İstanbul Arel University
Discipline

Medya ve Kültürel Çalışmalar Anabilim Dalı

İstanbul Arel University

114

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türk kültürünün Avrupa'daki etkileri ve Türk Kırmızısı

Başka bir kültürle herhangi bir şekilde karşılaşmadan, tanışmadan, alış-veriş yapmadan, savaşmadan varlığını sürdüre gelmiş bir kültürden söz etmek pek mümkün değildir; özellikle Türkler gibi hareket halindeki bir toplum için. Türkler bu tarihi yolculukta, Çin, Hint, İran, Roma medeniyetiyle temas etmiştir. Dahası, Çin, Hint, İran, Roma topraklarında savaşmış, tanışmış, kalmış, yaşamış, imar etmiş, hükmetmiştir. Zorunlu ya da gönüllü temas; tanışıklığı ve ister istemez etkileşimi beraberinde getirmiştir. Türkler, kuşkusuz bu yolculuk öncesi ve sırasında edindiği birikimi günlük hayatın bir parçası haline getirerek ayakta kalmış, nihayetinde sahip olduğu kültürel donanımla 15., 16. ve 17. Yüzyıllarda dünyada Prof.Dr. Halil İnalcık'ın dediği gibi ''Prestij Toplum'' haline gelmiştir. Haliyle prestij toplumun ürettiği "Prestij Kültür" Avrupa'da kolayca yayılma zemini bulmuştur. Türk Dünyası ile Avrupa devletleri arasında temas noktaları Osmanlı Devleti eliyle, onun Avrupa içlerine sokulmasından sonra çarpıcı bir biçimde artmıştır. Osmanlı maddi kültürü Avrupa içlerinde, kendi kültürünü tebaasına dayatma politikası olmamasına rağmen yayılma zemini bulmuştur. Osmanlılar daha çok, doğu ile batının tarıma dayalı medeniyetlerinin çeşitli kültürel elemanlarının uzun mesafeler arasında aktarılmasını sağlayan ortamı yaratmışsalar da tarım dışı istisnaları yok değildir ve az da sayılmaz. Nesilden nesile kültürel aktarımın bir çıktısı olan, kimya ve tekstil sektörüyle doğrudan ilgili "Türk Kırmızısı" olgusu gibi. Yüzyıllarca nesilden nesile aktarılan Türk Kırmızısı boyama usulü 17. Yüzyılda Osmanlı topraklarında boyanan pamuklunun haslığı ve parlaklığı nedeniyle Avrupalı tüccarların dikkatini çekmiştir. Aynı yüzyılda Avrupa, Hindistan gibi pamuk üretim merkezlerinde sömürgeler edinmiş, pamuktan ucuz ve hafif kumaş elde etme yöntemlerini geliştirmiş, üretimini arttırmış, pamuğun kullanımını yaygınlaştırma çabaları bir yüzyıl boyunca sürmesine rağmen istenilen pazar yakalanamamıştır. Sebebi ise kolonilerdeki dikim alanlarından Avrupa'daki kumaş fabrikalarına taşınan pamuğun istenilen kalitede boyanamamasıdır. Avrupalı tüccarlar bunun için Bursa'da üretilen, talebin artmasıyla Edirne ve İzmir'e taşınan Türk Kırmızısı'nın üretim aşamalarına dikkat kesilmiş, önce formülü sonra da Türk boya ustalarını Avrupa'ya taşımaya başlamışlardır. Bu endüstriyel casusluk gayretleri netice vermiş, kısa zamanda bugünkü Fransa, İngiltere, Almanya, İsviçre ve Hollanda'da Türk Kırmızısı boyama fabrikaları açılmıştır. Bu merkezlerde üretilen Türk Kırmızısı kumaşlar Türk Kırmızısı markasıyla tüm dünyaya satılmıştır. Milli kültürümüzün önemli bir çıktısı olan Türk Kırmızısı'nın Avrupa'daki tarihsel varlığı ve uygulanışı kuşkusuz, 17. Yüzyılda pamuk üretiminin yaygınlaşmasıyla, tekstil sektörüyle, kimya bilimiyle, endüstri devrimiyle doğrudan ilgilidir

AvrupaBoyama teknikleriKültür+7
Duran Şahin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada tanınırlık ve sanal kimlikler; Youtuber'lar

Kitle İletişim araçlarının internet ile buluşması sonucunda geleneksel medyanın özelliklerini içinde barındıran yeni medya ortaya çıkmıştır. Teknoloji-nin gelişimi, yeni medyayı daha aktif şekilde kitlelerle etkileşimde bulunmasını sağlamaktadır. Bu gelişmelerle internetin yeni teknolojilerle uyum sağlayarak üretilmesi insanlara daha kolay ulaşılabilecek ve daha basit kullanım imkânı sağlayacak, yeni iletişim araçları sunulmaya başlanması ile sosyal medya kavra-mı ortaya çıkmıştır. Sosyal medyanın en önemli özelliği bireylerin geri bildirim yapabilmelerini sağlamaktadır. Gelişen teknoloji sosyal medyayla ortaya çıkan ve internet alt yapısı ile çalışan uygulamaların artmasına sebep olmuştur. Bunlardan en çok kullanılan Facebook, Youtube ve Twitter gibi sosyal medya platformları bireylere kendi kimliklerini sanal ortamda sunabilme hizmeti sağlamak-tadır. Bireyler sanal dünyada kendilerine yeni bir kimlik oluştururken bir popüler kültür ortamında bulunan sosyal medya kullanıcılarının beğenisinin etkisinde kalmışlardır. Bunun nedeni beğenilme, takdir edilme ve yeteneklerini gösterme açısından kendine sosyal medya uygulamalarında yeni bir çevre edinebilme arzusudur. Bu çevre edinme sosyal medya aracılığıyla dünyayla iletişimde ve milyarlarca kullanıcıya ulaşabilmektir. Bunlarla beraber şöhret kavramı da farklılaşan toplumsal yapıyla, kültürel açıdan da değişime uğramaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının sayılarının milyarları bulması sanal ortam-da tanınan kişilerin gündelik hayatta da tanınır olmasıyla Sosyal Medyanın ye-ni bir gücünü de ortaya çıkartmıştır. Youtube bireylerin yeteneklerini ve kendi-lerini gösterebilmelerine olanak sağlayan önemli bir uygulamadır. Youtube'da düzenli olarak videolar yüklemeleri ve sosyal medya da popüler olmaları sonu-cunda ünlenen kullanıcılara '' Youtuber'' denmiştir. Popüler kültürde yerini hızla alan Youtuberlar gerçek hayattaki kimliklerini sıra dışı hale getirip ulaşmak için çaba göstermektedir. Bununla beraber sosyal medya'nın kullanıcılarının artmasında kültür endüstrisinin ve görsel kültürün etkisi büyüktür. Bu çalışma altı Youtuberı sanal kimlik açısından incelerken, konu olarak birbirinden farklı içerikler üreten kişilerdir. Ayrıca konularının farklılıkları izleyici kitlesinin de yaş ve cinsiyet olarak değişmesi açısından da önemlidir. Bu yüzden içerikler çocuk, sanal oyun, makyaj ve güzellik, kişisel gelişim, kültür sanat, araç kulla-nımı ve motosiklet olarak ayrılmıştır. İncelenen Youtuberlar; Barış Özcan, Meltem Güner, Altın Elbiseli Adam, Mithrain, Duygu Özaslan ve Prens Yankı olarak belirlenmiştir. Seçtiğimiz kişilerin, Youtube analizi yapılırken en çok görüntülenen içeriklerinin karşılaştırılması sonucunda oluşturdukları sanal kimliği, izleyiciler açısından daha güçlendiren unsurların; mekân, müzik, kostüm ve kamera gibi fiziki koşullar olduğunun sonucuna varılmaktadır. Hepsi kendi alanlarında bilinen ve en çok izlenen Youtuberlardır. Farklı konuları anlatan Youtuberların Sanal Kimlik açısından kendilerini Youtube'a nasıl yansıttıkları incelenmiştir. Bu inceleme de Youtuberların Sanal Kimlik açısından farklılıklarının yanı sıra ortak noktalarının da olduğunu, verilerle açıklanmıştır. Sonuç olarak Sosyal Medyada kendilerini daha özgür ve farklı bir kimlikle sunan kullanıcılar maddi kazanç için Youtube platformunda belirli kimliklerin daha çok ünlendiği varsayımından hareketle kendi benliklerini ayırt edici biçimde yansıtamadıkları görülmektedir. Diğer bir deyişle Youtuberların sanal kimlik yansımalarında olabildiğince geniş bir izleyici kitlesi oluşturma amacı güdülerek bir-birlerine benzer yanlarının öne çıktığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sanal Kimlik, Youtube, Youtuber

BilinirlikSanal kimlikSosyal medya+3
Tayfun Türkmen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürü ve yaşam tarzı gazeteciliği: Seyahat haberciliği üzerine bir inceleme

Sanayi devrimiyle önem kazanan tüketim kültürü zaman içerisinde toplumsal olarak ihtiyaçtan çok gereksinim haline gelmiştir. Zaman içerisinde değişen teknolojilerin ve gelişen küresel medyanın yarattığı tüketim olgusu, aslında bireylerin yaşam şekillerine uygun imajları tükettiği konusunda yaşam tarzı kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toplumsal süreçte bireylerin, ihtiyaç halindeki tüketim alışkanlığının sürekliliğini devam ettirmesi için yazılı basına önemli roller verilmiştir. Bu tez çalışmasında tüketim kültürü ve yaşam tarzı kavramları arasındaki etkileşim sonucu yaşam tarzı gazeteciliğinin tüketim kültürü başta olmak üzere, yaşam tarzı gazeteciliğinin alanı dâhilinde olan seyahat gazeteciliğinin, medya ve gazetecilik alanına etkileri ve bunun geleneksel gazetecilik normlarına yansıması içerik analizi ve gözleme dayalı yöntemlere dayanarak sorgulanmıştır. Araştırmanın gelişimi yaşam tarzı gazeteciliği içeresinde ve seyahat haberciliğinin dijital medya ve gazetecilik alanına uygunluğu üzerine yapılan incelemelere yer verilmektedir. Yapılan çalışmada saptanan sorunlar ve uzman görüşlerine yer verilerek yaşam tarzı ve seyahat gazeteciliğinin bilgi ve içeriklerinde sunduğu haberler bireyin tüketici isteklerini tüketici pazar ve reklam odaklı haberlere yöneldiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dila Korkmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel medya distopya anlatılarında hegemonyanın inşası

Görsel medyada yer alan bilimkurgu içeriklerinde distopya teması var olmayan bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen karamsar ve kasvetli durumları anlatmaktadır. Distopya temali film ve dizi içeriklerinde genellikle bir kurtarıcı, kahraman rolü atfedilen karakterler bulunurken, diğer bir yandan ise içinde bulunulan sisteme karşı gelen karakterler bulunmaktadır. Söz konusu tez çalışması; film ve dizilerde yer alan distopya temasında karakterlerin iktidar ilişkilerini incelemekte ve hegemonya kavramının inşasına yol açan nedenleri, hegemonik bir sistemin distopik durum anlatısında nasıl işlendiğini ve karakterlerin bu durumlarda dahi aralarında böyle bir sistem oluşturmalarında, toplumsal normların ne gibi bir etkisi olduğunu da baz alarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ile; hem toplumsal normların hegemonya sisteminin işlenişine ne gibi bir imkan tanıdığı hem de karakterlerin yaş,cinsiyet, güç, ırk farklılıklarına göre kendi aralarında ne şekilde ayrıldığını incelemek hedeflenmiştir. Çalışmada görsel medya bilimkurgu türünün tarihsel gelişimi ve ideoloji kavramı üzerinde durularak 'The Society' adlı genç-ergen dizisi hegemonya kavramı ile bağlantılı olarak incelenmesine yer verilmiştir. Bu incelemelerde, hegemonyanın distopya temalı görsel medya ürünlerinde inşa edilişine dair bulgulara rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: distopya, hegemonya, bilimkurgu, The Society, görsel medya

Bilim-kurguDistopyaDizi film+3
İlkim Ergene
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Auteur kuram perspektifinden Bahman Ghobadi sineması

Bu araştırma, filmlerinde kendi tarzını ortaya koymayı başarabilmiş İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi'nin sinemasını auteur kuram çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın kapsamını Ghobadı'nin 1999-2012 yılları arasında yönetmenliğini üstlendiği altı uzun metrajlı sinema filmi oluşturmaktadır. Bu kapsamda Bahman Ghobadı'nin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Sarhoş Atlar Zamanı, Anavatanımın (Annemin Ülkesinin) Şarkıları, Kaplumbağalar da Uçar, Yarım Ay, Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok ve Türkiye-İran ortak yapımı Gergedan Mevsimi filmleri, metin analizleri anlatıları, karakterleri ve dramatik yapıları ile ele alınmaktadır. Yönetmenin filmlerindeki içeriksel, biçemsel özellikler Andrew Sarris'in üç öncülü (Teknik ustalık, Kişisel tarz, İçsel anlam) ve Peter Wollen'ın yapısalcı yaklaşımı göz önüne alınarak yönetmenin Auteur bir yönetmen olup, olmadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Ghobadı'nin auteur analizi çerçevesinde teknik ustalığının özellikleri, tarzının oluşumu açısından sinema dilinin özellikleri, sinemasındaki içsel anlam, mekân, karakter ve tema özellikleri incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, öyküleri kadar, yapaylıktan uzak dramatik unsurlarıyla da dikkat çeken filmleri arasında ortak temaların bulunması, karakterlerinin birbirinin devamı niteliğinde olması, mekânın filmlerde bir karakter olarak sergilenmesi, kullandığı metaforik anlatımla yeni bir gerçekçilik anlayışı sergilemesi gibi özellikleriyle Bahman Ghobadi'nin auteur bir yönetmen olduğu ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Auteur Kuramı, Bahman Ghobadi, Yönetmen Sineması.

AuteurizmGhobadi, BahmanSinema+2
Güzide Çaylı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupalı yönetmenlerin yasa dışı göç olgusuna bakışı ve filmlerinde tasviri

Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanları göçe iten çeşitli faktörler vardır. Göçler; gelişen ekonomik, siyasal ve sosyal olaylar neticesinde gerçekleşmektedir. Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan küreselleşme süreciyle yeni bir yapılanma içine giren dünyada, göç kavramı da değişkenlik göstererek zamanla sayısal bir artış göstermiştir. Son yıllarda Orta Doğu, Asya, Afrika ve özellikle Suriye'de yaşanan siyasi mücadeleler sonucunda, Avrupa'ya göçmen akınları artmıştır. Yaşanılan bu göç ve devamındaki sığınmacı akınları sinemada işlenen önemli temalardan biridir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da artan göçmen nüfusu ve bu nüfusun sinema faaliyetlerinde bulunması göç sineması kategorisi üzerine düşünülmesini gerektirmiştir. Çalışmada, ulusal sinema paradigmasının açıklamakta yetersiz kaldığı göç ve göçmen sineması, ulusötesi sinema ve göçmen sinema literatürü üzerinden değerlendirilmiş ve çağımızın ihmal edilemeyen gerçeklerinden olan yasa dışı göç olgusuna gerçekçi sinema perspektifinden bakılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, son dönemlerde yaşanan yasa dışı göç, mülteci ve sığınmacı krizine Avrupa kökenli yönetmenlerin benzer bir bakış açısı geliştirdikleri tespit edilmiştir.

FilmGöçlerGöçmenler+6
Burak Buğra Komlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın Suriye iç savaşı politikasının Rusya Federasyonu ve ABD ana akım medyasındaki yansımaları

15 Mart 2011 tarihinde Suriye'de başlayan iç savaş Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre, ortalama yarım milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. 1946'da Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Suriye Arap Cumhuriyeti'nin özellikle enerji, jeopolitik ve jeo stratejik konumundan ötürü süper güçler için ilgi odağı olduğunu söylemek mümkündür. 2011'de başlayan iç savaşın dört yıl içinde rejim muhaliflerinin zaferine doğru ilerliyor olması Rusya'nın ilgisini çekmiş, aynı zamanda da endişesini artırmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemine dayanan diplomatik ilişkiler, 2015 yılında Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na doğrudan müdahalesi ile daha da ilerleyerek bir askeri ittifaka dönüşmüştür. Rusya'nın bölgesel çıkarları adına Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında gelişen, 2020 itibariyle de devam eden süreç dünya medyasının oldukça dikkatini çekmiştir. Günümüzde medyanın güvenilirliği ve gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı tartışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada, Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında bölgede yürüttüğü politikaların ve askeri faaliyetlerin Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya basınından aktarılan örneklerle, gerçeklik ve propaganda ilişkisi bağlamında, elektronik basın ortamı incelenerek aktarılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriGazetelerMedya+5
Bartu Eken
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kürt romanında Türk imgesi

Yazıldığı dönemin ve toplumun izlerini taşıyan edebi eser, ilişkili olduğu toplumun kolektif hafızasından hareketle içerisinde başka anlamlar da barındırır. Edebi eser ve toplumun bu açık ve görünür olan ilişkisinden dolayı toplum içinde var olan fikirlerin anlaşılmasında edebi üretimlere bakmak doğru yollardan birisidir. Bu durumda, edebi eserin üretildiği sosyo-tarihsel koşulların dikkate alınması temel faktörlerden bir tanesidir. Her yeni dönem kendisiyle birlikte belirli baskın yönelimler getirmektedir. Böyle belirli bir dönemde üretilmiş eserler de o dönemin öne çıkan özelliklerini yansıtmaktadır. Bu tezde, içinde bulunduğu edebi gelenek açısından önem arz eden; Erebê Şemo'nun Şivanê Kurmanca (Kürt Çoban-1935), Mahmut Baksi'nin Gundikê Dono (Dono Köyü-1988), Mehmed Uzun'un Bîra Qederê (Kader Kuyusu-1995), Abbas Abbas'ın Şivanê Berxan (Kuzu Çobanı-2004), Bavê Nazê'nin Miriyê Heram (Necis Ölü-2009) ve Rênas Jiyan'ın Bacanên Pelçiqî (Ezilmiş Domatesler-2017) adlı Kürt romanlarında Türk karakterlerin nasıl ele alındığı ve öteki olarak Türk imajının nasıl oluşturulduğu incelenmiştir. İncelenen romanlarda Türk imajının anlaşılabilmesi için; "öteki", "kimlik", "kolektif kimlik" ve "imge" kavramlarına başvurulmuş ve söz konusu kavramların inceleme konusu edilen edebi eserlerde ne anlama geldiği tartışılmıştır. Romanlar, edebiyat sosyolojisi bağlamında metnin yorumlanmasını sağlayan nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Türk imajının, tezde incelenen romanlar bağlamında ortak noktaları olduğu gibi dönem ve romanın temasına göre belirli farklıklar sergilediği de görülmüştür. İncelenen romanlarda bütünlüklü ve aynı doğrultuda şekillenen mono-tipik bir Türk imgesi söz konusu olmasa da genelde gözlenen temsillerin birbirine yakın olduğu sonucuna varılmıştır. Belirlenen kategorilere göre imajlar benzerlik ve farklılıklarına göre değerlendirilmiştir.

KimlikKürtlerKürtçe+2
Aziz Tekin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya çağında değişen ve dönüşen televizyon haberciliği

Yapılan bu araştırmada, 20. yüzyılın sonlarında ki iletişim ve yayıncılık alanında yaşanan gelişmelerin yansıması olarak ortaya çıkan teknolojik kullanımlarının televizyon haberciliğine katmış olduğu değişim ve dönüşümlere bakılmıştır. Kitlelere haber akışı sağlayan ve kitlelere isteği gibi mesaj iletişimi yapan geleneksel medya yerine kitlelerin kullanımına sunulan ve kendini yenileyerek devam eden yeni medyanın televizyon haberciliği üzerinde olan değişim ve dönüşümleri incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak Türkiye'de haber merkezlerinin görüntülü medya departmanlarında çalışanları ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmada, görüntülü medya servisi çalışanlarına Bir kaynak olarak internetin televizyon haberciliğine etkileri nelerdir?, Yeni bir yayın mecrası olarak yeni medya televizyon için tehdit mi fırsat mıdır?, İnternet sonrası yeni televizyon haber merkezlerinin yapısı nasıldır? 24 saatlik haber döngüsü (24 saat boyunca içerik oluşturma) gazetecilik kalitesine etkisi nedir? gibi sorular yöneltilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda internetin televizyon haberciliği için önemli bir kaynak olduğuna ve yeni medya ile birlikte artık televizyon haberciliğinin geleneksek yapısından ayrışarak farklı bir yapıya büründüğüne, mobil teknolojiler ile birlikte ise zaman ve mekan algısında değişimlere yol açmıştır. Anahtar Kelimeler; Yeni Medya, İnternet, Yakınsama, Haber kavramı, Televizyon Haberciliği

HabercilikHaberlerSosyal medya+4
Gökhan Sarıca
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şidettin dijital iletişim perspektifinden incelenmesi: Türkçe ve İngilizce Twitter paylaşımlarının karşılaştırılmalı analizi

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber iletişim farklı boyutlara ulaşmıştır ve dijital iletişim kanalları yaygın bir şekilde kullanılır hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tezinin amacı kadına yönelik şiddet konusunu dijital iletişim perspektifinden değerlendirmektir. Bu maksatla, öncelikle medyada kadın temsili ve sonraki bölümde ise şiddet konusu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma bölümünde ise kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın kuruluşlarının ve platformlarının Twitter hesaplarında yer alan, kadına yönelik şiddet konusunu içeren paylaşımlar Türkçe ve İngilizce olarak karşılaştırılmıştır.

Duygu analiziKadına yönelik şiddetKadınlar+6
Arzu Aydoğdu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk spor gazetelerinin haber üretiminde sosyal medyanın etkisi

İnternet kullanımının evimize hatta cep telefonlarımıza kadar girmesi yaşamımızı etkilemektedir. Bu etkileşimden gazetecilik de kendini yenileme zorunluluğu hissetmektedir. Haberin hızlı tüketilmesi gazeteleri ikinci plana iterken sosyal medyayı ön plana çıkarmaktadır. Spor haberleri yapan muhabirler, kendini bu değişime ayak uydurmak zorunda hissetmektedir. Bu varsayımdan hareketle günlük spor gazeteleri Fanatik ve Fotomaç'ta çalışan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş muhabirleriyle derinlemesine görüşme yapılarak sosyal medyanın haber yapma üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu kapsamda 10 soru üzerinden muhabirlere sorular sorulmaktadır. Görüşmeler sonunda haber yaparken muhabirlerin sosyal medyadan oldukça etkilendiği gözükmektedir. Sosyal medyanın gücüne inanan muhabirler ayrıca bu mecranın yeni bir iş kapısı olduğunu da doğrulamaktadırlar. Gazeteler haberin hızına yetişmek için sosyal medyayı etkin kullanmaktadır. Literatür taraması ve derinlemesine mülakatla yapılan araştırmada elde edilen bulgular geleneksel medya ile teknolojinin hayata kattığı sosyal medya kıyaslanarak sonuca gidilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Haber, Gazete, Sosyal medya, Gazeteci

GazetelerHaber üretimiSosyal medya+3
Mesut Yıldırım
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dış göç-sinema ilişkisi: Yeşilçam örneği

Türk sinemasını, geçirdiği tüm süreçler ekseninde; yenilik, işlevsellik ve izleyici ile bağ kurma açısından en büyük devinimi yaşadığı 60'lı ve 70'li yıllar olmadan incelemek, sinema endüstrisi kavramını eksik olarak ele almak olacaktır. Bu yıllarda ülkenin sosyolojik ve kültürel normlarının bir nevi yozlaşmasında etkili olan emperyal ve kapital düzenin ülkedeki yükselişi; bu yükselişin etkisi altında "köy" kavramından, "şehir" kavramına göç etmiş "köylü" temsilinin, bu yükselişin karşısında ki sosyalist tavrı benimseyip, bu tavırla "köy-şehir", "köylü-şehirli" veya "zengin-fakir" vb. ayrıklık ve tipolojileri üzerine akıl yürütmesiyle, Türk sineması, Türk sinemacılarının bu ayrım üzerinden yaptıkları okumalarla anlattıkları şehir ya da köy insanın içindeki feodal yapının hikâyeleri etrafında şekillenmiş bir sinema yapma pratiğine dönüşmesine yol açmıştır. Söz konusu dönem gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Sinema sektörü oldukça işlevsel ve sanatın toplum üzerindeki etki alanının sonuna kadar kullanıldığı bir sinema üretim sürecine yönlendirerek; belki de ülkenin yegâne sinema yapma tarzını oluşturmuştur. Sanatın herhangi bir alanını taşıyıcı bir dönem olmadan düşünmek, sanatı eksik olarak anlamaya sebep olmaktadır. Bu sebeple Türk sinemasının toplumcu bakış açısı ve aklı yürütmesiyle yapılmış bu döneminde taşıyıcı bir ortam olmadan düşünmek sinema kavramını eksik algılamamıza yol açacaktır. Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyolojik yapısının düzenlenmesinde etkili olan göç kavramı ile sinema ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Çalışmaya yön veren nedenlerin başında sinema ile göç kavramının varoluşsal bağı yer almaktadır. Her iki kavram da modern zamanın ürünü olarak birbirlerinden beslenmektedirler. Sinema sektörünün aynı zamanda bir sanayi dalı olması sebebiyle de çalışmada iki boyutlu bir analiz ve kıyaslama gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak dış göç ve sinema ilişkisinin sinema endüstrisinin gelişimine ve pazarına etkisi oldukça fazladır. Göç kavramı sinema filmlerinin baş hikâyelerini oluşturmaktadır. Bu da sinemayı popüler hale getiren konuların bu alandan beslendiği anlamına gelmektedir. Dış göçün sosyal ve ekonomik bir sorun olarak karşımıza çıktığı ve Türk sinemasının yeniden canlanmasında etkisi olduğu görülmüştür. Bu durumunda yurtdışında yaşayan göç etmiş vatandaşlara ve kendi ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza aksettirilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Göç, Sinema, Yeşilçam, Ekonomi

EkonomiGöçlerSinema+4
Fatih Karpuzoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşımı hakkında farkındalık: Instagram örneği

Sosyal medya platformları günümüzde insanların sıkça kullandıkları ve zaman geçirdikleri yerlerdir. Bu platformlarda insanlar kişisel olsun ya da kişisel olmasın birçok paylaşım yapmaktadırlar. Buradan hareketle kullanıcıların sosyal medya platformlarında kişisel verilerini paylaşırken ne derece farkındalık sahibi oldukları önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında sosyal medya kullanıcılarının kişisel verileri paylaşma ile ilgili farkındalık düzeyleri araştırılacaktır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi kapsamında sosyal medya platformlarından Instagram'ı kullanan kişilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan ve Instagram sosyal medya platformunu kullanan 24 kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu araştırmaya katılanların çoğunluğunun Instagram'ı boş vakit geçirmek için kullandıkları, Instagram'a günde 2-3 saat arası girdikleri, Instagram'da daha çok kendi video ve fotoğraflarını paylaştıkları, kişisel verilerini nadir olarak paylaştıkları, özel deneyimlerini ve gelişmeleri paylaştıkları, kişisel paylaşım yapmanın kendilerini iyi ve mutlu hissettirdiğini, hesap ayarlarını daha önceden kontrol ettiklerini ve kendilerine özgü özellikle gizlilik düzenlemeleri yaptıkları, güvenlik sınırları hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, dijital haklarının neler olduğunu araştırmadıkları ve bu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığı ve kendilerini bu mecraya hakim ve bu ortamda güvenli hissetmedikleri saptanmıştır.

Bilgi paylaşımıFarkındalıkFotoğraf paylaşımı+5
Fatma Gizem Nuhoğlu Üner
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın liberalleşmesi sonrası post-truth kavramı: Afgan göçmenlerin durumlarının medyadaki yansımaları

Bu tez çalışmasında; liberalleşen medya sonrası ortaya çıkan post-truth kavramı incelenmektedir. Kavram, liberalleşmenin yaşanmasından sonra birçok alanda faaliyet gösteren iş insanlarının medya sektöründe de etkin rol almasının etkileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda medya patronlarının farklı sektörlerde de iş faaliyetlerini sürdürmesinin haberler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu durum ise Afganistan'da yaşanan olayların ardından oradaki insanların Türkiye'ye göçmesi üzerinden ele alınarak Afgan göçmenlerin durumlarının nasıl işlendiği ana akım, muhalif ve alternatif medyadaki haberlerde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerin ardından Afgan göçmenlerin ana akım, muhalif ve alternatif medyada farklı ele alındığı, diğer iş kolları nedeniyle hükümet ile ikili ilişkileri olan medya patronlarının kuruluşlarındaki haberlerin de tamamen iktidarın görüşüne göre okura sunulduğu saptanmıştır. Muhalif medyadaki haberlerin, benimsenen ideolojik görüş çerçevesinde ele alındığı değerlendirilirken, alternatif medyada azınlık haklarının korunduğu ve okura doğru bilgiyi aktarmanın ön plana çıktığı saptanmıştır.

AfganistanGöçmenlerHaberler+5
Melih Kadir Yılmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medyada erkekliğin inşası: "Zuhal Topal'la Sofrada programı"

Toplumsal düzlemde kimlik edinme ve özneleşme sürecinde cinsiyetin belirgin bir rolü vardır. Bu rol aslında kültürel bir yapının sonucudur. Toplumsal düzen cinsiyetlere belirli davranış ve düşünüş biçimleri kodlar. Bu kodlar özünde iktidarın kurallarına ve bireyler için uygun gördüğü normlara işaret etmektedir. Ataerkil sistemin devamlılığını sağlamak adına Foucault'ya referansla iktidar söylemsel olarak özneyi inşa eder. Bu inşa sırasında toplumun değerleri ve "normalleri" temel alınır. Toplumsal cinsiyetin oluşumu toplum yapısına göre şekillenir. Bu bağlamda çalışma, Judith Butler ve Michel Foucault'nun görüşleri esas alınarak iktidar, özne, söylem gibi kavramların toplumsal cinsiyet yapısındaki merkezi konumuna dikkat çekmekte ve hegemonik erkekliğin inşasına odaklanmaktadır. Çalışmada, medya aracılığıyla yeniden üretilen ataerkil söylemin açığa çıkarılması, erkekliğin inşasının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Fox Tv'de yayınlanan Zuhal Topal'la Sofrada (2018) programı oluşturmaktadır. Seçilen bölümler feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın ataerkil ideolojinin pekiştiricisi olduğunu ortaya koymaktadır. Programda kadınlık dolayımıyla erkeklik yeniden üretilmekte eril söylemler aracılığıyla pekiştirilmektedir.

Beden inşasıBenlik inşasıErkekler+7
Aygül Atay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet haberlerinde medyanın eril tutumu: Yeni Şafak, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinin incelenmesi

Şiddet; fizyolojik, psikolojik olarak bireyin ruhsal veya fiziksel şekilde yaralanmasına sebep olan durumlardır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dayalı ortaya çıkan ataerkil sistem, kadına şiddeti de beraberinde getirmektedir. Ataerkil sistemlerde cinsiyet ayrımcılığına dayalı nedenlerle kadına şiddet sürekliliğini sağlar. Toplumsal Cinsiyet (Gender) normları bağlamında, ayrımcılığa (sexual- gender) uğratılarak ötekileştirilen kadın üzerinden, kadın düşmanlığı (misogory) inşa edilir. Kadın cinayetleriyle ilgili yapılan haberlerde, medya çalışanlarının da ataerkil sistem yapısına yönelik bu haberleri kurguladıkları gözlemlenmektedir. Eril söylemlerle kurgulanan haberler, tiraj kaygısı nedeniyle de sansasyonel içeriklerle kamusal alana sunulmaktadır. Bu sorunsaldan yola çıkarak, çalışmada kadın cinayeti haberlerinin söylem biçimleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, medya tarafından oluşturulan kadın cinayetleri haberlerinde kullanılan eril söylemleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın önemi ise, kadın cinayetleri günümüzde güncelliğini korumaktadır bu nedenle literatürde buna yönelik çalışmaların da güncelliği önem arz etmektedir. Örneklem olarak, Cumhuriyet, Hürriyet ve Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Çalışma 2021 yılının Ağustos ve Eylül ayları internet sitesi haberleri şeklinde sınırlandırılmıştır. Çalışmanın yönteminde eleştirel söylem analizi (ESA) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde kadın cinayetleri haberlerinin eril kodlar barındırdığı toplumda var olan eril şiddeti pekiştirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Eril Söylem, Şiddet, Haber

Cumhuriyet gazetesiErilEril bakış+7
Ayşegül Erkaya Arslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyetsizleştirme ve BTS örneği

İnsanların birbirlerini tanımlamak için kullandığı sınıflandırmalardan en çok bilinen, kullanılan, farkında olmadan tekrar edilen yöntem cinsiyete dayalı olandır. Kız-erkek, kadın-erkek, bay-bayan gibi kelimelerin günlük hayatımızda ne kadar çok kullanıldığı kolayca gözlemlenebilir. Bu kadar kolay görülebilir olması, elimize ulaşan en eski edebi eserlerde ve kutsal kitaplarda da cinsiyete dayalı sınıflandırmalara rastlanması, bu ayırımın insanlık tarihi kadar eski olduğu kanaatini pekiştirmektedir. Kadın ve erkek ikiliği, geçmişten günümüze her toplumda belirleyici ve ayırıcı bir unsur olmuştur. Son yıllarda büyük bir hızla çoğaldığını gözlemlenen cinsiyet temelli toplumsal hareketlerden bazıları karşı cinsin davranışlarını benimseyen bireylere dikkat çekerken bazıları da cinsiyetsiz olmayı önermektedir. Ne zaman, nasıl olduğu tamamen kişinin arzusuna göre değişen bu süreç, gün/saat/hafta/ay gibi zaman sınırı olmadan, bir cinsiyetten diğerine geçmeyi "akışkanlığı" vurgulamaktadır. Akışkan cinsiyetin normal kabul edilmesi kadın ve erkek ikiliği yerine "cinsiyetsizlik" alternatifini sunmaktadır. Tanınmış medya idollerince sıkça tekrarlanan, bizzat yaşanarak örnek olunan cinsiyetsiz yaşam alternatifi, özellikle karakter gelişim sürecindeki çocuklar ve gençlerin sıkça maruz kaldığı bir söylem olarak cinsiyetsizliği normalleştirmekte, cinsiyetsiz bir toplum önermesi sunulmaktadır. Çocuklar ve gençlerin severek takip ettiği, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda dünya liderleri önünde Birleşmiş Milletler 2030 hedeflerini desteklemek için konuşma yapan, "Dünya çapındaki gençlerle bağlantı kuran olağanüstü seçkin genç erkekler grubu" olarak lanse edilen, Kpop'un önemli temsilcilerinden BTS grubu, cinsiyetsizleştirme ve akışkan cinsiyet yöneliminin marka yüzü, marka elçisi olarak tanımlanabilir. BTS'in 9-14 yaş çocukların cinsiyet algıları üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlayan bu çalışmada BEM Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmış, çocukların anlamasını kolaylaştırmak için bazı kelimelerin açıklamaları eklenmiştir.

BTSCinsiyetsizleştirmeK-pop+4
Özgür Özlem Gülmez
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültür yoğun yerlerin anlaşılmasına yönelik bir yaklaşım olarak ritimanaliz: Mersin Turgutreis Mahallesi üzerine bir inceleme

Bu çalışma, kentin kültürel zenginliğinin bir parçası olan ancak örtük yapısı nedeniyle kentsel planlama çalışmalarında yeteri kadar ön plana çıkmayan, yaşanan hızlı değişim ve dönüşümler sonucunda kendi has ritimlerini kaybederek özgün kültürünü yeniden üretemeyen kültür yoğun yerleri konu edinmektedir. Çalışma, mikrokozmoslara karşılık gelecek şekilde kavramsallaştırılan kültür yoğun yerleri tanımlamayı ve anlamayı amaçlamakta ve bu alanların kent için öneminin ortaya konmasını hedeflemektedir. Bu amaç ve hedefe ulaşabilmek için, bir sosyo-mekânsal yaklaşım olan ritimanaliz yöntemine başvurulmuştur. Yeni bir bilgi ve bilim alanı olarak tanımlanan, nitel ve nicel araştırma yöntemlerini bir araya getirmeye olanak sağlayan ritimanaliz yöntemi, kentsel mekânı analiz etmek ve düşünmek için yeni imkânlar sunabilen bir araçtır. Ritimanalizden hareket eden ve antropoloji, sosyoloji ve mekân bilimlerine dayanan çok-disiplinli bir bakış açısıyla bu çalışma kapsamında geliştirilen ritimanaliz çerçevesi ile kültür yoğun yerlerin doğasında var olan tekrarlayan ritimlere ve onların hem zamansal hem de mekânsal ritmik izlerine odaklanılmaktadır. Bu sayede, bu yerlerin ritimleri üzerinden iç dinamiklerini ve özgün yapılarını anlamak, bu yerlere yönelik yeni açıklama olanakları geliştirmek ve bu yerlerin çok kültürlü kentsel yapı içindeki önemini ortaya koymak mümkün olabilmektedir. Çalışmada, kültür yoğun yerlerin kendine has dinamiklerinin ortaya konulması için geliştirilen kültür yoğun yerlerin ritimleri analiz çerçevesinin uygulanmasına ilişkin örnek çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda, kültür yoğun bir yer olarak tanımlanan Mersin Turgutreis Mahallesi'nde ikamet eden Romanların kültürel değerleri ve gündelik yaşamlarına ilişkin sosyo-mekânsal pratikleri incelenmiştir. Bu inceleme, derinlemesine görüşme, anket ve katılımcı gözlem ile katılımcı olmayan gözlem yoluyla elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Hem teorik çerçeveye hem de çalışma alanında yapılan pilot çalışmaya dayalı geliştirilen ritimanaliz çerçevesi bağlamında, Mersin kentinin çok kültürlü yapısı içinde yaşayan etnik bir grup olan Romanların gündelik hayat ritimleri; sosyo-kültürel ritimler, doğal ritimler, algısal ritimler ve mekânsal ritimlerden oluşan dörtlü ritim grubu üzerinden ele alınmıştır. Bu ritim grubunun incelenmesi, Romanların gündelik hayatının kapsamlı bir şekilde ritimler yoluyla anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Araştırma bulguları; kültür yoğun yerlerin alansal farklılaşmasındaki temel unsurun, bu alanların kendine has özelliklerini oluşturan ritimleri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ritimlerin, gündelik hayat içerisinde sosyal, kültürel ve ekonomik olgular, etkinlikler ve faaliyetler ile mekânda yaşayanların alandaki doğal unsur ve olaylar ile kurdukları ilişki ve alandaki görme, işitme ve kokuya dayanan algısal öğeler ile ilişkili olduğu, bunların zamansal ve mekânsal olarak tekrar ettiği tespit edilmiştir. Bu tekrarların, ele alınan ritme bağlı olarak haftalık, aylık, mevsimsel ve yıllık döngüler içinde gerçekleştiği; Mersin Turgutreis Mahallesi ve yakın çevresinde yoğunlaştığı ve bu alanın Roman kimliğiyle özdeşleşmiş bir yer haline geldiği tespit edilmiştir.

Servet Karaca
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Travma Sineması: Beynelmilel ve Babam ve Oğlum'a eleştirel bir bakış

Cinema, one of the most popular instruments of mass media, is also a product of the society and it cannot be thought to be independent from the social history. Beynelmilel (Sırrı Süreyya Önder, 2006) and Babam ve Oğlum (Çağan Irmak, 2005), being popular Turkish films can be put and analyzed under the category of 12 September films and trauma films. The characters in both films bear the features of traumatic personalities produced by the 12 September coup and its aftermath. The two films create a cinematic field to discuss the 12 September trauma and its impacts. Beynelmilel and Babam ve Oğlum should therefore be paid attention and analyzed, as popular products of the society.

Özge Üstüner Wambach
İhsan Doğramacı Bilkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'deki İslamcı mizah dergilerinin ideolojik söylemi: Misvak örneği

This thesis focuses on the ideological discourse of Misvak, one of the most popular Islamist humor magazines in Turkey in the 2000s. By analyzing the magazine's cartoons, the study first attempts to reveal the general characteristics and the function of humor in Misvak. Then it discusses how Islamism is presented as the primary ideological position in the magazine. In order to uncover absences and silences in the discourse, the purpose of the thesis is also to investigate whether there is discursive parallelism between the magazine and the AKP government or not. Finally, within the context of kulturkampf and hegemony debates, the study aims to show how enemy images are constructed in Misvak by analyzing visual texts. Keywords: humor, Islamist humor magazines, hegemony, the AKP, enemy images

Adalet ve Kalkınma PartyAdalet ve Kalkınma PartyMagazines+7
Nazlı Hazal Tetik
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de film dağıtım sektörü: Sinema politikaları bağlamında bir inceleme

This thesis examines Turkey's film distribution sector, which directly affects the demand of the audience. In this context, answers to how and why questions about the functioning of the film distribution market. This thesis, which aims to answer how the sector works through the market structure, reveals why the sector works like this through the analysis of cinema policies. In this context, the thesis aims to reveal the current structural problems of the film distribution market, which can also be seen as a repercussion of various state policies and regulations. This thesis, which claims that cinema policies are shaped according to the interest groups in the cinema industry and that these policies reproduce the structure of the industry, asks the question of how the state-cinema relationship evolved in the context of changing cinema policies in between 2005-2019. The answer to this question is to be sought through the analysis of the film distribution sector. This sector has been analyzed in the framework of the concepts of concentration, ownership, and state intervention. The correct audience preference is examined from the existent market structure. Because demand regulation mechanisms operated by film distributors shape the audience demand. In other words, the main extension of the power relations established by the distribution process in a capitalist social formation can be found in the demand regulation mechanism where the motion pictures can be circulated or prevented.

Distribution problemsDistribution companiesFilm+3
Aylin Genç
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessEN

1960'lı ve 1970'li yıllarda sol eğilimli entelektüellerin yazdığı halk anlatılarının uyarlamalarının metinlerarası incelemesi

This thesis analyses adaptations of folk narratives written by left-oriented intellectuals in the 1960s and 1970s in an intertextual context. By analyzing 16 adaptations of folk romances and stories, the study tries to reveal ideological and political transformations, changes and additions in literary characteristics of narratives in terms of content and form. Then it discusses how folk materials were reinterpreted from the leftist perspective by examining dominant conflict of narratives, depictions of popular folk characters, their helpers and opponents, conceptualization of love between heroes and heroines and utterances of characters by associating them with contextual factors. Within this frame this thesis tries to reveal what kind of meaning these adaptations created and how it differs from the preceded versions of folk narratives.

NarrativeIntellectualFolklore+2
Esra Mine Güngör
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Popüler kültür kıskacında Türkçe rap müzik

Hip-hop has become one of the omnipresent and popular form of cultures in the present-day, which spreads across the world and the most known elements of this culture has always been rap music. This music becomes a way of expression to raise a voice against the social problems throughout its history. This study examines how the resistance in Turkish rap music has transformed within the grip of popular culture. In this context, the formation of Turkish rap music will be discussed and analyzed through the analysis of in-depth interviews. Before the analysis of the interviews, this thesis firstly attempts to focus on the history of hip-hop culture and rap music along with the link between the resistance and rap music. Then, it aims to discuss journey of rap music from Germany to Turkey. Finally, the study aims to reveal the different aspects of resistance in Turkish rap music by referring to the individual and social components of this music. This thesis also argues that resistance in Turkish rap music is ambiguous in terms of how it expresses itself.

ResistanceHip-hopMusic industry+4
İrem Elbir
Middle East Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de e-spor ve oyun evleri: Emek, cinsiyet ve etkilenim

E-sports is a global industry based on professional and competitive playing of videogames, where revenues reach 1 billion dollars. The field of e-sports blends sports, technology and gameplay within a masculine, heteronormative, and entrepreneurial context. E-sports players work, play and live within gaming houses. Based on ethnographic research in gaming houses, e-sports events, and semi-structured interviews with players, families, and fans, this thesis aims to understand how professional e-sports players "playbor" within the context of post-industrialism where the path to a "good life" comes through not hard work but passionate play. This thesis reveals the ways in which neoliberal fantasies of love have permeated e-sports. Furthermore, it shows how heteronormative gender structures already inherent in videogames and physical sports get to be reproduced themselves within e-sports. Through an interdisciplinary framework between digital game studies, media studies, and digital labor studies, this thesis ultimately demonstrates the tensions and contradictions of how contemporary youth negotiates the promises of digital play with the realities of contemporary market economy within the context of the Global South.

Computer gamesGender identityElectronic sports+5
Önder Can
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın liberalleşmesi sonrası post-truth kavramı: Afgan göçmenlerin durumlarının medyadaki yansımaları

Bu tez çalışmasında; liberalleşen medya sonrası ortaya çıkan post-truth kavramı incelenmektedir. Kavram, liberalleşmenin yaşanmasından sonra birçok alanda faaliyet gösteren iş insanlarının medya sektöründe de etkin rol almasının etkileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda medya patronlarının farklı sektörlerde de iş faaliyetlerini sürdürmesinin haberler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu durum ise Afganistan'da yaşanan olayların ardından oradaki insanların Türkiye'ye göçmesi üzerinden ele alınarak Afgan göçmenlerin durumlarının nasıl işlendiği ana akım, muhalif ve alternatif medyadaki haberlerde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerin ardından Afgan göçmenlerin ana akım, muhalif ve alternatif medyada farklı ele alındığı, diğer iş kolları nedeniyle hükümet ile ikili ilişkileri olan medya patronlarının kuruluşlarındaki haberlerin de tamamen iktidarın görüşüne göre okura sunulduğu saptanmıştır. Muhalif medyadaki haberlerin, benimsenen ideolojik görüş çerçevesinde ele alındığı değerlendirilirken, alternatif medyada azınlık haklarının korunduğu ve okura doğru bilgiyi aktarmanın ön plana çıktığı saptanmıştır.

AfganistanGöçmenlerHaberler+5
Melih Kadir Yılmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşımı hakkında farkındalık: Instagram örneği

Sosyal medya platformları günümüzde insanların sıkça kullandıkları ve zaman geçirdikleri yerlerdir. Bu platformlarda insanlar kişisel olsun ya da kişisel olmasın birçok paylaşım yapmaktadırlar. Buradan hareketle kullanıcıların sosyal medya platformlarında kişisel verilerini paylaşırken ne derece farkındalık sahibi oldukları önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında sosyal medya kullanıcılarının kişisel verileri paylaşma ile ilgili farkındalık düzeyleri araştırılacaktır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi kapsamında sosyal medya platformlarından Instagram'ı kullanan kişilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan ve Instagram sosyal medya platformunu kullanan 24 kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu araştırmaya katılanların çoğunluğunun Instagram'ı boş vakit geçirmek için kullandıkları, Instagram'a günde 2-3 saat arası girdikleri, Instagram'da daha çok kendi video ve fotoğraflarını paylaştıkları, kişisel verilerini nadir olarak paylaştıkları, özel deneyimlerini ve gelişmeleri paylaştıkları, kişisel paylaşım yapmanın kendilerini iyi ve mutlu hissettirdiğini, hesap ayarlarını daha önceden kontrol ettiklerini ve kendilerine özgü özellikle gizlilik düzenlemeleri yaptıkları, güvenlik sınırları hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, dijital haklarının neler olduğunu araştırmadıkları ve bu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığı ve kendilerini bu mecraya hakim ve bu ortamda güvenli hissetmedikleri saptanmıştır.

Bilgi paylaşımıFarkındalıkFotoğraf paylaşımı+5
Fatma Gizem Nuhoğlu Üner
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD 19 pandemisinin film festivallerine olan yansıması: Bir alan araştırması

Küresel salgın sonucu farklılaşan yeni dünya düzeninde dijital çağ popülerliğini giderek arttırmış ve artık 21.yy'da toplumsal yaşamın parçası olmuştur. Bu süreç sosyal mesafeyi, gündelik yaşam içerisine yerleştirmiş, toplumlar fiziksel kalabalıklardan uzaklaştırılmıştır. Böylelikle dijital platformlar fiziksel algıların yerine geçerek artık bireylerin birer ayrılmaz parçası olmuştur. Tüm işlemler dijital platformlardan gerçekleşmeye başlayarak insanlar yüz yüze değil bir araç sayesinde birbirleri ile iletişim kurmaya başlamışlardır. Fakat evrimleşen bu düzende nasıl her alan farklılaşmaya zorunlu kalmış olsa da sanatta bu süreçten etkilenen bir dal olmuştur. Özellikle kurumsal organizasyonlar sonucu oluşan, belirli tarihler arasında düzenlenen festivallerde dijital çağa ayak uydurmak zorunda kalmıştır. Bu çalışma kapsamında, COVID-19 Pandemisinin film festivallerinin çevrimiçi gösterim olanaklarına olan yansıması bir alan araştırmasıyla seyirci temelinde incelenmiştir. Niteliksel araştırma yönteminden yola çıkılarak betimsel analiz gerçekleştirilerek derinlemesine görüşme yapılacaktır. Yapılan görüşme Türkiye'deki film festival izleyicilerinden oluşarak festival seyircisinin pandemi nedeni ile sanatsal aktivitelerin çevrimiçi olarak yayınlanması sonucunda meydana gelen değişimler karşısında nasıl bir tavır aldığını ve deneyim farkının pandemi öncesi ve sonrası nasıl şekillendiğini deşifre ederek analiz edilecektir.

COVID 19FestivallerFilm festivali+2
Özlem Karakuş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik determinizm bağlamında korku filmlerinin değişen evreni: Teknolojik korku filmleri özelinde sosyal medya filmleri

Bu çalışma, korku sinemasının tarihine inerek korku sinemasında tür kavramını dönemlerine ayırarak incelemektedir. Çalışma, korku sinemasının alt türleri üzerinde dururken her alt türün oluşmasını o dönem içindeki bir olaya bağlamaktadır. Çalışma, aynı zamanda teknolojinin gelişmesi ile bu dönemde yeni bir alt türün ortaya çıktığını ve bu alt türün teknolojik korku filmleri olarak adlandırıldığını söylemektedir. Çalışmada, teknolojik korku filmlerini incelerken özellikle insanların kaygılarından beslenerek ortaya çıkmış olan sosyal medya filmlerini incelenerek, sosyal medya filmlerinin insanların hayatındaki yeri, önemi ve etkileri irdelenmektedir. Çalışmada tüm bu bilgiler, teknolojik determinizm ile desteklemektedir. Sosyal medya filmleri incelenirken sosyal medya, karakter ve evren olarak detaylı inceleme yapılmıştır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda, çalışma, korku filmlerinin gerçek evrenden uzaklaşarak sanal bir evrende geçtiğini ve ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte artık korkunun daha soyut bir evrende olduğunu tüm bu durumların insanların korkularına yeni şekiller verdiğini, korku filmi ve izleyici arasındaki ilişkiyi daha katmanlı bir hale çevirdiğini savunmaktadır.

DeterminizmFilmFilm yapımcılığı+6
Fatma Dicle Demir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

6-7 Eylül olayları'nda basının rolü ve azınlıklara karşı tutumunun değerlendirilmesi

Siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçen hadiseler; 1955 yılında İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde çoğunluğunu Rumların oluşturduğu azınlıklara karşı girişilmiş baskı, şiddet ve talan hareketidir. Olaylar 6 ve 7 Eylül tarihlerinde meydana geldiği için siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçmiştir. Bilindiği üzere 20. yüzyıl başlarında imparatorluklar devri kapanmaya başlamış, yıkılan imparatorluklar yerini ulus-devletlere bırakmışlardır. 20. yy. ilk yarısında yıkılan imparatorluklardan biri de Osmanlı İmparatorluğuydu. Osmanlı İmparatorluğu Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu coğrafyasında uzun yıllar hüküm sürmüş çok kültürlü ve çok uluslu bir devletti. 1. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında yer alan Osmanlı İmparatorluğu İttifak Devletleri'nin savaşı kaybetmesiyle dağılma sürecine girdi. 1. Dünya Savaşı'nın galipleri masa başında yaptıkları planlarla Anadolu'yu paylaşmak istediler ve işgallere başladılar. İşgallere karşı Anadolu insanının verdiği kurtuluş mücadelesi zaferle sonuçlandı ve yıkılan imparatorluğun yerine bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti imparatorluk bakiyesi üzerine kurulan bir devlet olduğundan, sınırları içerisinde çok farklı etnik ve kültürel toplulukları barındırmaktaydı. Bunlardan bazıları olan Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler Lozan Antlaşmasıyla azınlık statüsüne kavuşmuş ve bazı haklar elde etmişlerdi. Ulus-devlet temelinde yükselen genç Türkiye Cumhuriyeti zaman zaman azınlıkların ve farklı etnik unsurları tek potada eritme amaçlı girişimlerde bulunmuştur. Siyasi tarihimize 6-7 Eylül Olayları olarak geçen hadiseler, bu girişimlerin şiddet ve kanla sonuçlandığı olaylardır. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayan ve çoğunluğunu Rumların oluşturduğu azınlıklar baskı ve şiddete maruz kalmış, bazıları hayatını kaybetmiş, ibadethaneleri yağmalanmış ve birçoğunun iş yeri talan edilmiştir. 6-7 Eylül Olayları'nın hemen öncesinde Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs Sorunu kaynaklı bir dizi kriz iki ülke arasındaki ipleri fazlasıyla germişti. Bu gerginlik en ufak bir olayın bile karşı taraf aleyhine propaganda malzemesi yapılabileceği bir noktaya ulaşmıştı. İşte böyle bir ortamda 6 Eylül 1955 günü İstanbul Expres Gazetesi Atatürk'ün Atina'da doğduğu eve bomba atıldığı (bunun bir ses bombası olduğu ve evin sadece bir camının kırıldığı sonradan öğrenilecektir.) haberini yıldırım baskı ile manşetten okuyucularına ulaştırmıştır. Bu haberlerin etkisiyle galeyana gelen halk Beyoğlu Bölgesi'nde Rum ve diğer azınlıklara ait ev ve işyerlerini yağmalamaya başladı. Olaylar o kadar hızlı yayıldı ki; diğer semtlerde ve Ankara, İzmir gibi şehirlerde yaşayan azınlıklar da bu yağma girişiminden nasibini aldı. 6-7 Eylül 1955 tarihinde çıkan bu hadiselerden sonra ortaya çıkan tablo vahimdi. Azınlıklara karşı birçok ev, işyeri, okul ve ibadethane yakılmış, yıkılmış, birçok kişi yaralanmış ve bazıları da hayatını kaybetmiştir. Bu elim olaylardan sonra azınlıkların büyük bir kısmı yıllardır yaşadıkları ve kendi öz vatanları saydıkları Türkiye'den göç etmek zorunda kalmışlardır. 6-7 Eylül Olayları'nın öncesinde Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorunu yaşanmış ve başta Hürriyet Gazetesi başta olmak üzere basının büyük bir kısmı Kıbrıs meselesinin kamuoyunun gündemine girmesini sağlayan yayınlar yapmışlardır. Yapılan bu yayınlarda çoğu zaman Yunan halkını ve Türkiye'de yaşayan Rum azınlığı rencide edici ifadeler yer almıştır. Rum azınlık karşısında kullanılan bu tahrik edici üslup, kitlelerin öfkesinin giderek artmasına neden olmuş ve bu şekilde 6-7 Eylül Olayları'nın taşları döşenmiştir. Yapılan bu çalışmada basının "nefret söylemi" içeren yayınlar yaptığında kitlelerin psikolojisini etkileyerek büyük toplumsal felaketlere yol açabileceği 6-7 Eylül Olayları üzerinden anlatılmış Anahtar Kelimeler: 6-7 Eylül Olayları, Azınlıklar, Kıbrıs Sorunu, Basının Rolü

6-7 Eylül 1955 olaylarıAzınlık haklarıAzınlıklar+5
Oktay Kargalı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel medyanın sosyal hareketlerde rolü: New York Times Gazetesi'nde Turuncu Devrimin temsili

İletişim teknolojilerinin matbaa ile başlayan günümüzde de bilgisayar ve internet ile devam eden tarihsel serüvenine bakıldığında bu araçların icar edildikleri dönemi ve dönemin toplumsal yapısını etkiledikleri görülmektedir. Günümüzde de iletişim araçları bilgisayar ve internet kullanımının artması ile yayınlarını daha büyük kitlelere ve daha uzak coğrafyalara iletmeye başlamış, basın yayın kuruluşları da uluslararası olaylara müdahil olup haber içeriklerini de kendi görüşlerine göre oluşturmuşlardır. Dünyanın ve ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times Gazetesi'de yakın dönemde Ukrayna'da meydana gelen "Turuncu Devrim"e yakından ilgili göstermiş, bu ilgi sonucunda yaşanan olaylar ile ilgili yaptığı haberleri okuyucuya sunmuştur. New York Times Gazetesi'nin ürettiği içerikler Ukrayna'da yaşanan olayları bir Doğu – Batı savaşımı olarak yorumlanmıştır. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler, dolaylı yoldan Rusya'ya bağlanmış, Ukrayna'da yaşanan olayları da Rusya ve Batı'nın bir mücadelesi olarak haberleştirmiştir. New York Times'da yayınlanan haberlerde Batı yanlısı liberal aday Yuşçenko'yu olumlayan içerikler üretmiş, Ukraynalı muhaliflerin gösterilerini ise haber metinlerinde barışçıl eylemler olarak nitelendirilmiştir. Rus yanlısı olarak nitelendirdiği diğer aday olan Yanukoviç ise haberlerde olumsuz bir figür olarak tasvir edilmiştir. Sonuçta çok uluslu şirketlerin küresel medya yapıları yardımıyla ülkelerin siyasi yapısını etkilemek istedikleri ortaya çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler:Neoliberalizm, Küresel Medya, Sosyal Hareketler, New York Times, Turuncu Devrim.

GazetelerKüreselleşmeMedya+6
Harun Küçük
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kullanıcılarının siber zorbalık davranışlarının incelenmesi: Bir alan araştırması

Bu çalışmanın temel amacı sosyal medya kullanıcılarının siber zorbalığa maruz kalma durumları ve siber zorbalık davranışlarının incelenmesidir. Çalışmada cinsiyet, yaş, medeni durumu, eğitim ve gelir durumuna ve sosyal medya araçlarını kullanma durumuna göre katılımcıların siber zorbalığa maruz kalma durumları ve siber zorbalık davranışları karşılaştırılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yoluyla seçilmiş 465 katılımcıya anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyete göre siber zorbalık davranışlarının farklılaştığı tespit edilmiştir. Erkekler kadınlara göre siber zorbalığa daha fazla maruz kalmış ve siber zorbalık davranışında bulunmuşlardır. Ayrıca sosyal medyada geçirilen süre arttıkça katılımcılar siber zorbalığa daha fazla maruz kaldığı ve daha fazla siber zorbalığı yaptığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra Twitter kullananların kullanmayanlara göre daha fazla siber zorbalığa maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siber Zorbalık, Nefret, Ötekileştirme, Sosyal Medya

NefretNefret söylemiSiber zorbalık+3
Betül Akyüz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medya yakınsaması ve mobil gazetecilik

Geçtiğimiz 20 yıl içerisinde gelişen teknolojik ilerlemeler baskı ve yayın ortamlarını birbiri içerisinde yakınsaması sonucu bütünleşmiştir. Yakınsamanın pek çok çeşidi vardır, ancak ele alınan çalışmada, medya yakınsaması bağlamında farklı medya çeşitlerinin mobil platform üzerinde birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan yeni habercilik organizasyonları konusuyla sınırlandırılmıştır. Mobil platformlar, çoklu ortamların bir sentezini oluşturan ve medyalar arası iş yeteneğini yeniden biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Birleşmelerin sentezi sonucunda medyalar arası sınırlar belirsizleşirken bu mecraların özellikle mobil platformlarda bütünleşmesi çapraz ve çoklu ortamlar olarak gerçekleşmiştir. Mobil ortamlar, sesli, görüntülü, video anlatım biçimleri üretebilen ve taşınabilir aygıtlar olarak, haberlerin organize edilmesi ve çalışma yapısını kolayca şekillendirebilecek potansiyele sahip araçlardır. Mobil araçlar ayrıca haber tüketiminin en yoğun olduğu mecralardır. Bunun sonucu olarak da mobil medya ortamlarına, gittikçe entegre olan çeşitli medya habercilik biçimleri, mobil platformlarda habercilik yapmaya başlanmış, bu durum yeni habercilik organizasyonlarını, haber içeriğini ve çalışma yapısını tümden değişime uğratmıştır. Bu çalışmanın konusu medya yakınsaması bağlamında baskı, yayıncılık ve internet haberciliğinin gittikçe mobil alanlarda kendi göstermesiyle oluşan mobil gazetecilik ortamı habercilik organizasyonları ve çalışma yapısı hakkında bir incelemeyi içermektedir. Çalışmanın odağında Türkiye'deki mobil gazeteciliğin organizasyon yapısının yapılandırılması yer almaktadır. Çalışmamın metodolojisi birbirine benzer mobil haber sitelerinin gazetecileriyle yapılan derinlemesine görüşmeyle haber organizasyonlarının bir yorumlamasını içermektedir. Bu çalışmanın sonucu, Türkiye'de mobil gazetecilik ortamı organizasyon ve çalışma yapısının yeni medya ortamına bir bakış getirdiğini göstermeyi amaçlar.

Elektronik medyaEtkileşimli medyaGazetecilik+7
Sema Sezgin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal kimlik oluşumunda kültürün etkisi; Arçelik'in kurum kimliği

Kültür, kurumsal iletişim çalışmalarının tamamlayıcısı durumundadır. Özellikle kurumsal kimlik çalışmaları ve sonrasında oluşturulacak imaj faaliyetleri toplumsal kültür dikkate alınmadan yapıldığında kurum için istenilen sonuçları vermeyebilmektedir. Toplumsal hayatımızın belirleyicisi konumundaki kültür, kurumları ve çalışanları doğrudan etkilenmektedir. Çalışanlarda bu toplumsal koşullardan etkilenir, bu etkileşimi kurumlarına iş yapış ve kurumsal davranış olarak aktarırlar. Kurumsal kimlik ve toplumsal kültürün markayla olan ilişkilerini ortaya koymayı amaçladığımız bu çalışmada; kültür ve kültürel boyutlarla ilgili genel bir girişten sonra kurumsal kimlik ve marka kimliği üzerinde derinlemesine durulmuş, sonrasında kurumsal kimliğin oluşum aşamaları ve ilişkili olduğu kurumsal imaj ve kurumsal kültür üzerine derinlemesine bir çalışma yapılmıştır. Literatürde ele alınan konular 'Arçelik' markasının içerik analizi ile çözümlenmiştir. Günümüzde teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ve değişen rekabet koşullarında markalar, ayakta kalabilmek adına kurumsal kimlik çalışmalarına önem vermektedir. Bunun yanında kültürel öğeler dikkate alınarak hazırlanan kurumsal kimlik çalışmaları, imaj yaratma gayretinde, markaların farklılaşma stratejisinin de temelini oluşturmaktadır. Anahtar sözcükler: Toplumsal Kültür, Marka Kimliği, Kurumsal Kimlik,Kurumsal Kültür, Kurumsal İmaj

ArçelikKimlik oluşumuKurum imajı+6
Telha Er
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dünyada sanal gerçekliğin inşasıyla kripto paraların ilişkisi

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlık elinden bulunan imkânların sınırlarını zorlamaya başlamıştır. Özellikle iletişim teknolojilerinin geldiği son noktada, internet teknolojisi temelli düşünüldüğünde, insanların farklı kimliklerle bir sanal hayat yaşadıklarını söylemek mümkündür. Dijital dünyanın içerisinde, yine dijital medya ürünleri vasıtasıyla yaşanan bu sanal hayat, insanların gerçek hayatlarındaki kimliklerinden biraz daha farklı ve popüler bir hayatı inşa etmelerine olanak tanımaktadır. Teknolojinin bu derece içine giren insanların hayatları teknoloji tarafından yönlendirilmekte ve hatta belirlenmektedir. Bir simülasyonun içerisinde yer alan insanların gerçek hayatta olduğu gibi temel bazı ihtiyaçları bulunmaktadır. Bunlar bir kimliğin oluşması, sosyal doyum, statü ve tabi ki en olmazsa olmazı olan paradır. 2009 yılında insan hayatı kripto paralar ile tanışmıştır. Kripto paraların en önemli özelliği merkeziyetçi nakit ve bankacılık yapısını yıkan, tamamen sanal ve dağıtık bir sisteme sahip olmasıdır. Bu sistem hem insanlara anonim kalma hakkı tanırken hem de yapılan tüm işlemlerin şeffaf olmasını sağlamaktadır. İşte sanal hayatı inşa eden insanların beklediği para birimi kripto paralardır. Kripto paraların ortaya çıkmasıyla beraber sanal hayatının içerisine ekonomik anlamda beklediği ürünü de etkileyen insanlar içinde bulundukları sanal gerçekliği ileri bir seviyeye taşımışlardır. Bu sanal gerçeklikte, gerçek hayatında matematik işlemi yapamayan bir insan ekonomi üzerine yorumlar yapmakta, bitcoin ve kripto paralar borsalarını yorumlamaktadır. Sanal gerçekliğin inşasında en önemli etmenlerden biri, bulunan simülasyona yeni insanlar çekerek sahip olunan etkinliği büyütüp arttırmaktır. Kripto paraların popülaritesi ve cazibesi karşısında gözleri parlayan insanlar bu büyüye kapılıp ellerindeki yatırımlarla kripto paralar satın alma davranışı göstererek bu sanal dünyaya ait olacaktır Bu araştırma ile kripto paraların, insanların dijital medya ürünleri vasıtasıyla yarattıkları sanal dünyanın içerisine nasıl kolayca entegre olduğu incelenerek, sanal gerçekliğin inşasıyla ilişkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Simülasyon,Sanal Gerçeklik,Kripto Paralar,Teknolojik Determinizm,Dijital Medya Ürünleri

Bilişim teknolojisiEtkileşimli medyaKripto para birimi+6
Mert Demir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon haberciliğine alternatif bir mecra: Etik değerler,yurttaş gazeteciliği, dijital gazetecilik, medya ekonomisi ekseninde Youtube haberciliği

Bu araştırmanın konusu televizyon haberciliğine alternatif bir mecra: etik değerler, yurttaş gazeteciliği, dijital gazetecilik, medya ekonomisi ekseninde youtube haberciliği olarak belirlenmiştir. Günümüz toplumunda sosyal medya çok sık kullanılan bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Toplum bilgiyi ve haberi ilk olarak sosyal medya aracılığıyla öğreniyor. Durum böyle olunca haberciliğin etik değerleri görmezden geliniyor. Ayrıca asparagas haberler ile takipçiler yanlış yönlendiriliyor. Bununla beraber artık Youtube üzerinden profesyonel habercilik de gelişiyor. Bu çalışma, giderek büyüyen Youtube haberciliğinin ekonomik boyutlarının televizyon haberciliği ile arasındaki durumu, kısacası Youtube haberciliğinin televizyon haberciliğine bir alternatif olup olmadığı araştırılarak, gelecekte hangi mecranın daha popüler olacağı düşüncesinden hareketle yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, Yurttaş gazeteciliği, Dijital gazetecilik, Youtube

Ahlaki değerlerEkonomi politikalarıEtik değerler+7
Celal Kaya
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın siyaset üzerindeki rolü: 12 Eylül ve 15 Temmuz karşılaştırması

Egemen güçler, siyasi yapılar ve liderler çok sayıda insana aynı anda ulaşabilmek adına radyo, televizyon ve gazeteler gibi kitle iletişim araçlarını kullanmaktadır. Medya bu anlamda kitlelerin algılarının şekillenmesinde en önemli rolü oynamaktadır. Egemen güçler gelişen imkanlarla birlikte insanlara daha kolay ulaşabilir, fikirlerini insanlara daha kolay iletebilir ve medyayı kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilir hale getirmiştir. Kitle iletişim araçları geçmişten bugüne reklam, propaganda ve siyasal iletişim aracı olarak işlev görmüştür. Türkiye'de 12 Eylül Askeri Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında ve onu takip eden diğer günlerde gazeteler dahil tüm iletişim araçları ile bir algı yönetim süreci yaşanmıştır. Toplumsal psikolojiyi derinden etkileyen olaylarda medya araçlarının yüklendiği rol çok ağırdır ve insanların olaylara bakış açısını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, "Hürriyet gazetesinin farklı dönemlerde ortak bir toplumsal olay olan darbe girişimi karşısında yaklaşım ve söylem farklılıkları var mı?'' sorusu, ilgili dönemlere dair incelenen vitrin sayfa haberleri ile cevaplanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda iki ayrı dönemde Hürriyet gazetesinin olayları takip eden 15 gün içerisindeki vitrin sayfa haberleri biçimsel ve içeriksel olarak incelenmiş, analiz edilen toplam 188 haber, aradaki farklılık ve aynılıklara göre sayma ve tanımlama yöntemiyle tablolaştırılmıştır.

Algı yönetimiAskeri müdahaleDarbe+7
Erol Eren Usta
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spor gazetelerinin futbol milliyetçiliği üzerindeki etkileri: Fotomaç ve Fotospor örnekleri

Futbol Milliyetçiliği kendini yıllardır özellikle belirli dönemlerde yenilemekte olan bir olgu olmuştur. Özellikle siyasi, sosyal veya ekonomik geçmişi olan müsabakaların öncesinde veya sonrasında oluşan fanatizm ve holiganizm gibi etmenler aslında birer futbol milliyetçiliği öğeleridir. Bu futbol milliyetçiliği öğelerinde yazılı ve görsel basınının da zaman zaman ortak olması rekabeti tetiklemektedir. Bu bahsedilen rekabet saha dışına çıkarak futbol milliyetçiliği öğelerini meydana getirmektedir. Milliyetçilik, futbolun istenildiği zaman içine sokulan bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle uluslararası oynanan karşılaşmalarda milli değerler ön planda tutularak maçların önemi gerek futbolculara gerekse de taraftara aşılanmaya çalışılmaktadır. Sadece uluslararası alanda değil yerel lig kulüplerinin müsabakalarında da bu yöntem genellikle yazılı ve görsel basında tercih edilmektedir. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak Fotomaç ve Fotospor gazetelerinin futbol milliyetçiliği içeren vitrin sayfaları incelenmiştir. Futbolun doğasında milliyetçilik hislerinin ne derece var olduğu ve bu varoluşu medyanın vitrin sayfalarına nasıl taşıdığı sorularının cevaplarının arandığı araştırma kısmında 10 adet Fotomaç ve 10 adet Fotospor gazete vitrin sayfası ele alınmıştır.

FotomaçFotosporFutbol müsabakaları+5
Emir Tonbul
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelenekselden dijitale TV yayıncılığının dönüşümü: Medya çalışanları üzerine bir araştırma

Televizyon, kitle iletişim araçları içerisinde birden fazla duyuya hitap edebilme özelliğiyle insanlar tarafından uzun yıllar boyunca çok fazla ilgi gören bir araç olmuştur. Ancak internet teknolojisinin yaygınlaşması, yakınsak teknolojilerin gelişmesini hızlandırmış bunun sonucu olarak da kullanıcının içeriğe ulaşma şekli tamamen değişmiştir. Televizyon özellikle de son yıllarda çok daha fazla kullanıcı tarafından takip edilmeye başlanan dijital medya platformları karşısında güç kaybetmiştir. Dolayısıyla da geleneksel televizyon yayıncılığı eski gücünü geri kazanmak adına bir değişim ve dönüşüm çabası içine girmiştir.

Elektronik yayıncılıkKitle iletişim araçlarıMedya+4
Uğur Kahraman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamda masal dilinin kullanımı ve kadın temsili

Fantastik anlatım; edebiyatta bir tür olarak yerini alırken; sinema, televizyon ve reklam filmlerinde kullanılmaktadır. Fantastik anlatı türünün edebiyatta ve sinemada popüler bir beğeniye dönüşmesi ile birlikte reklamlarda bu anlatım türünün kullanılmasını beraberinde getirmiştir. Reklam filmlerinde reklamcılar masal dilini kullanmaya onlara gerçek dünya ile büyülü dünyanın bir arada anlatıldığı hikâyelerin konu olduğu reklam filmleri hazırlamaktadır. Reklam filmleri de bir sinema filmi formatında bir olay ile başlar hedef kitlenin çözebileceği bir problem ile gelişir son bölümde de ürünün veya hizmetin sunduğu vaat aktarılır. Reklamda fantastik anlatım türünün kullanılması bir nedeni izleyicide merak duygusu uyandırması, reklamlara olan ilgiyi arttırmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı; eleştirel kültür kuramları ışığında halk kültürüne ait olan masalların televizyon reklamlarında neden ve niçin kullanıldığını açıklamaya çalışmaktır. Bir diğer amaç ise markaların televizyon reklamlarında "masal kullanımını" göstergebilimsel açıdan incelemek, kadına biçilen rollerin masallardan modern zamana nasıl uyarlandığını irdelemektir.

Göstergebilimsel analizKadın motifleriKadınlar+4
Ayşegül Akgün
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın kaygı durumu üzerine etkisi

Bu araştırmada endüstri toplumunda bir patoloji olarak ele alınan kaygı durumunu medya içeriklerinin ne derece etkilediği psikanalitik perspektiften incelenmesi amaçlanmaktadır. Medya gücünü gün geçtikçe daha çok hissettirmekte ve insanlar üzerindeki etkisini devam ettirmektedir. Sürekli tüketime yönlendirilen toplum, tüketim döngüsüne yetişemediği ölçüde kaygılanmaktadır. Toplumda kendisine bir yer edinmek isteyen, diğerlerinden ayrı olmak istemeyen birey, sosyal medya ile reklamı yapılan ürün, mal ya da hizmetleri tüketmeye çalışmaktadır. Çalışma da kaygının kuramsal ve kavramsal olarak ne anlama geldiği, tüketim ve tüketim kültürü olguları kavramlarına yer verilmiştir. Kaygı durumunun, tüketim üzerine etkilerinin sosyal medya aracılığı ile yaygınlaşması incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, Medya, Tüketim, Tüketim Kültürü, Tüketici, Reklam

KaygıMedyaReklamlar+4
Mine Sarahan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Monomit şemasıyla yapılandırılmış animasyonlarda kültür aktarımı: Moana ve Spirited Away örneği

Yirminci yüzyılda yaşamış olan Amerikalı araştırmacı – yazar Joseph Campbell, sözlü ve yazılı edebiyatın en kalıcı konusunun kahraman miti olduğunu ve kahramanların hep benzer aşamalardan geçtiğini ifade eden bir kuram ortaya koydu. Kahramanın Yolculuğu yahut ''Monomit'' olarak isimlendirdiği kuram; insanlığın kültürel dışavurumunu psikolojik, sosyolojik, kozmolojik ve manevi açıdan ele almaktaydı. Bu teori aynı dönemlerde gelişen animasyon sektörünce oldukça ilgi gördü ve hikaye kurgularında kullanılmaya başlandı. Günümüzde kitle kültürüne yönelik yapımlarda sıkça kullanılan Monomit şeması, kahramanın aktardığı kültürel kodlar ve evreninin göstergeler sistemi göz önüne alındığında, gerçekliğe temas eden bir organ görevi görmeye başlamıştır. Bu sayede yapımları üreten stüdyolar kültürel yapının aktarılmasında ve yönlendirilmesinde söz sahibi mecralar gelmişlerdir. Diğer açıdan aynı yapı dahilinde farklı kültürel kodlar da sergilenmektedir. Tezde öncelikle kültür ve insanın yapısal birlikteliği tartışılmış, ardından animasyonun gelişim sürecine değinilmiş ve geldiği noktada kahraman arketipinin Monomit üstünden okuması gerçekleştirilmiştir. Bu sayede sınırsız bir yaratım alanına sahip canlandırma sanatının, insanların psiko-oluşumsal ve sosyo-oluşumsal süreçlerini nasıl etkileyebileceği irdelenerek konuya dikkat çekmeye çalışılmıştır.

AnimeArketipCanlandırma+5
Ilgın Özmen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada çocukların meta olarak kullanılması: Instagram anneleri örneği

Günümüzde gelişen ve yaygınlaşan iletişim teknolojileri iletişim ve bilgi alma yollarını çeşitlendirmiştir. İletişim araçları yalnızca iletişim aracı olmaktan sıyrılıp kullanıcıların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan ve onlara sanal yaşam alanları sunan mecralar haline gelmişlerdir. Sosyal medya bu sanal mecralardan en önemlisidir ve farklı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar, sosyal medyada mahremiyetin dönüşümü, dijital emek ve kullanıcı içeriğinin sömürülmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, gündelik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir parçası olan sosyal medya araçlarından İnstagram çalışma evreni olarak seçilmiştir. İnstagram'da fenomen olan 13 İnstagram annesiyle yapılan derinlemesine görüşmelerin analiziyle, İnstagram kullanıcılarının eğilimleri neler olduğu ortaya koyulmuştur.Buradan yola çıkarak,İnstagram annelerinin bu platformu hayatlarında önemli bir yere koydukları ortaya çıkmıştır .Ayrıca İnstagram, katılımcı annelerimizin sosyalleşmeden bilgi almaya varan çeşitli ihtiyaçlarına cevap veren bir konumdadır. Katılımcı annelerin bu platformda paylaştıkları içeriklerin binlerce takipçiyle paylaşması bir mahremiyet sorununa neden olmamaktadır. Katılımcı annelerimiz İnstagram'da dijital emek neticesinde ürettikleri içerikleri bir değer olarak görseler de buna tatmin edici maddi bir karşılık alamamaktadırlar.

Dijital emekKamusal alanMahremiyet+5
Ayşe Eroğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi gazete haberlerinde suç olgusu: Okuyucu yorumlarına yönelik bir inceleme

21. yy. toplumunda internet teknolojisinin gelişimi ile bireylerin haber alma ve habere ulaşma imkân ve olanakları artmıştır. Bireylerin internet aracılığıyla dünya medyasında ve yerel medyada yer alan haberlere ulaşımı yer, mekân ve zaman fark etmeksizin hızlı ve kolay hale gelmiştir. Bu doğrultuda gelişen ve yaygınlaşan çevrimiçi gazetecilik kitle iletişiminin karşılıklı olarak sürdürülebilmesi için yorum yapma olanağı sunmaktadır. Okuyucuların gündemde yer alan haberlere aktif katılım göstererek duygu, düşünce, görüş ve önerilerini açık ve net şekilde dile getirdiği görülmektedir. Bu bağlamda çalışma kapsamında Türkiye çevrimiçi gazetelerinden en çok ziyaretçi alan habertürk.com, ensonhaber.com ve haber7.com sitelerinde yer alan kadın ve erkek cinsiyetlerinin suçlu veya mağdur olduğu haberlere yönelik okuyucu yorumlarının nicel içerik analiz yöntemi ile çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda toplumsal alanda erkeğin suçlu olduğu haberlere en çok "hakaret, şiddet ve küfür ifadesi" içeren yorumlar yapıldığı, kadının suçlu olduğu haberlere ise "kadın suçluluğunun savunulduğu" düşüncesi içeren yorumlar yapıldığı görülmüştür.

HaberlerSanal gazetelerSanal haberler+3
Esra Öztürk Çakmak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında feminen kadın kimliği: Yönetmen Çağan Irmak örneği

Bu tezde Türk sinemasında, Yönetmen Çağan Irmak'ı da kapsayarak, Türk sinemasının feminen kadın kimliği açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma doğrultusunda, Çağan Irmak yönetmenliğinde yapılan sinema filmlerinde feminen cinsiyet tarzının baskın olduğu iddia edilmektedir. Bu iddia kapsamında, Çağan Irmak tarafından yapılan sinema filmlerinde, yönetmenin kadın kimliğini nasıl ortaya koyduğu ve baskın bir tarz olarak feminen bakış açısının nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmada Çağan Irmak'ın; Babam ve Oğlum, Issız Adam, Prensesin Uykusu, Dedemin İnsanları, Tamam mıyız?, Unutursam Fısılda, Nadide Hayat, Benim Adım Feridun filmleri incelenmiştir. Dünya'da ve Türkiye'de, cinsel kalıplar medya aracılığıyla gösterilmekte ve bir anlatı nesnesi olarak yansıtılmaktadır. Geçen yüzyıldan itibaren önemli bir kitle iletişim aracı olan sinema, cinsiyet tarzlarını konu edinmekte ve devamlı surette bunu bir malzeme olarak kullanmaktadır. Bu çalışmanın kapsamı, Çağan Irmak yönetmenliğinde yapılan sinema filmlerinde baskın olarak kullanılan feminen tarzlardır. Çağan Irmak'ın filmleri incelenerek bu filmlerin içeriğinde yer alan feminen tarzlar belirlenmiş ve ortaya konulmuştur. Feminen tarzların belirlenmesinde nitel içerik çözümleme yönteminden yararlanılmış ve filmlerde yer alan mesajların açığa çıkarılması hedeflenmiştir. Çağan Irmak Filmleri incelenerek kadını temsil eden ve feminen kimlikleri ortaya koyan bulgular elde edilmiştir. Araştırmadaki bulgular, Çağan Irmak'ın filmlerinde yer alan kadın karakterlerin genel görünümleri ve filmlerde yer alan diyaloglar üzerinden verilmiştir. Filmlerde yer alan karakterlerin yaşayış biçimleri, kullandıkları söylemler ve materyaller kadınların kimliklerini yansıtarak Çağan Irmak'ın sinema dilinde, kadınların cinsiyet görünümlerinin ortaya konulmasını sağlamaktadır. Bu sinema dili kadınlarla bağlantılı olurken, erkekleri de yansıtabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Sinemasında Cinsiyet Kalıpları, Feminen Kadın Kimliği, Çağan Irmak Sineması, Çağan Irmak Filmlerinde Feminen Yapı

Cinsel kimlikFeminen özelliklerFeminizm+5
Merve Elçi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yavuz Turgul sinemasında kültürel kodlar ve kültürel temsiller

Bir sanat olarak sinema en temelde sosyolojiktir. Toplumların dinamikleri, etkileşimleri, çatışmaları, serzenişleri ya da beklentileri, her dönemde beyaz perdeye yansımış, sinema toplumsal bir dil olarak kullanılmıştır. Türkiye'de de, sinema ve sosyoloji ilişkisi, toplumun hafızası ve iç sesi olarak zuhur etmiştir. Yavuz Turgul da bu hafızanın en berrak hatıratında, en net duyulan iç seslerden biridir. Bu noktadan hareketle, bu çalışmada bir hikayeci ve yönetmen olarak Yavuz Turgul'un içinde bulunduğu dönem ve toplumla hassas bir bağı olduğu tespitinden hareketle, kültürel değişim karşısındaki duruşu irdelenerek, kültürel değişime bir karşı bilinç göstergesi olarak filmlerinde kullandığı kültürel kodlar ve kültürel temsiller değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Yönetmenin 1986 – 1996 arasında yazıp yönettiği Muhsin Bey(1986), Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni(1990), Gölge Oyunu(1993) ve Eşkıya(1996) filmlerinin, çekildikleri 80'li ve 90'lı yılların siyasal, sosyolojik konjonktürü bağlamında, kültürel kodlar ve kültürel temsilleri çerçevesinde incelenmiştir. Yönetmenin Gönül Yarası (2005) ve Av Mevsimi (2010) filmleri de örneklem olarak mercek altına alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Yavuz Turgul, kültürel değişim, doğu kültürü, kültürel çatışma, toplumsal değişim

Doğu kültürüKültürKültür çatışması+7
Sefer Alphan Dikmen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İran sinemasında kadın temsili : Samira Makhmalbaf örneği

Samira Makhmalbaf'ın filmlerindeki kadın imgesinin simgesel ve İran sinemasının minimalist özelliklerinin irdelendiği çalışmada devrim öncesi, birkaç film hariç, yalnızca kamera önünde, aslolarak niteliksiz bir temsilin nesnesi olan kadınların 1979 devrimi sonrasında kameranın hem önü hem de arkasında nitelikli bir temsil ve duruş sergilemelerinin ve sinemanın yaratıcı özneleri haline gelmelerinin süreci anlatılmış ve rejime rağmen var olmaya çalışan kadınların hayatlarından bahsedilmiştir.

Kadın imajıKadınlarMakhmalbaf, Samira+5
İlknur Hacigül Gürbüz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin temsili: Türk basınında Suriyeli göçmenlere dönük yapılan haberlerin analizi

Göç, insanlık tarihinin var olduğu süreçten itibaren günümüze kadar toplumların değişmeyen bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşen dünyada ülkelerin göçlere ve kendi göç politikalarının nasıl olduğu ve bu doğrultuda Türkiye'nin göçe bakışının nasıl olduğuna bakmak gerekir. Suriye'de yaşanan iç savaş sonucunda Türkiye'nin yardımları ile gelen Suriyeli mülteci göçmenler bugün kaldıkları kampların yetersizliği sonucunda büyük şehirlere çalışmak üzere göç etmektedirler. Çalışmanın ilk bölümünde Göç ve Suriyeli Göçmenler üzerine literatür çalışması bulunurken çalışmanın ikinci bölümde metodolojisi ve sınırlılıkları üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yayın politikaları birbirinden farklı tirajı yüksek 2 gazetenin olayların başladığı ilk 2 yılda Suriyeli göçmenler üzerine yapılmış olan haberleri Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi ışığında Suriyeli göçmenleri nasıl temsil ettiklerine bakılacaktır.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+7
Kübra Battal
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çok oyunculu dijital oyunlarda oyun oynama pratikleri: MOBA ve MMORPG oyunlar üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Oyunlar, kültür tarihi kadar eski bir olgu olarak karşımıza çıkar. Dijital oyunlar ise yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra hayatımıza girmiş önemli bir kavramdır. 1980 sonrası dönemde bilgisayar ve internet teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, daha büyük boyutlarda anlatı unsurları içeren oyunlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada çevrimiçi çok oyunculu oyunlardan MMORPG ve MOBA incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak çevrimiçi çok oyunculu oyunlardan MMORPG ve MOBA oyuncuları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler yer almaktadır. Çalışmada geleneksel ve dijital oyun kültürünün temel kavramları, dijital oyunların genel özellikleri ve anlatı yapılarından söz edilmiştir. Çalışmada ayrıca, Devasa Çok Oyunculu Çevrimiçi Rol Yapma Oyunu – MMORPG (Massively Multiplayer Online Role Playing Game), Çevrimiçi Çok Oyunculu Savaş Arenası - MOBA (Multiplayer Online Battle Arena), video oyunu çatışma türleri, oyuncu tipleri, League of Legends ve World of Warcraft kavramları açıklanmıştır. Çalışmamızın araştırma kısmını oluşturan son bölümde MMORPG ve MOBA oyuncularının oynama motivasyonları ile oyun içindeki karakteristik özellikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda MMORPG ve MOBA oyuncularının oynama motivasyonları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmada ayrıca oyuncuların oyun bağımlılıkları üzerine bir inceleme yapılmıştır. Üçüncü olarak MMORPG ve MOBA oyuncularının, Bartle'ın oyuncu sınıflandırmasına göre karşılaştırması yapılmıştır. Çalışma sonucunda birbirine yakın görünen iki çok oyunculu oyun, motivasyon yapıları ve oyuncu tipolojisi ile birbirinden ayrılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Oyun, Dijital Oyun, Oyun Kültürü, Çok Oyunculu Oyun

OyunlarSayısal oyunlarVideo oyunları+1
Muhammed Raşit Gür
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatro yapıtlarının sinemaya uyarlanmasında anlatısal ve yapısal değişiklikler Vasıf Öngören'in Asiye Nasıl Kurtulur oyununun filmsel uyarlama örneği

Genel anlamda uyarlama, bir eser üzerinde bir takım değişiklikler yaparak başka bir sanat dalına uygun hale getirmektir. Bu araştırmada edebiyat ve sinema ilişkisi ele alınarak, tiyatro ile film arasındaki benzerlikler ile karşılaştırıldıkları zaman ortaya çıkan bir takım benzerlikler ve farklılıklar ele alınmıştır. Ayrıca sinema neden edebiyatla ilişkilendirildiği sorusunun cevabı aranmış, bunun yanında tiyatrodan filme uyarlama yapıldığı zaman başvurulan yöntemler üzerinde durulmuştur. Göstergebilimsel çözümlemenin kullanılacağı çalışmada, yapısalcılık çerçevesinde Vladimir Propp'tan ilham alınarak kendine has çözümleme yöntemini kuran Algirdas Julien Greimas'ın anlatı izlencesi ve eylensel örnekçesinden yararlanılmıştır. Tiyatro oyunlarının filme aktarılmasını anlatan bu çalışma, Vasıf Öngören'in yazdığı "Asiye Nasıl Kurtulur" oyununun Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Asiye Nasıl Kurtulur" filmi arasındaki ilişkiyi çözümlemeyi ve yorumlamayı hedeflemiştir. Tezde, film ve tiyatro metinleri yöntem ve anlatı öğeleri açısından karşılaştırılmış ve filmin metne getirdiği yorumlamalar ele alınarak uğradığı anlatısal ve yapısal değişiklikler incelenmiştir.

Asiye Nasıl KurtulurFilmSinema+2
Selin Girgin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürü ve popüler kültür bağlamında anneler günü reklamlarının incelenmesi

Küreselleşen dünyada giderek etkisini gösteren, popüler kültür ve tüketim kültürü hedef kitlenin ihtiyacı olsun olmasın duygularına seslenerek onları meta haline getirmeyi hedefleyen bir sistemdir. Bu sistem içerisinde reklamlarında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Popüler kültür, kitle kültürü içinde büyümüş bir kavramdır. Bu kavram tüketicinin ihtiyacının olup olmamasına değil bir ürünün popüler olup olmadığı ile ilgilenir. Tüketim kültürü ise popüler kültürün pazarladığı ve metaya dönüştürdüğü duygular üzerinde durur. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde problemin tespiti, araştırmanın amacı ve önemi, örneklem seçimi ve analiz yer almaktadır. İkinci bölümünde tüketim kültürü ve popüler kültüre ilişkin olarak yapılan literatür çalışması yer almaktadır. Üçüncü bölümde reklam ve göstergebilime ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş ve yapılan çalışmalardan söz edilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde son 2 yılda yayınlanan 4 markanın anneler günü reklamlarının göstergebilimsel açıdan çözümlenmesi yer almaktadır. Göstergebilimsel çözümleme için Roland Barthes'ın yönteminden yararlanılmıştır. Tezin son bölümünde ise tez çalışması ile ilgili sonuçlara yer verilmiştir.

Anneler GünüGöstergebilimsel analizPopüler kültür+2
Esra Şentürk
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00