
66
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Özkurmaca roman incelemesi: Catherine Cusset'den L'autre qu'on adorait (Diğer bir sevdiğim)
18 ve 19. yüzyılda çok sayıda örneğini gördüğümüz benli anlatılar (fr. récits de je, écriture de soi), yirminci yüzyılda yeniötesici (fr. postmoderniste) dönemin önem kazanmaya başladığı 80'li yıllara kadar göz ardı edilmiştir. Bu yeni dönemin en belirgin niteliklerinden birisi kuşkusuz öznenin (fr. sujet) metne geri dönüşüdür. Bu geri dönüş, çağdaş yazın alanında yepyeni söylemlerin kapısını aralayacak ve Prof. Dr. Ali Tilbe tarafından dilimize özkurmaca ya da özkurgu (fr. autofiction) olarak aktarılan yeni bir yazınsal türün doğmasına yol açacaktır. Özyaşamöyküsü ile romansal nitelikleri birleştiren karma (fr. hybride) bir tür olan özkurmaca yeni bir biçem ve içerik ile özneyi merkeze konumlandırarak, bundan böyle serüvenin dilini değil dilin serüvenini öyküleyen bir söyleme dönüşecektir. Bu yeni tür romandan ve özyaşamöyküsünden ne bütünüyle ayrık ve ne de bütünüyle birbirine içkindir. Gerçek anlamda roman, özyaşamöyküsü ve özkurmaca arasında koparılması zor bir bağ ve etkileşim vardır. Bunun yanında Serge Doubraovsky, özkurmacaya koşut bir alttür olarak, bir yakınının öyküsünü anlattığı roman türünü gerçek roman (fr. roman vrai) olarak tanımlamıştır. Gerçek roman da özkurmaca gibi, roman türünün üzerine örtülmüş bir gerçeklik örtüsüdür. Her ne kadar özkurmaca ve gerçek roman yazınsal olarak varlığını sürdürürse de, günümüzde hala biçimsel ve içeriksel olarak tartışılmakta, ancak türsel üst ulam olarak özkurmaca benimsenmektedir. Bir yapıt, hem kurmaca olup hem gerçekliği içinde barındırması yazar ve eleştirmen çevresinde tartışılırken, okur türün varlığından haz duyarak okumayı sürdürmektedir. Bu dönemin önemli yazarları arasında görülen Catherine Cusset, 2016 yılında L'Autre qu'on adorait adlı romanını yayımlamıştır. Roman aynı yıl içinde İsviçre Goncourt Ödülünü (le Goncourt Suisse) kazanmıştır. Yapıt henüz dilimize çevrilmemiştir ancak özkurmaca ve gerçek roman alanında önemli bir yapıt olduğu açıktır. Bu yeni türün sağladığı ve önerdiği uygulayımları yazar kendisinin yazınsal biçimi ve biçemiyle harmanlayarak oluşan yeni tür ve yazın dünyası için önemli bir örnek sunmuştur. Böylelikle Catherine Cusset bize uygun bir çalışma alanı sağlamıştır. Roman yazarın yakın bir arkadaşının kısa ve üzücü hayatını konu edinmektedir. Yazarın ölen arkadaşına "sen" adılıyla seslenmesi, yeniötesi dönenim dile verdiği önem ile uyuşmaktadır. Yazarın biçemi ise, okuru romanın yazım sürecine katar ve okur büyük bir coşkuyla, öykünün içindeymiş gibi okuma eylemini sürdürür. Bu roman da, gelişmekte olan özkurmaca ve gerçek roman türüne bir katkı sağlanmıştır. Her ne kadar genel olarak onanmış olsa da, özkurmaca türünün tam olarak herkes tarafından kabul edilmesi ve sınırlarının belirlenmesi için zamana ve yeni örneklere gereksinim vardır. Catherine Cusset gibi yazarlar türün çerçevesinin belirlenmesi ve benimsenmesi açısından başrol oynamaktadırlar. Kuşkusuz okurun da bu yeni ve özel türe gösterdiği ilgi, türün örneklerinin çoğalması açısından başat işlev görmektedir. Bu çalışmamızdan çıkacak sonuçların, özkurmaca ve gerçek roman türünün gelişimine, ülkemizde de bu türün tanınmasına katkı yapması ve yeni araştırmalara örnek oluşturması en büyük beklentimizdir.
Kuramdan kurguya: Marie Darrieussecq'ın Le Bébé, Philippe Forest'in L'enfant Eternel ve Serge Doubrovsky'nin Fils eserlerinin özkurmaca incelemesi
1977'de Serge Doubrovsky, Fils'te başlattığı kendi uygulamasını nitelemek için özkurmaca terimini icat etti. Kitabının dış arka kapağında şu tanıtımı vermektedir: "Okur anlatıda kullanılan sözcüksel ve anlatısal uyu karşısında şaşırır. Anlatıda tahrisel söylemlerde görülen süredinzinsellik yerini, şiirsel bir vurguyla yazılan düzyazısıyla, bilinç akımına, iç konuşmaya bırakır". (Tilbe. A p.58). Aynı zamanda kurguda ve gerçekte, özkurmacanın amacı her şeyden önce edebidir. Edebiyat eleştirisi bu yeni edebiyat nesnesinin sınırlarını yazmayı amaçlamaktadır. Biçimsel yaklaşımda radikal bir değişikliği fark edebiliriz; parçalanmış, bölünmüş bir hikâye lehine çizgisel tarzı terk edildi, amacı başka sesler ve diğer anlamlar ortaya çıkarmak olan yeni bir sözdizimi sundu. Bugün, özkurmaca, yeniötesi döneminde yazarın kendi kimliği ve yakınlığı hakkında sorduğu soru formudur. Böylece, bu araştırmayı yürütmek için üç özkurmaca yazarı seçtik: Philippe Forest, Marie Darrieussecq ve Serge Doubrovsky. Her üçünün de özkurmaca üzerine kendi kuramı var. Bu çalışmada iki bölüm var. Öncelikle, özkurmacayı, uyandırdığı kuramsal tartışmalarla ele alacağız. Bu nedenle yazarların çeşitli tanımlarını analiz ederek kavramın zenginliğinin farkına varacağız. Bu yeni edebi türün ortaya çıktığı yeniötesi dönemi tanıtacağız. İkinci bölümünde şu eserlerin incelemesine odaklanacağız: L'Enfant Eternel, Fils et Le Bébé. Bu yazarların romanlarıyla nasıl kuramlarını hayata geçirdiklerini görmeye çalışacağız. Sonuç olarak, özkurmaca yazarlarının neden onların hikâyelerine eşlik etmek için kuramdan geçmeleri gerektiğini düşündüklerini aramaya çalışacağız.
Fransızca yabancı dil sınıfında çeviri öğretimi
DOKTORA TEZ OZU FRANSIZCA YABANCI DİL SINIFINDA ÇEVİRİ EĞİTİMİ Cihan Aydoğu Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ekim, 1999 Danışman: Prof. Dr. Gülnihâl GÜLMEZ Günümüzde, yabancı dil öğretiminde öncelikle hedeflenen öğrencilerin dili gerçek işleviyle edinmelerini, dolayısıyla da iletişim edincini kazanmalarını sağlamaktır. Buna bağlı olarak, yabancı dil öğretiminde araç olarak kullanılan çeviride de iletişimsel işlev hedeflenebilir. Böylece yeniden saygınlığına kavuşturulacak olan çeviri edimi yabancı dil ve anadil arasındaki yapısal eşdeğerliklerin bulunmasıyla yetinemez. Kaçım İmaz bir şekilde, kaynak metindeki anlamı anadilde yeniden ifade etmeye dayalı bir süreç olarak ele alınmalıdır. Bu ise, çeviriyi yalnızca bir kontrol aracı olarak değil, bir amaç olarak ele almayı gerektirmektedir. Her öğretimde olduğu gibi, çevirinin amaç olarak öğretilmesinde de, çeviri etkinliklerinin, öğrenciye çeviri tekniklerini kazandırmayı amaçlayan bir izlence doğrultusunda düzenlenmesi gerekir. Dolayısıyla, çeviri derslerini belli stratejileri geliştirmeyi amaçlayan alıştırmalara dayandırmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırma, uygulamadan elde edilen verileri, öğrencilerim çeviri stratejilerine duyarlı kılmayı ve eşdeğer metin üretme yetilerini geliştirmeyi amaç edinecek kişilerin dikkatine sunmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda, 24 öğrenciyle haftada 3 saat olmak üzere toplam 19 hafta sürecince yorumlayıcı çeviri kuramından esinlenen ve belli bir izlence oluşturan 16 alıştırma üzerinde çalışılmıştır. Veri toplamak üzere öğrencilere bir çeviri stratejileri ölçeği ve çevirmek üzere bir metin verilmiştir. Bu veri toplama araçları, alıştırmaların etkisini daha iyi ölçebilmek amacıyla uygulamadan önce ve sonra olmak üzere iki kez verilmiştir.Ill Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, yorumlayıcı çeviri kuramından esinlenen ve belli izlence oluşturan alıştırmaların öğrencileri çeviri stratejilerine duyarlı kılmada ve eşdeğer metin üretme yetilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fransızca yabancı dil sınıflarında sözcük öğretimi
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ FRANSIZCA YABANCI DİL SINIFINDA SÖZCÜK ÖĞRETİMİ Zühre YILMAZ Fransız Dili ve Eğitimi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül, 2000 Danışman: Prof. Dr. Gülnihal GÜLMEZ İletişimsel yöntemin dil öğretiminde yer almasıyla birlikte yabancı dil sınıflarında öncelikle hedeflenen öğrencilere iletişim edinci kazandırmak olmuştur. Bu amaca uygun olarak, dil öğretiminin her aşamasında olduğu gibi, okuma eğitiminde de iletişimsel boyut önemli bir yer tutmaktadır. Bu da, okuma derslerinde sınıfa getirilen metinlerin çeşitliliği, özgürrtüğü ve bunlara paralel olarak gerçekleştirilen sınıf içi etkinliklerle sağlanmaktadır. Bu etkinlikler öğrencilere belli başlı okuma stratejilerini kazandıracak şekilde düzenlenmelidir. Bu araştırmada, öğrencilerin okuma derslerinde belli başlı okuma stratejilerine ve özellikle de çıkarsama (inference) stratejisine kâfşı duyarlı kılınması amaçlanmaktadır. Araştırma, stratejik bir eğitim doğrultusunda 9 ve- 11 kişilik iki gruba, haftada 3 saat süre ile toplam 8 haftalık bir eğitim sürecini kapsamaktadır. Sınıfta kullanılan metinler özellikle çıkarsama (inference) stratejisini çalıştırmayı amaçlayan alıştırmalardan oluşmaktadır. Veri toplama amacıyla deney ve kontrol gruplarının öğrencilerine bir okuma stratejileri ölçeği ve çıkarsama stratejilerini içeren bir ön-test uygulanmıştır. 8 Hafta boyunca, deney grubu öğrencilerini bu stratejilere karşı bilinçlendirmek amacıyla her dersin sonunda bir özdeğerlendirme Formu verilmiştir. 8 Haftanın sonunda, amaçlanan değişikliklerin gerçekleşip gerçekleşmediğini ölçmek için her iki gruba yeniden okuma stratejileri ölçeği ve son-test uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, kontrol grubunda uygulama sonrası anlamlı bir fark gerçekleşmemiştir. Deney grubunun verilerinde ise fark gözlenmektedir fakat, bu da beklenilen ölçüde anlamlıIll sayılmamaktadır. Sonuç olarak, deney grubunu çıkarsama stratejilerine karşı bilinçlendirmek amacıyla uygulanan özdeğerlendirme Formunun beklenen ölçüde etkili olmadığı görülmüştür. Alınan sonucu etkilemiş olabilecek etkenler sonuç bölümünde tartışılmış ve gerekli görülen önerilerde bulunulmuştur.
Fransızca yabancı dil öğretimi/öğreniminde internet kullanımı
11 YÜKSEK LİSANS TEZ OZU FRANSIZCA YABANCI DİL ÖĞRETİMİ/ÖĞRENİMİNDE İNTERNET KULLANIMI Veda ASLIM Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Şubat 2004 Danışman: Prof.Dr. Gülnihal GÜLMEZ Son yıllarda geliştirilen yeni iletişim ve bilişim teknolojileri, yaşamımızın tüm boyutlarını etkileyecek biçimde yaygın bir kullanım alanı bulmuş ve kaçınılmaz olarak eğitim ortamına da girmiştir. Bu yeni teknolojiler çok sayıda bilgiye ulaşmaya, dünyanın öbür ucunda bulunan biriyle iletişime girmeye, onunla bilgi paylaşmaya olanak vermekte dolayısıyla da öğrenme ortamı yaratmaktadır. Söz konusu iletişim ve bilişim teknolojileri arasında dijital televizyon, cep telefonu, cdrom... ve bunlardan en önemlisi Internet bulunmaktadır. Internet çokortamlılık (ses, görüntü, yazı,...) ve interaktif olma özellikleriyle öğretim/öğrenim sürecini etkilemektedir. Bilgi arama, bilgi elde etme, bilgi yayınlama hizmetleriyle (Web, arama motorları), haberleşme hizmetleriyle (elektronik posta, tartışma grupları) ve etkileşim hizmetleriyle (sohbet odaları, video iletişim), internet, öğretmenin dersine hazırlanmasına veya öğrencinin öğrenmesine katkıda bulunmakta, özellikle de okulun, sınıfın dış dünyaya açılmasını sağlamaktadır. Kısacası, Internet öğretim/öğrenim alanında etkin bir rol oynamaktadır. Yabancı dil eğitiminin bu çerçeve dışında kalması olanaksızdır. Çünkü Internet hizmetleri bir yabancı dili öğretmeye ve öğrenmeye çok elverişlidir. Zaten, yabancı dil eğitimi, araç-gereçlerini yenilemeye, teknolojiyi kullanmaya daima açık olmuş böylelikle de dili en uygun biçimde öğrencilere kazandırmaya çalışmıştır. Ancak, 70'li yıllardan beri yabancı dil öğretiminde en uygun yöntem olarak iletişimsel yöntemin benimsendiğini düşünürsek, yabancı dil eğitimiin alanında etkin biçimde kullanılabilmesi için, Internet'in öncelikle bu yöntemin ölçütlerine cevap verebilmesi beklenir. Yapılan literatür taraması sonucunda, bu yeni teknoloji dehasının verimli olarak kullanılacağı eğitim ortamlarının zaten iletişimsel yöntemlerce de benimsendiği görülmektedir. Ayrıca, aynı tarama sonucunda öğrencilerin Internet'i Fransızca yabancı dili öğrenmek amacıyla bireysel bir araç olarak da kullanabilecekleri ortaya çıkmaktadır. Ancak, Internet'in Fransızca yabancı dil eğitimine uygun olması onun sınıf içinde veya sınıf dışında kullanılmasına yeterli sayılacak bir etken değildir; öğrencilerin araca karşı tutumları da büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada Fransızca yabancı dil öğrencilerinin Internet'e karşı tutumlarını tespit etmek amacıyla Fransızca yabancı dili eğitimi gören 85 öğrenciye bir anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bilgiler, Fransızca dili öğrencilerinin Internet'i bireysel olarak veya sınıf ortamında kullanmaya yönelik olumlu tavır sergiledikleri sonucuna ulaştırmıştır.
Fransızca yabancı dilde yazılı anlatım öğretimi-öğrenimi, sanal çalışma ortamı ve internet: Anadolu Üniversitesi'nde bir uygulama
Yabancı dil öğrencisinin yazılı anlatımda karşılaştığı sorunlar bizi farklı bir öğretim yöntemi uygulamasına yönlendirdi. Bir yandan öğrenci merkezli yazma eğitiminin gereklerini yerine getiren, diğer yandan öğrenciyi güdüleme özelliği taşıyan yeni araçların kullanıldığı ve öğretmenin varlığını koruyan bir öğretim modeli uyguladık. Bu doğrultuda, sanal çalışma ortamına dayalı, yani kullanıcılarına çalışmalarıyla ilgili sanal araçları, içerikleri ve hizmetleri bir arada sunan, sanal sınıf sitesini kullandık.Sanal sınıf sitemiz Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı birinci sınıf 2. dönem dersi olan Fransızca Yazma II dersi için hazırlandı. 30 kişiden oluşan örneklemin yarısı dersi geleneksel yöntemle (kontrol grubu), diğer yarısı sanal sınıf sitesiyle (deney grubu) işledi. Farklı veri toplama araçlarıyla sanal sınıf sitensin Fransızca yazılı anlatım dersine nicel açıdan (yazma alıştırmalarından elde edilen puanlar), güdüleme açısından ve de bu derste yaşanan sorunlara çözüm getirme açısından etkilerini araştırdık:-Öntest (T1) ve sontest (T2) aracığıyla elde edilen sonuçları karşılaştırma yapmak amacıyla kullandık. T1 sanal sınıf sitesi uygulamasından önce, T2 uygulamadan sonra bütün örnekleme verildi. Sonuçlar deney grubunun puanlarının biraz daha yüksek olduğunu gösterdi. Ancak, iki grup arasındaki fark çok önemli olmadığından, sanal sınıf sitesinin nicel açıdan beklenen etkiyi yaratmadığı sonucuna vardık.-Deney grubuna uygulanan motivasyon anketi söz konusu bireylerin bu tür bir eğitim/öğretim modelinden memnun kaldıklarını gösterdi. Sonuçlar öğrenim memnuniyeti ile rahatlatıcı ve güdülendiren bir öğrenim ortamın var olduğu yönündeydi. Dolayısıyla, sanal sınıf sitesinin güdüleme açısından etki yarattığı sonucuna vardık.-Yine deney grubuna uygulanan görüşme tekniği, sanal sınıf sitesinin lehine söylemler ortaya çıkardı. Öğrenciler büyük bir kısmı, sanal sınıf sitesi yazılı anlatım dersinde yaşadıkları sorunlara çözüm getirerek yardımcı olduğu yönünde hemfikirdiler. Ayrıca, görüşmeden çıkan diğer sonuçlar öğrencilerin motivasyon anketinde belirtiklerini destekleyecek nitelikteydi. Bu doğrultuda, sanal sınıf sitesinin derste yaşanan sorunlara çözüm getirme açısından etki yarattığı sonucuna vardık.Sonuç olarak, sanal sınıf sitesi nicel açıdan çok etki göstermemiş olsa da, öğrencilere yararlı olduğunu ve rahat bir çalışma ortamı sunduğunu düşünüyoruz.
Fransızca yabancı dil okuma dersinde işbirlikli öğrenmenin kullanımı
Çağdaş eğitim anlayışı, yabancı dil sınıflarındaki öğretmeni, öğrenmeyi en üst düzeyde gerçekleştirecek öğretim yöntemini seçme ve uygulama sorumluluğu ile karşı karşıya bırakmıştır. Yabancı dil derslerinde öğrencilerin aktif olarak derslere katılımının sağlandığı yöntemlerle öğrencilerin akademik başarılarına olumlu katkılar sağlanmaktadır. Öğrencilerin yeteneklerinin, öğrenme ve düşünme tarzlarının, motivasyon düzeylerinin ve derse ilgilerinin birbirinden farklı olduğu düşünülecek olursa, bu farklılıkları bir araya toplayıp öğrencilerin derse aktif katılımını sağlayarak başarılarını arttıran yöntemlerden birisi de işbirlikli öğrenme yöntemidir.Bu doğrultuda, yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı, Fransızca okuma dersinde, öğrencilerin başarısını, motivasyonunu, okuma-anlama becerilerini arttıracağını düşündüğümüz işbirlikli öğrenme yönteminin bir tekniği olan Birleştirme-II tekniğini kullandık.Araştırmanın örneklemini Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı'nda 2009-2010 bahar dönemi öğrenim gören 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 16 kişilik (14 kız, 2 erkek) gönüllü öğrencilerden oluşan örneklemde haftada 3 saat olmak üzere 6 hafta boyunca Birleştirme-II tekniği kullanılarak Fransızca okuma dersi işlendi:- Ön-test ve Son-test' ten alınan notların karşılaştırılmasıyla elde edilen sonuçlardan, Birleştirme-II tekniği kullanılarak yapılan okuma dersinde, uygulama grubu öğrencilerinin uygulama sonunda notlarında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Bu da, Birleştirme-II tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarını arttırdığını göstermektedir.-Uygulama sonunda öğrencilere verilen anketin verilerinin değerlendirilmesinden çıkan sonuçlar ise, Birleştirme-II tekniğinin Fransızca okuma dersine ve derste kullanılan ders materyallerine yönelik öğrenci motivasyonunu arttırdığı; Birleştirme-II tekniğinin ve grup çalışmasının kullanılmasından duyulan memnuniyet; ve Birleştirme-II tekniğinin öğrencilerin sosyal becerilerini kullanmada artışa neden olduğu şeklindedir.- Uygulama sonunda deney grubuna uygulanan bir diğer veri toplama aracı olan yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği de Birleştirme-II tekniğinin lehine veriler elde etmemizi sağlamıştır. Öğrencilerin büyük çoğunluğu Birleştirme-II tekniğinin okuma-anlama becerilerine, derse olan ilgilerine, sözcük dağarcıklarının artışına, sözlük kullanma alışkanlıklarının artışına, öğrenciler arası etkileşimin artışına, sosyal becerilerinin artışına, öğrencilerin derse aktif katılımlarına neden olduğu konusunda hemfikirdirler. Ayrıca, görüşmeden çıkan sonuçlar öğrencilerin ankete verdikleri bazı yanıtları da destekleyecek niteliktedir.Sonuç olarak, Fransızca okuma dersinde kullanılan Birleştirme-II tekniğinin öğrencilere yararlı olduğunu, sınıf içinde olumlu bir öğrenme ortamı yaratarak akademik başarılarını arttırdığını söyleyebiliriz.
Konuşma becerisinde dil kaygısını rol yapma tekniği ile azaltma/yenme: Anadolu Üniversitesi Fransızca yabancı dil öğrencileri ile bir uygulama
Bu çalışmanın çıkış noktası, Fransızca yabancı dil öğrencilerinin konuşma dersinde yaşadıkları dil kaygısıdır. Bu çalışma Fransızca yabancı dil öğrencilerinin kaygı düzeyini ve nedenlerini belirlemeyi ve var olan bu kaygıyı uygun bir öğretim tekniği ile azaltmayı hedeflemektedir. Bunu gerçekleştirebilmek için bir grup çalışması olan, öğrencilere daha yaratıcı, daha aktif ve daha fazla motive olma imkânı tanıyan rol yapma tekniğine başvurulmuştur. Çalışmanın örneklemini, Anadolu Üniversitesi 2012-2013 Öğretim yılı Fransızca Öğretmenliği Programı'nda Konuşma Becerileri dersine kayıtlı 17 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, nicel ve nitel veri toplama yöntemleri kullanılarak elde edilmiştir. Örneklemin uygulama öncesi ve sonrası konuşma kaygı düzeyini belirlemek için bir yabancı dil konuşma kaygı ölçeği (FLSAS) uygulanmış ve akademik başarıyı ölçmek için konuşma sınavı yapılmıştır. Uygulamanın ardından, rol yapma tekniğinin konuşma kaygısı üzerindeki etkilerini belirlemek ve uygulamaya ilişkin öğrencilerin fikirlerini öğrenmek için 17 öğrenciye yarı yapılandırılmış bir mülakat uygulanmıştır. Çalışmanın nitel ve nicel verileri, 8 hafta süren rol yapma tekniği uygulanmasının öğrencilerin konuşma kaygısı üzerinde anlamlı bir fark yarattığı sonucunu ortaya çıkarmıştır. Öntest ve sontest sonuçları karşılaştırıldığında öğrencilerin kaygı düzeyinde bir azalma olduğu ve rol yapma tekniği ile gerçekleştirilen konuşma derslerinden sonra akademik başarıda bir artış olduğu görülmüştür. Mülakat analizlerine göre rol yapma tekniği, konuşma kaygısını yok etmede önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, daha yaratıcı bir öğrenme ortamı oluşmasına, öğrencilerin diğer dil becerilerini geliştirmesine ve kültürel etkileşimin sağlanmasına yardımcı olmuştur. En önemlisi de, bu uygulama öğrencilerin toplum önünde kendilerini daha iyi ifade edebilmesi, özgüvenini kazanması, daha cesaretli olması konusunda katkı sağlamıştır. Anahtar sözcükler: Dil kaygısı, konuşma kaygısı, konuşma becerisi, rol yapma tekniği
Le Bovarysme chez Gustave Flaubert
ÖZET LE BOVARYSME CHEZ GUST AVE FLAUBERT Battel OĞUZ Yüksek Lisans Tezi, Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. A. Necmi YAŞAR Haziran 1998, 124 sayfa Hali hazırdaki bu çalışma, güncel gerçeğin üzerine konan hayallerin karmaşıklığını irdelemeyi amaçlamaktadır. XLX. yüzyıl ortalarında sona ermeye başlayan romantizm, zevkine düşkün kadınları duygusal yazılar okumaya yöneltir. Dönemin okuyucu kitlesi romantizmin coşkulu anlatımıyla tatmin olmuyordu. Bu yüzden romantizm yerini XLX. yüzyılın ikinci yansında Fransız Edebiyatında, doğru bilgi verme amacı olan realizm alır. Gustave FLAUBERT, şiddetle karşı gelmesine rağmen, bu akımın Madame Bovary eseriyle öncüsü sayılır. Bovarizm, söz konusu kadınlar için bir yaşam tarzı ve bir ideolojik devrim olarak kabul edilir. Kişilik hastalığı olan bu düşünceye göre tatminkârsızlık, tekdüzelik yaşam ve sıkıntı yaratan gerçek, hayal dünyasına yöneltir. Dönemin genç kızlarının manastırda, ergenlik çağlarında okudukları romantik eserler kendilerine gerçek yaşamdan uzak, fakat hayal dolu bir dünya kurmalarına yardımcı olur. Kahramanımız Emma Bovary, genç yaşta olağandışı bedensel hareketlilik hisseder. Emma ailesinin tavsiyelerinden uzak kalmıştır. Tüm kişisel isteklerin yerine getirilmesi çok güçtür. Çünkü insanların bitmez, tükenmez istekleri vardır. Kendi olanaklarının seviyesinden öte bir yaşam tarzı arzulamaları, kendilerini umutsuzluğa hatta intiharın eşiğine götürür. Kişilik dağılması bir başladı mı, kişi ister dine, ister koca aldatmaya ve daha da isterse çılgınca alış- verişe versin kendini..Kötü hayat, varolmanın karamsarlığı, asrın hastalığı ve kişiler arasındaki gelir eşitsizliği asırları aşmıştır. Emma kendisinden bugün hâla söz ettiriyorsa, bu demektir ki hastalığı günümüzdeki bazı kadınların ortak yaşam tarzım yansıtmaktadır.
Claude Simon, un `Le Jardin des Plantes` adlı romanındaki anlatı ve anlatı kişilerinin çözümlenmesi
II ÖZET Analyse De La Narration Et Des Personnages Dans " Le Jardin Des Plantes " De Claude Simon Mustafa Mavaşoğlu Yüksek lisans tezi, Fransız Dili Eğitimi Ânabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mediha ÖZATEŞ Haziran 2003, 116 sayfa Bu tez, 1985te yapıtlarının tümü için No bel Edebiyat ödülü alan Claude Simon'un 1997'de yayınladığı " Le Jardin des Plantes " adlı romanındaki anlatı ve kişiler üzerine bir çözümleme çalışmasıdır. İncelenen roman, yazarın önceki romanlarıyla benzer izlekler ve anlatı teknikleri içerdiğinden bu çalışmada öncelikle bu benzerlikler örneklerle ortaya konmuş ve böylelikle romanın kolay anlaşılmasına bir katkı amaçlanmıştır. Daha sonra, anlatı çözümlemelerinde kullanılan terimler, Greimas, Todorov ve Barthes gibi tanınmış yabancı; Yücel, Kıran gibi Türk anlatıbilimcilerin kuram ve düşünceleriyle verilmiştir. Burada tutumumuz görüşleri karşılaştırmak ya da karşıtlaştırmak değil, çalışmamıza ışık tutacak olanları birbirini destekler ve geliştirir bir biçimde vermek olmuştur. Son bölüm, çalışmamızın uygulama kısmını oluıturur. Burada, çağrışım, karşıtlık, uyum, yineleme, montaj gibi Simon anlatısının işlevsel ögeleriyle; parçalı anlatım, epigraf, metin yüzeyinde asılı kalan söz ve imge kırıntıları, sinema uyarlaması gibi biçimsel özellikler Le Jardin des Plantes 'dan örneklerle işlenmiştir. Anlatıcının konumu, bakış açısı ve odaklama biçimi ile kimliğine dair çözümlemelerin de yapıldığı bu bölümde roman kişilerinin dış görünüşleri, değer yargılan ve bu kişileri oluştururken Simon'un yararlandığı temel anlatı yöntemleri yine bol örnekle ortaya konmuştur.ııı Anahtar sözcükler: Claude Simon, Le Jardin des Plantes, Yazınsal çözümleme, Anlatı, Roman kişileri. OH
Türk çeviri tarihinde Tercüme dergisi ve Metis Çeviri dergisinin yeri
Tercüme ve Metis Çeviri dergilerini karşılaştırdığımız bu çalışmada, Türkiye'de çeviri etkinliğinin gelişim sürecini, çeviribilim alanındaki gelişmelerin ülkemizdeki yansımalarını, Türkiye'deki çeviri/çevirmen eğitiminin durumunu ve her iki derginin birbirinin deneyimlerinden ne derece yararlanabildiğini ortaya koymayı amaçladık. Dergiler, iki bölümde incelendi: Birinci bölümde dergiler biçim ve içerik açısından ele alındı, sayısal veriler toplandı (hangi yazar/dil/yazın türünden ne kadar çeviri yapıldı, en çok hangi yazar ve dilden çeviri yapıldı, kaç tane çevirmen çevirileriyle/yazar telifle katkı yaptı gibi) ve belli başlıklar altında sıralandı. İkinci bölümde ise yayımlanan söyleşi ve çeviri eleştirilerinde çeviri, çevirmen, çeviride karşılaşılan sorunlar, çeviri eğitimi, çeviri kuramları ve çeviri eleştiri ölçütleri hakkında savunulan görüşler irdelendi. Her iki dergide de dünya yazınının seçkin örneklerinden çeviriler yapılmış, çeviribilimsel gelişmeler izlenmiş, tartışılmış, çevirmenin özlük hakları irdelenmiştir. Yapılan çeviriler, makale/deneme/inceleme yazıları Türk dilini, yazınını ve kültürünü besleyip geliştirmiş yeni bireşimlere olanak sağlamıştır. Ayrıca, çevirinin Türk diline yaptığı olumsuz etkiler de gündeme getirilmiş, dil bilinci oluşturulmaya çalışılmıştır; ve bu yönüyle her iki derginin de yayımdan kaldırılması alan için kayıptır. Sonuç olarak, çevirinin bilimselleşme süreci dünyada olduğu gibi çok yakından izlenmiş ve hâlâ da izlenmektedir. Bugün, bu alanda yapılan çalışmalar azımsanmayacak bir düzeye ulaşmıştır. Tercüme'nin yayımlandığı yıllarda "öteki"ni tanımanın, anlamanın, evrensel değerlere ulaşmanın, diğer ulus ve uygarlıklarla iletişim kurmanın, teknolojik ve bilimsel gelişmelerden yararlanabilmenin yolu olarak görülen çeviriden artık -AB ile yoğun ilişkiler bağlamında- kendini "öteki"ne tanıtabilmenin bir aracı olarak yararlanılması zorunlu bir hale gelmiştir. Anahtar sözcükler: Tercüme Dergisi, Metis Çeviri Dergisi, Türk çeviri tarihi, Tercüme Bürosu/Odası, Türk dili, çeviri, çeviribilim, çeviri kuramı, çeviri sorunları, tercüman/çevirmen eğitimi.
Boris Vian`nın "L`Ecume des Jours" eserinde retoriqie sanatı
11 ÖZET Boris Vian'nm "L'Ecume des Jours" Eserinde Retorique Sanatı Leyla Sönmez Yüksek Lisans Tezi, Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Danışman : Prof.Dr.A.Necmi YAŞAR Haziran 2001, 77 sayfa Yaptığımız çalışmanın amacı, bir araştırmanın nasıl yapılacağını ortaya koymaktır. Çalışmanın temel amacı, bir yazarın eserinde retorik kavramını incelemektir. Bunu gerçekleştirebilmek amacıyla Boris Vian'm "L'ecume des jours" adlı eserinde, diyalog kısımlarında yazarın kullandığı "figure de style"ler incelenmeye alınmıştır. Böylece Boris Vian'ın retorik sanatı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, 3 aşamalı bir gelişme bölümü ve bir sonuç bölümünden oluşmuştur. Giriş kısmında çalışmanın konusu ve ana teması üzerinde durulmuştur. Gelişme bölümünün 1. kısmında retorik kavramının tarihe dayalı bir tanımı yapılmış ve bazı eleştirmenlerin retorik hakkında yaptıkları eleştiriler sıralanmıştır. Gelişme bölümünün 2. kısmında 'Tıgure de style"ler alfabetik sıraya göre sıralanarak tanımlanmış ve birer açıklayıcı örnek verilmiştir. Gelişme bölümünün 3. kısmında ise Boris Vian'm "L'ecume des jours" adlı eserinin diyalog kısımlarında geçen "figure de style"ler incelenmeye alınmıştır. Bu bölüm kendi içerisinde de 3 kısma ayrılmıştır: - Yazarın biyografisi - Eser hakkında bilgi, özet - Eserin diyalog kısımlarında kullanılan "figure de style lerin incelenmesi.Ill Sonuç, bölümünde ise, çalışmanın bölümlerinden elde edilen verilerin değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmamız bir kaynakça ile sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: retorik, biçem, sitil, şiirsel, söylem.
Marguerite Duras romanlarında bilinçdışı faktörü
Psikokritik Yöntem kullanılarak yürütülen bu çalışmada, yazar Marguerite Duras'ın bilinçdışı kişiliğinin yaratıcı Ben'ini nasıl yönlendirdiği ve romanlarına nasıl etki ettiği konusuna açıklık getirilmesi amaçlandı. Söz konusu bu çalışmanın konusu ve kapsamını daha ayrıntılı bir biçimde ifade etmek gerekirse; birbirine yakın durumlar olarak görülen esin ve yaratma kavramları, tarihsel gelişimleri içerisinde farklı okul ve akımlara bağlı görüşler ortaya konularak karşılaştırılmalı bir yöntemle ele alındı. Psikanalizin bir yazın eleştirisi yöntemi olarak nasıl kullanıldığı açıklandıktan sonra, Sigmund Freud'un serbest çağrışımlar yönteminden hareketle 1948 yılında Charles Mauron tarafından ortaya atılan Psikokritik Yöntemi' nin amacı ve sınırlan belirlendi. Psikokritik Yöntem Klasik Eleştiri, Tıbbî Psikanaliz, Tematik Eleştiri ve Yeni Eleştiri yöntemleri ile karşılaştırılarak, bu eleştiri yöntemlerinin benzer ve farklı yanlan ortaya çıkanldı. Psikokritik Yöntemi Marguerite Duras romanlanna uygulamadan önce, genel bir bakış açısıyla yapıt, estetik ve teknik yönlerden incelenerek Duras anlatısının özellikleri ve özgün yanlan sergilendi. Metin odaklı bu çalışmamızda; yazarın metinleri üst üste konularak, metinlerdeki çağrışım ağları, imge gruplaşmaları ve saplantısal izlekler ortaya çıkanldı. Bu istemdışı kalıplann yapıt boyunca nasıl tekrarlanıp değişikliğe uğradıktan araştınlarak, bunların yazann bilinçdışının göstergeleri olarakIll değerlendirmesi yapıldı. Böylelikle, fikir çağrışımları ve yaratıcı imgegücünde kendini gösteren, iç dünyası, masal ya da mit dünyası diyebileceğimiz, yazarın kişisel söylen' ine ulaşılmış oldu. Yazarın kişisel söyleni ruhçözümsel verilerle yorumlanarak, bu söylenin nasıl oluştuğu ve yapıta nasıl yansıdığı açıklandı. Sonuçlar yaşamöyküsel verilerle karşılaştırıldı. Böylelikle, yazarın yaşamı ve yapıtı birlikte çözümlenerek, yapıtın oluşumunu hazırlayan gizil içeriğin kaynağı gün ışığına çıkartılmış oldu. Marguerite Duras Romanlarında Bilinçdışı Faktörü başlıklı çalışmamızda, yazarın imge evreninin bütünlüğünü bozmamak ve çalışmanın bu yönüyle eksik kalacağı endişesiyle yazarın romanları dışında öykü, tekst, senaryo ve tiyatro yapıtlarına da yer verildi. Bunun yam sıra Marguerite Duras1 m Lol Stein'in Kendinden Geçişi, Konsolos Yardımcısı ve Ölüm Hastalığı adlı kitapları derinlemesine incelenerek yorumlandı. Sonuç olarak bu Yüksek Lisans Tezi yazarın bilinçdışı kişiliği ve yapıtı arasındaki ilişkilerin bağlantı noktalarım ortaya koyarak Duras yapıtı konusundaki bilgi ve yorumumuzu zenginleştirecektir. Anahtar sözcükler: izlek, imge, simge, çağrışım, kişisel söylen.
1960`tan günümüze Türkçe ve Fransızca`da yeni türemiş sözcükler
1960'tan Günümüze Türkçe ve Fransızca'da Yeni Türemiş Sözcükler İffet TOKDEMİR Yüksek Lisans Tezi, Fransız Dili Eğitimi Anabiiim Dalı Danışman : Prof. Dr. A. Necmi YAŞ AR Haziran 2001, 95 sayfa Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni kavramlar ortaya çıkmıştır. Bu yeni kavramların ortaya çıkmasıyla yeni sözcüklere gereksinim duyulmuştur. Bundan ötürü, bu kavramlara karşı her dil kendi söz dağarcığına uygun olarak yeni sözcük türetmiştir. Bu çalışmamızda 1960'tan günümüze Türkçe ve Fransızca'da yeni türemiş sözcüklerin nasıl türetildiği irdelenmiştir. Daha önceki dönemlerle karşılaştırma yoluna gidilmiştir. Dört ana bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde Tükçe'nin tarihsel gelişimi irdelenerek Türkçe'de tarihsel olarak yabancı sözcük kullanımı oranları verilmiştir. İkinci bölümde Türkçe'de sözcük türetme yöntemleri ve yapılan hatalar üzerinde durulmuş, yeni sözcüklerin dilin genel yapısına uygun türetilmesi gerekli olduğunun altı çizilmiştir. Üçüncü bölümde, Fransızca'nın tarihsel gelişimi, diğer dillerle olan ilişkileri ve Fransızca'da yeni sözcük türetme yöntemleri, ele alınmıştır. Son bölümde ise İngilizce egemenliği karşısında Türkçe ve Fransızca'nın durumu bu olumsuz etki karşısında Fransa'da takınılan tavır ve Türkiye'de saptadığımız eksiklikler karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Fransızca'dan Türkçe'ye geçen bazı sözcükler liste halinde sunulmuştur. Bu çalışmadaki temel amacımız, türetilen yeni sözcüklerin dilin yapısına uygun olması gerektiğini, aksi takdirde, dilin işleyişi ve genel yapısıyla ilgili sorunların çıkabileceğini vurgulamaktır. Anahtar sözcükler: dilin yapısı, yeni sözcükler, sözcük türetimi, İngilizce'nin etkisi.
Gustave Flaubert'in eserlerinde hayal gerçek yansıması
ÖZET GUSTAVE FLAUBERT'İN ESERLERİNDE HAYAL GERÇEK YANSIMASI Battal OĞUZ Doktora Tezi, Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. A. Necmi YAŞAR Mayıs, 2002, 177 Sayfa Bu çalışma, Gustave Flaubert' in Madame Bovary, Salammbö, L' Education Sentimentale ve Bouvard et Pecuchet adlı romanlarında hayal-gerçek yansıması olgusunu irdelemeyi amaçlamaktadır. Romancıya göre; insanın evrende hapsedilme olgusu, onun gerçek durumudur. Dünyanın darlığı, toplumsal yaşamın insan özgürlüğünü kısıtlayan kuralları ve bunların yarattığı toplumsal ve kişisel çelişkilerin sonunda Gustave Flaubert, sanatı oluşturan fikrin sonsuzluğu ve güzelliği düşüncesine yönelmiştir. Yazar, gündelik yaşamın, insanı sınırlayıcı çelişkilerinden kurtarmanın yolunun sanata ve sanatın özünü oluşturan özgür düşünceye yönelmekten geçtiğini vurgular. Hümanist bir yapıya sahip olması nedeniyle bütün insanların mutlu bir yaşam sürmelerini savunur. Mutluluğun belli kalıp ve koşullan olmadığı düşüncesinden hareketle bireylerin mevcut olanakları ile mutlu olmayı öğrenmeleri gerektiğini belirtir. Bu durumun gündelik yaşamın somut koşullarında olanaklı olmadığı düşüncesiyle sadece rüya yoluyla değil aynı zamanda hayal aracılığıyla arzu edilen yaşamın tasarlanabileceğim sergilemektedir. Ancak bütün hayallerin gerçekleşemeyeceği düşüncesinden hareketle, çalışmamızda hayal-gerçek yansıması olgusunu insanı hangi sona ulaştırabileceğini iki bölümde incelemeye çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde yazarın edebiyata sığınmasını gerektiren kişisel ve toplumsal sorunlarının yanında entellektüel oluşumunu irdelemeye çalışacağız. İnsanın sadece uyku halinde rüya görmesinin yanında, uyanık haldeyken de hayal görebileceğini t* TIIKSEKMlETIM KURULU HKOMAHTkSYOH HERK"VI düşünmekteyiz, insanoğlu, güpe gündüz, uyanık haldeyken, derin hayallere dalar. Güncel gerçekler bir kenara atılır. Hayal bitimine kadar bu durum devam eder. Eğer hayal, karşılığını güncel hayatta bulur ise, hayal ile gerçek arasında bir ahenk oluşur. Ancak, hayalin içeriği güncel hayatta karşılığını bulamadıysa, hayal gerçek yansıması olarak adlandırdığımız aksi durum ortaya çıkar. Diğer bölümümüzün amacı, kapalı alanlara sıkışmış kalmış olan roman kahramanlarının, mutlu bir hayat sürmek umuduyla değişik çıkış gayretlerini irdelemeye çalışmak olacaktır. Emma, romanlarda tasarladığı hayatı eş aldatmada; Salammbo, mistik düşüncelerde; Frederic Moreau, Tanrının üç sıfatında (aşk, bilim, sanat); Bouvard et Pecuchet de çeşitli bilimlerde aramaya çalışırlar. Ama sonlan hep aynıdır; ölüm, işkence, terkedilmişlik, yalnızlık. Ancak roman kahramanları arasında ikinci planda olan eczacı Homais gibi insanlar, bu kapalı alanlardan mutlaka bir çıkış yolu bulurlar. Bu insanlar liberalizmin temsilcileri olduklarına inanırlar. Hatta, 1789 Fransız Devriminin ölümsüz ilkelerine yürekten inanırlar, ancak kişisel çıkarları tehlikeye düştüğü anda zaiimleşmekten geri kalmazlar. Flaubert'in kafasını budalalık yer bitirir. Burjuva kavramı yazar için kişisel çıkardan başka bir şey değildir. Bu burjuva sınıfı, insanın çaba ve umutlarını yok eder. " Her kim ki, alçakça düşünüyorsa" Flaubert'e göre, bu kişi burjuva sınıfından başka bir sınıfa ait değildir. Bovarizmin bir çok etapları incelen romanlarda mevcuttur. Madame Bovary'de bir küçük burjuva kadınının çöküşünü, manevi acılarını ve bu kadının dramının arkasında yatan bayağı, önemsiz ve küçük dünyayı anlatır. Flaubert, romanını biraz da manifesto olarak görmüş ve Fransa'da o yıllara kadar egemen edebi akım olan romantizme eleştirmeyi görev edinmiştir. Lirik üslup, okuyucuların beklentilerini yeterince karşılıyamıyordu. Romantizm hareketinin ilke ve duygularına kapılan ve onları ciddiye alan boş kafalı insanların nasıl felakete sürüklendiğini göstermeyi de amaçlamıştır. Sanat, tek çıkış yolu olarak algılanır. Hayal ikinci bir dünyadır, ancak o dünyada da ölçülü olmak gerektiğini ispatlamak gerekir. Anahtar Kelimeler: Gustave Flaubert, Karamsarlık, Sanat, Hayal, Gerçek, Yansıma
Stendhal'in Kırmızı ve Siyah ile Parma Manastırı'nda anlatı tekniklerinin çözümlemesi
ÖZET STENDHAL'İN KIRMIZI VE SİYAH İLE PARMA MANASTERI'NDA ANLATI TEKNİKLERİNİN ÇÖZÜMLEMESİ Emel ÖZKAYA Doktora Tezi, Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. A. Necmi YAŞAR Eylül, 2002, 190 Sayfa Stendhal'in iki büyük romanı, Kırmızı ve Siyah ve Parma Manastırı, üç farklı anlatım biçimiyle yazılmış olmaları bakımından ayrı bir önem taşır. Anlatıcının bakış açısı, kahramanların iç konuşmaları ve yazar müdahalelerinden oluşan bu üçlü teknikte, Stendhal kendine özgü edebi bir yaklaşım geliştirir. Kelimeler, cümleler ve olaylar bu biçimsel çeşitlilik ve derinlikle apayrı bir anlam kazanır. Söz konusu iki romanın anlatı tekniklerinin analizinde, Gerard Genette tarafından ortaya atılan anlatıbilimsel ele alış biçimini izledik. Bu ele alış biçiminin, dilbilimsel konularıyla ilgilenmedik. Romanın temel biçimlerini sunmak için, bakış açısını, anlatıcının kimliğini, zamansal ilişkileri ve kişileri ortaya koyan ikinci yöntemi tercih ettik. Anlatıcının bakış açısı, söyleme biçimi ve zamanı olayların ritmini düzenler. Kişiler üzerindeki eleştirmeli açıklamalarını ve yargılarını açığa vuran anlatıcı, okuyucuya olayların gerçekliğinden ipuçları sunar. Olaylar arasında kurduğu bağlantılar sayesinde, okuyucuya inanılabilir bir ortam hazırlar. Zaman zaman olaya müdahale eden anlatıcı, okuyucuyu da olayın içine çeker. Stendhal'in anlatı tekniği ruhbilim ile iç içe girer. Yazar kendi ruh çözümünü kişilerin iç konuşmalarına uygular, fakat okuyucunun dünyayı kendi gözleriyle görmesini istemez, zira her okuyucunun kendi bakış açısına sahip olması gerekir. Bakış açımız bizim kişiliğimizi belirler. Öykünün ortasındaki bu iç konuşma yeniliği Stendhal 'e özgüdür.Ill Kırmızı ve Siyah ile Parma Manastın, bir yaşam mücadelesini yansıtır. Ruhbilimsel çözümleme, anlaşılması güç olayları ayırdetmeye olanak sağlar. Bu iki eser, bakış açısının, iç konuşmaların ve ruhbilimsel karakterlerin yer almasıyla çağdaş eserler olarak görünürler. Kehanet tekniği, temel kişilerin kaderinin habercisidir. İkinci dereceden kişilere uygulanmış, ikileme tekniği çekici bir hava yaratır. Kişilerin karakterlerinin incelenmesi, Stendhal'in çağının toplumunu tanımaya olanak sağlar. Parma Manastın'nın sonunda bulunan "Az sayıda mutlu azınlığa" yazısı, Stendhal tarafından kitabının onu anlayabilecek çok az sayıda duygulu okuyucuya hitap ettiğini vurgulamak için tercih edilmiş bir semboldür. Fakat, günümüzde, bir avuç mutlu azınlık, mutlu çoğunluğa dönüşmüştür. Anahtar Kelimeler: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastın, bakış açısı, anlatıcı, kişiler
Oyun yoluyla Fransızca öğretimi
Bu araştırma, Fransızca dersinde oyunla öğretimin öğrencilerin akademikbaşarılarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla gelenekselöğretim ve oyun yoluyla öğretimin yapıldığı iki grup üzerinde çalışılmıştır.Araştırma'nın örneklemi, Adana ili Seyhan ilçesi Adana Erkek Lisesi10-F sınıfında okuyan 29'u kız, 3'ü erkek toplam 32 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırmada yöntem olarak, deneysel yöntemin kontrol gruplu ön test-son testdeseni kullanılmıştır. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:Lise 10. sınıf Fransızca dersi ?hava durumu, sayılar, meslekler ve yerbildiren edatlar? konularının öğretiminde oyun tekniği uygulanan grup ilegeleneksel yöntem uygulanan grubun, yani deney ve kontrol gruplarının başarıtesti toplam ön test puanlarına ilişkin bağımsız gruplar t-testi sonucunda gruplararasında anlamlı bir fark görülmemiştir.Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin başarı testi son testtoplam puanlarının kovaryans analizi sonucunda ise ön test toplam puanlarıkontrol altına alındığında, grupların son test toplam düzeltilmiş ortalamapuanları açısından gruplama ana etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Başarıtestinden elde edilen bulgular, araştırmanın birinci denencesinde ileri sürülentoplam puanlar açısından deney grubu lehine anlamlı farklar olacağı yargısınıdestekler niteliktedir.Bu araştırmanın sonuçları oyun yoluyla öğretimin geleneksel öğretimdendaha etkili olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: Oyun, geleneksel öğretim yöntemi, yabancı dil,yabancı dil öğretim yöntemleri, yabancı dil öğretim teknikleri.
Erken yaşta yabancı dil öğretiminde (Fransızca) bilgisayar ve internet kullanımı
Dil bireyler aras indak i anlasmayi saglayan insanin sosyal boyutunda en önemli yeri alantoplumsal bir sistemdir . Insanin sosyal boyutu ise diger insanlar la etkilesim i sonuc utoplumsallasmasi sürec iyle bas lar.Bugün kitle iletisim teknoloji lerinin hizla gelismesi sonucu dünyamiz adeta koca bir köyhaline gelmistir. Bu durum ise çok d illilik ve çok kültürlülük kavramla rinin hayatimi za girmesineneden olmustur. Farkli kültürden ve dilden olanlar la, `yabancilar la' birbirini tanima, iletisimkurmaya birey uzak duramaz, durmamalidir . Bu süreç bireyde ne kadar erken basla rsa,benimsemesi ve uyum saglamasi o kadar mümkün olur.Ülkemizde erken yasta yabanci dil ögret imi uygulamasi ilkögret imin 4. yilindan itibarenbaslamaktadir . Milli Egitim Bakanliginca 1998 yilinda uygulamaya konan bu reform maalesefyabanci dildeki sorunlar imizi çözmeye yetme mistir. Ülkemizde hala, bilgi ve iletisimteknoloji leriyle destek lenmemis, gelenekse l yöntemlerle ders in islendigi bir yabanci dilögretim inden verim a linacag ini ummak çok yanl is bir tutumd ur.21. Yüzyilda bilimde ve teknolojidek i hizli degismeler egitim alanin i da etkilemis ve yeniteknoloji lerin egitimde kullanilmasina baslanmist ir. Bilgisayar in özellikle de internetin devreyegirmesiyl e bilgiye ulas im çok daha hiz li olmakt a, ögrenme kaynak lari zeng inlesmekted ir.Yabanci dil ögret iminde bi lgi ve iletisim te knoloji leri kullanildiginda ögrenme daha kolayve kalici izli olur. Bilgisayar bugüne kadar kullanilan ders materyall erinin tüm özel liklerini dahada fazlasiyla kapsayan çok amaçli kullanilabilen bir alettir. Bilgisayar ve son yillarda bilgisayarvasitas iyla hayatimiza giren internet in ögrenme -ögretme ve okul yönetimi ile ilgili tümfaaliyetlerde kullanilmasi ?Bilgisayar ve Internet Destek li Egitim ? o larak tan imlanabi lir. Bu yeniteknoloji lerle destekl enmis bir yabanci d il egitiminin yara rlarindan bazila ri sunlardi r:Dört temel becer iyi gelistirmede ç ok çes itli stratej iler uygulanabi lir,w Ögrenc inin güdülenme düzeyi artar,w Bireysel ögrenmeyi ge rçeklestirir,w Ögrenmeyi somutlastir ir,w Ögretme -ögrenme sürecine çesit lilik ve deg isiklik katar,w Verbal izmi önler yani sözden ekonomi saglar ve zamani daha iyi degerlendirmeyisaglar,Erken yasta bilgisayar ve internet destekl i yabanci dil ögret iminin yararlar i yaninda bazisinirliliklarinin da oldugunu görmekteyiz:w Ögrenc inin düsü nmesini aza ltabilir,w Kimi durumlarda di li daha çok ku llanmayi gere ktirmeyebi lirw Temini paha lidir, faydalanab ilmek için belli bir bilgi, donanim ve süregerekmektedir .Çalismamizin amaci , yukarida bahsettig imiz bilgisayar ve internet destekl i yabanci dilögretim inin tüm bu avantajlara ve uygulamada önem verilmesi gereken öneri lere dikkatçekmenin yaninda, bu alan üzer inde dünyada yapilmis örnek çalismala ri inceleyerek, elde edilenverilerden yarar lanmak gerektigini vurgulamak ve söz konus u çalismalar i ülkemizde de prat igedönüstürmek adina som ut bir adim atmakt ir.Anahtar Sözcükler: Erken yas, ana dil, amaç dil, ikinci dil edinimi , bilgi ve iletisimteknoloji leri, bilgisayar destekl i ögret im, uzaktan ögret im.
Yabancı dil öğretiminde yeni yönelimler
Çalışmamızın konusu yabancı dil öğretiminde yeni yönelimlerdir. Bu çalışmayıyeni yönelimlerin yabancı dil öğretimine katkısını belirlemek için yaptık.Çalışmamıza ilk olarak Eskiçağlarda yabancı dil öğretimi ile giriş yaptık.Öncelikle Eskiçağ, Ortaçağ ve Yeni Çağdaki dil öğretimi ele alınmıştır.Daha sonra Türkiye'de yabancı dil öğretimi tarihsel bir sırayla verilmiştir.Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet döneminde öğretilen yabancı diller ele alınmıştır.Çalışmamızın ikinci bölümünde yabancı dil öğretiminde kullanılan yöntem veteknikleri ele aldık. Bu yöntem ve tekniklerin kullanım özelikleri üzerinde durduk.Çalışmamızın ana konusu olan son bölümde ise yabancı dil öğretiminde yeniyönelimleri inceledik. Bu yönelimlerde öğrencinin yerini belirledik. Yeni yönelimlerinöğrenciye sağladığı yararları ortaya koyduk ve Avrupa dil gelişim dosyasının içeriğiniaçıkladık.Günümüzde yaşadığımız hızlı gelişmeler uluslararası ilişkileri yoğunlaştırmıştır.Bunun sonucunda, yabancı dil politikaları ve yabancı dil öğrenme yeni anlamlarkazanmıştır. Bu bağlamda Avrupa Dil Gelişim Dosyası büyük önem kazanmaktadır. Bunedenle biz de çalışmamızda bu konunun altını çiziyoruz.Anahtar Kelimeler: Yeni Yönelimler, Yöntemler, Teknikler, Yabancı DilÖğretimi, Avrupa Dil Gelişim Dosyası
Çocuklara yabancı dil ögretiminde drama tekniğinin kullanımı
Betimlemeli bir yüksek lisans tezi olan bu çalışmada çocuklara yabancı dilöğretiminde drama tekniğinin kullanımı örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.Birinci bölümde araştırmanın temel kavramları ve konuları üzerinde kısacadurulmuştur.kinci bölümde Türkiye'de yabancı dil öğretiminin tarihçesinden sözedilmiştir. Bu sayede ülkemizde drama tekniğinin kullanılmadığına dikkatçekilmiştir.Üçüncü bölümde çalışmamızın ana konusu olan dramanın tanımı, önemi,çocuk eğitiminde sağlayabileceği yararlar, çocukta dil gelişimi, drama sürecindekiöğeler, dramanın uygulama basamakları, dramanın yabancı dilde sözel beceri,sözcük öğretimi, dilbilgisi, yazın alanlarında kullanımı ve dramanın yabancı dilöğretimine etkileri örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.Dördüncü bölümde araştırmadan elde edilen sonuçlara ve önerilere yerverilmiştir.Anahtar Kelimeler: Anadili, Yabancı Dil, Dil Öğretimi, Yabancı DilÖğretimi, Drama tekniği ,Çocuklara Yabancı Dil Öğretimi.
İlköğretim 4-8. sınıflarda yabancı dil öğretimindeki başarısızlık nedenlerinin incelenmesi (Adana örneği)
Küreselleşme sürecinde ülkeler arasında sınırların ortadan kalkması, uluslararasıilişki ve işbirliklerinin çoğalması, bilim ve teknolojideki gelişme ve yenilikler, turizm,kültürel ve ekonomik ilişkiler; yabancı dil bilgisiyle donanmış insan gücünü tüm ülkeleriçin olduğu gibi ülkemiz için de kaçınılmaz bir ihtiyaç haline getirmiş ve yabancı dilinsözlü ve yazılı iletişim aracı olarak öğrenilmesi yönündeki istek ve gereksinimlerinartmasına neden olmuştur. Böylece yabancı dil öğretimi, eğitim programlarımızınvazgeçilmez bir unsuru olmuştur.İlköğretim okulları yabancı dil programı; bir öğretim yılı itibariyle, 4 ve 5.sınıflarda haftada 2 saatlik; 6, 7 ve 8. sınıflarda ise haftada 4 saatlik bir süre öngörülerekhazırlanmıştır.İlköğretim okullarına 4. sınıftan itibaren konulan zorunlu yabancı dil öğretimi ileöğrencilerin 8 yıllık temel eğitim sonunda yabancı dilde orta seviyeye getirilmeleri,ortaöğretim kurumlarını bitirdiklerinde ise ileri düzeyde yabancı dil bilgisine sahipkılınmaları hedeflenmiştir.İlköğretim okullarında yabancı dil öğretimindeki başarısızlık nedenleriniinceleyen bu çalışmanın amacı; ilköğretim 4-8. sınıflarda yabancı dil öğretimini çeşitliaçılardan irdeleyerek, başarısızlığın nedenlerini ortaya koyup, bunların giderilmesikonusunda çözüm önerileri sunarak yabancı dil öğretimini kolaylaştırmaktır.Elbetteki bir yabancı dilin öğrenilmesi veya öğretilmesi çok uzun, zahmetli veemek isteyen bir süreçtir ve bu süreç pek çok iç ve dış faktörden etkilenir. Bu faktörler;yabancı dil dersi programından kaynaklanan aksaklıklar, yabancı dil öğretimindekullanılan yöntem ve teknik hataları, öğretmen yetersizliğinden yabancı dil derslerininboş geçmesi yada derse branş dışı öğretmenlerin girmesi, yabancı dil derslerinin görselişitsel araçlarla yeterince desteklenememesi, ders saatlerinin yetersizliği, yabancı dilöğretimine uygun olarak düzenlenmemiş kalabalık sınıflar, öğrencilerin yabancı dilöğrenmeye karşı ilgisi ve tutumu, veli desteğinin yetersizliği, öğrencilerin Türkçebilgisinin yetersizliği, OKS sınavında yabancı dil sorusu olmadığından özellikle 7 ve 8.sınıflarda öğrenci ve velilerin yabancı dil dersini diğer dersler kadar önemsememeleriolarak özetlenebilir.Anahtar Sözcükler: Anadil, yabancı dil, yabancı dil öğretimi, ilköğretim okullarındayabancı dil, yabancı dil öğretimindeki başarısızlık nedenleri.
La critique de la religion et le bonheur de l'homme chez Voltaire
iiiÖZETVOLTAIRE'DE D N ELEŞT R S ve NSANIN MUTLULUĞUMetin TÜRKKUŞUYüksek Lisans Tezi,Fransız Dili Eğitimi Anabilim DalıDanışman :Prof.Dr. A. Necmi YAŞAREylül 2006,82 sayfaXVIII. Yüzyıl Fransasının önde gelen düşünürlerinden Voltaire'in kendi dönemininHristiyan anlayışını ve bu anlayışın insanın mutluluğuna olan etkilerini konu alangörüşlerinin irdelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Çalışmada Voltaire'in çok tartışma yaratan Candide,Ingénu ve DictionnairePhilosophique adlı eserleri başvuru eseri olarak ele alınmıştır.Bu eserlerinde Voltaire,papadan sıradan din adamlarına kadar kilise mensuplarının ahlak dışı yaşamlarını vebunun toplumun geri kalanı üzerindeki olumsuz etkileri ele alarak oluşturduğu eleştirelyaklaşımla döneminin mutlak monarşisi ve kilisesinin sert tepkilerine maruz kalmıştır.Voltaire eleştirisini, ustaca örülmüş olaylarla, hikayenin eğlendiriciliğiyle gizlemeyibaşarsa da ince hicvi, bize parlak bir zekânın akıl dışılığa meydan okuyuşunu her satırdahissettirir.Voltaire dinsel bağnazlığı insanın mutluluğu önünde bir engel olarak görmüşve hayatı boyunca onunla savaşmıştır. Bu savaşı ona hayatı boyunca yalnızlık getirse deo bağnazlığın ve boş inançların her zaman karşısında olmuştur. nsanû ve demokratikdeğerler için tüm çabasına karşın döneminde anlaşılamamış ve Kilise ölümünden sonracenaze merasimini reddetmiş,Voltaire gizlice gömülmüştür.Ölümünden kısa bir süreönce Tanrıya olan inancını ve boş inançlara olan nefretini şu şekilde dile getirmiştir:?Tanrıya hayran olarak,dostlarımı severek,düşmanlarımdan nefret etmeden,hurafelerdentiksinerek bu dünyadan göçüyorum..?Günümüz insanının çağdaş değerlerinin oluşturulmasında hiç kuşkusuz Voltaire'inbüyük payı vardır.Anahtar Sözcükler:Voltaire,din,eleştiri,insanın mutluluğu,bağnazlık,kilise,hristiyanlık.
Edebi metinlerin yabancı dil Fransızca'nın öğretiminde kullanımı
ÖZETEDEB MET NLER N YABANCI D L FRANSIZCA'NIN Ö RET M NDEKULLANIMIFunda C BARO ULLARIYüksek Lisans Tezi, Fransız Dili E itimi Anabilim DalıDanı man: Yrd. Doç. Mediha ÖZATEMayıs 2007, 105 sayfaBir yabancı dili ö renebilmek için özellikle; o dilin kültürünü, co rafyasını,sosyo-ekonomik yapısını, insanının dü ünce tarzını bilmek gerekir. Tüm ö retimyöntemleri bu noktada birle ir.Günümüzde yabancı dil ö retiminde bir çok metot ve yöntem geli tirilmi tir. Birmetodun geçerlili i, kullandı ı materyallere ba lıdır. Bu materyaller evrensel, kullanı lıve otantik olmalıdır. Bunlar bir metot veya bir yakla ım için çok önemlidir. iir, roman,öykü, tiyatro, mektup gibi edebi eserler bu amaçla yabancı dil ö retimindekullanılabilinir. Çünkü bu eserlerde yabancı dil ö retimi için gerekli olan tüm özelliklervardır. Özellikle de yabancı dil Fransızca ö retiminde sık sık kullanılmalıdır.Türkiye'de Fransızca ngilizce kadar günlük ya ama girmemi tir. O halde yabancı dilFransızca ö retiminin her a amasında her seviyeye göre bu metinlerden yaralanmakgerekmektedirBu çalı manın sonucu olarak FLE ö retmenlerine edebi eserleri dil (sınıflarında)ö retiminde kullanmalarını önemle tavsiye ediyoruz.Anahtar Kelimeler: Edebi metinler, Yabancı Dil Ö retimi.
Charles Baudelaire'in şiirlerinin Türkçe çevirileri üzerine inceleme
Bu çalışma, Fransız şair Charles Baudelaire'in Türkçe'ye çevrilmiş olan Albatros, L'Elévation, Correspondances, L'Ennemi, L'Homme et La Mer, Le Parfum Exotique, L'Harmonie du Soir, Spleen, Le Cygne, Recueillement adlı şiirlerinin farklı Türkçe çevirileri biçimsel, biçemsel ve anlamsal eşdeğerlikler açısından kuramsal ve uygulamalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Baudelaire'in şiirleri ile bu şiirlerin Vasfi Mahir Kocatürk, Abdullah Rıza Ergüven, Sabahattin Eyüboğlu, Sait Maden, Erdoğan Alkan, Cahit Sıtkı Tarancı, Suut Kemal Yetkin, Orhan Veli Kanık, Ahmet Muhip Dranas, Ahmet Necdet, Naci Erdel, Mukadder Sezgin, Gönül Gönensin, Kemal Özmen tarafından yapılan çevirileri karşılaştırılarak Koller'in beş eşdeğerlikler temelinde incelendi.
Fransızcanın ikinci yabancı dil olarak öğrenilmesinde birinci yabancı dil İngilizcenin ve karşılaştırmalı dilbilgisinin rolü
Bu çalışmada, birinci yabancı dil İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrenen Türk öğrencilerin bu dili öğrenme süreçlerini olumlu yönde etkileyebilecek karşılaştırmalı dilbilgisi çalışmalarının ve bu iki dil arasındaki benzerliklerden faydalanarak yapılacak uygulamaların öğrenmedeki rolünü ortaya koymak amaçlandı.Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde yabancı dil öğretiminin dilbilimsel temelleri, karşılaştırmalı dilbilgisi ve yabancı dil öğreniminde anadilin ve daha önce öğrenilmiş dillerin etkisi üzerine bugüne dek yapılan dilbilimsel çalışmalar incelendi.İkinci bölümde Fransızca ve İngilizce arasındaki dilbilgisel ve sözcüksel bazı benzerlikler saptanmaya çalışıldı.Üçüncü bölümde günümüzde Türkiye'deki üniversitelerde Fransızca eğitimi veren programların ve bu programlarda öğrenim görenlerin mevcut durumu ve dil öğretim sürecinde karşılaşılan sorunlar genel hatlarıyla ortaya konmaya çalışıldı.Sonuç olarak bu Yüksek Lisans Tezi üniversitelerimizin Fransızca programlarında karşılaştığımız, dilsel altyapı, dil öğrenim sürecine dair sorunlar ve gereksinimler yönünden öncekilerden farklı olarak ortaya çıkan yeni öğrenci profilinin içinde bulunduğu durumun saptanmasına ve bu süreci kolaylaştıracak çözümlerin arayışına bir katkı olarak değerlendirilmelidir.Anahtar sözcükler : Birinci yabancı dil, ikinci yabancı dil, çokdillilik, karşılaştırmalı dilbilgisi, dilsel aktarım.
Basın dili metinleri çevirisinin metot, teknik ve stratejileri ve bunların çeviri eğitimindeki yerleri
Bu çalışma, 2001 yılında Mersin Üniversitesi'nde, çeviri bölümü akademik ortamında elde edilen deneyimlerin sayesinde amaç edinilip bir yüksek lisans çalışması tezi olarak savunulan basın dili çevirisi eğitimi konusunun devamı niteliğinde ele alınmıştır.Bu kez konuyu daha farklı bir biçimde ele alıp evrensel bir insan etkinliği çeviriye, eğitimsel karakterinden daha soyutlanmış bir biçimde yöneldik. Bütün dikkatimizi, onun kuramlarına, çeviri karşılaştırmasına, çeviri amaçlı metin çözümlemesine yönelttik. Özel olarak da, amacımız basın dili metinleri çevirisinin metot, teknik ve stratejileri oldu. Ancak bütün bunları özümsemek için, önce sağlam dilbilimsel bir alt yapı oluşturmamız gerekliydi. Çünkü çeviri etkinliğinin özünü, felsefi anlamını, kuramlarını, insan hayatındaki yeri ve önemini anlamak için önce dilbilimin özünü, temel ilkelerini ve kuramlarını anlamak gerektiğine inanıyorduk. Bunun için gerekli hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmeden kuramsal alt yapıyı oluşturduk, öyle ki, bir okur, bu çalışmayı eline aldığında her şeyi bulabilsin, çeviriyle ilgili her türlü dilbilimsel kurama, bilgiye ulaşabilsin.Uygulama bölümüne gelince, bütün düşüncelerimizi sınayabileceğimiz geniş bir alan bulduk. Gerçek çeviri etkinliği ile karşı karşıya gelip sınayıp değerlendirdik. Ölçütler ortaya koyup çözümlemeler yaptık. Günümüzde yapılan çevirilerin doğruluk değerlerini ölçüp belli sonuçlara vardık.Anahtar Kelimeler: eşdeğerlik, metin çözümlemesi, erek metin, kaynak metin, çevrilebilirlik, çevrilemezlik
Jean-Marie gustave le Clézio'nun üç romanında yalnızlık teması
Bu tez, Jean Marie Gustave Le Clézio'nun eserlerinden üçü olan ?Tutanak, Okyanus Kokusu ve Altın Balık? romanlarında yoğun bir şekilde işlenen yalnızlık teması üzerine bir çalışmadır. Birinci bölümde, yazarın etkilendiği edebi akımlardan, edebi kimliğinden, Le Clézio'nun eklektik, evrensel, hümanist yönlerinden bahsettik. İkinci bölümde yalnızlığın çıkış noktasını bulmaya çalışırken aynı zamanda kahramanların ortak kaderlerini de incelemeye çalıştık ve yalnızlığın bir kader, bir seçim veya bir rastlantı olup olmadığı sorusunu cevapladık. Son bölümde yalnızlığın değişik durumlarını gruplandırdık: Kalabalığın içinde yalnızlık, tercih edilen yalnızlık ve yalnızlığın getirdiği özgürlük olarak üç grup altında topladık.Anahtar Sözcükler: Jean Marie Gustave Le Clézio, Okyanus Kokusu, Altın Balık, Tutanak, Yalnızlık
Türkiye'de Fransızca öğretiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı
Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojilerinin Fransızca öğretiminde kullanımı konulu çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde; bilgi ve iletişim teknolojilerinin tarihçesi genel olarak incelemeye çalışılmıştır. Geçmişten günümüze teknoloji alanındaki gelişmeler incelenmiş, eğitim alanındaki teknoloji kullanımının bugünkü durumundan söz edilmiştir.İkinci bölümde; bilgi ve iletişim teknolojilerinin Fransızca öğretiminde kullanım şekillerinden, öğretmen ve öğrenci açısından avantajları ve dezavantajları dile getirilmiş, derslerde kullanılabilecek pedagojik planlara yer verilmiştir.Üçüncü bölümde ise; bilgi ve iletişim teknolojilerinin Türkiye'deki durumu ele alınmış, gelişimi incelenmiştir. Ayrıca Fransızca'nın Türkiye'deki ikinci yabancı dil olarak öğretilmesine değinilmiştir. Son olarak da Türkiye'de Fransızca öğretiminde teknoloji kullanımı ele alınmış, bu konuda öneriler sunulmuştur.
Erken yaşta yabancı dil öğretiminde yöntem ve tekniklerin kullanım sorunsalı
Erken yaşta yabancı dil öğretiminde yöntem ve tekniklerin kullanım sorunsalı başlıklı çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır.İlk bölümde, erken yaşta yabancı dil öğretimine başlamanın önemi, erken yaşta yabancı dil öğretiminin dünyadaki, Avrupa'daki ve Avrupa'nın birkaç ülkesindeki durumu incelenmeye ve üzerinde durulmaya çalışılmıştır. ?Çocuk? etkeninden, anne-baba tutumundan ve yabancı dil öğretmeninden söz edilmeye çalışılmıştır. Kritik yaşın önemi vurgulanmaya ve içeriğinin ne olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Kritik yaşa karşı ve kritik yaşı savunan görüşlere yer verilmiştir. Uygun içerik ve dersin işlenişinden söz edilmiştir.Çalışmamızın ikinci bölümü; erken yaşta yabancı dil öğretiminde uygun yöntem ve tekniklerin kullanımına, oyunların önemine ve etkili olarak kullanılabilecek birkaç oyuna ayrılmıştır.Sonuç olarak; bu çalışma erken yaşta yabancı dil öğretimi alanında yeni öneriler ve farklı bakış açıları sunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Erken yaş, erken yaşta yabancı dil öğretimi, kritik yaş, yöntemler, teknikler, oyunlar
Étude de la traduisibilité des fables analyse comparée des traductions en turc des fables de Jean de la Fontaine par Nazım Hikmet Ran, Orhan Veli Kanık et Sabahatti̇n Eyüboğlu
Toplumların ve kültürlerin birbirini tanımasında önemli rol oynayan aynı zamanda evrensel bir iletişim aracı olarak da kabul edilen yazınsal çeviri - yazın metinleri arasında da özellikle şiir çevirisi - pek çok bileşeni yerinde ve uyumlu bir biçimde biraraya getirme çabasıyla aslında bir anlamda düşünme sanatıdır.Çalışmamızda şiir çevirisinin gerektirdiği özel yaklaşımları ve gereksinimleri temel alan bu bakış açısıyla, Fransız şair La Fontaine'in üç farklı çevirmen; N. H. Ran, O. V. Kanık ve S. Eyüboğlu tarafından Türkçeye çevrilen öyküncelerinin çevrilebilirliğini, bu çevirilerden yaptığımız alıntılar üzerinde, çeviribilimcilerin tanımlayıp dizgeleştirdiği çeviri tekniklerinden hangilerinin uygulandığını ortaya koyarak incelemeyi amaçladık.Beş bölümden oluşan bu çalışmada, La Fontaine'in bu çevirmenler tarafından dilimize kazandırılmış öyküncelerinden yirmi dokuzunun çevirilerinin uygulanan mevcut teknikleri saptamak suretiyle çözümlemesini yaptık ve üç farklı çeviri ürününü karşılaştırarak inceledik.Bu çalışmanın birinci bölümü, araştırmanın yapısı, amacı ve inceleme yöntemiyle ilgilidir.İkinci bölüm, kuramsal bir araştırmadan oluşmaktadır. Bu bölümde çeviri olgusunun ve etkinliğinin farklı tanımlarını, çeviri tarihini, çeviribilimin bir disiplin olarak ortaya çıkışını ve çeviri türlerini yanısıra farklı bakış açılarıyla eski ve yeni düşüncelerin ele alındığı çevrilebilirlik ve çevrilemezlikle ilgili tartışmaları ortaya koyduk. Bu bölümde ayrıca öyküncelerin çözümlemelerini yaparken özellikle başvuracağımız Vinay ve Darbelnet'nin çeviri tekniklerine ve farklı çeviri yaklaşımlarına sonraki bölümlere ışık tutması amacıyla yer verdik.Üçüncü bölüm bütüncemizle ilgilidir. Bu bölümde yazınsal bir tür olarak öyküncenin tanımına ve özelliklerine kısaca değindikten sonra bu tür içinde La Fontaine'in yerini, anlatımdaki dilini, üslubunu ve onu farklı kılan niteliklerini ele aldık.Dördüncü bölümde La Fontaine'in yirmi dokuz öyküncesinin yukarıda andığımız üç çevirmene ait olan ve alıntılar yaparak karşılaştırmalı bir şekilde incelediğimiz Türkçe çevirileri yer almaktadır. Söz konusu öyküncelerin çevrilebilirliklerini ortaya koymak amacıyla yaptığımız çözümlemelerde çok çeşitli çeviri teknikleri arasından özellikle Vinay ve Darbelnet'nin sınıflandırıp adlandırdığı teknikleri esas aldık.Çalışmamızın beşinci bölümünde, alıntıladığımız öykünceler üzerindeki karşılaştırmalı analizlerin sonuçlarına, şiir çevirisine ve sorunlarına, çevirmenlerin rolüne ayrıca şiir çevirisi yapan çevirmenlere yönelik önerilerimize yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler : Şiir çevirisi, Öykünce, Çevrilebilirlik, Çevrilemezlik, Kaynak metin, Erek metin.
Jean-Christophe Grangé'nin Kızıl Nehirler adlı eserinde karakterlerin ve anlatım tekniklerinin incelenmesi
Bu tez, Türkiye dahil birçok ülkede yapıtları ilgiyle okunan Fransız Polisiye ve thriller yazarı Jean-Christophe Grangé'nin 1998 yılında yayınladığı Les Rivières Pourpres adlı romanındaki anlatı ve kişiler üzerine bir çözümleme çalışmasıdır.Bu çalışmamız iki bölüme ayrılmaktadır. Öncelikle birinci bölümde sırasıyla polisiye romanın oluşumu, gelişimi, geleneksel roman ve polisiye romanda anlatı teknikleri işlenmektedir. Bu anlatı tekniklerinde Genette, Lits, Boileau-Narcejac gibi tanınmış yabancı; Kıran,Yücel gibi yerli anlatıbilimcilerin kuram ve düşüncelerine yer verilmiştir. 2. bölümde ise; yazarımızın edebi kariyeri, eserleri ve incelemiş olduğumuz eserin anlatı teknikleri bu bölümümüzün uygulama kısmı olarak ele alınmaktadır. Burada anlatı, anlatıcı, dinleyici, yazar, okur, kişiler, zaman ve mekân incelenmiştir. Ayrıca anlatıcının konumu, bakış açısı ve odaklama biçimi de ele alınmıştır.
Yabancı dil öğretiminde şarkının kullanımı
Bu araştırma, Fransızca dersinde şarkı öğretiminin öğrencilerin akademi başarılarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla geleneksel öğretim ve şarkı ile öğretimin yapıldığı iki grup üzerinde çalışılmıştır.Araştırmanın örneklemi, Adana ili Ceyhan ilçesi Özel Artı Dershanesi'nde bulunan 4. sınıf öğrencilerinden 17'si erkek, 13'ü kız olmak üzere toplam 30 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada yöntem olarak deneysel yöntemin bağımsız grouplar t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:İlköğretim 4. sınıf Fransızca dersi ?alfabe, selamlaşma, isim sorma cevap verme, nasılsın sorusu ve cevabı, haftanın günleri, sayılar? konularının öğretiminde şarkıyla öğretim ile geleneksel yöntemle öğretim yapılan gruplar arasında önemli bir fark görülmüştür.Bu araştırma,öğrencilerin akademik başarıları üzerinde şarkı tekniğinin geleneksel yöntemden daha etkili olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler : Şarkı, düz anlatım, yabancı dil, yabancı dil öğretim yöntemleri
Analyse de la technique de narration dans quelqu'un de Robert Pinget
Bu tez bütün yapitlari icin 1990 da Le Grand Prix des Lettres ödülü,Inquisitoire adli romani icin 1962 de Le Prix des Critiques ödülü ve 1965 te Quelqu'un adli romani le Prix Femina ödülünü alan Robert Pinget uzerine ve Quelqu'un adli romanindaki anlatı,kişiler,yer ve zaman üzerine bir çözümleme çalışmasıdır.incelenen roman,yazarin onceki romanlarıyla benzer izlekler ve anlatı teknikleri içeriğinden bu çalışmada öncelikle bu beklentiler örneklerle ortaya konmuş ve böylelikle romanın kolay anlaşılmasına bir katkı amaclanmistiDr.Daha sonra,anlatı cozumlemelerinde kullanilan terimler,Gremias,Todorov ve Barthes gibi tanınmış yabancı ;Yücel,Kıran gibi yerli anlatıbilimcilerin kuram ve düşünceleriyle verilmiştir.So. bölüm,çalışmamızın uygulama kısmını olusturmaktadir.Burada çağrışım,melankoli,arayış,yineleme,uyum gibi Pinget anlatisinin işlevsel ogeleriyle,metin içindeki söz ve imge kullanımları gibi biçimsel ozellikler Quelqu'un'den örneklerle açıklanmıştır.Anlaticinin konumu,bakış açısı ve odaklanma biçimi ile kimliğine dair çözümlemelerin de yapıldığı bu bölümde roman kişilerinin dış görünüşleri,değer yargıları ve bu kişileri oluştururken Pinget'nin yararlandığı temel anlatı yöntemleri yine bol bol örneklerle ortaya konmuştur.
Georges Perec'in "Şeyler" adlı romanında anlatı teknikleri
Bu tez, Fransız yazar Georges Perec'in ilk eseri olan "Şeyler" adlı romanı üzerine bir anlatı çözümlemesidir. Fransız edebiyatında çok önemli bir yeri olan Perec, bu romanla 1965 yılında Renaudot ödülünü almıştır. Bu çalışmanın amacı, her romanını yeni bir teknik kullanarak yazan, ancak buna rağmen, eserleri ve kendisi hakkında çok fazla araştırma yapılmayan Georges Perec'i tanıtmak ve ilk eseri olan "Şeyler"i anlatı teknikleri açısından incelemektir. Bu çalışma, giriş, dört bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Georges Perec, OULIPO ile bağlantısı ve "Şeyler" adlı romanı hakkında genel bilgi verdik. Birinci bölümde, Postmodernizm ve Georges Perec'in sanat hayatı üzerinde durduk. İkinci bölümde,metodolojik yöntemleri sunduk. Üçüncü bölümde,"Şeyler" romanını, anlatı tekniklerine göre çözümlemeye çalıştık. Dördüncü bölümde ise, romandaki ana temaları inceledik, nesnelerin öneminden bahsettik ve"Şeyler" romanı ile ilgili diğer yazarların düşüncelerini sunduk. Sonuç bölümünde de, Georges Perec ve "Şeyler" adlı romanı hakkında genel bir değerlendirme yaptık.
Erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretiminin Türkiye'de yabancı dil öğretiminde yeri ve önemi
Ekonomik, finansal ve teknolojik küreselleşmenin hızla ilerlemesi karşısında, günümüz dünyasında iki ve hatta üç dil bilmemiz gerekmektedir. Bu bağlamda, birçok araştırma yetişkinlikte zaman kaybını önlemek amacıyla erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretiminin altını önemle çizmektedir. Aynı şekilde, " bu gelişmeyi sağlamak için atılan bariz adımlardan biri de öğrenme yaşını düşürmek olmuştur. Bu sebeple, ülkelerin büyük çoğunluğunda 7 yaşında bir dil öğrenmeye başlanmıştır" (Porcher & Groux, 2003, p.3). Bu anlamda, çok dilliliğin ve çok kültürlülüğün egemen olduğu günümüz dünyasında erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretimi kaçınılmaz görünmektedir. Tüm bu gelişmelere paralel olarak, Türkiye yeniliklere ilgisiz kalmamış ve eğitim siteminde reformlar gerçekleştirmiştir. İşte tam da bu noktada, yabancı dil alanında uzun yıllar uğraş vermiş olan ve gerçekleştirmiş olduğu reformlarda niceliksel anlamda kayda değer reformlara imza atan Türkiye'nin niteliksel olarak da özellikle erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretimine yönelik öğretmen eğitimi ve uygulamaları gibi hususlarda gerekli girişimlerde bulunması oldukça önem arz etmektedir. Erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretimi üzerine araştırmaların çeşitliliği ve çokluğu göz önüne alındığında, biz bu çalışmada eğitim sisteminde gerçekleştirilen yeni reformlarla sürekli gelişme halinde olan erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretiminin Türkiye'de yabancı dil eğitim/öğretiminde rolü ve önemini, öncelikli olarak yabancı dil Fransızca'nın Türk eğitim sisteminde 6-12 yaş aralığındaki çocuklara erken yaşta eğitim/öğretimi üzerine yoğunlaşarak, göstermeye çalışacağız. Anahtar Kelimeler: Erken yaşta yabancı dil eğitim/öğretimi, çok dillilik, çok kültürlülük, öğretmen eğitimi, niteliksel ve niceliksel reform.
Moliera'in Dom Juan Lemade Imaginaire, Isanthrope les Fourberies de Scapin ve Tartuffe adlı yapıtlarında gülmece öğeleri
Fransız Edebiyatının, Klasik Dönemin, Fransız oyun yazarlarından Molière'in Sanatı ve beş oyununda komik öğelerin incelendiği bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölüm, Molière'ın yaşam öyküsü, eserlerinin ve aldığı ödüllerin bütünlüklü listesini, yazarın tiyatro ve oyun yazarlığı hakkındaki görüşlerini içerir. İkinci bölümde, yazarın yayınlanmış beş oyununda komik öğeler incelenmiştir. Her bir oyunda, olaylar dizisi doğrultusunda, komik öğeler yer verilmiştir. Bu öğeler; durum komiği, hareket komiği, karakter komiği, kelime komiği ve ahlak komiğinden oluşmaktadır. Bu beş komik öğeler, Molière'ıṅ "Tartuffe", "Don Juan", "Le Malade imaginaire", "les Fourberies de Scapin" ve "Le Misanthrope" adlı eserlerinde ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, bir önceki bölümde her biri tek tek alınan, beş oyundaki komik öğelerin aracılığıyla toplumu ilgilendiren tüm sorunlar yansıtılmış ve elde ettiğimiz edinimlerden bahsedilmiştir. Molière bu eserler aracılığıyla tüm topluma ve gelecek toplumlara mesajlar vererek seslenmek istemiş. Biz bu üçüncü bölümde hedefine ulaşan Molière'ıṅ mesajlarını anlamaya çalıştık. Bu mesajları belgesel, felsefi, psikolojik, edebi açıdan çözümlemeye çalıştık. Sonuç bölümü ise, gerçekleştirilen araştırma ve incelemenin genel bir değerlendirmesini içermektedir. Bizi böyle bir araştırmaya iten sebep; bu oyun yazarı Molière'ın ülkemizde oldukça fazla tanınmasına rağmen, eserlerinde işlediği konuları farklı bir bakış açısıyla incelemek ve günümüz insanına da bu konuya ilişkin farkındalık yaratma isteği olmuştur. Anahtar sözcükler: Fransız edebiyatı, klassik dönem, tiyatro, oyun, molière, oyun yazarlığı, komik öğeler.
Fransızcayı, yabancı dil olarak öğrenen Türk öğrenciler ile anadil olarak konuşan fransız öğrencilerin kanıtlayıcı metinlerinde kullandıkları bağlama öğeleri: Karşılaştırmalı bir çalışma
Bu çalışma da, Türkiye'de yüksek öğretim kurumlarında Fransız dilini yabancı dil olarak öğrenmekte olan Türk öğrencilerinin, özellikle yazılı anlatım derslerinde, kanıtlayıcı metin yazma uygulamalarında, kullanımlarına ihtiyaç duydukları, genelde dilbilgisel sorun olarak ortaya çıktığı tespit edilen bağlama öğelerinin; sıklık, çeşitilik ve yerindelik açısından Fransızca ve Türkçe karşılaştırmalı olarak ele alınması amaçlanmıştır. Araştırma evrenini, Adana Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Fransızca Bölümü öğrencileri ile Rouen Üniversitesi Filoloji Bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler; öğrencilerin yazmış oldukları kanıtlayıcı metinlerdeki bağlama öğeleri ile Fransa ve Türkiye'de 2000' li yıllardan sonra ödül almış Fransız ve Türk yazarların deneme eserlerinde kullandıkları bağlama öğelerinin karşılaştırılması ile elde edilmiştir. Araştırma yöntem açısından hem nitel hem de nicel bir çalışmadır. Çalışma sonucunda; Türk öğrencilerin Türkçe kanıtlayıcı metinlerde kullandıkları bağlama öğelerinin, ödül almış Türkçe eserlerdeki bağlama öğeleri ile karşılaştırıldığında kullanım sıklığı ve çeşitilik açısından benzerlik gösterdiği ve örtüştüğü, yerindelik açısından ise dilbilgisel kullanım hatalarının olduğu görülmüştür. Türk öğrencilerin Fransızca kanıtlayıcı metinlerde ise; kullandıkları bağlama öğelerinin, Fransa'da ödül almış deneme eserlerindeki bağlama öğeleri ile karşılaştırıldığında çeşitlilik açısından benzerlik gösterdiği ve örtüştüğü ancak kullanım sıklığı ve yerindelik açısından dilbilgisel kullanım hatalarının olduğu tespit edilmiştir. Fransız öğrencilerinin ürettikleri metinlerdeki bağlama öğeleri ile Türk öğrencilerinin ürettikleri metinlerdeki bağlama öğeleri kıyaslandığında çeşitlilik (başarılı) ve yerindelik açısından dilbilgisel kullanım hatalarının tam olarak benzerlik gösterdiği ve örtüştüğü ancak kullanım sıklığı açısından benzerlik göstermediği ve örtüşmediği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Kanıtlayıcı metin, bağlama öğesi, sıklık, çeşitlilik, yerindelik.
Yabancılara türkçe öğretimi ders kitaplarındaki kalıpsözlerin karşılaştırmalı incelenmesi
Bu çalışmanın amacı yabancılara Türkçe öğretimi ders ve alıştırma kitaplarında kullanılan kalıpsözleri bağlamlarına ve sözeylem türlerine göre araştırmak, söz konusu ders kitaplarında kalıpsözlere hangi bağlamda ve ne sıklıkla yer verildiğini incelemektir. Türkiye Türkçesindeki kalıpsözlerin yabancılara öğretiminde kullanılan beş Türkçe öğretim seti (Gökkuşağı Türkçe A1-A2, Pratik Türkçe A1-A2 ve Türkçe Alıştırma Kitabım A1-A2, İstanbul A1-A2, İzmir A1-A2 ve Yeni Hitit A1-A2) yapısal, işlevsel, anlamsal ve bağlamsal özellikleri bakımından incelenmiş elde edilen veriler çözümlenmiştir. Tezin ilk bölümünde Türkçenin genel olarak söz varlığını oluşturan dil ve kültür öğelerinin geçmişten günümüze kalıpsözlerin oluşmasındaki etkisine değinilmiş, bu bağlamda değişik kalıpsözlerin tanımlarına yer verilmiştir. Araştırmanın özgünlüğü, önemi, amacı ve sınırlılıkları dile getirilmiştir. İkinci bölümde dilin tanımı, söz varlığı, söz edimi ve kalıpsöz kavramları birbirleriyle ilişkileri çerçevesinde tanımlanmış ve alanyazında kalıpsözler ile ilgili önceki çalışmalar özetlenmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın bulguları verilmiştir. Bu çerçevede yabancılara Türkçe öğretimi ders ve alıştırma kitaplarında hangi tür sözeylem ve kalıpsözlerin olduğu, ne sıklık ve çeşitlilikle kullanıldığı veriler ışığında çözümlenmiştir. Son bölümünde ise yabancı dil olarak Türkçe öğretimi ders ve alıştırma kitaplarında yer alan sözeylemler ve bu sözeylemlere ait kalıpsözler araştırma bulguları doğrultusunda ele alınmış, söz konusu kitapların kalıpsözler bağlamında güçlü ve zayıf yönleri değerlendirilmiş, gelecekte yayımlanması olası Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ders ve alıştırma kitapları ile yabancı dil olarak Türkçe ve kalıpsözler ortak paydasında yürütülecek çalışmaların yazarlarının göz önünde bulundurmalarının yararlı olacağı düşünülen konular üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dil, kültür, yabancı dil Türkçe, sözeylemler, kalıpsözler
Türk üniversite öğrencilerinin Fransızca öznellik kipi edinimi
Bu çalışma, Türk öğrencilerin Fransızca öğrenim sürecinde karşılaştıkları zorlukların dilsel boyutunun öznellik (fr. Subjonctif) kipi bağlamında karşıtsal bir yaklaşımla incelenmesini konu edinmektedir. Söz konusu kipin hem öğrenimi hem aktarımı karşılaşılan en önemli sorunlardan biridir. Bu sorun, sadece söz konusu kipin çekimiyle ilgili değil, aynı zamanda ve belki daha çok, kullanım alanlarının tam olarak kavranamamasından kaynaklanıyor olmalıdır. Kullanım alanlarının öğrencinin ana dilindekiyle birebir örtüşmemesi de bir başka güçlüktür. Gerçekten, Fransızca öznellik kipi öğreniminin gerek öğrenciler gerekse eğitimciler için güçlük çekilen konuların başındadır. Bu zorluğun temelinde yatan etkenin ise, diller arasındaki farklılıklardan kaynaklanıyor olduğunu düşünmekteyiz. Uygulamalı dilbilimin karşıtsal dilbilim alanına giren bu çalışmada, Fransızca öznellik kipi ile Türkçede eşdeğeri olan tasarlama kipleri karşıtsal bir yaklaşımla incelenmektedir. Öznellik kipinin biçimsel, işlevsel, anlamsal ve sözdizimsel olarak Türk üniversite öğrencilerine farklı olduğu görüşü ileri sürülmekte ve farklılıkların, öğrenim sürecinde sebep olduğu zorluklar araştırılmaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma tekniği çerçevesinde değerlendirilmiştir. Veri toplamada, sormaca tekniği kullanılmış, sayısal veriler elde edilmiş ve analizleri yapılmıştır. Söz konusu sormaca; olgusal, tutum ve bilgi sorularından olmak üzere 37 sorudan oluşturulmuştur. Bu sormacadan elde edilen verilere göre, dilsel benzerlikler öğrenimi kolaylaştırmakta, farklılıklar ise, zorlaştırmaktadır. Fransızca öğrenirken en zor konulardan birinin öznellik kipi olduğu saptanmıştır. Bu kipin kullanımı ve fiilin öznellik kipindeki çekimi, öğrenimini zorlaştırdığı anlaşılmıştır. Öğrencilerin öznellik kipi kullanım alanlarını iyi bilmedikleri saptanmış ve bu sorunun da önemli bir zorluğa neden olduğu belirlenmiştir. Türk üniversite öğrencileri için öznellik kipinin, tamamen yabancı öğe (fr. Xénité) özelliği taşımadığı gibi tamamen aynılık özelliği de taşımadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uygulamalı dilbilim, karşıtsal dilbilim, dil edinimi, dil öğretimi, öznellik kipi.
Les influences du siecle des lumieres sur les intellectuels Turcs: Şinasi, Namık Kemal et Ziya Paşa
18. y.y. Fransız Aydınlanma Dönemi, tüm dünyada yankı uyandırmıştır. Büyük değişim Fransa'da gerçekleştikten sonra tüm dünya da bu değişimden etkilenmiştir. Ülkemizde de uyandırdığı yankıyı anlayabilmek için bu tez, Tanzimat Döneminde Fransız etkisini inceleme çalışmasıdır. Avrupa'yla, özellikle de Fransa'yla yürütülen ilişkiler ve oradaki ilerlemeyi takip etmek için sürdürülen çalışmalar, bu dönemi tarihimizde önemli safhalardan biri hâline getirmiştir. Bu çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, giriş bölümüdür. İkinci bölümde 18. y.y. Fransız Aydınlanma Dönemini oluşturan nedenler; dinin etkisi, 17. y.y., Rönesans, kilisenin egemenliği, akılcılık ve modernizm ele alınmaktadır. Aydınlanma Dönemi, aklın önemi, bu dönemin önemli düşünürleri ve Fransız Devrimi anlatılmaktadır. Fransız Aydınlanma Döneminde ve Devrime giden süreçte katkılarına tanık olunan Montesquieu, Voltaire, Rousseau ve Diderot gibi Fransız aydınların toplumsal, siyasi, felsefi düşüncelerine değinilerek Fransız toplumu ve siyasi yapısı da sunulmaktadır. Üçüncü bölümde ülkemizde Tanzimat Dönemini hazırlayan etkenler, bu dönemdeki değişimler ve Şinasi'nin, Namık Kemal'in, Ziya Paşa'nın bu döneme sunduğu katkılar incelenmektedir. Fransız Aydınlanma Döneminin etkileri, ülkemizde daha çok 19.y.y.'da görülür. Bu döneme Tanzimat adı verilir. 1839'da reform maksatlı olduğu söylenerek Tanzimat ilân edilir. Kimilerine göre Tanzimat, 1876'da ilân edilen Birinci Meşrutiyete kimilerine göre de 1908'de ilân edilen İkinci Meşrutiyete kadar sürer. Tanzimatla birlikte bilim, sanat, edebiyat, düşünce dünyası da değişime uğrar. Önceleri Doğu'dan etkilenilirken artık Batı'ya yönelinir. Genç Osmanlılar adını alan bu üç aydınımız Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa Avrupa ve Fransa'da bulunarak Fransız Aydınlanma Döneminin ve Devrimin getirdiği yeniliklere dair edindikleri deneyim ve düşünceleri ülkeye taşıyarak gerek edebi gerek siyasi alanda öncü olurlar. Ülkemizde köklü bir değişimin, yeniliğin, çağdaşlığın gerçekleşebilmesi için gazete yazılarıyla, eserleriyle toplumsal, siyasi, felsefi, edebi ve ekonomik gelişimin habercisi olan bu aydınlarımızın fikirlerine de yer vermekteyiz. Dördüncü bölümde Şinasi'nin, Namık Kemal'in ve Ziya Paşa'nın eserleri incelenerek Fransız Aydınlanma Dönemi etkilerinin hem edebi hem düşünsel anlamda izleri sunulmaktadır. Edebi anlamda Şinasi'nin ve Namık Kemal'in tiyatro eserlerinde Fransız Devrimiyle ortaya çıkan melodram türünün izlerini görmekteyiz. Devrimle birlikte önem kazanan birey ve onun duyguları, düşünceleri, hayatı melodram yapıtlarında kendini göstererek bu türün önemli özelliklerini oluşturmuştur. Düşünsel anlamda bu üç yazarımızın tiyatro oyunlarında ve şiirlerinde Fransız Aydınlanma Dönemiyle önem kazanan akılcılık, Devrimle birlikte gelişen millet, hak ve özgürlük kavramları yer almaktadır. Son bölümde de çalışmamızın sonuç kısmına varılarak öneri ve kaynakça belirtilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fransız Aydınlanma Dönemi, Tanzimat Dönemi, Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa
İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızcanın öğretiminde oluşturmacı yaklaşımın öğrenme sürecine katkısı
Son dönemlerde ikinci ve sonraki yabancı dilin/dillerin öğrenme sürecinin, zihinsel işlemleme açısından anadilin - ikidilli bireyler için ayrıca ikinci dilin- ve birinci yabancı dilinkinden farklı biçimde seyrettiğini ortaya koyan çalışmaların yoğunluğu dikkat çekmektedir.Bu çalışmalardan elde edilen veriler, dilin doğal ortamda edinilmesinden ziyade akademik öğrenme yoluyla kazanılması söz konusu olduğunda ortaya çıkan güçlükleri tamamen ortadan kaldırmasa da azaltabilecek yeni programların, yöntemlerin ve materyallerin yararlı olup olamayacağı sorusunu gündeme getirmiştir. Bunun yanısıra öğrenilecek/ öğretilecek yabancı dilin, konuşulduğu ülkenin uzağında ve yetişkin bireyler tarafından kazanılmasının hedeflendiği durumlarda bu arayışın kuvvetli bir ihtiyaç haline evrildiği görülmektedir. Bu çalışmada, anadili Türkçe ve birinci yabancı dili İngilizce olan üniversite öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrendiği hazırlık sınıflarında öğrenme sürecini kolaylaştırabileceği varsayımıyla hazırlanmış oluşturmacı yaklaşım temelli bir program tasarımı ve amaca uygun olarak seçilmiş materyal kullanımının denemesi yapılmıştır. Çalışma grubumuzu oluşturan 2018-2019 eğitim öğretim yılı Mersin Üniversitesi Çeviri Bölümü Fransızca Mütercim-Tercümanlık Programı Hazırlık Sınıfı öğrencilerinin yazılı üretimlerini inceleyerek saptadığımız birinci yabancı dilden (İngilizce) ikinci yabancı dile (Fransızca) aktarım girişimlerinden yola çıkılarak hazırlanan bir dönemlik ders izlencesi amaca uygun olarak seçilmiş yardımcı ders materyalleri yardımıyla uygulanmıştır. Bu uygulamaya geçmeden önce öğrencilerin hâlihazırda kullandıkları ders materyalleriyle ulaştıkları Fransızca dilbilgisi seviyelerini ölçmek amacıyla bir öntest yapılmış, sonrasında Fransızca-İngilizce karşılaştırmalı dilbilgisi içerikli bir ders kitabı ekseninde müdahale derslerine başlanmıştır. Sekiz hafta süren bu dersler esnasında bireylerin dil öğrenme sürecinde kullanabilecekleri bilişsel, üst-bilişsel ve duyuşsal öğrenme stratejileri hakkında tanımlayıcı ve yönlendirici bilgilendirmeler yapılmış ve strateji kullanımı konusunda öğrenciler takip edilmiştir. Dönem sonunda bir sontest ve altı hafta sonra da öğrenmenin kalıcılığını ve sürerliğini ölçmek amacıyla izleme testi yapılmış, bu testlerden elde edilen puanların dağılımları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı, bir başarı çizgisi oluşturup oluşturmadığı irdelenmiştir. Bu nicel çalışmayı desteklemesi bakımından -ders kitabı ve öğrencilerin yazılı üretimlerini incelemenin dışında- önem taşıyan bir diğer nitel çalışmaya da yer verilmiştir. Müdahale dersleri öncesinde ve sonrasında öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine dayanan bir mülâkat yapılarak Fransızca dilbilgisi öğrenme sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve zorluklar, ikinci yabancı dil olarak Fransızcayı öğrenme sürecinde herhangi bir öğrenme stratejisine başvurup başvurmadıkları ve yürütülen programla beraber kullanılan ders materyalleri konusunda görüş bildirmeleri istenmiş ve bu beyanların test sonuçlarına yansıyıp yansımadığı incelenmiştir. Nitel ve nicel yöntemlerle yürütülen bu araştırmanın sonunda ortaya çıkan bulgular, ikinci yabancı dil ders programınınkullanılacak öğretme yöntem ve stratejileri bakımından birinci yabancı dilinkinden daha farklı bir bakış açısıyla hazırlanmasınınve materyal tasarımında/seçiminde önceki öğrenmelerin merkeze alınmasının olumlu etkiler doğurduğu sonucunu ortaya koymuştur. Bu veriler ışığında İngilizceden sonra Fransızca ikinci yabancı dil derslerineöğrencilerin önceki öğrenmelerini referans almaya ve onlardan faydalanmaya olanak tanıyan oluşturmacı yaklaşım ilkeleri çerçevesinde bakmanın, sürecin hem öğretmen hem de öğrenci açısından kolaylaştırılmasına ve öğrenme süresinin kısaltılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: İkinci yabancı dil, oluşturmacı / yapılandırmacı yaklaşım, pozitif transfer, karşılaştırmalı dilbilgisi.
Fransızca yabancı dil sınıfında eğitsel video kullanımı ve öğretmen adaylarının dinleme becerisi edinimine etkisi
L'objectif de cette recherche est d'étudier les pensées des apprenants concernant leurs difficultés en acquisition de la compétence de compréhension orale en FLE et de montrer l'effet de l'utilisation de vidéo pédagogique sur cette compétence.Les données sont obtenues des pensées des apprenants qui étudient dans les classes préparatoires de l'École Supérieure des Langues Étrangères de l'Université Gazi dans l'année scolaire 2012-2013. L'application de vidéo est limitée à 38 apprenants de français de deux classes regroupées comme groupe expérimental et témoin et à 55 apprenants de français de cinq classes pour l'enquête menée sur les causes des difficultés rencontrées en acquisition de la compétence de compréhension orale. Notre recherche contient les applications des activités avec la vidéo " Mina, Pierre et les Autres " et " Ça marche ! ", les témoignages des apprenants à propos de leurs difficultés en acquisition de la compétence de la compréhension orale dans la classe de FLE et l'enquête menée à la fin de l'application. La durée de l'application est limitée à 10 semaines. La méthode de recherche est à la fois théorique et expérimentale. Les calculs et les tableaux sont effectués au moyen de programmes statistiques SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Excel. En outre, on se sert de l'analyse de contenu pour la quête et les regroupements des causes ainsi que leur évaluation.L'étude se termine par l'analyse des résultats et des propositions pédagogiques. À la suite des analyses, nous avons constaté qu'il n'y avait pas de différence significative entre les résultats des tests de performance des groupes témoin et expérimental. Certains facteurs indiqués pourraient avoir des effets sur ce résultat. Mais il faudrait bien indiquer les effets positifs de la vidéo comme outil facilitateur, éducateur et motivant sur une bonne compréhension d'écoute.À partir des résultats de l'enquête, nous conseillons de penser sur les difficultés dérivées d'enseignants, d'étudiants, de langue, de matériel et de milieu pendant l'acquisition de cette compétence. Nous supposons que ces renseignements seront utiles aux enseignants, aux étudiants et aux intéressés.
Gazi Üniversitesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın amacı Gazi Üniversitesi, Fransız Dili Eğitimi ABD öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri tespit etmektir. Araştırma Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 50 Fransız Dili Eğitimi ABD öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan öğrencilere 3 bölümden oluşan bir görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formunun 1. Bölümü kişisel bilgiler ile ilgilidir. 2. bölüm eleştirel düşünme eğilimlerini ölçen 20 önermeden oluşmaktadır. 3. bölümü ise öğrencilerin Fransız Dili Eğitimi ABD' da eleştirel düşünme becerilerini etkili bir şekilde geliştirmek ve öğretmek için neler yapılmalı konusunda görüşlerini paylaşmaları için bir öneriler bölümü şeklindedir.Öğrencilerin tutarsız cevapları nedeniyle, eleştirel düşünme eğilimlerinin düzeyleri konusunda kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu beceriye sahip olma durumlarının cinsiyet, sınıf ve mezun oldukları okul değişkenlerine göre bir farklılık göstermediği saptanmıştır.Araştırmanın verilerinin analizinde formlar tek tek incelenmiş ve sözel olarak sunulup yorumlanmıştır.
Ortaöğretimde fransızcanın yabancı dil olarak öğretiminde kullanılan ?Salut I, II? adlı Fransızca ders kitaplarında yer alan kültürel öğelerin eylem odaklı yaklaşıma göre incelenmesi
Kültür, insanların çağlar boyu yaşamlarında uyguladığı gelenekler, inanışlar, düşünceler, törelerden oluşan bir bütündür. Dil ile kültür ise birbirinden ayrılmaz öğelerdir. İnsanlar kültürleri ile birlikte dillerini de oluştururlar.Yabancı dil öğretiminde kültür önemli bir yer tutmaktadır. Ders sırasında öğreten, yabancı dil öğretiminde dil-kültür ilişkisine dayanan yazılı ve sözlü eğitsel materyallerden yararlanmaktadır. Yapılan alıştırmalar, görsel-işitsel araçların öğrenenin hem hedef dilin kültürüne olan bakış açısının şekillenmesinde hem de kaynak kültürün tanıtımında önemli bir rol oynamadığını göstermektedir.Yabancı dil dersleri, kültürel öğelerin aktarımını etkin kılacak şekilde düzenlenmeli, kültür konusu öğretmen yetiştirme programlarında öne çıkarılmalıdır ve öğretenler, iyi bir yabancı dil kazanımının temel unsurları olan dil ve kültür ikililiğini vurgulamak için, yabancı dil ders kitaplarında sunulan kültürel öğeleri göz önünde bulundurmalıdırlar. Bu iki önemli kavram, birbirini hem kurar hem de besler. Bir yabancı dili öğretirken, sadece o dilin dil bilgisi kurallarını öğretmek yeterli değildir, aynı zamanda kaynak dilin ve hedef dilin kültürlerini de öğretmek gerekir. Etkili bir iletişim kurmak, kültürlerarası eğitimi, iletişimi ve iletişimsel yetiyi geliştirmek için yabancı dilde kültürel öğelere de yer verilmelidir.Bu çalışmada, « Salut I, II » kitaplarındaki kültürel öğeleri, Avrupa Konseyi'nin Diller için Ortak Başvuru Metni'nde (OBM) sunulan ve güncel bir yabancı dil öğretim yöntemi olan eylem odaklı yaklaşıma göre inceledik. Söz konusu kitaplar Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır ve ortaöğretimde ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğretiminde kullanılmaktadır. Bu kültürel öğeleri, « ünite, ünitenin başlığı, dersin başlığı ve adı, sayfa, görsel ürünler/destekler, sınıflandırma, işlenen konular, hedeflenen etkinlikler ve yetiler, amaçlar/kazanımlar, beceri/ kültürel unsurlar» gibi başlıklar altında inceledik.Çalışmamızda, kültür ve dil kavramları, kültür-dil ilişkisi, yabancı dil öğretirken kültürel unsurların ne derece önemli olduğu, yabancı dil öğretiminde, özellikle yabancı dil olarak Fransızcanın öğretiminde kültürel öğelerin aktarılmasının ve kültürlerarası eğitimin amacı ve önemi konularına değinilmiştir.Anahtar kelimeler: yabancı dil öğretimi, yabancı dil olarak Fransızca öğretimi, dil, kültürel unsurlar, kültürlerarası eğitim, eylem odaklı yaklaşım, Diller için Ortak Başvuru Metni (OBM)
Avrupa Birliği'nin, CELV (Yaşayan Diller Avrupa Merkezi)'nin Fransızca dil politikası
Küreselleşen dünyada dil daha önemli hale gelmiştir. Dil bireylerin, toplumların ve kültürlerin devamında ve yaşamasında etkilidir. Bu nedenle dil sadece iletişim aracı olarak önemsenmemektedir. Dille özdeşleşen kültürlerin gelecek nesillere aktarılmasında etkisi nedeni ile hem ulusal düzeyde hem uluslararası düzeyde dile ilişkin çalışmaların arttığı görülmektedir. Bu çalışma dilin bireysel, kültürel ve düşün yaşamında önemli olduğu, küreselleşen dünyada öneminin daha da artacağı düşüncesinden yola çıkılarak yapılmıştır. Küreselleşme bazı dillerin uluslararası boyutta kullanılırlığını ve etkisini maksimuma çıkartırken bazı dillerin daha sınırlı kullanımı sonucunu doğurmaktadır.Çalışmada öncelikle kısaca dil ve dile ilişkin kavramların önemi açıklanmıştır. İkinci bölümde Avrupa Konseyi CELV'nin (Yaşayan Diller Avrupa Merkezi) kısa tarihçesi, tanımı ve dil öğretim politikasında yer alan ilgili temel prensiplerle ilgili bilgi verilmiştir. Türkiye2de yabancı dil öğretiminin durumu irdelenmiştir. Üçüncü bölümde AB'nin dil politikası ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise Avrupa Konseyi özellikle de CELV'nin dil öğretim politikası teknikleri aracılığıyla yabancı dil olarak Fransızcanın öğretim ve öğreniminde kullanılabilecek Avrupa Birliği kriterlerine değinilmiş ve bu konuda öğretmen ve öğrencilere bazı önerilerde bulunulmuştur ve ardından ikiz şehirler bağlamında dil eğitim ve öğretiminden ve ihtiyaç ve deneyimlere yönelik bir araştırmadan bahsedilmiştir.
Fransızca öğrencilerinin yabancı dil sözlü iletişim becerilerine yönelik tutumlarının değerlendirilmesi Gazi Üniversitesi hazırlık okulu çalışması
La présente recherche vise à contribuer à l'apprentissage de la langue française en analysant les attitudes des apprenants à l'Université Gazi dans l' année scolaire 2011-2012.En ce qui concerne la route, dans la première partie, nous avons étudié sur les perspectifs généraux de notre recherche. Celle de la deuxième se compose de l'expression de la communication, des compétences communicatives et de l'expression orale. Nous avons dressé un rapide aperçu des méthodes communicatives et du Cadre Européen Commun de Référence. Nous avons traité la notion "attitude" et son effet dans l'apprentissage de langue étrangère dans la troisième partie. Nous avons terminé nos recherches par une analyse des données en fonction des renseignements fournis dans les enquêtes et leurs résultats pratiques pour l'apprentissage. Nous espérons qu'elle va être une ressource utile pour les professeurs de langue étrangère et les chercheurs qui travaillent dans ce domaine.Au début de notre recherche nous avons demandé aux apprenants de décrire leurs idées sur les difficultés de s'exprimer dans le français langue étrangère. Après avoir examiné les données des apprenants, nous avons remarqué que leurs données correspondent exactement au questionnaire de Yelok (2009) qui nous inspire de créer notre modèle. Nous avons appliqué notre enquête en turc construite des données des participants étant de vrais débutants. Notre grille qui favorise aux apprenants une occasion pour exprimer leurs difficultés et leurs opinions en toute liberté se constitue de deux parties. L'enquête se forme des grilles avec les questions composées sur une échelle fermée à fréquences qui vont de 1 à 5 (tout à fait désaccord, désaccord, hésitant, d'accord, tout à fait d'accord) et nous avons ajouté une partie significative (l'âge, le genre, le type de lycée, le revenu familial) et nous avons analysé les résultats avec le logiciel SPSS version 16.0 et les tests d'ANOVA (analyse de variance). Et nous les avons examinés en détail en collectant des réponses de 73 apprenants.Notre recherche empirique fondée sur les données personnelles montre que les futurs-enseignants ont des attitudes positives à l'égard de la production orale en français langue étrangère. Selon une question posée aux apprenants, la timidité ne les empêche pas au cours de parler devant les autres. Les réactions du professeur les influencent beaucoup, le stress interrompt souvent leur prononciation et à travers les témoignages des apprenants, nous avons pu constater qu' ils ont du mal à se sentir suffisant pour enrichir leur vocabulaire, à ne pas avoir d'occasion de pratique, à penser en turc.À l'aide de ces données nous avons présenté une partie de proposition pour compléter le manque de l'enseignement de la production orale.
Fransızca yabancı dil sınıfında oyunları nasıl kullanırız
Bu araştırmada ? Comment utiliser les jeux dans une classe de Français langue étrangère?? ? Fransızca Yabancı Dil sınıfında oyunları nasıl kullanılırız ? konusu incelenecektir. Araştırma, ?Oyunun? Fransızca öğretiminde nasıl ele alındığını, derste nasıl ve hangi oyun türlerinin kullanılacağını, Fransızca dil sınıfında kullanılabilir oyun türlerini ortaya çıkararak ve tez aşaması esnasında uygulanacak oyunların incelenmesine yöneliktir. Kullanılacak oyunlar Avrupa Dil Referanslarına göre A-1 ve A-2 seviyesinde olup 4-12 yaş grubu öğrencilere hitap etmektedir.
Eğitim fakülteleri hazırlık sınıfı öğrecilerinin sesletim sorunlarının habıtus kavramıyla açıklanması
Bu çalışma, Türk öğrencilerin fransızca sesletim sorunlarını incelemek ve sonuçlarınıPierre Bourdieu'nün Habitus kavramıyla açıklamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini2009-2010 öğretim yılı Hacettepe Üniversitesi hazırlık sınıflarında öğrenim gören öğrencileriylesınırlandırdık. Başlıca problemleri belirleyebilmek için hazırlık sınıflarında kullanılan Senariokitabından bazı ölçütlere göre bir dialog belirledik ve öğrencilere bu dialogu okutarak sonuçlarıkayıt altına aldık. Bu kayıtları inceleyerek, öğrencilerin okuma sırasında sık yaptıkları sesletimyanlışlarını sınıflandırdık, Türk öğrenenler için en çok sorun oluşturan konuları belirleyerekörneklerle ele aldık.Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Fransızca ve Türkçe ses / yazısistemlerinin farklılıkları ve Pierre Bourdieu'nün Habitus kavramı açıklanmaktadır.İkinci bölümde ise, yapılan kayıt analizlerinin yardımıyla bölgesel ve kültürel farklılıklarınfransızca öğrenenlerde sesletim problemine neden olup olmadığı incelenmektedir.Bu çalışma, farklı bölgelerde yetişmiş ve bölgesel kültür miraslarına (habitus) sahipöğrencilerin, yabancı dil öğrenimlerinde bölgesel dil edinimleri yüzünden sesletim problemleriylekarşılaştıklarını ortaya koymuştur.
Yabancı dil eğitiminde öğrenci motivasyonu, Fransızca eğitiminde öğrenci motivasyonunun başarıya etkileri
Araştırmada, eğitimde başarıyı elde etmek için temel etkenlerden birisi olarak ele alınan motivasyon kavramı genelden özele giden bir yaklaşımla, önce eğitim ve motivasyon, ardından yabancı dil ve yabancı dil olarak Fransızca çerçevesinde incelenmiştir.Araştırma sonucunda1)Genel olarak, öğretmen ve kullanılan ders araç-gereçlerinin niteliği ile ilişkilendirilen eğitimde başarı olgusunun motivasyon kavramıyla doğrudan ilgili olduğu,2)Eğitim ortamı uygun bir şekilde düzenlenmiş olsa da, motivasyon sorunu yaşayan bir öğrenci grubuyla, hedeflenen başarıya ulaşma konusunda sıkıntılar yaşanacağı,3)Motivasyonu yüksek bir öğrenci grubu ile daha kısa bir sürede kalıcı başarılar elde edilebileceği ortaya konulmuştur.Araştırmanın sonunda, konuyla ilgili farklı bakış açılarına yer vermek, deneyim ve önerilerini paylaşmak amacıyla, Türkiye'de çalışan Fransız ve Türk yabancı dil öğretmenlerinden oluşan 11 kişilik bir grubun görüş ve önerilerine yer verilmiş, yabancı dil eğitiminde motivasyonu artırıcı etkileri olduğu düşünülen somut çalışma örnekleri sunulmuştur.
Karşılaştırmalı model yaklaşımı yardımıyla çeviri eğitimi
ÖZET KARŞILAŞTIRMALI MODEL YAKLAŞIMI YARDIMIYLA ÇEVİRİ EĞİTİMİ Diler, Aybike Yüksek Lisans, Fransız Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Nevin HADDAD Nisan ? 2007 Bu çalışmada, çeviri eylemi ve eğitimi hakkında kapsamlı bir kaynak taraması yapıldıktan sonra daha önce çevirisi yapılmış olan iki önemli edebi eser üzerinde kelime bazında karşılaştırmalı çeviri incelemesi yapılmıştır. Yapılan kaynak taramasında, çevirinin farklı açılardan tanımlaması yapılmış, tarihi süreç içerisinde ülkemizde ve dünyada geçirdiği evreler ele alınmış, akademik anlamda çeviri eğitiminin Türkiye'de ve diğer ülkelerde ne gibi aşamalardan geçip günümüze kadar geldiği irdelenmiş ve son olarak da ?Çeviri nasıl yapılmalı?? sorusuna cevap aranmıştır. Kelime bazında yapılan karşılaştırmalı çeviri analizinde ise incelenen metinlerdeki kelimeler anlam ve ifade açısından irdelendikten sonra tablolaştırılmış ve oluşturulan bu tablolar anlamsal açıdan ele alınıp değerlendirilmiştir. Genelden özele giderek yapılan bu çalışmanın son aşamasında yazınsal metin çevirisinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olan anlam hatalarının kaynağına ulaşılmaya çalışılmış ve bu anlam hatalarının oluşmasını önlemek adına çözümler aranmıştır. Sonuç olarak, literatür taramasında elde edilen verilere dayanarak ?Edebi çeviri nasıl yapılmalı?? sorusuna cevap aranmış ve edebi çeviri eğitiminde öğrencilere fayda sağlayabilecek didaktik sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.