Dr. Öğr. Üyesi Okan Kılıçkaya danışmanlığındaki tezler
18 tez · İstanbul Gelişim University
Kış sporları ile ilgilenen sporcuların sakatlanma kaygı düzeyleri ile zihinsel dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, kış sporları ile ilgilenen sporcuların sakatlanma kaygı düzeyleri ile sahip oldukları sporda zihinsel dayanıklılık becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ve nedensel karşılaştırma modeli kullanılmış olup, çalışmanın evrenini kış sporları branşlarının ilgili federasyonlarındaki profesyonel sporcular oluştururken, örneklem grubunda 2023-24 sezonunda Türkiye'de faal olarak müsabakalara katılan 184 profesyonel kış sporcuları yer almaktadır. Katılımcılara Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ile Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeği soruları yönetilmiştir. Katılımcıların cinsiyet türlerine göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanterine ilişkin bulgularda anlamlı farklılık tespit edilmiş, kadın sporcuların daha yüksek puanlara sahip oldukları saptanmıştır. Spor Yaralanmaları Kaygı Ölçeğinde ise kadın sporcuların daha çok hayal kırıklığına uğratma kaygısı taşıdıkları belirlenmiştir. Yaşça küçük ve tecrübesiz sporcuların daha çok sakatlanma korkusu ve kaygısı taşıdıklarının saptandığı araştırmada, branşlar arasında da buz sporcularının sakatlıktan daha yüksek oranda endişelendikleri tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca ciddi sakatlık geçmişi yaşayan sporcuların daha yüksek zihinsel dayanıklılık becerilerine sahip oldukları belirlenmiştir. Sonuç olarak; kış sporcularında zihinsel dayanıklılık ve spor yaralanma kaygısı, cinsiyet, yaş, branş ve tecrübe gibi değişkenlere göre farklılık gösterebilmektedir. Psikolojik destek ve uygun stratejiler, sporcuların bu zorluklarla başa çıkmalarına ve performanslarını optimize etmelerine yardımcı olabilir. Bu bulgular, sporcuların hem fiziksel hem de zihinsel sağlıklarını korumaları için kapsamlı destek ve eğitim programlarına ihtiyaç duyduklarını göstermektedir.
Spor işletmelerinde çalışan bireylerin örgüt içi iletişim düzeyleri ile kurumsal destek algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, spor işletmelerinde çalışan bireylerin örgüt içi iletişim düzeyleri ile algıladıkları kurumsal destek arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, örgüt içi iletişim süreçlerinin çalışanların kurumsal destek algısı üzerindeki etkileri değerlendirilmiş ve cinsiyet, yaş, çalışma süresi, pozisyon, mesleki deneyim ve eğitim seviyesi gibi demografik değişkenlerin bu ilişki üzerindeki rolleri incelenmiştir. Araştırma, betimsel ve ilişkisel araştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Evreni, İstanbul Beylikdüzü ilçesindeki özel spor işletmelerinde çalışan bireyler oluştururken, örneklem kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen 196 spor işletmesi çalışanından oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde Örgüt İçi İletişim Ölçeği ve Algılanan Kurumsal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, hedef belirleme ve geri bildirim süreçlerinin algılanan kurumsal destek üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir (p < .001). Buna karşın, bilgilendirme, birincil ilişkiler ve eleştirel iletişim değişkenleri kurumsal destek algısını anlamlı düzeyde etkilememiştir (p > .05). Cinsiyet değişkeninin belirleyici bir etkisi bulunmazken, yaş değişkeni açısından genç çalışanların bilgilendirme, eleştirel iletişim ve algılanan kurumsal destek boyutlarında daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Yarı zamanlı çalışanların tüm alt boyutlarda tam zamanlı çalışanlara kıyasla daha yüksek puan aldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, örgüt içi iletişimin belirli boyutlarının çalışanların kurumsal destek algısını doğrudan etkilediği görülmektedir. Hedef belirleme ve geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi, çalışanların kuruma olan bağlılıklarını artırmada kritik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Bulgular, spor işletmelerinde örgütsel iletişim süreçlerinin geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Amatör futbolcuların fair-play sergileme davranışları ve sportif ahlaktan uzaklaşma eğilimlerinin incelenmesi
Bu çalışma, amatör futbolcuların fair-play davranışları ile sportif ahlaktan uzaklaşma eğilimlerini incelemektedir. Futbolcuların sosyal normlara uyum, kurallara saygı ve ahlaki tutumları, yaş, gelir düzeyi, futbol oynama süresi, oyun pozisyonu gibi demografik değişkenler ve VAR teknolojisi, fair-play'den ödün verme gibi çevresel faktörler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul'daki amatör futbol kulüplerinde yer alan 738 futbolcudan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, geçerliliği kanıtlanmış ölçekler kullanılmış, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon analizi gibi istatistiksel teknikler uygulanmıştır. Korelasyon analizleri, sporda ahlaktan uzaklaşma ile sosyal normlara uyum, kurallara saygı, sporda sorumluluklara bağlılık ve rakibe saygı arasında anlamlı negatif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, etik değerlere bağlılığın ahlaktan uzaklaşmayı azalttığını göstermektedir. Bağımsız değişkenler açısından, 25 yaş üstü futbolcuların etik değerlere daha fazla bağlılık gösterdiği, asgari ücret altı futbolcuların sosyal normlara daha fazla uyduğu, ancak diğer boyutlarda anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. Orta düzeyde futbol deneyimi olanların (4-6 yıl), sosyal normlara uyum ve rakibe saygı puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Savunma oyuncuları sosyal normlara uyum ve kurallara saygı açısından en olumlu tutumları sergilerken, kaleciler bazı boyutlarda daha düşük puanlar almıştır. VAR'ı destekleyen futbolcuların kurallara daha fazla bağlılık gösterdiği, eleştirel yaklaşan futbolcuların ise ahlaktan uzaklaşma eğilimlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Fair-play'den ödün veren futbolcular, sosyal normlara uyum, kurallara saygı ve rakibe saygı boyutlarında daha düşük; sporda ahlaktan uzaklaşma boyutunda ise daha yüksek puan almıştır. Genel olarak, bulgular sporda etik davranışların bireylerin demografik özellikleri, sportif deneyimleri ve fair-play'e yaklaşımlarından güçlü şekilde etkilendiğini göstermektedir.
Voleybol altyapı takımlarındaki sporcularda rol belirsizliğinin takım bütünlüğüne etkisi
Bu araştırma, voleybol altyapı takımlarında sporcuların yaşadığı rol belirsizliğinin takım bütünlüğü üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Türkiye genelinde farklı illerde faaliyet gösteren altyapı voleybol takımlarında oynayan 13-18 yaş arası 310 sporcudan oluşan bir örneklem grubu üzerinde yürütülmüştür. Örneklem grubu, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş ve gençler (U16-U18) ile yıldızlar (U14-U16) yaş kategorilerindeki sporcuları kapsamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Beauchamp ve Bray (2001) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlanan "Rol Belirsizliği Ölçeği" ile Carron, Widmeyer ve Brawley (1985) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlanan "Takım Bütünlüğü Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, One Way ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular, rol belirsizliği ve takım bütünlüğü arasında negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kadın sporcuların takım bütünlüğü puanlarının erkek sporculara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş grupları açısından, yıldız kategorisindeki sporcuların takım bütünlüğü algılarının genç kategorisindeki sporculardan daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Aynı takımda oynama süresi ve maç deneyimi gibi değişkenler, rol belirsizliği ve takım bütünlüğü üzerinde anlamlı farklılıklar yaratmıştır. Özellikle, 50 maçtan az deneyime sahip sporcuların rol netliği algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, rol belirsizliğinin takım bütünlüğü üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu, ancak bu ilişkinin cinsiyet, yaş, pozisyon ve tecrübe gibi değişkenlere bağlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Bu bulgular, altyapı voleybol takımlarında görev yapan antrenörler ve spor yöneticileri için sporcuların bireysel rollerini netleştirme ve takım dinamiklerini güçlendirme konularında yol gösterici niteliktedir. Araştırma, altyapı sporcularının hem bireysel gelişimini desteklemeye hem de takım performansını artırmaya yönelik önemli bilgiler sunmaktadır.
Beden eğitimi öğretmenlerinde algılanan kurumsal serbest zaman desteği ile serbest zaman motivasyonu arasındaki ilişki
Bu çalışma, bireylerin algıladığı kurumsal destek ile serbest zaman motivasyonu arasındaki ilişkiyi ve bu değişkenlere çeşitli demografik faktörlerin etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini, farklı yaş gruplarından, gelir düzeylerinden ve çalışma ortamlarından gelen toplam 372 birey oluşturmaktadır. Çalışmada, nicel bir yaklaşım benimsenmiş ve veri toplama aracı olarak "Algılanan Kurumsal Destek Ölçeği" ve "Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, bağımsız örneklemler t-testi, One-Way ANOVA ve Spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, kadınların algıladığı kurumsal desteğin erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksek olduğunu göstermiştir (p = 0.007). Gelir düzeyi açısından, düşük gelir grubundaki bireylerin algıladığı kurumsal destek daha yüksek bulunmuş (p = 0.018), medeni durumun ise bu algı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir (p = 0.569). Yaş gruplarına göre serbest zaman motivasyonu açısından, 26-30 yaş grubunun diğer gruplara kıyasla daha yüksek motivasyon seviyelerine sahip olduğu belirlenmiştir (p < 0.001). Ayrıca, haftalık serbest zaman etkinliği süresinin artması, algılanan kurumsal destek düzeyinde anlamlı bir artışla ilişkilendirilmiştir (p < 0.001). Tercih edilen etkinlik türlerine göre yapılan değerlendirmede, sportif etkinlikleri tercih eden bireylerin kurumsal destek algısının diğer etkinlik türlerini tercih edenlere göre daha yüksek olduğu ortaya konmuştur (p < 0.001). Korelasyon analizi ise algılanan kurumsal destek ile serbest zaman motivasyonu arasında zayıf ama anlamlı bir pozitif ilişki olduğunu göstermiştir (rho = 0.180, p < 0.001). Sonuç olarak, kurumsal destek algısının bireylerin gelir düzeyi, cinsiyeti ve katıldıkları etkinlik türleri gibi değişkenlerden etkilendiği, serbest zaman motivasyonunun ise yaş gruplarına bağlı olarak değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir. Bu bulgular, bireylerin serbest zamanlarını değerlendirme biçimlerinin ve kurumsal destek algılarının, iş ortamından ve sosyal faktörlerden nasıl etkilendiğini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Araştırma sonuçları, bireylerin motivasyon ve destek ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması ve destekleyici sosyal ortamların tasarlanması için önemli pratik çıkarımlar sağlamaktadır.
Spor işletmelerinde örgüt kültürü algisi ile örgütsel vatandaşlik davranişlarinin incelenmesi
Çalışmanın amacı spor işletmelerinde çalışan bireylerin örgüt kültürüne yönelik algıları ile örgütsel vatandaşlık düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın diğer bir amacı ise çalışanların cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi ve görev değişkenlerine göre örgüt kültürüne yönelik algıları ile örgütsel vatandaşlık düzeyi düzeylerinin incelenmesidir. Çalışma nicel araştırma ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yönteminde tasarlandı. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde kar/fayda amaçlı spor faaliyet programı hazırlayıp sunan spor işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise (n= 338) katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, örgüt kültürü ölçeği ve örgütsel vatandaşlık ölçeği uygulandı. Veriler IBMM SPSS 25 aracılığıyla analiz edildi. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney U Test ve Kruskal Wallis Testi uygulandı. Sonuç olarak cinsiyet değişkenine göre klan boyutunun farklılaştığı erkeklerin daha çok içe yönelik, birlik ve beraberliğe daha eğilimli oldukları anlaşılmaktadır. Cinsiyetin örgütsel vatandaşlık düzeyinde belirleyici bir değişken olmadığı belirlenmiştir. Yaşın örgüt kültürü; klan, adhokrasi ve Pazar kültüründe belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Yaş gruplarının örgütsel vatandaşlık seviyelerinin benzerlik gösterdiği görülmektedir. 1-5 yıl mesleki tecrübeye sahip bireylerin hiyerarşiye yönelik algılarının daha iyi olduğu örgütsel vatandaşlık düzeyine ise ise mesleki tecrübe değişkeninin benzer özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların eğitimin düzeyinin örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık seviyesinde belirleyici bir rol üstlenmediği saptanmıştır. Örgütsel vatandaşlık ile örgüt kültürü arasında zayıf düzeyde pozitif ve negatif yönde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Spor işletmelerinde örgüt kültürü algisi ile örgütsel vatandaşlik davranişlarinin incelenmesi
Çalışmanın amacı spor işletmelerinde çalışan bireylerin örgüt kültürüne yönelik algıları ile örgütsel vatandaşlık düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın diğer bir amacı ise çalışanların cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi ve görev değişkenlerine göre örgüt kültürüne yönelik algıları ile örgütsel vatandaşlık düzeyi düzeylerinin incelenmesidir. Çalışma nicel araştırma ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yönteminde tasarlandı. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde kar/fayda amaçlı spor faaliyet programı hazırlayıp sunan spor işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise (n= 338) katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, örgüt kültürü ölçeği ve örgütsel vatandaşlık ölçeği uygulandı. Veriler IBMM SPSS 25 aracılığıyla analiz edildi. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney U Test ve Kruskal Wallis Testi uygulandı. Sonuç olarak cinsiyet değişkenine göre klan boyutunun farklılaştığı erkeklerin daha çok içe yönelik, birlik ve beraberliğe daha eğilimli oldukları anlaşılmaktadır. Cinsiyetin örgütsel vatandaşlık düzeyinde belirleyici bir değişken olmadığı belirlenmiştir. Yaşın örgüt kültürü; klan, adhokrasi ve Pazar kültüründe belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Yaş gruplarının örgütsel vatandaşlık seviyelerinin benzerlik gösterdiği görülmektedir. 1-5 yıl mesleki tecrübeye sahip bireylerin hiyerarşiye yönelik algılarının daha iyi olduğu örgütsel vatandaşlık düzeyine ise ise mesleki tecrübe değişkeninin benzer özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların eğitimin düzeyinin örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık seviyesinde belirleyici bir rol üstlenmediği saptanmıştır. Örgütsel vatandaşlık ile örgüt kültürü arasında zayıf düzeyde pozitif ve negatif yönde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile e-spora katılım motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma üniversite öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile e-spora katılım motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise dijital oyun oynama motivasyonu ve dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin medeni durum, yaş, cinsiyet, eğitim ve iş hayatı ve benzeri durumlarda değişiklik gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmamızda veri toplama yöntemi kullanılarak anket tekniği uygulanmış ve gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada İstanbul Gelişim Üniversitesi bünyesinde öğrenim görmekte olan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerine kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 570 kişi örneklemi oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formunun yanı sıra Dijital Oyun Oynama Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın analizleri SPSS 25.0 paket programına girildikten sonra Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmış ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca araştırma grubuna güvenirlik analizi, betimsel analiz, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Korealasyon analizi analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların dijital oyun oynama motivasyonu ile dijital oyun bağımlılığı arasında orta düzeyde pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun bir sonucu olarak dijital oyun oynamaya olan motivasyon arttıkça, dijital oyun bağımlılığı düzeyinin de artma eğiliminde olduğunu göstermektedir.
Üniversite öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile e-spora katılım motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma üniversite öğrencilerinin dijital oyun bağımlılıkları ile e-spora katılım motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile hazırlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise dijital oyun oynama motivasyonu ve dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin medeni durum, yaş, cinsiyet, eğitim ve iş hayatı ve benzeri durumlarda değişiklik gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Çalışmamızda veri toplama yöntemi kullanılarak anket tekniği uygulanmış ve gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada İstanbul Gelişim Üniversitesi bünyesinde öğrenim görmekte olan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerine kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 570 kişi örneklemi oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formunun yanı sıra Dijital Oyun Oynama Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın analizleri SPSS 25.0 paket programına girildikten sonra Kolmogorov-Smirnov normallik testi uygulanmış ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca araştırma grubuna güvenirlik analizi, betimsel analiz, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Korealasyon analizi analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların dijital oyun oynama motivasyonu ile dijital oyun bağımlılığı arasında orta düzeyde pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun bir sonucu olarak dijital oyun oynamaya olan motivasyon arttıkça, dijital oyun bağımlılığı düzeyinin de artma eğiliminde olduğunu göstermektedir.
Bisikletçilerde giyilebilir teknolojik spor ürünleri kullanım algısı ile bisiklet kullanım motivasyonları arasındaki ilişki
Bu çalışma, bisiklet kullanıcılarının fiziksel aktivitelere katılım motivasyonları ile giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle bireylerin içsel motivasyon boyutları (yetkinlik, meydan okuma, macera, sosyalleşme ve rahatlama–kaçış) ile teknolojiye yönelik pozitif ve negatif tutumları arasındaki ilişkiler değerlendirilmektedir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Avrupa yakasında düzenli olarak bisiklet sporu yapan amatör veya rekreatif sporcular oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise, en az bir yıldır düzenli bisiklet kullanan ve 18–65 yaş aralığında yer alan 347 gönüllü birey meydana getirmiştir. Veriler, "Bisiklet Etkinliklerine Katılım Motivasyonu Ölçeği" (Sağlam & Kömürcü, 2021) ve "Giyilebilir Teknolojik Spor Ürünlerine Yönelik Tutum Ölçeği" (Çar vd., 2022) aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde betimsel istatistiklerin yanı sıra Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, Analiz sonuçlarına göre, Pozitif Tutum ile Negatif Tutum arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = 0.326, p < .001). Pozitif Tutum ayrıca Yetkinlik (r = 0.524, p < .001), Sosyalleşme (r = 0.228, p < .001), Macera Deneyimi (r = 0.208, p < .001) ve Meydan Okuma (r = 0.555, p < .001) boyutları ile orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişkiler göstermektedir Araştırma sonuçları, bireylerin pozitif teknoloji tutumlarının özellikle içsel motivasyonel unsurlarla (öz-yeterlik, meydan okuma, macera) uyumlu olduğunu ve bu uyumun fiziksel aktiviteye katılımın sürdürülebilirliğini destekleyebileceğini ortaya koymuştur
Beden eğitimi öğretmelerinin okul kültürü algıları ile mesleki performans yeterlilik düzeylerinin incelenmesi
Araştırmanın temel amacı beden eğitimi öğretmelerinin okul kültürü algıları ile mesleki performans yeterlilik düzeylerini incelemektir. Diğer bir amaç ise beden eğitimi öğretmenlerinin bazı demografik özellikleri ile okul kültürü algıları ile mesleki performans yeterliliği arasındaki farklılığın değerlendirilmesidir. Çalışmanın evrenini Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenleri oluştururken örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen, İstanbul ili içerisinde görev alan toplam (n=329) beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışmada online anketten yararlanılmıştır. Veri toplamak amacıyla Google Formlar platformu kullanılmıştır. Verilerin toplanması sürecinde, çalışma hakkında bilgi ve anketler sosyal ağlar aracılığıyla katılımcılara iletilmiştir. Çalışmalara katılan gönüllülerden kişisel bilgi formu, Okul Kültürü ve Beden Eğitimi Öğretmenleri Yeterlilik Ölçeği ölçeklerini cevaplamaları istenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programına aktarılarak, istatistiksel analiz olarak Independent Samples T-Test (Bağımsız örneklemler için t testi), One way ANOVA (Varyans Analizi) ve Pearson korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Post-hoc analizi olarak LSD analizi tercih edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi, .05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak; cinsiyet değişkeninin okul kültürü; destek kültürü ve bürokratik kültür boyutlarında belirleyici değişken olduğu, mesleki yeterlik düzeyi; kişisel ve meslekî değerler- meslekî gelişim, öğrenme ve öğretme süreci, okul - aile ve toplum ilişkileri boyutlarında cinsiyet değişkenine göre farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Yaş düzeyi artıkça destek kültürü ve bürokratik kültür düzeyinin artış gösterdiği, mesleki yeterlik düzeyi; öğrenciyi tanıma ve okul - aile ve toplum ilişkileri boyutunda yaş değişkeninin belirleyici bir rol üstlendiği anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin mesleki tecrübeleri artıkça bürokratik kültür ve görev kültürü düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki yeterlik düzeyi; kişisel ve meslekî değerler-meslekî gelişim, öğrenme ve öğretme süreci, öğrenmeyi, gelişimi izleme ve değerlendirme ve okul- aile ve toplum ilişkileri ile mesleki tecrübe değişkeni arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Okul değişkenine göre bürokratik kültür, kişisel ve meslekî değerler- meslekî gelişim, program ve içerik bilgisi boyutlarında farklılık olduğu belirlenmiştir. Rekreasyon bölümünden mezun olan öğretmenlerinin destek kültürlerinin daha iyi olduğu, kişisel ve meslekî değerler- meslekî gelişim ve öğrenme ve öğretme süreci boyutlarında mezun olunan bölüm değişkenine göre farklılık olduğu belirlenmiştir.
Voleybol hakemlerinde karar verme becerisi ile bilişsel duygu düzenleme arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı profesyonel voleybol liglerinde voleybol hakemliği yapan hakemlerin karar verme becerileri ile bilişsel duygu düzenlemeleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye A klasman (N=50), AB klasman (N=20), ve B klasman (N=150), voleybol liglerinde görev yapan 51'i kadın, 148'i erkek olmak üzere toplam 199 katılımcı, örneklem grubunu oluşturmuştur. Elde edilen verilerin analizi IBM SPSS v22.0 programında yapılmıştır. Katılımcılara "Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II" ve "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda elde edilen verilerin analizinde, incelenen gruplar arasında bilişsel alt boyutları ve karar verme alt boyutları açısından anlamlı farklılık olup olmadığı parametrik test varayımları sağlandığından grup sayısı 2 iken Bağımsız Örneklem T Testi, grup sayısı 2'den fazla ise One Way ANOVA Testi ve karşılaştırma testlerinden Benferroni test kullanılmıştır. Ölçekler arasında ilişkinin değerlendirilmesinde Pearson korelasyon katsayısı ve önemlilik testi kullanılmıştır. Korelasyon katsayısı 0,39 ve altı zayıf ilişki ve 0,40-0,60 orta düzey ilişki olarak hesaplanmıştır. Analizlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmanın analizleri IBM SPSS v22 programı kullanılarak yapılmıştır. Korelasyon katsayısı 0,39 ve altı zayıf ilişki ve 0,40-0,60 orta düzey ilişki olarak hesaplanmıştır. Analizlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak; kişilerin karar verme yetileri arttıkça bilişsel duygu düzenleme seviyeleri azaldığı, kadın hakemlerin bilişsel duygu düzenlenme becerileri ölçeği kendi suçlama alt boyut puan ortalamalarının erkek hakemlere oranla daha yüksek olduğu, yaşın hakemlerin karar verme becerilerine herhangi bir etkisinin olmadığı, ancak 20-32 yaş grubu arasında yer alan hakemlerin bilişsel duygu düzenleme becerileri ölçeği kendini suçlama alt boyut puan ortalamalarının diğer yaş gruplarına oranla yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki görevlerine yönelik ders dışı zaman kullanımları ile zaman yönetimi becerilerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki görevlere yönelik ders dışı zaman kullanımı ile zaman yönetimi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Diğer bir amacı ise seçilmiş değişkenlerin; cinsiyet, yaş, kıdem, sınıf düzeyi ve öğrenci sayısı mesleki görevlere yönelik ders dışı zaman kullanımı ile zaman yönetimi arasındaki farklılıkların incelenmesidir. Araştırma; nicel araştırma modeline göre tasarlamış olup, mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul Anadolu yakasında görev yapan beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunda kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen, Ataşehir – Ümraniye ve Çekmeköy ilçe sınırları içerisinde görev yapan 260 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılara tanımlayıcı form, Mesleki Görevlere Yönelik Ders Dışı Zaman Kullanımı Ölçeği ve Zaman Yönetimi Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis analizi uygulanmıştır. İlişki düzeylerini belirlemek için Spearman Korelasyon Analizi, tercih edilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak mesleki görevlere yönelik ders dışı zaman kullanımı toplam skoru ile zaman yönetimi toplam skoru arasındaki ilişkinin yönü ve düzeyi incelendiğinde yüksek düzeyde, pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmaktadır. Bulgulara göre ders dışı zaman kullanımı arttıkça zaman yönetimi de bu paralellikte yükselmektedir.
Türkiye'de kadın futbol antrenörlerinin cam tavan sendromu algılarının cinsiyetçilik perspektifinde incelenmesi
Spor alanında kadınların varlığının arttığı günümüzde, erkeklerin hegemonya kurduğu branşlara kadınların erişimi hala sınırlıdır. Bu sınırlılık, sporculuktan yöneticiliğe kadar spor meslekleri içindeki neredeyse bütün iş kollarında kendini gösterirken futbol bu sınırlılığın görüldüğü branşlardan biridir. Futbol antrenörlüğü de bu bağlamdaki iş kollarından biridir. İş tanımı icabı, öğretme, yönlendirme, liderlik etme gibi fonksiyonları da içinde taşıyan antrenörlük, kendi içinde de farklı kademeleri bulunan bir yapı olması sebebiyle cam tavan oluşması için uygun bir ortama sahiptir. Bu ortamdaki kadın futbol antrenörlerinin deneyimlerine odaklanan bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'de kadın futbol antrenörlerinin cam tavan sendromuna dair bir inceleme sunmaktır. Bu doğrultuda, nitel araştırma desenleri ve görüşme tekniğinden oluşan araştırma tasarımı ile veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Görüşme yapılacaklar için amaçlı örnekleme yolu üzerinden 12 kadın futbol antrenörü ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, toplumsal yapı/toplumsal dayatma, futbol içi yaşanmışlıklar, eşitlik-adalet ikilemi ve istihdam olarak belirlen dört tema belirlenmiş ve bu dört temanın içeriğindeki alt kategoriler ile bir tartışma gerçekleştirilmiştir. Toplumsal yapı üzerinden gelen ataerkil dayatmalar nedeni ile kadın antrenörlerin cam tavan engellerine maruz kaldığı görülmüştür. Kadınların futbol bilgisine dair oluşan olumsuz bir algı üzerine temellendirilen futbol içi yaşanmışlıklar teması içinde, kadın futbol antrenörlerinin başarıları ile kendilerine yönelik algıların olumluya dönme eğilimi gösterdiği belirtilmiş olsa da özellikle baş antrenörlük noktasında cam tavan ile karşılaştıkları belirlenmiştir. İşe alım süreçleri, ücret, insan olma üzerine temellendirilmiş eşitlik ve başarı durumu olarak belirlenmiş dört kategoride eşitliğin mi adaletin mi ön plana koyulması gerektiğine dair bir tartışma yapılmış ve bu çerçevede kadın antrenörlerin cam tavan engelleri ile karşılaştığı görülmüştür. Son olarak istihdam teması altında kadın antrenörlerin sporculara 'ablalık, annelik' yapması üzerinden geliştirilen bir işe alım sürecinden geçtikleri, hiyerarşik anlamda olumlu ifadeler olsa da yine cam tavan izlerine rastlandığı görülmüştür. Yapılan önerilerin ortak noktası ise kadın futbolunun bütün unsurları ile gelişmesi sonucunda sorunların çözülebileceği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Kadın Antrenörler, Cam Tavan, Sosyoloji, İnsan Kaynakları.
Profesyonel liglerde oynayan elit basketbolcuların motivasyon düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, basketbolcuların kişisel bilgi formlarında belirtecekleri özelliklerini de dikkate alarak, elit düzeydeki basketbolcuların motivasyon düzeylerini belirlemektir. Yapılan bu araştırma Betimsel Tarama Modelinde nedensel karşılaştırma deseninde yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini 2022-2023 sezonunda aktif lisanslı basketbolcular oluştururken, örneklem grubunu yine aynı sezonda Türkiye Basketbol Ligleri'nde profesyonel düzeyde mücadele eden 372 basketbolcu meydana getirmiştir. Çalışmanın evren ve örnekleminde yer alan sporcular için; a) Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyet türlerine göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği'ne ilişkin cevaplarda anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Bununla birlikte yaş değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmanın bulgularına etki eden bir başka değişken ise sporcunun aktif basketbol oynama süresidir. Katılımcıların oynadıkları pozisyona göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında, Başarıya Yaklaşma Güdüsü ve Başarısızlıktan Kaçınma Güdüsü alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Güç Gösterme Güdüsü alt boyutunda ise anlamlı farklılık tespit edilememiştir (p>0,05). Buna göre, Başarıya Yaklaşma Güdüsü alt boyutunda Guard – Forvet, Guard – Pivot pozisyonu oynayan oyuncular arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Başarısızlıktan Kaçınma Güdüsü alt boyutunda ise Forvet – Pivot pozisyonu oynayanlar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır.
Spor işletmelerinde örgütsel destek algısı ile görev ve bağlamsal performans ilişkisi
Çalışmanın amacı çalışanların örgütsel destek algısı ile görev ve bağlamsal performans düzeyleri arasındaki ilişkinin yönü ve düzeyinin değerlendirilmesidir. Diğer bir amacı ise çalışanların cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi ve görev değişkenlerine göre örgütsel destek algısı ile görev ve bağlamsal performans düzeyleri arasındaki farklılığın incelenmesidir. Araştırma; nicel araştırma modeline göre tasarlamış olup, mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İlinde kar/fayda amaçlı spor faaliyet programı hazırlayıp sunan spor işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise (n=455) katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara tanımlayıcı form, Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği, Görev ve Bağlamsal Performans Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizi uygulanmıştır. Gruplararası farkın belirlenmesi LSD testinden yararlanılmıştır. İlişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi, tercih edilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, çalışanların örgütsel desteğe yönelik algısının yüksek düzeyde, görev ve bağlamsal performans düzeyinin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kadınların erkeklere nazara örgütsel desteği daha iyi algıladıkları, görev ve bağlamsal performanslarının ise kadın ve erkeklerde benzer düzeyde olduğu saptanmıştır. 22-26 yaş aralığında yer alan spor işletmesi çalışanlarının örgütsel destek algısının daha iyi olduğu ancak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Yaşın görev ve bağlamsal performansta önemli bir değişken olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların eğitim seviyelerinin algılanan örgütsel destek, görev ve bağlamsal performansta belirleyici bir bağımsız değişken olmadığı görülmektedir. Yönetici konumunda görev yapan çalışanların örgütsel desteği diğer çalışanlara göre daha iyi algıladığı ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Çalışanların görevlerinin görev ve bağlamsal performansı etkilemediği görülmektedir. Mesleki tecrübe arttıkça veya azaldıkça örgütsel destek algısı, görev ve bağlamsal performansın bundan etkilenmediği tespit edilmiştir. Spor işletmesi çalışanlarının algıladıkları örgütsel destek düzeyi arttıkça görev ve bağlamsal performansında arttığı belirlenmiştir.
Basketbol hakemlerinin bilişsel duygu düzenleme düzeyleri ile karar verme becerilerinin incelenmesi
Çalışmanın temel amacı basketbol hakemlerinin bilişsel duygu düzenlemeleri ile karar verme becerileri düzeylerinin incelenmesidir. Diğer bir amacı ise hakemlerin kişisel özelliklerine göre karar verme becerileri ile bilişsel duygu düzenleme durumlarının değerlendirilmesidir. Araştırma; nicel araştırma modeli esas alınarak hazırlanmıştır. Araştırmada mevcutta olan bir durumun ortaya çıkmasına yönelik bir amaçla betimsel ve ilişkisel taramaya yönelik bir yöntem tercih edilip uygulanmıştır. Gerçekleştirilen araştırmanın evrenini, Türkiye Basketbol Liglerinde aktif olarak hakemlik yapan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu ise (n= 170) katılımcıdan müteşekkildir. Araştırmada yer alan katılımcılara kişisel bilgi formu, bilişsel duygu düzenleme ve karar verme stilleri ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBMM SPSS 25 paket programına aktarılmış olup, Bağımsız örneklem T testi ve Oneway ANOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel olarak p<0,05 istatistiksel olarak anlamlılık kabul edilen değer olarak kabul görmüştür. Sonuç olarak, kabul etme ve pozitif gözden geçirme alt boyutlarında erkekler yönünde diğerlerini suçlamak boyutunda ise kadınlar yönünde anlamlı olduğu belirlenmiştir. Kadın basketbol hakemlerinin daha fazla erteleyici karar verme stili eğilimi gösterdikleri, erteleyici karar verme stilinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Yaş arttıkça kendini suçlama düzeyinin azaldığı, başka bir ifadeyle, yaş arttıkça yaşanan olumsuzlukların daha az üzerinde durulduğu belirlenmiştir. Basketbol hakemlerinin yaşlarının karar verme stilleri üzerinde etkili olmadığı, benzerlik gösterdiği saptanmıştır. B klasman basketbol hakemlerinin yaşanan olaylarda kendini daha fazla suçladığı A klasman hakemlerin ise yaşan olumsuzluklarda daha iyimser bir tutum sergiledikleri anlaşılmaktadır. C klasman hakemlerin ise bakış açısına yerleştirme boyutunda yaşanılan olayın diğer olaylarla kıyaslanarak öneminin azaltıldığı görülmektedir. Katılımcıların klasmanlarına göre karar verme stilleri dikkatli karar verme ve panik karar verme alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Basketbol hakemlerinin sahip olduğu eğitim düzeyinin bilişsel duygu düzenleme; bakış açısına yerleştirmek ve yıkım alt boyutunda belirleyici bir değişken olduğu saptanmıştır. Eğitim değişkenine göre karar verme stilleri, karar vermede öz saygı alt boyutunda istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Tecrübe arttıkça basketbol hakemlerinin yaşanan olumsuzluklara rağmen olumlu yönlere odaklanmayı daha iyi yaptıkları anlaşılmaktadır. Diğer alt boyutlarında ise anlamlı bir farklılığın açığa çıkmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların tecrübelerine göre karar verme stillerinde tüm alt boyutlarda anlamlı farklılığın açığa çıkmadığı, benzer özellik gösterdikleri sonucuna erişilmiştir.
Çalışanların kişilik özellikleri ile örgüt içi iletişim düzeylerinin değerlendirilmesi (Spor işletmesi örneği)
Çalışmanın amacı spor işletmelerinde çalışan bireylerin kişilik özellikleri ile örgüt içi iletişim düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın bir başka amacını ise çalışanların cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi ve görev değişkenlerine göre kişilik özellikleri ve örgüt içi iletişim düzeylerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ve nedensel karşılaştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Marmara Bölgesinde kar/fayda amacıyla spor hizmet programları hazırlayıp sunmakta olan spor işletmelerinde çalışan kişiler oluşturmuştur. Gerçekleştirilen çalışmanın örneklemi ise (n=496) katılımcıdan müteşekkildir. Örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Katılımcılara cinsiyet, yaş, mesleki tecrübe, eğitim düzeyi ve görev değişkenleri içeren 5 sosyo demografik soru, Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği ve Örgüt İçi İletişim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBMM SPSS24 programına aktarılarak, Mann Whitney U, Kruskal Walls H ve ilişki düzeylerini belirlemek için Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak cinsiyet ve yaşın kişilik özelliklerinde belirleyici bir değişken olmadığı belirlenmiştir. Lisansüstü mezunu olan çalışanların açık kişilik özelliklerinin daha iyi olduğu belirlenmiştir. 3-5 yıl aralığında mesleki tecrübeye sahip çalışanların duygusal dengesizlik yaşadıkları belirlenmiştir. Kadın ve erkeklerin örgüt içi iletişim düzeylerinin benzer özellikler gösterdiği belirlenmiştir. Yaş değişkeninin Açık İletişim ve İş Güvenliği düzeyinde belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Lise mezunu çalışanların İletişimin Gelişme Fırsatlarına Katkısı boyutunda farklılık olduğu tespit edilmiştir. Örgüt içi iletişim İşyeri İlişkilerindeki Belirsizlik boyutunda mesleki tecrübeye göre farklılık olduğu, mesleki tecrübe arttıkça işyeri ilişkilerindeki belirsizlik düzeyinde artış meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kişilik özellikleri ile örgüt içi iletişim düzeyinde zayıf ve orta düzeyde pozitif yönde ilişkiler olduğu belirlenmiştir.