Arap Baharı

113 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Suudi Arabistan'ın güvenlik algısı ve dış politikasının değişimi (2010-16)

Geleneksel olarak dış politikasında yumuşak güç unsurlarına başvuran, bölgesel rakipleri ile askeri karşıtlıklardan kaçınan, çatışan taraflar arasında arabuluculuğu önceleyen, maruz kaldığı tehditleri önlemek için ABD güvenlik garantilerine yaslanan İbn Suud rejiminin, Arap Baharı sürecinde bu geleneksel dış politikasından radikal bir şekilde uzaklaştığı gözlemlenmiştir. Bu süreçte rejimin dış politikasında yaşanan radikal değişim küresel, bölgesel ve ulusal düzlemde yaşanan gelişmeler ile bağlantılıdır. ABD'nin rejime sağladığı güvenlik garantilerinde yaşanan azalma, bölgesel aktörlerin rejimi tehdit eden politikaları ve rejimin gücünde meydana gelen nispi artış İbn Suud rejimini Arap Baharı sürecinde iddialı bir dış politikaya yönelmesine yol açmıştır. Rejim, bu süreçte bölgesel rakiplerinden kaynaklı tehditleri tırmandırmayı seçerek doğrudan askeri müdahalesi için bir gerekçe oluşturmuş, bölgesel çıkarlarını genişletmek için askeri güce başvurmayı da içeren çatışmacı bir dış politikaya yönelmiştir. Yeni dönemde geliştirdiği doğrudan askeri müdahaleye dayanan dış politikasını devam ettirebilmek için bölgesel aktörler arasında askeri oluşumlara liderlik etmeye, güvenliğini çeşitlendirmeye ve askeri/endüstriyel kapasitesini mümkün olduğunca arttırmaya çalışmıştır. İbn Suud rejimi, Arap Baharı sürecinde takip ettiği bu iddialı dış politika ile rejimine yönelik tehdide yol açan devletleri ve devlet dışı aktörleri dengelemeyi ve bölge genelinde oluşan güç boşluklarından da yararlanarak jeopolitik nüfuzunu genişleterek Ortadoğu bölgesinde liderlik rolü oynamayı hedeflemiştir.

Arap BaharıGüvenlikSuudi Arabistan+2
Necmettin Acar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası Rusya'nın Suriye politikası

Rusya'nın Ortadoğu'ya ilgisi çok eskilere dayanmaktadır. Günümüze kadar bölgeyle bağlarını bir şekilde korumaya çalışmıştır. 2011 senesinde Ortadoğu'yu etkisi altına alan Arap Baharı, bölgede bulunan birden fazla ülkede değişimlere neden olmuştur. Bazı ülkelerde rejim değişiklikleri yaşanmış ve bazı ülkelerde ise liderler öldürülmüş ya da hapse atılmıştır. Bu olayların yaşandığı ülkelerden bir tanesi de Suriye olarak karşımıza çıkmaktadır. 2011 senesinde Suriye'de patlak veren olaylar neticesinde iç savaş çıkmıştır. Bölgeye eskiden beri ilgi duyan ve bölgede gücünü artırmak isteyen Rusya ise Arap Baharı'nı fırsat bilerek soruna Esad rejimi yanında dâhil olmuştur. Rusya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Suriye'yi desteklemiş ve 2015 senesinde Esad'a yardım için Suriye'ye askeri müdahalede bulunmuştur. Rusya'nın olaylara müdahil olmasıyla birlikte Suriye'deki iç savaşın gidişatında değişiklikler meydana gelmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dış politika kavramına ağırlık verilirken, ikinci bölümde ise Soğuk Savaş sonrası Rusya'nın Ortadoğu bölgesine yönelik politikaları ele alınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Arap Baharı sürecinde (2010-2022 arasında) Rusya'nın Suriye politikasını analiz etmektir.

Amerika Birleşik DevletleriArap BaharıRusya+3
Gonca Ertural
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın Putin dönemi Suriye politikasının Neoklasik Realizm bağlamında analizi

Tarih boyunca büyük güçlerin çıkar mücadelesine ev sahipliği yapmış olan Orta Doğu coğrafyası günümüzde de hala bu özelliğini korumakta ve büyük güçlerin mücadele alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya için de bu bölge güney sınırlarının güvenliği ve jeopolitik olarak çevrelenmişlik algısının kırılması bağlamında her zaman önemli bir coğrafya olmuştur. Çarlık Rusya'sı döneminden itibaren Rusya tarafından bölgeye duyulan ilgi dönem dönem dış politikada ikinci plana atılsa da günümüze kadar sürmüştür. Bölge devletlerinden özellikle Suriye ile derin ve tarihsel bağlara sahip olan Rusya 2010'da Tunus'ta patlak veren ve Arap Baharı olarak literatüre geçen sürecin bölgedeki tek müttefiki Suriye'ye sıçramasıyla birlikte sessiz tutumunu bırakarak proaktif bir yaklaşımla olaylara müdâhil olmuştur. Bu tezde ele alınan konu, devletlerin dış politika yapım süreçlerinin analizinde etkili olan sistemik uyarıcı faktörlerin yanı sıra iç faktörlerin de analize dâhil edilmesi gerektiğini savunan Neoklasik Realizm perspektifinden analiz edilmiştir. Bu kapsamda Rusya Federasyonu'nun Suriye politikası; iç faktörler kategorisinde yer alan Rusya'nın devlet içi özelliği ve devlet lideri algısı üzerinden değerlendirilmiştir. Neoklasik Realizm çerçevesinde ele alınan bu tez çalışması, Rusya Federasyonu'nun Putin dönemindeki dış politika davranışlarını devlet içi değişkenler ve lider faktörü bağlamında analiz etmiştir. Neoklasik Realizm bağlamında, Putin döneminde Rusya Federasyonu'nun dış politika çıktıları üzerinde iç değişkenlerin ve lider faktörünün etkileri incelenmiştir.

Arap BaharıNeoklasik teoriOrta Doğu+5
Sümeyya İmik Şimşek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu ve Arap baharı: Türkiye demokratik bir ülke olarak Ortadoğu'da model olabilir mi?

İnsanoğlunun en eski yerleşim alanı olan Ortadoğu; coğrafyası, tarihi, zengin kültürü ve ekonomik değerleri gibi pek çok özelliği nedeniyle yüzyıllardan beri sarsıcı olaylara sahne olmuştur. Gözlerin her daim üzerinde olduğu bu bölge günümüzde de yeni bir değişim dalgasıyla karşı karşıyadır. Bölgede tüm dengeleri alt üst eden ve sonucu bilinmeyen pek çok sorunu beraberinde getiren bu yeni süreç, Ortadoğu'nun kaderini de belirleyecektir.Yakın tarihte Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin incelendiği bu çalışmada ise bölgeye geniş çerçeveden bakılarak Ortadoğu kavramı ele alınmış, bölgenin dinamikleri aktarılmıştır. Bu verileri, bölgede önem arz eden ve meydana gelen olaylarda başrolü paylaşan ülkeler üzerine yapılan incelemeler izlemiştir. Elde edilen bu bilgiler ile yaşanan olayların temellerine ilişkin bir arka plan sunulmuştur.Bu teorik çerçeve ekseninde Ortadoğu'nun yaşadığı değişim ve dönüşüm dalgası ülkeler bazında ayrı ayrı incelenmiş, ortaya çıkan konjonktüre ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Son olarak bölgede önemli bir ülke olan Türkiye'nin gelişmeler karşısında politikaları ele alınmış ve Ortadoğu'nun geleceğine yönelik tartışmalarda kritik önem taşıyan ?Türkiye demokratik bir ülke olarak Ortadoğu'da model olabilir mi?? sorusuna cevap aranmıştır.Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Ortadoğu, Dış Politika, Türkiye, Oryantalizm, Yönetim

Arap BaharıDemokrasiDemokratik tutum+8
Çağatay Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Suriye ilişkilerinde süreklilik: Çatışma-yumuşama dönemleri ve Arap Baharı süreci

Türkiye ile Suriye ilişkilerinin ele alındığı bu çalışmada, iki ülke ilişkilerinin başlangıcı, Suriye'nin bağımsızlığını kazandığı dönemden itibaren ele alınmıştır. Bu zamansal sınırlandırma ile birlikte ilişkilerin belirtilen bu tarihi, uluslararası sistemin dönemsel yapılarına uygun olarak bölümlendirilmiştir. Bu bölümler ise, Soğuk Savaş öncesi dönem, Soğuk Savaş dönemi ve Soğuk Savaş sonrası dönem olarak belirlenmiştir. Bu bölümlendirmenin yapılma sebebi; iki ülke ilişkilerindeki belirleyici unsurların, o dönemki mevcut uluslararası sistem yapısı ile paralellik göstermesidir.Çalışmada, tarihsel ve sistemsel yapı ile bu şekilde biçimlendirilen ilişkiler, iki bölümde aktarılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde ilişkiler, çatışma ve yumuşama dönemleri olarak bir ayrıma tabii tutularak ele alınmıştır. Böyle bir ayrımın yapılma sebebi de ilişkilerin başlangıcından itibaren çatışma ortamı içinde devam etmesi ve sadece belirli bir dönem içinde yumuşama dönemi yaşayarak, ilişkilerde işbirliğinin yaşandığının tespit edilmesinden kaynaklanmıştır.İkinci bölümde, ilişkilerdeki yumuşama ve işbirliği dönemini sona erdiren ve ilişkilerin tekrar eski çatışmacı haline geri dönmesine neden olarak belirlenen Arap Baharı süreci işlenmeye çalışılmış ve Arap Baharı'nın ilişkilere olan olumsuz etkisi saptanmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede ilişkilerin; çatışmadan yumuşamaya, yumuşamadan tekrar çatışmaya olan durumu aktarılmaya çalışılmıştır.Sonuç olarak, ikili ilişkilerdeki güncel durumun tespiti yapılmış ve Arap Baharı'nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur.Anahtar Kelimeler: Türkiye Suriye İlişkileri, Suriye, Hatay Sorunu, Su Sorunu, Terör, Adana Mutabakatı, Arap Baharı

Arap BaharıSu sorunuSuriye+3
Alper Turhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eleştirel kuram bağlamında Türkiye'de medya-siyaset ilişkileri

80?li yıllarla beraber Türk toplumu sivilleşme, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü bağlamında önemli bir dönüşüme şahitlik etmiştir. Bu dönüşümün bir sonucu olarak ülkemizde sivil toplum ve kamuoyu oluşumu özel bir önem kazanmaya başlamıştır. Sivil toplumun ve kamuoyunun şekillenmesinde en önemli pay şüphesiz medyanındır. Gene bu yıllarla beraber özel televizyonların kurulması, özel radyo istasyonlarının tesisi ve özellikle son yıllarda farklı etnik dillerde yayın özgürlüğünün sağlanması medyanın siyaseti şekillendirmesinde etkili olmuştur. Öte yandan 28 Şubat süreci gibi anormal dönemlerde medya patronlarının aynı zamanda işadamı haline gelmesi, ihaleler peşinde koşması ve daha da ileri giderek medya kartelleri oluşturması siyasetin artık dördüncü kuvveti olarak betimlenen medyanın ne denli etkin ve etkili bir araç olduğunu ülke gündemimize yansıtmıştır.Tüm bu veriler ve olgular ışığında çalışmamız Türkiye?de medya ve siyaseti son dönem analizine odaklanmış iktidar medya ilişkilerinin oluşturduğu sosyo-politik konjonktür, özgün örnekleri ve bire bir gazete küpürleri bağlamında çözümlenmiştir. Ne var ki, kolayca görüleceği üzere medya-siyaset arasında kurulan bu bağ pek çok eleştiriyi de beraberinde getirmektedir. İşte bu eleştirel analizi güçlü bir referans çerçevesi ekseninde irdeleyebilmek için Avrupa?da son dönem siyaset-medya ilişkilerini en sağlam temellere oturtarak değerlendirme kapasitesine sahip olan eleştirel kuramdan faydalanılmıştır. Sonuç olarak tezimiz son dönem medya-iktidar ilişkilerinin doğurduğu problemlere dikkat çekerek çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Kuram, Siyaset, Medya, Arap Baharı, Muhafazakâr Kimlik

Adalet ve Kalkınma PartisiArap BaharıEleştirel kuram+6
Ahmet Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşının bölge halkına etkileri ve çözüm önerileri (Suriye'de Arap Baharı)

Ortadoğu'nun gidişatını tüm yönleriyle değiştiren bir kriz olarak tanımlanan Arap Baharı, 2011 yılından itibaren Arap ülkelerinde halkın ayaklanmalarına neden olarak ülkedeki birçok liderin ve yönetimin devrilmesine neden olmuştur. Halkın başlatmış olduğu bu ayaklanmalar büyüyerek devam ederek iç isyanlara dönüşmüştür. 7 yıldır bir türlü sonlandırılamayan iç isyanların en kanlı sahneleri ise Suriye'de yaşanmıştır. Ortadoğu'da tüm ezberleri bozan Suriye iç savaşı, bölgedeki terör örgütlerinin durumdan istifade ederek bölgedeki toprakları işgal etmelerine neden olmuştur. 2013 yılından itibaren Suriye iç savaşına dâhil olan terör örgütleri arasında Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) ve Ad-Dawlah Al- İslamiyah Fil Irak Wa Ash-Sham (DEAŞ) gibi gruplar yer almaktadır. İŞİD terör örgütü bölgede kısa sürede yükselişe geçerek, jeopolitik olarak öneme sahip olan bölgeleri hâkimiyeti altına almayı başarmıştır. İŞİD terör örgütünün önemli liderlerinden olan Ebu Bekir El Bağdadi, 2014 yılında İslam Devleti'nin kurulduğunu açıklayarak halifeliğini ilan etmiştir. İŞİD'in hâkimiyetinde olan bölgelerde zamanla toplumsal sorunlar yaşanmakta olup, terör örgütünün yapmış olduğu şiddetsel yönetimle sonucunda yaklaşık 14 milyon insan bölgeden göç etmek zorunda kalmıştır. Anahtar Sözcükler: İŞİD, Ortadoğu, Suriye, Terörizm, Türkiye

Arap BaharıSavaşSuriye+4
Abdulhannan İbiş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası Ortadoğu'nun uluslararası ilişkileri ve Türk dış politikası

Ortadoğu bölgesi; siyasal, ekonomik ve kültürel yapısı sebebiyle uluslararası ilişkilerde çok önemli bir yere sahiptir. Enerji kaynakları açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bölge, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte ciddi bir değişime sahne olmuştur. Soğuk Savaş sonrası Türkiye'nin bölge devletleriyle olan ilişkileri de değişime uğramıştır. 2010 yılı sonlarında Tunus'ta başlayan Arap Baharı, Ortadoğu'da yeni bir değişim dalgası yaratmıştır. Bölgede yaşanan gelişmeler ve akabinde Suriye'de ortaya çıkan iç savaş, Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Ulusal çıkarlarını korumak isteyen Türkiye'nin Ortadoğu politikasına yeni boyutlar eklenmiştir. Bu çalışmada; Arap Baharı sonrası Ortadoğu'da yaşanan uluslararası gelişmeler bağlamında Türkiye'nin izlediği bölgesel politikalar analiz edilmektedir. Ortadoğu coğrafyasında Arap Baharı sürecinden etkilenen devletler incelenmiş, bölgede yaşanan gelişmelerin Türk Dış Politikası'na yansımaları değerlendirilmiştir.

Arap BaharıOrta Doğu politikasıOrta Doğu ülkeleri+4
Kübra Kadem
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The Arab Spring: Tunisia, Egypt and the US foreign policy

The United states' foreign policy towards the middle east has always been a matter of discussion in the Arab countries. The basis on which the US built its Middle East policy was put to test when the Arab spring broke out. Stability was the US top priority in the region, but when the dictatorships collapsed in Tunisia and Egypt, the response from the American side to each country under investigation differed. The purpose of this thesis is to understand the reason behind such behavior of the US. Therefore, it becomes important to examine the basis on which the United States builds its Middle East policy, and the U.S. response to the Arab Awakening in these countries? Also, how the US deals with the emerging ruling elites in Tunisia and Egypt after the dramatic changes that took place is being examined within the scope of the aforementioned question. The method used in this thesis is the semi-structured interviews and secondary date to enhance the research. This research indicates that on one hand, the United States have chosen stability and interests over values of democracy and good governance in Egypt by supporting the military the military coup in 2013. On the other hand, the US provided financial support to the Tunisian government and non-governmental organizations, to help the new regime survive which would eventually prevent the rise of extremism in the country. While the concern for stability made the US support the military coup in Egypt, it made the US assist the democratically elected government in Tunisia. For the US stability meant the prevention of the rise of extreme movements and developments that would strengthen the radical movements and put the Israeli security at risk. Key words: Arab Awakening, Democracy and governance "referred to as DG", US Foreign policy.

United States of AmericaThe Arab SpringEgypt+5
Mohammad Yahya Fares
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

"Arap Baharı" sonrası Orta Doğu'da su sorunu: Mısır ve Suriye örnekleri

Bu çalışmanın konusu, küresel iklim değişimi ile birlikte "Arap Baharı" sonrasında Orta Doğu Bölgesi'nde yaşanan su sorunlarını Mısır Arap Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti örneklemleri üzerinden incelemektir. Bu çalışmada su sorunu, Arap Baharı sonrasında çalışmanın konusu ülkeler ve halkları nezdinde su kıtlığı, su güvenliği, gıda kıtlığı ve gıda güvenliği çerçevesinde ele alınmıştır. "Arap Baharı"nın Orta Doğu coğrafyasında son derece önemli sosyal, ekonomik, siyasi ve demografik değişiklikler meydana getirdiğine sürekli değinilmektedir. Yalnız bu değişikliklerin neler olduğu, su sorunun bu değişikliklerden ne derece etkilendiği ile ilgili çalışmalar yetersizdir. Bu çalışma, literatürde böyle bir eksikliğin giderilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmada küresel iklim değişimine değinilmiştir. Yalnız bu konu, küresel iklim değişiminin su kaynakları üzerindeki etkisi ile sınırlı tutulmuştur. Aynı zamanda Orta Doğu bölgesi denildiğinde çok geniş bir coğrafya kastedilmektedir. Bu bakımından bölgenin iki önemli ve birbirinden farklı su sorunu yaşayan devletleri olan Mısır Arap Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda küresel iklim değişimi ve buna bağlı oluşan su sorununun bahsi geçen ülkelerde mevcut durumu daha da tırmandırdığı/kötüleştirdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişimi, Su Sorunu, Arap Baharı, Suriye, Mısır.

Arap BaharıMısırOrtadoğu+3
Nurefşen Kamarı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşının Türkiye'nin Orta Doğu politikaları üzerine etkileri (2011-2016)

Arap Baharı ile Suriye'de olayların baş göstermesi üzerine Türkiye, başlangıçta Esad rejimi ile farklı düzeylerde birçok defa temasa geçmiş ve reform çağrılarında bulunmuştur. Ancak Türkiye Cumhuriyeti, Esad rejiminin reformlar konusunda yavaş davranması ve halkına karşı uyguladığı şiddeti artırması sonucunda, iyi ilişkiler kurduğu Esad rejimini karşısına alarak, Suriye halkının yanında olmayı tercih etmiştir. Bu aşamadan sonra iki ülke arasındaki ilişkiler kopmuştur. Türkiye'nin, Suriye'de yaşanan olaylar karşısında politikalarını muhaliflerden yana değiştirmesinin en büyük nedeni Arap Baharı'ndan etkilenen diğer ülkelerde olduğu gibi Suriye'de de rejimin kısa süre içerisinde değişeceği beklentisi olmuştur. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) Suriye politikalarının başlangıçta benzer çizgide olmasına rağmen, Suriye iç savaşının ilerleyen dönemlerinde iki ülke arasında farklı bakış açıları geliştiği görülmektedir. ABD'nin askeri ve diplomatik olarak, Türkiye'nin güvenlik kaygılarına cevap verecek şekilde Suriye krizine müdahil olmaması hatta tam tersine"Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele" adı altında terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı Halkçı Koruma Birliklerine (YPG) silah ve mühimmat yardımı yapıp binlerce militanını eğitmesi gibi konular Türkiye'nin radikal kararlar almasına neden olmuştur. Suriye iç savaşın başlangıcında Türkiye ve Rusya farklı noktalarda bulunmuşlardır. Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin tamamen kopmasına neden olmuştur. Ancak ABD'nin değişen Suriye politikaları ve YPG'yi desteklemesi, bozulan Türkiye-Rusya ilişkilerinin de hızlı bir şekilde düzelmesine zemin hazırlamıştır. Bu süreçte Türkiye'nin ve İran ile ilişkileri, her ne kadar karşı kutuplarda yer alsalar da, hiçbir zaman kopma noktasına gelmemiştir. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yanı sıra barındırdıkları Kürt nüfus nedeniyle bölgedeki Kürt devleti oluşumuna karşı tavırları da benzerlik göstermektedir. Sonuç olarak, Suriye'de devam eden krizden ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Suriye iç düzenindeki istikrarsızlığa paralel olarak, Türkiye de Suriye ile ilişkilerinde inişli ve çıkışlı, farklılıklar gösteren bir politika takip etmek durumunda kalmıştır. Türkiye'nin Suriye konusundaki bu faklı tutumları, Suriye krizine müdahil olan devletlerle ilişkilerine de etki etmiştir.

Arap BaharıOrta DoğuOrta Doğu politikası+7
Şule Kılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen üzerinde bölgesel rekabet

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nden ayrılıp bağımsızlığını ilan eden Yemen, 1962-1968 yılları arasında bir iç savaşa sahne olur, benzer bir şekilde 2011'den günümüze kadar devam eden yeni bir iç savaşı yaşanır. Geçmişte halkının refah ve huzur içinde yaşadığı, mutlu Arap (Arabia Felix) gibi anlamlara gelen isimlerle anılan Yemen, günümüzde bu sıfatlardan çok uzak, kaos ve kargaşa içinde varlığını sürdürür. Aden Körfezi-Bab'ül Mendeb Boğazı, Kızıldeniz, Süveyş Kanalı suyolunun güneyini kontrol eden stratejik bir coğrafyada bulunan Yemen'e farklı devletlerin kendi çıkarları için yapmış oldukları müdahaleler, ülkenin kırılgan bir yapıya sahip olmasına ve devlet yönetiminin zayıf kalmasına sebep olur. Her ne kadar ülkenin kuzey ve güney bölgeleri birleşmiş olsa da hükümet zayıflığı ile gelen iç çatışmalar Husiler'in Sana'yı ele geçirmesine yol açar. Yemen'de kendi içinde farklı gündemler takip eden gerek siyasi gerekse toplumsal rol oynayan iç dinamikler, bu savaşlarda hedef ve çıkar ortaklığına dayalı dış aktörlerin desteğini alırlar. Güney ve Kuzey Yemen'in birleşmesi ile oluşan Yemen Cumhuriyeti'nin beş ana aktörü vardır. Bunlar Husiler, El-Kaide, Islah Partisi, Ali Abdullah Salih ve Yemen Sosyalist Partisi'dir. Arap Baharı'ndan olumsuz etkilenen Yemen'de bahsettiğimiz söz konusu beş ana unsur bütün bu yaşananlarda etkili olmuştur. İran bu mücadeleler sırasında görünürde yumuşak güç unsurlarına başvurur. Sert güce başvurması ise perde arkasından Husiler aracılığı ile gerçekleşir. Suudi Arabistan ise bu güç mücadelesinde geleneksel dış politika anlayışında görülmemiş bir hamle yaparak 2015 yılında düzenlenen "Kararlılık Fırtınası" ile doğrudan sert güç unsurlarını kullanarak sahnede yerini alır. Bu çalışmada, Yemen'deki iç çatışmalara müdahil olan dış aktörlerin, (BAE, Suudi Arabistan ve İran) çatışmaların seyrini nasıl değiştirdiği ve iç aktörler üzerinde nasıl bir tesire sebep olduğu ele alınmıştır.

Arap BaharıBirleşik Arap EmirlikleriBölgesel rekabet+4
Saeed Kamal Mohammed Alı Waka
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik ve siyasi etkileri: Seçilmiş ülkeler üzerine değerlendirme

Ortadoğu bölgesi, dünya ticaretinin büyük bir bölümünün geçiş güzergahının bölgedeki boğazlardan sağlanması ve üç büyük dinin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra zengin enerji kaynaklarına sahip olması nedeniyle her geçen gün önem kazanan bir coğrafya olmuştur. 2010 yılında bireysel bir eylem olarak başlayan ve domino etkisiyle bu bölgede toplumsal bir hareket ve protestoya dönüşen olaylar Arap Baharı olarak adlandırılmıştır. Arap Baharı'nın hem Baharı yaşayan hem de çevre ülkelerde ekonomik, siyasi ve sosyal etkileri olmuştur. Arap Baharı'nın yaşandığı ülkeler ile yakın ilişkisi olan Türkiye de yakın coğrafyasında olan bu süreçten ekonomik ve siyasi anlamda etkilenmiştir. Arap Baharı'nın Türkiye'ye etkisi, sadece Suriye'den Türkiye'ye gelen Suriyeli sığınmacılara ayrılan bütçesi olmamıştır. Türkiye, Arap Baharı'ndan çok farklı şekillerde etkilenmiştir ve hala da etkilenmektedir. Çalışmada, Arap Baharı sürecinde Arap Baharı'nı yaşayan ülkelerden Mısır, Libya, Tunus ve Suriye'nin Türkiye ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerinin, Türk ekonomisine ve siyasetine etkileri analiz edilmiştir. Bu çalışma ile Arap Baharı'nın Türkiye'nin bu ülkeler ile olan ekonomik ve politik ilişkilerini nasıl etkilediği resmî kurumlardan elde edilen veriler ile incelenmiştir. Resmî kurumların ve kişilerin açıklamalarına göre Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik maliyeti yüksek olmuştur. Arap Baharı'ndan önce bölge devletleri ile siyasi ilişkileri olumlu olan Türkiye'nin Bahar'dan sonra siyasi ilişkilerinde de gerileme yaşamıştır. Bu çalışmada Arap Baharı'nın Türkiye'ye politik ve ekonomik etkileri incelendiğinde, Türkiye'nin bölge devletleri ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerinde sorunların meydana geldiği gözlemlenmiştir. Son olarak çalışmayla ülkeler arasındaki ilişkileri belirleyen dış politika ve ekonomi bilimleri arasında çok yakın bir bağlantı olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Ekonomik Etki, Ortadoğu, Siyasi Etki, Türkiye.

Arap BaharıEkonomik etkiLibya+7
Fatih Musab Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı çerçevesinde İran-Suudi Arabistan ilişkilerini yeniden düşünmek

Uluslararası ilişkiler alanında devletler arasında bir sorun ortaya çıktığı zaman sorunun çözümünde uygulanacak çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bu yöntemler kimi zaman barışçıl yöntemler olarak uygulanmakta, kimi zaman ise baskıcı olarak uygulanmaktadır. Özellikle Ortadoğu coğrafyasında bulunan birçok devlet Monarşi ile yönetildiğinden dolayı baskıcı yöntemlerin daha sık kullanıldığını görmekteyiz. Bu çalışma da temel amaç, Körfez'de İran ile Suudi Arabistan arasında 1979 İran İslam Devrimi ile başlayıp 2011 yılında meydana gelen Arap Baharı olayları ve sonrasında yaşanan gelişmelerin Ortadoğu coğrafyasında İran ile Suudi Arabistan'a etkilerinden söz etmektir. İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetçi yaklaşımlarının incelenmesi, Tahran- Riyad yönetiminin günümüzde yaşanan çatışmalarını anlamlandırmak adına yol gösterici olacaktır. İran ve Suudi Arabistan arasında rekabetin başlamasında temel olacak noktanın 1971 yılında İngiltere'nin Körfez'den çekileceğini açıklamasıdır. İran İslam Devrimi ile başlayan süreçte Körfez savaşları ve İran-Irak savaşının ortaya çıkması İran ve Suudi Arabistan ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur. İran ve Suudi Arabistan arasındaki rekabet genel itibari ile farklı konularda ortaya çıkmıştır. Bu konuların başında ilk başta değindiğimiz üzere İngiltere'nin Körfez çekilmesini açıklamasının ardından oluşan güç boşluğunu her iki ülkenin de doldurmak istemesidir. Diğer konular ise; temel de mezhep farklılıkları, ekonomik güçlenme olgusu ve İslam dünyasında lider olma arayışı olarak karşımıza çıkmıştır. Son dönemde meydana gelen Arap Baharı olayları ise rekabetin fitilini iyice ateşlemiş ve aralarındaki mücadele farklı bir boyut kazanmaya başlamıştır. Arap Baharı olaylarının ortaya çıkması sonucunda daha önceden fiilen yürütülen mücadele bu sefer farklı devletlerin olaylara katılması ile vekâlet savaşları şeklinde yürütülmeye başlanmıştır. Arap Baharı olayları Tahran ve Riyad arasındaki rekabetin en somut örneklerini oluşturmaktadır.

Arap BaharıSuudi ArabistanUluslararası ilişkiler+3
Hakan Kılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı ve Ortadoğu'da kadın hareketi: Tunus örneği

Bu tez, kadın hareketlerini mevcut değerler, normlar ve kimlik yapılarında değişim talep eden birer toplumsal hareket olarak değerlendirerek bu hareketlerin kadınların eşit yurttaşlık taleplerine ne şekilde etki ettiğini incelemiştir. Bu noktada toplumsal dinamiklerin değiştiği süreçler önemlidir ve bu çalışma Ortadoğu'daki üç önemli kırılmayı dönemsel olarak inceleyecektir: Kolonileşme sonrası dönem, 11 Eylül sonrası dönem ve Arap Baharı sonrası dönem. Çalışma, Ortadoğu'daki kadın hareketlerini, Tunus özelinde, incelemiş ve özellikle "Arap Baharı" gibi önemli, toplumsal ve siyasal dönüşüm yaratan olayın, Tunus Kadın Hareketi üzerindeki etkisini göstererek alana katkı sağlamıştır. Ayrıca çalışma, kadınların haklarına erişimleri ve kadın haklarının iyileştirilmesi noktasında, Tunus'da, kolonileşme sonrası milliyetçi hareketler ve Arap Baharı sonrası dönem arasında paralellikler kurarak öngörüde bulunmaya çalışmıştır. Kurulan paralellikler sonucunda ise mücadeleler boyunca ön saflarda olan kadınların, masaya oturulduktan sonra da haklarını elde etmek için mücadele etmek zorunda kaldıklarına, dünya standartlarında olmasa dahi büyük ölçüde kadın hakları noktasında iyileştirmelerin sağlandığına ve bu iyileştirmelerin toplum tarafindan kabullenilişinin zaman alacağı varsayımlarına/ sonucuna ulaşılmıştır.

Arap BaharıKadın hareketleriKadınlar+5
Selin Gürboğa Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sürecinde Tunus: Otoriterlikten demokrasiye geçiş sürecinin analizi

Arap Baharı süreci Tunus'ta başlamış ve diğer Ortadoğu ülkelerinde devam etmiştir. Yaşanan olaylar sonucunda ülkede çok fazla şiddet görülmemiş, ölümler yaşanmamıştır. Halkın demokrasi talebi neticesinde 2011 sonrası süreçte ülkede önce geçici hükümetler kurulmuş, kurucu meclis seçimleri yapılmış, ilk adil seçimler gerçekleşmiştir. Ardından yeni anayasa ile demokratik, eşit hak ve özgürlükler elde edilmiştir. Bu bağlamda ülke diğer Ortadoğu ülkelerine örnek olmuştur. Tunus'taki laik gelenek sömürge döneminden itibaren modernleşme süreci ile birlikte gerek otoriter dönemde gerekse Arap Baharı döneminde kaydedilen gelişmelerin kalıcılığında kilit rol oynamıştır. Gelişmiş eğitim olanakları bilinçli bir kitle meydana getirmiştir. Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali döneminde rejimin otoriter kimliğini dışta tutarak gerçekleştirilen eğitim alanındaki reformlar modern bir Tunus yaratmıştır. Ülkenin bu kimliği ve özellikle laik siyasal rejimi 2011 sonrası dönemde kaydedilen otoriterlikten demokrasiye geçiş sürecinin Ortadoğu'nun diğer ülkeleri ile karşılaştırıldığında başarılı bir örnek olarak ön plana çıkışında kilit rol oynamıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tunus, Arap Baharı, Demokrasi, Otoriteryanizm, Habib Burgiba, Zeynel Abidin Bin Ali

Arap BaharıDemokrasiOtoriter devletçilik+2
Nur Tonay
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharından sonra Türkiye'nin dış ticaretinde yaşanan finansal problemler

Bu çalışmada, Tunus'ta 2010 yılının aralık ayında Muhammed BUAZİZİ' nin kendisi yakmasıyla başlayıp birçok Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesini etkisi altına alan Arap Baharı olarak adlandırılan halk ayaklanmasının Türkiye'deki firmaların dış ticaret anlamından yaşadıkları finansal sorunlar araştırılmıştır. Araştırma, Türkiye de Ortadoğu'ya sınır komşusu olan Gaziantep, Hatay ve Şanlıurfa illerimizdeki toplamda 6 firma oluşturmaktadır. Firmaların dış ticarette öncelik olarak finansal açıdan yaşadıkları sorunlar araştırılmış olup nakliyat noktasında yaşadıkları sorunlarda incelenmiştir. Yaşanılan sorunların daha iyi anlaşılabilmesi için farklı sektör gruplarında faaliyet gösteren firmalar seçilmeye dikkat edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan sorular katılımcılarla yüz yüze görüşülerek sorulmuş olup verilen cevaplar doğrultusunda neticeler elde edilmiştir. Katılımcılara Arap baharı öncesi ve sonrası olarak karşılaştırmalı sorular sorularak yaşanılan problemlerin net bir şekilde anlaşılması sağlanmıştır. Son olarak genel durum değerlendirilmesi yapılması istenilerek Arap baharının ne denli finansal, sosyal ve siyasal etki bıraktığını incelenmek istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arap baharı, dış ticaret, finans, ihracat.

Arap BaharıEkonomik sorunlarFinansal sorunlar+3
Abdulkadir Saatçı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Devrimden darbeye: Mısır'da demokrasiye geçiş çabalarının analizi

2010 Aralık ayından itibaren Ortadoğu'da yaşanan devrimlerle bölgede yaşanan rejim değişiklikleri ve demokratikleşme süreçleri, üzerinde durulması gereken çalışma alanlarından biri olmuştur. Arap Baharı olarak adlandırılan bu süreci yaşayan ülkelerden biri olan Mısır'da halk, otuz yıllık bir rejime son vermiş ve demokrasiye geçiş süreci başlamıştır. Bu tez de Mısır'ın 2011 yılında yaşadığı devrim sonrasında içine girdiği sürecin demokratikleşme ile bağlantısı olup olmadığını, Mısır'da demokrasiye geçişi başlatan etkenleri, bu süreçte yer alan aktörlerin demokratikleşmeyle olan ilişkisini, demokratikleşme teorileri bağlamında incelemiştir. Geçiş teorisinin ağırlıkta olduğu bu inceleme sonucu; devrim sonrasında aktörler arasında sağlanamayan uzlaşının demokratikleşme sürecini etkilediği, bunun sonucunda yaşanan darbeyle geçiş sürecinin sona erdiği sonucuna varılmıştır.

Arap BaharıAskeri müdahaleDemokrasi+4
Büşra Öztekin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası oluşan Suriye mülteci krizinin Türkiye'ye sosyal ve ekonomik etkileri

Bu çalışma "Arap Baharı sonrası oluşan Suriye mülteci krizinin Türkiye'ye sosyal ve ekonomik etkileri" konu edinmektedir. Çalışma, Türkiye'nin Suriyeli mülteci krizinin Türkiye'ye olan sosyal ve ekonomik etkisinin tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç kapsamında çalışmada öncelikle Arap Baharı sürecinin başlangıcı, nedenleri, sonuçları etkileri, bölgesel ve küresel aktörlerin sürece olan etkisi incelenmiştir. Daha sonrasında Suriye'nin Arap Baharı öncesi siyasi durumu, Arap Baharı sonrası yaşanan krizler, Türkiye'ye Suriye'den gelen göç hareketi incelenmiştir. Daha sonrasında çalışmada, Arap Baharı öncesi ve sonrası Türkiye ve Suriye ilişkileri incelenmiştir. Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin genel durumu, geçici barınma merkezlerine ilişkin bilgiler ve son olarak Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye olan ekonomik, sosyal, siyasi ve güvenlik etkileri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Arap Baharı, Suriye, Mülteci, Göç, Sığınma

Arap BaharıGöçmenlerMülteciler+4
Yaşar Ürek
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçünün bir sınır kentine etkisi: İslâhiye örneği

17 Aralık 2010 tarihinde Tunus'ta Muhammet Bouazizi'nin, Sidi Buzid şehrinin valilik binası önünüde kendisini yakmasıyla başlayan ve kısa sürede tüm Orta Doğuyu yayılan ve adına Arap Baharı verilen bu olay kısa süre içerisinde etkisini gösterdi. 21. Yüzyılın en büyük olayı olarak gösterilen bu olay kimi ülkelerde yönetimlerin değişmesine, kimi ülkelerde ise hala devam etmekte olan iç savaşın başlamasına neden oldu. Şüphesiz bu olaydan en çok etkilenen ülkelerden biri de Suriye oldu. 2011 yılında Suriye'ye sıçrayan olaylar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan bir iç savaşa dönüştü. Savaş yüzünden de birçok Suriyeli de ülkesini terk ederek göç etmek zorunda kaldı. Şüphesiz bu göçten en çok etkilenen Türkiye oldu. Ülkemize gelen 3 milyon 606 bin 732 kişi öncelikle sınır kentlerine ardında ülkenin birçok şehrine yerleşmeye başladı. Bu sınır kentlerinden biri de Gaziantep ilinin İslahiye ilçesi olmuştur. Bu çalışmada göç ve Arap Baharı hakkında bilgi verildikten sonra Suriyeli sığınmacıların İslâhiye'ye olan etkilerinin nasıl ve ne kadar olduğu verilmeye çalışılmıştır.

Arap BaharıGaziantep-İslahiyeGöçler+3
Zekeriye Şimşek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Suriye Devrimi'nin sosyo-ekonomik nedenleri

Ortadoğu'da 21.yüzyılın en sancılı geçen dönemi, Tunus'ta bir seyyar satıcı gencin zabıtanın müdahalesine kendisini yakararak tepki göstermesi ile başlayan Arap Baharı'dır. Tunus'ta başlayan olaylar daha sonra Mısır, Libya, Bahreyn, Yemen ve Suriye'ye sıçrayarak Tunus ve Mısır'da devlet başkanlarının istifasına sebep olurken, Libya'da dış müdahale ile Kaddafi'nin öldürülmesi ile başlayan iç savaşa dönüşmüştür. Suriye'ye gelindiğinde ise durum oldukça uzun ve zorlu bir sürecin kapısını aralamıştır. Bu tez de Suriye iç savaşının nereye ve nasıl evrileceği tartışmalarının yoğunlaştığı bir gündemde dikkatleri geride kalmış bir konuya çekerek Suriye halkının, ayaklanmaların fitilinin ateşlendiği ilk yılda sokağa çıkmasında sosyoekonomik etkenlerin ne kadar belirleyici olduğunu araştırdı. Başka bir ifadeyle, 'Suriye Devriminde' sosyoekonomik etkenlerin önemi var mıdır?' sorusunu sordu. Tezin temel argümanı ise Suriye'de başlayan gösterilerin ve ardından evrilen rejim karşıtı hareketin ardında halkın Esad rejiminin baskıcı politikalarına karşı siyasi talepleri olduğu kadar yoksulluk ve işsizlik gibi faktörlerin yarattığı ekonomik ve sosyal koşulların da belirleyici olduğudur. Niteliksel araştırma yöntemi kullanılan tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kısaca giriş yapılmış. İkinci bölümde; Fransız Mandaterliği, Darbeler ve Birleşik Arap Cumhuriyeti ve Hafız Esad dönemlerini kapsayan süreçlerde ekonomik politikaları ve dönüşümleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Devrim öncesi Beşar Esad dönemi 2000 – 2010 arası yapılan reform süreci, liberalleşme uyum süreci, işsizlik, yoksulluk, mali veriler ve ekonomik sektörleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise sivil gösterilerin başlaması ve bölgeler bazında gösterilerin yayılışı incelenerek halkın desteğinin ardında yatan sosyo-ekonomik nedenler gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Suriye, Arap Baharı, Devrim, Sosyoekonomik, Beşar Esad Dönemi, Yoksulluk.

Arap BaharıDevrimlerEsad, Beşar+6
Ismaıl Obeıd Adam
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da Müslüman Kardeşler örgütü: Dünü, bugünü ve ideolojisi

11 Eylül hadisesi sonrasında değişen A.B.D. politikaları, uzun yıllar boyunca otokrasiyle yönetilmekten muzdarip olan Orta Doğu ülkelerinde halk hareketlerini tetiklemiştir. İcra edilen kitlesel eylemler, köklü sosyal gruplar ve gelişen iletişim ağları sayesinde bu ülkelerde demokratik dönüşümün yaşanmasına zemin hazırlamıştır. 'Arap Baharı' adı verilen bu sürecin kazananları arasında yer alan ve Mısır'da iktidar olmayı başaran sosyal gruplardan 'Müslüman Kardeşler Cemiyeti' tezin ana öğesidir. Tezin amacı; Mısır'da İslam tandanslı bir hayır derneği olarak kurulan Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin ideolojik ve politik gelişimini, Mısır siyasi tarihi paralelinde ele alarak analiz etmektir. Tezde, Cemiyet'in neden ve nasıl ortaya çıktığı ve günümüze kadar hangi siyasi ve ideolojik kimlikleri benimsediği incelenmiştir. Kadim Mısır'dan günümüze kadar yaşanan siyasi gelişmeler ışığında 'Mısır politik kültürü' betimlenmiş ve 'İslami düşünce' nin çeşitlenmesi ekseninde Cemiyet'in kuruluşu, gelişimi ve mevcut durumu ele alınmıştır. Bu amaçla Türkçe, Arapça ve İngilizce literatür taranmış, güncel gelişmelere yer verilmiştir. Tezde, 'İslam modernizmi' akımından beslenen ve 'kökenci İslam' anlayışını müteakiben 'radikal İslam' düşüncesine kayan Cemiyet'in, ideolojik açıdan son olarak 'ılımlı İslam' biçiminde nitelenen pozisyonda durduğu; İslami yönetim taleplerinin yerini demokratik yönetim söylemlerinin aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca başlangıçta siyasetten uzak kalma stratejisi izleyen Cemiyet'in, yerel ve uluslararası politik gelişmeler sonrasında siyasileştiği anlaşılmıştır. Mısır'ın sosyo-ekonomik durumunun ve halkın 2011 Devrimi sonrasında istediğini alabilecek potansiyele sahip olmasının, halen iktidar olan Cemiyet'in elini zayıflattığı gözlemlenmiştir. Ancak Orta Doğu'nun genelinde var olan yapılanması sayesinde Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin önemli bir siyasal aktör olarak kalacağı düşünülmektedir.

Arap BaharıDemokrasiMüslüman Kardeşler+5
Halil İbrahim Canbegi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The peace obstruction veto in civil war: The Syrian crisis case study

This study explores the factors that have enabled the Syrian regime to wield veto power over the peace process and how this has influenced the ongoing Syrian crisis. The focus is on the role played by the Syrian regime and its allies, such as Russia and Iran, in disrupting and sabotaging international efforts to reach a political solution. Additionally, the study examines the various tactics used by the regime to maintain its control over the country, including the use of violence, propaganda, and the manipulation of humanitarian issues for political gain. A mixed-methods research approach was employed, combining qualitative and quantitative analyses. This included examining voting patterns in the United Nations Security Council, conducting an in-depth case study of the Syrian crisis, and, as a supplementary source, interviewing experts and analysts on Syrian affairs. The findings reveal that international support for the Syrian regime, the fragmentation of the opposition, and the lack of a cohesive international strategy were crucial factors that enabled the regime to retain its power and hinder the peace process. The study recommends developing more coordinated and comprehensive international strategies to address the root causes of the conflict, enhance accountability for human rights violations, and support moderate local actors. It also emphasizes the need to reassess the role of international alliances and find effective ways to counter the challenges posed by using veto power in the Security Council. This study contributes to a deeper understanding of the complex dynamics of the Syrian conflict and offers practical insights for policymakers and practitioners in the fields of conflict resolution and peacebuilding to achieve a sustainable and inclusive settlement of the Syrian crisis.

The Arab SpringPeace processSyria+2
Ahmad Baccora
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The Palestinian issue in the Turkish and Egyptian foregin policies in the post Arab Spring era: A comparative study

This thesis aims to present a comparative analysis for the roles Egypt and Türkiye pursued towards the Palestinian issue in the post Arab Spring era in order to give a more detailed picture about these two prominent powers' stances towards the issue in terms of both rhetoric and application especially that the post Arab Spring era witnessed several dynamic transformations. These transformations took place in the Arab Spring countries and impacted the other countries in the region. The Palestinian issue was not an exception. The relations between the main Palestinian factions have undergone several changes the Palestinian people embarked on their own uprisings, Jerusalem became the center of several developments and Israel has waged four wars against Gaza and increased the settlements' construction. Moreover, external developments impacted the Palestinian issue including the US policies especially in Trump era in addition to the normalization process between Israel and the Gulf countries. Meanwhile, Egypt and Türkiye had new preoccupations and priorities. However, the Palestinan issue was still significant for both of them. This significance was translated in a set of roles they adopted towards the Palestinian cause including the mediator, developer and defender roles. The core of this thesis revolves around explaining these two states' role conceptions, these roles' performance mechanisms and their material and ideational sources as variables to compare between the two states' attitudes towards the dynamics of the Palestinian issue. The thesis finds out that the two countries had performed almost the same roles with different degrees and various instruments. It also shows that they were neither extremely different nor completely identical in conducting these roles. They had both similar and different aspects of their performance towards the Palestinian issue and the Palestinians in times of war and peace. Moreover, each of them possessed different comparative advantages which made them master some roles. English Keywords: role conception, performance mechanism, mediator, defender, developer

MediationThe Arab SpringPalestine problem+7
Samah Khader Izzat Karamah
Ankara Social Science University
2023
00

Related subjects