İstanbul Arel University
Anabilim Dalı

Medya ve Kültürel Çalışmalar Anabilim Dalı

İstanbul Arel University

106

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk kültürünün Avrupa'daki etkileri ve Türk Kırmızısı

Başka bir kültürle herhangi bir şekilde karşılaşmadan, tanışmadan, alış-veriş yapmadan, savaşmadan varlığını sürdüre gelmiş bir kültürden söz etmek pek mümkün değildir; özellikle Türkler gibi hareket halindeki bir toplum için. Türkler bu tarihi yolculukta, Çin, Hint, İran, Roma medeniyetiyle temas etmiştir. Dahası, Çin, Hint, İran, Roma topraklarında savaşmış, tanışmış, kalmış, yaşamış, imar etmiş, hükmetmiştir. Zorunlu ya da gönüllü temas; tanışıklığı ve ister istemez etkileşimi beraberinde getirmiştir. Türkler, kuşkusuz bu yolculuk öncesi ve sırasında edindiği birikimi günlük hayatın bir parçası haline getirerek ayakta kalmış, nihayetinde sahip olduğu kültürel donanımla 15., 16. ve 17. Yüzyıllarda dünyada Prof.Dr. Halil İnalcık'ın dediği gibi ''Prestij Toplum'' haline gelmiştir. Haliyle prestij toplumun ürettiği "Prestij Kültür" Avrupa'da kolayca yayılma zemini bulmuştur. Türk Dünyası ile Avrupa devletleri arasında temas noktaları Osmanlı Devleti eliyle, onun Avrupa içlerine sokulmasından sonra çarpıcı bir biçimde artmıştır. Osmanlı maddi kültürü Avrupa içlerinde, kendi kültürünü tebaasına dayatma politikası olmamasına rağmen yayılma zemini bulmuştur. Osmanlılar daha çok, doğu ile batının tarıma dayalı medeniyetlerinin çeşitli kültürel elemanlarının uzun mesafeler arasında aktarılmasını sağlayan ortamı yaratmışsalar da tarım dışı istisnaları yok değildir ve az da sayılmaz. Nesilden nesile kültürel aktarımın bir çıktısı olan, kimya ve tekstil sektörüyle doğrudan ilgili "Türk Kırmızısı" olgusu gibi. Yüzyıllarca nesilden nesile aktarılan Türk Kırmızısı boyama usulü 17. Yüzyılda Osmanlı topraklarında boyanan pamuklunun haslığı ve parlaklığı nedeniyle Avrupalı tüccarların dikkatini çekmiştir. Aynı yüzyılda Avrupa, Hindistan gibi pamuk üretim merkezlerinde sömürgeler edinmiş, pamuktan ucuz ve hafif kumaş elde etme yöntemlerini geliştirmiş, üretimini arttırmış, pamuğun kullanımını yaygınlaştırma çabaları bir yüzyıl boyunca sürmesine rağmen istenilen pazar yakalanamamıştır. Sebebi ise kolonilerdeki dikim alanlarından Avrupa'daki kumaş fabrikalarına taşınan pamuğun istenilen kalitede boyanamamasıdır. Avrupalı tüccarlar bunun için Bursa'da üretilen, talebin artmasıyla Edirne ve İzmir'e taşınan Türk Kırmızısı'nın üretim aşamalarına dikkat kesilmiş, önce formülü sonra da Türk boya ustalarını Avrupa'ya taşımaya başlamışlardır. Bu endüstriyel casusluk gayretleri netice vermiş, kısa zamanda bugünkü Fransa, İngiltere, Almanya, İsviçre ve Hollanda'da Türk Kırmızısı boyama fabrikaları açılmıştır. Bu merkezlerde üretilen Türk Kırmızısı kumaşlar Türk Kırmızısı markasıyla tüm dünyaya satılmıştır. Milli kültürümüzün önemli bir çıktısı olan Türk Kırmızısı'nın Avrupa'daki tarihsel varlığı ve uygulanışı kuşkusuz, 17. Yüzyılda pamuk üretiminin yaygınlaşmasıyla, tekstil sektörüyle, kimya bilimiyle, endüstri devrimiyle doğrudan ilgilidir

AvrupaBoyama teknikleriKültür+7
Duran Şahin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyada tanınırlık ve sanal kimlikler; Youtuber'lar

Kitle İletişim araçlarının internet ile buluşması sonucunda geleneksel medyanın özelliklerini içinde barındıran yeni medya ortaya çıkmıştır. Teknoloji-nin gelişimi, yeni medyayı daha aktif şekilde kitlelerle etkileşimde bulunmasını sağlamaktadır. Bu gelişmelerle internetin yeni teknolojilerle uyum sağlayarak üretilmesi insanlara daha kolay ulaşılabilecek ve daha basit kullanım imkânı sağlayacak, yeni iletişim araçları sunulmaya başlanması ile sosyal medya kavra-mı ortaya çıkmıştır. Sosyal medyanın en önemli özelliği bireylerin geri bildirim yapabilmelerini sağlamaktadır. Gelişen teknoloji sosyal medyayla ortaya çıkan ve internet alt yapısı ile çalışan uygulamaların artmasına sebep olmuştur. Bunlardan en çok kullanılan Facebook, Youtube ve Twitter gibi sosyal medya platformları bireylere kendi kimliklerini sanal ortamda sunabilme hizmeti sağlamak-tadır. Bireyler sanal dünyada kendilerine yeni bir kimlik oluştururken bir popüler kültür ortamında bulunan sosyal medya kullanıcılarının beğenisinin etkisinde kalmışlardır. Bunun nedeni beğenilme, takdir edilme ve yeteneklerini gösterme açısından kendine sosyal medya uygulamalarında yeni bir çevre edinebilme arzusudur. Bu çevre edinme sosyal medya aracılığıyla dünyayla iletişimde ve milyarlarca kullanıcıya ulaşabilmektir. Bunlarla beraber şöhret kavramı da farklılaşan toplumsal yapıyla, kültürel açıdan da değişime uğramaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının sayılarının milyarları bulması sanal ortam-da tanınan kişilerin gündelik hayatta da tanınır olmasıyla Sosyal Medyanın ye-ni bir gücünü de ortaya çıkartmıştır. Youtube bireylerin yeteneklerini ve kendi-lerini gösterebilmelerine olanak sağlayan önemli bir uygulamadır. Youtube'da düzenli olarak videolar yüklemeleri ve sosyal medya da popüler olmaları sonu-cunda ünlenen kullanıcılara '' Youtuber'' denmiştir. Popüler kültürde yerini hızla alan Youtuberlar gerçek hayattaki kimliklerini sıra dışı hale getirip ulaşmak için çaba göstermektedir. Bununla beraber sosyal medya'nın kullanıcılarının artmasında kültür endüstrisinin ve görsel kültürün etkisi büyüktür. Bu çalışma altı Youtuberı sanal kimlik açısından incelerken, konu olarak birbirinden farklı içerikler üreten kişilerdir. Ayrıca konularının farklılıkları izleyici kitlesinin de yaş ve cinsiyet olarak değişmesi açısından da önemlidir. Bu yüzden içerikler çocuk, sanal oyun, makyaj ve güzellik, kişisel gelişim, kültür sanat, araç kulla-nımı ve motosiklet olarak ayrılmıştır. İncelenen Youtuberlar; Barış Özcan, Meltem Güner, Altın Elbiseli Adam, Mithrain, Duygu Özaslan ve Prens Yankı olarak belirlenmiştir. Seçtiğimiz kişilerin, Youtube analizi yapılırken en çok görüntülenen içeriklerinin karşılaştırılması sonucunda oluşturdukları sanal kimliği, izleyiciler açısından daha güçlendiren unsurların; mekân, müzik, kostüm ve kamera gibi fiziki koşullar olduğunun sonucuna varılmaktadır. Hepsi kendi alanlarında bilinen ve en çok izlenen Youtuberlardır. Farklı konuları anlatan Youtuberların Sanal Kimlik açısından kendilerini Youtube'a nasıl yansıttıkları incelenmiştir. Bu inceleme de Youtuberların Sanal Kimlik açısından farklılıklarının yanı sıra ortak noktalarının da olduğunu, verilerle açıklanmıştır. Sonuç olarak Sosyal Medyada kendilerini daha özgür ve farklı bir kimlikle sunan kullanıcılar maddi kazanç için Youtube platformunda belirli kimliklerin daha çok ünlendiği varsayımından hareketle kendi benliklerini ayırt edici biçimde yansıtamadıkları görülmektedir. Diğer bir deyişle Youtuberların sanal kimlik yansımalarında olabildiğince geniş bir izleyici kitlesi oluşturma amacı güdülerek bir-birlerine benzer yanlarının öne çıktığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sanal Kimlik, Youtube, Youtuber

BilinirlikSanal kimlikSosyal medya+3
Tayfun Türkmen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim kültürü ve yaşam tarzı gazeteciliği: Seyahat haberciliği üzerine bir inceleme

Sanayi devrimiyle önem kazanan tüketim kültürü zaman içerisinde toplumsal olarak ihtiyaçtan çok gereksinim haline gelmiştir. Zaman içerisinde değişen teknolojilerin ve gelişen küresel medyanın yarattığı tüketim olgusu, aslında bireylerin yaşam şekillerine uygun imajları tükettiği konusunda yaşam tarzı kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toplumsal süreçte bireylerin, ihtiyaç halindeki tüketim alışkanlığının sürekliliğini devam ettirmesi için yazılı basına önemli roller verilmiştir. Bu tez çalışmasında tüketim kültürü ve yaşam tarzı kavramları arasındaki etkileşim sonucu yaşam tarzı gazeteciliğinin tüketim kültürü başta olmak üzere, yaşam tarzı gazeteciliğinin alanı dâhilinde olan seyahat gazeteciliğinin, medya ve gazetecilik alanına etkileri ve bunun geleneksel gazetecilik normlarına yansıması içerik analizi ve gözleme dayalı yöntemlere dayanarak sorgulanmıştır. Araştırmanın gelişimi yaşam tarzı gazeteciliği içeresinde ve seyahat haberciliğinin dijital medya ve gazetecilik alanına uygunluğu üzerine yapılan incelemelere yer verilmektedir. Yapılan çalışmada saptanan sorunlar ve uzman görüşlerine yer verilerek yaşam tarzı ve seyahat gazeteciliğinin bilgi ve içeriklerinde sunduğu haberler bireyin tüketici isteklerini tüketici pazar ve reklam odaklı haberlere yöneldiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dila Korkmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel medya distopya anlatılarında hegemonyanın inşası

Görsel medyada yer alan bilimkurgu içeriklerinde distopya teması var olmayan bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen karamsar ve kasvetli durumları anlatmaktadır. Distopya temali film ve dizi içeriklerinde genellikle bir kurtarıcı, kahraman rolü atfedilen karakterler bulunurken, diğer bir yandan ise içinde bulunulan sisteme karşı gelen karakterler bulunmaktadır. Söz konusu tez çalışması; film ve dizilerde yer alan distopya temasında karakterlerin iktidar ilişkilerini incelemekte ve hegemonya kavramının inşasına yol açan nedenleri, hegemonik bir sistemin distopik durum anlatısında nasıl işlendiğini ve karakterlerin bu durumlarda dahi aralarında böyle bir sistem oluşturmalarında, toplumsal normların ne gibi bir etkisi olduğunu da baz alarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ile; hem toplumsal normların hegemonya sisteminin işlenişine ne gibi bir imkan tanıdığı hem de karakterlerin yaş,cinsiyet, güç, ırk farklılıklarına göre kendi aralarında ne şekilde ayrıldığını incelemek hedeflenmiştir. Çalışmada görsel medya bilimkurgu türünün tarihsel gelişimi ve ideoloji kavramı üzerinde durularak 'The Society' adlı genç-ergen dizisi hegemonya kavramı ile bağlantılı olarak incelenmesine yer verilmiştir. Bu incelemelerde, hegemonyanın distopya temalı görsel medya ürünlerinde inşa edilişine dair bulgulara rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: distopya, hegemonya, bilimkurgu, The Society, görsel medya

Bilim-kurguDistopyaDizi film+3
İlkim Ergene
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Auteur kuram perspektifinden Bahman Ghobadi sineması

Bu araştırma, filmlerinde kendi tarzını ortaya koymayı başarabilmiş İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi'nin sinemasını auteur kuram çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın kapsamını Ghobadı'nin 1999-2012 yılları arasında yönetmenliğini üstlendiği altı uzun metrajlı sinema filmi oluşturmaktadır. Bu kapsamda Bahman Ghobadı'nin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Sarhoş Atlar Zamanı, Anavatanımın (Annemin Ülkesinin) Şarkıları, Kaplumbağalar da Uçar, Yarım Ay, Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok ve Türkiye-İran ortak yapımı Gergedan Mevsimi filmleri, metin analizleri anlatıları, karakterleri ve dramatik yapıları ile ele alınmaktadır. Yönetmenin filmlerindeki içeriksel, biçemsel özellikler Andrew Sarris'in üç öncülü (Teknik ustalık, Kişisel tarz, İçsel anlam) ve Peter Wollen'ın yapısalcı yaklaşımı göz önüne alınarak yönetmenin Auteur bir yönetmen olup, olmadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Ghobadı'nin auteur analizi çerçevesinde teknik ustalığının özellikleri, tarzının oluşumu açısından sinema dilinin özellikleri, sinemasındaki içsel anlam, mekân, karakter ve tema özellikleri incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, öyküleri kadar, yapaylıktan uzak dramatik unsurlarıyla da dikkat çeken filmleri arasında ortak temaların bulunması, karakterlerinin birbirinin devamı niteliğinde olması, mekânın filmlerde bir karakter olarak sergilenmesi, kullandığı metaforik anlatımla yeni bir gerçekçilik anlayışı sergilemesi gibi özellikleriyle Bahman Ghobadi'nin auteur bir yönetmen olduğu ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Auteur Kuramı, Bahman Ghobadi, Yönetmen Sineması.

AuteurizmGhobadi, BahmanSinema+2
Güzide Çaylı
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupalı yönetmenlerin yasa dışı göç olgusuna bakışı ve filmlerinde tasviri

Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanları göçe iten çeşitli faktörler vardır. Göçler; gelişen ekonomik, siyasal ve sosyal olaylar neticesinde gerçekleşmektedir. Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan küreselleşme süreciyle yeni bir yapılanma içine giren dünyada, göç kavramı da değişkenlik göstererek zamanla sayısal bir artış göstermiştir. Son yıllarda Orta Doğu, Asya, Afrika ve özellikle Suriye'de yaşanan siyasi mücadeleler sonucunda, Avrupa'ya göçmen akınları artmıştır. Yaşanılan bu göç ve devamındaki sığınmacı akınları sinemada işlenen önemli temalardan biridir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da artan göçmen nüfusu ve bu nüfusun sinema faaliyetlerinde bulunması göç sineması kategorisi üzerine düşünülmesini gerektirmiştir. Çalışmada, ulusal sinema paradigmasının açıklamakta yetersiz kaldığı göç ve göçmen sineması, ulusötesi sinema ve göçmen sinema literatürü üzerinden değerlendirilmiş ve çağımızın ihmal edilemeyen gerçeklerinden olan yasa dışı göç olgusuna gerçekçi sinema perspektifinden bakılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, son dönemlerde yaşanan yasa dışı göç, mülteci ve sığınmacı krizine Avrupa kökenli yönetmenlerin benzer bir bakış açısı geliştirdikleri tespit edilmiştir.

FilmGöçlerGöçmenler+6
Burak Buğra Komlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rusya'nın Suriye iç savaşı politikasının Rusya Federasyonu ve ABD ana akım medyasındaki yansımaları

15 Mart 2011 tarihinde Suriye'de başlayan iç savaş Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre, ortalama yarım milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. 1946'da Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Suriye Arap Cumhuriyeti'nin özellikle enerji, jeopolitik ve jeo stratejik konumundan ötürü süper güçler için ilgi odağı olduğunu söylemek mümkündür. 2011'de başlayan iç savaşın dört yıl içinde rejim muhaliflerinin zaferine doğru ilerliyor olması Rusya'nın ilgisini çekmiş, aynı zamanda da endişesini artırmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemine dayanan diplomatik ilişkiler, 2015 yılında Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na doğrudan müdahalesi ile daha da ilerleyerek bir askeri ittifaka dönüşmüştür. Rusya'nın bölgesel çıkarları adına Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında gelişen, 2020 itibariyle de devam eden süreç dünya medyasının oldukça dikkatini çekmiştir. Günümüzde medyanın güvenilirliği ve gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı tartışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada, Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında bölgede yürüttüğü politikaların ve askeri faaliyetlerin Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya basınından aktarılan örneklerle, gerçeklik ve propaganda ilişkisi bağlamında, elektronik basın ortamı incelenerek aktarılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriGazetelerMedya+5
Bartu Eken
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kürt romanında Türk imgesi

Yazıldığı dönemin ve toplumun izlerini taşıyan edebi eser, ilişkili olduğu toplumun kolektif hafızasından hareketle içerisinde başka anlamlar da barındırır. Edebi eser ve toplumun bu açık ve görünür olan ilişkisinden dolayı toplum içinde var olan fikirlerin anlaşılmasında edebi üretimlere bakmak doğru yollardan birisidir. Bu durumda, edebi eserin üretildiği sosyo-tarihsel koşulların dikkate alınması temel faktörlerden bir tanesidir. Her yeni dönem kendisiyle birlikte belirli baskın yönelimler getirmektedir. Böyle belirli bir dönemde üretilmiş eserler de o dönemin öne çıkan özelliklerini yansıtmaktadır. Bu tezde, içinde bulunduğu edebi gelenek açısından önem arz eden; Erebê Şemo'nun Şivanê Kurmanca (Kürt Çoban-1935), Mahmut Baksi'nin Gundikê Dono (Dono Köyü-1988), Mehmed Uzun'un Bîra Qederê (Kader Kuyusu-1995), Abbas Abbas'ın Şivanê Berxan (Kuzu Çobanı-2004), Bavê Nazê'nin Miriyê Heram (Necis Ölü-2009) ve Rênas Jiyan'ın Bacanên Pelçiqî (Ezilmiş Domatesler-2017) adlı Kürt romanlarında Türk karakterlerin nasıl ele alındığı ve öteki olarak Türk imajının nasıl oluşturulduğu incelenmiştir. İncelenen romanlarda Türk imajının anlaşılabilmesi için; "öteki", "kimlik", "kolektif kimlik" ve "imge" kavramlarına başvurulmuş ve söz konusu kavramların inceleme konusu edilen edebi eserlerde ne anlama geldiği tartışılmıştır. Romanlar, edebiyat sosyolojisi bağlamında metnin yorumlanmasını sağlayan nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Türk imajının, tezde incelenen romanlar bağlamında ortak noktaları olduğu gibi dönem ve romanın temasına göre belirli farklıklar sergilediği de görülmüştür. İncelenen romanlarda bütünlüklü ve aynı doğrultuda şekillenen mono-tipik bir Türk imgesi söz konusu olmasa da genelde gözlenen temsillerin birbirine yakın olduğu sonucuna varılmıştır. Belirlenen kategorilere göre imajlar benzerlik ve farklılıklarına göre değerlendirilmiştir.

KimlikKürtlerKürtçe+2
Aziz Tekin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medya çağında değişen ve dönüşen televizyon haberciliği

Yapılan bu araştırmada, 20. yüzyılın sonlarında ki iletişim ve yayıncılık alanında yaşanan gelişmelerin yansıması olarak ortaya çıkan teknolojik kullanımlarının televizyon haberciliğine katmış olduğu değişim ve dönüşümlere bakılmıştır. Kitlelere haber akışı sağlayan ve kitlelere isteği gibi mesaj iletişimi yapan geleneksel medya yerine kitlelerin kullanımına sunulan ve kendini yenileyerek devam eden yeni medyanın televizyon haberciliği üzerinde olan değişim ve dönüşümleri incelenmiştir. Çalışmanın yöntemi olarak Türkiye'de haber merkezlerinin görüntülü medya departmanlarında çalışanları ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmada, görüntülü medya servisi çalışanlarına Bir kaynak olarak internetin televizyon haberciliğine etkileri nelerdir?, Yeni bir yayın mecrası olarak yeni medya televizyon için tehdit mi fırsat mıdır?, İnternet sonrası yeni televizyon haber merkezlerinin yapısı nasıldır? 24 saatlik haber döngüsü (24 saat boyunca içerik oluşturma) gazetecilik kalitesine etkisi nedir? gibi sorular yöneltilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda internetin televizyon haberciliği için önemli bir kaynak olduğuna ve yeni medya ile birlikte artık televizyon haberciliğinin geleneksek yapısından ayrışarak farklı bir yapıya büründüğüne, mobil teknolojiler ile birlikte ise zaman ve mekan algısında değişimlere yol açmıştır. Anahtar Kelimeler; Yeni Medya, İnternet, Yakınsama, Haber kavramı, Televizyon Haberciliği

HabercilikHaberlerSosyal medya+4
Gökhan Sarıca
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına yönelik şidettin dijital iletişim perspektifinden incelenmesi: Türkçe ve İngilizce Twitter paylaşımlarının karşılaştırılmalı analizi

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle beraber iletişim farklı boyutlara ulaşmıştır ve dijital iletişim kanalları yaygın bir şekilde kullanılır hale gelmiştir. Bu yüksek lisans tezinin amacı kadına yönelik şiddet konusunu dijital iletişim perspektifinden değerlendirmektir. Bu maksatla, öncelikle medyada kadın temsili ve sonraki bölümde ise şiddet konusu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma bölümünde ise kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın kuruluşlarının ve platformlarının Twitter hesaplarında yer alan, kadına yönelik şiddet konusunu içeren paylaşımlar Türkçe ve İngilizce olarak karşılaştırılmıştır.

Duygu analiziKadına yönelik şiddetKadınlar+6
Arzu Aydoğdu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk spor gazetelerinin haber üretiminde sosyal medyanın etkisi

İnternet kullanımının evimize hatta cep telefonlarımıza kadar girmesi yaşamımızı etkilemektedir. Bu etkileşimden gazetecilik de kendini yenileme zorunluluğu hissetmektedir. Haberin hızlı tüketilmesi gazeteleri ikinci plana iterken sosyal medyayı ön plana çıkarmaktadır. Spor haberleri yapan muhabirler, kendini bu değişime ayak uydurmak zorunda hissetmektedir. Bu varsayımdan hareketle günlük spor gazeteleri Fanatik ve Fotomaç'ta çalışan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş muhabirleriyle derinlemesine görüşme yapılarak sosyal medyanın haber yapma üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu kapsamda 10 soru üzerinden muhabirlere sorular sorulmaktadır. Görüşmeler sonunda haber yaparken muhabirlerin sosyal medyadan oldukça etkilendiği gözükmektedir. Sosyal medyanın gücüne inanan muhabirler ayrıca bu mecranın yeni bir iş kapısı olduğunu da doğrulamaktadırlar. Gazeteler haberin hızına yetişmek için sosyal medyayı etkin kullanmaktadır. Literatür taraması ve derinlemesine mülakatla yapılan araştırmada elde edilen bulgular geleneksel medya ile teknolojinin hayata kattığı sosyal medya kıyaslanarak sonuca gidilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Haber, Gazete, Sosyal medya, Gazeteci

GazetelerHaber üretimiSosyal medya+3
Mesut Yıldırım
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de dış göç-sinema ilişkisi: Yeşilçam örneği

Türk sinemasını, geçirdiği tüm süreçler ekseninde; yenilik, işlevsellik ve izleyici ile bağ kurma açısından en büyük devinimi yaşadığı 60'lı ve 70'li yıllar olmadan incelemek, sinema endüstrisi kavramını eksik olarak ele almak olacaktır. Bu yıllarda ülkenin sosyolojik ve kültürel normlarının bir nevi yozlaşmasında etkili olan emperyal ve kapital düzenin ülkedeki yükselişi; bu yükselişin etkisi altında "köy" kavramından, "şehir" kavramına göç etmiş "köylü" temsilinin, bu yükselişin karşısında ki sosyalist tavrı benimseyip, bu tavırla "köy-şehir", "köylü-şehirli" veya "zengin-fakir" vb. ayrıklık ve tipolojileri üzerine akıl yürütmesiyle, Türk sineması, Türk sinemacılarının bu ayrım üzerinden yaptıkları okumalarla anlattıkları şehir ya da köy insanın içindeki feodal yapının hikâyeleri etrafında şekillenmiş bir sinema yapma pratiğine dönüşmesine yol açmıştır. Söz konusu dönem gerçekçi bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Sinema sektörü oldukça işlevsel ve sanatın toplum üzerindeki etki alanının sonuna kadar kullanıldığı bir sinema üretim sürecine yönlendirerek; belki de ülkenin yegâne sinema yapma tarzını oluşturmuştur. Sanatın herhangi bir alanını taşıyıcı bir dönem olmadan düşünmek, sanatı eksik olarak anlamaya sebep olmaktadır. Bu sebeple Türk sinemasının toplumcu bakış açısı ve aklı yürütmesiyle yapılmış bu döneminde taşıyıcı bir ortam olmadan düşünmek sinema kavramını eksik algılamamıza yol açacaktır. Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve sosyolojik yapısının düzenlenmesinde etkili olan göç kavramı ile sinema ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Çalışmaya yön veren nedenlerin başında sinema ile göç kavramının varoluşsal bağı yer almaktadır. Her iki kavram da modern zamanın ürünü olarak birbirlerinden beslenmektedirler. Sinema sektörünün aynı zamanda bir sanayi dalı olması sebebiyle de çalışmada iki boyutlu bir analiz ve kıyaslama gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak dış göç ve sinema ilişkisinin sinema endüstrisinin gelişimine ve pazarına etkisi oldukça fazladır. Göç kavramı sinema filmlerinin baş hikâyelerini oluşturmaktadır. Bu da sinemayı popüler hale getiren konuların bu alandan beslendiği anlamına gelmektedir. Dış göçün sosyal ve ekonomik bir sorun olarak karşımıza çıktığı ve Türk sinemasının yeniden canlanmasında etkisi olduğu görülmüştür. Bu durumunda yurtdışında yaşayan göç etmiş vatandaşlara ve kendi ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza aksettirilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimler: Göç, Sinema, Yeşilçam, Ekonomi

EkonomiGöçlerSinema+4
Fatih Karpuzoğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşımı hakkında farkındalık: Instagram örneği

Sosyal medya platformları günümüzde insanların sıkça kullandıkları ve zaman geçirdikleri yerlerdir. Bu platformlarda insanlar kişisel olsun ya da kişisel olmasın birçok paylaşım yapmaktadırlar. Buradan hareketle kullanıcıların sosyal medya platformlarında kişisel verilerini paylaşırken ne derece farkındalık sahibi oldukları önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında sosyal medya kullanıcılarının kişisel verileri paylaşma ile ilgili farkındalık düzeyleri araştırılacaktır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi kapsamında sosyal medya platformlarından Instagram'ı kullanan kişilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan ve Instagram sosyal medya platformunu kullanan 24 kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu araştırmaya katılanların çoğunluğunun Instagram'ı boş vakit geçirmek için kullandıkları, Instagram'a günde 2-3 saat arası girdikleri, Instagram'da daha çok kendi video ve fotoğraflarını paylaştıkları, kişisel verilerini nadir olarak paylaştıkları, özel deneyimlerini ve gelişmeleri paylaştıkları, kişisel paylaşım yapmanın kendilerini iyi ve mutlu hissettirdiğini, hesap ayarlarını daha önceden kontrol ettiklerini ve kendilerine özgü özellikle gizlilik düzenlemeleri yaptıkları, güvenlik sınırları hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, dijital haklarının neler olduğunu araştırmadıkları ve bu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığı ve kendilerini bu mecraya hakim ve bu ortamda güvenli hissetmedikleri saptanmıştır.

Bilgi paylaşımıFarkındalıkFotoğraf paylaşımı+5
Fatma Gizem Nuhoğlu Üner
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyanın liberalleşmesi sonrası post-truth kavramı: Afgan göçmenlerin durumlarının medyadaki yansımaları

Bu tez çalışmasında; liberalleşen medya sonrası ortaya çıkan post-truth kavramı incelenmektedir. Kavram, liberalleşmenin yaşanmasından sonra birçok alanda faaliyet gösteren iş insanlarının medya sektöründe de etkin rol almasının etkileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda medya patronlarının farklı sektörlerde de iş faaliyetlerini sürdürmesinin haberler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu durum ise Afganistan'da yaşanan olayların ardından oradaki insanların Türkiye'ye göçmesi üzerinden ele alınarak Afgan göçmenlerin durumlarının nasıl işlendiği ana akım, muhalif ve alternatif medyadaki haberlerde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerin ardından Afgan göçmenlerin ana akım, muhalif ve alternatif medyada farklı ele alındığı, diğer iş kolları nedeniyle hükümet ile ikili ilişkileri olan medya patronlarının kuruluşlarındaki haberlerin de tamamen iktidarın görüşüne göre okura sunulduğu saptanmıştır. Muhalif medyadaki haberlerin, benimsenen ideolojik görüş çerçevesinde ele alındığı değerlendirilirken, alternatif medyada azınlık haklarının korunduğu ve okura doğru bilgiyi aktarmanın ön plana çıktığı saptanmıştır.

AfganistanGöçmenlerHaberler+5
Melih Kadir Yılmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada erkekliğin inşası: "Zuhal Topal'la Sofrada programı"

Toplumsal düzlemde kimlik edinme ve özneleşme sürecinde cinsiyetin belirgin bir rolü vardır. Bu rol aslında kültürel bir yapının sonucudur. Toplumsal düzen cinsiyetlere belirli davranış ve düşünüş biçimleri kodlar. Bu kodlar özünde iktidarın kurallarına ve bireyler için uygun gördüğü normlara işaret etmektedir. Ataerkil sistemin devamlılığını sağlamak adına Foucault'ya referansla iktidar söylemsel olarak özneyi inşa eder. Bu inşa sırasında toplumun değerleri ve "normalleri" temel alınır. Toplumsal cinsiyetin oluşumu toplum yapısına göre şekillenir. Bu bağlamda çalışma, Judith Butler ve Michel Foucault'nun görüşleri esas alınarak iktidar, özne, söylem gibi kavramların toplumsal cinsiyet yapısındaki merkezi konumuna dikkat çekmekte ve hegemonik erkekliğin inşasına odaklanmaktadır. Çalışmada, medya aracılığıyla yeniden üretilen ataerkil söylemin açığa çıkarılması, erkekliğin inşasının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Fox Tv'de yayınlanan Zuhal Topal'la Sofrada (2018) programı oluşturmaktadır. Seçilen bölümler feminist eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın ataerkil ideolojinin pekiştiricisi olduğunu ortaya koymaktadır. Programda kadınlık dolayımıyla erkeklik yeniden üretilmekte eril söylemler aracılığıyla pekiştirilmektedir.

Beden inşasıBenlik inşasıErkekler+7
Aygül Atay
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına yönelik şiddet haberlerinde medyanın eril tutumu: Yeni Şafak, Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinin incelenmesi

Şiddet; fizyolojik, psikolojik olarak bireyin ruhsal veya fiziksel şekilde yaralanmasına sebep olan durumlardır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dayalı ortaya çıkan ataerkil sistem, kadına şiddeti de beraberinde getirmektedir. Ataerkil sistemlerde cinsiyet ayrımcılığına dayalı nedenlerle kadına şiddet sürekliliğini sağlar. Toplumsal Cinsiyet (Gender) normları bağlamında, ayrımcılığa (sexual- gender) uğratılarak ötekileştirilen kadın üzerinden, kadın düşmanlığı (misogory) inşa edilir. Kadın cinayetleriyle ilgili yapılan haberlerde, medya çalışanlarının da ataerkil sistem yapısına yönelik bu haberleri kurguladıkları gözlemlenmektedir. Eril söylemlerle kurgulanan haberler, tiraj kaygısı nedeniyle de sansasyonel içeriklerle kamusal alana sunulmaktadır. Bu sorunsaldan yola çıkarak, çalışmada kadın cinayeti haberlerinin söylem biçimleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, medya tarafından oluşturulan kadın cinayetleri haberlerinde kullanılan eril söylemleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın önemi ise, kadın cinayetleri günümüzde güncelliğini korumaktadır bu nedenle literatürde buna yönelik çalışmaların da güncelliği önem arz etmektedir. Örneklem olarak, Cumhuriyet, Hürriyet ve Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Çalışma 2021 yılının Ağustos ve Eylül ayları internet sitesi haberleri şeklinde sınırlandırılmıştır. Çalışmanın yönteminde eleştirel söylem analizi (ESA) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde kadın cinayetleri haberlerinin eril kodlar barındırdığı toplumda var olan eril şiddeti pekiştirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Eril Söylem, Şiddet, Haber

Cumhuriyet gazetesiErilEril bakış+7
Ayşegül Erkaya Arslan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cinsiyetsizleştirme ve BTS örneği

İnsanların birbirlerini tanımlamak için kullandığı sınıflandırmalardan en çok bilinen, kullanılan, farkında olmadan tekrar edilen yöntem cinsiyete dayalı olandır. Kız-erkek, kadın-erkek, bay-bayan gibi kelimelerin günlük hayatımızda ne kadar çok kullanıldığı kolayca gözlemlenebilir. Bu kadar kolay görülebilir olması, elimize ulaşan en eski edebi eserlerde ve kutsal kitaplarda da cinsiyete dayalı sınıflandırmalara rastlanması, bu ayırımın insanlık tarihi kadar eski olduğu kanaatini pekiştirmektedir. Kadın ve erkek ikiliği, geçmişten günümüze her toplumda belirleyici ve ayırıcı bir unsur olmuştur. Son yıllarda büyük bir hızla çoğaldığını gözlemlenen cinsiyet temelli toplumsal hareketlerden bazıları karşı cinsin davranışlarını benimseyen bireylere dikkat çekerken bazıları da cinsiyetsiz olmayı önermektedir. Ne zaman, nasıl olduğu tamamen kişinin arzusuna göre değişen bu süreç, gün/saat/hafta/ay gibi zaman sınırı olmadan, bir cinsiyetten diğerine geçmeyi "akışkanlığı" vurgulamaktadır. Akışkan cinsiyetin normal kabul edilmesi kadın ve erkek ikiliği yerine "cinsiyetsizlik" alternatifini sunmaktadır. Tanınmış medya idollerince sıkça tekrarlanan, bizzat yaşanarak örnek olunan cinsiyetsiz yaşam alternatifi, özellikle karakter gelişim sürecindeki çocuklar ve gençlerin sıkça maruz kaldığı bir söylem olarak cinsiyetsizliği normalleştirmekte, cinsiyetsiz bir toplum önermesi sunulmaktadır. Çocuklar ve gençlerin severek takip ettiği, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda dünya liderleri önünde Birleşmiş Milletler 2030 hedeflerini desteklemek için konuşma yapan, "Dünya çapındaki gençlerle bağlantı kuran olağanüstü seçkin genç erkekler grubu" olarak lanse edilen, Kpop'un önemli temsilcilerinden BTS grubu, cinsiyetsizleştirme ve akışkan cinsiyet yöneliminin marka yüzü, marka elçisi olarak tanımlanabilir. BTS'in 9-14 yaş çocukların cinsiyet algıları üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlayan bu çalışmada BEM Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmış, çocukların anlamasını kolaylaştırmak için bazı kelimelerin açıklamaları eklenmiştir.

BTSCinsiyetsizleştirmeK-pop+4
Özgür Özlem Gülmez
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültür yoğun yerlerin anlaşılmasına yönelik bir yaklaşım olarak ritimanaliz: Mersin Turgutreis Mahallesi üzerine bir inceleme

Bu çalışma, kentin kültürel zenginliğinin bir parçası olan ancak örtük yapısı nedeniyle kentsel planlama çalışmalarında yeteri kadar ön plana çıkmayan, yaşanan hızlı değişim ve dönüşümler sonucunda kendi has ritimlerini kaybederek özgün kültürünü yeniden üretemeyen kültür yoğun yerleri konu edinmektedir. Çalışma, mikrokozmoslara karşılık gelecek şekilde kavramsallaştırılan kültür yoğun yerleri tanımlamayı ve anlamayı amaçlamakta ve bu alanların kent için öneminin ortaya konmasını hedeflemektedir. Bu amaç ve hedefe ulaşabilmek için, bir sosyo-mekânsal yaklaşım olan ritimanaliz yöntemine başvurulmuştur. Yeni bir bilgi ve bilim alanı olarak tanımlanan, nitel ve nicel araştırma yöntemlerini bir araya getirmeye olanak sağlayan ritimanaliz yöntemi, kentsel mekânı analiz etmek ve düşünmek için yeni imkânlar sunabilen bir araçtır. Ritimanalizden hareket eden ve antropoloji, sosyoloji ve mekân bilimlerine dayanan çok-disiplinli bir bakış açısıyla bu çalışma kapsamında geliştirilen ritimanaliz çerçevesi ile kültür yoğun yerlerin doğasında var olan tekrarlayan ritimlere ve onların hem zamansal hem de mekânsal ritmik izlerine odaklanılmaktadır. Bu sayede, bu yerlerin ritimleri üzerinden iç dinamiklerini ve özgün yapılarını anlamak, bu yerlere yönelik yeni açıklama olanakları geliştirmek ve bu yerlerin çok kültürlü kentsel yapı içindeki önemini ortaya koymak mümkün olabilmektedir. Çalışmada, kültür yoğun yerlerin kendine has dinamiklerinin ortaya konulması için geliştirilen kültür yoğun yerlerin ritimleri analiz çerçevesinin uygulanmasına ilişkin örnek çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda, kültür yoğun bir yer olarak tanımlanan Mersin Turgutreis Mahallesi'nde ikamet eden Romanların kültürel değerleri ve gündelik yaşamlarına ilişkin sosyo-mekânsal pratikleri incelenmiştir. Bu inceleme, derinlemesine görüşme, anket ve katılımcı gözlem ile katılımcı olmayan gözlem yoluyla elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Hem teorik çerçeveye hem de çalışma alanında yapılan pilot çalışmaya dayalı geliştirilen ritimanaliz çerçevesi bağlamında, Mersin kentinin çok kültürlü yapısı içinde yaşayan etnik bir grup olan Romanların gündelik hayat ritimleri; sosyo-kültürel ritimler, doğal ritimler, algısal ritimler ve mekânsal ritimlerden oluşan dörtlü ritim grubu üzerinden ele alınmıştır. Bu ritim grubunun incelenmesi, Romanların gündelik hayatının kapsamlı bir şekilde ritimler yoluyla anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Araştırma bulguları; kültür yoğun yerlerin alansal farklılaşmasındaki temel unsurun, bu alanların kendine has özelliklerini oluşturan ritimleri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ritimlerin, gündelik hayat içerisinde sosyal, kültürel ve ekonomik olgular, etkinlikler ve faaliyetler ile mekânda yaşayanların alandaki doğal unsur ve olaylar ile kurdukları ilişki ve alandaki görme, işitme ve kokuya dayanan algısal öğeler ile ilişkili olduğu, bunların zamansal ve mekânsal olarak tekrar ettiği tespit edilmiştir. Bu tekrarların, ele alınan ritme bağlı olarak haftalık, aylık, mevsimsel ve yıllık döngüler içinde gerçekleştiği; Mersin Turgutreis Mahallesi ve yakın çevresinde yoğunlaştığı ve bu alanın Roman kimliğiyle özdeşleşmiş bir yer haline geldiği tespit edilmiştir.

Servet Karaca
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Travma Sineması: Beynelmilel ve Babam ve Oğlum'a eleştirel bir bakış

Cinema, one of the most popular instruments of mass media, is also a product of the society and it cannot be thought to be independent from the social history. Beynelmilel (Sırrı Süreyya Önder, 2006) and Babam ve Oğlum (Çağan Irmak, 2005), being popular Turkish films can be put and analyzed under the category of 12 September films and trauma films. The characters in both films bear the features of traumatic personalities produced by the 12 September coup and its aftermath. The two films create a cinematic field to discuss the 12 September trauma and its impacts. Beynelmilel and Babam ve Oğlum should therefore be paid attention and analyzed, as popular products of the society.

Özge Üstüner Wambach
İhsan Doğramacı Bilkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye'deki İslamcı mizah dergilerinin ideolojik söylemi: Misvak örneği

This thesis focuses on the ideological discourse of Misvak, one of the most popular Islamist humor magazines in Turkey in the 2000s. By analyzing the magazine's cartoons, the study first attempts to reveal the general characteristics and the function of humor in Misvak. Then it discusses how Islamism is presented as the primary ideological position in the magazine. In order to uncover absences and silences in the discourse, the purpose of the thesis is also to investigate whether there is discursive parallelism between the magazine and the AKP government or not. Finally, within the context of kulturkampf and hegemony debates, the study aims to show how enemy images are constructed in Misvak by analyzing visual texts. Keywords: humor, Islamist humor magazines, hegemony, the AKP, enemy images

Adalet ve Kalkınma PartyAdalet ve Kalkınma PartyMagazines+7
Nazlı Hazal Tetik
Middle East Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye'de film dağıtım sektörü: Sinema politikaları bağlamında bir inceleme

This thesis examines Turkey's film distribution sector, which directly affects the demand of the audience. In this context, answers to how and why questions about the functioning of the film distribution market. This thesis, which aims to answer how the sector works through the market structure, reveals why the sector works like this through the analysis of cinema policies. In this context, the thesis aims to reveal the current structural problems of the film distribution market, which can also be seen as a repercussion of various state policies and regulations. This thesis, which claims that cinema policies are shaped according to the interest groups in the cinema industry and that these policies reproduce the structure of the industry, asks the question of how the state-cinema relationship evolved in the context of changing cinema policies in between 2005-2019. The answer to this question is to be sought through the analysis of the film distribution sector. This sector has been analyzed in the framework of the concepts of concentration, ownership, and state intervention. The correct audience preference is examined from the existent market structure. Because demand regulation mechanisms operated by film distributors shape the audience demand. In other words, the main extension of the power relations established by the distribution process in a capitalist social formation can be found in the demand regulation mechanism where the motion pictures can be circulated or prevented.

Distribution problemsDistribution companiesFilm+3
Aylin Genç
Middle East Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
10
Yüksek LisansAçık ErişimEN

1960'lı ve 1970'li yıllarda sol eğilimli entelektüellerin yazdığı halk anlatılarının uyarlamalarının metinlerarası incelemesi

This thesis analyses adaptations of folk narratives written by left-oriented intellectuals in the 1960s and 1970s in an intertextual context. By analyzing 16 adaptations of folk romances and stories, the study tries to reveal ideological and political transformations, changes and additions in literary characteristics of narratives in terms of content and form. Then it discusses how folk materials were reinterpreted from the leftist perspective by examining dominant conflict of narratives, depictions of popular folk characters, their helpers and opponents, conceptualization of love between heroes and heroines and utterances of characters by associating them with contextual factors. Within this frame this thesis tries to reveal what kind of meaning these adaptations created and how it differs from the preceded versions of folk narratives.

NarrativeIntellectualFolklore+2
Esra Mine Güngör
Middle East Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Popüler kültür kıskacında Türkçe rap müzik

Hip-hop has become one of the omnipresent and popular form of cultures in the present-day, which spreads across the world and the most known elements of this culture has always been rap music. This music becomes a way of expression to raise a voice against the social problems throughout its history. This study examines how the resistance in Turkish rap music has transformed within the grip of popular culture. In this context, the formation of Turkish rap music will be discussed and analyzed through the analysis of in-depth interviews. Before the analysis of the interviews, this thesis firstly attempts to focus on the history of hip-hop culture and rap music along with the link between the resistance and rap music. Then, it aims to discuss journey of rap music from Germany to Turkey. Finally, the study aims to reveal the different aspects of resistance in Turkish rap music by referring to the individual and social components of this music. This thesis also argues that resistance in Turkish rap music is ambiguous in terms of how it expresses itself.

ResistanceHip-hopMusic industry+4
İrem Elbir
Middle East Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Türkiye'de e-spor ve oyun evleri: Emek, cinsiyet ve etkilenim

E-sports is a global industry based on professional and competitive playing of videogames, where revenues reach 1 billion dollars. The field of e-sports blends sports, technology and gameplay within a masculine, heteronormative, and entrepreneurial context. E-sports players work, play and live within gaming houses. Based on ethnographic research in gaming houses, e-sports events, and semi-structured interviews with players, families, and fans, this thesis aims to understand how professional e-sports players "playbor" within the context of post-industrialism where the path to a "good life" comes through not hard work but passionate play. This thesis reveals the ways in which neoliberal fantasies of love have permeated e-sports. Furthermore, it shows how heteronormative gender structures already inherent in videogames and physical sports get to be reproduced themselves within e-sports. Through an interdisciplinary framework between digital game studies, media studies, and digital labor studies, this thesis ultimately demonstrates the tensions and contradictions of how contemporary youth negotiates the promises of digital play with the realities of contemporary market economy within the context of the Global South.

Computer gamesGender identityElectronic sports+5
Önder Can
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyanın liberalleşmesi sonrası post-truth kavramı: Afgan göçmenlerin durumlarının medyadaki yansımaları

Bu tez çalışmasında; liberalleşen medya sonrası ortaya çıkan post-truth kavramı incelenmektedir. Kavram, liberalleşmenin yaşanmasından sonra birçok alanda faaliyet gösteren iş insanlarının medya sektöründe de etkin rol almasının etkileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda medya patronlarının farklı sektörlerde de iş faaliyetlerini sürdürmesinin haberler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu durum ise Afganistan'da yaşanan olayların ardından oradaki insanların Türkiye'ye göçmesi üzerinden ele alınarak Afgan göçmenlerin durumlarının nasıl işlendiği ana akım, muhalif ve alternatif medyadaki haberlerde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerin ardından Afgan göçmenlerin ana akım, muhalif ve alternatif medyada farklı ele alındığı, diğer iş kolları nedeniyle hükümet ile ikili ilişkileri olan medya patronlarının kuruluşlarındaki haberlerin de tamamen iktidarın görüşüne göre okura sunulduğu saptanmıştır. Muhalif medyadaki haberlerin, benimsenen ideolojik görüş çerçevesinde ele alındığı değerlendirilirken, alternatif medyada azınlık haklarının korunduğu ve okura doğru bilgiyi aktarmanın ön plana çıktığı saptanmıştır.

AfganistanGöçmenlerHaberler+5
Melih Kadir Yılmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişisel verilerin sosyal medyada paylaşımı hakkında farkındalık: Instagram örneği

Sosyal medya platformları günümüzde insanların sıkça kullandıkları ve zaman geçirdikleri yerlerdir. Bu platformlarda insanlar kişisel olsun ya da kişisel olmasın birçok paylaşım yapmaktadırlar. Buradan hareketle kullanıcıların sosyal medya platformlarında kişisel verilerini paylaşırken ne derece farkındalık sahibi oldukları önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında sosyal medya kullanıcılarının kişisel verileri paylaşma ile ilgili farkındalık düzeyleri araştırılacaktır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden nitel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi kapsamında sosyal medya platformlarından Instagram'ı kullanan kişilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler yer almaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan ve Instagram sosyal medya platformunu kullanan 24 kişi oluşturmaktadır. Sonuç olarak bu araştırmaya katılanların çoğunluğunun Instagram'ı boş vakit geçirmek için kullandıkları, Instagram'a günde 2-3 saat arası girdikleri, Instagram'da daha çok kendi video ve fotoğraflarını paylaştıkları, kişisel verilerini nadir olarak paylaştıkları, özel deneyimlerini ve gelişmeleri paylaştıkları, kişisel paylaşım yapmanın kendilerini iyi ve mutlu hissettirdiğini, hesap ayarlarını daha önceden kontrol ettiklerini ve kendilerine özgü özellikle gizlilik düzenlemeleri yaptıkları, güvenlik sınırları hakkında yüzeysel bilgiye sahip oldukları, dijital haklarının neler olduğunu araştırmadıkları ve bu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığı ve kendilerini bu mecraya hakim ve bu ortamda güvenli hissetmedikleri saptanmıştır.

Bilgi paylaşımıFarkındalıkFotoğraf paylaşımı+5
Fatma Gizem Nuhoğlu Üner
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD 19 pandemisinin film festivallerine olan yansıması: Bir alan araştırması

Küresel salgın sonucu farklılaşan yeni dünya düzeninde dijital çağ popülerliğini giderek arttırmış ve artık 21.yy'da toplumsal yaşamın parçası olmuştur. Bu süreç sosyal mesafeyi, gündelik yaşam içerisine yerleştirmiş, toplumlar fiziksel kalabalıklardan uzaklaştırılmıştır. Böylelikle dijital platformlar fiziksel algıların yerine geçerek artık bireylerin birer ayrılmaz parçası olmuştur. Tüm işlemler dijital platformlardan gerçekleşmeye başlayarak insanlar yüz yüze değil bir araç sayesinde birbirleri ile iletişim kurmaya başlamışlardır. Fakat evrimleşen bu düzende nasıl her alan farklılaşmaya zorunlu kalmış olsa da sanatta bu süreçten etkilenen bir dal olmuştur. Özellikle kurumsal organizasyonlar sonucu oluşan, belirli tarihler arasında düzenlenen festivallerde dijital çağa ayak uydurmak zorunda kalmıştır. Bu çalışma kapsamında, COVID-19 Pandemisinin film festivallerinin çevrimiçi gösterim olanaklarına olan yansıması bir alan araştırmasıyla seyirci temelinde incelenmiştir. Niteliksel araştırma yönteminden yola çıkılarak betimsel analiz gerçekleştirilerek derinlemesine görüşme yapılacaktır. Yapılan görüşme Türkiye'deki film festival izleyicilerinden oluşarak festival seyircisinin pandemi nedeni ile sanatsal aktivitelerin çevrimiçi olarak yayınlanması sonucunda meydana gelen değişimler karşısında nasıl bir tavır aldığını ve deneyim farkının pandemi öncesi ve sonrası nasıl şekillendiğini deşifre ederek analiz edilecektir.

COVID 19FestivallerFilm festivali+2
Özlem Karakuş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teknolojik determinizm bağlamında korku filmlerinin değişen evreni: Teknolojik korku filmleri özelinde sosyal medya filmleri

Bu çalışma, korku sinemasının tarihine inerek korku sinemasında tür kavramını dönemlerine ayırarak incelemektedir. Çalışma, korku sinemasının alt türleri üzerinde dururken her alt türün oluşmasını o dönem içindeki bir olaya bağlamaktadır. Çalışma, aynı zamanda teknolojinin gelişmesi ile bu dönemde yeni bir alt türün ortaya çıktığını ve bu alt türün teknolojik korku filmleri olarak adlandırıldığını söylemektedir. Çalışmada, teknolojik korku filmlerini incelerken özellikle insanların kaygılarından beslenerek ortaya çıkmış olan sosyal medya filmlerini incelenerek, sosyal medya filmlerinin insanların hayatındaki yeri, önemi ve etkileri irdelenmektedir. Çalışmada tüm bu bilgiler, teknolojik determinizm ile desteklemektedir. Sosyal medya filmleri incelenirken sosyal medya, karakter ve evren olarak detaylı inceleme yapılmıştır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda, çalışma, korku filmlerinin gerçek evrenden uzaklaşarak sanal bir evrende geçtiğini ve ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte artık korkunun daha soyut bir evrende olduğunu tüm bu durumların insanların korkularına yeni şekiller verdiğini, korku filmi ve izleyici arasındaki ilişkiyi daha katmanlı bir hale çevirdiğini savunmaktadır.

DeterminizmFilmFilm yapımcılığı+6
Fatma Dicle Demir
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya temelinde suskunluk sarmalı kuramının LGBTİ+ kavramı üzerinden incelenmesi

Enformasyon teknolojilerinin hızla gelişmesiyle sosyal medya, insan yaşamı için önemli bir araç haline gelmiştir. Sosyal medyadaki sanal ortam sayesinde bireyler gerçek hayatlarının yanı sıra bu ortamda yeni sanal kimlikler oluşturmuşlardır. Sosyal medyanın açtığı bu sanal kapı kişilere tamamen ifade etme özgürlüğü tanımış gibi görünse de bazı araştırmalar bu durumun daima geçerli olmadığı görüşündedir. Bu bağlamda bakıldığında reel yaşamlarında ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz bırakılan LGBTİ+ bireyler araştırmanın öznesini oluşturmaktadır. Bu araştırmada, gerçek hayatlarında ayrımcılığa ve nefret söylemlerine maruz bırakılan LGBTİ+ bireylerin sosyal medyada suskunluk sarmalına dahil olup olmadıkları incelenecektir. Suskunluk sarmalı kuramı Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen suskunluk sarmalı kuramına göre düşünceleri veya fikirleri kamuoyu tarafından genel geçer olduğunu düşünen bireyler, düşüncelerini ifade etmekten çekinmezken, azınlıkta olduğunu düşünen bireyler kamuoyu tarafından kabul görebilmek adına ya fikirlerini o yönde değiştirmekte ya da ifade etmek yerine suskunluk sarmalına girmektedirler. Tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde suskunluk sarmalının ilk görüldüğü yer olan geleneksel medya ile başlayarak günümüz sosyal medya platformlarının özelliklerinden ve durumunda bahsedilmiştir. İkinci bölümde suskunluk sarmalı kuramının içeriğinden bahsedilerek toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ meselesine girilmiş, sosyal medya ve LGBTİ+ bireylerden bahsedilmiştir. Son bölümde niteliksel araştırma yapılarak veriler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

FacebookLGBTİSosyal medya+5
Melike Ayyıldız
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popülizm ve medya ilişkisinde Türkiye'deki kadın hikayesinin sunumu: Atiye (The gift) örneği

Popülist akıl politik mantığı gereği kendini halkın içindenmiş gibi yansıtır ve bu da toplum tarafından kolay içselleştirilmesine, gündelik yaşam pratiklerine kolayca sirayet etmesine neden olur. Popülizm tanımlaması kültürel farklara sahip olsa da bu çalışmada köksüzlük karşıtlığı, modern toplumun kökleriyle kurduğu politik ilişki biçimi, kadının boş gösteren olarak ele alınması, biz-öteki karşıtlığı üzerinden ele alınmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda, alana dair çalışmalarda popülizm, toplumsal cinsiyet ve medya içerikleri arasında gözle görülür bir eksiklik olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki bu eksikliğin giderilmesi açısından çalışmanın örneklemi olarak bir dijital platform dizisi seçilmiştir. Bu çalışma 2019 yılında Netflix'te yayınlanan Atiye dizisinin ilk iki sezonu üzerinden medyada toplumsal cinsiyete dayalı popülist söylemleri analiz etmektedir. Popülist söylemin kadını ne şekilde kodladığı ve bu kodlamanın medya içeriklerinde nasıl sunulduğu eleştirel söylem analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın egemen ideolojinin pekiştiricisi olduğunu kanıtlamaktadır. Bunu yaparken kullandığı dil ve kodlar her ne kadar kadını kahraman ve güçlüymüş gibi gösterse de hala daha kimliğini arayan, kırılgan, kendisinden daha üstte gördüğü biri tarafından korunmaya ihtiyacı olan bir şekilde yansıtmaya devam etmektedir. Popülist söylemin eril stili kadını hala daha tam anlamıyla özgür ve güçlü göstermemektedir.

Dizi filmEleştirel söylem çözümlemesiKadınlar+6
Övünç Ege
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk basınında kadın gazetecilerin istihdamında karşılaşılan sorunlar

Dünya nüfusunun yarıya yakınını kadınlar oluştursa da, gerek dünyamız genelinde gerekse ülkemizde kadınların iktisadi hayata katılımları bu oranın oldukça altındadır. Kadınların sosyal ve ekonomik alanda gerekli yeri alamamasının her toplum üzerinde çeşitli etkileri olduğu ise vazgeçilmez bir gerçektir. Bu etkiler kimi toplumlarda ırki, kimi toplumlarda kültürel olmakla beraber çoğu toplumlarda ise dini boyuttadır. Ülkemizde kadının eğitim, sağlık ve siyaset gibi alanlarda yeterli katılımı gösterememesi de önüne çıkan ya da çıkartılan engeller neticesindedir. Birçok sektörde kadınların istihdam açısından zorlandığı yapılan araştırmalarda öne sürülmüştür. İstihdamı güç, kalıcılığı ise istihdamından daha güç olan sektörde kadın, kendisine hak ettiği koşullarda bir yer bulamamaktadır. Kadın olmanın zorluğu, basın çalışanı bir kadın olduğunda kat be kat artmaktadır. Tüm bu koşullarda ekonomik hayata katkı sağlamaya çalışan kadın, önce kendisi ve ailesi, sonrada içerisinde bulunduğu topluma katkı sağlamayı amaçlasa da engeller karşısında ayakta kalmaya ve sektörde kendisine yer bulmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'deki basın sektöründe çalışan kadınların yaşadığı sorunlar, karşılaştıkları engeller kimlik ayrımcılığı bağlamında incelenmiş, basın çalışanı olmanın verdiği sosyal ve iş hayatlarına olan etkileri yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın Gazeteci, Basın, Kimlik

BasınBasın sektörüGazeteciler+6
Betül Alakent
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsaldan kente göç eden ailelerin parçalanmasının Türk dizilerinde temsili

Bu çalışmada ilk olarak aile ve göç kavramları incelenmiş olup bu kavramlar literatürde araştırılmıştır. Ülkemizde yaşanan göç hareketliliklerinde yola çıkarak özellikle kırsaldan kente yaşanan göç ve bu göçün sonucunda aile içinde yaşanan değişiklikler incelenmiştir. Göçün, göçle gelen aile fertleri üzerindeki etkileri, özellikle ailedeki kadın ve çocukların yaşanan göçten etkilenmeleri televizyon dizileri üzerinden ele alınmıştır. Hızla gelişen dünyamızda pek çok alanda yaşanan değişimler gibi kültürel alanda da değişimler olmuştur. Meydana gelen bu değişimlere bağlı olarak aile kurumunda da değişimler yaşanmıştır. Yıllardır kadının ait olduğu yer evi olarak kabul edilmişken üretim sektöründe yaşanan ilişkilerin değişmesiyle beraber kadınlarda iş hayatında yerlerini almaya başlamıştır. Böylece aile içerisinde kadının erkeğe olan maddi bağımlılığı ortadan kalkmıştır. Yaşanan tüm bu gelişmeler sonucunda aile değerlerinde değişimler oluşmaya başlamıştır. Kitle iletişim araçları arasında en yaygın araç olan televizyonun bu değişimleri izleyicileri yansıttığı ve yeniden ürettiği düşünülmektedir. Bu sebeple, tez çalışmamda 2011-2012 ve 2019 tarihlerinde ATV ve Kanal D ekranlarında prime time 'da uzun soluklu olarak yayınlanan üç farklı televizyon dizisinde ailenin değişimi incelenmiştir. Seçilen diziler üzerinden içerik analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda göç ile kırsaldan kente gelen ailelerin yapısında meydana gelen değişimlere televizyon dizilerinde yer verildiği; ancak meydana gelen bu değişimlere rağmen kalıp yargıların ve kültürel değeri oluşturan gelenek göreneklerin devamı sağlanarak yinelendiğini söyleyebiliriz.

AileGöçlerParçalanmış aileler+6
Ayşe Küçükmanav
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İran İslam Devrimi sonrası İran sineması ve Cafer Panahi sinemasında kadın temsili

Sinema genel olarak görsel ve işitsel özellikleri barındıran bir araç şeklinde tanımlanmaktadır. Kendine has bir anlatım tarzı olan sinemanın bununla bağlantılı olarak kendine has bir dili bulunmaktadır. Sinema kendinden önceki bütün sanat dallarından yararlanmak suretiyle yeni bir dil oluşturmaktadır. Bilinen dillerin aksine bu dil görsel bir dildir. Sinema, ifade etmek istediği olguyu kelimeler ile değil görüntüler ile anlatma çabası gösterir. Sinema, neredeyse tüm sanat dallarındaki gibi farklı iktidarlar ve ideolojilerin, fikirlerini halka yayıp kabul ettirmek, bir nevi hegemonya kurmak amaçlı kullanılan kültürel yapıtlar şeklinde kendini var etmektedir. Dünya tarihinde de bilhassa devrimsel siyasal değişim süreçlerinde oldukça önemli bir yeri bulunan sinema, İran'da da ülkeye giriş tarihinden itibaren siyasal süreçlerden keskin şekilde etkilenmektedir. Önceleri Şah döneminde uzun bir süre boyunca saraydakilerin zengin eğlencesi olarak görülen ve din adamlarının baskısı nedeniyle halka inemeyen sinema, sonraki zamanlarda dönemsel olarak siyasi çatışmalardan etkilenmesine karşın kendisini var etmeyi başarmaktadır. Rejim değişikliğinden sonra önceleri yasak olarak kabul edilmiş olan sinema, bu dönemin ardından İslami rejimin propagandası için kullanılmaktadır. Bu çalışmada, İran'da sinemanın var oluşu, siyasal süreçler ışığında sinemanın uğradığı dönüşüm, İran sinemasında kadın temsili incelenmiştir. Çalışmada göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yönetmen Cafer Panahi'nin Daire, Ofsayt ve Ayna filmleri ele alınacaktır. Çalışmanın kuramsal desteği temsil teorisinden alınmaktadır. Kadının sinemadaki temsili, bu temsilin stereotipler çerçevesinde mi, egemen ideolojiyi destekler biçimde mi, yoksa kadını ataerkil sistem içerisinde konumlandırma çabası ile mi örtüştüğü bu tezin örneklem analizinde de sorgulanmıştır. Çalışmanın sonucunda ise siyasi yapılanmanın sinema filmlerine ve toplumdaki kadın algısına dair etkileri yönetmenin filmlerindeki kadın temsili ile ilişkilendirilmiştir.

KadınlarPanahi, CaferSinema+3
Alihan Yiğit Çaparlar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini radyo yayınlarının alımlanması: Akra FM örneği

Ortaya çıktığı günden beri dünyada ve Türkiye'de önemli toplumsal görevler icra eden radyo, günümüzde de önemini koruyan bir kitle iletişim aracıdır. Dünyada radyonun ortaya çıkmasıyla hemen hemen eşzamanlı olan dini radyo geleneği ülkemiz açısından ele alındığında 1993 yılına tekabül eden bir olgudur. O döneme kadar dini yayınların radyodaki serüveni devlet tekelinde olagelmiştir. Özel radyo ve televizyon yayıncılığına geçişle birlikte kendisine elektronik yayıncılıkta özgür bir varlık alanı bulan dini yayınlar, dinleyicilerin dini düşüncelerinde ve dini yaşantılarında değişikliğe yol açmaktadır. Ayrıca belli bir dini cemaatin yayın kuruluşu olmalarına rağmen hedef kitlelerini sadece cemaatleri ile sınırlı tutmayan bu radyoların yayınları sayesinde kapalı cemaat anlayışı değişmiş, dışarıdan insanları da içine alan bir yayıncılık anlayışı ile cemaate katılımlar artmıştır. Medya ve din ilişkisini ulusal bir radyo istasyonu olan Akra Fm örneğinden yola çıkarak ele alan bu çalışma, dini yayınların dinleyici tarafından nasıl alımlandığını ve radyonun, dinleyicilerin hangi ihtiyaçlarını doyuma ulaştırdığını ortaya koyabilmek amacıyla yapılmıştır.

DinDin-kültür ilişkileriDin-sanat ilişkisi+5
Büşra Ünsal Yetgindağ
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada manipülatif habercilik: Hürriyet gazetesi ve Ahmet Kaya örneği

Medya, sadece bilginin enformasyona dönüştürülmesi konusunda değil; aynı zamanda bu enformasyonun ne zaman nerede, ne kadar ve nasıl verileceği konusunda da belirleyicidir. Enformasyonun oluşturulması sürecinde gerçeklik, medya aracılığıyla yeniden oluşturulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında medya hangi enformasyonun önemli, hangisinin önemsiz olduğunu saptayarak; oluşturduğu enformasyonu çerçevelemektedir. Bu durum enformasyonun tek yönlü ve manipülatif bir hale getirebilmektedir.Hegemonik güçler, rıza üretimini yoluyla iktidarlarını meşrulaştırmak için medyadan yararlanmaktadırlar.Bu, medyayı var olan sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapılar içinde, sistemin temel öğelerinden biri haline dönüştürmektedir. Tez, gerçeği yeniden oluşturarak sunan medyanın, yaşanmış bir olayda haberi nasıl manipülatif hale getirdiğini ortaya koymaktadır.Çalışmada ele alınan örnek olay Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi çerçevesinde, hedeflenen kanaatin oluşturulması için manipülatif haberlerin nasıl yapıldığını ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Medya, Manipülasyon, Rıza Üretimi, Eleştirel Söylem Analizi.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriGazeteler+5
Hülya Başcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Protagonist olarak kadın karakterlerin Nadine Labaki filmlerinde temsili

Sinema gerçek ya da kurgusal olayları film anlatısı merkezinde aktarırken bazı söylemler oluşturur. Söylemler diyaloglar ve sinematografik unsurlar aracılığıyla aktarılır. Bu tezde Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki'nin "Karamel" ve "Peki Şimdi Nereye?" filmlerinde protagonist olarak kadın karakterlerin filmlerin anlatısında kullanılan söylemlerle nasıl temsil edildiği analiz edilmiştir. Bu bağlamda filmler, "Eleştirel Söylem Analizi" yöntemiyle değerlendirilmiştir. Örneklem alınan filmlerde kadınların temsili, anlatı kuramı ve temsil kuramı bağlamında incelenmiştir. Filmlerdeki diyaloglar ve kullanılan sinematografik öğeler kadın bakışıyla oluşturulan anlamın aktarılmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, Nadine Labaki'nin filmlerinde kadın karakterler klasik anlatı sinemasındaki kadın stereotiplerinin aksine anlatının merkezinde ana karakter olarak yer alarak mantıklı, güçlü, zeki olarak temsil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anlatı Kuramı, Temsil Kuramı, Sinemada Kadı

FilmGörsel temsilKadınlar+5
Gizem Eşsizoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Televizyon dizilerinde şiddetin temsili: "Kadın" dizisi örneği

Şiddet günümüzde insanlar arasında yaşanan bir gerçek olarak önemini korumaktadır. Bu davranış biçimi insanları etkileyen etik dışı bir uygulamadır. İnsanlar hem fiziksel, hem de ruhsal olarak birbirlerine şiddet uygulamaktadırlar. Bu davranış biçimine günümüzde halen etkin bir iletişim aracı olan televizyon dizilerinde sık olarak rastlamak mümkündür. Bu çalışmada Türk televizyon dizilerinde şiddet unsurları "Kadın" televizyon dizisi örneğinde ele alınmıştır. Niteliksel içerik analizi ile bu dizide şiddetin nasıl üretildiği, yansıtıldığı ve uygulandığı değerlendirilmiştir. "Kadın"Televizyon dizisinde şiddet unsurlarının bir arada toplandığı bir yapının olduğu ve bu unsurların görsel işitsel olarak sunulduğu görülmüştür. Dizide şiddet hem sembolik, hem de fiili olarak üretilmekte ve özellikle kadın cinsiyetine yönelik şiddetin uygulandığı değerlendirilmektedir.

DizilerTelevizyon dizileriŞiddet
Tuba Çoban
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında annelerin ve çocukların yeni medya araçlarını kullanımı ve iletişim düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, 0-3 yaş grubunda çocuğu olan çalışan ve çalışmayan annelerin yeni medya araçlarını kullanımının anne ve çocuk iletişim düzeylerine etkisi hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 0-3 yaş grubunda çocuğu olan anneler oluşturmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın çalışma grubunu 15 çalışan anne ve 15 çalışmayan anne olmak üzere 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi; amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yoluyla belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 0-3 yaş grubunda çocuğu olan çalışan ve çalışmayan annelerin yeni medya araçlarını kullanımının anne ve çocuk iletişim düzeylerine etkisi hakkındaki görüşleri ile ilgili verilere, 14 yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmada, 0-3 yaş grubunda çocuğu olan çalışan ve çalışmayan annelerin yeni medya araçlarını kullanımının anne ve çocuk iletişim düzeylerine etkisi hakkındaki görüşlerinin ortaya çıkarılması amaçladığından nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim kullanılmıştır. Görüşme sorularından elde edilen verilerin analizinde, içerik analizinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda araştırmadan elde edilen bulgular, araştırma soruları ile ilgili olarak farklı kavramsal kategoride değerlendirilerek sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; 0-3 yaş grubu çocuğun hayatında önemli gelişmelerin yaşandığı, ileri ki yetişkin yaşamının temelini oluşturan bir süreç olduğundan, bu dönemde çocuğun televizyona ve internetteki videolara çok fazla maruz kalması gelişim alanlarında sorunlar oluşturabilmektedir. Bunları uzun süre seyretmesi sonucunda, televizyondan veya internetteki videolardan almış olduğu yoğun ve uygun olmayan dil kullanımları, çocuğun dil gelişimine olumsuz etkilerde bulunabilmektedir. Bu bağlamda çalışan ve çalışmayan annelerin büyük çoğunluğunun tedbir aldığı saptanmıştır.

Ana-çocuk iletişimiAnnelerKullanımlar ve doyumlar+5
Şehriban Kurnazoğlu Dumlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk televizyon dizilerinde tüketim kültürü pratiklerinin liseli gençlere yansıması

Gündelik hayatımızda en önemli yere sahip kitle iletişim aracı televizyondur. İnsanların tutum ve davranışlarında önemli etkisi olan televizyon kültürün yeniden şekillenmesi ve geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynar. Bu değişimde en önemli katkı hiç şüphesiz dizilerdir. Dizilerin yaygınlaşması, kültürel pek çok değişimi de beraberinde getirmiştir. Bu değişimden en çok etkilenenler de gençler olmuştur. Gençler izledikleri dizilerde gördükleri yeni hayat tarzını benimsemektedir. Dizilerde gösterilen mekânlar, pahalı restoranlar, beğendikleri karakterler, o karakterlerin giydiği kıyafetler, taktığı aksesuarlar, dizilerde gösterilen lüks ve abartılı yaşamlar bu dizileri izleyen liseli gençleri etkilemekte ve onların kişilik ve kimlik oluşumunu da şekillendirmede etkin rol oynamaktadır. Tüketim özellikle gençler arasında görülen ya da beğenilen bir eşyayı satın almaktan ziyade toplumda statü elde etme, farklılaşma ve yeni bir hayat tarzı olarak da görülmektedir. Araştırma kapsamında gençlerin televizyon dizilerinden nasıl etkilendiği, tüketim kültürü bağlamında gençlerin yaşam tarzlarının nasıl şekillendiğini araştırmak için derinlemesine görüşme tekniği uygulanmış elde edilen bulgular sonucunda da liseli gençlerin, özellikle tüketim faaliyetleri üzerinde çok etkili olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Tüketim Kültürü, Gençlik, Televizyon, Dizileri

GençlerLise öğrencileriTelevizyon+3
Elifcan Karadeniz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayar oyunları ve tüketim kültürü ilişkisi: Çok oyunculu çevrimiçi rol oynama oyunlarının (MMORPGS) sanal ekonomisi üzerine inceleme

Oyun kavramı kültür kavramı kadar eski bir olgudur. 20. yüzyılın son dönemlerinde ise karşımıza dijital oyunlar çıkmaktadır. Teknolojideki gelişmeler ve internetin gelişmesiyle birlikte dijital oyunlar daha büyük bir unsur olarak ortaya çıkmaya başladı. Çalışmada Çok Oyunculu Çevrimiçi Rol Yapma Oyunları (Massively Multiplayer Online Role Playing Game), İşbirlikçi Oyun (Kooperatif Oyun), Video Oyun Türleri kavramları açıklanmış olup ve MMO'ların kısa tarihine bakılmıştır. Çalışmanın son bölümünde çok oyunculu çevrimiçi oyunlarından (MMORPG) biri olan World of Warcraft'ın sanal ekonomisi incelenmiştir. Oyun içi sanal ekonomi kavramının nasıl işlendiği, bu oyunda kullanıcıların oyun içi fantezi dünyasında sanal ekonomiyi nasıl işledikleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Sanal ekonomi, Çok oyunculu çevrimiçi rol oynama oyunları

Bilgisayar oyunlarıOyun içinde oyun tekniğiOyunlar+3
Ünal Erzengin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihsel ve toplumsal dönüşümler çerçevesinde İtalya ve Türkiye'de gerçekçi sinema

Dünya üzerinde belirli tarihsel dönemlerde yaşanan savaşlar, devrimler,ekonomik bunalımlar toplumları etkileyerek dönüştürmüştür. Yedinci Sanat olan sinema da, eğlence aracı olmanın yanı sıra yaşadığı toplumun tarihsel dönemlerine şahitlik eden, o dönemin koşullarından etkilenerek kendini sürekli olarak yenileyerek gelişim gösteren canlı bir organizmadır. Çalışmamızın birinci bölümünde İtalyan Yeni Gerçekçi Sinema bağlı bulunduğu tarihsel dönem incelenerek hangi koşullarda ortaya çıktığı, çıkış hedefi ve içinde barındığı özellikler ile birlikte ortaya konulmuştur. İkinci bölüm de ise, Türkiye'de Toplumsal Gerçekçi sinema tarihsel ard alanları incelenerek anlatılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde Türk ve İtalyan Sinemasından Yeni Gerçekçi Sinema ve Toplumsal Gerçekçi sinemanın çıkış filmleri incelenerek sinemada nasıl temsil edilği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

RealizmSinemaSinema sektörü+3
Melek Kılcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokrasi ve mizah: Akbaba Dergisi örneği

Mizah toplumları sosyal, kültürel, ekonomik durum ve analizleri, değer yargıları ile ele alarak, insanları güldürmekte aynı zamanda da düşündürmektedir. Bu çalışmanın sınırlılıklarından biri; siyasal çizgisel mizah toplumsal ve siyasal olayları eleştirmektedir. Eleştirel duruş, demokrasinin gelişimi ile bağlantılı olmaktadır. Bu çalışmada; Türk demokrasisinin gelişiminin dönüm noktaları olarak belirlenen dönemlerde yaşanan olaylar ile mizahın bu olaylara yaklaşımını göstermek için, bu dönemleri en iyi anlattığı düşünülen mizahi çizgilere yer verilmiştir. Yapılan çalışmanın literatür taraması aşamasında, mizah ile demokrasi arasındaki ilişkiyi açıklayan kapsamlı bir çalışma olmadığı görülmüştür. Bu çalışma sonrasında yapılacak çalışmalara yol göstermesi açısından önemlidir. Dönemsel olarak sınırlama, 1945 - 1980 yıllarında çıkarılan Akbaba Dergisi örneği olarak belirlenmiştir. Demokrasinin çok yönlü olduğu bilinmektedir. Bu çalışma Türkiye Cumhuriyeti siyasetinin demokrasi sürecine mizahi açıdan göz atmaktadır. Anahtar kelimeler: Demokrasi, Mizah, Akbaba Dergisi

Akbaba dergisiDemokrasiDergiler+3
Ayda Çınar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazetecilikte enformasyon akışları, çeşitlenen haber kaynakları: A haber ve TGRT Haber kaynakları Türkiye örneği

Gazeteciliğin yakın tarihçesi, internet geçmişi ile geri döndürülemez biçimde karıştırılmıştır. Son birkaç yılda meydana gelen büyük değişikliklerle birlikte geleneksel medya ortamları dijital mecrayla bütünleşmiş bir biçimde çalışmaktadır. Son yılların gelişen teknolojileri, medya araçları ve uygulamaları, geleneksel medya ortamları için alternatif haber toplama kanallarını çeşitlendirmiştir. Habere erişim konusunda yoğun enformasyon akışları gerçekleşmektedir. Geleneksel gazeteciliğin internet medya ortamıyla olan ilişkisi ve büyük miktarda bilgi akışı, gazetecilik mesleği için zaman bakımından büyük yarar sağlarken, kullanıcı odaklı dijital haber kaynaklarını, haber merkezleri tarafından geleneksel haber kaynakları kadar önemsenmektedir. Teknolojik gelişmelerle hem geleneksel hem dijital medya üzerinden haber kaynaklarına kolay ulaşan haber merkezleri, haber toplamada ajanslar ve muhabirler dışında farklı yollar denemektedirler. Ancak, haber merkezleri haberlerin önemli bir kısmını haber ajansları vasıtasıyla sunmakta, bu bağlamda dijital platformlardan elde edilen haber kaynakları alternatif seçenekler olarak görülmektedir. Dijital mecralardan hızlandırılmış olarak elde edilen haber kaynakları, kimi zaman haber merkezleri için güvenilirlik ve doğrulama ölçütlerini de aşmaktadır. Günümüzde haber ve enformasyonun anında iletilmesini kolaylaştıran WhatsApp ve BİP gibi dijital medya uygulamaları ("App") haber kaynaklarına hızla ulaşmaya katkıda bulunmaktadır. Bu bağlamda geleneksel gazetecilik haber kaynaklarının bir parçası olmaya başlayan WhatsApp ve BİP ihbar hatları, ana akım haber kuruluşlarında önemli istihbarat kanalı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, ana akım haber merkezlerinin haber kaynakları içerisinde geleneksel ve dijital medyanın kullanım sayıları ve oranlarına odaklanmaktadır. Dijital medya haber kaynaklarının çok çeşitli olması nedeniyle çalışma WhatsApp ve BIP ihbar hatları üzerinde elde edilen haberler ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın tek yönlü olmaması adına küresel olarak kullanılan bir uygulama olan WhatsApp'ın yanı sıra ulusal olarak kullanımı olan BİP de dikkate alınmış, her iki dijital mecranın benzer sonuçlar ortaya koyup koymadığı incelenmiştir. Çalışma için tematik haber kanallarının incelenmesinin haber akışlarında dijitalin konumunu belirlemek adına daha aydınlatıcı olacağı düşüncesiyle A Haber ve TGRT Haber kanalları seçilmiştir. Bu iki kanalın seçilmesinin temel nedeni ise diğer haber kanallarının sadece WhatsApp ihbar hattı kullanıyor olmasına karşılık, bu iki kanalın da çalışma için seçilen tarihte hem WhatsApp, hem de BİP ihbar hatlarını kullanıyor olmasıdır. 2017 yılından önceki dönemde WhatsApp ve BİP ihbar hatlarını kullanan haber kuruluşları olmasına rağmen, 2017 yılı birçok haber kuruluşunun bu mecraları bir haber toplama aracı olarak kullanmaya başladığı yıl olmuştur. Bu nedenle çalışma için 2017 yılının temel alınmasına karar verilmiş ve ilgili kanallardan veri alınabilen dönem olan 1 Ağustos 2017- 29 Ağustos 2017 tarihleri arasındaki süreç örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma tekniğine destek olarak her iki haber kanalın haber editörleriyle röportaj yapılarak ilave bilgiler edinilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, alternatif bir haber toplama aracı olarak WhatsApp ve BİP gibi dijital mecraların Türkiye'de geleneksel gazetecilik haber kaynaklarına, ilk etapta ne oranda rakip olabildiğini göstermek hedeflenmektedir.

BilgiEtkileşimli medyaGazete haber ajansları+7
Anıl Talay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de fikir gazeteciliğinin gelişimi bağlamında Milli Gazete: 28 şubat örneği

Bu çalışmada Türkiye'de Fikir Gazeteciliğinin Gelişimi Bağlamında Millî Gazete: 28 Şubat Örneği başlığı altında incelenmiştir. Türkiye fikir gazeteciliği cumhuriyetin kuruluşundan da önceye dayanmaktadır. Tek parti döneminde gelişimine başlayan fikir gazeteciliği çok partili dönemin hemen akabinde birçok askeri darbeye maruz kalmıştır. Araştırma kapsamında ele aldığımız 28 Şubat darbe süreci de bunlardan en sonuncusu olarak göze çarpmaktadır. Millî Gazete'nin 28 Şubat darbe sürecindeki söylemi, habercilik anlayışı, haber dili elde edilen bulgular kapsamında değerlendirilmiştir. O dönemde yayımlanan Millî Gazete nüshalarındaki sayfa manşetleri ve haberler değerlendirilmiş, bulgular ışığında TSK, Refahyol hükümeti, muhalefet partileri ve ana akım medya arasındaki ilişkilerin darbedeki rolleri ortaya konulmuştur. Bu kapsamda Refahyol hükümetinin iktidarda kaldığı 11 aylık periyotta gazete manşetleri incelenmiş, doğrudan darbe süreci ile ilgili haberler nitel araştırma yöntemi ile ele alınmıştır. Bu kapsamda o dönemde çalışan Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Kızıltaş, Kurucu Yayın Yönetmeni Hasan Aksay ve Haber Müdürü Abdullah Özkan ile mülakatlar yapılmıştır. Araştırma sonucunda Millî Gazete'nin darbe sürecindeki söylemi, TSK ile olan iletişimi ve Refahyol hükümeti ile ilişkileri ortaya çıkarılmıştır.

28 Şubat 1997 kararlarıErbakan, NecmettinFikir hareketleri+2
Eser Gedik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk televizyon kanallarında global ölçekli gerçeklik televizyonu program formatlarının yapım yayın süreçleri ve format glokalizasyonu

Kitle iletişim araçları içerisinde büyük önem arz eden televizyon, geleneksel medyanın en güçlü karakterlerindendir. Öyle ki, 1950'li yıllardan itibaren iletişim ve reklam (pazarlama) sektörünün vazgeçilmez parçası olmuştur. İşbu bağlamda gün geçtikçe ilerleyen ve yayıncılık yelpazesini genişleterek yüzlerce kanalı bünyesinde barındıran televizyon, hedef kitlesine sunduğu programlarla sosyolojik yapılarda psikolojik etkileşimler yaratarak etkisi günümüzde halen devam eden bir iletişim kahramanı olmuştur. Televizyonun bu gücü, beraberinde yeni yayın formatlarını izleyiciye sunma isteği ve mecburiyeti doğurmuştur. Akabinde, yerli ve yabancı birçok kuşak programı formatı hayata geçirilmiş ve halkın beğenisine sunulmuştur. Uluslararası medya ve iletişim sektörü pazarında kendini ispat etmiş ve izleyici kitlenin beğenisi doğrultusunda yayınlandığı ülkelerde nicel tatmin sağlamış (yüksek reyting almış) formatlar ülkemizde de denenmiş ve halen uyarlanarak yayın hayatına geçirilmeye devam etmektedir. Televizyonun yayın akışı planlamalarına göre gündüz kuşağı (Off Prime Time), akşam kuşağı (Prime Time), geç akşam kuşağı (Late Prime Time) gibi kuşak dilimleri bulunmaktadır. Formatlar, bu kuşak dilimlerinin yayın saatlerini kapsayan süre içerisinde ekran başında olacağı tahmin edilen izleyici hedef kitlenin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, maddi statüsü gibi kriterleri göz önünde bulundurularak hazırlanır. Ülkelerin demografik yapılarına göre şekillendirilebilen global ölçekli TV program formatları belirli şematik oluşumlar üzerinden hazırlanmaktadır. Yapısal ve tasarımsal birçok dengenin iç içe geçirilerek hazırlandığı bu formatlar ülkelere servis edilebilmekte ve tüm dünya televizyonlarında yayınlanabilmektedir. Formatların gelenekselleştirilmesi ve içerik olarak toplumsal formun sosyolojik yapısına uyarlanabilmesi işi profesyonel bir ekip çalışması gerektirmektedir. Yapım, teknik, editoryal gibi kadroların oluşturduğu ekipler, senkron biçimde yazılı ve görsel birçok özverili çalışma doğrultusunda televizyon programlarını yayın hayatına geçirmektedirler. Bir televizyon programının yayın hayata geçirilmesi; medya ve hedef kitle araştırması, format tasarlama ve oluşturma, satın alma, ekip kurma, planlama, uyarlama, bütçe çalışmaları, görsel tasarım işlemleri, reji ve teknik kurumlar, içerik üretimi, karakter figürlerini konumlandırma, yayınlama vb. olmak üzere kendi iç dinamikleri açısından gerçek bir planlama gerektiren zorlu bir süreci kapsamaktadır. Global formatların kültürlere uyarlanma ve dönüşüm işlemi ''glokalizasyon'' olarak adlandırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: TV program formatları, reality show programları, program kuşakları, glokalizasyon, medya araştırmaları.

Etkileşimli televizyonGerçeklikGlokalizasyon+7
Çağlar Çam
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sinemada klasik anlatının film senaryosuna etkisi

Sinema, ilk ortaya çıktığı zaman resim sanatının bir uzantısı olarak kabul gördü. Resme hareket gelmesi aslında o kadar basit bir buluş değildi. Nitekim tarih bize bunu çok kısa zamanda gösterdi. İlk öykülü filmlerden Hollywood'un kuruluşuna kadar sinema bir dizi içeriksel değişime uğradı. Bu içerik değişimi iki koldan yürüdü. Birincisi sinemanın kendi dili olarak kamera açıları, farklı optikler, kurgusal denemeler ve sembolik görüntülerdir. Diğer bir kol ise sinemanın öykü anlatıcılığı yapması ve bu bağlamda ilk hikayeli filmlerden yola çıkarak kuramsallaşan anlatı stratejileridir. Hollywood ile beraber bu anlatıların sistematikleştirilmesi ve hızlı üretim pratikleriyle standartlaşmasının sonucu hikaye anlatıcılığının da basit bir matematik hesabına dönüştürülmesi incelenmiştir. Geçmişi mitolojiye kadar dayanan anlatının ilk ortaya çıkışı, geliştiği sosyal yapı ve bunu yazıya döken Aristoteles ile ilk kuramsallaşmasını yaşaması, ilk ele alınan konu olmuştur. İlk kuramsal yapı olan giriş, gelişme, doruk noktası ve sonucun içeriği incelenmiştir. Bu anlatı yapısı ilk etapta Aristoteles'in Poetika adlı eseri üzerinden incelenmiştir. Devamında ise günümüzde bunları kuramsallaştıran örnekler incelenmiştir. Bu anlatılardan biri olan Christian Vogler'e ait olan Yazarın Yolculuğu Kılavuzu, çalışmamızın son bölümünde film incelemesi için kullanılmıştır. İkinci bölümde ise anlatıyı farklı bir formda ve kendi diliyle birleştiren sinemanın tarihine kısa bir bakış atılmıştır. İlk filmler, ilk yönetmenler, ilk anlatıcılar incelenmiştir. Anlatının en işlevsel kullanıldığı Hollywood sineması, tarihi ve kurumsal yapısı ve işleviyle birlikte ayrıntılı incelenmiştir. Hollywood'un endüstri yapılanması içinde ortaya çıkan tür sineması incelenmiş bu türlerden Western, özgün olması ve sinema ile yaşıt olması sebebiyle ayrıntılı incelenmiştir. Western sineması içinde türün en iyi örneklerini veren John Ford bu başlık altında incelenmiştir. Son bölümde klasik anlatının günümüz kuramcılarından Christian Vogler'in Yazarın Yolculuğu Kılavuzu, Hollywood'a ait en özgün tür olan Western türünde eserler veren John Ford'un 1917'den başlayarak 10 yıl aralıklarla çektiği 5 film üzerinden sinemadaki gelişimi incelenmiştir. Bu inceleme sonucu klasik anlatı zamanla gelişmiş ve sinemada anlatı dilinin bir parçası olmuştur. Biçimsel olarak var olan bu yapı, filmlerin içeriğine müdahale edecek boyuta varmıştır.

AnlatıFilmFilm yapımcılığı+2
Necat Türkan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sokak modasının Nişantaşı ve Beşiktaş'ta kültürel çalışmalar bağlamında karşılaştırılması

Bu tezde gündelik yaşamda büyük kentin sokaklarında giyim yoluyla sergilenen kimlik temsillerini incelemekte, kişilerin gündelik yaşamda sokak modasını nasıl yaşadıklarına bakılmaktadır. Türk tekstil sektörünün en önemli üretim merkezi, küresel bir metropol olan İstanbul'da modanın merkezi olduğu kabul edilen Nişantaşı ve farklı kültürleri bir araya getiren, alt kültür modalarına yakınlığıyla bilinen Beşiktaş ilçesinin sokak stilleri karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Tez, üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırma metodolojisi, bölümlerin yapılanmasına değinilmektedir. İkinci bölümde moda kavramı ele alınarak modernizmden postmodernizme modanın değişim, klasik ve güncel dönem sosyolojik moda çalışmaları, sokak modası kavramı, sokak modası ve kent ilişkisi moda başkentlerine ve medyadaki sokak stili temsillerine de bakarak incelenmektedir. Üçüncü bölüm olan saha araştırmasında İstanbul kentinin moda alanındaki önemi, küresel medyada temsili, Nişantaşı ve Beşiktaş'ın kültürel özellikleri ile gündelik hayatta kişilerin kimlik ve benlik sunumları incelenmektedir. Bu bölümde moda kuramlarına göre Nişantaşı ve Beşiktaş'taki sokak stillerinin incelenmesi ve karşılaştırılması gerçekleştirilmekte, bulgular ve yorumlara yer verilmektedir.

Benlik sunumuGiyimGiysiler+7
Arzu Süzmen
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki nevruz: 1992- 2013 Nevruz kutlamalarının Türkiye medyasında yansımalarının karşılaştırılması

Türkiye'de Nevruz/Newroz kutlamaları siyasi bir önem taşımaktadır. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra Nevruz/Newroz, bahar bayramı olmasının yanı sıra Kürt halkının kimlik mücadelesi ve ulus inşa sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Nevruz/Newroz bayramlarının ve bu bayramı kutlayanların farklı tarihsel dönemlerde ve farklı ideolojilere sahip medya organlarınca temsilleri, farklılık göstermektedir. 1992 yılında meydana gelen Cizre Nevruz'u bazı medya organlarınca medyada "ayaklanma" ve "bölücü terör eylemleri" olarak duyurulurken bazılarında "devlet terörü" olarak nitelenmiştir. Aynı medya organları 2013 yılında ise Nevruz /Newroz bayramını, "barış ve kardeşliğe" işaret eden yeni bir dönem olarak haberleştirmiştir. Farklı tarihsel dönemlerde Nevruz/Newroz kutlamalarının gazetlerde nasıl temsil edildiği sorusundan hareketle tezde temelde iki döneme odaklanılmıştır. Bu çerçevede 1992 Cizre ve 2013 Diyarbakır'da kutlanan Nevruz/Newroz kutlamalarının medyada nasıl temsil edildiği Hürriyet, Türkiye ve Yeni Ülke/ Özgür Gündem gazetelerinde Teu van Dijk'ın söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. 21 Mart 1992 Cizre Nevruz/Newroz'u ile 21 Mart 2013 Diyarbakır Nevruz/Newroz'unun, Hürriyet, Türkiye ve Yeni Ülke/ Özgür Gündem gazetelerinde 4 gün süre ile nasıl haberleştirildiği/ temsil edildiği söylem analizi ile incelenmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinin haberlerinde resmi devlet söylemi etkili olmuştur. 2. Haberlerde Nevruz/Newroz gerek Türk, gerekse Kürt kimliğinin yeniden üretilmesinde referans olarak kullanılmıştır. 3. Hüriyet ve Türkiye Gazetelerinin haber söylemlerinde Nevruz/Newroz Türk milliyetçi bir çerçevede, Özgür Gündem (Yeni Ülke) gazetesi haber söylemlerinde ise Kürt milliyetçi bir çerçevede tanımlanmıştır. 4. Hürriyet ve Türkiye gazeteleri haber söylemlerinde biz/ öteki karşıtlığı kurularak, "biz" Türk'lere karşı Kürt kimliği "ötekileştirilmiştir". Bu inceleme çerçevesinde iki Nevruz/Newroz 'un temsilinde dönemin hükümetinin Kürt sorununa ilişkin yaklaşımlarındaki farklılık medya söylemlerinde de etkili olmuştur. Devletin/egemen ideolojinin belirleyicisi olduğu, medya kurumlarının, var olan "gerçeği" sahip oldukları ideolojilere göre yeniden kurdukları ortaya çıkmıştır

GazetelerMedyaNevruz+4
Esra Aydın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın figürünün türküler ve dizilerde temsili: Karadeniz Bölgesi üzerine bir çalışma

Bu araştırmada popüler kültür ürünü olan dizilerde ve folk kültür ürünü olan türkülerde kadınının temsil ediliş biçimi incelenmiştir. Çalışmada Karadeniz kadınına toplumsal cinsiyet bağlamında yüklenen roller belirlenmiş ve bu roller kapsamında kadının toplumsal statüsü üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Araştırmada Karadeniz kadınının sosyal statüsünün dizilerde ve türkülerde nasıl temsil edildiği sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümleri kuramsal bir çalışmayı kapsamaktadır. Çalışmanın giriş kısmında konu, amaç, önem, araştırma sorusu, varsayım, örneklem ve yöntem konusunda bilgi verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise toplumsal cinsiyet kavramı çerçevesinde, dünyada kitle iletişim alanında yapılmış ilk feminist hareketler ile Türkiye'de yapılmış ilk feminist hareketler ve bölge kadınının kültürel yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın uygulama bölümünde seçilen diziler ve türküler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu bağlamda toplamda 20 bölümlük dizi ile 62 adet türküye içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. İncelenen türkü ve dizilerde kadının temsil biçimleri birimleştirme yapılarak kodlanmıştır. Araştırma nitel olmasına rağmen, elde edilen veriler çalışmaya nicel bir özellik kazandırması bakımından değerlendirme kısmında tablolar şeklinde gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karadeniz kadını, toplumsal rol, dizi, türkü.

DizilerKadın figürüKadınlar+4
Elif Kutluata
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Kürt kimliğinin kültürel bağlamda incelenmesi ve siyasallaşma süreci

1800'lü yıllarda özellikle batılı misyonerlerin faaliyetleri sonucu Anadolu'da Kürt isyanları ortaya çıkmaya başlamıştır. Kürtçülük üzerine birbiri ardına çalışmalar yapılmaya başlanmış ve halk arasında isyanlar teşvik edilir olmuştur. Bazı kaynaklara göre, bu dönemde ortaya çıkan ve günümüze kadar gelen ayaklanmaların temelinin II. Abdülhamit döneminde kurulan Hamidiye Alayları olduğu da söylenmektedir. İngiliz, Fransız ve Rus araştırmacıların Kürtlerle ilgili sayısız çalışmaları vardır. Kürtlerin kültürel yapısının, tarihsel geçmişinin ve dil özellikleri ile Türklerden farklılaştırılarak ayrılması çabaları 1600'lü yıllara kadar dayanmaktadır. Tarih boyunca çıkartılan Kürt ayaklanmalarına bakıldığında hiç şüphesiz en uzun süreli olan ayaklanmanın PKK terör örgütü üzerinden uygulanan terör hareketi olduğu görülmektedir. 1974 yılında "Apocular" adıyla kurulan ve sonrasında kısa adı PKK yani Partiya Karkarên Kurdistan (Kürdistan İşçi Partisi) olarak dünya terör örgütü listelerindeki yerini alan hareket ile birlikte ülkemizdeki Kürtler artık Türk siyasal yaşamında önemli bir politik malzeme haline getirilmiştir. Bu çalışmada, Kürt kültürü, etnik kökeni ve Kürtçe dil yapısı üzerinde durularak, PKK terör örgütünün günümüzde legal-siyasal yapı haline dönüşüm sürecine değinilecektir. Kürtler üzerinden oluşturulan iç politikaların medya ile olan bağlantısı, Adalet ve Kalkınma Partisinin Demokratik Çözüm Süreci kapsamında uyguladığı Akil İnsanlar girişiminin gazetelerdeki yansımaları üzerinden değerlendirilecektir. Bu bağlamda Ak Parti hükümetinin "Demokratik Açılım" sürecinde uyguladığı "Akil İnsanlar" heyetinin çalışmaları ve bu çalışmaların başladığı tarihler arasındaki tiraj sayılarına göre en çok satan ilk beş gazetenin ilk sayfalarına yansıyan süreç ile ilgili haberler değerlendirilmiştir.

GazetelerKimlikKültür+7
Taylan Maral
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00