-Minhâc'ın önemi üzerinde durulurken, ikinci bölümde Şâfiî mezhebinde vecih ve vücûh ashâbının tanımı ve konumu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Nevevî'nin el-Minhâc'ındaki vecihleri, özellikle "Kitâbü'l-buyû" örneği üzerinden incelenmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışmanın ortaya koyduğu bulgular özetlenmiştir. Anahtar kelimeler: Şafii Mezhebi, Nevevî, el-Minhâc, Vecih, Ashâbü'l-vücûh
İlkokulda başarılı ve düşük başarılı öğrencilerin problem çözme sürecinde kullandıkları görsellerin incelenmesi
Problem çözme süreci hem yaşam becerilerinden biri olarak hem de disiplinler arası bir beceri olarak oldukça önemli görülmektedir. Bu sebeple öğrencilerin problem çözme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Görseller ise öğrencilerin zihnindeki bilgileri kağıda yansıtarak somutlaştırılmasına katkı sağladığı için problem çözme sürecinde büyük önem taşımaktadır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencileri ile yapılan bu çalışmada başarılı öğrenciler ile düşük başarılı öğrencilerin problem çözme sürecinde kullandıkları görseller incelenmiştir. Durum çalışması kullanılarak yapılan araştırmada 12 başarılı 12 düşük başarılı öğrencinin problem çözümünde kullandıkları görseller incelenmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan 5 adet problem içeren görüşme formu çalışma grubuna uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada temalar belirlenerek öğrencilerin problem çözümünde kullandıkları görseller incelenmiştir. Çalışmada başarılı öğrencilerin problem çözüm süreçlerinde daha net ve detaylı görseller kullanarak etkili çözüm gerçekleştirdiği, düşük başarılı öğrencilerin ise daha karmaşık, anlaşılmayan ve basit görseller kullandığı gözlemlenmiştir. Matematik dersi problem çözme sürecinde kullanılan görsellerin matematik eğitiminde önemli bir araç olabileceği ve öğrencilerin başarılarını artırmada etkili olabileceği söylenebilir. Yapılan çalışma ile özellikle matematik eğitiminde görsellerin ve görselleştirme türlerinin daha yaygın kullanılarak öğrenci ve öğretmenlerin etkin bir şekilde uygulamaları önerilmektedir.
İlkokul 3. sınıf hayat bilgisi dersinde yaratıcı drama yoluyla hayır diyebilme becerisinin geliştirilmesi
Araştırmada amaç ilkokul üçüncü sınıf Hayat Bilgisi dersinde yaratıcı drama uygulamalarıyla öğrencilerin hayır diyebilme becerilerinin gelişimini incelemektir. Uygulama 2021-2022 öğretim yılında özel bir kolejin 3-A sınıfında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem çeşitlerinden gömülü desen kullanılmıştır. Nicel verilerin oluşturulmasında Ferat Yılmaz ve M. Akif Sözer tarafından geliştirmiş olan "Hayır Diyebilme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek kontrol grupsuz olarak çalışma grubuna öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Nicel verilerin istatistiksel çözümlemelerinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ayrıca öğretmen ve öğrenciler tarafından tutulan günlükler destekleyici veri olarak değerlendirmeye katılmıştır. Nitel verilerinin çözümlenmesinde tümevarım tekniğinden faydalanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin araştırma sürecinden önce hayır diyebilme becerisine sahip oldukları kanaatini taşıdıkları belirlenmiştir. Yapılan etkinliklerden sonra sahip olunan becerinin daha da arttığı görülmüştür. Beceri düzeyinin cinsiyet, baba eğitim durumu, anne eğitim durumu ve ebeveynlerin birliktelik durumuna göre değişmediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin özellikle aile ve okul ortamında hayır demekte zorlandıkları, hayır denmesi gereken kişiler listesinin başına yabancılar ve niyeti belli olmayanları yerleştirdikleri, hayır denmemesi durumunda ise fiziksel ve psikolojik zarar görmekten kaygı duydukları belirlenmiştir. Araştırmanın yaratıcı drama boyutunda ise öğrencilerin yaratıcı drama yöntemi ile ders işlenmesinden memnun kaldıkları, yaratıcı dramanın oyun endeksli olmasının dersleri zevkli ve kalıcı kıldığı tespit edilmiştir.
Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas anlayışlarının mukayesesi
Kıyas; Kitap, Sünnet ve icmâ ile tespit edilen hükümleri, illet birliği olan diğer meseleler için genişletmeye yarayan bir yöntemdir. Usul âlimleri arasında bu genişletme işleminin hücciyyeti ve mahiyeti hususunda birçok ihtilaf vardır. Çalışmamız hicrî 5. asırda yaşamış iki büyük Şâfi'î âlim Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas hususundaki görüşlerinin mukayesesini konu edinmektedir. Sem'ânî Ḳavâṭıʿu'l-edille adlı eserini fukahâ metoduna göre; Gazzâlî el-Müstaṣfâ adlı eserini mütekellim metoduna göre telif etmiştir. Bu çalışma aynı mezhep birikiminden hareket eden iki müellifin telif metotlarındaki farklılığın etkilerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı bu iki âlimin benimsemiş oldukları fukahâ ve mütekellim metodlarının kıyas anlayışlarına nasıl yansıdığını tespit etmektir. Bunun için şu soruların cevapları aranmıştır: Şâfi'î fakih Sem'anî'nin fukahâ metodunu benimsemiş olması kıyas anlayışına nasıl yansımıştır? Gazzâlî'nin kelamcı kimliği, kıyas konusundaki görüşlerine nasıl yansımıştır? Bu müelliflerin kıyas konusunda ittifak ettikleri ve ihtilafa düştükleri meseleler nelerdir? Müelliflerin üslup ve yöntem konusundaki farklılıkları kıyas konusu çerçevesinde ele alındığında, mensup oldukları Şafiî mezhebine olan bağlılıklarına ne derece etki etmiştir? Sem'ânî'nin ele aldığı hangi mevzulara Gazzâlî eserinde yer vermemiştir? Bunun sebebi telif metotlarındaki farklılık mıdır? Gazzâlî eserinde Sem'ânî tarafından işlenmeyen hangi konulara yer vermiştir? Bu durumun Gazzâlî'nin mütekellim kimliğiyle ilişkisi nedir? Bu araştırmada nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle her iki müellifin kıyas konusundaki görüşleri tespit edilmiş daha sonra bunlar karşılaştırmalı olarak tahlil edilmiştir. Birinci bölümde kıyasın mahiyeti ve hüccet değeri ile ilgili meseleler; ikinci bölümde illetin mahiyeti ve illeti tespit yöntemleri incelenmiştir. Sonuç olarak kıyasın tanımı, kıyasın hüccet değeri, illetin tespitinde sahih kabul edilen yöntemler hususunda Gazzâlî'nin kelamcı kimliğinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin özel gereksinimli çocuklara yönelik sosyal kabulleri ile kaynaştırma yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyal kabul bireyin kabul görmesi, kendini keşfetmesi ve değerli hissetmesi için önemli bir faktördür. Okul öncesi öğretmenlerinin de özel gereksinimli çocukların akranları ve toplum tarafından kabul görmeleri, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmeleri ve topluma kazandırılabilmeleri için olumlu tutum ve davranışlara sahip olmaları beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı; okul öncesi öğretmenlerinin sosyal kabulleri ile kaynaştırma uygulamalarına yönelik yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Bu desen kapsamında nitel ve nicel veriler eş zamanlı toplanmış, ayrı ayrı yorumlanmış ve en sonunda birleştirilerek aralarındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinde okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan 59 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için ''Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Öğretmen Sosyal Kabul Ölçeği'',''Yapılandırılmış Görüşme Formu'' ve ''Demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerden görüşme formları MaxQda24 programına yüklenmiş açık kodlama tekniği ile kodlanmış ve tematik analiz yöntemi ile analizlenmiştir. Ölçek verileri ölçek puan aralığı formülasyonu ile yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin sosyal kabulleri düşük, orta ve yüksek olmak üzere üç düzeyde incelenmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin sosyal kabul düzeyleri arttıkça kaynaştırma yeterliklerinden sınıf ortamı uyarlamaları, etkili öğretim yöntemleri ve BEP sürecine yönelik becerilerinde bir artış olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra duygularını farkındalıkla açıklayabilme becerilerinin de anlamlı bir farklılık görülmemiştir.
Aile destekli duygu düzenleme programının 4-6 yaş (48-72aylık) çocukların problem davranışlarına ve ebeveynlerinin özyeterliğine etkisi
Bu araştırmada 4-6 yaş çocuklara uygulanan aile destekli duygu düzenleme programının çocukların problem davranışlarına ve ebeveyn öz yeterliğine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan ilkokullara bağlı anasınıflarında eğitim alan 4-6 yaş 76 öğrenci ve ebeveyninden oluşmaktadır. Duygu düzenleme programı uzman görüşleri ve pilot uygulamaların ardından haftada 2 gün olacak şekilde 8 hafta, 16 günlük plan akışını kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Bir deney grubuna aile destekli duygu düzenleme programı (n=24), diğer deney grubuna aile desteksiz program uygulanırken (n=25) kontrol grubuna (n=23) program uygulanmamıştır. Araştırmada hem ön test hem de son test aşamasında velilerden kişisel bilgi formu ve Yenilenmiş Berkeley Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (BPSE-R), öğretmenlerden ise Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS-2) aracılığıyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler normallik testleri, betimsel analizler ve parametrik ve parametrik olmayan çıkarımsal hipotez testleriyle incelenmiştir. Ön test aşamasında deney ve kontrol grupları arasında PKBS-2 Genel puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken son test aşamasında anlamlı farklar görülmüştür. Buna göre hem duygu düzenleme grubu hem de aile destekli duygu düzenleme grubu son test puanları kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puan farklarına bakıldığında ise aile destekli grup ile kontrol grubunun son test puanları ön test puanlarından anlamlı derecede daha düşüktür. BPSE-R puanları incelendiğinde ise gruplar arasında hem ön test hem de son test aşamasında bir fark görülmediği gibi ön test ve son test puanları arasında da bir fark bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre aile destekli duygu düzenleme programı problem davranış düzeylerinin azalmasında etkili olurken benzer bir etki kontrol grubunda da görülmüştür. Uygulanan programın ebeveyn öz yeterlik düzeylerinde bir etkiye yol açmadığı bulunmuştur.
الاستشراق الروسي وترجمة إيغناتي يوليانوفيتش كراتشكوفسكي للقرآن
Oryantalizm, Batı'nın Doğu'ya bakışını şekillendiren çok katmanlı bir düşünsel olgudur. Özellikle İslam ve onun kurucu metinleriyle ilgili yaklaşımlarda bu olgu, zaman zaman misyonerlik, sömürgecilik ya da ideolojik amaçlar taşımıştır. Ancak Rus oryantalizmi, diğer Batılı geleneklerden farklı olarak, coğrafi yakınlık, tarihî etkileşimler ve Rusya sınırları içindeki Müslüman nüfusun varlığı gibi unsurlardan beslenen özgün bir yönelim sergilemiştir. Bu yönelimin en dikkat çekici temsilcilerinden biri, Arap ve İslam araştırmaları alanında derin izler bırakmış olan İgnaty Yulianovich Krachkovsky'dir. Krachkovsky'nin Kur'an-ı Kerim'i Rusça'ya çevirme çabası Rus oryantalizmi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Çevirisi, filolojik titizlik ve akademik yöntemlerle şekillendirilmiş; metne ideolojik yorumlar katmaksızın Arapça aslının anlam derinliğine mümkün olduğunca sadık kalınmıştır. Bu çeviri aynı zamanda onun İslam kültürüne duyduğu ilgiyi, geniş çaplı bilimsel bir yaklaşımla ele aldığını gösterir. Bu çalışma, Krachkovsky'nin Kur'an çevirisini tarihî ve kültürel açıdan ele alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışma da Krachkovsky'nin izlemiş olduğu çeviri yöntemi ile Kur'an'ı Rusça'ya tercüme eden diğer mütercimler arasında karşılaştırma yapılacaktır. Ayrıca bu çalışma, söz konusu çevirinin küresel Kur'an çevirileri konumunu ortaya koymayı ve Rus akademik çevresinde İslam'a dair nesnel bir imajın oluşumundaki rolünü açıklamayı da hedeflemektedir. Anahtar kelimeler: Tefsir, Rus oryantalizmi, Krachkovsky, Kur'an'ın tercümesi, İslam araştırmaları.
Oyun destekli öğretim ortamı ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin sayı örüntülerindeki üstbilişsel farkındalıklarını ve üstbilişsel strateji kullanma becerilerini nasıl etkiler?
Bu araştırmada oyun destekli öğretim ortamının 3. sınıf öğrencilerinin sayı örüntüleri konusunda üstbilişsel farkındalık oluşturmalarına ve üstbilişsel strateji kullanmalarına katkıda bulunup bulunmadığının anlaşılması hedeflenerek karma yöntem kullanılmıştır. Nicel kısımda 20 kişilik deney grubu ve 20 kişilik kontrol grubu oluşturularak yarı deneysel model ile deney grubuna oyun destekli matematik öğretimi, kontrol grubuna ise sunuş yoluyla öğretim stratejisi uygulanmıştır. Betimsel kısmında ise deney grubunda yer alan altı öğrencinin sahip oldukları üstbilişsel farkındalıklarını ve stratejileri kullanma becerilerini görmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Görüşmeler, uygulama sürecinde oynanan oyunlar sırasındaki alınan video kayıtları ve gözlem raporları betimsel kısmı açıklamada katkı sağlamıştır. Uzman görüşü ve ünite değerlendirme testlerinden uyarlanan sorularla hazırlanarak oluşturulan 20 soruluk veri toplama aracı, deney ve kontrol gruplarının başarısını ölçmek amacıyla öntest başarı-sontest başarı ve kalıcılık başarı testi olarak uygulanmıştır. Ön ve son test başarı testi analiz sonuçlarına göre, oyunla destekli öğretim ortamının matematik öğretiminde matematik başarısını arttırdığını göstermişken kontrol grubunda yer alan öğrencilerin başarı ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda oyun destekli öğretim ortamının öğrencilerin üstbilişsel farkındalığını, üstbiliş strateji kullanma becerilerini arttırdığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üstbilişsel farkındalık, Üsbilişsel stratejiler, Matematik Öğretimi, Oyun Destekli Öğretim, Sayı Örüntüleri
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin FeTeMM etkinlik uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, 4. sınıf öğrencilerinin Fetemm uygulamaları etkinliklerinde ortaya çıkan beceriler ve karşılaştıkları zorlukların neler olduğu araştırılmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı İstanbul ili Küçükçekmece semtinde bulunan bir ilkokulda öğrenim gören 27 kişilik bir sınıfta gerçekleşmiştir. Araştırmanın belirlenen dört grup üzerinde çalışılması için öğrencilern rastgele oluşturulmuş heterojen 4 grup haline getirilmiştir. Uygulanan etkinlikte becerilerin kullanımı ve etkinlik sürecinde yaşanan zorluklar ele alınmıştır. Okulun ve sınıfın belirlenmesi örneklem yöntemlerinden uygun örnekleme göre belirlenmiştir. Araştırmada, temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Fetemm etkinlik uygulamalarında ortaya çıkan beceriler ve yaşanan zorluluklar video ve fotoğraf ile kayıt altına alınarak incelenmiştir. Kayıt altına alınan görüntüler ve notlar ile öğrencilerin araştırmacının sorularına verdikleri cevaplar, dersin Fetemm' e uygun işlenişi ve öğrencilerin uygulama esnasında geliştirdikleri beceriler içerik analiz ile değerlendirilmiştir. Öğrencilere her uygulama için ortalama 45 dakika verilmiş ve bu süre boyunca gruplar video-fotoğraf ile kayıt altına alınmışlardır. Araştırmanın analizi, kaydedilen görüntülerin ve ders esnasında alınan notlar ile içerik analiz kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda, Fetemm uygulamaları ile destekli derslerin işlenmesi sayesinde öğrencilerin etkinliklerde akıl yürütme, mühendislik, ilişkilendirme ve iletişim becerilerinin ortaya çıktığı ve bu becerilerin uygulamayı olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, Fetemm etkinlik uygulamalarında öğrencilerin anlamada, odaklanmada, malzeme kullanımında, zamanı yönetmede ve görev paylaşımında zorluklar yaşadıkları soucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlara ilişkin öneriler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Beceriler, etkinlikler, fetemm, zorluklar
İmam Kurtubî'de eskatoloji
Kelâmın "sem'iyyât" olarak bilinen kısmında yer alan ölüm, ölüm ötesi ve ölüm ötesine ilişkin fiten/melâhim ile eşrâtü's-saat başlıkları, gaybî alana tekabül eden muhtevaya sahip olduğundan ancak nakil yoluyla haklarında bilgi sahibi olunabilmektedir. Hem sübût hem delâlet yönünden kesinlik ifade eden naslarda geçen ve bu özellikleri hasebiyle itikâdî bağlayıcılık taşıyan mezkûr başlıklar, aynı zamanda İslâm dininin naklî ilimleri tarafından sıkça ele alınmış ve birden fazla disiplinin şekillendirdiği hususlar haline gelmiştir. Bu bağlamda bir tefsîr âlimi olarak temayüz eden Kurtubî'nin, kelâm kapsamındaki bu konular hakkında kaleme aldığı hacimli eseri Kitâbü't-Tezkire incelenmeye değerdir. Ayrıca Kurtubî'nin fıkhî anlamda öne çıkan tefsîri el-Câmi' li ahkâmi'l-Kur'ân da ilgili bahislere kısmen kaynak teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Kurtubî'nin konuyla ilgili görüşleri, eskatoloji üst başlığıyla bir giriş ve üç bölüm halinde incelenmiştir. Giriş kısmında İmam Kurtubî'nin; hayatı, hocaları, öğrencileri ve eserleri, birinci bölümde Kurtubi'nin ölüm ve kabir hayatına dair meselelere, ikinci bölümde fiten/melâhim kabîlindeki olaylara ve kıyâmet alâmetlerine, son bölümde ise kıyâmet esnasında meydana gelecek hadiselere ve âhiret ahvâline dair görüşleri ele alınmıştır. Bu minvalde çalışma; âyetler, hadîsler, tartışmalı noktalarda Ehl-i Sünnet ile Mu'tezile ekollerinin söylemleri ve İmam Kurtubî'nin kanaatleri çerçevesinde tasvir edilmiştir. Sonuç olarak tefsîr ilminde derinleştiği bilinen Kurtubî'nin, Kitâbü't Tezkire'sinde kelâm ilminde üzerinde fazla durulmayan bazı husuları detaylı bir şekilde ele alış tarzıyla kelâmcılardan ayrıştığı, bazı tartışmalı noktalarda ise kelâm metodu doğrultusunda bir yaklaşım sergilediği ortaya çıkarılmıştır.
Hanefî fıkıh düşüncesine göre nimet-külfet dengesi ve bununla ilgili malî düzenlemeler
İslâm hukukunun temel ilkelerinden biri, hak ile sorumluluk arasında dengenin sağlanmasıdır. İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren verilen hükümlere bakıldığında, fıkıh âlimlerinin hüküm verirken, nimet-külfet dengesini dikkate aldıkları görülmektedir. Bununla birlikte bu kavramların mahiyetine ve hükümlere nasıl yansıdığına dair yeterli bilgi veren eserlerin kaleme alınmadığı görülmektedir. Tezimiz, nimet-külfet kavramlarının mahiyetini ve konumunu belirleyerek, Hanefî mezhebine göre malî işlemlerdeki nimet-külfet dengesini ortaya koyabilmeyi, nimet-külfet dengesine uygun olan ve olmayan malî işlemleri belirlemeyi ve bütüncül bir bakış açısı oluşturmayı hedeflemektedir.
Turan Dursun'un Kur'ân tarihi hakkındaki görüşlerinin tahlili
Kur'ân-ı Kerîm üzerine, nüzulünden günümüze dek pek çok çalışma kaleme alınmıştır. Bu çalışmalar onu anlamak ve anlatmak maksadıyla kaleme alındığı gibi eleştiri ve reddiye için de kaleme alınmıştır. Müslüman nesiller Kur'ân'ı bir sonraki nesillere aktarabilmek için çeşitli yollarda onu muhafaza altına almak istemişlerdir. Fakat asırlar sonra korumak maksadıyla yapılan bu çalışmalar Kur'ân'a inanmayan veya inanmak istemeyen kimselerin adeta eleştirilerini yönelttikleri bir kapı olmuştur. Kur'ân tarihi üzerinde yapılan çalışmaların sayısı oldukça fazladır. Aynı şekilde Kur'ân tarihi üzerinden birtakım şüpheleri ortaya atan kişi ve çalışmalarda oldukça fazladır. Ülkemizde Kur'ân-ı Kerîm üzerine pek çok yazı kaleme alan isimlerden biri de Turan Dursun'dur. Ancak Turan Dursun yazılarını Kur'ân'ı reddetmek ve eleştirmek üzere kaleme almıştır. Gerek Kur'ân tarihi gerekse Kur'ân ilimleri hakkında pek çok yazı kaleme alan Turan Dursun'un çalışmaları ülkemizde oldukça tanınan bir isimdir. Dursun, Kur'ân'ın uydurulduğunu ve başlangıçtan günümüze gelene kadar pek çok kez tahrif edildiğini savunmaktadır. İslâm'ın kopyalandığını ve yalanlarla dolu olduğunu iddia eden Dursun, dinleri ilkellik olarak tanımlamaktadır. Bu çalışmada, onun Kur'ân'ın kaynağı ve korunması hakkında ortaya attığı iddiaların bilimsel tutarlılığını ve arkasındaki sebepleri ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
Zenginleştirilmiş öğretim uygulamalarının ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin okuma becerilerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, ilkokul birinci sınıf Türkçe dersinde kullanılan zenginleştirilmiş öğretim uygulamalarının, öğrencilerin okuma becerilerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel modele göre desenlenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında, Akdeniz Bölgesi'nde orta sosyo-ekonomik düzeydeki iki devlet okulunda okuyan 43 birinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama, 10 hafta sürmüştür. Araştırmada deneysel işlemler başlamadan önce ve deneysel işlemlerin bitiminde, deney ve kontrol grubuna, "Okuma Becerileri Ölçeği" ile ''Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. ''Haftalık Öz Değerlendirme Formu'' ile deney grubundaki öğrencilerin zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları, okuma becerileri ve okumaya yönelik tutumlarına yönelik görüşleri alınmıştır. ''Kişisel Bilgi Formu'' çalışmaya katılan öğrencilerin kişisel bilgilerini almak üzere kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda deney grubundaki öğrencilerin Türkçe dersi ve derste uygulanan zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları ile ilgili görüşleri "Öğrenci Görüşme Formu" ile alınmıştır. Deneysel işlem sonrasında uygulanan ölçeklerden elde edilen veriler, SPSS 22 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada okumaya yönelik tutum ölçeği ve okuma becerileri ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Görüşme formundan ve haftalık öz değerlendirme formunun birinci bölümünden elde edilen veriler nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Haftalık öz değerlendirme formunun ikinci bölümden elde edilen verilerin çözümlenmesinde, yinelenmiş ölçümler için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonucunda okuma becerileri ve okumaya yönelik tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçların bir kısmı şu şekilde özetlenebilir: Öğrenciler, zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları sayesinde, Türkçe derslerini daha çok sevdiklerini, eğlendiklerini, kolay anladıklarını söylemişlerdir.
Abdülmelik b. Alî el-Bâbî'nin, "Muhatasar mimmâ leyse fi'r-Ravza ve'l-Minhâc" adlı eserin edisyon kritiği (Kadâ ile Ümmehâtü'l-Evlâd arası)
Tez, 839/1436 yılında vefat eden Abdülmelik b. Alî el-Bâbî'nin "Muhtasar mimmâ leyse fi'r-Ravza ve'l-Minhâc" adlı eserinin Kadâ bahsinden Ümmehâtü'l-Evlâd bahsine kadar edisyon kritiğini içermektedir. Tahkiki yapılan bölümler şunlardır: Kitâbü'l-Kadâ, Kitâbü'l-Kısmât, Kitâbü'ş-Şehâdât, Kitâbü'd-Davâ ve Kitâbü'l-Beyânât, Kitâbü'l-Itk, Kitâbü't-Tedbîr, Kitâbü'l-Kitâbe ve Kitâbu Ümmehâti'l-Evlâd. Yazar bu kitabı, Şâfiî fıkıh kaynaklarından naklettiği birtakım konulara ayırmıştır. Yazarın konulara yaklaşımı, bölümlerde esneklik, dil kolaylığı ve fikirleri kademeli olarak sunma konusunda esneklik göstermiştir. Ayrıca konuları ele alırken Kur'an-ı Kerim'e, Peygamber Efendimizin sünnetine ve icmaa dayanmaktadır. Şafii fakihlerinin görüşlerinden birden fazla görüş ileri sürerek mukayese etmiştir. Hanefî ve Mâlikî mezheplerinin görüşleri ile karşılaştırmıştır. Ayrıca İmam Şafii'nin mezheb-i kadim ve mezhebi cedidi olan fetvalarına temas etmiştir. Kitap, döneminin çağdaş fıkıh meselelerinden bahsetmesiyle, kaybolan kaynaklardan alıntı yapmasıyla ve İmam Nevevî'nin (El-Ravda) ve (El-Minhac) kitaplarında ele almadığı konuların sunumu ile temayüz etmektedir. Araştırmacı tezi üç bölümde ele almıştır: Birinci bölümde yazarın hayatını detaylıca işlemiştir. İkinci bölümü de ikiye ayırmıştır. Birinci kısımda tahkik edilecek nüsha incelenmiş; ikinci kısımda de yazarın üslubu analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise tahkiki yapılan eser bilgisayar ortamında modern imla kurallarına uygun olarak farklı nüshaları ile karşılaştırılarak yazılmıştır.
İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin (ö. 1149) Kurratü'l-Enzâr alâ Şerhi Tenvîri'l-Ebsâr İsimli Eseri
Bu tezde İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin Kurratü'l-Enzâr Alâ Şerhî Tenvîri'l-Eebsâr adlı eserinin tahkiki yapılmıştır. Araştırma velâ bahsinin başından kısmet bahsinin sonuna kadar olan bölümle sınırlandırılmıştır. Araştırmanın önemi şerh edilen eserden kaynaklanmaktadır. Zira eser, Hanefi mezhebinin en önemli kaynaklarından olan Muhammed Abdullah b. Timurtâşî el-Hanefî'nin Tenvîrü'l-ebsâr ve câmiu'l-bihâr isimli eserinin şerhidir. Eserde birçok fıkıh kaidesi yer almakta olup, müellif, başta Muhtasaru Kudûrî, Muhtasaru Tahâvî olmak üzere Hanefi mezhebince muteber birçok kaynakta yer alan görüşleri bir araya getirmiştir. Eser, bu özellikleri sayesinde Hanefi ve diğer mezheplere mensup fakihlerin temel kaynaklarından biri haline gelmiştir. Sindî'nin haşiyesi ise, incelenen konulara dair Hanefi ve diğer mezheplere mensup alimlerin görüşlerine dair faydalı nakiller içermektedir. Hâşiye, müellifin eşsiz tercihleri yanında nakledilen görüşlerden müftâ bih ve ma'mûlun bih olanı ortaya koymasıyla tanınır. Meseleleri güzel bir şekilde sunma, fıkıh konularına uygun olarak eşsiz bir şekilde kısımlara ayırma hususunda temayüz etmiştir. Müellif, Ebû Hanîfe ve diğer Hanefi alimlerin görüşlerini naklederek, uygun olanını tercih etmiş, zaman zaman Şâfiî gibi diğer mezheplerin görüşlerini nakletmiştir. Çalışmada bir kısmı Türkiye'de bir kısmı ise yurtdışında olan üç yazma nüsha esas alınmıştır. Haskefî, Sindî ve Timurtâşî'nin biyografileri, şahsi ve ilimi hayatlarıyla ilgili bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metin yazılırken ise talik ve tahkik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kitap mezhebin müftâ bih olan görüşlerini içermektedir. Müellif sadece imam Ebû Hanîfe'nin görüşlerine odaklanmamış, tercih edilen veya kendi tercih ettiği görüşleri esas almıştır. Kendine has bir içtihad yöntemi olan müellif, tercih ettiği görüşleri destekleyen delilleri sunmuştur. Metin sahibi Timurtâşî ve onun şerhi olan Haskefî'nin görüşlerini nakletmekle yetinmemiş, birçok fıkhî konuda onlara muhalefet ederek itiraz etmiştir. Aynı şekilde Sindî de sadece belli imamların görüşlerini nakletmekle yetinmemiş birçok alimin görüşlerini nakletmiş, vakıf menfaatlerinin tazmini, yetim malı, zorla madenden istifade konularında olduğu gibi müteahhir alimlerin görüşlerini tercih etmiştir. Sindî'nin seçim ve doğru tercihlerinde fıkhi mahareti net şekilde görülmektedir. Kaynaklar konusuna gelince, Hanefi mezhebinin temel kitapları yanında çeşitli kaynaklardan nakiller yapmıştır. Nakil yapılan eserler arasında el-Hidâye, Mülteka'l-ebhur, Tebyînü'l-hakâik, Aynî Şerhi, el-Fetâva'l-Velvâliciyye ve daha niceleri yer almaktadır. Henüz baskısı yapılmamış İbn Şahne'nin Tafsîlu Akdi'l-Ferâid, Hayreddîn er-Ramlî'nin Hâşiye alâ menehi'l-Gaffâr, Hüseynî'nin Kitâbu keşfi'-remz, Sicistânî'nin Kitâbu Münyetü'l-Müftî isimli eserlerden de bolca nakiller yapılmıştır. Sindî Kur'ân ayetleri ve hadislerden bolca istidlâlde bulunmamıştır. İstidlâl ettiği hadislerin sayısı dörttür. Lügat kitaplarına sadece iki defa atıf yapmıştır. Sonuçta bu kitap, Hanefi alimlerinin tercih edilen görüşlerini ihtiva eden fıkıh ansiklopedisi mesabesinde olup, kendisinden sonra gelen bütün Hanefiler Allâme es-Sindi'nin eserine itimat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Fıkıh. Kurratü'l-Enzâr. Ebu't-Tayyib es-Sindî. Tenvîrü'l-Ebsâr. Raddü'l-Muhtâr.
Kıraat-ı Seb'a ve Muteber kıraat imamları hakkında (çağdaş bir araştırma )
Bu araştırma şunları ele almıştır; Kıraat-ı Seb'a ve Muteber Kıraat İmamları Hakkında )Çağdaş Bir Araştırma ). Bu çalışmada kıraat mefhumunu, oluşumunu, meşhur olan kârileri, bunların râvilerini, kıraat farklılıklarının faydasını, bu okulların bulunduğu şehirleri ve dönemlerini anlattım. Bu çalışmayı şu kısımlara ayırdım.Mukaddime: Burada konuyu seçmemin nedenini, konunun önemini, amaçlarını, karşılaştığım zorlukları anlattım. Araştırmanın projesini hazırlayıp ana hatlarını belirledim. Kıraat ilmiyle ilgili yazıları olup bu konuda yararlandığım kişileri de zikredip bunlara "önceki çalışmalar" başlığıyla işaret ettim . Bu araştırma 4 kısmı kapsamaktadır. Birinci kısım kıraat mefhumunu anlatır. Bu da kıraatin tanımını, rivayetleri, yedi harfi, vecihleri, tarikleri, tercihi, tilavet ve kıraat arasındaki farkı, kıraat rivayet ve tarik arasındaki farkı içermektedir. Aynı şekilde kabul 11 ve ret, senet, hikmet ve kıraatlerin çeşitlenmesi ve faydası açısından kıraatların kısımlarını kapsar . İkinci kısım ise kıraatlerin nüzulünü, yedi harf ile bağlantısını, Kur'ân ile arasındaki farkı, yedi imamın Kıraatini, kıraatların yedi harf ile bağlantısını ve farkını içerir. Ayrıca kıraatlarla Kur'an arasındaki farka ve sadece bazı imamlarla sınırlı olmasının nedenine işaret ettim. Üçüncü kısım ise kıraat ilmini yazıya geçirme, kıraatların tarihi, kıraatle ilgili ilk telif yapanları, bu yazıların kronolojik sıralaması, kıraatların bir kısmının veya hepsinin alınmasının şekli, kurraların adları, haklarında yapılan değerlendirmeleri, yedi kıraatla ilgili en meşhur telifleri içerir. Dördüncü kısım; farklı şehirlerdeki kıraatları, yayılmaya başlaması, en meşhur temsilcileri ve ilgili eserlerini içerir. Altıncı bölümde okuma ilmiyle ilgili bilimler, yedinci bölümde ise oryantalistlerin ortaya attığı şüpheler ve bunlara verdikleri cevaplar yer almıştır. Sonra da sonuç kısmında ulaştığım en belirgin neticeleri, kendime ve özellikle bu alana ilgi duyan öğrencilere önerilerimi zikrettim. Tezim, yararlandığım kaynakları sıralayarak bitirdim. Anahtar kelimeler; Kuran, kıraatler, yedi harf, kuran okulları
Ebu Şame lakaplı Müçtehid Alim Şahabeddin Abdurrahman b. İsmail'e ( Ö.665 H) ait Kasîdetü'l- Bürde Şerhi
Mısırlı sûfî Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî'nin (ö. 695/1296) Hz. Peygamber için yazdığı "Ḳaṣîdetü'l-bürde"si İslâm dünyasında oldukça meşhur olup üzerine pek çok şerh yapılmıştır. Bu kaside üzerine yazılan ilk ve önemli şerhlerden biri de Ebû Şâme Şihâbüddîn Abdurrahmân b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Makdisî'nin (ö. 665/1267) "Şerhu Kasîdeti'l-Bürde" isimli eseridir. Ancak bu kıymetli eser şimdiye kadar elyazma olup tozlu raflarda ve okuyucularından uzak bir durumdaydı. Bu yüzden biz bu tezimizde onu tahkik etmeyi ve değerlendirmeyi gaye edindik. Tahkik ettiğimiz bu şerhin Kasîdeti'l-Bürde üzerinde yapılan kısa ve özlü şerhlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bununla birlikte müellif Ebû Şâme, her bir beyti şerh etmiştir. O, bazı beyitleri uzun uzadıya açıklamıştır. Kimi beyitleri de oldukça kısa izahlarla geçiştirmiştir. Ayrıca o, bazı beyitlerdeki kelimelerin sözlük anlamlarına değindiği gibi kimi beyitlerde de irap meselelerine daldığı da vakidir.
Şeyhulislam Muhammed Esad bin İbrahim el-Alaiyye er-Rumi'nin (Ö. 1166 H.) 'İtbaku'l-Etbak' adlı eseri, tahkik ve inceleme
Araştırmamıza esas aldığımız kitap, dinî, siyasî ve toplumsal sınıflara yönelik sert eleştiriler içeren el yazması bir eserdir. Siyasî iktidarı ve onun zulmünü ele almaktadır. Özellikle, dünyevî zevk ve menfaatlere ulaşmak için mesleklerini kötüye kullanan, adaleti ve zayıf insanları kullanarak rüşvet alan hakimleri çok sert bir dille eleştirmektedir. Dini otoriteyi ise daha büyük bir şiddetle eleştirmektedir.. Şeyhlere ve kötü Alimlere tam bir eleştiri seferberliği ilan etmiş gibidir. Çünkü onlar, din kivesine bürünerek merhamet elbisesini çıkarmışlar, şeytanların istek ve arzularına uymuşlar, kötülüklere ve lezzetlere dalmışlar, helalleri çiğnemişler, yetim malını yemişlerdir. Bütün bunları din kisvesine bürünerek yapmışlardır. Eserin müellifi aynı zamanda, kibir, cimrilik, mala aşırı düşkünlük, doktorların bozulması gibi toplumsal hastalıklara da değinmektedir. Bütün bunlarla beraber, sadece kötü yönleri ele almıyor, aynı zamanda sâlih ve rabbani alimleri de methetmektedir. Cömertliği, keremi, ahiret için hazırlık yapmayı tavsiye etmekte, ahirete ve salih amellere teşvik etmektedir. Bu konuda onun Kuran ayetlerine ve Arap darbımesellerine olan ilgisi her şeyin üstündedir. Yazarın üslubuna gelince, makalelerinde en önemli yöntemlerinden biri kinaye ve telmih sanatıdır. Bu sayede okuyucu, yazarın kastettiği şiir ve beyitleri verilmediği halde hemen anlayabilmektedir. Hz. Peygamberin hadislerini de rivayet edilmeden hatırlamaktadır. Çok ince bazı göndermeler ile Arap efsaneleri de okuyucaya hatırlatılmaktadır. / Aynı şekilde yazarın, Arap lehçelerine, kelimelerin zıt kullanışlarına, yabancı veya arapçalaştırılmış kelimelere… verdiği önem de açıkça görülmektedir. Bu açıdan dikkatleri en çok çeken husus ise Cevheri, Sağani ve diğer dilbilimcilerin dahi ihmal ettiği bazı lafızları kullanıyor olmasıdır. Bu el yazması eser, ilk Arap dilbilimcilerle aynı üslubu taşıyor. Makalelerdeki yöntemi, ilk anda okuyucuya kendini kötü hissettiriyor. Çünkü temel kaynaklara ve sözlüklere başvurmadan hiçbir cümleyi anlaşılmamaktadır. Bu eserin bize kazandırdığı şeylerden birisi de Kuran Dilini ihmal etmemiz sebebiyle içine düştüğümüz gerileme ve zayıflığı hissettirmesidir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili. İtbakul Etbak. Makaleler. Şeyhülislam. El-Alaiyye (Alanyalı)
Mîzânu'l-usûl fî netâici'l-ukûl adlı eser üzerinden İmam es-Semerkandî'nin fıkhı (Örnek olarak birinci cilt)
Bu tezin amacı imam Ebû Bekir Alâuddîn es-Semerkandî'nin Mizânü'l-usûl fî netâici'l-ukûl isimli eserinden hareketle fıkıh anlayışını ortaya koyup, fıkıh ve akâidle ilgili konulardaki görüşlerini tespit etmektir. Araştırma, Semerkandî'nin Usul ve furu konularındaki derin anlayışı ve fıkıh bilgisinin örneği olarak eserin birinci cildiyle sınırlandırılmıştır. Müellifin yaşadığı dönem, şahsi ve ilmi hayatı yazılırken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Semerkandî'nin eserindeki konuyla ilgili meselelerin bir araya getirilmesi, açıklanıp, yorumlanması, alimlerin görüşlerinin kıyaslanması, taassuptan uzak bir şekilde delile uygun görüşün tercih edilmesinde analitik tümevarım yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden en önemlileri şunlardır: Semerkandî Hanefî olup, mezhebe hem usul hem de furu fıkıh konularında katkıları olmuştur. Hanefi mezhebine büyük hizmetleri olan birçok âlim yetiştirmiştir. Mîzânu'l- usûl isimli eserinde şer'î hükümleri istinbât ederken kitap, sünnet icmâ, kıyas gibi asli; örf, sahâbe kavlî gibi tebeî delillere dayanmıştır. Fıkhi görüşlerinin derinliği ve istinbât kuvvetine delalet eden görüşleri vardır. Zira müellif, furu fıkıh konularını usul ile irtibatlandırmıştır. Eser Semerkandî'nin içtihad ve fıkıh konularında istinbât etmenin şartlarından olan ihtilaflı konulardaki maharetine delalet eder. Muhaliflerle tartışırken kullandığı usul, delalet yönünü de açıklayacak şekilde sarih delilleri zikretmesi eseri diğer kitaplardan ayıran en önemli vasıflardandır. Müellif sadece Hanefîlerin görüşlerini vermekle yetinmemiş, başta Şâfiî olmak üzere diğer mezheplerin görüşlerini de vermiştir. Görüşler arasındaki tercihini delile göre yapmıştır. Akaid konularını Eş'arî ve Mâtürîdîlerin görüşleri delil getirerek açıklamıştır. Zaman zaman Ehl-i sünnete muhalif Mutezile ve diğer mezheplerin görüşlerine de değinmiştir. Müellifin kaynaklarının çeşitliliği, farklı fıkıh konularını çok geniş ve ayrıntılı bir şekilde tartışabilmesi, geniş bilgi birikimi ve ilmi yeterliliğine delalet eder. Aynı konuyla ilgili farklı görüşleri vermesi mezhep taassubunun olmadığını ve fetva konusundaki takvasını gösterir. Bütün bunlar onun zati hayatında tespit edilen hususlardır. Anahtar Kelimeler: Fıkıh, Alauddîn es-Semerkandî, Mizânü'l-usûl, Emir, Nehiy
Akıl ve zekâ oyunlarının 60-72 aylık çocukların erken matematik becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, akıl ve zekâ oyunlarının 60-72 aylık çocukların erken matematik becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan deneysel model kullanılmıştır. Deneysel modellerden ise tek gruplu ön test-son test deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin İç Anadolu bölgesinde, kırsal bir bölgede yer alan Bilim ve Sanat Merkezine bağlı anaokulunda bulunan okul öncesi eğitim sınıfında eğitim alan 7'si kız 7'si erkek olmak üzere toplam 14 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri genel bilgi formu, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 ile Akıl ve Zekâ Oyunları Programı kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın verileri 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Veri toplama sürecine gerekli izinler alındıktan sonra başlanmıştır. Verilerin analizinde elde edilen veriler nicel araştırma veri teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan tüm çocukların matematik becerileri üzerindeki akıl ve zekâ oyunları programının etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan tüm çocukların matematik becerileri son test puan ortalamalarının, ön test puan ortalamalarına göre daha yüksek olduğu, akıl ve zekâ oyunlarının tüm öğrencilerde matematik becerilerini artırdığı tespit edilmiştir. Son olarak araştırmada yer alan çocukların cinsiyetine göre matematik becerileri ön ve son test puanları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmemiştir
İlahiyat fakültesi öğrencilerinin inanç akımlarına yaklaşımı: MCBÜ İlahiyat Fakültesi örneği
Bu araştırmanın temel amacı, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin Ehl-i Sünnet, Mutezile, Deizm, Agnostisizm ve Ateizm gibi farklı inanç akımlarına yönelik yaklaşımlarını, çeşitli sosyo-demografik değişkenler çerçevesinde değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini 2024-2025 öğretim yılında fakültede öğrenim görmekte olan hazırlık ve 1. sınıftan 4. sınıfa kadar olan toplam 292 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından konuyla ilgili bilimsel ve akademik çalışmaların taraması yapılmış, alan yazın irdelenerek ilgili başlıklar halinde derlenip çalışmaya yansıtılmıştır. Uygulanan anket formu, 5'li Likert tipi ölçek kullanılarak hazırlanmış ve SPSS 27.0 programı aracılığıyla frekans, yüzde, ortalama, korelasyon ve non-parametrik testler ile analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen bulgular, öğrencilerin büyük çoğunluğunun Ehl-i Sünnet mezhebine mensup olduğunu ortaya koymuştur. Ortalama ve frekans analizleri sonucunda da Ehl-i Sünnet inancına yönelik tutumların en yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizleri sonucunda Ateizm ile Agnostisizm, Deizm ile Mutezile ve Ateizm ile Mutezile arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca sınıf düzeyi, dindarlık seviyesi, mezuniyet sonrası mesleki yönelim, okul öncesi yaşanılan yer ve bölüm tercih nedeni gibi değişkenlerin; özellikle Ateizm, Agnostisizm ve Mutezile gibi inanç akımları üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin inanç yaklaşımlarında klasik dini anlayışın güçlü bir şekilde sürdüğü; ancak özellikle üniversite eğitimi sürecinde sorgulayıcı ve akılcı eğilimlerin de geliştiği ve alternatif inanç sistemlerine yönelik düşünsel geçişliliklerin oluşabildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi eğitiminde çocuk edebiyatının elementer müzik ve hareket pedagojisi bağlamında incelenmesi ve bir içerik önerisi
Elementer müzik ve hareket pedagojisi, insanların içlerinde var olan yaratıcılığın açığa çıkmasına ortam hazırlayan; temelinde ritim, hareket ve konuşma olan, bütün sanatsal alanları kombine ederek katılımcılara öğrenme, keşfetme, deneme ve yaratma ortamı sunan bir yaklaşımdır. Ayrıca bu pedagoji çocuk edebiyatı ile doğal bir bağlantı kurar çünkü her iki alan, çocukların yaratıcılıklarını, hayal güçlerini ve duygusal ifadelerini destekleyen hikâye anlatımı, ritim ve hareket unsurlarını içerir. Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatının müzik eğitimindeki rolünü vurgulayarak resimli öykü kitaplarının elementer müzik ve hareket etkinlikleri aracılığıyla yaratıcı ifadeyi, iletişimi ve müzikal öğrenmeyi nasıl geliştirdiğini açıklamaktır. Temel hedefler arasında çocukların hayal gücünü canlandırmak, müzik ve hareket becerilerini geliştirmek, kültürel anlayışı arttırmak, ilgi çekici ve bütünsel öğrenme deneyimleri sağlamak ve süreç odaklı öğrenmeyi teşvik etmek bulunmaktadır. Ayrıca elementer müzik ve hareket etkinliklerine uygun resimli öykü kitaplarının seçilmesi için kriterler sunmaktadır. Araştırmada 36- 72 aylık çocuklara yönelik resimli öykü kitaplarını elementer müzik ve hareket pedagojisi bağlamında incelemek için nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından, 36-72 aylık çocuklar için Türkçe yazılmış ve Türkçeye çevrilmiş 150 adet resimli öykü kitabı incelenmiş ve bu kitaplar içerisinden, okul öncesinde elementer müzik ve hareket etkinliklerinde kullanımının uygunluğu tespit edilen 10 adet resimli öykü kitabı, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Seçili bu 10 kitap elementer müzik ve hareket pedagojisi kapsamında ele alınmış ve bu 10 kitaba içerik analizi uygulanmıştır. İçerik analizi sonucunda resimli öykü kitaplarının elementer müzik ve hareket pedagojisi ile bağlantı noktaları bulunmuş ve seçili 10 kitaptan okul öncesi eğitimde kullanılmak üzere elementer müzik ve hareket odaklı etkinlikler oluşturulmuştur. Sonuç olarak bu çalışma, müzik ve hareket etkinliklerinin resimli öykü kitaplarıyla harmanlanmasının, çocukların yalnızca çok yönlü gelişimini desteklemekle kalmayıp aynı zamanda soyut kavramları somut hâle getirdiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu çalışma, çocukların hayal gücünü harekete geçirerek orijinal eserler üretmelerine alan açmanın önemi, sanatın yaratıcılığı geliştirmedeki kritik rolünü ve okul öncesi ile müzik eğitimcileri arasında disiplinler arası iş birliğinin önemini vurgulamaktadır.
İlkokul öğrencilerinin çevre ve doğal kaynaklara ilişkin algılarının incelenmesi
Bu çalışma, ilkokul 3 ve 4. sınıf öğrencilerinin çevre ve doğal kaynaklar hakkındaki algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2017-2018eğitim öğretim yılında Kastamonu iline bağlı iki ilçede bulunan iki adet resmi ilkokul üzerinde yapılmıştır. Araştırmaya 33 3. Sınıf öğrencisi ve 28 4. sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 61 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma metotlarından içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 5 adet açık uçlu soru formundan yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; ilkokul 3ve 4. sınıf öğrencilerinin içinde bulundukları ve yaşadıkları toplumun da etkisiyle çevre hakkında bazı ön bilgilere sahip oldukları görülmüştür. Bu ön bilgiler ise çevremizin karasal ve sucul ortamdan meydana geldiğini içerisinde bitki ve hayvanların bulunduğunu ve doğal-yapay çevre olarak ikiye ayrıldığını vurgulamışlardır. Öğrenciler çevre kirliliği olarak daha çok çöplerden bahsetmişlerdir. Çevremizi korumak için ise çevremizi temiz tutmalı ve yerlere çöp atılmaması gerektiğini dile getirmişlerdir. Doğal kaynaklar anlatırken içinde bulundukları çevrenin etkisiyle ve çevrelerinde yer alan kaynaklardan (orman, çiçek) bahsetmişlerdir.
4. sınıf fen bilimleri dersinde kavramsal değişim metinlerinin öğrencilerin akademik başarıları, bilimsel süreç becerileri, kavram yanılgıları ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmada kavramsal değişim metinlerinin " Kuvvetin Etkileri ve Maddeyi Tanıyalım" üniteleri kapsamında İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, bilimsel süreç becerilerine, kavram yanılgılarına ve fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ilişkin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 Eğitim–Öğretim yılında Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı Murat İlkokul'unda iki farklı şubeden 46 öğrenci oluşturmaktadır. Şubelerden birisi Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu tarafından hazırlanan İlkokul 4. sınıf Fen Bilimleri dersi programının ön gördüğü etkinliklere göre konuların işlendiği kontrol grubu, diğeri ise kavramsal değişim metinleri kullanılarak konuların işlendiği deney grubu olarak seçilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak; akademik başarı testi, kavram yanılgıları belirleme testi bilimsel, süreç becerileri testi, ve fen bilimlerine dersine yönelik tutum testleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş ve verilerin analizi için bağımsız gruplar t testi, paired t test Mann Whitney U testi ile aritmetik ortalama, standart sapma, frekans kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında .05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelediğinde deney ve kontrol gruplarında elde edilen son test ortalamalarında gruplar arasında akademik başarı, bilimsel süreç becerileri ve fen bilimleri dersine yönelik tutum bakımından deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur. Bu sonuçlara göre Kavramsal Değişim Metinlerinin İlkokul 4. sınıf düzeyinde öğrencilerin akademik başarıları, bilimsel süreç becerileri ve fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına olumlu etki yaptığı görülmektedir. Bununla birlikte deney ve kontrol gruplarında elde edilen son test ortalamalarında gruplar arasında kavram yanılgıları bakımından deney grubu lehine bir fark oluşmakla birlikte bu farkın anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Karakaya Baraj gölüne dökülen Han Çayı'nın bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında Karakaya Baraj Gölü'ne dökülen Han Çayı'nın bazı limnolojik özellikleri araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Han Çayı'ndan Aralık 2013-Kasım 2014 tarihleri arasında 12 ay süre ile aylık su örnekleri alınmış ve gerekli ölçüm ve analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma süresince akım, su sıcaklığı, pH, elektriksel iletkenlik, çözünmüş oksijen arazide yapılan ölçümlerle belirlenirken, toplam sertlik, toplam azot, toplam fosfor, alkalinite, tuzluluk, organik madde, nitrit, askıda katı madde ve kimyasal oksijen ihtiyacı gibi kimyasal parametrelere ait değerler laboratuarda yapılan analizlerle tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları Kıta içi Su Kaynakları Sınıflarına göre kalite kriterleri dikkate alındığında Han Çayı'nın nitrit hariç diğer bütün parametreler ve onlara ait değerlere göre I.sınıf su kalite özelliğine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Analizler sonucu elde edilen verilerden istatistiksel analizler yapılmış ve sonuçlar daha önce yapılan benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır.
Kabalar Göleti (Kastamonu)'nin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri
Bu tez çalışmasında Kabalar Göleti'nin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kabalar Göleti'nden Ocak - Aralık 2014 tarihleri arasında 12 ay süre ile aylık su örnekleri alınmış ve gerekli ölçüm ile analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma süresince su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen, tuzluluk ve elektriksel iletkenlik arazide yapılan ölçümlerle belirlendi. Toplam sertlik, nitrat azotu, sülfat, fosfat, kimyasal oksijen ihtiyacı laboratuvarda yapılan analizlerle tespit edilmiştir. Analizler sonucu elde edilen verilerin aylara ve istasyonlara göre dağılımları tablo ve şekillerle ifade edilmiştir. Parametrelerin minimum ve maksimum değerleri incelendiğinde istasyonlar arasında kayda değer bir farkın olmadığı görülmüştür. Su sıcaklığı ve pH'ın ocak ayında minimum (7,1oC ve 8,02), ekim ayında maksimum (25,9oC ve 8,54); tuzluluğun şubat ve mart ayında minimum (0,04 mg/L), ekim ayında maksimum (0,14 mg/L); elektriksel iletkenliğin mart ayında minimum (140,72 µS/cm), ekim ayında maksimum (297,1 µS/cm); çözünmüş oksijenin eylül ayında minimum (8,72 mg/L), mayıs ayında maksimum (11,66 mg/L); toplam sertliğin ocak ayında minimum (260,72 mg/L), eylül ayında maksimum (318,34 mg/L); fosfat ve nitratın mart ayında minimum (0,097 ve 3,2 mg/L), eylül ayında maksimum (0,824 ve 4,82 mg/L); sülfatın aralık ayında minimum (66,1 mg/L), temmuz ayında maksimum (205,13 mg/L) ve kimyasal oksijen ihtiyacının iki istasyonda mart ayında minimum (2,98 mg/L), ekim ayında maksimum (10,4 mg/L) olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Su Kalitesi, Kabalar Göleti, Kastamonu
Şî'â'ya göre Tıbb-ı nebevi rivayetleri ve Ehl-i Sünnet rivayetleri ile mukayesesi (Kitâbu Tıbbı Ehl-i Beyti'n-Nebî özelinde)
İslâm Mezheplerinin hadis algısı ve hadisi kabul şartlarında farklılıkların olduğu bilinmektedir. Özellikle mezheplerin hadis kaynaklarında yer alan rivayetlerin birbiriyle ortak olanlarının yanı sıra birbirinden tamamen farklı rivayetler de bulunmaktadır.Ehl-i Sünnet hadis kaynaklarında ?Kitâbu't- Tıbb veya et- Tıbbu'n- Nebevî? bölümleri yer almaktadır. Bunun haricinde müstakil Tıbbu'n- Nebevî'ler de telif edilmiştir. Ancak hadis kabul şartları ve rivayete verdiği değer bakımından Şî'â'nın Tıp konusuna nasıl baktığı ve Tıbbu'n- Nebevî'yi nasıl değerlendirdiği incelenmeye değerdir. Bu itibarla İmamların Tıbbı adıyla yazılmış eserler çerçevesinde Tıbb-ı Nebevî konusu Şî'â bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu itibarla İmamların Tıbbı adıyla yazılmış eserler çerçevesinde Tıbb-ı Nebevî konusu içinde yer alan Rukye rivâyetleri (Şifa Hadisleri) İslam düşünce geleneğinin iki büyük ekolü olan Ehl-i Sünnet ve Şî'â hadis kaynakları arasında mukayeseli olarak ele alınıp değerlendirmesi yapılmıştır.Hz. Peygamber'in tıbbi tavsiyeleri içerisinde Rukye hadislerinin Şî'â'da nasıl değer bulduğu ve bu mezhep mensuplarının Rukye'ye yüklediği ilmi ve dini değer, bu konuda yazılmış eserlerde yer alan rivayetlerden hareketle açıklığa kavuşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ehl-i Sünnet, Şî'â, Tıbb-ı Nebevi, Rukye
Kuzeydoğu Akdeniz'de yaşayan Pteromylaeus bovinus (E. Geoffroy Saint-Hilaire, 1817) türünün büyüme özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, kartal vatoz (Pteromylaeus bovinus)? un yaş ve büyüme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla İskenderun Körfezi?nde gerçekleştirilmiştir. Toplam boy aralıkları 21 ile 50 cm arasında değişen 94 adet kartal vatoz küçük çaplı ticari balıkçılardan hedef dışı tür olarak, Şubat 2011-Nisan 2013 tarihleri arasında toplanmıştır. Balığın dişi ve erkek bireylerde toplam boy- ağırlık ilişkisi üstel bir ilişki olup, denklemi W = 0.05815×L2.9369, regrasyon katsayısı ise R²= 0.9693, n= 94 olarak bulunmuştur. Türün von Bertanlanffy kullanılarak büyüme denklemi tüm bireylerde; Lt=123,597[ 1- e-0,187 (t + 0,392)] olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kartal vatoz, Yaş tayini, büyüme, Pteromylaeus bovinus, Akdeniz
İslam ekonomisinde bir finansman kaynağı olarak zekât
Bu çalışma, çağdaş ekonomik sistemin doğurduğu sosyoekonomik adaletsizliklere karşı alternatif bir finansman modeli olarak İslam iktisadının temel kurumlarından biri olan zekâtı ele almaktadır. Kapitalist sistemin finansmana erişimi belirli çıkar gruplarının denetimine bırakması, gelir eşitsizliğini derinleştirirken, toplumsal refahın yalnızca ekonomik göstergelere indirgenmesine yol açmıştır. Bu bağlamda tezde, zekât kurumu klasik fıkıh literatürü ve tarihsel uygulamalar çerçevesinde yalnızca bireysel bir ibadet olarak değil, aynı zamanda ekonomik dengeyi sağlamaya yönelik sistemli ve kurumsal bir mekanizma olarak değerlendirilmiştir. Zekâtın hukuki temelleri, dağıtım esasları ve toplumsal etkileri bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmiş; elde edilen bulgular, zekâtın kurumsal bir yapı içinde sistematik biçimde uygulanması hâlinde işsizlikle mücadele, gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesi, ekonomik üretkenliğin artırılması ve sosyal adaletin tesisi gibi makroekonomik düzeyde önemli işlevler üstlenebileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca, devletin şeffaf ve dijital altyapılarla desteklenen, izlenebilir bir zekât organizasyonu oluşturmasının toplumsal kalkınmayı destekleyeceği ve zekâtın sürdürülebilir kalkınmanın, sosyal barışın ve ekonomik adaletin inşasında stratejik bir araç olarak değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hazar gölü (Elazığ) çevresinde bulunan göletlerdeki Ranunculus spp. bitkileri üzerindeki epifitik algler ve mevsimsel değişimleri
Bu çalışmada Hazar Gölü çevresinde bulunan iki farklı göletteki Ranunculus rinoii ile Ranunculus aquatilis bitkileri üzerindeki epifitik algler eylül 2006 ve ağustos, 2007 tarihleri arasında araştırılmıştır.Bu araştırma süresince Cyanophyta'ya ait 7, Chlorophyta'ya ait 14 Euglenophyta'ya ait 1, Chrysophyta'ya ait 1, Dinophyta'ya ait 2, Bacillariophyta'ya ait 44 olmak üzere toplam 69 takson belirlenmiştir.Diyatomeler (Bacillariophyta) gerek takson sayısı gerekse pelajik ve epifitik flora içerisindeki ortaya çıkış sıklıkları ve birey sayıları bakımından her iki göletin en önemli algleri olmuştur. Pelajik bölgedeki takson sayısı, epifitik flora içerisindeki takson sayısından fazla olmuştur. Bazı kimyasal ve biyolojik verilere bağlı olarak her iki göletin epifitik florası değerlendirilmiştir.