Uyum

340 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İhracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerindeki etkisi: Almanya'ya otomotiv ihracatı örneği

Bu çalışmanın amacı uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin uyguladıkları ihracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, ihracat pazarlama stratejisi olarak uluslararası pazarlama karması elemanlarına uygulanan adaptasyon stratejisine değinilmektedir. İhracat performansı olarak ise işletmenin ihracatındaki değişime odaklanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2018-2019 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösterip Almanya'ya otomotiv endüstrisinde ihracat yapan işletmelerdir. Ticaret Bakanlığı'ndan elde edilen veriler neticesinde çalışmaya 118 işletme katılım sağlamıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizinde SPSS19 programı kullanılmıştır. Uygulanan regresyon analizi sonucunda işletme performansının müşteri deneyimi ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu, dağıtım kanalına uygulanan adaptasyon seviyesiyle ise negatif ve anlamlı ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

OtomotivOtomotiv endüstrisiOtomotiv sektörü+7
Arzu Emeksiz Dündar
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring architectural education from the resilience perspective: The case of the pandemic experience

There had been numerous disastrous events in the last decades, including natural disasters such as tsunamis, droughts, heatwaves, forest fires, and earthquakes. Moreover, there had been pandemics, economics crisis, social conflicts, poverty, the gradual decrease in world resources, effects of climate change, terrorism, and war. In the midst of this time of conflicts and disasters, resilience capacities of natural and social systems became more relevant than before. Resilience is a concept that emphasizes the ability or capacity of a system to absorb disturbance and prevent its function in the face of shocks, disturbances or while undergoing a change. Nowadays, resilience is utilized by many fields to understand the behavior and attributes of complex systems in the face of disturbances. With the global health crisis, namely the COVID-19 pandemic, the need for architectural education to be flexible and resilient in the face of disturbances has been brought into the focus. Moreover, new tools, ways, and methods were experienced during the "emergency remote learning" that took place to prevent the spread of the virus. It is predicted that positive aspects of emergency remote learning will remain, and higher education would transform. This response of the education system is similar to the adaptive resilience framework. In this manner, the recent pandemic experience provides an observable example of the adaptation process of architectural education in the face of disturbances. To understand and lead the transformation of the architectural education to new conditions, it is crucial to understand and analyze current changes that architectural education goes through. This study adopts resilience perspective and takes the example of the pandemic experience to provide insight into the transformation of architectural education in the face of future challenges. To do this, first, the concept of resilience and the genetic characteristics of the architectural education (curriculum, tools, learning environment and interaction) are discussed. A new understanding of resilience is developed, which is then used as a foundation to explore architectural education from the resilience perspective. After setting the framework, a literature review on architectural education is conducted in order to address the disturbances that education systems went through in relation with their transformations. Finally, the pandemic experience of TOBB ETU Department of Architecture is examined to provide data to develop strategies to increase the resilience of education systems and insights for adapting better to future disturbances.

COVID 19FlexibilityArchitectural education+2
Merve Nur Sağlık
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarının değerlendirilmesine yönelik bir çalışma

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin eğitim öncesi ve sonrası izolasyon önlemlerine uyumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evrenini; Nisan-Kasım 2016 tarihleri arasında Tekirdağ/ Süleymanpaşa ilçesindeki, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Devlet ve Özel Hastanelerin cerrahi kliniklerde çalışan 250 hemşire, örneklemi ise örneklem seçim kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 144 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri doğrultusunda ve uzman kişilerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ''Çalışan Veri Formu'' ve Tayran tarafından (2009) geliştirilen ''İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği'' ile elde edilen veriler, SPSS 22.00 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan cerrahi hemşirelerin yaş ortalamasının 28,9±8,49, %91'inin kadın, %56,3'ünün lisans mezunu, %58,3'ünün meslekte beş yıldan daha az, %81,9'unun ise çalışılan birimde beş yıldan daha az çalışma süresine sahip olduğu, %32,6'sının devlet, %36,1'inin üniversite, %31,3'ünün özel hastanelerde, %34,7'sinin servis, %27,8'inin ameliyathane, %37,52'inin yoğun bakım birimlerinde çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin eğitimden hemen sonra izolasyon önlemlerine uyum düzeyi 90 puan üzerinden 80,389 ±7,106 olarak saptandı (p< 0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine eğitim sonrası uyum puanları, eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumları konusunda kurumsal desteğin sağlanması, hizmet içi eğitimlerde hemşirelerin mesleki özellikleri ve kurumsal faktörler dikkate alınarak planlamaların yapılması ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Cerrahi Hemşire, Eğitim, Hastane Enfeksiyonları, İzolasyon Önlemleri, Uyum.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Emine Karagülle Koza
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıra arası mesafelerin mercimek çeşitlerinde verim ve verim öğelerine etkileri

Mercimek, ülkemizde ve dünyada en çok üretilen ve tüketilen yemeklik tane baklagil bitkileri arasında yer almaktadır. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesi Türkiye'de üretilen kırmızı mercimeğin %90'ından daha fazlasını karşılamaktadır. Kullanılan mercimek çeşitlerinin ekolojik adaptasyonuna ve ekim normuna bağlı olarak önemli verim ve kalite kayıplarının ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu çalışma, Siirt Üniversitesi, Ziraat Fakültesine ait uygulama arazisinde 2020-2021 yetiştirme sezonunda tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada dört farklı sıra arası mesafe (15, 20, 25 ve 30 cm) ve üç mercimek çeşidi (Çağıl, Fırat-87 ve Tigris) kullanılmıştır. Çalışmada bitkilerin çıkış süresi, çiçeklenme süresi, bakla bağlama süresi, olgunlaşma süresi bitki boyu, metrekaredeki bitki sayısı, ilk bakla yüksekliği, birincil dal sayısı, ikincil dal sayısı, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, tane verimi, biyolojik verim, bin tane ağırlığı ve hasat indeksi incelenmiştir. Sonuçlara göre, birincil dal sayısı hariç diğer özelikler istatiksel açıdan önemli bulunmuştur. Uygulamalara bağlı olarak çıkış süresi 23.25-34.25 gün, çiçeklenme süresi 146.5-156.75 gün, bakla bağlama süresi 156.0-165.25 gün, olgunlaşma süresi 176.5-182.60 gün, metrekarede bitki sayısı 236.25-285.50 adet, bitki boyu 32.87-41.93 cm, ilk bakla yüksekliği 16.90-28.60 cm, ikincil dal sayısı 2.43-4.85 adet, bitkide bakla sayısı 35.75-59.50 adet, bitkide tane sayısı 38.50-68.50 adet, baklada tane sayısı 1.08-1.15 adet, biyolojik verim 435.40-755.00 kg/da, tane verimi 127.73- 210.10 kg/da, bin tane ağırlığı 26.95-38.03 g ve hasat indeksi %21.68-32.58 aralığında değişmiştir. Araştırma sonucunda en yüksek tane verimi 190.22 kg/da ile Tigris çeşidinde ve 193.11 kg/da ile 30 cm sıra arası mesafede elde edilmiştir. Bununla beraber, 30 cm ile 25 cm sıra arası mesafeleri arasındaki fark önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak, Siirt ekolojik koşullarında kışlık mercimek yetiştiriciliğinde erken hasat ve yüksek tane verimi bakımından Tigris mercimek çeşidinin 30 cm sıra aralığı mesafesi ile yetiştirilmesi tavsiye edilmektedir.

MercimekSıra aralığıTane verimi+2
Suheyb Yıldırım
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ostomili hastaların bilgi gereksinimlerinin ve ostomiye uyumlarının belirlenmesi

Bu çalışma; Ostomisi olan hastaların ostomiye uyumlarını belirlemek ve hastaların gereksinimlerine göre danışmanlık vermek amacıyla yapıldı. Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesi genel cerrahi servisinde yatan 61 ostomili hastadan veriler Hasta Tanılama ve Değerlendirme Formu, Ostomisi Olan Bireylerin Bilgi-Davranış-Tutumlarını Değerlendirme Formu, Ostomi Bölgesini Değerlendirme Formu ve Ostomili Bireylere Yönelik Uyum Ölçeği kullanılarak toplandı. Gerekli yasal izinler ve hasta onamı alındı. Hastaların % 52.5 (n:32)'i kadın, yaş ortalamaları 53,65±13,55 yıl olduğu gözlenirken erkek (54,79 yıl) hastaların kadın (52,62 yıl) hastaların yaş ortalamalarından daha yüksek olduğu ancak aralarındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlendi. Çalışmada kullanılan ostomili bireylere yönelik uyum ölçeği; Kabul etme, Kaygı/Endişe, Sosyal Uyum, Öfke olmak üzere dört farklı alt grupta incelendi. Hastaların en çok ostomi bakımı, kişisel bakım, beslenme, cinsellik konusunda bilgi gereksinimlerine ihtiyaç duydukları belirlendi ve bu doğrultuda hastalara bakım ve danışmanlık hizmeti verildi.

BilgiBilgi gereksinimleriDanışmanlık+3
Tuğçe Nur Toprak Arslan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan hakları odağında Türkiye`de göç, toplumsal kabul ve uyum

İnsan hakları, hem devletler hem de kişilerce korunması beklenen haklar iken her gün dünyanın farklı yerlerinde insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Bazen kişi güvenliği ve yaşama hakkı gibi doğrudan korunması gereken temel hakların ihlal edilmesi bazen ise yurttaşlık hakları dolayımıyla korunması gereken eğitim, sağlık, barınma gibi hakların ihlali, kişilerin yaşadığı bölgeden göç etmelerine sebep olabilmektedir. Göç sürecinin tamamlanmasıyla göçmenlerin insan haklarının korunması sorumluluğu, göç edilen ülkeye yüklenmektedir. Lakin temel hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmamak umuduyla göç eden kişiler, göç edilen ülkede de benzer veya farklı türde insan hakları ihlalleriyle karşılaşabilmektedirler. Bu ihlaller, çeşitli alanlarda olduğu gibi toplumsal boyutta da kendini gösterebilmektedir. Göçmenler, yeni geldikleri toplum tarafından dışlanabilmekte ve dışlanmanın etkisiyle birçok haklarının korunmasında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Göçmenlerin başta ayrımcılık olmak üzere karşı karşıya kaldıkları hak ihlalleri, hem toplumsal kabul ve uyum sürecinin başarılı şekilde yürütülmesinde, hem de insansal olanaklarını gerçekleştirmeleri ve geliştirilmelerinde engellere yol açmaktadır. Göç politikalarının ve kapsadığı toplumsal kabul ve uyum politikalarının düzenlenmesinde insan haklarının temel alınması, bu engellerin azalmasında etkili olabilecekken tersi durum ise iki toplum arasında gerilime neden olabilmektedir. Son yıllarda Türkiye`nin ev sahipliği yaptığı ve sayısı milyonları aşan göçmenlerin, ev sahibi toplumla uzun yıllardır beraber yaşaması ve yaşayacak olması, ülkenin bu politikaları yürütmesinde izleyeceği yaklaşımda önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, Türkiye`de yürütülen göç politikası ve toplumsal kabul ve uyum alanlarında yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan sorunlar insan hakları odağında incelenecektir.

GöçlerGöçmenlerSosyal kabul+3
Ruhangiz Huseynli
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıpçak grubu Türk dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümleler

Bağımlı bir biçimbirim olan -GAn, Eski Türkçe döneminde az sayıda örnekte görülmekle birlikte sonraki dönemlerde farklı sözdizimsel çevrelerde kullanılabilen çok işlevli bir ek haline gelmiştir. Günümüzde ekin kullanımı açısından Türk dillerinin iki gruba ayrıldığı görülmektedir. Kıpçak dillerinin de yer aldığı ilk grup, eki birden fazla alanda sıklıkla kullanmaktadır. Kıpçak dillerine bakıldığında ilk işlevi temel cümle işaretleyicisi olarak kullanılmasıdır. Aynı zamanda sınırlı olmakla birlikte yeni sözcüklerin türetiminde kullanıldığı görülmektedir. Türkçede bir üst cümleye sözdizimsel açıdan bağımlı olan cümleler belirli ekler aracılığı ile kodlanır ve -GAn eki bunlardan biridir. Yan cümlelerin üç türünde, niteleme, tümleç ve zarf yan cümlelerinde kullanılmaktadır. Bu cümleler uyum işaretlemesi, öge sıralaması ve öge yönetimi gibi belirli iç sözdizimsel özelliklere, üst cümlede edindikleri sözdizimsel işlevler açısından dış sözdizimsel özelliklere sahiplerdir. Aynı zamanda belirli anlamsal özellikleri barındırırlar. Bu özellikler yan cümle türleri arasında farklılık göstermektedir. Çalışmanın ilk amacı eş zamanlı bir bakış açısıyla Kıpçak dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümlelerin bu özelliklerini betimlemektir. Çalışma kapsamında Kıpçak dillerinden Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Kırgızca, Karayca, Karaçayca-Balkarca, Kumukça, Tatarca ve Başkurtça incelemeye dahil edilmiştir. Öte yandan Türkiye Türkçesinin yer aldığı diğer grup eki sınırlı bir alanda, niteleme yan cümlelerinde kullanmaktadır. Bu grupta -GAn ekinin diğer alanlardaki kullanımları için farklı işlevsel karşılıklar bulunmaktadır. Niteleme yapılarında ek seçime bağlı olarak –(y)An ve -DXK olmak üzere farklı karşılıklar bulunurken tümleç yan cümlelerinde olgusallık bağlamında -DXK ekinin yanında -mA eki ile kullanılabildiği görülmektedir. Zarf yan cümlelerinde ise kodladığı anlamsal ilişkiye göre farklı karşılıklar edinir. Kıpçak dilleri ve Türkiye Türkçesinde yukarıda sıraladığımız işlevsel karşılıkların biçim-sözdizimsel ve anlamsal özellikler açısından karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınması çalışmamızın diğer bir yönünü oluşturur. Böylelikle iki grup arasındaki yapısal benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Dil bilgisi-eklerFiilimsilerKıpçakca+4
Ayşegül Özkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sağlık inanç modeline göre COVID-19 salgınında maske kullanımına uyum davranışlarının saptanması

Tanımlayıcı olan bu araştırma, Sağlık İnanç Modeli kapsamında Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik ve Mühendislik Fakülteleri birinci sınıf öğrencilerinin yeni koronavirüs hastalığı (COVID–19)'dan korunmaya yönelik davranışlara uyumu ve COVID-19 risk algılarını araştırmak amacıyla planlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'ne kayıtlı birinci sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma 20.12.2021- 20.04.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında dekanlıkları aracılığı ile öğrencilere çevrimiçi anket formu iletilmiştir. Araştırmaya Hemşirelik Fakültesi'nden 103, Mühendislik Fakültesi'nden 90 kişi katılmıştır. Anket formu iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde tanıtıcı sosyo-demografik özellikler soruları yer almaktadır. İkinci bölümde 'COVID-19'dan korunmaya yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği' uygulanmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,858, doğrulayıcı faktör analizi sonucu %73 ile geçerlik ve güvenirliği iyi düzeydedir. Veriler t-testi, ANOVA testi, pearson ki-kare testi ve Scheffe testinden yararlanılarak analiz edilmiştir. 'COVID-19'dan korunmaya yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği'nden alınan puanların yüksek olması COVID-19 risk algılarının ve maske kullanım durumuna uyumlarının iyi olduğunu belirtmektedir. Hemşirelik Fakültesi Öğrencileri (ort. 86,3±0,58) Mühendislik Fakültesi öğrencilerine (ort. 83,6±0,49) göre ölçekten daha yüksek puan almışlardır. Hemşirelik Fakültesi Öğrencileri Mühendislik Fakültesi öğrencilerine göre okulda p=0,018 ile, kapalı ortak alanlarda p=0,01 ile daha fazla maske kullanımına uyum sağlamaktadırlar. Mühendislik Fakültesi'nde kadınların COVID-19 risk algısı erkeklere göre daha yüksektir (p=0,016). Her iki fakülte de kadınlar maske kullanımına daha fazla uyumuludurlar. Araştırmanın sonuçlarına göre özellikle sağlıkla ilgili olmayan Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin sağlıkla ilgili konularda eğitim almaları konusunda gerekli önerilerde bulunulmuştur.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+6
Gülten Çiftçi
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Neşet Ertaş türkülerinde söz ve ezgi uyumu

Neşet Ertaş; genelde Türk Halk Müziği'nin, özelde ise Abdal müzik geleneğinin en bilinen temsilcilerindendir. Bu çalışmada, Neşet Ertaş'ın türküleri, söz ve ezgi uyumu açısından incelenmiştir. Araştırma içerisinde Ertaş'ın hayatına, yaşadığı dönem ve toplumdaki müzik kültürü ve Türk Halk Müziği geleneği içerisindeki yerine de değinilmiştir. Araştırma, Neşet Ertaş'ın TRT Türk Halk Müziği repertuvarında kaynak kişi olarak atfedildiği ve onun tarafından da seslendirilen türküler çerçevesinde oluşmuştur. Bunların arasından söz ve müziğinin Neşet Ertaş'a ait olduğu bazı basılmış kaynaklarla tespit edilen ve ses kayıtlarından da öne çıktığı teyit edilen 25 türkü araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler Neşet Ertaş, türkü, söz, şiir, ezgi, uyum. Durum tespitine yönelik bu nitel betimsel araştırma, tekil tarama modeline dayalıdır. Neşet Ertaş'ın bu araştırmada örneklem olarak seçilen türküleri söz ve müzik formu ilişkilerinin uyumu açısından karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İlgili notalar üzerinde yapılan analizler sonucunda, 25 türkünün söz ve ezgi formları arasında uyumlu bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ertaş, NeşetEzgiHalk müziği+6
Meryem Şirin Sarıoğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

BağlılıkEğitim psikolojisiGörsel sanatlar+7
Selda Arslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde engelli bireylerin kentsel yaşama uyumu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği

Yapılan araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük çoğunluğunun toplumun yoksul kesimlerinden geldiğini ve yoksulluk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Bu belirleme gelişmiş ve endüstrileşmiş ülkeler için de geçerlidir. Kuşkusuz bu gerçek, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha çarpıcı ve dramatik yönleriyle yaşanmaktadır. Engelli bireylerin sorunları sadece işsizlik ve yoksullukla sınırlı değildir. Bu bireyler, eğitim alanından seyahat konusuna kadar pek çok yerde engellerle karşılaşmaktadırlar. Medeni bir toplumda sosyal adaletin sağlanabilmesi kilit rol oynamaktadır. Yerel yönetimlerin görevi, yerel topluluğun sorunlarına hizmet üretmek olduğuna göre, bu gruplara, hayatlarını kolaylaştıracak ve idame ettirebilecek ortamı sağlamakla ilgili projeler geliştirmesi ve uygulamaya koyması gerekmektedir. Bu araştırma, fiziksel engelli bireylerin kentsel yaşam içinde karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlar karşısında yerel yönetimlerin aldığı tutumu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerel yönetimlerin, engelliler için sunduğu hizmetler ve bu hizmetlerin yeterliliği incelenecektir. Araştırma İstanbul Büyükşehir Belediyesi kapsamında tutulacaktır.

BelediyelerEngelli kişilerKentsel yaşam+5
Metin Gürek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dış göçle Türkiye'ye gelen öğrencilerin okullarda yaşamış oldukları uyum sorunları

Göç, tüm dünyayı ilgilendiren önemli bir olgudur. Göç, sadece bireylerin yer değiştirmesi değildir; aynı zamanda bireylere ait kültür, dil, yaşam tarzı ve değerlerin de yer değiştirmesidir. Bu yüzden göç eden bireyler gittikleri ülkelerde ekonomik, kültürel, sosyal ve dilsel açıdan birçok uyum problemiyle karşılaşmaktadır. Eğitim uyumu ise göç edenlerin maruz kaldığı en önemli uyum problemlerindendir. Göç eden ailelerin çocuklarının okula, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve eğitim sistemine uyum sağlayamaması hem göç eden öğrenciler için hem de mevcut öğrenciler için sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma ile göç eden öğrencilerin okullarda yaşadığı uyum sorunları incelenmiştir. Araştırma nicel tarama modelindedir. Araştırmanın verileri İstanbul ili Esenler ilçesinde göçmen öğrenci barındıran ortaokullarda çalışmakta olan öğretmen ve idarecilerin görüşlerine dayalı olarak Pirliyev (2010), Bozan (2014) ve Selçuk (2014) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan anket formlarından uyarlanan anket aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok kültür ve dil farklılıklarından ötürü uyum sorunu yaşadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca dış göçle gelen öğrencilerin yaşadığı uyum problemlerinin arkasında göçle gelen ailenin yaşadığı ekonomik problemlerin de etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma ile ortaya çıkan bilgiler bu alanda çalışma yapan uzmanlar ve akademisyenler için bilgiler sunmaktadır.

GöçmenlerUluslararası göçUyum+2
Murat Göze
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin ebeveyn tutumlarına göre sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 69 1. sınıf öğrencisi ve öğrencilerin anneleri olmak üzere 138 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 25'i (13'ü kız, 12'si erkek öğrenci) üstün zekâlı çocuklara eğitim veren özel bir okulda okuyan, yapılan WISC-R testi raporuna göre üstün zekâ tanısı almış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırya katılan diğer öğrencilerin, 44'ü (22'si kız, 22'si erkek öğrenci) üstün zekâ tanısı almamış öğrenci grubundan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Marmara Sosyal ve Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin sosyal duygusal uyum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde iki grubun uyum düzeyleri, sosyal çevreye pozitif yaklaşım hariç, tüm alt boyutlar ve genel olarak farklı bulunmuştur ve bu fark üstün zekâ tanısı almış öğrencilerin lehine olduğu bulunmuştur. Üstün zekâ tanısı almış ve almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin, ebeveyn tutum düzeylerine ilişkin puanları incelendiğinde ebeveynlerin sadece aşırı koruyucu tutumları arasında anlamlı fark olduğu ve bu farkın tanı almamış ilkokul 1. sınıf öğrencilerin ebeveynleri lehine olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin diğer tutumları arasında ise öğrencilerin üstün zekâ tanısı almış veya almamış olmasına göre anlamlı fark yoktur (tutumları benzerdir).

Ana-baba tutumuDuygusal uyumPsikososyal uyum+7
Duygu Güneş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları bağdaşımının (uyumunun)iş doyumları ile ilişkisi

Bu araştırmada, beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları uyumunun iş doyumları ile ilişkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, merkezi İstanbul'da bulunan ve üretim sektöründe yer alan firmalarda çalışan 298 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu katılımcılara dağıtılarak doldurmaları sağlanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve Microsoft Office Excel programları aracılığı ile kodlanmış, Ki Kare Uyum İyiliği testi ve Bağımsız Gruplar t Testi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çalışanların kendilerinde algıladıkları, yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri baskın ego durumlarının farklılık gösterdiği ve ego durumları arasında uyumsuzluk olduğu saptanmıştır. Çalışanların kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları baskın ego durumunun aynı ya da farklı olması iş doyum düzeyinde bir farklılık göstermez iken, kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde bekledikleri baskın ego durumu aynı olanların diğerlerine kıyasla iş doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Beraberinde yöneticide algılanan baskın ego durumu ile onda beklenen baskın ego durumunun aynı olması halinde farklı olanlara kıyasla daha yüksek iş doyumuna rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel Analiz, Ego Durumları, İş Doyumu.

AlgıBenlikBenlik algısı+7
Nerman Söylemez
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin değer yönelimlerinin cinsiyetçilik düzeylerinin evlilik uyumlarına etkisi

Bireylerin kendilik, çevre ve dünya algılarının oluşumunda ve değişiminde önemli bir boyut olan değerlerinin incelenmesi; onların hem mevcut tutum ve davranışlarını anlamaya, hem de gelecekte ne tür davranışta bulunacaklarını öngörebilmemize imkân vermektedir. Bu noktadan hareketle evli bireylerin sahip olduğu bireysel değerlerinin ve bu değerlerle bağlantılı olan cinsiyetçi tutumlarının; evlilik uyumlarını ne düzeyde yordadığının belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Toplumsal huzurun iyileştirilmesi ve devamlılığının sağlanması büyük oranda ruh sağlığı yerinde bireylerin oluşturduğu aile birlikteliğinde yaşanan evlilik uyumuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu uyumu yordayan değişkenler bağlamında; demografik özelliklerin (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir durumu, evlilik durumu, evlilik süresi), eşlerin bireysel cinsiyetçilik tutumlarının ve sahip oldukları değerlerinin aralarındaki etkileşim düzeyi önemlidir. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden ve gönüllü olarak katılımcı olan 100 evli bireyden 45 (% 50) kadın ve 45 (% 50) erkek olmak üzere toplam 90 kişi çalışma grubu olarak alınmıştır. Veri toplama için; araştırmacı tarafından geliştirilmiş nitel soruları da kapsayan Demografik Bilgi Formu ile birlikte Portre Değerler Anketi, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgularda; evli çiftlerin değer yönelimlerinin cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ancak bireylerin evlenme durumlarına göre yeniliğe açıklık değer boyutunda farklılaşma gözlenmiştir. Evli çiftlerin cinsiyetçilik tutumları analiz edildiğinde, katılımcıların tutumlarının anlamlı düzeyde cinsiyete, eğitim ve gelir durumuna göre farklılaştığı, diğer demografik değişkenler açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Katılımcıların evlilik uyumu düzeylerinin sadece evlilik süresi değişkeni bağlamında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Nitel bulgulara bakıldığında, kadın ve erkeklerin evliliğe ilişkin değerlendirmelerinin evlilik öncesi ve sonrasına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Evlilik ilişkisinde kadına ve erkeğe düşen rollere ilişkin katılımcı görüşlerinin de farklı temalarla ifade edildiği gözlenmiştir. Bu bulgular ilgili alan yazım bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değerler, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Evlilik Uyumu.

CinsiyetCinsiyetçilikDeğer orientasyonu+5
Dilek Malik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde anne baba algısı uyum düzeyi ve problemli internet kullanım ilişkisinin incelenmesi

Teknolojinin hızla ilerlemesi ile birlikte internetin kullanımı da hayatın vazgeçilmez gerekliliklerinden biri olmuştur. Özellikle risk grubu olarak ergenlerde internet kullanım sıklığı ve buna bağlı olarak problemli internet kullanımı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada problemli internet kullanımı ile ergenlerin anne baba algısı ve uyum düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016- 2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ili Avcılar ilçesinde liselerde eğitim gören 9. 10. 11. ve 12. sınıf 400 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Robbins Anne Baba Algı Ölçeği, Reynolds Ergen Uyum Envanteri, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Problemli İnternet Kullanımı artarken Anne Baba Algısı azalmaktadır. Problemli İnternet Kullanımı ile Anne Baba Algısı arasında zayıf ve ters ilişki bulunmuştur.

Ana-baba algısıErgenlerProblem davranış+4
Kıymet Yaman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği sürecindeki reformlar ışığında Türkiye'de yerel yönetimler

Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği serüveni yarım asrı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu serüvende Avrupa Birliği ile ilişkiler kimi zaman askeri müdahalelerden dolayı, kimi zamanda ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğramış olsa da, hiçbir zaman tamamen bir yol ayrımı yaşanmamıştır. İktidara gelen her hükümet birliğe üyelik yolunda çaba göstermiş ve birliğe tam üyelik amacıyla reform çalışmalarına katkıda bulunmuştur. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan yolculukta, Birliğin Türkiye'den istediği şartlar uyum paketleriyle bir bir yasalaşmaya başlamıştır. Toplumda da etkisi hissedilmeye başlanan reformlar, yerel yönetimleri de kapsayacak hale getirilmiştir. Çünkü uzun yıllar köklü değişimlere uğramayan yerel yönetimler, Avrupa Birliği'nin standartlarını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Özellikle aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin hantallaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına, yerel ihtiyaçların iyi tespit edilememesine, şeffaflık ve demokratiklik gibi unsurların gelişememesine neden olmuştur. Avrupa Birliği ise, ortaya koyduğu antlaşmalar ve kabul ettiği ilkelerle, yerel yönetimlerde çok daha çağdaş ve çok daha demokratik kurallar benimsemiştir. Avrupa Birliği'ne girmek için yoğun reformlar yapan Türkiye de, en önemli sınavlarından birisini yerel yönetimler alanında vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Türkiye, Yerelleşme

Avrupa BirliğiUyumYenilik+3
Mehmet Ülker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Pomak Türkleri ve sosyo - kültürel uyum süreci

Her milletin halkı, hatta aydınları arasında çeşitli karakter ayrımlarının ve çeşitli tipolojilerin yapıldığı görülmektedir. Bilimsel olarak "Irk Peşin Hükmü" de denilen ve aslında insanların pratik amaçlarla yaptıkları fakat genelde yanlış hüküm veren birer karakter sıralamasından başka bir şey değildir. Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet sonrası göçler ve mübadeleler, Balkanlardan ve de özellikle Bulgaristan'dan ülkemize bu sıralama neticesinde yaşanmıştır. Balkanlarda yaşayan Türklerin kültürel olarak yaşadıkları sorunlar çoğunlukla ölümlerle sonuçlanmış, en hafif tabiri ile asimilasyona uğramışlardır. Ne etnik olarak kabul görmüşler ne de farklı olarak yaşamalarına izin verilmiştir. Bu süreçte yerlerinden ve yurtlarından olan göçmenler Türkiye'ye gönderilmiş, aileler parçalanmış ve herkes için yeni bir yaşam başlamıştır. İşte Balkanlar'da yaşayan Pomak Türkleri de bu süreçleri yaşamış soydaşlarımızdır. Gerek Yunanistan'da gerekse Bulgaristan'da benzer sorunlar yaşatılarak göçe zorlanmış ve hatta öldürülmüşlerdir. Yüzyıllarca yaşadıkları bölgelerden zorla gönderilmiş, kültürlerini ve inanışlarını yaşadıkları bölgelerde korumalarına izin verilmemiştir. Bulgarlar Pomak Türklerini, Müslüman Bulgarlar olarak nitelerken, Yunanlar da benzer şekilde Müslümanlaşmış Yunan olarak görmüşlerdir. Savunulan her iki tez de kendi milletlerindenmiş gibi görse de Müslüman olmaları, onların "öteki" olarak yorumlanmasına engel olmamıştır. Bu çalışmada, Balkanlar'da yaşayan Pomak Türklerinin etnik ve kültürel kökenlerini. ayrıca onlar hakkında ortaya atılan Bulgar ve Yunan tezlerini değerlendirerek yaşadıkları göç süreci incelenmiş ve sonuç olarak ülkemizde kurdukları bu yeni yaşantıda uyum sorunu yaşayıp yaşamadıkları Pomak Türkleriyle yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir.

BalkanlarPomaklarSosyokültür+4
Derya Ergene
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Avrupa Birliği'nin bölgesel politikalarının Türkiye'ye etkisi

Avrupa Birliği, kuruluşundan beri sürekli genişlemekte ve bünyesine yeni ülkeler almaktadır. Yaşanan bu genişlemeler neticesinde hem üye ülkeler arasında bulunan hem de ülkelerin kendi bölgeleri arasında bulunan, sosyo-ekonomik farklılıklardan kaynaklı sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla Avrupa Birliği, bu sorunları ortadan kaldırmak ve gerçek anlamda ekonomik bir bütünleşmeyi sağlamak amacıyla, "Avrupa Birliği Bölgesel Politikası" nı oluşturma gereği duymuştur. Dayanışma ve uyum kavramları üzerine inşa edilmiş olan bölgesel politikalar hem bir iş birliği aracı hem de ekonomik entegrasyonu destekleyen önemli bir faktördür. Avrupa Birliği, bölgesel politikalar kapsamında bölgeler arasında bulunan sosyo-ekonomik farklılıkları azaltmak amacıyla, AB üyesi ülkelere ve AB'ye girmeye aday ülkelere mali destekler sağlamaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği, Birliğe aday ülkelere ekonomik olarak yardım etmek için çeşitli fonlar oluşturmuştur. Türkiye'nin de on yıllardır devam eden, gelir düzeyi, nüfus yapısı, fiziki ve sosyal altyapı, eğitim seviyesi, sağlık hizmetlerine erişim, çevre kalitesi, yerel kaynakların etkin kullanılması gibi alanlarda bulunan farklılıklardan kaynaklanan, sosyo-ekonomik dengesizlikleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa Birliği Bölgesel Politikaları, Türkiye'nin çeşitli nedenlerle ortaya çıkmış dengesizliklerinin azaltılması ve hatta ortadan kaldırılması için önemli bir doktrindir. Bu çalışmada, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde, Türkiye'nin ve Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının analizi yapılarak, Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının Türkiye üzerindeki etkileri incelenmektedir.

Avrupa BirliğiBölgesel politikalarEkonomik bütünleşme+5
Mehmet Emin Çalış
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliğine uyum sürecinde Trakya'nın ekoturizminin gelişmesine yönelik bilinç algısı, tutum ve davranışları: Tekirdağ örneği

Bu araştırmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Trakya bölgesi halkının ekoturizme yönelik algı, tutum ve davranışları araştırılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler anket yardımıyla toplanarak SPSS 22.0 ve AMOS 26.0 programlarında analiz edilmiştir. Araştırmada ilk olarak katılımcıların demografik özelliklerine göre frekans analizi yapılmıştır. Daha sonra ekoturizm faaliyetleri algıları incelenmiştir. Son olarak katılımcıların ekoturizm algıları, ekoturizmin potansiyeline yönelik tutumları, AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulması yönelik ihtiyaç algıları ve ekogirişimcilik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ekogirişimcilik algısı ve AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulmasına yönelik ihtiyaç algısı ekogirişimciliği etkilemektedir. Anahtar Kelimeler : Ekoturizm, Trakya, Ekogirişimcilik, Ekoturizm Potansiyeli

Avrupa BirliğiEkoturizmGirişimcilik+4
Bülent Akarçay
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de montessori eğitiminin adaptasyonu ve uygulaması

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye' de de yaşanan bilimsel, deneysel ve teknolojik gelişmeler toplumun her konuya olan bakış açısını, beklentilerini farklılaştırmıştır. Bu değişimler ailelerin eğitim anlayışlarını, isteklerini değiştirmiştir. Geleneksel eğitim anlayışının kabul görmediği günümüzde veliler alternatif okul arayışlarına girmişlerdir. 100 yılı aşkındır modası geçmeyen ve dünyanın dört bir köşesinde hala yankılanan ve etkisi giderek büyüyen Montessori felsefesi eğitimcilerin, ebeveynlerin dikkatini çekmektedir. 2000' li yılların başından bu yana yapılan araştırmalar, açılan Montessori okulları Türkiye'de de farklı eğitim sistemlerinin yer edindiğini göstermektedir. Her yeni sistem doğduğu coğrafyanın özünden, kültüründen ve inançlarından etkilenmektedir. Montessori sistemi ise sadece çocuğu merkeze alan bir sistemdir ve evrensel öğretileri vardır. Buna rağmen yine de hangi ülke olursa olsun bir sistemi içinde barındırırken kendi kültürünü, yaşayışını ve inançlarını harmanlamak ister. Türkiye'deki Montessori okulları sistemin metotlarına bağlı kalmakta ve eğitim uygulamalarında ise birbirlerinden farklılıklar göstermektedirler. Okul öncesi düzeyinde yaygınlık gösteren Montessori okulları, ilkokul düzeyinde de yeni yeni açılmaya başlamıştır. Fakat ilkokul düzeyindeki okulların hepsi Millî Eğitim Bakanlığı müfredatını uygulamakta sadece metodoloji olarak Montessori'yi kullanmaktadırlar. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yaklaşımı ile desenlenen araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla bir araya getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları İstanbul, Ümraniye'de özel bir eğitim kurumunda görev yapan beş ilkokul sınıf öğretmeni, beş ilkokulda öğrencisi olan veli, beş ilkokul öğrencisi olarak seçilmiştir. Araştırma için yapılan veri toplama 2020-2021 Eğitim- Öğretim yılını kapsayan aralıkta gerçekleşmiştir. Görüşmelerin bir kısmı yüz yüze eğitimin verildiği sürede yapılabilmiş, bir kısmı ise Covid-19 pandemisi sebebiyle telefonla, mail aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemine ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların görüşlerine dayanılarak tespitlerde bulunulmuş ve Montessori alanında gelecekte neler yapılabileceği konusunda önerilerde bulunulmuştur. Sonuçlar doğrultusunda önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alternatif okullar, Montessori metodu, Montessori, ilkokul

EğitimEğitim sistemiEğitim yöntemleri+2
Şengül Karaca Göktaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Adjustment issues of international students in Turkey

In this study, it is intended to develop a scale to measure the adjustment of international students to Turkey. In addition, the relationship of various demographic characteristics (age, gender, education level, marital status, religious belief, length of stay in Turkey, accommodation, the number of countries previously lived before) with adjustment and its sub-dimensions were examined separately. The sample of the study consisted of 339 international students (156 females, 183 males) studying at the state and private universities in Turkey. The International Students Adjustment Scale (ISAS), which was developed within the scope of the study, was used as a data collection tool in the research. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) program was used in the statistical analysis of the data of the study. The validity and reliability of the scale have been found in the study. As a result of the explanatory factor analysis (EFA), it was determined that the scale had 5 sub-dimensions. These sub-dimensions were named academic adjustment, social adjustment, personal adjustment, general living adjustment, and institutional adjustment & discrimination. As a result of the research, a significant difference was found between the length of stay and the academic adjustment of the students (p<0.05). It has been determined that male students have a higher level of adjustment than female students. In addition, results showed that students who lived in more than five countries have a higher general living adjustment. Moreover, a significant difference was found between the education levels of the students and their social adjustment (p<0.05). The data obtained as a result of the study were discussed and interpreted in light of the information in the literature. Suggestions have been presented to researchers for studies to be carried out in this area.

Demographic characteristicsTürkiyeInternational student+4
Lütfiye Sevde Yiğit
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup üniversite öğrencisinde sosyal kaygı, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmelliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimleri ve üniversiteye uyum arasında ilişkileri incelemek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında; sosyal fobi, depresyon ve anne-baba tutumları ile mükemmeliyetçilik eğilimlerinin üniversiteye uyum üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı olarak Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında Yeditepe Üniversitesi'nin farklı fakültelerinin 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören toplam 196 öğrenci katılmıştır. Araştırma kapsamında; üniversite öğrencilerinin üniversiteye uyumu ölçmek için, "Üniversiteye Uyum Ölçeği"nin; sosyal kaygı düzeylerini belirlemek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, anne-baba tutumlarını değerlendirmek için Ana Baba Tutum Ölçeği ve mükemmeliyetçilik düzeylerini belirlemek için Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve diğer demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile paralellik göstermektedir. Üniversiteye uyum ile sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, otoriter anne-baba tutumu ile üniversiteye uyum arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken; üniversiteye uyum ile demokratik anne-baba tutumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Sosyal kaygı, depresyon, mükemmeliyetçilik ve koruyucu-istekçi anne-baba tutumunun üniversiteye uyumu azalttığı, demokratik ve otoriter anne-baba tutumunun ise arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin mükemmeliyetçilik düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyine göre; akademik uyum düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal kaygı, depresyon, anne-baba tutumu mükemmeliyetçilik, uyum, öğrenci

Ana-baba tutumuDepresyonMükemmeliyetçilik+4
Merve Gökkaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza infaz kurumlarındaki mahkumlarda algılanan sosyal desteğin kurumdaki uyum ve ruhsal durum ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada ceza infaz kurumlarındaki mahkumların (hüküm almış olan hükümlü ve hüküm özlü kişilerin) çevrelerinden algıladıkları sosyal destek ile kurumda kaldıkları süre zarfında ruhsal durumları ve kurum uyumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Bu yolla, topluma kazanımı istenen bireylerin hüküm sürecinde, aile ve yakınları ile bağlarının önemini keşfederek, infaz süresini verimli geçirebilme konusunda, suçu ve suçluluğu önlemekle ilgili aile ve aile üyelerini de iyileştirmede paydaş kılacak etkili müdahaleler geliştirebilmek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırma Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nden alınan resmi izin doğrultusunda Metris 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü ve hüküm özlü bulunan, 18-65 yaş arası gönüllü 200 mahkum birey ile yapılmıştır. Araştırmada öncelikle katılımcılara bilgilendirilmiş gönüllü onam formu verilmiştir. Sonrasında sırası ile Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Ziyaret Değerlendirme Formu, Kısa Semptom Envanteri (KSE) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) verilerek uygulanmıştır. Araştırmada nominal veriler frekans analiziyle, ölçüm verileri ise ortalama ve standart sapma ile tanımlanmış ve ölçeklerin iç tutarlılık değerleri madde geçerlilik analizi ile verilmiştir. Araştırmada Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, kategorik değişkenler arasındaki farklılığın tespiti için χ2 bağımsızlık testi, iki kategorili değişkenler için medyanlar arası farklılık için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla kategorili değişkenler için medyanlar arası farklılık için Kruskal-Wallis H testi ve yordayıcı değişkenlerin bulunması için regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS.22 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların 179'u (%89,5) hükümlü, 21'i (%10,5) hüküm özlü bireyden ve bu örneklemin %70,5'i şiddet suçu işlemiş, %29,5'i mala karşı suç işlemiş bireyden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan bireylerin algıladıkları sosyal destek seviyeleri, ruhsal durumu, kurum içi uyumu değerlendirildiğinde; Algılanan sosyal destek ile Kısa Semptom Envanteri, anksiyete altboyutu , depresyon altboyutu , olumsuz benlik altboyutu ve somatizasyon altboyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu görülmüştür. Ek olarak yüksek algılanan sosyal desteği olanların psikolojik rahatsızlık puan medyanları genel olarak düşük olduğu görülmüştür. Analiz daha önce cezaevi geçmişi olan ve olmayanlar biçiminde şekillendirildiğinde; daha önce cezaevine girmemiş olanların kurum içi uyum ve algılanan sosyal destek puan medyanlarının en yüksek olduğu ve algılanan sosyal desteğin; aile/yakınlardan para yatırılması, mektup alma sıklığı, aile/yakınlarla telefon görüşmesi sıklığı ve depresyon tarafından yordandığı bulgular arasındadır. Ayrıca; kişinin suçunun kayda geçtiği yaşın (18 yaş altı-19 yaş üstü) ve işlediği suç türünün (şiddet suçu-mala karşı suç) mükerrer suçu yordadığı, yine aynı değişkenin kurum içi uyum toplam puanının %22'lik kısmını pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın bulgularının sonuçlarına göre; kişinin algıladığı sosyal destekteki artışın, kişinin ruh sağlığındaki iyileşmeyle ilişkili olduğu, kişiyi topluma kazandırma ve ruhsal iyilik halliliği için aile ve yakınları ile iletişiminin devam etmesinin yani algıladığı sosyal desteğin önemi keşfedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ceza İnfaz Kurumu, Ruh Sağlığı, Algılanan Sosyal Destek.

Algılanan sosyal destekCeza infaz kurumlarıHükümlüler+3
Asburçe Ravanoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects