Nursing staff-hospital

107 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin afete hazır olma durumları ile afete hazırlık algıları ve psikolojik sağlamlılık düzeyleri

Giriş ve Amaç: Afetlere hazırlık ve müdahalenin, tüm hemşirelerin bilgi ve becerilerinin bir parçası olarak kabul edilmesi, Uluslararası Hemşirelik Konseyi tarafından önemle vurgulanmıştır. Bu araştırmada hemşirelerin afetlere hazırlık algılarını ve psikolojik sağlamlılık düzeyleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde çalışan 400 hemşire ile yürütülmüştür. Yüz yüze yapılan çalışmada veri toplama aracı olarak; demografik özelliklerinin sorgulandığı anket formu, Hemşirelerde Afete Hazırlık Algısı Ölçeği (HAHAÖ) ve Connor ve Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-PSÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce kurum izinleri ve etik kurul onayı alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS for Windows 20,0 programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,29±7,12 olup %73'ünün lisans mezunu, %69'unun mesleğini severek yaptığı, %67,5'inin bir afet durumuyla karşılaştıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin %85'i afet ile ilgili bir eğitim aldığını ve %72'si afete kısmen hazır olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların HAHAÖ toplam puan ortalaması 78,64±9,47 olup lisansüstü eğitime sahip, afet eğitimi alan ve mesleğini severek yapan hemşirelerin ölçek puan ortalamaları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte hemşirelerin ölçeğin müdahale alt boyutundan daha düşük puan aldıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin CD-PSÖ puan ortalaması 62,84±16,43 olarak bulunmuş olup mesleğini severek yapan, hemşire olarak kendini afetlere hazır hisseden, herhangi bir afette kayıp yaşayan ve kronik hastalığı olan hemşirelerin puan ortalaması anlamlı olarak yüksektir. HAHAÖ Ölçeği ile CD-PSÖ toplam puan ortalamaları arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir korelasyon saptanmıştır (r= 0,464, p<0,001). Sonuç: Hemşirelerin afete hazırlık algısının iyi, psikolojik sağlamlılıklarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin afete hazırlık algıları arttıkça psikolojik sağlamlılıkları da artmaktadır. Anahtar kelimeler: Afet, afet yönetimi, afete hazırlık, hemşire, psikolojik sağlamlılık

Devlet hastaneleriDoğal afetlerHastane hemşireleri+3
Şeyda Batı
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Klinikte çalışan hemşirelerde iş yükü belirleme ölçeğinin geliştirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı "Klinikte çalışan hemşirelerde iş yükü belirleme ölçeği"nin geliştirilmesidir. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel ve metodolojik tipte olan çalışma Kocaeli şehir hastanesi iç hastalıkları 1 ve iç hastalıkları 2 kliniğinde 01.11.2023- 01.05.2025 tarihleri arasında yapıldı. Ölçek için madde havuzu oluşturuldu ve gözlemlenen işler listelenerek iş değerleme yöntemlerinden sayısal olan yöntemler kısmında var olan puanlama sistemi yöntemine göre süre, beceri, çaba, sorumluluk, deneyim olmak üzere 5 faktöre göre değerlendirilip puanlandırıldı. 44 maddelik taslak ölçek önce uzman görüşüne sunulup sonrasında ön uygulaması yapıldı. Gözlem sayısı esas alınan örneklemde 310 gözlem ve 30 paralel gözlem yapıldı. Veriler SPSS 22 ve LISTREL 5.6 paket programları ile analiz edildi. Açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, Uyum iyiliği testleri ve Cronbach Alpha testi yapıldı. Paralel gözlem verileri için t testi uygulanarak istatistiksel analiz yapıldı. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak ele alındı. Bulgular: Klinikte çalışan hemşirelerde iş yükü belirleme ölçeğinin KGİ 0,96 değerinde belirlendi. Açıklayıcı faktör analizine göre 26 madde ölçekten çıkarılarak geriye 18 madde kaldı. KMO değeri 0,771 olarak saptandı. Bartlett küresellik testine göre veriler ile değişkenler arasında anlamlı düzeyde bir ilişki saptandı. Yamaç eğilim grafiğine göre ölçek tek boyutlu yapıda olduğu saptandı. Uyum iyiliği indekslerinde ꭓ2/sd:1,68, GFI: 0,91, CFI:1 RFI:0,86, RMSEA:0,079, NFI:0,88 ve S-RMR: 0,093 olarak saptandı. Cronbach Alpha katsayısı 0,762 olarak saptandı. 18 maddeden oluşan ölçek için yapılan paralel gözlemde çok yüksek düzeyde uyum ve tutarlılık saptandı. Sonuç: Klinikte çalışan hemşirelerde iş yükü belirleme ölçeği yapılan analizler sonucunda toplam puanı arttıkça hemşire iş yükü düzeyinin arttığı olarak değerlendirilmektedir. 18 maddeden oluşan geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Hastane hemşireleriMental iş yükü
Zeynep Arabacı
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi örneği

Afetler normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar afetlerle ilk karşılaştıklarında afetlerin üstesinden gelmekte zorlanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı afetlerin meydana gelmesini takip eden ilk saatlerden itibaren hayatta kalma, tahliye, ilk yardım, triaj, kimyasal, biyolojik, radyasyon, nükleer saldırılar gibi konularda hemşirelerin hazır oluşluk düzeylerinin belirlenmesidir. Bu çalışmanın örneklemini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde çalışan 181 gönüllü hemşire oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu kullanılmıştır. Verilerin analizi, "SPSS for Windows 22" paket programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı analizler yapıldıktan sonra karşılaştırmalı analizlerde parametrik varsayımların yerine geldiği durumlarda Varyans analizi, Student's t testi, Correlations analizleri, parametrik varsayımların gerçekleşmediği durumlarda Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0.05 olduğu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik ölçeği ortalama puanları 3.23±0.73 olarak bulunmuştur. Katılımcılar afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik uygulamalarını yapabileceği belirlenmiştir. Katılımcıların İlk Yardım Bilgi Düzeyi ortalama puanları 71.86±18.52 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri yüksek düzey olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, afet eğitimi almış ve eğitim seviyesi yüksek olan hemşirelerin afetlere karşı daha hazır oldukları saptanmıştır. Hastanelerde her yıl düzenli olarak yapılan tatbikatlarda hemşirelerin daha aktif rol alması gerekmektedir. Hemşirelerin kurum içinde afet ve acil durumlar ile ilgi verilen eğitimlere katılımlarının artırılması önerilmektedir. Entegre Afet Yönetim Sistemi kapsamında hemşirelerin afet yönetimi safhalarındaki görev ve sorumlulukları artırılmalıdır.

Acil hemşirelikBilgi düzeyiDoğal afetler+5
Yücel Bulut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vajinal onarım ameliyatı geçiren kadınların yaşadıkları sorunlar ve etkileyen faktörlerin geriye dönük incelenmesi

Bu araştırmanın amacı vajinal onarım ameliyatı geçiren kadınların yaşadıkları sorunların ve vajinal onarıma sebep olan faktörlerin geriye dönük incelenmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma Adıyaman ilindeki Özel Gözde Hastanesi'nde vajinal onarım operasyonu geçiren kadınlar üzerinde yapılmıştır. Araştırma Eylül 2017 - Ağustos 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Bu hastanede son bir yılda ameliyat olan 110 kadın araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Evrenin tamamı örnekleme alınmış, ancak çalışma 103 kadın ile tamamlanabilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Formu" ve "Ürogenital Problemler Formu" kullanılarak toplanmıştır. Veriler bilgisayar programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma için Etik Kurul onayı, kurum izni ve örneklem grubundan aydınlatılmış onam alınmıştır. Araştırma sonucunda kadınların çoğunlukla 18-49 yaş aralığında ve ev hanımı olduğu saptanmıştır. Kadınların tamamının en az 1 vajinal doğum yapmış olduğu, vajinal doğum esnasında yaşadıkları en büyük problemin genital bölgede yırtılma olduğu belirlenmiştir. Kadınların vajinal onarım ameliyatı öncesinde sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme, idrar kaçırma, kabızlık, genital bölgede sarkma ve bazı cinsel ve psikolojik problemler yaşadıkları saptanmıştır. Kadınların yaşadığı tüm bu sorunlar nedeniyle günlük hayatlarının ve sosyal hayatlarının olumsuz etkilendiği, kadınların çok büyük bir kısmının kendilerinin geçirdiği vajinal onarım ameliyatını başkalarına da önerdikleri saptanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; Ebe; Vajinal Onarım; Deformasyon; Ürogenital Problemler

CerrahiCerrahi-plastikCerrahi-ürogenital+7
Kübra Elçi
Sanko University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelerde COVID-19 pandemisinin psikososyal sonuçlarının profesyonel sağlamlık ve öz bakıma etkisinin incelenmesi

Hemşireler, ön saflarda yer alan bakım sağlayıcılar olarak, COVID-19 pandemisi sırasında yüksek enfeksiyon riski, aile ve akrabalara hastalık bulaştırma endişesi ve olumsuz psikososyal etkilerle karşı karşıya kalmıştır. Tanımlayıcı ve ilişkisel tasarımlı bu çalışma COVID-19 pandemisinin hemşireler üzerindeki psikososyal etkilerini ve bunun profesyonel sağlamlık ve öz bakım üzerindeki etkisini incelemek amacıyla, Aralık 2022 ve Ekim 2023 tarihleri arasında Ankara'da iki hastanede COVID-19 tanılı hastalara aktif olarak bakım veren 224 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler tanıtıcı özellikler formu, COVID-19 Pandemisi Psikososyal Etkilenme Ölçeği ve Skovholt Profesyonel Sağlamlık ve Öz Bakım Envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın ilişkisel boyutu için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, hemşirelerin %81,3'ü COVID-19 geçirmiş; %82,6'sının aile üyesi COVID-19 geçirmiş ve %19,6'sının bir yakını COVID-19 nedeniyle vefat etmiştir. Hemşirelerin çalışma yaşantılarında; mesai saatleri içinde yeterli dinlenememe (%79,0), beslenme konusunda güçlük (%53,1), kişisel koruyucu ekipman kaynaklı güçlük (%45,5), aile ve sosyal ilişkilerde ayrımcılık (%47,3) yaşadıkları ve psikolojik olarak etkilendikleri (%79,5) belirlenmiştir. Hemşirelerin COVID-19 Pandemisi Psikososyal Etkilenme Ölçeği puan ortalaması 85,43±22,08, Skovholt Profesyonel Sağlamlık ve Öz Bakım Envanteri puan ortalaması ise 135,64±19,73 olarak bulunmuştur. Ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düşük düzeyde negatif bir ilişki bulunmaktadır. Hemşirelerin COVID-19 pandemisinden psikososyal etkilenme düzeyleri arttıkça, profesyonel sağlamlık ve öz bakım düzeyleri azalmaktadır. Yapısal eşitlik modellemesi sonuçlarına göre, COVID-19 Pandemisi Psikososyal Etkilenme puanlarının kişisel zindelik ve kişisel stres üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi vardır. Bulgularımız, hemşirelerin COVID-19 pandemisinden psikososyal etkilenme düzeylerinin artmasının kişisel zindelik düzeylerini azalttığını ve kişisel stres düzeylerini artırdığını göstermektedir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, yeni salgın, afet ve kriz dönemlerinde hemşirelerin daha az psikososyal etkilenme yaşamaları için uygun çalışma ortamı ve koşullarının sağlanması önem arz etmektedir. Hemşire yöneticiler tarafından, hemşirelerin kişisel zindeliklerini koruma ve güçlendirme, kişisel streslerini ise yönetme ve baş edebilme amaçlı programların yapılandırılması ve yürütülmesi önerilmektedir.

COVID 19Hastane hemşireleri
Semra Atasayar
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Roper, logan ve tierney günlük yaşam aktiviteleri modeline göre yapılandırılan ve farkındalıkla desteklenen eğitim programının hipertansif bireylerde öz bakım, ilaç uyumu ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi

Bu randomize kontrollü araştırmanın amacı, Roper, Logan ve Tierney günlük yaşam aktiviteleri modeline dayalı, farkındalıkla desteklenen eğitim programının hipertansif bireylerde öz bakım, tedavi uyumu ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisinin değerlendirilmesidir. Mart 2023-Mayıs 2024 tarihlerinde, Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji polikliniğinde evre I hipertansiyon tanısı olan bireyler tabakalı randomizasyon ile müdahale (n=35) ve kontrol (n=35) gruplarına atanmıştır. Müdahale grubuna 8 hafta boyunca haftada bir defa, her biri 45 dakika süren, Roper, Logan ve Tierney günlük yaşam aktiviteleri modeline dayalı ve farkındalıkla desteklenen çevrimiçi eğitim verilmiştir. Kontrol grubuna ise rutin bakım dışında ek bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırma verileri, Katılımcı Bilgi Formu, Hipertansiyon Takip Formu, Metabolik Kontrol Değişkenleri İzlem Formu, Hipertansiyon Öz Bakım Profili Ölçeği, Hill-Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Hipertansiyon Bilgi Değerlendirme Formu yardımı ile kardiyoloji polikliniğinde yüz-yüze toplanmıştır. Verilerin analizinde Student t, Mann-Whitney U, eşleştirilmiş t ve Friedman testleri kullanılmıştır. Araştırmada müdahale grubunda, sistolik ve diyastolik kan basıncı değerlerinde düşme, öz bakım, tedavi uyumu, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve bilinçli farkındalık puanlarında 8. ve 12. haftada kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde artış olduğu bulunmuştur (p<0,05). Bu bulgulara ek olarak, 8. haftada müdahale grubunda kontrol grubuna göre açlık kan şekeri, düşük dansiteli lipoprotein ve serum sodyum düzeyi daha düşük, yüksek dansiteli lipoprotein ve serum potasyum düzeyi daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Son olarak, 8. haftada müdahale grubunun hipertansiyon bilgi düzeyi kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonuçları, günlük yaşam aktiviteleri modeline dayalı olarak geliştirilen ve farkındalıkla desteklenen hipertansiyon öz yönetim eğitim programının hipertansiyona yönelik bilgi düzeyi, sistolik ve diyastolik kan basıncı, öz bakım, tedaviye uyum, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını geliştirmede ve bilinçli farkındalığı arttırmada katkılar sağladığını ortaya çıkarmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, klinik uygulamalarda hipertansiyonun yönetimine destek olmada hemşirelik teorilerine dayalı sunulan programların arttırılması gereklidir. Ayrıca, hipertansiyon tedavisine uyumun desteklenmesi ve hedeflenen sağlıklı yaşam bçimi davranışlarının kazandırılmasında daha büyük örneklem gruplarıyla uzun vadeli izlemi hedef alan ileri klinik araştırmaların tasarlanması önerilmektedir.

Hastane hemşireleriKardiyovasküler hemşirelikPrimer bakım hemşireliği
Hacer Eroğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde dismenoreye yönelik kullandıkları tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin belirlenmesi

Bu araştırma menarş yaşından itibaren dismenore problemi yaşayan kadınların kullanmayı tercih ettikleri tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinin (TAT) neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 04.01.2020 – 01.01.2021 tarihleri arasında Beykent Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda primer dismenore yaşayan 330 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı tipteki araştırmada literatür doğrultusunda hazırlanan soru formunda 37 adet soru bulunmaktadır. Dismenore yaşayan öğrencilerin %93'ü 18-24 yaş aralığındadır. Dismenoreli öğrencilerin tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerini tercih edenlerin oranı ortalama %56 olarak belirlenmiştir. En çok tercih edilen tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri %37 oranında bitki çayı tüketmek, %32 oranla da masaj yapmak ve %22,4 oranında karına sıcak uygulama yapmak olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak TAT kullanım oranının yüksek olduğu bulunmuştur. TAT yöntemlerinin kullanımının yaygınlaştırılmasında hemşireler büyük önem arz etmektedir. TAT yöntemlerinin gerek hizmet içi eğitimlerde gerekse lisans eğitimine ders olarak eklenmesi ve bu konuda hemşirelerin araştırma yapmaları faydalı olacaktır.

Bilgi düzeyiDismenoreHastane hemşireleri+6
Gamze Oyardı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde premenstrüel sendrom ile mental iyi oluşluk düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Araştırma Çorlu Devlet Hastanesi'nde 27 Mayıs 2020- 27 Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Hastanede çalışan 18-55 yaş arasında menstrüel siklusu düzenli olan 300 kadın hemşire araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada yapılan görüşmede 11 sorudan oluşan Tanıtıcı Bilgi Formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği (PMSÖ), Warwick Edinburgh Mental İyi Oluşluk Ölçeği (WEMİOÖ) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir.Premenstrüel sendromun yarattığı olumsuz durumları ortadan kaldırmak veya semptomları azaltmak, hemşirelerin ilgili eğitimi ve danışmanlığı verip premenstrüel sendrom ile baş etmelerini sağlayabilmek için daha çok araştırma yapmak ve çözüm bulmak gerekmektedir.

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+5
Kübra Erdoğan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler ile ilgili bilgi, tutum ve öz yeterlilik durumlarının araştırılması ve geliştirilmesi

Hemşirelerin hastanede çalışmaları sırasında birçok tehlike ile karşılaşması üzerinde durulması gereken kritik konulardan biridir. Hemşireler çalışma saatleri içerisinde sürekli olarak radyoaktif maddelere maruz kaldıkları için bazı kimyasallara maruz kalma riski altındadırlar. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehdit ve tehlikeler sağlık kurumlarında hem hastane dışında hem de içinde meydana gelebilecek bir afet türüdür. Bu tezin amacı, hemşirelerin KBRN ile ilgili temel bilgi, tutum ve öz-yeterliklerini ölçmek ve uygun eğitim sonrasında bu bilgi, tutum ve öz-yeterlikteki değişimi belirlemektir. Araştırma evrenini Adıyaman ili ve ilçelerinde görev yapan 1370 hemşire oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri kaydedildi ve "Hemşireler İçin Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehlikeler Bilgi, Tutum ve Öz-Yeterlik Ölçeği" uygulandı. Tüm katılımcıların eğitim öncesi ve sonrası KBRN bilgi testi, tutum ve öz-yeterlik ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Bulgularımıza göre sağlık personelimizin KBRN olaylarına karşı daha önce eğitim alıp almadığına bakılmaksızın eğitim ihtiyacının devam ettiği görülmektedir. KBRN önemli bir sağlık sorunudur ve sağlık personelini temel ve mezuniyet sonrası eğitimlerde sürekli destekleyerek bu önemli olaylara karşı güncel bilgilerle hazır tutmalıyız.

Akademik öz yeterlilikDinamik nükleer polarizasyonHastane hemşireleri+3
Abdullah Akkaş
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde COVID-19 hastalarına bakım veren hemşirelerin yaşadıkları ahlaki sıkıntı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada pandemi sürecinde COVID-19 hastalarına bakım veren klinik hemşireleri ve yoğun bakım hemşirelerinin karşılaştıkları ahlaki sıkıntının tükenmişlik düzeylerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda tanımlayıcı, ilişki arayıcı ve kesitsel bir inceleme yürütülmüştür. Bu kapsamda COVID-19 stresörleri ve bu stresörlerin hemşireler üzerindeki psikolojik etkisi hastalarına bakım veren hemşirelerin yaşadıkları ahlaki sıkıntı, ahlaki sıkıntı ile ilgili konular ve tükenmişlik düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Ayrıca bu sıkıntıyı farketme ve yönetme, ahlaki sıkıntıya yanıt, COVID-19'un ziyaret kısıtlamalarının hastalar, aileler ve sağlık çalışanları üzerine etkileri ve ahlaki sıkıntılarla baş etme önerileri açıklanmıştır. Araştırmada hemşirelerin sosyodemografik ve mesleki özelliklerini tanıtıcı kişisel bilgi formu ile "Ahlaki Sıkıntı Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan bu araştırma sonrası duyarsızlaşma ve duygusal tükenmedeki artışın kişisel başarı puanını düşürdüğü, duyarsızlaşma ve duygusal tükenmenin ahlaki sıkıntıyı artırdığı, ahlaki sıkıntının kişisel başarıyı etkilemediği, bakım verilen hasta sayısının kişisel başarıyı düşürdüğü saptanmıştır. Ayrıca mesai saatleri içerisinde COVID-19 hastalarına bakım veren hemşirelerin çocuklarıyla ilgilenen kişinin kim olduğunun hemşireler üzerinde kişisel başarı duyarsızlaşma, duygusal tükenme ve ahlaki sıkıntı puan düzeylerine etki etmediği, COVID-19 hastalarına bakım veren hemşirelerin çocuklarının gündüz bakımlarındaki kalacak yer ve bakıcı bulmakta yaşadıkları zorluğun duygusal tükenme ile pozitif bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. COVID-19 pandemisi döneminde yaşanılan kişi gruplarının kişisel başarı, duyarsızlaşma, duygusal tükenme ve ahlaki sıkıntı puan düzeylerinde istatistiksel bir ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Hemşire, Ahlaki Sıkıntı, Tükenmişlik

Ahlaki sıkıntıEtikEtik-hemşirelik+3
Rabia İşlek
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde COVID-19 hastasına bakım veren hemşirelerin hasta bakımında yaşadığı güçlüklerin belirlenmesi

Bu çalışmada, bir üniversite hastanesinde Covid-19 hastalarına bakım veren hemşirelerin yaşadıkları güçlükleri belirlemek amacıyla, tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanmıştır. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Kasım 2020 ile Haziran 2021 tarihleri arasında yapıldı. Yapılan bu araştırmada araştırmaya katılmaya gönüllü 302 hemşire ile görüşme yapıldı ve araştırmaya dahil edildi. Örneklem seçiminde iletişime açık olma, çalışmaya katılmaya gönüllü olma ve COVID-19 hastasına bakım yapmış veya yapıyor olma kriterleri uygulandı. Bu doğrultusunda Bir Üniversite Hastanesi'ndeki hemşireler örneklemi oluşturmaktadır. Araştırma sonunda, sağlık çalışanlarına bulaş riskine karşı gerekli tüm uyarı ve eğitimler verildi düşüncesi mesleki deneyim süresi ile negatif yönde çocuklarıma bakamama konusunda endişelerim oldu, Covid 19 nedeniyle yaşamını yitiren çalışma arkadaşım oldu, çalışma koşullarıma bağlı gelir kaybı yaşadım, bu süreçte sigara/alkol başlama veya artırma durumum oldu, bu süreçte yeşil veya kırmızı reçete ilaç kullandım, kalacak yer bulmakta zorlandım, sorunlarım nedeniyle sağlıkçı olmasaydım keşke diye düşündüm, sorunlarım nedeniyle istifa etmeyi düşündüm sorularına verilen yanıtlar mesleki deneyim süresi ile pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, COVID-19 klinikleri başta olmak üzere tüm görev yerlerinde hemşirelerin iş yükleri kontrol altında tutulması, çalışma düzenleri özenli ve düzenli bir şekilde yapılması, çalışma koşullarına ait fiziksel koşulların düzenlenmesi, yeterli malzeme, koruyucu ekipman sağlanması ve hemşirelerin ruh sağlıklarının korunması amacıyla öncelikle tespitler yapılmalı önleyici ve koruyucu koşullar oluşturulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pandemi, COVID-19, Hemşire.

Bakım verenlerBakım verme yüküCOVID 19+4
Emine Sibel Kurşun Erzurumluoğlu
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin COVID-19 sürecine ilişkin görüş ve deneyimleri

Araştırma, yoğun bakımda çalışan hemşirelerin, Covid-19 pandemi sürecine ilişkin görüş ve deneyimlerini incelemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel nitelikte gerçekleştirilmiştir. Araştırma Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulunan 7 Covid-19 Yoğun Bakım Ünitesi'nde görev yapan toplam 125 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan Covid-19 Sürecinde Yoğun Bakım Hemşirelerinin Görüş ve Deneyimlerine Yönelik Anket Formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler ve kategorik değişkenler arasında ilişkinin incelenmesi için ki kare testi kullanılarak analiz edilmiştir. Açık uçlu sorulara verilen cevaplar, benzer ifadeler içerik analizi yapılarak gruplandırılmış, sayı ve yüzdelikler yoluyla sayısallaştırılmış; anlamlı ifadeler alıntılar yapılarak gösterilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların %86,4'ü, aile üyelerinin %76,8'i Covid-19 hastalığına yakalanmış olup, hemşirelerin %15,2'si bu sebeple aile üyelerinden bir kişiyi kaybetmiştir. Covid-19 yoğun bakım ünitelerinde Covid-19 pozitif hastalara bakım veren hemşirelerin %72,0'ının fiziksel bir sorun/sıkıntı yaşadığı belirlenmiş; çoğunlukla yorgunluk, kas-eklem ağrısı, halsizlik, uyku bozukluğu, baş ağrısı sorunları olduğunu belirtmişlerdir. Hemşirelerin %81,6'sının ruhsal veya psikolojik açıdan tükenmişlik, stres, yakınlarına enfeksiyon bulaştırma korkusu, enfekte olma korkusu, genel anksiyete ve depresyon sıkıntıları yaşadıkları belirlenmiştir. Mesleki/çalışma yaşamlarına dair sorun yaşayan %80,8 katılımcı en sık sorunları personel eksikliği, ağır iş yükü, uzun çalışma saatleri ve araç-gereç/donanım eksikliği olarak bildirmişlerdir. Katılımcıların %83,2'si sosyal-ekonomik sıkıntı yaşadıklarını; %54,4'ü ise bakım verirken eksiklik ya da yetersizlik hissi yaşadıklarını bildirmişlerdir. Çalışma sonunda ağır koşullar altında yoğun olarak çalışan hemşirelerin deneyim ve sorunlarının göz önünde bulundurularak çalışma yaşamlarında oluşan risklere karşı önlemler alınması önerilmektedir.

COVID 19Hastane hemşireleriHemşireler+5
Emine Çökelek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi erişkin, çocuk ve onkoloji hastanelerinde çalışan hemşirelerde mevsimsel grip aşılama kapsama oranlarının artırılması: Bir kalite iyileştirme projesi

. İnfluenza virüsü sağlık çalışanlarının hem kendileri hem de hastaları ve iş arkadaşları için enfeksiyon kaynağı olabilir. Bu nedenle, influenza ve komplikasyonlarını önlemenin etkili ve güvenli bir yolu olarak sağlık çalışanlarının her influenza mevsiminin başında influenza aşısı ile aşılanması önerilmektedir. Maalesef, tüm bilimsel kanıtlara ve önerilere rağmen sağlık çalışanlarındaki influenza aşılanması kapsama oranları oldukça düşüktür. Çalışmamızda üçüncü basamak bir üniversite hastanesi olarak hizmet veren büyük bir hastanede çalışan hemşirelerin influenza aşılama kapsama oranlarının disiplinler arası bir ekip önderliğinde kalite iyileştirme adımları kullanılarak arttırılması hedeflenmiştir. Süreç haritalama, son dört influenza sezonuna ait aşılama verileri ve sağlık inanç modelini içeren bir anket kullanılarak mevcut durum analiz edilmiştir. Durum tespitinden elde edilen veriler doğrultusunda aşılama kapsama oranındaki düşüklüğün nedenleri beyin fırtınası yöntemi kullanılarak tartışılmış ve belirlenen nedenler balık kılçığı diyagramı üzerine yerleştirilmiştir. Nominal Grup Tekniği kullanılarak belirlenen nedenler arasından kök nedenler tespit edilmiştir. Ekipteki her üyenin kök nedenlere yönelik çözüm önerileri toplanmış ve etkinlik analizi yapılarak en uygun çözüm önerileri belirlenmiştir. Hastaneler üst yönetimine kalite iyileştirme süreci anlatılarak kök nedenler ve iyileştirmeye yönelik öneriler iletilmiştir. Gezici ekiplerle aşılama, iletişim ve eğitim stratejilerini içeren aşı kampanyası, hatırlatıcılar, rol model ve yönetici aşılamaları ile teşvik, personel aşılamasıyla ilgili kurumsal resmi bir süreç oluşturulması ve temel kök nedenimiz olan aşı teminindeki gecikme ve eksiklikle ilgili hastane yönetimi tarafından Sağlık Bakanlığına yazı yazılması müdahalelerini içeren çok bileşenli bir iyileştirme süreci planlanmıştır. Ancak, 2022-2023 grip sezonunda Sağlık Bakanlığı tarafından tek seferde sağlanan çok kısıtlı miktarda aşı dozu dışında aşı tedariki devam etmediği için iyileştirme adımları uygulanamamıştır. Anahtar Kelimeler: influenza, aşılama, sağlık çalışanı, kalite iyileştirme

AşılamaAşılarHastane hemşireleri+7
Rana Baykan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Rehber hemşirelik uygulamasının yeni mezun hemşirelerin gerçeklik şoku, klinik uyumu ve mesleki yeterlikleri üzerindeki etkisi

Araştırma rehber hemşirelik uygulamasının yeni mezun hemşirelerin gerçeklik şoku, klinik uyumu ve mesleki yeterlikleri üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma karma tipte olup girişim ve kontrol gruplu (ön test–son test kontrol desenli), kör teknikli, randomize kontrollü deneysel yöntem ve odak grup görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021 yılında kuruma başlayan 65 yeni mezun hemşire, örneklemini güç analizi sonucunda 56 yeni mezun hemşire (28 girişim, 28 kontrol) oluşturmuştur. Araştırmanın birinci aşamasında rehber hemşireler eğitilmiş, ikinci aşamada ise rehber hemşirelik uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte kontrol grubunda yer alan hemşirelere 1 ay süren rutin klinik oryantasyon eğitimi, girişim grubu hemşirelerine ise 1 ay süren rehber hemşirelik uygulaması yapılmış ve yeni mezun hemşireler 3 ay boyunca izlenmiştir. Nicel veriler, rehber hemşirelik uygulaması öncesinde, uygulama sonrasında ve araştırmanın 3. ayında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Rehber Hemşire Bilgi Formu, Hemşire Yetkinlik Ölçeği, Rehber Hemşire Eğitimi Sınav Formu, Yeni Mezun Hemşire Bilgi Formu, Gerçeklik Şoku Ölçeği, Hemşire Mesleki Yeterlik Ölçeği, Klinik Oryantasyon Eğitimi Ön-son testi, Klinik Oryantasyon Portfolyosu, Rehber Hemşire Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanması için de rehber hemşirelik uygulaması öncesinde ve sonrasında Odak Grup Görüşmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler G*Power analizi, ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum, Cronbach's Alpha, Shapiro-Wilk testi, Bağımsız gruplar t testi, Mann-Whitney U testi, Pearson korelasyon analizi, Spearman korelasyon analizi kullanılmış, niteliksel veriler ise MAXQDA 2022 programı kullanılarak analiz edilmiş, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmada girişim grubundaki hemşirelerin rehber hemşirelik uygulaması sonrası, araştırmanın 1. ve 3. ayında yapılan değerlendirmelerinde bilgi ve beceri puanlarının arttığı ve kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Girişim grubundaki hemşirelerin gerçeklik şoku puanları ise kontrol grubundaki hemşirelerden düşük olduğu görülmüştür. Mesleki yeterlik puanlarında ise her iki grup arasında fark bulunmamıştır. Sonuçlar doğrultusunda; rehber hemşirelik uygulamasının yeni mezun hemşirelerin gerçeklik şoku ve klinik uyumu üzerine olumlu etkisi olduğu, yeni mezun hemşirelerin bilgi ve beceri düzeylerinde anlamlı artışlar görüldüğü, mesleki yeterlik düzeyi ölçümü içinde 1 aylık sürenin yeterli olmadığı söylenebilir.

Akran eğitimiEbe hemşirelerHastane hemşireleri+2
Selma Karakaplan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Amaca ulaşma kuramına dayalı ikincil inme korunma programının etkinliğinin incelenmesi

Çalışma; Imogene King'in Amaca Ulaşma Kuramı'na dayalı ikincil inme korunma eğitiminin ilk kez inme geçirmiş hastalarda inme tekrarının önlenmesi, inme risk faktörlerinin kontrol altına alınması, yaşam biçimi değişikliği, tedaviye uyum ve yaşam kalitesi üzerinde etkinliğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma prospektif, öntest-sontest randomize kontrollü, deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi nöroloji kliniklerinde Mart 2017-Temmuz 2018 tarihleri arasında yatarak tedavi gören inmeli hastalar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirtilen evren içinden, araştırmaya dahil edilme ölçütlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden, güç analizi ile belirlenen 58 girişim, 57 kontrol grubu olmak üzere toplam 115 inmeli hasta oluşturmuştur. Yaş, cinsiyet ve inme türüne göre, basit rastgele düzende randomizasyon yapılmıştır. Hasta eğitiminde temel kaynak olan eğitim kitapçığı güncel bilgiler ve kanıta dayalı rehberlere dayalı olarak hazırlanmış, konuyla ilgili uzmanların görüşü alındıktan sonra önerilen düzeltmeler yapılarak son şekli verilmiştir. Veri toplama sürecinde; girişim grubuna taburculuk öncesi bireyselleştirilmiş ikincil inme korunma eğitimi ve eğitim kitapçığı verilmiş, kontrol grubuna ise standart bakıma ek olarak yalnızca eğitim kitapçığı verilmiştir. Gruplar taburculuk sonrası birinci ayda telefonla aranarak soruları varsa yanıtlanmıştır. Taburculuk sonrası üçüncü ayda poliklinik kontrolüne çağırılan hastalara doktor kontrolü sonrasında son izlem formları doldurulmuştur. Girişim grubunda soruları varsa yanıtlanmış, kontrol grubuna bireyselleştirilmiş ikincil inme korunma eğitimi verilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında; Bilgilendirilmiş Onam Formu, Hasta Tanılama Formu, Hasta İzlem Formu, Hastalık Algısı Ölçeği, Modifiye Rankin Ölçeği, Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği, İnme Etki Yaşam Kalitesi Ölçeği 3.0 kullanılmıştır. Verilerin grup içi ve gruplar arası istatistiksel analizinde independent samples t test, paired samples t test ve Pearson ki-kare testleri kullanılmıştır. Çalışma sonunda inme tekrarı, inmeye bağlı ölümler, hastaneye tekrarlı yatışlar ve ilaç uyumu açısından girişim ve kontrol grubu arasında fark olmadığı; girişim grubunda bulunan hastaların kan basıncı, HbA1c, trigliserid, LDL düzeyleri ve bel çevresinde kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde azalma olduğu saptanmıştır. Eğitim sonucunda sağlıklı yaşam biçimi değişikliği ve inme risk faktörlerinin kontrolünde etkin sonuçlara ulaşıldığı; yaşam kalitesi, ilaç uyumu ve inme tekrarları açısından istenen sonuçlara ulaşılamadığı ve bu alanlarla ilgili geliştirmelere gereksinim duyulduğu saptanmıştır. İnme eğitimi sırasında yaşanan sorunların çözümü ve eğitimin yaygınlaştırılması ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Hemşirelik; İkincil inme korunma; Imogene King Amaca Ulaşma Kuramı; İnme risk faktörlerinin kontrolü.

Hasta uyumuHastane hemşireleriHemşirelik+7
Fatma İltuş
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Hipertansiyonu olan bireylerde kronik bakım modeli temelli eğitimin hastalık yönetimine etkisi

Bu araştırma, hipertansiyonu olan hastalarda E. Wagner'in " Kronik Hastalık Modelini" temel alan planlı bir eğitim ve izlem programının hipertansiyon yönetimine ve yaşam kalitesine etkisini incelemeye yönelik "zaman dizisi" modelinde, randomize, kontrollü ve yarı deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Polikliniği'nde, Aralık 2012 ve Nisan 2016 tarihleri arasında; yaş, cinsiyet, eğitim durumları gibi değişkenler göz önüne alınarak eşleştirilmiş, basit rasgele örneklem tekniği ile seçim yapılmış, araştırmaya dâhil edilme kriterlerine uyan, uygulama( 15 hasta) ve kontrol (15 hasta) grubu olmak üzere toplam 30 hipertansiyon hastası ile yürütülmüştür. Uygulama grubundaki hastalara Kronik Hastalık Modeli temel alınarak hazırlanmış, bireysel görüşmeleri, telefonla iletişimi, grup toplantısını, biyokimyasal ve metabolik ölçümlerini, diyetisyen, psikiyatrist, iç hastalıkları uzman hekim ve uzman hemşire değerlendirmesi ve bu süreçte kullanılmak üzere hazırlanan Hasta Eğitim Kitapçığı ve yapılandırılmış web tabanlı hasta eğitimi ile hasta bakım ekibine yönelik hazırlanan ve şifreyle erişim sağlanan elektronik hasta dosyası kullanımını içeren, 6 aylık, eğitim ve izlem programı uygulanmış; kontrol grubundaki hastalar ise rutin kontrollerine devam etmişlerdir. Çalışmada veriler; Sosyo-Demografik Özellikler Veri Formu, Hastalığa İlişkin Veri Formu ( ortalama arter kan basıncı, bel çevresi, beden ağırlığı, beden kütle indeksi, HBA1C, Total Kolesterol, Total Trigliserid, idrar incelemeleri, açlık kan glukoz düzeyi, Elektrokardiyografi) , Hipertansiyon Konusunda Tutum Ve Alışkanlıklar Veri Formu, Hipertansiyon Konusunda Bilgi Durumu Veri Formu, Kronik Hastalık Bakımını Değerlendirme Ölçeği-Hasta Formu,WHOQOL-BREF(Tr)Yaşam Kalitesi Ölçeği Formu ,Motivasyonel Görüşme Formu, Hipertansiyon Tedavisinde Evde Kendini İzleme Formu, Hastane Anksiyete Ve Depresyon Ölçeği Formu kullanılarak 0. ay, 3. ay ve 6.ayda tekrarlı ölçümlerle toplanmıştır. Araştırmanın uygulanması için etik kurul izni, kurumdan yazılı izin ve araştırmaya katılan hastalardan yazılı ve sözel onam alınmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde sayı ve yüzde dağılımı, iki eş arasındaki farkın önemlilik testi (t testi), iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi (t testi), tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ki-kare testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. O.ay başlangıç değerlendirmelerinde gruplar arasında; istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Üçüncü ve altıncı ayda; Hastalığa İlişkin Verilerde (ortalama arter kan basıncı, HbA1C, kan glukoz düzeyi, bel çevresi, beden kütle indeksi, beden ağırlığı), Hipertansiyon Konusunda Bilgi Durumu, "Kronik Hastalık Bakımını Değerlendirme Ölçeği-Hasta Formu" toplam ve 5 alt ölçek puan ortalamaları, WHOQOL-BREF(Tr)Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamalarında hem uygulama ve kontrol grupları arasında hem de her bir grubun üç ayrı zaman dilimindeki ölçüm değişimleri ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Çalışmanın son ayında, kontrol grubundaki bir hastaya nöropati ve kan şekeri yüksekliği ile ek medikal tedavi, bir hastaya koroner anjiyografi yapılmıştır. Uygulama grubunda başlangıç bulgularına ek komorbidite saptanmamıştır. Sonuç olarak; Kronik Bakım Modeli doğrultusunda hazırlanan eğitim ve izlem programının uygulanması ile hipertansiyonu olan hastalarda 6 aylık süreçte yaşam kalitelerinde yükselme, metabolik değerlerinde iyileşme, bilgi düzeylerinde artma ve kronik hastalık bakım yönetimi memnuniyetlerinde olumlu yönde değişme sağlanmıştır. Hipertansiyonun uç organ hasarını hızlandıran ek komorbidite, modelin uygulandığı grupta saptanmamıştır. Kronik Bakım Modeli ile hastaların metabolik değerlerini ve yaşam kalitelerini iyileştirmeleri arasında ilişki vardır ve modelin hipertansiyon gibi kronik bir hastalık yönetiminde etkili olduğu görülmüştür.

Hastane hemşireleri
Gülbin Yılmaz Konakçı
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyum düzeyleri ve etkileyen faktörler

Hemşireler pandemi sürecinde hemşirelerin klinik, yoğun bakım ve ameliyathane gibi hizmet verdikleri tüm alanlarda COVID-19 şüphelisi ya da hastalarına tedavi ve bakım vermek durumunda oldukları için izolasyon önlemlerine uyumları oldukça önemlidir. Bu araştırma; pandemi sürecinde hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyum düzeyleri ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacı ile gerçekleştirildi. Bu tanımlayıcı, ilişki arayıcı çalışma, 26.11.2020 – 15.04.2021 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde çalışan 274 hemşire üzerinde uygulandı. Veriler, "Anket Formu" ve "İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği - İÖUÖ" kullanılarak kapalı zarf usulü ve anket tekniği ile toplandı. Verilerin analizinde, bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında Tukey testi ve ilişki arayışında Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma öncesi etik kurul ve ilgili kurumdan izinleri alındı. Katılımcılara bilgilendirilmiş onam formu imzalatıldı. Çalışmaya katılan hemşireler 20-53 yaş aralığında olup, %69,7si kadındır. Mesleki deneyimleri ortalama 2,19±0,61 yıldır ve pandemi sürecinde %74,8'i hem gece hem gündüz vardiyasında çalışmıştır. Hemşirelerin %86,5'i pandemi sürecinde izolasyon önlemleri konusunda eğitim almışken, %58,4'ü izolasyon önlemlerine uyumda sorun yaşadığını belirtmiştir. Çalışmamıza katılan hemşirelerin özdeğerlendirmelerine göre pandemi öncesi İÖUÖ puan ortalamaları 66,43±7,04 iken, pandemi sonrası 70,44±5,59 olarak artmıştır. Hemşirelerin İÖUÖ ve alt boyut puanları pandemi öncesi ve sonrası anlamlı şekilde farklıdır (p<0,05). Hemşirelerin özelliklerine göre izolasyon önlemlerine uyumlarında fark olup olmadığı incelendiğinde; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, mesleki deneyim, çalışılan klinik, vardiyalı çalışma, kadrolü ya da sözleşmeli çalışma, fazla mesai yapma, izolasyon önlemlerine ilişkin eğitim alma ve izolasyon önlemlerine uyumda sorun yaşama durumlarına göre farklılıkların bulunduğu, çocuk/yaşlı incinebilir grupla birlikte yaşama ve COVID-19 geçirme durumlarına göre ise fark bulunmamıştır (p>0,05). Hemşirelerin %41,2'si izolasyon önlemlerine uyumda güçlük yaşama nedeni olarak çalışma koşullarının yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. %31,8'i bunu şüpheli veya doğrulanmış COVID-19 hastalarının yüksek yoğunluğuna bağladı. Hemşirelerin %30,3'ü kişisel koruyucu ekipman eksikliğini veya yokluğunu etkili bir faktör olarak, %27,4'ü ise pandemi sırasında izolasyon önlemleri konusunda hizmet içi eğitimin olmamasını belirtmiştir. Çalışma sonucunda pandemi sürecinde hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyum düzeylerinin arttığı saptanmıştır. İzolasyon önlemlerine uyumu etkilediği tespit edilen faktörler dikkate alınarak iş yaşamı koşullarının düzenlenmesi, denetlenmesi, kurum politikaları ile uygun çalışma koşullarının sağlanması, pandemi yönetimde uygun prosedürlerin oluşturulması ve izolasyon önlemleri konusunda eğitimlerin güncellenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, izolasyon önlemleri, pandemi, uyum.

COVID 19Hasta izolasyonuHastane hemşireleri+6
Melike Nur Erpolat
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir hastanede çalışan hemşirelerin ilaç hatası bilgi durumları ve ilaç hatalarının raporlanması ile ilgili düşüncelerinin değerlendirilmesi

Hasta güvenliğinde amaç; sağlık hizmeti alan hasta bireyler için olumlu bir ortam yaratarak güvenliği sağlamak, onları zarar verici uygulamalardan ve tehlikelerden uzak tutmaktır. Bu amaca ulaşmak için öne çıkan önemli konulardan birisi de ilaç güvenliğidir. Bu çalışma hemşirelerin ilaç hatası raporlama hakkındaki düşüncelerini ve bilgi durumlarını belirlemek amacı ile planlanmış olan tanımlayıcı-kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Araştırmaya özel bir üniversite hastanesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 114 hemşire katıldı. Verilerin toplanması için araştırmacı tarafından oluşturulan Tanıtıcı Özellikler Soru Formu, İlaç Hatalarının Raporlanmasına Yönelik Düşünceler Formu ve İlaç Hatası Bilgi Durumu Belirleme Formu kullanıldı. Yaş ortalaması 29,37±7,10 olan hemşirelerin %51,8'i lisans mezunudur. İlaç Hatası Bilgi Durumu Belirleme Formu puan ortalaması 82,52±17,19 olarak belirlendi. Hemşirelerin %94,7'si ilaç güvenliği eğitimi aldığı, %78,1'inin ilaç hatalarının raporlanmasını başarı ölçütü olarak algıladığı bulundu. Hemşireler ilaç hatalarını raporlamaları durumunda; %8,8'i bu hatanın kişisel yetersizlik olarak algılanacağını, %2,6'sı iş hayatına zarar vereceğini, %4,4'ü işinin tehlikeye gireceğini, %4,4'ü raporlamanın işe yaramayacağını bildirdi. Hemşirelerin yaklaşık %30'u (%28,9) ilaç hatası ile ilgili sorunun kendi aralarında çözülebileceğini, %9,6'sı nasıl raporlama yapılacağını bilmediğini, %0,9'u ilaç hatalarının raporlanmasına gerek olmadığını, %0,9'u bu hatanın raporlanması durumunda ilaç hatasının personel özlük dosyasına geçeceğine ilişkin endişe yaşadıklarını bildirdi. Hemşirelerin eğitim durumu, kurumda çalışma süresi, çalıştıkları bölüm ve ilaç güvenliği eğitimi alma durumuna göre İlaç Hatası Bilgi Durumu Belirleme Formu puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Hasta güvenliğine yönelik raporlamanın yapılabilmesi için verilen eğitimlerde, hata raporlamanın çalışanı cezalandırma olarak görülmeyip sistemin önemli bir parçası olarak değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Hemşirelerin ilaç hatası raporlama konusundaki bilgileri uygulamaya yansıtabilme becerilerini geliştirmek üzere kurumsal stratejilerin geliştirilmesi ve eğitimlerin planlanması önerilmektedir

Hastane hemşireleri
Seçil Semiz Aydın
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerdeki motivasyon düzeyinin ekip çalışması üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelerdeki motivasyon düzeyinin ekip çalışmasına olan etkisini değerlendirmek ve motivasyon ile ekip çalışması arasındaki ilişkiyi inceleyerek etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu çalışma İstanbul ili merkezinde faaliyet gösteren özel bir grup hastanesinde gerçekleştirildi. Araştırma verilerinin toplanmasında,hemşirelerinsosyo-demografik ve çalışma yaşamına ilişkin özelliklerini belirlemek amacı ile oluşturulan "Hemşire Bilgi Formu" ile Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği" ve "Motivasyon Ölçeği" kullanıldı. Gerekli kurum ve ölçek izinleri alındıktan sonra veri toplama aşamasına geçilerek araştırmaya katılmayı kabul eden 304 hemşirede uygulandı.Verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS 16.0 kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmamızda "Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği"nin Cronbach's Alpha katsayısı 0,947, "Motivasyon Ölçeği"nin 0,852 olarak saptandı. "Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği"nden alınan en yüksek puanı (4,26 ± 0,988) "Ekip liderleri gerektiğinde ekip üyelerinin birbirlerine yardım etmelerini sağlamalıdır" maddesi alırken, en düşük puanı (2,80 ± 1,422) "Ekip üyelerine yardım etmek, bireyin yapacak yeterince işi olmadığının göstergesidir" maddesi aldı."Motivasyon Ölçeği"nden ise alınan en yüksek puan (4,20 ± 0,972) "İşimi severek yapıyorum" maddesi alırken, en düşük puanı (2,68 ± 1,277) "Her an işime son verilebileceği endişesini taşıyorum" maddesinin aldığı görüldü. Sonuç: Hemşirelerde motivasyon düzeyinin artması ile ekip çalışması arasında çok düşük /düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, motivasyon, ekip çalışması, motivasyon faktörleri, verimlilik

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+6
Ayşe Çelik Güler
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin, fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler

Amaç: Araştırma, yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Grup Florence Nightingale Hastanelerinde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde çalışan hemşireler, örneklemi ise araştırmanın yapıldığı tarihlerde araştırmayı kabul eden ve ulaşılabilen 40 hemşire oluşturdu. Kurum izni ve etik kurul onayı alındı. Veriler anket formu ile toplandı. SPSS 16.0 programında değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin demografik özellikleri incelendiğinde; %52,5'i 25 yaş altında, %57,5'i lisans mezunu, %47,5'i 2-5 yıl arasında çalışmakta ve %87,5'inin bekar olduğu belirlendi. Hemşirelerin sarılık bilgi düzeyi toplam tam puanı 25, ortalamaları 16,08±3,23, anne bakımı tam puanı 13, ortalamaları 12,80±0,51 ve toplam bilgi düzeyi tam puanı 38, ortalamalarının 28,87±3,36 olduğu belirlendi. Hemşirelerin toplam bilgi formundan en düşük aldıkları puan fototerapi uygulamaları ve fizyolojik sarılıklı bebeklerdeki günlük öğün sayısıydı. Hemşirelerin demografik özellikleri ile sarılık bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi puan ortalamaları karşılaştırıldığında; 25 yaş ve üzeri, evli, 6-10 yıl arası çalışan hemşirelerin puanlarının diğer hemşirelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Hemşirelerin anne bakımı bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi yaş, eğitim, medeni durum ve yatak kapasitesi ile karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Yoğun bakım alanında 6-10 yıl arası çalışan, 25 yaş ve üzeri olan hemşirelerin hem sarılık hem de anne bakımı bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, evli hemşirelerin sarılık bilgi düzeyinin bekarlara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Hemşirelerin fizyolojik sarılık tanısı alan bebeğe uygulanan hemşirelik girişimlerini, fototerapinin uygulanışı ve tedavide oluşabilecek komplikasyonlar ile bilgi gereksinimleri olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Fizyolojik sarılık, bilgi düzeyi, yenidoğan, yoğun bakım, hemşire.

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerBebek bakımı+7
Buşra Yalanız
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin değişime karşı tutumları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin değişime karşı tutumlarını ve tutumları etkileyen sosyo-demografik, mesleki ve çalışma yaşamına ilişkin özellikleri belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 1 Eylül-1 Aralık 2016 tarihleri arasında İstanbul'da bulunan bir vakıf hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 401 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri "Hemşire Bilgi Formu" ve "Değişime Karşı Tutum Ölçeği (DKTÖ)" ile toplandı. DKTÖ, 29 maddeden oluşan bir ölçek olup ölçek puanının yükselmesi hemşirelerin değişime karşı tutumlarının olumlu yönde olduğunu göstermektedir. Araştırma veriler SPSS 16.0 programında değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamalarının 26,18±5,408 olduğu, %88'inin (n=353) kadın, %74,6'sının (n=299) bekar, %51,1'inin (n=205) lisans mezunu olduğu saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin %31,2'sinin (n=125) çalıştığı kurumda yapılan değişim faaliyetleri ile ilgili sorumluluk aldığı, %69,6'sı (n=279) değişimin çalışanları mesleki açıdan gelişmeleri için motive edeceğini belirtmiştir. Ölçeğin tamamı için yapılan güvenirlik analizi sonucunda güvenirlik katsayısının 0,939 olduğu belirlendi. Hemşirelerin DKTÖ puanlarına göre aldıkları en yüksek puan (3,76±0,912) "Değişim sürecinde elde edilen sonuçların paylaşılması, değişimi kabulümü kolaylaştırıyor" maddesi alırken, en düşük puanı (2,47±1,084) "Değişim ile ilgili istenen davranışı gösterdiğimde ödüllendiriliyorum" maddesinin aldığı görüldü. Sonuç: Hemşirelerin değişime karşı tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin sosyo-demografik ve çalışma yaşamına ilişkin bazı özelliklerin hemşirelerin değişime karşı tutumlarını etkilemektedir.

Hastane hemşireleri
Gülhan Özkalay
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin hemşirelik tanıları ve hemşirelik sürecini uygulamaya ilişkin algıları ve düşüncelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin hemşirelik tanılarını algılama ve hemşirelik sürecini uygulamaya ilişkin bilgi düzeylerinin ve uygulamalarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da özel bir grup hastanesinde 20 Ekim 2017-30 Aralık 2017 tarihleri arasında çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 320 hemşire oluşturdu. Araştırma verilerinin toplanmasında "Hemşire Bilgi Formu" ve "Hemşirelik Tanılarını Algılama Ölçeği" kullanıldı. Hemşirelik Tanılarını Algılama Ölçeği 4 alt boyut ve 26 ifadeden oluşmaktadır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 25,36±4,832 yıl ve %51,2'si (n=164) lisans mezunudur. Hemşirelerin %91,3'ünün (n=293) hemşirelik tanılaması yaptığı, 54,1'inin (n=173) hemşirelik tanılamasını hasta kabulünden sonra ilk 1 saat içinde yaptığı, %50,9'unun (n=163) veri toplama aşamasında zorlandığı, %74,4'ünün (n=238) enfeksiyon riski tanısını koyduğu belirlendi. Hemşirelik Tanılarını Algılama Ölçeği toplam puan ortalamasının 2,68±0,439 (min.2-max.4) olduğu belirlendi. Hemşirelik Tanılarını Algılama Ölçeğine göre en çok pozitif yönde algıladıkları madde "Hemşirelik tanıları hemşireliğin profesyonel imajını geliştirir" maddesi olarak belirlenirken (2,01± 0,955), en çok negatif yönde algıladıkları madde ise "Hemşirelik tanıları tıbbı tanıların tamamlayıcısıdır" maddesi (3,71±1,017) olarak tespit edildi Hemşirelik Tanılarını Algılama Ölçeği puanları hemşirelerin cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, hemşirelik sürecini kullanma ve kullanılması gerektiğine inanma, hemşirelik tanılaması yapma durumuna göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi. Sonuç: Hemşireler hemşirelik tanılarını olumlu yönde algılamakta, bireysel ve mesleki özellikler bu algılamayı etkilemektedir.

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+3
Sibel Seçer
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik sürecinde elektronik uygulamalara geçişin etkileri

Bu çalışma ile bir üniversite hastanesinde oluşturulan elektronik hemşirelik sürecinin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmeleri yapabilmek için kullanılacak ölçeklerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, KTÜ. Farabi hastanesinde çalışan toplam 611 hemşireden 545 (%89) ile yürütülmüştür. Veriler, hemşirelerin demografik özelliklerini içeren bilgi formu ve taslak olarak hazırlanıp sonrasında geçerlik ve güvenirliği sağlanmış 5 ayrı ölçek ile toplanmıştır. Ölçekler; elektronik uygulamaların hemşirelik uygulamalarına (HUYÖ), hastaya (HYÖ), kurum ve sağlık çalışanlarına (KSÇYÖ), hasta ve çalışan güvenliğine yararı (HÇGYÖ) ve olumsuz yaklaşım (OYÖ) ölçekleridir. Bulgulara göre, hemşirelerin HUYÖ (42,2 ± 7,27), HYÖ (23,14 ± 5,16), KSÇYÖ (16,72 ± 3,81), HÇGYÖ (19,84 ± 3,82) ve OYÖ (21,27 ± 5,12) puanları yüksek ya da orta düzeyden biraz yüksektir. Hemşirelerin pozisyonları, mesleki deneyimleri ile hastanede ve klinikteki çalışma yılları, aile yapıları, çalıştıkları klinik ölçek puanlarını etkilemiştir (p<0.05). Bu sonuçlara göre servis sorumlu ve kalite hemşireleri, cerrahi kliniklerin hemşireleri, mesleki çalışma yılı ve hastanedeki çalışma yılı fazla olan hemşireler elektronik uygulamaları daha yararlı bulmaktadır. Sonuç olarak, hemşireler elektronik uygulamaları yararlı bulmalarına rağmen mesleki deneyimi az, çekirdek aileye sahip, yönetici ya da kalite hemşiresi olmayan, dâhiliye kliniklerinde çalışan hemşireler bu uygulamalara daha olumsuz yaklaşmaktadırlar.

Hasta bakımıHasta bakımının örgütlenmesiHasta güvenliği+4
Ayşe Kavgacı
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet Hastanesi ve Aile Sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin mesleğe bağlılıkları ve bu durumun iş yaşamı kalitesi üzerine etkisi; Bayburt örneği

Bu çalışma, Bayburt Devlet Hastanesi ve aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılıkları ile iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla 174 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Hastalara "Hemşire Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşireliğe Bağlılık Ölçeği" ve "Hemşirelik İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği" uygulanmıştır. Hemşirelerin MBÖ, İYKÖ ve alt boyutlarının puan ortalamalarının normalin üzerinde oldukları belirlenmiştir. İYKÖ alt boyutlarından yöneticilerle ilişkiler ve iş algısı ortalama değerleri yüksek seviyede bulunmuştur. Hemşirelerin MBÖ ve alt boyutları arasında, hemşirelerin medeni duruma göre meslek üyeliğini sürdürmede ve hedef değerlere inanç alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İYKÖ ve alt boyutları arasında hemşirelerin cinsiyet, medeni durumu, iş çalışma ortamı ve iş koşullarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak; hemşirelerin iş yaşam kalitesi ile mesleğe bağlılığı arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin mesleğe bağlılıklarının iş yaşam kalitesini artabileceği kanısına varılmıştır.

BayburtBağlılıkHastane hemşireleri+6
Birten Polat
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects