Theses supervised by Prof. Dr. Ömer Gürkan

11 theses · Avrasya University

Master'sOpen AccessTR

Trabzon il ekonomisinin türkiye'nin dış ticaretindeki yeri

Türkiye'nin 1980 yılına kadar uygulamış olduğu ekonomi politikasına bağlı olarak çok fazla gelişemeyen dış ticareti 1980 yılından itibaren ihracata bağlı dışa yönelik sanayileşme politikasıyla birlikte gerek ekonominin ve gerekse dış ticaretin gelişiminde önemli adımlar atılarak büyütülmüştür. İhracatı ve üretimi artırmak için yapılan sanayileşme politikasındaki değişimlerle birlikte Türkiye ekonomisinde başlayan büyüme Trabzon'un ekonomisi üzerinde de etkili olarak dış ticaretini artırmıştır.Bu araştırma Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Trabzon ilinin sosyo-ekonomik yapısının belirlenmesi ile il ekonomisi ve dış ticaretin Türkiye ekonomisinin gelişmesindeki ve dış ticaretine olan katkılarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın içeriğinde Türkiye ekonomisi ile Trabzon ilinin sosyo-ekonomik yapısı, dış ticareti ve elde edilen verilere bağlı olarak il ekonomisinin, Türkiye ekonomisi ile dış ticaretine olan katkıları incelenmiştir. Araştırma literatür taraması yapılarak ikinci verilerden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Türkiye ekonomisinde 1980 yılından sonra yaşanan ekonomik gelişmeler Trabzon ilinin ekonomik gelişimi üzerinde etkili olarak yıllar kapsamında ilin dış ticaretini artırmıştır. İlin ekonomik yapısı içerisinde belirleyici olan sektör, hizmetler sektörü olurken 2004 yılından itibaren Trabzon' sanayi sektörü, tarım sektöründen daha belirleyici olarak gerçekleşmiştir. İlin dış ticaretinde ise ihracat ithalattan çok daha fazla gerçekleşmiştir. İhracatın ithalattan yüksek olmasını etkiyen en önemli faktör iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlı olarak tarım sektörü içerisinde yer alan çay ve fındık üretiminin kalite ve miktarı ile sanayi sektöründeki gelişimin devam etmesidir.

Ekonomik büyümeEkonomik yapıTrabzon+4
Nurdan Mazlum
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

School administrators proficiency in strategic planning

Organizations need a period of time of adaptation as they change. It is urgent for them to harmonize with the environmental conditions changing rapidly, regarding their own drives. It seems inevitable that in order to make an achievement, organizations should take into consideration a future plan according to their both weak and strong sides. Some improvements and changes in education in recent years are forcing the schools administrative to make changes accordingly. In this respect their success depends on a good strategic planning. As School administration is in charge of school's strategic planning their attitudes are extremely important. In the first chapter of the study, how the administration is evolving and what theories in the field are developing and the conceptual approaches on strategic thinking and planning of the organizations struggling against the challenges by the recent scientific and technological developments, are examined. In this content, the basic components of strategic planning including the mainly proposed approaches in the field are revealed. Accomplishing an effective strategic planning in schools is related to the presence of administrative proficiency in strategic planning. In the second chapter, the main problematic issue of "Strategic Planning in Schools", which sets the discourse of the study, is the proficiency of school administration. The aim of the study is to analyze the proficiency, knowledge, and abilities of school administration. A descriptive survey is used to achieve this. The universe of the study is 62 of the schools in Trabzon, in the second term of 2015-16 academic years. As a data collection device, "A survey at perception of Strategic Planning in Schools" by Ayrancı, 2013, is carried out of 153 individuals. The survey also reveals that the school administrators support the strategic planning in schools, it is recommended that they need an in-service training as consequence of the fact that they don't have information about it. Keywords: Strategic Planning, Planning, School Administrator, Administrator Views.

Educational administrationSchool administratorsSchool administration+2
Şevket Uçar
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzonspor Kulübü'nün, Trabzon kentinin sosyo-ekonomik yapı üzerinde etkisinin, Trabzonspor ışığında değerlendirilmesi

Günümüzde spor, insan hayatını sağlıklı ve daha kaliteli hale getirmek adına yapılan bir faaliyet olarak görülmektedir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanında sportif aktivitelerin insanların günlük hayata, fiziksel ve psikolojik olarak hazırladığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Spor Küresel açıdan ise, toplumların bulundukları ortamın sosyo-ekonomik şartlarına bağlı olarak yaygınlık göstermektedir. Ayrıca Spor küresel olgunun hızla yayılmasına yardımcı olan bir tüketim kavramıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, Kültür, Küreselleşme, Sosyo-Ekonomik

Finansal performansKüreselleşmeSosyoekonomik etki+4
Mehmet Derelioğlu
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ekonomik etkilerinin incelenmesi

Küreselleşmenin artmasıyla ülkeler arası sermaye hareketleri de önemli derecede hızlanmıştır. Sermaye ihtiyacı olan, sermayesinden para kazanmak isteyen ülkelerin veya şirketlerin yatırım kararı alırken yaşadıkları en büyük sorun asimetrik bilgi eksikliğidir. Mali piyasaların çeşitli olmasıyla yaşanan karmaşıklığın analiz edilmesinin yüksek maliyetli olması ve standart bilgiye ihtiyaç duyulması neticesinde kredi derecelendirme kuruluşlarına ihtiyaç duyulmuştur. 19. yüzyılda ihtiyaç olarak ortaya çıkan kredi derecelendirme ihtiyacı günümüzde şirketleri hatta ülkelerin ekonomik yapılarını değiştirebilecek bir güce sahip olmuşlardır. Kredi derecelendirme kuruluşları verdikleri kredi derece notlarının bir tavsiye değil sadece borcun kalitesini gösterdiğini vurgulamaktadır. Ancak şirketler ve ülkeler borçlanırken, yatırım yaparken kredi derecelendirme kuruluşlarının vermiş olduğu notlara göre karar vermektedirler. Ayrıca sermaye sahibi olan batı ülkelerinde fonların çıkışının sağlanabilmesi için yatırım yapılacak olan ülkenin "yatırım yapılabilir" seviyede olması şartı aranmaktadır. Bu bağlamda derecelendirme kuruluşları, vermiş oldukları notlar ile küresel ekonomiye yön vermede önemli aktörler haline gelmiştir. Bu çalışmada kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin kredi notu geçmişi ve ekonomik verilerinin analizi, kredi derecelendirme kuruluşlarının geçmişi, gelecek yüzyıl içindeki konumu ve dünya ekonomisine muhtemel etkisi detaylı olarak ele alınmaktadır. Ayrıca bu çalışmanın en önemli özelliği yapılandırılmış finans araçları ve menkul kıymetler verilerinden faydalanarak, kredi derecelendirme kuruluşlarının, pazar payları üzerine çalışılan ilk tez olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Ekonomik Kriz, 2008 Ekonomik Krizi, Kredi Derecelendirme, Uluslararası Kredi Derecelendirme KuruluĢları, Türkiye.

Derecelendirme kurumlarıEkonomik etkiEkonomik kriz 2008+5
Erman Kedikli
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi: Trabzon vodafone mağazaları örneği

Günümüz rekabet ortamında işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri daha da güçleşmiştir. İşletmeler insan faktörünün en önemli kaynakları olduklarının farkına varmışlar ve bu yönde çalışmalarını artırmışlardır. İşletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için verimli ve etkin olarak faaliyette bulunmaları gerekir. Bunun için de işine sarılan, motivasyon düzeyi yüksek çalışanlara ihtiyaç duyulur. Çalışanların motivasyonu ve işe sarılma düzeyleri üzerinde pek çok faktör etkili olmaktadır. Bu faktörler arasında en önemlilerden birisi liderlerin sahip oldukları liderlik özellikleridir. Bu çalışmada yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Trabzon ilinde faaliyet gösteren Vodafone mağaza çalışanları üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 100 (48 kadın, 52 erkek) çalışan dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS programıyla yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde liderlik özellikleri ile işe sarılma ve motivasyon arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.

BağlılıkLiderlikLiderlik modelleri+7
Şeyma Kolenoğlu
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1990 yılı sonrası Türkiye'de ortaya çıkan iktisadi krizler, bu krizlerin yoksulluk üzerine etkileri ve çözüm önerileri üzerine bir çalışma

Çalışmada ilk olarak ekonomik krizler ile ilgili kavramsal ifadelere yer verilmekte ve sırasıyla; ekonomik krizlerin tanımı ve kapsamı, tarihçesi, türleri, kriz modelleri, krizlerin sebepleri, ortaya çıkışı ve özellikleri anlatılmaktadır. Ekonomik krizler sadece Türkiye ekonomisini etkilememiş, dünya ekonomisini de etkisi altına almıştır. Bu doğrultuda çalışmada az da olsa dünyada ortaya çıkan ekonomik krizlere de yer verilmektedir. Daha sonra ise, 1990 yılı sonrası Türkiye'de ortaya çıkan ekonomik krizlerden ayrıntılı olarak bahsedilmektedir. Türkiye'deki krizlerden bahsedilirken de, ilk ekonomik kriz olan 1929 krizine de çalışmada az da olsa yer verilmektedir. Dünyada ortaya çıkan ekonomik krizlerden Endonezya Ekonomik krizi, Türkiye'de ortaya çıkan 2000-2001 kriz örneklerinin sosyal ve ekonomik durumuna daha yakın olmakla birlikte, bu krizin yoksulluğu önlemeye yönelik politikaları daha başarılı ve daha gerçekçi sonuçlar vermektedir. Bu doğrultuda ekonomik krizlerin yoksulluk ile olan ilişkisi kısmında Endonezya krizinden bahsedilmektedir. Ayrıca Türkiye'de ortaya çıkan ekonomik krizlerden 2000-2001 krizlerinin yoksullukla ilişkisinin yanı sıra, son küresel kriz olan 2008 krizinin yoksullukla ile olan ilişkisinden bahsedilmektedir. Türkiye'nin bitmek bilmeyen sorunları arasında; yüksek enflasyon, cari açık, düşük büyüme hızı ve işsizlik yer almaktadır. Ekonomik krizlerin ortaya çıkması durumunda, bu sorunlar daha da depreşmektedir. Bu sorunların azalabilmesi için de, ekonomik krizlere ve özellikle de işsizlik ( yoksulluk ) sorununa yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesi gerekir. Çalışmada son olarak, ekonomik krizlere ve yoksulluğa yönelik çözüm önerilerinden bahsedilmekte ve ilk olarak, krizleri çözüm yollarından olan istikrar politikaları anlatılmaktadır. Ayrıca bu konuyla ilgili olarak, bazı iktisatçı ve yazarların görüşlerinin yanı sıra, şahsi düşüncelerime de yer verilmekte ve çalışma tamamlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kriz, Türkiye krizleri, Yoksulluk, Yoksulluk Politikaları, Çözüm Yolları.

1990 sonrasıEkonomik krizEkonomik kriz+5
Hande Aslan
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul merkezli yönetimin Kırşehir'de ilkokullarda uygulanabilirliği

Eğitimde yerelleşme, yerinden yönetim, yetki aktarımı ve yetki devri hakkında araştırmalar yapılmasına karsın bu çerçevede eğitimin üretildiği temel doku olan okulun; yapısı, amaçları, süreçleri ve dahilindeki isleyişi, iklimi üzerinde yine okulun toplumsal, ekonomik, politik, bireysel rolleri çerçevesinde, öğretmenlerin eğitim hizmetinin sunumundaki, etkinleri, davranışları, tutumları, eğilimleri ve görüşleri merkezi politikaların belirlenmesinde dolaylı da olsa önemlidir. Bu bağlantıda araştırmanın amacı öğretmenlerin okul merkezli yönetim sistemine ilişkin görüşlerinin betimleyebilmektir. Aynı zamanda karmaşık görünümlü okul merkezli yönetim sistemi literatürüne sistematik bir yaklaşım sunmaktır. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmada öz olarak, Kırşehir'de görev yapan sınıf öğretmenlerine göre okulların mevcut durumlarının temel olarak Okul Merkezli Yönetim Sistemine elverişli olduğu ancak belli konumda ve özellikteki öğretmenlerin okulların farklı hususlarda eksikliklerinin olduğunu belirttikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler:Okul, Eğitimde Yerelleşme, Okul Merkezli Yönetim.

Okul merkezli yönetimYerelleşmeYerinden yönetim+1
Feyzullah Aksoy
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal itibarın çalışan motivasyon ve performansına etkileri: Trabzon tunalar örneği

Yapılan bu çalışmada kurumsal itibar kavramının kurumlar açısından önemine vurgu yapılmıştır. Kurumsal itibar kavramını doğrudan ve dolaylı yoldan etkileyen faktörler olumlu ve olumsuz yönde unsurlarıyla ele alınmıştır. Çalışan bireylerin motivasyonları, kurumların performansını etkilediği varsayımını göz önüne alarak, hem bireylerin kurum motivasyonlarını yüksek tutacak hem de çalışan bireylerin yaptıkları işe odaklanmalarını pozitif yönde etkileyebilecek modellerle değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada kurumsal itibar ölçeği sonucunda güvenirlik derecesinin yüksek olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada ise kurumun itibar açısından gereken güveni verdiği düşünülmüştür. Çalışanlardaki motivasyon ölçeğine bakıldığında ise çalışanların kendilerine oldukça güvendikleri ve çalıştıkları kurumda verimlilik sağladıkları düşüncesi olduğu ortaya çıkmıştır.

Kurum imajıKurumsal itibarMotivasyon+2
Mehtap Alp
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji kaynaklarımız ışığında hidroelektrik santrallerin Türkiye ekonomisindeki yeri ve Trabzon örneği

Enerji tüketimi, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli ölçütü olarak kabul edilmiştir. Enerjiye olan ihtiyaç sürekli artmakta ve gelecekte de artmaya devam etmektedir. Fakat gün geçtikçe artan enerji ihtiyacını doğal kaynaklardan karşılamak artan nüfus ve sanayileşme nedeniyle güçlüklerle karşılaşılmaktadır ki doğal kaynakların gün geçtikçe azalması daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu hale getirmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi kişi başına düşen elektrik üretimi ve tüketimi ile ölçülebilmekte ve yaşam standartları da buna paralel olarak gelişmektedir.Cumhuriyetin ilanı zamanlarında insan başına düşen 7 kWh'lık tüketim 2000'li yıllarda 1805 kWh'e ulaşmıştır. Böyle olmasına karşın bu oran Avrupa'da 5000 kWh, dünya ortalamasında 2500 kWh'a karşılaştırıldığında çok geride olduğumuz görülmektedir. Bu tablo enerji konusunda çok ciddi planlar yapmamız gerektiğini göstermektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi harcadıkları enerji miktarı ile ölçülür. Hidroelektrik enerji, Ülkemizin milli ve en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir. Kalkınmış ülkelerde hidroelektrik potansiyel büyük ölçüde değerlendirilmiştir fakat Türkiye'de işletmeye açılan santraller ile söz konusu mevcut olan bu potansiyelin yalnızca %35,4'lük bir bölümü kullanılmıştır. Türkiye'nin brüt hidroelektrik enerji potansiyeli 433 milyar kWh/yıl, teknik yönden değerlendirilebilir potansiyelinin 216 milyar kWh/yıl, ekonomik potansiyelinin ise 129,9 milyar kWh/yıl civarında olduğu öngörülmüştür (DSİ, 2009). Günümüzün en temel sorunlarından biri enerji ihtiyacı ve bu ihtiyacın giderilmesi için yaratılan çevresel sorunlardır. Hidroelektrik enerji üretimi için inşa edilen barajlar ve Hidroelektrik Santraller beraberlerinde birçok yarar zarar konusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda hidroelektrik enerji üretiminin yararlılığı bilim dünyasında ve kamuoyunda tartışılmaktadır. Bu bilgiler ışığında enerji kaynaklarının bir ülkenin kalkınmışlığını ve ekonomik olarak gelişmişliğini göstermesi bakımından yadsınamayacak kadar fazladır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin bu kapsamdaki toplam santralleri içerisindeki yerini, toplam hidroelektrik enerji üretimine katkılarını, Türkiye ve havza içerisindeki toplam hidroelektrik potansiyellerin değerlendirme oranlarını tespit etmeyi de amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Hidroelektrik Santralleri, Enerji Kaynakları, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Enerji Kaynaklarının Yarar ve Zararları

EnerjiEnerji kaynaklarıHidroelektrik santralleri+4
Mehmet Mücahit Üçüncü
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve 2008 küresel finans krizi sonrası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın uyguladığı yeni para politikası araçlarının değerlendirilmesi

Geçmişi 17. yüzyıla dayanan merkez bankalarının 20. yüzyılda ülke ekonomilerinin gelişimindeki rolü çok daha önem kazanmış ve merkez bankalarının üzerine düşen sorumluluk gittikçe artmıştır. Bu doğrultuda merkez bankalarının üzerine düşen görevleri başarılı bir şekilde yerine getirebilmeleri için bağımsız olmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmam da merkez bankası bağımsızlığı çerçevesinde TCMB'nin bağımsızlık derecesini incelemeye çalıştım. Merkez bankalarının bağımsızlığının en önemli göstergelerinden biri uyguladıkları para politikalarındaki başarılarıdır. 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında merkez bankaları, temel amaçları olan fiyat istikrarının yanına bir başka temel amaç olan fiyat istikrarını da eklemişlerdir. Bu çalışmama da TCMB'nin bağımsızlığıyla beraber 2008 Küresel Kriz 'den sonra Banka'nın uygulamaya koyduğu yeni politika araçlarını inceleyerek sonuçlarını değerlendirdim. TCMB 2001 yılında 4651 Sayılı Kanunla dünya ölçeğinde bir yasal bağımsızlığa kavuşmuştur. Fakat özellikle son yıllarda siyasal iktidar ile yaşanan gerilimler ve bunun sonucu olarak Banka'nın politika araçlarını kullanma konusunda çekimser kalması, Banka'nın bağımsızlığının yasalarla teminat altına alınmış olmasına rağmen fiiliyatta bunun tam olarak gerçekleşmediği anlamına gelmektedir. TCMB, 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında geleneksel para politikası araçlarının etkinliğini artıracak değişiklikler yapmış ve buna ek olarak yeni para politikası araçları geliştirmiştir. Banka'nın kullandığı temel araçlar; politika faizi, faiz koridoru, zorunlu karşılıklar ve ROM, likidite yönetimi olarak sıralayabiliriz. Banka, elindeki araçları 2008 yılından itibaren etkin kullanarak ekonomide önemli iyileşmeler sağlamıştır. Fakat son dönemde politik bağımsızlığıyla ilgili yaşadığı sorunlardan ötürü özellikle politika faizi ve faiz koridoru araçlarını etkin kullanamadığını görmekteyiz. Son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin bir türlü tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarılı olmadığını bize göstermektedir.

BağımsızlıkEkonomik bağımsızlıkEkonomik kriz 2008+5
Ersin Yurt
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılığın sağlanmasında duygusal zekânın ve dönüşümcü liderliğin rolü ve önemi: Trabzon ili kamu sektöründe bir uygulama

Bu araştırmanın temel amacı örgütsel bağlılığın sağlanmasında duygusal zekânın ve dönüşümcü liderliğin rolü ve öneminin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak 350 bireye anket soruları sorulmuş, 300 kamu personeli net verdiğinden araştırmanın örneklemini 300 birey oluşturmaktadır. Ankette kişisel bilgi formu ile Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeklerin frekans tabloları verilmiştir. Demografik değişkenler ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Bağımsız Gruplar T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Farklılığa neden olan grupların belirlenmesi için Post Hoc Testlerinden varyansların homojenliği durumunda Scheffe Testi, homojen olmaması durumunda Tamhane's T2 testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Örgütsel bağlılığın alt boyutlarının kendi içlerinde anlamlı ve pozitif bir şekilde birbirlerini etkiledikleri görülmüştür. Dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılığın tüm alt boyutlarında anlamlı ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Duygusal bağlılığın alt boyutu olan iyimserlik ve ruh halinin düzenlenmesi alt boyutu devam bağlılığını pozitif ve duygu değerlendirme boyutunun devam bağlılığını negatif etkilediği görülmektedir. Duygusal bağlılığın alt boyutu, duygu değerlendirmesi ve kullanımı alt boyutunun normatif bağlılığı negatif olarak etkilediği görülmektedir. Örgütsel bağlılığın sağlanmasında genel olarak bakıldığında dönüşümcü liderliğin etkili olup, duygusal zekânın etkili olmadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Bağlılık, Duygusal Zekâ, Dönüşümcü Liderlik

Duygusal zekaDönüşümcü liderlikKamu sektörü+3
Esra Şahin
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors