Political participation
147 theses under this subject heading
İşçinin politik görüş ve faaliyetlerinin iş ilişkisine etkisi
İşçinin politik faaliyetleri, en kısa tanımıyla, siyasi iktidarın kararlarını etkilemeye yönelik davranışlardır. Bu tanım çerçevesinde işçinin bireysel ve kolektif (toplu) politik faaliyetleri politik görüş, inanç ve eylemler çerçevesinde gerçekleşir. Kavram siyaset bilimi, sonrasında temel hakların yatay etkisi gereğince anayasa hukuku ve iş hukuku bağlamında ele alınmalıdır. Temel hakların yatay etkisine göre, politik faaliyet özgürlüğü iş ilişkisini de etkiler. Politik faaliyet özgürlüğünün bu etkisi, öncelikle iş sözleşmesinin temel kavramları olan işçi, işveren ve işyeri açısından ele alınmalıdır. Bunun sonrasında politik görüşün araştırılması noktasında, işverenin müdahale alanını tespit etmek gerekir. İşverenin bilgi toplaması sorular, testler, internet, yapay zekâ ve güvenlik soruşturmaları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Birinci olarak işçinin bireysel politik faaliyetleri, iletişim araçlarının özel amaçlı kullanımı ile gerçekleşebilir. Bu bakımdan iletişimin işverence izlenmesi de önem arz eder. İkinci olarak politik faaliyetler içerisindeki görüş açıklamaları, işyerinde ve işyeri dışında (özel yaşam içerisinde) ele alınmalıdır. Ayrıca politik inanç bağlamında vicdan çatışmasının iş ilişkisindeki sonuçları da açıklığa kavuşturulmalıdır. İşçilerin kolektif politik faaliyetleri ise kolektif (toplu) eylem hakkının politik amaçlı kullanımı ve siyasi grevler çerçevesinde incelenmelidir. Son olarak işçinin politik faaliyetlerinin iş sözleşmesinin feshi bakımından sonuçları, işveren ve işçinin fesih hakkı açısından araştırılmalıdır. Kural olarak politik görüş ve faaliyetler fesih sebebi olarak kabul edilemez ise de, feshe ilişkin bazı durumlar, iş güvencesi kapsamında olan ve olmayan işçiler bakımından ele alınabilir. Diğer yandan katılımcı demokrasi yaklaşımını benimsemek adına, iş ilişkisinde işçinin politik faaliyet özgürlüğüne işverence ölçüsüz müdahale gerçekleştirildiğinde, işçinin iş sözleşmesini derhal fesih hakkının bulunduğunu kabul etmek gerekir.
The role and impact of women on peace building issues in post conflict societies
Considering the devastating situation of women in the post-conflict societies, this research is analyzing the role and impact of women in peace Building issues in post- conflict societies. The main research question driving this thesis is: what is the impact of women participation during peace building on the outcome of the process. Women in post conflict societies- including Iraq (Kurdistan), Sudan and Afghanistan- have been vulnerable to the fatal effects of war and continual conflicts. As a result of these calamities, constructive role of women in the societies have been underestimated and thus, largely women have been marginalized to participate in public and social events in their related societies. Women are considered as Pacific's groups who don't incline to start wars, but to make peace. This is why mostly women are excluded to take part in peace negotiations and other important national decision-makings. Despite all of such discriminations, my thesis explores the local women initiatives in different post conflict societies aimed to shift the exclusive role of male -dominated decision makings into a more inclusive program where women can freely represent and fight for their rights too. In this regard, the thesis presents the local initiatives perpetrated by the women activists in Iraq (mostly Kurdistan), Sudan and Afghanistan, which improved women status in peacemaking issues and political participation. A great success by woman gain is lobbying for application of SCR 1325, provides basis for women participation and a foundation for peace, and conventions like CEDAW which supports for women empowerment and prevent any type of discrimination against women in these societies. Nonetheless, incredible barriers and obstacles stand on the way to women empowerment in post conflict societies. To mention some, insecurity, low level of economy, corruption, traditionalism of societies all prevent women to take an effective part in peace making issues and participate in governance. Therefore, the role of women in peace building is still contested and women still struggle to fight for their rights in post conflict societies, despite of the heavy rhetoric of international community for supporting women empowerment.
Women in politics in islamic states: A case study of Afghanistan and Pakistan
The present thesis aims to determine the actual states of women in politics of Afghanistan and Pakistan and find out the factors that effect on women's political participation and restrict the level of participation. This thesis emphasizes that the equal participation of men and women in governmental process and political affairs is essential for reaching to the free and fair society. Through findings of this thesis the success of democracy is directly dependent on the equality based on gender, ethnic, creed, religion and so on. The research context of this thesis goes to Islamic states and particularly analyzing the status of women in Afghanistan and Pakistan. The traditional culture, patriarchy, misinterpretation of religion founded as the main obstacles of women deprivation of politics within these two Islamic democratic states, that these factors causes for the emergence of gender based violence, discrimination, rape and idea of behaving with women as the second gender. This thesis goes to analyze and find out the different interpretation of Islam and democracy perspectives regarding to women social and political activities. Through this thesis we found out that the level of women's political participation had been raised after 2000 in both countries, reforms 2000 in Pakistan and coming of new democratic regime along with international support caused for women to be more empowered and active in politics and persuaded women to get apart in political and social affairs of these two societies. Analyzing of historical circumstances of women in both countries, helped this thesis to be more serious in finding the actual position of women in two traditional societies, that are mostly influenced of patriarchal culture in case of women. The share of women in politics had been raised, but only in numbers, while still women who are direct or indirect involved in political affairs or legislative organs experiencing a symbolic role with no authority of decision making. This thesis found out that the women are still used as a tool for having more power in government and more seats in legislative body of government in Pakistan, and for getting more support of international community by government in Afghanistan. Along with the above factors that helped women to be involved in politics, the legal contexts of both countries motivated women to be aware of their rights and participate in elections as voters and as candidate, but there have never been a fully protected atmosphere for women to compete with male candidate of the elections. The reasons that are found in this thesis again goes to the deep rooted traditional culture and misconception of Islam. The recommendation of this thesis for empowering the women for their equal rights goes to combat for annihilation of traditional culture and establishing the a theory along with democratic aspects.
Türkiye-AB ilişkilerinin kadının siyasal hayata katılımına etkisi
Siyaset yüzyıllardır ata-erkil düzen ile inşa edilmiştir. Kadınlar anayasada hukuki anlamda siyasal katılım hakkı bulmuş olsalar da bu hakkın kullanılabilirliği tartışmalıdır. Yıllardır süregelen erkek egemen toplum özelliği ile kadınlar siyasete katılım konusunda hala yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Demokratik bir devlet olmanın temellerini oluşturan eşit katılım ilkesi; kadınların siyasal katılımının göz ardı edilmesi ile zedelenmektedir. Ülkemiz için; kadınların siyasal hayattaki konumları, eşit katılım ilkesi ve temsilde adaletin sağlanması yönünde demokratik bir devlet olma yolunda gerekli adımlar atılmalıdır. Bu sebeple konuya uluslararası çerçeveden bakılarak ve Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizin kadının siyasal hayata katılımında etkisi incelenmektedir. Siyasal katılım kavramı; cinsiyet temelli ayrım olmaksızın eşit şekilde gerçekleştirilmelidir. Avrupa Birliği mevzuatı ve ikincil kaynaklarında kadının siyasal hayata katılımına ilişkin, bu eşitliği sağlamak adına maddeler ve uygulamalar mevcuttur. Avrupa Birliği, Kuruluşunda ekonomik temelli sebepler ile kadın katılımı konusuna yer vermiştir Sonraki yıllarda kadının eşit katılımı ve cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi temel prensip halini almıştır. Her yıl kadına ilişkin program düzenleyen Avrupa Birliği için kadının siyasal katılımı konusu oldukça önem taşır. 1959 yılında temeli atılan Türkiye-AB ilişkileri 2005 yılında başlanan müzakereler ile, Avrupa Birliğine uyum sürecinde cinsiyet eşitliği konusuna önem verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasal Katılım, Kadın, Türkiye, Avrupa Birliği
Siyasal katılım ve siyasal temsilde kota uygulaması
Günümüz dünyasında kadın temsilindeki krizin nedeni kadının siyasal hayata aktif katılım ve ilgi göstermemesindendir. Kadının siyasal hayata aktif katılması ve ilgi alanına girmesi için önündeki engeller tespit edilmelidir. Kadının siyasal hayata aktif katılmasının nedenleri; doğumu ile hak kazandığı yurttaşlık haklarını kullanabilmesi, parçası olduğu toplumda karar alma mekanizmalarına katılabilmesi ve kendi doğrularını savunabilmesidir. Siyasal toplumun çağdaş demokrasi şartlarından bir tanesi de eşitlik ilkesidir. Günümüz dünyası ile eşitlik ilkesi gereğince kadının erkekle eşit koşula getirilmesi için pozitif ayrımcılıkla özel önlemler alınmalıdır. İlerleyen ve gelişen dünya düzeni, değişen bakış açıları, tabularından sıyrılmaya çalışan toplum düzenleri ile eşitlik ilkesinin tanımı da gelişmektedir. Bu nedenle eşitlik ilkesi ile ayrımcılık kavramı irdelenmeli ve "pozitif ayrımcılık" kavramı ile Yeni Dünya Düzenine göre yorumlanmalıdır. Bu çalışmada "Kadınların siyasal katılım ve temsilde erkeklerle eşit durumda olmadığı bilinmesine rağmen herhangi bir aksiyon sağlanmaması mı ayrımcılıktır yoksa pozitif ayrımcılık yapılarak eşitliğin sağlanması mı ayrımcılıktır?" sorusuna cevap aranacaktır. Çalışmada siyasal temsil ve katılımda kadın rolünün etkinleştirilmesi için kota uygulamasının savunması yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Katılım, Siyasal Temsil, Kota Uygulaması.
Türkiye'de muhafazakâr partilerde kadın örgütlenmesi ve kadınların siyasal süreçlere katılımı (Van Ak Parti kadın kolları örneği)
Türkiye'de kadınların demokrasinin gereği olarak siyasal süreçlere katılımı aktif bir şekilde sağlamaları tedricen mümkün olabilmiştir. 1980'lerden sonra çeşitlenen kadın hareketleri kadın mücadelesini daha da anlamlı kılmıştır. Özellikle İslamcılığın gelişimi ile beraber RP'nde; 2000'lerden sonra muhafazakâr bir parti olan Ak Parti'de kadın örgütlenmesi iktidar mücadelesinde kilit rol oynamıştır. Kadın örgütlenmesinin örneklerinden biri olan Kadın Kolları/Komisyonları kadınların siyasal katılımını ne ölçüde arttırdığı, aktif eylemleri gerçekleştirecekleri bir zemini sağlayıp sağlamadığı tartışma konusudur. Siyasal katılım konusunda hukuki iyileştirmeler yapılması yeterli midir yeterli değilse aktif siyasal eylemlere kadınların dahil olmasının nasıl mümkün olabileceği çözümlenmelidir. Toplumsal veya siyasal kültürden kaynaklı kadınların ikincil konuma itilmesi siyasal başarılarının önünde engel olacağından siyasi rekabet sürecinde kadınlar temsil ve yönetme yetkisini elde etmek, karar mekanizmalarında bulunmak için pek çok zorlukla mücadele etmektedir.
Gençlerin siyasallaşması ve siyasal katılımında kimlik ve din etkisi: Bingöl örneği
Bu araştırmanın amacı, siyasal katılımda kimlik ve din etkisini analiz etmektir. Siyasal katılım, genel olarak sosyolojik ve psikolojik etkilere bağlı olarak gerçekleşmektedir. Fakat bu çalışma sadece kimlik ve din değişkenleriyle sınırlı tutulmamıştır. Siyasal katılımı etkileyen birçok değişken bulunmaktadır. Aile, kitle iletişim araçları, akran grupları, eğitim, meslek bilgisi, yaş, toplumsal statü vb. değişkenlerin etkisi de araştırma sürecinde incelenmiştir. Çalışmada gençlerin; din, dini yaşantı, siyasi tercih ve kimlik aidiyeti hakkındaki görüşleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, gençlerin siyasi yatkınlıkları, siyaseti algılama biçimleri ve siyasal katılım pratiklerine yönelik bir tespit yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, çalışmanın amacına uygun 18-30 yaş aralığında 35 genç katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma, Bingöl ili sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örnekleme tekniği olarak amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme türü tercih edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesi olan birinci bölümde; kimlik, din, gençlik, siyaset ve siyasal katılım kavramlarına ilişkin teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, çalışmanın konusu, amacı ve önemi belirtilmiş, alan araştırması ile ilgili gerekli bilgiler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, saha çalışmasından elde edilen verilerin analizleri ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuç ve değerlendirme bölümüyle çalışma tamamlanmıştır.
Engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörler: Van'da engelli dernekleri üzerine bir araştırma
Bu çalışma engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörleri araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma evreni olarak Van merkezde bulunan engelli derneklerinin üyeleri belirlenmiştir. Nitel araştırma metodu benimsenerek, yarı yapılandırılmış görüşme formuna dayalı bir araştırma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında işitme, görme ve bedensel engelli bireylerden oluşan 10'u kadın toplam 30 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmeler ana temalara ayrılarak veri analizi yapılmış olup aile, aşiret, din, STK ve engellilik gibi değişkenlerin, engelli bireylerin siyasal tercihlerine ne oranda etki ettiği değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları itibariyle, bölgenin demografik yapısından kaynaklı aile, aşiret, din gibi kurumların birer aktör olarak engelli bireyler üzerinde de farklı düzeylerde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, siyasal yaşama katılma hakkı büyük oranda engellenen bireylerin, siyasi partilere güven duymadıkları tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak, engelli bireylerin, oy verme gibi fazla çaba gerektirmeyen siyasal etkinliğe katılım sağlama; seçilme gibi aktif çaba gerektiren siyasal etkinliklerden ise kaçınma eğilimi sergiledikleri görülmüştür.
Kadınların siyasete ilgileri ve katılım düzeyleri: Uşak ili örneği
Toplumu oluşturan bireyler karar alma süreçlerine katıldıkça demokratik sistemin meşruluğu artmaktadır. Bu noktada, demokratik sistemi sürdürmede dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların siyasal karar alma mekanizmalarındaki eksik temsili önemli bir sorundur.Günümüzde hukuki açıdan kadın ve erkek arasındaki eşitlik sağlanmış olmakla birlikte, cinsiyet eşitsizliği toplumsal yaşamın her alanında devam etmektedir. Örneğin kadınlar siyasal alanda geri plana itilmişlerdir. Kadınların siyasal alanda eksik temsil edilmesinin çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenler ülkeden ülkeye değişkenlik gösterse de her toplumda kadınlar, erkeklere oranla dezavantajlı konumlarını sürdürmektedirler.Bu çalışmanın temel amacı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden yola çıkarak, kadınların siyasete olan ilgilerini ve katılım düzeylerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda Uşak ilinde kadınların siyasete katılım düzeylerini ölçmek için 400 kadın üzerinde bir anket uygulaması yapılmıştır. Ayrıca Uşak ilinde toplumsal ve siyasal alanda öne çıkmış 21 kadınla görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, kadınların siyasal yaşama ilgileri ve katılım düzeyleri yapılan alan araştırmasından elde edilen verilerle görünürkılınmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, kadınların katılım düzeylerinin ülkemizdeki genel eğilimden farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Siyaset, Siyasal Katılım, Temsil, Kadın, Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Kadınların Siyasal Yaşama Katılımı
Benlik saygısı ve e-katılım ilişkisi üzerine Twitter ekseninde bir araştırma
Bu araştırmada akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter platformunda gerçekleştirmiş oldukları siyasal katılım davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilerek 503 akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler kişisel bilgi formu ile birlikte Rosenberg'in Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ve araştırma kapsamında inşa edilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği (TSKÖ) ile toplanarak analize tabi tutulmuştur. Bu kapsamda katılımcıların RBSÖ ve TSKÖ durumlarına yönelik ilişkileri Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak analiz edilirken, demografik faktörler ve RBSÖ/TSKÖ durumlarına yönelik farklılıklar ANOVA ve Independent Samples T Testleri ile analiz edilmiştir. Betimsel istatistikler ise Frekans Analizi gerçekleştirilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonunda ulaşılan bulgulara göre akademisyenlerin benlik saygıları ve Twitter'da gerçekleştirdikleri siyasal katılım durumları arasında; "siyasal ifade", "siyasal tartışmalara katılma" ve "yerel yönetime katılma" alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan akademisyenlerin RBSÖ dâhilinde hayalperest olma durumlarının artması ile siyasal ifadede bulunmalarının, siyasal tartışmalara katılımlarının ve yerel yönetime katılımlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre TSKÖ ile pozitif yönde ilişki arz eden bir diğer RBSÖ alt boyutu ise "tartışmalara katılabilme" değişkenidir. Bu bağlamda katılımcıların tartışmalara katılabilme puanlarının artmasıyla Twitter'da siyasal katılım düzeylerinin pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Akademisyenlerin genel anlamda Twitter platformunda gerçekleştirdikleri siyasal katılım faaliyetlerinin oldukça düşük olduğu, politik konularda görüş belirtmekten çekindiği saptanırken benlik saygılarının, kendilik kavramı sürekliliklerinin ve "depresif duygulanım açısından" mutlu olma durumlarının oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda araştırma bulguları alanyazında yer alan eğitim faktörünün artmasıyla benlik saygısının artacağı tezi ile örtüşürken, eğitim faktörünün artması ile siyasal katılımın artacağı kanaati ile çelişmektedir. Elde edilen veriler benlik saygısı ve Twitter'da gerçekleştirilen siyasal katılım davranışının doğrudan ilişkilendirildiği bir modelde ele alınması hasebiyle literatür için önem taşımaktadır. Nitekim alan yazında yer alan ilgili çalışmalar, yalnızca sosyal medyanın siyasal katılım davranışı üzerindeki rolünü ele almaktadır, benlik saygısı kavramının sürece dâhil edilmediği görülmektedir. Bu bağlamda araştırma verileri alan yazına öncülük etmektedir. Öte yandan çalışma kapsamında geliştirilen Twitter'da Siyasal Katılım Ölçeği'nin (TSKÖ) sonraki araştırmalara ışık tutacağı varsayılmaktadır.
Empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bu araştırma empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma modeli genel tarama modelinin de bir uzantısı olarak geçen ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilmiştir. Araştırmadaki çalışma evreni Uşak ilinde bulunan seçmen kitlesi oluşturmaktadır. Ulaşım, zaman ve bütçe kolaylığı gibi sebepler göz önüne alınarak çalışmanın örneklemi ilgili araştırmanın evreni içerisinden kolaydan örnekleme yöntemi ile seçilen 431 bireyden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu (KBF) ile beraber empati (EB) Ölçeği ve Sosyal Medyada Siyasal Katılım (SMSK) Ölçeğinden yararlanarak toplanmıştır. Ayrıca verilerin analizi, SPSS 24.0 (Statistical Package for the Social Sciences) İstatistik Programından faydalanarak teste tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın boyutlarına yönelik ilişkilerinin incelenmesi amacıyla Regresyon Analizi analizi yapılırken, ilgili boyutların demografik faktörlere yönelik farklılaşma durumlarını ise ANOVA testi ve Independent sample T-testi ile irdelenmiştir. Öte yandan betimsel olan istatistikler ise Frekans Analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgulara göre seçmenlerin EB durumları ile SMSK durumları arasında negatif ve pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. İlgili sonuçlara göre EB ile SMSK arasında ve bilişsel empati, algısal empati ile politik söylem değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, algısal empati ve duyuşsal empati ile politik takip arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır.
Yerel yönetimlerde kent konseylerinin işleyişi: Kâğıthane Belediyesi örneği
Türkiye'de yerel yönetimler, halkın isteklerine daha hızlı cevap verip etkili kararların alınmasına imkân sağlaması nedeniyle demokrasi sürecinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Özellikle de "Yerel Gündem 21" uygulamalarına dayanan ve son zamanlarda sayısında artış görülen kent konseyleri, halk katılımının arttırılması konusunda önemli işlevler üstlenmektedir. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacı ile oluşturulan kent konseyleri kent yönetiminde hesap verilebilirlik, katılımcılık ve demokrasi kültürünün geliştirilmesi faaliyetlerini yerine getirmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizdeki yerel katılım yöntemlerini incelemektir. Bu bağlamda çalışmada genelde, kent konseylerinin geçmişten günümüze kadarki gelişim evresi ve özelde de bir kent konseyi deneyimi olarak Kâğıthane Kent Konseyi uygulanması ele alınarak incelenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırma 3 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde yerel yönetim kavramı, yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi ve ülkemizdeki yerel yönetim birimleri ele alınarak açıklanmıştır. İkinci bölümde öncelikle katılım kavramı ele alınmıştır. Ardından yerel yönetimlerde katılımdan bahsedilip yerel yönetimlerde katılım yöntemleri tek tek açıklanmaya çalışılmıştır. Buna ilave olarak günümüzde önemi artan kent konseylerinin gelişimi ve katılım konusundaki katkısı ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünü oluşturan üçüncü bölümde ise son yıllarda halkın yönetime katılması konusunda belediyelerce hayata geçirilen uygulamalardan biri olan kent konseylerinden Kâğıthane Kent Konseyi örneği incelenmiştir.
Gender inequality and women's participation in Nigerian politics (2011-2019
In Nigeria, the integration of women into Nigeria's political framework began with the federal government decree No.30 of 1989 which established the National Commission for Women. Following the inauguration of the International Year for women in 1958 to calibrate the institutionalization of women's participation in public affairs and national planning. Despite this stride, the fact that Nigerian women make up of 49% of the population which is 201 million according to the 2019 population census, but with only 4% of lawmakers means there is relatively low participation of women in Nigerian politics. Gender divide, religion, economic constraints, belief system and male chauvinism account for the reasons. This study makes a critical assessment of gender inequality and women participation in Nigerian politics from 2011 – 2019. The aim is to find the factors and government reforms in areas of policies and practices that can best improve on women partcipation in Nigerian politics. This study argues that absence of distinctive legal framework for gender equality exists at the expense of women political participation in Nigeria. In addition gender inequality in form of sex-preference, economic constraints and male chauvinism impact on women political participation in Nigeria.
The impact of the media on voters' behaviour and turnout in the US 2020 presidential elections
This study has enlongated on the impact of the media on voters' behavior and turnout in the US 2020 presidential elections. The study defines the media (old and new) as any means of transmitting information which is done through the various forms, devices, and systems that make up mass communications, including newspapers, magazines, radio stations, television channels, and the internet. Thus, despite the media pivotal role in voters' behavior and turnout; hence, partisan media was displayed in American culture i.e., falsehood and disinformation. Where video cuts are altered for noxious purposes and to show bogus film and control general feelings. The study engaged both primary and secondary sources of data as collated data were analyzed using (SPSS version 21.0) software package. Statistical analyses include frequency distribution tables, simple percentages, Chi-Square. Based on the sample size, 400 questionnaires were administered to respondents in the United States via Google forms through a sharable web link (using a randomly convenient sampling technique) and 375 questionnaires were duly recovered for analysis. Thus, two hypotheses were raised so as to evaluate the effect of the media on citizens' conduct and turnout in the US 2020 official races as such; H1: Null Hypothesis is therefore rejected while the Alternate hypothesis is accepted; hence establishing that during an election campaign, vote intentions for a party increase when the tone of media coverage for that party gets particularly positive, especially among those most attentive to the media (Field Report, 2022). In addition, Null Hypothesis (Ho2) is therefore rejected while the alternate hypothesis accepted proving that the consumption of both new media and old media in the 2020 Presidential elections had a significant effect on a person's likelihood to engage in the political process by voting. Based on these findings, the study suggests adequate policies and programs to open access to and increase Internet users seems it will contribute to greater political awareness and participation of the public. Also, American government should continually regulate citizens used of the social media. Furthermore, candidates and aspirants should be protected and there should be regular condemnation of hate speech, misinformation, and disinformation
Kadınların Türk siyasal hayatındaki yeri: Erken Cumhuriyet Dönemi
Siyasal katılım, iktidarların meşru bir zemine dayanması ve bu meşruiyeti sürdürmesi bakımından son derece önemli bir araçtır. Siyasal katılımın genişletilmesinde cinsiyet önemli bir eşik olup, geçmişten bugüne siyasi yaşama katılım açısından tartışmaların odağında olmuştur. Çünkü kadınlar siyasi yaşama katılım haklarını oldukça zor ve geç denebilecek bir dönemde kazanabilmişlerdir. Bu çerçevede, Türkiye'de de kadınların siyasi yaşamda var olabilmek için ciddi mücadeleler verdikleri görülmektedir. Tanzimat Döneminde görece cılız başlayan ve Meşrutiyet dönemlerinde devam eden kadın hakları talepleri, devlet erki tarafından siyasi kapsam dışında sınırlı reformlar ile karşılanmaya çalışılmış, kadınların siyasal haklarının tanınması ve bu hakların kullanımının önündeki engellerin kaldırılması erken Cumhuriyet döneminde başlamıştır. Yapılan değişikliklerin hayata geçirilmesinde ve uygulanmasında dönemin yöneticilerinin kadın konusuna bakış açısı önemli bir yer teşkil etmiş, kadın haklarına yönelik reformlar bazen eleştirilmiş, bazen de desteklenmiştir. Bu çalışmada, erken Cumhuriyet döneminde Türk kadınına tanınan siyasal haklar, diğer ülkelerdeki muadillerine tanınan haklar ile karşılaştırmalı olarak ele alınmış, kadınların Türk siyasal hayatındaki yeri değerlendirilerek, siyasal kazanımlarının değeri analiz edilmiştir.
Türkiye'de gençlerin siyasete katılımı: Parti gençlik kolları örneğinde bir inceleme
Temsili demokrasilerde, siyasal partilerin örgütsel yapılarındaki en önemli unsurlardan biri üyelerdir. Siyasi sistem ve partilere göre üyeliğin niteliği farklılaşsa da üyeler, partilerin hazır kıtalarıdır. Partilerin altın çağını yaşadıkları dönemde, üyelerin siyasi mesaileri sayesinde partilerle toplum arasındaki organik ilişkiler hep güçlü olmuştur. Fakat, çeyrek asırdan beri özellikle Batı Avrupa demokrasilerinde siyasi partilerin bir gerileme sürecine girdiğine tanıklık etmekteyiz. Bu veri durumun başlıca kanıtlarından biri, partilere üye olmanın cazibesini süratle yitirmesidir. Türkiye'de de 1990'ların ikinci yarısından itibaren parti üyeliği eski anlam ve önemini yitirmeye başlamıştır. Parti üyeliği mefhumunda genç üyelerin durumu ve en çok oyu alan iki partinin İzmir'deki gençlik örgütlerinde gençlerin parti üyeliği aktivizmlerinin hangi örüntülerde kristalleşmekte olduğu soruları bu çalışmanın temel sorunsalıdır. İzmir'de gençlik ve siyaset ilişkisi, gençliğin politikaya katılım boyutları, partilerin genç üyelerinin politik aktivizmleri, partilerde gençlik organizasyonlarının hukuki durumu ele alınmış ve ilgili sorunsalların Almanya örneği ile karşılaştırması üzerinden mesele uluslararası bir düzleme oturtulmuştur. Siyasal katılım ve parti üyeliği aktivizmi çatısında gençliğin siyasete parti üyeliği aracılığı ile katılımı boyutuyla meselenin teorik altyapısı oluşturulmuş ve ikinci bölümde partilerin gençlik teşkilatları hukuki ve kurumsal altyapıları ile birlikte ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Almanya örneğinde Alman Meclisinde temsil edilen siyasi partilerin gençlik örgütleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde anket sonuçları her iki partinin de üyelerini kapsayacak biçimde yansıtıldıktan sonra partiler özelinde ayrı ayrı analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, İzmir'de iki parti gençliğinin siyasal katılımının söylem ve eylem boyutunda literatürde belirlenmiş ve ortaya konulmuş sorun boyutları ve motivasyonlarına ilişkin uyum ve uyumsuzlukları saptanmış ve saptanan uyumsuzlukların gelecekte alabileceği hallere dair fikirler öne sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: siyasi parti, gençlik kolları, parti üyeliği, CHP, AK Parti, siyasal katılım, Almanya Siyasi Partileri, JUSOS, Junge Union, Linksjugend Solid, Grüne Jugend, İzmir.
Türk siyasî hayatında devletin beka kaygısı (1821-2020)
Türk siyaseti son iki yüz yıldan beri önemli bir değişim geçirmektedir. Bu değişim, modern siyasetin kurum ve kurallarını inşa ederken, Batı'ya entegrasyon yönünde ilerlemektedir. Ancak değişimin dinamiği içerisinde, değişime direnen ya da değişimi akamete uğratan bazı olgular bulunmaktadır. Bu olguların içinde en önemlisi, devletin siyaset içinde özne olma konumu ve dolayısıyla siyasetin devletin ihtiyaçları, istekleri ve kaygıları yönünde biçimlenmesidir. Esasen değişim dinamiğini mobilize eden temel güç de burada durmaktadır. Geleneksel olarak toplum açısından varoluşsal bir kaynak olan devlet, 19. yüzyılın hemen başında beka kaygısı yaşamaya başlayınca, değişim zorunluluk hâline gelmiştir. Beka kaygısı, varoluşa dair ölümcül tehditler neticesinde oluşan endişe hâlidir. Tehdit, geleceğe yönelik belirsizlikler barındırdığı için tehdit altındaki varlık yaşam biçiminde değişiklikler yaparak birtakım tedbirler almak zorundadır. Türk siyasetinde beka kaygısı derinleşen devlet, siyasette değişimi başlatmış görünmektedir. Ancak, yaşanan değişim içerisinde siyaseti, sınırlarını kendisinin belirlediği bir alana sıkıştırmayı tercih etmiştir. Öte taraftan Osmanlı İmparatorluğu, beka kaygısı içinde yaklaşmakta olan tehditlerle yüzleşmek ve korkulan akıbeti bizzat yaşamak zorunda kalmıştır. Dolayısıyla, imparatorluk bürokrasisinin bir bölümünü oluşturan Kemalist kadrolar, Cumhuriyet rejimini inşa ederken kendinden önceki rejimin yaşadığı travmaları devralmıştır. Cumhuriyet rejiminde travmatik mirasın etkisiyle devletin beka kaygısının siyaset üzerindeki etkisi daha belirgindir. Siyasî sisteme belirli aralıklarla yapılan askerî müdahalelerin, tehditlerle ilişkilendirilen siyasî partilerin, kriminalize edilen siyasî düşüncelerin ya da siyasî rejimde zaman zaman görülen otoriterleşmelerin, devletin derinleşmiş olan beka kaygısıyla anlamlı bir ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır.
Afganistan'da kadınların sosyal ve siyasal konumlarının son yüzyıldaki değişimi
Bu çalışmanın amacı, günümüz Afganistan toplumu ve dünya kamuoyunda tartışılan konulardan biri olan tarihsel süreçte kadınların durumları ile onların sosyal ve siyasal alanlardaki konumunu sosyolojik açıdan ele almaktır. Afganistan tarihi incelendiğinde rahatlıkla görüleceği üzere ülkede hiçbir zaman kadınlara istikrarlı bir hak veya özgürlük tanınmamış; aksine kadın hakları, yönetimi elinde bulunduran kişi veya kişilerin eğitim seviyesi ve buna bağlı olarak onların dünyaya olan bakış açılarıyla sınırlı kalmıştır. Bir diğer ifadeyle yönetimi elinde bulunduran kişi veya kişiler, kadının zaten hakkı olan statüyü verme çabalarında bulunurken ve hatta bu yönde adımlar atarken kimi zamanlarda da diğer yönetimler kadın haklarını yok saymıştır. Halbuki kadın toplumun diğer yarısıdır ve onun toplumda ve siyasetteki rolü yadsınamazdır. Geleneklerin, etkileşimlerin, yerel adetlerin ya da dini değerlerin karanlık gerekçelerinin hüküm sürdüğü toplumlarda kadının siyasi ve sosyal katılımı öncelemelidir. Çalışmada Kral Amanullah Han'ın 1919 yılında ilan ettiği Afganistan'ın bağımsızlığından 2021 yılına gelinceye değin kadınların sosyal ve siyasal hayatı incelenmiştir. Hem Afganistan ve Türkiye'de yazılan çeşitli eserlerden yararlanmış hem de daha sosyolojik açıdan objektif değerlendirmelere katkı sağlayacağı düşüncesiyle Afgan aktivist kadınlarının hayatları ve faaliyet alanları yakından incelenmiştir. Araştırmalardan hareketle, geleneksel tutumlarla Afgan kadınları, sosyal ve siyasi haklarla birlikte doğal eğitim haklarından da mahrum bırakılmıştır. Halbuki Afganistan'daki kadınlar anne, eş ve kız kardeş rolünden topluma ve siyasete katılıma kadar pek tabi aktif olarak var olabilir. Sonuç olarak 2001 sonrası; sosyal, siyasal ve kültürel alanlardaki değişim ve gelişim sonucu BM'lerin büyük yardımıyla kadınların eğitim konusunda hızlı ve olumlu atılımlar başlatılmıştır. Atılan bu adımlar aktivist kadınların kamusal ve siyasal alanda daha fazla faaliyet yapmalarına zemin hazırlamıştır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Kimlik, Statüsü, Aktivizm, Kadın
Politics of everyday life: Solidarity - based organization and squatting in an Istanbul neighborhood
This thesis aims to explore emerging political action repertoires that interact in both public and private arenas, through multiple forms of both institutionalized, state oriented forms of political participation and more recently emerging the politics of everyday life. To this end, through a single case study, this thesis examines Yeldeğirmeni Solidarity which is one of the neighborhood organizations in Istanbul established in the aftermath of the Gezi Resistance in 2013. This thesis finds that in terms of its organizational structure, its targets and its goals, the case of Yeldeğirmeni Solidarity provides an example for the multi-dimensional (including both institutional and non-institutional activities for political engagement) and multi-targeted (aiming to affect politics both in public and private spheres) modes of political participation. Therefore unlike the studies on institutionalized forms of political participation which measure the level of engagement in governmental politics, this thesis contributes to the literature on political participation by providing detailed explanations regarding political preferences of citizens, their reasons to engage in non-institutional political activities, the interaction between institutional and non-institutional modes of political participation, the potentiality of non-institutional activities in promoting social change and the effects of the neighborhood as a socially constructed space on the residents' choices regarding engaging in both institutional and non-institutional activities.
Lisans düzeyinde üniversite öğrencilerinin "Sivil toplum örgütleri" algısı: Konya örneği
Sivil toplum örgütlerinin önemi her geçen gün giderek artmaktadır. Dünyadaki birçok devlet gençlerin katılımını arttırmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda çeşitli politikalar uygulayan hükümetler, gençlerin katılımını arttırmak amacıyla sivil toplum örgütleri ile iş birliği halinde olmalı ve gençlerle siyaset arenasında aktif rol alan bireyler haline getirmelidirler. Zira şimdinin gençleri ileride devletin önemli kurumlarında çalışma fırsatı bulacak ve hatta devleti yöneteceklerdir. Gençlerin ilerleyen zamanlarda çeşitli pozisyonlarda topluma karışacakları ve hatta toplumu yönlendirebilecekleri ihtimali göz önüne alındığında sivil toplumdan uzak bir gençlik düşünülemez olmuştur. Zira toplumu anlamak ve topluma karışmanın en önemli kanallarından bir tanesi de sivil toplum örgütleridir. Sivil toplum örgütlerine katılan gençler, toplumun derinliklerine ulaşabilme imkânı bulabilecektir. Lisans Düzeyinde Üniversite Öğrencilerinin "Sivil Toplum Örgütleri" Algısı: Konya Örneği isimli bu çalışma sayesinde lisans düzeyindeki öğrencilerin sivil toplum örgütlerine ne derecede katıldığı ve gençlerin sivil toplum örgütlerine karşı olan algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında Konya'da eğitim gören lisans düzeyindeki üniversite öğrencilerinin sivil toplum örgütleri algılarını ölçmek için demografik bilgiler ışığında anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan alan araştırması çerçevesinde, Selçuk Üniversitesi, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Konya Teknik Üniversitesi öğrencilerine rastlantısal olmayan örnekleme metodu kullanarak anket uygulanmıştır. Toplamda 154 öğrenciye anket yapılmıştır. Çalışma toplam üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sivil toplum örgütleri konusu, ikinci bölümde siyasal katılım konusu, üçüncü bölümde ise üniversite öğrencilerinin sivil toplum örgütleri algısı üzerine saha araştırılması doğrultusunda çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. "Lisans düzeyindeki üniversite öğrencilerinin sivil toplum örgütlerine katılım sağlamadıkları" bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler; Sivil Toplum, Sivil Toplum Örgütleri, Siyasal Katılım, Gençlik, Gençliğin Siyasal Katılımı, Güven Algısı
Türkiye'deki X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal katılım örüntülerinin karşılaştırmalı analizi
Bir toplumda zaman içerisinde meydana gelen değişimler ve dönüşümler, o toplumda bulunan yaş gruplarının birbirinden farklı özellikler göstererek ayrışmasına neden olur. Birbirinden ayrışan bu yaş grupları; 'kuşak' olarak adlandırılır. Aynı kuşak altında sınıflandırılan yaş grupları, birbirlerine benzer tutum ve davranış özellikleri gösterirken, diğer kuşaklardan da tutum ve davranış yönünden farklılaşabilirler. Siyaset ve iletişimin yan yana gelişi ve beraber ele alınması ile ortaya çıkan siyasal iletişim kavramı, özellikle teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak toplumun değişen dinamiklerine ayak uydurmak için, siyasi partiler ve aktörler için vazgeçilmez olmuştur. Özellikle seçim dönemlerinde, seçmenlerin oy verme tercihlerini etkilemek, siyasal tutum ve tercihlerini değiştirmek adına birçok kampanya, siyasal iletişim çalışmaları ile desteklenmektedir. Siyasal katılım kavramı ise, bireyin siyasi haberleri takip etmesinden, oy verme davranışına, parti üyeliğinden, siyasi bir makamda olmasına kadar farklı düzeylerde gerçekleşen eylemler olarak düşünülebilir. Siyasi katılım, kişilerin demokratik bir düzen içerisinde haklarını kullanarak, ülke yönetiminde söz sahibi olmalarına imkan tanır. Özellikle değişen ve dönüşen toplumlarda, siyasi karar alma birçok faktörden etkilenmektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal kalıtım örüntüleri birbirleriyle karşılaştırılırken, özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerin, siyasal katılım düzeylerinin, siyasal iletişimlerinin, siyasal ilgilenimlerinin, medya araçlarını kullanmalarının X ve Y kuşağından hangi noktalarda farklılaşıp, hangi noktalarda benzerlik gösterdiği ortaya konacaktır. Bu araştırma kapsamında, kullanılan veriler anket yöntemi ile toplanmış, verilerin değerlendirmesinde Microsoft Excel ve SPSS 23.0 kullanılmıştır. 12 bölgeyi temsilen 12 ilde 17+ yaş grubuyla, toplamda 765 kişi ile gerçekleştirilen görüşmelerde, X, Y, Z kuşaklarının siyasal iletişim ve siyasal katılım örüntüleri karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmiştir.
Kadınların oy verme davranışlarını etkileyen sosyal ve ekonomik faktörler: Trabzon ili Ortahisar ilçesi örneği 2019
Kadın seçmenlerin oy verirken nelere dikkat ettiği, nelerden etkilendiği sadece siyasi mecrada değil, sosyolojik etkilerinin anlaşılması ve literatüre katkısı açısından da önemlidir. Bu araştırmada kadın seçmenlerin oy verme davranışını sergilerken etkilendiği sosyal ve ekonomik faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda kadın seçmenlerin sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmış ya da sınırlanmamış olmalarının oy verme davranışı üzerine etkisi tartışmanın konusunu meydana getirmektedir. Kadın seçmenlerin eğitim durumu, gelir durumu, meslekte uzmanlaşma arasında bir ilişki olup olmadığı ve kadın seçmenlerin oy kullanırken özgür bir tutum sergileyip sergilemedikleri arasındaki ilişki çalışmanın temel sorusunu oluşturmuştur. Bu bağlamda ana hipotezlerin ilki sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmamış olan kadın seçmenlerin siyasal katılma biçimlerine ve siyasi yaşama yoğun bir şekilde katılım gösterdiği; ikincisi ise sosyal ve ekonomik açıdan sınırlanmış olan kadın seçmenlerin siyasi parti seçimlerinin eşleri tarafından yapılmakta olduğu şeklinde belirlenmiştir. Araştırmada örneklem olarak Trabzon İli Ortahisar İlçesi Kemerkaya ve Yenicuma Mahallelerinde yaşayan evli ev kadınları ile Trabzon Türk Telekom Bölge Müdürlüğünde çalışan evli kadınlar seçilmiştir. Bu seçilen örneklem üzerinde anket yapılmış ve oluşturulan hipotezler sınanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Seçmenler, Oy Verme Davranışları, Siyasal Katılım, Sosyal ve Ekonomik Faktörler
Dijital medyada siyasal iletişim ve Z kuşağı üniversite öğrencileri: İstanbul özelinde çevrimiçi siyasal katılım üzerine bir araştırma
Teknolojik gelişmeler hem sosyolojik dönüşümlere hem de bireysel alışkanlıklarda değişimlere yol açmaktadır. İletişim teknolojilerindeki özellikle dijital iletişim teknolojilerindeki ilerlemelere bakıldığında, veri kullanımının ve yapay zeka algoritmalarındaki gelişmelerin, tüm toplumsal hayatı kapsayan bir değişim gücüne sahip olduğu savunulmaktadır. Günümüzde sosyal medya platformlarında veri madenciliği ve makine öğrenimi kullanımı sayesinde bireylerin tüm kişisel verilerine ulaşılır hale gelinmiştir. Bu verilerin etkin bir şekilde kullanılması siyasal iletişimi de dönüştürmeye başlamıştır. Bu gelişmeler hem mevcut siyasal propaganda yöntemlerinin dönüşmesine neden olmuş, hem de bireylerin siyasal katılım davranışlarını değiştirmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, siyasal iletişimde kişiye özel dijital veri ve post-truth içerik kullanımının Z kuşağının çevrimiçi siyasal katılımı üzerindeki etkisini analiz etmektir. Bu amaç doğrultusunda üç temel üzerine hipotezler kurulmuştur: sosyal medya kullanımı, çevrimiçi bilgiye güven algısı ve kişiye özel dijital veri güvenliği algısı. Böylece, çalışmada dijital iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yaygınlaşan sosyal medya platformlarında kişiye özel verilerin ve sahte içeriklerin siyasal iletişimde kullanımının Z kuşağının çevrimiçi siyasal katılımı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada genel tarama modellerinden kesitsel araştırma seçilmiş olup, araştırma tekniği olarak çevrimiçi anket tekniği kullanılmıştır. Örneklem tekniği olarak kartopu örnekleme kullanılmış olup, İstanbul'da okuyan 18-24 yaş arası 356 sosyal medya kullanıcısı üniversite öğrencisinden çevrimiçi anket yoluyla veri toplanmıştır. Yapılan çoklu regresyon testinde bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken olan çevrimiçi siyasal katılım ile pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu görülmüştür. Elde edilen verilerden ise katılımcıların siyasi gündeme karşı ilgisiz olmadıkları ancak pasif bir çevrimiçi siyasal katılım davranışı gösterdikleri, bunun yanı sıra kişiye özel dijital verilerinin onay vermedikleri durumlarda kullanılacağı endişesi yaşadıkları ve karşılaştıkları çevrimiçi siyasi içeriklerin doğruluğundan tam olarak emin olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar birbiriyle ilişkili olarak gençlerin hem dijital çağın suskunluk sarmalı içine girdiklerini hem de gözetim toplumu kavramının yarattığı baskıyı üzerlerinde hissettiklerini göstermektedir.
People and politics in eleventh-century constantinople, 1025-1081
This thesis examines the political repertoire of the people in eleventh-century Constantinople through rereading three main historical sources of eleventh-century Byzantine history–Michael Psellos' Chronographia, Michael Attaleiates' History, John Skylitzes' A Synopsis of Byzantine History–from the perspective of the ordinary people. It aims to shed light on the ways in which the authors regarded the people's political participation in Constantinople during the years between 1025 and 1081 and intends to classify and analyze these practices. It seems that the people of Constantinople exerted some level of political power in the given period and engaged in both supportive and subversive political practices. Divided into three main sections, this study examines the political participation of the people in its direct and indirect manifestations. Looking at both violent and non-violent political practices, the present study claims that the non-violent aspects of urban politics are predominant compared to the violent ones and that the former are also crucial to understanding the dynamics of the latter.