Sağlık hizmetleri araştırmaları

Bu konu başlığı altında 113 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri öğrencilerinde algılanan sağlık hizmeti kalitesi ve sağlık hizmeti kullanımı

Bu çalışma, Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ)'nde eğitim gören sağlık bilimleri öğrencilerinin sağlık hizmeti kullanımları ve bu hizmeti nerelerden karşıladıkları, algıladıkları sağlık hizmeti kalitesi düzeyleri ile bu kavramların demografik faktörler ile ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Kesitsel tipte yapılan bu çalışmada iki adet veri toplama formu kullanılmıştır. İlki araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda yapılandırılmış olan, katılımcıların demografik özelliklerinin (yaş, cinsiyet, öğrenim gördüğü birim, bölüm ve sınıf) ve sağlık hizmeti kullanımlarının belirlenmesi için toplam 35 sorudan oluşan soru formu ikincisi ise sağlık hizmetlerine uyarlanmış geçerlilik ve güvenilirliği Babakus ve Mongold (1992) tarafından yapılmış ve Devebakan (2001) tarafından Türkçe'ye geçerliliği tamamlanmış 30 sorudan oluşan SERVQUAL: Algılanan Sağlık Hizmeti Kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Gerçekleştirilen anket çalışması sonuçlarında; öncelikle tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Karşılaştırmalı analizlerde parametrik varsayımların yerine geldiği durumlarda Student t, tek yönlü varyans analizi, kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Ki-kare analizi uygulanmıştır. Veriler %95 güven aralığında değerlendirilmiştir.

Algılanan kaliteDevlet hastaneleriHastane araç-gereç ve donanımları+7
Ali Mesut Temizer
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi asistan hekimlerinin teletıp (Uzaktan sağlık hizmetleri) hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi asistan hekimlerinin teletıp hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarını araştırdığımız aynı zamanda teletıpla ilgili farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamıza 192 kişi dahil edilmiştir. Asistan hekimlerin rızası alınarak yüz yüze ve online anket yoluyla 1 Haziran 2022- 1 Ekim 2022 tarihleri arasında yürütülen bu çalışma gözlemsel tipte kesitsel bir çalışmadır. Anketteki ilk 6 soru katılımcıların sosyodemografik özelliklerini tanımlamak amacıyla, geriye kalan 30 soru ise katılımcıların teletıp uygulamaları hakkındaki görüşlerini tespit etmek amacıyla oluşturulmuştur. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri incelendiğinde; %47,4'ünün kadın, %52,6'sının erkek olduğu, %67,7'sinin dahili bilimlerde, %25'inin cerrahi bilimlerde, %7,3'ünün temel bilimlerde çalıştığı ve yaş ortalamalarının 29,9 olduğu görülmektedir. Çalışmamızda katılımcıların, %77,6'sının teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağını düşündüğü, %74'ünün pandemi sürecinin teletıbba bakışını etkilediği ve %64,1'inin teletıbbı kendi branşında uygulanabilir gördüğü tespit edilmiştir. Teletıbbın radyoloji, patoloji, dermatoloji, psikiyatri, pediatri, dahiliye, aile hekimliği, nöroloji ve kardiyoloji alanlarında kullanılabileceğini düşünenler, teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağı yönünde daha fazla olumlu görüş bildirmiş olup bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlar ve yapılan geniş literatür araştırmalarına göre; teletıbbın birçok avantajının olduğu hali hazırda çok sayıda ülkede aktif ve yaygın olarak kullanıldığı, teletıbbın birçok alanda kullanılabileceği, sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırdığı ve böylece ihtiyaç halinde daha çok hastaya ulaşılabilmesine imkân sağladığı görülmüştür.

Bilgi düzeyiDoktorlarElektronik sağlık+7
Hamit Avcı
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

30-70 yaş arası bireylerin birinci basamak sağlık hizmetleri kullanımı ile kanser tarama testleri hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Kanser hem dünyada hem de ülkemizde ikinci en sık ölüm nedeni olup morbidite ve mortalitesi yüksek bir hastalıktır. Ülkemizde ulusal kanser tarama programlarının uygulanmaya başlaması ile birinci basamak sağlık hizmetlerinin kanser taramalarındaki rolü büyük önem kazanmıştır. Çalışmamızın amacı, Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 30-70 yaş arası bireylerin birinci basamak sağlık hizmetlerini kullanım durumu ile ulusal kanser tarama programında mevcut olan rahim ağzı, kolorektal ve meme kanseri hakkındaki bilgilerini, tutumlarını ve tarama kriterlerine uyan kişilerin davranışlarını değerlendirmek ve hastalarımızda kanser taramaları ile ilgili farkındalık oluşturmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Haziran-Ekim 2021 tarihleri arasında üniversitemiz Aile Hekimliği Polikliniği'ne herhangi bir sebeple başvuran, 30-70 yaş arasındaki 215 kişi dahil edildi. Katılımcılara sosyodemografik veriler, birinci basamak sağlık hizmetleri kullanım durumu ve kanser tarama testleri hakkında bilgi, tutum ve tarama kriterlerine uyan kişilerin davranışlarını değerlendirmek amacıyla oluşturulmuş anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulandı. Verilerin analizi SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak yapıldı. İki nitel değişkenin birbiriyle ilişkisinin değerlendirilmesinde "Fisher-Exact" veya"Pearson-χ2" çapraz tablolarından yararlanıldı. p<0,05 olduğu durumlar istatistiksel açıdan anlamlı kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan 215 kişinin 112'si (%52,1) kadın, 103'ü (%47,9) erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 46,61±9,25 idi. Katılımcıların %85,1'inin evli, %61,9'unun lise/üniversite mezunu olduğu ve %60,5'inin çalıştığı, %86,0'sının il merkezinde yaşadığı belirlendi. %70,2'sinin kronik hastalığı olmadığı, %95,8'inin kanser tanısı olmadığı, %50,7'sinin ailesinde kanser tanısı olmadığı belirlendi. Katılımcıların tamamının aile hekimliğine kayıtlı olduğu ve %94,4'ünün aile hekimini bildiği/tanıdığı, %70,2'sinin düzenli aile hekimine gittiği belirlendi. Kadınlarda HPV DNA/smear testinin bilinme oranı %87,5, kendi kendine meme muayenesinin %91,1, mamografinin %98,2, tüm katılımcılarda gaitada gizli kan testinin bilinme oranı %54,4, kolonoskopinin %84,2 olarak bulundu. Tarama testi için yaşı ve cinsiyeti uygun olan kişilerin tarama testlerini yaptırma oranları da HPV DNA/smear testi için %63,4, KKMM için %75,9, KMM için %47,3, mamografi için %51,2, gaitada gizli kan testi için %29,5, kolonoskopi için %14,1 olarak bulundu. Tarama testlerini bilme oranlarının yaptırma oranlarından yüksek olduğu görüldü. HPV DNA/Smear testi yaptıranların ağırlıklı olarak 40-49 yaş grubunda olduğu, HPV DNA/Smear testi yaptırmayanların ise ağırlıklı olarak 30-39 yaş grubunda olduğu görüldü. Bekar olanların ağırlıklı olarak HPV DNA/Smear testi yaptırmadığı belirlendi. 40-49 yaş grubunda olanların ağırlıklı olarak mamografi çekilmediği, 50-70 yaş grubunda olanların ise ağırlıklı olarak mamografi çekildiği görüldü. Lise/üniversite mezunu olanların, beyaz yakalı meslek grubunda olanların ve >8000 TL gelir düzeyinde olanların ağırlıklı olarak gaitada gizli kan testi bilgisi olduğu, ilköğretim mezunu olanların, mavi yakalı meslek grubunda olanların ve ≤4000 TL gelir düzeyinde olanların ağırlıklı olarak gaitada gizli kan testi bilgisi olmadığı belirlendi. Kolonoskopi bilgisi olanların ağırlıklı olarak beyaz yakalı meslek grubunda ve >8000 TL geliri olduğu belirlendi. Kanser tarama testlerini yaptırmama veya düzensiz yaptırma nedenleri olarak da ilk sırada "herhangi bir şikayetim olmadığı için", ikinci sırada da "kanser tarama testi yaptırmam önerilmediği için" yer alıyordu. HPV DNA/smear testi, mamografi, gaitada gizli kan testi veya kolonoskopi önerilen kişilerin ağırlıklı olarak önerilen testlerini yaptırdığı görüldü (p>0,05). Sonuç: Çalışmamızda katılımcılardaki kanser tarama programlarının farkındalığının ve kanser tarama testlerini yaptırma oranlarının henüz istenen düzeylerde olmadığını gördük. Kanser taramaları ile ilgili halka eğitim vermede, farkındalık oluşturmada ve kanser tarama testlerini yapma veya yapılması için yönlendirme konusunda birinci basamakta çalışan hekimlere önemli görevler düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Kanser taramaları, Aile Hekimliği, Ulusal Kanser Tarama Programı

Birinci basamak sağlık hizmetleriDavranışNeoplazmlar+4
Gülşah Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara ili birinci basamak sağlık kuruluşlarında göçmen çocuklara sağlık hizmeti sunumunda karşılaşılan engellerin belirlenmesi

Özyürek D, Ankara İli Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Göçmen Çocuklara Sağlık Hizmeti Sunumunda Karşılaşılan Engellerin Belirlenmesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Halk Sağlığı Uzmanlık Tezi, Ankara, 2022. Göç bireysel yaşam özellikleri, sosyal ve toplumsal etkiler, yaşam ve çalışma şartları, sosyoekonomik, kültürel ve çevresel koşullar yoluyla sağlık üzerinde doğrudan etkilidir. Çocuklar, göçten etkilenen örselenebilir gruplar arasındadır. Bu araştırmada Ankara'da altı ilçede yer alan aile sağlığı merkezlerinde çalışan aile sağlığı hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının göçmen çocukların sağlık durumu ve sağlık hizmetine erişiminde yaşanan kolaylıklar ve engeller hakkındaki görüşlerini öğrenmek; kültürel yeterlilik ve hizmet sunumunda karşılaştıkları zorlukla ilgili öz değerlendirmesiyle ilişkili faktörlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Ankara ili Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak, Yenimahalle ve Sincan ilçelerinde 224 aile sağlığı merkezlerine ulaşılmış, 224 aile hekimi ve 250 aile sağlığı çalışanı araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 42,6 ± 9,2 (ss), ortanca yaş değeri 42 olup yaş aralığı 23 ile 75 arasındadır ve %76,3'ü kadındır. Araştırmaya katılan aile hekimlerinin %23,5'i (n=52) uzmanlık eğitimi almıştır. Katılımcıların %53,9'u (n=255) yabancı dil bilmekte ve %7,0'ı (n=33) yurt dışında bir aydan fazla bulunmuştur. Katılımcıların %92,4'ü mezuniyet sonrası dönemde göçmen sağlığı ile ilgili teorik ders almadığını belirtmiştir; ancak %17,4'ünün (n=83) bu birimde çalışmadan önce göçmen sağlığı hizmeti deneyimi vardır. Sık telefon ve adres değişikliğinin göçmen çocuklara ulaşma zorluğu, katılımcıların %75'i tarafından önemli bir sorun olarak tanımlanmıştır. Katılımcıların %57,8'i gebelik izleminde ve %55,9'u emzirme eğitiminde zorluk yaşadığını belirtmiştir. Çocukluk çağı taramalarında katılımcıların %59,3'ü zorluk yaşadığını belirtmiştir. Araştırmaya katılan aile hekimlerinin kültürel yeterlilik ölçeği puanları ortalaması 59,4±15,9 (ss), ortanca değer 60,0, puanlar 20,0 ile 100,0 arasındayken; aile sağlığı çalışanlarının kültürel yeterlilik ölçeği puanları ortalaması 62,67±15,7 (ss), ortanca değer 63,0, puanlar 20,0 ile 100,0 arasındadır. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının kültürel yeterlilik ölçeği puanı ortalamaları birbiriyle benzerdir. Yabancı dil bilme ve mezuniyet öncesi dönemde göçmen sağlığı dersi alma diğer katılımcılara göre daha yüksek kültürel yeterlilik ölçeği puanına sahip olma ile ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Göçmen hastalara hizmet vermede düşük seviyede zorluk yaşadığını belirten katılımcıların kültürel yeterlilik ölçeği puanı, yüksek düzeyde yetersizlik yaşayanlara göre 1,083 kat (GA 1,051-1,115) (p<0,001); göçmen hastalara hizmet vermede orta seviyede zorluk yaşadığını belirten katılımcıların ise 1,049 kat (GA 1,030-1,069) daha yüksektir (p<0,001). Göçmen hastalara hizmet sunumunda sağlık profesyonelleri, göçmen bireyler ve sağlık sistemi düzeyinde sağlık hizmet sunum sürecinde yaşanılan engelleri azaltan, olumlu iletişimi arttıran ve farklı kültürlere yanıt veren sağlık hizmet sunumunu destekleyen müdahalelerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: göçmen, çocuk sağlığı, sağlık hizmeti sunumu; Ankara, aile sağlığı merkezi, aile hekimi, aile sağlığı çalışanı, kültürel yeterlilik, sağlık hizmet sunumunda engeller

AnkaraDoktorlar-birinci basamakBirinci basamak sağlık hizmetleri+6
Damla Özyürek
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin duygusal emek davranışları ve duygusal emeğe ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Hizmet sektöründe tüm çalışanların müşterilerle ilişkilerinde profesyonel tutum sergilemeleri ve duygularını yönetmeleri beklenmektedir. Sağlık sektöründe hastalarla en yakın ve uzun süreli ilişki içinde olan ve sağlık ekibi içinde en geniş kitleyi oluşturan grup hemşirelerdir. Bu araştırma, tanımlayıcı olarak hemşirelerin duygusal emek davranışlarının ve duygusal emeğe dair görüşlerinin incelenmesi amacıyla, Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde çalışan 219 hemşire üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından "Hemşirelerin Sosyo-demografik Özellikleri Formu" ve "Hemşireler için Duygusal Emek Davranışı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, ilişkili ve ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; hemşirelerin çoğunluğu hastalara bakım verirken duygusal olarak etkilendiklerini, ancak duygularını kontrol ederek profesyonel davranmaya çalıştıklarını belirtmektedir. Hemşirelerin yarıdan fazlası ise duygularını kontrol etme konusunda yöneticilerinin beklentisi olduğunu ifade etmiştir. Bu araştırma kapsamında Duygusal Emek Davranışı Ölçeğinin geneli ve alt boyutlarının iç tutarlılığı yüksek bulunmuştur (Ölçek Cronbach α katsayısı 0,935). Hemşirelerin ölçek genelinden aldıkları ortalama puan ortalaması 3,94 olarak hesaplanmıştır. Derinlemesine ve samimi davranış alt boyutları arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), yüzeysel ve derinlemesine davranış boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Diğer bir deyişle, hemşirelerin derinlemesine duygusal emek puanları, yüzeysel duygusal emek puanlarından anlamlı düzeyde daha yüksektir. Hasta bakımı sırasında duygusal olarak etkilendiğini belirten hemşirelerin diğerlerine göre daha fazla duygusal emek davranışı sergilediği saptanmıştır. Araştırmada ayrıca, hemşirelerin sarf ettikleri duygusal emeğin hemşire yöneticiler ve eğitimciler tarafından dikkate alınması gerektiği belirtilerek önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık hizmetleri, hemşirelik, duygusal emek, hemşirelikte duygusal emek.

Duygusal emekHemşirelerHemşirelik+3
Ayşegül Tuğba Yıldız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgütsel iletişim çalışmalarının karşılaştırılması

Bu çalışmada, örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi konusunda geliştirilen kuram, model ve yaklaşımlar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu amaçla, örgüt ve örgüt kuramları, iletişim ve iletişim kuramları, örgütsel iletişim ve örgütsel iletişim kuramları, ayrıca sağlık ile ilgili temel kavramlar, sağlık iletişimi ve sağlık iletişimi kuramları ile ilgili kuramsal bilgilere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bireylerin yaşamları boyunca önemsedikleri sağlık problemlerinin çözüme kavuşturulması amacıyla başta tanı ve tedavi olmak üzere tüm sağlık hizmetlerinin verildiği kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgüt içi hedef kitle olarak da ifade edilen sağlık çalışanları açısından örgütsel iletişim algısı ve örgüt dışı hedef kitle olarak ifade edilen hasta ve hasta yakınları açısından sağlık iletişimi algısı ile gerek örgüt çalışanlarının gerek hasta gerekse hasta yakınlarının demografik özellikleri ile bu algılamalar arasındaki ilişkiler, elde edilen veriler ile bilimsel yöntem ve tekniklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın araştırma bölümü, Erzincan il merkezinde sağlık hizmeti vermekte olan T. C. Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırması ile Erzincan Özel Neon Hastanesinde 300 örgütsel iletişim ve 300 sağlık iletişimi olmak üzere toplam 600 katılımcı ile yüz yüze gerçekleştirilmiş, anket çalışmaları 6 ay içerisinde tamamlanmıştır. Gerçek araştırma uygulamasına geçilmeden önce ise, araştırmanın sağlıklı ve verimli yürütülmesi amacıyla, 100 hastane çalışanı ve 100 hasta ve hasta yakını olmak üzere toplam 200 katılımcı ile örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi ölçme araçları ile ön test çalışması yapılmıştır. Araştırmada yukarıda ifade edilen ilişkileri ortaya koymak amacı ile 29 maddelik beşli Likert-tipi örgütsel iletişim ölçeği ve 21 maddelik beşli Likert-tipi sağlık iletişim ölçme araçlarından yararlanılmıştır. Ampirik bir çalışma için verilerin analizi, SPSS 21.00 ve LISREL 9. 1 paket programları ile yapılarak araştırma ile ilgili istatiksel sonuçlar ortaya konulmuştur. Elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel ve karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın temel problemi ve alt problemleri, çalışma öncesi ortaya konulan kuramsal ve araştırma hipotezleri ile belirlenmiş, hipotezler test edilerek ilgili sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada örgütsel ve sağlık iletişimi ile ilgili şu kuramsal sonuçlara varılmıştır: Çalışma konusunun temel hareket noktası olan, gerek ulusal gerekse uluslararası önemi günden güne arttığı, kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarının, oldukça önemli bir hedef kitlesi konumundaki hasta ve hasta yakınlarının almış oldukları sağlık hizmetlerindeki memnuniyetleri açısından, işleyişi, etkililiği ve verimliliği için örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi, çalışanlar ve hasta ve hasta yakınları tarafından yeterince bilinmemektedir. Örgütsel iletişim sadece örgütler arasında gerçekleşen iletişim, sağlık iletişimi ise sadece hekim-hasta arasında gerçekleşen iletişim olarak algılanmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gerçekleştirilen sayısızca sağlık reformu programlarında sağlık hizmetlerindeki kaliteyi artırmak için sağlık kuruluşlarındaki iletişim ve işleyişin sağlıklı yürütülmesinde, öneminin günden güne arttığına inanılan örgütsel iletişim ve sağlık iletişiminin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu konuda akademik ve sektörel anlamda hem kamu hem de özel sektör tarafında şu ana kadar yapılanların oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Kamu hastanesindeki halkla ilişkiler birimi, özel hastanedeki halkla ilişkiler birimine göre faaliyetlerini biraz daha pasif olarak sürdürmektedir. Hasta ve hasta yakınları, bu konuda özel hastanedeki halkla ilişkiler birimindeki hizmetlerden memnun olduklarını sözlü olarak ifade etmişlerdir. Özel hastane, geniş hedef kitlelere ulaşmak için tanıtım ve reklam faaliyetlerini önemseyip yer verirken, kamu hastanesinde bunun oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Çalışmanın araştırma boyutunda örgütsel iletişim ile ilgili veriler "stratejik iletişim", "genel iletişim" ve "iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri" alt boyutları hastane türüne göre elde edilmiş, şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Erzincan Özel Neon Hastanesi, sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri alt boyutunda (t298= 2,37, p<.01) hastane türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farkın kaynağını belirlemek için ortalamalar incelendiğinde Özel Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının puan ortalamalarının (X= 8,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=7,50) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının, Mengücek Gazi Hastanesindeki sağlık çalışanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Buna karşılık, stratejik iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,43, p>.01) ve genel iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,50, p>.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın araştırma boyutunda sağlık iletişimi ile ilgili veriler ise, "hekim-hasta iletişimi", "iş yoğunluğunun iletişime etkisi", "iletişimde etik unsurlar" ve "iletişime açıklık" alt boyutları ile hastane türüne (kamu-özel) göre ele alınmış şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Erzincan Özel Neon Hastanelerinden sağlık hizmeti almakta olan hasta ve hasta yakınlarının sağlık iletişim puan ortalamalarının hekim-hasta iletişimi alt boyutunda (t298= 8,56, p<.01), iş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda (t298= 3,78, p<.01), iletişimde etik unsurlar alt boyutunda (t298= 4,31, p<.01) ve iletişime açıklık alt boyutunda (t298= 6,63, p<.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olduğu görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farklar incelendiğinde hekim-hasta iletişimi alt boyutunda, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 17,33) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=14,16) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının hekim-hasta iletişiminin daha güçlü olduğu ve puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 20, 47) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=23,57) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde iş yoğunluğunun iletişim üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İletişimde etik unsurlar alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=16,21) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde hasta ve hasta yakınlarına yönelik iletişimde etik unsurların daha çok yaşandığı şeklinde değerlendirilebilir. İletişime açıklık alt boyutunda ise Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,74); Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının ise (X=10,06) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve özel hastanelerde iletişime açıklık algısının daha fazla olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Kamu, özel sektör, örgütsel iletişim, sağlık iletişimi, sağlık kuruluşu.

Hastane hasta ilişkileriSağlık BakanlığıSağlık hizmetleri araştırmaları+6
İrfan Ertekin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of low back pain, quality of life and functional limitation of drivers and nurses working in medical home

Evaluation of Low Back Pain, Quality of Life and Functional Limitation of Drivers and Nurses Working in Medical Home The aim of this study is to evaluate the low back pain, quality of life, and functional limitation of the drivers and nurses working in medical home. This study was carried out with 100 participants, who are 50 drivers and 50 nurses working at home health services of Istanbul Metropolitan Municipality at between January 2018 and April 2018. In order to evaluate the severity of pain at rest and activity, the Visual Anologue Scale (VAS), for the measurement of low back pain disability the Oswestry Scale, and to measure the quality of life the Short Form Quality of Life Scale (SF-36) were used. Intergroup comparisons were analyzed with Independent t-Test in this observational, descriptive and analytical study. p <0.05 was statistically significant value. The mean age ± standard deviation was 36.54 ± 7.93 years, and the height ± standard deviation was 169.00 ± 8.40 cm of the 100 participant included in study population. The resting VAS values of the participants were 2.01 ± 2.26, the activity VAS values were 3.80 ± 3.00, and the Oswestry Scale total score was 12.62 ± 13.67. There were significant differences between resting VAS and SF-36 values of drivers and nurses (p <0.05). These differences revealed that especially nurses having more severe pain problems both at rest and at activity in VAS and SF-36 values. According to the Oswestry scale, the values of the nurse group are higher and there is a significant difference. No significant difference was found between the two groups in terms of VAS values (p> 0.05). As a consequence, low back pain of the drivers and nurses working at medical home increases with the activity, it decreases the quality of life. In addition, disability related to low back pain didn't cause any problems in their daily lifes. Keywords: low back pain, disability, nurse, driver, quality of life

PainBack painDisabled persons+7
Ali Ergün
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doğrusal olmayan kanonik korelasyon analizi ve Türkiye sağlık araştırması verilerine uygulanması

Bu çalışmada, kategorik değişkenlerin de yer aldığı iki veya daha fazla değişken kümesi arasındaki ilişkileri analiz eden çok değişkenli bir istatistik yöntemi olarak tanımlanan "Doğrusal Olmayan Kanonik Korelasyon Analizi"ni (DOKKA) incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada uygulama verisi olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen 2019 yılı Türkiye Sağlık Araştırması (TSA) mikro veri seti kullanılmıştır. Böylelikle TSA'dan elde edilen veriler doğrultusunda kişilerin sosyo-demografik özellikleri, sağlık sorunları, fonksiyonel yeterlilikleri ve sağlık tutumlarına ilişkin değişken setleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve söz konusu verilerin bütünsel bir yaklaşımla daha kolay yorumlanmasını sağlamak; bu sayede genellikle temel tanımlayıcı istatistiklerle kullanılan kategorik araştırma verilerinin değerlendirilmesine yeni bir bakış ve yaklaşım kazandırmaya çalışmak temel yaklaşım olmuştur. Analizlerde yaş, çalışma durumu, engellilik gibi değişkenler dikkate alınarak özelleştirilmiş nüfus grupları incelenmiştir. Bunun sonucunda, seçilen kitle için genel sağlık durumu belirleyicilerinin genel olarak bel, boyun, hipertansiyon, eklem ve mafsal hastalıkları olduğu; bahsedilen hastalığa sahip olmayan kişilerin beden kitle endekslerinin normal olduğu ve bu kişilerin uyku sorunu yaşamadıkları ve reçeteli ilaç kullanmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, eşi ölmüş, yalnız yaşayan, eğitimsiz ve yaşlı kişilerin sağlık hizmeti almada uzaklık veya ulaşım problemleri kaynaklı gecikme yaşadıkları; düşük hanehalkı gelirine sahip, düşük eğitim seviyesinde, boşanmış, 25-54 yaş grubundaki kadın nüfusun; tıbbi bakım, diş bakımı, ruhsal tedavi ve ilaç ihtiyacını ödeme güçlüğü nedeniyle karşılayamadıkları saptanmıştır.

BiyoistatistikKorelasyon analiziSağlık araştırmaları+3
Muharrem Gürleyen Gök
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Altındağ ilçesinde şartlı sağlık yardımı alan kadınların ve hanehalklarının sosyodemografik ve sağlık düzey profilleri

Bu araştırmada, sosyodemografik ve sağlık özelliklerini değerlendirmek üzere Altındağ ilçesinde Şartlı Sağlık Yardımı (ŞSY) alan 2327 kadından 400'ü rastgele seçilerek telefonla aranmış, 37 soruluk anket uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23 programı ve WHOAnthroPlus programı kullanılmıştır. Araştırmada hanelerdeki 18 yaşın altında olan çocukların %52,0'ı ŞSY almaktadır. Katılımcılar ŞSY'yi öğrendiği bilgi kaynağını en çok "komşu/arkadaş" olarak belirtmiştir. Katılımcıların hane reisi olduğu hanelerde (n꓿72), hane reisinin katılımcı olmadığı hanelere (n꓿328) göre annelerin çocuğunun sağlıklı büyümesi için yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünme durumu daha yüksektir. Annelerinin beyanına göre ağırlık (n꓿271) ve boy (n꓿91) bilgisi alınan ŞSY alan en küçük çocukların %13'ünün yaşa göre ağırlık z-skoru zayıf ya da çok zayıf, %24,2'sinin yaşa göre boy z-skoru bodur ya da çok bodur düzeyindedir. Yardım alan en küçük çocukların doğum ağırlıkları ortalaması 3110g 'dır. Kendi sağlığını iyi veya çok iyi olarak değerlendiren annelerin %91,5'i çocuklarının sağlığını da iyi veya çok iyi olarak değerlendirmiştir (p<0,001). Katılımcıların %54,7'si hastalandığında ilk başvurduğu kurumun aile sağlığı merkezi olduğunu, %95,5'i aile hekiminden memnun olduğunu belirtmiştir. Aile hekimine gittiğinde zorluk yaşayanların, zorluk yaşamayanlara göre son gebeliğinde sorun yaşama sıklığının anlamlı olarak yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bu sonuç birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini göstermektedir. Çocukların sağlığının iyileştirilmesi için anne sağlığı desteklenmelidir.

Ankara-AltındağHalk sağlığıKadınlar+5
Duygu Atılmış
Hacettepe University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarının karşılanmamış destekleyici bakım gereksinimlerinin yaş bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada, ayaktan kemoterapi alan kanser hastalarının karşılanmamış destekleyici bakım gereksinimlerinin yaş bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı olarak yapılan bu araştırma, Hacetttepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nde Gündüz Tedavi Ünitesi'nde ayaktan kemoterapi alan 65 yaş ve üstü 93 hasta ve 65 yaş altı 93 hasta, toplam 186 hasta ile yürütülmüştür. Her iki grup cinsiyet, kanser türü ve almakta oldukları kemoterapi protokolleri açısından eşleştirilmiştir. Veriler, "Hasta Bilgi Formu" ve "Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği Kısa Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri tanımlayıcı istatistikler, "Mann- Whitney U" testi, "Kruskal-Wallis H" testi ve Bonferroni düzeltmesi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada, katılımcıların Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği toplam puan ortancası 1,92 olarak bulunmuştur, günlük yaşam ihtiyaçları ve sağlık hizmeti ve bilgilendirme ihtiyaçları alt ölçeklerinde ihtiyaç belirttikleri bulunmuştur. Altmış beş yaş altı katılımcıların cinsellik ihtiyaçları ve sağlık hizmeti ve bilgilendirme ihtiyaçları alt ölçeklerinde 65 yaş ve üstü katılımcılara oranla daha fazla ihtiyaç belirttikleri bulunmuştur. Çalışmamız sonucunda, 65 yaş ve üstü hastalara bakım veren sağlık profesyonellerinin hastaların destekleyici bakım gereksinimlerinin içinde bulundaki yaş dönemine göre farklılık gösterebileceği konusunda farkındalık kazanmasını hedefleyen çalışmaların yürütülmesi ve yaşlı bireylerin gereksinimlerini ifade etmede sorun yaşayabileceklerinin sağlık bakım vericiler tarafından göz önünde bulundurulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kanser tedavi hizmetleri; Karşılanmamış gereksinimler; Sağlık hizmetleri gereksinim ve talepleri; Yaşlılar için sağlık hizmetleri

Ayaktan tedaviHasta bakımıKanser hastaları+6
İrem Ayvat
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dahili ve cerrahi bilimler araştırma görevlilerinde tükenmişlik sendromu oranlarının karşılaştırılması ve işyeri doyumuyla olan ilişkisinin gösterilmesi

Tükenmişlik sendromu; özellikle insanlarla yüz yüze çalışılan mesleklerde görülen, iş yerinde maruz kalınan yoğun stres durumuna karşı çalışanlarda gelişen psikososyal bir fenomendir. Sağlık çalışanlarında, özellikle hemşireler-doktorlar gibi meslek gruplarında tükenmişlik sendromu gelişme oranlarının yüksek olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Tükenmişliğe karşı olumlu pekiştiricilik özelliği olan en önemli etkenlerden biri de iş doyumudur. Bu çalışmada amaç; Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde dahili ve cerrahi bilimler bölümleri altında çeşitli uzmanlık alanlarında çalışan araştırma görevlilerinin tükenmişlik düzeylerini karşılaştırarak, iş doyumu ile olan ilişkisinin gösterilmesidir. Araştırma; Hacettepe Üniversitesi Erişkin ve Onkoloji hastanesinde 11/2018- 04/2019 tarihleri arasında yapılmıştır, toplam 206 araştırma görevlisi doktor çalışmaya dahil edilmiştir. Veri toplama formları olarak; 18 sorudan oluşan "Sosyodemografik Veri Formu", tükenmişlik sendromunun alt boyutlarının ölçümü için "Maslach Tükenmişlik Ölçeği", iş doyumu değerlendirilmesi için "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen araştırma görevlilerinin yaş ortalaması 27,92±2,72 yıl olup, %48,50'i kadın %51,50'i erkek cinsiyetindedir. Katılımcıların %61,20'si dahili bilimler araştırma görevlisi, %38,80'i cerrahi bilimler araştırma görevlisidir. Araştırma görevlilerinde yüksek düzey duygusal tükenme, orta düzey duyarsızlaşma, yüksek düzey kişisel başarı saptanmıştır (19,35, 8,71, 13,75 sırasıyla). Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) genel doyum puan ortalaması ise 60,80 olarak saptanmıştır. Çalışmada dahili ve cerrahi bilimler gruplarının tükenmişlik düzeyleri karşılaştırıldığında; cerrahi bilimlerde daha yüksek düzeyde duyarsızlaşma olduğu (9,48 vs. 8,22, p<0,05), diğer iki alt boyutta ve iş doyumunda anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. 9 saatin üstünde çalışanlarda (20,31 vs. 14,97 and 9,21 vs. 6,43 both p<0,05), nöbet tutmayanlara göre nöbet tutanlarda (19,94 vs. 15,60 and 9,83 vs. 6,23 both p<0,05), hekimliğe devam etmek istemeyenlerde (23,84 vs. 17,19 and 10,67 vs. 7,76 both p<0,05), sigara-alkol kullananlarda (22,00 vs. 18,50 and 10,28 vs. 8,21 both p<0,05) daha yüksek duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma düzeyleri bulunmuştur. Duygusal tükenme puanı ile genel doyum puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzey negatif bir ilişki, duyarsızlaşma puanı ile genel doyum puanları arasında orta düzey negatif bir ilişki, kişisel başarı puanı ile genel doyum puanları arasında orta düzey negatif bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak; çalışmamızda tükenmişlik sendromu tüm araştırma görevlilerinde yüksek düzeyde bulunmuştur, nöbet tutmanın-sigara-alkol kullanımının-uzun çalışma saatlerinin tükenmişlikle alakalı olduğu görülmüştür. İş doyumunu tükenmişlik üzerinde negatif ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Tükenmişlik için daha genel yorumlar yapılabilmesi için daha geniş bir örneklem ile çok merkezli çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Araştırma görevlileriCerrahiDoktorlar+7
Musa Topel
Hacettepe University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara ilinde acil yardım ambulansının yanıt süresine trafik yoğunluğu dışında etki eden faktörler

Afetlerde ve hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde, acil bakım gerektiren olayın meydana gelişini takip eden ilk dakikalarda atılacak her adım, ölümle yaşam arasında seçim yapmak demektir. Ambulansın vakaya ulaşma süresi, diğer bir deyişle yanıt süresi, hastane öncesi acil sağlık hizmetinin hastaya ulaşma hızını belirlemek için kullanılan bir kavramdır. Bu çalışmada trafik yoğunluğu dışında ambulans yanıt süresine etki eden faktörler sorgulanarak vakaya ulaşmayı geciktiren faktörlerin tespiti ve sonrasında bu faktörlerin iyileştirilmesine yönelik sürece katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırma Ankara ilinde 112 Acil Sağlık Hizmetleri personelinin bulunduğu iki grup üzerinde yapılmıştır. İlk grup katılımcı Ankara İli Acil Yardım İstasyon sorumluları olup bu gruba hasta/yaralıya ulaşmayı etkileyen faktörler konusunda kendi deneyimleri sorulmuştur. Ayrıca afet senaryoları üzerinden ambulans yanıt süresini etkileyebilecek faktörler sorgulanmıştır. İkinci grubun çalışma evrenini acil çağrı vakaları oluşturmaktadır. İkinci grupta, uygunluk örneklemiyle seçilen istasyonların ekip sorumlularının 24 saatlik görevleri esnasında gittikleri vakalar örnek olarak alınmıştır. İlk grubun yanıtlarına göre vakaya ulaşmayı en çok etkileyen üç neden adresin yanlış bildirilmesi, bina numaralarının görünür yerde olmaması ve dış bahçe bariyeri olarak belirlenmiştir. Acil çağrı vakalarının evrenini oluşturduğu diğer grupta olumsuz etken daha çok bildirilmiştir (vaka sayısı: 202, olumlu etken: 29, olumsuz etken: 110). Sokağa çıkan, ekibi adrese yönlendiren hasta/yaralı yakını en sık bildirilen olumlu etkendir. Trafik dışlandığı zaman adresin düzgün verilmemesi en sık, yol ve hava şartları ikinci sık olumsuz etken olarak belirtilmiştir. Ayrıca vakalarda ilk yardım ihtiyacının olup olmadığı, var ise uygulanıp uygulanmadığı da sorgulanmıştır. İlk yardım ihtiyacı olan vakaların %74,8'ine ilk yardım uygulanmadığı tespit edilmiştir. En sık görülen olumsuz etken olarak karşımıza çıkan, yanlış adres bildirimini ortadan kaldırabilmek için halk eğitimleri planlanmalıdır. Açık alan vakalarında ise çağrı karşılayıcı kapalı uçlu sorular ile en doğru adresi almaya yardımcı olmalıdır. Bina numaraları standart biçim ve boyutta olmalı, görünebilir yerlere asılmalıdır. Konu ile ilgili yönetmelik çerçevesinde denetimler daha da sıkılaştırılmalıdır. Toplumda verilen mevcut ilk yardım eğitimi gözden geçirilmeli, farklı eğitim modelleri düşünülmelidir. Olası afet senaryoları üzerinden yapılan anketlerde ise merkezi bir alanda afet anında ambulansın yanıt süresine en sık etki eden faktör olay yerinde kaos olması, periferde meydana gelen bir afet de ise ambulansın yanıt süresine en sık etki eden faktör bozuk ve kapatılmış, kapanmış yollar olarak bulunmuştur. Acil sağlık hizmetleri sunumu yaralı sayısının fazla olması nedeniyle doğal ve insan kaynaklı afetlerde aksayabilir. Afet tatbikatları ve toplum bilgilendirmeleri ile bu etmenlerin çözülebileceği düşünülmektedir.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil servis-hastaneAcil tıp+6
Ali Osman Altıner
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe ses yorgunluğu ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliği

Bu çalışmada, Vocal Fatigue Index (VFI) ölçeğinin Türkçe 'Ses Yorgunluğu Ölçeği' (SYÖ) uyarlamasının güvenilirlik ve geçerlilik testlerini yapmak amaçlanmıştır. İlk aşamada orijinal VFI ölçeğinin iki çevirmen tarafından İngilizce'den Türkçe'ye çevirisi yapılmıştır. Çevrilmiş ölçekler alanda deneyimli iki kişi tarafından birleştirilerek ortak çeviri ölçek oluşturulmuştur. Oluşturulan ortak çeviri başka farklı bir çevirmen tarafından İngilizce'ye geri çevrilmiştir ve nihai ölçek oluşturulmuştur. Bu çalışma 285 ses problemi olan, 250 ses problemi olmayan toplam 535 katılımcı ile yapılmıştır. Katılımcılara SYÖ ile beraber Sesle İlişkili Yaşam Kalitesi Ölçeği' (SİYKÖ) test-tekrar test olarak uygulanmıştır. Güvenilirlik değerlendirmesi için iç tutarlık katsayısı (Cronbach alfa) ve test-tekrar test güvenilirlik katsayıları değerlendirilmiştir. Pearson'un korelasyon katsayı testi ile SİYKÖ ile arasındaki korelasyonun gücü ile değerlendirilmiştir. SYÖ'nin Cronbach alfa katsayısı yorgunluk ve kaçınma boyutunda 0.920, fiziksel rahatsızlık alt boyutunda 0,879 ve dinlenme ile iyileşme boyutunda 0,882 olarak tespit edilmiştir. Test-tekrar test güvenilirlik testinde SYÖ'nin yorgunluk ve kaçınma boyutu için 0.877, fiziksel rahatsızlık alt boyutu için 0,913 ve dinlenme ile iyileşme boyutu için 0,820 olarak saptanmıştır. SYÖ boyut puanları arttıkça SİYKÖ'nin hem alt boyut hem de toplam puan düzeyleri istatistiksel anlamlı ilişkili düşük bulunmuştur (r=-0.809, r=-0.512 ve p<0.001, r=-0.147 ve p<0.05). Ses bozukluğu şikayeti olmayan bireyler ile karşılaştırıldığında, olan hastalarda SYÖ boyut puan düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuştur (p<0,001). Elde edilen bulgular doğrultusunda, VFI'inin Türkçe uyarlaması olan SYÖ'nin güvenilir ve geçerli olduğu, ses yorgunluğunun değerlendirilmesinde faydalı bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ses; Yorgunluk; Güvenilirlik; Geçerlilik; Ölçek; Yaşam Kalitesi

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık hizmetleri araştırmalarıSes+5
Seher Şirin
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cerrahi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü ve sağlık kalite göstergeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma cerrahi "yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü ve sağlık kalite göstergeleri arasındaki ilişkinin" incelenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem:Ttanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırma, Kasım 2018 - Şubat 2019 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi, Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Yoğun Bakım Ünitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesinde yürütüldü. Araştırma, Helsinki Bildirgesi'ne uygun olarak gerçekleştirildi ve etik izin alındı. Araştırma örneklenimi Kasım 2018 - Şubat 2019 tarihleri arasında araştırmanın yürütüldüğü yoğun bakım ünitelerinde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 113 hemşire oluşturdu. Araştırma verilerinin elde edilmesinde literatür doğrultusunda hazırlanan ve üç bölümden oluşan veri formu (birey tanılama formu, sağlık kalite göstergeleri, hasta güvenliği kültürü hastane anketi) kullanıldı. Araştrma sonuçlarının değerlendirilmesinde Student t Testi, Tek Yönlü Anova ve lojistik regrasyon analizi kullanıldı. İstatistiksel değerlendirmede p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırma sonucunda, hemşirelerin hasta güvenliği kültürü düzeylerinin orta düzeyde olduğu (%65.5), ölçek alt boyutları pozitif cevap ortalamasının en fazla üniteler içi ekip çalışması (%63.5), en az hataların raporlanma sıklığı (%25.5) alt boyutundan alındığı saptandı. "Hasta güvenliği kültürü ile sağlık kalite göstergeleri" arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (p=0.027, p<0.05) bulundu. Sonuç: Cerrahi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin orta düzey hasta güvenliği kültürüne sahip olduğu, hasta güvenliği kültürü ile sağlık kalite göstergeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptandı.

CerrahiHasta güvenliğiHemşireler+7
Tuğçe Yeşilyaprak
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil servis hızlı bakı alanına gelen hastaların aciliyet durumlarının hasta ve hekim tarafından değerlendirirmesi ve acil servislerin uygunsuz kullanımı

Günümüzde acil servislere başvuru oranları her geçen gün artmakta ve acil servis kalabalığı dünya çapında bir sorun olmakla birlikte, birçok ülkede en büyük ulusal sağlık hizmeti krizlerinden biri olarak tanımlanmaktadır. Acil olmayan başvurular, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanılamayışı, acil serviste yatış bekleyen hastalar nedeniyle oluşan blokaj bu krizin nedenlerinden sadece bir kaçıdır. Literatürde Acil servis kalabalığına çözüm yaklaşımları nedenleri kadar geniş bir yelpazede yer bulmaktadır. Bu çözüm önerilerinden biri olan hızlı bakı uygulaması birçok çalışmada, hastaların hızlı şekilde tedavi edilmesi, bekleme süresinin ve acil servis kalabalığını azaltıcı bir çözüm önerisi olarak sunulmaktadır. Çalışmamız, bir üniversite hastanesinin acil servis hızlı bakı birimine başvuran hastaların, aciliyet uygunlukları, bu duruma etkisi olabilecek sosyo-demografik özellikleri ve elde edilen verilerle acil servis kalabalığına çözüm önerilerine katkıda bulunmak amacıyla, prospektif ve kesitsel olarak planlanmıştır. Çalışmamızda hızlı bakı birimine başvuran ve çalışmayı kabul eden 1281 hastanın %65,3'ü acil olmayan başvuru olarak saptanmıştır. Acil olmayan başvurularda kadınların, üniversite mezunu olanların, 17-34 yaş grubundaki hastaların, bekârların oranı daha yüksek çıkmıştır (p<0,05). Acil servisi tercih etme nedenleri arasında yakınlık ve güvenilir bulma ilk sırada yer almıştır. Acil olmayan başvurular en fazla 17-20 saatleri arasında yapılmıştır. Hasta ve hekimlerin aciliyet algıları arasında anlamlı düzeyde farklılık olduğu saptanmıştır. Hastaların acil servis kalabalığına getirdikleri çözüm önerileri arasında en büyük oran çalışan personel sayısının artırılması olmuştur. Acil servislere başvurularda aciliyeti değerlendirebilecek standart bir yöntem bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru taleplerinin acil servis kalabalığına neden olmayacak ivedilikle çözümlenmesi gerekmektedir. Çalışmamız sonucunda, acil servislerde hızlı bakı birimlerinin bu talepleri karşılayacak personel sayısı ve fiziki düzenlemesinin yapılması, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirlmesi, sevk 10 zincirinin oluşturulması, yatış bekleyen hastaların akışının sağlanması çözüm önerilerimiz arasında yer almıştır. ANAHTAR KELİMELER: acil servis, hızlı bakı birimi, acil servis kalabalığı

Acil servis-hastaneAcil tedaviAcil tıp+6
Mustafa Zeybeker
Ege University
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Somatik belirti bozukluğu olan hastaların yönetimine ilişkin ikinci ve üçüncü basamak sağlık birimlerinde çalışan hekimlerin bilgi, beceri, tutum ve algılarının araştırılması

'Somatik belirti bozukluğu' geçmişten bu yana farklı şekillerde adlandırılmış semptomlar veya vakalar grubunu ifade etmektedir. Hastalık sınıflamasında bu semptom grubunu veya vakaları tanımlamak için zaman içinde 'tıbbi olarak açıklanamayan semptomlar', 'somatoform bozukluk', 'bedensel stres sendromu', 'psikosomatik bozukluk', 'somatik belirti bozukluğu' gibi terimler kullanılmıştır. Bu vakalarda semptomlar hafif ve kendi kendini sınırlayan durumlardan fonksiyon kaybına neden olabilen veya yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan şiddetli semptomlara kadar uzanan bir aralıkta olabilir. Çalışmamızda son dönemde yaygın olarak kabul görmüş 'somatik belirti bozukluğu'(SBB) terimi kullanılmıştır. SBB vakaları ikinci ve üçüncü basamakta görev yapan uzman hekimlerin oldukça sık karşılaştıkları vakalardır. Bu bağlamda çalışmamızda SBB'ye ilişkin terminoloji, klasifikasyon, tanı ve tedavi yaklaşımlarının derlenmesi ve bölgemizdeki uzman hekimlerin SBB vakalarına ilişkin bilgi, beceri, tutum ve algılarının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız, ülkemizde, SBB hastaları da dahil, ikinci ve üçüncü basamakta büyük bir iş yükü olduğunu doğrulamaktadır. Katılımcıların %77,4'ü haftada 1-10 veya daha fazla sayıda SBB vakası ile karşılaştıklarını belirtmişlerdir. SBB vakasıyla karşılaştıklarında katılımcıların en sık hissettiği durumlar; tanıyı atlama korkusu(%34,2) ilgi/merak(%23,6) ve kayıtsızlık/umursamazlık(%12,5) şeklinde bulunmuştur. SBB vakalarına ilişkin katılımcıların en sık tercih ettiği yönetim stratejileri; 'hastayı dinlemek'(%54.3), 'bilgi vermek'(%15.9), 'güven ve destek sağlamak'(%11,5) şeklinde tespit edilmiştir. Çalışmamız, uzman hekimlerin SBB vakaları ile başa çıkmada yaşadıkları güçlükleri ve bu alandaki iş yüklerini ortaya koymuştur. Bu vakaların yönetimine ilişkin özellikle uzman hekimlere yönelik tanı, tedavi ve yönetim kılavuzlarının geliştirilmesi ve hekimlerin bu alana ilişkin eğitim eksiklerinin giderilmesi önemlidir.

Belirti ve semptomlarBilgi düzeyiBirinci basamak sağlık hizmetleri+7
Seher Özer Kızıl
Mersin University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyanın sağlık hizmetlerinde tedavi bilinirliğine etkisi: Kayropraktik

Eskiden insanlar hastaneler hakkında olumlu ya da olumsuz olarak insanlar birbirlerine anlatarak bir bilgi edinirken sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle beraber internette yaptıkları araştırmalar sonucunda, hastalığın nedenleri, tedavi süresince yaşandıkları ve tedavini ne gibi başka çeşitlilikleri olduğunu bu araştırmalar sonucunda buluyordur. Buradan yola çıkacak olursak hastanelerin doğru şekilde planlar kurarak ve devam ettirilmesinde yapılmış olan uygulamaları kendilerine yardım edici olması amaçlandığı bu yazıda, insanların hastaneyi kullanmak için seçerken sosyal medyada ne kadar aktif durumdalar bunun tespit edilip, insanların reklam ve tanıtım amaçlı şeylerden etkilenmesi ve hastanede yaşadıkları deneyimleri internetteki herhangi bir mecrada ne kadar bahsettikleri belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi şeklinde yapılan bu çalışma kayropraktiği bilen 300 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara tanıtıcı bilgileri ve kayropraktikle ilgili 21 soru sorulmuş, verilen cevaplar SPSS 22.0 paket programına girilmiş frekans ve yüzdeleriyle dağılımları verilmiştir.Yapılan çalışma sonucunda katılımcıların çoğunun kayropraktiği sosyal medyadan duyduğu, duyduktan sonra uzman arayışına girdiği ve tedaviye yöneldiği belirlenmiştir. Katılımcıların kayropraktik tedavi hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriKayropraktik+4
Semina Sarıdede
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik yatalak hastaların evde sağlık hizmetleri ile yataklı tedavi kurumlarındaki tedavi maliyetlerinin karşılaştırılması

Ülkemizde, yaşam şartlarının iyileştirilmesi, doğurganlık ve mortalite oranlarının düşmesi, teknolojinin gelişmesi sosyal ve çevresel etkenlerin düzeltilmesi, aşılamayla bağışıklık düzeyinin arttırılması ve bulaşıcı hastalıklara karşı yüksek direncin oluşması yaşam süresini uzatmıştır. Buna bağlı olarak insanların uzayan yaşam sürecinde kronikleşen hastalıklara yakalanma riski artmıştır ve tedavi olmak için farklı sağlık kurumlarından hizmet almaktadırlar. Hizmet alma noktasında, farklı kurumlarla sağlanan sağlık hizmetlerinin en etkin ve düşük maliyetli olanını bulmak için maliyet analizi yapılmış olup tablolarla kıyaslanmıştır. Yaptığımız bu araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığının kurmuş olduğu evde sağlık hizmetlerinin, yardıma ve tedaviye ihtiyaçlı insanların kronikleşen hastalık seyrinde hastaneye göre daha ucuz veya pahalı mı olduğunu açıklamaya yönelik yapılmış tez çalışmasıdır. Tez çalışmamız, Trabzon Ortahisar ilçe sınırları içerisinde bulunan ve yaşlı yatağa bağımlı kişileri, kronikleşen hastalıkları nedeniyle yatalak durumda olan hastaları, engelli bireyleri kapsamaktadır. Araştırmamızda Trabzon Ortahisar İlçesi içerisinde bulunan Fatih Devlet Hastanesi hasta kayıt verileri ve T.C. Sağlık Bakanlığı Trabzon Halk Sağlığı Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi Biriminin istatistikî verileri kullanılmıştır. Tez çalışmasında TSİM'de (Temel Sağlık İstatistikleri Modülü) en çok görülen 5 tanı baz alınmıştır. Bu tanılarla, hastaneye yatan 50 hasta ile evde sağlık hizmetleri birimi tarafından takip edilen 50 hasta olmak üzere toplam 100 hastanın maliyeti araştırılmış, Fatih Devlet Hastanesinin boş yatak maliyeti ve aynı zamanda evde sağlık hizmetleri biriminin giderleri hesaplanmış ve tablolarla kıyaslanmıştır. T.C. Sağlık Bakanlığının farklı kurumlarından tedavi amaçlı fayda sağlamaya karşılık alınan bu hizmetlerin hastaya ve devlete yansıyan maliyeti analiz edilmiş ve düşük olanı bulmaya yönelik araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evde Bakım Hizmeti, Maliyet Analizi, Sağlık Uygulama Tebliği

Hasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrasıHasta bakımının örgütlenmesi+3
Sultan Aşık
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleceğin sağlık profesyonellerinin uygulamadaki yaşadıkları risklerin kaygı düzeylerine etkisi (Gümüşhane İli örneği)

Bu araştırma bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümü 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin, uygulamaları esnasında maruz kaldıkları tehlike ve riskleri belirlemek ve bu tehlikelerin kaygı düzeylerine üzerine etkisini saptamak amacı yapılan bir araştırmadır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Ekim 2017'de Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler (n=210 kişi) oluşturmuştur. Araştırmanın yapıldığı dönemde derslere aktif katılan 197 öğrenciye (evrenin %93.8'i) ulaşılmıştır Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler ve çalışma şartlarını içeren sorular ile BAÖ ve SÇGÖ sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik, ortalama, sayı, standart sapma, Ki-kare testi, Mann Whitney U ve Kuskall Wallis, ANOVA ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmamıza katılan geleceğin sağlık profesyonellerinin %65.6'sı kadın, %34.5'ini erkek olup yaş ortalamaları 21.59±1.40'dır. Hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanmasına yönelik tebliğ okuyan öğrencilerin SÇGÖ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada öğrencilerin uygulama yaptıkları hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak orta anksiyete yaşadıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastane, Geleceğin sağlık profesyonelleri, Çalışan sağlığı güvenliği."

AnksiyeteGümüşhaneHemşirelik araştırmaları+7
Sevda Uzun
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara'nın farklı gelişmişlik düzeyine sahip üç ilçesinde yaşayan bireylerin sağlık hizmeti tercihleri ve bunlara etki eden faktörlerin değerlendirilmesi

GİRİŞ: Sağlık, insanlığın "sağlıklı olma" arayışı ile birlikte tanımlanmaya ve geliştirilmeye çalışılan bir olgu olmuş ve hizmet sunulan bir alana dönüşmüştür. Sağlık alanında dünyadaki algı ve dönüşümlerle, hasta odaklı hizmet anlayışı, dolayısıyla da hastaların tercihleri ve memnuniyeti önem kazanmıştır. Bu araştırmada bireylerin sağlık hizmetleri tercihleri ve bunlara etkili eden faktörlerin incelenmesi amaçlandı. YÖNTEM: Bu kesitsel araştırma 01.04.2018-01.06.2018 tarihleri arasında, Ankara'nın farklı gelişmişlik seviyesine sahip üç ilçesinde, her ilçeden 3'er aile hekimliği birimi olmak üzere toplam 9 aile hekimliği biriminde yürütülmüştür. Belirtilen tarihler arasında, söz konusu aile hekimlerine başvuranlardan rasgele seçilenler ve gönüllü olanlar çalışmaya dahil edildi. Katılımcılara literatürden faydalanarak oluşturulan 32 soruluk anket formu uygulandı. İstatistiksel analizler ve hesaplamalar için IBM SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. BULGULAR: Çalışmaya toplamda 532 kişi katıldı. Çalışmada yer alan bireylerin yaş ortalaması 40,31±15,13yıl, minimum yaş 18, maksimum yaş 88 olarak saptandı. Katılımcıların %41,7'si (n=222) çok yüksek insani gelişmişlik endeksine sahip ilçede (Çankaya), %35,3'ü (n=188) orta insani gelişmişlik endeksine sahip olan ilçede (Mamak), %23'ü (n=122) ise yüksek insani gelişmişlik endeksine sahip ilçede (Polatlı)ikamet etmekteydi. Kişilerin %50,9 'u (n=271) kadın, % 49,1'i (n=261) erkekti. Katılımcıların %35,5'inin kronik bir hastalığı mevcuttu,%38,5'i sürekli kullandığı en az bir ilaç vardı. Sağlık problemi durumunda bireylerin %52,4'si ASM'leri, %23,3'ü devlet hastanelerini, %9,3'ü eğitim ve araştırma hastanelerini, %4,9'ü üniversite hastanelerini, %8,5 özel hastaneleri, %0,8 özel muayenehaneleri, %0,6'sı eczaneleri tercih ediyordu. Çalışmamızda sağlık hizmetleri tercih nedenlerine bakıldığında, ilk sıraları "sosyal güvence", "ulaşım kolaylığı", "güvenilirlik", "aynı doktora muayene olmak" aldı. SONUÇ: Bu araştırmada katılımcıların sağlık hizmeti tercihlerinin birinci basamak ağırlıklı olduğu görülmekle beraber genel olarak sağlık sistemi içinde birinci basamağın öncelikli olarak tercih edilme oranının beklenen ve istenen değerden düşük olduğu görülmektedir. Çalışmamızda ilk tercih edilecek kurumun yaş, cinsiyetten ve eğitim durumundan etkilenmediği, gelir seviyesi arttıkça özel sağlık hizmetlerinden yararlanmanın arttığı görüldü. Bu konuda daha kapsamlı ve nedenlerin irdelenmesine yönelik kalitatif çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Sağlık hizmetleri tercihleri, İnsani Gelişme Endeksi, Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri

AnkaraBirinci basamak sağlık hizmetleriSağlık hizmetleri+3
Nazlı Aksoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan sağlık (Teletıp) hizmetinin sunumunda hekimin hukuki sorumluluğu

Bilgi ve iletişim teknolojisinde ulaşılan seviyeye paralel olarak tüm dünyada uygulaması artan uzaktan sağlık hizmeti sunumu tıp biliminin pek çok uzmanlık alanında hastalığın teşhis, tedavi ve takibi konusunda sağlık hizmet kalitesini ve hasta yararını artıracak bir potansiyele sahiptir. Ülkemizde teletıp yoluyla uzaktan sağlık hizmeti sunumunun hukuki düzenlemesi 10 Şubat 2022 tarihinde yürürlüğe giren Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik ile yapılmıştır. Yüz yüze verilen klasik sağlık hizmetinde hekim ve hasta asıl tarafları oluştururken, teletıp uygulamasında asıl tarafları hekim, hasta ve aracı hizmet sağlayıcılar oluşturmaktadır. Bu nedenle teletıp uygulamasında tarafların sorumluluğunu net olarak belirlemek zorlaşmaktadır. Örneğin teletıp uygulaması çerçevesinde hekim ve hasta arasında yapılan sesli ve görüntülü video konferans görüşmesinde hastaya dair kişisel verilerin korunması, ses ve görüntünün net olarak aktarılması, hasta klinik bilgilerinin eksiksiz alınması yükümlülüklerinin kime ait olacağı konusunda belirsizlik bulunmaktadır. Tezimizde uzaktan sağlık hizmeti sunumunda hastada maddi ve manevi zarar oluşması halinde hekimin hukuki sorumluluğu incelenmiştir.

Atipik sözleşmelerHekimlik sözleşmesiHibrid sözleşmeler+5
Mustafa Yaşar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastaların hizmet memnuniyetinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastaların memnuniyet düzeyi ve memnuniyeti etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buradan hareketle elde edilen verilerin kaliteli sağlık hizmeti sunulması konusunda yararlı bilgiler sağlaması beklenmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışma dönemi içinde Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 18 yaş ve üzeri tüm hastalara ulaşılması hedeflenmiştir. Altı ay içinde beklenen 2500 hasta görüşmesini evren alarak, %80 prevalans, 0,05 alfa ve 0,03 örnekleme hatası ile en az 537 kişiye ulaşılması öngörülmüştür. Çalışmanın yapıldığı 1 Mart 2022 - 31 Ağustos 2022 tarihleri arasında Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul edip anket dolduran 579 hastadan 37'sinin veri formu eksik olduğu için çalışmaya alınmamıştır. Çalışmaya alınma ölçütlerini karşılayan 542 hasta ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul edenlere aydınlatılmış onam imzalatılmış, sonrasında anket formunun sosyodemografik bilgileri içeren kısmı doldurulmuştur. Ardından da hastalardan aldıkları sağlık hizmetlerini değerlendiren EUROPEP-Tr memnuniyet ölçeği kısmını kendilerinin doldurmaları istenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 18.0 veri tabanına girilerek istatistiksel değerlendirmeler yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası karşılaştırmalarda sayısal değişkenler için Student t testi, ANOVA testi, kategorik değişkenler için Ki kare ve sayısal değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular : Hastaların median yaşı 42'idi (yaş 18-84). Hastaların %45,5'i erkek, %55,5'i kadındı. Hastaların çoğu kentsel bölgede (%89,1) oturmaktaydı ve %52,2'si 12 yıldan fazla eğitimliydi. Hastaların aile hekimliğimize en sık başvuru nedeni yeni başlayan sağlık sorunları idi. EUROPEP-Tr total skoru 4,4 ± 0.7, genel memnuniyet yüzdesi %79,3 olarak saptandı. En çok memnun olunan alanlar "sizi muayene etmesi", "işini tam yapması" ve "sizi dinlemesi" (sırasıyla %94,5, %94,3 ve %94,1), en az memnun olunan alanların "telefonla hekiminize ulaşabilmeniz" (%52,3), "sağlık merkezine telefonla ulaşabilmeniz" (%59,2) olduğu görüldü. Aktif gelir getiren bir meslekte çalışmayanların ( p<0,001) , diyabeti olanların (p=0,023) ve tiroid hastalığı olanların (p<0,001) anlamlı derecede daha memnun olduğu görüldü. Yaş , cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, gelir düzeyi, meslek, sigara- alkol kullanımı , aile sağlığı merkezine başvuru sayısı ve nedeni hasta memnuniyeti üzerinde etkili değildi (p>0,05). Sonuç: Birinci basamak aile hekimliği hizmetleri sunan sağlık merkezlerinin hasta memnuniyet düzeylerini bilmeleri hizmet kalitesinin artırılması açısından önemlidir. Düzenli yapılacak değerlendirmeler, hasta memnuniyetinin düşük olduğu alanların saptanması ve geliştirilmesi açısından her sağlık merkezi için hastalarının memnuniyeti üzerine geribildirim alma fırsatıdır. Anahtar Kelimeler: Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Hasta memnuniyeti, EUROPEP-Tr

Aile sağlığı merkeziAydınHasta memnuniyeti+3
Damla Damaş
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile hekimliği uygulamasının hekim ve birey perspektifinden değerlendirilmesi: Bitlis ilinde bir araştırma

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de birinci basamak sağlık hizmetleri genel sağlık hizmetlerinin yapı taşını oluşturmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetleri, toplumun sağlık ihtiyaçlarına cevap verme ve sağlık enstrümanlarının etkin kullanımı amacıyla oldukça önemli bir yere sahiptir. Bireye ilk temas noktasını oluşturan birinci basamak sağlık kurumları kişilerin sağlıklarını korumak ve geliştirmekle görevli olduğu gibi bireylere bütüncül bir yaklaşımla hakkaniyet doğrultusunda, sürekli ve kapsamlı hizmet sunar. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde iyi kurulmuş bir düzen ile hastalıkların ortaya çıkması önlenebilir ve hasta olan bireylerin daha kolay topluma uyumu sağlanabilir. Bu çalışma, Bitlis ilinde yaşayan bireylerin aile hekimleri hakkındaki ve aile sağlığı merkezinde görev yapan hekimlerin ise aile hekimliği uygulaması hakkındaki değerlendirmelerini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada 433 birey ve 81 aile hekimiyle yüz yüze görüşerek anket aracılığı ile veri elde edilmiştir. Araştırmada iki farklı anket formu kullanılmış olup kullanılan birinci anket formu bireylerin aile hekimlerine yönelik tutumlarını değerlendirmektedir. İkinci anket formunda ise hekimlerin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmeleri araştırılmaktadır. Araştırmanın amacına uygun şekilde oluşturulan model ve hipotezler tanımlayıcı araştırma yöntemi ve anket tekniği ile ölçümlenip nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumları incelendiğinde; katılımcıların çoğunluğunun aile hekimlerini tanıdıkları ve aile hekimlerinin kendilerine olan yaklaşımlarını olumlu değerlendirdiği fakat aile hekimliğine gitme sıklığının genel olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Aile hekimine giden katılımcıların ise aile hekimlerinden genel olarak memnun kaldıkları ve aile hekimlerini değiştirme düşüncesinde olmadıklarını belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların büyük bir çoğunluğu aile hekimlerinin kendileri ile iletişimlerinden memnun kaldıklarını ve aile sağlığı merkezlerinin kendilerine yakın konumda oldukları için aile hekimlerini tercih ettikleri saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre genç katılımcıların çoğunluğunun aile hekimliği sistemi ve aile hekimleri ile ilgili bilgi düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumları medeni durum, aile hekimini tanıma, aile hekimini tavsiye etme, yaş, eğitim durumu, çocuk sayısı, gelir durumlarına göre anlamlı farlılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumlarında cinsiyet, aile hekimi dışındaki hekimleri tercih etme, yaşadıkları ilçeye göre ise anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Aile hekimleri de hastaların kendilerine olan yaklaşımını genel olarak olumlu değerlendirmişlerdir. Aile hekimlerinin yarısından fazlası aldıkları ücretin yüksek olmasından dolayı aile hekimliğini seçtiklerini belirtmişlerdir. Yeniden seçim yapma durumu olduğunda hekimlerin yüksek bir çoğunluğunun tekrar aile hekimliğini seçmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aile hekimlerinin yarısından fazlasının aile hekimliği sisteminin toplumsal fayda sağladığından dolayı aile hekimliğini seçtiği düşüncesine katılmadıklarını belirtmişlerdir. Aile hekimlerinin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmelerinde, aile hekimine bağlı kişi sayısına göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yaş, aile sağlığı merkezinden önce çalışılan kurum türü ve aile sağlığı merkezinin bulunduğu ilçelere göre ise aile hekimlerinin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmelerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Aile Hekimliği, Bitlis

Aile hekimliğiBitlisDoktor-hasta ilişkileri+2
Ayatullah Yıldız
Muğla Sıtkı Kocman University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Turgut Özal Tıp Merkezi çalışanlarında hasta bina sendromu görülme sıklığı ve etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışma, Turgut Özal Tıp Merkezi binasında çalışanlarda HBS semptomlarının, görülme sıklığının ve ilgili olabilecek bazı faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır.Materyal-Metod: TÖTM'nin tüm birimlerinde çalışan 2500 kişiden gönüllü olarak 951 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Kişilerin sosyodemografik verilerini ve HBS ile ilgili semptomları ve bazı özellikleri saptamaya yönelik anket uygulandı ve katılımcıların saturasyon ölçümü yapıldı. İkinci aşamada iç hava kalitesini değerlendirmeye yönelik ısı, CO, CO2 ve bağıl nem düzeyleri değerlendirildi.Bulgular: Katılımcıların %62.1'inde HBS tespit edilmiştir. Stres değerlendirmesi ile HBS ilişkisi, sürekli bir ilaç kullanma ve çalışılan ortamın sıklıkla çok sıcak olarak değerlendirilmesi ile HBS bulunma durumu ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Çalışmaya alınanların HBS olup olmadıkları, lojistik regresyon analizi kullanılarak değerlendirildiğinde; kronik hastalık varlığı, ortamın sıklıkla çok sıcak veya ara sıra çok aydınlık olarak değerlendirilmesi, semptomlar nedeniyle doktora başvurup tanı almalarının etkileyici faktörler olduğu tespit edildi. Yapılan 36 ölçüm sonucunda CO2 çalışma ortamlarının % 69.4' ünde sınır değerin üzerinde çıkmıştır. Çalışma ortamlarının hiçbirinde CO miktarı sınır değer olan 9 ppm'in üzerinde çıkmamıştır. Yalnızca Klima Dairesi ve Mutfak Deposu 20 Cº'nin altında çalışma ortamları olup, çalışma ortamlarının % 72.2'sinde ortam sıcaklığı 24 Cº'nin üzerinde bulunmuştur. Çalışma ortamlarının %77.8'inde rölatif nem seviyesi sınır değer olan %30'un altındadır. Bu çalışmada, HBS semptomlarından en sık görülenler sırası ile yorgunluk ve bitkinlik (%67.1), başağrısı (%59.5), boğaz kuruluğu (%53.6), gözlerde yanma ve batmadır (%52.4).Sonuç: Günümüzün büyük kısmını geçirdiğimiz binaların sağlık etkilerini bilmek ve önlemlerimizi buna göre almak çalışanların iş performanslarını arttıracak, iş kalitesini iyileştirecek, nedeni belirlenemeyen sağlık sorunlarının ortaya konulmasını sağlayarak gereksiz iş kayıplarını ve sağlık harcamalarını önlemede etkili olacaktır.Anahtar Kelimeler: Hasta Bina Sendromu, İç ortam hava kalitesi, TÖTM, Hastane, ısı, nem, CO2.

HastanelerHava kirliliği-bina içiNem+5
Müge Otlu
İnönü University
2012
00

İlgili konular