Work place

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The formal participation of Syrians to the employment in Ankara and attitudes of local people toward Syrians – An experimental design

Despite a significant Syrian population in Turkey, the proportion of Syrians with work permits is low. Promoting their legal employment is necessary for economic benefits, prevention of radicalization, and their right to work. However, given negative attitudes toward Syrian refugees in Turkey, it's crucial to examine how formal employment affects these attitudes. The study employed Contact Theory and Realistic Group Conflict Theory (RGCT) to examine the impact of formal employment of Syrians on attitudes toward them, considering workplace contact and workplace competition. An experimental survey with eight vignettes, varying across three variables with two levels each, was administered to 240 local workers in Ankara's industrial areas. The study found that formal employment is linked to positive attitudes (lower social distance) and lower threat perception, consistent with Contact Theory, while workplace competition is linked to negative attitudes (higher negative emotions) and higher threat perception, consistent with RGCT. However, no significant results were found for hypothesized workplace contact and interactions of manipulations. Also, threat perception was found as a partial mediator in the association between competition and attitudes, and as a full mediator between formal employment and attitudes.

AnkaraMigration policiesRefugees+7
Süeda Kaçdıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilinçli farkındalığın iş yerinde algılanan stres, çalışan iyi oluş hali ve işten ayrılma niyetine etkisi

Bilinçli farkındalık, dikkatin tamamen yaşanılan ana yöneltilmesine ve yaşananların yargılanmadan ve oldukları gibi kabul edilmesine dayanan bir farkında olma durumudur. Son yıllarda araştırmalar, bilinçli farkındalığın duygusal, psikolojik ve sosyal refahta artış, stres, depresyon, anksiyete seviyesinde düşüş gibi olumlu sonuçlarına dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, çalışmanın amacı algılanan stresin, bilinçli farkındalık seviyesi ile çalışan iyi oluş hali ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde aracılık rolünün incelenmesidir Çalışmanın verileri, aktif olarak çalışma hayatında bulunan 205 yetişkin katılımcıdan toplanmıştır. Çalışmada demografik bilgi formu, Algılanan Stres Ölçeği (PSS-14), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve Çalışan İyi Oluş Hali Ölçeklerini içeren anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri, SPSS ve AMOS programları kullanılarak test edilmiştir. Sonuçlara göre, bilinçli farkındalık arttıkça çalışanların algıladıkları stres düzeylerinin azaldığı ve çalışanın iyi oluş halinin de olumlu yönde arttığı tespit edilmiştir Benzer şekilde, bilinçli farkındalık ile çalışanların işten ayrılma niyetleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda algılanan stresin çalışanın bilinçli farkındalık seviyesi ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide ve çalışanın bilinçli farkındalık seviyesi ve iyi oluş hali arasındaki ilişkide aracılık rolleri olduğu tespit edilmiştir. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve alanda çalışan uzmanlar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Çalışan İyi Oluşu, Algılanan Stres, İşten Ayrılma Niyeti, İş Yeri İyi Oluşu, İş Yerinde Algılanan Stres

Bilinçli farkındalıkPsikolojik iyi oluşStres+4
Ilgın Şentin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerindeki stres düzeyinin çalışanların tükenmişlik algıları üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin örgütsel stres düzeylerini, örgütsel stres düzeylerinin tükenmişliğe etkisini, öğretmenlerin işle ilgili ve demografik özelliklerinin örgütsel stres ve tükenmişliğe etkisini incelemektir.Araştırmanın evrenini, İstanbul Bahçelievler ilçesindeki ilköğretim okullarında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Belirtilen evrenin tümüne ulaşılması güç olduğundan, örneklem grubu belirlenmiştir. Tesâdüfi örnekleme yöntemi ile Bahçelievler ilçesinin tüm ilköğretim okullarında, tarama yapılması amacıyla, 410 öğretmene anket gönderilmiştir. Bu anketlerden 238'i değerlendirmeye alınmış, anketlerin analizlerinin yapılması için veri girişleri tamamlanmıştır. Anketlerin veri girişleri SPSS Statistics 17.0 programı ile yapılmıştır. Analizlerde regresyon, korelasyon, frekans dağılımları, anova, ki-kare ve t-testi uygulanmıştır.Örgütsel stres ve alt boyutları ile tükenmişlik ve alt boyutları arasında hipotezler oluşturulmuş, boyutlar arasında korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Korelasyon analizleri ile aralardaki ilişkiler ve yönleri saptanmış; regresyon analizleri ile de boyutların birbirini etkilemesinin istatiksel açıdan anlamlı olup olmadığı incelenmiştir.

StresTükenmişlikTükenmişlik düzeyi+3
Ayşe Atameriç
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerinde zorbalığın çalışan tatminine etkisi üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı işyerinde zorbalık ile çalışan tatmini arasındaki ilişkinin varlığını sorgulamak amacı ile yapılmıştır. Konu özellikle son yıllarda artan önemi dikkate alınarak çalışmada işyeri zorbalığın çalışan tatmini arasındaki ilişki açıklanmış ve buna ek olarak İstanbul ili içindeki çalışanlar üzerinde uygulamalı bir araştırma yapılmıştır. İstanbul ili içerisinde kamu ve özel sektör olmak üzere 335 çalışana ulaşılarak işyeri zorbalığı ve çalışan tatmini üzerinde bir anket çalışması yapılmıştır. Alınan veriler SPSS 21.00 programında çözümlenmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda işyeri zorbalığının, çalışan tatmini arasında olumsuz yönde bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur.

ZorbalıkÇalışanlarİş doyumu+1
İclal Sağanak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerindeki mutluluğun çalışan yaratıcılığına etkisi: Türkiye'deki lojistik sektörü üzerine bir araştırma

Yaratıcılık, sorunlara; bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp ögelere, uyumsuzluğa karsı duyarlı olma; güçlüğü tanıma, çözüm arama, tahminlerde bulunma ya da eksikliklere karsı çözümler geliştirme, bu çözümleri değiştirme ya da yeniden sınama, daha sonra da sonucu başkalarına iletmektir. Yaratıcılığın temelinde, akıcı, özgün ve esnek düşünebilme, dolayısıyla sorun çözebilme becerisi yatmaktadır. Akıcı düşünebilmek, kısa sürede, ardı ardına birçok düşünce ve görüş öne sürebilmektir. Küresel rekabet döneminde özellikle çalışma hayatında bireylerin yaratıcı olmaları beklenmektedir. Bunun nedenle bireyden başlayarak tüm örgüte yayılan bir yaratıcı iklim oluşturulması elzem hale gelmiştir. Yaratıcı çalışma ortamı öncelikle bireysel doyum ve mutluluk ile yakından ilişkili görülmektedir. İşyerinde mutlu olan ve tatmin yaşayan çalışanların işyerinin amaç ve hedeflerine uygun yaratıcı ürün ve iş modelleri geliştirdikleri ve böylelikle birey olarak kendilerini gerçekleştirirken örgütlerini de ileriye taşıdıkları birçok çalışmada vurgulanmıştır.

LojistikLojistik sektörüMutluluk+4
Beyza Bingöl Çelik
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri Sağlık Personeli Derneği üyelerinin çalışma koşullarının değerlendirilmesi

İş yeri hemşireleri iş sağlığı ve güvenliği ekibinin önemli üyesidir. Türkiye'de yönetmelik gereği hemşireler, sağlık memurları, acil tıp teknisyenleri ve çevre sağlığı teknisyenleri diğer sağlık personeli olarak çalışabilmektedir. Bu çalışma, İşyeri Sağlık Personeli Derneği üyelerinin çalışma koşullarını, sosyo-demografik özelliklerini, iş sağlığı ve güvenliği açısından yaşadıkları sorunları ve dernek üyelerinin iş sağlığının gelişmesine yönelik önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 50 soruluk veri toplama formu ile elektronik ortamda toplanmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmaya 500 dernek üyesinden 277'si (%55,4) katılmıştır. Katılımcıların %54,5'i kadın, %56,0'sı evli, %48,0'i çocuksuz, %44,1'i 20-29 yaş arasındadır. Araştırmaya en çok Ankara'dan katılım olmuştur (%17,0). 2010-2019 yılları arasında mezun olanlar araştırmacıların %59,9'unu oluşturmaktadır. Araştırmaya katılanların %49,5'i hemşire %40,1'i ortaöğretim mezunu, çalıştıkları birim %52,7 ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, %55,2'si mesleğinde ilk 10 yıldadır. Araştırmanın sonucuna göre, iş yeri hemşirelerinin %39,1'inin çalıştıkları ortamda tedavi/muayene odası bulunmaktadır. %23,1'inin iş yerinde kullanabilecekleri kişisel koruyucu donanım bulunmamaktadır. Araştırmanın sonucunda iş yeri sağlık personelinin çalışma saatlerinin, maaşların, mevzuatın, çalışan haklarının ve güvencelerin geliştirilmesi gerektiği; çalışanların yeterli sağlık ekipmanı, kişisel koruyucu donanım, uygun çalışma ortamına sahip olmadığı belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda iş yeri hemşirelerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, diğer sağlık personeli isminin değiştirilmesi ve mevzuatın değiştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş yeri hemşiresi, iş yeri sağlık personeli, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma koşulları, iş güvencesi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Seyide Oruç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir işyerinde açık plan ofiste çalışanların psikososyal etkenlerle karşılaşma ve genel sağlık durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma ile, sağlıklı bir çalışma hayatının önemli bir etkeni olan çalışma ortamları için son yıllarda yoğun olarak tercih edilen açık plan ofis çalışma düzeninin, psikososyal etkenler ve mental sağlık durumu yönünden bir bütün olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın verileri, Ankara'da yer alan bir işyerinin 3 farklı binasında bulunan 311 ofis çalışanının her biri için hazırlanan anket formları ile toplanmıştır. İsveç iş-yükü-kontrol-sosyal destek ölçeği ile Genel Sağlık Anketi-12 kullanılmış, elde edilen bulguların bağımsız gruplar arası karşılaştırmaları yapılmıştır. Verilerin analizi, bilgisayar ortamında istatistik yazılım programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma grubunun %59,0'ı 4 ve üzerinde kişinin bir arada çalıştığı açık plan ofislerde, %41,0'ı ise 2-3 kişilik paylaşılan ofislerde çalıştığı saptanmıştır. Çalışanların %49,4'ü yüksek iş baskısı, %50,6'sı düşük iş baskısı grubunda yer almıştır. Çalışanlar arasında iş yükü yüksek ve iş kontrolü düşük olan %22,2'sinin iş stresi olduğu ortaya konulmuştur. Çalışanların %47,4'ünün mental sağlık durumunun kötü, %52,6'sının iyi olduğu saptanmıştır. Çalışma ortamındaki kişi sayısına göre, çalışanların iş baskısı ve mental sağlık durumu karşılaştırıldığında, 4 ve üzerinde kişinin bir arada bulunduğu ofis çalışanlarının, 3 ve altında kişinin olduğu ofislerdeki çalışanlara göre, daha yüksek iş baskı düzeyine ve yüksek GSA puanına bağlı olarak daha kötü mental sağlık durumuna sahip oldukları saptanmıştır. Çalışanların çalışma alanları ile ilgili memnuniyet düzeyleri iş baskısı ve mental sağlık yönünden incelendiğinde, çalışma ortamından daha memnun çalışanların daha düşük iş baskı düzeyine ve daha iyi mental sağlık durumuna sahip oldukları ve çalışanlara sağlanan sosyal desteğin de iş baskı düzeyinin azaltılmasının yanı sıra mental sağlık durumuna da pozitif yönde katkı sağladığı bilgisi elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Açık Plan Ofis, Genel Sağlık Anketi, Psikososyal Etkenler, İş Baskısı, İş Sağlığı ve Güvenliği

AnketlerPsikososyal etkilerPsikososyal nedenler+6
Gözde Yurttagül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri sahiplerinin perspektifindenkentlerde yayalaştırma projelerini etkileyen faktörler: Erzincan örneği

Günümüzde gelişen teknolojiyle beraber sayısı artan motorlu araçlar, kent hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu probleme çözüm bulmak için yerel yönetimler yıllardır kent planlarında, trafik kurallarında ve ulaşım sistemlerinde birçok düzenlemeler yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden olan yayalaştırma, giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Fakat kentlerde yıllardan beri var olan yapısal düzeni değiştirmek çok kolay olmadığından, yayalaştırmanın uygulanması da kolay değildir. Bu çalışmada yayalaştırma yaparken hangi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiği incelenmiş ve bu faktörlerden hangilerinin yayalaştırmanın yapıldığı bölgedeki işyeri sahiplerinin yayalaştırmaya verdiği desteği etkilediği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Öncelikle yayalaştırmayla ilgili literatür taranmış ve farklı yayalaştırma türleri incelenmiştir. Buradan yola çıkılarak bir kuramsal çerçeve ve araştırma modeli oluşturulmuştur. Modeli test etmek üzere, 5'li likert ölçeğiyle hazırlanmış bir anket kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesi için veriyi toplayan kişinin belirli bir alanı seçtiği anket odak (focal) örneklem metodu 161 katılımcıya uygulanmıştır. Test edilen toplam 6 hipotezden 3'ü kabul edilirken, 3'ü kabul edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Yayalaştırma, Trafik, Kent, Motorlu Araçlar, Yaya, Yaya Bölgesi

Alt yapı projeleriErzincanKent merkezi+6
Abdulsamet Dinç
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İş ilişkisinde cinsel ve cinsiyetçi taciz

İş ilişkisinde cinsel taciz esasen kadınların karşılaştığı bir sorundur. Kadınlar aynı zamanda cinsel içerikli olmayan ancak kadınların aşağı cinsiyet olduğu görüşüne dayanan tacizlere de maruz kalmaktadır. Bu tacizler toplumdaki cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanır; ancak iş ilişkisinin hiyerarşik yapısı da taciz sorununu derinleştirir. Cinsel tacizle mücadele, ABD'de cinsel mücadele ayrımcılık yasağı ekseninde yürütülmüşken Avrupa'da cinsel taciz geleneksel olarak kişi onuruna aykırılık olarak görülmüştür. Cinsel tacizin ayrımcılıkla ilişkisinin kurulmaması, sorunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle olan yakın bağlantısını görünmez kılar. ABD hukukunun etkisiyle AB mevzuatında da cinsel taciz zamanla ayrımcılık çerçevesinden ele alınmış ve bu da dolaylı olarak da Türkiye'deki mevzuatı etkilemiştir. Cinsel ve cinsiyetçi tacizin ayrımcılık olarak ele alınması hukukumuzda yasal dayanağa kavuşmuşsa da yargı uygulaması cinsel tacizin ayrımcılık oluşturduğu yönünde gelişmemiştir. İş ilişkisinde cinsel ve cinsiyetçi tacizle mücadele etmek devletin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama ödevinin bir uzantısıdır. Bu ödev bağlamında ilk olarak bu tacizleri tanımlayan ve ayrımcılık olduğunu ortaya koyan mevzuatın oluşturulması gerekmektedir. Cinsel ve cinsiyetçi tacizin psikososyal riskler olarak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına entegre edilmesi gerekir. Devletin ayrıca tacizle mücadele için politikalar oluşturulması ve mekanizmalar geliştirmesi gerekmektedir. Tacizle mücadele politikaları geliştirilirken kimlikleri veya çalışma koşulları gibi sebeplerden dolayı daha fazla risk altındaki işçilerin durumları gözetilmelidir. İşçilerin adalete erişimi önündeki engeller kaldırılmalı; iş yargısında zorunlu arabuluculuk uygulamasından vazgeçilmeli ve adli yardıma erişim kolaylaştırılmalıdır. İşverenin cinsel ve cinsiyetçi tacize karşı önlem alma ve tacize son verme borcunun yasal dayanaklarını işçiyi gözetme borcu ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat ile ayrımcılık yasağı oluşturur. İşverenin tacize karşı önlem alma borcunun sınırını işçinin özel yaşamının gizliliği hakkı çizer. İşveren işyerinde cinsiyet eşitliğini sağlayan bir düzen kurmalı, tacize karşı politikalar ve mekanizmalar geliştirmelidir. İşveren taciz karşısında önlem alırken taciz mağdurunun çalışma koşullarını ağırlaştıramaz. İşveren bir diğer işçiyi ya da işyerine gelen üçüncü kişileri taciz eden işçiye disiplin yaptırımları uygulama ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkına sahiptir. Taciz mağduru işçi, işyerinde önlem alınana kadar çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Ayrıca maddi ve manevi tazminat ile ayrımcılık tazminatı talep edebilir. Ayrımcılık tazminatına ilişkin düzenlemelerin tüm işçileri kapsayacak, işveren açısından caydırıcılık ve mağdur açısından tazmin sağlayacak şekilde gözden geçirilmesi gerekmektedir. İş ilişkisinde tacize uğrayan işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir. Haklı nedenle fesih için öngörülen 6 iş günlük süre taciz olaylarında sosyal gerçeklikle bağdaşmadığından işçi tacizciyle karşılaştığı sürece fesih hakkını kullanabilmelidir. Tacize uğrayan işçinin sözleşmesinin bununla bağlantılı olarak feshedilmesi hukuka aykırılık oluşturur. Olması gereken hukuk açısından bu tür fesihlerin yaptırımı mutlak geçersizlik olarak düzenlenmelidir. Taciz mağduru işçinin haklarından işverenin sorumluluğu kendi sözleşmeye aykırı davranışına dayanabileceği gibi, yardımcı kişinin fiilinden sorumluluğa veya adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna dayanabilir. Cinsel tacizin ispatında yargı uygulaması fiili karinelerden yararlanarak ispatı kolaylaştırmaktadır. Cinsel ve cinsiyetçi taciz ayrımcılık oluşturduğundan, bunların ispatında ayrımcılığın ispatına ilişkin kurallar uygulanmalıdır; bunun açık yasal düzenlemeye kavuşturulması uygun olur. Özellikle işçinin maruz kaldığı cinsel tacizi ispatlaması bakımından hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin değerlendirilmesi yasağı esnek bir biçimde uygulanmalıdır.

Cinsel tacizCinsiyetçilikToplumsal cinsiyet+4
Çağla Erdoğan
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşverenin sağlık personeli çalıştırma yükümlülüğü

30.06.2012 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile birlikte mevzuatımız iş sağlığı ve güvenliği alanında ilk kez müstakil bir kanuna kavuşmuştur. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda iş sağlığı ve güvenliği organizasyonu kapsamında işyerlerinde sağlık personeli çalıştırılması yükümlülüğü düzenlenmektedir. Bu yükümlülük 4857 sayılı Kanunda yer alan mülga hükümlerin aksine kamu ve özel sektör ayrımına gidilmeksizin ön görülmüştür. Görevlendirilecek olan sağlık personelinin sayısı, işyerinin girdiği tehlike sınıfına ve çalışan sayısına bağlı olarak belirlenmektedir. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işyerleri düzeyinde yaygınlaştırılmasında, iş sağlığında uzman olan sağlık personellerinin görevlendirilmesi giderek önem kazanmaktadır. İşverenler bu hizmeti işyerinde istihdam edecekleri uygun niteliklere sahip çalışanları vasıtasıyla yerine getirebilecekleri gibi; ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden de hizmet alarak sağlayabilirler. Tezimizin konusunu sağlık personelinin görevlendirilmesi oluşturmaktadır. Bununla birlikte özellikle acil durumlarda ilkyardım görevini üstlenecek olan destek elemanına da tezimiz kapsamında yer verilmesi uygun görülmüştür. Anahtar Kavramlar: İş Sağlığı, İş Güvenliği, Sağlık Personeli, Sağlık Profesyoneli, İşyeri Hekimi, İşyeri Hemşiresi, Diğer Sağlık Personeli, Destek Elemanı

DoktorlarHemşirelerPersonel+7
Onur Musab Karakaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri ruhsat usulü ile gürültüye yönelik yasal mevzuatın entegrasyonu

Günümüz dünyasında gürültü önemli bir sorundur.Gürültünün kaynakları çeşitlidir.Kentsel ve kırsal alanlarda kaynak farklılıkları söz konusudur.Sanayileşme ve kentleşme gürültüyü önemli bir sorun haline getirebilmektedir.Ekonomik faaliyetler içinde hiç şüphesiz işyerleri önemli aktörlerdendir.Ekonomikaktivitelrinbüyümesi,birey taleplerinin değişmesi işyerlerinin sayı ve niteliğini de etkilemiştir. Gürültü bir çevre sorunudur.Ayrıcagörültü işyerleri bakımından iş sağlığı ve güvenliği konusudur.Bu çalışmada işyerlerinin ruhsatlandırma süreci ile gürültü ve ilgili mevzuat ilişkisi araştırılmıştır.Bu çerçevede ulusal ve uluslararası literatür taranmıştır.Ayrıca kapsamlı olan işyeri ruhsat mevzuatı ve gürültü mevzuatı incelenmiştir. Çalışmada işyeri ruhsat hukuku ile gürültü mevzuatı arasında gürültüyü önlemeye yönelik bir bağlantı kurulamadığı tespit edilemiştir.Elde edilen bulgulardan hareketle işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmesi sürecinde gürültüyü değerlendiren yeni bir model önerilmiştir.Bu kapsamda işyeri ruhsatlandırma sürecinde bazı işyerleri için ''Gürültü Analizi Olumlu Raporu'' istenmesinin zorunlu hale getirilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Birey, Çevre, Gürültü, İşyeri, Ruhsat

BireyGürültüMevzuat+5
Mustafa Hakan Kütük
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri mutluluğu ve iş tatmini ilişkisinde algılanan örgütsel desteğin aracı rolünün belirlenmesi

İşyeri mutluluğu, bireyin iş yaşamının her merhalesinde var olan önemli bir konudur. Günümüzün modern örgütlerinin en önemli sermayesinin insan olması dolayısıyla çalışana bakış açısı değişmiş ve insan kaynağına verilen değer artmıştır. Örgütte çalışan tarafından olumlu olarak algılanan her faaliyet örgütün başarısı üzerinde doğrudan etkilidir. Çalışanın içerisinde bulunduğu çalışma ortamında mutlu olması, iş tatminini arttırıcı bir unsur olarak görebilmektedir. Bununla beraber, çalışanın mutlu olması için gerekli olan destek düzeyleri de çok önemlidir. İşyeri mutluluğu literatürü incelendiğinde, kamu kurumları üzerindeki yapılan araştırmalar az ve yetersiz olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, kamu kurumlarında çalışan kamu personelinin işyeri mutluluğu ve iş tatmini ilişkisindeki algılanan örgütsel desteğin aracı rolünü belirlemektir. Araştırmada ilk olarak işyeri mutluluğu, iş tatmini ve algılanan örgütsel destek kavramlarından bahsedilmiş, daha sonra ise bu kavramlar arasındaki ilişkiler örgütsel düzeyde incelenmiştir. Etik kurallar kapsamında araştırma yapabilmek gerekli izinler alındıktan sonra Adana ilinde bulunan kamu kurumlarında kamu personeli olarak çalışanlara kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 325 anket dağıtılmış ve 291 anketten geri dönüş sağlanmıştır. Geri dönüş yapılan anketlerin herhangi birisinde eksik cevaplandırma olmadığından dolayı çalışmaya bu anketlerle devam edilmiştir. Elde edilen veri setinin analizi kapsamında, doğrulayıcı faktör analizi, değişkenler arası ilişkilerin incelenmesi için korelasyon analizi, değişkenler arası etkinin bulunması için regresyon analizi, aracılık testi, değişkenler arası karşılaştırma analizi ve yol analizi için yapısal eşitlik modellemesi analizlerinden yararlanılmıştır. Doğrudan etki modeli incelendiğinde bağımsız değişken olan işyeri mutluluğu bağımlı değişken olan iş tatminini pozitif yönlü etkilemektedir (p<0,05). Bu sonuçlara göre aracılık şartı için temel kriter sağlanmıştır. Sonuç olarak, işyeri mutluluğunun iş tatminine etkisinde algılanan örgütsel desteğin istatistiksel olarak kısmi aracılık ettiği ortaya konulmuştur (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Mutluluk, İşyeri Mutluluğu, İş Tatmini, Algılanan Örgütsel Destek

Algılanan örgütsel destekMutlulukÖrgütsel destek+4
Mustafa İsmet Başboğa
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Workplace learning in a school of languages: Instructors' values and professional learning practices

The quality of professional development opportunities for instructors can be improved by promoting expansive learning environments as it is not possible to develop educators without considering their interaction with school environment and culture. Combining survey quantitative data and semi-structured interview results, this mixed-method study analyzed EFL instructors' values and professional learning practices by comparing the schools of languages of state schools and foundation schools, as two different workplace settings. It was observed that workplace environment influences instructors' orientations to learning in terms of (i) what kind of learning activities instructors value and practice, (ii) which factors they perceive as either influencing, supporting or hindering their learning and (iii) whether they believe their professional learning affect the way they work with their colleagues and students. It was concluded that while EFL instructors working in state schools tend to depend mostly on outside experts and have some external foci of professional learning, instructors working in foundation schools are more likely to function as a community of practice, exploiting internal resources and collaborating with their coworkers. Analysis of interview results showed that all instructors thought that their professional learning definitely affected how they work with their students and the majority thought that such an effect was a positive one. However, instructors differed in the way they perceive the effect of their learning on their work with their colleagues.

EducatorsVocational educationForeign language education+7
Kezban Altuntaş Özben
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri ergonomisinin çalışanların iş performansına etkisi ve Kütahya kamu sektöründe bir uygulama

İş yaşamında iş görenlerin sorumlu olduğu görevleri beklenilen düzeyde yapabilmeleri için; çalışanın isteği, çalışma ortamının rahat olmasına ve kişinin performansına bağlıdır. İş ortamının çalışan ihtiyacına göre kurgulanması; personelin sağlık, psikoloji ve iş verimliliklerine olan etkisi bağlamında önem arz etmektedir. Ofislerde kullanılmakta olan araç ve gereçlerin iş görenlerin verimlilik ve performanslarını arttırıcı önemli bir etkisi bulunmaktadır. Ergonomi bilimi, bireylerin yaptıkları işte kendilerini rahatsız etmeyecek konforlu bir alanda çalışılması için gerekli kriterleri sağlayarak işe bağlılığı arttırmaktadır. Ergonomi, çalışanın özelliklerini göz önünde bulundurarak kabiliyetlerinden en aktif şekilde nasıl yararlanılacağını bulmakla birlikte, kişiye özel çalışmalar da yapmaktadır. İnsanın özellikleri ile yapabileceklerini analiz ederek işin personele, personelinde işe olan entegrasyonu için gereken şartlar bütününü sağlamaktadır. Ergonomik düzen çalışması ile iş görenin moral, performans ve verimliliği artar. İş görülen alanındaki renklerin uyumu, oturmanın düzen olarak şekli, kullanılacak tüm araçlar, mobilya ve sandalyeler, iklimlendirme sistemleri, ortamın ısısı ve nemi, ışık düzenleri gibi hususları içeren ergonomi, iş yerindeki tüm çalışanların performanslarını ve memnuniyet düzeylerini arttırmaktadır. Bu araştırmanın amacı İşyeri Ergonomisinin İş performansı üzerindeki etkileşiminin belirlenmesidir. Araştırma Kütahya il merkezindeki valilik çalışanlarıyla yapılmıştır. Valilik bünyesinde çalışan 120 çalışan gönüllülük esasına göre katılmıştır. Anket sorularının uzun olması, iş yoğunluğu ve bazı katılımcıların soruları uzun ve sıkıcı bulmaları en önemli kısıtlardandır. Anahtar Kelimeler: Büro, Ergonomi, Fiziki Tasarım, İş Performansı, Kamu Sektörü, Yerleşim Planı

Büro donanımlarıBüro personeliBüro tasarımı+7
Mehmet Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik modelinin işyerinde duygusal tacize (mobbing) etkileri

Günümüzde, özellikle küreselleşme etkisiyle yaşanan etkiler hem bireysel hem de toplumsal olarak hayatlarımızı değiştirmektedir.Hızla ilerleyen teknoloji ve artan iletişim olanaklarıyla ?bilgi ekonomisi? kavramı kendini kabul ettirmiştir. Bununla birlikte; hiçbir dönemde olmayan biçimde rekabet ortamında yaşıyoruz. Bu rekabet ortamının kilit noktası ise ?insan? dır. İşyerlerimiz de, talepler ve yetersizlikler görüntüsünde bu rekabeti hayatımızdan çıkarmak bir yana daha fazla hissediyoruz. Tüm bu değişiklikler içinde, işyerlerimiz de yeni bir kavram tanımlanmaya başlanmıştır. İşyerinde duygusal taciz (mobbing), organizasyonları ve çalışanları tehdit eden yeni bir şiddet türüdür.Bu çalışmada, bu şiddet türüne açıklık getirmek ve bu şiddetin kaynaklarından kabul edilen kişilik kavramı ile ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde; işyerinde duygusal taciz kavramı, gelişimi ve nedenleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; kişilik kavramı ve beş faktör kişilik modeline yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; işyerinde duygusal taciz kavramı, beş faktör kişilik modeli çerçevesinde incelenmiştir. Söz konusu kavramlar için, hazırlanan anketle Eskişehir il merkezindeki 3 sağlık kuruluşunda 300 çalışanla alan çalışması yapılmıştır. Veriler toplandıktan sonra korelasyon, t test ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçları, araştırma hipotezlerinde öne sürüldüğü gibi, işyerinde duygusal taciz ve kişilik arasındaki etkileşim doğrulanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliMobbingSağlık kuruluşları+3
Birsen Girgin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of organizational commitment and workplace friendships on intention to leave: A comparative study on generation x and y employees

The relationship between workplace friendship, organizational commitment and intention to leave has become a popular and important topic and taken up by researchers and human resources professionals across the field. Nowadays, companies organize several activities for increasing organizational commitment and decrease the intention to leave. This study focuses on the effects of organizational commitment and workplace friendships on intention to leave. The data was collected from various private sector companies in Istanbul and sent by mail to human resource management (HRM) departments. 286 survey candidates participated in the study. For this, simple random (convenience) sampling method was used. Survey method used includes four parts; personal and demographic information, workplace friendship, organizational commitment and intention to leave questions. The survey questionnaire was sent electronically by online survey application Survey Monkey. Approximately 500 professionals were received the questionnaire link form. Of the received 350 responses, 64 were eliminated. 286 valid surveys were used in the study. As a result, the research shows that for the private sector employees in various different work areas in Istanbul, workplace friendship and organizational commitment has negative relationship. There are a few empirical research studies referring to the influence on relation between workplace relationship, organizational commitment and intention to leave in Turkish literature. This study aims to maintain a contribution for Turkish business literature and fill a gap in empirical research about workplace friendships, organizational commitment and intention to leave. Key words: Workplace friendships, organizational commitment, intention to leave

FriendshipGeneration XGeneration Y+3
Canan Bacanak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The influence of workplace democracy on employees' creativity

As the value given to individuals in business life increases, the awareness about individual focused work environments has also started to spread. Instead of the structure where managers are the only decision mechanism, the working environments that listen to the employees' voices have gained importance. These developments also create an area where employees can make positive contributions and be creative at work. The purpose of this study is to assess the relationship between "workplace democracy" and "creativity". The findings are expected to guide the managers in particular about the democratic workplaces' impact on employees' creativity. This study is primarily an explanatory and hypothesis test for whether there is a meaningful relationship between workplace democracy and creativity. The quality of the research design is quantitative and cross-sectional. Data was collected from 175 employees of various private sector organizations in Turkey. According to the results; it has become clear that in enterprises with a democratic work environment, employees are highly creative individuals and are more likely to use their creativity in their work. Key words: workplace democracy, democracy, creativity, creative thinking, employees' creativity

DemocracyCreative thinkingCreativity+3
Tuğba Özcan Meriç
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the workplace mobbing and its relationship between the concepts of organizational climate and organizational trust

The aim of this study is to examine the mutual relationship between the concepts of mobbing, organizational climate and organizational trust. Though not examined, in addition to these concepts, the most relevant concepts (i.e. social interaction, stress, well-being) are also mentioned for the sake of a better understanding.Mobbing in the workplace seems to be an increasing phenomenon in Europe, even though self-reported mobbing shows wide variations across nations. Workplace mobbing is repetitive, unreasonable malicious behavior directed toward an employee or a group of employees, that creates risk to health and safety. It may manifest as intimidation, physical violence, discrimination, threats, social isolation, and destabilization. Mobbing may present itself as behavior, words, acts, gestures, or writings that affect personality, dignity, physical or psychological integrity (Pranji? et al., 2006).Mobbing is relatively a new term that interferes with organizations ranging from for profit companies to not-for-profit organizations. Organizational climate is an essential factor in determining the state of worker efficiency and performance. Mobbing is a key term that affects organizational climate and organizational trust at offices. The effects and consequences of negative points caused by mobbing is partly relevant in the literature which are explained in this study.This study is a quantitative study. The type of design is Hypothesis-Testing (explanatory). It is a correlational research and cross-sectional one. The data was collected through e-mail. The size of sample is 184. The respondents are the employees of three different organizations, each one from different economic sectors (such as Banking, Health and Education). According to the results of this research; mobbing affects the concepts of OC and OT bidirectionally. In this framework, when OC gets better, the rate of mobbing decreases and as the OC gets worse, the rate of mobbing increases. Similarly, when OT increases, the rate of mobbing decreases and as the OT decreases, the rate of mobbing increases.

MobbingOrganizational climateOrganizational trust+1
Başak Gökçe Aktaş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmenlerinin iş yeri arkadaşlık algısı ve iş doyumu ile ilişkisi (Aydın ili örneği)

Araştırmada ortaöğretim öğretmenlerinin iş yeri arkadaşlık algıları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, İş Yeri Arkadaşlık Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri, parametrik ve parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, ortaöğretim öğretmenlerinin en yüksek düzeyde "arkadaşlık fırsatı", sonra "egemen olan arkadaşlık" algısına sahip oldukları, "genel arkadaşlık" algısının ise ortalamadan yüksek olduğu bulunmuştur. Kadın öğretmenlerin arkadaşlık fırsatı algısının, erkek öğretmenlerden; yine bekâr öğretmenlerin arkadaşlık fırsatı algısının, evli öğretmenlerden anlamlı biçimde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin en çok içsel doyum sağladığı, bunu genel ve dışsal doyumun takip ettiği saptanmıştır. 35 yaş altı ile 46-50 yaş grubu içinde bulunan öğretmenlerin içsel, dışsal ve genel doyum düzeylerinin, diğer yaş gruplarındaki öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. 5 yıl ve altında kıdeme sahip olan öğretmenlerle, 11-15 yıl arası kıdeme sahip öğretmenlerin; içsel, dışsal ve genel doyum düzeylerinin, diğer kıdeme sahip olan öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur. İş doyumu ile genel iş yeri arkadaşlık algısı ve arkadaşlık fırsatı boyutu arasında pozitif yönde orta düzeyde, egemen olan arkadaşlık ile de yine pozitif yönde düşük düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Arkadaşlık fırsatı boyutunun iş doyumunu genel ve boyutlar bazında pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir.

ArkadaşlıkAydınEğitim psikolojisi+5
Tuba Yavuzkurt
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İşyerlerinde makyavelizm ve örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Kütahya ili banka personeli üzerine bir uygulama

Amacın aracı meşrulaştırdığı bir kişilik özellği olarak karşımıza çıkan Makyavelizm, örgütsel politikaların önemli aktörlerindendir. Amacına ulaşmak için hiçbir kural tanımayan makyavelist yöneticiler tutumlarıyla personellerinin örgütsel sinizm yaşamalarına sebep olurken, makyavelist bireyler ise amaçlarına ulaşamamaları durumunda da örgütsel sinizm yaşayacaktır. Bu bağlamda yapılan araştırmanın amacı; uygulama kapsamına alınan sektördeki çalışanların Makyavelizm düzeyleri ile sinik tutumları arasındaki ilişkinin varlığının tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında çalışmanın amacına uygun olarak Makyavelizm ve Örgütsel sinizm arasında ki ilişkiyi ölçmek adına anket yöntemine başvurulmuştur. Veriler; Kütahya ili ve ilçelerinde bulunan 16 farklı bankaya ait 69 adet şubede araştırmaya katılan 174 adet personelden elde edilmiştir. Araştırma sonuçları; frekans dağılımları, ilişkisiz ölçüm t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyon analizi ve çoklu regreson analizi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Makyavelizm ile örgütsel sinizm ve örgütsel sinizmin alt boyutları arasında düşük ve orta düzeyde doğru yönlü anlamlı ilişkilerin var olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Makyavelizm, Sinizm, Örgütsel Sinizm, Örgütsel Politika, Örgütsel Politika Algısı.

Banka çalışanlarıBankalarMakyavelizm+4
Enes Şefik Aksoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Sexual harassment against women employees at workplaces

This monograph focuses on study of sexual harassment that happens to women workers. The most disadvantaged employees in organizations around the globe were women staff. They are abused, misused, exploited and coerced to please their opposite gender supervisors, senior managers and coworkers ' sexual pleasure. Indeed, the freedom to enjoy rights, which are central to the protection and integrity of individuals worldwide, is highly limited for a vast swath of Afghan community, and especially women. Violence has always been an important part of working life. Millions of workers across all countries are scarred by it. In reality, the issue could be much worse than expected since there are indications that the prevalence of violence in the workplace is still unreported. The health sector is particularly impacted by the issue of abuse. In fact, almost a third of the world's abuse in the workforce is inside the health sector. The victims are typically patients and visitors although there is also intimidation from fellow workers or authoritarian supervisors. Not only does workplace violence harm employee satisfaction, but it can also trigger poor health that leads to misery, sick leave and loss in income. This, in effect, sometimes affects the entire household, and can result in abuse of drugs and alcohol. It can cause, in extreme situations, post-traumatic stress disorder and lead to suicide. Afghanistan is, from various aspects, one of the most dangerous countries. History has many examples to describe the relatively small progress being made in safeguarding and developing Afghan women's lives and health. The truth for the majority of women victims is that they are failing government institutions. This research has considered a Hospital in Kabul as its target population and has conducted it interviewing female employees of this hospital.

AfghanistanCopingSexual harassment+5
Manzoor Hussaın Samım
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerinde mobbing üzerine nitel bir araştırma

Mobbing, iş hayatında son yıllarda her sektör de (özel sektör, eğitim, sağlık, kamu vb.) görülmeye ve gittikçe dikkat çeken bir konu haline gelmeye başlamıştır. Mobbing, çalışma hayatında sıklıkla rastlanan, sosyal, psikolojik, iktisadi olumsuz sonuçlar üreten çok yönlü rahatsız edici davranışları içermektedir. Mobbing kurbanları, psikolojik olarak mutlu olmadıkları bir atmosferde işlerine devam etmektedirler. Mobbing, çalışanların konsantrasyonlarını düşürmekte ve çalışanların sağlığını tehdit etmektedir. Dahası çalışma ortamında iletişimsizlik ve toplu olarak olumsuz davranışlar sergilenmesi, zamanla iş performansını da negatif yönde etkilemektedir. Kişisel ve toplumsal seviyede önemli hasarlar bırakan mobbing olgusunun önemsenmesi, sebeplerinin tespit edilmesi ve tedbirlerin alınması ulusal meselelerden biridir. Bu tezde, mobingin çalışanlar üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Veriler mülakat tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda çalışma yaşamının bir bölümünde mobbinge maruz kalmış 26 çalışan yer almıştır. Datalar çözümlenirken betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Datalar daha önceden oluşturulmuş temalara uygun şekilde düzene konulmuş, ardından tematik çerçeveye uygun olacak şekilde tablolara işlenmiştir. Tablolar sayesinde kategoriler daha anlaşılır kılınmış, kategoriler arasında mukayese yapılması ve yorumlanması daha kolay olmuştur. Veriler, mobbingin iş yaşamında yaygın bir olgu olduğunu, bireysel, ailevi ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğini, bunun yanında beden ve ruh sağlığını da olumsuz etkileyerek iş veriminde kayıplara yol açtığını açık şekilde ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Mobbing, mobbing türleri, işyerinde mobbing.

MobbingMotivasyonPerformans+3
Derya Özalp Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş yerlerinde yaşanan psikolojik taciz davranışları: Alo 170 Çağrı Merkezi başvurularının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Türkiye genelinde "İş Yerinde Psikolojik Taciz" (mobbing) davranışlarının genel çerçevesinin anlaşılması amacıyla, İPT davranışlarına maruz kalmış çalışanların 2014 yılı başından 15 Mayıs 2014 tarihine kadar olan 135 günlük zaman diliminde Alo 170 Çağrı Merkezine yapmış oldukları başvurularının ikincil veriler üzerinden incelenmesiyle yapılmış, tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma sonucunda; ülkemizde çalışanlara yönelik uygulanan İPT davranışlarının her yıl katlanarak artmakta olduğu ve gelişmiş bölgelerde ve illerde çalışanların daha çok İPT davranışlarına maruz kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, özel sektör çalışanlarının kamu sektörü çalışanlarına göre daha çok İPT'ye maruz kaldıkları; çalışanlara çoğunlukla amiri pozisyonunda olanlar ve hemcinsleri tarafından İPT davranışlarının uygulandığı; kamu sektöründe sağlık ve eğitim iş kollarında çalışanların; özel sektörde ise sanayi ve mağaza, restoran, market sektörü gibi hizmet sektörü iş kollarında çalışanların daha çok İPT'ye maruz kaldıkları; ayrıca özel sektörde erkeklerin, kamu sektöründe kadınların, kamu sektöründe eğitim seviyesi yüksek olanların, özel sektörde ise eğitim seviyesi düşük olanların daha çok İPT'ye maruz kaldığı bulgularına ulaşılmıştır. Bu araştırma ile de ortaya çıktığı üzere, çalışanların sağlığına ciddi zararlar veren, örgütsel verimliliği ve iş barışını bozan, toplumsal yapıda ve ekonomi üzerinde olumsuz yansımaları olan İPT ya da mobbing ülkemiz için önemli bir iş yeri sorunudur ve önleyici tedbirler alınmadığı ve bu tedbirler ciddiyetle uygulanmadığı sürece hem çalışanlar ve aileleri, hem örgütler hem de toplum için sorun olmaya da devam edecektir. Anahtar Kelimeler: İş Yerinde Psikolojik Taciz, Mobbing, Alo 170 Çağrı Merkezi

MobbingÇağrı merkeziİşyeri
Mehmet Tunçer
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiracıdan kaynaklanan nedenlerle sona ermesi

Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesine göre kira sözleşmesi, Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu tanım çerçevesinde; insanların, barınma ve korunma güdüsü ve temel ihtiyaçlarını karşılama amacıyla yapmış oldukları konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri önem arz etmektedir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin bu önemi aynı zamanda uyuşmazlıkların da çokça yaşandığı bir alan olmasına neden olmuştur. Bu nedenle tezimizde konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiracıdan kaynaklanan nedenlerle sona ermesi incelenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu'nun dördüncü bölümünün ikinci ayrımında yer almaktadır. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin sona erme halleri ise Kanunun 347 ila 352 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tezimizin konusu olan kiracıdan kaynaklanan nedenlerle konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin sona ermesi 352. madde içerisinde düzenlenmekte olup, yasa koyucu üç neden belirlemiştir. Bunlar; tahliye taahhüdü nedeniyle kira sözleşmesinin sona ermesi, iki haklı ihtar nedeniyle kira sözleşmesinin sona ermesi ve kiracı ya da birlikte yaşayan eşe ait konut nedeniyle kira sözleşmesinin sona ermesidir. Tezimizde konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiracıdan kaynaklanan nedenlerle sona ermesi Yargıtay kararları ışığında, doktrinde bulunan farklı görüşler de sunulmak suretiyle incelenmiştir.

Kira sözleşmesiKiracıKonut+2
Merve Kaya
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects