
77
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Resimli kitaplara dayalı çevre eğitim programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumlarına ve görüşlerine etkisi
Bu araştırma Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumlarına ve görüşlerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplanmıştır. Nicel veriler Çocukların Çevreye Karşı Tutumları Ölçeği- Okul Öncesi Versiyonu (CATES-PV) ile toplanırken, nitel veriler görüşme soruları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde tek gruplu ön test-son test deneysel desen, nitel bölümünde ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veri analizleri için Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, nitel veri analizleri için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mardin ili Midyat ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylık 16 çocuk oluşturmaktadır. Araştrımacı tarafından geliştirilen Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitimi Programı 20 oturumdan oluşmaktadır. Program araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Nicel araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının çevresel tutumları cinsiyet, yaş, daha önce okul öncesi eğitim alma, anne öğrenim düzeyi, baba öğrenim düzeyi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Yapılan ön test ve son test sonuçlarına göre çocukların çevresel tutum puanları arasında anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın son test lehine olduğu belirlenmiştir. Nitel araştırma sonuçlarına göre Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının ardından çocukların tüketim alışkanlıkları, çevre koruma, geri dönüşüm- yeniden kullanma ve yaşam alışkanlıklarına yönelik çevresel görüşlerinde ekosentrik çevresel görüş açısından değişim belirlenmiştir. Genel olarak Resimli Kitaplara Dayalı Çevre Eğitim Programının çocukların çevresel tutumları ve çevresel görüşleri üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, okul öncesi öğretmenlerine ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, çevre eğitimi, çevre etiği, çevresel tutum, ekosentrik (çevre merkezli) çevresel görüş, antroposentrik (insan merkezli) çevresel görüş.
Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklimi algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, MEB'e bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklimi algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Mersin ilinde görev yapan 1532 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 464 okul öncesi öğretmeninden, nitel verileri ise ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen 16 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi için veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri- Eğitimci Formu, Örgütsel İklim Ölçeği ,nitel yöntem için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgüt iklim algılarının okul türü, yaş, kıdem ve sınıf mevcudu değişkenleri ile anlamlı farklılık yaratıp yaratmadığını belirlemek için Tek Yönlü Çok Değişkenli varyans analizi (MANOVA) tercih edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin örgüt iklimi algılarının tükenmişlik düzeylerini yordayıp yordamadığını belirlemek için Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutunda düşük düzeyde, duygusal tükenme boyutunda orta düzeyde tükenmişlik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görev yaptıkları okul türü ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bağımsız anaokulunda görev yapan öğretmenler, okul idarecileri tarafından kıyaslandığı ve iş yükünün fazla olmasından şikayetçi oldukları, meslektaşlarıyla ortak hareket etme noktasında sıkıntı yaşadıklarını, aynı branştan oldukları için okul ortamında rekabet olduğunu, zaman zaman ayrımcılık yapıldığını ifade etmişlerdir. İlkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin okul idarecileri tarafından önemsenmediklerini, teneffüs imkanı olmadığı için diğer öğretmenlerle iletişim kuramadıklarını, velilerin kendilerini bakıcı gibi gördüklerini, anasınıfıyla ilgilenen personelin ve yeterli sayıda materyal bulunmaması, fiziki imkanların yetersiz oluşu gibi sebeplerin tükenmiş hissetmelerine neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf mevcudu değişkeni ile tükenmişlik arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sınıf mevcudu ile tükenmiş hissetmeleri arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik sorulan soruya okul öncesi öğretmenleri doğrudan bir etkisinin olduğu cevabını vermişlerdir. Yaş ve kıdem değişkeni ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan görüşmelerde de okul öncesi öğretmenleri yaş ve kıdem faktörlerinin tükenmiş hissetmelerinde etkili olmadığını ifade etmişlerdir. Okul türü değişkeni ile örgüt iklimi algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yaş ve sınıf mevcudu değişkenleri ile örgüt iklimi algıları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kıdem değişkeni ile örgüt iklimi algıları arasında umursamaz öğretmen davranışı dışında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin örgüt iklimi algıları ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Destekleyici müdür davranışı ile samimi öğretmen davranışının okul öncesi öğretmenlerinin duyarsızlaşma hissetmelerinde anlamlı yordayıcı olduğu, destekleyici müdür davranışı, kısıtlayıcı müdür davranışı ile umursamaz öğretmen davranışının duygusal tükenme yaşamalarının anlamlı yordayıcısı olduğu, kısıtlayıcı müdür davranışı ile işbirlikçi öğretmen davranışının okul öncesi öğretmenlerinin kişisel başarı konusunda tükenmişlik hissetmelerinin anlamlı yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan görüşmelerde de öğretmenlerin tükenmiş hissetmelerinde fiziki yetersizlikler, iş yükü, velilerin mesleğe bakış açıları gibi faktörlerden ziyade okul ikliminin çok daha etkili olduğunu görülmektedir. Okul ortamındaki idareciler ve meslektaşlarla olan iletişimin olumlu ya da olumsuz olmasının mesleklerini doğrudan etkilediğini, idarecileri tarafından destek gören, yanlarında oldukları hissettirilen, meslektaşlarıyla daha çok fikir alışverişinde bulunan öğretmenlerin işlerini daha isteyerek yaptıkları, görev yaptıkları ortamı daha çok benimsedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Örgüt iklimi, tükenmişlik, okul öncesi öğretmeni, müdür, davranış
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitiminde deney yönteminin kullanımına ilişkin görüş ve uygulamaları
Bu araştırma, fen eğitimine yönelik yüksek ve düşük öz yeterlilik inancına sahip altı öğretmenin fen eğitiminde deney yöntemini kullanımına ilişkin görüşlerini ve bu kapsamda gerçekleştirdikleri uygulamaları belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninin kullanıldığı araştırmanın katılımcıları ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Adana merkez ilçelerindeki resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan katılımcılara "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama sonucunda, fen eğitimine yönelik yüksek öz-yeterlilik inancı gösteren üç öğretmen ve düşük öz-yeterlilik inancı gösteren üç öğretmen belirlenmiştir. Belirlenen altı öğretmenin sınıflarında gerçekleştirdikleri deney etkinlileri gözlemlenmiş ve sonrasında da deney yöntemine yönelik görüş ve uygulamalarına dair bireysel görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak Maxqda yazılımı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, fen eğitimine yönelik yüksek öz-yeterlilik inancı gösteren öğretmenler ile düşük öz-yeterlilik inancı gösteren öğretmenlerin deney yöntemine ilişkin görüşlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin sıklıkla deney yönteminin avantajlarını vurguladıkları, özellikle bilişsel gelişim alanına katkısından bahsettikleri görülmüştür. Deney etkinliğini planlarken hazır plandan yola çıktıkları, deney yöntemini en fazla renk kavramını öğretmek için kullandıkları belirlenmiştir. Deney türleri açısından bakıldığında, yapılış şekline göre, gösteri deneylerini ve bireysel deneyleri, yapılış amacına göre ise kapalı uçlu deneyleri tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Görüşme sonuçları, gözlem sonuçları ile karşılaştırıldığında, öğretmenlerin deney etkinliklerinde çocukların aktif katılımcı olmaları gerektiğini vurguladıkları, fakat uygulamada çocukların rolünün öğretmenin söylediğini uygulayan ya da izleyici olduğu görülmüştür. Deney sonrası değerlendirme olarak soru sorma yöntemini kullanan öğretmenlerin, aile katılımı konusunda da bilgi verme dışında herhangi bir çalışma yapmadıkları görülmüştür. Son olarak; fen eğitimi öz-yeterlilik inancı yüksek olan öğretmenler ile öz-yeterlilik inancı düşük olan öğretmenlerin deney yöntemine yönelik görüşleri benzer olmakla birlikte, uygulamada öz-yeterlik inancı yüksek olan öğretmenlerin çocuklara daha çok açık uçlu soru sordukları ve sürece daha çok dâhil ettikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, öğretmen, okul öncesi dönemde fen eğitimi, deney yöntemi
Türkçe bilmeyen mülteci çocukların sınıf içi durumlarının okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışmada; Türkçe bilmeyen mülteci çocukların sınıf içi durumlarının, okul öncesi öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nitel desende planlanmış bir fenomenoloji çalışmasıdır. Bu araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Adana ilinde mülteci çocukların yoğun olarak bulunduğu mahallelerde yer alan ana sınıfı ve anaokulunda çalışmakta olan öğretmenlerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, sınıfında Türkçe konuşmayı bilmeyen en az iki mülteci çocuğun bulunduğu, 14 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örneklemesi uygulanmıştır. Bu araştırmada ki verilerin ilk kısmı demografik bilgilerden, ikinci kısmı ise Türkçe bilmeyen çocukların sınıf içerisindeki durumlarını belirlemeye yönelik oluşturulmuş olan yarı yapılandırılmış görüşme sorularından elde edilmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve MAXQDA nitel analiz bilgisayar programının yardımıyla kodlanmıştır. İçerik analizi uygulanan verilerden elde edilen kodlardan alt temalar, bunlardan da iki ana tema elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe bilmeyen mülteci çocukların öğretmenleri ve akranlarıyla el-kol hareketleriyle iletişim kurmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Sınıf içerisinde mülteci çocukların akranlarını ev sahibi ülke çocuklarına göre daha dikkatli bir şekilde dinledikleri ve anlamaya çalıştıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmada yer alan Türkçe bilmeyen mülteci çocukların iletişim kurma sürecinde anlaşılmadığı zaman şiddete başvurabildikleri gözlenmiştir. Mülteci çocuğun; iletişim kurmaya çalışma sürecinde öğretmen desteğinin çocuğun kendini sınıfa ait hissetmesine yardımcı olduğu görülmüştür. Öğretmenler, mülteci çocukların eğitim sürecinde yaşadıkları kayıpları en aza indirgemek için bazı eğitsel hazırlıklar yapmaktadır. Türkçe bilmeyen mülteci çocukların en çok katıldığı etkinliklerin oyun, müzik ve sanat etkinlikleri olduğu tespit edilirken, en az katıldıkları etkinliklerin ise Türkçe-dil etkinlikleri ile okuma yazmaya hazırlık çalışması olduğu gözlenmiştir. Türkçe bilmeyen mülteci çocukların en fazla dramatik oyun ve blok merkezini tercih ettikleri görülmektedir. Mülteci çocukların en çok aynı dili konuştuğu çocuklarla küçük grup şeklinde ya da tek başına oynadıkları görülmektedir. Öğretmenler mülteci çocukların aileleriyle dil bilmemelerinden ötürü çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Ev sahibi ülke çocuklarının aileleriyle, mülteci çocuklara karşı ön yargı ve onları dışlama gibi bazı sorunlar tespit edilmiştir. Bu sorunları aşabilmek için çeşitli toplantılar ve görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplantılar sonucunda velilerin tutumlarının olumlu hale geldiği görülmüştür.
Sınıfında sığınmacı çocuk bulunan okul öncesi öğretmenlerinin çokkültürlülük bağlamında deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, sığınmacı çocuklarla çalışan okul öncesi öğretmenlerinin farklı kültürlerden çocuklara yönelik deneyim ve gereksinimlerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarından olgubilim deseni esas alınarak tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Gaziantep ilinde resmi ilkokul, ortaokul ve bağımsız anaokullarında aktif görev yapmakta olan 17 okul öncesi öğretmenidir. Örneklem belirlemede ölçüt örnekleme ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve görüşmeler pandemi sebebiyle telefon aracılığı ile yapılmıştır. Görüşme formu 4 bölüm ve 26 sorudan oluşmaktadır. Veri analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmış ve toplanan veriler olgubilim deseninin doğasına uyması açısından kod çıkarma, kodların tanımlanması, kodların birleştirilmesi, ayıklanması ve kategorilerin oluşturulması şeklinde bir yol izlenerek bütüncül bir yapıya dönüştürülmüştür. Araştırma neticesinde elde edilen veriler uyum, iletişim, eğitsel durum, sığınmacıların yaşadıkları sorunlar ve öğretmen ihtiyaçları şeklinde beş ana tema etrafında toplanmıştır. Katılımcılar çocukların okula uyum sürecinde onlara yardımcı olma konusunda yetersiz kaldıklarını, hem çocuklarla hem de aileler ile iletişim kurmada sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcılar, sığınmacıların eğitsel çalışmalardaki durumlarının sınıfa uyum sağlama ve iletişim kurma durumlarına bağlı olarak değiştiğini ifade etmişlerdir. En büyük sorunun iletişim yetersizliği olduğunu düşünen katılımcılar çokkültürlülük ile baş etme noktasında genel olarak yetersiz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, sığınmacı çocuklar, okul öncesi öğretmenlerinin tutum ve yaklaşımları
Olumsuz çocukluk yaşantıları: Okul öncesi öğretmenlerinin, eğitim yöneticilerinin ve destek personelinin farkındalık ve müdahale stratejileri
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen, eğitim yöneticisi ve destek personelinin olumsuz çocukluk yaşantılarına ilişkin farkındalık düzeylerine dair yeterlilik algılarını ve tercih ettikleri müdahale stratejilerini incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları Adıyaman il merkezinde yer alan bağımsız anaokullarında çalışan amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yaklaşımı ile seçilen 23 yönetici, 78 öğretmen ve 40 destek personeli olmak üzere toplam 141 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama araçları olarak; Öğretmen Yetkinlik Ölçeği, Olumsuz Çocukluk Yaşantıları Tespit Yeterliliği, Çocukluk Yaşantılarına Olası Müdahaleler Anketi ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Normallik testleri, geçerlilik ve güvenirlik analizlerinin ardından bulgulara ulaşmak için betimsel analizler ile Kruskal Wallis-H Testi ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Öğretmenler kendi sınıflarındaki çocukların olası olumsuz çocukluk yaşantılarını (OÇY) tespit edebilme konusunda kendilerini kısmen yeterli gördükleri bulunmuştur. Eğitim yöneticileri OÇY tespit konusunda kendilerini yeterli görürken destek personelinin ise bu konuda kendilerini yetersiz gördükleri saptanmıştır. Yapılan Kruskal Wallis-H testine göre öğretmen, eğitim yöneticisi ve destek personeli arasında olumsuz çocukluk yaşantıları tespit yeterliliği ve alt boyutları aile içi işlevsizlikleri, duygusal-fiziksel ihmal ve istismar saptama yeterliliği açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür. Gruplar arasında cinsel istismarı tespit yeterliliği açısından anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmanın amaçlarından bir diğeri okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin olumsuz çocukluk yaşantılarını fark etmeleri durumunda nasıl bir müdahale stratejisi izleyeceklerini ortaya çıkarmaktır. Eğitim çalışanlarının olumsuz çocukluk yaşantılarını tespit etmesi durumunda ağırlıklı olarak okul rehberlik servisine yönlendirme yaparak müdahalede bulunacaklarını, bildirim noktasında ise en çok okul müdürüne bildirim bulunmayı tercih edecekleri, savcılığa bildirimde bulunmanın ise en az tercih edilen bir müdahale stratejisi olduğu görülmüştür. Son olarak mesleki rolüyle ilgili zorluklarla başa çıkma yeteneğine sahip, mesleği ile ilgili akademik becerilerini geliştirmiş, değişime açık bilişsel ve sosyal olarak çevresiyle uyum içerisinde olma özelliklerinin mesleki öz yetkinlik olarak tanımlandığı bilinmektedir. Öğretmenlerin mesleki öz yetkinlikleri ile olumsuz çocukluk yaşantıları tespit yeterliliği arasındaki ilişkiye bakıldığında iki değişken arasında olumlu yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki bakımdan kendilerini daha yetkin olarak algılayan öğretmenlerin olumsuz çocukluk yaşantılarını tespit etme bakımından kendilerini yeterli gördükleri dikkati çekmiştir. Mesleki yetkinliği yüksek öğretmenlerin aile içi işlevsizlikleri, duygusal ve fiziksel ihmal ile istismarı tespit etme konusunda kendilerine daha çok güvendikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Olumsuz çocukluk yaşantıları, olumsuz çocukluk yaşantılarına ilişkin farkındalık, olumsuz çocukluk yaşantılarına müdahale stratejileri, okul öncesi eğitimi, erken çocukluk dönemi
ETwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim süreçlerinin incelenmesi
eTwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim(AUE) süreçlerinin incelendiği bu araştırma nitel araştırma yönteminin olgubilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada Adana'nın farklı ilçelerine bağlı resmi anasınıfı ve resmi bağımsız anaokullarında görev yapan eTwining kullanan sekiz, eTwinning kullanmayan sekiz okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenleri AUE'ye geçilmesiyle olumlu ve olumsuz duygular yaşamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin AUE süreçleri; hazırlık, uygulama ve değerlendirme süreçlerinden oluşmaktadır. Öğretmenler, fırsat eşitsizliğiyle ilgili, ailelerle yaşadıkları ve tekno-pedagojik deneyimsizlikleri ile ilgili güçlüklerden bahsetmiştir. AUE'nin etkileşimin az olması, gelişim alanlarının bütüncül bir şekilde desteklenememesi, objektif bir değerlendirmenin yapılamaması, nasıl yürütüleceği ile ilgili bilgi eksikliklerinin olması ve teknoloji bağımlılığını artırması gibi sınırlılıkları bulunmaktadır. Öğretmenler, AUE'yi genellikle dezavantajlı görmektedir. Bahsedilen çok az avantaj ise teknolojinin eğitim için kullanılabileceğini göstermesi, eğitimin sürekliliğini sağlaması, dijital yetersizlikleri göstermesi ve dijital becerileri geliştirmesi, öğretmen-aile iletişimini kuvvetlendirmesi, aile katılımını artırması, odaklanmayı artırması ve ekonomik avantaj şeklindedir. eTwinning kullanan katılımcıların eTwinning kullanmayan katılımcılara göre AUE'ye kendilerini daha hazır hissettikleri, daha kolay uyum sağladıkları ve süreç içerisinde daha az güçlükle karşılaştıkları görülmüştür. Öğretmenler, uzaktan eğitimin tüm katılımcılarının teknolojik ve pedagojik bilgi ve deneyimlerinin artırılmasını, uzaktan eğitim içeriklerinin zenginleştirilmesini ve fırsat eşitliğinin sağlanmasını önermiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, acil uzaktan eğitim, eTwinning
Dijital hikâye anlatımının, iki dilli olan 48-60 ay çocukların ifade edici dil becerilerine etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı dijital hikâye anlatımının 48- 60 aylık iki dilli çocukların ifade edici dil becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerindenön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmagrubunu Kilis il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir anaokulu ve bir ana sınıfında bulunan 48-60 aylık, normal gelişim gösteren 16 kız 14 erkek olmak üzere toplam 30 (Deney grubu 15, Kontrol grubu 15 ) iki dilli çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın uygulama sürecinde 36 farklı hikâyeden yararlanılmıştır. Uygulama süreci 12 haftada tamamlanmıştır. Hikâyeler 2 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Deney grubuna dijital hikâye anlatımı yapılırken, kontrol grubuna geleneksel hikâye kitabı ile anlatım yapılmıştır. Çocukların ifade edici dil gelişimleri; kullanılan sözcük türlerine, toplam cümle sayısına, bir cümlede kullandıkları toplamsözcük sayısına ve bir cümledekullandıkları ortalama sözcük sayısına göre incelenmiştir. Hem ön test hem de son test verilerinin toplanmasında sessiz/sözsüz hikâye kitabı kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı ilenon-parametrik testlerden, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testive Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımının 48-60 ay grubundaki iki dilli çocuklarının ifade edici dil becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Dijital hikâye anlatımının deney grubundaki çocukların fiil, zamir, zarf, bağlaç türü sözcük kullanımlarında anlamlı bir artış sağladığı ve çocukların kullandıkları toplam cümle sayısı,iki ve üç kelimeli cümle sayısı,cümledeki toplam sözcük sayısı ve bir cümlede yer alan ortalama sözcük sayısında daartışa katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillilik, Dijital Hikâye Anlatımı, İfade Edici Dil, Okul Öncesi Eğitim
Farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Gaziantep il merkezindeki bir anaokuluna devam eden 60-72 ay aralığındaki her sınıftan 15 çocuk olacak şekilde toplam 45 çocuktan oluşturmaktadır. Sınıfların dil edinim düzeylerini eşitleyebilmek için Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) kullanılmış ve buna göre gruplardaki çocukların dil gelişim puanları belirlenmiştir. TEDİL testi sonucunda üç sınıftaki çocukların ön test puanlarının eşit olduğu saptanmıştır. Daha sonra her üç sınıftaki çocukların dil edinim düzeylerini belirlemek amacıyla sessiz kitap uygulanmış ve çocukların kitapta gördüğü resimlere bakarak hikâye anlatması istenmiş ve anlattıkları hikâyeler kaydedilmiştir. Öntest verileri toplandıktan sonra her bir sınıfta farklı hikâye okuma teknikleri kullanılarak 6 hafta süresince haftada 3 kitap olmak üzere toplam 18 hikâye kitabı okunmuştur. Uygulama sürecinde 3 sınıfın her birinde farklı kitap okuma tekniklerinden dijital kitap okuma, etkileşimli kitap okuma ve geleneksel (düz) kitap okuma teknikleri kullanılmıştır. Uygulama sonrası çocukların dil örneklerine ilişkin sontest verileri TEDİL ve sessiz kitap aracılığıyla toplanmıştır. TEDİL aracılığıyla toplanan veriler ölçeğin hesaplanma yöntemine göre değerlendirilmiştir. Sessiz kitap aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve SPSS 22.0'a taşınmıştır. SPSS 22.0'da non-parametrik testlerden, Kruskal-Wallis testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öntest ve sontestte toplanan veriler kıyaslanarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda farklı kitap okuma tekniklerinin 60-72 aylık çocukların dil edinimlerine etkisi olduğu görülmüştür. Dijital kitap okumanın geleneksel kitap okuma tekniğinden daha etkili bir teknik olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda dijital kitap okuma ile etkileşimli kitap okuma karşılaştırıldığında çocukların dil ediniminde iki okuma tekniği açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bu nedenle, sınıf içi ve sınıf dışı ortamlarda dijital kitap okuma tekniğinin geleneksel kitap okuma tekniğine göre daha fazla tercih edilmesi önerilebilir.
Okul öncesi dönem çocuklarının ölçme becerilerine öğrenme rotaları temelli kodlama eğitiminin etkisi
Bu araştırma, öğrenme rotaları temelli etkinliklerin ve öğrenme rotaları temelli kodlama etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının uzunluk, alan, hacim ve açı ölçme becerilerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel bir yaklaşımla yürütülen çalışmada, yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Katılımcılar, Adıyaman il merkezinde MEB'e bağlı bağlı bir anaokulundan seçilen üç sınıftaki 55-71 aylık 47 çocuktan oluşmaktadır. Yansız atama yoluyla, söz konusu sınıflardan ikisi deney (deney 1 [n=15] ve deney 2 [n=17]) ve bir tanesi de kontrol (n=15) grubu olarak seçilmiştir. Kontrol grubuna mevcut okul öncesi eğitim programı uygulanırken, deney 1 grubunda öğrenme rotalarını temel alarak hazırlanan kodlama etkinlikleri, deney 2 grubunda ise öğrenme rotaları temelli eğitim etkinlikleri uygulanmıştır. Deney 1 ve deney 2 grubundaki uygulamalar, haftada üç gün olmak üzere her bir deney grubu için toplam 16 oturumdan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Erken Ölçme Testi (EÖT) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında çocukların ölçme becerileri uygulama öncesinde, uygulama sonunda ve son uygulamadan dört hafta sonra EÖT ile ölçülmüştür. Veriler, hiyerarşik linear modelleme (HLM) ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, deney 1 ve deney 2 grubunda yer alan çocuklara uygulanan etkinliklerin çocukların uzunluk, alan, hacim ve açı ölçme becerilerini geliştirmede kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve kalıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu etki deney grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak, öğrenme rotaları etkinliklerin ve öğrenme rotaları temelli kodlama etkinliklerinin çocukların ölçme becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür.
Okul öncesi çocuklar için e-kitap ile bütünleştirilmiş sürdürülebilirlik eğitimi
Okul öncesi dönemden başlayarak çevresel sürdürülebilirlik amacıyla verilecek eğitim çocukların çevresel sürdürülebilirlik bilgi ve davranışlarının ömür boyu kalıcı olmasını sağlayacaktır. Çevresel sürdürülebilirlik konusunda alan yazınına uygun olarak dijital ortamda resimli e-kitap hazırlamak ve okul öncesi dönemdeki 57-72 (ortalama 63 ay) aylık çocukların sürdürülebilir çevre bilgilerinde e-kitap ile bütünleştirilmiş sürdürülebilirlik eğitiminin etkisini belirlemek amacı ile bu araştırma planlanmıştır. Araştırmada yarı deneme modellerinden ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili Çukurova ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 57-71 aylık 24 çocuk olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği (CATES-PV): Çocuklara Yönelik Çevre Tutum Ölçeği (Okul Öncesi Versiyonu)" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna sekiz hafta boyunca "E-Kitap İle Bütünleştirilmiş Sürdürülebilirlik Eğitimi" uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan üç resimli e-kitap çocuklarla etkileşimli olarak paylaşıldıktan sonra destekleyici etkinlik uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Ön test puanlarının deney ve kontrol grubu değişkeni açısından Mann Whitney-U testi sonuçlarına bakıldığında gruplar arasında anlamlı farklılığın olmadığı görülmektedir (p>.05). Son test puanlarının deney ve kontrol grubu değişkeni açısından Mann Whitney-U testi sonuçlarına bakıldığında deney grubu hehine anlamlı farklılık görülmüştür ( p<.05). Deney grubunun ön test ve son test puanlarının Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi sonuçlarına göre deney grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık görülmektedir ( p<.05). Bu veriler ışığında E-Kitap İle Bütünleştirilmiş Sürdürülebilirlik Eğitimi'nin çocukların çevresel sürdürülebilirlik bilgilerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilirlik, Resimli e-kitaplar, Çevre Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim
Koçluğa dayalı sosyal duygusal öğrenme öğretmen mesleki gelişim programının öğretmen-çocuk ilişkisi ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışlarına etkisi
Bu araştırmada, düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip çocuklara eğitim veren okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarındaki çocukların sosyal duygusal gelişimini destekleme kapasitelerini arttırmak ve istenmeyen davranışları azaltmak üzere uygulanan mesleki gelişim programının etkililiği incelenmiştir. Bu doğrultuda, okul öncesi öğretmenlerine eğitim atölyeleri ile birlikte sunulan koçluk desteğinin, öğretmenlerin çocuklara yönelik davranışları, çocuk ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimi, öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliği ile çocukların sosyal yetkinlik ve problem davranışları üzerindeki etkisi sınanmıştır. Ön test-son test kontrol gruplu deneysel deseninin kullanıldığı araştırmanın katılımcılarını deney grubunda 10, kontrol grubunda 10 olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında eğitim almakta olan 48-72 aylık 175 çocuk (91 deney grubu, 84 kontrol grubu) oluşturmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda, gerçekleştirilen öğretmen eğitim atölyelerinde kullanılmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde geliştirilen Reaching Educators and Children (REACH) programının Türkiye için uyarlaması gerçekleştirilmiştir. Uyarlanan program aracılığıyla deney grubunda yer alan öğretmenlere iki haftada bir olmak üzere toplam altı öğretmen eğitim atölyesi sunulmuştur. Bununla birlikte, öğretmenlerin atölye çalışmalarında öğrendikleri stratejileri sınıf içinde uygulamalarını desteklemek için her bir öğretmenin sınıfında haftada bir kez olmak üzere toplam 12 koçluk oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan koçluk protokolü, etkililiği çeşitli deneysel çalışmalar aracılığı ile ortaya konulmuş olan Classroom Check Up (CCU) temelinde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğretmenlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış olup halihazırda yaptıkları uygulamalara devam etmeleri istenmiştir. Araştırma verileri deneysel uygulamanın öğretmenlerin olumlu, olumsuz ve sosyal duygusal gelişimi destekleme davranışları ile çocukların istenmeyen davranışları üzerindeki etkisini belirlemek üzere "Yapılandırılmış Öğretmen-Çocuk Davranış Gözlem Aracı", öğretmenlerin çocuklar ile kurduğu ilişkiyi algılama biçimlerini belirlemek üzere "Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği", öğretmen-çocuk etkileşiminin niteliğini belirlemek üzere "Sınıf Değerlendirme Puanlama Aracı" ile çocukların sosyal yetkinlikleri ile duygusal ve davranışsal sorun belirtilerini değerlendirmek üzere "Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Bununla birlikte, uygulanan mesleki gelişim programının sosyal geçerliğini belirlemek üzere deney grubunda yer alan öğretmenler ve okul yöneticilerinden "Sosyal Geçerlik Anketi" doldurmaları istenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler tekrarlı ölçümler için iki yönlü ANOVA testi ile çözümlenmiştir. Sosyal geçerlik verilerinin analizinde ise ortalama, frekans ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, uygulanan mesleki gelişim programının deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklara yönelik davranışlarını anlamlı düzeyde iyileştirdiği tespit edilmiştir. Buna göre, deney grubunda yer alan öğretmenlerin olumlu ve sosyal-duygusal gelişimi destekleme davranışlarının arttığı, olumsuz davranışlarının ise azaldığı belirlenmiştir. Uygulanan mesleki gelişim programının deney grubundaki sınıfların öğretmen-çocuk etkileşim niteliğini anlamlı düzeyde arttırdığı saptanmıştır. Deney grubunda yer alan sınıfların duygusal destek, sınıf organizasyonu ve eğitimsel destek niteliğinin arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, deney grubunda yer alan öğretmenlerin sınıflarındaki çocuklar ile kurduğu yakın ilişki algısının arttığı, çatışmalı ve bağımlı ilişki algısının ise azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, deney grubundaki çocukların sosyal yetkinliklerinin arttığı, kızgınlık-saldırganlık ile anksiyete-içe dönüklük puanlarının azaldığı bulunmuştur. Müdahalenin sınıf genelinde gözlenen istenmeyen davranış sıklığını azalttığı tespit edilmiştir. Son olarak, müdahaleye katılan öğretmenler ve bu okulda görev yapan yöneticilerin uygulanan mesleki gelişim programına ilişkin yüksek düzeyde memnuniyet bildirdikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal-duygusal öğrenme, öğretmen-çocuk etkileşimi, öğretmen-çocuk ilişkisi, problem davranış, koçluk.
Okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünce becerileriyle problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerinin belirlenmesi ve bilgi işlemsel düşünme becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma betimsel nitelikte olup ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini farklı sosyoekonomik bölgelerde bulunan ve sosyoekonomik yönden 'iyi, orta ve düşük' olarak bölgelere ayrılan Kilis iline bağlı bulunan bağımsız anaokulu, lise ve ortaokul bünyesinde bulunan anasınıfları oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise, bu okullar arasından rasgele örneklem yöntemi ile seçilen 3 okuldaki, 5-6 yaş toplam 175 okul öncesi çocuk oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan çocukların 46'sı 5 yaş, 114'ü ise 6 yaşındadır. Veri toplama aracı olarak çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerini değerlendirmek Relkin, Ruiter ve Bers (2020) tarafından geliştirilen ve Metin, Başaran, Relkin ve Kalyenci (2021) tarafından Türkçeye uyarlanan "Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği (TechCheck)" kullanılmıştır. Çocukların problem çözme becerileri ise Aydoğan, Ömeroğlu, Büyüköztürk ve Özyürek (2012) tarafından geliştirilen "Dört Yedi Yaş Grubu Çocuklar İçin Problem Çözme" ölçeği ile ölçlmüştür. Araştırmada verilerin analizinde normallik testi yapılmış, veriler normal dağılım göstermediği için nonparametrik testler kullanılmış ve çalışmanın amacına uygun olarak Spearman korelasyon analizi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bilgi işlemsel düşünme becerilerinin cinsiyet, anne ve baba çalışma durumları açısından anlamlı bir farklılık bulunmazken; okul öncesi eğitim alma, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukların problem çözme becerileriyle bilgi işlemsel düşünme beceri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitimi, Bilgi işlemsel düşünme, Problem çözme
Tasarım temelli etkinliklerin okul öncesi çocukların bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı tasarım temelli etkinliklerin BİD becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Bağcılar ilçesine bağlı bağımsız iki anaokulundan bulunan sınıflar oluşturmaktadır. Araştırmada aynı sosyoekonomik bölgeden okul seçilmiş olup, deney ve kontrol grupları tesadüfi örneklem yolu ile farklı okullardan birer sınıf olacak biçimde seçilmiştir. Dokuz kız, onbir erkek kontrol grubu, 10 kız, 9 erkek deney grubu olmak üzere toplam 39 okul öncesi eğitime devam eden 5 yaşında çocuk araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Relkin ve Bers (2021) tarafından geliştirlen ve Metin, Başaran, Yıldırım-Seheryeli, Relkin ve Kalyenci (2023) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Erken Çocukluk Döneminde Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği-TechCheck-K" kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından gelişimsel olarak uygun, okul öncesi eğitim programı ile bütünleşik olan "Tasarım Temelli Etkinlik Programı" hazırlanmıştır. Etkinlikler araştırmacı tarafından haftada üç gün olmak üzere sekiz hafta deney grubuna uygulanmış ve kontrol grubu normal eğitim programına devam etmiştir. Verilerin analizinde, verilerin normal dağılım gösterdiği, gruplardaki çocukların normal dağılım gösterdiği durumlardaki karşılaştırmalar için ilişkili ölçümlerde t testi hesaplanmış, normal dağılım göstermediği karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Çalışmada test güvenilirliği iki seçenekli sonuçlar için incelenen KR-20 güvenilirlik katsayısı ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre hazırlanan tasarım temelli etkinliklerin BİD becerilerine anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur, ancak cinsiyete bağlı farklılık bulunmamıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeylerinin belirlenmesi ve öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel bir araştırma olup ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçe okullarında görev yapan 325 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Heppner ve Petersen (1982) tarafından geliştirilen, Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" ve Tcshannen–Moran ve Woolfolk–Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından yapılan "Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterlik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve öz yeterlik düzyelerinin onların yaş, eğitim durumu ve mesleki kıdem, çalıştıkları kurum türü ve sınıfta bulunan çocuk sayısı değişkenlerine göre tüm alt boyutlarda anlamlı farklılaşma tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin öz yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerileri arasında orta düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çocuklar için felsefe eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde bulunan orta sosyoekonomik seviyeye sahip bir anaokulunda yer alan 5 yaş grubu, 22 deney 23 kontrol olmak üzere toplam 45 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 7 haftalık süreçte, hafta da 3 gün olmak üzere, 21 oturum boyunca araştırmacı tarafından MEB(2013) Okul Öncesi Eğitim Programı kazanım ve göstergeleri doğrultusunda hazırlanan Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı uygulanırken, kontrol grubunda araştırmacı tarafından herhangi bir uygulama gerçekleştirilmemiş, normal eğitim programlarına devam etmişlerdir. Araştırmanın verileri Özer Özkan ve Coşkun (2015) tarafından geliştirilen 'Okul Öncesi Dönem Çocuklarına Yönelik Dinleme Becerilerini Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; deney ve kontrol grupları arasındaki farkın belirlenmesinde Mann Whitney U testi, deney ve kontrol grubunun kendi içinde ön test ve son test puanları arasındaki farkların belirlenmesi için Wilcoxon t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları ışığında hazırlanan Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın dinleme becerilerine anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilirken, cinsiyet değişkenine bağlı anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.
"Başka Bir Dil Olarak Kodlama" müfredatının okul öncesi çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisi
Bu araştırma, "Başka Bir Dil Olarak Kodlama" Müfredatının okul öncesi çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden "Ön Test-Son Test-Kontrol Gruplu Yarı Deneysel Desen" kullanılmıştır. Bu çalışmada bağımlı değişken, çocukların erken okuryazarlık becerileri; erken okuryazarlık becerilerine etkisi incelenen bağımsız değişken ise Başka Bir Dil Olarak Kodlama(CAL-ScratchJr) müfredatı ile verilen eğitim programıdır. Bu araştırmanın çalışma grubunda yer alan çocuklar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme yönteminde, araştırmacı tarafından belirlenen ölçüt/ölçütler doğrultusunda çalışma grubu belirlenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu, Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokulunda eğitim gören 45 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki çocuklardan; 23 çocuk deney grubunda, 22 çocuk kontrol grubunda bulunmaktadır. Çalışma grubunda bulunan çocuklar 60-72 ay aralığında yer almaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çocuklara ilişkin kişisel bilgilere erişmek amacıyla hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile çocukların erken okuryazarlık becerilerini ölçmek amacıyla "Erken Okuryazarlık Testi (EROT)" kullanılmıştır. Bu araştırmada, Türkçe'ye uyarlanan Başka Bir Dil Olarak Kodlama (Coding As Another Language/CAL-ScratchJr) müfredatı uygulanmıştır. Müfredat, 18 saat ve 24 etkinlikten oluşmaktadır. Yarı deneysel desende gerçekleştirilen bu çalışmanın veri analizinde; ANCOVA ve ANOVA kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda; EROT üst boyutlarından; ALDİL (Alıcı Dilde Sözcük Bilgisi) ile İSLEV (İşlev Bilgisi) puanlarında gruplar arasında anlamlı farklılık görülürken; İFDİL (İfade Edici Dilde Sözcük Bilgisi), DİNAN (Dinlediğini Anlama), GENIS (Genel İsimlendirme), SESTOP (Ses Bilgisel Farkındalık Toplam), HARFTOP (Harf Bilgisi Toplam) ve EROTTOP (Erot Toplam) puanlarında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir.
Çok kültürlü bir okul öncesi eğitim sınıfındaki çocukların okula uyum sürecinin öğretmen, ebeveyn ve akran ilişkileri bağlamında incelenmesi
Bu araştırma, çok kültürlü bir sınıftaki üç yaş grubu çocukların okula uyum sürecinin öğretmen-çocuk ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, akran ilişkileri ve öğretmen-ebeveyn etkileşimi bağlamında nasıl şekillendiğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır. Araştırma Antalya iline bağlı ilçelerden birinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokulunda 17 çocuk (11'i kız ve altısı erkek), sekiz ebeveyn ve bir öğretmenden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yer alan 17 çocuktan sekiz çocuğun annesinin Rus kökenli olduğu görülmüştür. Bu durum, sınıfın çok kültürlü yapısına katkı sağlayan en önemli durumdur. Araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmacı, veri toplama süreci boyunca sınıfta katılımcı olmayan gözlemci rolüyle gözlemlerini yürütmüş ayrıca görüşme ve araştırmacı günlüğü kullanarak verilerini zenginleştirmeyi amaçlamıştır. Araştırmada gözlem süreci okula uyum günlerinde başlamış ve ilk bir ay aralıksız, daha sonra haftada bir gün olmak üzere iki buçuk ay boyunca devam etmiştir. Gözlem süreci boyunca araştırmacı, çocukların okula uyum süreçlerini öğretmeniyle, ebeveynleriyle akranlarıyla ilişkileri ve öğretmenin ebeveynlerle etkileşimi bağlamında gözlemlemiştir. Ayrıca öğretmen ve ebeveynlerle yarı yapılandırılmış birebir görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen ham veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi kapsamında veriler kod defterine kodlanmış, uygun kategoriler ve temalar oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, araştırmada farklı dilde konuşma, ortak dilde buluşamama, yüz yüze iletişim imkanı bulamama ve farklı aile yapısı unsurlarının kültürel unsurlar içerisinde yer aldığı görülmüştür. Kültürel unsurlardan kaynaklanan farklılıklar öğretmen ile ebeveyn arasında ilişki kurulamamasına neden olmuştur. Böylece öğretmen ile ilişki içerisinde olamayan ebeveynlerin çocukları, okul-ev arasındaki bağın kopuk olmasından dolayı, okula uyum sağlamakta güçlük çekmiştir. Araştırmada sınıf yönetimi uygulamaları çocuklara bireysel yaklaşım, eğitim ortamlarının düzenlenmesi ve davranış yönetimi unsurları yoluyla okula uyum sürecine ve öğretmen-çocuk ilişkisine yansımıştır. Okula uyum sürecinde öğretmen ile çocuk arasındaki ilişkide çatışma oluşumunun ve çözümünün öğretmen ile çocuğu birbirine yakınlaştırması veya uzaklaştırması yönleriyle çocukların uyum sürecine yansıdığı belirlenmiştir. Ebeveynin çocuğu okula bırakma sürecindeki vedalaşma tarzı ise ebeveyn ile çocuk ilişkisine yansıyarak okula uyum sürecinin belirleyicisi olmuştur. Buna göre ebeveyn ile çocuk arasında bir vedalaşmanın gerçekleşmediği durumlarda, çocuklar okuldan uzaklaşmıştır. Çocukların akranları ile ortak deneyimlere sahip olmaları ve aile dostluğu/akrabalığı şeklinde ortaya çıkan kültürel etkileşim ise okula uyum sürecinde akranları birbirine yakınlaştırarak süreçte rahatlatıcı rolüyle dikkat çekmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aile sisteminden okul sistemine geçiş sürecindeki ilişkilerde kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar önemli yere sahiptir. Kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar ilişkilerde ve çocukların okula uyum süreçlerinde olumlu ya da olumsuz roller oynayarak sürece yansımıştır. Ayrıca okula uyum sürecinde çocukların öğretmeniyle, ebeveyniyle ve akranlarıyla ilişkileri birbirinden bağımsız yol izlememekte ve sistemler arası bu geçişte ilişkiler (alt sistemler) birbirleriyle etkileşim içerisine girmektedir. Bu bağlamda çocukların öğretmeniyle ve akranlarıyla, kültürel etkileşimlerini güçlendirecek etkinliklerin, çalışmaların okula uyum sürecinden başlayarak yapılması; öğretmen ve ebeveynlerin daha sağlıklı etkileşim kurabilmelerine olanak sağlayacak planlamaların yapılması; çocukların okula ilgili, merakla, hevesle gelmesini sağlayacak ve akran ilişkilerine katkı sunacak şekilde öğretmenin sınıf ortamında düzenlemeler yapması; okula uyum sürecini sistemler arası bir geçiş olarak ele alan yeni araştırmaların yapılması önem taşımaktadır.
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik öz-yeterlik inançları ile çocukların bilim motivasyonu arasındaki ilişki ve fen etkinlikleri uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik öz-yeterlik inançları ile çocukların bilim motivasyonu arasındaki ilişkiyi ve öğretmenlerin fen etkinlikleri uygulamalarını incelemektir. Nicel araştırma deseni türlerinden biri olan ilişkisel tarama modelinin ve nitel araştırma deseni türlerinden durum çalışması yönteminin kullanıldığı araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Adana'da resmi bağımsız anaokullarına devam etmekte olan 60-72 ay aralığındaki çocuklar ve bu bağımsız anaokullarında görevlerini sürdüren 60-72 aylık çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu evrenden seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme ile seçilmiş, Adana'nın Çukurova, Sarıçam, Seyhan, Yüreğir ilçelerinde bulunan bağımsız anaokullarındaki 60-72 aylık çocuklar ve bu çocukların öğretmenleri araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışma grubunda 149 öğretmen ile her bir öğretmenin sınıfından rastgele seçilen 60-72 aylık bir kız ve bir erkek çocuk olmak üzere toplam 298 çocuk yer almaktadır. Ankete katılan 149 öğretmen arasından gönüllülük esasına dayalı olarak 10 öğretmenin sınıfında yapılan fen etkinlikleri katılımsız gözlem ile incelenmiştir. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak Okul Öncesi Fen Eğitimine Yönelik Öz Yeterlik Ölçeği, Okul Öncesi Çocuklar için Bilim Motivasyonu Ölçeği ile Kişisel Bilgi Formu; nitel veri toplama aracı olarak kontrol listesi ve etkinlik planları kullanılmış gözlem ile ilgili verileri yansıtan kapsamlı notlar alınmıştır. Nicel verilerin analizinde, normallik testleri, Bağımsız Gruplar t Testi, Pearson Korelasyon Analizi, Cronbach's Alpha istatistiki analizi uygulanmış ve betimsel analizlerde frekans, yüzde, ortalama, medyan, standart sapma gibi değerlerden faydalanılmıştır. Nitel verilerin analizinde, kontrol listesi, etkinlik planları ve alınan notlar temel alınarak araştırmanın kavramsal çerçevesinden yararlanılmış ve doküman incelemesi yapılmıştır. Elde edilen veriler kodlanmış, sınıflandırılmış, alt kategoriler ile kategoriler oluşturulmuş, düzenlenen veriler tanımlanarak konuyla ilgili daha önceden yapılmış çalışmalar göz önünde bulundurularak değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin iç geçerlik ve güvenirliği, uzman incelemesi ile sağlanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik kapsamında uygulanan uzman incelemesi yönteminde, çalışmanın konusu ile metodolojisi hakkında bilgi sahibi olan uzman kişinin gözden geçirmesi, yorumları ve tavsiyelerine dayanarak ortaya konan bulguların makul olup olmadıkları denetlenmiştir. Uzman incelemesi ile birlikte, geçerlik ve güvenirlikte kapsamlı bir liste olan ve Stake (1995) tarafından durum çalışması raporlarının değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan ve yirmi kriteri barındıran eleştirel kontrol listesi dikkate alınmıştır. Araştırma kapsamında, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik öz-yeterlik inançları ile mesleki deneyimleri ve öğrenim durumları arasında pozitif yönlü bir ilişkinin var olduğu; çocukların bilim motivasyonlarının yaşa ve cinsiyete göre farklılık göstermediği; uygulanan fen etkinliği sıklığı ile öğretmenlerin öz-yeterlik inançları ve çocukların bilim motivasyonu arasında pozitif yönde ilişkinin var olduğu; okul öncesi öğretmenlerinin öz-yeterlik inançları ile çocukların bilim motivasyonu arasında pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin önemli bir çoğunluğunun geleneksel yöntem ve teknikleri tercih ettikleri; genellikle çocukların salt gözlemci konumunda kalarak materyallerle gereken etkileşimi kuramadıkları, çocukların uygulama yapabilmesi adına fen etkinliklerine ayrılan sürenin kısa olduğu; çocukların aktif katılımını sağlayan, ilgi ve dikkat çekmeye yönelik davranışlar sergileyen öğretmenlerin motivasyonu sağlamada daha başarılı oldukları ve bu sınıflardaki çocuklarda merak ve heyecana yönelik bazı davranışların gözlendiği; etkinlik planları ile uygulamalar arasında tutarsızlıkların olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde öğretmenlere, araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
3-6 yaş grubu çocukların duygu düzenleme becerilerinin yordayıcısı olarak babaların babalık rolü algısı, ebeveynliğe yönelik tutumu ve baba katılımı
Bu araştırmanın amacı 3-6 yaş grubu çocuğu olan babaların babalık rolü algısı, baba katılımı ve babanın ebeveynliğe yönelik tutumu ile çocuğun duygu düzenlemesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Adana ili merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 13 okulda anaokuluna devam eden 413 çocuk ve babası araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu; tipik durum örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmaya katılanların demografik özelliklerini belirleyebilmek için araştırmacı tarafından oluşturulan "Genel Bilgi Formu", Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ)", Kuzucu (1999) tarafından geliştirilerek, geçerlik ve güvenirliği yapılan "Babalık Rolü Algı Ölçeği (BRAÖ)", Seçer ve diğerleri (2008) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Ebeveynliğe Yönelik Tutum Ölçeği-Baba Formu (EYTÖ)" ve Sımsıkı ve Şendil (2014) tarafından geliştirilerek, geçerlik ve güvenirliği yapılan "Baba Katılım Ölçeği (BAKÖ)"kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki grup arasındaki fark normal dağılıma sahip ölçümlerde bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup puanlarının karşılaştırmalarında normal dağılıma sahip olan ölçümler için varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenler arasındaki ilişkinin ölçülebilmesi için Pearson korelasyon analizi yapılmış ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunması durumunda, farkın hangi iki grup arasında olduğunun tespit edilebilmesi için Bonferroni analizi yapılmıştır. Her bir bağımsız değişken için 3 farklı basit regresyon analizi yapılmıştır. Bağımsız değişkenlerin alt boyutlarının, bağımlı değişkenin toplam puan ve alt boyutlarını yordamasına ilişkin basit regresyon analizi yapılmıştır. Son olarak da ebeveynliğe yönelik tutumunun, baba katılımının ve babalık rolü algısının çocukların duygu düzenleme becerilerini yordamasına ilişkin hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların duygu düzenleme becerilerinin çocukların yaşına, babanın yaşına, çocuk sayısına göre anlamlı bir farklılık yaratmadığı ancak ölçeğin değişkenlik/olumsuzluk alt boyutunun çocuğun cinsiyetine göre kız çocukları lehine ve ölçeğin duygu düzenleme alt boyutunun babanın eğitim durumuna, annenin eğitim durumuna, ailenin gelir durumuna göre anlamlı farklılık yarattığı belirlenmiştir. Basit regresyon analizi sonucunda ölçeklerden elde edilen puanlar arasındaki ilişki incelendiğinde babaların algıladığı babalık rolünün, çocuğun duygu düzenleme becerilerinin anlamlı birer yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Yine yapılan basit regresyon analizi sonucunda ebeveynliğe yönelik tutumda ebeveynliğe yönelik sağlanan doyumun, çocukların düzenlemeye yönelik değişkenlik/olumsuzluk gösteren becerilerinin ve duygu düzenlemeye yönelik genel becerilerinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde baba katılımında keyfi meşguliyetin, çocukların duygu düzenlemeye yönelik olumlu becerilerinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu görülmüştür. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda ölçeklerden elde edilen puanlar arasındaki ilişki incelendiğinde babalık rolünden, baba katılımından ve ebeveynliğe yönelik tutumdan sadece ebeveynliğe yönelik tutumun, duygu düzenlemeye yönelik becerilerinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu düzenleme, babalık rolü, ebeveynliğe yönelik tutum, baba katılımı.
Okul öncesi öğretmenlerinin farklı güç temelleri bağlamında karşılaştıkları problem durumları karşısındaki normatif etik pozisyonlarının belirlenmesi
Okul öncesi öğretmenlerinin farklı güç temelleri bağlamında eğitim öğretim sürecinde yaşanan sorunlar karşısındaki normatif etik pozisyonlarını incelemek amacıyla yapılan bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını uygun örneklem yöntemiyle seçilen 21 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin sahip oldukları güç durumları ile ilgili etik ikilem durumları barındıran beş senaryo durumu kullanılmıştır. Verilere yüz yüze ve görüntülü görüşme yöntemi ile yapılan görüşmeler aracılığıyla elde edilmiştir. Görüşmeler ortalama 30 dakika sürmüştür. Görüşmeler sonrası 61 sayfalık veriye ulaşılmıştır. Veriler her bir normatif etik pozisyona göre gruplandırılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunu, katılımcıların yakın oldukları bir normatif etik pozisyon olmasına rağmen tüm güç durumlarında tercih ettikleri tek bir normatif etik pozisyon olmadığını göstermektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin zorlayıcı güç gibi doğası gereği etik ihlale açık olan güç durumlarında etik kaygı güderek hareket etmelerine rağmen ödül gücü gibi daha 'masum' görünen durumlarda etik kaygı içerisinde hareket etmedikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin zorlayıcı güç durumunda bireysel sorumluluk hissetmekten ziyade sorumluluğu öğretmenlik mesleğine atfettikleri gözlemlenmektedir. Teleolojik etik pozisyona yakın olan katılımcıların faydacılık anlayışına göre hareket ettikleri, diğer etik pozisyonları ise çocukları merkeze almamalarından dolayı eleştirdikleri belirlenmiştir. Deontolojik etik perspektifiyle bakarak olayları yorumlayan katılımcıların yoğunluklu olarak kantçı etik anlayışına sahip oldukları, diğer etik pozisyonları da profesyonellikten uzak buldukları için eleştirdikleri belirlenmişlerdir. Aksiyolojik etik pozisyona yakın olan katılımcıların ise çocukların iyiliklerini düşünerek tercihlerini şekillendirdikleri ve bunu yaparken de kendi karakterlerini merkeze aldıkları görülmektedir. Aksiyolojik etik pozisyonunda olan katılımcıların teleolojik ve deontolojik etik pozisyonları öğretmenlik mesleğini kişiliklerinin önünde tuttuklarından dolayı eleştirdikleri tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Etik, öğretmenlik etiği, normatif etik, meslek etiği, güç kaynakları
Beş yaş grubu çocukların bilişsel bakış açısı alma becerilerine etkileşimli kitap okuma temelli etkinliklerin etkisi
Bu araştırmanın amacı, 5 yaş grubu çocukların bilişsel bakış açısı alma becerilerine etkileşimli kitap okuma temelli etkinliklerin etkisini incelemektir. Araştırmada nicel yöntemin ön test - son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezindeki bağımsız bir devlet anaokulunun iki farklı sınıfına devam eden 5 yaş grubundaki 20 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubu, deneysel desen gereğince deney (n=10) ve kontrol (n=10) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Hangi sınıfın deney, hangi sınıfın kontrol grubu olacağına yansız atama (random) ile karar verilmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından tez kapsamında geliştirilmiş olan Erken Çocuklukta Bilişsel Bakış Açısı Alma Testi (EBAT) ve Kişisel Bilgi Formları kullanılmıştır. Katılımcıların bilişsel bakış açısı alma becerisine ilişkin ölçümleri ön test, son test ve kalıcılık testi yapılarak elde edilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından Etkileşimli Kitap Okuma Temelli Etkinlikler (EKOTE) uygulanmıştır. Bu müdahale her hafta 3'er oturum olmak üzere, 8 hafta ve toplam 24 oturumda tamamlanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış ve MEB Okul Öncesi Eğitim Programı (2013)'nın öğretmen tarafından uygulanmasına devam edilmiştir. Deneyden elde edilen veriler, t-testi ve ANOVA uygulanarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puan verilerinin analizi sonucunda kontrol grubunda anlamlı bir farklılığa rastlanmazken, deney grubunda ise anlamlı bir farklılığın olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum, erken çocukluk eğitiminde etkileşimli kitap okuma temelli etkinlikler kullanmanın 5 yaş grubu çocuklarının bilişsel bakış açısı alma becerilerini artırıcı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, müdahaleden üç hafta sonra deney grubuna kalıcılık testi uygulanmış ve elde edilen etkinin kalıcı olduğu anlaşılmıştır.
60-72 aylık çocukların bağlanma stilleri ile annelerinin duygusal okuryazarlık düzeyleri ve bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, 60-72 aylık çocukların bağlanma stilleri ile annelerinin duygusal okuryazarlık düzeyleri ve bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca bağlanma stillerinin çocuğun cinsiyeti ile annenin yaşı, eğitim düzeyi ve çalışma durumuna göre farklılık gösterip göstermediği de ele alınmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın örneklemini, Tunceli il merkezindeki dört devlet anaokulunda eğitim gören 60-72 aylık 87 çocuk (48 kız, 39 erkek) ve onların anneleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Oyuncak Öykü Tamamlama Testi, Bilişsel Esneklik Envanteri ve Duygusal Okuryazarlık Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 22.0 programı aracılığıyla parametrik testler kullanılmıştır. Bu kapsamda ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler t testi ve ki-kare testi, değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi ve değişkenlerin birbirini yordama durumunu tespit etmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, bağlanma stilleri ile çocuğun cinsiyeti; annenin yaşı, eğitim düzeyi, çalışma durumu, duygusal okuryazarlık düzeyi ve bilişsel esnekliği arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken annelerin duygusal okuryazarlığı ile bilişsel esnekliği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi dönem, bağlanma, bağlanma stilleri, duygusal okuryazarlık, bilişsel esneklik.
Okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri ve eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyobilimsel konular günümüz insanın hayatında sürekli yüz yüze gelmek zorunda kaldığı tartışılmakta olan konulardır. Sosyobilimsel konular, fen eğitiminin önemli bir halkasıdır. Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri ve eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından biri olan genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Adana ili Çukurova, Seyhan, Sarıçam ve Yüreğir ilçelerinde görev yapmakta olan 457 okul öncesi öğretmenidir. Araştırmada veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri, Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Sosyobilimsel Konulara Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarıyla eleştirel düşünme eğilimleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin bilişsel esneklik düzeyleri ile eleştirel düşünme eğilimleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Ek olarak, okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve eleştirel düşünme eğilimlerinin birlikte sosyobilimsel konulara yönelik tutumu yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi öğretmenleri, sosyobilimsel konular, bilişsel esneklik, eleştirel düşünme eğilimi
Okul öncesi dönemde iki dilli çocukların ana dillerinde dil beceri düzeylerinin incelenmesi: Dijital etkinlikler örneği
Bu çalışmada, okul öncesi̇ dönemde bulunan i̇ki̇ di̇lli̇ çocukların ana di̇lleri̇ndeki di̇l gelişim düzeyleri̇ dijital etkinlikler örneği üzerinden i̇ncelenmiştir. Bu araştırma, deneysel desende yer almakta olup deneme modellerinden olan deneme öncesi modellerden tek gruplu öntest-sontest modelindedir. Araştırmanın örneklemi Belçika ülkesi Flaman Bölgesi Ghent şehrinde yaşayan 42-72 aylık, okul öncesi dönemde bulunan ana dili Türkçe ikinci dili Felemenkçe olan 18 iki dilli çocuktan oluşmaktadır. Çocukların ana dillerinde dil gelişimleri Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) ile ölçülmüştür. Çocuğun demografik bilgilerine ilişkin verilere Kişisel Bilgi Formu üzerinden ulaşılmıştır. Araştırmada çocukların dil gelişimlerini desteklemek amacı ile Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim programında yer alan dil gelişimi alanı ile ilgili kazanım ve göstergelerden yola çıkarak dokuz adet dijital etkinlik hazırlanmıştır. Araştırma grubunun demografik bilgilerine ait veriler ve dijital etkinlikler öncesi ve sonrası mevcut dil becerileri yüzde (%) ve frekans (f) değerleri şeklinde tablolarda verilmiştir. Cinsiyet ve anne-baba eğitim durumu faktörlerine göre dil becerilerinin incelenmesinde Fisher'ın Kesin Olasılık Testi kullanılmıştır. Dijital etkinlikler öncesi ve dijital etkinlikler sonrası dil gelişim düzeylerinin karşılaştırılması için parametrik olmayan istatistiklerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi yapılmıştır. Analizlerden elde edilen veriler bulgular bölümünde tablolarda verilmiştir. Sonuçlara göre; anne ve babanın eğitim durumu yönü ile çocukların sahip oldukları dil gelişimleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmaz iken çocukların cinsiyetleri ile sahip oldukları dil gelişim düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. İki dilli çocukların dil gelişimlerini desteklemek amacı ile oluşturulan dijital etkinlikler öncesi ve sonrası çocukların sahip oldukları dil becerileri arasında önemli ölçüde farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillilik, Okul Öncesi Dönem, Dil Gelişimi, Dil Edinimi
Okul öncesi dönem çocuklarında duygu düzenleme ve sosyal bilgi işleme becerileri: Duygu düzenleme ile müdahalenin etkisi
Bu araştırmanın amacı, 60-72 aylık okul öncesi dönem çocuklarının sosyal bilgi işleme süreç becerilerine Duygu Düzenleme Eğitim Programının etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada, ön test-son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi iki farklı anaokuluna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Rastgele belirlenen iki bağımsız anaokuluna devam eden beş yaş grubu sınıflarından seçkisiz şekilde seçilen sınıflardan bir tanesi deney bir tanesi de kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunun tamamını oluşturan 33 çocuktan, 16 çocuk kontrol grubuna, 17 çocuk deney grubuna alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, çocuklar ve aileleri hakkındaki çeşitli bilgileri edinmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu", çocukların sosyal bilgi işleme süreç becerilerini değerlendirmek amacıyla "Sosyal Bilgi İşleme Süreci Testi - Okul Öncesi Versiyonu (SBİST) (Social Information Processing Interview-Preschool version (SIPI-P))" ve çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçmek için Çocuk Duygu Düzenleme Ölçeği (ÇDDÖ) (The Emotion Regulation Checklist)" kullanılmıştır. Araştırmada, ölçme araçlarının güvenilirliği Cronbach's Alpha Katsayısı ile, puanlayıcılar arasındaki güvenirlik ise Cohen'in Kappa Katsayısı ile test edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel istatistikler ve normallik testi sonuçları dikkate alınarak SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmada ölçme araçlarından alınan puanların normal dağılım gösterme durumları çarpıklık ve basıklık katsayıları ile incelenmiş olup yapılan analiz sonucunda ölçme araçlarının toplam puanları ve alt boyutları puanlarının -1,96 ile +1,96 aralığında yer aldığı ve verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Veri analizinde varyansların eşit olup olmadığını belirlemek için ise parametrik test uygulamanın bir diğer varsayımı olan tamamlayıcı istatistiklerden Levene (homojenlik) testi kullanılmış olup varyansların homojen dağıldığı görülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubunun öntest puan ortalamaları farkının kontrol altına alınarak sontest puanları arasındaki anlamlı farkı görmek için ise kovaryans analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Çalışmadaki puan dağılımlarının parametrik test varsayımlarını karşılaması ve puan dağılımının normal dağılım göstermesi nedeniyle bu araştırmanın veri analizinde, parametrik testler kullanılması uygun bulunmuştur. Parametrik test istatistiği olarak bağımlı gruplar t-testi, bağımsız gruplar t-testi ve Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre deney ve kontrol gruplarında yer alan çocuklara uygulanan SBİST ön test toplam puanları ile testin alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Buna karşılık sekiz hafta boyunca haftada iki gün Duygu Düzenleme Eğitimi Programına katılmış olan deney grubundaki çocukların SBİST son test toplam puanları ile alt boyut puanlarının, Duygu Düzenleme Eğitimi Programı uygulanmayan kontrol grubundaki çocukların son test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, deney grubundaki çocukların SBİST kalıcılık testi toplam puanları ile alt boyut puanlarının son test puanlarından anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna göre çocuklara uygulanan Duygu Düzenleme Eğitim Programı'nın çocukların sosyal bilgi işleme süreç becerileri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip, etkilerin uygulama sonrasında da devam ettiği söylenebilir. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okul öncesi dönem, sosyal bilgi işleme süreci, duygu düzenleme, erken çocukluk
12-36 aylık çocukların mizacı ve babaların çocuk bakımında çaresizlik duygularının baba-çocuk bağlanması ile ilişkisinin incelenmesi
Mevcut araştırmada, 12-36 aylık çocukların mizacı ve babaların çocuk bakımında çaresizliği ile baba-çocuk bağlanma güvenliği ile arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda fizyolojik ve psikolojik olarak sağlıklı 12- 36 aylık 79 çocuk ve bu çocukların babaları çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Erken Çocukluk Davranış Anketi, Çocuk Bakımında Çaresizlik Ölçeği (ÇBÇÖ) ve Bağlanma Davranışları Sınıflandırma Seti (BDSS) kullanılmıştır. Demografik Bilgi Formu, Erken Çocukluk Davranış Anketi ve Çocuk Bakımında Çaresizlik Ölçeği babalar tarafından yanıtlanmıştır. Bağlanma Davranışları Sınıflandırma Seti verileri ise; baba ve çocuklarla yapılan gözlem videolarının araştırmacılar tarafından puanlanmasıyla elde edilmiştir. Bu kapsamda değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi ve değişkenlerin birbirini yordama durumunu tespit etmek için basit regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada, Erken Çocukluk Davranış Anketi yatıştırılabilirlik alt boyutu ile ÇBÇÖ'nin çaresizlik ve baba-çocuk korkulu alt boyutu arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu, ancak ÇBÇÖ'nin bakım veren olarak çocuk alt boyutu arasında anlamlı ilişki olmadığı bulunmuştur. Erken Çocukluk Davranış Anketi tepkisellik alt boyutu ile ÇBÇÖ'nin alt boyutları (çaresizlik ve baba-çocuk korkulu, bakım veren olarak çocuk) arasında ise anlamlı ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca hem çocukların mizacı hem de babaların çocuk bakımında yaşadıkları çaresizlik ile baba-çocuk bağlanma güvenliği arasında anlamlı ilişkinin olmadığı bulunmuştur. Araştırmada çocukların mizacı ile babaların çocuk bakımında yaşadıkları çaresizliğin birlikte baba-çocuk bağlanma güvenliğini anlamlı bir şekilde yordamadığı, ancak bu iki değişkenin birlikte baba-çocuk bağlanma güvenliğini % 6.3 oranında açıklayabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Bağlanma, mizaç, çocuk bakımında çaresizlik
Okul öncesi öğretmenlerinin fen kavramlarının öğretimine yönelik uygulamalarının incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi öğretmenlerinin fen kavramlarının öğretimine yönelik gerçekleştirdikleri etkinliklerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Öğretmenlerin 6 yaş grubu çocuklara kavram öğretimi uygulamaları gözlemlenmiş ve süreç kamera ile kayıt altına alınmıştır. Kavram öğretimi etkinliklerinin uygulanmasından sonra öğretmenlerle görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri toplanırken gözlem, görüşme ve doküman incelemesinden oluşan nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Sınıf içi gözlem ve görüşme kayıtları yazıya aktarılmış ve öğretmenlerin kavram öğretiminde kullandıkları etkinlik planlarının örnekleri alınmıştır. Verilerin analizinden önce öğretmenlerin öğretimini yaptıkları kavramların analizleri araştırmacı tarafından yapılmıştır. Kavram analizlerinin yapılması sürecinde fen bilimleri eğitimi ve eğitim programı öğretimi alanlarında iki uzmanın görüşleri alınmıştır. Öğretmenlerin kavram öğretimine ilişkin etkinlik planları ve öğretim etkinliklerine ilişkin dokümanlar ve görüşmeden elde edilen veriler yapılan kavram analizleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin fen kavramlarının öğretimine yönelik etkinliklerde en çok kavramın adı, tanımı, ayırt edici olan özellikleri ve örnekleri olduğu, en az yer verdikleri içerik ögelerinin ise kavramın ayırt edici olmayan özellikleri ile örnek olmayanları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda araştırmadan elde edilen bulguların, alanda yapılacak benzer çalışmalara da kaynaklık edeceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kavram öğretimi, fen kavramları, kavram analizi, 6 yaş grubu çocuklar, içerik ögeleri
Okul öncesi eğitimde müzik etkinliklerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmada okul öncesi eğitimde müzik etkinliklerini planlama uygulama ve değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma yorumlayıcı paradigma üzerinden, nitel araştırma yöntemlerinden olan eylem araştırması deseninde, eylem araştırmasının özgürleştirici, geliştirici, eleştirel modeli ile gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda müzik etkinliklerini geliştirmeyi isteyen bir okul öncesi öğretmeni ile çalışılmıştır. 2021- 2022 eğitim öğretim yılı içerisinde Adana ili Seyhan İlçesi'ndeki MEB'e bağlı bir ilkokulun anasınıfında gerçekleştirilen çalışmada, öğretmenle dört ay boyunca haftada en az bir defa olmak üzere toplamda 23 kez bir araya gelinip, dört farklı eylem döngüsünden oluşan 16 eylem planı gerçekleştirilmiştir. Eylem öncesinde araştırmayla ilgili bilgilendirme yapmak ve öğretmenin müzik etkinlikleriyle ilgili mevcut durumunu ortaya koymak için yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Ardından farklı üç günde yine öğretmenin müzik etkinlikleriyle ilgili mevcut durumunun tespit edilebilmesi adına üç müzik etkinliği planı gözlemlenmiştir. Eylem öncesinde mevcut durum ortaya konduktan sonra eylem sürecinin başlayacağı eylem döngülerine başlanmıştır. Her eylem planı uygulanıp izlenmiş (gözlem yoluyla), yansıtıcı değerlendirmeler (araştırmacı ile öğretmenin görüşmeleri) yapılmış ve bu değerlendirmelere dayanarak bir sonraki eylem planına amaçlar belirlenerek geçilmiştir. Her döngüye ait belirlenen amaçlar gerçekleştirildikten sonra bir sonraki döngüye geçiş yapılmıştır. Birinci eylem döngüsü "farklı müzik etkinlikleri" adlı temayla üç farklı eylem planından, ikinci eylem döngüsü "2013 Okul Öncesi Programı'na uygun Plan Hazırlama" temasıyla altı farklı, üçüncü eylem döngüsü "müzik etkinliklerinde farklı yaklaşımlar" temasıyla dört farklı, son v olarak dördüncü eylem döngüsünde araştırmacının destek ve müdahalesi olmadan öğretmenin nasıl müzik etkinliği planlayıp, uygulayacağı ve değerlendireceğinin görülebilmesi adına "öğretmenin gücü adına!" olarak adlandırılan üç farklı eylem planından oluşan döngü gerçekleştirilmiştir. Son olarak eylem öncesinde yapılan görüşmenin soruları öğretmene tekrar sorularak süreçteki net ilerlemenin net olarak ortaya konmasıyla süreç tamamlanmıştır. Eylem öncesi mevcut durumdaki, eylem sürecindeki ve eylem sonrasındaki veriler, bilgi ve tutumun birbirinden bağımsız olmadığı düşüncesiyle bilişsel alan ve duyuşsal alan taksonomilerine göre de değerlendirilmiştir. Görüşme ve gözlem verilerinin yanında öğretmenin kullandığı kaynaklar, hazırlanan planlar, öğretmen ve araştırmacı günlükleri de verilere dahil edilmiştir. Elde edilen tüm veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, eylem döngüleri öncesinde öğretmenin müzik etkinliklerini planlama, uygulama ve değerlendirmede bilgi yetersizliği olduğu bunun öğretmenin tutumlarını da etkilediği fakat eylem döngüleri ile birlikte bilgi arttıkça ve öğretmenin uygulamaları geliştikçe müzik etkinliklerine yönelik tutumunun da olumlu yönde geliştiği görülmüştür. Öğretmenin Okul Öncesi Eğitimi Programı'nı pek çok konuda (öğrenme merkezleri, çocuk merkezlilik, bütünleştirilmiş etkinlik, vb.) kolaylaştırıcı ve faydalı gördüğü ancak bu konuda desteğe ve daha çok uygulama örneklerine ihtiyaç duyduğu, müzik etkinlik türleri (ritim, işitsel algı vb.) ve yaklaşımları (Dalcroze, Kodaly, Orff) ile ilgili Türkçe kaynakların çok yetersiz görüldüğü öne çıkan sonuçlar arasında yer almıştır. Aynı zamanda pek çok etkinlik ve yaklaşımı uygulamak için öğretmenin uzman olmasına gerek olmadığı, araştırmalar ve ufak desteklerle müzik etkinliklerini uygulayabileceği, müzik merkezi dahil olmak üzere öğrenme merkezlerinin düzenlenmesinin az bir çaba ve maliyetle gerçekleşebileceği de araştırmanın önemli sonuçları arasında yer almıştır.
Educational landscapes in early years: A comparative study of Turkiye and Indonesia's approaches to early childhood education
The education system of a country has an important role in determining the country's progress and development, for this reason, countries in the world always innovate in their education systems in order to align their education with the needs of the times and globalization. One of the ways is by conducting education comparisons with other countries. This study discussed about the education system in Turkiye and Indonesia in term of education process and education environment. This study uses multiple case study research methodology, with a qualitative approach. The data sources in this study were interview results of 14 Kindergarten school teachers from 6 schools in Turkiye and Indonesia. The data were obtained through documents, Interview, observation, and the field note, Qualitative data were analyzed through descriptive analysis technique. Validity and reliability data gathered from source triangulation, reviewing data from different sources. The result of the study show that the education system in Turkiye and Indonesia has similarity and differences in some aspect. The differences showed on the learning planning, Turkish focus on activity, monthly and daily, while Indonesia focus on semester and weekly planning, otherwise they pay attention to the same thing when preparing the learning planning, such as need of children, age group, and development of student. They make the learning activity flexible due the situation and condition, and 3 kinds of evaluation conducted in both countrie (Children, Program, Teacher evaluation). Educational environment indoor and outdoor are similar, both country have centers in the class, and some centers outside, play area, and farming area. What make it different is Indonesia has religion center in the class, and one learning center one classes, and in Turkiye have all centers in one class. Keyword: Educational system, comparative education, Turkiye, Indonesia
Erken çocukluk döneminde öğretimsel uyarlamalara yönelik öğretmen eğitim programının geliştirilmesi
Kaynaştırma/bütünleştirme eğitimi veya kapsayıcı eğitim; gelişimsel yetersizliği olan çocukların gelişimlerinin desteklenmesi için okul öncesi eğitimde sıklıkla tercih edilen bir uygulamadır. Öğretim sürecinde öğretmenlerin öğretimsel uyarlamaları başarılı bir şekilde yapması özel gereksinimli çocukların kendi ihtiyaçlarına uygun eğitim almaları ve sınıftaki etkinliklere katılımlarının artması açısından önemlidir. Tüm bu bilgiler ışığında okul öncesi öğretmenlerine yönelik alan uzmanları tarafından hazırlanmış, uygulamalarla desteklenmiş, oluşturulma ve değerlendirme sürecinde öğretmenlerin aktif olduğu özel eğitim uygulamalarına yönelik bir öğretmen eğitim programının okul öncesi dönemdeki özel eğitim uygulamaları açısından büyük bir ihtiyaç olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın genel amacı, okul öncesi eğitimde kaynaştırma sınıflarında eğitim görmeye devam eden özel gereksinimli çocuklara yönelik öğretimsel uyarlamaların nasıl geliştirilebileceği ile ilgili olarak sorunları tespit etmek, bu sorunlara öğretmenlerle birlikte çözüm yolları aramak, bu süreci planlamak, uygulamak ve değerlendirmektir. Kapsayıcı eğitim hedeflediği gruba ve özelliklerine göre farklı biçimlerde uygulanabilir ancak özel gereksinimli çocuklar özelinde değerlendirildiğinde diğer çocuklarla bütünleştirici faaliyetler öne çıkmaktadır. Bu araştırma ile öğretimsel uyarlamalara ilişkin mevcut durumun ortaya konulması, öğretimsel uyarlamaları geliştirmek için bir uygulama gerçekleştirmesi ve bu uygulamanın nasıl değişim yarattığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda mevcut çalışma nitel araştırma desenleri içinde yer alan durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Öğretimsel uyarlamalara ilişkin uygulamadaki sorunların tespit edilerek öğretmenlerle çözüm üretilmesi; bu sürecin planlanması, uygulanması ve değerlendirmesinin amaçlandığı mevcut çalışmada 4 öğretmenden ve 4 çocuktan oluşan sınırlı bir grup vardır. Bu gruptan derinlemesine veri elde edilmesi amacıyla araştırmacı tarafından özgün olarak geliştirilen ölçme araçları kullanılmıştır. Bu araçların yanında, çocuklar için de geçerliliği ispatlanmış ölçme araçları kullanılarak farklı gruplardan derinlemesine veri elde edilmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda araştırma durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Araştırmada elde edilen veriler doküman analizi yöntemlerinden betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda bulgular alt amaçlar doğrultusunda incelenmiştir. ÖYEP öncesinde öğretimsel uyarlamalara ilişkin eğitsel faaliyetlerin niteliğinin düşük olduğu, öğretmenlerin daha çok etkinliği basitleştirmeyi tercih ederek diğer uyarlama yöntemlerini az kullandıkları veya hiç kullanmadıkları, özel gereksinimli çocukların sınıfta yalnız oynamayı tercih ettikleri, sınıfın fiziki ortamının erişime uygun olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin ÖYEP eğitim sürecinden sonra mesleki motivasyonlarında sınıf içi uygulamaların niteliğinde artış olması, özel gereksinimli çocukların gelişiminin desteklenmesi, özel gereksinimli çocukların katılımının artması, sınıfın fiziki ortamının erişime daha açık olması, akran desteğinin sağlanmasında akran kabulü sağlanmasının belirleyici olması araştırmanın öne çıkan önemli bulguları olmuştur. Anahtar kelimeler: Öğretimsel uyarlamalar, kapsayıcı eğitim, durum çalışması, öğretmen eğitim programı.
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ailelerde okul öncesi eğitime dair algıların ve beklentilerin incelenmesi
Bu araştırma sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ebeveynlerin okul öncesi eğitime ilişkin algıların ve beklentilerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji deseni esas alınarak tasarlanmıştır. Araştırmaya, Gaziantep ilinde yaşayan ve çocukları okul öncesi eğitime devam eden düşük sosyoekonomik düzeye sahip 30 ebeveyn katılmıştır. Örneklem seçiminde uygun örnekleme ve amaçlı örnekleme yöntemleri kullanılmıştır.Veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve görüşmeler yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Veri analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmış; toplanan veriler, fenomenoloji desenine uygun olarak kod, kategori ve tema oluşturma şeklinde analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler üç ana tema etrafında toplanmıştır: beklentiler, okul öncesi eğitimin amacı: ilkokula hazırlık ve geçiş süreçleri, algılar. Katılımcılar, okul öncesi eğitimi çocuklarını ilkokula hazırlayan bir kurum olarak görmüşlerdir. Ayrıca, okul öncesi eğitimle birlikte çocuklarının gelişim alanlarına yönelik çeşitli beklentileri olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcılar, iyi bir okul öncesi eğitim kurumunda en önemli unsurun öğretmen nitelikleri olduğunu belirtmişlerdir. Ebeveynler, iyi bir okul öncesi öğretmenini sıcakkanlı, güler yüzlü ve çocukla bağ kurabilen biri olarak tanımlamışlardır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitime ilişkin beklentiler, Okul öncesi eğitim algısı, İyi bir okul öncesi eğitim, İyi bir okul öncesi öğretmeni.
Okul öncesi çocuklarının teknoloji kullanımları ve buna yönelik ebeveyn tutumları ile sınıf içi prososyal ve problem davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji kullanımları ve buna yönelik ebeveyn tutumları ile sınıf içerisindeki prososyal ve problem davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılan bu araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kırklareli ili Merkez ilçesinde, bağımsız anaokulu ve resmi anasınıflarına devam eden 58-79 aylık 461 çocuk, bu çocukların ebeveynleri ve okul öncesi öğretmenleri (n=30) oluşturmuştur. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, araştırmaya katılan gönüllü ebeveynler "Demografik Bilgi Formu", "Akıllı Telefon/Tablet Kullanım Alışkanlıklarında Anne Baba Tutumları Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Problemli Teknoloji Kullanımı Ölçeği"ni doldururken; araştırmaya katılan gönüllü öğretmenler ise sınıflarında bulunan çocuklar için "Okul Öncesi ve Anaokulu Davranış Ölçeği" ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği"ni doldurmuştur. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma kapsamında çocuğun hafta içi ve hafta sonu akıllı telefon/tablet ve bilgisayar ile günlük ortalama geçirdiği süre arttıkça; kullanım sürekliliği, kontrol direnci, yoksunluk-kaçış boyutu puanlarının ve çocuklarda problemli teknoloji kullanım ölçeği puanlarının arttığı saptanmıştır. Evde internet erişimine sahip ebeveynlerin ve teknolojik cihazları kullanırken çocukları internete bağlanan ebeveynlerin oyalama boyutu ve fayda boyutu puanlarının, diğer ebeveynlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çocuğun hafta içi ve hafta sonu TV, akıllı telefon/tablet ve bilgisayar ile günlük ortalama geçirdiği süre arttıkça ebeveynlerin oyalama ve fayda boyutu puanlarının arttığı, süre azaldıkça ebeveynlerin kontrol boyutu puanlarının arttığı bulunmuştur. Erkek çocukların öğrenme problemi boyutu, sorunları ifade etme boyutu ve problem davranış ölçeği puanlarının, kız çocuklara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kız çocukların çocuk prososyallik ölçeği puanlarının, erkek çocuklara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocuk prososyallik ölçeği ile problem davranış ölçeği, öğrenme problemi boyutu ve sorunları ifade etme boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Problem davranış ile çocuklarda problemli teknoloji kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Kontrol boyutu ile sorunları ifade etme boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuklarda problemli teknoloji kullanımı ve akıllı telefon/tablet kullanım alışkanlıklarında anne baba tutumu ile prososyal davranış arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çocuklar için problemli teknoloji kullanımı ölçeği, kullanım sürekliliği boyutu, kontrol direnci boyutu ve yoksunluk-kaçış boyutu ile oyalama, fayda ve bilgi boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Dijital teknoloji çağında büyüyen günümüz çocuklarını kısa, orta ve uzun vadede nelerin beklediğine dair araştırmalara devam edilmesi önemlidir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, teknoloji kullanımı, problem davranış, prososyal davranış
Risk altında bulunan okul öncesi dönem çocuklarının psikolojik yılmazlıklarına ''Daha Güçlü Olabilirim!" programının etkisinin incelenmesi
Okul Öncesi dönem, tüm gelişim alanlarında hızlı ilerlemelerin kaydedildiği ve çevrenin etkisine en duyarlı olunan süreçtir. Çocukların çevresi, onlar için birbirinden farklı riskler ya da fırsatlar yaratan nitelikte olabilmektedir. Her ne kadar ideal olan çocukların tüm gelişim alanlarında desteklendiği, onların uyumu için gerekli becerilerin kazandırıldığı sıcak ve destekleyici ilişkilerin yer aldığı bir çevre olsa da bu her zaman mümkün değildir. Azımsanmayacak sayıda çocuk, gelişimlerini ve öğrenmelerini engelleyen çeşitli riskler ile yaşamak durumunda kalmaktadır. Bilhassa yoksulluk, oldukça yaygın, karmaşık ve genellikle kalıcı olan bir risk faktörü olarak çocukların tam bir iyilik halinde olmasını engellemektedir. Öte yandan, yoksulluk ya da daha farklı risklere sahip olmalarına rağmen birçok çocuk sahip oldukları toparlanabilme kapasitesi sayesinde ilgili gelişim dönemine ve çevresine iyi uyum gösterebilmekte, gelişim ve öğrenmesine bu risklere sahip olmayan arkadaşları gibi devam edebilmektedirler. Söz konusu bu toparlanma kapasitesi, "yılmazlık" olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevcut araştırmada yoksulluk bağlamında yaşayan çocuklarda yılmazlığı etkileyen faktörler incelenmiş ve tespit edilen faktörler doğrultusunda geliştirilen "Daha Güçlü Olabilirim! Programı"nın etkinliği test edilmiştir. Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve yılmazlık faktörlerini belirlemek için ekolojik perspektifte kurulan bir yapısal eşitlik modeliyle çocukların bireysel (benlik algısı), duygusal (duygu düzenleme), sosyal yeterlikleri (sosyal beceri ve problem davranış) ve yakın yetişkinlerle ilişkilerinin (ebeveyn-çocuk [anne]) ilişkisi ve öğretmen-çocuk ilişkisi) yılmazlık üzerinde oynadığı rolün tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda sosyal beceriler, problem davranışlar, duygu düzenleme becerileri, benlik algısı, ebeveyn (anne) - çocuk ve öğretmen çocuk ilişkisi özelinde yılmazlığın tüm boyutlarına giden doğrudan ve dolaylı etkileri içeren bir model oluşturularak yol analizi yapılmıştır. Yılmazlığı ölçmek için Özbey (2019) tarafından uyarlanan Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERIK) kullanılmıştır. Sosyal beceriler ve problem davranışların ölçülmesinde Özbey (2009) tarafından uyarlanan Anasınıfı ve Anaokulu Davranış Ölçeği; duygu düzenlemenin ölçülmesinde Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından uyarlanan Duygu Düzenleme Ölçeği; benlik algısının ölçülmesinde Kuru-Turaşlı (2006) tarafından uyarlanan DeMoulin Benlik Algısı Ölçeği; ebeveyn çocuk ilişkisinin ölçülmesinde Akgün Yeşilyaprak (2010) tarafından uyarlanan Çocuk Ana-Baba İlişki Ölçeği (anne formu) ve öğretmen-çocuk ilişkisinin ölçülmesinde Şahin Ası ve Karabay (2018) tarafından uyarlanan Öğretmen-Çocuk İlişki Ölçeği kullanılmıştır. Bunların yanı sıra demografik bilgileri elde etmek için araştırmacının oluşturduğu Kişisel Bilgi Formları uygulanmıştır. Çalışmanın bu aşamasına okul öncesi eğitime devam eden beş yaş grubu 257 çocuk, ebeveynleri ve öğretmenleri katılmıştır. Elde edilen bulgular, belirlenen değişkenlerce yılmazlığın doğrudan ve dolaylı olarak etkilendiğini göstermiştir. Sosyal beceriler, yılmazlığın tüm boyutlarını olumlu etkilemiştir. Problem davranışlar, yılmazlığın iletişim kurma/sosyal performans, öz kontrol/düşüncelilik ve görev yönelimi boyutlarında etkili olmuştur. Duygu düzenleme becerisi, yılmazlığın öz kontrol/düşüncelilik ve duygusal istikrar/stresle başa çıkma boyutlarını etkilemiştir. Benlik algısı da iletişim kurma/sosyal performans, atılganlık ve keşfetmekte hoşlanma boyutlarına etki etmiştir. Ebeveyn (anne) çocuk ilişkisinin ise doğrudan veya dolaylı bir etkisi gözlenmemiştir. Ancak öğretmen-çocuk ilişkisi yılmazlığın iletişim kurma/sosyal performans ve atılganlık boyutlarını doğrudan; yılmazlığın iletişim kurma/sosyal performans, öz kontrol/düşüncelilik ve görev yönelimi boyutlarını da problem davranış aracılığıyla etkilemiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise ön test-son test-izleme testli, kontrol gruplu yarı deneysel desen yer almıştır. Araştırmanın bu safhasında, birinci aşamada test edilen modeldeki nedensel ilişkiler göz önüne alınarak çocukların sosyal becerileri, duygu düzenleme becerileri, benlik algıları ve öğretmen çocuk ilişkilerini desteklemeye, problem davranışlarını da azaltmaya yönelik etkinliklerden oluşan "Daha Güçlü Olabilirim! Programı" tasarlanmıştır. Toplamda 68 çocuk ve onların öğretmenlerinin katıldığı çalışmada iki deney ve iki kontrol grubu yer almıştır. Deney1 grubuna okul öncesi öğretmeni uygulayıcı olmuştur. Deney2 grubunda ise araştırmacının kendisi uygulayıcılık yapmıştır. Kontrol1 ve kontrol2 gruplarında MEB Okul Öncesi Eğitimi Programına uygun şekilde sınıfın kendi öğretmenleri etkinliklerine devam etmiştir. Ön test son test ve izleme testleri için Özbey (2019) tarafından uyarlanan Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş̧ ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERIK) kullanılmıştır. Yedi hafta boyunca haftada üç gün süren etkinlikler sonunda programın etkinliğini ve arada geçen zamanın etkisini anlayabilmek için analiz sürecinde Robust ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonucunda, "Daha Güçlü Olabilirim! Programı'nın çocukların yılmazlığını desteklediği görülmüştür. Bulundukları gruptan bağımsız olarak toplamda puanlara bakıldığında program süresince geçen zamanda da çocukların yılmazlıklarının arttığı (zaman etkisi) ve ayrıca programın bu etki dikkate alındığında da faydalı olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Erken çocukluk, yılmazlık, psikolojik sağlamlık, yapısal eşitlik modeli
Okul öncesi öğretmenlerinin matematik dili kullanımına ilişkin görüş ve uygulamaları
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin matematik dili kullanımına ilişkin görüşlerini ve bu kapsamda yaptıkları uygulamalarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseninin kullanıldığı araştırmada, katılımcılar kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Mersin merkez ilçelerindeki resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 10 kadın öğretmenin sınıflarında gerçekleştirdikleri matematik etkinlikleri gözlemlenmiş ve sonrasında da matematik diline ilişkin görüş ve uygulamalarını içeren bireysel görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak çalışmaya yansıtılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin matematik diline ilişkin görüşlerinin benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşmelerde matematik dilini kullanmaya özen gösterdikleri ve avantajlarını vurguladıkları görülmüştür. Buna paralel olarak matematik dilinin etkin kullanımı ile çocukların ilerideki matematik başarılarını olumlu etkileyeceğine inandıkları ortak görüş olarak belirtilmiştir. Bununla beraber aile katılımını önemsedikleri ortak görüş olarak bildirilmiş olup uygulamalarına da bu durumun yansıdığı belirlenmiştir. Veli iletişim kanalı olarak sınıf içi oluşturulan WhatsApp gruplarının ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA)'nın tercih edildiği görülmüştür. Öğretmenlerin, çocukların matematiği hayata transfer edebilmeleri açısından akran etkileşimlerini arttırılmasının çocukların matematik dili kullanımlarına olumlu etki yapacağına inandıkları görülmüş olup buna paralel olarak ailelerle de iş birliği yapıldığı yapılan görüşmelerde belirtilmiştir. Görüşme ve gözlem sonuçları birlikte incelendiğinde; öğretmenlerin görüşlerinin, uygulamalarına tam olarak yansımadığı gözlemlenmiştir. Görüşmelerde matematik etkinliklerinde çocukların aktif katılımlarını önemsedikleri ancak uygulamada çocukların daha çok verilen yönergeleri uygulayan rolünde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca görüşmelerde öğretmenlerin, açık uçlu soruların gerekliliğini vurguladıkları fakat; uygulamada kapalı uçlu sorular kullanma eğiliminde oldukları görülmüştür. Ek olarak, öğretmenlerin uygulamalarında matematik dilini, başlangıç ve orta düzeyle sınırlı olarak kullanma eğiliminde oldukları saptanmıştır. Katılımcı sınıfların tümünde, çocukların yaptıkları çalışmalarla güncellenen matematik merkezinin olduğu belirtilmiştir. Öğretmenler, yöntem olarak bütünleştirilmiş etkinliklerle matematik çalışmalarının birleştirilmesinin çocukların matematik dili kullanımını desteklediğine inandıklarını belirtmiş ve bu açıdan da oyunları, hareket çalışmalarını ve yarışmaları önemsediklerini vurgulamışlardır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, öğretmen, okul öncesi dönemde matematik eğitimi, matematik dili, fenomenoloji.
Çocukların yürütücü işlev becerilerine beden-beyin-beceri yönetimi programı (3B)'nın etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, okul öncesi çağdaki çocukların yürütücü işlev becerilerinin gelişimine katkı sağlamak üzere geliştirilen STEM tabanlı Beden-Beyin-Beceri Yönetimi Programı (3B)'nın etkililiğini incelemektir. Yürütücü işlevler; bireyin dikkatini sürdürebilmesi, düşünsel süreçleri kontrol edebilmesi ve uygun tepkiler verebilmesi gibi karmaşık bilişsel becerileri içeren üst düzey zihinsel işlevlerdir. Bu beceriler, özellikle 3–6 yaş döneminde hızlı bir gelişim gösterir ve hem nörolojik olgunlaşma hem de çevresel etkileşimlerle şekillenir. Bu nedenle, erken yaşta yapılan müdahalelerin, özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çocuklar için oldukça önemli olduğu vurgulanmaktadır. Araştırma, nicel bir desen çerçevesinde yarı deneysel öntest–sontest–kalıcılık testi kontrol gruplu model ile yürütülmüştür. Örneklem, Deney 1 (n = 18), Deney 2 (n = 18) ve Kontrol (n = 15) olmak üzere toplam 51 okul öncesi çocuktan oluşmaktadır. Araştırma süresince çocukların yürütücü işlev becerilerini ölçmek amacıyla Yürütücü İşlev Becerileri Ölçeği – Çocuk Formu kullanılmıştır. Deney gruplarına, 3B programı kapsamında fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) disiplinlerini bütünleştiren etkinlikler uygulanmıştır. Verilerin analizinde öncelikle gruplar arası farkları kontrol etmek amacıyla ön test puanları kovaryans değişkeni olarak kullanılarak ANCOVA ve MANCOVA analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, deney gruplarının sontest puanlarında kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde bir artış olduğu belirlenmiştir (p <.001). Ayrıca, müdahale sonrası elde edilen sonuçların kalıcılığını ve zaman içindeki gelişimi incelemek üzere Tekrarlı Ölçümler ANOVA ve Tekrarlı Ölçümler MANOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizler, özellikle çalışma belleği ve ketleme becerilerinde zamanla anlamlı gelişmeler olduğunu ortaya koymuştur. Bilişsel esneklik boyutunda ise istatistiksel anlamlılığa yaklaşan bir iyileşme gözlenmiştir. Zaman ile grup etkileşimi anlamlı düzeyde çıkmamış olmakla birlikte, genel gelişim eğilimleri dikkate alındığında programın farklı gruplarda da benzer biçimde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular, 3B programının okul öncesi dönemde yürütücü işlev becerilerinin gelişimine katkı sağlayan etkili ve uygulanabilir bir müdahale aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle dezavantajlı sosyo-ekonomik koşullardaki çocuklar için bu tür bütüncül ve disiplinler arası yaklaşımların gelişimsel eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sunabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Yürütücü işlevler, çalışma belleği, ketleme, bilişsel esneklik, STEM
Etkileşimli okuma yöntemiyle sunulan resimli kitapların okul öncesi çocuklarının toplumsal cinsiyet kalıpyargı düzeyine etkisi
Bu araştırmada, etkileşimli okuma yöntemi ile sunulan toplumsal cinsiyet kalıpyargılarını içermeyen ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik unsurlar barındıran resimli çocuk kitaplarının, okul öncesi dönem çocuklarının toplumsal cinsiyet kalıpyargı düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel desenlerden, ön-test son-test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören 48-72 aylık 40 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 'Demografik Bilgi Formu' ve "Toplumsal Cinsiyet Kalıpyargılarını Ölçme Aracı" kullanılmıştır. Bu araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada uygulama sürecinde kullanılacak kitaplar belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan kitaplar belirlenirken, öncelikle resimli çocuk kitaplarının iç ve dış yapı özelliklerine dikkat edilmiş olup toplumsal cinsiyet kalıpyargılarını içeren ifadeler, aile içi ve mesleki roller, eylemler vb. unsurları barındırmamasına dikkat edilmiştir. Toplumsal cinsiyet kalıpyargılarını içermeyen 15 resimli çocuk kitabı belirlenmiştir. Uygulama sürecinde seçilen resimli çocuk kitapları 8 hafta süresince haftada 2 gün etkileşimli okuma yöntemi ile sunulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler ANCOVA ve Eşli Gruplar T-Testi ile analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grubunun 'toplumsal cinsiyet kalıpyargılarını ölçme aracı' son-test puanlarının ANCOVA testi sonuçlarına incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p=.00). Bu bulgular ışığında toplumsal cinsiyet eşitliği toplumsal cinsiyet kalıpyargıları içermeyen resimli çocuk kitaplarının okul öncesi dönem çocuklarının toplumsal cinsiyet kalıpyargı düzeylerinde etkili olduğu bulunmuştur. Etkileşimli okuma uygulamalarının çocukların toplumsal cinsiyet kalıpyargı düzeylerine etkisinin kalıcı olup olmadığının belirlenmesi amacıyla deney grubundaki çocukların "Toplumsal Cinsiyet Kalıpyargılarını Ölçme Aracı"ndan aldıkları son-test puanları ile kalıcılık testi puanları arasında eşli gruplar t-Testi yapılmış olup anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p=.237). Bu durum deney grubuna uygulanan etkinliklerin etkisinin kalıcı olduğunu gösterir niteliktedir. Anahtar kelimeler: Toplumsal cinsiyet, kalıpyargı, okul öncesi, etkileşimli okuma
Deprem felaketini yaşamış olan 60-72 aylık çocuklarda kaygı ve sosyal-duygusal uyumun incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı 6 Şubat Kahramanmaraş depremini yaşamış okul öncesi dönem çocuklarının kaygı durumları ile sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışma nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Bu çalışmanın evrenini Kahramanmaraş ilinde bulunan konteyner alanlarda yaşayan 2023-2024 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitime devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi, amaçlı örneklemlerden ölçüt örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Örneklem grubunu, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerini yaşamış olan ve Kahramanmaraş ilinde kurulan 4 konteyner alanında okul öncesi eğitimi verilen anasınıfları/anaokullarında eğitim gören 133 okul öncesi çocuğu oluşturmaktadır. Okul öncesi eğitime devam eden çocukların kaygı düzeyleri ve sosyal duygusal uyumları arasındaki ilişkiyi incelemek için; kaygı düzeylerini tespit etme de Kaygı Ölçeği (Öğretmen) formu ve Kaygı Ölçeği (Ebeveyn) formu ölçekleri, sosyal duygusal uyumlarını incelemek için Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği hem öğretmen hem de ebeveynler tarafından doldurulmuştur. Çalışma verileri SPSS 25.0 ile analiz edilmiş, elde edilen bulgular doğrultusunda; sosyal duygusal uyumu yüksek olan çocukların kaygı (ebeveyn) düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Kaygıya ilişkin sonuçlarda hem öğretmen hem de ebeveyn bulgularında benzerlik tespit edilmiştir. Doğal afetlerden etkilen çocukların hem okulda hem evde kaygılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın demografik bilgilerinden elde edilen sonuçlardan babanın yaşı ve çalışma durumunun kaygı ve sosyal duygusal uyumu etkilemediği görülmüştür. Ayrıca gelir durumu ve can kaybının da çocukların kaygı ve sosyal duygusal uyum düzeylerini etkilemediği, buna karşılık mal kaybının kaygı ve sosyal duygusal uyum düzeylerinin her ikisini de etkilediği tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında, doğal afetlerden etkilenen çocukların sosyal duygusal uyumlarına sunulan tüm desteklerin çocukların kaygı düzeylerine olumlu etki edeceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Doğal afet, kaygı, sosyal duygusal uyum, okul öncesi eğiti
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyumunu etkileyen faktörlerin yapısal denklem modeli ile incelenmesi
Okula başlamak, küçük çocukların yaşamlarındaki en önemli değişimlerden biridir. Çocuk, bu dönemde ilk defa aile ortamından ayrılıp okul ortamına girmekte, okul ve öğretmen kavramlarıyla tanışmaktadır. Çocuklar için çok önemli olan okula uyum süreci aynı zamanda birçok zorluğu da beraberinde getirir. Ancak bu durum dezavantajlı çocuklar göz önüne alındığında daha da zorlaşmaktadır. Dezavantajlı çocukların okula uyum sürecinde başarılı olmaları için, yeni kültüre uyum sağlamaları, okul ve sınıf prosedürlerini öğrenmeleri, sınıf arkadaşları ve öğretmenleriyle geçinmenin yollarını bulmaları ve gerekli öğrenme stratejilerini geliştirmeleri beklenmektedir. Çocukların bu zorlukların üstesinden gelmedeki başarısı çocuğun gelişimsel özellikleri, aile özellikleri, öğretmen özellikleri ve okul iklimi başta olmak üzere birçok faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle dezavantajlı çocukların okula uyumuna etki eden faktörler dikkatle incelenmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, dezavantajlı okul öncesi dönem çocuklarının gelişim özellikleri, aile özellikleri, öğretmen özellikleri ile okul ikliminin okula uyum üzerindeki etkisini yapısal denklem modellemesi ile test etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırma, ilişkisel bir model çerçevesinde desenlenmiş ve söz konusu değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı etkileri analiz etmek için yapısal denklem modellemesi (YDM) tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Adana ili Seyhan, Yüreğir ve Karataş ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden, 54-66 ay arası çocuklar, ebeveynleri (anne veya babaları) ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada çok aşamalı örnekleme yaklaşımı çerçevesinde üç farklı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bunlar sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı benzeşik örnekleme yöntemi, seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı oranlı (küme) örnekleme yöntemi ve yine seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemidir. Amaçlı benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen ilçelerdeki en yüksek maddi ve ayni yardım alan mahalleler belirlenmiştir. Ardından, bu mahallelerdeki okullar arasından Milli Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinde "zorunlu hizmet" kapsamında yer alan okullar seçilerek homojen bir küme oluşturumuştur. Ardından tabakalı oranlı örnekleme yöntemi ile ilçelerdeki toplam okul sayısının oransal dağılımı belirlenmiştir. Belirlenen oran doğrultusunda zorunlu hizmet bölgesi okullardan veri toplanacak kurumlar seçkisiz biçimde belirlenmiştir. Son aşamada, tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen okullar arasından basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak çocuklar seçilmiştir. Araştırmaya toplamda 231 çocuk, ebeveyni ve öğretmeni katılmıştır. Araştırmada çocukların okula uyumunu ölçmek için 5-6 Yaş Çocukları İçin Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği, çocukların gelişim özelliklerini ölmek için Türkçe Erken Dil Gelişim Testi-TEDİL, Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği- Öğretmen Formu ve Okul Öncesi Duygu Düzenleme Ölçeği, öğretmen özelliklerini ölçmek için Çokkültürlülük Yeterlik Ölçeği- Öğretmen Formu ve Öğrenci Öğretmen İlişki Ölçeği ve aile özellikleri ile okul iklimini belirlemek için Ebeveyn Okul İklimi Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 28 Mart 2022- 16 Haziran 2023 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda AMOS ve SPSS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Her çocuk için SPSS programına girilen veriler alan yazına dayanarak geliştirilen okula uyum modeli için yapısal denklem modeli kullanılarak AMOS 22 programında test edilmiştir. İlk modelin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin test edilen model ile iyi uyum göstermediği anlaşılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda ilk model üzerinde modifikasyonlar yapılmıştır. Modifikasyon ile geliştirilen Modifiye Okula Uyum modelinin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin, test edilen model ile iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre dezavantajlı okul öncesi dönem çocukları için geliştirilen modifiye okula uyum modelinde, çocukların gelişim özellikleri onların okula uyumunu doğrudan etkilemektedir. Öğretmen özellikleri ve aile özellikleri ise okula uyumu çocukların gelişim özelliklerine etkileri aracılığıyla dolaylı olarak etkilemektedir. Okul iklimi ise çocuğun aile özelliklerini doğrudan etkilemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür dikkate alınarak Biyoekolojik kuram çerçevesinde tartışılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile çevre etiği farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul öncesi yıllar çocukların tutum ve farkındalıklarının gelişmeye başladığı bir dönemdir. Okul öncesi eğitim kurumlarında farklı etkinlik türleri altında çevre ile ilgili bir çok etkinlik yapılmaktadır. Okul öncesi öğretmenleri bu etkinlik ve programların hazırlayıcısı olarak çok önemli konumdadırlar. Okul öncesi öğretmenlerinin çevreye karşı olan etik farkındalıkları onların algılayış ve sunuşlarını etkileme potansiyeline sahiptir. Çevreye karşı etik farkındalık geliştirmede ise eleştirel düşünme becerilerine sahip olmanın ve kullanmanın önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin eleşitrel düşünme eğilimleri ile çevre etiği farkındalıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla nicel desenle tasarlanmış bir çalışmadır. İlişkisel tarama modeli olarak planan araştırmada, kolay ulaşılabilir ve kartopu örnekleme yöntemlerinden yararlanılarak Adana ili merkez ilçelerinde görev yapan 312 öğretmene ulaşılmıştır. Veriler 2023-2024 eğitim öğretim yılı güz döneminde gönüllülük esasıyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgiler Formu, Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Çevre Etiği Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın tüm verileri SPSS 22.0 programına aktarılmış, uç değerler taranmış, normallik analizleri yapılmış ve bunun sonunda 296 veri işleme alınmıştır. Yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile çevre etiği farkındalıkları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ve öğretmenlerin eleştirel düşünme eğilimlerinin çevre etiği farkındalıklarını yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular literatür bilgileri de göz önünde bulundurularak yorumlanmış ve tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme eğilimi, çevre etiği, çevre etiği farkındalığı, okul öncesi öğretmeni.
Düşük sosyokültürel yaşam şartlarına sahip okul öncesi dönem çocuklarının aile, çocuk ve öğretmen sistemi bağlamında öğretmen-çocuk ilişkisinin incelenmesi: Yapısal denklem modellemesi
Bu araştırmanın amacı, düşük sosyokültürel yaşam şartlarına sahip okul öncesi dönem çocuklarının aile sistemi (ebeveynlik stili, ebeveynin bağlanma stili ve aile katılımı), çocuk sistemi (çocuğun bağlanma stili, benlik algısı, çocuk-öğretmen ilişkisi, empati becerisi, mizacı, akran ilişkisi, sosyal yetkinliği ve okula uyumu) ve öğretmen sistemi (öğretmenin bağlanma stili ve öğretmen öz-yeterliği) çerçevesinde öğretmen-çocuk ilişkisinin yapısal denklem modellemesi ile test etmektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada aile, çocuk ve öğretmen sisteminin öğretmen-çocuk ilişkileri üzerindeki etkisi yapısal denklem modeli kullanılarak test dilmiştir. Araştırmanın evrenini Niğde İline bağlı resmi bağımsız anaokulları, ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri ve bu öğretmenlerin sınıfından seçilen, normal gelişim gösteren okul öncesi dönem çocukları ile bu çocukların ebeveynleri (anneleri) oluşturmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak istenilen örnekleme ulaşabilmek için, sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi ve seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi ile Niğde il merkezinde bulunan alt sosyokültürel yaşam şartlarına sahip mahalleler belirlenmiştir. Bu mahallelerdeki bağımsız anaokulları ve bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul ve ortaokullar tespit edilmiştir. Son aşamada ise, basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak, her bir öğretmenin sınıfından 5-6 yaş grubunda ikişer çocuk araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmaya 205 öğretmen, 386 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri katılmıştır. Araştırmada çocukların benlik algılarını ölçmek için Demoulin Çocuklar için Benlik Algısı Testi (DÇBAT), öğretmenleri ile olan ilişkilerini çocuğun bakış açısıyla değerlendirmek için Çocukların Öğretmen Desteğini Değerlendirmeleri Ölçeği (ÇÖDDÖ), bağlanma stillerini belirlemek için Bağlanma Stilleri Öykü Tamamlama Testi, empati düzeyini belirlemek için Çocuklar İçin Empati Bölümü Ölçeği (ÇEBÖ), mizacını belirlemek için Çocuk için Mizaç Ölçeği, sosyal yetkinliğini değerlendirmek için Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği (SYDD-30), okula uyumunu belirlemek için Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği, akran ilişkilerini belirlemek için Ladd ve Profilet Çocuk Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Ebeveynlerin ebeveynlik stilini belirlemek için Anne Babalık Stilleri ve Boyutları Ölçeği, aile katılımını belirlemek için Aile Katılım Ölçeği (AKÖ), hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin bağlanma stillerini belirlemek için Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), öğretmenin öz-yeterlik algısını belirlemek için Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ve son olarak öğretmenlerin çocuklar ile olan ilişkisini değerlendirmek için Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda SPSS ve LISREL programları ile analiz edilmiştir. Alan yazına dayanarak geliştirilen AÇÖÖ modeli (Aile sistemi, çocuk sistemi, öğretmen sistemi, öğretmen-çocuk ilişkisi) yapısal denklem modeli kullanılarak LISREL 8.7 programı ile test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, geliştirilen AÇÖÖ modelinde aile sistemi öğretmen-çocuk ilişkisinin %17'sini, çocuk sisteminin ise %12'lik düzeyini açıklamaktadır. Öğretmen sistemi öğretmen-çocuk ilişkisinin %31'ini, çocuk sisteminin ise %23'lük düzeyini açıklamaktadır. Çocuk sistemi ise öğretmen-çocuk ilişkisinin %85'ini açıklamaktadır. Ayrıca çocuk sisteminin hem aile sistemi hem de öğretmen sisteminin öğretmen-çocuk ilişkisi üzerindeki etkisinde kısmi aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları Gelişimsel Sistemler Kuramı çerçevesinde tartışılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin çok kültürlü öz yeterlik algısı ile mülteci çocuklara yönelik tutumları ve sınıf içerisindeki kültürel çeşitliliğe yönelik yeterlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerinin çok kültürlü öz yeterlik algısı ile mülteci çocuklara yönelik tutumları ve sınıf içerisindeki kültürel çeşitliliğe yönelik yeterlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden nedensel-ilişkisel araştırma modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Adana, Malatya ve Osmaniye'deki okul öncesi öğretmenleri arasından ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 245 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada, demografik bilgi formu, Çok Kültürlü Eğitime Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği, Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği ve Sınıf İçi Kültürel Çeşitlilik İçin Öğretmen Yeterliliği Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler Google forma aktarılarak çevrimiçi olarak katılımcılardan veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS v26 yazılımı kullanılmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen t-testi ve tek yönlü ANOVA analizleri sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik öz yeterlik algıları, mülteci çocuklara yönelik tutumları ve sınıf içi kültürel çeşitlilik için yeterlilik düzeylerinin cinsiyet ve mesleki kıdemlerine göre anlamlı farklılık göstermezken, sınıfta bulunan mülteci çocuk sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik öz yeterlik algılarının, mülteci çocuklara yönelik tutumlarını ve sınıf içi kültürel çeşitlilik için öğretmen yeterliliğini pozitif yönde ve anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çok kültürlü eğitim, öz yeterlilik, mülteci çocuklar, yeterlilik algısı, okul öncesi öğretmeni.
5-6 yaş çocuklarının öz düzenleme becerilerinin yordayıcısı olarak anne bekçiliği ve baba katılımının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı anne bekçiliği ve baba katılımının çocukların öz düzenleme becerisi ile ilişkisini belirleyerek anne bekçiliği ve baba katılımının çocuklarda öz düzenleme becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığını incelemektir. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yaşayan 5-6 yaş grubu 497 çocuk ve bu çocukların anne ve babaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada "Demografik Bilgi Formu", babaların doldurduğu "Baba Katılım Ölçeği" ve "Anne Bekçiliği Ölçeği" son olarak da annelerin doldurduğu "Çocuklarda Öz Düzenleme Ölçeği" formları ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde bilgisayar ortamında SPSS programı ile korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre, öz düzenleme becerisinin çocuğun cinsiyetine göre değiştiği ve kız çocuklarının öz düzenleme ölçeğinden daha fazla puan aldıkları, çocuk yaşı arttıkça öz düzenleme becerisinin arttığı bulunmuştur. Araştırmada çocuk cinsiyetine göre annelerin sergilediği bekçilik türünün değiştiği; erkek çocuk annelerinin daha çok engel, kız çocuk annelerinin ise daha çok teşvik bekçiliği puanlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmayan annelerin anne bekçiliği puanlarının daha fazla olduğu, çalışan babaların teşvik edici anne bekçiliğine, çalışmayan babaların ise kontrol ve engel türü bekçiliğe maruz kaldıkları belirlenmiştir. Babanın eğitim seviyesi arttıkça teşvik bekçiliğine maruz kalırken, eğitim seviyesi azaldıkça daha çok engel türü bekçiliğe maruz kaldığı, evde aile dışında başka yaşayan biri yoksa bekçiliğin daha fazla sergilendiği bulgularına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca babaların erkek çocuklara daha fazla temel bakım sağladığı, çalışan babaların daha fazla baba katılımı sergilediği, teşvik edici tipte anne bekçiliğinin baba katılımını artırdığı ve bu durumun çocukların öz-düzenleme becerilerini desteklediği, baba katılımı arttıkça çocukların öz-düzenleme puanlarının da arttığı bulunmuştur. Son olarak, anne bekçiliği ve baba katılımının birlikte çocukların öz-düzenleme becerilerinin anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne bekçiliği, baba katılımı, öz düzenleme
Okul öncesi dönem çocuklarının ailelerindeki otorite ilişkilerinin sosyolojik bir bakışla incelenmesi: Batman ili örneği
Bu araştırmanın amacı; aile içi otorite ilişkilerinin nasıl şekillendiği, çocuklar ve ebeveynler arasındaki otorite mekanizmalarının nasıl uygulandığı ve aile içerisinde çocukların ebeveyn otoritesi ile ilişkisi ve otorite ile baş etme stratejilerinin neler olduğunu geleneksel yapı ve kültürel bağlam içerisinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'nin güneydoğusunda geleneksel bir yapı sunan Raman Aşireti, araştırmanın bağlamı olarak belirlenmiştir. Bu amaçtan hareketle aile içi otorite ilişkilerinin nasıl şekillendiği, otorite mekanizmalarının uygulanma biçimleri, çocukların otorite ile ilişkisi ve otorite ile baş etme stratejilerinin neler olduğu Pierre Bourdieu'nün Tahakküm (Domination) Kuramı bağlamında ele alınmıştır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımlarından çoklu durum çalışması desenine göre tasarlanmış ve veri toplama süreci kapsamında yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler, odak grup görüşmeleri, katılımcı gözlem ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca, çocukların otoriteyle ilişkilerini anlamaya yönelik olarak geliştirilen özgün oyun ve etkinlik temelli veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, kültürel olarak geleneksel normlara bağlılık gösteren ve bu normların aile dinamikleri üzerinde etkili olduğu beş çekirdek aile oluşturmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş; aile bireylerinin otoriteye dair algı ve pratikleri Bourdieu'nün habitus, sermaye türleri, sembolik şiddet ve yeniden üretim kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, aile içi otoritenin büyük oranda hiyerarşik ve geleneksel yapılar üzerinden inşa edildiğini; otoritenin özellikle kültürel ve sembolik sermaye aracılığıyla meşrulaştırıldığını göstermektedir. Ebeveynler, çocuklar üzerinde doğrudan baskı kurmaksızın, normlar ve değerler üzerinden içselleştirilmiş bir otorite yapısı tesis etmekte; bu durum, çocukların otoriteye rıza gösterme veya belirli stratejilerle direnme biçimlerini belirlemektedir. Çocukların aile içi otoriteye karşı geliştirdikleri stratejiler arasında müzakere, duygusal manipülasyon, büyüklere başvurma, kuralları esnetme, kabullenme gibi örüntüler yer almaktadır. Bu bulgular, çocukların otorite ilişkilerinde yalnızca edilgen konumda değil; aksine aktif özne olarak rol aldığını ortaya koymaktadır. Çalışma, ailedeki otorite ilişkilerinin yalnızca bireysel tercihlere değil; aynı zamanda kültürel yapı, toplumsal normlar ve kuşaklar arası aktarım yoluyla şekillenen çok katmanlı bir tahakküm düzeni içerisinde işlediğini göstermektedir. Bu yönüyle araştırma, Bourdieu'nün kuramsal çerçevesini temel alarak aile içi otoritenin sosyolojik olarak nasıl inşa edildiğine ve çocukların bu inşa sürecindeki konumuna ilişkin derinlemesine bir bakış sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Otorite ilişkileri, tahakküm kuramı, aile sosyolojisi, okul öncesi dönem çocukları, durum çalışması, Pierre Bourdieu
Okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerilerinin desteklenmesinde bibliyoterapinin kullanılması
Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının, öz düzenleme becerilerini desteklemeye yönelik hazırlanan bibliyoterapi temelli etkinliklerin, çocukların öz düzenleme becerileri üzerinde yarattığı değişim sonrasındaki durumu incelemek amaçlanmıştır. Bu durumu derinlemesine ve tüm detaylarıyla ortaya koymak için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması seçilmiş ve bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Bu durum çalışmasında, var olan durumu daha güçlü açıklayabilmek için çalışmada nitel verilerin yanı sıra nicel veriler de toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Yenişehir ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumunda bulunan bir sınıfa devam eden beş yaşında beşi kız 12'si erkek olmak üzere toplam 17 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılmak üzere uzman görüşü alınarak sekiz hikaye kitabı seçilmiştir. Bu kitaplar seçilirken, çocukların öz düzenleme becerilerini desteklemeye yönelik olma kriteri aranmıştır. Bu kitapları ve kitapların içindeki öyküleri merkeze alan etkinlikler haftada iki gün olmak üzere sekiz hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın ölçme araçlarını ise etkinliklerin uygulanmasından önce ve sonra kullanılan Kişisel Bilgiler Formu, Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (ÖDBÖ), Öz Düzenleme Becerileri Kontrol Listesi ve uygulama sürecinde kullanılan Gözlem Formu oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri, veriler normal dağılım göstermediği için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, ÖDBÖ'den elde edilen verilere göre çocukların öz düzenleme becerilerinin bibliyoterapi temelli etkinliklerin öncesine göre anlamlı derecede farklılaştığı ortaya konmuştur. Kontrol listesi ile gözlem formu sonuçlarına göre süreçte çocukların dikkat, duygu ve davranış düzenleme becerilerinin üçünde de olumlu yönde ilerleme kaydettikleri görülmüştür.
Permakültür etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalık ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmada, okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanan permakültür etkinliklerinin çocukların çevresel farkındalık ve tutumlarına olan etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, Adana ilinde permakültür uygulamaları için yeterli olanağa sahip bir özel anaokulunda, 2024-2025 öğrenim yılında gerçekleştirilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel bölümünde, ön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel bölümde ise durum deseni uygulanmıştır. Anaokulundan rastgele seçilen bir sınıf deney grubu olarak atanmış, araştırmacı tarafından permakültürün temel konularını ve ilkelerini kapsayan etkinlikler geliştirilerek uygulanmıştır. Rastgele seçilmiş başka bir sınıf ise kontrol grubu olarak atanmış ve MEB'in 2024 yılı okul öncesi eğitim kazanımlarına uygun olarak sınıf öğretmenleri tarafından hazırlanan etkinliklere devam edilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubuna uygulanan permakültür etkiniklerinin kazanımları ile kontrol grubuna uygulanan okul öncesi programının kazanımları arasında dört kazanımın benzer olduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubu sınıflara "Okul Öncesi Çocuklar için Çevresel Farkındalık ve Tutum Ölçeği" ön test ve son test olmak üzere iki kere uygulanmıştır. Permakültür etkinlikleri tamamlandıktan sonra deney grubundan bazı çocuklara araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, permakültür etkinliklerine katılan deney grubundaki çocukların çevresel farkındalık ve çevresel tutum puan ortalamalarının kontrol grubundaki çocuklara göre daha yüksek olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Uygulanan permakültür etkinliklerinin, çocuklarda cinsiyete, yaşa, daha önce okul öncesi eğitim alma durumlarına, gelir durumuna göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı ancak ebeveynlerin yaşına ve eğitim durumuna göre çevresel farkındalık son test puanlarında anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Nitel gözlemler, resim analizleri ve görüşmeler sonucunda ise çocukların permakültür etkinliklerinden etkilendikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Permakültür, okul öncesi eğitim, çevre, farkındalık, tutum.
2006 okul öncesi eğitim programının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2006 okul öncesi eğitim programı hakkında öğretmen görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma tarama modeli benimsenerek gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinden faydalanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında anket, nitel verilerin toplanmasında ise görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada örneklem alınmaya gidilmemiş ve anket Ankara?nın sekiz merkez ilçesinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle) M.E.B.?e bağlı anaokullarında görev yapan bütün öğretmenlere (383) uygulanmıştır. Görüşme formu ise yirmi öğretmene uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda; öğretmenlerin amaçları uygulanabilir şeklinde değerlendirdikleri, amaçların uygulanması sırasında çeşitli problemlerle karşılaştıkları, belirli gün ve haftaları uygulanabilir ve çocukların gelişimine uygun olarak değerlendirdikleri; etkinlikleri, kısmen uygulanabilir olarak değerlendirdikleri ve bazen uyguladıkları, etkinliklerin uygulanması sırasında çeşitli problemlerle karşılaştıkları; değerlendirme araçlarını bazen uyguladıkları ve uygulama sırasında çeşitli problemlerle karşılaştıkları; aile katılım etkinliklerini bazen uyguladıkları ve uygulama sırasında çeşitli problemlerle karşılaştıklarını belirttikleri, öğretmen kılavuz kitabını gerekli yeterliliğe sahip olmadığı şeklinde değerlendirdikleri ve kılavuz kitabından kısmen yararlandıkları; kılavuz kitabındaki psikomotor, sosyal-duygusal, dil, bilişsel alan ve öz bakım becerileri etkinliklerini yeterli olarak değerlendirdikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, program, okul öncesi eğitim, okul öncesi eğitim programı
Okul öncesi öğretmenlerinin çocuklara sordukları soruların söylem analizi ile incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi etkileşimlerinde kullandıkları soruları söylem analizi ile incelemek adına yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma kapsamında öğretmenlerin çocuklara sordukları soruların türleri belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sorularının oluşturdukları söylem desenleri ve öğretmenlerin kullandıkları iletişim yaklaşımları da incelenmiştir. Araştırma, devlet okullarındaki anasınıflarında görev yapmakta olan amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen 3 okul öncesi öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin sınıf içi etkileşimleri ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Her bir öğretmenden elde edilen ses kayıtları ilk olarak transkript edilmiş ve daha sonra çözümlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi etkileşimlerinde kullandıkları soru türleri sorgulayıcı, içerik ve etiket soru türü olarak üç başlık altında analiz edilmiştir. Etkileşim sırasında oluşan söylem desenleri ise; bitişik sözce (Schegloff, 1978), zincir desen (Scott, Mortimer ve Aguiar, 2006) ve üçlü desen (Lemke, 1990) olarak incelenmiştir. Öğretmenlerin diyalogları süresince kullandıkları iletişim yaklaşımları ise; Mortimer ve Scott (2003) tarafından geliştirilen etkileşimli otoriter/diyaloglu ve etkileşimli olmayan ototriter/diyaloglu şeklinde oluşan dört çeşit iletişim yaklaşımı türü altında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcı okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi etkileşimlerinde genellikle içerik ve sorgulayıcı soru türlerine yer verdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin, diyalogları esnasında oluşan söylem desenlerinin ise genel olarak zincir ve üçlü desen olduğu tespit edilmiştir. Son olarak da okul öncesi öğretmenlerinin çocuklarla olan etkileşimlerinde sıklıkla etkileşimli diyaloglu ve etkileşimli otoriter yaklaşım türlerini benimsedikleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, öğrenci merkezli yaklaşım benimsedikleri sınıf ortamlarında, etkileşimli/diyaloglu yaklaşım türü ile sorgulayıcı sorular sordukları ve zincir söylem desenini oluşturdukları sonuçlarına varılmıştır. Geleneksel sınıf içi ortam oluşturdukları durumlarda ise etkileşimli/otoriter bir iletişim ile içerik soruları sordukları ve bitişik/sözce desen kullandıkları belirlenmiştir.
Türkiye ve Amerika'da anasınıfına devam eden çocukların oyun davranışlarının incelenmesi "kültürler arası bir çalışma"
Bu araştırma, Türkiye'de ve Amerika Birleşik Devletlerinde anasınıfına giden çocukların serbest zaman oyun davranışlarını ve oyun davranış özelliklerini incelemek amacı ile yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubu Konya'da anasınıfına devam eden beş yaş grubu iki kız, iki erkek çocuğu ile Arizona'da anasınıfına devam eden beş yaş grubu iki kız, iki erkek çocuğu, çocukların öğretmenleri ve anneleri oluşturmuştur. Araştırma nitel bir araştırma yöntemi olan gömülü teori kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada bilgi toplamak için her iki anasınıfına devam eden çocukların serbest zaman oyun etkinlikleri video ile kayıt altına alınmıştır. Video kayıtları izlenerek çalışmanın önce davranış kategorileri ve alt boyutları belirlenmiştir. Daha sonra çocukların serbest zaman oyun davranışları oyun alanı, oyuncak tercihi, oyun türü, oyun dışı davranışlar ve oyun davranış özellikleri boyutlarında incelenmiştir. Anne ve öğretmenler ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular, bu boyutlar içerisinde kullanılmıştır. Elde edilen veriler frekans ve yüzde değerleri ile gösterilmiştir.Analiz sonuçları, aynı gelişim özelliklerine sahip farklı kültürdeki çocuklar arasında uygulanan program ve cinsiyete bağlı olarak oyun alanı kullanımı, oyuncak tercihleri, oyun türleri, oyun dışı davranışları ve oyun davranış özellikleri arasında farklılıklar olduğunu göstermiştir. Araştırmaya katılan bütün çocuklar, oyun alanlarını ve oyuncakları birbirinden farklı oran ve şekillerde kullanmışlardır. Çocukların oynamak istedikleri oyunlar ve oynayış şekilleri farklı olduğundan, oynadıkları oyun türlerinin oranları da değişmektedir. Bu değişen oranlar, aynı yaş grubunda yer alan her bir çocuğun, benzer gelişim özelliklerine sahip iken, oyuna farklı bireysel özelliklerini yansıttığını göstermektedir.Çocukların gelişim dönemi özellikleri, oyun davranış özellikleri ile örtüşmektedir. Bu çalışma içerisinde çocukların sosyal oyun, sosyal ilişki ve oyun içerisindeki tutumlarının gelişim dönemi özelliklerine uygun olarak, daha çok sosyal oyun oynadıkları, olumlu sosyal ilişki ve tutum geliştirdikleri bulunmuştur. Oranlar ise, çocukların bireysel özelliklerine ve sınıfta uygulanan öğretim yöntemlerine göre değişmektedir. Oranlardaki değişimlerin yönü ve etkileyen faktörler, oyun alanı kullanımı, oyuncaklar, oyun türü ve oyun davranış özellikleri içerisinde açıklanmıştır.Bu bulgular sonucunda çocukların oyun davranışlarının farklı oyun alanı, oyun materyalleri ile desteklenerek ve oyun fırsatlarının amaç ve kazanımlar doğrultusunda önceden planlanarak, oyunun bir öğretim yöntemi olarak kullanılmasını sağlayacak modellerin uygulamaya konulması önerilmektedir.
Anasınıfına devam eden çocuklarda görülen davranış sorunlarının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalısma, 5-6 yas grubundaki çocuklarda görülen davranıs sorunları çesitlidegiskenler ve ögretmenlerin bu konulardaki aldıkları egitimin yeterliligi, kendilerini nasılgelistirdikleri, kimlerle isbirligi içerisinde oldukları ve davranıs sorunlarını çözmede nasıl biryol izlediklerini belirlemek amacıyla yapılmıstır.Ankara ili, Sincan ilçesi merkezde, 2007- 2008 yılında ilkögretime baglı okul öncesiegitim kurumlarına devam eden 5-6 yas grubundaki çocuklar ve ögretmenleri arastırmanınevrenini olusturmaktadır. Arastırmada 288 kız, 354 erkek olmak üzere toplam 642 çocuktoplam ilgili veriler, 51 ögretmen aracılıgı ile elde edilmistir.Arastırmada, ?Çocuk Davranıslarını Degerlendirme Ölçegi? ve çocukların kisiselbilgilerini içeren ?Kisisel Bilgi Formu? kullanılmıstır. Toplanan verilerin analizinde SPSS12.00 istatistik paket programı kullanılmıstır. Ölçekten elde edilen veriler, yüzde, iki gruplukarsılastırmalarda iliskisiz t-testi, üç veya daha fazla grubun karsılastırılmasında tek yönlüvaryans analizi kullanılmıstır. Varyans analizini anlamlı çıkması durumunda, farkın hangiikili gruplar arasındaki farklardan kaynaklandıgını bulmak için Scheffe testi uygulanmıstır.Arastırmadan elde edilen bulgular sunlardır:Arastırmada, çocukların yaslarına göre, sosyal kaygı, uyum ve isyankar davranıslar veölçek toplam puanları arasında anlamlı bir fark vardır.Çocuklarda uyum ve davranıs sorunlarını gösterme sıklıgının cinsiyet degiskeninegöre bakıldıgında, anlamlı bir iliski vardır.Çocuklarda uyum ve davranıs sorunları ile annenin egitim durumu arasındaki iliskiyebakıldıgında, sosyal kaygı davranısında anlamlı bir fark vardır.Çocuklarda uyum ve davranıs sorunlarını göstermede babanın egitim durumuna göreuyum ve isyankar davranıslarda anlamlı bir fark saptanmıstır.Çocuklarda isyankar davranıslar, sosyal kaygı ve ölçek toplam puanları ile babanınçalısma durumu arasında anlamlı bir iliski bulunmustur.Anahtar Kelimeler: Davranıs Sorunları, Okul Öncesi Egitim.