Nursing staff-hospital

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir hastanede çalışan 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisi

Bu çalışmada, 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, Mart 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 40 yaş üstü hemşireler, örneklemini ise184 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze yapılan anket veri toplama yöntemiyle Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQoL-Bref), Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği ve Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği (HİYKO) kullanılarak toplanmıştır.Menopoz semptomları değerlendirme ölçeğine göre katılımcılar, psikolojik şikayetler alt boyutundan 6.38±2.75 puan, somatik şikayetler alt boyutundan 11.57±4.33 puan, ürolojik şikayetler alt boyutundan 5.85±3.41 puan ve MSDÖ toplamından 23.78±9.54 puan almışlardır. Hemşirelerin menopozal semptomlarının şiddetinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Katılımcılar hemşirelik iş yaşam kalitesi ölçeğine göreiş çalışma ortamı alt boyutundan 27.75±6.72 puan, yönetici ile ilişkiler alt boyutundan 16.49±3.04 puan, iş koşulları alt boyutundan 30.37±3.09 puan, iş algısı alt boyutundan 24.96±4.40 puan, destek hizmetler alt boyutundan 13.85±3.08 puan ve ölçeğin toplamından 113.43±16.01 puan almışlardır. Hemşirelerin menopoz semptomlarının orta düzeyde olduğu, menopoz semptomlarının hemşirelerin iş yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir.

Belirti ve semptomlarHastane hemşireleriHemşireler+7
Nurşen Çekici
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi sürecinde hemşirelerin belirsizliğe tahammülsüzlük ve sabır düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, COVID-19 pandemi sürecinde hemşirelerin belirsizliğe tahammülsüzlük ve sabır düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelenmek ve belirsizliğe tahammülsüzlük ve sabır düzeylerini etkileyen faktörleri saptamak amaçlandı. Çalışma, Ocak- Mart 2022 tarihleri arasında S.B.Ü. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ana Bina, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Binası ve Kalp Merkezi Binalarında görev yapan 120 hemşire ile yapılan tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri ''Demografik Bilgiler Formu'', ''Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12)'' ve ''Sabır Ölçeği'' kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde; SPSS 23.0 (Statistical Package For Social Science) programında tanımlayıcı istatistik, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Bonferroni testi ve Pearson korelasyon analizi yapıldı. Araştırma bulgularına göre; hemşirelerin Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği toplam puan ortalaması 36,55±8,38 ve Sabır Ölçeği toplam puan ortalaması 37,08±7,45 olarak bulundu. Belirsizliğe tahammülsüzlük ve sabır ölçeği toplam puanları ile alt boyutları yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, meslekte çalışma yılı, COVID- 19 pandemi sürecinde vardiya düzeni, COVID-19 servisinde (Acil-yoğun bakım- klinik) çalışma durumuna göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeği toplam puanı ile sabır ölçeği toplam puanı arasında ters yönlü zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (r=-0,287; p=0,001). Bekâr hemşirelerin, ileriye yönelik kaygı puanı evlilere göre daha yüksek saptandı (p=0,049). Sonuç olarak; Belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeği toplam puanı ile sabır ölçeği toplam puanı arasında ters yönlü zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunduğu, belirsizliğe tahammülsüzlük puanı yüksek hemşirelerin sabır puanının düşük olduğu tespit edilmiştir.

Belirsizliğe tahammülsüzlükCOVID 19Hastane hemşireleri+6
Gülşen Sayar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarına uygulanan eğitim programının öz-yeterlilik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma, hemodiyaliz tedavisi uygulanan hastalara verilen programlı eğitimin hastaların öz-yeterlilik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü yarı deneysel olarak planlandı. Veriler hasta bilgi toplama formu, Genel Öz Yeterlilik, Son Dönem Böbrek Yetmezliği (SDBY)-Uyum Ölçeği, Diyaliz Semptom İndeksi ve WHOQOL-BREF(TR) ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Müdahale grubundaki hastalara eğitim kitapçığı eşliğinde eğitim verildi. Kontrol grubuna ise, ünitenin rutini dışında herhangi bir müdahale yapılmadı. Müdahale grubunun eğitim öncesi ve sonrası genel öz yeterlilik puan ortalamasının, kontrol grubu puan ortalamasından daha yüksek ve her iki grup kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu (p=0.016), eğitim öncesi ve sonrası SDBY- uyum ölçeği diyet kısıtlaması alt boyutu puanları açısından iki grup arasında farklılık bulunduğu saptandı (p<0.05). Her iki grubun ön test-son test yaşam kalitesi fiziksel sağlık puan ortalamaları karşılaştırılmasında, kontrol grubunun fiziksel sağlık durumunun eğitim grubundan daha fazla azalış gösterdiği (p=0.029), psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevresel sağlık puan ortalamaları karşılaştırılmasında, kontrol grubunun psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevresel sağlık puanı azalırken (puan ortalamaları sırasıyla p=0.026, p=0.007, p=0.018), eğitim grubunun değişmediği görüldü. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; hastaların düşük düzeyde semptom yaşadığı, orta düzeyde öz yeterliğe sahip olduğu, SDBY- uyum ölçeği alt boyutu hemodiyalize katılım ve ilaç kullanımına uyumun yüksek, diyet ve sıvı kısıtlamasına uyumun düşük ve yaşam kalitesi genel sağlık, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve sosyal 2 ilişkiler puan ortalamalarının orta düzeyde ve çevresel sağlık puan ortalamalarının iyi düzeyde olduğu, müdahale grubuna verilen eğitimlerin hastaların öz yeterlik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisinin az olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, Eğitim, Öz-Yeterlilik, Tedaviye Uyum, Semptom Yönetimi, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik

Belirti ve semptomlarHasta eğitimiHastane hemşireleri+2
Sevim Güler
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin santral venöz kateter ilişkili kan dolaşım enfeksiyonlarını önlemeye yönelik bilgi düzeyleri ve kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Yoğun bakım ünitelerinde görülen sağlık hizmeti ilişkili kan dolaşım enfeksiyonu santral venöz kateterlerin komplikasyonlarından birisidir ve önlenebilir sorundur. Çalışmalarda, hemşirelerin santral venöz kateter ilişkili kan dolaşım enfeksiyonları (SKİ-KDE) ile ilgili yeterli bilgi düzeyine sahip olmaları ve kanıta dayalı uygulamalar ile enfeksiyon riskinin önlenebildiği gözlenmiştir. Kanıta dayalı uygulamalar; profesyonelleşmeye, hemşirelik uygulamalarının bilimselleşmesine, bilimsel bilginin güncel tutulmasına, etkin karar vermeye, hasta bakım kalitesini arttırmaya neden olmaktadır. Bu araştırma da, yoğun bakım hemşirelerinin SKİ-KDE önlemeye yönelik bilgi düzeyleri ile kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma İstanbul'daki bir devlet hastanesinde 2023 tarihinde çalışmayı kabul eden 90 yoğun bakım hemşiresi üzerinde, gerekli etik izinler ve onamlar alınarak yapılmıştır. Örneklem sayısı G*Power ile yapılan güç analizi sonucunda hesaplanmıştır. Çalışmanın verileri; kişisel bilgi formu, SKİ-KDE önlemeye yönelik soru formu, kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutum ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS 24.0 ile yapılmıştır. Çalışmada ilişki, pearson korelasyon testi ve regresyon testi ile analiz edilmiştir. Bulgular:'Santral Venöz Katater İlişkili Kan Dolaşım Enfeksiyonlarını Önlemeye Yönelik Soru Formu'alanında katılımcıların ölçek puan ortalaması 70,22 ve standart sapması 9,48 bulunmuştur.'Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeği' Toplamı alanında katılımcıların ortalaması 4,26 ve standart sapması 0,52 bulunmuştur. Veriler sonucunda, kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutum değişkeninin santral venöz kateter ilişkili kan dolaşım enfeksiyonlarını önlemeye yönelik etkisinin incelenmesi amacıyla regresyon analizi yapılmıştır ve kurulan model arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Kurumlarda SKİ-KDE önlemeye yönelik kanıta dayalı uygulamalar içeren hizmet içi eğitimlerin verilmesi ve eğitimin devamlılığının sağlanarak geri bildirim alınması, hemşirelerin kanıta dayalı uygulamalarda (KDU) önemli rol oynadığını benimsemesi, KDU ile ilgili sempozyum, kongre gibi etkinliklere katılım sağlaması gerekmektedir.

Cerrahi hemşirelikHastane enfeksiyonlarıHastane hemşireleri+3
Beril Şeyda Gülle
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi

Pandemi süresince COVID-19 tanısı alan bireylerin tedavi ve bakımında hemşireler önemli roller üstlenmiştir. Pandemi öncesinde çeşitli nedenlerle hemşirelerin yaşadıkları iş stresine COVID-19 korkusu eklenmiştir. Pandemi sürecinde hemşirelerin ruh sağlığını etkileyen süreçleri ortaya koymak hemşirelerin sağlığını değerlendirmek ve hemşirelik hizmetlerinin etkili sunumunu yönetmek bakımından önemli bir halk sağlığı önceliğidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi düzeyini incelemektir. Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan hemşirelerdir. Araştırmaya gönüllü 270 hemşire katılmıştır. Veri, Sosyo-demografik Özellikler Formu, COVID-19 Korkusu Ölçeği ve Hemşire Stres Ölçeği aracılığıyla Mart-Mayıs 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş olup tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile normallik analizi sonuçlarına göre bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30,51±7,50, 82,2'si kadın, %62,6'sı evli, %53'ü lisans mezunudur. Hemşirelerin %44,1'i COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermiş, %72,2'si COVID-19 tanısı almıştır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu ile iş stresi orta düzeyin altındadır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu; çalıştıkları birime, mesai saatlerine, yaş ve çalışma yılına, pandemi sürecinde görev yerinin değişmesine, aile ilişkilerine, stres düzeyine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Hemşirelerin iş stresi COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermeye, pandemi sürecinde aile ilişkilerine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Ölçekler arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile incelendiğinde; COVID-19 korkusu ile hemşirelerde stres arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki saptanmıştır (r=0.145, p<0,017). Hemşirelerde COVID-19 korkusu arttıkça iş stresi de artmaktadır.

COVID 19Hastane hemşireleriHemşireler+5
Saadet Güzel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Perceived stress and related factors among nurses working in hospitals

Background: Occupational stress is one of the problems that may interfere with nurses performance like job satisfaction and adherence. The current study aimed to assess This study aimed to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Aim of the study:. This study was conducted to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Methodology: The population of the study consisted of nurses working in Kirkuk Children Hospital, Kirkuk Azadi Training Hospital, and the Cancer Center in Kirkuk, Iraq. The total size of the population was 1,384 nurses, including 590 in Kirkuk Children Hospital, 667 in Kirkuk Azadi Training Hospital, and 127 in the Cancer Center. ). The minimum sample size that could represent a population of 1,384 nurses was calculated as 300 subjects when the study data were formulated according to the simple random sampling formula. A personal information form was created by the researcher following a review of the literature to determine the socio-demographic characteristics of the nurses, such as age, gender, marital status, number of children, educational status, financial status, name of the hospital, department, the status of working shifts, weekly working hours, presence of enough nurses in the department, and whether non-nursing tasks increased workload. Stress was assessed by using the 14-item version of the perceived stress scale (PSS). Each item on the PSS-14 is evaluated on a 5-point Likert-type scale with options ranging from never (0) to very often (4). Seven items (4th, 5th, 6th, 7th, 9th, 10th, and 13th items) containing positive statements are reverse scored. Scores on the PSS-14 range from 0 to 56, with a high score indicating high perceived stress. Cronbach's alpha coefficient of the scale is 0.84. Results: The current study showed that the mean age of the participants was 31.35±7.85, the mean work experience as a nurse was 7.32±7.39, and the mean weekly working hours was 46.77±7.01. It was determined that 56.5% of the participants were female, 70.3% were married, and that 35.6% did not have children. In addition, 95.4% of the participants had a diploma or a bachelor's degree, and 69.9% had more income than their expenses. While 56.2% of the participants worked in specialized units, 53.9% worked day shift permanently. Of the participants, 17.6% stated that there were enough nurses in their department, and 52.3% stated that non-nursing tasks increased their workload. The mean scores of the participants on the PSS were found to be 30.09±6.33. It was determined that 85% of them experienced a moderate level of stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level (t-test = 9.6; p value= 0.002). Conclusion: The study concluded that nurses experienced a moderate level of perceived stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level in which nurses with diploma or bachelor's degree exhibited more stress than those with master degree.

Nursing staff-hospitalNursesNursing+4
Marwah Kamal Shukur Al-hamawndy
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İntramüsküler enjeksiyonda soğuk sprey uygulamasının ağrı düzeyi ve ağrı korkusuna etkisi

Bu çalışma soğuk sprey uygulamasının enjeksiyon ağrısı ve ağrı korkusuna etkisini araştırmak amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Soğuk sprey uçucu sıvının hızlı buharlaşmasıyla cilt sıcaklığını düşürerek ağrı reseptörlerinin duyarsızlaştırır ve ağrı duyusunun geçici olarak kesilmesini sağlar. Etkisinin hızlı başlaması, maliyeti uygun ve kullanımı kolay bir ağrı önleme yöntemidir. Bu çalışma bir devlet hastanesindeki enjeksiyon polikliniğine başvuran ve siyanokobalamin etken maddesini içeren reçeteli ilacı olan hastalara uygulanmıştır. Çalışma, haziran- ağustos 2022 tarihlerinde 48 müdahale, 48 kontrol grubu toplam 96 katılımcıyla yapılmıştır. Enjeksiyon işlemi araştırmacı tarafından ventrogluteal bölgeden, belirlenen işlem basamaklarına uyularak gerçekleştirilmiş ve gerekli tüm etik izinler alınmıştır. Müdahale grubuna enjeksiyon öncesi soğuk sprey uygulanmış kontrol grubuna herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Veri toplama araçları olarak ise Kişisel Tanılama Anket Formu, Visüel Analog Skala ve Ağrı Korkusu Ölçeği-III kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi normal dağılmayan, ikili gruplar arasındaki karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, ölçümler arasındaki farklılık için Wilcoxon İşaret Testi kullanılmıştır. Müdahale grubunun tamamının, kontrol grubunun %68,8'inin daha önce enjeksiyon tecrübesi yaşadığı görülmüş ve enjeksiyon sırasında müdahale grubunun %39,6'sı kontrol grubunun ise %30,3'ü ağrı yaşadığını bildirmiştir. Müdahale grubunun visüel analog skala son test değerleri ön test değerlerinden anlamlı derecede daha düşüktür. Ağrı korkusu ölçeğinde ise her iki grupta "Tıbbi Ağrı Korkusu ve Toplam Ağrı Korkusu Ölçek Puanı" ön test- son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık görülmektedir. Gruplar arasına bakıldığında ise "Şiddetli Ağrı Korkusu Ölçek Puanları" ön test değerleri son test değerlerinden anlamlı derecede daha yüksektir. Sonuç olarak; soğuk sprey uygulamasının intramüsküler enjeksiyona bağlı ağrı ve ağrı korkusunu azalttığı görülmüştür. Bu nedenle intramüsküler enjeksiyonlarda konfor sağladığı ve hemşireler tarafından kullanımı önerilmektedir.

AğrıAğrı şiddetiEnjeksiyonlar-intramusküler+3
Şeyma Gül Gültekin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servis ünitesinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi

Acil servis, kesintisiz sağlık hizmeti ve acil sağlık hizmeti veren bir birimdir. Acil servis hemşireleri diğer birimlerde çalışan meslektaşlarına göre daha yoğun iş stresine maruz kalmaktadır. Bu araştırma, Irak'ta bir Devlet Hastanesi Acil Servisinde çalışan hemşirelerin yaşadıkları iş stresi ve buna bağlı psikolojik sorunları incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında 120 hemşire ile görüşülmüştür. İş stresinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerini incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından 56 soruluk bir veri toplama formu hazırlanmıştır. Bu formdaki sorular hemşirelere sorulmuştur. Hemşireler, acil servisin çalışma koşullarından, çalışma saatlerinden, mesleki beklentilerin karşılanmamasından, ekonomik koşullardan, hasta ve hasta yakınları ile iletişim sorunlarından, şiddete maruz kalmaktan şikayetçidir. Bu çalışmada Irak'ta bir Devlet Hastanesinde çalışan acil servis hemşirelerinden acil servislerin psikolojik etkilerine ilişkin soruları yanıtlamaları istenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin sunumunda frekans (sayı, yüzde) analizleri kullanılmıştır. %68,3'ünün ruh sağlığının bozuk olduğu, %87,5'inin depresyon ilacı ihtiyacı olduğu ve %46,7'sinin acil serviste çalışırken hasta ve yakınlarından sözlü veya fiziksel şiddete maruz kaldığı belirlenmiştir. Hemşirelerin %75'i kişinin işi nedeniyle zihinsel bir bozukluk geliştirebileceğine inanmakta, %90'ı acil servisteki çalışma koşullarından memnun, %84,2'si acil serviste yaptıkları iş için takdir edildiklerine inanmakta olup %95'i işteçok stresli hissetmektedir. Araştırmada hemşirelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma saatlerinin kısaltılması, hemşire sayısının arttırılması, hemşirelik mesleğinin kurumsallaşması, uzmanlık eğitimine önem verilmesi, ekonomik koşulların iyileştirilmesi, gönüllülüğe önem verilmesi gibi önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Hastane, Hemşire, İş Stresi, Psikolojik Etkiler, Şatrah

Acil servis-hastaneAcil tıpHastane hemşireleri+6
Ahmed Faısal Kareem Alkaabı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Psychological distress and related factors in nurses working at hospital

Psychological distress is stated that some clinical disorders may start, and if not intervened and persist for a few weeks, it may cause mental disorders such as depression and burnout syndrome. Nurses who take on roles for direct patient care constitute an important group of employees in terms of examining psychological distress situations. The aim of the study is to determine the level of psychological distress and related factors in nurses working in the hospital. The population of the cross-sectional study is the nurses working in three hospitals in the city of Babil, Iraq. It was planned to reach the entire population and the research was carried out with 315 volunteer nurses between January and May 2022. Data were collected through the "Personal Information Form" and "Kessler's Psychological Distress Scale (K6-PSÖ)". The research data were descriptive statistical methods (number, percentage, min-max values, mean and standard deviation), Mann Whitney U test for the difference between two independent groups in the comparison of quantitative data in data with normal distribution, more than two independent In group comparison, Kruskal Wallis H test was applied and corrected Bonferroni was used to find the group that made a difference in case of difference. It was determined that the mean K6-PSS score was 19.26±6.14, the mean anxiety sub-dimension scores were 6.34±2.13 and the mean depression sub-dimension scores were 13.92±4.17. Psychological distress in nurses is high. In order to increase the psychological well-being of nurses, it is recommended to plan mental health protection and development activities on the variables determined to be related to the level of psychological distress

Nursing staff-hospitalHospitalsNurses+4
Mohammed Maytham Abbas Abbas
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde uyku kalitesi ile genel ruhsal durum ve depresyon düzeyi arasındaki ilişki

İş yaşamı ve ruhsal durum, bireyin uyku kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Uyku ise sağlığın vazgeçilmez bir unsuru olarak düşünülmektedir. Uyku kalitesindeki bozukluklar beden ve ruh sağlığının bozulmasına yol açabilir. Bu çalışmada bir ilçe devlet hastanesinde çalışan hemşirelerin uyku kaliteleri ile genel ruhsal durumları ve depresif belirti düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma Ağustos 2017-Temmuz 2018 tarihleri arasında İlçe Devlet hastanesinde çalışan 109 hemşireye, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu, "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)'', "Kısa Semptom Envanteri (KSE)" ve "Beck Depresyon Envanteri (BDE)" uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde Kruskal Wallis, Shaphiro wilk, Mann Whitney u, Allpairwise ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31.17 ± 8.165 olarak saptandı. Hemşirelerin %58.7' si (n=58) evli, %59.6' sı (n=65) dahili ve cerrahi dışındaki birimlerde çalışmaktadır. Araştırmaya katılan 54 hemşire uyku kalitesini "oldukça kötü" olarak değerlendirmiştir. PUKİ ile KSE Anksiyete alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE depresyon alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE olumsuz benlik alt boyutu arasında, pozitif yönde orta anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE somatizasyon alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki, PUKİ ile KSE hostilite alt boyutu arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). PUKİ toplam ile BDE arasındaki ilişki incelendiğinde; pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak hemşirelerin uyku kaliteleri azaldıkça genel ruhsal durumlarında bozulmalara ve depresif belirti düzeylerinde artışa neden olduğu belirlenmiştir.

Depresif bozukluk-majörHastane hemşireleriHemşireler+6
Abdullah Esen
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde bel ağrısının fonksiyonel yetersizlik düzeyi ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bel ağrısı, toplum genelinde yaygın olarak görülen, yaşam kalitesini ve fonksiyonel sağlık düzeyini olumsuz olarak etkileyen önemli sağlık problemlerinden biridir. Hemşirelik, bel ağrısı oluşumu açısından çeşitli risk faktörlerine sıklıkla maruz kalınan meslekler içerisinde yer almaktadır. Bu araştırma, hemşirelerde bel ağrısının, fonksiyonel yetersizlik düzeyi ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde görev yapan tüm hemşireler oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiş evrenin tümü örnekleme alınmıştır. Örneklem 514 hemşireden oluşmuştur. Araştırma öncesi, Ç.Ü. Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu ve araştırmanın yapıldığı hastane Başhekimliği'nden gerekli izinler alımıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Form 36, Oswestry Bel Ağrısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, hemşirelerin %85,4'ünün hayatlarının bir döneminde bel ağrısı çektiği, %57,8'inin ise halen devam eden bel ağrısı olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin yaşam kalitesi ölçeğinin (KF-36) alt ölçek puan ortalamalarının Fiziksel Fonksiyon 68,26±24,48; Ağrı 59,59±23,17; Sosyal Fonksiyon 58,22±23,12; Ruhsal Sağlık 57,40±17,91; Genel Sağlık Algısı 49,77±19,19; Canlılık 47,73±20,41; Fiziksel Rol Güçlüğü 28,21±20,71 ve Emosyonel Rol Güçlüğü 27,04±11,93 olduğu; en yüksek puan ortalamasını Fiziksel Fonksiyon ve en düşük puan ortalamasını Emosyonel Rol Güçlüğü alt ölçeklerinden aldıkları saptanmıştır. Bel ağrısı olan hemşirelerin Emosyonel Rol Güçlüğü alt ölçek puan ortalamalarının bel ağrısı olmayan hemşireler ile aynı olduğu ve KF-36'nın diğer alt ölçek puan ortalamalarının bel ağrısı olmayan hemşirelerin puan ortalamalarına göre daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Bel ağrısı olan hemşirelerin Oswestry Bel Ağrısı Ölçeği'den aldıkları puan ortalamalarının 11,09±6,18 olduğu; hemşirelerin çoğunluğunda hafif yeti yitimi olduğu; fonksiyonel düzeylerinin yaş, beden kitle indeksi, ekonomik durum, çalışılan birim, çalışılan birimden memnuniyet, günlük egzersiz süresi, yüksek topuk giyme, hayatın herhangi bir döneminde bel ağrısı yaşama ve mevcut bel ağrısı olma durumlarına göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Çalışmanın sonunda hemşirelerin yaşam kalitelerinin ve fonksiyonel düzeylerinin artırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Bel ağrısı, Fonksiyonel yetersizlik, Hemşire, Yaşam kalitesi

AğrıBel ağrısıHastane hemşireleri+5
İpek Köse
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir devlet hastanesinde görev yapan hastane çalışanlarında iklim değişikliği farkındalığı

YÜKSEK LİSANS TEZİ BİR DEVLET HASTANESİNDE GÖREV YAPAN HASTANE ÇALIŞANLARINDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FARKINDALIĞI Veysel ABALI Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü Hemşirelik Ana Bilim Dalı Halk Sağlığı Hemşireliği Tezli Yüksek Lisans Programı Danışman: Doç. Dr. Gizem Deniz BÜYÜKSOY Bu araştırmanın amacı, bir devlet hastanesinde görev yapan hastane çalışanlarında iklim değişikliği farkındalığının belirlenmesidir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki araştırmanın evrenini Nevşehir Devlet Hastanesinde görev yapan 1649 hastane çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, evreni bilinen örneklem formülü ile 333 olarak hesaplanmıştır. Araştırma örneklemi, mesleklere göre oluşturulan tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, Şubat-Temmuz 2024 tarihleri arasında yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, sosyodemografik özelliklerinin sorgulandığı tanıtıcı özellikler formu ve İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (İDFÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis testi ile gruplar arası karşılaştırmalar için düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada etik kurul izni, kurum izni ve katılımcılardan yazılı ve sözlü onam alınmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların %42,7'si 30-39 yaş arasında, %56,8'i kadın, %28.8'i hemşire, %59,2'si lisans mezunu, %60,4'ü evlidir. Katılımcıların %39.3'ü 1-5 yıldır çalışmakta olup %30,9'u acil serviste, %67.3'ü nöbet usulü çalışmaktadır. Araştırmada katılımcıların İDFÖ toplam puan ortalaması 228,11±19,32, İklim Değişikliği Farkındalığı Alt Boyutu puanı 37,88±4,96, Sorunu Algılayış Şekli Alt Boyutu puanı 21,74±2,78, İklim Değişikliği Nedenlerine İlişkin Bilgi Alt Boyutu puanı 40.01±4.26, İklim Değişikliği Endişesi Alt Boyutu puanı 48,97±4,70, Davranışlar ve Politikalardan Beklentiler Alt Boyutu puanı 79,51±7,09 olup katılımcıların iklim değişikliği farkındalığının yüksek olduğu belirlenmiştir. İDFÖ toplam ve alt boyut puanları ile cinsiyet, meslek, eğitim düzeyi, aylık gelir algısı, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, meslekte çalışma süresi ve çalışılan birim arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda; sağlık kurumlarında iklim değişikliği farkındalığını destekleyen ve farklı sosyokültürel gruplarda iklim değişikliği farkındalığının incelendiği çalışmaların planlanması önerilir. Ağustos 2025, 70 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Farkındalık, Halk sağlığı hemşireliği, Hastane personeli, İklim değişikliği

Devlet hastaneleriHalk sağlığı hemşireliğiHastane hemşireleri+2
Veysel Abalı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin ağrı yönetiminde bilgileri ve ilaç dışı yöntem kullanımı

Araştırma, hemşirelerin ağrı yönetiminde bilgileri ve ilaç dışı yöntem kullanımını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma, Eylül ile Ekim 2018 tarihlerinde, Mersin ili Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dahili-Cerrahi servis ve Yoğun Bakımlarında çalışan 169 hemşire ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Verilerin toplanmasında, kişisel bilgi formu, Hemşirelerin Ağrı ile İlgili Bilgi ve Davranış ölçeği ve İlaç Dışı Yöntemler Formu kullanıldı. Veriler, SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak değerlendirildi. Verilerin değerlendirilmesinde, "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemleri kullanıldı. Araştırmaya katılan hemşirelerin, 15(%8.9)'inin lise mezunu, 144(%85.2)' ünün lisans mezunu, 10(%5.9)'unun yüksek lisans mezunu olduğu belirlendi. Hemşirelerin 117(%69.2)'sinin kadın olduğu, yaş ortalaması "29.72 ± 5.54" ve 96(%56.8)'sının 30 yaş altı olduğu görüldü. Ağrı yönetiminde 88(%52.1)' inin farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemleri kullandıkları tespit edildi. Hemşirelerin ağrı bilgileri, tutum anketinden, lise mezunlarının5,46±1,88 ve lisans mezunu hemşirelerin 5.99±2.41 aldıkları puan ortalamaları birbirine yakın sonuçlar olduğu saptandı. Hemşirelerin ağrı ile ilgili bilgi puanları ve eğitim düzeyi, çalışılan klinik, çalışma süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin ağrı tanılaması ve ağrının non- farmakolojik yönetimleri bilme ve uygulama konusunda yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıkları saptandı.

AğrıAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+6
Hümeyra Yüksel
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin afete hazırlık inanç düzeylerinin belirlenmesi

Araştırma, hemşirelerin afete hazırlık inanç düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 457 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini çalışmaya katılmaya gönüllü 400 hemşireden oluşturmaktadır. Veriler sosyo-demografik özellikler anket formu ve Genel Afete Hazırlık İnanç Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,55, %56'sının evli olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin Genel Afete Hazırlık İnanç Ölçek puan ortalaması 122,36±8,74 olarak saptanmıştır. Afet planlarını bilen, tatbikatlara katılan ve afet yöneticisini tanıyan hemşirelerin afet hazırlık puanları anlamlı biçimde daha yüksek çıkmıştır. Eğitim düzeyine göre yalnızca "algılanan engeller" alt boyutunda, gelir durumuna göre ise "öz yeterlilik" boyutunda farklılık gözlenmiştir. Meslekte çalışma yılı arttıkça "eyleme geçiriciler" boyutunda anlamlı fark oluşmuştur. Buna karşın afet eğitimi alma veya afet hemşireliği dersi görme durumunun ölçek puanlarına anlamlı etkisi olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak hemşirelerin afetlere hazırlık düzeyleri genel olarak orta düzeyde bulunmuştur. Afet eğitimleri uygulamalı ve tekrar eden formatta verilmelidir. Hastane afet planları aktif olarak kullanılmalıdır.

Doğal afetlerHastane hemşireleri
Turan Ekici
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin sosyal baskınlık yönelimleri ve örgütsel güvenle ilişkisi

Amaç: Hemşirelerin sosyal baskınlık yönelimleri ve örgütsel güvenle ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışma, Mart-Mayıs 2018 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi'nde çalışmakta olan hemşireler oluşturdu (N=298). Araştırmanın örneklemini, 219 hemşire ve yönetici hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden hemşirelerden yüz yüze görüşme yöntemi ile veriler toplandı. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgiler Formu, Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği (SBYÖ), Örgütsel Güven Ölçeği (ÖGÖ) kullanıldı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ölçeklerin alt boyut ortalama ve standart sapmaları, hesaplandı. Ölçeklerin Cronbach alfa değerlerine bakıldı, iki ölçek puanları arasında kolerasyon analizi yapıldı. Ölçek puanlarıyla hemşirelerin demografik özellikleri arasında ilişkiyi belirlemek için Ki-kare, Mann Whitney U testleri kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin SBY ölçeği ortalaması 50,18±16,91 olarak bulundu. Hemşirelerin ÖGÖ alt boyut ortalamaları; yöneticiye güven 3,96±1,08, kuruma güven 3,25±1,15, çalışma arkadaşlarına güven ortalaması ise 4,54±0,84 olarak belirlendi. Sosyal baskınlık yönelimi ile yöneticiye güven ve çalışma arkadaşlarına güven arasında anlamlı bir ilişki görülmezken, kuruma güven ile arasında pozitif yönde zayıf anlamlı bir ilişki bulundu (r=0,151, p<0,05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan hemşirelerin orta düzeyde SBY izledikleri; yaş, eğitim düzeyi arttıkça SBY puanlarının da artığı gözlendi. Beklenildiği gibi, erkek hemşirelerin SBY puan ortalamaları ile kadınların SBY puan ortalamaları arasında anlamlı fark görüldü. Hemşirelerin ÖGÖ puan ortalamaları literatüre oranla düşük saptandı. Hemşirelerin en fazla çalışma arkadaşlarına, en az da kuruma güvendikleri görüldü. Anahtar kelimeler: Sosyal baskınlık yönelimleri, örgütsel güven, HemĢirelik

Hastane hemşireleriHastane yönetimiHemşireler+5
Ali Kaplan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde internet bağımlılığı ve zaman yönetimi ilişkisinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelerde internet bağımlılığı ve zaman yönetimi ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem:Tanımlayıcı ve açıklayıcı tipte olan bu çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 15.04.2018 – 15.10.2018 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini hastanede servislerde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 250 hemşire oluşturdu. Veri toplama aracları; Bilgi Formu, İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ) ve Zaman Yönetimi Ölçeği (ZYÖ)'dir. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 32,56±8,19,%72,8'i kadın, %55,0'ı evli, %57,1'i lisans mezunudur. Hemşirelerin%52,4'ünün zamanı kullanma durumunun orta düzeyde olduğu, %44,0'ının 10 saatten az/haftada internette geçirdiği tespit edildi.İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve alt boyutları; yoksunluk, kontrol güçlüğü, işlevsellikte bozulma, sosyal izolasyon sırasıyla 26,51±9,38, 18,96±7,53, 12,51±5,84, 11,40±5,15 ve 69,66±24,43'tür. Zaman Yönetimi Anketi ve alt boyutları; zaman planlaması, zaman tutumları, zaman harcattırıcılar ve zaman yönetimi ölçeği toplam puan ortalamaları sırasıyla 49,25±10,97, 23,46±4,25, 13,20-3,28, 86,00±14,79 olarak bulundu. Hemşirelerin İBÖ ve alt boyutları ile ZYÖ ve alt boyutları arasındaki korelasyon orta, negatif ve anlamlı olarak belirlendi. Sonuçlar: Hemşirelerin İnternet Bağımlılığı Ölçeği ile Zaman Yönetimi Anketi puan ortalamaları arasında negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki bulundu. Örneklem sayılarının arttırılarak konuyla ilgili farklı gruplarda çalışmaların yapılması önerilebilir.

BağımlılıkHastane hemşireleriHemşireler+6
Çetin Eroğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık profesyonellerinde ergonomi ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amaç sağlık profesyonellerinde kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ve ergonominin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, İzmir ilinde bulunan bir eğitim araştırma hastanesinde çalışan 321 sağlık personeli ile yürütüldü. Araştırmada veriler, gündüz mesai saatleri içerisinde birey tanıtım formu ve Cornell Kas İskelet Rahatsızlıkları Anketi ve Ergonomi Ölçeği 'nden oluşan bir anket formu kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler ve korelasyon analizi yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan sağlık profesyonellerinin yaş ortalaması 32,6 ± 8,5 (18-64) yıl olup büyük çoğunluğu (%60,1) kadın idi. Sağlık profesyonellerinin %31,5'inde meslek ile ilgili en az iki hafta süre ile tüm gün süren kas iskelet sistemi şikayeti olduğu ergonomilerinin de orta düzeyde olduğu bulundu. Sağlık profesyonellerinin Cornell Kas İskelet Rahatsızlıkları Anketi ile Ergonomi Ölçeği' nden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Sonuçlar: Araştırma sonucunda, sağlık profesyonellerinin ergonomileri azaldıkça mesleki kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığı, çalışma alanlarının sağlık profesyonellerinin postür ve ergonomilerini destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerekliliğini gösterdi. Anahtar Kelimeler: Kas iskelet hastalıkları, hastane hemşireleri, bilişsel ergonomi

Bilişsel ergonomiHastane hemşireleriHemşireler+4
Cansu Ülgüdür
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini bir devlet hastanesi' nde görev yapan 217 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri "Hemşire Tanıtım Formu" ve "Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği (HTHEÖ)" kullanılarak, yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde One Way Anova, t testi, Kruskal Wallis varyans analizi, ki-kare ve Pearson korelasyon testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %18,9 (n=41)' unun tıbbi hata yaptığı, bu hatalardan %18 (n=39)' inin ilaç uygulama ve %4,6 (n=10)' sının "yanlış kayıt" (%4,6) olduğu belirlendi. Tıbbi hata kayıt bildirim oranı %4,9 olarak bulundu. Kadın hemşirelere göre erkek hemşirelerin daha fazla tıbbi hata yaptığı, eğitim durumlarına göre üniversite mezunlarının daha az tıbbi hata yaptıkları belirlendi. HTHEÖ toplam puanı 223,6±12,8 olup, tıbbi hata yapanlara göre yapmayanların HTHEÖ toplam puanlarının daha yüksek olduğu bulundu. Yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışılan servis ve çalışma şekillerine göre HTHEÖ puanları arasında anlamlı fark bulunmazken, kadın hemşirelere göre erkek hemşirelerin HTHEÖ puanları daha düşük bulundu. Ölçeğin "Hastane Enfeksiyonları" alt boyut puan ortalamalarının acil servisinde çalışan hemşirelerde daha düşük, "İlaç ve Transfüzyon Uygulamaları" alt boyut puan ortalamalarının ameliyathanede çalışan hemşirelerde daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç: Araştırma sonuçları, hemşirelerde tıbbi hata yapma oranının yüksek ancak tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğunu, hatalarını bildirme konusunda isteksiz davrandıklarını gösterdi. Bulgular doğrultusunda, hemşirelere tıbbi hatalar ve hataların bildirimleri konusunda eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşire, tıbbi hatalar, etkileyen faktörler.

Acil hemşirelikAmeliyathane hemşireliğiHastane hemşireleri+5
Hayriye Baştürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin yöneticilerine ilişkin dönüşümcü liderlik algıları

Bu çalışmanın amacı devlet hastanelerinde görev yapan hemşirelerin demografik özelliklerinin yöneticileri için algıladıkları dönüşümcü liderlik özellikleri üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Araştırmanın evrenini 2016 yılında Bursa il ve ilçe devlet hastanelerinde görev yapmakta olan hemşireler oluşturmaktadır. Örneklem ise evrende yer alan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 375 hemşiredir. Veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır ve oluşturulan anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Yapılan bu çalışmada deneklerden toplanan veriler SPSS 21 paket programı vasıtası ile analiz edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistiklerden frekans yüzde ve ortalama kullanılmıştır. Çalışmada yapılan tüm analizler %95 güven düzeyinde test edilmiştir. Araştırma sonucuna göre kadın hemşirelerin erkek hemşirelere göre yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarını daha yüksek düzeyde sergilediklerini, evli ve bekar hemşirelerin yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarını bir birine benzer düzeyde sergiledikleri, farklı yaş grubundaki hemşirelerin yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışlarını bir birine benzer düzeyde sergiledikleri, ön lisans mezunları lisans mezunlarına göre yöneticilerinin idealleştirilmiş etki/karizma liderlik davranışını daha fazla sergiledikleri, 11-15 yıl kıdeme sahip olanların 6-10 yıl kıdeme sahip olanlara göre yöneticilerinin dönüşümcü liderlik davranışını daha yüksek düzeyde sergiledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, Hastanelerde Dönüşümcü Liderlik

Dönüşümcü liderlikHastane hemşireleriHemşireler+4
Tanju Öndeş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde mesleki yaşam kalitesi merhamet memnuniyeti merhamet yorgunluğu

Çalışmanın amacı, cerrahi hastalıkları kliniklerinde çalışan hemşirelerin, çalışan yaşam kalitesini oluşturan mesleki tatmin, tükenmişlik ve yardım gereksinimi düzeyleriyle etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırma 2016 Şubat ve Mayıs ayında gerekli kurumsal izinler alınarak Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilmiş tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Yoğun bakım, acil ve cerrahi kliniklerde çalışan 207 hemşireyle araştırma yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi SPSS.20 istatistiksel yazılım programında yapıldı. Verilerin analizinde bağımlı bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında sayı yüzdelik, t testi, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U kullanıldı. Hemşirelerin çalıştıkları bölüm ile mesleki tatmin puan ortalamaları karşılaştırıldığında kliniklerde çalışanların puan ortalamalarının diğer bölümlere kıyasla daha fazla olduğu gruplar arasındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<0.05). Tükenmişlik alt boyutu puan ortalamaları ile hemşirelerin görevleri karşılaştırıldı, klinik hemşiresi olarak çalışanların puan ortalamalarının diğer gruplara oranla daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. Tükenmişlik ortalamasıyla hemşirelerin görevleri arsındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<0.05). Mesleği isteyerek seçenlerin mesleki tatminlerin daha yüksek olduğu ve gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu sonucuna ulaşıldı (p<0.01). Sonuç olarak, hemşirelikte yaş ilerledikçe mesleki tatmin oranının artığı, kadınların mesleki tatmin oranlarının, erkeklerin tükenmişlik oranların yüksek olduğu, eğitim düzeyi düştükçe yardım gereksinimi artığı, kliniklerde çalışmanın mesleki tatmin oranını yükselttiği söylenebilir.

Hastane hemşireleriHastanelerHastaneler-üniversite+7
Tuba Denk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hemşirelerinde iş yükünün malpraktis eğilimi ve memnuniyet düzeylerine etkisi

Amaç: Bu çalışma cerrahi hemşirelerinde iş yükünün malpraktis eğilimi ve memnuniyet düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırma 15 Ekim – 15 Kasım 2019 tarihleri arasında İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini; hastanenin cerrahi kliniklerinde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 230 hemşire oluşturdu. Veri toplama araçları olarak; Bilgi Formu, İş yükü Ölçeği (İYÖ), Malpraktis Eğilim Ölçeği (MEÖ) ve Memnuniyetin ölçülmesi için VAS skalası kullanıldı. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca hesaplandı. Sosyodemografik özellikler ile ölçek puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için T testi, Anova, Mann Whitney U Testi, Kruskall Wallis Testi ve Spearman korelasyon analizi yapıldı. Bulgular Hemşirelerin yaş ortalaması 34,12±8,72, %53'ü 34 yaşın altında, %80,9'u kadın, %56,5'i evli, %59,1'i lisans mezunudur. Malpraktis eğilim ölçeği alt boyutlarının ortalamaları sırasıyla; ilaç uygulamaları ve transfüzyon (86,00±7,12), düşmeler (22,06±3,33), hastane enfeksiyonları (55,53±6,04), hasta izlemi/malzeme güvenliği (40,34±5,25), iletişim (23,35±2,43)'dir. Hemşirelerin meslekten memnun olma 5,84±2,77, kurumdan memnun olma 5,20±2,47 ve birimden memnun olma düzeyi 6,20±2,67 olarak bulundu. Hemşirelerin iş yükü ölçeği ortalama puanı 3,30±0,71'dir. Hemşirelerin iş yükü puan ortalamaları ve malpraktis eğilim ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Hemşirelerin İYÖ toplam puanı ile meslekten ve kurumdan memnun olma düzeyi puanları arasında negatif yönde ve zayıf, İYÖ toplam puanı ile birimden memnun olma düzeyi puanı arasında ise anlamlı, negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki bulundu. Sonuçlar: Hemşirelerin iş yükü ve MEÖ puanları arasında bir ilişki bulunmamasına rağmen; İYÖ toplam puanı ile meslekten ve kurumdan memnun olma düzeyleri arasında zayıf, negatif yönde, birimden memnun olma düzeyi ile orta, negatif yönde anlamlı ilişki tespit edildi. Örneklem sayılarının arttırılarak konuyla ilgili farklı gruplarda çalışmaların yapılması önerilebilir.

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+4
Gamze İpek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin profesyonel değerleri ile merhamet ve sabır düzeyleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırmada, hemşirelerin profesyonel değerleri ile merhamet ve sabır düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Ağustos-Ekim 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi"nde görev yapan 156 hemşire ile yapılan tanımlayıcı kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri 'Hemşire Tanıtım Formu', 'Hemşirelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği', 'Merhamet Ölçeği' ve 'Sabır Ölçeği' kullanılarak toplandı. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 (Statistical Package For Social Science) programında sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistik yöntemleri; ikili grupların ortalamaları arasındaki farkı test etmek ve bağımsız örneklem gruplar için t testi kullanıldı. Çoklu grupların ortalamalarını test etmek için tek yönlü varyans analizi yapıldı. Değişkenler arasındaki ilişkiselliği test etmek için Pearson Korelasyon testi uygulanarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırma bulgularına göre; hemşirelerin; profesyonel değerler ölçeği puan ortalaması 122,00±16,73; merhamet ölçeği puan ortalaması 94,89±10,90 ve sabır düzeyleri 44,74±7,35 olarak bulundu. Çalışmada hemşirelerin profesyonel değerleri ile sabır düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ancak zayıf bir ilişkinin olduğu ve 'Sabır Ölçeği' ile (r=,163, p=,042) de arasında pozitif yönde; anlamlı ancak zayıf bir ilişkinin olduğu saptandı. Hemşirelerin profesyonel değerleri ile merhamet düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ancak zayıf bir ilişkinin olduğu ve 'Merhamet Ölçeği' ile (r=,254, p=,001) de arasında pozitif yönde, anlamlı ancak zayıf bir ilişkinin olduğu saptandı. Sonuçlar: Hemşirelerin Profesyonel Değerleri ile Merhamet ve Sabır düzeyleri arasında ilişki olduğu, profesyonellikleri arttıkça merhamet ve sabırlanınında arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, merhamet, profesyonel değerler, sabır.

Hastane hemşireleriHemşirelerHemşirelik+5
Hasan Süzen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin COVİD-19 virüsünden korunmak için aldıkları önlemler ile stres ve stresle baş etme yöntemleri

Amaç: Bu araştırmanın amacı, hemşirelerin Covid-19 virüsünden korunmak için aldıkları önlemler ile stres ve stresle baş etme yöntemlerini belirlemektir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel desene göre yapılan araştırma, Ağustos 2020- Mart 2021 tarihleri arasında Manisa Şehir Hastanesinde çalışan hemşireler ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 237 hemşire oluşturmuştur. Veriler, Hemşire Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 15.0 paket programında yapılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin Covid-19 hastalara bakım verirken en çok kullandıkları koruyucu önlemler eldiven (%96,6), maske (%95,3), N95 maske (%90,7) olarak bulunmuştur. Hemşireler en çok ailelerine veya yakın çevrelerine virüs taşıma, fiziksel veya psikolojik rahatsızlıklar yaşama konularında kendilerini stresli hissettikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin algılanan stres ölçeği toplam puanı 30,36±5,63 olarak saptanmıştır. Hemşirelerin stresle başa çıkmada; kendine güvenli yaklaşım alt boyutu puan ortalamaları 19,83±3,44, iyimser yaklaşım alt boyutu puan ortalamaları 13,99±2,37, çaresiz yaklaşım alt boyutu puan ortalamaları 18,23±4,15, boyun eğici yaklaşım alt boyutu puan ortalamaları 12,89±2,98, sosyal destek arama yaklaşımı alt boyutu puan ortalamaları ise 10,83±1,97 olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda hemşirelerin büyük çoğunluğu Covid-19 pandemi sürecinde stresli hissettikleri belirlenmiştir. Stresle baş etme yöntemlerini kullanmada yetersiz oldukları belirlenmiştir. Sağlık kurumları hemşirelerin üzerindeki stresi azaltıp daha motivasyonlu bir şekilde çalışmalarını desteklemelidir.

COVID 19Hastane hemşireleriHemşireler+7
Ayşe Nur Fırat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

The dıabetes obstacles questıonnaıre (doq) diyabetteengeller ölçeği)'nin Türkçe geçerlilik güvenirlik çalışması

Giriş: Bu araştırmada, Tip 2 diyabetli hastaların günlük yaşamda hastalıkları ile baş etmelerinde karşılaştıkları engelleri belirlemeye yarayacak (The Diabetes Obstacles Questionnaire) Diyabette Engeller Ölçeğinin Türk diline uyarlanması, geçerlilik ve güvenirlilik çözümlemelerini yapılması amaçlanmaktadır. Method: Diyabette Engeller Ölçeği'nin (DEÖ) Türkçe Sürümünün Türk Diline uyarlanması, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasının yapılması için planlanmış metodolojik bir çalışmadır. Çalışmamız gerekli izinler alındıktan ve çeviriler yapıldıktan sonra Manisa Devlet Hastanesi Endokrinoloji polikliniği ve Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Endokrinoloji polikliniğinde en az 1 yıldır Tip 2 diyabet tanısı almış 400 Tip 2 diyabetli hasta üzerinde uygulanmıştır. Benzer kavramları ölçen bir ölçek ile olan birliktelik düzeyleri incelenmesi amacıyla WHOQOL – 8 yaşam kalitesi ölçeği DEÖ ile birlikte uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.00 for Windows programı kullanılmıştır. Geçerlilik çözümlemesinde ölçeğin öncelikle yapı geçerliliği test edilmiş, bunun için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Kriter geçerliliğinde ölçeğin hastalık şiddetini, kullanılan tedavi rejimini, cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyinde ayırt edici olması beklendiği için bağımsız gruplarda t testi ve bağımsız gruplarda tek yönlü varyans analizi ile sınama yapılmıştır. Ölçeğin güvenirlilik değerlendirmesi için iç tutarlılık katsayısı (cronbach alfa değeri) incelenmiş, her bir maddenin boyut ile olan ilişkisini değerlendirmek için madde-toplam korelasyonları ve madde silindiğinde iç tutarlılık katsayıları değerlendirilmiştir. Ayrıca 30 kişi üzerinde ölçek maddeleri en fazla 1-2 hafta ara ile tekrar uygulanmış, test-tekrar test sınaması yapılmıştır. Test-tekrar test uygulamasında, Sınıf içi Korelasyon Katsayısı (Intraclass correlation coeffience, ICC) değerleri incelenmiştir. Sonuç: DEÖ, güvenilirlik bulgularına baktığımızda ölçekteki bazı maddeler alt boyutlar ile güvenilirlik açısından uyumsuzluk gösterdiği için çıkartılmıştır. DEÖ alt boyutlarının Cronbach's Alpha katsayılarının 0.633- 0.846 arasında değiştiği belirlenmiştir. DEÖ' nün iç tutarlılığı iyi düzeydedir. Alt boyutların test- tekrar test sonucunda sınıf içi korelasyon katsayısı(ICC) 0.86- 0.97 arasında değişmektedir. Bu açıdan bakıldığında ölçek kararlı ve değişmez bir şekilde kavramları ölçebilmektedir. DEÖ' nün benzer kavramları ölçen bir ölçekle yani WHOQOL- 8 yaşam kalitesi ölçeğiyle anlamlı ilişki göstermesi DEÖ' nün kriter geçerliliğini sağladığını göstermektedir. DEÖ' nün AFA sonucunda KMO değerleri açısından faktör yapısı oluşturabilecek yeterli örneklem büyüklüğüne sahip olduğu, alt boyutların açıklanan varyans yüzdelerinin %40 üzerinde olduğu, üretilen faktör sayılarının orijinal ölçekle benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliğinde uyumsuz değerler olmakla birlikte kabul edilebilir düzeyde sonuçlar vardır. Ölçek birçok diyabetle ilgili sağlık durumu ve davranış ile tutumu ayırt edebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında ölçek farklılıkları ayırt edebilmektedir. Ölçek hasta ve tedaviye uyumun değerlendirilmesinde, hemşirelik bakımının planlanmasında kullanılabilir bir ölçek olarak değerlendirilebilir. DEÖ Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, Diyabette Engeller, Yaşam Kalitesi, Geçerlilik- Güvenilirlik

Hastane hemşireleri
Gülsüm Kahraman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2014
00

Related subjects