Ancient Greece

58 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan tragedyalarının çağdaş sahnelenmesine bir örnek: Medea

Bu çalışmada, yaklaşık 2500 yıl önce yazılmış Antik Yunan tragedyalarının, günümüzde sahnelenmesi ile ilgili izlenmesi gereken yollar araştırılmıştır. Birinci bölümde; tragedyaların altın çağı olarak da bilinen MÖ.V.yy Atina'sında, tragedyanın gelişimi ve sahnelenmesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; tragedyaların çağdaş sahnelenmeleri ve örnekleri incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, mitolojideki Medea araştırılmış ve bugüne kadar Medea'dan esinlenen sanatçıların eserleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; tragedyaların günümüzde nasıl sahnelenmesi gerekliliği üzerinde durulmuş, bu doğrultuda, farklı anlatım biçimleri kullanılarak, çağdaş bir yorumla sunulan Trabzon Devlet Tiyatrosu yapımı, Medea ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak, tüm oyunlarda olduğu gibi, Antik Yunan tragedyalarının da nihai bir yorumunun asla olamayacağına, bu tragedyaların farklı yönetmenlerin elinde, yeniden yorumlanarak zenginlik kazanacakları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler : Antik Yunan tragedyaları, Medea, Trabzon Devlet Tiyatrosu, Çağdaş yönetmenler, Yönetmen

Antik YunanMedeaModern tiyatro+4
Gökhan Kocaoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan Klasik Dönemi'nde cinsiyetlendirilmiş mekan

Anne karnında başkaları tarafında belirlenen "atanmış cinsiyet" toplumsallaştıkça performanslar ve pratikler üzerinden şekillenerek toplumsal cinsiyeti oluşturur. Özne, kültürel olarak iktidar ilişkileri ile şekillendirilen toplumsal cinsiyete dayalı pratikleri icra eder. Bu pratiklerle oluşan birikime dayalı kimliklerini bilerek/farkında olmadan icra ederek, rolüne uygun davranır. Günlük yaşamda deneyimlediği tüm bu gönüllü/gönülsüz eylemler, habituslar, mekanı da şekillendirir. Habituslar ile doğallaşan eril dişil ön/arka, sert/yumuşak, kamusal/özel gibi ikilikler hegemonik tahakkümü yaratarak insanların mekanını düzenler. Antik Yunan Klasik Dönemi'nden erişilebilen edebi ve felsefi yapıtlar, tarih yazıcılığının zengin birikimi ile yine aynı dönemden kalan sanat/zanaat eserleri, antik çağlarda toplumsal cinsiyetin mekanları nasıl şekillendirdiğinin izini sürmeye yardımcı olmaktadır. Felsefe yapanların erkek olduğu, habitusların tasvirlendiği vazoları imal edenlerin ve satın alanların yine erkek olduğu, ve bu nesnelerin erkek gözüne ve beğenisine sunulduğu bilinmektedir. Nehirler, denizler, ovalar, dağlar gibi doğa mekanları Antik Yunan dünyasınca eril ve dişil karşıtlıklar kurularak hareketli olan eril, durağan olan ise dişil olarak toplumsal cinsiyetlendirilmiştir. Bir insan mekanı olan evde, oikosta, erkeklerin habituslarını icra ettikleri şölen mekanı olan andron, eril; kadınların dokuma, yün eğirme, süslenme gibi pratiklerini icra ettikleri gynaikeion, bir harem misali dişil mekan olarak tasvirlenmiştir. Kamusal alanda alışveriş, sohbet, felsefe gibi erkek sosyalleşmesinin performe edildiği stoalar ve agoralar, erişkin erkek harici kimlikleri dışlayarak ya da görünmez kılarak, erkek habituslarının icra edildiği eril mekanlar olarak betimlenmiştir. Kamusal mekanlar olan güreşlerin yapıldığı palaistra ve fiziksel eğitimlerin gerçekleştirildiği gymnasion, Antik Yunan coğrafyasında yer alan istisna bölgeler dışında sadece erkeklerin kabul edildiği, öğretmen öğrenci ilişkisine dair habitusların icra edildiği eril mekanlar olarak görülmüştür. Günlük hayatta kadın kamusallığının izini sürebildiğimiz yegane mekan ise çeşme önleri olarak tasvirlenmiştir. Zanaat işlerinde cinsiyete dayalı iş bölümü mekanların sınırlarını da belirginleştirir. Tunç ve kil atölyelerinde erkek gücünün kullanıldığı, kadınların yardımcı roller bulduğu görülmüş, hammadde çıkarılan alanlar ve pişirme, şekil verme işlerinin gerçekleştirildiği atölyeler, çeşitli vazolar ve kaplarda eril mekanlar olarak tasvirlenmiştir. Buna karşın ip eğirilen, dokuma işlerinin yapıldığı mekanlar ise tamamen kadın habitusları ile çevrelenmiş dişil mekanlar olarak betimlenmiştir. Süslenilen, tüy alınan, koku sürülen dişil mekan olarak tasvirlenen zanaat alanı hegemonik olana hizmet eden genelevler olmuştur. Festivaller ve dini ritüeller, kadınların kamusallaştığı, gün içinde evlerinden çıkma şansı bulamayan kadınların etkileşim içine girebildiği mekansallıklar yaratmıştır. Kadınlar kendi aralarında düzenledikleri ayinlerle hem kendilerini yurttaş kılmış hem kendilerini sağaltarak çukurları, çatıları dişil mekan eylemişlerdir. Hayali mekan olan gökyüzünde toplumsal cinsiyete bakıldığında, Antik Yunan mitolojisinde, theos, ruhaniliği eşit güçte görmüş ve tanrılar ile tanrıçalar arasında güçleri eşit dağıtmıştır. Buna rağmen tanrılar ve tanrıçalar arasında cinsiyete dayalı bir iş bölümü bulunmakta ve okyanusları, şimşekleri, toprakları toplumsal cinsiyetlendirmektedir. Canavarların yer aldığı hayali mekan olan yeraltında ise kadınlığa atfedilen kötücüllük ve lanetli olma söylemleri hegemonik olanın tahakümünün tesisine yaramıştır.

Antik YunanCinsiyetMekan+1
Baki Burak Acıl
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Oltos'un vazolarında propaganda kavramı ve çağdaş uygulamalar

"Oltos'un Vazolarında Propaganda Kavramı ve Çağdaş Uygulamalar" başlıklı tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde propagandanın tanımı, tarihçesi, taktik ve strateji teknikleri, çeşitleri ve reklam, sanat, seramik, politika ve sosyal psikoloji ile ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde Antik Yunan, Yunan Mitolojisi, Antik Yunan Sanatı ve Antik Yunan seramik sanatı genel olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Oltos'a atfedilen 10 vazo belirlenmiş ve vazo üzerindeki betimler incelenmiştir. Tezin son bölümde araştırmalar kapsamında elde edilen veriler yapılan gözlemler ve incelemeler doğrultusunda Yunan kap tiplerinden ve Oltos'un vazo betimlemelerinden esinlenilerek özgün form ve dekorlar tasarlanmıştır. Elle şekillendirme ve kalıp ile şekillendirme teknikleri kullanılarak bu tasarımlar üretilmiştir. Üretilen özgün formların üzerine serigrafi baskı tekniği ve sır altı dekor tekniği uygulanmıştır. Tezin sonuç kısmında, araştırma kapsamında elde edilen bilgiler değerlendirilerek sonuçları irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Antik Yunan, Arkaik Dönem, Oltos, Propaganda, Seramik

Antik YunanArkaik DönemOltos+7
Ayşe Nur Danabaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan modları ile makamların karşılaştırmalı incelenmesi ve arp icrası ile örneklenmesi

Bu çalışmada Antik Yunan ses sisteminin ayrıntıları yani modların özellikleri, dönemsel çalgıların akortları ve ezgi organizasyonları incelenerek öncelikli olarak Bizans dönemine kadar gelen müziksel ortaklıklarının çalgılar üzerinden anlaşılmasına çalışılacaktır. Sonrasında Arp- çeng ilişkisi üzerinden Antik Yunan dönemi ve Orta çağ İslam dönemi arasındaki müzik temelli ilişkiler ses sistemi, ezgi organizasyonları ve makam-mod ilişkisi bağlamında ele alınacaktır. En son aşamada ise 20. Yüzyıl'da Mod-Makam-ilişkisi Adnan Saygun'un Töre anlayışı üzerinden ele alınarak günümüz uygulamaları açısından Antik Yunan modlarının günümüz makam yapılarına ve ses sistemine etkisi tartışılacaktır.

Antik YunanMakamlarMüzik+5
Mesude Elif Güngör Sarıkaya
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da engellilik kavramı ve engelli bireylerin eğitimleri

Bu tez çalışması, Antik Yunan'da engellilik olgusunu Arkaik (yaklaşık MÖ 750–480), Klasik (MÖ 480–323) ve Hellenistik (MÖ 323–31) dönemler çerçevesinde incelemekte; bu süreçte engelli bireylerin eğitimine ilişkin yaklaşımlara odaklanmaktadır. Antik Yunan coğrafyası, bugünkü Yunanistan toprakları ile Batı Anadolu kıyılarındaki toplulukları kapsamaktadır. Antik Çağ, yalnızca Batı düşüncesinin temellerinin atıldığı bir dönem değil, aynı zamanda insan bedenine, ruhuna ve toplumsal işlevine dair normatif yargıların şekillendiği bir zemin olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, beden ve ruh bütünlüğü temelinde oluşturulan 'ideal birey' anlayışı, engelliliği fiziksel ve simgesel anlamda bir eksiklik ya da uygunsuzluk olarak konumlandırmıştır.Çalışma, Antik Yunan toplumlarında bireyin değerinin fiziksel yeterlilik, zihinsel erdem ve toplumsal katkı üzerinden belirlendiğini; bu normatif yapı içerisinde engelli bireylerin çoğu zaman dışlandığını veya ihmal edildiğini ortaya koymaktadır. Atina ve Sparta gibi farklı ya polis ya kent devletlerinin çocuk yetiştirme ve eğitim anlayışları karşılaştırmalı olarak ele alınarak, bu yapılar içinde engelli bireylerin eğitimsel ve toplumsal konumları değerlendirilmiştir. Ayrıca, mitolojik anlatılar, felsefi metinler, tıbbî ve dinî yaklaşımlar üzerinden engellilik kavramının anlam dünyası analiz edilmiştir.Bu tez, engelli bireylerin toplumsal rolleri, aile içindeki yerleri, yurttaşlık hakları ve eğitim olanakları gibi çeşitli başlıklar altında kapsamlı bir inceleme sunarken, Antik Çağ'daki dışlayıcı pratiklerin tarihsel inşasını da eleştirel bir biçimde sorgulamaktadır. Aynı zamanda, çağdaş engellilik tartışmalarına tarihsel bir perspektif kazandırarak daha kapsayıcı bir eğitim anlayışının düşünsel arka planına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Antik YunanEngellilikEğitim
Deniz Güneş
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da polisin ortaya çıkışı

Polis birçok araştırmada hatalı bir şekilde kent-devleti olarak tanımlanmıştır. Ancak polis konusu, devlet olduğu kavramından başlayarak her noktasında tartışmaya açık bir konudur. Devlet olarak kabul edildiğinde, polisin Yakın Doğu'daki benzerleriyle olan karşılaştırmaları sonucu, bu yapının kent-devleti olarak nitelendirilmesi tartışma konusu yaratmaktadır. Gerçekten de polisi sadece kent-devleti olarak adlandırmak onun tüm dinamiklerini açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Polisin anlamına dair bahsedilen tartışmalardan sonra bu kavramın Yunan bölgesinde ne zaman ortaya çıkmış olabileceği önem teşkil etmektedir. Bu amaç doğrultusunda da polisin en temelinde ikili bir anlamı olduğunun bilinmesi gerekir. Bu anlamlar: Kentsel anlamda polis ve politik anlamda polistir. Kentsel anlam tek başına ele alındığında Zagora, Herakleion gibi erken yerleşimler bu başlangıca kanıt olarak gösterilebilir. Ancak politik birliktelik ele alındığında, bu ideolojik yapılanmanın M.Ö. 8. yüzyılda başlamış olabileceği düşünülmektedir. Bunun sebebi olarak da M.Ö. 8. yüzyılda yaşanan yoğun sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik değişimler gösterilmektedir. Bu noktada polisin ortaya çıkışını, genel kanı olarak, M.Ö. 8. yüzyıla tarihlemek doğru olacaktır. Polisin bahsedilen bu dualistik anlamını kavramak onun içsel dinamiklerini tanımaktan geçmektedir. Polisin içsel dinamikleri de kendisi gibi somut ve soyut kavramlardan oluşur. Bu oluşumlar polisi yaratan toplumun yapısı hakkında bize bilgi vermesi bakımından önemlidir. Bu yapıların incelemesiyle polisin, ortaya çıkmasına sebep olmuş, daha sonra yarattıkları bu yapının vatandaşları olan toplum ile ilişkisi de anlaşılmış olacaktır. Polisin bu bahsedilen anlamları anlaşıldığında da onun ortaya çıkmasına sebep olan dinamikleri ve süreci fark etmemiz daha kolay olacaktır.

Antik YunanAntik kültürEski Çağ tarihi+7
Mehmet Özgönül
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Arkaik Dönem eski Yunan dünyasında kahramanlık kültü

Kökeni Myken Dönemi'ne kadar giden ve tarihsel süreç içinde birçok türüyle karşılaşılan kahramanlar, Arkaik Dönem'de bir kült sisteminin parçası olur. Kahramanlık kültünün ortaya çıkışı ve uzun süre geniş bir coğrafyada etkili oluşu, onun işlevsel özellikleri sayesindedir. Gücün simgesi ve toprağın sahibi olarak görülmeleri, antik Yunan kentlerinde hem kent içinde hem de kentler arasında bir hak elde etme mücadelesine dönüşür. Siyasi ve ekonomik işlevlere zamanla dini çıkarlar da eklenir. Böylece kahramanlık kültü, çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere belirli aralıklarla tekrar eden ritüel pratiklerin olduğu dini bir nitelik kazanır. Antik dönemdeki birçok gizem kültünde rastlanan kutsal alan, sunak, kurban etme, yapılan davranışları belirli aralıklarla tekrar eden bir düzen içinde sunan anlayış burada da mevcuttur. Bu anlayışın doğası gereği yapılan her hareket bir ritüelin parçası olarak görülmüş, bazı davranışların açıklanması ya da kutsal alan ve tapınaklarda bazı yerlere girilmesinin yasaklanması kültü ilgi çekici ve korkutucu olmasını sağlamıştır. Doğaüstü güçlerinin olduğuna inanılması bunu güçlendirmiştir. Arkaik Dönem destan ve şiirlerinin konusunu oluşturan, çoğu zaman üstün yeteneklerinin övüldüğü kahramanlar ve hikayeleri, mitsel öğelerin altında tarihsel bir gerçekliğe sahiptir. Bu abartılmış gerçeklik, Arkaik Dönem Yunan medeniyeti hakkında az sayıda kaynağın olduğu bu dönem için oldukça değerlidir. Kahramanlık kültü, antik Yunan dini ve mitolojisinin önemli bir unsurudur. Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Antik Yunan dini, Antik Yunan mitolojisi, gizem kültleri, kahramanlık kültü

Antik YunanArkaik DönemEski Çağ+7
Berna Şirvan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan düşüncesinde öte dünya ve öte dünyaya yolculuk yapan kahramanlar

Ölüm, en az yaşam kadar insanların ilgi, düşünce ve deneyimlerine konu olmuştur, dolayısıyla ölümü tanımak, insanlık tarihi kadar eskidir. Yaşamın gerçeklerini gün gün tecrübe eden insanoğlu, ölüm gerçeğiyle bir gün yüzleşeceğini kabul etmiş, bir taraftan yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken bir taraftan da ölüm ve ötesine dair sorgulayıcı tavrını hiçbir zaman kaybetmemiştir. Sevdiği insanı kaybetme, yalnız kalma, acı çekme gibi duyguların yanı sıra ölüm, belirsizliği de haber vermektedir. Belki de insanı asıl korkutan ölümün getireceği bu belirsizlikti. Bu belirsizlik; başka insanları da içine alacak toplumsal tecrübelerin (ailevi, dini ritüellervb.) oluşumunu sağlamıştır. Bu oluşum, birçok farklı kültürde ve devirden devire farklı yorumlara neden olduğu gibi bu kültürlerin öte dünya ve ölümsüzlük anlayışını da ortaya koymuştur. Literatür taraması yöntemiyle oluşturduğumuz çalışmamızda, Antik Çağ'ın sınırlılıklarına bağlı kalarak Antik Yunan düşüncesinde ölüm, ölüm uygulamaları, öte dünya ve öte dünyaya yolculuk yapan kahramanlar için incelemeler yapılmıştır. Çalışmamızda; ölüm düşüncesi ve öte dünya anlayışının erken izlerini anlayabilmek için antik metinler incelenmiş; ölümün gerçekleşmesiyle birlikte ölüm ve ötesine bütüncül yaklaşılarak süreçte gelişen detaylara yer verilmiştir. Ölen kimselerin gittikleri bambaşka bir dünya ve o dünyanın tasarımı, bu tasarıma dâhil olan iniş, varış, yargılama ve görevliler ele alınmış, Antik Yunan düşüncesinde ruh kavramına felsefi açıdan bakılmış, akabinde kavramın Homeros dönemi ve sonrasındaki değişim-dönüşüm süreçleri ortaya konulmuştur. Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasına yolculuk yapan kahramanların hikâyeleri derlenmiş, benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antik Yunan, Ölüm, Öte Dünya, Ruh, Yolculuk

Antik YunanÖlüm
Bilgen Gül
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da kurban ve kurban ritüelleri

Yunan coğrafyası Antik Çağ'ların başından itibaren farklı olay ve olgulara şahitlik etmiştir. Çeşitli etnik unsurları kendi bünyesinde barındırmıştır. Bu etnik unsurların kültürlerini kendi bünyesine uygun hale getirerek kabul etmiştir. Bu durum yunan dünyasının sosyal ve siyasal olarak etkileşiminin getirileri yunan kültürünün temelinde yenilenmelere sebep olmuştur. Kurban konusu dini ritüeller ile birlikte tüm toplumlarda yer alan bir olgudur. Tezimizde genel olarak kurban ve kurban ritüellerini ele alarak özelde de Antik Yunan dünyasında kurbana değinilmiştir. İki bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde kurbanı tanımlayan bilim insanlarının görüşlerine ve karşılaştırmalarına yer verilmiştir. Devamında ikinci bölümde ise Antik Yunan'da dini ritüeller ile kurban ritüellerini nasıl kullandıklarını ve bu durumun Antik Yunan dinlerini nasıl meydana getirdiği anlatılmıştır. Bu şekilde kurban ve kurban ritüellerinin Antik yunan Dünyasındaki yeri ve tanımı ortaya konmaya çalışılmıştır.

AdakAntik YunanDini tören+2
Gülen Yazıcı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik Yunan'dan Fârâbî'ye faal akıl

Aristoteles'in De Anima III.5'teki oldukça kısa, müphem ve muğlak ifadelerine atfen olarak ortaya çıkan ve meşşâî felsefede temel bir felsefi problem hâline gelen faal akıl kavramı, felsefe tarihinde Aristoteles sonrası dönemden günümüze gelinceye kadar en çok tartışılan kavramlarından biri olmuştur. Bu çalışmada ilk olarak faal akıl kavramının tarihî ve felsefi arka planını oluşturan Presokratiklerin varlığın ilk nedenine dair görüşleri ile Platon'un ilahi bir akıl olarak gördüğü Demiurgos'u ele alınarak kavramın, Aristoteles felsefesindeki mahiyeti, işlevleri ve insan aklıyla olan ilişkisi belirginleştirilmeye çalışılmıştır. Daha sonra İslam filozoflarının akıl teorileri ve faal akıl anlayışları üzerinde önemli etkileri olan Aristoteles şârihleri İskender Afrodîsî ve Themistius'un, bu konuda birbiriyle uzlaştırılması mümkün olmayan görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca Yeni Platonculuğun kurucusu Plotinus'un, İslam filozoflarının faal akıl kavramları ile gerek evrendeki konumu gerekse işlevleri bakımından büyük benzerlikler taşıyan hipostaz Ruh kavramı, Platon'un Demiurgos'u ile olan benzerliğine de dikkat çekilerek ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında, faal akıl kavramının İslam filozoflarından Kindî ve Fârâbî'nin felsefi sisteminde uğradığı değişim ve dönüşümler ile yüklendiği anlam ve işlevler ayrıntılı bir şekilde incelenerek Kindî ve Fârâbî'nin bu bağlamda geliştirdikleri özgün görüş ve yorumlar, Antik Yunan felsefesinden tevarüs ettikleri felsefi mirasla karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Böylelikle Kindî ve Fârâbî'nin, hem tevarüs ettikleri felsefi mirasa hem de İslam felsefesinin özgünlüğü meselesine sundukları orijinal katkılar faal akıl kavramı özelinde açıklığa kavuşturulmuştur.

Antik YunanAristotelesFaal akıl+7
Özcan Sarıdoğan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da kadın

Antik Yunan döneminde Atina'da yaşayan kadınların sosyal ve siyasi hayatı incelenmiştir. Kadınlar yaşadıkları dönemde ve ortamda tanrıça, ev kadını, anne, köle, cariye, fahişe ve hetaira olarak sınıflandırılmışlardır. Ev kadınları için yaşadıkları ortam olan hane, aynı zamanda onların üretim alanlarıdır. Onlar evde kumaş dokurlar ve evde yaşayan halka kumaşlarla kıyafet dikerlerdi. Evli kadının çeyizinin yalnızca kullanım hakkı evlendiği erkektedir. Böylece evlenmiş olan kadının ve doğacak çocuklarının gelecekteki hakları korunmuş olmaktadır. Küçük kızlar okuma yazmayı annelerinden öğrenmektedirler. Genç bir kadın olduklarında da kiminle evleneceklerini anne ve babaları belirlemektedir. Erkek çocukları ise yedi yaşına kadar evde kız kardeşiyle birlikte annesinden öğrenmekte, yedi yaşından sonra ise okullarda eğitim görmektedirler. Kadınların seçme ve seçilme hakları yoktur, bu hakta erkeklere aittir. Destanlar bölümünde görüldüğü üzere yalnızca kadın tanrıçalar istedikleri gibi yaşayabilmekte ve mükemmeldirler. Kötü davransalar bile bu onları kötü yapmamaktadır. Şiirde ve tiyatrolarda, ozanlar eserlerinde eski kaynaklardan ilham aldıkları için, tanrıçalar görülmektedir. Felsefe alanında, Platon ilk eserlerinde kadınları erkeklerden aşağı bir şekilde konumlandırmıştır. Daha sonraki eserlerinde ise ideal devleti oluşturmak için kadın ve erkeğin eşit koşullarda çalışması gerektiğini belirtmiştir. Aristoteles ise kadının ahlakının nasıl olması gerektiğine değinmiştir. Son başlık olan kadın filozoflar başlığında ise kadınların ya bir filozofun eşi ya kızı olması durumunda ya da hetaira olması durumunda okuyup kendilerini geliştirebildikleri anlaşılmıştır. Filozofların ortaya çıkması ile birlikte eril-egemen söz kullanımı ortaya çıkmaya başlamıştır. Evli kadınların ölçülü olarak belirlenmiş bir yaşama mahkum kılınmaları, kadınların siyasi haklarının olmayışı ve şölenlerde yalnızca erkeklerin bulunması ataerkil toplum örnekleridir.

Antik YunanDestanlarFelsefe+6
Fulya Karabacak
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılı kaynaklar ışığında eski çağ'da mitler

Mitler, antik halklara ait olan, evrenin ve tanrıların varoluşlarını açıklamaya çalışan, kahramanı genelde tanrılar veya doğaüstü güçlere sahip kimseler olan, ayrıca toplumları derinden etkileyen olayları açıklamayı amaçlayan yazın anlatısı veya söylencedir. Mitlerin ne olduğu sorusu, toplumların psikolojik bir yapısı, özlemleri ve korkuları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesiyle cevaplandırılamaz. Biz de bu gerçeklerden hareketle, "Yazılı Kaynaklar Işığında Eski Çağ'da Mitler" başlıklı bu çalışmamızda, antik mitlerden eski toplumlara dair ulaşılabilecek gerçekleri değerlendirmeye çalıştık. Bu bağlamda, tezimizin temel coğrafyası uygarlığın beşiği olarak kabul edilen Mezopotamya'dan başlayarak Anadolu ve Batı güzergâhı üzerinde ilerlemektedir. Bu durum, diğer eski çağ uygarlıklarının öneminin yadsındığı anlamına gelmemektedir. Zaman ve mekân darlığından dolayı Mezopotamya- Anadolu- Batı sıralaması takip edilmiş olup bahsi geçen bu coğrafyalar içerisinde dahi sınırlandırmalara gidilmiştir. Tezimiz 5 bölüm halinde ele alınmıştır, öncelikli olarak mit hakkında bilgiler verilmiş, ardından Mezopotamya kültürü ile yazılmış mitler incelenmiştir. Sırası ile takip eden bölümde Anadolu mitleri incelenmiş olup, ardından Yunan ve Roma mitlerine yer verilmiştir. En son bölümde ise kültürler arası olası etkileşimi gözler önüne sermek adına karşılaştırmalara gidilmiş, bahsi geçen bölgeler arasındaki paralellikler ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Konuya farklı bir bakış açısı katmak amacı ile en son bölümde ise adı geçen mitler ile kutsal kitaplar arasında bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Sonuçta görülmüştür ki, antik çağ mitleri birçok açılardan içinden çıktığı toplumu yansıtmaktadır ve mitleri içinden çıktığı atmosferden ayrı düşünmek mümkün değildir. Mitler, peşinen uydurmaca hikâyeler olarak kabul edilmemeli, aksine bu edebi anlatımların altındaki olası gerçekler değerlendirilmeye çalışılmalıdır. Bunun dışında sınırlı iletişim imkânları içerisinde dahi, antik toplumların birbirlerini etkilediği ve bu etkileşimin de kendini mitlerde açık bir biçimde gösterdiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mit, Mezopotamya, Anadolu, Yunan, Roma.

AnadoluAntik YunanEski Çağ+4
Pınar Kurşun Cengiz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kutsal Ateş'in koruyucuları: "Vesta rahibeleri"

Dini inanışların ortaya çıkışı, farklı dini görevleri de beraberinde getirmiştir. Tanrı ve tanrıçaların varlığını sürdürmek, onları korumak ve ritüelleri yerine getirmek için belirlenen kutsal görevler, bu görevleri üstlenecek kişilerin titizlikle seçilmesini gerektirmiştir. Tarihsel süreçte bu görevlere ilişkin farklı uygulamalar görülmektedir. Bu görevlerden bir tanesi kutsal alanlarda hizmet eden rahibelerdir. Rahibelik, geniş ve çok yönlü bir inceleme alanıdır. Tarihin farklı dönemlerinde değişen işlevleri ve etkileri olmuştur. Kadınlara özgü dini görev olan rahibelik, kadının bedenine yönelik belirli sınırlamalar içerebilirken, kimi zaman kadınları tamamen dışlayan, kimi zaman ise diğer hemcinslerine kıyasla ayrıcalıklı bir konuma getiren uygulamaları da barındırmıştır. Farklı dinlerde ve kültürlerde rahibelik çeşitli biçimlerde varlık göstermiştir. Bu nedenle, bu çalışmada Eskiçağ Tarihi'nin önemli dini kimliklerinden biri olan rahibelik kurumu sınırlandırılmaya çalışılmıştır ve tez kapsamında Roma tarihinin gizemli ve etkileyici kadın figürleri arasında yer alan Vesta rahibeleri ele alınmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle Eskidoğu'da rahibelik kültürü incelenmiştir. Zira Batı kültürlerinin, Doğu'nun dini ve toplumsal yapılarından etkilendiği, hatta bu yapıların küçük değişikliklerle benimsendiği, pek çok araştırmacı ve tarihçi tarafından kabul görmektedir. Bu bağlamda Mezopotamya, Mısır ve Anadolu'da rahibelik kurumu incelenmiş, buradaki uygulamaların Roma'daki Vesta rahibeleri ile olan bağlantıları değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın temel konusu olan "Kutsal Ateş'in Koruyucuları: Vesta Rahibeleri" üzerine ülkemizde akademik anlamda kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Roma'nın varlığını simgeleyen kutsal ateşin muhafızları olan Vestalar, sıradan dini görevliler olmanın ötesinde, sahip oldukları ayrıcalıklar, sosyal ve ekonomik alanlardaki etkileri ve görevleriyle incelenmeye değer bir konudur. Bu tez, Vesta rahibelerinin tarihsel rolünü detaylı bir şekilde ele almayı amaçlamıştır.

Antik RomaAntik YunanRoma İmparatorluğu
Sevim Kıvrak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ. I. binyılda Kıta Yunanistan ve Anadoluda figürin üretimi

Bu çalışmada, şimdiye kadar yapılmış olan yayınlardaki figürin üretimyle ilgili verilerin toplanarak bir bütün halinde bilim dünyasına sunulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda figürinler ve üretimlerine dair yapılmış detaylı ve tekil çalışmalar bir arada değerlendirilerek sunulmuştur. Bu çalışmanın kapsamı kil esas alınarak üretilmiş figürinleri oluşturmaktadır. Çalışmanın konusu olan figürinlerin tarihsel süreç boyunca gelişimleri incelenmiştir. İnceleme alanı Prehistorik Dönem'den başalayarak, Minos Dönemi ve ilerleyen süreç içerisinde Hellenistik Dönem sonuna kadar olup tüm dönemde meydana gelen teknik, tipolojik ve stilistik gelişimlerini oluşturmaktadır. Araştırmacılar, figürin üretim sürecini bir kent veya teknik özellik ya da dönem incelemesi olarak ele almışlardır. Bu şekilde ele alınan kentlerde üretim nasıl ilerlemiş, teknik ne şekilde gelişmiş ve dönem ilerlerken kendi içinde nasıl şekillenmiş bunun bilgisinin verilmesi amaçlanmıştır. Ele alınan çalışmalarda her biri ayrı ayrı aktarılmak istenen bilgilerin derlenip bir bütün olarak sunulması açısından tez çalışmasının önemini ortaya koymaktadır.

Antik YunanAntik figürlerAntik Çağ+5
Şahika Kaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan ve Roma dünyasında balık ve balıkçılık

Su, insanoğlunun yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesi için gerekli olan temel kaynaklardan biridir. Her daim insanların yerleşim yerlerini ve göç hareketlerini etkileyen, hayati önem taşıyan faktörlerden biri olmuştur. Bu temel ihtiyaç neticesinde, su kaynaklarıyla gerçekleştirilen münasebetler, insanlara çeşitli kazançlar sağlamaya devam etmektedir. Ağırlıklı olarak besin tedariki ve ekonomik bağlamda elde edilen kazanımlar, toplumların kültürel hafızalarında önemli yer edinmiştir. Bu bağlamda Antik Yunan ve Roma dünyasında balıklarla ilgili anlatımların, besin ve ekonomik değeri yanında bazı edebi kaynaklarda dini faaliyetler ile ilişkilendirildiği görülmüştür. Ayrıca nümizmatik ve arkeolojik kalıntılarda yer alan birtakım balık tasvirleri, elde edilmiş kazançların minnetini temsil eder niteliktedir. Bu ilgili örnekler, toplulukların zamanla doğru balık avlama yöntemlerini ve teçhizatlarını keşfedebildiklerini göstermektedir. Akdeniz'de var olmuş medeniyetlerin, özellikle Eski Yunan ve Roma'nın kültürel etkileşimleri ve katkıları sonucunda, insanlar doğal kaynakları daha iyi değerlendirmeyi başarmıştır. Bitkisel, hayvansal ve madeni kaynaklardan elde edilen dayanıklı avlanma teçhizatları başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Bu iyi örgütlenme süreci sonucunda bol miktarda elde edilen balıklar, önemli derecede ticari faaliyetlerin yürütülmesine olanak sağlamıştır. Özellikle orkinoslar, günümüzdekinin aksine, antik dönemlerde en çok tüketilen ve ticareti yapılan balıklardan biri olmuştur. Özellikle elde edildikleri coğrafyalarda, işleme tesislerinin çokluğu ve balıkçılığın geliştiği dikkat çekmiştir. Fakat balıklar, ticari aktivitelerde uzun süre taze tutulamayacağı için çeşitli işleme yöntemlerine maruz kalmışlardır. Bu işleme yöntemleri sonucunda tatlarında ve yapılarında değişiklikler meydana gelmiştir.

Antik YunanBalık avcılığıBalık ağları+4
Ömer Sinan Of
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan kaynaklarında Euhemeristik unsurlar

Antik Yunan sözlü kültür geleneği ve üretilen yazınların tamamı esasen yaşamsal karşılığı olan bir temele dayanır. Bu temel, prehistorik dönemin her türlü koşulunu içinde barındırır ve tıpkı evrensel fizik kanunlarında olduğu gibi kaotik bir bütünlük olarak bize geri yansır. Bu tarihtir ve tarihi süreçleri yansıtan yazınlar dikkatli incelendiğinde, dönem koşullarının kapsamlı etkileriyle karşılaşılır. Öyle ki, prehistorik dönem içerisinde meydana gelen kimi gelişmeler, insanların yalnızca biyolojik gelişim süreçlerini etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda düşünsel sıçrama eşikleri yaşamalarına da neden olur. Dahası, söz konusu sıçramanın bir sonucu olan soyut algılama kabiliyeti, insanların zaman gibi, inanç gibi, ahlâk gibi pek çok karmaşık yapıyı oluşturmasına ve organize etmesine yol açar. Nitekim bu dönemde meydana gelen; zorunlu göç hareketleri, alet yapımı, ateşin evcilleştirilmesi vb. bazı gelişmeler, insan algı ve inanç sistemi üzerinde belirleyici bir etkisi bulunur. Özellikle ateşin evcilleştirilmesi, muhtemelen ortaya çıkan artı zaman nedeniyle düşünsel sürecin gelişimini tetikleyerek, soyut algılama potansiyelini artırır. Bu durum, gerek ahlâki yapıların oluşmasında gerekse inançsal-kültürel farklılaşmada kendini gösterirken ancak yazının icadıyla tespit edilebilir hale gelir. Antik Yunan yazın geleneğinde yer alan kahramanlık hikâyeleri, kültler ya da teolojik unsurlar, temelde psikogenetik hafızanın bir yansısı olmakla birlikte insan zihnindeki gelişmeye paralel olarak, farklı zamanlarda farklı yaklaşımların konusu haline gelmeye başlar. Bu noktada Euhemeros'un Yunan pantheonum yönelik, 'gerçekte yaşamış kişilerdi' iddiasına yoğunlaşmak, tarih öncesi dönemle aralarında kurulabilecek muhtemel bağ nedeniyle önemlidir. Zira antik Yunan kaynaklarında Euhemeristik unsurları tespit etmek, temelde insan türünün prehistorik sürecini takip etmek anlamına gelir. Bu çalışma söz konusu dönemden Euhemeros'a, soyut algılama yetisine neden olan etkenleri değerlendirerek, antik Yunan yazınlarındaki karşılıklarını ifşa etmek ve Euhemeros'un teolojik yaklaşımının günümüze ulaşma sürecini takip etmek üzerine yoğunlaşacaktır.

Antik YunanEski ÇağEski Çağ tarihi+4
Lale Karaarslan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan'da mezar işaretlenmesi

Bu çalışmada Protogeometrik, Geometrik, Arkaik, Klasik ve Hellenistik dönemler boyunca Antik Yunan'da kullanılan mezar işaretleme yöntemleri incelenmiştir. Kullanılan mezar tipleri ve mezar işaretleme yöntemleri belirlenerek, tipolojik ayrımları yapılmış, kronolojik sıra ile açıklanarak örneklendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ölü gömme gelenekleri konusunu kapsayan ve bu konu içerisinde alt başlıklar halinde yapılan çalışmalardan yararlanılarak bir bütün halinde Antik Yunan mezar işaretleme yöntemleri çalışma içerisinde bir araya getirilerek derleme yapılmıştır. Araştırma sırasında, mezar işaretleme yöntemlerinin geçirmiş olduğu ilk başlangıç ve gelişme süreçleri değerlendirilmiştir. Bu süreçler kapsamında yaklaşık olarak MÖ 1100'den başlayıp ve MÖ 30 yılına kadar geçen zaman diliminde Yunan anakarası, adalar ve Batı Anadolu kıyılarında yer alan Yunan kentlerinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen bilgiler ışığında örneklendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ölü Gömme Gelenekleri, Mezar İşaretleri, Mezar Steli, Tümülüs, Anıt Mezar

Antik YunanMezar kitabeleriMezar taşları+4
Ahsen Fındık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation on negativity in Ancient Greek philosophy in guidance of hegelian dialectics

With its special focus on negativity the study is a (me)ontological research which investigates an early stage in the history of philosophy, i.e. the period from Parmenides to Plato. Parmenidean concept of "being" is a revolutionary invention which supposedly founded the Western tradition of ontology, metaphysics and logic. Yet remarkably the establishment of the Parmenidean being spontanously manifests itself as a radical exclusion of not-being, which created both problems and opportunities for the succeeding philosophy. Tracing those consequences the study investigates the philosophies of Parmenides, Heraclitus, Atomists, Gorgias, Socrates and Plato in their continuity, while adopting the guidance of Hegelian dialectics in order to better cope with its versatile concept of "negativity". The thesis makes use of different interpretations of various commentators, but the linguistic contributions of Charles H. Kahn come particularly into prominence, which make one grasp the less familiar connotations of the Greek "being" and "not-being". Appealing to both Hegel and Kahn the investigation detects in Plato's Sophist the manifestation of a critical stance, which in opposition to the existential ontology of the medieval-modern times can be represented as a predicative (me)ontology. The dispute between the sophists and the Socratics is an important focus of the study. Occasionally the portrayal of the conflict aims to allude to the contemporary tensions between foundationalist and antifoundationalist positions, and touches upon related problems regarding truth, universalism and freedom. Key words: Negativity, dialectics, Hegel, C.H. Kahn, Parmenides, Gorgias, Plato, meontology

Ancient GreeceDialecticGorgias+5
Murat Turan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan düşünsel ve toplumsal hayatında kadın algısı

Bu çalışmada özelikle tarihe ışık tutan her türlü arkeolojik ve yazılı malzeme tetkik edilerek Antik Yunan toplumlarında kadının toplum içindeki statüsünün ayrıntılı bir şekilde ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmamızın ana konusu olan Antik Yunan Düşünsel ve Toplumsal Hayatında Kadın Algısı adlı çalışmamızın birinci bölümünde Antik Yunan kültüründe kız çocukları, kadın, Antik Yunanlı kadınların evlilikleri ve çeyizleri, Antik Yunanlı kadınların giyim kuşamları, takıları ile ilgili bilgiler verilip çalışmanın ikinci bölümünde ise Yunanlı kadınların sosyal hayattaki yerleri, siyasi hayattaki yerleri ve dini hayattaki yerleri ile ilgili bilgi vermeye çalışılmıştır. Araştırma ve çalışma sonucunda ise Yunan toplumunda kadının arka planda bırakıldığını, kendi hayatları ile ilgili söz sahibi olamadıklarını, erkeklerin hakimiyeti altında yaşamlarına devam ettiklerini aktarmaktayız.

Antik YunanDini hayatEvlilik+5
Gözde Kırak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sümer'den Bizans'a çoban ikonografisi

Antik Çağ'dan günümüze, gerek mesleki gerekse dini açıdan önemini kaybetmeden süregelmiş olan 'çobanlık' kavramı, tabletler başta olmak üzere birçok kaynakta devamlı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çobanlık, gerek önemli bir geçim kaynağı olması, gerekse din ve devlet adamlarının dahi gelişim zamanlarında hayata hazırlanmaları için verilen bir eğitim olmasından dolayı oldukça önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra tapınaklarda tanrıya sunmak için hayvanları büyüten, seçen ve hazırlayan kişinin 'çoban' olması da, bu mesleği kutsal kılmaktadır. Bu tezde öncelikle kronolojik bir sırayla Sümerler'den başlayarak, Akkad, Assur, Babil ve devamında Hititler, Urartu, Frig dahil olmak üzere tabletler ışığında çobanlığın günlük hayatta ne ifade ettiği ve bu halkların benimsedikleri dinlerde hangi tanrıya bu sıfatı verdikleri araştırılmıştır. Sonrasında Antik Yunan ve Roma'da çobanlık kavramı ve pagan dinlerdeki önemi aktarılmaya çalışılmıştır. Bizans Dönemi'ne gelindiğinde dönemin şartlarından dolayı bu mesleğin izleri daha farklı kaynaklarda yer aldığı için (mozaik, fresk, heykel, kabartma gibi), bu somut kaynaklar ele alınmıştır. Bizans döneminin başlangıcında Hristiyanlığın benimsenmeye başlanmasıyla birlikte, "İyi Çoban İsa" betimi ortaya çıkmış ve pagan dinlerdeki tanrılar bu betime uyarlanmıştır. Çalışmanın devamında bu sıfatın veya ünvanın hangi tanrılar için kullanıldığı, özellikle fresklerde betimlenen figürün tanımı üzerine çalışılmıştır. Son bölümde ise İncil, Kur'ân ve Tevrat gibi kutsal kitaplarda çobanlığın geçtiği kısımlar incelenmiştir. Böylece çeşitli açılardan çobanlık mesleğinin önemi araştırılmış ve aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: çobanlık, Sümerler'de çobanlık, Hititler'de çobanlık, Antik Yunan'da çobanlık, Antik Roma Dönemi'nde çobanlık, Bizans Dönemi'nde çobanlık, İyi çoban İsa, İyi çoban Orpheus

Antik YunanBizans DönemiHititler+6
Sena Kasap
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mitos ve logos bağlamında Platon'un Anamnesis Kuramı

Bu çalışmada, öncelikle Eski Yunan'da teorik bilimin ve philosophia etkinliğinin ortaya çıkışında etki etmiş "hayret" (thaumazein) duygusunun ve "nedir?" (ti estin) sorusunun önemine değinilmiştir. Daha sonra antik medeniyetlerde önemli bir yer tutan mitosun işlevine ve bu bağlamda mitostan logosa geçiş sürecine değinilmiştir. Eski Yunan'da philosophia etkinliğinin ortaya çıkışı, Yunan insanının varolanın özüne ilişkin köklü bir düşünme gerçekleştirmesiyle olmuştur. Böylece ilk defa Eski Yunan'da mitosa dayalı düşünmeden logosa dayalı düşünme biçimine geçilmiştir. Ancak iki farklı düşünme biçimi aynı zamanda iki farklı dile getirme biçimidir. Bu bağlamda iki dile getirme biçimini de kullanan Platon'un düşüncesinde, mitosun nasıl bir yer tuttuğu açıklanmaya çalışılmıştır. Platon'da mitos ve logos arasındaki ilişki incelenmiş, anamnesis (anımsama) kuramı bağlamında açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak, anamnesis kuramının mitos mu yoksa logos mu olduğu yönündeki tartışmalara bir cevap getirilmiştir.

Anamnesis KuramıAntik YunanLogos+2
Yusuf Köse
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan ve Roma'da ceza yöntemleri; İşkence teknikleri ve işkence aletleri

Antik Dönemlerden günümüze kadar gelen süreç içerisinde toplumlar değişip, gelişmişler ve bir arada yaşamanın getirdiği bir takım sorumlulukları yerine getirmek ve düzeni sağlamak için ceza ve işkenceye başvurmuşlardır. İşkencenin tam olarak ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle birlikte toplum içinde hızla kullanılıp, yayıldığı görülmektedir. Antik Yunan dönemine baktığımızda polislerin kurulup, hızla büyümesinin ardından toplumsal düzende de hızlı değişim görülmüş ve aristokrat kesimin oluşmasıyla hiyerarşik yapının belirgin şekilde görülmesi sorununu beraberinde getirmiştir. Toplumsal sınıf ayrımı belirginleşmiş ve kölelik kurum haline getirilmiştir. Köleler herhangi bir hakka sahip olmamakla birlikte köleyi mal olarak görüp, alıp, satmışlar, istedikleri gibi işkence yapmışlardır. Varlığını uzunca yıllar sürdüren Antik Roma'da ise sınırların çok fazla genişlemesiyle toplumu kontrol etmek zorlaşmış ve cezalar ağırlaştırılıp,farklı işkencelerin uygulandığı da bilinmektedir. Toplumun işkenceden hoşlanıp, eğlence gibi görmesi beraberinde gladyatör oyunlarını getirmiş ve kanlı gösterilere sahne olmuştur. Her iki toplumda gelişip, büyüdükçe insanlar arasındaki hiyerarşik fark daha da belirgin olmaya başlamıştır. Bu durum beraberinde işkencenin varlığını ve kime nasıl uygulanması gerektiği sorununu ortaya çıkarmıştır. O dönemlerde hangi suçun karşılığı hangi ceza ve işkenceydi net olarak belirlenmemiş olmakla beraber, kişinin statüsüne bakılarak cezanın ve işkencenin ağırlığına karar verilirdi.Ceza adı altında işkence yaparak, işkenceyi normalleştirmeye çalışmışlar ve basite indirgemişlerdir. Bu işkenceler yapılırken alet kullanılmadan yapılan yöntemler ve alet kullanılarak yapılan teknikler görülmektedir. Bazen acının derecesini artırmak için birkaç işkenceyi birlikte kullandıkları da görülmektedir. Zehir kullanımı, yüksekten atma, su işkenceleri gibi işkenceler alet kullanılmadan yapılan işkencelere örnek teşkil ederken, çarmıh, kırbaç, işkence tezgahı ve işkence çarkı gibi aletlerde işkence tekniklerine örnek verilebilir. Anahtar Sözcükler:Antik Yunan,Antik Roma,Ceza,İşkence,Köle

Antik YunanAntik kültürCeza+5
Sevim Ateş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antik kaynaklar ve arkeolojik kanıtlar ışığında Antik Yunan ve Roma'da ruh hastalıkları

Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde ruhsal hastalıkların (rahatsızlık, bozukluk, sendromlar) antik kaynaklar (felsefi, tıbbi, edebi metinler, inançlar, mitolojik hikayeler) ışığında ve arkeolojik (yazıtlar, figürinler, seramik vazolar) olarak incelenmesi bu "tez" çalışmasının amacıdır. Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde biyolojik kökenli hastalıklar ile ilgili birçok çalışma yapılmış olmasına karşın, insanlığın bir parçası olan ruhsal hastalıklar üzerine arkeolojik olarak yeterli düzeyde bir araştırma yapılmamıştır. Bunun sebebinin antik dönemden günümüze doğrudan tutulmuş bir kaynağın ulaşmamış olması ve ruhsal hastalıkların soyut nitelikte olmasıdır. İncelen konu kökende insan kaynaklıdır. Bu sebeple insan zihin yapısını anlamak için Arkeoloji, Tıp, Psikoloji, Mitoloji, Din gibi bilimlerinde ortak sınırlarına girmek gerekliliktir. Bu tez hazırlanırken antik kaynaklar detaylı olarak incelenmiş, arkeolojik kanıtlar araştırılmış ve modern kaynaklardan yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tez 3 ana bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde ruhsal hastalıkların kökeni ve inançlar ile ilişkisi incelenmiştir. Mitolojik hikayelere bakılmış ve günümüz Psikoloji kriterleri ışığında teşhis koyulmuştur. İkinci bölümde Arkeolojik malzeme olarak seçilen örnekler incelenmiş ve konu ile malzeme ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemlerden bahsedilmiştir. Bu çalışma Antik dönemlerde yaşamış insanları ve toplumları daha iyi anlayabilmemiz adına konuya psikolojik açıdan yaklaşması ve malzeme olarak örnekler sunması açısından yeni bakış açısı katmaktadır.

Antik YunanAntik ÇağArkeolojik eserler+7
Tuğba Mercan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu coğrafyasından etkilenen Yunan müziğinin müzikal kimlik arayışındaki yolculuğu

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları, üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen hala geleneklere, kültürlere, müziklere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir. Uzun yıllar boyunca aynı bölgede yaşayan kültürlerin kendilerinden iz bırakmaları ve diğer toplumların bu izleri takip ederek benimsemeleri kaçınılmaz bir sonuçtur. Etkileşimlerin ortak noktalarda nasıl benimsendiği konusu ve kökenine inildiğinde karşılaşılan sonuçların netliği tam olarak doğrulanamamıştır. Kültürler arası etkileşimin, temel noktalarda nasıl birleştiğinin, yaşamlarında ayrılmaz bir parça haline nasıl geldiğinin, geleneklere ve müziklere nasıl etkisinin olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından tarihteki önemli noktaların mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Bu araştırmada, Anadolu coğrafyasından etkilenen Yunan müziğinin müzikal kimlik arayışındaki yolculuğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Nitel araştırma çalışması olup, araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma tür olarak betimsel tarihi bir araştırmadır. Kaynak taraması ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın konusu belirlenen amaç doğrultusunda; aynı topraklar üzerinde uzun yıllar beraber yaşamış olan Yunan topluluklarının müzikal kimliklerinin oluşumunda etkili olan dönemler; Anadolu coğrafyasında yaşamış olan Yunan ve Rum kimliklerinin Yunan müziğine etkisi; bağımsızlık ve mübadele dönemlerinin Yunanistan'ın müzikal kimliğinin farklılaşmasındaki etkisi alt problem başlıklarıyla incelenmiştir. 20. Yüzyıla gelindiğinde popüler müziklerden keyif alan iki toplumun ortak müzikleri hakkında bilgi verilmiş, yurt içinde ve yurt dışında konu ile ilgili elde edilen yazılı ve görsel kaynaklar objektif olarak geniş bir perspektifle ele alınarak betimsel olarak verilmiştir.

AnadoluAntik YunanEtnomüzikoloji+4
Hakan Aryol
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00

Related subjects