Heavy metals

225 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Afetlerde çevre kirliliği: 1999 Marmara depremi örneği

Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamlarını sürdürdüğü ve birbirleriyle etkileşimde bulunduğu fiziksel, sosyal, biyolojik ve kültürel bir ortamdır. Bu yönüyle insanların yaşamlarını olumlu veya olumsuz yönde etkileyen önemli bir unsurdur. Çevrede meydana gelen kirlilikler insan yaşamının kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Çevrede meydana gelen kirliliklerden bazıları; hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliğidir. Sözü geçen kirliliklerin kontrol altına alınması için yetkililer tarafından çeşitli düzenlemeler ve çalışmalar yapılarak kirliliğin en aza indirilmesi gerekmektedir. Afet, insanların yaşantısını kesintiye uğratarak kişilerin fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik kayıplarına yol açan olağan dışı durumlara denir. Bir afet meydana geldikten sonra birçok tehlike ve risk ortaya çıkabilmektedir. Bu risklerden bir tanesi de çevre kirliliği olarak dikkat çekmektedir. Afetin meydana geldiği çevredeki ortaya çıkan kirlilikler birbirleriyle bağlantılıdır ve bir afet meydana geldikten sonra çevredeki kirlilikler artabilmektedir. Bu yüzden de başta bulaşıcı hastalıklar olmak üzere birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla yetkililer afet meydana geldikten sonra çevresel risklerin önlenebilmesi için hem toplumsal hem de kurumsal görev ve sorumlulukları tanımlamalıdırlar. Bu tanımlanmaların bölgesel risk faktörlerinin de dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir. Bu çalışmada çevre kirlilikleri ve afet ile ilişkileri bağlamında, afetlerden sonra meydana gelen çevre kirliliği incelenmiş olup, 1999 Marmara Depremi'nde Adapazarı cadde tozlarında ağır metal kirliliği örneği sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Afet, Ağır Metal Kirliliği

AfetlerAğır metal kirliliğiAğır metaller+4
Buse Akcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ile Küçükçekmece gölü arasında Marmara denizi' ne dökülen akarsuların kirlilik yüklerinin ve etkilerinin incelenmesi

Marmara Bölgesi konumu itibariyle önemli sanayi bölgelerini bünyesinde barındırmaktadır. Aynı zamanda Karadeniz ve Ege arasında geçişi sağlayan bir içdenizdir. Bununla birlikte hem geçiş suyu olmasından kaynaklı hemde içerdiği sanayi bölgelerinden dolayı Marmara Denizi'nde bir kirlilik artışı söz konusudur. Çoğu sanayi bölgesi çıkardığı atıksuları bir arıtma işlemine tabi tutulmadan denize veya ona ulaşan akarsulara deşarj etmektedir. Tez çalışması kapsamında Tekirdağ ile Küçükçekmece Gölleri arasında Marmara Denizi'ne dökülen havza noktalarından belirlenen 7 lokasyonda havzanın denizle karışmadan ve denizle karıştığı yerler olmak üzere deniz yüzey suyundan toplamda 12 adet su numunesi alınmıştır. Numunelerin fiziksel (pH, tuzluluk, iletkenlik, çözünmüş oksijen) ve kimyasal (inorganik kirleticiler Al, B, Cu, Fe, Al, Mn, Zn) yönünden incelenmesi yapılmıştır. Bu incelemeler sonucunda Marmara Denizi'nin ölçümü yapılan parametrelerinin yönetmelikte geçen sınır değerlerini aşmadığı ancak Bor elementinde özellikle Büyükçekmece ve Küçükçekmece göllerinde aşırı artış olduğu gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin ülkemizde genel olarak bor kaynaklarının bol olması sebebiyle sulara karışmış olabileceği düşünülmektedir.

Ağır metallerMarmara Denizi
Gamze Pekacar
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Esansiyel tremor hastalarında kan ağır metal konsantrasyonlarının değerlendirilmesi

Esansiyel Tremor (ET); en sık görülen hareket bozukluklarından biri olup, üst ekstremite ve/veya diğer vücut bölümlerinin tutulumu ile karakterize, postüral ve kinetik tremorun belirgin olduğu kronik nörolojik hastalıktır. İnsidansı genç erişkin ve 60 yaş üstü olmak üzere bimodal artış göstermektedir. Hastalık etiyolojisinde genetik ve çevresel faktörler oldukça önemli rol oynamaktadır. Çevresel predispozan faktörler açısından ağır metaller, organik çözücüler, pestisitler, β-karbolin alkaloidler incelenmiştir. Ağır metal maruziyetinin bazal gangliyonlardaki birikimi neticesinde her tür hareket bozukluğu ortaya çıkabilmektedir. ET hastalarında kan Pb seviyesini değerlendiren çalışmalar mevcuttur. Ancak sık maruz kaldığımız ağır metallerin (Al, Cr, Mn, Ni, Cu, Zn, Cd, Sn, Sb, Pb) ET üzerine etkisi hakkında literatürde net bir veriye ulaşılamamaktadır. Bu çalışmada, ET hastalarının tremor özellikleri, nöropsikiyatrik değerlendirme ve uyku ölçeklerinin kandaki ağır metal düzeyleri ile aralarındaki ilişki ve bu ağır metallerin hastalık etiyolojisindeki muhtemel yerini ortaya koyabilmeyi amaçladık. Çalışmamız kesitsel bir olgu kontrol çalışmasıdır. Hareket bozuklukları polikliniğimizde takip edilen 110 ET hastası ve 104 sağlıklı kontrol çalışmamıza dahil edildi. Hasta ve kontrol grubunun sosyodemografik özellikleri, öz ve soy geçmiş bilgileri kaydedildi. Hastalara ayrıntılı nörolojik muayene yapıldı, kullandıkları ilaçlar ve hastalık öyküsü alındı. Hasta grubuna Temel Tremor Değerlendirme Değerlendirme Ölçeği, Fahn-Tolosa-Marin Tremor Değerlendirme Ölçekleri; tüm katılımcılara ise Beck Depresyon ve Anksiyete Ölçekleri, Epworth Uykululuk Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi uygulandı. Tüm katılımcılardan alınan periferik kan örneklerinin ağır metal düzeyleri incelendi.ET hastalarında Al, Cd, Cr ve Sb kan düzeyleri kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek saptanmıştır. Hastalık süresi ile Al kan düzeyi arasında pozitif yönde korelasyon saptanmıştır. Hasta grubunun Al kan düzeyi ile BAÖ puanı ve Sb, Zn kan düzeyleri ile BDÖ puanları arasında pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır. Bu sonuçlar değerlendirildiğinde ET ile Al, Cd, Cr ve Sb kan düzeylerinin etiyolojik açıdan ilişkili olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Esansiyel tremor, ağır metal, etiyoloji, toksisite, spektrometri

Ağır metallerEtyolojiSitotoksisite+3
İbrahim Korucu
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fitoremediasyon yöntemi ile bakır birikiminin giderimi: Soğan (Allium cepa L.) örneği

ÖZET FİTOREMEDİASYON YÖNTEMİ İLE BAKIR BİRİKİMİNİN GİDERİMİ: SOĞAN (ALLİUM CEPA L.) ÖRNEĞİ Hülya GEDİK Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Doç. Dr. Sevinç YEŞİLYURT Toprak metal kontaminasyonu, dünya çapında giderek artan sayıda etkilenen alan ve metallerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Biyobozunur olmamaları ve toksisiteleri nedeniyle, daha fazla metal kontaminasyonunu önlemek ve gezegendeki binlerce kontamine alanı iyileştirmek çok önemlidir. Bu sorunlarla mücadele etmek için çevre dostu, kolay uygulanabilir ve maliyeti düşük bir yöntem olarak bilinen fitoremediasyon yöntemi yaygın olarak tercih edilmekte ve bu konuyla ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada, önemli bir besin kaynağı olan soğan (Allium cepa L.) bitkisinin, yetiştiriciliği, ülkemizdeki durumu değerlendirilmiş ve bakır (Cu) ağır metalinin fitoremadiasyonunda kullanılabilirliği araştırılmıştır. Deneme Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü laboratuvarında soğan (Allium cepa L.) bitkisi kullanılarak, 1 bitki x 3 tekerrür x 4 farklı doz (0-30-60-120 mg kg-1 CuSO4.5H2O) bakır uygulaması ile "Tesadüf Blokları Deneme Deseni"ne göre yürütülmüştür. Deneme sonucunda, uygulanan en yüksek bakır içeriği 120 mg kg-1 uygulanan saksılarda yetiştirilen soğan bitkilerinin kök bölgesinde (26,25 mg kg-1) birikim yaptığı tespit edilmiştir. Bitkinin üst aksamındaki ise en yüksek birikim, 30 mg kg-1 doz uygulanan saksılarda 19,16 mg kg-1 bakır olarak bulunmuştur. Bu çalışma sonunda, soğan (Allium cepa L.) bitkisinin topraklardan Cu ağır metalinin temizlenmesinde fitoremediasyon yöntemlerinden biri olan ve bitkinin kök bölgesinde birikim yaptığı fitoekstraksiyonda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakır, Soğan (Allium cepa L.), Fitoremediasyon, Toprak kirliliği, Ağır metal, Fitoekstraksiyon

Allium cepaAğır metallerBakır+4
Hülya Gedik
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kovada gölü ve kovada kanalı (Isparta)'nın makrofit florası, ekolojik kalite, ağır metal riskleri ve fitoremediasyon potansiyelinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışması iki farklı dönemde gerçekleştirilmiştir. 1. çalışma döneminde Temmuz 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında yürütülmüş olup Kovada Gölü'nün suyundaki, sedimentindeki ve gölde yetişen Ceratophyllum demersum ve Myriophyllum spicatum bitkilerindeki ağır metal kirliliğini çeşitli indeksler kullanılarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. 2. çalışma dönemi ise Haziran 2024-Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olup Kovada Gölü ve Kovada Kanalı'nın su kalitesinin bazı fizikokimyasal parametreler ve makrofit indekslere göre belirlenmesi amaçlanmıştır. 1. çalışma döneminde Kovada Gölü'nde belirlenen 4 istasyondan su, sediment, Ceratophyllum demersum ve Myriophyllum spicatum örnekleri alınmıştır. Mevsimsel olarak alınan su, sediment ve bitki örneklerinde bazı ağır metallerin (Cd, Cr, Cu, Fe, Mo, Mn, Ni, Pb, Se, Zn) konsantrasyonları ölçülmüştür. Su örneklerinde sıcaklık (C), pH, elektriksel iletkenlik (S/cm) ve çözünmüş oksijen (mg/l) değerleri belirlenmiştir. Suda ölçülen fizikokimyasal parametreler ve ağır metaller kullanılarak YSKY(Yerüstü Su Kalite Yönetmeliği)'ne göre su kalite sınıfları belirlenmiş ve TS 266, WHO, EPA ve EU'nde yer alan standart değerler ile kıyaslanmıştır. Suda belirlenen fizikokimyasal parametreler ile ağır metallerin arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi kullanarak değerlendirilmiştir. Sudaki ağır metal kirliliği, su kalite indeksi (WQI), ağır metal kirlilik indeksi (HPI) ve ağır metal değerlendirme indeksi (HEI) kullanılarak değerlendirilmiştir. Sedimentteki ağır metal kirliliği ise sediment kalite kriterleri (SQG), kontaminasyon faktörü (CF), kontaminasyon derecesi (Cd), modifiye kontaminasyon derecesi (mCd), zenginleştirme faktörü (EF), jeobirikim indeksi (Igeo), kirlilik yük indeksi (PLI), toksik risk indeksi (TRI), modifiye ekolojik risk faktörü indeksi (mER), modifiye potansiyel ekolojik risk indeksi (mPER), tehlike oranı (HQ), tehlike indeksi (HI), yaşam boyu kanser riski indeksi (LCR) kullanılarak belirlenmiştir. Bitkilerin fitoremediasyon amaçlı kullanılabilirliğini belirlemek üzere biyoakümülasyon faktörü (BF) ve translokasyon faktörü (TF) hesaplanmıştır. Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde suda metal miktarları yaz mevsiminde artmış ilkbaharda azalmıştır. Sedimentte ise sonbaharda artmış yaz mevsiminde azalmıştır. Göl suyunun WQI'ye göre yaz mevsiminde çok zayıf su, diğer mevsimlerde zayıf su kategorisinde olduğu, HPI ve HEI'ye göre tüm mevsimlerde düşük seviyeli metal kirliliği sınıfında olduğu belirlenmiştir. Göl sedimentinin Cd'ye göre yaz mevsiminde orta diğer mevsimlerde oldukça yüksek kirlilik, mCd'ye göre ilkbaharda orta, diğer mevsimlerde düşük kirlilik, PLI'ya göre ilkbaharda kirli olduğu diğer mevsimlerde olmadığı, TRI'ya göre tüm mevsimlerde düşük toksik risk, mPER'e göre tüm mevsimlerde çok yüksek ekolojik risk taşıdığı, HI ve LCR açısından risk taşımadığı belirlenmiştir. Tüm mevsimlerde EF göre Se açısından son derece yüksek, Cr ve Mn açısından orta derecede, Cu, Ni, Pb ve Zn açısından önemli derecede zenginleşme olduğu, mER'ye göre Cr, Mn ve Zn açısından düşük derecede, Cu açısından orta, Cd açısından yüksek derecede potansiyel risk taşıdığı, Igeo'ye göre Cr, Cu, Fe, Mn, Mo, Ni, Pb ve Zn bakımından kirlenmemiş, Cd bakımından orta derecede, Se bakımından orta-çok kirlenmiş, SQG göre Cd, Cu ve Ni'in LEL, MET ve TEL değerini aştığı belirlenmiştir. Ağır metal birikim düzeylerinin M. spicatum'da kök>yaprak>gövde, C. demersum'da yaprak>gövde şeklinde olduğu, her iki bitkide de en fazla biriken metalin Fe, en az biriken metalin Cd olduğu ve fitoremediasyon amaçlı kullanılabileceği tespit edilmiştir. 2. çalışma döneminde Kovada Kanalı'nda belirlenen 2 istasyondan ve Kovada Gölü'nde belirlenen 4 istasyondan su ve makrofit örnekleri alınmıştır. Su örneklerinde sıcaklık (C), pH, elektriksel iletkenlik (S/cm), çözünmüş oksijen (mg/l), oksijen doygunluğu (%), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), amonyum azotu (NH4-N), nitrat azotu (NO3-N), nitrit azotu (NO2-N), orto fosfat (PO4-P), sülfat iyonu (SO4-2), toplam fosfor (P), karbonat (CO3), bikarbonat (HCO3-), klorür iyonu (Cl-), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), toplam çözünmüş madde (TDS), askıda katı madde (AKM), toplam su sertliği (f) ve bulanıklık (NTU) parametreleri analiz edilmiştir. İstasyonların fizikokimyasal parametrelere göre su kalitesi belirlenirken Yerüstü Su Kalite Yönetmeliği (YSKY), Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY)'nden faydalanılmıştır. Ayrıca fizikokimyasal parametreler insani tüketim amaçlı içme suyu standartları kapsamında WHO, EPA, EU ve TS 266 kalite kriterleri ile kıyaslanmış ve bazı fizikokimyasal parametreler kullanılarak su kalite indeksi (WQI) belirlenmiştir. Makrofit örneklerine göre su kalitesini belirlemek amacıyla 1. ve 2. istasyonda nehirler için biyolojik makrofit indeks (IBMR) ve ortalama trofik oran (MTR), 3., 4., 5. ve 6. istasyonlarda makrofit indeks (MI) uygulanmıştır. Makrofit türleri ile fizikokimyasal parametreler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon testi ve PCA analizi yapılmıştır. Makrofit örneklerine baskınlık, benzerlik ve çeşitlilik analizleri uygulanmıştır. Çalışma alanının suyu YSKY'ne göre nitrat azotu açısından I., elektriksel iletkenlik ve biyolojik oksijen ihtiyacı açısından I. ve II., amonyum azotu ve toplam fosfor açısından I. ve III., orto fosfat ve çözünmüş oksijen açısından I., II. ve III. kalite sınıfındadır. SKKY'ne göre sıcaklık ve oksijen doygunluğu açısından I., II. ve III., pH açısından I., II. ve IV., nitrit azotu açısından I. ve IV., sülfat, klorür ve toplam çözünmüş madde açısından I. kalite sınıfında yer almıştır. Bazı istasyonlarda pH, amonyum azotu, nitrit azotu ve bulanıklık değerlerinin WHO, EPA, EU ve TS 266 içme suyu standartlarını aştığı belirlenmiştir. WQI değerlerine göre Kovada Gölü mükemmel su, Kovada Kanalı ise zayıf su kategorisinde yer almıştır. Çalışma sonucunda 32 familyaya ait 48 cins ve bu cinslere ait toplam 62 makrofit taksonu tespit edilmiştir. En baskın tür Myriophyllum spicatum olmuştur ve bunu sırasıyla Phragmites australis, Ceratophyllum demersum, Myriophyllum verticillatum ve Potamogeton panormitanus takip etmiştir. Kovada Kanalı'nın IBMR'e göre kötü kalite sınıfında, MTR'a göre 2b kalite sınıfında, trofik durumunun ise ötrofik seviyede olduğu belirlenmiştir. Kovada Gölü MI'e göre kirli kalite sınıfında yer almıştır. Sorensen benzerlik analizine göre en yüksek benzerlik %73 ile 4. ve 6. istasyonlar arasında, en düşük benzerlik ise %49 ile 1. ve 4. istasyonlar arasında saptanmıştır. Çeşitlilik değerlendirmesinde Shannon-Weiner indeksi 3,30-3,88 aralığında hesaplanmıştır. Kovada Gölü yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Gölün kirlilik baskısının azaltılması, sürdürülebilirliği ve su hacminin artırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Ağır metallerKovada GölüKovada kanalı+1
Bilge Bakioğlu Acar
Süleyman Demirel University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of heavy metals, antioxidant and total phenolic of Iraq Kurdish Region and Siirt province thyme

Despite an increased awareness of metal pollution, there are no studies about the metal content of thyme plant cultivated in Iraq and Siirt area. In this study value of thirty metals (Li, Be, B, Na, Mg, P, K, Ca, Ti, V, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, As, Se, Sr, Mo, Cd, Sn, Sb, Ba, La, Ce, Pt, Tl and Pb ) in thyme plant were determined and the results were subjected to various chemometric techniques for classification purposes. Samples were collected from Iraqi Kurdish Region (Qandil, Asos, Balambo, Karokh) and Siirt, Turkey (Eruh, Şirvan, Kezer, Tillo, Akdoğmuş Village, Kurtalan Üç Yol, Kurtalan Zokayt, Baykan). The ICP-MS (Thermo Scientific ICAP Q ICP-MS) instrument was used to detect the amount of metal in the samples dissolved by the microwave method. The analytical accuracy of the method was controlled by use of a standard reference material NASS-6. Principal component analysis (PCA) and cluster analysis (CA) as classification techniques results support each other. Besides; Total amount of phenolics, total flavonoid content, antioxidant activity and phenolic content of methanol extracts from four different regions of Iraqi Kurdish region and eight different areas of Siirt were examined. Total phenolic contents were assessed by Folin Ciocalteau's method and the total flavonoid content was determined by the aluminium chloride colorimetric method. The maximum value of total phenolic and total flavonoid content was found 226.83±0.21 µg gallic acid/mL and 2.59±0.02 mg rutin/mL of extract respectively. The antioxidant activity was determined by using DPPH and FRAP methods. The highest antioxidant activity (IC50) was found 1.32 mg/mL and 2.05 mg/mL respectively. Metal chelating activity was estimated by method of Rival et al, 20014 and the highest metal chelating activity percentage of extract was 22.92 %. And also, chemical composition of the phenolic compounds were determined with LC-MS/MS instrument. As a result, 29 phenolic compounds were quantitatively determined, among the 37 phenolic compounds analyzed. The predominant of them were Hesperidin (62.37±0.02 mg g-1), Quinic acid (1.53±0.01 mg g-1), tr-Ferulic acid (2.23±0.01 mg g-1), Rosmarinic acid (19.90±0.01 mg g-1), Cinnamic acid (0.81±0.01 mg g-1), Malic acid (7.62±0.09 mg g-1), Hesperetin (1.67±0.09 mg g-1). The results of the study confirm that these samples have potential biological activities and can be introduced as important sources of natural antioxidants.

Heavy metalsICP-MSThyme
Karwan Mohammed Amın Mahmood Khoshnaw
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İntihar vakalarında kan örneklerinde ağır metal ve element düzeylerinin değerlendirilmesi

İntihar girişimi ve intihar eylemi sonucunda ölüm adli tıp uygulamalarında sıkça karşımıza çıkmaktadır. İntihar davranışı, son yıllarda gelişmiş ülkelerde azalma eğiliminde olsa da küresel bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Bu nedenle intiharın patofizyolojisi ile ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda intihar davranışı ve intihar davranışına yol açabilecek patolojiler ile genetik, toksikolojik, edinsel ve nörobiyolojik nedenler arasında ilişki olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada, nörobiyolojik mekanizmalar üzerinden etki ederek inflamasyona yol açan ve birçok hastalığın patogenezinde rol oynayan ağır ve esansiyel metaller ile intihar davranışı arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesi, postmortem kan ağır metal düzeyinin prediktör faktör olarak kullanılıp kullanılamayacağının tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda, 2016-2017 yıllarında otopsileri yapılmış; imha edilme aşamasındaki şahit numuneleri arasından; 18 yaşından büyük, Evre II ve üzeri çürüme bulguları gösteren vakalar ile fethi kabir vakaları örneklem grubu dışı bırakılarak; ve savcılık dosyalarında ölüm nedeni intihar olarak belirlenmiş 75 vaka ile, kontrol grubu olarak yine savcılık dosyalarında ölüm nedeni intihar dışı nedenlere bağlanmış ve çalışma grubu ile eşlenmiş demografik ve postmortem evreleme özellikleri olan 45 vaka çalışmaya dahil edilmiştir. Her bir vaka için ayrı ayrı mor kapaklı ve kırmızı kapaklı tüplerde yer alan kan örnekleri kullanılmıştır. ICP-MS cihazı kullanılarak kan ve plazma örneklerinde Krom (Cr), mangan (Mn), kadminyum (Cd), antimon (Sb), kurşun (Pb), bakır (Cu), çinko (Zn), selenyum (Se), molibden (Mo), kobalt (Co), arsenik (As), nikel (Ni), civa (Hg) metal düzeyleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmaya dahil edilmiş tüm bireylerde şehir merkezinde yaşayan kişilerin daha yüksek düzeyde ağır metale maruz kaldıklarını, kadminyum ve civa değerlerinin kırsal bölgede yaşayan kişilere göre daha anlamlı düzeyde yüksek olduğunu ve intihar ederek öldüğü belirlenen vakaların analiz sonuçlarında Cu, Zn, Mo, Co, As değerlerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu göstermiştir. Literatürde, çoğunlukla vaka sunumu şeklindeki çalışmalarda, birçok ağır metal ve intihar davranışına neden olan psikiyatrik hastalık arasında ilişki olduğu belirtilmekle birlikte çalışmamızda Cu, Zn, Mo, Co ve As düzeylerinin intihar vakalarında anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, intihar açısından orijin tespitinde sorun yaşanan olgularda, postmortem kan ağır metal düzeylerinin bir ikincil gösterge/prediktör olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Kan ağır metal düzeyleri ile intihar arasındaki ilişkinin net şekilde ortaya konabilmesi için daha yüksek sayıda, değişken havuzu genişletilmiş vaka serisi çalışmalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmiştir.

Adli tıpAğır metallerEser elementler+3
Fatma Tuğba Erkman
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Doğu Akdeniz kıyılarındaki mürekkep balığının (Sepia officinalis L., 1758) farklı dokularında bazı ağır metal birikimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Akdeniz bölgesinde farklı kirlilik yüklerine sahip istasyonlardan (İskenderun, Antalya, Kaş, Gazipaşa ve Anamur) avlanan dişi ve erkek S. officinalis bireylerinin solungaç, hepatopankreas, gonad (ovaryum ve testis) ve kas (manto) dokularındaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb metal birikim seviyeleri araştırılmıştır. Çalışılan tüm metaller için hepatopankreas dokuların diğer dokulara göre en çok metal birikimine sahip doku olduğu belirlenmiştir. Erkek bireylerin dokularındaki metal birikiminin dişi bireylerdeki birikimden daha fazla olduğu, Cd ve Ni birikimlerinin ise dişi bireylerde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Manto dokusunda ölçülen ağır metal seviyeleri bakımından metaller arası ilişki Co > Pb > Ni > Cd > Cr şeklindedir. Pb metali değerlerinin Anamur, Antalya ve İskenderun istasyonlarında limit değerlerinin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

AkdenizAğır metallerBirikim
Erkan Uğurlu
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı denizel biyomateryallerin eldesi ve biyosorbent olarak kullanılması

Bu çalışmada, istilacı denizkestanesi Diadema setosum' dan kolajen ve kahverengi makro alg Sargassum vulgare türünden aljinat elde edilmiştir. Elde edilen aljinat ile kolajen, aljinat ve farklı oranlarda AK1 (2:1) ve AK2 (3:1) boncukları hazırlanmıştır. Elde edilen bu biyomalzemeler ile sucul ekosistemde yaşayan canlılar ve insan sağlığı için toksik olan Pb (II) giderimi hedeflenmiştir. Giderim çalışmalarında, biysorban mekanizmasını etkileyen biyosorban dozajı, pH, temas süresi ve başlangıç çözeltilerinin biyosorpsiyon verimine etkileri incelenmiştir. Biyosorbent miktarının etkisinin belirlenmesi içi yapılan çalışmada, Pb (II) biyosorpsiyon verimi 0,75 g biyosorbent dozajında ise sırasıyla %92,64, %87,08 ve %88,68 ile en yüksek biyosorpsiyon verimine ulaşmıştır. pH 3, 4 ve 5 değerlikte giderim verimleri sırasıyla Aljnat; %67,92, %71,16 ve %76,52, AK1; %53,48, %48,96 ve % 48,52 ve AK2; %61,08, %55,52 ve %58,44 belirlenmiştir. Aljinat boncuklarında süre arttıkça parçalanma gözlenmiştir. AK1 boncuklarında parçalanma gözlenmemesinin yanı sıra, süre arttıkça AK1 boncuklarının boyutlarında büyüme (şişme) gözlenmiş, 360. dakikaya kadar Pb (II) giderimi devam etmiştir. Aljinat boncuklarında yapısal olarak parçalanmalar görülmüş, boyut ve şekil olarak da değişim tespit edilmiştir. AK1 boncuğundaki giderim 100, 200 ve 300 ppm için sırasıyla 2,44 ppm, 6,96 ppm ve 24,96 ppm tespit edilmiş, %96,2, %96,52 ve %91,68 giderim sağlanmıştır. Bu deney aşamasında da diğer deney aşamalarında olduğu gibi en az deformasyona uğrayan biyosorbentin AK1 boncukları olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle AK1 biyomalzemesinin asidik koşullarda Pb (II) içeren atık sulardan, Pb (II) uzaklaştırılması için potansiyel biyosorbent adayı olabilecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu denizkestanesinin kabuk ve dikenlerinden kitin ve kitosan elde edilerek karakterizasyonları yapılmış, bu istilacı denizkestanesinin çeşitli alanlara entegre edilerek alternatif biyomateryal malzemeleri üretilmesi ile ekonomiye kazandırılması amaçlanmıştır. Böylece insan gıdası olarak tüketilmeyen ve ekonomik öneme sahip olmayan bu istilacı denizkestanesinin iç organlarından kolajen elde etmenin yanı sıra, kabuk ve dikenlerinden de faydalı biyomateryaller elde edilmiştir. Bir bütün olarak, farklı alanlarda kullanılabilecek farklı biyomalzemeler elde edilse de komple bir canlının farklı yöntemlerle işlenerek, neredeyse hiçbir atık olmaksızın biyomalzeme üretiminde kullanılması söz konusu olmuş ve böylece elde edilen bu farklı biyomalzemelerin ekonomiye kazandırılması olasılığı ortaya konmuştur. Bu durum hem ülke ekonomisine gelir sağlarken, farklı iş kollarının ileride oluşmasına olanak sağlayacağı gibi, ekolojik olarakda denizkestanesinin endemik türler üzerinde oluşturduğu baskının da kontrol altına alınmasını sağlayacaktır. Bu çalışma Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK 2211-C Yurtiçi Öncelikli Alanlar Doktora Burs Programı), Yükseköğretim Kurulu (100/2000 YÖK Doktora Bursu Programı) ve İskenderun Teknik Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (2021LTP-03) tarafından desteklenmiştir.

AbsorpsiyonAdsorpsiyonAğır metal giderimi+3
Erkan Uğurlu
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Van ve Mardin illerine bağlı bazı köylerde içme sularının fiziksel özellikleri ve mineral içeriklerinin incelenmesi

Baraj MG. Van ve Mardin illerine bağlı bazı köylerde içme sularının fiziksel özellikleri ve mineral içeriklerinin incelenmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Veteriner Biyokimya Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019. Bu çalışma, Mardin ve Van'da her ilden seçilen 20 noktadan alınan toplam 40 adet içme suyu örneğinin fiziksel özellikleri, ağır metal ve mineral içerikleri bakımından incelenmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda içme sularının kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. İki bölgede seçilen noktalardan 2018 yılı Ağustos döneminde su örnekleri alınmış ve gerekli analizleri yapılmak üzere uygun koşullarda laboratuvara ulaştırılmıştır. Örneklerin iyon ve metal analizleri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Merkezi Laboratuvarı'nda gerçekleştirildi. Arsenik, Bakır, Bor, Kadmiyum, Kobalt, Mangan, Nikel, Kurşun, Selenyum ve Çinko analizleriiçin İndüktif Eşleşmiş Plazma ve Kütle Spektrometresi (ThermoScientific X II Series ICP-MS) ile, Magnezyum analizleri için İndüktif Eşleşmiş Plazma – Optik Emisyon Spektrometresi (ThermoScientificIcap 6300 DOU ICP-OES) ile yapıldı. Florür, Klorür, Nitrit, Nitrat, Bromür, Sülfat ve Fosfat analizleri de Dionex iyon kromatografisi (Dionex ICS 3000) ile gerçekleştirildi. İletkenlik, pH, ORP, TDS ve min. salt analizleri ise Myron L Company POOL PRO PS6FC cihazı ile yapıldı. Elde edilen sonuçların istatistik analizi T testi ile SPSS 20 kullanılarak yapıldı. Organoleptik olarak incelenen renk, koku ve bulanıklık parametrelerinin istatistik analizinde ise Khi Kare testi kullanıldı. Çalışma sonucunda iki ilin su örneklerine ait Florür, Klorür, Nitrit, Nitrat, Bromür, Bor, Kadmiyum, Kobalt, Çinko, İletkenlik, TDS (Toplam Çözünmüş Katı Madde), ORP (Redoks Potansiyeli) ve sıcaklık değerleri arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Ayrıca İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik tarafından belirlenen sınır değerlerin üzerinde ağır metal içeren içme suları saptanmış , Van'dan alınan su örneklerde Nikel, Mardin'den alınan örneklerde ise fosfat tespit edilmemiştir.2 ilde 40 farklı noktadan alınan su numunelerinde dikkati çeken konular maddeler halinde sunulmuş olup saptanan bozulukların yerel yönetimlere ve çevre ve halk sağlık birimlerine sunulmasının gerektiği , bozuklukların giderilmesinin bu yörede yaşayanlar için önemli olduğu vurgulanmıştır Anahtar kelimeler:Ağır Metal, İçme Suyu, Mardin, Mineral Madde, Su Kalitesi, Van

Ağır metallerFiziksel özelliklerKöyler+6
Merve Gizem Baraj
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari ili ve çevresinde üretilen bal ve propolis örneklerinin metal içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı Kasım ve Aralık 2022 tarihleri arasında Hakkari ilindeki farklı köy arıcılarından toplanan bal (n = 60) ve propolis (n = 40) örneklerinin demir, çinko, bakır, kobalt (Co), krom, kadmiyum, nikel, selenyum, kurşun ve arsenik içeriklerini belirlemektir. Numuneler kuru yakma işleminden sonra indüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) kullanılarak analiz edildi. Bal numunelerindeki metallerin konsantrasyon düzeylerine göre sıralaması Fe>Zn>Cu>Cr=Pb=As>Ni>Co>Se şeklinde olup analiz edilen metallerin ortalaması 1.775, 0.933, 0.115, 0.029, 0.029, 0.029, 0.029, 0.027, 0.021, 0.018 ppm olarak bulunmuştur. Propolis örneklerinde ise Fe>Zn>Pb>Cr>Ni>Cu>Co>As>Se>Cd şeklinde bir sıralama olup ortalamalar sırasıyla 433.367, 44.229, 3.425, 1.715, 1.644, 0.920, 0.608, 0.462, 0.254, 0.007 ppm olarak bulunmuştur. İncelenen tüm bal örneklerindeki kadmiyum seviyeleri tespit sınırının altındaydı ve incelenen tüm propolis örneklerindeki kadmiyum seviyeleri de beş örnek hariç hepsi tespit sınırının altındaydı. Değişkenlerin tanımlayıcı istatistiksel analizi yapıldı ve metal seviyelerindeki farklılıkları doğrulamak için Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney parametrik olmayan testleri kullanıldı. Farklı köylerdeki arıcılardan alınan bal örnekleri arasında Zn, Cu, Co, As ve Fe yönünden, propolis örneklerinde ise Cr, Ni, Zn, Pb, Co, Cd, As ve Fe açısından istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, bal ve propolisin metal bulaşmasının varlığını ortaya koymak için yararlı parametreler olarak kullanılabileceğini gösterdi.

Ağır metallerBalHalk sağlığı+1
Esma Eğe
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak yöresindeki tekstil fabrikaları atık sularının tasarlanan bir membran prosesi ile arıtılması

Endüstriyel alanda su kaynaklarının verimli kullanımının son derece önem kazandığı günümüz koşullarında membran filtrasyonu ve biyokütle adsorpsiyonu atıksu arıtımında göz ardı edilemeyecek olanaklar sağlamaktadır. Özellikle tekstil endüstrisi atıksularıyla su ortamlarına deşarj edilen ağır metal kirlilikleri çevreye ve insan sağlığına geri döndürülemez zararlar vermektedir. Bu tezde atıksudan krom (VI) ağır metalinin arıtılması ve geri kazanılmasında polimerik membran filtrasyonu ve Saccharomyces cerevisiae mayasının ağır metal biyosorpsiyonunda sunduğu avantajlar araştırılmıştır. Yapılan filtrasyon deneylerinde; GE Osmonics (ABD) ve Microdyn Nadir (Wiesbaden/Almanya) firmaları tarafından üretilen ticari membranlar kullanılmıştır. Bu membranlar; selüloz asetat polimerinden imal edilmiş NF (nanofiltrasyon) membranı (GE CK) ve PESH (Hidrofilik Polietersülfon) polimerinden üretilmiş UF (ultrafiltrasyon) membranıdır (UH 004). Çapraz akış filtrasyonu düzeninde laboratuvar ölçekli olarak projelendirilmiş membran filtrasyon sisteminde, laboratuvarda hazırlanan krom (VI) çözeltilerinin arıtımı yapılmıştır. Bu deneyde; membran türünün, çözelti pH' sının (5, 7, 10), filtrasyon basıncının ve başlangıç metal konsantrasyonunun (10 ppm, 250 ppm) ağır metal giderim verimi üzerine etkisi incelenmiştir (20 0C çözelti sıcaklığı). Membran filtrasyonu ile yapılan arıtım deneylerinde en yüksek giderim verimi % 99,0661 olarak tespit edilmiştir. Nanofiltrasyon membranının kullanıldığı bu deneyde maksimum giderim verimi, 250 ppm başlangıç metal konsantrasyonu olan çözelti ile yapılan deneyde 4 bar filtrasyon basıncında, pH: 10' da elde edilmiştir. Biyosorpsiyon deneylerinde ise Saccharomyces cerevisiae biyokütlesi kullanılmıştır. Maya biyosorpsiyonu ile çözeltiden krom (VI) giderim verimi üzerine; pH' ın (5, 7, 10), başlangıç metal konsantrasyonunun (10 ppm, 250 ppm) ve biyosorpsiyon süresinin etkisi incelenmiştir. Hazırlanan çözeltilere 8 g/lt olacak şekilde maya eklenmiş, 140 rpm karıştırma hızı ile 180 dakika boyunca biyosorpsiyona tabi tutulmuştur (20 0C çözelti sıcaklığı). En yüksek giderme verimi % 97,89 olarak tespit edilmiştir. Bu giderme verimi; 10 ppm Cr+6 derişimine sahip olan çözelti ile yapılan deneyde, 180 dakika biyosorpsiyon süresi ve pH: 5' de elde edilmiştir.

Ağır metal giderimiAğır metallerBiyosorpsiyon+4
Hüseyin Yağcı
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Atık sulardan doğal zeolit ve toz aktif karbon ile Ni(II) giderimi

Bu çalışma, atıksulardan Ni (II) ağır metaline ait iyonların adsorpsiyon işlemi kullanılarak uzaklaştırılması için adsorban olarak doğal zeolit (Bigadiç klinoptiloliti) ve toz aktif karbonun (ticari) kullanılabilirliğinin araştırılmasını amaçlanmıştır. Nikelin sulu ortamdaki adsorpsiyonu işlemlerinde; pH, başlangıç derişimi, adsorban miktarı, karıştırma hızı, karıştırma süresi ve sıcaklık etkileri incelenmiştir. Her iki adsorbanın adsorpsiyon işlemi öncesi ve sonrası FTIR ve XRD ile karakterizasyonu yapılmıştır. Deneylerden elde edilen verilerle adsorpsiyon sistemini açıklamak için çeşitli 3 izoterm modelleriyle daha (Freundlich, Langmuir ve Temkin) çalışılmıştır. Adsorpsiyon işleminin her iki adsorban için de en iyi Freundlich izoterm modeline uygun olduğu bulunmuştur. Kinetik yönden adsorpsiyon olayını değerlendirmek amacıyla yalancı- birinci mertebe, yalancı-ikinci mertebe ve parçacık içi difüzyon hız modellerinin parametreleri hesaplanmıştır. Yalancı ikinci derece hız kinetiği, adsorpsiyon işlemini kinetik açıdan değerlendirmede iki adsorban için de en uyumlu hız kinetiği sonucunu vermiştir. Adsorpsiyonu, termodinamik yönden değerlendirmek amacıyla 25 oC, 35 oC, 40 oC, 50 oC ve 60 oC'de denemeler yapılmıştır. İncelenen adsorpsiyon işleminin doğal zeolit için endotermik, toz aktif karbon için ekzotermik işlem olduğu sonucuna varılmıştır. Son olarak tepkime hızının belirlenmesi için aktivasyon enerjileri hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Sonuçlar doğal zeolit ve toz aktif karbonun sulu çözeltilerden Ni (II) iyonunun giderilmesinde etkili adsorbanlar olarak kullanılabileceğini gösterir.

AdsorpsiyonAktif karbonAtık su+3
Gamze Altınay
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kabataş ilçesinden itibaren Bolaman deresinin mevcut element durumunun tespiti ve mevcut durumun canlılar üzerindeki etkisinin belirlenmesi

Su havzalarında meydana gelen elementel birikimler bölgenin litolojik yapısı nedeniyle oluşabildiği gibi andropojenik etkilerle de meydana gelebilmektedir. Litoloji kaynaklı elementel birikim ve buna bağlı olarak meydana gelen kirlilikler doğal seleksiyonlarla inhibe edilebilmektedir. Fakat insan faktörlü elementel birikimler ve buna bağlı olarak meydana gelen kirlilik, olumsuz etkilerini arttırarak göstermeye devam etmektedir. İnsanlar tarih boyunca, genel itibariyle suya rahat ulaşımın sağlanabilmesi amacıyla su havzalarında yerleşik konuma geçmişlerdir. Buna bağlı olarak yaşamsal faaliyetler, sanayi ve endüstrileşme sonucunda su kaynakları, geri dönüşü olamayacak veya en iyi ihtimalle düzelmesi çok uzun yıllar alacak kirlilik unsurları ile karşı karşıya kalmaktadır. Tez konusu çalışma, rutin bir tarama çalışmasından ziyade, mevcut durumda insan faktörü etkilerinin ve bu durumun canlı yaşamına etkilerini de irdeleyerek değerlendiren bir nitelik taşımaktadır. Bu amaçla Bolaman deresi havzası boyunca, Kabataş ilçesi mansabından başlanılmak suretiyle, derenin, Karadeniz' e döküldüğü noktaya kadar toplam 23 adet noktadan örnekleme yapılmıştır. Örneklemeler daha sonra Kanada da yerleşik Acme Laboratuvarına gönderilerek elementel analizleri gerçekleştirilmiştir. İlgili analizler referans metotlar kullanılarak yapılmıştır. Örnekleme noktaları, yerleşim yerleri, Bolaman deresine bağlanan yan dereler, dereye deşarjı olan endüstriyel kuruluşlar ve organize sanayi bölgeleri göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Böylelikle belirtilen unsurların ve özellikle andropojenik etkinin, dere yatağı boyunca oluşturduğu elementel birikimin net bir şekilde görülmesi amaçlanmıştır. Bu birikim miktarları literatürde yer alan hesaplama yöntemleri ile hesaplanmış, istatistiki yöntemler de kullanılarak değerlendirilmiş, canlılar üzerinde oluşturduğu veya oluşturabileceği etkiler de irdelenmiştir. Ayrıca Tez konusu çalışmanın, Bolaman deresi havzasında yapılması planlanan büyük ölçekli proje öncesinde referans olarak değerlendirilebileceği öngörülmektedir. Proje konusunda basın yoluyla açıklamalar yapılmış fakat geniş ölçekli bilgilendirme yapılmamıştır. Dere havzası boyunca sulama amaçlı göletlerin yapılacağı, enerji tesislerinin kurulacağı ve ıslah çalışmalarının gerçekleştirileceği düşünülmektedir.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerKaradeniz+1
Erkan Yuva
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır metallerin yeşil kaplumbağa (chelonia mydas) yavrularında birikimi ve yumurtadan çıkış başarısına etkileri

Bu çalışma, nesli tehlike altında olan Chelonia mydas (yeşil kaplumbağa) için önemli bir yuvalama alanı olan Sugözü Kumsalları'nda (Adana) yürütülmüştür. Araştırmanın amacı, yuva ortamı ve yavru kaplumbağa dokularındaki ağır metal birikiminin yeşil kaplumbağaların yumurtadan çıkış başarısına olan potansiyel etkilerini değerlendirmektir. Ayrıca çalışma ile maternal transfer veya çevresel maruziyet yoluyla taşınım ve farklı dokulardaki ağır metal birikim eğilimlerinin de belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırma kapsamında, yavru kaplumbağalara ait karaciğer, kas, karapas, beyin, yolk ve böbrek-gonad kompleksi (BGK) dokuları ile yuva kumu, yumurta kabuğu ve yuvalayan bireylerden alınan kloak sıvısı örneklerindeki arsenik (As), cıva (Hg), kurşun (Pb), kadmiyum (Cd), bakır (Cu), çinko (Zn), demir (Fe), mangan (Mn) ve baryum (Ba) elementlerinin konsantrasyonları Endüktif Eşleşmiş Plazma - Optik Emisyon Spektrometrisi (ICP-OES) analiz edilmiştir. Çeşitli doku ve örnek çeşitlerinde en fazla birikim gösteren ortalama ağır metal konsantrasyonları incelendiğinde; karaciğer dokusunda Cu (31.62 ppm) ve Hg (14.48 ppm), kas dokusunda As (4.84 ppm) ve Zn (129.6 ppm), karapasta Ba (70.75 ppm), yuva kumunda ise Mn (337.02 ppm), Fe (9349 ppm) ve Pb (1.91 ppm) en yüksek konsantrasyonlarda tespit edilmiştir. Çalışmada As, Ba, Hg, Zn ve Cu elementleri için potansiyel maternal aktarım öne çıkarken; bazı toksik ağır metallerin (Pb, Ba) yumurtadan çıkış başarısını olumsuz etkileyerek çıkış oranlarını düşürebileceği belirlenmiştir. Ayrıca bazı esansiyel ağır metallerin (Fe, Mn) belirli düzeylerde yumurtadan çıkış başarısını destekleyici etkilere sahip olabildiği, bazı durumlarda ise esansiyel metallerin (Zn, Cu) toksik etkilere neden olarak yumurtadan çıkış başarısını düşürebileceği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, deniz kaplumbağalarının yumurtadan çıkış başarısı üzerinde etkili olabilen çevresel kirleticilerden ağır metallerin, farklı dokulardaki birikim paternlerini, potansiyel geçiş ve transfer mekanizmalarını ve yumurtadan çıkış başarısı ile olan ilişkilerini ortaya koyarak; doku ve yuva parametreleriyle bağlantılı anlamlı ilişkilerin varlığını göstermiştir. Elde edilen bulgular, koruma biyolojisi ve habitat yönetimi açısından ağır metal kirliliğinin potansiyel tehditlerini vurgulayarak, deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akümülasyon, Ağır Metal, Chelonia mydas, Kirlilik, Yumurtadan Çıkış Başarısı

Ağır metallerDeniz biyolojisiDeniz kaplumbağası+2
Aysu Kumsal Kargı
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aliağa Güzelhisar çayı ve çevresinin kimi kirleticiler bakımından incelenmesi

Ege Bölgesi'nde bulunan İzmir'in il sınırları içerisindeki ilçesi Aliağa'nın Güzelhisar Havzası'nda belirlenen birbirinden bağımsız 12 adet noktadan toprak numuneleri 3 aylık periyotlarla, bitki ve su numuneleri ise 1,5 aylık periyotlarla alınmış olup, toprak, bitki ve suların ağır metal içerikleri ile ayrıca suların bor ve nitrat içerikleri tespit edilerek çalışma alanının kirlilik vaziyeti saptanmıştır. Çalışmalar sonucu belirlenen verilere göre bölge toprakları genel itibariyle alınabilir ağır metal ve toplam ağır metal içerikleri bakımından sorunlu bulunmamıştır. Ancak toplam Ni sadece 5 no'lu istasyondan alınan toprak örneğinde yüksek bulunmuştur. En düşük ağır metal içerikleri 4.istasyondan alınan topraklarda, en yüksek ise genel bir dağılım gösterse de daha çok 5.istasyonda saptanmıştır. Araştırma bölgesi zeytin ağaçlarından alınan yaprakların ağır metal kirliliği yönünden uluslararası değerlendirmelere göre Cd, Co, Ni, Pb ve Cr bazı dönemler haricinde normal sınırlar içinde bulunmuştur. Zeytin yapraklarında Co içeriği 7.istasyon'da Ocak ve Ni içeriği 3,6 ve 9.istasyon'da Mart, Nisan, Haziran aylarında limit değerlerini biraz aşmıştır. Sularda ağır metal içerikleri "iz" değerlerde bulunmuş ve ağır metal kirliliği bakımından sorun saptanmamıştır. Bor içerikleri incelendiğinde 1,6,7,8,9,10,11,12 no'lu istasyonlarda sorun bulunmamış ancak 2,3,4,5 no'lu istasyonlarda üst sınır aşılmış ve kirlilik tespit edilmiştir. Suların NO3- içerikleri bakımından sorunlu olmadığı saptanmıştır.

Ağır metaller
Mustafa Onur Sayan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sulak alanlarda arazi kullanımının toprakların ağır metal konsantrasyonlarına etkisi

Sultan sazlığında yapılan bu çalışma, sulak alanlarda farklı arazi kullanım şekillerinin toprakların ağır metal konsantrasyonlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Güney Sazlık (GS), Çalılık, Kuzey Sazlık (KS), Mera, Kurugöl (KG) ve Tarım arazi kullanımlarının her birinden 9'ar adet üst toprak (0-20cm) örneği alınarak Pb, Cd, Zn, Cu, Cr, Ni, Co, Mn, Fe, Mo ve As konsantrasyonları, ICP-MS ve ICP-OES cihazları kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler, IBM SPSS istatistik programı kullanılarak uygun analizlerle (ANOVA, Duncan testi) değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, ortalama değerlere göre toplam ağır metal yükü açısından arazi kullanım şekilleri GS>Çalılık>Tarım>Mera>KS>KG şeklinde sıralanmıştır. Araştırma alanı topraklarının Cd konsantrasyonları hariç, diğer bütün ağır metaller arazi kullanımındaki değişimden etkilenmiştir. GS'ta 6 (Cr, Pb, Zn, Cd, Mo, Ni), Çalılık'ta 5 (Cr, Pb, Cd, Mo, Ni), Mera ve Tarım'da 4 (Pb, As, Cd, Mo), KS'ta 3 (As, Cd, Mo) ve kurugöl'de ise 2 (Cd, As) ağır metal geçmiş referans sınır değerleri aşmıştır. Sulak alan ekosisteminin devamlılığı ve çevresel riskler bakımından arazi kullanımı değişimi/dönüşümlerinin dikkatli yapılması, özellikle GS, Mera, Tarım, Çalılık gibi arazi kullanım şekillerindeki ağır metal konsantrasyonlarının izlenmesi, insan faaliyetlerinin ekosisteme zarar vermeyecek şekilde kontrol altında tutulması, potansiyel ağır metal kaynaklarının kontrol edilmesi önerilir.

Ağır metallerKayseriKayseri-Develi+7
Ahmad Farıd Amırı
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Koelreuteria paniculata tohumu/nano kobalt ferrit kompoziti ile sulu çözeltilerden bazı metal iyonu ve boyar madde gideriminin incelenmesi

Metal iyonlarının ve boyar maddelerin yüksek miktarlarda ve yeterli arıtma işlemlerinden geçirilmeden doğaya salınması nedeniyle meydana gelen su kirliliği, günümüzün en önemli çevre sorunlarının başında gelmektedir. Çevre kirliliğine neden olan en önemli faktörler arasında yer tutan ağır metaller ve boyar maddeler insan sağlığı ve ekosistem için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla, bu tehlikeli kirleticilerin giderimi için yenilikçi, ekonomik, geri dönüştürülebilir ve çevre dostu yöntemlerin kullanılması önem taşımaktadır. Bu projede, park ve bahçelerde, yol kenarlarında oldukça çok bulunan bir peyzaj ağacı olan güvey kandil ağacı veya fener ağacı olarak da bilinen ve çeşitli biyoaktif fitokimyasallar içeren Koelreuteria paniculata ağacının yaprak ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemiyle kobalt ferrit sentezi gerçekleştirilecek; daha sonra Koelreuteria paniculata tohumlarının, elde edilen kobalt ferrit ile modifikasyonu ile sudan kolay ayrılabilirlik ve yeniden kullanılabilirlik özelliklerine sahip, düşük maliyetli bir manyetik adsorban hazırlanacak; ve elde edilen manyetik adsorbanın, boyar madde ve çeşitli metal iyonlarının sulu ortamdan uzaklaştırmadaki etkinliği incelenecektir. Elde edilen manyetik adsorbanın boyar madde ve çeşitli metal iyonlarının sulu ortamdan uzaklaştırılmasında, optimum koşullarını belirlemek amacıyla kirleticinin başlangıç derişimi, adsorban miktarı, pH, temas süresi gibi parametrelerin etkisi araştırılacaktır. Bu parametreler, her seferinde tek değişken değiştirilerek incelenecektir. Ayrıca manyetik adsorbanın tekrar kullanılabilirliği araştırılacaktır. Bu projede; elde edilecek olan manyetik adsorban SEM, EDX, FTIR, XRD gibi analizler ile karakterize edilecektir. Sulu fazdaki boyar madde derişimleri, UV Spektrofotometresi ile, metal iyonu derişimleri ise Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi ile tayin edilecektir.

Azo boyar maddelerAğır metallerKatı faz özütlemesi+2
Radıa El Kouıssı
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kayseri Yeşilhisar ilçesi'nde yetişen Beta vulgaris L. (şeker pancarı) bitkisinin iz element miktarı ve ağır metal akümülasyonu açısından izlenmesi

Bu çalışmada Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde 5 farklı bölge (Kilcan , Kesik, Hacılımezarlığı, Kıraç tepe, Hacıbektaş) ve kontrol bölgesi (Dağılgan) olmak üzere 6 farklı lokaliteden toplanan şeker pancarı (Beta vulgaris L.) bitkisinin yaprak, gövde, kök ve yetiştiği toprak örneklerinin, ağır metal (Cr, Zn, Fe, Cu, Co, Cd, Ni, Mn, Pb ve As) içerikleri ICP-MS cihazı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Dünya sağlık örgütü (WHO) ve Toprak kontrol yönetmeliği limit değerlerine göre karşılaştırılması yapılmıştır. Şeker pancarında; Cr konsantrasyonu 1,04 - 5,23 µggˉ¹, Mn konsantrasyonu 12,15 – 78,96 µggˉ¹, Fe konsantrasyonu 24,73 – 390,66 µggˉ¹, Co konsantrasyonu 0 µggˉ¹ -1,43 µggˉ¹, Ni konsantrasyonu 1,13 – 32,64 µggˉ¹, Cu konsantrasyonu 1,02 – 14,78 µggˉ¹, Zn konsantrasyonu 10,13 -104,26 µggˉ¹, As konsantrasyonu 0 – 3,67 µggˉ¹, Cd konsantrasyonu 0 - 0,45 µggˉ¹ ve Pb konsantrasyonu 0,02 – 1,85 µggˉ¹ arasında tespit edilmiştir. Bununla birlikte toplanan örneklerde şeker pancarı, toplanan topraklar fark etmeksizin ağır metal bakımından kirlilik göstermektedir. En düşük kirlilik oranı kontrol grubu iken, en az kirlilik deney grubu içerisindeki topraklarda olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre şeker pancarı bitkisinde bazı metaller (Cd ve Pb) WHO ve Toprak kontrol yönetmeliğine göre sınır değer aşmadığı sonucuna varılmıştır.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerİz elementler+1
Hayrun Nisa Bülbül
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

En çok tercih edilen baharat ve çay olarak tüketilen bitkinin ağır metal içeriğinin tespit edilmesi

Son yıllarda, tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden biri olan bitkisel ürünlere ilgi artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine dayanarak, gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun yaklaşık %80'i sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için bitkisel takviye ürünlerine güvenmektedir. Bitkisel ilaçlar da dahil olmak üzere tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanım sıklığı Türkiye'de %41-55 olarak tahmin edilmektedir. Bitkisel ürünlerdeki risklerin başında kirletici madde kalıntıları gelmektedir. Düşük konsantrasyonları dahi toksik etkiler gösterebilen ağır metaller önemli inorganik çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada baharatlar ve çay olarak tüketilen bitkilerden en çok kullanılan türlerin ağır metal içeriklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. İstanbul'da yaşayan 18 yaş üzeri yetişkin bireylerin oluşturduğu bir saha çalışması yapılarak 750 kişiye ulaşılmış, en çok tercih ettikleri 5 baharat ve 5 bitki çayları tespit edilmiştir. Bu çalışmada numunelerde homojenlik sağlanması için 5er farklı örnekleme yapılmıştır. Numuneler hem açıkta satılan hem kapalı ürünlerden ve İstanbul'un rastgele seçilen sosyoekonomik düzeyleri farklı 5 bölgesindeki market ve aktarlardan temin edilmiştir. Numuneler toplandıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi NANOLAB laboratuvarı kullanılarak kadmiyum, krom, kobalt, nikel, kurşun olarak ağır metal ve mineral besin elementlerinin analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna bakıldığında marketlerden alınan bitki ve baharatlarda anlamlı olarak ağır metal içeriği daha yüksek bulunmuştur. Toplanan numunelerde hem zincir marketlerin kendi markaları hem de Türkiye'de oldukça iyi olduğunu ve denetimlerinin sıkı tutulduğunu düşündüğümüz sık tercih edilen markaların olduğunu da unutmamakta fayda olduğunu düşünmekteyiz. Özellikle toplumun güvendiği ve sık tercih ettiği hemen hemen her evde bulunduğunu düşündüğümüz bitki ve baharatlarda ağır metaller ve diğer kirleticiler için denetimlerin düzenli ve sistematik yapılması toplum sağlığı açısından yüksek öneme sahiptir.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerBaharatlar+4
İrem Sarıdede
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Mikrobiyal biyosensörler ile sulu ortamlardaki ağır metallerin tespiti

Biyosensörler, su kalitesi ve ağır metal tespiti için HPLC ve spektroskopik yöntemler gibi geleneksel analitik tekniklere güçlü alternatiflerdir. Ağır metallerle kirlenmiş sular, mikrobiyal biyosensörler tarafından verimli bir şekilde izlenebilir. Bu amaçla yeni izole edilen Stenotrophomonas maltophilia ve Pseudomonas marincola. su kalitesinin izlenmesi için oldukça hassas, düşük maliyetli bir mikrobiyal biyosensör geliştirmek için kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, sulu çözeltilerdeki ağır metalleri belirlemek ve çalışma koşullarını optimize etmek için yeni, oldukça hassas, düşük maliyetli mikrobiyal biyosensörlerin geliştirilmesidir. Çalışma, Stenotrophomonas maltophilia sensörünün 1x10−8 M ile 6x10−8 M (0.01-0.06 µM) arasında bir lineer aralıkta bulunduğunu ve en düşük tespit limitinin 10−9 M (0.001 µM) olduğunu gösteriyor. Pseudomonas marincola. sensör 1x10−8 M ile 8x10−8 M (0.01-0.08 µM)arasında lineer bir aralıkta, en düşük saptama sınırı 10−9 M (0.001 µM) ile bulundu. Optimum ön konsantrasyon süresi ve tarama hızı her iki sensör için 10 dakika ve 10 mV/s olarak ölçüldü. , sırasıyla. Sonuçlar yeni izole edilen Stenotrophomonas maltophilia ve Pseudomonas marincola'nın sulu çözeltilerdeki eser miktardaki Pb+2 miktarını belirlemede önemli bir potansiyele sahip olduğunu desteklemektedir. Tasarlanan düşük maliyetli biyosensör, Elektrokimyasal yanıt için herhangi bir aracı veya Screen Printed Elektrot (SPE) yüzeyine tutturulmak için fiksatör gerektirmez. Canlı hücreler, laminar flow koşullarında fazla çaba harcamadan yüzeye sabitlenebilir. Tasarlanan biyosensör, ilk adımdan son aşamaya kadar 30 dakikadan daha kısa sürede hazırlanabilmekte ve Pb'yi tespit edebilmektedir.

Ağır metallerBiyosensörlerElektrokimyasal sensörler+2
Cihan Bostancı
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektronik sigara ve IQOS kullanan kişilerde bazı ağır metal düzeylerinin incelenmesi

Elektronik Sigara ve IQOS Kullanan Kişilerde Bazı Ağır Metal Düzeylerinin İncelenmesi Dünyada ve ülkemizde, elektronik sigara (e-sigara) ve ısıtılmış tütün ürünü (IQOS) kullanımı her geçen gün artmaktadır. Özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan e-sigara ve IQOS'un güvenliliğine yönelik bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bu çalışmada e-sigara, IQOS ve sigara kullanan bireylerin ağır metal ve nikotin maruziyetlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. IQOS (n=20), e-sigara (n=28), sigara kullanan (n=39) ve sigara kullanmayan (n=30) bireylerden oluşmak üzere toplam 117 gönüllü çalışmaya katılmıştır. Çalışmaya katılanların maruz kaldığı kurşun, kadmiyum, nikel, çinko ve selenyum metallerinin düzeyleri saptanmış ve karşılaştırılmıştır. E-sigara, IQOS ve sigara kullanan bireylerin nikotin maruziyetinin belirlenmesi ve karşılaştırılması bu çalışmanın bir diğer amacıdır. İdrar örneklerinde kotinin düzeyi e-sigara kullananlarda 1827,61±1717 ng/g kreatinin, IQOS kullananlarda 1833,72±1847,93 ng/g kreatinin ve sigara kullananlarda 2276,96±2046 ng/g kreatinin olarak bulunmuştur. E-sigara, IQOS ve sigara kullanan kişilerin kotinin düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Kurşun düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 1,38±3,55 ng/g kreatinin, 8,51±11,16 ng/g kreatinin, 3,67±5,68 ng/g kreatinin, 1,55 ±1,93 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Kurşun düzeyinde, e-sigara kullanan grubun, sigara ve IQOS kullanan grupla istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,008). Ayrıca sigara ve IQOS kullanan grupların, kotinin düzeyi ile kurşun düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p˂0,05). Kadmiyum düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 0,22±0,22 ng/g kreatinin, 0,28±0,33 ng/g kreatinin, 0,48±0,64 ng/g kreatinin, 0,35±0,34 ng/g kreatinin, olarak saptanmıştır. Kadmiyum düzeyinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,008). Sigara içen grupta, kotinin düzeyi ile kadmiyum düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0,0001). Nikel düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 3,43±2,16 ng/g kreatinin, 3,85±4,11 ng/g kreatinin, 1±1,42 ng/g kreatinin, 1,11±1,22 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Nikel düzeyinde, e-sigara ve IQOS grupları hem sigara kullanan hem de kontrol grubu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,05). E-sigara kullanan grupta, kotinin ile nikel düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,003). Selenyum düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 24,81±15,68 ng/g kreatinin 27,75±22,01 ng/g kreatinin, 26,01±18,10 ng/g kreatinin, 22,98±21,06 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Selenyum düzeyinin, hem gruplar hem de kotinin düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,008). Çinko düzeyi e-sigara, IQOS, sigara kullanan ve kontrol grubunda sırasıyla 298,40±221,78 ng/g kreatinin ve 596,13±779,14 ng/g kreatinin, 217,59±142,75 ng/g kreatinin, 285,03±233,34 ng/g kreatinin olarak saptanmıştır. Çinko düzeyinde, IQOS ile sigara kullanan gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p˂0,008). Kotinin ile çinko düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Çalışmamızda elde ettiğimiz veriler sonucunda, kurşun düzeyi IQOS ve sigara kullanan grupta, kadmiyum düzeyi sigara kullanan grupta, nikel düzeyi ise e-sigara ve IQOS kullanan grupta diğer gruplara göre yüksek saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ağır Metal, E-Sigara, ICP-MS, IQOS

Ağır metallerBelirti ve semptomlarEczacılık+4
Yunus Yüce
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır metal maruziyetinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi: Seramik sektörü örneği

Ağır Metal Maruziyetinin Sağlık Etkilerinin Değerlendirilmesi: Seramik Sektörü Örneği Seramikler ve seramik malzemeler endüstride sofra ve süs eşyası üretiminde, inşaat sektöründe, elektrik, elektronik, optik ve manyetik uygulamalarda, biyoseramik olarak kalça ve diz implantları ile gözlük üretiminde ve dental kaplama malzemesi üretiminde sıklıkla kullanılır. Seramik sektöründe ağır metal maruziyeti daha çok hammadde ve sırlama işlemi kaynaklıdır. Tez kapsamında 560 seramik çalışanının hasta kayıt verilerinin retrospektif incelemesine dayanan bu araştırmada, kurşun, mangan, kadmiyum, kobalt, çinko ve bakırın tam kan parametrelerinden HGB, HCT, PDW ile Parathormon, T3, T4 ve TSH parametrelerine olan etkisi incelenmiştir. Buna göre ortalama bakır serum 96,743±15,8704 µg/dL; medyan kadmiyum idrar 0,02 (0,0-2,80) µg/dL; mangan idrar 0,60 (0,001-15,80) µg/dL; kobalt idrar 0,60 (0,01-6,70) µg/dL; mangan serum 8,70 (0,40-42,0) µg/dL; kadmiyum serum 0,60 (0,01-5,20) µg/dL; kurşun serum 1,60 (0,08-19,10) µg/dL; çinko serum 94,50 (0,75-149,0) µg/dL'dir. Çalışanların hematokrit değeri ile serum bakır (r=-0,180), kadmiyum (r=-0,184) ve çinko (r=-0,133) düzeyleri arasında istatistiksel anlamlılıkta negatif yönlü zayıf bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Ağır Metal Maruziyeti, Bakır, Çinko, Kadmiyum, Kobalt, Kurşun, Mangan, Seramik Sektörü.

Ağır metallerBakırKadmiyum+7
Deniz Boz Eravcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İn vitro koşullarda bazı ağır metallerin hıyar (Cucumis sativus L.) bitkisinin gelişimi üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, hıyar (Cucumis sativus L.) tohumlarına in vitro koşullarda farklı ağır metallerin uygulanmasının çimlenme ve bitki gelişimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deneme kapsamında MS (Murashige ve Skoog 1962) besin ortamı ve farklı dozlarda hazırlanmış (100 µM, 200 µM, 300 µM, 400 µM, 500 µM) ağır metaller (Kadmiyum, Kobalt, Nikel, Alüminyum, Kurşun, Krom, Bakır) kullanılmıştır. Çalışmada tohumların çimlenme oranı, kotiledon oranı, beşinci ve onuncu günlerdeki kök ve sürgün uzunlukları belirlenmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda çimlenme ve kotiledon oranlarının, kadmiyumun 500 µM, kromun 200 µM, kurşunun 100 µM dozunda, alüminyum ve kobaltın ise kontrol uygulamasında en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bakır ve nikelin beş dozu, istatistiksel olarak kontrol uygulamasıyla aynı grupta yer almıştır. Deneme kapsamında yapılan kök ve sürgün uzunluğu sonuçlarına göre, kadmiyum ağır metalinde, en fazla kök uzunluğu kontrol uygulamasında, en fazla sürgün uzunluğu ise kontrol, 200 µM ve 300 µM dozlarında görülmüştür. Kobalt uygulamasında, en fazla kök uzunluğu kontrol, 100 µM ve 200 µM dozlarında, en fazla sürgün uzunluğu ise kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Nikel ağır metali uygulamasında, en yüksek kök uzunluğu 400 µM dozundan elde edilirken, sürgün uzunluğunda dozlar arasındaki fark istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Alüminyum ağır metali uygulamasında, en fazla kök uzunluğu 400 µM dozunda gözlemlenirken, sürgün uzunlukları istatistiksel olarak aynı grupta yer almıştır. Bakırın dozları arasındaki farklılıklar incelendiğinde, kök uzunluğunda kontrol, 100 µM, 200 µM ve 300 µM dozlarından en yüksek sonuçlar elde edilmiş ve istatistiksel olarak aynı grupta yer almışlardır.

Ağır metallerHıyarİn vitro
Oğuzhan Baran
Sivas University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects