Erzincan Binali Yıldırım University
Discipline

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Erzincan Binali Yıldırım University

6,449

Archived Theses

35

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sebîlürreşâd dergisinde Kur'an'a ve tefsire dair fikirlerin analizi

Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş süreci, İslam dünyasının ciddi problemler yaşadığı aynı zamanda toplumsal değişim ve dönüşümlere neden olacak fikrî akımların meydana geldiği bir dönemdir. Sebîlürreşâd dergisi bu fikrî akımların yayın organı olarak önemli figürlerinden biridir. İslam dünyasının birliğine, bağımsızlığına katkı yapmaya, yeniden ayağa kalkmasına, emperyalizme direnç göstermesine destek olmaya çalışan Sebîlürreşâd'a göre Kur'an anlayışı çare arayışının merkezinde yer almaktadır. Sebîlürreşâd'ın Kur'an'ı tanımlama biçimi Ehl-i Sünnetin anlayışına paraleldir. Kur'an ilahî bir kitaptır, ona Allah'tan başkası müdahale edemez. Tahrif edilmemiştir, edilemeyecektir, İlahî koruma altındadır. Bütün insanlığın tâbi olması, hayatını ona göre tanzim etmesi için indirilmiştir. Arapça bir kitaptır. Kur'an'ın tefsirinde güncel ihtiyaçlara cevap bulmak, dünyaya hâkim olmaya çalışan modern seküler paradigmaya karşı mücadele etmek hedeflenmektedir. Bunun için kimi zaman gelenekten, kimi zaman bilimsel verilerden istifade edilmektedir. Aklî muhakeme yöntemi de çokça başvurulan bir yöntemdir. Sebîlürreşâd Kur'an'ın tercüme edilmesi hususunda çok hassas ve titiz davranmaktadır. Hiçbir tercüme onun yerine konmamalıdır. Başka milletlerden Müslümanların anlaması için tercüme edilebilir ama bu ehliyetli, yetkin ve dünya çıkarlarından uzak bir heyet tarafından yapılmalıdır. Öte yandan dergi geleneğe karşı temkinlidir. Çünkü içinde çokça hurafe ve faydasız şey barındırmaktadır. Kur'an tefsirinde geleneksel kaynaklara başvururken seçicidir. Tefsirde modern yöntem ve araçlara başvurmaktan çekinmemektedir. Ancak modernizmin dinle dünya arasında kurduğu ilişki biçimini benimsememektedir. Bu sebeple modernizm ve gelenek arasında kendine özgü bir yere sahip olduğu söylenebilir.

ModernizmSebilürreşad dergisi
Yusuf İmamoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetmen Mesut Uçakan'ın içsel yolculuğu: Anka Kuşu

Sinema 1985 yılındaki Lumiére kardeşlerin Paris'te yaptıkları ilk gösteri ile tarihlenir. Osmanlı Devleti'nde ilk defa Yıldız Sarayı'nda bir gösterimin yapıldığını bilinmektedir. Sinemanın serüveni, başlarda merkezde, ikinci meşrutiyetten sonra da taşraya kadar uzanmıştır. Cumhuriyet döneminde Türk Sinemasının başında, tiyatro kökenli olan Muhsin Ertuğrul vardır. 1950'den sonra Demokrat Parti ile yol yapma faaliyetleri hız kazanınca sinema uzak yerlere kadar gitme imkânı bulmuştur. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de birçok sinema akımı görülmüştür. Toplumsal gerçekçilik, devrimci sinema, ulusal sinema ve milli sinema gibi akımlar bunların başlıcalarıdır. 1960'larda Yücel Çakmaklı ile ortaya atılan Mili Sinema, 1970'de çekilen Birleşen Yollar filmi ile somutlaşır. 1972'de kurulan MTBB Sinema Kulübü de amatör bir ruh ile güzel çalışmalar ortaya koymuştur. Mesut Uçakan da bu kulüpten yetişmiş, günümüze kadar ısrarlı fikirleri ile sinema dünyasında tartışılır eserler ortaya koymuştur. 2007'de yılında çektiği Anka Kuşu / Bana Sırrını Aç, diğer filmlerinden ayrı bir yerde durmaktadır. Benim içşel yolculuğum dediği film, taşradan şehre yönetmen olmak için gelen bir gencin yaşadığı dönüşüm üzerine yoğunlaşmıştır. Yönetmenin bu dönüşümü, yaşadıklarını anlamlandırması hayli zaman alacak ama sonunda doğru yola vasıl olacaktır. Bir anlamda kendine yabancılaşan genç, "öz"ünü yine kendi topraklarında bulacaktır. Filmde tasavvufi ögeler bolca kullanılmıştır. İçsel dönüşümün bir dergâh ve onun başındaki şeyh ile rabıtalanması da filmin bize sunduğu kurtuluş reçetesidir. Anka Kuşu, Bir içsel dönüşümü anlatması açısından Türk sinema tarihinin ender filmlerindendir. Film; bazı noktaları itibariyle 1999'da vizyona giren Matrix ile kıyaslanmıştır.

İsmail Çakmak
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kâdiriyye'nin usûl ve âdâbı

Bu çalışmada İslam dünyasında en yaygın tarşkatlardan biri olan Kâdiriyye'in usûl ve âdâbı incelenmiştir. Kâdiriyye, Abdulkadir Geylânȋ (v. 561/1166) tarafından kurulan tarikattır. Kâdiriyye kurucusunun hayatında hızlı bir şekilde yayılmaya başlamış, kurucusundan sonraki süreçte ise hemen hemen Müslümanların yaşadığı her yere yayılmıştır. Kâdiriyye'ye tarihi süreçte çokça insan intisâb etmiş ve bu tarikatta birçok velî, sûfî, mürşid yetişmiştir. Kâdiriyye'de seyr û sülûkta nefsânî yöntem (etvâr-ı sebʹa) ve rûhânȋ yöntem (letâif zikri), uygulanmaktadır. Nefsânî yöntemde nefis mertebelerinin ıslâhı için esmâlar ta'lim ettirilmektedir. Rûhânȋ yöntemde ise, latȋfeler Emir âlemine ve Halk âlemine ait olmak üzere iki sınıfa ayrılarak ayrılmaktadır. Latȋfelerin ıslâhı için esmâlar zikredilmektedir. Kâdiriyye'de seyr û sülûk eğitimine yardımcı olarak kullanılan bazı amelȋ ve kalbȋ unsurlar bulunur. Amelȋ unsurlar intisâb, tövbe, evrâd ve dualar, sohbet, râbıta, tefekkür-i mevt, riyâzet ve mücâhede, zühd, halvet, ibadetler, hizmet, istikâmet ve doğruluk (sıdk) tur. Kalbȋ unsurlar ise ihlâs, muhabbet, tevekkül, şükür, sabır ve rızâdır. Kâdiriyye'de seyr û sülûk eğitimi esnasında uyulması gereken âdâb kuralları bulunmaktadır. Bu kurallar mürşidlerin âdâbı, mürȋdlerin âdâbı ve ibadetlerde uyulması gereken âdâb olmak üzere üç kısma ayrılır. Anahtar Kelimeler: Kâdiriyye, Usûl, Seyr û Sülûk, Etvâr-ı Sebʹa, Letâif, Âdâb

Abdulkerim Çağlar
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mücâhid b. Cebr'in tefsirinde hadis kullanımı

Hz. Peygamber'in vefatını takip eden süreçte, sahabiler arasında başlayan ve sonraki nesiller tarafından devam ettirilen hadis rivayet kültürü oluşum, gelişim ve olgunlaşma evrelerinden geçmiştir. İlgili çalışmamızda bu ilmin henüz oluşum dönemine tekabül eden bir zamanda yaşamış tabiin alimi Mücahid b. Cebr'e (ö.103) nispet edilen tefsirde kullanılan rivayetler ele alınacak, erken dönem tefsirlerinde kullanılan rivayetlerin sıhhatine ve kaynağına göre hangi tür rivayetleri içerdiği tespit edilecektir. Erken dönem tefsirleri sistemli hadis rivayetinin tam manasıyla yerleşmediği bir zamana denk geldiği için bu tür eserlerde kullanılan rivayetlerin tespit ve tetkiki önem arz etmektedir. Dolayısıyla Mücahid'in tefsirinde ele alınan rivayetlerin Hz. Peygamber'e nispeti bu çalışma vasıtasıyla gözlenmiş olacaktır. Çalışmamızda parçadan bütüne gidilerek eserdeki rivayetlerden hareketle bir bakıma erken dönem olarak telakki edilebilecek diğer eserlere de bu zaviyeden bir ışık tutulacaktır. Tefsirdeki hadislerin tespiti yapılırken ağırlıklı olarak rivayet türü kaynaklar kullanılarak hadislerin hangi kaynaklarda yer aldığı belirlenecek, bununla birlikte bazı tabiin alimlerinin sözlerine yer verilmesi sebebiyle rical kaynaklarına müracaat edilecektir. Öncelikle Mücahid'in hadis ilmi perspektifinden tanıtıldığı ve sonra eserdeki rivayetlerin değerlendirildiği iki ana başlık altında sunacağımız bu çalışmamızda sonuç olarak, Tefsiru Mücâhid adlı eserdeki rivayetler tespit edilmiş ve diğer kaynaklardaki versiyonları değerlendirilmiş olacaktır.

Übeydullah Özdemir
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân-ı Kerîm'de "kitâbun mubîn" ifadesi ve tefsir literatüründeki yorumlar

Çalışmamız "kitâbun mubîn" ifadesinin anlamı, bağlamı ve kullanımlarını tespit etmeyi amaçlamıştır. İlk dönemden başlayarak tefsir metinlerinde "kitâbun mubîn" ifadesine getirilen yorumları araştırdık. Sonuçta bu ifadeye farklı anlamlar verildiğini gördük. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavram incelemesi yaptık. Bu kavramların İslâm öncesinde ve Kur'ân'da hangi manalarda kullanıldığını araştırdık. "Kitâbun mubîn" ifadesinin Kur'ân'da 12 defa tekrarlandığını gördük. Bir istisna hariç bu ifadenin Mekkî sûrelerde, vahyin ilk dönemlerinde inen sûrelerde geçtiğini tespit ettik. İkinci bölümde bu ifadenin geçtiği âyetlerin tefsir literatüründeki yorumlarını ele aldık. Ayrıca indiği zaman ve bulunduğu sûre bağlamında değerlendirdik. "Kitâbun mubîn" ifadesi ile "Kur'ân", "Tevrat" ve "Levh-i Mahfûz" kastedildiğini söyleyenler olduğunu tespit ettik. Kur'ân'a delaletle hakkın batılın, emir ve yasakların açıklandığını söyleyenler de vardır. Üçüncü bölümde geçmişten günümüze Kur'ân'ın ne kadar ve nasıl anlaşıldığını anlamaya yönelik yaklaşımlar ve bunun sonucunda oluşan yöntem ve sorunları ele aldık. Sonuç olarak Kur'ân, her bilgi seviyesinde ve her dönemde insanın anlayabileceği bir kitap olduğu kanaatine vardık. Kişinin ilminin derecesine göre anlama seviyeleri olsa da Kur'ân tüm insanlara rehberlik edebilecek açıklıktadır.

Hilal Bayraktar
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mantıku't Tayr ve Mesnevî'de geçen hayvan metaforlarının psikolojik tahlili

Tasavvuf, İslami ilimler arasında metaforik üsluba en sık başvuran ilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sufiler farklı amaçlar doğrulusunda eserlerinde sıklıkla sembolik bir dil kullanmışlardır. Bu sembolik anlatımda özellikle hayvanlar aracılığıyla psikolojik çıkarsamalar dikkatleri çekmektedir. Metaforik anlatımda zengin bir anlatıma sahip Mantıku't-Tayr ve Mesnevi isimli eserlerde hayvan metaforlarının sıklıkla kullanıldığı ve sufilerin bu metaforlar vasıtasıyla psikolojik tahliller yaptığı görülmektedir. Biz bu çalışmamızda Mantıku't-Tayr ve Mesnevi'de psikolojik tahliller bağlamında daha çok kuşlar, eşek, köpek, öküz, deve, sinek, tilki vb. hayvan metaforlarının kullanıldığını gördük. Bu hayvan metaforları ile; nefis analizi, kişilik analizi, bilişsel bozukluklar ve pozitif psikoloji, insan ilişkileri, iç görü kazandırma, narsisizm ve kibir, kişisel gelişim başlıkları altında sınıflandırabileceğimiz psikolojik tahliller yaptıklarını gördük.

Burhanettin Gülaçar
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygambere itaati emreden ayetlerin nüzul sebepleri

İtaat bağlılıktır. Bu bağlılık gönüllü bir saygıya dayanır. Bu gönüllü bağlılık ve itaat insanın dünya ve ahiret hayatında mutlu ve kurtuluşa erenlerden olmasını sağlayacaktır. Zira Resulü sevmek, O'nu rehber olarak kabul edip itaatte bulunmak imanın bir gereğidir. Peygambere itaat eden Allah'a itaat etmiş demektir. İnsanoğlu itaate ve isyana kabiliyetli olarak var edilmiş ve Allah'a itaatle emir olunmuştur. Yüce Allah'ın vahiyle, emir ve prensiplerle insanoğluna rehber olarak gönderdiği peygambere/lere itaat ve bağlılık bu anlamda inanç açısından bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. İtaat kavramının genel ve kuşatıcı bir anlamı da Yüce Allah'ın kanunları, buyrukları karşısında bütün varlıkların ister istemez boyun eğmesidir. O'nun kâinat için koyduğu kuralların dışına hiç bir varlık çıkamaz ve o kuralların aksine hareket edemez. Bu anlamda itaat kavramı içinde Allah'ın yüceliği, kudreti karşısında tüm varlıkların boyun eğmesi anlamı da vardır. İtaat sözcüğü baş eğmek, emredileni yapmak, söz dinlemektir. Kur'an'da Allah ve Resulüne itaat edenlerin gerçek Müminler olduğu vurgulanmıştır. Kur'an-ı Kerimde itaat edilmesi emredilenler yanısıra itaat edilmemesi istenen kişi ve gruplardan da söz edildiği görülür. Kafirler ve münafıklar, nefsani arzularına uyup işlerinde aşırıya gidenler, Allah'ın koyduğu sınırları aşanlar, bunlardan bazılarıdır. Kur'an Allah'a ve peygambere itaati imanın bir göstergesi olarak öne çıkartmaktadır. Önce Yaradana itaat, ardından ilahi vahyi, bilgi ve belgeyi getiren elçiye itaat.

Selahaddin Çelebi
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin temel İslâm inanç esaslarına dair tasavvuru: Antalya örneği

İnsan, fıtratı gereği dünyadaki varlığını anlamlandırmak için bir inanca ihtiyaç duymaktadır. İnanç sahibi olabilmesindeki en önemli etken ise onun akıl ve irade sahibi bir varlık olarak yaratılmasıdır. İnsan sahip olduğu akıl ve irade sayesinde yaratılmış olan diğer tüm varlıklardan ayrılır ve bu ayrım kişiye bazı sorumluluklar yükler. İslâmiyet'te kişinin sorumlu kabul edilebilmesi için akıl baliğ olması gerekmektedir. Bu sebeple akıl sahibi kişinin aynı zamanda edinmiş olduğu dinî bilgileri zihninde sıhhatli bir zemine yerleştirmesi gerekir. Bu bilgilerin işlenmesi ve sıhhatli şekilde zihne yerleştirilmesi işlemi ise kişinin doğumuyla başlayan bir süreçtir. Tezde 11-14 yaş arası ortaokul öğrencilerinin bu bilgileri zihinlerine sıhhatli bir şekilde yerleştirmeye çalışırken karşılaşılabilecekleri problemler ile aile ve dinî eğitim veren diğer kurumların çocuğun zihnindeki tasavvurlara etki ve katkıları ele alındı. Ortaokul dönemi öğrencilerinin İslâm inanç esaslarına dair zihinlerindeki tasavvurlarını tespit etmek amacıyla Antalya ilindeki 3 ilçede toplamda 444 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiş olan anket araştırmasının sonuçları İslâm akaidi çerçevesinde değerlendirilirdi. Anahtar Kelimeler: İslâm İnanç Esasları, Tasavvur, Ortaokul Öğrencileri

Hilal Acar
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şevkânî'nin Fethu'l Kadîr tefsirinde Hz. Âişe'nin rivayetleri

Şevkânî'nin Fethu'l-Kadîr Tefsirinde Hz. Âişe'nin Rivayetleri isimli çalışmamız, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmamızın giriş bölümünde, yapılan tezin önemi, amacı, yöntem ve kaynaları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde kısaca Hz. Âişe'nin hayatından ve genel anlamda ilmi birikiminden detaylara girilmeden bahsedilmektedir. İkinci bölümde; Kur'an'ı Kuran'la tefsiri, Kur'an'ı sünnet'le tefsiri, ictihâdı, sebeb-i nüzûl bilgisi, kırâat ve nesh'le ilgili rivayetleri ele alınarak Hz.Âişe'nin tefsirci yönü ortaya konmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; Fethu'l-Kadîr tefsirinde, Hz. Âişe'nin fıkhî konularla ilgili rivayetleri, muamelatla ilgili rivayetleri, Hz. Peygamber'in hanımları ile ilgili rivayetleri, ahvâl-i şahsiyye ile ilgili rivayetleri, Fezâilü'l-Kur'an ile ilgili rivayetleri ve son bölümde ise tek başlık altında toplanamayacak çeşitli konular'a dair rivayetleri yer almaktadır. Yapılan araştırma sonunda Fethu'l-Kadîr tefsirinde Hz. Âişe'nin; yüz elli dört ayette, ikiyüz onaltı rivayeti olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda bunların hepsi incelenerek farklılıklarına dikkat çekilmiştir. Hz. Âişe'nin Kur'an'ı Kerim'i tefsir etme metodu araştırılarak, onun tefsir alanına katkıları ve nasıl bir müfessir olduğu örneklerle açıklanmıştır.

Ayşenur Budanır
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

El-Makdisî'nin Gâyetü'l-Merâm fî Şerhi Bahri'l-Kelâm adlı eserinde ilâhî sıfatlar meselesine yaklaşımı

XV. yüzyılda yaşamış olan Makdisî Arapça, kelâm, fıkıh ve muhtelif ilim alanlarındaki bilgi ve birikimi ile Memlük devletinde yetişmiş mümtaz şahsiyetlerdendir. Onun Arapça ve kelâm alanlarına dair telif etmiş olduğu iki eseri kaynaklarda aktarılmakla birlikte elimizde sadece kelâm alanına dair Ebü'l-Muîn en-Nesefî'nin Bahrü'l-Kelâm isimli eseri üzerine kaleme aldığı Gâyetü'l-Merâm Fî Şerhi Bahri'l-Kelâm isimli şerhi bulunmaktadır. Onun, Bahrü'l-Kelâm'da Müellif tarafından ele alınan konuları açıklığa kavuşturma ve başta Mâtürîdî kelâm ekolü olmak üzere diğer ekollerin görüşlerine yer vererek kendi düşüncesini aktarma gayretinde olduğu görülmektedir. Makdisî tarafından kaleme alınan bu şerh Memlük devletinde diğer ilim alanlarında olduğu gibi kelâm alanında da Hanefî-Mâtürîdî düşüncesinin önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Tezimiz şerhte işlenen bütün meseleleri kapsamaktan ziyade İlâhî sıfatlara dair ele alınan konuları ihtiva etmektedir. Çalışmamızda hem kelâm ilminin Memlük devletindeki durumu hakkında bilgi sahibi olma hem de İlâhî sıfatlar bağlamında Müteahhirûn devrinde yaşamış olan bir âlimin Mütekaddimûn devrinde kaleme alınan bir esere yaklaşım tarzının gösterilmesi amaçlanmıştır.

Emin Yalçinkaya
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkeşîzâde Mehmed Tevfîk Efendi'nin Risâletü'l-Hamîdiyye-Risâle Fî' Kabûli't-Tevbe adlı eserinin tahlil, tercüme ve ilmi neşri

Bu tez çalışmasında "Çerkeşîzâde Mehmet Tevfîk Efendi'nin Risâletü'l-Hamîdiyye-Risâle Fî Kabûli't-Tevbe Adlı Eserinin Tahlil, Tercüme Ve İlmi Neşri" başlıklı tezimiz incelenmiştir. Tezimiz bağlamında ele aldığımız Hamîdiyye Risâlesi, tevbe ve tevbe bahisleri etrafında Ehl-i sünnet ulemasının eserlerinden fikirlerinin nakledildiği reddiye ve derleme mahiyetinde klasik ilim geleneğine göre şerh türü Arapça bir eserdir. Tezimizin girişinde Hamîdiyye Risâlesi ve müellifi Çerkeşîzâde Mehmed Tevfîk Efendi hakkında bilgiler verildi. İki kısma ayırdığımız tahlil bölümünde önce eserde kullanılan kaynakların tahlili yapıldı. İslami ilimler arasında en çok kelam ilmine ait bu kaynakların çoğunlukla klâsik ilim geleneğine göre yazılmış şerh türünde olduğu müelifleri ile birlikte özellikleri açıklandı. Muhtevasının tahlilinde risalenin mutevasında geçen tevbe meseleleri ve yoğun şekilde büyük günahın affı için tevbeyi kula ve tevbeyi kabul etmenin de Allah'a vacip/zorunlu olması meselesi ele alınmıştır. Bu görüşleri iddia eden Mutezile'ye karşı Ehl-i sünnet uleması, büyük günahın affında tevbe etmenin kula vacip olmadığını Allah'ın dileğine kaldığını ve şartları yerine getirilen tevbenin kabulünün Allah'a vacip olmadığını, Allah'ın ancak vaadi gereği fazileti ve ihsanıyla tevbeyi kabul edeceğini belirtmişlerdir. Ayrıca vücub meselesini ve diğer tevbe meselelerini ilgili kelamî konular ve ilgili ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle izah etmişlerdir. Böylece tevbenin vücubiyeti hakkında hem Mutezile hemde Ehl-i sünnet'in görüşlerinin delilleri ele alındı. Sonra risalenin Türkçe tercümesi yapıldı. En son da eserin ilmi neşrinde müellifin nakilde bulunduğu metinlerin kaynakların yerleri ile bu kaynaklar ve müelliflerini tanıtan bilgiler dipnotlarla gösterildi. Neticede Hamîdiyye Risâlesi, tezimizde tüm yönleriyle derinlemesine incelenmiştir. Böylece eserin tahlili, tercümesi ve ilmi neşrini yapılarak ilim dünyası ve okuyucunun hizmetine sunulmuştur.

Kadir İnce
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Saruhanlı Nurullah Efendi'nin el-Husûnü'l-Hamîdiyye tercümesinin latinizesi ve nübüvvet konularının tahlîli

Hüseyin el-Cisr'in kaleme aldığı "el-Husûnü'l-Hamîdiyye li-muhâfazati'l-'akâ'idi'l-İslâmiyye" adlı eserin "el-İnâyâtü'r-Rabbâniyye fî tercemeti Kitâbi'l-Husûn li-muhâfazati'l-akâidi'l-İslâmiyye" ismiyle yapılan tercümesinin transkripsiyonunu yaptığımız bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı ve önemi üzerinde durulmuş ve takip edilen metot hakkında bilgi verilmiştir. Nübüvvet meselesinin söz konusu eser merkezinde tahlilini yaptığımız birinci bölümde nebî, resûl, vahiy ve mûcize gibi kavramlardan hareket edilerek nübüvvet meselesinin klasik modern dönemlerdeki konumu tespit edilmeye çalışılmış, kelâm bilginleri ve İslâm filozofları tarafından nasıl anlaşıldığı incelemeye alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde "el-Husûnü'l-Hamîdiyye li-muhâfazati'l-'akâ'idi'l-İslâmiyye" isimli kelâm eserinin Osmanlı'nın son döneminde yapılmış olan ilk tercümesi "Savâbü'l-kelâm fî akāidi'l-İslâm"dan sonra yeniden yapılan ikinci tercümesi "el-İnâyâtü'r-Rabbâniyye fî tercemeti Kitâbi'l-Husûn li-muhâfazati'l-akâidi'l-İslâmiyye"nin Osmanlı Türkçesi'nden metne müdahale edilmeksizin aslı korunarak hafif transkripsiyonu yapılmıştır. Bu şekilde ilgili tercüme günümüz okuyucusunun istifadesine sunulmuştur.

Elifnur Tezel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya'da okunan hutbelerdeki hadislerin tahrîci ve değerlendirilmesi (2014-2019)

Peygamberlerin dini tebliğ etme metotlarından biri olan hutbeler, aynı zamanda da İslâm medeniyetinin de ibadet olarak kabul ettiği önemli vaaz ve irşad faaliyetlerindendir. İslâm tarihi boyunca sosyal veya ekonomik statü ayırımı yapmadan toplumun her kesimine hitab eden hutbeler bilgilendirme ve eğitme yönüyle toplumda büyük bir etkiye sahiptir. Ancak günümüzde toplumlar sürekli olarak değişime uğramakta, farklı sorunlarla karşı karşıya gelip yeni ve güncel konular ile muhatap olmaktadır. İslâm her çağda olduğu gibi asrımızda da yeni çıkan konulara ve sorulara çözümler üretmeye devam etmektedir. Bu çalışmada Batı Trakya'da 2014-2019 yılları arasında hutbelerde okunmuş olan Hadis-i Şeriflerin, Hadis ilmi açısından tahrîcleri yapılıp sıhhat ve kaynak bakımından araştırılması yapılmıştır. Ayrıca gündelik ihtiyaçlara ne derecede cevap verdiği ve varsa eksik kalan noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yönteminden bahsedilerek gerekli izahlar yapılıp kavramlar açıklanmıştır. Birinci bölümde hutbelerde zikredilen Hadis-i Şeriflerin tasnif ve tahrîci yapılıp grafik üzerinde gösterilerek gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Birinci bölümde tasnif edilen konuların hadisler ile birlikte muhataplarına ne derece bilgi sunduğu araştırıldı ve çıkan sonuçlara göre bir takım önerilerde bulunuldu. İkinci bölümde ise hutbelerde zikredilen Hadis-i Şeriflerin hangi metodlar ile sunulduğu araştırıldı. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek bazı çözüm önerileri sunulmuştur.

Veisel Veli Amet
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yûsuf b. Güvendik'in Keşfü'l-Esrâr fi'l-Kırâat isimli eserinin tahkik, tahlil ve tercümesi

Bu çalışmada, Osmanlı dönemi Kırâat âlimlerinden Ayasofya Camii imamı Yûsuf b. Güvendik'e nispet edilen Keşfü'l-Esrâr fi'l-Kırâat adlı risale ele alınmıştır. Tez, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin amacı, kapsamı, kullanılan yöntem ve başvurulan kaynaklar hakkında bilgi verilmiş, mevcut literatür çerçevesinde çalışmanın ilmî açıdan dayanakları ortaya konmuştur. Bununla birlikte bu bölümde Yûsuf b. Güvendik'in hayatı, yaşadığı dönem, ilmî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde ise çalışmamızın temelini oluşturan eserin içeriğiyle doğrudan ilişkili olan Resmü'l-Mushaf konusu ele alınmış; Kur'ân-ı Kerîm'in mushaflaşma süreci, Kırâat-resm ilişkisi ve yedi harf meselesi gibi başlıklar altında konuya dair genel bir çerçeve sunulmuştur. Çalışmamızın İkinci bölümde ise Keşfü'l-Esrâr fi'l-Kırâat adlı eserin tahlili yapılarak eserin ismi, müellifine nispeti, içeriği ve tespit edilen nüshaları hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Aynı bölümde tahkik edilen metinde izlenen yöntem açıklanmıştır. Son olarak üçüncü bölümde, eserin orijinal nüshalarına sadık kalınarak ilmî tahkik kurallarına uygun şekilde hazırlanmış tahkikli metin ve eserin tercümesi ortaya konmuştur.

Mücahit Abdullah Ertunç
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarla ilgili hükümlere yaklaşımı açısından İbn Aşûr tefsiri

Bu çalışmada, modern dönemin önemli tefsirlerinden biri olan İbn Âşûr'un "et-Tahrîr ve't-Tenvîr" adlı eserinde kadınlarla ilgli hükümlere yaklaşımı ele alınmıştır. Bu tezde, İbn Âşûr'un kadınlarla ilgili âyetleri nasıl yorumladığını, bu yorumların klasik İslâm hukuku ve modern yaklaşımlar açısından nasıl bir anlam ifade ettiğini incelenmiştir. Araştırma, İbn Âşûr'un kadınlarla ilgili hükümlere dair görüşlerinin hem geleneksel tefsir anlayışına hem de modern, sosyal ve hukuki ihtiyaçlara nasıl bir denge sunduğunu orta koymayı hedeflemektedir. Birinci bölümde, müfessirin Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinden hareketle et-Tahrîr ve't-Tenvîr tefsirinde kadına genel bakışı, cinsiyet statüleri açısından konumunu ve ahlâk ilkeleri çerçevesindeki değerlendirmeleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, kadınlara özgü ibadet hükümleri incelenmiştir. Özellikle hayız, nifâs, istihâza, kadınların örtünmesi gibi konulara dair müfessirin yorumları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise, kadınlara yönelik hukukî hükümlere yaklaşımı ele alınmıştır.

Bushra Shabanı
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Cessâs, Herrâsî ve Ebû Bekir İbnü'l-Arabî'nin Nesih meselesine yaklaşımları (Tefsirleri bağlamında)

Nesih, tefsir usûlünde önemli konulardan biridir. Zira neshin gerek Kur'ân'ın anlaşılmasında gerekse hüküm çıkarmada büyük ehemmiyet arz ettiği aşikârdır. Bu tezde Cessâs, Herrâsî ve İbnü'l-Arabî'nin ahkâm tefsirlerinden hareketle nesih hususuna dair yaklaşımları ele alınmıştır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, önemi, yöntemi, kapsam ve müracaat edilen kaynaklar zikredilmiştir. Birinci bölümde ise, teorik olarak mezkûr müfessirler bağlamında neshin tanımı ve anlam çerçevesi, konuluş hikmeti, imkânı, neshi kabul edenlerin delilleri, nesih ile ilişkili diğer kavramlar incelenmiştir. Yine bu bölümde üç müfessire göre neshin şartları, neshin hakikatine dair bazı yaklaşımları ayrıntılı olarak belirtilmiştir. İkinci bölümde ise Cessâs, Herrâsî ve İbnü'l-Arabî'nin nesih ile ilgili pratik uygulamaları ele alınmıştır. Onların bu uygulamaları, ibadetler, muamelat, cihâd ve barış hukuku, yasaklar ve cezalar (ukûbât) konularına dair örnekler ile izah edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada zikredilen üç âlimin perspektifinden nesih meselesine yaklaşımları gözler önüne serilmiştir. Böylece mezkûr âlimlerin görüşleri incelenerek müntesibi oldukları Hanefî, Şâfiî ve Mâlikî fıkhî mezhepleri bağlamında nesih konusuna bakışları ortaya konmuştur.

Tefsir
Ayşenur Bıyıkoğlu
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Seyyid Kutub'un fî Zılâli'l-Kur'an tefsiri ekseninde ideal toplum inşası

Kur'an-ı Kerim, insanlığa hayat rehberi olarak gönderilmiş ilahi bir mesajdır. Bu ilahi rehber, bireylerin hem dünyevi hem de uhrevi hayatını düzenleyen kuralları ve prensipleri içermektedir. Kur'an-ı Kerim'in birey ve toplum üzerindeki etkisi, ahlaki ve toplumsal yapıların şekillendirilmesinde merkezi bir öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışmamız, Seyyid Kutub'un fî Zılâli'l-Kur'an tefsiri ekseninde ideal bir İslam toplumunun nasıl inşa edileceğini ele almaktadır. Tez kapsamında; ahlaki düzenin bireylerin hayatındaki önemi, toplumsal düzeni oluşturmadaki rolü ile birlikte değerlendirilmiştir. Aile yapısı, kültür ve gelenekler gibi unsurların İslam rehberliğinde nasıl şekillendiği incelenmiştir. Aynı zamanda, ekonomik düzenin adalet ilkesi çerçevesinde toplum üzerindeki etkileri ve İslami yönetim anlayışında şûra ve adaletin önemi tartışılmıştır. Bu çalışmada, bireyden topluma doğru yayılan bir dönüşümün, İslami değerler ve Kur'an'ın rehberliği ışığında nasıl sağlanabileceği analiz edilmiştir. Toplumun farklı boyutlarını kapsayan ahlaki, sosyal, ekonomik ve siyasi yapıların ideal bir şekilde inşa edilmesi için Seyyid Kutub'un tefsirine dayalı öneriler sunulmuştur. Bu bağlamda, çalışmada İslam'ın birey ve toplum üzerindeki dönüştürücü etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Seyyid Kutub, fî Zılâli'l-Kur'an, İdeal Toplum, Ahlak, Adalet.

Elif Çelik
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ahi Çelebi Abdurrahman El-Emânî'nin İtikâd Şerhi adlı eserinin transkripsiyonu ve mâtürîdiyye kelâmı açısından değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti'nde avam ve havas halk nezdinde Eş'ariyye mezhebinin ön planda olduğu ve Mâtürîdiyye mezhebinin geri planda olduğu iddialarının doğruluğunun tespiti için dönemde okutulan akâid metinlerini incelemek büyük önem taşımaktadır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Ahi Çelebi Abdurrahman el-Emânî'nin Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı ''İtikâd Şerhi'' adlı eserin hangi mezhebin kelâmî öğretisine bağlı kalınarak yazılmış olduğunu izah etmek, iddiaların tespiti için geçmişe ışık tutmaktadır. ''İtikâd Şerhi''nin muhtevasında işlenen konuların hangi kelâm mezhebi ile izah edildiği çalışmamız sonucunda tespit edilmiş ve sonuç siz değerli okuyuculara sunulmuştur.

Esma Kumral
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû Bekr el-Hallâl'in el-Hassü ala't-Ticâra ve's-Sınâ'at ve'l-'Amel eseri çerçevesinde fıkıh geleneğinde kesb kavramı

İnsanın geçimini sağlamak amacıyla çalışması, temel bir ihtiyaç olması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda emek ve çalışma kavramları, Kur'ân ve Sünnet ışığında özel olarak ele alınmış ve dinî bir perspektifle değerlendirilmiştir. Günümüzde ise tevekkül ve çalışma anlayışına dair bazı yanlış kanaat ve uygulamalar, İslâmî söylemlerle meşrulaştırılmakta ve bu durum toplumsal hayatta çeşitli problemlere yol açmaktadır. İnsan hayatının sürdürülebilirliği açısından emeğin ve çalışmanın dinî, ahlâkî ve toplumsal boyutlarıyla ele alınması son derece gereklidir. Bu çalışmada, söz konusu kavramların daha sağlıklı anlaşılmasına katkı sunmak amacıyla Ebû Bekr el-Hallâl'in el-Hassü ʿalâ't-Ticâre ve's-Sınâʿa ve'l-ʿAmel adlı eseri merkeze alınacaktır. Söz konusu eser, emek, çalışma ve tevekkül gibi kavramlara dair zengin bir hadis ve eserî rivayet içeriğine sahiptir. Bu yönüyle kesb (kazanç elde etme) kavramının teorik ve pratik yönlerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu tez, ilgili eserden hareketle İslam düşüncesinde kesb kavramını sistematik bir şekilde incelemeyi ve konuya dair güncel yanlış anlayışlara karşı ilmî bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, İslam dünyasında farklı görüşlerin ortaya çıktığı "kesb" kavramını incelemek ve Ebû Bekr el-Hallâl'in el-Hassü alâ't-Ticâra ve's-Sınâ'a ve'l-'Amel adlı eserinde sunduğu deliller ışığında bu kavramı Hanbelî mezhebi açısından değerlendirmektir.

Harun Peçe
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Balkanlar'daki etkisi bakımından Nâsiruddin el-Elbânî'nin Selefî akaid anlayışı

Bu çalışma, çağdaş İslâm düşüncesinde önemli bir yer tutan, 20. yüzyılın Selefilik düşüncesinin önde gelen isimlerinden birisi olan Nâsiruddin el-Elbânî'nin ilmî kişiliği ve akaid düşüncesi hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma Elbânî'nin tâbi olduğu Selefî-Vehhâbî meşrebini daha yakından tanımaya ve onu anlamaya katkı sağlamayı hedeflemektedir. Elbânî, hadis, fıkıh gibi İslâmî ilimlerde telif ettiği eserleriyle, konuşmalarıyla ve özellikle akaid alanındaki anlayışıyla günümüze kadar etkisi hissedilen ve üzerinde çokça tartışılan kişilerden birisi olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte Elbânî'nin etnik kökeninin Balkanlar'dan olması ve aslen Arnavut olması hasebiyle Arnavut halkına 20. yüzyılın sonlarından itibaren yaptığı çalışmalarıyla ve fikirleri ile günümüze kadar etki eden şahsiyetlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada Elbânî'nin hayatı ve öğrenme süreci hakkında detaylı bilgi sunulmaya çalışılacak, bununla birlikte itikadî konulardaki Selefî menhecine dair açıklamalara yer verilecektir. Bunun yanında Elbânî'nin kelâmî görüşleri ve fikirleri, Kur'ân ve Sünnet nassları üzerindeki düşüncelerine göre değerlendirilecektir. Aynı zamanda Ehl-i Sünnet kelâmcılarının itikadî düşünceleri de bu çalışmaya dâhil edilmesi planlanmaktadır. Böylece Elbânî'nin itikadî görüşleri ile kelâmcıların itikadî fikirleri mukayese edilerek, itikad ile ilgili olan konuları daha anlaşılır hâle getirmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanında, Elbânî'nin Arnavut talebeleri ve diğer Selefî hocalarının, Balkanlar'da 20. yüzyılın sonlarına doğru başlayan İslâmî faaliyetlerin günümüze kadar olan etkisi değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bununla birlikte, bu Selefî hocaların söz konusu faaliyetlerinin Balkanlar'daki toplum ve özellikle Arnavut ilim çevreleri üzerindeki yansımaları ortaya konulmaya gayret edilecektir.

Murat Sinani
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tecvid ilmi açısından Naim Giridî'nin "Çocuklara Yeni Tecvîd" adlı eseri

Bu çalışma, Osmanlı eğitim kurumlarından olan sıbyan mekteplerinde bir dönem okutulduğu düşünülen, Naim Giridî'ye ait "Çocuklara Yeni Tecvîd" adlı Osmanlıca risâlenin tecvîd ilmi açısından değerlendirilmesidir. Maalesef hayatı hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip olamadığımız yazar Naim Efendi, bir Osmanlı subayı olup, 1911'de tecvîd kitabını yazdığı sıralarda, orduda yüzbaşı olarak görev yapmaktadır. Naim Efendi eserini, isminden de anlaşılacağı üzere çocuklar için ihtiyaca binaen tecvîdi kolayca öğrenmelerini sağlama gayesiyle kaleme almıştır. tecvîdin tanımıyla başlayan eserde yüzeysel işlenen bir iki konu hariç, örnekler eşliğinde Âsım kırâatının Hafs rivayeti referans alınarak tecvîdin bütün konularına yeteri kadar yer verilmektedir. Kolayca anlaşılır sade bir dile sahip olan eser; henüz ana konulara geçmeden, ön bilgi mahiyetinde bir kısım tecvîd kurallarına yer vermesi, temel bazı tecvîd kavramlarını içeren küçük bir sözlüğü barındırması, mushafın yazısı ile alakalı bazı bilgiler vermesi, konuların tertibinde farklı bir düzene sahip olması, soru-cevap metoduyla anlattığı konuları, az da olsa ara ara diyalog şeklinde sunması gibi ayrıntılarla benzerlerinden farklılık arzetmektedir. Bu saydığımız özelliklerinden olmalı ki esere, "Çocuklara Yeni Tecvîd" ismi verilmiştir. Genellikle sade, kolaylıkla anlaşılır bir içeriğe sahip olmasına rağmen, nadiren de olsa kolaylık ilkesiyle çelişen hususları ihtiva ettiği görülmektedir. Giriş ve iki bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde çalışmanın önemine, konusuna, amacına, kaynaklarına ve yöntemine; birinci bölümde yazarın hayatına, eserlerine ve söz konusu eserin tecvîd ilmi açısından incelenmesine; ikinci bölümde ise eserin transkripsiyonuna yer verilecektir.

Kur'an-ı KerimKıraatNaim Giridi+2
İbrahim Üstüner
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı mezhebin kavliyle amel (İntikal): Abdülazîz el-Buhârî'nin konuya yaklaşımının analizi

İslam hukukunda mukallid-müctehid ilişkisi hicrî ilk üç asırda her bir meselede farklı müctehidin görüşüyle amel etmek anlamındaki taklîd-i mutlak iken mezheplerin teşekkülünün tamamlanıp sistematik bir kisveye bürünmesi ile bir mezhebe bağlanma anlamına gelen taklîd-i şahsî halini almıştır. Günümüzde ise kısmî de olsa taklid-i mutlaka rucû edilerek mukallidin mezhebine muhalefetinin yaygın hale geldiği görülmektedir. Mukallidin gerek bilinçli gerekse bilinçsizce mezhebine muhalefet etmesi kendisine birçok kolaylık sağlasa da bu durum mezhebiyle olan ilişkilerinde birtakım çıkmazlara yol açmış ve fakihler arasında görüş farklılıklarına neden olmuştur. Tezimiz, farklı mezhebin kavliyle amel edilebilir mi sorusundan yola çıkarak birbirleriyle karıştırılan kavramları, intikale olumlu veya olumsuz cevaz veren âlimlerin görüşlerini, intikalin ortaya çıkardığı problemleri ve Abdülazîz el-Buhârî'nin meseleye yaklaşımını ele almaktadır.

Abdülaziz el-BuhariAmelMezhepler+4
Ahmet Tan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gumarı and his work named Bide'u't-Tafâsir

Tefsirde bid'at kavramı, Kur'ân'ın yorumunda dikkat edilmesi gereken usûl kurallarına riayet etmeden yapılan yorumları ifade etmektedir. Ancak bu usûl kurallarının bir kısmının subjektif esaslar olmasından sebebiyle yapılan bid'at nitelemeleri de kişinin kendi görüşünü ve din anlayışını yansıtması sebebiyle subjektif bir iddia mahiyetindedir. Bu kavramın tefsir ilmine girişi ise Hz. Osman dönemindeki fitne olayları ve daha sonrasında gerçekleşen Cemel ve Sıffin savaşları neticesinde ortaya çıkan sorunların etrafında oluşan kelam mezheplerinin eliyle olmuştur. Zira bu dönemde oluşan ve daha sonra kurumsallaşan bu mezhepler kendi görüşlerini desteklemek için birtakım ayetleri kendi görüşlerine dayanak oluşturmak için mezhep ilkeleri doğrultusunda yorumlama faaliyetine girişmişlerdir. Diğer taraftan gerek dahili gerek harici sebepler ile tefsir kitaplarına giren ehl-i kitaptan alınma bazı haberler de tefsirde bid'at olarak nitelenen yorumların kaynağını oluşturmaktadır. Gumârî de gerek mezhep taassubu gerek İsrâiliyyât denilen haberlerin nakledilmesi gerekse bunların dışındaki diğer usûl kurallarına riayet etmeden yapılan bu görüşleri bid'at olarak nitelemekte ve tefsirlerin bu hatalardan arındırılması gerektiğini düşünmektedir. Ancak bazı noktalarda Gumârî de bid'at nitelemelerinde bazı usûl kaidelerini ihmal etmiştir. Anahtar kelimeler: Tefsir, Bid'at, Gumârî, Zemahşerî, Şerif Murtazâ, Mezhep.

Bid`atEbu’l Fazl Abdullah el-GumariKur'an-ı Kerim+5
Bünyamin Közen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müşâkele sanatı ve Kur'ân meâllerine yansıması

Belâgat; zamanı, mekânı ve muhatabı dikkate alarak etkili ifadelerle meramı açıkça ifade etme sanatıdır. Meânî, beyân ve bedî' şeklinde üç disipline ayrılan belâgatın bedî' kısmına mensup olan müşâkele sanatı, söze şekil ve mana bakımından incelik katan bir üslup tarzıdır. Arapçada yaygın olarak kullanılan birçok edebî sanatı bünyesinde barındıran Kur'ân, bu bağlamda çeşitli âyetlerde müşâkele üslubuna da yer vermiştir. Kur'ân'da karşımıza çıkan müşâkele örneklerinin çoğu, hakiki anlamıyla Allah'a (c.c.) isnadı mümkün olmayan bir takım fiillerin bu sanat işletilerek ona nispet edilmesi tarzındadır. Müşâkele üslubunun yer aldığı ilgili âyetler, bazı meâllerde bu sanat dikkate alınmadan lafzi çeviri metoduyla Türkçe'ye aktarılmaktadır. Bu durum müşâkele sanatından habersiz olan müslümanların zihninde bir takım soru işaretlerinin belirmesine sebebiyet vermektedir. Diğer taraftan vahiy dilinin edebî ve sanatsal inceliklerini bilmeyen art niyetli kişiler meâllerde yer alan bu tür ifadeleri istismar etmeye çalışmaktadır. Bu araştırmanın birinci bölümünde müşâkele sanatı bütün yönleriyle ele alınıp incelenirken ikinci bölümde ise bu üslubun Kur'ân meâllerine yansıması meselesi üzerinde durulmuştur.

Mikail Zor
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Tarîkinde Aşere-i Suğrâ ile Aşere-i Kübrâ arasındaki usul farklılıklarının incelenmesi

Kur'an-ı Kerîm'in telaffuzunun bozulmadan günümüze kadar aktarılması kıraat ilmi sayesinde olmuştur. Genel olarak kıraat imamlarının, Kur'an-ı Kerîm'in edasında ittifak ettikleri bazı usul ve ferş yönünden ise birbirlerinden ayrıldıkları görülmektedir. Kıraat imamlarından her birinin Kur'an kelimelerinin her geçtiği yerde kendilerine nispet edildiği şekilde okuması, kıraat ilminde usul farklılıkları olarak ifade edilmektedir. Usul diye tarif edilen bu okuyuşlar, nispet edildiği imamdan nasıl alınmışsa aynı şekilde sonraki nesillere aktarılmıştır. Bu çalışmada, Kur'an kelimelerindeki lehçe ve fonetik farklılıklarla ilgili İstanbul Tarîki Ahmet es-Sûfî Mesleğinde, aşere-i suğrâ ile aşere-i kübrâ arasındaki ihtilaf edilen usul konuları ele alınarak farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan bu farklılıklar örneklerle açıklanarak kıraat ilmi alanına ilgi duyan kimselere kolaylık sağlamak amaç edinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kıraat, İmam, Râvi, Tarîk, Usul, Aşere-i Suğrâ, Aşere-i Kübrâ

Fevzi Yazıcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İman amel ilişkisi bağlamında bir hadis incelemesi (Zina eden zina ederken mümin olarak zina etmez)

"Zinâ eden kişi zinâ ettiği esnada, mümin olarak zinâ etmez" hadisi müminin günah işleme esnasındaki durumuna vurgu yapmaktadır. Yaptığı günah esnasında müminin durumu hakkında bilgi veren bu hadis, birçok itikâdi mezhebin büyük günah işleyenlerin durumu hakkında delil olarak kullandığı hadislerden biri olarak zikredilmektedir. Büyük günah sahipleri hakkında görüşler üçe ayrılmaktadır. Birinci görüş bu tür günahları işleyen müminlerin küfre düştüğünü ileri sürerken ikinci görüş ise bu günahları işleyen müminleri mümin ile kâfir arası bir konuma yerleştirmektedir. Üçüncü görüş ise, bu günahları işleyenleri günahkâr mümin olarak addetmektedir. Çalışmamız, birçok hadis musennafatında yer alan ve daha çok akîdevî tartışmalarda gündeme geldiğine şahit olduğumuz hadisi incelemek, seneddeki râvilerin durumunu ortaya koymak, daha sonra da hadisi metin açısından incelemek şeklinde olacaktır. Bu tez ile amacımız, çalışmamıza konu olan hadisin sıhhat durumunu ortaya koyup hadisin nasıl anlaşılıp yorumlanması gerektiğini muhalled eserlere başvurup ortaya çıkararak ilim dünyasına ufak bir katkı sağlamaktır.

Selçuk Şenel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû Bekr en-Neccâd ve hadis ilmindeki yeri

İslâmî ilimler açısından özellikle ilk dört asır çok önemlidir. Bu dönemde ilimler, tedvin ve tasnif edilerek kökleşmeye başlamıştır. Hadis ilmine baktığımızda ise III. asır, altın çağ olarak isimlendirilmiştir. Neccâd, III. asrın ortalarında, ilim ehlinin uğrak noktası konumundaki Bağdat'ta dünyaya gelmiş ve IV. asrın ortalarına kadar uzun bir yaşam sürmüştür. Hayatının tamamını Bağdat'ta geçiren Neccâd, özellikle hadisçiliği, fakih oluşu ve zühd yaşantısıyla ön plana çıkmıştır. Çalışmada, Neccâd'ın yaşadığı dönemin siyasî ve ilmî durumu, hayatı, eserleri ve hadisçiliği üzerinde durularak, hadis ilmindeki konumu ve bu ilme katkısı incelenmeye çalışılmıştır.

Yusuf Koca
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kâfiyecî ve Suyûtî'nin Fâtiha Sûresi tefsirleri

Müstakil sûre tefsiri, geniş hacimli tefsir eserlerinin yazılması ve okunmasının güçlüğü ya da bazı sûrelerin fazîlet ve önemine dair birtakım rivayetlerin bulunması sebebiyle ortaya çıkmıştır. Kur'an'ın sûreleri içerisinde fâziletine dair Hz. Peygamber'den nakledilen birçok rivayetin bulunduğu Fâtiha sûresi, pek çok alim tarafından müstakil olarak tefsir edilmiştir. Çalışmada Kâfiyecî'nin el-Ğurretü'l-vâdiha fî tefsîri'l-fâtiha ve Suyûtî'nin el-Ezhârü'l-fâiha fî şerhi'l-fâtiha adlı Fâtiha sûresi tefsirleri incelenmiştir. Giriş bölümünde, çalışmanın önemi, kapsamı, metodu ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde Kâfiyecî ve Suyûtî'nin hayatları ve ilmî kişiliklerinden bahsedilmiş ve sûre tefsirine temas edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise her iki eser rivâyet ve dirâyet tefsir metotları yönünden incelenerek ihtivâ ettikleri bazı ulûmu'l-Kur'an konuları gün yüzüne çıkarılmıştır.

Hamza Büyükyıldırım
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an-ı Kerim'de tevriye sanatı

Kur'ân-ı Kerîm indirildiği zaman ve mekânda fesahat ve belâgat açısından eşi benzeri olmayan muciz bir eser olduğunu ortaya koymuştur. Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerindeki incelikleri anlamanın en güzel yolu Arap belâgatına hâkim olmak ve inceliklerini bilmektir. Meânî, beyân ve bedî 'konularından oluşan Arap belâgatının bedî 'bölümü muhassinât-ı lafziyye ve muhassinât-ı ma'neviyye şeklinde iki kısma ayrılır. İki manalı bir lafzın yakın manasını vehmettirip uzak olanı kastetmek demek olan tevriye sanatı bedî' kısmının muhassinât-ı ma'neviyye bölümünde yer alan bir sanattır. Arap belâgatında var olan edebi sanatların birçoğu Kur'ân-ı Kerîm'de uygulanmıştır. Tevriye sanatı da bunlardan biridir. Kur'ân-ı Kerîm'de tevriye sanatının uygulandığı âyet-i kerîmelerdeki tevriyeli lafzın uzak manası yerine yakın manasının dikkate alınması itikadî açıdan aykırı hükümlerin çıkarılmasına sebebiyet verebileceği gibi âyetlerden kastedilen mananın anlaşılması hususunda maksadın hâsıl olmasına da engel teşkil edebilmektedir. Bu ise tevriye sanatının uygulandığı bazı âyetlerde sanki hakikate aykırı bir mana olduğu vehmi uyandırabilmekte, Kur'an âyetlerinin edebi inceliklerini bilmeyenlerin zihinlerinde bazı karışıklıklara neden olabilmekte ve art niyetli kişilerin Kur'ân-ı Kerîm'de hakikatle uyuşmayan ifadelerin var olduğunu iddia etmelerine sebebiyet verebilmektedir. Bedî' ilmiyle ilgili yapılan araştırmalarda tevriye sanatına bölüm ayrılmış olsa da Kur'ân-ı Kerîm'de tevriye sanatıyla ilgili çalışmaların az olduğu ve bu sahada müstakil bir çalışma yapılmadığı görülmüştür. Bu bakımdan bu çalışmada tevriye sanatının gelişim sürecinin, unsurlarının kısımlarının ve Kur'ân-ı Kerîm'de uygulandığı âyetlerin tanıtılması amaçlanmıştır.

Tahsin Üstün
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam düşüncesinde tecdid kavramı ve Tanzimat dönemine yansımaları

İslam düşüncesinde bilhassa modern dönemde yoğun olarak gündeme gelen dini yenileme olgusu, tecdid, ıslah, ihya gibi çeşitli kavramlarla ifade edilmektedir. Bu kavramlardan en yaygın ve erken dönem kullanımı bu konuda hadis rivayeti bulunmasından hareketle tecdid kavramıdır. Bu çalışmada tecdid kavramı özelinde İslam düşüncesinde ortaya çıkan dini yenileme anlayışları incelenmektedir. Araştırmada, etimoloji ve semantik biliminin yardımıyla tecdid kavramı tanımlanmakta ve erken dönemden itibaren İslam düşüncesindeki anlaşılma biçimleri tespit edilmektedir. Tecdid rivayetinin; dolayısıyla kavramın dini yenileme bağlamında erken dönemde özellikle Şafiî mezhebi çevresinde gündeme alınması ve 'sünnetlerin ihyası bid'atlerin ortadan kaldırılması' olarak ifade edilmesi, meselenin mezhepler tarihi açısından değerlendirmesini gerektirmektedir. Buradan hareketle çalışmada, Şâfiîlik, Hanbelîlik ve Mâlikîlik çerçevesinde geleneksel-muhafazakâr din anlayışı; Hanefîlik ve Mu'tezile mezhebi örnekleriyle de akılcı-hadarî din anlayışı tetkik edilmektedir. Dinin yenilenmesi bağlamında tecdid kavramından hareketle klasik dönemde gelenekçi-muhafazakâr din anlayışının yaklaşımı tespit edilebilmektedir. Akılcı Hadarî din anlayışının kavram özelinde meseleye yaklaşımının örneği ise modernleşme dönemi olan Osmanlı Devleti'nin Tanzimat döneminde görülmektedir. Dinin ve devletin Tanzimat esaslarının tatbik edilmesiyle tecdid edileceği görüşündeki üst düzey ulema ve devlet erkanının yaklaşımı, kavramın dini yenileme bağlamında modernleşme döneminde Hanefî-Mâtürîdî çevrede anlaşılma biçiminin bir örneğini sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İlahiyat, İslam Mezhepleri Tarihi, Tecdid, Dinî Yenilenme, Tanzimat, Şâfiî Mezhebi, Hanefîlik

Mezhepler tarihiTecdidYenileme+1
Nida Sultan Çelikkaya
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

TOKİ konut edindirme uygulamalarının İslam hukuku açısından meşruiyeti sorunu

İnsanlığın en önemli ihtiyaçlarından birisi kuşkusuz barınmadır. Özellikle son yüzyılda, meydana gelen sosyal ve ekonomik gelişmelerin neticesinde hızlanan şehirleşmenin de etkisiyle bu ihtiyaç ciddi bir şekilde hissedilmiştir. Bu ihtiyacın fertlere bakan yönü olduğu gibi toplumsal yönü de bulunmaktadır. Zira barınmanın, çözüm bulunması gereken önemli bir toplumsal sorun olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizde toplumsal konut ihtiyacının çözümüne yönelik Toplu Konut İdaresi (TOKİ), kanunla kendisine verilen görev çerçevesinde pek çok çalışma yapmaktadır. Çalışmamızın ana konusu, konut üretiminde TOKİ tarafından en çok uygulanan yöntem olan yoksul, alt, dar ve orta gelirli vatandaşlara yönelik geçmiş altı ayda gerçekleşen, enflasyon veya memur maaş artış oranında fiyat güncellemesi esasıyla yapılan konut edindirme uygulamalarıdır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde, konut ihtiyacı hakkında genel bir değerlendirme yapılarak TOKİ'nin bu konudaki rolü ve yaptığı katkı tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, yapılan satış sözleşmelerinin, konutun inşa edilip edilmemesine bağlı olarak farklı hüküm doğuracağı hususu dikkate alınarak sözleşme şartları, fiyat belirsizliği, değer kaybının izalesi ve vade farkı konuları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise TOKİ sözleşmelerinin, istisnâ' akdi, finansal kiralama sözleşmesi ve mortgage kredisi gibi akit türleriyle kıyaslaması yapılmıştır. Çalışmamızda TOKİ konut edindirme sözleşmelerinin İslam hukukundaki satım akdi, finansal kiralama sözleşmesi ve istisnâ' akdiyle benzer yönlerinin bulunduğu, bulunla beraber mortgage uygulaması gibi bir kredi işlemi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, TOKİ, Konut Edindirme, Satım Sözleşmesi, İstisnâ' Akdi, Finansal Kiralama, Mortgage.

FıkıhHukuki İslamiyye KamusuSosyal konut politikası+5
Mehmet Akkuş
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

VIII. asır kadın muhaddisleri (Zehebî'nin hocaları özelinde)

Hz. Peygamber'in salallahu aleyhi vesellem mesajının öğrenilmesi ve sonraki nesillere intikal etmesinde erkeklerin yanı sıra kadınlar da ciddi gayret sarf etmiştir. Tarihsel süreçte devam eden bu gayretler Memlükler Devleti'nin hakimiyet yıllarına tekabül eden hicrî sekizinci ve dokuzuncu asırlarda had safhaya ulaşmıştır. Nitekim dönemin meşhur hadis âlimlerinin hocaları arasında azımsanmayacak sayıda kadın muhaddis ismi yer almaktadır. Hadis alanında şöhret kazanmış bazı muhaddisler ders almış oldukları hocalarını tanıtan eserler kaleme almıştır. Bu âlimlerin çoğu ders aldıkları kadın hocalarından iftiharla bahsetmiştir. Hadis, tarih ve terâcim alanında emsalsiz bir isim olan Türk muhaddis Zehebî hicrî yedinci asrın sonlarıyla sekizinci asrın ilk yarısı arasında yaşamış bir âlimdir. Hadis ilminde eşsiz eserleriyle ön plana çıkan Zehebî çok sayıda kadın muhaddisten ders almasıyla dikkat çekmektedir. Zehebî'nin semâ, kıraat ve icazet yollarıyla ders aldığı hocalarının hal tercümelerine yer verdiği Mu'cemü Şüyûhi'z-Zehebi isimli eserinde 1043 hocası arasında 104 hanım hocası yer almaktadır. Bu sayı her ne kadar erkek hocalarının sayısına nazaran az olsa da söz konusu dönemde ilmî hayatta kadınların rolünü ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışma Zehebî'nin ders aldığı hocaları özelinde hicrî sekizinci asır Memlükler dönemi kadın muhaddislerini konu edinmektedir. Zehebî'nin kadın hocaları çalışmanın merkezini oluşturarak söz konusu dönemde hadis rivayetiyle meşgul olmuş ve icazet vermiş hanımlar tespit edilerek hanımların o dönemde Hadis ilmindeki yeri, dönemin eğitim geleneği içinde nasıl yer edindikleri ve kadınların ders alma/verme yöntemleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Zehebî'nin hocaları özelinde incelenen kadın muhaddislerin birçoğunun ulemâ ailelerine müntesip olduğu görülmektedir. Kadın muhaddisler küçük yaşta ailelerinin teşvikiyle ilim tahsiline başlamış ve dönemlerinin önemli âlimlerinin hadis meclislerine götürülerek çeşitli hadis cüzlerinin icazetine sahip olmuştur. Dönemlerinde erkeklere nazaran daha uzun bir ömür yaşayan kadınlar ilerleyen yaşlarında âli isnada sahip olmaları sebebiyle hadis tahammül etmek isteyen talebeler tarafından rağbet görmüştür. Söz konusu kadın muhaddisler kadınlara ders vermekle kalmamış pek çok meşhur âlime de hadis ve kitap icazetleri vermişlerdir.

HadisMemlüklerZehebi+1
Fatma Bulut
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessAR

دراسة صوتية مقارنة بين لهجتي بغداد والموصل

A single language may be divided into several linguistic environments, each of which has its own dialect. This dialect has certain linguistic and phonetic characteristics. A language is distinguished from a dialect in that the language is general. As for the dialect, it is specific and is part of the language. For example, standard Arabic is a spoken language by all Arabs. They perform its skills: reading, writing, speaking, and listening. As for the dialect, it is a group of linguistic characteristics that belong to a specific environment, and it is performed by the members of this environment. We can say that the dialect environment is wide and multiple. It is possible for the dialect environment to include several diverse dialects. It is worth mentioning that in the dialects of Baghdad and Mosul there is a distinct phonetic and lexical diversity, which makes them two different dialects. These differences are due to social and other geographical factors. We find that the social factor is represented by human mixing and the movement of individuals from one region to another, in addition to people's origins and ethnic affiliation. As for the geographical factor, the geographical area can be considered as one of the most influential factors in dialects and their diversity. This is in terms of the breadth of the geographical environment and the multiplicity of its regions, so we find that both the Baghdad and Mosul dialects converge in some characteristics while diverging in others, in terms of features and phonetic phenomena such as emphasis, softening, inversion, assimilation, and others.

Sarah Yasir Abdulghafoor Abdulghafoor
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Belâgat olgusunun nahiv çalışmalarına etkisi (H. VII. asra kadar)

Belâgat, dilin anlamsal açıdan parlak yönünü ortaya çıkaran estetik ve edebî bir sanattır. Arap dili üzerinde çalışma yapan dilciler başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere nazım veya nesir alanında Arapçanın, bir anlamı ifade etmede ve dilin güzelliğini ortaya çıkarmada en seçkin cümle yapısına sahip olduğuna ve kendi sistemi içinde üstün güzellikleri ihtiva ettiğine dikkat çekmiştir. Bu durum nahiv âlimlerini Kur'an, nazım ve nesirdeki delilleri tahlil ederken nahiv kurallarını tesis etmeye yönlendirmiştir. Onlar hazif, takdim ve te'hîr gibi dilsel yapıları kullanma ve sözdizimini oluşturma konusunda bu estetik bakışı esas alarak nahiv kurallarını tesis etmişlerdir. Arapça ile ilgili bu durum, araştırma konusunun seçilmesinde etkili olmuştur. Nitekim bazı nahiv âlimlerinin birçok kuralı özellikle de cüzi olanlarını belâğî estetik kullanım üzerine kurduğu gözlenmektedir ki daha açık yöntemlerle anlamı ifade eden dilin estetik boyutlarını bilen konuşmacı bu estetik kullanıma başvurmaktadır. Çalışmanın konusu nahvin doğuşundan hicri yedinci asra kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu asırlar nahvin kurulduğu, temellerinin atıldığı, ince detayları ve temel meselelerinin açıklandığı asırlardır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi tercih edilmiş ve hazif, takdîm, te'hîr, fasl, i'tirâz ve kalb gibi cümle yapılarının nahiv bakımından birbirleriyle olan bağlantılı meselelerin boyutları ve sınırları ortaya konulmuştur. Bunların tevil meselesiyle bağlantılı olup olmadığı, hazif kelimesinin, ittisâ' ve îcâz gibi kavramlarla aynı anlama gelmesinde olduğu gibi benzer kavramlarla aynı anlama gelip gelmediği açıklığa kavuşturulmuştur. Çalışma, dil ve belagat çalışmaları bakımından bilgi ihtiyacını karşılamayı amaçlamaktadır. Modern dil araştırmalarında daha önce bu konu üzerinde çalışma olmaması bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Bu çalışma giriş, beş bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, sayıltıları, sınırlıkları ve araştırmayla ilgili yapılan çalışmalar ele alınmış, birinci bölümde nahiv ve belâgat tarihi ve bu iki ilim arasındaki ilişki incelenmiştir. İkinci bölümde nahvin belâgattan etkilenen hazif konusu ve buna dair meselelere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde nahivde takdîm ve te'hîr konusu ve belâğatın bundaki etkisi araştırılmıştır. Dördüncü bölümde nahivdeki edatlarda belâgatın etkisi incelenmiş, beşinci bölümde de zâhirin farklı bir anlamda ve biçimde kullanılması konusu ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise bu çalışmada elde edilen neticelere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili, Belâgat, Nahiv, Hazif, Takdim Te'hir, Fasl, İ'tirâziyye, Kalb.

Arap diliArapçaBelagat
Abdullah Nebioğlu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Halil Fevzi Efendi'nin el-Hâşiyetü'l-Cedîde adlı eseri

Bu çalışmada Filibeli Halil Fevzi Efendi (ö. 1300/1883)'nin el-Hâşiyetü'l-cedîde 'alâ Şerhi 'İsâmi'l-ferîde isimli eseri incelenmektedir. Eserin konusu istiâredir. el-Hâşiyetü'l-cedîde, İsâmuddîn el-İsferâyînî (ö. 945/1538)'ye ait Şerhu Ferâ'idi'l-fevâʾid li-tahkîki me'âni'l-isti'ârât üzerine yapılmıştır. Söz konusu bu şerh Ebu'l-Kâsım es-Semerkandî (ö. 888/1483)'nin er-Risâletü'l-ferîde üzerine telif edilmiştir. Çalışma; bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu ve önemi, nedeni ve amacı, kapsam ve yöntemi, kaynak değerlendirmesi ve karşılaşılan güçlükler ile haşiye ve belagat konularında bilgiler verildi. Birinci bölümde temel eser er-Risâletü'l-ferîde'nin müellifi es-Semerkandî ile bunun şerhini yapan el-İsferâyînî'nin hayatları incelenmiştir. Ardından Filibeli Halil Fevzî Efendi'nin hayatı, eserleri ve ilmi şahsiyeti hakkında ayrıntılı bilgiler verildi. İkinci bölümde; el-Hâşiyetü'l-cedîde'nin te'lif nedeni ve kaynakları, üslûbu ve metodu, Ikd I-II-III olarak isimlendirilen ana başlıklardaki konular incelendi. Üçüncü bölümde ise; vaz'ı kasdi ve mevdu-u leh, fiil ve harflerde istiâre, ism-i cins, alem-i şahs, müştak ve mastarlarda istiâre, mecâz'da istiâre, istiâre-i mekniyye, istiâre-i temsiliyye ve terşih konularında Filibeli'nin itiraz ve görüşlerine yer verildi. Çalışmanın sonuna er-Risâletü'l-ferîde'nin tercümesi ile Filibeli hakkında bazı arşiv belgeleri eklendi. Filibeli'nin el-Hâşiyetü'l-cedîde adlı bu çalışmasının, İsferâyînî'nin şerhi üzerine yazılan hâşiyeler içerisinde en çok dikkat çeken ve rağbet gören bir çalışma olduğunu söylenebilir. Söz konusu bu hâşiye iki ciltten oluşmakta; "Ikd" adı verilen üç ana başlık üzerinde kurgulanmaktadır. Her bir ıkd, "feride" isimli alt başlıklara ayrılmaktadır. XIX. yy.'da yazılan el-Hâşiyetü'l-Cedîde, istiâre konusunun ayrıntılı olarak incelendiği, tartışmalı bir üslupla aktarıldığı, konuyla ilgili farklı bilgiler çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. Filibeli kanaatlerini, belâgat başta olmak üzere sarf-nahiv, mantık, kelam ve felsefe konularıyla desteklediği kanısı oluşmuştur. Araştırma sürecinde tespit edilen özellikler dikkate alındığında söz konusu haşiyenin XIX. yy. da belâgat alanında yapılan en kapsamlı ve özgün bir çalışma olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Belâgat, istiâre, Filibeli Halil Fevzi, el-Hâşiyetü'l-cedîde, İsâmuddîn İsferâyînî, Ebu'l-Kâsım Semerkandî.

ArapçaBelagatDil+2
Abdullah Aslan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessAR

أسلوب الالتفات في سياقات الإعجاز البلاغي في القرآن الكريم أمثلة ونماذج قرآنيّة

يعد الالتفات مبحثاً هاماً لوقوعه في مركز تقاطع علوم عِدّة، وهي والبلاغة والتفسير والنحو والاستدلال وغيرها، وهذا ما زاد في أهميّة هذا الأسلوب وجماله، وقد اختلف علماء البلاغة في تصنيفه وتبعيته لأي من العلوم البلاغية (المعاني، أم البديع، أو البيان)؟ والاختلاف لم يقف عند هذا الحد فقط بل وقع في فروع هذا العلم أيضاً، ويعتبر الالتفات من أكثر الأساليب البلاغيّة وروداً في القرآن الكريم، وهو انتقال من صيغة ظاهرة إلى صيغة غير ظاهرة تحتمل عدّة وجوه حسب موقعها في الجملة، كما أنّه يؤدي إلى تطرية الكلام وصيانة السّمع من الضجر والملل؛ والالتفات له عدد من التسميات منها: الصرف والانصراف والعدل والعدول والتلوين ومخالفة مقتضى الظاهر وشجاعة العرب. ويهدف البحث إلى التعريف بمصطلح الالتفات عند البلاغيين القدامى والمعاصرين وإظهار الجوانب الجمالية لأسلوبه المثير، وتسليط الضوء على من أسس هذا العلم ومن وضع شروطه وتقسيماته، وقد ختم البحث بأمثلة تطبيقية وشواهد قرآنية توضح الفكرة العميقة والواسعة للموضوع. الكلمات المفتاحية: الالتفات، القرآن الكريم، البلاغة، التفات الضمائر، الإعجاز. The subject of compliment is considered an important issue because it is the common point of many sciences such as rhetoric, tafsir, grammar and inference. This situation further increases the importance of the compliment issue. The subject of compliment is accepted within the subject of rhetoric because it is used in the Holy Quran. However, there is a disagreement among language scholars as to which of the rhetorical sciences (Meani, Beyan, Bedii) the subject of compliment is subject to. Compliment; It means transition from absent to addressee depending on its position in the sentence. The purpose of the compliment art is to soften the words and protect the listener from boring and boredom. The art of compliment has many names: esSarf, el-Ġnsiraf, el-Adl, el-Udul, et-Telvin, Muhalet'u Muktaza-i ezzahir, ġecaatü'lArab are some of them. The main goal of this research is; To reveal the aesthetic aspects of the compliment style, who founded this science; The aim of this study is to shed light on who makes the conditions and divisions, to bring together general definitions related to the style of compliment, and also to reveal the views of ancient and contemporary rhetoric scholars about the concept of compliment. This study was concluded by giving practical examples and witnesses from the Quran on the subject. An inferential, analytical method was used in this study. I hope that the study will shed light on those interested in this field. Keywords:. Attention, the Holy Qur‟an, eloquence, Attention of pronouns, miracle.

Hasan Mahmutoğlu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet (Gender) ideolojisi kaynaklı fıkhi tartışmaların değerlendirilmesi

Cinsiyet sınıflandırması yani kişilerin erkek ve kadın olarak ayrılması üreme sistemine göre belirlenmekte ve insanın biyolojik farklılıklarına dayanmaktadır. Ancak, Gender ideolojisi, bir toplumun inançlarının ve kültürel değerlerinin erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıkları oluşturduğunu ve bu farklılıkların onların psikolojik durumlarını, statülerini ve kendilerine atanmış rolleri etkilediğini iddia etmektedir. Gender terimi söz konusu ideolojik hüviyeti kazanmadan önce de sosyoloji ve psikoloji ilimlerine dair çalışmalarda kullanılmıştır. Ancak, terim bir ideolojiye dönüşüp bazı yerel ve uluslararası yasalara ve düzenlemelere dahil edildiğinde toplumsal ve fikrî anlamda belli değişimlere sebep olmuştur. Nitekim Birleşmiş Milletler kuruluşları ve insan hakları örgütleri, bu ideolojiyi göz önünde bulundurmayan yasalarının değiştirilmesinin zorunlu olduğunda ısrar etmişlerdir. Daha sonra, bu yanılgılarını ileriye taşıyarak, İslam hukukunun bu ideoloji ve ilkelerine dayanarak yeniden şekillendirilmesini ve yeniden inşa edilmesini talep etmişlerdir. Bu çalışma, cinsiyetlerin biyolojik ve doğal yapılarının aile rolleri ve kendilerine atanmış sosyal işlevler üzerindeki etkisini vurgulamayı, aynı zamanda İslam hukukunun eril merkezli olduğu ve ataerkil bir ilkeye dayandığı iddialarının çürütülmesini hedeflemektedir. Çalışma, ilk bölümde tanımlayıcı analitik yönteme ve diğer bölümlerde eleştirel değerlendirme yöntemine dayanmıştır. Çalışmanın ulaştığı en önemli sonuçlardan biri, bu ideolojinin benimsenmesinin birey, aile, toplum üzerinde -inanç, yasalar ve kültüre dair- ciddi ve olumsuz etkileri olduğudur. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Gender, Cinsiyet, Erkek, Kadın, Eril, Dişil, Gender ideoloisi.

Radhwan Hazim Khalid Khalıd
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessAR

أسلوبا الإيجاز والإطناب في بلاغة القرآن الكريم دراسة تطبيقية

There are many aspects and types of Quranic rhetoric, from brevity, analogy, metaphor, clarification, breaks, inflection, exaggeration, and good eloquence. One of the main aspect is brevity and redundancy. This research spots the light mainly on the ways of brevity which Quraan specifically used unlike the Arabs used ways of brevity. And what the Arabs preferred redundancy or breivty. The Quran brevity has divided into two main groups brevity of shortness and the brevity of omision and this research deals the conditions of omision and its rules and the benefits it provides. The research dealts with the style of redundancy in the rhetoric of the Holy book, and what are the images and types of redundancy. Comparison was made between the two methods of brevity and redundancy, the research detailed the most prominent forms of redundancy from Igal, completion, prudence, and others, and this was after addressing the rhetorical purposes that are marketed by the style of redundancy, and the research was concluded by examining examples As an application of the methods of brevity and redundancy in all their forms and types, we will try, with the help of Allah, to deal with these topics in relvantly with the necessary Quranic evidence from the Holy Book and the Words of Almighty, and we conclude with the results drawn from this study.

Enes Elviyo
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessAR

الصور البيانية وسر جمالها في تصوير مشاهد القيامةفي القرآن الكريم دراسة بلاغية

Language is a means of communication between people and is an expression of the meanings inherent in souls. The Arabic language is distinguished from other languages by using rhetorical methods to express these meanings. These rhetorical methods are by conveying the meaning in various graphic images using metaphor, metaphor, simile, and other things. The Holy Qur'an was revealed in the language of the Arabs. He challenged the Arabs to produce something similar to his eloquence and eloquence, and Doomsday scenes talked about resurrection and reward. It focused in particular on the Day of Resurrection and what happens on it. This thesis studies how the Holy Qur'an expresses the Day of Resurrection and its events, the rhetorical methods that the Qur'an used in this Surah, and how these rhetorical methods led to conveying the Qur'anic meanings about the events of the Day of Resurrection in a very beautiful rhetorical manner and in a wonderful, eloquent style. To achieve the extraction of graphic scenes of Doomsday Day to demonstrate its beauty in the Qur'anic style, and to clarify its rhetorical secret.

Birgol Saadoon Mustafa Mustafa
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessAR

الأزمات الاقتصادية والأوضاع السياسية والاجتماعية في العصر العباسي وتأثيرها على الحياةالأدبية في قرن الرابع الهجري

Arabic literature, like the rest of literature in the world, is a human product. It is one of the forms of human expression through which a person expresses his various thoughts and feelings in written methods, which are poetry and prose. This prose may be a story or a novel and other literary type. Arabic literature is the product of the environment in which It is born throughout the ages, and this message sheds light on the literary life in the fourth century AH, as this century was characterized by various cultural pluralism, multiple sects, and religious and philosophical dialogues. It is also characterized by the political division that occurred in this century and the economic crises that appeared clearly, which led to the emergence of a very large literary movement Because this century is rich in many major events at the political, economic, and social levels, the importance of this message came in explaining the extent of the impact of economic crises and political and social divisions on literary production and its topics, in order to reach a main result, which is the existence of a mutual influence relationship between Arabic literature and the environment in which it arises, and this environment is represented by the economic conditions. Political and social.

Jateen Raoof Mahmood
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mu'tezile'ye göre hüsün-kubhun dinî ve aklî/felsefî temelleri

Kelam ilminde hüsün ve kubuh meselesi, yapıldığı takdirde hem bu dünyada hem de ahirette bir karşılığı olan fiillerin ahlakî değerinin mahiyeti ve bu değerin bilgisinin nasıl elde edileceği bağlamında ele alınmıştır. Mu'tezile, hüsün ve kubhun ontolojik açıdan hakikî değerler olduğunu ve epistemolojik açıdan akılla bilinebileceğini savunmaktadır. Mu'tezile, söz konusu yaklaşımı, adalet ilkesi gereğince ortaya koyduğu iddiaları temellendirmek amacıyla geliştirmiştir. Nitekim onlara göre ancak değerlerin nesnel ve akledilebilir olması durumda Allah'tan kabîh fiillerin tenzih edilmesi ve insanın fiillerinden sorumlu olması mümkün olacaktır. Çünkü Allah, kabîh fiilin kubhunu bildiği ve onu yapmaya ihtiyacı olmadığı için kötülüğü tercih etmez. Allah'ın kabîh fiili işlememesi ise ancak kubhun nesnel ve değişmez olmasıyla mümkündür. Aynı şekilde değerlerin herkes için geçerli olması ve akılla idrak edilmesi, insanın fiillerinden hem bu dünyada hem de ahirette sorumlu olmasını gerektirmektedir. Böylelikle hüsün ve kubuh meselesi hem Allah'ın hem de insanın fiilleri bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma, Mu'tezile'nin hüsün ve kubha ilişkin yaklaşımını ve söz konusu yaklaşımın gerekçelerini ele alarak mu'tezilî ahlak anlayışının dinî ve aklî/felsefî dayanaklarını tespit etmeyi ve böylece Mu'tezile'nin düşünsel açıdan beslendiği kaynakları ortaya koymayı hedeflemektedir. Buna binaen çalışmada Mu'tezile'nin delil olarak ileri sürdüğü ayetlere ve ilgili ayetlere ilişkin geliştirilen açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca Mu'tezile'nin değerlere ilişkin yaklaşımı bakımından belirleyici olduğu iddia edilebilecek olan Antik Yunan felsefesi, konuyla ilgisi bağlamında ele alınmıştır.

Huriye Sarıoğlu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkaşandî'nin Subhu'l-Aʿşâ adlı eserinde üslûbu ve Arap diline yaklaşımı

Memlûkler, (648/1250) tarihinde Mısır'da kurulmuş bir devlettir. Bu dönemde, başta tarih olmak üzere hadis, fıkıh, tefsir, lügat, tabakât, terâcim gibi pek çok alanda eserler telif eden âlimler yetişmiştir. el-Kalkaşendî (ö. 821/1418) bu dönemin önde gelen âlimlerinden biridir. Bu çalışmada el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı ve Arap dili ve edebiyatına yaklaşımı incelenmiştir. el-Kalkaşendî, ilgili konuları divan katipliği yaptığı, alanında "Subhu'l-Aʿşâ" adlı eseriyle meşhur olduğu, divan katiplerinin bilmesi gerektiği bilgileri bu kitabında ele almış, bunların her birini detaylıca incelemiştir. Arap dilini bilmenin gerekliliği, fazileti, diğer dillere olan üstünlüğü, nahiv, sarf, şiir, belagat ilimleri ve atasözleri gibi birçok konuyu ele alması açısından Arap dili ve edebiyatına önemli ölçüde katkısının olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. "Birinci Bölüm" Memlûkler Döneminde yaşamış olan ansiklopedik özellikteki Subhu'l-Aʿşâisimli eserin sahibi el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı, eserleri, ilmi kişiliği, dönemin siyasi ve kültürel yapısı ile ilgilidir. "İkinci Bölümde" üslûba dair bilgiler, tanımı, önemi, mahiyeti ve üslûp çeşitleri; "Üçüncü Bölüm" Subhu'l-Aʿşâ'nın muhteviyatı ve çalışmanın esasını teşkil eden edebî üslûp açısından tahlili yapılmıştır.

Arap diliArap edebiyatıArapça
Sunullah İslam
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî'de musibet kavramı

Kur'ân'-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde insanların imtihana tabi tutulmaları amacıyla musibetlere maruz kalacakları ifade edilmiştir. Geçici olan dünya hayatının yerine sonsuz mutluluk yeri olan ahiretin öncelenmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Son senelerde tüm evreni etkisi altına alan ve ciddi kayıplara neden olan küresel afetler meydana gelmiştir. Özellikle korona virüs salgını, ülkemizde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde meydana gelen büyük ölçekteki depremler, sel ve yangın gibi felâketler bunlara örnektir. Bu küresel musibetlerin akabinde insanlık tıpkı geçmişteki gibi şimdi de bu olayların neden oluştuğunu irdelemektedir. Bilim tarihinde bu soruya farklı cevaplar verilmiştir. Bu çalışma, konuya ilişkin ayetlerin kapsamlı bir biçimde ele alınmasına dayanmaktadır. İmam Mâtürîdî'nin, Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserinden yola çıkarak Kur'ân-ı Kerîm'de musibet ile ilgili bütün ayetler detaylıca ele alınıp incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde İmam Mâtürîdî'nin hayatına dair bilgiler verilmiş, akabinde musibet ve kendisiyle yakın anlamlı kelimelerin semantik açıklaması yapılmıştır. Bu kavramlar hakkında genel bir açıklama yapıldıktan sonra musibet konusu Mâtürîdî'nin bakış açısına göre değerlendirilmiştir. Ayrıca kelam ekollerinin konu ile ilgili görüşlerine yer verilmiştir. Son olarak musibetin sabırla ilişkisine değinilmiştir. Yapılan çalışmada insanların maruz kaldıkları musibetlerin Allah'ın takdiri ile gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte kulların kendi hür iradeleriyle yapmış oldukları fiilleri neticesinde yapmış oldukları hata ve günahlar sebebiyle de bu musibetlerin gerçekleştiği görülmüştür. Ayrıca musibetlere sebep olan çeşitli etmenlerin olduğu anlaşılmış, bunlara sabırla karşılık vermenin önemi hakkında kanaat oluşmuştur. Anahtar kelimeler: Mâtürîdî, Musibet, Belâ, İmtihan, Sabır

Bela
Mehmet Akif Kuzu
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fahreddîn Râzî'de Bâtınî yorumun sınırları ve dilde muvâda'a

Bâtınîler, hicri III. Yüzyılda ortaya çıkmış ve âyet ve hadislere dair mistik yorumlarıyla temeyyüz etmiş bir fırkadır. Bâtınîlik, Kur'ân ve hadislerin zâhir anlamlarının ötesinde derin ve gizli anlamlar barındırdığı ve her zâhirîn bir bâtını olduğunu dolayısıyla her nassın bir te'vîlinin bulunduğunu savunarak, dînî metinleri sembolik ve metaforik anlamlarla yorumlamışlardır. Diğer birçok fırka tarafından şiddetle eleştirilen söz konusu yorum metodu, özellikle Kelâm âlimlerinin gündemini yoğun bir surette meşgul etmiştir. Nitekim onlara en kapsamlı eleştirileri yazan âlimlerden biri de Fahreddîn er-Râzî'dir. Râzî gerek meşhur tefsir eseri Mefâtîhu'l-Ğayb'da, gerek Kelâm ilmine dâir yazdığı farklı eserlerinde Bâtınîleri ve en temelde onların mistik yorum metodunu eleştirmiştir. Bâtınîlere yöneltilen eleştirilerin en temelinde, onların dildeki muvâda'a unsurunu ve mecâzî kullanımlar için doğal bir zorunluluk olan alâka ve karîne gibi unsurları yok saymalarıdır. Râzî de onların âyet ve hadislere dair yaptıkları yorumları büyük oranda bu iki açıdan eleştirmiş ve dilin aşılamayacak zarûrî sınırları olması gerektiğine ısrarla vurgu yapmıştır. Nitekim Bâtinîlerin nasslara dair yaptıkları yorumlar incelendiğinde, onların yorum metodolojisinin uygulanabilir olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Söz konusu yorum metodolojisinin yol açacağı sonuç, herhangi bir metinden herhangi bir anlamı çıkarmayı mümkün kılacaktır ki bu durumda, söz konusu metin eğer insan hayatını her yönüyle kuşatan Kur'ân ise daha da akıl almaz boyutlara ulaşacaktır. Râzî'nin eleştirileri de bu noktaya yoğunlaşmıştır. Ona göre Bâtınîlerin yorum metodu, Kur'ân bir yana herhangi bir metnin anlaşılması için bile uygulanabilir değildir.

BatıniBatınilerBatınilik+7
Hasan Can Çelik
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam hukuk düşüncesi açısından eşcinsellik

Geçmişte eşcinsel davranış sergileyen kişiden bağımsız olarak hemcinsler arası cinsel ilişkiyi ifade eden eşcinsellik kavramı, günümüze gelindiğinde eşcinsel bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını da kapsayan daha geniş bir kavramsal içerik kazanmıştır. Bu bağlamda çalışmamızın amacı eşcinsellikle ilgili kavram kargaşasını açıklığa kavuşturmak, eşcinsellik algısını dönüşüm kodlarıyla birlikte tahlil ederek İslam hukuku açısından eşcinsellik kavramını değerlendirme noktasında daha isabetli sonuçlara varmaktır. Tezde eşcinsellik meselesini sadece eşcinsel ilişkiyle ve eşcinsel ilişkiye yönelik cezâî hükümerle sınırlandırmaksızın eşcinselliği psikolojik, davranışsal ve sosyal yönleriyle de ele alarak konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirmek hedeflenmiştir. Böylelikle meseleye daha kapsamlı ve daha gerçekçi çözümler sunmak mümkün olacaktır. Araştırmamızda öncelikle, günümüzde türetilen kavramsal içeriğiyle eşcinsellik tanımlanarak bu kavramın İslam hukukunda karşılık bulan anlamı ortaya konmuştur. Modern dönemde psikoloji ve sosyoloji alanındaki bazı bilim çevreleri tarafından bir problem olarak ortaya konulan, eşcinselliğin insan doğasına aykırı olup olmadığı meselesine ya da insanın normali midir sorusuna İslam hukuku perspektifinden çözüm aranmıştır. Bu bağlamda eşcinselliğin fıtratla ilişkisi incelenmiş ve İslam hukuku açısından eşcinselliğin, bazı psikolojik ve sosyolojik faktörlerin etkisiyle insanın yaşamında sonradan meydana gelen ve insan fıtratına aykırı olan bir durum olduğu tespitine varılmıştır. Fıtratı değiştirmek yönüyle eşcinselliğin hükmü beyan edilmiştir. Hemcins cinsel birliktelikler, zina suçu gibi aileyi ve nesli olumsuz etkileyen toplumsal bir suç olarak İslam ceza hukuku kapsamında değerlendirilmiştir. Eşcinsel ilişki konusunda fakihlerin ortaya koydukları cezâî hükümler, delilleri ve fakihlerin yorumlarıyla birlikte ele alınarak bu hususta isabetli hükme varılması konusunda katkı sağlanmıştır. Bunun dışında eşcinsellik, eğilim, tavır ve davranış olarak da İslam hukukunun alanına girmektedir. Bu hususta da İslam hukukunda, toplumu ve aileyi koruma refleksiyle eşcinsel duyguların tavır ve davranış olarak ortaya konmasını kısıtlayıcı bazı tedbirler ortaya konmuştur. Çalışmamızda daha önce çalışılmadığını düşündüğümüz bu alana katkı sunmak amaçlanmıştır.

Eş cinsellikİslam hukuku
Meral Sabun
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hamza, Kisâî ve Halef kıraatlerinde imâle: Nebe ve Nâs Sûreleri örneği

Kur'ân-ı Kerîm, Allah Teâlâ tarafından akıl sahibi olan mü'minlere gönderilmiş mucizevi bir kelamdır. Bu kelam, Hz. Peygamber'den asrımıza kadar çeşitli okuyuş formlarıyla ulaşmıştır. İlimlerin tasnif ve tedvini ile kıraat farklılıklarının kayda alındığı ve yedi kıraat ya da on kıraat şeklinde ihtisaslaşan kıraat ilmi de bu yüce kelamın gerek yazılı gerek şifahi olarak nesilden nesile nakledilmesine yardımcı olmuştur. Bu çalışma kıraat farklılıkları bünyesinde önde olan aşere kıraati tasnifindeki kıraatlerden Hamza, Kisâî ve Halef'in kıraatlerinde çokça kullandıkları imâleyi konu edinmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'in tilâvetinde sıklıkla rastlanan ve bazı sûrelerin neredeyse tüm âyetlerinde görülen aynı zamanda Kur'ân-ı Kerîm okuma ve kıraat ilmi açısından önemi haiz olan imâle, Arapça'da belirli harflerin okunuşundaki değişiklikleri ifade eden ve Kur'ân-ı Kerîm kıraatinde önemli yeri olan bir kavramdır. Araştırmanın amacı, Kur'ân-ı Kerîm tilâvetinde elifin ya harfine doğru ya da fethadan kesraya doğru meyledilmesi şeklinde ortaya çıkan imâle usulünü Hamza, Kisâî, Halef kıraatleri bağlamında incelemek ve Nebe ve Nâs sûreleri arasında uygulama biçimini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışma, özellikle Tâhâ, Necm, A'lâ, Şems, Leyl, Duhâ vb. sûrelerde sıklıkla karşılaşılan imâle okuyuşlarını incelerken, kıraat ilmindeki farklı yaklaşımları ve imâle okuyuşunun kavramsal çerçevesini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda araştırmanın kapsamında, imâle okuyuşunun Kur'ân-ı Kerîm'in tilâvetindeki rolü ve önemi, kıraat-i aşere tarîkinde imâle ile okuyan kıraat imamlarının yaklaşımlarıyla incelenmesi yer almaktadır. Özellikle mütevâtir kıraat sınıflandırmasında altıncı sırada yer alan İmam Hamza, yedinci sırada yer alan İmam Kisâî ve meşhur kıraat sınıflandırmasında onuncu sırada yer alan İmam Halef gibi önemli imamların kıraat metodolojileri ve imâle yöntemlerinin Nebe ve Nâs sûreleri arasındaki imâle uygulamaları ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Yöntem olarak bu çalışma hem naklî hem de usulî açıdan imâle okuyuşlarına dair literatür taraması yaparak, kıraat ilmindeki çeşitli kıraat farklılıklarını ve imâle usulünü analiz etmektedir. Ayrıca, imâle okuyuşunun Kur'ân-ı Kerîm tilâvetindeki uygulamalarına dair örnekler sunarak, bu okuyuşların anlam ve önemini vurgulamakta ve kıraat ilmi ve pratiklerine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler: Kıraat İlmi, Kıraat Farklılıkları, Kur'ân-ı Kerîm, İmâle, Hamza, Kisâî, Halef.

İlmü'l-Kıraat
Halil Murat Özer
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İslamî hareketlerde kadının rolü: Zeynep Gazali örneği

Mısır merkezli kurulan İhvan-ı Müslimin teşkilatı, İslam dünyası ve dini hareketler bağlamında uluslararası arenada kendisine yer edinmiş önemli bir organizasyondur. Bu teşkilatın kadınlara yönelik algıları/tutumları ve Müslüman kadınların bu hareket içerisindeki rolü, İslam dünyasında toplumsal rollerin cinsiyet üzerinden anlaşılması açısından önemlidir. Buradan hareketle İhvan-ı Müslimin teşkilatının kadınlara yönelik tutumları ve Müslüman kadınların bu teşkilat içerisindeki rollerini Zeynep Gazali örneğinde analiz etmek bu çalışmanın temel amacını ifade etmektedir. Özellikle, Gazali'nin Mısır İslam toplumu ve İhvan-ı Müslimin içerisinde ne denli etkin olduğunu anlamak ve hangi alanlarda bu etkinin ortaya çıktığını görmek, onun kadınlara yönelik faaliyetleri ve ortaya koymuş olduğu düşüncelerinin akademik bir bakış açısıyla incelenmesini hak etmektedir. Onun kadın konusundaki yaklaşımlarını dini, siyasi ve sosyal boyutuyla ortaya çıkarmak hem İhvan'ın hem de Mısır'ın toplumsal ve dini yapısını anlamak için bizlere önemli bir perspektif sunmaktadır. Bu bağlamda Gazali'nin hayatı, belirli alanlardaki düşünceleri ve sosyal faaliyetleri detaylı bir şekilde ele alınmış, İhvan-ı Müslimin'in Müslüman kadınlara bakış açısı kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma, üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, İhvan-ı Müslim'in tarihi arka planı ele alınmış, kurucusu Hasan el-Benna'nın rolü ve teşkilatın kadınlara yönelik ilk yapılanmaları incelenmiştir. İhvan teşkilatında kadınların rolünün anlaşılması için Müslüman Kız Kardeşler Teşkilatı'nın kurumsal amaçları incelenmiştir. İhvan-ı Müslimin'in kadınları toplumsal faaliyetlere ne derece ve nasıl dahil ettiği ve teşkilatın kadın üyelerin özel ve kamusal alanda hangi sınırlamalarla değerlendirdiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Zeynep Gazali'nin hayatı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Gazali'nin doğumu, eğitimi, gençlik yılları ve aktivist dönemine dair geniş bir perspektif sunulmuştur. Ayrıca, Gazali'nin fikrini etkileyen öncü şahsiyetler ve eserleri üzerinde de detaylı bir şekilde durulmuştur. Ayrıca Gazali'nin bireysel yaşamı çerçevesinde düşünsel gelişimi ve zihni temelleri etraflıca incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Zeynep Gazali'nin dini, siyasi, kadın ve aile hayatına dair düşünce dünyası ile sosyal faaliyetleri analiz edilmiştir. Çalışmanın kaynakları arasında, Zeynep Gazali'nin kendi eserleri başta olmak üzere, Gazali hakkında Türkiye'de, Batı literatüründe ve İslam dünyasında yapılan çalışmalar ve kendisi ile yapılan röportajlar bulunmaktadır.

Mezhepler tarihiİhvan-ı Müsliminİslami hareketler+1
Betül Yurtseven
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hadis ilmi oluşum döneminde şâz kavramı ve Hanefîlerin şâz anlayışı

Bu çalışmada oluşum döneminden itibaren şâz tabirinin ıstılahlaşma süreci hem muhaddislerin hem de Hanefî fakîhlerin kullanımları çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma, hadis usûlünde son derece önemli bir yere sahip olan şâz kavramının mahiyetini ve geçirdiği süreci temsil eden konulara odaklanmaktadır. İsnad ve cerh-ta'dîl kurallarının yazılı hale getirilmesinden sonraki süreçte telif edilen muhtelif türdeki (ilel, sualât, rical, cerh-ta'dîl ve hadis usûlü gibi) eserler şâz kavramının ıstılahlaşma sürecinin anlaşılmasına ve tespitine katkıda bulunmuştur. Giriş kısmında araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi, kaynakları ve özgün değeri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde mütekaddim hadis âlimlerinin şâz kullanımları incelenmiş ve ilgili kavramın temellerini oluşturan unsurlar vurgulanmıştır. Kavramı ilk defa kullandığı tespit edilen Şu'be b. Haccâc'dan başlanarak Hâkim en-Nîsâbûrî'ye kadar mezkûr ıstılaha yüklenen anlamların değerlendirildiği bu çalışmada muhaddislerin görüşleri mukayese edilmiştir. Buna ek olarak şâzla doğrudan ilişkili olan diğer hadis ıstılahları analiz edilmiştir. Ayrıca muhaddislerin şâz anlayışlarını temsil eden muhtelif örnekler sunulmuştur. Böylece yapılan farklı tariflerin pratik tezahürü ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Hanefî âlimlerin şâz kavramına yükledikleri anlamlar incelenmiş ve bu anlamların fıkhî hükümlere etkisi analiz edilmiştir. Bu bağlamda Ebû Hanîfe'den başlayarak Serahsî'ye kadar fukahânın rivâyet tenkidinde kullandığı şâz ifadeleri incelenmiştir. Böylece çalışmaya konu olan kavramın, Hanefîlerin sünnet anlayışındaki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. İlk bölüme paralel bir şekilde fukahânın şâz kullanımları da farklı başlıklar altında tasnif edilerek örnekler verilmiştir. Ayrıca Hanefî usul eserlerinde yer alan şâz kavramı ile doğrudan ilişkili kavramlar ele alınmış ve söz konusu kavramlar arasındaki irtibat incelenmiştir. Son olarak muhaddisler ve fukahâ olmak üzere iki ekolün şâz anlayışı mukayese edilerek bu konudaki ayrışmaları ve ortak noktaları tespit edilmeye çalışılmıştır. Neticede şâz kavramı özelinde hadis ıstılahlarının teşekkülü ve bu süreç içerisindeki farklı kullanımlar analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hadis, Usûl, Hanefî, Istılah, Tenkid, Şâz.

Dirayetü`l-hadis ilmiEhl-i hadisMüdreç hadisi+1
Mehmet Koç
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kelamın ontolojisi: Cürcânî'de umûr-i âmme teorisi

Felsefî kelam geleneğini zirveye taşıyan isim olması bakımından Cürcânî'nin umûr-i âmme meselelerine etkisini araştırmayı hedefleyen bu çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, kapsamı, amacı, yöntemi, planı, kaynakları ve konuya hazırlık mahiyetinde kelamın hem tanımı hem de muhtevasından hareketle kelamda ontoloji ve kelamın ontolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde umûr-i âmme kavramının çerçevesi oluşturulmuş, kullanım formları ve içeriği bakımından gelişim ve dönüşüm süreci ele alınmıştır. Ardından umûr-i âmmenin İslam felsefesi ve İslam kelamındaki yeri filozof ve kelamcıların eserlerinde yer aldığı tertip ve tanımlamalar üzerinden tespit edilmiştir. Daha sonra Cürcânî'nin umûr-i âmme meselelerini Şerhu'l-Mevâkıf'ta kendisinden önceki Tûsî ve Îcî gibi kelamcıların etkisiyle inşa ettiğinden bahsedilmiştir. Yine bu bölümde umûr-i âmmenin Osmanlı'daki seyrini ortaya koyabilmek için dönemin ilim geleneğini derinden etkileyen isimlere yer verilmiştir. Bu noktada Cürcânî'nin önemi, hayatı, yetiştiği ve bulunduğu sosyokültürel çevre, umûr-i âmmeye dair görüşlerinin belirginleşmesinde önemli kabul edilebilecek kişiler ve eserleri üzerinden ele alınmıştır. Ayrıca Osmanlı'da yazılan umûr-i âmme risaleleri, meselenin Cürcânî sonrasındaki seyri bakımından söz konusu edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Cürcânî'nin umûr-i âmme meselelerini Şerhu'l-Mevâkıf'ta ele almış olmasından hareket edilmiş ve bu eserdeki tertibe bağlı kalınmıştır. Ancak alt başlıklandırma umûr-i âmmeye dair kavramlar arasındaki ilişkinin ortaya konulabilmesi için yeniden kurgulanmıştır. Ayrıca Cürcânî'nin, eserini el-Mevâkıf'ın şerhi olması bakımından Îcî'nin tertibini esas alarak inşa ettiği dikkate alınmıştır. İlk olarak tanım ve kapsam bakımından incelenen kavramların tanımlanıp tanımlanamayacağına ilişkin tartışmalar üzerinde durulmuştur. Yine kavramların karşıtlarıyla olan ilişkisinden problematik olarak bahsedilmiştir. Son olarak Cürcânî'nin umûr-i âmme meselelerine dair görüşlerini Îcî'nin eseri üzerinden ancak çok daha geniş bir perspektifle ortaya koyduğu tespit edilmiştir.

Ebubekir Gültekin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam ceza hukukunda suçta manevî unsur

Suçta manevî unsur, suç teşkil eden fiille fâil arasındaki zihinsel ve psikolojik bağı ifade etmektedir. Bu unsur, suçun oluşmasında aranan genel unsurlardan birisini teşkil etmekte ve fâilin cezaî sorumluluğunun meydana gelmesinde esas alınmaktadır. Suçun manevî unsuru, fâilin içsel yapısından kaynaklı olarak değişik şekillerde tezahür etmektedir. Bu durum da farklı türlerde suçların ortaya çıkmasına ve fâilin bu suçlardan dolayı cezaî sorumluluğunun derecelendirilmesinde göz önünde bulundurulmaktadır. Diğer ceza hukuku sistemlerinde olduğu gibi İslâm ceza hukukunda da suçun oluşumunda ve cezaî sorumluluğun belirlenmesinde suçta manevî unsurun varlığının tespiti önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında, İslâm ceza hukukunda suçta manevî unsur başlığı altında, suçta manevî unsurun mahiyetinin açıklanması ve sınırlarının belirlenmesi üzerinde durulmuştur. Bunun için İslâm ceza hukukunda suçun manevî unsurunun analizi yapılarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu konuda mukayese imkânı sağlanabilmesi için de zaman zaman Türk, Alman ve İngiliz ceza hukuku sistemlerine değinilmiştir. Bu tez çalışması, önsöz, giriş ve iki bölümden teşekkül etmektedir. Önsözde tezin konusu ve önemi; giriş bölümünde tezin gâyesi, sınırları ve tez çalışmasında izlenen usûl anlatılmıştır. Birinci bölümde, suç ve ceza hakkında genel bilgiler verilmiştir. Suç ve ceza kavramlarının başlığı altında suç kavramı ve suçun manevî unsuru dışındaki unsurları, ceza kavramı ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, İslâm ceza hukukunda suçta manevî unsurun niteliği ve kapsamı başlığı altında, suçta manevî unsur kavramı ve suçta manevî unsurun mahiyeti ile suçta manevî unsuru oluşturan öğeler üzerinde durulmuştur. Bölümler içerisinde işlenen konuyla ilgili bölüm sonlarında değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak ise, belirtilen bölümlerin umûmî bir değerlendirmesi yapılarak ulaşılan sonuçlar belirtilmiştir.

İslam hukuku
Sait Ramazan Tiyek
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00