Prof. Dr. Funda Toprak danışmanlığındaki tezler

32 tez · Ankara Yıldırım Beyazıt University

DoktoraAçık ErişimTR

Çağatay Türkçesinde anlam ve fonksiyon açısından fiilde çatı

Tez konusu, Çağatay Türkçesi eserlerinin dil malzemesini oluşturan fiillerin anlam ve fonksiyon bakımından değerlendirilmesidir. Bu tezde Ali Şîr Nevâyî'nin manzum eserleri ile Hüseyin Baykara'nın Divân'ı taranarak çatı eki almış fiiller tespit edilmiştir. Fiiller çatı bakımından oldurgan çatı, ettirgen çatı, edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Her bir çatı kendi içinde yapı ve anlam olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde XVI. yüzyılda Orta Asya'da siyasi durum, Çağatay Türkçesinin oluşumu, Klasik Dönem Çağatay Türkçesinin iki önemli temsilcisi Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara ve eserleri, Ali Şîr Nevâyî'nin etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde çatı kavramı ve çatı sınıflandırılması konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümde çatı, yapı ve anlam bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde, fiiller, yapı ve anlam bakımından grafikler üzerinde sayısal verilerle gösterilmeye çalışılmıştır. Fiillerin etimolojik incelemesi, yapı bölümünde parantez içerisinde gösterilmiştir., Çatıda anlam bölümünde fiillerin anlamları ve anlam farklılıkları eserden alınan beyit örnekleriyle belirtilmeye çalışılmıştır. Fiillerin kendilerinden önceki kelimelerle oluşturduğu mecaz anlam dikkate alınmamıştır. Ayrıca birleşik fiillere ve deyimlere de yer verilmemiştir. Fiiller, alfabetik olarak sıralanmıştır. Eserlerde tespit edilen fiillerin gazel ve beyit numaraları parantez içinde beytin hemen yanında gösterilmiştir. Fiillere anlam verilirken öncelikle dönemin Çağatay sözlükleri dikkate alınmıştır, eğer fiil, sözlüklerde bulunmuyorsa veya fiilin yüklendiği anlam sözlüklerdeki anlamlarla uyuşmuyorsa, fiilin cümledeki anlamına göre -bağlama göre- değerlendirilmeye çalışılmıştır. Fiillerin yazılışında metindeki yazılışlara sadık kalınmış, fiillerin ünlülerinde veya yazılışlarında farklılıklar varsa bunların değişik kullanımları bir arada verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara, yapı, anlam, fiil, çatı.

Ali Şir NevaiAnlamDil bilgisi-eylem+4
Serpil Soydan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Anadolu Türkçesi Kur'an tercümelerinde inançla ilgili söz varlığı incelemesi

Bu çalışmada Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış satır altı Kur'an tercümelerinde inançla ilgili söz varlığı incelemesi yapılmıştır. Söz varlığının tespiti için veri kaynağı olarak iki ayrı satır altı Kur'an tercümesi kullanılmıştır. Elde edilen söz varlığı yapı ve konu bakımından sınıflandırılarak tercümelerin yazıldıkları döneme ait inançla ilgili ifade tarzı ortaya konmaya çalışılmıştır. Söz varlığının yapısal sınıflandırmasında tek sözcükten oluşan söz varlığı basit ve türemiş kelimeler açısından değerlendirilmiştir. Kelime grubu şeklindeki söz varlığı ise oluşum şekilleri üzerinden alt başlıklar halinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümü tek sözcük ve kelime grubu şeklindeki söz varlığının yapısal incelemesi üzerine oluşturulmuştur. Basit ve türemiş sözcükler ile her bir kelime grubu-nun sonunda değerlendirmeler yapılmış, elde edilen veriler tablolar ve grafiklerlerle açık-lanmıştır. İncelenen söz varlığı kullanım sıklığı açısından da değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, tespit edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Son bölümde ise tespit edilen söz varlığının alfabetik dizini yapılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi, Oğuz Türkçesinin yazı dilini temsil etmektedir. Bu dönemde ortaya konulan satır altı Kur'an tercümeleri Arapça bilmeyen geniş bir kitleyi hedeflediğinden dönemin dilini temsil etmesi bakımından zengin veri kaynaklarıdır. Satır altı Kur'an ter-cümelerinde, Arapça kelimeleri karşılama bakımından Türkçenin ifade gücü görülebilmek-tedir. Kur'an'ın Türkçeye çevirisinde, dilde var olan kelime ihtiyacına Türkçe kelimelerle bu dönemde ne şekilde cevap verildiği ve Türk dilinin kelime türetmede ve söz diziminde nasıl hareket ettiği açıkça görülebilmektedir. Bu türdeki eserler üzerine yapılan dil çalışmaları, Türkçenin Anadolu sahasındaki gelişim seyrinin takibi ve söz varlığının tespiti için önem arz eden çalışmalardır. Elde edilen söz varlığı, Türkçenin unutulmuş veya kullanımı daralmış kelimelerinin tekrar canlandırılması ve sözlük çalışmalarına sağlayacağı katkı açısından da ayrıca bir önem taşımaktadır. Elde edilen söz varlığı, dinî terimler açısından değerlendirildiğinde Türkiye Türkçesinin kelime haznesine yeni kelimeler kazandıracaktır.

DilbilgisiDilbilimEski Anadolu Türkçesi+5
Erol Kuyma
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde meslek adları

Osmanlı Türkçesi devresi, Türk dili ile ilgili önemli eserlerin verildiği bir dönemdir. Evliya Çelebi tarafından XVII. yüzyılda kaleme alınan Seyahatname; Osmanlı Türkçesi ve sade nesir üslubu ile yazılan önemli bir eserdir. Bu çalışmada Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde yer alan meslek adları ayrıntılı olarak incelenerek hem Türk dilinin sözvarlığı zenginliklerini hem de Türk kültürüne ait unsurları ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma, daha önce yapılan araştırmaların üzerine yeni bulgular koymak adına yapılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi taranarak sözü edilen eserde 1436 meslek adı tespit edilmiştir. Meslek adlarının anlamları ve ilişkili olduğu alanlar dikkate alınarak meslek adları on beş kavram alanı olarak tasnif edilmiştir. İncelenen eserde meslek adları ile ilgili tespit edilen kavram alanları; kamu işleri, ticaret işleri, av ve avcı işleri, eğitim-öğretim işleri, din işleri, zanaatkâr ve sanatkâr işleri, tarım ve hayvan işleri, yiyecek ve içecek işleri, maden işleri, sağlık işleri, hizmet sektörü işleri, kültür işleri ve gayriahlaki işlerdir. Bütüncül bir bakış açısı kazandırmak adına meslek adları tablosu oluşturulmuştur. Meslek adı bağlamında Türk dili ve kültürünün zenginliğini ortaya koymak için meslekler ve kavramlar sözlüğü hazırlanmıştır. Meslek adları ile ilgili olarak belirlenen her bir kavram alanının tarihçesi, Asya Hunlarından başlanarak XVII. yüzyıla kadar ele alınmıştır. Anlamı bilinmeyen meslek adlarının anlamları tarih sözlükleri taranarak verilmiştir. Kavram alanlarına ait alt başlıklarda yer alan meslek adları, Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiler doğrultusunda ele alınarak özetlenmiştir. Her kavram alanının sonunda değerlendirmeler yapılmış ve meslek adlarına ait söz varlığı ve meslek adlarının oluşturulma biçimleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada meslek adlarının kavram alanlarına oranı ve zengin söz varlığı, meslek adları tablosu, meslek adlarının yapısı, meslekler icra edilirken kullanılan kalıp sözler, mesleklerin ilk icra eden kişiler olan meslek pirleri ve meslek pirlerinin uyguladığı halk hekimliği önemli bulgulardır. Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiler doğrultusunda Seyahatname'de yer alan meslek adları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türk dilinin ve Türk kültürünün meslek adları bağlamında oldukça zengin bir söz varlığına sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Evliya Çelebi, Söz Varlığı, Meslek Adları, Seyahatname

Dursun Kırmıt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fevāyîdü'l Kiber'de gök cisimleri, gezegenler ve burçlar

Binlerce yıl boyunca insanlık, gökyüzüne doğru merakla bakmış ve onu anlamaya çalışarak, ulaşılmaz olan gökyüzü hakkında bilgilenmek istemiştir. Uygarlıkların gök cisimlerine olan ilgisi, sadece bilimsel keşiflerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda dinî, mitolojik ve kültürel inançların bir parçası olmuş. Antik uygarlıklar, gök cisimlerini tanrıların hareketlerine, geleceği öngörmeye veya tarım faaliyetlerini takip etmeye yardımcı olabilecek araçlar olarak düşünürler. Mezopotamya'da insanlar, gökyüzünü tanrıların ikametgahı olarak kabul etmiş, bunun bir sonucu olarak gök olaylarına dair kayıtlar geliştirmişlerdir. Mısır piramitleri, yıldızların hareketlerini izlemek ve kralların ölümünden sonraki ruhlarının gökyüzüne yükselişini temsil etmek için yapılmıştır. Yunan ve Roma mitolojilerinde de gök cisimleri, tanrılar ve kahramanlar hikayelerin merkezinde yer alırken, İslamiyet'ten önce Gök Tanrı inancına sahip olan Türkler için de gökyüzü daima kutsal sayılan bir yer kabul edilir. Uygarlıklar gökyüzüne hem kutsallık atfetmişler hem de sanatta ve edebiyatta gökyüzüne ait konuları işlemiştir. Türklerin ilk yazılı metinlerinden itibaren gezegenler ve gök cisimleri edebî eserlerde metafor, teşbih, telmih gibi sanatlarla ifade edilmiştir. Ali Şir Nevāyî XV. yüzyılda yaşamış devrinin önemli alimlerindendir. Çağatay Türkçesinin öncüsü konumundadır. Hatta Çağatay Türkçesi Nevāyî dili olarak da anılır, onun birçok konuda yazdığı otuza yakın eseri bulunur. Fevāyîdü'l Kiber Nevāyî'nin olgunluk çağı şiirlerini topladığı son divanıdır. Onun sanatının en yetkin mısralarını bu divanda bulmak mümkündür. Bu çalışmada Nevāyî'nin Fevāyîdü'l Kiber adlı divanında gök cisimleri, gezegenler ve burçlar incelenmiştir. Tespit edilen söz varlığı ile hem şairin kozmoloji hakkında bilgisi hem de dönemin gök cisimleri hakkındaki kültürel bakış açısı ortaya konulmuştur. Şair gök cisimlerine bazen kalıplaşmış mazmun olarak kullanırken bazen de özgün hayal dünyasının sanatında ortaya çıkış biçimini okuyucusuna sunmuştur. Çalışmada Önal Kaya tarafından hazırlanan Fevāyîdü'l Kiber'in Türk Dil Kurumu Yayını kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ali Şir Nevāyî, Burçlar Çağatay Türkçesi, Fevāyîdü'l Kiber, Gezegenler, Gök Cisimleri

Ali Şir NevaiFevayidü'l-Kiber
Elif Dilara Çayır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ali Şîr Nevâyî'nin Nevâdirü'ş-Şebâb adlı divanında deyimler

Deyim, toplumların kültürünü, inancını, hayata bakışını yansıtan en küçük birimlerdir. Dilin işleyişi içerisinde deyim gibi anlatımı özlü ve etkili bir şekilde verecek yapılara ihtiyaç duyulur. Birçok dilde olduğu gibi Türkçede de oldukça fazla deyim bulunmaktadır. Deyimler bir milletin tarihiyle ilgili ipuçları da verebilir. Örneğin, Bugün Mahmud olmadan yarın Ayaz olmayı iste- deyimine bakıldığında söz konusu olan Mahmud ve Ayaz, Gazne devletinin hükümdarı Gazneli Mahmud ve onun sadık hizmetkârı Ayaz'dır. Bu tarihi şahsiyetler üzerinden tasavvufî olarak saf ve karşılıksız bağlılık ve kulluk ile ilgili düşünce işaret edilir. Bir deyimle beraber hem tarihi şahsiyetleri hem o toplumun inancıyla ilgili küçük de olsa bilgi sahibi olmak oldukça kıymetlidir. Bu çalışmada, Çağatay yazı dilinin gelişiminde büyük katkıları olan Ali Şîr Nevâyî'nin gençlik yıllarında kaleme aldığı Nevâdirü'ş-Şebâb adlı divanında geçen deyimler kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Metin Karaörs tarafından doktora tezi olarak hazırlanan ve basımı yapılan Nevâdirü'ş-Şebâb, Nevâyî'nin ikinci divanıdır. Şairin bu ikinci divanı, yirmi ile otuz beş yaşlarındaki gençlik çağına ait duygu ve düşünceleriyle, bu devirdeki ova ve bozkırlarda yaşadığı olaylardan hareketle, at sevgisi, çevgan ve cirit oyunu gibi Türklerin millî örf ve âdetleriyle, yiğitlerle karşılıklı konuşmalarıyla, sadece gençlik döneminde sahip olduğu değerlerle, gençlik çağının gariplikleriyle yazılmış şiirlerden meydana gelmiştir. 551 gazel ve ek olarak çeşitli şiirlerle birlikte 5417 beyitten oluşan bu hacimli eser, deyim varlığı açısından da önemli veriler sunar. Şimdiye kadar Nevâdirü'ş-Şebâb'ın tamamını içeren bir çevirisi yapılmamıştır. Nevâyî gibi dili anlam yönünden katmanlı, şiirleri mecazla süslü olan bir şairin, yazmış olduğu bu eserde deyimlerin geçtiği beyitler en az anlam kaybıyla Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Üzerinde inceleme yapılan eserin ilk bölümünde 1000' dan fazla deyim tespit edilmiş, Türkiye Türkçesine aktarılarak alfabetik olarak sıralanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise bu deyimlerle ilgili üç farklı dizin yapılmıştır. Deyimlerin çağrıştırdığı kavram alanlarına göre hazırlanan ilk dizin 64 başlıktan meydana gelir. İkinci dizin, "kurucu adlar", üçüncü dizin ise "kurucu eylemler" dizini olarak verilmiştir. Son olarak inceleme bölümünde elde edilen veriler tezin sonuç kısmında çeşitli tablolar aracılığıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ali Şîr Nevâyî, Nevādirü'ş-Şebāb, Deyimler, Aktarma.

Fatma Kılıç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde analitik fiil yapıları

Analitik fiil yapıları, ana fiile fiilimsi ekleriyle bağlanan bir yardımcı fiilden oluşan, morfo-sentaktik gramer unsurlarıdır. Türkçe yapısal olarak eklemeli diller sınıfına girse de çekimde bağımsız sözlüksel birimler kullanma konusunda oldukça zengin bir kaynak sunar. Çalışmanın çıkış noktasını, cümle kuruluşunda tek bir birimmiş gibi hareket eden ve cümlede çeşitli kılınış, zaman, görünüş ve kiplik işlevlere sahip olan analitik fiil yapıları oluşturmaktadır. Analitik fiil teriminin alan yazındaki diğer kavram ve terimlerden (birleşik fiil, perifrastik yapılar, tasvirî fiiller vb.) bağımsız olarak seçilmesi, bu terimin yalnızca özel bir fiilimsi türüyle kurulan şekilleri değil, genel anlamıyla fiilimsi + yardımcı fiil şeklinde kurulan birliktelikleri kapsayıcı bir anlama sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Analitik fiil terimi, fiil birleşmeleri hakkında özel veya örtük bir önermede bulunmaz. Analitik fiil yapılarının esas unsurunu oluşturan yardımcı fiiller, belirli anlam alanlarından seçilerek çeşitli fonetik, semantik, söz dizimsel kayıpların ardından fiil çekim ve türetim morfolojisinin bir parçası hâline gelirler. Çalışmada yardımcı fiillere daha geniş kullanım imkânı sağlayan bu hadise, gramatikalleşme teorisi çerçevesinde sunulacaktır. Analitik fiil yapılarının semantik değerlerini ortaya koyarken kılınış ve görünüş-zamanlı kategoriler için Johanson'un (2000, 2016) yapmış olduğu sınıflamalar esas alınacaktır. Johanson'un tasniflerine ek olarak fiil birleşmelerinin işlevsel içeriklerine uygun kılınış ve görünüş-zamanlı değerleri, başka yaklaşım ve görüşlerden [yaklaşma kılınışı için Kuteva'nın (2001), deneme kılınışı için Viberg'in (1984) kuramsal yaklaşımları vb.] faydalanılarak aktarılacaktır. Kiplik kategorisi için Palmer'ın (2001) sınıflaması esas alınacak, analitik fiil yapılarının işlevleri üzerine yoğunlaşılacaktır. Çalışmada, Türkiye Türkçesinin tarihȋ seyrini takip etmek açısından önemli bir dönem olan Osmanlı Türkçesi Dönemi'nde yazılmış, 17. yüzyıla ait bir eserden, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nden faydalanılacaktır. Eserde geçen analitik fiil yapılarının sahip olduğu gramatikal işlevlere değinilecek ve bu yapıların tasnifinde kullanılacak ölçütler araştırılacaktır. Türkçenin analitik fiil yapıları açısından art zamanlı gelişimini ortaya koymak, tarihȋ metinlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Analitik fiil yapıları, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, kılınış, görünüş, kiplik

Analitik fiil yapılarıDil bilgisi-eylemEvliya Çelebi+1
Gülşah Kadem
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anlambilimi açısından Kitabu Gülistan bi't-Türki

Bu tez, 1391 tarihinde Memlük Kıpçak Türkçesiyle kaleme alınan Kitâbu Gülistân bi't-Türkî adlı eser üzerine yapılan bir Anlambilimi çalışması olarak oluşturulmuştur. Anlambilimi konuları Tümce Anlambilimi ve Sözcük Anlambilimi olmak üzere temelde iki ana bölümden meydana gelmiştir. Eserin hem Tümce Anlambilimi hem de Sözcük Anlambilimi konuları açısından çok zengin bir kaynak olduğu sonucuna varılmış ve çalışmada kullanılan yöntemlerin daha sonra yapılacak tezler için örnek teşkil edebileceği öngörülmüştür. Kitābu Gülistān bi't-Türkî'de ele alınan tümce anlambilimi unsurları, XIV. asır Kıpçak Türkçesinin tümce dizilişi ve yapısı ile tümcelerin anlamsal boyutlarının bir hayli geliştiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. VI. asırdan bu yana yazılı metinler vasıtasıyla gelişimini takip edebildiğimiz Türk dili, bu dönemde de kendine has özellikler göstererek hem tümce hem de sözcük boyutunda anlamsal işlevlerini geniş ölçüde geliştirmiştir. Kitābu Gülistān bi't-Türkî, Anlambilim açısından birçok yönden incelenmiş ve başlıklar halinde düzenlenmiştir. Eseri, hem Tümce Anlambilimi hem de Sözcük Anlambilimi konuları ile ele aldığımız çalışmamızda ulaştığımız temel sonuç, Türk dili tarihinde yazınsal metin olarak karşımıza çıkan tüm yapıtların kendi bağlamlarında ayrıntısıyla ele alınma ihtiyacının olduğudur.

Alkollü içkilerAnlam bilimCümle+5
Yaşar Tokay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulak dergisindeki Çağatayca metinler

Çalışmada Uygur Türkleri, Uygur Türklerinin tarihteki ve günümüzdeki durumu, dili, Doğu Türkistan'daki misyonerlik faliyetler, Çağatay Türkçesi ve Doğu Türkistan'da yayınlanmış Bulak Dergisi, derginin 2017 yılındaki sayısında yayınlanmış Çağatayca metinler çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Uygur Türkleri tarihi ve Uygurca, Uygurların Kullandığı alfabeler, Yeni Uygurcanın ağızları, Doğu Türkistandaki misyonerlik faaliyetler, Çağatay Türkçesi, Bulak dergisi ve Bulak dergisinde yayınlanmış Çağatayca metinler içerik ve konu açısından değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde Bulak dergisi hakkında ve Bulak dergisinde yayınlanmış eserlerin konusu üzerinden bilgi verilmiştir. Bulak dergisi yayına başladığından beri dergide yer almış Çağatayca metinler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın 2. bölümünde imla, ses bilgisi, şekil bilgisi özellikleri başlıklarıyla eserin dili incelenmiştir. Metinde tespit edilen örneklerle Doğu Türkistan'da kullanılmış Çağatay Türkçesinin son dönemine ait bir gramer oluşturulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölüm, Metin kısmında metin transkripsiyonu yapılması gerekli görülen yerlerde dipnotla açıklama yoluna başvurulmuştur. Dörtüncü bölüm, dizin kısmında metin gramatikal açıklamalı bir dizini oluşturulmuştur. Bu bölümde sözcüklerin metindeki anlamları esas alınmış, birleşik fiiller ve kalıp ifadelerde anlamlarına göre incelenerek madde başı olarak verilmiştir.

Nıjıatı Maımaıtı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkçeye ve Kazakçaya aktarılan iki Divân-ı Hikmet eserinin karşılaştırmalı incelemesi

Divân-ı Hikmet'in Türkçe ve Kazakçaya aktarılan iki eserin karşılaştırmalı olarak incelendiği bu çalışmada, kaynak metin baz alınarak iki metinde ortaya çıkan değişmelerin biçim ve anlam bakımından tespit edilmesi amaçlanmıştır. Aktarılan metin karşılaştırmasının yanı sıra Türkiye ve Kazakistan'da Hoca Ahmed Yesevî ve Divân-ı Hikmet üzerine yapılan temel eserler muhteva ve alan açısından incelenmeye çalışılmıştır. Karşılaştırmalı inceleme yönteminin kullanıldığı çalışmada, birincil kaynak olan Divân-ı Hikmet nüshalarının yanı sıra literatür taraması ile gerek açık kaynaklar üzerinden gerekse arşiv ve kütüphaneler üzerinden Türkiye ve Kazakistan'daki Divân-ı Hikmet ve Ahmed Yesevî hakkında yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bunun yanında gerek Türkiye'de gerekse Kazakistan'da alanında uzman araştırmacılarla görüşmeler de gerçekleştirilmiştir. Hikmetlerin Türkçeye ve Kazakçaya aktarıldığı iki metnin karşılaştırılmasında, biçim ve anlam açısından ortaya çıkan değişmeler ve farklılıklar tespit edilmiştir.

Ahmed YeseviDivan-ı HikmetHikmet+3
Şahida Beylur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İran Türk ağızlarında karşılaştırmalı söz varlığı (Azerbaycan Türkçesi, Kaşkay Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Halaç Türkçesi)

Türk tarihinde önemli bir yer kapsayan İran, günümüzde birçok Türk kavminin yurdu konumundadır. İran'da yaşayan Türk halkı bu dilin farklı lehçelerini konuşmaktadırlar. Ne yazık ki bütün bu Türk dilleri yazı diline sahip olmayıp Farsçanın egemenliği altında kalmışlar. Bu anlamda yazı diline sahip olmayan dillerinin söz varlığının kayda geçirilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada günümüz İran'da konuşulan Oğuz grubunun alt sınıfında yer alan Azerbaycan Türkçesi, Kaşkay Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Türk dili sınıflandırmalarında bağımsız bir kola yerleştirilen Halaç Türkçesinin söz varlığı karşılaştırılmıştır. Adı geçen lehçelerin birbirinden ne kadar uzaklaştığı veya İran'da konuşulan başka dillerden ne kadar etkilendiklerini tespit etmek amacıyla, bu dilleri konuşulmakta olan farklı illerde saha çalışması yapılmıştır. Derlenen malzemelerin incelenmesiyle bu lehçelerin söz varlığındaki isimler tematik olarak ortaya konulmuştur. Ayrıca, Kaşkay Türkçesi, İran Azerbaycan Türkçesi ve İran Türkmen Türkçesi sözlüklerinin taranmasıyla tezin kaynağını oluşturan isimler de tespit edilmiştir. Böylece, elde edilen malzemeler ve sözlüklerden derlenen isimler, karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

AzericeAğızlarHalaçça+7
Mına Dolatı Darabadı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ali Şir Nevâyî'nin eserlerinde kültürel söz varlığı

Bir toplumun inancını, hayat tarzını, bakış açısını, yaratıcılığını, dünya görüşünü vs. yansıtan dil, kültürü anlamanın sembolik bir kılavuzu olduğu için son zamanlarda kültür çalışmalarında yol gösterici bir ilke olarak önem kazanmaya başlamıştır. Bir ulusun dilini sadece dilbilim yöntemleriyle değil o toplumun tarihi, kültürü, sosyal hayatı, dünya görüşü ve mantalitesi ile birlikte incelemek gereksinimi doğmuştur. Belirli bir bölgeyi veya çağı simgeleyen kültürel unsurlar sadece o kültür içinde ifade bulur. Ancak unsurlarla ilgili bilgi aktarımında kaynak olarak o dile ait metinlerin birincil derece önemde kullanılması gerekir. Bu bakımdan Ali Şir Nevâyî'nin eserleri, döneminin sosyal, kültürel ve ekonomik yönünü, kadim tarihini, kısacası Türk kültürünün köklü geçmişini yansıtmaktadır. Yaşam tecrübelerini, içinde bulunduğu tarihi dönemi ve yetiştiği kültürü yapıtlarına sanatsal bir biçimde işleyen Nevâyî'nin eserleri, döneminin Türk tarihi, kültürü, sanatı ve sosyal hayatını günümüze yansıtan bir ayna, çağına tanıklık eden bir belgedir. Bu aynadan o döneme ait sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı, söz varlığı aracılığıyla ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ali Şir NevaiDil-kültürKültür+2
Lira Mayrambek Kızı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarihi Kıpçak Türkçesinde tasarlama kiplerinin işlevleri

Dilin çok yönlü bir olgu olması, onun sahip olduğu anlam üretme kabiliyetinin de çok yönlü olarak incelenmesini gerektirmiştir. Çeşitli etkenlerle sürekli bir değişme ve gelişme niteliği taşıyan anlamın biçim düzeyine indirgenemeyeceği düşüncesi çağdaş dilbilim yaklaşımlarının dile işlevsel (pragmatics) açıdan yaklaşmasını sağlamış, bu durum da dil araştırmalarına yeni bir soluk getirmiştir. İnsan bildirişiminde anlam oluşumunu etkileyen dil içi ve dil dışı pek çok unsur vardır. Bu nedenle anlamı yalnızca dil bilgisel birimlerle değerlendirip yorumlamak yeterli değildir. Dilin anlam üretme sürecinde işe koştuğu dil bilgisel yapıların sınırlı ancak ifade alanının sınırsız olması, biçimbirimlerin çok işlevli olarak kullanımını gerektirmiştir. Kip işaretleyicileri de asli görevleri ile bir-likte başka işlevler yüklenen yapısal birimlerdendir. Türkçede işlev özellikleri nedeniyle bildirme ve tasarlama olarak iki grupta ele alınan kip kavramı, anlamın biçimle işaretlendiği bir olgudur. Bildirme kipleri, eylemde zaman anlamı içeren biçimbirimlere sahipken tasarlama kipleri emir, şart, istek ve gereklilik anlam alanlarını işaretler. Kiplerin işaretledikleri anlam alanları kiplik olarak adlandırılır ve kiplik; kipi de içine alan geniş bir kavram alanını temsil eder. Kip ve kipliğin iç içe geçmiş bu özelliğinden ve biçimbirimlerin çok işlevli kullanımından dolayı tasarlama kipi işaretleyicileri asli işlevleri olan istek, şart, gereklilik, emir kiplik alanlarını işaretlemek dışında başka kiplik alanları da işaretleyebilmektedir. Bu tez araştırmasında Tarihî Kıpçak Türkçesi metinlerinde tasarlama kiplerinin kiplik işlevleri incelenmiştir. Kiplik işlevlerin tespiti yapılırken metinlerde emir, şart, gereklilik kipi morfemlerinin içinde bulunduğu sözcelerin bağlamı esas alınmıştır. Çünkü her anlamsal birim, dahil olduğu bağlam içerisinde değer kazanır. İnsanların ruh durumlarının sayısınca kiplik alanın bulunduğu düşünülürse Tarihî Kıpçak Türkçesinde, incelenen eserlerde saptanan kiplik alanlardan çok daha fazlası mevcuttur. İncelenecek her yeni eser kiplik alan sayısını arttıracaktır.

Dil bilgisiDil bilimKipler+2
Emine Güler
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Türkçesi döneminde yazılmış sözlüklerde kadına ait söz varlığı

Bu çalışma Osmalı İmparatorluğu döneminde kadın için kullanılan adlandırmalar, kadınlara ait giysi, eşya ve süs adları gibi kadına ait unsurların sözlüklerdeki biçimini ortaya koymak buradan yola çıkarak kadınların toplumdaki konumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada söz konusu dönemde kaleme alınan Kamus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntehabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlükleri taranmış elde edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın girişinde söz varlığının kuramsal çerçevesi çizilmiş, söz varlığı ve sözlük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminin incelenen sözlükleri tanıtılmıştır. Birinci bölümde Türk tarihinde kadının sosyal hayattaki yeri ve durumunu İslamiyet öncesi Türk destanlarından, Dede korkut hikâyelerinden, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden yola çıkarak Kadının toplum içindeki vasıfları siyasi ve eğitim hayatındaki durumu hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Türkçenin tarihi dönemlerindeki eserler taranmış kadınla ilgili kullanılan genel söz varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Buradan yola çıkarak teze kaynaklık eden Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılmış Kamus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntehabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlüklerinde kadınla ilgili söz varlığı konu başlıklarına göre tasnif edilmiştir. Bu bölümde ayrıca her konu başlığına göre elde edilen veriler tablolarla gösterilmiş, söz varlığının incelenen dört sözlükteki durumları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ile sözlüklerin bir konu üzerinde ortaklık ve farklılıkları da ortaya konulmuştur. Konu başlıkları tespit edilirken kadın üzerine yapılmış çalışmalar incelenmiş, bu çalışmaya uygun başlıklar oluşturulmuştur. Başlıklar oluşturulurken kadınla ilgili olumlu ya da olumsuz adlandırmalar, akrabalık adları, kadın sosyal statüsüne göre verilen unvanlar, giysi ve süs eşyaları, kadınla ilgili hastalık, gebelik ve organ adlandırmaları, kadın meslekleri gibi oldukça geniş tutulan bir sınıflandırma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuç kısmında taranan sözlüklerde tespit edilen kadınla ilgili söz varlığı genel bir değerlendirmeyle verilmiştir. Sözlüklerin birbirleriyle kadın söz varlığı bağlamında benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Çalışmanın Türk kültüründe kadına verilen değeri, kadının toplumdaki değerini ortaya koyabileceği ve başka çalışmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir.

KadınlarKamus-ı OsmaniKamus-ı Türki+5
Kübra Çolak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anlambilim açısından eski Uygurca şiirler

Bu çalışmada Eski Uygur Türkçesi Döneminin edebi mahsullerinden olan şiirler üzerine anlam bilimsel çalışma yapılmıştır. Büyük oranda Budist ve Manihaist kökenli eserlerin yer aldığı dönem, dini öğretmek ve yaymak gayertiyle yazılmış çalışmalarla doludur. Dini öğretme ve yayma konusunda en etkili yollardan biri olan şiirler, Uygur toplumunda sözlü olarak halk kitlelerine iletilmekteydi. Farklı dillerden yapılmış çevirilerden ve telif eserlerden oluşan şiir külliyatı, şekil bakımından mısra başı kafiyeli ve kafiyesiz şiirlerden oluşmaktadır. Eldeki metinlerden hareketle yapılacak anlam bilimsel bir çalışmanın sağlıklı olabilmesi için öncelikle şiirlerin Eski Uygurcadan Türkiye Türkçesine aktarımlarının düzgün bir şekilde yapılmış olması gerekmektedir. Bu çalışma eldeki metinlerin çevirilerinden başlamak üzere eksikliklerin giderilmesi ve hataların düzeltilmesini amaçlamış böylelikle metinleri anlambilimsel çalışmaya uygun hale getirmeye çalışmıştır. Sözcük anlambilim metodlarıyla incelenen şiir metinleri, anlam çeşitlenmeleri, benzetmeler, imgeler ve duygu değeri, yan anlam, çok anlamlılık, ikilemeleri eş anlamlılık, zıt anlamlılık, kavram alanı ve metaforlar, ad aktarması vb. yöntemlerle ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Derin ve zengin anlamlarla örülmüş şiir metinleri, çeşitli açıklamalarla anlaşılır hale getirilmeye çalışılmış ve doğru anlama ulaşabilme hedeflenmiştir. Her bir sözcüğün diğer bir sözcüğe dolayısı ile bağlama etkisi nedeniyle anlam üzerinde belirleyici olması, sözcüklerin dizimiyle oluşmuş şiir incelemelerinde, anlam bilimsel değerlendirmelerin önemini arttırmıştır. Eski Uygur Türkçesi şiirleri denilince genellikle akla mısra başı kafiyeli şiirler gelmektedir. Ancak mısra başı kafiyeli olmayan ve söz dizimiyle ahengin sağlanmaya çalıştığı manzum parçalar da Eski Uygur Türkçesi şiir metinlerinin diğer önemli bir yarısını oluşturmaktadır. Yapısal bakımdan ayrıma tabi tutulan bu şiirler anlam bilimsel açıdan incelendiğinde aralarında çok ufak faklılıkların olduğu ve bunların da genellikle şairlerin tercihlerine dayalı olduğu görülmüştür.

Anlam bilimDil bilgisiDil bilim+5
Nurdan Besli
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Alaçam (Samsun) ağzı

Türkiye'deki ağızlarla ilgili araştırmaların başladığı yıl 1867'dir. Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili olarak birçok araştırma yapılmasına karşın hâlâ incelenmemiş/incelenememiş birçok bölge bulunmaktadır. Ağız araştırması olarak incelenmemiş alanlardan birisi de Samsun'a bağlı bir ilçe olan Alaçam ilçesidir. Bu sebeple Alaçam ilçesinin ağzını incelemeye karar verildi. Çalışma kapsamında Alaçam ilçesi merkez ve köylerinden 35 adet derleme yapıldı ve bu derlemelerin 27 tanesi teze alındı; bu derlemeler Ahmet Bican Ercilasun'un önerisiyle oluşturulan ve Türk Dil Kurumu'nun da benimsediği çeviriyazı işaretleri esas alınarak deşifre edildi. Çalışma "Giriş", "Ses Bilgisi", "Şekil Bilgisi", "Tartışma", "Sonuç ve Öneriler", "Metinler" "Sözlük" "Kaynaklar" bölümlerinden oluşmaktadır. İlk bölümde Alaçam'ın tarihi, coğrafyası, iklimi, nüfusu, eğitim ve iktisadi yapısı gibi ilçenin ağız yapısını etkileyebileceği düşünülen bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde de Prof. Dr. Mehmet Aydın'ın "Aybastı Ağzı" adlı çalışması esas alınarak ayrıntılı ses bilgisi incelemesi yapılmıştır. Ses bilgisinin yanı sıra şekil bilgisi incelemesi yapılarak çalışma zenginleştirilmiştir. Metinler bölümünde çeviriyazı işaretleri kullanılarak derlemelerin deşifre edilmiş metinleri verilmiştir. "Sonuç" bölümünde Alaçam ağzının Türkiye Türkçesi ağızlarındaki konumunu tespit edecek sonuçlar ortaya konmuş ve bulgular maddeler hâlinde verilmiştir. Sözlük bölümünde ise teze malzeme olan metinlerden hareketle ölçünlü Türkçe ile fonetik ve anlam açılarından farklılık gösterdiği düşünülen sözcükler bir araya getirilmiştir.

AğızlarDilbilimSamsun+3
Fatih Kemik
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ladik (Samsun) ağzı

Dilbilimi alanında önemli bir yeri olan ağız çalışmalarına ülkemizde 1940'lı yıllardan itibaren başlamış ve tam olarak bitirilememiştir. Son dönemde yazılı ve görsel iletişim araçlarının en ücra köşelere kadar girmesi ve okur-yazarlık oranındaki artışlar sebebiyle ağız özellikleri giderek kaybolmaktadır. Bu bakımdan Anadolu ağızlarının en kısa zamanda derlenmesi ve dil özelliklerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, dilimizin tarihsel gelişimi, değişimi, değişim yönleri ve yayılma alanlarının belirlenmesinin yanı sıra sosyo-kültür, millî ve etnik gibi diğer birçok unsur da değerlendirilebilecektir. Bu değerlendirmelere katkı sağlayacak olan ve ağız araştırması sahalarından derlenmeyi bekleyen bölgelerden biri de Samsun ilinin Ladik ilçesinin ağzıdır. Daha önce dil verileri ve sözlüksel bağlamı yönüyle kapsamlı bir şekilde çalışılmamış olan Ladik, bu verileri ortaya çıkarmak için tez sahası seçilmiştir. Türkiye Türkçesi Ağız Gruplarından Batı Grubu Ağızlarının VI. Alt Grubunda yer alan Ladik ilçesinin, toplamda altmış yedi mahallesinden elli ikisine gidilmiş ve sahada ağız özelliklerine sahip insanların ses kayıtları alınarak derleme çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen kayıtlar Ahmet Bican Ercilasun'un önerisiyle oluşturulan ve Türk Dil Kurumu'nun da benimsediği çeviriyazı işaretleri esas alınarak metinleştirilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci (giriş) bölümünde tezin konusu ve amacı, materyal ve yöntemine değinilerek Ladik bölgesinin coğrafi konumu, iklimi, bitki örtüsü, nüfus ve yerleşmesi, eğitim durumu, iktisadî yapısı, Ladik adının kaynağı ve önemi, gelenek ve görenekler ve bölgeyle ilgili daha önce yapılmış ağız araştırmaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ses ve şekil bilgisi incelemesi yapılarak örneklerle desteklenmiştir. Tartışma ve sonuç kısmında Ladik ağzının ses ve şekil özelliklerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde derlenen elli altı metin çeviriyazı işaretleriyle yazılmıştır. Son bölümde ise sözlük ve tez için yararlanılan kaynaklar yer almıştır.

AğızlarBiçimbilimSamsun-Ladik+3
Adalet Gül Özgül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dedem Korkut Kitabı'nda manzum parçalarda metaforik unsurlar

Eski Anadolu Türkçesi Döneminin en kıymetli eserlerinden olan Dedem Korkut Kitabı, Türk toplumunun siyasî, askerî, iktisadî, coğrafî, edebî, tarihî, kültürel ve daha sayamadığımız birçok unsurun kodlarıyla ilgili önemli bilgiler barındıran bir eserdir. Hangi sosyal bilimler alanı olursa olsun ilk başvurulabilecek başucu kitabı niteliğindeki kıymetli eserlerden biridir. Bugüne kadar eser üzerinde çalışma yapan, fedakar çalışmacılar sayesinde her yeni çalışma bir sonraki çalışmaya kaynak sağlamış ve yeni çalışmaların oluşumuna katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiyedeki metafor çalışmalarına bağlı olarak Dedem Korkut Kitabı'nın Dresden, Vatikan Nüshası ve Türkmen Sahra Yazması'nda geçen manzum parçalar incelendi. Metafor, literatürümüzde yeni bir tanım olarak bilinse de Türk kültürünün bilinen ilk yazılı eserlerinden itibaren metafor örneklerinin olduğu bilinmektedir. Dedem Korkut Kitabı'nın söz varlığından yararlanılarak, zengin unsurları bünyesinde bulunduran eserin manzum parçalarında metaforik unsurların tespiti ile metnin içindeki anlam dil ve üslup zenginliği ortaya konulmaya çalışıldı. Geleneksel, alışılmış metaforların yanı sıra etkileyici, arka planında kastedilen anlamlarıyla, bizi dil, kültür tarihimizin, kültürel, mitsel değer algılarına götüren güçlü metafor örüntüleriyle oluşmuş metnin literatürdeki yerine yeni bir değer kazandırmak amaçlanmıştır.

Dede Korkut HikayeleriDede Korkut KitabıManzum hikaye+1
Asuman Akyüz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eski Anadolu Türkçesinde çatı

Bir tümcenin ana unsuru, sistemin yöneticisi iş, oluş, durum bildiren fiillerdir. Fiiller, araştırmacılar tarafından ana unsur olmaları, aldıkları biçimbirimlerin anlam değişikliklerine yol açması gibi pek çok sebepten çok yönlü incelenmeye değer bir kavram olarak görülmüştür. Çatı, hem isimlendirilmesindeki hem de kurma ve değerlendirme gibi yöntemlerin farklılığının çok olmasından dolayı literatürdeki en tartışmalı konulardan biridir. Bu tez araştırmasında, Eski Anadolu Türkçesine ait eserlerden özellikle "Karışık Dilli Eserler" olarak tanımlanan Behcetü'l-Hadâik Fî Mev'izati'l-Halâik, Kıssa-i Yūsuf, Garib-nâme, Kitâb-ı Güzîde ve Kitâb-ı Ata-Dede'nin yanı sıra, dönemin dil özelliklerini en iyi şekilde yansıtacağı düşünülen Garib-nâme, Süheyl ü Nev-bahār, Sultan Veled'in Türkçe Manzumeleri, Marzubān-nāme Tercümesi, Müntahab-ı Şifâ ve Dede Korkut olmak üzere toplam on eserden yola çıkılarak fiilde çatı kavramı ele alınmıştır. Çatı, morfolojik, sentaktik ve leksik yöntemlerle kurulabilir. Türkçe için en uygun olan, en çok tercih edilen ve kabul gören yöntem ise morfolojik yani eklerle kurulan yöntemdir. Bu düşünceden hareketle çatı ekli fiiller söz konusu eserlerden tespit edilmiş ve madde başı olarak verilerek döneme ait fiil söz varlığının tespiti de yapılmaya çalışılmıştır. Deyimler ve birleşik fiiller incelemeye dâhil edilmemiştir. Araştırma, Giriş, Eski Anadolu Türkçesi ve Tarihî Gelişimi, Oldurgan Çatı, Ettirgen Çatı, Edilgen Çatı, Dönüşlü Çatı ve İşteş Çatı olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde istem, çatı kavramı ve konuyla ilgili görüşler ile bu görüşler üzerine yapılmış çalışmalar; ikinci bölümde Eski Anadolu Türkçesi dönemi ve çalışmada incelenen eserler hakkında bilgi verilmiştir. Diğer bölümlerde söz konusu çatılar hakkında bilgi ve görüşlere yer verilerek incelenen eserlerdeki çatı ekli fiillerin tümceye hangi anlamları yüklediği üzerinde durulmuş, bu anlamı alan fiiller tasnif edilerek örnekler verilmiştir. Aynı zamanda fiillere gelen istemlerin çatı kavramı ile ilgili olup olmadığının tespiti için çatı ekli fiiller istemlerine göre de incelenmiştir. Araştırma sonucunda farklı çatı eki alan aynı fiilinin isteminin de farklı olabileceği, bir fiilin sabit bir isteminin olmadığı belirlemiştir. Ayrıca oldurgan, ettirgen ve işteş çatılı fiillerin aldıkları istemlerin tümcede öge artımına sebep olduğu; edilgen ve dönüşlü çatılı fiillerin çoğunda yeni ögelerin eklenmediği; istem artımının da gelişigüzel değil öznenin istediği gibi belirlendiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ekleri ortak olan oldurgan ve ettirgen çatı kavramları göz önünde bulundurulduğunda ise fiil çatısını sadece şekle göre değil, anlam ve işleve göre de değerlendirmek gerektiği sonucunu göstermiştir. Son olarak, elde edilen verilerin incelenmesi çatı eklerinin yapım ekleri içinde değerlendirilmemesi ayrı bir başlık altında değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir.

AnlamDil bilgisi-çatıDilbilgisi+7
Ebru Alagöz Boyraz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Son dönem Osmanlı Türkçesi sözlüklerinde renk adlarına dayalı söz varlığı

Bu çalışma; Osmanlı Türkçesi dönemindeki renk adlandırmalarını, renk adlarıyla oluşturulan özel adları, bitki adlarını, hayvan adlarını, mecaz, benzetme ve doğadan aktarım yoluyla kurulan renk adlarının Türkçedeki söz varlığına katkısını ve Türkçenin sözcük türetmeyle renk adları konusundaki işlekliğini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde yazılmış Kamûs-ı Türkî, Lugat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lugât-ı Osmâniyye ve Lehce-i Osmânî sözlükleri taranmış, elde edilen söz varlığı yapı bakımından (basit, türemiş, birleşik) ve konularına göre (renk adlarıyla oluşturulan özel adlar, bitki adları, hayvan adları vb.) olmak üzere iki temel tasnifte incelenmiştir. Elde edilen sözcüklerin kökeni hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, kökeni hakkında bilgi bulunamayan sözcükler (?) ile gösterilmiştir. Giriş bölümünde söz varlığı ve sözlük kavramı açıklanmış, taranan sözlükler hakkında genel bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda çalışmanın ana konusu olan renk kavramı, renklerin insanlar üzerindeki etkileri, Türk kültüründe renklerin yeri ve önemi açıklanmıştır. Son olarak renk adları üzerine yapılan çalışmalardan birkaçı özetlenmiştir. Birinci bölümde renk adlarına dayalı söz varlığı yapı bakımından; basit, türemiş ve birleşik sözcükler olmak üzere üç başlıkta incelenmiştir. Elde edilen verilere göre birleşik sözcük yapısındaki renk adlarından en fazla olanının sıfat tamlaması biçiminde kurulmuş olan renk adları olduğu tespit edilmiştir. İkinci bölümde renk adlarına dayalı söz varlığı anlam bakımından sınıflandırılmıştır. Renk adlarıyla oluşturulmuş özel adlar, bitki adları, hayvan adları, taş ve maden adları, tabiata ait unsurlar, yemek adları, hastalık adları, patlayıcı madde adları, kozmetik ürünler ve mecaz anlamlar incelenmiştir. Sonuç kısmında sözlüklerden elde edilen renk adlarına ait söz varlığı hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sözlükler arasındaki renk adlarına ait söz varlığının benzerlik ve farklılıkları ortaya koyulmuştur. Türkçede; sözcük türetme, doğadan aktarım, mecaz ve benzetme yoluyla renklerin adlandırılması oldukça geniş bir söz varlığının oluşmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın renk adlarına ait söz varlığı açısından başka çalışmalara kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Türkçesi Sözlükleri, Renk Adları, Sınıflandırma, Söz varlığı

OsmanlıcaRenk adlarıSöz varlığı+3
Esma Çimen
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Türkçesi döneminde yazılmış sözlüklerde bitki adları

Osmanlı Türkçesi Döneminde Yazılmış Sözlüklerde Bitki Adları Bu çalışma Osmanlı İmparatorluğu döneminde bitki adlandırmaları, bitkilerin hangi amaçla, nerelerde kullanıldığı gibi bitkilere ait unsurların sözlüklerdeki biçimini ortaya koymak için gerçekleştirilmiştir. Tarama sonucunda tespit edilen sözcükler kullanım yerlerine, türlerine, yetişme yerlerine, hayvan, organ, renk adları ile türetilmelerine ve oluşturulma biçimlerine göre tanımlarıyla verilmiştir. Çalışmada söz konusu dönemde kaleme alınan Kâmus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlükleri taranmış, elde edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde söz varlığının kuramsal çerçevesi çizilmiş, söz varlığı ve sözlük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu döneminin incelenen sözlükleri tanıtılmıştır. Çalışmalar bölümünde bitki adları ile ilgili on yedi tane çalışmadan bahsedilmiştir. Yöntem bölümünde bu çalışmanın malzemelerine ve çalışmada nasıl bir yöntem kullanıldığına değinilmiştir. Bulgular bölümünde teze kaynaklık eden Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılmış Kâmus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlüklerinde bitki ile ilgili söz varlığı konu başlıklarına göre tasnif edilmiştir. Aynı zamanda bu bölümde her konu başlığına göre tespit edilen veriler tablo halinde alfabetik olarak sıralanmış ve bu verilerin incelenen dört sözlükteki durumları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ile sözlüklerin bir konu üzerinde ortaklık ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Konu başlıkları tespit edilirken bitki kavramı ile ilgili yapılmış çalışmalar incelenip bu çalışmaya uygun başlıklar belirlenmiştir. Başlıklar oluşturulurken bitki ile ilgili kullanım yerlerine göre adlandırmalar, türlerine göre adlandırmalar, yetişme yerlerine göre adlandırmalar, hayvan adları ile oluşan adlandırmalar, organ adları ile oluşan adlandırmalar, renk adları ile oluşan adlandırmalar ve oluşturulma biçimlerine göre adlandırmalar gibi geniş ölçüde sınıflandırma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuç kısmında taranan sözlüklerde tespit edilen bitki ile ilgili söz varlığı genel bir değerlendirmeyle verilmiştir. Sözlüklerin birbirleriyle bitki söz varlığı v bağlamında benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Bundan hareketle bitki adlarının fazla olması bitki çeşitliliğinden ve alıntı sözcüklerin fazla olmasından kaynaklanmıştır. Bu çalışmanın da bitki adlandırmalarının söz varlığı açısından başka çalışmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitki adları, Kâmus-ı Türkî, Lehçe-i Osmânî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye

AdlarBitki adlarıKamus-ı Türki+6
Ravza Kaygusuz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ervah-name (İnceleme-metin dizin)

Türk dilinin şu ana kadar ulaşılabilen yazılı kaynakları Kök Türk Kitabeleriyle başlamıştır. Bahse konu olan dönemden itibaren dilimizin yazılı kaynaklarıyla ilgili çalışmalar da boy göstermiştir. Bu çalışma da alana katkı sunma amacıyla hazırlanmıştır. "Ervâḥ-nâme" Arapça "rûḥ" kelimesinin çoğulu olan "ervâḥ" kelimesi ile Farsça "nâme" kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir. Rûḥlar Kitabı veya Rûḥlar Yazısı anlamına gelmektedir. Ervâḥ-nâme adlı çalışmada, Millî Kütüphanede A8266 numarayla kayıtlı bulunan nüsha temel alınmak suretiyle, yine Millî Kütüphaneden temin edilen A981 numarayla kayıtlı olan ve "Şefâʾat-nâme" başlığı ile bulunan nüsha ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesinde LD 498 numarayla "Ruh-nâme" adıyla kayıtlı olup başlığı Ervâḥ-nâme olan nüsha karşılaştırmalı olarak ele alındı. Önce nüshalar okundu, dizini oluşturuldu ve ardından nüshaların dil incelemesi yapıldı. Metin bölümünde bahsedilen nüshaların tamamının karşılaştırmalı olarak transkripsiyonlu okunuşu mevcuttur. Dizin bölümünde metinde bulunan kelimeler ve kelime grupları kelimelerin metindeki anlamları dikkate alınarak açıklanmıştır. Ervâḥ-nâme'nin müellifinin metinde geçen beyitlerden Pìr Muḥyiddin olduğu anlaşılmaktadır. Kayıtlarda 16-17. yy. olarak görülmesine rağmen eserde Eski Anadolu Türkçesi dil özelliklerinin oldukça ağır bastığı tespit edilmiştir. Ervâḥ-nâme Mesnevî nazım şekliyle yazılmış "mev'ize" türünde bir eserdir. Kapsamlı bir eser olduğu için konu çeşitliliği oldukça fazladır. Eserde Hz. Muhammed'in, ehl-i beytinin ve sahabelerinin yaşam tarzları ve dünya hayatına bakışı, dünya hayatının geçiciliği, insan öldükten sonra ruhunun nelerle karşılaşacağı, kıyamet günü ve mahşer yeri, cennet ve cehennem tasvirleri gibi konular mutasavvıf bakış açısıyla ele alınmıştır.

Dil bilgisiDil bilimDil özellikleri+5
Şaban Şahinbay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fethali Kaçar Lügati'nin tematik ve etimolojik söz varlığı

Adı, Cengiz Han'ın oğlu Çağatay'dan gelen Çağatay Türkçesi, 14. yüzyıl ile 19. yüzyıl sonları arasındaki Türkçenin Doğu koludur. Birçok şair ve yazar, eserlerini bu Türkçe ile kaleme almıştır. Nitekim Çağatay Türkçesinin dil ve edebiyat öncüsü de bu dönem yazar ve şairi Ali Şir Nevayi'dir. Hem döneminde hem de kendisinden sonraki dönemlerde yetişen yazar ve şairleri derinden etkileyen Neyavi'yi anlamak için de çeşitli lügatler dahi yazılmıştır. Üzerine çalışması yapılan Fethali Kaçar Lügati, bu sözlüklerden birisidir. Çalışma, Çağatay Türkçesi sözlüklerinden Fethali Kaçar'ın Çağatay Türkçesi Sözlüğü adlı çalışmanın tematik ve etimolojik olarak incelenmesinden ibarettir. Sözlük belli bir düzene göre ele alınmıştır. Genel olarak üç aşama olarak nitelendirilebilecek aşamaların ilkinde Çağatay Türkçesi ve bu dönem sözlükleri ile bilgi verilmiştir. İkinci aşamada sözlüğün tematik tasnifi yapılmıştır. Bu bölümde sözlük adlar, niteleme bildiren kavramlar, görevli ögeler, ünlem ve yansımalar ve fiillere sınıflandırılmıştır. Ardından bu başlıklar da gerekli görülen alt başlıklara ayrılmış ve tematik tasnif tamamlanmıştır. Adlar kendi içerisinde 23 alt başlığa (1. İnsan ve toplum ile ilgili adlar, 2. Avcılık, askerlik, savaş ve kargaşa ile ilgili adlar, 3. Bitkiler ile ilgili adlar, 4. Hayvanlar ile ilgili adlar, 5. Mevki, makam ve meslekler ile ilgili adlar, 6. Barınma ve konaklama ile ilgili adlar, 7. Araç-gereç ve eşya adları ile ilgili adlar, 8. Yiyecek-içecek ile ilgili adlar, 9. Renk ile ilgili adlar, 10. Zaman-süre ile ilgili adlar, 11. Coğrafi adlar, 12. Özel adlar, 13. Gök bilimi ile ilgili adlar, 14. Yer-yön adları, 15. Ölçü-miktar bildiren adlar, 16. Sayı adları, 17. Beden ve uzuv ile ilgili adlar, 18. Din, metafizik ve kader ile ilgili adlar, 19. Sanat, edebiyat ve müzik ile ilgili adlar, 20. Hastalık, sağlık ve dinlenme ile ilgili adlar, 21. Ekonomi, ticaret ve mülk ile ilgili adlar, 22. İdare ve yönetim ile ilgili adlar ve 23. Maden, mineral, element ve değerli taşlar) ayrılmıştır. Sınıflandırmanın ikinci bölümü nitelik bildiren kavramlardır. Bu alan da iki alt başlığa (hissiyat-duygu, düşünce ve algı bildiren nitelemeler ve hal-durum, şekil-biçim ve hareket bildiren nitelemeler) ayrılmıştır. Ardından diğer bir başlıkta görevli ögeler incelenmiş, ünlemler ve yansımalar da başka bir bölümde ele alınmıştır. Son olarak ise fiiller üç ana başlıkta (basit fiiller, türemiş fiiller ve birleşik fiiller) ele alınmıştır. Ardından bulunan tüm sözcükler etimolojik olarak incelenmiştir. Tasnifte tematik tasnife uygun görülen 7343 sözcük tespit edilmiştir. Bunlardan 4038'i adlar, 1251'i nitelik bildiren kavramlar, 128'i görevli ögeler, 51'i ünlemler ve yansıma sözcükler, 1809'u fiillerdir. Diğer yandan tematik tasnife alınmamış 66 sözcük bulunmaktadır. Bu çalışmada, İran coğrafyasında yazılmış en büyük Çağatay Türkçesi sözlüğü olan Fethali Kaçar'ın sözlüğünü tema ve köken olarak ortaya koymayı amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çağatay Türkçesi, Sözlük, Söz Varlığı, Sınıflandırma, Etimoloji

Dil bilgisiDil bilimKaçar, Fethali+6
Erkan Kızılarslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çağatay Türkçesinde anlam ve fonksiyon açısından fiilde çatı

Tez konusu, Çağatay Türkçesi eserlerinin dil malzemesini oluşturan fiillerin anlam ve fonksiyon bakımından değerlendirilmesidir. Bu tezde Ali Şîr Nevâyî'nin manzum eserleri ile Hüseyin Baykara'nın Divân'ı taranarak çatı eki almış fiiller tespit edilmiştir. Fiiller çatı bakımından oldurgan çatı, ettirgen çatı, edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Her bir çatı kendi içinde yapı ve anlam olmak üzere iki ayrı başlık altında değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde XVI. yüzyılda Orta Asya'da siyasi durum, Çağatay Türkçesinin oluşumu, Klasik Dönem Çağatay Türkçesinin iki önemli temsilcisi Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara ve eserleri, Ali Şîr Nevâyî'nin etkileri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde çatı kavramı ve çatı sınıflandırılması konusuna yer verilmiştir. İkinci bölümde çatı, yapı ve anlam bakımından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde, fiiller, yapı ve anlam bakımından grafikler üzerinde sayısal verilerle gösterilmeye çalışılmıştır. Fiillerin etimolojik incelemesi, yapı bölümünde parantez içerisinde gösterilmiştir., Çatıda anlam bölümünde fiillerin anlamları ve anlam farklılıkları eserden alınan beyit örnekleriyle belirtilmeye çalışılmıştır. Fiillerin kendilerinden önceki kelimelerle oluşturduğu mecaz anlam dikkate alınmamıştır. Ayrıca birleşik fiillere ve deyimlere de yer verilmemiştir. Fiiller, alfabetik olarak sıralanmıştır. Eserlerde tespit edilen fiillerin gazel ve beyit numaraları parantez içinde beytin hemen yanında gösterilmiştir. Fiillere anlam verilirken öncelikle dönemin Çağatay sözlükleri dikkate alınmıştır, eğer fiil, sözlüklerde bulunmuyorsa veya fiilin yüklendiği anlam sözlüklerdeki anlamlarla uyuşmuyorsa, fiilin cümledeki anlamına göre -bağlama göre- değerlendirilmeye çalışılmıştır. Fiillerin yazılışında metindeki yazılışlara sadık kalınmış, fiillerin ünlülerinde veya yazılışlarında farklılıklar varsa bunların değişik kullanımları bir arada verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara, yapı, anlam, fiil, çatı.

Ali Şir NevaiAnlamDil bilgisi-eylem+4
Serpil Soydan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mirza Muhammed Haydar'ın Cihan-name'si: Metin - inceleme - sözlük

Tarihçi, şair ve devlet adamı Muhammed Mirza Haydar (1499-1551) Orta Asya kültüründe ve tarihinde önemli bir yere sahiptir. Mirza Haydar, Farsça kaleme aldığı "Tarih-i Reşidî" adlı tarihî eseriyle bilinmektedir. Bunun dışında bugüne kadar pek bilinmeyen ve Çağatayca yazdığı Cihan-name (1529-1533) adlı manzum eseri de bulunmaktadır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, "Cihan-name" mesnevisi konu edilmiştir. Klasik Çağatay Döneminde yazılan eser saha uzmanları ve Türk dili araştırmacıları için büyük bir öneme sahiptir. Çalışma, Arap harfleriyle yazılmış olan metnin Latin harflerine transkiripsiyonunu, eserin dili ve yazım özelliklerini ve metinde geçen sözcüklerin alfabetik esaslı metne dayalı anlamlandırılmış söz varlığını ortaya koymayı amaçlamış, bu doğrultuda hazırlanmıştır. Klasik Çağatay Türkçesi dil özelliklerini taşıyan bu eser alana kazandırılmış ve Türkoloji araştırmalarının gelişimine katkı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Mirza Haydar, Cihan-name, Çağatay.

CihannümaDilbilgisiDilbilim+6
Lira Mayrambek Kızı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Diğer danışmanlar