Sanat eğitimi

Bu konu başlığı altında 359 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat ve tasarım eğitiminde hibrit uygulamalar: Karıştırılmış gerçeklik (Mixed reality) uygulamalarının incelenmesi

Sanat ve tasarım eğitiminde geleneksel yöntemler ile gerçekleştirilen çizim ve objelerin yeniden üretilmesi, alternatifler oluşturulması ve çoğaltılması için zaman ve malzemenin etkin ve verimli kullanımı önemli unsurlardır. Hâlihazırda tasarım süreçlerinde kullanılan bilgisayar destekli tasarım uygulamaları bu süreçlerin zenginleştirilmesi yönünde her geçen gün dinamik gelişmeleri barındırmaktadır. Dijital ortam destekli tasarım uygulamaları özellikle ürün tasarımı, mimarlık, sanat ve tasarım alanının çeşitli dalları gibi çalışma alanlarının önemli bir gereci olması nedeniyle ihtiyaca göre teknolojik gelişmeler 2 boyutlu, 3 boyutlu modelleme ve görselleştirme araçlarının yanında sanal, arttırılmış ve karıştırılmış gerçeklik uygulamalarını da kullanıcılara sunmaktadır. Bu teknolojik gelişmeler arasında karşımıza karıştırılmış gerçeklik uygulamaları çıkmış ve bu teknoloji önceki uygulamalara yeni bir boyut daha ekleyerek çalışmaların etkinliğini artırmıştır. Gerçek dünyadaki mevcut fiziki objeler ve bilgisayarda üretilen sanal objelerin etkileşimine olanak sağlayarak tasarım sürecinde gerçeklik durumunu ve algısını mantıksal olarak daha da artırarak çalışma imkânı sağlayan bu teknolojinin mevcut önerisi ve geliştirilme potansiyelleri bu çalışmanın konusudur. Mevcut sanat ve tasarım ortamları fiziki, teknolojik ve yardımcı materyal desteğiyle yaratıcılığın artırılması, yeni fikir ve cesaretlendirici ortam ve projelerin geliştirilmesi konusunda kimi zaman çeşitlilik sunmakta sınırlı kalabilmektedir. Bu duruma karıştırılmış gerçeklik uygulamalarının potansiyeli perspektifinden bakıldığında hem dijital üretim hem de somut ürün ve mekân üretimlerine dair öğrencilerine yaratıcılıklarının destekleyebileceği yönünde olumlu bir düşünce sunulmaktadır. Bu teknolojiye dair deneysel çalışmalar yerini sistemli eğitim ortamlarına bırakmıştır. Bu çalışmada geleneksel ve yeni teknolojilerin bir araya gelerek sanat ve tasarım eğitimi ortamlarında karıştırılmış gerçeklik stüdyolarının da oluşturulabileceğine işaret edecektir. Geleneksel eğitim alışkanlıkları uzun ve geniş tabanlı birikim ve deneyim sonucu oluşmuş, çeşitli kültür, görgü ve ihtiyaçlara göre şekillenmiş önemli veriler içerir. Bu nedenle yeni bakış açıları ve yeni teknolojiler ile buluşmada çok önemlidir ve değişmezlerin tanımlanması anlamında göz ardı edilmemelidir. Yaratıcılığın söz konusu olduğu alanlarda kişilerin belli düzeylerde el becerisine ve buna dönük bilgi birikimine sahip olması önemli bir gerekliliktir. Bununla birlikte, sanat ve tasarım alanları içerisinde uyumlandırılacak teknolojik alt yapılar, var olan eğitim sürecine katkı sağlayabilir ve eksikleri gidermekte yardımcı olabilir. Karıştırılmış gerçeklik, bugüne kadar geliştirilmiş dijital tasarım uygulamaları arasında, insanın değişmez gerçeklik algısı ve temel reflekslerine uyumludur. Bu nedenle birbirinden farklı disiplinlerle çalışma, etkileşim sağlama ve iş birliği kurma projeleri bu teknolojinin sunduğu önemli bir olanaktır.

Bilgisayar destekli tasarımHibrit öğrenmeKarıştırılmış gerçeklik+4
Hande Yazıcı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat, dissosiasyon ve kişilik

Bu çalışmada Durumsal Dissosiasyon Ölçeği (SSD) , Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği-2 (DES-II) ve Zuckerman-Kuhlman Kişilik Envanteri: Alternatif Beş Faktör Modeli'nin (ZKPQ) psikometrik özellikleri çalışılmıştır. Durumsal Dissosiasyon Ölçeği ve Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği Türkçe'ye kazandırılmıştır. Sanat öğrencilerinin mesleki uygulamaları esnasında durumsal dissosiasyon skorlarının, normal popülasyondan anlamlı şekilde farklılaştığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Dissosiasyon, Kişilik

AyrışmaKişilikSanat+2
Elif Terziköy
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimler ve kültür kültürel belediyecilik kapsamında Büyükçekmece belediyesi: (2014-2018) örneği

Kültür, bir insanın hayatındaki inançları, örf ve adetleri, gelenekleri, değerleri, kuralları, bilgi ve becerileri, bulunmuş olduğu çevreden veya toplumdan kazanmış olduğu alışkanlıklardır. Kişinin kültürü kendi hayatıdır. Her hayat bireysel kültürü, bireylerden oluşan ortak kültürde toplumsal kültürü yansıtır.Bireyin, toplumun, kurum ve kuruluşların, devletlerin kendine özgü kültürleri vardır. En çekirdek kültür olan bireyin kültürü devletlerin kültürünü oluşturur. Dünyadaki birçok sorun birey, toplum ve devletlerin kültür sorunudur. Dünyanın belirli bölgelerinde açlık ve sefaletin olması, savaşların olması, iç karışıklıkları eksik olmaması bilinçsiz oluşan kültürden ve eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Bu manada merkezi iktidarların eğitim ve kültürel alanda ki çalışmalara önem vermesi gerekmektedir. Merkezi iktidarın yetersiz kaldığı alanlarda halka en yakın kuruluşlar olarak mahalli idarelere, özellikle özerk bütçeye sahip belediyelere de görevler düşmektedir. Türkiye'deki belediyelerin yürüttüğü eğitim ve kültür hizmetlerinin başarısı; bu hizmetlerin tüm hizmetler içinde taşıdığı önem ve belediye başkanlarının entelektüel yapıları ile de yakından ilgilidir. Kültür ve sanata karşı ilgisiz, eğitimin birey ve toplum için ne derece mühim bir hizmet dalı olduğunun bilincine ulaşamamış bir başkanın yönetimindeki belediyeler, kuşkusuz ki söz konusu hizmetleri ihmal edeceklerdir.Yerel yönetimler bulundukları mekânı etkileme potansiyeli en yüksek kurumların başında gelmektedir. Bu sebeple yerel yönetimler eşitlik ve tarafsızlık göz önünde bulundurarak, yerel alt kültürleri yok saymadan faaliyetleri gerçekleştirmelidir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Kültür, Eğitim, Sanat

EğitimKültürKültür ortamı+5
Pınar Çolak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Bölümü mezunu çizerlerin Türk karikatür ve illüstrasyon sanatına katkıları

1919 yılında Almanya'nın Weimar kentinde kurulan Bauhaus sanat ve tasarım okulu 1933 yılında Hitler tarafından kapatıldıktan sonra eğitim anlayışı dünyanın çeşitli ülkelerinde devam ettirilmiştir. Bauhaus'un sanat anlayışının devamı niteliğinde ve Alman eğitmenlerin öncülüğünde Türkiye'de 1957 yılında eğitime başlayan Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu da 12 Eylül 1980'den sonra 1982 yılında Yüksek Öğretim Kanunu ile Marmara Üniversitesi'ne bağlanarak Güzel Sanatlar Fakültesi olarak yeni yapısıyla eğitim vermektedir. 1957'den Marmara Üniversitesinin bünyesine dahil edildiği 1982 yılına kadar İç Mimari, Dekoratif Resim, Tekstil, Seramik ve Grafik olarak toplam 5 bölümde binlerce mezun veren ve kısaca adına TATBİKİ denilen Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu (DTGSYO), Türkiye'de ilk kez endüstrinin ihtiyaçlarını karşılamada toplum yararına bir anlayışla sanat ile zanaatı birleştiren bir okul olmuştur. Tezimizde kısaca TATBİKİ olarak adlandıracağımız okul, 5 bölümde verdiği pek çok değerli mezunlarının yanı sıra özellikle o zamanki adıyla Grafik Sanatlar bölümünde Türkiye'nin basın, yayın, sanat ve kültür hayatında varlık göstermiş grafik tasarımcılar, çizerler ve illüstratörler yetiştirmiştir. Bu çalışmamızda Tatbiki'nin eğitim prensipleri ve özellikle Türkiye'de ilk olarak uygulanan Temel Sanat Eğitimi ve illüstrasyon dersleri ele alınmış, Tatbiki'nin 1982'de kapanmasına yakın dönemlerde grafik sanatlar bölümünden mezun olan ve zaman içinde çalışmalarıyla öne çıkmış sanatçıların çalışmalarının özellikleri ve grafik sanatına katkıları incelenmiştir.

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKarikatür+4
Erdem Çağla
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat eğitimiyle harmanlanmış sosyal duygusal öğrenmeye ilişkin görüşlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilkokul düzeyindeki öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerilerini geliştirmede sanat eğitiminin rolünü öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerini alarak tespit etmektir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yaklaşımı ile desenlenen araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesinde bir özel okulda görev yapan beş ilkokul sınıf ve branş öğretmeni, beş ilkokulda öğrencisi olan veli, beş ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Görüşmelerin bir kısmı yüz yüze yapılabilmişken bir kısmı pandemi dolayısıyla telefon görüşmesi ve mail yoluyla yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemine tabii tutularak incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların sanat eğitiminin, çocuklarda sosyal duygusal öğrenme becerilerinin gelişmesine pozitif yönde katkı sağladığı görüşü çıkmıştır. Sonuçlar doğrultusunda önerilere yer verilmiştir.

Sanat eğitimiSosyal-duygusal öğrenmeÖğrenme yöntemleri+1
Gülden Kantarcı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temel sanat eğitimi ve yeni açılımlar

?Bilmek yeterli değildir, uygulamak gerekir, istemek yeterli değildir, eyleme geçmek gerekir.? J.W.GoetheTemel sanat eğitiminden ne anladığımızı açıklamaya geçmeden önce: Temel sanat kavramı ve çağdaş düşünce üzerinde duralım. Çağdaş, sözcük anlamıyla aynı çağda, hatta aynı zaman diliminde yaşayan demektir. Ancak bir kavramın salt sözcük anlamından çok fazlasını içerdiğini, zamanla ona pek çok anlamlar yüklendiğini hepimiz biliriz. Çağdaşlık kavramı da sözcük anlamının ötesinde bir anlam taşımaktadır. O halde çağdaşlıktan ne anlıyoruz? Çağ nedir?Çağ deyince insanlık tarihinin belli aşamalarını anlarız. Çok gerilere baktığımız tarihsel gelişim içinde insanoğlunun etkinliğinin geri ve ileri aşamaları olduğunu görürüz. İnsanoğlu yaşam savaşında sürekli yeni buluşlarla çevresini oluşturmuştur, içinde bulunduğu koşullara göre kendi kültürünü yaratmıştır. Bu gelişim sürecinde birbirinden çok farklı kültürler oluşmuştur.Tarih bize bu kültürlerin, birbirlerinden ne denli değişik olursa olsun hepsinin, kimi daha önce kimi daha sonra aynı aşamalardan geçtiğini gösteriyor. Bu çok geniş soluklu gelişmenin tarihte gördüğümüz çeşitli kültürlerin taşıyıcısı olduğunu söyleyebiliriz.Çağımız için teknik çağ, bilgisayar ve endüstri çağı vb. deyimler de kullanıyoruz. Öyleyse günümüzde hangi değerlere temel değer diyebiliriz, genel geçer olarak kabul edebiliriz? Bunu kısaca ?Temel Sanat Eğitimi'ne? verilen değer diye yanıtlayabiliriz. İnsanın özgürlüğü çağımızın genel geçer değeridir ve insanın yaratıcılığına ve yapıcılığına olan inanç, çağımızın genel geçer inancıdır. Bu açıklamalardan sonra çağdaş düşüncenin ne olduğunu sorabiliriz.Çağdaş düşünce özgür düşüncedir, dogmalara bağlı olmayan ve koşullanmamış olan düşüncedir. Çağdaş düşünce bir konuyu nesnel düzlemde irdeler, eleştirir ve değişik yanlarında ele alarak doğruları açığa çıkarmaya çalışır. Bu nedenle ?Temel Sanat Eğitimini? de çağdaş düşünceye eleştirel düşünce de diyoruz.

Sanat eğitimiTemel sanat eğitimi
Kemal Kara
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dijital boyama kitaplarının görsel iletişim tasarım açısından incelenmesi ve uygulama önerisi

Bu tezin amacı, okul öncesi dönemde kullanılan dijital boyama kitabı uygulamalarının, eğitici içerikler taşıyabileceğini ve bu içeriklerin eğlenceli yöntemlerle çocuğa aktarılabileceğini göstermektir. Okul öncesi çocuğun en sık yaptığı aktivitelerden olan boyamanın, dijitalleşme çağı ile birlikte ki değişim süreci incelenmiştir. Dijital mecralara aktarılan boyama kitaplarının oluşum ve kullanım aşamaları 3-6 yaş grubunun yapabilirlikleri göz önünde bulundurularak, gelişim kuramları doğrultusunda araştırma sürdürülmüştür. Bu kuramlar doğrultusunda "oyun ile öğrenme" düşüncesi baz alınmış, çocuğun erken yaşta sanat terimleri ile tanışabilmesi için dijital bir platform tasarlanmıştır. Bu tasarım sürecinde var olan uygulamalar, görsel iletişim tasarım açısından incelenmiş, elde edilen sonuçlar doğrultusunda çocuğa hem keyifli vakit geçirtecek hem de sanat hakkında önemli bilgiler verecek aynı zamanda çocuğun işitsel ve görsel hafızasına paralel katkı sağlayacak bir çalışma yapılmıştır.

BoyamaDijital boyamaGörsel iletişim+5
Duygu Sezgin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Resim kursunun cezaevindeki tutuklu ve hükümlü kadınların üzerinde yarattığı etkileri: Bakırköy kadın kapalı ceza infaz kurumu

Sanatın gelişim süreci ve insanların iç dünyasındaki değeri ilk çağlardaki insanların yapmış oldukları üretimlerden itibaren gözlemlenebilmektedir. Sanat, semboller ve imgeler ile bir araç olarak yüzyıllar boyu kullanılmış, değişen insanların ve toplulukların ifade biçimi olmuştur. Günümüzde dinamik, değişken, iyileştirici ve dışavurumcu yapısı ön plana çıkarak önem kazanmış ve önemli bir bilim dalı olan psikolojide yerini almıştır. Psikoloji, sanatın katmanlarıyla birleşerek pozitif sonuç veren sağaltım metotları geliştirmiştir. Sanatın yaygın dalı olan görsel sanatlar, psikolojinin uygulamalı alanlarında "görsel sanatlar terapisi" tanımlamasıyla bir sağaltım yöntemi olarak kullanılmaktadır. Uygulama örneklerini dünyanın dört bir yanına taşıyan ve Türkiye'de de yerini bulan bu metotlardan biri "sanatla terapi" başlığı olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde toplumlar yeni hümanistik değer yapılanmalarını oluşturmakta ve sanatla terapiyi insanların öz saygınlığına, korkularına, tükenmişliğine, sevgisizliğine, hissizlik duygularına odaklayarak çalışmalarını sürdürmektedir. Korkunun güvene, öfkenin de şefkate dönüştürülebildiği bir süreçten söz edilmektedir. Bugün sanatın bu işlevi, sadece toplumsal normlarla uyumlu bir birliktelik sürdüren bireyleri kapsamamaktadır. Sanat artık bu çerçevenin dışına doğru genişleyerek, özel koşullar altında yaşayan insanlar için de bir ifade alanı yaratmaktadır. Bu tez çalışmasının örneklendirdiği gibi uzun zamandır farklılaştırılmış ve panoptikon mimari yapısı içinde hapis, nezaret altında tutma, tecrit, zorla çalıştırma, eğitim ve hastane gibi kurumların içinde yaşamakta olan insanlar için resim dersleri özgür ifade alanları olmaktadır. 20. yüzyılda başlayan yeni toplum sistemi içinde bütünü gözetlemek anlamına gelen "panoptikon" sistemi, bireyleri kendi gözetiminde tutarak belirli sınırlar içinde sağaltım ve motivasyon etkinlikleri oluşturmaktadır. 21.yüzyılda tüm dünyada yaygınlık kazanan bu sistemin kendi modelini, topluluklar üzerinde sessiz bir baskıyla görünür kıldığı ve bireyleri yalnızlaştırdığı, sosyologlar tarafından ifade edilmektedir. Panoptikon sisteminin yaygın olarak hapishanelerde uygulandığı bilinmektedir. Yalnızlaşan ve her an gözetlendiğini hisseden insanların davranışları böylece kontrol altına alınmaktadır. Bu ortam içinde bulunan bireylerde kişilik bozuklukları oluşabilmektedir. Panoptikon sistemi bu oluşuma karşı bir çözüm olarak sanatı ön plana çıkartmaktadır. Bu incelikli müdahale ile yapı içinde yaşamakta olan insanlara, sınırlı zaman ve alan içinde "ikincil savunma" olarak sanat üretim hakkı tanınmaktadır. Bu tez çalışması hapishane örneği üzerinden, toplumdan tecrit edilmiş insanların sanat yoluyla yeniden beceri kazanabilecekleri ve bu süreç içinde sağaltımlarını gerçekleştirebilecekleri düşüncesini referans almaktadır. Çalışma çerçevesinde Ekim 2015–Haziran 2016 tarihleri arasında Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalmakta olan adli ve siyasi tutuklu ve hükümlü kadınların yaptıkları resimlerden –kursa katılımları ve üretimdeki devamlılıkları esas alınarak- oluşan bir seçki incelenmiş, atölye çalışmalarında resim yapabilirlik süreçleri ortaya konmuştur. Tez çalışması kapsamında, kurs süresince katılımcıları gözlemleme ve onlarla birebir çalışma deneyimi edinilmiştir. Bunun sonucunda beceri gelişimleri, içerisinde bulundukları kapalılık ortamında baskılanmış olan duygularının resim aracılığıyla aktarımını ortaya koymuştur. Bu aktarım süreci içerisinde ortak ifade biçimleri, sembol ve renkler kullanıldığı belirlenmiş bunun yanı sıra gruplar arasında tercihe bağlı olarak farklılaşan sanat malzemesi kullanımı olduğu tespit edilmiştir.

Ceza infaz kurumlarıKadın suçlularKurslar+7
Eda Cığırlı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzik öğretmenliği anabilim dallarında geleneksel Türk sanat müziği dersinde uygulanan eğitim yöntemlerinin uzman görüşleri açısından karşılaştırmalı analizi

Bu araştırmada, müzik öğretmenliği bölümlerinde verilen Geleneksel Türk Sanat Müziği (GTSM) dersine giren öğretim elemanlarının izlediği yolların neler olduğunu belirlemeye çalışılmış, kullandıkları sistem, yöntem ve metotların neler olduğu, bunlar arasında benzerlik olup olmadığı konusunda uzman görüşleri alınmıştır. GTSM eğitiminin Arel - Ezgi - uzdilek ve meşk sistemleri üzerinde durularak uygulamalarındaki farklılıklar belirtilmeye çalışılmıştır. GTSM derslerine giren öğretim elemanlarına uygulanan görüşme formları değerlendirilerek analiz edilmiştir. Bu yönüyle bu araştırma nitel bir çalışmadır. GTSM eğitiminde var olan sistem ve yöntemlerin sabit bir metodu olmadığı gibi, uygulama kısmında da farklılıklar olduğu görülmüştür. Alınan sonuçlara göre GTSM derslerin de yer alan meşk yönteminin daha yoğun biçimde uygulanmasının daha yararlı olabileceği belirlenmiştir. Meşk yönteminin uygulanmasının yanında bilgisayar ortamlarındaki video ve ses kayıtları da, yöntemin daha nitelikli uygulanması konusunda yararlı olabileceği konusunda büyük oranda görüş birliği saptanmıştır. Uzman görüşlerinin ortak bileşenlerinden bir diğeri ise GTSM eğitimi için ayrılan sürenin yetersiz oluşudur.

Eğitim yöntemleriMesleki eğitimMüzik+4
İzzet Ceberut
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim sanat eğitiminde estetiğin rolü

Bu çalışmanın amacı, estetik eğitimin sanat eğitimindeki rolünü ilköğretim düzeyinde incelemektir. Bu çalışma nitel literatür taramasından, anlam kavramsal bileşenlerden oluşmaktadır, daha sonra farklı kavramlar arasındaki bağlantılar ve kavramsal ağlar arasındaki ilişki mantıksal olarak tanınır ve analiz edilir. Bu çalışmada, güzellik, estetik, eğitim, sanat ve sanat eğitimi kavramları, sanat eğitimi yaklaşımları ve teorileri anlatılmıştır. Sanat eğitimi, sanat etkinliklerini çocukların özgürce düşünebileceği, kolay ve güçlü bir şekilde hayal edebileceği, zekâsını ve duygularını geliştirebileceği ve hissedebileceği, yeteneklerini geliştirebileceği, nihayetinde güzel bir düşünceye götüren yaratıcılığı başarabileceği bir ortamda gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Bu araştırmada, doğa ile ilgili konuların her biri ile ilişkinin estetiği, sanat tarihi, sanat eleştirisi ve sanat üretimi hakkında bilgi edinilecektir. Doğanın güzelliğini ve uyumunu anlamak ve zevk almak, bu güzelliklerin insan eliyle yeniden şekillenmesine neden olur. Bu düşünceler, gerçek doğa koruyucuları ve âşıklarını sanat ve kültür severleri bir üst merhaleye taşır. Çalışmanın sonunda estetiğe göre, sanat eğitimi müfredatının her bir öğesi için bazı önerilerde bulunulmaktadır.

EstetikSanat eğitimiİlkokul öğrencileri+1
Arezou Mojtahed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor ve sanat eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi

Yapılan bu araştırmada spor ve sanat eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmış, araştırmaya 132 kadın ve 170 erkek olmak üzere toplam 302 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencileri ile sanat eğitimi alan öğrencilerden seçilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının belirlenmesinde "Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analiz sürecinde SPSS 22.0 veri analiz programında frekans analizi, Mann Whitney U Testi ve One Way Anova analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda üniversite öğrencilerinin sosyal görünüş kaygılarının orta seviyenin altında olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından ele alındığı zaman araştırmaya katılan öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının cinsiyet, mevcut kilolarından memnun olma durumu ve aile aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Buna karşılık öğrencilerin sosyal görünüş kaygılarının yaş grubu, beden kitle indeksi, eğitim türü (beden eğitimi, sanat eğitimi), sınıf düzeyi, aile yapısı, yaşanılan yerleşim yeri, baba ve anne eğitim durumu değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor bölümü öğrencileri ile sanat bölümü öğrencilerinin sosyal görünüş kaygılarının düşük düzeyde olduğu, demografik değişkenlerin genel anlamda sosyal görünüş kaygısını etkilemediği söylenebilir. Anahtar sözcükler: üniversite öğrencileri, beden eğitimi, sanat eğitimi, sosyal görünüĢ kaygısı

Sanat eğitimiSosyal görünüş kaygısıSpor+2
Eda Arpacı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramik malzeme ile enstalasyonun seramik sanatındaki yeri ve kişisel uygulamalar

Enstalasyon kavramı geleneksel sanat eserlerine karşı mekânın nitelikleri kullanılarak oluşturulan sanat nesnesinin izleyici katılımıyla bir araya gelen, deneyimlenen sanat anlayışıdır. 20. yüzyılda Marcel Duchamp'ın kavramsal bir dil ile oluşturduğu hazır nesneleri ve Kurt Schwitters'nin kolajlarına kadar uzanan sanat olarak nitelendirilen enstalasyon, yerleştirme, düzenleme, montaj anlamlarına gelmektedir. 1960'larda bu sanat nesnesini oluşturma düşüncesi, 1980'lerden itibaren müze ve galeri mekânlarının benimsenmesiyle ABD ve Avrupa'da kolaj ve çevre kavramlarının, farklı sanat disiplinlerinden beslenmesiyle kullanılan malzemelerin sergileme şekli günümüz sanat anlayışında da yerini korumaktadır. Tarihsel süreç içerisinde mekân yaratma sorununu resim ve heykel gibi sanat dallarının dışında seramik sanatında da görülmüştür. 1970'lerde seramik sanatının özel mekânlara gereksinim duyması ve farklı materyaller kullanılmasıyla yeni mekân üretimleri başka disiplinlerdeki sanatçıların seramik malzeme kullanmasına olanak sağlamıştır. Bu araştırmada, enstalasyon kavramı yazar ve eleştirmenlerin düşünceleri ile açıklanmıştır, Mekân, nesne ve izleyici arasındaki ilişkisinde amacı belirlenip, bu amacın tarihsel süreçteki yeri araştırılmıştır. Seramik malzemeyi tercih eden sanatçılar tarafından mekân düzenleme örneklerine yer verilerek sanatın mekâna yeni bir öneri olarak sunulması amaçlanmıştır.

EnstalasyonSanat eserleriSanat eğitimi+2
Belkıs Akdere
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sanayi-i Nefise Mektebi (1882-1928)

Bu çalışmanın konusu, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan süreçte tek resmî güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulduğu 1882'den Güzel Sanatlar Akademisi adını aldığı 1928 yılına kadar sürdürdüğü faaliyetler ve kurduğu ilişkiler ağıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi sarsıntılar, güç ve toprak kayıpları yaşadığı ve bunları telafi etmek için pek çok alanda reformların yapıldığı 19. yüzyılda kurulan Sanayi-i Nefise Mektebi, İmparatorluğun ilk ve tek resmî güzel sanatlar okuludur. Bu araştırma kapsamında öncelikle söz konusu süreçte, İstanbul merkezli yerel sanat ortamının gelişimi ve uluslararası sergilerde kurulan diyaloglar incelenerek İmparatorlukta bir güzel sanatlar okulunun kurulması sürecini tetikleyen unsurlar irdelenmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşuyla Avrupa akademileri tarzında verilecek sistematik bir güzel sanatlar eğitimi İmparatorluğun teşkilatlanmasına ilk kez eklenir. Bu durum, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurumsallaşma sürecindeki idari yapısı ve konumu, eğitim kadrosu, programına dair tercihler, üretilmesi hedeflenen "milli sanat", Osmanlı toplumunun okulun öğrencileri ve mezunlarıyla kurduğu ilişki gibi çeşitli soru ve sorunsalları beraberinde getirir. II. Meşrutiyet'in İmparatorluğa getirdiği açılımlar ve I. Dünya Savaşı'nın etkileri, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurduğu ilişkiler ve benimsediği yaklaşımlar üzerinde de etkili olur. Özellikle Sanayi-i Nefise Mektebi'nde yetişip eğitimlerine Paris'te devam eden ve 1914'te İstanbul'a dönen kuşak, okulun ve sanat ortamının dönüşümünün aktörleri olurlar. Dönüşlerinde Sanayi-i Nefise Mektebi'nde göreve başlayan İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi isimlerle birlikte Sanayi-i Nefise Mektebi'nde verilen eğitimin benimsediği sanatsal tercihler de farklılaşır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanıysa Sanayi-i Nefise Mektebi'nde yeni bir sürecin başlangıcı olur. Sanayi-i Nefise Mektebi bu dönemde binasından eğitim programına kadar pek çok alanda güncellenerek Cumhuriyetin kültür politikalarıyla uyumlu bir hâle getirilir. Bu araştırmada, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan bu süreçte, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin geçirdiği dönüşüm ve sanat ortamına etkileri çeşitli yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır.

Eğitim tarihiGüzel sanatlar akademisiGüzel sanatlar akademisi+3
Özge Gençel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukların duygu durumlarının çizgi, kompozisyon, renk bağlamında resimlerindeki imge ve sembollere yansımaları

İnsanoğlu kendisini ifade edebilmek ve iletişim kurabilmek için çeşitli yollara başvurur. İçerisinde duygu ve düşünceleri barındıran yazılı ve görsel ifadeler, topluma mesaj vermek amacıyla oluşturulmuş yapılardır. İnsanı çok boyutlu düşünmeye iten bu yapılardan görsel iletişim aracı olan sanat, son derece karmaşık bir dizilimi içerisinde barındırır. Sözsel ve görsel imgelerden oluşan aynı zamanda izleyiciye içerisinde barındırdığı mesajı ileten yüzey üzerindeki dizilimlerin çözümlenmesi ve alt anlamlara ulaşılması deneysel okumaları da beraberinde getirmektedir. Örnek olarak çocuğun dilsel becerilerinin henüz tam anlamıyla olgunlaşmamış olduğu dönemlerde gerçekleştirdiği eylem olarak resim yapma faaliyetini gösterebiliriz. Çocuğun kendini ifade etme aracı olarak kullandığı dil, duyguların anlatıldığı çizimlerle ortaya çıkmaktadır. Çocuğa dair birçok ipucu barındırabilen çocuk resimleri, bu nedenle son derece önem arz etmektedir. Bu araştırma duygu durumları olgusu üzerinden, pozitif ya da negatif duygu durumlarının bilinçaltı ve bilinçdışı durumlarda çocuk resimlerinde ne tür imgelere dönüştüğü ve bu imgelerin ne anlama geldikleri, yaşam hikâyelerinin bu çözümlemelere ne gibi katkıları olduğu sorunsalları üzerinden temellendirilmiştir. Çocuğun bilişsel gelişimi üzerine bilimsel çalışmaları olan Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı çalışmayı destekleyen kuramsal yapıyı oluşturmaktadır. Ayrıca Viktor Lowenfeld'in çocuğun sanatsal gelişimini içeren gelişim basamakları yaş aralıklarıyla beraber alt başlıklar halinde ele alınmıştır. Kompozisyon, çizgi, ritim-hareket, denge, doku, renk, ışık-gölge, biçim (form), oran, perspektif gibi resmin ilke ve elemanlarının, çocuk resimlerinde anlama katkısı olup olmadığı hakkında bilgiler verilerek duygu durumu konusu işlenmiş ve çocukların duygularına bağlı olarak yaptıkları resimler, nitel araştırma yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi ile betimsel bir durum çalışması olarak ortaya konmuştur. "Resim İçeriğini Değerlendirme Envanteri"nin araç olarak kullanıldığı bu çalışmada belirlenen pozitif ve negatif duygu durumları üzerinde ortalama ve yüzde hesapları yapılmıştır. Katılımcıların yüzdesel olarak yoğunluğu negatif duygu durumu üzerinde toplanırken, pozitif ve nötr duygu durumlarının birbiri ile eşit oranda dağıldığı gözlemlenmiştir.

DuyguDuygudurumKompozisyon+4
Bilge Şengül
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of Istanbul Beykoz Municipality "culture, arts and education courses" on students' lives

This qualitative study intends to investigate the impact of İstanbul Beykoz Municipality "Culture, Arts and Education Courses" on students' lives and tries to find the answer to the research question "How do the top three remedial courses offered by the municipality contribute to students' lives?". These courses consist of school subjects, arts, music classes. This study is an initial attempt to analyze how remedial courses help students improve academically, psychologically, socially, and how these courses contribute to and change the lives and future of the students. Dershanes will have been closed down by September, 2015, so these remedial courses will be an alternative to dershanes and private tutoring. This study was conducted in two locations of Beykoz via semi-structured interviews. The subjects of this study were 12 students, 12 parents and 16 teachers and administrators; 40 people in total. Each interview was transcribed, translated into English and prepared for data analysis; emergent themes were found using the constant comparative method and the interviews were studied by using content analysis. On the basis of the findings of this study, these courses had academic, social, psychological, economic and career development impacts on students' lives. The students, parents, teachers and administrators had similar views, as students' the school success improved, students learned to spend their leisure time effectively in a secure environment, got socialized, increased their self-confidence and realized their potentials.

MunicipalitiesEducationEducation services+5
Betül Betina Yolak
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mükerrem Kâmil Su'nun romanlarında eğitim konusu

Mükerrem Kâmil Su'nun Romanlarında Eğitim Konusu, isimli çalışmada yazarın yetişkinler için olan yirmi bir romanı incelenmiştir. Yazarın çocuklar için yazdığı romanları da bulunmaktadır fakat bu romanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Mükerrem Kâmil Su, Cumhuriyet döneminin ilk kadın öğretmenlerinden biridir. Oldukça idealist biri olduğunu gerek yazılarından gerek ise yaptığı çalışmalardan anlamaktayız. Yazar Atatürk İlke ve İnkılaplarını romanlarında sıklıkla işler. Romanlar yazıldıkları dönemi mutlaka yansıtırlar; millî mücadele ve yazarın yaşadığı dönem romanlarda bir fon olarak kullanılır. Yirmi bir romanın tamamında başkahramanlar kadınlardır. Yazar romanlarında bir kadın imajı yaratmak istemektedir. Yazar kadının toplumda eğitimli bir birey olarak var olmasını istemekte ve buna uygun karakterler oluşturmaktadır. Bununla birlikte söz konusu romanlarda geleneksel anlayışı benimsemiş eğitimsiz kadınlar da romanlarda yer almaktadır. Romanlarda eğitimli kadınlar başlarına kötü olaylar gelmesine rağmen ayakta kalıp mutlu olmanın bir yolunu bulurlar, eğitimsiz kadınlar ise mutsuzluğa sürüklenirler. Romanlardaki karakterler; öğretmen, doktor ve avukat olarak karşımıza çıkar. Herhangi bir devlet dairesinde çalışan, iş adamı olan karakterler de olmakla birlikte roman kahramanlarının büyük çoğunluğu öncelikle öğretmenler daha sonra doktor ve avukatlardan oluşur. Kadın öğretmenler çoğunlukla idealist karakterlerden oluşur. Her zaman Anadolu'da çalışmak isterler. Fakat bu kasabalarda köylerde asla huzuru bulamazlar ve buraların bağnazlığı ve ahlâksızlığı ile mücadele etmek zorunda kalırlar. En sonunda da memleketleri olan büyük şehre geri dönerler. Romanlardaki kadın öğretmenler, Mükerrem Kâmil Su'nun hayatından izler taşımaktadır. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra ya da öğretmenlik yaptıkları esnada kitap yazmaları. Balıkesir, Ankara ve İstanbul üçgeninin romanlardaki ağırlıklı mekânları oluşturması bu izlerden sadece bir kaçıdır. Mükerrem Kâmil Su'nun eserlerinde eğitim beş ana başlık çerçevesinde incelenmiştir. 1- Ailede Eğitim, 2- Kadın Eğitimi, 3- Öğretmen Karakterler, 4- Sanat ve Eğitim. Çalışmanın sonucunda görülmüştür ki aile, evlilik, sanat, eğitim hepsi birbirinin içinde yer almakta birbirini tamamlamaktadır. Eğitimin olmadığı bir yerde sanatın olamayacağı romanlarda vurgulanır. Hemen hemen bütün eğitimli karakterler, özellikle yazarın ilk romanlarında, sanata karşı derin bir ilgi beslemektedirler.

Aile eğitimiBiyografiEğitim+6
Yurdagül Kılınç
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temel tasarım dersinde 'Çok alanlı sanat eğitimi yöntemi'nin uygulanması üzerine bir durum çalışması

İş hayatına ve yaşama hazırlanma evrelerinin belirleyici ve sonuncusu üniversite eğitimidir. Bu dönemde alınan alan dersler meslek ve iş hayatında kişilere rehber niteliğindedir. Sanat eğitimi ağırlıklı bölümlerin ana dersi de Temel Tasarım dersidir. Temel Tasarım dersi, öğrencilerin yaratıcılığını geliştirebilme, özgün tasarımlar ortaya koyabilmeleri için temel sanat kurallarının verildiği ve bu kurallarla engin hayal gücünün harmanlanarak beğenilen tasarımların ortaya çıkmasını sağlayan bir basamaktır. Temel Tasarım dersi alan öğrencilere yönelik uygulama ağırlıklı eğitim programı, öğrencilerin sanatsal olarak gelişmesinde yetersiz kalacaktır. Bu, disiplinler arası bir yaklaşım olan Çok Alanlı Sanat Eğitimi Yönteminin önemini ön plana çıkarmaktadır. Bu araştırma, ön lisans Ayakkabı Tasarımı bölümü öğrencilerinin eğitiminde Çok Alanlı Sanat Eğitimi yönteminin sanatsal algı gelişimine etkileri üzerine bir durum çalışmasıdır. Çalışmada, Çok Alanlı Sanat Eğitimi Yöntemi ile tasarım öğrencilerinin sanat eserine eleştirel gözle bakma, sanatçıları tanıma, plastik değerleri kavrama, sanat eseri yorumlama becerilerinin üst seviyelere taşınması hedeflenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, yapılandırılmış görüşme tekniği, araştırma öncesi ilk çalışma, Çok Alanlı Sanat Eğitimi yöntemi ile yapılan eğitim ve akabinde son çalışma yaptırılarak elde edilmiştir. İlk çalışma ve son çalışma arasındaki farklılık 10 tane bağımsız uzman tarafından değerlendirilmiştir. Bu çalışma, 2021- 2022 Eğitim Öğretim yılında Konya Teknik Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu Ayakkabı Tasarım ve Üretim Programı 1. Sınıf Temel Tasarım dersi alan öğrencilerinden oluşan 10 kişilik bir grubuna uygulanmıştır. Çok Alanlı Sanat Eğitimi 4 temel yöntemden oluşmaktadır. Bu yöntemden ilki olan Sanat Tarihi alanında dönemlerine göre ayakkabı modelleri ve ayakkabının gelişim safhaları incelenmiştir. Estetik alanında ayakkabının yapısal beğeni açısından yorumlaması yapılmıştır. Sanat Eleştirisi alanında günümüzde ve tarihsel dönemlerde kullanılan ayakkabı türlerinin öğrenciler tarafından değerlendirme ve yorumlanması gerçekleştirilmiştir. Son olarak Uygulama alanında ise bu kazanımların pratiğe dökülmesi ve ürün çıkarılması istenmiştir. Çalışmanın ilk haftasında öğrencilerden Selçuklu Dönemi temalı sandalet çizmeleri istenmiştir. Aynı gün Roma Dönemi sandalet örnekleri gösterilerek EK 1'deki Roma Sandaleti Örneği Görüşme Soruları üzerinden görüşme yapılmış ve bu görüşmeler kayda alınmıştır. Bu kayıtlara çalışmada yorumsuz olarak yer verilmiştir. Uygulanan dört haftalık eğitim sonrasında, öğrencilerden çizimlerini aynı temayı kullanarak yinelemeleri istenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; aldıkları eğitim sonrası öğrencilerin sanatsal bakış açısı geliştirmiş oldukları gözlenmiştir. Çizdikleri sandalet tasarımlarını değerlendiren uzmanlar, birçoğunun estetik kaygı içeren çalışmalar ortaya koyduğunu belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Çok Alanlı Sanat Eğitimi, Sanat Eğitimi, Temel Tasarım Dersi, Meslek Yüksekokulu

Meslek yüksek okullarıSanat eğitimiTemel tasarım+3
Mustafa Çeşmeci
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat eğitimi kapsamında eğitim fakültesi güzel sanatlar ana bilim dalı lisans programlarına ilişkin akademisyen görüşleri

Bu araştırmanın amacı; Eğitim Fakültelerinin Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Ana Bilim Dallarının 2018 sonrası lisans programlarında yapılan değişiklikler ve değişen lisans programlara ilişkin öğretim üyelerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada derinlemesine görüş alabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 13 farklı üniversitede görev yapan 39 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, akademisyenlerin 2018 yılında Alan Eğitimi derslerinin, sanat içerikli derslerin kredilerinin, saatlerinin, sanat eğitimi için gerekli derslerin çıkarılmasını uygun bulmadıkları, bu derslerin ana çalgı ve ana sanat atölye derslerine katkı sağladıkları, Müzik Öğretmeni ve Resim-İş Öğretmeni yetiştiren lisans programlarında gerekli olduklarını, yetkin sanat eğitimcileri yetiştirmek için hazırlanan lisans programlarının sanat eğitimi kavramıyla uyuşmadığı saptanmıştır. Katılımcılar, 2018 yılında değişen Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Lisans Programlarında; öğretmen yetiştirmeyi hedefleyen derslerin yeterli bulunulduğu ancak Meslek Bilgisi derslerinin saatlerinin artırılarak Alan Eğitimi derslerinin saatlerinin ve kredilerinin azaltılmasının, akademisyenlerin ders işleyişini etkilediğini, ders içeriklerini yetiştirmekte zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca her üniversitenin akademisyen mevcudunun aynı olmamasından kaynaklı Yüksek Öğretim Kurulu'nun açılmasını istediği dersler için akademisyenlerin yeterli sayıda olmadığını belirtmişlerdir. Müzik Öğretmenliği ve Resim-İş Öğretmenliği Lisans Programlarının sanat eğitimcisi yetiştirmeye uygun, ihtiyaç analizi yapılarak, akademisyenlerin görüşleri ve önerileri alınarak, üniversiteler arası standartlaşmayı sağlamak için, sanat eğitiminin amacına ve hedefine uygun yeniden lisans programı hazırlanılması önerilmiştir. Lisans Programında 21. yy.'a uygun zorunlu ve seçmeli derslere yer verilerek, ana çalgı/ana sanat, derslerinin saatlerinin ve kredilerinin düzenlenmesi gerektiği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat Eğitimi, Görsel Sanatlar Eğitimi, Müzik Eğitimi

AkademisyenlerEğitim programlarıGörsel sanatlar eğitimi+4
Gülşah Semiz
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BİLSEM'lerdeki öğrencilerin sanat ve yaratıcılık ile harmanlanmış İngilizce dersi öğretim tasarımına ilişkin tutum ve görüşleri

Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerindeki (BİLSEM) özel yetenekli öğrencilerin sanat ve yaratıcılıkla harmanlanmış İngilizce dersi öğretim tasarımına ilişkin tutum ve görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, karma araştırma yöntem desenlerinden birleştirme (çeşitleme) desenine göre kurgulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 Eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Balıkesir ili Karesi ilçesinde bulunan Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Bilim ve Sanat Merkezi ÖYG (Özel Yetenekleri Geliştirme) Programı'nda öğrenim gören 19 öğrenci oluşturmaktadır. İngilizce alan dersi kapsamında çalışma grubuna araştırmacı tarafından geliştirilen 16 saatlik "Sanat Eğitimi ve Yaratıcılık ile Harmanlanmış Öğretim Tasarımı Programı" etkinlikleri uygulanmıştır. Nicel veri toplama araçları olarak İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği özel yetenekli öğrencilere öğretim tasarımının uygulanması öncesi ve sonrasında kullanılmıştır. Uygulamanın bitiminde uygulanan son-test yanında çalışma grubundan gönüllü seçilen 8 öğrenciye "Sanat ve İngilizce Dil Becerileri Öğrenim Sürecine İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Öğrencilerin Dil Öğrenimine Karşı İlgilerinde Farklılık Olup Olmadığına Dair Düşüncelerini İçeren Etkinlik Değerlendirme Formu" uygulanarak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubuna uygulanan "İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ön-test ve son-test puanlarını karşılaştırmak için ilişkili örneklemler t testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak "Sanat ve İngilizce Dil Becerileri Öğrenim Sürecine İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Öğrencilerin Dil Öğrenimine Karşı İlgilerinde Farklılık Olup Olmadığına Dair Düşüncelerini İçeren Etkinlik Değerlendirme Formu", görüşmelerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin İngilizce dersine yönelik tutumlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmasa da aritmetik olarak puanlarında artış görülmüştür. Bu noktada 16 saatlik sanat eğitimi ve yaratıcılık ile harmanlanmış öğretim tasarımı programının, öğrencilerin İngilizce dersine karşı tutumlarını değiştirmede etkili olmadığı görülmüştür. Ancak nitel verilere göre; etkinliklerin sanat ve yaratıcıkla harmanlanmasının öğrencilerin, İngilizce dersine karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine, derse katılma isteklerinin artmasına, dersi eğlenceli bulmalarına, derste öğrendiklerini yaşantılarına aktarmalarına, sanat dallarına ilgilerinin oluşmasına, yaratıcılıklarının artmasına ve özgüvenlerinin gelişmesine katkı sağladığı elde edilen bulgular arasındadır. Araştırmanın sonunda, elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak İngilizce derslerinde sanat ve yaratıcıkla ilgili etkinliklerin kullanılmasına yönelik öneriler sıralanmıştır.

Bilim ve sanat merkezleriHarmanlanmış öğrenmeSanat eğitimi+7
Derya Akpınar
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Seçmeli sanat dersleri için üniversitelerin güzel sanatlar birimlerine yönelik model önerisi

Sanat eğitimi, her yaştan birey için oldukça önemli görülen, kişilerin yaşamları boyunca bilişsel, duyuşsal ve fiziksel gelişim alanlarını çok yönlü olarak destekleyen, estetik algının gelişmesine, hoşgörü sahibi olmaya, farkındalık geliştirmeye, üretkenliğe, yaratıcılığa ve çağdaş insan olabilmeye olanak tanıyan önemli bir güce sahiptir. Bu tezde amaçlanan, üniversitelerde 5I kapsamında sunulan seçmeli sanat derslerinin mevcut durumunun ortaya konarak tüm üniversitelerde sunulabilecek bir eğitim modeli önerisi geliştirmektir. Konuya ilişkin durumun belirlenebilmesi için açık kaynak taraması ile yürütülen uygulamalara ilişkin bilgiler ve belgeler incelenmiştir. Yurtiçinde ve yurtdışında yapılan çalışmalar, dergi, kitap, makale ve tezler incelenerek alanyazın taraması yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde problem durumu, araştırmanın amacı, bu araştırmanın sahip olduğu önem, sınırlılıklar ve konuya ilişkin tanımlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, üniversite eğitiminin tanımı, dünyada ve Türkiye'de üniversite eğitiminin gelişimi, üniversite eğitimi ve 21.yüzyıl insanına yönelik kuramsal bilgiler verilmiştir. Sanat eğitiminin tanımlanmasına çalışılmıştır. Sanat eğitiminin gerekliliğin alanyazınından örnekler verilerek gerekçelendirilmiştir. Üniversitelerde sanat eğitiminin gerekliliği yapılan çalışmalarla aktarılarak neden bir gereksinim olduğu açıklanmıştır. Üniversite genelinde sunulan seçmeli sanat derslerine ilişkin mevcut durum, Türkiye'den ve dünyadan örneklerle irdelenmiştir. Konuyla ilgili olarak yurtiçinde ve yurtdışında yapılan çalışmalara ilişkin araştırmalara yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın modeline, çalışma grubuna ve tanımlamalarına, veri toplama araçlarının geliştirilmesine ilişkin sürece, verilerin toplanmasına, verilerin çözümlenmesine, geçerlik ve güvenirlik kapsamlarına ve araştırmada etik konusuna yönelik bilgiler açıklanarak sunulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde çalışma grubunu oluşturan, alan uzmanlarından, öğretim görevlilerinden ve öğrencilerden edinilen bulgular, yorumlanarak açıklanmıştır. Alan uzmanlarının, öğretim görevlilerinin ve öğrencilerin, seçmeli sanat derslerine ilişkin olarak beklentileri, ideal eğitim modeli bileşenlerine yönelik tanımları, sunulan programın hedef ve amaçlarına yönelik istekleri ve görüşleri ile sunduğu katkılara ilişkin bulgular, ilgili temalar altında kategorilendirilerek bulgulanan kodlar ve örnek söylemlerle aktarılmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlar doğrultusunda, alanyazınından erişilen bilgiler ve çalışma grubundan edinilen bulguların değerlendirilmesinin ardından, üniversitelerde sunulan seçmeli sanat derslerine ilişkin bir eğitim modeli önerisi oluşturmak üzere, eğitim modeli geliştirme yaklaşımları incelenmiştir. Yapılan incelemelerin ardından, eğitim modeli önerisi geliştirme sürecinde izlenen aşamalar açıklanarak, söz konusu eğitim modeline ilişkin bir çerçeve tasarlanmıştır. Eğitim modelinin amaçları, içeriği, modelde yer alan öğrenme ve öğretme süreçleri ile değerlendirme süreçleri belirlenmiştir. Eğitim modeli kapsamında yer alması düşünülen sanat alanlarına ve sunulması planlanan ilgili alan derslerine yönelik örnekler verilmiştir. Seçmeli sanat derslerini yürütecek birimin paydaşları, görev tanımları ve kapsamları tanımlanmıştır. Paydaşların tanımlanmasının ardından, eğitim modelinde olması düşünülen bölümlere ve sanat alanlarına yönelik olarak düzenlenmesi tasarlanan bölüm donanımları belirlenmiştir. Uygulama süreçlerinde izlenecek adımlar basamaklandırılarak açıklanmıştır. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde ise elde edilen tüm veriler doğrultusunda araştırmadan edinilen sonuçlar ve öneriler gerekçelendirilerek sunulmuştur. Seçmeli sanat derslerine ilişkin uluslararası düzeyde yapılabilecek çalışmalar, olası iş birlikleri, araştırmacıların irdeleyebileceği alanlar ve öğrencilere sunulabilecek olanaklar başta olmak üzere birçok geliştirme önerisi sunulmuştur. Bu çalışmanın, üniversitelerde sunulan seçmeli sanat derslerine yönelik olarak önerilen, kapsamlı, sistemli, uygulanabilir ve herkesçe erişilebilir bir eğitim modeli ile mevcut sorunlara ilişkin bir çözüm sunacağı ve yapılacak yeni çalışmalara yeni yollar ve olanaklar tanıyacağı düşünülmektedir.

21. yüzyılEğitim programlarıSanat eğitimi+2
Elif Özcan
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin 21. yy becerileri - kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin karşılaştırılması ve sanatla ilgili mesleklere ilişkin görüşleri

Bu çalışmanın amacı; Güzel Sanatlar Lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin 21.yy becerileri, kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin lise türlerine göre karşılaştırılması ve sanatla ilgili mesleklere ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Ayrıca, 21.yy becerileri, kariyer özyeterliği ve kaygısı düzeylerinin arasındaki ilişki ve bazı demografik özelliklere göre bu değişkenlerin puan ortalamaları arasındaki farklar araştırılmıştır. Bu araştırma hem ilişkisel (korelasyonel) tarama modeli hem de betimsel çalışmalar kapsamında yer alan tarama (survey) modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel ve nitel çalışma araştırmanın alt problemlerine uygun olarak bir arada yer almıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılı Muğla ve Denizli ilinde yer alan Fen Lisesi, Anadolu liseleri, Anadolu Meslek Liseleri (Güzel Sanatlar Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Proje İmam Hatip Lisesi vb…) gibi üç farklı eğitim grubunda öğrenim gören toplamda 1152 öğrenci (717 kız, 435 erkek) oluşturmaktadır Araştırmada veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu 21. yy Becerileri Ölçeği, Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterliği Ölçeği, Kariyer Kaygısı Ölçeği, Sanatla ilgili Mesleklere İlişkin Açık Öğrenci Görüşleri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı yer almıştır. Araştırmanın alt problemlerinin istatistiksel analizinde; ortalama, frekans, yüzde dağılımı, standart sapma, t testi, Anova, korelasyon testi gibi istatistiksel teknikler ve betimsel içerik (nitel) analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda 21.yy becerileri toplam puanında lise türlerine bağlı olarak anlamlı bir şekilde değişmektedir. Lise türlerine göre, 21. yy becerileri ölçeğinin alt boyutlarının değerlendirmesinde; Bilgi ve Teknoloji Okuryazarlığı (1. alt boyut) ve Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Becerileri (2. alt boyut) alt boyutlarında okul türleri arasında anlamlı bir fark (ilişki) vardır. 21.yy beceri toplam puan ortalamaları, demografik değişkenlerden cinsiyet, okul öncesi eğitim alma durumu, anne ve baba tutumlarına göre anlamlı ilişkiler analiz edilirken sınıf ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterliği Ölçeği toplam puanında lise türlerine göre anlamlı bir fark(ilişki) yoktur. Lise türlerine göre, Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterlik ölçeğinin sadece Çalışma Alışkanlıkları ve Değerleri (2. alt boyut) alt boyutunda anlamlı bir ilişki vardır. Kariyer ve Yetenek Gelişimi Özyeterlik toplam puanları demografik değişkenlerden anne baba tutumları ve sosyo-ekonomik durum değişkenlerine göre anlamlı ilişkiler var iken cinsiyet, sınıf, okul öncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre fark yoktur. Kariyer kaygısı toplam puanı, lise türü değişkenine göre gruplar arasında anlamlı bir ilişki vardır. Kariyer kaygısı ölçeğinin sadece Aile etkisi (1. alt boyut) alt boyutunda okul türleri arasında anlamlı bir fark (ilişki) var iken diğer Meslek Seçimine Yönelik Kaygılar (2. alt boyut) alt boyutunda gruplar arasında anlamlı bir fark (ilişki) tespit edilmemiştir. Kariyer kaygısı ölçeği toplam puanları demografik değişkenlerden cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, anne baba tutumları, sınıf değişkenlerine göre anlamlı ilişkiler bulunmuş iken okul öncesi eğitim alma durumuna göre ilişki yoktur. Araştırmaya dahil olan tüm lise türlerine göre Kariyer Özyeterliği ile 21.yy Becerileri değişkenlerinin puanları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kariyer Kaygısı ile Kariyer Özyeterliği değişkenleri arasında negatif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki söz konusudur. Kariyer kaygısı değişkeninin 21. yy becerileri değişkeni ile olan ilişkisine bakıldığında yine negatif yönlü düşük bir ilişkiden söz edilebilir. Buna göre 21. yy Becerileri artıkça Kariyere ilişkin özyeterlik artarken, Kariyer Kaygısı azalmaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde öğrencilerin sanatla ilgili mesleklerin sosyo-ekonomik durumu ve toplumun bu mesleklere bakış açısı ile ilgili yazılı görüşleri alınmıştır. Buna göre Ortaöğretim öğrencilerin büyük bir çoğunluğu (%75) toplumun sanata değer vermediğini düşünmektedir. Aynı oranda öğrenciler, üniversitelerin sanatla ilgili lisans programlarından mezun olanların sektörde iş bulma sıkıntısı çektiğini, çalışanların ise ekonomik zorluk yaşadıklarını düşünmektedir. Sonuçlar alan yazın araştırmaları doğrultusunda tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

21. yüzyılGörsel sanatlar eğitimiGüzel sanatlar liseleri+7
Rabiye Can Göl
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar lisesi resim bölümü 12. sınıf öğrencilerinin yapay zekaya ilişkin algıları

Bu araştırma, Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü 11. sınıf öğrencilerinin yapay zekâya ilişkin algılarını metaforlar aracılığıyla anlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninin kullanıldığı çalışmada, katılımcılardan "Yapay zekâ … gibidir; çünkü …" şeklinde ifade edilen cümleyi tamamlamaları istenmiş ve elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Afyon ilinde yer alan Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü'nde öğrenim gören 11. sınıf öğrencilerinden oluşan 10 kişilik heterojen bir gruptan seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yüz yüze görüşme şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrenci görüşleri beş ana tema ve beş alt tema altında toplanmıştır. Her bir tema altında öğrencilerin düşüncelerini yansıtan belirgin alt temalar tespit edilmiştir. Öğrencilerin yapay zekâyı genellikle duygudan yoksun, mekanik ve gelecekteki mesleki yaşamlarına tehdit olarak algıladıkları ortaya konmuştur. Bununla birlikte, azımsanmayacak sayıda öğrenci yapay zekâyı gelişmişlik ve merak unsuru olarak görmektedir. Araştırmada ayrıca, öğrencilerin yapay zekâya ilişkin algıları teknoloji bilgisi, mesleki yönelim, yapay zekâya yönelik tutumlar gibi farklı parametrelere göre karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Elde edilen tablolarda; örneğin teknoloji bilgisi yüksek olan öğrencilerin daha olumlu tutumlar sergilediği, sanat odaklı mesleki hedefi olan öğrencilerin ise yapay zekâyı daha çok tehdit olarak gördüğü tespit edilmiştir. Tutumlar, metafor türleriyle ilişkilendirilerek yüzdelik oranlar hesaplanmıştır. Bu çalışma, sanat eğitimi alan lise öğrencilerinin yapay zekâya yönelik düşünsel eğilimlerini anlamak adına önemli ipuçları sunmakta, gelecekteki yapay zekâ destekli sanat eğitimi modellerine katkı sağlayabilecek bir çerçeve oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, metafor analizi, sanat eğitimi, olgubilim, lise öğrencileri

FenomenolojiSanat eğitimiYapay zeka
Doğukan Fırat Atlı
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat eğitiminde güzel sanatlar liselerinde desen dersinin önemi, bu süreçte karşılaşılan sorunlar ve kazanımlar

Bireylerin lise eğitimiyle beraber toplumda yer edinmek, sosyal ve ekonomik anlamda hayat standartlarını yaşanabilir kılmak istedikleri gözlenmektedir. Kendilerini ifade edebilecekleri, mutlu olabilecekleri mesleği seçmeleri gereken tam bu noktada, lise eğitimi önemli bir adım olarak karşılarına çıkmaktadır. Güzel Sanatlar Liseleri, özel yetenek gerektiren üniversitelere gitmek isteyen öğrencilerin, yüksek öğretim programına hazırlanırken idarenin ve öğretmenlerin onlara iyi birer rehber olmalarını amaçlamaktadır. Bu nedenle yetenekleri doğrultusunda bir sınavdan geçip isteyerek geldikleri GSL'den, aldıkları eğitim ve öğretim sonucunda, kendilerini bir sonraki süreç olan üniversite sınavına hazır hissetmeleri için, öğrencilerin bu ihtiyaçlarını karşılayacak bir zemin oluşturulmalıdır. Bilgi ve becerilerinin ölçüldüğü fakültelerin yapmış olduğu sınavlarda öğrencilerin korku ve kaygı duyguları yoğundur. Özellikle fakültelere giriş sınavlarında kendilerinden istenen desen ve imgesel çalışmalarını yapamayacağını düşünen öğrenciler, özel kurslarla bu eksikliklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı çağdaş yaklaşımlar çerçevesinde sanat eğitimi alan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesinin önemini vurgulamak ve desen eğitiminin yeterliliğini araştırmaktır. Araştırma kapsamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında sekiz ayrı ildeki (Osmaniye, Hatay, Adana, Mersin, Adıyaman, Gaziantep, Batman, Van) Güzel Sanatlar Lisesi 11 ve 12. sınıf kademesinde bulunan 400 öğrenciye ulaşılarak bir anket çalışması yapılmıştır. SPSS 24 programı yardımıyla analizler yapılarak anket sonuçları değerlendirilmiştir.

DesenDesen dersiGüzel sanatlar+3
Filiz Tıraş
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sanat eğitiminde ortaöğretim görsel sanatlar ders programları

Bu çalışmada, "Görsel Sanatlar" dersi ortaöğretim ders programlarının incelenmesi yapılmıştır. Araştırmanın amacı, Türk Sanat Eğitimi'nde "Görsel Sanatlar" dersinin ortaöğretim ders programlarındaki yerini haftalık ders çizelgeleri açısından değerlendirmektir. Araştırmanın ama çerçevesinde nitel araştırma yöntemi kullanılmış, araştırmanın modeli kaynak tarama yöntemidir. Öncelikle Görsel Sanatların ne olduğu, Görsel Sanatlar dersine dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, öğretim programları ve ders programları tanımlarından hareketle ortaya konmuş; Görsel Sanatlar kavramı açıklandıktan sonra ortaöğretim görsel sanatlar dersi içeriğine değinilerek çalışmanın esasını oluşturan görsel sanatlar dersi ortaöğretim ders programları konusu derinlemesine ele alınmıştır. Görsel Sanatlar dersi konusunda eğitimcilerin görüşlerine detaylı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında büyük tartışmalardan biri olan Görsel Sanatlar dersinin, ders programlarında yeterli ders saatinde yer alıp almadığı hususu üzerinde durulmuştur. Ders programları ve müfredat incelenmiş, bu incelemelerde öne çıkan "Görsel Sanatlar" dersinin hedefleri, öğrenme alanları ve bu alanlarla ilgili beceri ve kazanımlara yakından bakılmıştır. Görsel Sanatlar dersinin ortaöğretim içerik ve ders saatleri esas alınarak yürütülen bu çalışmada, açıklanan programlardaki konu ve kazanımlar tespit edilip gruplandırılmış ve açıklanmıştır. Yapılan çalışma sonunda ortaöğretim ders programlarında Görsel Sanatlar dersinin programda yeterli ders saatinde yer almadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar, ortaöğretim, ders programları, haftalık ders çizelgesi.

Ders programlarıGörsel sanatlarGörsel sanatlar dersi+3
İrem Melahat Ustaoğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

İlgili konular