Special education institutions
89 theses under this subject heading
Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.
Özel eğitim kurumlarında muhasebe eğitimi alanında öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı özel eğitim kurumlarında muhasebe eğitimi alan öğrencilerin muhasebe eğitiminde karşılaştıkları sorunları belirlemek ve buna ilişkin çözüm yolları ortaya koymaktır. Araştırma, nicel olarak düzenlenmiş olup tarama modellerinden biri olan genel tarama modelinde bir çalışmadır. Kütahya Merkez'de özel eğitim kurumlarına devam eden 150 öğrenci araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırma kapsamına alınacak öğrencilerin saptamasında amaçlı örnekleme kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin muhasebe eğitiminde karşılaştıkları sorunların belirlenmesinde anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programından yararlanılarak uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında betimleyici istatistikler, Bağımsız Örneklemler T Testi, Tek Yönlü Anova Testi ve Ki Kare Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, özel eğitim kurumundaki muhasebe eğitimini öğrencilerin olumlu bulduğu bulunmuştur. Özel eğitim kurumlarında yaşanan sorunlara ilişkin olarak katılımcıların çoğunluğunun kurumdaki alan dal ve becerilere yönelik hizmetleri kısmen yeterli gördüğü bulunmuştur.
Özel eğitim okul öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik duygusu ve iş tatminleri arasındaki ilişki: Ankara ili örneği
Özel eğitim öğretmenliği özel bilgi ve beceri gerektiren bir alandır. Yapılan işin merkezinde engelli bireyler ve ailelerinin beklentileri olduğundan öğretmenlerin sorumluluğu daha fazla artmakta ve bu durum da öğretmenlerde aşırı stres yaratmaktadır. Bu nedenle farklı eğitim ortamlarında, değişik özür gruplarıyla çalışan öğretmenlerin tükenmişlik duyguları ile iş tatminleri arasındaki ilişkinin incelenmesinin önemli olduğu düşünülmüştür. Gelişim ve özellikleri bakımından akranlarından belirgin bir şekilde ayrılan çocukların eğitim ve öğretimini kapsayan tüm çalışmalar özel eğitim olarak tanımlanabilir. Tükenmişlik kısaca bireyin mesleğinde yaşadığı streslere verdiği içsel bir tepkidir. İş tatmini ise bireyin mevcut iş yaşantısından aldığı haz olarak nitelendirilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde Türk eğitim sistemi içinde özel eğitimin yeri ele alınmış, tarihçesi, ilkeleri ve amaçları anlatılmış, özel eğitim öğretmenliği ve okulları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde önce tükenmişlik kavramı üzerinde durulmuş, tükenmişlik modelleri, nedenleri, belirti ve sonuçları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Aynı bölümde iş tatmini kavramı da ele alınmış, iş tatmini kuramları üzerinde durulmuş ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Ankara ilindeki 92 özel eğitim okulunda görev yapmakta olan 582 öğretmen üzerinde bir uygulamaya yer verilmiştir. Araştırma bulgularında özel eğitim öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinde yaş, okul türü, istihdam vb. durumlarına göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. İş tatmini düzeyinin ise yaş, istihdam durumu, çalışma yılı ve okul türü faktörlerine bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda tükenmişlik düzeyi ile iş tatmini düzeyi arasında bulunan ilişki saptanmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, İş Tatmini, İş Doyumu, Özel Eğitim
Faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi ve özel öğretim kurumunda uygulanması
Rekabetin hız kazandığı günümüz piyasalarında doğru bilgiye ulaşmak kurumlar için her geçen gün daha fazla öneme sahip olmaktadır. Gün geçtikçe hızla büyüyen ve önemi artan Özel öğretim kurumları için de maliyetlerini doğru olarak belirleyebilmek bu nedenden dolayı gittikçe önem kazanmaktadır. Özel öğretim kurumlarının sayılarının artması rekabeti de beraberinde getirmiştir. Özel öğretim kurumları için maliyetlerini doğru hesaplayabilmek, piyasada rekabet edebilmeleri için önem arz etmektedir.Bu çalışma, faaliyet tabanlı maliyet yönteminin özel bir öğretim kurumunda uygulanabilirliğini incelemek, amacıyla yapılmıştır. Ankara ilinde faaliyet gösteren özel bir öğretim kurumu model olarak seçilerek faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin uygulanabilirliği ve geleneksel maliyet yöntemi ile arasındaki farklar aktarılmaya çalışılmıştır.Çalışmada birinci bölümde temel maliyet kavramları, maliyet hesaplama yöntemleri, bu yöntemlere teknolojik gelişmelerin etkisi ile modern maliyet yöntemlerinin gelişimi ve özel öğretim kurumları hakkında bilgilere yer verilmiştir.İkinci bölümde faaliyet tabanlı maliyet yöntemi genel hatlarıyla incelenmiştir.Üçüncü bölümde özel bir öğretim kurumunda faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin uygulamasına yer verilmiş ve geleneksel yönteme göre gerçekleştirilen hesaplamalar ile karşılaştırılarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Maliyet, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Yöntemi, Eğitim Kurumu.
Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında örgütsel iklimin örgütsel bağlılığa etkisi
Örgütü, belirli amaçlara ulaşmak için bir grup insanın bir araya gelerek oluşturdukları sistem olarak tanımlarız. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere iş görenlerin örgütlerde en önemli yeri oluşturduğu gerçeğidir. Son yıllarda özellikle iş görenlerin devrini azaltan, örgütün değerlerini kendi değerleri üzerinde tutan ve örgüt için daha fazla çaba sarf eden örgütler emsallerine göre daha fazla başarılı olmaktadır. Bu da örgütsel bağlılık kavramının öncelik gösterilmesi gereken faktörler arasında yer almasını sağlamaktadır. Örgütsel bağlılığı etkileyen en etkili faktörlerden biri örgütsel iklim olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgüt iklimi temelde üyelerin örgütü benimseme derecelerine dayanmakta ve örgütü kuşatan atmosfer olarak tanımlanmaktadır.Bu çalışmanın 1. bölümünde örgütsel bağlılık, 2.bölümünde ise örgüt iklimi konularının literatür çalışması yapılmıştır. Son bölümde örgütsel iklimin ve örgütsel bağlılığa etkisi Kütahya'da faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarının personeli üzerinde yapılmış olan uygulamalı bir çalışmayla analiz edilerek elde edilen bulgular özetlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Örgüt, Örgüt Bağlılık, Örgütsel İklimi.
Türkiye'de özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesi
Eğitim, bireylere özgü özelliklere göre planlanmalıdır. Devamlılık gerektiren bir dönem olan eğitim, bireylerin hal ve hareketlerinde gözle görülür gelişmeler sağlamasına yönelik yapılan çalışmayı tanımlayan süreçtir. Sosyal devlet ilkesiyle aynı paralellikte hareket eden devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması ve gelişen teknoloji seviyesine ulaşılamaması gibi durumların ortaya çıkması sonucunda veliler çocuklarını özel eğitim kurumlarına gönderme kararı almıştır. Türkiye'deki özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesiyle ilgili araştırmam üç bölümden oluşmaktadır. Yapılan araştırmanın ilk bölümünde Türk eğitim tarihiyle özel eğitimin tanımlaması, amacı, önemi ve temel ilkelerinde söz edilmiştir. Bununla beraber özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sınıflandırılması ve özel eğitimde engelli bireylerin nüfusu konusu incelenmiştir. İkinci bölümde ise özel eğitim kurumlarının tarihçesiyle, fiziksel koşulları ve özel eğitim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmeni yetiştirme politikaları araştırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise özel eğitim kurumlarının etkinliğinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında özel eğitim kurumlarının sayısının geçmişten günümüze arttığı görülmektedir. Özel eğitim kurumlarının sayısının artmasıyla özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimci ve personel sayısının arttığı gözlemlenmektedir.
Ortaokul döneminde bilgi okuryazarlığı becerilerinin önemi: Özel Final Okulları 6. sınıf öğrencilerine yönelik bir uygulama
21. yüzyılda gelişen teknolojiye bağımlı olarak bilginin artışında inanılmaz bir hız söz konusudur. Bilginin ve bilgi erişim araçlarının çeşitlenerek arttığı bu ortamda nitelikli bilgi tüketicisi olabilmek için bireylerin bilgi okuryazarlığı becerileriyle donanmış olması gerekmektedir. Bilgi okuryazarlığı becerilerinin kazandırılmasında da eğitim kurumlarına büyük sorumluluk düşmektedir. "Ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle, bireylerin bilgi çağında var olabilmeleri için gerekli olan becerileri küçük yaşta edinmeleri şüphesiz becerilerini pekiştirmelerinde kolaylık sağlayacaktır. Bu düşünceyle araştırma, ortaokul 6. sınıf öğrencileri üzerinde sürdürülmüştür. Araştırmanın amacı, belirlenen sayıda ortaokul 6. sınıf öğrencilerine bilgi okuryazarlığı eğitimi verilerek, eğitim alan ve almayan öğrenciler arasındaki farktan hareketle, ortaokul seviyesinde bilgi okuryazarlığı eğitiminin önemini ortaya koymak, sonrasında da nitelikli bir bilgi okuryazarlığı programı hazırlanmasına katkı sağlamaktır. Ortaokul öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı düzeylerine ilişkin durum tespiti ve önerilerin geliştirilmesi amacıyla yapılan uygulamada örneklem grup üzerinde bir dizi program yürütülmüştür. Uygulama sonuçlarına ilişkin verilerin elde edilmesinde bilgi okuryazarlığı programındaki ön ve son testlerden yararlanılmıştır. Hazırlanan ön test hem deney hem de gözlem grubuna yapılmıştır. Bilgi okuryazarlığı programını oluşturan 7 bölümün sonunda deney grubunu oluşturan öğrencilere bölüm sonu testi yapılmıştır. Bilgi okuryazarlığı programının sonunda ise hem deney hem de kontrol gruplarına son test uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi ve değerlendirilmesinde betimleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın teorik kısımlarının oluşturulmasında kaynak tarama yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan testlerin sonuçları da araştırmanın ana hipotezi olan "bilgi okuryazarlığı eğitimi alan ve almayan öğrenciler arasında anlamlı bir fark olacaktır" varsayımını doğrulamıştır.
Türkiye'de bulunan işitme engelliler ortaokullarında müzik eğitimi ve karşılaşılan temel sorunlar
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında verilen müzik eğitimini inceleyerek müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunları tespit etmektir. Müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunlar, işitme engelli öğrencilerin derslerine giren müzik eğitimcilerinin görüşlerine dayalı olarak tespit edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'de MEB'e bağlı toplamda 30 adet işitme engelli ortaokullarında çalışmakta olan müzik eğitimcileri oluşturmaktadır. Yaklaşık 20 adet müzik öğretmenine ulaşılırken bazı okullarda müzik öğretmeni olmadığı anlaşılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Veriler tema ve alt temalara ayrılarak kodlamalarıyla birlikte tablolaştırılarak verilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Öğrenciler ile iletişim kurmada işaret dili bilmemenin yarattığı sıkıntılar ve işitme engelli öğrencilerin müzik eğitimi için farklı yöntem ve tekniklerin çoğaltılması gerekliliği gibi önemli hususlar saptanmıştır. Tezin sonunda ise elde edilen sonuçlar tartışılarak bazı çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: işitme engeli, müzik eğitimi, işitme engellilerde müzik eğitimi, müzik eğitimi sorunları, beden müziği
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi dönemindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi, yorgunluk, uyku kalitesi ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Çalışan kişilerin yaşama ve iş ortamlarının, yaşam kalitelerini etkilediği bilinmektedir. İş yaşamından kaynaklı yorgunluğun mental ve fiziksel olarak birçok yönünün olduğu belirtilmektedir. Pandemi sürecinde birçok insanla temas halinde olmak, artan iş yükü gibi faktörler kişilerin yaşam kalitelerini etkilemiştir. Bu çalışmada özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapistlerin pandemi sürecindeki fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve yorgunluk seviyelerinin değerlendirilmesi ve diğer çalışanlarla karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız Kayseri ilindeki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmamıza, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi personeli, 88 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan fizyoterapist olmak üzere toplam 176 kişi katılmıştır. Fiziksel aktivite değerleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Yaşam kalitesine ait mesleki tatmin, tükenmişlik ve eşduyum yorgunluğu alt parametrelerinde gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p=0.000). Yorgunluk skorlarında gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır (p=0.002). Fizyoterapistlerin yorgunluk, yaşam kalitesi ve tükenmişlik seviyelerini etkileyen faktörler farklı çalışmalarla daha detaylı incelenmelidir.
Özel eğitim merkezlerinde izlenen engelli çocuğa sahip ebeveynlerin depresyon ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmanın amacı özel eğitim merkezlerinde izlenen engelli çocuklarda tedavinin multidispliner oluşunu vurgulayarak, ebeveynlerin depresyon durumu ve yaşam kalitesinin engelli çocuğun eğitim ve tedavisine etkilerini araştırmaktır. Evdeki bakım ve tedavisiyle birlikte rehabilitasyon merkezlerinde uygulanan tedaviler çocuğun fiziksel ve mental halinde iyileşmesine katkı sağlamaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı engelli çocuğa sahip ve bakımını üstlenen ailenin genel sağlık durumu da önem arz etmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Manisa ili Şehzadeler ilçesinde yer alan Özel Serdar Öcmenler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde izlenen engelli çocuğa sahip 78 anne 52 baba ve sağlıklı çocuğa sahip 30 anne 30 baba dahil edilmiştir. Ebeveynlerin demografik durumları, yaşam kalitesi skoru ve depresyon oranı bilgileri Genel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu doldurularak elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesi düşük, depresyon oranları yüksek iken sağlıklı çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesi yüksek, depresyon oranları düşük bulunmuştur. Çocuğun cinsiyetinin, engel durumunun ya da engellilik oranının yaşam kalitesi ve depresyon oranını etkilemediği saptanmıştır. Sonuç: Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesini arttırmak ve depresyon oranlarını azaltmak amacıyla fiziksel ve psikolojik sağlık durumunun iyileştirilmesi ve sosyal ilişkilerinin güçlendirilmesi kanısına varılmıştır. Ebeveynlerin psikososyal durumlarının iyileştirilmesi amacıyla profesyonel destek ve bilgilendirme önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn, engelli çocuk, depresyon, yaşam kalitesi, özel eğitim
Özel eğitim kurumlarında hizmet kalitesinin arttırılmasına yönelik yönetim faaliyetleri ?Açıköğretim ve KPSS kursları üzerine bir uygulama?
Günümüzde hizmet sektörü hızla gelişme göstermekte, bununla birlikte hizmetlerde kalite kavramı da önem kazanmaktadır. Hizmet sektörleri arasından ön plana çıkan sektörlerden biri de eğitim sektörüdür. Küreselleşme ile birlikte tüm dünyada ve ülkemizde kaliteli eğitim üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri haline gelmiştir. Kaliteli bir eğitim için de eğitim hizmetlerinin odak noktası olan öğrencilerin eğitim hizmetlerinden beklentilerini ve algılarını çok iyi bir şekilde anlamak ve sunulacak eğitim hizmetlerini bu bilgiler doğrultusunda şekillendirmek gerekmektedir. Tüm bunların ardından hizmeti satın alan müşterinin izlenmesi önem taşımaktadır. Hizmetin en iyi şekilde sunumu aynı zamanda müşteriler için hizmet kalitesinin bir göstergesidir. Buna göre işletme yönetimine ve tüm personele, müşteri memnuniyeti sağlayarak, kalitenin arttırılması yönünde büyük bir görev düşmektedir.Her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de hızla artan bir rekabet söz konusudur. Zamanla hız kazanan teknolojik gelişmeler, bilgiye istenilen yerden ve istenildiği zamanda, istenilen formatta kolay ulaşımın sağlanması ile birlikte müşteriye firmalar tarafından çok fazla seçenek sunulmaktadır. Rekabetin şiddeti arttıkça müşteriler kendilerine sunulan seçenekler karşısında daha bilinçli ve daha seçici davranmaktadırlar. Bu durum aynı zamanda sınavlarda başarı sağlamak ya da başarılarını arttırmak amacıyla özel eğitim kurumlarına ücret karşılığı devam etmekte olan öğrencileri de içerisine almaktadır. Yeni müşteriler kazanmak ve eski müşterileri elde tutmak amacıyla işletme yönetiminin hizmet sunumunda çok dikkatli ve titiz çalışarak tüm işletme birimlerini bu konuda uyarması gerekmektedir. Yönetim fonksiyonları dikkate alındığında müşterilere ürün ve hizmetlerin etkin bir şekilde üretimi, etkili pazarlama faaliyetleri ile müşteriye tanıtımı, pazarlanması, uygun finans olanaklarının sağlanması, örgütün yönetimi ve personelin organize edilmesi, tüm süreçlerde sürekli olarak kalitenin kontrol edilmesi gerekmektedir.Bu çalışmada gerekli olan literatür çalışmasının ardından Açıköğretim ve KPSS kursları üzerinde hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti incelenmiş, sonucunda hizmet kalitesinin arttırılması konusunda yönetime düşen görevler belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: 1) Hizmet, 2) Kalite, 3) Hizmet Kalitesinin Arttırılması, 4) Eğitim Hizmetleri, 5) Müşteri Memnuniyeti
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlerin mesleki beceri yeterliklerine yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığının belirlendiği öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin mesleki beceri boyutunda yer alan yeterlikler bakımından özel eğitim öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda nasıl değerlendirildiğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Gaziantep il merkezindeki özel eğitim rehabilatasyon merkezlerinde görev yapan yirmi dört özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma öğretmen görüşlerine yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak ulaşılmış, nitel bir araştırmadır. Araştırma sonucuna göre özel eğitim öğretmenleri, öğretim programına uygun eğitim planı hazırlama ve öğrenme ortamı oluşturmada, çocuğun ihtiyacı, bireysel özellikleri, engel durumu, gelişimi, çevresel şartlar, ailenin maddi durumu, sosyo-kültürel özellikleri, çocuğun dil seviyesi, etkili iletişime uygun eğitim ortamında, milli ve manevi değerleri dikkate aldıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, öğretme ve öğrenme sürecini yönetmede, özel eğitim için gerekli olan becerileri sergilemede empati kurma, tüm duyulara hitap etme, sabırla tekrar etme, zamanı etkin kullanma, farklı yöntem ve teknikler kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, dersleri öğrencilerin günlük yaşamlarıyla ilişkilendirme, özel gereksinimi olan öğrencileri ve çevresel özellikleri dikkate dikkate alma, öğrenciye yönelik ders etkinlikleri hazırlama, eğitim öğretim faaliyetlerinde iş birliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, sınıfta istenmeyen davranış ve durumlarla baş etme, ölçme ve değerlendirmede süreç ve sonuç odaklı yöntemler kullanma, ölçme ve değerlendirmeyi objektif ve adil olarak yaptıklarını belirtmişlerdir.
İşitme engelliler ilköğretim okullarında veli memnuniyeti: Ankara ili örneği
Bu araştırma, Ankara ilindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı işitme engelliler ilköğretim okullarındaki öğrencilerin velilerinin bu okullardan memnuniyet düzeyinin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır. Hizmet sektöründe hizmet kalitesinin tanımlanması ve ölçülmesi reel sektöre göre daha zor ve karmaşıktır. Hizmet kalitesinin tanımlanması ve ölçülmesi ancak algılanan hizmet kalitesi ve arzulanan (beklenen) hizmet kalitesi boyutları arasındaki ilişkinin açıklanması ile sağlanabilir. Bu çalışmada; işitme engelliler ilköğretim okullarındaki velilerin memnuniyeti üzerine 3 (üç) okuldan 85 (seksen beş) veliyle anket yapılarak velilerin eğitim hizmetlerine yönelik algıları ile beklentileri arasındaki farklar SPSS 20 programı kullanılarak İstatistik analiz yöntemleri ile incelenmiş olup velilerin memnuniyet düzeyi değerlendirilmiştir. 15 (on beş) değişkenle yapılan araştırma sonuçlarına göre genel bir memnuniyet görülmekle birlikte bir takım düzenlemelerin yapılması ile memnuniyet düzeyinde artış sağlanacaktır.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan öğretmenlere psikolojik güçlendirme
Bu çalışmanın amacı; Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algılarının hangi seviyede olduğunun ve psikolojik güçlendirmeye gereksinim durumlarının tespit edilmesidir. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde görev yapan öğretmenlerin çalıştıkları eğitim merkezlerindeki fiziksel şartlar, personelin eğitim açısından yetersizliği, öğrencilerin özel durumları gereği yetersizlik türlerine ve derecelerine bağlı olarak eğitim gereksinimi ve sürekli olarak kendileri geliştirmek durumunda kalmaları gibi konular öğretmenlere stres yaşatabilmekte, onları psikolojik anlamda yorabilmektedir. Bu noktada öğretmenlerin gerek psikolojik durumları ve gerekse bu eğitim merkezlerindeki işleyiş bakımından psikolojik olarak güçlendirilmesinin önem taşıdığı görülmektedir. Bu araştırmaya Diyarbakır ilinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler dahil edilmiştir. Çalışmada olasılık temelli yöntemlerden basit seçkisiz yöntem ile seçilen 299 öğretmene kişisel bilgi formu ve psikolojik güçlendirme ölçeği uygulanmıştır. Ölçek verileri SPSS 24.0 istatistik programı aracılığı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucuna göre, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görevli öğretmenlerin genel psikolojik güçlendirme algıları ile anlam, yeterlilik ve özerklik algıları boyutları "yüksek", etki algıları boyutu ise "orta" düzeyde bulunmuştur. Cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algı düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Buna karşın öğretmenlerin psikolojik güçlendirme algıları yaş, toplam çalışma süresi ve eğitim değişkenlerine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur.
Özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimcilerin tükenmişlik düzeylerinin empatik eğilim ve bazı değişkenler ile olan ilişkisi
Bu araştırmanın amacı; 2009-2010 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili ve ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet (resmi) özel eğitim okullarında ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren kurumlarda çalışan eğitimcilerin tükenmişlik düzeylerinin, empatik eğilim ve bazı değişkenler ile olan ilişkisini incelemektir. Betimsel yöntemle yapılan araştırmada survey (tarama) modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili ve ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 6 resmi özel eğitim okulunda ve 42 özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren kurumda çalışan 259 eğitimci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan eğitimcilerin kişisel bilgilerini betimlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan `Kişisel Bilgi Formu', tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Ergin (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan `Maslach Tükenmişlik Ölçeği' ve empatik eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla da Dökmen (1988) tarafından geliştirilen `Empatik Eğilim Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 16.00 programından yararlanılmıştır. Eğitimcilerin empatik eğilim ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamak için Pearson Mometler Çarpımı Korelasyon'u kullanılmıştır. Empatik eğilim ve bazı değişkenler açısından tükenmişlik düzeyini incelemek amacıyla İki Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA) ve farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak amacıyla da Tukey HSD testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları empatik eğilim ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerinin temel etkisi ve empatik eğilimin sırasıyla cinsiyet, medeni durum, görev süresi değişkenleri ile olan etkileşimi tükenmişlik üzerinde anlamlı bir fark oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları benzer araştırmalardan elde edilen bulgular kapsamında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak öneriler geliştirilmiştir.
Özel eğitim okullarında görev yapan görsel sanatlar dersi öğretmenlerinin mesleki sorunları
Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanan ve özel eğitim okullarında görev yapan olan görsel sanatlar öğretmenlerinin yaşadıkları mesleki sorunlara ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve sorun alanlarına ilişkin önerilerin sunulmasıdır. Bu bağlamda, 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılı içinde Ankara İlinde ve merkez ilçelerinde bulunan Özel Eğitim Okullarında (Görme, İşitme, Ortopedik, Otistik, Eğitilebilir, Öğretilebilir Zihin Engelliler) görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mesleki sorunlarını belirlemek amacıyla bu okullarda görev yapan toplam 18 görsel sanatlar dersi öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın verileri nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmış, aynı zamanda diğer veri toplama tekniklerinden gözlem ve doküman analizi teknikleri ile de desteklenmiştir. Araştırmaya katılan görsel sanatlar öğretmenlerinin görüşlerini almak amacıyla araştırmacı ve alan uzmanı tarafından geliştirilen toplam 25 sorudan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Bu araştırmada 6 tema, 30 alt tema belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde NVivo 8 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda görsel sanatlar öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar altı tema başlığında toplanmıştır. Araştırma bulguları görsel sanatlar öğretmenlerinin (a) okul ve meslekle ilgili özellikler, (b) sınıf yönetimi, (c) öğrenme ve öğretme süreci, (d) yarışmalara katılım ve yılsonu sergileri, (e) teftiş ve denetim, (f) aileler konularında çeşitli zorluklar yaşadıklarını göstermektedir. Bu sorunların çözümüne ilişkin öneriler; (a) MEB karar alıcı ve uygulayıcıları için öneriler, (b) okul yönetimi için öneriler, (c) öğretmenler için öneriler, (d) ailelere yönelik öneriler, (e) ileri araştırmalara yönelik öneriler başlıkları altında toplanmıştır. Araştırmanın araştırmacılar uygulayıcılar ve politikacılar için önemli bir veri kaynağı olacağı ve alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Özel Eğitim, Görsel Sanatlar Eğitimi, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları (BEP), Bireyselleştirilmiş Öğretim Planı (BÖP), Eğitilebilir Zihinsel Engelli, Öğretilebilir Zihin Engelli, Görme Engelli, Ortopedik Engelli, Otistik, İşitme Engelli.
Konaklama öğretmenlerinin özel eğitim alanı ile ilgili yaşadıkları güçlüklerin belirlenmesi ve kat hizmetleri eğitim modülü önerisi
Çalışmanın amacı Türkiye genelinde özel eğitim meslek okullarında Konaklama Hizmetleri alanında mesleki eğitim veren öğretmenlerin özel eğitim alanı ile ilgili yaşadıkları güçlükleri belirlemeye yönelik sorun tespiti yapmak ve yeni bir eğitim modülü önerisi sunmaktır. Türkiye genelinde 2017-2018 eğitim öğretim döneminde hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilere Konaklama Hizmetleri alanında mesleki eğitim veren 48 okul olduğu tespit edilmiştir. Bu okullarda görev yapan 48 Konaklama Hizmetleri Öğretmeni araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmaya 27 öğretmen katılmıştır. Lisans programlarının eğitim bilimleri derslerinde öğretilen tekniklerin neredeyse tamamı normal bireyleri eğitmeye yöneliktir. Fakat zihinsel engelli bireylerin öğrenme teknikleri, durumları ve özellikleri ile değerlendirme yöntemleri farklıdır. Araştırma sonuçlarında mezun olunan fakültelerin eğitim bilimleri derslerinde özel eğitim alanına yeterli pay ayrılmadığı sonucuna varılmış; özel eğitim meslek okullarında çalışan öğretmenlerin özel eğitim alanında hangi konularda güçlük yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. İçerik analizi yönteminden faydalanılmış, konaklama öğretmenleri için 14 açık uçlu sorudan oluşan tam yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Tüm katılımcılar özel eğitim alanında farklı konularda güçlükler yaşadıklarını belirtmişlerdir. Belirlenen sorunların çözümlerine yönelik konaklama öğretmenlerinin zihinsel engelli bireylere beceri öğretimi süresince kullanabileceği Yanlışsız Öğretim Teknikleri ile hazırlanmış Kat Hizmetleri eğitimi örnek beceri eğitimi modül önerisi tasarlanmıştır. Literatürde özel eğitim meslek okullarında meslek öğretmenlerinin yaşadıkları zorlukları belirleyen bir çalışmaya rastlanmadığı gibi zihinsel engellilere yönelik beceri öğretiminde kullanılan öğretim teknikleri ile hazırlanmış bir modüle de rastlanmamıştır. Bu kapsamda çalışmanın Konaklama ve Seyahat Hizmetleri alanı olarak hem literatüre hem de pratiğe katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de özel okulların pandemi döneminde gerçekleştirdikleri kurumsal iletişim çalışmalarında sosyal medyanın kullanımı: Americanlife dil okulları
Dünya tarihi sosyal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, ekolojik gelişim ve değişimlerin olduğu kadar bu alanlardaki gerilemelerin ve krizlerin de tarihidir. Bu süreçte insanoğlunun ilerlemesi yeni şeyler öğrenmesiyle mümkün olmuştur. Yazının icadı insanoğlunun ilerleme sürecine büyük oranda hız katmış ve eğitimin kurumsallaşmasına neden olmuştur. Halen içinde olduğumuz Covid-19 küresel salgını psikolojik, sosyolojik, ekonomik, politik ve güvenliğe ilişkin ulusal ve uluslararası yönü itibariyle üzerinde çalışılacak bir konu haline gelmiş ve salgın süresince toplumsal, kurumsal ve bireysel düzlemde sorunlar yaşanmıştır. Yaşanan hastalıkla birlikte eğitim sektörü de tıpkı sağlık ve ekonomi sektörleri gibi küresel bir kaosun içine düşmüş ve bu sektörün salgın dönemindeki tepkileri önemli hale gelmiştir. Bu dönemde kurumlarla hedef kitleleri arasındaki işlemlerin ve iletişimin sürdürülmesinde dijital iletişim platformları anahtar rol oynamıştır. Bu nedenle bu araştırmanın konusunu eğitim kurumlarının, Covid-19 salgını döneminde sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri kurumsal iletişim çalışmaları oluşturmaktadır. Çalışmada salgın döneminde üzerinde çok tartışılan kamu kurumları yerine özel sektöre ait bir kurum ele alınmıştır. Bu dönemde özel sektörde gerçekleştirilen eğitim iletişimine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışma bu yönüyle literatürdeki diğer çalışmalardan farklılaşmaktadır. Salgın döneminde özel okullar da mesajlarını hedef kitlelerine ve paydaşlarına ulaştırabilmek için sosyal medya platformlarını aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma salgının yoğun biçimde yaşandığı 11 Mart 2020 ile 1 Haziran 2020 tarihleriyle sınırlandırılan bir araştırmaya dayanmaktadır. AmericanLIFE Dil Okulları'nın Covid-19 salgının ilk çeyreğinde, Facebook ve Instagram hesaplarından kurumsal iletişim çalışmaları bağlamında yaptığı paylaşımlar, betimsel içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırma ekseni çerçevesinde oluşturulan kodlama cetveli ile AmericanLIFE'ın söz konusu tarih aralığındaki Covid-19 içeriklerine sahip paylaşımlarında belirgin farklılıklar tespit edilmiştir. Söz konusu tarih aralığında yapılan paylaşımlar; beğeni, görüntülenme sayısı ve içerik yönünden incelenmiştir. En çok beğeni ve görüntülenme alan içerik paylaşımlarının "bağlayıcı" bir yöntem ile yapıldığı, ticari paylaşımların gönderi açıklamasında satış stratejileri uygulanıldığı ve kullanılan sosyal ağlar değerlendirildiğinde AmericanLIFE'ın Instagramı daha etkin bir biçimde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
İşitme engelli öğrencilerin spor değişkenine göre çoklu zekâ alanlarının araştırılması
Bu çalışmada özel eğitim meslek liselerinde okuyan işitme engelli spor yapan ve yapmayan öğrencilerin çoklu zekâ alanları arasındaki farkı ortaya koymak amaç edinilmiştir.Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar, Ankara, Bursa, Erzurum, Isparta, İstanbul (Fatih, Kadıköy), İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Ordu, Samsun, Trabzon, Zonguldak, özel eğitim meslek liseleri öğrencileri, örneklemini ise bu okullarda okuyan 130 kız 130 erkek öğrenci oluşturmaktadır.İlk olarak araştırmanın amacına ilişkin mevcut bilgiler, literatürün taranmasıyla sistematik bir şekilde verilmiştir. İkinci olarak araştırmanın amacına ulaşmak için; Howard Gardner tarafından geliştirilen ve Saban (2001) tarafından Türkçeleştirilerek geçerlilik ve güvenilirliği yapılmış olan ?Çoklu Zekâ Alanlarında Kendini Değerlendirme Envanteri? uygulanmıştır.Verilerin çözüm ve yorumlanmasında; frekans, t testi, One Way Anova (tek yönlü varyans analizi) testi kullanılarak anlamlılık P<0,05, P<0,001 alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programı kullanılmıştır.Araştırmada erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre; çoklu zekâ alanlarının yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.Spor yapan öğrencilerin yapmayan öğrencilere göre; çoklu zekâ alanları yüksek çıkmıştır.Spor dalı değişkenine göre bakıldığında, takım sporlarıyla uğraşanların çoklu zekâ alanları, bireysel spor yapanlara göre yüksek çıkmıştır.İşitme kaybının dercesine göre; işitme kaybının seviyesi yükseldikçe zekâ alanları puanları azalmıştır.İşitme kaybının oluştuğu döneme göre; doğuştan işitme engelli olanların sözel, matematiksel, sosyal, içsel zekâ alanları, sonradan işitme engelli olanların görsel, müziksel, bedensel, doğacı zekâ alanları yüksek çıkmıştır.Ailesinde başka işitme engelli birey olanlar olmayanlara göre çoklu zekâ alanları yüksek çıkmıştır.İşitme cihazı kullananların görsel zekâ alanı, kullanmayanların ise sözel, matematiksel müziksel, bedensel, sosyal, kişisel, doğacı zekâ alanları yüksek çıkmıştır.Dudak okuyabilen öğrencilerin zekâ alanları okuyamayan öğrenciler göre yüksek çıkmıştır.Ailesiyle ikamet eden öğrencilerin sözel zekâ alanı, yatılı olarak ikamet eden öğrencilerin ise matematiksel, görsel, müziksel, bedensel, sosyal, kişisel ve doğacı zekâ alanları yüksek çıkmıştır.Buna göre sporun, dudak okumanın ve yatılı okulun, işitme engelli öğrencilerin çoklu zekâ alanları gelişimine yararlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İş?aile çatışmasının çalışanların iş performanslarına etkisinin belirlenmesi: Ankara'daki özel eğitim kurumlarında bir uygulama
Gelişen ve değişen dünya düzeninde iş hayatına atılan bireylerin kendi özel çevrelerine olan etkileri yadsınamaz. Bu etkiler hem ailevi durumların hem de iş yaşamında ki çalışma ve ilgiler üzerinde değişikliklere neden olmuş en önemlisi performanslarına etkisi merak konusu olmuştur. Bu etkinin hangi yönde olduğuna ilişkin akademik anlamda ilgi odağı haline gelmiş ve inceleme ihtiyacı duyulmuştur.Araştırmada iş ? aile çatışmasının çalışanlar üzerindeki, iş performansına etkisinin ne düzeyde olduğunu ortaya çıkarmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Ankara ilindeki özel eğitim kurumları inceleme altına alınmıştır. Araştırmada 120 eğitimci ve diğer çalışanlar olmak üzere belirlenen kişilere anket uygulanmıştır. Çalışmada ?işin tanımlanması ve iş üzerindeki hakimiyeti, aile ? iş çatışmasında öz yeterlik ölçeği, iş ?aile çatışma ölçeği, aile tatmini ölçeği, iş performansı? ölçekleri ile kişilerden değerlendirmelerde bulunmaları istenmiştir.Araştırma sonucunda, kişilerin gelir düzeylerinin iş ? aile çatışmasına etkisinin olmadığı tespit edilmiştir fakat ücretteki düzey iş performansına büyük etki etmiştir. Çatışma faktöründe yaş, eşin çalışması durumu, cinsiyet, çalışma süresi önem arz etmemiştir. Öte yandan kişilerin gelirleri, unvan ve eğitim durumu önemli faktörler arasında yer almaktadır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatürdeki araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İş ? aile çatışması, aile ? iş çatışması, iş performansı, aile tatmini
Sınıf öğretmeni adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmaya yönelik görüşleri
Bu araştırma, yaklaşımı itibari ile nitel bir araştırmadır. Bu anlamda yarı-yapılandırılmış görüşme formları oluşturularak katılımcıların özel eğitim konusundaki ve bu konudaki kariyer yaklaşımları incelenmiştir. Çalışma grubunu Fırat Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı dördüncü sınıfında 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenim gören toplam 40 öğrenci oluşturmuştur. Görüşme formundan alınan tüm veriler gerekli kodlamalar yapıldıktan sonra bilgisayar destekli nitel programı kullanılarak betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu araştırma kapsamında yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan sınıf öğretmen adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmak istemedikleri ve herhangi bir özel eğitim kurumlarına gitmedikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmen adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmaları durumunda kendilerine sağlanacak katkılara ilişkin analiz sonuçları incelendiğinde ise, katılımcıların öncelikle özel eğitim alanında gelişebilme ve daha duyarlı hale gelebilme olgusu üzerinde durdukları görülmüştür. Özel eğitim kurumlarında çalışmaya yönelik kaygılarına ilişkin elde edilen bulgular ise, katılımcıların bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklı sorunlar yaşayabilme olasılıklarının olduğunu düşündüklerini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmenliği, Özel Eğitim, Öğretmen Adayları, Kariyer
Türkiye'de görme engelliler ortaokullarında öğretmen görüşlerine göre müzik dersi kazanımlarının gerçekleşebilme durumu
Araştırma; Türkiye?de görme engelliler ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin müzik eğitimine yönelik durum saptaması yapma, bu durum saptamasına göre görme engellilerin müzik eğitimindeki mevcut durumun belirlenmesini sağlama amacındadır. Bu doğrultuda, ilköğretim müzik dersi öğretim programı dört öğrenme alanında yer alan müzik dersi kazanımlarının öğretmen görüşlerine göre gerçekleşebilme durumlarının araştırılması gerekli görülmüştür. Araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırma, betimsel niteliktedir. Türkiye?de görme engelliler ortaokullarında öğretmen görüşlerine göre müzik dersi kazanımlarının gerçekleşebilme durumunun saptanması için, görme engelliler ortaokulları belirlenerek müzik öğretmeni bulunan okullar araştırma kapsamına alınmıştır. Bu okullarda görev yapan müzik öğretmenlerine anket uygulanmıştır. Anket, eski adı ile görme engelliler ilköğretim okulları, yeni adı ile görme engelliler ilkokulları ve ortaokullarında sürdürülen ?ilköğretim müzik dersi öğretim programı ve kılavuzu? baz alınarak hazırlanmıştır. Müzik öğretmenlerinin bir kısmının görme engelli bireyler olmasından ötürü, bir kısım veriler, görme engelli öğretmenler ile görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler, frekans ve yüzde hesaplamaları ile sayısal ifadelere dönüştürülmüştür.Kazanımlara ve sınıf düzeyine göre değişkenlik gösterse de, müzik dersi dört öğrenme alanından dinleme-söyleme-çalma öğrenme alanı ile müzik kültürü öğrenme alanı kazanımlarının gerçekleşebilme durumu, çokseslilik ve müzik arşivi oluşturma dışında genel olarak olumlu yönde sonuçlanmıştır.Müziksel algı ve bilgilenme öğrenme alanı ile müziksel yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarının gerçekleşebilme durumunda sorunların olduğu ortaya çıkmıştır.Müziksel algı ve bilgilenme öğrenme alanı kazanımlarının gerçekleşebilme durumunda; temel müzik yazı ve öğeleri ile Türk müziği makam dizilerinin tanınmasındaolumsuzlukların olduğu görülmüştür. Braille müzik yazısının, müzik dersinde kullanılmasının, müziksel algı - bilgilenme öğrenme alanı ve bununla beraber müziksel yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarının gerçekleşebilme durumuna pozitif yönde etki edeceği ortaya çıkmıştır. Müziksel yaratıcılık öğrenme alanı kazanımlarının gerçekleşebilme durumunda; müzikleri harekete ve dansa dönüştürme gibi devinim içeren kazanımlar, görme engeli olgusu ile düşük seviyede sonuçlanmıştır. Ayrıca ezgi seslendirmede de sıkıntıların olduğu belirlenerek; eğitim, özel eğitim, müzik eğitimi, görme engelli bireylerin müzik eğitimi konularında çeşitli öneriler paylaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, özel eğitim, görme engelliler, görme engelliler okulları
Elazığ ve Malatya il merkezinde bulunan özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ve ilgili faktörler
1. ÖZETGünümüzde bireylerin her alanda kendini hissettiren zorlamalarla karşı karşıya olması, bireyin uzun süreli stres yaşamasına neden olarak tükenmişliğe dönüşebilmektedir. Bu araştırma, Elazığ ve Malatya il merkezinde bulunan özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini ve ilgili faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın evrenini Elazığ ve Malatya il merkezinde bulunan özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş evreni oluşturan toplam 252 kişi araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul etmeyen, uygulama esnasında izinli olan ve ankette cevaplanmamış soru bırakanlar araştırmaya dahil edilmemiş ve araştırma 225 (%89.3) öğretmenle tamamlanmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve Tukey HSD kullanılmıştır.Elde edilen verilere göre; öğretmenlerin % 58.7'si 25-36 yaş grubunda ve %47.1'i kadındır. Öğretmenlerin duygusal tükenme puan ortalaması 11.12±6.39, duyarsızlaşma puan ortalaması 2.61±2.65 ve kişisel başarı puan ortalaması 7.58±4.18'dir. Araştırmada mesleğini isteyerek tercih etme, mesleği kendine uygun bulma, çalışma ortamından memnuniyet, okuldaki materyal sayısını yeterli bulma, ödül ve ceza sistemi, iş arkadaşlarından ve idarecilerden yaptığı işle ilgili destek görme, mesleğindeki verim düzeyi, mesleki bilgi ve becerilerini uygulayabilme gibi faktörlerin tükenmişlik düzeyini etkilediği bulunmuştur (p<0.05).Bu çalışmada özel eğitim alanında çalışan öğretmenlerin tükenmişliklerinin düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Ancak tükenmişlikte, mesleği isteyerek ve bilinçli bir şekilde tercih etmenin, çalışma ortamından memnuniyetin, mesleki bilgi ve becerileri uygulayabilme imkânının olumlu etkisi olduğu, okulun imkânlarının yetersizliğinin, iş arkadaşlarından, idarecilerden yeterli destek alamamanın, adil olmayan ödül ve ceza sisteminin tükenmişliğe olumsuz etkisi olduğu görülmüştür.Özel eğitim öğretmenlerinin meslekte daha verimli çalışmalarını sağlamak için çalışma ortamlarının çalıştıkları özür grubunun özelliklerine uygun olarak iyileştirilmesi, okul yöneticilerinin çalışanlarını desteklemeleri ve motive etmeleri, yönetici- öğretmen, öğretmen- öğretmen arası ilişkilerde sağlıklı iletişim kurulması önerilmektedir.Anahtar Sözcükler: Tükenmişlik, özel eğitim, öğretmen
7-9 yaş arası özel eğitim gören öğrencilerle normal gelişim gösteren öğrencilerin çizgisel gelişimlerindeki farklılığın tespit edilmesi üzerine bir çalışma
Bu araştırmada 7- 9 yaş arası özel eğitim gören öğrenciler ile normal eğitim gören öğrencilerin çizgisel gelişim basamaklarındaki farklılıkları üzerine bir çalışma olacaktır.Araştırma, 2008 / 2009 Eğitim- Öğretim yılı 2. dönemde Kocaeli ilinin Gebze ilçesindeki Özel Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Okulu'ndan 7 ? 9 yaş arası 10 öğrenci ve Dilovası ilçesindeki Mehmet Zeki OBDAN İ.Ö.O. okuyan 7 ? 9 yaş arası 10 ile yapılmıştır.Araştırmanın verilerini öğrencilerin ?Aile? ile ?Okul ve Öğretmen? konulu resim uygulama çalışmaları ve öğretmen görüşleri oluşturmaktadır. Araştırma nitel bir çalışma olup Gözlem Yöntemine dayanmaktadır.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğrencilere ?Aile? ile ?Okul ve Öğretmen? konuları verilerek bu konularda resim yapmaları istenmiştir. Bunun için çocuklara kendi sınıflarında ve iki ders saati süresi içinde ( 40+40) çalışmaları yaptırılmıştır. Çalışma esnasında özellikle Özel Eğitim öğrencileriyle iletim kurmak için sınıf öğretmenlerinden faydalanılmıştır. Ayrıca çalışmada sınıf öğretmenlerinin de görüşü alınarak değerlendirmelerde bulunulmuştur.Deney grubunun yapmış olduğu resimler üç uzman tarafından oluşturulan ve onaylanan değerlendirme kriteri doğrultusunda yine bu üç uzman tarafından oluşturulan ölçeğe göre puanlanmıştır. Değerlendirme kriteri ?Şema Yönünden?, ?Renk Yönünden? ve ?Kompozisyon Yönünden? olmak üzere üç bölümden ve toplam 12 maddeden oluşmaktadır. Bu sonuçlar 4. bir uzman ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir.