
102
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Exploring the effects of group identity on preschoolers' peer-related cognitive representations
The aim of this study was to investigate the effects of group identity on preschoolers' peer-related cognitive representation. To achieve this goal, a posttest-only control group design was used with five and six-year-old children randomly assigned to one of three study conditions: Ingroup Transgressor Condition, Outgroup Transgressor Condition, and Control Condition with Individual Identity (N=92). Peer-related cognitive representation stories, including ambiguous, accidental, and intentional scenarios where a transgressor harmed a victim, were introduced to the children across study conditions. In the Ingroup Transgressor Condition, children were exposed to transgressors from their own group and victims from the other group. In contrast, in the Outgroup Transgressor Condition, transgressors were their outgroup members, while victims were their ingroup members. In the Control Condition, the transgressor and the victim were not affiliated with any of the two experimental groups. The results showed a significant relationship between group identity and children's intention attribution for the intentional scenario but not for accidental and ambiguous scenarios. On the other hand, children's resource allocation and playmate preferences appeared to be affected by their group membership. No significant relationship was found between group identity and children's reaction attribution to the transgressor and the victim across scenarios. Differences between scenario types for each study condition were also examined, and the overall results were discussed, considering the dynamics of moral concerns and group membership in children's peer-related cognitive representations and judgments.
Öğretmen-aile işbirliği ile öğretmen tükenmişliği arasındaki ilişki: Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı okul öncesi çocukları örneklemi
Bu çalışma da, okul öncesi öğretmenlerinin sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocukların aileleri ile iletişim ve işbirliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki ele alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerin sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocuklarının aileleri ile iletişim ve işbirliğinin tükenmişlikleri ile öğrenim durumu, mesleki kıdeme, son 5 yıl içerisinde anne baba eğitimi ve etkili iletişim eğitimi ya da semineri alıp almamasının, aile iletişim ve işbirliği ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verilerinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul'un farklı bölgelerinde olan 32 çocuk etkinlik merkezlerinde görev yapan 100 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak için "Kişisel bilgi formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği-Eğitimci Formu" ve "Yönetici Öğretmen Aile İletişim ve İşbirliği Ölçeği (Öğretmen Formu)" olmak üzere 3 ölçek uygulanmıştır. Aile İletişim ve İş Birliği Düzeylerinin tükenmişlik düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak Aile iletişim ve işbirliği ile Tükenmişlik arasında negatif yönlü (r= - 0,19, p < 0,05) olan ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Aile İletişim ve iş birliği düzeyleri arttıkça toplam tükenmişlik düzeylerinde düşüş olmaktadır.
Okul öncesi dönemde sınıf ikliminin eğitim etkinliklerinin planlanmasına ilişkin olarak öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönemde sınıf ikliminin eğitim etkinliklerinin planlanmasına ilişkin olarak öğretmen görüşlerine göre incelenmesini amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik (olgubilimsel) yöntemle ele alınan araştırmanın katılımcıları maksimum çeşitlilik örneklemine göre belirlenmiştir. İstanbul ilinde 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilen araştırmaya, 15 öğretmen katılmıştır. Eğitim düzeyi olarak en az okul öncesi öğretmenliği lisans mezunu olan ve 5-10 yıl arasında mesleki tecrübeye sahip olan öğretmenlerle bireysel görüşmeler yapılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Okul öncesi öğretmenliği alanında çalışan üç ayrı uzmanın ortak kararı ile belirlenen temalar ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin genel olarak ve kendi sınıfları özelinde belirledikleri sınıf iklimi değişkenleri oldukça benzerlik göstermektedir. Öğretmenlerin planladıkları eğitim etkinliklerinin olumlu sınıf iklimi oluşturmadaki ve aynı şekilde olumlu sınıf ikliminin eğitim etkinlikleri planlama sürecindeki işlevi ve önemi ortaya konmuştur. Buna göre öğretmenlerin eğitim etkinliklerini planlarken sınıf ikliminin aile yapısı, öğretmen özellikleri, çocuk özellikleri, okul yönetimi ve fiziksel ortam değişkenlerini göz önüne aldıkları bulunmuştur.
Okul öncesi dönemdeki çocukların matematik becerilerine yönelik ölçme aracı geliştirme çalışması
Bu çalışmada, okul öncesi dönemdeki çocukların matematik becerilerinin değerlendirilmesi için "Mocha Okul Öncesi Matematik Becerilerini Ölçme Testi"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Geliştirilecek ölçekte, alanda kullanılan diğer ölçeklerden farklı olarak, bir hikaye etrafında kurgulama yapılması ve çocukların matematik becerilerini ölçerken öyküleştirilmiş, ilgi çekici bir içerik sunulması hedeflenmiştir. Tarama modeli kullanılarak yapılan nicel çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında, İstanbul'da bulunan özel bir anaokulunda eğitim gören 74 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. 14 çocuk ile gerçekleştirilen ön uygulama sonrası ölçek iyileştirme çalışmaları yapılmış, 60 çocuk ile de son uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda ölçeğin; çocuklar için ilgi çekici olduğu, hedeflenen becerileri ölçtüğü, çocuk yaşı ile doğru cevap sayısının ilişkili olduğu ve de ölçeğin evrensel kabul edilebilirliği açısından daha geniş bir öğrenci örnekleminde test edilmesi gerektiği görülmüştür. Geliştirilen ölçeğin eğitimciler ve araştırmacılar için önemli bir ölçme aracı olduğu, ölçeğin yapısı itibari ile okul öncesi dönemdeki çocuklar için ilgili çekici olduğu kadar anlaşılabilir (karmaşık soru yapılarından uzak) olduğu, bu bağlamda okul öncesi dönemdeki çocukların matematik bilgi ve becerilerini ölçme çalışmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
The moderating role of parenting on the relationship between parental media mediation and parent-child conflict
The aim of this study was to examine the moderating role of parenting in the relationship between parental media mediation strategies and parent-child conflict. 136 Participants consisted of parents with a child between 44-75 months of age (M=58.64 months, SD= 8.364 months). The data were collected through the Parent Media Mediation Scale, The Turkish Form of the Child Rearing Questionnaire, and the Child-Parent Relationship Scale. First, a moderation analysis model was created to understand the relationship between parenting (parental warmth/ obedience demanding behavior), parental media mediation strategies (active mediation/ restrictive mediation) and parent-child conflict as a dependent variable. The results showed a negative relationship between active media mediation and parent-child conflict, while a negative relationship was found between restrictive media mediation and parent-child conflict. The moderation analysis did not find the moderating role of parenting in media mediation and parent-child conflict. Moreover, the screen time children spend for social media use and playing games on weekdays and weekends has a negative significant relationship with parental media mediation, while it has a significant positive relationship with parent-child conflict. The findings highlight the importance of parent-child conflict in the context of parent media mediation and parenting attitudes and the parent-child relationship. The research on the regulation strategies adopted by parents in their children's media use in early childhood and the role of parenting in the parent-child conflict relationship is limited. Thus, despite its limitations, it is feasible to say that findings of the present study well to the field.
How to design an interactive classroom with children to boost their epistemic curiosity
The aim of this study is to provide an interactive classroom environment for children to support their epistemic curiosity. In the study, curiosity-based questioning behaviors of children were examined based on the classroom conversations. The study was conducted in an early childhood classroom in Istanbul. The participants of the study are 10 children aged 5-6 years. For the study, the curiosity corner was set up in the classroom and children's conversations were recorded during mealtimes (breakfast, lunch, and snack) for five months. For data analysis, qualitative conversation analysis method was used. Teacher-child conversations were transcribed verbatim. The conversations were coded based on linguistic type (statement and wh-, yes/no questions), causality (causal-not causal), topics (biology, convention, food/nutrition, motivation/ behavior, physical mechanism), teacher-child communicative interactions (initiation, elaboration/explanation, clarification). Findings show that, children asked mosly yes/no questions and they were more interested in biological phenomena, followed by nature, social convention, food motivation, and physical mechanisms. Only about 24% of children questions were "why" and "how" type of causal questions. The child communicative interaction in the classroom increased during the study. While children's questions and initiations increased in April, later it was balanced. The teacher mostly elaborated on the children's questions and asked clarification questions rather than engaging in initiations. The results demonstrate the importance of desining a preschool classroom to support inquiry-based learning.
Assessing early childhood education teachers' creative self-efficacy and self-autonomy for art education
The aim of this study is to investigate the effect of early childhood education teachers' creative self-efficacy and self-autonomy perceptions on their perceptions of art education in their classrooms. The sample of this quantitative study consisted of 185 preschool teachers working in independent preschools. The participants were invited to participate in the study by hand-delivering the questionnaires to the independent preschools in Istanbul. Teachers' demographic characteristics were analyzed in terms of gender, seniority, marital status, socioeconomic status, education level, high school type, having an art certificate, attending an art-related course, and receiving an art-related training in in-service training. The data were collected using the Teacher Autonomy Scale, the Creative Self-Efficacy Scale, and the Attitudes Towards Art Education scale,. Based on correlation analysis, independent samples t-test and analysis of variance There is a significant relationship between art education perspectives and self-autonomy perceptions of teachers who have attended art courses and have art certificates. In addition, a significant relationship was found between high school types and their views on art education and autonomy skills. The bivariate correlation analysis demonstrate that there is a significant relationship between the significance role of art for teachers with art certificates.
Okul öncesi eğitime devam eden 60-66 ay çocuklarına yönelik geliştirilen STEM programının çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı araştırmacı tarafından alan yazın taraması sonucu oluşturulan STEM yaklaşımına dayanan Erken STEM Eğitimi Programının (ESTEMEP) çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın araştırma deseni yarı deneysel olup çalışma grubunda 2017-2018 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan Şehit Mehmet Şefik Şefkatlioğlu Anaokuluna devam eden 15 deney (4 kız, 11 erkek), 11 (6 kız, 5 erkek) kontrol grubunda olmak üzere toplam 26 çocuk yer almıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan STEM programı, fen (suyun kaldırma kuvveti, öz kütle, Güneş sistemi), matematik (ağırlık, sayma, sıralama, gruplama), teknoloji (teknolojik alet kullanımı) ve mühendislik (ürün oluşturma, problemlere çözüm olacak materyal inşa etme) disiplinlerine ait becerilerin kullanımının gerektiği uygulamalardan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak Özkan (2015) tarafından geliştirilen "60-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Program uygulanmaya başlanmadan önce gerekli izinler alınmış, ardından deney ve kontrol grubu çocuklarına ölçeğin ön-testi yapılmıştır. Araştırmacı tarafından 10 hafta süreyle deney grubu çocuklarıyla haftada iki gün olmak üzere ESTEMEP uygulamaları yapılmış, kontrol grubu çocukları günlük rutinlerine devam etmiştir. Uygulamaların bitiminde her iki gruba da son-testler yapılmıştır. Gruplar arası normal dağılım olmadığı ve katılımcı sayısı 30'dan küçük olduğu için parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Deney grubunun ön-test son-test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ve kontrol grubunun ön-test son-test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun başarılarındaki farklılığın kıyaslanmasında ise tahmin-çikarım-bilimsel iletişim kurma alt boyutunda kovaryans analizi (ANCOVA), diğer boyutlarda ise Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Son olarak uygulanan ESTEMEP'in çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisinin kalıcılığını belirlemek amacıyla deney grubu çocuklarının son-test ve kalıcılık testi puan ortalamaları Wilcoxon İşaretli Sıralar testiyle yapılmıştır. Ön test puanlarında bilimsel süreç becerileri ölçeğinin genelinde gruplar birbirlerine denk çıkmışken son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı bir fark çıkmıştır. Sonuç olarak uygulanan Erken STEM Eğitimi Programı'nın okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerini olumlu yönde etkilediği ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: STEM, FeTeMM, Okul Öncesi Eğitimi, Bilimsel Süreç Becerileri, 21. yy. Becerileri
Bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerinin geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma, eylem araştırması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğretmen-araştırmacı rolündedir. Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bir anaokulundaki 60-72 ay arası 16 çocuk, öğretmen araştırmacı ve İnandırıcılık Komitesi üyeleri çalışmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri iki eylem planı geliştirilerek 33 gün boyunca, 09.10.2024 tarihinden 09.12.2024 tarihine kadar düzenli olarak uygulanan yazı farkındalığı merkezi etkinlikleriyle toplanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı günlüğü, ses kayıtları, fotoğraf, araştırmacı notları, inandırıcılık komitesi görüşme kayıtları, Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ( EOBDA ) Yazı Farkındalığı Alt Testi olmak üzere çeşitli veri toplama araçları ile toplanmıştır. Nicel olarak elde edilen veriler Wilcoxon işaretli sıralar testi istatistiksel tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel olarak elde edilen veriler ise tematik analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda yazı farkındalığı merkez etkinlikleri sonrasında çocukların; Yazının anlamı, kitap ve yazı organizasyonu, kelimeler, harfler ile ilgili becerilerini belirgin düzeyde geliştirdikleri, görülmüştür. Araştırma sonucunda yapılan istatistiksel analiz ile yazı farkındalığı merkez etkinliklerinin, çocukların yazı farkındalığı becerilerine yönelik bilgi ve becerilerini son test lehine geliştirdiği saptanmıştır. Ayrıca, çocukların yazı farkındalığı merkezi etkinliklerine Araştırma öncesinde ve başlangıcında ilgilerinin az, merkezde bulunan materyal kullanımında ve oyunlarında öğretmene desteğine ihtiyaç duyarken araştırmanın ilerleyen sürecinde çocukların merkeze ilgilerinin arttığı, materyal kullanımında ve oyunlarında daha bağımsız oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okuryazarlık, Erken Okuryazarlık, Yazı Farkındalığı, Yazı Farkındalığı Becerisi, Yazı Farkındalığı Merkezi.
Okulöncesi değer eğitimi uygulayan okullardan seçilen değerlerin ve etkinliklerin incelenmesi
Okul öncesi dönem, çocuk için önemli bir dönemdir. Bu dönemi çocuk, çevresiyle etkileşim kurarak ve planlanmış öğretim ortamlarında bulunarak çok daha etkili şekilde geçirebilmektedir. Toplumsal değerler insan yaşamının önemli bir kısmını oluşturur. Bu değerleri çocuk zaman içerisinde sosyal yaşamla birlikte kazanabilmektedir. Planlanmış öğretim ortamlarına da taşınması gereken değerlerin nasıl ve hangi etkinliklerle verildiği oldukça önemlidir. Bu etkinlikler çocuğun öğrenme kanallarından yararlanılarak uygulandığı takdirde topluma uyumunun sağlanması çok daha kolay olacaktır. Bu araştırma, Okul öncesi Değer Eğitimi Uygulanan Okullardan Seçilen Değerlerin ve Etkinliklerin İncelenmesi ile ilgilidir. Çalışma Nitel bir çalışma olup nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı değer eğitimi müfredatı uygulayan iki okul öncesi eğitim kurumunda gerçekleşmiştir. Bu kurumlarda çalışan iki okul öncesi öğretmeni beş ay boyunca gözlemlenmiştir. Ayrıca Yenimahalle bölgesinde bulunan ve değerler eğitimi uygulayan 22 öğretmenin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşlerini almıştır. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Öğretmenlerin öğrencilere değer eğitimi verirken evrensel değerler vermeyi hedefledikleri sonucuna ulaşılmıştır. 2. Araştırmanın bir diğer sonucu ise, öğretmenlerin değer eğitimi verirken öğrencilere model olması ve onlara konuyu anlatırken kendisinin de yapmaya çalışmasıdır. Bu durumun çocuklarda etkili olduğu görülmüştür. 3. Değer eğitimi uygulamalarında öğrencilerin konuya adaptasyonunu sağlamak için daha fazla yöntem kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çoçuklarının temel geometrik şekilleri tanımalarının ve şekilleri ayırt etmede kullandıkları kriterlerin incelenmesi
Bu çalışma, 3-6 yaş grubu çocukların temel geometrik şekilleri tanımalarını ve şekilleri bir birinden ayırt ederken kullandıkları kriterleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkezinde bulunan bir kurum anaokulundaki 3-6 yaş grubundan 100 çocuk oluşturmuştur. Veriler çocuklarla yapılan bireysel görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Çalışma sırasında her çocuğa ikişer gün arayla, sırasıyla üçgen, dikdörtgen, kare ve daire tanıma testleri verilmiş ve çocuklardan testlerde bulunan şekilleri sınıflandırmaları istenmiştir. Her test bitiminde çocuklara yaptıkları sınıflandırmaların nedenleri sorulmuştur. Çocukların testlerdeki başarı puanlarına göre yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunup bulunmadığım anlamak amacıyla varyans analizi yapılmıştır. Sonrasında da her bir şekil için tanıma oranına göre yaş grupları arasında anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığım belirlemek için ki kare analizi uygulanmıştır.IV Araştırma sonucunda anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çocukların üçgen, dikdörtgen, kare ve daireyi güvenilir bir biçimde tanıyıp ayırt edemedikleri; şekillerin tipik örneklerini tanımada oldukça başarılı olmalarına karşın, tipik örneklerin basıklık, çarpıklık, konum ve boyutu ya da kenar özellikleri değiştirildiğinde şekilleri tanımada zorluk yaşadıkları saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda çocukların şekilleri sınıflandırırken çoğunlukla şekillerin belirleyici olmayan özellikleri üzerine odaklandıkları, şeklin belirleyici özelliklerine çok fazla dikkat etmedikleri belirlenmiştir. Buna karşın çocukların yaşla birlikte belirleyici özelliklere daha fazla dikkat ettikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Matematik Eğitimi, Geometrik Şekilleri Tanıma.
Altı yaş çocuklarına bağışıklık sisteminin analoji tekniği ile öğretiminin başarı ve kalıcılığa etkisi
Dramanın 5-6 yas grubu çocuklarının dil edinimine etkısı
Bu araştırma, okul öncesi eğitiminde, drama etkinliklerinin, beş-altı yaş grubuçocuklarının dil edinimine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilen deneysel birçalışmadır. Bu çalışmada, özellikle çocukların kullandıkları sözcük türü, sözcük sayısı,cümle uzunlukları ve öbek yapıları incelenmiştir.Bu araştırmanın çalışma grubunu Çukurova Üniversitesi Anaokulu'nun dörtşubesine devam eden beş-altı yaş grubundan otuz altı çocuk oluşturmaktadır.Uygulamalar öncesinde çocukların her birine, genel gelişimlerinin normal olduğukonusunda sistematik veriler elde etmek ve dil gelişim düzeylerini belirlemek amacıyla?Ankara Gelişim Tarama Envanteri ? uygulanmıştır.Yaratıcı drama yönteminin etkililiğini sınamak için bir deney, bir kontrol grubuoluşturulmuştur. Deney grubunda yaratıcı drama yöntemi kullanılarak dil etkinliklerigerçekleştirilirken, kontrol grubunda düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinlikleridüzenlenmiştir. Her iki grupta da etkinlikler araştırmacı tarafından düzenlenmiştir.Araştırmada deney ve kontrol gruplarından uygulamalar başlamadan önce veuygulamaların bitiminden sonra ses kayıtları alınmıştır. Her iki grupta da veriler aynıyöntem ile elde edilmiştir.Çalışmada, dil edinimine yönelik yapılan yaratıcı drama etkinlikleri sonucundaçocukların bir bir sözce içerisinde kullandıkları sözcük sayısının arttığı ve çocuklarındaha uzun sözceler kullandıkları; çocukların kullandıkları sözceler, sözcük türleribakımından incelendiğinde çocukların kullandıkları sıfat ve ad sayılarında artış olduğu,çocukların kullandıkları ad öbeği ve eylem öbekleri sayısında artış olduğu görülürkenivkullanılan eylem ve zarf sayılarında bu artışın olmadığı, dil gelişimine yönelik yapılanyaratıcı drama eğitiminin çocukların dil gelişimlerini etkilemediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Yaratıcı drama, Dil gelişimi, Dil edinimi, Dilkazanımı
Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 6 yaş çocuklarının sayı ve işlem kavramlarını kazanmalarında müzikli oyun etkinliklerinin kullanılmasının etkisi
Bu araştırma, Adana iline bağlı Yüreğir ilçesindeki alt sosyo-ekonomik düzeyde bulunan üç ilköğretim okulunun anasınıfına devam eden 6 yaş çocuklarının sayı ve işlem kavramlarını kazanmalarında müzikli oyun etkinliklerini kullanmasının etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 10 çocuk deney grubuna, 10 çocuk birinci kontrol grubuna ve 10 çocuk ikinci kontrol grubuna alınmıştır. Çocuklara eğitim vermeye başlamadan önce örnekleme alına çocuklara "5-6 yaş çocuklarda sayı ve işlem kavramının kazanılmasına ilişkin başarı testi" ön test olarak uygulanmıştır. Atrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formları çocukların ebeveynleri tarafından doldurulmuştur. Deney grubunda sayı ve işlem kavramı eğitimi, müzikli oyun etkinlikleri kullanılarak, kontrol gruplarında ise müzikli oyun etkinlikleri kullanmaksızın oyun, drama, okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları gibi etkinliklerle verilmiştir. Eğitim 12 hafta, haftada iki gün yarım saat olacak şekilde sürdürülmüştür. Eğitim bitiminde çocuklara "5-6 yaş çocuklarda sayı ve işlem kavramının kazanılmasına ilişkinbaşarı testi" son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler Kovaryans Analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda sayı ve işlem kavramı açısından, ön test puan ortalamalarına göre deney ve kontrol gruplarının ön test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, ön test puan ortalamalarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında deney grubu ile kontrol grupları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur.
Okulöncesi eğitim programındaki aile katılımı etkinliklerinin anasınıfı öğretmenleri ve veli görüşleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Okul öncesi eğitim programlarında aile katılımı etkinliklerinin öğretmen ve veli görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkez ilçelerinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 4 bağımsız anaokulu ve 16 ilköğretim okullu olmak üzere toplam 20 okuldan; 288 veli ve 61 anasınıfı öğretmeni oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeye 10 anasınıfı öğretmeni ve 17 anasınıfı velisi katılmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında yapılmış ve bazı verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, ki- kare gibi betimsel istatistiklere yer verilmiştir. Çalışmadaki görüşme sonucundaki veriler içerik analizi kullanılarak araştırmacı tarafından belirlenen kriterlere göre incelenmiştir.Araştırma sonucunda öğretmenlerin yıllık planda sık yer verdikleri aile katılım etkinlikleri içerisinde evde yapılacak etkinlikler, ebeveynlerin eğitim etkinliklerine katılımı ve okul ziyaretleri yer almaktadır. Yıllık planda hiç yer verilmeyen aile katılım etkinlikleri ise yönetim ve karar verme süreçlerine katılım, ev ziyaretleri, eğitim panoları, telefon görüşmeleri, teyp kayıtları, toplu dosyalar, toplantılar ve geliş-gidiş saatleridir.Öğretmenlerin meslek yıllarına göre aile katılımına yer verme durumlarında ise meslek yılının ilk on yılında olan öğretmenler orta ve alt düzeyde yer verirken on bir ve üzeri meslek yılına sahip olan öğretmenlerin üst seviyede yer verdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin eğitim durumlarına göre aile katılım etkinliklerine yer verme sıklıklarına bakıldığında ön lisans mezunu olan öğretmenlerin katılım etkinliklerine orta ve üst düzeyde yer verdikleri lisans mezunu olan öğretmenlerin ise alt düzeyde yer verdikleri bulunmuştur.Velilerin yaşlarının aile katılım etkinlikleri ile farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için yapılan ki kare testi sonucu, anlamlılığın (P ?.399) olmadığı görülmüştür. Diğer yandan eğitim durumlarına göre bakıldığında, eğitim durumlarıyla katılım durumları arasında anlamlı farklılığın oluştuğu (P ?.023) ki kare testi sonucu görülmektedir.Nitel verilerin bulgularına göre; öğretmenlerin aile katılım formu kullandıkları, veliler için konferanslar düzenledikleri, bireysel görüşmeler yaptıkları, ebeveynleri sınıfa davet ettikleri, geliş-gidiş saatlerinde görüşmeler yaptıkları, yazışmalar kullandıkları ve eğitim panoları kullandıkları ortaya çıkmıştır. Ancak öğretmen ve veli kaynaklı sebeplerden dolayı aile katılımının tam anlamıyla gerçekleştirilemediği belirlenmiştir.Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda çalışmayan velilerin hemen her gün okula uğradıkları çalışan velilerin ise haftada ya da ayda bir kez okula geldikleri ortaya çıkmıştır. Genel olarak öğretmenle yüz yüze görüşmeyi tercih ettikleri, yazışmalar kullandıkları, bu yazışmaların daha çok çalışma sayfaları ve günlük bilgilendirme notları olduğu, ev ziyaretlerinin gerçekleşmediği, velilerin acil bir durum anında arandıkları ve zaman zaman etkinlikler için materyal temini ve maddi destek istendiği bulunmuştur.
Okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşleri ve uygulamalarının incelenmesi
Bu çalışmada okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve buna ek olarak okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik fen etkinliklerini planlama ve uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Niğde ilinde ve Bor ilçesinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilköğretim ve bağımsız anaokulunda görev yapmakta olan 64 okulöncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri nitel metodolojide olup görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Kişisel bilgi formu ve okulöncesi fen eğitimine yönelik anket sorularının öğretmenler tarafından doldurulması istenmiştir.Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin verdikleri cevaplar bilgisayar ortamında bir araya getirilerek bir veri seti oluşturulmuştur. Gözlem formuna kaydedilen veriler ise tek tek incelenip kodlamalar yapılmıştır. Toplanan verilerin analizinde öğretmenlere ait betimsel(kişisel) bilgiler, okulöncesi öğretmenlerin fen eğitimi ile ilgili görüşlerinin tanımlanmasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanarak tablo şeklinde verilmiştir.Araştırma sonucunda, okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşlerinde erken yaşta fen eğitiminin önemli olduğunu, fen etkinliklerinde en sık kullandıkları yöntemin okulöncesinde ?deney? olduğu, bunu sırasıyla drama ve gezi-gözlem yöntemlerinin takip ettiği, fen etkinliklerini gerçekleştirirken, önce çocuklarla soru- cevap yöntemiyle sohbet ettiklerini, materyallerini tanıttıklarını, çalışmaya yönelik çocuklara bilgi verdiklerini, sonra çalışmayı uyguladıklarını belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Fen Eğitimi, Fen Etkinlikleri.
Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış
Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü
3-6 yaş çocuklarda kategorizasyon, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma becerilerinin incelenmesi
Kategorizasyon, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma becerileri, çevremizi tanıma ve anlamlandırmada son derece önemli becerilerdir. Bu araştırma, üç?altı yaş grubu çocuklarda bu becerilerin gelişimini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2008?2009 öğretim yılı bahar döneminde Adana ili merkezinde bulunan bir üniversiteye ait anaokuluna devam eden üç?altı yaş grubundan toplam 100 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun seçiminde öncelikle uygulamanın yapılacağı anaokuluna devam etmekte olan tüm çocuklara (toplam 268 çocuk) Denver II Gelişim Tarama Envanteri uygulanmıştır. Çalışma grubunda yer alan toplam 100 çocuk, normal gelişim gösteren çocuklar arasından seçilmiştir. Çocuklar, her yaş grubunda 25 çocuk yer alacak şekilde yansız numaralar kullanılarak oranlı tesadüfî örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak da uyuşma, uyuşmazlık, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma üçlüleri kullanılmıştır.Çalışma sonunda, çocukların çoğunda taksonomik, bağlamsal ve yargısal kategorizasyon becerilerinin rastlantısal düzeyin üzerinde olmasına karşın bu becerileri henüz edinme aşamasında oldukları saptanmıştır. Ayrıca, üç yaşındaki çocukların taksonomik, bağlamsal ve yargısal kategorizasyon yaparken daha çok kategorik olmayan ilişkileri temel alırken, dört, beş ve altı yaşındaki çocukların çoğunlukla kategorik özellikleri temel aldıkları belirlenmiştir. Çocukların yaptıkları kategorizasyon hatalarında ise kategorik olmayan özellikleri temel almalarının önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Çapraz sınıflandırma ve tümevarımsal çıkarımda çocukların çoğunun, tümevarımsal seçicilikte ise bazılarının rastlantısal düzeyin üzerinde olmasına karşın, bu becerileri henüz edinme aşamasında oldukları saptanmıştır. Tüm bu becerilerin ediniminde yaşla birlikte anlamlı bir artış meydana geldiği belirlenmiştir.
Resimli kitaplardaki karakterlerin duygu durumlarının incelenmesi
Bu araştırmada, 2001-2010 yılları arasında 3-6 yaş çocukları için ülkemizde yayımlanmış resimli kitaplardaki karakterlerin, metin ve resimlemelerde hangi tür duygu durumlarına sahip olduklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Piyasada bulunan, farklı yayınevi, yazar ve resimleyene ait resimli kitaplar arasından seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden ?kolay ulaşılabilir durum örneklemesi? yöntemi ile ulaşılabilen 752 kitap araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Evren içerisinden rastgele sayılar tablosu yoluyla seçilen 112 kitap örneklemi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, literatür taraması sonuçlarına ve uzman görüşlerine dayanılarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kitap Künye Formu?, ?Metinde Duygu İnceleme Formu? ve ?Resimde Duygu Tanımlama Formu? aracılığıyla toplanmıştır. Bu formlar ile her bir resimli kitapta yer alan duygu durumlarının resimlemede ve ?sözcük-sözcük grubu-cümle? olarak metinde var olup olmadığı saptanmıştır. Ayrıca resimli kitaplarda yer alan duygu durumlarının metinde ve resimlemedeki kullanım sıklığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 programıyla analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda; metinde sözcük ve sözcük grubu olarak ifade edilen duygu durumlarından ?sevmek, sarılmak, mutlu olmak, sevinmek, kızmak, sinirlenmek, ağlamak, üzülmek, korkmak? gibi okulöncesi dönemindeki çocukların anlayabileceği sözcüklerin yanı sıra, ?gurur duymak, bayılmak, koklaşmak, haykırmak, içi içine sığmamak, yerinde duramamak, şok geçirmek, gözlerine inanamamak, homurdanmak, içini çekmek, yakınmak, hayıflanmak, ürkmek? gibi okulöncesi çocukların anlayamayacağı ifadelere de rastlanmıştır. Metinde yer alan bu ifadelerin resimlemelerle desteklenerek çocuk tarafından anlamlandırılabileceği düşünülmüştür.Örneklemi oluşturan resimli kitaplardaki karakterlerin en fazla sahip olduğu duygu durumunun metinde ve resimlemede ?Sevinç? duygusu olduğu tespit edilmiştir. Metinde ?Şaşkınlık?, resimlemede ise ?Öfke? duygusunun en az olduğu saptanmıştır. Okulöncesi çocukların resimli kitaplarda farklı duygu durumlarıyla karşılaşmaları noktasından hareketle, daha az yer verilen duygu durumlarının da resimli kitaplarda yer alması gerektiği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Çocuk Edebiyatı, Resimli Kitap, Duygu
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocuklarının ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dünya çapında ikinci dil öğrenmenin önemi ve yararı yadsınamaz. Okul öncesi dönemin de ikinci dil öğrenmek için oldukça elverişli bir dönem olduğunu araştırmalar göstermiştir. Bu çalışma ?Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocukların ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasında ilişki olup olmadığını , öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Adana ilinin, Çukurova ilçesinde, okul öncesinde İngilizce eğitimi veren bir özel okula devam eden 59 çocuk ile yürütülmüştür. Çocukların ana dil gelişimlerini belirlemek için Portage Gelişim Tarama Envanterinden yararlanılarak hazırlanan dil testi ve düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinliği uygulanmıştır. Uygulanan dil etkinliğinin ses kayıtları alınmıştır. Çocukların ikinci dil öğrenme başarısını belirlemek için ise, beş ay boyunca İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce eğitimi alan çocuklara araştırmacı tarafından İngilizce başarı testi uygulanmıştır. Aynı zamanda çocukların ailelerine kişisel bilgi formu gönderilmiştir. Araştırma sonucunda Portage Gelişim Envanterinden yararlanılarak hesaplanan dil testi puanları ile İngilizce başarı testinden alınan puanlar arasında 48-60 ay yaş grubunda yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay yaş grubunda ise orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukların hikaye anlatımlarında kullandıkları toplam sözcük sayıları ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay grubunda ise yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki; ayrıca çocukların hikaye anlatımlarında serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden elde ettikleri toplam puanlar ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay ve 61-72 ay yaş grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Okul öncesi öğretmen adaylarının ve okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin tutum ve inançlarının incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin inanç ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkez ilçelerinde (Sarıçam, Çukurova, Yüreğir) bağımsız anaokullarında görevli 164 öğretmen ve Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi okul öncesi öğretmenliği bölümünde okuyan 141 öğretmen adayı oluşturmuştur. Martin, Yin ve Baldwin (1998) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Savran (2002) tarafından yapılan Sınıf Yönetimine Yönelik Tutum ve İnanç Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adayları ve öğretmenler içerisinden gönüllük esasına göre 10 okul öncesi öğretmen adayı ve 10 okul öncesi öğretmeniyle görüşmeler yapılmış ve toplanan veriler incelenmiştir. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Ölçekten elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmenlere ve öğretmen adaylarına ait bağımsız değişkenlere ilişkin ortalamalar arasındaki farklılıklar bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılarak belir-lenmiştir. Elde edilen nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçları hem okul öncesi öğretmen adaylarının hem de okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetiminin ders yönetimi ve insan yönetimi boyutlarında müdahaleci bir inanç ve tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlarda da okul öncesi öğretmen adayları ve öğretmenlerin sınıf yönetiminde müdahaleci inanca sahip olduklarını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf yönetimi, Öğretmen ve Öğretmen adayı inançları, Müdahaleci, Müdahaleci olmayan, Etkileşimci.
Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.
Okul öncesi eğitimde aile katılımı etkinliklerinin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve aile katılımı etkinliklerinin dil-matematik becerilerinin geliştirilmesine etkisi
Bu araştırma, öğretmenlerin ve ebeveynlerin okul-aile iletişimini nasıl sürdürdüklerini, aile katılımı etkinliklerini nasıl değerlendirdiklerini, aile katılımına ilişkin karşılaştıkları sorunları nasıl algıladıklarını ve aile katılımı etkinliklerinin çocukların dil ve matematik becerilerinin gelişimini nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseninde bir çalışmadır. Araştırmanın nicel verileri, 2010-2011 eğitim öğretim yılında, Adana ili merkez Çukurova ilçesinde orta sosyoekonomik düzeye sahip karma yaş uygulamasının yapıldığı bir bağımsız anaokulunun iki sınıfındaki altı yaş (60-72 ay) grubu 22 çocuk ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Kontrol ve deney grubundaki çocuklar belirlenirken sınıflardaki 60-72 ay arası çocuk sayısı ve TEMA-3 öntest puanlarının denkliği ölçüt alınmıştır. Nitel veriler, deney ve kontrol grubu öğretmenleri ile bu iki sınıftaki tüm çocukların ebeveynlerinden gönüllü ve koşulları uygun olan 28 ebeveynden toplanmıştır. Uygulama toplam 10 hafta sürmüştür. Deney grubunda dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiştir, kontrol grubunda ise mevcut program uygulanmıştır. Deney grubunda araştırmacı tarafından dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiş, hem deney hem de kontrol grubunda öğretmenlerin aile katılımı uygulamalarına müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikaye kitabı, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3), kontrol listeleri, yarı yapılandırılmış görüşme formları, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Hikaye kitabı ve TEMA-3 deney ve kontrol grubu çocuklarına öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nicel veriler üzerinde Wilcoxon Sıralı İşaretler Testi ve Mann Whitney U Testi analizleri yapılmış, analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Nitel veriler üzerinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada, deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin aile katılımının önemi, aile katılımının planlanması, uygulanması ve arttırılması, aile katılımı engelleri, aile katılımı açısından okul-aile iletişiminde kendilerine düşen sorumluluklar ile ebeveynlerle aile katılımı açısından yaşadıkları sorunlar hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip olmadıkları görülmüştür. Hem deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin hem de ebeveynlerin aile katılımı etkinliklerini çocuğun eğitim etkinliklerine katılım olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Ebeveynlerin aile katılımı açısından bazı engellerinin olduğu, okulla iletişim kurmaya ve çocuklarının eğitimlerine katılmaya istekli oldukları ancak nasıl katılımda bulunabilecekleri hakkında bilgilerinin olmadığı, okul ve öğretmen tarafından yeterince desteklenmedikleri ve okul yönetimi ve öğretmenlerle aile katılımı açısından iletişim sorunları yaşadıkları saptanmıştır. Araştırmada dil becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun cümle başına düşen yargı sayısı, sözcük sayısı ve sözcük türleri sayısı öntest-sontest fark (erişi) puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Matematik becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun TEMA-3 öntest-sontest fark puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: okul öncesinde aile katılımı, dil becerileri, matematik becerileri
İnsancıl değerler eğitim programı'nın hayvan temalı etkinlikler aracılığıyla okul öncesi eğitimde uygulanması
Son zamanlarda gittikçe artan şiddet olaylarının toplumsal huzur ve güveni bozduğu görülmektedir. Son elli yıl içinde yapılan birçok araştırma erken çocukluk öykülerinde yatak ıslatma, yangın çıkarma ve hayvanlara zulmetme davranışının varlığının; gelecekte şiddet eğilimine işaret ettiğini ortaya koymuştur. Literatürde çocukken hayvanlara zulmeden insanların, büyüdüklerinde insana karşı da şiddet göstermeleri arasında bir bağ olduğunu gösteren birçok araştırma da bulunmaktadır. İnsancıl Değerler Eğitim Programının (İDEP) temelini; değer verme, saygı ve sorumluluk oluşturmaktadır. İDEP'in amacı, hayvanlarla ilgili ders ve etkinliklerle saygı ve sorumluluk gibi değerleri öğreterek insan ve hayvanlara karşı olumlu davranışlar kazandırılmasını sağlamaktır. Okul öncesi dönemde çocuklar gelişimsel özelliklerine bağlı olarak değer verme, saygı ve sorumluluk gibi soyut kavramları anlamakta zorluk yaşarlar. İDEP bu gibi soyut kavramların somutlaştırılmasında her yaştaki insan için önemli deneyimler sağlar. Bu araştırmanın amacı 54 – 66 ay arasındaki çocuklara 8 hafta boyunca hayvanları konu alan Türkçe, drama, sanat etkinlikleri ve alan gezileri gibi etkinlikler aracılığıyla uygulanan İDEP' in, uygulama sürecinin ve yansımalarının farklı bakış açılarından yola çıkılarak betimlenmesidir. Bu çalışmada, çalışmanın amacına uygun olarak yorumlamacı bakış açısını içeren nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Sonuç olarak; İDEP'in Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programıyla bütünleştirilerek uygulanabileceği, saygı, sorumluluk ve merhamet gibi değerlerin kazanılmasında faydalı olduğu, çocukların bilişsel ve sosyal- duygusal gelişimlerine ve hayvanlara yönelik olumlu tutum ve davranışlar kazanmalarına katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, değerler eğitimi, insancıl değerler eğitim programı
Okul öncesi dönem çocuklarının okul dışı etkinliklerinin incelenmesi
Gelişimin büyük oranda 0-6 yaşlar arasında tamamlanıyor olmasıyla, okul öncesi eğitim yıllarına da denk gelen bu yaşların bireylerin gelişimleri açısından önemi artık herkes tarafından bilinmektedir. Bu yılların en verimli şekilde geçirilmesi, çocuklara gelişimlerini destekleyici zengin ortamların ve farklı uyaranların sunulması ailelerin çocuklarının gelişiminde üstleneceği önemli sorumluluklardan biri haline gelmiştir. Bu araştırma ile okul öncesi dönem çocuklarının okul dışı zamanlarda dahil oldukları etkinlikler belirlenmiş ve annelerin ve çocukların bu etkinlikler hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Çalışma Hatay ili Erzin ilçesinde bulunan bağımsız bir anaokulunda 12 çocuk ve anneleri ile yürütülmüştür. Araştırmada annelerden çocuklarının okul dışı zamanlarda gerçekleştirdikleri etkinlikleri belirlemek amacıyla 10 gün boyunca günlük tutmaları istenmiş, annelerin ve çocukların görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel yolla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda çocukların okul dışı zamanlarda televizyon izleme, oyun oynama, bilgisayar, telefon ve tabletle zaman geçirme, kitap okuma, şarkı söyleme, boyama, ödev yapma, oyun hamuruyla oynama, kağıt kesme-yapıştırma, müzik dinleme/enstrüman çalma, matematik-sayı çalışmaları yapma, resim yapma ve yap-bozla oynama gibi etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Çocukların hafta içi ve hafta sonu en çok televizyon izleme ve oyun oynamaya zaman ayırdıklarına ulaşılmıştır. Annelerin çocuklarının ödev, resim, oyun hamuru, sayı çalışmaları, dikkat geliştirici kitap çalışmaları, kendi başına yapılan etkinliklerle zaman geçirebilmesi gibi etkinlikleri yapmasından memnun olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, annelerin çocuklarının televizyonda şiddet içerikli çizgi film izlemesinden, çizgi film izleme, telefona ve bilgisayara çok zaman ayırmasından, ödev yapmak istememesinden ve çok fazla boyama yapmasından memnun olmadığına ulaşılmıştır. Çocukların en sevdiği oyunlar ise yıldız oyunu, saklambaç, atçılık, evcilik, polisçilik, bilgisayar ve tablette oyun, araba yarışı, yumurta oyunu, yakalamaca/kovalamaca, topla oynama olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, okul dışı etkinlikler, anne ve çocuk görüşleri
Anasınıfına devam eden çocukların sebzelere ilişkin tutumlarının incelenmesi: Proje etkinlikleri
Dünyada ve aynı zamanda ülkemizde çocukların yemekte en çok zorlandıkları besin gruplarından birinin sebzeler olduğu bilinmektedir. Bu durumun gerekçesi olarak da çocuğun ek besinlere geçişte sebzeyle tanıştırılmaması, aile, arkadaş, öğretmen vb. çocuğun yakın çevresinden birilerinin sebze sevmemesi, tüketmemesi, sebzeler hakkında olumsuz yorumlar yapması, çocukların sebzelerin kokusundan, tadından, görünümünden hoşlanmaması, genetik yatkınlıkları vb. nedenler sayılabilir. Oysaki sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum yaratabilmenin yolu, sağlıklı ve dengeli beslenmeden geçmektedir. Bunu sağlayabilmek için de çocuğun yakın çevresiyle olan etkileşimine dikkat etmek gerekir. Çünkü; çocuk öncelikle anne, baba, kardeş, arkadaş ve öğretmeninden etkilenmektedir. Bu nedenle öğretmenlere önemli sorumluluklar düşmektedir. Örneğin, öğretmenlerin günlük eğitim programlarında sebzeyle ilgili çalışmalara yer vermeleri çocuklara sebzeyi sevdirme veya tüketmelerini sağlama konusunda destekleyici olacaktır. Bu çalışmada, anasınıfına devam eden çocukların sebzelere ilişkin tutumlarının proje yaklaşımına dayalı etkinlikler aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014- 2015 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Adana ili Sarıçam ilçesinde bulunan bir ilkokulun anasınıfına devam eden 1 erkek 9 kız olmak üzere toplam 10 çocuk ile anneleri oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden 'eylem araştırması' tekniği ile bir öğretim yöntemi olarak tanımlanan proje yaklaşımı kapsamında; beyin fırtınası yoluyla kavram ağı oluşturma, drama yoluyla canlandırmalar yapma, resmetme, sanat faaliyetleri, gezi-gözlem-görüşme yapma, aile katılımı, işbirliği yapma, akran öğretimi, değerlendirme gibi çeşitli yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak çocukların çalışma öncesi ve sonrasında yaptıkları sebzelerle ilgili resimler, araştırmacı tarafından oluşturulan "anne bilgi formu", "çocukların sebzelere ilişkin tepkilerine yönelik bilgi formu" ve "çocuklar için sebze çizelgesi" uygulanmıştır. Ayrıca sekiz hafta boyunca yürütülen proje çalışması sürecinde; çocuklar sebzeler ile ilgili olarak alan gezileri, fen, müzik, Türkçe vb. etkinlikleri gerçekleştirmişlerdir. Elde edilen veriler betimsel yolla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında besin grupları sıralamasında haftalık sebze tüketim miktarlarında artış gözlenirken yemekten hoşlanmadıkları sebze çeşidinde (sayısında) düşüş saptanmıştır. Çocukların tanımadığı, adlandıramadığı ve yemediği sebze çeşitlerinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca sebzelere karşı tutumlarında olumlu yönde değişiklikler meydana gelmiştir. Çalışma öncesinde ve sonrasında çocukların yaptıkları resimlere bakıldığında çocukların sebze-meyve ayrımı yapabildikleri, daha çok sebze tanıyarak sebze çeşitliliğin arttığını, sebzelerin şekil, renk, boyut gibi özelliklerinin gerçeğe uygun hale geldiğini, resimlerinin detaylandığı ve kompozisyon oluşturabildiklerini söylemek mümkündür. Bu sonuca göre proje etkinliklerinin, çocukların sebzelere yönelik bilgi düzeylerini artırmada ve olumlu tutum kazanmalarında etkili bir yöntem olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sebze, beslenme, proje yaklaşımı
Okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecini çocukların dahil olup katkıda bulundukları köy, aile, okul ve ürettikleri akran kültürlerine bakarak anlamak ve bu süreçteki kültürel unsurların rolünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Kahramanmaraş ilinin merkeze bağlı bir köyünde gerçekleşen araştırmaya katılımcı olarak köy halkı, Eylül (2014) ayında okul öncesine geçiş yapan yirmi bir çocuk, dört farklı aile, iki öğretmen ve okul personeli dahil olmuştur. Etnografik yöntemin kullanıldığı araştırmada veriler yedi ay süresince katılımcı gözlemci rolüyle toplanmış ve bu süreçte görüşme, gözlem, doküman analizi, araştırmacı günlüğü gibi teknikler kullanılmıştır. Elde edilen ham veriler betimsel ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizde toplanan veriler sistematik şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde kavramsal düzeyde yeni anlamlar oluşturulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre çocukların içerisinde bulundukları sosyo kültürel yapı okul öncesine geçiş sürecini şekillendirmiştir. Bunlardan köyün fiziksel yapısı, toplumsal sorunları ve gerçekleştirilen işbirlikli eylemleri okula geçiş süreciyle direkt bağlantısı bulunurken, köyde var olan inanç sistemi ve erkek egemen yapı örtük bir ilişkiyi kapsamıştır. Ailelerin aşırı korumacı yaklaşımı ve çocuklarıyla kurduğu ilişki biçimi ise çocukların okul içerisinde kurduğu sosyal ilişkilerde belirleyici olmuştur. Diğer yandan evde çocuklara sunulan uyarıcılar, büyük kardeşin varlığı ve yaşam şartları çocukların okul geçişindeki koşulların hazırlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Okul kültürünü oluşturan fiziki yapı, diğer kültürlerle kurulan ilişkiler, geçiş sürecinde izlenen stratejiler, sınıf yönetimi ve eğitim programı gibi unsurlar ise çocukların okulu sevme ve adapte olma sürecini biçimlendirmiştir. Son olarak okuldan önce akran kültürü içerisine dahil olabilen ve kendinden yaşça büyük çocuklarla oyun kurabilen akranlar okula geçiş sürecinde zorluk yaşamamışlardır.
Çocuklar için felsefe eğitimi programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi
Bu araştırmada Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi incelenmiştir. "Çocuklar İçin Felsefe (Philosophy for Children(P4C))" yaklaşımı Matthew Lipman ve Ann Sharp tarafından 1970'li yıllarda ortaya konulmuş ve sonrasında aynı ismi taşıyan bir düşünme eğitimi programı geliştirilmiştir. Bu araştırmada Matthew Lipman'ın Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı (ÇİFEP), okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanabilir olması bakımından tercih edilmiştir. Eğitim araştırmalarında çalışma grubunu yansız olarak seçmek genellikle çok mümkün olmadığı için bu araştırma yarı-deneysel olarak planlanmıştır. "Ön Test-Son Test Eşitlenmemiş Gruplar Kontrol Gruplu" modele göre desenlenmiş olan bu araştırma kapsamında biri deney, ikisi kontrol olmak üzere üç grup oluşturulmuştur. Deney grubundaki çocuklara Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı 14 hafta boyunca ortalama 45'er dakikalık toplam 32 oturum halinde uygulanmıştır. Araştırmada ilk 4 hafta boyunca haftada 3'er oturum, daha sonraki dönemlerde ise haftada 2'şer oturum gerçekleştirilerek eğitimler verilmiştir. Kontrol gruplarına ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubundaki ÇİFEP uygulamaları araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Adana İli Çukurova Merkez İlçesi'ndeki bir resmi okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık toplam 76 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda 31, kontrol 1 grubunda 21 ve kontrol 2 grubunda ise 24 çocuk yer almıştır. Araştırmanın yapıldığı anaokulu, genellikle orta sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarının eğitim aldığı bir kurum olması bakımından tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, yaratıcılık ölçümlerinde "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Şekilsel A Formu" ve zihin kuramı (ZK) ölçümlerinde "Beklenmedik İçerik Değişikliği, Birinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi ve İkinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi" kullanılmıştır. Çocuklar ve ailelerinin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel amaç ve alt amaçları doğrultusunda genelden özele doğru ilerleyen bir yapı içerisinde değerlendirilmiştir. Veriler öncelikle SPSS 20.0 paket programına aktarılmıştır. Analizlerde deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarının ZK testlerinden ve TYDT Şekilsel A Formu'ndan aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar normalliğin sağlanmadığı durumlarda, Kruskal Wallis testi yapılarak; normallik sağlandığı durumlarda ise tek yönlü varyans analizi yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca, deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarında yer alan çocukların ön test ve son testlerde almış oldukları puanlar t testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Çalışma grubundaki çocukların TYDT Şekilsel A Formu ve ZK gelişimi testlerinden almış oldukları puanlar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla ise Spearman Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanları (beklenmedik içerik değişikliği hariç) arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanlarının (beklenmedik içerik değişikliği hariç) ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür (p<.01). Araştırmada benzer sonuçlar yaratıcılık ölçümlerinde de elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu görülmüştür (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutları olan akıcılık, orijinallik, başlıkların soyutluğu, zenginleştirme, erken kapamaya direnç ve yaratıcı kuvvetler listesi puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olmuştur (p<.05). Araştırmada deney ve kontrol 1 grubunun ön test-son test yaratıcılık ve ZK toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı; sadece kontrol 2 grubundaki çocukların yaratıcılık ve ZK ön test toplam puanları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<.01). Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına olumlu etkisi bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, çocuklar için felsefe eğitimi programı,düşünme eğitimi, yaratıcılık, zihin kuramı.
Erken çocukluk döneminde aile işlevselliğinin, bilişsel gelişim ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak sosyal problem çözme becerileri: Yapısal Denklem Modellemesi
Bu araştırmanın amacı, farklı Sosyokültürel özelliklere ve düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip 48–66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri temelinde aile işlevselliği; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonlar (bellek, bilişsel esneklik ve ket vurma) ve dil becerileri; duygusal gelişim boyutunda ise empatinin bileşenleri; algısal,bilişsel ve duygusal bakış açısı alma arasındaki ilişkileri yapısal denklem modeli kullanarak ortaya koymak ve geliştirilen modeli (ABDS modeli) yaş, bağlanma türleri, sosyal referans alma becerilerine, benlik algısına göre incelemektir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak planlanmıştır.Araştırmada aile işlevselliğinin, bilişsel gelişimin ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak erken çocukluk döneminde sosyal problem çözme becerileri incelenirken yapısal denklem modeli kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir,Sarıçam merkez ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48–66 ay arası çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak istenilen örnekleme ulaşabilmek için sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ve tabakalı amaçlı örnekleme olmak üzere üç farklı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam Kaymakamlıkları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda belirlenen (en çok ayni ve nakdi yardım alan mahalleler) ve içerisinde bağımsız anaokulu bulunan mahallerden benzeşik bir küme oluşturulmuştur. Oluşturulan küme içerisinden, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilecek çocukların yaşadığı mahalleler seçilmiştir. Seçilen bu mahalleler, ulaşım koşulları ve zaman göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Son olarak tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile 48-66 ay arası çocuklar örneklem içerisinde 48-54, 54-60 ve 60-66 ay arası olmak üzere üç yaş grubundan da eşit oranda temsil edilmiştir. Araştırmaya 48-54 ay (27 kız; 25 erkek), 54-60 ay (26 kız; 26 erkek), ve 60-66 ay (27 kız; 25 erkek) aralıklarında her ayda 52 çocuk olmak üzere 156 çocuk, 139 anne ve 17 baba katılmıştır. Araştırmada çocukların sosyal problem çözme becerileri ölçmek için Wally Sosyal Problem Çözme Testi; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonları ölçmek için İşler Bellek Ölçüm Aracı/The Map Task (ileri ve geri yönlü bellek için), Deve-Cüce Oyunu (ket vurma için),Londra Kulesi Testi (bilişsel esneklik için) ve dil becerilerini ölçmek için Ortalama Sözce Uzunluğu; duygusal gelişim boyutunda empati için Üç Dağ Deneyi (algısal bakış açısı alma için),Beklenmedik Yer Değişikliği Testi ve Beklenmedik Durum/İçerik Testi (bilişsel bakış alma için),Duygusal Bakış Açısı Alma Testi (duygusal bakış açısı alma için); moderatör olan değişkenler bağlanma türlerini belirlemek için Bağlanma Stilleri Öykü Tamamlama Testi, sosyal referans alma için Sosyal Referanslama Testi ve benlik algısını ölçmek için Cassidy Kukla Görüşme Formu ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılacak olan çocukların ebeveynleri ile görüşmeler yapılarak Kişisel Bilgi Formu ve aile işlevselliğini ölçmek için Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri 30 Nisan 2015- 15 Ocak 2016 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmacı tarafından her çocuk ile farklı günlerde üç oturum olmak üzere 156 çocuk ile yapılan 458 oturumda araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda AMOS ve SPSS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Her çocuk için SPSS programına girilen veriler alan yazına dayanarak geliştirilen ABDS modeli (aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, sosyal problem çözme modeli) için yapısal denklem modeli kullanılarak AMOS 22 programında test edilmiştir. İlk modelin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin test edilen model ile iyi uyum göstermediği anlaşılmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda ilk ABDS modelinde modifikasyonlar yapılmıştır. Modifikasyon ile geliştirilen ABDS modelinin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin, test edilen model ile iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Geliştirilen ABDS modelinde, ailenin işlevselliği ile çocukların duygusal gelişimi ve bilişsel gelişimi onların sosyal problem çözme becerilerindeki değişimin %98'ini açıklamıştır.Geliştirilen ABDS modelinde, çocukların yaşadığı ailenin aile işlevselliği onların sosyal problem çözme becerilerini hem doğrudan hem de duygusal gelişim düzeylerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkileri aracılığıyla dolaylı olarak etkilemiştir. Geliştirilen ABDS modeli sırayla yaş, bağlanma, sosyal referans alma ve benlik algısına göre incelenmiştir.Bütün moderatör değişkenler için veri setinin test edilen model ile kabul edilebilir düzeyde uyum gösterdiği anlaşılmıştır.Çocukların bilişsel gelişim düzeylerinin ve duygusal gelişim düzeylerinin aile işlevselliğinin, sosyal problem çözme becerileri üzerindeki etkisinde kısmen aracılık rolüne sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları, Sosyal-Bilgi İşleme Modeline duygusal süreçlerin bütünleştirilmiş hali ve Sosyokültürel Tarihsel Kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Sosyal problem çözme becerileri, aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, erken çocukluk dönemi, yapısal denklem modeli (yapısal eşitlik modeli).
Okul öncesi eğitime devam eden çocuklardan argümantasyon uygulamalarının canlı-cansız kavram bilgisi ve argümantasyon düzeylerine etkisi
Araştırmanın genel amacı, argümantasyon uygulamalarının altı yaş çocukların argümantasyon becerisi ve canlı-cansız kavram bilgisine etkisini incelemektir. Araştırma, nitel ve nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı iç içe gömülü karma metod olarak planlanmıştır. Nitel boyutunda yar yapılandırılmış görüşme, nicel boyutunda ise yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında, Osmaniye İli Düziçi ilçesinde bulunan orta sosyo ekonomik düzeyde MEB' e bağlı bir resmi anaokulu ile ilkokula bağlı anasınıfında öğrenim gören, öğrenme düzeyleri, yaş ve cinsiyet bakımından birbirine yakın 51 çocuk (17 öğretmen kontrol grubu, 17 araştırmacı kontrol grubu, 17 deney grubu) oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise "karma yöntem örneklemi"dir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, argümantasyon sevileri analiz rubriği, canlı-cansız kavram başarı testi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, biri deney ikisi kontrol grubu olmak üzere üç sınıfta gerçekleşmiştir. Deney ve araştırmacı kontrol grubu aynı okulda random olarak belirlenmiştir. Öğretmen kontrol grubu ise uygulama sürecinde öğretmen etkisini ortadan kaldırmak amacıyla başka bir okulda öğrenim gören öğrencilerden oluşmuştur. Uygulama süreci, deney ve araştırmacı kontrol gruplarında araştırmacı, öğretmen kontrol grubunda ise öğretmen tarafından yürütülmüştür. Ayrıca asıl uygulamaya geçilmeden önce 12 öğrenci ile 6 haftalık süren bir pilot uygulama yapılmıştır. Araştırmanın deneysel işlem sürecinde, etkinlikler argümantasyon yöntemi sunularak ve argümantasyona dayandırılarak yürütülmüştür. Böylece çocukların argümantasyon düzeylerinde görülen gelişim, başarılarına olan etkisi, kavramsal anlamaları ve kavram yanılgılarında görülen değişimler araştırılmıştır. Kontrol grubunda ise Okul Öncesi MEB 2013 programına göre hazırlanmış etkinlik planları ile süreç yürütülmüştür. Çalışma deney grubunda 11 hafta, kontrol gruplarında 8 hafta sürmüştür. Araştırma verilerinin analizinde, Köroğlu (2009); Aldağ, Doğanay ve Köroğlu (2015)'nun Toulmin modelinden uyarladıkları değerlendirme rubric'i referans alınmış, frekans, yüzde, aritmetik ortalama (demografik bilgiler), normallik analizi yapılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ve sonunda deney ve kontrol gruplarına argümantasyon düzeyleri analiz rubriği ve canlı-cansız kavram başarı testi uygulanmış ve çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Böylece gruplar arası farklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla gruplararası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak argümantasyon düzeyleri, başarı durumlarındaki gelişmeler ve farklar tespit edilmiştir Bu çalışma argümantasyon yönteminin akademik başarıya, kavramsal anlamaya ve argümantasyon düzeylerine olumlu bir katkı getirdiğini göstermiştir. Nitel anlamda elde edilen bulgular nicel sonuçlarıda desteklemiştir. Çalışma öncesinde ön testte, deney grubu ile öğretmen ve araştırmacı kontrol grupları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bu sonuç, gruplar arasında başarı ve argümantasyon düzeyleri bakımından birbirlerine denk olduğu söylenebilir. Ancak uygulama sonunda yapılan son test puanlarına bakıldığında argümantasyon yöntemiyle eğitim gören deney grubu çocukların argümantasyon düzeyleri, MEB 2013 programı eğitimi verilen kontrol grubu çocuklarınından anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgıları puanlarında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Deney grubu puanlarının ön testte diğer gruplardan düşük olduğu görülürken, son test puanlarında yüksek olduğu görülmüştür. Aynı zamanda argümantasyonun başarının göstergesi olan kavram yanılgıları üzerinde de etkili olduğu ve son testin ön test lehine anlamlı farklılık gösterdiği, kavram yanılgılarını azalttığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuçtan yola çıkarak deney ve kontrol grupları arasında başarı ve argümantasyon düzeyleri açısından meydana gelen anlamlı farklılık argümantasyon yönteminden kaynaklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Argümantasyon, okul öncesinde fen eğitimi, toulmin argüman modeli, canlı-cansız kavramı.
Okul öncesi öğretmenlerinin okul bahçesini eğitsel amaçlı kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görevli, okul bahçe donanımı ve güvenliği düşük, orta ve yüksek olmak üzere birbirinden farklı özelliklere sahip okullarda çalışan öğretmenlerin, okul bahçesi kullanımına ilişkin görüşlerinin, okul bahçesini kullanma durumlarının, okul öncesi eğitim programında yer alan eğitim etkinliklerinin okul bahçesinde uygulamasına yönelik görüşlerinin ve öğretmenlerin okul bahçesi kullanımında karşılaştığı engellerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma modellerinden durum çalışması olarak tasarlanan araştırmanın katılımcılarını 2014-2015 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı, bahçe donanımı ve güvenliği yüksek, orta ve düşük düzeyde olan okullarda çalışan 49 öğretmen oluştur. Katılımcılar, araştırmanın amacına bağlı olarak bilgi açısından zengin olduğu düşünülen durumların seçilmesi ve derinlemesine araştırılmasına olanak sağlayan amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmada öncelikle yüksek, orta ve düşük bahçe donanımı ve güvenliğine sahip okullar belirlenmiş, daha sonra bu okullarda görev yapan öğretmenlere ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, öğretmenlerin görev yaptığı okulların bahçe donanımı ve güvenliğini belirlemek amacıyla bu okulların bahçe donanımı ve güvenlik özellikleri araştırmacı tarafından oluşturulan kontrol listesine göre değerlendirilmiştir. Bu okullarda görev yapan 49 öğretmen araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmanın veri toplanma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analiz edilmesi için nitel veri analizlerinden içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin okul öncesi eğitim kurumlarında bahçe düzenlemesinin, iç mekânlar ile aynı önemde düşünmediği saptanmıştır. Öğretmenlerin okul bahçesinde bulunmasını belirttikleri donatıların çocukların gelişim ve öğrenmelerini tam anlamıyla destekler nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin, okul bahçesini; enerji harcama, gelişimi destekleme, hava değişimi, materyal toplama, oyun oynama, yaşayarak öğrenme amacıyla kullandıkları saptanmıştır. Düşük donanım ve güvenliğe sahip okullarda çalışan öğretmenlerin bahçeyi haftada bir veya hiç kullanmadıkları, orta ve yüksek donanım ve güvenliğe sahip okullarda çalışan öğretmenlerin ise haftada birkaç defa ve daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Bahçede kullanılan alanlar ile ilgili olarak bahçe donanımı ve güvenliği orta ve yüksek olan okullarda çalışan öğretmen görüşlerinin benzer, düşük olan okullarda çalışan öğretmen görüşlerinin farklı olduğu tespit edilmiştir. Bahçe donanımı ve güvenliği orta ve yüksek düzeyde olan okullarda çalışan öğretmenlerin tamamına yakınının (47) oyun parkı ve boş alanları sıklıkla kullanması, öğretmenin okul bahçesini öğrenme ortamı olarak değerlendirmediğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin okul bahçesinde en çok uyguladığı etkinliğin oyun etkinliği olduğu saptanmıştır. Bilişsel gelişimi destekleyici etkinliklerin (matematik vs.) okul bahçesinde oldukça az uygulandığı, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının ise hiç uygulanmadığı saptanmıştır. Fiziksel donanımı ve güvenliği düşük olan okullarda görev yapan öğretmenlerin okul öncesi eğitim etkinliklerinde bahçeyi neredeyse hiç kullanmadığı, fiziksel donanımı ve güvenliği orta ve yüksek olan okullarda çalışan öğretmenlerin ise okul bahçesini etkili ve verimli bir şekilde kullanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Açık hava ortamı, açık hava etkinlikleri, okul öncesi öğretmeni
48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarının yaşadıkları bağlam (Kentte ve kırsal bölgede) açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, kentte ve kırsal bölgede yaşayan 48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu araştırma nedensel karşılaştırma modelinde düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Çukurova merkez ilçesinde yaşayan ve Ceyhan ilçesine bağlı (Büyük Mangıt, Küçük Mangıt, Mercimek mahalleleri) kırsal bölgede yaşayan çocuklar oluşturmuştur. Kırsal bölge tanımına giren Ceyhan ilçesi mahalleleri seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen Adana il merkezinde yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek), kırsal bölgede yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek) olmak üzere 80 çocuktan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, Alternatif Kullanımlar Testi ve Wally Sosyal Problem Çözme Beceri Ölçeği kullanılmıştır. 2015-2016 bahar eğitim-öğretim dönemi nisan, mayıs ayları içinde toplanan araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar, bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda kentte yaşayan çocukların sosyal problem çözme becerilerinin kırsalda yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu ve sosyal problem çözme becerilerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma grubunun yaratıcılık becerileri bağlam açısından orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farlılık göstermezken, esneklik ve akıcılık alt boyutlarında kırsalda yaşayan çocukların yaratıcılık becerilerinin kentte yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre yaratıcılık becerilerinin orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farklılaşmadığı, akıcılık ve esneklik alt boyutlarında ise; erkek çocukların yaratıcılık becerilerinin kız çocuklarınkinden daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Ekolojik kuramın temel kavramlarına göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal problem çözme becerisi, yaratıcılık, ekolojik kuram, kent ve kırsal bölge
Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitapla oluşturdukları öykülerin anlatı analizi yöntemiyle değerlendirilmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitap ile oluşturdukları öyküleri anlatı analizi yöntemiyle değerlendirerek öykü anlatma becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 4 bağımsız anaokuluna devam eden 57 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Alev (2011) tarafından Türkçe standardizasyon çalışması yapılan Pragmatik Dil Becerileri Envanteri, Parkta Bir Gün isimli resimli öykü kitabı, Doğum Günü Hediyesi isimli yazısız resimli kitap ve Işıtan (2010) tarafından geliştirilen Öykü Anlatma Değerlendirme Formudur. Çalışma grubu belirlenirken Pragmatik Dil Becerileri Envanteri kullanılmıştır. İlk olarak 4 bağımsız anaokulundan 18 öğretmen toplam 266 çocuk için PDBE'yi doldurmuştur. Çocukların PDBE'den aldıkları puanlar doğrultusunda, çalışma grubunda pragmatik dil becerileri zayıf ve güçlü olan çocukların belirlenmesi amaçlanmıştır. Envanter puanlarının aritmetik ortalamasının bir standart sapma üzerinde ve bir standart sapma altında puan alan çocuklar belirlenmiştir. Belirlenen bu çocuklardan okula devam eden, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 57 çocuk, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama araçlarından biri "Parkta Bir Gün" adlı resimli öykü kitabıdır. Çalışma grubundaki çocukları daha iyi tanıyabilmek için kullanılan bu kitap öncelikle araştırmacı tarafından çocuklara okunmuş, daha sonra çocukların bu kitabı anlatmaları istenmiştir. Bu kitap aracılığıyla oluşturulan öykülerin biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) yapılmıştır. Araştırmadaki veri toplama araçlarından biri olarak "Doğumgünü Hediyesi" adlı yazısız resimli kitap kullanılmıştır. Çocuklar, resimlere bakarak öykü oluşturmuş, oluşturulan bu öykülerden elde edilen veriler Öykü Anlatma Değerlendirme Formu ile değerlendirilmiştir. Araştırmada verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmıştır. Öykünün giriş, gelişme, sonuç, öyküyü kavrama, hatalar ve değerlendirme soruları kısmının incelenmesi amacıyla yüzde ve frekans değerleri incelenmiştir. Öykünün biçim analizi (öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı) ile ilgili veriler nicel ve sürekli verilerden oluşmaktadır. Öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı ile ilgili verilerin betimsel istatistikleri yapılmış, en düşük ve en yüksek puanlar ile aritmetik ortalama değerleri hesaplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, çocukların öyküye isim verme, öyküdeki karakterlere isim verme, bitirme sözcesi kullanma başarılarının düşük olduğu belirlenmiştir. Öykülerinde yer tanıtımı yaparken uzay aracı, kutuplar, roket gibi farklı tanımlar bulunması, hediye verilme sebebinin küresel ısınma gibi farklı bir konu ile ilişkilendirilmesi dikkat çekmiştir. Bu bulgular, çocukların yazısız resimli kitap ile hayal güçlerini aktif olarak kullandıkları sonucuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Çocukların öykülerinde olayları doğru sıralama, konudan uzaklaşmadan öykü oluşturma başarılarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların tamamına yakınının öyküdeki karakterlerden bahsettiği; anne, baba, komşular gibi bir kurgu sonucu oluşabilecek karakterlerden bahsedilme oranının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların oluşturdukları öykülerde, öykünün biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) bölümünün incelenmesi sonucunda, çocukların öykülerinde basit cümle kullanımının bağlaçlı cümle kullanımından fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların öykülerinde kullandıkları toplam sözcük sayısı ortalaması ile farklı sözcük sayısı ortalaması arasında büyük bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların öykülerindeki toplam sözce sayısı ortalaması ile tam anlaşılır sözce sayısı ortalamasının birbirine yakın değerler aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi çocukların bakış açısı alma becerilerine "Ben sorun çözebilirim programı"nın etkisi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri üzerinde "Ben Sorun Çözebilirim Programı"nın etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Adana il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki anaokuluna devam eden beş yaş grubunda 51 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada ön test, son test ve kalıcılık testli deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada bir deney ve iki de kontrol grubu yer almıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu" ile Aslan ve Köksal Akyol (2016) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT)" kullanılmıştır. Uygulama sürecinin ilk aşamasında deney ve kontrol gruplarında yer alan çocuklara ÇBT ön test olarak uygulanmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara Shure (1992) tarafından geliştirilen, Öğülmüş (2001) tarafından Türkçe'ye ve Türk kültürüne uyarlaması yapılan "Ben Sorun Çözebilirim Programı" (BSÇ) uygulanmıştır. Kontrol 1 ve Kontrol 2 gruplarındaki çocuklar normal eğitim programlarına devam etmişlerdir. Program uygulamasının tamamlanmasının ardından deney ve kontrol gruplarına ÇBT son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın son aşamasında, uygulamanın bitiminden dört hafta sonra deney grubunda yer alan çocuklara ÇBT kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistikler ve normallik testi sonuçları doğrultusunda analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, "Ben Sorun Çözebilirim Programı"nın, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarında yer alan çocukların ön test sonuçları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, BSÇ Programının deney grubuna uygulanmasının ardından deney grubundaki çocukların son test puanlarının, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarındaki çocukların son test puanlarından anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte deney grubunda yer alan çocukların ÇBT son test puanları ile kalıcılık testi puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, bakış açısı alma, ben sorun çözebilirim programı
Okul öncesi dönem çocuklarının sınıf içi güç ilişkilerinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının sınıf içi güç ilişkilerini incelemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Çalışmada çocuk-çocuk, öğretmen-çocuk ve çocuk-öğretmen arasındaki güç ilişkileri incelenmiştir. Araştırma Adana il merkezinde, bir devlet üniversitesine bağlı uygulama anaokulunun 5-6 yaş grubu sınıflarından birinde yürütülmüştür. Çalışma grubunu sınıfın öğretmeni ve sınıfta eğitim gören 19 çocuk oluşturmuştur. Çocukların 10'u erkek 9'u kızdır. Araştırma verileri, nitel veri toplama yöntemleri olan görüşme, gözlem ve araştırmacı günlüğü yoluyla toplanmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde tümevarımsal yaklaşım uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi dönem sınıfında güç hakimiyeti sağlamak için iki temel stratejinin kullanıldığı görülmüştür. Bu stratejiler zorunlu kılma ve gönüllü olmasını sağlama şeklinde ortaya çıkmıştır. Hem çocuklar birbirleri üzerinde güç hakimiyetini sağlarken hem öğretmen çocuklar üzerinde etki oluştururken hem de çocuklar öğretmene isteklerini gerçekleştirirken bu iki stratejiyi kullanmaktadırlar. Çocuk-çocuk ve öğretmen-çocuk güç ilişkisinde daha çok zorunlu kılma stratejisi kullanılmıştır. Çocuk-öğretmen güç ilişkisinde ise daha çok gönüllü olmasını sağlama stratejisi kullanılmıştır. Çocukların arkadaşlarına ve öğretmene karşı zorunlu kılma stratejilerinden en çok emrivaki yapma, gönüllü olmasını sağlama stratejilerinden de istek belirtme yöntemini kullandığı görülmüştür. Öğretmenin ise uyarılar yoluyla çocukları zorunlu kıldığı ve ödüller yoluyla da gönüllü olmalarını sağladığı Öğretmenin çocuklarla olan fiziksel ve ilişkisel mesafesi sınıf içi tüm güç ilişkilerini (çocuk-çocuk, öğretmen-çocuk, çocuk-öğretmen) etkilemektedir. Sınıf içi güç ilişkilerinde sınıf kurallarının devamının sağlanması hem çocuklar hem de öğretmen için önemli bir unsur olmaktadır. Öğretmen, gönüllü olmasını sağlama stratejisini daha çok çocuğa yönelik kazanımlar için kullanırken, zorunlu kılma stratejisini daha çok sınıf yönetiminin sağlanması için kullanmaktadır. Çocuklar sahip olduklarının devamı ve korunması için paylaşmayı kabul etmedikleri durumlarda akranlarına karşı zorunlu güç kullanımına başvururken, başka bir çocuğun sahip olduklarını kendisi ile paylaşmasını istediği durumlarda gönüllü olmasını sağlama stratejisine başvurdukları ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Akran ilişkileri, güç ilişkileri, öğremen-çocuk ilişkileri
Okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri ile dil becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının bakış açısı alma becerileri ile alıcı ve ifade edici dil becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Adana ili merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı altı tane anaokuluna devam eden üç-dört-beş yaş grubundan 98 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma nicel desende olup, ilişkisel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu", Aslan ve Köksal Akyol (2016) tarafından geliştirilen "Çocuklar için Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT)", Dunn ve Dunn (1959) tarafından oluşturulup Katz, Önen, Demir, Uzlukaya ve Uludağ (1974) tarafından Türkçeye uyarlanan "Peabody Resim-Kelime Testi" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Dil Örneği Formu" kullanılmıştır. Veriler Nisan - Mayıs ve Haziran 2017 tarihlerinde çocuklarla gerçekleştirilen bireysel görüşmelerle elde edilmiştir. Ölçme araçlarından elde edilen veriler öncelikle betimsel istatistik ve normallik testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden, bakış açısı alma becerisi ile Peabody Resim-Kelime Testi arasında ve bakış açısı alma bcerisi ile çocuklardan alınan dil örneğine ilişkin toplam cümle sayısı, toplam kelime sayısı, sözcük çeşitdi sayısı ve bir cümledeki ortalama sözcük sayısı puanları arasındaki ilişki belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Alıcı ve ifade edici dil becerileri puanlarının çocukların bakış açısı alma becerilerini ne ölçüde yordadığını belirlemek için de regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların bakış açısı alma puanları ile alıcı ve ifade edici dil becerileri puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Dahası bu ilişkinin üç yaş gibi erken bir dönemde başladığı belirlenmiştir. Son olarak alıcı ve ifade edici dil becerilerinin çocukların bakış açısı alma becerilerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, bakış açısı alma, dil becerisi
Okul öncesi çocukları toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri nasıl öğrenir?: Araştırmacı-öğretmen eylem araştırması
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarına toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri büyük grup, küçük grup ve bireysel etkinlikler yoluyla nasıl öğretileceğini incelemek amacıyla araştırmacı öğretmen eylem araştırması deseninde yapılmıştır. Araştırma birbirini takip eden üç döngüden meydana gelmiştir. Birinci döngüde büyük grup matematik oyun etkinliği, ikinci döngüde küçük grup matematik etkinlikleri ve üçüncü döngüde bireysel matematik etkinlikleri kullanılmıştır. Her bir döngü gerçekleştikten sonra döngü; araştırmacı ve çocuk bakımından değerlendirilmiştir. Ek olarak, çocukların toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemleri çözme becerilerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla sözel problem testi öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya Adana ilinin Yüreğir ilçesinde yer alan bir köyde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulunun anasınıfında yer alan 15 okul öncesi çocuğu ve öğretmeni katılmıştır. Öğretmen aynı zamanda araştırmacının kendisidir. Araştırma verileri nitel veri toplama yöntemlerinden görüşmeler, gözlemler ve dokümanlar yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin tümevarımsal bir bakış açısıyla içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacının eylem planlarını uygularken öğrenmeyi destekleyici, problem çözme basamaklarını işleten ve öğrenmeyi kısıtlayan davranış ve söylemleri ortaya çıkmıştır. Sözel problem çözmeye yönelik matematik etkinliklerini uygulama aşamasında araştırmacının kendisinden ve dış etkenlerden kaynaklı bazı sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Bu sorunlardan birçoğu yapılan eylem araştırmasında araştırmacının kendi ürettiği çözümlerle giderilmiştir. Araştırmacının süreçte kullandığı büyük grup, küçük grup ve bireysel etkinliklerin okul öncesi dönem çocuklarının matematiksel sözel problemleri çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağladığı sonucuna ulaşmıştır. Buna ek olarak, yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sonucunda çocukların sözel problem çözme becerilerinde anlamlı fark olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmacı süreç sonunda toplama ve çıkarmaya ilişkin sözel problemlerin okul öncesi dönemde uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Bir anaokulunda uygulanan "minik tema" projesinin öğretmen bakış açısına göre incelenmesi
Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakılması için çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılması çok önemlidir. Bu araştırma kapsamında, okul öncesi eğitimde çevre eğitimini geliştirmeye yönelik olarak Tema Vakfı tarafından uygulanan Minik Tema projesi sürecinde öğretmenlerin, farkındalık ve tutumlarında yaşanan değişimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu araştırmada, verilen çevre eğitimi uygulamaları sürecinde öğretmenlerin yaşantıları ve bu süreçte çevre eğitimi algılarında oluşan değişim-gelişimleri irdelenmiştir. Bu araştırma Minik Tema projesinin nasıl uygulandığını süreçte neler yaşandığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Uygulamanın yapıldığı anaokulunda bulunan sekiz öğretmen araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Öğretmenlerle birlikte hazırlanan uygulama takvimi doğrultusunda etkinlikler uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar gözlenmiştir. Öğretmenlerle bireysel ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Yapılan görüşme ve gözlemler doğrultusunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin çocuk temelli uygulama bakış açısına sahip olmadıkları, etkinlikleri genel olarak sözel anlatım şeklinde gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Süreç içerisinde Minik Tema uygulama kitapçığının da rehberliğiyle mesleki ve bireysel anlamda pek çok kazanım elde etmişler ve keyifli eğitim süreçleri geçirmişlerdir. Süreçte öğrencilerinde aktif rol aldığı öğrenmesüreçleri gerçekleştirilmiştri. Öğretmenler, uygulamalar sonrasında çevre eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda eksikliklerini farketmişler ve pek çok alanda kazanımlar edinmişlerdir. Özellikle sınıf yönetimi ve farklı yöntem -tekniklerin kullanımı konusunda süreç içerisinde anlamlı kazanımları olmuştur.
Okul öncesi dönemde erken müdahale programları kapsamında bir kaynaştırma/bütünleştirme uygulamasına ilişkin durum çalışması
Bu araştırma; okul öncesi dönem kaynaştırma uygulamalarındaki mevcut durumu belirlemek, erken müdahale programları kapsamında bir kaynaştırma/bütünleştirme modelini uygulamak, uygulama sürecinde ve sonrasındaki durumu ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu Adana ili Yüreğir ilçesindeki bir resmi bağımsız anaokulunda Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış bir çocuğun bulunduğu sınıftaki öğretmen, 21 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen ve anne - babanın etkileşimsel davranışlarını değerlendirmek için Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (EDDÖ-TV), çocuğun otistik bozukluk indeksini belirlemek için Gilliam Otistik Bozukluk derecelendirme ölçeği (GOBDÖ TV), çocuğun yetişkinlerle etkileşimsel davranışlarını değerlendirmek için Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ-TV), çocuğun dil becerilerini ölçmek için Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri 1 ölçeği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuyla öğretmen ve anne - babayla görüşülmüştür. Süreç içerisinde öğretmenle, aile ziyaretleri sırasında ve okul giriş çıkışlarında ve telefonda ise hem aile hem de öğretmenle yapılandırılmamış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerek mevcut durum tespitinde gerekse uygulama sürecinde ve sonrasında gözlemler yapılmıştır. Öğretmen gözlemleri sırasında araştırmacı tarafından oluşturulan kaynaştırmada öğretimsel düzenlemeleri içeren sistematik gözlem formu, Temel yapı taşları (TYT) sistemi içerinde yer alan sınıf niteliğini ölçümleme formu, çocuk ölçümleme formu ve davranış problemlerini belirleme formu çocuk gözlemlerinde ise problem davranışları belirleme formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan üç-altı yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılmıştır. Doküman olarak öğretmenin aylık, etkinlik planları çocuk için hazırlamış olduğu Bireysel Eğitim Planları (BEP) incelenmiştir. Mevcut durumun belirlenmesi için altı hafta boyunca haftada üç gün veri toplanmıştır. Kaynaştırma süreci ise 16 hafta haftada üç gün okulda bulunularak çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen görüşmeler, gözlemler ve doküman incelenmesinden elde edilen veriler içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Aile, öğretmen ve çocuk etkileşimsel davranışlarına ilişkin okulda, evde ve kaynaştırma çocuğunun gittiği özel eğitim merkezinde video kaydı alınarak analiz edilmiş ve etkileşimsel davranışları belirlenmiştir. Sonuç olarak; uygulama sonrasında öğretimsel düzenlemeleri belirleme formuna göre öğretimsel düzenlemelerin bütün alt boyutlarında artışlar görülmüştür. Öğretmenle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre mevcut durumda öğretmenin; kaynaştırma sürecinde çocuktan, aileden ve kendisinden kaynaklanan sorunlarının olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenle yapılan görüşmeler sonucunda gerçekleştirilen uygulama süreci ve sonrasına ilişkin görüşlerinin uygulamanın kullanışlılığına ilişkin görüşler, uygulamanın faydaları, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve uygulamaya ilişkin çözüm önerileri olmak üzere dört başlıktan oluştuğu belirlenmiştir. Öğretmenin etkileşim davranışlarının EDDÖ-TV sonuçlarına göre "Duyarlı-yanıtlayıcı olma", "Duygusal-İfade edici olma" ve "Başarı odaklı yönlendirici olma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışın istendik yönde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Aileyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler neticesinde mevcut durumda okul öncesi kaynaştırma eğitimi konusunda ailenin karşılaştığı sorunların; eğitim sorunları, duygusal sorunlar, sosyal sorunlar, sağlık sorunları, ailedeki etkileşimden kaynaklanan sorunlar olmak üzere beş başlıktan oluştuğu görülmüştür. Uygulama süreci ve sonrasında aileyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler neticesinde yapılan uygulama sürecinin aileye faydalarına, aile rehberliğine, çocuğa katkısına, okuldaki uygulamaya, yaşadıkları sorunlara ilişkin boyutlar ve öneriler olmak üzere altı başlıktan oluştuğu görülmüştür. Ebeveynlerin çocukla etkileşimlerine ilişkin EDDÖ-TV sonuçlarına göre anne-babanın "Duyarlı-yanıtlayıcı olma", "Duygusal-İfade edici olma" ve "Başarı odaklı yönlendirici olma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışlarının düzeyinin istendik yönde arttığı görülmüştür. Mevcut durumda ve 3-6 yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılarak elde edilen veriler sonucunda, özel gereksinimli çocuğun program içerinde yer alan 290 davranıştan 184 davranışı bir başka ifadeyle davranışların % 63,44' ünü kazanmadığı görülmüştür. Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri 1 (TIGE 1) sonuçlarına göre %95 ihtimalle 11 ay %65 ihtimalle de 16 ay arasında alıcı dil becerilerine sahip olduğu görülmüştür. Özel gereksinimli çocuğa ilişkin (ÇDDÖ-TV) sonuçlarına göre etkileşim davranışlarının "Dikkat" ve "Başlatma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışların çok düşük seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davranış problemleri belirleme gözlem formuna göre çocuğun 93 toplam puanla davranış problemleri gösterme sıklığının yüksek olduğu görülmüştür. Uygulama süreci sonrasında öğretmen, araştırmacı ve ailenin doldurduğu üç-altı yaş otistik çocuklar eğitim programı kazanım değerlendirme formları kullanılarak elde edilen veriler sonucunda, özel gereksinimli çocuğun toplamda hedeflenen 184 davranışın 117'sini % 63,58'ini kazandığı belirlenmiştir. Türkçe iletişim envanteri normlarına göre % 95 ihtimalle 19 ay %45 ihtimalle de 27 ay arasında alıcı dil becerilerine sahip olduğu göstermektedir. Daha önce ifade edici dil becerisi Türkçe iletişim envanteri normlarına ölçümlenememişken ifade edici dil becerilerinde %90 ihtimal 9 aylık % 65 ihtimal 12 aylık dil becerilerine sahip olduğu görülmüştür. Özel gereksinimli çocuğa ilişkin (ÇDDÖ-TV) sonuçlarına göre etkileşim davranışlarının "Dikkat" ve "Başlatma" alt boyutlarında etkileşimsel davranışların istendik yönde önemli oranda geliştiği görülmüştür. Davranış problemleri belirleme gözlem formuna göre çocuğun davranış problemleri gösterme sıklığının azaldığı görülmüştür. Tüm verilerden elde edilen sonuçlara göre kaynaştırma çocuğun gelişim alanlarında ve yetişkinle olan etkileşimsel davranışlarında, öğretmen ve ailenin çocukla olan etkileşimsel davranışlarında ve bilgi düzeylerinde önemli artışlar meydana gelmiştir. Öğretmene ve aileye rehberlik hizmetleri sunulduğu takdirde kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarında başarı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, kaynaştırma, erken müdahale programları, otizm
Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili algıları
Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıklarını belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep ili merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 36 okul öncesi öğretmeninden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa sahip olmak amacıyla olgu bilim (phenomelogy) deseni tercih edilmiştir. Farklı görüşlere ulaşmak amacıyla çeşitli sosyo-ekonomik düzeyde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan ve farklı kıdem yıllarına sahip okul öncesi öğretmenlerine ulaşılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı, öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine ortaya çıkarmak amacıyla nitel veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanmıştır. Görüşme formunda okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıkları hakkında düşüncelerini belirlemek amaçlı sorular yer almıştır. Bu soruların hazırlanma aşamasında öğretmenlerle pilot uygulama yapılarak görüşmeler yapılmış ve iki okul öncesi eğitim uzmanının görüşünden faydalanılmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik algıları alan yazında istismar ve ihmal türleri olarak yer alan altı kategori altında incelenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bir takım bilgilerinin ve duyarlılıklarının olduğu fakat bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin istismar ve ihmale ilişkin kavramları, istismar davranışının yanı sıra, bu davranışın çocuk üzerindeki belirtilerine göre algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler çocukların daha çok ev ortamında, bakımından sorumlu ve yakınındaki kişiler tarafından istismar ve ihmale uğradıklarını düşünmektedirler. Ayrıca katılımcıların istismarı ihmalden daha iyi tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmeni, çocuk, istismar, ihmal
Okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların erken matematik yetenekleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların matematik yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili merkez ilçelerindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan beş yaş grubu 30 okul öncesi öğretmeni ve 300 okul öncesi dönem çocuğundan meydana gelmiştir. Örneklem seçiminde öncelikle orta sosyo-ekonomik çevrede yer alan okul öncesi eğitim kurumlarında görevli beş yaş grubu okul öncesi öğretmenleri belirlenmiştir. Belirlenen 60 öğretmen arasından basit tesadüfi örnekleme ile otuz öğretmen seçilmiştir. Seçilen 30 öğretmenden 4'ü çeşitli sebeplerle çalışmaya devam edememişlerdir. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi sırasında örnekleme giremeyen 30 öğretmen arasından tekrar basit tesadüfi örnekleme ile eksilen dört öğretmenin yerine ekleme yapılmıştır. Örneklemde yer alan her öğretmenin sınıfından 10 çocuk basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilerek örnekleme eklenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öğretmen ve Çocuk Genel Bilgi Formları, Matematiksel Gelişim Bilgisi Ölçeği (The Knowledge of Mathematical Development Survey), Matematik Kaygı Ölçeği (Math Anxiety Scale- Revised), İnanç Ölçeği (Beliefs Survey) ile Erken Matematik Yeteneği Testi-3 [The Test of Early Mathematics Ability-Third Edition (TEMA-3)] kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine ait veriler 2016-2017 eğitim öğretim yılında kasım, aralık aylarında toplanırken, çocuklara ait veriler ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının nisan ve mayıs aylarında araştırmacı tarafından okulun sessiz bir odasında çocuklarla yapılan bireysel görüşmelerle elde edilmiştir. Veriler öncelikle betimsel istatistikler ve normallik testi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin Matematiksel Gelişim Bilgisi Anketi, Matematik Kaygı, Matematik İnanç Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten elde ettikleri puanlar arasındaki ilişkiyi analiz edebilmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Öğretmenlerin matematik gelişim bilgisi, matematik kaygı ve inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini ne ölçüde yordadığını belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin Gelişim Bilgisi Anketi puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, öğretmenlerin Matematik Kaygı Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Ayrıca öğretmenlerin Matematik İnanç Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ek olarak, öğretmenlerin matematik kaygıları çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordamazken; öğretmenlerin matematiksel gelişim bilgileri ve matematik inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, matematiksel gelişim bilgisi, matematik kaygısı, matematik inancı, erken matematik yeteneği
Okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuk istismarına yönelik farkındalıklarının ve öğretmenlerin raporlama düzeylerinin belirlenmesi
Çocuk istismarı, fiziksel, cinsel, duygusal ve ihmal olmak üzere dört ana kategoriye ayrılmaktadır ve çocukların sağlıklı gelişimlerini olumsuz etkileyen ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, Okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuk istismarına yönelik farkındalıklarının ve öğretmenlerin raporlama düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin farklı bölgelerinden seçilen 161 öğretmen ve 177 ebeveyni kapsamaktadır. Veri toplama araçları olarak "Öğretmenlerin Çocuk Cinsel İstismarını Bildirmeye Yönelik Tutumları Ölçeği" ve "Ebeveynlere Yönelik İstismar Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin çocuk istismarını bildirme konusunda genel olarak olumlu bir tutuma sahip olduklarını, ancak istismar bildirim raporu sonuçları hakkında endişeler taşıdıklarını göstermiştir. Ebeveynlerin ise; çocuklarını orta düzey istismar etme davranışlarını gösterdikleri özellikle fiziksel ceza uygulama ve cinsel konulara yönelik tutumlarda istismar farkındalık düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Ebeveyn ve öğretmenlere ait demografik değişkenler açısından yapılan analizler; cinsiyet, yaş ve eğitim durumu gibi faktörlerin çocuk istismarı konusundaki farkındalık ve tutumlar üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlara göre; çocuk istismarını önlemek ve çocukların güvenliğini sağlamak için hem ebeveynlere hem de öğretmenlere yönelik eğitim ve farkındalık programlarının yaygınlaştırılmasının yanı sıra öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuk istismarını tanıma, raporlama ve müdahale etme konusundaki bilgi ve becerilerini artırmak için sürekli eğitim ve destek sağlanmalıdır.
Okul öncesinde bilgi işlemsel düşünme becerilerine akıl zekâ oyunlarının etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde akıl ve zekâ oyunlarının çocukların Bilgi İşlemsel Düşünme (BİD) becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ili Silivri ilçesinde bulunan bir anaokuluna devam eden 36 tane 5 yaş çocuğu oluşturmaktadır. Okul öncesi çocuklara yönelik "Akıl ve Zekâ Oyunları Etkinlikleri" hazırlanmıştır. Etkinlikler, deney grubunda yer alan çocuklara haftada üç gün olmak üzere toplam 9 hafta süreyle uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise mevcut okul öncesi eğitim programına devam etmiştir. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak, Relkin ve Bers (2021) tarafından geliştirilen ve Metin vd. (2024) tarafından Türkçeye uyarlanan Erken Çocuklukta Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği (TechCheck-K) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiş; betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t-testi ve ilişkili örneklem t-testi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, deney grubunun son test puanlarının ön test puanlarına göre anlamlı düzeyde arttığı; kontrol grubunun ise anlamlı bir gelişim göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca deney grubunun kalıcılık testi sonuçları ile son test sonuçları arasında anlamlı bir fark görülmemesi, uygulamanın kalıcı öğrenmeler sağladığını ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, oyun temelli öğrenmenin özellikle akıl ve zekâ oyunları gibi yapılandırılmış etkinliklerle desteklendiğinde erken çocukluk döneminde BİD becerilerini anlamlı ve sürdürülebilir biçimde geliştirebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, okul öncesi döneme yönelik eğitim programlarında oyun temelli uygulamaların sistemli biçimde yer alması gerektiğine dikkat çekmekte; BİD'in okul öncesi eğitim programlarına entegrasyonu açısından özgün bir model sunmakta ve yapılandırılmış oyun etkinliklerinin etkisine dair deneysel kanıt sağlayarak alana katkı sağlamaktadır.
Okul öncesi kaynaştırma sınıfında akran ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik durum çalışması: Akran aracılı eğitim
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimi olan akranlarına yönelik sosyal kabül ve farkındalıklarını geliştirmek amacıyla akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinlikleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliklerinin otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerine yansımalarını belirlemek ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal kabul sürecindeki değişimleri ortaya koymaktır. Ayrıca araştırmada kaynaştırma eğitimine ilişkin mevcut durumu belirlemek ve kaynaştırma paydaşlarının birbirleri ile olan ilişkilerinin kaynaştırma sınıfına nasıl yansıdığını ortaya koymak hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunun; iki okul yöneticisi, yedi okul öncesi öğretmeni, üç yardımcı personeli, 17 normal gelişim gösteren çocuk ve bu çocukların ebeveynleri, uygulamanın gerçekleştirildiği sınıfın okul öncesi öğretmeni ile bir özel gereksinimli çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında görüşme formu, gözlem formu, resimli sosyometri, araştırmacı günlüğü, öğretmen günlüğü ve yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formu kulanılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde otizm spektrum bozukluğu olan çocuk haricinde tüm katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; normal gelişim gösteren çocuklar ve sınıfın okul öncesi öğretmeni otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ile olan ilişkileri açısından gözlemlenmiştir. Araştırmanın veri toplama süreci boyunca araştırmacı ve okul öncesi öğretmeni tarafından araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Araştırmada dört ay boyunca haftada dört gün akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinliği ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğu olan çocuğu sosyal kabul düzeyleri resimli sosyometri ile belirlenmiş ve sonrasında akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Akran aracılı eğitim yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları için öğretmen görüşü ve resimli sosyometri uygulaması sonucuna göre sınıftaki normal gelişim gösteren iki kız ve iki erkek çocuğu uygulama eğitimine alınmıştır. Akran aracılı eğitimin uygulama süreci hazırlık/çalıştırma, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiş ve toplamda 52 oyun uygulaması yapılmıştır. Uygulamalar günlük eğitim akışı içerisinde oyun zamanında gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar sırasında oyun sürecine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formuna kaydedilmiştir. Araştırmada tüm veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları okul yöneticilerinin, okul öncesi öğretmenlerinin, yardımcı personelin, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin kaynaştırma eğitimi ile ilgili bilgi eksikliği yaşadıklarını göstermektedir. Okul yöneticileri ve okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde planlama, uygulama ve değerlendirme yapmadıkları ve problemlere çözüm odaklı yaklaşmadıkları belirlenmiştir. Bu süreçte okul yardımcı personelinin görev tanımı dışında sorumluluklar aldıkları ve öğretmenlere eğitim uygulamalarında yardımcı oldukları görülmüştür. Ayrıca otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun ebeveyninin okul yönetimi ile anaokuluna yerleştirme aşamasında problem yaşadığı ortaya konmuştur. Normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin çoğunluğunun kaynaştırma sürecine olumlu yaklaştığı, bu ebeveynlerin tutum ve davranışlarının kendi çocuklarının akran ilişkilerine yansıdığı ortaya konmuştur. Akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı uygulama öncesine göre sosyal etkileşimlerinin arttığı, farkındalık düzeylerine olumlu katkılar sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun dil gelişiminde ve sosyal becerilerinde olumlu değişimler yaşandığı görülmüştür.
Ev ortamında uygulanan eğitsel dijital matematik etkinliklerinin 60-72 ay çocukların erken matematik becerilerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim almamış çocuklara yönelik geliştirilen eğitsel dijital matematik etkinliklerinin, çocukların erken dönem matematik becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma, 60–72 ay aralığında bulunan çocuklardan oluşan, 8'i deney ve 7'si kontrol grubunda yer alan toplam 15 çocuk ile yürütülmüş; araştırma sürecinde yarı deneysel bir yaklaşım benimsenmiştir. Yarı deneysel desen çerçevesinde kurgulanan araştırmada, ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmış; deney grubuna dijital matematik etkinlikleri uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Veri toplama sürecinde Güncellenmiş Erken Aritmetik Testi (GEAT) kullanılarak, çocukların erken matematik becerilerindeki değişim ön test ve son test ölçümleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Uygulanan dijital etkinlikler, aritmetik becerileri hedefleyen kısa süreli ve etkileşimli içeriklerden oluşmakta olup, ebeveynlerin katılımıyla ev ortamında birebir olarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama süreci boyunca araştırmacı, ebeveynlerle düzenli iletişim kurmuş ve gerekli durumlarda teknik ve içeriksel destek sağlamıştır. Elde edilen bulgular, deney ve kontrol gruplarının ön test puanları açısından benzer düzeyde olduklarını ortaya koyarken; son test ölçümleri, deney grubundaki çocukların erken matematik becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir gelişim gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu durum, eğitsel dijital matematik etkinliklerinin, çocukların temel düzey matematiksel becerilerini desteklemede etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Araştırma bulgularının, erken çocukluk döneminde ev temelli dijital müdahalelerin etkililiğini ortaya koyması bakımından önemli katkılar sunduğu; özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı gruplarda erken eğitim fırsatlarının genişletilmesine yönelik uygulama ve politikalara ışık tutabileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, ebeveyn eğitsel süreçte aktif roller üstlenmelerine olanak tanıyan bu tür müdahalelerin, erken çocukluk eğitimine yönelik bütüncül yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabileceği öngörülmektedir.
STEM eğitimine dayalı etkinliklerin okul öncesi çocukların temel bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu çalışma, STEM etkinliklerinin çocukların temel bilimsel süreç becerilerine etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada; karşılaştığı sorunlar ile başa çıkabilen, yenilikçi çözümler üreten, sorgulayan, araştıran bireyler yetiştirmek hedeflenmektedir. Araştırmanın evreni, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokuluna devam eden 60-72 aylık çocuklarda oluşmaktadır. Çalışma grubu ise kontrol 1 grubunda 19, kontrol 2 grubunda 19 ve deney grubunda 19 çocuk olmak üzere, toplam 57 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma desenlerinden yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, çocuklar ve ebeveynlerine ilişkin kişisel bilgilerin yer aldığı "Demografik Bilgi Formu", 60-72 aylık çocukların temel bilimsel süreç becerilerini değerlendirmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılan "Temel Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği", ve araştırma gruplarının homojen dağılımını belirlemek için "Good Enough Harris (Bir İnsan Çiz) Testi" kullanılmıştır. Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği için yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda "ilişki kurma, tahmin, ölçme" alt boyutlarından oluşan 26 maddelik 3 boyutlu bir ölçek elde edilmiştir. Araştırmanın deneysel işlem analizlerinde ise 3x3 karışık desen ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları; deney grubuna katılan çocukların temel bilimsel süreç becerilerinin, kontrol gruplarındaki çocuklara göre anlamlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, STEM etkinliklerinin 60-72 aylık çocukların temel bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: STEM, okul öncesi, 21.yüzyıl, bilimsel süreç becerileri
Okul öncesi çocuklarının ebeveynleri, öğretmenleri ve arkadaşları ile ilişkilerinde sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyumla ilişkisi
Okul öncesi dönemde çocukların okula karşı tutumları ve okulda yaşadıkları deneyimler, gelecekteki sosyal ve akademik başarıları için temel oluşturmaktadır. Çocukların ebeveynleriyle, öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla kurdukları ilişkilerin niteliği onların tüm okul deneyimlerini etkileme potansiyeline sahiptir. Bu araştırmada ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkilerinde çocukların sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyum üzerindeki etkisini ekolojik ve bağlanma kuramları temelinde incelemek ve sistemler kuramı çerçevesine dayanan yapısal bir model ile test etmek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli olarak planlanan araştırmada, gözlenen ve gizil değişkenler arasındaki ilişkileri modellemek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırmaya Osmaniye il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 91 çocuk katılmıştır. Çocukların yaşları 60-72 ay arasında değişmektedir. Araştırmada, çocukların yakın çevresindeki yetişkinler ve arkadaşlarıyla ilişkileri öykü tamamlama prosedürü kullanılarak değerlendirilmiştir. Tüm veriler, çocuklarla yapılan yüz yüze görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Ebeveyn-çocuk bağlanmasını değerlendirmek amacıyla Bağlanma Öykü Tamamlama Testi ve bu testin daha sistematik ve ayrıntılı bir değerlendirmesini sağlamak amacıyla Q–Sıralama kodlama prosedürü kullanılmıştır. Çocuklar ayrıca Öğretmen-Çocuk İlişkileri Öykü Tamamlama Testi, Arkadaşlık İlişkileri Öykü Tamamlama Testi ve Türkçe Erken Dil Gelişim Testi'ni tamamlamışlardır. Çocukların okula uyumları ise çocukların algılarına dayalı Okulu Sevme ve Okuldan Kaçınma Ölçeği aracılığıyla belirlenmiştir. Araştırmanın verileri 17 Eylül 2018 – 21 Aralık 2018 tarihleri arasında araştırmacı tarafından çocuklarla yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Dört farklı oturumda planlanan araştırmada toplam 364 oturum gerçekleştirilmiştir. Ebeveyn, öğretmen ve arkadaşlık ilişkilerinin niteliğini değerlendirmek amacıyla, çocuklarla görüşmelerden elde edilen ve kamera ile kayıt altına alınan veriler araştırmacı ve araştırmacı dışındaki kodlayıcılar tarafından kodlanmıştır. Araştırmanın tüm verileri bilgisayar ortamına aktarılmış ve YEM analizinin varsayımları test edilmiştir. Ebeveyn çocuk bağlanma boyutlarından güvenli ve kaygılı bağlanma yüksek derecede korelasyon gösterdiğinden kaygılı bağlanma analizlere dahil edilmemiştir. Aynı zamanda kaçınan bağlanmanın okula uyumun anlamlı yordayıcısı olmadığı belirlenmiş ve bu nedenle kaçınan bağlanma da analizlere alınmamıştır. Bu işlemlerin ardından araştırmanın hipotezleri doğrultusunda oluşturulan modellerin uyum indeksleri incelenmiş ve verilerin modellerle iyi uyum gösterdikleri belirlenmiştir. Geliştirilen modeller güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliğinin okula uyum üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, hem öğretmen-çocuk ilişkileri hem de arkadaşlık ilişkileri niteliğini etkilemektedir. Benzer şekilde öğretmen-çocuk ilişkileri niteliğinin, arkadaşlık ilişkileri niteliği üzerinde önemli etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ebeveynle bağlanma, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliği düzeylerine dolaylı etkileri aracılığıyla da çocukların okula uyumunu etkilemektedir. Bulgular ilgili literatür dikkate alınarak ekolojik model, bağlanma ve sistemler kuramı çerçevesinde tartışılmıştır.
Okul öncesi eğitim alan çocukların öz-düzenleme gelişiminin öğretmen ve okul öncesi eğitimle ilişkisi
Bu araştırma, okul öncesi kurumlarında çalışan öğretmenlerin; öz-düzenlemelerinin, öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve okul öncesi eğitimin 48-72 aylık çocukların öz-düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini Mersin ili genelinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim anasınıfı ve bağımsız anaokullarında çalışmakta olan 316 öğretmen ve yaşları 57-76 ay aralığında değişen 213 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubuna ait kişisel bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemeleri Aydın, Özer Keskin ve Yel (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öz-Düzenleme Ölçeği ile değerlendirilirken, öğretmenlerin çocukların öz-düzenlemeli öğrenmelerini desteklemek için kullandıkları öğretim uygulamaları Adagideli, Saraç ve Ader (2015) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-Düzenlemeli Öğrenmeyi Desteklemek İçin Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Çocukların öz düzenleme becerileri ise Fındık Tanrıbuyurdu ve Güler Yıldız (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin yaşlarına göre öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme alt boyutlarında farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin öz-düzenlemelerinin ve öz-düzenlemelerinin alt boyutlarının (öz-pekiştirme, öz-izleme ve öz-değerlendirme) ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamalarının ve alt boyutlarının (duygusal ve motivasyonel düzenleme, etkinlikler sürecinde metabilişsel düzenleme, görevler ve stratejiler üzerine üst bilişsel bilgi, etkinlik sonrasındaki metabilişsel düzenleme ve kişiler üzerine üst bilişsel bilgi) kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada çocukların öz-düzenlemelerinin yaşa, cinsiyete ve okul öncesi eğitim alma sürelerine göre dikkat-dürtü kontrolü ve olumlu duygu alt boyutunda anlamlı bir farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öğretmenin öz-düzenlemesi ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik uygulamaları ile çocukların öz-düzenlemesi arasındaki ilişkiyi tespit etmek için de Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların öz-düzenleme becerilerinin 68 aydan büyük çocuklar lehine anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan çocukların öz-düzenlemelerinin ve duygu düzenlemelerinin cinsiyete göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Ancak bu farklılık, çocukların dikkat-dürtü kontrolü boyutunda görülmemiştir. Buna göre kız çocuklarının öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemenin alt boyutu olan duygu düzenlemeleri erkek çocuklarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir. Araştırmada çocukların öz-düzenlemelerinin okul öncesi eğitim alma süresine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre, bir yıldan fazla okul öncesi eğitim almış çocukların öz-düzenleme becerileri bir yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara kıyasla anlamlı olarak daha yüksektir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Buna göre öğretmenlerin öz-düzenlemeleri arttıkça öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemeye yönelik kullandıkları sınıf içi uygulamaları da artmaktadır. Ayrıca öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları ile çocukların öz-düzenleme becerileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu da görülmüştür. Bu bağlamda öğretmenlerin öz-düzenlemeleri ve öz-düzenlemeli öğrenmeyi desteklemek için kullandıkları uygulamaları arttıkça çocukların öz-düzenlemeleri de artış göstermektedir. Anahtar kelimeler: Öz-düzenleme, okul öncesi eğitim, öz-düzenlemeli öğrenme, okul öncesi öğretmeni, ilişkisel tarama
Aileleri farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan 54-72 aylık çocukların yürütücü işlev becerilerine ve cinsiyetlerine göre öğretmenleriyle kurdukları ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, aileleri farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan okul öncesi dönem çocuklarının öğretmenleriyle kurdukları ilişkileri ile çocukların yürütücü işlev becerileri ve cinsiyetleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel desende planlanmış ilişkisel bir çalışmadır. Maksimum çeşitleme yöntemiyle belirlenen örneklemde, Adana ili merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokullarına devam eden 54-72 ay arası 598 çocuk yer almaktadır. Veriler toplanırken, öğretmen-çocuk ilişkisinin belirlenmesinde "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği", çocukların yürütücü işlev becerilerini ölçümü için "Çocukluk Dönemi Yönetici İşlevler Envanteri" kullanılmış olup sosyo-ekonomik düzeyin belirlenmesinde genel bilgi formundan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde cinsiyete ilişkin farklılıklar için Bağımsız Örneklemler t Testi, sosyo-ekonomik düzeye ilişkin farklılıkların belirlenmesinde ANOVA testi ve son olarak öğretmen-çocuk ilişkileri ile çocukların yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkilerin test edilmesi için ise Pearson Momentler Korelasyonu Testi ile yürütücü işlev becerilerinin öğretmen-çocuk ilişkisini yordama durumunun incelenmesi için basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki çocukların yürütücü işlev becerileri (çalışan bellek, ketleme) ile öğretmenleriyle olan ilişkilerindeki çatışma ve yakınlık arasında orta düzeyde, anlamlı ilişkiler bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çocukların yürütücü işlev becerileri, öğretmen-çocuk ilişkisindeki yakınlık ve çatışmayı yordamaktadır. Son olarak, çocukların yürütücü işlev becerilerinin sosyo-ekonomik düzeye ve cinsiyete göre farklılaştığı, öğretmen-çocuk ilişkisinin ise sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı ancak ilişkideki yakınlığın kızların lehine farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yürütücü işlev becerileri, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyo-ekonomik düzey, okul öncesi
Çevreye yönelik farklı tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin çoklu durum çalışması
Bu araştırmada çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çevresel sürdürülebilirlik faaliyetleri ve uygulama süreçleri incelenerek, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında sahip oldukları çevreye yönelik tutumları, çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerini nasıl uyguladıkları ve uygulamalarının sahip oldukları çevresel tutumlarla ilişkili olarak nasıl farklılaştığı irdelenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum çalışması deseniyle gerçekleştirilen araştırmaya, çevreye yönelik yüksek ekosentrik, antroposentrik ve antipatik tutum gösteren üç öğretmen, okul yöneticileri ve sınıftaki çocuklar katılmıştır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Amaçlı örnekleme doğrultusunda Adana ili Çukurova ilçesinde Eko-okullarda görev yapan ve Erten (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlaması gerçekleştirilen Çevreye Yönelik Ekosentrik, Antroposentrik ve Antipatik tutum Ölçeğinden ilgili faktöre yönelik en yüksek puanı alan üç öğretmen araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma verileri gözlem, görüşme ve dokümantasyon ile toplanmıştır. Sınıf içi uygulamaların çıktılarının net olarak ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla seçilen üç öğretmenin görev yaptığı okul müdürleri, müdür yardımcıları ve sınıftaki çocuklarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin uygulama çıktıları, çocukların portfolyoları, sınıf içi üretilmiş materyaller, öğretmenlerin aylık planları, günlük eğitim akış belgeleri, okulda kullanılan yönergeler, okul dönemi için hazırlanan belgeler, eko-okul kapsamındaki uygulama panolarından dokümantasyon yapılarak veri elde edilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemi ile sistemli bir şekilde kodlanmış ve elde edilen kodlardan kategoriler ve temalara ulaşılmıştır. Verilerin analizi sonucunda; yüksek ekosentrik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde demokratik yaklaşım sergilediği, çevreyle empati yaklaşımını benimsediği, projelerde üretici olarak rol aldığı ve çevre bilincini geliştirici etkinlikler gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Yüksek antroposentrik tutum gösteren öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarında bilge/lider rolünü benimsediği, çocuklara rol model olduğu, projelerde uygulayıcı olduğu ve çevrenin kullanımına yönelik etkinliklerini uygulamalarının merkezine aldığı görülmüştür. Yüksek antipatik tutum gösteren öğretmenin sınıf içi çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları incelendiğinde ise öğretmenin çevresel sürdürülebilirlik etkinlikleri uygularken mesafeli duruş sergilediği, etkinliklerin öğretmen merkezli olduğu, projelerde görev odaklı ilerlediği ve uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinde sınırlılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içerisinde uyguladığı çevresel sürdürülebilirlik etkinliklerinin öğretmenlerin tutumsal ve eylemsel olarak farklılaştığı ve öğretmenlerin tutumları ve eylemlerininin birbirleri ile tutarlı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir kalkınma için eğitim, erken çocukluk dönemi, çevre eğitimi, çevreye yönelik tutum