Davranışsal niyet
Bu konu başlığı altında 83 tez
Hava yolu bileti satan çevrim içi seyahat aracıları e-hizmet kalitesinin davranışsal niyete etkisi
Çalışmanın amacı, hava yolu bileti satan çevrim içi seyahat aracıları e-hizmet kalitesinin davranışsal niyete etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de elektronik ortamda çevrim içi hava yolu bileti alan kişilere, kolayda örnekleme tekniği ile anket (408 adet) uygulanmıştır. Anket uygulaması, 11.08.2020- 05.09.2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Betimleyici istatistiklerin yanı sıra regresyon analizi, t-testi ve ANOVA'dan faydalanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; e-hizmet kalitesinin (β:0,825) davranışsal niyeti etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca e-hizmet kalitesi alt boyutlarından etkinlik (β:0,440), yerine getirme (β:0,340) ve gizlilik (β:0,133) boyutlarının davranışsal niyete olumlu yönde etki ettiği; bununla birlikte, e-hizmet kalitesi boyutlarından sistem uygunluğu (β:-0,018) boyutunun ise davranışsal niyete anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Bu sonuçlarla, e-hizmet kalitesi etkinlik, sistem uygunluğu, yerine getirme ve gizlilik boyutlarının davranışsal niyetteki değişimin %68,6'sını açıkladığı anlaşılmaktadır. Farklılık analiz sonuçlarına göre ise demografik özelliklerden yaş, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, seyahat alışverişi yapma sıklığı, en çok kullanılan seyahat aracısı ve seyahat sıklığının e-hizmet kalitesinin alt boyutlarında ve davranışsal niyet değişkeninde farklılaştığı görülmüştür. Araştırma bulgularına göre, çevrim içi seyahat aracılarının e-hizmet kalitesini artıran unsurlar; sitenin kullanım kolaylığı, hizmette süreklilik, ihtiyaçlara cevap verebilirlik, işlemlerdeki hız, güvenirlilik, bilgilendirme, kullanıcı bilgilerini korumadaki gizlilik politikası şeklinde sıralanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hava Yolu Taşımacılığı, Hava Yolu Bileti, Çevrim İçi Seyahat Aracıları, E-Hizmet Kalitesi, Davranışsal Niyet
Teknoloji kabul modeli kapsamında tüketicilerin mobil (TV) uygulamalara karşı tutumlarının davranışsal niyetine etkisi
Bilişim teknolojilerinde yaşanılan hızlı gelişmeler ve kullanım maliyetlerinin makul bir seviyeye gelmesi nedeniyle, internet kullanım yoğunluğunun sabit bilgisayarlardan mobil iletişim cihazı olarak adlandırılan yeni nesil akıllı telefon ve tabletlere kaymasına neden olmuştur. Bununla birlikte mobil cihaz ve uygulamalarının kullanıcısına sağladığı imkanlar tüketicileri neredeyse günün tamamında mobil olma durumuna getirmiştir. Bu fırsatı gören işletme ve firmalar, pazar paylarını artırmak, yeni ve daha fazla tüketiciye ulaşmak adına farklı mobil pazarlama eylemlerine yönelmişlerdir. Bunlardan biri de video akış hizmeti sunan mobil uygulamalardır. Bu çalışma, akıllı telefon ve/veya tablet üzerinden mobil uygulama kullanan tüketicilerin Netflix, PuhuTV vb. video akış içerikli mobil (TV) uygulamalara yönelik tutumlarını ve bunun davranışsal niyetine olan etkilerini teknolojik kabul modeli kapsamında araştırılması ve bu konuda bir model oluşturma çalışması amaçlanmaktadır. Araştırma, çevrimiçi mağazalar (Google Play, Apple Store ve Windows Phone) üzerinden akıllı telefon ve tablet yoluyla, mobil (TV) uygulamaları indirip kullanan Kocaeli ilindeki 537 katılımcı ile gerçekleştirilmiş ve birincil verilere anket yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS istatistiksel veri analizi paket programı ve AMOS yapısal eşitlik modeli analiz programı ile analiz edilerek ulaşılan bulgular değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre, duygusal değer ve algılanan kullanım kolaylığı, mobil (TV) uygulamasının benimsenmesinde algılanan fayda üzerinde iki temel belirleyicidir. Mobil (TV) uygulama kullananların kullanmaya yönelik tutumu üzerinde kilit rol oynayan algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığına kıyasla daha fazla etkiye sahiptir. Tüketicilerin, mobil (TV) uygulama kullanmaya yönelik tutumlarının ise davranışsal niyeti üzerinde oldukça güçlü bir etki oluşturmaktadır. Araştırmada ayrıca, aracılık etkisiyle ilgili bulgular değerlendirilmiş, algılanan kullanım kolaylığı bağımsız değişkeni ile kullanmaya yönelik tutum bağımlı değişkeni arasında algılanan fayda değişkeninin, kısmi aracılık görevi yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kurumsal güven ve sadakat arasındaki ilişkide davranışsal niyet ve sosyal medya kullanımının aracı rolü
Günümüzde gelişen bilgi teknolojileri ve sosyal ağlar etkisi ile sosyal medya hem bireyler hem de kurumlar için önemli bir iletişim aracı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı; kurumsal güven, davranışsal niyet ve sadakat arasındaki ilişkilerin incelenmesinde sosyal medya kullanımının aracı rolünü incelemektir. Çalışmada ilk olarak hastane kavramı, özellikleri ile ilgili genel bilgiler daha sonra sırasıyla sadakat, kurumsal güven, sosyal medya ve davranışsal niyet kavramları ele alınmıştır. Bu kapsamda sağlık işletmelerinin oluşturdukları sosyal ağlar üzerinden; sağlık hizmeti arayış düzeyi, hastanelerin sosyal medya hesaplarına erişim, güvenirlilik ve kullanıcıların tekrar satın alma niyetinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak geliştirilen yapısal modelin test edilmesi için öncelikli olarak ölçüm modeli değerlendirilirken Cronbach Alpha (CA) ve Bileşik güvenilirlik (CR) değerlerine bakılmıştır. Araştırmanın minimum örneklem büyüklüğü; Open Epi Version 3.01 programı ile %50 sıklık, %95 güven aralığı ve ± 5 hata payı ile 385 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın hedef kitlesi olan sosyal medya kullanıcılarına ulaşmak üzere Google Documents ortamında hazırlanan anket formunun bağlantısı WhatsApp, Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarından paylaşılmıştır. Araştırma anketinin kapsamında olan sosyal medya kullanıcılarına direkt olarak ulaşım sağlanmıştır. Çalışma katılmayı kabul eden sosyal medya kullanıcıları ile web2 ortamında toplanmıştır. Araştırma verileri Ağustos-Eylül 2023'te toplanmıştır. Toplam 404 anket doldurulmuştur. Ancak eksik ve hatalı anketler çıkarıldıktan sonra eksiksiz ve doğru doldurulan 387 anket çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma katılmayı kabul eden sosyal medya kullanıcıları ile web2 ortamında toplanmıştır. Veri toplama formunun ilk bölümünde katılımcıların iş ve kişisel özelliklerini belirmeye yönelik sorular yer almıştır. İkinci bölümde kuruma güven ölçeği; sosyal medya kullanımına yönelik hasta memnuniyet ölçeği, hastane-hasta ilişkileri ölçeği ve hastanenin algılanan imajı ölçeği bunun yanında, davranışsal niyet ölçeği ve sadakat ölçeği kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada kamu hastanesinden hizmet alanların kuruma güvenlerinin, sadakat üzerine etkisi özel hastaneden hizmet alanlardan daha güçlü çıkmıştır. Kuruma güven, davranışsal niyet, sosyal medya boyutlarından hastanenin algılanan imajı hasta sadakatini artırmaktadır.
EFL instructors' behavioural intentions and perceptions regarding the use of gamification tools
This study aims to investigate the factors affecting EFL instructors' behavioural intention to use gamification tools, and their perceptions about using gamification tools in their classroom practices in an English Preparatory Program at tertiary level. The study was conducted with 75 EFL instructors working at the English Preparatory Program in a foundation university in Istanbul, Turkey. The study examined the effects of demographic factors such as age, and factors of Technology Acceptance Framework (TAM) on instructors' behavioural intentions to use gamification tools. In this mixed methods study, both quantitative and qualitative data were collected to ensure the reliability of the study. Quantitative data were collected through TAM questionnaire and qualitative data were collected through e-mail interviews with 11 instructors who had participated in the survey. The findings of the study demonstrated that instructors have high levels of behavioural intention to use gamification tools in their lessons. Factors such as perceived usefulness and attitude had a significant positive correlation with behavioural intention, and these two factors affected behavioural intention significantly. On the other hand, although factors such as, perceived self-efficacy, perceived enjoyment and perceived ease of use had a positive correlation with behavioural intention, they did not have a significant direct or indirect effect on behavioural intention. The findings demonstrated that instructors had positive perceptions about gamification tools; however, they experienced some challenges that are needed to be addressed. Finally, pedagogical implications and suggestions were provided for further studies that aim to improve the effectiveness of gamification in educational settings.
Medikal turizm pazarlamasında pazarlama iletişiminin önemi
Ülkelerin kalkınmasında turizmin önemli bir payı vardır. Turizm, her geçen gün gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Önemli turizm türlerinden birisi ise sağlık turizmidir. Sağlık hizmetlerinin uluslararası düzeyde üretimi, tüketimi ve hastaların uluslararası düzeyde dolaşımı tarih boyunca var olmuştur. Ancak, günümüzde bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte hız kazanan küreselleşme süreci uluslararası hasta dolaşımını daha da artırmıştır. Son yıllarda, milyonlarca kişi kendi ülkesine kıyasla daha kaliteli ve daha az maliyetle sağlık hizmeti alabilmek maksadıyla farklı ülkelere seyahat etmektedir. Bu durum da ülkeler açısından sağlık turizminin öneminin her geçen gün artmasını sağlamıştır. Ancak, sağlık turizminin de kendi içerisinde farklı türleri mevcuttur. Bunlar; termal, yaşlı ve engelli bakımı, spa-wellness ve medikal turizmdir. 2020 yılı itibariyle dünyada medikal turizm pazarının 104,68 milyar dolar olduğu, Türkiye'nin ise bu pazardan aldığı payın sadece 548,88 milyon dolar olduğu görülmektedir. Türkiye'nin bu pazardan aldığı payın arttırılmasında pazarlama iletişimi araçlarının önemli bir yeri olduğu düşünülmektedir. Bu noktadan hareketle, çalışmanın temel amacı; medikal turizm kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin bu tercihlerinde hangi pazarlama iletişimi karmasının daha etkili olduğunu ortaya koymaktır. Ayrıca, kaliteli hizmet sunumunun ve müşteri memnuniyetinin ise medikal turistlerin davranışsal niyetlerini etkilediği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın diğer bir amacı, algılanan hizmet kalitesi ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın amacına uygun olarak literatür taranmış, araştırma değişkenlerine ilişkin ölçekler çalışmaya uyarlanarak anket formu oluşturulmuştur. Araştırmanın analizleri için gereksinim duyulan veriler, İstanbul iline medikal turizm kapsamında gelen turistler arasından, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği ile seçilen 53 farklı ülkeden 432 kişiye yüz yüze anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmada, SPSS 20.0 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılarak verilerin analizi yapılmıştır. Bu süreçte, örnekleme ilişkin betimleyici istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak, araştırma hipotezleri test edilerek bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, medikal turistlerin Türkiye'yi tercih etmelerinde en etkili pazarlama iletişimi araçlarının sırasıyla, reklam ve geleneksel ağızdan ağıza pazarlama iletişimi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, algılanan hizmet kalitesinin tüm boyutları ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan hareketle, araştırmacılara ve medikal turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelere çeşitli önerilerde bulunularak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Medikal Turizm, Pazarlama İletişimi, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Davranışsal Niyetler
Mezelerin gastronomik aşinalığının tüketici tutumlarına ve davranışsal niyetlerine etkisi: Edremit Körfezi örneği
Gastronominin turizm üzerindeki etkisi gün geçtikçe artmaktadır. Bu pozitif etki ile destinasyonlar sahip oldukları yerel lezzetleri tanıtmak, pazarlamak ve sahip çıkmak adına çeşitli yöntemlerden faydalanmaktadır. Çalışmanın ana problemini yerel lezzetlerden olan "meze" ürününün dünya genelinde çoğu mutfakta bulunmasına rağmen bu gastronomik ürünlere yeterli tanıtım yapılmaması ve alanyazında yeteri kadar çalışmaya ulaşılamaması oluşturmaktadır. Bunun neticesinde literatürde meze kültürü, yöresel lezzet, otantik lezzet vb. kavramlar üzerinden tarama yapılarak "meze" üzerinden kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca Edremit Körfezi bünyesinde yer alan mezelerin künyeleri Edremit Körfezi yemeklerini konu alan kitaplar incelendikten sonra araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Oluşturulan künyelerde mezelerin malzemeleri, servis zamanı, tüketim mevsimi, tarifi ve fotoğrafına yer verilmiştir. Fotoğraflar araştırmacı tarafından reçetesine uygun şekilde hazırlandıktan sonra çekilmiştir. Meze kavramı ile ilgili çalışmaların incelenmesiyle iki tez üç makaleye ulaşılmıştır. Yapılan taramalar sonucunda meze tüketicilerinin sahip oldukları gastronomik aşinalığı, tutum ve davranışsal niyetleri Edremit, Burhaniye ve Ayvalık kıyılarında merkez noktalar belirlenip, Ocak-Mayıs 2023 tarihleri arasında 400 gönüllü katılımcıya ulaşılarak anketler aracılığıyla, yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS programında güvenirlik, geçerlik, korelasyon ve regresyon analizinden geçirilip, T testi ve ANOVA testine tabi tutulmuştur. Analizler, oluşturulan tablolara işlendikten sonra yorumlanmıştır ve hipotezlerin kabul/ret durumları incelenmiştir.
Turist rehberlerinin performansının ve hizmet verme yatkınlığının davranışsal niyet üzerindeki etkisi: Yerli turistler üzerinde bir araştırma
Turizm sektörüne ve turistik faaliyetlere yönelik hem küresel hem ulusal çapta artan talebin karşılanmasında turizm sektörünü ilgilendiren tüm dinamiklerin sürekli bir gelişim ve adaptasyon içinde olduğu görülmektedir. Turist rehberliği mesleği ise bu dinamikler arasında turistik seyahatin başlangıcından bitişine kadar sunacağı performans ve hizmetlerle etkin bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı turist rehberlerinin performans ve hizmet verme yatkınlıklarının (HVY) yerli turistlerin davranışsal niyetleri (DN) üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada nicel bir araştırma yöntemi benimsenmiş, veri toplama amacıyla anket çalışması uygulanmıştır. Anket çalışması kapsamında örneklem yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak İzmir ilini 2022 yılı Mayıs-Ağustos ayları arasında rehberli turlarla ziyaret eden yerli turistlere, elden, acentalar ve online anket formu vasıtasıyla ulaşılmıştır. Geri dönüş alınan 460 anketten eksik ve aykırı cevaplanan formların çıkarılmasıyla, 400 katılımcıdan elde edilen anket verileriyle çalışmaya devam edilmiştir. Elde edilen veriler normallik testleri, açıklayıcı faktör analizi, regresyon, korelasyon ve farklılık analizlerine tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin analiz edilmesi sonucunda, turist rehberlerinin hizmet verme yatkınlıklarının ve performanslarının yerli turistlerin davranışsal niyetleri üzerinde, hizmet verme yatkınlıklarının ise gösterdikleri performansları üzerinde pozitif ve olumlu etkisinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. T testi, Anova ve Tukey çoklu karşılaştırma testleri sonucunda demografik özelliklerden yaş, eğitim durumu, cinsiyet, ortalama gelir, medeni hal ve rehberli turlara katılma açısından ziyaretçilerin algılamalarının farklılaşmadığı bulgulanmıştır. Ziyaretçilerin mesleki durumlarına göre ise turist rehberlerine yönelik algıladıkları hizmet verme yatkınlığı, performans ve davranışsal niyet değişkenleri üzerinde anlamlı farklılıklar bulunduğu belirlenmiştir. Çalışma toplamda beş bölümden oluşmuş olup, araştırmanın amacı, sınırlılıkları, önem ve varsayımları vurgulandıktan sonra ilgili alan yazın taraması yapılmış, konu ile ilgili kavramlar ve tanımlamalar açıklanmıştır. Sonraki bölümde araştırmanın yöntemi açıklanmış, elde edilen verilerin analizleri ve bulguları hakkında bilgi verilerek yorumlanmıştır. Son olarak ise çalışmada elde edilen sonuçlar ve analizler doğrultusunda konu ile ilgili olarak mesleki kurumlara, turist rehberlerine ve sonraki araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Glamping seyahat motivasyonunun deneyim ve davranışsal niyete etkisi: Glamper turistler üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında, Muğla ilindeki glamping işletmelerinde konaklayan glamper turistlerin, demografik özelliklerinin belirlenmesi ve seyahat motivasyonlarının deneyim ve davranışsal niyet üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Muğla'daki glamper turistlerin katıldığı, verilerin anket formu aracılığı ile toplandığı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. 697 yerli ve yabancı glamper turistin katılmış olduğu araştırmadan elde edilen veriler; ankete katılanların yarısından fazlası evli, kadın ve yerli turistlerden oluştuğunu göstermektedir. Ankete katılanların büyük çoğunluğu genç yetişkin, yüksek gelir grubunda olan ve eğitim düzeyi yüksek bireylerden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan glamper turistler daha çok dinlenme ve eğlence amacıyla ve genellikle aile ile, çift olarak, ya da arkadaşları ile seyahat etmektedir. Konaklama süreleri ise genellikle bir hafta ya da 3-5 gün aralığındadır. Ankete katılanların yarısından fazlası daha önce bir glamping işletmesinde konaklamamıştır. Ayrıca COVID-19 salgınının katılımcıların büyük çoğunluğunun glamping işletmelerini tercih etmelerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmasında seyahat motivasyonu ve deneyimin demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi için T testi ve ANOVA testleri yapılmıştır. Analizler sonucunda glamper turistlerin seyahat motivasyonlarının medeni durum, yaş, gelir düzeyi, eğitim durumu ve uyruğa göre anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Glamper turistlerin deneyimlerinin ise medeni durum ve uyruğa göre anlamlı farlılık gösterdiği ancak, yaş, cinsiyet, gelir düzeyi ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Çalışmada, glamper turistlerin seyahat motivasyonunun deneyim ve davranışsal niyet üzerindeki etkisi basit ve çoklu regresyon analizleriyle incelenmiştir. Analiz sonucunda seyahat motivasyonunun hem deneyim hem de davranışsal niyet üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deneyimin de davranışsal niyet üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında, seyahat motivasyonunun alt boyutlarından hangilerinin deneyim ve davranışsal niyeti etkilediği incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; doğa temelli motivasyon ve lüks temelli motivasyonun katılımcıların deneyimini anlamlı bir şekilde etkilediği ancak, sosyalleşme motivasyonun deneyimi anlamlı bir şekilde etkilemediği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, doğa temelli ve sosyalleşme temelli motivasyonun katılımcıların davranışsal niyetini anlamlı bir şekilde etkilediği ancak, lüks temelli motivasyonun davranışsal niyeti etkilemediği tespit edilmiştir. Deneyimin alt boyutlarından hangilerinin katılımcıların davranışsal niyetlerini etkilediği incelendiğinde; hedonizm, katılım, yenilenme ve yenilik boyutlarının davranışsal niyeti anlamlı bir şekilde etkilediği ancak anlam ve bilgi boyutu ile yerel kültür boyutunun davranışsal niyeti anlamlı bir şekilde etkilemediği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından elde edilen bilgiler ışığında uygulamaya ve alan yazına yönelik öneriler sunulmuştur.
Deneyimsel pazarlamanın marka sadakati ve davranışsal niyete etkisi üzerine Mersin ilinde bir araştırma
Bu çalışma; deneyimsel pazarlamanın marka sadakatine ve davranışsal niyete etkisini incelemek için Mersin ilinde yapılmıştır. Araştırmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır ve 438 katılımcının verdiği cevaplar analizde kullanılmak için uygun bulunmuştur. Katılımcılara öncelikle en çok tercih ettikleri giyim mağazası ve bu mağazaya gitme sıklığı ile alakalı sorular yöneltilmiştir. Diğer bölümde ise deneyimsel pazarlama, marka sadakati ve davranışsal niyet ölçekleri ile katılımcılardan veri toplanmaya çalışılmıştır. Son olarak da demografik özelliklerle ilgili sorular yöneltilmiştir. Kişisel bilgilerde gizliliğe önem verilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS programına aktarılmıştır. Ölçeklerin geçerliliğini ve güvenilirliğini incelemek için IBM AMOS programıyla doğrulayıcı faktör analizi yapılarak ölçeğin geçerliliği araştırılmıştır. Güvenilirlik analizi için Cronbach Alpha katsayısı kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren değişkenlerin iki grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır, üç ve üzeri grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Marka, Marka Sadakati, Davranışsal Niyet, Müşteri Deneyimi
Gastronomik deneyimsel değer, destinasyon imajı ve davranışsal niyet ilişkisi: UNESCO gastronomi şehirlerinde bir araştırma
Bu araştırmanın amacı turistlerin gastronomik ürün deneyiminden elde ettikleri değer algıları ile destinasyon imajı algıları ve davranışsal niyet tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde değişkenler arası ilişki tartışılarak araştırmanın problemi ve hipotezleri ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise deneyimsel değer, destinasyon imajı ve davranışsal niyet değişkenleri ile ilgili alan yazın incelenerek kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın uygulamasını oluşturan üçüncü bölümde yöntem, analiz ve bulgular; son bölüm olan dördüncü bölümde de sonuç, tartışma ve öneriler bulunmaktadır. Araştırmanın uygulaması kapsamında UNESCO tarafından tescil edilen , Türkiye'nin "gastronomi şehirleri" Gaziantep ve Hatay illerini ziyaret eden ve olasılığa dayalı olmayan örneklem türlerinden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 809 yerli turistten anket tekniğiyle veri toplanmıştır. Toplanan veriler, istatistik paket programları ile "açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, betimleyici analizler yol analizi ve aracılık analizi"ne tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları, turistlerin ilgili destinasyon hakkında bilgiye daha çok sosyal medya kanalıyla ulaştığı ve en çok ziyaret ettikleri yerlerin ise yerel restoranlar olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Turistlerin gastronomik deneyimsel değer algıları, destinasyon imajı algıları ve davranışsal niyet tutumları yapılan betimsel analiz sonuçlarına göre yüksek oranlarda çıktığı tespit edilmiştir. Hipotezlere ilişkin bulgulara bakıldığında ise epistemik değerinin destinasyon imajı üzerine etkisi; duygusal değerin, kalite değerinin ve sağlık değerinin davranışsal niyet üzerine etkisi desteklenmemiş olup diğer değişkenlere ilişkin hipotezlerin desteklendiği tespit edilmiştir. Ayrıca gastronomik deneyimsel değerin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde destinasyon imajının aracılık rolü olduğu bu araştırma kapsamında yapılan analizler ile görülmüştür.
Fast food restoranlarında davranışsal niyetler ve marka sadakatini etkileyen değişkenler: Eskişehir örneği
Günümüzde hizmet sektörünün gelişmesiyle ve pazarlama anlayışındaki değişimle, tüketici memnuniyeti ve tüketici sadakati kavramları önem kazanmıştır. İşletmelerin verdikleri hizmetler, tüketicilerin davranışsal niyetlerine ve işletmenin markasına olan sadakatine doğrudan etki etmektedirler. Fast food restoranları, ürünlerinin hazırlanmasının pratik olması, hızlı hazırlanması ve ürün çeşitliliği açısından tüketiciler tarafından talebin arttığı yiyecek-içecek işletmeleridir. Bu nedenle fast food restoranlarında verilen hizmetin ve sunulan yemeklerin kaliteli olması tüketicilerin restoranı tekrar ziyaret etmesi, başkalarına tavsiye etmesi ve markaya olan bağlılıkları ile ilişkilidir. Bu çalışmada öncelikle hizmet kalitesi, yemek kalitesi, algılanan değer, tüketici memnuniyeti, davranışsal niyetler ve marka sadakati kavramsal olarak ele alınmıştır. Kavramsal çerçeve oluşturulduktan sonra fast food restoranlarına giden tüketicilerin hizmet kalitesi, yemek kalitesi, algılanan değer, tüketici memnuniyeti, davranışsal niyet ve marka sadakati ile ilgili görüşleri anket aracılığıyla toplanarak, analizler sonucunda değişkenler arası ilişki Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiş ve bir model önerisi sunulmuştur. Modele göre tüketici hizmet kalitesi, yemek kalitesi, algılanan değer ve memnuniyetinin, tüketicilerin davranışsal niyetlerine ve marka sadakatine, pozitif yönlü bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Money attitude and saving intentions of young adults in Turkey
This study investigated money attitudes and saving intentions (motivation to save) of young adults in Turkey by sampling 640 young adults in Eskisehir using questionnaires. This study delved into the money attitudes and motivations to save among young adults to establish any relationship between them as well as to compare males and females on these subjects. Structural Equation Modelling (SEM) was employed in the data analysis. A statistically significant and positive relationship was found between retention attitude toward money and saving intention, although no statistically significant relationships were found between the power, obsession and anxiety attitudes toward money and saving intention. In all, it can be stated that young adults in Turkey are not very much concerned about money (i.e. do not have obsessive attitude toward money, are not very anxious about money, have no difficulty in spending money, and do not perceive money as a source of power). However, they seem to be motivated to save. On the basis of motivation dimensions, what really motivates young adults in Turkey to save is introjection. That is, young adults feel a sense of pride if they have more money than usual left at the end of the month. According to the findings, power is the most exhibited money attitude by young adults in Turkey toward money. The study has also found interesting distinctions between young adult males and females regarding their attitudes toward money and saving intentions. That is, males are more obsessive and anxious about money and tend to perceive money as a source of power. Females on the other hand are neither obsessive, anxious nor perceive money as a source of power, but they tend to have a retentive attitude toward money and are more motivated to save compared to males. Key Words: Money Attitude, Saving Intentions, Structural Equation Modelling (SEM),Young Adults.
Televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının davranışsal tatma niyetine etkisi
Kitle iletişim eski zamanlardan beri sosyal bir varlık olan insanın ayrılmaz bir parçasıdır. İlk zamanlarda toplu yaşamanın bir gereği olan ve asgari düzeyde ihtiyaçları gidermek üzere kurulan kitle iletişim, Sanayi Devrimi'nden Bilgi Çağı'na geçiş sürecinde bilgi verme, eğitme, sosyalleştirme, motive etme ve kültürel tanıtma gibi farklı işlevler kazanmıştır. 21.yüzyılda kitle iletişim dünyadan haber, bilgi ve enformasyon sağlamasının yanında siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin bir öncüsü haline gelmiştir. Günümüzde son derece yaygın ve etkili olan bir kitle iletişim aracı olan televizyonun ürünlerinden olan programlar bu gelişmeleri sağlayacak işlev ve niteliktedir. Çalışmada televizyonda yayınlanan gastronomi konulu gezi programlarının bireylerin davranışsal tatma niyeti üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Eskişehir'de Kolayda Örnekleme Yöntemi ile belirlenmiş 496 kişiden veri elde edilmiş ve Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Sonuç olarak gastronomi konulu gezi programlarının merak uyandırma ve sosyal etki işlevlerinin bireylerin davranışsal tatma niyetine etkisi saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle İletişim, Televizyon, Gastronomi Turizmi, Gastronomi Konulu Gezi Programları, Davranışsal Niyet.
Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi
İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli
Adoption of mobile banking applications: A study on young people
The main objective of this study is to explore factors which influence Intention of young people to adopt Mobile Banking Applications. Primary data were collected from Turkey (217 participants) through questionnaires grounded on Technology Acceptance Model (TAM) together with Trust (T). Through factor analysis and structural equation modeling (SEM), the findings revealed that the Perceived Usefulness has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Additionally, Trust also has positive influence on Intention to adopt mobile banking applications. Furthermore, Perceived Ease of Use not only has positive influence on the Perceived Usefulness, but also on Trust. Therefore, Perceived Ease of Use affects Intention to adopt mobile banking applications through these factors. Moreover, no statistically significant differences were found by ANOVA between males and females with respect to the factors investigated and Intention to adopt mobile banking applications. Keywords: Intention, Trust, Mobile Banking Apps, Technology Acceptance Model
Otantikliğin davranışsal niyete etkisinde müşteri tatmini, yer bağlılığı ve deneyimlerin aracılık rolü
Mevcut çalışmanın amacı; otantiklik, unutulmaz turizm deneyimi, deneyim kalitesi, yer bağlılığı, müşteri tatmini ve davranışsal niyetler arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca otantiklik ile davranışsal niyetler arasındaki unutulmaz turizm deneyimi, deneyim kalitesi, müşteri tatmini ve yer bağlılığının aracılık etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri anket tekniği kullanılarak Ocak – Aralık 2022 tarihleri arasında Bursa'nın kültürel miras alanlarını ziyaret eden turistlerden toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi ile elde edilen veri toplama süreci sonucunda 413 geçerli anket elde edilmiştir. Alan araştırmasında toplanan veriler, Smart PLS programında analizlere tabii tutulmuştur. Araştırma sonucunda; otantikliğin müşteri tatminine, deneyim kalitesine, davranışsal niyetlere, unutulmaz turizm deneyimine doğrudan etki ettiği; müşteri tatminin davranışsal niyetlere doğrudan etki ettiği, otantiklik ve davranışsal niyetler arasındaki ilişkiye aracılık ettiği; deneyim kalitesinin davranışsal niyetlere doğrudan etki ettiği, otantiklik ve davranışsal niyetler arasındaki ilişkiye aracılık ettiği; unutulmaz turizm deneyiminin davranışsal niyetlere doğrudan etki etmediği, otantiklik ve davranışsal niyetler arasındaki ilişkiye aracılık etmediği; yer bağlılığının, davranışsal niyetlere doğrudan etki etmediği, otantiklik ve davranışsal niyetler arasındaki ilişkiye aracılık etmediği tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarından hareketle en dikkat çekici ve etkili kavramın otantiklik kavramı olduğu göze çarpmaktadır. Buna göre turizm paydaşlarının bu kavram üzerine yoğunlaşması önemli olacaktır. Ayrıca gelecek çalışmalar için mevcut çalışmada kullanılan değişkenler, farklı destinasyonlar için incelenebilir.
İnternet tabanlı bankacılığın birleştirilmiş teknoloji kabul ve kullanım teorisi çerçevesinde incelenmesi: SMMM'ler üzerine bir araştırma
İnternetin küreselleşmesi ve yaygınlaşması ile birlikte bankalar hizmet sunumlarını internet tabanlı kanallar aracılığı ile gerçekleştirmeye başlamıştır. Bankalar internet tabanlı bankacılık kanalları ile tüketicilere mekândan ve zamandan bağımsız olarak finansal işlemlerini gerçekleştirme kolaylığı sağlamakta ve böylece şubelerdeki iş yükünün azaltılarak maliyetlerin düşürülmesini ve karlılığın artırılmasını sağlamaktadır. Bu nedenle tüketicilerin bu kanalları kullanmada davranışsal niyetlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, finansal hizmet tüketicilerinin internet tabanlı bankacılık kanallarını kullanım durumlarını ortaya koymak ve bu kanalların benimsenmesinde etkili olan faktörleri belirlemektir. Bu amaca ulaşabilmek için Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Teorisi-2 temel alınmış ve modelde yer alan değişkenlere "yenilikçilik", "güven" ve "algılanan risk" değişkenleri de eklenerek mali müşavirler için test edilmiştir. Araştırmanın verileri Kütahya il merkezinde faaliyet gösteren 145 mali müşavir ile yüz yüze anket yapılarak toplanmış ve verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada alışkanlık, yenilikçilik, sosyal etki ve algılanan değer değişkenlerinin tüketicilerin internet tabanlı bankacılık kanallarını kullanmaya yönelik davranışsal niyetlerini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Performans beklentisi, çaba beklentisi, kolaylaştırıcı şartlar, hedonik motivasyon, güven ve algılanan risk değişkenlerinin ise davranışsal niyet üzerinde etkisi bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: İnternet Tabanlı Bankacılık, Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Teorisi-2 (BTKKT-2), Davranışsal Niyet
Exploring the factors affecting the adoption of smart home appliances: An application and extension of UTAUT2 Model and E-S-QUAL
Smart home appliances (SHA), a growing field in the Internet of Things market, allow consumers to monitor and regulate a variety of appliances distantly and intelligently. The technology has been available for some time, and market predictions are optimistic to grow rapidly. The purpose of this paper is to evaluate the elements that affect the behavioral intention to adopt SHA, as user adoption is the basis of SHA market extension. This research addresses a gap in the literature by delivering insights into the adoption of SHA and provides experts meaningful information to create and advance appliances from the consumer perspective. This research combines two established approaches, Unified Theory of Acceptance and Use of Technology 2 (UTAUT2) and Electronic Service Quality (E-S-QUAL) into consumers' behavioral intention to adopt SHA, explore their influence quantitatively by employing the SEM-PLS method on data collected from 316 respondents. According to the results, performance expectancy, habit, facilitating conditions, fulfillment, and efficiency had positive significant effects on behavioral intention to adopt SHA. However, effort expectancy, social influence, hedonic motivation, price value, system availability, and privacy did not have influence on behavioral intention to adopt smart home appliances. Home classification has a significant moderator effect between habit and behavioral intention to adopt SHA, whereas gender, marital status, age, education level, and household income did not have a moderating effect. In addition, findings indicate that the research model had a greater explanatory power compared to the UTAUT2 and E-S-QUAL models.
Turistlerin hedonik tüketim eğilimlerinin davranışsal niyetlerine etkisi
Tüketici davranışlarını daha anlaşılır hale getirerek etkin pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmek, tüketici satın alma sürecine etki eden faktörlerin belirlenmesini gerektirmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı hedonik tüketim eğilimi ile davranışsal niyet arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın alt amaçları, turistlerin hedonik tüketim eğilimlerinin ve davranışsal niyetlerinin milliyet, turizm türü ve cinsiyet bakımından herhangi bir ilişki ve farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın anakütlesi, karşılaştırmaya olanak verecek şekilde kruvaziyer gemiler yoluyla Kuşadası ve Marmaris limanına gelen ziyaretçiler ve deniz-kum-güneş (kitle) turizmi amacıyla Fethiye'de I. sınıf tatil köylerinde ve beş yıldızlı otellerde konaklama yapan turistik tüketicilerden oluşmuştur. Milliyetlere göre İngiliz, Rus ve Alman turistik tüketiciler örneklem kapsamında yer almışlardır. Çalışmada hem nitel hem de nicel veri toplama tekniklerden yararlanılmıştır. Öncelikle pilot uygulama sonucunda elde edilen 201 adet anket verisiyle geçerlik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra iki turistle pilot görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen olumlu sonuçlara bağlı olarak toplam 16 turist ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Analiz edilen görüşme ve pilot anket uygulaması sonuçları, anket uygulamasına geçilebileceği yönünde bulgular sunmuştur. Buna bağlı olarak gerçekleştirilen uygulamada toplam 1152 adet geçerli anket verisi analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda hedonik tüketim eğilimi ile davranışsal niyet arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve hedonik tüketim eğiliminin davranışsal niyetleri hem milliyete hem de turizm türüne göre anlamlı şekilde etkilediği ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları çerçevesinde uygulayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Yerel lezzetlere yönelik tutumların demografik özellikler açısından incelenmesi ve davranışsal niyetler üzerindeki etkisi: Gaziantep üzerine bir araştırma
Bu araştırma, Gaziantep'i ziyaret eden turistlerin Gaziantep'e özgü yerel lezzetlere yönelik tutumlarının demografik özellikleri açısından incelenmesi ve yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin hangilerinin ne ölçüde Gaziantep'e yönelik davranışsal niyetleri üzerinde etkili olduğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Gaziantep'in yerel lezzetlerini deneyimleyen 831 yerli turiste kolayda örnekleme yöntemiyle anket çalışması ile uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ve oluşturulan hipotezlerin analizinde SPSS programı yardımıyla Çoklu Regresyon analizi, T testi ve ANOVA testi kullanılarak yapılmıştır. Turistlerin yerel lezzetlere yönelik tutumlarının boyutlarını belirlemek amacıyla yapılan faktör analizi neticesinde; hijyen, maliyet, fiziki hizmet kalitesi, özgün hizmet kalitesi, gıda kalitesi, davranışsal niyet olmak üzere 6 faktör belirlenmiştir. Orijinal ölçekte hizmet kalitesini ölçen ifadeler tek faktör altında toplanırken, bu çalışmada iki faktör altında toplandığı görülmüştür. İfadelerin ölçtüğü kavramlar dikkate alınarak oluşan bu iki faktör "fiziki hizmet kalitesi" ve "özgün hizmet kalitesi" olarak isimlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda yerel yiyeceklere yönelik tutum değişkenlerinden maliyet, özgün hizmet kalitesi ve gıda kalitesi değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olduğu sonucuna varılmıştır. Hijyen ve fiziki hizmet kalitesi değişkenlerinin davranışsal tutum üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamsız olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinden Hijyen faktörünün katılımcıların cinsiyetleri açısından farklılık gösterdiği; kadınların erkeklere göre hijyen tutumlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Gıda Kalitesi faktörünün katılımcıların yaşları açısından farklılık gösterdiği görülürken, Davranışsal Niyet faktörünün de katılımcıların Gaziantep'e geliş amaçları açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin katılımcıların aylık gelirleri ve medeni durumları açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Yerel lezzetler, Gastronomi, Davranışsal Niyet
The effect of airport atmospheric features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport in Zanzibar
This research investigates the atmospheric Airport's features on passengers' behavioral intention at Abeid Amani Karume International Airport (AAKIA). The study is a quantitative methodology that involves the actual data from the questionnaires that have been distributed to the aviation industry of Zanzibar international airport. The study was spanning from 2020 to 2021. The research uses the two main variables identified: airport atmospheric features on passengers' which is the independent variable, and behavioral intentions are dependent variables. The study develops the proxies' variables for airport atmospheric air passengers such as layout accessibility, facility aesthetics, and perception of airport safety, airport cleanness, and sitting comfort. In the context of behavioral intention, the study develops the proxies of willingness to spend, intention to revisit, electronic equipment, and display, and customers 'satisfaction. The study applied statistical techniques to reveal the estimated results. These include a statistical linear regression equation to obtain the results. The research revealed the following results. The layout accessibility and airport cleanliness have a significant and negative effect on behavioral intention. Adhere, perception of airport safety, facility aesthetics, and sitting airport comfort affect behavioral intention. The policymakers related to the aviation industry in Zanzibar, especially Abeid Amani Karume International Airport, should develop an effective policy to enhance the efficiency of layout accessibility and airport cleanness. Also, more effort should be implemented to the facility aesthetics, perception of airport safety, and Airport sitting comfort.
Kadın tüketicilerin hedonik ve faydacı tüketim eğilimlerinin belirlenmesi ve bu eğilimlerin davranışsal niyet üzerine etkisi: Çankırı ili örneği
Tüketici kavramı pazarlama sürecinin ilk basamağını oluşturur ve pazarlama biliminin odak noktasıdır. Pazarlama biliminin gelişmesi ve müşteri odaklılık kavramının öneminin artmasıyla birlikte, tüketiciye ve tüketici davranışlarına verilen önem artış göstermiştir. Son yıllarda sıkça gördüğümüz kampanyalar, indirimler, özel günler tüketicilerde satın alma isteği uyandırmaktadır. Tüketiciler satın alma davranışı gösterirken sadece rasyonel karar almamakta aynı zamanda alışverişten haz almak, fikir edinmek, modayı takip etmek ve sosyalleşmek gibi amaçlarla da satın alma davranışı göstermektedirler. Bu tez çalışmasının teorik bölümünde tüketici davranış nedenleri, tüketici satın alma davranışları, davranışsal niyetleri, kadın tüketicilerin tüketim davranışları, hedonik tüketim ve faydacı tüketim bilgilerine yer verilmiştir. Bu teorik çerçeveden yola çıkılarak, Çankırı ilinde bulunan kadın tüketicilerin satın alma davranışlarına yönelik araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre, kadın tüketicilerin ihtiyaç olmadığı halde satın almaya sıcak bakmadıkları, faydayı ön planda tuttukları ortaya konmuştur. Öte yandan kadın tüketicilerin alışverişe çok büyük anlam yüklemedikleri, ancak zaman zaman "sadece mutlu olmak için" alışveriş yaptıkları da tespit edilen bulgular arasında yer almıştır. Hedonik alışveriş davranışının en fazla "başkalarını mutlu etmek için" gerçekleştiği belirlenmiştir. Davranışsal niyetin medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş, eğitim durumu ve gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Planlanmış Davranış Teorisi bağlamında evliliği sürdürme ve sonuçları
Evliliklerin sürdürülmesi zor fakat önemli bir süreçtir. Bu süreç kişinin gerek var olan ilişkiyi devam ettirmek gerekse onarmak için belli davranışlarda bulunmasını gerektirir. Bilimsel çalışmalar doyum sağlanan, ödülü yüksek, bedeli düşük evliliklerin sürdürüldüğünü ve evliliklerin sürdürülmesinde sosyal çevrenin ve benlik kurgularının etkili olduğunugöstermektedir. Doyum sağlanan, mutlu bir evliliğin hem kadın hem de erkeğin sağlığını olumlu etkilediği görülmektedir. Evliliğin sürmesi, kişinin ilişkiyi sürdürme isteği de dahil pek çok değişkenden etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen sürdürme davranışları "Planlanmış Davranış Teorisi (PDT)" bağlamında ele alınmıştır. Bu amaçla evliliği sürdürme niyetine yönelik PDT temelli bir ölçek hazırlanmış ve ölçek maddelerinin hazırlanması, geçerliği ve güvenirliğin test edilmesi amacıyla pilot bir çalışma yapılmıştır. Ana çalışmada evliliği sürdürme niyeti ve bu yönde gösterilen davranışlar üzerinde evlilik doyumu, algılanan ödül-bedel, benlik kurguları, PDT değişkenleri olan inançlar, evliliğe yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolün nasıl etki ettiği incelenmiştir. Ayrıca çiftlerin evliliği sürdürme niyeti, evlilik doyumu ve ruhsal sağlık arasındaki etkileşimde ilişkiyi sürdürme davranışlarının rolünün hem bireysel hem de ikili ilişki düzeyinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya çiftlerin ikili analizleri için 168 evli çift ve PDT kapsamında yol analizleri için de 183 kadın 178 erkek olmak üzere 361 evli kişi katılmıştır. Katılımcılara araştırmacı tarafından pilot uygulaması gerçekleştirilmiş olan PDT'nin boyutlarını içeren Evliliği Sürdürme Niyeti Ölçeği'nin yanı sıra İlişki Sürdürme Mekanizmaları Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Algılanan Ödül-Bedel Ölçeği, Genel Sağlık Anketi-12, İlişkisel-Özerk Benlik Kurgusu Ölçeği ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Gerçekleştirilen yol analizleri sonucunda, PDT'nde yer alan davranışsal inançlar, normatif inançlar ve kontrol inançları boyutlarının, ana değişkenler olan davranışa yönelik tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrolle olumlu yönde ilişkili olduğu; ancak inançlar üzerinden çizilen modelin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra PDT'nin ana değişkenlerinin yer aldığı model anlamlı bulunmuştur ve modelin sonucuna göre evliliği sürdürmeye yönelik davranışsal tutumların, öznel normların ve algılanan kontrolün yüksek olması evliliği sürdürme niyetini olumlu yönde etkilemekte; bunun sonucunda da sürdürme niyeti ilişki sürdürme mekanizmalarına yol açmaktadır. Bu süreçte ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olduğu kişilerin evliliği sürdürmeye yönelik daha olumlu tutumlar ve daha yüksek öznel normlara sahip olduğu görülürken; ilişkisel benlik kurgusu düzeyinin yüksek olmasının algılanan davranışsal kontrol ile ilişkisi anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca PDT değişkenlerine ek olarak, evlilik doyumunun sürdürme mekanizmaları ile ilişkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; ancak algılanan ödül-bedelin sürdürme mekanizmaları üzerinde anlamlı ve orta düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen Aktör-Partner Karşılıklı Bağımlı Aracılık Modeli analizleri sonucunda erkeklerin evliliklerini sürdürme niyetleri ile ruh sağlıkları arasında kendilerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması ve partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık ederken; evlilik doyumu ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide ise, yalnızca erkekler için partnerinin sürdürme mekanizmalarını kullanması aracılık etmektedir. Evliliği sürdürme niyeti ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide sürdürme mekanizmalarını kullanmanın etkisinin incelendiği modelde, hem kadın hem de erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile evlilik doyumu arasında kendisinin sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği görülürken; erkeğin evliliği sürdürme niyeti ile kadının evlilik doyumu arasında kadının sürdürme mekanizmalarını kullanmasının aracılık ettiği bulunmuştur. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmaya dair sınırlılıklar ele alınmış ve gelecek çalışmalar ile uygulamaya dair önerilerde bulunulmuştur.
Mobil sağlık uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyetin aracılık rolü: E-Nabız örneği
Mobil teknolojilerin gelişmesiyle sağlık tüketicilerin ihtiyaç listesi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu ihtiyaçlar karşısında geliştirilen mobil sağlık uygulamalarının da kullanım kolaylığı ve memnuniyet düzeyleri her daim ölçülmelidir. Çünkü iyi tasarlanmamış veya tüketici memnuniyeti düşünülmeden geliştirilen bir sağlık uygulaması tüketicilerde olumsuz düşünceler oluşturarak, tavsiye etme ve tekrar tercih etme niyetini değiştirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı ise mobil sağlık uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyet kavramının aracılık rolünün belirlenmesidir. Çalışma örneklemini, Türkiye genelinde E-Nabız uygulamasını kullanan 18 yaş ve üzeri sağlık tüketicileri oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak anket yoluyla elde edilen 889 kişilik veride ana hipotezler için AMOS programı ile yapısal eşlik modeli, alt hipotezler için ise SPSS programı ile farklılık analizleri uygulanmıştır. Araştırmada ilk olarak geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra veriler faktör analizlerine ve normal dağılım analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçların normal dağılım göstermesiyle de araştırma amaçları doğrultusunda ölçülen farklılık analizleri için parametrik testler olan t testleri ve tek yönlü ANOVA testleri uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla da korelasyon analizi yapılmıştır. Yapısal eşlik modeli değerlendirme sonucunda ise mobil uygulama kullanılabilirliğinin davranışsal niyet üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi bulunmazken, e-memnuniyet kavramının tam aracılık rolü ile dolaylı etki gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca mobil uygulama kullanılabilirliğinin alt boyutları olan pozitif ve negatif kullanımların davranışsal niyet üzerinde e-memnuniyetin aracılık rolüne bakılmış, bu durumda pozitif kullanımın da davranışsal niyet üzerindeki etkisinde e-memnuniyetin tam aracılığı olduğu ancak negatif kullanımın davranışsal niyet üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etkisinin olmadığı görülmüştür. Son olarak alt hipotezlerin değerlendirilmesinde mobil uygulama kullanılabilirliği, e-memnuniyet, davranışsal niyet ve alt boyutlarının sosyo-demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.