Mersin University
Discipline

Department of Educational Sciences

Mersin University

6,399

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın ikinci amacı ise Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda iki farklı araştırma grubu ile çalışılmıştır. Araştırma grubu-I Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlama verilerinin elde edildiği gruptur. Araştırma grubu-I 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı Bahar yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 5 fakülte bünyesindeki toplam 6 bölümde eğitim öğretime devam eden 526 (310 kadın ve 216 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma grubu-II ise Türkçeye uyarlaması yapılan ölçme araçları ve diğer ölçme araçlarıyla, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelendiği gruptur. Araştırma grubu-II 2022-2023 eğitim öğretim yılı Güz yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 6 fakülte bünyesindeki toplam 9 bölümde eğitim öğretime devam eden 922 (458 kadın ve 464 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği, Duygusal Özyeterlik Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Duygusal Deneyim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında doğrulayıcı faktör analizleri, Pearson korelasyon analizi ve bootstrapping temelli çoklu aracılık testi kullanılmıştır. Elde edilen tüm verilerin anlamlılığı .05 düzeyinde test edilmiştir. Çalışma iki aşamadan meydana gelmektedir. İlk aşamada üniversite öğrencilerine yönelik Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'ni Türkçeye uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir ölçme araçları olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen aracılık analizine göre üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluğun aracı rolü bulunmazken, duygusal özyeterliğin ve duygusal deneyimin aracı rolü anlamlı bulunmuştur. Araştırma bulguları kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış, uygulamalara ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Yeşim Uslu
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin bakış açısından eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu

Bu araştırmada Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan öğretmenlerin bakış açısından eğitim örgütlerinde yaşanan değişim yorgunluğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öğretmenlerin eğitim örgütlerinde yaşanan değişim ve değişim yorgunluğu kavramlarına ilişkin görüşleri ve değişim yorgunluğuna ilişkin yaşantıları nitel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırmada, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları ve konuya ilişkin görüşleri temel alındığından ve görüşmede konuya sadık kalınarak hem önceden hazırlanmış soruların sorulabildiği hem de sorulan sorular hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için ek soruların sorulabildiği yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen 32 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenme aşamasında katılımcıların cinsiyeti, yaşı, öğrenim durumu, branşı, mezun oldukları fakülte, toplam çalışma süreleri ve mevcut bulundukları okulda çalışma süresi özellikleri açısından çeşitlilik sağlanmasına özen gösterilmiş ve bu doğrultuda amaçlı örneklem türlerinden maksimum çeşitlilik tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmada Türk Eğitim sisteminde yapılan politika ve uygulama düzeyindeki değişikliklerin genellikle olumsuz yansımaları olduğu; çok sıklıkla ve amaçsız değişiklik yapıldığı; değişikliklere ilişkin paydaşların karara katılmadığı ve bu nedenle değişikliklere adapte olma problemlerinin yaşandığı; katılımcıların yapılan değişikliklere ilişkin kendilerini yorgun, çaresiz, gergin, tedirgin, stresli, başarısız, yetersiz, kaygılı ve değersiz hissettikleri; denek, deneme tahtası, deney faresi, makine metaforları kullandıkları; değişimin benimsenmemesi nedeniyle yabancılaşma duygusunun arttığı ve iyimserlik ve umut duygularının azaldığı; öğretmenlerin motivasyon eksikliği yaşadığı; işe ilgisinin azaldığı; değişikliklere adapte olmada zorluk yaşadığı, değişikliklere yönelik pasif direniş sergilediği, Milli Eğitim Bakanlığı'na artık güvenmediği ve öğretmenlik mesleğine ilişkin görev tanımının ne olduğuna yönelik arayışa girdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değişim, değişim yorgunluğu, eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları

Sinem Gündüz
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe öğretiminde evrensel tasarıma dayalı öğrenme'nin ortaokul öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına ve anlama becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretiminde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin 6.sınıf öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına, okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, iç içe karma desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulun 2 şubesinde öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel verileri "Öğrenme Ortamında Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Derse Katılım Envanteri", "Okuduğunu Anlama Becerisi Bilgi Testi", "Dinlediğini Anlama Becerisi Bilgi Testi" ile elde edilmiştir. Nitel verileri ise "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada deney grubu ile yapılan derslerde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme çerçevesinden hareketle oluşturulmuş dersler işlenmişken, kontrol grubu ile yapılan derslerde mevcut öğretim programının öngördüğü şekilde işlenmiştir. Deney ve kontrol grubunun kendi içinde öğrenme ortamında bilinçli farkındalık, derse katılım, okuduğunu anlama becerisi, dinlediğini anlama becerisi ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkili Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık ve derse katılım son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkisiz Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formundan elde edilen nitel veriler, içerik analizine göre analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizi sonucunda öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık düzeylerinin, şimdiki zaman deneyimlerini yargılamadan kabul etme alt boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin derse katılma düzeylerinin, derse katılmama alt boyutunda kontrol grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri düzeyleri deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmişken dinlediğini anlama becerileri düzeyleri açısından deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analizi sonucunda Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin deney grubu öğrencilerin derse odaklanmalarına katkısına ilişkin olarak dikkatlerini derse vermelerini sağladığı ve dikkatlerinin niteliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Derse katılımlarına katkısına ilişkin olarak derse katılımlarını arttırdığı, motive ettiği, keyif alarak katılımlarını ve derse odaklanmalarını sağladığı belirlenmiştir. Okuduğunu anlama becerisine katkısına ilişkin olarak okuma stratejilerini kullandıkları, metne odaklandıkları ve okumaya yönelik olumlu tutum geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Dinlediğini anlama becerisine katkısına ilişkin olarak dinlediklerine odaklandıkları ve dinleme stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin olarak öğrenmeyi kolaylaştırdığı, kalıcı öğrenmeyi sağladığı, bilgilendirdiği, destek olduğu gibi olumlu yönde görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ali Cin
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik korkusu ile ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin ve psikolojik katılığın aracı rolü

Bu araştırmada; yetişkin bireylerin benlik korkuları ile ruminasyonları arasındaki ilişkileri incelenmek ve yetişkin bireylerin benlik korkuları ve ruminasyonları arasındaki ilişkide psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini araştırmak amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 18-65 yaş arası gönüllü olarak çalışmaya katılan bireyler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 597 kadın ve 501 erkek olmak üzere toplamda 1098 gönüllü katılımcıya ulaşılmıştır. Eksik verilerin ve uç değerlerin olduğu 25 veri çıkartılmış ve toplamda 1073 veri elde edilmiştir. Çalışma grubunun %54,6'sı (586) kadın ve %45,4'ünü (487) erkek katılımcılar oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Benlik Korkusu Anketi- Kısa Form'', "Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği", "Psikolojik Esneklik Ölçeği" ve "Kabul ve Eylem Formu-II" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 25.0 ve PROCESS Macro 4 uzantısı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma ve değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada test edilen modeldeki aracılık rollerinin belirlenmesinde "sıradan en küçük kareler regresyonu" ve Bootstrap işlemi kullanılmıştır. Uygulanan Bootstrap işlemi, PROCESS Macro'da yer alan "Multiple Mediation Model 4" ile yürütülmüş ve paralel çoklu aracılık gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılık değişkenlerinin birbirleriyle orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyona sahip oldukları görülmektedir. Katılımcıların benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılıkları ile psikolojik esneklikleri arasında ise orta düzeyde fakat negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan aracılık analizi sonucuna göre, benlik korkusunun ruminasyon üzerindeki toplam etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Benlik korkusunun, psikolojik esneklik ile psikolojik katılık üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Bunun yanında psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın, ruminasyon üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Aracı değişkenler olan psikolojik esneklik ve psikolojik katılık birlikte modele dahil edildiklerinde benlik korkusu ve ruminasyon arasındaki anlamlı ilişki sürmesine rağmen bir düşüş olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın modeldeki aracı rollerine işaret etmektedir. Bulgular benlik korkusunun psikolojik esneklik ve psikolojik katılık aracılığıyla ruminasyon üzerindeki toplam dolaylı etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Test edilen modelde benlik korkusunun, ruminasyon üzerindeki dolaylı etkilerine aracılık yapma açısından psikolojik esneklik ve psikolojik katılık değişkenlerinin aracılıkları istatistiksel açıdan anlamlıdır. Diğer taraftan hangi aracı değişkenin daha güçlü etkiye sahip olduğuna yönelik karşılaştırmanın istatistiksel olarak manidar olduğu saptanmıştır. Bu bulguya göre benlik korkusuyla ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik katılığın daha güçlü etkiye sahip olduğu görülmektedir. Araştırmada elde edilen bulgular ilgili literatüre göre tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Kadriye Ulus
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyoekonomik çevrelerdeki okullarda çalışan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgeleri ile sınıf yönetimi anlayışları

Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları çocuk imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları, görev yaptıkları okulların bulunduğu sosyo-ekonomik çevre koşulları çerçevesinde incelenmektedir. Sınıf öğretmenlerinin çocuklara ilişkin imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları ve uygulamaları, kendi bakış açılarından incelendiğinden nitel araştırmanın fenomenolojik desenine uygun olarak tasarlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu Mersin ili merkez ilçelerinde, kamu ve özel ilkokullarda görev yapan ,daha önce en az iki farklı sosyo-ekonomik çevre özelliklerine sahip okulda çalışmış, 10 yıl ve üzeri kıdeme sahip sınıf öğretmenlerinden belirlenmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmaya gönüllü katılım gösteren 18 sınıf öğretmeniyle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Betimleyici analiz sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda farklı sosyoekonomik çevrelerde görev yapan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgelerinin benzer olduğu ancak sahip oldukları sınıf yönetimi anlayışlarında farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiştir.

Fatma Akgün
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Açımlayıcı faktör analizinde kullanılan faktör döndürme tekniklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada psikolojik yapıların ölçülmesi amacıyla geliştirilen ölçme araçlarının yapı geçerliğini ortaya koymada sıklıkla kullanılan açımlayıcı faktör analizinde farklı döndürme tekniklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, literatürde en sık karşılaşılan dik döndürme tekniklerinden varimax döndürme tekniği, eğik döndürme tekniklerinden direct oblimin döndürme tekniği ve hem dik hem de eğik döndürme tekniği olan promax döndürme tekniğinin karşılaştırılması kararlaştırılmıştır. Araştırmanın verilerini Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2018 uygulamasına Türkiye'nin 12 bölgesindeki 186 okuldan katılan 6890 öğrencinin öğrenci anketlerinde yer alan dörtlü Likert tipi 25 tutum maddesine verdiği yanıtlar oluşturmuştur. Araştırma verilerinin analizinde öncelikle açımlayıcı faktör analizinin temel varsayımları test edilmiş, ardından temel bileşenler analizi (TBA) yardımıyla analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda döndürme öncesi altı faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Elde edilen yapı için varimax, promax ve oblimin döndürme teknikleri uygulanmıştır. Bu incelemeler sonucunda, döndürme yapılmadan elde edilen yapı ile döndürme teknikleri uygulandıktan sonra elde edilen yapılar arasında büyük farklılıklar gözlemlenmiştir. Döndürme yapılmadan çıkan sonuçlarda karmaşık bir yapı ortaya çıkarken, üç döndürme sonrasında da Thurstone'un basit yapısına uygun sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın bulguları, farklı döndürme teknikleri uygulandığında maddelerin yük değerleri değişmekle birlikte, maddelerin ait olduğu faktörlerin ve her faktördeki madde sayılarının aynı kaldığını ortaya koymuştur. Bu bulgulara göre, araştırmacıların, açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulamasında eldeki veri grubuna uygun olan bir faktör döndürme tekniğine başvurması önerilebilir.

Hasan Çelik
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

7. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Çalışmanın amacı, ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmanın amacı göz önüne alınarak, çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama çalışmasının kullanılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. Bu amaçla katılımcıların bilimsel yaratıcılık düzeylerini belirlemek amacıyla Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların problem kurma durumlarının incelenmesi için çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Kurma Testi (PKT) kullanılmıştır. PKT geliştirilirken alan yazında yer alan problem kurma yaklaşımları incelenmiştir. Genel kabul gören ve birçok araştırmada ve bu çalışmada da temel teşkil eden yaklaşım olarak ise Stoyanova ve Ellerton (1996) tarafından önerilen ve üçlü ayrıma tabi tutulan problem kurma yaklaşımı benimsenmiştir. Ayrıca katılımcıların kurdukları problemlere ilişkin görüşleri ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) aracılığıyla belirlenmiş ve buradan elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; çalışma grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ortanın altında yer aldığı belirlenmiştir. Katılımcı öğrenciler bilimsel yaratıcılık düzeylerine göre iki gruba ayrılmıştır. Ortalama puanın üstünde yer alan öğrenciler üst grup, altında yer alan öğrenciler ise alt grup olarak tanımlanmıştır. Problem kurma kategorilerinin tümünde üst grupta yer alan öğrenciler alt grupta yer alan öğrencilerden daha başarılı olmuşlardır. Ancak her iki grubun da doğru bir matematiksel problem kurma oranları düşüktür. Problem kurma testi sonuçlarına göre hem alt hem de üst grupta yer alan öğrencilerin en başarılı oldukları problem kurma etkinlikleri sırasıyla; serbest, yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış problem kurma etkinlikleri olarak belirlenmiştir.

Yücel Durul Altıntaş
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlikleri ve teknostres düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma ortaokul öğretmenlerinin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeyleri ve sahip oldukları teknostres düzeylerini belirlemeyi ve incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir merkez ilçesi ortaokullarında görev yapan 11 farklı branş öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmaya 223 öğretmen katılmıştır. Araştırma tarama modelinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesini içeren nicel bir araştırmadır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla Şimşek ve Yazar (2016) tarafından geliştirilen 5 faktör ve 40 maddeden oluşan Eğitim Teknolojileri Standartlarına Yönelik Öz yeterlik ölçeği, öğretmenlerin sahip olduğu teknostres düzeylerini belirlemek için Çoklar, Efilti ve Şahin (2017) tarafından geliştirilen 5 faktör ve 28 maddeden oluşan Öğretmenlerin Teknostres Düzeylerini Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileri standartlarına yönelik öz yeterlik düzeyleri ve sahip oldukları teknostres düzeyleri cinsiyetleri, eğitim durumları, branşları ve kıdem yıllarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterip göstermediği incelenmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; alt boyutları "Öğrencilerin Öğrenmelerini Kolaylaştırma ve Yaratıcılığı Teşvik Etme", "Dijital Çağa Uygun Öğrenme Ortamları ve Değerlendirme Etkinlikleri Tasarımlama ve Geliştirme", "Dijital Çağın Çalışma ve Öğrenme Anlayışına Öncülük Etme" ve "Mesleki Gelişim ve Liderlik Etkinliklerine Katılma", "Dijital Vatandaşlıkta Model Olma" olan eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterlik ölçeğine "Katılıyorum" ve "Tamamen Katılıyorum" şeklinde cevap verdikleri ve öğretmenlerin eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde kadın ve erkek öğretmenler arasında eğitim teknolojisi standartlarına yönelik öz yeterlikleri bakımından anlamlı bir fark bulunmadığı ve yüksek düzeyde öz yeterlikleri olduğu tespit edilmiştir. "Dijital Vatandaşlıkta Model Olma" alt boyutunda kadın öğretmenler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Eğitim durumu değişkenine göre incelendiğinde her iki grup öğretmeninde yüksek düzeyde özyeterliğe sahip olmakla birlikte yüksek lisans öğretmenleri lehine anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Branş değişkenine göre incelendiğinde öz yeterliklerinin yüksek düzeyde ve bilişim teknolojileri ve yazılım dersi öğretmenleri lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Kıdem yılı değişkenine göre incelendiğinde öğretmenlerin yükse düzeyde öz yeterlikleri olmakla birlikte 20 yıl ve altı kıdem yılı olan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Alt boyutları "Öğrenme – Öğretme Süreci Odaklı Teknostres", "Teknik Konu Odaklı Teknostres", "Sosyal Odaklı Teknostres", "Mesleğe Yönelik Teknostres", "Kişisel Kaynaklı Teknostres" olan öğretmenlerin teknostres düzeylerini belirleme ölçeğine "Kısmen Katılıyorum" şeklinde cevap verdikleri ve orta düzey teknostrese sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, eğitim durumu, branş ve kıdem yılı değişkenlerine göre incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Teknik konu odaklı teknostres düzeylerinde branşı bilişim teknolojileri ve yazılım olan öğretmenlerin lehine sonuca ulaşılmıştır. 0-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin öğrenme – öğretme süreci odaklı teknostres düzeylerinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öğretmenlerin teknostres düzeylerini düşürmek ve sınıf ortamına eğitim teknolojilerini daha fazla dahil edebilmek için çalışmaların yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda birtakım öneriler sunulmuştur.

Kübra Batı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görev temelli dil öğretim yaklaşımının 4. sınıf İngilizce dersi dinleme becerisine etkisinin incelenmesi

Dinleme becerisi, derslerde ve İngilizce dil öğretiminde göz ardı edilen bir alan olmuştur. İletişim kurmanın ilk adımı ve en kolay yollarından biri olan dinleme alanı yabancı dil öğrenenler açısından da en temelde geliştirilmesi gereken dil beceri alanlarının başında gelmektedir. Birçok dilbilimci ve İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce dil öğretiminde görev temelli dil öğretimi yaklaşımının yabancı dil öğreniminde olumlu katkılarının olduğu savunulmuştur. Bu doğrultuda, çalışmada dinleme becerisinin gelişimi görev ve iletişim bazında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı görev temelli dil öğretim yaklaşımının İngilizce dinleme becerilerine yönelik etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Yozgat'a bağlı Sorgun ilçesindeki bir ilkokulun 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrenciler 16'sı kız ve 14'ü erkek olmak üzere 30 kişiden oluşmaktadır. Deney ve kontrol gruplu yarı deneysel olarak tasarlanan çalışmada dinleme becerilerine yönelik bir başarı testi hazırlanmıştır. Başarı testi deneysel işlem öncesi her iki gruba da uygulanmıştır. Ön test sonuçlarında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmacı tarafından deney grubunda görev temelli dil öğretimi yaklaşımına yönelik uygulamalar yapılırken, kontrol grubunda geleneksel tarzda dersler işlenmiştir. Deneysel işlem sonrası yapılan son test sonuçlarında deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Son test sonuçları görev temelli dil öğretiminin deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerini anlamlı derecede geliştirdiğini göstermiştir. Aynı zamanda öğrencilerin ders esnasında ve sonrasında daha aktif, daha motive oldukları ve iletişim becerilerini geliştirdikleri gözlenmiştir. Bu sonuca göre görev temelli öğretim yaklaşımının deney grubundaki öğrencilerin İngilizce dinleme becerilerine olumlu bir etkisinin olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Görev Temelli Dil Öğretimi, İngilizce Dil Öğretimi, Dinleme Becerisi

Arif Okcan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin mesleki gelişim öz yeterliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin (DKAB) mesleki gelişim öz yeterliklerini incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ve Şanlıurfa illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 203 DKAB öğretmeni oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Yenen ve Kılınç (2021) taraflarından geliştirilen ''Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Öz Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğin faktör yük değerleri .46 ile .85 arasında değişirken, madde test korelasyon değerleri .44 ile .77 arasında değişmektedir. Faktörler; "öğretimsel gelişim", "kurumsal gelişim", "kişisel gelişim" ve "alansal gelişim" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmanın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,833 ve Cronbach Alpha değeri α =,803 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 1809,192 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki deneyim, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda DKAB öğretmenlerinin mesleki gelişim öz yeterlilik algılarının orta düzeyde yer aldığı görülmüştür. DKAB öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında erkek ve kadın öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin görev yaptığı okul türüne göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında devlet okulu ve özel okullar arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılığın özel okullarda görev yapan öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin yaşlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21-30 yaş grubundaki DKAB öğretmenleri ile 41-50 yaş grubu öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu bununda 21-30 yaş grubu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin öğrenim durumlarına göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında doktora mezunu öğretmenler ile lisans ve yüksek lisans mezunu öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık olduğu yine Yüksek lisans mezunu öğretmenler ile lisans mezunu öğretmenler arasında da anlamlı bir farklılık olduğu ve bu farklılıkların doktora mezunu öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. DKAB öğretmenlerinin mesleki deneyimlerine göre mesleki gelişimlerine yönelik öz yeterliliklerine bakıldığında 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip DKAB öğretmenleri ile 11-15 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler, 5-10 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler ve 1-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler arasında anlamlı derecede bir farklılık olduğu ve bu farklılığın 21 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip öğretmenlerin lehine olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Din kültürü ve ahlak bilgisi, mesleki gelişim, öz yeterlik, öğretmen.

Branş öğretmenleriDin eğitimiDin kültürü ve ahlak bilgisi dersi+5
Muhammed Durmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmenlerinin yaratıcılığa teşvik edici davranışlarının incelenmesi

Bu çalışma, ortaöğretim öğretmenlerinin yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evreni 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 274 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Soh (2000) tarafından geliştirilen, Akar (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yaratıcılığı Teşvik Eden Öğretmen Davranışı İndeksi kullanılmıştır. Ölçek maddeleri "Kesinlikle Katılmıyorum, Katılmıyorum, Kısmen Katılmıyorum, Kısmen Katılıyorum, Katılıyorum ve Kesinlikle Katılıyorum" şeklinde 6'lı likert tipindedir. Ölçekte bağımsızlık, entegrasyon, motivasyon, yargılama, esneklik, değerlendirme, sorgulama, fırsatlar, hayal kırıklığı olmak üzere 9 alt boyut vardır. Alt ölçeklerin güvenirlik katsayılarının 0.68 ile 0.80 arasında değişen değerler aldıkları görülmektedir. Tüm indeksin güvenirlik katsayısı ise 0.95 olarak hesaplanmıştır. 21. yüzyılda bireylerden beklenen becerilerden birisi de yaratıcılıktır. Yaratıcılık toplumların gelişmişlik seviyeleri ile doğrudan ilişkilidir. Gelişmiş toplumlar eğitimde yaratıcılığa büyük önem vermektedirler. Toplumların sosyal eğitimsel ve benzeri pek çok sorunlarını çözmek için yaratıcı insan gereklidir. Teknolojide, işletmede, siyasette, eğitimde, mühendislikte her yerde yaratıcı bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bireydeki yaratıcılık yeteneğinin keşfi ve gelişimi eğitimle mümkün olmaktadır. Bu konuda eğitimin yürütücüsü öğretmenlere büyük görev düşmektedir. Yaratıcılığın geliştirilmesi ya da köreltilmesinde öğretmenlerin etkisi büyüktür. Bu nedenle çalışmamızda öğretmenlerin yaratıcılığa teşvik edici davranış düzeylerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Böylece öğretmenlerde yaratıcılığı teşvik edici davranışlar hakkında farkındalık oluşturulacaktır. Farkındalıkla beraber yaratıcı öğretim hakkında rehberlik de sağlanacaktır. Araştırmada; öğretmenlerin cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, branş, okul türü, eğitim durumu, lisans mezuniyet değişkenleri ile yaratıcılığa teşvik edici davranışları incelenmiştir. Araştırma sonucunda eğitim durumu, branş, lisans mezuniyet ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Cinsiyet ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları incelendiğinde motivasyon alt boyutunda anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu farklılığın kadın öğretmenler lehinde olduğu ancak diğer alt gruplarda bu davranışın cinsiyete göre değişmediği tespit edilmiştir. Mesleki kıdem yılı ile yaratıcılığa teşvik etme davranışları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın motivasyon alt boyutunda kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 6-10 yıl, 11-15 yıl, 21 ve üzeri olan öğretmenler arasında olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. Yani mesleğinde 6-10, 11-15 ile 21 ve üzerinde olan öğretmenler mesleki kıdem yılı 16-20 yıl arasında olan öğretmenlere göre motivasyon alt boyunda yaratıcılığa teşvik edici davranışlara daha yüksek düzeyde eğilim gösterdikleri görülmektedir. Araştırmamızda yargılama alt boyutunda mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 11-15, 21 ve üzerinde olan öğretmenler arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. Yani mesleğinde 11-15 ile 21 ve üzerinde olan öğretmenler mesleki kıdem yılı 16-20 yıl arasında olan öğretmenlere göre yargılama alt boyunda yaratıcılığa teşvik edici davranışlara daha yüksek düzeyde eğilim gösterdikleri görülmektedir. Ayrıca yaratıcılığa teşvik etme davranışlarının hayal kırıklığı alt boyutu ile mesleki kıdem yılı arasında da anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler ile mesleki kıdem yılı 6-10, 11-15,21 veya üzeri olan öğretmenler arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bu farklılığın mesleki kıdem yılı 16-20 yıl olan öğretmenler aleyhinde olduğu belirlenmiştir. 16-20 yıl mesleki kıdeme sahip olan öğretmenlerin yaratıcılığa teşvik etme davranışlarla ilgili motivasyonlarının düşük olduğu, yargılama davranışına ve hayal kırıklığına daha eğilimli olduğu tespit edilmiştir. Bu soruna ilişkin özellikle bu gruptaki öğretmenlere yönelik de hizmet içi eğitimler verilebileceği, motivasyon çalışmaları yapılabileceği düşünülmektedir.

Nermin Ünal
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk kitapları aracılığıyla okul öncesi dönem çocuklarının çevre duyarlılığının sorgulanması: Bir çocuklarla felsefe çalışması

Günümüzde çevre sorunlarının giderek artan bir hızla büyümesi insanlığın karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunların üstesinden gelmek ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturmak ancak çevreye duyarlı bireylerin yetiştirilmesi ile mümkündür. Okul öncesi dönem, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimlerinin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde verilen eğitim bireyin gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Çocukların bu dönemde çevre duyarlılığı geliştirmeleri onların gelecekte bilinçli, sorumluluk sahibi ve çevreye duyarlı bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlayacaktır. Bu kapsamda erken yaşlardan itibaren çevre bilincinin kazandırılması önemlidir. Bu çalışma; okul öncesi dönemdeki çocukların çevre sorunlarına duyarlı, farklı bakış açıları ile sorgulayan ve problemlere çözümler üretebilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çocuklarla felsefe çalışmaları üzerinden çevre duyarlılığının nasıl kazandırılacağı araştırılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022- 2023 eğitim öğretim yılında, Nevşehir ilinde kamuya bağlı bir anasınıfı ile bağımsız anaokuluna devam eden toplam 25 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler ile 5 hafta süren çocuklar için felsefe oturumları düzenlenmiştir. Oturumlarda uyaran olarak çevre temalı çocuk kitapları kullanılmıştır. Araştırma verileri gözlem ve doküman analizi kullanılarak elde edilmiştir. Gözlemin kayıt altına alınması için iki farklı uzman kanısı alınarak son şekli verilen gözlem formu oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde tümevarımcı içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre çevre temalı çocuk kitapları ile yapılan çocuklarla felsefe oturumlarının, çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirdiği böylece çevre sorunlarına farklı bakış açıları ile yaklaştığı görülmektedir. Bu oturumların çocukların çevre duyarlılığının artmasına katkı sunduğu ve onların çevre sorunlarına eleştirel yaklaşan; bu sorunlara akılcı çözümler üretebilen, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuklarla Felsefe, Çocuklar için Felsefe, Çevre Duyarlılığı

Nevra Demirsoy
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri ve sınıf içi uygulamalarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında uygulamaya konan LGS sınavıyla birlikte sıklıkla karşılaşılan beceri temelli sorulara ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi ve söz konusu beceri temelli soruların sınıf içindeki yansımalarının gözlemlenmesidir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın görüşme kısmında ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara ilişkin görüşleri incelenirken, gözlem kısmında beceri temelli soruların sınıf içi yansımaları gözlemlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022 – 2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir ili Ürgüp ilçesinde bulunan 9 öğretmen oluşturmuştur. Bu öğretmenler arasından 3 öğretmen ile çalışmanın ikinci aşaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kolay ulaşılabilir örneklem modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada, ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara dair görüşlerini almak için araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu, sınıf içi öğretim uygulamalarını incelemek için ise gözlem formu kullanılmıştır. Görüşmelerin analizinde, nitel veri analiz tekniklerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Gözlemlerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir. Ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli sorulara yönelik görüşleri özetlendiğinde, bu soruların okuduğunu anlama ve yorumlama becerileri gerektirdiği, ayrıca üst düzey analiz becerilerini içerdiği belirtilmiştir. Öğrencilerin bu sorulara karşı önyargılı yaklaştığı ve okuduğunu anlayıp yorumlamakta zorlandığı, bu nedenle matematiğe karşı motivasyonlarının düştüğü tespit edilmiştir. Öğrencilerin matematik altyapısı ve düşünme becerilerindeki eksiklikler, beceri temelli soruları anlamada zorluk yaşamalarına yol açmaktadır. Öğretmenler, bu tür soruların çözümünde öğrencilere rehberlik yaparak pratik yollar sunduklarını ifade etmişlerdir. Beceri temelli soruların öğrencilerin analiz yapma, yorumlama ve problem çözme becerilerini geliştirdiği, ancak aynı zamanda öğrencilerin matematik korkusu yaşamalarına, yeterli çalışmayı göstermemelerine ve özgüven kaybına neden olarak başarılarını olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Bu soruların çözümünde okuduğunu anlama, yorumlama ve analiz-sentez becerilerinin kullanıldığı vurgulanmıştır. Öğretmenler, beceri temelli soruların ilkokuldan itibaren öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirtmişlerdir. Matematik öğretim programı ile beceri temelli sorular arasında konuların yoğunluğu, zaman kısıtlamaları ve kazanımların uyumsuzluğu nedeniyle bir ilişki bulunmamaktadır. Ders kitaplarının beceri temelli soruları yeterince desteklemediği, ancak örnek sorular kitabının bu tür soruları desteklediği ifade edilmiştir. Ayrıca, beceri temelli soruların genellikle sadece üst düzey becerileri ölçmeye yönelik olduğu ve temel matematiksel becerileri değerlendirmede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Öğretmenler, beceri temelli soruları öğrencilere daha etkili bir şekilde kazandırmak için kazanımların sadeleştirilmesi, ders sayılarının artırılması ve ders kitaplarının bu sorulara daha uygun hale getirilmesi gibi önerilerde bulunmuşlardır. Beceri temelli soruların sınıf içi uygulamalarının gözlem sonuçları incelendiğinde, derse giriş aşamasında bütün öğretmenlerin benzer olarak dikkat çekme, güdüleme ve gözden geçirme ve geçiş yaptıkları görülmüştür. Aynı şekilde bütün öğretmenler öğrenme yaşantıları, öğrencilerin yönlendirilmeleri aşamalarında benzer yöntemler kullandıkları tespit edilmiştir. Ders esnasında öğretmenler tarafından kullanılan strateji, yöntem ve tekniklerin neredeyse aynı olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin ders esnasında birbirlerine benzer araç gereçler ve kaynaklar kullanmalarına rağmen bir ders saatinde bir öğretmenin 8-10 soru çözebildiği diğer öğretmenlerin yalnızca 4-5 soru çözdüğü tespit edilmiştir. Bunun da bütün öğretmenlerin motivasyonunun yüksek seviyede olmasına rağmen daha fazla soru çözülen sınıfta, öğrencilerin derse etkin katılım sağladığı ve sorulara yönelik tutumlarının olumlu olduğu tespit edilmiştir. Beceri temelli soruları değerlendirme aşamasında ise daha fazla sorunun çözüldüğü sınıfta öğretmenin kalıcılığı sağlamak amacıyla grup çalışması yaptığı diğer öğretmenlerin ise öğrencileri ödevlendirdiği saptanmıştır. Beceri temelli sorulara öğrencilerin ilgi, istek ve motivasyonlarının yüksek olması öğrencilerin ders içinde daha aktif olarak soru çözümüne daha fazla katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beceri Temelli Sorular, Matematik, Ortaokul Matematik Öğretmenleri

Merve Arısoy
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının incelenmesi

Ortaokul rehberlik programından faydalanan öğrencilerin rehberlik programını nasıl algıladıklarını ve programın amaçları doğrultusunda ne derece kazanımlar elde ettiğini bilmek, rehberlik programının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda önemli bir veri kaynağı olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Nevşehir ilinde ortaokullarda öğrenim gören 572 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Rehberlik Dersine Yönelik Algı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 372, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 200 öğrenci katılım sağlamıştır. Araştırmada ölçeğin kapsam geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuş, ölçeğin yapı geçerliği için Açımlayıcı Faktör Analizi ve ölçeğin faktör yapısını doğrulamak için Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. AFA sonucunda toplam varyansın %54,133'nü açıklayan, 18 maddeden ve 3 faktörden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ortaya çıkan faktörler oryantasyon, yöneltme ve yerleştirme, bireyi tanıma olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin genel Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .939 olarak hesaplanmıştır. Faktörler arasındaki korelasyon katsayısı, ölçeğin tümü için anlamlı bulunmuştur. AFA ile elde edilen üç faktörlü yapı, DFA ile test edilmiştir. Uyum indeksine göre önerilen üç faktörlü yapı doğrulanmıştır. Gerçekleştirilen analizlere göre ölçeğin gerekli özelliklere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada Rehberlik dersine yönelik algıları indeksinin üç alt boyutuna ait puanların toplamı kadın öğrenciler için 65,35 erkek öğrenciler için 65,52'dir. Bu sonuçlardan ortaokul öğrencilerinin rehberlik dersine yönelik algılarının tüm boyutlarda "Katılıyorum" olduğu ve yüksek düzeyde algı olduğu görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, sınıf öğretmeninin branşı değişkenleri ile rehberlik dersine yönelik algıları da incelenmiştir. Araştırma sonucunda bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf rehberlik öğretmeni sosyal bilgiler branşından olan öğrencilerin oryantasyon hizmetinden daha fazla yararlandığı tespit edilmiştir. Sınıf rehberlik öğretmeni Türkçe branşından olan öğrenciler bireyi tanıma hizmetinden daha fazla yararlanmaktadır. Sınıf rehber öğretmeni matematik olan öğrenciler de yöneltme ve yerleştirme hizmetinden daha fazla yararlandığı saptanmıştır. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere nazaran oryantasyon hizmetinden daha az yararlandığı tespit edilmiştir.

RehberlikRehberlik dersi
Fatma Lale
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterliliklerinin incelenmesi

Küreselleşen dünyada İngilizce, bireyler ve toplumlar arasındaki iletişimin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle, İngilizce öğretiminin kalitesini artırmak, öğretmenlerin pedagojik yeterliliklerini geliştirmekle doğrudan ilişkilidir. Özellikle farklılaştırılmış öğretim ve teknopedagojik eğitim yeterlilikleri, öğrenci merkezli ve etkili bir öğretim süreci oluşturmak adına büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterliliklerini incelemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama aracı olarak iki ölçekten yararlanılmıştır. Bunlardan ilki, üç alt boyuttan (Planlama, Uygulama, Değerlendirme) oluşan ve toplam 26 madde içeren Farklılaştırılmış Öğretim Öz-Yeterlik Ölçeği (FÖY)'dir. İkincisi ise, TPACK modeli temelinde geliştirilen, teknoloji, pedagojik ve alan bilgisi etkileşimini ölçen, toplam 55 maddeden oluşan Teknopedagojik Eğitim Yeterlikleri Ölçeğidir. Araştırma kapsamında, aktif görev yapan toplam 201 İngilizce öğretmeninden veri toplanmıştır. Örnekleme yöntemi olarak kolay ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, İngilizce öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim öz yeterlilikleri ile teknopedagojik eğitim yeterlilikleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin teknopedagojik eğitim yeterliliklerinin farklılaştırılmış öğretim uygulamalarını benimsemeleri üzerinde etkili olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte çalışmada, mesleki kıdem değişkeninin de farklılaştırılmış öğretim öz yeterlikleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bu bulgu, öğretmenlerin meslekte geçirdikleri yıllar arttıkça farklılaştırma konusunda daha yüksek öz-yeterlik algısına sahip olduklarını, yani deneyimin öz-yeterlik algısını güçlendirdiğini göstermektedir. Ancak en dikkat çekici bulgu, etkileşim teriminin negatif ve anlamlı çıkmasıdır. Bu durum, teknopedagojik eğitim yeterlikleri ile farklılaştırılmış öğretim öz-yeterlikleri arasındaki pozitif ilişkinin mesleki kıdem arttıkça zayıfladığını ortaya koymaktadır. Yani genç öğretmenlerde teknopedagojik yeterlikler farklılaştırma öz-yeterliklerini daha güçlü biçimde yordarken, kıdemli öğretmenlerde bu etki daha düşük seviyede kalmaktadır. Bu durum, deneyimle birlikte gelen geleneksel yöntemlere bağlılığın, deneyimli öğretmenlerin pedagojik alan bilgisinin ve sınıf içi yönetim becerilerinin, öğretimde teknoloji entegrasyonunun farklılaştırılmış öğretim üzerindeki etkisini azalttığı şeklinde yorumlanabilir. Bu doğrultuda araştırmada, hem ileriye dönük çalışmalara hem de İngilizce v öğretmenlerinin bu alanlardaki yetkinliklerini geliştirmeye yönelik öneriler sunulmuştur.

Neşe Türkyılmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için duyguları yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması

Rehberlik ve psikolojik danışma bireyin kendini tanımasını, problemlerini çözebilmesini, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak uyum içerisinde olabilmesini ve bireyin kendisini gerçekleştirmesini sağlamak için yapılan psikolojik yardımdır. Eğitim sistemimizin de önemli bileşenlerinden biri olan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, 21. Yüzyıl dünyasında bireyleri hayata hazırlayarak bilişsel gelişime odaklanan bir anlayıştan öte gidebilmek için çocukların erken yaşlardan itibaren eğitsel, kişisel, mesleki, sosyal-duygusal olarak birçok yönden gelişimlerini desteklemektedir. Böylelikle okul yalnızca bilgilerin aktarıldığı bir eğitim kurumu değil çocukları hayata da hazırlayan bir kurum haline gelebilmektedir. Bu nedenle çocukların belki de en çok vakit geçirdikleri kurum olan ve odağında birey olarak öğrencinin yer aldığı okullarda, erken yaşlardan itibaren verilen rehberlik hizmetleri büyük bir öneme sahip olmaktadır. Yaşamın erken dönemlerinde duygularla ilgili yapılan çalışmaların yaşamın ilerleyen yıllardaki sosyal davranışlar ve akademik başarı üzerinde etkisi olduğunu görülmektedir. Bu nedenle çocukları hayata hazırlayabilme noktasında ilköğretim kademesinde rehberlik hizmetleri kapsamında öncelikli olarak yer verilmesi ve yapılması gereken çalışmalardan birisi de "duyguları yönetebilme becerisi" olmalıdır. Bu çalışma ile de çocuklara, duygularını yönetebilme becerisi kazandırmaya yönelik kendi kendine rehberlik öğretim seti geliştirme çalışması yapmak amaçlanmıştır.

Melike Nihal Karat Sarıtosun
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumları ve derste kullandıkları öğretim yöntemlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Nevşehir ilinde görev yapan sınıf öğretmenlerinin etkili öğretim stratejilerini kullanma durumlarını ve derslerinde uyguladıkları yöntem ve teknikleri incelemektir. Araştırma hem nicel hem de nitel verilerin bir arada değerlendirildiği karma yöntem araştırma deseni ile yürütülmüştür. Bu kapsamda, karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Nevşehir il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 308 sınıf öğretmenine, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcılar, yaklaşık 714 kişilik evrenden, farklı bölge ve okul türlerinden temsil gücü gözetilerek seçilmiştir. Nicel verilerin toplanmasında "Etkili Öğretim Stratejileri Ölçeği" (EÖSÖ) kullanılmış; elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Welch testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise yine kolay ulaşılabilir durum örneklemesiyle belirlenen, Nevşehir ilindeki 20 farklı ilkokulda görev yapan 18 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 12 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Veri toplama süreci toplamda 40 gün sürmüştür. Literatür taraması sonuçlarına göre, Marzano'nun etkili öğretim stratejilerini ele alan çalışmaların yurt içinde sınırlı sayıda olduğu, yurt dışında ise daha yaygın ve çeşitli olduğu belirlenmiştir. Alanyazın bulguları, etkili öğretim stratejilerinin öğrenci başarısını artırdığını ve öğretmenlerin bu stratejilere yönelik algılarının genel olarak olumlu olduğunu göstermektedir. Tez bulguları ise, öğretmenlerin tüm stratejileri yüksek düzeyde benimsediklerini ancak uygulama noktasında çeşitli yetersizlikler yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin büyük bir kısmının yeni öğretim yöntemleri geliştirmeye yönelik bir çaba içerisinde olmadıkları ya da bu yönde bir eğilim sergilemedikleri dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, öğretim stratejilerinin benimsenmesinin; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, mezun olunan program gibi demografik değişkenlerden anlamlı düzeyde etkilenmediği saptanmıştır. Sonuç olarak, etkili öğretim stratejilerinin öğrencilerin farklı zeka türlerine hitap etme potansiyeline sahip olduğu ve çoklu zeka alanlarının gelişimine katkı sunduğu söylenebilir. Bu stratejiler, yalnızca akademik başarıyı artırmakla kalmayıp aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme ve sosyal becerilerin gelişimini de desteklemektedir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin derslerinde uygulayacakları yöntem ve teknikleri belirlerken öğrencilerin bireysel özelliklerini ve hazır bulunuşluk düzeylerini dikkate aldıklarını ortaya koymaktadır.

Şenol Güleşen
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgalin başından günümüze Filistin eğitim sistemi

Filistin halkı, bilimsel mücadelesi boyunca zor koşullardan geçti ve hala genel hedefler, müfredat ve denetim açısından eğitimin farklı dönemlerden etkilendiği olağanüstü koşullara maruz kalıyor. Bu nedenle Filistin halkının eğitim sistemini incelerken tarihin içinden geçmiş durumlardan ve savaşlardan uzaklaşamayız. Eğitimin her zaman insan yolculuğunu engelleyen her şeyle yüzleşmek için ilk araç ve silah olduğu yer. Bu nedenle, bu tarihsel çalışma, Filistin eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin arkasındaki itici güçlerin 1917'de İngiltere'nin emrinde göründüğünü; Filistin'de yasadışı İsrail devletinin kurulması; Mısır ve Ürdün egemenliği 1967; İsrail -Arap savaşları. İsrail'in etkisiyle 1.289 okul kapatıldı ve 297'si bombalanarak tamamen yok edildi. Ayrıca Filistin eğitim müfredatı saldırganların kontrolü altında kaldı. 1993'ten bu yana Filistin eğitiminin değişme şekliyle ilgili olarak, kendi yapısını inşa etme, personel işe alma, yönetim sistemlerini ve planlama ve yönetim kapasitesini geliştirme, geliştirme programları tasarlama ve bunların uygulanması için kaynak yaratma ile ilgili olarak, ilk birleşik Filistin müfredatını geliştirin Batı Şeria ve Gazze için. ayrıca eğitimin mevcut gerçekliğinin teşhisi ve eğitimin temel bir insan hakkı olduğu kadar sosyal ve ekonomik kalkınma için bir yaşam aracı olduğu ve ahlaki değerin köklerinin aşılanmasının önemi.

BağımsızlıkEğitimEğitim politikaları+4
Fatma A. I. Kaplan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Lübnan'daki 12. sınıf öğrencilerinin İngilizce dil ihtiyaçlarının analizi

1997 yılında tasarlanan Lübnan eğitim programı, bu araştırmanın yazıldığı ana kadar değişmedi. Bu nedenle, öğrencinin yaşamı, kültürü veya gerçekliği ile olumlu bir şekilde bağ kuramayan bir eğitim programı nasıl başarılı sayılabilir? Öğrencilerin toplumuna ve geleceğine hitap eden yeni güncellenen bir eğitim programı, eğitimciler ve politika yapıcılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Buna göre, atılması gereken ilk adım, eğitim programı geliştirme sürecinde ve kuruluşunda kilit bir unsur olan ihtiyaç değerlendirmesidir. Bu araştırma, Lübnan'daki devlet okullarında 12. sınıfta İngilizce İkinci Dil Öğrenenlerin (ESL) dil ihtiyaçlarını belirlemeyi ve mevcut eğitim programı ile öğrencinin dil ihtiyaçları arasındaki boşlukları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bu araştırma aşağıdaki ana soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır: Lübnan'daki 12. Sınıf ESL öğrencilerinin İngilizce öğretimi ihtiyaçları nelerdir? Doküman incelemesi, anket ve görüşmelerin yapıldığı bu çalışmanın uygulanmasında durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Amaç, 12. sınıf öğrencilerinin çalışmalarında ve yüksek öğrenimlerinde İngilizce dil ihtiyaçlarının daha derinden anlaşılmasını sağlamaktı. Sonuç olarak, bu araştırma, dört dil becerisinin hepsinde 12. sınıfın İngilizce dil gereksinimlerini belirlemiştir: okuma, dinleme, konuşma ve yazma, mevcut öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak. Ayrıca, Lübnan'daki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu zorluklara ışık tutmuş ve ülkede İngilizce öğretimini ve öğrenimini geliştirmek için geçirilebilir öneri sunmuştur. Çalışma birkaç önemli konunun varlığını ortaya koydu; bunlardan biri, düşünme becerilerinin tüm dallar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılması ve üst düzey düşünme becerilerine odaklanılmaması görülmektedir. Araştırma hem öğretmenler hem de öğrenciler adına programdan yaygın bir memnuniyetsizliği ortaya çıkardı. Millî Eğitim Bakanlığı'nın ortaya koyduğu genel hedefler ile gerçek arasında birçok boşluk ve tutarsızlık tespit edildi. Programın genel hedefleri, amaçlanan amacı karşılamıyor gibi görülmektedir.

Dil ihtiyaç analiziEğitim programlarıLise öğrencileri+7
Eslam Aljaafıl
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkinlerde affetme: Merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik bağlamında karma bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modeli ile belirlenmesi ve yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmesidir. Araştırma, nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birleştirildiği karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı sıralı desen üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın ilk adımında, nicel araştırmada verilerin toplanması için Heartland Affedicilik Ölçeği, Merhamet Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli şehirlerde yaşayan 529 yetişkin oluşturmuştur. Katılımcıların %56'sı kadın (297), %44'ü (232) erkektir. Yetişkinlerde affetme, merhamet, duygu düzenleme ve psikolojik esneklik düzeyi arasındaki ilişkileri belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi analizi kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi analizi AMOS 21 Programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yetişkinlerin merhamet düzeyleri ve affedicilik düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; affedicilik düzeyleri ile psikolojik esneklikleri düzeyleri; merhamet düzeyleri ile duygu düzenleme düzeyleri; merhamet düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri; duygu düzenleme düzeyleri ile psikolojik esneklik düzeyleri arasında pozitif yönlü doğrusal bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın ikinci adımında yetişkinlerde affediciliğin rolünün ve merhametin etkisini derinlemesine incelenmek için nitel araştırma yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında kolay durum örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmanın ilk aşamasına katılan 16 yetişkin ile görüşmeler yapılmıştır. Yetişkinlerin yarı yapılandırılmış görüşme formuna verdiği cevaplar içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda affetme algısı, affetmenin hayattaki etkileri, affetmenin sosyal açıdan etkileri, merhamet algısı, affetme ve merhamet ilişkisi temaları ve bu temalar altında kategoriler ortaya çıkmıştır. Bütün bu sonuçlar affetmenin yetişkinlerin hayatını pek çok yönden etkilediğini, merhametle ilişkili olduğunu göstermiştir. Elde edilen veriler literatür eşliğinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BağışlamaDuygu düzenlemeMerhamet+1
Betül Yavuz
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisi

Araştırmanın amacı, ortaokul matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme yaklaşımına dayalı etkinliklerin, öğrencilerin akademik başarılarına ve muhakeme becerilerine etkisini belirlemektir. Araştırma matematik dersi 6. sınıf 1. dönemde yer alan Tam Sayılar, Kesirler ve Ondalık Kesirler ünitelerinin kazanımlarını kapsamaktadır. Araştırmanın uygulaması 2022-2023 eğitim yılı birinci döneminde Konya ilinin Selçuklu ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının uygulandığı kontrol ve deney grupları 6. sınıfta öğrenim gören sırasıyla 33 ve 26 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma güz döneminde dokuz hafta uygulanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden, yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, "Akademik Başarı Testi" ve "Muhakeme Beceri Testi" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde t- testi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda matematik dersinde kullanılan otantik öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını ve muhakeme becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür.

Akademik başarıMatematik dersiMatematik eğitimi+5
Esra Erdoğan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin başarı hikâyeleri: Bir anlatı araştırması

Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı akademik yılmaz öğrencilerin, Liselere Giriş Sınavındaki (LGS) başarı hikâyelerini derinlemesine incelemektir. Bu nedenle araştırmada, nitel araştırma desenlerinden anlatı araştırması deseni kullanılmıştır. Anlatı araştırması deseniyle, öğrencilerden dinlenilen başarı hikâyeleri analiz edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemlerinden, ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Akademik yılmazlık için belirlenen kriterler, fert başına düşen yıllık hane gelirinde en düşük grupta yer almak ve 2022 LGS'de %1'lik dilimde yer almış olmaktır. Bu şartları taşıyan fen lisesinde, 9. sınıfa devam eden dört öğrenci araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Katılımcıların 2'si erkek 2'si kız öğrencidir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşmeler akıllı telefonla kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin kayıtları, araştırmacı tarafından dinlenilerek objektif bir bakışla, bilgisayara aktarılmıştır. Araştırma bulgularının birinci bölümü, dört ayrı başarı hikâyesinden oluşmaktadır. Başarı hikâyeleri, anlatıların saf veri hallerinden, özüne müdahale edilmeden, anlatı araştırması çerçevesi dikkate alınarak, okuyanlar için anlamlı, akıcı ve kronolojiye uygun olarak yapılandırılmıştır. Bulguların ikinci bölümü ise başarı hikâyelerinin tümevarım söylem-anlatı analizi sonuçlarını içermektedir. Söylem-anlatı analizleri sonucunda, akademik yılmaz öğrencileri ortaya çıkaran, 228 koddan 4 temaya (birey, aile, öğrenim yeri ve öğrenim materyali) ve temalardan da koruyucu faktörler ana temasına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, akademik yılmaz öğrencilerin: Sayısal dersleri seven, 8. sınıf öncesinde başarılı olan, hırslı olan (güdülenmiş), oturmuş çalışma düzeni olan, öz düzenleme becerileri gösteren, her koşulda çalışmaya devam eden, hedef motivasyonu olan, her koşulda başaracağına inanan (öz-yeterlik) ve başarı yönelimli olan, özelliklerine sahip oldukları görüşmüştür. Öğrencilerin akademik yılmazlık özellikleri kazanmalarında etkili olan koruyucu faktörler: Akademik yılmaz öğrenci, ailesinden veya öğretmeninden sosyal destek almaktadır. Başaracağına inanan ve bunu ona tekrar eden mutlaka bir aile bireyi (anne, baba ve abi) ve öğretmeni vardır. Akademik yılmaz öğrencilerin ailelerinin genellikle, ilgili, sıkmayan ama yönlendiren, anlayışlı, destekleyici ve zehirli cümlelerden uzak tutumlar içinde oldukları görülmektedir. Başarılı rol model olan büyük kardeşler, sınav başarısında örnek olmuş ve yol göstermiştir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, öğrenim yeri kaynaklı faktörlerde birinci sırayı açık ara okul almıştır. Dershane ise yerini Youtube'a kaptırmış görünmektedir. Öğretmenlerin akademik yılmaz öğrencilerin inşası üzerindeki en önemli etkisi, ilkokuldan bu yana öz-yeterlik geliştirmelerine destek olan tutumlar sergilemeleri ve başaracaklarına olan inançlarını öğrencilere sıklıkla söylemeleridir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, "öğrenim materyali" kaynaklı faktörlerde birinci sırayı deneme söylemi almıştır. Öğrenciler LGS'ye hazırlıkta devletin verdiği ders kitaplarını neredeyse hiç kullanmamıştır. Bu araştırma sonucunda söyleyebiliriz ki, öğrencilerin hiç biri tek bir koruyucu faktörün etkisiyle akademik yılmaz olmamıştır. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Hepsinin bir geçmişi vardır. Bu güne kadar gelen öğrenim hayatı boyunca onu destekleyen, ilgi gösteren ve ona inanan aile bireyleri ve öğretmenleri öğrencilerin öz-yeterlik ve motivasyon geliştirmelerine yol açmıştır. Oluşan bu öz-yeterlik ve motivasyon sonucu, öğrenciler öğrenim yeri ve öğrenim materyallerini iyi kullanarak çalışmış ve akademik yılmaz oldukları görülmüştür. Tümevarımcı söylem-anlatı analizi, araştırmanın sorularının ötesinde cevaplar bulmasına yol açmıştır. Akademik yılmazlığı oluşturan koruyucu faktörler arasında, öğrenim yeri ve öğrenim materyali faktörlerinin de var olduğu tespit edilmiştir.

Akademik başarıAkademik dirençlilikDezavantajlı gruplar+5
Mehmet Cihangir
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleriyle ilgili ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin görüşlerinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesi

Bu araştırma İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin pandemi döneminde yapılan uzaktan eğitim dersleri ile ilgili görüşlerinin farklı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemiyle yapılan bu çalışma Aksaray ilinde ve ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerini kapsamaktadır. Araştırmaya toplamda 172 İngilizce öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla Özkul ve arkadaşları (2020) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek teknik ve eğitim süreci olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Öğretmenlerin vermiş oldukları cevaplar SPSS paket programında analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analiz edilmesiyle ortaya çıkan sonuçlara göre İlkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin uzaktan eğitimle ilgili görüşlerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Fakat mesleki kıdem değişkenine göre, uygulanan Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeğinin ölçek puanlarında ve teknik alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki kıdemi daha fazla olan öğretmenlerin uzaktan eğitimin genel yapısı ve teknik özellikleriyle ilgili daha olumsuz bakış açısına sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, İngilizce Öğretmenliği, ilkokul.

Branş öğretmenleriPandemilerYabancı dil eğitimi+5
Eda Sultan Altınkaya
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin özyeterlik inançlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin özyeterlik inançlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Karatay, Meram, Selçuklu ilçelerinde özel ve devlet kurumlarında görev yapmakta olan 189 öğretmen oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin özyeterlik inançları cinsiyete, görev yapılan kurum türüne ve kıdem yılına göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Öğretmenlerin özyeterlik inançları görev yapılan öğretim kademesine ve yetiştirilirken algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Lise kademesinde görev yapan öğretmenlerin özyeterlik inançları okul öncesi kademesinde görev yapan öğretmenlere göre; ebeveyn tutumunu mükemmeliyetçi algılayan öğretmenlerin özyeterlik inançları ebeveyn tutumunu baskıcı-otoriter algılayan öğretmenlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Erkek öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri kadın öğretmenlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri görev yapılan kurum türüne, kıdem yılına, görev yapılan öğretim kademesine, yetiştirilirken algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Öğretmenlerin özyeterlik inançlarının öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerine ilişkin varyansın %18.6'sını açıkladığı bulunmuştur.

Pedagojik inançPsikolojik sağlamlıkÖlçekler+3
Sevim Rahime Temiz
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde internet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasındaki yordayıcı ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 yıllarında İç Anadolu bölgesinde bir üniversitede öğrenim gören üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 464' kadın 178'i erkek olmak üzere 642 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmada İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği Kısa Formu (İOOBÖ9-KF), Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu (YİBT-KF), Kabul ve Eylem Formu-2 ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Person momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, internet oyun oynama bozukluğu puan ortalamalarının romantik ilişki durumu, kardeş sayısı, günlük uyku süresi ve düzenli fiziksel aktivite yapma durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmadığı bulunmuştur. Erkeklerin internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Annesi lise mezunu olan ve annesi üniversite ve üzeri eğitim kademesinden mezun olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri annesi ilkokul mezunu olanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Babası üniversite ve üzeri eğitim kademesinden mezun olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri babası ilkokul mezunu olan katılımcılardan anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. İnternet oyun oynama bozukluğunun hafta içi/hafta sonu oyun oynama süresine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Hafta içi/hafta sonu oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri 1 saatten az, 1-3 saat arasında ve 3 saatten fazla oynayanlardan daha düşüktür. Hafta içi/hafta sonu 1 saatten az oyun oynadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri de 1-3 saat arasında ve 3 saatten fazla oynayan katılımcılardan daha düşüktür. Hafta sonu 1-3 saat oyun oynadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri 3 saatten fazla oynadığını belirten katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Düzenli beslendiğini belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeylerinin bazen düzenli beslendiğini ve düzenli beslenmediğini belirten katılımcılardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri, oyun oynamak için masaüstü/dizüstü bilgisayar kullanan ve oyun oynamak için akıllı telefon/tablet/oyun konsolu kullanan katılımcılardan daha düşüktür. Oyun oynamak için akıllı telefon/tablet/oyun konsolu kullanan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri masaüstü/dizüstü bilgisayar kullanan katılımcılardan daha düşüktür. Oyun oynamadığını belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri FPS, MOBA/MMORPG, Battle Royale ve diğer oyun türlerini tercih eden katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Ayrıca kategorilerin dışındaki diğer oyunları tercih ettiğini belirten katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyleri FPS oyun türünü tercih eden katılımcılardan ve MOBA/MMORPG tercih eden katılımcılardan daha düşük bulunmuştur. Oyun oynamak için motivasyonu olmadığını belirten katılımcıların internet oyun yonama bozukluğu düzeyleri oyun oynamak için motivasyonu olduğunu belirten katılımcılardan daha düşüktür. İnternet oyun oynama bozukluğu ile internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluk arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. İnternet bağımlılığı ile psikolojik katılık ve umutsuzluk arasında ve psikolojik katılık ile umutsuzluk arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonucunda internet bağımlılığı, psikolojik katılık ve umutsuzluğun internet oyun oynama bozukluğu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bulunmuştur.

BağımlılıkOyun bağımlılığıPsikolojik katılık+6
Elmas Nur İbaoğlu
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilikte duygu düzenleme: Kadınların duygu düzenlemelerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, kadınların eşleriyle ilişkilerinde yaşadıkları problemlerde duygularını düzenlemelerine ilişkin görüşlerini derinlemesine incelemek amaçlanmıştır. Çalışma evliliğinde problem yaşadığını ifade eden 30 kadınla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formundan faydalanılmıştır. Verilerin analizinde, yaklaşımına göre nitel içerik analizinden; sürecine göre ise hem tümdengelimli hem de tümevarımsal içerik analizinden faydalanılmıştır. "MAXQDA 2022" yazılım paketi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Verilerin analiziyle 4 tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; duyguların deneyimlenmesi, duyguların ifade edilmesi, duyguları düzenleme stratejileri ve dışsal düzenleme stratejileridir. Araştırma sonucuna göre kadınlar eşleriyle ilişkilerinde; mutluluk, sevgi, güven, saygı, değerlilik gibi çeşitli olumlu duygular deneyimlemişlerdir. Kadınlar eşleriyle problem yaşadıklarında ise sinirlilik, üzüntü, kırgınlık, hayal kırıklığı, nefret, incinmişlik gibi çeşitli olumsuz duygular deneyimlemişlerdir. Kadınlar eşlerine duygularını çoğunlukla sözel yolla ifade etmişlerdir. Eşleri kadınların duygu ifadelerine ise çoğunlukla davranışsal olarak yanıt vermişlerdir. Kadınlar duygularını düzenlemek için durum seçimi, durum değişikliği, dikkat dağıtımı, bilişsel değişim gibi stratejiler kullanmışlardır. Eşleri ise kadınların duygularını düzenlemek için gönül alma, bastırma, sözel etkileşim, alttan alma gibi stratejiler kullanmışlardır.

DuyguDuygu düzenlemeEvlilik+1
Kübra Nur Kılıç
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarında ikincil travmatik stres ve başa çıkma: Nitel bir yaklaşım

Bu tezin temel amacı, travma ile çalışan okul psikolojik danışmanlarının deneyimlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda katılımcıların travma yaşamış öğrencilerle çalışırken nasıl etkilendiği ve bu etkiler karşısında hangi baş etme yöntemleri kullandıkları araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma türlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Travma yaşamış öğrencilerle çalışan 34 okul psikolojik danışman ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin analizinde "MAXQDA Analytics Pro 2020" nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerden altı tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; (1) zorlanılan travma kaynakları, (2) stres kaynakları, (3) travma ile çalışmaya verilen tepki, (4) travma ile çalışırken hissedilen duygular, (5) travma vakaları ile çalışmanın yarattığı etkiler, (6) travma ile baş etme yöntemleridir. Araştırma sonucuna göre okul psikolojik danışmanları birçok travma türüyle çalışmaktadır ama en çok ihmal ve istismar vakalarıyla çalışırken zorlanmaktadır. Okul psikolojik danışmanlarının geçmiş travma öyküsüne sahip olması ve travmatik vakalarla empati kurması ikincil travmatik stres yaşamalarında risk faktörü olarak bulunmuştur. Okul psikolojik danışmanlarının mesleklerinin ilk yıllarında travmatik olaylardan daha fazla etkilendiği görülmüştür. Okul psikolojik danışmanları travma ile çalışırken üzüntü, endişe, çaresizlik, mutluluk, yetersizlik gibi duygular yaşamaktadır. Okul psikolojik danışmanlarının travma ile çalışmasının olumlu (duyarlı olmaları, güçlü hissetmeleri, olumlu bakış açısına sahip olmaları, şükretmeleri) ve olumsuz yanları (insanlara güvenlerinin azalması, hayata karşı karamsar ve şüpheci yaklaşmaları) olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre travmatik vakalarla çalışan okul psikolojik danışmanlarının eğitim, süpervizyon ve terapi alması kritik bir öneme sahiptir.

Başa çıkmaPsikolojik danışmaPsikolojik danışmanlık+3
Elif Zehra Kavaklılar
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili örneğinde pandemi sürecinde uzaktan eğitim uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmada pandemi döneminde temel eğitim düzeyinde gerçekleştirilen uzaktan eğitim uygulamalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitimöğretim yılında ülkemizde yapılan uzaktan eğitim uygulamalarını gerçekleştirmiş 51 öğretmen oluşmaktadır. Geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile öğretmenlerden veriler toplanmıştır. Toplanan veriler nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmenler uzaktan eğitimi sırasıyla dijital eğitim, alternatif eğitim, zaman ve mekâna bağlı olmayan eğitim, kalitesiz eğitim ve etkileşimsiz eğitim şeklinde tanımlamışlardır. Öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde ders içeriklerini sunarken Web 2.0 araçlarının sıklıkla kullanıldıkları görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenler, video ve resimler, Microsoft Office uygulamaları, Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Google arama motoru, PDF görüntüleyici, basılı materyaller, Youtube gibi araçları da kullanmışlardır. Öğretmenler öğrenme-öğretme sürecinde çoğunlukla anlatma yöntemi, soru-cevap yöntemi ve gösteri yöntemini kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlere göre uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler araştırma yaparak öğrenme, tekrar yaparak öğrenme, dijital platformları kullanarak öğrenme, yetişkin yardımı alarak öğrenme, gözlem ve inceleme yaparak öğrenme yollarıyla okul dışı öğrenmelerini gerçekleştirmişlerdir. Diğer taraftan az sayıda öğretmen öğrencilerinin okul dışında herhangi bir öğrenme yaşantısı gerçekleştirmediğini belirtmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin öğrencilerinde gözlemledikleri çevrimiçi öğrenme deneyimleri incelendiğinde birçok öğretmene göre öğrenciler derse katılımda isteksizlik, derse motive olamama, işbirlikçi uygulamaları yapamama, iletişim ve etkileşim problemleri yaşama gibi sorunlar yaşamışlardır. Bazı öğretmenler de hedeflenen öğrenmelerin gerçekleştiğini, iletişim becerilerinin geliştiğini, derse katılımda istekli olunduğunu, fikirlerin rahatlıkla ifade edebildiğini belirtmişlerdir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin dijital platformları kullanırken yaşadıkları zorluklar incelendiğinde öğretmenler teknik ve yazılımsal sorunların yanı sıra, dijital okuryazarlık yetersizliğinden, ekipman eksikliğinden, fiziksel hareketsizlikten ve uygulamaların yabancı dilde olmasından kaynaklı zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin uzaktan eğitimle ilgili hizmetiçi eğitim ihtiyaçlarına yönelik görüşleri incelendiğinde birçok öğretmen dijital eğitim uygulamalarına, temel bilgisayar kullanımına ve dijital platformlarda kullanılan yabancı dil terimlerine yönelik hizmetiçi eğitime ihtiyaçlarının olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenler uzaktan eğitim uygulamalarının geliştirilmesine yönelik bazı önerilerde de bulunmuşlardır. Bu öneriler sırasıyla şu şekildedir: Mevcut uygulamaların yetenekleri arttırılmalı, altyapı ve donanım desteği sağlanmalı, öğretmen ve öğrencilere eğitim verilmeli, ölçme ve değerlendirme uygulamaları geliştirilmeli, güvenlik tedbirleri arttırılmalı.

AdanaCOVID 19Eğitim Bilişim Ağı+4
Selin Özova
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin öfke ifade tarzı ve affetme durumunun incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evli bireylerin öfke ifade tarzlarını, affetme motivasyonlarını, affettikleri ve affedemedikleri durumları belirlemek ve sağlıklı evliliklere yön verebilecek sonuçlara ulaşmaktır. Çalışmada nitel araştırma türlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmada belirli özelliklere sahip kişilerle çalışılacağı için çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Katılımcılar evlilik süreleri en az 2 ile en çok 20 yıl olan ve yaşları 25 ile 45 arasında değişen evli bireyler arasından seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'da yaşayan evli (9 erkek, 15 kadın) 24 birey oluşturmaktadır. Görüşmelerde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler katılımcıların onayı alınarak ses kaydı altına alınmış ve veriler araştırmacı tarafından manuel olarak yazıya aktarılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmacı cevaplardan ulaştığı kodlara göre alt temaları ve alt temaları niteleyen ana temaları belirlemiştir. Verilerin analizi sonucunda kişiyi öfkelendiren konular, öfke ifade tarzı, öfkeyi azaltan durumlar, affedilen durumlar, affetme motivasyonu, affedilemeyen konular, kendini affetme süreci, evliliğin zaman içindeki değişimi ve evlilikle ilgili tavsiyeler olmak üzere 9 ana tema ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür kapsamında tartışılmış ve yorumlanmıştır.

BağışlamaEvli çiftlerEvlilik+1
Elif Betül Balta
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddet kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddeti kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışma şiddeti kabul düzeyi ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi ölçmek amacı ile yapılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Bu araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Necmettin Erbakan Üniversitesinde öğrenim gören 577 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla Foshee vd. (1992) tarafından geliştirilen ve Sezer (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Çiftler Arası Şiddeti Kabul Ölçeği ile Smith vd. (2008) tarafından geliştirilmiş olan ve Doğan (2015) tarafından Türkçeye uyarlanmış Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ele alınan sosyodemografik değişkenlere ait veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Bağımsız Gruplar t Testi, ANOVA, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve Spearman Korelasyon Katsayısı Analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerde çiftler arası şiddet kabul düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çiftler arası şiddeti kabul durumları cinsiyete göre incelendiğinde erkek öğrencilerin şiddet kabul düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Çiftler arası şiddeti kabul durumu yaşa göre incelendiğinde 21-23 yaş aralığında yer alan öğrencilerin, 18-20 yaş aralığında bulunan öğrencilere göre şiddet kabul düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kendisini yüksek ve düşük sosyoekonomik düzeyde algılayan öğrencilerin, orta sosyoekonomik düzeyde algılayan öğrencilere göre şiddet kabul düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre daha yüksek şiddeti kabul düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyete dayalı olarak karşılaştırıldığında kadın öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Yakın ilişkilerinde şiddete maruz kalmayan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının maruz kalanlara oranla psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yakın ilişki, Şiddet kabul, Psikolojik sağlamlık.

Kabul düzeyiPsikolojik sağlamlıkYakın ilişkiler+4
Kadir Mert
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka, bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üniversite yılları insan yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biridir. Üniversite ile beraber kişilerin yaşadığı şehir, arkadaş ortamındaki değişimler kişilerin sosyal ve içsel yaşamlarında değişiklik yaratmaktadır. Bununla beraber bireyler çeşitli zorluklarla mücadele etmek durumunda ve uyum sağlamak zorunda kalabilmektedirler. Bu noktada öğrencilerin uyum sağlama sürecinin önemli etkileyicilerinin bilişsel esneklik ve duygusal zeka olduğu bunun sonucunda da öğrencilerin psikolojik iyi oluş süreçlerine bu iki faktörün etki ettiği düşünülmektedir. Öğrencilerin zorlu ve bir o kadar da belirsizlikleri içeren bu yaşam döneminde duygularını ve bilişlerini etkili bir şekilde yönetebilmelerinin psikolojik olarak iyi oluşlarını olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Çalışma bu bakış açısı ve bu amaç doğrulturusnda yürütülmüştür. Çalışma grubunu türkiyede çeşitli illerdeki üniversitelerde eğitim öğreetim gören 322 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler 2022-2023 eğitim öğretim sezonunda Google forms aracılığı ile toplanmış olup veriler ''Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği'', ''Psikolojik İyi Oluş Ölçeği'' ve ''Bilişsel Esneklik Ölçeği'' ile toplanmıştır. Öğrencilerin duygusal zeka ve bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki SPSS paket programı ile analiz edilmişitir. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin duygusal zeka, psikolojik iyi oluş ve bilişsel esneklik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunurken sınıf düzeylerine göre duygusal zeka düzeyleride farklılaşmadığı ancak bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin sınıf düzeyleri açısından anlamlı olarak farklılaştığı 2. Sınıfa devam eden öğrencilerin 1. Sınıflara göre hem bilişsel esneklik hem psikolojik iyi oluş düzeyleri yüksek bulunmuştur. Sosyo ekonomik düzey açısından öğrencilerin bilişsel esneklik ve duygusal zeka puanları arasında fark bulunmazken psikolojik iyi oluş puanlarına bakıldığında öğrencilerin refah düzeyleri arttıkça psikolojik iyi oluş düzeyleride arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin duygusal zeka, bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki düzeylerine bakıldığında duygusal zeka ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında orta; bilişsel esneklik ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında orta düzey ilişki tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizine göre öğrencilerin duygusal zeka ve bilişsel esneklik ölçeklerinden aldıkları puanların psikolojik iyi oluş düzeylerini %56 oranında açıklamaktadır. Buradan hareketle öğrencilerin bu zorlu dönemi atlatmalarında bilişlerini ve duygularını yönetebilme yeteneklerinin yaşamlarını anlamlı ve değer yüklü olarak değrelendirmlerinde kilit rol oynadığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın sonuçlarından hareketle üniversite öğrencilerinin yaşama bakış açıları ve karşılaştıkları problemleri ele alış şekillerini anlamada ve baş etme stratejileri geliştirmede alan yazınına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Emotional İntelligence, Psychological Well-Being, Cognitive Flexibility, University Students

Bilişsel esneklikDuygusal zekaPsikolojik iyi oluş+2
Sıdıka Sarıkan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal farkındalık, psikolojik esneklik ve yaşam doyumu arasındaki yordayıcı ilişkiler

Bu çalışma öğretmenlerin duygusal farkındalıkları, psikolojik esneklikleri ve yaşam doyumları arasındaki yordayıcı ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin farklı illerinde 276 kadın, 74 erkek olmak üzere görev yapmakta olan 350 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "A Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği (DÖFÖ)-10", "Kabul ve Eylem Formu (KEF)-II" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin duygusal farkındalıkları ile psikolojik esneklikleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerin psikolojik esneklikleri ile yaşam doyumları arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Diğer bir bulguya göre, öğretmenlerin duygusal farkındalıkları ile yaşam doyumları arasında pozitif yönlü dolaylı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlara yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Duygusal farkındalıkPsikolojik esneklikYapısal eşitlik modelleme+3
Büşra Çakır
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen denetimine ilişkin müfettiş, yönetici ve öğretmen görüşleri: Bir durum çalışması

Bu çalışma ile, eğitim müfettişi, okul müdürü ve öğretmenlerin, öğretmen denetim sisteminin sorunlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Araştırma modeli belirlenirken konuya uygun olarak nitel araştırma modeli ve durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ilinde görev yapmakta olan 10 eğitim müfettişi, 12 okul müdürü ve 10 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmelerde Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formundan yararlanılmıştır. Müfettiş, okul yöneticisi ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda elde edilen verilerin temaları belirlenmiştir. Araştırma sonunda, eğitim müfettişleri, okul müdürleri ve öğretmenlerin öğretmen denetimine ilişkin görüşleri farklılık göstermekle beraber genel olarak değerlendirildiğinde katılımcıların mevzuat, öğretmen denetim süreci, okul müdürlerinin denetim eğitimlerinin yetersizliği ve denetimin yan etkileri üzerinde durdukları görülmüştür. Katılımcıların genel olarak, öğretmen denetimi ile ilgili açık ve net bir mevzuatın olmadığı ve herhangi bir yaptırım öngörmediğini düşündükleri belirlenmiştir. Öğretmen denetim süreci ile ilgili olarak ise; öğretmen denetimi amacının evrak kontrolüne indirgenmiş olduğu, denetim sıklığına ilişkin herhangi bir düzen olmadığı, okul müdürlerinin denetime yeteri kadar zaman ayırmadığı veya ayıramadığı ve denetim sonucunda öğretmenlere dönüt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, okul müdürlerinin denetim eğitimlerinin yetersiz olduğu ve bu nedenle öğretmen denetimlerinin amacına uygun gerçekleştirilemediği sonucu elde edilmiştir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise; denetimin yan etkileri olarak öğretmenlerin denetime direnç gösterdiği ve denetimlerin öğretmenlerde gerginliğe neden olduğudur. Eğitim müfettişleri, okul müdürleri ve öğretmenlerin öğretmen denetiminde yaşanan sorunların çözümüne ilişkin görüşleri değerlendirildiğinde ise; öğretmen denetim mevzuatında değişikliğe gidilmesi gerektiği, denetimlerin tamamen rehberlik ve geliştirme amaçlı olup sonucunda bir yaptırım olması gerektiği, okul müdürlerinin öğretmen denetimi ile ilgili bir eğitimden geçmesi gerektiği, nitelikli denetim elemanlarının sisteme kazandırılması gerektiği ve hem okul müdürleri hem eğitim müfettişlerinin denetim sürecinde aktif rol alması ve buna uygun bir denetim planı geliştirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aslı Meryem İnce
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik düzeyleri arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik düzeyleri arasındaki ilişkide öz-anlayışın aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Güz Döneminde Konya ili merkez ilçede, lise düzeyinde bir okulun 9. ve 10. ve 11. sınıflarında öğrenim gören 726 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcıların 387'si (%53) kız, 339'u (%47) erkek öğrenciden meydana gelmektedir. 15-17 yaş aralığında yer alan öğrencilerin yaş ortalaması 16.1'dir. 222'si lise 1. sınıf öğrencisi, 211'i lise 2. sınıf ve 293'ü lise 3. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Kırılganlık Ölçeği", "Psikolojik Esneklik Ölçeği" ve "Öz Anlayış Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Uygulanan yapısal eşitlik modeli sonucunda öz-anlayışın, psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik arasındaki ilişkide kısmi aracı role sahip olduğu görülmüştür. Diğer bir ifade ile psikolojik kırılganlığın doğrudan ve öz-anlayış aracılığıyla psikolojik esnekliği yordadığı bulunmuştur. Ayrıca gerçekleştirilen bootstrapping işlemi sonrasında psikolojik kırılganlık ve psikolojik esneklik arasında öz-anlayışın aracılığının anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve bundan sonra yapılacak araştırmalar ve alanda çalışanlar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik kırılganlık, Öz-anlayış, Psikolojik esneklik, Yapısal eşitlik modeli.

Lise öğrencileriPsikolojik esneklikPsikolojik kırılganlık+4
Ayşegül Ülker
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yas belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerine uygulanan EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının etkisi

Bu araştırmanın amacı, yas sürecinde TSSB belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerine uygulanan EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının etkisinin deneysel olarak sınanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada, öntest sontest izleme kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya ili Selçuklu ilçesinde bulunan bir ilkokulun üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Bu araştırma doğrultusunda, öğrencilere araştırmanın başında travma taraması yapılmıştır. Travma taraması sonrasında benzer travmalara (yas) sahip olan öğrencilere Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği (CPSS) uygulanmıştır. Ölçeğin değerlendirilmesi sonucunda TSSB belirti düzeyleri yüksek çıkan öğrenciler içinden 6 öğrenci deney grubunu, 6 öğrenci ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmada deney grubuna EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programı uygulanmıştır. Programın uygulanmasının hemen sonrasında ve üç ay sonrasında deney ve kontrol gruplarına Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, bilgisayar ortamına aktarılmış ve "SPSS 25.0" paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri için, gruplar arası karşılaştırmada Mann Whitney U Testi kullanılırken; grup içi karşılaştırmalarda Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programına katılan deney grubu öğrencilerinin, Çocuklarda ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirti Ölçeği'nin tüm alt boyutlarına ait puan ortalamalarının anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Farklılığın hangi ölçümlerden kaynaklandığını belirlemek için yapılan çoklu karşılaştırma testleri sonucunda, deney grubu öğrencilerinin kaçınma alt boyutu puan ortalamasının, ön testten son teste doğru; yeniden yaşantılama ve aşırı uyarılma alt boyutları puan ortalamalarının ise ön testten izlemeye doğru anlamlı olarak azaldığı görülmüştür. Bununla birlikte gruplar arası karşılaştırmada yeniden yaşantılama, kaçınma ve aşırı uyarılma puanlarının, izleme ölçümlerinde deney grubunun lehine olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda EMDR odaklı grupla psikolojik danışma programının yas sürecinde TSSB belirtileri gösteren ilkokul öğrencilerinin belirtilerini azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Yas, TSSB, İlkokul öğrencileri, EMDR, Grupla psikolojik danışma, Deneme modeli

Grupla psikolojik danışmaGöz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden işlemePsikolojik danışma+6
Esra Teke
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitimle öğrenim gören üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları, İngilizce özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada ile Necmettin Erbakan Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin demografik özellikleri (cinsiyet ve sayısal- sözel bölüm değişkeni) doğrultusunda "çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri" arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020- 2021 eğitim öğretim yılında, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksekokulu uzaktan eğitim yoluyla ders alan ve İngilizce hazırlık sınıflarında öğrenim gören 371 öğrenci katılmıştır. Veriler "Demografik Bilgi Formu", Usta, Uysal ve Okur (2016) tarafından geliştirilen "Çevrimiçi Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği", Yanar ve Bümen (2012) tarafından geliştirilen "İngilizce ile ilgili Özyeterlik İnancı Ölçeği" ve Diker Coşkun (2009) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği" yoluyla elde edilmiştir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırma sonuçları için bir istatistik paket programından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları orta düzeyde bulunurken, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları orta düzeyden biraz yüksek ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri ise orta düzeyin biraz altında bulunmuştur. Cinsiyetlerine göre öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir farklılık bulunurken, İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerinde cinsiyetin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sayısal- sözel bölüm değişkeninin İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunurken; İngilizce ile ilgili özyeterlik inançları ve yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları ile yaşam boyu öğrenme eğilimleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır. Fakat öğrencilerin İngilizce özyeterlikleri ile çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı pozitif yönde, düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile İngilizce özyeterlikleri arasında negatif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, İngilizce Özyeterlik inancı, Çevrimiçi öğrenmeye yönelik tutum, Yaşam boyu öğrenme

Hazırlık sınıflarıTutumlarUzaktan eğitim+7
Ceren Doğan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ilkokul öğrencilerinin ebeveyn tutumları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma genel tarama modellerinden okul survey yöntemine uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu 270 erkek, 273 kadın olmak üzere 543 kişiden oluşmaktadır. Çalışma grubunun yaş ortalaması ise 7.990±1.276 olarak bulunmuştur. Araştırmada ilkokul öğrencilerinin saldırganlıklarına ilişkin veriler 'Çocuklar için Saldırganlık Ölçeği Anne-Baba Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Ebeveyn tutumlarına ilişkin veriler ise 'Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)-B Formu' kullanılarak elde edilmiştir Çalışmanın hipotez testi aşamasında ölçüm puanların normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile ölçülmüştür. Shapiro-Wilk testi bulgularına göre ölçüm puanlarının normal dağılıma uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgu ışığında, iki bağımsız grup kıyaslama testlerinden Mann-Whitney U testi ve iki sayısal ölçüm arasındaki ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek için Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kız öğrencilerin saldırganlık toplam puanları erkek öğrencilere göre daha düşüktür. Ayrıca kız öğrencilerin sözel saldırganlık, nesne ve hayvanlara yönelik saldırganlık ve kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık alt boyut puanları erkek öğrencilere göre daha düşük bulunmaktadır. Bulgular incelendiğinde demokratik tutum ve kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler; baskıcı ve otoriter tutum ve kışkırtılmış fiziksel saldırganlık puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler; aşırı hoşgörülü tutum ile kışkırtılmadan gerçekleşen fiziksel saldırganlık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bulgular incelendiğinde öğrencilerin anne-baba çocuk yetiştirme tutum ölçeği toplam puanları ile ebeveyn değerlendirme ölçeği toplam puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ana-baba tutumuSaldırganlıkÖlçekler+1
İlknur Şakar
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İlişkilerde temel psikolojik ihtiyaçlar ve ilişki doyumunda sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların doyum düzeyi ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyotelizm ve sosyal medya bağımlılığının aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde eğitim gören 765 kadın (%79.9) ve 193 erkek (%20.1) olmak üzere toplam 958 üniversite öğrencisi araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılar 17-29 yaş arasındadır ve yaş ortalamaları 21.10'dur (S.D.= 1.92). Bu araştırmada katılımcıların kişisel bilgileri için demografik bilgi formu, Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği, Genel Sosyotelist Olma Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu ve İlişki Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında geliştirilen Glasser'in Seçim Teorisi temelli Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği için yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmalarına 675 kadın (%74.6) 229 erkek (%25.4) olmak üzere toplamda 904 üniversite öğrencisi katılmıştır (yaş ranj= 18-29, yaş ortalaması= 21.44, S.D.= .065). Uyum geçerliği için Öz Belirleme Kuramı temelli İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, uyum geçerliği, test tekrar test ve madde toplam korelasyon katsayısı analizleri sonuçlarına göre ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde sevgi/ait olma, güç ve özgürlük ihtiyaçları ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü olduğu bulunmuştur. Yapılan Bootstrapping yönteminde eğlence ihtiyacının ilişki doyumu üzerinde dolaylı etkisinin anlamlı olduğu görülmüş ancak Sobel testinde bu ilişkide sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizmin aracı rolü olmadığı görülmüştür. Romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide eğlence ihtiyacı dışındaki ihtiyaçlar için sosyotelizmin aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak sosyotelizm ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide sosyal medya bağımlılığının aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Bulgular incelendiğinde romantik ilişkilerde temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının ilişki doyumunu etkilediği, sosyal medya bağımlılığı ve sosyotelizm bu ilişkide aracı role sahip olduğu bulunmuştur. Bu modelden elde edilen sonuçlar evlilik öncesi danışmanlığında ve çift danışmanlığında saha çalışanlarına yardımcı olabilir. Bunlara ek olarak araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sonraki araştırmalara yönelik öneriler de araştırma kapsamında sunulmuştur.

BağımlılıkPsikolojik ihtiyaçlarSosyal medya+5
Hüseyin Buğra Karaman
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşam pozisyonları ile kişiliğin karanlık yönleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları ile kişiliklerinin karanlık yönleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinde öğrenim görmekte olan 246'sı (%80.1) kadın, 61'i (%19.9) erkek olmak üzere toplam 307 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılacak verileri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam Pozisyonları Ölçeği", "Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği", "Kindarlık Ölçeği" ve "Bencillik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi için SPSS 21.00 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, yordayıcı ilişkileri belirlemek için Çoklu Regresyon Analizi ve üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özellikleri, kindarlık ve bencillik düzeylerini sosyo-demografik faktörler açısından incelemek için Bağımsız Örneklemler için T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları cinsiyet, sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin karanlık üçlü kişilik özellikleri (Makyavelizm, psikopati ve narsizm) cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; kardeş sayısına göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin kindarlıkları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin bencillikleri öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile karanlık üçlü kişilik özelliklerinin alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özelliklerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile kindarlık arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, kindarlığı anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile bencillik ve alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, bencilliği anlamlı düzeyde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam Pozisyonları, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Kindarlık, Bencillik.

BencillikKaranlık kişilik özellikleriKaranlık üçlü+5
Hüseyin Kök
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen motivasyonunu etkileyen veli tutum ve davranışları

Bu araştırma, öğretmen motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediğinin ve eğer etkileniyorsa bunun olumlu ya da olumsuz etkilerinin neler olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde Konya ile Karatay ilçesinde resmi ortaokul ve imam hatip ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu maksimum çeşitlilik örneklem yöntemine göre seçilmiş olup katılımcıların cinsiyeti, branşı, mesleki kıdemi, mezuniyet durumu, görev yaptığı kurumun türü, çalıştığı okuldaki velilerin sosyoekonomik durumları ve katılımcıların öğrenci velisi olup olmama durumları göz önünde bulundurularak seçim yapılmıştır. Araştırma süreci içerisinde verilen kriterlere uygun 19 öğretmenle görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma sürecinde, katılımcı görüşleri doğrultusunda öğretmenlerin motivasyonlarının veli tutum ve davranışlarından etkilenip etkilenmediği sorgulanmıştır. Öğretmenlerin ifadeleri doğrultusunda karşılaştıkları olaylar ve araştırma amacına yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamının veli tutum ve davranışlarından etkilendiği tespit edilmiştir. Yine katılımcıların çoğunluğunun görüşleri doğrultusunda bu etkinin olumsuz olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin olumlu ya da olumsuz etkilenmelerinin veli tutum ve davranışına göre değiştiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda takdir edilme, öğrenci ile ilgilenme, velilerin bilinçlenmesi, güven, destek ve saygı gibi temaların öğretmen motivasyonunu yükselttiği; destek olmama, güvensizlik, saygısızlık, takdir etmeme, bilinçsizlik ve yetersizlik gibi temaların ise öğretmen motivasyonunu düşürdüğü tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğretmen motivasyonunu olumlu ve olumsuz yönde etkileyen veli tutum ve davranışları araştırılırken öğretmenlerimizin eğitim öğretim sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm yolları uyguladıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda, sürecin daha iyi işlemesi ve öğretmen-veli ilişkisinin daha sağlam temellere oturtulması adına görüş ve öneriler alınmıştır. Veli tutum ve davranışlarının öğretmenlerin mesleki motivasyonları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve özellikle motivasyonlarını düşüren tutum ve davranışların önüne geçilmesinin gerekliliği sonucu çıkartılmıştır.

Aile tutumuMotivasyonOrtaokul öğretmenleri+4
Yasin Nuri Gölezlioğlu
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin çatışma çözme becerilerinin, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ergenlik dönemindeki öğrencilerin çatışma çözme becerilerinin, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Konya'nın Selçuklu ilçesinde üç ortaokulda 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 12-14 yaş aralığındaki toplam 404 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'', '' Çatışma Çözüm Becerileri Ölçeği'', ''Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'' ve ''Bilişsel Esneklik Envanteri'' kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Ölçme araçlarından alınan veriler SPSS 21.00 paket programına aktarılıp araştırmacı tarafından analiz gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde normallik, uç değer, homojenlik ve doğrusallık testi yapılmıştır. Parametrik teste geçmeden önce çoklu doğrusallık için gerekli olan varsayımlar sınanmıştır. Değişkenlerin yordama gücünü tespit etmek için Çoklu Regresyon Analizine başvurulmuştur. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni açıklama oranlarını ortaya çıkarmak amacıyla Çoklu Regresyon Analizi kullanılmış, göreceli açıklama düzeyleri standardize edilmiş Beta değerleri ile karşılaştırılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Cinsiyete göre farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla ilişkisiz örneklemler için t testi analizi, yaşa göre farklılık olup olmadığını tespit etmek amacıyla ilişkisiz örneklemler için Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda bağımsız değişkenlerden psikolojik sağlamlığın çatışma çözme ölçeğinin alt boyutlarından bütünleşme, uyma, kaçınma ve hükmetmeyi anlamlı düzeyde yordamadığı ortaya çıkmıştır. Bilişsel esneklik değişkenine bakıldığında bütünleşme, uyma ve hükmetme alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Kaçınma alt boyutunu ise anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür. Bilişsel esneklik ve bütünleşme alt boyutu arasındaki beta katsayısına bakıldığında negatif değerde olduğu görülmektedir. Yani bilişsel esneklik ile bütünleşme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Bilişsel esneklik değişkeni ile çatışma çözmenin uyma ve hükmetme alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Kız ve erkek gruplarının çatışma çözme alt boyutlarından uyma, bütünleşme, kaçınma ve hükmetme ölçeğinin puan ortalamaları arası anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yani grupların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Farklı 3 yaş grubuna ait 404 kişilik öğrenci grubunun, çatışma çözme alt boyutundan hükmetme, uyma, bütünleşme ve kaçınma arasında fark olup olmadığını sınamak için, yaşlarına göre oluşturulan grupların alt boyutların hepsinin puanlarının ortalamaları karşılaştırılmış, test sonunda öğrencilerin ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir.

Bilişsel esneklikErgenlerErgenlik+4
Burcu Aslan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik ihtiyaçları, geleceğe ilişkin tutumları ile algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik ihtiyaçları, geleceğe ilişkin tutumları ile algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir çalışma olan bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verileri toplamak amacıyla etik kurul onayı ve kurum izni alındıktan sonra gönüllülük esasına dayalı olarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 295 kadın (%43,6) 381 erkek (%56,4) olmak üzere toplam 676 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği, Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programına aktarılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, One Way ANOVA, Pearson korelasyon analizi, çok değişkenli doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puan ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin fakülte/yüksekokul değişkenine göre yapılan karşılaştırma sonucunda; Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik puan ortalamasının hem Mimarlık ve Tasarım Fakültesi hem de Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puan ortalamalarının sınıf düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bu araştırmada Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ile Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından olumlu ve planlı; Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından başarı, ilişki, özerklik ve başatlık arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ile Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından kaygılı alt boyutu arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çok değişkenli doğrusal regresyon analizi sonucunda Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği alt boyutlarından olumlu ve planlı alt boyutun gelecekteki istihdam edilebilirlik algısı puanları üzerinde yordayıcı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Yeni Psikolojik İhtiyaçları Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarından başarı, ilişki ve özerklik alt boyutunun gelecekteki istihdam edilebilirlik algısını yordadığı bulunmuştur.

Algılanan istihdam edilebilirlikMesleki gelecekPsikolojik ihtiyaçlar+4
Merve Gül Koçakoğlu
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kişilik özellikleri ile çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin kişilik özellikleri ile çatışma yönetim strateji düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek ve aralarında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evreni, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gazze ilinde devlet okullarında görev yapmakta olan ortaokul müdürlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Gazze'de basit seçkisiz örnekleme tekniğiyle seçilen devlet ortaokullarında görev yapan 275 okul müdüründen oluşmaktadır. Tarama modelinde betimsel bir nitelik taşıyan araştırmada, veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu ve iki adet ölçek kullanılmıştır. Ölçeklerden biri "Kişilik Özellikleri Ölçeği", diğeri ise "Çatışma Yönetim Stratejileri Ölçeği"dir. Veriler elektronik ortam aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada ortaokul müdürlerinin kişilik özelliklerinin duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, açıklık, geçimlilik ve sorumluluk boyutlarının çatışmayı çözme stratejilerinin hükmetme, kaçınma, uzlaşma ve ödün verme boyutlarıyla ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca ortaokul müdürlerinin kişilik özelliklerinin sosyo-demografik özelliklerden olan cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, medeni hal ve kurum statüsü değişkenleriyle ilişkisi incelenmiştir. Verilerin analizinde geçerlik ve güvenilirlik testleri ile faktör analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik özellikleri frekans ve yüzde aracılığıyla belirlenirken, ölçeklerden elde edilen verilerin normal dağılıp dağılmadığını saptamak için Kolmogorov-Smirnov testi yapılmıştır. Normal dağılım gösteren veriler parametrik testlerle (t testi ve Anova) analiz edilmiştir. Ayrıca, iki ölçek verileri arasındaki ilişkiyi saptamak için Pearson korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre, okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algılarının cinsiyet değişkenine göre farklılaşmadığı; kişilik özelliklerinin ise geçimlilik ve sorumluluk boyutlarında kadınlar lehine anlamlı derecede farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejilerinin yaş değişkenine göre hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı; kişilik özelliklerinin ise duygusal dengesizlik, dışa dönüklük ve sorumluluk alt boyutlarında anlamlı derecede farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Diğer bir bulguya göre, okul müdürlerinin çatışma strateji yönetim algılarının öğrenim durumuna göre sadece ödün verme alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılaştığı; kişilik özelliklerinin ise dışa dönüklük ve açıklık alt boyutlarında anlamı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Okul müdürlerinin çatışma strateji yönetim algılarının sadece uzlaşma alt boyutunda medeni hallerine göre farklılaştığı tespit edilirken öte yandan kişilik özelliklerinin hiçbir alt boyutunda anlamlı düzeyde farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algı puanlarının ödün verme, hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; kişilik özelliklerinin ise duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, geçimlilik, sorumluluk boyutlarında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği saptanmıştır. Diğer bir bulguya göre, okul müdürlerinin çatışma yönetimi stratejileri algı puanlarının kurum statüsü değişkenine göre sadece hükmetme ve kaçınma alt boyutlarında; kişilik özelliklerinin ise açıklık dışındaki diğer boyutlarda anlamlı dercede farklılaştığı tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri sonuçlarına bakıldığında, okul müdürlerinin çatışma çözme stratejilerine ait alt boyutlar ile okul müdürlerinin kişilik özelliklerine ait alt boyutlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu görülmektedir. Elde edilen bu verilere dayanarak okul müdürlerinin çatışma yönetirken kullandıkları stillerin kişilik özelliklerinden etkilendiği söylenebilir. Yani kişilik özelliklerinin çatışma yönetme becerisi üzerinde önemli bir rol oynadığı ifade edilebilir. Araştırma sonucunda ise elde edilen bulgulara dayalı olarak araştırmacı ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Beş faktör kişilik modeli, çatışma, çatışma yönetim stratejileri, kişilik, yönetici.

Beş faktör kişilik modeliKişilikKişilik özellikleri+4
Heba S. A. Olwan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ, otantiklik ve öz tiksinme düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ, otantiklik ve öz tiksinme düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunda, Türkiye'nin çeşitli devlet üniversitelerinde 2022 yılında eğitim görmekte olan üniversite öğrencileri yer almaktadır. Bu araştırmanın modeli, nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel taramadır. Araştırmanın çalışma grubunda 440 kadın ve 115 erkek olma üzere toplamda 555 üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği–Kısa Formu, Öz Tiksinme Ölçeği-Revize Formu ve Otantiklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde, SPSS 21 paket programı kullanılmıştır ve bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, değişkenlerin cinsiyete göre farklılaşma düzeyini belirlemek için yapılan t testi analizlerine göre, erkeklerin duygusal zekâ ve otantiklik düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu, öz tiksinmenin ise cinsiyetler arasında bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Değişkenlerin gelir durumuna göre farklılaşma düzeyi için yapılan tek yönlü varyans analizine göre duygusal zekâ düzeyi, yüksek gelire sahip bireylerde daha yüksek, öz tiksinme ise düşük gelire sahip bireylerde daha yüksek bulunmuştur. Otantiklik düzeyi ise gelir durumu grupları arasında bir farklılık göstermemektedir. Korelasyon analizine göre duygusal zekâ ile otantiklik arasında pozitif yönlü, duygusal zekâ ile öz tiksinme arasında negatif yönlü ve otantiklik ile öz tiksinme arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan çoklu regresyon analizlerine göre duygusal zekânın alt boyutları ile otantikliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Duygusal zekâya ilişkin iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik alt boyutlarının birlikte otantiklik puanlarındaki değişimin %53'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca duygusal zekânın alt boyutları ile öz tiksinmenin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Duygusal zekâya ilişkin iyi oluş, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik alt boyutlarının birlikte öz tiksinme puanlarındaki değişimin %41'ini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal zekaOtantiklikÖlçekler+2
Merve Nur Doğan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarının okul yöneticilerinin erdemli liderliği açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarının okul yöneticilerinin erdemli liderliği açısından incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ile Ereğli ilçesinde görev yapan 2069 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kümeleme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde 388 kişiye ulaşılmıştır. Bu çalışmada Yıldırım ve Kahveci (2019) tarafından uyarlanan Erdemli Liderlik Ölçeği ve Telef (2013) tarafından uyarlanan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Veriler topladıktan sonra araştırma verilerinin normal dağılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda cinsiyet değişkeni açısından bir farklılaşma bulunup bulunmadığı Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi ve eğitim kademesi değişkenleri açısından farklılaşma durumunu incelemek amacıyla Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları ve okul yöneticilerinin erdemli liderliği arasındaki ilişkinin saptanması amacıyla Spearman's Rho korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların psikolojik iyi oluşları ile demografik değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Katılımcıların erdemli liderlik davranışlarına yönelik algılarının cesaret alt boyutu ile yaş ve mesleki kıdem değişkenleri ve tüm alt boyutlar ile eğitim kademesi değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Son alt probleme ait araştırma sonucunda öğretmenlerin psikolojik iyi oluşları ile okul yöneticilerinin erdemli liderliği arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin psikolojik iyi oluşu için okul yöneticilerinin erdemli davranmasını sağlayacak mesleki faaliyetler uygulanmalıdır.

Erdemli liderlikLiderlikOkul yöneticileri+3
Ebru Ülken
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde hakkaniyet: Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği

Temel insan haklarından biri de eğitim hakkıdır. Ulusal ve uluslararası yasal metinlerde eğitim hakkından sıklıkla bahsedilmektedir. Ancak üst yasal metinlerde geçen eğitim hakkı kavramının neleri kapsadığı, içeriğinin ne olduğu, nasıl anlaşılması gerektiği konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksikliklerin en büyük sebebi ise eğitim hukuku alanına yeterince önem verilmemesi ve eğitim hukuku alanında yapılan çalışmaların oldukça az sayıda olmasıdır. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin eğitim hakkını düzenleyen 13. maddesine yönelik komite tarafından yayımlanan 13 Numaralı Genel Yorum çerçevesinde yer alan devletin yükümlülüklerinden yola çıkarak, Konya ilindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin yaşam hikayeleri doğrultusunda eğitimde adaletin tam anlamıyla uygulanıp uygulanmadığını ortaya koymak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Konya ilinde eğitim vermekte olan toplam beş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş 19 katılımcı araştırmada yer almaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularına vermiş oldukları cevaplardan yola çıkarak çözümlenen veriler; mevcudiyet, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik ve uyarlanabilirlik olmak üzere dört başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitim hakkına ulaşmada zorluklar yaşadığı, eşit nitelikli eğitim fırsatını yakalayamadıkları, sosyoekonomik ve sosyokültürel yönden dezavantajlı konumdan geldikleri ve okudukları lisede bu dezavantajlı konumun daha çok belirginleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ülkelerin kalkınmasında ve sanayileşmesinde büyük öneme sahip olan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri'nin kuruluş amacına hizmet etmeleri için çocukların eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanması ve bütüncül, kapsayıcı tedbirler alarak eğitimde adaletin sağlanması gerekmektedir.

Anadolu meslek liseleriAnadolu teknik liseleriEğitim hakkı+5
Fatmanur Pekhamarat Çağman
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığı ile merhamet düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerde internet bağımlılığı ile merhamet düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2022 – 2023 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ili merkez ilçelerinden Onikişubat ilçesindeki resmi ortaöğretim okullarında öğrenime devam eden ergenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 209 kadın, 241 erkek olmak üzere toplamda 450 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma grubunda bulunan ergenlerin demografik bilgilerinin belirlenmesi için Kişisel Bilgi Formu, internet bağımlılığı düzeylerinin belirlenmesi için Ergenler için İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve merhamet düzeylerinin belirlenmesi için Merhamet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizi için Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; ergenlerin internet bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf, okul türü ve algılanan ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür. İnternet kullanım amacı ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ergenlerin merhamet toplam puanının sınıf ve algılanan ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülürken, cinsiyet, okul türü, internet kullanım amacı ve internet kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Ayrıca internet bağımlılığı ile kendine merhametli olma alt boyutu ile pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki; başkalarına merhametli olma, diğer canlılara merhametli olma alt boyutları ve merhamet toplam puanı ile negatif yönlü düşük düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ek olarak, merhamet puanlarının internet bağımlılığı puanlarındaki varyansın %5.9'unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular alan yazındaki bilgiler doğrultusunda tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

BağımlılıkErgenlerLise öğrencileri+5
Beyza Akdamar
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonları mesleki doyumları ve zenofobik davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışma, sınıflarında yabancı uyruklu öğrenciler bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu, mesleki doyum ve zenofobik davranışları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, Kilis ilinde görev yapan ve sınıflarında yabancı uyruklu öğrencileri bulunan sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu, mesleki doyumu ve zenofobik davranışları arasındaki ilişkiyi araştırmayı hedeflemiştir. Çalışma verileri toplanmadan önce Necmettin Erbakan Üniversitesi Etik Kurulu'ndan izin alınmıştır. Daha sonra bu izin doğrultusunda Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden araştırmanın okullarda sınıf öğretmenlerine uygulanması için araştırma izni alınmıştır. Çalışmaya katılan öğretmenlere araştırma amacı, onam formu ve araştırma izinleri verilmiş ve gönüllü olarak katılan kişilerden veriler toplanmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Başarı motivasyonu ölçeği, mesleki doyum ölçeği ve zenofobi ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak gruplar arasındaki farklar incelenmiş, anlamlı farklılıklar tespit edildiğinde post-hoc analizler gerçekleştirilmiştir. Başarı motivasyonu ve mesleki doyumun zenofobik davranışları yordayıp yordamadığına dair regresyon analizi yapılmıştır. Bu sonuçlara göre, zenofobik davranışların yordanmadığı, başarı motivasyonunun ve zenofobinin mesleki doyumu yordadığı bulunmuştur. Bu analizde, mesleki doyum faktörünün başarı motivasyonu tarafından %27 oranında yordandığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, sınıf öğretmenlerinin başarı motivasyonu ve mesleki doyum düzeylerinin zenofobik davranışlar üzerinde etkili olmadığı gösterilmiştir. Ancak, öğretmenlerin bazı demografik özelliklerinin zenofobik davranışlar üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, medeni durum ve yaş özelliklerine göre zenofobik davranışların artış veya azalış gösterdiği ortaya çıkmıştır. Başarı motivasyonu açısından sınıfındaki yabancı öğrenci oranı ve kıdem yılına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum için ise yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık bulunmuştur. Ayrıca, yüksek başarı motivasyonunun öğretmenlerin mesleki doyumunu olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ancak, zenofobik davranışların mesleki doyumu anlamlı düzeyde yordamadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Kilis ilinde bulunan sınıf öğretmenleri açısından zenofobik davranışların yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu konuda çeşitli nitel veya nicel araştırmalarla konunun daha fazla incelenmesi bilim açısından yararlı olacaktır.

BaşarıMotivasyonSınıf öğretmenleri+6
Halil Özkaraca
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The education system in Afghanistan and recent curriculum attempts

This paper is a Ph.D. study which focuses on the Education System in Afghanistan. The research discusses the education system and curriculum development activities in dif-ferent periods of education from the past to present. It focuses on the emergence of modern education, the latest condition of education in the country, and the improvement of educa-tion for the future in Afghanistan. The study specially focuses on the education system and curriculum activities in the last twenty years from 2001 to 2021. It's a qualitative study con-ducted through document analysis technique. Reports, laws and regulations, national strate-gic plans, annual education reports of the ministry of education and some special books re-lated to education is used for data and analyzed to find out solution to the problem of the research. This paper provides recommendations for the education specialist in Afghanistan to be able to develop a stable and national education system and curriculum for primary and secondary levels. Keywords: Education, Curriculum, Syllabus, Curriculum Development, Afghanistan Education System, Teaching Material, Textbook and Education Structure

AfghanistanTextbooksEducation+4
Qeyamuddın Mubashır
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Transition to the maternal identity in Turkey: A qualitative study

The transition to motherhood is one of the important transformations in life for a woman. It is known that maternal identity is constructed socially as well as biologically. Therefore, a woman's transition to motherhood is affected by many social and personal factors. Cultural background, age of motherhood, and educational status of the mother are some of these factors. The current study explored women's expectations about motherhood and their first experiences after birth during the transition to motherhood. The aim of this qualitative study was to investigate the transition to maternal identity of women in Turkey who have a university degree, have career goals, and became pregnant during the emerging adulthood period. Additionally, the study examined the influence of naturally occurring emotions and coping mechanisms during women's transition to motherhood on the formation of their maternal identity. Retrospective, semi-structured, in-depth interviews were conducted with eight mothers who became pregnant during the period of emerging adulthood. The findings were analyzed using the thematic analysis method. As a result, four main themes emerged. The themes were named as attitudes, never as expected, emergency valve and the birth of a versatile identity. Findings were discussed, and recommendations for counselors, and policymakers were developed. In the context of psychological counseling, the importance of preventive psychoeducational and social support programs during the transition to motherhood was emphasized.

Maternal experienceCareer goalIntergenerational transmission+2
Esra Büyük
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00