Civil war

146 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yabancı savaşçıların evrimi: Suriye iç savaşında Kafkasya kökenli yabancı savaşçılar örneği

"Yabancı Savaşçıların Evrimi: Suriye Savaşında Kafkasya Kökenli Yabancı Savaşçılar Örneği" başlıklı tezde, tarihsel süreç içinde en fazla yabancı savaşçı akınlarından birine neden olan Suriye iç savaşında, yabancı savaşçı grupları içinden Kafkasya Kökenli Yabancı Savaşçılar (KKYS) ele alınmıştır. Tezde araştırma sorusu olarak "Kafkasya kökenli yabancı savaşçıların (KKYS) neden Suriye iç savaşına katıldıklarının" cevabı aranmaktadır. Bu cevaba ulaşmak için Suriye iç savaşına katılan 125 Kafkasya kökenli yabancı savaşçı ile nicel araştırma yöntemleri kullanılarak anket çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda KKYS'ın Suriye iç savaşına katılmasında beş ana sebebin etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu etkenler şunladır: Devlet kontrolünden dolayı Kuzey Kafkasya'da savaşma imkânının azalması, Selefi ideolojinin etkisi, Kafkasya Emirliğinin dağılması, cihat anlayışı ve Suriye'de Rusya'ya karşı savaşmak. Bu etkenlerin içinde en önemlisinin ise Suriye'de Rusya'ya karşı savaşma arzusu olduğu tespit edilmiştir.

KafkasyaSuriyeYabancı savaşçılar+1
Halit Gülşen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi otoritenin zayıfladığı ortamlarda kimlik gruplarının ortaya çıkması, birbirleri ve merkezi otoriteyle ilişkileri

Bu tezin amacı, ulus devlet sistemi içerisinde yaşanan problemler neticesinde bölünmüş toplumlarda aktörlerin davranışlarını uluslararası ilişkilerdeki denge kavramıyla incelemektir.Vestfalya Barış anlaşması sonrası ulus devlet düzeni tüm dünyada benimsenerek insanların bir arada yaşaması ve devletin meşruiyeti homojen bir yapıda olduğu varsayımına dayandırılmıştır. Bu çalışmada ulus devlet sistemi içersinde etnik dini ya da mezhepsel olarak homojen olmayan devletlerde çıkması muhtemel halk hareketliliklerinin sebebi incelenecek, çatışmasızlığın sağlanması adına izlenmesi gereken yollar tartışılacaktır. Halk hareketliliklerinin bir iç savaşa evrildiği toplumlarda iç savaşın her bir aktörünün tıpkı uluslararası sistemde devletlerin hareket ettiği gibi bağımsız hareket edeceği ve kendi çıkarı için ilişkiler tesis edeceği yapısal denge teorisine göre ele alıncaktır. Aktörlerin söz konusu bağımsızlığı iç savaşın dengelenerek çatışmasızlık ortamına alan yaratabileceği bir durum oluşturabileceği gibi çatışmayı daha da şiddetlendirebilir. Çalışmamızda tüm bu durumları inceleyerek bölünmüş toplumlarda aktörler arası ilişkilerin ne şekilde gelişeceğini 2012 sonrası halk hareketliliği olarak başlayan ve iç savaşa dönüşen Suriye örneği özelinde incelenecektir.

DemokrasiGüç dengesiKimlik+7
Cihad Özdemiroğlu
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İttifak perspektifinden "Direniş Ekseni" söylemi: Tehdit Dengesi Kuramı ve Suriye iç savaşı

Bu çalışma, 2000'li yıllarda bir söylem ve eylem olarak ortaya çıkan Direniş Ekseni'ne odaklanmaktadır. Amerika ve İsrail karşıtlığında birleşen İran ve bölgesel müttefikleri Suriye, Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad arasındaki ilişkiler her ne kadar 2000'li yıllarda Direniş Ekseni olarak tanımlansa da ilişkilerin kökeni 1979 İslam Devrimi ile İran'da yaşanan köklü değişime uzanmaktadır. Bu bağlam literatürde Direniş Ekseni'nin ağırlıklı olarak ideoloji ve kimlik gibi unsurların bir ürünü olarak tarif edilmesine neden olmaktadır. Oysa Ortadoğu'da yükselen bir dizi tehdidin eksenin kuruluşuna eşlik etmesi, bu oluşumun söylem düzleminde incelenmesi ve ideolojik olarak okunmasının ötesinde ittifak olarak değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda tez 2000'li yıllarda söylem olarak ortaya çıkan ancak temelleri 1979'dan itibaren atılan Direniş Ekseni olgusunun ittifak olup olmadığını sorgulamaktadır. Tez, Direniş Ekseni'nin kuruluşunda ve güç kazanmasında Stephen Walt'un tehdit dengesi kuramından hareketle toplam güç, coğrafi yakınlık, saldırgan kapasiteler ve saldırgan niyetler gibi unsurların rolünü hem 1979-2010 arası dönemde, hem de 2010'dan günümüze Arap Baharı döneminde Suriye iç savaşı bağlamında irdelemektedir. Tez ayrıca 1979 İslam Devrimi ile devlet kimliğinde yaşanan büyük dönüşümün Devrim öncesi ve sonrasında İran'ın ittifak davranışını nasıl şekillendirdiğini, ideolojik dönüşümün ittifak davranışına nasıl etki ettiğini de sorgulamaktadır. Bu bağlamda tez kalitatif araştırma yöntemlerinden vaka analizi ve söylem analizi yöntemlerini kullanmaktadır.

Direniş EkseniSuriyeTehdit Dengesi Kuramı+3
Kerem Türk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşındaki göçlerde tetikleyici bir unsur olarak çevresel faktörler: Yeşil jeopolitik bir analiz

Bu tez, günümüzde yaşanan bilhassa çevresel kaynaklı göçlere, bugüne kadar siyasal pratiği yapılandırılmış coğrafi politik varsayımların ötesinde eleştirel jeopolitik bir okuma sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda tez öncelikle klasik jeopolitik ve göç kavramı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Klasik jeopolitiğin hâkim jeopolitik söylem olduğu dönemler boyunca göç kavramı literatürde yeterli görünürlüğe sahip olamamıştır. Klasik jeopolitik söylemler doğası gereği göçe de tıpkı ele aldığı diğer jeopolitik kavramlar gibi devlet merkezli bir çerçeveden yaklaşmış, dolayısıyla bu dönemde bireysel motivasyonlu göçler görmezden gelinmiştir. Tezin bir diğer odak noktası ise eleştirel dönüşümün etkisiyle gelişen eleştirel jeopolitik söylem ve göç kavramı arasındaki ilişki üzerinedir. Bu dönemde birey tecrübeleri doğrudan jeopolitik söyleme dâhil edilerek özellikle sonuçları itibariyle gelişmiş bir göç kavramsallaştırması yaratılırken göçün nedenleri yeterince görünür kılınmamıştır. En nihayetinde tezin temel savı, çevresel kaynaklı göçleri analiz etmek üzere, iklim değişikliği ve çevresel güvenliği temel alan yeşil jeopolitik kuramın en uygun jeopolitik söylemlerden biri olduğu yönündedir. Bu kabul ile yeşil jeopolitik kuramın prensiplerinden faydalanarak yürütülen vaka analizi sonucunda bu tez Suriye'de iç savaş öncesi yaşanan kuraklığın ve bu kuraklığa bağlı gerçekleşen ülke içi yerinden edilmelerin savaşa giden süreçte etkin birer unsur olduğunun altını çizmektedir. Bu tez jeopolitiğin akademik bir disiplin olmaya başladığı dönemlerden itibaren kaleme alınan kaynaklardan günümüze dek değişen hâkim jeopolitik söylemler içinde göç kavramının uğradığı dönüşümü incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikEleştirel kuramGöçler+4
Aylin Salman
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

Thesis discretions of companions (Sahaba) in emerging issues of internal fighting

Discretions of Companions (Sahaba) in Emerging Issues of Internal Fighting. To explore Companions' Fiqh in emerging issues of internal fighting so this Fiqh can be a reference to rectify many contemporary problems among Muslim parties. Can we extract an integrated doctrinal theory from Companions' Fiqh and discretions regarding emerging issues of internal fighting? Did the events that befall them include all situations? Were their discretions in different incidents inclusive? Are these discretions suitable for dealing with contemporary incidents? The importance of the research is represented in the need of Islamic nation for original Fiqh, related to the first generation, which can address the most serious current problem. That is internal fighting among Muslim communities. 1- Showing incidents of internal fighting in the era of Companions, adapting them and distinguishing between each other. 2- Indicating Companions' discretions in these incidents, relating them to the origins and revealing doctrines of scholars regarding this issue. 3- Preponderance of evidences regarding disagreements among Companions in the light of scholars' views and Islamic schools. In this research, the researcher will follow more than one method such as inductive method which aims at investigating incidents, fatwas and discretions. Besides, the researcher will also follow analysis, deduction and various measuring approaches to reach logical cohesive results. This research is divided into three chapters other than the introduction, preface and conclusion. The first chapter discusses the issue of fighting those who refused to pay Zakat. The second discusses the issue of tribulation (fitnah) fight and fighting party of transgression. The third discusses the issue of fighting Kharijites (Khawarij) 1- Internal fighting among Muslims has provisions which much differs from those of fighting unbelievers. These provisions should be known and taken into consideration if Muslims are tried by such thing. 2- Fitnah fight differs from fighting party of transgression and both differ from fighting Khawarij regarding the origin of provision and detailed secondary provisions. Mixing of these issues is the cause of sever confusion towards contemporary cases. 3- Companions' fatwas and discretions regarding what they experienced are considered as a rich reference which benefits in judging similar incidents.

Saad Alahmad
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The "Endless" Syrian War: An assessment

With the end of the Cold War, while non-state actors gained importance in international relations, humanitarian crises, environmental problems, and civil wars began to become important. Although civil wars have often been linked to third-world countries, the civil wars in Europe and the Balkans in the 1990s increased the interest in civil war studies within the discipline of International Relations. With third-party interventions in civil wars, the distinction between civil and interstate wars has become increasingly blurred. Since the 20th century, the Middle East has been associated with prolonged ethnic and religious conflicts, political and humanitarian crises, and military interventions. The Arab-Israeli conflict, the Lebanese civil war, and the Iran-Iraq war have made the region unstable and open to foreign interventions. Recently, the uprisings that started in Tunisia in 2010 – although commonly referred to as the "Arab Spring", have thrust the region into long, dark winter instead. The demonstrations in Syria in 2011 quickly turned into a country-wide civil conflict. Although it began as a civil war for various economic, political, social, ethnic, and religious reasons, the Syrian War has evolved into a proxy war due to the diversity of state and non-state actors involved. This study aims to understand why the Syrian war has lasted for more than ten years. To do this, initially, a conceptual framework is drawn that focuses on civil and proxy wars. How the process leading to the civil war was shaped, and the Syrian war from a historical perspective are then discussed. The reason why the war has continued for more than ten years is subsequently discussed under three headings: regional, international, and Syria itself in the context of third-party interventions in civil wars. The thesis focuses on regional factors, which are considered more important in terms of the diversity of actors and their influence on the dynamics of war.

WarSyriaProxy wars+1
Dilek Körükcü
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role and impact of women on peace building issues in post conflict societies

Considering the devastating situation of women in the post-conflict societies, this research is analyzing the role and impact of women in peace Building issues in post- conflict societies. The main research question driving this thesis is: what is the impact of women participation during peace building on the outcome of the process. Women in post conflict societies- including Iraq (Kurdistan), Sudan and Afghanistan- have been vulnerable to the fatal effects of war and continual conflicts. As a result of these calamities, constructive role of women in the societies have been underestimated and thus, largely women have been marginalized to participate in public and social events in their related societies. Women are considered as Pacific's groups who don't incline to start wars, but to make peace. This is why mostly women are excluded to take part in peace negotiations and other important national decision-makings. Despite all of such discriminations, my thesis explores the local women initiatives in different post conflict societies aimed to shift the exclusive role of male -dominated decision makings into a more inclusive program where women can freely represent and fight for their rights too. In this regard, the thesis presents the local initiatives perpetrated by the women activists in Iraq (mostly Kurdistan), Sudan and Afghanistan, which improved women status in peacemaking issues and political participation. A great success by woman gain is lobbying for application of SCR 1325, provides basis for women participation and a foundation for peace, and conventions like CEDAW which supports for women empowerment and prevent any type of discrimination against women in these societies. Nonetheless, incredible barriers and obstacles stand on the way to women empowerment in post conflict societies. To mention some, insecurity, low level of economy, corruption, traditionalism of societies all prevent women to take an effective part in peace making issues and participate in governance. Therefore, the role of women in peace building is still contested and women still struggle to fight for their rights in post conflict societies, despite of the heavy rhetoric of international community for supporting women empowerment.

PeaceWomenWar+4
Talar Abdulkhaleq Othman Dezayee
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bosna-Hersek iç savaşı ve uluslararası örgütlerin politikaları

Eski Yugoslavya içerisindeki Bosna-Hersek Cumhuriyeti, etnik açıdan çok çeşitli bir yapıya sahiptir. Ülke nüfusunun %48'i Boşnak, %37'si Sırp ve %14'ü Hırvat'tır. Yugoslavya lideri Josip Broz Tito'nun ölmesi ve Sırp lider Miloseviç'in iktidarı ele geçirmesinden sonra Yugoslavya dağılmıştır. Bünyesinde barındırdığı cumhuriyetler bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Etnik karmaşıklık ve artan milliyetçiliğin etkisiyle, 1992 yılında Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında Bosna-Hersek Savaşı başlamıştır. 1995 yılının Temmuz ayında BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen Srebrenitsa'da Sırplar, Müslüman Boşnaklara karşı acımasız bir soykırım gerçekleştirmişlerdir. Yoğun ölümlerin sonucunda NATO güçleri bölgeye yönelik bir hava operasyonu düzenlemiştir. Geç kalınmış bir NATO müdahalesinin ardından 14 Aralık 1995'te Dayton Anlaşması imzalanmış ve iç savaş sona ermiştir. Bosna-Hersek Savaşı ve Srebrenitsa soykırımında uluslararası örgütler olan BM, NATO ve AB'nin oldukça etkisiz kaldığı ve gerekli tepkiyi vermedikleri görülmüştür. Yaptıkları faaliyetler yetersiz ve başarısız olmuştur. BM uluslararası alandaki prestijini önemli ölçüde sarsmıştır.

Bosna-HersekEtnik çatışmalarSavaş+4
Merve Taşyaran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşı: Neorealist teori çerçevesinden analizi

Bu çalışmada, Suriye'de 2011 yılında başlayan ve uluslararası bir sorun haline gelen iç savaş sürecinin teorik analizi yapılmıştır. Çalışma hazırlanırken, iç savaşa dâhil olan aktörlerin politikaları Neorealist kuram çerçevesinde açıklanarak çalışmaya teorik bir alt yapı kazandırılmıştır. Suriye iç savaşı ile ortaya çıkan mülteci sorunu, güvenlik sorunu ve insan hakları ihlalleri sorunu sayısal veriler doğrultusunda analiz edilmiştir. Genel olarak, savaşın ortaya çıkardığı uluslararası sorunlara, savaşa dâhil olan aktörlerin politikaları gerekçe gösterilerek çalışmanın alt yapısı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Suriye, Arap Baharı, Neorealizm, İç Savaş, Mülteci Sorunu

Arap BaharıGöçmenlerMülteciler+4
İlyas Özcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası Suriye ve Türk dış politikası açısından Türkiye-Suriye ilişkileri

I. Dünya Savaşı sona ererken geriye yıkılmış bir Osmanlı ve parçalanmış bir Ortadoğu coğrafyası kalmıştır. Burada suni sınırlarla oluşturulmuş devletler, günümüze kadar kaos içinde varlığını sürdürmüştür. Savaşlar, darbeler, isyanlar ve entrikalar eksik olmamış ve milyonlarca insan bunlardan etkilenmiştir. Özellikle 2010 yılında başlayıp hala devam eden Arap Baharı, Ortadoğu'nun en sancılı süreci olmuştur. Bölgeyi topyekûn içine alan bu isyan dalgası milyonların ölmesine veya göç etmesine sebep olmuştur. Ancak Arap Baharı'ndan en zararlı çıkan ülke, şüphesiz, Suriye'dir. Diğer Arap ülkelerinde süreç, kısmen ya da tamamen atlatılmış olsa da, Suriye'de protestoların dönüştüğü iç savaş hala devam etmektedir. Kazananın olmadığı bu çok aktörlü savaşta her gün yeni gruplar ortaya çıkmakta ve taraflar Yıpratma Savaşı ile birbirlerinin enerji ve kaynaklarını tüketmeye çalışmaktadır. Bu çalışmada Suriye'nin tarihi, demografik yapısı ve coğrafi özellikleri göz önüne alınarak Arap Baharı'nın; çıkma sebepleri, Suriye'deki genişlemesi ve bunun sonucu başlayan iç savaşın etkileri araştırılmıştır. Savaşın tarafları ele alınarak yaşanan süreçler incelenmiştir. Türk Dış Politikası tarihsel çizgide değerlendirilmiş ve bu perspektiften Suriye savaşının Türkiye'nin güvenliğine olan etkisi ile sosyal, ekonomik ve kültürel etkileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Suriye, İç Savaş, Türk Dış Politikası

Arap BaharıCoğrafi özelliklerDemografik yapı+7
İbrahim Akkan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Hukukta kuvvet kullanımı: Kosova örneği

Bu çalışmada amaçlanan, "kuvvet kullanma" kavramı çerçevesinde uluslararası hukukun gelişimini açıklamaktır. Sonrasında Kosova'da yaşanan iç savaştan başlayarak, Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığına kadar gelişen süreç ve tek taraflı bağımsızlık sonrası süreçte Kosova'nın uluslararası hukuktaki statüsünü açıklamaktır. Çalışmanın konusu, uluslararası hukukta "kuvvet kullanma" kavramının ortaya çıkması ve uluslararası hukukun gelişimi ile başlayıp, NATO'nun Kosova iç savaşına müdahalede bulunması ile devam edip, sonrasında Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığı ve Kosova'yı tanıyan devletlere değinilmiştir. Son olarak da Uluslararası Adalet Divanı'nın, Kosova'nın tek taraflı bağımsızlığı hakkındaki yorum kararları incelenmiştir. Çalışma esas olarak Birleşmiş Milletler Şartı'nda kuvvet kullanmanın bölgesel örgütlere verilmesiyle birlikte NATO'nun Kosova iç savaşına müdahalesi bağlamında şekillenmiştir. Çalışmanın amacı ve önemi, uluslararası hukukta "kuvvet kullanma" kavramı çerçevesinde uluslararası hukukun gelişimi ile birlikte Kosova iç savaşına giden süreç ve NATO'nun Kosova müdahalesinin incelenmesidir. NATO'nun Kosova müdahalesi ile Kosova'nın bağımsızlığa giden yolu ve Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova'nın bağımsızlığı sürecindeki yorum kararlarının ele alınmasıdır. Anahtar Kelime: Kuvvet Kullanma, Kosova, BM, NATO.

Askeri müdahaleKosovaKuvvet kullanma+5
Melisa Gülakan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Suriye iç savaşı'nda Rusya ile ilişkileri

Bu araştırmanın konusunu Türkiye'nin Suriye İç Savaşı'nda Rusya ile ilişkileri ve bu ilişkilerin tarihi süreçteki analizi oluşturmaktadır. Öncelikle bu iki devletin siyasi tarihi daha çok komşuluk ilişkileri çerçevesinde şekillenmiştir. Komşu olan bu iki devlet bazı zaman amansız mücadelelerle karşı karşıya gelmiş, bazı zamanlar da görülmemiş bir dostluğa imza atmışlardır. Siyasi boyuttaki ilişkilerin öncelik taşıdığı bu komşuluk ilişkisinde ekonomik ve kültürel değerler de siyasi ilişkiler paralelinde ilerleyerek günümüze kadar gelmiştir. İki büyük imparatorluğun ardılı olarak uluslararası sahnede boy gösteren bu devletler köklü bir geçmişe sahip olmakla birlikte bugün Avrasya coğrafyasında yeni projeler ve yönelimlerle dinamik bir ilişki sürecini yansıtmaktadırlar. Günümüzde değişen dengeler sebebiyle Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler çok önemli bir boyut kazanmıştır. Özellikle son dönemlerde Rusya'nın "küresel bir güç olma" talebi, Suriye İç Savaşı ekseninde ortaya çıkan sorunlar, enerji hatlarının kurulması ve liderler arasında geliştirilmiş diyalog süreci Rusya ile ilişkilerin daha çok önem kazanmasına zemin hazırlamıştır. Rusya'nın jeopolitik ve jeostratejik bir noktada bölgesel ve küresel güç olma potansiyeline sahip sınır komşumuz olması, Türk-Rus ilişkilerinin Suriye İç Savaşı bağlamında yakınlaşma ve uzaklaşma süreçlerinin bir arada yaşanmasına neden olmuştur. Bununla birlikte Suriye ile kurulan ilişkiler direkt olarak Rusya ile olan ilişkileri etkilemekte olup iki devlet arasındaki ilişkiler çıkarlar doğrultusunda şekillenmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma Suriye üzerinden ve bölgeye müdahale eden aktörlerin etkisiyle birlikte devletlerin birbirlerine karşı kurduğu stratejik politikalar incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Rusya, Türkiye-Rusya İlişkileri, Suriye, Suriye İç Savaşı

RusyaSuriyeTürk dış politikası+6
Züleyha Karakoyun
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın Suriye iç savaşı politikasının Rusya Federasyonu ve ABD ana akım medyasındaki yansımaları

15 Mart 2011 tarihinde Suriye'de başlayan iç savaş Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre, ortalama yarım milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. 1946'da Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Suriye Arap Cumhuriyeti'nin özellikle enerji, jeopolitik ve jeo stratejik konumundan ötürü süper güçler için ilgi odağı olduğunu söylemek mümkündür. 2011'de başlayan iç savaşın dört yıl içinde rejim muhaliflerinin zaferine doğru ilerliyor olması Rusya'nın ilgisini çekmiş, aynı zamanda da endişesini artırmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemine dayanan diplomatik ilişkiler, 2015 yılında Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na doğrudan müdahalesi ile daha da ilerleyerek bir askeri ittifaka dönüşmüştür. Rusya'nın bölgesel çıkarları adına Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında gelişen, 2020 itibariyle de devam eden süreç dünya medyasının oldukça dikkatini çekmiştir. Günümüzde medyanın güvenilirliği ve gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı tartışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada, Rusya'nın Suriye İç Savaşı'na müdahil oluşu ve devamında bölgede yürüttüğü politikaların ve askeri faaliyetlerin Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya basınından aktarılan örneklerle, gerçeklik ve propaganda ilişkisi bağlamında, elektronik basın ortamı incelenerek aktarılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriGazetelerMedya+5
Bartu Eken
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sürecinde Hizbullah: Yerel milis gücünden bölgesel bir oyuncuya dönüşümü

Arap Baharı 2010 yılında başladığında Hizbullah, sokaktaki devrim hareketlerini memnuniyetle karşılamıştı. Tunus'ta ve Mısır'da dikdatörlerin düşmesi ile hızlanan süreçte geleneksel dini ve siyasal ideolojisi ile uyumlu bir tutum sergilemiştir. Hizbullah lideri Nasrallah, bu değişim sürecini Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek önemli bir dönüşüm süreci olarak görerek, Mısır'da Hüsnü Mubarek'in düşmesi ile sonuçlanan sokak hareketlerinin en az Hizbullah'ın 2006'da İsrail'e karşı kazandığı zafer kadar önemli bir gelişme sayacaktır. Ancak, Arap Baharı'nın Suriye'ye sıçraması ile birlikte Hizbullah'ın tutumunda sert bir tavır değişikliğine gittiği görülmektedir. Bu noktada, Arap Baharı'nın başlangıcında Mısır ve Tunus'daki göstericileri diktatörlere karşı desteklemenin yanında halkın demokratik ve sosyo-ekonomik taleplerinin dikdatörler tarafından derhal yerine getirilmesi çağrısında bulunulurken, Suriye'de patlak veren iç savaş ile birlikte Hizbullah'ın Arap Baharı'na yönelik bakışında farklılıklar ortaya çıkacaktır. Hizbullah, bölgede ABD ve İsrail'e karşı oluşturulan "direniş ekseninin" önemli bir parçası olarak gördüğü Suriye'de durumun farklı olduğunu, ortaya çıkan karışıklığın ana amacının Suriye'de rejim değişikliğinin tesis edilerek bölgedeki direniş ekseninin parçalanmasına yönelik İsrail'in çıkarları endeksli bir Batı projesinin uygulanmaya sokulması olduğunu iddia edecektir. Bundan dolayı, Arap Baharı'nın gerçekleştiği diğer yerlerdeki göstericilere yönelik olumlu tutumun Suriye'deki muhaliflere karşı aynı şekilde tezahür etmediği yeni bir süreç yaşanacaktır. Suriye'deki muhalifler "ajan", "cihatçı" ya da "Amerikan maşası" olarak damgalanarak Hizbullah'ın geleneksel siyasi ideolojisinde önemli bir yer tutan "ezilenler" söyleminin örgütün Suriye'deki stratejik çıkarları söz konusu olduğunda bir tarafa koyulduğu ve daha çok mezhepsel aidiyet temelinde hareket edildiği yeni bir süreç yaşanacaktır. Hizbullah, Arap Baharı süresince etki alanını genişletmesi sadece Suriye ile sınırı kalmayacak Irak, Yemen, gibi ülkelerde de faaliyet gösteren önemli bir bölgesel oyuncu haline gelecektir. Anahtar Kelime: Hizbullah, Arap Baharı, devlet-dışı aktör, Suriye iç savaşı

Arap BaharıDevlet dışı aktörlerHizbullah+4
Muhammed Ziya Sarı
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli çocuk ve ergenler arasında travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin yaygınlığı

Bu çalışmanın amacı, ülkelerinde sürmekte olan savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalan Suriyeli mülteci çocuk ve ergenlerdeki travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtilerini saptamak ve psikososyal yardım önlemleri sunmaktır. Araştırma örneklemi İstanbul İli Fatih İlçesi sınırları içinden kolayda örneklem yolu ile seçilen 200 Suriyeli mülteci çocuk ve ergenden oluşmaktadır. Çalışmaya katılan çocuklara Çocuk ve Gençler İçin Travma Sonrası Stres Tepki Ölçeği (ÇTSS-TÖ), Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu (ÇDŞG-ŞY) kullanarak veriler elde edilmiştir. ÇDŞG-ŞY ölçeğine göre 100 çocuk ve ergenin katılımıyla yapılan çalışmada 127'si DSM-5 kriterleri ne göre Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tanısı alırken, 73'ü tanı almamıştır. ÇTSS-TÖ ölçeğinde elde edilen verilere göre ise katılımcıların 5'i (% 2.5) çok ağır, 78'i (% 39.0) ağır ve 34'ü (% 17.0) orta düzeyde TSSB belirtisi gösterirken 40'ının (% 20.0) ise hafif düzeyde belirti gösterdiği saptanmıştır. Ölçekte elde edilen toplam puan üzerinden belirtilerin dağılımına ve şiddetine bakıldığında yeniden yaşantılama ve olayı hatırlatıcı uyaranlardan kaçınma en sık görülen belirti grubu olarak görülmektedir. Savaşlar sonrasında çocukların ruh sağlıkları üzerinde büyük enkazlar açılır ve travmanın etkileri kronikleşerek yıllar boyunca sürebilmektedir. Çalışmamız savaş sonrasında oluşabilecek travma tepkilerini belirlemek ve yardım önlemleri alabilmek açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Savaş, Mülteci, Çocuk, Ergen, Travma, TSSB

ErgenlerGöçlerMülteciler+7
Yeşim Tuğul
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşında İran'ın rolü: Şiiliğin etkisi

İran kadim tarihi, güçlü kültürü ve mezhep anlayışı itibariyle Orta Doğu'da bulunan nadir bir devlettir. Orta Doğu coğrafyasında bölgesel güç olma hedefi olan İran, dış politikada birçok farklı etmene bağlıdır. İran, Şii nüfusun yoğunlukta olduğu bir ülkedir. Şiiliğin İran tarihinde siyasallaşma süreci yüzlerce yıla tekabül eder. 1501 yılında Şah İsmail'in Şiiliği resmileştirmesi ile Şiilik siyasallaşma sürecine girmiştir. Bu süre zarfında İran hem toplumsal düzeyde hem de yönetimsel düzeyde değişime uğramıştır. İran 1979 İslam Devrimi sonrası bölgede Şii hamisi görevini üstlenmiş ve bölge ülkelerini mezhepsel bakımdan etki altına almıştır. Tunus'ta 2010 yılında başlayan Arap Baharı ayaklanmalarıyla birlikte Orta Doğu'da aktörlerin dış politikaları da çıkarları açısından değişikliğe uğramıştır. Arap Baharı'nın Suriye'de patlak vermesiyle birlikte Ortadoğu'da İran'ın en önemli müttefiki tehdit altında kalmıştır. İran Arap Baharı ile birlikte gelen tehditleri bertaraf etme girişimlerinde bulunmuştur. Bu girişimlerin belirginleştiği en önemli nokta Suriye İç Savaşı'dır. Tezin ana amacı İran'ın Suriye İç Savaşı'ndaki rolünü tartışıp İran'ın bu savaşta elde edeceği kazançları analiz etmektir. Bir diğer amaç ise bölgesel güç olma hedefini diri tutan İran'ın bu yolda Şiiliği hangi bakımda ele aldığı incelenecektir. Tez kapsam bakımından İran'ın tarihsel süreci ile başlayıp bu süreç içerisinde İran'ın Şiileşmesi ve bu mezhebin siyasallaşma sürecine değinilecektir. Arap Baharı ile Orta Doğu'yu etkisi altına alan ayaklanmaların Suriye'ye sıçraması ele alınacaktır. Son minvalde İran'ın Suriye İç Savaşı boyunca politikası ve çıkarları vurgulanacaktır.

Arap BaharıBölgesel güçSuriye+4
Beytullah Sürücü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effectiveness of international law in the Iraqi political crises between 2005-2020

The events following the US occupation of Iraq in 2003 proved that Iraq was to suffer various crises, most of which resulted from the struggle for power by multiple factions. These crises have burdened the country with a legacy of internal conflicts and wars. All of this was due to the catastrophic mistakes committed by multiple parties, including the United States. Additionally, the crises allowed politicians to divide the people on an ethnic sectarian basis, which threatened the country's unity more than once, most notably during the sectarian wars in 2006 and the occupation of ISIS to more than two-thirds of the area of Iraq in 2014. After all these events, an important question had to be raised: What is the role of International Law in what is happening and taking place in Iraq, especially since its territories have seen the commission of crimes that have been classified as crimes against humanity. International Law denies them and seeks to prevent their occurrence. In addition to the exposure of civilians to danger, whose protection is closely related to International Humanitarian Law, it is known that International Law was put in place more than 100 years ago, but the extent of its effectiveness depends on the parties committed to its provisions. These provisions are characterized by being general and abstract matter rules that come from international customs and treaties, including the Geneva Convention of 1949 and The Hague Convention of 1899, 1907. This topic has been analyzed in this study through the nature of International Law, its divisions and the extent of its effectiveness, as well as the presentation of the most prominent crises that occurred in Iraq from 2005-2020, and the position of International Law and society regarding the armed crises that pushed Iraq to disaster.

United States of AmericaDemocracyIraq+7
Osamah Al-hadeethı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The peace process in Afghanistan (1992-2021)

Afghanistan is an important country located almost in Central Asia. Afghanistan borders Pakistan in the East and South and uses the sea route through Pakistan. Afghanistan has been suffering from war since the 1970s. After the atrocities of the civil war, the foreign invasion of the Soviet Union in 1979 and the United States in 2001 devastated Afghanistan and killed thousands of innocent Afghans. Great powers came to Afghanistan to crush the roots of religious extremism, drug trafficking, terrorism and smuggling. But none of the big powers could reduce drug trafficking, terrorism, etc. According to what was said; Although Afghanistan has been involved in devastating internal and external wars for more than four decades, but peace and reconciliation has not been possible in any of the historical periods. The findings of this research show that the peace process during the previous government from 2001 to 2021 was failed for different reasons such as: the lack of interests of Taliban, lack of a clear plan from the previous government, lack of unity between the Afghan government and foreign powers, the existence of corruption in the government…e.tc. The aforementioned concepts caused this process to fail, and the failure of the peace process provided the ground for Taliban to dominate Afghanistan again through the Doha Agreement. According to the lessons that can be learned from the past, now the civil society, the international community and other countries in the region and Afghanistan's neighboring countries should put maximum pressure on the Taliban, so that the Taliban will agree to establish an inclusive government and also ensure the rights of women, minorities, and human rights. Key words: Peace, Reconciliation, Taliban, Afghanistan

AfghanistanAfghanistan WarPeace+4
Mohammad Wajed Shams
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası terörizm perspektifinden Suriye iç savaşında IŞİD

Suriye iç savaşı, 2011 yılında başlayan halk ayaklanmalarıyla ortaya çıkan ve kısa sürede çok aktörlü bir çatışma ortamına dönüşen, karmaşık bir iç ve dış dinamikler bütününü ifade etmektedir. Bu kaotik ortamda Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi radikal örgütler, ortaya çıkan otorite boşluğunu kullanarak etkili bir şekilde örgütlenmiş ve kuruldukları toprakları da kapsayan geniş bir coğrafyada hâkim olmuştur. IŞİD, küresel cihadı hedefleyen ve dünya çapında saldırılar düzenleyen bir yapıya bürünmüştür. Bu bağlamda, örgüt hem ideolojik yayılımı hem de uluslararası terörizm stratejileri açısından dikkat çekmiştir. Suriye'deki savaş ortamı, IŞİD'in radikalleşme, savaşçı devşirme, lojistik sağlama ve propaganda faaliyetleri için verimli bir zemin oluşturmuştur. Uluslararası toplum, IŞİD tehdidini önlemek için çeşitli askeri ve istihbarı operasyonlar düzenlemiş; ancak örgütün esnek yapısı, internet üzerinden yürüttüğü etkili propaganda faaliyetleri ve uluslararası savaşçı akını, mücadelenin zorluklarını artırmıştır. Örgüt, 2014 yılında halifelik ilan ederek küresel bir tehdit hâline gelmiş, özellikle Batılı ülkelerde yalnız kurt saldırılarını teşvik etmiştir. Sonuç olarak, IŞİD'in Suriye iç savaşındaki rolü, sadece bir iç çatışmanın parçası değil; aynı zamanda uluslararası terörizmin yeni bir boyutu olarak değerlendirilmelidir. Örgütün yükselişi ve yayılma stratejisi, devlet dışı aktörlerin uluslararası güvenliği nasıl tehdit edebileceğini göstermesi açısından da önemlidir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası terörizm, Suriye, IŞİD

IŞİDSuriyeUluslararası terörizm+1
Emre Filiz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Imparatorluğu'nda isyanlar ve iç savaşlar (976-1204)

Bizans İmparatorluğu'nda isyanları ve iç savaşları incelediğimiz tezimiz II. Basileios'un tahta çıkışı 976'dan başlayarak 1204 yılında Latinleri İstanbul'u işgaline kadar olan dönemi kapsamaktadır. Çalışmamız Bizans tahtındaki yaşanan değişiklikler ve başarısız olan darbe girişimlerini incelemektedir. Bunun yanında halkın da içinde bulunduğu iç savaşlara da yer verilmiştir. Dini ayaklanmalar teolojik araştırma gerektirdiğinden dolayı tezimizde yer almamıştır. Bizans İmparatorluğu'nda iktidara giden yolda ve iktidarda kalmak için gerekli olan unsurlar incelenmiştir. Bizans İmparatorluğu'nda iktidara için mücadele eden askeri ve memur aristokrat sınıfının ilişkileri üzerinde durulmuştur. Bu grupların tahta ulaşmak için kilise, halk ve ordu ile olan ilişkileri tezin konusunu oluşturmuştur.

Bizans İmparatorluğuDini hareketlerİsyanlar+1
Uğur Erol
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rejim değişikliği: Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'de rejim değişikliği girişimi 2011-2020

Üçüncü taraf aktörlerin uyguladığı rejim değişikliği, hem uluslararası ilişkiler hem de dış politika analizi alanlarında araştırılan bir olgudur. Rejim değişikliği kararlarının müdahale edenler için daha geniş bölgesel çıkarımları ve siyasi sonuçları vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) uluslararası politikadaki siyasi, ekonomik ve askeri nüfuzu düşünüldüğünde, ABD'nin uyguladığı rejim değişikliklerinin arkasındaki dinamikler önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Bu çalışma daha önce defalarca rejim değişikliği operasyonları uygulamış olan ABD'nin Suriye İç Savaşı'ndaki rejim değişikliği amacını neden başaramadığı sorusuna cevap aramaktadır. Bu çalışma savaşın başladığı Mart 2011'den 2020 yılının sonuna kadar geçen süreyi incelemektedir. Çalışma bu soruya neo-klasik realizmin tip III bakış açısı ile cevap vermeye çalışacaktır. Buna göre devletler bazen yanlış hesaplamalarda bulunabilirler. Başka bir deyişle, ABD Suriye'deki İç Savaşı ve bu savaşa karşı olan politikasını doğru hesaplayamamış bölgedeki diğer güçlerin etkisi ile rejim değişikliği arzusunda başarısız olmuştur. Bu durumda stratejik kültürüne uygun olarak Rusya, Esad rejimine desteğiyle savaşta daha etkin bir rol oynamıştır. Sistemik uyarıcılar ABD'yi Rusya ile ittifak kurmaya zorlamıştır. İç aktörler ise ABD'nin savaştaki kararlarını etkilemiştir. Hem Obama hem de Trump döneminde ABD'nin iç aktörlerinde fikir birliğinin olmaması sebebiyle ABD'nin beklenildiği gibi dış politika kararları alamamasına neden olmuştur. Obama, 2015'teki Rus müdahalesinin ardından Esad'ın iktidardan düşürülmesinin gerçekleşmeyeceğini anlamıştır. Mevcut literatür, sistemik ve yerel düzeydeki faktörlerin birbirleri ile ilişkisine vurgu yapmaktadır. Bu çalışmada neo-klasik realizm teorik çerçeve olarak kullanılmaktadır ve bir dış politika tercihi olarak müdahale etme veya etmeme kararı ile ABD'nin Suriye'ye müdahalesinin kapsam ve doğası bağımlı değişken iken ABD'nin Suriye'deki ulusal çıkarları, bölgesel istikrar ve uluslararası düzen bağımsız değişkendir. Neo-klasik realizm, ABD'nin dış politika tercihlerinin ardındaki mantığı anlamak için kapsamlı bir teorik çerçeve sunmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, dış politika kararlarını, iç düzeyde müdahale eden değişkenlerin etkisini dikkate almadan, yalnızca güç veya tehdit odaklı incelemenin doğru olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriNeo-klasik realistNeoklasik teori+3
Zeynep Dablan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli savaş mağduru göçmen kadınlarda din ve toplumsal cinsiyet algısı: Ankara örneği

Araştırma, 2011 yılında başlayan ve günümüzde hala devam eden iç çatışmanın sonucu olarak Suriye'den ülkemize göç eden Suriyeli göçmen kadınlara odaklanmakta ve onların göç sürecini ve göçten sonra yaşadıkları dini algılarındaki değişimlerini konu almaktadır. Bu doğrultuda, Suriyeli göçmen kadınların zorlu yaşam şartlarını, göç sürecini, sahip oldukları haklarını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, sosyal ve kültürel anlamda ilişki ağlarını anlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 7 Suriyeli göçmen kadın oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir.Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizinden yararlanılmıştır.Yapılan bu çalışma, zorunlu göç alanında kadın göçmenlerin bu süreçte ve dini algılarında meydana gelen değişime ait var olan boşluğu dolduracaktır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası zorunlu göç, kadın, din, Suriyeli kadın, toplumsal cinsiyet.

DinDin algısıDini hayat+7
Kader Taşcı
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşının dinamikleri ve koruma sorumluluğu doktrini çerçevesinde Avrupa Birliği'nin Suriye iç savaşına yaklaşımı

Bu tez, Suriye İç Savaşı'nın dinamiklerini ve Avrupa Birliği'nin (AB) müdahalesini Koruma Sorumluluğu (R2P) ilkesi perspektifinden incelemektedir. Çalışmada, iç savaşa giden süreçte Arap Baharı' nın ortaya çıkışı ve bölge üzerindeki etkisi, özellikle Arap kültürü ve ayaklanmaları körükleyen faktörler incelenmektedir. Araştırma, Esad rejimi, IŞİD gibi aşırılık yanlısı grupların ortaya çıkışı ve PKK/SDG/YPG gibi Kürt grupların katılımı gibi kilit dönemleri vurgulayarak, Suriye İç Savaşı'nın barışçıl protestolardan bugünkü durumuna evriminin izini sürmektedir. Tez aynı zamanda hem Türk hukukunda hem de uluslararası hukuk ve AB'ye göre terörizmin tanımlarını ve özelliklerini incelemektedir. Savaşın sonuçları ve mevcut durum değerlendirilmektedir. Çalışma ayrıca Koruma Sorumluluğu kavramını ve bu kavramın büyük ölçekli insan hakları ihlallerinin önlenmesindeki uygulamalarını incelemektedir. AB'nin yapısı, temel değerleri ve uluslararası sistemdeki rolü hakkında genel bir bakış sunmaktadır. Bu tez, AB'nin Suriye İç Savaşı'na müdahil olma sürecini, savaşın sonuçlarının AB üzerindeki etkisini de dikkate alarak analiz etmektedir. AB'nin çatışmaya nasıl taraf olduğunu incelemekte, müdahil olmasının sonuçlarını değerlendirmekte ve AB'nin Suriye'deki dış politika hedeflerine ulaşması için öneriler sunmaktadır. Sonuç olarak, AB'nin Suriye İç Savaşı'nda Koruma Sorumluluğu'nu uygulamasının önemli zorluklar ve kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu açıktır. Farklı ulusal çıkarlar, karmaşık karar alma mekanizmaları, değişen demografik yapı, yükselen muhafazakâr ve faşist duygular ve Türkiye ile iş birliğindeki zorluklar başlıca engeller arasındadır. Bu tezde, Koruma Sorumluluğu Doktrini' nin AB içindeki etkinliğini artırmak için müdahale kabiliyetlerinin geliştirilmesi, söylem ve eylem arasındaki uçurumun kapatılması, üye devletler arasında birliğin teşvik edilmesi ve çatışmaların temel nedenlerinin ele alınması gibi adımlar önerilmektedir. Genel olarak bu araştırma, Suriye İç Savaşı'nın ve AB'nin Koruma Sorumluluğu ilkesi çerçevesindeki müdahalesinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. AB'nin karşılaştığı karmaşıklıkları ve kısıtlamaları vurgulamakta ve AB'nin Suriye'de insan haklarını koruma ve dış politika hedeflerini ilerletme konusunda daha etkili bir aktör olması için tavsiyeler sunmaktadır.

Avrupa BirliğiKoruma sorumluluğuSuriye+2
Faruk Yurdakul
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Savaştan günümüze Türkiye'nin Suriye politikası: Değişim ve devamlılık 2011-2022

Türkiye Suriye ilişkileri, 1946 yılında Suriye'nin bağımsızlığını kazanmasından 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatına kadar üç problem etrafında şekillenmiştir. Bunlar; Hatay (İskenderun) sorunu, sınırı aşan sulan sular sorunu ve terör (PKK) sorunudur. İki ülke özellikle terör konusunda savaşın eşeğine gelmiştir. Türkiye'nin 8 Ekim 1998 tarihinde Suriye'ye savaş ilan etmesi sonrasında Suriye yönetimi konunun ciddiyetini anlamış, 9 Ekim'de terör örgütü PKK'nın Suriye topraklarındaki varlığını sonlandırmış ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ı da sınır dışı etmiştir. Bu gelişme iki ülke arasındaki en hassas olan sorunu ortadan kaldırmıştır. Ve bunun sonucunda Türkiye-Suriye, 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatı ile teröre karşı ortak mücadele içine girmiştir. Bu anlaşma sonrası ilişkiler, önce karşılıklı olarak iyileştirilmeye başlanmış ve süreç çok yönlü işbirliği içinde olmaya evrilmiştir. Özellikle ekonomik zemine oturtulan iyi ilişkiler dönemi 2011 yılı Suriye iç savaşına kadar devam edebilmiştir. Esad yönetiminin, reform talepli protestolara orantısız güç kullanımıyla karşılık vermesi ve Türkiye'nin barışı sağlama yönündeki girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine Türkiye, Suriye politikasında değişime gitmiş ve Esad yönetiminin gitmesi gerektiğini savunmuştur. Bu sebeple, iki ülke ilişkileri tamamen kopmuş ve iyi ilişkilerin yerini karşılıklı ithamlar ve söylemler almıştır. Sonuç olarak ilişkilerde uzlaşmadan ve diplomasiden uzak yeni bir dönemin içine girilmiştir. Özellikle Türkiye'nin uzlaşmama tavrı 2022 yılına kadar sürmüştür. İstihbarat düzeyinde görüşmeler 2021 yılında başlamış, lider düzeyinde uzlaşmacı tavır 2022 yılının aralık ayında ortaya koyulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye ile uzlaşmaya dair olumlu söylemleri görüşmenin yakın zamanda olacağı ihtimalini güçlendirmektedir. Bu doğrultuda Türkiye-Suriye ilişkilerini üç döneme ayırmak ve dördüncü dönemin de içine girileceği olasılığının yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, birinci dönem; İskenderun (Hatay) sorunu, su sorunu, terör sorunu, ikinci dönem; 1998 Adana Mutabakatı ile başlayan 2011 yılı Suriye iç savaşına kadar süren işbirliği içinde iyi ilişkiler dönemi, üçüncü dönem; 2011 yılı Suriye iç savaşı 2022 yılı arasındaki tüm gelişmeler, ve sonuç bölümünde ilişkilerde olasılığı yüksek dördüncü dönemde Türkiye-Suriye normalleşmesinin avantajları anlatılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye-Suriye ilişkileri, IŞİD Faktörü, PYD/YPG faktörü, ABD, Rusya, Adana Mutabakatı.

Adana MutabakatıAmerika Birleşik DevletleriIŞİD+7
Sekmen Şeker
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects